ULUSAL DEPREM KONSEYİ
|
|
|
- Fidan Bercu Çatlı
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ULUSAL DEPREM KONSEYİ ULUSAL DEPREM ARAŞTIRMA PROGRAMI (UDAP) (STRATEJİ, ARAŞTIRMA ALANLARI VE AR-GE KONULARI) HAZIRLIK RAPORU Şubat 2005 Ulusal Deprem Konseyi, 2005
2 Hazırlayan Ulusal Deprem Konseyi Üyeleri Yer Bilimleri Alanı (Alfabetik sıraya göre) Prof. Dr. Mustafa AKTAR Prof. Dr. Ömer ALPTEKİN Doç. Dr. M. Emin AYHAN Dr. Ömer EMRE Oktay ERGÜNAY Prof. Dr. Haluk EYİDOĞAN Prof. Dr. Ali KOÇYİĞİT Prof. Dr. Reşat ULUSAY İnşaat Bilimleri Alanı (Alfabetik sıraya göre) Prof. Dr. Nuray AYDINOĞLU Prof. Dr. Hasan BODUROĞLU Prof. Dr. Erkan ÖZER Prof. Dr. Polat GÜLKAN Prof. Dr. Zekeriya POLAT Prof. Dr. Haluk SUCUOĞLU Prof. Dr. Tuğrul TANKUT Prof. Dr. M. Semih YÜCEMEN Mimarlık, Sosyal Bilimler ve Diğer Alanlar (Alfabetik sıraya göre) Prof. Dr. Bahattin AKŞİT Prof. Dr. Murat BALAMİR Prof. Dr. Nuray KARANCI Özgün ÖKMEN Ulusal Deprem Konseyi, 2005
3 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 1. GİRİŞ ARAŞTIRMA KONUSU VE PROGRAMLARININ GELİŞTİRİLMESİNDE STRATEJİK YAKLAŞIM DEPREMLE İLGİLİ ARAŞTIRMA ALANLARI Yer Bilimleri Alanı Ana Başlıklar ve Tanımlar Alt Başlıklar ve Tanımlar Ana Başlıklara Dayanak Olacak Gerekçeler İnşaat Bilimleri Alanı Ana Başlıklar ve Tanımlar Alt Başlıklar ve Tanımlar Ana Başlıklara Dayanak Olacak Gerekçeler Sosyal Bilimler Alanı Ana Başlıklar ve Tanımlar Alt Başlıklar ve Tanımlar Ana Başlıklara Dayanak Olacak Gerekçeler Teşekkür Ulusal Deprem Konseyi,
4 ÖNSÖZ Bir deprem kuşağı üzerinde olan ülkemizde depremin doğrudan ve dolaylı zararlarının arzulanan ölçekte azaltılamadığı, tüm büyük hatta orta büyüklükteki depremlerden sonra görülmektedir. Deprem zararlarının azaltılması çalışmalarındaki başarının, ilgili bilim ve endüstri dallarının bir arada üretmek çabasındaki beceri ve uygulamaların sürdürülebilirliğini sağlamaktaki başarıya bağlı olduğu açıktır. Bu rapor, Türkiye de bilim ve endüstri topluluğuna deprem zararlarının azaltılması için, depremle ilgili araştırmalarda konuların ve stratejik yaklaşımın ne olması gerektiğini ve yapılmasında yarar görülen araştırma ana başlıkları ve alt başlıkları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Raporda Türkiye nin depremle ilgili araştırma ve geliştirmedeki durumunun genel durumuna bu aşamada değinilmemiştir. Raporun ikinci bölümünde, deprem araştırma konu ve programlarının geliştirilmesinde izlenmesi gereken stratejik yaklaşım ile ilgili görüşlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Yer Bilimleri, İnşaat Bilimleri ve Sosyal Bilimler ana başlıkları altında önerilen araştırma alanları ve konuları, açıklamaları ve gerekçeleri ile birlikte sunulmuştur. Bu raporun, ileride yapılması uygun olan ortak akıl toplantısındaki tartışma ve görüşlere yardımcı kaynak olmasını temenni ediyoruz. Prof. Dr. Haluk EYİDOĞAN Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Şubat 2005 Ulusal Deprem Konseyi,
5 1.GİRİŞ Coğrafik ve jeolojik koşullar nedeniyle deprem ülkemizde her çağda yaşamın bir parçası olmuştur. Bu topraklarda iz bırakmış yaşamlardan çıkarılan belge ve bulgular ülkemizin son 4000 yıllık deprem tarihi hakkında önemli bilgiler vermektedir depremleri sonrasında Deprem Zararlarının Azaltılması genel başlığı altında değerlendirilebilecek ve Türkiye nin Deprem Politikası nı belirlemeye yönelik öneriler getiren kimi adımlar atılmış, bazı önemli raporlar yayınlanmıştır (TBMM Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, 2000; Devlet Planlama Teşkilatı, Doğal Afetler Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2000; Türkiye Ulusal Jeodezi ve Jeofizik Birliği (TUJJB) Deprem Raporu, 2000; Ulusal Deprem Konseyi, Ulusal Deprem Stratejisi Raporu, 2002( Türkiye İktisat Kongresi, Deprem Çalışma Grubu Raporu, Izmir, 2004; T.C. Sayıştay Başkanlığı 2002/2 - İstanbul Depreme Nasıl Hazırlanıyor?, Performans Denetim Raporları ( Türkiye Deprem Şurası Raporu, 2004). Türkiye de deprem araştırmalarının vizyonu: Deprem kökenli kayıpların en aza indirilmesi ve hazırlıklı olma genel amacıyla jeoloji, jeofizik, inşaat, mimarlık, şehir ve bölge planlama, afet yönetimi, sosyoloji, psikoloji ve ekonomi bilimi dallarında temel ve uygulamalı araştırmalar yapılmasını ve teknolojiler geliştirilmesini sağlayacak uzun ve kısa vadeli proje ve girişimleri desteklemek, desteklenen projeleri izlemek ve sağlanan katkılar açısından çıktıların ekonomik ve sürdürülebilirliğinin analizini yapmak olmalıdır. Ancak, bu alanlarda doğrudan uygulamayı ve önlem alma çabalarını yönlendirecek araştırmalara, altyapı geliştirilmesini sağlayan, disiplinlerarası çalışma yöntemleri geliştiren ve yüksek riskli bölgelerde kısa dönem içinde etkin uygulamalara yol açacak araştırmalara öncelikler verilmesi uygun görülmelidir. Ulusal Deprem Konseyi nin 2002 yılında yayınladığı raporda da belirtildiği gibi deprem zararlarının azaltılmasına yönelik işlemlerden pek çoğu bilimsel araştırma çalışmalarına dayanmak zorundadır. Bunlardan bazıları için evrensel nitelikli bilgi birikimi yeterli ise de pek çoğu için yerel araştırmalar büyük önem taşımaktadır. Türkiye de deprem sorununa ilişkin çeşitli alanlarda öteden beri yürütülmekte olan araştırmalar 1999 dan sonra artış göstermiştir. Bununla birlikte, bu araştırmalar bilinçli bir program içinde düzenlenmiş olmadığı gibi, sayıca da yeterli değildir. Oysa, bu konuda alınacak kararların ve izlenecek politikaların araştırma bulgularına dayandırılması ve bilimsel tartışmalara konu edilmesi önem taşımaktadır. Yer Bilimleri Araştırmaları Türkiye nin jeolojisi ve depremselliği genel çizgileriyle bilinmektedir. Bununla birlikte, bu çalışmaların ayrıntılandırılması ve özellikle deprem sorunları bakımından gerekli olan jeolojik, jeofizik ve sismotektonik çalışmalara ağırlık verilmesi gereklidir. Bu çerçevede, aktif fayların haritalanması, paleosismoloji, kabuk yapısı ve deformasyonlarının incelenmesi, deprem katologlarının güncellenmesi ve ülke sismotektonik haritasının hazırlanmasına öncelik verilmelidir. Ulusal Deprem Konseyi,
6 MTA gemisiyle yapılan araştırmalar sırasında ve özellikle son beş yılda TÜBİTAK Deniz Araştırmaları Koordinatörlüğü eşgüdümünde ve neredeyse tümü uluslararası kaynaklardan karşılanan birçok uluslararası araştırma gemileri Marmara Denizi nde ölçüm ve incelemeler gerçekleştirdi. Bu çalışmalardan alınan veriler değerlendirildikçe, bu bölgenin deprem yaratma potansiyeli daha gerçekçi biçimde anlaşılmaktadır. Marmara Denizi nde yapılan bu türdeki çalışmaların, aktif fayların yoğun olarak bulunduğu Ege Denizi ve Akdeniz de de gerçekleştirilmesi gereklidir. Zemin Araştırmaları Çeşitli alanlardaki bilgi birikimini içermesi öngörülen yerel ölçekte deprem tehlikesi ve mikro bölgeleme haritalarının hazırlanabilmesi için yerbilim verilerinin yanı sıra jeoteknik verilere de gereksinim bulunmaktadır. Mikro bölgeleme çalışmaları, büyük ölçüde zeminin mühendislik özelliklerinin belirlenmesini gerektirmektedir. Bir bakıma uygulama sayılabilecek olan mikro bölgeleme çalışmaları, bilimsel araştırma boyutu da içermekte, hiç değilse bilimsel danışmanlığa büyük ölçüde gereksinim duymaktadır. Öte yandan zaman zaman, anlamsız veri ve temelsiz bilgilere dayalı, çeşitli bölgeleme haritaları kamuoyuna sunulmaktadır. Taşınmaz piyasalarını olumsuz biçimde etkilemesi nedeniyle, bu tür bilimsellikten uzak sakıncalı girişimlerin bilimsel araştırmalar yoluyla belirlenmesi gereklidir. Yapı Araştırmaları Ülkemizde çok yaygın olan betonarme yapıların deprem güvenliğiyle ilgili olarak araştırılması gereken pek çok konu bulunmaktadır. Örneğin, betonarme yapıların deprem davranışını çeşitli yönlerden anlamaya ve depreme dayanıklı yapı sistemleri geliştirmeye yönelik araştırmalar büyük önem taşımaktadır. Ülkemizdeki yerel koşullar, yaygın yapı gereçleri, yerel mimari düzenlemeler, yaygın olarak kullanılan taşıyıcı yapı sistemleri, yerel yapım yöntem ve alışkanlıkları ile uyumlu bir değerlendirme yöntemi ile kullanımı engellenmeden ve kullanıcıyı fazla rahatsız etmeden mevcut yapılara uygulanabilecek ve deprem güvenliğini yeterince arttırabilecek bazı güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Yukarıda sözü edilen çalışmalar yalnızca betonarme yapılarla sınırlıdır. Bu nedenle, yığma yapılar, kerpiç yapılar, bağdadi yapılar, karma yapılar gibi, daha çok kırsal yerleşimlerde bulunan çeşitli yapılara uygulanacak değerlendirme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi için de benzer çalışmalar gerekmektedir. Öte yandan, yapı stokunun genel değerlendirilmesinde kullanılacak ekonomik ölçütlerin belirlenmesine yönelik araştırmalar yapılması da gereklidir. Kentsel Riskler, Senaryolar ve Uygulamalı Planlama Araştırmaları Karmaşık mekansal ve toplumsal sistemler oluşturan kentlerin, yerbilimsel veriler, fiziki varlıklar ve sosyal özelliklerinin ve bunlar arasındaki etkileşimli ilişkilerin yarattığı risk türlerinin ve risk düzeylerinin belirlenmesi, çok disiplinli araştırmalar yürütülmesini gerektiren bir alandır. Ulusal Deprem Konseyi,
7 Günümüzde, bu alanda sektörel bağımsız risk belirleme ve ölçme yöntemleri geliştirmenin yanı sıra, alt sistemler arası etkileşim araştırmaları büyük değer taşımaktadır. Bu alandaki bulguların ve geliştirilecek yöntemlerin, planlama ve çeşitli meslek dallarının öğretim programlarına eklenerek bugün var olan önemli bir boşluğu gidermesi olasıdır. Ayrıca bu tür araştırmaların, çok sayıda kentsel tasarım standardı ve yönetmelik geliştirilmesinde katkılar sağlaması beklenmelidir. Kentsel sistemlerde gözlenen ilişki yapıları, risklerin niteliği ve düzeyine ilişkin bilgiler ve yaklaşık sayısal değerler ile, senaryo yazılımları geliştirilebilmekte, bu senaryolar aracılığıyla farklı varsayımlara dayalı olası sonuçlar, hem afet yönetimi kapsamında yürütülecek hizmetlerin tanımlanması için kullanılmakta, hem de bu modellerden zarar azaltma amaçlı planlama çalışmalarında yararlanılabilmektedir. Yerbilimsel veriler ve geçmiş dönemlere ait deprem hasar dağılımları yanı sıra, risk içeren kentsel sistem ve varlıklara ilişkin bilgiler kullanan senaryolar, kapsamlı veri toplama ve değerlendirme işlemleriyle çeşitli yazılım tekniklerinin ve coğrafi bilgi sistemlerinin biraraya getirilmesi sonucudur. Bu nedenle, deprem tehdidi altındaki kentler için sakınım planları nın (zarar azaltma planları) hazırlanmasında deprem senaryolarına başvurulması olanaklıdır. Yüksek risk taşıyan kentsel alanların sistemli iyileştirilmesi için uygulama yöntemleri geliştirilmesi başlı başına bir araştırma konusudur. Bu konu çok disiplinli çalışma gruplarınca, fiziki, ekonomik, yasal, sosyal vb. araçlarla yeni düzenleyici modeller uygulamak, yerel toplumsal katılım ve örgütlenmelere ön ayak olmak, yerel yönetimlerde kapasite oluşturmak gibi ödevler üstlenilmelidir. Türkiye de bu alanda denenecek modeller, ileride dünya ölçeğinde örnek alınabilecek çalışmalar olabilir. Sosyal Bilim Araştırmaları Çok sayıda sosyal bilim araştırma alanı, deprem zararlarının azaltılmasında önemli ve doğrudan katkılar sağlayacak içeriktedir. Deprem tehlikelerine ve yaşam çevrelerine ilişkin değer yargıları, inanç yapıları, davranış alışkanlıkları, yaşam çevresi düzenleme gelenekleri, komşuluk kültürü, hazırlıklı olma, örgütlenme eğilimleri, dayanışma geleneği, etkilenme kanalları, öğrenme tutumları, sigorta ve diğer güvenlik önlemlerine öncelik verme yatkınlıkları vb. konular akla gelebilecek ilk örneklerdir. Sosyal bilim araştırmalarının ulusal ölçekte örgütlenmesi ve işbölümü ile bazı temel araştırmaların öncelikle yerine getirilmesi uygun olabilir. Araştırma Yürütme Biçimleri Araştırma etkinlikleri için ulusal çerçeve programları geliştirilmesi, özendirme ve kimi yönlendirici seminer ve konferanslar örgütlenmesi yerinde bulunabilir. Bu hazırlık çalışmalarının TÜBİTAK tarafından yerine getirilmesi, kimi üniversiteler ve araştırma merkezleri arasında işbölümü programlarının yürürlüğe sokulması ve üniversitelerin kendilerinin de bu alanlara öncelik vermesi için bazı özendirmelerin Yükseköğretim Kurulu tarafından da desteklenmesi düşünülebilir. Ayrıca, uluslararası kaynaklar ve araştırma olanaklarından yararlanmak üzere, girişimler programlanması sağlanmalıdır. Deprem konusunda özellikle çok disiplinli araştırmaların kurumsallaştırılması için yöntemler geliştirilmeli, ulusal araştırma programı çerçevesinde iki yılda bir ulusal sempozyum yapılmalı, genç araştırmacılara burslar, başarılı araştırmalar için ödül programları geliştirilmelidir. Ulusal Deprem Konseyi,
8 2. ARAŞTIRMA KONU VE PROGRAMLARININ GELİŞTİRİLMESİNDE STRATEJİK YAKLAŞIM Deprem araştırmaları alanında yürütülecek çalışmaları, yalnızca ayrıntıda araştırma konuları ve içeriklerinin belirlenmesi, ya da bunları proje önerisi formatında hazırlanması olarak ele almadan önce mevcut durumun ve geleceğe yönelik ulusal stratejinin belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda bahsedilen ulusal raporlar mevcut durumun tesbiti, izlenmesi gereken strateji ve yolları çeşitli ayrıntılarla ortaya koymuştur. Deprem zararlarının azaltılmasına yönelik ne kadar kapsamlı ve ayrıntılı bir envanter, ya da güçlü proje başvuru önerileri hazırlanırsa hazırlansın, bunların yalnızca bugünün bilgi ve bakış açılarına dayandığını, kısa sürede geçerliliklerini kaybedeceğini ve kendiliğinden bir politika hedef ve yargısı üretmediği söylenebilir. Bunlar ancak ayrıntılı bir stratejinin ışığı altında ele alındığında doğru ve hedefe varan bir nitelik ve kalıcılık kazanacaktır. Bu nedenle, ilk aşamada Türkiye de depremlerle ilgili konularda yürütülen araştırma etkinliklerinin genel ortamını ve özelliklerini belirlemek, bu araştırma ortamının orta vadede yeniden yapılanması/düzenlenmesi için gerekli görülenleri ortaya koymak gerekir. Bu amaçla aşağıda başlıkları verilen konular altında yer alan durum saptamalarının yapılmasında yarar vardır. Zaman alabilecek bu saptamalardan sonra belirlenecek araştırma programlarının vadeleri ve kapsamları daha sağlıklı olarak ortaya konabilecektir. Söz konusu çalışmanın aşağıdaki konuları kapsaması öngörülmektedir: i. Günümüz Türkiye sinde Deprem Araştırmaları (a) Araştırmaları Destekleyen Kurumlar, Hedefleri ve Ayrılan Kaynaklar - DPT, - TÜBİTAK, - Bakanlıklar, - Üniversiteler, - Dış kuruluşlar, - Yerel yönetimler, vb. (b) Yakın dönemde yapılmış, yürütülmekte olan, ya da programlanmış olan başlıca araştırmalar ve ileri sürülen gerekçe ve katkıları (c) Araştırma altyapısı yeterliği ve geliştirme çabaları (d) Veri ve bilgi kaynaklarının belirlenmesi (e) Aaştırma kapasitelerinin kurumlaştırılması çabaları ii. Türkiye Deprem Araştırmalarının Yeniden Yapılandırılması (a) Araştırmalara ayrılan kaynakların artırılması yolları (b) Araştırmaların programlanması ve desteklenmesinde kurumsal işbirliği (c) Altyapı paylaşımı ve yönlendirilmiş konularda araştırmaların entegrasyonu (d) Araştırma konu ve programlarının geliştirilmesinde öncelikler ve eşgüdüm - acil müdahale ile bilgi ve uygulama yöntemleri geliştirilmesi gereken konuların belirlenerek bu araştırmaların desteklenmesi (İstanbul örneği) - çok disiplinli çalışmaların özendirilmesi, - çok taraflı araştırmaların desteklenmesi, - yeni geliştirilen araştırma alanlarının desteklenmesi, - Türkiye ye özgü sorunlara yönelik araştırmaların desteklenmesi, Ulusal Deprem Konseyi,
9 - araştırma altyapısı geliştiren girişimlerin desteklenmesi, - araştırma sonuçlarının toplumsal yararlar sağlaması ve Türkiye de acil gereksinmelerin karşılamasına ayrıcalıklar verilmesi, - uygulamalı araştırmalarda bölgesel önceliklerin gözetilmesi, - araştırma etkinliği değerlendirme ölçütlerine uygunluk (e) Araştırma Performansı Değerlendirmede Kurumlaşma - yıllık ulusal araştırma konferansları, - araştırmacılar arası iletişimin geliştirilmesi, - medya ilişkileri, - dış yardımlarla yürütülen araştırmaların denetlenmesi, - uluslararası yayın çabalarının desteklenmesi, - Türkiye deprem araştırmaları bilgi merkezinin kurulması Ulusal Deprem Konseyi,
10 3. DEPREMLE İLGİLİ ARAŞTIRMA ALANLARI 3.1. Yer Bilimleri Alanı Deprem zararlarının azaltılması yönünde yapılacak çalışmaların başında ülkedeki deprem tehlikesinin en güvenilir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Herhangi bir ülke veya bölgede bu yönde yapılacak çalışmalarda yerbilim verileri önemli veri bazını oluşturur. Deprem tehlikesinin belirlenmesine yönelik yerbilim araştırmaları çok disiplinli bir yaklaşım ve jeoloji, jeofizik, jeomorfoloji, jeodezi, arkeoloji vb. disiplinlerden gelen verilerin bir araya getirilmesini gerekli kılar. Ülkede özellikle son yıllarda depremle ilgili yerbilim araştırmalarının sayısı günden güne artmakta ve nitelik açısından da uluslararası düzeye yaklaşmış durumdadır. Ancak, bu sevindirici gelişmeye rağmen yapılan araştırmaların sistemli, homojen ve birbirini bütünler nitelikte olmadığı da bir gerçektir. Araştırmaların çoğunluğu kurumsal öncelikleri veya uluslararası destek kapsamında popüler olmuş konu ve uygulama alanlarını kapsayacak biçimde, zaman zaman da araştırıcıların kişisel ilgi ve uzmanlıkları çerçevesinde sürdürülmekte, birbirini tümleyen sistematik bir bilimsel veri tabanı oluşturulamamaktadır. Bu nedenle ülkedeki deprem tehlikesinin belirlenmesi ve buna bağlı deprem zararlarının en aza indirilmesi konusunda yapılacak çalışmalara hizmet edebilecek ulusal nitelikli bir yerbilim veri tabanı oluşturulamamıştır. Bu durum, yapılan çalışmaların yer, konu ve zaman bakımından tekrar edilmesine, sınırlı olanaklarla yapılan araştırmalarda zaman ve kaynak israfına yol açmaktadır. Var olan bu olumsuzluğun giderilmesi amacıyla yerbilim alanı için aşağıda tüm ülkedeki kurum ve kuruluşarı yönlendirebileceği umulan, sistematik bir yaklaşımla yeni bir Araştırma Programı önerilmektedir. Önerilen program, Çizelge 1 de yol haritası şeklinde özetlenmiştir. Çizelgenin ilk sütununda stratejik ana araştırma alanları (hedefler) belirtilmiş ve bunlar altı ana başlıkta toplanmıştır. Hedeflerin ayrımında birbirinden farklı nitelikteki araştırma yöntemleriyle elde edilebilecek veri grupları göz önünde bulundurulmuştur. Her biri başlı başına bir program niteliğinde algılanabilecek olan ana hedefler aynı zamanda birbirinin altyapısı niteliğindedir. Hedefler önem ve öncelikleri açısından kendi içerisinde A,B,C ve D harfleriyle simgelenerek sınıflandırılmış. Bu sınıflamada; A) ulaşılması en önemli ve öncelikli B) ulaşılması yararlı, ancak, birinci derecede önem taşımayan, C) dolaylı yarar sağlayan, D) çok sınırlı yarar sağlayan hedefler olarak tanımlanmıştır. İkinci sütunda ise bu stratejik hedefe ulaşılması yönünde kendi içerisinde her biri bir alt program önerisi niteliği taşıyan öncelikli araştırma alanları başlıklar halinde tanımlanmıştır. Bunun sağ yan kolonunda ise ana araştırma alanı kapsamında yapılması gereken alt araştırma konuları önerilmektedir. Öncelikli araştırma alanlarına ilişkin olarak şüphesiz bu kolonda önerilenden çok fazla özel araştırma konusu da vardır. Ancak, konuların seçiminde belirtilen ana hedefe ulaşmak için öncelikle yapılması gerekenler tanımlanmış ve listelenmiştir. Öncelikli araştırma alanlarında yapılması önerilen araştırma konuları arasındaki öncelik sıralamasında da yine A,B,C ve D simgeleri kullanılmış olup bunların anlamları hedeflerde tanımlandığı gibidir. Çizelgedeki yöntem kolonunda ise yapılması önerilen araştırma konusuyla ilgili disiplinler ve kullanılacak yöntem adları belirtilmektedir. Çizelge nin en son kolonunda ise yapılması önerilen araştırmaların alansal uygulama ölçekleri belirtilmektedir. Bu kolondaki Türkiye sözcüğü, tüm ülke düzeyinde öncelikle yapılması zorunlu araştırmaları belirtir Ulusal Deprem Konseyi,
11 Çizelge 1. Yerbilimleri alanıyla ilgili başlıca araştırma konularını ve bunların öncelikleri. 1 Ana Başlık Türkiye nin Aktif Tektoniği, Diri Fayları ve Depremselliği Öncelik Araştırma Alanı Alt Başlık Öncelik Yöntem Uygulama Ölçeği A 1.1. Deprem jeolojisi 1.2. Sismoloji ve sismik görüntüleme a. Güncel tektonik ve diri fay araştırmaları, diri fay haritası ve veri tabanı oluşturulması A b. Paleosismoloji A c. Gerilme transferi modellemesi a. Deprem aktivitesinin izlenmesi ve değerlendirilmesi b. Artçı deprem izlenmesi ve değerlendirilmesi B A B Haritalama (jeoloji-jeomorfoloji), jeofizik, jeodezi, UA, paleosismoloji, deprem katalogları, CBS Hendek çalışmaları, jeomorfoloji, jeoloji, jeodezi, sığ sismik, deprem katalogları, jeo-arkeoloji, radyometrik yaşlandırma Coulomb ve diğer gerilme modellemeleri Ulusal Sismik ağ ve gerçek zamanda hızlı bilgilendirme, yerel sismik ağlar, hızlı fay düzlemi çözümleri Yerel sismik ağlar, fay düzlemi çözümü ve kırılma süreçleri Türkiye ve bölgesel Bölgesel ve yerel Bölgesel ve yerel Türkiye ve bölgesel Yerel c. Tarihsel deprem katalogları A Sismoloji, arşiv, tarih, arkeoloji Türkiye ve bölgesel d. Sismik görüntüleme B 2D 3D uygulamalar, yeni sinyal prosesleri Bölgesel ve yerel a. Levha içi deformasyonların ve gerilim alanının incelenmesi A Ulusal ve yerel sabit GPS ağları, uzaysal ve yersel jeodezik ağlar, InSAR Türkiye ve çevresi 1.3. Jeodezi b. Levha sınır bölgelerinde deformasyonların izlenmesi A Yerel GPS ağları, kripmetreler Bölgesel, yerel c. Deprem kaynak parametrelerini irdelemek (kosismik ve kısa vadeli postsismik dönem) A Uzaysal ve yersel jeodezik ağlar, yerel sabit GPS ağı, InSAR, Bölgesel, yerel Ulusal Deprem Konseyi, 2005
12 Ana Başlık 2 Deprem Tehlikesi A Öncelik Araştırma Alanı Alt Başlık Öncelik Yöntem Uygulama Ölçeği a. Deprem tehlike analiz yöntemleri A Deterministik, olasılıksal ve hibrid yöntemler Türkiye ve bölgesel Kuvvetli yer hareketlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi 2.1. Sismik tehlike b. Yerel ve ülke bazında azalım (soğurulma), makaslama dalgası değerlendirmesi ilişkilerinin geliştirilmesi hızı ölçümleri ve zemin A sınıflaması Türkiye, bölgesel, yerel 2.2. Zeminlerin Jeomühendislik özelliklerine bağlı deprem davranışları ve mikrobölgeleme c. Kırılma etkilerinin modellemesi a. Gevşek zeminlerin (Kuvaterner) haritalanması ve sınıflanması b. Havzaların ve topografik etkilerin modellemesi ve deprem davranışlarının araştırılması c. Zeminlerin sismik davranışı (büyütme ve hız değişimi vd.) araştırılması d. Zeminlerin depremle ilgili sıvılaşma, yanal yayılma, heyelan vb araştırılması e. Deniz seviyesi değişimleri ve tsunami araştırmaları f. Kentsel mühendislik jeolojisi haritalarının oluşturulması g. Mikrobölgeleme A A A A A A A A Kinematik, dinamik, hibrid modeller Jeoloji, jeofizik, Jeomorfoloji, hidrojeoloji, sondaj Sismik dalga yayınım modellemesi (sayısal ve analitik), mikrotremor, soğurma, tepki spektrumu hesapları Sığ sismik, S dalgası profili, mikrotremor ağ ölçümleri, jeoteknik Jeoloji, jeofizik ve jeoteknik, hidrojeoloji, dinamik modelleme, stabilite analizleri, haritalama, zemin sınıflaması, labaratuvar Mareograf, su altı ve su üstü paleo-tsunami izleri ve modelleme Jeoloji, jeofizik, jeoteknik, hidrojeoloji, fotojeoloji uzaktan algılama coğrafi bilgi sistemleri Jeofizik, jeoloji ve jeoteknik uygulamalar, bina envanteri olusturma, tüm kentsel riskler Yerel Yerel Bölgesel, Yerel Yerel Yerel Bölgesel ve yerel Yerel Yerel Ulusal Deprem Konseyi,
13 3 4 5 Ana Başlık Deprem Kaynağında Kırılma/Yırtılma Süreçleri Deprem Bilgi Sistemleri Depremlerin Tahmini ve Önceden Kestirimi Öncelik Araştırma Alanı Alt Başlık Öncelik Yöntem Uygulama Ölçeği a. Fay tomografisi ve 3 boyutlu modelleme A Sismoloji, jeodezi Bölgesel, yerel B A D 3.1. Kırılma/Yırtılma prosesleri 4.1. Bilgi, Erken Uyarı ve İletişim 5.1. Depremlerin önceden kestirimi b. Fay zonununda kayaç alterasyon süreçleri: sıvılar, jeokimya, mineraloji B Jeoloji, Jeokimya, Hidrojeoloji Bölgesel, yerel Jeoloji, jeofizik, jeoteknik, c. Kaya mekaniği araştırmaları hidrojeoloji, akustik emisyon, C modelleme Yerel a. Diri fay veri tabanı oluşturulması A Jeoloji, CBS Yerel ve bölgesel b. Deprem bilgi ve gerçek zamanda erken uyarı sistemleri c. Deniz seviyesi izleme ağları kurma ve tsunami erken uyarı sistemleri B Sismik ağ sistemi, Jeoloji, Uzay teknolojileri, Bilişim, CBS, Bilgi ve belge yönetimi Sismik ağlar, Deniz bilimleri, meteoroloji, iletişim teknolojileri C d. Ulusal jeodezik veri tabanı oluşturulması A Ulusal koordinasyon ve iletişim e.ulusal deprem bilgi sistemi A Ulusal koordinasyon ve iletişim a. Depremsellikte zaman ve mekan değişimlerinin araştırılması b. Yerel yamulma ve deformasyonların izlenmesi ve incelenmesi c. Aktif fay zonlarındaki su kaynaklarında seviye, maden sularında ve sıcak su kaynaklarında fiziko-kimyasal, izotop değişimlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi D D D Sismoloji, İstatistik ve Olsalık yöntemleri, Deprem kataloglarının oluşturulması Sismoloji, Jeodezi, Geomatik, Uzay ve uydu teknolojileri, GPS Jeofizik, fizik, kimya, jeoloji, hidrojeoloji, jeokimya, veri füzyonu Türkiye ve bölgesel Türkiye ve uluslararası Türkiye Türkiye Türkiye ve bölgesel Türkiye ve bölgesel Yerel ve bölgesel d. Yerkabuğundaki elektriksel ve elektromanyetik değişimlerin incelenmesi D Jeofizik, veri füzyonu Yerel ve bölgesel Ulusal Deprem Konseyi,
14 e. S-Dalgası hız dağılımı değişimlerinin araştırılması D Jeofizik, Sismoloji Yerel ve bölgesel a. Neotektonik B Jeoloji, jeomorfoloji, jeofizik, jeodezi Türkiye ve bölgesel 6 Temel Bilimsel Araştırmalar C 6.1. Yerkabuğunun yapısı ve jeodinamik evrimi b. Genel tektonik ve jeodinamik evrim modellemesi c. Derin kabuk yapısı ve jeotravers incelemeleri C C Jeoloji, jeofizik, jeomorfoloji, jeodezi Sismik, paleomanyetizma, gravite, jeodezi, 2D ve 3D uygulamalar Bölgesel Bölgesel d. Yerkabuğunun modellenmesi B Jeodezi (gravite, topografya ve jeoid verisi), sismik yansıma ve kırılma, sismik tomografi Türkiye Ulusal Deprem Konseyi,
15 Ana Başlıklar ve Tanımlar 1) Türkiye nin Aktif Tektoniği, Diri Fayları ve Depremselliği Türkiye'deki deprem tehlikesinin ortaya konulabilmesi amacıyla depremlere kaynaklık eden tüm diri (aktif) fayların coğrafik dağılımları, nitelikleri, depremsellik özellikleri ve paleo-sismolojik davranışlarını ayrıntılı biçimde ortaya çıkarmayı hedefler. Fayların depremsellik özelliklerinin belirlenmesi aktif tektonik çalışmalarıyla yakından ilişkilidir ve birlikte yürütülür. Bu kapsamdaki araştırmalar jeoloji, sismoloji ve jeodezi olmak üzere üç ana alanda toplanmıştır. Türkiye ve yakın çevresindeki güncel tektonik deformasyon süreçlerinin incelenmesi, deprem kaynağı olan diri fayların araştırılarak haritalanması, fayların uzunlukları, geometri ve nitelikleri, paleo- ve güncel sismisitesi, kayma hızı, yer değiştirme miktarı, deprem tekrarlanma periyodu vb. özelliklerinin tanımlanarak deprem potansiyellerinin değerlendirilmesi araştırmalarını tanımlar. 2) Deprem Tehlikesi Deprem tehlikesi, ülkenin herhangi bir bölümünde hasar ve can kaybı yaratabilecek büyüklükteki depremlerden kaynaklanabilecek yer hareketinin verilen bir yer ve verilen bir zaman periyodu içerisinde meydana gelme olasılıklarının değerlendirilmesidir. Bu çerçevede; kaynakta oluşan sismik dalgaların deprem kaynağını terk ettikten sonra kaya/zemin türü özelliklerine göre ne tür değişimlere uğradıkları ve zeminler üzerindeki etkilerinin araştırılmasını hedefler. Geçmiş deprem bilgileri ve deprem etkilerinin envanteri, kaynak bölgeleri sınıflamaları, epistemik ve aleatory belirsizlikler deprem tehlikesi araştırmaları için önemli veri tabanını oluşturur. Veri tabanının duyarlık ve güvenirliği çok önemlidir. Deprem kaynağından herhangi bir uzaklıktaki bir alanda meydana gelebilecek yer hareketlerini etkileyen başlıca faktörler deprem kaynağının fiziği, sismik dalgaların yayılma ve soğurulma özellikleri, yüzeye yakın jeolojik yapı, yerel zemin koşulları ve o alanda yapı-zemin etkileşimdir. Bu konuda yapılan çalışmalar; sismik dalganın yayılma sırasında ne kadar soğurulduğunu, ortamdaki zeminlerin özelliklerine bağlı olarak hangi oranda büyütüldüğünü, havza içinde doğrusal olmayan davranışlar ile sıvılaşma, sıvılaşmaya bağlı yanal yayılma ve akma kayması, kütle hareketleri (heyelan) vb. gibi zeminde kalıcı deformasyonlara ve yapılarda hasara neden olan davranışları belirlemeye yönelik araştırmaları içermektedir. Bu araştırmalar özellikle yerleşim ve tesis alanlarının seçiminde önemli bir yeri olan mikrobölgeleme çalışmalarına da gerekli olan depremin doğrudan veya dolaylı olan yerbilimsel tehlikelerin verilerini temin ederler. 3) Deprem Kaynağında Kırılma ve Yırtılma Süreçleri Bu grupta yer alan çalışmalar; deprem sürecinin, bir başka deyişle gerilme altındaki bir kayacın, neden ve nasıl kırıldığını/faylandığını fiziksel bir süreç olarak ayrıntısıyla tanımlamaya çalışan araştırmalardır. Bu çalışmalar, bir anlamda temel bilim niteliğini taşır ve kabuktaki kırılma işleminin nasıl başladığını, kırığın hangi şartlara bağlı olarak ilerlediğini ve durduğunu açıklamaya çalışır. Deprem esnasında (kosismik), öncesi ve sonrasında oluşan gerilim değişimlerini, bunun kayaçlar üzerinde oluşturduğu fizikokimyasal izlerinin belirlenmesi de bu araştırmaların kapsamına girmektedir. Çalışma Ulusal Deprem Konseyi,
16 ölçeği; fay çevresinde veya derinliğinde yapılan jeofizik gözlemlerden, laboratuvarda ve arazide yürütülen kaya mekaniği çalışmalarına kadar uzanır. 4) Deprem Bilgi Sistemleri Deprem konusunda zararları en aza indirmenin en önemli koşullarından birisi, bu doğal süreç ile ilgili gözlem yapmak ve bu gözlemi ihtiyaçlar doğrultusunda verimli biçimde kullanılmasını sağlamaktır. Bilgi sistemleri sadece gözlem yapmakla sınırlı olmadan, bu bilgilerin hızlı ulaştırılması ve verimli kullanılması ile de ilgili çalışmalar yapar. Bu bağlamda belirli verilerin belli bir eşiği aşması halinde otomatik olarak bazı devrelerin kapatılması gibi teknik konular kadar, toplumun bilgilendirilmesi, bilim dünyası, kamu kurum ve kuruluşları ve tüm uygulayıcıların mevcut bilgiye hızlı ulaşımını sağlamak (Deprem Kayıtları, Deprem Katalogları, Coğrafi Bilgi Sistemleri) gibi IT uygulamaları da araştırma konuları arasındadır. 5) Depremlerin Önceden Kestirimi Deprem potansiyeli yüksek alanlarda deprem öncesi ve deprem anında oluşabilecek yerfiziği kökenli değişimlerin jeolojik, jeofizik, jeodezik, atmosferik ve fiziko-kimyasal yöntemler aracılığıyla ölçülmesi, incelenmesi ve işaretçi oluşumların aranmasına yönelik araştırmalardır. Depremlerin önceden kestirimi tartışmalı bir konudur. Uzun (30-50 yıl), orta (birkaç yıl) ve kısa (ay-gün) olarak üç ayrı kategoride ele alınır. Bu maddede belirtilen orta ve kısa vadeli çalışmalardır. Bugün için bilim dünyasında, depremlerin doğası gereği (self-organized criticality) hiçbir zaman önceden haber verilemeyeceği inancı da taşıyanların sayısı da az değildir. Ancak, sismisite değişimlerinden, yeraltı suyu davranışı, elektro-manyetik sinyaller, gibi birçok farklı alanlara yayılan bu tür çalışmalar çok yaygın olmasa da, halen devam etmektedir. Deprem kaynağı fiziğinin daha iyi anlaşılmasının uzun vadede depremlerin kestirebilirliği amaçlarına yararlı olabilme olasılığı bulunmaktadır. 6) Jeodinamik Evrim Konusunda Temel Bilimsel Araştırmalar Deprem oluşumu ile ilgili çalışmaların dayandığı temel bilgi, yerkabuğunun yapısı ve jeodinamik evrimi ile ilgili araştırmalardır. Türkiye ve yakın çevresinin genel jeolojisinin, neotektoniğinin, gerek zaman ve gerek uzamsal eksende, giderek daha ayrıntılı biçimde tanımlanması bu çalışmaların temel hedefidir. Büyük bir bölümü yer kabuğunun üst bölümlerinde (üst-kabuk) yer alan depremlerin oluşum özellikleri, temelde levha hareketlerine bağlı büyük ölçekli deformasyonlarla ilintilidir ve yerkabuğun fiziksel ve yapısal özellikleri, jeo-mekanik davranışı da burada önemli rol oynar. Bu çalışmaların ölçeği sadece fay zonlarında ile sınırlı kalmaz, bölgesel ölçeğe yayılır. Düşey eksende ise kabuk ile sınırlı kalmaz ve litosfer derinliğindeki süreçler ile de ilgilenir. Ulusal Deprem Konseyi,
17 Alt Başlıklar ve Tanımlar 1. Türkiye nin Aktif Tektoniği, Diri Fayları ve Depremselliği 1.1. Deprem Jeolojisi a. Güncel tektonik ve diri fay araştırmaları, diri fay haritası ve veri tabanı oluşturulması Türkiye ve yakın çevresindeki güncel tektonik deformasyon süreçlerinin anlaşılması, deprem kaynağı olan diri fayların araştırılarak haritalanması, fayların uzunlukları, nitelikleri, geometrik ve deprem segmentlerinin tanımı ve kinematik özelliklerinin belirlenerek deprem potansiyellerinin değerlendirilmesi, Türkiye Diri Fay Haritası nın yenilenmesi ve ilgili veri tabanı oluşturulmasını kapsar. Jeoloji, jeomorfoloji, jeofizik, jeodezi araştırma yöntemleri ve aletsel ve tarihsel dönem deprem katalog bilgileri kullanılarak gerçekleştirilir. b. Paleosismoloji Ülkedeki diri fayların yakın jeolojik geçmişindeki ( yıl) deprem aktivitesinin araştırılarak gelecekteki deprem davranışlarının tahmini ve deprem tehlike değerlendirmelerinde gerekli parametrelerinin (yer, zaman, büyüklük, deprem dönüş/tekrarlanma periyodu, maksimum kırılma uzunluğu-deprem büyüklüğü, yer değiştirme miktarı vb fay parametreleri) ortaya konulmasını hedefler. Jeomorfoloji, Kuvaterner jeolojisi, sığ sismik ve yer radarı (GPR), kayma hızı (jeolojik-jeomorfolojik ötelenmeler-jeodezi-gps), hendek kazısı ve loglama, radyometrik yaşlandırma, tarihsel deprem katalogları vb veriler kullanılarak gerçekleştirilir. c. Gerilme transferi modellemesi Fay sistemleri içerisindeki segmentler veya belli bir tektonik rejim içerisinde dağılmış faylar arasında yamulma enerjisinin boşalımı açısından etkileşim ilişkilerinin ortaya konulmasını amaçlar. Bu çalışmalar ağırlıklı olarak Coulomb gerilim modellemesine dayanmakla birlikte diğer yaklaşım ve yöntemler üzerinde araştırmalar gerekmektedir. Modellemeler 2-D ve 3-D olarak yapılmaktadır Sismoloji ve Sismik Görüntüleme a. Deprem aktivitesinin izlenmesi ve değerlendirilmesi Ulusal ve yerel sismik ağlarla güncel deprem aktivitesinin izlenmesi çalışmaları ile bunlardan toplanan veriler ışığında deprem parametrelerinin tanımlanması, fay düzlemi çözümleri ve diğer kaynak fay özelliklerinin araştırılması, ülke ve bölge ölçeğinde sismotektonik haritalara bilgi sağlanması, tarihsel deprem kataloglarının oluşturulması vb. hedefler. Burada ulusal olduğu kadar, yerel ve geçici sismik ağlar ile yapılan gözlemlerden de yararlanılır. Ulusal Deprem Konseyi,
18 b. Artçı depremlerin izlenmesi ve değerlendirilmesi Oluşan büyük deprem sonrası yöreye kurulacak geçici sismik ağlarla kaynak fay özelliklerinin incelenmesi, kırılmanın uzunluğu-derinliği-uç sınırları, episantırların uzamsal ve zamansal değişimleri, gerilme alanlarının yayılımı ve değişimi, komşu faylarla ilişkileri, vb konuların incelenmesini amaçlar. c. Tarihsel deprem katalogları Gerek arşiv dökümanları, tarihsel ve arkeolojik kaynaklar, gerekse eski yerleşme kültürel yapılarda yapılacak arazi gözlemleri ve araştırmalarla bir yörenin veya fayın tarihsel dönemdeki deprem davranışları hakkında bilgi edinmeyi ve dolayısıyla deprem kaynaklarının gelecekteki davranışlarını analiz etmede kullanılabilecek veri üretmeyi hedefleyen araştırmalardır. d. Sismik görüntüleme Yüzeyde izlenemeyen diri fayların tanımı, yüzey tanımlaması yapılmış faylarda ise fayın üçüncü boyut özelliklerinin belirlenmesini amaçlayan araştırmalardır. Özellikle sualtı faylarının belirlenmesinde ve haritalanmasında sismik yansıma en etkili yöntemdir. Araştırmanın özelliğine göre sığ ve derin jeofizik yöntemler kullanılır. Diri fay haritalaması için öncelikle sığ sismik yöntemlerin yanısıra elektrik/elektromanyetik yöntemler de önerilmektedir Jeodezi a. Levha içi tektonik deformasyonların ve gerilme alanının incelemesi Levha içinde oluşan deformasyonun ve bunu kontrol eden gerilme dağılımını belirleyen fiziksel süreçler ile ilgili araştırmalardır. Yerkabuğu deformasyonunun kinematiği belirlenmeye çalışılır. Bu çalışmalar, ulusal sabit GPS ağları ile ilgili alt yapı yatırımı gerektirir. b. Levha sınır bölgelerinde deformasyonların izlenmesi Levha sınır bölgesindeki deformasyonları oluşturan ana kuvvetlerin, fay sistemlerinin karakterinin ve olası deprem risk bölgelerinin araştırılmasıdır. Yatay ve düşey deformasyonlar sürekli biçimde izlenerek sismik ve asismik süreçlerin modellemesi yapılır. Fay yüzey kırığı boyunca durağan, doğrusal asismik kaymaları, fay yüzey kırığı dışındaki bölgelerde oluşan depremler nedeniyle fay boyunca oluşabilecek asismik kaymaları ve izleyen dönemde zamana bağlı postsismik kaymaları belirlemek hedeflenmektedir. Asismik ve sismik kaynaklı kaymalardan fay sistemlerinin karakterini ve depremlerin mekaniğinin araştırılmasıdır. Ulusal ve yerel GPS istasyonları ağının kurulmasını, uzaysal ve yerel jeodezik ağları ile ilgili ölçülerini ve InSAR uydu görüntülerini gerektirir. c. Deprem kaynak parametrelerini irdelemek (Kosismik ve kısa vadeli Postsismik dönem) Ulusal Deprem Konseyi,
19 Deprem öncesi ve sonrası ve kosismik yatay ve düşey deformasyonları ölçmek ve bunları modelleyerek fay düzleminden toplam moment ve fay düzleminde atım dağılımına kadar çeşitli kaynak parametrelerini belirleme araştırmalardır. Ulusal ve yerel ölçekteki araştırmaların yanısıra, özellikle geçici GPS istasyonları ağının kurulmasını, uzaysal ve yerel jeodezik ağları ile ilgili ölçülerini ve InSAR uydu görüntüleri gereklidir. 2) Deprem Tehlikesi 2.1. Deprem Tehlike Değerlendirmesi a. Deprem tehlike analiz yöntemleri Özellikle yerleşim alanlarını içeren belirli konumlar için, deprem tehlikesinin deterministik, olasılıksal veya bunların bir arada olduğu hibrid yöntemlerle kantitatif olarak belirlenmesini amaçlar. Deprem tehlike analizleri için kullanılacak yerbilimsel, tarihsel ve güncel her türlü bilginin duyarlık ve güvenirlik analizleri ve sınıflamaları da bu araştırmalarda önemli konuları oluşturmaktadır. Değişik aşılma olasılıklarını içeren deprem tehlike haritalarının üretilmesi metodolojileri ve sonuçları belirleyen faktörlerin özellikleri konularında araştırmalar yapılmalıdır. b. Yerel ve ülke bazında azalım ilişkilerinin geliştirilmesi Bu kapsamda ele alınabilecek çalışmalar; kaynak türleri, yerel zemin koşulları, kırılma özellikleri (directivity effect) ve değişik bileşenler için ülke geneli veya daha yerel anlamda görgül (ampirik) azalım ilişkilerinin (en büyük yer ivmesi (PGA) ve hız (PGV) uzaklık ilişkileri) geliştirilmesidir. Bu çerçevede; Türkiye için önerilmiş sınırlı sayıdaki mevcut azalım ilişkileri değiştirilebilir, daha geniş veri tabanına dayalı yeni ilişkiler geliştirilebilir, küresel azalım ilişkilerinin geçerliliği Türkiye açısından sınanabilir. Bu kapsamdaki araştırmalar için ülkenin aktif tektonik yapısı ve fay özellikleri dikkate alınarak dengeli alet dağılımı olan Ulusal Kuvvetli Yer Hareketleri İzleme Ağı yanısıra bölgesel ve yerel ağlar önemli veri kaynaklarıdır. c. Kırılma etkilerinin modellenmesi Senaryo deprem kaynakları için, kaynak çevresinde herhangi bir noktada oluşması beklenen yer hareketinin (yer değiştirme, partikül hızı veya ivme) modellemesini yapma araştırmalarıdır. Burada ağırlıklı olarak, deprem kaynağındaki kırılma/faylanma süreci için kinematik, dinamik ve hibrid yaklaşımlar kullanılarak elde edilecek sentetik sismogram üretimi yapılır ve yorumlanır Zeminlerin Jeo-mühendislik özelliklerine bağlı deprem davranışları ve mikrobölgeleme a. Gevşek zeminlerin (Kuvaterner) haritalanması ve sınıflaması Ülkemizde meydana gelen depremlerde, en fazla yapı hasarlarının Kuvaterner yaşlı gevşek zeminler üzerinde kurulmuş yerleşimlerde meydana gelmektedir. Bu durum dikkate alınarak, bu alanların ayrıntılı jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerini araştırmak ve yüzey fasiyes özelliklerine dayalı haritalarını üretmek, ayrıca jeolojik-jeomorfolojik ve bazı genel Ulusal Deprem Konseyi,
20 hidrojeolojik ölçütlere göre bu çökelleri sıvılaşmaya karşı duyarlılıkları açısından sınıflandırarak sıvılaşma duyarlılığı zonlamalarını bu haritalarda göstermek. b. Havzaların ve topografik etkilerin sismik modellenmesi ve deprem kökenli davranışlarının araştırılması Kalın alüvyon ve genç tortul ortamlarda, alüvyonların doldurduğu vadi ve havzalarda ve topoğrafya değişimlerinde sismik davranışlar yönetmeliklerin belirlediği standartlardan farklı olabilmektedir. Bu tür jeolojik ortamlarda sismik dalgaların yayılım modellemeleri yapılarak yeryüzündeki veya herhangi bir derinlikteki sismik davranış özellikleri anlaşılabilmektedir. Çeşitli jeolojik ortam modelleri ve mevcut yerleşim alanlarımızdaki havzalar için yer davranış analizleri yapılmalı ve halen yönetmeliklerimizde yapı tasarımı için kullanılan spektral tepki fonksiyonların geçerlilikleri test edilmelidir. Büyük bazı yerleşimlerimizin havza ve ovalarda hızla büyüdüğü düşünülürse bu konudaki araştırmaların önemi anlaşılacaktır. c. Zeminlerin sismik davranışının (büyütme ve hız değişimi vd.) araştırılması Bu konu, özellikle genç alüvyal zeminlerin depremler sırasındaki büyütme, hız değişimi vb. davranışları ile bu davranışlara bağlı olarak zemin-yapı etkileşimi konularında yapılacak araştırmaları kapsar. Bu kapsamda; zemin büyütmesi açısından deprem tehlikesine maruz yerleşimlerde deprem zararlarının azaltılması amacıyla zemin büyütmesi ve yapı ilişkileri, ayrıca sismik büyütme ve davranış analizleri yapılarak yönetmeliklerdeki spektral tepki fonksiyonlarının geçerliliklerinin araştırılması konuları ele alınır. Zemin büyütmesinin belirlenmesinde kullanılan en pratik ve yaygın yöntemlerden birisi, genel anlamda mikrotremor yöntemleri olarak adlandırılan SPAC, H/V, gibi sismik ölçümlere dayalı yaklaşımlardır. Ayrıca sığ sismik yansıma ve kırılma, rezistivite gibi diğer jeofizik yöntemleri de bu bağlamda kullanılır. d. Zeminlerin depremle ilgili sıvılaşma, yanal yayılma, heyelan vb. araştırılması Tekrarlı deprem yükleri altında zeminlerin gösterdikleri sıvılaşma, yanal yayılma ve akma kayması gibi davranışların yanı sıra, doğal yamaçlar ile mühendislik kazı ve dolgularında depremlerle ilişkili heyelanlar ve denizaltı heyelanlarına yönelik araştırmalar bu grupta ele alınabilir. Bu kapsamda; sıvılaşma potansiyelinin değerlendirilmesine, özellikle mevcut analiz yöntemleriyle ilgili sınırlamaların giderilmesine yönelik yeni yaklaşımlar, model deneylere ve saha ölçümlerine dayanılarak yanal yayılmanın büyüklüğünün tahmini amacıyla mevcut görgül ilişkilerin sınanması ve gerekiyorsa değiştirilmesi ve/veya yeni bağıntıların elde edilmesi, kazı ve dolgu şevlerinin dinamik yükler altındaki davranış ve duraylılıkları gibi konularda araştırmalar yapılıp yöntemler geliştirilebilir. Bu çalışmalarda, yer parametrelerinin belirlenmesi için (örn. formasyon sınıflaması, yer sıcaklığının izlenmesi, vb) uydu görüntüleri ve uzaktan algılama teknikleri sıkça kullanılır. Bu bağlamda düşey ve yanal hareketleri belirlemek için kullanılan en yeni ve güvenilir uygulamalardan birisi Uydu Radar verileridir (InSar, PsInSAR). Ulusal Deprem Konseyi,
21 e. Deniz seviyesi değişimleri ve tsunami araştırmaları Ülkemiz deniz ve kıyılarında tektonik kökenli deniz seviyesi değişimleri ile tsunami tehlikesinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Çok disiplinli veri tabanı gerektiren bu kapsamdaki araştırmalarda deniz seviyesi değişimleri için mareograf ağı, sualtı jeolojisi ve jeomorfoloji, yamaç duraylılığı analizleri, sismolojik ve paleo-tsunami araştırmalarından elde edilen bilgi ve CBS modellemelerine gereksinim duyulur. f. Kentsel mühendislik jeolojisi haritalarının oluşturulması Fay zonlarında yer alan kent ve sanayi yerleşimleri başta olmak üzere, yer seçimine, kentsel yerleşimlerde arazi kullanımı planlamasına ve mikro bölgeleme çalışmalarına esas oluşturmak amacıyla söz konusu alanların heyelan, sıvılaşma vb. gibi tehlikeler açısından uluslararası standartlara uygun şekilde haritalanması, bu haritaların birleştirilmesinden oluşan mühendislik jeolojisi haritaları nın hazırlanması ve alanların bu haritalara göre değerlendirilmesini kapsamaktadır. g. Mikrobölgeleme Deprem tehlikesi açısından mikrobölgeleme herhangi bir depremden farklı oranda etkilenecek alanların sınıflandırılarak belirlenmesi olup, deprem zararlarının azaltılması yönünde kent planlaması, uygulamalı imar planları ve arazi kullanım planlarına temel yerbilim verisi sağlar. Mikrobölgelemede değerlendirmeler jeoloji, jeomorfoloji, yüzeysel ve sondajlı mühendislik jeolojisi, mühendislik jeofiziği ve sismolojik veri tabanı bilgilerine dayanır. Çok yönlü mikrobölgeleme yaklaşımında sismik mikrobölgeleme bilgi katına ek olarak mevcut yapılara ait durum ve dayanıklılık bilgi katları ve diğer risklerle ilgili (meteorolojik, endüstriyel vb) bilgi katları da yer alır. Mikrobölgeleme araştırmaları ülkede yeni bir araştırma yaklaşımı olup sınırlı sayıdadır ve henüz belirli bir standarda oturtulamamıştır. Bu amaçla uygulamayı yönlendirici model araştırmaların yapılması önerilir. 3) Deprem kaynağında Kırılma ve Yırtılma Süreçleri 3.1. Kırılma/Yırtılma prosesleri a. Fay tomografisi ve 3 boyutlu modelleme Fay zonunun fiziksel olarak daha yakından tanınmasını hedefler. Özellikle fayın kırılma sürecinden doğrudan etkilenmiş olan ezik zonun genişliği, bu zonun derinlere doğru nasıl değiştiği araştırılır, bu zonun 3-boyutlu haritalanmasına çalışılır. Fay zonunun en önemli belirleyicilerinden birisi cisim dalga hızları olduğu için, sismolojik yöntemler burada etkin bir rol oynar. Düşük hızlarla karakterize olan bu zonun belirlenmesi için yüksek duyarlıklı sismik tomografi, hapsolmuş dalga gözlemleri (trapped waves), sismik yansıma, vb yöntemler yaygın olarak uygulanır. Bu çalışmalar, 2000'li yıllarda fay zonlarının araştırılması için geliştirilen en etkin yöntemlerden biri olarak giderek yaygınlaşmaktadır. Fay bölgelerine yakın planda yapılan ivme-ölçer ve geniş band sismograflarla elde edilen kayıtlar bu araştırmalar için önemli veriler sağlamaktadır. Ulusal Deprem Konseyi,
22 b. Fay zonununda kayaç alterasyon süreçleri: sıvılar, jeokimya, mineraloji Gerilme ve kırılma süreci ile, fay zonu kayaçlarının jeokimyasal ve mineralojik özellikleri arasındaki etkileşimi ele alır. Fay zonu içerisinde, başta su olmak üzere her türlü sıvıların davranışı, göçler, sıcaklık değişimi ve basıcın rolü, bu süreçlerin kayaçların kimyasal ve mineralojik yapılarına ve giderek mekanik özelliklerine olan etkisi araştırılır. Fay zonunun yakın çevresine odaklanan sistematik jeokimyasal gözlem çalışmaları esas çalışma alınıdır. Gözlem çalışmaları yüzeyde yürütüldüğü gibi, San Andreas Fay'ında olduğu gibi hyper-derin sondajlarla, sismojenik derinliklere kadar uzanabilir. c. Kaya mekaniği araştırmaları Depremlerin en yalın haliyle kayaların kırılma olgusu olduğu dikkate alınarak bu kapsamda; kayalar üzerinde model deneyler yapılması, Akustik Emisyon (AE) tekniği kullanılarak laboratuvar ve/veya arazi ölçeğinde kırılma ile AE sayıları arasındaki ilişkinin araştırılması, depremlerle ilgili olarak kayalarda meydana gelen fiziksel (manyetik, elektrik, sıcaklık vb.) değişimlerin araştırılması ve kaya mekaniği ve sayısal çözümleme tekniklerinden yararlanılarak depremlerle ilgili modellemelerin yapılması çalışmalarıdır. 4. Deprem Bilgi Sistemleri 4.1. Bilgi, Erken Uyarı ve İletişim a. Diri fay veri tabanı oluşturulması Ülke genelinde deprem tehlike analizlerinin yapılabilmesi için kaynak fayların coğrafik dağılımları ve detay harita bilgisi, fay özellikleri ile aletsel ve tarihsel dönem depremsellikleri, palesosismik davranışları ve diğer jeolojik altlık bilgileriyle bütünleşik, sürekli yenilenebilir ulusal nitelikli Diri Fay Bilgi Sistemi nin oluşturulmasını hedefler. b. Deprem bilgi ve gerçek zamanda erken uyarı sistemleri Ülke düzeyinde meydana gelen depremlerin yer ve oluş zamanı konusunda gerçek zamanda bilgilendirmeye hizmet edecek, çıktıları açısından ise deprem kaynak parametrelerinin tanımlanmasına, fay özelliklerine ve ülke ve bölge ölçeğinde sismotektonik haritaların hazırlanmasına ilişkin bilgi üretilebilecek araştırmalara veri sağlayan Ulusal, Bölgesel ve Yerel Sismik Ağ ların oluşturulması yaklaşım ve yöntemlerini araştırmayı amaçlar. c. Deniz seviyesi izleme ağları kurma ve tsunami erken uyarı sistemleri Ülke denizleri ve çevresinde meydana gelen deniz seviyesi değişimlerinin araştırılmasına veri sağlayacak Ulusal nitelikli mareograf ağı ve tsunami erken uyarı sistemlerinin kurulması ve işletilme yöntemleri için gerekli AR-GE çalışmalıdır. Ulusal Deprem Konseyi,
23 d. Ulusal jeodezik veri tabanı oluşturulması Yer ve uzay teknolojileri kullanılarak toplanacak olan jeodezik bilgilerin, ülkenin güncel tektoniği, aktif fayları ve deprem tehlikesini belirleme ve değerlendirme sürecine ulusal düzeyde hizmet etmesi amacıyla Ulusal Jeodezi Ağlarının (GPS- nivelman, triyangülasyon vb.) ve yer istasyonlarının kurulması ve bu ağlardan elde edilen verinin belirli bir standartta Ulusal Deprem ve Afet Bilgi sistemlerine aktarılması ve diğer kullanıcılara sunumu açısından veri tabanı oluşturulmasını hedefleyen altyapı çalışmasıdır. e. Ulusal deprem bilgi sistemi Depremle ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından oluşturulacak veri tabanları arasında iletişim ve entegrasyonu amaçlayan aynı zamanda uluslararası erişimli Ulusal Deprem Bilgi Sistemi oluşturma ve bu amaçlı AR-GE çalışmalarını kapsar. 5. Depremlerin tahmini ve önceden kestirimi 5.1. Depremlerin önceden kestirimi Depremlerin önceden kestirimi çok disiplinli araştırmalar gerektirir. Aşağıda belirtilen araştırmaların bütüncül bir yaklaşımla uygulanması ve veri füzyonu sağlanması hedeflerden biri olmalıdır. a. Depremsellikte zaman ve mekan değişimlerinin araştırılması Bir yöredeki deprem aktivitesinin zaman içerisinde olağandışı bir davranış göstermesinin, olası bir deprem habercisi olarak yorumlanması esasına dayanır. Bu bağlamda yapılan çalışmalar, geçmiş depremleri içeren kataloglarını temel alır, büyük depremlerin öncesindeki sismisite dağılımında belirli davranış özelliklerinin olup olmadığını araştırır ve güncel depremlerde bu özelliklerin varlığını izleme altına alır. Akademik açıdan ilgi gösterilen bir yöntem olmasına karşın uygulanabilirliği tartışmalıdır. Burada bir istisnadan söz etmek gerekir. Her zaman olmasa da, özellikle normal faylarda, büyük bir deprem öncesinde, öncü aktivitelerin varlığı zaman zaman gözlenmiş ve bunlar bir haberci olarak değerlendirilerek olumlu yönde yararlanılmıştır. b. Yerel yamulma ve deformasyonların izlenmesi ve incelenmesi Deprem öncesi, anı ve sonrası oluşan yamulma ve deformasyonların zaman ve mekanda izlenmesi ve yorumlanması araştırmalarını kapsar. Bu amaçla jeodezik ağlar ve cihazlar kullanılmalıdır. c. Aktif fay zonlarındaki su kaynaklarında seviye, fiziko-kimyasal, izotop değişimlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi Kabuk derinliklerinde, kayaç içerisinde basınç altındaki suyun, deprem sırasında, kırılma sürecinin başlaması ve ilerlemesi sürecinde çok önemli bir rol oynadığı öteden beri bilinir. Bu etkileşimde, sadece sürtünme katsayılarının, kırılma eşiğini etkileyen gözenek Ulusal Deprem Konseyi,
24 basıncından değil (pore pressure), aynı zamanda kayaçların jeo-kimyasal özellilerini belirleyen etkilerden de, gaz göçlerinden de bahsetmek mümkündür. Bu çerçevede yapılan çalışmalar, yeraltı su ve gaz davranışlarını, fiziko-kimyasal özelliklerini sürekli olarak izlemeyi, anormal davranışları tesbit etmeyi ve bunları depremlerle ilişkilendirmeyi hedef alır. Burada temel yaklaşım, deprem fiziğini açıklamaksızın, parametrelerdeki değişim ile deprem oluşumu arasında ampirik bir ilişki belirlemektir. Bu çalışmalardaki en önemli zorluk, ölçülen parametrelerin ne oranda derin süreçleri yansıttığı ve ne oranda yüzey etkilerden ayıklanmış olduğunun bilenememesidir. d. Yerkabuğundaki elektriksel ve eloktromanyetik değişimlerin incelenmesi Yerin doğal elektrik ve elektromanyetik alanlarının yer ve uydu teknolojileriyle izlenmesi ve değerlendirilmesi araştırmalarıdır. Ölçü ve değerlendirme tekniklerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu yöntem, gerilim altında deformasyona uğrayan kayaçların, deprem öncesinde, gerilimin belli bir eşiğe ulaştığı anda, elektromanyetik dalga yayılımı yaptığı iddiasına dayanır. Bu davranışın fiziksel açıklaması ise, kayaç içerisindeki kuvartzın, piezoelektrik yapısından dolayı, deformasyon altında elektrik alan değişimlerine yol açması, ve dolayısıyla elektromanyetik dalga yaydığı şeklindedir. Bu çerçevede yürütülen çalışmalar, çeşitli biçimlerde doğal elektromanyetik sinyalleri izlemeyi hedefler. Kuramsal açıdan bakıldığında, kabuk deformasyonun yol açabileceği elektrik alan değişimleri çok küçüktür, ayrıca elektromanyetik bir iz oluşsa bile bu hızla sönümlenecektir. Sonuç olarak, bu işaretler var olsa bile bu işaretleri doğadaki başka sinyallerden ayırmak neredeyse mümkün değildir. Bu yöntemler bilim dünyasında çok tartışmalara neden olmuş ve genel olarak da kabul görmemiştir. e. S-Dalgası hız dağılımı değişimlerinin araştırılması Polarize olma özelliği taşıyan S-dalgasının, fay bölgelerinde deprem öncesi oluşabilecek dilatans (hacim genişlemesi) olayından etkilendiği öne sürülen anizotropisinin izlenmesi ve değerlendirilmesi araştırmalarıdır. Kuramsal açıdan bakıldığında, basınç altındaki kayaçlarda, özellikle S-dalga hızları, kritik bir gerilim eşiğinden sonra ciddi bir değişim gösterir. Deneysel olarak, kırılması muhtemel bir noktada cisim dalga hızları (özellikle Vp/Vs oranı) sürekli olarak izlenebilirse, bu hızlarda gözlenebilecek ani bir değişim veya hızın yönlere bağlı olarak farklı davranmaya başlaması (anizotropi) olası bir kırılmanın habercisi olarak değerlendirilebilir. Bu yöntemin uygulanmasındaki en büyük sorun, kabuğun derinliklerindeki Vp, Vs hızlarının hassas biçimde ölçülmesindeki zorluklardır. Bu yöntemler, 1970'li yıllarda çok ilgi çekmiş olmasına karşın, bugün ön planda değildir. 6. Temel Bilimsel Araştırmalar 6.1. Yerkabuğunun yapısı ve jeodinamik evrimi a. Neotektonik Geçmişte herhangi bir jeolojik zamanda başlayıp, etkinliğini günümüzde de sürdürmekte olan tektonik rejimdir. Diri faylar, diri fayların denetiminde gelişimini sürdüren çeşitli havzalar ve havzalar içinde çökelimini sürdüren yeterince pekişmemiş havza dolguları Ulusal Deprem Konseyi,
25 (özellikle Kuvaterner yaşlı sedimanlar) neotektonik dönemin en önemli ögeleridir. Neotektonik, ülkede deprem kaynağı olan diri fayların bölgesel dağılımları, kinematik özellikleri ve diri fay denetimli havzaların jeolojik zamana bağlı olarak geçirdikleri değişimlerin belirlenmesine dönük olarak yerel ve bölgesel ölçekte yapılacak tüm çalışmaları kapsar. Bölgesel ölçekte neotektonik rejimlerin türü bilinmeksizin diri fayların türleri, dolaylı olarak da depremlerin kaynağı doğru olarak belirlenemez b. Genel tektonik ve jeodinamik evrim modellemesi Güncel tektonik yapı ve buna bağlı gelişen depremler ülkenin genel jeolojik yapı ve bunu şekillendirmiş olan jeodinamik süreçlerle doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamdaki çalışmalar Doğu Akdeniz havzası içerisinde yer alan Anadolu nun geçirmiş olduğu jeolojik evrimin aydınlatılması ve bu evrim süreci içerinde yer alan güncel tektonik deformasyonların belirlenmesini hedefler. c. Derin kabuk yapısı ve jeotravers incelemeleri Depremlerin oluşumuyla ilgili her türlü araştırma ve değerlendirme, yerkabuğunun yapısı ve dinamiklerine ilişkin bilgi gerektirir. Depremler yerkabuğunun gevrek bölümünde meydana gelen deformasyonlar sonucu oluşur. Bu deformasyonların kaynağı ise yerküre içerisinde çeşitli derinliklerdeki dinamik süreçlerdir. Dolayısıyla yerkabuğunun derin yapısına ilişkin bilgiler deprem süreçlerinin değerlendirilmesine temel bilgi altyapısı niteliğindedir. d. Yerkabuğunun modellenmesi Kıtasal ve denizel üst kabuğunun elastik tabaka kalınlığı ve bölgesel değişimi, elastik tabaka kalınlığı ile sismojenik tabaka kalınlığı arasındaki ilişki, izostatik modellerden hangisinin uygun ve gerçekçi olduğu, Mohorovicic derinliği ve bölgesel dağılımı konularındaki araştırmalardır. Bölgesel ölçekte uygun sıklık ve doğrulukta gravite, sismik, topoğrafya, jeoid vb. verilere ihtiyaç vardır Ana Başlıklara Dayanak Olacak Gerekçeler 1) Türkiye nin Aktif Tektoniği, Diri Faylar ve Depremselliği Türkiye de deprem üretme potansiyeli olan tüm diri fayların; haritalanarak Türkiye Diri Fay Haritasının yenilenmesi ve ilgili veri tabanı bilgilerinin oluşturulması, segmentasyonu, karakteristik özellikleri, deprem geçmişleri, depremlerin zaman ve mekanda dağılımları, aktif faylarla olan ilişkileri, sismotektonik haritaların hazırlanması, tarihsel ve güncel deprem kataloglarının oluşturulması, artçı deprem aktivitelerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi, zaman bağımlı deprem oluşum modellerinin geliştirilmesi konularındaki AR-GE faaliyetlerinin arttırılması gerekmektedir. Konu, Ülkemizde deprem zararlarının azaltılması yönünde gerekli çalışmaların temelini oluşturmaktadır. Gerek ülke geneli, gerekse bölgesel ve yerel yerleşmeler bazında deprem zararlarının azaltılması yönünde atılacak ilk adım kabul edilebilir bir standartta Türkiye Diri Fay Ulusal Deprem Konseyi,
26 Haritası ve Deprem Katalogları hazırlamaktır. Türkiye de bu yönde yapılmış olan çalışmalar belli bir aşamaya gelmiş olsada henüz istenilen düzeyde değildir. Ülkenin aktif tektoniğine e deprem kataloglarına ilişkin çok sayıda yayın olmasına karşın bunlardan sistematik çıkarımlar yapmak çok zordur. Şu anda MTA Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmış bir Türkiye Diri Fay Haritası mevcuttur. Ancak, bu harita 1987 yılına kadar bilgileri içerir ve deprem tehlike analizleri açısından son on beş yıldaki bilimsel gelişmeler doğrultusunda detay deprem tehlike analizleri yapılmasına olanak sağlamaz. Bu nedenle ülkedeki diri fayların deprem tehlikesinde kullanılan fay parametrelerini ön planda tutan bir anlayışla yenilenerek güncellenmesi ve harita bilgisi ile bütünleşik bir veri tabanı oluşturulmasına ivedilikle gereksinim vardır. Bu kapsamda, son yirmi yılda dünyada da yeni gelişen bir araştırma alanı olan ve deprem tehlikesi değerlendirmelerinde ağırlıklı olarak kullanılan paleosismoloji bilgileri Diri Fay Veri Tabanı nın en önemli girdilerinden birini oluşturmaktadır. Ülkede var olan tarihsel deprem katalogları arasında ise büyük çelişkiler ve eksiklikler mevcut olup bunların hızla güncellenmesi gerekmektedir. Ülkede meydana gelen depremlerin yer ve zaman olarak en güvenilir şekilde gerçek zamanda tayini ilk yardım ve kurtarma çalışmaları açısından en önemli bilgi niteliğindedir. Ancak, Ulusal Sismik Ağın henüz tesis edilememiş, var olan ağların birbirinden kopuk, istasyonların ülkenin deprem kaynakları göz önüne alınarak dengeli dağılmamış olması nedeniyle bu konudaki bilgilendirmede eksiklikler mevcuttur. Ayrıca, bu ağlardan elde edilecek veri; kaynak tanımı ve parametreleri, oluşum ve kırılma süreçlerinin anlaşılması yönünde kullanılabilen bilgiyi oluşturacağından ulusal ve bölgesel düzeyde sismik ağların geliştirilmesi, bunlardan elde edilen bilginin araştırıcılara sistematik şekilde aktarılabilmesi gerekmektedir. Yer ve uzay teknolojilerinin hızla gelişmesine paralel olarak jeodezi verileri, deprem kaynak zonlarının belirlenmesi, deformasyon ve kırılma süreçlerinin aydınlatılması bağlamında deprem bilgi altyapısının önemli bir öğesi olmuştur. Deprem Bilgi Sistemine eklenecek jeodezik verilerin toplanabilmesi için ulusal ve bölgesel ağ altyapısı geliştirme zorunluluğu vardır. 2) Deprem Tehlikesi Ülkenin aktif tektoniği, deprem kaynakları ve depremsellik özelliklerinin belirlenmesine bağlı olarak yapılacak çalışmaların başında, ülke, bölge ve yerel ölçekte deprem tehlikesinin belirlenmesi çalışmaları gelmektedir. Bu çalışmalar; farklı kırılma özelliklerine sahip faylar için azalım ilişkilerinin geliştirilmesi, deterministik, stokastik veya hibrid tehlike analizlerinin yapılması, kuvvetli yer hareketi kayıtlarının değerlendirilmesi ve spektrum analizleri, enerjinin odaklanması ve topoğrafik etkilerin belirlenmesi, havzaların sismik modellenmesi ve davranışlarının araştırılması, yerel zeminlerin, yer mühendislik özelliklerine bağlı deprem davranışlarının, büyütme-azaltma etkilerinin, sıvılaşma, yanal yayılma, farklı oturma ve heyelan potansiyellerinin belirlenmesi ve yerleşmeler ölçeğinde mikro-bölgeleme tekniklerinin uygulanması ve geliştirilmesi konularındaki AR-GE faaliyetlerini içerir. Bölgesel ve yerel ölçeklerde deprem zararlarının azaltılması faaliyetleri, bu araştırmaların yapılmış olmasına bağlıdır. Dünyadaki değişik bölgeler için ivme tahmini amacıyla geliştirilen 120 civarında azalım ilişkisi, ağırlıklı olarak, ABD ve Japonya verilerine dayanmakta olup, bunların farklı tektonik rejimlere sahip deprem bölgelerinde kullanımları bazı sınırlamalar getirmektedir. Ülkemiz için geliştirilmiş çok az sayıda ivme azalım ilişkisi mevcut olmakla birlikte, bunlar makaslama dalga hızı ve ayrıca fay türü, fayın tavan veya tavan bloğunda Ulusal Deprem Konseyi,
27 bulunma durumu, yönlenme etkisi vb. gibi parametreler veri sınırlaması nedeniyle dikkate alınamamıştır. Bu açıdan mevcut ilişkilerin daha yüksek performansla ivme tahmini yapabilmelerine katkı sağlayabilecek araştırmaların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye'de yoğun nüfuslu yerleşim merkezlerinin büyük bölümü, kırılma olasılığı yüksek diri faylara yakın konumlarda ve genelde ovalık alanlarda kurulmuştur. Yapılaşma, zemin koşullarının elverişsiz, ancak daha kolay olduğu yumuşak dolgulu havzalar üzerinde yoğunlaşmıştır. Deprem tehlikesinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınabilmesi için, zemin koşullarının yarattığı olumsuz etkiyi kantitatif ölçülerle, ayrıntılı biçimde belirlemek bir önkoşul durumuna gelmiştir. Bu çalışmalar 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde yer alan ve nüfusu belli bir eşiğin üzerindeki tüm yerleşimler için mutlaka yürütülmelidir. Bu var olan hızlı şehirleşme süreci içerisinde, yeni alanların belirlenmesi, eski alanların iyileştirilme çalışmalarının temeli deprem-zemin ilişkisinin sağlıklı bir şekilde ortaya konulması ile sağlanabilecektir. 3) Deprem kaynağında Kırılma ve Yırtılma Süreçleri Aynı fay zonu ve aynı tektonik gerilme altında olsalar dahi, faylarda veya fay segmentlerinde, kırılmaların başlangıcı, ilerlemesi ve sonlanması ve bu süreç içersinde ortaya çıkan sismik dalgaların yayılması ve taşıdıkları enerji farklı olabilmektedir. Özellikle yerel ölçekte deprem tehlikesinin güvenilir olarak belirlenebilmesi için, deprem kaynak zonları fiziği konusunda AR-GE faaliyetlerine ihtiyaç vardır. Bu konuda Türkiye de yapılmış olan AR-GE çalışmaları yok denecek kadar azdır. Bilimsel açıdan bakıldığında, insan yaşamını bu kadar etkiliyor olmasına ve temel fiziksel açıklamaların (örn, levha hareketleri sonucu oluşan gerilim birikimleri) yapılmış olmasına rağmen deprem olgusunun hala çok az biliniyor olması şaşırtıcıdır. Kabukta biriken gerilim enerjisinin belli şartların oluşması halinde nasıl kırılmaya dönüştüğü, bu kırılmanın mevcut zayıflık alanlar ile olan ilişkisi, kırığın ilerlemesinde sürtünmenin rolü günümüzde bilimin temel soruları olarak güncelliğini korumaktadır. Gerilim-kırılma süreçlerinin etki alanında mineralojik, kimyasal, vb parametrelerin nasıl bir evrim gösterdiği, geçmiş derpemlerinin izinin sürülmesi ve gelecektekilerin açıklanması açısından da önemli bir rol oynar. Ülkemizde her türden depremin sık bir şekilde varolması, ülke olarak bu bilim dalı için bir laboratuvar oluşturuyor olmamız, bu temel bilim dalında daha fazla etkinlik gösterilmesi gerektiğini vurgular. 4) Deprem Bilgi Sistemleri Ulusal düzeyde deprem zararlarının azaltılabilmesi öncelikle, ülkede deprem tehlikesinin en güvenilir şekilde ortaya konulması ve bu bilgilerin yeterli teknik donanım ve araçlarla, stratejik planlama ve uygulama sürecinde karar vericilerin kullanımına sunulmasına bağlıdır. Bu süreç, sürekli olarak yenilenen ve geliştirilen veri tabanlarıyla beslenen bir Deprem Bilgi Sisteminin veya bilgi bankasının kurulmasını gerektirmektedir. Bu bilgi sistemi içersinde; ulusal ve yerel sismik ağlardan elde edilen veriler, ulusal ve yerel kuvvetli yer hareketi ağlarından elde edilen veriler, ulusal/yerel jeodezik ağlardan elde edilen veriler, gerçek zamanlı uyarı ve hasar tahmin sistemleri verileri, deniz seviyesi izleme ağı ve tsunami erken uyarı sistemi verileri, coğrafi bilgi sistemleri ve yer bilgi sistemleri verileri, standart formatlarda sürekli olarak toplanarak, yenilenmeli ve Ulusal Deprem Konseyi,
28 geliştirilmelidir. Halen Ülkemizde, yukarıda sayılan ulusal gözlem ağları yetersizdir, bir kısmı ise hiç yoktur. 5) Depremlerin Önceden Kestirimi Depremlerin önceden kestirilmesi konusunda bilim dünyasının başarılı olmadığını, ve bu nedenle bir gereklilik tanımı yapılmasının zor olduğunu belirtmek gerekir. Son yirmi yıl içerisinde ülkemizde bu yönde çok sayıda çalışma yapılmış bunlardan iki adedi büyük ölçekte uluslararası platformda yürütülmüştür (Mudurnu Vadisi (Almanya) ve İznik Mekece (Japonya). Ancak dünyadaki diğer örneklerinde de olduğu gibi başarı sağlanamamış, depremler bu konumda değil, komşu faylar üzerinde oluşmuştur. Olumsuz sonuçlara, konunun spekülasyona yatkın bir alan oluşturmasından kaynaklanan bilim dışı faaliyetler de eklenince bu çalışmalar güncelliğini kaybetmiştir. Depremlerin Önceden kestirilmesi 1960'lı yıllarda Levha Tektoniği kavramlarının getirdiği iyimserlik havası kaybolmuş, ciddi ülkeler kaynaklarını deprem zararlarını azaltma (1. ve 2. maddeler) çalışmalarına yönlendirmişlerdir. Ancak, depremler öncesinde aktif fay zonları boyunca ve yakın çevrelerinde bazı işaretçi fiziko kimyasal değişimler in gerçekleştiği sürekli tartışılan bir olgudur. Bu kapsamda yapılacak olan izleme ve ölçme çalışmaları deprem kaynağı fiziğinin daha iyi anlaşılmasına ve uzun vadede depremlerin kestirebilirliği amaçlarına katkılar sağlayacaktır 6) Jeodinamik Evrim Konusunda Temel Bilimsel Araştırmalar Ülkemizin jeolojik tarihi bir anlamda Doğu Akdeniz'in evriminin anahtarlarını içerir. Ancak bu konu önemli olduğu kadar zor ve girift sorun olarak karşımıza çıkar. 1970'li yıllar sonrasında Levha Tektoniğinin verdiği ilk ivme ile, ülkemizin genel dinamiği yeniden yazılmış ve ağırlıklı olarak jeolojik gözlemlere dayanan bir evrim modeli kaba hatlarıyla ortaya çıkarılmıştır. Bugün ise önerilen bu modellerin, daha karmaşık gözlemler (sismolojik, jeodezik, petrolojik, vb) ile kantitatif biçimde test edilmesi aşamasında gelinmiştir. Bu aşamada, daha fazla ayrıntıya girilmesi gereği ortaya çıktığı gibi, geçmişte önerilmiş bazı modellerin verilerle doğrulanmadığı, yeni açıklamaların kaçınılmazlığı da görülmüştür. Ülkemizde bu çalışma alanında çok yetkin araştırıcılar vardır. Bu temel çalışmaların yapılması, yerbilimleri alanın tümüne olduğu gibi deprem araştırmalarına önemli bir temel teşkil edecektir. Ulusal Deprem Konseyi,
29 3.2. İnşaat Bilimleri Alanı Ana Başlıklar ve Tanımlar 1) Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması (A)* Mevcut yapı sistemlerinin deprem etkileri altındaki güvenlik ve performanslarının belirlenmesine ve yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan yapıların güçlendirilmesine ve son yıllarda çeşitli ülkelerde geliştirilmekte ve kısmen uygulanmakta olan yaklaşımlara ve standartlara paralel olarak, ülkemizdeki geleneksel inşaat teknolojisi ve uygulamaları çerçevesinde, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması. A* Öncelik sıralaması 2) Yeni teknolojik malzemeler kullanarak betonarme yapı elemanlarının performanslarının geliştirilmesi (B) Ülkemizdeki mevcut betonarme yapıların önemli bir bölümünde, gerek kolon ve kirişlerde, gerekse kolon-kiriş birleşim bölgelerinde gerekli yapım detaylarının uygulanmadığı görülmektedir. Bunun sonucunda, yapı elemanları depremler sırasında ciddi şekilde hasar görebilmektedir. Bu yetersizliklerin neden olduğu performans kaybını gidermek üzere, kolay uygulanabilir, etkin ve ekonomik yeni yöntemlerin geliştirilmesi, yeni teknolojik malzemelerin (örneğin karbon lifli malzemeler) ülkemizdeki yapı özellikleri dikkate alınarak gözden geçirilmesi ve Türkiye koşullarına uyarlanması amaçlanmaktadır. 3) Donatılı ve donatısız yığma (kerpiç dahil) binaların tasarımına, yapımına ve güçlendirilmelerine yönelik teknik bilgilerin yaygınlaştırılması (B) Ülkemizde yaygın olarak uygulanmakta olan donatısız yığma binaların (kerpiç dahil) tasarımına, yapımına, yeterli güvenliğe sahip olmayan mevcut yığma binaların güçlendirilmelerine ve donatılı yığma bina uygulamalarına yönelik teknik bilgilerin oluşturulması, yaygınlaştırılması ve standartlaştırılması. 4) Deprem etkisindeki betonarme yapılarda kolon-kiriş birleşim bölgelerinin davranışlarının incelenmesi (B) Mevcut betonarme yapılarda uygulanmakta olan kolon-kiriş birleşim detaylarının, deprem etkileri altındaki yapı davranışına etkilerinin incelenmesi ve birleşim detaylarının iyileştirilmesi amacıyla, pratik ve uygulanabilir yöntemlerin geliştirilmesi. 5) Türkiye deki mevcut altyapı sistemlerinin kapasitelerini ve ihtiyaçlarını göz önüne alan, deprem güvenliği belirleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması (C) Mevcut alt yapı sistemlerinin deprem etkileri altındaki güvenlik ve performanslarının belirlenmesine yönelik olarak, hali hazır uygulama dokümanlarını ve bugüne kadar Ulusal Deprem Konseyi,
30 edinilen deneyimleri de dikkate alarak, son yıllarda diğer bazı ülkelerde geliştirilmekte ve uygulanmakta olan yaklaşımlara ve standartlara paralel olarak, deprem güvenliği belirleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması. 6) Köprü ve viyadükler konusunda Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması (A) Mevcut köprü ve viyadüklerin deprem etkileri altındaki güvenlik ve performanslarının belirlenmesine ve yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan yapıların güçlendirilmesine yönelik olarak, son yıllarda diğer bazı ülkelerde geliştirilmekte ve kısmen uygulanmakta olan yaklaşımlara ve standartlara paralel olarak, ülkemizdeki geleneksel inşaat teknolojisi ve uygulamaları çerçevesinde, deprem güvenliği belirleme, onarım ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması. 7) Prefabrik yapı sistemleri konusunda Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve onarım-güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması (B) Mevcut prefabrik yapı sistemlerinin deprem etkileri altındaki güvenlik ve performanslarının belirlenmesine ve yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan yapıların onarım ve güçlendirilmesi amacıyla, son yıllarda çeşitli ülkelerde geliştirilmekte ve kısmen uygulanmakta olan yaklaşımlara ve standartlara paralel olarak, ülkemizdeki geleneksel inşaat teknolojisi ve uygulamaları çerçevesinde, deprem güvenliği belirleme ve onarımgüçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması. 8) Tarihi yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmelerine yönelik teknik bilgilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması (B) Büyük bir bölümü yığma, ahşap veya bunların karışımından oluşan mevcut tarihi yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve yeterli güvenliğe sahip olmayan yapıların, tarihi özelliklerini de koruyacak şekilde güçlendirilmelerini öngören güçlendirme tekniklerinin geliştirilmesi. 9) Temel zemini ile yapı temelleri arasında (kısmi) sismik izolasyon tabakası işlevi görecek doğal ve yapay malzemelerin araştırılması (C) Zemin büyütmesinin fazla olduğu bölgelerde inşa edilecek olan yapı sistemlerinin deprem etkileri altındaki güvenlik ve performanslarının artırılması için, sismik izolasyon işlevi görerek zeminden üst yapı sistemine aktarılan deprem etkilerinin azaltılması amacıyla, son yıllarda diğer bazı ülkelerde geliştirilmekte ve kısmen uygulanmakta olan malzemelere paralel olarak, doğal veya yapay malzemelerin belirlenmesi, bunların kullanılma yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlarının hazırlanması. Ulusal Deprem Konseyi,
31 10) Kazıklar, jet-grout kolonları, taş kolonlar ve benzeri zemin iyileştirme elemanlarının zemin büyütmesi ve titreşim özellikleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve depreme karşı güvenli yapı tasarımında dikkate alınması (B) Zemin iyileştirmesi için kullanılan kazıklar, jet-grout kolonları, taş kolonlar ve benzeri elemanların depremler sırasında zemin büyütmesi ve titreşim özellikleri üzerinde etkisinin, son yıllarda çeşitli ülkelerde geliştirilmekte ve kısmen uygulanmakta olan yaklaşımlara ve standartlara paralel olarak, depreme karşı güvenli yapı tasarımında ve güçlendirme çalışmalarında dikkate alınması. 11) Sıvılaşmanın yol açacağı, zemindeki dayanım kaybı, rijitlik azalması (kaybı) ve benzeri değişiklikler ile bunların yapısal davranış üzerindeki etkilerinin araştırılması (C) Sıvılaşmanın yol açacağı, zemindeki dayanım kaybı, rijitlik azalması (kaybı) ve benzeri değişiklikler ile bunların yapısal davranış üzerindeki etkilerinin araştırılması ve sıvılaşma potansiyelinin yüksek olduğu bölgelerde deprem sırasında ortaya çıkan bu etkilerin belirlenmesi, konuya ilişkin standart ve yönetmeliklerin hazırlanması. 12) Zemin iyileştirme teknikleri ile sıvılaşma direncinin arttırılması (C) Zeminlerin sıvılaşma direncinin arttırılması için uygulanabilecek yöntemlerin araştırılarak bu yöntemlerin uygulamalarına yönelik esasların ve standartların oluşturulması. 13) Türkiye'deki yapım koşulları esas alınarak kentsel ölçekte deprem hasarı tahmin yöntemlerinin geliştirilmesi (A) Kentsel ölçekte hasar tahmin çalışmalarının rasyonel ve tutarlı bir biçimde gerçekleştirilmesi için, Türkiye deki yapım koşulları dikkate alınarak ve nonlineer taşıyıcı sistem davranışını esas alan ayrıntılı sayısal simülasyonlar yapılarak, bina türü yapı grupları için gerekli olan envanter bilgilerinin belirlenmesi ve bu bilgilere dayalı kentsel hasar tahmin yöntemleri geliştirilmesi. 14) Kentsel dönüşümde ortaya çıkabilecek molozların geri kazanılmalarını amaçlayan teknolojilerin geliştirilmesi (A) Çok sayıda binanın yıkılmasını gerektiren, ancak bu yıkımlarda ortaya çıkacak büyük miktardaki molozun çevresel bakımdan önemli bir sorunun kaynağını oluşturduğu kentsel yenilemede, organize bir prefabrikasyon uygulaması ile birlikte, ortaya çıkan molozun uygun teknolojilerle geri dönüştürülerek yeni yapıların üretiminde alternatif yapı malzemeleri olarak değerlendirilmesi. 15) Yeni yapılacak binalar için depreme dayanıklı, ekonomik bina tipolojilerinin geliştirilmesi (A) Deprem zararlarının azaltılması için ciddi bir seçenek olarak gündeme gelmiş olan kentsel yenileme olgusu çerçevesinde, kentsel yapı stokunun kütlesel bazda hızla Ulusal Deprem Konseyi,
32 yenilenebilmesi için, depreme dayanıklı, ancak çok ekonomik bir biçimde inşa edilebilecek olan standart yapı tipolojilerinin geliştirilmesi. 16) Türkiye koşullarında uygulanabilecek taban izolasyonu ve enerji sönümleyici aygıtların geliştirilmesi (A) Özellikle, telekomünikasyon santral binaları, hastaneler, afet yönetim merkezleri ve benzeri özel amaçlı yapılarda ve yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan mevcut yapıların güçlendirilmesinde, deprem etkilerinin azaltılması amacıyla, taban izolasyonu ve enerji sönümleyici aygıtlar gibi ileri teknoloji ürünlerinin ülkemiz koşullarına uygun olarak geliştirilmesine yönelik araştırmaların yapılması ve bu aygıtların kullanımına ilişkin standartların hazırlanması. 17) Yanıcı ve zehirleyici türden tehlikeli maddeler depolanan tanklar ve benzeri yüksek riskli yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmesi (B) Yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan, yanıcı ve zehirleyici türden tehlikeli maddeler depolanan tanklar için çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan yönetmelik ve standartların karşılaştırmalı olarak incelenerek, bu tür özel yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesine ve yeterli güvenliğe sahip olmayan yapıların güçlendirilmelerine yönelik yönetmelik ve standartların hazırlanması. 18) Deprem mühendisliği alanında çalışan Üniversiteler konsorsiyumu tarafından bir Ulusal Deprem Mühendisliği Laboratuarı kurulması ve işletilmesi (A) Deprem mühendisliği alanında ileri düzeyde ve yüksek teknoloji gerektiren deneysel araştırmalar yapmak üzere, Türkiye de deprem mühendisliği alanında çalışan Üniversitelerin oluşturacağı bir konsorsiyum tarafından, Ulusal Deprem Mühendisliği Laboratuarı kurulması ve bu laboratuarın sürekliliğinin sağlanması Alt Başlıklar ve Tanımlar 1) Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması a) Çeşitli ülkelerde, mevcut yapıların deprem güvenlik ve performanslarının belirlenmesine ve güçlendirilmelerine yönelik çalışmaların, projelerin, doküman ve standartların değerlendirilmesi. b) Yakın fay etkilerinin göz önüne alınması. c) Ülkemizde, çeşitli dönemlerde boyutlandırılan ve inşa edilen yapıların genel karakterlerinin incelenmesi. d) Yer değiştirmeye bağlı performans değerlendirme yöntemlerinin ve performans limitlerinin ülkemiz koşullarına göre belirlenmesi. e) Geliştirilen yöntem ve yaklaşımların uygulama ve kalibrasyon çalışmaları. Ulusal Deprem Konseyi,
33 f) Güçlendirme yöntemlerinin ülke koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi ve uygun güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi. g) Geliştirilen yöntemlerin standartlaştırılması çalışmaları. 2) Yeni teknolojik malzemeler kullanarak betonarme yapı elemanlarının performanslarının geliştirilmesi a) Ülkemizde çeşitli dönemlerde boyutlandırılan ve inşa edilen mevcut yapılarda, kolonlar, kirişler, kolon-kiriş birleşim bölgeleri gibi yapı elemanlarının ve detaylarının genel karakterlerinin incelenmesi. b) Mevcut yapılarda sık karşılaşılan, farklı özellik ve detaylardaki yapı elemanlarının birleşim bölgelerinin davranışının analitik olarak incelenmesi. c) Mevcut yapılarda sık karşılaşılan, farklı özellik ve detaylardaki yapı elemanlarının davranışlarının deneysel olarak incelenmesi. d) Yeni teknolojik malzemeler (örneğin karbon lifli malzemeler) kullanarak, mevcut yapılardaki farklı özellik ve detaylara sahip yapı elemanlarının davranışlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar. e) Geliştirilen yöntemleri standartlaştırma çalışmaları. 3) Donatılı ve donatısız yığma (kerpiç dahil) binaların tasarımına, yapımına ve güçlendirilmelerine yönelik teknik bilgilerin yaygınlaştırılması a) Donatılı ve donatısız yığma binaların tasarımı ve yapımı. b) Mevcut donatısız yığma binaların (kerpiç binalar dahil) taşıyıcı sistem güvenliklerinin belirlenmesi. c) Yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan mevcut donatısız yığma binalar (kerpiç binalar dahil) için güçlendirme yöntemleri oluşturulması. d) Donatılı yığma bina uygulamalarının yaygınlaştırılması ve bu tür yapıların öneminin ortaya konulması. 4) Deprem etkisindeki betonarme yapılarda kolon-kiriş birleşim bölgelerinin davranışlarının incelenmesi a) Ülkemizde çeşitli dönemlerde boyutlandırılan ve inşa edilen mevcut yapılarda kolonkiriş birleşim bölgelerinin genel karakterlerinin incelenmesi. b) Farklı özellik ve detaylara sahip olan kolon-kiriş birleşim bölgelerinin davranışlarının analitik olarak incelenmesi. c) Farklı özellik ve detaylara sahip olan kolon-kiriş birleşim bölgelerinin davranışlarının deneysel olarak incelenmesi. d) Mevcut yapılar için, farklı özellik ve detaylara sahip olan kolon-kiriş birleşim bölgelerinin davranışlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar. e) Yeni yapılar için, farklı özellik ve detaylardaki kolon-kiriş birleşim bölgelerinin tasarımına yönelik çalışmalar. Ulusal Deprem Konseyi,
34 f) Geliştirilen yöntemleri standartlaştırma çalışmaları. 5) Türkiye deki mevcut altyapı sistemlerinin kapasitelerini ve ihtiyaçlarını göz önüne alan, deprem güvenliği belirleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması a) Altyapı sistemlerinin tasarımı ve inşaatı ile ilgili hali hazır ulusal mevzuatın derlenmesi. b) Çeşitli ülkelerde, mevcut altyapı sistemlerinin deprem güvenliklerinin belirlenmesine yönelik çalışmaların, projelerin, doküman ve standartların değerlendirilmesi. c) Söz konusu çalışmaların ülkemiz koşulları dikkate alınarak geliştirilmesi. d) Geliştirilen yöntem ve yaklaşımların uygulama ve kalibrasyon çalışmaları. e) Geliştirilen yöntemleri standartlaştırma çalışmaları. 6) Köprü ve viyadükler konusunda Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması a) Ülkemizde, yoğunlukla 1970 li yıllarda başlayan devlet yolları ve otoyollarda inşa edilen köprü ve viyadüklerin deprem güvenliklerinin belirlenmesi bağlamında yapılan çalışmaların ve kullanılan kriterlerin belirlenmesi, bunların dayandırıldığı esasların tespiti. b) Çeşitli ülkelerde, mevcut köprü ve viyadüklerin deprem güvenliklerinin ve performanslarının belirlenmesine ve güçlendirilmelerine yönelik çalışmaların, projelerin, döküman ve standartların değerlendirilmesi. c) Ülkemizde, çeşitli dönemlerde boyutlandırılan ve inşa edilen köprü ve viyadüklerin genel karakterlerinin incelenmesi. d) Bu tür yapılar bağlamında, yer değiştirmeye bağlı performans değerlendirme yöntemlerinin ve performans limitlerinin ülkemiz koşullarına göre belirlenmesi. e) Geliştirilen yöntem ve yaklaşımların uygulama ve kalibrasyon çalışmaları. f) Onarım ve güçlendirme yöntemlerinin ülkemiz koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi ve uygun güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi. g) Geliştirilen yöntemleri standartlaştırma çalışmaları. 7) Prefabrik yapı sistemleri konusunda Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve onarım-güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması a) Ülkemizde uygulanmakta olan mevcut prefabrik yapı sistemlerinin incelenmesi, deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve gerekenler için onarım-güçlendirme projesi tasarımı bağlamında, mevcut dokümanların, bunların dayandığı esasların ve edinilen deneyimlerin değerlendirilmesi. Ulusal Deprem Konseyi,
35 b) Çeşitli ülkelerde, mevcut prefabrik yapıların deprem güvenlik ve performanslarının belirlenmesine, onarım ve güçlendirilmesine yönelik çalışmaların, projelerin, doküman ve standartların değerlendirilmesi. c) Ülkemizde, çeşitli dönemlerde boyutlandırılan ve inşa edilen kısmen monolitikkarma yapıların genel karakterlerinin incelenmesi. d) Bu tür yapılar için, yer değiştirmeye bağlı performans değerlendirme yöntemlerinin kuvvete ve dayanıma dayalı yöntemlerle karşılaştırılması, sonuçların gerektirmesi durumunda, yer değiştirmeye bağlı performans değerlendirme yöntemlerinin ve performans limitlerinin ülkemiz koşulları da dikkate alınarak belirlenmesi. e) Geliştirilen yöntem ve yaklaşımların uygulama ve kalibrasyon çalışmaları. f) Geliştirilen yöntemleri standartlaştırma çalışmaları. 8) Tarihi yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmelerine yönelik teknik bilgilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması a) Tarihi yapıların düşey yükler ve deprem etkileri altında taşıyıcı sistem güvenliklerinin belirlenmesi. b) Yeterli güvenliğe sahip olmayan tarihi yapılar için güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi. c) Tarihi yapılarda onarım ve güçlendirme uygulamalarında uyulacak kuralların oluşturulması. 9) Temel zemini ile yapı temelleri arasında (kısmi) sismik izolasyon tabakası işlevi görecek doğal ve yapay malzemelerin araştırılması a) Yapı temelleri altında, sismik izolasyon amacıyla kullanılabilecek doğal ve yapay malzemelerin ülke koşullarına göre seçimi ve uygulanacak yöntemlerin belirlenmesi. b) Seçilen malzemelerin mühendislik özelliklerinin laboratuar deneyleri ile saptanması. c) Seçilen malzemeler ile sarsma tablasında model deneyler yapılması. d) Sarsma tablasında yapılan model deneyler ile, amaca uygun malzemelerin belirlenmesi ve bu malzemelerin en randımanlı kullanım yönteminin saptanması. e) Sarsma tablası model deneylerinden elde edilen bulgular ile pratiğe yönelik formül, abak ve/veya tabloların hazırlanması. f) Sarsma tablası model deneylerinin sayısal analizleri. g) Yapılan bilimsel çalışmalar ışığında yapı temelleri altında sismik izolasyon olarak kullanılabilecek doğal ve yapay malzemelerin ve bunların kullanım yöntemlerinin standartlaştırılması. Ulusal Deprem Konseyi,
36 10) Kazıklar, jet-grout kolonları, taş kolonlar ve benzeri zemin iyileştirme elemanlarının zemin büyütmesi ve titreşim özellikleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve depreme karşı güvenli yapı tasarımında dikkate alınması a) Kazıklar, jet-grout kolonları, taş kolonlar ve benzeri elemanların zemin büyütmesi ve titreşim özellikleri üzerinde etkisi hakkında gerekli dökümanların toplanması. b) İyileştirilmiş ortamın sayısal modellerinin yapılması ve analizlerinin gerçekleştirilmesi. c) Zemin iyileştirilmesi uygulanmış ve uygulanmamış arazilerdeki deprem kayıtlarının toplanması, karşılaştırılmalı sayısal analizlerin yapılması. d) Zemin iyileştirmesinin, yer sarsıntısının frekans ve genlik özellikleri üzerindeki etkisinin depreme karşı güvenli yapı tasarımında dikkate alınabilmesi için gerekli yöntemlerin geliştirilmesi. 11) Sıvılaşmanın yol açacağı, zemindeki dayanım kaybı, rijitlik azalması (kaybı) ve benzeri değişiklikler ile bunların yapısal davranış üzerindeki etkilerinin araştırılması a) Sıvılaşmanın yol açacağı, zemindeki dayanım kaybı, rijitlik azalması (kaybı) ve benzeri değişiklikler ile bunların yapısal davranış üzerindeki etkilerine yönelik literatür araştırması yapılması ve mevcut dökümanların toplanması. b) Model deneyler yapılması. c) Model deneylerden elde edilen bulgulardan yararlanarak amprik ve/veya sayısal bağıntıların elde edilmesi. d) Model deneylere dayanan amprik bağıntıların geçmişte sıvılaşma oluşmuş sahalara ait ölçüm ve gözlemlere uygulanarak kalibrasyonunun sağlanması. e) Sıvılaşma potansiyeli yüksek sahalarda yapılacak yapılar ile ilgili standart ve yönetmeliklerin hazırlanması. 12) Zemin iyileştirme teknikleri ile sıvılaşma direncinin arttırılması a) Çeşitli ülkelerde, zemin iyileştirme teknikleri ile sıvılaşma direncinin artırılmasına yönelik mevcut bilgi ve dökümanların toplanması. b) Ülkemizde jet grout, taş kolon ve benzeri tekniklerin uygulandığı, sıvılaşma potansiyeli yüksek sahaların belirlenmesi. c) Bu sahalarda, serbest alan ve iyileştirilmiş alanda aletsel gözlem yapılması. d) Gözlem yapılan alanların sayısal olarak modellenmesi. e) Geliştirilen yöntemleri standartlaştırma çalışmaları. 13) Türkiye'deki yapım koşulları esas alınarak kentsel ölçekte deprem hasarı tahmin yöntemlerinin geliştirilmesi a) Diğer ülkelerde geliştirilmiş bulunan kentsel hasar (kayıp) tahmin yöntemlerinin kritik değerlendirilmesi. Ulusal Deprem Konseyi,
37 b) Türkiye de daha önce yapılmış bulunan uygulamaların kritik değerlendirmesi. c) Yapılan teorik, deneysel çalışmalar ve deprem hasar gözlemlerinden çıkarılan dersler ışığında, bina hasarını ve can kaybını etkileyen en önemli yapısal verilerin tanımlanması, bu verileri pratik bir biçimde sağlamak üzere, Türkiye deki bina tipolojisinin, bina envanterinin içeriğinin ve formatının belirlenmesi. d) Türkiye deki bina tipolojisi ve hasarı etkileyen temel unsurlar veri olarak alınarak, nonlineer taşıyıcı sistem davranışını esas alan ayrıntılı sayısal simülasyonlar yapılması ve elde edilen sonuçların istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmesi. e) Bu çalışmaların sonucunda, seçilmiş bulunan bina tiplerinin her biri için çeşitli hasar düzeylerinde kullanılmak üzere hasar görebilirlik (vulnerability) ilişkilerinin düzenlenmesi. f) Geliştirilen yöntemlerin ve hasar tahmin araçlarının belirli sayıda pilot projede sınanması ve gerektiğinde revize edilerek geliştirilmesi. 14) Kentsel dönüşümde ortaya çıkabilecek molozların geri kazanılmalarını amaçlayan teknolojilerin geliştirilmesi a) İnşaat moloz ve artıklarının geri kazanımı konusunda Avrupa Birliği ülkelerinde geliştirilmiş bulunan teknolojilerin ayrıntılı biçimde irdelenmesi. b) Türkiye de kentsel inşaat molozlarının önemli bir kısmını oluşturan düşük kaliteli beton ve tuğla malzemelerinin, alternatif hafif agrega ve hafif dolgu duvarı malzemesi kaynakları olarak değerlendirilebilmesi için ayrıntılı teorik ve deneysel çalışmalar yapılması, üretim teknolojisinin geliştirilmesi. c) Betonarme donatı çeliğinin inşaat molozundan kolaylıkla ayrılabilmesini ve hurda olarak değerlendirilmesini sağlayacak teknolojinin geliştirilmesi. 15) Yeni yapılacak binalar için depreme dayanıklı, ekonomik bina tipolojilerinin geliştirilmesi a) Optimum konut birimi büyüklükleri için sosyal ve ekonomik incelemeler yapılması. b) Ülkenin belirli merkezlerinde yerel olarak kolaylıkla kurulabilecek prefabrikasyon tesislerinde üretilebilen, ağır montaj ekipmanı gerektirmeyen tipleştirilmiş prefabrike bina sistemlerinin depreme dayanıklı tasarımı. c) Kütlesel olarak yıkımı yapılan mevcut binaların molozlarının geri kazanımı ile elde edilen dönüştürülmüş yapı malzemelerinin bina tasarımında ve üretiminde etkin olarak kullanılması. d) Opsiyonel olarak bina tasarım ve montajında basit ve ucuz deprem izolasyonu gereçlerinden yararlanılması Ulusal Deprem Konseyi,
38 16) Türkiye koşullarında uygulanabilecek taban izolasyonu ve enerji sönümleyici aygıtların geliştirilmesi a) Taban izolasyonu ile yapılardaki deprem etkilerinin azaltılmasına yönelik araştırmaların, projelerin, doküman ve standartların değerlendirilmesi. b) Değerlendirilen taban izolasyonu gereçlerinden ülkemiz için uygun olanların belirlenmesi. c) Bu tür taban izolasyonu gereçleri kullanılan yapıların analiz ve boyutlandırılma esasları ile ilgili standartlaştırma çalışmaları. d) Enerji sönümleyici aygıtlar ile ilgili araştırmaların, projelerin, doküman ve standartların değerlendirilmesi. e) Değerlendirilen enerji sönümleyici aygıtlarından ülkemiz için uygun olanların belirlenmesi. f) Bu tür enerji sönümleyici aygıtları kullanarak deprem etkilerinin azaltılmasına yönelik yapı analiz ve boyutlandırılma esasları ile ilgili standartlaşma çalışmaları. 17) Yanıcı ve zehirleyici türden tehlikeli maddeler depolanan tanklar ve benzeri yüksek riskli yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmesi a) Çeşitli ülkelerde gerçekleştirilen, yanıcı ve zehirleyici maddeler depolanan tanklar ile ilgili araştırmaların, projelerin, doküman ve standartların değerlendirilmesi. b) Değerlendirme sonucunda, bu yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmeleri için uygun yönetmelik ve standartların hazırlanması. 18) Deprem mühendisliği alanında çalışan Üniversiteler konsorsiyumu tarafından bir Ulusal Deprem Mühendisliği Laboratuarı kurulması ve işletilmesi a) Gerek kaynak israfının önlenmesi, gerekse ülkenin deprem mühendisliği alanındaki deneysel uzmanlık birikiminin bir araya getirilmesi ve etkin bir biçimde kullanılabilmesi amacı ile ortak bir Ulusal Laboratuar kurulması. b) Laboratuarda gerçek boyutlu (birebir ölçekte) sözde-dinamik (pseudo-dynamic) deneylerin yapılabilmesi için büyük reaksiyon duvar(lar)ının inşa edilmesi, gerekli tüm donanımın ve yazılımın sağlanması. c) Eleman (komponent) deneylerinin yapılabilmesi için daha küçük reaksiyon duvar(lar)ının inşa edilmesi, gerekli tüm donanımın ve yazılımın sağlanması. d) Laboratuarda gerçek dinamik deneylerin yapılabilmesi için 3 veya 6 serbestlik dereceli büyük sarsma masası veya masalarının kurulması, gerekli tüm donanımın ve yazılımın sağlanması. e) Laboratuarın üniversiteler konsorsiyumu tarafından oluşturulacak bir ekiple teknik ve yönetsel olarak işletilmesi. f) Laboratuarın yönetimi, teknik kadrolarının sürdürülebilirliği, ekipmanların bakımı için sürekli olarak desteklenmesi. Ulusal Deprem Konseyi,
39 g) Laboratuarın, proje bazında kaynağı sağlanmış olmak kaydı ile, konsorsiyum üyesi üniversiteler yanında ülkedeki diğer üniversite, araştırma kurumları ve uygulayıcılara açık olması Ana ve Alt Başlıklara Dayanak Olacak Gerekçeler 1) Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması Yurdumuzda meydana gelen depremlerin büyüklüklerinin gerektirdiğinden çok daha fazla hasara, can ve mal kaybına neden oldukları bilinmektedir. Bu sonuç, deprem bölgelerindeki binaların önemli bölümünün yeterli bir deprem güvenliğine sahip olmadığını vurgulamaktadır. Aktif bir deprem kuşağı üzerinde bulunan ülkemizde, gelecekteki olası depremlerde benzeri olumsuz sonuçların meydana gelmemesi için acil önlemler alınması gerekmektedir. Bu önlemlerin başında, özellikle deprem riski yüksek olan bölgelerden başlayarak, mevcut yapıların deprem güvenliklerinin sistematik bir şekilde belirlenmesi ve yeterli güvenliğe sahip olmayan yapılar ve yapı grupları için, güçlendirme veya kentsel dönüşüm önlemlerinin alınması gelmektedir. Özellikle son yıllarda üzerinde çalışılmakta olan, yer değiştirme ve şekil değiştirmeye bağlı performans belirleme yöntemlerinin mevcut yapılara uygulanması suretiyle, yapıların deprem güvenliklerinin gerçekçi bir şekilde belirlenmesi mümkün olabilmektedir. Ayrıca, bu yöntemlerin ülkemiz koşullarına uygun olarak geliştirilmesi özellikle önem kazanmaktadır. 2) Yeni teknolojik malzemeler kullanarak betonarme yapı elemanlarının performanslarının geliştirilmesi Ülkemizde meydana gelen depremlerde oluşan hasarların önemli bir bölümünün taşıyıcı elemanların gerektiği gibi tasarlanmamış ya da inşa edilmemiş olmasından kaynaklandığı bilinmektedir. Olası depremlerde hasarı, can ve mal kaybını en az düzeye indirgeyebilmek için, yetersiz yapı elemanlarının güçlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak gerek yüksek maliyet gerektirmesi, gerekse uygulama zorlukları, birçok güçlendirme yönteminin yaygın olarak kullanılmalarına engel olmaktadır. Bu nedenle, karbon lifli malzemeler gibi yeni teknolojik malzemeler kullanarak kolay uygulanabilir ve ekonomik güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi önem kazanmaktadır. 3) Donatılı ve donatısız yığma (kerpiç dahil) binaların tasarımına, yapımına ve güçlendirilmelerine yönelik teknik bilgilerin yaygınlaştırılması. Yurdumuzda yığma binalar, genellikle kırsal bölgelerde yerel malzeme kullanarak ve herhangi bir mühendislik hizmetine gerek duyulmaksızın yapılmaktadırlar. Yığma yapılara yurdumuzda gereken önemin verilmediği açıktır. Bu nedenle, söz konusu yapılarda çok çeşitli nitelikteki malzeme ve işçilik seviyesine rastlamak mümkündür. Bunun sonucu olarak, deprem güvenliklerinin belirlenmesinde ortaya çıkan belirsizlik ve güçlük aynı şekilde Ulusal Deprem Konseyi,
40 yapının güçlendirilmesinde de devam etmektedir. Yurtdışında donatılı yığma binalar yaygın olarak uygulandığı halde, bu tür yığma yapıya yurdumuzda hemen hemen hiç rastlanmamaktadır. Bunun en önemli nedeni, toplumumuzda yığma binaların niteliksiz ve mühendislik hizmeti gerektirmeyen bir yapı türü olarak algılanmasıdır. Bu araştırma alanının hedefi, yığma binalara ilişkin yurtiçi ve yurtdışı uygulamalarının toplanması, bunların uygulamada görev alan inşaat mühendislerine, anlaşılabilir ve kolay uygulanabilir bir şekilde sunulmasıdır. 4) Deprem etkisindeki betonarme yapılarda kolon-kiriş birleşim bölgelerinin davranışlarının incelenmesi Ülkemizde meydana gelen depremlerde gözlenen hasarlar değerlendirildiğinde, uygun olarak tasarlanmamış ve/veya inşa edilmemiş kolon-kiriş birleşim bölgelerinin yapısal hasar, can ve mal kaybı açısından önemli bir risk oluşturduğu sonucuna varılmaktadır. Kolon-kiriş birleşim bölgelerindeki kusurlu tasarım ve yapım nedeni ile oluşabilecek hasarı en aza indirgeyebilmek için, mevcut yapıların bu bölümlerinin davranışını iyileştirmeye yönelik kolay uygulanabilir güçlendirme yöntemlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, yeni tasarlanacak ve inşa edilecek yapılar için, yapımı kolaylaştırıcı ve performansı iyileştirici detayların geliştirilmesi, kolon-kiriş birleşim bölgelerindeki olası deprem hasarlarını sınırlamak açısından önemlidir. 5) Türkiye deki mevcut altyapı sistemlerinin kapasitelerini ve ihtiyaçlarını göz önüne alan, deprem güvenliği belirleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması. Gerek Ülkemizde, gerekse diğer ülkelerde geçmişte meydana gelen yıkıcı depremlerden elde edilen deneyimler, altyapı sistemlerinin depremi mümkün olan en az hasarla atlatmasının, deprem sonrasında yapılacak çalışmalar açısından yaşamsal önem taşıdığını göstermektedir. Diğer ülkelerde, şiddetli depremlerde gözlenen alt yapı hasarları ile kalibre edilmiş inceleme yöntemlerinin Ülkemiz koşullarına adaptasyonu yapılabileceği gibi, benzer yaklaşımlar ve farklı yöntemler de geliştirilebilir. Altyapı sistemlerinin yeterli deprem güvenliğine sahip olmaması, özellikle büyük şehirlerde, depremler sırasında yapısal hasar kaynaklı olmayan mal ve can kayıplarına neden olabilmektedir. Bu nedenle ülkemizdeki mevcut altyapının olası bir depremde göstereceği performansın tahmini ve buna bağlı olarak gerekli önlemlerin belirlenmesi önem kazanmaktadır. 6) Köprü ve viyadükler konusunda Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması Ülkemiz ulaşımının önemli bir bölümünün karayolları kullanılarak gerçekleştirilmesi, deprem bölgelerinde risk taşıyan köprü ve/veya viyadüklerin hemen tamamının kamu yatırımlarıyla gerçekleştirilmiş olması ve söz konusu yapıların deprem öncesi ve sonrasında yapılacak çalışmalar için hayati önem taşıması, bu yapıların deprem güvenliklerinin gerçekçi yöntemlerle belirlenmesini önemli kılmaktadır. Ulusal Deprem Konseyi,
41 Özellikle son yıllarda üzerinde çalışılmakta olan, yer değiştirme ve şekil değiştirmeye bağlı performans belirleme yöntemlerinin bu tür yapılar için de kullanılabilir hale getirilmesi gerekmektedir. 7) Prefabrik yapı sistemleri konusunda Türkiye deki inşaat teknolojisini ve uygulamalarını esas alan, deprem güvenliği belirleme ve onarım-güçlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi ve standartlaştırılması Yurdumuzda meydana gelen depremler, gelişmiş ve/veya gelişmekte olan benzer bazı ülkelerdekilerle karşılaştırıldığında, şiddet ve büyüklüklerinin gerektirdiğinden daha fazla hasara, can ve mal kaybına neden oldukları görülmektedir. Prefabrik yapılar için de benzer değerlendirmeler söz konusudur. Bunun anlamı, deprem bölgelerindeki prefabrik binaların önemli bölümünün yeterli bir deprem güvenliğine sahip olmadığıdır. Diğer taraftan, birdöküm (monolitik) yapılarda bu yüzden ortaya çıkan nispeten yüksek performans özelliklerini prefabrik yapılara kazandırmak amacıyla, kısmen monolitik-prefabrik karma yapılar ülkemizde giderek yaygınlaşmakta ve tercih edilmektedir. Ülkemizdeki sanayi üretiminin önemli bir bölümünün Marmara bölgesinde gerçekleştirilmesi ve söz konusu yapı tipinin bu bölgedeki sanayi yapıları arasında önemli bir yer tutması, son yıllarda konvansiyonel yapı tipi için geliştirilmekte olan yer değiştirme ve şekil değiştirmeye bağlı performans belirleme yöntemlerinin, kısmen monolitikprefabrik karma yapılar için de kalibre edilmesini önemli kılmaktadır. 8) Tarihi yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmelerine yönelik teknik bilgilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması Yurdumuzdaki bulunan tarihi yapıların sayıları, her geçen gün dikkatsiz uygulamalar sonucunda azalmaktadır. Bu yapıların onarım ve güçlendirilmesi ile ilgili olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları bulunmaktadır. Ancak bu kurullar sadece mimarlık tarihi, restorasyon, restitusyon kavramları çerçevesinde binaları inceler, taşıyıcı sistem güvenliği ile ilgili konuları uygulamayı yapacak inşaat mühendisine bırakır. Taşıyıcı sistem güvenliği konusunda belirgin belgelerin bulunmaması, çok çeşitli uygulamaların da ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Konunun karmaşıklığının çok belirgin kuralların konulmasına imkan vermediği açıktır. Ancak, mümkün olan ana çerçevenin inşaat mühendisliği bakış açısından da ele alınması ve inşaat mühendislerine kılavuz olacak bir belgenin hazırlanması bu araştırma alanının hedefini oluşturmaktadır. 9) Temel zemini ile yapı temelleri arasında (kısmi) sismik izolasyon tabakası işlevi görecek doğal ve yapay malzemelerin araştırılması Yurdumuzda meydana gelen depremlerde, bazı bölgelerdeki yapı hasarları zemin büyütmesi nedeni ile daha da artmaktadır. Bu bölgelerde deprem güvenliğinin sağlandığı ekonomik yapılar inşa edebilmek için, yapıya gelen deprem etkilerinin azaltılması gerekmektedir. Yapıya gelecek etkileri azaltma yöntemlerinden biri, zemin ile temel tabanı arasında sismik etkileşimi azaltacak bir izolasyon tabakası oluşturmaktır. Yapılacak bu iyileştirme ülke koşullarına uygun ve ekonomik olmalıdır. Aktif bir deprem kuşağı üzerinde bulunan ülkemizde, zemin büyütmesinin beklendiği bölgelerde, ekonomik koşulları da dikkate alarak depreme dayanıklı yapılar inşa etmenin etkin yollarından biri sismik izolasyon tabakası işlevi görecek doğal ve yapay malzemelerin kullanılmasıdır. Ulusal Deprem Konseyi,
42 10) Kazıklar, jet-grout kolonları, taş kolonlar ve benzeri zemin iyileştirme elemanlarının zemin büyütmesi ve titreşim özellikleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi ve depreme karşı güvenli yapı tasarımında dikkate alınması Temel taşıma gücü düşük olan ve/veya yüksek sıkışabilirliğe sahip zemin tabakalarında inşa edilecek yapılarda, yapı yüklerinin taşıtılması için yüzeysel temeller yerine derin temeller (kazık ve kesonlar) veya taş kolonlar, jet-grout kolonları gibi elemanlar kullanılmaktadır. Bu uygulamaların amacı yapı yüklerini daha derindeki sağlam tabakalara aktarmak ve/veya mevcut temel zeminini iyileştirmektir. Statik yükler altında oluşabilecek zemin problemlerini ortadan kaldıran bu uygulamaların deprem yükleri altında zemin ve yapı ile etkileşiminin incelenmesi, zemin büyütmesi ve yapıya zeminden aktarılacak deprem yüklerinin belirlenmesi konusunda standart ve yönetmeliklerin hazırlanması, deprem güvenliğini dikkate alan ekonomik yapıların tasarımı için önemlidir. 11) Sıvılaşmanın yol açacağı, zemindeki dayanım kaybı, rijitlik azalması (kaybı) ve benzeri değişiklikler ile bunların yapısal davranış üzerindeki etkilerinin araştırılması Geçmiş depremlerde alüvyal kum tabakalarında oluşan sıvılaşma sonucunda meydana gelen mukavemet ve rijitlik kaybı Adapazarı, Gölcük ve Sapanca gibi merkezlerde birçok can ve mal kaybına yol açmıştır. Bu olumsuzlukların ortadan kaldıracak önlemlerin alınabilmesi için sıvılaşmanın yol açacağı zemindeki mukavemet kaybı/rijitlik azalması (kaybı) gibi değişiklikler ve bunların yapısal davranış üzerindeki etkilerinin belirlenmesi gerekmektedir. Aktif bir deprem kuşağı üzerinde bulunan ülkemizde mevcut yapıların deprem güvenliğinin belirlenmesi ve yeni yapıların depreme dayanıklı olarak inşasında, deprem sırasında ortaya çıkabilecek olumsuzlukları önceden öngörülebilmesi ve tasarımda alınabilecek karşı önlemlerin standartlaştırılması gerekmektedir. 12) Zemin iyileştirme teknikleri ile sıvılaşma direncinin arttırılması Yurdumuzda meydana gelen depremlerin sıvılaşma potansiyelinin yüksek olduğu sahalarda çok fazla hasara, can ve mal kaybına neden oldukları bilinmektedir. Bu sonuç, sıvılaşma potansiyelinin yüksek olduğu bölgelerde yer alan veya inşa edilecek binaların yapımında özel önlemler alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Alınacak özel önlemlerden biri de temel zemininin iyileştirilmesidir. Uygulanacak iyileştirmenin zeminin sıvılaşma direncini arttırmaya yönelik katkısının somut olarak bilinmesi, yapılacak iyileştirmenin niteliği ve ekonomik olması bakımından önemlidir. Özellikle mevcut yapıların deprem güvenliklerinin arttırılması ve kentsel dönüşüm kararlarını oluşturulmasında, olumsuz zemin koşullarına sahip bölgelerde zemin iyileştirme yöntemleri ile sıvılaşma direncinin arttırılabilmesi olasılığı önem kazanmaktadır. Halen bu konudaki uygulamalar için gerekli standart ve yönetmeliklerin mevcut olmaması büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Ulusal Deprem Konseyi,
43 13) Türkiye'deki yapım koşulları esas alınarak kentsel ölçekte deprem hasarı tahmin yöntemlerinin geliştirilmesi Kentsel hasar tahmin çalışmaları, kentlerin deprem hasar riskini ve depremde meydana gelebilecek insani, ekonomik ve sosyal kayıpları objektif bir biçimde tanımlama fonksiyonu yanında, afete hazırlık ve acil müdahale faaliyetlerini yönlendirme ve nihayet kent planlaması, kentsel dönüşüm ve yenilenme çabaları için rasyonel bir altlık oluşturmaktadır. Bu tür çalışmalar Türkiye de deprem tehlikesi altında bulunan tüm kentler için yaşamsal önem taşıyan çalışmalardır. Türkiye de ekonomik gelişmenin hızlanması ile orantılı olarak kentlerin sayısı ve nüfusu artmakta, buna bağlı olarak deprem tehlikesi yüksek bölgelerde yerleşmiş bulunan kentlerin deprem riski giderek artmaktadır. İstanbul ve İzmir için yapılan birkaç uygulama dışında, kentsel deprem hasarının (kaybının) bilimsel yöntemlerle tahmin edilmesi doğrultusunda hemen hiçbir çalışma yapılmış değildir. Depremler sonrasında görsel ve yazılı basında birtakım uzmanlarca yapılan tahminler, kişisel spekülasyonlar olma ötesinde hiçbir anlam taşımamaktadır. Öte yandan, yapılan mevcut uygulamalar da büyük ölçüde ABD de geliştirilen yöntemlere dayanmaktadır. Çok popüler hale getirilmiş olmasına rağmen, İstanbul için Japon JICA kuruluşunun yardımı ile gerçekleştirilmiş bulunan uygulamada kullanılan veriler, DİE tarafından farklı amaçlar için yapılan bina envanterinde derlenen bilgilere dayanmaktadır. Öncelikle Türkiye de inşa edilmiş bulunan ve inşasına devam edilen bina tipolojilerinin, taşıyıcı sistem özellikleri ilk planda göz önünde tutularak rasyonel bir sınıflandırmaya tabi tutulması gerekmektedir. Bu tipolojilere bağlı olarak standart bir bina envanteri veri toplama sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir. Türkiye deki binaların depremde hangi nedenlerle hasar görüp göçtükleri ile ilgili olarak şimdiye kadar yapılmış bulunan çalışmaların toplu bir değerlendirmeye tabi tutulması, bunun ışığında yapısal davranış ile ilgili gerçekçi non-lineer modellerin kurulması, öngörülen çalışmanın en önemli adımlarından birini oluşturmaktadır. Kentsel hasar tahmin yöntemleri bağlamında elde edilmesi öngörülen en önemli ürün, seçilmiş bulunan bina tiplerinin her biri için çeşitli hasar düzeylerinde kullanılmak üzere hasar görebilirlik ilişkilerinin geliştirilmesi olacaktır. 14) Kentsel dönüşümde ortaya çıkabilecek molozların geri kazanılmalarını amaçlayan teknolojilerin geliştirilmesi Türkiye de kentsel deprem zararlarının azaltılmasının en rasyonel yolunun kentsel yenileme olduğu günümüzde genel kabul görmektedir. Kentsel yenileme kaçınılmaz olarak çok sayıda binanın yıkılmasını gerektirmekte, ancak bu yıkımlardan ortaya çıkacak büyük miktardaki moloz, çevresel bakımdan önemli bir başka sorunun kaynağını oluşturmaktadır. İnşaat molozlarının yeniden değerlendirilerek geri kazanılması konusunda özellikle Avrupa Birliği nin gelişmiş ülkelerinde önemli bir bilgi birikiminin mevcut olmasına karşın, bu konu ülkemizde yeterince araştırılmış değildir. Bunun en önemli nedeni olarak, geri dönüştürülecek malzeme için yeterli talebin bulunmaması gösterilebilir. Depreme karşı kentsel yenileme bu talebin oluşması için önemli bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Geri dönüşümle elde edilen alternatif yapı malzemeleri, kentsel yenilenme dışında gereksinim duyulacak yeni konutların organize bir biçimde üretiminde de etkin bir şekilde kullanılarak Ulusal Deprem Konseyi,
44 hem ulusal ekonomiye önemli bir katkı sağlayacak, hem de inşaat molozlarının yaratacağı çevre sorunlarının giderilmesine katkı sağlayacaktır. 15) Yeni yapılacak binalar için depreme dayanıklı, ekonomik bina tipolojilerinin geliştirilmesi. Türkiye de son on beş yıl içinde meydana gelen depremlerde gözlenen hasar ve yıkım düzeyi, ülkedeki bina stokunun deprem etkilerine karşı ne denli dayanıksız olduğunu açık bir biçimde gözler önüne sermiştir. Pek çok kentte veya kent bölgesinde bu dayanıksız, düşük kaliteli yapı stokunun birtakım güçlendirme önlemleri ile iyileştirilmesinin ekonomik ve sosyal olabilirliğinin (feasibility) mevcut olmadığı, esasen plansız ve sağlıksız bir biçimde gelişmiş bulunan kentsel dokular için pahalı güçlendirme yatırımlarının yapılmasının rasyonel bir çözüm olmadığı giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Bu nedenle kentsel yenileme olgusu, deprem zararlarının azaltılması için ciddi bir seçenek olarak gündeme gelmiş bulunmaktadır. Kentsel nüfusun barınma gereksinimini yeterli biçimde sağlayabilecek optimum konut birimi büyüklüğünün saptanması, kentlerin depreme karşı yeniden yapılandırılmasında çözümü gereken ilk problemdir. Bu çalışma deprem mühendisleri ile uzman mimarların ortak çabalarını gerektirmektedir. Depreme karşı kentsel yenilemenin gerekliliğine paralel olarak, Avrupa Birliği sürecinde tarımda çalışan ülke nüfusunun önemli bir kesiminin sanayi ve hizmet sektörüne kaydırılması zorunluluğu, önümüzdeki yılda hızlı ve yoğun bir kentleşmenin gerçekleştirilmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu gelişmenin planlı ve ekonomik bir bir biçimde hayata geçirilmesinde prefabrikasyon olanaklarından yararlanılması en rasyonel yol olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, mevcut binaların yıkımından ortaya çıkacak büyük miktarda molozun geri dönüştürülerek prefabrike konut üretiminde kullanılmak üzere değerlendirilmesi ile bina yıkımlarının çevre sorunlarına neden olması önlenmiş olacaktır. 16) Türkiye koşullarında uygulanabilecek taban izolasyonu ve enerji sönümleyici aygıtların geliştirilmesi Özellikle özel amaçlı yapıların tasarımında, deprem etkilerinin azaltılması amacıyla, yurt dışında yaygın olarak kullanılmakta olan taban izolasyonu ve enerji sönümleyiciler gibi ileri teknoloji ürünlerinin ülkemiz koşullarında da kullanılması yararlı görülmektedir. Ayrıca, bu ileri teknoloji ürünlerinin yeterli deprem güvenliğine sahip olmayan bazı özel yapıların güçlendirilmeleri amacıyla kullanılması uygun olmaktadır. 17) Yanıcı ve zehirleyici türden tehlikeli maddeler depolanan tanklar ve benzeri yüksek riskli yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve güçlendirilmesi Ülkemizde meydana gelen depremlerde, yanıcı ve zehirleyici türden tehlikeli maddeler depolanan tanklarda gözlenen hasar az olmakla birlikte, yüksek deprem tehlikesi altında olan birçok sanayi tesisinde bu türden depolama tankları mevcuttur. Bu tankların çoğu inşa tarihlerinde geçerli olan yabancı ülke yönetmeliklerine veya standartlarına göre tasarlanmış bulunmaktadır. Bu yapılardaki risklerin azaltılması, bazı hallerde kitlesel insan kayıplarını önlemek bakımından çok önemlidir. Geliştirilecek yeni yönetmelik ve standartlara göre bu türden yapıların deprem güvenliklerinin belirlenmesi ve yeterli olmayan yapıların güçlendirilmesi gereklidir. Ulusal Deprem Konseyi,
45 18) Deprem mühendisliği alanında çalışan Üniversiteler konsorsiyumu tarafından bir Ulusal Deprem Mühendisliği Laboratuarı kurulması ve işletilmesi Deprem etkisi altındaki yapı taşıyıcı sistemlerinin davranışlarının karmaşıklığı nedeni ile, deprem mühendisliğinde deneysel çalışmaların önemi giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Ancak taşıyıcı sistem deneylerinin ölçek etkilerinden arındırılabilmesi için sistem numunelerinin olabildiğince büyük, hatta birebir ölçekte yapılması gerekmekte, bu da laboraturların kuruluş maliyetlerini ve proje masraflarını büyük ölçüde arttırmaktadır. Ülke çapında kaynak israfına meydan verilmemesi ve aynı zamanda deprem mühendisliği alanında ülkede esasen sınırlı olan deneysel uzmanlık birikiminin bir araya getirilmesi ve etkin bir biçimde değerlendirilebilmesi için üniversitelerin, araştırma kurumlarının ve uygulamacı kuruluşların proje bazında kullanımına açık bir Ulusal Deprem Mühendisliği Laboratuarı kurulması ve bu laboratuarın gerekli fonlarla desteklenerek sürekliliğinin sağlanması öngörülmektedir. Laboratuarın teknik ve yönetsel olarak işletimi için, konu ile ilgili uzmanlığı ve birikimi olan üniversitelerin bir konsorsiyum olarak örgütlenmeleri önerilmektedir. Ulusal Deprem Konseyi,
46 3.3. Sosyal Bilimler Alanı Ana Başlıklar ve Tanımlar 1) Zarar azaltma ve hazırlıklı olmak için psiko-sosyal kaynaklar araştırması Deprem zararlarının azaltılması ve hazırlıklı olmak için toplumda /ailelerde /bireylerde bulunan ekonomik, kültürel ve psiko-sosyal kaynakların bölgesel ve yerel olarak belirlenmesi ve değerlendirilmesi çalışmaları. 2) Toplumda zarar azaltma ve hazırlıklı olma davranışları araştırmaları Toplumda zarar azaltma ve hazırlıklı olmaya yönelik bilgi düzeyi, kültürel değerler, inanışlar, beklentiler, tutumlar ve davranışların neler olduğunun incelenmesi. Zarar azaltma ve hazırlıklı olmayı kolaylaştıran faktörlerin belirlenmesi. 3) Eğitim programları tasarımı: 1) Yerel yöneticiler ; 2) Afet çalışanları ; 3) Yetişkin ve çocuk eğitimi ; ve 4) Medya Deprem zararlarını azaltmak ve hazırlıklı olmak için gerekli bilinç ve becerilerin geliştirilmesine yönelik Türkiye ye ve Türkiye nin farklı bölgelerine ve yerel toplumlarına uygun eğitim model ve programlarının (yerel yöneticiler, afet çalışanları, yetişkin ve çocuklar ve medya mensupları için) geliştirilmesi, uygulanması ve etkinliklerinin değerlendirilmesi. 4) Afet yönetim süreci: Mevcut sistem modelinin değerlendirilmesi ve iyileştirme yöntemleri araştırmaları Türkiye deki mevcut afet yönetim sisteminin, ilgili kurumların, kurumlar arası koordinasyon ve süreçler ve mevzuat açısından incelenmesi, iyileştirme önerilerinin geliştirilmesi, mevcut modelin etkinliğinin değerlendirilmesi yöntemlerinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi. 5) Depremlerin yol açtığı ekonomik, sosyal ve psikolojik kayıpların belirlenme yöntemleri araştırmaları Depremlerin yerel veya bölgesel ekonomiler üzerindeki doğrudan, dolaylı ve ikincil etkileri, ekonomik, sosyal ve psikolojik kayıpların giderilmesi konusundaki araştırmalar. 6) Deprem zararlarının azaltılmasında maliyet-yarar analizleri ve ekonomik yarar araştırmaları Bölgesel ve yerel ölçekte zarar tahmin yöntemlerinin geliştirilmesi ve kayıp senaryolarının hazırlanılması, zarar azaltmanın ekonomik ve sosyal yararları ve sürdürülebilirlik, zarar azaltmada sigorta sisteminin yeri, rolü ve önemi konusundaki araştırmalar. Ulusal Deprem Konseyi,
47 7) Kentsel risklerin tespiti ve azaltılması Türkiye de yerleşim yerlerinin, gerek yer seçimi, gerekse fiziki biçimlenme ve yapılaşma açılarından incelenmesi ve oluşmuş mevcut risklerin azaltılması konusunda yöntem geliştirme ve uygulama araştırmaları Alt Başlıklar ve Tanımlar 1) Zarar azaltma ve hazırlıklı olmak için psiko-sosyal kaynaklar araştırması Deprem zararlarının azaltılması ve hazırlıklı olmak için toplumda / ailelerde / bireylerde bulunan bulunan ve aşağıda değinilen kaynakların belirlenmesini ve değerlendirilmesini kapsamaktadır. a) Ekonomik kaynaklar: Sanayii kuruluşları; alt yapı, teknoloji, turizm, tarım, hizmetler alanlarındaki yatırımlar, bölgenin gayri safi hasıla seviyesi ve dağılım, vs. gibi kaynakların analizi b) Kültürel kaynaklar: Bölgede/Toplumda yaygın olan bilimsel/dinsel/etik/etnik inançlar ve değerlerin analizi c) Psikolojik kaynaklar: Toplumda/bireylerde bulunan kontrol inancı, öz yeterlilik ve güven, iyimserlik/kötümserlik, başa çıkma becerileri, kadercilik/problem odaklı başa çıkma gibi özelliklerin ve zarar azaltma ve hazırlıklı olma, risk algısı konularında bilgi düzeyi ve motivasyonun değerlendirilmesi d) Sosyal kaynaklar: Sosyal ağ yapılar, kişilerarası ilişkiler, yerel toplumun kurumları, kurumların farklılaşma düzeyleri, mahalle örgütlenmeleri, sivil toplum örgütlerinin mevcudiyeti ve faaliyet düzeyleri, vs gibi konuların analizi e) Siyasal kaynaklar: Bölgedeki yerel yönetimlerde aktif olan yerel yönetimlerim kompozisyonu, faaliyet düzeyi, afet konusunun gündemlerindeki önemi, siyasal ilişkilerin çatışmacı veya işbirliğine yatkın mı olduğu gibi konuların değerlendirilmesi 2) Toplumda zarar azaltma ve hazırlıklı olma davranışları araştırmaları a) Bölgede/yerel topluluklarda mevcut zarar azaltma ( Yaşanılan binanın yetkililerce değerlendirilip, rasyonel kararların alınarak uygulanması, ruhsat, sigorta vs) ve hazırlıklı olma ( Ev içi eşyaların sabitlenmesi, ilk yardım becerileri; deprem çantası vs) davranışlarının düzeyinin belirlenmesi ve hangi değişkenlerle ilişkili olduğunun değerlendirilmesi b) Bölgede imar planlarına ve deprem yönetmeliğine uyum konusunda farklı paydaşların davranışlarının ve tutumlarının değerlendirilmesi c) Bölgede zarar azaltma ve hazırlıklı olma ile ilgili merkezi devlet kuruluşları ve yerel yönetimlerin, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının politikaları, eylem planları, uygulamalarının ve eşgüdümlerinin güçlü ve zayıf yönlerinin araştırılması Ulusal Deprem Konseyi,
48 3) Farklı hedef kitleler için uygun deprem zararlarını azaltma ve hazırlıklı olma eğitim programlarının tasarımı, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi a. Deprem zararlarını azaltmak ve hazırlıklı olmak için gerekli bilinç ve becerilerin geliştirilmesine yönelik Türkiye ye ve Türkiye nin farklı bölgelerine ve yerel toplumlarına uygun aşağıda sıralanan hedef kitleler için eğitim model ve programlarının geliştirilmesi b. Geliştirilen modeller çerçevesinde eğiticilerin eğitilmesi ve programların uygulanması c. Programların sürekliliği, yaygınlığı ve etkinliklerinin değerlendirilmesi Geliştirilecek programların aşağıda belirtilen hedef kitleler için düzenlenmesi yerel yöneticiler afet çalışanları, yetişkinler çocuklar ve medya mensupları 4) Afet yönetim süreci: Mevcut sistem, zayıf yönler ve iyileştirme yöntemleri Araştırmaları a. Ülkemizdeki afet yönetim modelinin etkinliğinin değerlendirilmesi b. Türkiye Acil Durum Yönetiminde kurumsal yapılanma ve etkin koordinasyon modelinin değerlendirilmesi c. Mevcut mevzuatın ve kurumsal yapılanmanın incelenmesi ve değerlendirilmesi 5) Depremlerin yol açtığı ekonomik ve sosyal kayıpların belirlenmesi araştırmaları a. Depremlerin yaratığı sosyal doku değişikleri, aile içi ve insanlar arası ilişkilerdeki etkiler, yetişkin, ergen ve çocuklardaki psikolojik sıkıntıların ve bunları azaltma yöntemlerinin araştırılması b. Depremlerin yol açtığı ekonomik kayıpların incelenmesi 6) Deprem zararlarının azaltılmasında maliyet-yarar analizleri a. Deprem zararlarını azaltmak için uygulanabilecek çeşitli alternatif yöntemlerin maliyet-yarar analizleri b. Toplumlar/bireyler açısından çeşitli alternatif yöntemlerin kabul edilebilirliklerinin incelenmesi 7) Kentsel risklerin tespiti ve azaltılması a. Türkiye yerleşmelerinde kentsel risk çeşitlenmesi ve hacim düzeyleri b. Büyükşehirler ve yüksek riskli yerleşmelerde Sakınım Planı hazırlama yöntemleri c. Mikrobölgeleme tespitlerinin imar planlarında kullanım teknikleri d. Yüksek risk gösteren yerleşim alanlarında iyileştirme, yenileme, güçlendirme uygulamaları için yöntem geliştirme e. Kentsel fiziki ve sosyal iyileştirme (dönüşüm) projelerinde yöntem araştırması Ulusal Deprem Konseyi,
49 f. Türkiye de antik dönemlerden başlayarak farklı kültürlerin ve yerleşim biçimlerinin depreme ilişkin davranış ve değerlendirmelerinin araştırılması g. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası bölgeleri ve yöresel nitelikleri gözeten uygun Mimarlık örnekleri araştırmaları h. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası bölgeleri ve yerleşim yerleri özelliklerine göre kentsel risk dağılımı araştırmaları i. Yüksek riskli Kentsel alanlarda Dönüşüm Mimarlık projeleri için ölçek, kentsel doku ve yapılaşa ile toplumsal örgütlenme ve işletim biçimleri araştırması j. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası bölgeleri açısından yapı malzeme, bileşenleri ve detaylarının Mimarlık irdelemesi k. Türkiye yerleşim yerlerinde Kentsel Risk Sektörleri araştırmaları l. Kentsel Risk Yönetimi için imar mevzuatında alınması gereken önlemler ve standartlar m. Depremde Kentsel Sanayi riskleri ve zarar azaltma yöntem ve politikaları n. Kentsel açık alan düzenleme ilke ve standartlarının sismik tehlike açısından değerlendirilmesi o. Kentsel alanlarda tehlikeli madde işleyen ve depolayan tesislerin sismik tehlike açısından yerleşim ve denetimi p. Acil Durum Görevlisi Tesisler: yerleşim, işlevsel bütünlük, işletmecilik ilkelerinin belirlenmesi ve Sakınım Planına esas olacak verilerin tanımlanması q. Yerel yönetimlerde sismik tehlike zarar ve azaltma amaçlı risk veri tabanlarının kurulması ve işletmeciliği r. Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasına göre sınıflandırılan yerleşmelerde makroform risklerinin ve kent planlarının irdelenmesi s. Sismik tehlikeler ve sosyoekonomik gelişmelere göre Türkiye kentsel politikalarının değerlendirilmesi t. Kentsel sit alanları ve tarihi ve kültür değerlere sahip kentsel çevrelerin sismik tehlikelere karşı korunması u. Sıvılaşma, heyelan, su baskını vd. gibi tehlikelere maruz alanlarda alınacak özel imar önlemlerinin araştırılması Ana ve Alt Başlıklara Dayanak Olacak Gerekçeler 1. Etkin ve sürdürülebilir afet yönetimi için yerel toplumların afet yönetiminin her evresi ile etkin başa çıkabilmelerini sağlamak gereklidir. Yerel toplumları güçlendirmek için bilinçlendirmek ve beceri eğitiminin verilmesinin çok büyük önemi bulunmaktadır. Uzun dönemde, afet zararlarını azaltmak ve hazırlıklı olmak için olası afetlerin risklerinden toplumu haberdar etmek ve gerekli bilgi ve becerileri yaygın olarak kullanıma sunmak gerekmektedir. Bunu etkin olarak başarmak için farklı hedef kitlelere ve kültüre uygun eğitim programlarının geliştirilmesi, etkinliklerinin değerlendirilmesi ve ülkemizde eğitim standartların oluşturulması gerekir. 2. Sürdürülebilir bir afet yönetimi için toplum katılımını sağlamak, yani yerel toplumlarda sorgulayıcı bir örgütlülüğü, tutumlar ve uygulamalar düzeylerinde kurumlaştırmak gereklidir. Bunun için yerel toplumun her kesiminin katılımını sağlayacak toplumsal ağların oluşturulması ve bu sosyal ağların sürekliliğini sağlayacak süreç ve mekanizmaların araştırılması gerekmektedir. 3. Afet yönetimi merkezi ve yerel düzeyde çok çeşitli kurum ve kuruluşun bir arada Ulusal Deprem Konseyi,
50 çalışmasını gerektirmektedir. Bunun için Türkiye ye uygun, afet öncesi ve sonrası eşgüdüm içerisinde çalışabilecek bir örgütlenme modelinin oluşturulması gerekmektedir Marmara-Düzce depremleri ülkemizde kamu kuruluşları, sivil toplum ve özel sektör kuruluşlarının eşgüdümü konusunda sorunlar olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Ayrıca, deprem zararlarını azaltmak konusunda da kurumlar arası eşgüdümü geliştirmek gereklidir. 4. Türkiye de etkili bir afet yönetim sisteminin bulunmaması, afetlerle mücadelede başarı sağlanamamasının, ekonomik, sosyal, psikolojik olmak üzere kişiler, toplum ve ülke üzerinde yıkıma neden olabilecek düzeyde olumsuz etkileri olmasına yol açmaktadır. Türkiye de acil durum yönetimini doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren çok sayıda mevzuat bulunmaktadır. Mevzuattaki dağınıklık, bu mevzuatla oluşturulan kurum ve kurullar arasında yetki ve sorumluluklar bakımından belirsizliklere, örtüşmelere ve karışıklıklara yol açmaktadır. 5. Afet zararlarını azaltmak, mevcut yapıları depreme dayanıklı ve güvenli hale getirmek, yeni yapıların deprem yönetmeliğine uygun yapılmasını sağlamak, imar planlarını rasyonel ve katılımcı tarzda geliştirmek ve uygulamak konularında uygulamaya konulabilecek çeşitli alternatifler bulunmaktadır. Bunların teknik ve sosyal maliyet-yarar analizlerinin yapılması ve uygun çözümlerin bulunması gereklidir. 6. Türkiye de yerleşim yerleri, gerek yer seçimi, gerekse fiziki biçimlenme ve yapılaşma açılarından evrensel deneyim ışığında, çarpıcı ölçülerde, ancak denetimsiz büyümeler göstermiştir. Oluşan bu büyük risk havuzlarının küçültülmesi, bugün Türkiye nin öncelik vermek zorunda olduğu bir stratejidir. Ulusal Deprem Konseyi,
51 TEŞEKKÜR Bu raporun hazırlanmasını teşvik eden ve gösterdiği ilgi için TÜBİTAK Başkanı Sayın Prof. Dr. Nüket YETİŞ e; sözlü ve yazılı görüşleri ile katkı sağlayan Doç. Dr. Ruhi SAATÇILAR a, Doç. Dr. Semih ERGİNTAV a, Doç. Dr. Sedat İNAN a, Prof. Dr. Oğuz SELVİ ye, Prof. Dr. Erhan ALTUNEL e, Doç. Dr. Ahmet C. YALÇINER e Prof. Dr. Zafer AKÇIĞ a; toplantılarımızın organizasyonu ve sekretarya hizmetleri için Dr. Ömür KIZILGÜN e çok teşekkür ederiz. Ulusal Deprem Konseyi,
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü
YENİLENMİŞ TÜRKİYE DİRİ FAY HARİTALARI VE DEPREM TEHLİKESİNİN BELİRLENMESİ AÇISINDAN ÖNEMİ Dr. Tamer Y. DUMAN MTA Genel Müdürlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi Türkiye neden bir deprem ülkesi? Yerküre iç-dinamikleri
Bursa İl Sınırları İçerisinde Kalan Alanların Zemin Sınıflaması ve Sismik Değerlendirme Projesi
Bursa İl Sınırları İçerisinde Kalan Alanların Zemin Sınıflaması ve Sismik Değerlendirme Projesi 17 Ağustos 1999, Mw=7.4 büyüklüğündeki Kocaeli depremi, Marmara Denizi içine uzanan Kuzey Anadolu Fayı nın
SİSMOTEKTONİK (JFM ***)
SİSMOTEKTONİK (JFM ***) Prof. Dr. Murat UTKUCU Sakarya Üniversitesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü 22.02.2016 Murat UTKUCU 1 Dersin Amacı ve öğrenim çıktıları Öğrenciye deprem-tektonik ilişkisinin ve deprem
BURSA ĠLĠ ĠÇĠN ZEMĠN SINIFLAMASI VE SĠSMĠK TEHLĠKE DEĞERLENDĠRMESĠ PROJESĠ
BURSA ĠLĠ ĠÇĠN ZEMĠN SINIFLAMASI VE SĠSMĠK TEHLĠKE DEĞERLENDĠRMESĠ PROJESĠ AMAÇ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK-MAM) arasında protokol imzalanmıştır. Projede, Bursa
JEO156 JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ
JEO156 JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ Genel Jeoloji Prof. Dr. Kadir DİRİK Hacettepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü 2015 JEOLOJİ (Yunanca Yerbilimi ) Yerküreyi inceleyen bir bilim dalı olup başlıca;
MÜHENDİSLİK JEOLOJİ. Prof. Dr. Şükrü ERSOY SAATİ : KREDİ : 3
MÜHENDİSLİK JEOLOJİ Prof. Dr. Şükrü ERSOY SAATİ : 3.0.0 KREDİ : 3 KONULAR 1. Giriş ve Yerin Genel Özellikleri YERİN İÇ OLAYLARI (İÇ DİNAMİK) 1. Mineraller ve Kayaçlar 2. Tabakalı Kayaçların Özellikleri
GEOTEKNİK DEPREM MÜHENDİSLİĞİ KAYNAKLAR 1. Steven L. Kramer, Geotechnical Earthquake Engineering (Çeviri; Doç. Dr. Kamil Kayabalı) 2. Yılmaz, I.
GEOTEKNİK DEPREM MÜHENDİSLİĞİ KAYNAKLAR 1. Steven L. Kramer, Geotechnical Earthquake Engineering (Çeviri; Doç. Dr. Kamil Kayabalı) 2. Yılmaz, I., Mühendislik Jeolojisi: İlkeler ve Temel Kavramlar 3. Tarbuck,
Yerleşik Alanlar, Yapılı Kentsel Çevre Çevre Düzeni Planları Nazım İmar Planları 3- Planlama Aşaması Gelişmeye Açılacak Alanlar
3- Planlama Aşaması Gelişmeye Açılacak Alanlar Gelişme alanlarında yapılacak planlarda jeolojikjeoteknik veriler, alanın yerleşime açılma önceliği, açılacak ise hangi kullanım türü için uygun olduğu, yerleşme
Dr. Ayhan KOÇBAY Jeoteknik Hizmetler ve Yeraltısuları Dairesi Başkanlığı
Dr. Ayhan KOÇBAY Jeoteknik Hizmetler ve Yeraltısuları Dairesi Başkanlığı ([email protected]) GİRİŞ Su yapılarında meydana gelen sorunların en önemlileri; farklı oturmalar, şev duraylılığı, deprem, göl
İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji
Hafta_1 İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji Giriş: Jeolojinin tanımı ve alt disipleri Yrd.Doç.Dr. İnan KESKİN [email protected], [email protected] Dersin Amacı Yer bilimlerinin temel kavramlarını
JEOLOJİK-JEOTEKNİK BİLGİ SİSTEMİNE BİR ÖRNEK: AKSARAY İL MERKEZİ
JEOLOJİKJEOTEKNİK BİLGİ SİSTEMİNE BİR ÖRNEK: AKSARAY İL MERKEZİ A. Yalçın 1, C. Gökçeoğlu 2, H. Sönmez 2 1 Aksaray Üniversitesi, Jeoloji Müh. Bölümü, Uygulamalı Jeoloji ABD, Aksaray 2 Hacettepe Üniversitesi,
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sınırlarında Deprem Tehlike ve Riskinin Belirlenmesi
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sınırlarında Deprem Tehlike ve Riskinin Belirlenmesi Gökmen MENGÜÇ Şehir Plancısı / Genel Sekreter Yardımcısı / Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Osman GÜNLER Mimar / İmar ve
Neotektonik incelemelerde kullanılabilir. Deformasyon stili ve bölgesel fay davranışlarına ait. verileri tamamlayan jeolojik dataları sağlayabilir.
Neotektonik incelemelerde kullanılabilir. Deformasyon stili ve bölgesel fay davranışlarına ait verileri tamamlayan jeolojik dataları sağlayabilir. Sismik tehlike değerlendirmeleri için veri tabanı oluşturur.
DEPREMLER - 1 İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ. Deprem Nedir? Oluşum Şekillerine Göre Depremler
İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ 03.03.2015 DEPREMLER - 1 Dr. Dilek OKUYUCU Deprem Nedir? Yerkabuğu içindeki fay düzlemi adı verilen kırıklar üzerinde biriken enerjinin aniden boşalması ve kırılmalar
ONDOKUZMAYIS İLÇESİ NDE (SAMSUN) AFETE YÖNELİK CBS ÇALIŞMALARI
TÜRKİYE 17. ESRI KULLANICILARI TOPLANTISI ONDOKUZMAYIS İLÇESİ NDE (SAMSUN) AFETE YÖNELİK CBS ÇALIŞMALARI Kıvanç ÇALIŞKAN Harita Mühendisi 25 Mayıs 2012 - ANKARA SUNUM İÇERİĞİ GİRİŞ AMAÇ VE KAPSAM MATERYAL,
INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ
4/3/2017 1 INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ Yrd.Doç.Dr. Orhan ARKOÇ e-posta : [email protected] Web : http://personel.klu.edu.tr/orhan.arkoc 4/3/2017 2 BÖLÜM 4 TABAKALI KAYAÇLARIN ÖZELLİKLER, STRATİGRAFİ,
Kelkit Vadisi Afet Bilgi Sistemi (KABİS) Altyapısının Oluşturulması
Devlet Planlama Teşkilatı Cumhuriyet Üniversitesi Kelkit Vadisi Afet Bilgi Sistemi (KABİS) Altyapısının Oluşturulması DPT 2006K 1200220 : Aktif Fay Zonları ve Doğal Afetler : Kuzey Anadolu Fay Zonu Üzerinde
DEÜ DESEM - Alsancak / İZMİR (75.Yıl Konferans Salonu)
0900-1800 DEÜ DESEM - Alsancak / İZMİR (75.Yıl Konferans Salonu) Kent yaşamında jeoloji bilimi ve bu bilimin mühendislik uygulamaları önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda Yerel Yönetimler, jeoloji hizmetlerini,
TÜRKĐYE ULUSAL DEPREM ARAŞTIRMALARI PROGRAMI
TÜRKĐYE ULUSAL DEPREM ARAŞTIRMALARI PROGRAMI (TUDAP) 2005 2014 Eylül 2005 ÖNSÖZ Ülkemiz topraklarının 2/3 si hasar yapıcı şiddette deprem tehtidi altındadır. Yapılan istatiksel analizler her 8 ayda bir
TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI
TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ JEOFİZİK MÜHENDİSLERİ ODASI KAYA OYMA YAPILARININ TASARIMINDA JEOFİZİK ETÜTLER RAPOR FORMATI Mart - 2016 Yönetim Kurulu nun 01/03/2016 tarih ve 107 sayılı kararı
DEPREMLER - 2 İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ. Deprem Nedir?
İNM 102: İNŞAAT MÜHENDİSLERİ İÇİN JEOLOJİ 10.03.2015 DEPREMLER - 2 Dr. Dilek OKUYUCU Deprem Nedir? Yerkabuğu içindeki fay düzlemi adı verilen kırıklar üzerinde biriken enerjinin aniden boşalması ve kırılmalar
Akıntı Yönünde süreç geçişi (f (gs) = 1) Drenaj alanı m^2
Kanal Gradyanı (m/m) Akıntı Yönünde süreç geçişi (f (gs) = 1) Ayrılma Sınırlı Rasgele değişken Ayrılma Sınırlı Denge Eğimi Taşınma Sınırlı Taşınma Sınırlı Denge Eğimi Drenaj alanı m^2 Gradyan Karışık temel
SİSMİK PROSPEKSİYON DERS-1 (GİRİŞ) DOÇ.DR. HÜSEYİN TUR
SİSMİK PROSPEKSİYON DERS-1 (GİRİŞ) DOÇ.DR. HÜSEYİN TUR JEOFİZİK NEDİR? Fiziğin Temel İlkelerinden Yararlanılarak su küre ve atmosferi de içerecek biçimde Dünya, ayrıca ay ve diğer gezegenlerin araştırılması
INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ
1 INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ Dr. Öğr.Üyesi Orhan ARKOÇ e-posta: [email protected] Web : http://personel.kirklareli.edu.tr/orhan-arkoc 2 BÖLÜM 13 JEOFİZİK VE JEOFİZİKTE ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ-İNŞAAT
ÖN SÖZ... ix BÖLÜM 1: GİRİŞ Kaynaklar...6 BÖLÜM 2: TEMEL KAVRAMLAR... 7
ÖN SÖZ... ix BÖLÜM 1: GİRİŞ... 1 Kaynaklar...6 BÖLÜM 2: TEMEL KAVRAMLAR... 7 2.1 Periyodik Fonksiyonlar...7 2.2 Kinematik, Newton Kanunları...9 2.3 D Alembert Prensibi...13 2.4 Enerji Metodu...14 BÖLÜM
RPM de Jeotermal aramanın Teknik Gereklilikleri DADI THORBJORNSON, RPM DANIŞMANI ÇALIŞTAY SWİSS HOTEL IZMIR 5 TEMMUZ 2018
RPM de Jeotermal aramanın Teknik Gereklilikleri DADI THORBJORNSON, RPM DANIŞMANI ÇALIŞTAY SWİSS HOTEL IZMIR 5 TEMMUZ 2018 Ortak Girişim Üyeleri 10,000 çalışanı ve mühendislikte yüz yirmi yıllık tecrübesi
Gemlik-Armutlu Karayolu nun bitişiğinden güneye doğru uzanmaktadır.
PLAN DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMA RAPORU: Kapsam: Hazırlanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği Bursa İli, Gemlik İlçesi, Yeni Mahallesinde, H22-A-09-A-1-C, pafta, 956, 957 nolu imar adaları ile çevresini
Şekil :51 Depremi Kaynak Spektral Parametreleri
06 Şubat 2017 Depremi (Mw=5.4) Bilgi Notu (Guncellenmiş) 06 Şubat 2017 Ayvacık - Gülpınar'da (Mw=5.5, KRDAE, Mw=5.3, AFAD, Mw=5.4, COMU) 06:51 de orta büyüklükte bir deprem olmuştur. Bu deprem sonrası
Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm
Bursa Yakın Çevresi Deprem Tehlikesi ve Kentsel Dönüşüm Oğuz Gündoğdu ACİL DURUMLAR PANELİ KalDer Bursa Şubesi Çevre ve İş Güvenliği Kalite Uzmanlık Grubu 27 Mayıs 2015 Ülkemizde çağdaş anlamda Afet Yönetimi
KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ
KONU: KOMİTE RAPORU TAKDİMİ SUNUM YAPAN: SALİH BİLGİN AKMAN, İNŞ. YÜK. MÜH. ESPROJE GENEL MÜDÜRÜ Sismik Tasarımda Gelişmeler Deprem mühendisliği yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu yeni alanda
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü TOPOGRAFYA (HRT3351) Yrd. Doç. Dr. Ercenk ATA
Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü Ders Adı Kodu Yerel Kredi ECTS Ders (saat/hafta) Uygulama (saat/hafta) Laboratuvar (saat/hafta) Topografya HRT3351 3 4 3 0 0 DERSİN
İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU
AR TARIM SÜT ÜRÜNLERİ İNŞAAT TURİZM ENERJİ SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU ÇANAKKALE İLİ GELİBOLU İLÇESİ SÜLEYMANİYE KÖYÜ TEPELER MEVKİİ Pafta No : ÇANAKKALE
70.DEPREM VE ZEMİN İNCELEME MÜDÜRLÜĞÜ
UYGULANACAK İ 1 1.1 1.2 1.3 1.4 Mikro Bölgeleme Sondaj, Jeofizik Ve Laboratuar Deneylerine Ait Log Ve Föyler 20.01-30 M. Arası Derinlikde Sondajlara Ait Loglar (Spt Ve Zemin İndeks Özelliklerinin Tayini
ZEMİN MEKANİĞİ DERS NOTLARI
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü ZEMİN MEKANİĞİ DERS NOTLARI Prof. Dr. Recep KILIÇ ÖNSÖZ Jeoloji Mühendisliği eğitiminde Zemin Mekaniği dersi için hazırlanmış olan
İNM Ders 2.2 YER HAREKETİ PARAMETRELERİNİN HESAPLANMASI. Yrd. Doç. Dr. Pelin ÖZENER İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı
İNM 424112 Ders 2.2 YER HAREKETİ PARAMETRELERİNİN HESAPLANMASI Yrd. Doç. Dr. Pelin ÖZENER İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı YER HAREKETİ PARAMETRELERİNİN HESAPLANMASI Yapıların Depreme
ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ - 2023 (UDSEP-2023) EYLEM TABLOSU
Araştırıcı ve destekleyici kuruluşların katılımı ile oluşturulacak bir bilimsel koordinasyon kurulunun desteğinde deprem konusuyla ilgili araştırmalarda A.1.1.1. öncelikli alanlar belirlenecek ve bu alanlarda
BAÜ Müh-Mim Fak. Geoteknik Deprem Mühendisliği Dersi, B. Yağcı Bölüm-5
ZEMİN DAVRANIŞ ANALİZLERİ Geoteknik deprem mühendisliğindeki en önemli problemlerden biri, zemin davranışının değerlendirilmesidir. Zemin davranış analizleri; -Tasarım davranış spektrumlarının geliştirilmesi,
Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası Ölçütlere Göre Derlenmesi
Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Kayıt Şebekesi Veri Tabanının Uluslararası Ölçütlere Göre Derlenmesi Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kamu Kurumları Destek Başvurusunda Bulunan (Öneren) Kurum Araştırma
M. Kemal AKMAN YÜKSEL Proje Uluslararası A.Ş.
M. Kemal AKMAN YÜKSEL Proje Uluslararası A.Ş. TÜNELLERDE PLANLAMA, ARAŞTIRMA MÜHENSİDLİK HİZMETLERİ VE TASARIM Mustafa Kemal AKMAN Jeoloji Yüksek Mühendisi Yüksel Proje Uluslararası A.Ş. Jeolojik Hizmetler
İNM Ders 9.2 TÜRKİYE DEPREM YÖNETMELİĞİ
İNM 424112 Ders 9.2 TÜRKİYE DEPREM YÖNETMELİĞİ Türkiye Deprem Yönetmelikleri Türkiye de deprem zararlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara; 32.962 kişinin ölümüne neden olan 26 Aralık 1939 Erzincan
ARAŞTIRMALARINDA ARAZİ DENEYLERİ KAPSAMINDA YAPILACAK JEOFİZİK ARAŞTIRMALAR
T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı Parsel Bazlı Zemin Etüt Çalışmaları Eğitimi SAHA ARAŞTIRMALARINDA ARAZİ DENEYLERİ KAPSAMINDA YAPILACAK JEOFİZİK ARAŞTIRMALAR Prof.Dr
ZEMİN İNCELEMELERİ. Yetersiz Zemin İncelemesi Sonucu Ortaya Çıkabilecek Kayıplar. İçin Optimum Düzey. Araştırma ve Deney
ZEMİN İNCELEMELERİ Doğal yamaç ve yarmada duraylılığın kontrolü Barajlarda ve atık depolarında duraylılık ve baraj temelinin kontrolü, sızdırmazlık Yapıdan gelen yüklerin üzerine oturduğu zemin tarafından
ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI
ARAZİ KULLANIM PLANLAMASI ön koşul kavramsal uzlaşı niçin planlama? toplumsal-ekonomikhukuksal gerekçe plan kapsam çerçevesi plan yapımında yetkiler planın ilkesel doğrultuları ve somut koşulları plan
KENTSEL PLANLAMANIN TEMEL NİTELİKLERİ
KENTSEL PLANLAMANIN TEMEL NİTELİKLERİ Kentsel planlama toplum yararını esas alan güvenli ve sürdürülebilir yaşam çevresi oluşturmaya yönelik bir kamu hizmetidir. Kent planlama, mekan oluşumunun nedenlerini,
JEOFİZİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜM LABORATUVARLARINDA DÖNER SERMAYE KAPSAMINDA YAPILAN İŞLERİN GÜNCEL FİYAT LİSTESİ
JEOFİZİK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜM LABORATUVARLARINDA DÖNER SERMAYE KAPSAMINDA YAPILAN İŞLERİN GÜNCEL FİYAT LİSTESİ Gravite Ölçümleri ve Haritalaması Manyetik Ölçümleri ve Haritalaması Gamma Işın Spektrometresi
Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir
DEPREM VE ANTALYA NIN DEPREMSELLİĞİ 1. BÖLÜM DEPREM Deprem bir doğa olayıdır. Deprem Bilimi ise bilinen ve bilinmeyen parametreleriyle, karmaşık ve karışık teoriler konseptidir 1.1. DEPREMİN TANIMI Yerkabuğu
ULUSAL DEPREM ARAŞTIRMA PROGRAMI (UDAP)
ULUSAL DEPREM ARAŞTIRMA PROGRAMI (UDAP) T. Uran 1, V.Özsaraç 2, C.Erkmen 3, S. Altıok 4, U. Çeken 5 1 2 3 4 5 Daire Başkanı, AFAD, Deprem Dairesi Başkanlığı, Ankara ÖZET: Email: [email protected]
1.2. Aktif Özellikli (Her An Deprem Üretebilir) Tektonik Bölge İçinde Yer Alıyor (Şekil 2).
İzmir Metropol Alanı İçin de Yapılan Tübitak Destekli KAMAG 106G159 Nolu Proje Ve Diğer Çalışmalar Sonucunda Depreme Dayanıklı Yapı Tasarımı İçin Statik ve Dinamik Yükler Dikkate Alınarak Saptanan Zemin
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞI DEPREM VE RİSK YÖNETİMİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT YAPISI VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR YÖNERGE
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞI DEPREM VE RİSK YÖNETİMİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT YAPISI VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR YÖNERGE BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKİ DAYANAK ve TANIMLAR Amaç Madde 1- Bu yönergenin
KIBRIS TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ YASASI (21/2005 Sayılı Yasa) Madde 18 Altında Yapılan Tüzük
KIBRIS TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ YASASI (21/2005 Sayılı Yasa) Madde 18 Altında Yapılan Tüzük Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yasası
MEVZİİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU
SINIRLI SORUMLU KARAKÖY TARIMSAL KALKINMA KOOP. MEVZİİ İMAR PLANINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORU ÇANAKKALE İLİ BAYRAMİÇ İLÇESİ KARAKÖY KÖYÜ Pafta No : 1-4 Ada No: 120 Parsel No: 61 DANIŞMANLIK ÇEVRE
JEOTERMAL KAYNAKLAR İÇİN İŞLETME/REVİZE İŞLETME PROJESİ FORMATI İLÇE (İL). NUMARALI ARAMA RUHSATINA İLİŞKİN İŞLETME PROJESİ
JEOTERMAL KAYNAKLAR İÇİN İŞLETME/REVİZE İŞLETME PROJESİ FORMATI İLÇE (İL). NUMARALI ARAMA RUHSATINA İLİŞKİN İŞLETME PROJESİ HAZIRLAYAN (Jeoloji Mühendisi) Adı Soyadı : Oda Sicil No (*) : AY-YIL Ruhsat
SİSMİK TEHLİKE ANALİZİ
SİSMİK TEHLİKE ANALİZİ Depreme dayanıklı yapı tasarımının hedefi, yapıları aşırı bir hasar olmaksızın belirli bir yer hareketi seviyesine dayanacak şekilde üretmektir. Bu belirlenen yer hareketi seviyesi
2229 Ayrıntılı Etkinlik Eğitim Programı SAAT/ GÜN
9.08.206, Cuma Tanışma ve Oryantasyon Yaz okulu öğrencilerinin tanışması, çalışma gruplarının oluşturulması, çalışma konularının verilmesi, görev ve sorumlulukların anlatılması. 2229 Ayrıntılı Etkinlik
Bu doküman, İstanbul Kalkınma Ajansı nın desteklediği Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında 2013 yılında hazırlanmıştır.
Bu doküman, İstanbul Kalkınma Ajansı nın desteklediği Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında 2013 yılında hazırlanmıştır. PROJENİN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLAYAN TEMEL GEREKÇELER Nüfusu yılda %4.5 oranında artan
KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ. Yrd. Doç. Dr. Tülay Korkusuz Polat 1/37
KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ Yrd. Doç. Dr. Tülay Korkusuz Polat 1/37 Risk kültürü (1/5) Etkin bir risk yönetimi için çok boyutlu düşünme kültürü geliştirilmeli, farklılıklar ve riskler fırsatlara dönüştürülmelidir.
2012-2023 ANKARA DEPREM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI
2012-2023 ANKARA DEPREM STRATEJİSİ VE PLANI 1 T.C. ANKARA VALİLİĞİ İL AFET VE ACİL DURUM MÜDÜRLÜĞÜ Uğur Mumcu Mahallesi İstanbul Yolu Fa h Sultan Mehmet Bulvarı No:290 Yenimahalle / ANKARA Web : h p://www.ankaraafad.gov.tr
12 Mayıs 2016 PERŞEMBE
12 Mayıs 2016 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 29710 YÖNETMELİK Orman ve Su İşleri Bakanlığından: TAŞKIN YÖNETİM PLANLARININ HAZIRLANMASI, UYGULANMASI VE İZLENMESİ HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam,
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KURAKLIK ANALİZİ. Bülent YAĞCI Araştırma ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanı
T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI DEVLET METEOROLOJİ İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE KURAKLIK ANALİZİ Bülent YAĞCI Araştırma ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanı İklim Değişikliği 1. Ulusal Bildirimi,
80. YILINDA 1935 MARMARA
75. YILINDA 1939 ERZİNCAN DEPREMİ KONFERANSI BİLDİRGESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - MİMAR VE MÜHENDİSLER GRUBU -BAKIRKÖY BELEDİYESİ 80. YILINDA 1935 MARMARA ADALARI DEPREMİ KONFERANSI BİLDİRGESİ Konferans
İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji
Hafta_5 İNM 106 İnşaat Mühendisleri için Jeoloji Haritalar ve kesit çıkarımı (Jeoloji-Mühendislik Jeolojisi ve topografik haritalar) Yrd.Doç.Dr. İnan KESKİN [email protected], [email protected]
ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 2012-2023 BAŞBAKANLIK AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI
ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ VE PLANI 2012-2023 BAŞBAKANLIK AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI İÇİNDEKİLER Sayfa İÇİNDEKİLER... 1 KISALTMALAR..... 2 1. GİRİŞ... 3 1.1. Temel Amaç... 3 1.2. Ana Gelişme
Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Çok Disiplinli Çalışma Alanları
Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Çok Disiplinli Çalışma Alanları M. Emin Candansayar, Prof. Dr. Jeofizik Mühendisliği Bölümü [email protected] Konu Başlıkları Jeofizik Mühendisliği Nedir? Jeofizik
1 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29254
1 Şubat 2015 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 29254 BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE İL ÖZEL İDARELERİ TARAFINDAN AFET VE ACİL DURUMLAR İLE SİVİL SAVUNMAYA İLİŞKİN YATIRIMLARA AYRILAN BÜTÇEDEN YAPILACAK HARCAMALARA
Bölümümüz KTÜ Döner Sermaye Başkanlığı üzerinden yapacağı işler ve fiyatlandırma listesi
Bölümümüz KTÜ Döner Sermaye Başkanlığı üzerinden yapacağı işler ve fiyatlandırma listesi İşin Adı Birim Birim Fiyatı ( ) GRAVİTE ÖLÇÜMLERİ VE HARİTALAMASI 250mx250m karelaj Nokta 213 100mx100m karelaj
11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 11 MART 2011 BÜYÜK TOHOKU (KUZEYDOĞU HONSHU, JAPONYA) DEPREMİ (Mw: 9,0) BİLGİ NOTU JEOLOJİ ETÜTLERİ DAİRESİ Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü
AFET VE ACİL MÜDAHALE BİLGİ SİSTEMİ. Yard. Doç. Dr. Mehmet Fatih DÖKER
AFET VE ACİL MÜDAHALE BİLGİ SİSTEMİ Yard. Doç. Dr. Mehmet Fatih DÖKER AFET NEDİR? Afet en genel anlamda, doğal ve insan kaynaklı nedenlerle meydana gelerek insan yaşantısını olumsuz etkileyen, sosyal,
Fotogrametri Anabilim dalında hava fotogrametrisi ve yersel fotogrametri uygulamaları yapılmakta ve eğitimleri verilmektedir.
FOTOGRAMETRİ ANABİLİM DALI Fotogrametri eski Yunancadaki Photos+Grama+Metron (Işık+Çizim+Ölçme) kelimelerinden Eski Yunancadan bati dillerine giren Fotogrametri sözcüğü 3 kök sözcükten oluşur. Photos(ışık)
Ders 1.2 Türkiyede Barajlar ve Deprem Tehlikesi
İNM 424112 Ders 1.2 Türkiyede Barajlar ve Deprem Tehlikesi Doç. Dr. Havvanur KILIÇ İnşaat Mühendisliği Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı TARİHTE BARAJ YIKILMALARI VE YIKILMALARDAN ÖĞRENİLENLER TARİHTE BARAJ
3. Ulusal Taşkın Sempozyumu, 29-30 Nisan 2013, İstanbul
3. Ulusal Taşkın Sempozyumu, 29-30 Nisan 2013, İstanbul Taşkınların Sebepleri, Ülkemizde Yaşanmış Taşkınlar ve Zararları, CBS Tabanlı Çalışmalar Taşkın Tehlike Haritaları Çalışmaları Sel ve Taşkın Strateji
DÜNYA YI ARAŞTIRMAYA HOŞGELDİNİZ
DÜNYA YI ARAŞTIRMAYA HOŞGELDİNİZ Jeoloji Mühendisliği programının amacı, bu alanda ülkemizin ihtiyaç duyduğu problemlere çözüm konusunda bilimsel ve teknolojik donanımını uygulamayla birleştirebilen, çevreye
2010 YILINDA UYGULANACAK ÜCRET TARİFELERİ
2010 YILINDA UYGULANACAK ÜCRET TARİFELERİ İÇİNDEKİLER SIRA NO TARİFENİN NEV'İ KARAR NO KARAR TARİHİ SAYFA NO 1 DEPREM VE ZEMIN INCELEME MUDURLUGU 5 BİRİM 2010 YILI UYGULANACAK 1- Mikrobölgeleme Sondaj,Jeofizik
LİMİT DENGE ANALİZİ (Deterministik Yaklaşım)
11. ŞEV DURAYLILIĞI ŞEV DURAYLILIĞI (Slope Stability) Şev: Düzensiz veya belirli bir geometriye sahip eğimli yüzeydir. Şevler Düzensiz bir geometriye sahip doğal şevler (yamaç) Belirli bir geometriye sahip
KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE
KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ (KRY) EĞİTİMİ KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ: KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVE SUNUM PLANI 1. RİSK VE RİSK YÖNETİMİ: TANIMLAR 2. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ 3. KURUMSAL RİSK YÖNETİMİ DÖNÜŞÜM SÜRECİ
DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMI
DEPREME DAYANIKLI YAPI TASARIMI Depremle İlgili Temel Kavramlar 2 2. Hafta Yrd. Doç. Dr. Alper CUMHUR Kaynak: Sakarya Üniversitesi / İnşaat Mühendisliği Bölümü / Depreme Dayanıklı Betonarme Yapı Tasarımı
... NO'LU RUHSATA İLİŞKİN (... DÖNEM) ARAMA FAALİYET RAPORU
ARAMA FAALİYET RAPOR FORMATI İLÇE... (İL)... NO'LU RUHSATA İLİŞKİN (... DÖNEM) ARAMA FAALİYET RAPORU HAZIRLAYAN TEKNİK SORUMLU Adı Soyadı JEOLOJİ MÜHENDİSİ Oda Sicil No AY-YIL 1 İLETİŞİM İLE İLGİLİ BİLGİLER
Ön Söz Çeviri Editörünün Ön Sözü
vii İçindekiler Ön Söz Çeviri Editörünün Ön Sözü x xi 1 GİRİŞ 1 1.1 Seçilmiş Genel Kitaplar ve Jeoloji Üzerine Kaynak Malzemeler 2 1.2 Jeolojik Saha Teknikleri ile İlgili Kitaplar 3 2 ARAZİ DONANIMLARI
INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ
5/29/2017 1 INS13204 GENEL JEOFİZİK VE JEOLOJİ Yrd.Doç.Dr. Orhan ARKOÇ e-posta : [email protected] Web : http://personel.klu.edu.tr/orhan.arkoc 5/29/2017 2 BÖLÜM 10 KAYAÇLARIN ve SÜREKSİZLİKLERİNİN
ÇANAKKALE NİN GELİŞME ALANLARINDA EKOLOJİK YAKLAŞIMLAR. İsmail ERTEN
ÇANAKKALE NİN GELİŞME ALANLARINDA EKOLOJİK YAKLAŞIMLAR İsmail ERTEN Çanakkale bölgesi düz damlı ve kırma çatılı yapılar dağılım Çanakkale kentinin yerleşim alanlarının 1. dönem dağılışı 1462-1500 Çanakkale
T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü Afet Yönetiminde Teknoloji Kullanımı, 12, Bilkent Otel, Ankara 1 CBS Genel Müdürlüğü Amaçlarımız ve Görevlerimiz Amacımız; ihtiyaç
Ek Form 9 DETAY ARAMA FAALİYET RAPORU. RAPORUN BAŞLIĞI: Başlık raporun konusunu ve içeriğini kısaca, açık ve yeterli bir biçimde ifade edecektir.
Ek Form 9 DETAY ARAMA FAALİYET RAPORU RAPORUN BAŞLIĞI: Başlık raporun konusunu ve içeriğini kısaca, açık ve yeterli bir biçimde ifade edecektir. HAZIRLAYAN MÜHENDİS/MÜHENDİSLERİN: Adı ve Soyadı : Unvanı
T.C. AKSARAY ÜNĠVERSĠTESĠ MÜHENDĠSLĠK FAKÜLTESĠ JEOLOJĠ MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ Eğitim-Öğretim Döneminden Ġtibaren Uygulanacak
EK 1 T.C. AKSARAY ÜNĠVERSĠTESĠ MÜHENDĠSLĠK FAKÜLTESĠ JEOLOJĠ MÜHENDĠSLĠĞĠ BÖLÜMÜ 2016-2017 Eğitim-Öğretim Döneminden Ġtibaren Uygulanacak LĠSANS EĞĠTĠM-ÖĞRETĠM PLANI BĠRĠNCĠ YIL BİRİNCİ YARI YIL ADI T
ÖLÇME BİLGİSİ. PDF created with FinePrint pdffactory trial version http://www.fineprint.com. Tanım
ÖLÇME BİLGİSİ Dersin Amacı Öğretim Üyeleri Ders Programı Sınav Sistemi Ders Devam YRD. DOÇ. DR. HAKAN BÜYÜKCANGAZ ÖĞR.GÖR.DR. ERKAN YASLIOĞLU Ders Programı 1. Ölçme Bilgisi tanım, kapsamı, tarihçesi. 2.
JEOLOJİ MÜHENDİSİ A- GÖREVLER
TANIM Yerkürenin başlangıcından bugüne kadar geçirdiği yapısal değişmeleri, yerkabuğunun yüzeyinin ve altının bugünkü durumunu inceleyen, yerleşim alanları ve her türlü mühendislik yapılarının yer seçimi
Türkiye nin Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi Mekanizmasına Destek için Teknik Yardım Projesi Ankara, 15 Şubat 2017
Türkiye nin Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi Mekanizmasına Destek için Teknik Yardım Projesi Ankara, 15 Şubat 2017 Türkiye Cumhuriyeti nin Ulusal Sera Gazı Envanteri Sisteminin Güçlendirilmesi ve İyileştirilmesi:
ANKARA YÖRESİ ZAYIF VE KUVVETLİ YER HAREKETİ KAYIT AĞININ KURULMASI
Ankara nın Deprem Tehlikesi ve Riski Çalıştayı Bildiriler Kitabı nın Deprem Tehlikesi ve Riski Çalıştayı Depreme Hazır Mı? ANKARA YÖRESİ ZAYIF VE KUVVETLİ YER HAREKETİ KAYIT AĞININ KURULMASI Arş.Gör.Ahmet
Türkiye Deprem Tehlike Haritası ve İnteraktif Web Uygulaması
Türkiye Deprem Tehlike Haritası ve İnteraktif Web Uygulaması Ulubey ÇEKEN AFAD Deprem Dairesi Başkanı Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası 475 Yıllık Tekerrür Periyodu için
GPE DEÜ Fen Bilimleri Enstitüsü. Sismik Risk ve Sismik Tehlike : Tanım, Temel kavramlar Sismotektonik haritalar : USGS 30sec DEM topoğrafya
Sosyal Hassasiyetin CBS'de Belirlenmesi ve Afet Riskini Azaltıcı Bir Araç Olarak Kullanılması DEÜ Fen Bilimleri Enstitüsü ( Z Dönemi) D PROGRAM İÇERİĞİ GPE 5005 SİSMİK K RİSKR ( Dersin Kredisi : 2+2) Yrd.Doç.Dr.
Afet Yönetimi ve. Sel Risk Değerlendirmesi
Afet Yönetimi ve Sel Risk Değerlendirmesi KAPSAM - Afetlerin Genel Durumu - Kriz Yönetiminden Risk Yönetimine Geçiş - Risk Kavramı ve Risk Değerlendirmesi Risk Nedir? Nasıl Belirlenir? Nasıl Yönetilir?
10-11 Şubat 2014 DSİ ETLİK EĞİTİM TESİSLERİ ANKARA
10-11 Şubat 2014 DSİ ETLİK EĞİTİM TESİSLERİ ANKARA ÇALIŞMA GRUBU Adı Soyadı Görevi Çalıştığı Kurum Dr. Ozan DENİZ Başkan Çanakkale Onsekiz Mart Üni. Jeoloji Mühendisliği Bölümü Birol ÖZER Başkan Yardımcısı
2013-2023 KIRŞEHİR DEPREM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI
2013-2023 KIRŞEHİR DEPREM STRATEJİSİ VE PLANI T.C. KIRŞEHİR VALİLİĞİ İL AFET VE ACİL DURUM MÜDÜRLÜĞÜ Nasuhdede Mahallesi Killik Caddesi No: 6 KIRŞEHİR Baskı yılı : 2013 İÇİNDEKİLER KISALTMALAR SUNUŞ GİRİŞ
ĐMAR PLANINA ESAS JEOLOJĐK-JEOTEKNĐK ETÜT RAPORU
SAHĐBĐ ĐLĐ ĐLÇESĐ KÖYÜ MEVKĐĐ : BĐGA MERMER SANAYĐ VE TĐC. LTD. ŞTĐ : ÇANAKKALE : BĐGA : KOCAGÜR : SARIGÖL PAFTA NO : 6 ADA NO : -- PARSEL NO : 1731-1732-1734 ĐMAR PLANINA ESAS JEOLOJĐK-JEOTEKNĐK ETÜT
T.C. BELEDİYE BAŞKANLIĞI İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü
T.C. BELEDİYE BAŞKANLIĞI İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Zemin ve Deprem İnceleme Müdürlüğü KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ (-----------------)SAHASINDA YAPILACAK OLAN İMAR PLANLARINA ESAS JEOLOJİK,
K O N D S E P 2012-2023 KONYA DEPREM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI. T.C. KONYA VALİLİĞİ İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü
K O N D S E P 2012-2023 KONYA DEPREM STRATEJİSİ VE PLANI T.C. KONYA VALİLİĞİ KONYA DEPREM STRATEJİ VE PLANI 2023 ko KONYA DEPREM STRATEJİSİ VE PLANI TASLAĞIDIR 2 KONYA DEPREM STRATEJİ VE PLANI 2023 3 KONYA
Deniz ve kıyı jeolojisi:
Deniz ve kıyı jeolojisi: Deniz ve Kıyı jeolojisi: kıyıları ve suların altındaki yeryüzünün tarihçesini, jeolojik yapıların şekillendirilmesindeki etkenleri, deniz kaynaklı doğal afetleri ve kıyı alanlarına
EK 10 YENİDEN YERLEŞİM EYLEM PLANI FORMATI
YENİDEN YERLEŞİM EYLEM PLANI FORMATI 1 İçindekiler: 1. AMAÇ... 2 2. KAPSAM... 2 3. MEVZUAT... 2 4. UYGULAMA PLANI... 2 4.1 Proje Alanını Tanıtıcı Bilgiler... 2 4.2 Envanteri yapılması zorunlu taşınmazların
KAYA KÜTLESİ SINIFLAMALARI
KAYA KÜTLESİ SINIFLAMALARI SINIFLAMA SİSTEMLERİNİN HEDEFİ VE ÖZELLİKLERİ Kaya kütle sınıflama sistemleri eğer belirli koşullar yerine getirilirse; gözlem, ölçüm, tecrübe ve mühendislik yargıları sonucu
AKILLI ŞEHİRLERİN BİLİŞİM ve VERİ ALTYAPISI
AKILLI ŞEHİRLERİN BİLİŞİM ve VERİ ALTYAPISI TEMEL GÖREVLER PAYLAŞILABİLİR VERİ ERİŞİLEBİLİR VERİ 2/65 COĞRAFİ VERİNİN ÖNEMİ e-devletin 5N+1K sı: Anlama Bilgi Birikimi Bilgi Veri Haritalama Entegrasyon
Yeni Deprem Yönetmeliği ve İstinat Yapıları Hesaplarındaki Değişiklikler
İnşaat Mühendisleri Odası Denizli Şubesi istcad istinat Duvarı Yazılımı & Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği nin İstinat Yapıları Hakkındaki Hükümleri Yeni Deprem Yönetmeliği ve İstinat Yapıları Hesaplarındaki
T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ LİSANS PROGRAMI. 2011-12 Güz Yarıyılı
T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ LİSANS PROGRAMI 2011-12 Güz Yarıyılı YAPILAŞMADA YERBİLİMLERİ İNŞ 207 4 AKTS 2. yıl 1. yarıyıl Lisans Zorunlu 3+0 s/hafta 3 kredi Teorik:
