خطبة الحاجة النساء: ٤/۲(

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "خطبة الحاجة النساء: ٤/۲("

Transkript

1

2 خطبة الحاجة ن س ت غ ف ر ه و ن ع وذ ب ا ل ل م ن ش ور ر أ ن ف س نا و م ن و ين ه ن س ت ع و ن ح م د ه إ ن ال ح م د ل ل س ي ئا ت أ ع م ال نا م ن ي ه د ه ا ل ل ف ل م ض ل ل ه و م ن ي ض ل ل ف ل ها د ي ل ه و أ ش ه د أ ن ل إ ل ه إ ل. ا ل ل و ح د ه ل ش ر يك ل ه و أ ش ه د أ ن م ح م د ا ع ب د ه و ر س ول ه ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ات ق وا الل ه ح ق ت ق ات ه و ل ا ت م وت ن ا ل ا و ا ن ت م م س ل م ون ۲۰۱ )سورة آل عمران: ۲۰۱/۳( ي ا ا ي ه ا الن اس ات ق وا ر ب ك م ال ذ ى خ ل ق ك م م ن ن ف س و اح د ة و خ ل ق م ن ه ا ز و ج ه ا و ب ث م ن ه م ا ر ج ال ا ك ث ير ا و ن س اء و ات ق وا الل ه ال ذ ى ت س اء ل ون ب ه و ال ا ر ح ام ا ن الل ه ك ان ع ل ي ك م ر ق يب ا ۱ )سورة النساء: ٤/۲( ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ات ق وا الل ه و ق ول وا ق و ل ا س د يد ا ۰۷ ي ص ل ح ل ك م ا ع م ال ك م و ي غ ف ر ل ك م ذ ن وب ك م و م ن ي ط ع الل ه و ر س ول ه ف ق د ف از ف و ز ا ع ظ يم ا ۰۷ )سورة الأحزاب: ۰۲-۰۰/۳۳( أ م ا ب ع د : ف إ ن أ ص د ق ال ح دي ث ك ت اب ا ل ل و خ ي ر ال ه د ي ه د ي م ح م د و ش ر ح د ث ة ب د ع ة و ك ل ب د ع ة ض ل ل ة و ك ل ض ل ل ة ف ي الن ار. و ك ل م ا ح د ث ات ه ا ل م ور م

3 HUTBETU L-HÂCE Hamd, -âlemlerin rabbi olan- Allâh a mahsustur. O na hamd eder, O ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O na sığınırız. O nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O nun kulu ve Rasûlü dür. Ey îmân edenler! Allâh tan korkulması gerektiği gibi korkun ve sizler ancak Müslümanlar olarak ölün! (Âli İmrân: 3/102) Ey insânlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allâh tan ve akrabalık haklarına riâyetsizlikten sakının! Şüphesiz Allâh sizin üzerinize gözetleyicidir. (Nisâ: 4/1) Ey îmân edenler! Allâh tan sakının ve sözün en doğru-sunu söyleyin ki Allâh, amellerinizi ıslah etsin ve günahları-nızı bağışlasın. Kim Allâh a ve Rasûlü ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur. (Ahzab: 33/70-71) Bundan sonra: Muhakkak ki sözlerin en doğrusu Allâh ın kelâmı (Kur ân-ı Kerîm), yolların en hayırlısı ise Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem in yoludur (Sünneti dir). İşlerin en kötüsü sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dîne sokulan her şey bid ât, her bid ât dalâlet, her dalâlet ise ateştedir.

4 MUKADİME Sahîh/geçerli bir îmân, Allâh Azze ve Celle nin inanç esasları olarak bildirdiği tüm şeylere inanmakla ve gerektirdiklerini de yerine getirmekle gerçekleşir. Hiçbir kimse bunlara inanamadan ve gerektirdiklerini de yerine getirmeden Müslüman olamaz. İnanç esasları tamam olmadan ve onları bozacak olan şeyler de yok olmadan namaz ve oruç gibi İslâm ın şiarlarından olan ibâdetleri yerine getirmek yahut alkol ve kumar gibi herkesin bildiği haramlardan da sakınmak, kişiye fayda vermez. Zîrâ ibâdetler, sahîh bir îmân olmadan kabul edilmez. Îmânın temeli olan inanç esasları Allâh a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe ve kadere inanmak olarak altı tanedir. İnanca dair olan diğer şeyler, bu altı esasa râcidir/ döner. Bu inanç esaslarına topluca îmânın şartları denir. Îmân: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem in Allâh u Teâlâ dan getirdiklerini kalb ile kabul etmek, bunları dil ile söylemek ve gerektirdikleriyle amel etmektir. Şart kelimesi ise: Yok olması halinde hükmünde yok olacağı şeydir. Anlaşılacağı üzere, îmânın kabul olması şartlarının tamam olmasına bağlıdır. Şartlarından biri eksik olduğunda yahut şartları bozacak bir şey bulunduğunda ise îmân sahîh olmaz. Sâhibi Müslüman ismini alamaz Bizim bu kitâbımızdaki amacımız, sahîh bir îmânın teşekkülü için gerekli olan îmânın şartları olan altı esası, Kur ân dan ve Sünnet ten delîllerle kısaca açıklamaktır.

5 ÎMÂNIN ŞARTLARI Kulların mükellef oldukları en büyük ve önemli olan şey îmân olup, altı esas üzerine kurulmuştur. Bu esaslara îmânın şartları denir. Bun şartlar: Allâh a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe, hayrı ve şerriyle kadere inanmaktır. Nitekim Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ا م ن الر س ول ب م ا ا ن ز ل ا ل ي ه م ن ر ب ه و ال م ؤ م ن ون ك ل ا م ن ب الل و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه ل ن ف ر ق ب ي ن ا ح د م ن ر س ل ه ٥٨٢ Rasûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti, mü minler de (îmân ettiler). Her biri; Allâh a, meleklerine, kitâblarına ve rasûllerine îmân ettiler ve şöyle dediler: O nun rasûllerinden hiçbirini ayırt etmeyiz. (Bakara: 2/285) ل ي س ال ب ر ا ن ت و ل وا و ج وه ك م ق ب ل ال م ش ر ق و ال م غ ر ب و ل ك ن ال ب ر م ن ا م ن ب الل و ال ي و ا ل خ ر و ال م ل ئ ك ة و ال ك ت اب و الن ب ي ن ٧١١ İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, Allâh a, âhiret gününe, meleklere, kitâb ve nebîlere îmân eden kimselerin yaptığıdır. (Bakara: 2/177)

6 6 Abdullâh Saîd el-müderris ا ن ا ك ل ش ي ء خ ل ق ن اه ب ق د ر ٩٤ Gerçekten biz, her şeyi bir kader ile yarattık. (Kamer: 54/49) Ömer bin Hattâb radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ع م ع ن ر ه : و س ل م ب ن الخ ط ا ب ع ل ي»ا ل يم ان أ ن ت ؤ م ن ب ا ل ل ا ل ل و ش ر ه» ا ل خ ر و ت ؤ م ن ب ال ق د ر خ ر ي ه ق ال : ق ال ض ي ا ل ل ع ن ه ر ر سو ل ا ل ل ص ل ى و م وال ي سل ه ور و ك ت ب ه ل ئ ك ت ه و م İman; Allâh a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe ve hayırlısıyla şerlisiyle kadere inanmandır. [(SAHİH HADİS:) Müslim (8); Tirmizî (2610) ] Bu şartlar, îmânın olmaza olmazlarıdır. Bu şartların tümüne îmân etmedikçe kişinin îmânı sahîh yani geçerli olmaz. Bunlardan birini dahi inkâr eden kimse îmân dairesinden çıkar kâfir olur. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: و م ن ي ك ف ر ب الل و م لئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه و ال ي و ا ل خ ر ف ق د ض ل ض ل ا ل ب عيداا ٧٣١ Kim Allâh ı, meleklerini, kitâblarını, rasûllerini ve âhiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. (Nisa: 4/136)

7 ALLÂH A ÎMÂN Allâh Subhânehu ve Teâlâ ya inanmak, îmânın şartlarının birincisi, en büyüğü ve hepsinin esasıdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ا م ن الر س ول ب م ا ا ن ز ل ا ل ي ه م ن ر ب ه و ال م ؤ م ن ون ك ل ا م ن ب الل و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه ل ن ف ر ق ب ي ن ا ح د م ن ر س ل ه ٥٨٢ Rasûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti, mü minler de (îmân ettiler). Her biri; Allâh a, meleklerine, kitâblarına ve rasûllerine îmân ettiler ve şöyle dediler: O nun rasûllerinden hiçbirini ayırt etmeyiz. (Bakara: 2/285) Allâh a inanmak, îmânın temeli ve özü olup, asılların aslıdır. Diğer bütün inançlar ona tabidir ve bu asıldan kaynaklanır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ ya îmân, O nun varlığına ve birliğine, kendisinden başka ibâdete layık ilâh olmadığına, isimlerinde ve sıfâtlarında eksiksiz ve mükemmel olduğuna îmân etmeyi içerir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ذل ك م الل ر ب ك م ل ا له ا ل ه و خ ال ق ك ل ش ي ء ف اع ب د وه و ه و ع لى ك ل ش ي ء و كيل ٧٠٥

8 8 Abdullâh Saîd el-müderris İşte Rabbiniz Allâh budur. O ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse yalnız O na ibâdet edin. Zira O, her şeye vekîldir. (Enâm: 6/102) Allâh Subhânehu ve Teâlâ ya îmân, tevhîdin üç türünde O na inanmayı ve gerekleriyle de amel etmeyi mecbur kılar. Bunlar: Rubûbiyyet, Ulûhiyyet, İsim ve Sıfât Tevhîdi dir. RUBÛBİYYET TEVHÎDİ: Rubûbiyyet, Allâh u Teâlâ nın Rabb ismine nispet edilen bir kelime olup, Rabb lık demektir. Rabb kelimesi lügatte: Mürebbi/ terbiye edici, malik/mülk ve iktidar sahibi, seyyid/efendi, müdebbir/ yönetici, vali/idareci, mun im/nimet verici, mütemmim/ tamamlayıcı, kayyim/yönetici gibi mânâlara gelir. Tevhîd: Birlemek, bir kılmak demektir. Rubûbiyyet tevhîdi ise: Allâh Subhânehu ve Teâlâ yı fiillerinde birlemektir. Rabbimiz Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ا ل ح م د لل ر ب ال ع ال م ين ٥ Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh a mahsustur. (Fatiha: 1/2) ر ب الس مو ات و ا ل ر ض و م ا ب ي ن ه م ا ال ع زيز ال غ ف ار ١١ Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allâh) azîzu l-gaffârdır (üstündür, çok bağışlayıcıdır). (Sad: 38/66)

9 Îmânın Şartları 9 ر ب الس مو ات و ا ل ر ض و م ا ب ي ن ه م ا ف اع ب د ه و اص ط ب ر ل ع ب اد ت ه ه ل ت ع ل م ل ه س م ياا ١٢ (Allâh) Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde O na ibâdet et ve O na ibâdette kararlı ol. Hiç O nun adaşı (dengi ve benzeri) olan birini biliyor musun? (Meryem: 19/65) Rubûbiyyet tevhîdi, Allâh u Teâlâ nın yaratan, yaşatan, yöneten, idare eden, hüküm veren, işleri dengede tutan, rızık veren, dirilten, öldüren Olduğunu tasdik ve ikrar etmektir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: ا ن ر ب ك م الل م م ال يخ خ ل ق الس مو ات و ا ل ر ض في س ت ة ا ي ا اس ت وى ع ل ى ال ع ر ش ي غ ش ي ال ي ل الن ه ار ي ط ل ب ه ح ثيث اا و الش م س و ال ق م ر و الن ج و م س خ ر ات ب ا م ر ه ا ل ل ه ال خ ل ق و ا ل م ر ت ب ار ك الل ر ب ال ع ال مين ٢٩ Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allâh tır. İyi bilin ki, yaratmak da emretmek de O na

10 10 Abdullâh Saîd el-müderris mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allâh ne yücedir! (Araf: 7/54) ق ل م ن ي ر ز ق ك م م ن الس م اء و ا ل ر ض ا م ن ي م ل ك الس م ع و ا ل ب ص ار و م ن ي خ ر ج ال ح ي م ن ال م ي ت و ي خ ر ج ال م ي ت م ن ال ح ي و م ن ي د ب ر ا ل م ر ف س ي ق ول ون الل ف ق ل ا ف ل ت ت ق ون ٣٧ De ki: Kimdir sizi gökten ve yerden rızıklandıran? Kimdir kulaklarınızı ve gözlerinizi yaratan? Kimdir ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran. Kimdir bütün işleri çekip çeviren, kâinatı yöneten. Allâh! diyecekler. De ki: O hâlde, Allâh a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız? (Yunus: 10/31) ا ن ال ح ك م ا ل لل ا م ر ا ل ت ع ب د وا ا ل ا ي اه ٩٠ Hüküm vermek yalnızca Allâh a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye ibâdet etmemenizi emretmiştir. (Yusuf: 12/40) Kâinatta Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın dilediği şey olur, dilemediği şey olmaz. Semada/göklerde ve arzda/yerde olan her şey ve herkes O nun mahlûku/yarattığı kuludur. O nun izni olmadan hiçbir şey yapamazlar ve isteyemezler. Kâinatın tasarrufu O nun elindedir. O nun hükmü ve egemenliği altındadır. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır:

11 Îmânın Şartları 11 ا ل م ت ع ل م ا ن الل ل ه م ل ك الس مو ات و ا ل ر ض ي ع ي ب م ن ي ش اء و ي غ ف ر ل م ن ي ش اء و الل ع لى ك ل ش ي ء ق دير ٩٠ Bilmez misin ki, göklerin ve yerin mülk-ü tasarrufu Allâh a aittir. O, dilediğine azâb eder, dilediğini de bağışlar. Allâh, her şeye hakkıyla gücü yetendir. (Mâide: 5/40) ULÛHİYYET TEVHÎDİ: Ulûhiyyet: İlahlık demektir. İbâdet edilerek itaat edilen ma bûd anlamındaki ilâh kelimesinden türemiştir. Tevhîd: Birlemek, bir kılmak demektir. Ulûhiyyet tevhîdi ise: Kulların kendi fiillerinde Allâh Subhânehu ve Teâlâ yı birlemeleridir. Yani ibadette Allâh u Teâlâ yı birlemektir. Bu sebeble bu tevhîde tevhîd-i ibâde/ibadet tevhîdi de denilir. İlâhımız Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: و م ا ا ر س ل ن ا م ن ق ب ل ك م ن ر س ول ا ل ن وح ي ا ل ي ه ا ن ه ل ا له ا ل ا ن ا ف اع ب د ون ٥٢ Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona: Şüphesiz, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Öyleyse bana ibâdet edin diye vahyetmiş olmayalım. (Enbiya: 21/25) Ulûhiyyet tevhîdi, Allâh u Teâlâ nın hak ve gerçek ilâh oldu-

12 12 Abdullâh Saîd el-müderris ğuna, O ndan başka ibâdeti hak eden ilâh bulunmadığına ve O nun dışındaki tüm ilâhların batıl ve sahte olduğuna kesin olarak inanmaktır. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ذل ك ب ا ن الل ه و ال ح ق و ا ن م ا ي د ع ون م ن د ون ه ال ب اط ل و ا ن الل ه و ال ع ل ي ال ك بير ٣٠ Bu böyledir. Çünkü Allâh hakkın tâ kendisidir, onu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allâh çok yücedir, çok büyüktür. (Lokman: 31/30) Ulûhiyyet tevhîdi, ibâdeti, inkıyâdı/boyun eğmeyi ve mutlak itaati sadece O na tahsis etmek; kim olursa olsun hiçbir kimseyi hiçbir şeyde O na ortak etmemektir. Namaz, oruç, zekât, hac, zebh/kurban, nezr/adak, dua, istiane/yardım isteme, istiâze/sığınma, tevekkül, havf/korku, reca/ümit, muhabbet/sevgi, inâbe/tevbe ve yöneliş, haşyet/saygı ve korku, tezellül/huzurunda kendini küçük görme ve hüküm istemek gibi görünen ve görünmeyen hiçbir ibâdeti O ndan başkasına yapmamaktır. Tüm ibâdet çeşitleriyle sevgi, korku ve ümitle sadece Allâh a ibâdet etmektir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: و اع ب د وا الل و ل ت ش ر ك وا ب ه ش ي اا ٣١ Allâh a (tevhîd üzere) ibâdet edin ve ona hiçbir şeyi şirk (ortak) koşmayın. (Nisâ: 4/36)

13 Îmânın Şartları 13 ق ل ا ن ص ل تي و ن س كي و م ح ي اخ و م م اتي لل ر ب ال ع ال مين ٧١٥ De ki: Şüphesiz benim namazım da, diğer ibâdetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allâh içindir. (Enam: 6/162) Ulûhiyyet tevhîdi, İslâm Dini nin başlangıcı ve sonudur; zâhiri/dışı ve bâtınıdır/içidir. Nebîlerin/peygamberlerin ilk ve son çağrısıdır. Bu tevhîdin teşekkülü için nebîler gönderilmiş, kitâblar indirilmiştir, cihâd kılıçları çekilmiştir. Bu tevhîde istendiği gibi îmân edenler mü min olarak isimlendirilmiştir. Bu tevhîde îmân etmeyenler veya eksiği olanlar kâfir olarak isimlendirilmiştir. Nitekim Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ل ق د ب ع ث ن ا في ك ل ا م ة ر س و ا ل ا ن اع ب د وا الل و اج ت ن ب وا الط اغ وت ف م ن ه م م ن ه د ى الل و م ن ه م م ن ح ق ت ع ل ي ه الض ل ل ة ف سير وا ف ي ا ل ر ض ف ان ظ ر وا ك ي ف ك ان ع اق ب ة ال م ك ي بين ٣١ Andolsun, biz her ümmete: Allâh a kulluk edin ve tâğûttan kaçının diye bir rasûl gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allâh hidâyet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık (hükmü) hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da (tevhîdi) yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. (Nahl: 16/36)

14 14 Abdullâh Saîd el-müderris İSİM VE SIFÂT TEVHÎDİ: İsim: Kur ân ve Sünnet te Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın zatını ifâde etmek için kullanılan kelimedir. Sıfât: Kur ân ve Sünnet te Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın vasıflarını ifâde etmek için kullanılan kelimedir. Tevhîd: Birlemek, bir kılmak demektir. İsim ve sıfât tevhîdi ise: En güzel isimlerin ve en kâmil sıfâtların Allâh Subhânehu ve Teâlâ ya ait olduğunu tasdik ederek, O nu, bu isim ve sıfâtlarında birlemek demektir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: و لل ا ل س م اء ال ح س نى ف اد ع وه ب ه ا و ذ ر وا ال يين ي ل ح د ون في ا س م ائ ه س ي ج ز و ن م ا ك ان وا ي ع م ل ون ٧٨٠ En güzel isimler Allâh ındır. O halde O na o güzel isimleriyle dua edin. O nun isimleri hakkında yanlış yola sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır. (Araf: 7/180) ل ل يين ل ي ؤ م ن ون ب ا ل خ ر ة م ث ل الس و ء و لل ال م ث ل ا ل ع لى و ه و ال ع زيز ال ح كيم ١٠ Kötü sıfâtlar ahirete inanmayanlara aittir. Mesel-i A lâ/en yüce sıfâtlar ise Allâh ındır. O, Azîz (mutlak güç sahibidir) ve Hakîm dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (Nahl: 16/60) O nun isim ve sıfâtları bütün kemâl sıfâtlara sâhib ve her tür-

15 Îmânın Şartları 15 lü noksan sıfâtlardan beridir. O, bu özelliğiyle bütün varlıklardan ayrılır ve eşsizdir. O nun zatı diğer zatlara benzemediği gibi sıfâtları da aynı şekilde başkalarının sıfâtlarına benzemez. Çünkü O nun eşi dengi ve benzeri olabilecek hiçbir varlık yoktur. O, yarattığı mahlûkata kıyâs edilemez. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ل ي س ك م ث ل ه ش ي ء ٧٧ O nun benzeri hiçbir şey yoktur. (Şura: 42/11) و ل م ي ك ن ل ه ك ف واا ا ح د ٩ O nun hiçbir dengi yoktur. (İhlâs: 112/4) Allâh u Teâlâ nın, kendi zatı hakkında söyledikleri ve Rasûlü nün Âlemlerin Rabbi hakkında beyan ettikleri geldiği gibi kabul edilir ve haber verilen hiçbir sıfât inkâr edilmez. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و م ن ي ع ص الل و ر س ول ه و ي ت ع د ح د ود ه ي د خ ل ه ن اراا خ ال داا فيه ا و ل ه ع ي اب م هين ٧٩ Kim Allâh a ve Rasûlüne isyân eder ve O nun koyduğu sınırları aşarsa, Allâh onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azâb vardır. (Nisa: 4/14)

16 16 Abdullâh Saîd el-müderris İsim ve sıfâtlar tevkifi/vahye dayalı olup, aklın hiçbir dâhili yoktur. Bu isim ve sıfâtların mânâları bilinmekle birlikte keyfiyetleri ve hakikatleri mahlûkat/yaratılmış olanlar için gaybtir/bilinmezdir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ل ي حيط ون ب ه ع ل م اا ٧٧٠ Bilgice Allâh ı kavrayamaz (anlayamazlar). (Taha: 20/110) و ل ت ق ف م ا ل ي س ل ك ب ه ع ل م ا ن الس م ع و ال ب ص ر و ال ف ؤاد ك ل ا و لئ ك ك ان ع ن ه م س ؤ ا ل ٣١ Hakkında kesin bilgi sâhibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsrâ: 17/36) Bu sebeble Allâh Azze ve Celle yi Kur ân ve Sünnet te geçen sıfâtlarıyla tanımak ve bu isim ve sıfâtları sınırlandırmamak esastır. Hepsine hiçbir tahrif/bozma ve çarpıtma, hiçbir tatil/işlevsiz kılma, hiçbir tekyif/keyfiyet izafe etme, hiçbir temsil/denk ve benzer tanıma olmaksızın îmân edilir. Allâh Azze ve Celle nin Kur ân ve Sünnet te bildirilen tüm isimlerine îmân etmek farzdır. O nun kendisinden başka ilâh bu- ا ل ح ي el-ahad olduğuna, daimi bir hayat sâhibi ا ل ح د lunmayan el-hayy olduğuna, kendisinden önce hiçbir şeyin var olmadığı ol- el-bâki ا ل با قي el-evvel olduğuna, hiç yok olmayacak ا ل و ل

17 Îmânın Şartları 17 ا لخ ر duğuna, kendisinden sonra hiçbir şeyin bulunmayacağı el-âhir olduğuna, hiç bir şeye ihtiyaç duymayan ا لص م د es-samed ا ل ق دوس uzak olduğuna, eksik ve noksanlardan el-kuddûs olduğuna, zatında, sıfâtlarında ve fiillerinde mükemmel olan es-selâm ا لس ل م olduğuna, tüm mahlûkatı kuşatan ا ل م ح يط el-muhit olduğuna, her şeyi hakkıyla gören ا ل ب ص ير el-basir olduğuna, her şeyi hakkıyla işiten ا لس م يع es-semî olduğuna, her şeyden haber- ا ل ع bilen el-habîr olduğuna, her şeyi hakikatiyle ا ل خ ب ير dar ل يم el-alîm olduğuna, dilediğini dilediği zaman yapmaya gücü bulunan el-kadîr olduğuna, her istediğini yapacak surette gâlib ا ل ق د ير ر با ر yaptırtan el-kâhir olduğuna, dilediğini zorla ا ل ق اه olan ا ل ج el-cebbâr olduğuna, gücünü her daim koruyan ve yok olmayan ا ل ق يوم el-kayyum olduğuna, kuvveti sonsuz, mağlup edilemeyen el-aziz olduğuna, kendisinden başka yaratıcı olmayan ا ل ع ز يز arasındaki- el-hâlık olduğuna, yerleri ve gökleri ve de ikisi ا ل خ ال ق يع yaratan leri misilsiz el-bedî olduğuna, mahlûkatın mutlak ا ل ب د hükümdarı ا ل م ل ك el-melik olduğuna, tek hükmetme yetkisine ا ل ع د ل sahibi el-hâkim olduğuna, mutlak adalet ا ل ح ك يم sâhib el-adl olduğuna, tesbih ve tenzih edilen, acizlik ve eksikliklerden uzak olan es-subbuh olduğuna, azamet ve ikram sahibi ا لسبوح و ا ل ك ر ا م olan Zu l-celâli ve l-ikrâm olduğuna, hamd ذ و ال ج ل ل edilmeyi hak eden ا ل ح م يد el-hamîd olduğuna, kullarına sevgi ve

18 18 Abdullâh Saîd el-müderris ن olan şefkat, merhamet, lütuf ve rahmet sahibi er- ا لر ح م Rahmân ve ا لر ح er-rahîm olduğuna, mahlûkatın ihtiyaç duy- ا لر از ق veren duğu şeyleri onlara bol ve geniş olarak يم er-rezzak ا لت وا ب eden olduğuna, kullarının tevbelerini kabul et-tevvâb olduğuna, yücelik ve azamette kendisine karşı çıkan azgın varlıkla- م eden rın bellerini kırıp güçlerini yok ت ك ب ر oldu- el-mutekebbir ا ل س اب gören ğuna, hesabı en çabuk يع ال ح oldu- Serihu l-hisâb س ر ğuna, zalimlerden ve tâğûtlardan intikam alan ذ و ا ل ن ت ق ام Zu l- ش د يد İntikam olduğuna, hak edenlere şiddetli şekilde azâb eden Şedidu l-ikâb olduğuna îmân etmek farz olduğu gibi ال ع قا ب Kur ân ve Sünnette geçen diğer isimlerine de îmân etmek farz olup, îmânın bir gereğidir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın hayat, evvel, âhir, ilim, semi, basar, kudret ve kelâm gibi sıfâtlarına îmân etmek farz olduğu gibi, uluvv, istiva, nüzul, nefs, yed, vech, ayn, gazab ve rıza gibi keyfiyetsiz sıfâtlarına da îmân etmek farzdır. Nitekim her türlü eksiklikten münezzeh olan Rabbimiz Allâh Azze ve Celle, zikredilen bu sıfâtlarına dair şöyle buyurmaktadır: ا لل ل ا ل ه ا ل ه و ا ل ح ي ال ق ي و ٥٢٢ Allâh, (o Allâh dır ki) O ndan başka ilâh (ibâdet edilmeye hak eden) yoktur. O, Hayy dır (daim hayat sâhibidir), Kayyûm dur (zatıyla ve kemaliyle kaimdir). (Bakara: 2/255)

19 Îmânın Şartları 19 ه و ا ل و ل و ا ل خ ر و الظ اه ر و ال ب اط ن و ه و ب ك ل ش ي ء ع ليم ٣ O, Evvel ve Âhirdir. Zâhir ve Bâtın dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir. (Hadîd: 57/3) ا ن الل ب ك ل ش ي ء ع ليم ٧٧٢ Muhakkak ki Allâh, her şeyi çok iyi bilendir. (Tevbe: 9/115) ل ي س ك م ث ل ه ش ي ء و ه و الس ميع ال ب صير ٧٧ O nun benzeri hiçbir şey yoktur. Semî dir (işitendir), Basîr dir (görendir). (Şura: 42/11) ت ب ار ك ال ي خ ب ي د ه ال م ل ك و ه و ع ل ى ك ل ش ي ء ق د ير ٧ (Bütün) Mülk elinde bulunan Allâh ne yücedir. O, her şeye hakkıyla kadirdir (gücü yetendir). (Mülk: 67/1) و ا ن ا ح د م ن ال م ش ر كين اس ت ج ار ك ف ا ج ر ه ح تى ي س م ع ك ل

20 20 Abdullâh Saîd el-müderris الل ١ Eğer müşriklerden biri, senden emân isterse, ona emân ver; ta ki Allâh ın kelâmını dinlemiş olsun. (Tevbe: 9/6) ي خ اف ون ر ب ه م م ن ف و ق ه م ٢٠ Onlar üstlerindeki rablerinden korkarlar. (Nahl: 16/50) ا لر ح من ع ل ى ال ع ر ش اس ت وى ٢ Rahman Arşa istiva etti. (Taha: 20/5) ك ت ب ر ب ك م ع لى ن ف س ه الر ح م ة ٢٩ Rabbiniz kendi nefsi üzerine rahmet i yazdı. (Enam: 6/54) ق ال ي ا ا ب ليس م ا م ن ع ك ا ن ت س ج د ل م ا خ ل ق ت ب ي د خ ١٢ (Allâh) Dedi ki: Ey İblis, iki elimle yarattığıma (Âdem aleyhisselâm a) seni secde etmekten alıkoyan neydi? (Sad: 38/75) و ي ب قى و ج ه ر ب ك ذ و ال ج ل ل و ا ل ك ر ا ٥١ Ancak celâl ve ikrâm sâhibi Rabbinin yüzü bâkî kalacaktır.

21 Îmânın Şartları 21 (Rahman: 55/27) ت ج رخ ب ا ع ي ن ن ا ج ز ا اء ل م ن ك ان ك ف ر ٧٩ Gözlerimizin önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkâr edilmiş olana (Nûh a) bir mükâfat olmak üzere. (Kamer: 54/14) ر ض ي الل ع ن ه م و ر ض وا ع ن ه ٨ Allâh onlardan râzı olmuş, onlarda Allâh tan râzı olmuşlardır. (Beyyine: 98/8) و ض ر ب ت ع ل ي ه م الي ل ة و ال م س ك ن ة و ب اؤ ب غ ض ب م ن الل ذل ك ب ا ن ه م ك ان وا ي ك ف ر ون ب اي ات الل و ي ق ت ل ون الن ب ين ب غ ي ر ال ح ق ذل ك ب م ا ع ص و ا و ك ان وا ي ع ت د ون ١٧ Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allâh tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allâh ın âyetlerini inkâr etmelerinden ve (gönderilen) nebileri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) Bu, isyân etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara: 2/61) Bu sıfâtları Allâh ve Rasûlü bildirdiği için onları kabul ederek, keyfiyetini/nasıllığını sormamak ehl-i sünnet olmanın bir gereğidir.

22 22 Abdullâh Saîd el-müderris Allâh ve Rasûlünün bildirdiği sıfâtlarda hiçbir zaman teşbih/ benzetme ve tescim/cisimlendirme yoktur. Bunlara geldiği gibi, teşbih ve tescimden uzak bir şekilde îmân etmek gereklidir.

23 MELEKLERE ÎMÂN Meleklere inanmak, îmânın şartlarının ikincisidir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ا م ن الر س ول ب م ا ا ن ز ل ا ل ي ه م ن ر ب ه و ال م ؤ م ن ون ك ل ا م ن ب الل و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه ٥٨٢ Rasûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti, mü minler de (îmân ettiler). Her biri; Allâh a, meleklerine, kitâblarına ve rasûllerine îmân ettiler. (Bakara: 2/285) Melekler, Allâh u Teâlâ nın emrine asla isyan etmeyen; nurani ve latif varlıklardır. Meleklere îmân, onların varlığına en ufak bir tereddüd/şüphe etmeden inanmaktır. Meleklerin varlıklarını inkâr etmek veya varlıkları hakkında şüphe etmek küfür olup, sâhibi İslâm Dîni nden çıkar. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: و م ن ي ك ف ر ب الل و م لئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه و ال ي و ا ل خ ر ف ق د ض ل ض ل ا ل ب عيداا ٧٣١ Kim Allâh ı, meleklerini, kitâblarını, rasûllerini ve âhiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. (Nisa: 4/136) Kur ân ve Sünnet te meleklerden isimce ve görevli oldukları işler bahsedilerek onların varlıkları bildirilir. İsmi ve görevi bildirilen

24 24 Abdullâh Saîd el-müderris ve de bildirilmeyen sayılarını sadece Allâh u Teâlâ nın bildiği birçok melek bulunmaktadır. Bu sebeble Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın yarattığı tüm meleklere topluca ve birini diğerinden ayırmadan inanmak farzdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, melekleri nurdan yaratmış ve onlara akıl vermiştir. Nitekim annelerimizden iffeti Kur ân nassı ile sâbit olan Âişe radîyallâhu anhâ dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل : ع ن ع ل ي ه : و س ل م ن ار و ع ائ ش ة ر ض ي ا ل ل ع ن ها ص ل ى ا ل ل ر سو ل ق ال ق ال ت «خ ل ق ت ال م ل ئ ك ة م ن ن ور و خ ل ق ال ج ان م ن م ار ج م ن» خ ل ق آد م م م ا و ص ف ل ك م Melekler nurdan, cinler dumansız ateşten ve Âdem ise size vasfedilmiş şeyden (çamurdan) yaratılmıştır. [(SAHİH HADİS:) Müslim (2998); Ahmed (24667) ] Melekler diğer tüm mahlûkat/yaratılmış olan şeyler gibi Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın kulu olup, her daim O na muhtaçtırlar. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, onları kendisine ibâdet etmeleri ve emirleri yerine getirmeleri için yaratmıştır. O nun izin verdiğinden başkasını yapmaya güçleri bulunmamaktadır. Yaratılışları icabı olarak asla isyân etmezler, kesinlikle günâh işlemezler ve her daim mutlak olarak O nun emri üzere hareket ederler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ ya ibâdetten bıkmazlar, usanmazlar ve yorulmazlar. Gece ve gündüz Allâh Subhânehu ve Teâlâ yı tesbih ederler. Nitekim Rabbimiz Allâh Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır:

25 Îmânın Şartları 25 ي ا ا ي ه ا ال ي ين ا م ن وا ق وا ا ن ف س ك م و ا ه ل ي ك م ن اراا و ق ود ه ا الن اس و ال ح ج ار ة ع ل ي ه ا م ل ئ ك ة غ ل ظ ش د اد ل ي ع ص ون الل م ا ا م ر ه م و ي ف ع ل ون م ا ي ؤ م ر ون ١ Ey îmân edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insânlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin üzerinde gâyet sert, güçlü, Allâh ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır. (Tahrim: 66/6) ي س ب ح ون ال ي ل و الن ه ار ل ي ف ت ر ون ٥٠ (Enbiya: 21/20 Gece ve gündüz, hiç durmaksızın (Allâh ı) tesbih ederler. Meleklerin büyük cisimleri ve azametli bir yaratılışları vardır. Onlardan bazılarının iki, bazılarının üç, bazılarının dört kanatlı vardır. Bazılarının ise daha çok kanadı vardır. Nitekim Abdullâh İbn Mes ud radîyallâhu anh şöyle demiştir: Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Cibrîl i gerçek suretinde altıyüz kanadı olduğu halde gördü. [(SAHİH HADİS:) Buhârî (3232); Müslim (282) ] Melekler Allâh ın izniyle insân sureti gibi çeşitli suretlerde ve şekillerde görünme gücüne sâhibtirler. Yemezler, içmezler, erkeklik ve dişlilik gibi cinsiyetleri yoktur. Hayâ gibi güzel hasletlere/yaratılış özelliklerine sâhibtirler. İçinde heykel, resim, köpek ya

26 26 Abdullâh Saîd el-müderris da çan bulunan eve girmezler. İnsânların rahatsız olduğu eziyet verici hususlardan onlar da rahatsız olurlar. Câbir bin Abdullâh radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ن أ ك ل ث وم ا أ و ق ال :»م د ب ن ج اب ر ع ن ا ل ل ض ي ا ل ل ع ن ه ع ب ر س ج د ن ا ت ز ل م ع أ و ل ي ت ز ل ن ا ب ص ل ع ف ل ي د ت ف ي ب ي ه» و ق ع ل ي Her kim bu pis kokulu sebzeden yerse sakın bizim mescidimize yaklaşmasın! Zîrâ insânların rahatsız oldukları şeylerden melekler de rahatsız olurlar. [(SAHİH HADİS:) Buhârî (855); Müslim (564) ] Meleklerin sayısı sayılmayacak kadar çoktur. Onların sayılarını ve görevlerini yalnız Allâh Subhânehu ve Teâlâ bilir. Gökyüzünde dört parmak genişliğindeki her yerde muhakkak bir melek ya secde halinde ya da ayakta hazır bekler vaziyettedir. Nitekim Ebû Zerr radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ع ل ي ه ا ل ل ماء و س ل م و ع ن ه ق ا ل: ق ال أ ب ي ذ ر ا ل ل ض ي ع ن ر ع م م ون و أ س ت ر ا ل إ ن ي أ ر ى م ص ل ى ا ل ل ر سو ل ون أ ط ت الس مع ا ل ت س ح ق ل ه ا أ ن ت ئ ط م ا ف يه ا م و ض ع أ ر ب ع أ ص اب ع إ ل و م ل ك و اض ع ج ب ه ت ه س اج د ا ل ل» Ben sizin görmediklerinizi görüyor işitmediklerinizi işitiyorum. Gökyüzü çatırdar ve çatırdaması da gerekir. Çünkü gökyüzünde dört «:

27 Îmânın Şartları 27 parmaklık bir yer yoktur ki, secde eder vaziyette melekler orayı doldurmamış olsun. [(SAHİH HADİS:) Tirmizî (2312); İbn Mâce (4190) ] Kur ân ve Sünnette bildirildiği üzere meleklerin yerine getirmekle mükellef/sorumlu oldukları bir takım görevleri vardır. Onlardan bazıları şöyledir: Cibrîl: Vahiyle görevli melektir. Allâh u Teâlâ dan aldığı vahyi Allâh ın dilediği nebîsine veya rasûlüne indirir. Mîkâîl: Yağmur yağdırmak ve bitkileri yeşertmekle görevli melektir. İsrâfîl: Birinci ve ikinci kıyâmetin kopması için sura üflemekle görevli melektir. Meleku l-mevt (ölüm meleği): Ölüm anında canlılardan ruhları çekip almakla görevli melektir. Rıdvan: Cennet bekçisidir. Mâlik: Cehennem bekçisidir. Hafaza (koruyucu melekler): İnsanları her türlü tehlikeye karşı korumakla görevli meleklerdir. Kiramen Kâtibin (amelleri kaydeden melekler): İnsanların işledikleri amelleri kaydeden meleklerdir. Meleku l-cibâl (dağ melekleri): Dağlarla görevli meleklerdir. Hamele-i Arş (arşı taşıyan melekler): Arşı taşımakla görevli meleklerdir. Münker ve Nekir (kabir melekleri): Ölü kabre konulduktan sonra ona üç şey hakkında soru soran iki melektir. Bu, iki melek

28 28 Abdullâh Saîd el-müderris kabirde ölüye gelir ve ona; Rabbi, dini ve nebisi hakkında soru sorar. Bunlardan başka müminler için istiğfar/bağışlanma talep eden, onlara dua eden melekler olduğu gibi, ilim meclislerinde ve zikir halkalarında bulunup da onlara kanat geren melekler vardır. Ayrıca kulları hayırlı işler yapmaya çağıran, sâlihlerin cenâzelerine katılan, mü minlerle birlikte savaşan ve onlara tâğûtlara karşı cihâdlarında destek verip sebat etmelerine yardımcı olan melekler de vardır. Bunlarla beraber sayılarını ve görevlerini yalnız Allâh u Teâlâ nın bildiği kadar melekler bulunmaktır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و م ا ي ع ل م ج ن ود ر ب ك ا ل ه و و م ا ه ي ا ل ذ ك رى ل ل ب ش ر ٣٧ Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insânlar için ancak bir uyarıdır. (Müddessir: 74/31)

29 KİTÂBLARA ÎMÂN Kitâblara inanmak, îmânın şartlarının üçüncüsüdür. Kitâblara îmân, Allâh u Teâlâ nın kitâblarının hepsine hiçbir ayrım yapmadan inanmaktır. Allâh Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır: ق ول وا ا م ن ا ب الل و م ا ا ن ز ل ا ل ي ن ا و م ا ا ن ز ل ا ل ى ا ب ر ه يم و ا س م ع يل و ا س ح ق و ي ع ق وب و ا ل س ب اط و م ا ا و ت ي م وس ى و ع يس ى و م ا ا و ت ي الن ب ي ون م ن ر ب ه م ل ن ف ر ق ب ي ن ا ح د م ن ه م و ن ح ن ل ه م س ل م ون ٧٣١ Deyin ki: Biz Allâh a, bize indirilene (Kur ân a), İbrâhîm, İsmâîl, İshâk, Yakûb ve Yakûboğullarına indirilene, Mûsâ ve Îsâ ya verilen ile bütün diğer nebîlere Rablerinden verilene îmân ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz. (Bakara: 2/136) Allâh u Teâlâ nın insânlar arasından seçtiği nebîlerine yalnız kendi kavimlerine veya bütün insânlığa tebliğ etmek/bildirmek üzere vahyettiği kitâblarına ilâhî kitâblar denir. Bu kitâblara inanmak her Müslüman ın üzerine farzdır. Kur ân ve Sünnet te ismi geçen bu kitâblar: Kur ân, Tevrât, İncîl ve Zebur dur. Kur ân, Muhammed aleyhisselâm a, Tevrât, Mûsâ aleyhisselâm a, İncîl, Îsâ aleyhisselâm a, Zebur, Dâvûd aleyhisselâm a indirilmiştir. Ayrıca İbrâhîm aleyhisselâm ile Mûsâ aley-

30 30 Abdullâh Saîd el-müderris hisselâm a sâhifeler verilmiştir. Allâh Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır: و ق ر ان اا ف ر ق ن اه ل ت ق ر ا ه ع ل ى الن اس ع لى م ك ث و ن ز ل ن اه ت ن زي ا ل ٧٠١ (Ey Muhammed!) Biz Kur ân ı, insânlara dura dura (tane tane) okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu (ihtiyaca göre) peyderpey indirdik. (İsrâ: 17/106) و ل ق د ات ي ن ا م وس ى ال ك ت اب و ج ع ل ن ا م ع ه ا خ اه هر ون و زيراا ٣٢ Andolsun ki biz, Mûsâ ya Kitâb ı (Tevrât ı) verdik ve kardeşi Hârûn u da vezîr (yardımcı) kıldık. (Furkân: 25/35) و ر ب ك ا ع ل م ب م ن ف ي الس مو ات و ا ل ر ض و ل ق د ف ض ل ن ا ب ع ض الن ب ين ع لى ب ع ض و ات ي ن ا د او د ز ب وراا ٢٢ Rabbin, göklerde ve yerde olan her varlığı çok iyi bilir. Andolsun, biz nebîlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Dâvûd a da Zebûr u verdik. (İsrâ: 17/55)

31 Îmânın Şartları 31 و ق ف ي ن ا ع لى ام ار ه م ب عيس ى اب ن م ر ي م م ص د ق اا ل م ا ب ي ن ي د ي ه م ن الت و رية و ات ي ن اه ا ل ن جيل فيه ه ادى و ن ور و م ص د ق اا ل م ا ب ي ن ي د ي ه م ن الت و رية و ه ادى و م و ع ظ ةا ل ل م ت قين ٩١ Onların (peygamberlerin) ardından yanlarındaki Tevrât ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu Îsâ yı gönderdik ve ona, içinde hidâyet ve nûr bulunan, önündeki Tevrât ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncîl i verdik. (Mâide: 5/46) ا ن هي ا ل ف ي الص ح ف ا ل و لى ٧٨ ص ح ف ا ب رهيم و م وسى ٧٤ Şüphesiz bu (hükümler), önceki sâhifelerde, İbrâhîm in ve Mûsâ nın sâhifelerinde (de) vardır. (Alâ: 87/16-19) Bu kitâblar, Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın kelâmındandır. Hidâyet ve nûr kaynaklarıdır. Allâh ın emir ve yasaklarını vaad ve tehditlerini ihtiva ederler. Kendilerinde bulunan her şey hakikattir, doğrudur ve kesinlikle adalettir. Bu kitâblar yani Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın kelâmı mahlûk/yaratılmış değildir. Kim bu kitâbların mahlûk olduğunu söylerse veya bu kitâbların bir kısmını veyahut bu kitâblardan birinin bazı kısımlarını inkâr ederse kâfir olur. Allâh Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır:

32 32 Abdullâh Saîd el-müderris و م ن ي ك ف ر ب الل و م لئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه و ال ي و ا ل خ ر ف ق د ض ل ض ل ا ل ب عيداا ٧٣١ Kim Allâh ı, meleklerini, kitâblarını, rasûllerini ve âhiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. (Nisa: 4/136) Sayılan bu kitâbların en büyükleri Tevrât, İncil ve Kur ân-ı Kerîm dir. Üçünün en büyüğü ve nesh edicisi/diğerlerinin hükmünü kaldıranı ve mutlak olarak en üstünü Kur ân-ı Kerîm dir. Kur ân-ı Kerîm dışındaki diğer kitâbları, gönderildikleri kavimlerin koruması istenmiştir. Ancak onlar bu kitâbları gereği gibi koruyamamış ve onlarda birtakım değişiklikler yapmışlardır. Bu kitâbların asılları kaybolmuş, hükümleri değiştirilmiştir. Bu gün Hıristiyanların ve Yahudilerin ellerinde olan kitâblar tahrif/aslının değiştirilmiş olan kitâblardır. Bu kitâbların Allâh katındaki tahrif olunmamış haline îmân etmek gereklidir. Kur ân-ı Kerîm i korumayı ise Allâh Subhânehu ve Teâlâ, üstlenmiştir. Kıyâmete kadar onu her türlü tahriften koruyacaktır. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: ا ن ا ن ح ن ن ز ل ن ا الي ك ر و ا ن ا ل ه ل ح اف ظ ون ٤ Muhakkak ki zikri (Kur ân) biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz. (Hicr: 15/9) Bu sebeble Kur ân ın indiği günden kıyâmete kadar tüm

33 Îmânın Şartları 33 kitâblar ve dinler nesh olunmuştur. Tek geçerli din Muhammed aleyhisselâm ın tebliğ ettiği İslam Dîni ve tek geçerli kitâbta ona vahyolunan Kur ân-ı Kerîm dir. Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ه و ال ي خ ا ر س ل ر س ول ه ب ال ه دى و دين ال ح ق ل ي ظ ه ر ه ع ل ى الدين ك ل ه و ك فى ب الل ش هيداا ٥٨ Rasûlünü (tüm insânlara) hidâyet ve hak din ile diğer bütün (bâtıl ve muharref) dînlere karşı üstün kılmak için gönderen O dur. Şâhid olarak Allâh yeter. (Feth: 48/28) Kur ân-ı Kerîm: Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın Cebrail aleyhisselâm vasıtasıyla son nebî ve kendisinden sonra rasûl gelmeyecek olan Muhammed bin Abdullâh sallallâhu aleyhi ve sellem e bütün kitâbların sonuncusu ve tüm beşeri benzerini getirmekten aciz bırakarak indirdiği, tevâtüren nakledilen, tilâvetiyle ibâdet edilen ve mü minler için nûr, hidâyet ve şifâ kaynağı olan Arabça bir kitâbdır. Allâh Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır: ي ا ا ي ه ا الن اس ق د ج اء ك م ب ر ه ان م ن ر ب ك م و ا ن ز ل ن ا ا ل ي ك م ن وراا م بين اا ٧١٩ Ey insânlar! Size Rabbinizden kesin bir delîl geldi ve size apaçık bir nûr (Kur ân) indirdik. (Nisâ: 4/174)

34 34 Abdullâh Saîd el-müderris الم ٧ ت ل ك اي ات ال ك ت اب ال ح كيم ٥ ه ادى و ر ح م ةا ل ل م ح س نين ٣ Elif-lâm-mîm. Bunlar, hikmet dolu Kitâb ın; iyilik yapanlara bir hidâyet ve rahmet olarak indirilmiş âyetleridir. (Lokmân: 31/1-3) و ن ن ز ل م ن ال ق ر ان م ا ه و ش ف اء و ر ح م ة ل ل م ؤ م نين و ل ي زيد الظ ال مين ا ل خ س اراا ٨٥ Biz Kur ân dan mü minler için şifâ ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Zâlimlerin ise Kur ân, ancak zararını artırır. (İsrâ: 17/82) Kur ân-ı Kerîm, Âlemlerin Rabbi olan Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın değiştirilemez kelâmı olup, urvetu l-vuska sı/kopması olmayan hidâyete ulaştıran sapa sağlam ipidir. Levh-i mahfûz da/ korunmuş levhadadır. Kalblerde muhafaza edilir/ezberlerde tutulur, dillerde kıraat edilir/okunur ve sâhifelerde yazılıdır. O ndan başlamış ve O na dönecektir. Mahlûk değildir. Kur ân-ı Kerîm, Allâh ın Rasûlü olan Muhammed aleyhisselâm a 23 senede durum ve şartlara göre parça parça indirilmiş, o da Kur ân ı ashâbına/arkadaşlarına tebliğ etmiş ve yazdırmıştır. Muhammed aleyhisselâm ın vefâtından sonra Kur ân-ı Kerîm âyetlerinin yazılı olduğu bu sâhifeler Ebû Bekir radîyallâhu anh zamanında mushafın iki kapağı arasında toplanmış, Osman radîyallâhu

35 Îmânın Şartları 35 anh zamanında ise çoğaltılmıştır. Bize kadar ulaşması tevatür yoluyla olup, bir harfinin dahi inkârı küfürdür. Kur ân-ı Kerîm de 114 sure bulunmaktadır. Bunlardan 86 tanesi Mekke de, 28 tanesi Medîne de inmiştir. Hicretten önce inen surelere Mekkî sureler, hicretten sonra inen surelere Medenî sureler denilir. Kur ân ı Kerîm de hurufu mukatta/tek harfle veya tek tek harflerle başlayan 29 sure vardır. Kur ân-ı Kerîm de muhkem/mânâsı açık olan, müteşabih/ mânâsı kapalı olan, nasih/bir önceki hükmü kaldıran ve mensuh/ hükmü kaldırılan, umum/genel ve has/özel, emir ve nehyi, helali ve haramı ifade eden âyetler bulunmaktadır. Kur ân-ı Kerîm, insânların tüm hayatlarında uygulayacakları kanun ve yasaları ihtiva etmektedir. Zamanların veya mekânların, olayların veya mes elelerin değişmesi O nu aciz bırakamaz. Zira O, Âlemlerin Rabbi olan Allâh Azze ve Celle den gelmiş olup, kıyâmete kadar her türlü olabilecek ihtilafın çözüm kaynağıdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ن ز ل ن ا ع ل ي ك ال ك ت اب ت ب ي ان اا ل ك ل ش ي ء و ه ادى و ر ح م ةا و ب ش رى ل ل م س ل مين ٨٤ (Ey Muhammed) Biz Kitâbı sana, her şeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidâyet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl: 16/89) Allâh Subhânehu ve Teâlâ, Kur ân- Kerîm i hak ve adalet ola-

36 36 Abdullâh Saîd el-müderris rak indirmiş, onun hayat düzeni, kanun ve yasaların değişmez ve değiştirilemez aslı yapılmasını emretmiştir. Her bir yöneticiye ve hüküm sâhibine Kur ân-ı Kerîm in yasalarını uygulanmasını ve onlarla hükmetmesini emretmiştir: و ا ن ز ل ن ا ا ل ي ك ال ك ت اب ب ال ح ق م ص د ق اا ل م ا ب ي ن ي د ي ه م ن ال ك ت اب و م ه ي م ن اا ع ل ي ه ف اح ك م ب ي ن ه م ب م ا ا ن ز ل الل و ل ت ت ب ع ا ه و اء ه م ع م ا ج اء ك م ن ال ح ق ٩٨ (Ey Muhammed!) Sana da o kitâbı (Kur ân ı) hak, önündeki kitâbları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Öyleyse aralarında Allâh ın indirdiği ile hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. (Maide: 5/48) Kur ân-ı Kerîm in hükümlerinin yerine kanunlar ve hükümler koyanların veya bunlarla hükmedenlerin ise kâfirler, zâlimler ve fâsıklar olarak dînden çıkacaklarını açık bir şekilde bildirmiştir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: و م ن ل م ي ح ك م ب م ا ا ن ز ل الل ف ا و لئ ك ه م ال ك اف ر ون ٩٩ Her kim Allâh ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir. (Maide: 5/44)

37 Îmânın Şartları 37 و م ن ل م ي ح ك م ب م ا ا ن ز ل الل ف ا و لئ ك ه م الظ ال م ون ٩٢ Her kim Allâh ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. (Maide: 5/45) و م ن ل م ي ح ك م ب م ا ا ن ز ل الل ف ا و لئ ك ه م ال ف اس ق ون ٩١ Her kim Allâh ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fâsıkların ta kendileridir. (Maide: 5/47)

38 RASÛLLERE ÎMÂN Rasûllere îmân, îmân şartlarının dördüncüsü olup, Allâh u Teâlâ nın gönderdiği tüm rasûllere ve nebîlere inanmaktır. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ا م ن الر س ول ب م ا ا ن ز ل ا ل ي ه م ن ر ب ه و ال م ؤ م ن ون ك ل ا م ن ب الل و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه ٥٨٢ Rasûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti, mü minler de (îmân ettiler). Her biri; Allâh a, meleklerine, kitâblarına ve rasûllerine îmân ettiler. (Bakara: 2/285) Rasûllerin birini dahi inkâr etmek hepsini inkâr etmek gibidir. Bu sebeble Allâh ın gönderdiği rasûllerin arasında ayrım yapmadan hepsine inanmak îmân esaslarındandır. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ا ن ال يين ي ك ف ر ون ب الل و ر س ل ه و ي ريد ون ا ن ي ف ر ق وا ب ي ن الل و ر س ل ه و ي ق ول ون ن ؤ م ن ب ب ع ض و ن ك ف ر ب ب ع ض و ي ريد ون ا ن ي ت خ ي وا ب ي ن ذل ك س بي ا ل ٧٢٠ ا و لئ ك ه م ال ك اف ر ون ح ا قا و ا ع ت د ن ا ل ل ك اف رين ع ي اب اا م هين اا ٧٢٧

39 Îmânın Şartları 39 Allâh ı ve Rasûllerini (tanımayıp) inkâr edenler, Allâh ile rasûllerinin arasını ayırmak isteyenler, bazısına inanırız, bazısını tanımayız diyen ve bu ikisi (îmân ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler, işte bunlar, gerçekten kâfir olanlardır. Kâfirlere aşağılatıcı bir azâb hazırlamışızdır. (Nisa: 4/ ) Rasûller, Allâh ın kulları ve elçileridir. Hiçbirinde rubûbiyyet ve ulûhiyyet sıfâtları bulunmamaktadır. Diğer insânlar gibi her daim Allâh a muhtaç ve bağımlıdırlar. Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و م ا ا ر س ل ن ا ق ب ل ك ا ل ر ج ا ا ل ن وح ي ا ل ي ه م ف س ل وا ا ه ل ي أ ك ل ون الذ ك ر ا ن ك ن ت م ل ت ع ل م ون ١ و م ا ج ع ل ن اه م ج س داا ل الط ع ا و م ا ك ان وا خ ال دين ٨ Biz senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkekler dışında elçi göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, o halde zikir ehline sorun. Biz onları, yemek yemez cesetler olarak yaratmadık ve onlar ölümsüz (de) değillerdi. (Enbiya: 21/7-8) İbâdetle yahut ilimle ya da çok çalışmakla rasûl veya nebî olunamaz. Rasûller ve nebîler Allâh Azze ve Celle tarafından seçilerek rasûl veya nebî olurlar. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, bunu şöyle bildirmiştir:

40 40 Abdullâh Saîd el-müderris ا لل ي ص ط ف ي م ن ال م ل ئ ك ة ر س ا ل و م ن الن اس ا ن الل س م يع ب ص ير ١٢ Allâh, meleklerden de insânlardan da elçiler seçer. Şüphesiz Allâh, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (Hac: 22/75) Rasûl: Allâh Azze ve Celle nin insânlar arasından seçerek vahyettiği yeni bir şeriatla şirk içerisinde bulunan bir kavme gönderdiği kimsedir. Ancak yeni bir şeriat ile gönderilmek rasûl olmanın mutlak şartı değildir. Nebî ise: Allâh Azze ve Celle nin insânlar arasından seçerek özel olarak vahyettiği bir önceki rasûlün şeriatini açıklamak üzere îmân eden bir kavme gönderdiği kimsedir. Bu sebeble her rasûl bir nebîdir fakat her nebî rasûl değildir. Rasûl ve nebî kelimeleri bir arada kullanıldıklarında yukarıdaki iki farklı mânâya gelen kelimelerdir. Ancak ayrı ayrı olarak kullanıldığında eş anlamlı olan iki kelimedir. Yani birleştiklerinde ayrılan ayrıldıklarında birleşen iki kelimedir. Kur ân-ı Kerîm de isimleri geçen rasûl ve nebîler yirmi beş tanedir. Bunların isimleri şöyledir: Âdem, İdris, Nûh, Hud, Sâlih, İbrâhim, Lut, İsmâil, İshâk, Ya kûb, Yusuf, Şuayb, Eyyub, Zulkifl, Mûsâ, Hârun, Dâvûd, Süleymân, İlyas, Elyesa, Yûnus, Zekeriyya, Yahyâ, Îsâ ve Muhammed. Allâh ın salât ve selâmı hepsinin üzerine olsun. Kur ân-ı Kerîm de bu şerefli elçilerden şöyle bahsedilir: و ع ل م ا د ا ل س م اء ك ل ه ا ٣٧

41 Îmânın Şartları 41 2/31) Allâh, Âdem e bütün varlıkların isimlerini öğretti. (Bakara: و اذ ك ر ف ي ال ك ت اب ا د ريس ا ن ه ك ان ص ديق اا ن ب ياا ٢١ Kitâbta İdrîs i de zikret. Çünkü o, doğru olan bir nebî idi. و ا لى ع اد ا خ اه م ه وداا ١٢ (Meryem: 19/56) Âd kavmine de kardeşleri Hûd u gönderdik. (Araf: 7/65) ق ال ال يين اس ت ك ب ر وا ا ن ا ب ال يخ ام ن ت م ب ه ك اف ر ون ١١ ف ع ق ر وا الن اق ة و ع ت و ا ع ن ا م ر ر ب ه م و ق ال وا ي ا ص ال ح ائ ت ن ا ب م ا ت ع د ن ا ا ن ك ن ت م ن ال م ر س لين ١١ Müstekbirler Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz dediler. Nihâyet deveyi öldürdüler. Rablerinin emrine karşı geldiler ve: Ey Salih! Eğer gerçekten sen gönderilen rasûllerden isen bizi tehdit edip durduğunu (azabı) getir dediler. (Araf: 7/76-77) و ا س معيل و ا د ريس و ذ ا ال ك ف ل ك ل م ن الص اب رين ٨٢

42 42 Abdullâh Saîd el-müderris İsmâîl, İdrîs ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. (Enbiya: 21/85) و ت ل ك ح ج ت ن ا ات ي ن اه ا ا ب رهيم ع لى ق و م ه ن ر ف ع د ر ج ات م ن ن ش اء ا ن ر ب ك ح كيم ع ليم ٨٣ و و ه ب ن ا ل ه ا س حق و ي ع ق وب ا ك ل ه د ي ن ا و ن وح اا ه د ي ن ا م ن ق ب ل و م ن ذ ر ي ت ه د او د و س ل ي من و ا ي وب و ي وس ف و م وسى و هر ون و ك يل ك ن ج ز خ ال م ح س نين ٨٩ و ز ك ر ي ا و ي ح يى و عيسى و ا ل ي اس ك ل م ن الص ال حين ٨٢ و ا س معيل و ال ي س ع و ي ون س و ل وط اا و ا ك ل ف ض ل ن ا ع ل ى ال ع ال مين ٨١ İşte kavmine karşı İbrahim e verdiğimiz delîllerimiz. Biz dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin Hakîm dir (hüküm ve hikmet sâhibidir), Alîm dir (her şeyi hakkıyla bilendir). Biz ona İshâk ı ve Yakûb u armağan ettik. Hepsini hidâyete erdirdik. Daha önce Nûh u ve zürriyetinden Dâvud u, Süleymân ı, Eyyûb u, Yûsuf u, Mûsâ yı ve Hârûn u da hidâyete erdirmiştik. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. Zekeriyâ yı, Yahyâ yı, Îsâ yı, İlyâs ı (da) doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi sâlih kimselerden idi. İsmâîl i, Elyasa yı, Yûnus u ve Lût u (da doğru yola erdirmiştik). Her birini âlemlere üstün kılmıştık. (Enâm: 6/83-86)

43 Îmânın Şartları 43 م ح م د ر س ول الل ٥٤ Muhammed, Allâh ın rasûlüdür. (Feth: 48/29) Bunlardan başka Allâh ın bildiği kadar rasûl ve nebîler bulunmaktadır. Onların sayısı hakkında kesin bir rakam verilemez. Zira bunların sayılarına dair Kur ân-ı Kerîm de ve sahîh Sünnet te bir şey bildirilmemiştir. Bilâkis Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ر س ا ل ق د ق ص ص ن اه م ع ل ي ك م ن ق ب ل و ر س ا ل ل م ن ق ص ص ه م ع ل ي ك ٧١٩ Sana daha önce kıssalarını sana anlattığımız rasûller gönderdik. (Bununla beraber kıssalarını) Anlatmadığımız (daha nice) rasûller de gönderdik. (Nisa: 4/164) Allâh Subhânehu ve Teâlâ, göndermiş olduğu elçilerin arasında kimini diğerlerinden üstün kılmıştır. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: ت ل ك الر س ل ف ض ل ن ا ب ع ض ه م ع ل ى ب ع ض ٥٢٣ İşte Rasûller! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. (Bakara: 2/253)

44 44 Abdullâh Saîd el-müderris و ل ق د ف ض ل ن ا ب ع ض الن ب ين ع لى ب ع ض ٢٢ (İsrâ: 17/55) Andolsun, biz nebîlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Rasûller nebîlerden üstündürler. Rasûllerin arasında da Ulu l- Azm diye bilinen beş rasûl diğerlerinden üstündür. Bunlar: Muhammed, Nûh, İbrâhîm, Mûsâ ve Îsâ aleyhimusselâmu ecmain dir. Ulu l-azm rasullerin en faziletlisi ise hatemun enbiya/nebilerin -ve rasûllerin- sonuncusu Abdullâh oğlu Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem dir. Ebû Saîd radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ع ل ي ه ع ن و س ل م س ع ي د أ ب ي ر ض ي ا ل ل ع ن ه ق ال : ق ال وأ ن ا و ل ف خ ر آد م ل د ص ل ى ا ل ل ر سو ل ر ض ن ت ن ش ق ا ل أ و ل م»أ ن ا س ي د و ع ن ه ي و م ال ق ي ام ة و ل ف خ ر و أ ن ا أ و ل ش اف ع و أ و ل م ش ف ع و ل ف خ ر و ل و اء» ال ح م د ب ي د ي ي و م ال ق ي ام ة و ل ف خ ر Ben Âdemoğlunun (bütün insânların) efendisiyim. Fakat bununla öğünmüyorum. Kıyâmet günü (dirilmek için) yerin yarılmasıyla (kabirden) ilk çıkacak olan da benim. Fakat bununla öğünmüyorum. İlk şefaat edecek ve şefaati ilk kabul olunacak kimse de benim. Fakat bununla öğünmüyorum. Kıyâmet günü livâu l-hamd (sancağı) benim elimde bulunacak. Fakat bununla öğünmüyorum. [(SAHİH HADİS:) Ebû Dâvûd (4673); Tirmizî (3148) Allâh u Teâlâ, göndermiş olduğu rasûllerini diğer insânlardan :

45 Îmânın Şartları 45 ayıracak özellikler vermiştir. Onlar Allâh ın kulları arasından cisim, beden, akıl ve ahlak olarak en kâmil olanlarıdır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, onları günâh işlemekten korumuş, bütün ayıplardan beri kılmıştır. Onları kavimlerine mübeşşir/müjdeleyen ve nezir/ korkutan olarak göndermiş, tebliğ/dini anlatma vazifesini ifâ ettirmiştir. Onlar insânlar içinde en emin/güvenilir ve en muttaki/allâh tan korkan kimselerdir. Rasûller, Allâh u Teâlâ nın rubûbiyyetinde, ulûhiyetinde, isim ve sıfâtlarında tevhîd edilmesi/bir kılınması için her bir topluluğa gönderilmişlerdir. Rasûller, insânların işledikleri küfür, zulüm ve fıska bahane olarak öne sürecekleri hiçbir mazeretleri kalmaması için Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın insânlar üzerindeki hüccetleridir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ر س ا ل م ب ش رين و م ن ي رين ل ئ ل ي ك ون ل لن اس ع ل ى الل ح ج ة ب ع د الر س ل و ك ان الل ع زيزاا ح كيم اا ٧١٢ Rasûller, mübeşşir (müjdeciler) ve nezir (uyarıcılar) olarak gönderildiler. Öyle ki Rasûllerden sonra insânların Allâh a karşı (savunacak) delîlleri olmasın. Allâh, Aziz dir (üstün ve güçlü olandır), Hakîm dir (hikmet ve hüküm sâhibidir). (Nisa: 4/165) Allâh Subhânehu ve Teâlâ, rasûllerini kullarına müjdeleyici ve uyarıcı olarak, hidâyete çağırmak dalâletten kurtarmak için göndermiştir. Rasûller, Allâh tan aldıkları vahyi katmalardan ve çıkarmalardan uzak bir şekilde insânlığa tebliğ ederek kurtuluş yolunu

46 46 Abdullâh Saîd el-müderris göstermişlerdir. Onların daveti tek ve bir olan Allâh a ibadete çağırmak onun dışındaki tüm sahte ve bâtıl ilâhları yani tâğûtları red etmek üzerine kurulmuştur. Bu sebeble onların dîni birdir. Şeriatları zaman ve mekâna göre değişse de dînleri kendisinden başka hiçbir dînin kabul edilmeyeceği İslâm Dîni dir. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ا ن الدين ع ن د الل ا ل س ل ٧٤ Şüphesiz Allâh katında (tek geçerli) din (tüm nebilerin tebliğ ettiği) İslâm dır. (Ali İmran: 3/19) Ebû Hureyre radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ا ل ل ع ل ي ه ع ن : و س ل م ر ة أ ب ي ي ه ر و ا ل ن ب ي ر ض ي ق ال ق ا ل: ع ن ه م ش ت ى ه ات ه ل ت أ م اء إ خ وة ل ع ص ل ى ا ل ل ر سو ل و اح م و د ين ه د «(Tüm) Nebîler, baba bir anneleri farklı kardeştirler. Dînimiz birdir. [(SAHİH HADİS:) Buhârî (3443); Müslim (2367) ] Rasûller, Allâh ın tek hâlis dîn olarak belirttiği İslâm Dîni ni tebliğ etmek için geceli gündüzlü uğraştılar. Gerek halkın arasında sözlü, gerek cihâd meydanlarında fiili olarak bu dînin yücelmesi ve insânların bu dine girerek kurtulmaları için Allâh ın kendilerine yüklediği tebliğ görevinin yerine getirdiler. Bu tebliğ görevini yerine getirirken Allâh Subhânehu ve Teâlâ, onları mucizelerle ve görünmez ordularıyla destekledi. Nitekim Ebû Hureyre radîyallâhu

47 Îmânın Şartları 47 anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ا ل ل ع ل ي ه ع ن و س ل م ر ة أ ب ي ي ه ر م ا م ن ا ل ن ب ي ر ض ي ص ل ى ا ل ل ر سو ل ق ال ق ا ل: ع ن ه :» اء م ن ن ب ي إ ل ق د ا ع ط ي م ن ا ل ي ات م ا م ث ل ه» ن ع ل ي ه ال ب ش ر آم Bütün nebîlere insânların onların benzerine îmân ettiği birtakım mucizeler verilmiştir. [(SAHİH HADÎS:) Buhârî (4981); Müslim (239) ] Rasûllerin çağrılarına uyarak onlara tabi olanlar dünyâ ve âhiret kurtuluşa kavuşurken onları yalanlayanlar, deli ve bozguncu olmakla suçlayanlar, getirdiklerini çağdışı olarak görenler, küçümseyenler, gericilik ve irtica olarak isimlendirenler dünyâ âhiret hüsrana uğrayacaklar ve alevli ateşlerde sonsuz bir azâba duçar olacaklardır. Nebîlerin sonuncusu ve kendisinden sonra rasûl gelmeyecek olan peygamber, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem dir. O, Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın, tüm âlemlere yani insânlara ve cinlere, araba ve aceme/arab olmayanlara rahmet olarak gönderdiği elçidir. Nitekim Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: م ا ك ان م ح م د ا ب ا ا ح د م ن ر ج ال ك م و لك ن ر س ول الل و خ ات م الن ب ين و ك ان الل ب ك ل ش ي ء ع ليم اا ٩٠

48 48 Abdullâh Saîd el-müderris Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allâh ın Rasûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allâh, her şeyi hakkıyla bilendir. (Ahzâb: 33/40) Ebû Hureyre radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ا ل ل ع ل ي ه أ ب ي ع ن :»أ ن ا و س ل م ر ة ي ه ر ات م خ ر ض ي الن ب ي ي ن«ص ل ى ا ل ل ر سو ل ق ال قا ل: ع ن ه Ben (gönderilmiş tüm) peygamberlerin sonuncusuyum (benden sonra asla başka bir peygamber gelmeyecektir). [(SAHİH HADÎS:) Buhari (6346); Müslim (2730) ] Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem in rasûl olarak gönderilişinden sonra Hristiyanıyla ve Yahudisiyle tüm insânlar, ona tabii olmak, onun getirdiği şeriati yaşamak ve kanun olarak yürürlüğe koymak mecburiyetindedirler. Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و م ا ا ر س ل ن اك ا ل ك اف ةا ل لن اس ب شيراا و ن ييراا و لك ن ا ك ث ر الن اس ل ي ع ل م ون ٥٨ Biz, seni ancak bütün insânlara mübeşşir (müjdeleyici) ve nezir (uyarıcı) olarak gönderdik. Fakat insânların çoğu bilmezler. (Sebe: 34/28) Câbir bin Abdullâh radîyallâhu anhumâ dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

49 Îmânın Şartları 49 ع ب ا ل ل «: ب ن و س ل م د ا ل ل ض ي ر ك ان الن ب ي ي ب ع ن ه ما ق ا ل : ا ل ل ر سو ل ق ال وب ع ث ت إ ل ى ق و م ه خ اصة ث إ ل ى ع ع ن ج اب ر ع ل ي ه ل ى ا ل ل ص الن اس ع ام ة «Nebiler sadece kendi kavimlerine gönderilirdi. Ben ise, tüm insânlara gönderildim. [(SAHİH HADİS:) Buhârî (335); Müslim (523) ] O, kendisinden önceki şeriatları nesh ederek/yürürlükten kaldıran yeni bir şeriat ve kitâbla gelmiş birçok mucizeyle desteklenmiştir. O risâletini çok açık bir şekilde tebliğ etmiş, emâneti yerine getirmiş, ümmetine nasihat etmiş ve onları gecesi gündüz gibi aydınlık beyaz bir yol üzere bırakmıştır. Artık îmânlı olarak Allâh a kavuşmak isteyen tüm kullar ona, getirdiği kitâb olan Kur ân-ı Kerîme, bildirdiği şeriat İslâm a îmân ederek tasdik etmek ve gereğince amel etmek zorundadırlar. Onun Allâh tan getirdiği İslâm Dîni dışındaki tüm dînler ve yollar batıl/asılsız ve merdudtur/red olunmuştur. Onun yolu olan Muhammed-i Şeriat a sonradan yapılacak her ilave veya çıkarma bid ât, her bid ât dalâlet/sapıklık, her dalâlette ateştedir. Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ه و ال ي خ ا ر س ل ر س ول ه ب ال ه دى و دين ال ح ق ل ي ظ ه ر ه ع ل ى الدين ك ل ه و ك فى ب الل ش هيداا ٥٨ Rasûlünü (tüm insânlara) hidâyet ve hak dîn ile diğer bütün (bâtıl ve muharref) dînlere karşı üstün kılmak için gönderen O dur.

50 50 Abdullâh Saîd el-müderris Şâhid olarak Allâh yeter. (Feth: 48/28) Ebû Hureyre radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ع ل ي ه ع ن و س ل م ر ة أ ب ي ي ه ر و ال ذ ي ن ف س ر ض ي ث م ي م ح م ع ن ه ق ا ل: ق ال ر سو ل ا ل ل ص ل ى ا ل ل ا ل ل ة ع ب ي أ ح د م ن ه ذ ه ا ل م م س د د ب ي ه ل ي أ ر س ل ت ب ه إ ل ك ا ن ؤ م ن ب ال ذ ي وت ول م ي م «: و ل ن صران ي ود ي ي ه م ن أ ص ح اب الن ار «Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ister Yahudi, ister Hıristiyan olsun bu ümmetten (tebliğime muhatap olan insânlar arasından) kim beni duyar da sonra benimle gönderilene (Muhammed-i şeriata) îmân etmeden ölürse, mutlaka o kimse (ebedî olarak) cehennemliklerden olur. [(SAHİH HADİS:) Müslim (240); Ahmed (8203) ] Muhammed aleyhisselâm diğer rasûl ve nebîler gibi Allâh ın kulu ve elçisidir. Her daim Allâh a muhtaçtır. Allâh a ait olan rubûbiyyet ve ulûhiyyet sıfâtlarının hiçbirine sâhib değildir. O tüm diğer rasûl ve nebîler gibi Allâh istemedikçe isteme, Allâh dilemedikçe gaybı bilme, Allâh izin vermedikçe şefaat etme gücüne ve kudretine sâhib değildir. Allâh u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ق ل ا ن م ا ا ن ا ب ش ر م ث ل ك م ٧٧٠ (Kehf: 18/110) De ki (Ey Muhammed): Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim.

51 Îmânın Şartları 51 Allâh ın Rasûlü olan Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem diğer rasûller gibi masumdur. Risâletini tebliğ ederken hiçbir hata yapmamıştır. Kavmi hatta düşmanları tarafından el-emin/ güvenilir kimse olarak isimlendirilmiştir. O, Müslümanlara karşı çok şefkatli ve merhametli, kâfirlere karşı şecaatli/yiğit ve âdil olmuştur. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, onu birçok mucize ile desteklemiştir. Mucize: Kudreti sonsuz ve maddeyi yoktan var edip, şekil vererek yaratan, ol emri her şeyi egemenliği altında bulunduran Allâh Azze ve Celle nin gönderdiği nebisini tasdik etmek üzere ortaya çıkardığı yaratılmış tüm mahlûkatın güç yetiremeyeceği ve onları aciz bırakan olağanüstü bir iştir. Bu mucizelerin en büyüğü Kur ân-ı Kerîm dir. Allâh u Teâlâ, onunla ümmetlerin en belâgatlisine, en fesâhatlisine ve en güzel konuşanına meydan okumuştur. Onlar onun bir tek âyetinin dahi benzerini getirmekten aciz kalmışlardır. Ebû Hureyre radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ا ل ل ر ة أ ب ي ع ن ي ه ر م ا م ن ا ل ن ب ي ر ض ي ص ل ى ا ل ل ر سو ل ق ال ق ا ل: ع ن ه ع ل ي ه :» ع ل ي ال ب ر و س ل م ش ن ه م ث له آم ا اء ن ب ي إ ل أ ع ط ي م وإ ن م ا ك ان ال ذ ي أ وت يت و ح ي ا أ و ح اه ا ل ل إ ل ي ف أ ر ج و أ ن أ ك ون أ ك ث ر ه م ة» ام م ال ق ي و ت اب ع ا ي Her bir nebîye mutlaka insânların benzerini görerek îmân edebilecekleri bir takım mucizeler verilmiştir. Bana verilen ise Allâh u Teâlâ nın

52 52 Abdullâh Saîd el-müderris vahyettiği vahiydir. Bundan dolayı kıyâmet gününde o nebîler arasında kendisine uyanları en çok olan kişinin ben olacağımı umarım. [Buhârî (4981, 7274); Müslim: (155) ] Allâh Azze ve Celle nin Muhammed aleyhisselâm ın risâletini desteklemek için kendisine bahşettiği en önemli mucizelerden biri de İsrâ ve Miraç mucizesidir. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem uyanık iken ruhu ve bedeni ile birlikte Mescid-i Haram dan alınıp Mescid-i Aksa ya getirilmiştir. Bu hadiseye İsrâ denir. İsrâ, Kur ân ın şu âyetiyle ile sâbittir: س ب ح ان ال ي خ ا س رى ب ع ب د ه ل ي ا ل م ن ال م س ج د ال ح ر ا ا ل ى ال م س ج د ا ل ق ص ا ال يخ ب ار ك ن ا ح و ل ه ل ن ر ي ه م ن اي ات ن ا ا ن ه ه و الس ميع ال ب صير ٧ Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm dan, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksa ya götüren Allâh noksan sıfâtlardan münezzehtir. O, Semi dir (gerçekten işitendir), Basir dir (görendir). (İsra: 17/1) Buradan da yine uyanık iken ruhu ve bedeni ile birlikte yedinci kat semaya kadar yükseltilmiştir. Bu hadiseye Miraç denir. Miraç, İsra gecesinde vuku bulmuştur. Sonra Allâh ın dilediği kadar daha yükseltilmiş, Sidretü l-münteha ya ulaşmıştır. Ve orada Allâh Subhânehu ve Teâlâ, ona vahyederek onunla konuşmuş beş vakit namazı emir buyurmuştur. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem

53 Îmânın Şartları 53 Miraç gecesi Cenneti ve Cehennemi ve de Cebrâil aleyhisselâm ı Allâh Azze ve Celle nin yarattığı aslı suretiyle görmüştür. Muhammed aleyhisselâm bunların hepsini Allâh ın bir nimeti olarak baş gözüyle kalbi yalanmadan görmüştür. Sonra Beytü l-makdis e indirilmiş ve diğer nebîlere imâm olarak namaz kıldırmıştır. Daha sonra da tan yeri ağarmadan önce Mekke ye geri döndürülmüştür. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem in en önemli mucizelerinden biride ayın ikiye yarılma hadisesidir. Mekkeli Müşrikler Rasûlullâh tan mucize istemişler, O da Allâh ın kendisine verdiği bir mucize ile Ay ı ikiye yarmıştır. Ondan nakledilen mucizeler arasında az olan su ve yemeğin çoğaltılması, hastaların iyileştirilmesi gibi daha birçok mucizeler bulunmaktadır.

54 ÂHİRET GÜNÜNE ÎMÂN Âhiret gününe îmân, îmânın şartlarının beşincisidir. Âhiret gününe îmân; bu dünyâ hayatının bitip yeni bir hayatın başlayacağına, bu hayata geçişin ölümle ve kabir hayatı ile olduğuna, kıyâmetin kopması ve tekrar dirilme ile devam ettiğine, herkesin yaptıklarının karşılığı olarak hesâbtan sonra cennet ya da cehenneme gideceğine inanmaktır. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ب ا ل خ ر ة ه م ي وق ن ون ٩ Onlar (mü minler) âhiret gününe de kesin kes inanırlar. (Bakara: 2/4) ا ن الس اع ة ل ت ي ة ل ر ي ب فيه ا و لك ن ا ك ث ر الن اس ل ي ؤ م ن ون ٢٤ Kıyâmet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insânların çoğu (inkârlarından dolayı) buna inanmazlar. (Mümin: 40/59) Âhiret gününün Kur ân-ı Kerîm de birçok ismi zikredilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: Kıyâmet günü, Kari a, Hesap günü, Dîn günü, Tamme, Vakı a, Sahha, Ğaşiye ve buna benzer diğer isimlerdir. Âhiret gününü inkâr etmek, kişiyi dînden çıkaran büyük küfürdür. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

55 Îmânın Şartları 55 و م ن ي ك ف ر ب الل و م لئ ك ت ه و ك ت ب ه و ر س ل ه و ال ي و ا ل خ ر ف ق د ض ل ض ل ا ل ب عيداا ٧٣١ Kim Allâh ı, meleklerini, kitâblarını, rasûllerini ve âhiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur. (Nisa: 4/136) Ahiret Gününe îmân etmek ölümden sonra vuku bulacak her şeylere îmân etmekle olur. Bu, aşağıdaki şu hususları içine alır. Kabir Fitnesi (Sorgusu): Kabir Ahiret yolculuğunda durulacak olan ilk duraktır. Kabirde ölüye rabbi, dîni ve nebîsi hakkında üç soru sorulacaktır. Mü min bir kimse kabirde kendisine sorulacak ن ر ب ك olan Rabbim Allâh u ا ل ل ر ب ي Rabbin kim? sorusuna م س ل م Dînin nedir? sorusuna م ا د ين ك Teâlâ dır Dînim İslâm ا ل د ين ي ن ن ب يك Dini dir Muham- Nebim ن ب ي ي م ح مد Nebîn kim? sorusuna م med sallallâhu aleyhi ve sellem dir cevâblarını verir. Kâfirler ise sorulan bu soruların hiçbirine cevâb vermezler. [(SAHİH HADİS:) Buhari (1369); Müslim (2873) ] Kabir Azabı ve Nimetleri: Ölen bir kimse için kabir, ya cehennem çukurlarından bir çukur ya da cennet bahçelerinden bir bahçedir. Yani ölü kabrinde ya azâb ya da cennet nimetlerini görüyordur. ق ال : ف ي ح ن ي ائ ط ل ب الن ج ار ي ا ل ل ع ن ه ض ع ن ز ي د ب ن ث اب ت ر و ن ح ن م ع ه إ ذ ح اد ت ب ه ف ك اد ت ت ل ق يه و أ ق ب ر إ ذ ا س ت ة أ و ع ل ى ب غ ل ة ل ه

56 56 Abdullâh Saîd el-müderris ر ي ف ق ال : خ م س ة أ و أ ر ب ع ة ق ال : ك ذ ا ك ان ي ق ول : ال ج ر ي ر ق ب «ف ق ال ر ج ل :»أ ن ا«ق ال : «ف م ت ى م أ ص ح اب ه ذ ه ا ل «م ن ي ع ر ف ات ه ؤ ل ء «م ات وا ف ي ا ل ش : «ر اك «ف ق ال : «ت ب ف ي ق ب ور ه ا إ ن ه ذ ه ا ل م ة ت ل ى ق ال ر اف ن وا ل د ع و ت ال ق ب ال ذ ي ك م م ن ع ذ اب ف ل و ل أ ن ل ت د ا ل ل أ ن ي س م ع ب و ج ه ه ف ق ال : «ت ع و ذ وا ب ا ل ل م ن ع ذ اب الن ار»» أ ق ب ع ل ي أ س م ع م ن ه ث م ل ن ا ق ال وا:»ن ع وذ ب ا ل ل م ن ع ذ اب الن ار» ف ق ال : «ت ع و ذ وا ب ا ل ل م ن ال ق ب ر» ع ذ اب ق ال وا:»ن ع وذ ب ا ل ل م ن ع ذ اب ال ق ب ر» ق ال : «ا ظ ه ر ت ع و ذ وا ب ا ل ل م ن ال ف ت ن م م ن ه ا و م ا ب ط ن» ق ال وا: «م ن ه ا و م ا ب ط ن» ق ال : ا ظ ه ر ن ع وذ ب ا ل ل م ن ال ف ت ن م وذ ب ا ل ل م ن ف ت ن ة الد ج ال ت ع و ذ وا ب ا ل ل م ن ف ت ن ة الد ج ال ق ال وا: ن ع Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, bizde beraberinde olduğumuz bir sırada, bir katırının üzerinde Neccaroğullarına ait bir bahçede dolaşıyordu. Bir ara birden sendeledi. Az kalsın düşüyordu. (Sendelediği) O yerde altı veya beş kabir bulunuyordu. Bunun üzerine Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Bu kabirlerin sâhiblerini kim biliyor? diye sordu. Bir adam: Ben (biliyorum) dedi. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem: Bunlar ne zaman ölmüşlerdi? buyurdu. Adam: Onlar şirk içerisinde öldüler cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem: Gerçekten bu ümmet kabirlerinde imtihan olunuyor. Eğer birbirinizi defnetmemenizden endişe etmeseydim, benim duyduğum şu kabir azabı ile ilgili sesleri sizin de duymanız için Allâh u

57 Îmânın Şartları 57 Teâlâ ya dua ederdim buyurdu. Sonra yüzünü bize dönerek şöyle buyurdu: Kabir azabından Allâh u Teâlâ ya sığının! buyurdu. Ashab: Kabir azabından Allâh a sığınırız dediler. Cehennem azabından Allâh u Teâlâ ya sığının! buyurdu. Ashab: Cehennem azabından Allâh a sığınırız dediler. Fitnelerin gizli ve açık olanlarından Allâh u Teâlâ ya sığının buyurdu. Ashab: Fitnelerin gizli ve açık olanlarından Allâh u Teâlâ ya sığınırız dediler. Deccalın fitnesinden Allâh u Teâlâ ya sığının buyurdu. Ashab: Deccalın fitnesinden Allâh u Teâlâ ya sığınırız dediler. [(SAHİH HADİS:) Müslim (2870); Ahmed (21148) ] Kabir azâbı ya da nimeti, ruh ve cesede aynı anda tesir edecektir. Bazen ruha tek başına muamele edildiği de olur. Kabirdeki azâb kâfirler, zâlimler ve fâsıklar için olup, her birinin günâhına göre derce dercedir. Nimetler ise mü minler için olup, sevâb ve taatlere göre derece derededir. Ölünün toprağa gömülmüş olması ya da olmaması yahut cesedinin yanmış, boğulmuş ve vahşi hayvanlar tarafından yenilmiş olması onun cezâ görmesi gerekiyorsa bundan kurtulmasına, nimetlendirilmesi gerekiyorsa bundan mahrum kalmasına sebeb değildir. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ا لن ار ي ع ر ض ون ع ل ي ه ا غ د وا ا و ع ش ياا و ي و ت ق و الس اع ة ا د خ ل وا ال ف ر ع و ن ا ش د ال ع ي اب ٩١ (Öyle bir) Ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. Kıyâmetin kopacağı günde de, Firavun ailesini azabın en şiddetlisi-

58 58 Abdullâh Saîd el-müderris ne sokun denilecektir. (Mümin: 40/46) Birinci Sûr ve Kıyâmet: Birinci Sûr a üflenince Kıyâmet başlayacaktır. Sûr, üflenen bir boynuzdur. Abdullâh bin Ömer radîyallâhu anhumâ dan rivâyet edilen hadiste, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل د ع ن ع م ا ل ل ر ب ن ق ر :» ن ي ض ي ر ن ف خ ف يه ع ن ه ما ا ل ل ر سو ل ق ال ق ا ل:» ع ب ع ل ي ه ص ل ى ا ل ل و س ل م (2430) ] Sûr, üflenilen bir boynuzdur. [(SAHİH HADİS:) Ebu Davud (4742;) Tirmizî Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın emriyle İsrâfîl aleyhisselâm ın üfleyecektir. Sur a birinci kez üflenince Allâh ın dilediği dışında bütün canlılar ölecektir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: و ن ف خ ف ي الص ور ف ص ع ق م ن ف ي الس مو ات و م ن ف ي ا ل ر ض ا ل م ن ش اء الل م م ن ف خ فيه ا خ رى ف ا ذ ا ه م ق ي ا ي ن ظ ر ون ١٨ Sûr a üflenir ve Allâh ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes çarpılıp yıkılmıştır. Sonra ona bir daha (ikinci kez) üflenir. O anda onlar ayağa kalkar ve bakınmaya başlarlar. (Zumer: 39/68) Bununla birlikte Kur ân ve Sünnet te bildirilen diğer kıyâmet

59 Îmânın Şartları 59 hallerinin tamamına inanmak farzdır. Kıyâmet in Küçük ve Büyük Alâmetleri: Kıyâmetin zamanı hakkında kullara kesin bir şey bildirilmemiştir. Ancak kıyâmetin küçük ve büyük alâmetleri bildirilmiştir. Allâh Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: ي س ل ون ك ع ن الس اع ة ا ي ان م ر سيه ا ق ل ا ن م ا ع ل م ه ا ع ن د ر بي ل ي ج ليه ا ل و ق ت ه ا ا ل ه و ٧٨١ Sana kıyâmetin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktinde O ndan başkası açıklayamaz. (Araf: 7/187) Kıyâmetin küçük alâmetlerinden bazıları şöyledir: İlmin kaldırılması, otuz kadar yalancı deccalın çıkması, depremlerin çoğalması, fitnelerin artması, zina ve içkinin yayılması, ölüm olaylarının artması, emanet mefhumunun kalmayışı, camilerin süslenmesi, çobanların yüksek binalar dikmede birbiri ile yarışması, Yahudiler ile savaşılmasıdır. Enes bin Mâlik radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ع ن ه ق ا ل: ق ال ر سو ل ا ل ل ص ل ى س ب ن ر ض ا ل ل ال ك ي ع ن أ ن م ظ ه ر ال ج ه ل ع ل ي ه :» وي و س ل م ق ل ال ع ل م الس اع ة أ ن ي ا ل ل م ن أ ش ر اط و ي ظ ه ر الز ن ا و ت ك ث ر الن س اء و ي ق ل الر ج ال ح ت ى ي ك ون ل خ م س ين ام ر أ ة

60 60 Abdullâh Saîd el-müderris ال ق ي م ال و اح د» İlmin azalması, cehâletin yaygınlaşması, zinanın yaygınlaşması, elli kadının bir erkeğin yönetiminde kalacağı şekilde kadınların çoğalarak erkeklerin azalması kıyâmet alâmetlerindendir. [(SAHİH HADİS:) Buhârî (81); Müslim (2671) ] Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Hureyre radîyallâhu anh dan rivâyet edilen hadiste ise şöyle buyurmuştur: ع ن ه ق ا ل: ق ال ر سو ل ا ل ل ص ل ى ا ل ل ر ة ر ض ي ا ل ل أ ب ي ي ع ن ه ر س ل م ون ال ي ق ات ل ال م ع ل ي ه :» ل ت ق وم الساع ة ح ت ى ي و س ل م ه ود ف ي ق ت ل ه م ود ي م ن و ر اء ال ح ج ر و الش ج ر ف ي ق ول خ ت ب ئ ه ال ي ون ح ت ى ي ال م سل م ال ف اق ت ل ه ود ي خ ل ف ي ف ت ع س ل م ي ا ع ب د ا ل ل ه ذ ا ي ه ا م ال ح ج ر أ و الش ج : ر ي و د» إ ل ال غ ر ق د ف إ ن ه م ن ش ج ر ال ي ه Müslümanlar Yahudilerle savaşmadan kıyâmet kopmaz. Bu savaşta Müslümanlar Yahudileri öldürüleceklerdir. Hatta öyle ki bir Yahudi bir taş yahut ağacın arkasında saklanacak olsa taş veya ağaç Ey Müslümanlar! Ey Allâh ın kulu! Arkamda bir Yahudi var. Gel de onu öldür diyecektir. Ancak garkad ağacı bunu yapmayacaktır. Zira o Yahudilerin ağaçlarındandır. [(SAHİH HADİS:) Müslim (2922); Ebu Davud (4303) ] Kıyâmetin büyük alâmetlerinden bazıları şunlardır: Mehdi nin gönderilmesi, Deccâl ın çıkması, Îsâ aleyhisselâm ın semâdan yeryüzüne adil bir hükümdar olarak inmesi, bu inişinde haçı kırıp Deccâli ve domuzu öldürmesi, cizyeyi kaldırması, Ye cüc ve Me cüc

61 Îmânın Şartları 61 çıktığında onların helaki için dua etmesi, doğuda, batıda ve Arab yarımadasında yer ve toprak çökmelerinin olması, gökyüzünden kalın bir duman tabakasının inip yeryüzünü kaplaması, Kur ân ın yeryüzünden kaldırılması, güneşin batıdan doğması, Dabbe-i Arz ın/dört ayaklı konuşan bir hayvanın peydah olması, Aden de (Yemen yakınında bir şehir) bir ateşin çıkıp insânları Şam a doğru sürmesi kıyâmet alâmetlerindendir. Nitekim Huzeyfe bin Esîd el- Gıfari radîyallâhu anh şöyle demiştir: ع ن ه ق ال : اط ل ع الن ب ي ذ ي ف ة ب ن أ س يد ال غ ف ار ي ر ض ي ا ل ل ع ن ح ع ل ي ه ن ت ذ اك ر ف ق ال :»م ا ت ذ اك ر» ق ال وا: ل ى ا ل ل و س ل م و ن ح ن ع ل ي ن ا ون ص الس اع ة ق ال : «آي ات ن ذ ك ر إ ن ه ا ل ن ت ق وم ح ت ر ت ى و ن ق ب ل ه ا ع ش ر ف ذ ك ر يسى و ن ز ول ع غ ر ب ه ا وط ل وع الش م س م ن م ة و الد اب الدخ ان و الد ج ال و ث ل ث ة خ س وف خ س ف ب ال م ش ر ق أ ج وج أ ج وج وم م و ي اب ن ر ي م و خ س ف ب ج ير ال ع ر ز ة ب و ر آخ ذ ل ك ن ار ت خ ر ج م ن و خ س ف ب ال م غ ر ب الن اس» د ت ط ر ال ي م ن ر ح ش ه م إ ل ى م Karşılıklı görüş alışverişinde bulunduğumuz bir anda Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem birden bire yanımıza geliverdi ve bize ne konuşuyordunuz dedi. Biz: Kıyâmetten bahsediyoruz deyince, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem: Öncesinde on alâmet görülene kadar kıyâmet kopmayacaktır diye buyurdu ve peşinden alâmetleri şöylece zikretti: Duman, Deccal, Dabbe, güneşin batıdan doğması, Meryem oğlu Îsâ

62 62 Abdullâh Saîd el-müderris aleyhisselâm nüzulü, Ye cuc ve Me cuc, doğuda, batıda ve Arab yarımadasında olmak üzere üç yerde görülecek çöküntü ve Yemen de çıkıp insânları mahşerlerinde kovalayacak bir ateşin çıkması. [(SAHİH HADİS:) Müslim (2901) ] İkinci Sûr ve Bas (Yeniden Diriliş): Allâh ın emriyle İsrâfîl aleyhisselâm ikinci Sûr a üflediğinde ilk yaratılandan kıyâmete kadar yaratılmış olan bütün canlılar tekrardan diriltilirler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: و ي و ي ن ف خ ف ي الص ور ف ف ز ع م ن ف ي الس مو ات و م ن ف ي ا ل ر ض ا ل م ن ش اء الل و ك ل ا ت و ه د اخ رين ٨١ Sûr a üfürüleceği gün, Allâh ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkes artık korkuya kapılmıştır ve her biri boyun bükmüş olarak O na gelmişlerdir. (Neml: 27/87) Haşr: Kulların tâmâmının toplanacakları Arasat Meydanı na sürülmeleridir. Bas tan sonra tüm kullar kabirlerinden kalkar, ayaklarına bir şey giymeden, çıplak ve sünnetsiz olarak, yanlarında hiçbir şey olmaksızın mahşer yerine doğru hızlıca giderler. İbn Abbâs radîyallâhu anhumâ dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ع ل ي ه ع ن و س ل م اب ن ع ب ا س ر ض ي ع ن ه ما ر سو ل ق ال ق ا ل: ث م ق رأ ون ح ف اة ع راة غ ر ل ح ش ور ا ل ل ص ل ى ا ل ل أ و ل ك م ا ب د أ ن ا إ ن ك م :» م

63 Îmânın Şartları 63 ل ق ن ع يد ه ال ق ي ام ة و إ ن أ و ل ال خ ل ئ ق ي ك س ى ي و م إ ب ر اه يم ع ل ي خ الس ل م ه Sizler çıplak ayaklı, elbisesiz ve sünnetsiz olarak haşr edileceksiniz. (Allâh u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:) İlk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar iade ederiz. (Enbiya: 21/104) Şüphesiz yaratılmışlar arasında kıyâmet gününde kendisine elbise giydirilecek ilk kişi, İbrâhîm aleyhisselâm olacaktır. [(SAHİH HADİS:) Buhârî (6526); Tirmizî (3167); ] Arz ve Hesâb: Arz ve hesâb, kulların Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın huzuruna çıkartılması ve tüm amellerinin O na arzedilip hesâba çekilmesidir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ي و ت ج د ك ل ن ف س م ا ع م ل ت م ن خ ي ر م ح ض راا و م ا ع م ل ت م ن س وء ت و د ل و ا ن ب ي ن ه ا و ب ي ن ه ا م داا ب عيداا و ي ح ي ر ك م الل ن ف س ه و الل ر ؤ ف ب ال ع ب اد ٣٠ Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (kullar) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allâh, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. (Çünkü) Allâh kullarına çok şefkatlidir. (Ali İmran: 3/30) Allâh Tebâreke ve Teâlâ, kulları yaptıkları tüm amellerden

64 64 Abdullâh Saîd el-müderris sorguya çekecektir. Yapılan bir iyiliği on katıyla mükâfatlandırırken, yapılan bir kötülüğü ise ancak kendi miktarında cezalandıracaktır. Ve hiçbir kimse haksızlığa uğratılmayacaktır. Mizan (Terazi): Mizan, kulların arz ve hesâbtan sonra tüm amellerinin ya da amellerinin yazıldığı sâhifelerin tartıldığı şeydir. Amellerinden sevâbları günâhlarına ağır gelen kullar yani mü minler, cennet ehlidirler. Günâhları sevâblarına ağır gelen kullar yani kâfirler ise cehennem ehlidirler. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: ف ا م ا م ن م ق ل ت م و ازين ه ١ ف ه و في عيش ة ر اض ي ة ١ و ا م ا م ن خ ف ت م و ازين ه ٨ ف ا م ه ه او ي ة ٤ و م ا ا د ريك م ا ه ي ه ٧٠ ن ار ح ام ي ة ٧٧ İşte, kimin tartıları ağır basarsa, artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir. Kimin tartıları hafif kalırsa, artık onun da anası (son durağı) haviye dir. Onun ne olduğunu (mahiyetini) sana bildiren nedir? O, kızgın bir ateştir. (Karia: 101/6-11) Havz: Havz, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem için Kevser nehrinden inen suyun toplandığı havuzdur. Bu havuzdan Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem in ümmetinden mü min olanlar içeceklerdir. Allâh Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

65 Îmânın Şartları 65 ا ن ا ا ع ط ي ن اك ال ك و م ر ٧ ف ص ل ل ر ب ك و ان ح ر ٥ ا ن ش ان ئ ك ه و ا ل ب ت ر ٣ Şüphesiz ki biz sana Kevser i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Gerçek olan şudur ki, asıl soyu kesik olan, sana kin besleyen kimsedir. (Kevser: 108/1-3) Sırât: Sırât, kulların mizandan sonra üzerinden geçecekleri köprüdür. Allâh Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: و ا ن م ن ك م ا ل و ار د ه ا ك ان ع لى ر ب ك ح ت م اا م ق ض ياا ١٧ م م ن ن ج ي ال يين ات ق و ا و ن ي ر الظ ال مين فيه ا ج ث ياا ١٥ (Ey insânlar!) Sizden ona uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. Sonra, takva sâhiblerini kurtarırız ve zalimleri ise orada diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (Meryem: 19/71-72) Bu köprü cehennemin üzerine kurulacak olan kıldan ince kılıçtan keskin bir köprüdür. Onun üzerinden geçenler cennete gireceklerdir. Sırâtı kimileri göz açıp kapayıncaya kadar, kimileri şimşek gibi, kimileri rüzgâr gibi, kimileri kuş gibi, kimileri iyi koşan atlar gibi, kimileri hızlıca koşan insânlar gibi, kimileri hızlıca yürüyen kişiler gibi, kimileri de sürünerek geçerler. Herkesin geçişi dünyadaki amellerine göredir. Bazıları da köprüyü geçişleri esnasında demir

66 66 Abdullâh Saîd el-müderris kancalarla hızlıca tutulup cehenneme atılacaklardır. Kim sırât köprüsünün üzerinden geçerse cennete girecektir, kimde onu geçemezse cehenneme atılacaktır. Cennet ve Cehennem: Allâh Subhânehu ve Teâlâ, cenneti mü minlere mükâfat ve esenlik, cehennemi ise kâfirlere cezâ ve zillet yurdu olarak yaratmıştır. Allâh Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: ك ل ن ف س ذ ائ ق ة ال م و ت و ا ن م ا ت و ف و ن ا ج ور ك م ي و ال ق يم ة ف م ن ز ح ز ح ع ن الن ار و ا د خ ل ال ج ن ة ف ق د ف از و م ا ال ح يوة الد ن ي ا ا ل م ت اع ال غ ر ور ٧٨٢ Her nefis (canlı) ölümü tadacaktır. Ancak kıyâmet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, (artık o) gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünyâ hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (Ali İmran: 3/185) Cennet ve cehennem hakikat olarak şuan dahi mevcuttur. Fani değillerdir, yok olmazlar ve kaybolmazlar. Ne cennet ehlinin nimetleri nede cehennem ehlinin azâbı bitici ve zail olucu değildir. Mü min cennette, kâfir ise ebedî olarak kalacaktır. و ا ع د ل ه م ج ن ات ت ج رخ ت ح ت ه ا ا ل ن ه ار خ ال دين فيه ا ا ب داا ذل ك

67 Îmânın Şartları 67 ال ف و ز ال ع ظيم ٧٠٠ Onlar için orada ebediyyen kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler hazırlanmıştır. İşte bu en büyük başarıdır. (Tevbe: 9/100) ا ن الل ل ع ن ال ك اف رين و ا ع د ل ه م س عيراا ١٩ خ ال دين فيه ا ا ب داا ل ي ج د ون و ل ياا و ل ن صيراا ١٢ Gerçekten Allâh, kâfirleri lanetlemiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır. Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir veli (dost), hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. (Ahzâb: 33/64-65) Şefaat: İnsânlar Arasat meydanında sıkıntıları artıp uzun süre orada bekledikten sonra kendilerine Allâh ın katında bu sıkıntılarından kurtulmaları için şefaat edecek birini arayarak bütün büyük rasûllere giderler. Hepsi de acizliklerini belirtirler. En son olarak da Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem e gelirler. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem onların bu isteğini kabul eder. Zira o, rasûller arsında en üst makamdadır. Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Arşın önüne gelir ve secde eder. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem efendimize secde halinde iken daha önce bilmediği birçok zikir, hamd ve şükrü O na ilham eder. Oda bu ilham edilen zikir ve hamdlerle rabbinden şefaat edebilmek için izin ister. Bu, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem in edeceği büyük şefaattir. Bunun gibi Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem efendimize ait başka şefaatlerde vardır.

68 68 Abdullâh Saîd el-müderris Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem e ait olan ikinci şefaat, cennet ehlinin cennete girebilmesi için olan şefaattir. Üçüncü şefaat, günahları ile sevâbları eşit olanların cennete girebilmeleri için olacak şefaatidir. Dördüncü şefaat, cehenneme girmeyi hak etmiş bazı Müslümanların ateşten kurtulup cennete girmeleri için olacak şefaattir. Beşinci şefaat, cennet ehlinin cennetteki derecelerinin artması için olacak şefaattir. Altıncı şefaat, cennete hesapsız, sorgusuz ve azâb görmeden girecek olan kimseler için olacak şefaattir. Yedinci şefaat, cehenneme büyük günâhları yüzünden girenlerin cennete girebilmeleri için olacak şefaattir. Sekizinci şefaat, cehennem azabını hak edenlerin azâblarının hafifletilmesi için olacak şefaattir. Şefaatin Allâh Subhânehu ve Teâlâ katında kabul edilebilmesi için iki şart vardır. Bu şartlar bulunmadığı sürece hiçbir kimse, hiçbir kimseye şefaat edemeyecek, Allâh Tebâreke ve Teâlâ dan şefaat edilenlerin affını isteyememektir. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ات ق وا ي و م اا ل ت ج ز خ ن ف س ع ن ن ف س ش ي اا و ل ي ق ب ل م ن ه ا ش ف اع ة و ل ي ؤ خ ي م ن ه ا ع د ل و ل ه م ي ن ص ر ون ٩٨

69 Îmânın Şartları 69 Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının. (Bakara: 2/48) Birinci şart: Şefaat edecek ve kendisine şefaat edilecek olan kimselerden Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın razı ve hoşnut olması gerekir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: و ل ي ش ف ع ون ا ل ل م ن ار ت ضى و ه م م ن خ ش ي ت ه م ش ف ق ون ٥٨ Onlar, Allâh ın razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O nun korkusuyla titrerler. (Enbiya: 21/28) İkinci şart: Şefaat edecek kimseye Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın şefaat edebilmesi için izin vermesi gerekir. Nitekim O, şöyle buyurmaktadır: م ن ذ ا ال ي خ ي ش ف ع ع ن د ه ا ل ب ا ذ ن ه ٥٢٢ Allâh ın izni olmadan O nun katında kim şefaat edebilir. (Bakara: 2/ 255) Ruyetullâh: Ruyetullâh, cennet ehli olan mü minlerin, Allâh Azze ve Celle yi görmeleridir. Allâh Tebâreke ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

70 70 Abdullâh Saîd el-müderris و ج وه ي و م ئ ي ن اض ر ة ٥٥ ا ل ى ر ب ه ا ن اظ ر ة ٥٣ Yüzler vardır ki, o gün ışıl-ışıl parlayacaktır. Rablerine bakacaklardır. (Kıyâmet: 75/22-23)

71 KADERE ÎMÂN Kadere îmân etmek, îmânın şartlarının altıncıdır. Kadere îmân, her hayır ve şerrin Allâh Azze ve Celle nin kaderi ve kazası ile meydana geldiğine inanmaktır. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: ا ن ا ك ل ش ي ء خ ل ق ن اه ب ق د ر ٩٤ Gerçekten biz, her şeyi bir kader ile yarattık. (Kamer: 54/49) Ömer bin Hattâb radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ع م ع ن ر ه : و س ل م ب ن الخ ط ا ب ع ل ي»ا ل يم ان أ ن ت ؤ م ن ب ا ل ل ا ل ل و ش ر ه» ا ل خ ر و ت ؤ م ن ب ال ق د ر خ ر ي ه ق ال : ق ال ض ي ا ل ل ع ن ه ر ر سو ل ا ل ل ص ل ى و م وال ي سل ه ور و ك ت ب ه ل ئ ك ت ه و م İman; Allâh a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe ve hayırlısıyla şerlisiyle kadere inanmandır. [(SAHİH HADİS:) Müslim (8); Tirmizî (2610) ] Hiçbir kimse hayrı ve şerri ile kadere inanmadıkça îmân etmiş olamaz. Amr İbn Şuayb ın babasından, babasının da dedesinden rivâyet ettiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ص ل ى ا ل ل ر سو ل أ ن ج د ه ع ن أ ب يه ع ن ش ب ع ي ب ن ع م ر و ع ن

72 72 Abdullâh Saîd el-müderris و ش ر ه» «ي ه ؤ م ن ب ال ق د ر خ ر ء ح ت ى ي ه ل ي ؤ م ن ال م ر و س ل م ع ل ي ق ا ل: ا ل ل Kişi hayrı ve şerri ile kadere inanmadıkça îmân etmiş olmaz. [(SAHİH HADİS:) Ahmed (6703); Tabarânî; Evsat: (7043) ] Kader: Allâh Azze ve Celle nin daha meydana gelmezden önce eşya hakkındaki ilmine binaen ne olacağını ezelde takdir etmesi ve eşyayı takdir etmezden önce bunu yazmasıdır. Kaza ise: Allâh Tebâreke ve Teâlâ nın yarattıkları üzerinde var veya yok etme veyahut değiştirme şeklindeki hükmüdür. Kaza ve kader arasında birbirinden ayrılmazlık vardır. Biri diğerinden ayrılmayacak şeklide birinin lazımıdır. Kader bir yapının temeli gibidir. Kaza ise o yapının binâsı gibidir. Bu sebeble birini diğerinden ayırmaya kalkışmak, o yapıyı yıkmak demektir. Kaza ve kader kelimeleri bir arada kullanıldıklarında yukarıdaki iki farklı mânâya gelen kelimelerdir. Ancak ayrı ayrı olarak kullanıldığında eş anlamlı olan iki kelimedir. Yani birleştiklerinde ayrılan ayrıldıklarında birleşen iki kelimedir. Kader, kazadan öncedir. Yani Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın yarattıkları ile ilgili ne olacağını ezelde belirlemesi kader, bu kadere uygun olarak onu var veya yok etmesine de kaza denir. Kâinatta bulunan her şey, Allâh Azze ve Celle nin takdiri, istemesi, kaza ve kaderi ile cereyan eder. O nun iradesi/isteği olmadan hiçbir şey olmadığı gibi meşieti/dilemesi olmadan da hiçbir şey vücuda gelmez. Ve hiçbir şey O nun tedbirinin/ tasarrufunun dışına çıkamaz. Mevcuda gelen her şey onun ilmi, kudreti ve iradesiyle

73 Îmânın Şartları 73 meydana gelmektedir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: و خ ل ق ك ل ش ي ء ف ق د ر ه ت ق ديراا ٥ (Furkan: 25/2) (O, Allâh ki) Her şeyi yaratıp ona mukadderatını takdir etti. و ك ان ا م ر الل ق د راا م ق د وراا ٣٨ 33/38) Allâh ın emri, mutlaka yerine gelecek bir kaderdir. (Ahzâb: Kadere îmânın ilim, kitâbet, meşiet ve yaratmak olmak üzere dört mertebesi vardır. Bu mertebelere inanmayan kadere îmân etmemiş demektir. İlim: Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın olmuş ve olacak tüm şeyleri en ince ayrıntısına kadar kendisine gizli hiçbir tarafı kalmayacak şekilde bildiğine îmân etmektir. Allâh Azze ve Celle şöyle buyurmaktadır: و ا ن الل ق د ا ح اط ب ك ل ش ي ء ع ل م اا ٧٥ Muhakkak ki Allâh, her şeyi ilmiyle ihata etmiştir (kuşatmıştır). (Talâk: 65/12) Kitâbet/Yazmak: Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın kıyâmet gününe kadar olacak her şeyi Levh-i Mahfuz da yazdığına îmân etmektir. Allâh Subhânehu Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

74 74 Abdullâh Saîd el-müderris ا ن ا ن ح ن ن ح ي ال م و تى و ن ك ت ب م ا ق د م وا و ام ار ه م و ك ل ش ي ء ا ح ص ي ن اه ف ي ا م ا م بين ٧٥ Şüphesiz biz, ölüleri biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini (yaptıklarını) ve eserlerini (bıraktıklarını) biz yazarız. Biz her şeyi, apaçık bir kitâbta (levh-i mahfuz da) sayıp yazmışızdır. (Yasin: 36/12) Abdullâh bin Amr bin el-âs radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: د ع ن ب ن ا ل ل ع م ر و ب ن ال ع اص ق ا ل: س م ع ت ر سو ل ا ل ل ي ق و ل: «ال خ ل ئ ق ق ب ل أ ن ي خ ل ق ك ت ب ا ل ل م ق اد ير» و سل م ع ب ع ل ي ه ص ل ى ا ل ل الس م ال ماء وع ر ش ه ع ل ى و ا ل ر ض ب خ م س ين أ ل ف سن ة ق ال : او ات Allâh gökleri ve yeri yaratmadan elli bin sene önce -arşı da şu üzerindeyken- yaratılmışların mukadderatını yazdı. [(SAHİH HADİS:) Müslim (2653); Tirmizî (2156) ] Meşiet/İrade: Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın dilediğini dilediği gibi yaptığına îmân etmektir. Allâh Subhânehu Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ف ع ال ل م ا ي ريد ٧١

75 Îmânın Şartları 75 O, her dilediğini mutlaka yapandır. (Buruc: 85/16) Yaratma: Allâh Subhânehu ve Teâlâ nın ilmiyle bildiği, kitâbesiyle yazdığı ve meşiyetiyle olmasını dilediği şeyi takdir ettiği gibi yaratmasına îmân etmektir. Allâh Subhânehu Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: ا لل خ ال ق ك ل ش ي ء و ه و ع لى ك ل ش ي ء و كيل ١٥ (Zumer: 39/62) Allâh, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinde vekîldir. Kader, Allâh u Teâlâ nın yarattıklarından gizlediği bir sırrıdır. Kâinattaki her şeyin hakikatini ve akıbetini Allâh u Teâlâ dan başka hiçbir kimse bilemez. Kimin nerede kimden doğacağı ve nasıl öleceği, hastalığı ve sağlığı, geçiminin dar veya geniş olması, mü min veya kâfir olması hep Allâh Tebâreke ve Teala nın kaderi ve kazasıyladır. Bu sebeble kader hakkında tevhîd için gerekli olandan başka uzun uzadığı düşünmek ve konuşmak yasaklanmıştır. Allâh Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır: و ل ت ق ف م ا ل ي س ل ك ب ه ع ل م ا ن الس م ع و ال ب ص ر و ال ف ؤاد ك ل ا و لئ ك ك ان ع ن ه م س ؤ ا ل ٣١ Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra: 17/36)

76 76 Abdullâh Saîd el-müderris İbn Mes ud radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ا ل ل ع ل ي ه ع ن و س ل م اب ن»إ ذ ا و د م سع ر ض ي ا ل ل ع ن ه ر ف أ م س ك وا«ال ق د ص ل ى ا ل ل ر سو ل ق ال : ق ال ذ ك ر Kader zikredildiğinde (hakkında konuşulmaya başlandığında) onun hakkında konuşmayın. [(HASEN HADİS:) Taberânî (el-kebîr: 10448); Lâlekâî (210) ] :

77 HÂTİME İfâde olunduğunu üzere îmân, zikredilen altı şart üzerine bina olunmuştur. Ancak İslâm inancı bu altı şarttan ibaret değildir. Bu altı şart, îmâna dair olan diğer şeylerin aslı ve temeli konumundadır. Diğer tüm itikadî mes eleler, bu altı şarta râcidir Bu şartlardaki eksiklik, binanın üzerine kurulduğu temelin yahut kolonların eksikliği gibidir. Nasıl ki bir yapı, temeli ve kolonları bulunmadan ayağa kalkmıyor ve ayakta kalamıyor ise, îmân binası da bu altı esas olmadan ayağa kalmaz ve ayakta kalamaz. Bu gerçeğe binaen yukarıdaki satırlarda îmânın şartlarını ehl-i sünnet yolu üzere mes elelerin tafsilatına girmeden temel delîller üzerine açıklamaya gayret ettim. Zîrâ hedefim, okuyucuyu sıkmadan sözün özünü söylemek olduğundan, yazdıklarımda bunlardan ibâret oldu Şunu da hemen belirtmek istiyorum ki, Allâh ın Kitâbı haricindeki her kitâb eksik ve hatâlıdır. Îmânın Altı Şartı adlı bu kitâbımdaki doğrular İslâm ın doğrularıdır. Eksikler ve hatâlar benden ve şeytândandır. Tüm hatâlarımdan, her hâlukârda tevbe ediyor ve Rabbim den âcizane olarak ortaya koyduğum gayretten ötürü hatâlarımı bağışlamasını ve beni ehlimi kıyâmet günü arşın gölgesinde gölgelenenlerden kılmasını niyâz ediyorum. Yardım ve başarı, izzet ve şeref Allâh tandır. Abdullâh Saîd el-müderris.

78 İÇİNDEKİLER HUTBETU L-HÂCE... 3 MUKADİME... 4 ÎMÂNIN ŞARTLARI... 5 ALLÂH A ÎMÂN... 7 RUBÛBİYYET TEVHÎDİ:... 8 ULÛHİYYET TEVHÎDİ: İSİM VE SIFÂT TEVHÎDİ:...14 MELEKLERE ÎMÂN KİTÂBLARA ÎMÂN RASÛLLERE ÎMÂN ÂHİRET GÜNÜNE ÎMÂN KADERE ÎMÂN HÂTİME İÇİNDEKİLER... 78

79

80 Ömer bin Hattâb radîyallâhu anh dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: و م وال ي سل ه ور و ك ت ب ه ل ئ ك ت ه»ا ل يم ان أ ن ت ؤ م ن ب ا ل ل و م و ش ر ه» ا ل خ ر و ت ؤ م ن ب ال ق د ر خ ر ي ه İman; Allâh a, meleklerine, kitâblarına, rasûllerine, âhiret gününe ve hayırlısıyla şerlisiyle kadere inanmandır. [Müslim; Tirmizî]

İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu.

İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu. س ي د ن ا و ن ب ي ن ا م ح م د صلى تعالى عليه و سل م İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu. 1 ا ب ى ب ك ر ب ن الص د يق 30 ث اب ت ب ن ا ق ر م 2

Detaylı

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR 4O HADIS HER YIL 1-12. SINIFLAR ASFA EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 4 4O HADIS ASFA EĞİTİM KURUMLARI Yayın No : Yayın Yılı : 2015 ISBN : 978-000-00000-00 HER SINIFTA --- --- --- --- --- --- --- --- --- ---

Detaylı

SAHÎH ÂŞÛRÂ FIKHI MUKADDİME:

SAHÎH ÂŞÛRÂ FIKHI MUKADDİME: 1 ن س ت غ ف ر ه و ن ع وذ ب ا ل ل و ين ه ن س ت ع و ن ح م د ه إ ن ال ح م د ل ل م ن ش ور ر أ ن ف س نا و م ن س ي ئا ت أ ع م ال نا م ن ي ه د ه ا ل ل و أ ش ه د أ ن ل ل ه ن ي ض ل ل ف ل ها د ي وم ف ل م ض ل ل ه

Detaylı

Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm

Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm 11 1 Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm Müslümanların, bilhassa idareci konumundakilerin

Detaylı

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5)

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5) ا ي اك ن ع ب د و ا ي اك ن س ت ع ني (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5) 1 و م ا ا م ر وا ا ل ل ي ع ب د وا الل م ل ص ني ل ه الد ين ح ن ف اء و ي ق يم وا الص

Detaylı

İmam Tirmizi nin. Sıfatlar Hususundaki Mezhebi

İmam Tirmizi nin. Sıfatlar Hususundaki Mezhebi İmam Tirmizi nin Sıfatlar Hususundaki Mezhebi İmam Ebu İsa Muhammed İbni İsa Tirmizi (209H-274H) Cami'u Sünen Tirmizi www.almuwahhid.com 1 بسم هللا الرحمن الرحيم İmam Tirmizi de kendi dönemindeki hadis

Detaylı

Damla Yayın Nu: Editör Mehmet DO RU. Dil Uzman lyas DİRİN. Görsel Tasar m Uzman Cem ÇERİ. Program Gelifltirme Uzman Yusuf SARIGÜNEY

Damla Yayın Nu: Editör Mehmet DO RU. Dil Uzman lyas DİRİN. Görsel Tasar m Uzman Cem ÇERİ. Program Gelifltirme Uzman Yusuf SARIGÜNEY ا ب ع ق ظ ل ز ك İMAM HATİP LİSELERİ MESLEKİ ARAPÇA 9 Öğrenci Çalışma Kitabı ج ن 9 ل ث ان و ي ات ال ئ م ة و ال خ ط باء ا لل غ ة ال ع ر ب ي ة ك ت اب الت د ر يب ات Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye

Detaylı

(Dersini sabah namazından sonra yapmanı tavsiye etmekle birlikte, sana uygun olan en münasip bir vakitte de yapmanda bir sakınca yoktur.

(Dersini sabah namazından sonra yapmanı tavsiye etmekle birlikte, sana uygun olan en münasip bir vakitte de yapmanda bir sakınca yoktur. 3 1 Değerli Kardeşim; Unutma! Dünya hayatı çabuk geçer, önemli olan bu dünya hayatında kendine, ailene, ümmete ve tüm insanlığa ne kadar faydalı olduğuna bakman ve bunun muhasebesini yapmandır. Toplumun

Detaylı

Bayram hutbesi nasıl okunur? - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi

Bayram hutbesi nasıl okunur? - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi Allâhu Ekber Allâhu Ekber Allâhu Ekber Allâhu Ekber Lâ ilâhe illallâhü vallâhü Ekber. Allâhu Ekber ve lillâhil'hamd, Allâhu Ekberu kebiiraa velhamdülillahi kesiiraa ve sübhaanallaahi bükratev ve esıila

Detaylı

Kur ân-ı Kerîm den İçinde Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: 2/Bakara 153: 2/Bakara 172 2/Bakara 178 2/Bakara 183

Kur ân-ı Kerîm den İçinde Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: 2/Bakara 153: 2/Bakara 172 2/Bakara 178 2/Bakara 183 Page 1 of 23 Kur ân-ı Kerîm den İçinde ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: Ey iman edenler! (Peygamber e) Râ inâ (bizi gözet/güt) demeyin; (bize bak anlamında) Unzurnâ deyin

Detaylı

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR

HER YIL KIRK HADİS 1-12. SINIFLAR 4O HADIS HER YIL 1-12. SINIFLAR ASFA EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 4 4O HADIS ASFA EĞİTİM KURUMLARI Yayın No : Yayın Yılı : 2015 ISBN : 978-000-00000-00 HER SINIFTA --- --- --- --- --- --- --- --- --- ---

Detaylı

İman; Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır.

İman; Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır. »ب ن ي ال س ل م ع ل ى خ م س : ش ه اد ة أ ن ل إ ل ه إ ل الل و أ ن م ح م د ا ر س ول الل و إ ق ام الص ل ة و إ يت اء الز ك اة و ال ح ج و ص و م ر م ض ان «İslam beş esas üzerine kurulmuştur: Allah tan başka

Detaylı

Öğretim İlke ve Yöntemleri 1

Öğretim İlke ve Yöntemleri 1 Öğretim İlke ve Yöntemleri 1 Dr. Öğr. Ü. M. İsmail BAĞDATLI [email protected] EĞİTİM Bireyin kendi iradesi ile belirli bir program dahilinde davranış kazandırma, davranış geliştirme, davranış değiştirme

Detaylı

KURAN DA TEKRARLANAN AYETLER

KURAN DA TEKRARLANAN AYETLER KURAN DA TEKRARLANAN AYETLER İmran AKDEMİR 2013 (Güncelleme 2018) TEKRAR EDEN 97 AYET Kuran ın 97 ayeti diğer ayetler gibi Kuran da sadece bir kez bulunmaz, tekrar ederler. Bu 97 ayetten birçoğuna 2 kez

Detaylı

150. Sohbet TEVHÎDİN TARÎFİ VE MAHİYETİ (2/2)

150. Sohbet TEVHÎDİN TARÎFİ VE MAHİYETİ (2/2) 150. Sohbet - 23.02.2018 TEVHÎDİN TARÎFİ VE MAHİYETİ (2/2) Lûgatte tevhîd, "bir şeyin bir olduğuna hükmetmek ve onun bir olduğunu bilmektir." 1 İşte bu mânada tevhîd, her şeyi Bir e yani yegâne tek olan

Detaylı

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma

11. Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma KURAN'I KERİM TÜRKÇE MEALİ (DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI) 50-KAF SURESİ Mekke'de inmiştir. 45 (kırkbeş) âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1.

Detaylı

Allah, ancak samimiyetle ve kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder. (Nesâî, Cihâd, 24)

Allah, ancak samimiyetle ve kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder. (Nesâî, Cihâd, 24) ع ن ت م يم الد ار ى أ ن الن ب ص ل الل ع ل ي ه و س ل م ق ال :»الد ين الن ص يح ة «ق ل ن ا: ل م ن ق ال :»لل و ل ك ت اب ه و ل ر س ول ه و ل ئ م ة ال م س ل م ني و ع ام ت ه م.«Temîm ed-dârî anlatıyor: Hz. Peygamber

Detaylı

İHSAN SOHBETLERİ İHSAN SOHBETİ

İHSAN SOHBETLERİ İHSAN SOHBETİ 13. İHSAN SOHBETİ KONU : PEYGAMBERLERE İMAN Sohbetimize iman esaslarından Peygamberlere İman Konusunu işleyerek devam ediyoruz. Sohbetlerimize başladığımız günlerde de değindiğimiz üzere ilk olarak konularımız

Detaylı

Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri

Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri ب س م االله ار ح م ن ار ح يم ي و م ي ج م ع ك م ل ي و م ال ج م ع ذ ل ك ي و م الت غ اب ن Toplanma günü için sizi bir araya getireceği

Detaylı

yoksa ziyana uğrayanlardan olursun." 7

yoksa ziyana uğrayanlardan olursun. 7 KUR'ÂN'A İMAN ETMEK, ONU TANIYIP, HÜKÜMLERİNE UYMAK * Yüce Allah, insanlara örnek ve rehber olsun diye ilk insandan itibaren peygamberler göndermiş, gerçeği ve doğruyu göstermesi için de kitaplar indirmiştir.

Detaylı

MEKANLAR - toplu halde - www.behcetoloji.com

MEKANLAR - toplu halde - www.behcetoloji.com MEKANLAR - toplu halde - www.behcetoloji.com Bahçe ب ي ت Ev ج ر د ين ة Oda م ن ز ل Ev غ ر ف ة Oda د ار Ev ح ج ر ة Oda م س ك ن Ev ا وض ة Mutfak ع م ار ة Apartman م ط ب خ Lavabo ب ن اء Bina م غ س ل Bodrum

Detaylı

EV SOHBETİ DERSLERİ. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tîn, 95:4)

EV SOHBETİ DERSLERİ. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tîn, 95:4) Ders: 15 Konu: İSLAM A GİRİŞ Bundan önceki derslerimizde İman ve İmanın şartları ile alakalı bilgileri içeren dersler hazırladık ve kardeşlerimizle buluşturduk. Bundan sonra ki derslerimizde ise, İslam

Detaylı

CENAB-I HAKK IN O NA İTAATİ KENDİNE İTAAT KABUL ETTİĞİ ZAT A SALÂT VE SELAM

CENAB-I HAKK IN O NA İTAATİ KENDİNE İTAAT KABUL ETTİĞİ ZAT A SALÂT VE SELAM ا لص ال ة و الس ال م ع ل ى م ن اع ت ب ر اهلل ط اع ت ه )ص ل ى اهلل ع ل ي ه و س ل م ( ط اع ة ل ذ ات ه )ج ل ج ال ل ه ) ب س م اهلل الر ح م ن الر ح يم ا ل ح م د ل ل ه ر ب ال ع ال م ين. و الص ال ة و الس ال م

Detaylı

Ne kadar kötü ب ئ س Temel-esas. Alçattı-küçük

Ne kadar kötü ب ئ س Temel-esas. Alçattı-küçük اب ت ل ى İmtihan etti أ ت م Tamamladı ذ ر ي ة Zürriyet-nesil إ م ام ا Önder م ث اب ة Sevap-dönüş yeri ي ن ال Ulaşıyor أ م ن ا Emniyet yeri م ص ل ى Namazgâh ط ه ر Temizle طمائ ف ي Taife Kendini ibadete

Detaylı

Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler

Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler احمد سداد اوستون ١٤٣٣-2012H Đçindekiler Fatiha 1-7... 1 Bakara 1-5... 2 Bakara 6-12... 3 Bakara 21-22... 5 Bakara 30-32... 6 Bakara 40-45... 7 Bakara 152-157... 9 Bakara

Detaylı

Question. Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan. Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir?

Question. Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan. Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir? Question Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir? Answer: Bazı özellikler değişik ve birçok şey ve bireylerde

Detaylı

Kur an Anahtarı احمد سداد اوستون

Kur an Anahtarı احمد سداد اوستون Kur an Anahtarı مفتاح القرآن احمد سداد اوستون ١٤٣٤-2013 Takdim Maksat: Bu kitabın maksadı Kur an-ı Kerim i asgari seviyede anlayabilmek için gerekli kelime bilgisini ve temel dilbilgisi kurallarını vermektir.

Detaylı

Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler

Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler احمد سداد اوستون ١٤٣٤-2013K Đçindekiler Fatiha 1-7... 1 Bakara 1-5... 2 Bakara 6-12... 3 Bakara 21-22... 5 Bakara 30-32... 6 Bakara 40-45... 7 Bakara 152-157... 9 Bakara

Detaylı

Bir kişinin kalbinde iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz. (İbn Hanbel, II, 349)

Bir kişinin kalbinde iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz. (İbn Hanbel, II, 349) »ا ل م س ل م م ن س ل م ال م س ل م ون م ن ل س ان ه و ي د ه و ال م ؤ م ن م ن أ م ن ه الن اس ع ل ى د م ائ ه م و أ م و ال ه م» Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir. Mümin

Detaylı

REHBERLİK VE İLETİŞİM 1

REHBERLİK VE İLETİŞİM 1 REHBERLİK VE İLETİŞİM 1 Yrd. Doç Dr. M. İsmail Bağdatlı [email protected] HİDAYET Hidâyet kelimesi türevleriyle birlikte 316 âyet- i kerimede yer almaktadır. Arap dilinde "hedâ" kökünden gelir.

Detaylı

Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos :14:51

Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos :14:51 Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos 26 2015 06:14:51 Kainatı yoktan var eden ve bizlere rahmetiyle, sevgisiyle ve şefkatiyle muamele eden Yüce Mevla mıza bizlere bahşetmiş

Detaylı

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez. Ders : 8 Konu : SALiH AMEL Amel kelimesi, sevap veya günahla karşılık bulan her türlü iş, çalışma ve fiil demektir. Kur ân-ı Kerim ve hadisi Şeriflerde daha çok emir, yasak ve tavsiyeler anlamında olup,

Detaylı

ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ك ت ب ع ل ي ك م الص ي ام ك م ا ك ت ب ع ل ى ال ذ ين م ن ق ب ل ك م ل ع ل ك م ت ت ق ون

ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ك ت ب ع ل ي ك م الص ي ام ك م ا ك ت ب ع ل ى ال ذ ين م ن ق ب ل ك م ل ع ل ك م ت ت ق ون ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ك ت ب ع ل ي ك م الص ي ام ك م ا ك ت ب ع ل ى ال ذ ين م ن ق ب ل ك م ل ع ل ك م ت ت ق ون Ey iman edenler! Allah a karşı gelmekten sakınmanız (takva vasfı kazanmanız) için oruç,

Detaylı

RAMAZAN ORUCUNU DEVAMLI OLARAK 30 GÜN TUTAN KİMSENİN HÜKMÜ

RAMAZAN ORUCUNU DEVAMLI OLARAK 30 GÜN TUTAN KİMSENİN HÜKMÜ 1436 RAMAZAN ORUCUNU DEVAMLI OLARAK 30 GÜN TUTAN KİMSENİN HÜKMÜ حكم من يصوم رمضان 03 يوم ا باستمرار باللغة الرتكية Abdulaziz b. Abdullah b. Baz اسم املؤلف عبد العزيز بن عبد اهلل بن باز Çeviren Muhammed

Detaylı

EV SOHBETLERİ AT. Ders : 6 Konu : Kitaplara İman. a) Kitaplara Topyekün İman

EV SOHBETLERİ AT. Ders : 6 Konu : Kitaplara İman. a) Kitaplara Topyekün İman Ders : 6 Konu : Kitaplara İman a) Kitaplara Topyekün İman İmanın şartlarından bir tanesi de Allah ın insanlara yine insanlar arasından seçtiği peygamberleri vasıtasıyla kitaplar gönderdiğine iman etmektir.

Detaylı

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar 1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar İÇİNDEKİLER KUR AN NEDİR? KUR AN-IN AMACI? İNANÇ NEDİR İBADET NEDİR AHLAK NEDİR KISSALAR AYETLER KUR AN NEDİR? Kur an-ı Hakîm, alemlerin Rabbi olan Allah ın kelamıdır.

Detaylı

DUALAR DUANIN ÖNEMİ Dua

DUALAR DUANIN ÖNEMİ Dua DUANIN ÖNEMİ Dua, insanda doğuştan var olan bir duygudur. Bu sebeple bütün dinlerde dua mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan, hayatının herhangi bir anında dua ihtiyacını hisseder. Çünkü her insan,

Detaylı

تلقني أصول العقيدة العامة

تلقني أصول العقيدة العامة تلقني أصول العقيدة العامة SORULU CEVAPLI AKİDE DERSLERİ Muellif: Şeyhulislam Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) www.almuwahhid.com 2 بسم هللا الرمحن الرحيم Soru 1: Rabbin kimdir? 1 Cevap 1: Rabbim Allahtır!

Detaylı

Peygamberlerin Kur an da Geçen Duaları

Peygamberlerin Kur an da Geçen Duaları Peygamberlerin Kur an da Geçen Duaları DUA NIN ÖNEMİ و اذ ك ر ر ب ك ف ى ن ف س ك ت ض ر ع ا و خ يف ة و د ون ال ج ه ر م ن ال ق و ل ب ال غ د و و ا ل ص ال و ل ت ك ن م ن ال غ اف ل ي ن Hem Rabbini, içinden yalvararak

Detaylı

5. Ünite 1, sayfa 17, son satır

5. Ünite 1, sayfa 17, son satır EYLÜL 2014 VE ÖNCESİ TARİH BASKILI ARAPÇA IV DERS KİTABINA İLİŞKİN CETVELİ Değiştirilen kelimeler yuvarlak içinde gösterilmiştir. 1. Ünite 1, sayfa 5, son satır 4. ت ض ع أ ن ث ى الا خ ط ب وط تم وت ج وع

Detaylı

األصل الجامع لعبادة هللا وحده

األصل الجامع لعبادة هللا وحده األصل الجامع لعبادة هللا وحده İBADETİN MANASI Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) www.almuwahhid.com 2 بسم هللا الرمحن الرحيم Şeyh Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) diyor ki: 1 Sana, tek olan Allah a ibadetin

Detaylı

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke ب س م الل ه الر ح ن الر ح ي م Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları Üç Hareke ا ل ر ك ات الث الث ة Kesra(Esre) - Damme (Ötre) - ف ت ح ة - (Üstün) Fetha ض م ة ك س ر ة (i) (u) (a) Sükûn(Cezm) Şedde - - س

Detaylı

HADİS II DERSİ EZBER HADİSLER

HADİS II DERSİ EZBER HADİSLER HADİS II DERSİ EZBER HADİSLER م ن ق ال ح ني ي س م ع ال م ؤ ذ ن و أ ن أ ش ه د أ ن ل إ ل ه إ ا ل ا ا لل و ح د ه ل ش ر يك ل ه و أ ان م امد ا ب د د ه و س و ل ه 1 س ض يت ب ا لل س ا ب و ب ح امد س و ل و ب ل و

Detaylı

GİRİŞ KABUL olan DUALAR

GİRİŞ KABUL olan DUALAR KABUL OLAN DUALAR Mü min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını kabul edeceğini

Detaylı

İşte bu peygamberler. (ki) biz bazısını bazısına üstün kıldık. Onlardan bazısı Allah ile konuştu. Ve bazısını derecelerle yükseltti

İşte bu peygamberler. (ki) biz bazısını bazısına üstün kıldık. Onlardan bazısı Allah ile konuştu. Ve bazısını derecelerle yükseltti İşte bu peygamberler (ki) biz bazısını bazısına üstün kıldık Onlardan bazısı Allah ile konuştu Ve bazısını derecelerle yükseltti İsa İbn-i Meryem e beyyineler verdik Ve onu Ruhul Quds ile destekledik Eğer

Detaylı

Onlardan bazıları. İhtilaf ettiler. Diri-yaşayan. Yüce. Sen görüyorsun ت ر dostlar. ..e uğradı

Onlardan bazıları. İhtilaf ettiler. Diri-yaşayan. Yüce. Sen görüyorsun ت ر dostlar. ..e uğradı Onlardan bazıları م ن ه م Peygamberler ر س ل ك ل م Konuştu د ر ج ات Dereceler آ ت ي ن ا Verdik أ ي د ن ا Destekledik İhtilaf ettiler اخ ت ل ف وا Diledi ش اء م ن ه م Onlardan bazıları ي ر يد İstiyor أ ن

Detaylı

Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî nin Vird-i Settâr ı *

Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî nin Vird-i Settâr ı * Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî nin Vird-i Settâr ı * Mehmet Cemâl ÖZTÜRK ** Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî bir rivâyete göre 800/1398 de doğmuş ve o dönem Şirvanşâhlar Devleti nin başşehri olan Şemâhi de gençliğini

Detaylı

12. CÜZ KURAN OKULU KURAN-DER HASAN TEMUR

12. CÜZ KURAN OKULU KURAN-DER HASAN TEMUR 12. CÜZ KURAN OKULU HASAN TEMUR KURAN-DER 1 12. CÜZ Yeryüzünde ayakları ile yürüyen/hareket eden hiçbir yaratık yoktur ki Rızqı Allah a ait olmasın Onun karar kıldığı yeri de bilir, emanet bırakıldığı

Detaylı

DUA KAVRAMININ ANLAMI*

DUA KAVRAMININ ANLAMI* DUA KAVRAMININ ANLAMI* A. SÖZLÜK VE TERİM ANLAMI Sözlükte; çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemek ve yardım talep etmek anlamlarına gelen dua, din ıstılahında; Allah ın yüceliği karşısında insanın aczini

Detaylı

EV SOHBETLERİ DERS: 7 KONU: PEYGAMBERLERE İMAN. A) Peygamber (Resȗl-Nebî) Ne Demektir?

EV SOHBETLERİ DERS: 7 KONU: PEYGAMBERLERE İMAN. A) Peygamber (Resȗl-Nebî) Ne Demektir? DERS: 7 KONU: PEYGAMBERLERE İMAN A) Peygamber (Resȗl-Nebî) Ne Demektir? "Peygamber" kelimesi dilimize Farsça dan geçmiş bir kelimedir. Pey haber, ber de getiren demektir. İkisi birden haber getiren demektir.

Detaylı

KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER AD SOYAD: KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) BUYURUYORLAR Kİ; 1) Sizin en hayırlılarınız Kur an-ı öğrenen ve öğretenlerinizdir. ( BUHÂRÎ

Detaylı

ALLAH'I TANIMAK, O'NA İMAN EDİP İTAAT ETMEK 1

ALLAH'I TANIMAK, O'NA İMAN EDİP İTAAT ETMEK 1 Kur'ân'da "Rabbinize ibadet edin" 4 ALLAH'I TANIMAK, O'NA İMAN EDİP İTAAT ETMEK 1, 2 edin" "Allah'a iman ف ا م ن وا ب الل edin" 3 "Allah'a itaat و ا ط يع وا للا 1 و اع ب د وا ر ب ك م ve buyrulmaktadır.

Detaylı

Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ

Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ İslam dini insanların aynı kökten geldiğini bildirdikten sonra, birbirinden uzaklaşarak kabileler, kavimler, ırklar oluşturan insanoğlunun, bu

Detaylı

DUHÂ SÛRESİ. Duhâ Sûresi Tefsîri 3

DUHÂ SÛRESİ. Duhâ Sûresi Tefsîri 3 إ ل ه ن س ت غ ف ر ه و ن ع وذ ب ا ل ل و ين ه ن س ت ع و ن ح م د ه إ ن ال ح م د ل ل م ن ش ور ر أ ن ف س نا و م ن س ي ئا ت أ ع م ال نا م ن ي ه د ه ا ل ل ف ل م ض ل ل ه و م ن ي ض ل ل ف ل ها د ي ل ه و أ ش ه د

Detaylı

EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6

EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6 EN ÂM SÛRESİ Nuzul 73 / Mushaf 6 Surenin Adı: En âm sûresi sığırlar anlamındaki adını, icat edilmiş sahte kutsallıktan söz eden 136 ve devamındaki âyetlerden alır. Sûrede bu kelime altı kez geçer. Daha

Detaylı

(40 Hadis-7) SEÇME KIRK HADİS

(40 Hadis-7) SEÇME KIRK HADİS www.behcetoloji.com (40 Hadis-7) SEÇME KIRK HADİS BİRİNCİ HADİS ف ض ل ت ع ل ى ا ل ن ب ي اء ب س ت أ ع ط يت ج و ام ع ال ك ل م و ن ص ر ت ل ي ال غ ن ائ م و ج ع ل ت ل ي ا ل ر ض ط ه ور ا و م س ج د ا و أ ر س

Detaylı

40 HADİS YARIŞMASI DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. SINIFI 5-6,7-8 1-) 9-10,11-12 SINIFI 5-6,7-8 2-) 9-10

40 HADİS YARIŞMASI DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. SINIFI 5-6,7-8 1-) 9-10,11-12 SINIFI 5-6,7-8 2-) 9-10 DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. 5-6, 1-), 5-6, 2-) 5-6 3-) 40 HADİS YARIŞMASI 5-6, 4-) 5-6, 5-) 5-6, 6-) 5-6, 7-) 5-6, 8-) 5-6, 9-) 5-6, 10-) 5-6, 11-) 5-6, 12-)

Detaylı

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016. Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü İLİ : GENEL TARİH : 29.01.2016 EN GÜZEL İSİMLER O NUNDUR Aziz Müminler! Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah tır. Güzel isimler O nundur.

Detaylı

ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR

ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR Ders : 203 Konu : ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR Rıza kelimesi sözlükte; memnun olma, hoşnut olma, kabul etme ve seçme anlamlarına gelir. Genel olarak rıza; Allah ın hüküm ve kazasına

Detaylı

Kur an Kelimelerinin %80 i. (Kolay ezberleme için Sınıflandırılmış kelime listesi)

Kur an Kelimelerinin %80 i. (Kolay ezberleme için Sınıflandırılmış kelime listesi) ALLAH (C.C.) ın adıyla Kur an Kelimelerinin %80 i (Kolay ezberleme için Sınıflandırılmış kelime listesi) Derleyen Dr. Abdülaziz Abdulrahim Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla ÖNSÖZ Övgü yalnızca Allah a aittir,

Detaylı

KUR'ANDAN DUALAR. "Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahrette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru." ( Bakara- 201 )

KUR'ANDAN DUALAR. Ey Rabbimiz, Bize dünyada bir iyilik, ahrette bir iyilik ver. Bizi ateş azabından koru. ( Bakara- 201 ) KUR'ANDAN DUALAR "Ey Rabbimiz Bizi sana teslim olanlardan kıl, neslimizden de sana teslim olan bir ümmet çıkar, bize ibadet yerlerimizi göster, tövbemizi kabul et zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli

Detaylı

DÖRT KAİDE القواعد األربعة DÖRT KAİDE. Şeyhulislam Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a)

DÖRT KAİDE القواعد األربعة DÖRT KAİDE. Şeyhulislam Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) القواعد األربعة DÖRT KAİDE Şeyhulislam Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) www.almuwahhid.com 1 Şeyhulislam Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a) diyor ki: 1 Büyük arşın Kerim Rabbi olan Allah tan isteğim şudur

Detaylı

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ

ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ ALLAH TEÂLÂ'NIN ARŞA İSTİVÂ ETMESİ استواء االله عرشه ] تر [ Türkçe Turkish Abdurrahman el-berrâk Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 00-43 استواء االله عرشه» باللغة ال ية «عبد الر ن ال اك

Detaylı

SAHABE NİN ÖNDERİ HZ. EBU BEKİR

SAHABE NİN ÖNDERİ HZ. EBU BEKİR 1 Konumuzla İlgisi SAHABE NİN ÖNDERİ HZ. EBU BEKİR (Radıyallahu anh) ح د ث ن ا ه ن اد ب ن الس ر ى ع ن ع ب د الر ح ن ب ن م م د ال م ح ار ب ع ن ع ب د الس ال م ب ن ح ر ب ع ن أ ب خ ال د الد اال ن ع ن أ ب خ

Detaylı

MARDİN MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YAZ KUR AN KURSU HADİS YARIŞMASI HADİS VE TERCEMELERİ

MARDİN MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YAZ KUR AN KURSU HADİS YARIŞMASI HADİS VE TERCEMELERİ MARDİN MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YAZ KUR AN KURSU HADİS YARIŞMASI HADİS VE TERCEMELERİ ق ال ر س ول اهلل ص ل ى اهلل ع ل ي ه و س ل م : Resûlullah (S.A.V) Buyurdular ki: 10»إ ن م ا ا ل ع م ال ب الن ي ات و إ ن م ا ل

Detaylı

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla (Farz kılınan oruç) sayılı günlerdir. Sizden kim, (o günlerde) hasta veya seferde ise o, (tutamadığı) günler sayısınca başka günlerde

Detaylı

9. CÜZ KURAN OKULU KURAN-DER HASAN TEMUR

9. CÜZ KURAN OKULU KURAN-DER HASAN TEMUR 9. CÜZ KURAN OKULU HASAN TEMUR KURAN-DER 1 Qavminden Müstekbir MELE ler dediler Muhakkak seni ve iman edenleri çıkaracağız ey Şuayb Şehrimizden Yada bizim milletimize döneceksin (Şuayb) Dedi; biz istemiyor

Detaylı

dinkulturuahlakbilgisi.com Konu Anlatımı MELEKLER Hazırlayan Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com

dinkulturuahlakbilgisi.com Konu Anlatımı MELEKLER Hazırlayan Memduh ÇELMELİ dinkulturuahlakbilgisi.com Konu Anlatımı MELEKLER Hazırlayan Memduh ÇELMELİ Varlıklar Âlemi Evrende bulunan varlıklar yalnızca duyularımızla algılayabildiklerimizden ibaret değildir. Âlemde görünen ve görünmeyen sayısız varlık bulunmaktadır.

Detaylı

Erdemli Bir Toplum için Müslüman Sıfatlarına Sahip Olabilmek

Erdemli Bir Toplum için Müslüman Sıfatlarına Sahip Olabilmek Erdemli Bir Toplum için Müslüman Sıfatlarına Sahip Olabilmek İdris YAVUZYİĞİT Müftü [email protected] ALLAH VE İNSAN Allah, insanı en mükemmel şekilde yaratmış, ruhundan üfleyerek şereflendirmiş,

Detaylı

Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat :23:10. Cihad İNDİR

Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat :23:10. Cihad İNDİR Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat 15 2018 14:23:10 Cihad İNDİR ي ا أ ي ه ا ال ذ ين آ م ن وا ه ل أ د ل ك م ع ل ى ت ج ار ة ت نج يك م م ن ع ذ اب أ ل يم : ت ؤ م ن ون ب الل ه و ر س ول ه و ت ج اه د &#16

Detaylı

IGMG Ev Sohbeti AT. Ders : 5 Konu: DERS MELEKLERE İMAN

IGMG Ev Sohbeti AT. Ders : 5 Konu: DERS MELEKLERE İMAN Ders : 5 Konu: DERS MELEKLERE İMAN A) Meleklerin Mahiyeti İmanın şartlarından biri de Allah ın melek diye bilinen varlıklarının olduğuna inanmaktır. Melekler nurdan, cinler ateşten ve insan topraktan yaratılmıştır.

Detaylı

EV SOHBETLERİ SOHBET Merhamet

EV SOHBETLERİ SOHBET Merhamet 95. SOHBET Merhamet ALLAH(CC) IN İNSANA MERHAMETİ Merhamet arapça bir kelime olup ra-ha-me kökünden gelmektedir. Yani rahman ve rahim kelimeleri ile aynı köktendir. Türkçede daha çok acımak anlamında kullanılsa

Detaylı

8. CÜZ KURAN OKULU HASAN TEMUR KURAN-DER

8. CÜZ KURAN OKULU HASAN TEMUR KURAN-DER 8. CÜZ KURAN OKULU HASAN TEMUR KURAN-DER 1 Şayet onlara melekleri indirsek Ve ölüler onlarla konuşsalar Ve her şeyi onların önünde toplasak Allah ın dilediği müstesna iman etmezler Fakat çoğunluğu cahilliklerine

Detaylı

NEVÂKIDU L-İSLÂM METNİ VE TERCÜMESİ

NEVÂKIDU L-İSLÂM METNİ VE TERCÜMESİ NEVÂKIDU L-İSLÂM METNİ VE TERCÜMESİ خطبة الحبجة و س ت غ ف ر ي و ع ذ ب ب ل ل م ه ت ع يى و س و ح م د ي إ ن ال ح م د ل ل م ه ش ر ر أ و ف س ىب م ه س ي ئب ت أ ع م بل ىب م ه ي د ي ا ل ل ف ل م ض ل ل إ ل ا ل ل

Detaylı

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir.

KİTAPLARA İMAN. 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. TEMEL DİNİ BİLGİLER KİTAPLARA İMAN 1 Vahiy nedir? Allah Teâla nın Cebrail (aleyhisselam) vasıtasıyla peygamberlerine bildirdiği ilahî emirlerdir. 2 Kutsal kitap neye denir? Allah ın emir ve yasaklarını,

Detaylı

Rahmân ve Rahîm olan Allâh ın ismiyle Hamd, - Allâh a mahsustur. O na hamd eder, O ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve

Rahmân ve Rahîm olan Allâh ın ismiyle Hamd, - Allâh a mahsustur. O na hamd eder, O ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve إن ال ح م د ل ل ب س م االله الر ح م ن الر ح يم ذ و ع ي و س ت غ ف ر يى و س ت ع و ح م د ي ب ب ل ل م ه ش ر ر أ و ف س ىب م ه ئب ت سي أ ع م بل ىب م ه د ي ا ل ل ف ال م ض ل ل م ه ي ض ل ل ف ال ب د ي ل ي د أ ن

Detaylı

TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha)

TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha) 1 TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha) Rümeysâ bint Milhân b. Halid el-ensâriyye el-hazreciyye Babası Milhân b. Halid dir. Annesi Müleyke bint Mâlik b. Adî dir. Neccar oğullarındandır.

Detaylı

Kolay Yolla Kur an ı Anlama

Kolay Yolla Kur an ı Anlama بسم هللا الرحمن الرحيم Kolay Yolla Kur an ı Anlama Ders 18 #kuranianlama Bu derste Kur an: Dua ال : bilgisi Dil ق ق ام Eğitim ipucu: Başarının temeli Bu derste 7 yeni kelimeyle Kur'an da 2466 defa tekrar

Detaylı

Kur'an Dili, III, 1740. Eser neşriyat, İstanbul,1971.

Kur'an Dili, III, 1740. Eser neşriyat, İstanbul,1971. 1 SALİH AMEL VE İMAN 1 "Amel", iradeye dayalı iş, davranış ve eylem, 2 "slih amel" ise; niyete ve iradeye bağlı olarak yapılan bilinçli fiil ve hayırlı iş demektir. 3 Yapıldığı zaman sevap kazanılan, Allah

Detaylı

Mealli. Dua Mecmuası. Derleyen

Mealli. Dua Mecmuası. Derleyen Mealli Dua Mecmuası Derleyen مجموعة األدعية المأثورة مجعها أ ذ ك ار الص ب اح و ال م س اء SABAH ve AKŞAM DUALARI أ ذ ك ار الص ب اح ب ع د ص ا ة الص ب ح ي ق ول : الل ه م أ ن ت الس ا م و م ن ك الس ا م ت ب

Detaylı

SAHÎH KURBAN FIKHI. Rahmân ve Rahîm olan Allâh ın ismiyle

SAHÎH KURBAN FIKHI. Rahmân ve Rahîm olan Allâh ın ismiyle ع ذ س ت غ ف س ي س ت ع ذ د إ ان ذ د ل ل ئب د ي ش سي أ ع بن ب ي ث ب ل ل س ز أ ف س ب ي د ف ال ي ض م ن ي ي ض ه م ف ال ب د ي ن ي أ ش د أ ال إ ن إ ال د د ال ش س يك ن... أ ي ب ث ع د : أ ش د أ ي ذ د ا ع ج د ز

Detaylı

Bu dersimizde İslam da aile ve aile hukukunu ele alacağız.

Bu dersimizde İslam da aile ve aile hukukunu ele alacağız. Ders : 106 Konu : İSLAMDA AİLE - BİREYLERİNİN SORUMLULUKLARI - 1 Bu dersimizde İslam da aile ve aile hukukunu ele alacağız. Allah ın emri olan ve Peygamber Efendimiz (sav) in de birçok hadisinde bahsi

Detaylı

KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ)

KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ) KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ) ب ت خ ح ج ث Dil ucu ile üst uçlarından ا ذ ر ز Boğazın ağza en yakın olan kısmından Dil ucu ile üst diplerinden Peltektir. Boğazın orta kısmından Dudaklar

Detaylı

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ

AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ BİLİM ve İNSAN VAKFI ELMALILI HAMDİ YAZIR KUR AN AKADEMİSİ KUR ÂN-I KERÎM EĞİTİM ve ÖĞRETİM PROGRAMLARI TASHÎH-İ HURÛF DERSLERİ AÇIKLAMALI SÛRE MEÂLLERİ Hazırlayan : Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak 1 I) SÛRENİN

Detaylı

1 Bahattin Akbaş, Din işleri Yüksek Kurulu Uzmanı 2 İbn Manzur, Lisanu'l- Arab, Xlll/115 3 Kasas, 28/77. 4 İbrahim, 14/34. 5 İsrâ, 17/70.

1 Bahattin Akbaş, Din işleri Yüksek Kurulu Uzmanı 2 İbn Manzur, Lisanu'l- Arab, Xlll/115 3 Kasas, 28/77. 4 İbrahim, 14/34. 5 İsrâ, 17/70. ALLAH İHSANI EMREDER 1 Yüce Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de üzerinde önemle durduğu hususlardan biri de ihsandır, ihsan, kök ve müştakları ile birlikte Kur'an-ı Kerim'de ikiyüze yakın yerde geçmektedir. Güzel

Detaylı

Kur'an'ı hızlı okumanın ve namazı hızlı kılmanın hükmü. Abdulaziz b. Baz

Kur'an'ı hızlı okumanın ve namazı hızlı kılmanın hükmü. Abdulaziz b. Baz Kur'an'ı hızlı okumanın ve namazı hızlı kılmanın hükmü [ ثريك Turkish ] Türkçe Abdulaziz b. Baz Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 2012-1433 حكم اإلرساع يف القراءة والصالة «باللغة الرتكية»

Detaylı

M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI. lar aha beteri. dir veya 7 2. Y. 4. a bakarak " " dersek h 6. olarak sadaka verme.

M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI. lar aha beteri. dir veya 7 2. Y. 4. a bakarak   dersek h 6. olarak sadaka verme. M VE NAZARDAN KORUNMA VE KURTULMA YOLLARI lar aha beteri dir... 1. -3-5 veya 7 2. Y 3. : me sem. 1 (B bir olmaz) 4. a bakarak " " 5. sek, dersek h 6. olarak sadaka verme. 2 3 k, iyilik yapmak, anaya -

Detaylı

YAHUDİLER ARALARINDA İMAN SAHİPLERİ ÇOK AZDIR

YAHUDİLER ARALARINDA İMAN SAHİPLERİ ÇOK AZDIR 13/07/2014 Selman UZUNLU Ağaçören İlçe Vaizi Aksaray YAHUDİLER ل ع ن ال ذ ين ك ف ر وا م ن ب ن ي إ س ر ائ يل ع ل ى ل س ان د او ود و ع يس ى اب ن م ر ي م ذ ل ك ب م ا ع ص وا و ك ان وا ي ع ت د و ن "İsrailoğullarından

Detaylı

2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ

2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ 5 4 3 2 1 2 2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ CAMİLERDE AYET VE MEALİ OKUMA PROJESİ KAPSAMINDA HAZIRLANAN ŞUBAT AYI GÜNLÜK AYET VE MEALLERİ ق ل أ ت ح آج ون ن ا ف ي ه للا و ه و ر ب ن ا و ر ب ك م و ل ن ا أ ع م

Detaylı

TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI

TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI ] ريك Turkish [ Türkçe Muhammed Salih el-muneccid Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin 20-432 ع لكمة الطاغوت» باللغة الت ية «مد صالح املنجد رمجة: ممد مسلم شاه مراجعة:

Detaylı

Ders : 87 Konu : Takva Nedir ve İnsan Neden Sadece Takvası ile Üstündür?

Ders : 87 Konu : Takva Nedir ve İnsan Neden Sadece Takvası ile Üstündür? Türkçe meal ve tefsirlerde takva kelimesi korkmak ve korku anlamında ele alınmaktadır. Muttaki kelimesine de Allah tan korkan manası verilmektedir. Ancak bu anlam eksiktir. Nitekim İslam Ansiklopedisi

Detaylı

KİTAP-SÜNNET İLİŞKİSİ (Nebi ve Resul Kavramları)

KİTAP-SÜNNET İLİŞKİSİ (Nebi ve Resul Kavramları) SÜLEYMANİYE VAKFI UZAKTAN SEMİNER MERKEZİ (SUSEM) Ders: İslam Hukukuna Giriş Hafta-11 KİTAP-SÜNNET İLİŞKİSİ (Nebi ve Resul Kavramları) Hazırlayan: Doç. Dr. Servet Bayındır İ.Ü. İlahiyat Fak. Öğr. Üyesi

Detaylı

Gizlemek. أ Helak etmek, yok etmek أ. Affetmek. Açıklamak. ا ر اد Sahip olmak, malik olmak. Đstemek,irade etmek. Seçme Metnler 25

Gizlemek. أ Helak etmek, yok etmek أ. Affetmek. Açıklamak. ا ر اد Sahip olmak, malik olmak. Đstemek,irade etmek. Seçme Metnler 25 136. Ey iman edenler, Allah'a, elçisine, elçisine indirdiği kitaba ve bundan önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve ahiret gününü inkar ederse, uzak bir sapıklıkla

Detaylı

Kur ân da Dua Ayetleri

Kur ân da Dua Ayetleri Kur ân da Dua Ayetleri (1) Bizi doğru yola ilet; Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil. (Fatiha Suresi 6-7) (2) (Musa) Cahillerden olmaktan Allah a sığınırım

Detaylı

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuk Usulü II

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuk Usulü II Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuk Usulü II -Ders Planı- Dersin konusu: manaya delaletinin kapalılığı bakımından lafızlar [hafî-müşkilmücmel-müteşâbih] Ön hazırlık: İlgili tezler: hakkı

Detaylı

Kuran okumak şefaattir. Alemlere Rahmet olarak gelen Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır.

Kuran okumak şefaattir. Alemlere Rahmet olarak gelen Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır. RAMAZAN AYI VE ORUCUN FAZİLETİ Ramazan ayı müminler için bir rahmet, mağfiret, dayanışma ve paylaşma mevsimidir. Bu ay, manevî hayatımızda seçkin yeri olan fırsatlar ve imkanlar ayıdır. Ramazan, Allah

Detaylı

Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz! (A râf, 7/23) Zekeriya Peygamberin;

Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ziyana uğrayanlardan oluruz! (A râf, 7/23) Zekeriya Peygamberin; DUANIN ÇEŞİTLERİ Dua; söz ve kalple, fiil ve hâl ile yapılır. Dua, hayır dua ve beddua şeklinde olabilir. Dua, insanın kendisine veya başkasına yönelik olabilir. İçeriği açısından dua, maddî veya manevî

Detaylı