a) Hakkın kazanılması başlıca iki şekilde görülür: Aslen kazanma ve devren kazanma.

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "a) Hakkın kazanılması başlıca iki şekilde görülür: Aslen kazanma ve devren kazanma."

Transkript

1 8) Hakların Kazanılması ve Yitirilmesi Hak ve hak sahibi kavramları soyut niteliktedir. Bu iki kavram, hakkın hak sahibine bağlanması olgusu ile somutlaşır. Bu iki kavram arasındaki bağlantıyı kuran kazanma (iktisap) olgusudur. Bu bağın ortadan kalkması ise hakkın yitirilmesi olarak adlandırılır. a) Hakkın kazanılması başlıca iki şekilde görülür: Aslen kazanma ve devren kazanma. Aslen kazanma, önceden başkasına ait olmayan bir şey üzerinde kişinin hak elde etmesiyle gerçekleşir. Aslen iktisap, ya bir hukuki olay, ya da iktisap edenin fiili sonucunda gerçekleşir. Sahipsiz bir malın ele geçirilmesiyle oluşan mülkiyet hakkına taşınır mallarda sahiplenme (ihraz) (MK m. 767, eski MK m. 691), taşınmaz mallarda işgal (MK m. 707, eski MK m. 635) adı verilir. Kırda çiçek toplama ya da denizde balık tutma sahiplenme örnekleridir. Bunun gibi yazarın eseri üzerindeki telif hakkı, ana babanın çocukları üzerindeki velayet hakkı da aslen kazanma niteliğindedir. Kanunda öngörülen şartlarla, belirli bir zamanın geçmesi ile de bir kimse mülkiyet hakkını kazanabilir. Buna kazandırıcı zamanaşımı denir. Devren kazanma ise önceden başkasına ait bulunan bir hakkın başka bir kişi tarafından elde edilmesidir. Burada hakkın bir kimseden diğerine intikali söz konusudur. Örneğin satıcı sattığı malın mülkiyetini alıcıya devrederse, bu mal üzerindeki mülkiyet hakkı satıcıdan alıcıya intikal etmiş olur. İntikal yalnızca hukuksal işlem yoluyla olmaz. Ölüm halinde ölenin malvarlığının mirasçılarına geçmesi de bir "intikal"dir. Malvarlığı haklarının hemen hepsi devir yoluyla kazanılabilir. İntifa ya da oturma (sükna) hakları kişiye bağlı oldukları için devredilemezler. Nafaka isteme hakkı da bu niteliktedir. Devren kazanma "nakil" yoluyla olabileceği gibi "kurma" yoluyla da olabilir. Nakil yoluyla kazanmada ilk hak sahibi kendisine ait hakkın tamamını yeni hak sahibine devreder. Malın teslimi ile tamamlanan satışlarda durum böyledir. Kurma yoluyla hakkın devredilmesinde ise örneğin bir kimse başkasına borçlanırsa, borçlandığı kimse bir alacak hakkı kazanmış olur. Devir yoluyla hakkın kazanılması kapsam bakımından iki şekilde ortaya çıkar: Belli bir ya da birkaç hak, bir kimseden ötekine geçerse buna tikel kazanma (cüz'i iktisap) (cüz'i intikal) denir. Satımda ya da bağışlamada yalnızca satımın ya da bağışlamanın konusunu teşkil eden mal kazanılır. Buna karşılık miras yoluyla intikal bir tümel kazanma (külli iktisap veya külli intikal) biçimidir. Burada mirasçının tüm malvarlığı ölümle mirasçılarına geçer (MK m. 599). Bunun gibi bir kimsenin fabrikasını, ticarethanesini tüm alacak ve borçlarıyla birlikte başkasına devretmesi de devralan bakımından bir tümel kazanma niteliğindedir (BK m. 176). b) Hakkın kazanılması bakımından temel ilke, herkesin ancak sahip olduğu kadar hak devredebileceğidir. Bunun sübjektif iyiniyet koşuluna bağlanmış bazı istisnaları bulunduğunu yukarda açıklamıştık. Bazı durumlarda ise sahip olunan hakkın devri mümkün değildir. Kişi varlığı hakları bu niteliktedir. Malvarlığı hakları ilke olarak devredilebilir. Ancak bu haklardan oturma (sükna) hakkı kişiye bağlı olmasından ötürü devredilemez. Nafaka isteme hakkı da bu niteliktedir. Bunun gibi iflasına karar verilen kimse, bu kararla tasarruf yetkisi sınırlandığı için malvarlığı haklarını kural olarak devredemez.

2 c) Hakkın yitirilmesi, hak sahibinin o hakla ilişkisinin kesilmesidir. Hakkın yitirilmesinde ilk akla gelen neden kişiliğin sona ermesidir. Ölüm dışında başka hukuksal olaylarla da hakların yitirilmesi söz konusu olabilir. Sahip olunan eşyanın yok olması (bir hayvanın ölmesi, bir malın "telef" olması), denizde bir adanın sulara gömülmesi gibi olaylarda o şeyler üzerindeki mülkiyet hakkı sona erer. Bunun gibi zamanın geçmesi de hak kaybına yol açabilir. Örneğin ana babanın velayet hakkı küçüğün 18 yaşını doldurmasıyla sona erer. Zamanaşımında ise hakkın kendisi ortadan kalkmasa da onu koruyan dava hakkı düşer. Yükümlü olan taraf mahkemede zamanaşımını ileri sürerse mahkeme davayı reddeder; sürmezse dava görülür. Zamanaşımına uğramış haklarda yükümlü olan taraf borcu kendi arzusu ile yerine getirirse, bu geçerli olur ve bu durumda zamanaşımı ileri sürülerek iade istenemez. Bir de hak düşürücü süre vardır. Burada hakkın belli bir süre kullanılmaması, yalnızca dava hakkını değil, hakkın kendisini de düşürür. Örneğin boşanma davasında boşanma nedeninin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her halde nedenin ortaya çıkışından başlayarak beş yıl geçmekle boşanma hakkı düşer (MK m. 161 ve 162). Bunun gibi mirasçı üç ay içinde mirası reddetmediği takdirde, onu kabul etmiş sayılır ve mirası ret hakkından yoksun kalır (MK m. 606, 610). Miras bırakan de ölmüş, mirasın reddi ise havale tarihli dilekçe ile istenilmiştir. Başvuru süresindedir. (Yargıtay 2. H.D. nin tarih ve 3415 E., 4780 K. sayılı kararı) Hak sahibinin hakkını devretmesi de hakkın yitirilmesine yol açan olgulardan biridir. Hakkını devreden kişi hakkını yitirmiş olur. Ayrıca bir hakkın "feragat" (vazgeçme) yoluyla yitirilmesi de mümkündür. Örneğin mülkiyet hakkı, bir hakkın konusunu oluşturan malın bırakılması (terki) ile sona erer. Buna karşılık alacak hakkından vazgeçmek için kural olarak borçlunun onayına gerek vardır. 9) Hukuki Olay Hukuki Fiil Hukuki Muamele Kavramı Hukukun kendisine bir sonuç bağladığı olaylara hukuki olay denir. Günlük yaşamda cereyan eden bütün olaylar hukuki olay niteliği taşımaz. Nazı olaylara daima bir hukuki sonuç bağlanır. Mesela, bir insanın doğması veya ölmesi bu tip birer hukuki olaydır. Diğer olaylardan farklı olarak, insanın kendi iradesiyle vuku bulan davranışlara hukuki fiil denir. Hukuki fiillerde kişi, bu fiili ile ya bir düşünce veya kanaatini açıkla. (mesela, satın alınan bir malın ayıplı olduğunun açıklama, yani ayıp ihbarı) İrade açıklaması, arzu edilen ve hukukun bu arzuya bağladığı bir sonuca yönelmişse, bir hukuki muamele söz konusu olur. 10) Mal Kavramı Hukuki açıdan mal kavramı para ile takdir edilen ve başkasına devredilebilen şeylerdir. a) Mal deyince ilk akla gelen maddesel mallar (maddi mallar)dır. Bunlar eşyalardır. (Aslında eşya, "şey" sözcüğünün çoğuludur. Ancak konuşma dilinde çoğul

3 anlamını yitirmiş ve "nesne" karşılığı olarak tekil anlamda kullanılmaya başlanmıştır.). Bunlar elle tutulabilen, bir cismi olan varlıklardır. (Arsa, ev, kitap, mobilya gibi). aa) Maddi mallar taşınır ve taşınmaz olarak ikiye ayrılır. Taşınır mal (menkul mal), bir yerden bir yere taşınabilen mallardır. Taşınmaz mal sınıfına girmeyen tüm mallar taşınır mal niteliğindedir. (Otomobil, kitap, mobilya gibi) Medeni Kanun mal gibi edinilmeye elverişli bulunan ve taşınmaz mal mülkiyetinin kapsamına girmeyen elektrik ve havagazı gibi doğal güçleri de taşınır mal hükmüne bağlı kılmaktadır. (MK m. 762). Taşınmaz mal (gayrimenkul) bir yerden başka bir yere taşınamayan, yerinde sabit olan şeylerdir. Bunlar Medeni Kanunda: arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar (geçit hakkı gibi) ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler olarak sayılmıştır (MK m. 704, 748 ve 998). Malların bu şekilde taşınır ve taşınmaz mal olarak ayrılması bir çok yönden hüküm farklılıkları doğurur. Örneğin taşınır mallarda mülkiyet teslim ile geçer. Taşınmazlarda ise teslim yeterli olmayıp (hatta gerekli olmayıp), tapu siciline kayıt şarttır. Ancak ölen bir kimsenin malları, teslim veya tescil olmaksızın mirasçılarına geçer. bb) Maddi mallar bakımından yapılan bir başka ayırım "asıl eşya" ile "parça ve eklentiler" şeklindeki ayırımdır. Bu ayırım "bağımsız olan veya olmayan eşya" olarak da adlandırılabilir. Başlı başına bir varlığı bulunan ve diğer şeylerle bağlı olmadan kullanılabilen şeylere asıl eşya ya da bağımsız eşya denir. (kitap, tarla, şemsiye gibi). Bunlar tek başına bir hakkın konusunu oluşturur. Buna karşılık parça ve eklentiler (bağımsız olmayan eşya), kullanılış itibariyle kendilerinden beklenen amacın gerçekleşmesinde diğer bir şeye bağlı bulunan eşyadır. Bunlar da iki türlüdür: Yasada bütünleyici parça (eski MK da terim: mütemmim cüz") terimi ile yer alan şeyler, diğer bir şeyin esaslı unsurunu oluşturur. Örneğin evin çatısı ve bacası bu niteliktedir. Bunlardan biri veya diğeri bozulmadıkça veya değişmedikçe diğerinden ayrılmaz. Bir toprak parçası üzerinde bulunan yapı, asıl şey olan arazinin bütünleyici parçasıdır. Bir otomobilin motoru ve tekerleği de böyledir. Medeni Kanun un 684. maddesine göre: Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Başka bir deyişle bütünleyici parça, asıl şey üzerindeki mülkiyet hakkının kapsamı içindedir. Buna karşılık eklentiler de (eski MK da terim: teferruat), diğer şeylere bağlı olmakla birlikte, ondan kolayca ayrılabilen taşınır şeyler söz konusudur. (evin anahtarı, kılıcın kını gibi). Buradaki bağlılık "bütünleyici parça ya göre daha gevşektir. MK nın 686. maddesine göre: Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentilerini de kapsar. Başka bir deyişle bütünleyici parçadan farklı olarak eklentiler, sözleşme ile asıl eşyadan ayrı bir hukuki esasa tabi tutulabilir. cc) Taşınır mallar misli ve misli olmayan mallar olarak ikiye ayrılır. Misli mallar birbirine benzeyen, birini diğeri ile değiştirmek mümkün olan şeylerdir. (buğday, un, kömür gibi). Bunlar sayılarak, tartılarak veya başka biçimde ölçülerek işlem gören mallardır. Buna karşılık bir ressamın belli bir tablosu misli olmayan, "ferdiyle belirlenen" bir şeydir.

4 dd) Maddi mallar, sahipli ve sahipsiz mal, kamu malı ve özel mal şeklinde ayırımlara da konu olmaktadır. Örneğin kıyılar ve yer altı servetleri Anayasamızın 43 ve 168. maddelerine göre "devletin hüküm ve tasarrufu altındadır." Bunlar üzerinde özel mülkiyet kurulamaz. b) Maddesel Olmayan Mallar fikri hakların konusunu oluşturan insan düşüncesinin ürünleridir. Fikir ve sanat eserleri, icat ve ihtiralar (sınai eserler) maddi varlığı olmayan mal (gayri maddi mal) terimiyle anlatılır. Bir yazarın romanı, bir müzisyenin bestesi, bir mucidin icadı bu anlamda maddi olmayan mallardır. 11) Borç Kavramı Borç kavramı geniş ve dar anlamda olmak üzere iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. a) Geniş anlamda borç, borç ilişkisi anlamında kullanılmaktadır. Borç ilişkisi iki taraf arasındaki bir hukuksal bağdır ki, bu bağ gereğince taraflardan biri (borçlu) bir şey vermek veya yapmak veya yapmamak, yani bir "edim"i yerine getirmek borcu altına girer, diğer taraf (alacaklı) ise borçludan borcu isteme hakkına sahip olur. Böylece bir borç ilişkisinde üç temel unsur söz konusudur: ve aa) bir edimi yerine getirmekle yükümlü olan borçlu; bb) borcun ifasını, edimin yerine getirilmesini isteme hakkına sahip bulunan alacaklı cc) borcun konusu olan edim (eda). b) Dar anlamda borç, bir borç ilişkisindeki çeşitli borçlardan (alacaklardan) her birini ifade eder. Dar anlamda borç, bir borç ilişkisinde alacak hakkının karşısında yer alan ve onunla bağlantılı olan bir yükümlülüktür. Bu anlamda borç dediğimiz yükümlülük bir alacak hakkına karşılıktır. Bu iki kavram geniş anlamda borç kavramının, yani borç ilişkisinin içinde birlikte yer alırlar. Bir borç ilişkisinde dar anlamda tek bir borç olabileceği gibi birden çok ve karşılıklı borç ve alacaklar da söz konusu olabilir. Örneğin "bağışlama vaadi"nde yalnız bir taraf borçlu (diğeri alacaklı) olduğu halde, bir alım-satım sözleşmesinde her iki taraf da hem borçlu ve hem de alacaklı durumdadır. Borcun konusu olan edim, satıcının borcunda olduğu gibi bir şey vermeye; bir elbisenin dikilmesi bir evin inşası borcunda olduğu gibi bir şey yapmaya veya rekabet etmeme borcunda (BK m. 348) olduğu gibi, bir şeyden kaçınmaya ilişkin bulunabilir. Borç ilişkisinin nisbi bir nitelik taşıdığı, yalnızca nisbi hak doğurduğunu yukarda nisbi haklar bölümünde açıklamıştık. Yalnızca borç ilişkisinin taraflarını ilgilendiren borç yükümlülüğü, herkes için söz konusu olabilecek "başkalarının hakkına saygılı olma" biçimindeki "genel ödev"den farklı bir şeydir. Örneğin bir kimsenin mülkiyet hakkına karşı herkesin saygı gösterme (bu hakka riayet etme) ödevi vardır. Onun malına dokunmamak, bu hakkını kullanmasına engel olmamak, karışmamak da bir anlamda yükümlülüktür. Ancak bu durum hukuk düzeninin herkes için geçerli olan buyruğunun sonucu olarak ortaya çıkar. Bu yükümlülük, borç ilişkisindeki bir alacak hakkının karşılığı olan borç kavramından farklı niteliktedir.

5 BORÇLAR HUKUKU 1. BORÇLAR HUKUKUNUN KONUSU VE BAZI TEMEL KAVRAMLAR A. KAVRAM Borçlar Hukuku; borç ilişkilerini düzenleyen kurallar bütünüdür. Konusu borç ilişkilerinin doğumu, hükümleri ve sona ermesidir. Borç ise, bir şahsı diğer bir şahsa karşı bir edimi yerine getirme yükümlülüğü altına sokan hukuki bağdır. Bu bağlamda borç ilişkisi iki anlamı ifade etmektedir. 1. Geniş Anlamda: Borçlar Yasasında geniş anlamda borç ilişkisi tanımlanmamıştır. Borç ilişkisi, iki taraf arasındaki bir hukuki bağdır ki, bu bağ gereğince, taraflardan biri (borçlu) bir şeyi verme, yapma veya yapmama yani bir edimi yerine getirme borcu altına girer. Öteki taraf (alacaklı) ise, borçlunun borcunu ifa etmesini istemek hakkına sahip olur. Böylece borç ilişkisinde 3 temel unsur yer alır: kişidir. Borçlu: alacaklıya karşı bir edimde bulunma yükümlülüğü altına giren Edim: alacaklının borçludan isteyebileceği bir davranıştır. Edimin konusu bir şeyi vermek, yapmak ya da yapmamaktır. Alacaklı: borçludan bir edimde bulunmasını isteme yetkisine sahip bulunan kişidir. 2. Dar Anlamda: Dar anlamda borç ilişkisi ile kastedilen ise, taraflardan birinin diğerine karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu bir davranışı ifade etmektedir. Bir borç ilişkisindeki çeşitli borçlardan her birini ayrı ayrı belirtir. Örneğin, alım satım sözleşmesinde alıcının borcu semeni (satış bedeli) ödemek, satıcının borcu ise satım konusu eşyanın mülkiyetini devretmektir. Satış sözleşmesinin tamam olması ile, A ile B arasında, karşılıklı borç ve alacak doğuran bir borç ilişkisi meydana gelecektir. Bu borç ilişkisinde, A satım konusu eşyayı B ye teslim etmek, eşyanın mülkiyetini B ye nakletmek (dar anlamda) borcu altındadır. A2nın borcu, B yönünden eşyanın kendisine teslimini, mülkiyetinin naklini isteme hakkını veren bir alacak tır. B de A ya satış bedelini ödemek borcu altındadır. Bu borç, A yönünden bir alacak teşkil edecektir. Borcun konusu olan edim, satıcının borcunda olduğu gibi bir şey vermeye; bir elbisenin dikilmesi, bir evin inşaası borcunda olduğu gibi bir şey yapmaya; rekabet etmeme borcundaki gibi, bir şeyden kaçınmaya ilişkin bulunabilir. B. BORÇ İLİŞKİSİNİN NİSPİ NİTELİĞİ Özel hukukta haklar çeşitli açılardan ayrıma tabi tutulabilir. Bu bağlamda hakları Mutlak Haklar ve Nispi Haklar olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. Mutlak hak, herkese karşı ileri sürülebilen ve herkesin de riayet etmekle yükümlü olduğu haktır. Örneğin mülkiyet hakkı bu bağlamda değerlendirilebilir. Nispi hak ise sadece borç altına giren kişi ve kişilere karşı ileri sürülebilen haktır. Borç ilişkisinin tarafları haricinde nispi hakkın ileri sürülmesi söz konusu değildir. Üçüncü kişileri etkilemez.

6 Borç ilişkisinden doğan talep hakkı nisbi hak niteliğindedir. Alacak hakkı herkese karşı ileri sürülemez, o borç ilişkisi uyarınca borçlu durumda bulunan kişi ve kişilere karşı ileri sürülebilir Örneğin, A, B ile bir TV için satış sözleşmesi yapmış fakat TV yi B ye devretmemiştir. Buna rağmen sonradan aynı TV yi C ye satmış ve mülkiyetini devretmiştir. Bu durumda B, C den TV nin kendisine devredilmesini isteyemeyecek ve ona karşı dava açamayacaktır. Çünkü B nin A ile yaptığı satım sözleşmesinden kaynaklanan talep hakkı nispi bir haktır ve sadece A ya karşı ileri sürülebilir. ( ) Borç ilişkisi (kira sözleşmesi) sadece alacaklı ile borçlu (kiraya veren-kiracı) arasında nisbi sonuçlar doğurduğundan, üçüncü kişilere borç (yükümlülük) yüklemediğinden ilke olarak üçüncü kişiler tarafından ihlal edilmezler ( ),Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), E.2001/13-497, K. 2001/566, T Borç ilişkisinden (sözleşmeden) doğan alacak hakkı, alacaklıya eşya üzerinde doğrudan doğruya bir ayni hak vermez. Sözleşmenin yapılması, mülkiyet ve öteki ayni hakların devredildiği anlamına gelmemektedir. Sözleşme mülkiyetin devrine ilişkin olsa bile, alacaklı ancak sözleşmenin tamamlanmasıyla, yani borcun ifa edilmesiyle, ayni hakka sahip olur. Sadece sözleşmenin yapılmış olması, alacaklıya ancak mülkiyetin kendisine devredilmesini isteme hakkını verir. Örneğin, A ile B arasında araba alım satımı konusunda bir anlaşma yapılmıştır. Buna göre A sahibi olduğu arabayı B ye devredecektir. Yani A, araba üzerindeki mülkiyet hakkını B ye devretmek yükümlülüğü altına girmiştir. Ancak söz konusu satım sözleşmesinin yapılması ile ayni hak niteliğinde olan mülkiyet hakkı B ye geçmemiştir. Mülkiyet hakkının B ye geçebilmesi için arabanın B ye devredilmesi yani tasarruf işleminin yapılması gerekir. Yoksa tek başına sözleşmenin yapılmış olması ayni hakkın da devredildiği anlamına gelmemektedir. Bununla birlikte bazı nispi hakların herkese karşı ileri sürülmesi de mümkündür. Şöyle ki; tapu siciline tescil edilmiş (şerh edilmiş) şahsi haklar (kira, şufa, iştira ve vefa hakkı) herkese karşı ileri sürülebilir. Buna etkisi kuvvetlendirilmiş nispi hak denir. Örneğin, ev sahibi A ile B arasında kira sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşme taraflara nispi hak sağlar. Yani A evini Ü ye sattığı zaman, B kiracılık hakkını Ü ye karşı ileri süremez. Bununla birlikte B nin kiracılık hakkı tapuya şerh edilmişse, evi sonradan devralan kişilere karşı da B bu hakkını ileri sürebilir. ( ) Bir alacağın üçüncü kişilere karşı kullanılabilmesi ancak istisnai hallerde mümkündür. Sözleşmeden doğan Şuf'a, iştira, vefa ve kira sözleşmesinin tapu siciline şerh edilmesi halinde alacak hakkı kısmen mutlak hak haline gelebilmektedir. Bu halde alacak hakkı şeyin sonraki müktesibine (sahibine) karşı ileri sürülebilir ( ). Yarg. HGK. (E. 2001/13-497, K. 2001/566, T ). C. BORÇ VE SORUMLULUK Bir edimi yerine getirmekle yükümlü olan borçlu, borcunu ifa etmezse (yerine getirmezse) alacaklı devlet zoruyla alacağını almak için dava açabilir. Mahkeme kararını (ilamını) icra yoluyla izleyerek alacağını veya alacağın yerine geçecek olan bir miktar parayı elde etmek hakkına sahiptir. Buna borçlunun sorumluluğu denir.

7 Borçlu, borcun yerine getirilmesinde sadece mal varlığı ile sorumludur; borçtan şahıs varlığı ile sorumluluğu söz konusu değildir. Yani borcu ödemeyen kişinin sırf bu nedenle hapsedilmesi ya da alacaklının, borçlunun şahıs varlığı üzerinde hak iddia etmesi söz konusu değildir. Anayasamızın 38.maddesine 2001 yılında eklenen fıkra şu şekildedir: Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz. Sorumluluk türleri şu başlıklar altında incelenebilir: 1. Sınırsız Sorumluluk: Borçlu borcundan kural olarak tüm malvarlığı ile sorumludur. Borçlunun tüm varlığını kapsayan bu sorumluluğuna şahsi sorumluluk denir. Şahsi sorumlulukla, şahıs sorumluluğunu birbiriyle karıştırmamak gerekir. Örneğin kolektif şirket ortağı, şirketin borçları nedeniyle tüm malvarlığı ile yani sınırsız sorumludur. 2. Sınırlı Sorumluluk: Kimi durumlarda borçlu, malvarlığının tümüyle değil sınırlı bir kısmıyla sorumlu olabilir. Örneğin, kefalet sözleşmesinde kefil, belirtilen miktarla sınırlı olarak sorumludur. Alacaklı fazlasını talep edemez. 3. Eksik Borçlar: Kimi durumlarda borç bir sorumluluk doğurmaz. Yani borç vardır ama sorumluluk yoktur. Eksik borç denen bu durumda, ortada bir borç vardır. Borçlu tarafından kendi isteğiyle yerine getirildiği takdirde bu ifa geçerlidir. Bununla birlikte eksik borcu ifa etmeyen borçludan, ifanın dava ya da takip yoluyla istenmesi kural olarak söz konusu değildir. Eksik borçlar şunlardır: a. Kumar ve Bahis Borçları:1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu( TBK ) m. 604/f.1 e göre: Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz.. Böylece kumar ve bahisten doğan alacaklar için dava açılamayacağı ve icra takibi yapılamayacağı açıkça kanun metninde belirtilmiş olmaktadır. Kumar ve bahis bir alacak hakkı doğurmaz. Kumar ve bahis borcunun ödenmesi için dava açıldığı takdirde (borcun ifası vaat edilmiş olsa bile), hâkim davayı resen (kendiliğinden) reddeder. Buna karşılık kumar borcunu ödeyen kimse, borcunu geri isteyemez; borç ifa edilmiş sayılır. ( ) Bahis borcu mahiyeti itibariyle eksik borçtur. Alacak hakkı doğurmaz. Ancak isteyerek ödeme durumunda BK.'nun 505/2. fıkrası gereği geri alınamaz ( ), Yarg. 11. HD, E.1997/10462, K. 1998/253, T b. Evlenme (Tellallığı) Simsarlığı (TBK. md. 524): Simsar, genel olarak, ücret karşılığında bir sözleşmenin yapılması olanağını hazırlayan veya sözleşmenin yapılmasına aracılık etmekle görevlendirilen kişidir (TBK. md. 529). Ücret karşılığı bir sözleşmenin yapılmasına aracılık etmeye veya sözleşme yapılmasına olanak sağlamaya simsarlık sözleşmesi denir. Yaptığı hazırlık veya aracılık sonunda sözleşme gerçekleşirse simsar ücrete hak kazanır. Ancak, tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 524 te yer alan hükme göre Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz.. Böylece, evlenmeye aracılık eden kimse, evlenme meydana geldiği takdirde bir ücret ödenmesini dava ve icra yoluyla isteyemez. Fakat, taraflar kendi arzularıyla bir ücret öderlerse, bu ödeme geçerlidir, borç olmayan şeyin ödenmesi niteliğinde değildir, geri istenemez. Evlenme simsarı evlenme oluştuğu zaman ücret isteyemez. Ücreti dava ve icra yoluyla takip edemez. Fakat taraflar kendi arzuları ile ücretlerini öderse bu geçerlidir.

8 ( ) Evlenme işlemine aracılık yapmak yasa ve ahlak kurallarına aykırı değildir. Kanun, evlenme tellallığı için dava hakkı tanımamakta ve fakat edimin muteber bir şekilde ifa edilebileceğini kabul etmektedir ( ), Yarg. 3. HD, E. 1999/504, K. 1999/627, T c. Zamanaşımına Uğramış Borçlar (TBK. md.78): Bir borç ilişkisi için, kanun tarafından belirlenen süre geçince, alacak zamanaşımına uğrar. Borçlu bu durumda zamanaşımı defi nde bulunursa borcun ödenmesi alacaklı tarafından talep edilemez. Bununla birlikte zamanaşımına rağmen borç ödenmiş ise ifa yerindedir sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 78/f.2 de yer alan hükme göre Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez.. Zamanaşımına uğramış borcunu ödeyen borçlu, ödeme anında borcun zamanaşımına uğradığını bilmemiş olsa dahi, sebepsiz iktisap hükümlerine dayanarak verdiğini geri isteyemez. ( ) Zamanaşımı, bir alacak hakkının belirlenen sürede kullanılmaması nedeniyle o hakkın dava edilememesini ifade eder. Başka bir deyimle, hakkı sona erdirmez, ancak "eksik bir borç" haline dönüştürür ( ), Yarg. 4. HD, E. 2002/14968, K. 2003/1011, T Yargıç zamanaşımını kendiliğinden dikkate alamaz. Borçlunun zamanaşımı def inden bulunması gereklidir. Davalı H... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, tarihli ıslah dilekçesine karşı verdiği cevap layihası ile zamanaşımı definde bulunmuştur. Zamanaşımı def i, bir hakkın ileri sürülebilmesine engel olgulardandır. Bu nedenle de öncelikle ve hadise hükümleri (HUMK.m.222 vd.) uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. Şu halde mahkemece ıslah dilekçesine yönelik zamanaşımı defi yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. Yarg. HGK, E. 2010/4-24, K. 2010/19, T d. Ahlaki Görevlerden Doğan Borçlar (MK. md TBK. md. 78): Bir kimsenin kanunen nafaka vermekle mükellef olmadığı bir yakınına para yardımında bulunması bu türdendir. Ahlaki bir borcun yerine getirilmesi dava yoluyla istenemez. Fakat ahlaki bir borç kendiliğinden yerine getirilmiş ise bu ödeme geçerlidir. Ahlaki bir borcu yerine getiren bir kimse hataen kendisini hukuken borçlu zannetmiş olsa dahi verdiğini geri isteyemez (TBK. md. 78). Ahlaki bir borcun yerine getirilmesi bağışlama niteliğinde değildir (TBK. md. 285/3). 4. İnkar, İtiraz ve Defi: Sorumlulukla ilgili olarak değinilmesi gereken diğer kavramlar ise inkâr, itiraz ve def idir. Keza borcun yerine getirilmesi talebiyle karşılaşan borçlu çeşitli yollarla kendini savunup ifadan kaçınabilir. İnkâr da borçlu söz konusu borç ilişkisini ve dolayısıyla alacaklının hakkını reddetmektedir. Borçlunun aramızda böyle bir sözleşme yoktur ya da alacaklı olduğunu iddia eden kişiyi tanımıyorum gibi beyanları bu bağlamda inkâr niteliğindedir.

9 İtiraz da borçlu, alacak hakkının doğmadığını ya da hakkın artık mevcut olmadığını ileri sürmektedir. Örneğin borçlu, alacaklı ile sözleşme yaptığını ve alacaklının hakkını kabul etmekle birlikte borcu ödediğini belirtmişse itiraz söz konusudur. Yargıç itirazları kendiliğinden dikkate alır. Defi de ise borçlu borç ilişkisini ve alacaklının alacak hakkını kabul etmektedir. Fakat özel bir nedenden ötürü borcun ifasından kaçınmaktadır. Örneğin Zamanaşımı defi ya da Tartışma def i bu türdendir. Zamanaşımı definde bulunan borçlu, alacaklının alacak hakkını kabul etmektedir. Fakat zamanaşımı süresinin geçmesi, borçluya ifadan kaçınma imkânı tanımaktadır. Zamanaşımı def i borçluya kesin ve devamlı olarak ifadan kaçınma hakkını verdiği halde, ödemezlik def inde (TBK. md. 97) borçlu ancak geçici bir süre için ifadan kaçınmış olacaktır. Tartışma defi ya da peşin dava defi ise, adi kefalette alacaklının asıl borçluya başvurmadan doğrudan kefile başvurması durumunda kefilin yapacağı def idir. Yargıç def iyi kendiliğinden dikkate almaz, borçlunun ileri sürmesi gerekir. Yani dava dosyasında zamanaşımı süresinin geçtiğini gören yargıç, borçlu tarafından ileri sürülmedikçe bunu dikkate almaz. D. TÜRK BORÇLAR KANUNU Eski Borçlar Kanunumuz, 4 Ekim 1926 tarihinde kabul edilmiş ve 544 maddeden meydana gelmiştir. Yeni hazırlanan Türk Borçlar Kanunu tarihinde kabul edilerek, tarih ve sayılı R.G. de yayımlanmıştır. Türk Borçlar Kanunu 648. maddesi uyarınca tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümler (md ) ve Özel Borç İlişkileri (md ) olmak üzere iki büyük kısımdan oluşmaktadır. Genel Hükümler kısmı aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: Birinci Bölüm Borç İlişkisinin Kaynakları İkinci Bölüm Borç İlişkisinin Hükümleri Üçüncü Bölüm Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı Dördüncü Bölüm Borç İlişkisinden Özel Durumlar Beşinci Bölüm Borç İlişkisinde Taraf Değişiklikleri Türk Borçlar Kanunu nun özel borç ilişkileri başlığınıtaşıyan ikinci kısmında çeşitli borç ilişkilerine yönelik özel hükümlere yer verilmiştir.

10 E. BORCUN KAYNAKLARI Borcun kaynaklarından maksat, bir borcun doğmasına sebep olan olgulardır. Esas olarak borcun 3 kaynağının olduğu belirtilmektedir. Borçlar Yasasının genel kısmında düzenlenen bu kaynaklar şunlardır: Sözleşmeden doğan borçlar (md. 1-48) Haksız fiilden doğan borçlar (md ) Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar (md ). Bunların dışında kalan borçlar ise genel olarak düzenlenmemiştir. Mevzuatın değişik kısımlarında yer alan bu kaynaklara ise şunlar örnek olarak sunulabilir: Belirli hısımlar arasında nafaka borcu (MK. md.364), Vekâleti olmadan başkası hesabına tasarruftan (vekâletsiz iş görmeden) doğan borçlar (TBK. md.526 vd.), Müşterek malikler veya kat malikleri arasındaki borçlar (Kat Mülkiyeti Kanunu). 2. HUKUKİ İŞLEMLER VE ÖZELLİKLE SÖZLEŞMELERDEN DOĞAN BORÇLAR A. GENEL OLARAK Bir veya birden çok kimsenin hukuki bir sonuca yönelmiş irade beyanına hukuki işlem denir. İrade beyanının hukuki sonuç doğurabilmesi ancak hukuk düzeni sınırları içinde söz konusu olacaktır. Hukuk düzeni bir kısım tabiat olaylarına ve insan fiillerine de hukuki sonuç bağlayabilir. Örneğin, doğum, ölüm, akıl hastalığı gibi. Hukuk düzeninin kendilerine hukuki bir sonuç bağladığı olaya hukuki olay denir. Ancak her tabiat olayı hukuki sonuç doğurmaz (kar yağması) veya insan fiilleri de hukuki sonuç doğurmaz (uykuda gezinmek gibi). Kendilerine hukuki sonuç bağlanan insan fiillerine hukuki fiil denir. Hukuki fiiller, hukuka uygun filler (hukuki işlemler) ve hukuka aykırı fiiller (haksız fiiller ve sözleşmeye aykırı davranışlar) olarak ikiye ayrılır. a) Hukuka aykırı fiiller: Dar anlamda haksız fiiller sözleşmeye aykırı davranuşlar bu grubun kapsamına girer. b) Hukuka uygun fiiller: Hukuka uygun fiillerin en önemlisi hukuki işlemler dir. Ancak, hukuki işlem niteliğinde olmayan hukuka uygun fiiller de vardır. Örneğin işleme (MK. md. 755), zilyedliğin devri (MK. md. 977) birer hukuki fiildir. Maddi alanda bir değişiklik meydana getirmek amacıyla yapılan bu fiillerde hukuk düzeni irade beyanına değil, ortaya çıkan değişikliğe belli bir hukuki sonuç bağlamıştır. 1. Tek Taraflı-Çok Taraflı Hukuki İşlemler: Hukuki işlemler tarafların sayısı açısından tek taraflı hukuki işlemler ve çok taraflı hukuki işlemler olarak ikiye ayrılır. a. Tek Taraflı Hukuki İşlemler: Bir kimsenin sadece kendi irade açıklamasıyla meydana gelen ve hukuki sonuç doğuran işlemlerdir. Örneğin vasiyet tek taraflı bir hukuki işlemdir. Çünkü vasiyeti yapan, iradesini kanunun öngördüğü şekilde yaptığı anda hukuki sonuç doğurur. Ayrıca bir başkasının irade açıklamasına gerek yoktur. Benzer şekilde vakıf

11 kurmak, mirasın reddi, ilan yolu ile vaatte bulunma ve mülkiyet hakkından vazgeçme de tek taraflı hukuki işlemler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tek taraflı işlemler kendi içinde ulaşması gerekli olanlar (fesih ihbarı, icap ve kabul gibi) ve gerekli olmayanlar (vasiyet gibi) olarak da ikiye ayrılmaktadır. b. Çok Taraflı Hukuki İşlemler: Birden çok kimsenin irade açıklamasıyla meydana gelen hukuki işlemlerdir. Çok taraflı hukuki işlemler de kendi içinde alt başlıklara ayrılmaktadır: aa. Kararlar: Karar, ortak bir işte ve kanunun açıkça öngördüğü hallerde birden çok kişinin vardığı çözümdür. Bir anonim şirkette genel kurulun aldığı karar bu tür hukuki işlemlere örnek olarak gösterilebilir. Kararlarda, sözleşmelerden farklı olarak, iradeler karşılıklı değildir ve hepsinin birbirine uygun olması da çok kere aranmaz. Diğer bir deyişle, kararlarda iradeler aynı yöndedir ve genellikle çoğunluk oylarının birleşmesi hukuki sonucun doğması için yeterlidir. bb. Sözleşmeler: İki tarafın bir hukuki sonuç elde etmek üzere iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları demektir. Sözleşmeler de borç yüklediği tarafların sayısına göre ikiye ayrılmaktadır. Tek taraflı sözleşmeler: taraflardan sadece birinin borç altına girdiği sözleşmelerdir. Kefalet ve bağışlama gibi. Örneğin bağışlamada sadece bağışlayan borç altına girmektedir. Bu borcun konusu da bağışlama konusu olan şeyin mülkiyetini karşı tarafa devretmektir. Buna karşılık diğer taraf herhangi bir borç altına girmemektedir. Sadece bağışlanan şeyin kendisine verilmesini istemek hakkına sahiptir. İki taraflı sözleşmeler: Her iki tarafın da borç altına girdiği sözleşmelerdir. Alım-satım, hizmet, kira sözleşmeleri gibi. Örneğin alım satım sözleşmesinde hem alıcı hem de satıcı borç altına girmektedir. Uygulamada önemli yeri olan, bir sözleşme tipi de katılım sözleşmeleri dir. Bu tür sözleşmelerde, sözleşme yapma çağrısında (icapta) bulunan taraf, ileride çok sayıda yapacağı benzer sözleşmelerde de kullanılmak üzere, sözleşmenin içeriğini geniş ölçüde veya tamamen, önceden tek taraflı olarak belirler. Diğer taraf, sözleşmenin içeriğini, hükümlerini tartışmak, değiştirilmesini istemek olanağına sahip değildir. Örneğin, bankalar, hava yolları, demiryolları, denizyolları işletmeleri, telefon şirketleri, sigorta şirketleri vs., halka önerdikleri hizmetlere ilişkin sözleşmelerin hükümlerini önceden tek taraflı olarak belirlemekte, bu şartlarla hizmetten yararlanmak isteyenler genellikle- şartları tartışmaksızın kabul etme durumunda kalmaktadırlar. Bu konuya, Genel İşlem Koşulları bölümünde tekrar ayrıntılı olarak değinilecektir. 2. Sağlar arası Hukuki İşlemler-Ölüme Bağlı Hukuki İşlemler Hukuki işlem sonuçlarını sağlar arasında doğuruyorsa sağlar arası hukuki işlem söz konusudur (Alım-satım, ariyet gibi). Buna karşılık işlem sonucunu ölümle doğuruyorsa ölüme bağlı işlem söz konusudur (Vasiyet gibi). 3. Borçlandırıcı İşlemler-Tasarruf İşlemleri: Bu iki işlem türü arasında esasen yakın bir ilişki bulunmaktadır. Genellikle borçlandırıcı işlemin daha önce yapılmasına rağmen, iki işlemin bir arada olması da mümkündür. a. Borçlandırıcı işlem: Tarafını borç altına sokan işlemdir. Bu aşamada taraf sadece borçlanmıştır. Malvarlığının pasifinde bir artış olmuştur ancak fiilen bir azalma olmamıştır.

12 b. Tasarruf işlemi: Bir hakka doğrudan doğruya etki eden işlemlerdir. Örneğin satım konusu eşyayı devretmek bu noktada tasarrufi bir işlemdir. Örneğin A, arabasını TL karşılığında B ye devretme noktasında bir satım sözleşmesi yapmıştır. Sözleşmenin yapılmasıyla A arabasını devretme borcu altına girmiştir, ancak araba henüz A nın malvarlığından çıkmamıştır. Benzer olarak B de TL yi devretmekle borçlanmıştır. Fakat B nin malvarlığında da fiili bir azalma yoktur. Dolayısıyla söz konusu alım satım sözleşmesi bu noktada borçlandırıcı işlem olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat daha sonra A arabasını B ye devrettiği zaman bu işlem A nın mülkiyet hakkına doğrudan etki etmektedir ve onun malvarlığında fiili bir azalmaya neden olmaktadır. İşte bu işlem de tasarruf işlemi olarak nitelendirilmektedir. ( )Taşınmazın kiraya verilmesi bir tasarruf işlemidir ( ). Yarg. HGK, E. 2004/1-150, K.2004/138, T ( ) Taşınmaz malın mülkiyetinin alıcıya geçmesi için ayrıca tescil talebi ve tescil gereklidir. Ve bunlar mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen onu bir başkasına geçiren tasarrufî işlemdir ( ). Yarg. 1. HD, E. 1980/4090, K.1980/6191, T Aralarında açık nitelik farkına rağmen, borçlandırıcı işlemlerle, tasarrufi işlemler arasında yakın bir ilişki mevcuttur. Genellik tasarrufi bir işlemden önce borçlandırıcı bir işlemin varlığına ihtiyaç vardır. Türk hukukunda, çok kere, tasarrufi işlemin kendine bağlanan hukuki sonucu doğurabilmesi, temelinde bulunan borçlandırıcı işlemin geçerliliğine bağlıdır. Örneğin, bir gayrimenkulün mülkiyetinin devredilebilmesi için önce borçlandırıcı bir işlem olan alım-satım sözleşmesinin tapu memuru önünde yapılması ve sonra tasarrufi bir işlem olan tescilin icrası gereklidir. B. SÖZLEŞMENİN OLUŞMASI 1. Genel Olarak Sözleşme ancak tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla meydana gelir. Keza Türk Borçlar Kanunu da( TBK ) md. 1 de Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. demektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde sözleşmenin oluşabilmesi için: Karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları gerekir. Tarafların irade beyanları açık olabileceği gibi zimmî (kapalı yani bir tavır ve hareketle) de olabilir. Tarafların, sözleşmenin esaslı noktaları sayılan hususlarında uyuşması gerekir (TBK md.2). Sözleşmenin esaslı noktası ise, sözleşmenin niteliğine, genel iş anlayışına ve koşullara göre mutlaka tarafların uzlaşması gereken noktalardır. Örneğin, alım-satım sözleşmesinde ödenecek bedel ile, satılacak mal konusunda tarafların mutlaka uyuşmaları gerekir. Ancak bedelin tesbit edilebilir olması yeterlidir. Yani malın teslim tarihindeki borsa fiyatı üzerinden ödenmesini veya belli bir 3. şahıs tarafından tayinini öngören sözleşmeler tamam kabul edilir. Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlar ise, ikinci nitelikteki noktalar için şu seçenekler söz konusudur: Taraflar ikinci derecedeki noktaları (örneğin alım-satım sözleşmesinde malın teslim tarihini, teslim yerini, ödeme koşullarını) tartışmışlar, ancak anlaşmaya varamamışlarsa sözleşme tamamlanmış sayılmaz. Uyuşma olmadıkça sözleşme tamam

13 değildir. Çünkü bu durumda işi yasa ile ya da mahkeme kararı ile çözmek mümkün değildir. Oysa taraflar bu konuları hiç tartışmamışlarsa veya tartışıp anlaşamamalarına karşılık ikinci derecedeki noktaları saklı tuttuklarını yani ilerde yeniden konuşup çözüme bağlayacaklarını kabul etmişlerse ve böylece sözleşmenin tamam olduğuna karar vermişler ise, sözleşme oluşmuştur. O zaman ikinci derecedeki noktalar için sonradan bir anlaşma olmaz ise, yargıç yasa hükümlerine iş yaşamındaki uygulamaya göre sözleşmenin boşluğunu doldurur(tbk md. 2/2). 2. Öneri (İcap) a. Kavram: Yeni Borçlar Kanunumuzun kullandığı terimle Öneri, bir sözleşmeyi meydana getirmek amacıyla bir şahsın teklifini içeren ve karşı tarafa yöneltilen irade beyanıdır. Eski Borçlar Kanunumuzda bu beyan icap olarak adlandırılmıştır. Bir sözleşmenin yapılması için gerekli olan irade açıklamalarından zamansal olarak önce yapılana öneri (icap) denir. Tek taraflı bir hukuki işlem olan öneri(icap) aslında bir sözleşme yapma çağrısıdır. Bu noktada öneriyin sözleşmenin hangi tarafınca yapıldığı önem taşımaz. Yani örneğin hizmet sözleşmesinde işveren de işçi de icap yapabilir. İrade açıklamasını nitelendirirken onu yapan kimsenin sıfatı değil, zamansal olarak önce yapılmış olmasına dikkat edilmelidir. Böyle olmakla birlikte her sözleşme yapma çağrısı icap değildir. Bir irade beyanının icap olarak nitelendirilebilmesi için karşı tarafın kabul beyanıyla sözleşmenin tamam olabilmesi gerekir. Yani icapçının bu iradeyi taşıması gerekir ve amaçlanan sözleşmenin kurulmasını sağlayacak nitelikteki teklifleri içermelidir. ( ) Zira işyerinde başka bir işçinin ve eşinin tecavüzüne uğrayan davacının işveren vekili tarafından haksız olarak 12 gün süre ile işyerinden uzaklaştırılması haksız bir fesih mahiyetindedir. İşverenin bir süre sonra davacıyı yeniden işe davet etmesi de sonuca etkili olmayıp, işverenin bu eylemi davacıyı yeniden hizmet akti kurmak için yaptığı bir icap niteliğindedir ( ), Yarg. 9. HD, E. 1995/24043, K. 1995/33191, T b. Unsurları: Öneri (İcap) Karşı Tarafa Yönetilmiş Olmalıdır (TBK. md.8): Karşı taraf belli bir şahıs olabilir. Örneğin A nın B ye otomobil satmayı önermesi gibi. Karşı taraf belli bir şahıs değilse, beyan herkese karşı yapılmış sayılır. Önerinin genele yöneltilmesi de mümkündür. Örneğin, bir şeyin üzerine sabit fiyat konulmak suretiyle bir mağazanı vitrininde sergilenmesi (teşhir edilmesi) böyledir. Nitekim bu husus Türk Borçlar Kanunu md. 8/2 şu şekilde belirtilmektedir. Fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır. Kanun burada bir karine koymaktadır ve aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır demektedir. Bu nedenle, bir şeya üzerine fiyatını koymakla veya bir fiyat listesi göndermekle bir öneride bulunmak arzusunun mevcut olmadığı ispat edilen hallerde, bu filler öneri sayılmayacaktır. Örneğin, bir kömürcü ormanda çeşitli yığınlar halinde bulunan kömürleri kaça satacağını hatırlayabilmesi için her yığının üzerine bir numara ve numaralar altına bir fiyat

14 koysa, bu öneri sayılmaz. Zira hal ve şartlara göre kömürcünün bu işaretleri kendisi için, sadece hatırlayabilmek maksadıyla koyduğu anlaşılmaktadır. ( ) Yayınlanan Devlet Demir Yolları depo tarifesi genel icaptır ( ), Yarg. İçt. Bir. K, , 2/13. Örneğin, caddelere konmuş içecek otomatlarında, sigara satış otomatlarında, tartı makinelerinde herkese yöneltilmiş icap vardır. İstenilen para otomata atıldığı an, yani zımni kabul beyanı ile, sözleşme tamamlanmış olur. Türk Borçlar Kanunu md 7 de şu şekilde bir yeni düzenleme de getirilmiştir: Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz. Bu şeyi alan kişi, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir. Öneri (İcap) Sözleşmenin Tüm Önemli Noktalarını İçermelidir: Başka bir deyişle, beyan o kadar tam ve net olmalıdır ki karşı taraf hiçbir tereddüde düşmeden sözleşmeyi kabul edebilsin. Beyanın ikinci noktaları saklı tutması veya bunlardan hiç söz edilmemiş olması beyanın icap niteliğini ortadan kaldırmaz. Öneren (İcabı Yapan), Önerisiyle (İcabıyla) Bağlı Kalmak Niyetinde Olmalıdır (TBK. md.8). Yani öneren (icapçı) beyanını ciddi surette yapmalıdır. Bağlanma niyeti yoksa ve amaç sadece karşı tarafla bir araya gelmekse ortada öneri (icap) değil öneriye davet (icaba davet) söz konusudur. Örneğin, bir kitapçı dükkanına girerek bir yazarın şu kitabı var mı, sorusunu soran kimse bir öneride bulunmuş olmaz; zira henüz karşı tarafın cevabı ile sözleşmenin kurulmasını arzu eder durumda değildir. Bu şahsın, kitapçının kitabın mevcut olduğunu bildirmesi ile sözleşmenin kurulmasını arz ettiği söylenemez. Bir beyanın, sözleşmesin yapılmasına imkan veren bir öneri mi yoksa bir öneriye davet mi olduğunu tespit, uygulama bakımından çok önem taşıyan, fakat her zaman halli kolay olmayan bir meseledir. Bu meselenin halli, söz konusu beyanın yorumuna bağlıdır. Gerek beyanda bulunanın beyanının içeriğine, gerekse beyanın yapıldığı hal ve şartlara bakılarak bir sonuca varılmak gerekir. Nitekim TBK. md. 8/f.1 de şu hüküm yer almaktadır. Öneren, önerisi ile bağlı olmama hakkının saklı olduğunu açıkça belirtirse veya işin özelliğinden ya da durumun gereğinden bağlanma niyetinde olmadığı anlaşılırsa, önerisi kendisini bağlamaz. c. Öneriye (İcaba) Davet: Eğer sözleşme yapma çağrısı, yukarıda değinilen unsurları kapsamıyorsa, yapılan beyan bir öneri ( icap ) değil öneriye davettir ( icaba davettir ). Öneriye (İcaba) davetin bağlayıcılığı yoktur. Karşı tarafı öneri (icap) yapmaya davet etmek amacıyla yapılan bir beyandır. Örneğin, cama yazılan kiralıktır yazısı bu anlamda öneriye (icaba) davet olarak değerlendirilebilir. Ya da, gazeteye ilan veren A, otomobilini 25 milyar liraya satacağını, satın almak isteyenlerin 15 gün içinde başvuru yapması gerektiğini, ancak satıp satmamakta özgür olduğunu belirtmiş ise burada öneriye davet (icaba davet) söz konusudur. ( ) Mahkemece davalı Kooperatif Yönetim Kurulu üyelerinin adlarını taşımakla birlikte imzalarını içermeyen ve fakat Yönetim Kurulu kararlarına uygun olarak düzenlenmiş davacıya da gönderilen bültenlerin icaba davet niteliğinde olduğunun kabulüne karar verilmiştir, Yarg. 11. HD, E. 1989/9393, K. 1991/1165, T

15 Borçlar Yasasına göre, tarife, fiyat listesinin gönderilmesi icap değildir (md. 8/II). Ancak fiyatla beraber eşyanın kendisi de teşhir ediliyorsa bu durumda bir önerinin (öneriyin) varlığından söz edebiliriz. Ancak, bir malın kendisinin değil de resmini, filmini, modelini fiyat göstererek genele sergilemek öneri sayılmaz. Bunların öneri sayılması, özel olarak belli bir kişiye veya kişilere gönderilmesi ile mümkündür. Keza, geçerlilik şekline bağlı sözleşmeler için fiyatı gösterilerek mal sergilenmesi de öneri sayılmaz. Örneğin, evin penceresine, satış fiyatının yapıştırılması bağlayıcı bir öneri oluşturmaz. Ayrıca, bir gazetede, bir televizyon yayınında veya bir internet sitesinde bedeli belirtilse dahi yapılan satım yahut hizmet ilanları öneri değil, ancak öneriye davet sayılır. Dolayısıyla, bu ilanlara cevap vererek, yahut web sitesindeki kabul kutusunu tıklayarak sözleşme kurulmuş olmaz. Asıl bu davranışlar bir öneri oluşturur. Bundan sonra karşı taraftan talebiniz kabul edilmiştir anlamında bir beyan gelirse veya para tahsil etmek gibi davranışta bulunulursa, bu beyan veya davranış kabul sayılarak sözleşme kurulur. Sadece, sanal ortamda satılan mal sözleşmenin kurulmasını takiben talep sahibin bilgisayarına indirilecek (download edilecek) bir dijital program ise, bunun TBK m. 8/f.2 ye kıyasen bedeli gösterilerek mal sergilenmesi sayılması ve müşterinin kabulü tıklaması ile sözleşmenin kurulmuş sayılması mümkündür. Zira burada malın kendisi zaten sanal ortamda var olan bir varlıktır ve sitesinde, resmi yahut hakkında bilgi değil, doğrudan kendi sergilenmiş sayılabilir. Bir beyanın öneri ( icap ) mı, yoksa öneriye davet ( icaba davet )mi olduğu sorununun çözümlenmesi belli bir işlemde her zaman çok kolay değildir. Bu bağlamda beyan yukarıda değinilen ilkeler ve genel kurallar (TBK md.19) içinde yorumlanarak, beyanın öneri (icap) mı öneriye(icaba) davet mi olduğuna karar verilir. d. Önerinin (İcabın) Bağlama Süresi: Kural olarak yapılan bir öneri (icap), önereni (icapçıyı) bağlar. Yani yapılan bir öneriden (icaptan) vazgeçmek söz konusu değildir. Bununla birlikte bu kuralın bir takım istisnaları da bulunmaktadır. Örneğin bir kimse öneride (icapta) bulunurken, öneri (öneriyi) ile bağlı olmadığını karşı tarafa açıkça belirtirse burada önerinin (öneriyin) bağlayıcılığından söz edilemez. Keza bu beyanı öneriye davet (icaba davet) olarak nitelendirmek de mümkündür. Önerinin, önereni ne zamana kadar bağlayacağı hususunu tespit ederken, bunun süreli ya da süresiz niteliği dikkate alınacaktır. aa. Süreli Öneri (İcap): Süreli öneride, öneren kabul haberi için belirli bir süre tanımaktadır ve bu sürenin sonuna kadar önerisiyle bağlıdır. Kabul haberi sürenin sona ermesinden önce ulaşmazsa veya karşı taraf öneriyi red ederse, öneri bağlayıcı niteliğini yitirir. Süresi geçtikten sonra gelen kabul haberi ise yeni bir öneri mahiyetindedir. Kabul haberi süresi içinde gönderilmesine rağmen postadaki gecikme yüzünden süre bittikten sonra ulaşmışsa, öneriyi yapan önerisiyle bağlı olmadığını karşı tarafa bildirmek zorundadır. Aksi takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılır. bb. Süresiz Öneri (İcap): Önerenin önerisi için belirli bir süre tayin etmediği durumlarda ise öneriyle bağlanma süresini tespit ederken, önerinin hazır olanlar (yüz yüze olanlar) veya hazır olmayanlar arasında olup olmadığına göre bir değerlendirilme yapılır. Hazır olanlar arasında yapılan bir öneri söz konusu ise, yani öneren ile kabulcünün karşı karşıya bulundukları bir durum söz konusu ise, öneri derhal kabul edilmediği takdirde reddedilmiş sayılır. Tarafların karşı karşıya olmasından kasıt aynı yerde bulunmaları zorunluluğu değildir. TBK md. 4/1 e göre; Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.

16 Örneğin, A, yanındaki B ye bisikletini satmak için öneride bulunmuştur. B, derhal kabul etmezse öneri reddedilmiş sayılır. Hemen kavramını somut olaya göre değerlendirmek, münasip bir düşünme süresini de buna dâhil etmek gerekir. Buradaki hemen deyimi, anında demek değildir. Bu deyimle, teklif önerenin ağzından çıkar çıkmaz karşı tarafın bunu kabul etmesi gerektiği kastedilmiş değildir. Hemen den maksat, görüşme kesilip taraflar ayrılıncaya kadar demektir. Şu halde, hazırlar arasında yapılan süresiz öneri, önereni ancak görüşme kesilinceye kadar bağlar. Bu ana kadar kabul edilmemişse artık önerenin hükmü kabul olmaz. TBK md. 4/2 ye göre; Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır. Bilgisayar iletişiminin doğrudan olmasından kastın, mesajın gönderildiği anda karşı tarafın içeriğini öğrendiği haller kastedilmektedir. Buna göre, chat gibi interaktif iletişim hazırlar arasında sayılırken yoluyla mesajlaşma hazır olmayanlar arasında sayılacaktır. Hazır olmayanlar arasında yapılan öneri ise, tarafların karşı karşıya olmadıkları bir durumda, örneğin mektupla, telgrafla ya da haberciyle yapılan öneridir. Bu durumda zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar (TBK md. 5/1) öneren önerisiyle bağlıdır. Bu surenin tespitinde, beyanın kabulcüye varacağı süre, onun düşünmesi için münasip bir süre ve kabul beyanının varması için gereken süre dikkate alınarak bir değerlendirme yapılır. TBK md. 5/1 e göre Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olmayan bir kişiye yapılan öneri, zamanında ve usulüne uygun olarak gönderilmiş bir yanıtın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar, önereni bağlar. Örneğin, Ankara da bulunan A, İstanbul daki arkadaşı B ye bir mektup yazarak, kabul için bir süre tayin etmeksizin öneride bulunursa, mektubun gitmesi, önerinin niteliğine göre karşı tarafın düşünmesi ve kabul haberinin gelmesi için gerekli zamanın sonuna değin önerisiyle bağlıdır. Fakat şunu kabul etmek gerekir ki postada mektup ve telgrafın ulaşmasında zaman zaman aksaklıklar olabilir. Bu konuda Borçlar Kanunumuz önerinin geç gitmesi ile, zamanında gönderilen kabulün gecikmesi bakımından ayrı kurallar koymuştur. a) Şayet öneri geciktiği için kabul haberi de gecikirse öneride bulunan önerisi ile bağlı olma süresi normal bekleme süresinin geçmesi ile sona erer. Zira, TBK md. 5/2 e göre Öneren, önerisini zamanında ulaşmış sayabilir. Tabi ki ancak öneren, önerisinin geciktiğini bilmiyor ise bu hükümden yararlanabilir. Eğer öneren, önerisinin geciktiğini biliyor ise, normal bekleme süresine önerinin ulaşmasındaki gecikme zamanında eklenmesi gerekecektir. Şayet öneren önerisinin geciktiğini bilmiyor ise, kabul haberinin normal bekleme süresinin geçmesinden sonra gelmesi halinde sözleşme kurulmaz. Ancak bu kabul yeni bir öneri sayılır.

17 b) Öneri zamanında varmış ve kabul haberi de zamanında gönderilmiş olmakla beraber kabul haberi gecikerek ulaşmış ise bu takdirde TBK md. 5/3 hükmü uygulanır.bu hükme göre Zamanında gönderilen kabul, önerene geç ulaşır ve öneren onunla bağlı olmak istemezse, durumu hemen kabul edene bildirmek zorundadır. e. Önerinin Geri Alınması (TBK md. 10): Öneriyi yapan kimse, TBK md. 10 uyarınca önerisini geri alabilir. Bunun için, önerinin geri alındığına ilişkin beyanın kabulcüye öneriden önce varmış olması gerekir. Öneriden sonra ulaşmakla birlikte, kabulcü önerinin geri alındığına ilişkin haberi daha önce öğrenmişse öneriden dönülmüş sayılır. Önerenin kabul beyanından önce ölmesi veya fiil ehliyetini yitirmesi durumunda öneri geçersiz olmaz, onun mirasçıları öneriyle bağlanır. Bununla birlikte önerenin şahsının önemli olduğu durumlar (örneğin hizmet sözleşmesi) bunun istisnasıdır. TBK md. 10 hükmüne göre Geri alma açıklaması, diğer tarafa öneriden önce veya aynı anda ulaşmış ya da daha sonra ulaşmakla birlikte diğer tarafça öneriden önce öğrenilmiş olursa, öneri yapılmamış sayılır. Örneğin, malını TL ye satmayı öneren A önerinin bağlama süresi içinde ölmüş veya medeni hakları kullanma ehliyetini yitirmişse, aksi kararlaştırılmadıkça ya da işin niteliği aksini gerektirmiyorsa, öneri hükmünü sürdürür. Kabul beyanıyla sözleşme kurulur. Mirasçılar sözleşmeyi genel hükümlere göre yerine getirmek zorundadır. Önerinin bağlama süresi içinde karşı taraf ölmüş veya ehliyetini yitirmiş ise, aksi kararlaştırılmadıkça veya önerinin yapılmasında karşı tarafın şahsının özel olarak dikkate alınmadığı hallerde (istisna, vekâlet, hizmet sözleşmesi gibi) önerinin bağlayıcılığı devam eder. Örneğin, A, B ye vekâlet vermek için öneride bulunduktan sonra B ölmüştür. Bu durumda B nin mirasçılarına karşı A önerisiyle bağlı değildir. B nin mirasçıları da öneriyi kabul ederek akdi kuramazlar. Fakat A arabasını satmak için öneride bulunmuş olsaydı bu durumda A, B nin mirasçılarına karşı önerisiyle bağlı olmaya devam edecekti ve B nin mirasçıları da öneriyi kabul ederek akdi kurabileceklerdi. Öneri şekle bağlı olsa bile geri alınma şekle bağlı değildir. 3. Kabul a. Kavram: Önerenin yapmış olduğu öneriye karşı tarafın olumlu cevap vermesi kabul olarak nitelendirilir. Süresi içinde ulaşan kabul beyanı ile sözleşme kurulmuş olur. Tek taraflı ve ulaşması gereken irade beyanıdır. b. Unsurları: Kabul beyanı öneriye uygun olmalıdır. Öneriyi değiştiren veya tamamlayan beyanlar, önerinin reddi veya yeni bir öneri niteliğindedir. Akdin teşekkülü için davalı yanın öneriyi koşulsuz kabul etmesi gerekir. Oysa davalı, teklife ek belgelerin gönderilmesini, bu belgeler gönderilmediği takdirde teklifin dikkate alınmayacağını davacıya bildirmiş, davacı bu belgeleri gönderdiğini ispat edemediğinden, taraflar arasında sözleşmenin vücut bulduğuna dair bilirkişi raporunda isabet yoktur, Yarg. 15. HD. E 1998/1692, K. 1998/2706, T Kabul beyanı açık veya örtülü olabilir. Açık kabul beyanında, kabulcü öneriyi kabul ettiğini açıkça beyan etmektedir. Örtülü (zımni) kabulde ise, herhangi bir açıklama yoktur. Bununla birlikte karşı tarafın takındığı tavırlar ve davranışlar kabul olarak nitelendirilebiliyorsa, ortada örtülü kabulün varlığından söz edilir. Bu noktada en yaygın örnek, kabulcünün öneriyi yerine getirmesidir. Örneğin bir kimsenin bakkaldan iki ekmek satın almak istemesi bir öneridir. Bunun üzerine bakkalın herhangi bir açıklama yapmadan

18 ekmekleri müşterisine vermesi ise örtülü kabul niteliğindedir. Benzer şekilde bir park yerine araba bırakılması böyle bir durumdur. Belli bir tarife ile topluma açık bir imkandan fiilen yararlanan kimse bir akit yapmayı istememiş olsa dahi bir fiili akit ilişkisine girmiş sayılabileceği gibi, bu davranışı akdi kabul olarak yorumlayarak akdi ilişkinin kurulduğu tarzında bir değerlendirme de yapılabilir (Yarg. İçt. Bir. K., , 2/13). Kabulcünün öneriyi cevapsız bırakması, kural olarak onu kabul ettiği anlamına gelmemektedir. Susmak kural olarak irade beyanı değildir yani susan kimse öneriyi kabul etmiş sayılmaz. Ancak kanunen red cevabı verme zorunluluğu varken susan kimse öneriyi kabul etmiş sayılır. TBK md 6 hükmüne göre Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır. Örneğin vekil kendisine verilen işi idare konusunda resmi sıfatı varsa ya da işin yapılması mesleği gereği ise (örneğin Avukat) ya da bu işleri yapacağını önceden ilan etmiş ise kendisine yapılan öneriyi derhal reddetmediği takdirde kabul etmiş sayılır. Bağışlama teklifi üzerine susan kimse bunu zımnen kabul etmiş sayılır, Yarg, 15. HD, E. 1984/310, K. 1984/1083, T, Türk ticaret Kanunu'nun 23. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi öneriyi bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." denilmekte, ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilikisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK.'nun 23/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Kısacası; TTK.'nun 23. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi öneriyi mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir. Bunun doğal sonucu olarak ta; esnafın gönderdiği faturaya itiraz

19 olunmaması fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmaz. Yarg, İBK, E. 2001/1, K. 2003/1/1, T, Kabul beyanı öneriyi onaylar nitelikte olduğu için kabul beyanı ile sözleşme kurulmuş olur. Yalnız bunun için kabulün öneriye tamamen uygun olması gerekir. Öneriyi değiştirecek mahiyette ise bu beyan kabul değil yeni bir icaptır. Kabulden dönme ve ölümün buna etkisi aynen öneride olduğu gibidir. ( ) taraflar arasındaki ortak amacın çimento alıp-satmak olduğu, buna göre davacı şirket tarafından imzalanıp kaşelenerek bayilere gönderilen ve ekinde "çimento istek formu" bulunan yazının icap, bayiler tarafından imzalanıp kaşelenerek davacı şirkete gönderilen formların da kabul niteliğinde oldukları ve böylece bu kağıtların belli para ihtiva eden sözleşme niteliği taşıdıkları sonucuna ulaşılmaktadır ( ), Danıştay 7. Daire, E. 1993/2867, K. 1996/199, T Sözleşmenin Tamamlandığı ve Hüküm İfade Ettiği An a. Hazırlar Arasında: Hazırlar arasındaki bir sözleşme, kabul beyanının açıklandığı anda kurulmuş sayılmakta ve hükümlerini de bu anda doğurmaktadır. b. Hazır Olmayanlar Arasında: TBK md. 11 hükmüne göre; Hazır olmayanlar arasında kurulan sözleşmeler, kabulün gönderildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Açık bir kabulün gerekli olmadığı durumlarda, sözleşme önerinin ulaşma anından başlayarak hüküm doğurur. C. İLAN SURETİYLE YAPILAN VAATLER Bir sonucun gerçekleşmesi karşılığında ödül vereceğini ilan yoluyla duyuran kimse, sözünü yerine getirmekle yükümlüdür.(tbk md. 9). ( ) Davacı, davalılar tarafından kuaför yarışması düzenlendiğini, kazanana İtalya Seyahati verileceğinin duyurulduğunu, yarışmayı kazandığını, ödülün verilmediğini ileri sürerek ödülün verilmesinin sağlanması olmazsa 1500 Dolar karşılığı TL.nın faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir ( ). Davada ileri sürülen maddi vakıalardan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bağışlama taahhüdü olmayıp Borçlar Kanunu 8.maddesinde belirtilen aleni mükafat vaadi olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın bu madde kapsamında kaldığı anlaşıldığından davacı ve davalıların delilleri toplanıp hasıl olacak sonucuna göre karar vermek gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen Borçlar Kanunu 238.maddesi uygulanmak suretiyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir ( ), Yarg. 13. HD, E. 2002/4540, K. 2002/5699, T

20 1. Koşulları a. Bir edimin yerine getirilmesi karşılığında bir bedel ( ödül) vaat edilmiş olmalıdır. Örneğin, kaybolmuş arabanın bulunması, bir ilacın keşfi veya bir dershanenin ilk 3 sıralamaya girecek öğrencilerden ücret talep etmeyeceğini açıklaması gibi. Ödül para olabileceği gibi, eşya, madalya, diploma vs. de olur. b. Vaat umuma (herkese) yani ismen belirtilmemiş olan kimselere yöneltilmiş olmalıdır. Bizzat tayin edilmiş kimselere yöneltilmiş söz verme ilan suretiyle yapılan vaatler kapsamında değildir. Örneğin, Bankacılık reformu konusunda bir yıl içinde en iyi araştırmayı yapacak İşletme, İktisat ve Hukuk Fakültesi öğrencilerinden, 1. ye TL, 2. ye TL verilecektir denilebilir. c. Vaatte bulunan kimse bir edimin yerine getirilmesini istemiş olmalıdır. Bu edimin hukuka, ahlaka ve şahsiyet haklarına aykırı ve imkansız olmaması gerekir. d. Söz verme ilan yoluyla yapılmalı ve ciddi olmalıdır. İlan radyo, gazete, internet vb. yollarla yapılır. Söz vermenin ilgili kişilerin bilgisine ulaşacak tarzda yapılması yeterlidir. e. Vaat edilen ödülün önceden belirlenmiş olması ya da objektif olarak belirlenebilecek mahiyette olması gerekir. 2. Sonuçları a. Edim gerçekleştirildiği zaman vaat de yerine getirilmelidir. Yani vaat edilen bedel ödenmelidir. Ödülün muacceliyet anı, edimin yerine getirildiği beyanının veya bilgisinin vaatte bulunana ulaştığı andır. b. Edim birden çok kişi tarafından yerine getirilmiş ise bedelin kime verileceği vaatte bulunanın iradesine göre veya uygulamada olduğu gibi bir jüri tarafından tayin edilir. Aksi durumda yargıç karar verir. ( ) Bir iş ya da bir şey karşılığında ilan suretiyle bir bedel vaat eden kimse o bedeli ödemeye zorunludur ( ). İlan suretiyle yapılan vaatlerde, bunların hukuki bir sonuç doğurabilmesi için yukarıdaki unsurlardan başka "vaat edenin istediği edimin ifası halinde ifa edene verilecek mükafat" gösterilmelidir. Olayımızda tartışması gereken sorun burada toplanmaktadır. Davalı gazete yarışmada kazananlara "üç yıl süreyle aylık gelir temin edileceği" yolunda bir mükafat verilmesinin söz konusu olmadığını ileri sürmüştür. Ne var ki, ilanda davalının dereceye girenlere belirli tutarda "net gelir temin" edileceği açıkça belirtilmiştir. Bunu anlaşma ortamı sağlama şeklinde yorumlamak olanağı yoktur. İlanda ayrıca (bunun dışında) "gazino, film ve plak şirketleriyle anlaşma ortamı sağlanacaktır" şeklindeki sözler net gelir temini mükafatının belirli şartlara bağlanmadığını ve kesin nitelikte olduğunu gösterir; başka bir anlatımla ilanda birbirinden bağımsız iki ayrı mükafat vardır. Sözleşmenin bu şekilde yorumu doğruluk ve güven kurallarına (MK. m. 2) de uygun düşer ( ), Yarg, 4. HD, E. 1987/6817, K. 1987/8895, T

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI İİK. nun 277. vd maddelerinde düzenlenmiştir. Her ne kadar İİK. nun 277/1 maddesinde İptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmektir.

Detaylı

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUK HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. HUKUK B. TOPLUMSAL KURALLAR VE MÜEYYİDELERİ 1. Toplumsal Kuralların Gerekliliği 2. Toplumsal Kuralların Sınıflandırılması a. Görgü

Detaylı

Arzu GENÇ ARIDEMİR. Mirasın Açılmasından Sonra Yapılan Miras Payının Devri Sözleşmesi

Arzu GENÇ ARIDEMİR. Mirasın Açılmasından Sonra Yapılan Miras Payının Devri Sözleşmesi Arzu GENÇ ARIDEMİR Mirasın Açılmasından Sonra Yapılan Miras Payının Devri Sözleşmesi İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR...XVII KAYNAKÇA... XXI GİRİŞ... 1 Birinci Bölüm MİRAS PAYININ DEVRİ

Detaylı

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ A) 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanun unda yer alan düzenleme metni: Pazarlamacılık Sözleşmesi A. Tanımı ve kurulması I. Tanımı MADDE 448- Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının

Detaylı

BORÇLAR HUKUKU. 1-Aşağıdaki durumların hangisinde, sakat olan bir sözleşmenin iptal kabiliyeti söz konusudur? 2004/3

BORÇLAR HUKUKU. 1-Aşağıdaki durumların hangisinde, sakat olan bir sözleşmenin iptal kabiliyeti söz konusudur? 2004/3 BORÇLAR HUKUKU 1-Aşağıdaki durumların hangisinde, sakat olan bir sözleşmenin iptal kabiliyeti söz konusudur? 2004/3 A) Ehliyetsizlik B) Şekle aykırılık C) Kamu düzenine aykırılık D) Gabin E) Muvazaa 6-Tarafların

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKÎ MÜZAKERE TOPLANTILARI. SAMSUN 31 Ekim-03 Kasım 2013

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKÎ MÜZAKERE TOPLANTILARI. SAMSUN 31 Ekim-03 Kasım 2013 HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKÎ MÜZAKERE TOPLANTILARI SAMSUN 31 Ekim-03 Kasım 2013 Grup Adı Grup Konusu Grup Başkanı Grup Sözcüsü : 7. Grup : Eser Sözleşmeleri ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /32 6098 S.TBK/420

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /32 6098 S.TBK/420 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2011/51524 Karar No. 2014/50 Tarihi: 13.01.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2014/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /32 6098 S.TBK/420 İBRANAMENİN GEÇERLİK

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 1475 S.İşK/14

İlgili Kanun / Madde 1475 S.İşK/14 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/32276 Karar No. 2010/216 Tarihi: 18.01.2010 Yargıtay Kararları İlgili Kanun / Madde 1475 S.İşK/14 İHBAR TAZMİNATI ÖDENMEDEN İŞÇİNİN EMEKLİ OLMASI İŞÇİNİN EMELİLİK

Detaylı

TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ BORÇLAR HUKUKU ÖZEL HÜKÜMLER DERSİ KİRA SÖZLEŞMELERİ DERS NOTLARI

TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ BORÇLAR HUKUKU ÖZEL HÜKÜMLER DERSİ KİRA SÖZLEŞMELERİ DERS NOTLARI TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ BORÇLAR HUKUKU ÖZEL HÜKÜMLER DERSİ KİRA SÖZLEŞMELERİ DERS NOTLARI (2013-2014) PROF.DR İBRAHİM KAPLAN Sayfa 1 Kira sözleşmeleri ile ilgili bölümün üç ayrımında ilk

Detaylı

KİRA İLİŞKİSİNİN SONA ERMESİ

KİRA İLİŞKİSİNİN SONA ERMESİ KİRA İLİŞKİSİNİN SONA ERMESİ Belirli Süreli Kira İlişkisi (TBK, 300) Belirsiz Süreli Kira İlişkisi (TBK, 327/ II) (TBK,327) (TBK, 300) Sürenin Geçmesi ile (TBK,327) Fesih Bildirimi ile (Fesih beyanına

Detaylı

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No : 2012/28063 Karar No : 2012/28555 Özet: İşveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Diğer tazminat ve alacaklar

Detaylı

İÇİNDEKİLER TÜRK HUKUKU 1

İÇİNDEKİLER TÜRK HUKUKU 1 Erkan KARAARSLAN İÇİNDEKİLER Türk Hukuku TÜRK HUKUKU 1 BİRİNCİ KISIM ----------------------------------------------------------------------------------------------------- 1 BİRİNCİ BÖLÜM ---------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir.

YÖNETMELİK. MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. 14 Ocak 2015 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 29236 Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: YÖNETMELİK TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMELERİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1

Detaylı

Bir tüketici olarak dişhekimi

Bir tüketici olarak dişhekimi HUKUK Bir tüketici olarak dişhekimi Dişhekimleri, mesleklerinin icrasında kullanmak üzere satın aldıkları malzemelerde sorun yaşarlarsa ne yapmalıdır? Yasalar bu konuda ne diyor? İstanbul Dişhekimleri

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 410 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/21152 Karar No. 2012/20477 Tarihi: 12.06.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 DAVA ŞARTI GİDER AVANSININ

Detaylı

Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi

Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi Yeni Borçlar Yasasında Hizmet Sözleşmesi 04.01.2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Yasasına bakacak olursak yeni yasada hizmet

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/53,57

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/53,57 T.C YARGITAY 22.HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/13098 Karar No. 2013/6371 Tarihi: 26.03.2013 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/53,57 İŞÇİNİN TANIK OLDUĞU DOSYADA KENDİ DURUMUNA İLİŞKİN VERMİŞ OLDUĞU BEYANIN

Detaylı

-Satış konusunun taşınmaz, iştirak hissesi, kurucu senetleri,intifa senetleri, rüçhan hakkı olması,

-Satış konusunun taşınmaz, iştirak hissesi, kurucu senetleri,intifa senetleri, rüçhan hakkı olması, KURUMLARIN AKTİFİNDE EN AZ İKİ TAM YIL SÜREYLE BULUNAN TAŞINMAZLAR İLE İŞTİRAK HİSSELERİNİN SATIŞLARININ KURUMLAR VERGİSİ VE KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN İSTİSNAYA KONU EDİLMESİNİN ŞARTLARI VE MUHASEBELEŞTİRİLMESİ

Detaylı

Dr. Sezer ÇABRİ Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı KONUT FİNANSMANI SÖZLEŞMELERİ

Dr. Sezer ÇABRİ Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı KONUT FİNANSMANI SÖZLEŞMELERİ Dr. Sezer ÇABRİ Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı KONUT FİNANSMANI SÖZLEŞMELERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii İÇİNDEKİLER...ix KISALTMALAR...xxi GİRİŞ...1 I. KONUNUN SUNUMU...1

Detaylı

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU 2243 İŞ MAHKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası : 5521 Kabul Tarihi : 30/1/1950 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 4/2/1950 Sayı : 7424 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 31 Sayfa : 753 Madde 1 İş Kanununa

Detaylı

İçindekiler. Birinci Bölüm MİLLETLERARASI TİCARETTE AKREDİTİFİN ANLAMI VE UYGULAMA ALANI

İçindekiler. Birinci Bölüm MİLLETLERARASI TİCARETTE AKREDİTİFİN ANLAMI VE UYGULAMA ALANI İçindekiler Önsöz...... Kısaltmalar... Giriş... 23 Birinci Bölüm MİLLETLERARASI TİCARETTE AKREDİTİFİN ANLAMI VE UYGULAMA ALANI 1. KAVRAM... 27 2. AKREDİTİFİN HUKUKÎ NİTELİĞİ...29 I. Havale Görüşü... 29

Detaylı

ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ

ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARSANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ ŞİRKET AKTİFİNDE KAYITLI ARASANIN KAT KARŞILIĞI MÜTEAHHİDE VERİLMESİ Güray ÖĞREDİK Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Mazars&Denge Denetim

Detaylı

Türk Hukukunda Faturanın hukuki mahiyeti, ispat gücü ve faturaya itiraz.

Türk Hukukunda Faturanın hukuki mahiyeti, ispat gücü ve faturaya itiraz. Türk Hukukunda Faturanın hukuki mahiyeti, ispat gücü ve faturaya itiraz. 1 Giriş Fatura, Türk Hukuk mevzuatında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu nun (TTK) md. 23 ve 66 hükümleri ile Vergi Usul Kanunu nun

Detaylı

ADİ ORTAKLIK HİSSE DEVİRLERİNİN KDV KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMU

ADİ ORTAKLIK HİSSE DEVİRLERİNİN KDV KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMU ADİ ORTAKLIK HİSSE DEVİRLERİNİN KDV KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMU Bülent SEZGİN* 1. GİRİŞ Katma Değer Vergisi Kanunu, Türkiye de yapılan ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim

Detaylı

ÇEVİRİ İŞLETMELERİ DERNEĞİ. Ahmet ÇALLI. ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş.

ÇEVİRİ İŞLETMELERİ DERNEĞİ. Ahmet ÇALLI. ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş. ÇEVİRİ İŞLETMELERİ DERNEĞİ Ahmet ÇALLI ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş. MALİ YÜKÜMLÜLÜKLER Mali Yükümlülükler Kanunlar ile sınırlandırılan yükümlülükler İşçi İşveren ilişkileri ile ilgili mevzuat

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT EDİLDİĞİ TARİH OLDUĞU

İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT EDİLDİĞİ TARİH OLDUĞU T.C YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2013/21-2216 Karar No. 2015/1349 Tarihi: 15.05.2015 İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/17,57 1475 S.İşK/14. Esas No. 2008/13160 Karar No. 2009/10566 Tarihi: 14.04.2009

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/17,57 1475 S.İşK/14. Esas No. 2008/13160 Karar No. 2009/10566 Tarihi: 14.04.2009 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2008/13160 Karar No. 2009/10566 Tarihi: 14.04.2009 İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/17,57 1475 S.İşK/14 KISMİ ÖDEMENİN FAİZ VE MASRAFLARA SAYILMASI MUACCELLİYET TEMERRÜT

Detaylı

İŞYERİ DEVRİNDE KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUK SÜREYE TABİ Mİ?

İŞYERİ DEVRİNDE KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUK SÜREYE TABİ Mİ? İŞYERİ DEVRİNDE KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUK SÜREYE TABİ Mİ? Selahattin BAYRAM * I- GİRİŞ: 4857 sayılı İş Kanunu nun 120 ve Geçici 6 ncı maddeleri ile mülga 1475 sayılı İş Kanunu nun yürürlüğü devam

Detaylı

Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi

Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi Yrd. Doç. Dr. Özlem ACAR İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Türk Borçlar Hukukunda Müteselsil Kefalet Sözleşmesi İÇİNDEKİLER TAKDİM...VII ÖNSÖZ... IX İÇİNDEKİLER...XIII

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK. /176

İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK. /176 T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2013/16110 Karar No. 2014/94 Tarihi: 13.01.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2014/3 İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK. /176 ISLAHIN BİR HAFTALIK KESİN SÜREDE

Detaylı

Sayı : 2013/197 10 Tarih : 20.12.2013 Ö Z E L B Ü L T E N TAPU HARCI UYGULAMALARI

Sayı : 2013/197 10 Tarih : 20.12.2013 Ö Z E L B Ü L T E N TAPU HARCI UYGULAMALARI Sayı : 2013/197 10 Tarih : 20.12.2013 Ö Z E L B Ü L T E N TAPU HARCI UYGULAMALARI I- Giriş Tapu ve Kadastro Harçları, 492 sayılı Harçlar Kanununun dördüncü kısmında düzenlenmiştir. Bu bültenimizde kanunun

Detaylı

Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlere Göre Sona Ermesi (TBK m. 327-333)

Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlere Göre Sona Ermesi (TBK m. 327-333) Gülşah Sinem AYDIN T.C. Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Kira Sözleşmesinin Genel Hükümlere Göre Sona Ermesi (TBK m. 327-333) İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII TEŞEKKÜR... IX İÇİNDEKİLER...

Detaylı

BORÇLAR HUKUKU AÇISINDAN YAPIM SÖZLEŞMELERİ-2 (DERS-04 EKİDİR)

BORÇLAR HUKUKU AÇISINDAN YAPIM SÖZLEŞMELERİ-2 (DERS-04 EKİDİR) İNŞAAT PROJELERİNDE SÖZLEŞME VE TALEP YÖNETİMİ INS5807 BORÇLAR HUKUKU AÇISINDAN YAPIM SÖZLEŞMELERİ-2 (DERS-04 EKİDİR) Doç. Dr. Deniz Güney Y. Mimar Vedat Akan 23 Ekim 2015 1 YÜKLENİCİNİN BORÇLARINI YERİNE

Detaylı

Deniz Ticareti Hukuku - 4 -

Deniz Ticareti Hukuku - 4 - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Deniz Ticareti Hukuku - 4 -. 21-22/10/2013 Tek, Çift ve II. Öğretim Lisans Dersleri BLK - 1/18 E) Bağlama Kütüğü ( BLK ) 1. Amaç ve Yasal

Detaylı

KONU: AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN BAYİ YATIRIMLARI NEDENİYLE UĞRADIKLARI ZARARLARA İLİŞKİN SEBEBSİZ ZENGİNLEŞME DAVALARI

KONU: AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN BAYİ YATIRIMLARI NEDENİYLE UĞRADIKLARI ZARARLARA İLİŞKİN SEBEBSİZ ZENGİNLEŞME DAVALARI 20.05.2014 ERTÜRK YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK VE BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş. DUYURU 2014/3 KONU: AKARYAKIT DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN BAYİ YATIRIMLARI NEDENİYLE UĞRADIKLARI ZARARLARA İLİŞKİN SEBEBSİZ ZENGİNLEŞME DAVALARI

Detaylı

Önlisans ve Lisans Başvurusu Yapan Tüzel Kişilerde Pay Devirleri, Birleşme ve Bölünme

Önlisans ve Lisans Başvurusu Yapan Tüzel Kişilerde Pay Devirleri, Birleşme ve Bölünme Önlisans ve Lisans Başvurusu Yapan Tüzel Kişilerde Pay Devirleri, Birleşme ve Bölünme Doç. Dr. Mehmet Özdamar Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi GENEL OLARAK

Detaylı

MADDE METNİ : MADDE 11 : DEĞERLEME GÜNÜ

MADDE METNİ : MADDE 11 : DEĞERLEME GÜNÜ MADDE METNİ : MADDE 11 : DEĞERLEME GÜNÜ Madde 11- Bu vergiye mevzu olacak malların değerleme günü, miras yoliyle vukubulan intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vâki intikallerde malların hukuken

Detaylı

Limited Şirketlerde Yönetim ve Yöneticilerin Sorumluluğu

Limited Şirketlerde Yönetim ve Yöneticilerin Sorumluluğu Limited Şirketlerde Yönetim ve Yöneticilerin Sorumluluğu Prof. Dr. H. Ercüment Erdem Erdem & Erdem Ortak Avukatlık Bürosu Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi E. Öğretim Üyesi TTK Komisyonu Üyesi 12

Detaylı

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ Prof. Dr. Haluk Nami NOMER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Mehmet Serkan ERGÜNE İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK

Detaylı

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER Prof. Dr. Mustafa ÇEKER Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 31.10.2013 FAİZ KAVRAMI Faiz, para alacaklısına parasından

Detaylı

İFLAS HUKUKU (HUK206U)

İFLAS HUKUKU (HUK206U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İCRA İFLAS HUKUKU (HUK206U) KISA ÖZET-2013

Detaylı

Alacağın temliki Borçlar Kanunumuzun 162. ve 172. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Alacağın temliki Borçlar Kanunumuzun 162. ve 172. maddeleri arasında düzenlenmiştir. ALACAĞIN TEMLİKİ İşbu bültenimizde alacağın temlikinin geçerlilik şartları, temlike borçlunun onayının gerekip gerekmediği ve müstakbel alacaklarda temlik konuları incelenecektir. Alacağın temliki Borçlar

Detaylı

BİREYSEL İŞ HUKUKU. Prof. Dr. Murat ŞEN Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ

BİREYSEL İŞ HUKUKU. Prof. Dr. Murat ŞEN Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ BİREYSEL İŞ HUKUKU Prof. Dr. Murat ŞEN Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ Temel Kavramlar 1. İşçi 2. İşveren 3. İşveren Vekili 4. Alt İşveren 5. İşyeri ve İşletme İŞÇİ Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek

Detaylı

ZORUNLU DEPREM SİGORTASI GENEL ŞARTLARI

ZORUNLU DEPREM SİGORTASI GENEL ŞARTLARI ZORUNLU DEPREM SİGORTASI GENEL ŞARTLARI Hazine Müsteşarlığından A SİGORTA KAPSAMI A.1 Sigortanın Kapsamı 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız

Detaylı

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com. Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.tr GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE TAHAKKUK VE TAHSİLAT ESASININ GEÇERLİ OLDUĞU

Detaylı

TIBBİ KÖTÜ UYGULAMAYA İLİŞKİN ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI 1

TIBBİ KÖTÜ UYGULAMAYA İLİŞKİN ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI 1 TIBBİ KÖTÜ UYGULAMAYA İLİŞKİN ZORUNLU MALİ SORUMLULUK SİGORTASI GENEL ŞARTLARI 1 A. SİGORTANIN KAPSAMI A.1. Sigortanın Konusu Bu sigorta sözleşmesi ile 1219 sayılı Kanunun Ek 12 nci maddesi çerçevesinde,

Detaylı

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ Prof. Dr. Haluk Nami NOMER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Mehmet Serkan ERGÜNE İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA T.C YARGITAY 22.HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/28980 Karar No. 2013/435 Tarihi: 23.01.2013 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA ÖZETİ 4857 sayılı

Detaylı

Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Bütünleme Sınavı Cevap Anahtarı, 2015. (İkinci Öğretim Öğrencileri İçin)

Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Bütünleme Sınavı Cevap Anahtarı, 2015. (İkinci Öğretim Öğrencileri İçin) Borçlar Hukuku Genel Hükümler Bütünleme Sınavı Cevap Anahtarı, 2015 (İkinci Öğretim Öğrencileri İçin) Olay I 1. Taraflar arasında sözleşme 03.05.2015 tarihinde yapılmış, bundan bir gün önce ise kurulun

Detaylı

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları (Bu Genel Şartlar 21.07.2010 tarihli ve 27648 sayılı Resmi Gazete de yer alan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk

Detaylı

İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞVERENLERİN İHBAR VE KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUKLARI

İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞVERENLERİN İHBAR VE KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUKLARI İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞVERENLERİN İHBAR VE KIDEM TAZMİNATINDAN SORUMLULUKLARI Umut TOPCU* I- GİRİŞ Günümüzde yaşanan ekonomik krizler ve diğer gelişmeler neticesinde birçok işletmenin yapısında değişiklikler

Detaylı

İŞÇİNİN BAŞKA BİR İŞYERİNDE ÇALIŞTIRILMASI DÜRÜSTLÜK KURALI

İŞÇİNİN BAŞKA BİR İŞYERİNDE ÇALIŞTIRILMASI DÜRÜSTLÜK KURALI İŞÇİNİN BAŞKA BİR İŞYERİNDE ÇALIŞTIRILMASI DÜRÜSTLÜK KURALI ÖZET: İşçinin il sınırları içinde veya dışında başka bir işyerinde çalıştırılacağını öngören sözleşme hükmü geçerlidir. Ancak, bu yetkinin işveren

Detaylı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü Sayı : 11395140-105[229-2012/VUK-1-...]--25513/02/2015 Konu : Tasfiye zararının geçmiş yıl karlarına

Detaylı

Genel İşlem Koşulları

Genel İşlem Koşulları Dr. Osman Açıkgöz Tüketicinin Korunması Çerçevesinde Mobil Haberleşme Abonelik Sözleşmesinde Genel İşlem Koşulları İÇİNDEKİLER Prof. Dr. Serap Helvacı nın Önsözü...VII Yazarın Önsözü... XI İÇİNDEKİLER...XV

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2011/8665 Karar No : 2013/9005 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol Özeti : İmar planında küçük sanayi

Detaylı

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI. Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü. Sayı : 11395140-019.

T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI. Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü. Sayı : 11395140-019. Özelge: SMS yolu ile banka hesabına yatan üyelik bedelleri karşılığında aylık fatura düzenleyip düzenleyemeyeceği ile yabancı ülke internet sitelerinin üyelere kullandırılması durumunda elde edilecek gelirin

Detaylı

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 MADDE 1.- 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 10/a maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ve Öncelikle Uygulanacak Hüküm

BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ve Öncelikle Uygulanacak Hüküm GAYRİKABİL-İ RÜCÜ SİCİLDEN TERKİN VE İHRAÇ TALEBİ YETKİ FORMU NUN (IDERA) KAYDA ALINMASINA, İPTAL EDİLMESİNE VE İCRASINA İLİŞKİN TALİMAT(SHT-IDERA Rev.01) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Detaylı

SATIŞ SÖZLEŞMESİ MADDE 1- TARAFLAR: 1.2. Ltd. Şti. Ümraniye İstanbul

SATIŞ SÖZLEŞMESİ MADDE 1- TARAFLAR: 1.2. Ltd. Şti. Ümraniye İstanbul SATIŞ SÖZLEŞMESİ MADDE 1- TARAFLAR: 1.1.. Ltd. Şti. Ümraniye İstanbul 1.2. Ltd. Şti... MADDE 2- TANIMLAMALAR: 2.1. ALICI madde 1.2. adı geçen. yı 2.2. SATICI madde 1.1. de adı geçen. Ltd. Şti. yi 2.3.

Detaylı

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç

T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç T.C. DÜZCE ÜNİVERSİTESİ FİKRİ VE SINAİ MÜLKİYET HAKLARI PAYLAŞIM YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönergenin amacı, Düzce Üniversitesi çalışanlarının yaptığı

Detaylı

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI Tasarrufun iptali davası, borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu tasarrufi işlemlerin dava açan alacaklı bakımından geçersizliğinin sağlanmasına yönelik bir hukuk davasıdır.

Detaylı

Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözleşmesi. Doç. Dr. Kübra Doğan Yenisey İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözleşmesi. Doç. Dr. Kübra Doğan Yenisey İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Türk Borçlar Kanunu nda Hizmet Sözleşmesi Doç. Dr. Kübra Doğan Yenisey İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk Fakültesi İsviçre Borçlar Kanunu, Yargıtay içtihadı Terminoloji : Hizmet Sözleşmesi Fesih Süreleri

Detaylı

ÖZAK GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. ESAS SÖZLEŞME TADİL METNİ

ÖZAK GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. ESAS SÖZLEŞME TADİL METNİ ÖZAK GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş. ESAS SÖZLEŞME TADİL METNİ Eski Metin ŞİRKETİN MERKEZ VE ŞUBELERİ Madde 3: Şirketin merkezi Atatürk Bulvarı 13. Cadde 34 Portall Plaza Kat: 2-3 İkitelli OSB 34494

Detaylı

GAYRİMENKUL ALIM-SATIMINDA POTANSİYEL MÜKELLEFLER AÇISINDAN EN ÇOK YANLIŞ YAPILAN KONULAR

GAYRİMENKUL ALIM-SATIMINDA POTANSİYEL MÜKELLEFLER AÇISINDAN EN ÇOK YANLIŞ YAPILAN KONULAR GAYRİMENKUL ALIM-SATIMINDA POTANSİYEL MÜKELLEFLER AÇISINDAN EN ÇOK YANLIŞ YAPILAN KONULAR Fatih GÜNDÜZ* I-GİRİŞ Son birkaç yıldır ekonomide meydana gelen olumlu ve olumsuz gelişmelerle gayrimenkul piyasası

Detaylı

PRİM TAHSİLAT DAİRE BAŞKANLIĞI TEMMUZ 2009

PRİM TAHSİLAT DAİRE BAŞKANLIĞI TEMMUZ 2009 TEK BELGE UYGULAMASI İLE İLGİLİ OLARAK 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA, 18/2/2009 TARİH VE 5838 SAYILI KANUNLA YAPILAN DÜZENLEMELER PRİM TAHSİLAT DAİRE BAŞKANLIĞI TEMMUZ

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/41

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/41 488 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2010/4805 Karar No. 2012/12361 Tarihi: 11.04.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/41 FAZLA ÇALIŞMA ÜST DÜZEY YÖNETİCİNİN

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/2

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/2 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2011/51419 Karar No. 2012/39553 Tarihi: 27.11.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/2 ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN

Detaylı

AKTİFE KAYITLI TAŞINMAZLARIN BAŞKA ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASINDA KDV

AKTİFE KAYITLI TAŞINMAZLARIN BAŞKA ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASINDA KDV AKTİFE KAYITLI TAŞINMAZLARIN BAŞKA ŞİRKETLERE AYNİ SERMAYE OLARAK KONULMASINDA KDV Yazar:HayreddinERDEM* Yaklaşım / Eylül 2009 / Sayı: 201 I- GİRİŞ Şirket(1) ortakları, sermaye taahhütlerini nakdi veya

Detaylı

Türk Tüketici Hukuku nun AB Hukuku İle Uyumu Sorunu. Doç. Dr.Yeşim M. Atamer

Türk Tüketici Hukuku nun AB Hukuku İle Uyumu Sorunu. Doç. Dr.Yeşim M. Atamer Türk Tüketici Hukuku nun AB Hukuku İle Uyumu Sorunu Doç. Dr.Yeşim M. Atamer Tüketicinin Korunması Alanında AB Yönergeleri ve Türk Hukukunda Karşılıkları 1984 Karşılaştırmalı Reklamlar 1985 İmalatçının

Detaylı

Arsa karşılığı bağımsız bölüm tesliminin gelir vergisi karşısındaki durum-1

Arsa karşılığı bağımsız bölüm tesliminin gelir vergisi karşısındaki durum-1 Arsa karşılığı bağımsız bölüm tesliminin gelir vergisi karşısındaki durum-1 I. GİRİŞ Türkiye ekonomisi içinde ağırlığını her zaman hissettiren inşaat sektörü günümüzde giderek daha da önem kazanmış ve

Detaylı

Anılan rejimde ekonomik değeri olmayan atıklar ise fire olarak tanımlandığından bu atıklar dahilde işleme rejiminin konusunu oluşturmamaktadır.

Anılan rejimde ekonomik değeri olmayan atıklar ise fire olarak tanımlandığından bu atıklar dahilde işleme rejiminin konusunu oluşturmamaktadır. GÜMRÜK İŞLEMLERİNE TABİ TUTULMAKSIZIN SERBEST DOLAŞIMA SOKULAN İKİNCİL İŞLEM GÖRMÜŞ ÜRÜNE İLİŞKİN GÜMRÜK VERGİLERİ VE İDARİ PARA CEZALARINI ORTADAN KALDIRAN SÜRE (ZAMANAŞIMI) Bilindiği üzere Dahilde İşleme

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2011-31.12.2011 DÖNEMİ AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede belirlenen ücretler

Detaylı

BORÇLAR HUKUKU Genel Hükümler 1.Bölüm

BORÇLAR HUKUKU Genel Hükümler 1.Bölüm 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ile Getirilen Yenilikler BORÇLAR HUKUKU Genel Hükümler 1.Bölüm M&Birlik Hukuk Bürosu Stj.Av.Abdullatif AĞGÜRBÜZ BİRİNCİ AYRIM Sözleşmeden doğan borç ilişkileri ni düzenleyen

Detaylı

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞU

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞU A) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ndan doğan sorumluluk Yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ( TTK ) doğan sorumluluğu, hukuki ve cezai sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Detaylı

İŞ KANUNU NA GÖRE ÇALIŞMA KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK

İŞ KANUNU NA GÖRE ÇALIŞMA KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK İŞ KANUNU NA GÖRE ÇALIŞMA KOŞULLARINDA ESASLI DEĞİŞİKLİK Cumhur Sinan ÖZDEMİR * Öz İş ilişkisinden kaynaklanan ve işin yerine getirilmesinde tabi olunan hak ve borçların tümü çalışma koşulları olarak değerlendirilmelidir(özde

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,6

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,6 T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 10401 Karar No. 2014/20271 Tarihi: 05.11.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2015/4 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /2,6 İŞYERİ DEVRİNDE FESHE BAĞLI ALACAKLARDAN

Detaylı

HARÇLAR KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 59) Resmî Gazete: 14 Mart 2009/ 27169

HARÇLAR KANUNU GENEL TEBLİĞİ (SERİ NO: 59) Resmî Gazete: 14 Mart 2009/ 27169 Sayı: YMM.03.2009-025 Konu: 59 Seri No.lu Harçlar Genel Tebliği İZMİR. 16.3.2009 Muhasebe Müdürlüğüne, 14.03.2009 tarih ve 27169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 59 Seri No.lu Harçlar Genel Tebliğinde;

Detaylı

BORÇLAR HUKUKU BÖLÜM 1

BORÇLAR HUKUKU BÖLÜM 1 BORÇLAR HUKUKU BÖLÜM 1 Borçlar hukuku 2 bölümden oluşmaktadır. 1.bölüm genel hükümler 2.bölüm özel hükümlerdir Borçlar hukuku medeni hukukun bir alt dalı yani tamamlayıcısıdır. Birey-Birey arasındaki borçtan

Detaylı

2013 / 2 DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVI VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI SINAV SORULARI 29 HAZİRAN 2013 CUMARTESİ

2013 / 2 DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVI VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI SINAV SORULARI 29 HAZİRAN 2013 CUMARTESİ 2013 / 2 DÖNEM SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLİK SINAVI VERGİ MEVZUATI VE UYGULAMASI SINAV SORULARI 29 HAZİRAN 2013 CUMARTESİ SORU 1: Aşağıdaki kavram veya konulan, ilgili oldukları vergi kanunları hükümlerini

Detaylı

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 T.C. Resmi Gazete Yayın Tarihi 24 Aralık 2009 PERŞEMBE Sayı : 27442 GENEL HÜKÜMLER Konu ve kapsam MADDE 1 (1) Bütün hukuki yardımlarda avukat

Detaylı

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür .. A.Ş. Sn..( Müteselsil Kefil) Sn...( Müteselsil Kefil) Bankamız ile.. A.Ş arasındaki kredi ilişkisi çerçevesinde, ekte sizinle yapmayı arzu ettiğimiz Nakit Kredi Taahhütnamesinin bir örneği ve bu Taahhütnamenin

Detaylı

Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir.

Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir. 6. FİNANSAL KİRALAMA KANUNU Kanunun tam adı : Finansal Kiralama Kanunu Kanun No. : 3226 Kabul Tarihi : 10 Haziran 1985 Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 28 Haziran 1985 / 18795 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

Detaylı

1- Aşağıda verilenlerden hangisi ticaret şirketlerine uygulanacak mevzuat hükümlerinden

1- Aşağıda verilenlerden hangisi ticaret şirketlerine uygulanacak mevzuat hükümlerinden 1- Aşağıda verilenlerden hangisi ticaret şirketlerine uygulanacak mevzuat hükümlerinden A) Şirket sözleşmesi hükümleri B) Ticari örf ve adet hukuku kuralları C) Tamamlayıcı ve yorumlayıcı hükümler D) Emredici

Detaylı

BELİRSİZ SÜRELİDEN BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNE GEÇEN İŞÇİ VE İŞVERENİN YASAL HAKLARI

BELİRSİZ SÜRELİDEN BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNE GEÇEN İŞÇİ VE İŞVERENİN YASAL HAKLARI BELİRSİZ SÜRELİDEN BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİNE GEÇEN İŞÇİ VE İŞVERENİN YASAL HAKLARI Erol GÜNER* I. GİRİŞ: 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Yasası nın İKİNCİ BÖLÜM başlığında, İş

Detaylı

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ İDER AVANSI, GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2012/13494 KARAR NO : 2013/12373 GİDER AVANSI VE DELİL AVANSI ARASINDAKİ FARKLAR KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785. Karar No : 2012/3582

T.C. D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785. Karar No : 2012/3582 T.C D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785 Karar No : 2012/3582 Anahtar Kelimeler : Haciz İşlemi, İhtiyati Haciz, Şirket Ortağı, Teminat, Kişiye Özgü Ev Eşyaları Özeti: Teşebbüsün muvazaalı olduğu

Detaylı

HUSUSİ SİGORTA HUKUKU

HUSUSİ SİGORTA HUKUKU Prof. Dr. Rayegân KENDER TÜRKİYE DE HUSUSİ SİGORTA HUKUKU Sigorta Müessesesi Sigorta Sözleşmesi İÇİNDEKİLER ONUNCU BASKIYA ÖNSÖZ... vii BİRİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ...ix İÇİNDEKİLER...xi BİBLİYOGR AFYA...xix

Detaylı

TİCARET HUKUKU. 1. TİCARET HUKUKUNA GİRİŞ 2. TİCARİ İŞLETME 3. TİCARİ İŞ, TİCARİ HÜKÜM ve TİCARİYARGI. Öğr. Gör. Fevzi APAYDIN

TİCARET HUKUKU. 1. TİCARET HUKUKUNA GİRİŞ 2. TİCARİ İŞLETME 3. TİCARİ İŞ, TİCARİ HÜKÜM ve TİCARİYARGI. Öğr. Gör. Fevzi APAYDIN TİCARET HUKUKU 1. NA GİRİŞ 2. TİCARİ İŞLETME 3. TİCARİ İŞ, TİCARİ HÜKÜM ve TİCARİYARGI Öğr. Gör. Fevzi APAYDIN Ticaret Hukuku Kavramı TİCARET HUKUKU Üretim, değişim ve tüketim aşamalarındaki ticari faaliyetleri

Detaylı

BANKACILIK İŞLEMLERİ 2 II. BANKA HUKUKU 2 III. BANKA İLE MÜŞTERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ DÜZENLEYEN KURALLAR

BANKACILIK İŞLEMLERİ 2 II. BANKA HUKUKU 2 III. BANKA İLE MÜŞTERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ DÜZENLEYEN KURALLAR IÇINDEKILER I. BANKACILIK İŞLEMLERİ 2 II. BANKA HUKUKU 2 III. BANKA İLE MÜŞTERİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ DÜZENLEYEN KURALLAR 3 A. Banka Sözleşmeleri 3 B. Banka Standart Sözleşmeleri 3 C. Banka Genel İşlem

Detaylı

6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU NA GÖRE KEFALET SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ

6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU NA GÖRE KEFALET SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ Ş. DEREN GÜNDÜZ Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU NA GÖRE KEFALET SÖZLEŞMESİNİN ŞEKLİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... XI KISALTMALAR...

Detaylı

UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA - FİNANSAL KİRALAMA

UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA - FİNANSAL KİRALAMA UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA - Uzun süreli kiralama, ariyet ve rehin gibi hallerde aracı elinde bulunduran işleten sayılır. Aracı işleten ise, kusursuz sorumluluk kurallarına göre zarardan sorumludur. Finansal

Detaylı

6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ

6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ 6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ I) GENEL AÇIKLAMA 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu (HMK) 105 ve 113 üncü maddelerde sekiz dava türü tanımlanmıştır. 1086 sayılı HUMK ta bu tanımlamaların

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/8,10,11

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/8,10,11 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2010/5999 Karar No. 2012/12208 Tarihi: 10.04.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/8,10,11 BELİRSİZ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ

Detaylı

506 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR KANUNU İLE 4857 SAYILI İŞ KANUNU NDA İŞYERİNİ BİLDİRME YÜKÜMLÜLÜGÜ

506 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR KANUNU İLE 4857 SAYILI İŞ KANUNU NDA İŞYERİNİ BİLDİRME YÜKÜMLÜLÜGÜ 506 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR KANUNU İLE 4857 SAYILI İŞ KANUNU NDA İŞYERİNİ BİLDİRME YÜKÜMLÜLÜGÜ Kemal AKINBİNGÖL * İşyerinin bildirimine ilişkin konu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı

Detaylı

HUKUK KURALLARINA AYKIRILIĞA BAĞLANAN YAPTIRIMLAR

HUKUK KURALLARINA AYKIRILIĞA BAĞLANAN YAPTIRIMLAR HUKUK KURALLARINA AYKIRILIĞA BAĞLANAN YAPTIRIMLAR Daha öncede belirttiğimiz gibi hukuk kurallarını diğere toplumsal davranış kurallarından ayıran en önemli özellik, aykırılık halinde devlet güçü ile desteklenmiş

Detaylı