Fotoğraf: Ercan Arslan

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Fotoğraf: Ercan Arslan"

Transkript

1 D O S Y A Fotoğraf: Ercan Arslan

2 KAYITDIŞI İSTİHDAM

3 DOSYA (makale) ENFORMEL SEKTÖR, ENFORMEL İSTİHDAM: ORTAYA ÇIKIŞ ve YAYGINLAŞMA NEDENLERİ * GÜLAY TOKSÖZ Prof. Dr. Ankara Üniversitesi SBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü İkinci Dünya Savaşı ertesinde bağımsızlıklarını kazanan az gelişmiş ülkelerde kapitalist ekonomik işleyişin modern sanayilerin kurulmasında ve bu ülkelerin kalkınmasında etkili olacağı varsayılmıştır. Savaşın getirdiği yıkımı çok çabuk telâfi eden Avrupa ülkeleri ve Japonya nın izlediği kalkınma sürecini az gelişmiş ülkelerin de izleyebileceği yönünde iyimser bir yaklaşım bu dönemde kalkınma iktisadına egemendir. Tarımda makineleşme sonucu kırda atıl hâle gelerek kentlere göç eden işgücü fazlası modern sanayinin işgücü arzını oluşturacaktır. Kentlerde bulunan zanaat temelli küçük üretim birimleri ise son derece geri teknolojiler kullandıkları ve üretim kapasiteleri çok sınırlı olduğu için giderek yok olacaktır. Ancak çeşitli ülkelerde yatırım ve üretkenlik artışı konusundaki iyimser * Bu yazı, Şerife Türcan Özşuca ve Gülay Toksöz tarafından yazılan Sosyal Koruma Yoksunluğu, Enformel Sektör ve Küçük İşletmeler başlıklı kitaptan (Ankara Üniversitesi Yayınları, 2003) yararlanarak hazırlanmıştır. tahminler tutmamış, yaratılan modern işlerin sayısı bu tip işlere olan talebin gerisinde kalmıştır. Kırdan kente göçle birlikte işgücü piyasası üzerinde oluşan baskı 1960 ların ortalarından itibaren işsizliğin ve bunun yanı sıra küçük üretici faaliyetlerin artmasına yol açmıştır. Yasal ve kurumsal düzenlemelerin tümüyle ya da kısmen dışında kalan, istihdam ve gelir yaratma amacını güden bu küçük üretici faaliyetleri tanımlamak için enformel sektör kavramı kullanılmıştır. Bu kavram, kırsal nüfusun azalması ve kentsel nüfusun büyümesiyle çok büyük işsizlik sorununun ortaya çıkmaması olgusunu açıklamak için kırdan kente göç eden ve kentte modern işletmelerde istihdam imkânı bulamayanların küçük işletmelerin varlığı sayesinde yaşamlarını sürdürecek bir gelir elde etmesine dikkat çekmektedir. Böylece enformel sektördeki bir kişi formel sektörde iyi bir iş sahibiyle, kentte iş bekleyerek boş duran arasında çoğunlukla kendi hesabına ekonomik faaliyette bulunarak yer almaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde 1980 lerden bu yana istihdam büyük ölçüde enformel sektörde yaratılmaktadır. Enformel sektör hane temelli küçük üretim birimlerine dayanmakta olup, ticaret, hizmet ve imalât sanayi sektörlerinde faaliyette bulunan ve işgücünü geçici temelde istihdam eden kendi hesabına işletmeler ile işgücünü süreklilik temelinde istihdam eden küçük işverenlerin işletmelerinden oluşmaktadır. Kendileri veya çalışanları kayıtsız olan bu işletmelerin esas amacı, üretimde bulunan kişilere iş ve gelir sağlamaktır. Kayıtsızlık işverenin vergi ve sosyal güvenlik katkısını yerine getirmemesi veya istihdam ilişkilerinin standart iş yasalarına tâbi olmaması anlamına gelir. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde insanlara çalışarak yaşamlarını sürdürecek bir gelir elde etme imkânını sunan bu girişimlerin desteklenmesi ve enformel sektör çalışanlarının haklar ve sosyal koruma açısından güvence altına alınması görüşü, günümüzde genel kabul görmektedir. 42

4 ILO, enformel sektörü destekleme görüşünü taşıyan kurumların başında gelmekte, ancak enformel sektörün varlığı ILO önünde bir ikilem oluşturmaktadır: Gelişmekte olan üye ülkeler için bu sektör mümkün tek istihdam kaynağıdır; bu nedenle üye ülkelere bu sektörün istihdam kapasitesini artırmak için destek verilmesi gerekir. Öte yandan ILO nun varlık nedeni olan çalışanı koruyucu standartlar ve ilkeler bu sektörde geçerli değildir; bu nedenle sektörün istihdam kapasitesini azaltmadan bu ilkeleri uygulama yollarını bulmaya çalışılmalıdır. Enformel sektör için öncelikle ILO nun temel insan haklarına ilişkin standartlarının; örgütlenme özgürlüğü, zoraki emekten kurtulma özgürlüğü ve muamele ve fırsat eşitliğinin uygulanması gerekir. Bunlar, çocuk emeğinin sömürüsünün önlenmesini ve enformel sektör işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğine Fotoğraf: Ercan Arslan 43

5 ilişkin önlemleri içermelidir. Enformel sektörde istihdam günümüz Türkiye sinin en önemli sorunlarından biri olarak karşımızdadır. Kayıtdışı veya kaçak istihdam kavramlarıyla da karşımıza gelen bu olgu, geniş çalışan kitlelerin sosyal korumadan yoksun olarak, güvencesiz, geçici nitelikli işlerde istihdamı anlamına gelmekte, toplumun geniş bir kesimi yaşamlarını sürdürmek için ne pahasına olursa olsun çalışmaya razı olmaktadır. Özellikle ekonomik krizinden sonra durum daha da ağırlaşmış, yoksulluk artmış, işsiz kalan kitleler geçimlerini sağlayabilmek için enformel ekonomik faaliyetlere yönelmiştir. Enformel Ekonomik Faaliyetlerin Ortaya Çıkma ve Yaygınlaşma Nedenleri Enformel sektörün ortaya çıkmasında etkili belli başlı faktörlerden ilki, az gelişmiş ülkelerin demografik ve sosyo-ekonomik özelliklerine bağlı olup, yapısal niteliktedir. Özellikle kırdan kente göç sonucu büyük bir kentsel işgücü fazlasına sahip olan ülkelerde, formel sektörün yeterli istihdam imkânı yaratamaması sonucunda kendi hesabına çalışma ve çok küçük işletmeler önemli bir ekonomik faaliyet ve istihdam kaynağı olmuştur. Yine bu ülkelerde yasal düzenlemelerin katılığı ve küçük işletmelerin bunlara uymada karşılaştığı güçlükler, ekonomik faaliyetlerin enformel olarak yürütülmesinde etkili olan ikinci faktördür. Enformel ekonominin yaygınlaşmasında etkili olan faktör ise, küreselleşmeyle bağlantılı yapısal uyum politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme modelidir. Bu modeli benimseyen gelişmekte olan ülkeler, uluslararası pazarlarda satış yapabilmek ve rekabete ayak uydurabilmek için işgücü maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla fason/taşeron üretim ilişkilerine yönelmişlerdir. Üretim sürecinin parçalara ayrılarak, işgücünün enformel istihdam ilişkileri içinde korumasız olarak çalıştığı küçük işletmelere yaptırılması, büyük işletmelere işgücü maliyetlerini dolaylı yoldan düşürme imkânı vermektedir. Bu çerçevede sosyal refah devleti politikalarının emeği koruyan düzenlemelerinin maliyeti artıran unsurlar olarak görülmesi, istihdam güvencesi, gelir güvencesi, sosyal güvenlik, örgütlenme ve toplu pazarlık haklarına bağlı olarak işgücü piyasasını düzenleyen yasa, kurallar ve politikalarda köklü değişikliklere ve kuralsızlaştırmaya yol açmıştır. Bu süreçte sendikalar ciddî güç kaybına uğramıştır. Bütün bu gelişmelerle bağlantılı olarak günümüzde gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin büyük çoğunluğunda sosyal güvenlik sistemleri önemli sorunlarla karşı karşıyadır. Sistemin yüksek maliyetle çalışmasının ekonomik kalkınma ve büyüme süreçlerini olumsuz etkilediği iddiasından, koruma düzeyinin ve kapsamının yetersizliğine kadar uzanan geniş bir yelpazede sorunlar tartışılmaktadır. Ülkelerin farklı düzeylerdeki sorunlarına karşılık, bugün sosyal güvenlik sistemlerinin önündeki küresel düzeydeki temel sorun dünya nüfusunun yarıdan fazlasının herhangi bir biçimde sosyal güvenceye sahip olmamasıdır. Sosyal güvenlikçe kapsananların önemli bir bölümü, sınırlı sayıda riske karşı korunmakta ya da sorunlarını çözmeye yetmeyecek kadar düşük düzeyde güvenceye sahip bulunmaktadırlar. Örneğin pek çok Asya ve Afrika ülkesinde kapsam yüzde 10 unun altına inebilmektedir. ILO 1952 de 102 sayılı Sosyal Güvenliğin Asgarî Standartları Sözleşmesini kabul ettiğinde sosyal güvenliğin tüm dünyada ülkelerin gelişmişlik düzeylerinden bağımsız olarak yaygınlaşması hedeflenmiştir. Ancak bulunulan nokta bu hedefin çok uzağında kalındığını ortaya koymaktadır. Sosyal güvenlik programları temel olarak, formel sektörde düzenli istihdamda bulunanların koşullarına uygun gelecek bir biçimde oluşturulmuştur. Bireyin çalışma yaşamı, çalışma süresinin uzunluğu, gelir düzeyi gibi etkenlere bağlı olarak sosyal güvenlik hakları elde edilebilmektedir. Özel sektörde çalışan ücretlilere sosyal güvenlik sağlayan programlar oluşturulurken, genellikle daha önce kamu kesiminde çalışanlar için oluşturulmuş programlar referans alınmakta, bu yapı özel kesim çalışanlarının ulaşmak istediği hedefler setine örnek teşkil etmektedir. Ancak formel sektör dışında çalışan düşük kazançlı kendi hesabına çalışanlar, geçici işçiler, tarım işçileri, ev hizmetlileri sosyal güvenlik kapsamına girmeye yasal düzenlemelerle mecbur edilmiş olsalar dahi gelirlerinin düzensizliği, çalışma koşullarının belirsizliği ve özellikle yüksek sosyal güvenlik katkı payının istendiği durumlarda sosyal güvenlik programlarına katılmakta zorlanmaktadırlar. Geçici ve kesintili istihdamda çalışanlar, emeklilik hakkını kazanabilecek koşulları yerine getirememektedir. Sosyal güvenlik sistemlerinde dışarıda kalan grupların kapsanmasını sağlayacak, onların koşullarını göz önünde tutacak değişiklikler yapılması gerekmektedir. Türkiye de Enformel Sektör ve Enformel İstihdam Ülkemizde hanenin tüm üyelerini yetersiz koşullarda, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkından yoksun olarak çalışmak zorunda bırakan ekonomik ve sosyal koşullar çok boyutludur ve tek bir nedene dayanarak açıklanması ve çözüm önerileri geliştirilmesi mümkün değildir. Türkiye geleneksel olarak küçük üretim birimlerinin çok yaygın olduğu bir ülkedir. Enformel sektörün temel üretim birimleri olarak ele alabileceğimiz esnaf, sanatkâr işyerleri ve çok küçük işletmelerin kayıtdışılığında yasal ve kurumsal düzenlemelerin bu tür işletmeler açısından elverişsiz yapılarının ve bürokratik süreçlerin önemli 44

6 payı vardır sonrası uygulanan ihracata dayalı sanayileşme modeli ve yapısal uyum politikaları ise özellikle fason ve taşeron üretim ilişkileri aracılığıyla enformel istihdamın yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Türkiye de bu olgunun incelenmesi, bize, formel ve enformel sektörlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduğunu, formel sektörde enformelliğe geçme yönünde güçlü bir eğilim bulunduğunu ve enformel istihdamın büyüdüğünü göstermektedir. Türkiye de yakın zamana kadar çalışanları kapsamına alan başlıca üç büyük sosyal güvenlik kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu dur. Türkiye de enformel sektör çalışanları büyük ölçüde yasal sosyal güvenlik kapsamı içindedir. Ayrıca ülkemizde uluslararası normlara uygun olmasa ve çok yetersiz düzeylerde de olsa, yoksul kişilere yönelik sosyal yardım mekanizması bulunmaktadır. Türkiye de yasal sosyal güvenliğin zorunlu veya isteğe bağlı kapsam aracılığıyla neredeyse tüm işgücünü kapsayacak bir biçimde düzenlenmiş olmasına karşın gerçek sosyal güvenlik kapsamı yasal kapsamın ciddî bir biçimde altında kalmaktadır. TÜİK verilerine göre, 2005 yılında istihdam edilenlerin, Türkiye genelinde yüzde 50.1 i, kentsel yerlerde yüzde 35.9 u, kırsal yerlerde ise yüzde 68.9 u herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışmaktadır. Enformel istihdam esas olarak yasaların kapsamaması nedeniyle değil, kapsama girenlerin mevcut kurumsal yapıya dahil olmaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Özellikle küçük üreticiliğin yaygın olduğu kırsal kesimde, çiftçilerin önemli bir kısmı kendi hesabına çalışan olarak BAĞ-KUR a üye olmamaktadır. Aynı durum kentlerde kendi hesabına çalışanlar açısından da geçerlidir. Kentlerde tarım dışı faaliyetlerde kendi hesabına çalışanların %53 ü BAĞ-KUR a üye değildir. Kentlerde ücretli olarak çalışanların %22 sinin de sigortasız çalıştığı görülmektedir. Türkiye de işgücünün yarısının herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmamasının yanısıra, bir diğer önemli sorun da, sosyal güvenliğe riayet oranının düşük olması, prime esas gün sayısının ve prime esas kazancın düşük gösterilmesidir. Yine BAĞ-KUR üyeleri arasında hiç prim borcu olmayanlar toplam sigortalıların ancak %10 unu oluşturmaktadır. Ülkemizde yasal kapsamın geniş olmasına karşılık gerçek sosyal güvenlik kapsamının düşük olmasının gerisinde yatan nedenler arasında; çalışanlar açısından gelir düzeyinin yetersizliğini, ücret üzerinden yapılan gelir vergisi ve sigorta prim kesintilerin yüksekliğini, buna bağlı olarak işverenlerin işgücü maliyetlerini düşürme gayretlerini, işgücü arz fazlası nedeniyle sigortasız çalışmanın açık işsizliğe tercih edilmesini, idarî alt yapının denetim eksikliğini ve sosyal güvenlik kurumlarınca sunulan karşılıkların yetersizliğini sayabiliriz. Ücretli çalışanların SSK kapsamı dışında kalmasının veya primlerinin ödenmemesinin öncelikli nedeni, işgücü maliyeti ile çalışanın eline geçen net ücret arasındaki farkın büyük olması, asgarî ücret üzerindeki vergi ve sosyal güvenlik yükünün %40 ları bulması olarak gözükmektedir. Gelir elde edenler, vergilerin adaletli şekilde toplandığı ve harcandığına dair inançlarının sarsılmasıyla birlikte, bu gelirlerin önemli bir kısmını devlete vergi veya diğer yasal kesintiler olarak ödemek istememekte, özel anlaşmalarla net ve brüt ücret arasındaki farkın işçi ve işveren arasında pay edildiği genel kabul görmektedir. İşçinin sigortalı olarak çalışmak istemesi durumunda ise yaygın işsizlikten ötürü işveren karşısında pazarlık gücü yoktur. Denetim etkinliğinin zayıf olması, bu gelişmeyi daha da kolaylaştırmaktadır. BAĞ-KUR üyesi olan küçük esnaf ve sanatkârlar açısından da ekonomik duruma bağlı olarak gelirlerinin düzensizliği, sunulan sağlık hizmetlerinin ve emeklilik ödeneklerinin yetersizliği primlerin ödenmemesinde veya düzensiz ödenmesinde etkili olmaktadır. Küçük işletmelerin sahipleri, sosyal güvenlik kuruluşlarınca sunulan karşılık ya da faydalardan genel olarak memnun değildir. BAĞ-KUR ve SSK nın sunduğu sağlık hizmetlerine ulaşmanın önemli zaman maliyetlerine neden olduğunu, sunulan hizmetlerin yeterli olmadığını, emekli aylıklarının düzeyinin çok düşük olduğunu belirtmektedirler. İşletme sahipleri, sosyal güvenlik sisteminden genel olarak memnun olmamakla birlikte, sosyal güvenliğin finansmanına ilişkin yükümlülüklerini asgarî düzeyde gerçekleştirme, imkân bulabildikleri ölçüde de kaçınma yolunu seçmiş gözükmektedir. Sosyal güvenlik sistemine duyulan güvenin zayıflamış ve kurumların iyi yönetilmediğine inanılmış olması, sistemin meşruiyetini kısmen kaybettiğine işaret etmektedir. Sosyal güvenlik sisteminin sunduğu hizmetlere erişebilirliği ve şeffaflığı artırmak öncelikli bir hedef olarak gözükmektedir. Sorunun çözümü sadece prim oranlarını düşürülmesiyle sınırlı değildir; küçük işletmelerin gelir olanaklarını artırıcı destekler, çalışanların sosyal güvenlik primlerini finanse edebilirliklerine katkı sağlayacaktır. Türkiye de var olan sosyal güvenlik sisteminin sorunları ve artan kayıtdışı istihdamı çözmeye yönelik politikalar, kapsamlı makroekonomik reformların bir parçası olmak zorundadır. Bunların başında istihdamı artıracak büyüme politikalarının benimsenmesi gelmektedir. Ayrıca sosyal güvenlik kurumlarında iyi yönetim, işletme ve riayeti geliştirecek politikaları devreye sokmak, sistemin etkin faaliyet göstermesini sağlamak için, sosyal taraflarla işbirliğine yönelmek gerekmektedir. Devletin, sosyal güvenlik sisteminin finansmanına işçi ve işverenin yanısıra üçüncü taraf olarak katılması, sosyal devletin bir gereği ve sistemin sürdürülebilirliği açısından zorunludur. 45

7 DOSYA (makale) GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ENFORMEL İSTİHDAMIN BOYUTLARI RECEP KAPAR Yrd. Doç. Dr. Muğla Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Giriş Dünyada enformel ekonomi ve istihdamın yaygınlaştığı bir dönemden geçilmektedir. Enformelleşmenin nedeni ne olursa olsun, çalışanlar bakımından anlamı güvencesizlik, kötü çalışma ve yaşam koşullarına sahip olmak, ekonomik, sosyal, siyasal hak ve özgürlükleri tam olarak kullanamamak ile eşdeğerdir. İlk başlarda yalnızca bir ekonomik gelişmemişlik sorunu olarak ele alınan enformel ekonomik yapının, ekonomik gelişme ile birlikte gerileyeceği ve önemli ölçüde ortadan kalkacağı beklenmiştir. Ancak gelişmeler beklenen yönde ortaya çıkmamış, aksine enformelleşme yoksul, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yapısal bir unsur haline gelmiştir. Geçmişte, kurumsal (formel) ekonomi tarafından enformel ekonominin önemli ölçüde geriletildiği gelişmiş ülkelerde, özellikle 1980 li yıllar sonrasında izlenen ekonomik ve sosyal politikaların sonucunda enformel ilişkilerin ve istihdamın varlığında artma eğilimi de gözlenmektedir. Bu yazıda hâlihazırda yüksek gelirli OECD ülkelerini kapsayan gelişmiş ülkeler bağlamında, özellikle Avrupa ülkelerindeki bildirilmemiş istihdama ilişkin yapılan çalışmaların genel sonuçları özetlenecektir. Gerçekte çok sayıda etmen tarafından belirlenen enformel istihdamın işgücü piyasasındaki esneklik ile ilişkisi açıklanmaya çalışılacaktır. Kavramsal Sorun Enformel istihdamın tanımlanmasına ilişkin bir karmaşa vardır. Yeraltı sektörü, kara ekonomi, gizli ekonomi, enformel istihdam, nakit çalışma, el altından ödeme, kayıt dışı veya gölge ekonomi gibi çok sayıda farklı niteleme bu konu çerçevesinde kullanılabilmektedir. Genel olarak enformel ekonomik ilişkileri ve istihdamı nitelemede 35 e yakın farklı sıfatın ve 6 değişik ismin kullanıldığı belirtilmektedir. 1 1 Collin C. Williams, Tackling Undeclared Work in Advanced Economies, Policy Studies, Vol. 25, No , s Kavramların tanımlanmasında farklılıklar bulunmakla birlikte benzerliklerin de olduğu açıktır. Bu kısa yazıda kavramsal tanımlamalara ve kavramların kapsamına ilişkin herhangi bir ayrıntılı tartışma ve açıklama yapılmayacaktır. Genel bir çerçeve içerisinde söz konusu kavramların içerdikleri birbirine yakın ve benzer unsurlar göz önünde bulundurulacaktır. Avrupa Birliği (AB) içerisinde enformel istihdam bildirilmemiş istihdam kavramı ile ifade edilmekte ve tanımlanmaktadır. Buna göre, yasal nitelikte olan, ancak ulusal gereklere uygun olarak kayıt altına alınmayan, resmî makamlara bildirilmeyen her türlü ücretli faaliyet bildirilmemiş veya enformel istihdam olarak kabul görmektedir. Bu yaklaşım çerçevesinde konusu, doğası veya niteliği yasal olan faaliyetler dikkate alınmaktadır. Ancak, suç oluşturan faaliyetler bildirilmemiş istihdamın dışındadır. Benzer biçimde bildirilmesi ulusal hukuk tarafından gerekli görülmeyen faaliyetler de kapsam dışında bırakıl- 46

8 mıştır. 2 OECD ise genellikle saklanmış istihdam kavramını kullanmaktadır. AB yaklaşımına oldukça benzeyen saklanmış istihdam yasal nitelikte olan ancak bir veya daha fazla kamu otoritesine bildirilmeyen istihdam olarak görülmektedir. 3 Enformel istihdamı yalnızca yetkili makama bildirilmeme olarak ele almak, gerçekte, sorunun büyüklüğünü gizlemeye yaramaktadır. Bir işyerinde tüm çalışanlar ulusal yasal gereklere uygun olarak yetkililere bildirilmiş olsa bile, bu işyerinde sağlık, yangın, iş, vergi hukuku ve diğer benzer zorunlu yasal düzenlemelerin gerektirdiği kurallara tümüyle ya da kısmen uyulmuyorsa, bu işyerinde bildirilmiş çalışanlar enformel ekonominin ve is- 2 OECD, Informal Employment and Promoting the Transition to a Salaried Economy, OECD Employment Outlook 2004, s ; Isabella Biletta-Marie Meixner, EIRO thematic feature: Industrial relations and undeclared work, European Foundation for the Improvement of Living and Working Conditions, 2005, s Biletta Meixner, s. 1. tihdamın bir parçasıdır. 4 Bu nedenle, enformel istihdam gerçekte Avrupa Komisyonunun bildirilmemiş istihdam yaklaşımının kapsadığından daha büyük bir sorun olarak kabul edilmelidir. Özellikleri Enformel ekonomi kavramı; vasıfsız işgücünü, istikrarsız ve az gelir sağlayan işleri, sosyal koruma ile birlikte diğer koruyucu düzenlemelerden yararlanamayan işsizleri, iş arayanları, bağımlı ve/veya bağımsız çalışanları kapsayan ve çok küçük üretim birimlerinin yaygın olarak bulunduğu, kötü çalışma koşullarının baskın olduğu, yasal düzenlemelerin uygulanmadığı, resmî denetimin bulunmadığı işgücü piyasası bölümünü ifade etmede kullanılmaktadır. 5 4 Saskia Sassen, Informalization in Advanced Market Economies, International Labour Office, Issues in Development Discussion Paper 20, Geneva, 1997, s.3. 5 ILO, Employment and Social Protection in the Informal Sector-Employment in the informal sector: Challenges and Future Agenda, Governing Body- Enformel ekonomide yer alan grupların ortak özelliği, yasal ve düzenleyici bir çerçeve içinde tanınmamış ve korunmamış olmalarıdır. Enformel ekonomide bulunanlar ileri derecede güvencesiz, belirsiz ve korumasız ortamda çalışmak ve yaşamak zorundadır. Çalışanlar, yasalar ve sosyal koruma düzenlemeleri tarafından ya hiç korunmaz ya da pek az korunur. Örgütlenme ve sendikal temsil haklarını kullanmaları da oldukça güçtür. 6 Boyutları ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde belirli kentsel alanlarda enformel ekonominin genişlediğine yönelik bulgular vardır. Sanayi sonrası topluma dayanan ekonomik gelişmeyi açıklama amacındaki temel kuramsal yaklaşımlar gelişmiş ülkelerdeki Committee on Employment and Social Policy (GB 277/ ESP/1/2), Geneva, 2000, s ILO, Decent Work and the Informal Economy, Report VI, International Labour Conference, 90th Session 2002, International Labour Office, Geneva, 2002, s. 3. Fotoğraf: ILO 47

9 Ülke bu enformelleşmeyi öngörmemiştir. 7 OECD bir grup üye ülkede enformel istihdamın düşük düzeyde olduğunu, ancak bu düzeyde tutmanın önemli bir politik konu hâline geldiğini belirtmektedir. Diğer üye ülkelerde ise enformel istihdamın oldukça yüksek olduğu ve geriletilmesi için çok geniş bir alanda eylemlerin gerektiği yine OECD tarafından dillendirilmektedir. 8 7 Sassen, s.1. 8 OECD, s TABLO 1 AVRUPA BİRLİĞI ÜLKELERİNE BİLDİRİLMEMIŞ İSTİHDAM GSMH ya Oranı (yüzde) Avusturya 4-7 Belçika 2-21 Danimarka 3-7 Finlandiya 2-4 Fransa 4-14 Almanya 4-14 Yunanistan İrlanda 5-10 İtalya Bildirilmemiş Çalışmanın Temel özellikleri Çalışma çağındaki her on kişiden biri bildirilmemiş olarak çalışmaktadır. İnşaat sektöründe çalışanların yüzde 40 ı, sanayi ve diğer ticaret işletmelerinde çalışanların yüzde 16 sı, hizmetlerde çalışanların yüzde 16 sı, eğlence sektöründe çalışanların yüzde 13 ü ve diğer ticaret ve hizmetlerde çalışanların yüzde 15 i bildirilmemiş olarak çalışmaktadır. Temelde orta veya düşük vasıflı genç erkekler arasında belirmektedir. Genelde gıda hazırlanması ve sunumu, perakendecilik, inşaat, tekstil, taşıma, hanehalkı hizmetleri ve tarım alanında görülmektedir. Öğrenciler gibi vasıflı veya vasıfsız çalışanlar tarafından gerçekleşmektedir. Özel hizmet sektöründe (bebek bakıcılığı, temizlikçilik gibi) ve inşaat sektöründe görülmektedir. Genelde gayrimenkul komisyonculuğu, perakendecilik, otel, gıda hazırlanması ve sunumu ve inşaat sektörlerinde çalışan genç vasıflı erkek işgücü bildirilmemiş olarak çalışabilmektedir. Özellikle yasal veya yasadışı yollardan gelen göçmen işgücü arasında enformel istihdam belirgindir. Bu istihdamın otel ve gıda hazırlanması ve sunumu sektöründe yüzde 60, inşaat sektöründe ise yüzde 27 dolayında olduğu belirtilmektedir. Yasadışı göçmenler ile daha önce bildirilmiş işlerde çalışanlar tarafından yapılan işlerdir. Ana sektörler inşaat, otel ve gıda hazırlanması ve sunumu, taşıma, yol ulaştırma, temizlik ve kültür aktiviteleridir.. Yasal ve yasadışı göçmenler öne çıkmaktadır. Ancak, emekliler, öğrenciler, ev ekseninde çalışan kadınlar da bildirilmemiş istihdam içindedir. Temel sektörler ise, tekstil, turizm, taşıma ve ev hizmetleridir. Öğrenciler ve daha önce kurumsal ekonomide çalışanlar belirgin bir gruptur. İnşaat ve dağıtım işlerinde görülür. Bildirilmemiş istihdam tekstilde, özel hizmetlerde, inşaatta ve tarım sektöründe emekliler, kadın ve gençler arasında yaygındır. Luksemburg vy. İnşaat sektöründe bildirilmemiş çalışmanın belirli biçimleri vardır. Hollanda 5-14 Genellikle hazır giyim, metal sanayi, rehberlik hizmetleri, taksi şoförlüğü, gıda hazırlanması ve sunumu ve otellerde iki işli vasıflı çalışanlar arasında bildirilmemiş istihdamın varlığı bilinmektedir. Portekiz vy. Tekstil, perakendecilik ve inşaatlardaki yasadışı göçmenler ve kadınlar İspanya İsveç 4-7 İngiltere 7-13 Tarımda, özel hizmetleri de içeren hizmet sektöründe genç çalışanlar, kadınlar ve belirli vasıflı çalışanlar arasında bildirilmemiş istihdam bulunmaktadır. Çoğunlukla temizleme, gıda hazırlanması ve sunumu, özel hizmetlerde vasıflı ya da kendi hesabına çalışanlar, vasıflı erkekler Gıda hazırlanması ve sunumu, otel, pazarlarda ve inşaatlarda vasıflı çalışanlar ve erkekler ILO, Decent Work and the Informal Economy, Report VI, International Labour Conference, 90th Session 2002, International Labour Office, Geneva, 2002, s. 24. Avrupa Komisyonu 1990 lı yılların sonunda Birliğin toplam GSMH nın yüzde 7 si ile yüzde 16 sı arasında bir oranda enformel ekonomik uğraşının olduğunu tahmin etmiştir. Aynı zamanda, Komisyon toplam kurumsal [bildirilmiş (declared)] istihdamın yüzde 7 si ile 19 unun, yani sayıları 10 ile 28 milyon arasında değişen işin, enformel olduğunu öngörmüştür. 9 9 ILO, Decent, s Tablo 1 ve Tablo 2 de seçilmiş Avrupa ve OECD ülkelerindeki enformel ekonomik faaliyete ilişkin tahminler özetlenmektedir. Gelişmekte olan veya yoksul ülkelerde olduğu gibi, gelişmiş ülkelerde de enformel ekonomik uğraşının boyutunu belirlemede enformel ekonominin unsurlarından kaynaklanan güçlükler bulunmaktadır. 10 Japonya da enformel ekonominin çok küçük bir alanı oluşturduğu düşünülebilir. Ancak, diğer OECD ülkelerinin bir çoğunda olduğu gibi, bu ülkede enformel ekonominin sanılandan daha büyük boyutlara ulaştığına ilişkin işaretler bulunmaktadır. 11 Kuzey Amerika Enformel istihdam sadece sosyal politikaların ve çalışanları koruyucu önlemlerin yaygın ve güçlü olduğu Avrupa veya AB ülkelerinde ortaya çıkmamaktadır. Aynı zamanda, Kuzey Amerika da, özellikle sosyal politikaların tam olarak kurumsallaşmadığı ABD de enformel ekonomi ve istihdam yaygınlaşma eğilimi taşımaktadır. Bu ülkede enformel istihdam biçimlerinin çok sayıda sektörde, özellikle giyim eşyası ve elektronik sektöründe artmakta olduğu gözlenmektedir. ABD de belirli sektörlerde ve belirli çalışan grupları arasında enformel istihdamın arttığı açıktır. Lâtin Amerika dan ve Asya dan gelen göçmenler, özelikle de kadınlar çok kötü koşullarda çalıştırılmaktadır. Diğer yandan, işgücü piyasasının önemli bir kısmını oluşturan esnek/eğreti işlerin 12 varlığı öteki OECD ülkelerinde olduğu gibi, ABD de ve Kanada da da işgücü piyasasının işleyişini, yapısını 10 Enformel istihdamın unsurları hakkında ayrıntılı bir çalışma için bkz.: Zeki Erdut, Enformel İstihdamın Ekonomik, Sosyal ve Siyasal Etkileri, Enformel İstihdam ve Önleme Stratejileri Paneli-16 Aralık 2005, Muğla Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, (Yayınlanmak üzeredir), Muğla. 11 ILO, Decent, s Eğreti istihdam hakkında bkz.: Hasan Ejder Temiz, Eğreti İstihdam: İşgücü Piyasasında Güvencesizliğin ve İstikrarsızlığın Yeni Yapılanması, Çalışma ve Toplum Dergisi, S. 2 (2004), s

10 bozarken, çalışanların çalışma ve yaşam koşullarını geriletmektedir. 13 Enformel istihdamın yaygınlaşması yalnızca yeni işlerin enformel ekonomide ortaya çıkmasıyla olmamaktadır. Birçok durumda kurumsal ekonomideki işler de enformel ekonomiye kaydırılmaktadır. New York ta inşaat, giyim, elektronik, mobilya gibi bir dizi sektörde işlerin kurumsal ekonomideki işletmeler tarafından enformel ekonomiye kaydırıldığına ilişkin bulgular vardır. 14 Örneğin Kaliforniya, giyim sektörünün ABD deki en önemli merkezidir. Çoğu göçmen kadın olmak üzere 160 bin kişi çalışmaktadır. Çalışanların yaklaşık yüzde 61 i en az ücret ve fazla çalışma kurallarına aykırı çalıştırılmaktadır. Bu ülkede enformelleşmenin nedenleri taşeronlaşma, perakendecilerin güç kazanması, küreselleşme süreci ve iş hukukunun uygulanma gücünün ve iradesinin zayıf olması olarak gösterilmektedir. 15 ABD de enformelleşmenin bir başka çarpıcı örneği evsizlere ilişkindir. Bu ülkede 3 milyon evsiz bulunmaktadır. Bu evsizlerin yüzde 25 i günlük işçi olarak çalıştırılmaktadır. Evsiz çalışanlar özellikle işveren hâline gelmiş özel istihdam büroları tarafından çalıştırılmaktadır. Derin bir yoksulluk içinde ve çok kötü yaşam koşullarına sahip bu evsiz günlük işçiler, tüm sosyal politika, iş hukuku ve sosyal güvenlik korumasının dışında çalışmaktadır. Hatta hâlihazırda var olan sosyal güvenlik sisteminin bu tür çalışanları korumaktan çok, karşılaştıkları sorunları ağırlaştırdığı da belirtilmektedir. 16 Avrupa Enformel ekonomi, gelişmiş ülkelerin de ciddî bir sorunudur. Ancak gelişmiş ülkelerdeki boyutları kendi 13 ILO, Decent, s ILO, Employment, s WIEGO, Labour Law and the Informal Economy, Working Group Meeting, Geneva, Switzerland, 15th and 16th June 2002, Meeting Report, Final draft, s WIEGO, s. 8. içerisinde farklılıklar taşımaktadır. Özellikle sosyal refah devletinin ve çalışanların kazanımlarının güçlü olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde enformel ekonominin boyutları daha düşük görünmektedir. Buna karşılık Güney Avrupa ülkelerinde enformel ekonomi daha yüksek düzeyde ortaya çıkmaktadır. 17 Almanya da hükûmet bildirilmemiş istihdamın yılda 370 milyar EUR değerinde bir hacme ulaştığını tahmin etmektedir. Bu miktar, ülkenin GSMH nın yaklaşık olarak yüzde 14 üne denk gelmektedir. Bildirilmemiş istihdamın inşaat sektöründe 140 milyar, ev hizmetlerinde 55 milyar EUR düzeyinde olduğu hesaplanmaktadır. Bunlar dışında karayolu taşımacılığı, temizlik, taşıma, otel ve gıda hazırlanması ve sunumu (catering) 17 Gülay Toksöz, Düzensiz Göç ve Enformel İstihdam, Enformel İstihdam ve Önleme Stratejileri Paneli-16 Aralık 2005, Muğla Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, (Yayınlanmak üzeredir), Muğla. hizmetlerinde bildirilmemiş istihdam kayda değer düzeydedir. İnşaat sektöründe erkekler, geleneksel olarak kadın işgücünün kullanıldığı otel, gıda hazırlanması ve sunumu, temizleme ve ev hizmetleri gibi sektörlerde kadınların bildirilmemiş istihdamı yoğundur. Almanya da yasal olan ve yasal olmayan yollardan gelen göçmenler kadar, ülke yurttaşlarının da enformel çalıştıkları tahmin edilmektedir. 18 Danimarka da 1903 yılında yürürlüğe giren gelir vergisi yasasının bazı özellikleri nedeniyle bildirilmemiş istihdamın öteden beri belirli bir büyüklükte bulunduğu söylenmektedir. Ancak, büyüklüğüne ilişkin kesin veriler yoktur. Ailelere, arkadaşlara veya öğrencilere yönelik kişisel hizmetlerin sağlanmasında, restoran, perakende, temizleme, inşaat, tarım, bahçıvanlık 18 EUROFOUND, Country: Germany, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( DE T.html) TABLO 2: GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ENFORMEL EKONOMİNİN HACMİ (YÜZDE) GSMH Ülke En Düşük Tahmin Ortalama Tahmin En Yüksek Tahmin İrlanda 0,5 3,9 7,2 Avusturya 2,1 5,2 6,2 Norveç 1,3 5,5 9,0 İngiltere 1,0 6,8 34,3 Avustralya 3,5 8,4 13,4 Almanya 3,4 8,7 15,0 Hollanda 9,6 9,6 9,6 Danimarka 6,0 10,1 12,4 İsveç 4,5 10,1 14,1 Kanada 1,2 10,7 29,4 Belçika 2,1 10,9 20,8 İspanya 1,0 11,1 22,9 ABD 5,0 11,3 28,0 Fransa 6,0 11,4 23,2 Portekiz 11,2 15,6 20,0 İtalya 7,5 17,4 30,1 Yunanistan 28,6 29,4 30,2 Kaynak: Collin C. Williams, Small Businesses in the Informal Economy: Making the Transition to the Formal Economy, Small Business Council, London, 2005, s. 15. ( 49

11 Avusturya Danimarka Fransa Almanya İtalya İspanya İsveç AB OECD (Avrupa) TABLO 3 ÇEŞİTLİ YILLARA GÖRE AVRUPA ÜLKELERİNDE ENFORMEL İSTİHDAM gibi işlerde yaygın olarak enformel çalışma ilişkilerinin olduğu bilinmektedir. Öğrenciler yanında, Türkiye, Ortadoğu, Pakistan ve Somali gibi ülkelerden gelenler ile, yeni AB üyelerinden ve diğer Doğu Avrupa ülkelerinden gelen göçmenler de bildirilmemiş istihdamda öne çıkmaktadır. Bu ülkede bildirilmemiş istihdama karşı yürütülen girişimler göç ve göçmenlik bağlamında ele alınmaktadır. 19 Fransa da mühendislik ve inşaat sektörlerinde bildirilmemiş istihdam yaygın olmasına rağmen, zaman içinde rapor edilmiş yasa ihlallerinin sa- 19 EUROFOUND, Country: Denmark, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( dk t.html) Yıl Enformel İstihdam (kişi) (000) Enformel İstihdamın Kurumsal İstihdama Oranı (yüzde) , , , , , , ,0-6, ,0-12, ,0-12, , ,0-35, ,0-48, ,6-26, ,5-32, ,0-14, , , Kaynak: Friedrich Schneider, The Value Added of Underground Activities: Size and Measurement of The Shadow Economies and Shadow Economy Labor Force All Over The World, 2000, s. 21. ( yısında bir azalma olduğu ifade edilmektedir. Ancak otel, kafe, restoran gibi hizmet alanlarında ihlallerin arttığı rapor edilmektedir. Diğer yandan, yılları arasında dağıtım, tarım, taşıma, giyim sanayinde ihlâllerin sayısında istikrar olduğu söylenmektedir. Bildirilmemiş istihdam Fransa da coğrafî olarak rastlantısal dağılmamakta, belirli bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Bu ülkede bildirilmemiş istihdamın GSMH nın yüzde 10 ile 20 si arasında bir değerde olduğu tahmin edilmektedir. Hükûmetler enformel istihdamın yaygınlaştığını kabul etmektedir. Aynı zamanda, günümüze kadar kayıtlarında bildirilmemiş istihdama ilişkin kusurları bulunmayan işletmelerin de enformelleşme sürecine dahil olmaya başlamalarından şikâyet edilmektedir. 20 İtalya da ekonomik yapıdaki ve işgücü piyasasındaki düzenlemeler, vergi ödemelerinden ve sosyal güvenlik katkılarından yasalara dolanarak kurtulmaya olanak vermektedir. Her şeyden önce ülkede çok sayıda küçük ve orta boy işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerin büyük bir kısmı çalışanlarını yasal koşulları dikkate almaksızın istihdam etmektedir. İtalya da enformel ekonomiyi ve istihdamı belirlemeye yönelmiş çalışmalar, bildirilmemiş istihdamın yavaş ancak düzenli bir biçimde arttığını göstermektedir. Enformel ekonomi ülke yurttaşları yanında, yasal ya da yasal olmayan yollardan ülkeye gelen göçmenleri de içermektedir. Özellikle ülkeye yasadışı yollardan gelmiş göçmen çocukların çalıştırıldıkları da görülmektedir yılında 3,5 ile 5,5 milyon arasında işin düzensiz olduğu tahmin edilmiştir. Enformel ekonominin yüzde 15,2 ile 16,9 arasında değiştiği söylenmektedir. Bu boyut 177 ile 197 milyar EUR miktarında bir değere karşılık gelmektedir lı yılların ilk yarısından itibaren İtalya da enformel ekonomi büyümektedir. 21 Hollanda da AB verilerine göre enformel ekonomi GSMH nın yüzde 14 üne ulaşmaktadır. 112 bin ile 300 bin arasında çalışanın istihdamı ilgili yasal yetkililere bildirilmemiştir. Bu ülkede Avrupa ülkelerinin genelinde enformel istihdamın yaygın olduğu sektörler yanında, balık ve et işleme sektörlerinde de enformel istihdam bulunmaktadır. Ülkedeki enformel istihdamın dikkate değer bir kısmını, özel geçici çalışma bürolarının aracılık ettiğinden kuşku duyulmaktadır. Ülkedeki toplam istihdamın yüzde 20 EUROFOUND, Country: France, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( fr t.html) 21 EUROFOUND, Country: Italy, Thematic featureindustrial relations and undeclared work, ( eiro.eurofound.eu.int/2004/06/tfeature/it t. html) 50

12 10 nun bu bürolar aracılığıyla gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Enformel ekonomiye karşı girişimler sıklıkla göç politikasının daraltılması ve yasadışı göçmenlere uygulanan kuralların sertleşmesiyle sonuçlanmaktadır. 22 Belçika da enformel ekonominin boyutları küçük oranlarda belirlenmesine rağmen, gerçekte ulaşılan düzeyin Güney Avrupa ülkelerine yakın olduğuna yönelik kuşkular yükselmektedir. İş denetim raporlarına göre ülkedeki işletmelerin yüzde 42 sinin bildirilmemiş istihdama sahip oldukları görülmektedir. Bildirilmemiş istihdamın ülkedeki işsizler ve yasadışı yollardan gelen göçmenler arasında arttığı belirtilmektedir. 23 Yunanistan da enformel ekonomi ve istihdam, ekonominin ve işgücü piyasasının yapısal bir unsurudur. Genel olarak farklı nüfus gruplarında yer alan ülke yurttaşları arasında enformel istihdamın azaldığını iş müfettişleri belirlerken, göçmenlerin özellikle yasadışı yollardan gelen göçmenlerin enformel istihdamında artış olduğu açıktır. 24 İrlanda ekonomisinin yaşadığı büyüme sürecine koşut olarak enformel ekonomi ve istihdam büyümektedir. Özellikle büyüme sürecinde önemli işlevler üstelenen küçük ve orta boy işletmeler ile işgücü yoğun sektörler bildirilmemiş istihdamın gerçekleştiği en büyük alanlardır. 25 AB yeni üye ve aday ülkelere bakıldığında enformel istihdamın çeşitli boyutlarda olduğu görülür. Enformel 22 EUROFOUND, Country: Netherlands, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( nl t.html) 23 EUROFOUND, Country: Belgium, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( be t.html) 24 EUROFOUND, Country: Greece, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( gr t.html) 25 EUROFOUND, Country: Ireland, Thematic feature-industrial relations and undeclared work, ( ir t.html) ekonomi Çek Cumhuriyeti, Estonya ve Slovakya da GSMH nın yüzde 8 ile 13 ü arasında değişmektedir. Bu ülke grubunda enformel istihdam azalma eğilimindedir. Azalma eğiliminin görüldüğü, ancak GSMH nın yüzde ü arasında bir enformel ekonomiye sahip ülkeler ise, Polonya, Slovenya, Macaristan, Litvanya ve Latvia olarak belirtilmektedir. Diğer yandan, Bulgaristan ve Romanya ise GSMH yüzde arasında bir enformel ekonomiye sahiptir. Ancak bu ülkelerde diğer ülkelerin aksine artma eğilimi bulunmaktadır. 26 Türkiye de ise enformel ekonominin ve istihdamın boyutları buraya kadar belirtilen ülkelerle kıyaslanmayacak ölçüde büyüktür. Hanehalkı işgücü anketlerine göre Türkiye deki istihdamın yarıdan fazlası bildirilmemiş istihdamdır, bir başka deyişle enformel ekonomide gerçekleşmektedir. 27 Çalışanlar Enformel istihdam edilenler gerçekte toplumun ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan en zayıf kesimlerinde yer alanlardan oluşmaktadır. Bu kimseler işsizler, kendi hesabına çalışanlar, öğrenciler, mevsimlik çalışanlar, çocuklar ve göçmenlerdir. Göçmenler, gelişmiş ülkelerde geleneksel olarak bildirilmemiş çalışanların en önemli grubunu oluşturmaktadır. 28 Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre göçmen çalışanların yaklaşık 48 milyonu Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşamaktadır. Bu göçmenlerin büyük bir kesimi çalışma koşulları, iş sözleşmesi, sosyal güvenlik ve ücret gibi temel konularda ayrımcılığa maruz kalırlar ve çoğu durumda güvencesizlikler karşısında korumasızdırlar. 29 Diğer yandan, göçmenlik yasadışı yollardan gerçekle- 26 Biletta Meixner, s Erdut, Enformel. 28 Toksöz. 29 ICFTU, Migrants in European agriculture: open season for exploitation, Trade Union World Briefing, S. 7 (December 2003), s. 2. mişse, çalışma ve yaşam koşulları daha da ağırlaşmakta, enformel istihdam bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak göçmenlik ile yurttaşlık statüleri arasında enformelleşme bakımından kesin ayrımların her zaman geçerli olduğunu söylemek güçtür. Bir başka deyişle, enformelleşme yalnızca göçmenlere özgü bir süreç değildir. Gerçekte, bir göçmen bütünüyle kurumsal ekonomide yer almış düzenlemelerle korunmuş bir işte çalışabilirken, yurttaşlık statüsü taşıyan bir çalışan enformel olarak istihdam edilmiş olabilir. ABD de belgesiz göçmenler enformel ekonomide istihdam edilmektedir. Öte yandan Hollanda da ev hizmetlerindeki işleri yapan bildirilmemiş çalışanların büyük bir kısmı Hollanda yurttaşıdır. İtalya da da bildirilmemiş çalışanlar arasında İtalyan yurttaşlarının da bulunduğu açıktır. İlkesel olarak gelişmiş ülkelerde enformelleşmenin yapısallaşması ve büyümesinin doğrudan göçmen işgücünün varlığıyla bağlantılı olmadığı söylenmektedir. 30 Enformel ekonomide öne çıkan bir başka durum, yetişkin olmayanların istihdamıdır. İngiltere ve İtalya gibi ülkelerde bildirilmemiş istihdam içinde çocuk çalışmasının da olduğu belirlenmiştir. İngiltere örneğinde ne kadar çocuğun yasal veya yasal olmayan biçimlerde çalıştırıldığına ilişkin resmî veri bulunmamaktadır. Bir araştırmaya göre boş zamanlarında 1 milyon 400 bin okul yaşındaki çocuğunun çalıştığı tahmin edilmektedir. İngiltere de 2001 yılında sayıları yarım milyona (480 bin) yakın okul çocuğunun yasal olmayan yollardan çalıştırıldığı TUC tarafından rapor edilmiştir. İtalya da da enformel ekonomide çocuk çalışmasının varlığı bilinmekte, ancak sayısal boyutu üzerinde bir belirsizlik bulunmaktadır. Bir çalışma İtalya da çalışan çocuk sayısının 144 bin, bir başka önemli çalışma ise 400 bin dolayında 30 Sassen, s.3. 51

13 Fotoğraf: ILO olduğunu belirtmektedir. 31 Gelişmekte olan veya yoksul ülkelerde, enformel istihdamda kadınların ağırlıklı olduğu belirlenmiştir. 32 AB içerisinde enformel kadın istihdamının enformel erkek istihdamı karşısında ne kadar ağırlık kazandığına ilişkin kesin verilerin bulunmadığı ifade edilmektedir. Ancak AB üye ülkelerinde sektörler bağlamında enformel istihdam kadın ve erkek arasında önemli ayrımlar göstermektedir. Erkekler taşıma ve inşaat sektörlerinde, kadınlar ise sağlık hizmetleri, temizlik ve aile işleri gibi hizmet sektörleri ile deri ve giyim gibi sanayi sektörlerinde daha fazla yoğunlaşmaktadır. 33 Diğer yandan istihdamı bildiril- 31 Biletta Meixner, s Tijen Erdut, İşgücü Piyasasında Enformelleşme ve Kadın İşgücü, Çalışma ve Toplum Dergisi, S. 6 (2005/3), s Biletta Meixner, s. 6. memiş kadınların bildirilmemiş erkek çalışanlara göre çalışma koşullarının daha kötü olduğu görülmektedir. Enformel ekonomide kadınlar daha az özerklik gerektiren ve daha az gelir elde edilen işlerde istihdam edilirken, erkekler ek bazı ödemeleri kadınlara göre daha fazla alabilmektedir. Bildirilmemiş kadın çalışanların yaptıkları işler erkeklerin yaptıklarına göre enformel ekonomide daha kalıcı ve sürekli bir nitelik taşımaktadır. 34 Esneklik/Eğretileşme: Enformelleşme Enformel istihdamın küreselleşme sürecinde yapılmış sermaye birikim tercihine bağlı olarak ortaya çıktığı ve yaygınlaştığı belirtilmek- 34 Piet Renoy vd., Undeclared Work in an Enlarged Union an Analysis of Undeclared Work: An in-depth Study of Specific Items, Employment & European Social Fund, European Commission, 2004, s. 10. tedir. Bu yönüyle sermaye birikim sürecinde enformel istihdam önemli bir unsur hâline gelmiştir. 35 Bilgi, iletişim teknolojileri ve küresel rekabet bağlamında üretim sürecinde ve istihdam ilişkisinde, esneklik ve enformelleşme artmaktadır. Her geçen gün daha fazla işletme resmî olarak bildirilmiş büyük bir işyerinde düzenli ve tam zamanlı istihdamı azaltma yöntemlerini yaşama geçirmektedir. Üretim sürecini parçalara ayırmakta ve daha fazla esneklik ve uzmanlık gerektiren üretim birimlerini baştan tasarlayarak çalışmayı yeniden örgütlemektedir. Bu süreçte birçok iş yasal ve toplu sözleşme sisteminin dışına çıkartılarak, enformel ekonomik yapı içinde gerçekleştirilir hâle getirilmektedir. 36 Yoksul veya gelişmekte olan ülkeler çerçevesinde enformel ekonomi tartışmalarının geçmişi 1960 lı yıllara kadar uzanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise bu tartışmalar üretimin esneklik, uzmanlık ve küçük ölçekte yeniden örgütlendiği 1980 li yıllarda belirginlik kazanmıştır. 37 Geçmişte, standartlaştırılmış kitlesel üretimin büyük işletmeler içerisinde gerçekleştirilmesi ve kurumsallaşmasına bağlı olarak, bu işletmelerde çalışanlar düzenli istihdam temelinde sosyal koruma, işletme yardımları ve iş hukukunun koruyucu çerçevesi içinde yer bulabiliyordu. Ancak, standart istihdam ilişkisinin zayıflaması karşılığında standart dışı esnek ve eğreti işlerin yaygınlaşması, bu işlerde çalışanların nasıl korunacağı sorusunu gündeme getirmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde enformelleşmeye koşut olarak, gelişmiş ülkelerde de eğreti ve çalışana yeterli veya hiç koruma sağlamayan işlerin yapısallaşmaya başladığı görülmektedir. 35 Erdut, Enformel. 36 ILO, Decent, s ILO, Women and Men in the Informal Economy: A Statistical Picture, International Labour Office, Employment Sector, Geneva, 2002, s

14 DOSYA (rapor) KAYITDIŞI İSTİHDAMLA MÜCADELE İÇİN ULUSAL EYLEM PLÂNI * TÜRK-İŞ RAPORU 8 Mayıs 2006 da TÜRK-İŞ Başkanlar Kuruluna Sunulan Rapor Amaç Türkiye de kayıtdışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede 2004 yılı itibariyle istihdam edilenlerin yüzde 53,0 ünün herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kaydı bulunmamaktadır. Kayıtdışı istihdam özellikle ücretsiz aile işçiliği ve kendi hesabına çalışanlar ile yevmiyeli olanlarda yüksektir. Kayıtdışı istihdamın yaygınlığı sosyal hukuk devleti uygulamalarının, sendikal örgütlenmenin önündeki en önemli engellerden biridir. Kayıtdışı istihdamla mücadele başta sendikalar olmak üzere, tüm sosyal taraflar ile kamu kurum ve kuruluşlarının, sendikaların başta gelen görev ve sorumluluğu olmalıdır. Durum Tespiti * Bu çalışma Enis Bağdadioğlu tarafından yapılmıştır. Son bölümdeki yol haritası TÜRK-İŞ danışman ve uzmanlarının katkısıyla hazırlanmıştır. Kayıtdışı çalıştırmanın ortaya çıkmasında ve yaygınlaşmasında ülkede uygulanan ekonomik, malî ve sosyal politikaların etkisi bulunmaktadır. Türkiye de kurallara dayalı ekonomik yapının egemen kılınması ve geliştirilmiş olan kuralların kurumlar tarafından özenle uygulanması yerine kayıtdışı istihdam yaygınlaştırılmakta ve bu durum kurallara uygun davrananlar aleyhine haksız rekabete yol açmaktadır. Kayıtdışılığa yol açan sebepler; daha çok faaliyetlerin belge düzenine dayandırılmaması ve beyan edilmemesi, vergi ve sosyal güvenlik payları gibi malî yükümlülüklere ve diğer düzenlemelere uyulmaması biçiminde ortaya çıkmaktadır. Kayıtdışılığa yol açan sebeplerden biri ekonomiktir. İzleme ve denetlemenin güç olduğu tarım ve hizmet sektörlerinin ekonomi içindeki ağırlığı, küçük işletmeler tarafından yürütülen ekonomik faaliyetlerin yaygınlığı önemli unsurlardır. İşletmeler küçüldükçe kayıt dışı işçi çalıştırma artmaktadır. Çalıştırılan işçi sayısına bağlı olarak getirilen bazı yükümlülükler de işletmelerin daha da küçülmesine neden olmaktadır. İşsizliğin yaygınlaştığı, yeni istihdam alanlarının yeterli olmadığı durumlarda işsizler, kayıtlı ekonomide bulamadığı istihdam imkânlarını kayıt dışı faaliyetlerde arayacaklardır. İşverenler ise işçi maliyetlerini düşürmek ve istihdam-üretim açısından esnek davranabilmek için kayıt dışına yönelmektedir. Kamu maliyesinden kaynaklanan sebepler, kayıt dışının bir diğer nedenidir ve kısaca vergi vermeme olgusuyla açıklanmaktadır. Gerçekte Türkiye, ücretliler hariç tüm mükellefler için bir vergi cennetidir. Vergi düzenlemeleri ve vergi idaresi, vergi vermemeyi teşvik eder niteliktedir. Toplumun kültür yapısı, moral ve ahlakî değerleri ile eğitim düzeyi ve özellikle kırdan kente göç olgusu gibi sosyal faktörle kayıt dışılığın gelişmesine ve yaygınlaşmasına yol açan 53

15 Dosya (rapor) unsurlar olmaktadır. Hukuk ve adalet sisteminin ihtiyaçlara cevap verecek etkinlikte olamayışı yanı sıra politik kadroların geniş seçmen potansiyeli olduğu varsayımıyla bazı uygulamalara göz yummasını da (gecekondu da olduğu gibi, kaçak elektrik ve su kullanımında olduğu gibi, otopark mafyası, çek-senet mafyası gibi örgütlenmelerde olduğu gibi...) bu çerçevede görmek gerekmektedir. Teknolojik gelişmelerden kaynaklanan bazı sebepler de kayıt dışılığa yol açmaktadır. Gelişen teknolojilerle bazı sermaye malları (çeşitli makine, alet, tezgâh, bilgisayar vb. üretim araçları) evde üretimi daha kolay hâle getir- Fotoğraf: Mesude Bülbül 54

16 Dosya (rapor) mekte, insanlar geçim kaygısıyla kayıt dışı faaliyetlere yönelmektedir. Çalışanların büyük bir bölümü iş tercih edecek konumda değildir. Yoğun işsizlik ortamında, çalışma koşulları ne denli kötü de olsa, bulabileceği bir işte çalışmak zorundadır. Sosyal güvenlik sisteminin etkin çalışmayışı, sisteme kayıtlı olmakla olmamak arasında fayda-maliyet kıyaslamasına yol açmakta ve tercihi belirlemektedir. Etkin ve verimli bir sosyal güvenlik sistemi olmadığı, cezaî yaptırımların caydırıcı olmadığı veya denetimin yetersiz olduğu, sosyal güvenlik primleri gibi istihdamla ilgili kesintilerin yüksek bulunduğu, kısacası kayıtlı sektörde bulunmaya göre alternatif maliyetin düşük olduğu bir yapıda kişiler kayıt dışında kalmayı tercih etmektedir. Kayıtdışı İstihdamın Sonuçları Kayıtdışı ekonominin olumsuz sonuçları öncelikle çalışma hayatında ortaya çıkmaktadır ve bu durum kayıtdışı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Kayıt dışı istihdam, her şeyden önce sosyal güvenlik sisteminin etkinliğini bozmaktadır. Kayıtdışı istihdam; çalışanların gerekli vasıflara sahip olmaması ve asgarî yaş haddi (çocuk çalıştırma), asgarî ücret, fazla mesai, işyeri standartları, işçi sağlığı ve güvenliği gibi konulardaki düzenlemelere uyulmaması anlamına gelmektedir. Gerekli sosyal güvenlik, vergi ve diğer fonların eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi durumunda, çalışan nüfus sosyal güvenlik şemsiyesi altında kapsanmamakta, yeterli prim toplanamamakta, sosyal güvenlik kuruluşları da başta finansman zorlukları olmak üzere çeşitli sıkıntılarla karşılaşmakta ve kendilerinden beklenen hizmeti yerine getirememektedir. Kayıtdışı istihdamın bir diğer yönü de, kayıtdışı çalışanların sendikal haklardan yoksun olmasıdır. Çeşitli gerekçelerle kayıt dışı çalışmak zorunda kalanlar, sendikasız olma ve sosyal güvenlik kapsamı dışında olma, sağlıksız ortamlarda, işyeri ve iş güvenliği olmadan, pazarlık gücünden yoksun ve korumasız, istismara açık olarak çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Türkiye de kayıt dışı istihdamın ülke ekonomisine maliyeti fazladır. Asgarî ücret temel alınarak yapılacak bir hesaplama, kayıtdışı istihdam nedeniyle alınamayan sosyal sigorta ve vergi kaybının boyutunu ortaya koymaktadır. Kayıt dışı çalışan potansiyel ücretli yaklaşık 5,7 milyon kişi temel alınarak hâlen geçerli brüt YTL/Ay tutarındaki asgarî ücret üzerinden kayıtlı duruma getirilmesi sağlanırsa, devletin gerek sosyal sigorta primi (işsizlik sigortası primi dahil) ve gerek gelir vergisi açısından önemli geliri söz konusu olacaktır. Kayıtdışı istihdamdan dolayı devletin yıllık kaybı toplam 18,0 milyar YTL (18,0 katrilyon lira) olarak hesaplanmaktadır. Neler Yapılabilir? Kayıtdışı istihdamın önlenebilmesi için atılması gereken bazı adımlar vardır. Özellikle maliyetleri istihdam vergileri yönünden azaltıcı adımlar, işverenlerin kayıtdışı istihdama yönelik eğilimini bir ölçüde azaltacaktır. Bu amaçla, işçi ücretlerinden yapılan gelir vergisi ve sosyal sigorta prim kesinti oranlarının çeşitli biçimlerde azaltılması, kayıtdışı istihdamı, bir ölçüde de olsa, zayıflatacaktır. Kayıtdışı istihdama yönelik yaptı- 55

17 Dosya (rapor) rımının artırılması da önemlidir. Yaptırımın uygulanabilmesi ise, devletin bu alandaki denetiminin artırılmasına bağlıdır. Mevzuatın basitleştirilmesi, en azından bazı işverenlerin kayıtdışı çalıştırma eğilimini zayıflatacaktır. Hükûmet, kayıtdışı istihdamla mücadelede sendikalarla yakın bir işbirliği gerçekleştirmelidir. Özellikle kayıtdışı istihdam edilen işçilerin belirlenmesinde ve devletin yetkili birimlerinin bu konuda bilgilendirilmesinde, sendikalar ile yapılacak işbirliğinin büyük katkısı olacaktır. Genel olarak kayıt-dışı sektör kayıt altına alınmadan kayıtdışı istihdamın önlenmesi mümkün değildir. Kayıt-dışılığı önleyici düzenlemeler yapılmalıdır. Bu konularda kamuoyunun bilgilendirilmesi ve duyarlı hâle getirilmesi de, gösterilen çabalardan sonuç alınmasını sağlayacaktır. Kayıtdışı istihdamın karmaşıklığı, bu sorunun çözümü doğrultusunda yapılacak girişimlerin çoklu katılım yoluyla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. TÜRK-İŞ in Yaklaşımı TÜRK-İŞ, çalışma hayatının temel sorunları konusunda, Anatüzüğü, Genel Kurul Kararları, Başkanlar Kurulu Kararları ve Yönetim Kurulu Kararları temelinde görüşler geliştirmektedir. Bu kapsamda TÜRK-İŞ, kaçak işçilikle mücadeleye büyük önem vermekte kaçak işçilik ve kaçak işçilikle mücadele konusunda tüm sosyal tarafların katılımıyla bir ulusal eylem plânı hazırlanmasını ve kayıtdışı istihdama yönelik mücadelenin çok yönlü bir bütünsellik içinde sürekli olması gereğine işaret etmektedir. Kayıtdışı istihdamla mücadele için hükûmetle birlikte tüm sosyal tarafların katılacağı bir ulusal komite oluşturulması bu açıdan önem taşımaktadır. Oluşturulacak Ulusal Komite de; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Hazine Müsteşarlığı DPT Müsteşarlığı SSK Genel Müdürlüğü Sosyal Taraflar (TÜRK-İŞ, TİSK, vb) İlgili Kuruluşlar (TOBB, TESK, TZOB, TÜRMOB, T. Müteahhitler Birliği, vb) ILO gibi kurum ve kuruluşlar yer almalıdır. Yol Haritası Oluşturulacak komitenin kayıtdışı istihdamla ilgili mücadele çalışmalarında temel alması gereken hedefler şunlar olmalıdır: 1- Amaç, kayıt dışı istihdamı (yabancı kaçak işçiler dahil) 3 yıl sonunda kabul edilebilir bir seviyeye (% 5-10) indirmektir. 2- Bu üç yıllık süre mücadele süresi olarak tanımlanacaktır. 3- Bu mücadele; a) Siyasî kararlılık, yani mücadeleye samimiyetle karar vermek, b) İşçi ve işveren sendikaları başta olmak üzere sosyal bileşenler ile işbirliği yapmak yani onların yardımını istemek, c) Tam istihdamı amaç edinmek ve buna uygun politikalar üretmek, ilkelerine dayalı olmalıdır. 4- Mücadele süresi içinde denetim birim ve elemanları kayıt dışı işyeri/ işletmeleri belirlemeye ve kayıt altına almaya yönelecektir. 5- Mücadele süresi içinde tüm denetim birim ve elemanları bir merkez tarafından yönetilecektir. 6- Mücadele süresinde resmî denetim elemanlarına ilâve olarak (trafik denetimlerinde olduğu gibi) gönüllü müfettişler oluşturulacaktır. 7- Mücadele süresi içinde kendi başvurusu ile kayıt altına giren işyeri/işletmeler bu tarihten itibaren 3 yıl süre ile gözetim altında tutulacaklar ve bu süre içinde yanıltıcı ve kayıt dışı bir eylemde bulunmamak koşulu ile kayıt altına girdikleri tarihten öncesi eylemleri nedeniyle cezalandırılmayacaklardır. 8- Kendi başvurusu ile kayıt altına giren işyeri/işletmeler gözetim süresi içinde belirlenecek bazı muafiyet ve istisnalardan yararlanacaklardır. 9- Kayıt altına alma oranına ve kayıtlı istihdam artışına bağlı olarak (kayıt altına alınan çalışanlardan sağlanacak yeni prim gelirleri de dikkate alınarak) vergi ve sosyal güvenlik prim oranlarında indirime gidilecektir. Bu indirimlerden yalnızca çalışanları örgütlü ve toplu iş sözleşmesi olan işyeri/işletmeler yararlanabilecektir sayılı Sendikalar Kanunu nda yapılacak değişiklikler ile; a) İşsizlerin bir süreyle ile sınırlı olmadan sendika üyesi olmaları sağlanacaktır, b) İşçi emeklilerinin sendika üyesi olabilmeleri veya derneklerinin sendika hâline gelmesi ve konfederasyonlara üyeliği sağlanacaktır, c) Mücadele süresince sendika üyeliği zorunlu olacak ve sendika üyesi olmayanlar işe giremeyecektir. 11- Mücadele süresi içinde kayıt altına kendi başvurusu ile giren işyeri/ işletmelerde sendikalar verimliliğin ve kârlılığın sağlanması için özverili bir destek vereceklerdir. 12- Mücadele süresi içinde öğrenciler dışında kalan nüfus herhâlde bir örgüte kayıtlı olacaktır. 13- Bu esaslar içerisinde kayıt dışı istihdamla mücadele için Ulusal Eylem Plânı oluşturulacak Ulusal Komite tarafından süratle hazırlanacaktır. 56

18 DOSYA (makale) ELMANIN ÖTEKİ YARISI: ENFORMEL SEKTÖR İŞÇİLERİ CEM ÖZATALAY Ar. Gör. Galatasaray Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Uzun yıllar boyunca yalnızca malî disipline ilişkin bir sapma olarak gündeme gelen ve bu çerçevede inceleme nesnesi yapılan enformel ekonomi, son yıllarda çalışma sosyolojisi, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri gibi akademik disiplinlerin de ilgilendiği bir başlık hâline dönüştü. Üretimin parçalanması, esnek istihdam, sigortasız çalıştırılma gibi başlıklar, emek eksenli çalışmalar yürüten akademik çevrelerde olduğu kadar sendikal çevrelerde de yaygın bir biçimde tartışılmaya başlandı. Kuşkusuz bu yaklaşım değişiminde, enformel sektör kapsamında çalışanların toplam işgücü içindeki oranının istikrarlı bir biçimde yüzde 50 ler düzeyinde seyretmesinin belirleyici olduğu söylenebilir. Yine de enformel sektör kapsamındaki çalışanların oranındaki yüksekliğe ve son yıllarda bu alana dönük ilgideki artışa rağmen, ampirik nitelikteki araştırmaların sayısının hâlen bir elin parmaklarını geçmediğini belirtmek gerekiyor. Kuşkusuz bu durum, Türkiye de çalışma yaşamı üzerine ampirik araştırma yapma geleneğinin zayıflığının bir yansıması olarak da görülebilir. 1 Bu zayıflığın yarattığı handikaplarla, yılları arasında İkitelli deki enformel sektör çalışanları üzerine yürüttüğümüz araştırma sırasında fazlasıyla karşılaştık. 2 Bilgi üretimi sürecinde temel yasa niteliğinde olan tez-antitez-sentez diyalektiğinden neredeyse hiç yararlanamadık. Öyle ki, araştırmaya başlarken üzerinden hareket edebileceğimiz bir tez mevcut değildi. Başvuruda bulunma şansına sahip olabildiğimiz yegâne ampirik araştırma, yer yer 1 Sosyolojinin bir disiplin olarak doğuşuna büyük ölçüde kaynaklık etmiş olan çalışma sosyolojsi veya endüstri sosyolojisi alanlarında Türkiyeli bir sosyoloğun kaleme almış olduğu her hangi bir temel kitabın olmaması bu bahisteki kısırlığın önemli göstergelerinden birisidir. 2 K. Cem Özatalay, La Situation de classe des travailleurs du secteur informel en Turquie : Le cas d Ikitelli (Türkiye de Enformel Sektör İşçilerinin Sınıfsal Durumu : İkitelli Örneği), Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, (Danışman : Doç. Dr. Ayşegül Yaraman), Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, marjinal sektöre dair çıkarımlarda bulunmasından ötürü Korkut Boratav ın İstanbul ve Anadolu dan Sınıf Profilleri başlıklı çalışması oldu. 3 Çöldeki vaha misali yararlandığımız bu çalışmayı bir kenara bırakacak olursak, araştırmamız büyük oranda el yordamıyla ve yabancı referanslara atıfta bulunmak yoluyla ilerlemek zorunda kaldı. Bu durum, aşağıda kimi sonuçlarını paylaşacağımız araştırmanın zayıflıklarının, tek gerekçesi olmasa da, en azından hafifletici sebebi olarak değerlendirilmelidir. Enformel sektör çalışanlarının sınıfsal durumunu sorgulamayı hedefleyen İkitelli araştırması, enformel sektör çalışmanın nasıl konumlandırılacağı ve bir çalışan kesiminin sınıfsal durumunun sorgulanmasının nasıl mümkün olacağı üzerine kimi netliklere ulaşmayı gerektirmekteydi. Dolayısıyla, söz konusu iki sorunun yanıtları üzerinde bu yazı çerçevesinde de 3 Korkut Boratav, İstanbul ve Anadolu dan Sınıf Profilleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul,

19 kısaca durmak gereklidir. Yazının devam eden bölümünde ise, söz konusu araştırmanın sonuçlarından hareketle, esnek çalışma tarzının ortaya çıkardığı kimi toplumsallaşma formları ve bu formların söz konusu çalışanlardaki kolektif eylem kapasitesi üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Sonuç bölümünde ise, sendikal hareketin içinde bulunduğu krizden çıkışıyla, enformel sektör işçilerinin mevcut dezavantajlı durumlarından kurtuluşu arasında bir paralellik kurmanın mümkün olup olmadığı konusunda kimi saptamalar yapılacaktır. Araştırmanın Teorik Öncülleri Toplumsal incelemelerde enformel ekonomi kavramının kendisine yer bulmasının 1970 li yıllara dayandığı bilinmektedir. Keith Hart, daha önceki dönemde yaygın biçimde kullanılan marjinal sektör terimi yerine enformel ekonomi terimini ilk kez kullanan araştırmacı olmuştur. 4 İzleyen yıllarda, özellikle ILO tarafından yürütülen araştırmalarda az gelişmiş ülkelerdeki işgücünün enformel faaliyetleri üzerinde durmaya önem verildiği gözlemlenmektedir. Tüm bu çalışmalarda, enformel ekonominin az gelişmişlikle ilişkili olarak ortaya çıktığı tespiti ve ülkenin ekonomik gelişmesinin bir sonucu olarak da ortadan kalkacağı beklentisi hemen hemen ortak bir biçimde benimsenmiştir. Aslında dönemin hâkim paradigması olan ilerlemeci kavrayış enformel faaliyetlere dair geliştirilen yaklaşımlara da damgasını vurmuştur. Söz konusu yaklaşımın sahiplerine göre, formel ekonomi alanı sermaye yoğun teknolojiyle faaliyette bulunan ve modern örgüt yapısına sahip kurallı işletmeler- 4 Keith Hart, Gana üzerine 1971 yılında yayınladığı Urban unemployment in Africa isimli araştırmasında ilk kez enformel ekonomi terimini kullanmıştır. den oluşurken, enformel ekonomi alanı küçük ticaret, zanaatsal üretim ve geleneksel dayanışma biçimlerinin hâkimiyeti gibi temalarla tanımlanmıştır. Bu kavrayışa göre, nasıl ki, cemaatten topluma, geleneksel olandan modern olana geçiş kaçınılmazsa; aynı biçimde enformel ekonominin yerini formel ekonomiye bırakması da kaçınılmazdır. Doğrusal ve tek boyutlu gelişmeye dayalı modernist paradigma enformel ekonomi üzerine çalışmalara da damgasını vurmuştur. Gerçekten de, 1980 lere gelene kadar enformel ekonominin seyri yukarıda anılan ilerlemeci yaklaşımın sahiplerini doğrularcasına küçülme trendi izlemiştir. Ne var ki, bu küçülme eğilimi dünya kapitalizminin yeniden yapılanma sürecine girmesine bağlı olarak 1980 lerden itibaren anîden tersine dönmüş ve böyle olunca da ilerlemeci ve formel/enformel ikiliğine 58 Fotoğraf: Ercan Arslan

20 Dosya (makale) dayanan yaklaşım, enformel ekonominin nesnel gelişme seyri karşısında açıklayıcılık gücünü büyük oranda yitirmiştir. Öyle ki, 1980 lerde başlayan büyüme eğilimi günümüze dek devam etmiş ve bugüne gelindiğinde küresel ölçekte tarım dışı aktif işgücünün yaklaşık dörtte biri geçimini enformel nitelikteki ekonomik faaliyetlerden sağlar duruma gelmiştir. İlerlemeci ve ikici yaklaşıma bir itiraz olarak gelişen Bağımlılık Teorisi Okulu, enformel ekonomik faaliyetleri formel faaliyetlerle bir karşıtlık içinde değil, tam tersine bir eklemlenme ve bağımlılık ilişkisi içinde tanımlama yoluna gitmiştir. Bu okul mensuplarından olan Alejandro Portes ve Manuel Castells, enformel ekonomik faaliyetlerin toplumun marjında yaşayan yoksulların geçinmek için yöneldikleri geleneksel işlere indirgenemeyeceğinin altını çizerek, enformel ekonomiyi kapitalist üretim ilişkilerinin özgül bir formu olarak tanımlamışlardır. 5 Aynı perspektifi izleyen Faruk Tabak da enformel ekonominin, sürekli değişim ve yeniden yapılanma dinamiğini içinde barındıran kapitalizminin yapısal dönüşümüyle güçlü bir biçimde ilişkili olarak yeniden şekillendiğine vurgu yapmaktadır. 6 Özetle Bağımlılık Okulu, enformel ekonomiyi, az gelişmişlikten kaynaklanan geçici bir bozukluk ve bir sapma olarak tanımlamak yerine, dünya kapitalizminin yeniden yapılanmasının doğurduğu özgül bir üretim ilişkileri biçimi olarak tanımlamıştır. Bu yaklaşımın sahipleri, formel ekono- 5 Alejandro Portes - Manuel Castells, World Underneath: The Origins, Dynamics, and Effects of the Informal Economy, The Informal Economy Studies in Advanced and Less Developed Countries içinde, The John Hopkins University Press, Londra, 1991, sf Faruk Tabak, Dünya Ekonomisi ve İnformelleşme Süreci, Defter, No: 35, Kış miyle enformel ekonomiyi birbiriyle karşıtlık içinde ele almak yerine, birbirini tamamlayarak ve besleyerek paralel gelişim seyri izleyen bir bütünlük çerçevesinde incelemişlerdir. İkitelli çalışmasının araştırma evreni belirlenirken Bağımlılık Okulu nun yaklaşımları hareket noktası olarak benimsenmiştir. Öyle ki, enformel ekonomi içinde yer alan geleneksel sayılabilecek faaliyet alanlarında (pazarcılık, seyyar satıcılık vb.) çalışanlara ağırlık vermek yerine, yalnızca iç pazara dönük değil aynı zamanda ihracata dönük üretimde bulunan tekstil ve konfeksiyon gibi sektörlerle bağlantılı olarak istihdam edilen enformel sektör çalışanlarının çoğunluğunu temsil ettiği bir örneklem kümesi oluşturulmuştur. Örneklem kümesi belirlenirken sosyal güvenlikten yoksun olarak istihdam edilmek yegâne kriter olarak kabul edilmiştir. Yaklaşık 150 bin kişi- 59 Fotoğraf: Ercan Arslan

21 lik istihdam kapasitesine sahip olan ve bu kapasitenin büyük bölümü tekstil sektörü tarafından kullanılsa da aynı zamanda farklı sektörlerden küçük ölçekli işletmeleri de bünyesinde barındıran bir sanayi yapılanmasına dayanması nedeniyle, İkitelli nin araştırma sahası olarak tespit edilmesi de aynı perspektifle ilişkilidir. İkitelli de enformel sektör çalışanlarının sınıfsal durumunu incelerken, örneklem içinde yer verilen kişilerin üretim araçlarından yoksun olması temel kriter olarak belirlenmiştir. Diğer yandan araştırmanın temel hedefi, esnek çalışma tarzının ortaya çıkardığı toplumsallaşma formları ve bu formların çalışanların kolektif eylem kapasiteleri üzerindeki etkileri hakkında bilgi üretmek olduğu için, işçilerin verili yaşam koşullarını ve bu koşullara dair düşünsel ve eylemsel yönelimlerini öğrenmeye önem verilmiştir. Bu noktada altı çizilmesi gereken husus, yürütülen saha araştırmasının konjonktürel bir analiz olduğunun unutulmamasıdır. Örneğin aradan geçen süre içinde görüşlerine başvurulan işçilerin, ülkenin politik konjonktüründe meydana gelen değişimlere bağlı olarak milliyetçilik hakkındaki düşüncelerinin değişmiş olması muhtemeldir. Dolayısıyla bu yazıda, araştırmada elde edilen bulgulardan değerlere ilişkin olanlara odaklanmak yerine daha uzun vadede geçerliliğini koruyacağı düşünülen kimi davranış kalıplarına dair çıkarımlarda bulunulmaya çalışılacaktır. İkitelli nin ve Enformel Sektör Çalışanlarının Genel Profili İkitelli bölgesinin bir sanayi havzası hâline dönüşmesi süreci, 1980 li yılların ikinci yarısında eski İstanbul da bulunan küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu bölgeye transferine karar verilmesiyle başlamıştır. Dönemin İstanbul Belediye Başkanı Bedreddin Dalan ın Haliç i kurtarma projesi çerçevesinde İkitelli de bir sanayi bölgesi kurulmasının kararını vermesinin akabinde sanayi sitelerinin inşaatı başlamış, ancak bu süreç Nurettin Sözen in belediye başkanlığı görevine seçilmesiyle birlikte kesintiye uğramıştır. Dolayısıyla inşaatın tamamlanması ve sanayi bölgesinin faaliyete geçmesi için 1994 e kadar beklemek gerekmiştir. Bu dönem, aynı zamanda Türkiye nin ithal ikameci kalkınma stratejisinden ihracata dönük kalkınma stratejisine geçiş dönemi olduğu için, Haliç bölgesinde üretimde bulunan küçük işletmelerin İkitelli ye taşındıklarında karakter değiştirdikleri görülmektedir. Dahası, eskiden Haliç bölgesinde faaliyette bulunmayan birçok yeni işletme de üretim mekânı olarak İkitelli bölgesini tercih etmiştir. Dolayısıyla İkitelli de oluşan sanayi yapılanmasının, eski İstanbul daki sanayinin bu bölgeye taşınmasından ibaret olduğunu söylemek mümkün değildir yılı itibariyle kapasitesinin yüzde 60 ıyla çalışmasına rağmen bu bölgede 150 binden fazla işçi istihdam edilmekteydi. Diğer yandan, organize sanayinin açılması, İkitelli de bulunan yerleşim birimlerinin yapısını da değiştirmiştir. Özellikle organize sanayinin açılması iç göç sürecinde bölgeyi bir çekim merkezi hâline dönüştürmüştür. Bölgede kozmopolit bir nüfus yapısının oluşmasına neden olan göç hareketi diğer yandan da İkitelli deki mahallelerin sokak aralarına kadar yayılan geniş bir atölyeler zincirinin oluşmasını beraberinde getirmiştir. Bölgede tekstil ve konfeksiyon sektörünün hâkimiyeti görülmektedir. Örneğin yalnızca 2002 yılında sanayi bölgesine verilen 61 yeni yatırım teşviğinin 53 tanesi tekstil ve konfeksiyon sektörüne gitmiştir. 7 Tekstil ve konfeksiyon sektörünün dışında bölgede ayakkabı, metal, demir-çelik, plâstik, kereste, otomotiv yan sanayi vb. gibi sektörlerde faaliyette bulunan çok sayıda KOBİ mevcuttur. Araştırmadan elde edilen bulgula- 7 İşsizler İçin İlk Umut Kapısı Yine İstanbul, Dünya Gazetesi, , news_display.asp?upsale_id=87694 rı tartışmaya geçmeden önce görüşülen İkitellili enformel sektör işçilerine dair saha araştırması sırasında elde edilen kimi verileri belirtmek yerinde olacaktır. Görüşülen işçilerin yüzde 48 inin babaları çiftçi, yüzde 20 sininki ise esnaftır. Sadece yüzde 2 sinin babası devlet memuru olan enformel sektör çalışanlarından işçi çocuğu olanlarının oranı yüzde 12 düzeyindedir. İşçilere anne mesleği sorulduğunda yüzde 90 ının ev hanımı olduğu yanıtı alınmıştır. Dolayısıyla ailesinden bir işçi kültürü devralan çalışan sayısı son derece sınırlıdır. Diğer yandan görüşülen işçilerin yalnızca yüzde 15 i doğduğundan beri İstanbul da yaşamaktadır. İkitelli nin özellikle 1990 larda yaşanan zorunlu göç dalgası sırasında bir çekim merkezi olduğu görülmektedir. Çalışanların iş dışı zamanlarını nasıl geçirdiği incelendiğinde ise, evli olanlar ve kadınlar için aile ziyaretleri ön plâna çıkmakta, bekâr ve erkek çalışanlar arasında İkitelli nin sokaklarında ve parklarında vakit geçirmenin oldukça yaygın bir eğlenme biçimi olduğu ortaya anlaşılmaktadır. Evli ve bekâr erkekler açısından bir diğer alternatifin de kahvehaneler olduğu görülmektedir. Yakın bir geçmişte İstanbul a göç edenlerin çoğunluğunu oluşturduğu İkitelli enformel sektör çalışanları boş zamanlarını kent merkezinde değil ağırlıkla evlerinin ve işyerlerinin bulunduğu semtte geçirmektedir. Bölgede enformel sektörde çalışanların büyük bir çoğunluğunu genç işçiler oluşturmaktadır. Dolayısıyla evli olmayan çalışanlar çoğunluktadır. Eğitim düzeyine bakıldığında, yüzde 56 lık bir oranın ilkokul mezunu olduğu görülmektedir. Keza çalışanların yüzde 65 i vasıfsız işçi olarak istihdam edildiklerini belirtmiştir. Yani, İkitellili enformel sektör çalışanlarının eğitim düzeyi İstanbul ortalamasının altında olduğu gibi aynı zamanda bu işçiler meslekî vasıftan da yoksun bulunmaktadır. 60

22 Enformel Sektörde Emek Sürecinin Özgünlükleri İkitelli sanayi havzası birçok farklı sektörü bünyesinde barındırmasından ötürü, Zonguldak ta, Karabük te veya Babadağ da 8 olduğu gibi belirli bir sektörle özdeşleşmiş homojen bir işçilik kültürünün ortaya çıkmasına müsaade etmemektedir. Ne var ki, bu durum İkitelli de işçilerin belirli davranış kalıplarından yoksun olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Enformel sektörde istihdam olmanın yol açtığı birçok ortak davranış kalıbı mevcuttur. Bu ortak davranış kalıplarını ele almaya geçmeden önce görüşülen işçilerin çalışma deneyimleri hakkında kimi noktaların altını çizmek önem taşımaktadır. Görüşlerine başvurulan enformel sektör çalışanlarının yüzde 59 u en uzun işçilik deneyimlerini 10 kişiden fazla 100 kişiden az istihdam kapasiteli işyerlerinde yapmıştır. 10 kişiden az istihdam kapasiteli işyerlerinde en uzun iş deneyimini yaşayan çalışanların oranı ise yüzde 22 dir. Yani görüşülen enformel sektör işçilerinin yüzde 81 i en uzun iş deneyimini küçük ölçekli işletmelerde yaşamıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında İkitelli deki konfeksiyon atölyelerinin çokluğu belirleyici bir faktördür. Emek yoğun teknolojiye dayanan konfeksiyon sektörü, birbiriyle zincirleme ilişki içinde olan parçalı bir üretim sürecine yol açmaktadır. Öyle ki bu zincirin halkaları evlere kadar uzanabilmektedir. Oturduğu apartmanın alt katına iki-üç makine atabilen bir kişi fason iş alarak bu üretim zincirine kolaylıkla dahil olabilmektedir. Üretim zincirinin merkezinde olasılıkla ihracatçı bir firma yer alırken, bu firmanın işlerini yapan çok sayıda küçük ölçekli atölye ikinci halkayı oluşturmakta ve bu halkanın etrafında da üretim birimi haline dönüştürülmüş ev-atölyeler yer 8 Babadağ ve Buldan daki işçilik örüntülerini inceleyen Metin Özuğurlu nun çalışması bu konuda bir referans çalışma mahiyetindedir. Bkz. Metin Özuğurlu, Anadolu da Küresel Fabrikanın Doğuşu Yeni İşçilik Örüntülerinin Doğuşu, Halkevleri Emek Çalışmaları Merkezi Bilimsel Yayınlar Dizisi, İstanbul alabilmektedir. Benzeri bir yapılanma ayakkabı üretimi alanında da göze çarpmaktadır. Türkiye de makineleşme oranının en düşük düzeyde olduğu sektör olarak kabul edilen ayakkabıcılık sektöründe 9, zanaat sahibi olan herhangi bir usta aldığı siparişe göre ekibini toplamakta ve açtığı geçici atölyede üretimde bulunmakta, işin teslimini takip eden süreçte ise atölyesini kapatmaktadır. İkitelli Organize Sanayi de bulunan AYMAKOP ta bu biçimde çalışan çok sayıda geçici atölyeyle karşılaşmak mümkündür. Dahası bu geçici işyerlerinin azımsanmayacak bir kısmı vergi açılışını dahi yapmaksızın üretimde bulunmaktadır. Bu noktada, ayakkabı sektörüyle konfeksiyon sektörünün emek süreci karşılaştırıldığında, birincisinin daha vasıflı bir emek gücüne dayandığının altı çizilmelidir. Öyle olduğu için, ayakkabı işçilerinde bir tür meslekî zanaatkâr dayanışması filizlenebilirken bu durum konfeksiyon işçileri için geçerli olmamaktadır. Enformel sektördeki emek sürecine dair ikinci olarak vurgulanması gereken nokta, çalışma saatlerinin uzunluğudur. Çalışma Hayatı İle İlgili Mevzuata göre, haftalık çalışma süresinin 45 saati geçmemesi gerekirken, bölgedeki konfeksiyon işçilerinin çoğunluğunun haftada 70 saate kadar çalıştırıldıkları görülmektedir. Bu denli uzun süreler çalışan bir işçinin boş zamanlarında sosyal ilişki geliştirmesi hâliyle mümkün olmamaktadır. Konfeksiyon işçilerinden farklı olarak ayakkabı sektöründeki işçilerin sezonluk çalışma düzeni sayesinde aralarında çok daha güçlü sosyal ilişkileri geliştirebiliyor olması bu çerçevede anlamlı bir örnek teşkil etmektedir. Keza inşaat işinde çalışan işçilerde de ayakkabıcılara benzer bir arkadaşlık ilişkisinin yeşe- 9 Devlet Planlama Teşkilatı Deri ve Deri Mamulleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu na göre Türkiye de üretilen ayakkabıların % 15 i tamamen makineleşmiş işletmeler, % 70 i yarı makineleşmiş işletmeler ve % 15 i bünyesinde hiç makine bulunmayan işletmeler tarafından gerçekleştirilmektedir. Bkz. Ahmet Ulusoy, Türkiye Ayakkabı Sanayi ve Dış Ticareti, Dış Ticaret Dergisi, Sayı: 26, Ekim rebildiği görülmektedir. Ancak inşaat işçisiyle ayakkabı işçisinin sosyalleşme düzeylerindeki niceliksel yakınlığa karşın, niteliksel olarak net bir farklılığın olduğu da gözden kaçmamalıdır. Örneğin ayakkabı sektöründe sosyal ilişkilerin harcı genellikle meslektaşlık olurken, inşaat sektöründe birincil ilişkiler (hemşerilik, akrabalık vb.) sosyal ilişkilerin kurulmasında daha belirleyici olmaktadır. Sosyal ilişkilerin gelişme düzeyinde belirleyici olan bir diğer faktörün ise çalışma düzeniyle ilişkisi bulunmaktadır. Örneğin ayakkabı sektöründe birden çok işçinin ortak bir tezgâh başında sohbet ederek çalışması, inşaat sektöründe ise en azından hep birlikte türkü söyleyerek çalışma olanağının olmasına karşın, konfeksiyonlarda çalışanlar arasında diyalog kurma olanağı son derece kısıtlıdır. Overlokçusundan son ütücüsüne kadar neredeyse tümünün makineyle çalışmasından ötürü, konfeksiyon işçisi, çalışırken iş arkadaşıyla sosyal ilişki geliştirme olanağı bulamamaktadır. Makinenin dişlisi hâline gelme durumu konfeksiyon işinde son derece belirgindir. Bir başka deyişle, enformel sektör işçisinin uyumak dışında kalan bütün yaşamı emek sürecine dönüşmüştür. Bu başlık altında altı çizilmesi gereken bir diğer konu, enformel sektör işçilerinin neredeyse tamamının işyeri değiştirme sıklığının son derece yüksek olmasıdır. Görüşülen enformel sektör işçilerinin yalnızca yüzde 18 inin bugüne kadar hiç iş değiştirmediği öğrenilmiştir. İşçilerin yüzde 41 lik bir oranı ise 6 dan fazla kez işyeri değiştirdiğini belirtmiştir. Araştırmanın örneklem kümesinin yaş ortalamasının 24 olduğu düşünülürse, iş değiştirme oranlarının bir hayli yüksek olduğu açıktır. Sık sık iş değiştirmek zorunda kalan enformel sektör çalışanların yeni iş bulmak için hangi kanallara başvurduğu araştırıldığında, çalışanların yüzde 54 ünün hemşerilik, akrabalık veya komşuluk ilişkileri üzerinden iş 61

23 Fotoğraf: Sinan Gül Dosya (makale) buldukları tespit edilmiştir. Bu oran, tekstil ve konfeksiyon sektöründe yüzde 64 lere kadar yükselmektedir. Tersi bir eğilim ayakkabı sektöründe açığa çıkmaktadır. Bu sektörde çalışanların yüzde 70 inin hâlihazırda çalıştıkları işyerine eski iş arkadaşları aracılığıyla girdikleri görülmüştür. Sonuç olarak Kapitalist üretim tarzının istikrarlı bir bileşeni hâline gelen enformel sektörün büyüme seyrini önümüzdeki yıllarda da sürdüreceği beklenmelidir. Enformel sektörün büyümesi diğer yandan sendikasız ve örgütsüz işgücünün de büyümesi anlamına gelmektedir. İkitelli araştırması kapsamında görüşülen işçilerin yüzde 93 ü herhangi bir sendikayla herhangi bir biçimde karşılaşmadığını belirtmiştir. Araştırmanın yapıldığı tarihte İkitelli bölgesinde faaliyette bulunan bağımsız Birleşik İşçi Sendikası üyesi işçilerle de görüşüldüğü hesaba katılırsa gerçekte bu oranın çok daha yüksek olduğu açıktır. Keza örneklem kapsamındaki işçilerin yüzde 77 si herhangi bir işçi eylemine katılmadıklarını dile getirmişlerdir. Görüşülen işçilerin yüzde 75 i işçi hakları konusunda herhangi bir bilgileri olmadığını beyan etmiştir. Diğer yandan araştırma sonuçları, işçilerin yüzde 76 sının çalıştıkları işyerinde patronları tarafından sömürüldüklerini düşündüklerini ortaya koymaktadır. Özellikle yaş aralığındaki işçilerde hoşnutsuzluk düzeyinin arttığı görülmektedir. Çalışma yaşamlarından hoşnutsuz olan bu işçiler, bu durumu değiştirmek için ne yapmaları gerektiği konusunda herhangi bir fikir sahibi değillerdir. İçinde bulundukları olumsuz durumdan kurtulmak içinse; iyimser olanlar daha çok çalışmayı, ek iş yapmayı veya gelecekte kendi atölyesini açmayı çözüm olarak görmekte, kötümser olanlar ise yegâne kurtuluşun yurtdışına gitmekten geçtiğini düşünmektedir. Bu manzara enformel sektör işçisiyle mevcut sendikal hareket arasında hiçbir ilişkinin olmadığına işaret etmektedir. Kuşkusuz bu durumun oluşmasında, sendikal hareketin krizinin payı olduğu kadar, mevcut sendikal hareketin işyeri eksenli verili stratejilerinin enformel sektör çalışanlarını kapsama şansının olmamasının da payı bulunmaktadır. Öyle ki, enformel sektör işçisi işyerindeki sıkıntılarına hemen şimdi çözüm ister. Richard Sennett in kapitalizmin yeni örgütlenişinde işin kişilik üzerindeki etkilerini incelediği çalışmasında 10 belirttiği uzun vade yok tur kavrayışı enformel sektör işçisi için de geçerlidir. Bu, söz konusu işçilerin bilinçsizliklerinden ya da miyopluklarından değil, bir işyerinde 10 Richard Sennett, Karakter Aşınması Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri, Ayrıntı Yayınları, İstanbul uzun vadeli çözümü bekleyecek kadar zamanının olmamasından kaynaklanır. İkinci olarak, enformel sektör işçisi hemşeriliğe, mezhepsel veya etnik ortaklığa dayalı kurulmuş olan, Oğuz Işık ve Melih Pınarcıoğlu nun belirttikleri gibi 11 iktidar ve sömürü ilişkilerini de içinde yeniden üreten ilişki ağlarının içinde zorunlu olarak dahil olur. Çünkü birbirine şebeke olarak bağlanmış üretim birimlerine dayalı parçalı üretim süreci mezhepsel, etnik veya bölgesel temelde kurulmuş ilişki ağlarına ekonomik işleyiş içinde özel bir fonksiyon kazandırmıştır. Bu ilişki ağları enformel ekonomide, iş ve işçi bulma kurumunun işlevini üstlenmiştir. Yine, enformel sektör çalışanı, kadrolu ve/veya sendikalı sanayi işçisi gibi, ne çalıştığı işyeriyle kendisi arasında bir aidiyet ilişkisi kurabilir ne de işyerindeki arkadaşlarıyla uzun yıllara yayılan bir kader ortaklığı içine girebilir. Enformel sektör işçisinin işyeri, çalıştığı süre boyunca kazandığı ücret kadar değerlidir. Bu yüzden hakkını yedirmeyen bir insansa, ücretini alamadığı işyerini gözünü kırpmadan yakabilir. Ancak aynı işçi, işyeriyle kuramadığı aidiyet ilişkisini mahallesiyle kurabilir. Gecekondusunu yıktırmamak için komşusuyla aynı barikatın arkasında saf tutabilir. Yukarıda da belirtilmişti, enformel sektör işçisinin yaşamının bütünü emek sürecine dönüşmüştür. Ne hemşerilik ilişkileri emek sürecinin dışında değerlendirilebilir ne de mahallesindeki komşusuyla geliştirdiği dayanışma ilişkisi. Sonuç olarak sendikal hareketin içinde bulunduğu krizden kurtulmak için işgücü içinde ağırlığını giderek artıran enformel sektör işçilerine, bu işçilerin de içinde bulundukları girdaptan kurtulmak için sendikalara ihtiyacı vardır. Bu nedenle sendikaların enformel sektör işçilerini örgütleyebilecek esnek ve kapsayıcı formları üretebilme becerisi işçi hareketinin geleceğini belirleyecek gibi görünmektedir. 11 Oğuz Işık Melih Pınarcıoğlu, Nöbetleşe Yoksulluk Sultanbeyli Örneği, İletişim Yayınları, İstanbul

24 DOSYA (makale) ENFORMEL AĞLAR ve MEKANİZMALAR: TUZLA TERSANELER BÖLGESİNDE TAŞERONLAŞMA NEVRA AKDEMİR Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Giriş Bu çalışma, üretim ve emek süreçlerindeki parçalanma ve yeniden oluşum süreçlerinin bir örneğini sunmayı amaçlayarak hazırlanmıştır. Enformelleşmenin Tuzla Tersaneler Bölgesindeki üretim ilişkileri üzerinden irdelenmesinin birkaç temel nedeni vardır. Birincisi, üretim ilişkilerindeki enformelleşme sürecinin en açık ve meşru olarak sergilendiği yerlerden biri bu bölgedeki özel tersanelerdir. Üretim tamamen alt sözleşme ilişkileri -özellikle taşeron ilişkiler- üzerinden plânlanmakta ve gerçekleşmektedir. Emek sürecinde alt sözleşme ilişkileri ile oluşan, fason, taşeron, yan sanayi gibi nitelikleri açısından farklılaşan tüm formlar sistematik olarak bir arada görülmektedir. İkinci neden, dünyadaki örneklere göre Türkiye gemi inşa sanayinin sermaye birikiminin özgünlüğüdür lerde yaşanan dönüşümle birlikte organize sanayi bölgesi olan Tuzla da özel tersanelerin kurulması, kayda değer ölçüde büyümesi ve tüm bölgeyi sektörün ihtiyaçları doğrultusunda organize etmesi, bu özgünlüğün nedeni olarak sayılabilir. Özel sektör tersanelerinin oluşması ve büyümesinde, kamuda yapılan özelleştirmeler, devlet desteği gibi formel etkiler, ticarî sermayenin yeterli birikime ulaşmasını sağlayarak üretken sermayeye dönüşmesini sağlamıştır. Bu tespit, enformel kavramının dikkatli kullanılması gerektiğini gösterir ve enformel sektör olarak yapılan değerlendirmelerin eksik olduğunu ve yanlış sonuçlara götürebileceğini ortaya koyar. Üçüncüsü, sektörün istihdam kapasitesidir. Bir tersanede istihdam edilen işçi sayısı, diğer üretim alanları ile karşılaştırıldığında oldukça yüksektir. Tersaneler, sadece kendi içlerinde değil, tersanede yapılan üretimi tamamlayan diğer üretim alanlarında da istihdam yaratmaktadır. Tersanede çalışan her bir işçi, gemi yan sanayisinde kırk işçinin istihdam edilmesine neden olmaktadır. Tuzla ve çevresindeki ilçelerde böylece oluşan işçi havzası, küçüklü büyüklü firmalarda çoğunlukla düşük ücretle sigortasız çalışan yüz binlerce işçiyi barındırmaktadır. Bu makalede, Tuzla Tersaneler Bölgesindeki taşeronlaşma örneğinde enformelleşme şeklinde kavramlaştırdığımız bu süreç incelenmektedir. 1- Üretim Sürecinin Enformelleşmesi Alt sözleşme ilişkilerinin varlığına ilişkin bilgilere Osmanlı döneminden itibaren çeşitli kaynaklarda rastlanmaktadır. Osmanlı döneminden 1980 lere uzanan süreçte ağırlıklı üretim formu kamu tersaneciliği olmakla birlikte, tersane etrafındaki çeşitli küçük üreticilerin tersane üretimini tamamlayıcı faaliyette bulunduğu bilinmektedir (Can, 2002: 90) Üretim için gerekli parçaların önemli bir kısmı tersanede üretilir. Tersanede üretilmeyen gemi parçaları ise yurt içinde 63

25 üretilmediğinden, ithal edilir. Parçalar, kamuya ait büyük tersanelerde sigortalı ve düzenli olarak çalışan işçiler tarafından birleştirilir (Gencer, 1986; Mantran, 1995; Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi, 1998, 2001) yılından itibaren gelişen gemi inşa sektörünün tarihinde kırılma noktaları sayılabilecek düzenlemeler söz konusudur. Birincisi, tersanelerin, altyapısı devlet tarafindan hazırlanmış organize sanayi bölgelerine kendi iradeleri dışında taşınmasıdır. Bu olgu Tuzla nın ilçe olarak 1 görünümünü değiştirmiştir. Tuzla, böylece, tersaneleri ve işçileriyle muazzam bir üretim tesisine, bir işçi havzasına dönüşmüştür. Tuzla, tüm tersanelerin bir araya toplanması bakımından dünya çapındaki tek örnektir. Tuzla Tersaneler Bölgesinde, tüm tersaneler yan yana üretim yapar ve gerekli olan durumlarda başka tersane alanlarını kiralayarak kullanır. Ancak, bu avantajın yanında yarattığı dezavantajlar da söz konusudur. Kapasite artırımı için genişlemesi gereken tersanenin denizi doldurması ya da başka bir tersane alanını devralması gerekmektedir. İkinci kırılma 2 noktasını arma- 1 Haliç, Tophane, İstinye, Beykoz ve diğer yerlerde gemi inşa, tamir ve bakımı ile uğraşan tersaneler, 22 Eylül 1969 tarih ve 6/12421 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Gemi İnşa ve Yan Sanayi Bölgesine dönüşen Tuzla-Aydınlı Koyuna ancak 1980 lerde taşınmaya başlamışlardır. Tersanelerin kurulduğu yerler kıyı şeridi üzerinde olduğundan ötürü ve kıyı şeridi anayasa gereği kişisel mülkiyete konu olamayacağı için Maliye Bakanlığı nda 49 yıllığına irtifa hakkı kurulmuştur, yani kiralanmıştır yılında 21 tane tersane faaliyete başlamış ya da inşa hâlindedir. 2 Dünyada kullanılan gemileri hurdaya çıkararak gemi talebi yaratan yeni konvansiyonların varlığı üçüncü kırılma noktası olarak anılabilir. Birleşmiş Milletler e bağlı olarak kurulmuş bulunan International Maritime Organization (IMO) kapsamında yeni gemilerin uyması gereken standartlar ve kurallar değiştirilince belirli bir uyum süresi sonunda eski gemiler hurdaya çıkmaktadır. Bu noktada ortaya çıkan gemi talebi, ölçeğine göre Doğu Asya (Japonya ve Güney Kore) ile Avrupa Tersanelerine kaymıştır. Ancak, Doğu Asya tersanelerinin çok büyük ölçekteki gemileri yapan tersaneler olması ve Avrupalı Armatöre uzaklığı ile Avrupa tersanelerinin de pahalı olması ve üretimlerini azaltması ya da Doğu ya kaydırması Türkiye de gemi inşa sektörünün canlanmasını sağlamıştır. Böylece 2001 sonlarında sektörde kapasite kullanımları artmıştır. Daha önceleri kapasite kullanım oranları %20 civarında olan tersaneler 2005 yılı sonuna kadar sipariş kabul edemeyeceklerini açıklamışlardır (Bkz. DPT (2001); Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma törlere Türkiye tersanelerinde gemi yaptırmaları karşılığı verilen GİSAT fonudur. 3 Özellikle bu iki nokta, taşeronluk sisteminin varlığını açıklamak için operasyoneldir. Bülent Ulusu döneminden 1980 li yılların ortalarına kadar kamu bankaları armatörlere ve tersane kurmak isteyenlere sabit kurdan düşük faizli krediler vermiştir. Ancak dünya ölçeğindeki kriz koşullarına rağmen verilen bu krediler üretken alanlarda değerlendirilmeyip geri dönmeyince 1982 yılında ciddî bir krizle karşı karşıya kalınmıştır. Böylece, enformel ilişkiler bir tampon mekanizması görevini görerek bunların ayakta kalmasını sağlamış, formel üretim ilişkilerini aynı hızla parçalamış, üretimin biçimini de temelden değiştirmiştir. Tersanelerin istikrarsızlaşan piyasa koşullarına uyum sağlaması için topladığı kadroyu küçültmesi ve diğer maliyetlerini de benzer şekilde düşürmesi gerekmiştir. Bu duruma direnen tersaneler de iflâs durumuyla karşı karşıya kalmıştır. A) Taşeronluk 4 Sistemi 1980 sonrasında özel sektör tersanelerinde bir alt sözleşme ilişkisi olan taşeronluk sistemi temel üretim formu hâline gelmiştir. Taşeronun üretim ilişkisindeki pozisyonu, sermaye birikimini sağlayan ve teknolojik açıdan tersanenin üretimine ayak uyduran firmalarda, bu niteliklere sahip olmayanlardan farklılaşmaktadır. Taşeron firmaların, bu Plânı Gemi İnşa Sanayi ve Rekabet Edebilirlik Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara; GİSBİR (2004) Gemi İnşa Sanayi İstatistik Bilgileri, Gemi İnşa Sanayi Dergisi, Nisan-Haziran 04, sayı:8, 74-9, İstanbul; Dünya Gazetesi, ). 3 Bakanlar Kurulunun 7/9245 sayılı kararı ile gemi inşa, gemi satın alma, tersane kurma ve geliştirme (GİSAT) Fonu yılları arasında armatörlere her yıl kullanılmak üzere tesis edilmiştir. Bu fon kapsamında 250 milyon TL ayrılmıştır. Bu fonlar Bülent Ulusu ( ) döneminde etkinlik kazanmış ve Turgut Özal ( ) döneminde de devam etmiştir (Dünya Gazetesi, 2003). 4 Taşeron (fr.tâcheron; tâche, [pis] iş, görev den) yapılacak işi, girişimciden ya da bir başka yükleniciden alan, genellikle götürü olarak, tek başına ya da yalnızca bir-iki işçiyle çalışan ikinci yüklenici. (ans. Larousse, 1988: 11286) durumları bağımlı üretimin farklı basamaklarında yer almalarını ve kendi içinde çeşitlilik kazanmalarını sağlamaktadır tarihli ve sayılı Resmî Gazete de yayımlanan iş sözleşmesindeki alt işveren yani taşeron ilişkisinin tanımı; 5 Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile işi aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt-işveren ilişkisi denir (OLEYİS, 2003, 4) şeklindedir. Taşeronluk, bir firmanın başka firmaya bağlı ek/dış işçi kullanması ya da işin bir bölümünün özel ya da tüzel kişiye ihale edilmesidir. Ancak bir firma üretiminin parçalara bölünmüş bir kısmının, üretim alanı dışında yaptırıyorsa buna, fason ilişki veya yan sanayi ilişkisi; bu siparişleri alan firmalara da bağımlılık derecesine göre fason firma ya da yan sanayi denilmektedir. Taşeron biçimindeki üretim ilişkisi, üretimin mekânın dışına çıkamayacağı durumda gerçekleşmektedir. Taşeronluk, fabrikadaki işinden ay- 5 Diğer tanımlar için bkz. Hançerlioğlu, Orhan (1981); Ekonomi Sözlüğü, Remzi Kitabevi, 5.Basım, İstanbul, s.170 (İkinci üstlenici), Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi, (1998); s

26 rılanların gizli bir işçi 6 olarak büyük fabrika ve üretim birimlerinde, kendilerinin edinemeyeceği hammadde ve üretim araçlarının bir kısmı ile parça başı ücret karşılığında, bu üretim bi- 6 Schmitz in yaklaşımına referansla gizli işçi ve ustabaşı ifadeleri kullanılmıştır. rimi hesabına çalışmalarıdır. Taşeron firma ise, istihdam ettiği işgücünün gizli ustabaşı lığını yaparak üretimin, ana firmanın denetiminde ve ana firmanın iş akışına göre gerçekleşmesini sağlayan firmadır. Malın üretimindeki işbölümü, aynı zamanda taşeron firmaların faaliyetlerinin sürelerini ve periyodunu da belirlemektedir. Fordist üretim sürecinden farkı, ürünü firmanın kadrolu işçilerinin yanı sıra ileri derecedeki uzmanlaşmış firmaların ve yüksek vasıflı firma dışı elemanların gerçekleştirmesidir. Taşeron üretim ilişkisinin yapılan işin niteliği açısından iki çeşidi görülmektedir: Birincisi, büyük ölçekli üretim biriminin, üretimin parçası olmayan (yemek, temizlik, güvenlik hizmetleri gibi) işleri kendi firmalarında istihdam etmedikleri işçilerin kullanılmasıdır. İkincisi, üretimin parçası olan ancak sürekli istihdamı gerekmeyen uzmanlık alanlarında çalışan çevre/ çeper işçilerin kullanılmasıdır. İkinci türe örnek olarak, gemi inşa sektöründe elektrikçiler, boyacılar, marangozlar vb. Gemi yapımının gerektirdiği aşamalarda belirli sürelerde ve sadece verilen işi yapmak için üretime dâhil edilmektedirler. Bu işçilerin üretim sürecine eklemlenmesi bir taşeronla bağlantı kurulması sonucu gerçekleşmektedir. Taşeron, daha önce bu uzmanlık alanlarında çalışmış olan ve işi veren firmalarca tanınan bir ustadır. Taşeron, çevresine çoğu kez etnik, dinî bağlantılarla ya da patronaj ilişkileriyle topladığı işçilerle, belirli bir Fotoğraf: ILO 65

27 sürede tanımlanan işi bitirmek üzere yazılı ya da sözlü anlaşma yapmaktadır. Taşeron, kayıtlı anlamda bir firma organizasyonuna sahip olabilir; ancak çoğunlukla enformel ilişki ağlarının görünmez/kayıtsız bir parçasıdır. Bir işin taşerona verilmesi, her türlü emek maliyetinin de işi yapmak üzere anlaşılan firmaya devri demektir. Ana firma, işini devrederken hak ediş denilen bir kâr payının bedeli olarak işin riskini taşeron firmalara yaymaktadır. Bu açıdan taşeron firma sahibinin standart işçi-işveren ilişkileri ile bu maliyeti üstlenmesi mümkün değildir. Bu açıdan sistemin işlemesi her bölge, kültür ve zamana bağlı olarak farklı mekanizmaların varlığını gerektirmektedir. Emek sermaye çelişkisinin de örtüsü hâline gelen mekanizmalar akrabalık, hemşerilik, komşuluk, etnik ve dinî yakınlık, siyasal aidiyetler gibi ilişki biçimleri ile ortaya çıkmaktadır. Yapılan mülakatlar sonucunda, tersanelerde taşeronluk yapan firmaların kendi içinde farklı özellikleri barındıran iki biçimi ortaya çıkmıştır. Tersanede çeşitli düzeylerde çalışanlar, taşeronların tersaneyle kurdukları ilişkinin niteliğine göre yerleşik taşeron ve dış taşeron ayrımı yapmaktadır. Tersanelerde iş yapan bu iki grup taşeron firma, sürekli yaşanan rekabet gereği çatışma ve yer değiştirme hâlindedir. Yerleşik taşeron, tersanenin kendi organizasyonundaki bir bölümü gibi çalışmaktadır. Tersane ile taşeron firma arasında, güven ve alışkanlık gibi faktörlere dayalı bir ilişki oluşmuştur. Uzun süredir birlikte çalışan iki firma olarak, iki taraf da birbirinin beklentilerinin ne olduğunu öğrenmiştir. Beklentiler buna göre karşılamaktadır. Taşeron firma ekibindeki işçilerin yaptığı iş, tersanenin kadrolu işçilerininkinden fiilî anlamda değil, hukuken farklıdır. Yerleşik firmanın tersanedeki varlığı, tersane sahibinden daha eski olabilmektedir. 7 Yerleşik taşeron firma sahibi sermaye birikiminin (ya da biriktirememenin) boyutuna göre kendini işçi ya da patron olarak hissetmek arasında sıkışıp kalmıştır. Çalıştırdığı işçi karşısında patronluk yapan taşeron, tersane içinde o ekibin başı olarak işçileşmiştir. Yerleşik taşeron, yerleşik bulunduğu tersaneden başka tersanelere de ekip yollayarak hizmet tersanenin kadrosunda bir işçi olarak işe başlayıp, kendi taşeron firmasını kurarak istifa eden ve tersanenin iki defa el değiştirmesine rağmen ara vermeden hizmet sunan taşeronlara, mülakatlar esnasında rastlanmıştır. verebilmektedir. Bir tersaneye bağlı olmamanın en büyük avantajı burada gizlidir. Eğer aşırı uzmanlık gerektiren bir hizmet sunmaktaysa yerleşikliği (ve hatta taşeronluğu) kendisi kabul etmeyebilmektedir. Yerleşik taşeronun ticarî olarak avantajı, gelen gemi siparişlerinde teklif verme önceliğinin kendilerinde bulunması ve yaptığı işin kalitesinin bilinmesidir. Tersane, verilen teklif en düşük teklif olmasa bile yerleşik taşeronu tercih etme eği- 7 Tersanenin ilk kurulduğu günden beri önce 66

28 limindedir. Yerleşik taşeron da yerleşmiş bulunduğu tersaneye öncelik vermektedir. Ticarî ilişkideki iktisadî gerçeklik, karşılıklı güven, alışkanlık, arkadaşlık/hemşerilik ve minnet gibi duygularla örtülmektedir. Yerleşik taşeronun kurulması, bir tersane tarafindan desteklenmişse bu durum daha da perçinlenmektedir. Dış taşeronluk ise rekabet ve piyasa kurallarının en açık ortaya çıktığı alandır. Yerleşik taşeronun avantajlarından hiçbirine sahip olmamakla birlikte en düşük ücrete ve yaşam şartlarına sahip olan, en korumasız işçiler dış taşeronun işçileridir. Dış taşeronlarda iflâs da, işçi sirkülasyonu da daha hızlı gerçekleşmektedir. Dış taşeronlarla tersane arasındaki ilişkilerde görülen açıklık, işçilerle arasındaki ilişkiler söz konusu olunca kaybolmaktadır. Hemşerilik, komşuluk, akrabalık gibi örtülerin yerleşik taşeronlara göre daha yoğun kullanılması gözlemlenebilmektedir. Dış taşeronun yoğun rekabeti, yapılan hizmetin fiyatı ve üretimin enformellik derecesini artırmaktadır. Çok küçük bir grup ise aşırı uzmanlaşma ile sermaye birikimi yaratma potansiyeli yakalamaktadır ve bir tersaneye bağlı olmayı tercih etmemektedir. Yerleşik taşeron, tersaneyle anlaşamadığı durumlarda -anlaşmazlığın derecesine bağlı olarak- tersaneden kovulabilir ve dış taşeron hâline gelebilir. Benzer bir şekilde kendi işini, ekibini ve tarzını tanıtma imkânı bulan taşeronun hizmeti beğenilebilir ve yerleşebilir. Bu türden dönüşüm oldukça yaygın olduğundan hiçbir yerleşik taşeron tek bir tersaneyle iş yapmamakta ve kendini koruma stratejisi kurmaya çalışmaktadır. Bir taşeron, bir başka taşerona işinin bir kısmını ya da tamamını devredebilmekte, böylece uzun bir taşeron zinciri oluşabilmektedir. İlk taşeronun tersaneyle yazılı sözleşmesi olduğu hâlde ikinci dereceden sonrakilerde genellikle kayda rastlanmamaktadır. Sermaye birikimini sağlamış olan ya da verdiği hizmet gereği böyle bir potansiyeli içinde barındıran taşeron firmalar için çözüm ortağı olarak adlandırılan bir modelden söz edilmektedir. Avrupa da uygulanan modelde, taşeron firma vereceği hizmetin plân ve projesini, yani tüm kafa emeğini kendisi üstlenmektedir. Böylece, iş tüm yükleriyle birlikte taşeron firmaya devredilmektedir. Taşeron firmaların tersanelere olan bağımlılığını gizleyen bir kavram olan çözüm ortaklığı, alt-sözleşme ilişkileri çerçevesinde yapılan işin niteliğini ve değerini artıran bir faaliyettir. Buna karşılık, işin tasarımının devredilmesi, taşeronun üzerindeki tersane denetimini ve hiyerarşisini ortadan kaldırmamakta, tersine, kolaylaştırmaktadır. Fotoğraf: ILO B) Taşeronluk Sisteminin Ortaya Çıkışı 1970li yılların ikinci yarısında 67

29 Tuzla ya taşınan sektör 8 daha yeni gelişmekte iken tersaneler ve bu tersanelerle çalışan armatörler tanıdıkları ve işine güvendikleri bazı ustaları yönlendirmeye başlamışlardır. Piyasada o dönem işçi olarak çalışan ustaların çoğunluğu taşeronluk yapmak üzere işlerinden ayrılıp yanlarına aldıkları işçilerle bir firma kurmuşlardır. Taşeronların oluşması mühendis ve işçilerin bilinçli tercihleri olmasının yanı sıra, çoğunlukla, 1982 sonrasında özellikle, tersane ve armatörlük firmalarının teşviki ile gerçekleşmiştir. Bu dönemde, ilk piyasaya girenler arasında oldukça yüksek bir gelir düzeyi oluşmuş ve piyasa bir çekim merkezi hâline gelmiştir. Bu yüksek ücret düzeyini kırmak için tersaneler, taşeronların yanlarında çalışanları da ayrı şirket kurmak üzere teşvik etmeye başlamışlardır. Teşvik, genellikle, iş sağlamak ve yer ve iş aleti tahsis etmek şeklindedir. İşin, taşeronun henüz firma kurmadan sağlanması, başlangıç sermayesini oldukça düşük seviyeye çekmektedir. Yani, bir taşeronluk firmasının kurulması için sermayeye gerek yoktur. Örnek Olay I: Taşeronun yanında ustabaşılık yapıyordum. Tüm işleri biz yaptığımız için mühendisler önayak oldu. Firma kur, biz işi sana verelim, işi ekibini topla, işi sen yap, dediler. Böylece başladım... İşi kurarken maddî bir teşvikleri olmadı ama onlar teklif etme- 8 Tersanelerin iş konularına göre sınıflandırılması durumunda üç tip tersane tespit edilebilir. Gemi inşa tersaneleri, yukarıda sayılan ölçütlerde görülen ve sektörün temel üretim alanı kabul edilen tersanelerdir. Ölçeklerine göre farklı özellikler göstermektedir. Yat inşa tersanesi, gemi inşa sektörünün alt dallarından biridir; farklı bir konsepte sahiptir. Marangoz ve döşeme atölyelerinin bulunduğu ve yat tasarımı konusunda uzmanlaşan tersanelerdir. Oldukça küçük ölçekli olabilecekleri gibi gemi inşa tersanelerinin bir yan dalı olarak da düşünülebilirler. İhtiyaçları, pazarları ve parçaları açısından farklılık arz ederler. Türkiye, yat üretiminde 4. sıradadır. Tamir-bakım tersaneleri, gemi inşa sektörünün diğer alt dalıdır. Çeşitli ölçeklerde olabilen, çeşitli teknolojik formlar kullanabilen, kurumsallaşma yapısının de organizasyonu kadar değişiklik gösterdiği tersanelerdir. Ama gemi tamiri ve bakımı ile uğraşan tersanelerin yeterli ve gerekli koşul olarak kızak ve ön imalât atölyesini kapsaması gerekmektedir. Tamir ve bakım tersanelerinin en ufaklarına kışlık ve çekek yeri denilmektedir. En fazla kayıt dışı faaliyet gemi inşa sektörünün bu alt dalında görülmektedir. Dolayısıyla en güvencesiz ve yoksul istihdama sahiplerdir. se işe girmezdim lerin ortasına gelindiğinde kadrolarını küçültmek isteyen ama tecrübeli ustalarını da kaybetmek istemeyen tersaneler, ustalarını belirli bir işçi grubunu yanına alarak firma kurmaya ikna etmiş, böylece işlerin aynı kalitede yapılmasını da garanti etmişlerdir. Taşeronluk sisteminin kurulmasında, önceleri kamuda çalışanların özel sektöre üst düzey yönetici ya da girişimci olarak geçmelerinin de etkisi gözden kaçırılmamalıdır. Eğitimlerini Japonya ve Güney Kore de alan ve burada bu sistemi öğrenen eski kamu tersanesi mühendisi yeni CEO lar, işsizliğin ortaya çıkmasıyla birlikte sistemi faaliyete geçirmektedir. Böylece, firmaların maliyet dışında başka avantajları da oluşmuştur: Hem kadrolu personel çalıştırmadıkları için kıdem tazminatı ve sosyal güvenlik harcamalarından kurtulmuşlar, hem de yaptırdıkları işin faturasını alıp vergiden düşebilmişlerdir. Taşeron firma hâline gelen ustalar ise, ilk zamanlarda, aynı anda birçok firmaya ekip gönderip daha fazla kazanmaktan ve kendinin patronu olmaktan memnundur. Gerçekten hem taşeron işçilerin hem taşeron ustaların koşulları eskisine göre daha iyidir. Ancak, bu çok uzun sürmez ve çok kısa bir zaman içinde tersaneler ve armatörler, rekabeti artırmak amacıyla taşeron ustaların yanında çalışanlardan yeni firmalar yaratıp, fiyatı düşürürler. Bu noktadan sonra kapitalizmin orman kanunları ya da Adam Smith in görünmez el i kendini gösterir. Türkiye nin TMMOB Gemi Mühendisleri Odasında mühendislerle yapılan bir görüşmede süreç şöyle anlatılmaktadır: Örnek Olay II:...Tersaneler, avantajlı olduğu için taşeronluğu tercih etti. Taşeronların fiyatları başlangıçta yüksekti. Fiyatları düşürmek için taşeronları bölüp rekabet yarattı tersaneler. Bunun için taşeron ustanın yanında çalışan, iyi olduğunu bildikleri bir ustaya tersaneler destek sağlayarak firma kurdururdu. Böylece küçük gruplar yaratıp fiyatları geri çektiler. Ama bu çok büyük belâlar açtı başlarına; çünkü fiyatların düşmesi kaliteyi de düşürmüştü. Dünyayla rekabet etmek için belirli bir kaliteyi yakalamak lâzım. Oysa... Taşeronluk yapan çekirdekten yetişme bir usta ise, süreci biraz daha farklı değerlendirmektedir: Örnek Olay III:...Asıl mesele şurada: Sözleşmeyi [taşeronluk sözleşmesini] imzalarken yanlış olduğunu görüyorsun ama altına imza atıyorsun. Mecburen atıyorsun, çünkü öyle adamlar yetiştiriyoruz ki -ben mesela- kendimden 20 tane taşeron çıkarmışım, bugüne kadar. Kaynakçısıyla taşeronun yanında 20 kişi olsa 400 kişi olur. Yani, bana bunlar rakip şu anda... kardeşin dahi, oğlun dahi senin karşına çıkıyor. Hâlbuki çıksın, çıksan ama fiyat düşüyor bu sefer... Taşeronların yanındaki ustaların tersanelerin iş vaatleri üzerine aynı koşullarla yeni taşeronlar kurması piyasada taşeronların aleyhine ve tersanelerin (hatta armatörlerin) lehine durumun dönüşmesini sağlamıştır. Taşeron firmalar sermaye birikimlerine bağlı olarak kendilerini farklı isimlerle ifade etmektedirler. Dış taşeronluk, yerleşik taşeronluk ve çözüm ortağı olarak bu farklılaşma kısmen yukarıda yansıtıldı. Taşeronlar, günümüzde, işe başlamak için büyük bir sermayeye gereksinim duymamaktadır. Bir taşeronun söylediğine göre, 2004 yılında, işe başlamak için 20 milyar kadar bir sermaye gerekliydi. Aynı taşeron, orta ölçekte kurumsallaşmış bir tersade bu kadar sermayeye gerek olmadığını söylemişti. İşçilerini, kendi ağı içinde tutmayan bir taşeronun piyasada kalma şansı yoktur. İşçi kahveleri, taşeron ve taşeron işçilerin piyasadaki tüm haberleri duydukları yerdir. Kahvehane- 68

30 ler, sadece iş ve işçi bulma kurumu gibi çalışmazlar; aynı zamanda bilgi akışını sağlayan birer haber merkezidir. Hangi tersane kaç gemi siparişi almış, hangi taşeronun işçiye ihtiyacı var, kurulan ortaklıklar, bozulan anlaşmalar, her şey kahvehanelerde duyulur ve etrafa yayılır. Taşeron firmalar, genellikle içindeki ustaların adları ile özdeşleşmiştir. Firmanın adı değişse de bu açıdan önemli değildir. Çünkü temelde ilişki, ustanın adına göre kurulur. Taşeron firmaların, sermayesi güçlü olanları bile, tersane kuracak kadar birikim elde edecekleri gibi bir beklentiye sahip değildir. Hatta 10 trilyon 9 paraya sahip olmaları hâlinde tersane kuracağını söyleyenler alt sözleşme ilişkisinin oluşturduğu üretim zincirinin kuvvetli halkalarını oluşturanlardır. Bu umutsuzluğa rağmen bütün taşeronlar, firma kurduktan sonra malî durumlarında ve hayat koşullarında önemli bir yükselme olduğunu ifade etmektedirler. Taşeronların çocuklarına telkin ettikleri meslekler de sahip oldukları sermaye birikimi ile uyum içindedir. Örneğin, sermaye birikimi yüksek olan ve üretim zincirinin kuvvetli bir halkasını oluşturan bir firma sahibi, çocuğunun mühendis olmanı arzu etmektedir. Gözlemlerden çıkan sonuçlara göre, taşeronlar arasında, taşeronlarla işçiler arasında ve taşeronlarla tersaneler arasında hemşerilik ilişkisi, belirleyici bir ilişki olmaktan çıkmıştır. Ama yine de, tüm ilişkiler güven temelinde örgütlenmektedir. Tersane sahipleri ve yöneticileri kendi hemşerileri olan taşeronları tercih etmemekte ve taşeronlar da işçilerini seçerken hemşerileri arasından seçmemektedirler. Taşeronlar, güven ilişkisine çok önem vermektedirler. İşçisine ve tersaneye güven ve minnet, bir işi kabul etmelerinde yılında satılan küçük ama kurumsallaşmış bir tersanenin satıldığı fiyat 10 trilyondur. Yapılandırılmış derinlemesine görüşme sorularından biri piyangodan 10 trilyon TL çıkarsa nereye harcarsınız? sorusudur. en önemli faktördür. Tersanelerin/armatörlerin, taşeron firmaların kurulmasına destek sağlaması, taşeronların önemli ölçüde tersaneye/armatöre bağımlı olmasını sağlar. Taşeronların, sermaye birikimlerini de tersanelerde olduğu gibi, iş araçları ile ölçmek gereklidir. Derinlemesine görüşme yapılan taşeron firma sahibi ustalar, genellikle, işe herhangi bir sermayeleri olmadan başladıklarını ifade etmektedirler. Buna göre, tersanenin iş sağlayacağını garanti etmesi ve taşeron firmaya kullanmaları için yer ve iş aracı tahsis etmesi yeterlidir. Çok firma var gibi görünmesine rağmen, piyasanın görüştüğümüz tüm aktörleri piyasanın, aslında işçiler ve taşeronlar açısından fiyat düşürecek kadar atomize, ancak tersaneler açısından pazarlık edilemeyecek derecede az olduğunu farklı biçimlerde ifade etmişlerdir. 10 Başlangıçta iki tarafın da kazanacağı fikri artık inandırıcı olmaktan uzaktır. 2. Gemi İnşa Sürecindeki Formel Örgütler Gemi inşa sürecinde önemli birkaç kurumsal yapı vardır. Bunlardan ilki, GİSBİR olarak kısaltılan Gemi İnşa Sanayicileri Birliği dir. GİSBİR, 1971 yılında üretken sermayenin, hukukî işlerine çözüm bulmak, yerel ve ulusal düzeydeki kamusal yönetimlerin karşısında temsiliyet gücü edinmek için kurduğu birliktir. Üretim sürecini etkileyen bir başka kurum, TMMOB Gemi Mühendisleri Odası dır. Bu, gemi inşa ve gemi makineleri mühendislerinin meslek birliğidir. 10 Türkiye de tersaneler, özel sektör gemi inşa faaliyetinin % 90 ını oluşturan Tuzla Tersaneler bölgesinde, toplam 7 ailenin elinde toplanmıştır. Bunlar, genellikle deniz taşımacılığı yapan Karadenizli ailelerdir. Kalkavan, Yardımcı, Sadıkoğlu, Torlak, Bayrak, Çiçek, Üner aileleri birkaç nesildir bu alanda çalışmaktadırlar. Önceden küçük bir çekek yeri olan 3 aile 1980 sonrasında Tuzla ya taşınmıştır sonrasında ise, taşımacılıkla uğraşan 4 aile tersane sahibi olmaya başlamışlardır (Capital, 2003). Çalışma çerçevesinde mülakat yapılan ya da görüşülen kişiler, genellikle, tersanecilik ve hatta denizcilik sektörünün büyük hacimli ama küçük bir camia olduğunu her firsatta ifade etmişlerdir. Üretim sürecinde tersanelerin oldukça iyi organize olduğu ve çeşitli birlikler ve kurumlarla birlikte çalıştığı görülmektetir. Oysa, taşeron firmalar ve işçiler için aynı şey söylenemez. Tersane işçilerinin örgütlü olduğu iki sendika vardır. Dok Gemi İş Sendikası tersanenin kadrolu işçilerini örgütlediği sendikadır. Araştırma yapılan tersanedeki tüm kadrolu işçiler, 120 kişi, Dok-Gemi İş Sendikasında örgütlenmiştir. Limter-İş Sendikası ise, tersane işkolunda DİSK e bağlı, oldukça uzun süredir faaliyet gösteren ve 1000 in üzerinde işçinin örgütlü olduğu bir sendikadır. Sendikalar Kanunu nun belirlediği %10 barajının üzerinde kalmasına ve toplu iş sözleşmesi hakkı elde etmesine rağmen, bu sendika, işyeri düzeyinde sürekli olarak çeşitli problemlerle karşılaşmaktadır. Limter-İş Sendikası kadrolu işçilerin yanı sıra, taşeron işçilerin örgütlenmesi konusunda da çaba harcamaktadır. 3. Taşeron İşçilerin Çalışma Koşulları Taşeron işçiler, geçici ve düzensiz çalışan işçilerdir. İş buldukları sürece çalışmalarının yanı sıra geminin yapımı bittikten sonra işten çıkarılırlar ve bir başka tersaneye girerler. Bu yüzden neredeyse tersanelerin tamamında çeşitli sürelerle çalışırlar. İşçiler, genellikle iş bulamadıkları zaman işçi kahvehanelerinde vakitlerini geçirirler. İşçi kahvehaneleri, Tuzla İçmeler istasyonu ve Tersaneler caddesinin girişi taşeronların işçi seçtikleri yerlerdir. Tuzla bölgesinin çevresindeki yerleşim bölgelerinden İzmit e kadar uzanan, işçilerin yoğun olarak oturdukları bölgelerdir. İşçilerin evleri ile iş yerleri arasındaki mesafe ise, 1,5 saatten 20 dakikaya kadar farklılık göstermektedir. Önemli olan evlerinden tek araçla işe ulaşmalarıdır. Mülakatlar ve gözlemlerde çıkan sonuçlara göre, marangozluk yapan işçilerin çoğu Kastamonuludur. Diğer 69

31 işçiler için böyle bir yoğunlaşmadan söz edilemez. Görüşülen taşeronların çoğunluğu İstanbul doğumludur. Taşeron işçilerin doğum yerleri ise çeşitlidir. Köy kökenli işçilerin sayısı azdır. İşçilerin çoğunluğu, başka bir iş bulamadıkları için bu işe girdiklerini, başka bir sektöre geçme olanakları olursa işi bırakacaklarını ifade etmiştir. Yani, bu iş, en kötü tercih olarak görülmektedir. Mülakat yapılan işçiler arasında meslek lisesi mezunu olanlar çoğunluktadır. Ancak bu genel bir eğilimi değildir. İşçiler görüşme yapmaktan kaçındıkları, işlerinde en yetkin olanların ve konuşma becerisine sahip olanların konuşmalarını sağladıkları için böyle bir sonuç çıktığı anlaşılmaktadır. Öğrenilen odur ki, işçiler arasında ilköğretim mezunu olanların oranı çok yüksektir. İşçilerin genellikle genç işçi olduğu gözlemlenmiştir. İşçiler, çoğunlukla yaşlarındadır. Genellikle yaşlarından daha büyük göstermektedirler. Ellerinde ve yüzlerinde çoğunlukla yara ve yanık izi olması işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda tersanelerin nasıl önlem aldığının bir göstergesi sayılabilir. Taşeronda çalışan genç işçiler, aile ile yaşama olanağı yoksa bekâr evi dedikleri yerlerde toplu olarak kalmaktadır. Ayrıca, alkol ve uyuşturucu madde kullanımının yaygın olduğu, işçilerin kendisi tarafından ifade edilmiştir. Taşeron işçiler, genellikle güven ilişkisini önemli bulmaktadır. Güvenilir olmak, bir taşeronun sürekli elemanı olmanın başlıca koşuludur. Taşeron açısından, çalıştıracağı işçinin işi hatasız yapacağından emin olması önemlidir. Güven kavramının işçi tarafından algılanması ise daha farklıdır. İşçinin güveninin temelinde ise, yevmiyesini sürekli alabilmek ve işsiz kalmamak bulunmaktadır. Taşeronluk sisteminin ücret yapısı, yapılan mülakatların ışığında, hak ediş adı verilen bir sistemdir. Bu sisteme göre, iş için, taşeronluk sözleşmesinde, birim fiyat belirlenir. Bu fiyat, yapılacak işin niteliğine ve uzmanlık derecesine göre değişmektedir. Araştırma konusu tersanede yapılan bir bilgisayar programıyla, taşeron şirketin toplam taahhüdü içinde ne kadar üretim yaptığına bakılıp, birim fiyat üzerinden alacağı verilmektedir. Taşeron firmalar ise, 15 günlük ya da haftalık periyotlar hâlinde işçilere yevmiyelerini ödemektedir. Ustalar, günde milyon arası, yardımcılar milyon, çıraklar ise 18 milyon TL almaktadır. Sektörün ortalama yevmiyesi günde 20 milyondur. 11 İşçi ücretleri tamamen esnektir; işçinin hangi tür taşerona bağlı çalıştığına ve kalifikasyonuna göre değişir. Bireysel sözleşmeler yapılmaktadır. Taşeron işçilerin yazılı değil sözlü sözleşmeleri vardır. Çalışılan tersaneye göre, SSK primleri yatırılmaktadır. İşçi geçici çalıştığı için, emekli olmak için gerekli prim gün sayısına ulaşamaz. Taşeron işçilerin emekli olma ümidinin olmadığı gözlemlenmiştir. Genellikle kadrolu işçi olma özlemi vardır. Kadrolu işçiler ise, taşeron işçilerin durumlarına üzülmekte, ama kendi pozisyonlarını paylaşmak istememektedir. Yaşadıkları yerler Pendik gibi daha yüksek standartlara sahip muhitlerdir. Görüşülen kadrolu işçilerin çoğunun kendi evleri vardır. Taşeron işçilerden hiç birinin evi kendine ait değildir. Kadrolu işçilerin, kıdem tazminatı, yemek ve servis imkânları, özel sigortaları ve SSK ları vardır. İşçilerde sağlıkla ilgili bazı rahatsızlıklar genelleşmiştir. Akciğer hastalıkları, gözde çapaklanma ve iş kazalarından kaynaklı sakat kalma bunlardan en yaygın olanlarıdır. İş kazaları genellikle vinçten düşme sonucu yaralanma ya da boğulma, elektrik çarpması sonucu yanma, ağırlık altında kalma, güneş çarpması, zehirlenme, kıymık batması, vb. şeklindedir. Tersanelerin yazındaki ücret düzeyi. yakınında GİSBİR tarafindan bir sağlık kliniği kurulmuştur. Her tersanenin bulundurması yasayla zorunlu tutulmuş olan sağlık ekibini gerekliliğini böylece ortadan kaldırarak tersanenin maliyetlerini düşürmüştür. Acil müdahale ekipleri bulunan bu klinik henüz yeni açılmıştır ve sektörün ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağı henüz açıklığa kavuşmamıştır. Sektörde iş kazası sonucu ölen işçiler, işçi kahvelerinde görülen hızlı bilgi akımının tersini gösterecek şekilde gizli kalmaktadır. Yaralı işçiler ise, tersane sahiplerinin ve taşeronların inisiyatifinde tedavi edilmektedir. Kaza geçiren işçinin SSK primi yatırılmıyorsa, kaza geçirme anı ile işçinin hastaneye götürülme zamanı arasında sigortalı olma koşullarını sağlayacak formaliteler yerine getirilip böylece taşeron ve tersanenin yasal olmayan durumu ortadan kaldırılmaktadır. Çalışırken sigortasız olan işçi, hastaneye gittiğinde göstermelik olarak sigortalı olmaktadır. Çoğu işçi, özellikle tamir bakım tersanelerinde çalışanlar, bu kadar da şanslı olmaz ve yaralanmışsa gizlice özel hastaneye yatırılıp konu örtbas edilir. Ölmüşse cansız bedeni memleketine bir miktar para ile gizlice gönderilir. Ölümle sonuçlanan iş kazalarının sıklaştığı zamanlarda işçilerin protesto ve iş bırakma eylemleri oldukça kalabalık bir kitle ile gerçekleşir. İşçilerin birlikte hareket etme gelenekleri Osmanlı daki ilk grev olarak bilinen 1873 grevinden bu yana pek değişmemiştir. Sendika temsilcisinin ifadesine göre araştırmaya konu olan tersanede 12 kaza durumunda özel hastane masrafları, tersane tarafindan karşılanmaktadır. Araştırmaya konu olan tersane bünyesinde çalışan taşeron firmalar da böyle bir durumda, SSK hastanelerinin yeterli olduğunu ifade etmişlerdir. İşçiler arasında en güvencesiz ve dezavantajlı koşullarda çalışanlar tamir bakım gemilerinde çalışan işçilerdir. 11 Sedef Kaşif Kalkavan Tersanesi. 70

32 Bu işçiler kayıtlı olmayan, dolayısıyla SSK şartı aranmayan işlerde çalışmaktadırlar. Her sabah 6.30 da işçi pazarı olarak tabir edilen işçi kahvehanesi, istasyon, cadde gibi yerlerden seçilerek işyerlerine getirilmektedirler. Bu açıdan, niteliksiz işçi, bu koşullardan çıkmak için, bir ağa girmek zorunda kalmaktadır. Düzenli ücret ödeyen, iş güvencesini sağlayan taşeronlara ulaşmanın yolu, bu taşeronla çalışan kişilerle tanışmak ve güvenilirliğini ispat etmektir. Taşeronun ağına girmenin diğer yolu ise, işçinin niteliğini ve becerisini geliştirmesi ve bunu gösterme olanağı bulmasıdır. Sonuç Tersanelerin, dünya piyasasına eklemlenmelerin tek yolu, üretim ve emek süreçlerini enformelleştirmeleri, özel olarak da taşeronluk sistemiyle örgütlemeleridir. Taşeronların, tersanelerin yansıttıkları riski üstlenmelerinin ve esnekleşmelerinin tek yolu, enformel faaliyet ve istihdam yaratmaktır. İşçilerin bu yapı içinde tutunma ve emek güçlerini yeniden üretmelerinin yolu ise, enformel ağlar ve mekanizmalardır. Ancak gemi inşa sektörünün özelinde incelenen enformelleşme eğilimi ve sonuçları genel geçer bir yasa olmadığı gibi, evrensel de değildir. Türkiye, Tuzla tersaneler bölgesi özgülünde, zaman ve toplumsal ilişkiler bağlamında oluşmuş ve sürekli dönüşüm hâlindeki yapının potansiyel eğilim ve sonuçlarından biridir. KAYNAKÇA: Akdemir, Nevra(2004) Kalkınma ve Sermaye Birikimi Sürecinde Enformelleşme: Tuzla Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Aktar, Ayhan (1990) Kapitalizm, Az Gelişmişlik ve Türkiye de Küçük Sanayi, AFA Yayınları, İstanbul. Ansal, Hacer ( ) Post fordist Emek Süreçlerinde Sermaye/ Ücretli Emek İlişkisi, Petrol-İş Yıllığı, , İstanbul: Petrol-İş Yayınları. Ansal, Hacer; Necef, Şule (1995) Japon Post-Fordizmi ve Türkiye Uygulaması, Petrol-İş Yıllığı, Yayın No:36, İstanbul: Petrol-İş Yayınları. Atauz, Sevil ve Akın Atauz (1992) Enformel Sektör, Kentsel İşgücü Pazarları, Sosyal ve Ekonomik Yapılanmalar Üzerine Betimsel Tartışmalar, Planlama Dergisi, TMMOB Şehir Plancıları Odası Yayını, Sayı 9(1-4), Ankara, s:4-21. Ayata, Sencer (1987) Kapitalizm ve Küçük Üreticilik Türkiye de Halı Dokumacılığı-, Yurt Yayınları, 1.Baskı, Ankara. Ayata, Sencer (1990) Aile İşletmesinin Krizi: Serbest Piyasa Ortamında Buldan Dokuma Sanayi, Toplum ve Bilim, II. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi Özel Sayısı, Sayı:48-49, s: , İstanbul: Birikim. Ayata, Sencer (2000) Sermaye Birikimi ve Toplumsal Değişim, 2.Baskı, Ankara: Gündoğan Yayınları. Brizon, Pierre. (1977) Emeğin ve Emekçilerin Tarihi, Birinci Baskı, Ankara: Onur Yayınları, Can, Ali (2002); Bir Tersane Bir Hayat, İstanbul: Üstün Eserler Neşriyatevi. Capital Dergisi, Gemideki Aileler, Ağustos Çelik, Gülfettin (1998) Osmanlı Döneminde Gebze, İstanbul Araştırmaları 5, İstanbul Araştırmaları Merkezi, İstanbul: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları. Dünya Gazetesi, Bizim İçin Kurumsallaşma ve Kalite, Olmazsa Olmaz, Dünya Gazetesi, Gelecekte Avrupa nın Gemi İnşa Üssü Karadeniz Bölgesi Olacak Dünya Gazetesi, Denizcilik Eki, sayı:32, Dünya Gazetesi, Gemi İnşa Sanayi Eki, Dünya Gazetesi, Tuzla Bölge Eki, Eğilmez, Ayfer (1996) Esnek Üretim Sistemleri Esnek İstihdam ve Mühendisler İktisat Dergisi, 357 (Mayıs/Haziran 1996), 44-45, İstanbul: İFMC Yayınları. Ercan, Fuat (1996) Alt Sözleşme İlişkilerine Dayalı Üretim, İktisat Dergisi, Sayı:357 (Mayıs/Haziran), İstanbul: İFMC Yayınları. Erendil, Asuman T. (2000) Mit ve Gerçeklik Olarak Denizli - Üretim ve İşgücünün Değişen Yapısı: Eleştirel Kuram Açısından Bir Değerlendirme, Toplum ve Bilim, 86, , İstanbul: Birikim Yayınları. Finansal Forum, Deniz Ticareti Eki, Gemi İnşa Sanayi Dergisi, sayı:8, Gencer, Ali İhsan (1986), Türk Denizcilik Tarihi Araştırmaları, Türkiye Denizciler Sendikası, Eğitim Dizisi-2, İstanbul. GİSBİR (2004) Gemi İnşa Sanayi İstatistik Bilgileri, Fotoğraf: ILO Gemi İnşa Sanayi Dergisi, Nisan-Haziran 04, sayı:8, 74-9, İstanbul. Güler Müftüoğlu, Berna (2000) İstanbul-Gedikpaşa da Ayakkabı Üretiminin Değişen Yapısı ve Farklılaşan İşgücü, Emek Piyasaları ve Üretim Süreçleri, Toplum ve Bilim, sayı:86 (güz), İstanbul. Güler Müftüoğlu, Berna (2003) Yeniden Yapılanmada KOBİ ler: Sihirli Değneğin Sihirsizliği, İktisat Dergisi, sayı: 435, İstanbul: İFMC Yayınları Güler-Müftüoğlu, Berna (1998); İstanbul-Gedikpaşa da Ayakkabı Sanayinde Çalışma İlişkileri: Üretimin Örgütlenmesi ve Fason Ekonomisi, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul. Holmes, John. (1988) The Organization and Locational Structure of Production Subcontracting, Production, Work, Territory: The Geographical Anatomy of Industrial Capitalism, Allen J. Scott ve Michael Storper (Ed.), Boston. informal/fields.htm [ ] grup3841.php [ ]. ILO (2000), The 88th Session of the International Labour Conference (June). Lawson, Victoria A. (1992) Industrial Subcontracting and Employment Forms in Latin America: Framework for Contextual Analysis, Progress in Human Geography, Vol. 16, No.1. Necef, Şule ( ) İşçiler Esnekleşiyor Mu Parçalanıyor mu? Petrol-İş Yıllığı, s , İstanbul: Petrol-İş Yayınları. Oleyis (2003) İş Yasası, Çalışan Vatandaşın El Kitabı 1, Ankara Özgen, Levin (1994) Taşeron Üretim ve Taşeron İlişkiler, Birikim, Sayı:62 (Haziran) s: 29-39, İstanbul: Birikim. Özveri, Murat (1997) İş Hukukunun Esnekleştirilmesi İktisat Dergisi, Sayı: (Ağustos/Eylül), s.5-16, İstanbul: İFMC Yayınları. Tezel, Yahya Sezai (1994) Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi , Üçüncü Baskı, İstanbul: Tarih Vakfi Yurt Yayınları. TMMOB, Gemi Mühendisleri Odası ( ); 38. Dönem Çalışma Raporu, s.69, İstanbul. UTA, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Haber Araştırma Dergisi, Limanlar, 02,

33 DOSYA (makale) ENFORMEL SEKTÖRDE ÖRGÜTLENME DENEYİMLERİ FATMA ÜLKÜ SELÇUK Öğ. Gör. Atılım Üniversitesi,İşletme Fakültesi Serbest piyasacı (yeni)liberal politikalar, birçok ülkede emekçiler açısından yıkım anlamına gelmiş, sendikasızlaştırma yönünde bir saldırı başlatmıştır. Bu politikalarla birlikte, çocuk işçileri, göçmen işçileri, geçici işçileri, yarı-zamanlı işçileri, sigortasız işçileri, taşerona bağlı işçileri, ev hizmetlilerini, ev işçilerini ve küçük ölçekli işletmelerde çalışan işçileri kapsayan enformel sektör (kayıtdışı sektör) hızla genişlemiştir. Sendikal faaliyet yürütmenin son derece zor olduğu enformel sektörün genişlemesi, sendikalara da ağır bir darbe vurmuştur. Yine de bazı işçi örgütleri, sendikal faaliyet yürtütmekte ısrarcı olmuş, (yeni)liberal sermaye politikalarının bozguna uğratılması yönünde önemli ipuçları sunmuştur. Bu yazı, kısaca, dünyadan ve Türkiye den örneklere yer verecektir. Dünyadan Birkaç Örnek Enformel sektör çalışanlarını örgütleyen birçok faaliyetten bahsetmek mümkündür. Örneğin Güney Afrika da göçmen işçileri örgütlemeyi başaran FOSATU, göçmen işçilerin oturduğu gecekonduların yıkılmasına karşı bir kampanya düzenlemiştir. 1 Ayrıca ABD, Avrupa, Japonya gibi yerlerdeki bazı sendikalar da farklı etnik gruplara ve/veya göçmen işçilere yönelik müdahale programları geliştirmiştir. Çoğu zaman düşük ücretli ve gözde olmayan işlerde çalışan bu işçiler, birçok sendikanın yeni yeni dikkatini çekmektedir. Hindistan da, formal sektör işçilerini örgütleyen sendikaların, sigortasız işçileri de örgütlediği görülmektedir. Bu ülkedeki sanayi sendikaları ya da memur sendikaları, örgütlenmelerini, kırsal kesim işçilerine kadar genişletebilmiştir. Sigortasız çalıştırılan geçici işçilerin, sigortalı işçilerle dayanışma içine girdiği de sık sık görülmektedir. Hindistan, enformel sektör örgütlenmesi açısından oldukça zengin dene- 1 Ronaldo Munck, Uluslararası Emek Araştırmaları, Ankara 1995, s yimler barındıran bir ülkedir. Öyle ki hamalların bile bir sendikası vardır. Hindistan da taşeron işçilerini örgütleyen sendikalardan biri, CMSS dir. 2 CMSS, müteahhide/taşerona çalışan kol işçilerinin merkezi sendikalara başkaldırması sonucunda kurulmuştur. Madenlerde örgütlü olan bu sendika, müteahhit/taşeron işçilerine ikramiye ve konut ödeneği yardımı verilmesini talep etmiştir. Verdiği mücadeleler sonucunda üyelerinin ücretlerinde yapılan kesintileri engellemiş; günlük ücretlerinin yükselmesini, çalışma saatlerinin kısaltılmasını ve ikramiye alınmasını sağlamıştır. Ayrıca üyeleri ve aileleri sağlık hizmetlerinden yararlanamadığı için, bir sendika odasını klinik haline getirmiş, bu klinikte gönüllü hekimler hizmet vermiştir. CMSS yle birçok alanda ortak mücadele veren yoksul köylülerin 2 Bakınız Sharat G. Lin Shankar Guha Niyogi: Beyond Conventional Trade Unionism in India, Bulletin of Concerned Asian Scholars III/24, 1992, s ; Illina Sen, 1987 Women s Participation in Trade Union Struggles, Economic and Political Weekly, XXII/27, s

34 ve kabile mensuplarının da bu klinikten faydalanmaya başlaması, kliniğin yetersiz kalmasına yol açmıştır. Böylece CMSS, hastane kurmak için bir fon oluşturmuş, 1984 yılında kısmen tamamlanabilmiş olan bir hastane açmıştır. CMSS nin eylemlerine barışçıl yaklaşımın hâkim olmasına rağmen birçok sendika önderi ve üyesi tutuklanmış ve polis ya da işverenin tuttuğu kişiler tarafindan öldürülmüştür. Kore de ise sendikalar, taşeron işçilerinin bölünmüşlüğüne karşı bölgesel düzeyde sınıf dayanışması geliştirmeye çalışmıştır yılında Sanayi Sendikaları Federasyonu ve Bölgesel İşçi Sendikaları Konseyi (Chi-No-Hyup) kurulmuştur. Bölgesel İşçi Sendikaları Konseyi ve No-Woon-Hyup adlı İşçi Hareketi Grupları Konseyi bölgesel birlikler oluşturmaya çalışmıştır. Yaygın olmamakla birlikte, Kore de, ana firmanın taşeronlarının işçileri arasında bir dayanışma örmek üzere örgütlenmeler de gelişmiştir. Örneğin otomotiv sektöründe Hyundai nin taşeron firmalarında çalışan işçiler, 1987 yılında Ulsan and Ulju Council of Small Business Unions ı örgütlemiştir yılında ise Daewoo nun taşeron firmalarının %25 inde örgütlü olan sendikalar, sınıf dayanışmasını güçlendirmek üzere Tikkul adlı derneği kurmuştur. Kia nın taşeron firmalarında çalışan işçiler de bir sendika konseyi kurmaya çabalamıştır. Bu tür örgütlenme deneyimleri, ana firmanın ve devletin baltalayıcı faaliyetleri ve ana firmalarda örgütlü sendikaların umursamazlığı nedeniyle tam bir başarı sağlayamamıştır ama küçük ve orta ölçekli işletmelerde sendikal örgütlenmeyi güçlendirmiştir. İtalya da FiLTEA 4 adlı CGIL a bağlı 3 Kore de taşeron firmalardaki mücadele için bakınız Yong-Sook Lee, Industrial Subcontracting and Labor Movement: The Korean Automotive Industry, Journal of Contemporary Asia XXIII/1, 1993, s FiLTEA hakkında daha fazla bilgi için bakınız Vicky Franzinetti, (1994), The Informal Sector in an Industrialized Country: Textile and Garment Workers in Northern Italy, Margaret Hosmer Martens ve Swasti Mitter, der. içinde, Women In Trade-Unions: Organizing the Unorganized, Geneva 1994, s tekstil ve giyim işçileri sendikası 1990 lı yıllarda küçük ölçekli işletmelerde örgütlenmeye başlamıştır. FiLTEA da iki tür üyelik vardır. Birincisi tam üyeliktir ve bunda işveren, işçinin sendikaya üye olduğundan haberdardır. Üye aidatı, ücretten %1 oranında kesilmektedir. İkinci tip üyelik ise dolaylıdır. Bu tip üyelikte işveren, işçinin sendikalaşmasından haberdar değildir ve aidat yıllık olarak ödenmektedir. Bu düzenleme, FiLTEA nın enformel sektörde örgütlenmesini kolaylaştırmıştır. FiL- TEA, küçük işletmelerdeki örgütlenmesini ev işletmelerinde yoğunlaştırmıştır. Bu işletmelerde çalışan işçilerin sendikaya üye olmasının temel nedeni, sendika aracılığıyla yasal hakları konusunda bilgilendirilmektir. Özellikle işten atılma, tazminat alma, emeklilik gibi konularda verilen hukukî hizmet, sendikalaşmada etkili olurken, devlet tarafindan istenen bazı belgelerin düzenlenmesine ve doldurulmasına yardım edilmesi de sendika üyesi olmayı teşvik etmektedir. Düzenlenen gezi gibi sosyal faaliyetler de teşvik edici olmaktadır. Sendikalı işçilerin, işverenlerin kara listesine alınması ise sendikanın önlem alması gereken en önemli sorunlardan biridir. Ev hizmetlilerini de örgütleyen birkaç önemli işçi örgütlenmesi deneyiminden bahsedilebilir. Brezilya nın kuzey doğusunda örgütlü olan UWDE 5 ve Namibya da örgütlü olan NDAWU 6, bunlardan sadece ikisidir. Sayısı milyonları bulan ev işçilerinin örgütlenmesinin mümkün olduğu ise çeşitli örneklerle artık ortaya çıkmış durumdadır. Özellikle 1990 lı yıllarda işçi sendikalarının ev işçilerine ilgisi artmıştır. İçlerinden, kayda değer bir üye sayısına ulaşmış ve etkin eylem 5 UWDE hakkında bilgi için bakınız Marie Anderfuhren, The Union of Women Domestic workers, Recife, Brazil, Margaret Hosmer Martens ve Swasti Mitter, der. içinde, Women in Trade-Unions: Organizing the Unorganized, Geneva 1994, s NDAWU hakkında bilgi için bakınız Magano Nangombe, The Namibia Domestic and Allied Workers Union, Margaret Hosmer Martens ve Swasti Mitter, der. içinde, Women in Trade-Unions: Organizing the Unorganized, Geneva 1994, s plânları geliştirmiş olanlarından bazıları şöyledir: İngiltere de General and Municipal Workers Union (Genel ve Belediye İşçileri Sendikası), Kanada da ILGWU, Venezüella da SINTRA- COSDOMI, Uruguay da SITODVA, Arjantin de National Union of Clothing and Allied Workers (Ulusal Giyim ve Bağlı İşçiler Sendikası). 7 Ayrıca Tanzanya da OTTU da yapısı dahilinde enformel sektör birimleri kurmaya karar vermiştir; Kolombiya da da sendikalar, enformel sektöre yönelik iki yıllık bir eylem programı geliştirmiştir. Filipinler de ise Trade Union Congress of the Philippines, sosyal güvenliğin enformel sektörü de kapsamasına yönelik bir proje yürütmüştür. 8 Bu gibi örgütlenme örneklerini çoğaltmak mümkündür. Hindistan da, çoğu okuma-yazma dahi bilmeyen kadın enformel sektör çalışanını 1970 lerden beri örgütleyen SEWA, Burkina Faso da enformel sektörde örgütlenmiş olan ONSL, Fildişi Sahili ndeki işçi sendikası konfederasyonlarından biri olan DIGNITE nin yürütme bürosunun 1990 yılında enformel sektörde çalışan kadınları örgütlemek üzere kurduğu SYNAFSI, bu örneklerden sadece birkaçıdır. Çeşitli ülkelerden örgütlenme örnekleriyle bu listeyi uzatmak mümkün ise de biraz da Türkiye deki örgütlenme örneklerinden bahsetmek istiyorum. Türkiye den Örnekler 9 DİSK in Sigortasız Çalışma Kampanyası Türkiye den örgütlenme örneklerine, konfederasyon düzeyinde sigortasız işçilere yönelik bir faaliyetten bahsederek başlamak mümkündür. Bu 7 Maria Luz Vega Ruiz, Home work: A Comparative Analysis of Legislation and Practice, Geneva 1996, s George Aryee, Promoting Productivity and Social Protection in the Urban Informal Sector, Geneva 1996, s Türkiye deki örgütlenme örnekleri büyük ölçüde yılları arasında yapmış olduğum mülakatlara dayanmaktadır. 73

35 konfederasyon, DİSK tir. DİSK, Ekim 1994 te Sigortasız Çalışma kampanyasını düzenlemiş, bu kampanya ile sigortasız işçi çalıştırmayı kamuoyunun gündemine sokmayı ve sigortasız çalışan işçileri bilinçlendirerek haklarını savunmalarını sağlamayı amaçlamıştır. 15 gün süren kampanya, sigortasız işçi çalıştırmanın yaygın olduğu sektörler olan tekstil, metal, lastik, turizm, ticaret-büro ve deri işkollarında yoğunlaşmıştır. Kampanya, 22 ilde yürütülmüştür. Kampanya sırasında afişlemeler olmuş, bildiriler dağıtılmış, mahallelerde ve sanayi bölgelerinde duyurular yapılmış, işçilere 1999 da yeni Sosyal Güvenlik Yasası çıktıktan sonra sigorta bildirim formları dağıtılmıştır. DİSK İşçi Evleri Deneyimi DİSK bünyesinde yürütülmüş olan bir başka önemli deneyim, işçi evleri deneyimidir. İşçi evleri, 1996 yılında, biri Kartal da diğeri Ümraniye de olmak üzere İstanbul un iki semtinde kurulmuştur. Lokal statüsünde kurulan bu oluşumların temel hedefi, sendikasız ve sigortasız çalışan işçileri sendikalaştırmak, bu doğrultuda çeşitli ilerici toplumsal muhalefet odaklarıyla ittifaklar oluşturmaktır. İşçi evleri, DİSK e bağlı Basın-İş sendikasının inisiyatifiyle kurulmuş, fakat, valilik tarafindan 1998 yılında tüzükte bu statüde bir organ olmaması gerekçesiyle Fotoğraf: Ercan Arslan 74

36 kapatılmıştır. Türk-İş Çocuk İşçiler Bürosu nun Faaliyetleri Ucuz işgücünü merkeze oturtan (yeni)liberal sermaye politikaları, tüm dünyada, çalışan çocuk sayısında bir artışa yol açmıştır. Türkiye de, çocuk işçiliğin, hayli yaygın olduğu bir ülkedir. Öte yandan, birçok ülkede sendikalar, yeni yeni de olsa, son derece korumasız olan çocuk işçilere yönelik faaliyetlere başlamış durumdadır. Türk-İş in çalışan çocuklar konusunda faaliyete geçmesinde ise uluslararası desteğin merkezi bir rolü olmuştur. Türk-İş in, çalışan çocuklara yönelik sistemli bir program yürütmesi, ILO/IPEC desteğine dayanmaktadır. Türk-İş Çalışan Çocuklar Bürosu nun kurulmasından sonra da bu destek devam etmiş, 1993 yılından sonra ortak birçok projeye imza atılmıştır. Çocuk işçilik konusunda Türk-İş in destek aldığı bir diğer örgüt ise UNICEF olmuştur. UNICEF desteğinde tarihleri arasında ortak bir proje yürütülmüştür. Türk-İş in faaliyetleri, çocuk işçileri örgütlemekten ziyade, dolaylı destek sunmak yönündedir: Konfederasyona bağlı sendikalarda bu konuda bir duyarlılık geliştirmek, çocuk işçilik konusunda kamuoyu oluşturmak, çocuk işçilere yönelik sağlık taramaları yapmak, giysi, gıda maddesi ve ders aracı sağlamak, bazı kültürel etkinliklerde bulunmak gibi. Türkiye de Ev-Eksenli Çalışan Kadınların Örgütlenmeleri Türkiye de, daha önce de evde çalışanlara yönelik bazı faaliyetler söz konusu olmuşsa da, 1999 yılından itibaren bu faaliyetlerin yaygınlaştığı gözlemlenir. Ev-eksenli çalışan kadınlarla ilgili araştırma yapmış olan bazı akademisyenler, 1999 yılında bir atölye çalışmasına önayak olur. Bu atölye çalışmasının sonucunda bir araya gelen bir grup kadın, Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubunu oluşturur Ocak 2002 de ise İstanbul da, 13 ilden 30 katılımcıyla yerel ev-eksenli çalışan kadın grupları buluşur. Bu buluşmada, o ana kadar yapılanlar ve ileride yapılacaklar anlatılır ve gruplar-arası bir iletişim ağı örerek Türkiye HomeNet i kurma yönünde adımlar atılması kararlaştırılır. Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu, olabildiğince ev-eksenli çalışmayla ilgili belgeleri Türkçe ye çevirmeye çalışmakta ve çevirileri, çeşitli kadın gruplarına dağıtmaktadır. Yerel ev-eksenli çalışan kadın gruplarının atölye çalışmalarının ve öz-örgütlenmelerinin devamlı hale gelmesi ve yayılması için de, yerel gruplara, not alma, rapor tutma gibi konularda eğitim vermektedir. Birleşik-Metal in Taşeron İşletmelerde Örgütlenmesi Birleşik-Metal, biri başarılı biri başarısız olmak üzere iki işletmenin taşeron işyerlerinde örgütlenme faaliyeti yürütmüştür. Birinci deneme 1986 da Ankara da patronların ve yöneticilerin solcu olarak bilindiği bir holdingde gerçekleşmiştir. Sendikalaşma başlayınca işveren dört tane taşeron şirket kurdurmuş, sendika hangisinde örgütlenip toplu iş sözleşmesi için yetki alırsa üretimi bir diğerine kaydırmıştır. Aslen 200 kişinin çalışmakta olduğu fabrikada atıla çıka üç dört yıl içinde 1000 kadar işçi Birleşik-Metal den (o zamanki adı, Otomobil-İş) geçmiştir. En sonunda işveren, fabrikayı kapatmış, üretime başka yerde devam etmiştir. Birleşik-Metal in ikinci örgütlenme çalışması ise 2000 de Niğde-DİTAŞ ta başlamıştır. DİTAŞ, Doğan Holding e bağlı bir işyeridir. Sendikalaşma çalışmalarını duyan patronlar eski ustaların eşlerine 11 tane taşeron şirket kurdurmuş, işçileri bu şirketlere bağlı çalışıyor gibi göstermiştir. Bununla birlikte, sendika, işçilerin çoğunu örgütlemeyi başarmış ve DİTAŞ ve bağlı taşeronlarından diye yetki için başvuru yapmıştır. Başvurunun ertesi günü ise işçiler işten atılmıştır. Direniş, yedi sekiz ay sürmüş, bu arada taşeronlar da devreden çıkmıştır. Ağustos 2001 de işçiler, maaş zamlarıyla birlikte işbaşı yapmıştır. İşverenin, toplu iş sözleşmesi müzakerelerine gelmemesi sonucunda ise 2002 yılının Temmuz ayında işçiler greve çıkmış, sekiz ayın sonunda anlaşma sağlanması ile ise grev sona erdirilmiştir. TÜMTİS in Sürat Kargo Örgütlenmesi TÜMTİS de taşeron örgütlenmesine girişen sendikalardan biridir. 75

37 Örneğin, 1997 de Sürat Kargo da önemli bir örgütlenme deneyimi yaşanmıştır O yıl, Sony nin dağıtımını yapan Sürat Kargo da çalışan 32 işçinin tamamı, zorlu bir mücadelenin sonucunda sendikalaşmıştır. Ama 1999 yılında ihaleyi Horoz Kargo Lojistik alınca, yeni firma, kendi kadrosuyla çalışmak istemiştir. Bunun üzerine işçiler, direnişe geçmiş, Topkapı daki ambarlar sitesinden 150 kadar işyeri temsilcisi ve işçi, Sony nin bulunduğu depoya gitmiştir. Horoz un araçları depoya girememiş, mücadeleyle geçen iki gün süresince dağıtım gerçekleştirilmemiştir. Bunun üzerine Sony yöneticileri durum değerlendirmesi yaparak sendika yöneticileriyle görüşmüş, ihaleyi eski firmaya vermiştir. TÜMTİS in Gaziantep Deneyimi TÜMTİS in ambarlardaki örgütlenmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerde dahi örgütlenmenin mümkün olabileceğini göstermesi açısından son derece önemlidir. TÜMTİS, Gaziantep nakliyat ambarlarına 1996 yılında girmiştir. O sırada ambarlar, henüz ambarlar sitesine taşınmamıştır. Toplam kadar ambar vardır ve 400 civarında işçi çalışmaktadır. Üstelik işçilere, sigorta da yapılmamıştır. Öncelikle, İstanbul ayağı TÜMTİS te örgütlenmiş olan bir işyeri seçilmiştir. Bu işyerinde, işçiler, Sigortalarımız yapılsın talebini yükseltmiştir. İşverenin, bir işçiyi işten atması sonucunda ise işçilerin çoğu iş bırakmıştır. İşveren, masaya oturmaya yanaşmayınca, firmanın İstanbul ayağındaki işçiler de iş bırakmıştır. Bunun üzerine, işveren masaya oturmak durumunda kalmış, bir protokol KISALTMALAR BİRLEŞİK METAL-İŞ Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Türkiye) CGIL Italian General Federation of Labour (İtalyan Genel Emek Federasyonu - İtalya) CMSS Chhattisgarh Mine Workers Union (Chhattisgarh Maden İşçileri Sendikası - Hindistan) DERİ-İŞ Türkiye Kundura Sanayi Deri ve Deriden Yapılan her türlü Eşya -Saraciye- Yapımı ve Debagat İşleri, Kürkçülük, Tutkal Sanayi ve Bağırsak İşleri İşçileri Sendikası (Türkiye) DEV.MADEN-SEN Türkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri Sendikası (Türkiye) DIGNITE Confederation of Free Trade Unions of Côte d Ivoire (Fildişi Sahili Hür Sendikalar Konfederasyonu - Fildişi Sahili) DİSK Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye) EYYSEN (ENERJİ-YAPI YOL SEN) Enerji Yol Yapı Altyapı ve Tapu Kadastro Kamu Emekçileri Sendikası (Türkiye) FiLTEA CGIL a bağlı tekstil ve giyim işçileri sendikası (İtalya) FOSATU Güney Afrika Sendikalar Federasyonu (Güney Afrika) HAVA-İŞ Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Türkiye) ILGWU International Ladies Garment Workers Union (Uluslararası Kadın Giysisi İşçileri Sendikası) ILO Uluslararası Çalışma Örgütü IPEC International Programme on the Elimination of Child Labour (ILO) (ILO nun yürüttüğü Çocuk Emeğini Ortadan Kaldırmak üzere Uluslararası Program) KESK Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye) NDAWU Namibia Domestic and Allied Workers Union (Namibya Ev Hizmetlisi ve Bağlı İşçiler Sendikası -Namibya) OLEYİS Türkiye Otel, Lokanta ve Eğlence Yerleri İşçileri Sendikası (Türkiye) ONSL National Organization of Free Trade Unions (Ulusal Hür Sendikalar Örgütü - Burkina Faso) OTTU Organization of Tanzania Trade Unions (Tanzanya Sendikalar Örgütü - Tanzanya) PETROL-İŞ Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Türkiye) SEWA Self Employed Women s Association (Kendi Hesabına Çalışan Kadınlar Birliği - Hindistan) SINTRACOSDOMI Union of Home-Based Dressmakers in the Federal District and State of Miranda (Miranda Eyaleti ve Federal Bölgedeki Ev-Eksenli Elbise Dikicileri Birliği - Venezüella) SITODVA Independent Union of Home-Based Clothing and Allied Workers (Ev-Eksenli Giyim ve Bağlı İşçiler Bağımsız Sendikası - Uruguay) SOSYAL-İŞ Türkiye Sosyal Sigortalar, Eğitim, Büro, Ticaret, Kooperatif ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Türkiye) SYNAFSI National Union of Informal Sector Women (Enformel Sektör Kadınlarının Ulusal Birliği - Fildişi Sahili) TÜMTİS Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası (Türkiye) TÜRK-İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye) UNICEF United Nations Children s Fund (Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu) UWDE Union of Women Domestic Employees (Kadın Ev Hizmetlileri Birliği - Brezilya) imzalanmıştır. Protokolle birlikte, işçilerin sigortaları yapılmış, ücret artışları sağlanmış ve sosyal haklarda iyileşmeler olmuştur. Sağlanan kazanımlar, ildeki diğer ambarlarda çalışan işçilere de örnek olmuş, verilen mücadeleler sonucunda bu işçiler de sendikalaşmıştır. Antep te, 2001 yılına kadar iki tane toplu iş sözleşmesi yapılmış ve 400 kadar üye kazanılmıştır. Deri-İş in Tuzla Organize Sanayi Örgütlenmesi İstanbul Kazlıçeşme deki deri atölyelerinde Deri-İş in örgütlülüğü 1980 öncesine dayanmaktadır ların başında Tuzla Organize Deri Sanayii kurulduktan sonra ise Kazlı daki işyerleri Tuzla ya taşınmak durumda kalmıştır. Tuzla da yeni yeni işyerleri de faaliyete başlamıştır. İşverenler, önceleri, sendikayla uğraşmamak için, dışarıdan adam almaya kalkmış, ama daha sonra kalifiye eleman ihtiyacı nedeniyle, Kazlı dan gelen işçileri, işe almak durumunda kalmıştır. Sanayiye yeni gelen işçilerin çalışma koşullarının çok kötü olması, bu işçileri mücadeleye itmiştir. İlk sözleşmeden sonra örgütlülük hızla yayılmış, direnişlerle geçen yılların sonucunda, çalışma koşulları düzelmiş, sigortalar yapılmış ve birçok sosyal hak elde edilmiştir. Sosyal-İş in ODTÜ-GÜDAŞ Vakfi Örgütlenmesi Güdaş, öğrenci kantinlerinde, yurt kantinlerinde, hafta sonu yemek servislerinde ve benzeri işlerde faaliyet gösteren bir vakıftır. Buradaki örgütlenmenin geçmişi 1998 e dayanmakla birlikte, hız kazandığı yıl, 1999 olmuştur. Fakat, önceki yıllarda aynı işyerinde Koop-İş in bir örgütlenme faaliyeti olmuş, sonucunda birçok işçi işten atılmıştır. Bu olumsuz deneyim ise örgütlenmeyi ve işçilerin sendikaya güven duymalarını zorlaştırmıştır kışında örgütlenme faaliyetleri hızlanmış, 2000 in sonunda Bakanlığa yetki talebinde bulunulmuştur. Bunun üzerine işveren, işçilerin sendikadan istifa etmesini isteyerek ücret zammı teklif 76

38 etmiş, işçilere istifa formu dağıtmaya başlamıştır. İstifa etmeyenler ise, işten atılmakla tehdit edilmiştir. Bunun üzerine, sendika, Ankara Eğitim-Sen in Üniversiteler Şubesinin yönetimiyle iletişim kurmuş ve iş çıkışında işçiyi Çatı restoranın önünde toplamıştır. Eylem başarıyla sonuçlanmış, daha sonra ise işçiler, Güdaş Vakfi nın bağlı olduğu işkolunda örgütlü olan OLEYİS e devredilmiştir. Hava-İş in Geçici İşçileri Kadroya Aldırma Mücadelesi 2000 yılı yazında, İstanbul Yeşilköy de THY bünyesinde çalışan binlerce geçici işçinin yanı sıra, apronda da (yükleme-boşaltma bölümünde) 65 civarında sözleşmeli işçi çalışmaktadır. 6 aylık sözleşmeyle çalışan işçilerin ücretine, yeni dönemde zam yapılmaması üzerine büyük çoğunluk, sendika formunu doldurmuş, işverenden zam istemiştir. İşveren ise işçileri başka bir firmaya devretmeye çalışmış, sendikalaşmanın hemen ardından 7-8 kişiyi işten atmıştır. İşten çıkarmaya karşı işçiler, atılanların geri alınması, bazı sosyal hakların tanınması ve kadroya geçme talepleriyle direnişe geçmiş, 15 gün süren direniş sırasında, çalışmamıştır. Eylem, turizm mevsiminde yapıldığı için oldukça etkili olmuş, işveren, yığılan işler karşısında sıkışmış, direnişçi işçilerle ara bir protokol yapmak durumunda kalmıştır. Protokolün ardından kazanılanları gören benzer statüde çalışan diğer işçiler de sendikaya üye olmuş, tüm bu kazanımlar, geçici ve yarı-zamanlı işçilerin örgütlenmesinin önünü açmıştır. Enerji-Yapı-Yol-Sen in Ortak İşyeri Komisyonları İstanbul da elektriğin dağıtımıyla uğraşan kamu kuruluşu bir genel müdürlük olan BEDAŞ bünyesindeki işletmeler taşeronlara devredilmiştir. O zamanlar KESK e bağlı olan Enerji-Yapı-Yol-Sen (EYYSEN) İstanbul Şube, sayaç okuma, fatura dağıtımı, kesme ve açma servislerinde örgütlenme çalışmasına girişmiş, 2000 yılı içinde 11 işletmenin 7 sinde örgütlülük sağlamıştır. Bu işletmelerde, işçilerin sigortası yatırılmamakta, prim usulü çalıştırılmaktadır. Bu ve benzeri sorunlar üzerinden sendikalaşma başlamış, işçi ve memur statüsündeki işçiler, sendika bünyesinde ortak bir işyeri komisyonu kurmuştur. Taşeronlardan biri, işçiler, haklarını savunmaya başladığı için, topluca işten atma yoluna gitmiştir. Bunun üzerine diğer işyerlerindeki sendikalılar da atılanlarla dayanışmaya geçmiş, eylemler sonunda birçok kazanım elde edilmiştir. Ama taşeronlarla ana firmanın sözleşmeleri birer yıllık olduğu için, ihaleyi alan yeni firmalar sendikalı işçileri çalıştırmama yoluna gitmiştir. Tüm direnişlere rağmen, direnişçi işçiler, işyerlerinden çıkartılmış, işten atılan işçi sayısı 300 ü bulmuştur. Sendikalaşma kırıldıktan sonra ise bölgeyi iyi tanıdıkları için 200 civarında işçi geri alınmış, sendika, atılan diğer işçilerin çoğunu da tanıdıklar aracılığıyla başka işlere yerleştirmiştir. Petrol-İş in Ana Firma ve Taşeron Firma Örgütlenmesi Yabancı ortaklıklı özel bir deterjan firmasında 24 civarında işçi vardır. Şirket, maliyeti daha düşük işçi çalıştırmak üzere ana firmanın çalışanlarından birine ikinci bir firma kurdurmuştur. Ana firmada çalışan işçilerin kıdemleri daha yüksektir. Çünkü daha önce işe alınmışlardır. Taşeron firmadaysa daha fazla eleman çalışmaktadır ve hem ücretleri hem de kıdemleri daha düşüktür. Ana firmayla aynı işi yapmaktadır ve bu amaçla yeni işçiler almıştır. Petrol-İş 1995 yılında iki firmada birden faaliyete başlamış ve ikisinde de aynı anda örgütlenmiştir. Hemen çoğunluk tespiti talebinde bulunmuş, her iki firma için de ayrı ayrı yetki alarak toplu iş sözleşmesi imzalamıştır. Sözleşmelerin bütün hükümleri aynı olmakla birlikte, iki firma arasındaki ücret farklılıkları sürmüştür. Zira, zamlar eşit oranda olsa bile ana firmadaki işçiler daha yüksek ücretlerle işe başlamış olduğu için zammı da bu ücretler üzerinden almıştır. Dev.Maden-Sen in Taşeron Örgütleme Girişimi Tavşanlı daki taşeron işletmelerdeki işçilerle ilk temas, da maden işçilerine yönelik verilen eğitimler sırasında sağlanmıştır. Örgütlenme için, öncelikle, buralarda çalışan birkaç işçiyle iletişime geçilmiş, yıllarında ise 650 civarında işçi üye yapılarak işçilerin yaklaşık %50 si örgütlenmiştir. Fakat taşeronlardan biri, işçilerin tamamını, diğerleri ise sadece faaliyetin başını çekenleri atmıştır. Atılan işçi sayısı 170 i bulmuş, taşeronlar ve Türkiye Kömür İşletmeleri, elebaşı olarak görülen kişi için bir de kara liste yaparak bu işçileri işe almamıştır. Ama mücadeleler sonucunda bazı kazanımlar da elde edilmiştir: işçiler, eğitimler sırasında yasal haklarını ve sendikal mücadeleyi öğrenmiş, hukukî mücadele sonucunda, işten atılanların kıdem tazminatı, ihbar önerisi ve fazla mesai ücretleri alınmıştır. Dev.Maden-Sen in Yatağan ve Soma daki taşeron işçilerine sahip çıkmasının da bazı olumlu sonuçları olmuş, sendikanın açtığı davalar sonucunda, sendikaya üye olsun olmasın, birçok işçinin sigortası yatmış, işgünü 8 saate inmiş, ve haftanın bir günü tatil olmuştur. Bu esasları, bölgedeki hemen hemen tüm maden taşeronları uygulamıştır. Deneyimlerin Gösterdiği Bu yazıda özetlenen örgütlenme deneyimleri göstermektedir ki, örgütlenmesi son derece güç olan enformel sektörde bile sendikal faaliyet yürütmek olanaklıdır. Sermayenin politikaları karşısında işçi sınıfi hiçbir zaman pasif bir kabullenici konumunda olmamış, şu ya da bu düzeyde toplumsal, ekonomik ve politik ilişkileri dönüştürücü özelliğini korumuştur. Sendikalar, enformel sektör çalışanlarını ve işsizleri kapsayıcı mücadele biçimleri geliştirmediği takdirde, işçi hareketi büyük bir yenilgiyle malul olacaktır. 77

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE

KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Türkiye Đşçi Sendikaları Konfederasyonu KAYITDIŞI ĐSTĐHDAMLA MÜCADELE Ankara Amaç Türkiye de kayıt dışı istihdam önemli bir sorun olarak gündemdedir. Ülkede son verilere göre istihdam edilenlerin yüzde

Detaylı

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ENFORMEL İSTİHDAMIN BOYUTLARI

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ENFORMEL İSTİHDAMIN BOYUTLARI DOSYA (makale) GELİŞMİŞ ÜLKELERDE ENFORMEL İSTİHDAMIN BOYUTLARI RECEP KAPAR Yrd. Doç. Dr. Muğla Üniversitesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Giriş Dünyada enformel ekonomi ve istihdamın

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ...

BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM... 1 KAYIT DIŞI İSTİHDAM... 1 I. KAYIT DIŞI EKONOMİ... 1 A. Kayıt Dışı Ekonominin Tanımı ve Kapsamı... 1 B. Kayıt Dışı Ekonominin Nedenleri... 4 C. Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü...

Detaylı

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar

Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Yeni Sosyal Güvenlik Sistemi Üzerine Notlar Recep Kapar Muğla Üniversitesi [email protected] www.sosyalkoruma.net Sosyal Güvenlik Harcamaları Yüksek Değildir Ülke İsveç Fransa Danimarka Belçika

Detaylı

İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR!

İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Ekim 2016 17 Ekim 2016, İstanbul İŞSİZLİKTE TIRMANIŞ SÜRÜYOR! İki yılda 457 bin yeni işsiz! Geniş tanımlı işsiz sayısı 6.3 milyonu aştı Tarım istihdamı 291 bin, imalat sanayi

Detaylı

TÜRKİYE İŞSİZLİKTE EN KÖTÜ DÖRT ÜLKE ARASINDA

TÜRKİYE İŞSİZLİKTE EN KÖTÜ DÖRT ÜLKE ARASINDA İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 16 Temmuz 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- TEMMUZ 2018 MEVSİMSEL ETKİLERDEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİK ARTTI, İSTİHDAM DÜŞTÜ TÜRKİYE İŞSİZLİKTE EN KÖTÜ DÖRT

Detaylı

Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında çalışanların en az boş zamana sahip olduğu ülke!

Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında çalışanların en az boş zamana sahip olduğu ülke! Türkiye de İnsanlar Zaman Yoksulu, Kadınlar Daha da Yoksul 1 KEİG Platformu 3 Ocak 2019 Zaman kullanımı ile ilgili karşılaştırmalı istatistiklere bakıldığında, Türkiye özel bir konuma sahip. İstihdamda

Detaylı

GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6 MİLYON 2,6 MİLYON GENÇ BOŞTA GEZİYOR

GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6 MİLYON 2,6 MİLYON GENÇ BOŞTA GEZİYOR İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 19 Haziran 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- HAZİRAN 2018 GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6 MİLYON 2,6 MİLYON GENÇ BOŞTA GEZİYOR GERÇEK İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 17,7!

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU. A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi

SOSYAL GÜVENLİK REFORMU. A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi SOSYAL GÜVENLİK REFORMU A.Tuncay TEKSÖZ TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İşgücünün Durumu TÜRKİYE KENT KIR 2005 2006 2005 2006 2005 2006 Kurumsal olmayan sivil nüfus (000) 71 915 72 879 44 631 45

Detaylı

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ

T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Komşular SUNAR T.C. DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ Asgari Ücretin Tanımı Çalışan bir kişinin en azından temel ihtiyaçlarını

Detaylı

Dünya da ve Türkiye de İş Sağlığı ve Güvenliği

Dünya da ve Türkiye de İş Sağlığı ve Güvenliği Dünya da ve Türkiye de İş Sağlığı ve Güvenliği Amaç İstatistikî veriler ve karşılaştırmalarla dünyada ve Türkiye deki İSG durumu hakkında bilgi sahibi olmak. 2 Öğrenim hedefleri ILO İSG verileri, WHO meslek

Detaylı

5. İşçi fazlasını, işveren fazlasını ve iş fazlasını şekil yardımıyla gösteriniz.

5. İşçi fazlasını, işveren fazlasını ve iş fazlasını şekil yardımıyla gösteriniz. 1. Emeğin marjinal ürününün formulü nedir? 2. İşçi fazlasının formulü nedir? 3. İşveren fazlasının formulü nedir? 4. İş fazlasının formulü nedir? 5. İşçi fazlasını, işveren fazlasını ve iş fazlasını şekil

Detaylı

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu

Toplam Erkek Kadin 20 35.9. Ermenistan Azerbaycan Gürcistan Kazakistan Kırgızistan Moldova Cumhuriyeti. Rusya Federasyonu Doğu Avrupa, Orta Asya ve Türkiye de İnsana Yakışır İstihdamın Geliştirilmesi Alena Nesporova Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktör Yardımcısı Uluslararası Çalışma Ofisi, Cenevre Sunumun yapısı Kriz öncesi

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR III. Sınıf Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Risk Gruplarına Yönelik Sosyal Politikalar Dersi Notları-VI Doç. Dr. Şenay GÖKBAYRAK İçerik Engellilere

Detaylı

İşgücü Piyasasında Gelişmeler: Döneminde Kadınlar ve Erkeklerin İstihdamı ve İşsizliği Ne Yönde Değişti? 1

İşgücü Piyasasında Gelişmeler: Döneminde Kadınlar ve Erkeklerin İstihdamı ve İşsizliği Ne Yönde Değişti? 1 İşgücü Piyasasında Gelişmeler: 04-06 Döneminde lar ve lerin İstihdamı ve İşsizliği Ne Yönde Değişti? KEİG Platformu Türkiye de kadınların işgücüne ve istihdama katılım oranları benzer gelişmişlik seviyesindeki

Detaylı

KÜRESEL KRİZLERİN YEREL YÖNETİMLERE ETKİLERİ. Erol KAYA

KÜRESEL KRİZLERİN YEREL YÖNETİMLERE ETKİLERİ. Erol KAYA KÜRESEL KRİZLERİN YEREL YÖNETİMLERE ETKİLERİ Erol KAYA 1) EKONOMİK KRİZ Kriz, genel ekonominin mevcut konumunu ve geleceğini etkileyen hiç beklenmeyen bir anda ortaya çıkan ve genelde önlem alınmakta geç

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ESNEK GÜVENCE BAĞLAMINDA TÜRKİYE DE SOSYAL GÜVENCE Yasemin KARA Ağustos 2009 İÇERİK GİRİŞ TÜRKİYE HOLLANDA SONUÇ ve DEĞERLENDİRME 2 GİRİŞ 3 Matra Projesinin Temelleri Bu çalışma

Detaylı

ALMANYA DA SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SEÇKİN KESGİN

ALMANYA DA SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SEÇKİN KESGİN ALMANYA DA SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ SEÇKİN KESGİN Almanya; Orta Avrupa da bir ülkedir. Kuzeyinde Kuzey denizi, Danimarka, ve Baltık denizi; doğusunda Polonya ve Çek cumhuriyeti; güneyinde Avusturya ve İsviçre;

Detaylı

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Lütfi ĠNCĠROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı GiriĢ Nüfusunun yarısı kadın olan ülkemizde, kadınların işgücü piyasasına

Detaylı

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ NİSAN 2013 (SAYI: 23) I. SON BİR YILDA İŞGÜCÜ PİYASASINDAKİ GELİŞMELER (OCAK 2013 İTİBARİYLE) a. İŞGÜCÜ KOMPOZİSYONU:

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ NİSAN 2013 (SAYI: 23) I. SON BİR YILDA İŞGÜCÜ PİYASASINDAKİ GELİŞMELER (OCAK 2013 İTİBARİYLE) a. İŞGÜCÜ KOMPOZİSYONU: TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ NİSAN 2013 (SAYI: 23) (Ocak 2013 TÜİK HİA Verilerinin Değerlendirilmesi) Türkiye İstatistik Kurumu nun (TÜİK) Ocak 2013 Hanehalkı İşgücü İstatistikleri, 14 Nisan 2013 tarihli

Detaylı

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN?

Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? Sosyal Politikayı Yeniden Düşünmek! NEDEN? -Nereden?- Sosyal Sorunlar? İşsizlik, yoksulluk, ayırımcılık. Sosyal sınıflar, tabakalar, gruplar? İşsiz, yaşlı, çocuk, engelli. Yasalar, kurumlar, araçlar? -Anayasa,

Detaylı

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2

EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 EMEK ARAŞTIRMA RAPORU-2 KAMU İSTİHDAM RAPORU (Aralık, 2015) Ø KAMU SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM EDİLEN İŞÇİ SAYISI YÜZDE 3,4! GERİLEDİ. KADROLU İŞÇİ SAYISI İSE YÜZDE 4,6 DÜŞTÜ! Ø BELEDİYELERDE KADROLU İŞÇİ SAYISI

Detaylı

İŞSİZLİK BÜYÜK ÖLÇÜDE ERKEKLERDE YAŞANAN İŞGÜCÜ ARTIŞI İLE İSTİHDAM KAYIPLARINDAN KAYNAKLANIYOR

İŞSİZLİK BÜYÜK ÖLÇÜDE ERKEKLERDE YAŞANAN İŞGÜCÜ ARTIŞI İLE İSTİHDAM KAYIPLARINDAN KAYNAKLANIYOR Araştırma Notu 09/31 01.03.2009 İŞSİZLİK BÜYÜK ÖLÇÜDE ERKEKLERDE YAŞANAN İŞGÜCÜ ARTIŞI İLE İSTİHDAM KAYIPLARINDAN KAYNAKLANIYOR Seyfettin Gürsel ***, Gökçe Uysal-Kolaşin ve Mehmet Alper Dinçer Yönetici

Detaylı

tepav Nisan2011 N DEĞERLENDİRMENOTU 2008 Krizinin Kadın ve Erkek İşgücüne Etkileri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Nisan2011 N DEĞERLENDİRMENOTU 2008 Krizinin Kadın ve Erkek İşgücüne Etkileri Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Nisan2011 N201127 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Dinççağ 1 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri Hasan Çağlayan Dündar 2 Araştırmacı, Ekonomi Etütleri 2008 Krizinin

Detaylı

SAĞLIK HARCAMALARINDA SON DURUM

SAĞLIK HARCAMALARINDA SON DURUM 1 SAĞLIK HARCAMALARINDA SON DURUM Temmuz 2018 Sağlık harcamaları ekonomik kriz sonrası yaşadığı düşüşten sonra artma eğilimi göstermiştir. 2016 yılında sağlık harcamaları, 2017 yılında beklenenden daha

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!

İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ! İNSANİ GELİŞMEYİ SÜRDÜRMEK:! EĞİTİM VE İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ İTİBARİYLE TÜRKİYE NİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ!! IŞIL KURNAZ" GAZİ ÜNİVERSİTESİ UNDP 2014 İNSANİ GELİŞME RAPORU# TÜRKİYE TANITIM

Detaylı

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi Büyükdere Cad. No. 106 34394 Esentepe - İstanbul AçıkDeniz Telefon Bankacılığı: 444 0 800 www.denizbank.com Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi 2013 Mali Verileri DenizBank bir Sberbank

Detaylı

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU İşsizlik çığ gibi: Bir yılda 501 bin yeni işsiz Ekonomide küçülme işsizliği tetikliyor Sanayi üretimi bir yılda yüzde 6,5 azaldı Geniş tanımlı işsiz sayısı 6,3 milyona yükseldi

Detaylı

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey

Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller. Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey Göç ve Serbest Dolaşım Eğilimler ve Engeller Ayşegül Yeşildağlar 16.09.2010 Ankara, Turkey Türkiye den AB ne Göç 1961 den itibaren göçün değişen doğası 60 lar : Batı Avrupa da niteliksiz işgücü ihtiyacı

Detaylı

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır.

Bu nedenle çevre ve kalkınma konuları birlikte, dengeli ve sürdürülebilir bir şekilde ele alınmalıdır. 1992 yılına gelindiğinde çevresel endişelerin sürmekte olduğu ve daha geniş kapsamlı bir çalışma gereği ortaya çıkmıştır. En önemli tespit; Çevreye rağmen kalkınmanın sağlanamayacağı, kalkınmanın ihmal

Detaylı

Ticarileşme ve Sağlık Emek-Gücü

Ticarileşme ve Sağlık Emek-Gücü Ticarileşme ve Sağlık Emek-Gücü Özlem ÖZKAN Kocaeli Dayanışma Akademisi 1/13 Kapitalizmin yapısal krizi ile Baş edebilmek için Neoliberal ekonomik-politikalar Sermayenin sınırsız tahakküm programı Sermaye

Detaylı

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. SOSYAL POLİTİKA II KISA ÖZET KOLAYAOF

Detaylı

GENÇLERĠN ĠġĠ OLMADIĞI GĠBĠ Ġġ ARAYIġI DA YOK

GENÇLERĠN ĠġĠ OLMADIĞI GĠBĠ Ġġ ARAYIġI DA YOK 06 Temmuz 2015 GENÇLERĠN ĠġĠ OLMADIĞI GĠBĠ Ġġ ARAYIġI DA YOK TĠSK in OECD ve TÜĠK verileri ile yaptığı analize göre, 6 milyon genç boģta geziyor, üstelik bunların 4,7 milyonu iģ de aramıyor. Sorunun temel

Detaylı

Sosyal Güvenlik (Emeklilik) Sistemine Bakış

Sosyal Güvenlik (Emeklilik) Sistemine Bakış 2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Sosyal Güvenlik (Emeklilik) Sistemine Bakış Prof. Dr. Yusuf Alper (Uludağ Üniversitesi) Yard. Doç. Dr. Çağaçan Değer (Ege Üniversitesi) Prof. Dr. Serdar Sayan (TOBB

Detaylı

İşsizlik ve İstihdam Raporu-Ağustos 2016

İşsizlik ve İstihdam Raporu-Ağustos 2016 İşsizlik ve İstihdam Raporu-Ağustos 2016 Geniş tanımlı işsiz 5 milyon 660 bin İstihdam artışında kamu lokomotif! Tarım dışı genç kadın işsizliği yüzde 24,8! Özet 15 Ağustos 2016, İstanbul Türkiye Devrimci

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği

Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ KADIN CALISMALARI ANABİLİM DALI Türkiye de Kadın İşgücünün Durumu: Kocaeli Örneği Yüksek Lisans Bitirme Projesi Derya Demirdizen Proje Danışmanı Prof.

Detaylı

Türkiye de Çevre Yönetimi için Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi

Türkiye de Çevre Yönetimi için Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi Bu proje Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir. Türkiye de Çevre Yönetimi için Kurumsal Kapasitenin Geliştirilmesi Projesi Ambalaj Atıkları Direktifi DEA TOBB Danışma Toplantısı 26 Şubat 2015,

Detaylı

İKİ AYDA 500 BİN YENİ İŞSİZ Krizin Tahribatı

İKİ AYDA 500 BİN YENİ İŞSİZ Krizin Tahribatı İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 15 Kasım 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU Kasım 2018 İKİ AYDA 500 BİN YENİ İŞSİZ Krizin Tahribatı Gerçek İşsiz Sayısı 6,4 Milyona Yaklaştı Kayıtlı İşsiz

Detaylı

İşsizlik ve İstihdam Raporu-Eylül 2016

İşsizlik ve İstihdam Raporu-Eylül 2016 İşsizlik ve İstihdam Raporu-Eylül 2016 İşsizlikte patlama! İki yılda 473 bin yeni işsiz! Geniş tanımlı işsiz sayısı 6 milyonu aştı Tarım istihdamı 420 bin, imalat sanayi 47 azaldı Toplam istihdam artışının

Detaylı

TÜRK İŞGÜCÜ PİYASASI MESLEKİ EĞİTİM İSTİHDAM İLİŞKİSİ VE ORTAKLIK YAKLAŞIMI

TÜRK İŞGÜCÜ PİYASASI MESLEKİ EĞİTİM İSTİHDAM İLİŞKİSİ VE ORTAKLIK YAKLAŞIMI TÜRK İŞGÜCÜ PİYASASI MESLEKİ EĞİTİM İSTİHDAM İLİŞKİSİ VE ORTAKLIK YAKLAŞIMI 15 Ekim 2012 Mehmet Ali ÖZKAN İŞKUR Genel Müdür Yardımcısı 1 SUNUM PLANI I- İşgücü Piyasası Göstergeleri II- Mesleki Eğitim ve

Detaylı

Ekonomik Rapor Kaynak: TÜİK. Grafik 92. Yıllara göre Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği /

Ekonomik Rapor Kaynak: TÜİK. Grafik 92. Yıllara göre Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / Grafik 92. Yıllara göre Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi Erkek nüfus için, doğuşta beklenen yaşam süreleri 2000-2009 yılları arasında incelendiğinde 2000 yılında 68,1 yıl olan beklenen yaşam süresi 2001-2007

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE JENERİK İLAÇ ENDÜSTRİSİ 2 HAZİRAN 2005 ANKARA

AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE JENERİK İLAÇ ENDÜSTRİSİ 2 HAZİRAN 2005 ANKARA AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE DE JENERİK İLAÇ ENDÜSTRİSİ 2 HAZİRAN 2005 ANKARA GÜNDEM Türkiye - Genel Bilgiler Orijinal - Jenerik İlaç Türkiye İlaç Sektörü Diğer Ülkeler ile Karşılaştırma Değerlendirme ve

Detaylı

ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR. Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017

ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR. Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017 ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017 Dezavantajlı gruplar; işe giriş veya çalışma hayatına devam etmede zorluklarla

Detaylı

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış!

Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Tarih: 19.05.2013 Sayı: 2013/09 İSMMMO nun Türkiye de Tatil ve Çalışma İstatistikleri raporuna göre Türkiye tatil günü sayısında gerilerde Çok tatil yapan ülke imajı yanlış! Türkiye, 34 OECD ülkesi arasında

Detaylı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı

Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Nüfus Yaşlanması ve Yaşlılığın Finansmanı Prof. Dr. Serdar SAYAN TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi 4. Türkiye Nüfusbilim Kongresi Ankara 6 Kasım 2015 Yaşlılık (Emeklilik) Sigortası Türkiye de çalışanların

Detaylı

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi

Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Cam Sektörü 2013 Yılı Değerlendirmesi Temmuz 2014 1 Milyar $ I. Cam Sektörü Hakkında 80 yıllık bir geçmişe sahip olan Türk Cam Sanayii, bugün camın ana gruplarını oluşturan düzcam (işlenmiş camlar dahil),

Detaylı

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4.

AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. AB NİN EKONOMİK YAPISIYLA İLGİLİ TEMEL BİLGİLER 1. Ülkelerin Yüz Ölçümü 2. Ülkelerin Nüfusu 3. Ülkelerin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla 4. Ülkelerin Büyüme Oranı 5. Ülkelerin Kişi Başına Gayri Safi Yurtiçi

Detaylı

İŞSİZLİK HIZLA ARTARKEN İSTİHDAM ARTIŞI YETERSİZ KALDI

İŞSİZLİK HIZLA ARTARKEN İSTİHDAM ARTIŞI YETERSİZ KALDI İşsizlik ve İstihdam Raporu-Haziran 2017 15 Haziran 2017, İstanbul İŞSİZLİK HIZLA ARTARKEN İSTİHDAM ARTIŞI YETERSİZ KALDI Bir yılda 619 bin yeni işsiz Resmi işsiz sayısı 3 milyon 642 bine yükseldi Geniş

Detaylı

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi

ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1 ĐSTĐHDAM AÇISINDAN ĐLK 250 Prof. Dr. Şükrü Kızılot Gazi Üniversitesi Arş.Gör.Özgür Şahan Gazi Üniversitesi 1- Genel Olarak Bir ekonominin başarı ölçütlerinden birisi de istihdam yaratma kapasitesidir.

Detaylı

Gelir Dağılımı. Gelir dağılımını belirleyen faktörler; Adil gelir dağılımı - Gelir eşitsizliği. otonus.home.anadolu.edu.tr

Gelir Dağılımı. Gelir dağılımını belirleyen faktörler; Adil gelir dağılımı - Gelir eşitsizliği. otonus.home.anadolu.edu.tr İKT442 Gelir Dağılımı Türkiye de Gelir Dağılımı Ve Yoksulluk Bir ekonomide belli bir dönemde yaradlan gelirin kişiler, hane halkları, sınıflar ve ürejm faktörleri arasında bölüşülmesini ifade etmektedir.

Detaylı

KRİZ ÜÇ KOLDAN SARSIYOR ENFLASYON-KÜÇÜLME-İŞSİZLİK

KRİZ ÜÇ KOLDAN SARSIYOR ENFLASYON-KÜÇÜLME-İŞSİZLİK İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 17 Aralık 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU Aralık 2018 KRİZ ÜÇ KOLDAN SARSIYOR ENFLASYON-KÜÇÜLME-İŞSİZLİK Resmi İşsiz Sayısı 330 Bin Artarak 3 Milyon 750

Detaylı

İŞSİZLİKTE PATLAMA!: AKP İşsizlikle Mücadelede Başarısız!

İŞSİZLİKTE PATLAMA!: AKP İşsizlikle Mücadelede Başarısız! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Kasım 2016 15 Kasım 2016, İstanbul İŞSİZLİKTE PATLAMA!: AKP İşsizlikle Mücadelede Başarısız! İşsizlik son beş yıldır düzenli olarak artıyor! Son bir yılda 435 bin yeni işsiz!

Detaylı

Türkiye de işsizler artık daha yaşlı

Türkiye de işsizler artık daha yaşlı Türkiye de işsizler artık daha yaşlı Esen Çağlar, Ozan Acar, Haki Pamuk Mart 2007 2001 krizinden günümüze Türkiye ekonomisinde iki önemli yapı değişikliği birlikte yaşanmıştır. Bir yandan makroekonomik

Detaylı

Başarılı Mesleki Beceri ve İstihdam Politikaları

Başarılı Mesleki Beceri ve İstihdam Politikaları Başarılı Mesleki Beceri ve İstihdam Politikaları Gösterge 2004 2008 2012 Nüfus (Bin Kişi) 66.379 69.724 73.604 15+ Nüfus (Bin Kişi) 47.544 50.772 54.724 Genç Nüfus (15-24 yaş) (Bin Kişi) 11.840 11.490

Detaylı

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK 6 MİLYONA YAKLAŞTI!

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK 6 MİLYONA YAKLAŞTI! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Şubat 2018 15 Şubat 2018, İstanbul GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK 6 MİLYONA YAKLAŞTI! Geniş tanımlı işsizlik yüzde 17,6! Geniş tanımlı işsiz sayısı 5 milyon 981 bin Resmi işsiz sayısı

Detaylı

EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK

EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK EURO BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK MAYIS 2012 ANKARA EURO BÖLGESİNDE İŞSİZLİK 2 Mayıs 2012 tarihinde Eurostat tarafından açıklanan verilere göre Euro bölgesinde işsizlik oranı, Mart sonu itibariyle 1999 yılında

Detaylı

REEL İŞÇİLİK MALİYETİ ARTIŞI 2012'DEN BERİ HIZLANARAK SÜRÜYOR

REEL İŞÇİLİK MALİYETİ ARTIŞI 2012'DEN BERİ HIZLANARAK SÜRÜYOR REEL İŞÇİLİK MALİYETİ ARTIŞI 2012'DEN BERİ HIZLANARAK SÜRÜYOR 9 Eylül 2016 TÜİK in açıkladığı 2016 yılının ikinci çeyreğine ait imalat sanayii üretim ve istihdam verileri kullanılarak yapılan hesaplamalara

Detaylı

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ Hazırlayan: Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik Görünümü IMF düzenli olarak hazırladığı Küresel Ekonomi Görünümü

Detaylı

ŞEHİRİÇİ TİCARİ TAKSİLERDE ÇALIŞANLARIN SOSYAL GÜVENCESİ

ŞEHİRİÇİ TİCARİ TAKSİLERDE ÇALIŞANLARIN SOSYAL GÜVENCESİ ŞEHİRİÇİ TİCARİ TAKSİLERDE ÇALIŞANLARIN SOSYAL GÜVENCESİ Mehmet Emre DİKEN * 1. Giriş Şehiriçi ticari taksi araçlarının sayıları yeni yerleşim bölgelerinin kurulması ve nüfusla paralel olarak artış göstermektedir.

Detaylı

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi Doç.Dr.Tufan BAL Dersin İçeriği Kırsal Kalkınma Kavramının Tarihçesi Kırsal Kalkınmada Temel Amaç Kırsal Alan Kalkınma Politikaları Kırsal

Detaylı

3. Emek Piyasası. Grafik-3.1: İşsizlik Oranları (yüzde)

3. Emek Piyasası. Grafik-3.1: İşsizlik Oranları (yüzde) 3. Emek Piyasası Türkiye de işsizlik oranında son dönemde katılık ve bozulmalar dikkat çekmektedir. 2012 yılından itibaren yavaş bir tempoda artan işsizlik oranı 2016 yılı ikinci yarısında belirgin bir

Detaylı

Türkiye de Sağlık Harcamalarının Finansal Sürdürülebilirliği

Türkiye de Sağlık Harcamalarının Finansal Sürdürülebilirliği Sağlık Nedir? Dünya Sağlık Örgütü sağlığı şöyle tanımlanmıştır: Sağlık insanın; bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam iyilik halidir. Türkiye de Sağlık Hakkı (T.C.Anayasası 56.Madde) Herkes sağlıklı ve dengeli

Detaylı

Hayata Destek Derneği 27 Haziran 2014 Gezici ve Geçici Mevsimlik Tarımda Çocuk İşçiliği Toplantısı Politika Önerileri

Hayata Destek Derneği 27 Haziran 2014 Gezici ve Geçici Mevsimlik Tarımda Çocuk İşçiliği Toplantısı Politika Önerileri Hayata Destek Derneği 27 Haziran 2014 Gezici ve Geçici Mevsimlik Tarımda Çocuk İşçiliği Toplantısı Politika Önerileri 1. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından izleme ve önleme mekanizmalarının

Detaylı

OECD VE AB KAPSAMINDA EN ELVERİŞSİZ YATIRIM ORTAMI TÜRKİYE DE TABLO 1

OECD VE AB KAPSAMINDA EN ELVERİŞSİZ YATIRIM ORTAMI TÜRKİYE DE TABLO 1 OECD VE AB KAPSAMINDA EN ELVERİŞSİZ YATIRIM ORTAMI TÜRKİYE DE TABLO 1 OECD VE AB ÜLKELERĠNDE YATIRIM ORTAMININ ÇEKĠCĠLĠK SIRALAMASI, 2005 Yeni Zelanda ABD Kanada Norveç Avusturalya Danimarka İngiltere

Detaylı

İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- AĞUSTOS 2018 MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİK ARTTI, İSTİHDAM DÜŞTÜ

İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- AĞUSTOS 2018 MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİK ARTTI, İSTİHDAM DÜŞTÜ İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 15 Ağustos 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- AĞUSTOS 2018 İŞSİZLİKTE KRİZİN AYAK SESLERİ MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİK ARTTI, İSTİHDAM DÜŞTÜ

Detaylı

En çok sanayi sektöründe çalışan kadınlar iş yaşamından çekilip evine dönüyor 1

En çok sanayi sektöründe çalışan kadınlar iş yaşamından çekilip evine dönüyor 1 En çok sanayi sektöründe çalışan kadınlar iş yaşamından çekilip evine dönüyor 1 KEİG Platformu Kasım 2018 2014 yılında sanayide çalışan her dört kadından biri 2 bir yıl içinde işini bırakmış 3. Oysa bu

Detaylı

www.ankaraisguvenligi.com

www.ankaraisguvenligi.com İş sağlığı ve güvenliği temel prensiplerini ve güvenlik kültürünün önemini kavramak. Güvenlik kültürünün işletmeye faydalarını öğrenmek, Güvenlik kültürünün oluşturulmasını ve sürdürülmesi sağlamak. ILO

Detaylı

ASIL KRİZ İŞSİZLİKTE! Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7 Milyona Yaklaştı

ASIL KRİZ İŞSİZLİKTE! Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7 Milyona Yaklaştı İşsizlik ve İstihdam Raporu- 2017 15 2017, İstanbul ASIL KRİZ İŞSİZLİKTE! Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 7 Milyona Yaklaştı Bir yılda 670 bin yeni işsiz Resmi işsiz sayısı 3 milyon 872 bine yükseldi İşsizlik

Detaylı

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular PLATFORM NOTU'15 / P-3 Yayınlanma Tarihi: 05.02.2015 * Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular Cem Başlevent 1 YÖNETİCİ ÖZETİ Son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, kayıtdışı

Detaylı

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Madde 23: Çalışma Hakkı Gülşah Özcanalp Göktekin Uzman Sosyolog / İş ve Meslek Danışmanı Liderlik Enstitüsü Eğitim ve İstihdam Hizmetleri Çalışma Evrensel Bir Haktır İnsan

Detaylı

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi 2014 Mali Verileri

Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi 2014 Mali Verileri Büyükdere Cad. No. 141 34394 Esentepe - İstanbul AçıkDeniz Telefon Bankacılığı: 444 0 800 www.denizbank.com Avrupa Birliği ve Türkiye Yerel Yönetimler Analizi 2014 Mali Verileri DenizBank bir Sberbank

Detaylı

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $)

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $) 4.2. HİZMETLER 1. Hizmetler sektörünün ekonomideki ağırlığı bir refah kriteri olarak değerlendirilmektedir (1). (2) tarafından bildirildiği üzere, sanayileşmeyle birlikte, ulaştırma hizmetleri ve belirli

Detaylı

26 milyar YTL'den işsize düşen 1.2 milyar YTL

26 milyar YTL'den işsize düşen 1.2 milyar YTL İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI 07/06/2007 26 milyar YTL'den işsize düşen 1.2 milyar YTL İşsizlik Sigortası'nın uygulamaya başladığı Mart 2002 tarihinden 31 Mart 2007 tarihine kadar geçen

Detaylı

FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME

FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME Niyazi ÖZPEHRİZ FİNANSAL SİSTEM DÜZENLEMELERİ VE EKONOMİK BÜYÜME 1. Giriş Finansal sistemin işleyişi, ekonomik büyüme üzerinde önemli etkilere sahip olabilmektedir. İyi işleyen bankacılık sistemi ve menkul

Detaylı

TARİHİ REKOR İŞSİZ SAYISI 7 MİLYONU AŞTI! HALKIN DERDİ BAŞKANLIK DEĞİL İŞSİZLİK!

TARİHİ REKOR İŞSİZ SAYISI 7 MİLYONU AŞTI! HALKIN DERDİ BAŞKANLIK DEĞİL İŞSİZLİK! İşsizlik ve İstihdam Raporu-Nisan 2017 18 Nisan 2017, İstanbul TARİHİ REKOR İŞSİZ SAYISI 7 MİLYONU AŞTI! HALKIN DERDİ BAŞKANLIK DEĞİL İŞSİZLİK! Bir yılda 700 bin kişi işsizler ordusuna katıldı Geniş tanımlı

Detaylı

Esnek Güvence Kavramı ve Türk Sosyal Güvenlik Mevzuatındaki Yeri. Sosyal Güvenlik Uzmanı Varol DUR

Esnek Güvence Kavramı ve Türk Sosyal Güvenlik Mevzuatındaki Yeri. Sosyal Güvenlik Uzmanı Varol DUR Esnek Güvence Kavramı ve Türk Sosyal Güvenlik Mevzuatındaki Yeri Sosyal Güvenlik Uzmanı Varol DUR 1 İçerik o Esneklik ve Güvenlik Kavramları o Esnek Güvence Kavramı o Avrupa Birliği nde Esnek Güvence o

Detaylı

Kadın işçiler. Dr. Nilay ETİLER Kocaeli Üniversitesi

Kadın işçiler. Dr. Nilay ETİLER Kocaeli Üniversitesi Kadın işçiler Dr. Nilay ETİLER Kocaeli Üniversitesi Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü İkincil konum Hizmet ve bakım ağırlıklı işler Doğurganlık özelliği Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporu 124. sırada

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Açısından Türkiye de Çalışma Yaşamında Kadınların Durumu

Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Açısından Türkiye de Çalışma Yaşamında Kadınların Durumu Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Açısından Türkiye de Çalışma Yaşamında Kadınların Durumu Prof.Dr. Gülay Toksöz A.Ü. SBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü BKH Hedef 3: Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların

Detaylı

OECD Gelir ve Kazançlar Üzerinden Alınan Vergiler/GSYH (2011) (Mahalli İdare Vergi Gelirleri Dahil)

OECD Gelir ve Kazançlar Üzerinden Alınan Vergiler/GSYH (2011) (Mahalli İdare Vergi Gelirleri Dahil) Danimarka Norveç Yeni Zelanda İzlanda İsveç Finlandiya Belçika Avustralya Kanada İtalya Lüksemburg İsviçre İngiltere Avusturya ABD OECD İrlanda Almanya Hollanda AB 27 Fransa İsrail İspanya Şili Japonya

Detaylı

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- EYLÜL 2018 İŞSİZLİK TIRMANIYOR. Gerçek İşsiz Sayısı 6 Milyon. İşsiz Sayısı Bir Yılda 192 Bin Arttı

İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- EYLÜL 2018 İŞSİZLİK TIRMANIYOR. Gerçek İşsiz Sayısı 6 Milyon. İşsiz Sayısı Bir Yılda 192 Bin Arttı 17 Eylül 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- EYLÜL 2018 İŞSİZLİK TIRMANIYOR Gerçek İşsiz Sayısı 6 Milyon Gerçek İşsizlik Oranı yüzde 17,1 İşsiz Sayısı Bir Yılda 192 Bin Arttı 930 Bin Üniversite

Detaylı

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası

AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası AB Bütçesi ve Ortak Tarım Politikası OTP harcamalarının AB bütçesinin önemli bölümünü kapsaması, bu politikayı bütçe tartışmalarının da odak noktası yaparken, 2014-2020 Mali Çerçeve içinde tarım, kırsal

Detaylı

İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ LAFTA KALDI: İSTİHDAM ARTIŞI YAVAŞLADI

İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ LAFTA KALDI: İSTİHDAM ARTIŞI YAVAŞLADI İşsizlik ve İstihdam Raporu-Temmuz 2017 17 Temmuz 2017, İstanbul İSTİHDAM SEFERBERLİĞİ LAFTA KALDI: İSTİHDAM ARTIŞI YAVAŞLADI 463 bin yeni işsize karşılık 519 bin yeni istihdam İstihdam artışı yavaşladı

Detaylı

AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma

AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma AB de Sosyal Güvenlik Politikası Oluşturma AB Eşleştirme Projesi, Ankara Kursun 6. Haftası Carin Lindqvist-Virtanen Genel Müdür Yardımcısı Sigorta Bölümü AB Sosyal Politikası Sınırlı Yetkinlik Serbest

Detaylı

KRİZ İŞSİZ BIRAKIYOR

KRİZ İŞSİZ BIRAKIYOR İşsizlik ve İstihdam Raporu-Aralık 2017 15 Ekim 2018, İstanbul İŞSİZLİK VE İSTİHDAM RAPORU- Ekim 2018 KRİZ İŞSİZ BIRAKIYOR İşsizlikte Patlama Gerçek İşsiz Sayısı 6,3 Milyon Kayıtlı İşsiz Sayısı Son Bir

Detaylı

ANADİL AYRIMINDA İŞGÜCÜ PİYASASI KONUMLARI. Yönetici Özeti

ANADİL AYRIMINDA İŞGÜCÜ PİYASASI KONUMLARI. Yönetici Özeti Araştırma Notu 09/60 25.12.2009 ANADİL AYRIMINDA İŞGÜCÜ PİYASASI KONUMLARI Seyfettin Gürsel *, Gökçe Uysal-Kolaşin ** ve Onur Altındağ *** Yönetici Özeti Bu araştırma notunda anadili Türkçe ve Kürtçe olan

Detaylı

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ YILLIK 2015 (SAYI: 36)

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ YILLIK 2015 (SAYI: 36) TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ YILLIK 2015 (SAYI: 36) (2015 Yıllık TÜİK HİA Verilerinin Değerlendirilmesi) Türkiye İstatistik Kurumu nun (TÜİK) 2015 Hanehalkı İşgücü İstatistikleri, 23 Mart 2016 tarihli

Detaylı

2008 TÜRKİYE İLERLEME RAPORU NUN İSTİHDAM VE SOSYAL POLİTİKA BAŞLIKLI 19

2008 TÜRKİYE İLERLEME RAPORU NUN İSTİHDAM VE SOSYAL POLİTİKA BAŞLIKLI 19 5 Kasım 2008 2008 TÜRKİYE İLERLEME RAPORU NUN İSTİHDAM VE SOSYAL POLİTİKA BAŞLIKLI 19. FASLI İLE EKONOMİK VE SOSYAL HAKLAR BÖLÜMÜNÜN İLGİLİ KISIMLARININ MESS UZMANLARINCA YAPILAN GAYRIRESMİ TERCÜMESİDİR

Detaylı

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi : Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi 1 ANA BULGULAR Ekonomik atılım ile Kişi başına düşen GSYİH 2015 e kadar iki katına çıkarılabilecektir 6 milyon yeni istihdam olanağı yaratılabilecektir

Detaylı

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101]

5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] 5.1. Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri [2011/101] KARAR ADI NO E 2011/101 Ulusal Yenilik Sistemi 2023 Yılı Hedefleri ĠLGĠLĠ DĠĞER KARARLA R T...... 2005/201 Ulusal Bilim ve Teknoloji Sisteminin

Detaylı

YATIRIMLAR Yatırımların Sektörel Dağılımı a) Mevcut Durum

YATIRIMLAR Yatırımların Sektörel Dağılımı a) Mevcut Durum 1.2.2. YATIRIMLAR 1.2.2.1. Yatırımların Sektörel Dağılımı a) Mevcut Durum Kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının 2018 yılında reel olarak yüzde 1,4 oranında artması beklenmektedir. Bu dönemde, kamu kesimi

Detaylı