Journal of Health Sciences

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Journal of Health Sciences"

Transkript

1 Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Yayın Organı ISSN Journal of Health Sciences Cilt/Volume:20 Sayı/Number:3 Yıl/Year:Aralık/December 2011 KAYSERİ

2 Sahibi (Owner) Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (The Director of Graduate School of Health Sciences of Erciyes University) Haberleşme Sağlık Bilimleri Dergisi Editörlüğü Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü KAYSERİ Tel : Fax : [email protected] Web : Communication Journal of Health Sciences Editorial Office Erciyes University Graduate School of Health Sciences Kayseri TÜRKİYE Phone : Fax : [email protected] Web : ISSN : Basım Yeri (The Place where Published) CAN Ofset Baskı Sanayii Kocasinan / KAYSERİ Baskı Tarihi (Date of Print) : Aralık (December) 2011

3 Journal of Health Sciences Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Yayın Organı (Official Journal of Graduate School of Health Sciences, Erciyes University) (Bu dergi yılda üç kez yayınlanan hakemli bir dergi olup TÜBİTAK Türk Tıp Dizini ve Türkiye Atıf Dizini tarafından indekslenmektedir) Yayın Kurulu (Publishing Board) Editör (Editor-in-Chief) Prof.Dr.Saim ÖZDAMAR Editör Yardımcıları (Co-Editors) Prof.Dr.Vehbi GÜNEŞ Yrd.Doç.Dr.Şükrü ENHOŞ Biyoistatistik Danışmanı (Statistical Editor) Prof.Dr.Osman GÜNAY Yrd.Doç.Dr.Ahmet ÖZTÜRK Yrd.Doç.Dr.Dr.Ferhan ELMALI İngilizce Dil Danışmanı (Language Editor) Okutman Mustafa AKGÜL Danışman/Hakem Kurulu (Editorial Board) (I) Prof.Dr.Mehmet AKAN (Ankara Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Levent AKIN (Hacettepe Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Belma ALABAY (Ankara Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Erol ALAÇAM (Ankara Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Alper ALKAN (Erciyes Ün.Diş Hekim.Fak) Prof.Dr.Nazmiye ALTINTAŞ (Ege Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Hamiyet D.ALTUNTAŞ (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Nejat ARPAK (Ankara Ün.Diş Hek.Fak.) Prof.Dr.Şevket ARIKAN (Kırıkkale Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Abdullah ARSLAN (Dokuz Eylül Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Ayhan ATASEVER (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Kenan AYCAN (Erciyes Ün.Bed.Eğ.Spor YO) Prof.Dr.Fuat AYDIN (Erciyes Ün.Vet Fak.) Prof.Dr.Ahmet AYYILDIZ (Atatürk Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Emine BAYDAN (Ankara Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Erol BAYTOK (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Tayfur BEKYÜREK (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Selim BODUR (İstanbul Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Yusuf CANER (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Ahmet ÇAKIR (Ankara Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Mustafa Kemal ÇİFTÇİ (Selçuk Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr. Nilgün DALDAL (İnönü Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Süleyman DAŞDAĞ (Dicle Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.İlhan DEMİRHAN (Erciyes Ün.Eczacılık Fak.) Prof.Dr.Yusuf DOĞRUER (Selçuk Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Doğan DOLANMAZ (Seçuk Ün.Diş Hek.Fak.) Prof.Dr.Nejdet DURSUN (Ankara Ün. Vet. Fak.) Prof.Dr.Munis DÜNDAR (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Zafer GÖNÜLALAN (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Berrin K.GÜÇLÜ (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Osman GÜNAY (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Vehbi GÜNEŞ (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Firdevs GÜRER (Osmangazi Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Gürcan ESKİTAŞÇIOĞLU (100.Yıl Ün.Diş.Hk. Fak.) Prof.Dr.Neriman İNANÇ (Erciyes Ün.Sağlık Bil.Fak.) Prof.Dr.Abdullah İNCİ (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.M.Kaan İŞCAN (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Tunaya KALKAN (İstanbul Ün. Cerrahpaşa Tıp F.) Prof.Dr.İhsan KELEŞ (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Mehmet KIRNAP (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Gülseren KOCAMAN (9 Eylül Ün.Hemş.YO.) Prof.Dr.A.Nedret KOÇ (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Müberra KOŞAR (Erciyes Ün.Eczacılık Fak.) Prof.Dr.Mustafa KULA (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Selim KURTOĞLU (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Ömer KURU (19 Mayıs Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Seher KÜÇÜKERSAN (Ankara Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Bilal Cem LİMAN (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Narin LİMAN (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Ahmet MENGİ (İstanbul Ün.Vet. Fak.) Prof.Dr.Sebahattin MUHTAROĞLU (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.İbrahim NARİN (Erciyes Ün.Eczacılık Fak.) Prof.Dr.Ahmet NAZLIGÜL(Adnan Menderes Ün.Vet Fak.) KAYSERİ 2011

4 Journal of Health Sciences Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Yayın Organı (Official Journal of Graduate School of Health Sciences, Erciyes University) Danışman/Hakem Kurulu (Editorial Board) (II) Prof.Dr.İsmail Hakkı NUR (Erciyes Ün. Vet.Fak.) Prof.Dr.Nuran ÖĞÜLENER (Çukurova Ün. Tıp Fak.) Prof.Dr.Hamdi ÖĞÜŞ (Hacettepe Ün. Tıp Fak.) Prof.Dr.Saim ÖZDAMAR (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Kazım ÖZDAMAR (Osmangazi Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Hatice ÖZBİLGE (Erciyes Ün.Eczacılık Fak.) Prof.Dr.Ahmet ÖZTÜRK (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Ergün PINARBAŞI (Cumhuriyet Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Serap SEVGÜL (Gaziantep Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Ümit SEVİĞ (Erciyes Ün.Sağlık Bilimleri Fak.) Prof.Dr.Serdar SOYUER (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Cem SÜER (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.İzzet ŞAHİN (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Nevin ŞANLIER (Gazi Ün.Sağ.Bil.Fak.) Prof.Dr.İsmail ŞEN (Selçuk Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Yalçın TEKOL (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Harun ÜLGER (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Ali ÜNLÜ (Selçuk Ün.Meram Tıp Fak.) Prof.Dr.Serdar ÜŞÜMEZ (Gaziantep Ün.Diş.Hek.Fak.) Prof.Dr.Süleyman YAZAR (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Bayram Ali YUKARI (Mehmet Akif Ersoy Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr Arzu ALKAN (Erciyes Ün.Diş Hekim.Fak) Doç.Dr.Öznur ASLAN (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Mürüvvet BAŞER (Erciyes Ün.Sağlık Bil.Fak.) Doç.Dr.Yusuf Ziya BAYINDIR (Atatürk Ün.Diş Hek.Fak.) Doç.Dr.Nazmi ÇETİN (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Ö.Orkun DEMİRAL (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Betül ÇİÇEK (Erciyes Ün.Sağlık Bil.Fak.) Doç.Dr.Ayhan DÜZLER (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Mücahit EĞRİ (Gaziosmanpaşa Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Özgür ER (Erciyes Ün.Diş Hekim.Fak) Doç.Dr.Meryem EREN (Erciyes Ün.Vet. Fak.) Doç.Dr.Ayşe GENÇAY (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Hasan GÜZELBEKTAŞ (Selçuk Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Murat KİBAR (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Gökmen KURT (Erciyes Ün.Diş Hek.Fak.) Doç.Dr.Nuri MAMAK (Mehmetakif Ersoy Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Sultan TAŞÇI (Erciyes Ün. Sağlık Bilimleri Fak.) Doç.Dr.Azmi YETİM (Gazi Ün.Beden Eğt.Spor YO) Doç.Dr.Alpaslan YILDIRIM (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Yrd.Doç.Dr.M.Betül AYCAN (Erciyes Ün.Eczacılık Fak.) Yrd.Doç.Dr.Emine ERDEM (Erciyes Ün.Sağlık Bil.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Hasan Önder GÜMÜŞ (Erc. Ün.Diş Hek. Fak.) Yrd.Doç.Dr.Sevinç POLAT (Bozok Ün.SYO.) Yrd.Doç.Dr.Orhan PÜSKÜLLÜ (Erciyes Ün.Eczacılık Fak.) Yrd.Doç.Dr.Savaş SARIÖZKAN (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Yıldıray ŞİŞMAN (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Yrd.Doç.Dr.Mustafa ZORTUK (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Yrd.Doç.Dr.Ahmet YAĞCI (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Öğr.Gör.Dr.Feyzullah KOCA (Erciyes Ün.BESYO) Geçmiş Editörler (Former Editors) Prof.Dr.Ahmet BİLGE ( ) Prof.Dr.Aydın PAŞAOĞLU ( ) Prof.Dr.Seher SOFUOĞLU ( ) Prof.Dr.Pakize DOĞAN ( ) Prof.Dr.Sami AYDOĞAN ( ) Prof.Dr.Meral AŞÇIOĞLU ( ) Mizampaj (Secretary) : Leman KILINÇKAYA KAYSERİ 2011

5 SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ 20(3) ,2011 İÇİNDEKİLER (Contents) Contents ARAŞTIRMALAR (Research Reports) LEISHMANIA TROPICA İLE İNFEKTE MAKROFAJ HÜCRELERİNDE PROPOLİSİN SİTOKİN SALINIMINA ETKİLERİ The Effects of Propolis on the Levels of Cytokine on Leishmania Tropica Infected Macrophage Cells Hatice ÖZBİLGE, Esma Gündüz KAYA HODGKİN HASTALIĞI MANTLE IŞINLAMASINDA TİROİDİN ALDIĞI DOZUN ARAŞTIRILMASI 167 Investigating Dose Received by Thyroid in the Mantle Irradiation of the Hodgkin Disease M.Tarkan AKSÖZEN, Oğuz Galip YILDIZ, Kadir YARAY KAYSERİ İLİ NDE GÖREV YAPAN SAĞLIK YÖNETİCİLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE UYGULAMADA KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR The General Characteristics of the Health Managers Working in Kayseri and the Problems They Encounter Elçin BALCI, Enver ÇAKIL, Ahmet Hamdi DUDAK, İskender GÜN, Fevziye ÇETİNKAYA, Osman GÜNAY YOZGAT İL MERKEZİNDEKİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA SAĞLIK SORUNLARI GÖRÜLME DURUMU VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER The Status of Health Problems and Affecting Factors Among the Health Workers in Yozgat Provincial Center Mahmut KILIÇ, Fevziye ÇETİNKAYA ÇİNKO VE METİYONİNİN BUZAĞILARDA PERFORMANS ÜZERİNE ETKİSİ 195 Effects of Zinc and Methionine on Live Performance of Calves Consuming Milk İsmail ÜLGER, Osman KÜÇÜK KAYSERİ YÖRESİNDE SPERMOPHILUS XANTHOPRYMNUS LARDA (RODENTIA, MAMMALIA) ECHINOCOCCUS MULTILOCULARIS VE DİĞER BAZI PARAZİTLERİN ARAŞTIRILMASI. 203 Investigation of Echinococcus Multilocularis and Some Other Parasites in Spermophilus Xanthoprymnus (Rodentia, Mammalia) in Kayseri Region Zeynep AYVALI, Kemal DENİZ, Coşkun TEZ, Süleyman YAZAR KOYUNLARDA DENEYSEL OLUŞTURULAN RUMEN ASİDOZUNUN ELEKTROKARDİYOGRAFİK PARAMETRELER ÜZERİNE ETKİSİ 210 Effects of Experimentally Induced Ruminal Lactic Acidosis on Electrocardiographic Parameters in Sheep Ali Cesur ONMAZ, Vehbi GÜNEŞ, Öznur ASLAN, İlknur KARACA BEKDİK DENTAL NİKEL KROM ALAŞIMINA UYGULANAN ALTIN KAPLAMANIN YÜZEY PÜRÜZLÜLÜĞÜ VE BAKTERİ ADEZYONUNA ETKİLERİNİN İNCELENMESİ 217 The Investigation of The Effects of Gold Plating Applied onto Dental Nickel-Chromium Alloy on Surface Roughness and Bacteria Adhesion Özlem ÇÖLGEÇEN, Bülent KESİM, Seçil ABAY, Eyüp Sabri TOPAL

6 SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ 20(3) , 2011 İÇİNDEKİLER Contents İÇİNDEKİLER (Contents) DERLEMELER (Review Articles) ORTODONTİK TEŞHİSTE KONİK IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ Cone Beam Computed Tomography in Orthodontic Diagnosis S.Kutalmış BÜYÜK, Sabri İlhan RAMOĞLU KLİNİK UYGULAMADA KAVRAM HARİTASI KULLANIMI: RESPİRATUAR DİSTRESS SENDROMU (RDS) ÖRNEĞİ Use of Concept Map in Clinical Practice: Example of Respiratory Distress Syndrome (RDS) Zübeyde KORKMAZ, Özlem AVCI, Öznur TOSUN, Nevin USLU, Emine ERDEM, Meral BAYAT SIĞIRLARDA AKUT FAZ PROTEİNLERİ VE KLİNİK KULLANIM ALANLARI 240 Clinical Use of Acute Phase Proteins in Cattle Alparslan COŞKUN, İsmail ŞEN OLGU SUNUMU (Case Report) DİLATE KARDİYOMİYOPATİLİ İKİ ADET KÖPEKTE KLİNİK, RADYOLOJİK ELEKTROKARDİYOGRAFİK VE EKOKARDİYOGRAFİK BULGULAR.247 Clinic, Radiologic, Electrocardiographic and Echocardiographic Findings in Two Dogs with Dilated Cardiomyopathy Ali Cesur ONMAZ, Murat KİBAR, Vehbi GÜNEŞ, Ayhan ATASEVER, Gültekin ATALAN 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III).... LXIX-XCI.

7 ARAŞTIRMA (Research Report) Özbilge H, Kaya EG LEISHMANIA TROPICA İLE İNFEKTE MAKROFAJ HÜCRELERİNDE PROPOLİSİN SİTOKİN SALINIMINA ETKİLERİ* The Effects of Propolis on the Levels of Cytokine on Leishmania Tropica Infected Macrophage Cells Hatice ÖZBİLGE 1, Esma Gündüz KAYA 2 Özet: Leishmanialar memeli konakta makrofaj hücreleri içinde amastigot, vektörde ise promastigot olarak yaşayan bir doku parazitidir. Propolis, balarıları tarafından bitkilerden toplanan ve mumla karıştırılarak kovan içerisinde birçok amaca yönelik olarak kullanılan doğal bir üründür. Bu çalışmanın amacı, Leishmania tropica ile infekte insan makrofaj hücrelerinde interlökin (IL)-1β, IL- 6 ve IL-12 sitokin seviyelerine propolisin etkilerini araştırmaktır. Çalışma; makrofaj (M), makrofaj+parazit (M+P) ve makrofaj+parazit+propolis (M+P+Pr) olmak üzere üç farklı grup üzerinde yapıldı. U-937 insan makrofaj hücreleri, % 10 fetal bovin serum ve % 2 penisilinstreptomisin ilaveli RPMI-1640 besiyerinde üretilerek, son konsantrasyonu hücre/ ml olacak şekilde 24 lük hücre kültür plaklarına dağıtıldı. L.tropica promastigotları, makrofaj:promastigot oranı 1:10 olacak şekilde makrofaj hücreleri üzerine ilave edildi. Makrofajlar içine giren promastigotlar, amastigot forma geçti. Son konsantrasyonu 64 µg/ml olacak şekilde propolis ilave edildi. Plaklar %5 CO 2 li ortamda 37 o C de 24 saat inkübe edildi ve inkübasyon sonunda üç ayrı grubun süpernatanlarında IL-1β, IL-6 ve IL-12 sitokin seviyeleri ELISA yöntemiyle ölçüldü. IL-12 sitokin seviyesi M+P+Pr grubunda diğer iki gruba göre daha yüksek bulundu (p<0.05). IL-1β ve IL-6 sitokin seviyeleri propolis uygulanan grupta M+P grubuna göre daha düşük bulundu (p<0.05). Bu çalışma, propolisin L.tropica ile infekte makrofaj hücrelerinde IL-1β ve IL-6 sitokinlerinin baskılanmasına ve IL-12 seviyesinin artmasına sebep olduğunu ve böylece immün yanıtı desteklediğini göstermiştir. Anahtar kelimeler: L.tropica, makrofaj, propolis, sitokin Abstract: Leishmania, a tissue parasite, live in macrophage cells in the mammalian host as amastigote, in vector as promastigote. Propolis, collected from plants by bees and hives in mixed wax is a natural product used for many purposes. The aim of this study was to investigate the effects of propolis on the levels of interleukin (IL)-1β, IL-6 and IL-12 cytokines on Leishmania tropica infected human macrophage cells. This study was performed on three different groups of macrophage (M), macrophage+parasite (M+P), and macrophage+parasite+propolis (M+P+Pr). U-937 human macrophage cells were grown in RPMI-1640 supplemented with 10% fetal bovine serum and 2 % penicillin-streptomycin. The final cell concentration as cells/ml were dispended in 24-well cell culture plates. L.tropica promastigotes were added by a ratio of 1 macrophage cell:10 promastigotes to be on the macrophage cells. Promastigotes were entered into macrophage cells and transformed into amastigotes form. The final concentration of propolis is 64 µg/ml were added. The plates were incubated at 37 o C and in 5% CO 2 incubator for 24 hours. At the end of incubation, IL- 1β, IL-6 and IL-12 cytokine levels were measured in supernatants of the three different groups by ELISA. IL-12 cytokine levels in the M+P+Pr group were found higher than the others groups. (p<0.05). IL-1β and IL-6 cytokine levels in the M+P+Pr group were found lower than in the M+P group (p<0.05). This study shows that, propolis causes the supression of IL-1β and IL-6 cytokines and the increases IL-12 cytokine levels on the L.tropica infected macrophage cells and this also supports the immun response. Keywords: L.tropica, macrophage, propolis, cytokine 1 Prof.Dr.Erciyes Ün.Ecz.Fak.Farmasötik Mik.AD, Kayseri 2 Yrd.Dç.Dr.Erciyes Ün.Ecz.Fak.Farmasötik Mik.AD,Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : *Bu çalışma Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenmiştir (Proje no:tsa ). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

8 12-16 Leishmania yaş grubu tropica çocuklarda ile infekte makrofaj atletik performansın hücrelerinde propolisin belirlenmesinde sitokin salınımına fiziki ve etkileri kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Apis mellifera olarak isimlendirilen işçi bal arılarının ağaçların kozalak ve kabuklarından, bitkilerin tomurcuk ve filizlerinden çeşitli yağları, bitki öz sularını, polenleri, özel reçine ve mumsu maddeleri toplayarak ve salgıladıkları birtakım enzimlerle bunları biyokimyasal değişikliğe uğratarak oluşturdukları propolis adı verilen doğal ürünün, antimikrobiyal ve immünstimülan etkileri olduğu bilinmektedir (1-4). Leishmania sp., Kinetoplastida takımında ve Trypanosomatidae ailesinde yer alan ve insan ve bazı memeli hayvanların makrofajlarında yaşayabilen bir doku parazitidir. Bu parazite karşı oluşan Th 2 immün yanıt leishmaniasisin ilerlemesine sebep olurken, Th 1 immün yanıtı amastigotların üremesini ve hastalığın ilerlemesini sınırlamaktadır. Makrofajlardan salınan IL-12 bu yanıtı desteklemektedir (5). Propolisin makrofajlardan bazı sitokinlerin salınımını arttırarak veya baskılayarak immunmodülasyonda etkili olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir (1, 6). Bu çalışmada, makrofaj içine yerleşmiş leishmania amastigotları üzerine uygulanan propolisin IL-1β, IL-6 ve IL-12 sitokin salınımı üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM Hücre Kültürü: Çalışmada LGC Promochem den elde edilen U937 insan monositik hücreleri [AmericanTypeCulture Collection (ATCC), Manassas, VA] kullanıldı. Hücre mediumu olarak, L-Glutamin içeren RPMI-1640 besiyeri (Sigma, USA) kullanıldı. Bu besiyeri üzerine % 10 oranında inaktive edilmiş steril fetal bovin serum (FBS), 100 U/ml penisilin ve 100 µg/ml streptomisin ilave edildi. Hücreler hazırlanan hücre mediumunda, 37 o C ve %5 CO 2 li inkübasyon şartlarında kültüre edildi, haftada üç kez pasajlanarak çoğalması sağlandı ve düzenli olarak invert mikroskopta morfolojisi, sayısı ve canlılığı yönünden incelendi. Deney için pasaj sayısı aralığındaki hücreler kullanıldı ve hücre yoğunluğu hemositometre kullanılarak ayarlandı. Propolisin Hazırlanması: Çalışmada, Kayseri ve çevresinden toplanan propolisin etanol ile hazırlanan ektresi kullanıldı. Propolisin son konsantrasyonlarındaki etanol içeriği % 5 in altında olacak şekilde ayarlama yapıldı. Steril membran filtreden süzülerek steril hale getirilen stok solüsyondan µg/ml arasında ikişer kat propolis konsantrasyonları hazırlanarak makrofaj hücreleri için toksik doz belirlendi. Propolisin, hücreler üzerinde toksik olmayan en yüksek konsantrasyonu 64 µg/ml olarak belirlendi ve deneyde bu konsantrasyon kullanıldı. Leishmania tropica nın Üretilmesi: Şanlıurfa Harrankapı Şark Çıbanı merkezine başvuran kutanöz leishmaniasisli bir hastadan elde edilen ve L. tropica olarak tiplendirmesi yapılmış olan bir suş çalışmada kullanıldı. Parazitin üretilmesi için % 20 FBS ilaveli RPMI-1640 besiyeri kullanıldı. Çalışma logaritmik üreme fazında bulunan parazitler ile gerçekleştirildi ve parazit yoğunluğu hemositometrede sayılarak ayarlandı. Deneyin Yapılışı: Çalışma grupları şu şekilde belirlendi: 1. Grup: Sadece makrofaj içeren kuyucuk (M) (Kontrol) 2. Grup: Makrofaj hücreleri ve parazit içeren kuyucuk (M+P) 3. Grup: Makrofaj hücreleri + Parazit+ Propolis içeren kuyucuk (M+P+Pr) Yoğunluğu hemositometrede sayılarak ayarlanmış makrofaj hücreleri 24 kuyucuklu hücre kültür plaklarına dağıtıldı. L.tropica promastigotları, makrofaj : parazit oranı 1:10 olacak şekilde makrofajlar üzerine bırakıldı. Promastigotların makrofajlar içine girmesi ve amastigot forma geçmesi beklendi. Daha sonra kuyucuklara son hacimde 64 µg/ml konsantrasyonda olacak şekilde propolis ilave edildi. Uygun ortamda 24 saatlik inkübasyon sonrasında hücre kültür süpernatantları 162 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

9 Özbilge H, Kaya EG toplandı. ELISA kitleri (İnvitrogen, USA) ve ELISA cihazı (Biotek, Synergy HT, USA) kullanılarak üç ayrı grubun süpernatantlarında IL-1β, IL-6 ve IL-12 sitokin seviyeleri ölçüldü. Her bir grup altı kez çalışıldı. Grafikler, grupların ortalama + standart sapma değerlerine göre elde edildi. İstatistiksel Değerlendirme: Elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde, SPSS 15.0 istatistik programı kullanıldı. Gruplar arası anlamlılık tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi ile değerlendirildi. Testlerde anlamlılık düzeyi p < 0.05 olarak kabul edildi. BULGULAR Makrofajlar üzerine parazitin verildiği grupta IL- 1β, IL-6 ve IL-12 sitokin seviyelerinde kontrole göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptandı (p < 0.05). Propolis uygulanan grupta (M+P+Pr), IL-1β ve IL- 6 proinflamatuar sitokin seviyeleri, makrofaj+parazit grubuna göre daha düşük bulundu (p < 0.05) (Şekil 1-2). Propolis uygulanan grupta (M+P+Pr), IL-12 sitokin seviyesi hem kontrole göre, hem de makrofaj+parazit grubuna göre daha yüksek bulundu (p < 0.05) (Şekil 3). Şekil 1. Leishmania tropica ve propolisin U937 hücrelerinde IL-1ß üretimine etkisi (M, sadece makrofaj içeren kuyucuk; M+P, makrofaj hücreleri ve parazit içeren kuyucuk; M+P+Pr, makrofaj hücreleri + parazit + propolis içeren kuyucuk) Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

10 12-16 Leishmania yaş grubu tropica çocuklarda ile infekte makrofaj atletik performansın hücrelerinde propolisin belirlenmesinde sitokin salınımına fiziki ve etkileri kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Şekil 2. Leishmania tropica ve propolisin U937 hücrelerinde IL- 6 üretimine etkisi (M, sadece makrofaj içeren kuyucuk; M+P, makrofaj hücreleri ve parazit içeren kuyucuk; M+P+Pr, makrofaj hücreleri + parazit + propolis içeren kuyucuk) Şekil 3. Leishmania tropica ve propolisin U937 hücrelerinde IL-12 üretimine etkisi (M, sadece makrofaj içeren kuyucuk; M+P, makrofaj hücreleri ve parazit içeren kuyucuk; M+P+Pr, makrofaj hücreleri + parazit + propolis içeren kuyucuk) 164 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

11 Özbilge H, Kaya EG TARTIŞMA Farklı bölgelerden elde edilen propolis ekstrelerinin antileishmanial etkilerinin, propolisin toplandığı bölgeye göre değiştiği bulunmuştur. Leishmania türleri ve formları üzerine propolisin etkisinde farklılıklar olduğu gösterilmiştir (7). Yapılan çeşitli çalışmalarda propolis ekstresinin makrofajlar ile infekte hücrelerde parazit miktarını azalttığı gösterilmiştir (8-10). Parazitle infekte olan makrofajlar tarafından doğal savunma mekanizması olarak bazı sitokinler salınmaktadır. Bu çalışmada, herhangi bir uyarı olmadığında makrofajlardan IL-1, IL-6 ve IL-12 sitokinin salınımı düşük düzeyde bulunurken, parazitlerin makrofaj içine girmesinden sonra her üç sitokinin de salınımında artış tespit edilmiştir. Bu artışın doğal bağışık yanıt sonucu oluştuğu düşünülmüştür. Bazı araştırmacılar, makrofajlar üzerine uygulanan propolisin proinflamatuar sitokinlerin salınımını arttırdığını, bazıları azalttığını, bazıları ise değiştirmediğini öne sürmüşlerdir (1, 7). Yapılan bir çalışmada, makrofajların fazla uyarılmaları sonucunda IL-1β ve IL-6 seviyelerinin aşırı yükselmesinin hücrelerde hasara sebep olabileceği bildirilmiştir (6). Bu çalışmada makrofajlar içindeki amastigotlar üzerine propolis verildiğinde IL-1β ve IL-6 seviyelerinin azaldığı görülmüştür. Doğal immün yanıt olarak makrofajların proinflamauar sitokinleri arttırmasına karşılık bu doğal immün yanıtın hasarını azaltmak için propolisin proinflamatuar sitokin seviyelerini azalttığı düşünülmüştür. Bazı araştırıcılar, makrofajlar üzerine uygulanan propolisin, makrofajlardan IL-12 gibi sitokinlerin salınımını artırarak doğal katil hücrelerin sitotoksik aktivitelerini artırdığını belirtirken, bazı araştırıcılar ise karşı yönde görüş belirtmişlerdir (1, 7). Bu çalışmada propolis ilave edilen grupta IL-12 seviyelerinde artış olması ilk görüşü destekler nitelikte değerlendirilmiştir. Çalışmada, parazit uyarımı ile makrofajlar tarafından salınımı artırılan IL-1β ve IL-6 sitokinlerinin propolis ilavesi sonrasında salınımlarının baskılandığı, böylece proinflamatuar sitokinlerin aşırı salınımından hücrelerin korunduğu, Th 1 yanıtının bir göstergesi olan IL-12 sitokin seviyesinin propolis verilen grupta yükseldiği, böylece parazitin elimine edilmesini sağlayan hücresel immün yanıta destek olunduğu sonucuna ulaşılmıştır. KAYNAKLAR 1. Sforcin JM. Propolis and the immune system: a review. J Ethnopharmacol 2007; 113: Kumova U, Korkmaz A, Avcı BC, Güney C. Önemli bir arı ürünü: Propolis. Uludağ Arıcılık Dergisi 2002; 23: Marcucci MC. Propolis: chemical composition, biological properties and therapeutic activity. Apidologie 1995; 26: Bankova V, Castro SL, Marcucci MC. Propolis: recent advances in chemistry and plant origin. Apidologie 2000; 31: Pearson RD, Sousa QA. Leishmania species: Visceral (kala-azar), cutaneous and mucosal leishmaniasis. In: Mandell GL, Bennet JE, Dolin R (eds), Principles and Practice of Infectious Diseases. Churchill Livingston, New York 1995, pp Jin M, Iwamoto T, Yamada K, Satsu H, Totsuka M, Shimizu M. Effects of chondroitin sulfate and its oligosaccharides on toll-like receptor mediated IL-6 secretion by macrophage-like J774.1 cells. Biosci Biotechnol Biochem 2011; 75:1-7. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

12 12-16 Leishmania yaş grubu tropica çocuklarda ile infekte makrofaj atletik performansın hücrelerinde propolisin belirlenmesinde sitokin salınımına fiziki ve etkileri kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi 7. De Carvalho Machado GM, Leonor LL, De Castro SL. Activity of Brazilian and Bulgarian propolis against different species of Leishmania. Mem Inst Oswaldo Cruz 2007; 102: Ayres DC, Marcucci MC, Giorgio S. Effect of Brezilian propolis on Leishmania amazonensis. Rio Mem Inst Oswaldo Cruz 2007; 102: Ozbilge H, Kaya EG, Albayrak S, Silici S. Anti-leishmanial activities of ethanolic extract of Kayseri propolis. Afr J Microbiol Res 2010; 4: Pontin K, Filho ADSA, Santos FF, et al. In vitro and in vivo antileishmanial activities of a Brazilian green propolis extract. Parasitol Res 2008; 103: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

13 ARAŞTIRMA (Research Report) Aksözen MT, Yıldız OG, Yaray K HODGKİN HASTALIĞI MANTLE IŞINLAMASINDA TİROİDİN ALDIĞI DOZUN ARAŞTIRILMASI Investigating Dose Received by Thyroid in the Mantle Irradiation of the Hodgkin Disease M.Tarkan AKSÖZEN 1, Oğuz Galip YILDIZ 2, Kadir YARAY 3 Özet: Bu çalışmada; hodgkin hastalığı mantle ışınlamasında tiroid bezinin almış olduğu doz miktarının rando fantom üzerinde termolüminesans dozimetre (TLD) kullanarak belirlenmesi amaçlanmıştır.çalışmada kullanılacak TLD ler duyarlılıklarını ve doğal fonlarını standardize etmek için radyasyon ölçümleri yapmadan önce tavlanmıştır. Çalışmada tavlaması tamamlanan radyasyona karşı sağır olan toplam 168 adet TLD her gün sabah ve akşam 100 er santigray (cgy) olmak üzere toplam 1000 cgy ışınlanarak doygunluk düzeyine getirildi. Daha sonra bu TLD ler için, Co-60 teleterapi cihazında, 80 cm kaynak-cilt mesafesi (SSD) değerinde, 10cm x 10cm alan boyutunda, yüzeyden 5 cm derinlikte 100 cgy doz alacak şekilde ışınlanıp Element Correction Coefficient (ECC) ve Reader Calibration Factor (RCF) değerleri bulunmuştur. ± %1 hassasiyet sınırları seçilerek kalibrasyon işlemi yapılmıştır. İnsan vücuduyla birebir uyumlu olan erkek rando fantom üzerinde tiroid bezinin yeri tespit edildikten sonra fantom hodgkin hastalığı mantle tedavi alanı için simülatör cihazında planlanmıştır. Ayrıca akciğer koruma blokları fokalize olarak kalıp odasında hazırlanmıştır. Kalibre edilen TLD çipleri fantomun tiroidine yerleştirilmiş ve çiplerin yerleştirildiği noktaların kaynak cilt mesafesi değerleri tek tek bulunmuştur. Rando fantom klasik hodgkin hastalığı mantle ışınlamasında olduğu gibi, Varian 2300 C/D lineer akseleratör cihazında 6 MV foton enerjisinde, kaynak cilt mesafesi 100 cm değerinde anterioposterior alandan fraksiyon dozu olarak 90 cgy, posterioanterior alandan 90 cgy verilecek günlük toplam 180 cgy ışınlanmıştır. Işınlama işlemi 5 kez tekrarlandı. Her ışınlamadan sonra tiroidin sol ve sağ lobuna yerleştirilen TLD çipleri Harshaw 3500 TLD sisteminde WinRems yazılımı yardımıyla okunmuştur. Çalışma sonucu olarak hodgkin hastalığı mantle tedavisinde sabit kaynak cilt mesafesi tekniği ile orta hatta, AP ve PA alanlardan verilen toplam 180 cgy fraksiyon dozu için tiroidin almış olduğu ortalama doz yaklaşık olarak %25 oranında daha yüksek bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Mantle ışınlaması, termolüminesans dozimetre, rando fantom 1 Bil.Uzm.Erc.Ün.Sağ.Bil.Ens.Radyasyon Onk. AD, Kayseri 2 Doç.Dr.Erc.Ün.Tıp.Fak.Radyasyon Onk AD, Kayseri 3 Öğr.Gör.Dr.Erc. Ün.Tıp.Fak.Radyasyon Onk. AD, Kayseri Abstract: In this study, it is aimed to determine the dose received by the thyroid gland in the mantle field radiation for Hodgkin disease using a thermoluminescence dosimeter on the rando phantom. In order to standardize sensitivities and natural background of thermoluminesance dosimeters (TLD) to be used in the study, they were tempered before radiation measurements were performed. In the study, totally 168 TLDs, blind to the radiation and completely tempered, reached the saturation level by radiating the total dose of 1000 cgy, including 100 cgy every morning and night per day. Later, for those TDLs, Element Correction Coefficient (ECC) and Reader Calibration Factor (RCF) values were found by radiating in the Co-60 teletherapy device with the value of 80 cm source-skin distance (SSD) in a manner that 100 cgy dose is received at 5 cm depth from the surface on a 10 cm x 10 cm field area. Calibration procedure was performed using sensitivity ranges of ± 1 percent. After the location of thyroid gland is determined on the male rando phantom perfectly matching the with human body, phantom is planned on the simulator device for mantle treatment field of Hodgkin disease. Moreover, lung protection blocks were focally prepared in the mould room. Calibrated TLD chips are placed to the thyroid of the phantom and source-skin distance values of points where chips are located are separately determined. As in the classical Hodgkin disease mantle field radiation, rando phantom was radiated totally 180 cgy, including the fraction dose of 90 cgy from anteroposterior field and 90 cgy from postero-anterior field, with the 6 MV photon energy and source-skin distances of 100 cm in the Varian 2300 C/D linear accelerator device. Radiation procedure was repeated 5 times. Following each radiation, TLD chips placed into the right and left lobes of thyroid gland were read using WinRems software in the Harshaw 3500 TLD system. As a consequence of the study, total mean dose received by thyroid gland for total 180 cgy fraction dose given from midline, AP and PA fields using constant source-skin distance technique in the Hodgkin disease mantle treatment is approximately around 25 % higher than the total dose planned for mantle treatment. Keywords: Mantle radiation, thermoluminescence dosimeter, rando phantom Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : *Bu araştırma Erciyes Üniversitesi Araştırma Fonu tarafından Yüksek Lisans tezi olarak desteklenmiştir (Proje no:940). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

14 12-16 Hodgkin yaş Hastalığı grubu çocuklarda mantle ışınlamasında atletik performansın tiroidin aldığı belirlenmesinde dozun araştırılması fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Hodgkin hastalığı, 1832 yılında Sir Thomas Hodgkin tarafından tanımlanan, Hodgkin hücreleri ve uygun sellüler yapı ile karekterize lenfoid dokunun malignitesidir (1, 2). Bunlar kemoterapi ve RT ye duyarlı tümörlerdir. Erken evrede daha yüksek olmak üzere tüm hastalar için yüksek cevap oranı ve kür olanağı vardır (1, 3, 4). Hodgkin hastalığında RT nin primer amacı, tutulmuş ve komşu lenfatik zincirde tümör kontrolünü sağlayacak RT dozlarıyla hastalığı tedavi etmektir. Genellikle eşit ağırlıklı alan tedavisi kullanılır. Tedavi sahası mandibulanın alt bölümünden yaklaşık diyaframın bağlandığı seviyeye kadar uzanır. Eğer uygulanacak doz eşit ağırlıklı alanlarla sadece 36 Gy ise spinal kord koruması gerekmeyebilir, ancak 40 Gy in üzerinde dozlarda koruma kullanılmalıdır. Subkarinal yayılımlı veya perikardial tutulumlu yaygın mediastinal hastalıkta, kardiak bölge 15 Gy lik radyoterapi alanına dahil edilir, daha sonra kalp apeksi üzerine blok yerleştirilir Gy doz uygulandıktan sonra subkarinal alana (yaklaşık karinanın 5 cm altı) blok yerleştirilerek perikard ve myokard korunur (5, 6). Mantle tedavi alanı içerisinde bulunan tiroid bezi tedavi sırasında direkt hedef olmasa dahi saçılan ışınlardan etkilenebilmektedir. Radyasyona karşı yüksek hassasiyeti bulunan tiroid bezinin iyonizan radyasyon ile ışınlanması hipotiroide ve sekonder tiroid tümörlerinin gelişimine neden olabilir. Bazı yalıtkan ve yarı iletken maddeler ısıtıldıkları zaman ışıma yaparlar. Bu fiziksel olaya ısıtma ile ışıma anlamına gelen termolüminesans (TL) denir (7). Dozimetre; radyoaktif (RA) kaynaktan veya x- ışınları kaynaklarından çıkan ışınları ve bunların çevresinde çalışan insanların aldıkları radyasyon dozunun miktarını tayin etmeye yaraya düzenektir. Bu düzeneklerden temeli termolüminesansa dayananlara termolüminesans dozimetre (TLD) denir. TLD olarak en sık kullanılan kristal titanyum (Ti) ve magnezyum (Mg) ile aktive edilmiş lityum florür (LiF) dür. (LiF:Ti:Mg) Bunun sebebi atom numarasının dokuya eşdeğer olmasıdır (8). Çalışmalar sırasında Harshaw TLD System 3500 manuel TL okuyucu kullanılacaktır. Sistem, okuyucu ve okuyucuyu kontrol etmek amacı ile okuyucuya bağlı bir bilgisayar sisteminden oluşmaktadır. Bilgisayarda kullanılan okuma programı WinRems dir. Tüm verilerin depolanması, alet kontrolü ve operatör girişleri bilgisayar programında yapılmaktadır (9). Bu çalışmadaki amacımız, Hodgkin hastalığı mantle alan ışınlamasında tiroid bezinin almış olduğu radyasyon dozu miktarını rando fantom üzerinde TLD kullanarak belirlemektir. GEREÇ VE YÖNTEM TLD lerin Tavlanması: Bu çalışmada, daha önce hiç işlem görmemiş 168 adet TL dozimetre ilk önce 400 C de 1 saat 10 dakika tavlanıp, fırın kapağı açılmadan TLD lerin oda sıcaklılığına düşmeleri sağlandı. Tavlama işlemi 80 C de 16 saat 10 dakika ve 100 C de 1 saat 10 dakika için tekrarlandı. Bütün bu tavlama işlemlerinden sonra seçilen 168 adet TLD çipi kalibrasyon işlemi için hazır duruma getirildi. TLD Çiplerinin Kobalt-60 (Co-60) Işınları İle Kalibrasyonu: TLD ler, ikincil standart dozimetrelerdir. Diğer bir deyişle TLD ler radyasyonun soğurulan dozunun mutlak bir ölçüsünü vermez. Genellikle kullanılan ikincil dozimetreler; film dozimetreler, sintilasyon sayaçları ve iyon odalarıdır. Bu dozimetrelerin hepsi birincil bir ölçüm sistemine göre doğrudan veya kalibre edilmiş ikincil bir sistem yardımıyla kalibre edilmelidir (10). Bu çalışmada tavlaması tamamlanan toplam 168 adet TLD doygunluk düzeyine getirilmek için her gün sabah ve akşam 100 er cgy olmak üzere toplam 1000 cgy ışınlandı. Işınlamalar; su eşdeğeri katı fantom kullanılarak Co-60 teleterapi cihazında, 80 cm SSD değerinde, 10 cm x 10 cm alan boyutunda, yüzeyden 5 cm derinlikte yapıldı (11). TLD lerin hassas olarak ışınlanabilmesi için, 30 cm x 30 cm boyutlarında sert pleksiglas materyal üzerinde 10 cm x 10 cm ışınlama alanı içerisine her 168 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

15 Aksözen MT, Yıldız OG, Yaray K birinin çapı 6 mm ve derinliği 1 mm olan 49 adet delik açılan bir düzenek oluşturuldu (Resim 1). Çalışmada kullanılacak toplam 168 adet TL dozimetre ışınlanarak doygunluğa ulaştırıldıktan Co-60 teleterapi cihazında, 80 cm SSD değerinde, 10 cm x 10 cm alan boyutunda, yüzeyden 5 cm derinlikte 100 cgy doz alacak şekilde ışınlandı. Bu TLD ler için dozimetre çiplerinin duyarlılıklarını gösteren Element Correction Coefficient (ECC) ve okuyucudan alınan, nanocoulomb (nc) cinsinden verilen fototüp akımının soğurulan radyasyon miktarına çevirmede kullanılan dönüşüm katsayısı Reader Calibration Factor (RCF) bulunarak sisteme kaydedildi. TLD çipleri içinden ± %1 hassasiyete sahip olan 59 adet TLD çipi çalışmada kullanılmak üzere kalibre edilmiş oldu. Rando Fantom Üzerinde Mantle Tedavi Alanının Simülasyonu: Rando Fantom üzerinde mantle tedavi alanı simülasyonu Varian Ximatron CDX simülatör cihazında SSD:100 cm değerinde anteroposterior (AP) ve posteroanterior (PA) olmak üzere iki alandan yapıldı. AP tedavi için tedavi alanı 29 cm x 25,8 cm iken PA tedavi alanı için saha boyutları 30,5 cm x 32,7 cm olarak ölçüldü. Tedavi sahasına giren akciğer blokları fokalize olarak hazırlanıp koruma alanlarına uygunluğu rando fantom üzerinde simülatör cihazının yardımıyla doğrulandıktan sonra tedavi alanı içerisine çizildi (Resim 2). Rando Fantom Üzerinde Tiroid Bezinin Belirlenmesi: Rando fantom üzerinde tiroid bezinin belirlenmesi amacıyla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi AD. Öğretim üyesinden yardım alındı ve tiroid bezinin sol ve sağ lobları 9. ve 10. kesit üzerinde çizildi. Daha sonra rando fantomun 9. kesitinde bulunan tiroidin sol lobunun üst ucuna 1 numaralı ve sağ lobunun üst ucuna 2 numaralı toplam 2 adet, her biri 5 mm çapında delik açıldı (Resim 3). Aynı şekilde, 10. kesitinde bulunan tiroidin sol lobuna 1 ve 2 numaralı 2 adet, sağ lobuna 3 ve 4 numaralı 2 adet olmak üzere toplam 4 adet, her biri 5 mm. çapında delik açıldı ve bu delikler doku eşdeğeri beyaz materyalle kapatıldı (Resim 3). Resim 1. TLD leri ışınlamak için özel olarak hazırlanan düzenek. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

16 12-16 Hodgkin yaş Hastalığı grubu çocuklarda mantle ışınlamasında atletik performansın tiroidin aldığı belirlenmesinde dozun araştırılması fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Resim 2.Tedavi alanında korumaların rando fantom üzerinde çizilmesi. Resim 3. Rando fantom un 9. ve 10.kesitinde tiroidin sol ve sağ lobuna TLD çiplerinin yerleştirilmesi. TLD Çiplerinin Yerleştirildiği Fantom Kesitlerinin SSD Değerlerinin Bulunması: Rando fantomun anatomisinden dolayı AP ve PA mantle tedavi alanının merkezinde SSD değeri 100 cm iken TLD çiplerini yerleştirdiğimiz, fantom üzerinde tiroid loblarının bulunduğu 9. ve 10. kesitlerde SSD değerleri 100 cm den daha büyük olacaktır. Bunu doğrulamak için TLD çiplerinin yerleştirildiği noktaların izdüşümleri fantom yüzeyine işaretlendi. Tedavi masasının boyuna ve enine hareket özellikleri kullanılarak masa kaydırılıp, tedavi alanının merkezi, işaretlenen noktalarla çakıştırıldı ve cihazın optik SSD cetvelinden fantom yüzeyinde işaretlenen noktalar için yeni SSD değerleri okundu. Rando Fantom Üzerindeki Mantle Tedavi Alanının Işınlanması: Üzerinde mantle tedavi alanı planlanan, tiroid bölgesine TLD çipleri yerleştirilen rando fantom Varian 2300 C/D lineer akseleratör tedavi cihazında farklı beş günde AP ve PA alan 11 cm yarı kalınlık için fraksiyon dozu olarak 90 cgy verilecek şekilde ışınlandı. Rando fantomun 9. ve 10. kesitlerinde bulunan tiroidin sol ve sağ lobuna yerleştirilen TLD çipleri Harshaw 3500 TLD sisteminde WinRems yazılımı yardımıyla okundu. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesi için SPSS 15.0 for Windows paket programı kullanıldı. 170 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

17 Aksözen MT, Yıldız OG, Yaray K BULGULAR Rando fantomun 9. ve 10. kesitinde açılan toplam altı deliğin merkezlerinin cilt yüzeyinden derinlikleri fantomun anatomisinden dolayı farklılık göstermektedir. Açılan bu deliklere TLD çipleri yerleştirileceğinden çiplerin merkezlerinin fantom cildinden derinlikleri ayrı ayrı ölçüldü (Tablo I). Rando fantom üzerinde sabit SSD tekniğine göre planladığımız AP ve PA klasik mantle tedavi alanlarının SSD değerleri 100 cm dir. Rando fantomun anatomisinden dolayı TLD çiplerini yerleştirdiğimiz fantom üzerinde tiroid loblarının bulunduğu 9. ve 10. kesitlerde SSD değerleri 100 cm den büyük olacaktır (Tablo II). Tiroidin sol ve sağ loblarına yerleştirilen TLD çiplerinin almış oldukları doz miktarları Harshaw 3500 TLD sistemi ve WinRems yazılımı ile okundu. Ortalama değerleri ve standart sapmaları (Tablo III), aynı zamanda sol ve sağ loblar için ortalama değer ve total tiroid için ortalama doz ve standart sapma bulundu (Tablo IV). Tiroidin sol ve sağ lobuna yerleştirilen TLD çiplerinin almış oldukları doz ölçümlerinin dağılımı normal bulundu (p=0.2). Sol ve sağ lobun aldığı dozlar karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0.758). Tablo I. TLD çiplerinin fantom cildinden derinlikleri. LOB KESİT NO ÇİP NO DERİNLİK (Ön Alan İçin) DERİNLİK (Arka Alan İçin) cm 11.9 cm SOL cm 11.7 cm cm 12.2 cm cm 12.2 cm SAĞ cm 12.2 cm cm 12.2 cm Tablo II. Rando fantom üzerinde tiroid loblarının SSD değerleri. LOB KESİT NO ÇİP NO SSD (Ön Alan İçin) SSD (Arka Alan İçin) cm cm SOL cm cm cm cm cm cm SAĞ cm cm cm cm Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

18 12-16 Hodgkin yaş Hastalığı grubu çocuklarda mantle ışınlamasında atletik performansın tiroidin aldığı belirlenmesinde dozun araştırılması fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Tablo III. TLD çiplerinin almış oldukları ortalama doz miktarları KESİT NO ÇİP NO ÇİP İN ORTALAMA DOZU STANDART SAPMA P DEĞERİ SOL cgy SAĞ cgy 1.31 SOL cgy SAĞ cgy 2.73 SOL cgy SAĞ cgy 3.17 Tablo IV. Sol ve sağ lobların, aynı zamanda total tiroidin almış olduğu ortalama doz miktarları LOB LOB UN ORTALAMA DOZU STANDART SAPMA SOL cGy 4.43 SAĞ cgy 5.46 p DEĞERİ TİROİDİN ORTALAMA DOZU cgy STANDART SAPMA 4.90 TARTIŞMA RT de ideal hedef, tümör çevresindeki normal dokuları yapısal ve fonksiyonel olarak tahribata uğratmadan tümörün tamamen yok edilmesidir. Normal dokularda onarımı mümkün zararlar bir noktaya kadar kabul edilmektedir, ancak hayati dokuların korunması mutlaka gereklidir. Tiroid bezine dışarıdan verilebilecek girici ışının maksimum dozu boyun derisi, üst solunum, özafagus mukozası ve kartilajın radyasyon toleransı ile sınırlıdır. Maksimum doz birkaç bin cgy dir (12). Tiroid bezi radyasyon karşısında yüksek derecede hassas olduğundan iyonizan radyasyonla ışınlanması önemli anormalliklere neden olabilir ve eksternal radyasyon sonrasında sekonder tiroid tümörlerinin gelişimi ile sonuçlanabilir (13, 14). Tiroid bezi doğrudan tedavinin hedefi olmasa dahi saçılan ışın nedeniyle etkilnebilmektedir ve bu saçılma hematolojik malignitelerde merkezi sinir sistemi (MSS) nin profilaktik kranial ışınlaması esnasında meydana gelmektedir. Bu günkü tedavi koşullarında tiroid bezini eksternal ışınlardan koruyacak hiçbir önlem bulunamamıştır (13,15). Bu çalışmada fantomun 9. ve 10. kesitlerinde tiroidin sol ve sağ lobuna her fraksiyon için ayrı ayrı yerleştirilen altı TLD çipinin almış olduğu ortalama doz miktarı cgy, standart sapması ise 4.90 bulundu. Sağ ve sol lob ölçümlerinin dağılımı normal olarak bulundu (p=0.20). Sağ ve sol lobun aldığı dozlar karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p=0.758). Ölçülen bu ortalama dozun, tek fraksiyon için verilen toplam 180 cgy dozdan yüksek olmasının sebebi; tiroid loblarının bulunduğu kesitlerdeki SSD değerinin sabit SSD tekniğindeki SSD=100 cm değerinden büyük olması ve yine bu bölgedeki fantom kalınlık değerlerinin ışınlama tekniğine göre mantle tedavi alanının merkezindeki kalınlık değerinden küçük olması ile ilgilidir. Bütün bu farklılıklar sebebi ile, rando fantom üzerinde tiroid bezinin bulunduğu bölgede izodoz dağılımında düzensizliklere bağlı olarak istenmeyen sıcak nok- 172 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

19 Aksözen MT, Yıldız OG, Yaray K talar oluşacak, dolayısıyla bu bölge istenilenden miktardan daha yüksek doz alacaktır. Başka bir deyişle, klasik mantle ışınlamasında total doz olan 3600 cgy için tiroidin almış olduğu toplam doz 4500 cgy civarında olmaktadır. Bu durum tedavi sırasında dikkate alınmamaktadır. Bunun sonucu olarak tiroid bezinde kanser oluşma riski artmaktadır. Ancak bugünkü tedavi koşullarında tiroid bezini eksternal ışınlardan koruyacak hiçbir önlem kullanılmamaktadır. Tiroid bezinde hasar meydana getirme riskini minimum seviyelere indirmek amacıyla tiroidin alacağı dozu azaltma yönünde çeşitli teknikler geliştirmek akılcı olacaktır. KAYNAKLAR 1. Rosen PJ, Lavey RS, Haskell CM. Hodgkin s Disease In: Haskell CM (ed). Cancer treatment. 4th ed. W.B. Saunder Company, Philadelphia 1995; pp Lester EP, Ultmann JE. Hodgkin Disease. In: Williams WJ, Beutler E, Erslev AJ et all. Hematology. 4th ed.(international ed.). McGraww-Hill, New York 1991; pp Coşkun ŞH, Er Ö, Eser B ve ark. Erken evre hodgkin hastalığı: Erciyes Üniversitesi deneyimi. Erciyes Tıp Dergisi 2002; 24: Stein RS. Hodgkin s Disease. In: Lee RG, Foerster J, Lukens J et al. (eds). Wintrobe s Clinical Hematology. 10th ed. Mass Pub, Egypt 1999; pp Chao KSC, Perez CA, Brady LW. Radiation Oncology Theratment Principles. Çeviri: Gemici C, Mayadağlı A, Parlak C. Bölüm Çeviri: Özşeker NI. Hodgkin hastalığı. Kitap: Radyasyon Onkolojisi Tedavi Kararları. Nobel Tıp Kitapevi, İstanbul 2004; ss Hoppe RT. Hodgkin Lymphoma. In: Halperin EC, Perez CA, Brady LW (eds), Principles and Practice of Radiation Oncology. 15th ed. Lippincott Williams&Wilkins, Philadelphia 2008; pp Yüksel M. Orta Anadolu FluoritLerinin (CaF2) Termolünimenans (TL) Işıma Tepelerine Tavlamanın Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Adana McKinlay AF. Thermolüminescence Dosimetry-Medical Physics Handbook;5. Çeviri: Aypar A, Akın E. Kitap:Medikal Fizik Kitapları-5 Termolüminesans Dozimetri. Adam Hilger Ltd, Konya; ss Thermo Electron Corporation, WinRems li Model 3500 Manuel TLD Okuyucu İşletmen Kılavuzu.USA; Kısım 1 ss McKinlay AF. Thermolüminescence Dosimetry-Medical Physics Handbook;5. Çeviri: Aypar A, Akın E. Kitap:Medikal Fizik Kitapları-5 Termolüminesans Dozimetri. Adam Hilger Ltd, Konya; ss Karaçam SÇ, Öksüz DÇ, Koca A ve ark. Hodgkin hastalığı mantle ışınlamasında fetus dozlarının araştırılması. Cerrahpaşa Tıp Dergisi 2008; 39: Emre D. Tiroid Bezinin Eksternal Işınlamaya Karşı Duyarlılığının Belirlenmesi ve Fonksiyonlarının Değişmelerinin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul Acun H, Kemikler G, Karadeniz A. Dosimetric analysis of thyroid doses from total cranial irradiation. Radiation Protection Dosimetry 2007; 123: Rubino C, Cailleux AF, De Vathaire F, Schlumberger M. Thyroid cancer after radiation exposure. European Journal of Cancer 2002; 38: Cohen A, Van der Schaaf A. Scatter irradiation in childhood causes thyroid cancer. Medical Journal Aust. 2002; 176: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

20 Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar ARAŞTIRMA (Research Report) KAYSERİ İLİ NDE GÖREV YAPAN SAĞLIK YÖNETİCİLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE UYGULAMADA KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR* The General Characteristics of the Health Managers Working in Kayseri and the Problems They Encounter Elçin BALCI 1, Enver ÇAKIL 2, Ahmet Hamdi DUDAK 3, İskender GÜN 4, Fevziye ÇETİNKAYA 5, Osman GÜNAY 5 Özet : Sağlık sorunlarının çözümünde etkin bir yönetimin önemli bir işlevi olduğu, bilinen bir gerçektir. Ülkemizde her düzeydeki sağlık kurum ve kuruluşlarına yönetici olarak atanan kişilerin daha önce bu konularda eğitim almamış olması, görevlerin yürütülmesi sırasında sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu araştırmada, Kayseri ilinde her düzeyde görev yapan sağlık yöneticilerinin özelliklerinin ve görevlerini yürütürken karşılaştıkları sorunların belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmanın kapsamına, Kayseri il merkezindeki birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşları ve İl Sağlık Müdürlüğü nün yöneticileri dahil edilip, kişilere yüz yüze görüşme ile anket uygulanmıştır. Araştırmaya alınan 78 sağlık yöneticisinin yaklaşık dörtte üçü erkek, dörtte biri kadın olup yaş ortalamaları erkeklerde 42.1±8.1, kadınlarda 37.1±6.7 dir. Kadın yöneticilerin % 61.9 u başhemşire ve başhemşire yardımcılarından oluşmaktadır. Yöneticilerin %94.9 u evli ve %56.4 ünün memleketi Kayseri dir. Yöneticilerin ortalama çalışma süresi 17.3±7.7 yıl ve ortalama yöneticilik süresi 8.4 ± 6.9 yıldır. Görevleriyle ilgili sorun yaşadıkları konular olarak bilgisayar kullanımı (%60.3), ücret yetersizliği (%59.0), yetki eksikliği (% 57.7) konularını dile getirme yüksek iken, mevzuat bilgisi yetersizliği (%25.6), deneyim eksikliği (%16.7), iş yoğunluğu nedeniyle kendini geliştirememe (%16.7) daha az ifade edilmiştir. Hastanede çalışan yöneticilerde memnuniyet diğer kurumlara göre anlamlı ölçüde yüksektir. Yöneticilerin %43.7 si program dışı ziyaret ve telefonlar nedeniyle günlük mesailerinin bir saatten fazlasının (78.0±37.2 dakika) harcandığını ifade etmişlerdir. Kurum dışı yöneticiler ve politikacıların müdahaleleri en çok zorluk yaşadıkları durum (% 43.6) olarak belirtilmiştir. Çalışmamızda, sağlık yöneticilerinin bazı yöneticilik özellikleri konusunda kendilerini yeterli hissetmedikleri, aldıkları ücretin yaptıkları işin karşılığı olmadığını düşündükleri, politikacılar ve kurum dışı yöneticilerin müdahalelerinden rahatsızlık duydukları ve özellikle bilgisayar konusundaki eksikliklerini gidermek için eğitim istedikleri belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sağlık yöneticisi, sağlık yönetimi, sağlık hizmetleri 1 Yrd.Doç.Dr.Erc.Ün.Tıp Fak.Halk Sağ.AD, Kayseri 2 Uzm.Dr.Konya İl Sağlık Müdürlüğü, Konya 3 Uzm.Dr.Bolu İl Sağlık Müdürlüğü, Bolu 4 Doç.Dr.Erc.Ün.Tıp Fak.Halk Sağ.AD, Kayseri 5 Prof.Dr.Erc.Ün.Tıp Fak.Halk Sağ.AD, Kayseri Summary: It is a known fact that efficient management is crucial in solving health problems. The fact that the managers assigned to health institutions and organizations have not received any education on this topic, causes many problems in the performance of duties. With this study, it was aimed to establish the general characteristics of Health Managers in the province of Kayseri, and to determine the difficulties they encounter while performing their duty. The managers in the provincial directorate of health, the ones in the primary and secondary health care centers were enrolled in this descriptive study. A questionnaire was applied face-to-face to these participants. Three forth of the 78 managers enrolled were male, and one forth was female, the mean age was 42.1 ± 8,1 in men, and 37.1 ± 6.7 in women. Of the research group, 61.9% of the female managers were head nurses or their assistants. 94.9% of the managers were married and 56,4% were from Kayseri. Their mean duration of employment was 17.3 ± 7.7 years and their mean duration of working as a manager was 8.4 ± 6.9 years. The participants have framed in higher rates, issues such as using computers (60.3%), insufficient wages (59.9%), lack of authority regarding their work (57.7%), whereas problems such as the lack of legislative knowledge (25.6%), the lack of experience (16.7%), not being able to improve oneself due to workload (16.7%) were less framed. Work satisfaction was higher in managers working in hospitals, compared to those working in other institutions. Of the managers; 43,7% of them stated that they usually lost over an hour of their working time ( minutes) due to unscheduled visits and phone calls. Intervention by managers outside their own institution and also by politicians was stated as the most troublesome part of their work (43.6%). In our study, it is found that health care managers do not feel they are adequate in some management features, they believe that the wage for their work is inconvenience. They feel discomfort about the intervention by politicians and external managers disproportionate in their work. Especially they want education in the computer training to eliminate the shortcomings. Keywords: Health managers, health administration, health services Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : * Bu araştırma IX. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi nde (2004, Ankara) poster bildirisi olarak sunulmuştur. 174 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

21 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde Balcı E, fiziki Çakıl ve E, Dudak kardiyorespiratuar AH, Gün İ, Çetinkaya özelliklerin F, Günay etkisi O Yönetim, belirli bir takım amaçlara ulaşmak için başta insanlar olmak üzere parasal kaynakları, donanımı, demirbaşları, hammaddeleri, yardımcı malzemeleri ve zamanı birbiriyle uyumlu, verimli ve etkin kullanabilecek kararlar alma ve uygulatma süreçlerinin toplamıdır (1). Yönetim sürecine işlerlik kazandıran temel faktör insan olup, yönetimde her şeyden önce, belirli bir amaca başkalarıyla birlikte ulaşma, başkalarına iş gördürme ve onların yardımlarını sağlama söz konusudur. Çünkü insan ve onun çabaları olmadan diğer tüm üretim faktörleri birer kaynak yığını olmanın ötesine geçemezler (2). İnsan anlaşılması en güç varlık olduğu için, yöneticinin bu görevi aslında zor görevlerden birisidir (3). Bu nedenle insan faktörü ile ilgili birçok değişkenin varlığı, yönetimi bir bilim olduğu kadar, bir sanat da kılar. Yönetimde amaca, ancak insan unsuru ile ulaşılabileceğinden yöneticinin bu alanda yetenekli olmasının önemi açıktır (2). Kişileri anlayabilme, onlarla birlikte çalışabilme ve iyi geçinebilme açısından yöneticiler sezgi ve deneyime gereksinim duyarlar (4). Yönetimin 20. yüzyılda bir bilim haline dönüşmesi ile birlikte, bu alanda yeni uzmanlıklar ve yeni meslekler ortaya çıkmaya başlamıştır. Sağlık yöneticiliği de bunlardan biridir. Sağlık hizmetleri, insan yaşamı ile doğrudan ilişkili olması nedeniyle yönetim açısından özellikleri olan bir alandır. Koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak sağlık hizmetlerinin yönetiminde topluma yönelik ve sektörler arası işbirliğini gerektiren bir dizi yönetsel faaliyet gerekli iken ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin verildiği hastanelerde, otelcilik hizmetleri de dâhil geniş bir yelpazede yönetim gerekliliği, sağlık yöneticiliğini karmaşık hale getirmektedir (5). Sağlık kuruluşlarının yönetiminin herhangi bir işletmenin yönetiminden daha karmaşık olması, sağlık sektöründe çağdaş yönetim anlayışı ve ilkelerinin bilinmesi ve uygulanması son derece önemlidir. Günümüzde sağlık yönetimi alanında profesyonelleşme tüm dünyada ve ülkemizde bir zorunluluk olarak kabul görmektedir. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde sağlık hizmetlerinin yönetimi konusunda ciddi bir profesyonelleşme gerçekleşmektedir (6). Daha da ötesinde gelişmiş ülkelerde sağlık yönetimi artık hastane yönetimi, birinci basamak sağlık hizmetleri yönetimi, çevre sağlığı yönetimi, sağlık planlaması, sağlık finansmanı vb. alt dallara ayrılmış durumdadır Modern toplumlarda sağlık hizmetleri yöneticiliği en zor yönetim alanlarından biri olarak kabul edilmekte ve sağlık sisteminde çeşitli kurum ve kuruluşların işveren konumundaki üst yönetim organları profesyonel sağlık yöneticisine ihtiyaç duymaktadır (7). Dünyanın gelişmiş hemen her ülkesinde, her düzeydeki sağlık kurum ve kuruluşların yönetimi, alanlarında uzmanlaşmış yöneticilerce yürütülmekte iken, sağlık düzeyi göstergelerinin iyi olmadığı ve sağlık sektöründe çıkmazların yaşandığı ülkemizde sorunların büyük bir bölümü yanlış yönetimden kaynaklanarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık hizmetlerinin sorunlarının çözümünde sağlık ekonomisi, finans yönetimi, insan kaynakları yönetimi, kalite yönetimi, sağlık mevzuatı ve hukuku, sağlık işletmelerinde pazarlama, sosyal güvenlik ve sağlık hukuku gibi konularda eğitim almamış kişilerle bu eğitimi almış kişilerin hizmeti arasındaki fark hiç tartışmasız kabul edilmektedir (8). Sağlık hizmeti sunumunda kaynakların kullanılması ve önceliklerin belirlenmesi konusunda karar verici konumunda olan hekimlerin, sağlık yöneticiliği işlevinden uzak kalması mümkün değildir. ABD de oluşturulan Sağlık Yönetimi Eğitim Komisyonu, sağlık yönetimini şu şekilde tanımlamıştır: Sağlık yönetimi, tıbbi bakım ve sağlıklı bir çevre taleplerinin bireylere ve toplumlara belli hizmetleri sağlayarak karşılanmasını olanaklı kılan kaynak ve süreçlerin planlaması, örgütlenmesi, yönlendirilmesi, kontrol ve koordinasyonudur (9). Ülkemizde sağlık sistemi içerisinde, Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen politikaların il düzeyinde uygulanmasından sorumlu olan sağlık yöneticilerinin büyük çoğunlukla hekim olması yasal zorunluluk gereğidir. Ancak, ülkemizde her düzeydeki sağlık yöneticiliği görevlerine yönetim eğitimi almamış olan kişiler atanabilmekte ya da çoğu zaman bu görevler vekâleten ve çoğunlukla pratisyen olan hekimlerce yürütülmektedir. Çağdaş yönetim ve işletmecilik, ekonomi, işletme, hukuk vb. konularda yeterli bilgi ve becerilere sahip olmayan hekimlerin yönettiği sağlık kuruluşlarında genellikle Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

22 Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar yönetim sorunları yaşanmakta, öncelik belirleme, çalışan ve müşteri memnuniyeti, akılcı kaynak kullanımı, verimlilik konularında başarı sağlanamamaktadır. Nitekim ülkemizde sağlık reformu çalışmalarında en çok üstünde durulan eksikliğin, sağlık yöneticisi konusu olduğu ileri sürülmektedir (10). Bu çalışma; Kayseri il merkezindeki sağlık yöneticilerinin çeşitli özelliklerini, görevleri esnasında karşılaştıkları sorunları ve gündemdeki uygulamalara ilişkin düşüncelerini belirlemek üzere yapılmıştır. Sağlıkta dönüşümün devam ettiği ve aile hekimliği uygulamalarının tüm ülke genelinde henüz yaygınlaşmadığı ve ciddi anlamda tartışmaların yaşandığı dönemde; mevcut durumun ve sağlık yöneticisi profilinin tanımlanması, sistem değişikliğinden dolayı yaşanacak değişimlerin ileride incelenmesine olanak verecek bir çalışma olması amacıyla da bu çalışma gerçekleştirilmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM Kesitsel nitelikteki bu araştırma yaklaşık bir milyon nüfusa sahip Kayseri İli nde yapılmış olup, araştırma kapsamına Kayseri il merkezindeki birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşları ve İl Sağlık Müdürlüğü nün yöneticileri dâhil edilmiştir. Hastanelerde başhekim ve yardımcıları, hastane müdür ve yardımcıları, başhemşire ve yardımcıları, İl Sağlık müdürü, yardımcıları ve şube müdürleri ile birinci basamak sağlık kuruluşlarında kurum amiri olarak görev yapan, isimleri İl Sağlık Müdürlüğü kayıtlarından alınan 97 yöneticinin tamamı ile görüşülmesi planlanmıştır. Kurum yöneticileri araştırmacılar tarafından işyerlerinde ziyaret edilmiş, çalışmanın amacı ve kapsamı anlatılıp çalışmaya katılıp katılmak istemedikleri sorulmuştur. Araştırmaya katılmayı kabul etmeyenler ve iki kez ziyaret edilmelerine karşın (izin, rapor, görevlendirmeler, toplantılar vb. nedeniyle) ulaşılamayanlar çalışma dışında bırakılmışlardır. Araştırma grubuna alınan yöneticilerin % 80.4 üne (78 kişi) ulaşılmıştır. Toplam 26 sorudan oluşan anket formu, araştırmacılar tarafından yüz yüze görüşülerek 2004 yılında uygulanmıştır. Anket formunda; tanımlayıcı sorular, yöneticilik özellikleriyle ilgili kendi değerlendirmeleri, görevleriyle ilgili eksiklik ve şikâyetleri, görevleri sırasında zorluk yaşadıkları durumlar, eğitim almak istedikleri konular ve sağlıkla ilgili gündemdeki konulara ilişkin düşüncelerini içeren sorular yer almıştır. Araştırma için gerekli idari izin İl Sağlık Müdürlüğü nden, etik kurul onayı Erciyes Üniversitesi nden alınmıştır. İstatistiksel Değerlendirme Verilerin istatistiksel analizinde kikare (gerekli durumlarda Fisher kesin kikare ve Pearson kikare testi) ve t testi kullanılmıştır. P< 0.05 değeri anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR Araştırmaya katılan yöneticilerin 44 ü (%56.4) hastanelerde çalışmakta olup, 17 si İl Sağlık Müdürlüğü (%21.8) ve 17 si birinci basamak sağlık kuruluşlarında (%21.8) görev yapmaktadırlar. Bu 78 kişinin %23.0 ü kurum amiri, %38.5 i kurum amirinin yardımcıları (şube müdürleri dâhil), % 16.7 si başhemşire ve yardımcıları, %21.8 i hastane müdürü ve yardımcılarıdır. Araştırmaya katılan 78 sağlık yöneticisinin %73.1 i erkek (57 kişi), %94.9 u evli, %56.4 ünün memleketi Kayseri dir. Yaş ortalaması erkeklerde 42.1 ± 8.1 yıl, kadınlarda 37.1±6.7 yıldır. Memuriyet süresi ortalamaları 17.3 ± 7.7 yıl, yöneticilik görev süresi ortalaması 8.4±6.9 yıldır. Yöneticilerin bazı yöneticilik özellikleri açısından kendilerini değerlendirmeleri istendiğinde; karar verebilme, koordinasyon ve iletişim sağlama konusunda kendilerini yeterli görme yüzdesi yüksek iken, girişimcilik, mevzuat bilgisi ve araştırmacılık özelliklerinin daha düşük olduğu görülmektedir (Tablo I). 176 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

23 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde Balcı E, fiziki Çakıl ve E, Dudak kardiyorespiratuar AH, Gün İ, Çetinkaya özelliklerin F, Günay etkisi O Araştırmaya katılan 78 sağlık yöneticisinin % 56.2 si yönetici olmayan kendi meslektaşlarına göre, %62.7 si yaptıkları işe göre alınan ücreti yetersiz olarak değerlendirirken; %55.8 i kurumlarının, % 65.8 i kendilerinin çalışma performanslarını yeterli olarak değerlendirmiştir (Tablo I). Yapılan işe göre alınan ücreti yetersiz görme, 17 Sağlık Müdürlüğü yöneticisinin %76.5 inde (13 kişi) daha fazla bulunmuştur ( =4.0, p<0.05). Kurumun çalışma performansını yeterli görme, 44 hastane yöneticisinin % 73.8 inde (34 kişi) daha fazla bulunmuştur ( 2 χ 2 χ =10.6, p<0.05). Yöneticilerin görevleriyle ilgili eksiklik ve şikâyetleri incelendiğinde; bilgisayar kullanımı, ücret ye- tersizliği ve yetki eksikliği konularında sorunları olduğunu kabul etme yüzdesi yüksek iken, mevzuat bilgisi yetersizliği, deneyim eksikliği ve iş yoğunluğu nedeniyle kendini geliştirememe daha düşük düzeyde sorun olarak ifade edilmiştir. Mevzuat bilgisi eksikliği yönetici hemşire ve başhekim yardımcılarında (%46.2) daha fazla belirtilirken 2 χ ( =7.1, p<0.05), deneyim eksikliği sağlık müdürlüğü yöneticilerinde (%47.7) daha fazla ifade edilmiştir. Alınan eğitimin yapılan görev için yeterli olmaması kurum amirleri ve başhekim yardımcılarında (%48.3) daha fazla ifade edilmiştir 2 χ ( =9.0, p<0.05). Tablo I. Sağlık yöneticilerinin kendi yöneticilik özellikleri ile ücret ve performans konusundaki görüşlerinin dağılımı Yeterli Kısmen Yeterli Sayı % Sayı % Sayı % Yöneticilik özelliklerini değerlendirme (n:77)* Karar verebilme Koordinasyon sağlama İletişim kurma Otorite sağlama Planlı çalışma Deneyim sahibi olma Girişimcilik Mevzuat bilgisi Araştırmacılık Ücret ve performansı değerlendirme (n: 78) Diğer meslektaşlara göre alınan ücret Yapılan işe göre alınan ücret Kurumun çalışma performansı Kendi çalışma performansı * Bir kişi cevap vermemiştir. Katılımcılar birden fazla yanıt verebilmişlerdir. Yeterli Değil Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

24 Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar Yöneticilerin %43.6 sı (34 kişi) plan/program dışı gelen ziyaretçiler ve telefon görüşmelerinin günlük mesailerini aksattığını belirtmiş olup program dışı ziyaret ve telefonlar nedeniyle ortalama mesailerinin aksayan süre ortalaması 78.0 ± 37.2 dakikadır. Yöneticilerin en çok zorluk yaşadıkları durumlar; kurum dışı yöneticiler ve politikacıların müdahaleleri, kendi kararlarını uygulamada serbest olmamaları ve kurumla ilgili mali sıkıntılar olarak sıralanmıştır (Tablo II). Kurum dışı yöneticiler ve politikacıların müdahaleleri yönetici hemşire ve hastane müdür/yardımcılarında ( % 60.0) daha yüksek 2 χ ( =4.3, p<0.05), kendi kararlarını uygulamada serbest olmamaları yine başhemşire ve hastane müdür /yardımcılarında ( % 63.3) daha yüksek 2 χ ( =9.8, P<0.05), meslektaşlarla olan ilişkilerde sıkıntılar sağlık müdürlüğü yöneticileri ve başhekim yardımcılarında ( % 37.5) daha yüksek 2 χ ( =9.8, p<0.05), hizmet alanlarla ilişkilerde yaşanan sorunlar hastane müdür/yardımcıları ve başhekim yardımcılarında (%33.3) daha yüksek 2 χ oranda ( =7.9, p<0.05) ifade edilmiştir. Kadın yöneticiler kendilerini planlı çalışma (%95.2) ve iletişim kurma (%100.0) konusunda daha yeterli görmekte olup daha yüksek düzeyde aile/özel hayata zaman ayıramadıklarını (%90.5) ifade etmişlerdir. Eğitim gereksinimleri sorgulandığında; bilgisayar kullanımı, yabancı dil, sağlık yönetimi, mevzuat bilgisi, istatistik değerlendirme ve ayniyat ve mali işler en fazla oranda belirtilen konulardır. Bilgisayar kullanımı konusunda eğitim isteği hastane müdür/yardımcıları ve başhekim yardımcılarında (% 2 χ 80.0) daha yüksek ( =7.6, p<0.05), mevzuat eğitimi isteği yönetici hemşirelerde (% 61.5) daha yüksek oranda belirtilmiştir. Katılımcı 78 yöneticinin %39.7 si yönetici olmaktan memnun, %53.8 i kısmen memnun, %6.4 ü ise memnun olmadığını belirtmiştir. Hastanede çalışan yöneticilerde memnuniyet oranı diğer kurumlara göre daha yüksek iken, yönetici olmaktan memnun olmayanların oranı ise birinci basamak sağlık kuruluşlarında daha yüksektir ( =12.5, p<0.05). Görevlerinden memnun olan yöneticilerin ortalama yaş (43.2±8.4 yıl), yöneticilik (10.9 ± 8.4 yıl) ve memuriyet süreleri (20.2 ± 8.7 yıl) kısmen memnun olan veya memnun olmayan gruba göre daha yüksektir (p<0.05). Araştırma grubundaki 78 sağlık yöneticisinin sağlıkla ilgili gündemdeki bazı yeni uygulamalara ilişkin düşünceleri incelendiğinde; aile hekimliği sistemini (%97.4), performansa dayalı döner sermaye uygulamasını (%77.5), döner sermaye uygulamasını (%70.2) ve sözleşmeli personel uygulamasını (%60.2) olumlu buldukları; sağlıkta özelleştirme (%59.8) ve sağlıkta merkezi yetkinin taşraya devri uygulamalarını (%54.6) daha az olumlu buldukları belirlenmiştir. Yöneticilerin %72.7 si (56 kişi) aile hekimliği uygulamasını olumlu karşılarken, sağlık müdürlüğü yöneticilerinde bu yüzde 94.1 (16 kişi), birinci basamak yöneticilerinde ise 47.1 dir (8 kişi) (p<0.05). Yöneticilerin döner sermaye uygulaması hakkında düşüncelerinde de çalıştıkları kuruma göre farklılıklar olup, 44 hastane yöneticisinin % 81.4 ü, 17 birinci basamak yöneticisinin ise % 35.3 ü döner sermaye uygulamasını olumlu karşılamaktadır. Yöneticilerin performans sistemine ilişkin düşüncelerinde de çalıştıkları kuruma göre farklılık vardır. Birinci basamakta görev yapan yöneticilerin hastanede çalışanlara göre performansa dayalı döner sermaye uygulamasını daha az olumlu bulduğu belirlenmiştir (p<0.05), (Tablo III). Yöneticilerin toplam hizmet süresine göre sözleşmeli personel uygulamasına ilişkin düşüncelerinde farklılık olup, on yıldan fazla hizmet süresi olanlarda bu uygulamayı olumlu bulma önemli ölçüde 2 χ 2 χ yüksektir ( =8.645, p<0.05). Katılımcı 21 kadın yöneticinin yaklaşık yarısı (%47.6) döner sermaye uygulaması konusunda olumsuz görüş bildirmiştir. 178 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

25 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde Balcı E, fiziki Çakıl ve E, Dudak kardiyorespiratuar AH, Gün İ, Çetinkaya özelliklerin F, Günay etkisi O Tablo II. Sağlık yöneticilerinin yöneticilik görevi ile ilgili eksiklik ve şikâyetleri, zorluk yaşadıkları durumlar ve eğitim isteklerinin dağılımı (n=78) Sayı % Eksiklik ve şikayetler * Bilgisayar kullanımı Yapılan işe göre alınan ücretin yetersizliği Yetki eksikliği sorunları Yabancı dil eksikliği Program dışı ziyaret ve telefonlar nedeniyle mesai aksaması Alınan eğitimin görevle uyumlu olmaması İş yoğunluğu nedeniyle özel hayatına vakit ayıramaması Alınan eğitimin bu görev için yeterli olmaması Mevzuat bilgisi yetersizliği Deneyim eksikliği İş yoğunluğu nedeniyle kendini geliştirememe Zorluk yaşanılan durumlar * Kurum dışı yöneticiler / politikacıların müdahaleleri Kararlarını uygulamada serbest olmamaları Kurumuyla ilgili mali sıkıntılar Mali konular, ayniyat işlemleri, ihaleler vb. bilgi eksikliği Üst makamlarla olan ilişkiler Personel motivasyonunu sağlayamama Hekimlerle olan ilişkiler Hizmet alanlarla ilişkiler Astlarla ilişkiler Eğitim istekleri* Bilgisayar kullanımı Yabancı dil Sağlık yönetimi Mevzuat Sağlık istatistikleri Ayniyat ve mali işler Kişiler arası ilişkiler ve iletişim becerileri * Katılımcılar birden fazla yanıt verebilmişlerdir. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

26 Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar Tablo III. Sağlık yöneticilerinin gündemdeki bazı konular hakkındaki olumlu buldukları görüşlerinin çalıştıkları kurumlara göre dağılımı (n=77) Aile hekimliğine yönelik düşünce Döner sermaye hakkında düşünce Görev Yerleri Olumlu 2 χ n Sayı % p Sağlık Müdürlüğü Hastaneler <0.05 Birinci basamak Toplam Sağlık Müdürlüğü Hastaneler <0.05 Performans sistemi hakkında düşünce Birinci basamak Toplam Sağlık Müdürlüğü Hastaneler <0.05 Birinci basamak Toplam TARTIŞMA Ülkemizde ciddi boyutta olduğu bilinen sağlık sorunlarının çözümünde, il sağlık yöneticilerinin önemli görev ve sorumlulukları vardır. Hem sağlık politikasını belirleyenleri (Hükümet, Sağlık Bakanlığı, politikacılar vb.) etkileyecek ve hizmet sunan sağlık personelinin verimli çalışmasını sağlayabilecek, hem de hizmet sunumuna katkı yapacak konumdadırlar. Bu görev ve sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirebilmeleri için yöneticilerin nitelikli olmaları, çağın gereklerine ayak uydurarak kendilerini yenilemeleri ve geliştirmeleri gerekir. Araştırmaya katılan yöneticilerin ortalama yöneticilik süreleri 8.4 ± 6.9 yıl olup, %26.9 u kadındır. Kadın sağlık yöneticilerinin oranı ülke geneliyle benzer bulunmuştur (12). Bu çalışmada yöneticilerin karar verebilme, koordinasyon ve iletişim sağlama konusunda kendilerini yeterli görme düzeyi yüksektir. Hastane yöneticilerinin karar verme ve problem çözme becerilerine ilişkin yapılan bir çalışmada erkek yöneticilerde kadınlara, hekim kökenli yöneticilerde diğerlerine ve hizmet yılı fazla olanlarda az olanlara göre problem çözme ve karar verme becerisinin daha yüksek olduğu bulunmuştur (11). Araştırma grubunda girişimcilik, mevzuat bilgisi ve araştırmacılık özellikleri daha azdır. Genel olarak doğuştan gelme yöneticilik özellikleri olarak kabul edilen özelliklerde kendilerini daha yeterli görürlerken, yetenekten çok mesleki eğitim, hizmet içi eğitim ve mevzuat bilgisi konularında daha az yeterli bulmaları dikkat çekicidir. Girişimcilik ve araştırmacılık konusunda kendilerini daha az yeterli görmeleri; işlerinin yoğunluğu nedeniyle bu konulara zaman ayıramamalarına bağlı olabilir. Yöneticilerin bilgisayar kullanımı, ücret yetersizliği ve yetki eksikliği gibi konularda eksik olduklarını belirtme yüzdesi yüksek iken; mevzuat bilgisi yetersizliği, deneyim eksikliği ve iş yoğunluğu nedeniyle kendini geliştirememe daha düşük dü- 180 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

27 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde Balcı E, fiziki Çakıl ve E, Dudak kardiyorespiratuar AH, Gün İ, Çetinkaya özelliklerin F, Günay etkisi O zeyde ifade edilmiştir. Mevzuat eksikliğinin bu tabloda belirgin bir yetersizlik olarak ifade edilmemesi; mevzuatla ilgili sorunların başka birimlerce çözümleniyor olmasından ve yöneticilerin bu eksikliklerinin farkında olmamalarından kaynaklanıyor da olabilir. Yöneticiler en çok zorluk yaşadıkları durum olarak, kurum dışı yöneticiler ve politikacıların müdahalelerini belirtmiş olup, bunu daha çok yönetici hemşire ve hastane müdür/yardımcıları ifade etmektedir. Bu sorunun, birinci derece kurum amirleri tarafından değil de yönetici hemşireler ve hastane müdür /yardımcıları tarafından yüksek düzeyde sorun olarak dile getirilmesi dikkat çekicidir. Bu durum; kurum dışı yönetici ve politikacıların müdahalelerinin kurum amirlerince normal karşılanmasına veya bunun personel ve yönetim üzerindeki sakıncalarının yönetici hemşireler ve hastane müdür /yardımcıları tarafından daha fazla hissedilmesine bağlı da olabilir. Türkiye genelinde hastanelerde görev yapan Sağlık İdaresi Yüksek Okulu mezunlarıyla yapılan bir çalışmada, benzer şekilde yöneticileri en çok uğraştıran sorun olarak; üst makamların aşırı karışmacılığı ve siyasal baskılar (% 83.7) yüksek düzeyde ifade edilmiştir (12). Yine bu çalışmada yönetici hemşireler ve hastane müdür/yardımcıları yetki eksikliğini sorun olarak daha yüksek düzeyde ifade etmişlerdir. Yöneticilerin eğitim almak istedikleri konuların başında; bilgisayar kullanımı ve yabancı dil eğitimi en fazla ifade edilmiş olup, kişiler arası ilişkiler ve iletişim becerisi geliştirme konusunda eğitim almak isteyenlerin sayısı düşüktür. Ülke genelinde hastane başhekimleri ve hastane müdürleri üzerinde yapılmış bir araştırmada da benzer şekilde mezuniyet sonrasında ihtiyaç duydukları eğitim konularının başında bilgisayar kullanımının geldiği tespit edilmiştir (13). Yapılan bu araştırmada da sorun olarak ifade edilen bilgisayar konusundaki yetersizliğin, bugün hala dile getiriliyor olması, geçen süre içerisinde bu konuya yeterli duyarlılığın gösterilmediğini düşündürmektedir. Son yıllarda her alandaki gelişmeye paralel olarak, sağlık hizmetinin sunumunda ve yönetim kademesinde bilgisayarın yoğun kullanılması, otomasyon sistemlerinin kullanılıyor olması, iletişim için birimler arası haberleşme de dâhil pek çok alanda bilgisayarın vazgeçilmez bir yer edinmesi bu ihtiyacı daha da gerekli kılmaktadır. Yöneticilerin %39.7 si yönetici olmaktan memnun olduklarını ifade etmiş olup, bu yüzde birinci basamak sağlık kuruluşlarında görev yapanlarda daha düşüktür. Türkiye genelinde İl Sağlık Müdürlüğü yöneticilerini içeren bir çalışmada (14) yöneticilerin %50.3 ünün görevlerinden memnun olmadıkları ya da biraz memnun oldukları, Konya da İl Sağlık Müdürlüğü ve hastane yöneticileri arasında (başhemşire ve yardımcıları hariç) yapılan bir araştırmada (15) ise yöneticilerin %8.8 inin işlerinden çok yüksek, %70.6 sının yüksek, %20.6 sının orta derecede doyum aldığı belirlenmiştir. Araştırmamızdaki yöneticilerin memnuniyet durumları Türkiye genelinde Sağlık Müdürlüğü yöneticilerinde yapılan araştırmaya göre daha yüksek, Konya da yapılan araştırmaya göre daha düşük bulunmuştur. Görevlerinden memnun olan yöneticilerde ortalama yaş, yöneticilik süresi ve memuriyet süresi kısmen memnun olan veya memnun olmayan gruba göre daha yüksektir. Bu durum yaş ve yöneticilik süresinin artması ile birlikte kişilerin meslekleri ile ilgili ideallerinin ve beklentilerinin azalmasına, daha gerçekçi düşünmelerine veya bu geçen sürede beklentilerinin daha fazla gerçekleşmiş olmasına da bağlı olabilir. Farklı olarak Kayseri de sağlık yöneticilerinde tükenmişlik ölçeği kullanılarak yapılan bir çalışmada (16), yöneticilerin toplam çalışma süresi arttıkça, kişisel başarı düzeyinin arttığı; ancak 10 yıldan fazla yöneticilik süresi olanlarda duygusal tükenmenin yüksek olduğu ve bu durumun da memnuniyeti olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Yöneticilerin döner sermaye uygulaması hakkında düşünceleri çalıştıkları kuruma göre farklı olup, hastane yöneticilerinde olumlu karşılayanların sayısı birinci basamak yöneticilerinden daha yüksektir. Bu olumsuzluğun nedeni, birinci basamaktaki yöneticilerin hastanedeki meslektaşlarından daha az döner sermaye almasından ve birinci basamakta döner sermaye uygulamasının hastanelere göre Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

28 Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar daha yeni bir uygulama olmasından olabilir. Ya da daha önce ücretsiz olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin döner sermaye uygulamasına geçildikten sonra ücretli olmasının hizmet sunanlar ve alanlar üzerinde yarattığı olumsuzluklar olabilir. Yöneticilerin döner sermaye uygulamasının performansa dayalı olması hakkındaki düşünceleri açısından da çalıştıkları kuruma göre farklılık vardır. Genel olarak tüm kurumlarda performansa dayalı döner sermaye uygulamasını olumlu bulma düzeyi performanssız döner sermaye uygulamasına göre biraz daha yüksektir. Bunun nedeni performansa dayalı döner sermaye uygulamasının daha adaletli olduğunun, çok çalışanla az çalışan arasındaki farkı daha iyi değerlendirdiğinin düşünülmesine bağlı olabilir. Bu çalışmada kadın yöneticiler erkek yöneticilere göre daha fazla düzeyde özel yaşantılarına zaman ayıramadıklarını ifade etmektedirler. Döner sermaye uygulamasına ilişkin olumsuz görüş bildiren kadın yöneticilerin sayısı da daha yüksektir. Bu bulgular kadınların iş dışındaki sorumluluklarının daha fazla olması ve iş performanslarına yansıması nedeniyle olabilir. Sonuç olarak çalışmamızda, sağlık yöneticilerinin bazı yöneticilik özellikleri konusunda kendilerini yeterli hissetmedikleri, aldıkları ücretin yaptıkları işin karşılığı olmadığını düşündükleri, politikacılar ve kurum dışı yöneticilerin müdahalelerinden rahatsızlık duydukları ve özellikle bilgisayar konusundaki eksikliklerini gidermek için eğitim istedikleri belirlenmiştir. Bu çalışma bulgularına göre; benzer araştırmaların daha kapsamlı olarak ve ülke çapında yapılmasıyla elde edilecek sonuçların ışığında; yönetici olarak görev yapacakların yöneticilik ve göreve özgü eğitimlerinin ele alınarak yönetici niteliğinin yükseltilmesi ve görevlerine uygun ücret düzenlemelerinin yapılması önerilebilir. KAYNAKLAR 1. Eren E. Yönetim ve Organizasyon, 2. Baskı. Beta Basım Yayım ve Dağıtım,İstanbul, Şimşek Ş. Yönetim ve Organizasyon, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, Tortop N. Personel Yönetimi (6. baskı). Yargı Yayınları, Ankara 1999, ss:13 14, Williams D. Hastane Yönetimi İlkeleri. İçinde Hayran O, Sur H (editörler). Hastane Yöneticiliği. Nobel Tıp Kitabevleri, İstanbul 1997, ss: 205, Hayran O. Sağlık Hizmetlerinin Yönetimi, tarihi: ). 6. Tengilimoğlu D, Işık O, Akbolat M. Bölüm XVII: Dünya da ve Türkiye de sağlık yönetimi eğitimi. Nobel Kitap Dağıtım AŞ, İstanbul Seç H.M, Hastane İsletmeciliği (Seçme Yazılar) içinde: Sarvan F. Gelişmiş Ülkelerde ve Türkiye de Sağlık Hizmetleri Yöneticiliği Meslek ve Eğitimi, Anadolu Üniversitesi yayın No: 845, Eskişehir, 1995, s Taylor R. J., Taylor S B. The AUPHA Manual of Health Services Management. Aspen Publications, Maryland 1994; ss: Sarvan F. Gelismis Ülkelerde ve Türkiye - de Saglık Hizmetleri Yöneticiligi Meslek ve Egitimi içinde: Seç H.M. Hastane İsletmeciliği (Seçme Yazılar). Anadolu Üniversitesi Yayın No:845, Eskisehir, 1995, s Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Dönüşüm Projesi Alagözlü S Ş, Çelik Y. Hastane yöneticilerinin karar verme ve problem çözme becerilerini etkileyen faktörler. Hastane Yönetimi Dergisi, 2008:12 (1); Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

29 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde Balcı E, fiziki Çakıl ve E, Dudak kardiyorespiratuar AH, Gün İ, Çetinkaya özelliklerin F, Günay etkisi O 12. Gemici E, Yorulmaz F, Saltık A, Ekerbiçer HÇ, Ekuklu G, Berberoğlu U. Sağlık İdaresi Yüksekokulu Mezunu Sağlık Yöneticilerinin Bazı özellikleri ve Uygulamada Karşılaştıkları Sorunlar. 5. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı. İstanbul 1996; Kaya Y. Başhekim ve Hastane Müdürlerinin Mevcut, Özerk ve Özel Hastane Modelleri Konusundaki Görüş, Tutum ve Beklentileri. İçinde, Ersoy K, Kavuncubaşı Ş (editörler). Sağlık Kuruluşları ve Hastane Yönetimi, Haberal Eğitim Vakfı, Ankara 1999, Öncel S,Aksu T. İl Sağlık Müdürlüğü Yöneticilerinin Niteliklerinin belirlenmesi ve Yönetim Eğitimi İhtiyaçları Araştırması. 4. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Kongre Kitabı, 1994, ss: Bodur S, Güler S, Güler S. Sağlık Yöneticilerinde İş Doyumu. 5. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı, 1996, ss: Öztürk A, Tolga S, Şenol V, Günay O. Kayseri ilinde görev yapan sağlık idarecilerinin tükenmişlik düzeylerinin değerlendirilmesi. Erciyes Tıp Dergisi 2008; 30 (2): Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

30 Yozgat ilindeki sağlık çalışanlarında sağlık sorunları görülme durumu ve etkileyen faktörler ARAŞTIRMA (Research Report) YOZGAT İL MERKEZİNDEKİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA SAĞLIK SORUNLARI GÖRÜLME DURUMU VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER* The Status of Health Problems and Affecting Factors Among the Health Workers in Yozgat Provincial Center Mahmut KILIÇ 1, Fevziye ÇETİNKAYA 2 Özet : Sağlık hizmetlerinin temel kaynaklarından biri olan sağlık çalışanları, yetiştirilmesi yüksek maliyetli olan ve fazla zaman alan bir gruptur. Sağlık çalışanlarının da diğer kişiler gibi sağlık sorunları bulunmaktadır. Araştırmanın amacı, sağlık çalışanlarında sağlık sorunlarının görülme durumunu ve etkileyen faktörleri belirlemektir.kesitsel olan bu çalışma, 2009 yılında Yozgat İl merkezinde çalışan sağlık personelinin tamamı üzerinde yapılmıştır. Araştırmaya 151 hekim, 325 hemşire/ ebe, 275 sağlık memuru ve 84 diğer lisans mezunu sağlık çalışanı olmak üzere toplam 835 sağlık çalışanı katılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından literatüre dayalı olarak hazırlanan anket formu aracılığıyla elde edilmiştir. İstatistiksel analizlerde binary lojistik regresyon (Forward LR) kullanılmıştır. Araştırma grubunun %58.8 i kadın, %78.9 u evli olup ortanca yaş 34 tür. Sağlık çalışanlarının %17.4 ü sağlık durumunun orta/ kötü olduğunu, %26.4 ü tanısı konmuş herhangi bir hastalık/ sağlık sorunu olduğunu, % 21.5 i son bir ay içinde 14 gün ruhsal sorun yaşadığını, % 8.9 u son bir yıl içinde psikiyatriste gittiğini belirtmiştir. Hastalık/ sağlık sorunu bulunma riski kadın sağlık çalışanları ve yaşı büyük olanlarda daha yüksektir. Sağlık durumunu orta/kötü olarak algılama riski, kadın sağlık çalışanlarında, hemşire/ebelerde, sağlık memurlarında, yaşamından ve işinden memnun olmayan/ kararsızlarda ve hastalık/sağlık sorunu olanlarda daha yüksektir. Ruhsal sorun yaşama riski ise kadın sağlık çalışanlarında, yaşamından ve işinden memnun olmayan/ kararsız olanlarda ve sağlık durumunu orta/ kötü olarak algılayanlarda daha yüksek bulunmuştur. Araştırmaya katılan sağlık çalışanları, her düzeydeki diğer sağlık çalışanlarıyla benzer düzeyde sağlık sorunlarına sahipken, toplumdaki diğer yetişkinlere göre daha az sağlık sorunlarına sahiptir. Anahtar kelimeler: Sağlık çalışanı, sağlık durumu, ruh sağlığı 1 Öğr.Gör.Dr.Bozok.Ün.Sağlık YO, Yozgat 2 Prof.Dr.Erc.Ün.Tıp Fak.Halk Sağ.AD, Kayseri Summary: Training of the health care workers, who are one of the main sources of health services, is a costly process and requires time. Health care workers also have health problems like other people. The aim of this study is to determine the status of health problems and the factors affecting the health personnel. This cross-sectional study was carried out on all health case personnel in Yozgat provincial center in A total of 835 health care personnel including 151 physicians, 325 nurses, 275 health technicians, and 84 other health professions participated in this study. The data were collected by means of the questionnaire, prepared by the researcher based on the literature and filled by the participants. Binary logistic regression (Forward LR) analysis were used in the analysis of each selected health problems. Fifty-eight point eight percent of health workers were female, 78.9% of them were married, and the average age was 34. %17.4 of health workers assessed their health as fair/ poor, 26.4% reported that they had some kind of disease or health problem diagnosed by doctors, 21.5% stated that they had mental problem for about 14 days or more in the last month, 8.9% reported that they visited a psychiatrist in the last year. The risk of disease / health problems is higher among women and older health workers. The risk of fair/ poor health status perception is higher in women health workers, nurses, health officers, persons who are not satisfied/ neutral with their lives and jobs, and the ones who have a disease/ health problem. The risk of mental problems is higher among women health workers, persons who are not satisfied/ neutral with their lives and jobs, and the ones who define their health condition as fair/ poor. Although health care workers who participated in the study have similar level of health problems with the other health workers in all levels in other places, they have fewer health problems than other adults in the community Keywords: Health personnel, health status, mental health Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : *Bu araştırma Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından TSD nolu proje ile doktora tezi olarak desteklenmiştir. 184 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

31 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Kılıç özelliklerin M, Çetinkaya etkisi F Sağlık hizmetleri, çeşitli düzeydeki sağlık personeli tarafından verilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü nün (DSÖ) 2006 yılı raporuna göre, dünyada 59.2 milyon tam gün çalışan sağlık çalışanı vardır. Sağlık çalışanları, kamu ve özel sektördeki sağlık kuruluşlarında ve diğer kuruluşlarda çeşitli sağlık hizmetlerini ve görevlerini yürütmektedir. Dünya genelinde sağlık hizmeti sunanların üçte ikisini sağlık çalışanları oluşturmaktadır (1). Bu hizmetlerin etkin ve sürekli verilebilmesi için sağlık personelinin fiziksel ve ruhsal sağlık durumu iyi bir düzeyde olmalıdır. Dünyadaki ölümlerin %28 i çalışma yaşı olan yaş grubunda görülmektedir (2). Yetişkinlik döneminde sorun olmaya başlayan yüksek kan basıncı, yüksek kan şekeri ve yüksek kolesterol kalp-damar hastalıklarının majör risk faktörlerindendir. DSÖ Küresel Sağlık Riskleri raporuna göre, dünyada her yıl en az 7.5 milyon kişi yüksek kan basıncının, 4.9 milyon kişi tütün kullanımının, 3.4 milyon kişi yüksek kan şekerinin ve 2.6 milyon kişi yüksek kolesterolün neden olduğu sorunlar nedeniyle ölmektedir (3). Ulusal Hastalık Yükü (UHY) 2004 çalışmasına göre, Sakatlığa Ayarlanmış Yaşam Yılı (Disability Adjusted Life Years: DALY) yükünün yarıdan fazlası, (erkeklerde % 53.5, kadınlarda %51.8) çalışma yaşı olan yaş grubundadır. Ülkemizde Sakatlıkla Kaybedilen Yaşam Yılına (Years Lost with Disability: YLD) neden olan ilk sıradaki hastalık grubu nöropsikiyatrik hastalıklardır. Unipolar depresif bozukluklar, kadınlarda toplam YLD nin %10.7 sini oluşturmakta ve bu oran ile ilk sırada, erkeklerde ise %6.4 ile ikinci sırada yer almaktadır (4). Ülkemizde kentlerde yaşayan 15 yaştakilerin %33 ü sağlık durumunu orta/ kötü olarak, %42.6 sı ruh sağlığını olumsuz olarak algılamaktadır (5). Yapılan yerel araştırmalara göre, sağlık personelinin % sının tanısı konmuş herhangi bir hastalık/ sağlık sorunu vardır (6-8). Ülkemizde Haziran 2010 itibariyle, hekim, diş hekimi, eczacı, fizyoterapist, hemşire, ebe, teknisyen/ tekniker düzeyindeki diğer sağlık personeli olmak üzere toplam sağlık personeli görev yapmaktadır (9). Topluma sağlık hizmeti sunan her düzeydeki sağlık çalışanlarının sağlık durumlarının iyi olması durumunda, hem nitelikli ve yetiştirilmesi çok maliyetli olan işgücü korunacak hem de hizmet sunulan toplum daha nitelikli bir sağlık bakımı alabilecektir. Araştırmanın amacı, sağlık çalışanlarında sağlık sorunlarının görülme durumunu belirleyerek bu grubun sağlığını yükseltme çalışmalarına bilimsel temel oluşturmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM Kesitsel bir çalışma olan bu araştırma, 2009 yılında Yozgat İl merkezinde kamu ve özel sektörde görev yapan 913 sağlık çalışanı üzerinde yapılmıştır. Örneklem seçimi yapılmamış, araştırmaya katılmayı kabul eden 835 kişiye anket uygulanmıştır. Çeşitli nedenlerle 70 kişiye ulaşılamadığı ve sekiz kişi de araştırmaya katılmayı kabul etmediği için toplam 78 kişi araştırmaya alınamamıştır. Ulaşılamayan her bir bireye en az üç kez gidilmiş olup katılım oranı % 91.5 dir. Veriler, araştırmacı tarafından literatüre dayalı olarak hazırlanan anket formu aracılığıyla toplanmıştır (10,11). Anket formu, araştırmaya katılmaya sözlü onam veren denekler tarafından doldurulmuştur. Araştırmanın kurum izni Yozgat Valiliği nden, etik kurul onayı ise Yozgat Devlet Hastanesi Etik Kurulu ndan alındı. Anket soruları, deneklerin çeşitli özellikleri, sağlık durumu, yaptırılan tıbbi kontroller ve saptanan sorunları ölçmeye yönelik olarak hazırlandı. Boy uzunluğunu bilenlerle, son 7 gün içinde ağırlığını tartanların ölçümleri yapılmadı ve deneklerin beyanları esas alındı. Araştırmaya katılan sağlık personelinin tamamı boy uzunluğunu biliyordu, ağırlığını bilmeyen çok az sayıdaki kişinin ağırlığı baskül ile tartıldı. Araştırma sırasında gebe olan 4 ka- Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

32 Yozgat ilindeki sağlık çalışanlarında sağlık sorunları görülme durumu ve etkileyen faktörler dının ağırlığı alınmadı. Beden Kitle İndeksi (BKİ)= Ağırlık (kg)/ boy (m 2 ) olarak hesaplandı ve DSÖ ye göre BKİ sınıflaması yapıldı (12). Veriler, bilgisayar yardımıyla değerlendirildi. İstatistiki değerlendirmede ki-kare ve binary lojistik regresyon analizi (Forward LR) kullanıldı (13, 14). Lojistik regresyon analizi, modelin önemlilik testleri (Omnibus Tests, p<0.05) ve uyum iyiliği testi (Hosmer and Lemeshow Test, p>0.05) uygun ise test yapıldı. Bağımsız değişkenlerden yaş ve BKİ sürekli değişken olarak; meslek, cinsiyet, medeni durum, sigara içme ve alkol kullanma, yaşamından ve işinden memnun olma kategorik değişken olarak modele alındı. Ruh sağlığının son bir ay içinde 14 ve daha fazla gün bozuk olduğunu belirtenler, ruhsal sağlık sorunu var diye alındı (15). Meslek değişkeni, önce dört grup olarak modele alındı. Eğer önemli bulunmazsa, hekimler ve diğer sağlık çalışanları şeklinde iki grup halinde modele alındı. Diş hekimi, eczacı, psikolog, diyetisyen, vb. diğer lisans mezunu sağlık çalışanları grubuna, sağlık memuru kadrosunda çalışan toplum sağlığı memuru, acil tıp, çevre sağlığı, laboratuvar, radyoloji, anestezi, vb. teknisyen/ teknikerler sağlık memurları grubuna alındı. BULGULAR Araştırmaya 151 hekim, 325 hemşire/ ebe, 275 sağlık memuru ve 84 diğer lisans mezunu sağlık çalışanı olmak üzere toplam 835 sağlık çalışanı katılmıştır. Araştırma grubunun %71.8 i hemşire/ ebe ile sağlık memurları grubundan oluşmakta ve %63.9 unun öğrenim durumu lise veya ön lisans düzeyindedir. Hekim (%55.0) ve hemşire/ ebelerin (%59.4) yarıdan fazlası kamu hastanelerinde, tüm sağlık çalışanlarının %70.1 i ikinci basamak sağlık kuruluşlarında çalışmaktadırlar. Sağlık çalışanlarının yaş dağılımı olup, ortanca yaş erkeklerde 37.5, kadınlarda 31 ve tüm grupta 34 tür. Hekimler, sağlık çalışanları içinde ileri yaş grubunu oluşturmaktadır (Tablo I). Sağlık çalışanlarının %43.1 i sigara içtiğini -%34.7 si her gün-, %13.4 ü sigarayı bıraktığını belirtmiştir. Her gün sigara içenlerin oranı, erkek sağlık çalışanlarında (%48.1) kadınların (%25.3) iki katı kadarken, bazı günler içenlerin oranı kadın sağlık çalışanlarında (%10.4) erkeklerin (%5.5) iki katı kadardır. Sağlık çalışanlarının %12.4 ü nadiren de olsa alkol aldığını, %0.8 i her gün alkol aldığını belirtmiştir. Erkek sağlık çalışanlarının %51.9 u, kadınların % 30.6 sı fazla kilolu, erkeklerin %16.3 ü, kadınların %8.6 sı şişman olarak saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının %17.4 ü sağlık durumunu orta/ kötü (altı kişi kötü) olarak ifade ederken, % 15.4 ü çok iyi, %67.2 si iyi olarak ifade etmiştir. Hekim ve hemşire/ ebelerde tanısı konmuş hastalık/ sağlık sorunu olanların oranı diğer meslek gruplarına göre daha yüksekken bu durum lojistik regresyon analizinde anlamlı bulunmamıştır (Tablo III). Yaşın artmasıyla, hastalık/ sağlık sorunu olanların oranı da artmaktadır (Tablo II-III). Sağlık çalışanlarının %10.1 i tanısı konmuş kronik bir hastalığı olduğunu belirtmiştir. En çok belirtilen kronik hastalıklar; hipertansiyon (%3.2), astım (% 1.8), kalp hastalığı (%1.7), diyabet (%1.3) ve Hepatit B taşıyıcılığıdır (%1.3). Sağlık çalışanlarının %61.9 u son bir ay içinde en az bir gün -%25.6 sı 14 gün-uyuyamadığı/ dinlenemediği günler olduğunu; %43.4 ü ruhsal sağlığının bozuk olduğu günler -%21.5 i 14 gün- olduğunu belirtmiştir. Ruhsal sağlığının bozuk olduğu günler olduğunu belirtenlerin %16.5 i, tüm grubun ise %8.9 u son bir yıl içinde psikiyatriste gittiğini ifade etmiştir. 186 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

33 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Kılıç özelliklerin M, Çetinkaya etkisi F Tablo I. Araştırma grubunun mesleklerine göre çeşitli özelliklerinin dağılımı (%) Çeşitli özellikler (n=835) Hekimler Diğer lisans mez. sağlık çalışanları Hemşire/ Ebeler Sağlık memurları Toplam Cinsiyet n=151 n=84 n=325 n=275 n=835 Erkek Kadın Medeni durum Evli Bekâr Eşinden ayrılmış/ eşi ölmüş Yaş grupları yaş ve üzeri X ± S.S 37.7± ± ± ± ±8.5 BKİ < ± ± ± ± ±3. X ± S.S 8 Yaşam ve sağlık Halen sigara içen Haftada bir/ daha sık alkol alan Yaşamından memnun olmayan/ kararsız olan İşinden memnun olmayan/ kararsız olan c Sağlık durumunu orta/ kötü olarak algılayan Toplam a %5.2 ve b %8.8 memnun olmadığını; c 6 kişi kötü diye ifade etmiştir Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

34 Yozgat ilindeki sağlık çalışanlarında sağlık sorunları görülme durumu ve etkileyen faktörler Tablo II. Sağlık çalışanlarının meslek, cinsiyet ve yaş gruplarına göre sağlık sorunu görülme durumu Özellikler n Tanısı konmuş hastalık/ sağlık sorunu olan Sağlık durumu Son 1 ayda 14 gün ruhsal sağlığı bozuk olan Sayı % Sayı % Meslek Hekimler Diğer Lisans Mezunu Sağlık Çalışanları Hemşire/ Ebeler Sağlık Memurları Cinsiyet Erkek Kadın Yaş grupları yaş ve üzeri a Toplam a 5 kişi bu sorulara cevap vermemiştir. Tablo III de görüldüğü gibi, sağlık durumunu orta/ kötü olarak belirtme riski, kadın sağlık çalışanlarında erkeklere, hemşire/ ebeler ile sağlık memurlarında hekimlere, yaşamından ve işinden memnun olmayan/ kararsız olanlarda memnun olanlara, hastalık/ sağlık sorunu olanlarda olmayanlara göre daha yüksektir. Hastalık/ sağlık sorunu bulunma riski, kadın sağlık çalışanlarında erkeklere, yaşı büyük olanlarda küçük olanlara göre; ruhsal sorun yaşama riski kadın sağlık çalışanlarında erkeklere, yaşamından ve işinden memnun olmayan/ kararsız olanlarda memnun olanlara, sağlık durumunu orta/ kötü olarak belirtenlerde iyi olarak belirtenlere göre daha yüksekken, diğer bağımsız değişkenlerin etkisi anlamlı bulunmadı. Araştırmanın yapıldığı gün itibariyle, sağlık çalışanlarının %56.3 ü genel sağlık kontrolü yaptırdığını, %95.5 i kan basıncını, %88.7 si kan şekerini ve %83.7 si kolesterolünü ölçtürdüğünü belirtmiştir. Tablo V te görüldüğü gibi, yaşın ve BKİ nin artması kan basıncı, kan şekeri ve kolesterolün yüksek saptanması üzerine istatistiksel olarak anlamlı iken, meslek ve cinsiyet anlamlı bulunmamıştır. 188 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

35 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Kılıç özelliklerin M, Çetinkaya etkisi F Tablo III. Sağlık durumu, hastalık/ sağlık sorunu ve ruhsal sağlık sorununun varlığı üzerine etkisi olabilecek değişkenlerin lojistik regresyon ile analizi a Sağlık durumunu orta/ kötü belirtme Odds %95 Güven aralığı β P oranı Cinsiyet Alt Üst Erkek Ref. 1 Kadın < Meslek <0.01 Hekimler Ref. 1 Diğer lisans mezunu sağlık çalışanları > Hemşire/ Ebeler < Sağlık memurları < Yaşamından memnun olma Memnun olan Memnun olmayan/ kararsız < İşinden memnun olma Memnun olan Memnun olmayan/ kararsız < Hastalık/ sağlık sorunu varlığı Olmayan Ref. 1 Olan < Sabit < a Hastalık/ sağlık sorunu varlığı Cinsiyet Erkek Ref. 1 Kadın < Yaş < Sabit < b Son bir ayda 14 gün ruhsal sağlığın bozuk olması Cinsiyet Erkek Ref. 1 Kadın < Yaşamından memnun olma Memnun olan Ref. 1 Memnun olmayan/ kararsız < İşinden memnun olma Memnun olan Ref. 1 Memnun olmayan/ kararsız < Sağlık durumu İyi Ref. 1 Orta/ Kötü < Sabit < a Test edilen değişkenler: Meslek, cinsiyet, medeni durum, yaş, BKİ, yaşamından ve işinden memnun olma, hastalık/ sağlık sorunu varlığı, sigara içme ve alkol alma durumu b Modelden Sigara içme ve alkol alma durumu çıkarıldı. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

36 Yozgat ilindeki sağlık çalışanlarında sağlık sorunları görülme durumu ve etkileyen faktörler Tablo IV. Araştırma grubunda meslek, cinsiyet ve yaş gruplarına göre kan basıncı, kan şekeri ve kolestrolünü ölçtürenlerde yüksek saptanma durumu. Ölçtüren Kan Basıncı Kan Şekeri Kolesterol Yüksek saptanan Ölçtüren Yüksek saptanan Ölçtüren Yüksek saptanan Meslek n % n % n % Hekimler Diğer lisans mezunu sağlık çalışanları Hemşire/ Ebeler Sağlık memurları Cinsiyet Erkek Kadın Yaş grupları Toplam Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

37 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Kılıç özelliklerin M, Çetinkaya etkisi F Tablo V. Kan basıncı, kan şekeri ve kolesterolünü ölçtürenlerde yüksek saptanma durumu üzerine etkisi olabilecek değişkenlerin lojistik regresyon ile analizi. Bağımlı değişkenler %95 Güven aralığı β P Odds oranı Bağımsız değişkenler Alt Üst Kan basıncı yüksek saptanma Yaş < BKİ < Sabit < Kan şekeri yüksek saptanma Yaş < BKİ < Sabit < Kolesterol yüksek saptanma Yaş < BKİ < Sabit < Test edilen değişkenler: Meslek, cinsiyet, yaş, BKİ. TARTIŞMA Bu araştırmada, Yozgat İl merkezinde görev yapan sağlık çalışanlarında sağlık sorunu görülme durumu ve etkileyen faktörler belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarının %17.4 ü sağlık durumunu orta/ kötü olarak ifade etmiştir. Ülkemiz genelinde kentlerde yaşayan 15 yaştakilerin %33 ü (5), Adana da %12.3 ü (16), İzmir de ise %23.6 sı (17) sağlık durumunu orta/ kötü olarak belirtmiştir. Kayseri ilinde yetişkinlerde yapılan başka bir çalışmada sağlık durumunu kötü olarak algılayanların oranı %44.0 olarak belirlenmiştir (18). ABD de her yıl ülke genelinde yapılan davranışsal risk faktörleri surveyans sistemi BRFSS 2007 araştırmasına göre, sağlık durumunu orta ve altında olarak belirtenlerin oranı %15.4 dür (19), Sağlık çalışanlarının sağlık durum algısı ülkemiz geneline göre çok iyi iken, ABD toplumuyla benzerdir. Sağlık durumunu orta/ kötü olarak belirtenlerin oranı %24.3 ile en yüksek hemşire/ ebelerde iken, en düşük hekimlerdedir (%8.1). İstanbul Tıp Fakültesinde uzmanlık eğitimi alan hekimlerin % 21.6 sı (20), Kayseri de hemşirelerin %63.7 si sağlık durumunun orta/ kötü -%14.3 ü kötü olarak belirtmiştir (21). Sağlık çalışanlarının %26.4 ü tanısı konmuş herhangi bir hastalık/ sağlık sorunu -%10.1 i kronik bir hastalık- olduğunu belirtmiştir. Ankara da sağlık ocaklarında çalışanların %11.9 u sağlık sorunu (22), Manisa da sağlık çalışanlarının %12.5 i kronik bir hastalığı olduğunu belirtmiştir (6). Hastalık/ sağlık sorunu bulunma riski, hekimlerde sağlık memurlarına, kadınlarda erkeklere, beklendiği gibi BKİ 25 ve yaşı 35 den büyük olanlarda küçük olanlara göre daha yüksektir. İzmir de kadınların %23 ü, erkeklerin %16 sı kronik hastalığı olduğunu belirtmiştir (17). Araştırmaya katılan hekimlerin %31.8 i tanısı konmuş hastalık/ sağlık sorunu olduğunu belirtmiştir. Türk Tabipler Birliğinin (TTB) 2004 yılında yaptığı araştırmaya göre, hekimlerin %29.6 sı tanısı konmuş bir hastalığı olduğunu (7), İstanbul Tıp Fakültesinde uzmanlık eğitimi alan Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

38 Yozgat ilindeki sağlık çalışanlarında sağlık sorunları görülme durumu ve etkileyen faktörler hekimlerin %13.3 ü (20), Mersin deki hekimlerin %17.5 i kronik bir hastalığı olduğunu belirtmiştir (8). Hekimlerin herhangi bir hastalık/ sağlık sorununa sahip olma durumu ülkemizdeki hekimlerle benzer düzeyde iken hekim dışı sağlık personeline göre yüksektir. Bunun nedeni hekimlerin sorunlarını daha kolay tanılamasından kaynaklanmış olabilir. Sağlık çalışanlarının %43.4 ü son bir ay içinde ruhsal sağlığının bozuk olduğu günler olduğunu, % 21.5 i ise 14 ve daha fazla gün bozuk olduğunu belirtmiştir. Sağlık araştırması 2008 e göre 15 yaştakilerin %42.6 sı (5), BRFSS 2001 e göre % 65.6 sı son bir ay içinde ruhsal sağlığının bozuk olduğu günler olduğunu belirtmiştir (23). Araştırmaya katılanların %8.9 u son bir yıl içinde psikiyatriste gittiğini ifade etmiştir. TTB nin 2004 yılında yaptığı araştırmada, hekimlerin %4.9 unun tanısı konmuş ruhsal sağlık sorunu olduğu saptanmıştır (7). Mersin de hekimlerin %10.3 ünde (8), İstanbul da uzmanlık eğitimi alan hekimlerin % 16.0 sında depresyon (24), %61.2 sinde yoğun iş stresi saptanmıştır (20). ABD de hekimlerin % 22.0 sinin stresi orta ve üzerinde bulunmuş ve strese neden olan faktörlerin %28.0 inin işe bağlı olduğu saptanmıştır (25). Kayseri de yapılan bir araştırmada hemşirelerin %22.5 i kendini sıklıkla depresyonda hissettiğini (21), İstanbul da hemşirelerin %29.2 si psikiyatrik bir sorununun olduğunu ifade etmiş ve Beck Depresyon Ölçeğine göre de %30.7 sinde orta derece ve üzeri duygu durum bozukluğu saptanmıştır (26). Sağlık çalışanlarının ruh sağlığı, ülkemiz ve ABD toplumuna göre daha iyi iken ülkemizdeki meslektaşlarıyla benzer düzeydedir. Kan basıncını ölçtürenlerin %11.5 i yüksek saptandığını, %3.4 ü ise hipertansiyon hastası olduğunu belirtmiştir. Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre sağlık personelinin % sı (27), BRFSS 2007 ye göre %28.3 ü (19) kan basıncının yüksek saptandığını belirtmiştir. Ülkemizde, PatenT 2003 e göre 18 yaş ve üzeri kişilerde hipertansiyon prevalansı %31.8 (28), SALTurk 2008 e göre % 35.1 dir (29). Sağlık çalışanlarından kan şekerini ölçtürenlerin % 6.1 i -hekimlerin %9.9 u- kan şekerinin yüksek saptandığını, %1.5 i diyabet hastası olduğunu ifade etmiştir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada, hekimler, hemşireler ve diğer sağlık personelinde kan şekeri yüksek saptananların oranı sırayla %24.7, 20.0, 29.6 dur (27). SALTurk 2008 yılı çalışmasında, 18 yaş ve üzeri kişilerin %6.5 inde diyabet öyküsü, TEKHARF 2008 çalışmasında 30 yaş ve üzeri kişilerin %9.8 inde diyabet saptanmıştır (29, 30). Bizim çalışmamızda diyabet hastası olduğunu belirtenlerin oranı, diğer çalışmalarda saptanan diyabet prevalansının 1/4-1/6 sı kadardır. ABD- de 1994 yılında yaş arasındaki sağlık profesyonelleri arasında yapılan bir çalışmada tip-2 diyabet prevalansı %4.5 dir (31). BRFSS 2007 de, kan şekerinin yüksek saptandığını belirtenlerin oranı %8.1 dir (19). Sağlık çalışanlarında, kan basıncı ve kan şekeri yüksek saptananların oranının toplum geneline göre çok düşük olmasının nedeni, doğal olarak sağlık çalışanlarının hipertansiyon ve diyabetten korunma önlemlerini daha iyi bilmesinden kaynaklanmış olabilir. Sağlık çalışanlarından kolesterolünü ölçtürenlerin %27 si -45 yaş ve üzerindekilerin %40.5 i- kolesterolünün yüksek saptandığını belirtmiştir. Ülkemizde yapılan bir araştırmada hekimler, hemşireler ve diğer sağlık personelinde trigliserit düzeyleri yüksek saptananların oranı sırayla % 29.5, 22.5 ve 30.4 dür (27). BRFSS 2007 ye göre, ABD de kolesterolü yüksek saptananların oranı %37.8 (19) iken, DSÖ Avrupa bölgesinde yüksek kolesterol prevalansı %34 tür (3). Sağlık personelinden kolesterolünün yüksek saptandığını belirtenlerin oranı, sağlık çalışanları üzerinde yapılan diğer araştırma bulgularıyla benzerken, ABD ve Avrupa bölgesi verilerine göre daha düşüktür. Kan basıncı, kan şekeri ve kolesterolü yüksek saptandığını belirtenlerin oranının hekimlerde ve erkeklerde daha yüksek olmasının nedeni, araştırma grubunu oluşturan hekimlerin ve erkeklerin yaşının büyük olmasından kaynaklanmış olabilir. 192 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

39 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Kılıç özelliklerin M, Çetinkaya etkisi F Sağlık çalışanlarında sağlık sorunlarının görülme sıklığı, ülkemizdeki yetişkinlere göre daha düşüktür. Başta hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarının daha az sağlık sorunlarına sahip olması durumunda, hem topluma sağlık hizmeti veren eğitimli grup korunmuş olacak hem de sağlık hizmetlerinin sürekliliği sağlanmış olacaktır. TEŞEKKÜR: Çalışmamıza maddi destek veren Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar Koordinasyon Birimine, istatistik danışmanlığı yapan Öğr.Gör. Dr.Ahmet ÖZTÜRK ve Öğr.Gör. Dr. Ferhan ELMALI ya teşekkür ederiz. KAYNAKLAR 1. WHO. The World Health Report 2006: Working Together for Health. WHO, Geneva 2006; pp WHO. The Global Burden of Diseases: 2004 Update. WHO, Geneva 2008; pp WHO. Global Health Risks: Mortality and burden of disease attributable to selected major risks. WHO, Geneva 2009; pp T.C. Sağlık Bakanlığı, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, Hıfzıssıhha Mektebi Müdürlüğü. Türkiye Hastalık Yükü Çalışması Sağlık Bakanlığı Yayın No: 701, Ankara 2007; ss Türkiye İstatistik Kurumu. Sağlık Araştırması Türkiye İstatistik Kurumu Matbaası, Ankara 2010; ss Karadeniz G, Yanıkkerem E, Sarıcan ES, ve ark. Manisa ili sağlık çalışanlarında metabolik sendrom riski. Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, 2007; 2: Türk Tabipler Birliği. Türkiye de Tabip Odalarına kayıtlı olan bir grup hekimde tükenmişlik sendromu ve etkileyen faktörler. Türk Tabipler Birliği Yayınları, Ankara 2005; ss Buğdaycı R, Kurt AÖ, Şaşmaz T, Öner S. Mersin ilinde görev yapan pratisyen ve uzman hekimlerde depresyon sıklığı ve etkileyen faktörler. Toplum Hekimliği Bülteni 2007; 26: T.C. Yükseköğretim Kurulu, Sağlık Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı. Türkiye de Sağlık Eğitimi ve Sağlık İnsangücü Durum Raporu. YÖK Yayın No: 2010/ 1, Ankara 2010; ss Centers for Disease Control and Prevention (CDC) Behavioral Risk Factor Surveillance System Questionnaire. Erişim: [ pdf-ques/2009brfss.pdf], Erişim Tarihi: 01 Ocak WHO. The WHO STEP wise approach to chronic disease risk factor surveillance (STEPS). WHO, Geneva. Erişim: [ Erişim Tarihi: 01 Ocak WHO. Diet, Nutrition and the Prevention of Chronic Diseases. WHO Technical Report Series: 916, Geneva 2003; pp Özdamar K. SPSS ile Biyoistatistik (5.Baskı). Kaan Kitapevi, Eskişehir 2003; ss Kalaycı Ş. SPSS Uygulamalı Çok Değişkenli İstatistik Teknikleri (2. baskı). Asil Yayın Dağıtım, Ankara 2006; ss Brown DW, Brown DR, Heath GW, et al. Associations between physical activity dose and health-related quality of life. Med. Sci. Sports Exerc 2004; 36: Uysal Y. Adana İli Seyhan İlçesi'nde davranışsal risk faktörlerinin belirlenmesi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı, Tıpta Uzmanlık Tezi, Adana Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

40 Yozgat ilindeki sağlık çalışanlarında sağlık sorunları görülme durumu ve etkileyen faktörler 17. Araz A, Harlak H, Meşe G. Sağlık davranışları ve alternatif tedavi kullanımı. TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni 2007; 6: Şenol V, Çetinkaya F, Unalan, D, Balcı E, Öztürk A. Determinants of self-rated health in the general population in Kayseri, Turkey., Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri Dergisi 2010; 30: Chowdhury P, Balluz L, Town M, et al. Surveillance of certain health behaviors and conditions among states and selected local areas. Behavioral Risk Factor Surveillance System, United States, MMWR 2010; 59 (SS01): Ağkoç S. Hekimlerde Mesleki Riskler İstanbul Tıp Fakültesi Tıpta Uzmanlık Öğrencileri Üzerinde Bir Çalışma. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı ABD. Yayınlanmamış Tıpta Uzmanlık Tezi Durmuş S, Günay O. Hemşirelerde iş doyumu ve anksiyete düzeyini etkileyen faktörler. Erciyes Tıp Dergisi 2007; 29: Ocaktan ME, Keklik A, Çöl M. Abidinpaşa Sağlık Grup Başkanlığı na bağlı sağlık ocaklarında çalışan sağlık personelinde Spielberger durumluk ve sürekli kaygı düzeyi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2002; 55: Zahran HS, Kobau R, Moriarty DG, et al. Health-Related Quality of Life Surveillance -United States, MMWR Surveillance Summaries 2005; 54(SS04); Demir F, Ay P, Erbaş M, Özdil M, Yaşar E. İstanbul da bir eğitim hastanesinde çalışan tıpta uzmanlık öğrencilerinde depresyon yaygınlığı ve ilişkili etkenler. Türk Psikiyatri Dergisi 2007; 18: Linzer M, Gerrity M, Douglas JA, et al. Physician stress: results from the physician worklife study. Stress and Health 2002; 18: Taycan O, Kutlu L, Çimen S, Aydın N. Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde depresyon ve tükenmişlik düzeyinin sosyodemografik özelliklerle ilişkisi. Anadolu Psikiyatri Dergisi 2006; 7: Oğuz A, Sağun G, Uzunlulu M, ve ark. Sağlık çalışanlarında abdominal obezite ve metabolik sendrom sıklığı ve bu durumlar hakkında farkındalık düzeyleri. Türk Kardiyol Dern Arş 2008; 36: Altun B, Arici M, Nergizoglu G, et al. Prevalence, awareness, treatment and control of hypertension in Turkey (the PatenT study) in Journal of Hypertension 2005; 23: Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği. Türk toplumunda tuz tüketimi ve kan basıncı çalışması: SALTurk çalışması Erişim: [ salt.pdf], Erişim Tarihi: 15 Ocak Onat A. (Ed). TEKHARF 2009: Türk Halkının Kusurlu Kalp Sağlığı Sırrına Işık, Tıbba Önemli Katkı. Figür Grafik ve Matbaacılık Tic. Ltd. Şti. İstanbul 2009; s Pischon T, Girman CJ, Rifai N, Hotamisligil G S, Rimm EB. Association between dietary factors and plasma adiponectin. concentrations in men. Am J Clin Nutr 2005; 81: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

41 ARAŞTIRMA (Research Report) Ülger İ, Küçük O ÇİNKO VE METİYONİNİN BUZAĞILARDA PERFORMANS ÜZERİNE ETKİSİ* Effects of Zinc and Methionine on Live Performance of Calves Consuming Milk İsmail ÜLGER 1, Osman KÜÇÜK 2 Özet: Bu çalışmanın amacı buzağılara süt ile birlikte verilen çinko (Zn) ve metiyoninin (Met) canlı performansa ve bazı kan parametrelerine etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışmada her grupta 20 adet olmak üzere toplam 80 adet yeni doğmuş Holstein buzağı (erkek dişi karışık) kullanılmıştır. Buzağılara doğduktan sonra 3 gün kolostrum verilmiştir. 3. günden sonra buzağıların canlı ağırlıkları alınarak sütten kesilinceye kadar (8 hafta) sırasıyla sadece süt, 30 mg/ kg Zn, %1 Met, ve 30 mg/kg Zn+ %1 Met ilaveli süt tüketmeleri sağlanmıştır. Gruplardaki buzağı canlı ağırlıkları uygulamalardan etkilenmemiştir (P 0.151). Genel olarak canlı performans (cidago yüksekliği, kalça ölçüsü, göğüs ölçüsü) sütlerine Zn ve Met in kombine halinde katıldığı buzağı gruplarında daha yüksek bulunmuştur (P 0.005). Buzağı grupları arasında kan parametreleri bakımından serum Cu konsantrasyonu hariç anlamlı farklar bulunamamıştır (P 0.063). Sütlerine Zn ve Zn+Met kombinasyonu katılan buzağı gruplarının serum Zn düzeyleri diğer gruplara (kontrol ve Met) oranla bir miktar yükselmiş ancak bu istatistiki manada anlamlı olmamıştır (P=0.934). Çalışma sonuçlarına göre yeni doğan buzağıların sütlerine çinko ve metiyoninin, sırasıyla 30 mg/kg ve %1 düzeyinde kombine şekilde ilave edilmelerinin büyüme için uygun olacağı söylenebilir. Abstract: The objective of the study was to investigate the effects of zinc (Zn) and methionine (Met) on live performance and some blood parameters of calves consuming milk. A total of 80 Holstein calves (male and female mixed) were fed colostrums on first 3 days after delivery and assigned into 4 groups 20 per group, namely control (no supplement, only milk), milk plus 30 mg/kg Zn, milk plus 1% Met, and milk plus 30 mg/ kg Zn and 1% Met until weaning (8 weeks). Body weight changes were similar between groups (P 0.151). Live performance in general (wither height, hearth girth, hip width) improved better in calves supplemented with a combination of Zn and Met (P 0.005). Except Cu concentrations, blood parameters remained similar among treatments (P 0.063). Statistically insignificant as it was (P=0.934), zinc inclusion in Zn and Zn+Met group caused an increase in serum Zn concentrations. Therefore, it is recommended that new born calves should be supplemented with Zn at 30 mg/kg with Met at 1% for a better growth performance. Anahtar kelimeler: Buzağı, çinko, metiyonin, performans Keywords: Calf, Methionine, Performance, Zinc 1 Bil.Uzm.Erc.Ün.Sağ.Bil.Ens.Hay.Besleme ve Bes.Hast. AD, Kayseri 2 Prof.Dr.Erc.Ün.Sağ.Bil.Ens.Vet.Fak.Hay.Besleme ve Bes.Hast. AD, Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : *Bu araştırma Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından TSY nolu proje ile yüksek lisans tezi olarak desteklenmiştir. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

42 12-16 Çinko ve yaş metiyoninin grubu çocuklarda buzağılarda atletik performans performansın üzerine etkisi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Çinko metabolizmada büyüme ve gelişme için gerekli esansiyel bir eser elementtir. İmmun sistemde (immunocompetancy) iştah-tad alma mekanizmasında rol alan çinko, aynı zamanda karbonhidrat ve enerji metabolizmasında yer alan 200 den fazla enzimin yapısında yer alır (1-6). Apolar bir amino asit olan metiyonin insanlar ve evcil hayvanlar için esansiyeldir. Metiyonin ve sistein standart 20 amino asit arasında sülfür atomu içeren yegane amino asitlerdir (4). Metiyonin, transsülfürasyon reaksiyonlarındaki katkısıyla sistein, karnitin ve taurin sentezinde rol alir. Taurin kediler için esansiyel bir amino asittir (3). Metiyonin protein sentezinde ilk eklenen amino asit olduğundan hızlı gelişme gösteren buzağılar için kas ve iskelet gelişiminde önemli yere sahiptir (3, 4). Süt emen buzağılara çinko ve metiyoninin birlikte ek olarak verilmesi her iki etken maddenin ortak özelliği olan büyüme ve gelişmeyi desteklemeleri bakımından önemli olabilir. Süt ile beslenen buzağılarda çinko ve metiyonin kombinasyonunun canlı performansa ve kan parametrelerine etkisi yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, süt ile beslenen buzağılarda süte ilave edilen çinko ve metiyoninin buzağılarda canlı ağırlık değişimi ve büyüme parametreleri (göğüs çevresi, boy ve kalça genişliği) ve ayrıca serum kalsiyum, fosfor, magnezyum, bakır, çinko, total protein, glikoz, trigliserit, kolesterol, alanin amino transferaz (ALT) ve aspartat amino transferaz (AST) gibi kan parametreleri üzerine etkisini araştırmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM Hayvan materyali olarak 1 günlük yaşta Holstein ırkı ineklerden doğmuş sağlıklı buzağılar (eşit sayıda erkek ve dişi) kullanılmıştır. Buzağılara ilk 3 gün kolostrum içirilmiş ve 3 günden sonra ise 8 haftalık yaşa kadar tam yağlı süt içirilmiştir (6 litre/ gün/baş). İlk günden itibaren çalışma sonuna kadar (8 hafta) buzağıların önünde serbest olarak (ad libitum) kaliteli kuru yonca, çayır otu ve buzağı başlangıç yemi bulundurulmuştur. Çalışmada, canlı ağırlıkları birbirine yakın toplam 80 adet buzağı kullanılmıştır. Buzağılar her grupta 20 adet olmak üzere toplam 4 gruba ayrılmıştır. 1. grubun sütüne hiçbir etken madde ilave edilmemiş ve kontrol grubu olarak kullanılmıştır. 2. grubun sütüne 30 mg/kg rasyon Zn (30 ppm) ilave edilmiştir. 3. gruplardaki hayvanların sütlerine %1 metiyonin ve 4. gruptaki hayvanların sütlerine ise 30 mg/kg rasyon Zn ve % 1 metiyonin ilave edilmiştir. Etken maddeler 3. günden itibaren ilave edilmiştir. Metiyonin miktarı, tüketilen sütün kuru maddesinin % 1 i kadar (süt % 12.5 kuru madde içerir) olacak şekilde hesaplanmıştır. Çinko kaynağı olarak çinko sülfat (ZnSO 4 H 2 O), metiyonin kaynağı olarak ise %75 ham protein değerine sahip DL-metiyonin (%99) (Kartal Kimya, İstanbul) kullanılmıştır. Buzağıların günlük olarak tükettikleri metiyonin ve çinko sülfat miktar olarak sırasıyla 7,5 gram ve 0,1 grama karşılık gelmektedir. Etken maddeler az miktarda süte ilave edilmiş iyice karıştırılmış ve buzağıların ilk önce bu etken maddeleri içeren sütü tüketmeleri sağlandıktan sonra geri kalan süt miktarı verilmiştir. Vücut ağırlıkları ve iskelet gelişimi doğumdan itibaren 8. haftaya kadar haftalık takip edilmiştir. İskelet gelişimi, sırasıyla göğüs çevresi, boy ve kalça genişliği alınarak literatürde belirtilen ölçüm metotlarına göre (7) belirlenmiştir. Buzağıların canlı ağırlıkları her hafta ölçülerek kayıt edilmiştir. Çalışma 2010 yılının Ağustos-Ekim aylarında yapılmış ve toplam 52 gün sürmüştür. Çalışmanın sonunda (8 hafta) kan örnekleri (5 cc) bütün buzağılardan vena jugularisten toplanmış, 3000 devir/dakika hızında 10 dakika süresince santrifüj edilerek serumları çıkarılmıştır. Elde edilen serum örnekleri analiz edilinceye kadar (-20 C de) saklanmıştır. Serum örnekleri daha sonra oda ısısında çözünerek kalsiyum, fosfor, magnezyum, bakır, çinko, ALT, AST, total protein, glikoz, trigliserit ve kolesterol analizleri yapılmıştır. Analizler, ticari kitler (Chema, Italya; Far, Italy; Biolabo, France; Sprinreact, Spain) yardımı ile ve ilgili analizin öngördüğü dalga boyu aralığında spektrofotometre (Shimadzu UV-1700) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan buza- 196 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

43 Ülger İ, Küçük O ğı başlangıç yemi ve sütün kimyasal analizleri AOAC (8) metotları doğrultusunda 3 paralelli olarak yapılmıştır. İstatistiksel Değerlendirme Elde edilen sonuçlara tekyönlü varyans analizi uygulanmış ve önemli bulunanlar (P < 0.05) Duncan çoklu karşılaştırma testine göre değerlendirilmiştir. Bu amaçla, SAS istatistik paket programından yararlanılmıştır (9). BULGULAR Hayvan gruplarının çalışma başlangıcı ve sonundaki canlı ağırlıkları, göğüs ölçüleri, kalça genişlikleri ve cidago yükseklikleri Tablo I de gösterilmiştir. Gruplar arasında canlı ağırlıklar birbirine yakın değerlerde bulunmuşlardır (P>0.151). Çalışma başlangıç ve sonu canlı ağırlık farkları istatistiksel manada önemli olmamakla birlikte sütüne çinko katılan gruptaki buzağıların canlı ağırlıkları diğer gruplara göre daha fazla bulunmuştur. Benzer şekilde cidago yüksekliği bakımından gruplar arasında birbirine yakın değerler tespit edilmiştir (P>0.096). Gruplar arasındaki kalça ölçüsü bakımından kontrol grubuna ait buzağıların başlangıç ölçüleri diğer gruplara oranla daha yüksek değer taşımış (P=0.009) ve bu yüksek değerler çalışma sonunda da kendini göstermiştir (P=0.005). Ancak, çalışma başlangıcı ve sonundaki farklar bakımından kalça ölçüleri arasında belirgin farklar bulunamamıştır (P=0.145). Gruplardaki buzağıların göğüs ölçüleri çalışmanın başlangıcında ve sonunda önemli farklar göstermemiştir (P>0.162). Ancak, gruplar arasındaki bu ölçüler fark olarak bakıldığında, sütlerine çinko katılan gruptaki buzağılarda kontrole oranla daha yüksek değerde göğüs ölçüsü tespit edilmiştir. Ayrıca, sütlerine çinko ve metiyonin kombinasyonu katılan buzağıların göğüs ölçüleri gruplar arasında en yüksek olarak tespit edilmiştir (P=0.054). Hayvan gruplarının serum metabolit değerleri Tablo II de gösterilmiştir. Serum bakır (Cu) hariç hayvan grupları arasında istatistiksel manada farklar anlamlı bulunmamıştır (P 0.063). Serum kalsiyum (Ca) değerleri uygulamalardan etkilenmemiştir (P=0.424). İstatistiki olarak anlamlı olmamakla birlikte, serum fosfor (P) değeri çinko uygulaması ile artmış ancak kontrol grubunda ise azalma göstermiştir (P=0.093). Serum kolesterol değeri istatistiki manada anlamlı olmamakla birlikte (P=0.063), tek başına Zn ve Zn+Met kombinasyonu uygulamasıyla birlikte artmış ancak sadece metiyonin uygulaması ile birlikte düşmüştür. Serum kolesterol değeri çinko ve metiyonin kombinasyonu ile birlikte en yüksek değere ulaşmıştır. Serum Cu değerleri, sütüne çinko katılan grupta değişmemiş, ancak sütüne metiyonin katılan buzağı gruplarında ve çinko ve metiyoninin kombine halde süte katıldığı buzağı gruplarında düşmüş ve bu düşüş en belirgin şekilde süte sadece metiyonin katılması durumunda gerçekleşmiştir (P=0.031). Beklenenin aksine, sütüne tek başına veya metiyonin ile birlikte kombine halde çinko ilave edilen buzağı gruplarına ait serum çinko konsantrasyonları yükselmemiştir (P=0.934). Sütlerine sadece çinko veya çinko ve metiyonin kombinasyonu ilave edilen buzağı gruplarına ait serum Zn konsantrasyonları, kontrol grubu ve metiyonin grubuna oranla bir miktar yükselmiş ancak bu istatistiki manada anlamlı olamamıştır. Serum alanin amino transferaz (ALT) ve aspartat amino transferaz (AST) enzim aktiviteleri uygulamalar temelinde değişmemiştir (P>0.184). Serum ALT aktivitesi kontrol grubuna oranla her uygulama için azalmış ve çinko ve metiyonin kombinasyonu uygulamasında en küçük değere ulaşmıştır. Ancak bu değişimler istatistiki manada anlamlı olmamıştır (P=0.184). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

44 12-16 Çinko ve yaş metiyoninin grubu çocuklarda buzağılarda atletik performans performansın üzerine etkisi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Tablo I. Sadece süt, süt + Met, süt + Zn, süt + Met + Zn ile beslenen sırası ile K, K + Met, K + Zn, K + Met + Zn buzağı gruplarının bazı vücut parametrelerinin çalışma öncesi ve sonrası değerleri Vücut ağırlığı Uygulama* K K+Met K+Zn K+Met+Zn (n=20) (n=20) (n=20) (n=20) (X ± SS) (X ± SS) (X ± SS) (X ± SS) İlk canlı ağırlık, kg 38.74±1.55 a 34.16±1.44 b 35.42±1.57 ab 36.94±1.48 ab Son canlı ağırlık, kg 54.23± ± ± ± Fark, kg 15.48±0.22 b 15.72±0.14 ab 15.92±0.17 a 15.80±0.19 ab Cidago yüksekliği İlk cidago yüksekliği, cm 68.30± ± ± ± Son cidago yüksekliği, cm 74.23± ± ± ± Fark, cm 5.93± ± ± ± Kalça ölçüsü İlk kalça ölçüsü, cm 21.77± 0.66 a 18.95±0.68 b 21.65±0.64 a 20.00± 0.65 a Son kalça ölçüsü, cm 25.67±0.76 a 22.05±0.78 b 25.45±0.73 a 24.12±0.77 a Fark, cm 3.90±0.35 ab 3.10±0.37 b 3.80±0.37 ab 4.21±0.35 a Göğüs ölçüsü İlk göğüs ölçüsü, cm 76.64± ± ± ± Son göğüs ölçüsü, cm 87.17± ± ± ± Fark, cm 11.80±0.15 a 11.81±0.17 a 11.95±0.19 ab 12.33±0.15 b P a,b her bir parametre için aynı satırda farklı harfleri taşıyan ortalamalar arası farklar önemlidir (P < 0.05). * K: sadece süt; K+met: süte %1 metiyonin ilavesi; K+Zn: süte 30 ppm çinko ilavesi; K+Met+Zn: süte %1 metiyonin ve 30 ppm çinko ilavesi. 198 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

45 Ülger İ, Küçük O Tablo II. Sadece süt, süt + Met, süt + Zn, süt + Met + Zn ile beslenen sırası ile K, K + Met, K + Zn, K + Met + Zn buzağı gruplarının bazı serum parametreleri değerleri Uygulama* K K+Met K+Zn K+Met+Zn (n=20) (n=20) (n=20) (n=20) (X ± SS) (X ± SS) (X ± SS) (X ± SS) P Ca, mg/dl 13.41± ± ± ± P, mg/dl 7.20±0.36 b 8.08±0.33 ab 8.42±0.38 a 7.93±0.37 ab Mg, meq/l 1.08± ± ± ± Protein, g/dl 4.75± ± ± ± Kolesterol, mg/dl 76.34±14.18 ab 68.27±15.33 b 98.62±14.89 ab ±15.07 a Trigliserit, mg/dl 39.57±8.09 a 15.09±9.04 b 20.70±9.05 ab 16.13±8.99 b Glikoz, mg/dl 65.89± ± ± ± Cu, µg/dl 99.85±3.82 a 87.28±3.88 b 98.52±3.92 a 90.75±3.66 ab Zn, µg/dl ± ± ± ± ALT, IU/L 4.19±1.06 a 3.27±1.54 ab 2.12±1.55 ab 1.16±1.72 b AST, IU/L 13.33± ± ± ± a,b her bir parametre için aynı satırda farklı harfleri taşıyan ortalamalar arası farklar önemlidir (P < 0.05). * K: sadece süt; K+met: süte % 1metiyonin ilavesi; K+Zn: süte 30 ppm çinko ilavesi; K+Met+Zn: süte %1 metiyonin ve 30 ppm çinko ilavesi. TARTIŞMA Bu çalışmada buzağıların ilk ve son canlı ağırlıkları farkı en yüksek düzeyde sütlerine sadece çinko katılan grupta gözlenmiştir. Diğer bir değişle, sütüne çinko katılan buzağılar en çok canlı ağırlık artışını gerçekleştirmişlerdir. Buzağıların iskelet gelişimini takip amacıyla ölçülen parametreler arasında cidago yüksekliği, kalça ölçüsü ve göğüs ölçüsü en yüksek olan buzağı grubu sütlerine çinko ve metiyonin kombinasyonunun katıldığı grup olmuştur. Diğer bir ifadeyle, süte katılan çinko ve metiyoninin birlikte katılması durumunda buzağıların genel manada iskelet gelişimi daha iyi olmuştur. Bulunan sonuçlar muhtemelen metiyoninin çinko emilimini artırarak metabolizmada daha etkili olduğunu ve bu durumun büyümeye yansıdığını ifade etmektedir. Histidin sistein ve triptofan, çinko absorpsiyonunu yükseltmekte ve/veya dokulardaki çinko retensiyonunu artırmaktadır (10). Yapılan çalışmalarda (11), aminoasit türleri haricinde protein türünün de çinko retensiyonunda önemli olduğu görülmüştür; örneğin, kazeine oranla soya proteini çinko retensiyonunda daha az etkili bulunmuştur (11). Ruminantlarda, mısır ağırlıklı rasyonla hazırlanmış beslenme rejimlerinde lizin; soya fasulyesi ürünleri ve birçok hayvansal proteinlerle hazırlanmış rasyonlarla gerçekleşen beslenme rejimlerinde ise metiyonin eksiklikleri görülmektedir (12-14). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

46 12-16 Çinko ve yaş metiyoninin grubu çocuklarda buzağılarda atletik performans performansın üzerine etkisi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Bu çalışmada çinkonun metiyonin ile birlikte buzağılarda canlı performansı artırması çinkonun proteinlerle olan bağlantısı ile ilgilidir. Çinkonun proteinlerle bağlantısı, sisteinin sülfürü, histidinin nitrojeni ve aspartik ve glutamik asidin oksijeni ya da tüm bunların kombinasyonu şeklinde (tetrahedral veya trigonal) gerçekleşmektedir (15). Çinkonun proteinlerdeki görevi, reaksiyonları katalize etmek, proteinlerin yapısında bulunmak veya proteinlerin stabilitesini sağlamaktır. Hayvansal Zn kaynaklarının bitkisel kaynaklara oranla daha etkili şekilde emilmesinin nedeni, hayvansal Zn kaynaklarında bulunan ve Zn nin emilimini artıran metiyonin ve sistein isimli aminoasitlerdir (16). Bu çalışmada süte katılan çinko ve metiyonin kombinasyonu buzağılarda canlı performansı artırmıştır. Süt emen buzağılara çinko ve metiyoninin birlikte saplement edilmesi her iki etken maddenin ortak özelliği olan büyüme ve gelişmeyi desteklemeleri bakımından değerlendirilmelidir. Çinko metabolizmada büyüme ve gelişme için gerekli olan esansiyel bir eser elementtir. Metiyonin ise protein sentezinde ilk eklenen amino asit olduğundan hızlı gelişme gösteren buzağılar için kas ve iskelet gelişiminde önemli yere sahiptir. Çinkonun büyümeye olan etkisi uzun süredir bilinmektedir. Çinko metabolizmada büyüme ve gelişme için gerekli olup, karbonhidrat ve enerji metabolizmasında yer alan 200 den fazla enzimin yapısında görev yapmaktadır (1-4). Benzer şekilde metiyoninin büyümeye olan etkisi protein sentezi esnasında ilk eklenen aminoasit olması yanında birçok fonksiyonundan dolayı büyümeye olan katkısı ile açıklanabilir. Gerek metiyonin gerekse çinko saplement olarak tek başlarına ruminantlarda canlı performansı ve süt verimini artırmak amacıyla kullanılmıştır. Ancak süt ile beslenen buzağılarda çinko ve metiyonin kombinasyonunun canlı performansa ve kan parametrelerine etkisi yeteri kadar araştırılmamıştır. Bu çalışmada buzağı canlı performans sonuçları literatür ile uyumlu durumdadır. Kincaid ve ark (17) 6 haftalık 40 adet Holstein buzağı rasyonlarına 6 hafta süreyle ilave ettikleri 0, 150 ve 300 ppm çinko-metiyonin, çinko-lizin ya da çinko oksitin büyüme hızını ve yem tüketimini etkilemediğini tespit etmişlerdir. Benzer bir çalışmada, Salama ve arkadaşları (14) laktasyondaki keçilere 1 gr/gün Zn-Met yedirmişler ve kuru madde tüketiminin ve süt veriminin değişmediğini buna karşın Zn retensiyonunun ve protein kullanımının (utilization) arttığını gözlemlemişlerdir. Aynı araştırıcılar (14) bulunan bu etkinin metiyonin değil bizzat çinkodan kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Yukarıdaki çalışmada (14) metiyonin ve çinko kombinasyonu olarak kullanılan ticari preparat (Zn -Met) %18.39 Zn ve %43.51 metiyonin içermektedir (Weifang Sunwin Chemical Company, Chine). Ancak, Spears ve ark. (18) ortalama canlı ağırlıkları 214 kg olan besi sığırlarının rasyonlarına ilave ettikleri 25 ppm çinko metiyonin ve çinko oksitin yem tüketimini çinko saplementi yapılmayan gruptaki sığırlara oranla sırasıyla %5.2 ve %4.4 artırdığını bildirmişlerdir. Jenkins ve Hidiroglou (19) yeni doğan buzağı süt ikame yemlerine 40 ila 1000 ppm arasında değişen (40, 200, 500, 700 ve 1000 ppm) Zn ilave ederek canlı performansı ölçmüştür. Bu araştırmacılar (19) sadece 700 ve 1000 ppm Zn ile beslenen buzağıların canlı performanslarında (kuru madde tüketimi, canlı ağırlık değişimi ve yemden yararlanma) düşmeler kaydetmiş ancak diğer dozlarla beslenen buzağılarda canlı performasın olumsuz etkilenmediğini gözlemlemişlerdir. Bu çalışmanın kan metabolitleri değerlendirildiğinde, serum Cu konsantrasyonları hariç hayvan grupları arasında farklar anlamlı bulunmamıştır. Sütüne gerek tek başına gerekse kombinasyon halinde metiyonin ile birlikte katılan çinkonun serum çinko konsantrasyonunu artırmaması beklenen bir sonuç değildi. Ancak, bu çalışmada bulunan sonuçlara paralel olarak Kincaid ve ark (17) 6 haftalık 40 adet Holstein buzağı rasyonlarına 6 hafta süreyle ilave ettikleri 0, 150 ve 300 ppm çinko-metiyonin ve çinko-lizinin serum çinko düzeyini sadece yüksek dozda (300 ppm) arttığını ancak çinko oksitin yüksek dozunun (300 ppm) dahi bu artışı sağlayamadığını bulmuşlardır. Sütüne çinko katılan buzağı gruplarına ait serum çinko düzeyinin yükselmemesi uygulanan çinko dozunun yeterli olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Sütteki çinkonun (yaklaşık 4 ppm) yaklaşık %50 si buzağı bağırsaklarından 200 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

47 Ülger İ, Küçük O emilmektedir (12). Süte dayalı beslenmede soya proteini içeren buzağı başlangıç yemi takviyesinde çinko emilimi fitik asitten ve düşük metiyonin içeriğinden dolayı yarıdan daha fazla oranda düşmektedir (12). Genel olarak bağırsaklardan çinko emilimi sütle beslenen buzağılarda %50, büyümekte olan ruminantlarda yemle alınan çinkonun %30 u, ve yetişkin ruminantlarda yemle alınan çinkonun % 20 si kadardır (20). Bu çalışmada kullanılan buzağı başlangıç yemi içeriğinde soya küspesi bulunduğundan dolayı çinko emilimi olumsuz manada etkilenmiş olabilir. Bu çalışmada buzağı gruplarından elde edilen serum Ca, P, Mg, total protein, kolesterol, trigliserit ve glikoz konsantrasyonları gruplar arasında değişmemiştir. Bu sonuçlara uyumlu olarak, Kincaid ve ark (17) 6 haftalık 40 adet Holstein buzağı rasyonlarına 6 hafta süreyle ilave ettikleri 0, 150 ve 300 ppm çinko-metiyonin, çinko-lizin ya da çinko oksitin serum Ca, P, Mg, Fe ve Cu düzeylerini etkilemediğini ve karaciğerden alınan doku örneklerinde ise Zn, Cu ve Fe düzeylerinden sadece Zn düzeyinin yüksek doz uygulamasında (300 ppm) yükseldiğini bulmuşlardır. Serum alanin amino transferaz (ALT) ve aspartat amino transferaz (AST) enzim aktiviteleri istatistiksel olarak buzağı grupları arasında farklılık göstermemiştir. Serum ALT aktivitesi rakamsal olarak kontrol grubuna oranla her uygulama için azalmış ve çinko ve metiyonin kombinasyonu uygulamasında en küçük değere ulaşmıştır. Serum AST aktivitesi ALT aktivitesine tamamen zıt olarak rakamsal manada kontrol grubunda en düşük seviyede ancak diğer gruplarda daha yüksek düzeyde görülmüştür. Bu çalışmada bulunan sonuçlar AST aktivitesi manasında literatür ile uyumludur. Tandon ve ark. (21), kurşunun dokularda birikimini önlemek amacı ile ratlara çinko verilmesine bağlı olarak serumdaki çinko, AST ve ALT düzeylerinin arttığını bildirmiştir. Benzer şekilde, Bakhiet ve El- Adam (22) civcivlerde, Faye ve ark. (23) ise dişi develerde serumdaki çinko düzeyinin artışına bağlı olarak AST etkinliğinin de yükseldiğini bildirmişlerdir. Szymanska ve ark. (24) periton içi tek doz uygulanan çinkonun serum AST ve ALT etkinliklerini artırdığını ileri sürmüşlerdir. Ancak, El- Ziddeh ve ark. (25) çinko bakımından yetersiz yemle beslenen balıklarda serumdaki AST ve alkalen fosfataz (ALP) düzeylerinin değişmediğini bildirmişlerdir. Bu çalışma sonuçlarına göre; buzağıların sütüne ilave edilen çinko ve metiyonin kombinasyonunun, kan parametrelerinde belirgin bir farklılık oluşmadığı fakat büyüme parametrelerini olumlu etkilediği; yeni doğan buzağıların sütlerine 30 ppm Zn ve %1 met kombinasyonu ilavesinin büyüme için yararlı olabileceği söylenebilir. KAYNAKLAR 1. McBean LD, Mahloudji M, Reinhold JG, Halsted JA. Correlation of zinc concentrations in human plasma and hair. Am J Clin Nutr 1971; 24: Linder MC. Nutrition and metabolism of the trace elements. In: Linder MC (ed), Nutritional Biochemistry and Metabolism with Clinical Applications. Elsevier, New York 1991; pp Pond, WC, Church DC, Pond KR. Zinc in Basic Animal Nutrition and Feeding. (Fourth ed.), John Wiley & Sons, New York 1995; pp Ensminger ME, Oldfield JE, Heinemann WW. Feeds and Nutrition. The Ensminger Publishing Company, USA 1990; pp Ergün A, Tuncer SD, Çolpan I, Yalçın S, Yıldız G, Küçükersan MK, Küçükersan S, Şehu A. Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları. Özkan Matbacılık. Ankara Coşkun B, Şeker E, İnal F. Hayvan Besleme Ders Notları. Selçuk Üniversitesi, Veteriner Fakültesi Yayın Ünitesi Konya Heinrichs J, Lammers B. Monitoring dairy heifer growth. PennState Publications No: 5M498PS. Collage of Agricultural Sciences Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

48 12-16 Çinko ve yaş metiyoninin grubu çocuklarda buzağılarda atletik performans performansın üzerine etkisi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi 8. AOAC. Official Methods of Analysis. Association of Agricultural Chemists. Virginia, USA SAS Institute. SAS User s Guide: Statistics. SAS Institute Inc., Cary, NC Snedeker SM, Greger JL. Metabolism of zinc, copper and iron as affected by dietary protein, cysteine and histidine. J Nutr 1983; 11: Chen G, Zhao L, Bao S, Cong T. Effects of different proteins on the metabolism of Zn, Cu, Fe, and Mn in rats. Bio Trace Elem Res 2006; 113: NRC. Nutrient Requirement of Dairy Cattle. National Research Council. Seventh Revised Edition. National Academy Press Washington, D.C Ainslie SJ, Fox DG, Perry TC, Ketchen DC, Barry MC. Predicting amino acid adequacy of diets fed to Holstein steers. J Anim Sci 1993; 71: Salama AA, Caja G, Albanell E, Such X, Casals R, Plaixats J. Effects of dietary supplements of zinc-methionine on milk production, udder health and zinc metabolism in dairy goats. J Dairy Res 2003; 70: McCall KA, Huang C, Fierke CA. Function and mechanism of zinc metalloenzymes. J Nutr 2000; 130:1437S-1446S. 16. Yang BS, Ishii H, Satoh A, Kato N. Supplemental dietary cystine elevates kidney metallothionein in rats by a mechanism involving altered zinc metabolism. J Nutr 1995; 125: Kincaid RL, Chew BP, Cronrath JD. Zinc oxide and amino acids as sources of dietary zinc for calves: effects on uptake and immunity. J Dairy Sci 1997; 80: Spears JW, Harvey RW, Brown TT Jr. Effects of zinc methionine and zinc oxide on performance, blood characteristics, and antibody titer response to viral vaccination in stressed feeder calves. J Am Vet Med Assoc 1991; 199: Jenkins KJ, Hidiroglou M. Tolerance of the preruminant calf for excess manganese or zinc in milk replacer. J Dairy Sci 1991; 7: Agricultural Research Council. The Nutrient Requirements of Ruminant Livestock. Commonwealth Agricultural Bureaux, Slough, England Tandon SK, Surendra S, Prasad S, Mathur N. Influence of Llysine and zinc administration during exposure to lead or lead and ethanol in rats. Biol Trace Elem Res 1997; 57: Bakhiet AO, El-Adam S. An estimation of Citrullus coloncynthis toxicity for chicks. Vet Hum Toxicol 1995; 37: Faye B, Ratovanahary M, Chacornac JP, Soubre P. Metabolic profiles and risks of diseases in camels in temperate conditions. Comp Biochem Physiol 1995; 112: Szymanska JA, Swietlica EA, Piotrowski JK. Protective effect of zinc in the hepatotoxicity of bromobenzene and acetominophen. Toxicol 1991; 66: El-Ziddeh M, Ide K, Yoshimatsu T, MatsuiS, Furuichi M. Effects of Ca or trace elements from semi-purified diet on growth and feed utilization of yellow croaker, Nibea albiflora. J Fac Agricul Kyushu Univ Fukuoka 1995; 54: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

49 ARAŞTIRMA (Research Report) Ayvalı Z, Deniz K, Tez C, Yazar S KAYSERİ YÖRESİNDE SPERMOPHILUS XANTHOPRYMNUS LARDA (RODENTIA, MAMMALIA) ECHINOCOCCUS MULTILOCULARIS VE DİĞER BAZI PARAZİTLERİN ARAŞTIRILMASI* Investigation of Echinococcus Multilocularis and Some Other Parasites in Spermophilus Xanthoprymnus (Rodentia, Mammalia) in Kayseri Region Zeynep AYVALI 1, Kemal DENİZ 2, Coşkun TEZ 3, Süleyman YAZAR 4 Özet: Kesin konağı köpekgiller olan ve larvası memelilerde alveolar ekinokokkozise (AE) sebep olan Echinococcus multilocularis (E.multilocularis) hemen hemen tüm dünyada görülmekle birlikte ülkemizde de nispeten yaygın olarak bulunmakta ve halk sağlığı sorunu olarak önemini korumaktadır. Çalışmamızda, Kayseri yöresinde yaşayan Spermophilus xanthoprymnus larda (Anadolu Tarla Sincabı= Anadolu yer sincabı=anadolu gelengisi) E.multilocularis yanında intestinal sisteme ve ayrıca kan ve dokulara yerleşen diğer bazı parazitlerin (Trypanosoma sp., Leishmania sp., Toxoplasma gondii vb.) yaygınlığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, yakalanan 100 S.xanthoprymnus kullanılmıştır. Yakalanan hayvanların karaciğer, dalak, bağırsak içeriği ve kan örnekleri alınmıştır. Karaciğer, dalak ve kan örnekleri aranılan parazitler açısından negatif olarak değerlendirilirken, bağırsak içeriklerinin incelenmesinde; 63 ünde coccidial protozoon parazitler, 61 inde Trichomonas sp., 15 inde Schilomastix sp., 24 ünde Giardia sp., 47 sinde farklı amip kistlerine rastlanmıştır. Alveolar ekinokokkozisin önemli bir halk sağlığı problemi olması ve yöremizde de bu hastalığa rastlanması nedeniyle bu çalışmanın daha kapsamlı olarak yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Spermophilus xanthoprymnus, Echinococcus multilocularis, Toxoplasma gondii, Trypanosoma sp., Leishmania sp., Kayseri Abstract: Echinococcus multilocularis (E.multilocularis), whose definitive host is canine and its larvae causes illness in mammalians is seen almost all over the world. Its incidence is relatively high, and known to be an important problem for public health in our country. In our study, we aimed to detect the frequency of E.multilocularis, intestinal parasites and blood and tissue parasites (Trypanosoma sp. Leismania sp. Toxoplasma gondii etc.) in Spermophilus xanthoprymnus living in Kayseri region. For this reason, 100 S.xanthoprymnus (Anatolian ground squirrel) were used. Liver, spleen, intestinal content and blood samples were analysed, and the liver, spleen and blood samples were found to be negative. When the intestinal content of S.xanthoprymnus was investigated; 63 coccidial protozoan parasites, 61 Trichomonas sp., 15 Schilomastix sp., 24 Giardia sp. and 47 different ameba cysts were found. Since alveolar echinococcosis is an important public health problem and encountered in our region, we concluded that a more comprehensive study is needed. Keywords: Spermophilus xanthoprymnus, Echinococcus multilocularis, Toxoplasma gondii, Trypanosoma sp., Leishmania sp., Kayseri 1 Bil.Uzm.Erc.Ün.Sağ.Bil.Ens.Parazitoloji AD, Kayseri 2 Doç.Dr.Erc.Ün.Tıp.Fak.Patoloji AD, Kayseri 3 Prof.Dr.Erc.Ün.Fen Fak.Biyoloji Bölümü, Kayseri 4 Prof.Dr.Erc.Ün.Tıp Fak.Parazitoloji AD, Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : *Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından SBT nolu proje ile Yüksek Lisans tezi olarak desteklenmiştir. 5. Ulusal Hidatidoloji Kongresi nde (22-25 Eylül 2010, Antakya) poster bildirisi olarak sunulmuştur. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

50 12-16 Kayseri yaş yöresinde grubu spermophilus çocuklarda atletik xanthoprymnus larda performansın (rodentia, belirlenmesinde mammalia) fiziki echinococcus ve kardiyorespiratuar multilocularis özelliklerin ve diğer bazı etkisi parazitlerin araştırılması Erişkinleri genellikle tilkilerin, nadiren de köpek ve kedilerin ince bağırsağında yerleşen Echinococcus multilocularis (E.multilocularis) in larval formu, başta tarla fareleri olmak üzere değişik kemirgenlerin ve rastlantısal olarak da insanın öncelikle karaciğer olmak üzere değişik organlarına yerleşmektedir. İnsanda primer yerleşim yeri karaciğer olan bu sestod alveolar ekinokokkozise (AE) sebep olmaktadır (1 3). E.multilocularis insanlarda oldukça ciddi ve bazen ölümcül olabilen hastalık tablosuna yol açmaktadır (4,5). İnsan bu parazit için ara konak olup, tilki dışkısıyla atılan parazit yumurtalarının ağız yolu ile almasıyla enfekte olur. Ağız yolu ile alınan yumurta bağırsakta açılır, serbest kalan larva bağırsak duvarını geçip iç organlara yerleşir (6). Başta karaciğer olmak üzere (%90) akciğer, beyin, kalp, kafatası ve diğer organlar tutulurken kemiklerin tutulum oranı %0,1 ila %2.0 arasında değişir (7-9). AE başlangıçta uzun zaman asemptomatik olarak seyredebilir; bununla beraber mide-bağırsak şikâyetleri, yağlı yemeklere karşı isteksizlik ve daha sonraları karaciğer bölgesinde ağrılar ve bazen safra taşı sancılarını andıran nöbetler ortaya çıkabilir. En önemli belirtilerden biri sarılıktır; vakaların % 90 ında görülür, uzun sürer, hasta sonunda ölümle biten bir karaciğer komasına girebilir (1). Parazitin karaciğere yerleştiği durumlarda karaciğerin yüzeyi eğribüğrü veya pürtüklü bir hal alabilir; ateş vardır ve kansızlık gelişir. Röntgende karaciğer bölgesinde kireçlenme saptanabilir. Parazitin metastaz yaptığı durumlarda, belirtiler etkilenen organa göre değişir (6). Primer tedavi, mümkün olduğu takdirde cerrahidir. Korunma için çok da pratik bir yöntem bulunmamaktadır (1). Toxoplasma gondii (T.gondii), bütün dünyada yaygın olarak görülen ve özellikle merkezi sinir sistemine yerleşme eğiliminde olan bir protozoondur (10). T.gondii insan ve diğer birçok evcil ve yabani hayvan türünü enfekte edebilme yeteneğine sahip olup, evcil ve yabani kediler son konak olarak bilinmektedir (11). Toxoplasmosis, T.gondii tarafından oluşturulan ve değişik klinik bulgularla seyreden paraziter bir enfeksiyondur. Serolojik bulgular konağın parazitle temasının yüksek oranda olduğunu gösteriyorsa da hastalık tablosu oldukça düşük orandadır. Primer enfeksiyon, sağlıklı erişkinlerde genellikle asemptomatik seyrederken; nadiren ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, baş ağrısı, makülopapüler döküntü ve lenfadenopati ile karakterize bir tablo oluşturur. İnsana bulaşma daha çok enfekte kedi dışkısı ile kontamine yiyecek ve içeceklerle, pişmemiş veya az pişmiş kistli etlerin yenmesi, çiğ yumurta ve çiğ süt içilmesi ile olduğu gibi kan transfüzyonu, organ transplantasyonu ve transplasental yolla da olmaktadır (10, 12,13). Edinsel toxoplasmosis genellikle sessiz seyrederken; enfeksiyonun gebelik döneminde alınması ile oluşan konjenital enfeksiyon durumunda; düşük, ölü doğum, erken doğum ve konjenital anomalili doğumlara neden olabilmektedir (12). Tanıda daha çok serolojik testlerden (Sabin-Feldman Dye test, IHA, IFAT, CFT, ELISA, LAT, ISAGA, İmmunoblotting, ELFA vs) yararlanılmaktadır (14,15). Leishmaniosis; enfekte tatarcıkların kan emme sırasında bulaştırdıkları Leishmania türlerinin memeli konaklarda oluşturdukları bir hastalık grubudur (16,17). Dünyanın tropikal ve subtropikal bölgelerinde; kutanöz (şark çıbanı), mukokutanöz ve visseral leishmaniosis yaygın olarak görülmektedir (18,19). Kutanöz leishmaniosis (KL); ülkemizde şark çıbanı, Antep çıbanı gibi isimlerle anılan, başlıca deride ve bazen mukozalarda, yerinde deriden çökük bir iz bırakarak iyileşen deri hastalığıdır (16,17). Çukurova da endemik, Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise epidemik bir seyir göstermektedir (18,19). Visseral leishmaniosis (VL); etkenin insanın iç organlarında monosit ve histiyositlerin içinde parazitlenmesi sonucu oluşan ve sürekli düzensiz ateş, kansızlık, granulositopeni, hiperglobulinemi, dalak ve karaciğer büyümesiyle özellenen kronik bir hastalıktır. Akdeniz bölgesinde sık görülen VL, genellikle çocuklarda rastlanır. Erişkinlerde görülme oranı %1-2 dir (1). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün verilerine göre 80 civarında ülkede 20 milyondan fazla leishmaniosis hastası vardır ve her yıl bu sayıya yaklaşık 400 bin yeni olgu eklenmektedir (16,17). 204 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

51 Ayvalı Z, Deniz K, Tez C, Yazar S İnsanda, Trypanosoma cinsinin birbirinden farklı iki ayrı şekli parazitlenir. Bunlardan biri Afrika uyku hastalığının, diğeri ise Chagas hastalığının etkenidir (6). Chagas hastalığı; Trypanosoma cruzi nin insanda parazitlenmesiyle oluşan, yüksek ateş ve ödemle seyreden, adenit, anemi ve deri altında lenfadenopati ile özellenen, genellikle çocuklarda ve gençlerde görülen bir protozoon hastalığıdır (1). Afrika uyku hastalığı ise kanda Trypanosoma gambiense ve Trypanosoma rhodesiense türlerinin parazitlenmesiyle oluşan, yüksek ateş, adenit, deride kırmızı döküntüler ve geçici ödemler; beyinde yerleştiğinde meningoensefalit ve meningo-miyelit sonucu sinir dokusunda hücre yıkımı ile bilincin kaybolması ve ilerleyen koma ile ölümle biten bir hastalıktır (1). Echinococcus multilocularis, T. gondii, Leishmania sp. ve Trypanosoma türlerinin kemirgenlerde de parazitlendiği bilinmektedir (20-30). Bu çalışmanın amacı Kayseri yöresinde bulunan S.xanthoprymnus larda E. multilocularis ve diğer bazı parazitlerin yaygınlığının araştırılmasıdır. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmaya başlamadan önce, söz konusu çalışmayı yapabilmek için gerekli olan etik kurul izni Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Deneysel ve Klinik Araştırma Etik Kurul Komisyonu ndan alınmıştır. Araştırmamız, arazi ve laboratuarda olmak üzere iki aşamalı olarak yürütüldü. Arazi çalışmaları Kayseri yöresinde gerçekleştirildi ve yakalanan 100 adet S.xanthoprymnus (Anadolu Tarla Sincabı = Anadolu Yersincabı = Anadolu Gelengisi) başta E. multilocularis olmak üzere diğer bazı kan ve doku parazitleri (Trypanosoma sp., Leishmania sp., Toxoplasma gondii) ve intestinal parazitler açısından incelendi. Arazide yakalanıp laboratuara getirilen hayvanlardan karaciğer, dalak, kan ve bağırsak içerikleri alınarak incelendi. Karaciğer ve dalak örneklerinin bir kısmı ile ezme preparatlar hazırlanıp Giemsa boyama yöntemi ile boyanarak x1000 büyütmede kan ve doku parazitleri açısından incelendi. Karaciğer ve dalakların kalan kısımlarından parafin bloklar hazırlandıktan sonra Hematoksilen eosin (HE) boyama yöntemi ile boyanıp x400 büyütmede incelendi. Kan örneklerinden öncelikle ince yayma kan preparatları hazırlanıp Giemsa boyama yöntemi ile boyanarak x1000 büyütmede incelendi. Kan örneklerinin kalan kısmının serumu ayrılıp İndirekt Hemaglutinasyon (IHA) yöntemi ile anti- Echinococcus ve anti-t.gondii antikorları araştırılmıştır. İntestinal parazitler yönünden Nativ-lugol yöntemi ile incelenen bağırsak içerikleri ise ayrıca kalıcı boyama yöntemlerinden asit-fast boyama yöntemi ile boyanarak da incelendi. BULGULAR Makroskobik olarak incelen karaciğer ve dalak doku ve kesitlerinde herhangi bir parazitik yapıya rastlanmamıştır. HE boyama yöntemi ile boyanan karaciğer ve dalak doku kesitlerinin tamamı E.multilocularis ve diğer doku parazitleri açısından negatif bulunmuştur. Kan parazitleri açısından araştırılan ince yayma kan preparatlarının ve doku parazitleri açısından araştırılan karaciğer ve dalak ezme preparatlarının hiç birinde parazite rastlanmamıştır. Hayvanlardan alınan 100 serum örneğinde dokuda yerleşen parazitlerden E.granulosus ve T.gondii ye karşı oluşmuş antikorlar IHA yöntemi ile araştırılmıştır. Anti-E.granulosus antikorlarının araştırıldığı IHA yönteminde serumlar öncelikle 1:32 dilusyonda çalışıldı. Bu dilusyonda pozitif bulunan 3 serum örneği 1/64 dilusyonda negatifleştiği görülüp serumlar negatif olarak değerlendirilmiştir. Anti-T.gondii antikorlarının araştırıldığı IHA yönteminde 1:80 dilusyonda pozitif çıkan 4 serum örneği 1:160 dilusyonda negatif bulunduğu için söz konusu serumların T.gondii açısından da negatif olduğu değerlendirilmiştir Nativ-Lugol yöntemi kullanılarak incelenen bağırsak içerikleri intestinal parazitlerin varlığı açısından araştırıldı ve hayvanların 90 (%90) ının farklı intestinal parazitler ile enfekte olduğu saptandı. Saptanan parazit türleri ve parazit görülen hayvan sayıları Tablo I de gösterilmiştir. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

52 12-16 Kayseri yaş yöresinde grubu spermophilus çocuklarda atletik xanthoprymnus larda performansın (rodentia, belirlenmesinde mammalia) fiziki echinococcus ve kardiyorespiratuar multilocularis özelliklerin ve diğer bazı etkisi parazitlerin araştırılması Tablo 1. Bağırsak İçeriklerinde Saptanan Parazitler ve Parazit Görülen Hayvan Sayıları Parazit Sayı Coccidial protozoon parazitler 63 Trichomonas sp. 61 Chilomastix sp. 15 Giardia sp. 24 Amip kisti 47 Resim 1. Coccidial protozoon parazitlere ait ookistleri Hayvanlarda en çok görülen intestinal parazit, asitfast boyama ile boyanan ve Eimeria sp. olduğunu düşündüğümüz fakat kesin tür tayini yapamadığımız coccidial protozoon parazitler olmuştur (Resim 1). TARTIŞMA Graham ve arkadaşları (20) E.multilocularis in bulaşmasında ekolojik epidemiyolojinin bir önemi olup olmadığını araştırmışlar ve E.multicularis ile AE arasındaki ilişkide arazi ekolojisinin önemli bir rolü olduğunu bildirmişlerdir. Reperant ve arkadaşları (21), kentlerdeki karnivorlarda zoonotik parazitlerin bulunmasında kemirgenlerin rolü olup olmadığını araştırmışlar. İsviçre nin küçük bir eyaleti olan Genova da 658 adet kemirgende E.multilocularis prevalansını % 16.5, T.gondii prevalansını ise % 5.0 olarak tespit etmişler ve kemirgenlerin bu patojenler için potansiyel değerinin olduğunu vurgulamışlardır. Fransa da yapılan bir araştırmada; E.multilocularis in bulaşmasında ekolojik ve biyolojik faktörlerin önemi araştırılmıştır. AE nin yüksek insidansa sahip olduğu Kuzeydoğu Fransa nın Ardennes bölgesinde yapılan bu çalışmada; E.multilocularis in bulaşması ile ilişkili ekolojik ve biyolojik faktörlerin her birinin önemini belirlemek için kesin konak olan tilkilerdeki E.multilocularis prevalansı ve tilkinin beslenmesi ile ilgili olan ara konak kemirgenlerin popülasyonu araştırılmıştır. Tilkilerden alınan 144 dışkı ve 98 mide içeriğinin 2/3 ünde kemirgenlere ait vücut kalıntıları bulunduğu bildirilmiş ve sonuç olarak E.multilocularis in yüksek prevalansının kemirgen popülasyonuna bağlı olabileceği bildirilmiştir (22). 206 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

53 Ayvalı Z, Deniz K, Tez C, Yazar S Amerika da yapılan bir araştırmada sincaplarda akut fatal toxoplasmosis araştırılmıştır. Louisiana ve Pennsylvania da akut toxoplasmosisli üç boz sincap (Sciurus carolensis) belirlenmiş, bu sincaplarda birçok organda özellikle de lenf nodüllerinde multifokal nekroz gözlenmiş; ayrıca akciğeri de içeren pek çok organda doku kistlerine rastlandığı bildirilmiştir. Evcil sincapların alveollerindeki doku kistlerinin nazal sekresyonlarla dışarıya salınması ile etrafa yayılmasının halk sağlığını tehdit edebileceği de vurgulanmıştır (23). California nın T.cruzi nin endemik olmadığı Lake Don Pedro bölgesinde yapılan bir araştırmada; bölgede yaşayan 56 yaşında, endemik bölgelere seyahat hikâyesi olmayan, kan nakli yapılmamış olan ve intravenöz ilaç kullanmayan bir kadının kan incelemelerinde T.cruzi bulunmuştur. Bunun üzerine kadının evine yakın bölgede yaşayan yer sincapları (Spermophilus beechegi) ve köpekler araştırılmış ve 19 yer sincabından ikisinin, 10 köpeğin ise altısının T.cruzi ile enfekte olduğu tespit edilerek bu enfeksiyonun ulaşmasında silvatik döngünün önemi vurgulanmıştır (24). Seville ve arkadaşlarının (25) Alaska ve Rusya da Eimeria türlerini araştırdıkları çalışmalarında; Alaska dan toplanan 90 yer sincabından (Spermophilus parryii) ve 35 kırmızı sincaptan (Tamiasciurus hudsonicus) ve Rusya dan toplanan 46 yer sincabından (Spermophilus parryii) alınan dışkı örnekleri kullanılmıştır. Yer sincaplarında (S.parryii) dört Eimeria türü bulunduğu ve bunların E.callospermophili (%18), E.cynomsis (%23,5), E.morainensis (%77) olduğu bildirilmiştir. Kırmızı sincaplarda (Tamiasciurus hudsonicus) tek Eimeria türü bulunmuş ve bulunan türün E.tamiasciuri (% 91) olduğu bildirilmiştir. İsviçre de yapılan bir araştırmada; 293 ü Arvicola terrestris ve 220 si Microtus arvalis olmak üzere toplam 513 kemirgen kullanılmış ve E.multilocularis prevalansının A.terrestris lerde % 9-%39, M.arvalis lerde ise %10-%23 arasında olduğu bulunmuştur. Sonuçta, kemirgenlerdeki E.multilocularis in yüksek prevalansı ile insandaki AE arasında anlamlı bir ilişki elde edilemediği bildirilmiştir (26). Kijlstra ve arkadaşlarının (27) T.gondii nin domuzlara bulaşmasında kemirgenlerin rolünü araştırdıkları çalışmada; kemirgenlerin istila ettiği bilinen üç domuz çiftliğinde incelendikleri kemirgenlerin tamamının kalp ve beyin dokularında T.gondii DNA sı tespit etmişlerdir. Araştırmanın başlangıcında domuzlardaki T.gondii prevalansı %8-%17 arasında iken, kemirgen kontrol kampanyası başlatıldıktan sonra bu oranın %0-%10 arasına gerilediği bildirilmiş ve T.gondii bulaşmasında kemirgenlerin kontrolünün önemi vurgulanmıştır. Sudan da yer sincaplarında Trypanosoma araştırılan bir çalışmada; 98 yer sincabının kan örnekleri ve karaciğer simirleri incelenmiş ve 24 ünde Trypanosoma xeri ye benzer parazitler bulunduğu bildirilmiştir (28). Illinois deki kemirgenlerde Trypanosoma ve Haemobartonella nın araştırıldığı bir çalışmada; altı sarı karınlı Microtus ochrogastev ve 60 Spermophilus tridecemlineatus tan oluşan toplam 66 kemirgen incelenmiştir. Microtus lardan birinde Trypanosoma microti ve Haemoburtonella microti bulunurken, Spermophilus lardan yedisinde T.iowensis bulunmuştur (29). Sibirya da yapılan bir araştırmada; sincaplarda Trypanosoma kuseli yanında farklı Trypanosoma türlerinin de bulunduğu bildirilmiştir. Bulunan bu yeni tür parazitin Çin den ithal edilen Sibirya sincaplarındaki (Pteromys volans) T.kuseli, Amerika - daki Richardson s yer sincapları (Spermophilus richardsonii) ve Kolombiya yer sincaplarındaki (Spermophilus columbianus) T.otospermophili ile karşılaştırılmış ve T.otospermophili ye göre daha küçük olduğu görülerek bu yeni türün T.otospermophili nin homologu olduğuna karar verilmiştir (30). Kayseri yöresinde Anadolu yer sincapları (S.xanthoprymnus) üzerinde yaptığımız bu çalışmada; karaciğer kesitlerinde E.multilocularis tespit edilmediği gibi kan ve dokulara yerleşen Leishmania sp., Trypanosoma sp. ye de rastlanmamıştır. Hayvanlardan alınan serumların ise hem Toxoplasma gondii hem de Echinococcus granulosus açısından seronegatif olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda, Anadolu yer sincapların- Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

54 12-16 Kayseri yaş yöresinde grubu spermophilus çocuklarda atletik xanthoprymnus larda performansın (rodentia, belirlenmesinde mammalia) fiziki echinococcus ve kardiyorespiratuar multilocularis özelliklerin ve diğer bazı etkisi parazitlerin araştırılması da; Coccidia sp., Trichomonas sp., Schilomastix sp., Giardia sp. ve amip türü intestinal protozoonlara rastlanmış olup, en sık rastlanan parazitin yukarıdaki çalışmalarla da uyumlu olarak Eimeria sp. olduğu düşünülen fakat kesin tür tayini yapılamayan coccidianlar olduğu belirlenmiştir. Alveolar ekinokokkozisin özellikle Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinde önemli bir halk sağlığı problemi olması ve yöremizde de insanlarda bu hastalığa rastlanması nedeniyle bu çalışmanın daha kapsamlı olarak yapılmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır. KAYNAKLAR 1. Merdivenci A. Medikal Protozooloji. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayını No:2834/80 2. Baskı, İstanbul 1981; King CH. Cestodes (tapeworms). In: Mandell GL, Bennett JE, Dolin R (eds), Mandell, Douglas and Bennett s principles and practice of infectious diseases. 4th ed. Churchill Livingstone, New York 1995; pp Kimming P, Schelling U. Current problems of echinococcosis. Offentl Gesundheitswes 1991; 53: Ammann RW, Eckert J. Clinical diagnosis and treatment of echinococcosis in humans. In: Thompson RCA, Lymbery AJ (eds), Echinococcosis and hydatid disease. Oxon, CAB International, 1995; pp Güralp N. Helmintoloji. İkinci baskı. Ank. Ünv. Vet. Fak. Yayın. No:368. Ankara, 1981; ss Saygı G. Temel Tıbbi Parazitoloji. Esnaf Ofset Matbaası, Sivas 1998; ss Çetin TE, Ang Ö, Töreci K. Tıbbi parazitoloji. İstanbul: İstanbul Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Yayınları; Uysal V, Paksoy N. Echinococcosis multilocularis in Turkey. J Trop Med Hyg 1986; 89: Honma K, Sasano N, Andoh N, Iwai K. Hepatic alveolar echinococcosis invading pancreas, vertebrae, and spinal cord. Hun Pathol 1982;13: Garcia LS, Bruckner DA. Diagnostic Medical Parasitology. Second edition. Washington: American Society for Microbiology, 1993; pp Dubey JP, Beattie LP. Toxoplasmosis of Animals and Man. LRC Pres, Boca Raton, 1988; pp Altıntaş N, Yolasığmaz A, Yazar S, Şakru N. İzmir ve çevresindeki yerleşim bölgelerinde yaşayan insanlarda Toxoplasma antikorlarının araştırılması. Türkiye Parazitol Derg, 1998; 22: Foulon W, Naessens A, Leuwers S, Meuter F, Amy JJ. Impact of primary prevention on the incidence of toxoplasmosis in pregnancy. Obstet Gyneco 1988; 72: Barker KF, Holliman RE. Laboratory techniques in the investigation of toxoplasmosis. Genitounin Med, 1992; 68: Wailand G. Serology and Immunodiagnostic methods. Mehlhorn H (ed). Parasitology in Focus. Springer-Verlag, 1988; pp Altıntaş N. Leishmaniosis. Kitap: Özcel MA (editör), GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) ve Paraziter Hastalıklar. İzmir; Ege Üniversitesi Basımevi,1993; ss Özbel Y, Turgay N, Özensoy S, Özbilgin A, Alkan MZ, Özcel MA, Jaffe CL, Schnur L, Oskam L, Abranches P. Epidemiology, diagnosis, and control of leishmaniasis in Mediterranean region. Ann Trop Med Parasitol 1995; 89: Memişoğlu HR, Kotoğyan A, Acar MA, Özpoyraz M. Leishmaniasis. Kitap: Tüzün Y,Kotoğyan A, Aydemir EH, Baransü O (editörler), Dermatoloji. 2.baskı, Nobel Tıp Kitabevleri, İstanbul, 1994; ss Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

55 Ayvalı Z, Deniz K, Tez C, Yazar S 19. Van Eys GJ, Schoone GJ, Ligthart GS, Alvar J, Evans DA, Terpstra WJ. Identification of world Leishmania by DNA recombinant probes. Mol Biochem Parasitol 1989; 34: Graham AJ, Danson FM, Craig PS. Ecological epidemiology: the role of landscape structure in the transmission risk of the fox tapeworm Echinococcus multilocularis (Leukart 1863) (Cestoda: Cyclophyllidea: Taeniidae). Prog Phys Geogr 2005; 29: Reperant LA, Hegglin D, Taner I, Fischer C, Deplazes P. Rodents as shared indicators for zoonotic parasites of carnivores in urban environments. Parasitology 2009;136: Guislain MH, Raoul F, Giraudoux P, Terrier ME, Froment G, Ferte H, Poulle ML. Ecological and biological factors involved in the transmission of Echinococcus multilocularis in the French Ardennes. J Helminthol 2008; 82: Dubey JP. Hodgin EC., Hamir AN. Acute Fatal Toxoplasmosis in Squirrels (Sciurus carolensis) with bradyzoites in visceral tissues. J Parasitol 2006; 92: Navin TR, Roberto RR, Juranek DD, Limpakarnjanarat K, Mortenson EW, Clover JR, Yescott RE, Taclindo C, Steurer F, Allain D. Human and sylvatic Trypanosoma cruzi infection in California. Am J Public Health 1985; 75: Seville RB, Oliver CE, Lynch AJ, Duszynski DW. Eimeria Species(Apicomplexa: Eimeriidae) From Arctic Ground Squirrels (Spermophilus Parryii) and Red Squirrels (Tamiasciurus hudsonicus) in Alaska and in Siberia, Russia. J Parasitol 2005; 91: Gottstein B, Saucy F, Deplazes P, Reichen J, Demierre G, Busato A, Zuercher C, Pugin P. Is High Prevalence of Echinococcus multilocularis in Wild and domestic animals Associated with disease incidence in humans?. Emerg Infect Dis 2001; 7: Kijlstra A, Meerburg B, Cornelissen J, Craeye SD, Vereijken P, Jongert E. The role of rodents and shrew in the transmission of Toxoplasma gondii to pig. Vet Parasitol 2008; 156: Marinkelle CJ, Abdallah RE. The Multiplication stages of Trypanosoma (Herpetosoma) xeri in the liver of the Sudanese grount Squirrel Xerus (Euxerus) Erythrophus. J Wildl Dis 1978; 14: Levine ND. Trypanosomes and Haemobartonella in wild rodents in Illinois. J Eukaryot Microbiol 2007; 12: Sato H, Al-Athami BH, Une Y, Kamiya H. Trypanosoma (Herpetosoma) Kuseli sp. n. (protozoa: Kinetoplastida) in Sberian Flying Squirrels (Piteromis volans). Parasitol Res 2007; 101: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

56 Koyunlarda deneysel oluşturulan rumen asidozunun elektrokardiyografik parametreler üzerine etkisi ARAŞTIRMA (Research Report) KOYUNLARDA DENEYSEL OLUŞTURULAN RUMEN ASİDOZUNUN ELEKTROKARDİYOGRAFİK PARAMETRELER ÜZERİNE ETKİSİ Effects of Experimentally Induced Ruminal Lactic Acidosis on Electrocardiographic Parameters in Sheep Ali Cesur ONMAZ 1, Vehbi GÜNEŞ 2, Öznur ASLAN 1, İlknur KARACA BEKDİK 2 Özet : Bu çalışmanın amacı, deneysel rumen asidozu oluşturulan (oral yolla 80 gr/kg canlı ağırlık dozunda kırılmış buğday) koyunlarda metabolik asidozun vücut sıvıları ve dışkı ph sı, serum troponin (ctn-i and ctn- T) düzeyleri ve elektrokardiyografik parametreler üzerine etkisini araştırmaktı. Kontrol değerleri elde etmek amacıyla asidoz oluşturulmadan önce (0.saat) ve sonraki 12, 24 ve 36. saatlerde koyunlardan kan, rumen sıvısı, idrar, dışkı örnekleri alındı ve aynı zaman aralıklarında elektrokardiyogramları (EKG) çekildi. Asidozdan etkilenen koyunlarda miyokardiyal hasarı belirlemek amacıyla bütün zaman aralıklarında kardiak troponin (ctn-i and ctn-i) analizleri yapıldı. Sonuçta kan, rumen sıvısı, idrar ve dışkı ph sı asidozdan sonraki 12, 24 ve 36. saatlerde benzer şekilde ve önemli derecede azaldı (p<0.05). Hematokrit değer asidozdan sonraki aynı saatlerde sayısal olarak arttı. Vücut sıcaklığı kontrol değerlerine göre yükseldi (p<0.05). Baz açığı asidozdan sonraki bütün zaman aralıklarında yükseldi ve en yüksek değer -16.0±0.56 idi. Tüm hayvanlarda kardiyak troponin (ctn-i and ctn-t) test sonuçları bütün zaman aralıklarında negatif olarak tespit edildi. Asidoz tüm zaman aralıklarında kalp atım sayısında önemli düzeyde artışa neden oldu. Asidozdan sonraki 12. saatte, QRS süresi ve T amplitude önemli düzeyde azaldı. Sonuçta, bu çalışma ile deneysel rumen asidozu oluşturulan hayvanlarda kardiyak hasarı gösteren troponin varlığı belirlenememesine rağmen EKG parametrelerinin asidozdan etkilenebileceği kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Koyun, asidoz, EKG, ph, troponin Summary: The aim of this study was to investigate the effect of ruminal lactic acidosis (RLA) induced experimentally in sheep (by oral feeding of soaked wheat at 80 g per kg BW) on ph of body liquids and faeces, serum troponin (ctn-i and ctn-t) concentrations and electrocardiographic parameters. To determine the baseline ph values, samples of rumen fluid, venous blood, urine and faeces were collected prior to induction of RLA (0h) and thereafter 12, 24 and 36h intervals. Electrocardiogram (ECG) was also recorded. To evaluate of myocardial degeneration in sheep suffering from RLA, cardiac troponin (ctn-i and ctn-i) analyses were performed at all time intervals. Results indicated that the ph values in rumen fluid, blood, urine and faeces similarly and significantly (p<0.02) decreased at 12, 24 and 36h. Haematocrit increased slightly at all time intervals. Rectal temperature was significantly (p<0.05) higher than the basal values. Base excess increased significantly at all time intervals and the highest value was -16.0±0.56. ctn-i and ctn-t tests were negative for all sheep with RLA. Acidosis produced a marked increasing in heart rate at all time intervals. The QRS duration and T amplitude decreased significantly at 12 h with RLA. In conclusion, EKG parameters of sheep with RLA seem to be affected although cardiac troponin concentrations were not at detectable levels. Keywords: Sheep, acidosis, ECG, ph, troponin. 1 Yrd.Doç.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.İç Has. AD, Kayseri 2 Prof.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.İç Has. AD, Kayseri 3 Doç.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.İç Has. AD, Kayseri 4 Doktora Öğr.Erc.Ün.Sağ.Bil.Ens.Vet.İç Has.AD, Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

57 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Onmaz AC, Güneş V, özelliklerin Aslan Ö, Bekdik etkisi İK Akut rumen asidozu, ruminantlar tarafından kolay fermente olabilir karbonhidratça zengin yemlerin alışılmışın üzerinde aniden ve aşırı miktarda alınmasını sonucu, rumen içeriği ph sının normalin altına düşmesiyle karakterize alimenter bir indigesyondur (1-5). Ayrıca, enerjisi düşük ve selulozca zengin rasyondan, enerjisi yüksek ve selulozca fakir rasyona ani geçişlerde, hayvanların kısa süreli aç bırakılmaları, daha sonra enerjice zengin yemlerin verilmesi, bol konsantre yemle birlikte sadece saman verilmesi sonucunda da şekillenmektedir (1, 5, 6). Hastalığın deneysel olarak, tahıl taneleri (8-10), glukoz (11), sukroz (12) ve laktik asit (13, 14) gibi maddelerin oral yolla veya doğrudan rumene verilerek de oluşturulabileceği belirtilmektedir. Taneli yemlerin ezik ve öğütülmüş şekilde yenilmesinin tane şekilde yenmesine göre daha toksik etki gösterebileceği kaydedilmektedir (1, 6). Kolay sindirilebilir karbonhidratça zengin yemlerin aniden bol miktarda yenilmesinden sonra rumen mikroflorasının dengesi 2-6 saat içinde bozulur (7, 17). Sakkarolitik ve amilolitik bakteriler, selülotik bakterilerin yerini alır. Nişastanın hızlı hidrolizasyonu sonucu aşırı miktarda uçucu yağ asitleri sentezlenir. Asit yoğunluğunun artmasıyla birlikte rumenin ph değeri düşer, metanogen bakteriler ve protozoonlar hızla azalır. Laktat sentezleyen bakteriler çoğalır ve rumende laktik asit birikimi şekillenir (1, 4, 5, 16, 17). Biriken laktik asit plazmaya diffüze olur ve kanda laktik asit düzeyi artar. Buna karşın kanın alkali rezervi ve kan ph ı düşerek metabolik asidoz şekillenir (3, 5, 16, 18, 19). Toksik maddelerin rezorbsiyonu artar ve genel otoentoksikasyon gelişimi kolaylaşır, karaciğer, kalp ve böbrek gibi çeşitli parankimatöz organlarda yangı ve dejenerasyonlar oluşur (3, 5, 15, 16). Dehidrasyon semptomları belirgin olarak ortaya çıkar. Hastalar tedavi edilmezse saat içerisinde ölüm şekillenir (1, 2, 5). Asidozlu hayvanlarda Hct değer, kan laktat, total protein, glikoz, K, inorganik fosfor ve azotlu madde artıkları artarken kan ph ı, HCO3, pco2, kalsiyum, magnezyum ve sodyum düzeyi azalır (1, 2, 20-22). İdrar ph sı 5 e kadar düşer (4, 5, 23). Rumen içeriğinin ph sı 6.0 dan 4.0 e, hatta 3.0 e kadar düşer. Rumen içeriği çok sulu, sütlü gri renkte olup boza görünümünde ve keskin asit kokusunda olmaktadır (5, 21, 21). Akut rumen asidozunda, rumen sıvısı (10, 12, 21-23, 25), hematolojik (10, 14, 29), kanın asit baz durumu (9, 10, 12, 13, 23), bazı biyokimyasal (12-14, 23, 24) ve enzim aktiviteleri (24), idrar (12, 23) ve serebrospinal sıvı (23, 24, 26) parametrelerinin değerlendirildiği araştırmalar mevcut olmasına karşın kardiak troponin (ctn) paremetrelerinin değerlendirildiği herhangi bir araştırmaya rastlanılmadı. Bu çalışma, deneysel rumen asidozu oluşturulan koyunlarda metabolik asidozun vücut sıvıları ve dışkı ph sı, serum kardiak troponin (ctn-i and ctn -T) düzeyleri ve elektrokardiyografik (EKG) parametreler üzerine etkisini incelemek amacı ile yapıldı. GEREÇ VE YÖNTEM Bu çalışma, TOVAG numaralı TÜBİ- TAK projesi ile desteklenmiştir. Çalışmada kullanılan hayvanların Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde 2 hafta süreyle ortama adapte olabilmeleri sağlandı ve verilecek olan yeme alışmaları sağlandıktan sonra araştırmaya başlandı. Çalışmada, sağlıklı, ortalama 1 yaşlı, kg canlı ağırlıkta, 8 adet Akkaraman koyun kullanıldı. Literatür bilgiler temel alınarak (23-25) koyunlarda akut rumen asidozu oluşturuldu. Rumende yeterli kapasiteyi sağlamak için koyunlar 24 saat aç bırakılmayı takiben, hayvanların her birine yem kırma makinasıyla kırılmış buğday 80 gr/kg canlı ağırlık dozunda 1:2 oranında ılık suyla sulandırılarak hemen rumen sondasıyla direkt rumenlerine verildi. Hayvanlardan çalışma başında (0. gün), kırılmış buğday verilmesini izleyen 12, 24, ve 36. saatlerde rumen sıvısı, dışkı, idrar ve kan örnekleri toplandı. Aynı zaman aralıklarında hayvanların elektrokardiyografi cihazı (Cardioline) ile I., II. ve III Derivasyonları yazdırıldı. Elektrokardiyogram yazdırılırken aygıtın hızı 25 mm/sn olarak ayarlandı. Tüm derivasyonlardaki değişimler gözden geçirildi fakat asıl değerlendirme II. derivasyonda yazdırılan bulgulara göre yapıldı. Yazdırılan EKG lerin her birinde Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

58 Koyunlarda deneysel oluşturulan rumen asidozunun elektrokardiyografik parametreler üzerine etkisi dalgaların şekli incelenerek P, R ve T dalgalarının amplitütleri; T ve QRS kompleksi zamanı, PR ve QT aralıklarının süreleri ile dakikadaki kalp atım sayıları incelendi. Rumen sıvısı, dışkı ve idrar örnekleri ph değeri dijital ph metre (wtw inolab, Weilheim, Germany) ile ölçüldü. Hayvanların vena jugularisinden kan gazları, Hct ve baz açığı (Base Excess) düzeylerinin belirlenmesi için 0.1 ml heparin içeren 2 ml lik steril enjektöre asidoz oluşturulmadan önce (0.saat) ve sonraki 12, 24 ve 36. saatlerde 2 ml kan alındı. Kan ph ı, Base Excess ve Hct değeri düzeylerinin belirlenmesi uygun ticari kitler kullanılarak (CC cartridge, Rodano, Italy) kuru sistem kan gazları cihazı (IRMA Tru Point Blood Analysis System, USA) ile yapıldı. Hayvanların kanındaki troponinlerin (ctn-i ve ctn-t) varlığının belirlenmesi amacıyla kalp kökenli Troponin-I için piyasada satışa sunulmuş olan kitlerden (Card-I Kit Combo Test, Aboatech) yararlanıldı. Troponin-T nin belirlenmesi amacıyla yine piyasadan ticari olarak temin edilen Tromp-T test kiti (Tropt Sensitive Rapid Assay, Roche) kullanıldı. İstatistiksel Analizler Verilerin analizi için tekrarlı ölçümlerde varyans analizi uygulandı ve çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey testi kullanıldı. Değerler ortalama ± standart sapma olarak verildi. Önemlilik düzeyi olarak p<0.05 kabul edildi. Elde edilen verilerin istatistik analizleri SPSS paket programı ile yapıldı. BULGULAR Koyunlarda deneysel akut rumen asidozu ilk 12. saatte oluştu ve bütün hayvanlarda saat içerisinde klinik semptomler görülmeye başlandı. İlk klinik semptomlar iştahsızlık, rumen atonisi ve diyare şeklinde idi ve bunu takiben hayvanlarda burun akıntısı ve diş gıcırdatma gözlemlendi. Rumen sıvısı, dışkı ve idrar örnekleri ve kan ph değeri başlangıç değerlerine (0h) göre 12, 24 ve 36. saatte istatiksel olarak önemli derecede azaldı (p<0.05). Hayvanların vücut sıcaklıkları başlangıç değerlerine (0h) göre 12, 24 ve 36. saatte istatiksel olarak belirgin oranda arttı (p<0.05). Hematokrit değerde herhangi bir değişiklik görülmezken, hayvanlarda 12, 24 ve 36. saatlerde istatiksel olarak anlamlı olan belirgin baz açığı tespit edildi (p<0.05) (Tablo I). Ticari pratik kardiak Traponin (ctn) kitleri kullanılarak yapılan araştırma sonuçları dikkate alındığında, kalpteki muskuler hasarı gösteren ctn-i ve ctn -T varlığına ait herhangi bir bulguya rastlanılmadı. 12, 24. ve 36. saatlerde kaydedilen elektrokardiyografik ölçümler göz önüne alındığında dakikaki kalp atım sayısındaki artma, QRS kompleksi süresinde ve T dalgası amplitüdünde istatiksel olarak anlamlı olan azalma dikkati çekti (p<0.05) (Tablo II). Tablo I. Deneysel rumen asidozu oluşturulan koyunları vücut sıvılarındaki ph, vücut sıcaklığı, hematokrit ve x ± ss baz açığı değerleri, ortalama ve standart sapma ( ). Saat Kan ph Idrar ph Dışkı ph Rumen ph Temperatur Hematokrit Base Excess ±0.02 a 7.78±0.05 a 8.09±0.02 a 7.29±0.07 a 39.1±0.06 a 23.2± ±0.67 a ±0.15 b 6.00±0.15 b 5.59±0.26 b 4.60±0.01 b 40.0±0.80 b 24.3± ±1.66 b ±0.01 b 5.63±0.03 b 4.95±0.07 b 4.57±0.04 b 39.8±0.06 b 25.5± ±0.77 c ±0.01 b 5.35±0.08 b 4.68±0.10 b 4.56±0.09 b 39.7±0.08 b 26.1± ±0.56 c a,b,c : Herbir sütundaki istatiksel farklılıkları göstermektedir (p<0.05) 212 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

59 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Onmaz AC, Güneş V, özelliklerin Aslan Ö, Bekdik etkisi İK Tablo II. Koyunlarda deneysel rumen asidozu oluşturulmasından sonra (12, 24, ve 60. dakika) kaydedilen II. derivasyona ait bazı elek- x ± ss trokardiyografik bulgular ( ). Saat P amplitud (mv) PR aralığı (mm/sn) QRS süresi (mm/sn) R amplitud (mv) R amplitud (mv) QT aralığı (mm/sn) T amplitud (mv) T zamanı (mm/sn) Kalp atım sayısı (/dakika) ± ± ±0.02 a 0.67± ± ± ±0.25 a 0.09± ±7.22 a ± ± ± 0.01 b 0.05± 0.01 b 0.68± ± ±0.17 b 0.06± ±22.40 b ± ± ±0.01 b 1.07± ± ± ±0.04 b 0.07± ±19.41 b ± ± ±0.02 b 1.00± ± ± ± ± ±15.95 b a,b : Herbir sütundaki istatiksel farklılıkları göstermektedir (p<0.05) Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

60 Koyunlarda deneysel oluşturulan rumen asidozunun elektrokardiyografik parametreler üzerine etkisi TARTIŞMA Koyunlarda 80 gr/kg canlı ağırlık dozunda kırılmış buğday 1:2 oranında ılık suyla sulandırılarak rumen sondasıyla verildikten sonra akut rumen asidozu oluşturuldu ve bütün hayvanlarda saat içerisinde klinik semptomlar görülmeye başlandı. Rumen sıvısı, dışkı ve idrar örnekleri ve kan ph değerinde 12. saatten itibaren belirgin derecede azalma gözlemlendi. Gökçe ve İmren (10), koyunlara buğday ezmesi-buğday samanı karışımının 40 gr/kg vücut ağırlığında 4 gün boyunca günde bir kez yedirdikleri çalışmalarında, koyunlarda çalışmanın 8. saatinden itibaren klinik belirtilerin gelişmeye başladığını, rumen ph ının 4. saatten itibaren düştüğünü, 12. saatten itibaren kan ph ı ve HCO3 ın önemli derecede düştüğünü belirlemişlerdir. Patra ve ark. (23), 24 saatlik açlığı takiben kilogram canlı ağırlığa 90 gr ıslatılmış buğday tanesi tüketmelerine izin verdikleri koyunlardan 12, 24, 48, 72, 96 ve 120. saatlerde rumen sıvısı, kan, serebrospinal sıvı ve idrar numuneleri topladıkları çalışmada, 12 saat içinde hastalığa özgü klinik belirtilerin geliştiğini, gözlem periyodu sürecinde 6 koyunun 4 ünün öldüğünü, 12. saatten itibaren parallel olarak rumen ve metabolik asidoz geliştiğini kaydetmişlerdir. Börkü ve İmren (9), koyunlara kilogram canlı ağırlığa 45 gr ezilmiş buğdayı rumen fistülü yoluyla direkt mideye verdikleri çalışmada, 6. saatten itibaren hastalığa özgü klinik belirtilerin gelişmeye başladığını, rumen asidozu geliştiğini ve 12 saaten itibaren metabolik asidozun geliştiğini bildirmişlerdir. Lal ve ark. (24) keçilerde asidozu 24 saatlik açlığı takiben kg canlı ağırlığa 100 gr buğday tanesini direkt rumen içine vermekle oluşturduklarını, buğday tanesi verilmesini takiben keçilerden 12, 24, 48, 72, 96 ve 120. saatlerde rumen sıvısı, kan ve serebrospinal numuneleri topladıklarını, 12 saat içinde hastalığa özgü klinik belirtilerin geliştiğini, gözlem periyodu sürecinde 6 keçinin 4 ünün öldüğünü, 12. saatten itibaren rumen ve metabolik asidozun geliştiğini belirlemişlerdir. Aslan ve ark. (25), keçilerde 80 gr/kg vücut ağırlığı dozunda buğday ununu 1:2 oranında ılık suyla ıslatarak rumen sondasıyla direkt rumene verdikleri çalşımada, birinci günde hastalığa özgü klinik belirtiler ile rumen ve sistemik asidozun geliştiğini bildirmişlerdir. Hastalığın tanısında; anamnez, klinik semptomlar, rumen içeriği, kan, idrar ve gaita muayene bulgularından yararlanabilmekle beraber hastalığın teşhisinde en önemli kriterlerin kan ve rumen içeriği ph sı ve laktat düzeyi ile kanın asit baz durumunun belirlenmesi (plazma HCO3, pco2 ve baz açığı değeri) olduğu vurgulanmaktadır (1, 2, 5, 15). Bu çalışmada rumen sıvısı, dışkı ve idrar örnekleri ve kan ph değerinde 12. saatten itibaren eş zamanlı olarak belirgin derecede azalma tespit edildi ve rumen sıvısı, idrar örnekleri ve kan ph değerine ilave olarak dışkı ph değerinin de hastalığın tanısında önemli bir kriter olduğu ortaya kondu. Akut rumen asidozunda, rumen sıvısı (10, 12, 21-23, 25), hematolojik (10, 14, 29), kanın asit baz durumu (9, 10, 12, 13, 23), bazı biyokimyasal (12-14, 23, 24) ve enzim aktiviteleri (24), idrar (12, 23) ve serebrospinal sıvı (23, 24, 26) parametrelerini değerlendiren çok sayıda araştırmalar mevcut olmasına rağmen, ctn paremetrelerinin değerlendirildiği herhangi bir araştırmaya rastlanılmadı. Miyokardial hasarlı hastaların değerlendirilmesi için kardiyak göstergelerin yalnız başına veya birlikte belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu göstergeler insan ve hayvanlardaki kardiyak hücre ölümlerinin veya nekrozisin en önemli belirleyicileridir. Miyokart hücrelerinden sızan yangı indikatörlerinden enzimlerin dışında en önemlisi Troponinlerdir (27, 28). Bu çalışmada, ticari pratik kardiak Troponin (ctn) kitleri kullanılarak qualitatif olarak troponin varlığı ortaya konmaya çalışıldı, ancak ctn-i ve ctn-t varlığına ait herhangi bir bulguya rastlanılmadı. Bu nedenle ELISA yöntemleri kullanılarak yapılan kantitatif troponin ölçümü yapılmadı. Son zamanlarda Jafari-Dehkordi ve ark. (29) akut rumen asodozu oluşturulan koyunlarda EKG parametrelerini incelemişlerdir. Bu araştırma sonuçlarına göre, dakikadaki kalp sayısı atımında 15. ve 18. saatlerde artma, 6, 9, 12, 15, 18, 21, 24 ve 30. saatlerde P ve T dalgalarının amplitütlerinde belirgin artma ve RR sürelerinde ise belirgin azalma gözlemlemişlerdir. Bu araştırmacılar, asidozun kalpteki pacemaker aktivitesini hızlandırdığını ve buna bağlı olarak dakikadaki kalp atım sayısında artış meydana gelebileceğini bildirmişlerdir. Kardiak potansiyellerde artışın ise laktik asit yada uçucu yağ asitlerinin fazla miktarda emilimine bağlı ola- 214 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

61 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar Onmaz AC, Güneş V, özelliklerin Aslan Ö, Bekdik etkisi İK bileceğini belirtmişlerdir. Aynı araştırmacılar, akut rumen asidozu oluşturulan koyunlarda EKG parametlerinde belirgin değişikler belirlenebildiğini fakat herhangi bir aritmiye rastlanmadığını bildirmişlerdir. Bazı araştırmacılar (1, 2, 5) ise aksine aritmi görülebileceğini bildirmişlerdir. Sonuçta bu çalışmada, 12, 24 ve 36. dakikada kaydedilen dakika kalp atım sayısındaki artma, QRS kompleksi süresinde ve T dalgası amplitüdündeki azalma dikkati çekti. Jafari-Dehkordi ve ark. (29) araştırmalarına parallel olarak herjangi bir aritmiye rastlanmadı. Ayrıca bu çalışma ile diğer çalışmalara ek olarak dışkı ph değerininde hastalığın teşhis ve prognozunda önemli bir kriter olduğu ve kardiak troponin (ctn) konsantrasyonun akut rumen asidozuslu koyunlarda bazı durumlarda belirlenemediği ancak buna rağmen EKG parametrelerinin etkilenebileceği ortaya konuldu. KAYNAKLAR 1. Blood DC, Radostits OM, Arundel JH, Gay CC. Acute carbohydrate engorgement of ruminants (rumen overload). In: Veterinary Medicine & A Textbook of the Diseases of Cattle, Sheep, Pigs, Goats and Horses. (7nd ed), Bailliére Tindall, London, Philadelphia. 1989; pp İmren HY, Şahal M. Rumen asidozu. In: Veteriner İç Hastalıkları. II baskı, Feryal Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti, Ankara, 1991; ss Dirksen G. The rumen acidosis complex-- recent knowledge and experiences. A review. Tierarztl Prax 1985; 13: Bramley E, Lean IJ, Fulkerson WJ, Costa ND. Clinical acidosis in a Gippsland dairy herd. Aust Vet J 2005; 83: Gül Y, Aksoy G. Akut rumen asidozu. In: Gül Y. (Ed), Geviş Getiren Hayvanların İç Hastalıkları (Sığır, Koyun-Keçi). 2. Baskı. Medipres Matbaacılık Ltd. Şti., Malatya. 2006; ss Garry FB. Indigestion in ruminants. In: Smith, BP (Ed), Large Animal Internal Medicine & Diseases of Horses, Cattle, Sheep, and Goats. (2nd ed), Mosby Year Book, Inc., Philadelphia. 1996; pp Raz A, Landau M. The treatment of experimentally induced acute overeating with cereals in sheep. Refauh Vet. 1970; 27: Dougherty RW, Riley JL, Baetz AL, Cook HM, Coburn KS. Physiologic studies of experimentally grain-engorged cattle and sheep. Am J Vet Res 1975; 36: Börkü MK, Imren HY. Clinical, haematological changes and fluid therapy in experimantally induced ruminal acidosis in sheep. Doğa Tu Vet Hay Derg 1989; 13: Gökçe G, İmren HY. Koyunlarda ruminal asidozis olaylarının yemlere sodyum bikarbonat ilavesiyle koruyucu tedavi denemeleri üzerinde çalışmalar. Tr J Vet Anim Sci 1998; 22: Irwin LN, Mitchell Jr. GE, Tucker RE, Schelling GT. Histamine, tyramine and electrolytes during glucose induced lactic acidosis. J Anim Sci 1979; 48: Cao GR, English PB, Filippich LJ, Inglis S. Experimentally induced lactic acidosis in the goat. Aust Vet J 1987; 64: Telle PP, Preston RL. Ovine lactic acidosis: intraruminal and systemic. J Anim Sci 1971; 33: Morrow LL, Tumbleson ME, Kintner LD, Pfander WH, Preston RL. Laminitis in lambs injected with lactic acid. Am J Vet Res 1973; 34: Bilal T. Rumen asidozis. In: Koyun- Keçilerin İç Hastalıkları ve Beslenmesi. İstanbul Üniversitesi Basım ve Yayınevi, İstanbul.2005; ss Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

62 Koyunlarda deneysel oluşturulan rumen asidozunun elektrokardiyografik parametreler üzerine etkisi 16. Dunlop RH. Pathogenesis of ruminant lactic acidosis. Adv Vet Sci and Comp Med 1972; 16: Bilal T. Ön mide hastalıkları. In: Sığır İç Hastalıkları. İstanbul Üniversitesi Basım ve Yayınevi, İstanbul. 2004; ss Ahrens FA. Histamine, lactic acid, and hypertonicity as factors in the development of rumenitis in cattle. Am J Vet Res 1967; 28: Slyter LL. Influence of acidosis on rumen function. J Anim Sci 1976; 43: Suber FL, Hentges JF, Gudat JC, Edds GT. Blood and ruminal fluid profiles in carbohydrated-foundered cattle. Am J Vet Res 1979: 40: Choudhuri PC, Randhawa SS, Mıshra SK. Effect of lactic acidosis on electrolyte changes in blood and Rumen liquor in buffalo calve. Zentralblatt für Veterinarmedizin 1980; 27A: Braun U, Rihs T, Schefer U. Ruminal lactic acidosis in sheep and goats. Vet Rec 1992; 18: Patra RC, Lal SB, Swarup D. Physicochemical alterations in blood, cerebrospinal fluid and urine in experimental lactic acidosis in sheep. Res Vet Sci 1993; 54: Lal SB, Swarup D, Dwivedi SK, Sharma MC. Biochemical alterations in serum and cerebrospinal fluid in experimental acidosis in goats. Res Vet Sci 1991; 50: Aslan V, Thamsborg SM, Jorgensen RJ, Basse A. Induced acute ruminal acidosis in goats treated with yeast (Saccharomyces cerevisiae) and bicarbonate. Acta Vet Scand 1995; 36: Randhawa SS, Choudhuri PC, Mishra S. Physicochemical changes in cerebrospinal fluid in experimental ruminal acidosis in buffalo calves. Res Vet Sci 1980; 29: Jurlander B, Clemensen P, Wagner GS, Grande P. Very early diagnosis and risk stratification of patients admitted with suspected acute myocardial infarction by the combined evaluation of a single serum value of cardiac troponin-t, myoglobin and creatine kinase MB. Eur Heart J 2000; 21: Ooi DS, Isotalo PA, Veinot JP. Correlation of Antemortem serum creatine kinase-mb, troponin-i and troponin-t with cardiac pathology. Clin Chem 2000; 46(3): Jafari-Dehkordi A, Haji-Hajikolaei MR, Karimi-Dehkordi Z. ECG Changes in Acute Experimental Ruminal Lactic Acidosis in Sheep. Veterinary Research Forum. 2011; 2(3); Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

63 ARAŞTIRMA (Research Report) Çölgeçen Ö, Kesim B, Abay S, Topal ES DENTAL NİKEL KROM ALAŞIMINA UYGULANAN ALTIN KAPLAMANIN YÜZEY PÜRÜZLÜLÜĞÜ VE BAKTERİ ADEZYONUNA ETKİLERİNİN İNCELENMESİ* The Investigation of The Effects of Gold Plating Applied onto Dental Nickel- Chromium Alloy on Surface Roughness and Bacteria Adhesion Özlem ÇÖLGEÇEN 1, Bülent KESİM 2, Seçil ABAY 3, Eyüp Sabri TOPAL 4 Özet: Bu in vitro çalışmada, dental Nikel-krom (Ni- Cr) alaşımından hazırlanan örnekler elektrolitik yolla altın kaplanarak yüzey pürüzlülüğü ve bakteri adezyonu üzerindeki etkileri incelendi. Toplamda 30 adet disk şeklinde Ni-Cr alaşımı örnek hazırlandı ve polisajlandı. Polisajlı örnekler rastgele iki gruba ayrıldı (n=15) ve kaplama işlemi öncesi örneklerin yüzey pürüzlülüğü ölçüldü. Sonrasında gruplardan birine dental uygulamalar için üretilmiş altın kaplama cihazı yardımıyla kaplama işlemi uygulandı ve sonrasında tekrar yüzey pürüzlülüğü ölçümleri gerçekleştirildi. Bakteri adezyon testi için Streptococcus mutans (S.mutans) bakterisi (NCTC 10449) ve koloni sayım yöntemi kullanıldı. Veriler istatistiksel olarak değerlendirildi ve çalışmanın sonucunda, altın kaplama uygulanan grupta hem yüzey pürüzlülüğü hem de bakteriyel adezyon miktarının belirgin bir şekilde azaldığı tespit edildi (p<0,05). Elde edilen sonuçlara dayanarak Ni-Cr alaşımına uygulanacak altın kaplamanın diş çürüğü ve periodontal hastalıkların önlenmesi adına klinik olarak yarar sağlayabileceği öngörüldü. Anahtar kelimeler: Altın kaplama, dental alaşım, Streptococcus mutans Abstract: In this in vitro study, the effect of surface roughness and bacteria adhesion of dental Nickelchromium (Ni-Cr) alloy specimens plated with gold via electroplating were investigated. A total of 30 disc shaped Ni-Cr alloy specimens were prepared and polished. Polished specimens were randomly divided into two groups (n=15) and surface roughness measurement were performed, before plating process. Streptococcus mutans (S.mutans) bacteria (NCTC 10449) and colony counting method was used for bacteria adhesion test. Data were evaluated statistically, and the study suggested that both surface roughness and amount of bacterial adhesion of gold plated group were decreased significantly (p<0,05). In conclusion, gold plating applied onto Ni-Cr alloy might be beneficial for preventing caries and periodontal disease. Keywords: Gold plating, dental alloy, Streptococcus mutans 1 Dt.Erc.Ün.Diş Hek.Fak.Protetik Diş Ted.AD, Kayseri 2 Prof.Dr.Erc.Ün..Diş Hek.Fak.Protetik Diş Ted.AD, Kayseri 3 Yrd.Doç.Dr.Erc.Ün.Vet.Fak.Mikrobiyoloji AD, Kayseri 4 Yrd.Doç.Dr.Erc.Ün.Müh.Fak.Makine Müh.Bölümü, Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : *Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından TSD nolu proje ile Doktora tezi olarak desteklenmiştir. 16. Balkan Stomaloji Kongresi nde (28 Nisan 01 Mayıs 2011, Romanya) poster bildirisi olarak sunulmuştur. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

64 12-16 Dental yaş nikel grubu krom alaşımına çocuklarda uygulanan atletik performansın altın kaplamanın belirlenmesinde yüzey pürüzlülüğü fiziki ve bakteri ve kardiyorespiratuar adezyonuna etkilerinin özelliklerin incelenmesi etkisi Sabit protezlerin yapımında bazı üstün mekanik özellikleri ve ekonomik olması nedeniyle günümüzde en fazla kullanılan metal alaşımı Ni-Cr alaşımıdır (1, 2). Bu alaşım sabit protez bünyesinde, diş ve diş eti dokusu ile en yakın komşulukta bulunan protetik malzemedir ve estetik olmayan görünümleri nedeniyle genellikle temizlenmesi zor alanlarda kullanılmaktadır (3). Yapılan çalışmalarda Ni-Cr alaşımı restorasyonların soy alaşım restorasyonlardan daha fazla plak birikimi sergilediği (4), yapışan plağın koroziv etkisine bağlı olarak sitotoksisite gibi biyolojik reaksiyonların arttığı (5-7) ve uzun vadede alaşımın yüzey polisajını koruyamadığı (8) belirtilmektedir. Bunun yanı sıra sabit protezlerle ilgili başarısızlık nedenleri arasında ilk iki sırada çürük ve periodontal hastalıklar bulunmaktadır (9, 10). Dolayısıyla Ni-Cr alaşımı yüzeyindeki plak birikimini azaltıcı önlemler çevre dokuların sağlığının idamesi ve restorasyonun hizmet süresinin arttırılması adına yararlı olabilir. Bu amaç doğrultusunda malzeme yüzeyini modifiye edici çeşitli teknolojik imkânlardan yararlanmak mümkün görünmektedir. Yüzey kaplama teknolojileri sayesinde malzemenin yüzeyi ince bir kaplama tabakasıyla örtülerek yüzey kimyası ve özellikleri modifiye edilebilmektedir (11). Çok çeşitli kaplama yöntemleri mevcut olsa da, protetik diş hekimliğinde şu an için pratik kullanıma sahip olan ve dental alaşım yüzeyine uygulanabilecek kaplama çeşidi elektrolitik yolla üretilen altın kaplamadır. Bu kaplama, aynı zamanda galvanoseramik kronlar için altın alt yapı üretimine de olanak sağlayan, klinik ve laboratuvar şartlarında kolay kullanıma sahip olan ticari olarak mevcut cihazlar yardımıyla gerçekleştirilebilmektedir (12, 13). Diş hekimliğinde elektrolitik altın kaplama uygulaması korozyonun ve alerjik reaksiyonların önlenmesi (13), daha estetik görünüm sağlanması (14) ve teleskop protezlerde tutuculuğun arttırılması (15) amaçlarıyla önerilmektedir. Ancak altın kaplama uygulamasının oluşturduğu yeni bakteri adezyonuna etkilerini inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmanın amacı Ni-Cr alaşımına uygulanan elektrolitik altın kaplamanın yüzey pürüzlülüğü ve bakteri adezyonu üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmamızın sıfır hipotezi (H0), altın kaplı Ni-Cr alaşımının yüzey pürüzlülüğü ve bakteriyel adezyonda bir değişime neden olmayacağı şeklinde kurulmuştur. GEREÇ VE YÖNTEM Örneklerin hazırlanması ve deney gruplarının oluşturulması Çalışmamızda kullanılan 30 adet deney örneği 10x2 mm boyutlarında olacak şekilde Ni-Cr alaşımından (Nicor, Schütz Dental, Almanya) hazırlandı. Döküm işlemlerinde kullanılacak mavi mum (774 inlay wax, İtalya) örnekler, standardizasyonun sağlanması amacıyla tek bir paslanmaz çelik kalıp kullanılarak elde edildi ve alaşımı üreten firma talimatlarına uygun olarak indüksiyonlu döküm cihazında (INF 2010, Mikrotek, Türkiye) döküldü. Örnek yüzeylerinin standart bir şekilde polisajlanabilmesi için, örnekler beşerli gruplar halinde epoksi rezin (EpoFix, Struers, Glasgow, İngiltere) kalıba gömüldü ve sırasıyla grenli zımpara kâğıtları (English Abrasives, İngiltere) ve ardından 0.25 µm elmas polisaj patı (Diapat, Metkon, Türkiye) ve dönen keçe diskler (Struers, Almanya) yardımıyla otomatik polisaj makinasında (Labapol-5, struers, Germany) ayna parlaklığına getirildi. Polisajı tamamlanmış Ni-Cr alaşımı örnekler rasgele seçim yöntemi ile iki eş gruba ayrıldı (n=15). Gruplardan biri altın kaplama grubu, diğeri ise Ni-Cr grubu olarak adlandırıldı. Kaplama işlemi öncesi yüzey pürüzlülüğü ölçümü Kaplama işlemi öncesi yüzey pürüzlülüğü ölçümleri profilometre cihazı (Perthometer S2, Mahr, Almanya) kullanılarak gerçekleştirildi. Ölçüm uzunluğu olarak 5,6 mm, cut-off değeri olarak 0,25 mm seçildi. Her bir örneğin 5 ayrı bölgesinden ölçüm gerçekleştirildi ve her bir örneğin ortalama Ra (Roughness Average) değeri belirlendi. Elde edilen Ra değerleri Ra1 olarak isimlendirildi. 218 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

65 Çölgeçen Ö, Kesim B, Abay S, Topal ES Altın kaplama işleminin uygulanması Dental uygulamalar için üretilmiş altın kaplama ve elektroforming cihazı (Gammat- free, Gramm dental, Almanya) (Resim 1) yardımıyla altın kaplama grubuna ait örnekler % 99,8 saflıkta altın ile kaplandı. Kaplama banyosunun hazırlanması için litresinde 15g altın içeren kaplama solüsyonundan (Ecolyt SG 100, Gramm, Almanya) 40 ml, dilüe edici solüsyondan (SP-V, Gramm, Almanya) 360 ml ve aktivatör solüsyondan (Aktivatör SG 100, Gramm, Almanya) 120 ml kullanılarak toplam 400 ml solüsyon cam beher içerisinde hazırlandı. Cihaz, kaplama banyosunu karıştırırken kaplama başlığı ünitesine 0.25 mm lik ligatür teli (Remanium, Dentaurum, Almanya) ile asılan deney örnekleri üretici firma talimatları doğrultusunda sırasıyla temizleme, aktivasyon ve ön kaplama işlemlerine tabi tutuldu. Ardından örnekler cihaz içerisinde karışmaya devam eden kaplama banyosuna daldırıldı ve bir saat sonrasında altın ile kaplanmış hale geldi. Kaplama sonrası deney gruplarına ait birer örneğin yakından görünümü Resim 2 de gösterilmektedir. Kaplama işlemi sonrası yüzey pürüzlülüğü ölçümü Kaplama işlemi sonrası altın kaplama grubu örneklerinin yüzey pürüzlülüğü, kaplama işlemi öncesi ile aynı parametreler kullanılarak tekrar ölçüldü ve elde edilen Ra değerleri Ra2 olarak isimlendirildi. Pelikıl tabakasının oluşturulması Klinik durumu simüle etmek amacıyla örnek yüzeyleri üzerinde pelikıl tabakası oluşturuldu. Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Araştırma Etik Kurulu onayı doğrultusunda periodontal açıdan sağlıklı ve ağzında aktif çürük bulunmayan, sistemik rahatsızlığı olmayan, sigara kullanmayan ve son üç ay içerisinde medikal tedavi görmemiş dört erişkin bireyden aydınlatılmış onamları dâhilinde tükürük örnekleri alındı. Sabah kahvaltısından iki saat sonra şekersiz sakız (Falım, Türkiye) çiğnenmesi yoluyla tükürük uyarımı sağlandı ve oluşan tükürük steril plastik kaplar (FıratMed, Türkiye) içerisinde toplandı. Her bireyin tükürüğünden eşit miktarda karıştırılarak 1600 devir/dakikada 15 dakika santrifüj (IEC Centra CL2, Thermo Scientific, Germany) edildi ve tüpün üst kısımda biriken süpernatant 0,2 µm lik enjektör filtresi (Minisart, Biotech, Almanya) ile süzülerek sterilize edildi. Steril tükürük plastik tüpler (Orlab, Türkiye) içerisine bölüştürülerek -20 C de deney aşamasına kadar saklandı. Bakteri adezyon deneyi öncesi otoklavda steril edilen deney örnekleri 1 ml steril tükürük ile 37 C de iki saat temasta bırakılarak örneklerin yüzeyinde pelikıl tabakası oluşturuldu. Bakteri adezyon deneyinin uygulanması Bakteri adezyon deneyleri için uluslar arası standartlara sahip NCTC no lu S.mutans suşu kullanıldı. Stoktan (-80 C) çıkarılan bakteri, %5 insan kanı ile hazırlanan kanlı agara (Blood Agar Base İmproved, ABD) ekim yapılarak 37 C lik mikroaerobik ortamda 24 saat inkube edildi. Bu kültürden alınan bakteri ile 5 ml serum fizyolojik kullanılarak bakteri süspansiyonu hazırlandı. Elde edilen süspansiyonun bulanıklığı densitometre cihazı yardımıyla 0.5 McFarland standartlarına göre ayarlandı. Böylece süspansiyonun 1 ml sinde 150x10 6 cfu (koloni oluşturan birim) bakteri bulunması sağlandı (0.5 McFarland standardına sahip bir süspansiyon 150x10 6 cfu/ml yoğunluğunda bakteri hücresi içerir (16, 17)). Hazırlanan süspansiyonun 100 µl si kanlı agar yüzeyine cam baget yardımıyla homojen bir şekilde yayıldı. Pelikıl kaplı deney örneklerinin polisajlı yüzeyleri besiyeri yüzeyine temas edecek şekilde yerleştirildi ve petriler mikroaerofilik kit (Aneorocult-C, Merck, Almanya) kullanılarak 37 C de 24 saatlik inkübasyona bırakıldı. Süre sonunda besi yeri yüzeyinden kaldırılan örnekler, yapışmayan bakterilerin uzaklaştırılması için 15 ml serum fizyolojik ile nazikçe yıkandı ve her bir örnek 2 ml serum fizyolojik içeren cam tüp içerisine atıldı. Örnek yüzeyine yapışan bakterilerin sıvı içerisine geçmesini sağlamak için 35 khz frekansında ultrasonik titreşim, banyo cihazı (Sonorex, Bandelin, Almanya) yardımıyla 5 dakika boyunca uygulandı. Sonrasında tüp içerisinden 100 µl sıvı alınarak ependorf tüplerinde dört kat dilüe edildi. Üçüncü ve dördüncü dilüsyon tüplerinden alınan 100 µl sıvı, kanlı agar yüzeyine yayıldı ve 37 C de mikroaerobik ortamda gerçek- Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

66 12-16 Dental yaş nikel grubu krom alaşımına çocuklarda uygulanan atletik performansın altın kaplamanın belirlenmesinde yüzey pürüzlülüğü fiziki ve bakteri ve kardiyorespiratuar adezyonuna etkilerinin özelliklerin incelenmesi etkisi leştirilen 48 saatlik inkübasyonun ardından besiyerinde oluşan koloniler sayıldı. Buradan yola çıkarak deney örneğinden sıvıya geçen toplam bakteri sayısı cfu cinsinden hesaplandı. İstatistiksel Analiz Çalışma verileri SPSS Versiyon (Statistical Packages for the Social Sciences, SPSS Inc, ABD) istatistik paket programında değerlendirildi. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-wilk testi ile test edildi. Bu testin sonuçlarına göre, hem pürüzlülük hem de bakteri adezyonu ile ilgili verilerin her iki grupta da normal dağılıma uygunluk gösterdiği saptandı. Bu nedenle kaplama işlemi öncesi yüzey pürüzlülüğü açısından iki grup arasındaki farkın önemi Student s t-testi kullanılarak, kaplama işlemi sonrası altın kaplama grubunda yüzey pürüzlülüğünde meydana gelen farklılığın önemi eşleştirilmiş-t testi kullanılarak, bakteri adezyonu bulgularında iki grup arasındaki farkın önemi ise Student s t-testi kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel p değerinin 0.05 ten küçük olduğu durumlar anlamlı farklılık olarak kabul edildi. BULGULAR Her iki gruptan elde edilen ortalama yüzey pürüzlülüğü değerleri ile birlikte kaplama işlemi öncesi iki grup arasında yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçları ve kaplama işlemi sonrası altın kaplama grubunda yapılan grup içi karşılaştırma sonuçları Tablo I de sunulmuştur. Gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre kaplama işlemi öncesinde her iki grubun pürüzlülük değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsız bulundu ve grupların yüzey pürüzlülüğü açısından denk olduğuna karar verildi (p=0.923). Kaplama işlemi sonrasında ise altın kaplama grubunda ortalama yüzey pürüzlülüğünün azaldığı ve bu değişimin eşleştirilmiş t-testi sonucuna göre istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p=0.007). Yüzey pürüzlülüğünde meydana gelen değişim Şekil 1 de grafiksel olarak sunulmaktadır. S.mutans bakteri adezyon miktarı açısından gruplar karşılaştırıldığında altın kaplama grubunda belirgin olarak daha az bakteri adezyonu gerçekleştiği sonucuna ulaşıldı (p<0.001). Deney gruplarına ait ortalama S.mutans koloni sayıları ve Student s t testi sonuçları Tablo II de görülmektedir. Hem yüzey pürüzlülüğü hem de bakteri adezyonu testi sonucu elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucu, altın kaplı Ni-Cr alaşımının yüzey pürüzlülüğü ve bakteriyel adezyonda bir değişime neden olmayacağı şeklinde kurulmuş olan sıfır hipotezi (H0) reddedilmiştir. Tablo I. Kaplama işlemi öncesi ve sonrasına ait pürüzlülük ve istatistiksel analiz sonucu elde edilen p değerleri Ni-Cr grubu (n=15) Altın kaplama grub (n=15) Gruplar arası karşılaştırma Kaplama işlemi öncesi 8.33(0.49)* nm 8.40 (0.46) nm p=0.923 Kaplama işlemi sonrası (0.35) nm Grup içi karşılaştırma p= *: Ortalama (standart hata), nm: Nanometre, n: Örnek sayısı 220 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

67 Çölgeçen Ö, Kesim B, Abay S, Topal ES Tablo II: Bakteri adezyon miktarındaki farklılığın gruplar arası karşılaştırılması Gruplar n Kolon sayısı (x10 4 cfu) X ± Ss Ni-Cr grubu ± 178 Altın Kaplama grubu ± 97 p <0,001 n: Örnek sayısı, Ss: Standart sapma Şekil 1. Altın kaplama grubunda kaplama işlemi öncesi ve sonrası yüzey pürüzlülüğündeki değişim Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

68 12-16 Dental yaş nikel grubu krom alaşımına çocuklarda uygulanan atletik performansın altın kaplamanın belirlenmesinde yüzey pürüzlülüğü fiziki ve bakteri ve kardiyorespiratuar adezyonuna etkilerinin özelliklerin incelenmesi etkisi Resim 1. Altın kaplama ve elektroforming cihazı Resim 2. Ni-Cr ve altın kaplama grubuna ait deney örneklerinden birinin yakından görünümleri 222 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

69 Çölgeçen Ö, Kesim B, Abay S, Topal ES TARTIŞMA Sabit protetik materyale komşu diş ve diş eti dokusunun sağlığını koruyabilmesinde restorasyon dizaynı ve hastanın oral hijyeni sağlayabilme becerisinin yanı sıra, kullanılan malzemenin cinsi ve yüzey özellikleri de oldukça etkilidir (18). Sabit protez yüzeyinde biriken plak, marginal çürük ve diş eti probleminin başlıca nedeni olarak gösterilmektedir (19). Plak oluşumundaki ilk aşama primer kolonizer adı verilen bakterilerin pelikıl yüzeyine adezyonudur. Primer kolonizerler diğer bakterileri hem beslerler, hem de onlar için bir yapışma yeri oluştururlar (18, 20). Dolayısıyla primer kolonizerlerin adezyonunu engellemek plağı inhibe etmekteki ilk hedeftir. Primer kolonizerler streptokoklardır ve bunlardan biri olan S. mutans ağız içerisindeki en karyojenik ve plak oluşumunda en etkin bakteri türü olarak tanımlanmaktadır (18, 20, 21). Bu sebeple birçok çalışma tarafından dental malzeme yüzeyindeki S. mutans adezyonu, plak birikim miktarı ve çürük gelişim olasılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir (18, 22, 23). Tüm bu nedenlerden dolayı çalışmamızda, altın kaplamanın bakteriyel adezyon üzerindeki etkinliği S. mutans bakterisi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bakteriyel adezyon ve plak birikiminde etkili olan çok sayıda faktör (yüzey pürüzlülüğü, yüzey enerjisi, zeta potansiyeli, malzemenin cinsi gibi) tanımlanmış olsa da, yüzey pürüzlülüğünün etkisinin diğerlerinden daha belirgin olduğu çeşitli çalışmalarda belirtilmiş (24, 25) ve protetik malzemelerin mutlaka düşük pürüzlülüğe sahip olması gerektiği vurgulanmıştır (26). Yapılan araştırmalarda (24, 25) başlangıç bakteriyel adezyon için Ra ile belirlenen yüzey pürüzlülüğünün en fazla, buna karşın serbest yüzey enerjisinin ise en az etkili olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle çalışmamıza pürüzlülük ölçümleri dâhil edilmiş ve Ra parametresi esas alınarak ölçümler gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda kaplama işlemi öncesi yüzey pürüzlülüğünün gruplar arası denk olduğu istatistiksel yolla belirlenerek, başlangıç pürüzlülüğündeki farklılıkların kaplama sonrası yüzey pürüzlülüğü ve bakteri adezyon miktarına olan etkileri elimine edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda uyguladığımız altın kaplama sonrası yüzey pürüzlülüğünde belirgin bir azalma meydana gelmiştir (p<0.01). Bu durumun nedenlerinden biri elektrolitik kaplama yöntemini tercih etmemiz olabilir. Çünkü elektrolitik kaplamada elde edilen kaplamanın tanecik boyutunun daha küçük olması ve kullanılan kimyasal parlatıcılar pürüzsüz ve parlak yüzeyler elde etmede katkı sağlayabilmektedir (27). Yen ve arkadaşları (28) elektrolitik kaplama yoluyla yüzey pürüzlülüğünün yaklaşık %10 oranında azaltılabileceğini belirtmiş, Park ve arkadaşları (29) da elektrolitik altın kaplı implant abutment vidalarının titanyum ve altın abutment vidalarından daha pürüzsüz yüzey özelliği gösterdiğini bildirmişlerdir. Bizim çalışmamızda da elektrolitik kaplama sonrası yüzey pürüzlülüğünde bir miktar azalma meydana gelmiş (yaklaşık %7) ve meydana gelen azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01). Bu açıdan elde ettiğimiz sonuçlar elektrolitik kaplama yöntemini kullanan çeşitli araştırmacıların (28-30) sonuçlarıyla uyumlu görünmektedir. Endüstriyel ve biyomedikal alanda uygulanan yüzey kaplama malzemeleri sayesinde korozyona dirençli, biyouyumlu, estetik ve daha az bakteri adezyonu sağlayan yüzeyler elde edilebildiği belirtilmektedir (14, 31-33). Dental malzemelerde de uygun bir kaplama materyali seçimiyle klinik olarak arzu edilen özelliklere bir adım daha yaklaşabilecek yüzeyler oluşturulması, restorasyonların kullanım ömrünü arttırabilir. Bu açıdan altın metali korozyona dirençli ve biyouyumlu (6, 7, 34) olmasının yanı sıra estetik olarak kabul edilen sarı rengi (14) nedeniyle uygun bir kaplama malzemesi adayı olarak görünmektedir. Ayrıca klinik ve laboratuar şartlarında kullanım için üretilmiş kaplama cihazlarının mevcut olması uygulamayı oldukça kolaylaştırmaktadır. Yaptığımız literatür incelemesi sonucunda altın kaplamanın bakteriyel adezyon miktarına etkilerini inceleyen herhangi bir çalışmaya rastlanmamış olmakla beraber, altınla ilgili oldukça olumlu sonuçlar mevcuttur. Çok sayıda çalışma (35-37) altının dişeti dokusu ve periodontal dokular tarafından oldukça iyi tolere edildiğini ve altın renkli marjinlerin estetik olarak soy olmayan döküm alaşımlarına göre çok daha iyi sonuçlar sergilediğini belirtmiştir. Bakteriyolojik açıdan yapılan Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

70 12-16 Dental yaş nikel grubu krom alaşımına çocuklarda uygulanan atletik performansın altın kaplamanın belirlenmesinde yüzey pürüzlülüğü fiziki ve bakteri ve kardiyorespiratuar adezyonuna etkilerinin özelliklerin incelenmesi etkisi çalışmalarda ise altının oligodinamik etkiye bağlı olarak zayıf bir antibakteriyel etki sergilediği (38), altın yüzeylerde oluşan plak birikiminin ve bakteriyel adezyon miktarının soy olmayan dental alaşım, mine, dentin, akrilik ve seramik yüzeylerden daha az olduğu belirtilmektedir (4, 39-41) Çalışmamızda kullandığımız altın kaplama ise Ni-Cr alaşım yüzeyinden belirgin derecede (yaklaşık %60) daha az bakteri adezyonu sağlamıştır (p<0.001). Bu sonuç altın yüzeylerde olduğu gibi, altın kaplama yüzeyinin de bakteriyolojik açıdan olumlu etkilere sahip olduğunu doğrulamaktadır. Bakteri adezyon miktarındaki azalmanın, Sierra ve arkadaşlarının (38) belirttiği gibi altının sahip olduğu zayıf oligodinamik etki sonucu gerçekleştiğini düşünmekteyiz. Bu çalışmada elektrolitik altın kaplama sayesinde Ni-Cr alaşım yüzeyinin daha pürüzsüz ve daha az bakteri adezyonu sağlayabilen bir hale getirilebileceği sonucuna ulaşıldı. Dolayısıyla kaplama uygulaması, özellikle temizlenmesi zor alanlarda sabit proteze komşu dokulardaki çürük ve periodontal hastalıkların gelişimini önlenmeye katkıda bulunarak restorasyonların daha uzun süre ve sağlıklı bir şekilde hizmet vermesini sağlayabilir. TEŞEKKÜR Çalışmamızın gerçekleştirilmesindeki katkılarından ötürü Erciyes Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi ne teşekkürlerimizi sunarız. KAYNAKLAR 1. Rosenstiel SF, Fujimoto J, Land MF. Framework Design and Metal Sellection for Metal Ceramic Restorations, In:Contemporary Fixed Prosthodontics (4), St.Lois M, Elsevier, 2006: p O'Brien WJ. Alloys for Porcelain Fused to Metal Restorations, In:Dental Materials and Their Selection (3), O'brien WJ, Quintessence, USA, 2002: p Shillingburg HT. Metal- Ceramic Restorations, In: Fundamentals of Fixed Prosthodontics (3), Quintessence Pub, Chicago, 1997: p Dalkız M, Beydemir B, Gökçe HS. Değişik materyallerden yapılan sabit kuronların dişeti sağlığına etkileri. Gülhane Tıp Dergisi 2002;44: Geis-Gerstorfer J, Passler K-. Studies on the influence of Be content on the corrosion behavior and mechanical properties of Ni- 25Cr-10Mo alloys. Dent Mater 1993;9: Zaimoğlu A, Can G, Ersoy E, Aksu L. Diş Hekimliğinde Maddeler Bilgisi. Ankara Üniversitesi Basım Evi, Ankara 1993; Wataha JC. Biocompatibility of dental casting alloys: a review. J Prosthet Dent 2000;83: Ma JF, Liu JS, Zhang DF, et al. Study on the surface roughness of three dental alloys soaked in artificial saliva. Shanghai Kou Qiang Yi Xue 2007;16: Libby G, Arcuri MR, LaVelle WE, Hebl L. Longevity of fixed partial dentures. J Prosthet Dent 1997;78: Fayyad MA, Al-Rafee MA. Failure of dental bridges. II. Prevalence of failure and its relation to place of construction. J Oral Rehabil 1996; Holmberg K, Matthews A. Coatings Tribology. Tribology and Interface Engineering Series no: 56,Elsevier, UK, 2009: p Sönmez A. Galvano Kronlarda Marjinal Adaptasyonun ve Porselen Bağlantısının İn- Vitro İncelenmesi ve Ni-Cr Alaşımlarla Karşılaştırılması Doktora Tezi, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ankara 2008: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

71 Çölgeçen Ö, Kesim B, Abay S, Topal ES 13. Rudolf R, Anžel I, Stamenković D. Dental materials: Challenge and usage of the latest inventions. Metalurgija 2008;14: Shi YL, Mu YZ, Zhao N, Ge SH. Short-term observation of gold-plating unprecious metal ceramic crown in restoring anterior tooth. Shanghai Kou Qiang Yi Xue 2005;14: Greven B, Luepke M, von Dorsche SH. Telescoping implant prostheses with intraoral luted galvano mesostructures to improve passive fit. J Prosthet Dent 2007;98: Carson KR, Goodell GG, McClanahan SB. Comparison of the Antimicrobial Activity of Six Irrigants on Primary Endodontic Pathogens. JOE 2005;31: Kuula H, Kononen E, Lounatmaa K, et al. Attachment of oral gram-negative anaerobic rods to a smooth titanium surface: an electron microscopy study. Int J Oral Maxillofac Implants 2004;19: Akça E, Akça G, Gökçe S, et al. Farklı sabit protetik restorasyon maddelerinde bakteri tutunmasının incelenmesi. Gülhane Tıp Dergisi 2005;47: Valderhaugh J, Jokstad A, Ambjornsen E, Northeim PW. Assessment of the periapical and clinical status of crownd teeth over 25 years. J Dent 1997; Liljemark WF, Bloomquist C. Human oral microbial ecology and dental caries and periodontal diseases. Crit Rev Oral Biol Med 1996;7: Burne R. Oral streptococci.products of their environment. J Dent Res 1998;77: Nikawa H, Hamada T, Yamashiro H, et al. The effect of saliva or serum on Streptococcus mutans and Candida albicans colonization of hydroxylapatite beads. J Dent 1998;26: Burgers R, Eidt A, Frankenberger R, et al. The anti-adherence activity and bactericidal effect of microparticulate silver additives in composite resin materials. Arch Oral Biol 2009;54: Quirynen M, Bollen CM. The influence of surface roughness and surface-free energy on supra- and subgingival plaque formation in man. A review of the literature. J Clin Periodontol 1995;22: Bollen CM, Papaioanno W, Van Eldere J, et al. The influence of abutment surface roughness on plaque accumulation and peri -implant mucositis. Clin Oral Implants Res 1996;7: Burgers R, Gerlach T, Hahnel S, et al. In vivo and in vitro biofilm formation on two different titanium implant surfaces. Clin Oral Implants Res 2010;21: Demircan M. Elektrolitik Kaplamada Organometalik Malzemelerin Kaplama Veirimliliğine Etkisi. Yüksek Lisans, Kocaeli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Kocaeli 2008: Yen SK, Guo MJ, Zan HZ. Characterization of electrolytic ZrO 2 coating on Co-Cr-Mo implant alloys of hip prosthesis. Biomaterials Park CI, Choe HC, Chung CH. Effects of Surface Coating on the Screw Loosening of Dental Abutment Screws. Metal and Materials International 2004;10: Wu SJ, Yen SK. Electrolytic Gradient Al 2 O 3- ZrO 2 Composite Coatings on Ti6Al4V Implant Alloys. 204th Meeting of The Electrochemical Society, 1219, 2003, Orlando, USA. 31. Paschoal AL, Vanancio EC, Canale Lde C, et al. Metallic biomaterials TiN-coated: corrosion analysis and biocompatibility. Artif Organs 2003;27: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

72 12-16 Dental yaş nikel grubu krom alaşımına çocuklarda uygulanan atletik performansın altın kaplamanın belirlenmesinde yüzey pürüzlülüğü fiziki ve bakteri ve kardiyorespiratuar adezyonuna etkilerinin özelliklerin incelenmesi etkisi 32. Ochsenbein A, Chai F, Winter S, et al. Osteoblast responses to different oxide coatings produced by the sol gel process on titanium substrates Acta Biomaterialia 2008;4: Kiraz N, Kesmez Ö, Burunkaya E, et al. Antibacterial glass films prepared on metal surfaces by sol-gel method. J Sol-Gel Sci Technol 2010;56: Shuman IE. 24-karat gold and the art of aesthetics. Dent Today 2001;20:58-60, App GB. Effect of silicate, amalgam, and cast gold on the gingiva. J Prosthet Dent 1961;11: Cavazos E. Tissue response to fixed partial denture pontics. J Prosthet Dent 1968;20: Nathanson D, Nagai S, Po S, et al. Preliminary Evaluation of the Effect of Crown on Gingival Color. IADR/AADR/ CADR 82nd General Session, March 10-13, 2004, Hawaii. 38. Sierra JF, Ruiz F, Pena DCC, et al. The antimicrobial sensitivity of Streptococcus mutans to nanoparticles of silver, zinc oxide, and gold. Nanomedicine: Nanotechnology, Biology and Medicine Siegrist BE, Brecx MC, Gusberti FA, et al. In vivo early human dental plaque formation on different supporting substances. A scanning electron microscopic and bacteriological study. Clin Oral Implants Res 1991;2: Goodson JM, Shoher I, Imber S, et al. Reduced dental plaque accumulation on composite gold alloy margins. J Periodontal Res 2001;36: Zeytun G. Köprülerin Elde Edildiği Çeşitli Materyallere Göre Bakteri Plaklarının Yerleşim Özellikleri. Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul 1990: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

73 DERLEME (Review Article) Büyük SK, Ramoğlu Sİ ORTODONTİK TEŞHİSTE KONİK IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ Cone Beam Computed Tomography in Orthodontic Diagnosis S.Kutalmış BÜYÜK 1, Sabri İlhan RAMOĞLU 2 Özet: 1960 larda diş hekimliği radyolojisi ilerleme kaydetmiş, panoramik radyografinin tanıtılmasıyla tek bir filmde çenelerin ve maksillofasiyal yapıların görüntülenmesi mümkün olmuştur. İlerleyen dönemlerde; dijital görüntüleme, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG), pozitron emisyon tomografi (PET) ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) geliştirilmiş, maksillofasiyal bölgenin üç boyutlu olarak görüntülenmesi mümkün olmuştur. Özellikle maksillofasiyal bölgenin görüntülenmesine yönelik olan KIBT nin tanıtılmasıyla diş hekimliğinde üç boyutlu verilere ulaşım ve görüntü düzenlenmesi kolaylaşmıştır. KIBT den faydalanılarak bir dizi ortodontik uygulama yapmak mümkündür. Bunlar; gömülü dişler ve ağız içi anomaliler, havayolu analizi, alveol kemiğinin yükseklik, genişlik ve hacminin değerlendirilmesi, temporomandibuler eklem (TME) anatomisi ve yüz analizi gibi başlıklar altında toplanabilir. Bu teknolojinin hızla yaygınlaşması diş hekimlerine maksillofasiyal bölgenin diagnozundan görüntü rehberliği ile birlikte planlanan ortodontik ve cerrahi işlemlere kadar geniş bir yelpazede üç boyutlu temsillerin yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Günümüzde ortodontistler üç boyutlu görüntüleme tekniklerinin klinik teşhis, tedavi planlaması ve tedavi sürecindeki avantajlarını kullanmaktadırlar. Anahtar kelimeler: Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, ortodontide görüntüleme Abstract:In the 1960s dental radiology made progress and with the introduction of panoramic radiography the imaging of jaws and maxillofacial structures has been possible within one film. Subsequently digital imaging, computed tomography (CT), magnetic resonance imaging (MRI), positron emission tomography (PET), and cone beam computed tomography (CBCT) have been developed and the imaging of the maxillofacial region in three dimension (3D) has been possible. With the introduction of CBCT, which specifically aim to image the maxillofacial region, obtaining 3D data and the reconstruction of imaging has become easier in dentistry. By making use of CBCT, it is possible to make a series of orthodontic practice, some examples of which are submerged teeth and oral abnormalities, airway analysis, assessment of alveolar bone heights, weight and volume, temporomandibular joint morphology and facial analysis. The rapid development of this technology facilitates 3D representation, ranging from the diagnosis of maxillofacial to guided orthodontic and surgical procedures with image guidance. Today, orthodontists make use of three dimensional imaging techniques on clinical diagnosis, treatment planning and treatment duration. Keywords: Cone beam computed tomography, imaging in orthodontics 1 Arş.Gör.Dt.Erc.Ün.Diş Hek.Fak.Ortodonti AD, Kayseri 2 Doç.Dr.Erc.Ün.Diş Hek.Fak.Ortodonti AD, Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

74 12-16 Ortodontik yaş grubu teşhiste çocuklarda konik ışınlı bilgisayarlı atletik performansın tomografi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Diş hekimliğinde görüntüleme hastaların klinik değerlendirilmesinde önemli bir diagnostik tamamlayıcıdır (1). Radyografik değerlendirme son 20 yıl içinde muazzam bir gelişim göstermiştir ve ortodontistlerin, kraniyofasiyal yapıların şekil ve boyutlarını ölçmek ve kaydetmek için kullandığı en yaygın araçlardan birisi olmuştur. Görüntüleme genel olarak, ortodontide gruplandırılmış anatomik yapıların güncel durumlarını kaydetmek için kullanılır. Bu düşüncelerden dolayı ortodontistler, kraniyofasiyal bölgenin üç boyutlu anatomik kayıtları için, aşina oldukları iki boyutlu statik görüntüleme tekniklerini kullanırlar. Bu açıdan ortodontistler tedavi plânlamasında anatominin belirlenmesinde dişler için çekilen fotoğraflar, periapikal ve panoramik radyografiler, temporomandibular eklem (TME) için çekilen tomografi ve magnetik rezonans görüntülemeleri (MRG) ve fasiyal iskelet için çekilen sefalometrik radyografiler gibi özel metotları kullanırlar. Böylece detayların zenginleştirilmesinin yanında, görüntülerin üzerinde çalışmak da mümkün olacaktır (2). Bilgisayarlı tomografi (BT) gibi kesitsel görüntüleme teknikle-ri çoğunlukla kompleks diagnostik problemlerin çözümünde kullanılmaktadırlar (3). Üç boyutlu Konik Işınlı bilgisayarlı tomografinin (KIBT) 1990'lı yıllarda geliştirilmesi ile diş hekimleri iki boyuttan üçüncü boyuta geçme şansı elde etmişlerdir (1,4). KIBT'nin özellikle son 5 yılda diş hekimliğinde kullanımı son derece artmıştır (4). Konik ışın sistemleri, tek rotasyonda ve olduk-ça düşük radyasyon dozu ile diş hekimlerine 3 boyutlu hacimli (volumetrik) veri elde etme olanağı sağlamaktadır (5). Aynı zamanda iki boyutlu görüntülerin koronal, sagital, oblik ve çeşitli eğimlerdeki düzlem-lerde yeniden düzenlenebilmesine izin verir. KIBT, BT ile karşılaştırıldığında daha düşük radyasyon dozu ile hastaların görüntülenmesini mümkün hâle getirmiştir (6,7). KIBT, konvansiyonel BT tarayıcılarından 15 kat daha az radyasyon dozu ya da 4-15 panoramik radyografi için ihtiyaç duyulan radyasyon dozuna eşit bir dozla ve kısa tarama zamanına (10-70 sn) ayrıca; yüksek diagnostik kalitedeki imajlarıyla milimetrenin altında uzaysal çözünürlük sağlama imkânına sahiptir (8). KIBT nin diş hekimliğinde kullanım alanı oldukça geniştir. Patolojilerin tanısında, sınırlarının ve hatta içeriklerinin (katı mı, sıvı mı, jelöz mü?) belirlenmesinde, tükürük bezi incelemelerinde, TME yapısının incelenmesinde, TME ankilozu veya fraktürlerinde, maksiller sinüs incelemesinde, çeneyüz bölgesi travma ve fraktürlerinde ve implant uygulamalarında sıkça kullanılmaktadır (9). KIBT ile elde edilen kraniyofasiyal görüntüler ile belirli kategorilerde bilgi sağlanmasıyla ortodontide; tedavi, gelişim ve kraniyofasiyal veriler arasındaki karmaşık ilişkiyi yorumlamak amacıyla veya verilerin aşağıdaki kategorilerinin bir veya daha fazlasının bağımsız çözümü için kullanılmaktadır: Normal ve anormal anatominin tespiti Kök uzunluğu ve kök hizalanmasına karar verme Çene boyutu ve gerekli diş mesafesi arasındaki ilişkiyi saptama Uzaysal maksillo-mandibular ilişkinin tespiti Temporomandibular eklemin durumunun tespiti Eski, şimdi ve beklenen kraniyofasiyal gelişme boyutu ve yönünün tespiti Kraniyofasiyal anatomide tedavinin etkilerini saptama Supernümerer ve gömük dişlerin tespiti ve lokalizasyonu (2). Minimal distorsiyonla maksillofasiyal iskeletsel yapıların üç boyutlu gösterimini sağlamadaki yeteneği, bir görüntüleme yöntemi olarak bu teknolojinin kullanılabilirliğinde artış sağlamıştır. (8, 10). Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografinin Ortodontik Açıdan Avantajları KIBT cihazları teknolojik gelişmelerle birlikte oldukça küçülmüş, medikal BT lerle karşılaştırıldığında da maliyetinin oldukça düşük olduğu bilinmektedir. KIBT ler yüksek oranda kontrastlığa sahip yapıların görüntülenmesini sağladığından kemik ve dişlerin bulunduğu kraniyofasiyal bölgedeki kemiksel yapıların değerlendirilmesinde etkin olmaktadırlar (1). 228 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

75 Büyük SK, Ramoğlu Sİ Medikal BT ile karşılaştırıldığında KIBT için gereken ışınlama süresi oldukça azaltılmış olup, çoğu cihazda 30 saniyeden az sürmektedir. Bunun nedeni, KIBT de cismin görüntüsünün elde edilebilmesi için ışın kaynağının bir kez dönüşünün yeterli olabilmesidir (3). Modern KIBT cihazları ile mm arasında izotropik yapıda submilimetrik voksel çözünürlülüğü elde edilebilmektedir (8). KIBT cihazları için etkin doz mikrosieverts değeri arasında olup, cihazın modeline ve uygulanan görüntüleme tekniğine göre de-ğişiklik göstermektedir (11). Bu değerler yaklaşık olarak bir panoramik film dozunun 4 ile 77 katına karşılık gelse de, medikal BT lerle elde edilen kafa görüntülenmesine kıyasla %51-% 96 oranında düşük doz değerine sahiptir (1,12). KIBT nin en önemli avantajlarından bir tanesi verilerin üç boyutlu olarak düzenlenmesinin ve görüntülenmesinin kişisel bilgisayarlarda gerçekleştirilebilmesidir (13). Bazı üreticiler miniimplant yerleşimi gibi özel amaçlara yönelik kapsamlı yazılım programları sunmaktadır. Bu sayede boyutsal değerlendirmelerin ve ölçümlerin yapılması, görüntülerin büyütülerek izlenebilmesi, görüntüler üzerinde not alınabilmesi mümkün olmaktadır. Cismin farklı düzlemlerdeki görüntüleri özel formatlarda izlenebilmektedir (7). Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografinin Ortodonti Açısından Dezavantajları KIBT de; konik ışın geometrisi, algılayıcı hassasiyeti ve kontrast çözünürlülüğü gibi bazı kısıtlılıklar tekniğin deza-vantajlarının oluşmasına yol açmaktadır. KIBT nin görüntü kalitesini zayıflatan temel faktör görüntü artefaktlarıdır. Artefakt, görüntülenmek istenen cisim ile ilgili olmayan distorsiyon veya bozuklukları ifade eder. Artefaktlar görüntü kazanımı esnasındaki fiziksel işlemlerdeki kısıtlılıklara bağlı oluşabilirler. Metalik yapıların mevcudiyetinde X-ışını bir cisimden geçtiğinde düşük enerjili fotonlar yüksek olanlara göre daha fazla absorbe edilerek iki yoğun cisim arasında çizgiler ve koyu bantların oluşumu gibi artefaktlar meydana gelmesine sebep olmaktadır (14). Radyasyon saçılımına bağlı olarak noise (görüntünün izlenmesine engel olan, radyografik dansitedeki istenmeyen değişiklikler) meydana gelebilmektedir. Ayrıca, metal restorasyonlar veya braketler sonucu artefakt meydana gelebilmektedir (8). Yumuşak dokuların görüntülenmesinde sınırlı olması bir yana bırakılırsa; KIBT ler baş ve yüz bölgesinin sert dokularının incelenmesinde tartışmasız bir yere sahiptir. Konik Işınlı Bilgisayarlı Tomografinin Ortodontik Tedavilerde Kullanım Alanları Literatürde klinik olarak KIBT nin birçok kullanım alanı gösterilmiştir (10). a) Gömülü dişler ve ağız içi anomaliler: Ektopik kaninlerin konumlarının doğru bir şekilde belirlenebilmesi ve yapılacak olan cerrahi işlemin minimum düzeyde olmasını sağlayacak tedavi stratejilerinin geliştirilmesi için KIBT kullanılabilmektedir (11). Ektopik dişler ve çevresinde bulunan yapılar tarafından oluşturulan patolojiler geleneksel radyograflar ile belirlenebilmesine rağmen, 3 boyutlu konvansiyonel BT taramaları ile yapılmış olan çalışmalarda komşu dişlerde meydana gelen kök rezorpsiyonunun konvansiyonel radyograflarla belirlenenden daha fazla olduğu gösterilmiştir (15,16). KIBT nin diğer bir kullanım alanı da hastalardaki ağız içi anomalilerin konumlarının belirlenmesidir. Yapılan çalışmalar KIBT nin kullanımından sonra oral anomalilerin insidansının eskiye oranla arttığını bildirmiştir (oral kistler, ektopik/ gömük dişler ve süpernümerer dişler) (17). Ericson ve Kurol un 1987 de konvansiyonel radyografiyle yaptıkları bir çalışmada yaş gruplarında gömülü kanin vakalarının %13 ünde lateral kökünün rezorbe olduğu belirlenmiştir. Aynı araştırıcılar, 2000 yılında yaptıkları BT çalışmasında bu oranı % 93 bulmuşlar ve rezorpsiyonların % 60 ının pulpa seviyesinde olduğunu belirlemişlerdir (16). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

76 12-16 Ortodontik yaş grubu teşhiste çocuklarda konik ışınlı bilgisayarlı atletik performansın tomografi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Şekil 1. Konik ışınlı bilgisayar tomografisiyle elde edilen örnek görüntüde gömülü dişin pozisyonunun değerlendirilmesi b) Havayolu analizi: KIBT teknolojisi ile havayolu analizinde büyük gelişme sağlanmıştır. Havayolu analizi için kullanılan lateral sefalogramlar 2 boyutlu görüntü sağladıkları için her zaman tam olarak doğru sonuçlar elde edilememektedir. Lateral sefalogramlar ve KIBT kullanarak 11 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada üst havayolu alan ve hacim ölçümleri arasında orta düzeyde farklılık gösterilmiştir (18). c) Alveoler kemik yüksekliği, hacminin ve gelişiminin değerlendirilmesi: KIBT implant tedavisinde kullanılmakla beraber, ortodontide dudak damak yarıklı hastalarda alveoler cerrahiyi takiben kemik kalitesinin klinik olarak değerlendirilmesinde de kullanılmaktadır (18). KIBT ile elde edilen görüntüler, kemik bölgelerinin daha iyi değerlendirilmesine ve ayrıca onarılmış alveol kemiğine dişlerin ortodontik olarak hareket ettirilip ettirilmeyeceği ile ilgili karar verilmesine yardımcı olmaktadır (7). Ayrıca KIBT, kök eğimi ve torku, minividaların yerleştirilmesi düşünülen bölgedeki kemik kalınlığı ve morfolojisi, cerrahi planlamada osteotomi bölgeleri hakkında da bilgi vermektedir (19). Üç boyutlu görüntüler ayrıca retraksiyon sırasında palatal kortikal kemiğe göre maksiller keserlerin köklerinin pozisyonları, distalizasyon için maksillanın posteriorunda bulunan kemik miktarı, dental ekspansiyon için maksiller bukkal segmentlerdeki mevcut kemik miktarı, maksiller sinüsle maksiller köklerin komşuluğu, mandibuler keser köklerinin kemik içindeki pozisyonu gibi birçok konuda önemli bilgiler verir (18). Ayrıca iskeletsel Sınıf I, II ve III maloklüzyona sahip hastalarda dehisens ve fenestrasyonun değerlendirilmesinde de KIBT ile değerli bilgilere ulaşılabileceğini ve ortodontik tedavinin plânlanmasına yardımcı olduğunu belirten çalışmalar da mevcuttur (20). d) Temporomandibuler eklem morfolojisi: KIBT ile kondil başlarının boyutları, şekli ve pozisyonları, eklem boşluğu değerlendirilebilmektedir. Lateral sefalometrik filmlerde kondil sadece lateralden görüntülenebilirken KIBT de kondilin frontal ve aksiyel kesitleri de alınabilmektedir. KIBT teşhisin yanı sıra, büyümenin tedavi değişikliklerinin ve stabilitenin değerlendirilmesi amacıyla da kullanılmaktadır. Ancak; KIBT yumuşak dokuları görüntülemede yetersiz olduğundan TME bölgesinde bulunan disk gibi yapıların incelenmesinde eksik kalmaktadır (19). 230 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

77 Büyük SK, Ramoğlu Sİ Şekil 2. Konik Işınlı Tomografi ile elde edilmiş görüntüler üzerinde TME nin değerlendirilmesi e) Yüz analizi: Yeni yazılım programları ile birlikte cephe veya profil fotoğrafları DICOM (Digital Imaging and Communications in Medicine) veri tabanında dönüştürülebilir ve yüzün üç boyutlu görüntüsü frontal lateral veya herhangi bir istenen yönde oluşturulabilir. Görüntünün translüsensliği değiştirilerek sert dokularla yumuşak dokuların anatomik ilişkileri tanımlanabilir. Bu program yüz görünümünün değiştiği diş hareketlerinin plânlanması, ortognatik cerrahi veya diğer kraniofasiyal tedavilerde önemli yere sahiptir. Ayrıca KIBT ile elde dilen görüntülerin 3D Fotoscan özelliğine sahip cihazlar ile kombine kullanılarak ilgili bölgelerin modelleri de elde edilebilmektedir (21). f) Dudak damak yarıkları: KIBT dudak damak yarıklı hastaların değerlendirilmesinde birçok avantaj sağlar. Medikal BT ler ile karşılaştırıldığında, daha az radyasyon miktarına sahiptir. Medikal BT ler dudak-damak yarıklarının görüntülenmesinde kullanılırlar; ancak tek bir doz ve fazla radyasyona sahip olması çocuk hastalar için bir engel oluşturur (22). KIBT deki radyasyon dozunun azaltılması, yumuşak doku kontrastı ve baş boyun bölgesinde özel rekonstrüksiyonların yapılması gibi son dönem değişiklikler dudak damak yarıklı hastaların görüntülenmesinde daha fazla revaç görmektedir. Ayrıca, KIBT medikal BT ye göre yarık bölgesini daha ayrıntılı görüntüleme olanağına sahiptir. KIBT nin bu özelliği, dudak-damak yarıklı hastaların cerrahi tedavisinde önemli yer tutmaktadır (21). g) Üç boyutlu çakıştırma: Üç boyutlu yazılımlarla birlikte kranial yapılar ve çalışmacı tarafından tanımlanmış noktalar üzerinde farklı zamanlarda alınmış görüntülerin çakıştırılması yapılabilir (19). Geleneksel çakıştırma anatomik konturların, noktaların ve düzlemlerin iki boyutlu çakıştırılmasını içeren bir yöntemdir. Üç boyutlu KIBT ile birlikte yazılım programlarının kullanılması farklı zamanlarda alınmış görüntülerin subvoksel düzeyde karşılaştırılmasını sağlar. Bilgisayara aktarılan bu görüntüler üzerinde yapılan ölçümler ile büyüme veya tedavi ile gözlenen değişimler değerlendirilir. Böylece üç boyutlu çakıştırma ile tedavi sonucunda ve tedavi sonrası stabilite değerlendirmesi yapılabilir (21). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

78 12-16 Ortodontik yaş grubu teşhiste çocuklarda konik ışınlı bilgisayarlı atletik performansın tomografi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi Şekil 3. Yüz bölgesindeki yumuşak dokuların değerlendirilmesi h) Hızlı Modelleme (Prototiplendirme): Hızlı modelleme (rapid prototyping) terimi üç boyutlu bilgisayar destekli verilerden somut modellerin elde edilmesi olup, BT ve KIBT bu teknolojiyi sağlayabilmektedir. Hızlı modellemenin maksillofasiyal görüntülemedeki amacı anatomik yapıların doğal boyutlarda oluşturulmasını sağlamaktır. Bu modeller ayrıca biomodel olarak da isimlendirilmektedir. Oluşturulan biomodeller travma kaynaklı veya konjential deformitelerin kraniyofasiyal rekonstrüksiyonla tedavisi, tümor rezeksiyonu, distraksiyon osteogenesizi ve dental implantların planlanması gibi kompleks maksillofasiyal cerrahi vakalarında cerrahi öncesi planlamanın yapılabilmesi için üretilirler. Bu modeller uygulayıcıya, cerrahi işlem öncesi rehberlik yaptığından cerrahın güvenini artırmakta, anestezi ve cerrahi aşamasının kısalmasını sağlamaktadır (14). Diş hekimliğinde üç boyutlu görüntülemenin son aşaması KIBT cihazlarının oral ve maksillofasiyal cerrahi operasyonları esnasında navigasyon (rehberlik) amacıyla kullanımıdır. Başta zigomatikomaksiller kompleks kırıkları, orta yüz kırıkları, blow out kırıkları, mandibula kırıkları, ateşli silah yaralanmaları olmak üzere travmatolojide, ortognatik cerrahide de KIBT navigasyon amacıyla kullanılabilmektedir. Ayrıca, KIBT yardımı ile kişiye özgü titanyum onplant, protez ve implant gibi materyaller de üretilebilmektedir (23, 24). Sonuç KIBT görüntülenmesi maksillofasiyal bölgedeki sert dokuların görüntülenmesine yönelik yeni bir teknolojidir. Medikal BT lerle karşılaştırıldığında net, submilimetrik çözünürlüğe sahip görüntülerin daha kısa ışınlama süreleri ve dozlarıyla daha düşük maliyetli olarak elde edilmesini sağlar. Bu teknolojinin artan bir hızla yaygınlaşması uygulayıcılara maksillofasiyal bölgede diagnozdan görüntü rehberliği ile birlikte planlanan ortognatik cerrahi işlemlere kadar geniş bir yelpazede üç boyutlu temsillerin yapılabilmesine olanak tanımak-tadır. İleri görüntüleme tekniklerinden olan KIBT deki gelişmeler geleneksel ortodontideki iki boyutu temel alan yaklaşımları üç boyuta taşımada önemli rol oynayacaktır. Üç boyutlu görüntülerin şu an mevcut radyasyon dozlarının düşürülmesiyle; ileride kullanımlarının daha da yaygın hâle gelmesini sağlayacaktır. 232 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

79 Büyük SK, Ramoğlu Sİ KAYNAKLAR 1. Scarfe WC, Farman AG. What is cone-beam CT and how does it work? Dent Clin North Am 2008; 52: Graber TM, Vanarsdall RL. Orthodontics: Current Principles and Techniques book. Mosby Year Book 2 nd Edition. St Louis, Missouri. 1994; pp Miraclea AC, Mukherjia SK. Conebeam CT of the head and neck, part 2: Clinical appiications. Am J Neuroradiol 2009; 30: Kau CH, Bozic M, EngIish J, et al. Conebeam computed tomography of the maxillofacial region-an update. Int J Med Robot 2009; 5: White SC. Cone-beam imaging in dentistry. Health Phys 2008; 95: Tsiklakis K, Donta C, Gavala S, et al. Dose reduction in maxillofacial imaging using low dose Cone Beam CT. Eur J Radiol 2005; 56: Kau CH, Richmond S, Palomo JM, Hans MG. Three-dimensional cone beam computerized tomography in orthodontics. J Orthod 2005; 32: Scarfe WC, Farman AG, Sukovic P. Clinical applications of cone-beam computed tomography in dental practice. J Can Dent Assoc 2006; 72: Harorlı A, Akgul M, Dagistan S. Diş Hekimliği Radyolojisi Kitabı; Atatürk Üniversitesi Yayınları, 2006; pp Sukovic P. Cone beam computed tomography in craniofacial imaging. Orthod Craniofac Res. 2003;6; Mah JK, Danforth RA, Bumann A, Hatcher D. Radiation absorbed in maxillofacial imaging with a new dental computed tomography device. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod 2003;96 (4): Yamamoto K, Ueno K, Seo K, Shinohara D. Development of dento-maxillofacial conebeam x-ray CT system. Orthod Craniofac Res 2003;6: Howerton WB. Jr, Mora MA.: Advancements in Digital Imaging: What is New and on the Horizon? J Am Dent Assoc 2008; 139: Scarfe WC, Farman AG. Cone-Beam Computed Tomography: White S.C., Pharoah M.J. Oral Radiology: Principles and Interpretation. Mosby, 2009, pp Chaushu S, Chaushu G, Becker A. The role of digital volume tomography in the imaging of impacted teeth. World J Orthod 2004; 5: Ericson S, Kurol PJ. Resorption of incisors after ectopic eruption of maxillary canines: a CT study. Angle Orthod 2000; 70: Muller R, Van Campenhout H, Van Damme B, et al. Morphometric analysis of human bone biopsies: A quantitative structural comparison of histological sections and micro-computed tomography. Bone 1998; 23: Aboudara CA, Hatcher D, Nielsen IL, Miller A. A three dimensional evaluation of the upper airway in adolescents. Orthod Craniofac Res. 2003; 6: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

80 12-16 Ortodontik yaş grubu teşhiste çocuklarda konik ışınlı bilgisayarlı atletik performansın tomografi belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin etkisi 19. Cevidanes SHL, Styner AM, Proffit RW. Image analysis and superimposition of 3- dimensional cone-beam computed tomography models. Am J Orthod Dentofacial Orthop 2006; 129: Yagci A, Veli I, Uysal T, et al. Dehiscence and fenestration in skeletal Class I, II, and III malocclusions assessed with cone-beam computed tomography. Angle Orthod 2011; Jun 22: Impress 21. James K. Mah, Liu Yi, Reyes C. Huang, and Hye Ran Choo. Advanced Applications of Cone Beamb Computed Tomography in Orthodontics. Semin Orthod 2011; 17: Domeshek LF, Mukundan S Jr, Yoshizumi T, et al. Increasing concern regarding computed tomography irradiation in craniofacial surgery. Plast Reconstr Surg 2009; 123: Heiland M, Pohlenz P, Blessmann M, et al. Navigated Implantation After Microsurgical Bone Transfer Using Intraoperatively Acquired Cone-Beam Computed Tomography Data Sets. Int J Oral Maxillofac Surg 2008; 37: Pohlenz P, Blessmann M, Blake F, et al. Clinical Indications and Perspectives for Intraoperative Cone-Beam Compu ted Tomography in Oral and Maxillofacial Surgery. Oral Surg Oral Med Oral Pathol Oral Radiol Endod 2007; 103: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

81 DERLEME (Review Korkmaz Article) Z, Avcı Ö, Tosun Ö, Uslu N, Erdem E, Bayat M KLİNİK UYGULAMADA KAVRAM HARİTASI KULLANIMI: RESPİRATUAR DİSTRESS SENDROMU (RDS) ÖRNEĞİ* Use of Concept Map in Clinical Practice: Example of Respiratory Distress Syndrome (RDS) Zübeyde KORKMAZ 1, Özlem AVCI 2, Öznur TOSUN 3, Nevin USLU 3, Emine ERDEM 4, Meral BAYAT 5 Özet: Konu ile ilgili kavramları ve kavramlar arası ilişkileri şekilsel olarak gösteren kavram haritası, problem çözmede bilgileri transfer etmeyi ve uyumlu bir şekilde organize etmeyi sağlar. Öğrencilerin kavramları nasıl algıladığını ve sentezlediğini belirlemek ve kavramsal anlamalarını değerlendirmek için kullanılan bir yöntemdir. Kavram haritaları, hemşirelik öğrencilerinin problem çözme ve eleştirel düşünme yeteneklerini kullanarak bakımı şematize etmelerini sağlar. Öğrencilerin, hastanın tıbbi durumu, hastalığa tepkileri ve hemşirelik girişimleri arasındaki ilişkiyi anlamalarını kolaylaştırır. Bu makalede; Respiratuar Distress Sendromu Tip 1 tanısı ile hastanede yatan yenidoğanın hemşirelik bakım planı kavram haritası ile tartışılıp, bağlantıları gösterilmiştir. Vakada ilk olarak ana kavram RDS üzerinden fizyopatolojisi, birilcil kavram olarak hastanın hikayesi ve dönem özelliği, bulguları, tedavisi ve komplikasyonları tartışılmış, elde edilen veriler doğrultusunda hemşirelik tanıları konulmuş ve girişimler tamamen harita üzerinde gösterilmiştir. Sonuç olarak; kavram haritası hemşirelik öğrencilerinin problem çözme becerisini ve eleştirel düşünme yeteneklerini kullanarak bütüncül bakmalarını sağlayan, öğretme, öğrenme ve değerlendirmede kullanılabilecek iyi bir araçtır. Anahtar kelimeler: Kavram haritası, hemşirelik, respiratuar distress sendrom Abstract: Concept map, which shows concepts related with a subject and interconcept relations enables harmonious transfer and organization of data in problem solving. It is a method used to determine how students perceive and synthesize concepts as well as to assess their understanding of concept. Concept maps enable nursing students to employ their abilities to solve problems and thus to schematize care. It makes it easier for students to understand patients medical conditions, their reaction to illness and the relationships between nursing interventions. In this article, nursing care plan for a newborn hospitalized with the diagnosis of Respiratory Distress Syndrome type I, has been discussed through concept map, and their relationships have been demonstrated. In the case, firstly the physiopathology of the patient has been discussed in terms of RDS. Also discussed as primary concept are the patients history, term characteristics, symptoms, treatment and complications. The nursing diagnosis has been made in the light of the data obtained, and the interventions have been shown on the map altogether. In conclusion, concept map is a means which enables nursing students to have a holistic view, using their problem solving skills and critical thinking abilities, it is also a beneficial means to be employed in teaching, learning and evaluating. Keywords: Concept map, nursing, respiratory distress syndrome 1 Öğr.Gör.Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak. Kayseri 2 Yrd.Doç.Dr.Kocaeli Ün.Kocaeli SYO, Kayseri 3 Araş.Gör.Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak. Kayseri 4 Yrd.Doç.Dr.Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak. Kayseri 5 Doç.Dr.Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak. Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : * Bu derleme, Akdeniz Pediatri Hemşireliği Kongresi nde ( Kasım 2009, Ankara) poster olarak sunulmuştur. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

82 12-16 Klinik uygulamada yaş grubu çocuklarda kavram haritası atletik kullanımı: performansın Respiratuar belirlenmesinde distress sendromu fiziki (RDS) ve kardiyorespiratuar örneği özelliklerin etkisi Anlamlı öğrenmeyi kolaylaştırmak için, ilk olarak 1970 lerin başında Novak tarafından geliştirilen kavram haritası; insanların nasıl öğrendikleri ile anlamlı öğrenme konuları arasında köprü kuran bir öğrenme-öğretme stratejisidir (1). Mayer (2) kavram haritalarını; okuyuculara problem çözerken yaratıcı şekilde bilgi transfer etmeyi ve bilgileri uyumlu bir şekilde organize etmeyi sağlayan kısa ve özlü öğrenme şemaları olarak tanımlamıştır. Stice ve Alvarez (3) ise kavram haritalarını, öğrencilere bilgileri yeniden düzenleme olanağı sağlayan bilgi üzerinde odaklanma ve kendi kendine öğrenmeyi güdüleyen yapılar olarak tanımlamıştır. Kavram haritaları öğrencinin bilgileri somut ve görsel şekilde düzenleyerek organize etmesini sağlar. Yine kavram haritaları öğrencilerde kavramların anlamlarını tartışma, ilişkilendirme, ayırt etme ve yanlış anlamaları düzeltip becerileri geliştirerek grup çalışmaları ile anlamlı öğrenmeyi artırdığı belirtilmiştir (1-4). Roth (5) grup çalışması ile kavram haritası oluşturan öğrencilerin, bireysel olarak kavram haritası oluşturan öğrencilere göre daha fazla anlamlı öğrenme gösterdiklerini belirtmektedir. Irvine (6) kavram haritasının hemşirelik eğitmenleri tarafından bir öğretme ve öğrenme yöntemi olarak kabul edildiğini belirtmektedir. Smith (7) hemşirelik öğrencileri ile yapmış olduğu çalışmasında, kavram haritası kullanımının öğrencileri motive ettiğini, bilginin şekillenmesini ve klinikte kullanılmasını sağladığını saptamıştır. Uygulamayı ve teoriyi birleştirmede, vaka yönetiminde ve akademik makale hazırlamada kullanılan kavram haritalarını, hemşirelik öğrencileri ders çalışma tekniği olarak da kullanmaktadırlar (4-10). Kavram haritası pratik kullanımı ve bilgide kalıcılık sağlaması ile öğrencilerin problem çözme ve eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirerek, karmaşık hasta verilerini bakım sürecinde daha iyi ele almalarına yardımcı olur. Yine öğrencilerin kendi bilişsel düzeylerini fark ederek, ilişkileri tanımlayarak, bilmedikleri ve anlamadıkları konuları saptamalarını ve verileri organize ederek bütüncül bakım sunmalarını sağlar. Sürece görsellik kazandırarak başarının yükselmesine ve bilginin daha kalıcı olmasına da katkıda bulunur (4-14). Kavram haritası şeklinde hazırlanmış bakım planları, öğrencilerin hastanın tıbbi durumu, hastalığa tepkisi ve hemşirelik girişimleri arasındaki ilişkiyi anlamlandırmalarını kolaylaştırır. Wheeler ve Collins (15) kavram haritası yöntemi ve geleneksel öğretim yöntemlerinin kullanıldığı çalışmaları incelemişler ve kavram haritası ile öğrenmenin daha anlamlı olduğunu ve eleştirel düşünce davranışlarının daha iyi geliştiğini belirtmişlerdir. Klinik uygulamalar sırasında hazırlanan kavram haritalarının öğrencilerin hastayı bütüncül olarak görmesini sağlarken, anksiyetesini de azalttığı belirlenmiştir (12). Mueller ve arkadaşları (16) dikey formatta hazırlanan geleneksel hemşirelik bakım planlarının öğrencilerde eleştirel düşünmeyi geliştirmediği, hep aynı düşüncede olmaya ve standart bakım planını kopyalamaya yönlendirdiği ve hastaya bütüncül bakışı baskıladığını belirtmişlerdir. Kavram haritaları ile hazırlanan bakım planlarının dikey formatta hazırlanan bakım planlarına göre daha anlaşılır olduğunu ve kitaptan kopyalama olayını ortadan kaldırdığını, holistik ve organize hemşirelik bakımı verilmesini sağladığı, öğrencilerin eleştirel düşünme becerisini artırdığı, zamandan kazanç sağladığı ve fazla kağıt israfını engellediği, ayrıca öğrencilerin hastanın/bireyin problemini anlamasını kolaylaştırdığı belirtilmektedir (17-19). Yapılan bir başka çalışmada da, öğrenciler kavramlar arasındaki ilişki ve süreçleri daha iyi analiz ettiklerini ifade etmişler ve kavram haritalarını bir öğrenme stratejisi olarak yararlı gördüklerini belirtmişlerdir (11). Vaka tartışmaları ve bakım planlarında kavram haritasını kullanan hemşirelik öğrencileri, neden sonuç ilişkisi kurmalarında kolaylık sağlayan kavram haritalarının öğrenmede kalıcılık sağladığını, ezbere dayanmadığını ve sınav zamanlarında bu konulara daha az zaman harcadıklarını ifade etmişlerdir. Kavram haritası ile bakımı planı hazırlayan öğrenciler, sayfalarca yazmadıklarını, tekrarların azaldığını ve her şey gözlerin önünde olduğu için bağlantıları kurmanın kolay ve zevkli olduğunu belirtmişlerdir (19-21). 236 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

83 Korkmaz Z, Avcı Ö, Tosun Ö, Uslu N, Erdem E, Bayat M Respiratuar Distress Sendromu 29 haftalık asfiktik doğan bebeğin vaka tartışmasının ve bakım planının kavram haritası üzerinde sunumu Hemşirelik Bakımı Duyusal uyaran eksikliği Günde 1 paket sigara 7-10 bardak çay, kahve Düşük sosyo-ekonomik düzey Enfeksiyon riski -İnce, kuru ve narin deri -yaşlı görünüm - Laguna (+), verniks kazoza (-) - Vücut ısısı ayarlanamıyor -Deri altı damarlar belli - Kulakta kıkırdak yapı yetersiz Vücut ıssını düzenlemede yetersizlik Annenin bakım verici rolünde zorlanma FİZİKSEL ÇEVRE Sobalı ev 4 oda PSİKOSOSYAL ÇEVRE Geniş aile Baskın kaynana 6 yaşında kardeş Korku ANNE 21 YAŞ Enfeksiyon riski AİLE Aspirasyon riski Respiratuar Distress Sendromu HF, Asfiksi I-II, IUGG Bebek B Deri bütünlüğünde bozulma riski Büyüme gelişmede geri kalma BELİRTİLER * Akciğer grafisi Buzlu cam görüntüsü * Klinik görünüm - İnlemeli solunum - Retraksiyonlar - Burun kanatlarının solunuma katılması - Siyanoz -Apne * Kan Gazları ph po pco SatO Tedavi planını uygulamada yetersizlik riski Gaz değişiminde bozulma Bilgi eksikliği Anneye ilişkin AP eğitimi Beslenme eğitimi Sigara eğitimi Hijyen eğitimi Taburculuk Eğitimi O 2 tüpü kullanmada bilgi eksikliği Bebek bakımı O 2 tüpü eğitimi Bebek beslenmesi Aşı eğitimi Tıbbi tedavi 0 2 tedavisi Sürfaktan (3 kez) Çevre ısısının düzenlenmesi İyi ve dengeli beslenme Asit-baz dengesinin sağlanması Kas gevşetici uygulama Kan transfüzyonu Sıvı elektrolit dengesizliğine yatkınlık Pnomoni Büyüme gelişme geriliği Doku perfüzyonunda bozulma Spontan solunumu sürdürmede yetersizlik Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

84 12-16 Klinik uygulamada yaş grubu çocuklarda kavram haritası atletik kullanımı: performansın Respiratuar belirlenmesinde distress sendromu fiziki (RDS) ve kardiyorespiratuar örneği özelliklerin etkisi Bakım planının bütün aşamalarını bir arada görmelerini sağlayan kavram haritalarının, hemşirelik öğrencilerinde daha iyi anlama, eleştirme ve problem çözme yeteneğini geliştireceği düşünülerek bu makalede kavram haritası örneği ele alınmıştır. Hemşirelik öğrencilerinin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği dersinin klinik uygulamasında sık karşılaştıkları ve sürfaktan eksikliği sonucu oluşan RDS gelişmiş bir yenidoğanın hemşirelik bakım planı bu makalede sunulmuştur. Bu çalışmanın amacı RDS tanısı ile hastanede yatan bebeğin hemşirelik bakım planının kavram haritası ile tartışılıp bağlantıların net olarak gösterilmesidir. Vakada ilk olarak ana kavram RDS üzerinden fizyopatolojisi, birincil kavram olarak hastanın hikayesi ve dönem özelliği, bulguları, tedavisi ve komplikasyonları (22-24) tartışılmış elde edilen veriler doğrultusunda hemşirelik tanıları konulmuş ve girişimler tamamen harita üzerinde gösterilmiştir. Sonuç olarak; RDS konusunu kavram haritası ile tartışmak hemşirelik öğrencilerinin problem çözme becerisini ve eleştirel düşünme yeteneklerini kullanarak bütüncül bakım vermelerini kolaylaştıran, anlamlı öğrenmelerini sağlayan ve öğrencileri değerlendirmede kullanılan bir uygulama aracı olarak önerilebilir. KAYNAKLAR 1. Novak JD, Cañas AJ. The Theory Underlying Concept Maps and How to Construct and Use Them. Technical Report IHMC CmapTools. Florida Institute for Human and Machine Cognition, Publications/ResearchPapers/ TheoryUnderlyingConceptMaps.pdf ( ). 2. Mayer RE. Models for understanding. Rev Educ Res 1989; 59: Stice CF, Alvarez MC. Hierarchical concept mapping in the early grades. Child Educ 1987;64: Hicks-Moore SL. Clinical concept maps in nursing education: An effective way to link theory and practice. Nurs Educ in Pract 2005; 5: Roth WM. Student views of collaborative concept mapping: An emancipatory research project. Sci Educ 1994; 78: Irvine LMC. Can concept mapping be used to promote meaningful learning in nurse education?. J Adv Nurs 1995; 21: Smith, BE. Linking theory and practice in teaching basic nursing skills. J Nurs Educ 1992; 31: Dedeli Ö, Fadıloğlu Ç. Hemşirelik öğrencilerinin eğitiminde ve hemşirelik bakımında kavram haritasının kullanımı. Hemşirelik Forumu Dergisi 2008; 11: Öztürk C, Karayağız G. Teori ile uygulama arasında yeni bir köprü: Kavram haritası. Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi 2006; 10: Gul RB, Boman JA. Concept mapping: A strateegy for teaching and evaluation in nurse education. Nurs Educ in Pract 2006; 6: Hınck SM, Webb P, Sims-Giddens S, et al. Student learning with concept mapping of care plans in community-based education. J Profes Nurs 2006; 22: Senita J. The use of consept maps to evaluate critical thinking in the clinical setting. Teach Learn Nurs 2008; 3: Hsu L, Hsieh S. Concept maps as an assessment tool in a nursing course. J Profes Nurs 2005; 21: Akinsanya C, Williams M. Concept mapping for meaningful learning. Nurs Educ Today 2004; 24: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

85 Korkmaz Z, Avcı Ö, Tosun Ö, Uslu N, Erdem E, Bayat M 15. Wheeler LA, Collins SKR. The influence of concept mapping on critical thinking in baccalaureate nursing students. J Profes Nurs 2003; 19: Mueller A, Johnston M, Bligh D. Joining mind mapping and care planning to enhance student critical thinking and achieve holistic nursing care. Nurs Diagn 2002; 13: Schuster P. Concept mapping: Reducing clinical care plan paperwork and increasing learning. Nurs Educ 2000; 25: Castellino AR, Schuster P. Evaluation of outcomes in nursing studens using clinical concept map care plans. Nurs Educ 2002; 27: Avcı Ö, Erdem E, Bayat M, ve ark. Hemşirelik öğrencilerinin uygulamada kavram haritası kullanımına ilişkin görüşleri, 2. Ulusal ve 1. Uluslararası Akdeniz Pediatri Hemşireliği Kongresi Bildiri Kitabı, Ankara Kasım 2009; ss Atay S, Karabacak Ü. Kavram haritası ve kavram haritalı bakım planı hazırlanmasına ilişkin öğrenci görüşleri. Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi 2010; 3: Uslu N, Korkmaz Z, Başdaş Ö, ve ark. Klinik uygulamada kavram haritasının kullanımı: Tip 1 Diabetes Mellitus. 12. Ulusal Hemşirelik Kongresi Bildiri Kitabı, Sivas Ekim 2009; ss Çavuşoğlu H. Çocuk Sağlığı ve Hemşireliği Cilt 2. (8. Baskı) Sistem Ofset Basım Yayın San Tic. Ltd. Şti, Ankara, 2002; ss Dağoğlu T, Ovalı F. Yenidoğanın Akciğer Hastalıkları, İçinde: Dağoğlu T, Görak G. (eds), Temel Neonatoloji ve Hemşirelik İlkeleri. 2. Baskı. Nobel Tıp Kitapevleri, İstanbul 2008; ss Askin DF, Wilson D. The high- risk newborn and family. In: Hockenberry MJ, Wilson D (eds), Nursing Care of Infants and Children. 8th ed. Mosby Inc., St. Louis-Missouri 2007; ss Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

86 Sığırlarda akut faz proteinleri ve klinik kullanım alanları DERLEME (Review Article) SIĞIRLARDA AKUT FAZ PROTEİNLERİ VE KLİNİK KULLANIM ALANLARI* Clinical Use of Acute Phase Proteins in Cattle Alparslan COŞKUN 1, İsmail ŞEN 2 Özet : Akut faz cevap; travma, stres, yangı veya enfeksiyon gibi zararlı etkenlere maruz kalınması sonucu vücutta gelişen bir tepkidir ve akut faz proteinler bu tepkinin bir parçasını oluşturur. Akut faz proteinler; hastalıkların takibi, şiddetinin değerlendirilmesi ve prognozunun belirlenmesi amacıyla veteriner ve beşeri alanda çok sayıda araştırmada kullanılmıştır. Bu derlemede son zamanlarda sığırlar üzerinde yapılan çalışmaların sonuçları üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Akut faz protein, sığır Summary: The acute phase response is an innate response activated by harmful stimuli such as inflammation, tissue damage, infection and bacterial component. Over the last few years, acute phase proteins have become the biomarkers of choice for monitoring inflammation and infection for diagnostic and prognostic purposes in veterinary medicine. This review focuses on features of the acute phase protein biomarkers currently used in cattle. Keywords: Acute phase proteins, cattle Proteinler organizmada pek çok fizyolojik olayda rol oynayan maddelerdir ve canlı organizmada çok fazla sayıda ve çeşitte bulunurlar. Dokuların temel yapı taşlarını oluşturmakla birlikte enzim ve hormon gibi vücutta çok sayıdaki kimyasal reaksiyonları regüle ederler (1,2). Yangının akut döneminde kandaki seviyesi belirgin değişiklik gösteren proteinlere akut faz protein (APP) adı verilir. Akut faz proteinler enfeksiyon, yangı veya travmaya karşı vücudun immun sisteminin cevabını değerlendirmek için kullanılan kan proteinleridir (3,4) Temel olarak karaciğerden sentezlenirler ve çoğu glikoprotein yapısında olup salgılanmaları proinflamator sitokinler tarafından özelliklede interleukin (IL)-6 tarafından düzenlenir (2,3). Enfeksiyon, yangı, şirurjikal travma veya strese maruz kalan hayvanlarda antikordan bağımsız olarak mikrobiyal büyümeyi sınırlandırmada ve 1 Yrd.Doç.Dr.Cumhuriyet Ün.Vet.Fak.İç Has. AD, Sivas 2 Prof.Dr.Selçuk Ün.Vet.Fak.İç Has. AD, Konya Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : hemostazisin restorasyonunda görev alırlar. Akut faz proteinlerin konsantrasyonu, etkilenen hayvanlarda doku hasarının büyüklüğüyle ve problemin şiddeti ile ilişkilidir. Bu nedenle APP lerinin konsantrasyonları diagnostik ve prognostik bilgi sağlar (5,6). İnsan hekimliğinde APP ler yangı, enfeksiyon veya travmanın biyolojik belirteci olarak kullanılmaktadır (6). Akut Faz Cevap Doku, zedelendiğinde veya mikroorganizmalar tarafından etkilendiğinde kendi başına çok sayıda cevabı başlatır. Pro-inflamatör sitokinler salınır, vasküler sistem ve yangısal hücreler aktive edilir. Bunlar aynı zamanda klinik olarak bazı değişiklikleri oluştururlar. Bu oluşan değişiklikler; ateş, anoreksi, negatif nitrojen balansı, kas hücrelerinin yıkımlanması, düşük ve yüksek dansiteli kolesterol seviyesinde azalma, lökositozis ACTH ve glukokortikoidlerin salınımının artması, kan pıhtılaşma sisteminin aktivasyonu, serum Ca, Zn, Fe, vitamin A ve alfa tokoferol seviyesinde azalma ve * Bu derleme A. COŞKUN un Doktora seminerinden özetlenmiştir. 240 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

87 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin Coşkun A, etkisi Şen İ akut faz proteinleri olarak bilinen bazı plazma proteinlerdeki değişiklikler ile karakterizedir (7-9). Enfeksiyondan sonraki saatler içerisinde karaciğerden sentezlenen bazı kan proteinlerinde şiddetli düşüş gözlenir. Bunlar Transthyretin (prealbumin), kortizol bağlayıcı protein, transferrin, ve albumin gibi negatif APP lerdir (10). Bazı proteinler ise bu süre içinde önemli artış gösterir. C-reaktif protein (CRP), serum amyloid-a (SAA), haptoglobin (Hp), seruloplazmin (Cp), fibrinojen (Fb), alpha 1- asit glikoprotein (AGP) gibi proteinler sitokinlerin uyarımından sonra karaciğerden salınan pozitif APP lerdir (3,9). Interleukin-6 (IL-6), tümör nekrozis faktör- α (TNF-α) ve IL-1β gibi proinflamatör sitokinler karaciğerden sentezlenen APP lerin temel mediatörleridir. Interleukin-6 daha çok hepatik akut faz cevabında etkili olurken, IL-1 ve TNF ekstrahepatik olgularda etkilidir (3,10). Akut faz proteinleri, yangı enfeksiyon gibi herhangi bir uyarım sonrasında ne kadar değişiklik gösterdiğine göre major, ılımlı veya minör APP olarak sınıflandırılmıştır (3,6). Evcil hayvanlardaki major ve ılımlı APP ler Tablo I de sunulmuştur (6). Haptoglobin Haptoglobin, ruminantlarda major akut faz proteindir (3,11,12). Sağlıklı sığırlardaki seviyesi 100µg/ ml -1 veya daha düşük iken, immun sistem uyarıldığında 100 kata kadar artabilir. Hemolitik anemilerde ve sarılık olgularında düşük plazma konsantrasyonuna sahiptir. Mastitis, pnömoni, enteritis, peritonitis, endokarditis, apse, endometritis ve diğer doğal veya deneysel enfeksiyon oluşturulan sığırlarda yangısal cevabın şiddeti ve görünümünü belirlemek amacıyla Hp in klinik olarak faydalı bir parametre olduğu bir çok araştırıcı tarafından belirtilmiştir (3,13-15). Haptoglobin, toksik puerperal mastitisli sığırlarda tedavide antibiyotiğin etkinliğini belirlemede de kullanılır. Sığırların akut ve kronik yangıların ayrımında SAA ve Hp seviyesinin belirlenmesinin, hematolojik testlerden daha faydalı olduğu ifade edilmiştir. Serum amyloid-a akut yangılı vakalarda kronik vakalara göre daha yüksek bulunmuştur (12). Ayrıca Hp nin ölçümü ile; erkek buzağıların kastrasyonunu takiben antienflamatuar ilaçların etkisi, doğum sonrası uterusun involusyonu ve bakteriyel kontaminasyonun varlığı, seyahat nedeniyle oluşan stresin varlığı, sığırlarda tedavinin etkinliği ve neonatal buzağıların kan profilindeki değişiklikler hakkında bilgi edinebilir. Yükselmiş Hp konsantrasyonu sadece yangıyı göstermez aynı zamanda yangı veya doku hasarı ile ilişkili olmayan bazı durumları da ifade edebilir. Haptoglobin konsantrasyonu yağlı karaciğer sendromlu sığırlarda, açlık ve dekzametazon tedavisinde ve taşınma sırasında oluşan strese bağlı olarak buzağılarda da artabilir (3). Posparturient dönemde abomasum deplasmanı tespit edilen ineklerde artan SAA ve Hp seviyesinin yangı veya enfeksiyona spesifik olmadığı ancak yüksek SAA ve Hp konsantrasyonunun bu hayvanlarda hepatik lipidozisi işaret edebileceği belirtilmiştir (16). Postpartum dönemin ilk haftasında yangının belirteci olarak dikkatli kullanılması ve sürü sağlığının göstergeci olarak kullanılabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiği vurgulanmıştır (17). Ayrıca sağlıklı ve postpartum metritisli sığırlarda Hp konsantrasyo- Tablo I. Evcil hayvanlardaki major ve ılımlı APP ler Hayvan türü Major APP ( kat artış) ılımlı APP (2-10 kat artış) Sığır Hp, SAA AGP At SAA Hp Köpek CRP, SAA Hp, AGP Kedi SAA Hp, AGP SAA, serum amyloid-a; CRP, C-reaktif protein; Hp, haptoglobin; AGP, a1fa asit glikoprotein. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

88 Sığırlarda akut faz proteinleri ve klinik kullanım alanları nunun belirlendiği bir araştırmada, Hp konsantrasyonun postpartum reproduktif hastalıklı sığırların tespitinde de yararlı bir indikatör olabileceği vurgulanmıştır (11). Yine Hp seviyesinin postpartum dönemdeki ineklerde uzun süre yüksek düzeyde olmasının reproduktif açıdan kötü prognozu işaret edebileceği vurgulanmıştır (18). Skinner ve ark. (19) Hp konsantrasyonunun 200µg/ml den yüksek olduğunda orta şiddetli yangıyı, 400µg/ml civarındaki değeri ise şiddetli yangıyı ve 1-2 mg/dl seviyesindeki Hp nin ise genişlemiş patolojik durumlarla ilgili olduğunu ifade etmiştir. Retikuloperikarditis travmatikalı sığırlarda doğru karar vermek için klinik muayene, SAA ve Hp in beraber değerlendirilmesinin yararlı olacağı vurgulanmıştır (20). Buzağılarda deneysel olarak terebentin enjeksiyonu sonucu gelişen akut faz cevapda fibrinojen, α1- asit glikoprotein, seruloplazmin (başlangıç seviyesinin 2 katı) ve Hp in (tespit edilemeyen bazal seviyesinden 100 katı) artışı gözlenmiştir. Enjeksiyondan sonraki 2-3 gün içinde albumin seviyesi % 20 oranında düşmüştür (21). Pozitif APP ler deneysel olarak farklı patojenlerle oluşturulan solunum sistemi ve mastitis gibi enfeksiyonlarda da değerlendirilmiştir. Viral enfeksiyonların daha düşük seviyede akut faz cevap oluşturduğu düşünülmesine rağmen, buzağılarda deneysel olarak Bovine Respiratory Syncytial Virus (BRSV) ile oluşturulan enfeksiyonlarda SAA düzeyi, bazal seviyesinden (17µg/ml) yaklaşık 80 µg/ml seviyesine, haptoglobin seviyesinin ise 10mg/ml ye kadar yükseldiği bildirilmiştir. Haptoglobinin SAA ya göre daha yüksek miktarda artış göstermesine rağmen, BRSV enfeksiyonunda SAA nın Hp den daha duyarlı bir APP olduğu ifade edilmiştir (15). Akut faz proteinlerin diğer bir uygulama alanı da sütteki konsantrasyonu belirleyerek mastitisin erken tanısında kullanılmasıdır (14,21). Deneysel olarak Salmonella enfeksiyonu oluşturulan buzağılarda, diyare ve beden ısı artışı gibi enfeksiyonunun klinik belirtileri ile Hp konsantrasyonu arasında korelasyon tespit edilmiştir. Bu yüzden serum Hp seviyesi genç buzağılarda Salmonella enfeksiyonunun bir belirteci olabileceği ve bu hastalığın prognozunun tahmin edilmesinde de katkı sağ layabileceğ i belirtilmiş tir (22). Bronkopneumonili buzağılarda yapılan diğer bir araştırmada ise Hp konsantrasyonunun hastalığın şiddetine göre dereceli olarak artış gösterdiği belirtilmiştir. Hp konsantrasyonu ile Fibrinojen seviyesindeki artışlar beraber değerlendirildiğinde hastalığın şiddetini tahmin etmede daha yararlı olacağı bildirilmiştir (23). Serum Amyloid-A Veteriner sahada SAA ölçümleri Hp kadar geniş uygulama alanı bulamamıştır. Bu durum muhtemelen SAA seviyesinin ölçümünün zorluğundan kaynaklanmış olabilir (3). Mastitisli ineklerde ve koyunlarda sütteki artışı tespit edilebilir. SAA seviyesi doğum yapan ve fiziksel strese maruz kalan sığırlarda da artabilir. Bu durum APP in yangısal olmayan durumlarda da artabileceğini göstermektedir (3,14). Sağlıklı ineklerdeki sütte Hp ve süt amiloid-a (MAA) sürekli belirli orandadır (0,5mg/l ve 0,6mg/ l). Staphylococcus aerous ile deneysel oluşturulan akut ve kronik mastitis olgularında sütteki Hp ve MAA seviyelerinde artış sürekli tespit edilirken, kronik subklinik mastitis süresince yalnız MAA seviyesinde artış gözlenmiştir (24). Jacobsen ve ark. (25), E. coli ile deneysel olarak oluşturdukları mastitis vakalarında SAA seviyelerini araştırmışlardır. Sağlıklı sütte MAA konsantrasyonu tespit edilemezken, mastitisli sütteki MAA konsantrasyonunun (inokulasyondan 6-12 saat sonra) serumdaki SAA konsantrasyonundan (12-24 saat sonra) daha önce arttığı gözlenmiştir. Diğer taraftan deneysel olarak E. coli ile oluşturulan mastitis vakalarında çok yüksek SAA ve MAA konsantrasyonlarını tespit etmişlerdir. Sonuç olarak MAA seviyesinin mastitis olgularında çok güvenilir bir parametre olduğu vurgulanmıştır. Sığırlar üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar, stresin de akut faz protein konsantrasyonu üzerinde etkili olduğunu göstermiştir (26). Fiziksel stres (zemin, ahır şartları) altındaki buzağılarda SAA seviyesi artarken, Hp in değişmediği tespit edilmiştir (27). Serum amiloid-a kronik ve akut yangıların ayrımında kullanılabilmektedir (3,28). Kan 242 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

89 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin Coşkun A, etkisi Şen İ parazitleri ile APP ler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılan bir araştırmada, yüksek ve düşük dozlarla Theileria annulata ile enfekte edilen sığırlarda, etkenin lenf nodüllerinde şizont formunda iken ve ateşin artışıyla birlikte SAA seviyesinde artışların tespit edildiğini ifade etmişlerdir (29). Bu süre enfeksiyonun yedinci gününden itibaren başlamış ve SAA nın en yüksek (46,2±10,1µg/ml) seviyeleri 9-14 günler arasında tespit edilmiştir. Buzağılarda oluşturulan deneysel endotoksemide SAA nın Hp den daha hızlı tepki verdiği ve Hp den daha önce bazal seviyeye indiği belirtilmektedir (30). Buzağılarda solunum yolu enfeksiyonlarında bir belirteç olarak kullanılabilceği ve buzağıların bu enfeksiyonlara vermiş olduğu yanıtın anlaşılmasında kullanışlı olabileceği bildirilmiştir (31). Solunum sistemi hastalıklarında SAA daha duyarlı ve daha hızlı tepki verse bile Hp daha yüksek seviyede daha uzun süreli kalması sebebiyle tercih edilebilir (32). Alfa 1-Asit Glikoprotein Alfa 1-asit glikoprotein sığırlarda klinik olarak önemli bir APP dir. Yangısal sürecin gözlenmesinde kullanılır (3,21). Sığırlarda deneysel olarak Theileria annulata enfeksiyonu oluşturulan bir çalışmada, SAA ve AGP seviyeleri ile hastalığın şiddeti arasındaki ilişki araştırılmış, hem SAA hem de AGP seviyesinin klinik semptomların şiddeti ile ilişkili olduğunu belirlemişlerdir. Akut faz protein seviyelerinin artışı ile klinik, hematolojik ve parazitolojik parametreler arasındaki en tutarlı korelasyonun vücut ısısının 39,5 C ye yükseldiği ve şizontların tespit edildiği dönemde gözlenmiştir (29). C-Reaktif Protein C-reaktif protein diğer türlerde kullanıldığı gibi sığırlarda da yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat CRP nin sığırlarda APP olduğu tam olarak aydınlatılmamıştır. Sığırda CRP inin karaciğerde sentezlenmesinden ziyade laktasyonla ilişkili olduğu belirtilmektedir (3). Sağlıklı hayvanlarda CRP düzeyinin araştırıldığı bir araştırmada; ahır şartları ve beslenme gibi yönetim sisteminin iyi olduğu çiftliklerde CRP düzeyi en alt sınırda tespit edilirken, ahır şartlarının kötü olduğu çiftliklerde ise CRP düzeyinde artma görülmüştür. CRP seviyesinin stres, laktasyon dönemi, gebelik süreci, mastitis ve akut enfeksiyonlarda çeşitli derecelerde yükseldiği belirtilmiştir. Enfeksiyöz hastalıkların klinik semptomları ortaya çıkmadan önce, enfeksiyöz faktörlerin varlığında CRP düzeyinin arttığı belirlenmiştir. Bu yüzden CRP in sürü sağlığının değerlendirilmesinde ve hastalıkların erken tanısında faydalı bir parametre olabileceği belirtilmiştir (33). Kolostrumla beslenen yeni doğan buzağılarda, kolostrum almadan önce ve kolostrum aldıktan sonra CRP seviyeleri araştırılmış, kolostrum aldıktan 1 gün sonra serum CRP seviyesinin kolostrum almadan önceki seviyesinden önemli derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. CRP nin bireysel dirençte etkili bir kompanent olduğu ve sığırlarda özellikle de yeni doğan buzağılarda bazı mikroorganizmaların elimine edilmesinde ve immun savunmada yardımcı bir faktör olduğu vurgulanmıştır (34). Seruloplazmin Seruloplazmin diğer APP lere göre daha az yaygın olarak teşhiste kullanılmaktadır. Fakat bazı araştırmalarda, bu ferroksidazın sığırlarda enfeksiyonun bir belirteci olarak değerlendirilmiştir. Buzağılarda Salmonellozis enfeksiyonunda Cp düzeyinin ilk üç gün arttığı ve dördüncü günde en yüksek seviyesine ulaştığı belirtilmektedir. (3) Fibrinojen Fibrinojen sığırlarda ve koyunlarda bakteriyel enfeksiyonlar veya cerrahi travmalara bağlı oluşan yangının varlığını belirlemek amacıyla kullanılan güvenilir bir APP dir (3). Genellikle enfeksiyöz, irinli, travmatik ve neoplastik hastalıklarda artar. Aktif kronik hastalıklarda yüksek seviyesi devamlı olurken, akut doku hasarında 3-4 gün içinde en yüksek seviyelere çıkar sonra düşer. Seviyesinin artışı ile hastalığın şiddeti arasında her zaman direkt bir ilişki yoktur. Sığırlarda 800mg/dl üzerindeki artışlar yangıyı gösterir. Fb seviyesinin 1000mg/dl üzerinde olması prognoz açısından iyi olmadığını gösterir (1). Sığırlarda Retikuloperikarditis travmatikalı olgularında Fb mg/dl den 1000 mg/dl ye veya daha büyük seviyelere ulaştığı bildirilmiştir (35). Buzağılarda Fb seviyesinin prognostik önemi vardır. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

90 Sığırlarda akut faz proteinleri ve klinik kullanım alanları Bronkopneumonili buzağılarda plazma Fb seviyesi 800mg/dl den yüksek ise prognozun kötü olduğunu ifade etmiştir (1). Ganheim ve ark. (36) buzağılarda Dictyocaulus viviparus ile deneysel olarak oluşturulan enfestasyonlarda, serum Fb, Hp ve SAA düzeylerinde önemli oranda artışların olduğunu tespit etmişlerdir. APP konsantrasyondaki artışla birlikte eozinofil sayısı da artmışsa, APP lerin akciğer kurtlarının bir göstergesi olarak kullanılabileceği belirtilmiştir (3). Diğer Akut Faz Proteinler Lipopolisakkarit bağlayan protein (LBP) yeni bir APP dir. LBP in rolünün bilinmediği, fakat hayvanların septik şok a bağlı ölümlerden korunmasında ve bakteriyel enfeksiyonların varlığının tespitinde yardımcı olabileceği belirtilmiştir (3). Sığırlarda deneysel olarak oluşturulan Mannheimia haemolytica enfeksiyonlarında LBP seviyesinde hızlı artış gözlenmiştir (3,37). LBP konsantrasyonun bakteriyel inokulasyonundan 6 saat sonra önemli bir artış gözlenmesine rağmen, Hp seviyesinde 12 saatten önce önemli bir değişikliğin saptanmadığı ifade edilmiştir. Böylece LBP ler enfeksiyonun göstergesi olarak Hp den daha duyarlı olduğu gözlenmiştir (37). Solunum yolu enfeksiyonlarında SAA ile birlikte yararlı bir belirteç olarak belirtilmektedir (31). LBP seviyesinde erken yükselmenin sığırlarda bakteriyel enfeksiyonları identifiye etmede hızlı bir metot olarak veteriner hekimlere yardımcı olacağı vurgulanmıştır (37). Inter-alfa-tripsin inhibitör heavy chain 4 (ITIH4) sığırlarda yeni akut faz protein olarak tanımlanmıştır. Deneysel olarak mastitis oluşturulmuş düvelerde saatte en üst seviyeye ulaştığı ve ilk seviyesinin 10 katına kadar artış gösterdiği belirtilmektir. BRSV ile yapılan deneysel enfeksiyonda da benzer sonuçlar alınmış ve ITIH4 en yüksek seviyeye virüsün inokulosyonundan 7-9 gün sonra ulaşmıştır. ITIH4 konsantrasyonun artışının hastalığın şiddeti ile paralel olduğu ifade edilmiştir (38). Akut Faz Proteinlerin Gelecekteki Önemi Akut faz proteinler sadece yangısal sürecin teşhis ve prognozunu belirlemek amacıyla değil, aynı zamanda gebelik, doğum, metabolik hastalıklar ve stres gibi yangısal olmayan durumlarda da araştırılmaktadır. Gelecekte APP lerin uygulama alanları sadece hayvanlardaki hastalıkların tanısında, uygulanan tedavinin etkinliğinin ve prognozun belirlenmesiyle sınırlı kalmayıp, çiftlik hayvanlarının optimal büyümeleri ve yaşam standartlarının izlenmesinde, kasaplık hayvanların hastalık ve sağlık durumlarının belirlenmesinde de kullanılabileceği belirtilmiştir. Bu amaç için ilk basamak, hayvanlarda APP lerin ölçümünde güvenilir ve rutin uygulanabilir standart metot belirlemektir (3,12). Mevcut APP lerin yaygın olarak kullanılmasıyla gelecekte veteriner hekimlikte yeni farklı APP ve onların medyatörlerinin bulunmasına da olanak sağlayacaktır. Bu yöndeki devam eden ve yoğun araştırmalar ile sadece APP lerin olası uygulamaları ile ilgili bilgiler elde edilmeyecek, aynı zamanda enfeksiyon veya yangının patofizyolojisinin ve immun mekanizmaların anlaşılması da kolaylaşacaktır (3,6,12). KAYNAKLAR 1. Turgut K. Veteriner Klinik Laboratuvar Teşhis. Bahçıvanlar Basımsanayi, Konya 2000; ss Tiftik AM. Klinik Biyokimya,Mimoza AŞ Konya, Murata H, Shimada N, Yoshioka M. Current research on acute phase proteins in veterinary diagnosis. Vet J 2004; 168: Petersen HH, Nielsen JP, Heegaard PMH. Application of acute phase protein measurement in veterinary clinical chemistry. Vet Res 2004; 35: Eckersall PD. The time is right for acute phase protein assay. Vet J 2004; 168: Eckersall PD. Bell R. Acute phase proteins: Biomarkers of infection and inflammation in veterinary medicine. Vet J 2010; 185: Dinarello CA. Interleukin-1 and its biologically related cytokines. Adv Immunol 1989; 44: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

91 12-16 yaş grubu çocuklarda atletik performansın belirlenmesinde fiziki ve kardiyorespiratuar özelliklerin Coşkun A, etkisi Şen İ 8. Gruys E, Obwolo MJ, Toussaint MJM. Diagnostic significance of major acute phase proteins in veterinary clinical chemistry: a review. Vet Bull 1994; 64: Niewold TA, Tousaint MJM, Gruys E. Monitoring health by acute phase proteins, Fourth Europan Colloquim on acute phase proteins, Segova, Spain 2003; ss Nukina H, Sudo N, Aiba Y, et al. Restraint stress elevates the plasma interleukin-6 levels in germ-free mice. Journal of Neuroimmunology 2001; 115: Chan JPW, Chu CC, Fung HP, et al. Serum haptoglobin concentration in cattle. J Vet Med Sci 2004; 66: Eckersall PD. Recent advances and future prospects for the use of acute phase proteins as marker of disease in animals. Revue Med Vet 2000; 151: Çitil M. Puerperal infeksiyonlu ve abomasum deplasmanlı ineklerde Serum Amiloid A ve haptoglobin düzeyleri. Kafkas Üniv Vet Fak Derg 2003;9(2): Eckersall PD, Safi S, Weber A, et al. The acute phase protein response of haptoglobin serum amyloid A and α1-acid glycoprotein in dairy cows with mastitis, The 4th European Comparative Clinical Pathology Meeting, Verona, İtalya Heegaard PMH, Godson DL, Toussaint MJM, et al. The acute phase response of haptoglobin and serum amyloid A (SAA) in cattle undergoing experimental infection with respiratory syncytial virus Vet immunol immunopathol 2000; 77: Güzelbektaş H, Sen I, Ok M, et al. Serum amyloid a and haptoglobin concentrations and liver fat percentage in lactacting dairy cows with abomasal displacement. J Vet Int Med. 2010; 24: Humblet MF, Guyot H, Boudry B, et al. Relationship between haptoglobin, serum amyloid A, and clinical status in a survey of dairy herds during a 6-month period. Vet Clin Pathol 2006; 35: Chan JP, Chang CC, Hsu WL, et al. Association of increased serum acute-phase protein concentrations with reproductive performance in dairy cows with postpartum metritis. Vet Clin Pathol 2010; 39: Skinner JG, Brown RA, Roberts L. Bovine haptoglobin response in clinically defined field conditions. Vet Rec 1991; 16: Nazifi, S., Ansari-Lari, M., Asadi-Fardaqi, J., et al. The use of receiver operating characteristic (ROC) analysis to assess the diagnostic value of serum amyloid A, haptoglobin and fibrinogen in traumatic reticuloperitonitis in cattle. Vet J 2009; 182: Pineiro M, Alava MA, Lampreave F, Acute phase proteins in different species: a review. Fourth Europan Colloquim on acute phase proteins. Segova, Spain 2003; ss Deignan T, Alwan A, Kelly J, et al. Serum haptoglobin: an indicator of experimentallyinduced salmonella infection in calves, Res Vet Sci 2000; 69: Humblet MF, Coghe J, Lekeux P, et al. Acute phase ptotein assessment for an early selevtion treatments in growing calves suffering from bronchopneumonia under field conditions. Res Vet Sci 2004; 77: Grönlund U, Waller KP, Sandgren CH. Are milk haptoglobin and serum amyloid A indicators of sub-clinical mastitis. Fourth Europan Colloquim on acute phase proteins, Segova, Spain Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

92 Sığırlarda akut faz proteinleri ve klinik kullanım alanları 25. Jacopsen S, Niewold TA, Kornalijnslijper E, et al. The kinetics of serum amyloid A accumulation in milk from cows with experimentally induced E. coli mastitis, Fourth Europan Colloquim on acute phase proteins, Segova, İspanya Lomborg SR, Nielsen LR, Heegaard PMH et al. Acute phase proteins in cattle after exposure to complex stres. Vet Res Commun 2008; 32: Alsemgeest SPM, Lamboy IE, Wierenga HK, et al. Influence of physical stress on the plasma concentration of serum amyloid a and haptoglobin in calves. Vet Q 1995; 17: Horadagoda NU, Knox KMG, Gibbs HA, et al. Acute phase proteins in cattle: discrimination between acute and chronic inflamation. Vet Rec 1999; 144: Glass EJ, Craigmile SC, Springbett A, et al. The protozoan parasite, Theleria annulata, induces a distinct acute phase protein response in cattle that is associated with pathology. Int J Parasitol 2003; 33: Coskun A, Sen I, The importance in clinical diagnosis of acute phase protein in calves that experimentally lipopolisaccharide ınduced endotoxemia. XXV. World Buiatri Congres, Budapest, Hungary 2008; ss Orro T, Pohjanvirta T, Rikula U et al. Acute phase protein changes in calves during an outbreak of respiratory disease caused by bovine respiratory syncytial virus. Comp Immunol Microbiol Infect Dis. 2009; 34; Angen O, Thomsen J, Larsen LE, et al. Respiratory disease in calves: microbiological investigations on transtracheally aspirated bronchoalveolar fluid and acute phase protein response Vet Microbiol. 2009; 28: Lee WC, Hsiao HC, Wu YL,et al. Serum C- reaktive protein in dairy herds. Can J Vet Res 2003; 67: Schroedl W, Jaekel L, Krueger M. Creaktive protein and antibacterial activity in blood plasma of colostrum-fed calves and the effect of lactulose Journal Dairy Science 2003; 86: Ok M, Aslan V. Retikuloperitonitis Travmatikalı sığırların teşhis ve prognozun da kan proteinleri ve gluteraldehit testinin önemi, Vet Bil Derg 1994; 10: Ganheim C, Hoglund J, Waller KP. Acute phase protein in response Dictyocaulus viviparus infection in calves. Acta Vet Scand 2004; 45: Schroıedl W, Fuerll B, Reinhold P, et al. A novel acute phase marker in cattle: Lipopolysaccharide binding protein (LBP) J Endotoxin Res 2001; 7: Pineiro M, Andres M, Iturralde M, et al. ITIH4 (Inter-alfa-trypsin inhibitor heavy chain 4) is a new acute phase protein ısolated from cattle during experimental infection. Infect Immun 2004; 72: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

93 OLGU SUNUMU (Case Report) Onmaz AC, Kibar M, Güneş V, Atasever A,Atalan G DİLATE KARDİYOMİYOPATİLİ İKİ ADET KÖPEKTE KLİNİK, RADYOLOJİK ELEKTROKARDİYOGRAFİK VE EKOKARDİYOGRAFİK BULGULAR Clinic, Radiologic, Electrocardiographic and Echocardiographic Findings in Two Dogs with Dilated Cardiomyopathy Ali Cesur ONMAZ 1, Murat KİBAR 2, Vehbi GÜNEŞ 3, Ayhan ATASEVER 4, Gültekin ATALAN 5 Özet: Bu çalışmada, Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Kliniklerine halsizlik, çabuk yorulma, solunum güçlüğü ve karında şişkinlik şikâyeti ile getirilen 4 yaşında erkek Alman Çoban köpeği ile yine aynı yaşta erkek Golden Retriever ırkı iki adet köpek incelendi. Yapılan klinik muayenede hayvanlarda asites, kalp oskültasyonunda belirgin üfürüm tespit edildi. Olguların toraks radyografisinde kalpte büyüme olduğu tespit edildi. Elektrokardiyografide paroksismal taşikardi belirlendi. Doppler ekokardiografik muayene ile her iki olguda da mitral ve trikuspital kapaklarda değişik derecelerde yetmezlikler saptandı. Ayrıca, 2- D ultrasonografide 2 mm' nin üzerinde perikardiyal sıvı toplanması saptandı. Pratik kitlerle yapılan Troponin I ve T testleri her iki olgu için pozitif olarak değerlendirildi. Tedavide Enalapril (0.5 mg/ kg, PO), Furasemid (3 mg/kg, PO) ve Aminocardol (20 mg/kg, PO) kullanıldı. 2 haftalık tedavi sonrası, bir köpekte kısmi düzelmeler görülmesine rağmen, diğer köpekte dördüncü hafta sonunda ani ölüm şekillendi. Nekropsi bulguları ile DCM doğrulandı. Anahtar kelimeler: Köpek, dilate kardiyomiyopati, elektrokardiyografi, ekokardiyografi Abstract: In the present study, a 4 year old male German Shepherd and a male Golden Retriever dog referred to Erciyes University, Clinics of Faculty of Veterinary Medicine were included in the study. In the history, they were suffering from tiredness, breathing difficulty and abdominal distension. In dogs, ascites and significant heart murmurs were found in the clinical examination by auscultation. In the thoracic radiography of both cases, enlargement in heart size were reported. In the electrocardiography, paroxysmal tachycardia was determined. Various degrees of insufficience of mitral and tricuspital valves were determined by Doppler echocardiography. Additionally, more than 2 mm pericardial fluid was monitored in 2-D ultrasonography. Troponin I and T was evaluated as positive by using commercial kits in both dogs. Enalapril (0.5 mg/kg, PO), Furasemid (3 mg/kg, PO) and Aminocardol (20 mg/kg, PO) were used for the treatment of dilated cardiomyopathy (DCM). Although one of dogs recovered after a 2 week treatment period, a sudden death occurred at the end of the fourth week of treatment in the other dog. DCM was confirmed by necropsy findings. Keywords: Dog, dilated cardiomyopathy, electrocardiography, echocardiography 1 Yrd.Doç.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.İç Has. AD, Kayseri 2 Doç.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.Cerrahi AD, Kayseri 3 Prof.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.İç Hastalıkları AD, Kayseri 4 Prof.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.Patoloji AD, Kayseri 5 Prof.Dr.Erciyes Ün.Vet.Fak.Cerrahi AD, Kayseri Geliş Tarihi : Kabul Tarihi : Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

94 12-16 Dilate kardiyomiyopatili yaş grubu çocuklarda iki adet atletik köpekte performansın klinik, radyolojik belirlenmesinde elektrokardiyografik fiziki ve kardiyorespiratuar ekokardiyografik bulgular özelliklerin etkisi Dilate kardiyomiyopati (DCM) köpeklerdeki aritmilerle karakterize, en önemli ve en yaygın primer kardiyak problemlerden birisidir (1). Genellikle sol veya heriki ventrikülün genişlemesi, azalmış miyokard kontraksiyonu veya myokardın fonksiyonunu yitirmesi ile karakterize bozukluktur. Sıklıkla genç, iri ırk, 4-6 yaşlı, erkek köpeklerde görülür (2). Etiyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte; viral enfeksiyonlar, mikrovasküler hiperreaktivite, besinsel eksiklikler, immun ilişkili hastalıklar, myokardiyal toksinler ve çeşitli genetik bozukluklar gibi değişik nedenler ileri sürülmüştür (1). Klinik olarak dispne, öksürük, bayılma, egzersizi tolere edememe, abdominal gerginlik ve kısmi anoreksi, ağırlık kaybı ile birlikte orta dereceli letarji görülmektedir (1,3-5). Dilate kardiyomiyopatili köpeklerde ekokardiyografi, myokardiyal disfonksiyonu belirleme ve ölçmenin yanısıra edinsel valvuler ya da perikardial hastalıklar gibi diğer kalp hastalığı nedenlerini ayırt etmek için de kullanılmaktadır (3, 6). Kalp odacıklarındaki genişleme hem M-mod hem de iki boyutlu ölçümle (twodimensional measurements) kolaylıkla belirlenebilir ve ölçülebilir. Dilatatif kardiyomiyopatinin tanısında M-mod ve B-mod ekokardiyografik parametreler genellikle en güvenilir tanı yöntemleridir (7-10). Sol atrium ve/veya ventrikülün sistolik ve diastolik iç çapları, mitral kapak E noktası ile inter ventriküler septum uzaklığı ve eğer sağ ventrikül de etkilenmiş ise sağ ventrikül iç çapının artışı ile birlikte ventriküler kasılma gücünün azalmasının (hipokinezi) M-mod ekokardiyografik anormallikler olduğu bildirilmektedir (3, 11-14). Kısa eksende sol ventrikülün sistol sonu ve diastol sonu boyutlarının vücut ağırlığına göre ölçüm değerleri dilate kardiyomiyopatili köpeklerde normal köpeklere göre daha büyüktür. Sol ventrikül duvarı normal diastoldekine göre genellikle normal kalınlıkta ya da biraz daha kalındır. Ancak sistol sırasında içe doğru harekette belirgin bir azalma ve kalınlaşma vardır. Generalize ve simetrik sol ventriküler hipokinetik dilate kardiyomiyopatili çoğu köpekte gözlemlenmektedir. Her iki ventrikülde de yetmezlik bulunan büyük ırklarında ve diğer köpeklerde sağ atrial ve ventriküler boyutlar artmıştır (1). Belirgin olarak kalp yetmezliği bulunan köpeklerde EKG de çoğunlukla, sol ventriküler genişlemede, yüksek amplitüdlü R dalgası ya da genişlemiş QRS kompleksi ve sol atrial genişlemede genişlemiş P dalgası gözlemlenir (1, 2). Atrial fibrilasyon, dilate kardiyomyopatili bazı iri ırk köpeklerin %75-80 kadarında bildirilen yaygın bir ritim bozukluğudur (15-19). Dilate kardiyomyopati nedeniyle ventriküler ritim bozukluğu özellikle Boxer ve Doberman pinscherlarda ani ölümlere neden olmaktadır (12, 20-23). Radyografide genellikle sol atriyal genişleme ile progresif sol taraflı ya da generalize kardiyomegali belirlenir (1). Latero-lateral radyografide; apiko-baziller mesafenin artması, kalbin ön kenarının yuvarlaklaşması, kalp ile sternum arasında temas alanının artması, kalbin arka kenarının posterior yer değiştirmesi, kalp/ diyaframa nın üst üste binmesi, trakeobronşik bifürkasyonun çökmesi, trakeanın dorsale doğru deplase olması ve kolumna vertebralise paralel hale gelmesi, dorso-ventral radyografide ise; kalp boyunun artması, kalbin kenarlarının yuvarlaklaşması, kalp/göğüs duvarı uzaklığının azalması, kalbin apeksinin arkaya doğru yer değiştirmesi, kalp/ diyaframa nın üst üste binmesi bulgularının değerlendirilmesi gerekir (24). Sol atrial genişlemede kalbin derinliğindeki artış, trakeanın yukarı doğru yer değiştirmesine neden olur, genişlemiş atriyum tarafından sol bronşlar yukarıya doğru yer değiştirir (25). Sol atriyal genişleme genellikle mitral yetmezlikle birlikte bulunur (24, 26). Köpeklerin dilate ve hipertrofik kardiyomiyopati, subaortik stenoz, kronik mitral kapak hastalıklarında ya da sekunder olarak diğer enfeksiyonlar sonucu kardiyak miyositlerin dejenerasyonuna yol açan kardiyak hastalıkların seyri sırasında serum troponin düzeylerinde artış görülür (27-29). Bu çalışmada dilate kardiyomiyopatili iki köpekte klinik ve pataolojik bulguların yanında elektrokardiyogram ve ekokardiyogramda görülebilecek değişiklikler incelenerek bu bozukluğun teşhis edilmesinde yardımcı olabilecek parametrelerin tespit edilmesi amaçlandı. 248 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

95 Onmaz AC, Kibar M, Güneş V, Atasever A,Atalan G Vaka raporu Bu vaka raporunun olgularını E.Ü Veteriner Fakültesi Kliniklerine getirilen 4 yaşında dişi bir Alman Çoban köpeği (Olgu 1) ile yine aynı yaşta Golden Retriver ırkı erkek bir köpek (Olgu 2) oluşturdu. Yürümede zorluk, karında şişkinlik ve dispne şikayeti ile getirilen bu köpeklerin gerekli klinik, radyografik, elektrokardiyografik ve ekokardiyografik muayeneleri yapıldı. Yazdırılan EKG lerin her birinde dalgaların şekli incelenerek P ve T dalgalarının amplitütleri; P, T ve QRS kompleksinin süreleri ve PQ ve QT aralıklarının süreleri ile dakikadaki kalp atım sayıları belirlendi. Ekokardiografik muayenede, Sonosite marka 180 model (SonoSite Inc., USA) renkli Doppler ultrasonografi cihazı ve bu cihaza ait 4,0-7,0 MHz'lik mikrokonveks prob kullanıldı. Hayvanlar önce sağ yanına yatırılarak sağ parasternal kısa eksen ve uzun eksen pencerelerinden muayene edildi. Bu pencerelerde; sol ventrikül ün M-mod ve 2-D mod ekokardiogarfik muayenesi yapıldı. Daha sonra prob kalbin basisine dogru yönlendirilerek mitral kapakların, bundan sonra da kranial e yönlendirilerek pulmoner kapağın 2-D, Pulsed Wave (PW) Doppler ve renkli Doppler muayeneleri yapıldı. Bundan sonra hayvanlar sol yanına yatırılarak sol parasternal uzun eksen görüntüsünde mitral ve trikuspital kapaklar ekokardiografik muayene edildi. Hayvanların kanındaki troponinlerin (ctn-i ve ctn-t) varlığının belirlenmesi amacıyla kalp kökenli Troponin-I için piyasada satışa sunulmuş olan kitlerden (Card-I Kit Combo Test, Aboatech) yararlanıldı. Troponin-T nin belirlenmesi amacıyla yine piyasadan ticari olarak temin edilen Tromp-T test kiti (Tropt Sensitive Rapid Assay, Roche) kullanıldı. Tedavide Enalapril (0.5 mg/kg, PO), Furasemid (3 mg/kg, PO) ve Aminocardol (20 mg/kg, PO) kullanıldı. Yapılan klinik muayene de Olgu 1 ve 2 de asites, kalp oskültasyonunda belirgin üfürüm tespit edildi. Kliniğimizde yapılan ilk değerlendirmelerde her iki olguda da rektal ısı, solunum ve nabız sayıları normal sınırlardaydı. Yapılan ilk hematolojik muayenelerde, her iki olgudaki beyaz kan hücre sayısının normalden yüksek olduğu (>21.000/ μl) belirlendi. Aynı şekilde segmentli nötröfil sayısında da artışlar (>14.000/ μl) gözlemlendi. Pratik kitlerle yapılan Troponin I ve T testleri her iki olgu için pozitif olarak değerlendirildi. Hastaların radyografik değerlendirilmesinde, toraksın latero lateral (LL) radyografisinde kalpteki genişleme ve büyüme Vertebral Kalp Skalası yöntemiyle tespit edildi (Şekil 1). Şekil 1. DCM'li bir köpeğin LL radyografisi (Olgu 2) Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

96 12-16 Dilate kardiyomiyopatili yaş grubu çocuklarda iki adet atletik köpekte performansın klinik, radyolojik belirlenmesinde elektrokardiyografik fiziki ve kardiyorespiratuar ekokardiyografik bulgular özelliklerin etkisi Tablo I. Olgulara ait EKG parametreleri Parametreler Olgu 1 Olgu 2 Referans Değerler Kalp Frekansı P amplitud (mv) 0,2 0,2 <0,4 P time (mm/s) 0,06 0,05 <0,04 PQ interval (mm/s) 0,10 0,08 0,06-0,13 QRS amplitud (mv) 3,0 2,8 <2,0 QRS time (mm/s) 0,05 0,04 <0,05 QT time (mm/s) 0,22 0,20 0,15-0,25 DCM tanısı konan hayvanlardan kaydedilen II. derivasyona ait elektrokardiyografik ölçümler tablo I de verilmiştir. Ekokardiografide sağ parasternal kısa eksen görüntüsünde interventriküler septum (IVS) ve posterior duvar (PW) kalınlığı değerlerinde azalma, sol ventriküler boşluk (LVID) değerlerinde ise artış belirlendi. Aynı düzeyde kaydedilen M-mod grafide ise kalp kası ve boşluklarındaki benzer değişiklikler ile birlikte taşiaritmik kalp kası hareketleri kaydedildi. Yine M-mod ekokardiografide LA/ Ao > 2 olarak tespit edildi. Sol parasternal uzun eksen görüntüsünde Aort stenozu görüldü. Doppler ekokardiografik muayene ile mitral ve trikuspital kapaklarda değişik derecelerde yetmezlikler saptandı. Ayrıca, 2-D ultrasonografide Olgu 1 de 2 mm' nin üzerinde perikardiyal sıvı toplanması saptandı (Şekil 2-5). Olgu 1 e yapılan nekroskopik inceleme sonucunda göğüs boşluğunda, perikard kesesinde ve abdomen bölgesinde sıvı birikimi göze çarptı. Kalbin normalden büyük olduğu ve sol ventrikül duvar çapının inceldiği dikkati çekti (Şekil 6). Şekil 2. DCM'li bir köpeğin sağ parasternal kısa eksen görüntüde pulmoner kağak yetmezliği (ok işareti) renkli Doppler bulguları (Olgu 1). 250 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

97 Onmaz AC, Kibar M, Güneş V, Atasever A,Atalan G Şekil 3. DCM'li bir köpeğin Aynı köpeğin pulmoner kapak yetmezliğinde (ok işareti) PW Doppler bulguları (Olgu 1). Şekil 4. DCM'li bir köpeğin M-mod ekokardiogram bulguları (Olgu 1). Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

98 12-16 Dilate kardiyomiyopatili yaş grubu çocuklarda iki adet atletik köpekte performansın klinik, radyolojik belirlenmesinde elektrokardiyografik fiziki ve kardiyorespiratuar ekokardiyografik bulgular özelliklerin etkisi Şekil 5. DCM'li bir köpekte 2-D ekokardiogarmda pericardial efüzyon bulguları (Olgu 1). Şekil 6. DCM'li bir köpeğin nekropsi bulguları (Olgu 1). 252 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

99 Onmaz AC, Kibar M, Güneş V, Atasever A,Atalan G TARTIŞMA DCM sıklıkla genç, iri ırk, 4-6 yaşlı, erkek köpeklerde görülür (30). Klinik olarak dispne, öksürük, bayılma, egzersizi tolere edememe ve abdominal gerginlik ve kısmi anoreksi, ağırlık kaybı ile birlikte orta dereceli letarji görülmektedir (2-5, 17, 26, 30, 31). Bu olgulardaki DCM li köpeklerin aynı yaşta (4 yaşlı) olması ve benzer klinik semptomlara sahip olması yukarıdaki bildirimlerle benzerlik göstermektedir. Miyokart hücrelerinden sızan yangı indikatörlerinden en önemlisi troponinlerdir. Bu vaka raporunu oluşturan köpeklerde de miyokart hasarını belirlemek için insanlarda kullanılan ticari test kitleri kullanıldı ve köpeklerin hem ctn-i hem de ctn-t testlerinin pozitif olduğu belirlendi. Radyolojik muayenede, pleural effusion nedeniyle gölgelenebilen total ve şiddetli kalp büyümesi izlenir. Sol atriyal genişleme ile progresif sol taraflı ya da generalize kardiyomegali belirlenir (2). Bu olgu raporundaki köpeklerin radyografik muayenesinde progresif sol taraflı kardiyomegali belirlendi ve kalbin normalden daha fazla büyüdüğü Vertebral Kalp Skalası yöntemiyle (4) doğrulandı. Sol ventriküler dilatasyon bulunan köpeklerde EKG'de R dalgasının amplitüdünün artmış olduğu ya da QRS kompleksinin genişlediği bildirilmiştir (15, 29). Araştırıcılar (3, 4, 6, 21, 26, 32) sol atriyel genişlemelerin EKG de P dalgası zamanında uzamaya (>0,06 sn) ve sağ atriyel genişlemelerin ise P dalgası amplitüdünde büyümeye (>0,4 mv), neden olduğunu bildirmişlerdir. Bu çalışmadaki her iki olguda da QRS dalgası amplitüdünün büyüdüğü (>2,0 mv) gözlemlenirken P dalgası amplitüdünün değişmediği (<0,4 mv) ancak P dalgası zamanında uzama (>0,06sn) saptandı. Dilate kardiyomiyopatili köpeklerde sağ taraflı ya da çift taraflı ventriküler kalp yetmezliğinin belirtisi olan vena cava caudalis genişlemesi, hepatomegali, asites, pleural effüzyon pulmoner ödem ya da perikardiyal effüzyon görülmektedir (1, 2, 5, 11, 33). Bu çalışmadaki olguların her ikisinde de asites ve sol parasternal uzun eksen görüntüsünde aort stenozu görüldü. Doppler ekokardiografik muayene ile mitral ve trikuspital kapaklarda değişik derecelerde yetmezlikler saptandı. Ayrıca, 2-D ultrasonografide 2 mm' nin üzerinde perikardiyal sıvı toplanması saptandı. Sonuçta, bu vaka raporu ile DCM nin 4 yaşlı ve farklı ırklardaki köpeklerde önemli kalp rahatsızlıklarından biri olduğu ve teşhiste klinik, radyolojik, elektrokardiyografik ve elektrokardiyografik verilerin birlikte değerlendirilmesinin önemi gösterildi. KAYNAKLAR 1. Ettinger SJ, Feldman EC. Textbook of Veterinary Internal Medicine: Diseases of the Dog and Cat (4th Ed.). 1995; pp Schaer M. Clinical medicine of the dog and cat. Manson Publishing (3rd edition), 2003; pp Bonagura JD, O'Grady MR, Herring SD. Echocardiyofgraphy. Princibles of interpretation. Vet Clin Nort Am Small Anim Pract 1985; 15(6): Buchanan JW. Vertebral Scale System to Measure Canine Heart Size in Radiographs. JAVMA 1995; 206 (2): Ok M, Öztürk AS Er C. Üç köpekte konjestif kalp yetmezliği, Eurasian J Vet Sci 2010; 26 (1): Lombard CW. Echocardiyographic and clinical signs of canine dilated cardiyomyopathy. J small Anim Pract 1984; 25: Calvert CA, Pickus CW, Jacobs GJ, Brown J. Signalment, survival, and prognostic factors in Doberman Pinschers with end-stage cardiomyopathy. J Vet Intern Med 1997; 11: Monnet E, Orton CE, Salman M, Boon J. Idiopathic dilated cardiomyopathy in dogs: survival and prognostic indicators. J Vet Intern Med 1995; 9: Tidholm A, Svensson H, Sylvén C. Survival and prognostic factors in 189 dogs with dilated cardiomyopathy. J Am Anim Hosp Assoc 1997; 33: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

100 12-16 Dilate kardiyomiyopatili yaş grubu çocuklarda iki adet atletik köpekte performansın klinik, radyolojik belirlenmesinde elektrokardiyografik fiziki ve kardiyorespiratuar ekokardiyografik bulgular özelliklerin etkisi 10. Park C, Yoo JH, Jeon HW, et al. Therapeutic Trial of Granulocyte-Colony Stimulating Factor for Dilated Cardiomyopathy in Three Dogs. J Vet Med Sci 2007; 69(9): Bakırel U, Bilal T. İki köpekte konjestif kardiyomiyopatinin ekokardiyografi ile tanısı. Kafkas Üniv Vet Fak Derg 1998; 4 (1-2): Calvert CA, Brown J. Use of M- mode echocardiography in Doberman pinschers. JAVMA 1986; 189: Gooding JP, Robinson WF, Mews GC. Echocardiographyc caracterization of dilatation cardiyomiyopathy in the English cocer spaniel. Am J Vet Res 1974; 47 (9): Kienle RD, Thomas WP. Echocardiography. Veterinary Diagnostic Ultrasound. London W B Saunders Company. 1995; pp Bonagura JD, Ware WA. Atrial fibrilation in the dog: Clinical findings in 81 cases. J Am Anim Hosp Assoc 1986; 22: Darke PGG, Else RW. Canine cardiyomyopati. Vet Annu 1984; 24: Fox PR. Canine myocardial disease. In: Fox PR (Ed) Canine and Feline Cardiology. New York, Churchill Livingstone, 1988; pp Fox PR. Feline myocardial disease, In: Fox PR (Ed) Canine and Feline Cardiology. New York, Churchill Livingstone. 1988; pp Thomas WP. Myocardial disease of the dog. In: Contemporary Issues in Small Animal Practice. Cardiology. New York, Churchill Livingstone, 1987; pp Calvert CA. Dilated congestive cardyo myopathy in Doberman pinschers. Comp Contin Ed 1986; 8: Hapster NK. Boxer cardyomyopathy: A reviw of the long-term benefits of antiarrytmic therapy. Vet Clin Nort Am: Sm Anim Pract 1991; 21: Ino T, Sherwood WG, Benson LN, et al. Cardiac manifestations in disorders of fat and carnitine metabolism in infancy. J Am Coll Cardiol 1988; 11: O'Grady JJ, Horne R. Occult dilated cardiyomyophaty: an echocardiyographic and electrocardiyographic study of 193 asymptomatic Doberman pinschers. Proceedings of the 10th annual ACVIM. 1998; pp Douglas SW, Williamson HD. Veterinary Radiological Interpretation, William Heinemann Medical Books Ltd, London, 1970; pp Çeçen G. Köpeklerde kardiyak hastalıkların tanısında radyografinin önemi. Vet Cer Derg 2003; 9 (3-4): Weirich WE. Heart Failure. In: Emergency Medicine in Small Animal Practice, the Compendium Collection, Veterinary Learning Systems, New Jersey, 1997; pp Bader D, Kugelman A, Lanir A, et al. Cardiac troponin I serum concentrations in newborns: A study and review of the literature. Clinica Chimica Acta 2006; 371: Hagman R, Lagerstedt AS, Fransson BA, Bergström A, Häggström J. Cardiac troponin I levels in canine pyometra. Acta Vet Scand 2007; 49: Petric AD, Tomsic K. Diagnostic Methods of Cardiomyopathy in Dogs -Old and New Perspectives and Methods. Slov Vet Res 2008; 45 (1): Bonagura JD, Herring DS. Echocardiyography: Acquired heart disease. Vet Clin North Am: Sm Anim Pract 1985; 15: Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

101 Onmaz AC, Kibar M, Güneş V, Atasever A,Atalan G 31. Fox PR. Myocardial diseases. In: Ettinger SJ (Ed) Textbook of Veterinary Internal Medicine (3 rd ed), Philadelphia, WB Saunders, 1989; pp Başoğlu A. Veteriner Kardiyoloji, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yayını, Konya, 1992; s Dukes J, McEwan L, Borgarelli M, et al. Proposed Guidelines for the Diagnosis of Canine Idiopathic Dilated Cardiomyopathy. J Vet Cardiol 2003; 5(2):7-19. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)

102 20. CİLT YAYIN DİZİNİ SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ 20(1) 1-81, 2011 ARAŞTIRMALAR ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TIBBİ ONKOLOJİ BİLİM DALI NA YILLARI ARASINDA BAŞVURAN KANSER HASTALARININ EPİDEMİYOLOJİK DEĞERLENDİRMESİ.1 Halit KARACA, Veli BERK, Mevlüde İNANÇ, Mustafa DİKİLİTAŞ, Metin ÖZKAN KAYSERİ DEKİ FARKLI BİNALARIN SU DEPOLARINDA LEGIONELLA ARAŞTIRILMASI 9 Zahide AKKAYA, Yusuf ÖZBAL KARADENİZ BÖLGESİ'NDEKİ SIĞIRLARDAN ELDE EDİLEN BABESIA BOVIS SUŞLARININ MOLEKÜLER KARAKTERİZASYONU 18 Önder DÜZLÜ, Abdullah İNCİ, Alparslan YILDIRIM ÜNİVERSİTE SINAVINA HAZIRLANAN ÖĞRENCİLERDE ÇOKLU ZEKÂNIN DEĞERLENDİRİLMESİ 29 Gülşen DEMİRAY, Nazan DOLU HEMŞİRE VE EBELERİN AİLE İÇİ FİZİKSEL ŞİDDETE BAKIŞ AÇILARI VE MARUZİYETLERİ.39 Ferhan ELMALI, Zeliha KAYA ERTEN, Handan ZİNCİR, Betül ÖZEN, Elçin BALCI SPORCU VE SEDANTER ERKEKLERDE YAŞ PERİYODUNUN KUVVET, ANAEROBİK GÜÇ VE ESNEKLİK ÜZERİNE ETKİLERİ 48 Cem Sinan ASLAN, Hürmüz KOÇ, Yusuf KÖKLÜ SEZARYEN SONRASI ERKEN TABURCU OLAN KADINLARA VERİLEN EVDE BAKIM HİZMETİNİN ANNE SAĞLIĞINA VE ÖZ BAKIM GÜCÜNE ETKİSİ 54 Nuriye BÜYÜKKAYACI DUMAN, Nimet KARATAŞ YUMURTACI DAMIZLIK BILDIRCIN (COTURNIX COTURNIX JAPONICA) RASYONLARINA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ İLAVESİNİN VERİM VE KULUÇKA PERFORMANSI İLE YUMURTA KALİTESİNE ETKİSİ..68 Sibel SİLİCİ, Berrin KOCAOĞLU GÜÇLÜ, Kanber KARA DERLEME FİZİKSEL AKTİVİTE VE EPİLEPSİ Ferhan SOYUER, Füsun ERDOĞAN YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (I)... I-XXXIV Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

103 20. CİLT YAYIN DİZİNİ SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ 20(2) , 2011 ARAŞTIRMALAR POSTPARTUM DÖNEMDE SIÇAN UTERUSUNDAKİ YAPISAL DEĞİŞİKLİKLER...83 Emel ALAN, Narin LİMAN GALVANO SERAMİK VE METAL SERAMİK ÜÇ ÜYELİ KÖPRÜ PROTEZLERİNİN KIRILMA DİRENÇLERİNİN İNCELENMESİ Zekiye EROĞLU, Ayşegül Güleryüz GÜRBULAK MANİSA DA ŞİZOFREN HASTALARIN SİTOGENETİK ANALİZİ VE POLİMERAZ ZİNCİR REAKSİYONU İLE COMT( 21q11.2 ) GENİNİN TEŞHİSİ 99 Elvan ARSLAN,, Nuray ALTINTAŞ, Ahmet AYER, Ayşen Esen DANACI, Mustafa AŞÇI, Seda ÖRENAY ÜNİVERSİTELİ ERKEK ÖĞRENCİLERİN VÜCUT YAĞ YÜZDELERİNİN ÜÇ FARKLI YÖNTEMLE DEĞERLENDİRİLMESİ Nazmi SARITAŞ, İrfan ÖZKARAFAKI, Osman PEPE, Serdar BÜYÜKİPEKCİ KÖK KANALLARINDA SIKLIKLA GÖRÜLEN ÜÇ MİKROORGANİZMANIN ELEKTRONİK BURUN SİSTEMİ KULLANILARAK SINIFLANDIRILMASI Yasemin KAHRAMAN, Bekir Hakan AKSEBZECİ, Esma KAYA, Özgür ER, Hatice ÖZBİLGE TÜRKIYE DE MANISA VE YÖRESINDE AKRABA EVLILIĞI YAPMIŞ AILELERDE GJB2 (CONNEXIN 26) GENINDEKI35DEL MUTASYONUNUN ARAŞTIRILMASI Nuray ALTINTAŞ, Ali Vefa YÜCETÜRK, Seda ÖRENAY GIARDIOSIS Lİ KÖPEKLERDE HEMATOLOJİK VE BİYOKİMYASAL GÖSTERGELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ Mustafa SARI, Ali Cesur ONMAZ DERLEMELER YENİDOĞAN ÜNİTELERİNİN DÜZEYLERİ VE ORGANİZASYONU..137 Sebahat ALTUNDAĞ DÜNDAR, Meral BAYAT, Emine ERDEM VETERİNER HEKİMLİĞİ YÖNÜYLE MEHMET AKİF ERSOY. 143 Çağrı Çağlar SİNMEZ, Aşkın YAŞAR OLGU SUNUMLARI TRAVMA SONUCU KOMPLİKE KRON KRIĞI MEYDANA GELEN GENÇ DAİMİ DİŞİN APEKSİFİKASYON TEDAVİSİ : VAKA RAPORU Kanşad PALA, Salih DOĞAN, Özgür ER ANTEMORTEM DIAGNOSIS OF ATRIAL SEPTAL DEFECT IN A NEWBORN WATER BUFFALO CALF (BUBALUS BUBALIS): A CASE REPORT 155 Vehbi GÜNEŞ, Murat KİBAR, Ali Cesur ONMAZ, Gültekin ATALAN 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (II).... XXXV-LXVII 258 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

104 20. CİLT YAYIN DİZİNİ SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ 20(3) , 2011 ARAŞTIRMALAR LEISHMANIA TROPICA İLE İNFEKTE MAKROFAJ HÜCRELERİNDE PROPOLİSİN SİTOKİN SALINIMINA ETKİLERİ Hatice ÖZBİLGE, Esma Gündüz KAYA HODGKİN HASTALIĞI MANTLE IŞINLAMASINDA TİROİDİN ALDIĞI DOZUN ARAŞTIRILMASI 167 M.Tarkan AKSÖZEN, Oğuz Galip YILDIZ, Kadir YARAY KAYSERİ İLİ NDE GÖREV YAPAN SAĞLIK YÖNETİCİLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ VE UYGULAMADA KARŞILAŞTIKLARI SORUNLAR Elçin BALCI, Enver ÇAKIL, Ahmet Hamdi DUDAK, İskender GÜN, Fevziye ÇETİNKAYA, Osman GÜNAY YOZGAT İL MERKEZİNDEKİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINDA SAĞLIK SORUNLARI GÖRÜLME DURUMU VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER Mahmut KILIÇ, Fevziye ÇETİNKAYA ÇİNKO VE METİYONİNİN BUZAĞILARDA PERFORMANS ÜZERİNE ETKİSİ 195 İsmail ÜLGER, Osman KÜÇÜK KAYSERİ YÖRESİNDE SPERMOPHILUS XANTHOPRYMNUS LARDA (RODENTIA, MAMMALIA) ECHINOCOCCUS MULTILOCULARIS VE DİĞER BAZI PARAZİTLERİN ARAŞTIRILMASI. 203 Zeynep AYVALI, Kemal DENİZ, Coşkun TEZ, Süleyman YAZAR KOYUNLARDA DENEYSEL OLUŞTURULAN RUMEN ASİDOZUNUN ELEKTROKARDİYOGRAFİK PARAMETRELER ÜZERİNE ETKİSİ 210 Ali Cesur ONMAZ, Vehbi GÜNEŞ, Öznur ASLAN, İlknur KARACA BEKDİK DENTAL NİKEL KROM ALAŞIMINA UYGULANAN ALTIN KAPLAMANIN YÜZEY PÜRÜZLÜLÜĞÜ VE BAKTERİ ADEZYONUNA ETKİLERİNİN İNCELENMESİ 217 Özlem ÇÖLGEÇEN, Bülent KESİM, Seçil ABAY, Eyüp Sabri TOPAL Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

105 20. CİLT YAYIN DİZİNİ SAĞLIK BİLİMLERİ DERGİSİ 20(3) , 2011 DERLEMELER ORTODONTİK TEŞHİSTE KONİK IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ S.Kutalmış BÜYÜK, Sabri İlhan RAMOĞLU KLİNİK UYGULAMADA KAVRAM HARİTASI KULLANIMI: RESPİRATUAR DİSTRESS SENDROMU (RDS) ÖRNEĞİ Zübeyde KORKMAZ, Özlem AVCI, Öznur TOSUN, Nevin USLU, Emine ERDEM, Meral BAYAT SIĞIRLARDA AKUT FAZ PROTEİNLERİ VE KLİNİK KULLANIM ALANLARI 240 Alparslan COŞKUN, İsmail ŞEN OLGU SUNUMU DİLATE KARDİYOMİYOPATİLİ İKİ ADET KÖPEKTE KLİNİK, RADYOLOJİK ELEKTROKARDİYOGRAFİK VE EKOKARDİYOGRAFİK BULGULAR.247 Ali Cesur ONMAZ, Murat KİBAR, Vehbi GÜNEŞ, Ayhan ATASEVER, Gültekin ATALAN 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III)... LXIX-XCI 260 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

106 VOLUME 20. ARTICLE INDEX JOURNAL OF HEALTH SCIENCES 20(1) 1-81, 2011 RESEARCH REPORTS Epidemiologic Evaluation of the Patients Admitted to Department of Medical Oncology, Erciyes University, Medical Faculty, Between 2006 And Halit KARACA, Veli BERK, Mevlüde İNANÇ, Mustafa DİKİLİTAŞ, Metin ÖZKAN Legionella Researging in Water Depots of Different Buildings in Kayseri. 9 Zahide AKKAYA, Yusuf ÖZBAL Molecular Characterization of Babesia bovis Isolates Collected from Cattle in Black Sea Region. 18 Önder DÜZLÜ, Abdullah İNCİ, Alparslan YILDIRIM Evaluation of Multiple Intelligence in the Students Preparing University Exam.29 Gülşen DEMİRAY, Nazan DOLU Exposed to Physical Violence and Outlooks of Nurses and Midwifes. 39 Ferhan ELMALI, Zeliha KAYA ERTEN, Handan ZİNCİR, Betül ÖZEN, Elçin BALCI Molecular Characterization of Babesia bovis Isolates Collected from Cattle in Black Sea Region 48 Cem Sinan ASLAN, Hürmüz KOÇ, Yusuf KÖKLÜ The Effect of Home Care Service Gıven to Postpartum Early Dıscharged Women who Had a Cesarean Section on the Maternal Health and Power of Self-Care..54 Nuriye BÜYÜKKAYACI DUMAN, Nimet KARATAŞ Effect of Supplementation of Crushed Grape Seed on Breeding Quail (Coturnix Coturnix Japonica) Diet on Production, Hatching Performance, and Egg Quality..68 Sibel SİLİCİ, Berrin KOCAOĞLU GÜÇLÜ, Kanber KARA REVİEW ARTICLE Physical Activity and Epilepsy.77 Ferhan SOYUER, Füsun ERDOĞAN Thesis Summaries of Graduates of Academic Year 2011 (I) I - XXXIV Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

107 VOLUME 20. ARTICLE INDEX JOURNAL OF HEALTH SCIENCES 20(2) , 2011 RESEARCH REPORTS The Structural Changes in the Rat Uteri During the Postpartum Period..83 Emel ALAN, Narin LİMAN Investigation of Fracture Strength of Galvano Ceramic, Metal Ceramic Three Unit Bridges...92 Zekiye EROĞLU, Ayşegül Güleryüz GÜRBULAK Identification of COMT Gene ( 22q11.2 ) by Polymerase Chain Reaction and Cytogenetic Analysis in Patients with Schizophrenia in Manisa Elvan ARSLAN,, Nuray ALTINTAŞ, Ahmet AYER, Ayşen Esen DANACI, Mustafa AŞÇI, Seda ÖRENAY Evaluatıon of Body Fat Percentage of Male University Students According to Three Different Methods Nazmi SARITAŞ, İrfan ÖZKARAFAKI, Osman PEPE, Serdar BÜYÜKİPEKCİ Classification of Three Microorganism Species Frequently Seen in Root Canals Using Electronic Nose System Yasemin KAHRAMAN, Bekir Hakan AKSEBZECİ, Esma KAYA, Özgür ER, Hatice ÖZBİLGE Investigation Of The 35delg Mutation In The Gjb2 (Connexin 26) Gene-Related Family In Manisa and Vicinity In Turkey Nuray ALTINTAŞ, Ali Vefa YÜCETÜRK, Seda ÖRENAY The Evalution of Hematologic and Biochemical Parameters in Dog with Giardiosis Mustafa SARI, Ali Cesur ONMAZ REVIEW ARTICLES The Levels and Organization of Neonatal Units Sebahat ALTUNDAĞ DÜNDAR, Meral BAYAT, Emine ERDEM Mehmet Akif Ersoy with the Aspect of Veterinary Surgeon..143 Çağrı Çağlar SİNMEZ, Aşkın YAŞAR CASE REPORTS The Apexification Therapy of an Immature Tooth with Complicated Crown Fracture:Case Report Kanşad PALA, Salih DOĞAN, Özgür ER Yeni Doğmuş Bir Manda Buzağısında (Bubalus bubalis) Atrial Septal Defekt in Antemortem Teşhisi: Vaka Raporu..155 Vehbi GÜNEŞ, Murat KİBAR, Ali Cesur ONMAZ, Gültekin ATALAN Thesis Summaries of Graduates of Academic Year 2011 (II).. XXXV-LXVII 262 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

108 VOLUME 20. ARTICLE INDEX JOURNAL OF HEALTH SCIENCES 20(3) , 2011 RESEARCH REPORTS The Effects of Propolis on the Levels of Cytokine on Leishmania Tropica Infected Macrophage Cells Hatice ÖZBİLGE, Esma Gündüz KAYA Investigating Dose Received by Thyroid in the Mantle Irradiation of the Hodgkin Disease..167 M.Tarkan AKSÖZEN, Oğuz Galip YILDIZ, Kadir YARAY The General Characteristics of the Health Managers Working in Kayseri and the Problems They Encounter..174 Elçin BALCI, Enver ÇAKIL, Ahmet Hamdi DUDAK, İskender GÜN, Fevziye ÇETİNKAYA, Osman GÜNAY The Status of Health Problems and Affecting Factors Among the Health Workers in Yozgat Provincial Center Mahmut KILIÇ, Fevziye ÇETİNKAYA Effects of Zinc and Methionine on Live Performance of Calves Consuming Milk İsmail ÜLGER, Osman KÜÇÜK Investigation of Echinococcus Multilocularis and Some Other Parasites in Spermophilus Xanthoprymnus (Rodentia, Mammalia) in Kayseri Region Zeynep AYVALI, Kemal DENİZ, Coşkun TEZ, Süleyman YAZAR Effects of Experimentally Induced Ruminal Lactic Acidosis on Electrocardiographic Parameters in Sheep.210 Ali Cesur ONMAZ, Vehbi GÜNEŞ, Öznur ASLAN, İlknur KARACA BEKDİK The Investigation of The Effects of Gold Plating Applied onto Dental Nickel-Chromium Alloy on Surface Roughness and Bacteria Adhesion Özlem ÇÖLGEÇEN, Bülent KESİM, Seçil ABAY, Eyüp Sabri TOPAL REVIEW ARTICLES Cone Beam Computed Tomography in Orthodontic Diagnosis S.Kutalmış BÜYÜK, Sabri İlhan RAMOĞLU Use of Concept Map in Clinical Practice: Example of Respiratory Distress Syndrome (RDS) Zübeyde KORKMAZ, Özlem AVCI, Öznur TOSUN, Nevin USLU, Emine ERDEM, Meral BAYAT Clinical Use of Acute Phase Proteins in Cattle Alparslan COŞKUN, İsmail ŞEN CASE REPORT Clinic, Radiologic, Electrocardiographic and Echocardiographic Findings in Two Dogs with Dilated Cardiomyopathy.247 Ali Cesur ONMAZ, Murat KİBAR, Vehbi GÜNEŞ, Ayhan ATASEVER, Gültekin ATALAN 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III).... LXIX-XCI. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

109 20. CİLT KONU DİZİNİ A Aktive parsiyel tromboplastin zamanı 20(2),129 Akut faz protein 20(3),240 Altin kaplama 20(3),217 Anaerobik güç 20(1), 48 Anne sağlığı 20(1),54 Apeksifikasyon 20(2),150 Asidoz 20(3),210 Atrial septal defe 20(2),155 B Babesia bovis 20(1),18 Bakteri 20(2),116 Bıldırcın 20(1),68 Biyoelektrik impedans analizi 20(2),107 Buzağı 20(3),195 Ç Çevre ölçümü 20(2),107 Çinko 20(3),195 Çoklu zekâ 20(1),29 D Dental alaşim 20(3),217 Deri kıvrım kalınlığı 20(2),107 Dilate kardiyomiyopati 20(3),247 E Ebelik 20(1),39 Echinococcus multilocularis 20(3),203 Egzersiz 20(1),77 EKG 20(3),210 Ekokardiyografi 20(3),247 Elektrokardiyografi 20(3),247 Elektronik burun 20(2),116 Epidemiyolojik çalışma 20(1), 1 Epilepsi 20(1),77 Esneklik 20(1), 48 Evde bakım 20(1),54 F Fiziksel aktivite 20(1),77 G Galvano seramik 20(2),92 GBJ2 20(2),124 Giardiosis 20(2),129 H Hemşirelik 20(1),39; 20(3),235 İ İnvolüsyon 20(2), 83 K Kalsiyum hidroksit 20(2),150 Kanser 20(1), 1 Karadeniz bölgesi 20(1),18 Kavram haritası 20(3),235 Kayseri 20(1),9; 20(3),203 Kayseri ve çevresi 20(1), 1 Kırılma direnci 20(2),92 Komplike kron kırığı 20(2),150 Kongenital kardiyak bozukluk 20(2),155 Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi 20(3),227 Koyun 20(3),210 Kök kanal enfeksiyonu 20(2),116 Köpek 20(2),129; 20(3),247 Kuluçka 20(1),68 Kuvvet 20(1), 48 L L.tropica 20(3),161 Legionella 20(1),9 Legionella pneumophila 20(1),9 Leishmania sp. 20(3),203 Lejyoner hastalığı 20(1),9 M Makrofaj 20(3),161 Manda buzağısı 20(2),155 Mantar 20(2),116 Mantle ışınlaması 20(3),167 Mehmet Akif Ersoy 20(2),143 Meslek seçimi 20(1),29 Metal seramik 20(2),92 Metiyonin 20(3),195 Mikrobiyoloji 20(2),116 Moleküler karakterizasyon 20(1),18 MSA-2c 20(1), Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

110 20. CİLT KONU DİZİNİ O Orta Anadolu 20(1), 1 Ortodontide görüntüleme 20(3),227 Otosomal resesif non-sendromik işitme kaybı 20(2),124 Ö Öğrenci 20(1),29 Öğrenme 20(1),29 Öz bakım 20(1),54 P Performans 20(1),68; 20 (3),195 PH 20(3),210 Postpartum 20(2), 83 Postpartum erken taburculuk 20(1),54 Propolis 20(3),161 Protrombin zamanı 20(2),129 PZR 20(2),99 R Rando fantom 20(3),167 Respiratuar distress sendrom 20(3),235 Ruh sağlığı 20(3),184 S Sağlık çalışanı 20(3),184 Sağlık durumu 20(3),184 Sağlık hizmetleri 20(3),174 Sağlık yöneticisi 20(3),174 Sağlık yönetimi 20(3),174 Sezaryen 20(1),54 Sıçan 20(2), 83 Sığır 20(1),18; 20(3),240 Sitokin 20(3),161 Spermophilus xanthoprymnus 20(3),203 Spor 20(1),77 Streptococcus mutans 20(3),217 Ş Şiddet 20(1),39 Şizofreni 20(2),99 T Termolüminesans dozimetre 20(3),167 Toxoplasma gondii 20(3),203 Trombin zamanı 20(2),129 Troponin 20(3),210 Trypanosoma sp. 20(3),203 U Uterus 20(2), 83 Ü Üniversite öğrencileri 20(2),107 V Veteriner hekim 20(2),143 Vücut yağ yüzdesi 20(2),107 Y Yaş 20(1), 48 Yenidoğan 20(2),137 Yenidoğan yoğun bakım ünitesi 20(2),137 Yetenek 20(1),29 Yoğun bakım organizasyon 20(2),137 22q11.2 mikrodelesyonu 20(2),99 35 delg 20(2),124 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

111 VOLUME 20. SUBJECT INDEX A Aatrial septal defect 20(2),155 Acidosis 20(3),210 Active partial thromboplastine time 20(2),129 Acute phase proteins 20(3),240 Age 20(1),48 Anaerobic power 20(1),48 Apexification 20(2),150 Autosomal recessive non-syndromic congenital hearing loss 20(2),124 B Babesia bovis 20(1),18 Bacteria 20(2),116 Bioelectrical impedance analysis 20(2),107 Black Sea Region 20(1),18 Body fat percentage 20(2),107 C Calcium Hydroxide 20(2),150 Calf 20(3),195 Cancer 20(1), 1 Cattle 20(3),240 Ceserean 20(1),54 Circumference 20(2),107 Complicated Crown Fracture 20(2),150 COMT 20(2),99 Concept map 20(3),235 Cone beam computed tomography 20(3),227 Congenital cardiac defect 20(2),155 Connexin 26 20(2),124 Crushed grape seed 20(1),68 Cytokine 20(3),161 Dental alloy 20(3),217 Dilated cardiomyopathy 20(3),247 Dog 20(2),129; 20(3),247 E ECG 20(3),210 Echinococcus multilocularis 20(3),203 Echocardiography 20(3),247 Egg quality 20(1),68 Electrocardiography 20(3),247 Electronic nose 20(2),116 Epidemiologic study 20(1), 1 Epilepsy 20(1),77 Exercise 20(1),77 F Flexibility 20(1),48 Fracture strength 20(2),92 Fungi 20(2),116 G Galvano ceramic 20(2),92 Giardiosis 20(2),129 GJB2 20(2),124 Gold plating 20(3),217 H Hatchability 20(1),68 Health administration 20(3),174 Health managers 20(3),174 Health personnel 20(3),184 Health services 20(3),174 Health status 20(3),184 Home care 20(1),54 I Imaging in orthodontics 20(3),227 Intensive care organization 20(2),137 Involution 20(2),83 K Kayseri 20(1),9; 20(3),203 Kayseri and surroundings 20(1), Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

112 VOLUME 20. SUBJECT INDEX L L.tropica 20(3),161 Learning 20(1),29 Legionella 20(1),9 Legionella pneumophila 20(1),9 Legionnaire's disease 20(1),9 M Macrophage 20(3),161 Mantle radiation 20(3),167 Maternal health 20(1),54 Mehmet Akif Ersoy 20(2),143 Mental health 20(3),184 Metal ceramic 20(2),92 Methionine 20(3),195 Microbiology 20(2),116 Midwifery 20(1),39 Molecular characterization 20(1),18 msa-2c, cattle 20(1),18 Multiple intelligence 20(1),29 N Neonatal intensive care unit 20(2),137 Neonate 20(2),137 Nursing 20(1),39; 20(3),235 P PCR 20(2),99 Performance 20(1),68; 20(3),195 ph 20(3),210 Physical activity 20(1),77 Postpartum 20(2),83 Postpartum early discharge 20(1),54 Profession selection 20(1),29 Propolis 20(3),161 Prothrombine time 20(2),129 Q Quail 20(1),68 R Rando phantom 20(3),167 Rat 20(2),83 Respiratory distress syndrome 20(3),235 Root canal infection 20(2),116 S Schizophrenia 20(2),99 Self care 20(1),54 Sheep 20(3),210 Skinfold 20(2),107 Spermophilus xanthoprymnus 20(3),203 Sport 20(1),77 Strength 20(1),48 Streptococcus mutans 20(3),217 Student 20(1),29 T Talent 20(1),29 Thermoluminescence dosimeter 20(3),167 Thrombine time Toxoplasma gondii 20(3),203 Troponin 20(3),210 Trypanosoma sp. 20(3),203 U University students 20(2),107 Uterus 20(2),83 V Veterinary Medicine 20(2),143 Violence 20(1),39 W Water buffalo calf 20(2),155 Zinc 20(3),195 22q11.2 microdeletion 20(2),99 35delG 20(2),124 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

113 20. CİLT YAZAR DİZİNİ (VOLUME 20. AUTHOR INDEX) A Abay Seçil 20(3), 217 Akaya Zahide 20(1), 9 Aksebzeci Bekir Hakan 20(2), 116 Aksözen M. Tarkan 20(3), 167 Alan Emel 20(2), 83 Altıntaş Nuray 20(2), 99 Altıntaş Nuray 20(2), 124 Altundağ Dündar Sebahat 20(2), 137 Arslan Elvan 20(2), 99 Aslan Cem Sinan 20(1), 48 Aslan Öznur 20(3), 210 Aşçı Mustafa 20(2), 99 Atalan Gültekin 20(2), 155; 20(3), 247 Atasever Ayhan 20(3), 247 Avcı Özlem 20(3), 235 Ayer Ahmet 20(2), 99 Ayvalı Zeynep 20(3), 203 B Balcı Elçin 20(3), 174 Bayat Meral 20(2), 137; 20 (3), 235 Berk Veli 20(1), 1 Büyük Kutalmış S. 20(3), 227 Büyükipekci Serdar 20(2), 99 Büyükkayacı Duman Nuriye 20(1), 54 C Coşkun Alparslan 20(3), 240 Ç Çakıl Enver 20(3), 174 Çetinkaya Fevziye 20(3), 174; 20(3),184 Çölgeçen Özlem 20(3), 217 D Danacı Ayşen Esen 20(2), 99 Demiray Gülşen 20(1), 29 Deniz Kemal 20(3), 203 Dikilitaş Mustafa 20(1), 1 Doğan Salih 20(2), 150 Dolu Nazan 20(1), 29 Dudak Ahmet Hamdi 20(3), 174 Düzlü Önder 20(1), 18 E Er Özgür 20(2), 116; 20(2), 150 Erdem Emine 20(2), 137; 20(3), 235 Eroğlu Zekiye 20(2), 92 G Gün İskender 20(3), 174 Güneş Vehbi 20(2), 155; 20(3), 174; 20(3), 210; 20(3), 247 Gürbulak Ayşegül Güleryüz 20(2), 92 İ İnanç Mevlüde 20(1), 1 İnci Abdullah 20(1), 18 K Kahraman Yasemin 20(2), 116 Kara Kanber 20(1), 68 Karaca Bekdik İlknur 20(3), 210 Karaca Halit 20(1), 1 Karataş Nimet 20(1), 54 Kaya Esma Gündüz 20(2), 116; 20(3), 161 Kesim Bülent 20(3), 217 Kılıç Mahmut 20(3), 184 Kibar Murat 20(2), 155; 20(3), 247 Kocaoğlu Güçlü Berrin 20(1), 68 Koç Hürmüz 20(1), 48 Korkmaz Zübeyde 20(3), 235 Köklü Yusuf 20(1), 48 Küçük Osman 20(3), 195 L Liman Narin 20(2), 83 O Onmaz Ali Cesur 20(2), 129; 20(2), 155; 20(3), 210; 20(3), Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) , 2011

114 20. CİLT YAZAR DİZİNİ (VOLUME 20. AUTHOR INDEX) Ö Örenay Seda 20(2), 99; 20(2), 124 Özbal Yusuf 20(1), 9 Özbilge Hatice 20(2), 116; 20(3), 161 Özkan Metin 20(1), 1 Özkarafakı İrfan 20(2), 99 P Pala Kanşad 20(2), 150 Pepe Osman 20(2), 99 R Ramoğlu Sabri İlhan 20(3), 227 S Sarı Mustafa 20(2), 129 Sarıtaş Nazmi 20(2), 107 Silici Sibel 20(1), 68 Sinmez Çağrı Çağlar 20(2), 143 Ş Şen İsmail 20(3), 240 T Tez Coşkun 20(3), 203 Topal Eyüp Sabri 20(3), 217 Tosun Öznur 20(3), 235 U Uslu Nevin 20(3), 235 Ü Ülger İsmail 20(3), 195 Y Yaray Kadir 20(3), 167 Yaşar Aşkın 20(2), 143 Yazar Süleyman 20(3), 203 Yıldırım Alparslan 20(1), 18 Yıldız Oğuz Galip 20(3), 167 Yücetürk Ali Vefa 20(2), 124 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) ,

115 TEŞEKKÜR DANIŞMANLARA TEŞEKKÜR Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisinin 2011 yılı 20.cildinde yayınlanan makalelerin incelenmesinde değerli zamanlarını ayırarak katkıda bulunan danışma kurulu üyelerimize ve kendi bilimsel uzmanlık alanlarında danışmanlık desteği sağlayan aşağıda isimleri belirtilen öğretim üyelerine teşekkürlerimizi sunarız. Sağlık Bilimleri Dergisi Editörleri Prof.Dr.Meral AŞÇIOĞLU (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Mustafa ÇALIŞ (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Mustafa KULA (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Meral MİRZA (Erciyes Ün.Vet Fak.) Prof.Dr.Zafer KARAER (Ankara Ün.Vet Fak.) Prof.Dr.Lale TAŞKIN (Hacettepe Ün.Sağ.Bil.Fak.) Prof.Dr.Süleyman YAZAR (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Güner K.BAYRAM (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Halit CANATAN (Eciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Şefik GÜRAN (GATA Tıbbi Biyoloji) Prof.Dr.Selim KURTOĞLU (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.İzzet ŞAHİN (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.İsmail ŞEN (Selçuk Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Kutlay GÜRBULAK (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Ahmet ÖZTÜRK (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Berrin K.GÜÇLÜ (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Erol BAYTOK (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.Nilgün DALDAL (İnönü Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Abdullah İNCİ (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.İhsan KELEŞ (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Prof.Dr.İzzet ŞAHİN (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Süleyman YAZAR (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Prof.Dr.Süleyman DAŞDAĞ (Dicle Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Abdullah BÜYÜKÇELİK (Kayseri Acıbadem Hastanesi) Doç.Dr.Mürüvvet BAŞER (Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak.) Doç.Dr.Mücahit EĞRİ (Gaziosmanpaşa Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Nuri MAMAK (Mehmetakif Ersoy Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Mustafa KULA (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Betül ÇİÇEK (Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak.) Doç.Dr.Ayhan DÜZLER (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Nurten KARA (19 Mayıs Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Abdullah ÖZEN (Fırat Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Burak SAĞSEN (Erciyes Ün.Diş Hek.Fak.) Doç.Dr.Özgür TOPUZ (Gazi Ün.Diş Hek.Fak.) Doç.Dr.Alpaslan YILDIRIM (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Öznur ASLAN (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Ayhan DÜZLER (Erciyes Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Mücahit EĞRİ (Gaziosmanpaşa Ün.Tıp Fak.) Doç.Dr.Yıldıray ŞİŞMAN (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Doç.Dr.Hasan GÜZELBEKTAŞ (Selçuk Ün.Vet.Fak.) Doç.Dr.Nuri MAMAK (Mehmetakif Ersoy Ün.Tıp Fak.) Yrd.Doç.Dr.Serhan AKMAN (Selçuk Ün.Diş Hek.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Mustafa ZORTUK (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Yrd.Doç.Dr.Hasan Önder GÜMÜŞ (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Yrd.Doç.Dr.Sevinç POLAT (Bozok Ün.SYO.) Yrd.Doç.Dr.Mustafa A. BELGE (Erciyes Ün.Diş Hek.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Ahmet YAĞCI (Erciyes Ün.Diş Hek. Fak.) Yrd.Doç.Dr.Emine ERDEM (Erciyes Ün.Sağlık Bil.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Hürmüz KOÇ (Erciyes Ün.BESYO) Yrd.Doç.Dr.Sevinç POLAT (Bozok Ün.SYO) Yrd.Doç.Dr.Mustafa ZORTUK (Erciyes Ün.Diş Hek.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Emine ERDEM (Erciyes Ün.Sağ.Bil.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Hasan Önder GÜMÜŞ (Erciyes Ün.Diş Hek.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Tuba İÇA (Dumlupınar Ün.Fen-Ed.Fak.) Yrd.Doç.Dr.Melis NAÇAR (Erciyes Ün.Tıp Fak.) Yrd.Doç.Dr.Nazmi SARITAŞ (Erciyes Ün. BESYO) Yrd.Doç.Dr.Tarık SEVİNDİ (Niğde Ün.BESYO) 270 Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3) 270, 2011

116 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) AĞIZ, DİŞ VE ÇENE CERRAHİSİ ANABİLİM DALI Dental İmplantların Tekrar Kullanılabilirliğinin Deneysel Olarak Araştırılması Experimental Research About Reusability of Dental Implants Murat ULU Doktora Tezi 64 sayfa Danışman: Yrd. Doç. Dr. Erdem KILIÇ Dental implantlar günümüzde diş hekimliği alanında yaygın olarak kullanılan malzemelerdir. Dental implantoloji alanında birçok araştırmacı çalışmakta ve literatürde çok sayıda makale bulunmaktadır. Fakat dental implantların ağız içine yerleştirildikten sonra herhangi bir sebeple başarısız olunup sökülmesi durumunda, yüzey özelliklerinin nasıl etkilendiği ve implantların ikinci kere kullanılabilirliği konusunda herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada başarısız olmuş implantların ikinci kez kullanımında implant-kemik birleşmesinin derecesine bakılmış ve ilk kullanıma göre kıyaslaması histomorfometrik analizler ile değerlendirilmiştir. Bu amaçla dört farklı grup oluşturuldu ve her grupta dokuz implant, köpek çenelerine yerleştirildi. Kontrol grubunu oluşturan köpeklere yerleştirilen 3,3x10 mm ebatlarındaki implantlar üç ay beklendikten sonra, köpekler sakrifiye edildi. İkinci ve üçüncü gruplardaki köpeklere implantlar yerleştirilirken boyun bölgelerine 3-0 ipek sütur sarıldı ve 8 hafta sonra deneysel periimplantitis oluşturularak implantlar yerlerinden söküldü. İkinci grupta sökülen implantlar yüzey temizliği için airflow cihazı ve sitrik asit kullanılarak temizlendi. Üçüncü gruptaki implantlar ise aynı yüzey temizliği işlemleri yapıldıktan sonra otoklavda steril edildi. Daha sonra bu implantlar köpek çenelerinin diğer tarafında yeni hazırlanan implant yuvalarına yerleştirilerek üç ay, ikinci kere gerçekleşmesi amaçlanan osseointegrasyon süresi için beklendi. Dördüncü gruta ise daha önce insan çenelerine yerleştirilmiş fakat herhangi bir sebeple başarısız olunduğu için sökülmek zorunda kalınmış implantların yüzeyi airflow, sitrik asit ile temizlendi ve otoklavda steril edildikten sonra köpek çenelerine yerleştirildi ve yine üç aylık osseointegrasyon süresi beklendi. Bütün gruplara yerleştirilen implantların osseointegrasyon oranı Rezonans Frekans Analizi yöntemi ile yapılan ölçümlerle ve dekalsifiye edilmeden hazırlanan kesitlerle yapılan histomorfometrik incelemelerle belirlendi. Elde edilen sonuçlar istatistiksel olarak karşılaştırıldı ve yorumlandı. Sonuç olarak histomorfometrik ölçümlerde ve Rezonans Frekans Analizi değerlendirmelerinde gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamadı. Dental implants are commonly used in contemporary dentistry. Many researchers are working on dental implantology and in literature there are numerous articles on this subject. However there is no study about effects of surgical removal on surface properties of a dental implant when failed and removed for any reason, and also about osseointegration of a dental implant when inserted in a jaw for a second time. In this study, implant-bone integration was investigated when a failed implant is reused for a second time and compared with the initial usage histomorphometrically. The study included total of 4 groups and in each groups 9 implants were inserted in dog jaws. In the control group implants were inserted and after 3 months period dogs were sacrificed. In second and third groups after 8 weeks the insertion of the implants, experimental periimplantitis was developed and implants were removed. In the second group the surface cleaning of removed implants were made by air-flow and citric acid. In the third group implants were sterilized in autoclave after the same surface cleaning protocol. Subsequently these implants were inserted at the other side of the same dog jaws and three months of osseointegration time was waited. In the fourth group implants which were removed from human jaws because of failure were sterilized in autoclave after the same surface cleaning protocol as group3 and then inserted in dog jaws and three months of osseointegration time was waited again. The level of osseointegration in all groups was determined by mesaurements of Resonance Frequency Analysis device and by undecalcified histomorphometrical investigations. Afterwards the results were compared statistically. According to the results; there was no statistically differences between all groups in terms of histomorphometric analysis and Resonance Frequency Analysis measurements. Keywords: Dental implant, osseointegration, periimplantitis, re-using, surface characteristics Anahtar kelimeler: Dental implant, osseointegrasyon, periimplantitis, tekrar kullanım, yüzey özellikleri Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXIX

117 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI Çeşitli Metallerle Kaplanan Akrilik Rezinlere Candida Albicans Tutunmasının Değerlendirilmesi A Investigation of the Adherence of Candida Albicans to Acrylic Resin Materials That are Coated with Different Metals Yürsen Rana KUZU Doktora Tezi 64 sayfa Danışman: Prof. Dr. Bülent KESİM Candida albicans ağız kavitesinde en sık rastlanan mantar türüdür ve protez kaynaklı stomatitisin nedenlerinden biridir.c. albicans ın protez kaide materyaline tutunma mekanizması birçok faktör ile ilişkilidir. Yüzey özelliği, yüzey pürüzlülüğü ve tükürük C. albicansın protez yüzeyine tutunmasını etkileyen faktörlerden bazılarıdır. Dental polimerlerin mekanik özelliklerini geliştirmek için fiber ile güçlendirme yönteminin kullanımı son yıllarda artmıştır.ancak açığa çıkan fiberler, mantar hücrelerinin komponentler arasında mekanik tutunmasına neden olabilir.fiziksel buhar biriktirme (PVD), atomik düzeyde malzeme transferi ile ilgili bir buharlaştırma kaplama tekniğidir.pvd yöntemi ile malzemenin biyouyumluluğu, mekanik özellikleri ve korozyona dayanıklılığı değiştirilebilir.bu çalışmanın amacı; farklı ince film kaplamalar, cam fiber ile güçlendirme ve tükürük gibi faktörlerin protez kaide materyali olarak kullanılan PMMA a C. albicans tutulumunu değiştirip değiştirmediğini incelemektir.bu çalışmada 160 adet 10 mm çapında 2 mm kalınlığında ısı ile polimerize akrilik rezin diskleri hazırlanmıştır. PMMA örneklerinden 80 tanesi E tipi cam fiber ile güçlendirilmiş (grup 1), 80 örneğe ise güçlendirme yapılmamıştır (grup 2).İnce film kaplamalar PVD yöntemi ile PMMA yüzeylere uygulanmıştır.her gruptan 20 örnek Ti, TiN ve TiAl ile kaplanmış ve 20 örnek ise kaplama yapılmadan kontrol grubu olarak bırakılmıştır.örneklerin yüzey pürüzlülüğü profilometre ile ölçülmüştür.yüzey pürüzlülük ölçümü her örneğin üç farklı bölgesinde yapılmıştır.bütün örnekler etilen oksit ile sterilize edilmiştir.bütün gruplardan 10 örneğe tükürük uygulanmıştır.daha sonra bütün örnekler C. albicans ile kontamine edilmiştir. Yapışan hücreler tarayıcı elektron mikroskobu ( 1500) ile görüntülenmiştir.mantar hücrelerinin sayım işlemi için her örneğin rastgele seçilen on sahasında sayım yapılmıştır.istatistiksel analiz SPSS programı kullanılarak üç yönlü varyans analizi ile yapılmıştır.çoklu karşılaştırmalarda Holm-Sidak post-hoc testi kullanılmıştır.akrilik rezin üzerine uygulanan ince film kaplamalar, yüzey pürüzlülük değerlerinde artışa neden olmuştur.kaplama uygulanan gruplarda kaplama uygulanmayan kontrol grubuna göre C. albicans tutulumu artmıştır.tükürük uygulanan tüm gruplarda, yüzeylerde C. albicans tutulumu azalmıştır. E-tipi silanlı cam fiber kullanımı yüzey pürüzlülüğü ve C. albicans adezyonunu istatistiksel olarak etkilememiştir. Anahtar kelimeler: PMMA, cam fiber, C. albicans, tükürük, fiziksel buharlaştırma yöntemi. Candida albicans is the most prevalent fungus in the oral cavity, and its occurrence is strongly associated with denture-related stomatitis. Adhesion mechanisms of C. albicans to denture base materials are related to many factors. Surface properties, surface roughness, salivia are the factors, that influence adherence of C. albicans. The use of fiber reinforcements in order to improve the mechanical properties of dental polymers, has increased during recent years. But the exposed fibers may provide mechanical retention for yeast cells at the interface of the components. Physical vapour deposition (PVD) is a vaporisation coating technique, involving transfer of material on an atomic level. PVD procedure can change materials biocompalitibility, mechanical properties and corrosion resistant. The purpose of the present study was to verify whether surface modifications with different thin film coatings, reinforcement with glass fiber, and salivia would diminish the adherence of C. albicans polymethylmethacrylate used for denture bases. In the present study, 160 heat-cured acrylic resin disc shaped specimens with 10 mm diameter and 2 mm thickness were prepared. 80 specimens of PMMA were reinforced with E-glass fibers (group1), 80 specimens of PMMA were prepared without E-glass fibers (group 2). The thin film coatings were prepared on PMMA substrates by PVD. 20 specimens from both two groups were coated with Ti, TiN and TiAl. 20 specimens from both two groups were left as a control group. The surface roughness of specimens was measured with a profilometer. Three measurements were made for each specimen. All specimens were sterilized with ethilen oxid. 10 specimens of each group were treated with saliva. Then all specimens were contaminated with C. albicans. The adhered cells were examined with a scanning electron microscope ( 1500 magnification). The number of yeast cells was counted by using 10 SEM fields from each test specimen. Data were analysed with three way analysis of variance by using SPSS. Multiple comparisons were made with Holm-Sidak test. The thin film coatings applied on the acrylic resin increased the surface roughness values. The C. albicans adhesion in the coated group is increased compared to uncoated group. However, the adhesion of the C. albicans in the saliva treated groups is decreased. The usage of the E glass fiber did not effect the surface roughness and C. albicans adhesion, statistically. Keywords: PMMA, glass fiber, C. albicans, saliva, physical vapour deposition LXX Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

118 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI Yaşlandırma Sonrası Yüzey İşlemlerinin, Zirkonyum Oksit Seramiklerin Bağlantı Direnci ve Sızıntı Üzerine Etkisi The Effect of Surface Treatments on Bond Strength and Leakage of Zirconium Oxıde Ceramics After Aging Göknil ALKAN DEMETOĞLU Doktora Tezi 64 sayfa Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mustafa ZORTUK Zirkonya esaslı tam seramiklerde geleneksel yöntemlerle yapılan yüzey işlemleri ile ilgili çok sayıda çalışma olmasına rağmen, bu yöntemlerin Nd-YAG lazer pürüzlendirilmesiyle karşılaştırarak sızıntının değerlendirilmesi henüz değerlendirilmemiş bir konudur. Bu çalışmanın amacı farklı yüzey işlemleri uygulanmış zirkonya seramiğe rezin siman bağlantısının ve sızıntının değerlendirilmesidir. Final boyutu 10 x 10 x 2mm olan toplam 84 adet zirkonya sermik örnek ZirkonZahn(Steger, İtalya) bloklardan elde edilmiştir. Farklı yüzey hazırlıklarına tabi tutulmak üzere rastgele 14 erli 6 gruba ayrılan örneklerden 1.grup yüzey işlemi uygulanmadan kontrol grubu(grup1) olarak ayrıldı. Kumlama Grubundaki örnekler 110 μ olan Al 2 O 3 kumu ile pürüzlendirildi. Rocatec Grubundaki örnekler 110 μ olan Al 2 O 3 kumu ile pürüzlendirildikten sonra silika kaplandı ve silan (ESPE- SIL) uygulandı. Lazer1 Grubundaki örnekler, Nd-YAG lazer cihazı (Fidelis Plus 3 Fotona (Ljublgana, Slovenya)) kullanılarak pürüzlendirildiler. Cihazın paneli 20 Hz, 100mJ, 2W, 100µs olacak şekilde ayarlandı. Lazer2 Grubundaki örneklerde cihaz; 20 Hz, 150mJ 3W 100µs olarak ayarlandı. Primer Grubundaki örneklere ise çift kat Zirconia Primer (Z-Prime Plus Bisco, IL, A.B.D.) uygulandı. Hava ile 10 sn kibarca kurutuldu 20 sn 800 mw / cm 2 ışıkla polimerize edildi. Yüzey işlemi uygulanan her gruptan 2 örnek, sızıntı testine tabi tutulmak için ayrıldı. Yüksekliği 3mm ve çapı 3.6mm olan siman bloklar Panavia F 2.0 (Kuraray Medical Inc., Japonya) rezin simandan üretildi ve örneklere simante edildi. Örnekler 2 hafta oda sıcaklığındaki suda bekletildikten sonra termal döngü cihazında, 5-55 ºC de, her derecede bekleme süresi 30 saniye ve bir banyodan diğerine geçiş 2sn olacak şekilde 6000 döngü uygulandı. Örnekler yarıçapı ve yüksekliği 1cm olan akrilik bloklara yerleştirilerek makaslama testine tabi tutuldular. Buna göre en yüksek değerler Rocatec Grubunda bulunmuş, bunu Lazer2 grubu takip etmiştir. En düşük değer ise kontrol grubunda bulunmuştur. Örnekler SEM ve AFM de incelenmiş, profilometre cihazında pürüzlülük değerleri ölçülmüştür. Sızıntı testine tabi tutulmuş örneklerde marjinlerde ince bir çizgi şeklinde sızıntı izlenmiş ancak gruplar arasında fark gözlenmemiştir. Anahtar kelimeler: Zirkonya, yüzey işlemi, Nd:YAG lazer. The aim of this study was to compare the effects of airborne-particle abrasion, tribochemical silica coating, Nd:YAG laser treatment and a primer coupling agent surface treatment methods on the bond strength of zirconium-oxide ceramic to a resin luting agent. Eigtyfour square-shaped (10 x 10 x 2mm) zirconiumoxide ceramic ZirkonZahn(Steger, İtaly) specimens and resin cement (Panavia F 2.0 -Kuraray Medical Inc., Japan) cylinders (diameter of 3.6 mm and height of 5 mm.) were prepared. The speciments divided into 6 groups (n=14) that were subsequently treated as follows: Group 1, no treatment (control); Group Air Abrasion, the ceramic surfaces were airborne-particle abraded with 110μ aluminum-oxide (Al 2 O 3 ) particles; Group Rocatec, after abrasion of the surfaces with 110μ aluminum-oxide (Al 2 O 3 ) particles, silica coating using 30μ (Al 2 O 3 ) particles modified by silica (Rocatec System) and application of the silane coupling agent (ESPE-SIL); Group Laser1, ceramic surfaces irritated with Nd:YAG laser(fidelis Plus 3 Fotona (Ljublgana, Slovenia) at 20 Hz, 100mJ, 2W, 100µs; Group laser2, ceramic surfaces irritated with Nd:YAG laser at Fidelis Plus 3 Fotona (Ljublgana, Slovenia) at 20 Hz, 100mJ, 2W, 100µs; Group Primer,); application of a Zirconia Primer (Z-Prime Plus Bisco, IL,USA) agent. The resin cement cylinders were bonded to the treated ceramic surfaces. After the specimens were stored in distilled water at 37ºC for 2 weeks, groups were subjected to thermocycling for cycles between 5 and 55 ºC in water. Their shear bonding strength was tested using a universal testing machine at a crosshead speed of 1mm/min. Debonded specimen surfaces were observed by SEM and AFM. Bond strength data were analyzed using 1-way analysis of variance and the Duncan test, (a=.05),the means of each group were analysed by one-way analysis of variance (ANOVA). The bond strength was significantly higher in Rocatec and Laser2 respectively. Lowest bond strength value was encountered in control group. For marginal leakage, score 0 was found in all groups and no statistical difference was found between the groups. Keywords: Zirconia, surface conditioning, Nd:YAG laser Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXI

119 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) DİŞ HASTALIKLARI VE TEDAVİSİ ANABİLİM DALI 4 Farklı Döner Sistemle Yapılan Kök Kanal Preparasyonunun Epoksi Rezin İçerikli Bir Patın Dentin Tübüllerine Penetrasyonuna Olan Etkisinin Sem Kullanılarak İncelenmesi Sem Evaluation of Penetration of an Epoxy Resin Based Root Canal Sealer into Dentınal Tubules Which Root Canal Preparations are Performed with Different Rotary Nickel Titanium Systems Yakup ÜSTÜN Doktora Tezi 64 sayfa Danışman: Doç. Dr. Burak SAĞSEN Çalışmamızda Hero 642, ProFile, K3, ProTaper Nikel- Titanyum (Ni-Ti) döner sistemleri kullanılarak yapılan preparasyonlarda AH Plus kök kanal patının kök kanal duvarlarına olan penetrasyonu ve adaptasyonunun SEM kullanılarak incelenmesi amaçlandı. Çalışmamızda 80 adet çekilmiş maksiller santral insan dişi kullanıldı. 20 şer dişten oluşan 4 grup oluşturuldu. Her bir grup kendi içinde farklı bir Ni-Ti döner sistemle üretici firma talimatları doğrultusunda prepare edildi, her 5 örnekte yeni bir döner alet seti açıldı. Şekillendirmeyi takiben dişler, smear tabakasını kaldırmak amacıyla 10 ml %17 lik EDTA ve 10 ml %5.25 lik NaOCl ile yıkanmıştır. Kanallar üretici firma talimatları doğrultusunda Calamus 2 in 1 sistemiyle AH Plus patı kullanılarak dolduruldu. Giriş kaviteleri geçici dolgu maddesi Cavit ile kapatıldıktan sonra dişler 37 C de %100 nemli ortamda 7 gün bekletilmiştir. Dişlerin bukkal ve lingual yüzeylerinden çentikler açılarak dikey olarak ikiye ayrılmıştır. Vakumla kurutulan ve altınla kaplanan örnekler koronal, orta ve apikal bölgede maksimum kök kanal patının dentin tübüllerine penetrasyon mesafesini ölçmek için SEM ile incelenmiştir. ProFile sisteminde orta üçlüdeki penetrasyon değerleri koronal ve apikal üçlüden anlamlı derecede yüksektir, koronal üçlüdeki penetrasyon değerleri apikalden yüksektir (p<0.05). Hero 642, ProTaper ve K3 sistemlerinin üçünde de koronal üçlü ve orta üçlüdeki değerler arasında fark yoktur (p>0.05), koronal ve orta üçlülerde apikal üçlüden anlamlı derecede yüksektir (p<0.05). Koronal üçlülerde sistemler arasında karşılaştırmalarda ProTaper, Hero 642, K3 sistemlerinin üçü de ProFile dan anlamlı derecede üstündür (p<0.05). Koronal üçlülerde diğer bu üç sistem arasında fark yoktur (p>0.05). Kök orta üçlüsünde ProTaper sistemi Hero 642, ProFile sistemlerinden üstün bulunmuştur (p<0.05). Hero 642 ve ProFile sistemleri arasında fark yoktur. K3 sistemi & Hero 642 sistemi, K3 sistemi ve ProFile sistemi ve K3 sistemi ve ProTaper sistemi arasında fark yoktur. Hero 642 ve ProFile arasında anlamlı fark yoktur (p>0.05). Grupların apikal üçlülerinin penetrasyon derinliklerinin kıyaslanmasında ProTaper sistemi, ProFile ve Hero 642 sistemlerinden belirgince üstün bulunmuştur (p<0.05). ProTaper sistemi ve K3 sistemi arasında ise fark yoktur (p>0.05). K3 sistemi, ProFile ve Hero 642 sistemlerinden anlamlı derecede üstün bulunmuştur (p<0.05). Hero 642 sistemi ile ProFile sistemi arasında ise anlamlı bir farklılık yoktur (p>0.05) Anahtar kelimeler: Tübül penetrasyonu, AH Plus, Ni-Ti döner sistem, SEM In our study it is aimed to evaluate the penetration and adaptation of root canal sealer AH Plus to root canal dentine with usage of Hero 642, ProFile, K3, ProTaper nickeltitanium (Ni-Ti) rotary systems. In this study recently extracted 80 human maxillary central incisor teeth were used. Four groups with 20 teeth in each were generated. Each group was prepared with different Ni-Ti rotary system due to the manufacturer s instructions; in each 5 sample a new package of Ni-Ti rotary system was used. Consequent to the preparation of the teeth are rinsed with 10 ml 17% EDTA and 10 ml 5.25% NaOCl in order to remove the smear layer. Canals were obturated with Calamus 2 in 1 according to manufacturer instructions with AH Plus sealer. Teeth are awaited in 37º with 100% moistured environment for 7 days after the closing of the access cavity with temporary filling material Cavit. Gaps are opened on both buccal and lingual surfaces of the teeth and vertically divided into two halves. Samples which are drained by the use of vacuum and overlaid with gold are examined with SEM in order to observe penetration distance of maximum root canal filling material to the dentinal tubules on coronal, middle and apical region. In ProFile system the penetration values at the middle third were significantly higher than coronal and apical thirds, coronal third s penetration values were significantly higher than apical thirds (p<0.05). Hero 642, ProTaper, K3 systems had the same results as no difference of penetration value between coronal thirds and middle thirds (p>0.05) and both coronal and middle third values were significantly higher than apical third values (p<0.05). Among the comparisons of systems at the coronal thirds ProTaper, Hero 642 and K3 values were significantly higher than ProFile (p<0.05) and there were no significant difference among the K3, ProTaper, Hero 642 systems (p>0.05). At the comparisons among the middle thirds ProTaper system is significantly higher than Hero 642 and ProFile systems (p<0.05). There were no significant difference among the K3 & Hero 642, K3 & ProFile and K3 & ProTaper (p>0.05). There was no significant difference between Hero 642 & ProFile systems (p>0.05). Among the comparisons of penetration depth of apical thirds of the groups ProTaper system was significantly higher than ProFile and Hero 642 systems (p<0.05). There was no significant difference between ProTaper and K3 systems (p>0.05). K3 was significantly higher than ProFile and Hero 642 systems (p<0.05). There was no significant difference between Hero 642 and ProFile systems (p>0.05). Keywords: Tubule Penetration, AH Plus, Ni-Ti rotary system, SEM LXXII Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

120 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) HALK SAĞLIĞI ANABİLİM DALI Erciyes Üniversitesi Yenidoğan ve Sosyal Pediatri Polikliniklerine Başvuran 0-24 Aylık Bebeği olan Annelerin Emzirme ve Anne Sütünü Artırmaya Yönelik Geleneksel Uygulamaları Traditional Practice Towards Increasing Breastfeeding and Breast Milk of Mothers of 0-24 Months old Babies, that Have Applied to Erciyes University Newborn and Social Pediatric Clinics Sevda URAL Yüksek Lisans Tezi 64 sayfa Danışman: Yrd. Doç. Dr. Elçin BALCI Araştırma, 0 24 aylık bebeği olan annelerin emzirme ve anne sütünü arttırmaya yönelik geleneksel uygulamalara yaklaşımlarını saptamak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 900 anne alınmıştır. Anket formu tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi yenidoğan ve sosyal pediatri polikliniklerine başvuran annelerle yüz yüze görüşülerek doldurulmuştur. Verilerin istatistiksel analizlerinde yüzdelik, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmış olup, gruplar arası karşılaştırmalarda ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; araştırma kapsamına alınan annelerin yaş ortalaması 28.2±5.2 (min:17 max:59) yıl ve %96.1 inin bebeklerini araştırma sırasında halen emzirmekte olduğu bulunmuştur. Annelerin %81.4 ü doğumdan sonra ilk gıda olarak anne sütü vermiş, %68.7 si bebeklerini ilk yarım saat içinde emzirmeye başlamış, %59.3 ü bebeğini ağladıkça emzirmekte ve %39.7 si bebeklerini iki yaşına kadar emzirmeyi düşündüğünü ifade etmiştir. Annelerin %99.2 si emzirme ve anne sütünü arttırıcı uygulamalar yaptıklarını ifade etmişlerdir. Anneler besinler içinde en çok çorba (%98.5), sebze-meyve (%97.9) bulgurun(%96.7), içeceklerden ise en çok suyun (%99.3) anne sütünü arttırdığına inanmaktadır. Bebeklerin cinsiyetleri ve yaşanılan yere göre anne sütünü arttırmak için geleneksel uygulama yapma durumları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Anneler geleneksel uygulamalar yapmakla sütlerinin arttığına inanmaktadırlar. En sık olarak beslenme ve sıvı alımına yönelik uygulamalar yer almaktadır. Etkin ve uzun sürmesi istenen bir emzirme dönemi için, daha gebelik sırasında geleneksel yapı ve inanışlar göz önüne alınarak eğitimler yapılmalıdır. Verilen eğitimlerde geleneksel inanışlar göz önüne alınmalıdır. Anahtar kelimeler: Anne sütü, emzirme, geleneksel uygulamalar, kültür The current research was conducted to examine the ideas of the mothers who have babies aged 0 through 24 months regarding traditional practices in breastfeeding and the increase in using mother s milk. 900 volunteered mothers were accepted as participants into the research. The survey was completed face-to-face with the participants between January 1, 2010 and March 31, 2010 at Erciyes University Newborn and social pediatric clinics. Percentage, mean and standard deviation were calculated in the statistical analysis of the data, and chisquare was used in comparing the groups. At the end of the study, it was found that the participant mothers average age was 28.2±5.2 (min:17 max:59) year and 96.1% was still breastfeeding during the study. Also, according to the results, 81.4% breastfed their babies after the delivery, 68.7% breastfed in the first half hour after the delivery, 59.3% breastfed whenever their babies cried, and 39.7% stated that they wanted to breastfeed their babies until they were two years old. 99.2% of the mothers indicated that they had been working on increasing the amount of milk they had. The participant mothers believe that eating soup (98.5%), fruit & vegetables (97.9%), bulghur (96.7%), and drinking water (99.3%) help to increase the amount of milk they have. The relationship between the genders of babies and where they live, and the traditional practices to increase the amount of mother s milk was found significant (p<0.05). The participant mothers believe that traditional practices help the increase of the amount of mother s milk. Most often practices are related to eating habits and the consumption of liquid. To have an effective and longterm breastfeeding period, mothers should be educated during their pregnancies with the consideration of their traditional belief system. In their training, traditional practices should be taken into consideration. Keywords: Mother s milk, breastfeeding, traditional practices, culture Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXIII

121 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Kan Kültürlerinde İzole Edilen Koagülaz Negatif Stafilokokların Tiplendirilmesi ve Antibiyotik Duyarlılıklarının Araştırılması Identification of Coagulase Negative Stphylococci Isolated From Blood Cultures and Determination and Investigation of Antibiotic Susceptibility Aevar KHORSHED Yüksek Lisans Tezi 45 sayfa Prof.Dr.Yusuf ÖZBAL Koagülaz negatif stafilakoklar (KNS) klinik mikrobiyoloji laboratuvarlarında en sık izole edilen bakterilerdir. Tıpta uygulanan invaziv teknikler ve protez kullanımının artması nedeniyle insan vücudunun normal florasının bir üyesi olan bu bakterilerin önemi gittikçe artmaktadır. Bu çalışmada, Erciyes Üniversitesi Hastanesi Merkez Laboratuvarı Bakteriyoloji biriminde kan kültürlerinden soyutlanan S.epidermidis dışında KNS'lerin tiplendirilmesi ve antibiyotik duyarlılıklarının araştırılması amaçlanmıştır. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi kliniklerine başvuran ve bakteriyolojik kültür istenilen hastalardan alınan kan örneklerinden soyutlanan S.epidermidis dışında 150 KNS izolatı çalışma kapsamına alındı. Tüp koagülaz ve trehaloz-mannitol testleri ile doğrulandıktan sonra API STAPH (bio Mérieux) tanımlama sistemi ile üretici firmanın kılavuz bilgilerine göre tür düzeyinde tanımlandı. Tanımlanan suşların antibiyotik duyarlılık profili CLSI önerileri doğrultusunda Mueller-Hinton agar kullanılarak Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemiyle belirlendi. S.epidermidis dışı 150 KNS izolatın %48.7 si S.hominis, %17.3 ü S.haemolyticus, %17.3 ü S.xylosus, %3.3 ü S.saprophyticus, %3.3 ü S.simulans, %2.6 sı S.lentus, %2.1 i S.warneri, %2.1 i S.chromogenes, %1.3 ü S.eguorum, %1.3 ü S.capitis ve %0.7 si S.cohnii türü olarak belirlendi. S.hominis, S.haemolyticus, S.xylosus, S.warneri, S.lentus ve S.chromogenes türlerinin %46.1-%76.9 u ampicillinsulbactam, sefazolin ve metisiline; S.warneri, S.saprophyticus ve S.simulans türlerinin %100 ü gentamisine; S.xylosus ile S.saprophyticus un %100 ü novobiosine, bütün türlerin %33.3-%66.7 si sefazoline, %33.3-%100 ü eritromisine, %20.0-%72.6 sı trimetoprim-sülfametoksazola dirençli; S.simulans ampicillin-sulbactam, sefazolin ve metisiline, S.chromogenes gentamisine, S.xylosus dışında izole edilen bütün türler teikoplanin ve vankomisine, S.xylosus ile S.saprophyticus dışında bütün türler novobiosine duyarlı bulundu. Sıkça izole edilen bakteri gruplarından KNS lerin, antibiyotiklere direnç oranların yüksek olması nedeniyle KNS enfeksiyonlarında tür düzeyinde tanımlama ve uygun antibiyotik seçimi için antibiyogram testi yapılmalıdır. Anahtar kelimeler: Antibiyotik duyarlılık, Disk difüzyonu, KNS, Kan kültürü Coagulase Negative Staphylococci (CNS) are the most frequently isolated bacteria in clinical microbiology laboratories. The importance of these bacteria that are the component of normal flora of human body have been increasing by means of applications of invasive techniques in medicine and increasing the usage of prosthetic devices. In this study it is aimed to identification and investigation the antibiotic susceptibility of CNS except S. epidermidis which are isolated from blood cultures in Bacteriology Unit of Central Laboratory of Erciyes University Hospital. Besides S.epidermidis 150 CNS isolates are involved in this study, these were isolated from blood cultures of bacteriologic culture intended patients who had applied to Erciyes University Medical Faculty Hospitals. After confirming with tube coagulase and trehalose-manitol tests; isolates were identified at species level with API STAPH (bio Mérieux) identification system by following the guide of manufacturer. Antibiotic susceptibility profiles of identified subspecies were determined by Kirby-Bauer Disc Diffusion Method using Muler-Hinton agar and following CLSI recommendations. Besides S.epidermidis 150 CNS isolates was determined as follows; 48.7% S. hominis, 17.3% S.haemolyticus, 17.3% S.xylosus, 3.3% S.saprophyticus, 3.3% S.simulans, 2.6% S.lentus, 2.1% S.warneri, 2.1% S.chromogenes, 1.3% S.eguorum, 1.3% S. capitis and 0.7% S.cohnii. 46.1%-76.9% of S.hominis, S.haemoiyticus, S.xylosus, S.warneri, S.lentus ve S. chromogenes species were found resistant to ampicillin-sulbactam, cefazolin and meticillin; and also 100% of S. warneri, S. saprophyticus and S. simulans to gentamicin; %100 of S. xylosus and S. saprophyticus to novobiocin, 33.3%-66.7% of all species to cefazolin, 33.3%-100% to erythromycin, 20.0%-72.6% to trimethoprim-sulfamethoxazole. S. simulans were found susceptible to ampicillin-sulbactam, cefazolin and meticillin, and also S.chromogenes to gentamicin, all isolated species except S.xylosus to teicoplanin and vancomycin, and all species except S. xylosus and S. saprophyticus to novobiocin. Because of the high rates of resistance to antibiotics of CNS, frequently isolated bacteria, identification at species level and antibiogram test must be performed for the selection of convenient antibiotic in CNS infections. Keywords: Antibiotic susceptibility, Blood culture, CNS, Disc diffusion LXXIV Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

122 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) BİYOKİMYA ANABİLİM DALI Ratlarda Karbon Tetraklorür Toksisitesi Üzerine N-Asetilsistein ve Taurinin Etkisi Effects of N-Acetylcysteine and Taurine on the Carbon Tetrachloride Toxicity In Rats Elif Azize ÖZŞAHİN DELİBAŞ Doktora Tezi 112 sayfa Prof. Dr. S. Kader KÖSE Bu çalışma; rat modeli üzerinde, karbon tetraklorür (CCl 4 ) ile hepatotoksisite oluşturmak; hepatotoksik ratlarda protein oksidasyonunun varlığını araştırmak suretiyle, toksisitenin oksidatif ve tiyol stresle ilişkisini ortaya çıkarmak ve organizma için tiyol kaynağı olabilecek N-asetilsistein (NAC) ve taurin (TAU) in hepatotoksisite oluşumu üzerine etkilerini ve birbirleriyle etkileşimlerini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Seksen erkek rat; CCl 4, NAC, TAU, CCl 4 -NAC, CCl 4 -TAU, NAC-TAU, CCl 4 -NAC-TAU uygulanan gruplar ve Kontrol grubu olmak üzere, sekiz gruba ayrıldı. CCl 4, (1.0 ml/kg rat ağırlığı, ip) tek doz; NAC ve/veya TAU, (200 mg/kg rat ağırlığı/gün, ip) üç doz uygulandı. Kontrol grubuna, sadece çözücü olarak kullanılan zeytinyağı ve serum fizyolojik verildi. Serum/plazma ve doku örneklerinde, miyeloperoksidaz (MPO) aktivitesi, protein karbonil bileşikleri (PCC), tiyol düzeyleri ile total antioksidan kapasite (TAK) ve total oksidan kapasite (TOK) ölçümlerinin yanı sıra, serumda pirrolize protein ve plazmada total lipid peroksit düzeyleri tayin edildi ve oksidatif stres indeksi (OSİ) hesaplandı. CCl 4 ile oluşturulan hepatotoksik lezyonlar, NAC veya TAU varlığında önemli ölçüde düzelse de; sadece NAC-TAU kombinasyonu ile Kontrol grubu seviyesinde iyileşme sağlandı. Kontrol, NAC, TAU ve NAC-TAU grupları arasında; serum/plazma ve dokuda ölçülen tüm parametre düzeyleri bakımından önemli bir fark olmadığı görüldü. Bu gruplarla karşılaştırılan CCl 4 grubunda; serum pirrolize protein ve plazma total lipid peroksit düzeylerinin yanı sıra, serum/plazma ve dokuda ölçülen MPO aktivitesi, PCC ve TOK düzeyleri ile OSİ değerleri önemli ölçüde yüksek; buna karşılık tiyol ve TAK düzeyleri düşük bulundu. CCl 4 ile birlikte uygulanan NAC ve/veya TAU nun, serum/plazma ve doku MPO aktiviteleri, PCC, lipid peroksit, pirrolize protein ve TOK düzeyleri ile OSİ değerlerini önemli ölçüde düşürdüğü; serum TAK düzeylerini de artırdığı ve böylece Kontrol, NAC ve/veya TAU grubu değerlerine ulaşıldığı belirlendi. Diğer taraftan, TAU nun plazma/doku tiyol düzeylerini artırmada, NAC kadar etkili olmadığı ve ölçülen tüm parametreler üzerinde NAC-TAU kombinasyonu ile additif bir antioksidan etkinin oluşmadığı gözlendi. Sonuç olarak, CCl 4 ün rat modelinde fonksiyonel ve morfolojik hepatotoksisite oluşturduğu; yüksek MPO aktivitesi ve yüksek PCC, pirrolize protein, total lipid hidroperoksit, TOK değerleri ve düşük tiyol ve TAK düzeyleri ile yansıtıldığı gibi; hepatotoksisite oluşumunda aktif nötrofiller tarafından aşırı serbest radikal üretiminin, protein oksidasyonu aracılı oksidatif ve tiyol strese yol açabileceği söylenebilir. Diğer taraftan, ciddi yan etkileri bulunmayan NAC ve TAU dan, özellikle NAC ın daha güçlü bir antioksidan olduğu ve bu nedenle patogenezinde oksidatif ve tiyol stresin yer aldığı birçok hastalığın tedavi protokolüne, NAC ın bir tiyol kaynağı olarak eklenmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: CCl 4, N-asetilsistein, taurin, oksidatif/tiyol stres, protein oksidasyonu This study was conducted with the aim of forming hepatotoxicity with carbon tetrachloride (CCl 4 ), on the rat model, and proving the relationship of toxicity with oxidative and thiol stresses by searching the existence of protein oxidation in hepatotoxic rats, and also evaluating the effects and the interactions with each other of N-acetylcysteine (NAC) and taurine (TAU), which may be thiol sources for the organism, on the formation of hepatotoxicity. Eighty male rats were divided into eight groups as administered CCl 4, NAC, TAU, NAC-TAU, CCl 4 -NAC, CCl 4 -TAU, CCl 4 - NAC-TAU groups, and the Control group. CCl 4 (1,0 ml/kg rat weight, ip) was applied as a single dose; NAC and/or TAU (200 mg/kg rat weight/per day, ip) three doses. The Control group was only given olive oil and saline solution, used as solvents. The measurements of myeloperoxidase (MPO) activity, protein carbonyl compounds (PCC), thiol levels, and total antioxidant capacity (TAC) and total oxidant capacity (TOC) values were performed in the serum/plasma and tissue samples along with serum pyrrolized protein and plasma total lipid peroxides levels, and also oxidative stress index (OSI) were calculated. Although CCl 4 -induced hepatotoxic lesions remarkably improved in the presence of NAC or TAU, an improvement in the level of the control group was achieved merely with the combination of NAC-TAU. Serum/ plasma and tissue levels measured in terms of all parameters showed no significant difference among Control, NAC, TAU and NAC-TAU groups. When compared to these groups, MPO activity, PCC and TOC levels and OSI values measured in serum/plasma and tissue samples as well as serum pyrrolized protein and plasma total lipid peroxides levels were found to be higher; whereas thiol and TAC levels were lower in the CCl 4 group. CCl 4 administered in combination with NAC and /or TAU significantly lowered serum/plasma and tissue MPO activities, PCC, lipid peroxides, pyrrolized protein and TOC levels and OSI values, and also increased serum TAC levels, so that the values of Control, NAC and/or TAU groups were reached. On the other hand, it was observed that TAU was not as effective as NAC in increasing plasma/tissue thiol levels and an additive antioxidant effect with NAC-TAU combination over all measured parameters did not occur. It may be suggested that CCl 4 has created a functional and morphological hepatotoxicity in the rat model, and enhanced production of reactive oxygen radicals by activated neutrophils in the hepatotoxicity formation may lead to oxidative and thiol stresses mediated protein oxidation, as reflected by higher MPO activity and higher levels of PCC, pyrrolized protein, lipid hydroperoxides, TOC and OSI values, and lower thiol and TAC levels. On the other hand, of NAC and TAU which have no serious adverse effects, especially NAC is a stronger antioxidant and, therefore, it may be suggested that NAC should be added as a thiol source to the treatment protocols of several diseases in the pathogenesis of which, oxidative and thiol stresses exist. Keywords: carbon tetrachloride, N-acetylcysteine, taurine, oxidative/ thiol stress, protein oxidation Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXV

123 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Klinik Örneklerde Çeşitli Yöntemlerle Pneumocystis Jirovecii Araştırılması Comparision of Molecular Methods Used for Diagnosis of Mycobacterium Tuberculosis In Clinical Specimens Fatma Filiz TEKİNŞEN Doktora Tezi 69 sayfa Prof. Dr. A. Nedret KOÇ Pneumocystis jirovecii prematüre, yeni doğan, kötü beslenen çocuklarda, immun sistemi baskılanmış kemoterapi alanlarda, transplant hastalarında ve AIDS hastalarında pnömoni etkenidir. Bu hastaların mortalitesi yüksek olması nedeniyle kesin ve doğru tanı önemlidir. Bu çalışmada Pneumocystis jirovecii şüpheli pnömonili hastadan alınan klinik örneklerde (bronkoalveolar lavaj, endotrakeal aspirat, nazotrakeal aspirat, plevra, doku, serum) Pneumocystis jirovecii varlığı Giemsa boyama, DFA (direkt floresan antikor), BDG (1 3,β-D-Glukan), LDH(Laktatdehidrojenaz) ve RTPZR (gerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu) yöntemleri ile araştırılarak bu yöntemlerin karşılaştırılması amaçlandı. Aralık 2008-Temmuz 2010 tarihleri arasında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi poliklinik ve kliniklerindeki Pneumocystis jirovecii pnömonisi şüpheli 100 hastanın klinik örnekleri çalışmaya alındı. Bunların 86 sı bronkoalveolar lavaj (BAL), 8 i endotrakeal aspirat (ETA), biri nazotrakeal aspirat (NTA), 3 ü plevra, 2 doku örneğine Giemsa boyama, DFA, RTPZR ve serum örneklerine BDG, LDH ve RTPZR testleri uygulandı. BAL, ETA, NTA, plevra ve doku örnekleriyle yapılan Giemsa boyama, DFA ve RTPZR testleri 2 BAL örneğinde pozitifken, 6 BAL örneğinde sadece RTPZR pozitif bulundu. Serum örnekleriyle yapılan RTPZR testinde pozitiflik belirlenemedi. BDG testi yapılan serum örneklerinde 29 u >80pg/ml, 5 i 61-79pg/ml arasında, 66 sı <60pg/ml sonuçları elde edildi. RTPZR ile P.jirovecii pozitif hastaların BDG sonuçları da pozitifti. Bu hastaların Giemsa boyamasında duyarlılık ve özgüllük %100, DFA testinde duyarlılık %25 ve özgüllük %100 olarak belirlenirken RTPZR de duyarlılık %100 ve özgüllük %93, BDG de duyarlılık %100 ve özgüllük %67 olarak belirlendi. DFA ve RTPZR gold standart alınarak BDG testi için yapılan ROC analizinde; BDG testinin cut-off u sırasıyla 494pg/ml ve 62pg/ml olarak belirlendi. Ayrıca değerlendirilen LDH testinde yapılan ROC analizinde DFA ve BALPZR gold standart alındığında sırasıyla duyarlılık %100 ve %87,5, özgüllük %69,4 ve %72,8 olarak belirlenirken cut-off iki durumda da >491IU/L di. PCP ön tanılı hastaların laboratuar tanısı kültür yapılamadığı için, Giemsa boyama, DFA, PZR, BDG testleri ile yapılabilmektedir. Bu hastalardan alınan örnekler Giemsa boyama ve DFA ile çalışıldığında özgüllük yüksekken, BALPZR ve BDG testleri de eklendiğinde duyarlılıkta yükselmektedir. Bundan dolayı PCP ön tanılı hastaların laboratuar tanısında Giemsa boyama ve/veya DFA, BALPZR, BDG ve LDH testlerinin birlikte çalışılması gerektiği bulunmuştur. Serum PZR testi ile daha fazla hasta gruplarında çalışmaya ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. P.jirovecii is the etiologic agent of pneumonia in premature, newborn, malnourished, immunocompromised and transplant patients, and AIDS patients. Due to the high mortality of these patients, accurate diagnosis is important. In this study, it was aimed to evaluate the diagnostic potential of Giemsa staining, Direct flourescein antibody (DFA), Lactatedehydrogenase (LDH), (1 3)-β-D-Glucan (BDG) and real-time PCR assay in clinical specimens (bronchoalveolar lavage (BAL), endotracheal aspiration (ETA), nasotracheal aspiration (NTA), tissue samples, serum) for patients suspected of P.jirovecii pneumonia (PCP). This study was conducted with clinical specimens from 100 patients who were hospitalized in clinics of Erciyes Univercity Gevher Nesibe Hospitals with suspiscious of PCP between December 2008 and July Giemsa staining, DFA, real-time PCR tests were tested in 86 BAL, 8 ETA, 1 NTA, 3 pleura, 2 tissue samples; BDG, LDH and real-time PCR tests were tested on 100 serum samples. Among the specimens of BAL, ETA, NTA, tissue and pleura 2 BAL samples were positive on the Giemsa staining, DFA, realtime PCR tests; 6 BAL samples were positive in only real-time PCR. Real-time PCR test was found to be all negative serum samples. The result of BDG test was over 80pg/ml for 29, 61-79pg/ml for 5 and < 60pg/ml for 66 serum samples. The P.jirovecii positive patients with real-time PCR were also positive for BDG. Sensitivity and specificity were determined to be 100% and 100% for Giemsa staining; 25% and 100% for DFA; 100% and 93% for real-time PCR; 100% and 67% for BDG test, respectively. ROC analysis was performed for the BDG and LDH tests. According to DFA and BALPCR as the gold standard, the cut-off for BDG test was 494pg/ml and was 62pg/ml, respectively. In addition; according to DFA and BALPCR as the gold standard, cut-off for LDH tests were >491IU/L for both tests; sensitivity and specificity of LDH were 100% and 87,5%, 69,4% and 72,8% respectively. Because culture can t be used in the laboratory diagnosis of PCP, Giemsa staining, DFA, real-time PCR, BDG tests can be performed. When Giemsa and DFA staining were used together; specificity was elevated to 100%, and when the combination of Giemsa, DFA staining, real-time PCR and BDG were performed to the clinical specimens of the patients, sensitivity was elevated to 93%. Therefore, it was concluded that combination of Giemsa staining and/or DFA, BALPCR, BDG and LDH tests should be performed for the laboratory diagnosis of PCP. Further studies for serum PCR tests are needed in larger patient groups. Keywords: Pneumocystis, P.jirovecii, PCP, Bronchoalveolar Lavage, PCR Anahtar kelimeler: Pneumocystis, P.jirovecii, PCP, Bronkoalveolar Lavaj, PZR LXXVI Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

124 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) FİZYOLOJİ ANABİLİM DALI Muskarinik Reseptör Antagonisti Tolterodinin Göz Ön Segmentinin Fizyoanatomik Parametrelerine Etkisinin Evaluation of Influence of Tolterodine, A Muscarinic Receptor Antagonist, on Physioanatomical Parameters of Anterior Segment of the Eye with Pentacam System Altan GÖKTAŞ Doktora Tezi 61 sayfa Prof. Dr. Sami AYDOĞAN Bu çalışmada, tolterodin tedavisi alan hiperaktif mesane sendromlu hastalarda, ilacın sistemik antimuskarinik etkinliğe bağlı göz ön segmentinin fizyoanatomik parametrelerindeki etkilerinin pentacam sistemi ile değerlendirilmesi amaçlandı. Pentacam, ön segment analizi yapan ve ön segment fizyoanatomik parametrelerini ölçen bir sistemdir. Çalışmaya, 28 hastanın 56 gözü dahil edildi. Herhangi bir göz hastalığı bulunan ve göz tavması, göz cerrahisi, topikal ilaç kullanımı ve diabet öyküsü olanlar çalışma kapsamına alınmadı. Hastalar, tedavi öncesi ve 1 aylık tedavi sonrası tam bir göz muayenesinden geçirildi ve pentacam sistemi ile analizleri yapıldı. Ayrıca hastalar, kadın, erkek, 60 yaş altı ve 60 yaş ve üstü olmak üzere alt gruplara ayrıldı. Bütün hastalarda ve alt gruplarda göz muayenesi ve pentacam verileri istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Hastaların göz içi basıncı, pupil çapı, ön kamera derinliği, ön kamera hacmi, ön kamera açısı ve lens kalınlığı değerleri tedavi öncesi ve sonrası, sırasıyla; 16.09±2.72 ve 16.15±2.56 mmhg, 3.02±0.56 ve 3.01±0.55 mm, 2.74±0.35 ve 2.75±0.34 mm, 150.2±33.9 ve 150.3±34.5 mm 3, 34.56±5.7 ve 35.03±5.9, ±592.3 ve ±596.1 µ olarak tespit edildi. (bütün değerler için p>0.05) Sonuç olarak, tolterodin göz muayene bulgularında ve ön segment fizyoanatomik parametrelerinde önemli bir değişikliğe neden olmamaktadır. Muhtemelen, tolterodin, mesanedeki reseptörleri göz ön segmentindeki reseptörlere kıyasla daha fazla inhibe eden, organ seçici bir ilaçtır. Anahtar kelimeler: Göz ön segment fizyoanatomik parametreleri, tolterodin, pentacam The aim of this study was to evaluate effect of tolterodine, a systemic antimuscarinic drug, on physioanatomical parameters of anterior segment of the eyes in patients with hyperactive bladder with pentacam system. Pentacam is a system that analysis the anterior segment and measures the physioanatomical parameters of this segment. 56 eyes of 28 patients included in the study. The patients with any ocular disease, a history of ocular trauma, surgery, topical drug usage and diabetes were excluded. All the patients underwent complete ocular examination and analyzed with pentacam before and one month after the start date of tolterodine treatment. In addition, the patients divided into subgroups as male patients, female patients, patients under the 60 year and patients over 60 years. Ocular examination findings and the pentacam parameters were compared between groups and subgroups statistically. The intraocular pressure, pupil diameter, anterior chamber depth, anterior chamber volume, anterior chamber angle and lens thickness values, before and after the treatment, respectively were as follows; 16.09±2.72 ve 16.15±2.56 mmhg, 3.02±0.56 ve 3.01±0.55 mm, 2.74±0.35 ve 2.75±0.34 mm, 150.2±33.9 ve 150.3±34.5 mm 3, 34.56±5.7 ve 35.03±5.9, ±592.3 ve ±596.1 µ. (p>0.05 for all the values). In conclusion, tolterodin does not affect ocular examination and anterior segment physioanatomical parameters. Most likely, it is an organ-selective agent, inhibiting muscarinic receptors in the bladder rather than in the anterior segment of the eye. Keywords: anterior segment physioanatomical parameters of eye, tolterodine, pentacam Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXVII

125 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Klinik Örneklerde Mycobacterium Tuberculosis Tanısında Kullanılan Moleküler Yöntemlerin Karşılaştırılması Olkar ABDULMAJED Yüksek Lisans Tezi 88 sayfa Prof. Dr. A. Nedret KOÇ Dünyanın pek çok yerinde Mycobacterium tuberculosis in neden olduğu enfeksiyonların sıklığındaki artış, tüberkülozun tanısı ve ilaç direncinin kısa sürede gösterilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu amaçla çok sayıda yeni yöntem denenmektedir. Bu çalışmada, Mikobakteriyoloji Laboratuvarı na gelen klinik örneklerde Mycobacterium tuberculosis in tanısında kullanılan klasik kültür yöntemleriyle moleküler yöntemlerin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Mikobakteriyoloji Laboratuvarı na tüberküloz tanısı amacıyla gönderilen toplam 50 klinik örnek işleme alındı. Bu örnekler; açlık mide suyu (AMS), bronkoalveolar lavaj (BAL), balgam, apse, idrar, steril vücut sıvıları, beyin omurilik sıvısı (BOS), doku, biyopsi örnekleridir. Klinik örneklerin EZN (Erlich- Ziehl Neelsen) boyama ile mikroskobik incelenmesi, L-J (Löwenstein-Jensen), BACTEC MGIT 960 yöntemi ile kültürleri yapıldı. İzole edilen suşların tür düzeyinde tanımlanması BACTEC 460 NAP testi (Becton, Dickinson and Company Sparks, Ireland) ve MGIT 960 TBc ID (Becton, Dickinson and Company Sparks, USA) testi ile çalışıldı. BACTEC MGIT 960 ile duyarlılık testleri çalışıldı. Aynı zamanda 50 klinik örneğin moleküler tanısında RT PCR (QIAGEN GmbH;Hilden,Germany) ve GeneXPERT MTB/RIF (Cepheid, Sunnyvole CA) yöntemi kullanıldı. Çalışmaya alınan 50 tüberküloz şüpheli klinik örneğin EZN boyama yöntemiyle boyanması sonucunda %34 ü ARB pozitif; %66 sı ARB negatif olarak bulundu. L-J ve MGIT yöntemleriyle %64 kültür pozitif, %36 kültür negatif olarak bulundu. Kültür pozitif olan klinik örneklerin % 78.1 i M. tuberculosis complex grubu, % 21.8 i MOTT basili olarak bulundu. Moleküler tanıda; RT PCR yöntemi uygulanan klinik örneklerin; %58 i Mycobacterium complex grubu olarak bulundu. GeneXPERT MTB/RIF yöntemi ile 50 klinik örneğin; %18 i yüksek düzey pozitif, %16 sı orta düzey pozitif, %16 sı düşük düzey pozitif, %8 i çok düşük düzeyde pozitif olarak bulundu. Çalışmaya alınan 20 solunum yolu örneklerinde; kültür üremeleriyle RT PCR ın uyumluluğu %75 XPERT MTB/RIF sisteminin uyumluluğu %95 olarak bulundu. Çalışmaya alınan 30 solunum yolu dışı örneklerde; RT PCR ın kültür üremeleriyle uyumu %56.6 XPERT MTB/RIF testinin kültür üremeleriyle uyumu ise %83,3 olarak bulundu. Kültür yönteminin altın standart kabul edildiği bu çalışmada; ARB mikroskobisinin duyarlılığı %32, özgüllüğü %66 olarak bulundu. Kültür bulguları ile ARB bulguları karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan fark yoktu (p>0.05). Uyum düşük düzeyde ama anlamlı bulundu (kapa:0.04; p>0.05). Kültür üremelerinde; RT PCR ın duyarlılığı %72, özgüllüğü %56 olarak bulundu. Kültür bulguları ile PCR bulguları karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan fark yoktu (p>0.05). Uyum düşük düzeyde ama anlamlı bulundu (kapa:0.28; p>0.05). XPERT MTB/RIF testinin duyarlılığı %96, özgüllüğü %80 olarak bulundu. Kültür bulguları ile XPERT bulguları karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan fark yoktu (p>0.05). Yüksek düzeyde uyum bulundu (kapa:0.76; p<0.05) RT PCR bulguları ile XPERT MTB/RIF bulguları karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan fark yoktu (p>0.05). Yüksek düzeyde uyum bulundu (kapa:0.507; p<0.05). Bu çalışmada; ilaç hassasiyet testinde, klinik örneklerin %60 ı SIRE (Streptomycin, İzoniazid, Rifampin, Etambuthol) e duyarlı bulundu. Klinik örneklerin %40 ı en az bir ya da daha fazla ilaca karşı direnç bulundu. XPERT MTB/RIF yöntemiyle rifampin direnci belirlenemedi. Sonuç olarak; moleküler yöntemlerlerden biri olan RT PCR; kompleks, yoğun laboratuvar işlemleri, eğitimli personel ve donanımlı alt yapı gerektirmektedir. Tüberkülozun tanı süresini kısaltmak ve kolay uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla geliştirilen XPERT MTB/RIF sistemi, doğrudan klinik örneklere uygulanabilen semi-kantitatif, gerçek zamanlı bir nested polimeraz zincir reaksiyon yöntemidir. Bu çalışmanın sonucunda; XPERT MTB/RIF yönteminin duyarlılığının ve özgüllüğünün yüksek düzeyde olması ve kısa sürede sonuç verebilmesi açısından rutin laboratuvarlarda çalışılabileceği kanaatine varıldı. Anahtar kelimeler: Mikobakteri, real-time PCR, XPERT MTB/RIF, rifampin, Ziehl-Neelsen yöntemi, BACTEC MGIT 960. LXXVIII Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

126 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Comparision of Molecular Methods Used for Diagnosis of Mycobacterium Tuberculosis in Clinical Specimens Olkar ABDULMAJED Yüksek Lisans Tezi 88 sayfa Prof. Dr. A. Nedret KOÇ The detection of early diagnosis and drug resistance in patients with tuberculosis has become a necessity because of increasing prevalence of infections caused by Mycobacterium tuberculosis. Numerous new methods are being tested to this aim. In this study it is aimed to compare conventional culture methods and molecular methods which are used for diagnosis of Mycobacterium tuberculosis in clinical samples accepted by mycobacteriology laboratory. A total of 50 clinical specimens sent for diagnosis of tuberculosis to Erciyes University, Medical Microbiology Department, Mycobacteriology Laboratory were processed. These samples were gastric lavage fluid, bronchoalveolar lavage, sputum, abscess, urine, sterile body fluids, cerebrospinal fluid, tissue and biopsy samples. Microbiological examining was performed with EZN (Erlich- Ziehl Neelsen) staining and cultured in L- J(Löwenstein-Jensen) med ium by BACTEC MGIT 960 method. Determination of isolated subspecies at species level was studied with BACTEC 460 NAP test (Becton, Dickinson and Company Sparks, Ireland) MGIT 960 TBc ID (Becton, Dickinson and Company Sparks, USA) test. Susceptibility tests were performed with BACTEC MGIT 560. RT PCR (QIAGEN GmbH;Hilden,Germany) and GeneXPERT MTB/RIF (Cepheid, Sunnyvole CA) were studied for the molecular diagnosis of total 50 clinical samples. Smear positive and negative rate of studied 50 tuberculosis suspected clinical specimens were 34% and 66%, respectively, with EZN Dyeing. L-J and MGIT methods also resulted % 64 cultures positive and 36% culture negative i % of culture positive samples were found mycobacterium complex group and 21.8 i % were MOTT bacilli. In molecular diagnosis; 58% of RT PCR performed clinical samples were found as mycobacterium tuberculosis complex group. 18% of 50 clinical samples were highly positive, 16% moderately positive, 16% positive at low level, 8% positive at very low level according to XPERT MTB/RIF results. In studied 20 pulmonary system specimens, agreement between culture and RT PCR; culture and XPERT MTB/RIF was 75% and 95%, respectively. In studied 30 nonpulmonary system specimens, agreement between culture and RT PCR; culture and XPERT MTB/RIF was 56.6% and 83.3%, respectively. In this study that Culture has been considered the gold standard; susceptibility and specificity of smear microscopy were found 32% and 66% respectively. There was no significant statistical difference between Culture and smear findings. (p<0.005). The Compliance was at low level but meaningful. (kapa:0.04; p>0.05). Susceptibility of RT PCR was found 72%, specificity was found 56%. There was no significant statistical difference between Culture and PCR findings. (p>0.05). The compliance was at low level but meaningful. (kapa:0.28; p>0.05). Susceptibility of XPERT MTB/RIF was found 96%, specificity was found 80%. There was no significant statistical difference between culture and XPERT findings. (p>0.05). The compliance was at high level (kapa:0.76; p<0.05). There was no significant statistical difference between XPERT MTB/RIF and RT PCR findings. The compliance was at high level (kapa:0.507; p<0.05). In this study; 60% of clinical samples were found susceptible to SIRE (streptomycin, isoniazide, rifampin, ethambutol) in drug susceptibility test. 40% of clinical samples were found resistant to at least one or more drug. Rifampicin resistant could not be determined by XPERT MTB/RIF. In conclusions; RT PCR which is the one of the molecular methods; is complex and requires intensive laboratory processes, trained staff and equipped infrastructure. XPERT MTB/RIF system which is developed to shorten diagnosis time of tuberculosis and to operate easily is a semi-quantitative, real time nested polymerase chain reaction method that applicable to clinical samples directly. As a result of this study; high level of susceptibility and specificity and ability to give results in short time, XPERT MTB/RIF can be studied in routine laboratories. Keywords: Mycobacterium, real-time PCR, XPERT MTB/RIF, rifampin, Ziehl-Neelsen method, BACTEC MGIT 960. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXIX

127 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) HALK SAĞLIĞI ANABİLİM DALI Çiftçilerin Pestisitleri Saklama Koşulları ve Güvenli Kullanımı Konusunda Bilgi, Tutum ve Davranışları Knowledge, Attitude and Practice of Farmers About Pesticides Storage Conditions, Safe Using Manners Rukiye YALAP TUNA Doktora Tezi 75 sayfa Doç. Dr. İskender GÜN Bu çalışmada; çiftçilerin pestisitleri saklama koşulları ve güvenli kullanımı konusunda ki bilgi, tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kayseri iline bağlı İncesu ilçesi ve köylerinde yürütülmüştür. Örneklem, İncesu İlçe Tarım Müdürlüğü nden alınan çiftçi listesinden sistematik örnekleme yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmada toplam 465 çiftçiye anket uygulanmıştır. Çiftçilerin %88 inin pestisit kullandığı belirlenmiştir. Evlerinde pestisit bulunan çiftçilerin %55.1 i uygun koşullarda saklamaktadır. Çiftçilerin %25.2 si ilaçlama işleminden sonra sağlık sorunu yaşadığını ifade etmiştir. En sık belirtilen yakınmalar; baş dönmesi, bulantı-kusma, halsizlik ve baş ağrısıdır. İlaçlama esnasında her zaman ya da genellikle eldiven, maske ve koruyucu elbise kullandığını belirten çiftçilerde, pestisit kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşama oranı diğer çiftçilere göre anlamlı olarak düşük bulunmuştur. Çiftçilerin %50.1 i boşalan ambalajları çöpe attığı ve %32.9 u gömerek ya da yakarak imha ettiğini belirtmiştir. Gelir düzeyi düşük olanlar, ilacı ev içinde hazırlayanlar, ilaçlama yaparken bir şeyler yiyen veya su içenlerde pestisit kullanımına bağlı sağlık sorunu yaşama sıklığı daha yüksek olarak bulunmuştur. Çiftçilerin, tarım ilaçlarının çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkileri ile ilgili eğitimi, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Anahtar kelimeler: Pestisitler, Çiftçiler, Güvenli kullanım, Pestisit zehirlenmesi, pestisitlerin yan etkileri In this study, the conditions of storage and the safe use of pesticides by farmers in their knowledge, attitudes and behaviors intended to put out. Research carried out in the town of Kayseri province Incesu Sampling was made with systematic sampling from the list taken from the District Directorate of Agriculture of Incesu. A total of 465 questionnaires administered to farmers. It was determined that 88% of farmers used pesticides. The farmers who store pesticides in their homes, their 55.1% stores it in appropriate conditions. It has been stated that 25.2% of the farmers have experienced health problems after applying process. The most frequently cited complaints, dizziness, nausea and vomiting, fatigue and headache. Farmers who said that they usually or always wear gloves, mask and protective clothes during application were significantly lower rate of health problems due to pesticide usage from the other farmers. For the discharge of emty packages 50.1% were put it into garbage, 32.9% werw stated that burying or incineration. Low-income ones, prepared the pesticide in the home, while spraying pesticide eating or drinking something were found a higher incidence of pesticide related health problem. Farmers' education about the environment and human health effects of pesticides is an important issue to be emphasized. Keywords: Pesticides, Farmers, Safe using, Pesticide poisoning, Side effects of pesticides LXXX Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

128 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) TIBBİ BİYOLOJİ ANABİLİM DALI Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfomalarda P16, P53 ve Ki-67 nin Prognostik Öneminin İmmünohistokimyasal Araştırılması Immunohistochemical Investigation of P16, P53 and Ki-67 s Prognostic Value in Diffuse Large B-Cell Lymphoma Münevver BARAN Doktora Tezi 61 sayfa Prof. Dr. Hamiyet DÖNMEZ ALTUNTAŞ Diffüz büyük B-hücreli lenfoma (DBBHL) çeşitli klinik, histopatolojik, immunofenotipik ve sitogenetik özellikleri ile lenfoid neoplazmların geniş bir grubunu temsil eder. DBBHL larda klinik parametrelerin yanı sıra, yeni tedavi ajanları, tümörün biyolojik davranışı ve prognozunu belirlemede tümör supressör gen proteinleri, onkogen proteinleri gibi gen ekspresyonları önem kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, DBBHL larda immünohistokimyasal olarak tesbit edilecek olan P16, P53, Ki-67 ekspresyonlarının hem klinik parametrelerle hem de sağkalımla ilişkisini değerlendirmektir. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD da yılları arasında tanı almış toplam 40 DBBHL lı hasta çalışmaya alındı. İmmun boyamalar, Ki- 67, P53, P16 monoklonal antikorlar ile yapıldı ve ışık mikroskobunda değerlendirildi. Hastaların yaş ortalaması 60.50±16.92 idi. Ortalama takip peryodu 16.58±13.68 aydı. Hastaların yaş, cinsiyet, evre, performans durumu, B-semptomları varlığı, kemik iliği tutulumu, uluslararası prognostik indeks (IPI) skoru, laktat dehidrogenaz (LDH), ekstranodal tutulum, nüks, C-reaktif protein (CRP), sedimantasyon, lökosit sayısı gibi klinik ve laboratuvar parametreleri ile genel sağkalım ve P16, P53, Ki-67 ekspresyonları arasındaki ilişki değerlendirildi. Çalışmamızda P53 ve P16 ekspresyonu, Ki-67 proliferasyon indeksi ile klinik parametreler ve sağkalım arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanamadı (p>0.05). Sadece P16 ekspresyonu ve evre arasında anlamlı ilişki saptandı (p<0.05). Ayrıca, sağkalım süresi ile klinik parametreler arasında da istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05). Çalışmamızın sonuçlarına göre, P16 ve P53 ekspresyonunun ve Ki-67 proliferasyon indeksinin DBBHL lı hastaların yaşam süresi üzerinde etkili olmadığını söyleyebiliriz. Ancak, DBBHL lı hastaların prognostik öneminin daha iyi ortaya konabilmesi için daha geniş serili çalışmaların yapılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Diffüz Büyük B-Hücreli Lenfoma, P16, P53, Ki-67, Prognoz. Diffuse large B-cell lymphoma (DLBCL) represent a diverse spectrum of lymphoid neoplasms with variable clinical, histopathological, immunophenotypic and cytogenetic features. In DLBCLs, besides the clinical parameters, it has become more important gene expressions such as tumor-supressor gene proteins, oncogen proteins in determining the prognosis, biological behaviour of the tumor and new treatment regimens. The aim of this study that P16, Ki-67, P53 expressions to be determined immunohistochemically in DLBCL was to ases relationship with both clinical parameters and survival. A total of 40 patients with nodal DLBCL diagnosed between 2005 and 2010 in Department of Pathology Medical Faculty Erciyes University were included in the study. Immunstaining was performed by means of monoclonal antibodies Ki-67, P53, P16 and evaluated by light microscopy on slides. The median age of the patients was 60.50±16.92 years old. The median followup period was 16.58±13.68 months. It was evaluated that the relationship between clinical and laboratory parameters such as, age, gender, performance status, clinical stage, presence of B-symptoms, bone marrow involvoment, International Prognostic Index (IPI) score, lactate dehydrogenase (LDH) level, extranodal extension, relapse, C-reaktive protein (CRP), sedimentation, the number of leukocytes of patients and overall survival and P16, P53 Ki-67 expression. In our study, there was no statistically significant corelation between the P53 and P16 expressions, Ki-67 proliferation index both clinical parameters and overall survival (p>0.05). There was only statistically significant relation in between P16 expression and stage (p<0.05). Besides, there wasn t a statistical significanct relation between the overall survival and clinical parametrs (p>0.05). According to the results of our study, we say that the P53, P16 gene expressions, Ki-67 proliferation index no effect on life expectancy of patients with DLBCL. But, to the better counseling prognostic importance of patients with DLBCL should be done the studies of larger series. Keywords: Diffuse Large B-Cell Lymphoma, P16, P53, Ki-67, Prognosis. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXXI

129 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) ECZACILIK BİYOKİMYA ANABİLİM DALI Akut Egzersizin Kalp Dokusu Üzerine Etkilerinin Araştırılması To Investigate the Effects of Acute Exercise on the Heart Tissue Ali UZ Yüksek Lisans Tezi 93 sayfa Yrd. Doç. Dr. Behzat ÇİMEN Bu çalışmanın amacı, akut yoğun yüzme egzersizin kalp dokusu üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Otuz adet Wistar-albino erkek rat, rastgele eşit sayıda 3 gruba ayrıldı. Grup1 genel kontrol (bu gruba hiçbir uygulama yapılmadı). Grup 2 akut yoğun egzersiz grubu (30 dk akut yüzme egzersizi yaptırıldı). Grup 3 melatonin grubu (akut yüzme egzersizinden 30 dk önce 25 mg/kg tek doz melatonin uygulandı). Bütün hayvanlar eter anestezi altında sakrifiye edildi ve kalp dokuları alındı. Akut yoğun egzersiz grubundaki doku MDA miktarı kontrol ile karşılaştırıldığında yüksek, melatonin grubu kontrol grubuna yakın bulundu (p<0,05). Akut yoğun egzersiz grubundaki doku nitrotirozin miktarı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yüksek, melatonin grubu ile kontrol grubu karşılaştırıldığında melatonin takviyesinin doku nitrotirozin seviyesini önemli ölçüde düşürdüğü saptandı (p<0,05). Akut yoğun egzersiz grubu doku enerji yükü kontrol grubuyla karşılaştırıldığında düşük, melatonin grubu kontrole yakın bulundu (p<0,05). Doku SOD aktivitesi egzersiz grubunda düşük, melatonin grubunda kontrole yakın bulundu (p<0,05). Doku GPx aktivitesi akut yoğun egzersiz grubunda düşük, melatonin grubunda kontrole yakın bulundu (p<0,05). Doku CAT aktivitesi akut yoğun egzersiz grubunda düşük, melatonin grubunda kontrole yakın bulundu (p<0,05). Bu sonuçlar, akut ve yoğun egzersizin kalp dokusu antioksidan kapasitesini azalttığını ve doku hasar markırlarını artırdığını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Akut Egzersiz, Melatonin, Nitrotirozin, Enerji Yükü, Serbest Radikaller, Antioksidanlar The aim of this study, is to examine effects of acute intensive swimming exercise on the heart tissue. Thirty Wistar-albino male rats were divided randomly and an equal number 3 group. Group1 general control (No application was not performed). Group 2 acute intensive exercise group (30 mins acute intensive swimming exercised ). Grup 3 melatonin group (before acute intensive swimming exercise 30 mins 25 mg/kg single dose melatonin administritaion was performed). All animals were sacrified under the ether anesthesia and their heart tissues have taken. Tissue MDA levels of on the acute intensive exercise group have found higher than the control group, melatonin group have found near levels according to the control group (p<0,05). Nitrotyrosine levels in acute intensive exercise group was higher then control group. Melatonin group when compared with control group, tissue nitrotyrosine levels significantly geting decreased due to melatonin supplement (p<0,05). Acute intensive exercise group tissue energy charge lower than control group and melatonin group found near levels according to the control group (p<0,05). Tissue SOD activity, GPx activity and CAT activity have found low in acute intensive exercise group and melatonin group found near levels according to the control group (p<0,05). According to this result acute and intensive exercise can cause decreasing on heart tissue antixidans capacity and increasing on tissue damage markers. Keywords: Acute Exercise, Melatonin, Nitrotyrosine, Energy Charge, Free Radicals, Antioxidants LXXXII Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

130 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) BESLENME VE DİYETETİK ANABİLİM DALI Adölesanlarda Vücut Ağırlığının Uyku Süresi, Uyku Kalitesi ve Depresyon Durumuna Etkisi Determination of Burden of Caregivers to Patients Under Hemodialysis Therapy and Affecting Factors Beytül ÖGE Yüksek Lisans Tezi 77 sayfa Doç.Dr. Betül ÇİÇEK Yapılan çeşitli çalışmalarda şişmanlık ile uyku süresi, uyku kalitesi ve depresyon arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Çalışmamızın amacı adölesanlarda vücut ağırlığının uyku süresi, uyku kalitesi ve depresyon üzerine etkisini araştırmaktır. Kesitsel tipteki bu araştırma; Şubat Mart 2011 tarihleri arasında Kayseri ili Kocasinan ve Melikgazi merkez ilçelerindeki devlet ve özel liselerde öğrenim gören yaş grubu toplam 1072 adölesan üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada öğrencilerin uyku kalitelerini belirlemek amacıyla Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), depresyon durumlarını belirlemek amacıyla Çocuk Depresyon Ölçeği (ÇDÖ) ve sosyodemografik özelliklerini belirlemek amacıyla standart anketler uygulanmıştır. Vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, kalça çevresi ve boyun çevresi ölçümleri alınmış; beden kitle indeksi (BKİ), bel/boy ve bel/kalça oranları hesaplanmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya alınan adölesanların % 43.9 u (n= 471) erkek, % 56.1 i (n=601) kız ve genel yaş ortalamaları 15.54±1.08 yıldır. Vücut ağırlığı ve BKİ ortalamaları cinsiyetlere göre anlamlı şekilde farklılık göstermektedir (p<0.001). Uyku süresi en düşük (<8 saat) olan grupta her iki cinsiyette de vücut ağırlığı ortalaması en yüksek bulunmuştur (p<0.05). Erkeklerde uyku süresi düşük olan grubun BKİ ortalaması en yüksektir (p<0.05). Uyku kalitesi iyi olan öğrencilerin vücut ağırlığı ve BKİ ortalamaları uyku kalitesi kötü olanlardan daha düşüktür ancak aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Kızlarda depresyon oranı (%9.8) erkeklerden (%5.7) daha yüksektir (p<0.05). ÇDÖ ye göre depresyonlu grupta vücut ağırlığı ve BKİ ortalamaları daha yüksektir ancak fark istatistiksel olarak anlamlı değildir. Sağlığın geliştirilmesi için adölesanlar, aileleri ve öğretmenleri sağlıklı beslenme, sağlıklı uyku ve psikolojik durum hakkında daha fazla bilgilendirilmelidir. Anahtar kelimeler: Adölesan, depresyon, şişmanlık, uyku süresi, uyku kalitesi In several studies, significant relationships between obesity, sleep duration, sleep quality and depression were detected. The aim of the current study was to determine the effect of body weight on sleep duration, sleep quality and depression in adolescents. This cross-sectional study was performed from February to March 2010 in Kayseri province s Kocasinan and Melikgazi towns on year-old adolescents (n=1072) attending to public and private high schools. In order to determine the sleep quality and depression; Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI) and Child Depression Scale (CDI) were filled and to obtain sociodemographic data a questionnaire was given. Of the anthropometric indices; body weight, height, waist, hip and neck circumferences were measured and body mass index (BMI), waist-to-hip and waist-to-height ratios were calculated. SPSS 15.0 programme was used for statistical analysis. Of the adolescents; 43.9% (n= 471) were boys and 56.1% (n=601) girls and the mean age was 15.54±1.08 years. Mean body weight and BMI were significant among genders (p<0.001). In the least sleeping group (<8 hours/day) for both genders, the body weights were the highest (p<0.05). In males, the least sleeping group had the highest BMI (p<0.05). The adolescents having good sleep quality had lower body weight and BMI values than the ones having poor sleep quality but the difference is not statistically significant. Depression was higher among girls (9.8%) than boys (5.7%) (p<0.05). According to CDS, in the depressed group body weight and BMI values were higher than the non-depressed group but the difference is not statistically significant. In order to develop improvements on health; the adolescents, their families and teachers should be informed more on healthy nutrition, healthy sleep and psychological status. Keywords: Adolescent, depression, obesity, sleep duration, sleep quality Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXXIII

131 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) BESLENME VE DİYETETİK ANABİLİM DALI Depresyonlu Hastaların Beslenme Durumlarının Değerlendirilmesi The Evaluation of Nutrition Status in Patients with Depression Nimet ALPASLAN Yüksek Lisans Tezi 96 sayfa Prof. Dr. Neriman İNANÇ Randomize kontrollü olarak planlanan bu araştırma, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı Merkezinde yatarak tedavi gören, DSM-IV-TR kriterlerine göre depresyon tanısı konmuş hastaların (depresyon grubu, n=29) ve sağlıklı gönüllülerin (kontrol grubu, n=30) beslenme durumları, vücut kompozisyonları ve biyokimyasal parametrelerini belirlemek amacıyla yürütüldü. Bireylerin demografik bilgileri, besin tüketim sıklıkları, 24 saatlik besin tüketimleri, fiziksel aktivite durumları araştırmacı tarafından anket formu ile yüzyüze görüşme ile kaydedildi ve günlük enerji ve besin öğesi tüketimleri Bebis bilgisayar programı ile hesaplandı. Antropometrik ölçümlerden vücut ağırlığı, Beden Kütle İndeksi (BKİ), bel, kalça çevresi ölçümleri belirlendi ve bel/kalça oranı hesaplandı. Biyokimyasal olarak açlık kan şekeri (AKŞ), trigliserit (TG), total kolesterol (TK), HDL kolesterol, LDL kolesterol, B12, folat ve insülin ve homeostatic model assessment (HOMA) düzeyleri incelendi. İstatistiksel analizlerde Ki-kare analizi ve Mann-Whitney U testi kullanıldı. Araştırmaya alınan bireylerin yaş ortalaması 34.94±1.22 yıl olup, %62.7 si kadındı. Depresyon grubunun %65.5 ini kadın bireyler oluştururken, %34.5 ini erkek bireyler oluşturmaktaydı. Depresyon grubundaki bireylerin ilkokul mezunu olma oranı (%51.7) kontrollerden (%10.0) daha yüksek iken, üniversite mezunu olma durumunun (%6.9) kontrollerden (%40.0) daha düşük olduğu belirlendi. Eğitim durumu açısından gruplar arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulundu (χ 2 =21.510, p<0.001). Depresyon grubundaki bireylerin; A vitamini (p<0.05), tiamin (p<0.01), riboflavin (p<0.001), B6 vitamini (p<0.001), folik asit (p<0.01), C vitamini (p<0.01), sodyum (p<0.05), potasyum (p<0.001), magnezyum (p<0.001), kalsiyum (p<0.001), fosfor (p<0.01), demir (p<0.01), çinko (p<0.05) ve posa (p<0.01) tüketim miktarları kontrol grubundan daha düşüktü. Depresyon grubunun vücut ağırlıkları ortancaları (p<0.05), bel çevresi (p<0.001), kalça çevresi (p<0.01) ve bel/kalça oranı ortancaları (p<0.01) kontrollerden istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksekti. Depresyon grubunda I. ve II. dereceden obez olan bireylerin oranı (sırasıyla; %27.6 ve %13.8) kontrol grubundan (sırasıyla; %6.7 ve %0.0) daha yüksekti (p<0.01). İstatistiksel olarak anlamlı olmasa da, depresyon grubunun TK, HDL kolesterol ve LDL kolesterol düzeylerinin kontrollere göre daha düşük, TG düzeylerinin ise daha yüksek olduğu belirlendi (p>0.05). Depresyon grubundaki bireylerin AKŞ (p<0.05), B12 vitamini (p<0.05) ve folat (p<0.001) düzeyleri ortancalarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğu saptandı. Serum insülin ve HOMA değerleri açısından gruplar arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Bu çalışmada, depresyonlu hastaların omega-3 yağ asidi kaynağı olan balık tüketim sıklığının ve B grubu vitaminlerinin (B6 vitamini, tiamin ve niasin) tüketim miktarlarının yetersiz olduğu, serum folik asit düzeylerinin kontrollerden düşük olduğu ve tüketim miktarlarının yetersiz olduğu, obez olma oranlarının kontrollerden fazla olduğu ortaya konmuş ve depresyonda yeterli ve dengeli beslenmenin önemi vurgulanmıştır. Anahtar kelimeler: Antropometrik Ölçümler, Besin tüketimi, Depresyon This randomized controlled study was conducted to determine nutritional status, body composition and biochemical parameters of patients diagnosed with depression based on DSM-IV-TR criteria (depression group, n=29) who were inpatients at Mental Health Center of Kayseri Education and Research Hospital and controls (control group, n=30). Demographic characteristics, food consumption frequency, 24 hour food intake, physical activity level were recorded by a face to face questionnaire and daily intake of energy and nutrients were determined by BeBis computer program. Body weight, height, body mass index (BMI), waist and hip circumferences were measured and waist to hip ratio was calculated. Fasting blood glucose, triglyceride (TG), total cholesterol (TC), HDL-cholesterol, LDL-cholesterol, vitamins B12 and folic acid and insulin and homeostatic model assessment (HOMA) levels were examined. Chi-square and Mann Whitney U tests were used for statistical analysis. Mean age of the participants was 34.94±1.22 years while 62.7% consisted of females. 65.5% of depression group and 34.5% of control group were female and male, respectively. Ratio of elementary school graduates in depression group was higher than controls (51.7% vs. 10.0%) whereas ratio of university graduates of depression group (6.9%) was lower than controls (40.0%) being statistically significant (χ 2 =21.510, p<0.001). Intake of vitamins A (p<0.05), thiamine (p<0.01), riboflavin (p<0.001), B6 (p<0.001), folic acid (p<0.01), C (p<0.01) and Na (p<0.05), K (p<0.001), Mg (p<0.001), Ca (p<0.001), P (p<0.01), Fe (p<0.01), Zn (p<0.05) and fiber (p<0.01) were lower in depression group than controls. Median levels of body weight (p<0.05), waist circumference (p<0.001), hip circumference (p<0.01) and waist to hip ratio (p<0.01) were higher in depression group. Obesity in I. and II. degree was higher in depression group (27.6% and 13.8%, respectively) than controls (6.7% and 0.0%, respectively), (p<0.01). TC, HDL cholesterol and LDL cholesterol levels of the depression group were lower and TG was higher in depression group than controls without a statistical significance (p>0.05). Fasting blood glucose levels (p<0.05), vitamin B12 (p<0.05) and folic acid (p<0.001) in depression group were lower than controls. Serum insulin and HOMA levels were not significantly different between groups (p>0.05). In this study, patients with depression as a source of omega-3 fatty acids, fish consumption frequency and B-group vitamins (vitamin B6, thiamine and niacin) consumption amounts are inadequate, serum folic acid levels are low, and consumption rates are inadequate than controls, rates of being obese are high than controls has been demonstrated and the importance of adequate and balanced diet has been stressed in depression. Keywords: Anthropometric Measurements, Food Consumption, Depression. LXXXIV Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

132 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI (İÇ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ) Koroner İnvaziv Girişim Uygulanan Bireylerde Femoral Bölgeye Buz Torbası Uygulamanın Lokal Vasküler Komplikasyonlar ve Bel Ağrısına Etkisi The Effect of Ice-Bag Applied to Femoral Region of Individuals with Coronary Invasive Procedures on Local Vascular Complications and Low Back-Paın Gülsüm Nihal GÜLESER Doktora Tezi 71 sayfa Doç.Dr. Sultan TAŞÇI Koroner arter hastalığının gerek tanı gerekse tedavisinde kullanılan yöntemlerden biri de koroner invaziv girişimlerdir. Bu girişimlere bağlı gelişen komplikasyonlar ise morbiditenin önemli nedenlerini oluşturmaktadır. Bu araştırma koroner invaziv girişim uygulanan hastalarda femoral bölgeye buz paketi uygulamanın vasküler komplikasyonlar ve bel ağrısına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırma çalışmaya alınma ölçütlerine uyan buz torbası grubunda 104, kum torbası grubunda 100, uygulama yapılmayan grupta 94 olmak üzere toplam 298 birey ile tamamlanmıştır. Araştırmada veriler; Hasta Tanıtım Formu, Vasküler Komplikasyon Takip Formu, Visual Analog Skala ve Vital Bulgu Takip Formu kullanılarak araştırmacı ve anketör tarafından toplanmıştır. Hastanede gelişen lokal vasküler komplikasyonlar ilk izlemde gelişen komplikasyon, taburcu olduktan sonra 7. günde gelişen komplikasyonlar ikinci izlemde gelişen komplikasyon, hem ilk hem de ikinci izlemde gelişen komplikasyonlar ise toplam gelişen komplikasyon olarak değerlendirilmiştir. Bireylerin yaşadıkları bel ağrısı, işlemden hemen sonra, işlemden saat sonra ve son olarak ertesi sabah taburcu olmadan hemen önce olmak üzere toplam 5 kez değerlendirilmiştir. Çalışmada etik kurul onayı ile bireylerden yazılı bilgilendirilmiş onam formu alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kruskal Wallis Analizi ve Friedman Analizi kullanılmıştır. İlk izlemde en az komplikasyon buz torbası grubunda (p>0.05), ikinci izlem ve toplamda en az komplikasyon buz torbası grubunda (p<0.001) gelişmiştir. Tüm grupların bel ağrısı VAS puanının giderek arttığı, en az artışın buz torbası uygulanan grupta olduğu tespit edilmiştir. Grupların izlem saatlerine göre VAS puanları arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p<0.001). Araştırmanın sonuçları, koroner invaziv girişim yapılan bireylere uygulanan buz torbasının komplikasyon gelişimi ve bel ağrısını azaltmada etkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hemşirelik uygulamalarında lokal buz torbası uygulamasına yer verilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Koroner invaziv girişim, Lokal vasküler komplikasyon, Soğuk uygulama, Bel ağrısı, Hemşirelik One of the methods used in both diagnosis and treatment of coronary artery disease is coronary invasive interventions. The complications which develop due to these inventions are important causes of morbidity. This is a randomized-controlled experimental study which was conducted in order to determine the effect of applying local ice-back on local vascular complications and back pain in individuals who were applied coronary invasive intervention. The study was conducted with 298 patients (104 ice-pack group, 100 sandbag group and 94 control group) who were eligible for the study criteria. The data were collected with Patient Identification Form, Vascular Complications Form, Vital Signs Form and Visual Analog Scale. Local vascular complications developing at the hospital were called as first follow-up complications, complications developing after one week from the discharge were called as second follow-up complications and if complications developed both at the hospital and after discharge these complications were called as total complications. The low-back pain that patients feel was evaluated for 5 times, first immediately after procedure and then 2-4 and 6 hours after the procedure and last immediately before discharging from the hospital. Signed consent forms for the study were obtained from patients after the ethics committee approval. Data were analyzed by chi-square, One-Way ANOVA, Kruskal Wallis and Friedman tests. In the first follow-up, the group who had least complications was the ice-bag group (p>0.05), at the second and total follow-up, the group who had least complications was ice-bag group (p<0.001). VAS score of all groups was gradually increased and least increase was at the ice-bag group. Follow up times and VAS score of groups were determined as statistically significant (p<0.001). The results of this study indicate that applying ice-bag to individuals who were applied coronary invasive intervention is an effective method for reducing complication development and low back-pain. Therefore, this approach is recommended to be included in nursing practices. Keywords: Coronary intervention, Local vascular complications, Cold application, Low back- pain, Nursing Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXXV

133 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI Hemodiyaliz Tedavisi Alanlara Bakımveren Bireylerin Bakım Yükü ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi Determination of Burden of Caregivers to Patients Under Hemodialysis Therapy and Affecting Factors Merve KEKEÇ Yüksek Lisans Tezi 69 sayfa Yrd. Doç.Dr. Semra KOCAÖZ Araştırma, hemodiyaliz (HD) tedavisi alanlara bakım veren bireylerin bakım verme yükü ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Ekim Ocak 2011 tarihleri arasında Kahramanmaraş il merkezinde bulunan, ikisi devlet, ikisi özel olmak üzere toplam dört diyaliz merkezinde HD tedavisi alan 235 bireyin bakım verenleri örnekleme alınmıştır. Veri toplama aracı olarak, HD tedavisi alanlara ve bakım verenlerine yönelik bilgileri içeren Bakım Veren Bireylere Yönelik Bilgi Formu ve Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistikler, Cronbach s Alpha, Ki-Kare, Kruskall Wallis, Mann-Whitney U testleri ve Spearman Brown Korelasyon katsayısı kullanılmıştır. HD tedavisi alanların ve bakım verenlerden gelir düzeyi çok kötü ve kötü olanların, bakım verme yükü puan ortancaları diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur. İlkokul mezunu olan, bakım verirken sağlık sorunu gelişen, tam gün bakım veren, sağlık giderlerini karşılamada güçlük yaşan ve 60 yaş ve üzerinde olan bakım verenlerin bakım yükü puan ortancaları diğer gruplara göre yüksek bulunmuştur. Yeme-içme, banyoyıkanma, giyinme, yürüme-gezinme, merdiven çıkma ve alışveriş yapma gereksinimlerinde tamamen bağımlı olanlara bakım verenlerin bakım verme yükü puan ortancalarının diğer gruptakilere göre yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). HD tedavisi alan bireylerle aynı evde yaşayanlarda aile ve iş ortamındaki rollerinin daha fazla olumsuz etkilendiği görüşü bulunmaktadır (p<0.05). Bireylerin hastalık süresi ve HD tedavi uygulama süresi ile bakım verme yükü puanları arasında negatif yönlü ve bakım verenin çocuk sayısı ile pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda bakım veren bireylerin bakım yükünü artıran durumların farkında olunması ve yükü artıran durumların aile ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemesini önlemek için gerekli hemşirelik müdahalelerinin yapılması ve destek gruplarının oluşturulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz (HD), Bakım Veren, Bakım Yükü, Etkileyen Faktörler The study was carried out descriptively in order to determine burden of caregivers to patients under hemodialysis (HD) therapy and affecting factors. Caregivers of 235 patients who were under HD therapy between 15 October 2010 and 15 January 2011 in four dialysis centers, two being public and two private, in Kahramanmaraş city center were included in the sampling. As data collection tool; Information Form for Caregivers which includes information of patients under HD therapy and caregivers and Scale of Burden of Care Giving were used. In the assessment of data; descriptive statistics, Cronbach s Alpha, Chi-square, Kruskall Wallis, Mann-Whitney U tests and Spearman Brown Correlation Coefficient were used. It was determined that patients under HD therapy and caregivers of them had unfavorable income status and average of burden of those who had unfavorable income was higher than other groups. The average of burden of those who are primary school graduates, who had health problems while care giving, who give care all day long, who had difficulty bearing health expenses and who were at the age of 60 and over was higher than other groups. It was determined that the average of burden of those giving care to patients who are completely dependent on others for dining, having bath, walking, climbing stairs and shopping was higher than the other groups (p<0.05). Those who live together with patients under HD therapy have the opinion that their roles in family and business life are influenced negatively (p<0.05). There was a meaningful, negative relation between duration of disease and duration HD therapy application with score of burden for care giving; positive relation with the number of children of caregiver (p<0.05). In accordance with these results; it was suggested that conditions which increase burden of caregivers should be considered and necessary nursing interventions should be taken and support groups should be created in order to prevent these conditions influence family and social life negatively. Keywords: Hemodialysis (HD), Caregiver, Burden, Affecting factors LXXXVI Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

134 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI (RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ) Agresyon Yönetimi Konusunda verilen Eğitimin Psikiyatri Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Bilgi ve Tutumlarına Etkisi Effect of Aggression Management Education on Knowledge and Attitudes of Nurses Working at Psychiatry Clinics Sibel ARGUVANLI ÇOBAN Doktora Tezi 76 sayfa Prof. Dr. Nimet KARATAŞ, Doç. Dr. Mürüvvet BAŞER Agresyon yönetimi diğer kliniklerde olduğu gibi psikiyatride de hasta ve çalışan güvenliği açısından son derece önemli bir konudur. Psikiyatri kliniklerinde hasta agresyonu ile baş etmede, agresyon yönetimi eğitim kurslarının verilmesi uygun bir yol olarak gösterilmektedir. Ancak konuyla ilgili literatür bilgileri, psikiyatri ve genel hastanelerde çalışan hemşirelerin agresyon yönetimi konusunda eğitim alanların oranının az olduğunu göstermektedir. Bu araştırma, agresyon yönetimi konusunda verilen eğitimin psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin bilgi ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla yarı deneysel bir çalışma olarak yapılmıştır. 27 hemşire ile gerçekleştirilen araştırmanın verileri; Hemşire Bilgi Formu, Agresyon Algılamaları Ölçeği, Hemşirelerin Agresyona Karşı Tutumlarını Değerlendirme Formu, Hemşirelerin Agresyon Yönetimi Konusunda Bilgi Düzeylerini Değerlendirme Formu, Agresyon Yönetimi Eğitim Programı Değerlendirme Formu, Hemşirelerin Motivasyonlarını Değerlendirme Ölçeği, Agresyon Yönetimi Eğitimi Hakkında Psikiyatride Çalışan Hemşirelerin Görüşlerini Değerlendirme Formu ile toplanmıştır. Agresyon yönetimi eğitimi interaktif şekilde 10 ar kişilik iki grup, 7 kişilik tek grup olmak üzere toplamda üç grup halinde gerçekleştirilmiştir. Eğitimden önce, sonra ve üç ay sonra hemşirelerin bilgi ve tutumları değerlendirilmiştir. Bu çalışmada agresyon yönetimi eğitimi öncesine göre, eğitim sonrası ve üç ay sonrasında agresyon algılamaları ölçeği fonksiyonel alt boyutu puan ortalamasında artma, disfonksiyonel alt boyutu puan ortalamasında azalma saptanmıştır (p<0.001). Eğitim sonrası hemşirelerin; Agresyonu olan bir hastanın agresyon düzeyini düşürebileceğime inanırım, Agresyonu olan hastaya yaklaşımda bulunmaya çekinirim, Agresyona maruz kalma nedeniyle üzüntü hissederim, Agresif hastaya bakım verirken kendimi aşağılanmış hissetmem, agresyona karşı tutumlarını belirlemeye yönelik tutum ifadelerine olumlu yanıt verdikleri saptanmıştır (p<0.05). Hemşirelerin eğitim programı öncesinde motivasyon düzeyleri puan ortalaması 6.3±1.8, eğitim programı sonrasında motivasyon düzeyleri puan ortalaması 9.1±0.8 olarak saptanmıştır (p<0.001). Çalışma sonucunda, agresyon yönetimi konusunda verilen eğitimin psikiyatri kliniklerinde çalışan hemşirelerin bilgi düzeyini arttırdığı, tutumlarında olumlu değişime yol açtığı ve motivasyon düzeylerini arttırdığı görülmüştür. Agresyon yönetimi konusunda verilen eğitime düzenli aralıklarla devam edilmesi önerilebilir. Aggression management is an immensely important issue in terms of patient and health professional safety at psychiatry clinics as in other clinics. Aggression management education course is accepted as an optimal way in coping with patient aggression at psychiatry clinics. Literature shows that the ratio of nurses receiving education on aggression management is low among those working at psychiatry clinics and general hospitals. This quasi-experimental study was conducted to determine the effect of aggression management education on knowledge and attitudes of nurses working at psychiatry clinics. Data of the study composed of 27 nurses were collected with Nurse Information Form, Perception of Aggression Scale, Form for Evaluating Attitudes of Nurses against Aggression, Form for Evaluating Level of Knowledge about Aggression Management of Nurses; Form for Evaluating Aggression Management Education Program, Scale for Evaluating Motivation of Nurses and with Form for Evaluating Opinions of Nurses about Aggression Management Education. Aggression management education was carried out interactively with 2 groups of 10 participants per group and 1 group of 7 participants, totally with 3 groups. Knowledge and attitudes of nurses were evaluated before, after and 3 months after the education. Increase in mean functional sub-step scores of aggression management scale and decrease in mean dysfunctional substep scores were found after and 3 months after the education compared with pre-education (p<0.001). After the education, nurses exhibited positive attitudes to the statements (p<0.05) such as I believe I can reduce the aggression level of a patient, I hesitate approaching the patient with aggression, I feel sadness because of being exposed to aggression, I do not feel humbled while giving care to the aggressive patient. Mean motivation scores of the nurses before education program was 6.3±1.8 besides 9.1±0.8 after education program (p<0.001). Consequently, education on aggression management was found to increase knowledge level, motivation status and led to favorable changes at attitudes of nurses working at psychiatry clinics. Education on aggression management should be continued in regular intervals. Keywords: Aggression management; Nurse; Psychoeducation Anahtar kelimeler: Agresyon yönetimi; Hemşire; Psikoeğitim Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXXVII

135 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI (İÇ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ) Hipertansiyonlu Bireylere Uygulanan Ayak Refleksolojinin Kan Basıncı ve Yaşam Kalitesine Etkisi The Effect of Foot Reflexology Applied to Individuals with Hypertension on Blood Pressure and Quality of Life Şefika Dilek GÜVEN Doktora Tezi 76 sayfa Prof. Dr. Nimet KARATAŞ Hipertansiyon tedavisinde, ilaç tedavisine ek olarak veya tek başına nonfarmakolojik önlemlerin de önemli bir yeri vardır. Bu önlemler birçok defa ilaç tedavisi gerekliliğini ortadan kaldırabilmekte veya kullanılan ilaç dozunu azaltmaya yardımcı olabilmektedir Hastalıkların tedavisinde kullanılan nonfarmokolojik yöntemlerden birisi refleksolojidir. Bu araştırma hipertansiyonlu bireylere uygulanan ayak refleksolojinin kan basıncı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır. Örneklem power =0,8, α=0,05 ve β=0,19 olacak şekilde hesaplanarak 219 kişi önce kontrol sonra müdahale grubuna alınmıştır. Çalışmanın yürütülmesi için Etik Kurul onayı ve kurum izni alınmıştır. Araştırmada veriler; hastaların tanıtıcı özelliklerine ilişkin veri toplama formu, kan basıncı ve kan lipid seviyeleri kayıt formu, kısa form-36 ( short form-36 ) yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, gruplar arası farklılığı test etmek için Friedman ve Wilcoxon Signed Ranks testi kullanılmıştır. Friedman testi karşılaştırmalarında p<0.01, Wilcoxon Signed Ranks testi karşılaştırmalarında p<0.05 anlamlı olarak kabul edilmiştir. Refleksoloji uygulanan müdahale grubunda uygulama sonrası sistolik kan basıncı, birinci seans mmhg iken altıncı seans sonrası mmhg ye, diastolik kan basıncının birinci seans mmhg iken altıncı seans sonrası mmhg ye düştüğü, uygulama öncesine göre uygulama sonrası LDL, total kolestrol, trigliserid ortancalarının düştüğü, HDL değeri ortancasının yükseldiği ve uygulama sonrası tüm yaşam kalitesi alanları puan ortancalarının yükseldiği tespit edilmiştir. Gruplar arasındaki bu fark yaşam kalitesinin sosyal fonksiyon alanı dışındaki tüm alanlarında istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak uygulanan ayak refleksolojinin kan basıncı, LDL kolestrol, total kolestrol ve trigliserid seviyelerini düşürmede, HDL seviyesini ve yaşam kalitesini yükseltmede etkili olduğu ve hipertansiyonlu bireylere rahatlıkla uygulanabileceği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Refleksoloji, hipertansiyon, yaşam kalitesi, hemşirelik. In hypertension treatment, nonpharmacological precautions have an important place together with medicine treatment or alone. By the help of these precautions there won t be any need to medicine treatment or they will help to reduce drug dose. One of the nonpharmacological methods used in treatment of diseases is reflexology. This is an experimental study which was conducted in order to determine the effect of foot reflexology applied to individuals with hypertension on blood pressure and quality of life. 219 people were assigned firstly to experimental group than the control group by calculating the simple will be power = 0,8, α =0,05 and β = 0,19. The necessary approval had been taken from Ethics Committee and Local Health Authority in order to conduct the study. The data were collected by using data collection form related to introductory features of patients, blood pressure and blood lipid level record form, short form-36 and quality of life scale. While evaluating the data, Friedman Test and Wilcoxon Signed Ranks Test were used in order to test between-groups difference. A p-value<0.01 was accepted as statistically significant in Friedman Test comparisons and a p- value<0.05 was accepted as statistically significant in Wilcoxon Signed Ranks Test. It was determined that in intervention group to which reflexology was applied, SBP first measurement ( mmhg), second measurement ( mmhg) and DBP first measurement (79.13 mmhg), second measurement (78.92 mmhg) medians decreased after the application; LDL, total cholesterol, triglyceride medians decreased, median value of HDL increased and all areas of quality of life medians increased in comparison with preintervention. The difference between these results was found statistically significant in all situations except for social function area (p<0.05). As a result, it can be said that foot reflexology which was applied is effective to reduce blood pressure, LDL cholesterol, total cholesterol and triglyceride levels and to raise HDL level and to improve the quality of life. It is also possible to say that it can be applied to individuals with hypertension. Keywords: Reflexology, Hypertension, Quality of Life, Nursing. LXXXVIII Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

136 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) VETERİNER ANATOMİ ANABİLİM DALI Beyaz Deney Farelerinde Böbrek ve Böbrek Üstü Bezinin Arterial Vaskularizasyonunun, Makroanatomik, Subgros ve Scanning Elektron Mikroskobik olarak Araştırılması Investigation of Arterial Vascularization of Kidney and Adrenal Gland in White Laboratory Mice; Macroanatomic Subgros and Scanning Electron Microscopıc Study Aydın ALAN Doktora Tezi 93 sayfa Prof.Dr. İsmail Hakkı NUR Deney fareleri çalışmalarda çok sık olarak kullanılan ve ihtiyaç duyulan değerli canlılardır. Klinik uygulamalarda, cerrahi operasyonlarda ve organ transplantasyonu gibi girişimlerde bulunurken, ilgili doku ve organın fizyolojisi ve anatomisi çok iyi bilinmelidir. Organ transplantasyonlarında araştırma ve deneyler öncelikle hayvanlar üzerinde uygulanmakta ve elde edilen sonuçlar ışığında da insanlarda benzer uygulamalar yapılmaktadır. Bilimsel araştırmalarda en çok kullanılan ve üzerinde çeşitli amaçlarla araştırmalar yapılan deney hayvanı farelerdir. Buna rağmen bu türün böbrek ve böbrek üstü bezinin arterial dağılımı üzerinde hemen hemen hiç araştırma yapılmamış olması, literatür taramasında ulaşamadığımız yayınların varlığı da dikkate alınarak böyle bir çalışma planlanmıştır. Bu amaçla 24 adet balb-c türü beyaz deney faresinin böbrek ve böbreküstü bezinin arterial vaskularizasyonunu inceledik. Latex enjeksiyonu ile disseksiyon, corrosion cast tekniği ve elektron mikroskop ile hem canlı dokulardan, hem de corrosion taslakları üzerinde farklı büyütmelerde görüntüler elde ettik. Böbreklerin aorta dan tek bir dal olarak ayrılan a.renalis ler tarafından vaskularize edildiği görüldü, böbrek içinde dallanma yapan damarlar arasında anastomoz görülmedi. Hem sağ hemde sol böbrekte kutup arteri olgusu saptandı. Gl.suprarenalis dextra nın yuvarlak ve küremsi, gl. suprarenalis sinistra nın ise damla şeklinde olduğu belirlendi. Gl. suprarenalis sinistra nın beslenmesi a. suprarenalis cranialis, media ve caudalis tarafından sağlanıyordu. Gl. suprarenalis dextra nın beslenmesine ise sadece bir materyalde media, diğerlerinde ise a.suprarenalis caudalis in katıldığı, a.suprarenalis cranialis in ise hiç birinde bulunmadığı tespit edildi. Anahtar kelimeler: Anatomi, Arterial Vaskularizasyon, Böbrek, Corrosion Cast, Gl.Suprarenalis, Scanning Elektron Mikroskop. Laboratuary mice are valuable species that are commonly used in different studies. The physiology and anatomy of related organs and tissues must be well known to have clinical practices, sugical operations and organ transplantations. In organ transplatations, researches and experiments practiced on animals at the first stage and in the light of the obtained results similar application are carried out on humans. Although the most commonly used in scientific research laboratory mice living thingsi no research on the kidney and adrenal gland heve been performed. When we planned this study and found no such studies in the literature rewiew. For this purpose examined the arterial vascularization of kidney and adrenal gland of 24 units white Balb-c laboratory mice. We obtained different magnifications of images both on corrosion casts and live tissues by dissection with latex injection, corrosion cast and electron microscopy techniques. The kidneys were determined to be supplied by A. renalis which gives of from aorta as a sigle branch. No anatomosis were observed in the branching arteries of kidneys but the polar arteries were observed in both left and right kidneys. Gl. suprarenalis dextra was spherical where Left adrenal gland was drop like in shape. A. suprarenalis cranialis, a. suprarenalis media and a. suprarenalis caudales were observed to supply left adrenal gland. Out of 24 materials, only one had right adrenal gland supplied by a. suprarenales media whereas in the remaining materials only a. suprarenalis caudalis were supplying right adrenal gland. Besides none of the materials were observed to have a. suprarenalis cranialis. Keywords: Adrenal gland, Anatomy, Arterial vascularisation, Corrosion cast, Kidney, Scanning electron microscopy. Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 LXXXIX

137 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) VETERİNER MİKROBİYOLOJİ ANABİLİM DALI Kanatlı Etlerinden Farklı Yöntemler Kullanılarak Campylobacter Spp. nin İzolasyonu ve İzolatların Multiplex Polımerase Chaın Reactıon La İdentifikasyonu Isolation of Campylobacter Spp. From Poultry Meats By Using Different Methods and Identification of Isolates with Multiplex Polimerase Chain Reaction Aytuğ BARIŞ Yüksek Lisans Tezi 62 sayfa Bu çalışmada, Kayseri ilindeki süpermarketlerde paketlenmiş olarak tüketime sunulan tavuk etlerinde; Campylobacter spp. türlerinin farklı kültür teknikleri (mccd agar, CAT agar ve filtrasyon) kullanılarak prevalansının araştrılması, kültür tekniklerini karşılaştırarak en verimli izolasyon yönteminin belirlenmesi, identifiye edilen izolatların mpcr( multipleks Polymerase Chain Reaction) ile doğrulanması ve elde edilen verilere göre tavuk etlerinin gıda ve insan sağlığı açısından taşıdığı risk düzeyinin tespit edilmesi amaçlandı. Yedi farklı firmadan alınan 25 er adet tavuk but eti, göğüs eti, kanat eti ve karkas olmak üzere toplam 100 adet tavuk eti örneği gereç olarak kullanıldı. Tüm örneklerin mccda besiyeri ve CAT besiyeri kullanarak 87 sinden (% 87), kanlı mccda besiyeri kullanarak filtrasyon yöntemiyle 52 sinden (% 52) termofilik Campylobacter izole edilmiştir. Her üç yöntem ile 295 termofilik Campylobacter izolatı elde edilmiştir. İzolatların % 37,9 u (112/295) mccda besiyerinden, % 39,6 sı (117/295) CAT besiyerinden, % 22,3 ü (66/295) filtrasyon yöntemiyle elde edilmiştir. mpcr ile mccda besiyerindeki 112 izolatın 78 i (% 69,7) C. jejuni, 34 ü (% 30,3) C. coli, CAT besiyerindeki 117 izolatın 85 i C. jejuni (% 72,6), 32 si C. coli (% 27,4), filtrasyon ile elde edilen 66 izolatın 55 i C. jejuni (% 83,3), 11 i C. coli (% 16,7) olarak identifiye edilmiştir. Termofilik Campylobacter türlerinin büyük çoğunluğu direkt ekim yöntemi uygulanan mccda ve CAT besiyerinden elde edilmiştir. İzolasyon oranının CAT besiyerinde, mccda besiyerine göre daha fazla olduğu tespit edilmiş ancak istatistiksel olarak bu iki besiyeri arasındaki farkın izolayon oranı açısından önemli olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Gıda hijyeni ve halk sağlığı için önem arz eden Campylobacter kaynaklı infeksiyonların önlenmesinde, tavuk eti ve ürünlerinin üretiminden tüketimine kadar tüm aşamalarda gıda güvenliği sistemlerinin uygulanmasının, üretimde teknolojik koşullarının geliştirilmesinin ve mutfak, personel ve alet-ekipman hijyenine dikkat edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir. Anahtar kelimeler : Campylobacter, Tavuk Eti, mpcr. In this study, was aimed that to investigate of the prevalance of Campylobacter spp. species by using different culture techniques (mccd agar, CAT agar and filtration method), determination of the most efficient isolation method by comparing culture techniques, confirmation of identified isolates with mpcr and according to the data obtained from chicken meat in terms of food and human health to determine the level of risk, chicken meat which were packaged available for consumption supermarkets in Kayseri. A total of one hundred chicken meat samples that contain 25 chicken legs, wings, breasts and chicken carcass which were purchased from seven from seven different firms, used specimen. Thermophilic Campylobacter were isolated 87% of all the samples by using mccd agar and CAT agar, 52% of all the samples by using mccd agar with filtration method. 295 thermophilic Campylobacter isolates were detected with all three methods. 37,9% (112/295) of isolates from mccd agar 39,6% (117/295) of isolates from CAT agar, 22,3% (66/295) of isolates from filtration method were obtained. 112 isolates were identified as 78 C. jejuni (69,7%) and 34 C. coli (30,3%) in mccd agar, 117 isolates were identified as 85 C. jejuni (72,6%) and 32 C. coli (27,4%), 66 isolates were identified as 55 C. jejuni (% 83,3) and 11 C. coli (% 16,7) with mpcr. The majority of thermophilic Campylobacter species were obtain from mccd agar and CAT agar which are aplied direct plating. It was detected that the isolation rate in CAT agar was more than mccd agar, however, it was statictically assigned that the variation between these two plates is not important about isolation rate. Prevention of Campylobacter source infection, the foof safety in all stages of chicken meat and products from production to consumption, developments of technical requirements of production and pay attention to kitchen stuff and tools-equipments hygiene are thought to be appropriate food hygiene and public health. Keywords: Campylobacter, Chicken meat, mpcr. XC Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011

138 2011 YILI MEZUNLARI TEZ ÖZETLERİ (III) VETERİNER BESİN HİJYENİ VE TEKNOLOJİSİ ANABİLİM DALI Depresyonlu Hastaların Beslenme Durumlarının Değerlendirilmesi The Evaluation of Nutrition Status in Patients with Depression Neslihan TUĞRULELÇİ Yüksek Lisans Tezi 58 sayfa Yrd. Doç. Dr. Yeliz YILDIRIM Bu çalışmada Kayseri ilindeki farklı satış noktalarından aseptik koşullarda alınan 25 ezme, 25 çiğ köfte, 25 beyin salatası ve 25 rus salatası olmak üzere toplam 100 tüketime hazır gıda örneğinde Listeria monocytogenes varlığının konvansiyonel yöntem tekniği ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında toplanan tüketime hazır gıda örnekleri ISO /A da önerilen izolasyon metoduna göre analiz edilmiştir. Elde edilen izolatlar microbact test kiti kullanılarak tür düzeyinde identifiye edilmiştir. Yapılan biyokimyasal test sonuçlarına göre tüketime hazır gıda örneklerinin 3 ünün (2 çiğ köfte, 1 rus salatası) (%3) Listeria innocua ile kontamine olduğu belirlenmiştir. Çiğ köfte örneklerinin %8 (2/25) inde, rus salatası örneklerinin %4 (1/25) ünde L. innocua izole edilmiştir. Bu çalışmada, Kayseri de farklı satış noktalarından alınan toplam 100 tüketime hazır gıda örneğinde Listeria monocytogenes kontaminasyonuna rastlanmamıştır. Sonuç olarak; incelenen örneklerde insanlar için patojen olmayan bir Listeria türü olan L. innocua bulunması bu ürünlerin halk sağlığı açısından potansiyel bir tehlike oluşturmadığını ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Listeria monocytogenes,tüketime hazır gıda, ISO /A In this study, It was aimed to determine Listeria monocytogenes contamination, by conventional method, in total of 100 ready to eat food samples, including 25 ezme, 25 raw meat ball, 25 brain salad and 25 russian salad samples, obtained from different sales points in Kayseri. The obtained ready to eat food samples, within scope of study, were analysed according to Isolation Method as suggested in ISO /A Obtained isolates were identified in species level by using microbact test kit. According to biochemical test results, 3% (3/100) ready to eat food samples (2 raw meat ball and 1 russian salad samples) were found contaminated with L. innocua. L. innocua was isolated in 8% (2/25) of raw meat ball and 4% (1/25) of russian salad samples. According to data obtained from study, no Listeria monocytogenes contamination was found in 100 ready to eat food samples collected from different sales points in Kayseri. As a result, it is concluded that ready to eat food retailed in Kayseri do not constitude a potantial danger for public health as these food of concern were found contaminated with only L. innocua which is not pathogenic for consumers. Keywords: Listeria monocytogenes, Ready to eat food, ISO /A Sağlık Bilimleri Dergisi (Journal of Health Sciences) 20(3)LXIX-XCI, 2011 XCI

139 Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi Yayın Kuralları ve Genel Bilgiler Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü yayını olan Sağlık Bilimleri Dergisi yılda üç defa olmak üzere dört ayda bir yayınlanır. Tıbbın çeşitli dallarındaki klinik ve deneysel araştırma yazıları, orijinal olgu sunumları ve literatür derlemeleri daha önce herhangi bir yerde yayınlanmamış ve yayın için başka bir dergiye gönderilmemiş olmak koşuluyla kabul edilir. Araştırma makalelerinin yayınlanabilmesi için projelerinin ilgili kurumun etik kurulunca onaylanmış olduğu ve insanla yapılan çalışmalarda, çalışma öncesinde hasta ya da gönüllülere bilgilendirme yapılıp onay alındığı belirtilmelidir. Dergide yazılar Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanır. Türkçe yazılarda Türk dilinin bütünlüğü korunmalı, İngilizce yazılar anlaşılır ve hatasız olmalıdır. Yazılar dört örnek (biri orijinal, diğerleri fotokopi) olarak editöre gönderilmeli veya şahsen teslim edilmelidir. Gönderilen yazı ve resimlerin kaybından editörlük sorumlu tutulamaz. Gönderilen yazılar yayınlansın veya yayınlanmasın iade edilmez, yalnız yayınlanmayan resimler veya şekiller istek üzerine yazarına gönderilebilir. Gönderilen yazıların dergi kurallarına göre düzenlenmiş ve basıma hazır hale getirilmiş olması gerekir. Yazıların yayınlanmasındaki gecikmenin en önemli nedeni makalelerin yazım kurallarına göre hazırlanmamasıdır. Yayın kurulu yazım kurallarına uymayan yazıları yayınlamamak, düzeltmek üzere yazara iade etmek yada şekil açısından yeniden düzenlemek yetkisindedir. Yazılarda savunulan fikirlerin sorumluluğu yazara aittir. Yayınlanan yazıların telif hakkı dergiye ait olup derginin izni olmadan kısmen de olsa aktarılamaz. Editöre çeşitli konularda ve dergide yayınlanan yazılarla ilgili mektuplar yazılabilir ve yazarlarından cevaplandırması istenebilir. Bunların dergide yayınlanıp-yayınlanmaması editörün yetkisindedir. Ayrıca dergide tıp alanındaki ulusal veya uluslararası bilimsel toplantıların tarihi, konusu ve konuşmacıları duyurulmak amacı ile yayınlanır. Yazım Kuralları Dergide yayınlanmak üzere editöre gönderilen yazılar A4 kağıdının bir yüzüne 12 punto, çift aralıkla ve kenarlarda üçer cm boşluk bırakılarak yazılmalıdır. Tablo, şekil ve resim yazıları 10 punto ve bir aralıkla yazılmalıdır. Kullanılan kısaltmalar yazı içerisindeki ilk geçtikleri yerde, parantez içinde, açık olarak yazılmalı, özel kısaltmalar yapılmamalıdır. Yazı içindeki 1-10 arası rakamsal veriler yazıyla, 10 ve üstü rakamlarla belirtilmelidir. Ancak, cümle başındaki sayılar yazıyla yazılmalıdır. Şekil ve resimler metin içinde geçiş sırasına göre numaralandırılmalıdır. Araştırma makaleleri ve derlemeler metin, şekil, tablo, kaynaklar dahil 10, olgu sunumları beş daktilo sayfasını geçmemelidir. Yazılar aşağıda belirtilen sıra izlenerek düzenlenmelidir. Orijinal makalelerde başlık sayfası, özet, giriş, gereç ve yöntem, bulgular, tartışma, kaynaklar; olgu sunumlarında özet, giriş, olgu(ların) sunumu, tartışma ve kaynaklar bölümleri yer almalıdır. Araştırmaya veya makalenin hazırlanmasına katkıda bulunanlara teşekkür varsa tartışma bölümünden sonra yer almalıdır. Başlık sayfası : Makalenin başlığını, yazarlarının adlarını ve görevlerini (akademik ünvanlarını), hangi kuruluştan gönderildiğini, varsa çalışmayı destekleyen kurumun adını içermelidir. Yazı herhangi bir kongrede tebliğ edilmişse yeri ve tarihi belirtilmelidir. Ayrıca bu sayfada yazışma yapılacak yazarın adı, soyadı, iş ve ev adresleri, telefon ve fax numaraları açıkça yazılmalıdır. Özet : Ayrı bir kağıda Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmalı başlıklar dahil her biri 200 kelimeyi aşmamalıdır. Özet makaleyi yansıtacak nitelikte olmalı, önemli sonuçlar verilmeli ve bunların yorumu yapılmalıdır. Özette açıklanmayan k ı s a l t m a l a r k u l l a n ı l m a m a l ı, k a yn a k gösterilmemelidir. Özet sayfası yazar adlarını ve adreslerini içermemelidir. Anahtar kelimeler: Özetten hemen sonra aynı dilde olmak üzere makale ile ilgili en az üç, en fazla beş anahtar kelime verilmelidir. Anahtar kelimelerinin Türkiye Bilim Terimleri nden

140 (Türkiye Bilim Terimleri); MeSH (Medical Subject Headings) terimlerinin, Türkçe karşılıklarını içeren anahtar kelimeler dizininden seçilmeli ve aşağıda web adresinden kontrol edilmelidir. (bkz: Tablolar : Her biri ayrı bir sayfaya yazılmalı makalede geçiş sırasına göre ve Romen rakamı ile numaralandırılıp, her birine ayrı bir başlık verilmelidir, başlıklar tabloların üstüne yazılmalıdır. Şekiller ve Resimler : Metinden ayrı sayfaya yerleştirilmeli (metin içinde geçiş sırasına göre Arap rakamları ile numaralandırılmalı), yazılar şekil veya resimlerin altına yazılmalıdır. Eğer bilgisayar ile yapılmamışsa çini mürekkebi ile aydınger kağıt veya beyaz ve kuşe kağıda çizilmeli, fotoğraflar siyah-beyaz ve net basılmış olmalı, ayrı bir zarf içinde gönderilmelidir. Şekil, grafik ve resimler arkalarına ait olduğu yazının ve yazarın ismi yazılarak ve üst tarafa gelecek kısmı okla işaretlenmiş olarak 7 x 11 cm. ebadında hazırlanmalı, 9 x 11 cm den büyük olmamalıdır. Mikroskobik resimlerde büyütme oranı ve kullanılan boyama tekniği belirtilmelidir. Resim, şekil ve grafiklerin bir örneği orijinal olmalıdır. İkinci örnek fotokopi olarak gönderilebilir. Kaynaklar : Sınırlı sayıda tutulur, yazıda geçiş sırasına göre sıralanır, verilen numara metin içinde paranteze alınarak gösterilir. Aslı görülmeden diğer bir kaynak aracılığı ile bilgi edinilen kaynaklar numaralandırılmaz, zorunlu hallerde parantez içinde verilir. Mümkün olduğunca yerli kaynaklardan da yararlanılır. Dergilerin isimleri Index Medicus a uygun olarak kısaltılmış biçimde verilir. Index e girmeyen dergi isimlerinde kısaltma yapılmaz. Yazar sayısı beşten fazla olan makalelerde ilk üç yazardan sonra İngilizce makalelerde et al, Türkçe makalelerde ve ark kısaltmaları kullanılır. Kaynakların yazımı için örnekler Dergiler için ; Jennett B, Teasdale G, Fry J, et al. Treatment for severe head injury. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1980; 43: Kitaplar için ; West JB. Respiratory Physology (2nd ed). Williams and Wilkins, Baltimore 1974; pp Kitaptan alınan bölümler için ; Sagawa K. Analysis of the CNS ischemic feed back regulation of the circulation. In : Reeve EB, Guyton AC (eds), Physical Basis of Circulatory Transport. WB Saunders, Philedelphia 1967; pp Not : In, eds, pp ifadeleri sadece İngilizce kitaplar için kullanılır. Türkçe kitaplar kaynak gösterildiğinde bu ifadelerin karşılığı sırası ile Kitap, yazarlar, ss şeklinde olmalıdır. Kaynak Tercüme Kitaptan Alınan Bölüm İse; Berne RM, Levy MN, Koeppen BM, Stanton BA. Physiology (5 th ed). Çeviri: Türk Fizyolojik Bilimler Derneği. Bölüm Çeviri : Aşçıoğlu M. Hipotalamus ve hipofiz bezi. Kitap: Fizyoloji. Güneş Tıp Kitabevleri, Ankara 2008; ss Guyton AC. Textbook of Medical Physiology (7 th ed). Çeviri:Gökhan M, Çavuşoğlu H. Bölüm:Hücre ve fonksiyonları. Kitap:Tıbbi Fizyoloji. Türkçe 2.Baskı. Merk Yayıncılık, İstanbul 1988; Cilt I, ss Bildiri özetleri için; Ayoğlu F, Işık AF, Bumin MA. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine başvuran adli vakaların analizi, V. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı, Marmara Üniversitesi, İstanbul Ekim 1996; ss Tezler için; Temel İ. Aflatoxin B 1 in Tavşanlarda Bazı Kan Parametre Düzeyleri ve Doku Arginaz Aktiviteleri Üzerine Etkileri. Doktora Tezi, Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Elazığ 1993; ss. Index Medicus ta yer almayan Türkçe kaynaklarda yukardaki örneklere uyulur, ancak dergi isimleri kısaltmadan yazılır, kitap sayfaları ss şeklinde belirtilir. Makaleler ; Sağlık Bilimleri Dergisi Editörlüğü, Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü KAYSERİ adresine gönderilmelidir ve gönderilirken başvuru mektubunun yanısıra yayınlanması istenen makalenin yazarlarının tümünün isim sırasına göre imzaladıkları; örneği dergi sonunda ve web adresinde ( sagens.erciyes.edu.tr/dergi/izinbelgesi.htm) bulunan yayın hakkı devri belgesi de birlikte sunulmalıdır. Yazılar Mikrosoft Word kelime işlem programı ile times karakterde yazılmalı ve CD ile birlikte gönderilmelidir.

141 Erciyes University Journal of Health Sciences Instructions to Authors Journal of Health Sciences is the official publication of the Medical Faculty of Erciyes University, Graduate School of Health Sciences. It is published three times yearly. The journal welcomes the submission of the manuscripts directed to clinical and experimental investigations, original case reports, letters to the editor as well as literature reviews in various fields of medicine. The manuscripts sent for consideration for publication are subject to peer review and must not be previously published elsewhere or be under evaluation of another journal. The protocol of the investigations must be approved by the appropriate ethical committee of the related institution. In research work which includes human informed consent must be obtained prior to the study and this should be stated in the text. The official language of the journal is Turkish or English. In manuscripts, third person singular and passive in general should be used. The words used for chemical substances and other foreign terminology should be spelled as they are pronounced in Turkish. The words that have to be used in a foreign language must be italicised. The integrity of Turkish should be preserved in Turkish manuscript and the manuscript protocols for Turkish should be observed. English manuscript should be clear and error-free. Four copies of the manuscript (One original and three photocopy) must be sent or forwarded to the editorial office. The journal does not accept responsibility for losses of manuscript or figures. The manuscripts, whether published or not, are not returned to the author. On the other hand, figures or photographs may be returned to the author upon written request. Manuscripts must be prepared according to the regulations stated by the journal. The reason for any manuscript being published considerably later than expected is usually the authors mis-understanding of the regulations. Therefore the authors are kindly requested to carefully read the regulations with regard to the submission of the articles. Editorial board, thus reserves the right to reject any article not complying with the stated rules; the board may make the necessary corrections or return the manuscript to the author for correction. Solely the authors are responsible for the content of the manuscript; the journal does not accept any responsibility from the ideas or conclusions made by the authors. The copyright of the published articles belong to the journal. The re-publication of whole or part of the article without written permission of the journal is strickly prohibited. Letters to the editor about any article published are welcome; the editor is free to publish or not publish scientific communications between the authors and the readers. The journal also aims at announcing national or international scientific meetings or symposia in most fields of medicine. Preparation of the Manuscripts The manuscripts must be printed on one side of an A4 paper, double-spaced, 12 points and with margins 3 cm on each side. Abbreviations must be made after the first appearence of the related term in the text. When first used, abbreviations must remain in brackets. Numbers between 1-10 must be written with latin characters, those greater than 10 must be written with arabic letters. Numbers in front of the text must be written with latin characters. Original research work and review articles must not exceed (one side of) ten A-4 papers including the text, figures, tables as well as the references whereas case reports must be limited to (one side of ) five A-4 papers. The order of the manuscripts must be as follows; i) for the original research work: Summary, Introduction, Materials (Patients) and Methods, Results, Discussion, ii) for the case reports: Summary, Introduction, Report of the Cases, Discussion. The authors may include any acknowledgments, if there are any, at the end of these sections. Title page : Full title of the manuscript, the names, the academic degrees and the institutions of the authors as well as any supports for the study must be stated in this section. If the study has previously been presented at any scientific meeting, this should be stated including the dates and place of the meeting. The corresponding author, including home and work address, telephone and fax numbers or addresses must be written. Summary : Summary, not exceeding 200 words, must be submitted in each of the English and Turkish language on separate sheets. Summary should include title, purpose, materials and methods, results, conclusions of the research described in the paper. Abbreviations without explanations must should not be used and

142 references or tables not given in this section. Summary page should not contain any information about the authors names and addresses. Keywords: Keywords should be given following the abstract of article in same language including at least three to five keywords. Keywords should be selected and checked from Turkish Scientific Terms and MeSH (Medical Subject Headings) by using Turkish equivalents of index at website below ( Tables : Each table or figure must have a legend. Tables and legends must be typewritten on a separate sheets and tables should be numbered consecutively with Roman numerals. The legend must be written on the top of the table. Figures and Pictures : Figures and pictures should be numbered with Arabic numerals in the order of appearance in the text and prepared on separate sheets. If not prepared with a computer, must be neatly prepared with ink on transparent or white glossy paper. Photographs must be clear, printed in black and white and enclosed in a separate envelope. Figures, graphics and pictures must have the author s name and the title of the manuscript printed on their back; the top must be stated with an arrow. The size of them must be 7 by 11 cm, not exceeding 9 by 11 cm. For microscopic pictures, the staining technique as well as magnification must be written. Two original sets of pictures wheras one original and one photocopy of the figures and graphics must be included. The Legends for the figures and pictures must be written at the bottom. References : References should be cited by the number in parenthesis by the order of appearence. The titles of journals must be abbreviated according to the Index Medicus. If the journal does not appear in the Index Medicus, full title of the journal must be written. If there are more than five authors of the article, the first three authors names followed by et al. Examples of references From the periodicals; Jennett B, Teasdale G, Fry J, et al. Treatment for severe head injury. J Neurol Neurosurg Psychiatry 1980; 43: From the books; West JB. Respiratory Physiology (2nd ed). Williams and Wilkins, Baltimore 1974; pp Parts from the books; Sagawa K.Analysis of the CNS ischemic feed back regulation of the circulation. In: Reeve EB, Guyton AC (eds), Physical Basis of Circulatory Transport. WB Saunders, Philadelphia 1967; pp Note : In, eds, pp words are only for English books. Instead of these words for Turkish books Kitap, yazarlar, ss words are used, respectively. Parts from a translated book; Berne RM, Levy MN, Koeppen BM, Stanton BA. Physiology (5 th ed). Çeviri: Türk Fizyolojik Bilimler Derneği. Bölüm Çeviri : Aşçıoğlu M. Hipotalamus ve hipofiz bezi. Kitap: Fizyoloji. Güneş Tıp Kitabevleri, Ankara 2008; ss Guyton AC. Textbook of Medical Physiology (7 th ed). Çeviri:Gökhan M, Çavuşoğlu H. Bölüm:Hücre ve fonksiyonları. Kitap:Tıbbi Fizyoloji. Türkçe 2.Baskı. Merk Yayıncılık, İstanbul 1988; Cilt I, ss From the abstract books; Ayoğlu F, Işık AF, Bumin MA. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine başvuran adli vakaların analizi, V. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı, Marmara Üniversitesi, İstanbul Ekim 1996; ss From thesis; Temel İ. Aflatoxin B 1 in Tavşanlarda Bazı Kan Parametre Düzeyleri ve Doku Arginaz Aktiviteleri Üzerine Etkileri. Doktora Tezi, Fırat Üniversitesi. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Elazığ 1993; ss.. References should be listed in the order of appearance in the text. The manuscripts must be sent to: Journal of Health Sciences Editorial Office Erciyes University Graduate Schoolof Health Sciences Kayseri, Türkiye. A covering letter must accompany the manuscript. All the authors, in the order of the appearance of their names, must sign a separate consent sheet at the end of the Journal and web addres ( sagens.erci yes.edu.tr/dergi/izinbelgesi.htm) attached to the covering letter. Authors may send a 3.5 inch floppy disk which contain their work to the editor in IBM format; word processing softwares, Word 7.0 for the IBM compatibles are accepted.

143 T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Sağlık Bilimleri Dergisi Editörlüğüne başlıklı makalemizin orijinal olduğunu, bir başka dergiye sunulmadığını ve daha önce bir başka dergide yayınlanmadığını bildirir: makalemiz Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Yayın Organı Olan Sağlık Bilimleri Dergisi nde yayınlandığında tüm yayın haklarını derginize bıraktığımızı, aynı zamanda makalemizdeki her türlü hatanın sorumluluğunu kabul ettiğimizi onaylarız. (Bu form tüm yazarlar tarafından imzalanmalıdır.) Adı Soyadı İmzası Adresi Tarih Haberleşme Adresi:

ARAŞTIRMA (Research Report)

ARAŞTIRMA (Research Report) ARAŞTIRMA (Research Report) Aksözen MT, Yıldız OG, Yaray K HODGKİN HASTALIĞI MANTLE IŞINLAMASINDA TİROİDİN ALDIĞI DOZUN ARAŞTIRILMASI Investigating Dose Received by Thyroid in the Mantle Irradiation of

Detaylı

Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar. ARAŞTIRMA (Research Report)

Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar. ARAŞTIRMA (Research Report) Kayseri ilinde görev yapan sağlık yöneticilerinin genel özellikleri ve uygulamada karşılaştıkları sorunlar ARAŞTIRMA (Research Report) KAYSERİ İLİ NDE GÖREV YAPAN SAĞLIK YÖNETİCİLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Detaylı

LiF termolüminesans dozimetrelerin gama ışınları ile kalibrasyonu

LiF termolüminesans dozimetrelerin gama ışınları ile kalibrasyonu Türk Onkoloji Dergisi 2012;27(1):24-28 doi: 10.5505/tjoncol.2012.714 KLİNİK ÇALIŞMA ORIGINAL ARTICLE LiF termolüminesans dozimetrelerin gama ışınları ile kalibrasyonu Calibration of gamma rays with LiF

Detaylı

Lipopolisakkarit ile uyarılmış makrofajlarda propolis in sitokin salınımı üzerine etkileri

Lipopolisakkarit ile uyarılmış makrofajlarda propolis in sitokin salınımı üzerine etkileri 366 Klinik ve Deneysel Araştırmalar Dergisi E. G. / Kaya ve ark. Makrofajlarda propolis in etkileri 2011; 2 (4): 366-370 Journal of Clinical and Experimental Investigations doi: 10.5799/ahinjs.01.2011.04.0073

Detaylı

ARAŞTIRMALAR (Research Reports)

ARAŞTIRMALAR (Research Reports) Nazofarenks kanseri radyoterapisinde foton-elektron birleşim alanının incelenmesi ARAŞTIRMALAR (Research Reports) NAZOFARENKS KANSERİ RADYOTERPİSİNDE FOTON-ELEKTRON BİRLEŞİM ALANININ İNCELENMESİ* Invastigation

Detaylı

FARKLI IN-VIVO DOZİMETRİ TEKNİKLERİ İLE FARKLI IMRT TEKNİKLERİNDE İNTEGRAL DOZ TAYİNİ

FARKLI IN-VIVO DOZİMETRİ TEKNİKLERİ İLE FARKLI IMRT TEKNİKLERİNDE İNTEGRAL DOZ TAYİNİ FARKLI IN-VIVO DOZİMETRİ TEKNİKLERİ İLE FARKLI IMRT TEKNİKLERİNDE İNTEGRAL DOZ TAYİNİ Ramiṡer Tanrıseven 1, Ömer Yazıcı 2, Emine Işık 3, Yıldız Güney 2 1 Medideal Medikal Projeler ve Çözümler A.Ş. 2 Dr.

Detaylı

İntrakranyal Yerleşimli Tümörlerin CyberKnife ile Tedavisinde Göz Lensi ve Tiroid Dozlarının Araştırılması

İntrakranyal Yerleşimli Tümörlerin CyberKnife ile Tedavisinde Göz Lensi ve Tiroid Dozlarının Araştırılması İntrakranyal Yerleşimli Tümörlerin CyberKnife ile Tedavisinde Göz Lensi ve Tiroid Dozlarının Araştırılması Necla KURT UÇAR, Gönül KEMİKLER İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü Giriş Stereotaktik radyocerrahi (SRC)

Detaylı

AAPM NĠN TG-51 KLĠNĠK REFERANS DOZĠMETRĠ PROTOKOLÜ VE UYGULAMALARI

AAPM NĠN TG-51 KLĠNĠK REFERANS DOZĠMETRĠ PROTOKOLÜ VE UYGULAMALARI Çukurova Üniversitesi AAPM NĠN TG-51 KLĠNĠK REFERANS DOZĠMETRĠ PROTOKOLÜ VE UYGULAMALARI Mehmet YÜKSEL, Zehra YEĞĠNGĠL Lüminesans Dozimetri Kongresi IV Gaziantep Üniversitesi, 20-22 Eylül 2010 1 İÇERİK

Detaylı

Hidrazon Yapısındaki On Adet Bileşiğin Antileishmanial Aktivitesinin Araştırılması

Hidrazon Yapısındaki On Adet Bileşiğin Antileishmanial Aktivitesinin Araştırılması Hidrazon Yapısındaki On Adet Bileşiğin Antileishmanial Aktivitesinin Araştırılması Şahin Direkel 1, Seda Tezcan 1, Semra Utku 2, Gönül Aslan 1, Mehtap Gökçe 3, M. Fethi Şahin 3, Nuran Delialioğlu 1, Mahmut

Detaylı

LiF:Mg,Ti (TD-100) TERMOLÜMİNESANS DOZİMETRESİNİN VE XR-QA2 RADYOKROMİK FİLM DOZİMETRESİNİN DOZİMETRİK ÖZELLİKLERİ *

LiF:Mg,Ti (TD-100) TERMOLÜMİNESANS DOZİMETRESİNİN VE XR-QA2 RADYOKROMİK FİLM DOZİMETRESİNİN DOZİMETRİK ÖZELLİKLERİ * LiF:Mg,Ti (TD-100) TERMOLÜMİNESANS DOZİMETRESİNİN VE XR-QA2 RADYOKROMİK FİLM DOZİMETRESİNİN DOZİMETRİK ÖZELLİKLERİ * Dosimetric Properties of LiF:Mg,Ti (TLD-100) Thermoluminescent Dosimeter and XR-QA2

Detaylı

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN

KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ. Dr. Levent ŞAHİN T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR KATİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ AİLE HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ KANSER HASTALARINDA ANKSİYETE VE DEPRESYON BELİRTİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ UZMANLIK TEZİ

Detaylı

Sayı Editöründen Editorials. Temel Radyasyon Fiziği Basic Radiation Physics

Sayı Editöründen Editorials. Temel Radyasyon Fiziği Basic Radiation Physics Sayın Prof. Dr. Mustafa Cem Uzal, Türkiye Klinikleri Radyasyon Onkolojisi Özel Dergisi 2. Cilt 3. Sayı yayınlanmıştır. İçerik ile ilgili detaylı bilgi aşağıdaki gibidir. Sayı içeriğimize ücretsiz ulaşmak

Detaylı

Yrd. Doç. Dr. Özlem ÇÖLGEÇEN

Yrd. Doç. Dr. Özlem ÇÖLGEÇEN 1 Yrd. Doç. Dr. Özlem ÇÖLGEÇEN ÖZGEÇMİŞ VE YAYINLAR LİSTESİ PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI, İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ, İZMİR, TÜRKİYE 1 YRD. DOÇ. DR. ÖZLEM ÇÖLGEÇEN Addres : İzmir Katip Celebi

Detaylı

TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN

TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe]. ofsport Sciences 2004 1 15 (3J 125-136 TÜRKiYE'DEKi ÖZEL SAGLIK VE SPOR MERKEZLERiNDE ÇALIŞAN PERSONELiN ış TATMiN SEViYELERi Ünal KARlı, Settar KOÇAK Ortadoğu Teknik

Detaylı

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuç: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT The Evaluation of Mental Workload in Nurses Objective: Method: Findings: Conclusion:

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuç: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT The Evaluation of Mental Workload in Nurses Objective: Method: Findings: Conclusion: ÖZET Amaç: Yapılan bu çalışma ile Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Eğitim Hastanesinde görevli hemşirelerin zihinsel iş yüklerinin değerlendirilmesi ve zihinsel iş yükünün hemşirelerin sosyo-kültürel özelliklerine

Detaylı

Murat Köylü(1), Burcu Gökçe(2), Yusuf Ziya Hazeral(1), Serra Kamer(1), Nezahat Olacak(1), Yavuz Anacak(1)

Murat Köylü(1), Burcu Gökçe(2), Yusuf Ziya Hazeral(1), Serra Kamer(1), Nezahat Olacak(1), Yavuz Anacak(1) TÜM CİLT IŞINLAMASINDA TOMOTERAPİ KULLANILABİLİR Mİ? Tüm Cilt Elektron Işınlaması(TSEI) ve Tomoterapi İle Tüm Cilt Helikal Işınlama(TSHI) Tekniklerinin Anatomik Fantomda Dozimetrik Karşılaştırılması Murat

Detaylı

KHDAK IMRT sinde Tedavi Planlama Sistemlerinin Monte Carlo Yöntemi ile Karşılaştırılması

KHDAK IMRT sinde Tedavi Planlama Sistemlerinin Monte Carlo Yöntemi ile Karşılaştırılması KHDAK IMRT sinde Tedavi Planlama Sistemlerinin Monte Carlo Yöntemi ile Karşılaştırılması Türkay TOKLU 1, Bahar DİRİCAN 2, Necdet ASLAN 1 1 Yeditepe Üniversitesi, Fizik Bölümü 2 Gülhane Askeri Tıp Akademisi,

Detaylı

Elazığ İli Karakoçan İlçesinden Elde Edilen Sütlerde Yağ ve Protein Oranlarının AB ve Türk Standartlarına Uygunluklarının Belirlenmesi

Elazığ İli Karakoçan İlçesinden Elde Edilen Sütlerde Yağ ve Protein Oranlarının AB ve Türk Standartlarına Uygunluklarının Belirlenmesi ISSN: 2148-0273 Cilt 1, Sayı 2, 2013 / Vol. 1, Issue 2, 2013 Elazığ İli Karakoçan İlçesinden Elde Edilen Sütlerde Yağ ve Protein Oranlarının AB ve Türk Standartlarına Uygunluklarının Belirlenmesi Muhammet

Detaylı

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuçlar: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT Rational Drug Usage Behavior of University Students Objective: Method: Results:

ÖZET Amaç: Yöntem: Bulgular: Sonuçlar: Anahtar Kelimeler: ABSTRACT Rational Drug Usage Behavior of University Students Objective: Method: Results: ÖZET Amaç: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin akılcı ilaç kullanma davranışlarını belirlemek amacı ile yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel türde planlanan araştırmanın evrenini;; bir kız ve

Detaylı

Cilt:7 Sayı: 1 Volume:7 Issue:1 ISSN: ISPARTA

Cilt:7 Sayı: 1 Volume:7 Issue:1 ISSN: ISPARTA Cilt:7 Sayı: 1 Volume:7 Issue:1 ISSN: 2146-2119 2 0 1 7 ISPARTA SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ Teknik Bilimler Dergisi Cilt:7 Sayı: 1 Yıl: 2017 SÜLEYMAN DEMİREL UNIVERSITY Journal of Technical Science Volume:7

Detaylı

Prostat Kanserinde Prostat Spesifik Membran Antijen 177. Lu-DKFZ-617 ( 177 Lu-PSMA) Tedavisinde Organ ve Tümör Dozimetrisi: ilk sonuçlar

Prostat Kanserinde Prostat Spesifik Membran Antijen 177. Lu-DKFZ-617 ( 177 Lu-PSMA) Tedavisinde Organ ve Tümör Dozimetrisi: ilk sonuçlar Prostat Kanserinde Prostat Spesifik Membran Antijen 177 Lu-DKFZ-617 ( 177 Lu-PSMA) Tedavisinde Organ ve Tümör Dozimetrisi: ilk sonuçlar Nami Yeyin 1, Mohammed Abuqbeitah 1, Emre Demirci 2, Aslan Aygün

Detaylı

KLİNİK ÇALIŞMA ORIGINAL ARTICLE

KLİNİK ÇALIŞMA ORIGINAL ARTICLE Türk Onkoloji Dergisi 12;27(4):172-18 doi:.55/tjoncol.12.768 KLİNİK ÇALIŞMA ORIGINAL ARTICLE Kalça protezli prostat kanseri hastaları için protez arkasındaki doz dağılımının film dozimetre ve özel olarak

Detaylı

Mehmet Kabadayı, Murat Köylü, Nezahat Olacak, Yavuz Anacak. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı

Mehmet Kabadayı, Murat Köylü, Nezahat Olacak, Yavuz Anacak. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Stanford Tekniği Kullanılarak Uygulanan Tüm Cilt elektron Işınlamalarında Çeşitli Enerjilere Ait Doz Profillerinin Farklı Dozimetrik Teknikler Kullanılarak Karşılaştırılması Mehmet Kabadayı, Murat Köylü,

Detaylı

Akciğer SBRT Planlama Ve Plan Değerlendirme. Fiz.Müh.Yağız Yedekçi Hacettepe Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D

Akciğer SBRT Planlama Ve Plan Değerlendirme. Fiz.Müh.Yağız Yedekçi Hacettepe Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D Akciğer SBRT Planlama Ve Plan Değerlendirme Fiz.Müh.Yağız Yedekçi Hacettepe Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi A.D Erken Evre KHDAK da SBRT SBRT SBRT öncesi SBRT sonrası 6. ay AKCİĞER SBRT Küçük Alan Dozimetresi

Detaylı

(1) MESİ MEDİKAL A.Ş.- Akdeniz Üniversitesi Doktora Programı (2) ANTAKYA ÖZEL DEFNE HASTANESİ - Çukurova Üniversitesi Doktora Programı

(1) MESİ MEDİKAL A.Ş.- Akdeniz Üniversitesi Doktora Programı (2) ANTAKYA ÖZEL DEFNE HASTANESİ - Çukurova Üniversitesi Doktora Programı N. İlker ÇATAN 1, Abdulmecit CANBOLAT 2, (1) MESİ MEDİKAL A.Ş.- Akdeniz Üniversitesi Doktora Programı (2) ANTAKYA ÖZEL DEFNE HASTANESİ - Çukurova Üniversitesi Doktora Programı IMRT-SRS-SBRT TEDAVİ BOYUNCA

Detaylı

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT

THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT THE IMPACT OF AUTONOMOUS LEARNING ON GRADUATE STUDENTS PROFICIENCY LEVEL IN FOREIGN LANGUAGE LEARNING ABSTRACT The purpose of the study is to investigate the impact of autonomous learning on graduate students

Detaylı

Doğukan Akçay¹, Fadime Akman², Zafer Karagüler², Kadir Akgüngör³. XIV. Ulusal Medikal Fizik Kongresi Antalya, 2013

Doğukan Akçay¹, Fadime Akman², Zafer Karagüler², Kadir Akgüngör³. XIV. Ulusal Medikal Fizik Kongresi Antalya, 2013 Alaşımlı protez malzemelerinin radyoterapide 6 MV X ışını dozlarına etkisinin Collapsed Cone ve GAMOS Monte Carlo algoritmaları ile hesaplanması, film dozimetri ile karşılaştırılması Doğukan Akçay¹, Fadime

Detaylı

OPERE PROSTAT KANSERLİ HASTALARIN RİSK ALTINDAKİ ORGAN DOZLARININ PLANLAMA VE CONE BEAM BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ DOZ HESAPLAMALARIYLA KARŞILAŞTIRILMASI

OPERE PROSTAT KANSERLİ HASTALARIN RİSK ALTINDAKİ ORGAN DOZLARININ PLANLAMA VE CONE BEAM BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ DOZ HESAPLAMALARIYLA KARŞILAŞTIRILMASI OPERE PROSTAT KANSERLİ HASTALARIN RİSK ALTINDAKİ ORGAN DOZLARININ PLANLAMA VE CONE BEAM BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ DOZ HESAPLAMALARIYLA KARŞILAŞTIRILMASI Murat köylü, deniz yalman, nazli BİLİCİ, ÖZGE DURAN,

Detaylı

Yrd.Doç.Dr. RAHŞAN ÇAM

Yrd.Doç.Dr. RAHŞAN ÇAM Yrd.Doç.Dr. RAHŞAN ÇAM Hemşirelik Fakültesi Cerrahi Hastalıklar Hemşireliği Anabilim Dalı Eğitim Bilgileri Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik 1994-1998 Lisans İstanbul Üniversitesi Bölümü

Detaylı

YÜKSEK ENERJİLİ X- IŞINLARIYLA YAPILAN TEDAVİLERDE KARBON FİBER MASANIN CİLT VE İZOMERKEZ DOZUNA ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI

YÜKSEK ENERJİLİ X- IŞINLARIYLA YAPILAN TEDAVİLERDE KARBON FİBER MASANIN CİLT VE İZOMERKEZ DOZUNA ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI YÜKSEK ENERJİLİ X- IŞINLARIYLA YAPILAN TEDAVİLERDE KARBON FİBER MASANIN CİLT VE İZOMERKEZ DOZUNA ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI TÜLAY MEYDANCI, Prof. Dr. GÖNÜL KEMİKLER Medikal Fizik Kongresi 15-18 Kasım 2007

Detaylı

ANAOKULU ÇOCUKLARlNDA LOKOMOTOR. BECERiLERE ETKisi

ANAOKULU ÇOCUKLARlNDA LOKOMOTOR. BECERiLERE ETKisi Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe 1. ofsport Sciences 2004, 15 (2), 76-90 GELişTiRiLMiş OYUN-EGZERSiZ PROGRAMıNıN ANAOKULU ÇOCUKLARlNDA LOKOMOTOR. BECERiLERE ETKisi Fabna KERKEZ ÖZET Bu çalışmanın amacı

Detaylı

İlk 8 hafta Doç.Dr. Feyzullah BEYAZ, İkinci 8 hafta Yard.Doç.Dr. Korhan ARSLAN Anatomi 1 (T) Prof. Dr. A. DÜZLER

İlk 8 hafta Doç.Dr. Feyzullah BEYAZ, İkinci 8 hafta Yard.Doç.Dr. Korhan ARSLAN Anatomi 1 (T) Prof. Dr. A. DÜZLER 1. SINIF A GRUBU Medikal Biyoloji ( T ) İlk 8 hafta Doç.Dr. Feyzullah BEYAZ, 8.10-9.00 İkinci 8 hafta Yard.Doç.Dr. Korhan ARSLAN Anatomi 1 (T) Medikal Biyoloji ( T ) Prof. Dr. A. DÜZLER 9.10-10.00 İlk

Detaylı

CURRICULUM VITAE. University of Gaziantep, Department of Engineering Physics, September, 2004-2009 (PhD)

CURRICULUM VITAE. University of Gaziantep, Department of Engineering Physics, September, 2004-2009 (PhD) CURRICULUM VITAE Name: Vural Emir KAFADAR Born : İskenderun, June 24th, 1978 M. Status: Married with Feyza Nur EDUCATION University of Gaziantep, Department of Engineering Physics, September, 2004-2009

Detaylı

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER

İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM ANA BİLİM DALI İŞLETMELERDE KURUMSAL İMAJ VE OLUŞUMUNDAKİ ANA ETKENLER BİR ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ: SHERATON ANKARA HOTEL & TOWERS

Detaylı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ISPARTA İLİ KİRAZ İHRACATININ ANALİZİ Danışman Doç. Dr. Tufan BAL YÜKSEK LİSANS TEZİ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI ISPARTA - 2016 2016 [] TEZ

Detaylı

ARAŞTIRMALAR (Research Reports)

ARAŞTIRMALAR (Research Reports) Larenks hava boşluğunun Co-60 ve 6 MV foton ışınları için etkisinin incelenmesi ARAŞTIRMALAR (Research Reports) LARENKS HAVA BOŞLUĞUNUN Co-60 VE 6 MV FOTON IŞINLARI İÇİN ETKİSİNİN İNCELENMESİ Investigation

Detaylı

RETROSPEKTİF DOZİMETRE UYGULAMA LABORATUARI BİREYSEL DOZİMETRİ DENEY FÖYÜ

RETROSPEKTİF DOZİMETRE UYGULAMA LABORATUARI BİREYSEL DOZİMETRİ DENEY FÖYÜ RETROSPEKTİF DOZİMETRE UYGULAMA LABORATUARI BİREYSEL DOZİMETRİ DENEY FÖYÜ 1. GENEL BİLGİ Bireysel Dozimetreler Pasif Dozimetreler: Radyasyon dozunun, anlık olarak değil, daha sonra yapılan bazı işlemler

Detaylı

Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Radyasyon Onkolojisi A.D., Sivas 2

Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Radyasyon Onkolojisi A.D., Sivas 2 Yıldıray Özgüven 1, Birsen Yücel 1, Betül Özyürek 1, Gülderen Karakuş 2, Yücel Özgüven 3 1 Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Radyasyon Onkolojisi A.D., Sivas 2 Cumhuriyet Üniversitesi, Tıp Fakültesi,

Detaylı

Determinants of Education-Job Mismatch among University Graduates

Determinants of Education-Job Mismatch among University Graduates EMLT Project Determinants of Education-Job Mismatch among University Graduates Yılmaz Kılıçaslan Anadolu University [email protected] Nilgün Çağlarırmak Uslu Anadolu University [email protected]

Detaylı

PROSTAT KANSERİNDE TEK ARK VE ÇİFT ARK İLE YAPILAN IMAT PLANLARININ KARŞILAŞTIRILMASI

PROSTAT KANSERİNDE TEK ARK VE ÇİFT ARK İLE YAPILAN IMAT PLANLARININ KARŞILAŞTIRILMASI PROSTAT KANSERİNDE TEK ARK VE ÇİFT ARK İLE YAPILAN IMAT PLANLARININ KARŞILAŞTIRILMASI Kerime Kayacan 1,Canan Köksal 1,Ümmühan Nurhat 1, Aydın Çakır 1, Murat Okutan 1, M. Emin Darendeliler 2,Makbule Tambaş

Detaylı

Meme Kanseri Planlama Tecrübesi ( 3D konformal planlama + field-in-field ) Bülent Yapıcı Acıbadem Maslak Hastanesi

Meme Kanseri Planlama Tecrübesi ( 3D konformal planlama + field-in-field ) Bülent Yapıcı Acıbadem Maslak Hastanesi Meme Kanseri Planlama Tecrübesi ( 3D konformal planlama + field-in-field ) Bülent Yapıcı Acıbadem Maslak Hastanesi CT çekimi Baş karşı tarafta Açı, gövde yere paralel olacak şekilde ( genelde CT ye sığacak

Detaylı

T1 Glottik Larenks Kanserli Hastalarda, Farklı Tedavi Planlama Tekniklerinin Dozimetrik Değerlendirmesi ve TCP ile NTCP Açısından Karşılaştırması

T1 Glottik Larenks Kanserli Hastalarda, Farklı Tedavi Planlama Tekniklerinin Dozimetrik Değerlendirmesi ve TCP ile NTCP Açısından Karşılaştırması T1 Glottik Larenks Kanserli Hastalarda, Farklı Tedavi Planlama Tekniklerinin Dozimetrik Değerlendirmesi ve TCP ile NTCP Açısından Karşılaştırması Aysun İNAL, Evrim DUMAN, Çağdaş AKBAŞ Antalya Eğitim ve

Detaylı

IMRT - VMAT HANGİ QA YÜCEL SAĞLAM MEDİKAL FİZİK UZMANI

IMRT - VMAT HANGİ QA YÜCEL SAĞLAM MEDİKAL FİZİK UZMANI IMRT - VMAT HANGİ QA YÜCEL SAĞLAM MEDİKAL FİZİK UZMANI Hasta-spesifik QA??? Neden Hasta Spesifik QA? Hangi Hasta Spesifik QA? Hangi Hasta QA ekipmanı? Hangi Hastaya? Nasıl Değerlendireceğiz? Neden Hasta

Detaylı

1.) 18 MV Foton Enerjisinde 3B-KRT Ve YART tekniği ile Tedavi Planlaması Yapılan Prostat Kanserli Hastalarda Nötron Kontaminasyonundan Kaynaklı

1.) 18 MV Foton Enerjisinde 3B-KRT Ve YART tekniği ile Tedavi Planlaması Yapılan Prostat Kanserli Hastalarda Nötron Kontaminasyonundan Kaynaklı 1.) 18 MV Foton Enerjisinde 3B-KRT Ve YART tekniği ile Tedavi Planlaması Yapılan Prostat Kanserli Hastalarda Nötron Kontaminasyonundan Kaynaklı İkincil Kanser Riskinin Değerlendirilmesi, Fatih Biltekin,

Detaylı

Postmenopozal Kadınlarda Vücut Kitle İndeksinin Kemik Mineral Yoğunluğuna Etkisi

Postmenopozal Kadınlarda Vücut Kitle İndeksinin Kemik Mineral Yoğunluğuna Etkisi Özgün Araştırma / Original Investigation Postmenopozal Kadınlarda Vücut Kitle İndeksinin Kemik Mineral Yoğunluğuna Etkisi Effect of Body Mass Index on the Determination of Bone Mineral Density in Postmenopausal

Detaylı

Dr.Öğr.Üyesi HALİL TANIL

Dr.Öğr.Üyesi HALİL TANIL Dr.Öğr.Üyesi HALİL TANIL ÖZGEÇMİŞ DOSYASI KİŞİSEL BİLGİLER Doğum Yılı : Doğum Yeri : Sabit Telefon : Faks : E-Posta Adresi : Web Adresi : Posta Adresi : 1974 ALAŞEHİR T: 23231117281728 F: [email protected]

Detaylı

Radyoterapiye Bağlı İkincil Kanserler. Dr. Meral Kurt Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Radyoterapiye Bağlı İkincil Kanserler. Dr. Meral Kurt Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Radyoterapiye Bağlı İkincil Kanserler Dr. Meral Kurt Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD 2. Ulusal Kanser Kongresi 213 Radyoterapiye Bağlı İkincil Kanserler Erken tanı, tedavi yöntemleri

Detaylı

Mide Tümörleri Sempozyumu

Mide Tümörleri Sempozyumu Mide Tümörleri Sempozyumu Lokal İleri Hastalıkta Neoadjuvan Radyoterapi ve İORT Prof. Dr. Ahmet KİZİR İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü 17 Aralık 2004 İstanbul Neoadjuvan Radyoterapi Amaç : Lokal ileri hastalıkla

Detaylı

Okul Öncesi (5-6 Yaş) Cimnastik Çalışmasının Esneklik, Denge Ve Koordinasyon Üzerine Etkisi

Okul Öncesi (5-6 Yaş) Cimnastik Çalışmasının Esneklik, Denge Ve Koordinasyon Üzerine Etkisi Okul Öncesi (5-6 Yaş) Cimnastik Çalışmasının Esneklik, Denge Ve Koordinasyon Üzerine Etkisi Kadir KOYUNCUOĞLU, Onsekiz Mart Üniversitesi, Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu, Çanakkale, Türkiye. [email protected]

Detaylı

Ýsmet UYSAL Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, ÇANAKKALE,

Ýsmet UYSAL Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, ÇANAKKALE, ARAÞTIRMA MAKALESÝ Çanakkale'de 1991-21 Yýllarý Arasýnda Hava Kirliliði Sorunu Ýsmet UYSAL Çanakkale Onsekiz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, ÇANAKKALE, Cilt:11 Sayý:45 (22), 18-23

Detaylı

JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER

JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER JOURNAL OF ATATÜRK RESEARCH CENTER VOLUME: XXVII NOVEMBER 2011 NUMBER: 81 Mart, Temmuz ve Kasım Aylarında Yayımlanan Hakemli Dergi Peer Reviewed Journal Published in March, July and November ATATÜRK KÜLTÜR,

Detaylı

Soru 1 (20) 2 (20) 3 (30) 4 (30) Toplam Puan Radyasyon Fiziği Final Sınavı

Soru 1 (20) 2 (20) 3 (30) 4 (30) Toplam Puan Radyasyon Fiziği Final Sınavı 1 Adı Soyadı: No: 4 Ocak 2018 İmza: Soru 1 (20) 2 (20) 3 (30) 4 (30) Toplam Puan 101537 Radyasyon Fiziği Final Sınavı Soru 1) 0,1 gram tabii rutheryum bir araştırma reaktöründe reaktör çekirdeği yüzeyinde

Detaylı

Dr. Fiz. Nezahat OLACAK

Dr. Fiz. Nezahat OLACAK Slide 1 VOLUMETRİK AYARLI ARK TERAPİ (VMAT) Dr. Fiz. Nezahat OLACAK E.Ü. Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi A.D. Slide 2 VMAT Tedavi Cihazının Teknik Özelliklerinin Tedavi Planına Etkisi Maksimum lif hızı

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ (Tüm gelişmeleri bugünden başlayarak geriye doğru sıralayınız)

ÖZGEÇMİŞ (Tüm gelişmeleri bugünden başlayarak geriye doğru sıralayınız) 1. GENEL ÖZGEÇMİŞ (Tüm gelişmeleri bugünden başlayarak geriye doğru sıralayınız) DÜZENLEME TARİHİ 13/04/2014 SOYADI, ADI ÖNER, Deniz DOĞUM TARİHİ 05/10/1962 YAZIŞMA ADRESİ: Feyzullah Mah. Nuray Sok. No:4

Detaylı

Handan Tanyıldızı 1, Nami Yeyin 2, Aslan Aygün 2, Mustafa Demir 2, Levent Kabasakal 2 1. İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi, Nükleer Fizik ABD 2

Handan Tanyıldızı 1, Nami Yeyin 2, Aslan Aygün 2, Mustafa Demir 2, Levent Kabasakal 2 1. İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi, Nükleer Fizik ABD 2 Yttrium-90 mikroküre tedavisinde radyasyon kaynaklı karaciğer hastalığı (RILD) analizi ve terapötik aktivite miktarı ile karaciğer fonksiyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi Handan Tanyıldızı 1, Nami

Detaylı

IMRT Hastalarının n Kalite Kontrolü: : 2D-Array Deneyimi

IMRT Hastalarının n Kalite Kontrolü: : 2D-Array Deneyimi IMRT Hastalarının n Kalite Kontrolü: : 2D-Array Deneyimi Med.Fiz.Dr. Ayhan KILIÇ Seslendiren: Nadir KüçüK üçük IMRT de hasta bazlı kalite kontrolü: : Niçin in ve Nasıl? 2D-Array Deneyimi Giriş Gelişen

Detaylı

GENÇ BADMiNTON OYUNCULARıNIN MÜSABAKA ORTAMINDA GÖZLENEN LAKTATVE KALP ATIM HIZI DEGERLERi

GENÇ BADMiNTON OYUNCULARıNIN MÜSABAKA ORTAMINDA GÖZLENEN LAKTATVE KALP ATIM HIZI DEGERLERi Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe J. ofsport Sciences 2002, 13 (4), 22-31 GENÇ BADMiNTON OYUNCULARıNIN MÜSABAKA ORTAMINDA GÖZLENEN LAKTATVE KALP ATIM HIZI DEGERLERi A1pan CINEMRE* Caner AÇiKADA Tahir HAZıR

Detaylı

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin Beş Yıllık ( ) Kansere Bağlı Ölüm Kayıtlarının Değerlendirilmesi

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin Beş Yıllık ( ) Kansere Bağlı Ölüm Kayıtlarının Değerlendirilmesi Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin Beş Yıllık (2003-2007) e Bağlı Ölüm Kayıtlarının Değerlendirilmesi The Determination of the

Detaylı

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir.

daha çok göz önünde bulundurulabilir. Öğrencilerin dile karşı daha olumlu bir tutum geliştirmeleri ve daha homojen gruplar ile dersler yürütülebilir. ÖZET Üniversite Öğrencilerinin Yabancı Dil Seviyelerinin ve Yabancı Dil Eğitim Programına Karşı Tutumlarının İncelenmesi (Aksaray Üniversitesi Örneği) Çağan YILDIRAN Niğde Üniversitesi, Sosyal Bilimler

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SINAV PROGRAMI. Sınav Tarihi

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ 2015-2016 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SINAV PROGRAMI. Sınav Tarihi 1. SINIF Şekli Saati Yeri süresi * 1.1.01 Anatomi I A grubu Prof.Dr.Ayhan DÜZLER 17.11.2015 Yazılı, test, kısa cevap 10.00 Z19, z18- okuma 40 dk Arş.Gör. İmdat Orhan Anatomi I B Grubu Yrd.Doç.Dr.Aydın

Detaylı

Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Ventilatörle İlişkili Pnömonili Hastalarda Serum C-Reaktif Protein, Prokalsitonin, Solubl Ürokinaz Plazminojen Aktivatör Reseptörü (Supar) Ve Neopterin Düzeylerinin Tanısal

Detaylı

Edirne İlinde Elde Edilen Sütlerin Dünya Sağlık (Who) Standartlarına Uygunluğu

Edirne İlinde Elde Edilen Sütlerin Dünya Sağlık (Who) Standartlarına Uygunluğu Edirne İlinde Elde Edilen Sütlerin Dünya Sağlık (Who) Standartlarına Uygunluğu Sabri TÜZÜN 1, Murat ÇİMEN 1*, İsa BAŞ 1, Yusuf DEMİR 1, Mehmet KOTAN 1, Maas TAYFUR 1 Özet Bu çalışma ile Edirne ilinden

Detaylı

T.C. İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİREYSEL DEĞERLER İLE GİRİŞİMCİLİK EĞİLİMİ İLİŞKİSİ: İSTANBUL İLİNDE BİR ARAŞTIRMA

T.C. İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİREYSEL DEĞERLER İLE GİRİŞİMCİLİK EĞİLİMİ İLİŞKİSİ: İSTANBUL İLİNDE BİR ARAŞTIRMA T.C. İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ BİREYSEL DEĞERLER İLE GİRİŞİMCİLİK EĞİLİMİ İLİŞKİSİ: İSTANBUL İLİNDE BİR ARAŞTIRMA DOKTORA TEZİ Cafer Şafak EYEL İşletme Ana Bilim Dalı İşletme

Detaylı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı

T.C. Hitit Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. İşletme Anabilim Dalı T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı X, Y, Z KUŞAĞI TÜKETİCİLERİNİN YENİDEN SATIN ALMA KARARI ÜZERİNDE ALGILANAN MARKA DENKLİĞİ ÖĞELERİNİN ETKİ DÜZEYİ FARKLILIKLARININ

Detaylı

ARAŞTIRMA (Research Report)

ARAŞTIRMA (Research Report) ARAŞTIRMA (Research Report) Balcı E, Gün İ, Özçelik B, Öztürk A ERCİYES ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN DOĞUM POLİKLİNİĞİNE BAŞVURAN GEBELERİN SEVK VE SAĞLIK OCAKLARINI KULLANMA DURUMU Health Center Usage

Detaylı

20. ENSTİTÜLERE GÖRE LİSANSÜSTÜ ÖĞRENCİ SAYILARI NUMBER OF GRADUATE STUDENTS IN THE VARIOUS GRADUATE SCHOOLS

20. ENSTİTÜLERE GÖRE LİSANSÜSTÜ ÖĞRENCİ SAYILARI NUMBER OF GRADUATE STUDENTS IN THE VARIOUS GRADUATE SCHOOLS 124 TÜRKİYE TOPLAMI T 20971 16738 4233 71398 50986 20412 10693 8329 2364 TOTAL FOR TURKEY K 6856 5444 1412 24797 17661 7136 3981 3173 808 E 14115 11294 2821 46601 33325 13276 6712 5156 1556 ÜNİVERSİTELER

Detaylı

* : Arasınavlar ilgili sınıflarda ve veya öğrenci uygulama laboratuvarları yada okuma salonunda yapılacaktır.

* : Arasınavlar ilgili sınıflarda ve veya öğrenci uygulama laboratuvarları yada okuma salonunda yapılacaktır. 1. SINIF Adı Şekli Saati Yeri * süresi gözetmeni 1.2.01 Anatomi II (A Yard.Doç.Dr.Aydın ALAN 05.04.2016 Yazılı, test 10.00 1. sınıf dersliği 1 saat 1.2.01 Anatomi II (B Prof.Dr.Ayhan DÜZLER 05.04.2016

Detaylı

DOKTORA TEZİ PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI

DOKTORA TEZİ PROTETİK DİŞ TEDAVİSİ ANABİLİM DALI ZİRKONYA SERAMİK, LİTYUM DİSİLİKAT CAM SERAMİK VE ZİRKONYA İLE GÜÇLENDİRİLMİŞ LİTYUM SİLİKAT CAM SERAMİKLERE UYGULANAN FARKLI YÜZEY İŞLEMLERİNİN, KOMPOZİT REZİNLERİN TAMİR BAĞLANMA DAYANIMI ÜZERİNE ETKİSİ

Detaylı

Gammacell 3000 Elan KAN IŞINLAMA CİHAZLARI GAMMACELL 3000 ELAN CİHAZININ ÜSTÜN ÖZELLİKLERİ KLAVYE Barkod okunmadığı durumlarda klavyeden giriş yapma özelliği vardır. DİJİTAL GÖSTERGE BARKOD OKUYUCU Barkod

Detaylı

Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi (AKAR) Abant Journal of Cultural Studies. Hakemli Elektronik Dergi

Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi (AKAR) Abant Journal of Cultural Studies. Hakemli Elektronik Dergi ISSN: 2528-9403 Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi (AKAR) Abant Journal of Cultural Studies Hakemli Elektronik Dergi Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi University of Abant İzzet Baysal

Detaylı

Beden eğitimi ve spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının istihdam durumlarına yönelik. öğrenci görüşleri

Beden eğitimi ve spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının istihdam durumlarına yönelik. öğrenci görüşleri Cilt:5 Sayı:1 Yıl:2008 Beden eğitimi ve spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının istihdam durumlarına yönelik öğrenci görüşleri Süleyman Murat YILDIZ* Selçuk ÖZDAĞ** Özet Beden eğitimi ve spor eğitimi

Detaylı

Ezgi KARA*, Murat ÇİMEN**, Servet KAYA*, Ümit GARİP*, Mehmet ŞAHİNSOY*

Ezgi KARA*, Murat ÇİMEN**, Servet KAYA*, Ümit GARİP*, Mehmet ŞAHİNSOY* ISSN: 2148-0273 Cilt 1, Sayı 2, 2013 / Vol. 1, Issue 2, 2013 Hakkari İlinde Yetiştirilen Yerli Kıl Keçilerden Elde Edilen Sütlerde Toplam Yağ ve Protein Seviyelerinin Türk Standartlarına Uygunluklarının

Detaylı

HATHA YOGANIN VE KALiSTENiK EGZERSiZLERiN STATiK DE GE ÜZERiNDEKi ETKiLERi

HATHA YOGANIN VE KALiSTENiK EGZERSiZLERiN STATiK DE GE ÜZERiNDEKi ETKiLERi Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe 1. ofsport Sciences 2003,14 (2), 83-91 HATHA YOGANIN VE KALiSTENiK EGZERSiZLERiN STATiK DE GE ÜZERiNDEKi ETKiLERi Ummuhan BAŞ ASLAN, Ayşe L1VANELlOGLU Hacettepe Üniversitesi,

Detaylı

Hemşirelerin Hasta Hakları Konusunda Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi

Hemşirelerin Hasta Hakları Konusunda Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi Sağlık Akademisyenleri Dergisi 2014; 1(2):141-145 ISSN: 2148-7472 ARAŞTIRMA / RESEARCH ARTICLE Hemşirelerin Hasta Hakları Konusunda Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi Assessıng Nurses Level of Knowledge

Detaylı

194 22. TABABET UZMANLIK TÜZÜĞÜNE GÖRE İHTİSAS YAPANLARIN EĞİTİM BİRİMLERİNE GÖRE SAYILARI

194 22. TABABET UZMANLIK TÜZÜĞÜNE GÖRE İHTİSAS YAPANLARIN EĞİTİM BİRİMLERİNE GÖRE SAYILARI 194 TÜRKİYE TOPLAMI 2859 1059 1800 10211 3521 6690 2302 745 1557 TOTAL FOR TURKEY ÜNİVERSİTELER TOPLAMI 1539 546 993 6131 2024 4107 1013 310 703 TOTAL FOR THE UNIVERSITIES DİĞER EĞİTİM KURUMLARI TOPLAMI

Detaylı

A RESEARCH ON THE RELATIONSHIP BETWEEN THE STRESSFULL PERSONALITY AND WORK ACCIDENTS

A RESEARCH ON THE RELATIONSHIP BETWEEN THE STRESSFULL PERSONALITY AND WORK ACCIDENTS tesi Sosyal Bilimler Dergisi 6 31 Bahar 2017/1 s.471-482 Asena Deniz ERSOY 1 Osman BAYRAKTAR 2 ÖZ A RESEARCH ON THE RELATIONSHIP BETWEEN THE STRESSFULL PERSONALITY AND WORK ACCIDENTS ABSTRACT Expressed

Detaylı

WiNGATE ANAEROBiK PERFORMANS PROFiLi VE CiNSiYET FARKLıLıKLARı

WiNGATE ANAEROBiK PERFORMANS PROFiLi VE CiNSiYET FARKLıLıKLARı Spor Bilimleri Dergisi Hacettepe J. ofspor! Sciences 2004, 15 (1), 25-38 üniversite ÖGRENCiLERiNiN WiNGATE ANAEROBiK PERFORMANS PROFiLi VE CiNSiYET FARKLıLıKLARı Ş. Nazan KOŞAR*, Ayşe KIN IŞLER** Hacettepe

Detaylı

Kemik metastazlarında reirradiasyon

Kemik metastazlarında reirradiasyon Kemik metastazlarında reirradiasyon Dr. Yasemin Bölükbaşı Amerikan Hastanesi-MD Anderson Radyasyon Onkolojisi Merkezi, Metastaz Mekanizması External beam radiotherapy in metastatic bone pain from solid

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ DERGİSİ

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ DERGİSİ ISSN: 1300-6045 e-issn: 1309-2251 KAFKAS ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ DERGİSİ JOURNAL OF THE FACULTY OF VETERINARY MEDICINE, KAFKAS UNIVERSITY (OCAK - ŞUBAT) (JANUARY - FEBRUARY) Cilt/Volume: 20 Sayı/Number:

Detaylı

KARACİĞER METASTAZLARINDA ROBOTİK STEREOTAKTİK BEDEN RADYOTERAPİSİ

KARACİĞER METASTAZLARINDA ROBOTİK STEREOTAKTİK BEDEN RADYOTERAPİSİ KARACİĞER METASTAZLARINDA ROBOTİK STEREOTAKTİK BEDEN RADYOTERAPİSİ K.Engin, N.Küçük, T. Enünlü, H. Ayata, C.Ceylan, A.Kılıç, M.Güden Özel Anadolu Sağlık Merkezi Urok-2012 AMAÇ Karaciğer metastazlarında

Detaylı

RADYOLOJİDE KALİTE KONTROL VE KALİBRASYONUN ÖNEMİ ÖĞR. GÖR. GÜRDOĞAN AYDIN İLKE EĞİTİM VE SAĞLIK VAKFI KAPADOKYA MYO TIBBİ GÖRÜNTÜLEME PRG.

RADYOLOJİDE KALİTE KONTROL VE KALİBRASYONUN ÖNEMİ ÖĞR. GÖR. GÜRDOĞAN AYDIN İLKE EĞİTİM VE SAĞLIK VAKFI KAPADOKYA MYO TIBBİ GÖRÜNTÜLEME PRG. RADYOLOJİDE KALİTE KONTROL VE KALİBRASYONUN ÖNEMİ ÖĞR. GÖR. GÜRDOĞAN AYDIN İLKE EĞİTİM VE SAĞLIK VAKFI KAPADOKYA MYO TIBBİ GÖRÜNTÜLEME PRG. RÖNTGENCİ??? RÖNTGENCİ??? RÖNTGENCİ??? RÖNTGENCİ??? R Ö N T G

Detaylı

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SINAV PROGRAMI

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SINAV PROGRAMI Ders 1. SINIF 1.1.01 Anatomi I A grubu Prof.Dr.İ. Hakkı NUR 30.01.2017 Yazılı, ( Test veya Klasik ) 09.00 Z 19 Z 20 nolu sınıflar 50 dk Anatomi I B Grubu Prof.Dr.Ayhan DÜZLER Yazılı, ( Test veya Klasik

Detaylı

Jinekolojik Kanserli Hastaların Tedavisinde, Farklı Planlama Tekniklerinin Dozimetrik ve Radyobiyolojik Karşılaştırması

Jinekolojik Kanserli Hastaların Tedavisinde, Farklı Planlama Tekniklerinin Dozimetrik ve Radyobiyolojik Karşılaştırması Jinekolojik Kanserli Hastaların Tedavisinde, Farklı Planlama Tekniklerinin Dozimetrik ve Radyobiyolojik Karşılaştırması Aysun İNAL, Evrim DUMAN, Aycan ŞAHİN Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon

Detaylı

Nazmiye Dönmez 1, Derya Yücel 1, Murat Okutan 1, Merdan Fayda 2, Musa Altun 2, Rasim Meral 2, Hatice Bilge 1

Nazmiye Dönmez 1, Derya Yücel 1, Murat Okutan 1, Merdan Fayda 2, Musa Altun 2, Rasim Meral 2, Hatice Bilge 1 Nazmiye Dönmez 1, Derya Yücel 1, Murat Okutan 1, Merdan Fayda 2, Musa Altun 2, Rasim Meral 2, Hatice Bilge 1 1 İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Tıbbi Radyofizik Bilim Dalı 2 İstanbul Üniversitesi

Detaylı

REFERANS STANDART DOZİMETRE SİSTEMLERİNİN İZLENEBİLİRLİĞİ*

REFERANS STANDART DOZİMETRE SİSTEMLERİNİN İZLENEBİLİRLİĞİ* MAKALE REFERANS STANDART DOZİMETRE SİSTEMLERİNİN İZLENEBİLİRLİĞİ* Tülin Zengin** 1 Dr., [email protected] Doğan Yaşar 1 Dr., [email protected] Enis Kapdan 1 [email protected] Selim Aydın

Detaylı

Eğitim Fakültesi, Kimya Öğretmenliği Programı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi. 1999-2004 Eğitim Fakültesi, Kimya Öğretmenliği Lisansla

Eğitim Fakültesi, Kimya Öğretmenliği Programı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi. 1999-2004 Eğitim Fakültesi, Kimya Öğretmenliği Lisansla Ünvanı : Yrd. Doç. Dr. Adı Soyadı : Nail İLHAN Doğum Yeri ve Tarihi : Osmaniye- 1981 Bölüm: İlköğretim Bölümü E-Posta: naililhan @ gmail.com naililhan @ kilis.edu.tr Website: http://atauni.academia.edu/naililhan

Detaylı

BASKETBOL OYUNCULARININ DURUMLUK VE SÜREKLİ KAYGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ

BASKETBOL OYUNCULARININ DURUMLUK VE SÜREKLİ KAYGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ KKTC YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BASKETBOL OYUNCULARININ DURUMLUK VE SÜREKLİ KAYGI DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ Edim MACİLA BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR PROGRAMI YÜKSEK LİSANS TEZİ LEFKOŞA,

Detaylı

IMRT (YOĞUNLUK AYARLI RADYOTERAPİ)

IMRT (YOĞUNLUK AYARLI RADYOTERAPİ) IMRT (YOĞUNLUK AYARLI RADYOTERAPİ) Dr. Kadir Yaray Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi KAYSERİ CT Simülasyon 3D Tedavi Planlama Konformal Radyoterapi Uygulamaları CT nin keşfi; 1993

Detaylı

İzmir İli Seferihisar İlçesinde Yetiştirilen Keçilerden Elde Edilen Sütlerde Biyokimyasal Parametrelerin Türk Standartlarına Uygunluğunun Belirlenmesi

İzmir İli Seferihisar İlçesinde Yetiştirilen Keçilerden Elde Edilen Sütlerde Biyokimyasal Parametrelerin Türk Standartlarına Uygunluğunun Belirlenmesi İzmir İli Seferihisar İlçesinde Yetiştirilen Keçilerden Elde Edilen Sütlerde Biyokimyasal Parametrelerin Türk Standartlarına Uygunluğunun Belirlenmesi Neslihan ÇİÇEK 1, Murat ÇİMEN 1*, Deniz EFESOY 1,

Detaylı

Doç.Dr.Bahar DİRİCAN Gülhane Askeri Tıp Akademisi Radyasyon Onkolojisi AD 10 Nisan 2014 -ANKARA

Doç.Dr.Bahar DİRİCAN Gülhane Askeri Tıp Akademisi Radyasyon Onkolojisi AD 10 Nisan 2014 -ANKARA Elektron Dozimetrisi IAEA TRS-398 Doç.Dr.Bahar DİRİCAN Gülhane Askeri Tıp Akademisi Radyasyon Onkolojisi AD 10 Nisan 2014 -ANKARA Elektron Derin Doz Eğrisi Farklı Enerjilerdeki Elektronların Derin Doz

Detaylı

FEN BİLİMLERİ DERGİSİ

FEN BİLİMLERİ DERGİSİ T.C. CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ DERGİSİ CİLT: 8 SAYI: 1 YIL:2012 ISSN 1305 130X Flora of Üçpınar Town (Manisa-Turkey) Sinem CAVLAN, Levent ŞIK 1 16 Şalgam Suyu Üretimi ve Fonksiyonel Özellikleri

Detaylı

ISSN: Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: Araştırma Makalesi Research Article

ISSN: Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: Araştırma Makalesi Research Article VII. Bahçe Ürünlerinde Muhafaza ve Pazarlama Sempozyumu, 04-07 Ekim 2016 ISSN: 2148-0036 Yıl /Year: 2017 Cilt(Sayı)/Vol.(Issue): 1(Özel) Sayfa/Page: 173-180 Araştırma Makalesi Research Article Akdeniz

Detaylı

T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ ÜNİVERSİTE YÖNETİM KURULU KARARLARI 28/11/2012 2012-2013/3

T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ ÜNİVERSİTE YÖNETİM KURULU KARARLARI 28/11/2012 2012-2013/3 Üniversitemiz Yönetim Kurulu, 28.11.2012 Çarşamba Günü saat 10.00 da Rektör Prof. Dr. Kutbeddin DEMİRDAĞ ın başkanlığında, aşağıda imzaları bulunan üyelerin katılmalarıyla toplanarak gündemdeki konuları

Detaylı

TÜRKİYE DE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ TEZLERİ

TÜRKİYE DE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ TEZLERİ XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı, 6-9 Temmuz 2004 İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Malatya TÜRKİYE DE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ TEZLERİ Sibel BALCI Rtb Eğitim Çözümleri [email protected] ÖZET

Detaylı

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA HALK EĞİTİMİ MERKEZİ BAĞIMSIZ YAŞAM İÇİN YENİ YAKLAŞIMLAR ADLI GRUNDTVIG PROJEMİZ İN DÖNEM SONU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI ALANYA PUBLIC EDUCATION CENTRE S FINAL INFORMATIVE MEETING OF THE GRUNDTVIG

Detaylı

ÖZGEÇMİŞ. Görev Kurum/Kuruluş Yıl Araştırma Görevlisi. Erzincan Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu. Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu

ÖZGEÇMİŞ. Görev Kurum/Kuruluş Yıl Araştırma Görevlisi. Erzincan Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu. Maltepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu ÖZGEÇMİŞ 1. Adı Soyadı : Rabia SAĞLAM 2. Doğum Tarihi : 17. 10. 1984 3. Unvanı : Dr. Öğr. Üyesi 4. Öğrenim Durumu : Doktora Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Hemşirelik Atatürk Üniversitesi 2003-2007 Toplum

Detaylı

ÖZET ve niteliktedir. rme. saatlerinin ilk saatlerinde, üretim hatt. 1, Mehmet Dokur 2, Nurhan Bayraktar 1,

ÖZET ve niteliktedir. rme. saatlerinin ilk saatlerinde, üretim hatt. 1, Mehmet Dokur 2, Nurhan Bayraktar 1, 1, Mehmet Dokur 2, Nurhan Bayraktar 1, 1, Ebru Öztürk Çopur 3, 4 1 2 3 4 ÖZET 01.01-31.12.2013 ve 01.01- niteliktedir. - rme saatlerinin ilk saatlerinde, üretim hatt indeyiz. Anahtar Kelimeler: AN EVALUATION

Detaylı