BESLENME DAVRANIŞI: FARMAKOLOJİK HEDEF MOLEKÜLLER Feeding Behaviour: Pharmacological Target Molecules
|
|
|
- Irmak Izzet
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 DERLEME (Review Article) Gültekin H, Şahin S, Budak N BESLENME DAVRANIŞI: FARMAKOLOJİK HEDEF MOLEKÜLLER Feeding Behaviour: Pharmacological Target Molecules Hülya GÜLTEKİN 1, Serkan ŞAHİN 2, Nurten BUDAK 3 Özet : Şişmanlık veya zayıflık; enerji harcanması ve besin alımı arasındaki dengenin bozulması sonucunda gelişmektedir. Kalp ve damar hastalıkları ve tip II diyabetin etyolojisinde yer alan obezitenin ve kansere bağlı olarak gelişen ölümlerin en sık nedeni olan anoreksi-kaşeksinin başarılı bir şekilde tedavisi ve enerji dengesinin nasıl düzenlendiğinin iyi bir şekilde bilinmesiyle mümkündür. Enerji dengesinin sürdürülmesi, karşılıklı olarak etkileşen karmaşık ve dinamik bir süreçle sağlanmaktadır. Sindirim sistemi ve yağ dokusu gibi periferal dokulardan ve santral sinir sisteminin çeşitli bölgelerinden gelen uyarıların koordinasyonu ve uygun cevabın oluşturulmasında hipotalamus anahtar rol oynamaktadır. Hipotalamusa gelen uyarılara aracılık eden, dolayısıyla beslenme davranışının oluşmasına katılımı olan leptin, nöropeptid Y, oreksinler, proopiomelanokortin deriveleri, agouti-ilişkili protein (AgRP), kokain ve amfetamin regulated transkript, kolesistokinin, serotonin, noradrenalin, insülin, glukagon, kortikotropin salıverici faktör ve kortikosteroidler, girelin, galanin, galanin benzeri peptid, bombesin ve insandaki homoloğu gastrin salgılatıcı peptit, opiyatlar, kannabinoidler, nörotensin, nitrik oksid gibi çok sayıda nöromedyatör ve hormon ve TNF-α, IL1, IL6, silyar nörotrofik faktör gibi çok çeşitli sitokin tanımlanmıştır. Bu öğelerden her biri iştahın ve/veya enerji metabolizmasının belirleyici molekülleridir. Bu moleküllerin beslenme dışında rol oynadıkları diğer işlevlerin de bilinmesi, bu molekülleri hedef alan yeni ilaçların yan tesir profillerinin öngörülebilmesi açısından ayrıca önem taşımaktadır. Anahtar kelimeler: İştah, ilaç, şişmanlık, zayıflık, leptin, nöropeptid Y, sitokin Summary : Obesity and leanness are the results of the imbalance between energy intake and expenditure. Obesity has important roles in the etiology of tip II diabetes mellitus and cardiovascular diseases. On the other hand, anorexia-cachexia is the most frequent cause of cancer related deaths. So, it is important to know how energy balance is regulated so that these preventing or treating diseases can be prevented or treated. Energy homeostasis is maintained by complex and dynamic processes interacting with each other. Hypothalamus plays a key role in coordination and integration of stimuli from peripheral tissuses such as gastrointestinal system and fat tissue and from several regions of central nervous system. It also has important roles in appropriate adaptive response. Many neuromediator and hormons such as leptin, neuropeptide Y, orexins, derivates of proopiomelanocortin, agouti-related protein, cocaine and amphetamine-regulated transcript, cholecystokinin, serotonin, noradrenalin, insulin, glucagon and glucagon like peptide, corticotrophin releasing factor and corticosteroids, ghrelin, galanin and galanin like peptide, bombesin and its homolouge as gastrin releasing peptide in human, opioids, cannabinoids, neurotensin, nitric oxide and several cytokines such as TNF-α, IL1, IL6, ciliary neurotrophic factor mediate stimuli terminating in hypothalamus. So they contribute to feeding behaviour. It is also important to know the other actions of these molecules apart from their roles in feeding when predicting the side effect profiles of new drugs targeting these molecules. Key words: Appetite, obesity, leanness, leptin, neuropeptide Y, cytokine. Enerji alınması ve harcanması arasındaki dengenin bozulmasından kaynaklanan obezitenin gelişiminde, 1 Yrd.Doç.Dr.Erc.Ün.Tıp Fak, Farmakoloji AD, Kayseri 2 Doktora Öğ.Erc.Ün.Sağ. Bil. Ens,Farmakoloji AD, Kayseri 3 Dr.Erc.Ün.Atatürk Sağlık Yüksekokulu, Kayseri yüksek kalorili diyet ve/veya hareket azlığı gibi çevresel faktörler ve genetik faktörler rol oynamaktadır. Obezite tüm dünyada giderek artan sıklığı, tip II diyabet ve kalp damar hastalıklarının gelişmesinde en önemli risk faktör olması ve 77
2 12-16 Beslenme yaş davranışı: grubu çocuklarda Farmakolojik atletik hedef performansın moleküller belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi birincil ve ikincil sağlık bakım giderlerinde büyük bir yük oluşturması nedeniyle günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sağlık için ve estetik kaygılar nedeniyle obezite tedavisi tüm dünyada adeta bir sektör haline gelmiştir. Obezitenin salt diyet ve egzersizle tedavi edilememesi iştahı baskılayan ilaç araştırmaları için itici güç oluşturmaktadır. Bu noktada beslenme davranışını belirleyen sistemin bileşenlerinin iyi bilinmesi, akılcı ilaç keşfi için zorunlu hale gelmektedir. Enerji metabolizmasındaki dengenin karşılıklı etkileşen, son derece karmaşık öğelerle sağlandığı bilinmektedir. Bu dengenin enerji kazanılması ve muhafaza edilmesinin, harcanmasına göre korunmuş olması ile sağlandığı düşünülmektedir. Bu nedenle beslenme ve enerji sarfı arasındaki dengenin nasıl düzenlendiğinin bilinmesi sistemin, baskılanma veya uyarılma şeklinde iki yönlü manipülasyonunu mümkün kılmaktadır. Böylece obezite ya da kaşeksinin tedavisinde klinik hedefler şöyle sıralanabilir; i- kilo kaybının/kazanımının sağlanması ii- ulaşılan ideal kilonun korunması iii-karşı düzenleyici mekanizmaların etkinleşip nüks ve tekrarların önlenmesi Bu hedeflere ulaşmak için, enerji alımı ve/veya harcanması düzeyinde etki oluşturarak beslenme davranışını modüle eden bileşenlerin duruma göre agonistleri veya antagonistleri kullanılabilir. Bu derlemede enerji metabolizmasına katılımı olan moleküllerin beslenme davranışı üzerine olan etkileri ve katılımlarının olduğu diğer fizyolojik işlevler anlatılacaktır. Enerji alımını azaltan moleküller: anoreksijenikler Leptin 1994 yılında Friedman ve arkadaşları tarafından tanımlanmış olan 167 amino asitli bir proteindir ve esas olarak adipoz dokuda sentezlenip kana salınır. Leptin beyne, besin depoları hakkındaki bilgiyi ileten en önemli öğedir. Plazmadaki leptin hipotalamusta kendi reseptörlerini etkileyerek besin alımını azaltır. Leptin geninin mutasyonları ve leptinin komple yetmezliği şiddetli obezite ile sonuçlanır (1). Leptin yetmezliği olan hastaya insan leptin rekombinantı uygulanmasının değerleri normale döndürüp hastayı giderek zayıflatması, obezite tedavisinde bu moleküle büyük umutlar bağlanmasına neden olmuştur. Ancak yapılan çalışmalarda, yüksek dozlarda uygulanan leptinin bile oluşturduğu ağırlık kaybı değişken ve çok küçük olarak bulunmuştur (2). Leptinin etkisindeki değişikliğin birkaç açıklaması vardır. Öncelikle, leptin fizyolojik rolünü muhtemelen düşük plazma düzeylerinde oluşturmakta ve normalden yüksek düzeylerde ağırlık kazanımına neden olmaktadır. Diğer bir açıklama ise leptinin tedavi edici etkinliğine dair verilerin kemirgenlerden elde edilmiş olması olabilir. Genetik modifikasyonla obez olması sağlanan Ob/ob fareler ya da zayıf farelerin leptinle tedavisinin besin alınmasını azaltırken, aynı zamanda enerji harcanmasını da arttırdığı ancak sonuncu etkinin insanlarda gözlemlenmediği bildirilmektedir (3). Leptin reseptörü sitokin reseptör ailesi üyesidir ve uyarılmasıyla hücre içi JAK-STAT (Janus protein kinaz-sinyal transdüktörü ve transkripsiyon aktivatörü) sinyalleme sistemi aktive olur. Obez db/db fare ve fa/fa sıçan fenotipinden bu reseptörlerdeki mutasyonlar sorumludur (3). Şişman kişilerin sadece % 5-10 unda leptin seviyelerinin düşük olduğu ve leptin ve leptin reseptör geninde mutasyonların oldukça nadir olduğu gösterilmiştir (1). Bu nedenle asıl sorunun leptin yetmezliğinden çok leptin direnci ile ilişkili olduğu düşünülmektedir (3). Bu direnç, leptinin dolaşımdan beyne girişindeki hız kısıtlayıcı taşınma basamağında veya reseptör uyarılmasındaki yetmezlik nedeniyle olabilir. Leptin direnci, reseptör uyarılması seviyesinde ise diğer doğal agonistlerle aynı hücre içi uyarılma yolağı etkinleştirilmesi bir çözüm olabilir ve silyer nörotrofik faktör (CNTF) de böyle bir agonisttir. Sitokin sinyalleme supresörü 3 (SOCS3) gibi bir hücre içi ajanının ekspresyonu artmışsa, bu proteinin inhibisyonu da reseptör sensitizasyonunu sağlayabilir (3). Şimdiye kadar nonpeptid leptin reseptör agonisti bildirilmemiştir. Leptinin 128. pozisyonundaki arjininin glutaminle yer değiştirmesiyle oluşan mutant leptin molekülünün leptin antagonisti gibi davranması ilginçtir. Bu protein kaşeksi ve anoreksiya nevrozanın tedavisinde denenmektedir (3). 78
3 Gültekin H, Şahin S, Budak N α-melanosit uyarıcı hormon (α-msh), melanokortin peptid ailesinin (diğerleri, β-msh, γ- MSH ve ACTH) üyesidir ve preopiyomelanokortin (POMC) geni üretimi sürecinde oluşur. POMC ekspresyonu leptin tarafından uyarılır, açlık ve leptin yokluğunda ise baskılanır. POMC tan türeyen peptidlerin tümü G proteini ile eşleşen en az beş reseptör (Melanokortin, MC 1 -MC 5 ) aracılığı ile fizyolojik etkilerini oluştururlar (4). α-msh, MC 4 reseptörü aracılığıyla besin alımını güçlü bir şekilde baskılar. Melanokortin MC 4 reseptörü, hipotalamus dahil beynin birçok bölgesinde eksprese edilmektedir. MC 4 reseptör geninde mutasyon veya MC 4 reseptör yokluğu olan insanlar şişmandır. Hipotalamusta MC 4 reseptörünü uyaran α-msh ile endojen antagonisti Agouti-ilişkili protein (AgRp) arasında dengeli bir etkinlik söz konusudur (1). Spesifik MC 4 reseptör agonistleri şişmanlık önleyici ilaç geliştirmede potansiyel hedeftir. Kokain ve amfetamin regulated transcript (CART), 102 amino asidli bir prekürsör protein olarak sentezlenir, bu prekürsör proteinin yıkımı ile oluşan CART da dahil çeşitli fragmanları dokularda belirlenebilir (5). CART ya da fragmanlarının santral yolla uygulanması besin alımını belirgin olarak azaltırken, anti-cart antikorlar beslenmeyi uyarır (6). CART nöronları, arkuat nukleusta (AN) POMC nöronları ile neredeyse tamamen beraber bulunur ve leptin tarafından pozitif bir şekilde uyarılır (7). Ayrıca hipotalamustaki bazı CART nöronlarının nöropeptid Y (NPY) sinirleri ile sinaps yaptığı gösterilmiştir (6). Bu bulgu CART ın vücut ağırlığının düzenlenmesinde önemli rolü olabileceğini düşündürmektedir. Şimdiye kadar CART ın etkilerine aracılık eden reseptör ya da non-peptid CART ligandları bildirilmemiştir. Kortikotropin salıverici faktör (CRF), enerji dengesinde rol oynayan bir hipotalamik katabolik nöropeptitdir. CRF esas olarak CRF 1 reseptörleri, bir CRF benzeri nöropeptid olan ürokortin de CRF 2 reseptörleri aracılığıyla etki oluşturur (8). CRF, sempatik sinir sisteminin etkinliğini artırarak termojenezisi, enerji harcanmasını ve lipolizi uyarır. CRF, biyosentezinin öncelikli olduğu yer olan paraventriküler nukleusa (PVN) uygulandığında beslenmeyi güçlü olarak baskılar. Ürokortin CRF den daha güçlü şekilde beslenmeyi baskılamaktadır (3). Hipotalamik CRF sisteminin NPY ye bağlı beslenme üzerinde inhibitör kontrolü söz konusudur. Hatta CRF ve NPY nin beslenmenin çift yönlü kontrolünü sağladığı düşünülmektedir. CRF etkinliğinin artırılması, artmış olan NPY yanıtına verilen normal baskılayıcı bir yanıt olarak ortaya çıkabilir. Ayrıca CRF nin leptinin ve bombesinin hipofajik etkilerine kısmen aracılık ettiği gösterilmiştir (9). İştahsızlık ve ağırlık kaybına neden olan bir çok sitokinin de CRF salınımını uyardığı bildirilmiştir. Sıçanlara sistemik IL-1 uygulanması hipofizer portal kana CRF salınımını artırır. IL-1 in düşük dozlarda bile intra serebroventriküler (i.c.v.) yolla uygulanması uzun süreli iştahsızlık oluşturur. IL-1 e benzer şekilde IL-2, IL-6, TNF-α, interferon γ nın da, CRF ve besin alımı üzerine benzer etkileri vardır (9). Tümör oluşturulmuş sıçanlardaki ağırlık kaybının PVN da NPY düzeylerinde azalma ve CRF düzeylerinde artmayla beraber olduğu gösterilmiştir. Hipotalamik-hipofizer-adrenal bez aksının uyarılması nedeniyle CRF ün anti-obeziter tedavideki kullanımı sınırlı gibi görünmektedir. Serotonin, özellikle 5-HT 2C reseptörü aracılığıyla tokluğu uyarır (10). Sibutramin, fenfluramin ve deksfenfluramin gibi bir dizi şişmanlık ilacının major hedeflerinden biri serotonindir (11). Bunlar serotoninin sinaptik düzeyini arttırırlar, böylece serotonerjik yolakları uyararak besin alımını ve vücut ağırlığını azaltırlar. 5HT 2C reseptörünün yokluğu farelerde hiperfajiye ve orta dereceli obeziteye yol açar (12). Bu nedenle spesifik 5HT 2C agonistleri antiobeziter ajan olarak düşünülebilir. Ayrıca 5HT 1B reseptöründen yoksun farelerin deksfenfluraminin anoreksijenik etkilerine duyarsız olması da 5HT 1B reseptörünün katılımını düşündürmektedir (10). Dopamin aktivasyonu da serotonin gibi besin alınımını azaltmaktadır. Bu etkiye özellikle D 1 reseptörlerinin aracılık ettiği gösterilmiştir. α-ergo bromokriptin (ergoset) bir dopamin agonistidir ve obezite tedavisinde potansiyel bir ilaçtır (10). 79
4 12-16 Beslenme yaş davranışı: grubu çocuklarda Farmakolojik atletik hedef performansın moleküller belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Histaminin, bir dizi çalışmada, iştahı baskıladığı gösterilmiştir. Histamin, ventromediyal nükleustaki postsinaptik H 1 reseptörleri uyararak iştahsızlık oluşturur. Ayrıca histaminin bazı yolaklarda NPY ile ilişkili olduğu ve iştahsızlığın oluşmasında rol oynadığı düşünülmektedir. Nitekim klinik uygulamada antihistaminik ilaçların iştah açıcı yan tesirleri iyi bilinmektedir (9). Bombesin, bir barsak hormonudur. Bombesin ve onun insandaki homoloğu olan gastrin salıcı peptit (GRP) insanlarda ve hayvanlarda besin alımını azaltır. İnsanlarda yapılan bir çalışmada şişman bireylerin bombesinin tokluk oluşturucu etkisine zayıf bireylerden daha az duyarlı olduğu ileri sürülmüştür. Bombesinin hipofajik etkisine nöromedin B-10 ve/veya GRP reseptörleri aracılık etmektedir (10). Nörotensin besin alımını azaltır, leptin hasarlı modellerde ekspresyonu down-regülasyona uğrar (13). Bu nöromedyatör ile ilgili son bulgular leptin etkisi için bir hedef olduğunu desteklemektedir (14). Nöromedin U (NMU) nun da anoreksijenik olduğu ve beyinde NMU 2 reseptörünün tanımlandığı bildirilmektedir (3 ). Kolesistokinin (CCK), sindirilen yağ ve proteinlere cevap olarak duodenumdan salınan peptid yapılı bir hormondur. Gastrointestinal sistemdeki besinin hacmine ve kimyasal yapısına bağlı olarak salgılanan kısa dönem periferal tokluk faktörlerinden biri olan CCK, kemirgenlerde ve maymunlarda besin alınımını doza bağlı olarak azaltır (14). CCK ile ilgili çalışmalar genellikle stabil analoğu olan CCK-8 le yapılır. CCK-8 insanda tokluğa benzer etkilerle birlikte kötü koku duyumu ve anksiyete oluşturur. Gibbs ve arkadaşları (10) tarafından potansiyel tokluk ajanı olarak tanımlanmıştır. İnterlökin (IL)1 in CCK salınımını uyardığı gösterilmiştir (9). Ekzojen CCK-8 in gastrik leptini hızlı bir şekilde harekete geçirdiği gösterilmiştir. Ayrıca periferal yolla uygulanan CCK ye verilen anoreksijenik cevabın leptin ve insülin tarafından artırıldığı gösterilmiştir (3). CCK nin leptinle sinerjik, NPY ile ters etkili olduğu, periferal CCK uygulanmasının NPY ye bağlı besin alımını ve hipotalamik NPY düzeylerini azalttığı bilinmektedir (15). Periferal CCK nin iki farklı mekanizma ile tokluk oluşturduğu düşünülmektedir; vagal CCK reseptörlerinin doğrudan uyarılması ve uzamış gastrik distansiyon, CCK periferdeki vagal afferentler üzerindeki CCK A reseptörlerini uyarır. CCK A reseptörlerinin uyarılması ise mide boşalmasının inhibisyonu ile sonuçlanır. Bu, gastrik distansiyonun artmasına ve tokluk duyusuna neden olur. Santral CCK B reseptörlerinin de tokluk oluşmasında önemli etkilerinin olduğuna dair bulgular vardır. Kolesistokinin de günümüzde antiobeziter ilaç olabilecek moleküllerden biridir. Glukagon da deneysel çalışmalarda besin alımını azaltmıştır (10). İnsanlara glukagon uygulanmasının iyi bilinen yan etkilerinden birisi koku duyumsamadır. Bu etkinin fizyolojik bir rolünün olup olmadığı hala anlaşılamamıştır. Glukagon benzeri peptid-1 (GLP-1), pankreasta, ince barsak hücrelerinde ve beyinde proglukagondan oluşan diğer bir periferal sinyaldir. Mide boşalmasını geciktirir ve besin alımını baskılar. Beslenmeyi muhtemelen hem periferal hem de santral mekanizmalarla düzenlediği düşünülmektedir (16,17). GLP-1 hiperglisemi esnasında insülin salınımını uyarır, glukagon salınımını baskılar, proinsulin biyosentezini uyarır. Bu peptidin agonistlerinin anti-obeziter ve antidiyabetik ilaç potansiyeli vardır. Enterostatin, hayvanlarda özellikle yağ alımını azaltan bir pentapeptiddir. Midede pankreatik prokolipazın yıkımı ile oluşur. İnsanda tokluğu arttırıcı etkinliğe sahiptir ve bu etkisi mide boşalması üzerine olan etkisinden bağımsızdır. Etkisinin bifazik olduğu ve düşük dozlarının besin alımını daha fazla baskıladığı gösterilmiştir. SSS nde özellikle PVN ve amigdalada etki oluşturur (10). 80
5 Gültekin H, Şahin S, Budak N Peptid YY3-36, besin varlığına cevaben midede üretilen bir hormondur. Bu peptid için araştırmalar henüz başlangıç safhasında olmasına rağmen, kan beyin bariyerini geçtiği ve AN yi etkileyerek tokluk duygusu yaratan nöronları uyardığı, açlık duygusunu uyaran nöronları baskıladığı gösterilmiştir (18). Sitokinlerin enerji açığına verilen normal adaptif beslenme cevabını baskılayarak iştahsızlık ve kaşeksi oluşturduğu gösterilmiştir (9). Ateş ve anoreksi gelişimi ve uykuya eğilim gibi bir çok durumda sitokinlerin rolü vardır. Bilinen sitokinlerin çoğu ve onların reseptörleri SSS ndeki hücrelerde gösterilmiştir. Bir dizi sitokin tarafından oluşturulan iştahsızlığın santral sinirsel mekanizmalar aracılığıyla geliştiği ve bu sitokinlerin esas hedef yerinin hipotalamus olduğu ileri sürülmektedir (9). İnatçı iştahsızlık, AIDS ve kanserde görülen zayıflamanın ve kansere bağlı ölümlerin ana nedeni sitokinlerdir. Kanserli hastalarda karekteristik olarak davranışsal ve metabolik bozukluktan inflamatuar medyatörlerin sorumlu olduğu düşünülmektedir (9). Bu inflamatuar sitokinlerden tümör nekroz faktör-α (TNF-α) ve IL1 in iştahsızlık ve kaşekside anahtar rol oynadığı, ayrıca IL6, IL 8 ve silyer nörotropik faktör (CNTF) gibi diğer inflamatuar sitokinlerin de olaya katılımlarının olduğu düşünülmektedir. Sitokinler kan beyin bariyerinin zayıf olduğu yapılardan SSS ne taşınırlar. Sitokinler, periferden salınan sitokinlere ya da mikrobiyal ve inflamatuar ürünlere cevaben de beyinde oluşabilmektedir (19-21). Periferal sitokinler, NO ve prostaglandinlerin salınımını uyararak da beyinde etkiler oluşturabilir. Sitokinlerin blokajının, kaşeksi sendromu tedavisinde hastaların beklenen yaşam sürelerini ve yaşam kalitelerini artırmada etkili olabileceği düşünülmektedir. İnsülin, deney hayvanlarına santral yoldan uygulandığında enerji alınımını azaltır, ancak bu anoreksijenik etki leptin yetmezlikli hayvanlarda oluşmaz (14). Bu nedenle insülinin leptinle birlikte enerji metabolizmasının uzun süreli düzenlenmesinde etkili olduğu düşünülmektedir. Enerji alımının azaltılması: emilimin baskılanması Yağ emiliminin baskılanması kalori alımının azaltılması için en etkili yaklaşımdır. Diyetteki yağın sindirimi ile oluşan serbest yağ asitleri ince barsak duvarının epitelyal hücrelerinden membranı geçer. Serbest yağ asidi taşıyıcısı olan FATP4 esas olarak ince barsakta eksprese edilir ve bu süreçte önemli rol oynamasından dolayı FATP4 de antiobeziter ilaç olabilecek moleküllerdir. Serbest yağ asitleri, endoplazmik retikulumda serbest yağ asidbağlayıcı proteinlerle (fat acid bounding proteins- FABPs) açil-coa sentetaza sunulur. FABPs inhibisyonu yağ asidi emilimini azaltır, fakat bu yaklaşım akılcı değildir, çünkü barsak hücrelerinde FABPs çok yoğun olarak bulunur. Açil-CoA dan trigliserid sentezinde diaçilgliserol açiltransferaz (DGAT) anahtar enzimdir ve bu enzimin baskılanması yeni hedeftir. Son zamanlarda DGAT dan yoksun farelerin şişmanlığa dirençli olduğu gösterilmiştir (3). Enerji alımını artıran moleküller: oreksijenikler Nöropeptid Y (NPY), 36 amino asit içeren ve beyinde ve periferal sinir sisteminde yaygın dağılımı olan bir polipeptiddir (1). Vücut ağırlığının düzenlenmesinde anahtar rol oynayan AN ve PVN deki NPY-erjik yolağın açlık, yoğun ve uzun süreli egzersiz, süt verme ve yüksek enerjili maddelerin kaybı (glikozüri) gibi durumlarda uyarılmasıyla iştah artar, enerji harcanması baskılanır ve böylece enerji depolanması artar (22). NPY nin santral yolla uygulanması besin alınmasını artırıp tok hayvanlardaki termojenezisi azaltırken, endojen NPY düzeylerindeki azalma ise besin alımını azaltmaktadır (9). Dolaşımdaki NPY esas olarak sempato-adrenal sistemden gelir ve bazı adrenerjik sinir uçlarından noradrenalinin kotransmitteri olarak salgılanır. Ayrıca ve stres, feokromasitoma, nöroblastoma, lenfoblastoma, lösemi, malign hipertansiyon gibi bazı patolojik durumlarda NPY nin plazma düzeyleri değişmektedir. NPY-erjik yolak leptin tarafından süprese edilir, besin alımı ve enerji harcanmasının düzenlenmesinde NPY ve leptinin feedback mekanizma oluşturduğu düşünülmektedir (22). 81
6 12-16 Beslenme yaş davranışı: grubu çocuklarda Farmakolojik atletik hedef performansın moleküller belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi NPY nin NPY 1 - NPY 6 olmak üzere 6 reseptörü tanımlanmış ve beslenme davranışına aracılık eden reseptörlerinin NPY 1 ve NPY 5 olduğu gösterilmiştir (1). NPY kalpte de yoğun olarak bulunur. Anjiyogenezisi uyarır, vazokonstrüktif ve mitojenik etkilidir. NPY nin kan basıncının fizyolojik düzenlenmesi kadar hipertansiyon gelişiminde de rol oynadığı düşünülmektedir. Ayrıca anksiyetenin patofizyolojisine, bellek ve analjezinin düzenlenmesine de katılımının olduğuna dair kanıtlar mevcuttur (22). Girelin enerji dengesinin sağlanmasına katıldığı belirlenen en son hormondur. İlk olarak Kojima ve arkadaşları tarafından tanımlanan 28 amino asidli lipofilik bir peptiddir (23). Esas olarak midenin fundus mukozasında bulunan özelleşmiş enterokromafin hücreleri tarafından eksprese edilir. Girelin güçlü bir büyüme hormonu endojen salıcısı olmasının yanısıra, büyüme hormonundan bağımsız etkilere de sahiptir. Girelin sistemik olarak güçlü bir oreksijenik hormondur ve oreksijenik etkisi molar bazda NPY nin etkisine yakındır (24). Genellikle leptinin etkilerine zıt metabolik etkileri vardır. Besin alınımını uyarır, karbonhidrat kullanımını arttırırken, yağ kullanımını azaltır. Bu etkileri ile enerji kazanılması ve muhafaza edilmesini sağlar. İlk hayvan çalışmaları girelinin büyüme hormonu olarak kullanılabileceğini göstermiştir (25). İnsanda girelin seviyeleri her öğün öncesi zirve yapar ve beslenmeyi takiben hızla en düşük seviyelerine gelir. Girelinin oluşturduğu güçlü beslenme uyarısının kısmen AN aracılı ve büyük ölçüde NPY ve AgRP ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (26). Girelin düzeyi anoreksiya, kalori kısıtlaması ve kanser kaşeksisi gibi besin alınımının azaldığı bazı durumlarda yükselmektedir. Anoreksiya nevrozalı kadın hastaları içeren bir çalışmada girelin salınımının, beden kitle indeksi ile güçlü bir şekilde ve negatif olarak ilişkili olduğu gösterilmiştir (27). Şaşırtıcı olan bu anoreksik hastaların girelin seviyelerinin kontrollerden anlamlı şekilde yüksek olmasıdır. Anoreksiya nervozada artan girelin seviyelerinin, şişmanlıkta görülen leptin direnci gibi patofizyolojik bir durumu yansıtıp yansıtmadığı veya bu artışın bir kompenzatuar mekanizma olup olmadığı tam olarak bilinmemektedir. Yüksek girelin düzeyleri, Prader Willi sendromu olarak adlandırılan bir pediyatrik obezite durumunda da görülmektedir. Bu çok nadir görülen sendrom, hipotoni, çocukluk çağında hiperfaji, obezite, hipogonadizm, mental gerilik ve kısa boyla karekterizedir. Bu sendromun erken hipotalamus gelişmesinde bir defekt sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Girelinin besin alımı ve tokluğun önemli bir düzenleyicisi olduğuna dair bir çok kanıt vardır (24). Şişman kişilerde aşırı beslenmeye cevaben girelin seviyesi azalır. Obez hastalardaki mide bağlama operasyonlarını takiben dolaşımdaki girelin seviyelerinde değişme olduğu ve takiben iştahın azaldığı gösterilmiştir (24). Girelin antagonisti geliştirmek veya iştahı kontrol etmek için girelin salınımını baskılayan bir mekanizma geliştirmek günümüz obezite tedavi hedeflerinden biridir. Radyoligand çalışmalarda adrenal, hipofiz, tiroid, over, plasentada ve testislerde girelin reseptörlerinin varlığı gösterilmiştir, bu nedenle girelinin enerji dengesinin sağlanması dışında önemli fizyolojik rollerinin de olabileceği düşünülmektedir (24). Oreksinler (diğer adıyla hipokretinler) olarak bilinen, oreksin-a ve oreksin-b, son zamanlarda sıçan hipotalamusunda tanımlanan iki peptiddir. 130 aminoasid içeren prekürsör prepro-oreksinin proteolizi sonucu oluşurlar (28). Yetim (orphan) reseptör araştırmaları esnasında keşfedilmiş ve i.c.v. uygulanmalarının beslenmeyi uyarması nedeniyle iştah anlamına gelen oreksin ismi verilmiştir (29). İmmunoreaktif liflerinin beyinde geniş ölçüde dağılımının olduğu gösterilen oreksinlerin şimdiye kadar G proteinle eşleşen ve OX 1 ve OX 2 olarak isimlendirilen iki reseptörü tanımlanmıştır. Oreksin-A, OX 1 ve OX 2 reseptörlerinin her ikisine eşit affinite gösterir. Oreksin-B OX 2 reseptörüne yaklaşık 10 kat daha 82
7 Gültekin H, Şahin S, Budak N selektiftir. Prepro-oreksin esas olarak hipotalamusta ve daha az olarak da testisler, adrenal bez ve myenterik pleksusta bulunur. Oreksin-A ve Oreksin-B ise hipotalamusta ve hipotalamus dışındaki SSS nin bazı bölgelerinde, adrenal bez ve ince barsaklarda gösterilmiştir. OX 1 reseptörü esas olarak hipotalamus, locus ceureulus ve diğer beyin bölgelerinde ve ayrıca omurilikte tanımlanmıştır. OX 2 reseptörü ise hipotalamus, korteks, omurilik ve bazı beyin çekirdeklerinde gösterilmiştir. Her iki reseptör SSS dışında mide gibi perifer dokularda da tanımlanmıştır (28). Yapılan araştırmalar sonucunda oreksinlerin kardiyovasküler ve nörohormonal işlevlerin düzenlenmesi ve uyku-uyanıklık döngüsünün modülasyonu, susama, nosisepsiyon gibi bir çok fizyolojik işleve katıldıkları gösterilmiştir (28). Agouti-related protein (AgRP), santral melanokortin MC 4 reseptörlerinin endojen antagonistidir. Farede AgRP in aşırı sentezi ya da ektopik ekspresyonu obezite ile sonuçlanır. Bu etkisinde α-msh nin etkisini antagonize etmesi de kısmen rol oynar (14). AgRP nin AN de NPY içeren nöronlarla tamamen eş-lokalize olması ve buradaki melanokortin nöronlarının NPY Y 1 reseptör ekspresyonu yapması, vücut ağırlığının düzenlenmesinde NPY ve melanokortin yolaklarının sıkı ilişkisi olduğunu göstermektedir (1). Endojen antagonist AgRP yi antagonize eden ajanların anti-obeziter ilaç olma potansiyelleri vardır. Melanosit konsantre edici hormon (MCH), 19 amino asidli siklik bir nöropeptiddir. MCH reseptörü G i ile eşleşir ve SLC-1 olarak isimlendirilir (3). MCH nöronları esas olarak lateral hipotalamusta bulunur ve yayılımı daha üst beyin bölgelerine olur. Memelideki homoloğunun işlevi uzun yıllar tespit edilememiştir. Son zamanlarda hipotalamik MCH mrna sının açlıkta ve leptin yetmezlikli farelerde up-regüle olduğu gösterilmiştir (30). MCH un i.c.v. yolla uygulanması besin alınımını artırır ve yokluğunda vücut ağırlığı azalır. NPY gibi leptin tarafından down-regülasyona uğrar fakat bu etkinin doğrudan bir etki mi yoksa artmış NPY ya da AgRP üretimine ikincil olarak mı oluştuğu bilinmemektedir. Son zamanlarda MCH dan yoksun farelerin hipofajik ve zayıf olduğu gösterilmiştir. MCH un SSS nde ağrının düzenlenmesinde de katılımının olduğu bildirilmiştir (1). MCH antagonistlerinin antiobeziter tedavide yararlı olabilecekleri düşünülmektedir. Galanin ilk olarak domuz ince barsağından izole edilmiş 30 amino asitli bir peptiddir. Daha sonra çeşitli türlerin beyin ve periferal dokularında bulunduğu gösterilmiştir. Galaninin santral yolla uygulanması doymuş sıçanlarda besin alınımını artırır, tersine antisens oligonukleotidlerle veya antagonistlerle santral galanin seviyesinin azaltılması besin alınmasını azaltır (1). Oreksijenik etkisi NPY den düşüktür ve onun gibi leptin tarafından düzenlenir (14). Hipotalamik PVN deki galanin seviyeleri yağ alımı ile de pozitif bir şekilde ilişkilidir. Galaninin G proteini ile eşleşen üç farklı reseptörü (GALP-1, GALP-2, GALP-3) tanımlanmıştır, ancak bunlardan hangisinin besin alınmasına aracılık ettiği bilinmemektedir (1). Galanin benzeri peptid (GALP), galanin ailesine ait bir peptiddir. GALP in galaninle birlikte vücut ağırlığı, adipoz doku ve üremenin düzenlenmesinde önemli katılımının olduğu düşünülmektedir (31). GALP nöronları AN de bulunmakta ve PVN ye yayılım göstermektedir. GALP nöronlarının leptin reseptör ekspresyonu yaptığı ve leptin tedavisinin de GALP mrna sında artış yaptığı gösterilmiştir (31). Ayrıca santral olarak uygulanan GALP in LHRH-immunoreaktif sinirleri uyardığı ve plazma LH seviyelerini artırdığı bildirilmiştir. Bu nedenle bu peptidin modülasyonu ile üreme işlevinin etkileneceği göz önünde tutulmalıdır. Opioid peptidler, özellikle endojen kappa agonistleri besin alınımını artırır. Bu peptidlerin ödüllendirmede ve özellikle tatlılar gibi bazı besinlerin hoş duyu deneyimlerinde rolü olabileceği düşünülmektedir (14). 83
8 12-16 Beslenme yaş davranışı: grubu çocuklarda Farmakolojik atletik hedef performansın moleküller belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Kannabinoidler, besin alımını artırır. CB 1 reseptör antagonistleri halen potansiyel anti-obeziter ilaçlardır (32). Nitrik oksidin (NO) de iştahın düzenlenmesinde rolü olduğu düşünülmektedir. NO sentezinin santral yoldan bloke edilmesi besin alımını azaltır, l-arjinin gibi nitrik oksit donörlerinin uygulanması ise bazı durumlarda besin alımını artırır (32,33). Kortikosteroidlerin de beslenme davranışının modülasyonunda rol oynadıkları düşünülmektedir. Glukokortikoid uygulanmasının bazı durumlarda iştahı uyardığı ve tersine glukokortikoid yetmezliğinde iştah ve kilo kaybının olduğu iyi bilinmektedir. Leptin düzeyi azaltılmış ve böylece şişmanlık oluşturulmuş deney hayvanlarının adrenal bezi çıkarıldığında şişmanlık gelişmesinin tamamen önlenmesi durumu özellikle dikkat çekicidir (34,35). Ancak kortikosteroidlerin vücuttaki yaygın etkileri nedeniyle obezite veya kaşeksi tedavisinde kullanılma olasılıkları oldukça sınırlıdır. Glikoz, triptofan, l-arjinin ve yağ asitleri gibi besin öğelerinin de iştahın modülasyonunda önemli oldukları uzun zamandır bilinmektedir. Glikozun enerji alımının düzenlenmesindeki rolü açıktır. Ön hipotalamusta glikoza duyarlı nöronlar vardır ve bunların bazıları aynı zamanda insüline de duyarlıdır. Açlık, hipogliseminin özelliklerinden birisidir ve glikozdaki nispeten küçük değişikliklerin bazı durumlarda öğün başlangıcını tetikleyebileceği de ileri sürülmüştür. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada glikoza duyarlı bazı nöronların oreksin içerdiği ileri sürülmüştür ( 14). Triptofan ve L-arjinin (nitrik oksid öncülü) gibi amino asidler de iştah düzenlenmesinde rol oynarlar. Fakat fizyolojik önemleri tam olarak bilinmemektedir (33,35). Yağ asitleri de iştahın düzenlenmesine katılırlar, örneğin metil parmoksilat gibi yağ asidi oksidasyonunu baskılayan ajanlar besin alımını artırırlar; ancak bu etkinin karaciğerden gelen periferal uyarılarla mı oluştuğu yoksa santral kaynaklı mı olduğu açık değildir. Leptinin bazı durumlarda yağ asitlerini modüle edebileceği de ileri sürülmektedir (14). Adiponektin yağ hücrelerinden türeyen bir hormondur, ekspresyonu ve salınımı şişmanlıkta ve/veya tip II diyabette azalır. Adiponektinin esas olarak obez farelerde karaciğer ve kaslardaki trigliserid içeriğini azaltarak insulin rezistansını azaltabileceği gösterilmiştir. Adiponektinin tek enjeksiyonu şişman ve diyabetik farelerde kan glukoz seviyelerini daha fazla düşürdüğü ve bu etkinin insülin seviyelerini arttırmakla olmadığı gösterilmiştir. Bununla birlikte bu sonuçlar adiponektin uygulamasının, tip II diyabette insülin direnci için yeni bir tedavi modeli olabileceğini göstermektedir. Düşük adiponektin seviyelerinin HIV ile beraber olan metabolik sendrom ve tümörlerle ilişkili insülin direnci ile de ilişkili olabileceği de gösterilmiştir (36). Enerji harcanmasının artırılması Bazal metabolizma ile fiziksel etkinlik ve adaptif termojenezise bağlı harcanılan enerji, toplam harcanılan enerjiyi oluşturur. Tiroid hormonunun ve sempatik sinir uçlarından salınan noradrenalinin özellikle yağ dokusu ve iskelet kasındaki adaptif termojenezise belirgin bir etkisi vardır. Ancak tiroid hormonu beden kitlesinin kaybı ile birlikte kemiklerden Ca ++ mobilizasyonuna neden olur, ayrıca hipotalamus-hipofiz-tiroid aksını da uyarır (3). Kemirgenlerin kahverengi yağ dokusu (BAT) mitokondriden zengindir. Yağa selektif β 3 - adrenoreseptörler hem yağın mobilizasyonunda hem de mitokondriyal uncoupling protein-1 (UCP- 1) aracılı yakılmasında rol oynarlar. β 3 - adrenoseptör agonistlerinin anti-obeziter ve antidiyabetik özellikleri kemirgenlerde gösterilmiştir ancak insandaki enerji harcanması üzerine etkileri hala tartışmalıdır. Yetişkin insanda major termojenik doku iskelet kasıdır, non-obezlerde vücudun %40 ını oluşturur ve dinlenme esnasında toplam oksijenin %20-30 unu tüketir. Son birkaç yılda UCP-1 in dizilimine büyük ölçüde benzer bazı proteinlerin non-bat dokularda da eksprese edildiği ve bunların termojenezise katıldıkları gösterilmiştir 84
9 Gültekin H, Şahin S, Budak N (37). UCP-2 vücutta geniş ölçüde dağılır, UCP3 ise özellikle iskelet kaslarında eksprese edilir. UCP- 2 nin yaygın dağılımı nedeniyle istenmeyen etkilerinin sık olması beklenir ve bu yüzden antiobeziter ilaç olamaz, ancak UCP-3 ün iskelet kasına spesifik olması nedeniyle insanda vücut termojenezisinin arttırılması için emniyetli olduğu düşünülmektedir. İskelet kası UCP-3 geninin mutasyonları şiddetli obezite ve tip II diyabette tanımlanmıştır (38). UCP-3 ün aşırı sentezi hiperfaji ve zayıflama ile sonuçlanır ve beraberinde glukoz toleransı oluşur. Böylece UCP-3 etkinliğinin farmakolojik olarak uyarılması şişmanlık ve tip II diyabet tedavisinde yararlı olabilir. Anti-obeziter ilaç hedeflerinden birisi de yağ depolanmasına farmakolojik müdahalelerdir. Deneysel ve klinik çalışmalarda yağ hücresinin farklılaşmasının düzenlenmesinde peroksizom proliferatör aktivated reseptör-γ (PPAR- γ) gibi bazı nükleer reseptörlerin hayati rol oynadığı gösterilmiştir (3). PPAR-γ nın aktivasyonu dolaşımdaki serbest yağ asit miktarını azaltır ve periferdeki insülin duyarlılığını arttırır. Ancak çeş itli PPAR-γ ligandları (hepsi tiazolidinedion lardır) tip II diyabet tedavisi ve şişmanlığa karşı etkin değildirler, hatta kilo bile aldırabilmektedirler (3). Yağ dokusunun boyutunu düzenlemede rolü olan yüksek hareketli grup-1 protein (HMG1-C), farede yüksek yağlı diyetle beyaz yağ dokusu (WAT) oluşturur ve yağ hücresi sayısının artmasına yol açan preadiposit çoğalmasını sağlar (3). HMG1- C den yoksun farelerin obezite gelişmesine eğilimleri azalır. WAT taki protein perilipinin bazal hormon sensitif lipazın (HSL) etkinliğinin inhibisyonunda hayati rol oynadığı gösterilmiştir. Perilipin yetmezlikli fareler zayıftır ve şişmanlığa dirençlidir (39). WAT oluşumunun farmakolojik olarak inhibisyonu yalnızca yağ oksidasyonunun aşırı arttığı ve yağ emiliminin azalması ile beraber olan durumlarda emniyetli olabilecektir (3). Sempatik sinir sisteminin uyarılması ve takiben yağ dokusundan noradrenalin salınmasının ağırlık kaybına yol açtığı bilinmektedir. β- adrenoseptörlerin WAT ta noradrenalin tarafından uyarılması lipolizi uyarır. BAT içindeki β- adrenoseptörlerin uyarılması termojenezis yoluyla enerji harcanmasını arttırır. Sonuç olarak enerji metabolizması, yukarıda özetlenen çok sayıda etken tarafından düzenlenmektedir. Ancak verilerin çoğu obez kemirgenlerden elde edilmiştir ve bu verilerin tümünün insanlara uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca sorgulanabilir. Sayılan etkenlerin her biri enerji dengesinin modülasyonu için düşünülebilecek moleküllerdir veya potansiyel hedeflerdir. Bu moleküllerin agonistleri veya antagonistlerinin duruma göre uygulanmasıyla obezite ya da kaşeksinin tedavi edilebilmesi umulmaktadır. Enerji metabolizmasını modüle eden söz konusu moleküllerin salt beslenmeye değil farklı bir çok işleve aracılık etmesi nedeniyle muhtemel istenmeyen etki sıklığı azımsanmayacak ölçüde çok olacaktır. Bu nedenle selektif ajan bulmak özellikle önem taşımaktadır. Ayrıca her durumda ilaç, diyet ve egzersiz programı ile birlikte verilmelidir. Unutulmaması gereken esas nokta da özellikle obezite tedavisinde kilo kaybının nihai amaç olmayıp, obeziteye eşlik eden hastalıkların morbidite ve mortalite sıklığının azaltılması olduğudur. Bu nedenle klinisyenlerin ilaç tedavisinde yarar/zarar oranını göz önünde tutması çok önemlidir. KAYNAKLAR 1. Parker EM. The Role of central neuropeptide, neurotansmitter and hormonal systems in the regulation of body weight. Neurotransmissions 1999, 15: Heymsfield SB, Greenberg AS, Fujioka K et al. Recombinant leptin for weight loss in obese and lean adults: a randomized, controlled, dose-escalation trial. JAMA 1999, 282: Chiesi M, Huppertz C, Hofbauer KG. Pharmacotherapy of obesity: targets and perspectives. Trends in Pharmacological Sciences 2001, 22:
10 12-16 Beslenme yaş davranışı: grubu çocuklarda Farmakolojik atletik hedef performansın moleküller belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi 4. Adan RA, Gispen WH. Brain melanocortin receptors: from cloning to function. Peptides 1997, 18(8): Spiess J, Villarreal J, Vale W. Isolation and sequence analysis of a somatostatin-like polypeptide from ovine hypothalamus. Biochemistry 1981, 20: Lambert PD, Couceyro PR, McGirr KM, et al. CART peptides in the central control of feeding and interactions with neuropeptide Y. Synapse 1998, 29: Elias CF, Lee C, Kelly J et al. Leptin activates hypothalamic CART neurons projecting to the spinal cord. Neuron 1998, 21: Van der Ploeg LHT. Obesity: an epidemic in need of therapeutics. Curr Opin Chem Biol 2000, 4: Inui A. Neuopeptide Y: a key molecule in anorexia and cachexia in wasting disorders? Moleculer Medicine Today 1999, 5: Halford JCG, Blundell JE. Pharmacology of appetite suppression. Progress in Drug Research 2000, 54: Sahu A. Carraway R.E. Wang Y.P. Evidence that neurotensin mediates the central effect of leptin on food intake in rat. Brain Research 2001, 888: Nonogaki K, Strack AM, Dallman MF et al. Leptin-independent hyperphagia and type 2 diabetes in mice with a mutated serotonin 5-HT 2C receptor gene. Nat. Med. 1998, 4: Wilding JPH, Giibey SG, Bailey CJ et al. Increased neuropeptide Y messenger RNA and decreased neurotensin messenger RNA in the hypothalamus of the obese (ob/ob) mouse. Endocrinology 1993, 132: Wilding JPH. Neuropeptides and appetite control. Diabetic Medicine 2002, 19: Sahu A. Karla SP. Neuropeptidergic regulationof feeding behavior, neuropeptide Y. Trends Endocrinol Metab 1993, 4: Van Dijk G. Thelie TE. Glucagon-like peptide-1 (7-36) amide: a central regulator of satiety and interoceptive stres. Neuropeptides 1999, 33: Seeley RJ, Blake K, Rushing PA, et al. The role of CNS glucagon-like peptide-1 (7-36) amide receptörs in mediating the viseral illness effectsof lithium chloride. J Neurosci 2000, 20: Batterham RL, Cohen MA, Ellis SM et al. Inhibition of food intake in obese subjects by peptide YY3-36. Engl J Med 2003, 349: Grunfeld C, Feingold KR. Metabolic disturbances and wasting in the acquired immu nodefiency syndrome. New Engl J Med 1992, 327: Moldawer LL, Copelard EM. Proinflammatory cytokines, nutritional support and the cachexia syndrome. Cancer 1997, 79: Plata-Salaman CR. Immunoregulators in the nervous system. Neuroscience Biobehav. Rev : Kokot F, Ficek R. Effects of Neuropeptide Y on Appetite. Mineral and Electrolyte Metabolism 1999, 25: Kojima M, Hosoda H, Date Y, et al. Ghreline: discovery of natural endogenous ligand for the growth hormone secretgogue receptor. Trends Endocrinol Metab. 2001, 12:
11 Gültekin H, Şahin S, Budak N 24. Gale SM, Castracane D, Mantzoros CS. Ghrelin and the regulation of energy homeostasis. Clinical Laboratory İnternational 2003, 27: Wren AM, Small CJ, Ward HL. The novel hypothalamic peptide ghrelin stimulates food intake and growth hormone secretion. Endocrinology 2000, 141: Cummings DE, Purnell JQ, Frayo RS et al. A preprandial rise in plasma ghrelin levels suggests a role in meal initiation in humans Diabetes 2001, 50: Haqq AM, Farooqi IS, O'Rahilly S. Serum ghrelin levels are inversely correlated with body mass index, age, and insulin concentrations in normal children and are marked-ly increased in Prader-Willi syndrome. J Clin Endocrinol Metab 2003, 88: Smart D, Jerman JC. The physiology and pharmacology of the orexins. Pharmacology & Therapeutics 2002, 94: Takeshi SMD. Orexins and orexin receptors: implication in feeding behavior. Regulatory Peptides 1999, 85: Qu D, Ludwig DS, Gammeltoft S et al. A role for melanin-concentrating hormone in the central regulation of feeding behaviour. Nature 1996, 380: Gundlach AL. Galanin/GALP and galanin receptors: role in central control of feeding, body weight/obesity and reproduction? Eur J Pharmacol 2002, 440: Colombo G, Agabio R, Diaz G et al. Appe-tite suppression and weight loss after the cannabinoid antagonist SR Life Sci 1998, 63: Morley JE, Flood JF. Evidence that nitric oxide modulates food intake in mice. Life Sci 1991, 49: King BM, Smith RL. Hypothalamic obesity after hypohysectomy or adrenalectomy: dependence on corticosterone. Am J Physiol 1985, 249: Bender DA. Uptake of tryptophan into the brain: dietary influences on serotoninergic function. Bibl Nutr Dieta 1986, 38: Beltowski J. Adiponectin and resistin--new hormones of white adipose tissue. Med Sci Monit 2003, 9: Rolfe DFS, Brown GC. Cellular energy utilization and molecular origin of standard metabolic rate In mammals. Physiol Rev 1997, 77: Agyropoulos G. Effects of mutations to the human uncoupling protein 3 gene on the respiratory quotient and fat oxidation to severe obesity and type 2 diabetes. J Clin İnvest 1998, 102: Martinez-Botas J. Absence of perilipin results in leanness and reverses obesity In Lepr db/db mice Nat Genet 2000, 26:
İŞTAH HORMONLARI. Müge seren SÜSLÜ
İŞTAH HORMONLARI Müge seren SÜSLÜ Açlık ve tokluk beslenme alışkanlıklarını belirleyen günlük yaşanan durumlardır. Vücuttaki açlık ve tokluk hissi, tamamen vücut içerisindeki enerji, su ve diğer besinsel
Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu;
PROLAKTİNOMA Hipofiz adenomu; Prolaktin salgılayan hipofiz adenomu; Prolaktinoma beyinde yer alan hipofiz bezinin prolaktin salgılayan tümörüdür. Kanserleşmez ancak hormonal dengeyi bozar. Prolaktin hormonu
İNSANLARDA AÇLIK ve TOKLUK HİSSİNİN OLUŞUMU
İNSANLARDA AÇLIK ve TOKLUK HİSSİNİN OLUŞUMU Şükran Arıkan* ÖZET Canlıların yaşamlarını sürdürmesinde beslenme ve metabolik olaylar büyük önem taşır. Alınan gıda ve vitaminlerin sindirilmesinde ve metabolize
Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON
1 Tarifname SARKOPENİ NİN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON Teknik Alan Buluş, sarkopeni nin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir kompozisyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen Durumu Günümüzde sarkopeni,
DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog
DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,
08.11.2008 VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D
VİTAMİN D VE İMMÜN SİSTEM VİTAMİN D Vitamin D ve İmmün Sistem İnsülin Sekresyonuna Etkisi Besinlerde D Vitamini Makaleler Vitamin D, normal bir kemik gelişimi ve kalsiyum-fosfor homeostazisi için elzem
Hücre zedelenmesi etkenleri. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015
Hücre zedelenmesi etkenleri Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Homeostaz Homeostaz = hücre içindeki denge Hücrenin aktif olarak hayatını sürdürebilmesi için homeostaz korunmalıdır Hücre zedelenirse ne olur? Hücre
Şeker Hastalığı Nedir? Neden Önemlidir?
Aile Hekimliği Sürekli Mesleki Gelişim Programı Hayatınız boyunca öngöremediğiniz ve hayat kalitenizi düşürecek pek çok sorun yaşayabilirsiniz. Şeker hastalığı(kısa olarak Diyabet diyebiliriz) ve obezite
Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi. Sayı:2013/Rm-37 Sayfa:205-210
Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi Sayı:2013/Rm-37 Sayfa:205-210 KONU İLGİ Buzağılarda Protein Beslemesi ve Buzağı Mamasının Önemi Besleme TERCÜME VE DERLEME Ürün Müdürü Esra ÇINAR
Araştırma Notu 15/177
Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon
Tarifname BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON
1 Tarifname Teknik Alan BÖBREKÜSTÜ BEZĠ YETMEZLĠĞĠNĠN TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Buluş, böbreküstü bezi yetmezliğinin tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen
MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI
MİKRO İKTİSAT ÇALIŞMA SORULARI-10 TAM REKABET PİYASASI 1. Firma karını maksimize eden üretim düzeyini seçmiştir. Bu üretim düzeyinde ürünün fiyatı 20YTL ve ortalama toplam maliyet 25YTL dir. Firma: A)
NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI
Portal Adres NIJERYA DAN GELEN YOLCUDA EBOLAYA RASTLANMADI : www.cayyolu.com.tr İçeriği : Gündem : http://www.cayyolu.com.tr/haber/nijerya-dan-gelen-yolcuda-ebolaya-rastlanmadi/96318 1/3 SAGLIK IÇIN EGZERSIZ
BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM)
BUĞDAY RUŞEYMİ (WHEAT GERM) Buğday rüşeymi buğday başağının alt kısmında bulunan embriyodur. Buğdayın 1 tonundan sadece 1 kilogram rüşeym elde edilebilmektedir. Rüşeym özel yöntemlerle elde edilmediği
SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN. GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL
SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN GYODER ZİRVESİ nde YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 NİSAN 2007 İSTANBUL Sözlerime gayrimenkul ve finans sektörlerinin temsilcilerini bir araya
DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER
DÜNYA KROM VE FERROKROM PİYASALARINDAKİ GELİŞMELER Dünyada üretilen krom cevherinin % 90 ının metalurji sanayinde ferrokrom üretiminde, üretilen ferrokromun da yaklaşık % 90 ının paslanmaz çelik sektöründe
EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI. Doç.Dr.Mitat KOZ
EGZERSİZ TEST SONUÇLARININ YORUMLANMASI Doç.Dr.Mitat KOZ Fiziksel Uygunluk Test Sonuçları Klinik Egzersiz Test Sonuçları Fiziksel Uygunluk Test Sonuçlarının Yorumlanması Bireyler arası karşılaştırmalar
Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE YÖNELİK BİR FORMÜLASYON
1 Tarifname BCL2 BASKILAMA İŞLEVİYLE ANTİ-KARSİNOJENİK ETKİ GÖSTERMEYE Teknik Alan YÖNELİK BİR FORMÜLASYON Buluş, bcl2 baskılama işleviyle anti-karsinojenik etki göstermeye yönelik oluşturulmuş bir formülasyon
3- Kayan Filament Teorisi
3- Kayan Filament Teorisi Madde 1. Giriş Bir kas hücresi kasıldığı zaman, ince filamentler kalınların üzerinden kayar ve sarkomer kısalır. Madde 2. Amaçlar İnce ve kalın filamentlerin moleküler yapı ve
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1
Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık
Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi
Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım
D VİTAMİNİ TARİHSEL BAKI 01.11.2008. 25-D vitamini miktarına göre değişir. öğünde uskumru yesek de, böbrekler her
VİTAMİN BİYOKİMYASI D VİTAMİNİ BU BÖLÜMDE ANLATILACAK KONULAR: Tarihsel Bakış D vitamininin kimyasal ve biyolojik fonksiyonları Besin kaynakları Hazırlayan: V. Murat BOSTANCI Toksisite 1 2 TARİHSEL BAKI
beslenmenin biyokimyasi
Bilimin MUM IŞIĞINDA YEMEK beslenmenin biyokimyasi Prof. Dr. FİGEN GÜRDÖL İstanbul Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi NOBEL TIP KİTABEVLERİ 2014 Nobel Tıp Kitabevleri Tic. Ltd. Şti. BİLİMİN
This information on (4) Breast cancer and genetics is in Turkish Göğüs kanseri ve genetiği (İngilizce'si Breast cancer and genetics)
Kanser ve genler This information on (4) Breast cancer and genetics is in Turkish Göğüs kanseri ve genetiği (İngilizce'si Breast cancer and genetics) Vücudumuz milyonlarca hücreden (cells) meydana gelir.
SIÇANLARDA LİPOPOLİSAKKARİT İLE OLUŞTURULAN SİSTEMİK İNFLAMASYONA EŞLİK EDEN TERMOREGÜLATUVAR DEĞİŞİKLİKLER
SIÇANLARDA LİPOPOLİSAKKARİT İLE OLUŞTURULAN SİSTEMİK İNFLAMASYONA EŞLİK EDEN TERMOREGÜLATUVAR DEĞİŞİKLİKLER Eyüp S. Akarsu Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji ABD 2. Ulusal Farmakoloji
DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi
DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun
Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması
Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde
ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR
ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım
Şişmanlık Nedir? Şişmanlık Nasıl Saptanır?
Şişmanlık Nedir? Vücudun yağ kütlesinin yağsız (kas) kütleye oranının aşırı artması sonucu boya göre ağırlığın olması gereken düzeyin üzerine çıkmasıdır. Bir-çok sağlık sorunlarına yol açması nedeniyle
Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir
CANLILIK HÜCREYLE BAŞLAR 1- Canlıların Ortak Özellikleri : Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar. Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.
2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016
2016 Ocak ENFLASYON RAKAMLARI 3 Şubat 2016 Ocak 2016 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Şubat 2016 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık
Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man
214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215
KAVRAMLAR. Büyüme ve Gelişme. Büyüme. Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır.
KAVRAMLAR Büyüme ve Gelişme Büyüme ile Gelişme birbirlerinden farklı kavramlardır. Büyüme Büyüme, bedende gerçekleşen ve boy uzamasında olduğu gibi sayısal (nicel) değişikliklerle ifade edilebilecek yapısal
YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ
YAZILI YEREL BASININ ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİSİ Savaş AYBERK, Bilge ALYÜZ*, Şenay ÇETİN Kocaeli Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü, Kocaeli *İletişim kurulacak yazar [email protected], Tel: 262
1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ
1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına
Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi
Üniversitelerde Yabancı Dil Öğretimi özcan DEMİREL 1750 Üniversiteler Yasası nın 2. maddesinde üniversiteler, fakülte, bölüm, kürsü ve benzeri kuruluşlarla hizmet birimlerinden oluşan özerkliğe ve kamu
Veri Toplama Yöntemleri. Prof.Dr.Besti Üstün
Veri Toplama Yöntemleri Prof.Dr.Besti Üstün 1 VERİ (DATA) Belirli amaçlar için toplanan bilgilere veri denir. Araştırmacının belirlediği probleme en uygun çözümü bulabilmesi uygun veri toplama yöntemi
Doç. Dr. Orhan YILMAZ
Yazar Ad 151 Doç. Dr. Orhan YILMAZ İnsanda iletişimin en önemli araçlarından biri olan ses, kişinin duygusal yapısını yansıtan bir olaydır. Yaş ilerledikçe tüm organlarda görülebilen yaşlanma konuşma
Tarifname TĠP 2 DĠYABET HASTALIĞININ TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK ÖNLEYICI/TEDAVĠ BĠR KOMPOZĠSYON
1 Tarifname TĠP 2 DĠYABET HASTALIĞININ TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK ÖNLEYICI/TEDAVĠ BĠR KOMPOZĠSYON Teknik Alan Buluş, tip 2 diyabet hastalığının tedavisine yönelik bir kompozisyon ile ilgilidir. Buluş özellikle,
ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ
ÇÖKELME SERTLEŞTİRMESİ (YAŞLANDIRMA) DENEYİ 1. DENEYİN AMACI Çökelme sertleştirmesi işleminin, malzemenin mekanik özellikleri (sertlik, mukavemet vb) üzerindeki etkisinin incelenmesi ve çökelme sertleşmesinin
SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > [email protected]
SÜREÇ YÖNETİMİ VE SÜREÇ İYİLEŞTİRME H.Ömer Gülseren > [email protected] Giriş Yönetim alanında yaşanan değişim, süreç yönetimi anlayışını ön plana çıkarmıştır. Süreç yönetimi; insan ve madde kaynaklarını
KORELASYON VE REGRESYON ANALİZİ
KORELASON VE REGRESON ANALİZİ rd. Doç. Dr. S. Kenan KÖSE İki ya da daha çok değişken arasında ilişki olup olmadığını, ilişki varsa yönünü ve gücünü inceleyen korelasyon analizi ile değişkenlerden birisi
ENFLASYON ORANLARI 03.07.2014
ENFLASYON ORANLARI 03.07.2014 TÜFE Mayıs ayında aylık %0,31 yükselişle ile ortalama piyasa beklentisinin (-%0,10) bir miktar üzerinde geldi. Yıllık olarak ise 12 aylık TÜFE %9,16 olarak gerçekleşti (Beklenti:
LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.
LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,
Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri
Yaşam Dönemleri ve Gelişim Görevleri Havighurst'un çeşitli yaşam dönemleri için belirlediği gelişim görevleri Gelişim psikolojisi, bireylerin yaşam boyunca geçirdiği bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal
ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALLERİNDE KAPASİTE ARTIRIMI VE LİSANS TADİLİ
Hukuk ve Danışmanlık ELEKTRİK ÜRETİM SANTRALLERİNDE KAPASİTE ARTIRIMI VE LİSANS TADİLİ Türkiye de serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren,
01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436
01 OCAK 2015 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBA PARLAKLIĞI SALİH MERT İLİ DENİZLİ ANADOLU LİSESİ 10/A 436 ELEKTRİK AKIMI VE LAMBALAR ELEKTRİK AKIMI Potansiyelleri farklı olan iki iletken cisim birbirlerine dokundurulduğunda
Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı
Özet Metin Ekonomik Büyümenin Anlaşılması: Makro Düzeyde, Sektör Düzeyinde ve Firma Düzeyinde Bir Bakış Açısı Overview Understanding Economic Growth: A Macro-level, Industrylevel, and Firm-level Perspective
Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit 2016 un türevi 1. ROMATİZMAL ATEŞ NEDİR? 1.1 Nedir? Romatizmal ateş, streptokok adı
HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR
HEPATİT C SIK SORULAN SORULAR Hepatit C nedir? Hepatit C virüsünün neden olduğu karaciğer hastalığıdır. Hepatit C hastalığı olarak bilinir ve %70 kronikleşir, siroz, karaciğer yetmezliği, karaciğer kanseri
Proteinler. Fonksiyonlarına göre proteinler. Fonksiyonlarına göre proteinler
Proteinler Canlılarda miktar olarak en çok bulunan biyomoleküllerdir. Amino asit birimlerinden oluşurlar Yapısal ve işlevsel olabilirler Genlerle aktarılan kalıtsal bilginin ortaya çıktığı moleküllerdir.
KULLANMA TALİMATI. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.
KULLANMA TALİMATI TİSİNON 10 mg kapsül Ağızdan alınır. Her kapsül; Etkin madde: 10 mg nitisinon Yardımcı maddeler: Prejelatinize nişasta ve opak beyaz gövde / opak lacivert kapak No:3 sert jelatin kapsül
ALPHA ALTIN RAPORU ÖZET 26 Ocak 2016
ALPHA ALTIN RAPORU ÖZET 26 Ocak 2016 19 Ocak 2016 tarihli Alpha Altın raporumuzda paylaştığımız görüşümüz; Kısa dönemde 144 günlük ortalama $1110.82 trend değişimi için referans takip seviyesi olabilir.
Tarifname KRONİK YORGUNLUK SENDROMUNUN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON
1 Tarifname Teknik Alan KRONİK YORGUNLUK SENDROMUNUN TEDAVİSİNE YÖNELİK BİR KOMPOZİSYON Buluş, kronik yorgunluk sendromunun tedavisine yönelik oluşturulmuş bir kompozisyon ile ilgilidir. Tekniğin Bilinen
KISA ÜRÜN BİLGİSİ. 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul
KISA ÜRÜN BİLGİSİ 1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI MEDOTİLİN 1000 mg/4ml İ.M./İ.V. enjeksiyonluk çözelti içeren ampul 2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM Etkin Madde: Her bir ampul 1000 mg Kolin alfoskerat a
İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015
Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.
İÇİNDEKİLER. Duygusal ve Davranışsal Bozuklukların Tanımı 2
İÇİNDEKİLER Bölüm 1 Giriş 1 Duygusal ve Davranışsal Bozuklukların Tanımı 2 Normal Dışı Davramışları Belirlemede Öznellik 2 Gelişimsel Değişimlerin Bir Bireyin Davranışsal ve Duygusal Dengesi Üzerindeki
BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol
BURSA DAKİ ENBÜYÜK 250 FİRMAYA FİNANSAL ANALİZ AÇISINDAN BAKIŞ (2005) Prof.Dr.İbrahim Lazol 1. Giriş Bu yazıda, Bursa daki (ciro açısından) en büyük 250 firmanın finansal profilini ortaya koymak amacındayız.
YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK
YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU OLAN HASTALARDA NÖROTİSİZM VE OLUMSUZ OTOMATİK DÜŞÜNCELER UZM. DR. GÜLNİHAL GÖKÇE ŞİMŞEK GİRİŞ Yaygın anksiyete bozukluğu ( YAB ) birçok konuyla, örneğin parasal, güvenlik, sağlık,
KİLO KONTROLÜ. Doç. Dr. FERDA GÜRSEL
KİLO KONTROLÜ Doç. Dr. FERDA GÜRSEL Sinsi sinsi artan Obesiti FE azalması metabolik hızın düşmesine neden olur. Harcanan enerji alınandan fazla değilse o zaman kilo alımı gerçekleşir. Aşırı Yağlılığın
2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015
2015 Ekim ENFLASYON RAKAMLARI 3 Kasım 2015 2015 Ekim Ayı Tüketici Fiyat Endeksi ne (TÜFE) ilişkin veriler İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Kasım 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından aylık yayımlanan
ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER
ANALOG LABORATUARI İÇİN BAZI GEREKLİ BİLGİLER Şekil-1: BREADBOARD Yukarıda, deneylerde kullandığımız breadboard un şekli görünmektedir. Bu board üzerinde harflerle isimlendirilen satırlar ve numaralarla
EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85
EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.
Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi
Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Hadi Yektaş Zirve Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Programı Güz 2012 1 / 93 Hadi Yektaş Tüketici Davranışları Teorisi İçerik 1 2 Kayıtsızlık Eğrisi Analizi Tüketici
Bitkisel Dokular, Bitkinin Kısımları, Meristem Doku
Bitkisel Dokular, Bitkinin Kısımları, Meristem Doku Bitkisel Dokular Doku, ortak bir yapıyı oluşturmak ve bir işlevi yerine getirmek için birlikte çalışan hücrelerin oluşturduğu gruptur. Bitkilerin büyüme
SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.
SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. İş Sağlığı ve Güvenliği Fayda-Maliyet Analizi Proje Raporu
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İş Sağlığı ve Güvenliği Fayda-Maliyet Analizi Proje Raporu ANKARA, 2010 ÖZET İş kazaları ve meslek hastalıklarını önlemenin
Nedenleri tablo halinde sıralayacak olursak: 1. Eksojen şişmanlık (mutad şişmanlık) (Bütün şişmanların %90'ı) - Kalıtsal faktörler:
Obezite alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olmasıyla oluşur. Bunu genetik faktörler, metabolizma hızı, iştah, gıdaya ulaşabilme, davranışsal faktörler, fiziksel aktivite durumu, kültürel faktörler
Yakıt Özelliklerinin Doğrulanması. Teknik Rapor. No.: 942/7193278-00
Müşteri : Kozyatağı Mahallesi Sarı Kanarya Sok. No: 14 K2 Plaza Kat: 11 Kadıköy 34742 İstanbul Türkiye Konu : Seçilen Yakıt Özelliklerin Belirlenmesi için Dizel Yakıtlara İlişkin Testlerin, Doğrulanması
HORMONLAR GÖREVLERİ VE EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLEN HASTALIKLAR
HİPOFİZ ÖN LOB HORMONLAR GÖREVLERİ VE EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLEN HASTALIKLAR ENDOKRİN BEZ HORMONU HORMONUN VÜCUTTAKİ ETKİSİ ETKİLEDİĞİ HORMON/Bölge; KONTROLÜ STH *Polipeptid özelliktedir. Hipofiz bezi *Organizmada
Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri
Akreditasyon Çal malar nda Temel Problemler ve Organizasyonel Bazda Çözüm Önerileri Prof.Dr. Cevat NAL Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarl k Fakültesi Dekan Y.Doç.Dr. Esra YEL Fakülte Akreditasyon Koordinatörü
Tarifname PARKĠNSON HASTALIĞININ SEMPTOMATĠK TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON
1 Tarifname PARKĠNSON HASTALIĞININ SEMPTOMATĠK TEDAVĠSĠNE YÖNELĠK BĠR FORMÜLASYON Teknik Alan Buluş, parkinson hastalığının semptomatik tedavisine yönelik oluşturulmuş bir formülasyon ile ilgilidir. Tekniğin
HAYALi ihracatln BOYUTLARI
HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında
EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları. Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA
EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ 1. Ders- Eğitimin Temel Kavramları Yrd. Doç. Dr. Melike YİĞİT KOYUNKAYA Dersin Amacı Bu dersin amacı, öğrencilerin; Öğretmenlik mesleği ile tanışmalarını, Öğretmenliğin özellikleri
YENİ ÇALIŞMALAR IŞIĞINDA PROFİLAKSİ
YENİ ÇALIŞMALAR IŞIĞINDA PROFİLAKSİ Dr Nur Kır İstanbul Tıp Fakültesi 1. RETİNA GÜNLERİ İSTANBUL 2013 AREDS I Çalışması (2001) Amaç: Farklı evrelerdeki YBMD hastalarında yüksek doz antioksidan ve minerallerin
B02.8 Bölüm Değerlendirmeleri ve Özet
B02.8 Bölüm Değerlendirmeleri ve Özet 57 Yrd. Doç. Dr. Yakup EMÜL, Bilgisayar Programlama Ders Notları (B02) Şimdiye kadar C programlama dilinin, verileri ekrana yazdırma, kullanıcıdan verileri alma, işlemler
TRAVMATİK SPİNAL KORD LEZYONLARINDA MEDİKAL TEDAVİ
TRAVMATİK SPİNAL KORD LEZYONLARINDA MEDİKAL TEDAVİ Dr.Hakan BOZKUŞ VKV Amerikan Hastanesi, Nöroşirurji Bölümü Omurilik Hasarı Birincil hasar İkincil hasar Sistemik değişiklikler (bradikardi, hipotansiyon,
SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç
SİİRT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Siirt Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama
TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR
TİSK GENEL SEKRETERİ BÜLENT PİRLER'İN DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE ÇOCUK İŞGÜCÜNE İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİDİR Çocuğun çalışması, hemen bütün ülkelerde yaşanmakta olan evrensel bir olgudur ve önemli bir sosyal
Sınav Süresi 85 Dakikadır
Sınav Süresi 85 Dakikadır ŞEFKAT İMFO 7. SINIF SORU KİTAPÇIĞI ORTAOKUL 7. SINIF SORULARI ŞEFKAT KOLEJİ İMFO-2014 7.SINIF FEN SORULARI 1. K(Ebonit) L(Yün) Elektroskop 3. İletkenlerin direnci ile ilgili
BALIK YAĞI MI BALIK MI?
BALIK YAĞI MI BALIK MI? Son yıllarda balık yağı ile ilgili kalp damar hastalıklarından tutun da romatizma, şizofreni, AIDS gibi hastalıklarda balık yağının kullanılmasının yararları üzerine çok sayıda
Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama
DE/11/LLP-LDV/TOI 147 420 Firmadaki Mevcut Öğrenme Faaliyetleri 2.2. Aşama 1. Adınız: 2. İşletmenin Adı: 3. Tarih: Evet Hayır Bilmiyorum 1. Mevcut işinizde mesleki eğitim fırsatlarına erişebiliyor musunuz?
DİKKAT! SORU KİTAPÇIĞINIZIN TÜRÜNÜ "A" OLARAK CEVAP KÂĞIDINA İŞARETLEMEYİ UNUTMAYINIZ. SAYISAL BÖLÜM SAYISAL-2 TESTİ
ALES İlkbahar 007 SAY DİKKAT! SORU KİTAPÇIĞINIZIN TÜRÜNÜ "A" OLARAK CEVAP KÂĞIDINA İŞARETLEMEYİ UNUTMAYINIZ. SAYISAL BÖLÜM SAYISAL- TESTİ Sınavın bu testinden alacağınız standart puan, Sayısal Ağırlıklı
1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler
1.Temel Kavramlar Abaküs Nedir... 7 Abaküsün Tarihçesi... 9 Abaküsün Faydaları... 12 Abaküsü Tanıyalım... 13 Abaküste Rakamların Gösterili i... 18 Abaküste Parmak Hareketlerinin Gösterili i... 19 2. lemler
ALPHA ALTIN RAPORU ÖZET 10 Kasım 2015
ALPHA ALTIN RAPORU ÖZET 10 Kasım 2015 3 Kasım 2015 tarihli Alpha Altın raporumuzda paylaştığımız görüşümüz; RSI indikatörü genel olarak dip/tepe fiyatlamalarında başarılı sonuçlar vermektedir. Günlük bazda
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ENGELLİLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ (1) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (Değişik:RG-14/2/2014-28913) (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim
ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
447 ÖLÇÜ TRANSFORMATÖRLERİNİN KALİBRASYONU VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR Hüseyin ÇAYCI Özlem YILMAZ ÖZET Yasal metroloji kapsamında bulunan ölçü aletlerinin, metrolojik ölçümleri dikkate alınmadan
RİSK ANALİZİ VE. İşletme Doktorası
RİSK ANALİZİ VE MODELLEME İşletme Doktorası Programı Bölüm - 1 Portföy Teorisi Bağlamında Risk Yönetimi ile İlgili Temel Kavramlar 1 F23 F1 Risk Kavramı ve Riskin Ölçülmesi Risk istenmeyen bir olayın olma
BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9
BEBEK VE ÇOCUK ÖLÜMLÜLÜĞÜ 9 Attila Hancıoğlu ve İlknur Yüksel Alyanak Sağlık programlarının izlenmesi, değerlendirilmesi ve ileriye yönelik politikaların belirlenmesi açısından neonatal, post-neonatal
ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI
ÇUKUROVA'DA OKALİPTÜS YETİŞTİRİCİLİĞİ VE İDARE SÜRELERİNİN HESAPLANMASI Ali ÖZKURT Orman Yüksek Mühendis Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü PK.18 33401 TARSUS 1.GİRİŞ Türkiye'de orman varlığının
İnfantil Kolik. Dr. Sevtap Güney Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı
İnfantil Kolik Dr. Sevtap Güney Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Sunu Planı Tanım Sıklık Neden olur? Ne zaman geçer? Neden önemli?
EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL PRENSİPLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ
EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL PRENSİPLERİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ EGZERSİZ REÇETESİ? Egzersiz reçetesi bireylere sistematik ve bireyselleştirilmiş fiziksel aktivite önerileri yapılmasıdır. EGZERSİZ REÇETESİNİN GENEL
HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 23-26 MAYIS 2013 - İZMİR Grup Adı : Özel Hukuk 1. Grup Konu : İş ve sosyal güvenlik davaları Grup Başkanı : Mehmet YILDIZ (Yargıtay Tetkik
Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland.
21 OCAK-MART DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 21 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 1 Nisan 21 tarihinde
Öğr. Gör. Süleyman GÖKMEN
Öğr. Gör. Süleyman GÖKMEN GİRİŞ Fonksiyonel Gıda Tanımı Et Ürünlerine Tedbirli Yaklaşım Et ürünlerine Konjuge Linoleik asit ilavesi Et ürünlerine Diyet Lifi İlavesi Et ürünlerine Probiyotik İlavesi Et
Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması
23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında
ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR
ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu
Broiler Diyetlerinde Enerji : Protein Oranları. Prof. Julian Wiseman Hayvansal Üretim Profesörü Nottingham, Birleşik Krallık
Broiler Diyetlerinde Enerji : Protein Oranları Prof. Julian Wiseman Hayvansal Üretim Profesörü Nottingham, Birleşik Krallık Giriş: Enerji (E) ve Proteinin (P) önemi E : P oranları E : P oranı nasıl manipüle
KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ
Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18 (2012) 287-291 287 KİTAP İNCELEMESİ Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri Editörler Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice
Yönetici tarafından yazıldı Perşembe, 08 Ekim 2009 05:19 - Son Güncelleme Perşembe, 08 Ekim 2009 05:22
Çocuğumun Sık Sık Başı Ağrıyor Ne Yapabilirim? Başağrısı toplumun büyük kesiminde görülebilen ve insanların büyük çoğunluğunun hayatlarının değişik dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir.
