TRB ORTADOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM MASTER PLANI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TRB ORTADOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM MASTER PLANI"

Transkript

1 T.C. TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı TRB ORTADOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM MASTER PLANI ANKARA

2 T. C. TA R I M V E K Ö Y İ Ş L E R İ B A K A N L I Ğ I S t r a t e j i G e l i ş t i r m e B a ş k a n l ı ğ ı Vahdettin ÖZKAN Başkan Enver AKSOY Proje Yönetimi ve Mali Kontrol Daire Başkanı K o o r d i n a t ö r l e r Bilal ZEYTİN, Ertan ÜŞÜMÜŞ, Kadriye USLU, İhsan BİLİCİ Proje Yönetimi ve Mali Kontrol Daire Başkanlığı T R B O r t a d o ğ u A n a d o l u B ö l g e s i Ta r ı m M a s t e r P l a n ı H a z ı r l a m a E k i b i Dr. Orhan GÜNDÜZ Bölge Koordinatörü (TRB11 Malatya) Dr. Aytül YILDIRIM (TRB12 Elazığ) H. Hüseyin DEMİRTAŞ Tahsin KILIÇ (TRB13 Bingöl) Umut TOK (TRB14 Tunceli) M. Sıdık KİYAT (TRB21 Van) Funda GÜNEŞ Eşref SÜNE (TRB22 Muş) Nurcan ELMAS (TRB23 Bitlis) M. Erdem HANLIGİL Cihan AKIN (TRB24 Hakkari) 2

3 Te ş e k k ü r TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarım Master Planının hazırlanması çalışmalarında yukarıda zikredilen ekip dışında bir çok kişi ve kurum dolaylı olarak katkıda bulunmuşlardır. Master planın temelini oluşturan bölümler için ihtiyaç duyulan, Bölgeye ve Bölge İlerine ait istatistiksel verilerin temininde büyük kolaylıklar sağlayan Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığına (TÜİK), TÜİK Bölge Müdürü ve Bölge Müdürlüğü çalışanlarına, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğüne, Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne, Master Plan çalışmalarında hazırlama ekibine her türlü imkanı sunan ve yardımlarını esirgemeyen TRB Bölgesi İl Tarım Müdürleri Sn Ahmet GÜLDAL (Malatya) Sn Nizamettin BİLHAN (Elazığ) Sn Namet SEVİNÇ (Bingöl) Sn Abdülkadir YAŞIRINLIGÖZ(Tunceli) Sn Murat AKBAY (Van) Sn Abdürrahim ÖZASLAN (Muş) Sn Hacı Arap ŞANLI (Btlis) Sn Mehmet GÜNDOĞDU (Hakkari) na, Planın hazırlanmasında koordinatörlük görevini üstlenerek çalışmaya önemli katkılar sağlayan, çalıştayların oluşturulmasında, yürütülmesinde emek sarfeden Malatya İl Tarım Müdürlüğü Proje ve İstatistik Şube Müdürü Hamit AYGÜL ve Şube Müdürlüğü personeline, ekibimizle görüş alış-verişinde bulunan, çalışmalarımızda bizimle işbirliğini esirgemeyen mesai arkadaşlarımız ile; ismini burada sayamadığımız, yayınladıkları kaynak kitapları ve web sayfalarıyla bilgi akışı sağlayan tüm kişi, krum ve kuruluşlara; TEŞEKKÜR EDERİZ 3

4 SUNUŞ Ülkemizde tarım sektörü, insanların beslenmesi, istihdamı, ekonomiye katkısı ve ihracat potansiyeli bakımından büyük önem taşımaktadır. Özellikle Avrupa Birliği ne uyum sürecinde, kırsal alandaki sorunların tespiti ve bu sorunlara kalıcı çözümler bulunması öncelikli bir konudur. Çiftçilerimizin; iç ve dış pazarlar için üretim yapar hale gelmeleri, daha iyi gelir düzeyine kavuşabilmeleri için üretim kaynaklarını daha etkin kullanmaları gerekmektedir. Ülkemiz için; sahip olduğu tarımsal kaynakların tespiti, geliştirilmesi, amacına uygun kullanılması ve bu çalışmaların, kaynakları kullananlarla beraber planlanması önem arz eden bir husustur. Dolayısıyla, il ve bölge Tarım Master Planlarının hazırlanması; tarımsal kaynakların ve problemlerin belirlenmesi, kaynak ve potansiyelin değerlendirilerek verimliliğin ve çiftçi gelirlerinin artırılması, tarımın çevre, sanayi, turizm gibi diğer sektörlerle ilişkilerinin değerlendirilmesi, doğal kaynakların ve çevrenin korunması açısından önem taşımaktadır. Tarım Master Planlarının hazırlanmasının amacı; sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için, bölgenin mevcut kaynaklarının, fırsatlarının ve kısıtlarının analiz edilmesi suretiyle ihtiyaçlarının belirlenmesi ve potansiyelin verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik stratejiler geliştirerek, bölgeye uygun tarımsal program ve proje alanlarının belirlenmesidir. Bu bağlamda, master planlar; yerel kurum ve kuruluşlar ile üniversite, sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcilerinin katılımları sağlanarak, tarımın kısa, orta ve uzun vadeli kalkınma faaliyetlerinin planlanmasına, problemlerin çözüm yollarının yerinden ve doğru bir şekilde ortaya konulmasına ve uygulanmasına rehberlik etmektedir. Tarım sektörünün temsilcileri olarak görevimiz; sektörün yapısal sorunlarını çözecek politikaları belirlemek ve bunları en kısa sürede hep birlikte uygulamaya koymaktır. Bu çerçevede, yöre halkının yaşam standardını yükseltmeye yönelik ihtiyaçların tespit edilmesi, bunların en kısa yoldan çözüme kavuşturulması için gerekli çalışmaların yapılmasına ışık tutması amacıyla hazırlanan ve tarımsal planlamanın yerelleşmesi anlamına gelen Tarım Master Planlarının, kamu ve özel sektör girişimcilerine yol gösterici ve faydalı olmasını temenni ederim. Mehmet Mehdi EKER Bakan 4

5 İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 GİRİŞ Proje Gelişimi Amaç Planlama Yöntemi Planlama Yaklaşımı Plan İçeriği (Kapsam) 18 BÖLÜM 2 BÖLGE TARIMINI ETKİLEYEN POLİTİKALAR Ulusal Politikalar Türk Tarım Politikasının Değişim Süreci Tarım ve Destekleme Politikalarında Yeni Arayışlara Yol Açan Başlıca Nedenler ve Destekleme Kapsamında Değişim Uluslararası Tarım Politikasının Ulusal Tarım Politikalarına Etkileri DTÖ Uruguay Turu Tarım Anlaşması AB Gümrük Birliği Anlaşması IMF Dünya Bankası Anlaşmaları Avrupa Birliği Süreci Ulusal Program Hükümleri İlerleme Raporu nun Analizi Dünya Ticaret Örgütü Cenevre Çerçeve Anlaşması ve Olası Etkileri AB İle Türkiye İçin Müzakere Çerçeve Belgesi Olası AB ye Üyeliğin Türkiye Tarımına ve Dış Ticaretine Etkileri Kalkınma Planı Sekizinci Kalkınma Plan da Kırsal Kalkınma ve Kırsal Yerleşmeye Yönelik Düzenlemeler Sekizinci Plan da Tarım Sektörüne Yönelik Düzenlemeler Dokuzuncu Kalkınma Planı Hazırlıkları( ) 48 BÖLÜM 3 - BÖLGENİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE MEVCUT DURUMU Bölgenin Ana Özellikleri Biyofiziksel Özellikler Bölgenin Genel Tanımı Alt Bölgeler Topografya İklim Bitki Örtüsü Sosyo-Ekonomik Yapı Nüfus Yapısı Sağlık Eğitim Ulaşım- Haberleşme Ana Ekonomik Sektörler ve Faaliyetler Tarım Sanayi Hizmetler (Turizm, Ticaret, vb.) Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Göstergeleri Gelişmişlik ve Büyüme 69 5

6 Kişi Başına Gelir Bazı Mali Göstergeler Sosyal Göstergeler Doğal ve Tarımsal Kaynaklar Doğal Enerji Kaynakları Madenler Su Kaynakları (Yüzey ve yeraltı su kaynakları) Çayır ve Mera Alanları Ormanlık ve Fundalık Alanlar Flora, Fauna ve Yöreye Özgü Tarımsal Çeşitler İnsan Kaynakları Fiziki Sermaye Kaynakları Finans Kaynakları 93 BÖLÜM 4 - BÖLGENİN MEVCUT TARIMSAL DURUMU Arazi Dağılımı Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı Toprak Yapısı ve Arazinin Kullanım Kabiliyetlerine Göre Dağılımı Sulama Potansiyeli Tarımsal Yapı Tarımsal Üretim Sistemi Bitkisel Üretim Tarla Bitkileri Üretimi Sebze Üretimi Meyve Üretimi Yem Bitkileri Üretimi Hayvansal Üretim Su Ürünleri Üretimi Organik Tarım Dünya da Organik Tarım Türkiye de Organik Tarım TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Organik Tarım İyi Tarım Uygulamaları Üretim Trendleri Tarla Bitkileri Üretim Trendleri Sebze Üretim Trendi Meyve Üretim Trendi Yem Bitkileri Üretim Trendi Hayvancılık Üretim Trendleri Üretim Projeksiyonları Tarla Bitkileri Üretimi Sebze Üretimi Meyve Üretimi Yem Bitkileri Üretimi Hayvansal Ürünler Üretimi Üretim Değerleri Tarla Bitkileri Üretim Değerleri Sebze Üretim Değerleri Meyve Üretim Değerleri Hayvansal Ürünler Üretim Değerleri 171 6

7 4.8 Tarımsal Ürünlerin Üretim Tüketim Analizi ve Pazarlaması TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Şeker Pancarı Üretimi ve Pazarlaması Dünyada Durum Türkiye de Durum TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Şeker Pancarı Tarımı TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Şeker Pancarı Pazarlama Kanalı Şeker Pancarı Üretimi ve Pazarlaması(SWOT Analizi) Buğday Üretimi ve Pazarlanması Dünyada Buğday Üretimi Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Buğday Üretimi Buğday Pazarlama Kanalları Buğday Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Kayısı Üretimi ve Pazarlaması Dünyada ve Türkiye de Kayısı Üretimi TRB Bölgesinde Kayısı Üretimi Yaş ve Kuru Kayısı İhracat Rakamları Yaş Kayısı İhracatı Kuru Kayısı İhracatı Kuru Kayısı Pazarlama Kanalları Kayısı Üretim Pazarlamasında SWOT Analiz TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Üzüm Üretimi ve Pazarlaması Dünya Üzüm Üretimi ve Tüketimi Türkiye Üzüm Üretimi Üzüm Dış Ticareti TRB Bölgesinde Üzüm Üretimi TRB Bölgesinde Üzüm Pazarlama Kanalları TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Üzüm Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Kırmızı Et Üretimi ve Pazarlaması Kırmızı Et Üretimi Kırmızı Et İthalatı ve İhracatı TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Canlı Hayvan ve Et Pazarlama Kanalları Kırmızı Et Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Bal Üretimi ve Pazarlaması Bal Üretimi ve Pazarlaması Dünyada Arıcılığın Durumu Türkiye Arıcılığının Mevcut Durumu Gezginci Arıcılık TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bal Pazarlama Kanalları TRB Bölgesi Bal Üretimi ve Pazarlanması (SWOT Analizi) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Süt ve Süt Ürünleri Pazarlaması Türkiye de ve Dünyada Süt üretimi Türkiye de ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Süt Üretimi ve Pazarlaması TRB Bölgesinde Süt ve Süt Mamulleri Pazarlama Kanalları Süt Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) Tarımsal Sanayi Türkiye de ve TRB Bölgesinde Tarımsal Sanayi Gıda Sanayi Yem Sanayi Tarıma Girdi Sağlayan İşletmeler 215 7

8 Tarımsal Mekanizasyon İmalat Sanayi Gübre Sanayi Tarımsal İlaç Sanayi Tohumluk ve Fidan Üretim Sanayi Tarımsal Örgütlenme Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarımında Örgütlenme Tarımda Kamusal Örgütlenme Tarımda Özel Örgütlenme Tarımda Ekonomik ve Sosyal Amaçlı Örgütlenme Tarımda Ekonomik Örgütlenme Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birlikler Tarımda Sosyal Amaçlı Örgütlenme Vakıflar Mahalli İdare Birlikleri Diğer Tarımsal Amaçlı Organizasyonlar Üniversiteler Araştırma Enstitüleri Sanayi ve Ticaret Alanında Tarımla İlgili Örgütlenme Diğer Sektörlerle Etkileşim Tarım ve Çevre Tarım ve Sanayi Tarım ve Ulaşım Tarım ve Sağlık Tarım ve Eğitim Tarım ve Teknoloji Tarım ve Turizm Tarımın Bölge Ekonomisine Katkısı Bölgenin Ülke Tarımındaki Yeri TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarımının Diğer Bölgelerle Kıyaslanması 230 BÖLÜM 5. BÖLGE PROBLEMLERİNİN VE POTANSİYELLERİNİN ANALİZİ Problemlerin ve Kısıtların Tespiti Sosyo-Ekonomik Problemler Doğal Kaynak ve Çevresel Problemleri Tarımda Sektör ve Belirgin Alt Sektörlerin Problemleri Sektörel Problemler Alt Sektörel Problemler Bitkisel Üretim Problemleri Hayvansal Üretim Problemleri Su Ürünleri Problemleri Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri Pazarlama Problemleri Potansiyellerin ve Fırsatların Tespiti 243 BÖLÜM 6. BÖLGENİN TARIMSAL KALKINMA AMAÇLARININ VE STRATEJİLERİNİN OLUŞTURULMASI Amaçların Belirlenmesi Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı İle Gıda Güvenliği ve Gıda Güvencesinin Sağlanması 245 8

9 Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması (Verimlilik ve Gelir Artışı) Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve Tarım-Sanayi Entegrasyonunun Sağlanması Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi Kalkınma Stratejilerinin Belirlenmesi Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı ile Gıda Güvenliği ve Gıda Güvencesinin Sağlanması Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması (Verimlilik ve Gelir Artışı) Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve Tarım-Sanayi Entegrasyonunun Sağlanması Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarım Master Plan Stratejilerinin SWOT Analizi 249 BÖLÜM 7. BÖLGE PROGRAM - PROJE ALANLARI VE YENİ PROJE ÖNERİLERİ 254 BÖLÜM 8. EKLER TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesine Ait Doğal Kaynak Envanteri TRB11 Malatya İli Doğal Kaynak Envanteri TRB12 Elazığ İli Doğal Kaynak Envanteri TRB13 Bingöl İli Doğal Kaynak Envanteri TRB14 Tunceli İli Doğal Kaynak Envanteri TRB21 Van İli Doğal Kaynak Envanteri TRB22 Muş İli Doğal Kaynak Envanteri TRB23 Bitlis İli Doğal Kaynak Envanteri TRB24 Hakkâri İli Doğal Kaynak Envanteri 270 KAYNAKLAR 9

10 KISALTMALAR BYKP - Ulusal Beş Yıllık Kalkınma Planları İBBS - İstatistiği Bölge Birimi Sınıflandırmasına GATT - Gümrük Tarifeleri Ticaret Genel Anlaşması IMF - Uluslar arası Para Fonu OTP - Ortak Tarım Politikası TMO - Toprak Mahsulleri Ofisi TKK - Tarım Kredi Kooperatifleri KİT - Kamu İktisadi Teşebbüsleri DFİF - Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu EBK - Et Balık Kurumu DGD - Dorudan Gelir Desteği ÇKS - Çiftçi Kayıt Sistemi OKK - Ortaklık Konseyi Kararları MEB - Milli Eğitim Bakanlığı KHGM - Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü TÜİK - Türkiye İstatistik Kurumu GSYİH - Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla DPT - Devlet Planlama Teşkilatı ETKB - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı EİE - Elektrik İşleri Etüt İdaresi DMİ - Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü DSİ - Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü TÜGEM - Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü VİB - Vadeli İşlemler Borsası TARYAP - Tarımsal Yapı (Üretim, Fiyat,Değer) FAO - Dünya Gıda Örgütü ZMO - Ziraat Mühendisleri Odası KKDF - Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu BDT - Bağımsız Devletler Topluluğu TZOB - Türkiye Ziraat Odalar Birliği KKO - Kapasite Kullanım Oranı İGEME - İhracatı Geliştirme Merkezi TSK - Tarımsal Sulama Kooperatifleri TOBB - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TSFAS Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim şirketi TÜSİAD - Türkiye Sanayi ve İş Adamları Derneği TYUAP - Tarımsal Yayın ve Uygulamalı Araştırma Projesi TEAE - Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü TİM - Tarım İl Müdürlüğü İÖİ - İl Özel İdaresi TKB - Tarım ve Köyişleri Bakanlığı MTA - Maden Teknik Arama Enstitüsü 10

11 TABLOLAR Tablo 1. Ulusal Tarım Stratejisi Destekleme Araçları ve Destekleme Bütçesindeki Payları ( ) 25 Tablo 2. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Alt Bölgeleri 49 Tablo 3.TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Koordinatları ve Yüzölçümleri 50 Tablo 4. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Başlıca Ovaları 51 Tablo 5. TRB Bölgesi Uzun Yıllar İklim Verileri ( ) 53 Tablo 6. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Nüfus Verileri 55 Tablo 7. TRB Bölgesi Şehir ve Köy Nüfusu ile Yıllık Nüfus Artış Hızı 56 Tablo 8. TRB Bölgesi Yılı Nüfusuna Göre Bazı Nüfus Projeksiyonları 57 Tablo 9. TRB Bölgesi Hastane ve Yatak Sayısı 58 Tablo 10. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Personel Sayısı 59 Tablo 11. Onbin nüfusa düşen sağlık personeli sayısı 59 Tablo 12. Sağlık personeli sayısına düşen nüfus sayısı 60 Tablo 13. TRB Bölgesi Eğitim Verileri 61 Tablo 14. TRB Bölgesi Yüksek Öğrenim İstatistikleri 61 Tablo 15. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Karayolu Durumu 62 Tablo 16. TRB Bölgesi Köy Yol Durumu (2006) 63 Tablo 17. TRB Bölgesinde İstihdam Edilenlerin Sektörel Dağılımı % (2005) 64 Tablo 18. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarım Göstergeleri (2003) 66 Tablo 19. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi İllerine Ait Bazı Sanayi Göstergeleri (2003) 67 Tablo 20. TRB Bölgesi İmalat Sanayi Gelişmişlik Sıralaması (2000) 67 Tablo 21. Belediye sınırları içinde bina, konut ve belediyeler, 1984, Tablo 22. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Yerli ve Yabancı Turistlerin Tesislere Geliş ve Geceleme Sayıları, Ortalama Kalış Süresi ve Doluluk Oranları (2005) 69 Tablo 23. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi İllerinin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması 70 Tablo 24. TRB Bölgesi Kişi Başına Gelir $ (GSYİH) 70 Tablo 25. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Bazı Mali Göstergeler 71 Tablo 26. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bazı Sosyal Göstergeler (2003) 72 Tablo 27. TRB Bölgesi Refah Göstergeleri (2003) 74 Tablo 28. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Maden Rezervleri 78 Tablo 29. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Su Yüzeyleri 80 Tablo 30. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Köy İçme Suları (2006) 81 Tablo 31. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yer Altı ve Yer Üstü Su Kaynakları (2006) 82 Tablo 32. TRB Bölgesi Çayır Mer a Alanları 83 Tablo 33. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Ormanlık ve Fundalık Alanlar(ha) 83 Tablo 34. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde İnsan Kaynakları (2000) 86 Tablo 35. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Yaş Gruplarına Göre Nüfus 87 Tablo 36. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Ekonomik Faaliyete Göre İstihdam Edilen Nüfus 88 Tablo 37. TRB Bölgesi 12-+ yaş İşgücü Durumu (2000) 89 Tablo 38. Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bazı Alet ve Makine Varlığı (2004) 92 Tablo 39. Türkiye ve TR8 Bölgesi Toprak ve Su Kaynakları Envanteri (2006) 93 Tablo 40. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı (Ha) (2005) 96 Tablo 41. TRB Bölgesinde Kullanım Kabiliyetine ve Toprak Sınıflarına Göre Arazi Dağılımı (ha) 98 11

12 Tablo 42. Tarım Arazilerinin Sulanabilirlik Durumu (Ha) 99 Tablo 43. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu 101 Tablo 44. TRB1 Alt Bölgesinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu 102 Tablo 45. TRB2 Alt Bölgesinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu 103 Tablo 46. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki Arazi Durumu ile Türkiye Kıyaslaması (%) 104 Tablo 47. Türkiye'de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Önemli Bazı Tarla Bitkilerinin Ekiliş Alanlarının Kıyaslaması 105 Tablo 48. Türkiye'de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Bazı Tarla Bitkilerinin Üretim Miktarlarının Kıyaslaması 106 Tablo 49. TRB ve Türkiye Tarla Bitkileri Ekiliş Alanları (ha) (2004) 106 Tablo 50. TRB ve Türkiye Tarla Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (2004) 107 Tablo 51. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Tarla Ürünleri Ekiliş Alanları (ha) Tablo 52. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Tablo 53. Türkiye'de, AB ve Dünyada Önemli Bazı Sebzelerin Üretim Miktarlarının Kıyaslaması 111 Tablo 54. TRB bölgesi Sebze Ekiliş Alanları (Ha) 112 Tablo 55.TRB bölgesi Sebze Üretim miktarları (Ton) 113 Tablo 56. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Alanları (ha) 114 Tablo 57. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Miktarları (ton) (2004) 114 Tablo 58. Türkiye'de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Önemli Bazı Meyvelerin Üretim Miktarlarının Kıyaslaması 115 Tablo 59. TRB ve Türkiye Meyve Ağaç Sayıları ve Üretim Miktarları (ton) (2004) 117 Tablo 60. TRB ve Türkiye Seçilmiş Meyve Üretim Miktarları (ton) (2004) 118 Tablo 61. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye Yem Bitkileri Ekiliş Alanları (ha) (2004) 118 Tablo 62. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi (ton) (2004) 119 Tablo 63. Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Hayvan Sayıları Bilgileri (2002) 120 Tablo 64. Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Hayvansal Ürünler Üretim Bilgileri (2002) 120 Tablo 65. Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Ortalama Hayvansal Üretim Bilgileri 121 Tablo 66. TRB ve Türkiye Hayvan Sayıları (2004) 122 Tablo 67. TRB ve Türkiye Hayvansal Ürünler Üretim Miktarları Mukayesesi (2004) 123 Tablo 68. TRB Bölgesi Su Ürünleri Üretim Kapasitesi ve Miktarları 124 Tablo 69. Avrupa da Organik Tarım Çiftlikleri ve Alanları 125 Tablo 70. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Organik Tarım Uygulamaları 127 Tablo 71. Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) 129 Tablo 72. Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) 131 Tablo 73. Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) 133 Tablo 74. Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) 135 Tablo 75. Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton)

13 Tablo 76. Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) 139 Tablo 77. Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) 141 Tablo 78. Yıllar İtibariyle TRB1 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) 143 Tablo 79. Yıllar İtibariyle TRB2 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) 145 Tablo 80. Yıllar İtibariyle TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) ( ) 147 Tablo 81. Yıllar İtibariyle TRB1 Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) ( ) 149 Tablo 82. Yıllar İtibariyle TRB2 Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) ( ) 151 Tablo 83. Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi Hayvan Sayıları ( ) 153 Tablo 84. Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi Hayvansal Ürün Üretim Miktarları ( ) 155 Tablo 85. Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi Hayvan Sayıları ( ) 157 Tablo 86. Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi Hayvansal Ürün Üretim Miktarları ( ) 159 Tablo 87. Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi Hayvan Sayıları ( ) 161 Tablo 88. Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi Hayvansal Ürün Üretim Miktarları ( ) 163 Tablo 89. TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Tarla Bitkilerinin Üretim Projeksiyonu 165 Tablo 90. TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Sebzelerin Üretim Projeksiyonu 166 Tablo 91. TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Meyvelerin Üretim Projeksiyonu 167 Tablo 92. TRB Bölgesinde Yem Bitkileri Üretim Projeksiyonu 168 Tablo 93. TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Hayvansal Ürünlerin Üretim Projeksiyonu 169 Tablo 94. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Tarla Ürünleri Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) 170 Tablo 95. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) 170 Tablo 96. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) 171 Tablo 97. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) 171 Tablo 98. Yıllar İtibariyle Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Şeker Pancarı Üretimi(Ton) 173 Tablo 99. Dünya Buğday Ekilen Alan, Üretim ve Verim 175 Tablo 100. Buğday Üretim Miktarları ve Dünya Üretiminden Aldığı Pay 176 Tablo 101. Yıllara Göre Türkiye Buğday Ekim Alanı, Üretim ve Verimi 177 Tablo 102. Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Buğday Üretim Miktarları (Ton) 178 Tablo 103. Dünyada Yaş Kayısı Üretimi (2005) 181 Tablo 104. Kamu ve Özel Sektörce Üretilen Kayısı Fidan Miktarı 181 Tablo 105. TRB Bölgesinde Kayısı Üretimi (2004) 182 Tablo Yılları Malatya İli Kayısı Üretimi 182 Tablo 107. Dünya Yaş Kayısı İhracatı 183 Tablo 108. Türkiye Yaş Kayısı İhracatı 183 Tablo 109. Türkiye Kuru Kayısı İhraç Rakamları 186 Tablo 110. Ülkelere Göre Üzüm Üretim Miktarları Tablo 111. Dünya Kuru Üzüm Üretiminde Önemli Ülkeler 188 Tablo 112. Türkiye Üzüm Ekim Alanları ve Üretim Miktarları

14 Tablo 113. Kurutmalık (Çekirdeksiz) illere göre dağılımı 189 Tablo 114. Türkiye de Sofralık Üzüm (Çekirdeksiz) illere göre dağılımı 190 Tablo 115. Türkiye nin Yıllar İtibariyle Kuru Üzüm İhracatı 191 Tablo 116. TRB Bölgesinde Üzüm Üretimi ve Pazarlaması 192 Tablo 117. Türkiye'nin Küçükbaş, Büyükbaş Hayvan Varlığı ve Kırmızı Et Üretiminde Dünyadaki Yeri 194 Tablo 118. Türkiye ve Ortadoğu Anadolu Bölgesi İlleri Büyükbaş, Küçükbaş Hayvan Sayıları ve Kırmızı Et Üretim Miktarları (2005) 195 Tablo 119. Ülkelerin Koloni Varlıkları, Koloni Başına Verimleri, Km 2 ye Düşen Koloni Sayıları 198 Tablo 120. Ülkelerin Bal Üretim Miktarları 199 Tablo 121. Yıllar İtibari İle Türkiye'deki Kovan Sayıları, Bal ve Balmumu Üretim Miktarları 199 Tablo 122. Yıllar İtibariyle Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bal Üretimi (Ton) 201 Tablo 123. AB ve Dünyada Süt Üretim Miktarları Değişimi (Ton) ( ) 203 Tablo 124. Türkiye de tür ve ırklarına göre süt üretimi (Ton) 204 Tablo 125. Türkiye de ve TRB Bölgesinde Süt Üretimi ve Pazarlaması 205 Tablo 126. Türkiye de Tarım Nüfusunun Gelişim Seyri 207 Tablo 127. Türkiye de İstihdamın Sektörel Dağılımı (1.000 Kişi ve 12 Yaş Üstü) 208 Tablo 128. GSMH İçerisinde sektörlerin Aldığı Paylar (%) 209 Tablo 129. Gıda İsletmelerinin Türkiye ve TRB Bölgesinde Sektörlere Göre Dağılımı (adet) 210 Tablo 130. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Gıda İsletmeleri Kapasiteler (ton/yıl) 211 Tablo 131. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Gıda İsletmeleri Atıl Kapasiteler (ton/yıl) 211 Tablo 132. TRB Bölgesi Gıda Sanayinde Kurulu Kapasite ve Kapasite Kullanım Oranı (%) 212 Tablo 133. Türkiye de Karma Yem Fabrikalarının Yıllara Göre Sayıları Ve Kapasite Kullanımı 215 Tablo 135. Bazı Tarımsal Ürünlerde Tohumluk Üretimi (Ton) 216 Tablo 136. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Odalar ve Dernekler 220 Tablo 137. Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Bulunan Tarımsal Kooperatifler ve Üye Sayıları (2005) 222 Tablo 138. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Birliklerin Durumu(2005) 224 Tablo 139. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Konaklayan Turist Sayıları ve Tesislerin Doluluk Oranları(2005) 228 Tablo 140. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Tarımsal Üretim Değerinin GSYİH İçindeki Payı 229 Tablo 141. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Tarımsal Üretim Değeri Açısından Diğer Bölgeler İle Kıyaslaması ( 2000) 230 Tablo 142. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Sosyo-Ekonomik Problemler, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerilerinin Analizi 232 Tablo143. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Doğal Kaynak ve Çevre Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi 234 Tablo 144. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde Tarımda sektörel problemler 235 Tablo 145. TRB Bölgesinde Bitkisel Üretim Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi 237 Tablo 146. TRB Bölgesinde Hayvansal Üretim Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi

15 Tablo 147. TRB Bölgesinde Su Ürünleri Üretim Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi 240 Tablo 148. TRB Bölgesinde Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi 241 Tablo 149. TRB Bölgesinde Pazarlama Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi 242 Tablo 150. TRB Bölgesinde Potansiyellerin ve Fırsatların Tespiti 243 Tablo 151. TRB Ortadoğu Anadolu Tarım Master Plan Stratejilerinin SWOT Analizi 249 Tablo 152. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Uygulanan ve Yeni Önerilen Projeler

16 GRAFİKLER Grafik 1. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Kullanım Biçimine Göre Arazi Dağılımı 97 Grafik 2. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesi Arazi Kabiliyet Sınıflaması (ha) 98 Grafik 3. TRB Bölgesi Sulanan Alanların Sulama Kaynağı 100 Grafik 4. TRB Bölgesi Tarla Ürünleri Üretimi 130 Grafik 5. TRB1 Bölgesi Tarla Ürünleri Üretimi 132 Grafik 6. TRB2 Bölgesi Tarla Ürünleri Üretimi 134 Grafik 7. TRB Bölgesi Sebze Üretimi 136 Grafik 8. TRB1 Bölgesi Sebze Üretimi 138 Grafik 9. TRB2 Bölgesi Sebze Üretimi 140 Grafik 10. TRB Bölgesi Meyve Üretimi 142 Grafik 11. TRB1 Bölgesi Meyve Üretimi 144 Grafik 12. TRB2 Bölgesi Meyve Üretimi 146 Grafik 13. TRB Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi 148 Grafik 14. TRB1 Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi 150 Grafik 15. TRB2 Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi 152 Grafik 16. TRB Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi 154 Grafik 17. TRB Bölgesi Hayvan Ürünler Üretim Trendi 156 Grafik 18. TRB1 Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi 158 Grafik 19. TRB1 Bölgesi Hayvan Ürünler Üretim Trendi 160 Grafik 20. TRB2 Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi 162 Grafik 21. TRB2 Bölgesi Hayvan Ürünler Üretim Trendi 164 Grafik 22. Dünyada Buğday Üretiminde Önemli Ülkeler 176 Grafik 23. Türkiye Kuru Kayısı İhracatında Önemli Ülkeler 185 Grafik 24. Türkiye nin Dünya Kuru Kayısı Üretiminden Aldığı Pay

17 BÖLÜM 1. GİRİŞ 1.1. Proje Gelişimi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve FAO işbirliğiyle 1999 yılında TCP/TUR/8924 İl Tarım ve Kırsal Kalkınma Master Planlarının Hazırlanmasına Destek Projesi" çalışmalarına başlanmış ve 81 ilin İl Tarım Master Planları 2003 yılı içerisinde tamamlanmıştır. Bu planlar, hizmetleriyle tarım sektörünü dolaylı veya doğrudan etkileyen yerel kurumların ve ayrıca yöre halkının kendi sorunlarını tanımlamaları, bu sorunlara karşılık çözüm önerilerini belirlemeleri ve dolayısıyla yerel düzeyde kalkınmalarına yönelik vizyonlarını planlama sürecine yansıtmaları için bir fırsat sağlamıştır. Bu çerçevede, hazırlanacak Bölgesel Tarım Master Planları ile genel olarak bölgenin tarımsal potansiyelinin, kısıtlarının, fırsatlarının ve diğer bölgelere göre tarımsal üretimdeki karsılaştırmalı üstünlüklerinin belirlenmesi ve bunlara dayanılarak geleceğe yönelik tarımsal stratejilerin oluşturulması planlanmaktadır. Bu amaçla, Bakanlığımızca hazırlanan ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından desteklenen İl Tarım ve Kırsal Kalkınma Master Planlarının Hazırlanmasına Destek-Ülkesel ve Bölgesel Tarım ve Kırsal Kalkınma Master Planlarının Hazırlanması projesi kapsamında TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesel Master planı hazırlanmıştır. Bu tarımsal Master plan, bölgesel düzeydeki tarımsal planlamanın pratik yapılabilirliğini göstermenin yanında Ulusal Tarım Master Planının hazırlanması için de başvuru kaynağı olacaktır Amaç TRB Ortadoğu Anadolu Bölge Tarım Master Planının amacı; sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için bölgenin mevcut kaynaklarının (doğal, fiziki sermaye, işgücü ve finans kaynakları), fırsatlarının ve kısıtlarının analiz edilmesi suretiyle kalkınma ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bölge potansiyelinin optimal düzeyde kullanılmasına yönelik amaç ve stratejiler geliştirerek, bölgeye uygun tarımsal program ve proje alanlarının ortaya konmasıdır. Bu kapsamda hazırlanan bölgesel master planları tarımsal ve kırsal kalkınma çabalarında karar alıcılar için yol gösterici olmasının yanında özel sektör için bölgedeki karlı yatırım alanlarının belirlenmesinde kaynak olacaktır. Böylece bir yandan sınırlı kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması sağlanırken diğer yandan yöre insanının sorunlarına yönelik gerçekçi çözümler daha kısa sürede üretilebilecektir Planlama Yöntemi TRB Ortadoğu Anadolu Bölge Tarım Master Planı; Malatya ili koordinatörlüğünde, Van, Elazığ, Bingöl, Muş, Bitlis, Hakkari ve Tunceli Tarım İl Müdürlüklerinden, tercihen daha önce İl Tarım Master Planlarının hazırlanması çalışmalarında eğitim ve görev almış, ayrıca Bölgesel Tarım Master Plan hazırlama konusunda bilgilendirme çalışmalarına katılmış olan uzman personel tarafından hazırlanmıştır. Bölge Tarım Master Planları için, 22 Eylül 2002 tarihli Resmi Gazete de yayımlanarak kabul edilen ve iller arasındaki fonksiyonel ilişkileri, coğrafi koşulları, istatistik toplama ve plan 17

18 yapma amacına uygunluğu da dikkate alınarak hazırlanan İstatistiki Bölge Birimi Sınıflandırmasına (IBBS) göre belirlenen 12 bölge (Düzey 1) esas alınmıştır. Planın hazırlanmasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koordinasyonunda özellikle tarımsal üretim, pazarlama, eğitim-yayım, çevre ve doğal kaynakları koruma ile yatırımlar üzerinde doğrudan veya dolaylı etkisi bulunan kamu kurum/kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve diğer kuruluşlarla yakın işbirliği ve bilgi alışverişi yapılmıştır Planlama Yaklaşımı Türkiye nin tüm bölgeleri için hazırlanacak olan Bölge Tarım Master Planlarının hazırlanmasına yönelik hazırlık amacıyla her ilin Tarım İl Müdürleri, Proje İstatistik Şube Müdürleri, İl Tarım Master Planlarının hazırlanmasında görev almış ve Bölge Tarım Master Planlarında görev alacak personele konu hakkında bilgilendirme toplantıları yapılarak, yapılacak çalışmalarla ilgili iş takvimi hazırlanmış ve çalışmalar bu iş takvimi doğrultusunda yürütülmüştür. Bölge illeri arasındaki koordinasyonun ve çalışmaların kolaylaştırılması amacıyla TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi kendi içerisinde IBBS Düzey 2 ye göre iki alt bölgeye (TRB1, TRB2) ayrılmış ve bölge Master planı hazırlama çalışmasının koordineli olarak yürütülmesi amacıyla koordinatör il olarak Malatya ili belirlenmiştir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde çalışmaları yürütmek üzere her ilde en az bir teknik personel görevlendirilmiştir. Ayrıca, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde çalışmaların kolaylaştırılması amacıyla tüm bölge illerinin katılımlarının sağlandığı, gerek bölgede tarımın mevcut durumunun ve gerekse bölgenin tarımsal kalkınmasına yönelik potansiyellerinin, stratejilerin ve önceliklerinin belirlenmesi amacıyla grup çalışmaları düzenlenmiştir. Bölgenin problemlerinin, potansiyellerinin, fırsatlarının ve kısıtlarının değerlendirilmesine yönelik analizler yapılmıştır. Ayrıca, değişik zamanlarda bölge illerinden paydaşların katılımıyla çalıştaylar düzenlenmiştir. Ayrıca, çalışmanın yürütülmesi sırasında bilgi akışı ve haberleşmenin etkin olarak temini için Internet iletişim imkânlarından azami düzeyde yararlanılmıştır Plan İçeriği (Kapsam) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Master Planı sekiz bölümden oluşmaktadır. Plan öncesi durum, amaç, kapsam ve yöntemi ve planlama yaklaşımı birinci bölümde sunulmaktadır. İkinci bölümde, halen yürürlükte olan Ulusal ve Uluslararası politikalar ile bunların bölgedeki tarımsal faaliyetler üzerindeki etkileri geniş biçimde irdelenmiş ve bu etkiler, planlama çalışmasının her aşamasında gözetilmiştir. Bu bölüm içerisinde, bölge tarımını direkt etkileyen Türkiye tarım politikaları konusu, yaşanan değişim sürecinin nedenleri yani sıra izlenen tarım politikaları ve stratejiler, Dünya Ticaret Örgütü kararlarının Türkiye açısından değerlendirilmesi ve Ortak Tarım Politikası na uyum sorunu ile bunun Türkiye tarımına olası etkileri baslıkları konuları ile ilgili önemli bilgilere kısa ve öz şekilde yer verilmiştir. Üçüncü bölümde biyofiziksel ve sosyo-ekonomik yapısı itibariyle bölgenin özellikleri ortaya konmuş; ardından bölgenin doğal ve tarımsal kaynakları, insan kaynakları, fiziki sermaye kaynakları ve finans kaynakları itibariyle mevcut durumu irdelenmiştir. Bu bölümde ayrıca bölgedeki sektörel faaliyetler ile bölgenin ekonomik - sosyal kalkınma göstergelerine de yer 18

19 verilmiştir. Dolayısıyla, 3. bölümde bölgenin temel özellikleri ve mevcut durumu itibariyle kaynakları ortaya konmuştur. Dördüncü bölümde ise, bu kaynakların bölgede tarımsal açıdan kullanım durumu (toprak yapısı, arazi kullanımı ile arazilerin sulanma durumu) incelenmiş, daha sonra bölgenin tarımsal üretim sistemi belirli alt başlıklar halinde ortaya konmuştur. 4. bölümün önemli kısmını oluşturan tarımsal üretim sistemi içerisinde, bölgedeki bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminin yani sıra iyi tarım ve organik tarım gibi yeni uygulamalara ve ardından tarımsal pazarlama sistemlerine yer verilmiştir. Tarımsal pazarlama sistemi irdelenirken gerek görülen ve bölgede önem arz eden ürünler ile ürün grupları bazında şemalar kullanılmıştır. Bölgede tarımın ve tarımsal faaliyetlerin performansının irdelendiği 4. bölümde, bölgenin tarımsal üretim ve pazarlama sistemi sonrasında, bölgede tarımsal sanayi ve tarımsal örgütlenme faaliyetlerine yer verilmiş ve dört gruptaki bu bilgilerin tamamı (tarımsal üretim, pazarlama, sanayi ve örgütlenme) daha sonra alt sektörler bazında SWOT analizlerinde gösterilmiştir. Besinci bölümde ise irdelenmiş olan bölgenin kaynakları, bu kaynakların kullanım durumu ve yapılan tarımsal faaliyetler ışığında bölgenin tarımsal problemleri ile problemleri doğuran nedenler - kısıtlar ortaya konmuş ve ardından, planlama sürecinin önemli bir ayağı olan problemler ve kısıtlara karşılık çözüm önerileri bir matriste analiz edilmiştir. Ayrıca bölge için potansiyellerin analizi ve kullanma stratejileri incelenmiştir. Bölgenin potansiyelini belirlerken, daha kapsamlı ve etkin kullanılabilme olanağına sahip ancak optimal biçimde kullanılmayan mevcut kaynaklar esas alınmıştır. 5. bölümdeki sorun ve çözüm önerileri ile potansiyellerin analizi çok önemli bilgileri içermekle birlikte, planlama süreci gereği bunlar henüz tespit düzeyinde olup, bu tespitler ışığında öngörülen proje fikirleri ise, 7. bölümde tablolar halinde ortaya konmuştur. Bununla birlikte, çözüm önerileri ve potansiyellerin kullanılma stratejileri analizleriyle ortaya konan bu tespitler, 7. bölümde şekillenen proje alanlarının neler olması gerektiği konusunda belirleyici olmuşlardır. Altıncı bölümde ise, buraya kadar tespit edilen durum ışığında ortaya çıkan ihtiyaçlara göre master plan amaçları ve stratejileri geliştirilmiştir. Bu amaç ve stratejilerin SWOT analizine de ayni bölümde yer verilmiştir. Planlama çalışmamızın son bölümünü teşkil eden 7. bölümde, önceki bölümlerde yeralan tespitler ve analizler doğrultusunda oluşan proje alanlarına (fikirlerine) yer verilmiştir. Bölgenin tarımsal kalkınması için gerekliliği ortaya çıkan ve planlamanın hitap ettiği zamana kadar gerçekleştirilmesi öngörülen bu proje konuları sistematik şekilde sıralanmıştır. Ayrıca, bu projelerden halen yürütülmekte olanlar ayıklanarak bölümün öncesine, geliştirilmesine gerek duyulan proje fikirleri ise bölümün nihayetine konmuştur. Master Planın formatı gereği 7. bölümde yer verilen projeksiyonlar, proje alanlarını gösterir fikir düzeyinde önerilerdir. Bölgenin kaynakları, bu kaynakların tarımda kullanım durumu, sorunları, kısıtları ve kullanılmaya elverişli potansiyelleri dikkate alınarak hazırlanan ve stratejik bir çalışma olan bu plan, yerel ve ulusal kaynakları harekete geçirebilecek gerçekçi proje fikirleri içermektedir. Hazırlanan bu bölgesel plan ile; bölgenin tarım alanındaki gerçek ihtiyaçları ve bunların çözüm yolları ortaya konmuş ve sinirli kaynakların etkin ve verimli kullanılabileceği alanlar belirlenmiştir. Sadece bölgesel değil, ulusal refah açısından da önemli olan bu proje fikirlerinin, yapılacak yatırımların ve götürülecek hizmetlerin planlanması aşamasında dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. 19

20 Bölgenin farklılıklarına göre ihtiyaç duyduğu öncelikli proje ve faaliyet alanlarına ışık tutan bu çalışma, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasına ve gerek bölgesel, gerekse ülkesel değişimin istenilen yönde gelişmesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca, katılımcılık ve yerellik ilkesi dikkate alınarak hazırlanan bölge tarım master planları, Ülkesel Tarım Master Planın hazırlanmasında önemli bir kaynak teşkil edecektir. Sekizinci bölümde Planda gerekli olabilecek eklere yer verilmiştir. 20

21 BÖLÜM 2 BÖLGE TARIMINI ETKILEYEN POLITIKALAR 2.1. Ulusal Politikalar Türk Tarım Politikasının Değişim Süreci Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren tarımsal sorunları aşmak ve tarımı geliştirebilmek için çeşitli programlar uygulanmıştır. Tarıma ilişkin geniş çaplı kurumsallaşmanın gerçekleştirilmesinin yanında, fiyat politikaları ve dış ticaret koruması yoluyla tarım desteklenmiştir yılında planlı döneme geçilmesiyle birlikte, tarıma yönelik politikalar kalkınma planları çerçevesinde belirlenmeye başlamıştır. Geçmişten günümüze ülkemizdeki tarımsal politikalar incelendiğinde; destekleme alımları, girdi destekleri, zirai kredi faiz sübvansiyonları, doğal afet ödemeleri, süt teşvik primi ödemeleri, destekleme primleri ve ekim alanlarının sınırlandırılması; araştırma, eğitim, yayım ve denetim gibi kamu hizmetleri, tarımsal alt yapı yatırımları, yatırım teşvikleri, ihracat iadesi ödemeleri, ithalat korumaları ve vergi politikaları gibi araçlarla tarımın desteklendiği ve yönlendirildiği görülmektedir. Ancak, mevcut politika uygulamalarının en önemlilerinden biri olan destekleme alımları zamanla, üretimin pazar koşullarına uygun olarak gelişmesini engellemiş, üretici gelirlerinde istikrarsızlık yaratmış ve bazı ürünlerin iç ve dış pazarlarda değerlendirilmesini zorlaştıracak şekilde aşırı stokların oluşmasına neden olmuştur. Uygulanan tarım politikaları, diğer sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de dünyadaki pek çok ülkede, çeşitli iç kaynaklı nedenler yanında, küreselleşme akımının da etkisiyle bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu süreç, Türkiye de de, yenilenme, yeni arayışlara yönelme ve gelişmeyi yakalama seklinde kendisini göstermektedir. Ülke genelinde sürdürülmüş olan eski uygulamalara alternatif olabilecek çok kapsamlı yeni arayışlar ve özellikle son yıllarda destekleme politikaları konusunda değişim yaşanmıştır. Türkiye de tarım politikaları ve bu kapsamda destekleme politikalarında yeni arayışlara yol açan sürecin başlaması; ülke içi koşullara bağlı içsel nedenler yanında çeşitli dışsal nedenlere de dayanmaktadır. Bunlardan içsel nedenlerin basında, tarımdaki yapısal sorunlar gelmektedir. Bunlar, mevcut destekleme sisteminin sağlıklı yürütülmesi ve yönlendirilmesini engellemekte veya bunlara olumsuz etki yapmaktadır. Yapısal sorunların basında; parçalı ve küçük tarım isletmesi varlığı, yetersiz üretici örgütlenmesi, tarım nüfusunun fazlalığı, çiftçi kayıt sisteminin yetersizliği, ürün piyasaları altyapısının zayıflığı, tarım hizmetlerinin çok çeşitli kurum ve kuruluş tarafından yürütülmesi, tapu ve kadastro işlemlerinin henüz ülke genelinde tamamlanamamış olması ve üretici eğitim düzeyinin yetersizliği gibi konular gelmektedir. Bunların bir kısmının çözümünde önemli mesafeler alınmış olunmasına karsın halen büyük bir bölümüne ilişkin çözüm arayışları devam etmektedir. Bir diğer iç kaynaklı neden, yapısal sorunların çözümsüzlüğü ile ortaya çıkmış olan desteklemelerin devlete olan mali yükü arttırdığı ve bunun da büyük çoğunlukla destekleme alımlarıyla oluştuğudur. Tarımsal desteklemelerin mali yük olması yanısıra 21

22 enflasyonist etkiye sahip olduğu ve tarıma aktarılan kaynakların bütçe açıklarına yol açtığı yönünde görüşler de bulunmaktadır. Söz konusu yapısal sorunlar, destekleme uygulamalarının amaçlanan ve önceden belirlenmiş hedeflere ulaşmasını engellemektedir. Örneğin, küçük isletmelerin toplam işletmeler içerisindeki sayısının fazla olmasına karşın uygulanan desteklemelerin büyük çoğunluğu, tarım alanı bakımından payı daha fazla olan büyük üreticilere ödenmektedir. Böylece, devlet desteğine daha çok ihtiyacı olan küçük isletmeler mevcut uygulamalardan daha az yararlanmaktadır. Bu da gelir ve mülkiyet dağılımındaki dengesizliği daha da artırmaktadır. İçsel nedenler yanında, çeşitli uluslararası yükümlülükler ve dünya tarım ürünleri piyasalarındaki rekabete hazırlanma düşüncesi dışsal nedenler olarak değişim sürecinde önemli bir etkiye sahiptir. DTÖ nün belirlemiş olduğu uluslararası ticaret kuralları ve bu kapsamda Gümrük Tarifeleri Ticaret Genel Anlaşması (GATT) kapsamındaki Tarım Anlaşması na uyum, AB Ortak Tarım Politikası (OTP) na uyum çalışmaları ve Uluslararası Para Fonu (IMF) anlaşmalı ekonomik istikrar programına uyum Türkiye nin başlıca uluslararası sorumluluklarındandır Tarım ve Destekleme Politikalarında Yeni Arayışlara Yol Açan Başlıca Nedenler ve Destekleme Kapsamında Değişim Dünya ülkelerinin hemen hemen tümünde, tarım alanına kamusal müdahalede bulunulmakta ve sektör çeşitli biçimlerde desteklenmektedir. Tüm bu değişik destekleme modelleri, amaç konusunda ortaklaşmaktadırlar.bu amaçlar; tarımsal üretimin sürekliliğini sağlayarak ülkenin gıda güvenliğini korumak, tarım üreticilerinin ve tüketicilerin yasam düzeylerini yükseltmek, sektör üretiminin ulusal ekonomiye katkı oluşturması ve dış ticarette rekabet üstünlüğü elde etmesi amacına ulaşmaktır. Bu genel amaçların kapsamı içinde, ülkenin sosyo-ekonomik yapısına göre birçok tamamlayıcı hedefler de gözetilerek tarımsal destekleme politikaları oluşturulmakta ve çeşitli araçlar kullanılarak yaşama geçirilmektedir. Kamusal müdahale temelinde ortaya çıkan tarımsal desteklemeler ekonominin doğal dengeleri üzerinde çeşitli değişimler ortaya çıkarmakta; kamu bütçesi, üretici ve tüketici refahı, kaynak kullanım seçimlerini etkilemekte ve son tahlilde ulusal gelir ve refah üzerinde, seçilen politikalar doğrultusunda belirleyici etkiler oluşturmaktadırlar. Ekonominin genelinde ve toplumun hemen tüm sınıfları üzerinde farklı etkiler yaratan, çok sayıda araçla yürütülen tarımsal destekleme politikalarının sınıflandırılmaları kolay değildir. Bununla birlikte, genel özellikleri bakımından politika araçları, ekonomideki etkileri göz önüne alınarak baslıca dört grup altında toplanabilir ; pazar fiyat desteği, doğrudan gelir desteği, dolaylı gelir desteği ve genel hizmetler olarak ta tanımlanabilecek olan diğer destekler. Bu destekleme biçimlerinden ilkinin finansmanı tüketiciler tarafından karşılanırken; diğer üç destek aracı kamu bütçesi tarafından finanse edilir. Bu bağlamda; birinci destekleme biçimi tüketici fiyatları düzeyini, diğer üç destekleme biçimi ise vergi düzeyini yükseltmek gibi yan etkilere sahiptir. 22

23 Pazar fiyatı destekleri üretici odaklı destekleme biçimidir. Tarımsal üretimi, üretici gelirlerini ve tüm kesimlerin gelir dağılımını düzenlemede oldukça etkili bir araçtır. Taban fiyat ve fiyat primleri üreticinin ürününe bağlı olarak ödenir. Bunların yanında, iç pazarı korumak amacıyla uygulanan sınır önlemleri de (dışsatım teşvikleri ve dışalım kısıtları) bu kapsamda değerlendirilebilir. Pazar fiyat desteklerinin en önemli olumsuzluğu, tüketici fiyatlarının artmasına olan etkisidir. Temel tarım ürünlerine talebin, içlerinde tarım üreticilerinin ve kent yoksullarının da bulunduğu toplumun dar gelirli kesimlerinde en yüksek olduğu dikkate alındığında; bu destekleme biçiminin kullanımında dikkatli olunması gerektiği ortaya çıkar. Doğrudan gelir destekleri, üreticilere yapılan ödemelerle üretici gelirlerini artırmayı amaçlayan bir diğer destekleme aracıdır. Kullanımının giderek artmasının temelinde, piyasa dengelerini bozucu etkisinin en az olusu gösterilir. Bununla birlikte, tarımsal altyapı sorunlarını çözmüş ekonomilerde olumlu etkilerini kolayca gösterebilmekte, tersi durumlarda üretim üzerinde beklenenin dışında sonuçlar ortaya koyabilmektedir. Başlıcaları, birim alan veya hayvan başına yapılan ödemeler, doğal afet ve zarar ödemeleri, depolama yardımlarıdır. Dolaylı gelir destekleri, genel olarak üretim masraflarını azaltıcı etkiye sahip önlemlerdir. Tarımsal üretim girdilerine (tarım makinaları, gübre, tarımsal mücadele ilaçları, tohumluk vb.) uygulanan sübvansiyonlar, finansman kolaylıkları (piyasa faiz oranlarının altında tarımsal üretim kredi faizleri, sermaye bağışları vb.) ürün sigortalamasına verilen devlet destekleri bu başlık altında değerlendirilebilir. Sözü edilen desteklerin, uygulanan politika aracına göre değişmek üzere, üreticiye ulaşması konusunda önemli eksikliklerin yaşandığı gözlenmiştir. Tarıma sağlanan genel hizmetler ise, diğer destekler olarak sınıflandırılabilir. Tarımsal altyapı hizmetleri, eğitim araştırma ve yayım hizmetleri, tarım sektörüne tanınan vergi kolaylıkları, taşımacılıkta tanınan ayrıcalıklar gibi genel hizmetler, uzun dönemde tarım sektörü üzerinde maliyetleri azaltıcı etki yaratmaktadır. Türkiye de uzun yıllardan beri en yaygın olarak başvurulan destekleme aracı, pazar fiyatı desteklemeleri idi. Bu yöntemde hükümetler, hangi ürünleri hangi fiyattan satın alacağını belirleyerek alım yapacak kurulusu görevlendirmekte idiler. İlk pazar fiyat desteği uygulaması olan buğday destekleme alımlarına 1932 yılında T.C. Ziraat Bankası aracılığıyla başlanmış, 1938 yılında TMO nun kurulması ile bu görev TMO ne devredilmiştir. TSFAS, Çay Kur, Tekel, Kooperatifler, devlet destekleme alımında görev alan diğer bazı kamu kuruluşlarıdır yılında devlet destekleme alımi kapsamına alınmiş ürün sayısı 6 iken (buğday, arpa, çavdar, tütün, çay, seker pancarı), bu sayı 1970 sonlarında 24 e çıkarılmıştır. Bu ürünler; buğday, arpa, çavdar, yulaf, pamuk, tütün, yas çay yaprağı, seker pancarı, soya, ayçiçeği, fındık, Antep fıstığı, kuru incir, çekirdeksiz kuru üzüm, çekirdekli kuru üzüm, zeytin, haşhaş, gül çiçeği, yer fıstığı, kolza, zeytinyağı, tiftik, yapağı, yas ipek kozasıdır. 24 Ocak kararlarından sonra ürün sayısında tekrar azalma olmuş ve 1990 yılında destekleme kapsamındaki ürün sayısı 10 a düşmüştür (buğday, arpa, çavdar, mısır, çeltik, yulaf, tütün, şekerpancarı, haşhaş, nohut). Aynı sayı 1991 yılında 24 e, 1992 yılında ise 26 ya yükselmiştir. 5 Nisan 1994 kararlarıyla birlikte kapsama alınan ürün sayısı 9 a (hububat 23

24 ürünleri, şekerpancarı, haşhaş ve tütün) düşürülmüş ve bu sayıda 2000 li yıllara kadar önemli bir değişiklik olmamıştır li yıllarda ise, mevcut destekleme sisteminin tümüyle elemine edilerek, doğrudan gelir desteği (DGD) sistemine geçilmesi amaçlanmıştır. Ürün destekleri konusunda bir başka gelişmede, Türkiye de uygulanacak destekleme fiyatları düzeyinin IMF ile yapılan Stand by Anlaşması çerçevesinde verilen niyet mektuplarına konu olmasıdır. Bu bağlamda hububat, tütün, seker fiyatları, genellikle dünya fiyatlarına endekslenerek istikrar programı metinlerine yapısal kriter olarak konulmakta ve fiyatlar bu doğrultuda ilan edilmektedir. Pazar fiyatı desteği yanında Türkiye de girdi desteği (gübre, tohum, su, tarımsal mücadele ilaçları, tarımsal kredi) uygulamaları da yapılmakta idi. Ancak yine istikrar programları çerçevesinde, tüm girdi destekleri elemine edilmiştir. Türkiye de tarım alanında verilen genel hizmetler olan araştırma eğitim ve yayım hizmetleri, denetim ve kontrol hizmetleri, hastalık ve zararlılara karşı yapılan kamu mücadelesi ve altyapı hizmetleri ise geçmişle kıyaslandığında, etkinliğini yitirmesine rağmen halen sürdürülmektedir. Altyapısı sorunlu, dışsal ve içsel etkilerle tarım politikaları liberalize edilen ve destek düzeyi giderek azaltılan tarım sektörü, çiftçi kaydının da bulunmadığı ortamda, hedef kitleye yönelik politika ve strateji seçeneklerinin geliştirilemediği bu temel yapı içerisinde 21. yüzyılın eşiğine gelmiştir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarım Stratejisi belgesini hazırlamış ve Yüksek Planlama Kurulu nun tarih ve 2004/92 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Söz konusu strateji belgesi ile gerçekleştirilmesi planlanan amaçlar şunlardır: Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği ve gıda güvencesinin sağlanması, Tarımsal işletmelerin rekabet gücünün arttırılması, Tarımsal pazarlama altyapısının güçlendirilmesi ve tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması, Üretici örgütlenmesinin geliştirilmesi, Kırsal gelirlerin arttırılması ve kırsal toplum yasam şartlarının iyileştirilmesi. Strateji Belgesi kapsamında dönemi boyunca uygulanacak destekleme araçları ve bunların toplam tarımsal destekleme bütçesinden alacakları paylar da belirtilmiş olup bunlar Tablo 1 de verilmiştir. DGD nin toplamdaki payı 2005 yılı itibariyle %79 ile en yüksek oranda olmasına karşın, dönem sonuna kadar bu oranın %45 düzeyine çekilmesi ve tabloda belirtilmiş olan diğer destek araçlarının paylarının da arttırılması yaklaşımı benimsenmiştir. Bunlardan özellikle 2005 bütçesinde %6 dolayında olan hayvancılık destekleme oranları yıl sonuna gelmeden %12 düzeyine çıkarılmıştır. Ayrıca, fark ödemeleri ve kırsal kalkınma desteklerine planlananın üzerinde destekleme verilmesi yoluna gidilmiştir. Sonuç olarak, tarımsal destekleme ödemelerinin olanaklar dahilinde Türkiye bütçesinin %1 inin altına düşürülmemesine özen gösterilmeye çalışılmıştır. 24

25 Tablo 1: Ulusal Tarım Stratejisi Destekleme Araçları ve Destekleme Bütçesindeki Payları ( ) Araçlar Pay (%) DGD ödemeleri 45 Fark ödeme uygulaması (prim) 13 Hayvancılık destekleri 12 Kırsal kalkınma destekleri (istihdam, kadın, genç, eğitim, yayım..) 10 Telafi edici ödemeler (alternatif ürün; tütün, fındık) 5 Ürün sigortası ödemeleri 5 ÇATAK programı destekleri (erozyon, ağaçlandırma, organik tarım) 5 Diğer Destekler (girdi, kredi, teşvik vd.) 5 TOPLAM 100 Daha sonra, Strateji Belgesi ne bağlı olarak, 2005/8629 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı tarih ve sayılı Resmi Gazete de ilan edilmiştir. Kararın hemen ardından patatese alternatif ürün desteği, DGD, sulama suyu için kullanılan elektrik enerjisi desteği gibi destek uygulamaları yürürlüğe girmiştir. Ayni karardan hareketle; mazot desteği ve tarımda kullanılan kimyasal gübreye ilişkin desteklemeler de gündeme gelmiş bulunmaktadır. 2.2.Uluslararası Tarım Politikasının Ulusal Tarım Politikalarına Etkileri DTÖ Uruguay Turu Tarım Anlaşması 1 Ocak 1994 tarihinde yürürlüğe giren Uruguay Turu Tarım Anlaşması, tarım sektöründe serbestleşmeyi dünya genelinde uygulamaya sokan ve DTÖ ne üye ülkelerin imza koyduğu bir uluslararası anlaşmadır yılında başlayan ve iki yıl içerisinde bitirilmesi amaçlanan Uruguay Turu (UT) görüşmeleri, ABD ve AB nin anlaşamaması nedeniyle 1994 yılı başına kadar sarkmıştır. O tarihe kadar birbirlerinin pazarı olarak nitelenebilen bölgelere (Avrupa Birliği Güney Amerika ya, ABD Kuzey Afrika ya) dışsatım sübvansiyonları ile maliyetinin altında satış yaparak dış pazar kapma yarışına giren bu iki ülke/ülke grubu, sürecin kendileri açısından daha avantajlı bir sekle dönüştürülebilmesi için, uzun bir uzlaşı arama zamanı yaşamışlardır. 7 yıl süren görüşmelerden sonra imzalanan UT Sonuç Anlaşmasının, genel olarak ülkelerin tarım sektörüne verdikleri iç desteklerin indirgenmesi, sübvansiyonlu dışsatım miktarının azaltılması, iç pazarları koruyucu önlemler kapsamında, tarife dışı önlemlerin tarife eşdeğerlerine çevrilmesi ve düzeyinin indirgenmesi, sağlık ve bitki sağlığı önlemlerinin dünya genelinde uyumlaştırılması baslıkları altında getirdiği düzenlemeler, az gelişmiş / gelişmekte olan ülke grubunun tarımlarında bağımlı yapılar oluşturmakta ve dışsatımda rekabet üstünlüğü olan ülkelerin dünya pazarlarındaki etkinliklerini artırmaktadır AB Gümrük Birliği Anlaşması 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe giren AB Gümrük Birliği (GB) Anlaşması nda, temel olarak tarım ürünleri kapsam dışında bırakılmış olmakla birlikte, içeriğinde süt tahıl ve şeker bulunan islenmiş tarım ürünleri kapsama alınmıştır. Sözü edilen kapsam belirleme, Türkiye nin rekabet üstünlüğü olan salça meyve suyu gibi çeşitli alanları dışlamıştır. Bu 25

26 yapı altında AB ile yapılan islenmiş tarım ürünleri dış ticaretine ilişkin veriler, Gümrük Birliği Anlaşması nın mevcut ticaret dengelerini hızla AB lehine bozduğunu göstermektedir. Genel olarak Türkiye, islenmiş tarım ürünlerinde Avrupa Topluluğu (AT) tanımlamasına göre dışsatımcı bir ülke olmasına ve dışalımının 7 ila 10 katı dışsatım gerçekleştirmesine karşın, AT ile yapılan islenmiş tarım ürünü ticaretinde dışalımcı konumdadır. Yıllara ve ürün gruplarına göre değişmekle birlikte, Türkiye nin islenmiş tarım ürünleri dışalımının, yaklaşık % 90 i At dan yapılmaktadır. 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) sonrasında, AT dan yapılan islenmiş tarım ürünleri dışalımı önemli ölçüde artmıştır. AT dan yapılan birçok islenmiş tarım ürünü dışalımı, 1/95 sayılı OKK sonrasında başlamıştır. Bu konuda ortaya çıkan diğer önemli bir gelişme, sözü edilen OKK sonrası AT dışındaki ülkelerden yapılan islenmiş ürün dışalımının, AT dan yapılan dışalımdan daha hızlı bir artış göstermesidir. Bu durum, uygulamaya giren yeni rejimin, diğer ülkeler için de avantajlı sonuçlar doğurmasıyla açıklanabilir. 1/95 sayılı OKK nın Türkiye ye değil, daha çok AT ye yeni bir takım tavizler getirmesi nedeniyle, karar sonrası Türkiye nin işlenmiş tarım ürünleri dışsatımında önemli bir etki oluşmamıştır. Dünya Ticaret Örgütü UT Anlaşması, tarım ürünlerine verilen iç destek, sağlanan dış koruma ve sübvansiyonlu dışsatımın yıllar içinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından farklı oranlarda azaltılmasını kurallaştırdığından, tarım politikaları açısından dışsal bir belirleyici niteliği kazanmıştır. UT un çevre ülkeler açısından etkisi ise genel olarak, daha az desteklenen ve daha az korunan tarım sektörü olarak ortaya çıkmakta ve kırsal tarımsal altyapı sorunlarının dahi asılamamış olduğu yapılarda, artan tarımsal dışalım ile kendisini göstermektedir IMF Dünya Bankası Anlaşmaları 1999 yılı sonunda Uluslararası Para Fonu ile imzalanan Stand by Anlaşması ve bu kapsamda verilen niyet mektupları, uygulanmakta olan tarım politikalarında önemli değişiklikler öngörmektedir. Bunlar, aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir; Öncelikle destekleme fiyatlarının dünya fiyatları düzeyine çekilmesi, ardından girdi ve çıktıya dayalı destekleme sisteminin tümüyle elemine edilerek Doğrudan Gelir Desteği sistemine geçilmesi, TSKB, TCZB nin yeniden yapılandırılması, TZDK, IGSAS, TÜGSAS, TSFAS, ÇAYKUR, TEKEL in özelleştirilmesi, Şeker, tütün ve TSKB alanlarında kurulların oluşturulması. IMF ile yapılan Anlaşma hükümleri, kamu bütçesi açıklarından tarımsal desteklemeleri sorumlu tutan anlayışın bir görünümü niteliğinde ortaya çıkmış ve sektörel harcamaları kısıtlama amacına odaklanmıştır. Dönemin destekleme sistemi üzerindeki etkileri şöyle açıklanabilir: 1980 li yıllardan beri süren tartışmaların istikrar programına bir yansıması niteliğinde olmak üzere, yerel fiyatların dünya fiyatlarının çok üzerinde olduğu, tarımın rekabet edebilmesi için 26

27 yerel fiyatların indirgenmesi gerektiği ileri sürülmüş ve dünya fiyatı göstergesi olarak ABD tarımsal ürün borsalarının fiyatları temel alınmıştır. Bu yaklaşımın sonuca odaklı olduğu, sorunu kavrayıp çözüm üretme düşüncesine dayanmadığı söylenebilir. Türkiye de tarımsal üretim maliyetlerinin yüksek olmasında, tarımın altyapı sorunları ve girdi fiyatlarının pahalılığı etken olmaktadır. Ortalama büyüklükleri küçük, sulama olanakları kısıtlı, teknolojiyi benimsememiş tarım sektörü, yaşanan yüksek enflasyon ortamında her geçen gün daha da pahalılaşan gübre, tohum, tarım ilacı vb. kullanmakta olup, tüm bu etkenler, üretim maliyetlerinin aşağıya çekilmesine engel olmaktadır. Tarımda yaşanan genel verimlilik düşüklüğü bu tabloda önemli bir unsur olmakla birlikte, AB ve ABD ile ayni verim değerleri ile üretim yapılan ürün gruplarında dahi ayni sorunun yaşanıyor olması, altyapı sorunları ve girdi kullanım maliyetlerinin baskın konumuna işaret etmektedir. İşte bu tablo içerisinde, (a) ABD Borsa fiyatlarının, uygulanan sübvansiyonlar bağlamında Amerika lı üreticinin eline geçen fiyatların altında bir fiyat düzeyini yansıtması ve (b) çıktı fiyatında yerel dünya fiyatları karşılaştırması yapılırken, aynı karsılaştırmanın girdi fiyatlarında yapılmaması, başka bir deyişle dünya fiyatlarından yüksek yerel girdi fiyatları ile üretim yapılıyor olmasının görmezden gelinmesi, tarımsal üretim yapıları üzerinde olumsuz etki yapmıştır. Açıklanan destekleme fiyatları bazı yörelerde üretim maliyetlerinin altında kalmış ve özellikle nadas zorunluluğu ile üretim yapılan alanlarda, üretimden vazgeçmeler gözlenmiştir. IMF Reformlarının Dünya Bankası Yapısal Uyum kredileri ile destekleneceği hükmü doğrultusunda, Dünya Bankası ile 2001 yılında Tarım Reformu Uygulama Projesi (TRUP) imzalanmıştır. Dünya Bankası, dünya genelinde toplam kredi hacminin yaklaşık % 20 sini tarım sektörüne ayırmaktadır yılından bu yana Dünya Bankası ile 163 Kredi Anlaşması imzalayan Türkiye de de 31 Kredi Anlaşmasına konu edilen tarım sektörü, % pay ile birinci sıradadır. Dünya Bankası Anlaşmalarının iki belirgin özelliğinin bulunduğu söylenebilir; (a) Ulusal plan ve programların hedef ve stratejilerini yönlendirme özelliği, (b) Doğrudan kamu sektörü ve kamu yönetiminin örgütlenmesi, çalışma ilişkileri, istihdam biçimleri ve işlevlerini değiştirme etkisi. Bu bağlamda, Dünya Bankası ile imzalanan TRUP, 4 alt projeden oluşmaktadır; Doğrudan Gelir Desteği, Çiftçi Geçiş Programı (Alternatif Ürün Projesi), Tarım Satış Kooperatiflerinin Yeniden Yapılandırılması, Proje Destek Hizmetleri Bu baslıklardan DGD, Türkiye de uygulanan destekleme sisteminin tümüyle değiştirilmesine odaklanmaktadır. DTÖ Uruguay Turu Sonuç Anlaşması hükümlerine göre üretimden bağımsız (de coupled) doğrudan ödemeler Toplam Destek Ölçütü nden muaf olup indirgenmeye konu olmazlar. 27

28 Doğrudan gelir desteği ödemelerinin üretimden bağımsız olmasının anlamı, devlet tarafından üreticilere yapılan ödemelerin üreticinin ürettiği ürün çeşidi ya da miktarı ile bağlantısı olmaması demektir. DTÖ nün uygulatmak istediği DGD çeşidi budur. Halen Avrupa Birliği nin uyguladığı ve üretimle belli bir derecede bağımlı doğrudan gelir ödemeleri ise, hedeflenen gruplara bazı koşullara bağlı olarak yapılan telafi edici ödemeler (compensatory payments) ile piyasa fiyatı ile üreticinin eline geçmesi arzulanan fiyat arasındaki farkın fark ödemeleri (deficiency payments) adı altında yapılmaktadır. DGD sistemi gelişmiş ülkeler için ticarette rekabet üstünlüğü sağlayıcı bir politika aracı iken; yapısal sorunları bulunan az gelişmiş / gelişmekte olan ülke gruplarında, uygulanan DGD sistemi, tarımsal üretim yapılarında olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bunlara ana başlıkları ile bakmakta yarar vardır: (a) Tarımsal üretimin en önemli gereklerinden olan finans, DGD sistemi ile tarımdan daha da uzaklaşmaktadır. Özellikle girdi desteği (gübre-tohum-tarım ilacı vb.), kaynağın tarımda kalmasını sağlar. Oysa DGD ödemelerinin tarıma geri dönüş oranı, her geçen gün biraz daha düşmektedir. (b) Üretimden bağımsız DGD sistemi ile Türkiye nin çok gereksinim duyduğu üretim planlamasını gerçekleştirmek olanaksızdır. (c) Mevcut DGD sistemi, isleyiş itibariyle, araziyi isleyeni değil mülk sahibini desteklemektedir. Anadolu da kira ilişkilerinde mülk sahipleri, DGD ödemelerini kendilerinin almalarını koşul olarak dayatmaktadırlar. Bu bağlamda kentlerde yasayan ve toprakla hiç ilgileri olmayan mülk sahiplerinin tarımsal desteklerden yararlandırılmaları söz konusu olmaktadır. (d) Mevcut sistem varlıklı köylüyü desteklemektedir. Halen 500 dekara kadar arazisi olanlara dekar başına 10 YTL ödeme yapılmaktadır. Bu çerçevede çok daha geniş araziye sahip olanlar arazilerini noter sözleşmeleri ile 500 er dekarlık bölümlere ayırıp akrabaları üzerine göstererek ödemelerden geniş oranda yararlanmaktadırlar. Buna karşılık küçük arazi sahipleri, ödemeleri almak için yerine getirmek zorunda oldukları çeşitli işlemler (belge ücreti, noter ve başvuru masrafları yol giderleri vb..) karşılığında yapacakları masrafların alacakları ödemeleri geçmesi nedeniyle, başvuru dahi yapamamaktadırlar. Nitekim 4.1 milyon tarım isletmesinden halen 2.7 milyonunun DGD ödemelerinden yararlanmak için kayıt yaptırmış durumda olmaları bunun bir göstergesidir. (e) Tüm girdilerin hızla pahalılaştığı bir ortamda, DGD ödemeleri neredeyse sabit tutulmakta, bu bağlamda, dolaylı da olsa tarımsal üretimi destekleme etkisi giderek zayıflamaktadır. (f) Başvuru sayısında ve ödeme miktarındaki göreli artışlara karşın, bütçeden DGD için ayrılan kaynaklar yeterli olmamaktadır Avrupa Birliği Süreci 28

29 Yeniden Yapılanma arayışları içinde, bir başka önemli gelişme, 1999 Aralık Ayı nda Helsinki de gerçekleştirilen Zirve sonrasında Türkiye nin Avrupa Birliği ne aday ülke statüsü kazanması sonrasında ortaya çıkmıştır. Türkiye AB ilişkilerinde son gelinen noktada Ekim 2005 tarihi itibariyle Müzakerelere başlanılmış ve müzakere çerçeve belgesi yayınlanmıştır. Bununla beraber belirlenen fasıllarda tarama süreci başlamıştır Ulusal Program Hükümleri 1999 yılının Aralık Ayı nda Helsinki Zirvesi nde Avrupa Birliği tarafından Türkiye ye aday ülke statüsü tanınmasının ardından, AB tarafından bir Katilim Ortaklığı Belgesi yayımlanmış olup, burada belirtilen programın ülke taahhüdü haline getirilmesi ve zaman programlamasının yapılması çerçevesinde, Türkiye tarafından ilk Ulusal Program (UP), 24 Mart 2001 tarihinde yayımlanmıştır. Ardından, bu Programın revizesi niteliğinde olmak üzere, ikinci UP yayımlanmıştır. İkinci UP in Tarım bölümünde, ilk UP dan sonra yayımlanan bazı kanunlara atıf yapılmakta ve bunlardan 4634 sayılı Şeker Kanunu ile pancar üretiminde sözleşmeli sisteme, şeker üretiminde de kota sistemine geçildiği, 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İsletmeleri Genel Müdürlüğünün Yeniden Yapılandırılması ile Tütün ve Tütün Mamullerinin Üretimine, İç ve Dış Alım ve Satımına, 4046 Sayılı Kanunda ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile de tütün satışlarının açık artırma usulü, üretimin ise sözleşmeli olarak gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü belirtilmektedir. UP, AB Müktesebatına Uyum Açısından bir öncelikler listesi ve bunlara ilişkin ana unsurları da içermektedir. Liste, aşağıdaki gibidir: 1 - Yatay Konulara İlişkin Düzenlemelere Uyum Entegre İdare ve Kontrol Sisteminin (IACS) Temel Unsurlarının Oluşturulması Çiftlik Muhasebe Veri Ağının (FADN) Kurulması Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonuna (EAGGF) Yönelik İdari Yapıların Oluşturulması Organik Tarım 2 - Veterinerlik Mevzuatına Uyum Veterinerlik Çerçeve Kanununun çıkarılması ve bunun uygulanmasına yönelik AB ile uyumlu idari yapılanmanın oluşturulması Sınır Kontrol Noktaları Veterinerlik Bilgi Sistemi Hayvan Hastalıklarının Kontrolü ve İzlenmesi ile Acil Eylem Planları Hayvan Refahı Veteriner Halk Sağlığı Yem 3 - Bitki Sağlığı Mevzuatına Uyum ve Gerekli Kurumsal Kapasitenin Oluşturulması Bitki Pasaportu Uygulamaları ve Sinir Kontrol Noktaları Dahil Zararlı Organizmalar Bitki Koruma Ürünleri (Pestisitler) 29

30 Bitki Çeşidi Hakları Tohum ve Fide Kalitesi 4 - Ulusal Kırsal Kalkınma ve Ormancılık Stratejilerinin Oluşturulması Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisinin ve Programının Oluşturulması Ulusal Ormancılık Stratejisinin Oluşturulması 5 - Gıda Güvenliği ve Kontrolü Bitkisel Kökenli Gıda Maddelerinde Gıda Güvenliği Süt ve Süt Ürünlerinde Gıda Güvenliği Et ve Et Ürünlerinde Gıda Güvenliği Diğer Tarımsal Ürünlerde Gıda Güvenliği Alkollü İçkilerde Gıda Güvenliği Dikey Mevzuat 6 Ortak Piyasa Düzenlerinin Kurulması ve Tarım Piyasalarının Etkin Biçimde İzlenmesine Yönelik Yasal Dayanak, İdari Yapılar ve Uygulama Mekanizmalarının Oluşturulması Hububat ve Çeltik Sığır ve Dana Eti Süt ve Süt Ürünleri Taze Meyve ve Sebze İşlenmiş Meyve ve Sebze Zeytinyağı Şarap Şeker Tütün İlerleme Raporu nun Analizi Avrupa Birliği İlerleme Raporu, 6 Ekim 2004 tarihinde yayımlandı. İlerleme Raporunun Tarım, Hayvan ve Bitki Sağlığı, Balıkçılık başlıklı bölümü; tarım sektörü ve kırsal alan konularında 25 üyeli AB ile Türkiye arasında karşılaştırma yapmaktadır. Rapor verilerine göre; Türkiye nin katılımı AB tarımsal alanlarına 39 milyon hektar daha ilave edecek ve bu, 25 üyeli AB nin tarımsal alanının % 23 ü anlamına gelecektir. Türkiye nin tarımsal işletme yapısı, Bulgaristan ve Romanya ile benzerlikler taşımaktadır. 25 üyeli AB nin 13 milyon tarım isletmesine karşılık, Türkiye nin 3 milyon tarım işletmesi bulunmakta olup; ortalama isletme genişliği AB de 13 hektar iken Türkiye de 6 hektardır. Yine Türkiye nin katılımı ile AB nin 452 milyon tüketicisine 80 milyon daha tüketici katılacaktır. Rapor, 2000 den bu yana sürdürülen Tarım Reformu çalışmalarına karşın liberalizasyonun tam olarak sağlanamadığını ifade ederek eleştiri getirilmektedir. Buna göre, müdahale alımları, girdi yardımları ve üretimle bağlantılı yardımlar gibi bütçeden finanse edilen destekler halen sürdürülmekte olup, ayrıca birçok tarımsal üründe gümrük tarifesi AB düzeyinin üstünde bulunmakta, bazı ürünlerde yasaklar vardır. AB düzeyinin altında olmakla 30

31 birlikte, dışsatım sübvansiyonları söz konusudur, tarımsal KİT lerin özelleştirilmesi tamamlanamamıştır vb. eleştiriler mevcuttur. Raporun bu bölümünde yer alan ifadelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. Öncelikle, Dünya Bankası raporunda da belirtildiği gibi, reform sonrasında, Türkiye de girdi yardımı kalmamış, müdahale alımlarının düzeyi önemli oranda indirgenmiştir. Gümrük tarifelerimiz, Dünya Ticaret Örgütü taahhütleri ile uyumlu olup, üyelik öncesi AB ile ayni düzeyde gümrük vergisi uygulama zorunluluğumuz bulunmamaktadır. Üretimle bağlantılı yardımlar yalnızca beş ürüne uygulanan düşük miktarlı primler olarak sürdürülmektedir. Dünyada uygulanan dışsatım sübvansiyonlarının neredeyse tamamının AB ve ABD tarafından kullanıldığı bilinmekte iken Rapor parasal anlamı olmayan Türkiye uygulamalarından söz etmektedir. Hepsinden önemlisi, EBK, SEK, YEMSAN gibi kuruluşların yokluğu hala doldurulamamış iken, kar eden ve piyasayı düzenleyen TEKEL, Seker Fabrikaları, Gübre Fabrikaları, Çaykur un bir an evvel özelleştirilmesine vurgu yapılmaktadır. Rapor, kullanılan 400 milyon doların üzerindeki ticaret bozucu dışsatım kredileri nedeniyle, ABD den basta pamuk, sigara, tütün, buğday, arpa, soya ve mısır olmak üzere birçok tarımsal ürün dışalımının yapıldığını ve tarımsal ürün ticaretinde 600 milyon Avro düzeyinde ticaret açığı verildiğini, buna karşılık AB ile yapılan tarımsal ticarette Türkiye nin ticaret fazlası verdiğinin altını çizmektedir. Raporda, her zaman olduğu gibi, kamu ve hayvan sağlığı sorunları nedeniyle Türkiye nin uyguladığı canlı hayvan dışalım yasağı da eleştirilmektedir. Raporun belki de en ilginç bölümü ise, Türkiye nin üyeliğinin etkileri bölümünde yapılıyor. Buna göre, ilerideki bir tarihte gerçekleştirilebilecek üyeliğin etkilerini şimdiden kestirmek zor. Ancak meyve sebze, fındık, bakliyat ve koyun eti gibi rekabet sansı olan ürünler dışında, Türkiye nin işinin zor olduğu ve rekabetçi bir yapı için daha fazla liberalizasyon gerektiği söyleniliyor. Olası bir üyelikte, tercihli ticaret avantajları sona erecek olan Türkiye nin tarımsal dışsatımının azalacağı, buna karşılık kısıtlamaların kalkması nedeniyle AB nin dışsatımının artacağı belirtiliyor. Bu noktada Rapor çok ilginç bir öneri geliştiriyor; üyelik anındaki şoktan korunmak için, üye olmadan, geçiş sürecindeyken, AB ye yönelik ticari kısıtlamalarınızı tümüyle kaldırın gibi öneri getirmektedir. Raporun bir diğer önemli saptaması ise, halen AB de uygulanan OTP nin Türkiye de uygulanması halinde, AB bütçesine getireceği finansal yük ile ilgili. Buna göre, Doğrudan Gelir Desteği için 8 milyar Avro, Pazar önlemleri için 1 milyar Avro gerekiyor. Oysa 10 yeni ülkenin tümüne, bu alanda toplam 7 milyar Avro ödeniyor. Ayrıca, kırsal kalkınma önlemleri için de 2.3 milyar Avro ya gereksinim duyuluyor. Rapor, geçiş süresinin 2025 i aşması durumunda, hesabin değişeceğini de eklemeyi unutmuyor. Şu kısa notu belirtmekte yarar var ki, Türkiye, 2004 yılında tarımına toplam 2.5 milyar dolar düzeyinde bir kaynak aktarıyor. Bu veri, Türkiye de tarımın, belirtilen kalemler açısından, AB nin 1/6 si kadar desteklendiğinin net bir açıklaması niteliğindedir. Diğer taraftan Rapor, tarımdaki istihdam fazlasının, sosyal açıdan önemli bir sorun oluşturduğunu belirttikten sonra, Türkiye nin tamamlamış olduğu tarama (screening) sürecinin yeniden başlayacağını dolaylı olarak belirtiyor, Türkiye için özel geçiş süreci ve derogasyonlardan söz etmektedir. 31

32 Sonuç olarak, müzakere sürecinde bir dosya kapanmadan diğerine geçmeyecek olan AB nin, bu koşullarda tarım dosyasını kapatmasının güç olduğu ortadadır. Bu durum, AB üyeliğinin önünde engel olarak tarımın ve üreticinin gösterilmesi gibi tehlikeli bir sürece işaret etmektedir Dünya Ticaret Örgütü Cenevre Çerçeve Anlaşması ve Olası Etkileri Temmuz 2004 tarihleri arasında Cenevre de yapılan Dünya Ticaret Örgütü görüşmelerinden sonra, tarım alanında ortaya çıkan Çerçeve Anlaşma (Framework for Establishing Modalities in Agriculture), çoğu zaman yetersiz bir tartışma düzlemi yaratmış; daha da önemlisi Anlaşma nın Türkiye ye ve gelişme yolundaki ülke (GYÜ) en az gelişmiş ülke (EAGÜ) gruplarına gelecekteki etkileri konusunda yanlış değerlendirmeler ortaya çıkmıştır. DTÖ terminolojisinin egemen olduğu Çerçeve Anlaşma metninin anlaşılabilmesi, ancak Cenevre sürecini önceleyen gelişmelerin sağlıklı değerlendirilebilmesi ile olanaklıdır. Çünkü Cenevre, asil olarak, Uruguay Turu sonrasında imzalanan Tarım Anlaşması hükümleri uyarınca, GYÜ taahhütlerinin son bulacağı 2004 yılında ortaya çıkan sıkışmışlığın bir sonucudur. Küresel güç merkezleri açısından Doha ve Cancun da alınan basarisiz sonuçlar onları, Cenevre de bir çözüm üretmeye ve bir anlamda taviz vermeye zorlamıştır. Ancak verilen taviz karşılığında alınan ödün analizinin sağlıklı yapılması, görünenin altında yatan genel eğilimi olanca açıklığı ile ortaya koymaktadır. Tarım ticaretinin liberalizasyonu, II. Dünya Savası sonrası kurulan Bretton Woods sistemi içinde, diğer sektörlerin aksine çok taraflı uluslararası anlaşmalara konu olamamış, bunun yerine ürünler bazında yapılan ya da ikili anlaşmalarla daha dar çözümlemeler yaratılmaya çalışılmıştır. GATT in Dünya Ticaret Örgütü ne dönüştüğü süreçte, 1986 yılında başlayan ve çetin müzakereler sonucunda ancak 1994 yılında bitirilebilen DTÖ Uruguay Turu sonrasında imzalanan Sonuç Anlaşması (Final Act), tarım ticaretini geniş oranda liberalize eden ilk uluslararası anlaşma olarak nitelenebilir. Uruguay Turu (UT); iç desteklerin azaltılması, pazara girişin kolaylaştırılması ve dışsatım sübvansiyonlarının indirgenmesi esaslarına dayanmaktadır. GÜ ler açısından 6 yıllık indirim süreci yılları arasında, GYÜ ler için ise 10 yıllık indirim süreci yılları arasında uygulanmıştır. Türkiye, UT Tarım Anlaşması nın iç desteklerin azaltılması taahhüdü kapsamına, GYÜ ler için geçerli olan De Minimis koşulları gereğince girmemiş, yüksek kote edilen gümrük vergileri nedeniyle, birkaç ürün dışında, genel olarak pazara giriş hükümlerinden ve bütçe zorlukları nedeniyle zaten kullanamadığı dışsatım sübvansiyonlarının indirgenmesi hükümlerinden olumsuz etkilenmemiştir. İzleyen süreçte, 2000 yılı başından beri yoğun bir şekilde yürütülmekte olan resmi ve gayri resmi toplantıların devamında 2001 yılı Kasım ayında Katar ın Doha kentinde düzenlenen Bakanlar Konferansı Tarım alanında liberalizasyon yapılabilmesine yönelik irade beyanı dışında somut bir sonuç üretemeden dağılmıştır. 32

33 2003 yılının Eylül ayında Meksika nın Cancun şehrinde yapılan Bakanlar Konferansı ise GÜ ler için adeta felaketin habercisi idi. Cancun a dek ABD ve Avrupa nın ve zaman zaman onlara eklenen CAIRNS grubunun pazarlıklarını izlemekle yetinen ve geniş anlamda kaybeden azgelişmiş dünya, Hindistan ve Malezya nın öncülüğünde kendi istemlerini dile getirmiştir. Özellikle ABD nin, bir avuç pamuk üreticisine yılda 12.5 milyar dolar destek verirken, GYÜ ve EAGÜ lerden pazara giriş kısıtlarını kaldırmasını istemesinin adil olmadığı, Cancun dan akıllarda kalan bir temel sav olarak öne çıkmıştır. Bu koşullarda Cancun tam bir fiyasko ile sonuçlanmıştır. Cancun süreci, şu gerçeğin altını çizmiştir; ya GÜ ler dışsatım sübvansiyonlarını korumak konusundaki ısrarlarından vazgeçecekler, ya da süreç çoktaraflı bir anlaşma açısından tümüyle tıkanacak ve yeniden mal bazında ikili anlaşmalar dönemine girilecektir. İşte bu ortamda, İleri Tarım Müzakereleri olarak adlandırılan sürecin son halkası, Temmuz 2004 tarihlerinde Cenevre de yapılan DTÖ görüşmelerinin ardından ortaya çıkan Çerçeve Anlaşma olmuştur. UT nun devamı niteliğinde, Cenevre de de Anlaşma pazara giriş, iç destekler ve dışsatım sübvansiyonları olmak üzere üç temel esasa oturtulmuştur. Pazara giriş, korunan iç pazarların kilidini açmaya yönelik bir düzenlemedir. Cenevre de, bu alanda, bir bant uygulaması belirlenmiştir. Bant sayısı, her bant aralığına giren tarife sayısı ve her bant aralığı için uygulanacak olan indirim yöntemi bu sistemin can alıcı noktalarıdır. İsviçre formülü, lineer formül ya da karma formül, gümrük vergilerinin indirgenme hız ve oranını belirleyecektir. Anlaşmalarda İsviçre formülünün benimsenmesi, Türkiye nin yüksek gümrük vergileri ile koruduğu sektörler (hayvansal ürünler, endüstri bitkileri, tahıllar vb) için gümrük vergilerinin hızla düşeceği anlamına geliyor. DTÖ nün, tarife dışı engel denetimlerini yoğunlaştıracağı ve izin belgesi gibi dışalımı engellemek için kullanılan yöntemlere yaptırım uygulayacağını öngörmek te hiç zor değil. Dünya Ticaret Örgütü ne kote edilen değerler üzerinden 10 yıl boyunca ( ) yapılan indirimler sonrası, Türkiye, GTIP lerine göre değişmek üzere, hayvansal ürünlerde % ila % 227.5, tereyağında % 100, peynirde % 111, muzda % 147, çayda % 145, sekerde % 136.5, hububat ürünlerinde % 180 gümrük vergisi uygulama hakkına sahiptir. Çerçeve Anlaşma, bant usulü indirimden söz ediyor. Bunun Türkçesi, yüksek gümrük vergilerinden yüksek indirimdir. Büyük olasılıkla, % 120 nin üzerindeki bant en yüksek bant olarak değerlendirilecek ve en yüksek indirime bu oranın üzerindeki gümrük vergisine sahip ürünler muhatap olacaklar. Bu demektir ki, Türkiye açısından en hassas olan hayvansal ürünler, hububat, şeker, çay ve muzda durum giderek kötüleşecek. Türkiye gibi tarımına yeterli finansal destek sağlayamayan ülkelerde, gümrük vergileri, iç piyasayı korumak ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak açısından son derecede önemli araçlardır. 33

34 İç desteklerde bir indirim uygulaması da, GÜ-GYÜ-EAGÜ grupları için farklı sonuçlar üretebilecek nitelikte. DTÖ nün ticareti bozucu olarak niteleyerek yasakladığı kırmızı kutu destekler (pazar fiyatı destekleri girdi destekleri vb), aslında basta ABD ve AB nin, en az yarım yüzyıldır büyük finansman kaynakları kullanarak üreticisine verdiği desteklerdir. Bu ülkelerde, bu destek politikalarının sonrasında oluşan sağlam tarımsal yapı, bu desteklerin üretimle bağlantısız (de coupled) olarak üreticiye yönlendirilmesine olanak tanımakta, başka bir deyişle sakınca yaratmamaktadır. Bu çerçevede, doğrudan gelir desteği gibi üretimle bağlantısız formlarda GÜ ler, desteklerini yeniden formüle etmekte ve izin verilen Mavi Kutu destekler içinde toplamaktadır. Buna karşılık GYÜ ler ve EAGÜ ler, tarımsal yapı bozuklukları yönetim sorunları ve bütçe kısıtları nedeniyle, tarımlarını yeterince destekleyememekte, desteklerini dönüştürmekte zorlanmakta, yeni destek formları da tarımın finansman açığını daha da derinleştirmektedir. Türkiye, Anlaşma nın de minimis hükmü uyarınca, bir destek indirgeme taahhüdü altında olmamasına karşın, krizler sonrası dönemde tarım desteklerini önemli oranda indirgemiş ve tarım sektörüne 1.2 milyar $ ila 2.5 milyar $ düzeyinde yıllık destek uygulayabilmiştir. Üstelik desteklerin büyük çoğunluğu, arazi mülkiyetine dayalı DGD uygulamaları çerçevesinde, üreticiye ulaşmamış ve tarım dışı kanallara akmıştır. Tarım desteğinin AB de yıllık 50 milyar $ düzeyinde olması, Bush yönetiminin mevcut desteklere ilaveten ABD tarımı için 85 milyar $ daha ayırması, GÜ ler ile GYÜ ler ve EAGÜ lerin kaynak kullanma adaletsizliğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. DTÖ Anlaşması nda bulunan yoksul üreticiye girdi desteği serbestisi ise, 1999 yılından bu yana, yine Türkiye tarafından kullanılmamaktadır. Anlaşma ile % 10 olan De Minimis sınırının GYÜ ler için indirgenmesi, Türkiye nin zaten sağlayamadığı iç destekler açısından daha da vahim bir durum yaratacaktır. Çerçeve Anlaşma nın üçüncü ayağı ise, dışsatım sübvansiyonları alanındadır. GÜ ler, dışsatım sübvansiyonlarının azaltılması ve süreç içinde tümüyle kaldırılmasını benimsemiş görünmektedirler. GÜ lerin tıkanan görüşme sürecini asmak için kullandıkları ve dünya kamuoyuna büyük taviz diye sunulan bu yaklaşım, dikkatli bir analizde, verdiği görüntüyle tamamen zıt bir sonuç üretmektedir. ABD ve AB nin dışsatım sübvansiyonuna ayırdığı kaynak miktarı, yıllık 15 milyar $ lar düzeyindedir. GÜ lerin yılda 300 milyar $ düzeyinde iç destek için kaynak kullandığı düşünüldüğünde, toplam destekler içinde dışsatım sübvansiyonlarının görece daha az önemli olduğu açıktır. İste ABD ve AB, bu noktadan verdikleri sözde tavizlerle, pazara giriş ve iç destekler gibi iki büyük alanda, kendileri için yaşamsal önem taşıyan ilerlemeler sağlayacaklardır. Bütçe olanakları yeterli olmayan GYÜ ve EAGÜ ler, tarımlarını ancak gümrük vergileri ile koruyabilmektedirler. Çerçeve Anlaşma ile açılan süreçte, gümrük vergilerindeki hızlı indirim, yoksul ülkelerin yoksul üreticileri için, yıkıcı sonuçlar üretecektir. Oysa GÜ ler, bu alanda da kendi çıkarlarına bir düzenlemeyi, Anlaşma koşulu haline dönüştürmüşlerdir. Buna göre, GÜ ler tarifelerini düşük tutmak suretiyle, Özel Korunma Önlemleri uygulama hakkı kazanmışlardır. Böylece GÜ ler, bir malın dışalım fiyatının o ürünün üretilebilirliğini tehdit edecek ölçüde düşük bir fiyatla pazara girmesi durumunda, dışalıma ek vergi koyma ve hatta birtakım kısıtlamalar getirme olanağına kavuşmuşlardır. 34

35 Gıda yardımlarının bile ticaret aracı haline dönüştürüldüğü dünyada, bu olanak amacı dışında kullanılmaktadır. Buna karşılık, içlerinde Türkiye nin de bulunduğu GYÜ ler, Anlaşma nın bu koruma hükmünden yararlanamamaktadırlar. Önümüzdeki süreçte, Çerçeve Anlaşma nın içinin doldurulmasına yönelik görüşmeler başlayacaktır. Bu süreç, tüm ülkeler için olduğu gibi, Türkiye için de yaşamsal önem taşımaktadır. Bu sürece yönelik olarak, Türkiye kamu yönetiminin, demokratik kitle örgütleri, çiftçi örgütleri ve akademisyenlerin katkısı ile görüşme pozisyonunu hazırlaması gerekmektedir. Daha da önemlisi, Türkiye, pazara giriş koşullarının iç piyasayı koruyamayacak duruma gerileyeceği yakın gelecek için, hem tarımın geneli, hem de ürün bazında bir planlama çalışması yapması ve bunu süratle yasama geçirmesi gerekmektedir. Hızlı bir tarımsal yatırım planlaması ile sulanabilir alanlarını iki katına çıkartan, arazi kullanım planlamasından üretim deseni seçimine kadar rasyonel tercihler ortaya koyan, üretici örgütlenmesinden girdi temini ve ürün pazarlamasına kadar sürecin tüm aşamalarında üretimden ve üretici tüketici lehine çözümlerden yana olan, bilgi ve teknolojiyi tarla ile buluşturan, üretim maliyetlerini azaltıp verim değerlerini yükselten, bu çerçevede rekabet gücü yüksek bir tarım sektörü kurgulaması, süreç içindeki kalıcı çözümdür AB İle Türkiye İçin Müzakere Çerçeve Belgesi Müzakerelere İlişkin İlkeler 1. Müzakereler Türkiye nin kendi başarısına dayanır ve müzakerelerin hızını Türkiye nin üyelik koşullarını yerine getirmede kaydettiği ilerleme belirler. Konseyin durumu düzenli olarak izleyebilmesi için, Dönem Başkanlığı veya Komisyon, gerektiğinde Konseyi ayrıntılı bir şekilde bilgilendirir. Birlik, uygun zamanda, müzakerelerin sonuçlandırılması için gerekli koşulların yerine getirilip getirilmediğine karar verir. Bu, Komisyon tarafından hazırlanacak olan ve 6 numaralı paragrafta listelenen koşulların Türkiye tarafından yerine getirildiğini teyit eden bir rapora dayanarak yapılır. 2. Aralık 2004 tarihli Zirvede kararlaştırıldığı gibi, bu müzakereler Avrupa Birliği Antlaşmasının 49'uncu maddesine dayanmaktadır. Müzakerelerin ortak hedefi üyeliktir. Bu müzakereler, sonucu önceden garanti edilemeyen ucu açık bir süreçtir. Birliğin absorbe etme kapasitesi de dahil, tüm Kopenhag kriterleri göz önünde bulundurularak, Türkiye nin üyelik yükümlülüklerini tam olarak üstlenecek durumda olmaması halinde Avrupa yapılarına mümkün olan en güçlü bağlarla kenetlenmesi sağlanmalıdır. 3. Genişleme, Birliğin ve üye devletlerin angaje olduğu sürekli gelişme ve bütünleşme sürecini güçlendirmelidir. Birliğin uyumunu ve etkililiğini korumak için her türlü çaba gösterilmelidir Kopenhag Zirvesinin Sonuç Bildirgesi uyarınca, Birliğin, Avrupa bütünleşmesine ilişkin ivmesini koruyarak Türkiye yi absorbe etme kapasitesi, hem Birliğin, hem de Türkiye nin genel çıkarı açısından önemli bir mülahazadır. Komisyon, müzakere sürecinde bu kapasiteyi, bu üyelik koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin Konsey tarafından yapılacak değerlendirmeye esas teşkil etmek üzere, Ekim 2004 tarihli Türkiye nin 35

36 Üyelik Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar Hakkında Raporda (Etki Raporu) ortaya konan tüm konuları kapsayacak şekilde izler. 4. Müzakereler, Türkiye nin, 1993 Kopenhag Zirvesinde belirlenen, daha sonra büyük bir bölümü Avrupa Birliği Antlaşmasının 6(1) nci maddesine dercedilen ve Temel Haklar Şartında beyan edilen siyasi kriterleri yeterli derecede karşılamasına dayanarak başlatılır. Birlik, Türkiye den, reform sürecini sürdürmesini ve Avrupa içtihat hukuku da dahil olmak üzere, özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı gibi ilkeler bakımından daha fazla gelişme kaydetme yönünde çaba sarf etmesini; özellikle işkence ve kötü muamele ile mücadelede sıfır tolerans politikalarına ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları, sendikal haklar da dahil ILO standartları ve azınlık hakları ile ilgili hükümlerin uygulanmasına ilişkin mevzuatı ve uygulama tedbirlerini konsolide etmesini ve genişletmesini beklemektedir. Birlik ve Türkiye, yoğun siyasi diyaloglarını sürdürecektir. Söz konusu alanlarda kaydedilen ilerlemenin geri dönülmezliğini ve bu ilerlemenin özellikle temel özgürlüklere ve insan haklarına tam saygı gösterilmesi bakımından eksiksiz ve etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla, kaydedilen ilerleme, bu konuda Konseye düzenli rapor sunmaya davet edilen Komisyon tarafından, 2004 tarihli Etki Raporu, Tavsiye Metni ve İlerleme Raporunda işaret edilen sorunlu hususların tümüne yer vermek suretiyle yakından izlenmeye devam edilir. 5. Türkiye de, Birliğin temelini oluşturan özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ciddi ve sürekli olarak ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi inisiyatifiyle veya üye devletlerin üçte birinin talebi üzerine müzakerelerin askıya alınmasını tavsiye eder ve müzakerelerin tekrar başlatılması için gerekli koşulları önerir. Konsey, böyle bir tavsiye üzerine, Türkiye yi de dinledikten sonra, nitelikli çoğunlukla, müzakerelerin askıya alınıp alınmamasını ve tekrar başlatılması için gerekli koşulları karara bağlar. Üye devletler, Hükümetlerarası Konferansta, oybirliği genel kuralına helal gelmeksizin, Konsey kararı doğrultusunda hareket eder. Avrupa Parlamentosu bilgilendirilir. 6. Müzakerelerin ilerlemesini, ekonomik ve sosyal yakınsama ve Komisyonun 2'nci paragrafta belirtilen raporları çerçevesinde, Türkiye nin katılıma hazırlık yönünde kaydettiği gelişme yönlendirir. Bu ilerleme, özellikle aşağıdaki koşullara göre ölçülür: - Üyelik koşullarını ortaya koyan aşağıda belirtilen Kopenhag Kriterleri: * Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygı gösterilmesini ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarı, * İsleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı ve Birlik içindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle bas edebilme kapasitesi, * Siyasi, ekonomik ve parasal birliğin amaçlarına bağlılık da dahil, üyelikten kaynaklanan yükümlülükleri üstlenme kapasitesi ve müktesebatı etkili bir şekilde uygulayacak ve yürütecek idari kapasite, - Türkiye nin iyi komşuluk ilişkilerine koşulsuz bağlılığı ve mevcut sinir anlaşmazlıklarını, gerektiğinde Uluslararası Adalet Divaninin yargılama yetkisi de dahil olmak üzere, Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca ihtilafların barışçıl yollardan halli ilkesine uygun olarak çözme taahhüdü, 36

37 - Türkiye nin, kapsamlı bir çözüm için elverişli bir ortamın yaratılmasına katkıda bulunmak üzere atılacak adımlar da dahil olmak üzere, Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler çerçevesinde ve Birliğin dayandığı ilkeler doğrultusunda kapsamlı bir çözüm bulunması yönündeki çabalara destek vermeye devam etmesi ve Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil tüm AB üyesi devletler arasındaki ikili ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde ilerleme kaydedilmesi; - Türkiye nin, Ortaklık Anlaşmasından ve bu Anlaşmayı tüm yeni AB üyesi devletlere teşmil eden Ek Protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini (özellikle AB-Türkiye gümrük birliği ile ilgili olanlar) yerine getirmesi ve düzenli bir şekilde gözden geçirilen Katılım Ortaklığı Belgesinin uygulanması. 7. Katılım sürecinde, Türkiye nin üçüncü ülkelere karsı uyguladığı politikaları ve uluslararası kuruluşlardaki tutumlarını (bu kuruluşlara ve düzenlemelere tüm AB üyesi devletlerin taraf olması ile ilgili olanlar da dahil), Birlik ve üye devletler tarafından kabul edilen politikalar ve tutumlar ile aşamalı olarak uyumlaştırması gerekmektedir. 8. Katılım müzakerelerine paralel olarak, Birlik, Türkiye ile yoğun bir siyasi diyalog ve sivil toplum diyaloğu içine girer. Kapsayıcı sivil toplum diyaloğunun amacı, özellikle Avrupa vatandaşlarının katilim sürecine desteğini temin etmek üzere, insanları bir araya getirerek karşılıklı anlayışı geliştirmektir. 9. Türkiye, diğer katılım müzakerelerinin sonuçlarını, Birliğe katıldığı tarihteki mevcut halleriyle kabul etmek zorundadır. Müzakerelerin Esası 10. Katılım, Birlik müktesebatı olarak bilinen, Birlik sistemine ve Birliğin kurumsal çerçevesine bağlanan hak ve yükümlülüklerin kabulünü gerektirir. Türkiye bu müktesebatı, katılım tarihindeki haliyle uygulamak zorundadır. Ayrıca, katılım mevzuat uyumuna ilaveten, müktesebatın zamanında ve etkili olarak uygulanmasını da gerektirir. Müktesebat sürekli olarak gelismekte olup, aşağıdakileri içermektedir: - Birliğin temelini oluşturan Antlaşmaların içeriği, ilkeleri ve siyasi hedefleri; - Antlaşmalar uyarınca kabul edilen mevzuat ve kararlar ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanının kararları; - Birlik çerçevesinde kabul edilen hukuken bağlayıcı olan veya olmayan diğer işlemler (örneğin, kurumlar arası anlaşmalar, ilke kararları, bildirimler, tavsiyeler, kılavuzlar); - Ortak güvenlik ve dış politikası çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak tutumlar, deklarasyonlar, sonuç bildirgeleri ve diğer işlemler; - Adalet ve içişleri çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak tutumlar, imzalanan sözleşmeler, ilke kararları, bildirimler ve diğer işlemler; - Topluluklar tarafından veya Topluluklar ve üye devletler tarafından birlikte akdedilen uluslararası anlaşmalar ve üye devletlerin Birlik faaliyetlerine ilişkin olarak aralarında akdettikleri uluslararası anlaşmalar. Türkiye nin, katılımından uygun bir zaman önce 37

38 müktesebatın Türkçe'ye tercüme edilmesi ve katılımıyla birlikte AB kurumlarının gerektiği gibi islemesi için ihtiyaç duyulan yeterli sayıda tercüman ve mütercim yetiştirmesi gerekmektedir. 11. Türkiye nin bir üye devlet olmasının getireceği tüm hak ve yükümlülükler, Türkiye ve Topluluklar arasındaki mevcut tüm ikili anlaşmaların ve Türkiye tarafından akdedilmiş üyelik yükümlülükleriyle bağdaşmayan tüm diğer uluslararası anlaşmaların sona erdirilmesini gerektirir. Ortaklık Anlaşmasının müktesebattan farklılık gösteren hükümleri, katilim müzakerelerinde emsal teşkil etmez. 12. Müktesebattan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin Türkiye tarafından üstlenilmesi, müktesebatta spesifik uyarlamalar yapılmasını gerektirebilir ve istisnai olarak, katılım müzakereleri sırasında belirlenmesi gereken geçici tedbirlerin alınmasına neden olabilir. Gerekli hallerde, müktesebatta yapılacak spesifik uyarlamalar, üye devletlerin söz konusu müktesebatı kabul ederken uyguladıkları o müktesebata özgü ilkeler, kriterler ve parametreler temelinde ve Türkiye nin özellikleri de dikkate alınarak kararlaştırılır. Birlik, Türkiye tarafından yapılan geçiş düzenlemesi taleplerini, bunların süre ve kapsam bakımından sınırlı olması ve müktesebatın uygulanması için açıkça belirlenmiş aşamaları içeren bir planla desteklenmesi kaydıyla kabul edebilir. İç pazarın genişletilmesiyle bağlantılı alanlarda, düzenleyici tedbirler hızlı bir biçimde uygulanmaya konmalı ve geçiş süreleri kısa ve az olmalıdır. Büyük mali harcamalar yapılması da dahil, önemli çaba gerektiren kayda değer uyarlamaların gerektiği durumlarda, uyuma yönelik süregelen, ayrıntılı ve bütçelendirilmiş bir planın parçası olarak uygun geçiş düzenlemeleri öngörülebilir. Her halükarda, geçiş düzenlemeleri Birliğin kurallarına ve politikalarına değişiklik getirmemeli, bunların düzgün isleyişini aksatmamalı ve rekabetin önemli ölçüde bozulmasına neden olmamalıdır. Bu bağlamda, Birliğin ve Türkiye nin çıkarları dikkate alınmalıdır. Uzun geçiş süreleri, derogasyonlar, spesifik düzenlemeler veya daimi korunma hükümleri (yani, korunma tedbirlerinin alınmasına dayanak teşkil eden, daimi surette ileri sürülebilecek hükümler) öngörülebilir. Komisyon, gerektiğinde bu hükümleri, kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar veya tarım gibi alanlarda hazırlayacağı önerilere dahil eder. Ayrıca, kişilerin serbest dolaşımının nihai olarak gerçekleştirilmesine ilişkin karar alma süreci, üye devletlere azami rol verilmesine imkan sağlamalıdır. Geçiş düzenlemeleri veya korunma hükümleri, rekabete ve iç pazarın isleyişine olan etkilerine göre gözden geçirilmelidir. Müktesebatta yapılması gereken ayrıntılı teknik uyarlamaların katilim müzakereleri sırasında belirlenmesi gerekmemektedir. Bunlar, Türkiye ile işbirliği halinde hazırlanır ve katilim tarihinde yürürlüğe girmeleri amacıyla Birlik kurumları tarafından uygun bir zamanda kabul edilir. 13. Türkiye nin katılımının mali veçheleri, ilgili Mali Çerçeve kapsamında ele alınmalıdır. Bunun sonucu olarak, Türkiye nin katilimi önemli mali sonuçlar yaratabileceğinden, müzakereler, bu konuda gerek duyulabilecek mali reformlarla birlikte ancak 2014 yılından sonraki dönemi kapsayan Mali Çerçevenin oluşturulmasından sonra tamamlanabilecektir. Yapılacak düzenlemeler, mali yüklerin tüm üye devletler arasında adil biçimde paylaşılmasını temin etmelidir. 14. Türkiye, katılımdan itibaren, derogasyon almış bir üye devlet olarak ekonomik ve parasal birliğe iştirak eder ve gerekli koşulları yerine getirdiğine ilişkin bir değerlendirme 38

39 temelinde alınacak Konsey kararını takiben Euro yu ulusal para birimi olarak kabul eder. Bu alandaki müktesebatın geri kalanı, katılımdan itibaren tam olarak uygulanır. 15. Özgürlük, adalet ve güvenlik alanına ilişkin olarak, AB üyeliği, Türkiye nin katılımla birlikte, Schengen müktesebatı da dahil, bu alandaki müktesebatı tümüyle üstlenmesini gerektirmektedir. Bununla birlikte, bu müktesebatın bir bölümü, Türkiye de ancak, Türkiye nin hazır olma durumu hakkında yapılacak ilgili Schengen değerlendirmesi temelinde, iç sınırlarda kişilere uygulanan kontrollerin kaldırılmasına yönelik olarak alınacak bir Konsey kararından sonra uygulanır. 16. AB, nükleer güvenliğin tüm veçheleri de dahil olmak üzere, yüksek seviyede bir çevre korumasının önemine dikkat çeker. 17. Müktesebatın tüm alanlarında, Türkiye, müktesebatı etkili bir şekilde uygulamak veya duruma göre katılımdan makul bir süre önce etkili bir şekilde uygulayabilmek amacıyla, kurumlarını, yönetim kapasitesini, idari ve yargısal sistemlerini, hem ulusal hem de bölgesel düzeyde, Birlik standartlarına yükseltmelidir. Daha genel anlamda, bu, etkin ve tarafsız bir kamu hizmeti üzerine kurulmuş iyi isleyen ve istikrarlı bir kamu yönetimini ve bağımsız ve etkin bir yargı sistemini gerektirmektedir. Müzakere Usulleri 18. Müzakerelerin esasi, tüm üye devletlerin ve aday ülkenin katıldığı bir Hükümetlerarası Konferansta ele alınır. 19. Komisyon, Türk makamlarına müktesebatı açıklamak, spesifik alanlarda müzakerelerin açılması için Türkiye nin hazırlık durumunu değerlendirmek ve müzakerelerde gündeme gelme ihtimali yüksek konulara ilişkin ön verileri elde etmek üzere, tarama olarak adlandırılan, müktesebatın incelenmesine ilişkin resmi bir süreç başlatır. 20. Müktesebat, tarama ve müteakip müzakereler için, her biri spesifik bir politika alanını kapsayan belli sayıda baslıklara bölünür. Bu baslıkların bir listesi Ek te yer almaktadır. Spesifik müzakere baslıklarından birinde Türkiye veya AB tarafından belirtilen herhangi bir görüş, hiçbir surette diğer baslıklara ilişkin olarak benimsenebilecek pozisyonları etkilemez. Ayrıca, müzakerelerin seyri sırasında spesifik müzakere baslıklarında varılan anlaşmalar, kısmı bile olsalar, bütün müzakere baslıkları için genel bir anlaşmaya varılıncaya kadar, nihai olarak değerlendirilemez. 21. Komisyonun Türkiye için hazırladığı İlerleme Raporlarına ve özellikle tarama sırasında elde ettiği bilgilere dayanarak, Konsey, Komisyonun önerisi üzerine oybirliğiyle hareket ederek, her bir baslığın geçici olarak kapanması ve gerektiğinde açılması için performans kriterler belirler. Birlik bu kriterleri Türkiye ye bildirir. Bu kriterler, müzakere baslığına bağlı olarak, özellikle, isleyen bir piyasa ekonomisinin varlığına, müktesebata uyum sağlanmasına ve müktesebatın kilit unsurlarının uygulanmasında yeterli bir idari ve yargısal kapasitenin varlığını ortaya koyacak şekilde tatmin edici bir basari kaydedilmesine ilişkin olacaktır. Söz konusu kriterler, ilgili hallerde, Ortaklık Anlaşması kapsamındaki taahhütlerin, AB-Türkiye gümrük birliğine ilişkin olanlar ve müktesebat kapsamındaki yükümlülükleri yansıtanlar basta olmak üzere, yerine getirilmesini de içerecektir. Müzakerelerin uzun bir süreye yayılması veya yeni unsurları (yeni müktesebat gibi) kapsama almak için müzakere baslıklarından birine yeniden dönülmesi durumunda, mevcut kriterler güncellenebilir. 39

40 22. Türkiye den, müktesebata ilişkin pozisyonunu belirtmesi ve kriterleri karşılamada kaydettiği ilerlemeyi bildirmesi talep edilir. Uygun idari ve yargısal yapılar vasıtasıyla etkili ve verimli uygulama da dahil olmak üzere, Türkiye nin müktesebatı doğru biçimde iç hukuka aktarması ve uygulaması müzakerelerin ilerleme hızını belirler. 23. Bu amaca yönelik olarak, Komisyon, kendisi tarafından veya kendi adına uzmanlarca yerinde yapılan incelemeler de dahil olmak üzere mevcut bütün araçları kullanarak, Türkiye nin tüm alanlarda kaydettiği ilerlemeyi yakından izler. Komisyon taslak AB Ortak Pozisyon Belgelerini Konseye sunarken, ilgili alanda Türkiye nin kaydettiği ilerleme konusunda da bilgi verir. Konsey, söz konusu baslıktaki müzakerelere ilişkin daha sonraki adımlar hakkında karar verirken bu değerlendirmeyi dikkate alır. AB nin her bir baslıktaki müzakerelere ilişkin olarak ihtiyaç duyacağı ve Konferansa Türkiye tarafından sağlanacak bilgiye ilave olarak, Türkiye den, bir baslığın geçici olarak kapatılmasından sonra bile, müktesebata uyum ve uygulamadaki ilerlemeye ilişkin olarak düzenli biçimde ayrıntılı yazılı bilgi vermeye devam etmesi istenir. Geçici olarak kapatılmış müzakere baslıklarına ilişkin olarak, Türkiye nin önemli performans kriterlerini karşılamada veya taahhütlerini yerine getirmede basarısız olması durumunda, Komisyon müzakerelerin yeniden açılmasını önerebilir. Müzakere Baslıklarının Ön Gösterge Niteliğindeki Listesi (Not: Bu liste hiçbir şekilde, müzakerelerin uygun bir aşamasında, konuların hangi sıraya göre ele alınacağına ilişkin olarak verilecek kararları etkilemez.) 1. Malların serbest dolaşımı 2.İsçilerin serbest dolaşımı 3. İş kurma hakkı ve hizmet sunumu serbestisi 4. Sermayenin serbest dolaşımı 5. Kamu ihaleleri 6. Şirketler hukuku 7. Fikri mülkiyet hukuku 8. Rekabet politikası 9. Mali hizmetler 10. Bilgi toplumu ve medya 11. Tarım ve kırsal kalkınma 12. Gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı politikası 13. Balıkçılık 40

41 14. Ulaştırma politikası 15. Enerji 16. Vergilendirme 17. Ekonomik ve parasal politika 18. İstatistik 19. Sosyal politika ve istihdam * 20. Girişimcilik ve sanayi politikası 21. Trans-Avrupa ağları 22. Bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu 23. Yargı ve temel haklar 24. Adalet, özgürlük ve güvenlik 25. Bilim ve araştırma 26. Eğitim ve kültür 27. Çevre 28. Tüketici ve sağlığın korunması 29. Gümrük birliği 30. Dış ilişkiler 31. Dış politika, güvenlik ve savunma politikası 32. Mali kontrol 33. Mali ve bütçesel hükümler 34. Kurumlar 35. Diğer hususlar * Bu başlık ayrımcılıkla mücadeleyi ve kadın-erkek arasında fırsat eşitliğini de içerir Olası AB ye Üyeliğin Türkiye Tarımına ve Dış Ticaretine Etkileri Türkiye nin AB ye üyeliğinin tarıma etkilerinin değerlendirilmesinde, AB tarım politikalarının yanında, Dünya piyasalarındaki gelişmeler, DTÖ-tarım müzakereleri ve ulusal tarım politikalarının yönü etkili olacaktır. Görüşmeler sırasında ve hatta üyelik gerçekleştiğinde AB den gelebilme ihtimali olan her türlü fonlara odaklı bir yaklaşımın verimli olmayacağı 41

42 açıktır. AB den gelebilecek yardımların hemen hepsi proje bazında ve ulusal katılımı gerektirecek şekilde kullanılabilmektedir. Topluluk veya her genişleme dalgasında en sıkı pazarlıklar tarım sektöründe yoğunlaşmıştır. Ancak, tarımın Birliğe üyeliği önlediği bir durum henüz söz konusu değildir. Türkiye'nin bütünleşme sürecindeki genel düzeyde sorunlar asıldığında, tarım sektörü pazarlıkları kaçınılmaz şekilde öne çıkacaktır. Politikaların yönetimindeki zorluklar ve Birlik bütçesine yükü nedeniyle, tarımda pazarlıklar diğer sektörlere oranla daha sıkı geçmektedir. Kilit kelime tarım veya yapısı değil pazarlıktır. Tarım tek başına Türkiye'nin AB'yle bütünleşmesini engellemeyecektir, fakat sektörle ilgili varolan pazarlık yapabilme yeteneği bütünleşmeyi geciktirebilir. Tarım politikalarından beklenen etkilerin elde edilebilmesi için gerekli kurumsal altyapının tam anlamıyla işler veya işleyebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Hayli karmaşık AB tarım politikalarının işlerlik kazanabilmesi bu gereği fazlasıyla artırmaktadır. Bu nedenle AB, aday ülkelerin kurumsal gelişmişlik düzeylerine öncelik vermektedir. Yapılması gerekenler bellidir. Adaylık sürecinde yol almak isteniyorsa, Türkiye'nin de kurumsal altyapısını ve insan gücü kapasitesini geliştirmesi kaçınılmazdır. Bu tür gelişmelerin AB'nin de çıkarına olması, gereken ciddiyet gösterildiğinde, AB kaynaklarından destek alınabilmektedir. Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi'nden 17 Aralık 2004 tarihinde olumlu karar çıktığı takdirde, tarım sektörünün Birlikle bütünleşmesi yönünde pazarlıklara başlayacaktır. Pazarlıkların hakça sonuçlanabilmesi için her türlü bilginin sistematik analizi ve kullanılabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Bu kısımda, üretim, tüketim ve iktisadi değişkenlerin etkileşimlerini dikkate alan bir tarım sektör modeli çerçevesinde Türkiye'nin AB üyeliğinin tarıma etkileri tartışılmaktadır. Doğrusal olmayan programlama tekniğinin kullanıldığı, Türkiye Bölgesel Tarım Sektör Modeli (TASM-AB), model sektörde üretim ve ithalattan oluşan toplam ulusal arz ile iç talep ve ihracattan oluşan toplam ulusal talebi yansıtmaktadır (Çakmak ve Kasnakoğlu, 2003). Modelin üretim tarafı dört coğrafi bölgeye bölünmüştür. Talep tarafında ise tüketici davranışları fiyata bağımlıdır ve denge fiyatları modelden elde edilmektedir. Temel dönem için kalibre edilen model kullanılarak 2005 yılında AB'ye üye olunmadığı ve olunduğu durumları aksettiren iki tip senaryonun sonuçları incelenmiştir. AB tarım politikalarının Gündem 2000 sonrası belli bir istikrara kavuşacak olması 2005 yılının seçiminin tercih sebebi olmuştur. Her iki senaryo çözümü için nüfus ve gelir büyümesi, teknolojik gelişme, dünya fiyatlarına bağlı olarak sınır fiyatları ve tarım politikalarındaki olası gelişmeler dikkate alınarak modelin tüm parametreleri 2005 yılına getirilmiştir. AB'ye üye olunduğunda AB fiyatları ve politikaları Türkiye için geçerli olmaktadır. AB'ye üyelik üç alternatif simülasyonla incelenmektedir. İlki, AB'ye üyelik sonrası, çiftçilere alan telafi ödemesi yapmadan Ortak Tarım Politikasının geçerli olduğu durumdur. Yeni genişleme döneminde AB'nin aday ülkelerle yaptığı pazarlıklarda öne çıkmıştır ve olasılığı hayli yükselmiştir. İkincisi, AB'ye üyeliğin alan telafi ödemelerini de içerdiği simülasyondur. Üçüncüsü ise Türkiye'nin tarım politikasında değişiklik olacağını ve üye olana kadar hayvancılık alt-sektöründe verimlilik iyileşmesi olacağını varsaymaktadır. Modelden, değişen politikalar, dünya fiyatları ve büyüme tahminleri durumunda yeni sonuçlar elde edilebilir. Ancak, modelin yapısını geliştirmek ve veri tabanını genişletmek 42

43 mümkündür. Örneğin, modelde hayvancılık üretimi ulusal düzeyde ve yem girdileri enerji eşdeğerinde yer almaktadır. Çeşitli tür hayvan sayısı (AB'deki sınıflandırmaya uygun) ve beslenme ihtiyacı verilerinin kısıtlılığı böyle bir çözümü yapılabilir kılmıştır. Veriler elde edildiğinde hayvancılık modülünü geliştirmek mümkündür. Ancak, ne kadar gelişkin olursa olsun sonuçlar, ismi üstünde, "model"den elde edilmektedir ve gözlenenle örtüşmeyebilir. Daha önce belirtildiği gibi, model sonuçları çeşitli politika alternatiflerinin etkilerini belirleyerek en iyisini seçmeye yardımcı olur. Model karar vermez. Üyelik öncesi veya sonrası sektörde meydana gelebilecek değişiklikleri olumlu veya olumsuz olarak nitelemek doğru olmaz. AB dışı değişlikler ve üyeliğin etkisi üretim, tüketim ve dış ticaret gibi değerlendirme kriterlerine ve bakış açısına göre farklılık gösterebilir. Modelden elde edilen çeşitli durumlarda AB üyeliği etkileri aşağıdaki şekilde özetlenebilir: Üyelik bitkisel ürün fiyatları yükseltmektedir. Ancak, hayvancılık ürünlerindeki düşüşün daha fazla olması genel fiyat seviyesini aşağıya çekmektedir. Üreticilere etkisi ürününe göre değişmektedir; genelde olumsuz gibi görünen etki teknolojik gelişme ve telafi ödemelerinin etkisiyle üreticilere yararlı hale gelmektedir. Artan tüketim miktarını daha düşük harcama ile gerçekleştirmek mümkün olmaktadır. Tüketicilerin temel gıda harcamaları azalmaktadır. Hayvancılık ürünleri AB fiyatlarında bile rekabet edemeyecek durumdadır. Hayvan sürü genişliği büyük oranda daralmakta ve net ithalat patlamaktadır. Bitkisel ürünlerde net ihracat artışı, hayvancılık ürünlerindeki ithalat artışını karşılamaktan uzaktır. Hayvancılık ürünleri ithalatının tümü AB'den yapılmaktadır. Bitkisel ürünlerde AB dışı ülkelere yapılan ihracat artış göstermekte, ancak dış ticaretin kaynağı ve adresi büyük oranda AB olmaktadır. Arpa, pamuk, baklagiller, sebze ve meyve üyelikle oluşan fiyat düzeyinde rekabet edebilecek ürün ve ürün grupları olarak belirmektedir. Alan telafi ödemelerinden yararlanmak için üretimden çekilen alanın üretim miktarına etkisi sınırlıdır; ancak ödemeler üretici hasılatını yüksek oranda artırmaktadır. Hayvancılılık verimliliğinde küçük oranlı bir gelişme bile, hayvancılık ürünlerinde Türkiye'nin AB'ye karşı direncini artırmaktadır. Tarımı Türkiye'ye benzer ülkelerin yer aldığı Orta ve Doğu Avrupa ülkeleriyle üyelik görüşmelerinin başladığı dönemdeki pazarlık konularıyla, günümüzdeki pazarlık konuları farklılık göstermektedir. AB, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini bütünleşmeye hazırlamak için her biriyle tarım mallarında karşılıklı-sıfırlama (double-zero) anlaşmaları yapmıştır. Türkiye'nin AB'yle yaptığı Gümrük Birliği anlaşmasına benzer şekilde, her ülke için mal listeleri oluşturulmuştur. Gümrük tarifeleri ve ihracat sübvansiyonları malların çoğunda karşılıklı olarak sıfırlanmıştır. Türkiye üyelik görüşmelerine 2005 yılında başlayabilirse, yeni genişleme dönemi pazarlıklarındaki gelişmeler ve model sonuçları beraberce dikkate alındığında tarım sektörü pazarlıklarında aşağıdaki unsurların öne çıkması beklenebilir: Geçiş dönemi uygulaması kaçınılmaz gibi görünmektedir. Ancak, bu geçiş döneminin üye olana kadar işlerin eskisi gibi sürdürülmesi olarak algılanmamasında yarar vardır. Geçiş döneminde, tarım sektöründe, özellikle hayvancılık ve hayvancılığa girdi sağlayan bitkisel üretimde, teknolojik gelişme sağlayacak şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Teknolojik gelişme, sadece alan veya hayvan başına verimde artışla değil, verimliliği artırmakla sağlanabilir ve kaynak gerektirir. AB ve iç kaynaklardan sağlanabilecek miktarın yanında, kaynakların rekabet sansı yüksek alt-sektörlerden başlayarak öncelik sırasına göre dağılımı 43

44 teknolojik gelişmeyi kalıcı hale getirebilir. Sadece alt sektörlerin belirlenmesi de yeterli değildir. Gelişme sağlanması gereken noktaların da belirlenmesi gerekmektedir. AB fiyatlarında sebze ve meyvede rekabet imkanı sürmektedir. Bu ürünlerde kalite ve standartların önemli rol oynadığı bilinmektedir ve sağlanmadığı durumda rekabet avantajından yararlanmak mümkün değildir. Diğer bitkisel ürünlerde benzer sorunlar yaşanabilir. Üyelik geciktikçe, önemli ürünlerde Türkiye-AB ve AB-dünya fiyatları arasındaki fark küçülmektedir. Üyelik görüşmeleri başladığında, AB'de oluşacak fiyat seti bu çalışmada varsayılandan farklı olabilir. Pazarlıklarda, geçmiş politikalar yerine, politikalardaki olası değişiklikler ve etkileri öne çıkmalıdır. Ayni durum, üyelik öncesi yapılması muhtemel olan karşılıklı sıfırlama (double-zero) anlaşmaları için de geçerlidir. İkili tercihli ticaret anlaşmalarındaki gibi statik yaklaşım sorunlar yaratabilir. İki tür anlaşma arasındaki fark, anlaşmanın üyelik görüşmeleri sürdürülen AB ile yapılmış olmasıdır ve tamamen uygulanması gerekir. Tarımda rekabet sansının devam etmesi, üyelik durumunda Türkiye'nin önüne iki seçenek koymaktadır. İlki süregelen şartları olduğu gibi kabullenmektir. İkinci seçenek kazanç-kazanç alternatifi olarak nitelenebilir. Pazarlıklar başladıktan sonra ve geçiş döneminde, Türkiye, her alanda (üretim, pazarlama gibi) verimliliği artırıcı, AB şartlarına uygun projeler ile AB'den alabileceği mali kaynağı mümkün olan en yüksek seviyede gerçekleştirir ve ulusal kaynakları da ayni yönde kullanırsa, üretim etkileri asgariye indirilebilir. AB'nin üyelik görüşmelerine aday ülkelerin tarımda yapısal sorunlarıyla (işletme büyüklüğü, tarımsal istihdam gibi) başlaması doğaldır. Garip olan adayların da bu pozisyonu kabul eder görünmesidir. Pazarlıkların başlamasıyla beraber adaylar taviz verme pozisyonuna itilmektedir. Üye ülkeler incelendiğinde ise üyelik öncesi ve azalsa da, hala süregelen yapısal farklılıklar vardır. "Avrupa Tarımı" diye adlandırılan model çok-işlevliliği öne çıkarmaktadır. Çok-işlevlilik tanımı genişletilmesi düşünülebilir. Ölçek sorunu ise, teoride ve uygulamada en azından tarımın bazı alt-sektörleri için tartışmaya açık bir konudur. Ayrıca, üretim ölçeği, başka önemli etkileri bir yana, AB'nin önde gelen çevre ve kırdaki sorunlarının kaynağıdır. Üyelik görüşmelerinde yapılan pazarlıklarda karşılıklı taviz vermek doğaldır. Önemli olan tavizin verildiği veya alındığı şartlarda beklenen getirisinin negatif olmamasıdır. Bu amaca ulaşmak için bilgiye ve bilginin amaç için kullanılabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Pazarlık pozisyonunu güçlendirebilmek için, her türlü tarımsal ve ekonomik teknik bilginin sistematik analizi kaçınılmazdır. Üyelik görüşmelerine başlandığı takdirde Türkiye nin müktesebata uyum süreci dışında kısa-orta dönemde önem vermesi gereken konular aşağıdaki şekilde belirlenebilir: AB uygulamaları için gereken idari yapıların gelecekte işleyebilecek şekilde ortaya çıkarılması gerekmektedir. Türkiye nin tarımda ikili yapısı, bölgesel farkları ve yapısal sorunları dikkate alındığında bölgesel, kırsal ve tarımsal politikaları arasındaki ilişkileri açıkça ortaya koyması kaçınılmazdır. Bu politikaların tasarım ve uygulama düzeyleri farklıdır. Kaynağına bakmaksızın, Türkiye nin projelerin seçimi ve uygulamasında bilgili ve aktif şekilde katılması gerekmektedir. İsraf edilecek her liranın Türkiye nin tarım ve kırını misliyle ifade edilebilecek faydadan mahrum edeceğini dikkate almakta yarar vardır. Tarım ve kır istatistiklerine daha özenli yaklaşmakta yarar vardır. Örnek olarak, kaynağına göre tarımsal alanlardaki kabul edilemez farklılıklar ve et üretim miktarı verilebilir. Tarımsal Bilgi Sistemine temel istatistiklerin tutarlı bir şekle sokulmasıyla başlanabilir. Tarım ve kır istatistikleri müzakere konusu olmaktan çıkarılmalıdır Kalkınma Planı 44

45 Uzun Vadeli Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık ( ) Kalkınma Planı, kırsal alan -yerleşme ve tarım sektörüne ilişkin saptamalar yapmaktadır. Ayrıca, 2006 yılında dokuzuncu beş yıllık kalkınma planı hazırlıkları başlatılmış ve çalışmalar devam etmektedir Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı nda Kırsal Kalkınma ve Kırsal Yerleşmeye Yönelik Düzenlemeler Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı nda kırsal kalkınma ve kırsal yerleşmeye yönelik düzenlemeler, üç farklı bölümde yapılmıştır. Bunlardan ilki, Plan ın Yedinci Bölüm ünde yer alan V.Kırsal Kalkınma başlığı, ikincisi Sekizinci Bölüm ünde yer alan XII. Kentsel ve Kırsal Altyapı başlıklı alt bölümün Kırsal Altyapı alt başlığı ve VIII.Beş Yıllık Kalkınma Planı nın Temel Amaç, İlke ve Politikaları ( ) bölümünün Yerleşme, Kentleşme, Kentsel ve Kırsal Altyapı bölümleridir. Plan ın Yedinci Bölüm ünde yer alan V.Kırsal Kalkınma başlığı kapsamında, Türkiye de uygulanmakta olan veya etüd safhasında olan; Bingöl, Muş ve Yozgat Kırsal Kalkınma Projesi, Ordu Giresun Kırsal Kalkınma Projesi, Sivas Erzincan Kırsal Kalkınma Projesi, Gümüşhane Bayburt - Rize Kırsal Kalkınma Projesi, Kapsamında yapılan işlere değinilmiş, ayrıca kırsal kalkınmanın yaygınlaştırılarak hızlandırılmasını sağlayacak olan kırsal alandaki idari örgütlenmelerin henüz istenilen düzeye getirilemediğinin altı çizilmiştir. Sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde yerel potansiyellerin harekete geçirilerek gelir ve istihdamın artırılması, kırsal kalkınmanın temel amacı olarak belirtildikten sonra, 580 inci maddede; kırsal alanda istihdamın artırılması, kırsal nüfusun gelirini artırıcı ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, yasam kalitesinin iyileştirilmesi, etkili örgütlenme ve her düzeyde katılımcılığın önem taşıdığı, 581 inci maddede; kırsal altyapı hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve etkinliğinin artırılmasında merkezi kamu kuruluşları, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin eşgüdüm içinde çalışmalarının sağlanacağı, 584 üncü maddede ise; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde terörün yok edilmesine yönelik çabalar paralelinde, bu yörelerde köylerini terk etmek zorunda kalan yurttaşlarımızdan, dönüş yapmak isteyenler için ekonomik ve sosyal alt yapının sağlanmasına önem verileceği söylenmektedir. Plan ın Sekizinci Bölüm ünde yer alan XII. Kentsel ve Kırsal Altyapı başlıklı alt bölümün de, Kırsal Altyapı baslığı altında mevcut durum anlatılırken; Kırsal altyapının oluşturulması kapsamında, toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesine yönelik tarımsal altyapının yaygınlaştırılması, kaynakların yönetimi ve etkin kullanımına dair çalışmaların yapılmasının önemini koruduğu belirtildikten sonra, su ve toprak kaynaklarının korunarak geliştirilmesi kapsamında yapılan işler sıralanmaktadır. Kırsal altyapı hizmetlerine yönelik amaçlar, ilkeler, politikalar bölümünde, tarımsal politikalar doğrultusunda dengeli, sürdürülebilir ve çevreyle uyumlu tarımsal kalkınmanın sağlanmasına yönelik tarımsal altyapının, katılımcı bir yaklaşımla geliştirilmesi temel amaç olarak belirtilmektedir. VIII.Beş Yıllık Kalkınma Planı nın Temel Amaç, İlke ve Politikaları ( ) bölümünde Yerleşme, Kentleşme, Kentsel ve Kırsal Altyapı başlığı altında yaşam 45

46 kalitesinin yükseltilmesi amacı doğrultusunda kentsel ve kırsal altyapı yeni ve bütüncül bir yaklaşımla geliştirilecek, kentlerin karakteristik kültür dokuları korunacaktır denilmektedir Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Plan ında Tarım Sektörüne Yönelik Düzenlemeler Sekizinci Plan da, tarım sektörü ile ilgili saptamalar, genel tarım politikaları, bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünleri başlıkları altında yapılmıştır. Aşağıda, bu saptamalar ana hatları ile verilmektedir; Genel Tarım Politikaları Mevcut Durum başlıklı ilk bölümde, tarıma ilişkin makro göstergelere yer verilmiş, destekleme sistemindeki olumsuzlukları kısmen gidermek üzere 2000 yılında Çiftçilere Yönelik Doğrudan Gelir Desteği uygulamasına yönelik pilot projenin başlatıldığı belirtilmiş, çıkartılan ve çıkartılamayan yasalardan söz edilmiştir. VII. Plan Dönemi nde çıkarılan genel düzenleyici işlemler, Plan ın 1276 inci maddesinde sayılmıştır; Mera Kanunu, Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme Kurulu (TYYDK), Ürün borsalarının vadeli işlemler yapabilmesine olanak sağlayan düzenlemeler, Yas Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında KHK, Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun. VII. Plan Dönemi nde çıkarılamayan genel düzenleyici işlemler ise, Plan ın 1277 inci maddesinde sayılmıştır; Tütün Tarımının Yeniden Düzenlenmesi, Ürün Sigortası, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, TKIB nın Yeniden Organizasyonu, Üretici Birlikleri Amaçlar, İlkeler ve Politikalar başlıklı ikinci bölümde, tarım politikalarının esaslarının Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Tarım Anlaşması, Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası (AB OTP) ve uluslararası ticaretteki gelişmeler çerçevesinde belirleneceği belirtilmekte, gıda güvenliği ilkesi çerçevesinde artan nüfusun dengeli ve yeterli beslenmesini esas alan sürdürülebilir bir tarım sektörünün amaçlandığı ifade edilmekte, bunun için devlet müdahalesinden uzaklaşılacağı söylenmektedir. Ayrıca doğrudan üreticilere finansman sağlayan kırsal kalkınma projeleri uygulanacak, kırsal alanda tarım dışı sektörlere destek verilecek, sözleşmeli üretim desteklenerek yaygınlaştırılacak, TMO ÇAYKUR ve TSFAS faaliyet alanları sınırlandırılacaktır. Doğal kaynak kullanımında havza bazında katılımcı projeler planlanacak, detaylı toprak etütleri ve haritalarının yapılması ile toprak kullanım ve korunmasına ilişkin yasa çıkartılacak, bölgelere göre optimum işletme büyüklükleri saptanarak özendirilecek, hayvansal üretim ve su ürünleri üretimi desteklenecek, doğal hayat korunacaktır. Hukuki ve Kurumsal Düzenlemeler başlıklı üçüncü bölümde, Çerçeve Tarım Kanunu, Üretici Birlikleri Kanunu ve Tarımsal Ürün Sigortaları Kanunu nun çıkarılacağı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) nin etkin olarak faaliyetlerini sürdürmeleri ve geliştirmeleri yönünde düzenlemeler yapılacağı, tarımsal KİT lerin yeniden yapılandırılacağı ve TYYDK nun yapısının özel sektör ve çiftçi örgütleri katılımıyla genişletileceği belirtilmektedir. Bitkisel Üretim Mevcut Durum başlıklı ilk bölümde, bitkisel üretimin tarım sektörü içerisinde % 65 lik paya sahip bulunduğu, özel sektör tohumculuğunun teşvik edilmesi sonucunda tohumluk üretiminde özel sektörün payının arttığı, nadas alanlarının daraldığı, ikinci ürün ekim alanlarının arttığı, bitki hastalık ve zararlılarına karşı kamu mücadelesinin yürütüldüğü belirtilmektedir. 46

47 Amaçlar, İlkeler ve Politikalar başlıklı ikinci bölümde, tohumculuk alanında özel sektörün ar-ge alanlarında daha etkin rol almasının özendirileceği, çevre duyarlılığı bağlamında gübre ve ilaç desteğinin azaltılarak zaman içinde kaldırılacağı, şeker pancarı üretiminde kota uygulamasına devam edileceği ve ekim nöbeti süresinin uzatılacağı belirtilmektedir. Hukuki ve Kurumsal Düzenlemeler başlıklı üçüncü bölümde, Tütün Tekeli Kanunu ve Ekici Tütün Satış Piyasalarının Düzenlenmesine Dair Kanun ların günün şartlarına uygun hale getirileceği, Şeker Kanunu nda gerekli düzenlemelerin yapılacağı belirtilmektedir. Hayvancılık Mevcut Durum başlıklı ilk bölümde, sığır populasyonunun % 41.7 sinin, koyun populasyonunun ise % 97 sinin düşük verimli yerli ırklardan oluştuğu, hayvan ıslahı amacıyla 1999 yılında 1.2 milyon baş sığırın suni tohumlama metoduyla tohumlandığı, yılları arasında baş damızlık sığırın ithal edilerek üreticilere dağıtıldığı, 1997 yılından bu yana kasaplık sığır dışalımı yapılmadığı belirtilmektedir. Amaçlar, İlkeler ve Politikalar başlıklı ikinci bölümde, hayvancılıkta temel amacın halkın yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak için üretimi artırmak olduğu, damızlıkçı isletmelerin yaygınlaştırılacağı, sözleşmeli yetiştiriciliğin teşvik edileceği, gereksinimlerin yurtiçinden karşılanmasına öncelik verileceği, gerekli hallerde öncelikle damızlık boğa, sperma, embriyo veya damızlık düve dışalımına gidileceği, çoban eğitimine önem verileceği, kaliteli kaba yem üretim alanlarının artırılacağı belirtilmektedir. Su Ürünleri Mevcut Durum başlıklı ilk bölümde, ülkemizde yeterince değerlendirilemeyen bir su ürünleri potansiyelinin bulunduğu, 1998 yılı su ürünleri üretiminin 544 bin ton olduğu, ekolojik değişmelerin denizlerdeki kıyı balıkçılığı üretimini azaltıcı boyutlara ulaştığı, ülke iç su kaynaklarının % 17 sini oluşturacak GAP Bölgesinde sektörel alt yapının tamamlanmaya çalışıldığı, toplam dışsatımımızsa % 80 lik paya sahip AB nin, hijyenik koşulların yetersizliği nedeni ile 1998 yılında yasakladığı taze balık ve çift kabuklu yumuşakçaların dışsatımına, yapılan iyileştirmeler sonucunda 1999 da yeniden başlandığı belirtilmektedir. Amaçlar, İlkeler ve Politikalar başlıklı ikinci bölümde, su kaynaklarının korunarak sürdürülebilir kullanım ilkesi çerçevesinde su ürünleri üretiminin artırılacağı, Karadeniz de balıkçılığın korunması ve geliştirilmesi için Türkiye koordinatörlüğünde sürdürülen çalışmaların sonuçlandırılacağı, içsu kaynaklarının rasyonel olarak kullanılması amacıyla ekolojik ve limnolojik özellikler belirlenerek uygun balıklandırma faaliyetlerinin yönlendirileceği, denizlerde görülen üretim azalmasının önlenebilmesi için, stok büyüklükleri ve yıllık avlanabilir miktarların belirleneceği, pazarlama altyapı eksikliklerinin giderileceği, AB Ortak Balıkçılık Politikası na uyumun esas alınacağı belirtilmektedir Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı ( ) Dokuzuncu Kalkınma Planı, dönemine ilişkin uluslararası gelişmeler ve temel eğilimler doğrultusunda, Türkiye ekonomisine ilişkin geçmiş donemdeki gelişmeler ile mevcut ekonomik ve sosyal gelişmeler dikkate alınarak "istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve 47

48 AB'ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye" vizyonu ve Uzun Vadeli Strateji çerçevesinde hazırlanmıştır. Devletin ekonomideki rolünün yeniden tanımlanmasının da bir sonucu olarak, Dokuzuncu Kalkınma Planı ile her alanı detaylı düzenlemeye dayanan bir plan hazırlama anlayışından, belirlenen kalkınma vizyonu çerçevesinde makro dengeleri gözeterek, öngörülebilirliği artıran, piyasaların daha etkin isleyişine imkân verecek kurumsal ve yapısal düzenlemeleri öne çıkaran, sorunları önceliklendiren, temel amaç ve önceliklere yoğunlaşan bir stratejik yaklaşıma geçilmektedir. Bu yeni anlayış çerçevesinde, öngörülen stratejik amaç ve önceliklerin gerçekleştirilmesi sürecinde, uygulamada etkinlik ve şeffaflığın sağlanması ve hesap verebilirliğe zemin oluşturulması amacıyla, Planda etkili bir izleme ve değerlendirme mekanizmasına yer verilmiştir. Dokuzuncu Kalkınma Planı, Katılım Öncesi Ekonomik Program ve Uyum için Stratejik çerçeve gibi AB'ye üyelik sürecinin gerektirdiği dokümanların yanında, başta Orta Vadeli Program olmak üzere diğer ulusal ve bölgesel plan ve programlar ile sektörel ve kurumsal strateji belgelerinin dayanağını oluşturmaktadır. Plan farklı işlevlere sahip söz konusu dokümanların uyumlaştırılmasını sağlayarak tüm planlama çalışmalarını yönlendirici bir işlev görecektir. Böylece, kurumlar arası ortak anlayış ve hedef birliği sağlayacak olan Plan, yasal ve kurumsal değişimler ve plan-program-bütçe bağlantısının güçlendirilmesi suretiyle ülke potansiyelinin üst seviyede kullanılmasına zemin teşkil edecektir. Plan sadece kamu kesimi için değil, toplumun geneli için de uzun vadeli bir perspektif ve hedef birliği sağlamaya hizmet edecektir. Bu çerçevede, kamu kesimi ile özel kesim ve sivil toplum arasında iletişime ve ortak hedeflere dönük işbirliğine katkıda bulunacaktır. Böylece, tüm kesimlerin sahiplenmesiyle, toplumsal potansiyelimizin tamamının harekete geçirildiği bir ortamda, ekonomik ve sosyal gelişme hızlandırılacak, kapsayıcı bir kalkınma süreci çerçevesinde halkımızın yasam kalitesi artırılacaktır. Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde ekonomik büyümenin ve sosyal kalkınmanın istikrarlı bir yapıda sürdürülmesi ve plan vizyonunun gerçekleşmesi yolunda aşağıda yer alan stratejik amaçlar, gelişme eksenleri olarak belirlenmiştir: 1-Rekabet Gücünün Artırılması, 2-İstihdamın Artırılması, 3-Beşeri Gelişme ve Sosyal Dayanışmanın Güçlendirilmesi, 4-Bölgesel Gelişmenin Sağlanması, 5-Kamu Hizmetlerinde Kalitenin ve Etkinliğin Artırılması. Sektörel ve tematik politikalar ve öncelikler bu eksenlerin altında ele alınmış ve aynı stratejik amaca hizmet edecek şekilde ilişkilendirilmişlerdir. Bu anlayışla hazırlanmış olan dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı, AB ye üyelik sürecine katkı sağlayacaktır. BÖLÜM 3 - BÖLGENİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE MEVCUT DURUMU 3.1.Bölgenin Ana Özellikleri 48

49 Biyofiziksel Özellikler Bölgenin Genel Tanımı TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi, Malatya, Van, Elazığ, Bingöl, Bitlis, Muş, Hakkari ve Tunceli illerini kapsamaktadır. Bölgenin batısında Kahramanmaraş, Sivas; Kuzeyinde Erzincan Erzurum ve Ağrı, doğusunda İran; güneyinde Adıyaman, Diyarbakır, Batman, Siirt ve Irak bulunmaktadır. Bölgenin yüzölçümü ( ) km 2 olup, Türkiye yüzölçümünün % 9,96 sını (4,66+5,30) teşkil eder. Bölgede rakım, 900 m. den başlayıp, m ye (Süphan Dağı) kadar yükselir Alt Bölgeler DPT İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi aşağıdaki tablodan da izlenebileceği üzere, Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli, illerini kapsayan TRB1 Alt Bölgesi; Van, Bitlis, Hakkari ve Muş illerini kapsayan TRB2 Alt Bölgesi olmak üzere iki alt bölgeden oluşmaktadır. Tablo 2: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Alt Bölgeleri TRB1 TRB2 TRB11 Malatya TRB12 Elazığ TRB13 Bingöl TRB14 Tunceli TRB21 Van TRB22 Muş TRB23 Bitlis TRB24 Hakkari Bölgenin koordinatları ve yüzölçümleri aşağıya çıkarılmıştır. 49

50 Tablo 3:TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Koordinatları ve Yüzölçümleri BÖLGE İLLER Enlem/ Yüzölçümü Türkiye Yüzölçümü Boylamlar* Ha. İçerisindeki Payı (%) Malatya 38:19 E 38:21 N ,58 1. Alt Bölge Elazığ 39:14 E 38:41 N ,08 Bingöl 40:29 E 38:53 N ,05 Tunceli 39:32 E 39:07 N ,95 TRB ,66 Van 43:20 E 38:28 N ,46 2. Alt Bölge Muş 41:30 E 38:44 N ,03 Bitlis 42:06 E 38:22 N ,89 Hakkari 43:45 E 37:34 N ,92 TRB ,30 TRB ,96 TR ,00 *Kaynak: Topografya TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin topografyası içerisinde dağlar, yaylalar, ovalar, akarsular, yeraltı su kaynakları ve göller önemli bir yer tutar. Dağlar TRB1 Alt Bölgesinde Güney torosların uzantısı olan Akdağ, Bozdağ, Şakşak Dağı, Hazar Dağı ve Bingöl Dağı, Şerafettin Dağları, Çitele Dağı, Gerdilek Dağları yer alır. TRB2 Alt Bölgesinde Aladağ, Tendürek dağı, İspiriz dağları, Alikelle dağı, Pirraşit dağı, Süphan Dağı, Nemrut Dağı, Akdoğan dağı, Bilican Dağı, Cilo dağı, Sandil dağı, Mordağ ve Karadağ yer alır. En yüksek zirvesi, 4049 m yükseklik ile Süphan Dağıdır. Vadiler TRB1 Alt Bölgesinde kayda değer vadi olarak Tohma Vadisi, Harput Vadisi, Murat nehri vadisi, peri suyu vadisi, Munzur vadisi, Pülümür vadisi bulunmaktadır. TRB2 Alt Hoşap Vadisi, Memedik Vadisi, Bitlis vadisi, Murat Vadisi, Zap Vadisi en önemlileridir. Bölgede yer alan vadilerin büyük çoğunluğu Fırat nehri ana vadisine açılmaktadır. Ovalar Bölgede çok geniş alanlara sahip ovalar mevcut olup, bunlar tarımsal açıdan önem arzeder. Malatyada Malatya Ovası, Elazığda Kuzova, Bingölde Bingöl ovası, Tuncelide Ovacık ovası, Vanda Van ve Erciş Ovaları, Bitliste Gülistan ovası, Muşta Muş, Bulanık ve Malazgirt Ovaları ve Hakkaride Yüksekova Ovası bölgede yer alan başlıca ovalardandır. 50

51 Tablo 4: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Başlıca Ovaları ALT BÖLGE İLLER OVA İSMİ YÜZÖLÇÜMÜ (km 2 ) Malatya Malatya Ovası 830 TRB1 Elazığ Kuzova Ovası 392 Bingöl Bingöl Ovası 80 Tunceli Ovacık Ovası 74 Van Van Ovası 150 Erciş Ovası 150 Bitlis Gülistan Ovası 250 TRB2 Muş Ovası 1250 Muş Bulanık Ovası 525 Malazgirt Ovası 450 Hakkari Yüksekova Ovası 600 Kaynak:İl Tarım Master Planları, Çeşitli internet siteleri. Plato ve Yaylalar Platolar bölgede geniş yer tutarlar. Bölgenin tamamına yakını plato biçimindeki yüksek düzlüklerle kaplıdır. Genellikle kalker yapılı olan dağlar, hızla aşınarak orta ve yüksek platolara da dönüşmüştür ve platolar dağların arasına sokulmuştur. Bölgede Yama platoları, Harput platosu, Munzur platoları önemli platolar arasındadır. TRB1 Alt Bölgesinde önde gelen büyük yaylalar, Yama, Solhan, Merk, Kepir, yaylalarıdır. Bu yaylaların ortalama yüksekliği m arasında değişmektedir. TRB2 Alt Bölgesinde önde gelen büyük yaylalar, Norduz, Duap, Armudüzü, Berçelan yaylalarıdır. Bu yaylaların ortalama yüksekliği m arasında değişmektedir. Akarsular TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi içerisinde önemli akarsular mevcuttur. Bunarlın büyük bölümü Fırat, Dicle ve Murat nehirlerinin yan kolları niteliğindedirler. Türkiyenin en büyük su kaynaklarından olan Fırat ve Murat nehirleri bölgede yer almaktadırlar. TRB1 in en önemli akarsu kaynağı Fırat nehridir. Fırat nehri dışında bölgede yer alan önemli akarsular; Sürgü suyu, Tohma çayı, Kuruçay, Karasu, Peri suyu, Göynük suyu, Pülümür çayı, Mercan deresi dir. TRB2 Alt Bölgesinde, Murat nehri, Bend-i mahi çayı, Garzan. Bitlis çayı, Karasu, Zap suyu gibi oldukça geniş debili akarsular mevcuttur. Bölge akarsuları üzerinde kurulan çok büyük barajlar ülkemizde enerji ve su deposu niteliğindedirler. Göller TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde çok önemli sayılabilecek göl saysı oldukça azdır. Bunların en önemlileri TRB1 bölgesinde yer alan Hazar gölü (Sivrice Gölü) ve TRB2 51

52 bölgesinde yer alan Van Gölüdür. Bunların dışında yine TRB2 bölgesinde yer alan Erçek gölü, Akdoğan gölü önemli sayıbilecek göllerdendir. Bölgede yer alan Hazar ve Van gölleri turizm amaçlı olarak da kullanılabilmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bu doğal göllerden başka, sulama, taşkın koruma ve enerji üretim amaçlı çok büyük baraj gölleride yer almaktadır. Bölgede yer alan barajların tamamına yakını Malatya ve Elazığ İlleri ve çevresinde kurulmuştur. Karakaya barajı 298 km 2 alanı ve 9,58 milyar m 3 su kotu, Keban barajı 675 km 2 alanı ve 31 milyar m 3 su kotu ile bölgenin ve ülkenin en büyük ikinci ve üçüncü barajları niteliğindedir. Bölgede yer alan diğer barajlar; Sürgü barajı, Medik barajı, Polat barajı, Sultansuyu barajı, Çat barajı, Çip barajı ve Kalecik barajıdır. 52

53 İklim Tarım sektörü tarımsal üretimde yer alan bitkilerin büyüme ve gelişmesinin doğaya bağlılığı, üretim sürecinin uzun olması, tarımsal faaliyetlerin geniş ve açık bir alanda gerçekleşmesi nedeniyle doğal afetler yönünden risk taşımaktadır. Meteorolojik koşullar üretimin miktarı ve kalitesi üzerinde etkili olup, ürünlerin birim maliyetleri de doğal koşullara göre değişir. Bir bölgede tarımsal üretim için meteorolojik faktörlerin olumlu ve olumsuz etki dönemleri bilindiği zaman, meteorolojik gidişine göre bitki seçimi, ekim-dikim tarihi, gübreleme, ilaçlama, sulama ve hasat çalışmaları gibi tarımsal faaliyetler için önceden çok daha isabetli planlamaların yapılması mümkün olacaktır. Bu ise verimin kalite ve miktar bakımından artışını sağlarken, diğer taraftan da girdi masraflarını önemli miktarda azaltacaktır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi tipik karasal iklimin etkisi altında kalan bir bölgedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları sert ve soğuk geçmektedir. TRB Bölgesine ait uzun yıllar iklim verileri Tablo 5 te gösterilmiştir. Tablo 5: TRB Bölgesi Uzun Yıllar İklim Verileri ( ) ORT. SICAKLIK ( O C) MAKSİMUM SICAKLIK ( O C) MİNİMUM SICAKLIK ( O C) AÇIK GÜNLER SAYISI DONLU GÜNLER SAYISI TOPLAM YAĞIŞ (MM) ORT. NİSBİ NEM (%) KAR YAĞIŞLI GÜN SAYISI KAR ÖRTÜL Ü GÜN SAYISI YAĞIŞLI GÜN SAYISI Malatya 13,7 25,5 2, , Elazığ 12,9 24,9 1, , Bingöl 11,9 24,4 0, , Tunceli 12,8 25,0 0, , TRB1 12,8 25,0 1, , Van 9,3 20,2-1, , Muş 9,7 22,4-3, , Bitlis 9,5 21,5-0, Hakkari 10,3 20,8-1, , TRB2 9,7 21,2-1, , ,25 TRB 11,3 23,1-0, , Kaynak: Devlet Meteoroloji İşleri genel Müdürlüğü, Elektronik Bilgi işlem Müdürlüğü Verileri. 53

54 Tablo incelendiğinde; TRB Bölgesinde yıllık ortalama sıcaklık 11,3 ºC olup, yıllık maksimum sıcaklık 23,1 ºC ve yıllık minimum sıcaklık -0,4 ºC dir. Ortalama nisbi nem % 58,7 dir. Ortalama yıllık yağış 718 mm dir. Ortalama güneşli gün sayısı 151 iken, ortalama donlu gün sayısı 101 dir. TRB1 Alt Bölgesinde yıllık ortalama sıcaklık 12,8 ºC olup, yıllık maksimum sıcaklık 25,0 ºC ve yıllık minimum sıcaklık 1,2 ºC dir. En sıcak ay Temmuz ve en soğuk ay Ocak ayıdır. Ortalama nisbi nem % 56,9 dur. TRB1 Alt Bölgesinde donlu geçen günler 84. Ortalama güneşli gün sayısı 154 tür. TRB2 Alt Bölgesinde yıllık ortalama sıcaklık 9,7 ºC olup, yıllık maksimum sıcaklık 21,2 ºC ve yıllık minimum sıcaklık -1,9 ºC dir. Ortalama nisbi nem % 60,5 tir. TRB1 Alt Bölgesinde donlu geçen günler 119, Ortalama güneşli gün sayısı 149 dur. 54

55 Bitki Örtüsü TRB1 Alt Bölgesinin bitki örtüsü, karasal iklim özelliklerini taşır. Bitki örtüsü olarak çoğunlukla bozkır bitki topluluğu hakimdir. TRB1 Alt Bölgesinde orman alanları Malatya ve Elazığı illerinde yok denecek kadar az olmasına karşın Tunceli ve Bingöl illeri orman alanları bakımından oldukça zengindirler. Bu ormanlar m yüksekliğe kadar ulaşmaktadır. TRB2 Alt Bölgesinde bitki örtüsü olarak, Bozkır tipi hakimdir. Orman alanları düşük miktardadırlar. Ormanlık alanlarda özellikle meşe ağacı yaygın yer kaplamaktadır. Hakkari ilinde yetişen ters lale dünyada ender bulunan bitki türlerindendir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde m yi geçen yüksekliklerde ormanlar seyrekleşmeye ve bodurlaşmaya başlar. Dağların yamaçlarında rengarenk hoş kokulu yabani otlar ve çiçekler bulunur Sosyo-Ekonomik Yapı TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin sosyo-ekonomik yapısı içerisinde nüfus, sağlık, ulaşım, eğitim, ekonomi, alt yapı, ticaret ve yürütülen yatırımlar konuları incelenmiştir Nüfus Yapısı Tablo 6: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Nüfus Verileri TRB1 TRB2 Yer Köy Sayısı Köy Nüfusu Toplam Nüfus Yüzölçümü (km 2 ) Nüfus Yoğunluğu (km 2 ) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli Van Bitlis Muş Hakkari TRB T Ü R K İ Y E Kaynak: TÜİK, (2003) Genel Nüfus Sayımı. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde km 2 ye ortalama 48 kişi düşerken, Türkiye de km 2 ye 88 kişi düşmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan nüfusun, sı (%46,53) köylerde, i ( %53,47) şehir merkezlerinde yaşamaktadır. 55

56 Tablo 7: TRB Bölgesi Şehir ve Köy Nüfusu ile Yıllık Nüfus Artış Hızı 1990 Yılı Nüfusu 2000 Yılı Nüfusu Nüfus artış hızı ( ) Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Malatya ,22 30,25 5,46 Elazığ ,39 28,45-8,77 Bingöl ,86 35,4-22,06 Tunceli ,58 6,99-74,97 TRB ,80 12,53-4,30 Van ,96 53,19 13,84 Bitlis ,33 42,13-9,53 Muş ,63 43,64 7,29 Hakkari ,59 66,76-3,87 TRB ,06 22,04 2,51 TRB ,97 16,84-0,51 TÜRKİYE ,28 26,81 4,21 Kaynak: TÜİK, (2003) Genel Nüfus Sayımı. Türkiye nüfusu 1990 yılında iken 2000 yılında olmuştur. Nüfus artış hızı buna göre sırasıyla 21,71 ve 18,28 olarak gerçekleşmiş, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, Ülkemize göre daha az nüfus artış hızı görülmüştür. Gerçekleşme 7,97dir. TRB Bölgesinde şehir nüfusu artış hızı ortalama 16,84 artarken, kırsal nüfus -0,51 oranında azalmıştır. Bu durum hem köyden kente, hem de bölge dışındaki büyük şehirlere göç olduğunu göstermektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, en yüksek nüfus artış hızına Hakkari ili sahiptir. Tunceli ili ise en negatif nüfus artış hızı ile en çok göç veren il konumundadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde toplam şehirleşme oranı %53,86 iken Türkiye de bu rakam %64,9 dır. Kırsal nüfus oranının en yüksek olduğu il Muş (%64,84), en düşük olduğu il ise Elazığ dır (%38,94). 56

57 Tablo 8: TRB Bölgesi Yılı Nüfusuna Göre Bazı Nüfus Projeksiyonları Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Toplam Şehir Köy Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Bitlis Muş Hakkari TRB TRB TÜRKİYE Kaynak:TUİK erişim: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde nüfus projeksiyonuna göre 2010 yılında nüfusun tahminen olması beklenmektedir Sağlık 57

58 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki sağlık kuruluşları ve yatak sayıları ile ilgili veriler bölgeyi oluşturan iller bazında ve toplam olarak aşağıda verilmiştir. Tablo 9: TRB Bölgesi Hastane ve Yatak Sayısı Sağlık Bakanlığı SSK Üniversite Özel Diğer (1) (2) Toplam Kurum Yatak Kurum Yatak Kurum Yatak Kurum Yatak Kurum Yatak Kurum Yatak sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı sayısı Malatya TRB1 Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş TRB2 Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR (%) 6,73 5,55 5,48 3,55 5,77 3,06 1,58 0,65 0,00 0,19 5,19 4,27 Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, Sağlık İstatistikleri. 1) Dernek, yabancı, azınlık, KİT, belediye ve diğer bakanlıklara ait hastaneleri kapsar. 2) Milli Savunma Bakanlığı'na ait hastaneleri kapsamaz. TRB Ortadoğu Bölgesinde yer alan hastaneler Türkiye deki hastanelerin %5,19 unu, yatak sayısı ise %4.27 sini oluşturmaktadır. TRB1 bölgesinde yer alan illerde onbinkişiye düşen yatak sayısı Malatya da 23, Elazığda 58, Bingölde 18, Tuncelide 20 dir. TRB2 de Van ilinde 18, Bitliste 14, Muşta 13, Hakkari de 8 dir. Türkiye geneli için bu oran 25 tir. Bölge illerinde Elazığ hariç Türkiye ortalamasının altında yatak sayısı mevcuttur. 58

59 TRB Ortadoğu Bölgesinde sağlık kuruluşlarında çalışan personele ait veriler, iller bazında ve toplam olarak aşağıda verilmiştir. Tablo 10: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Personel Sayısı Uzman Pratisyen Diş Hemşire Sağlık Hekim Hekim (1) Hekimi (2) Memuru (3) Ebe (4) Eczacı Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR (%) 2,46 4,49 1,96 4,07 4,19 4,79 2,23 Not. Devlet hesabına ve serbest çalışan tüm sağlık personelini kapsar. (1) Pratisyen hekimler, asistan hekimleri de kapsar. (2) Hemşirelik yüksekokulu mezunu hemşire ve yardımcılarınıda kapsar. (3) Sağlık memuru, sağlık koleji, sağlık meslek lisesi ve köy enstitüleri sağlık bölümünü bitirenleri kapsar. (4) Köy ebesini de kapsar. (5) Milli Savunma Bakanlığı'nda görevli sağlık personeli yalnız Türkiye'de kapsanmıştır. TRB1 sağlık hizmetleri açısından Türkiye ortalamasının altında değerlere sahiptir. Türkiyede onbinkişiye düşen uzman hekim sayısı 6 iken TRB bölgesinde 3 tür. Onbin nüfusa düşen personel sayısı tabloda özetlenmiştir. Tablo 11: Onbin nüfusa düşen sağlık personeli sayısı* Uzman Pratisyen Diş Hemşire Sağlık Hekim Hekim Hekimi Memuru Ebe Eczacı Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE * Sağlık personeli sayısının nüfusa bölünmesi ile elde edilmiştir TRB bölgesinde ve Türkiye de sağlık personeli başına düşen nüfus sayısı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bölgede çalışan sağlık personeli başına düşen nüfus sayısı Türkiye ortalamasının üzerindedir. 59

60 Tablo 12: Sağlık personeli sayısına düşen nüfus sayısı Diş hekimi Eczacı Hemşire Ebe Hekim Başına Sağlık Memuru Başına Başına Başına Başına Nüfus Başına Nüfus Nüfus Nüfus Nüfus Nüfus TRB TRB TÜRKİYE Kaynak: Tablolar dikkate alındığında bölgede sağlık sektörünün geri kalmışlığı daha iyi anlaşılmaktadır Eğitim TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde öğrenci, öğretmen bulunmaktadır ve bir öğretmene 29 öğrenci düşmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki bazı illerde öğretmen sıkıntısı had safhada iken bazı illerde öğretmen açığı yok denecek kadar azdır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde eğitim ve öğretime ilişkin veriler düzenlenerek tablo 13 de verilmiştir. TRB bölgesinde 3 adet üniversite mevcut olup, bunlardan İnönü Üniversitesi Malatya, Fırat Üniversitesi Elazığ, Yüzüncüyıl Üniversitesi Van illeri merkezli akademik çalışmalar yapmaktadırlar. İnönü Üniversitesi bünyesinde yer alan bütün fakülte, yüksekokul, meslek yüksek okulu v.b akademik birimlerin tamamı Malatya ili ve ilçelerinde eğitim ve öğretim yapmaktadırlar. Fırat Üniversitesi bünyesinde yer alan bütün fakülte, yüksekokul, meslek yüksek okulu v.b akademik birimler başata Elazığ ili ve ilçeleri olmak üzere Bingöl, Tunceli, Muş, Malazgirt, Kemaliye gibi il ve ilçelerde eğitim ve öğretim yapmaktadırlar. Yüzüncüyıl Üniversitesi bünyesinde yer alan bütün fakülte, yüksekokul, meslek yüksek okulu v.b akademik birimler başata Van ili ve ilçeleri olmak üzere Bitlis, Tatvan, Ahlat, Adicevaz, Muş, Tatvan, Doğubeyazıt, Hakkari, Yüksekova gibi il ve ilçelerde eğitim ve öğretim yapmaktadırlar. 60

61 Tablo 13: TRB Bölgesi Eğitim Verileri TRB1 TRB2 Malatya Elazığ Bingöl Tunceli Toplam Van Muş Bitlis Hakkari Toplam OKUL ÖNCESİ TRB TÜRKİYE TR/TRB (%) Öğrenci Sayısı ,97 Öğretmen Sayısı ,01 Okul Sayısı ,64 İLKÖĞRETİM Öğrenci Sayısı ,75 Öğretmen Sayısı ,93 Okul Sayısı ,18 ORTAÖĞRETİM Öğrenci Sayısı ,59 Öğretmen Sayısı ,76 Okul Sayısı ,59 Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı İstatistikleri ( erişim: ) Tablo 14: TRB Bölgesi Yüksek Öğrenim İstatistikleri ÖĞRENCİ ÖNLİSANS-LİSANS- LİSANSÜSTÜ ÖĞRETİM ELEMANI FAKÜLTE- YÜKSEKOKUL- MESLEK YÜKSEKOKULU İNÖNÜ FIRAT YYÜ Kaynak: (erişim: ) (erişim: ) (erişim: ) 61

62 Ulaşım - Haberleşme Karayolları TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Malatya- Hakkari bağlantısı ile ülkemizin doğusunun batıya, batısının doğuya bağlantısını sağlayan yollara sahiptir. Türkiyenin toplam yol ağının %8 i bu bölgeden geçmektedir. Bölgede tesviyeli yol oranı oldukça yüksektir. Tablo 15: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Karayolu Durumu Asfalt Km Stabilize Km Tesviyeli Ham Yol Km Toplam Yol Km Malatya TRB1 Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van TRB2 Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 3,07 9,30 17,66 8,14 Kaynak: Mülga Köyhizmetleri Gn. Müd. ( erişim: ) TRB Bölgesinin eski tarihlerden beri önemli ticaret yollarının üzerinde bulunması, stratejik, ticari ve ekonomik önemini artırmıştır. TRB1 Alt Bölgesinin karayollarının toplam uzunluğu km dir. TRB2 Alt Bölgesinde ise km karayolu bulunmaktadır. Havayolları TRB1 Alt bölgesinde Malatya ve Elazığ illerinde sivil ve askeri olarak kullanılan 2 adet havaalanı mevcut olup, Uluslar arası hava taşımacılığında kullanılmamaktadırlar. TRB2 Alt bölgesinde Van ve Muş illerinde sivil ve askeri olarak kullanılan 2 adet havaalanı mevcut olup, Uluslar arası hava taşımacılığında kullanılmamaktadırlar. Demir yolları TRB Ortadoğu Bölgesinde Sivas istikametinden Diyarbakıra kadar uzanan ve Mavi Tren seferlerinin yapıldığı hat Malatya ve Elazığ illerinden geçmektedir. 62

63 İstanbuldan İrana kadar uzanan demiryolu ağının önemli bir bölümü TRB Ortadoğu bölgesinde yer alan illerden (Malatya-Elazığ- Muş-Tatvan-Van) geçmektedir. Demiryolları yolcu ve yük taşımacılığında önemli bir yere sahiptir. Ancak Cumhuriyet döneminden sonra ülkemizde olduğu gibi bölgemizde de demiryolları ihmal edilmiştir. Gerek demiryolu ağının genişletilmemesi, gerekse yeni teknolojilerin uygulanmaması demiryollarının önemini azaltmıştır. Deniz yollları Türkiye nin en büyük gölü olan gölümüzde Van-Tatvan arası feribot seferi düzenlenmektedir. Ayrıca Karakaya Baraj gölünde Malatya nın Battalgazi ve Elazığ ın Baskil İlçesi arasında feribotla ulaşım yapılmaktadır. Köy yolları TRB bölgesinde yolu olmayan köy yoktur. Ulaşımı sağlayan köy yollarının büyük bir kısmı stabilize (%44,08), bir bölümü tesviyeli ham yol (%39,89) ve az bir kısmı da asfalt (%16,03) yoldur. TRB1 Alt Bölgesinde toplam km köy yolu bulunmakta olup, bunun km si asfalt, km si stabilize, km side tesviye ve ham yol durumundadır. TRB2 Alt Bölgesinde toplam km köy yolu bulunmakta olup, bunun km si asfalt, km si stabilize, km si de tesviye ve ham yol durumundadır. Tablo 16: TRB Bölgesi Köy Yol Durumu (2006) ASFALT KM STABİLİZE KM TESVİYELİ HAM YOL KM TOPLAM YOL KM Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB % 16,03 44,08 39,89 100,00 Kaynak: Mülga Köyhizmetleri Gn. Müd. ( erişim: ) 63

64 Haberleşme Ekonomik ve sosyal gelişmelerin en önemli göstergelerinden biri olan haberleşme hizmetleri, yaşadığımız çağa damgasını vurmuştur. Haberleşme alanında meydana gelen olağanüstü gelişmeler sayesinde, insanlar zamanlarını en iyi ve verimli bir biçimde kullanabilme fırsatı yakalamışlardır. Türkiye'de haberleşme faaliyetleri, ekonominin en temel hizmet sektörlerinden biri haline gelmiştir. Günümüzde serbest rekabet ortamında ucuz, süratli, kaliteli ve güvenli hizmetler sunan, kullanıcıya alternatif seçim olanakları tanıyan telekomünikasyon, radyo, televizyon ve bilgi ağlarının; çağdaş Dünya ile bütünleşmeyi ve bilgi çağı toplumuna uyumu sağlayacak şekilde kurulması ve geliştirilmesi son derece önem arz etmektedir yılı verilerine göre Türkiye de sabit telefon abonesi, cep telefonu abonesi, teleks abonesi, mobil araç telefonu abonesi, internet abonesi ve çağrı cihazı abonesi bulunmaktadır. Ülke genelinde adet radyo ve adet televizyon bulunmaktadır. Telefonlu köy sayısı ise dür. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde şehirlerde ve kırsal alanlarda gerek kablolu gerekse kablosuz iletişim imkanlarından yaygın olarak faydalanılmaktadır. Bölgenin haberleşme ve iletişim alanında bilinen önemli bir sorunu bulunmamaktadır. Bölgede 3 GSM operatörü cep telefonu kullanıcıları için iyi bir iletişim ağı oluşturmuşlardır Ana Ekonomik Sektörler ve Faaliyetler (Tarım, İmalat, Hizmetler v.b) Tablo 17: TRB Bölgesinde İstihdam Edilenlerin Sektörel Dağılımı % (2005) İstatistik Bölgeler Tarım Sanayi Hizmetler TRB1 43,10 13,70 43,10 TRB2 48,00 11,80 40,30 TRB 45,55 12,75 41,70 TÜRKİYE 29,50 24,70 45,80 Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, Yayın no: 3009, Ankara. Türkiye de istihdam edilenlerin sektörel dağılımına bakıldığında; hizmetler sektörünün ağırlıkta olduğu görülmekte olup, ikinci sırada tarım sektörü gelmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde ise ağırlıklı istihdam sektörü tarım sektörü olup, ikinci sırayı hizmetler sektörü almaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Tarım Sektöründe istihdam edilenlerin oranı Türkiye ye göre yüksek iken Sanayi ve Hizmet sektöründe istihdam edilenlerin oranı düşüktür. Bu durum, TRB bölgesinde sanayi sektörünün az gelişmiş olduğunu göstermektedir. Ülkemizin coğrafi yapısı, iklimi ve nüfusun önemli bir kesiminin kırsal bölgelerde yaşadığı göz önünde bulundurulduğunda, özellikle sanayinin gelişmediği bölgelerde tarım sektörü hayati önem arz etmektedir. Bu nedenle tarım sektöründeki potansiyelin de ortaya konulması, bölgesel politikaların belirlenmesinde faydalı olacaktır. Türkiye genelinde 2004 yılı cari fiyatları ile GSYİH içinde tarım sektörünün payı % 11,1, sanayi sektörünün payı % 23,9 ve hizmetler sektörünün payı % 65,0 dur. 64

65 döneminde Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) yıllık ortalama büyüme hızı ülke genelinde % 2 dir. Sektörler bazında GSMH yıllık ortalama büyüme hızları ise tarım sektöründe % 2, sanayi sektöründe % 9,4 ve hizmetler sektöründe % 7 dir Tarım Türkiye de tarım; üretimin büyük oranda doğa koşullarına bağlı oluşu, tarım ürünlerinin arztalep esnekliğinin diğer sektör ürünlerine kıyasla düşük, fakat üretim periyodunun daha uzun olması toplumda sosyal dengelerin sağlanması ve korunması amaçlarına yönelik katkıları ve aynı zamanda diğer sektörlere göre gelirin düşük olması gibi faktörler ile öne çıkan bir sektördür. Tarım sektörü ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesinde önemli görevler üstlenmiş ve bu görevini günümüze kadar etkin bir şekilde sürdürmüştür. Ancak, uzun yıllar ekonominin temel unsuru olan tarım sektörünün, Türkiye ekonomisi içerisinde azalan nispi payını, son yıllarda gelişme önceliği gösteren sanayi, ticaret ve hizmetler sektörüne bırakmıştır. Her şeye rağmen ulusal gelirimizin % 12 sini ve istihdamın yaklaşık üçte birini oluşturan tarım sektörü; gıdaların üretimi ve beslenme ile doğrudan ilgisi, aktif nüfus ve iş gücünün yüksek değerler göstermesi, milli gelire katkısı ve sanayi sektörüne sağladığı hammadde ve sermaye yanında, sağlıklı çevrenin oluşması ve korunması, ekolojik dengenin kurulması ve sürdürülebilirliği açısından, tüm ülke halkını ilgilendirmesiyle ekonomik ve sosyal bir sektör olma özelliğini korumaktadır. Ülkemizde uzun yıllardan beri kentleşme alanında kaydedilen gelişmelere rağmen, nüfusun yaklaşık % 34 lük kısmı halen kırsal alanda yaşamaktadır. Tarımsal kalkınma alanında gösterilen çabaların arzulanan sonuçları verememesinde, kırsal alandan kaynaklanan sorunların çözümlenmemiş olması önemli pay sahibidir. Dünya nın sanayileşme aşamasını tamamlamış ve bilgi toplumuna geçmiş ülkelerinin, aynı zamanda en gelişmiş tarımsal yapılara sahip ülkeler olduğu bilinmektedir. Sanayi ve hizmetler sektörünün yanında tarım sektörünün bir diğer özelliği, tarımın Türkiye kırsal kesiminde en önemli ekonomik faaliyet kaynağı olmasıdır. Bu bağlamda tarım sektörü, genel anlamda ülke kalkınmasının önemli bir unsuru olmasının yanında, kırsal kalkınma çabalarının ana sürükleyicisi konumundadır. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak değil sosyal, bölgesel, kültürel, ekolojik önemi olan bir toplumsal süreçtir. Genel ekonomi içinde tarımın yerine bakıldığında 1920 li yıllarda GSMH nın yaklaşık % 45 i tarımdan elde edilirken 1960 larda bu oran % 40 lara, 1980 ler de % 25 lere düşmüştür yılında ise 359,7 milyar YTL olan toplam gayri safi milli hasılanın 41,5 milyar YTL lik bölümünü üretebilmiş yani tarımın GSMH ya katkısı % 11,4 olmuştur yılında ise tarımın milli gelirdeki payı % 10,3 olarak gerçekleşmiştir. Tarımda oluşturulan katma değer, diğer sektörlere oranla daha düşük olduğundan; ulusal ekonomiler güçlendikçe büyüyen GSMH içerisinde tarımın payı göreceli olarak azalmaktadır. Ülkemizde kişi başına düşen GSMH oranının düşüklüğünde, tarımda istihdam edilen nüfus oranının yüksekliği büyük rol oynamaktadır. Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde de; hizmet, imalat, sanayi yapılarına bakıldığında üretim ve istihdamda tarım hakim sektör olduğu görülmektedir. 65

66 Tablo 18: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarım Göstergeleri (2003) KIRSAL NÜFUS BAŞINA TARIMSAL ÜRETİM DEĞERİ (YTL) TARIMSAL ÜRETİMİN TÜRKİYE İÇİNDEKİ PAYI (%) Malatya 912 1,21 Elazığ ,86 Bingöl 775 0,38 Tunceli ,21 TRB ,65 Van 725 1,17 Muş 734 0,81 Bitlis 738 0,47 Hakkari 644 0,23 TRB ,67 TRB 828 5,32 TÜRKİYE ,00 Kaynak: DPT, İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Tablo incelendiğinde kırsal nüfus başına düşen tarımsal üretim değeri Türkiye de YTL iken, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde 828 YTL ile ülke ortalamasının altındadır. Türkiye nin toplam tarımsal üretim değerinin % 5,32 si TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinden elde edilmektedir. Bölgede kırsal nüfus başına tarımsal üretim değeri açısından Tunceli ve Elazığ illeri ilk sıralarda yer almaktadır. En az üretim değeri ise Hakkari ilinde gerçekleşmektedir. Bölgede, Tarımsal üretim ve gelişme mekansal olarak farklılık göstermektedir. İllerin coğrafi yapısı, iklim özellikleri, pazara yakınlığı, üretim deseni, tarımsal üretimde modernizasyon gibi özellikler bu farklılıkların başlıca nedenlerindendir Sanayi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde sanayi sektöründe istihdam edilenlerin toplam istihdama oranı %3,60 ile Türkiye ortalamasının (%13,35) çok altındadır. Türkiye deki Organize Sanayi Bölgesi parsellerinin % 1,60 ı ve imalat sanayi işyerlerinin % 0,85 i TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yer almaktadır. Fert başına imalat sanayi katma değeri rakamları incelendiğinde bölgedeki 6 ilin rakamları Türkiye ortalamasının çok altında kalmakta olup, Malatya ve Elazığ illerinde bu değerler bir nebze olsun yüksek çıkmaktadır. İmalat Sanayi Gelişmişlik Sıralamasında en gelişmiş iller Malatya ve Elazığ dır. TRB2 bölgesi İBBS Düzey 2 ye göre İmalat sanayi ve Genel gelişmişlik sıralaması içerisinde Türkiye de en altta yer almaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde sanayi, Malatya ve Elazığ illerinde bir nebze olsun gelişmiştir. Malatya ili imalat sanayi gelişmişliği açısından Türkiye de 37. sırada iken bölgede ilk sırada yere almaktadır. 66

67 Tablo 19: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi İllerine Ait Bazı Sanayi Göstergeleri (2003) FERT BAŞINA ORGANİZE KÜÇÜK İMALAT İMALAT SANAYİ SANAYİ SANAYİ SANAYİ BÖLGESİ SİTESİ İŞYERİ KATMA PARSEL İŞYERİ SAYISI DEĞERİ SAYISI SAYISI (MİLYON TL) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE Kaynak: İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Tablo 20: TRB Bölgesi İmalat Sanayi Gelişmişlik Sıralaması (2000) GELİŞMİŞLİK ENDEKSİ SIRAS I GENEL GELİŞMİŞLİK SIRASI Malatya -0, Elazığ -0, Bingöl -0, Tunceli -0, TRB1-0, Van -0, Muş -0, Bitlis -0, Hakkari -0, TRB2-1, Kaynak: İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Malatya ilinde sanayinin geçmişi, ilk olarak Sümerbank Mensucat Fabrikası ve Şeker fabrikasının kurulmasına dayanmaktadır. Sanayileşme sürecine giren Malatya ilinde organize sanayi bölgelerinin sayısı 3 olmuştur. Sanayi işletmelerine ve KOBİ lere uygulanan teşvikler Malatya da semerisini vermektedir. Malatya da imalat sanayi, büyük oranda tekstil ağırlıklıdır. Malatya Oraganize sanayi bölgelerinde yaklaşık kişi istihdam edilmektedir. 67

68 Bölgede imalat sanayi bakımından gelişmiş ikinci şehir Elazığ dır. Elazığ da 300 e yakın imalat sanayi işletmesi mevcut olup, en önemli olanları şeker fabrikası ve çimento fabrikasıdır. TRB1 bölgesinde imalat sanayiinde istihdam edilenler, Toplam istihdamın %5,14 ünü, TRB2 bölgesinde ise %2,05 ini teşkil etmektedir Hizmetler (Turizm, Ticaret, İnşaat vb.) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Hizmetler sektöründe istihdam edilenlerin toplam istihdama oranı %41,70 olup, Türkiye ortalamasının (%45,80) altındadır. Bölgede hizmetler sektörünün en önemli unsurları inşaat ve turizm sektörüdür. İnşaat İnşaat sektöründe yıllar boyunca sürekli büyüme göze çarpmaktadır. Özellikle TRB bölgesi sürekli göç verme eğiliminde olmasına rağmen inşaat sektörü bu bölgede de oldukça canlıdır ve istihdama önemli katkılar sağlamaktadır. Tablo 21 de Belediye sınırları dahilinde inşa edilen bina ve konut sayılarındaki aşırı artış gözler önüne serilmektedir. Bu durum bölgede köyden kente göçün yoğunluğunu da ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Bina sayısındaki ve konut sayısındaki artış TRB2 bölgesinde fazladır. Bölgede sayı olarak en fazla bina ve konut Malatya ilindedir. Tablo 21: Belediye sınırları içinde bina, konut ve belediyeler, 1984, 2000 Bina sayısı Konut sayısı Belediye sayısı (%) (%) (%) Malatya , , ,9 Elazığ , , ,3 Bingöl , , ,5 Tunceli , , ,1 TRB , , ,7 Van , , ,0 Muş , , ,0 Bitlis , , ,3 Hakkari , , ,0 TRB , , ,7 TRB , , ,3 TR , , ,1 Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, Yayın no: 3009, Ankara. Hizmetler gurubuna giren diğer sektörlerde (Finans ve ticaret, ulaştırma, bilgi, sağlık) Malatya, Elazığ ve Van İllerinin öne çıktığı görülmektedir. Turizm Bölge alternatif turizm kapsamında gerek konum, gerek tarihi ve kültürel değerler, gerekse de doğal kaynaklar açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelin 68

69 değerlendirilmesi turistik açıdan önem taşıyan yerlere alt yapı ve üst yapı yatırımlarının yapılmasına bağlıdır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi farklı kültürleri yansıtan zengin tarihi değerlere sahiptir. Malatya da Nemrut dağı, Arslantepe Höyüğü, Battalgazi Beldesinde yer alan tarihi dokular, Elazığda Harput, Sivrice Gölü, Van Gölünde Akdamar adası ve göl, Tunceli de Munzur vadisi, Bitliste ahlat kümbetleri ve Selçuklu mezarlarıv.b daha nice tarihi eserler ve turistik bölgeler gerek yerli gerekse de yabancı turistlere açık turzim alanlarındandır. Bölge konaklayan turistler incelendiğinde, en çok yabancı ve yerli turistin Van ilinde konakladıkları görülmektedir. Turistlerin en çok geceledikleri il ise Tunceli dir. Tablo 22: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Yerli ve Yabancı Turistlerin Tesislere Geliş ve Geceleme Sayıları, Ortalama Kalış Süresi ve Doluluk Oranları (2005) TESİSE GİRİŞ SAYISI GECELEME SAYISI ORTALAMA KALIŞ SÜRESİ DOLULUK ORANI(%) YABANCI YERLİ YABANCI YERLİ YABANCI YERLİ YABANCI YERLİ MALATYA ,7 1,4 1,65 31,16 ELAZIĞ ,2 1,3 0,64 21,45 BİNGÖL ,5 1,2 0,20 39,25 TUNCELI ,6 2,1 0,93 58,96 TRB ,60 1, VAN ,7 1,4 8,14 27,66 MUŞ ,8 1,3 0,34 30,71 BİTLİS ,0 1,0 4,54 14,07 HAKKARİ ,3 1,2 2,22 31,14 TRB ,60 1, TRB ,6 1, TR ,3 1,8 39,22 13, Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Göstergeleri Kalkınma süreci içerisinde her ülkede, ekonomik ve sosyal kalkınmanın ülkenin tüm yörelerinde eşit olamaması ve bölgesel yatırımların belirli merkezlerde yoğunlaşması bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını ortaya çıkaran en temel sebeptir. Gelişme noktaları etrafında, yoğun bir ekonomik ve sosyal hareketliğin giderek artması ve bunun sonucunda bölgeler arasında dengesizliğin ortaya çıkması kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu gibi ekonomik gelişmenin de bir koşuludur. Bölgenin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi itibarıyla ülke ekonomisinin altında kalmasının temel nedeni engebeli arazi yapısı, coğrafi koşulların ova kesimleri hariç olmak üzere tarım ve sanayi için yeterince elverişli ortam sunamamasıdır. Göç, gelişmiş pazarlara uzak olan TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin önemli bir sorunu olarak varlığını sürdürmektedir Gelişmişlik ve Büyüme Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Göstergeleri çok çeşitli değişkenlerden oluşmaktadır. Devlet Planlama Teşkilatı illerin ve bölgelerin sosyo- ekonomik gelişmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla 58 adet kriter belirlemiş olup bunları ayrı ayrı ve toplu olarak değerlendirmiştir. Bu bölümde bu değişkenlerden önemli olanlara ve hepsinin değerlendirilmesi sonucu hesaplanan gelişmişlik indeksine yer verilmiştir. 69

70 Sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasını belirleyen başlıca faktörler; illerdeki demografik yapının, iş gücü talebinin, istihdamın sektörel dağılımının, eğitim ve sağlık hizmetlerinin, fiziki ve sosyal alt yapı olanaklarının, üretim seviyesinin ve gelir düzeyinin il nüfusunun ihtiyaçları karşılamada sağladıkları başarı ile tanımlanır. Bölgelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamalarına baktığımızda Düzey 1 seviyesinde TR1 İstanbul Bölgesinin ilk sırada olduğu, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin ise 11. sırada olduğu görülmektedir. Düzey 2 seviyesinde ise yine TR10 İstanbul Alt Bölgesi ülke genelinde ilk sırada yer alırken, TRB1 Malatya Alt Bölgesi 20, TRB2 Van Alt Bölgesi 26. ve son sırada yer almaktadır. Tablo da görüldüğü gibi Düzey 3 seviyesinde Elazığ ili 36. sıra ile bölge illeri içerisinde ilk sırada yer alırken, Muş ili 81. sıra ile Türkiye içerisinde de son sıradadır. Tablo 23: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi İllerinin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Endeks Sıra MALATYA -0, ELAZIĞ -0, BİNGÖL -1, TUNCELI -0, TRB VAN -1, MUŞ -1, BİTLİS -1, HAKKARİ -1, TRB TRB Kişi Başına Gelir Ülkemizde kişi başına ortalama gelir 1997 yılında 3.021, 1998 yılında dolar iken, 2001 yılında dolara düşmüştür. Bunda 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz etkili olmuştur yılında Kişi başına GSMH 5.000$ ın üzerine çıkmıştır. Tablo 24: TRB Bölgesi Kişi Başına Gelir $ (GSYİH) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE Kaynak: TÜİK, 2002 verileri ( 70

71 TRB bögesinde kişibaşına gelir Türkiye ortalamasının çok altındadır. Tunceli, kişi başına gelir düzeyi en yüksek il olarak dikkat çekmektedir Bazı Mali Göstergeler Tablo 25: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Bazı Mali Göstergeler KIRSAL KİŞİ KİŞİ NÜFUS BAŞINA GSYİH BAŞINA BAŞINA TARIMSAL PAYI (%) İHRACAT GSYİH ($) KREDİ ($) MİKTARI (YTL) KİŞİ BAŞINA İTHALAT ($) Malatya 0, Elazığ 0, Bingöl 0, Tunceli 0, TRB1 1, Van 0, Muş 0, Bitlis 0, Hakkari 0, TRB2 0, TRB 2, TÜRKİYE 100, Kaynak: İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Bölge illeri içerisinde GSYİH sı Türkiye ortalamasının üzerinde olan il yoktur. Kırsal Nüfus Başına Tarımsal Kredi Miktarı en yüksek Tunceli ilindedir. Ancak bu ilin değerleri de Türkiye ortalamasının altındadır. TRB bölgesinde Kişi başına ithalat ve ihracat değerleride Türkiye ortalamasının altındadır. TRB Bölgesinin 2001 yılı (cari fiyatlarla) itibarı ile GSYİH dan aldığı pay % 2,64, kişi başına GSYİH ise 881 USD dır. Alt Bölgelerden TRB1 in GSYİH dan aldığı pay % 1,68, TRB2 nin 0,96 dır. Düzey 3 seviyesinde Malatya ili % 0,80 ile ilk sırada yer alırken, Tunceli % 0,10 ile son sırada yer almaktadır. Bu göstergeler bölgenin ekonomik ve mali kalkınmışlık derecesinin çok düşük olduğunu göstermektedir. Dolayısı ile bölgenin GSYİH ya katkı payı azalmakta ve ülkemizdeki bölgeler arası farklılıkların azalma eğiliminde olmadığını göstermektedir Sosyal Göstergeler Büyüyen bir ekonomide nüfus ve nüfusun özellikleri, kaynakların sosyal ve ekonomik sektörler arasındaki dağılımını büyük ölçüde etkilemektedir. Dolayısıyla ekonominin büyüme hızı, istihdam düzeyi, sektörel üretim artış oranları, sermaye birikimi, ithalat ve ihracat oranları, doğal kaynakların kullanılması da nüfus ( demografik ) göstergelerine bağlı olarak değişmektedir. 71

72 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Sosyal Göstergeler bakımından, Türkiye ortalamasının altında değerlere sahiptir. Tablo 26: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bazı Sosyal Göstergeler (2003) Göstergeler Malatya Elazığ Demografik Göstergeler Şehirleşme Oranı (%) Doğurganlık Hızı Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü (Kişi) Nüfus Yogunluğu (kişi/km 2 ) Eğitim Göstergeleri TRB1 Bingöl Tunceli TRB1 Van Muş TRB2 58,54 63,95 48,66 58,21 58,85 50,94 35,16 56,48 58,95 49,35 53,86 64,90 2,56 2,52 3,56 1,90 2,64 6,00 4,18 5,03 6,69 5,48 4,06 2,53 5,40 5,21 6,45 4,95 5,44 7,53 8,19 7,79 7,91 7,77 6,44 4, Okur Yazar Nüfus Oranı 85,35 82,31 73,61 82,99 82,60 68,05 69,44 72,37 70,69 69,57 76,05 87,30 (%) Okur Yazar Kadın Nüfusun Toplam Kadın 77,86 72,52 60,37 69,88 73,32 52,02 53,69 58,09 52,10 53,63 63,52 80,62 Nüfusuna Oranı (%) İlkokullar Okullaşma 83,97 94,48 85,84 110,14 88,60 87,86 74,78 73,53 109,13 83,88 85,75 98,01 Oranı (%) Liseler Okullaşma 44,77 50,01 26,31 44,32 43,70 11,81 13,31 13,26 24,62 13,98 27,16 36,92 Oranı (%) Sağlık Göstergeleri Bebek Ölüm Oranı (Binde) 35,00 39,00 60,00 36,00 42,50 61,00 55,00 52,00 55,00 55,75 49,13 43,00 Onbin Kişiye Düşen Hekim 10,54 14,03 5,12 9,40 10,83 6,03 2,76 3,58 3,55 4,48 7,50 12,70 Sayısı Onbin Kişiye Düşen Eczane 1,58 2,02 1,14 2,14 1,69 0,83 0,75 0,87 0,51 0,78 1,21 2,94 Sayısı Onbin Kişiye Düşen Hastane 15,95 40,50 16,95 18,70 24,14 14,13 7,94 11,19 6,34 11,17 17,33 23,04 Yatağı Sayısı Kaynak: İllerin ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Bitlis Hakkari TRB2 TRB TÜRKİYE 72

73 Demografik değişkenler; toplam nüfus, şehirleşme oranı, yıllık ortalama nüfus artış hızı, nüfus yoğunluğu, doğurganlık hızı, ortalama hane halkı büyüklüğünden oluşmaktadır. Tablo incelendiğinde TRB Bölgesinde şehirleşme oranının % 54, okur-yazar oranının % 76, ilkokullar okullaşma oranının % 88, bebek ölüm oranının 49, on bin kişiye düşen hekim sayısının 8, yatak sayısının 17 olduğu görülmektedir. Bölgede şehirleşme oranı Türkiye ortalamasına göre düşüktür. Bunun en önemli sebeplerinin başında; bölgenin coğrafi yapısı, bölge halkının yaşam kültürü, yerel yönetimlerin yetersizliği, çarpık kentleşme, imar planları gelmektedir. TRB1 bölgesinin sosyal göstergeleri TRB2 bölgesine nazaran daha olumlu sonuçlar içermektedir. Nüfus yoğunluğunun fazlalığı insanların eğitim, sağlık, ulaştırma, iletişim, yatırım gibi hizmetlerden daha fazla yararlanmasına imkan sunmaktadır. Fakat bunun gerçekleşebilmesi, gerekli alt yapı ve insan kaynağına yapılan yatırımlara bağlıdır. TRB Bölgesinin nüfus yoğunluğu 48 kişi/km 2 ile Türkiye ortalaması olan 88 kişi/km 2 den düşük olması bu hizmetlerden daha az yararlanacağını göstermektedir. Eğitim; toplumlarda gelişmenin temel araçları olan bilgi ve teknolojinin üretilmesini, nitelikli iş gücünün oluşmasını ve sosyal kalkınmayı sağlayan temel dinamiktir. Bu nedenle eğitim düzeyinin birinci temel göstergesi olan okur-yazar nüfus oranı ile toplumun yetişmiş insan kaynağını ortaya koyan yüksek öğrenim görmüş olanların oranı eğitim göstergeleri arasında yer almıştır. Ayrıca gelişmişliğin temel bileşenleri arasında kabul edilen okuma-yazma bilen kadın nüfus oranı da önem arz etmektedir. Eğitim göstergelerinde ise TRB Bölgesi Türkiye ortalamasının altında değerlere sahiptir. Sağlık hizmetlerinin; yerleşim alanlarında yeterli ve nitelikli hizmetler sunması vatandaşların bu hizmetlerden yararlanabilmesi imkanları, o yerin sosyal gelişme düzeyini yansıtan unsurlar arasındadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde %55 olan şehirleşme oranı, %65 olan Türkiye ortalamasının altındadır. Yine ilkokullar okullaşma oranı ve liseler okullaşma oranı Türkiye ortalamasının altındadır. Tablo 27 de görüldüğü gibi, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, onbin kişiye düşen özel otomobil sayısı, kara taşıtı sayısı ve kişi başına kontör değeri Türkiye ortalamasının altındadır. Buna karşılık yeşilkart sayısında Türkiye ortalamasının üzerinde oranlara sahiptir. 73

74 Tablo 27: TRB Bölgesi Refah Göstergeleri (2003) TRB1 Göstergeler Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB1 Van Muş TRB2 Bitlis Hakkari TRB2 TRB TÜRKİYE Refah Göstergeler Onbin Kişiye Düş. Özel Otomobil Say. Onbin Kişiye Düşen Kara Taşıtı Sayısı Kişi Baş. Elektrik Tüketim 0,84 1,53 0,29 0,56 0,97 0,39 0,33 0,27 0,37 0,35 0,64 1,43 Mik. (Mws) Kişi Başına Kontör Değeri (Adet) Yeşil Kart Sahibi Nüfus Oranı 11,63 16,63 42,80 31,30 18,75 29,19 22,85 27,72 30,91 27,64 23,41 14,93 (%) Kaynak: İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Bölgenin Doğal ve Tarımsal Kaynakları Verimli topraklar, ormanlar, akarsular, göller, güneş enerjisi, denizaltı zenginlikleri gibi doğadan kullanılan kaynaklar doğal kaynaklar olarak tanımlanmaktadır. Doğal kaynaklardan su ve toprak diğerlerinden farklı özellikler taşımakta, yaşamın sürdürülebilmesi için alternatifi olmayan, yeniden üretilemeyen, çoğaltılamaz nitelikleriyle ekonomik olarak kıt, politik olarak, gıda ve kullanım bakımından stratejik konumda bulunmaktadır. Ülkemizin doğal kaynak potansiyeli su ve toprak - yerüstü, yeraltı suyu, deniz, göl, akarsu, ıslak alanlar, orman, çayır, mera, yayla, maden rezervleri ve buna bağımlı tarım, enerji ve çevre; sektörel ve kaynak olarak ciddi tehlike boyutunda yok edilmektedir Doğal Enerji Kaynakları Yenilenebilir Enerji olarak da ifade edilen Doğal Enerji Kaynakları, canlıların ve Dünyanın yaşam haklarına saygılı olması nedeniyle de evrensel bir kimlik kazanmaktadır. Yenilenebilir enerji, "doğanın kendi evrimi içinde, bir sonraki gün aynen mevcut olabilen enerji kaynağı" olarak tanımlanmaktadır. Bugün yaygın olarak kullanılan fosil yakıtlar, yakılınca biten ve yenilenmeyen enerji kaynaklarıdır. Oysa hidrolik (su), güneş, rüzgâr ve 74

75 jeotermal gibi doğal kaynaklar yenilenebilir olmalarının yanı sıra temiz enerji kaynakları olarak karşımıza çıkmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları dünyada olduğu kadar Türkiye de de enerji konusunun en önemli başlıklarından birini oluşturmaktadır. Enerji maliyetlerinin gittikçe yükselmesi karşısında yenilenebilir enerji kaynakları Türkiye gibi enerji ihtiyacını büyük ölçüde dışardan sağlayan ülkeler için daha da önem kazanmaktadır. Günümüzde yasam için gerekli olan enerji kaynakları büyük bir oranda insanlar tarafından tüketilmiş ve artık azda olsa Doğanın Hareket Dinamiğinden faydalanılarak elde edilen bir takım enerji kaynakları kullanılmaya başlanmıştır. Doğal Enerji Kaynaklarının temelini oluşturan güneş ve rüzgâr enerjileri hem doğayı tüketmemekte hem de kirletmemektedir. Bu nedenle Temiz Enerjiler olarak da adlandırılmaktadırlar. Ülkemizde enerji üretiminde kullanılan enerji santralleri; Hidrolik, Jeo-termal ve Termik olarak üç ayrı grupta toplanmaktadır yılından itibaren bu santrallere doğalgaz çevrim santralleri de eklenirken rüzgâr enerjisinden ve güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretimi ile ilgili çalışmalar hız kazanmıştır li yılların başında enerji açığının kapatılması için yurt dışından Sinop sahiline getirilen petrol enerjisini elektrik enerjisine çeviren yüzer elektrik santrali de ülkemizde enerji üretimi literatürüne girmiştir. Güneş Ülkemiz, coğrafi konumu nedeniyle sahip olduğu güneş enerjisi potansiyeli açısından birçok ülkeye göre şanslı durumdadır. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde (DMI) mevcut bulunan yıllarında ölçülen güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti verilerinden yararlanarak EIE tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye'nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat), ortalama toplam ışınım şiddeti 1311 kwh/m²-yıl (günlük toplam 3,6 kwh/m²) olduğu tespit edilmiştir. TRB1 Alt Bölgesi verilerine göre yılda 154 gün güneşli geçmektedir. TRB2 Alt Bölgesi verilerine göre yılda 149 gün güneşli geçmektedir. En bol güneşlenme Temmuz, en az Aralık ve Ocak aylarında olmaktadır. Rüzgar OECD araştırmalarına göre Ülkemizin rüzgar potansiyeli MW ( 83 GW ) (yıllık 250 milyar kwh) tir. Ülkemizde Elektrik Enerjisi Sektörü Üretiminde Rüzgar Payı 2000 yıl sonu itibariyle ülkemizde elektrik enerjisinin % 75'i termik santrallerden, % 24'ü hidrolik santrallerden, yaklaşık % 1'i de rüzgar santrallerinden sağlanmaktadır. (Kaynak: Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Planlama ve İktisadi Araştırmalar Grup Yönetmenliği, Mevzuatı İzleme, Değerlendirme ve Ekonomik Araştırmalar Yönetmenliği; Sektör Araştırmaları Serisi No: 26 Elektrik Enerjisi Sektörü Aralık 2001) Türkiye de Rüzgar Enerjisi İçin mümkün hedefler ( Yekab- Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynak ve Teknolojileri Araştırma Birimi-Öngörümü) 2020 yılı için MW tir. ETKB nin (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi9 Eylül 1999 da açtığı YID (Yap İslet Devret Modeli) ile Rüzgar Güç Santralleri Yaptırılması konusundaki resmi ihale gündemdeki toplam proje sayısını 55 e çıkartmıştır. Böylece Türkiye de gerçekleşme aşamasına girmiş rüzgar güç santrallerinin toplam kurulu gücü 1,700 MW a ulaşmıştır 75

76 Rüzgar Enerjisi üretimi ile ilgili olarak EİE tarafından IRESMED projesi yürütülmektedir. TRB bölgesinde rüzgar ile enerji üretme çalışmaları yapılmamaktadır. Jeotermal Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı web sitesi verilerine göre ülkemiz jeotermal potansiyeli açısından Avrupa'da birinci, dünyada yedinci sıradadır. Türkiye nin jeotermal isi potansiyeli MW olarak tahmin edilmektedir. Ülkemiz jeotermal potansiyelinin, ancak % 10 u kullanılmaktadır. Ülkemizin Toplam Jeotermal Elektrik Potansiyeli 2000 MWe* (16 Milyar kwh/yil), destekli hal, Türkiye nin 2010 yılı Jeotermal Elektrik Üretim Hedefi ise 500 MWe (4 Milyar kwh/yil) tir. Dünyada jeotermal zenginliği ile yedinci sırada yer alan Türkiye, jeotermal potansiyeli ile toplam elektrik enerjisi ihtiyacının %5 ine kadar, ısıtmada isi enerjisi ihtiyacının %30 una kadar karşılayabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunların ağırlık ortalaması alındığında Türkiye enerji (elektrik + isi enerjisi) ihtiyacının %14 ünü karşılamaya taliptir. Toplam jeotermal potansiyelimizin (2000 MWe, MWt) elektrik üretimi, şehir ısıtma, soğutma, sera ısıtma, termal tesis ısıtma, kaplıca kullanımı, kimyasal maddeler üretimi, sanayide kullanım vb uygulamalarda tam değerlendirilmesi ile sağlanacak hedef yıllık net yurtiçi katma değer 20 Milyar USD civarındadır. Türkiye, 1995 yılında, jeotermal ısı ve kaplıca uygulamalarında dünyada 11. sırada iken, 2000 yılında 5. sıraya yükselmiş, 2005 yılında beşinciliğini sürdürmüştür. (DPT VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı, Jeotermal Raporu) 76

77 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi debisi yüksek termal su kaynağı bulunmamaktadır. İrili ufaklı birkaç adet jotermal kaynak bulunsa da önem arzetmemektedirler. Odun Eski zamanlardan günümüze kadar odun sürekli yakacak olarak değerlendirilmiştir. Ancak bugün Avrupa ülkelerinin çoğunda odundan sadece yakacak enerjisi olarak değil elektrik enerjisi olarak da yararlanılmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında kullanım açısından büyük farklılıklar olmasına rağmen, fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında odunun gittikçe daha fazla rekabetçi konuma yükselmeye başladığı belirtilmektedir. Odun yakıtlarının, miktar konusunda kaçınılmaz bazı güçlükleri olmasına rağmen toplam temel enerjinin yaklaşık % 6 sını karşıladığı tahmin edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin gelir seviyeleri ve şehirleşme durumu arttıkça onların tüm enerji kullanımlarında odun yakıtların payının azaldığı görülmektedir. Türkiye de ise odun hala orman ürünü olarak değerlendirilmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde orman varlığı büyük alanlar kaplamamakla birtlikte ormanlarda çoğunlukla meşe, kayın, çam, ardıç, kavak karaçam, sedir, akasya, menengiç badem, dış budak, alyantus, kızılağaç ve akçaağaç gibi ağaçlardan oluşmaktadır. Orman ormanlardan esas itibariyle üretim, odun hammaddesine yönelik olarak yapılmaktadır. Sanayi tipi odun üretimi gelişmemiştir Madenler Yurdumuz, karmaşık jeolojisi ve tektoniğinin sonucu olarak çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Ancak, bu karmaşık jeoloji ve tektonik, aynı zamanda maden yataklarımızın küçük boyutlu ve çok parçalı olmasının da bir nedenidir. Çeşitlilik açısından Dünya nın zengin ülkelerinden biri olmamıza karşın, gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse tek tek yatak boyutları kıyasladığında geri sıralarda yer almaktayız. Dünya rezervlerinde önemli paya sahip olduğumuz madenlerin başında bor gelmektedir. Dünya bor rezervinin % 51 i yurdumuzda bulunmaktadır. Bunun dışında Dünya perlit rezervinin % 8,7 si, barit rezervinin % 7,1 i, sodyum sülfat rezervinin % 3 ü, civa rezervinin % 3 ü, diatomit rezervinin % 2,9 u, linyit rezervinin % 2,2 si, antimuan rezervinin % 2,26 sı, manyezit rezervinin % 1,47 si, gümüş rezervinin % 1,44 ü bakır rezervinin % 0,37 si, krom rezervinin % 0,40 ı ve altın rezervinin % 0,23 ü ülkemizdedir. Madenlerimiz, sanayinin temel girdilerini sağlayacak, kaynak yaratacak ve üzerlerine yeni sanayi tesisleri kurulacak yeraltı servetleridir. Madenlerin bir diğer önemli özelliği de tükenebilir olmalarıdır. Oluşumu için milyonlarca yıl ve olağanüstü doğal koşulların gerekli olduğu madenlerimizin üretim ve tüketiminde toplumsal faydanın önde tutulması bilimsel ve teknik bir zorunluluktur. Madencilik sektörüne genel olarak bakıldığında Cumhuriyet in ilanını izleyen dönemde sağlanan önemli ilerlemelere rağmen Türkiye hiçbir zaman bir madencilik ülkesi olarak tanımlanabilecek konumda olmamış ve madenciliğin ülke ekonomisi içindeki yeri sınırlı düzeyde kalmıştır. Ülkemiz, bor, linyit, mermer, trona, barit, krom, manyezit gibi madenler açısından dikkate değer rezervlere sahiptir. Mevcut demir cevherinin büyük çoğunluğunun düşük tenörlü oluşundan dolayı değerlendirilememektedir. Halen ülkede 50 nin üzerinde madenin 77

78 üretimini yapılmakta olup, en önemlisi linyittir. En önemli ihracat kalemlerimiz bor tuzları, mermer, krom, manyezit, feldspat ve bakırdır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi çok çeşitli ve zengin maden yataklarına sahip olup, bulunan madenler aşağıdaki tabloda verilmiştir. Tablo 28: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Maden Rezervleri Maden ADI ASBEST BENTONİT DİTSEN DOLOMİT FLUORİT FOSFAT GRANAT SİLLİMANİT VERMİKÜLİT LİNYİT ALÜMİNYUM BAKIR DEMİR KROM ALÇITAŞI TORYUM KURŞUN ÇİNKO KAOLEN PROFİLLİT ALTIN MOLİBDEN MERMER JİPS KİREÇTAŞI PERLİT POMZA BARİT KUVARS KÜKÜRT KÖMÜR Kaynak: İl Müdürlükleri Su Kaynakları Malatya-Hakkari Malatya Malatya Bingöl Malatya Malatya Malatya Bingöl Bitlis Malatya Malatya Malatya Malatya Bingöl Van Muş Malatya Malatya Elazığ Bingöl Tunceli Malatya Elazığ Bingöl Van Malatya Tunceli Hakkari Malatya Malatya Bingöl Hakkari Bingöl Hakkari Bingöl Bingöl Elazığ Elazığ Elazığ Bitlis Tunceli Malatya Tunceli Muş Bitlis Van Van Bitlis Muş Hakkari Hakkari Hakkari Dünya nüfusunun hızlı artışı, kentleşme, endüstrileşme ve ekosistemlerin tahrip edilmesi nedeniyle su kaynaklarının olumsuz etkilenmesi ve buna bağlı olarak önümüzdeki yıllarda Dünya nüfusunun yarısının sudan yoksun kalacak olması, su problemini gündemin birinci sırasına oturtmuştur. Bu bağlamda, su kaynaklarının mevcut durumunun bilinmesi, 78

79 potansiyelinin hesaplanması ve yönetimi, gelecek ve yapılacak planlar açısından çok önemlidir. Su kaynaklarının yönetimindeki eksiklik ve yanlışlıkların tarih boyunca pek çok olumsuz etkisi görülmüştür. Ülkemizde su kaynaklarında görülen azalma ve kirlenmenin önemi, büyüyen şehirlerin içme suyu ve gelişen endüstrinin su talebini karşılamak durumunda kalacağı düşünüldüğünde bir kat daha artmaktadır. Yeryüzündeki tüm canlılar için yaşamın temel kaynağı olan su, vazgeçilmez bir gereksinimdir. Dünya mızın % 70 i sularla kaplı olmasına rağmen, tatlı su kaynakları bunun yalnızca % 2,5 idir. Bugün yeryüzü nüfusunun beşte biri su kaynaklarının yanlış kullanımı, kirlilik, alan kaybı gibi nedenlerden dolayı sağlıklı, temiz ve içilebilir suya sahip değildir. Günümüzde yaklaşık 1,3 milyar kişi su sıkıntısı çekmekte olup, gelecek 25 yılda bu sayının 2 katına çıkacağı tahmin edilmektedir. Su talebi son 25 yıl içinde % 60 artmıştır. Bir ülkenin su zengini olabilmesi için kişi başına düşen yıllık ortalama su miktarının en az m³ olması gerekirken, bu miktar Türkiye de m³ dür. Bu rakam, bilinenin aksine Türkiye nin su zengini olmadığını gözler önüne sermektedir. Türkiye de su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı yönünde çalışmalar yürütülmelidir. Ülkemizde yerüstü suyu tüketim miktarına göre, sulama % 82 lik oranla ilk sırada yer alırken, içme-kullanma % 10 ile 2. sırada ve sanayi % 8 ile son sıradadır. Ülkemizde ve gelişmekte olan pek çok ülkede, su tasarrufu sağlanması, sulama projelerinin işletme-bakım faaliyetlerinin finansmanı ve sulama suyunun rasyonel kullanımı büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda ülkemizde kamu sulama projelerinin işletme-bakım faaliyetlerinin finansmanı ve su dağıtımı konusunda sorumluluğun devredilerek çiftçilerin sulama tesislerine sahip çıkmaları ve su yönetimini devir alarak daha etkin bir su kullanımı gerçekleştirilmesi doğrultusunda "Su Kullanıcı Birlikleri" kurulmuştur. Akarsularımızın büyük bir kısmı denize paralel dağ sıralarının doruklarından denize ulaşır ve genellikle dar, derin ve hızlı akışlı vadilerden geçerler. İç Anadolu, Van Gölü ve Göller Yöresi kapalı havzaları dışında ülke içindeki bütün havzalar denize ulaşır. Başlıca akarsularımız Fırat, Dicle, Göksu, Kızılırmak, Ceyhan, Seyhan, Sakarya, Yeşilırmak, Çoruh, Gediz, Aras, Büyük ve Küçük Menderes vb. şeklinde sıralanabilir. Ülkemizde 120 den fazla göl bulunmakta olup, başlıcaları; Van, B.Çekmece, Sapanca, Acıgöl, K.Çekmece, İznik, Tuz, Eğirdir, Çıldır, Aktaş, Sarıkum, Köyceğiz, Akşehir, Bafa, Seyfe, Beyşehir ve Burdur gölü olarak sıralanabilir. Göllerimiz içme suyu, sulama, balıkçılık ve rekreasyon gibi amaçlarla kullanılmaktadır. Ülkemizde, su kaynaklarının sulama, içme-kullanma ve endüstri suyu temini, hidroelektrik enerji üretilmesi ve taşkın koruma gayesiyle DSİ tarafından 730 adet baraj ve çok sayıda gölet yapılması planlanmıştır yılı başı itibariyle 206 adet baraj ve 378 adet gölet inşa edilerek işletmeye açılmıştır. 93 adet barajın ve 129 adet göletin inşaatı ise halen devam etmektedir. Ayrıca, adet taşkın kontrol tesisi inşa edilmiştir. Halen programda yer alan projelerde ise çalışmalar çeşitli aşamalarda sürdürülmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde toplam su yüzeyi alanı ha. dır. Su yüzeyleri bakımından Van ili hektar ile ilk sırayı almaktadır. Su yüzeyleri içerisinde en büyük alanı doğal göller oluşturmaktadır. 79

80 Tablo 29: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Su Yüzeyleri SU YÜZEYİ NİTELİĞİ (HA) Malatya elazığ bingöl tunceli trb1 van muş bitlis hakkari TRB2 TRB Doğal Göller 50** Baraj Rezervuarları Gölet Rezervuarları Akarsu Yüzeyleri 1.500** Toplam Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri, Tarım Master Planları. 80

81 Tablo 30: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Köy İçme Suları (2006) Malatya elazığ bingöl tunceli trb1 van muş bitlis hakkari TRB2 TRB tr SULU (Adet) YETERSİZ (Adet) SUSUZ (Adet) Hizmet Dışı (Adet) TOPLAM (Adet) Köy Bağlısı Toplam Köy Bağlısı Toplam Köy Bağlısı Toplam Köy Bağlısı Toplam Köy Bağlısı Toplam Kaynak: Mülga Köyhizmetleri Gn. Müd. ( erişim: ) 81

82 TRB Bölgesinde köy ve bağlısının içme suyunun yeterli olduğu, köy ve bağlısının içme suyunun yetersiz olduğu, 807 köy ve bağlısının içme suyunun hiç olmadığı, 421 köy ve bağlısının içme sularının ise hizmet dışı olduğu anlaşılmaktadır. TRB bölge illerindeki yeraltı ve yer üstü kaynakları ile bu kaynakların miktarlarını gösteren tablo aşağıda verilmiştir. Tablo 31: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yer Altı ve Yer Üstü Su Kaynakları (2006) YERALTI SULARI TOPLAM SU (İLDEKİ TOPLAM YERÜSTÜ SULARI POTANSİYE HM 3 EMNİYETLİ /YIL Lİ REZERV) HM 3 HM /YIL /YIL Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR (%) 23,86 3,97 21,37 Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri, İl çevre Müdürlükleri (Çevre Durum Raporları) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yerüstü ve yer altı su potansiyeli hm 3 /yıl dır Çayır Mera Alanları TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde çayır mer a alanları toplamı ha. olup, Türkiye nin Çayır ve Mer a varlığının yaklaşık %20 sini teşkil etmektedir sayılı mera kanunu ile meralara sahip çıkılmış ve ot üretimlerini arttırmak için çalışmalar yoğun olarak başlamıştır. Çayır-Meralar, entansif hayvancılığın yanında ekolojik dengenin korunmasında da önemli yer tutmaktadır. Genelde bölgenin çayır ve mera alanlarının önemli bir bölümü VI. ve VII. Sınıf arazilerde bulunmaktadır. Bölgeye ait çayır ve meralarda yetişen bitkiler yöreye adapte olmuş fakat, bölgede hüküm süren karasal iklim nedeni ile verimleri düşüktür. Ülkemiz hayvancılığının gelişmesi için, yapılan mera ıslah çalışmalarının etkin olarak yaygınlaştırılması gerekmektedir. 82

83 Tablo 32: TRB Bölgesi Çayır Mer a Alanları ÇAYIR MERA ALANLARI (HA) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR (%) 20,14 Kaynak: İl Tarım Müdürlüğü Ormanlık ve Fundalık Alanlar Ormanlar yaban hayvanları için doğal bir ortam özelliği oluşturur. Dağlar ve ormanları yaban keçisi, tilki, kurt, bıldırcın, tavşan, yabani domuz, değişik kuş türleri ve göçmen kuşlar için doğal barınak alanlarıdır. Doğa koruma alanları içinde Milli Koruma Parkları oluşturulmuştur. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki orman alanları sınırlı olup, Türkiye orman varlığını %5,37 sini teşkil etmektedir. Bölgedeki ormanlar, kızılçam, karaçam, ardıç, sedir, meşe, kızılağaç, dişbudak, akçaağaç, kavak v.b orman ağaçlarından oluşmaktadır. Tablo 33: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Ormanlık ve Fundalık Alanlar(ha) ORMAN VE FUNDALIK ALANLARI (HA) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR (%) 5,37 Kaynak: İl Müdürlükleri Flora, Fauna ve Yöreye Özgü Tarımsal Çeşitler 83

84 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi flora ve fauna açısından geniş bir potansiyele sahiptir. Bölgede yetişen ve varlığını sürdüren flora ve fauna çeşitleri düzey 2 ve düzey 3 itibariyle şöyledir. TRB1 Alt Bölgesinde; TRB11 Malatya ilinde; Flora olarak meşe, ahlat, alıç, kara çalı, sakız ağacı, keven, potaryum, ayrık, kekik, ve yumak otu. Fauna olarak yabani domuz, tilki, tavşan, keklik, yabani ördek, yabani kaz, kurt, çakal, bıldırcın, kaya güvercini, üveik, sansar, sakarmeke ve culluk orman alanlarında yaşamaktadır. Ayrıca, Malatya kayısısı, Arapgir siyah köhnü üzümü, Yeşilyurt dalbastı kirazı, Akçadağ hocamız armudu, Hekimhan cevizi vs. yöreye has çeşitlerdir. TRB12 Elazığ ilinde; Doğal formda yetişen Işkın'a (Uşkun) (Alacakaya-Arıcak ilçelerinde) bahar aylarında önemli miktarlarda talep olmaktadır. Soğanımsı bitki olup Baskil ilçesinde yöresel olarak adlandırılan "Dombala" ilaç sanayii için aranan bir bitkidir. Yine orman envanteri bitkilerden olan Menengiç (Çedene) ağacı meyveleri kahve yapımında kullanılmak süretiyle gıda sektöründeki yerini almıştır. Mevcut ormanlarda keklik, yaban domuzu, vaşak, yırtıcı kuşlar, dağ keçisi, tilki, kurt, bıldırcın, tavşan vb. hayvanlar bulunmaktadır. Ayrıca, Paşa, Abbasi, Bal, Kara, Gevrik (Piran), Fillori ve Şakuk armudu, Şıkşıkı, Saka, Ahmediye, Haşim bey elması, Öküzgözü, Boğazkere, Ağın beyazı, Ağın kırmızısı, Şilfoni, Kabarcık, Tilki kuyruğu, Kıtkıtı ve Hatun parmağı üzümü, Mollakendi kavunu, Kuyulu çileği, Kara erik, Fasulye ve yerel domates türleri bulunmaktadır. TRB13 Bingöl ilinde; Flora olarak; Sığırkuyruğu, laden, kekik, sütleğen, yabani yonca, çançiçeği, yabani menekşe, geniş yapraklı çayır otu, ve dar yapraklı çayır otu, fauna olarak; tilki, tavşan, ayı, kurt, sincap, sansar, dağ keçisi ve domuz gibi hayvanlar mevcuttur. TRB14 Tunceli ilinde; Gerek orman arazileri gerekse açık otlaklar ve meralar flora ve fauna bakımından oldukça zengindir. Dünyada çok nadir rastlanan Huş ağacı mercan vadisinde doğal yaşama ortamı bulmuştur.tunceli de çografi yapı ve bitki örtüsü nedeniyle Dağ keçisi,keklik,tavşan,yaban domuzu,bıldırcın,kartal ve bir çok yaban hayvanı çokça bulunmaktadır. Munzur suyunda bulunan kırmızı benekli alabalık yöreye özgü nadir türleri ve lezzetiyle önemli bir ekonomik değere sahiptir. Ayrıca; Ovacık ta yerel fasulye türü ve Çemişgezek Ulukale dutu da yöreye özgü çeşitlerdir. TRB2 Alt Bölgesi 84

85 TRB21 Van ilinde; Flora olarak, çeşitli meşe türleri,bodur ardıçlar, sarıçam meşe, sakız, kızılcık, doğu çınarı, ceviz, titrek kavak ve yabani meyve ağaçları görülmektedir. Ayrıca; Edremit İlçesine has Avis elması, Van Kirazı, Erciş Kavunu, Erciş Lahanası ve özellikle Merkeze bağlı Alaköy civarında yaygın aroması diğerlerinden çok farklı olan Yerli Üzüm yöreye has çeşitlerdir. Van Gölüne has, sodalı suda yaşayan endemik bir tür olan İnci Kafali Balığı ve Morkaraman Irkından köken almış et ve süt verimi yüksek olan vegürpınar İlçesi Norduz Bölgesin adapteolmuş Nordüz Koyunu yöreye has fauna çeşitlerindendir. Yine Van İline has olan ve Van Kedisi olarak adlandırılan kedi türü sadece bölgede varlığını sürdürmektedir. TRB22 Muş İlinde; Fauna olarak Keklik, Tilki, Tavşan, Yaban Ördeği, Yaban Kazı, Alabalık, Sazan vb. türler av turizmi açısından önem teşkil etmektedir. Flora olarak, Buğdaygil yem bitkileri ( Kamışsı Yumak, Kılçıksız Brom, Çayır Üçgülü, Domuz Ayrığı, Mavi Ayrık, Yüksek Otlak Ayrığı vb), Baklagil yem bitkileri(adi Yonca, Şerbetçi otu yoncası, Geven, tarla Üçgülü, Melez Üçgül, Kekik, Çayır Düğmesi vb.), Köpek dişi, koyun yumağı, çayır sazı, vb. bitkiler botanik kompozisyonunu oluşturmaktadır. TRB23 Bitlis İlinde; Üçgül ve yonca bölgede doğal olarak bulunan bir yem bitkisidir. Kuşburnu ve kekik yörede bol miktarda bulunan aromatik bitkilerdir. İlkbaharda okşin, jal çiviş olarak adlandırılan bitkiler dağlarda bol miktarda bulunur. Yayla balı bu yerel floradan elde edilir ve pazarlanma imkanı yüksektir. Meşe ormanlarında yaban domuzu bulunmaktadır. Ayrıca; Adilcevaz ilçesinde yetiştirilen Adilcevaz cevizi yöreye has çeşitlerdendir. Senciri üzüm çeşidi de yine yöreye has çeşitlerdendir. TRB24 Hakkari ilinde; Flora olarak, meşe(maçlı meşe, Lübnan meşesi, palamut, mazi) çınar, söğüt, kavak, ahlat, dişbudak, alıç, ardıç ve yabani meyve ağaçları da görülmektedir. Yöreye has olarak, Şemdinli ilçesinde yöreye has Şemdinli tütünü, Çukurca da Susam,incir ve nar yetişmekle birlikte en önemli bitki çeşidi Ters Lale (Fritillaria İmperialis) dir. Hakkari iline has, yörenin yüksek bölgelerinde yetişen kısa ömürlü ve endemik bir bitki türüdür İnsan Kaynakları İnsanların doğuştan sahip oldukları ve sonradan edindikleri nitelikler ve bilgiler, Dünya daki sermaye stokunun önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ekonomik değerinin öneminden dolayı insan sermayesi faktörü, üretim düzeyini yükseltmek, ekonomide yapısal değişiklikler gerçekleştirmek ve gelişmiş ekonomilerin düzeyine ulaşmak açısından kalkınmada önem 85

86 verilmesi gereken bir faktördür. Sosyo-ekonomik gelişme sürecinde insan; emek, girişimci ve teknik bilgi faktörlerinin sahibi olarak çeşitli işlevler üstlenir. İnsan sermayesi; büyüme, teknolojik gelişme, gelir dağılımında etkinlik, uluslararası rekabet edebilirlik düzeyinin yükseltilmesi, hukuki, kurumsal ve politik alanda iyileşmeler gibi kalkınmanın önemli amaçlarının gerçekleştirilmesinde rol oynamaktadır. Kalkınma açısından insan faktörünün sahip olması gereken özellikler ise her ekonominin sektörel ihtiyaçları doğrultusunda ekonominin gerektirdiği nitelikte insan faktörünün yetiştirilmesine bağlıdır. Bölge ekonomisinin temelini tarım kesimi oluşturur. Ekonomik etkinlikler içinde en önemli yeri tarım oluşturduğu gibi, tarım dışı kesimlerin gelişmesini de asıl olarak tarım sektörü belirlemiştir. Bu gün çoğu ülkede istihdam yapısı ve işsizliğin boyutu, ülkedeki ekonomik gelişme ve sosyal kalkınma düzeyinin önemli bir göstergesidir. Ulusal gelirdeki artış, daha fazla insana istihdam sağladığı ölçüde önem kazanmaktadır. 21.yüzyılda çoğu ülkedeki yüksek işsizlik oranları, en ciddi ekonomik ve sosyal sorun olmaya devam etmektedir. TRB bölgesinde yaşayan insanların cinsiyet itibariyle sayıları tablo 34 te verilmiştir. Tablo 34: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde İnsan Kaynakları (2000) Toplam Erkek Kadın Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR (%) 5,50 5,62 5,37 Kaynak: TÜİK 2000 (Nüfus Sayımı) 86

87 Ülkemiz nüfusunun % 50.6 sını erkek nüfusu, % 49.4 ünü kadın nüfusu oluşturur. TRB Ortadoğu Anadolu Bölge nüfusu ülkemiz nüfusunun % 5,50 sini oluşturur. TRB Ortadoğu Anadolu Bölge nüfusunun % 51,75 ini erkek nüfusu, % 48,25 ini kadın nüfusu oluşturur. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde en fazla nüfusa sahip iller Van ve Malatya, en az nüfusa sahip il ise Tunceli dir. Tablo 35: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Yaş Gruplarına Göre Nüfus Yaş Grubu TRB/TR Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB1 Van Muş Bitlis Hakkari TRB2 TRB TÜRKİYE % T ,50 Toplam E ,62 K ,37 T ,23 E ,35 K ,10 T ,85 E ,93 K ,78 T ,74 E ,99 K ,53 Kaynak: TÜİK 2000 Nüfus Sayımı E: Erkek, K: Kadın, T: Toplam Türkiyede aktif nüfusun (15-65 yaş) %4,85 i TRB Bölgesinde yaşamaktadır. Ülkemizde ekonomik faaliyete göre istihdam edilen nüfus incelendiğinde en fazla istihdamın olduğu alan Ziraat, Avcılık,Ormancılık ve Balıkçılık alanıdır ve bu alandaki istihdam ülkemiz istihdamının % 48.4 üdür TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde ekonomik faaliyete göre istihdam edilen nüfus incelendiğinde, bölgede tarımda istihdam edilen nüfus, bölge istihdamının yaklaşık % 66 sını; hizmetler sektörü % 27 sini; Sanayi sektörü % 4 ünü; İnşaat sektörü % 3 ünü; ulaştırma- haberleşme ve depolama istihdamı % 3 ünü oluşturmaktadır 87

88 Tablo 36: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Ekonomik Faaliyete Göre İstihdam Edilen Nüfus sanayi hizmetler İnşaat tarım toplam istihdam E K T E K T E K T E K T E K T Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % ,51 0,59 1,34 4,53 1,95 4,05 3,31 1,27 3,27 6,79 6,79 6,79 4,67 5,52 4,98 Kaynak: TÜİK 2000 (Nüfus Sayımı) Cinsiyete göre çalışan nüfus sayılarına baktığımızda; tarım sektöründe çalışan kadın sayısının, Türkiye genelinde olduğu gibi erkeklerden yüksek olduğu görülmektedir. Diğer sektörlerde ise çalışan erkek sayısı daha fazladır. Toplam istihdam edilen nüfus içerisindeki kadın ve erkeklerin oranına bakıldığı zaman, çalışan kadın nüfus oranının en düşük %40, erkeklerin oranı ise %60 tır. 88

89 Tablo 37: TRB Bölgesi 12-+ yaş İşgücü Durumu (2000) Nüfus İşgücü İstihdam İşssiz İşgücünde Olamayan E K T E K T E K T E K T E K T Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 5,02 4,81 4,92 4,83 5,40 5,03 4,67 5,52 4,98 6,29 3,86 5,59 5,50 4,42 4,78 Kaynak:TÜİK 2000 Genel Nüfus Sayımı TRB Bölgesinde 12 yaş ve üzeri nüfus sayısı dir. Bu nüfusun si faal nüfus olup, bunun u istihdam edilmekle birlikte i işsiz durumdadır. Bu da bölgede atıl işgücü potansiyeli olduğunu göstermektedir. 12 yaş ve üzeri nüfus grubundaki erkeklerin %59 u kadınların ise %42 si istihdam edilmektedir. Erkeklerde bu oran %68,41 olan Türkiye oranından düşük, kadınlarda ise %38,75 olan Türkiye oranından yüksektir. Erkeklerin %8,70 i ve kadınların %2,29 u işsizdir. 89

90 3.4. Fiziki Sermaye Kaynakları Sulama ve drenaj amaçlı tarla içi şebekeler, süt sağma makineleri, kombine biçerdöverler, tarımsal işlemler için gerekli tarımsal makineler, traktörler, ürün toplama-soğutma ve işleme tesisleri vb. fiziki sermaye kaynakları olarak adlandırılmaktadır. Bir ülkenin veya bölgenin ekonomik ve yapısal dönüşümünü tamamlaması ve orta vadeli yeni bir büyüme atılımını sermaye tarafından yapılacak yatırımlar ve bunun tetikleyeceği üretim ve istihdam artışları ile mümkün olacaktır. Bilindiği üzere fiziki sermaye ve emek girdilerin miktarlarındaki değişimler ile bunlara ilişkin verimliliklerin artışı tüm sektörler için son derece önemlidir. Ekonomik belirsizlikler ve borç yükü; fiziki sermaye stokunun artmasını engellemektedir. Fiziki sermaye bir ülkenin gayri safi stokunu oluşturur. Fiziki sermaye kaynakları; sermaye stoku, bina, alt yapı, makine, teçhizat gibi üretim sürecinde uzun yıllar kullanılan unsurları da içermektedir. Öncelikle fiziki sermaye olan bina, makine, teçhizat, teknolojik cihazlar, ekipmanlar gibi fiziki yatırım unsurları teknolojik gelişmenin temelini oluştururlar. Tarımda veya diğer sektörlerde ekonomik büyümede önem taşıyan verimlilik göstergelerinin beklenen düzeyde artış gösterememesinin temel nedenleri arasında bilgi ve teknoloji yoğun yatırım alanlarına, sosyal ve ekonomik alt yapıya yani fiziki sermayeye yeterince kaynak ayrılamaması özellikle gösterilmektedir. Hem özel hem kamu kesiminde rekabeti arttıran ve ekonomik büyümeyi sağlayan fiziki sermaye, ülkenin verimlilik göstergelerinin Dünya da ön sıralarda yer almasını sağlayan kaynaklardır. Tarımda fiziki sermayeyi oluşturan değerler; enerji yatırımları, gıda sanayi teknolojileri ve makineleri, ambalajlama ve etiketleme sanayi yatırımları, ıslah ve gen teknolojileri yatırımları, uzaktan algılama ve coğrafi sistemler, pazarlama teknolojileri, sulama ve drenaj amaçlı tarla içi şebekeler, süt sağma makineleri, kombine biçerdöverler, tarımsal işlemler için gerekli tarımsal makineler, traktörler, ürün toplama-soğutma ve işleme tesisleri gibi kaynak ve yatırımlar; fiziki sermaye kaynakları içinde yer almaktadır. Tarımsal Mekanizasyon Cumhuriyetten önceki dönemde tarımsal üretim; tamamen ilkel metotlarla, insan ve hayvan gücünden yararlanılarak yapılmakta idi. Cumhuriyet dönemi ile başlayan tarımda makineleşme çabaları sonucu olarak Tarım Bakanlığınca Almanya dan bazı enerji ve iş makineleri ithal edilmiştir yılında ise aynı Bakanlık tarafından 221 adet traktör ithal edilerek üreticilere dağıtılmıştır. Ayrıca ülkemiz çiftçisini mekanizasyon yönünden donatmak, makine sağlamak ve bakım işleri gibi konularda hizmet vermek amacıyla 1944 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Zirai Donatım Kurumu kurulmuş ve ülkemizin mekanizasyon düzeyinin gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Türkiye tarımında makineleşme yaklaşık elli yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu süre zarfında traktör ve tarım makineleri varlığında ve bunların kullanımında önemli 90

91 kazanımlar elde edilmiştir. Sayısal olarak Dünya ortalamasının üzerinde mekanizasyon düzeyleri sağlanmış olmakla birlikte, ulaşılan düzey gelişmiş ülke değerlerinin henüz çok gerisindedir. Ayrıca mevcut parkın yaş ortalaması çok yüksek (16 yaş), güç ortalaması ise çok düşük (42 kw) tür. Traktör başına düşen makine sayısı ancak 4 civarındadır. Bunların yanı sıra tarımsal yapının elverişsizliği nedeniyle mekanizasyon etkinliği düşüktür. Ülkemizde ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde de tarımsal faaliyette bulunan çiftçi sayısının fazlalığı, arazilerin küçük ve çok parçalı olması nedeniyle, bu arazilerde makine kullanarak tarımsal faaliyette bulunmak ekonomik olmamaktadır. Tarımsal üretimde, uygun tarımsal mekanizasyon araçlarının kullanılmasıyla üretilen ürünlerin birim alandan alınan miktar ve kalitesinin artırılması yanında ekonomik olmaları da gerekmektedir. Ayrıca tarımsal üretimde en pahalı girdi olan alet ve makine kullanım giderlerini azaltabilmek için işletmelerin büyüklüğüne ve yapısına uygun traktör ve ekipmanlarının seçilerek ekonomik kullanılmaları zorunludur. Tarımsal mekanizasyon araçlarını tam kapasitede ve verimli kullanıp ekonomik tarım yapmak için; tarım arazilerinin parçalanmasını önleyerek çalışan nüfus oranını azaltmak ve ortak makine kullanarak makine girdi fiyatlarını düşürmek gerekmektedir. Tarımsal nüfusun azaltılması, küçük ve parçalı yapının önüne geçilmesi için gerekli olan yasal düzenlemenin yapılabilmesi kısa vadede mümkün görülmemektedir. Bu nedenle diğer seçenek olan ortak makine kullanım modelinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ortak makine kullanımı ile atıl olan kapasitenin üretime kazandırılmasıyla, hem makine sahibi çiftçiye, hem de bölge ekonomisine katkı sağlanacaktır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi, 2004 yılı verilerine göre traktör sayısı ile ülke traktör sayısının % 2,51 ine sahiptir. Bölge içerisinde ise en fazla traktöre TRB1 Alt Bölgesi sahip olup, bölge içindeki payı % 55 dir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, süt sağım makinesi, atomizör, pülverizatör, yağmurlama tesisi, motopomp, kombine hububat ekim makinesi gibi alet ve makinelerin diğer alet ve makinelere göre daha az olması; bölgede modern tarım tekniklerinden yeterince faydalanılmadığının bir diğer ifadeyle tarımsal faaliyetlerin daha çok geleneksel usullerle yapıldığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. 91

92 Tablo 38: Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bazı Alet ve Makine Varlığı (2004) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB1 Van Muş Bitlis Hakkari TRB2 TRB TÜRKİYE Traktör Biçerdöver Kulaklı traktör pulluğu Kültüvatör Merdane Diskli tırmık (Diskaro, Gobledisk vb) Dişli tırmık Kombine hububat ekim makinesi Kimyevi gübre dağıtma makinesi Sapdöver harman makinesi (Batöz) Sırt pülverizatörü Kuyruk milinden haraketli pülverizatör Atomizör Motopomp (Elektrik motorlu) Motopomp (Termik motorlu) Yağmurlama tesisi Damla sulama tesisi Süt sağma makinesi (Seyyar) Tarım arabası (Römork) Su tankeri (tarımda kullanılan) Kepçe (Tarımda kullanılan) Tarımsal mücadele uçağı Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu, Tarımsal yapı (Üretim, Fiyat, Değer),

93 Toprak Koruma ve Sulama Tesisleri Tarımsal üretimde en büyük fiziki sermaye toprak ve sudur. Bu kaynakların etkin olarak kullanılabilmesi ve sel ve erozyon gibi zararların meydana gelmemesi için DSİ tarafından çalışmalar yapılmaktadır. Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (KHGM) verilerine göre, Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde toprak ve su kaynakları envanteriyle ilgili bilgiler tablo 39 da gösterilmiştir. Tablo 39: Türkiye ve TR8 Bölgesi Toprak ve Su Kaynakları Envanteri (2006) TOPLAM SULAMA TOPRAK DRENAJ VE TARLA İÇİ GEL. MUHAFAZA TOP.ISL. TOPLULAŞ. Proje Adedi Saha Ha Proje Adedi Saha Ha Proje Adedi Saha Ha Proje Adedi Saha Ha Saha Ha MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 17,19 12,23 8,02 6,80 5,86 2,57 1,85 0,97 2,15 Kaynak: Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Toprak ve Su kaynakları Envanteri, Ülkemiz toprak muhafaza çalışmaları kapsamında yürütülen toplam adet projenin % 8,02 si ve toplam sahanının % 6,80 i TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindedir. Yapılan toplulaştırma sahası bakımından ise bölgenin aldığı pay % 2,5 dir. TRB Bölgesinin tarla içi geliştirme ile drenaj ve toprak ıslahı projelerinden aldığı pay ise sırasıyla % 5,86 ve % 1,85 dir Finans Kaynakları Öz sermayesi yetersiz tarımsal işletmeler, işletmelerini büyütmek, yeni yatırımlar yapabilmek için ve hatta zaman zaman üretim faaliyetlerini sürdürebilmeleri için kredi kaynaklarına ihtiyaç duyarlar. Tarımsal üretimde sermayenin devir hızının yavaş olması nedeniyle, Dünya nın hemen her ülkesinde, tarım sektörü, piyasa faiz oranlarının altında faiz oranları ile kredilendirilmektedir. Tarım sektörünün başlıca finans kaynakları hakkında aşağıda özet bilgiler verilmiştir. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri 1888 yılında kurulmuş olan Ziraat Bankası üreticilerin finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılamak üzere görevlendirilmiştir. Devletçe sağlanan her türlü tarımsal destekler Ziraat Bankası tarafından üreticilere ulaşmaktadır yılı içerisinde tarımsal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin ve kalitenin artırılması amacıyla, 2005/8378 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında üreticilere Ziraat Bankası ve Tarım Kredi 93

94 Kooperatifleri nce tarımsal üretime yönelik yatırım ve işletme kredisi kullandırılmaktadır. Bu kapsamda Ziraat Bankası ya da TKK tarafından bir gerçek ve/veya tüzel kişiye hayvansal üretim konusunda azami YTL ye kadar, diğer kredi konularında ise azami YTL ye kadar kredi açılabilmektedir. Bu krediler iyi tarım uygulamaları, sertifikalı tohumluk, organik tarım, hayvansal üretim, AR-GE, su ürünleri, sulama, örtü altı tarımı, tarımsal mekanizasyon, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği vb. konuları kapsamakta olup, % 25 ile % 60 arasında değişen oranlarda faiz indirimi uygulanmaktadır yıında TCZB tarafından sulamada % yıl vadeli faizsiz kredi kullandırılmaya başlanmıştır. Tarım Kredi Kooperatifleri üyelerine ayrıca ayni kredi de kullandırmaktadır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu Devletimizin Anayasa da belirtilen sosyal bir hukuk devleti olması özelliği gereği, gelir dağılımındaki dengesizliklerin giderilmesine ve yoksul kesimlerin desteklenmesine yönelik sosyal politikalar, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve sosyal barışın korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu ilkeden hareketle, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu (SYDF), 3294 sayılı yasa ile 1986 yılında kurulmuştur. Bu yasayı uygulamak amacıyla 5263 sayı ve tarihli yasayla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Anayasa nın 2.maddesinde ifadesini bulan Sosyal Devlet ilkesinin en belirgin oluşumu olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, sosyal güvenlikten yoksun muhtaç ve düşkünlere ilişkin devletin tüm sosyal sorumluluklarını yerine getirmektedir. Fonun vizyonu; eğitim, sağlık ve diğer sosyal yardımların etkin bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacak sosyal politikalar oluşturmak ve bunları uygulamaya geçirerek yoksullukla mücadele etmektir. Fonun 3294 sayılı kuruluş yasasında yer alan amacı: fakr-u zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile her ne suretle olursa olsun Türkiye ye kabul edilmiş veya gelmiş kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak ve sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir. Düşük gelir düzeyine sahip insanlara yardım etmek amacı ile kurulmuş olan vakıf, kırsal kesimde yaşayan insanların mesleki eğitim ve istihdamına yönelik çalışmalar da yapmaktadır. Bu kapsamda değişik tarımsal konularda hazırlanan projelere de destek sağlanmaktadır. Ayrıca T.C. Hükümeti ile Dünya Bankası arasında 14 Eylül 2001 tarihinde imzalanan ve 28 Kasım 2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Sosyal Riski Azaltma Projesi İkraz Anlaşmasıyla, Türkiye'de kısa ve uzun dönemde yoksulluğun azaltılmasına katkıda bulunulması amaçlanmıştır yılında Dünya Bankasının vakfa aktarmış olduğu kaynak ile SRAP (Sosyal Riski Azaltma Projesi) projeleri uygulanmaktadır. Bu kaynak kapsamında belirli tutara kadar olan tarımsal projelere de kredi sağlanmaktadır. İl Özel İdareleri ve Köylere Hizmet Götürme Birlikleri İl Özel İdareleri kaynakları genel bütçeden sağlanan ve yatırım programlarına esas olmak üzere kaynakların yetersiz olduğu durumlarda, tarımsal amaçlı plan ve projelerde kullanılabilmektedir. İlin ihtiyaçlarını kendileri için belirtilmiş sınırlar içerisinde karşılamakla sorumlu olan İl Özel İdareleri, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda tarım kesimine de kaynak aktarmaktadır. Köylere Hizmet Götürme Birlikleri de tarımsal kesimin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kaynak sağlamaktadır. 94

95 Sivil Toplum Örgütleri Bölgemizde faaliyet gösteren ticaret odaları, borsalar, ziraat odaları, üretici ve yetiştirici birlikleri ve diğer bazı sivil toplum örgütleri ile Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) da tarıma kaynak sağlamaktadır. Diğer Kredi Kaynakları Ülkemizin AB, Dünya Bankası, FAO ve diğer yabancı ülkeler ile yapmış olduğu anlaşmalar doğrultusunda belirli projelere hibe ya da kredi olarak finansman sağlanabilmektedir. Köy bazlı katılımcı yatırım programı (KBKYP), Doğu Anadolu İlleri Kalkınma Birliği (DOKAB), KÖY-DES projesi gibi ülkesel ve ve bölgesel projeler çerçevesinde Avrupa Birliği Hibe Fonları ile Tarıma önemli katkılar sağlanmaktadır. 95

96 BÖLÜM 4 - BÖLGENİN MEVCUT TARIMSAL DURUMU 4.1. Arazi Dağılımı Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı Tablo 40: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı (Ha) (2005) ORMAN ARAZİLERİ DİĞER TARIM ÇAYIR VE N % % % ARAZİLE % ALANI MERA FUNDALI YÜZÖLÇÜ R K MÜ MALATYA , , , , ,00 ELAZIĞ , , , , ,00 BİNGÖL , , , , ,00 TUNCELİ , , , , ,00 TRB , , , , ,00 VAN , , , , ,00 MUŞ , , , , ,00 BİTLİS , , , , ,00 HAKKARİ , , , , ,00 TRB , , , , ,00 TRB , , , , ,00 TÜRKİYE* , , , % 21, ,00 TRB/TR % 6,77 28,25 6,22 4,07 10,05 Kaynak : Valilik ve İl Tarım Müdürlüğü Verileri * Türkiye İstatistik Yıllığı 2004 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde toplam yüzölçümün %22,4 ünü tarım alanları teşkil etmektedir ve bu oran ülke ortalamasının altındadır. Alt bölgeler sıralamasında ise en fazla tarım alanı TRB2 Alt Bölgesinde bulunmaktadır. Çayır mera alanları ise, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi arazi varlığının %52,5 ini oluşturmakta olup bu oran Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir. TRB2 Alt Bölgesindeki çayır mera varlığı TRB1 den daha fazladır. Türkiye de orman ve fundalık alanı, toplam alanın %26 sını oluşturmakta iken, TRB Ortadoğu bölgesinde bu oran %16 dır Tarım dışı alanlar karşılaştırıldığında ise, Türkiye deki oranın %21,7, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin ise %8,8 olduğunu görmekteyiz. Sonuçta, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi nin, çayır mera alanı kaynakları itibariyle zengin ve ülke ortalamasının üzerinde olduğu görülmektedir. Bu durum, bölgenin hayvancılık faaliyetleri için daha uygun olduğunu ortaya koymaktadır. 96

97 16% 9% 22% Tarım Alanı Orman ve Fundalık 53% Çayır-Mera Diğer araziler Grafik 1: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Kullanım Biçimine Göre Arazi Dağılımı Toprak Yapısı ve Arazinin Kullanım Kabiliyetlerine Göre Dağılımı Anamadde, iklim, topografya, bitki örtüsü ve zamanın etkisi ile çeşitli büyük toprak grupları oluşmuştur. Büyük toprak gruplarının yanısıra toprak örtüsünden ve profil gelişmesinden yoksun bazı arazi tipleri de görülmektedir. Toprakların kullanma kabiliyet sınıfları 8 adet olup, toprak verimlilik durumu ve sınıflandırmaları I. sınıftan VIII. sınıfa doğru giderek azalmaktadır. İlk dört sınıf arazi, iyi bir toprak idaresi altında bölgeye adapte olmuş kültür bitkileri ile orman, çayır-mera bitkilerini iyi bir şekilde yetiştirme yeteneğine sahiptir. V., VI. ve VII. sınıflar adapte olmuş yerli bitkilerin yetişmesine elverişlidir. Bunlardan V. ve VI. sınıflarda, toprak ve su koruma önlemleri alındığı taktirde bazı özel bitkiler de yetiştirilebilir. VII. sınıf arazilerde çok etkin ve pahalı ıslah çalışmaları ile ürün alınabilirse de, mevcut piyasa şartlarında elde edilecek ürün yatırım harcamalarını karşılayamaz. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesine ait arazi kullanım kabiliyet sınıfına göre toprak dağılımı tablo 41 de verilmiştir. Arazi kabiliyet sınıflarına göre dağılımda I - IV. sınıf topraklar tarımsal üretimde kullanılan işlemeli tarıma uygun arazileri, V - VIII. sınıf işlemeli tarıma uygun olmayan arazileri göstermektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde birinci sınıf kullanım kabiliyetine sahip hektar işlemeli tarıma elverişli arazi vardır. Bölgedeki birinci sınıf tarım arazisi içinde ülkemizin en önemli ve verimli ovalarından Malatya, Muş, Malazgirt, Tohma ovaları bulunmaktadır. Bölgenin ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf kullanım kabiliyetine sahip toplam hektar işlemeli tarıma elverişli arazisi bulunmaktadır. Türkiye deki işlemeli tarıma elverişli alanların % 7,9 u TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yer almaktadır. İşlemeye uygun olmayan arazilerin ise %11,5 i yine TRB bölgesindedir. 97

98 Tablo 41: TRB Bölgesinde Kullanım Kabiliyetine ve Toprak Sınıflarına Göre Arazi Dağılımı (ha) İŞLEMELİ TARIMA ELVERİŞLİ İŞLEMELİ TARIMA ELVERİŞLİ OLMAYAN TARIM DIŞI ARAZİ I II III IV V VI VII VIII MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Çevre Durum Raporları Ülkemizin ve bölgemizin en önemli sorunlarından biri tarım alanlarının tarım dışı amaçla kullanılmasıdır. Sanayi ve yerleşim alanları belirlenirken toprak etütlerinden yararlanılması ilke haline getirilmelidir. Özellikle birinci sınıf tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasına engel olunmalıdır I II III IV TRB1 TRB2 TRB Grafik 2: TRB Ortadoğu Anadolu bölgesi Arazi Kabiliyet Sınıflaması (ha) 4.2. Sulama Potansiyeli (Tarım Arazilerinin Sulanabilirlik Durumu) Türkiye de bilinçsiz sulama uygulamaları ve sulama şebekelerinin çoğunun eski ve toprak kanallar olması tarımda aşırı su kullanımına yol açmaktadır. Suyun aşırı kullanımı sulama randımanını düşürmekte ve tuzlulaşma, göllenme ile kirlilik gibi çevresel sorunlara da neden olmaktadır. Sulamadan beklenen yararın sağlanması ve sürdürülebilir bir tarımsal üretim 98

99 için tesviye, toplulaştırma ve drenaj sistemleri gibi tarla içi geliştirme çalışmaları, sulama sistemleri ile birlikte ele alınmalı, birbirlerine koşut biçimde inşa edilmeli ve birlikte işletmeye açılmalıdır. Ülkemizde tarım arazilerinin 12,5 milyon hektarı sulanabilir özelliktedir. Ancak yapılan etütlere göre; mevcut su potansiyeli ile teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek arazi miktarı 8,5 milyon hektardır. Bu değerin 6,5 milyon ha nın DSI, 1,5 milyon ha nın KHGM ve 0,5 milyon ha nın halk sulamaları kapsamında kalacağı öngörülmektedir. Türkiye de 2003 yılı sonu itibariyle toplam 4,9 milyon hektar (4,4 milyon ha net) arazi sulamaya açılmıştır. Teknik ve ekonomik olarak sulanabilecek 8,5 milyon hektar alanın, %58 i sulamaya açılmış bulunmaktadır. Sulamaya açılmış tarım alanlarının %57 si DSI tarafından isletmeye açılmıştır. Geliştirilen sulamada, sulanan alanın %93 ü yüzeysel sulama yöntemleriyle (karık, tava ve salma) sulanmaktadır. Sulanan alanın %6 sinda yağmurlama yöntemi, %1 inde ise damla sulama yöntemi uygulanmaktadır. Tablo 42: TRB Bölgesinde Tarım Arazilerinin Sulanabilirlik Durumu (Ha) TARIM SULANABİLİR DEVLET SULAMASI TOPLAM HALK SULANAN ARAZİSİ ARAZİ KHGM DSİ SULAMASI ARAZİ MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE* Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, İl Tarım Master planları. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi nin hektar olan tarım arazisinin % 61,8 i sulanabilir nitelikte olup, ancak bunun %53,3 u halihazırda sulanmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde en fazla sulanan arazi Malatya ilinde olup, bu ili Elazığ ve Van illeri takip etmektedir. Düzey 2 seviyesinde ise sulanabilir alanların TRB1 Alt Bölgesinde % 67 si, TRB2 Alt Bölgesinde % 41 i sulanmaktadır. Bu durum bölgedeki tarımsal sulamalar konusundaki devlet yatırımlarının yetersizliğinin bir göstergesidir. Sulamayla ilgili mevcut yatırımların biran önce faaliyete geçirilmesi yanında yeni yatırımlara da yer verilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. 99

100 KHGM DSİ Halk Sulaması TRB1 TRB2 TRB Grafik 3: TRB Bölgesi Sulanan Alanların Sulama Kaynağı 4.3 Tarımsal Yapı Ülkemizdeki tarım işletmeleri, işletme büyüklükleri bakımından yeterli genişliğe sahip olmayıp, tarımsal yapının oransal olarak büyük çoğunluğunu küçük tarım işletmeleri oluşturmaktadır. Çiftçi bazındaki işletmelerin işledikleri arazi miktarı; sınırlı, birbirinden uzak ve çok sayıda parçalardan meydana geldiği için bunlar üzerinde düzenli işletmeler kurulamamakta ve mevcut durumu ile istenilen üretim artışı sağlanamamaktadır. Ülkemiz tarım işletmelerinin sayısı parçalanmadan dolayı devamlı artmaktadır yılında olan işletme sayısı, 1970 yılında e, 1980 yılında ise e ve 1991 yılında e ulaşmıştır. Ülkemizde işletme sayıları 1950 den beri devamlı artış göstermiş yılları arasında işletme sayısında % 16,3 lük artış olurken, parsel sayısında % 48,9 luk bir artış olmuştur. Bu göstergeler tarım işletmelerinin sürekli parçalandığını göstermektedir. Tarımsal işletmelerde yılları arasında yaklaşık % 23 lük bir azalma söz konusu olup, bunun sebepleri arasında; iç göç, toplulaştırma, küçük parsellerin tarım dışı tahsisi, büyük sermaye sahiplerinin arazi yatırımları ve yılları arasında yaşanan ekonomik krizler sayılabilir Genel Tarım Sayımı Tarımsal İsletmeler (hanehalkı) Anketi sonucuna göre toplam adet tarımsal isletmenin %67,42'sinde hem bitkisel üretim hem de hayvan yetiştiriciliği, %30,22'sinde yalnız bitkisel üretim, %2,36'sinda ise yalnız hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Mevcut isletmelerin büyük çoğunluğu, ekonomik isletmecilikten uzak, orta ölçekli veya küçük aile isletmeciliği tarzındadır. Verim kontrolleri ve kayıt işlemleri genelde yapılmadığından ıslah faaliyetleri ve üretim planlamaları yapılamamaktadır. Çok sayıdaki küçük aile isletmeleri eğitim ve teknik elemandan yoksun olup, kaliteli üretim yapılamamaktadır. Bu isletmeler, devletin isletmelere hizmet etkinliğini düşürmektedir. Bölgesel bazda optimum isletme büyüklükleri tespit edilmelidir. Bu ölçü yetiştirici birliklerine üye olma ile devletin teşvik, kredi ve damızlık dağıtımında kriter olarak kullanılmalıdır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde tarımsal işletmeler, faaliyet alanlarına, arazi kullanım durumlarına, işletme büyüklüklerine ve arazi tasarruf şekillerine göre incelenmiştir. 100

101 Tablo 43: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu ARAZİ BÜYÜKLÜĞÜ (DA) TOPLAM HAYVAN SAYISI BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN YALNIZ BİTKİSEL ÜRETİM YAPAN YALNIZ HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN Arazi Arazi Arazi İşletme Arazi Miktarı İşletme İşletme İşletme Küçükbaş Büyükbaş Miktarı Miktarı Miktarı Sayısı (Da) Sayısı Sayısı Sayısı (Da) (Da) (Da) Arazisi Olmayan < < Toplam Kaynak: 2001Genel Tarım Sayımı, TÜİK Yayınları No:2924, Ankara. Tabloda görüldüğü gibi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunan işletmeden; (%77) işletme hem bitkisel üretim hem hayvansal üretim yapmakta, buna karşılık (%17) işletme yalnızca bitkisel üretim, (%6) işletme yalnızca hayvansal üretim yapmaktadır. Bölgedeki işletmelerin %64 ü da araziye sahiptir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde işletme başına düşen ortalama arazi büyüklüğü 53 da dır. 101

102 Tablo 44: TRB1 Alt Bölgesinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu ARAZİ BÜYÜKLÜĞÜ (DA) İşletme Sayısı TOPLAM Arazi Miktarı (Da) HAYVAN SAYISI Küçükbaş Büyükbaş BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (Da) YALNIZ BİTKİSEL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (Da) YALNIZ HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (Da) Arazisi Olmayan < _ _ < Toplam Kaynak: 2001Genel Tarım Sayımı, TÜİK Yayınları No:2924, Ankara. TRB1 Alt Bölgesinde bulunan işletmeden; (%72) işletme hem bitkisel üretim hem hayvansal üretim yapmakta, buna karşılık (%22) işletme yalnızca bitkisel üretim, (%7) işletme yalnızca hayvansal üretim yapmaktadır. Bölgedeki işletmelerin %60 ı ( işletme) da araziye sahiptir. TRB1 Alt Bölgesinde işletme başına düşen ortalama arazi büyüklüğü 45 da dır. 102

103 Tablo 45: TRB2 Alt Bölgesinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu ARAZİ BÜYÜKLÜĞÜ (DA) İşletme Sayısı TOPLAM Arazi Miktarı(Da) HAYVAN SAYISI Küçükbaş Büyükbaş BİTKİSEL VE HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (Da) YALNIZ BİTKİSEL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (Da) YALNIZ HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (Da) Arazisi Olmayan < _ _ < Toplam Kaynak: 2001Genel Tarım Sayımı, TÜİK Yayınları No:2924, Ankara. TRB2 Alt Bölgesinde bulunan işletmeden; (%83) işletme hem bitkisel üretim hem hayvansal üretim yapmakta, buna karşılık (%12) işletme yalnızca bitkisel üretim, (%5) işletme yalnızca hayvansal üretim yapmaktadır. Bölgedeki işletmelerin %54 ü ( işletme) da araziye sahiptir. TRB2 Alt Bölgesinde işletme başına düşen ortalama arazi büyüklüğü 62 da dır. 103

104 Tablo 46: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki Arazi Durumu ile Türkiye Kıyaslaması (%) BİTKİSEL VE HAYVANSAL YALNIZ BİTKİSEL ÜRETİM TOPLAM HAYVAN SAYISI ÜRETİM YAPAN YAPAN YALNIZ HAYVANSAL ÜRETİM YAPAN İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) Küçükbaş Büyükbaş İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) TRB TRB TRB TÜRKİYE % TRB1/TR % 3,29 2,49 4,73 3,46 3,51 2,68 2,37 1,94 8,84 7,47 TRB2/TR % 3,21 3,30 9,81 3,76 3,95 4,08 1,28 1,25 6,69 1,87 TRB3/TR % 6,50 5,79 14,54 7,22 7,46 6,76 3,65 3,19 15,53 9,35 Kaynak: 2001Genel Tarım Sayımı, TÜİK Yayınları No:2924, Ankara. Türkiye de ortalama işletme büyüklüğü 59,92 da iken, bölgede 53 da dır. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde yer alan işletmeler, Türkiyedeki tarım işletmelerinin %6,5 ini, arazi miktarının ise %5,8 ini oluşturmaktadırlar. Bölgede yalnız hayvancılık yapan işletmeler ise Türkiye nin %15,5 ini karşılamakta olup, Türkiye küçükbaş hayvan varlığının %14,5 i ve büyükbaşa hayvana varlığının %7,2 si bölgededir. Bu değerler, TRB bölgesinde hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğunu göstermektedir. Bölgede çayır mera varlığının yüksek ve verimli olması hayvancılık faaliyetlerinin gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bölgenin doğal koşulları da bitkisel üretimden ziyade hayvanacılık için daha elverişlidir. Örtüaltı Üretim ve Arazi Durumu TRB bölgesinde örtüaltı tarımı uygulamaları çok sınırlı alanlarda yapılmakta olup, istatistiki veriler olarak değerlendirilmemektedir. 104

105 4.4.Tarımsal Üretim Sistemi Bitkisel Üretim Tarla Bitkileri Üretimi İnsanların gereksinim duyduğu gıda maddeleri ile hayvan yemleri, endüstri hammadde ve ihracat mallarını geniş ölçüde tarla bitkileri tarımı sağlamaktadır. Tarla bitkileri tarımı tarım işletmelerinin çekirdeği durumundadır. Tarla bitkileri içerisinde tahıllar, baklagiller, endüstri bitkileri, yağlı tohumlar ve yumrulu bitkiler yer almaktadır. Ülkemizin serin iklim tahılları ile sıcak iklim tahıllarının ve tüm tarla bitkilerinin üretim miktarı Dünya da önemli bir paya sahiptir. Türkiye de tarım alanlarıı içerisinde ekiliş oranı bakımından en büyük yeri tarla bitkileri almaktadır. Tarla bitkileri içerisinde ekiliş ve üretim bakımından en geniş payı tahıllar almaktadır. Daha sonra ise baklagiller ve endüstri bitkileri gelmektedir. Tablo 47: Türkiye'de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Önemli Bazı Tarla Bitkilerinin Ekiliş Alanlarının Kıyaslaması Tarla Bitkileri Türkiye * AB ** Dünya ** TR / AB % TR / Dünya % Arpa ,9 Buğday ,1 4,4 Tahıllar Mısır (dane) ,7 0,4 Yulaf ,3 1 Çavdar ,1 2 Bakla ,1 0,6 Baklagiller Nohut ,5 6,1 Fasulye ,3 0,6 Pamuk (Çigit) ,2 2 Endüstri Tütün ,9 4,7 Bitkileri Seker Pancarı ,7 0,4 Yağlı Tohumlar Ayçiçeği ,2 2,4 Susam ,30 0,7 Yerfıstığı ,80 0,1 Soğan ,1 2,7 Yumrulu Sarımsak Bitkiler Patates ,8 1 Kaynak: * Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları ** Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2003 Tablo 47 incelendiğinde Türkiye de AB ülkelerine oranla susam, yerfıstığı, nohut, fasulye, tütün ve pamuk (çigit) ekiliş alanlarının fazla olduğu görülmektedir. Türkiye; dünya ülkeleri ekiliş alanları kıyaslamaları ile AB, dünya ülkeleri tarla ürünleri ekilişleri kıyaslanırsa Türkiye nin AB ülkelerine nazaran nohut, tütün, susam, pamuk (çigit), fasulye ve yerfıstığı konularında ekiliş alanları olarak üstün olduğu söylenebilir. Tablo 48 incelendiğinde Türkiye nin AB ülkelerine oranla yerfıstığı, susam, nohut ve fasulye üretim miktarlarının fazla olduğu görülmektedir. Türkiye; dünya ülkeleri üretim miktarları kıyaslamaları ile AB, dünya ülkeleri tarla ürünleri ekilişleri kıyaslanırsa Türkiye nin AB ülkelerine nazaran nohut, fasulye, susam ve yerfıstığı konularında üretim miktarları olarak üstün olduğu söylenebilir. 105

106 Tablo 48: Türkiye'de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Bazı Tarla Bitkilerinin Üretim Miktarlarının Kıyaslaması TR / AB TR / Dünya Tarla Bitkileri Türkiye * AB ** Dünya ** % % Arpa ,4 5,7 Buğday ,9 3,4 Tahıllar Mısır (dane) ,3 0,4 Yulaf Çavdar ,5 1,6 Bakla ,8 0,8 Baklagiller Nohut ,9 8,4 Fasulye ,5 1,3 Pamuk (Çigit) ,1 Endüstri Tütün ,4 3 Bitkileri Seker Pancarı ,3 0,1 Yağlı Tohumlar Ayçiçeği ,7 2,9 Susam ,80 0,7 Yerfıstığı ,60 0,2 Yumrulu Soğan ,3 3,3 Bitkiler Sarımsak ,5 0,7 Patates ,8 1,7 Kaynak: * Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları ** Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yılı sonunda yayımlanan II.Tarım Şurası sonuç raporunda tarla bitkileri ekiliş alanı 19 milyon hektar olarak belirtilmiştir. Bunun %73 ünde yani yaklaşık ¾ ünde tahıl ekimi yapıldığı belirtilmektedir. Bu sonuç ülkemizde tarla bitkileri tarımının tahıl ağırlıklı yürütüldüğünü göstermektedir. Tablo 49: TRB ve Türkiye Tarla Bitkileri Ekiliş Alanları (ha) (2004) TAHILLAR BAKLAGİLL ER ENDÜST Rİ BİTKİLE Rİ YAĞLI TOHUMLA R YUMRUL U BİTKİLE R TOPLAM MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 5,20 2,07 2,30 0,28 2,83 4,53 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

107 Ülkemizde alternatif bir çok bitki türü yetiştirme seçeneği olan bölgelerimiz (Akdeniz, Ege, Marmara bölgeleri gibi) ile Ortadoğu Anadolu ve Geçit bölgelerinin sulanan alanlarında bile tahıl ağırlıklı tarım yapılmaktadır. Bu da mono kültür tahıl tarımı na sebep olmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, tarla bitkileri ekiliş alanları Tablo 49 da verilmiştir. Türkiye tarla bitkileri üretiminin % 56,8 ini tahıllar oluştururken, Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bu oran % 55,61 dir. Bölgenin Türkiye tahıl üretimindeki payı % 3,4, baklagillerde % 2,1, endüstri bitkilerinde % 5,1, yağlı tohumlarda % 0,1, yumrulu bitkilerde % 1,7 ve toplamda ise % 3,4 dir. Alt Bölgeler düzeyinde de bölgedeki genel durum geçerli olup, üretim miktarı bakımından sıralama tahıllar, endüstri bitkileri, baklagiller, yumrulu bitkiler ve yağlı tohumlar şeklindedir. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde, tarla ürünleri üretim miktarı toplamı Türkiye üretiminin %3,4 ünü karşılamaktadır. Bölgede yağlı tohumlar kategorisinde yer alan ürünlerin ekiliş miktarları oldukça düşüktür. Tablo 50: TRB ve Türkiye Tarla Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (2004) TAHILLAR BAKLAGİLL ER ENDÜSTR İ BİTKİLERİ YAĞLI TOHUML AR YUMRUL U BİTKİLE R TOPLAM MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 3,36 2,10 5,14 0,10 1,69 3,43 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde de üretimi yapılan tahıl ürünleri içinde buğday en büyük paya sahiptir. Ülkemiz için önemli bir tarım ürünü olan buğday gerek insan beslenmesinde gerekse hayvan beslenmesinde temel gıda maddesidir. Tahılların tüketimi gelişmiş ülkelerde daha az olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde buğdaya dayalı beslenme oldukça fazladır. Ülkemizde genel olarak kuru tarım şeklinde üretimi yapılan buğdayda verim ve buna bağlı olarak da üretici geliri düşük kalmaktadır. Yaklaşık 15 milyon insan için geçim kaynağı olan buğday tüketim açısından ise ülkemizin tüm nüfusunu ilgilendirmektedir. 107

108 Son 10 yılda buğday ekiliş alanlarında değişim olmamasına rağmen üretimdeki artış, birim alandan elde edilen verimin artmış olduğunu göstermektedir. Ülkemizde buğday üretiminde yaşanan sorunların başında kaliteli tohumluk kullanımı ve temini, zirai mücadelenin zamanında ve etkili yapılamaması, tarımsal üretimin genel sorunu olan eğitim ve yayım faaliyetlerinin yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Ülkemizde Doğu Karadeniz Bölgesindeki küçük bir şerit dışında hemen hemen tüm bölge ve illerimizde buğday yetiştirilmektedir. Ülkemiz tarla bitkileri üretiminin üçte birini buğday oluşturmaktadır. Üretim yıllara göre sürekli olarak artmış, yalnız 2002 yılında olumsuz iklim koşulları nedeniyle düşüş göstermiş, 2004 yılında tekrar 21 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Tarım işletmelerinin yaklaşık % 75 inde buğday üretimi yapılmaktadır. Buğdayın ülkemiz için hem ekonomik hem de sosyal açıdan taşıdığı önem büyüktür. Şuan için ülkemizde buğday tüketimi iç talebi karşılamaya yeterlidir. Ancak artan nüfus oranına bağlı olarak buğday talebinde artış gözlenmektedir. Buğday, ülkemizde 9,3 milyon hektar ekiliş alanı ile tarla bitkileri içerisinde % 51 lik bir pay ile ilk sıradadır. Arpa % 19,9 luk payla ikinci sırada yer alırken onu sırasıyla nohut, ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, tütün, patates, fasulye, fiğ, kuru soğan, pirinç, yeşil mercimek ve sarımsak izlemektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen önemli tarla ürünlerinin ekiliş alanları incelendiğinde buğdayın ilk sırada yer aldığı ve onu sırasıyla arpa, şeker pancarı, nohut, fasulye, tütün, patates, ayçiçöeği ve soğanın izlediği görülmektedir. Bölgenin ülke içindeki oranlarına baktığımızda; buğday (%6,1), arpa (% 3,8), şeker pancarı (% 7,2), nohut (% 2,1), fasulye (% 7,6), tütün (% 2,9), patates (% 3,5), ayçiçeği (% 0,3) ve soğan (% 1,7) gibi ürünler önemli paya sahiptir (Tablo 51). Ülkemiz üretim miktarlarına baktığımızda 21 milyon tonla buğday ilk sırada yer alırken, 13,5 milyon tonla şeker pancarı ikinci sırada, 9 milyon tonla arpa üçüncü sırada yer almaktadır. Bu ürünleri sırasıyla patates, mısır, kuru soğan, ayçiçeği, nohut, fasulye izlemektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen önemli tarla ürünlerinin üretimini incelediğimizde, 2004 yılı verilerine göre, bölgede 885 bin tonla buğday ilk sırada iken, 750 bin tonla şeker pancarı ikinci, arpa üçüncü, patates dördüncü sırada yer almaktadır. Bölge üretimlerinin ülke içindeki paylarına baktığımızda ise buğday (%4,2), arpa (% 3,3), şeker pancarı (% 5,5), nohut (% 2,2), fasulye (% 6,7), tütün (% 3,9), patates (% 3,5), ayçiçeği (% 0,2) ve soğan (% 2,1) gibi ürünler önemli paya sahiptir. paya sahiptir. 108

109 Tablo 51: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Tarla Ürünleri Ekiliş Alanları (ha) 2004 BUĞDAY ARPA NOHUT FASULYE TÜTÜN ŞEKER PANCARI AYÇİÇEĞİ SOĞAN PATATES MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 6,13 3,97 2,13 7,63 2,96 7,16 0,30 1,67 3,45 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

110 Tablo 52: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) 2004 BUĞDAY ARPA NOHUT FASULYE TÜTÜN ŞEKER PANCARI AYÇİÇEĞİ SOĞAN PATATES MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE* TRB/TR % 4,21 3,31 2,18 6,65 3,96 5,54 0,22 0,79 2,11 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

111 Sebze Üretimi 2002 yılı Dünya sebze üretimi ton olarak hesaplanmıştır. 4. sırada yer alan Ülkemizin dünya sebze üretimi içindeki payı %3,2 dir. Sebze üretiminde en büyük paya sahip ülke Çin olup, Dünya üretiminin yaklaşık yarısı bu ülkede gerçekleşmektedir. Çin i sırasıyla Hindistan ve ABD izlemektedir. Aynı yıl içerisinde Türkiye den milyon dolarlık sebze ihracatı gerçekleşmiştir. Ülkemizin uluslararası sebze üretimindeki diğer ülkelere göre avantajlı konumuna rağmen üretilen sebzenin ne yazık ki çok az bir bölümü (%1-2) dış ticaret gelirlerimize katkıda bulunmaktadır. Uluslararası ticari veriler incelendiğinde, tarımsal üretim potansiyeli son derece yüksek olan Ülkemizin sebze üretimine karşılık ihracatta arzu edilen düzeylere ulaşamadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır.bu duruma pek çok faktör etken olup, bunların arasında üretimin ithalatçı ülkelerin isteklerine uygun kalite ve miktarda olmaması, standardizasyon eksikliği ve sürekliliğe ulaşamaması, ambalajlama ve ulaşım konusunda karşılaşılan sıkıntılar, uluslararası pazarların iyi tanınmaması önde gelmektedir. Tüm bu veriler incelendiğinde, bahçe bitkileri yetiştiriciliği yönünden önemli ekolojik avantajlara sahip olan Ülkemizde, bu potansiyelden yeteri kadar yararlanılamadığı anlaşılmaktadır. Sebze üretim miktarları bakımından Türkiye, AB ve Dünya üretimiyle karşılaştırıldığında, % 8,7 lik bir oranla Türkiye nin, toplam domates üretiminde dünyada önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Bunu sırasıyla, %5 ile yeşil soğan, %4,6 ile karpuz, %4,5 ile hıyar ve %3,2 ile patlıcan izlemektedir. Hıyar, patlıcan, yeşil soğan ve karpuzda Türkiye üretimi, toplam AB üretiminden fazladır. Tablo 53: Türkiye'de, AB ve Dünyada Önemli Bazı Sebzelerin Üretim Miktarlarının Kıyaslaması TR/AB TR/Dünya Türkiye * AB ** Dünya ** (%) (%) Lahana ,7 1,1 Yaprağı Yenen Sebzeler Baklagiller Sebzeleri Meyvesi Yenen Sebzeler Soğansı, Yumru, Kök Sebzeler Marul ,3 1,6 Ispanak ,1 1,9 Enginar ,8 2,4 Fasulye ,0 9,2 Bezelye ,4 0,6 Domates ,0 8,7 Hıyar ,9 4,5 Patlıcan ,3 3,2 Kavun ,0 8,9 Karpuz ,7 4,6 Havuç ,4 38,5 Y.Soğan ,9 5,0 Diğer Karnabahar ,4 0,7 Kaynak: * Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları ** Tarım ve Köyişleri Bakanlığı

112 Ekolojik yapısının uygunluğu nedeniyle önemli bir tarımsal potansiyele sahip olan ülkemizde 26,57 milyon hektarlık tarım alanının %9,72 sinde meyvecilik, zeytincilik, bağcılık ve çay yetiştirmeye ayrılan alanlar bulunurken, %3,17 sinde sebzecilik faaliyeti sürdürülmekte olup; yılda yaklaşık 35,8 milyon ton yaş meyve ve sebze üretilmektedir. Sebze üretimi Türkiye nin hemen her bölgesine yayılmakla birlikte, her bölgenin ekolojik yapısına ve büyüklüğüne bağlı olarak toplam üretim içindeki oranı değişmektedir. Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri üretimin en fazla yapıldığı, tür ve çeşit yönünden en zengin bölgeleri oluşturmaktadır. Akdeniz Bölgesi örtü-altı sebze yetiştiriciliği yönünden; Ege ve Marmara bölgeleri ise açıkta sebze yetiştiriciliği açısından önemlidir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde sebze ekiliş alanları düzenlenerek tablo 54 de verilmiştir. Tablo 54: TRB bölgesi Sebze Ekiliş Alanları (Ha) YAPRAĞI BAKLAGİ YENEN L SEBZELE SEBZELE R R MEYVESİ YENEN SEBZELE R SOĞANSI, YUMRU, KÖK SEBZELER TOPLAM MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB Kaynak: İl Müdürlükleri TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi sebze ekilişi bakımından ülkemizde önemli bir yere sahip değildir. Türkiye sebze ekilişinin %2,4 ü bu bölgededir. Bölgede sebze ekilişinin en yüksek olduğu il Malatya dır. Bölgede sebze üretiminin yaygın olmamasındaki en önemli etken iklim kısıtlılığıdır. TRB bölgesinde sebze üretim miktarlarına ilişkin veriler Tablo 55 te verilmiştir. TRB bölgesi Türkiye sebze üretiminin %1,84 ünü karşılamaktadır. Bölgede meyvesi yenen sebze grubunda yer alan sebzeler daha fazla miktarda üretilmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde, yetiştirilen önemli sebzelerin ekiliş alanları ve üretim miktarları Tablo 56 ve Tablo 57 de verilmiştir. 112

113 Tablo 55:TRB bölgesi Sebze Üretim miktarları (Ton) YAPRAĞI BAKLAGİ YENEN L SEBZELE SEBZELE R R MEYVESİ YENEN SEBZELE R SOĞANSI, YUMRU, KÖK SEBZELER TOPLAM MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 1,40 1,20 1,91 1,50 1,84 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB Ortadoğu Bölgesinde yetiştirilen sebzelerden bazıları Türkiye de önemli paylar almaktadır. Sarımsak (%3,7), Taze soğan (%5,2), Karpuz (%4,1). Malatya ili bölge içerisinde önemli bir üretici konumundadır. Domates, Biber, Hıyar, Kavun, Karpuz üretimi en fazla bu ilde yapılmaktadır. Bölge içerisinde Fasulye ve Taze Soğan ise en fazla Elazığ ilinde üretilmektedir. 113

114 Tablo 56: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Alanları (ha) LAHAN FASULY KAVUN KARPU HIYAR PATLICA DOMATE BİBE SARIMSA TAZE A E Z N S R K SOĞAN MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB TRB Kaynak:İl Tarım Müdürlükleri Tablo 57: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Miktarları (ton) (2004) LAHAN A FASUL YE KAVUN KARPUZ HIYAR PATLIC AN DOMATE S BİBER SARIMS AK TAZE SOĞAN MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ BİTLİS AKKARİ TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 2,84 1,51 3,19 4,11 1,11 0,96 1,15 1,38 3,66 5,16 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

115 Meyve Üretimi Türkiye birçok meyve türünün ana vatanı ve meyvecilik kültürünün beşiğidir. Bugün meyvecilikte önem kazanmış birçok tür (elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, fındık, antep fıstığı, badem, ceviz, kestane, zeytin, incir, nar, üzüm vb.) hep bu topraklarda ortaya çıkmış ve evrimini burada tamamlamıştır. Ayrıca, yurdumuzun gerek göç yollarının üzerinde bulunması, gerek tarih boyunca bir çok medeniyetin yaşadığı bir ülke olması ve gerekse sahip olduğu iklim koşulları nedeniyle bugün dünyadaki bahçe bitkileri üreticisi ülkeler içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Söz konusu bu husus, ülkemizde yetişen 66 farklı meyve türünün varlığı ile de doğrulanmaktadır. Tablo 58: Türkiye'de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Önemli Bazı Meyvelerin Üretim Miktarlarının Kıyaslaması Meyveler TÜRKİYE* AB ** DÜNYA** TR / AB TR/Dünya (%) (%) Yumuşak Elma ,5 4,5 Çekirdekli Armut ,4 2,2 Meyveler Ayva ,5 28,1 Taş Çekirdekli Meyveler Turunçgiller Sert Kabuklu Meyveler Üzümsü Meyveler Kayısı ,9 18,2 Kiraz ,0 14,2 Erik ,0 2,1 Şeftali ,1 3,2 Zeytin ,6 5,0 Portakal ,2 2,1 Mandarin ,4 3,3 Limon ,8 4,4 Altıntop ,2 2,9 Badem ,3 2,4 Ceviz ,8 9,0 A.Fıstığı ,2 16,6 Üzüm ,0 5,9 Çilek ,1 4,7 Muz ,0 0,2 İncir ,5 25,7 Kaynak: * Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları ** Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 2003 Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü nün (FAO) 2002 yılı istatistik verilerine göre; dünyada milyon ton olan meyve üretiminde 68.4 milyon tonla birinci olan Çin i, 48.6 milyon tonla Hindistan, 34.5 milyon tonla Brezilya takip etmektedir. Türkiye yaklaşık 11 milyon tonluk üretimle 11 nci sırada yer almaktadır. En fazla üretilen meyveler, üzüm, narenciye, elma, armut, şeftali ve erik olarak sıralamak mümkündür. Yine 2002 yılı istatistik verilerine göre; üzüm ve keçiboynuzu üretiminde dünya altıncısı olan Türkiye, erik ve şeftalide yedinci, greyfurt ve bademde sekizinci, çilek ve armutta dokuzuncu, limonda onuncu olmuştur. 115

116 Ülkemizin uluslararası meyve üretimindeki önemli konumuna rağmen üretilen pek çok meyve ve sebzenin ne yazık ki sadece az bir bölümü (%1-2) dış ticaret gelirlerimize katkıda bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminden başlayıp 1970 yılına kadar olan süre içerisinde ülkemizden Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine çeşitli sebze ve meyve ihracatı yapılmıştır. Ancak söz konusu bu ihracat sınırlı türlerde ve çok az miktarlarda gerçekleşebilmiştir. Meyve-sebze ihracatındaki ciddi anlamdaki artışlar ise 1980 yılından sonra olmuştur yılı verilerine göre ihracatı yapılan yaş meyve ürünleri içerisinde ilk sırayı mandarinin almakta olduğu, bunu limon ve portakalın izlediği anlaşılmaktadır. Toplam yaş meyve ihracatımız 990 ton olup, $ gelir sağlanmıştır yılı meyve ihracatımızın değer olarak yaklaşık %22 si Rusya Federasyonu na, %12 si Almanya ya, %10 u Suudi Arabistan a, %8 i Ukrayna ya gerçekleşmiştir. Uluslararası ticari veriler incelendiğinde, tarımsal üretim potansiyeli son derece yüksek olan ülkemizin ihracatta arzu edilen düzeylere ulaşamadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Söz konusu bu olumsuz sonuçların alınmasında pek çok faktör etken olup bunların arasında ülkemizde üretilen ürünlerin ithalatçı ülkelerin isteklerine uygun kalite ve miktarda olmaması ve üretimde belli standartların yakalanamamış olması ilk sıraları almaktadır. Son yıllarda ambalajlama konusunda önemli gelişmeler olmasına rağmen özellikle standardizasyonda olması gereken düzeylere ve sürekliliğe ulaşılamadığı açık bir gerçektir. Diğer taraftan ulaşım olanaklarındaki çeşitli sıkıntıların varlığı, fiyatların ve taleplerin üst düzeyde olduğu dönemlerde uluslararası pazarlara girmekte gecikilmesi gibi sebeplerden dolayı da ihracat miktarlarında ve gelirlerinde beklenilen düzeylere ulaşılamamaktadır. Halbuki yukarıda da ifade edildiği gibi ülkemizin meyve üretimi yönünden büyük potansiyellere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Nitekim ülkemiz özellikle kuru fındık, kuru üzüm, kuru incir, kuru kaysı ve antep fıstığı gibi bahçe ürünlerinde ciddi ihracat değerlerine ulaşabilecek ender ülkeler arasında yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tablolardaki veriler toplu olarak değerlendirildiğinde, ülkemizin cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadarki süreç içerisinde bahçe bitkileri yetiştiriciliği yönünden önemli atılımlar yaptığı sonucu ortaya çıkmakta, ancak pek çok ülkede bulunmayan ekolojik koşullara sahip olmamıza rağmen bu avantajdan yeteri kadar yararlanamadığımız da anlaşılmaktadır. 116

117 Tablo 59: TRB ve Türkiye Meyve Ağaç Sayıları ve Üretim Miktarları (ton) (2004) Toplam Üzümsü Sert Kabuklu Taş Çekirdekli Yumuşak Çekirdekli Meyve Veren Meyve Vermeyen MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB1 VAN MUŞ , ,93 Üretim ,70 Meyve veren Meyve Vermeyen , ,77 Üretim ,41 Meyve veren Meyve Vermeyen , ,97 Üretim ,33 Meyve veren Meyve Vermeyen , ,27 Üretim ,25 Meyve Veren Meyve Vermeyen , ,96 Üretim ,00 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 Tablo 60: TRB ve Türkiye Seçilmiş Meyve Üretim Miktarları (ton) (2004) 117 BİTLİS HAKKARİ TRB2 TRB TÜRKİYE TRB/TR %

118 Elma Kayısı Kiraz Şeftali Ceviz Üzüm Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB / TR % 2,42 32,06 2,77 1,16 22,24 1,13 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB OrtadoğuAnadolu Bölgesi meyve üretimine bakıldığında, bölgenin kayısı üretiminde öneme sahip olduğu görülmektedir. Türkiye toplam kayısı üretiminin %32,06 lık bir miktarı bu bölgede gerçekleşmektedir. Bölgenin meyve üretim potansiyeli içerisinde, kayısıdan sonra ikinci sırayı % 22,24 ile ceviz alm aktadır.yaş Kayısı üretiminde Malatya, Türkiye üretiminin yaklaşık %26,5 ini karşılamaktadır. Bölgede kayısı üretiminde ikinci sırayı Elazığ ili almaktadır.ceviz üretiminde Hakkari ili bölgede ilk sırayı almakta olup, bölge üretiminin yarısına yakın kısmını karşılamaktadır. Üzüm, şeftali ve kiraz üretiminde Elazığ, Elma üretiminde Malatya ve Elazığ illerinin öne çıktığı görülmektedir Yem Bitkileri Üretimi Tablo 61: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye Yem Bitkileri Ekiliş Alanları (ha) (2004) Mısır Fiğ Yonca Korunga Toplam Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB / TR % 2,86 8,40 41,35 26,04 22,83 Kaynak:İl Tarım Müdürlükleri Hayvancılığı ileri ülkelerde yem bitkileri ekim alanlarının toplam ekilebilir alan içindeki payı %20 30 iken, ülkemizde bu oran %6-7 arasındadır. TRB OrtadoğuAnadolu Bölgesinde ise yem bitkileri ekiliş alanlarının, Ülke ortalamasının üstünde olduğu görülmektedir ha olan Türkiye yonca, korunga, fiğ ve mısır bitkileri ekilişinin yaklaşık %22,83 ü TRB OrtadoğuAnadolu Bölgesinde gerçekleştirilmektedir. Bölgede Malatya ve Muş İlleri fiğ ekiliş alanlarında, Van İli ise yonca ve korunga ekiliş alanlarında ilk sıraları almaktadır. 118

119 Tablo 62: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi (ton) (2004) Mısır Fiğ Yonca Korunga Toplam Sılaj Dane Yeşil Kuru Dane Yeşil Kuru Dane Yeşil Kuru Dane Yeşil Kuru Sılaj Ot Ot Ot Ot Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB % 7,69 0 0,00 13,19 0,00 0,00 34,99 0,00 0,00 29,25 0,00 0,00 28,75 7,69 Kaynak:İl Tarım Müdürlükleri Yem bitkileri üretimini incelendiğinde TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin, Türkiye ortalamasına yakın üretim değerlerine sahip olduğu görülmektedir. 119

120 Hayvansal Üretim Tablo 63: Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Hayvan Sayıları Bilgileri (2002) Hayvan Sayısı TÜRKİYE TR / AB (%) AB 15 TR / Dünya (%) Dünya Koyun , Keçi , Sığır , Tavuk , Hindi , Kanatlı Ördek , Kaz , Toplam , Arı Kovanı , Kaynak: FAO ( yılındaki Dünya nüfusunun yaklaşık % 1 inin; AB(15) nüfusunun yaklaşık % 18,5 inin yaşadığı ülkemizde, hayvan varlığı bakımından Türkiye, AB ve Dünya ile karşılaştırıldığında: Hindi ve ördek mevcudu hariç tüm türlerde AB Ülkelerindeki hayvanlardan daha fazla bir oranda yetiştirildiği; özellikle keçi ve koyunda bu sayıların daha da arttığı dikkat çekmekte; aynı şekilde kanatlı hayvanlarda da kaz ve tavuk yetiştiriciliğinin önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bununla birlikte arı kovanı sayısı bakımından AB(15) mevcudunu %57 sine ve Dünyanın da yaklaşık %7 sine sahip olması bu konuda söz sahibi olabileceğimizi göstermektedir. Tablo 64: Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Hayvansal Ürünler Üretim Bilgileri (2002) TR / AB TR / Dünya Hayvansal Ürünler TÜRKİYE AB Dünya (%) (%) Süt (ton) , Kırmızı Et (ton) , Beyaz Et (ton) , Yumurta (ton)(x16000 ad) , Bal (ton) , Balmumu (ton) , İpek Kozası (ton) , Yapağı (ton) , Sığır Derisi (ton) , Koyun Derisi (ton) , Kaynak: : FAO ( 120

121 Tablo 65: Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Ortalama Hayvansal Üretim Bilgileri Ortalama Birim TÜRKİYE TR / AB AB TR / Dünya Dünya Hayvansal Verimler (%) (%) Toplam Süt kg/baş/yıl 388, , ,5 İnek Sütü kg/baş/yıl 1.705, , ,4 Koyun Sütü kg/baş/yıl 48, , ,4 Keçi Sütü kg/baş/yıl 59, , ,4 Sığır Karkası kg/baş/yıl 184, , ,2 Koyun Karkası kg/baş/yıl 15, , ,7 Keçi Karkası kg/baş/yıl 15, , ,1 Tavuk Karkası mg/baş/yıl 1.674, , ,0 Tavuk Yumurtası kg/baş/yıl 12, , ,3 Sığır Derisi kg/baş/yıl 17, , ,4 Koyun Derisi kg/baş/yıl 2, ,5 88 3,2 Keçi Derisi kg/baş/yıl 2, ,6 80 2,5 Yapağı kg/baş/yıl 1,5 16 9,3 29 5,2 Bal kg/kovan/yıl 17, , ,2 Kaynak: FAO ( Hayvan sayısı bakımından gerek AB(15) ülkeleri ortalamasından, gerekse Dünya ortalamasından yüksek değerlere sahip olmamıza karşın; verim değerlerinin düşük olması üretim değerlerinin düşmesine neden olmaktadır. 121

122 Tablo 65: TRB ve Türkiye Hayvan Sayıları (2004) MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB1 VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB2 TRB TÜRKİYE TRB/TR % Koyun ,87 Keçi ,71 Sığır * Kültür ,83 K.Melezi ,33 Yerli ,31 Toplam ,28 Manda * ,08 Kanatlı T.Etçi ,66 T.Ymrt ,53 Hindi ,06 Ördek ,35 Kaz ,56 Toplam ,99 Arı Kovanı ,22 (*) : Danalar toplam Sığır Varlığı içinde değerlendirilmiştir. Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi; Türkiye koyun varlığının % 23,87 sini kapsamaktadır. İller arasında da Van ve Muş illerinde Bölgenin diğer illerine oranla daha fazla koyun ve keçi yetiştiriciliği yapılmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde sığır mevcudunun yarısından fazlası yerli ırklardan oluşmaktadır. Türkiye genelinde %35 olan yerli sığır oranı bölgede % 56,9 dur. TRB1 Alt Bölgesinde yerli sığır oranı % 34 ve TRB2 Alt Bölgesinde de % 70 dir. Kültür ırkı hayvan sayısı bakımından TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye kültür sığır varlığının % 3,83 gibi çok düşük bir oranına sahiptir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bölgesin de sığır yetiştiriciliği daha çok aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. Manda yetiştiriciliği ise bir önem arz etmemektedir. 122

123 Türkiyenin sahip olduğu kanatlı varlığının çok az bir kısmı TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindedir. Ülke kanatlı varlığının, Broilerde %1,66 sı, yumurta tavukçuluğunda %2,53 ü bölgede bulunmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi içerisinde Broiler sayısında Elazığ ili, bölge varlığının %92,4 ünü oluşturmaktadır. Yine yumurtacı sayısında Muş ilinin varlığı, bölge varlığının %30 unu oluşturmaktadır. Elazığ ilinin yumurtacı varlığı da önemli bir yer tutmaktadır. Arıcılık açısından bakıldığında, TRB OrtadoğuAnadolu Bölgesi nde Türkiye kovan varlığının %8,22 si bulunmaktadır. Bölge içerisinde arıcılık TRB1 alt bölgesinde daha yoğun olarak yapılmaktadır. TRB bölgesinde üretilen hayvansal ürünlere ait değerler düzenlenerek Tablo 67 de sunulmuştur. Hayvansal ürünler göz önüne alındığında koyunculuktan elde edilen ürünlerin miktarlarının Türkiye nin üretim değerlerinin önemli bir bölümünü oluşturduğu görülmektedir. Türkiye de üretilen yapağının %22 si, kıl ın %18 i bölgeden karşılanmaktadır. Bölgede üretilen toplam bal miktarı, Türkiye de üretilen balın %7 sini karşılamaktadır. Tablo 67: TRB ve Türkiye Hayvansal Ürünler Üretim Miktarları Mukayesesi (2004) MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB1 VAN Süt (ton) ,48 Kırmızı Et (Ton) ,44 Beyaz Et (ton) ,96 Yumurta (ton)** ,1 Bal (ton) ,54 Balmumu (ton) ,43 Yapağı (ton) ,04 Kıl (ton) ,75 Deri (adet) ,58 (*): Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar (**)1600 adet yumurta 1 ton kabul edilmiştir Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 MUŞ BİTLİS HAKKARİ TRB2 TRB TÜRKİYE TRB / TR % Türkiye deki büyükbaş hayvanların %8,28 i, küçükbaş hayvanların %19 u TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunmakta ve süt üretiminin %8,48 i bölgede gerçekleşmektedir. Kırmızı et üretiminin %3,44 ü Ortadoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşmekte olup, Türkiye ortalamasının altındadır. 123

124 Su Ürünleri Üretimi 2004 yılı itibariyle Türkiye de toplam su ürünleri üretimi, ton olup, bunun tonu deniz balıkçılığı, tonu diğer deniz ürünleri, tonu iç su ürünlerinden olmak üzere toplam tonu avcılık yolu ile, tonu yetiştiricilik yoluyla elde edilen ürünlerden oluşmaktadır. Ortadoğu Anadolu Bölgesinde üretilen tatlısu balıklarının Türkiye toplamı içindeki payı ton ile %2,6 dir. Bölgedeki bu üretimlerin %41,9 u Malatya ilinde gerçekleştirilmiştir. Tablo 68: TRB Bölgesi Su Ürünleri Üretim Kapasitesi ve Miktarları KAPASİTE TON/YIL ÜRETİM (TON/YIL) MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ TRB VAN MUŞ 35 4 BİTLİS HAKKARİ TRB TRB Kaynak:İl Tarım Müdürlükleri Organik Tarım Uygulamaları Dünyada Organik Tarım Organik tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup, esas itibariyle sentetik ilaçlar ve gübrelerin kullanımının yasaklanmasının yanında organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, parazit ve predatörlerden yararlanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapsamlı bir sistemde oluşturulmasını talep eden, üretimde miktar artışını değil ürünün kalitesinin yükselmesini amaçlayan bir üretim şeklidir. Organik ürün pazarı tüm dünyada hızla artarak önemli bir sektör durumuna gelmiştir. Yıllık %20-30 luk büyüme hızı ile önümüzdeki 10 yıl içinde dünya ticaret hacminin 11 milyardan 100 milyar Dolara yükseleceği tahmin edilmektedir. Halen Avrupa Birliği ülkeleri, ABD. ve Japonya ana pazarlar konumundadır. Günümüzde birçok önemli uluslararası kuruluş organik ürün pazarına girmiş durumundadır. Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) tüm dünyada organik tarım faaliyetlerinin liderliğini yürütmektedir. Ayrıca Birleşmiş Milletler Gıda-Tarım örgütü (FAO), Dünya Ticaret Organizasyonu (WTO), Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) gibi uluslararası kuruluşlarla da ekolojik üretimle ilgili sıkı bir işbirliği yapmaktadır. 124

125 Tablo 69: Avrupa da Organik Tarım Çiftlikleri ve Alanları AVRUPA BİRLİĞİ ORGANİK ORGANİK TARIM ALANI % ÇİFTLİKLER (HA) % Avusturya Belçika Güney Kıbrıs * Çek Cumhuriyeti Danimarka , Estonya * 1.9 Finlandiya , * 6.6 Fransa Almanya Yunanistan Bulgaristan İrlanda İtalya Letonya Litvanya Lüksemburg Malta Hollanda Polonya Portekiz Slovakya Slovenya İspanya İsveç İngiltere Toplam AB (2005) , ,5 EFTA ÜLKELERİ İzlanda Liechtenstein Norveç İsviçre Toplam EFTA ( ) Toplam EFTA - AB Kaynak : Not: EFTA Ülkeleri; Avusturya Cumhuriyeti, Finlandiya Cumhuriyeti, İzlanda Cumhuriyeti, Lihtenştayn Prensliği, Norveç Krallığı, İsveç Krallığı ve İsviçre Konfederasyonundan oluşmaktadır. Avrupa da organik tarım 1900 lü yılların başlarında başlamıştır. Bir çok işletme organik tarım faaliyetine 1960 larda başlamış ve bu faaliyet devlet yardımları ile desteklenmiştir. Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya da Organik ürün talebinin artması nedeniyle Türkiye gibi bir çok ülke bu gelişmelerden etkilenmiştir. Organik tarım tüm Avrupa ülkelerinde 1990 lardan itibaren çok hızlı bir gelişme göstermiştir. Dünyada 130 dan fazla ülkede yaklaşık 16 milyon hektar alanda organik tarım yapılmaktadır. AB ülkeleri içinde en fazla organik ürün ekiliş alanına sahip ülkeler İtalya, 125

126 İngiltere, Almanya, İspanya ve Fransa olup, bu 5 ülke AB ülkelerindeki toplam ekiliş alanının %77,6 sına sahiptir Türkiyede Organik Tarım Ülkemizde sözleşmeli yetiştiricilik sistemi ile başlayan organik tarım ürünleri üretimi, konvansiyonel ürünlerde olduğu gibi talep oluşturma çabalarının yoğunluk kazanması sonucu bağımsız projelerle gerçekleştirilen üretim şekliyle de desteklenmeye başlamıştır. Dış pazarlarca talep edilen çeşitlerin talep edilen miktarlarda üretilmesiyle 1985 yılında organik tarım ürünleri üretimine başlanılmıştır. Üretimdeki yasal boşluğun ortadan kaldırılması amacıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 24 Aralık 1994 tarihinde sayılı Resmi Gazete de "Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik" yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 29 Haziran 1995 tarihinde sayılı Resmi Gazete de yayınlanan düzeltme metni ile bazı yaptırımlarda eklenerek adı geçen yönetmelik değiştirilmiştir. Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik, 11 Temmuz 2002 tarihinde sayılı Resmi Gazete de yayınlanmıştır. Avrupa Birliği (AB) uyum çerçevesinde hazırlanan 5262 Sayılı Organik Tarım Kanunu 3 Aralık 2004 tarihli ve sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir sayılı Organik Tarım Kanunu na istinaden 10 Haziran 2005 gün ve sayılı resmi gazetede Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik yayımlanmıştır. Ülkemizde Organik Tarım, 2000 li yıllara gelindiğinde yeni bir boyut kazanmıştır. Kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı ile başlayan organik tarım ürünleri üretimi, bitkisel ürünler, işlenmiş gıda ürünleri ve diğer ürünler olarak sınıflandırabileceğimiz sektörel yelpazeye ulaşmıştır. Türkiye de 1990 yılında 313 üretici ile 8 üründe ve 1037 hektarlık bir alanda başlayan organik tarım, 2001 yılına gelindiğinde üretici, 124 ürün ve hektarlık alana ulaşmıştır yılı itibari ile ise üretici sayısı , üretim alanı hektar, üretim miktarı ton, ürün çeşidi 179 ürün, ihracat miktarı ton, ve ihracat değeri $ a ulaşmıştır yılı organik tarım alanının, toplam zirai üretim alanına oranı ise ( ha.) %0,4 olmaktadır. Organik ürünlerin üretim ve ticareti, özel düzenlemeler gerektirmekte olup bu düzenlemelerin de uluslararası kabul görmüş kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarınca kontrol edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde uluslararası düzeyde kabul görmüş halihazırda 8 kontrol ve sertifikasyon kuruluşu bulunmaktadır. Organik tarım ürünleri (bitkisel, hayvansal ürünler, su ürünleri, tohum, gübre, fide, fidan ve bütün diğer girdiler, gıdalar, vitaminler ve diğer bütün katkı maddeleri ile hammaddesi tarım olan tüm sanayi ürünleri) üretecek, işleyecek, pazarlayacak, ithal veya ihraç edecek özel veya tüzel kişilerin faaliyetlerde bulunabilmeleri için Tarım ve Köyişleri Bakanlığından yetki almış kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından biriyle sözleşme yapmaları zorunludur. Tarım; ülkemizde birçok bölgede, organik üretim şartlarında yapılmasına rağmen, kontrol ve sertifikasyon sistemine dahil olmadığı için, organik ürün olarak pazarlanamamaktadır. Ülkemiz uygun ekolojisi, toprak ve su gibi doğal kaynaklarının henüz kirlenmemiş olması sebebiyle, organik tarım açısından çok avantajlı konumdadır. Organik tarımsal üretiminde kültüre alınan bitkilerin yanında doğada yetişen kuşburnu, böğürtlen, ahududu, kekik gibi ürünlerin toplanması ve organik olarak değerlendirilmesi açısından da Ülkemiz büyük potansiyele sahiptir. 126

127 Organik tarım, bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte içeren kapalı bir sistem olmakla birlikte, bitkisel üretim lehine gelişme göstermiştir. Gelişmiş ülkelerin bazı bulaşıcı hastalıkları bahane ederek, Türkiye den canlı hayvan ve hayvansal ürün ithal etmemeleri, organik hayvancılığın gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Organik Tarım Ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren organik tarım uygulamalarının Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yeterince yaygınlaşmamış olduğu görülmektedir. Bölgede bulunan Malatya ilinde kayısı, nohut, yeşil mercimek; Van ilinde yabani elmanın organik üretimi yapılmaktadır. Elazığ, Bingöl ve Tunceli illerinde ise organik tarım uygulamaları geçiş aşamasındadır. Tablo 70: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Organik Tarım Uygulamaları Ürün adı Çiftçi Üretim Alanı Üretim Miktarı Sayısı (ha) (ton) Armut 71,40 Buğday 1.337,50 Dut 25,95 Elma 10,00 Fasulye 334,50 Kayısı 8.281,60 Kiraz 5,00 Mercimek 316,50 TRB1 Nohut 2.918,82 Arpa 99,00 Nar 166,00 Yulaf 0,00 Fiğ 12,50 Zerdali 15,40 Yembitkisi 0,00 Nadasta olan 0,00 Mercimek (Kırmızı) 1.203,00 Mercimek (Yeşil) 1.785,50 TRB , ,67 TRB2 Yabani Elma 160,00 TRB ,00 160,00 TRB , ,67 TÜRKİYE , ,32 Kaynak : Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, ( ) erişim: İyi Tarım Uygulamaları İyi Tarım Uygulamalarının (Good Agricultural Practices, GAP) prensipleri 1990 li yılların başından itibaren birçok ülkede ve FAO tarafından düzenlenen toplantılarda oluşturulmaya başlanmıştır. Amacı; tüketicilerin talep ettiği kaliteli, güvenilir, çevresel ve sosyal açıdan kabul edilebilir bir yöntemle üretilmiş ürün ihtiyacını karşılamaktadır. Avrupa Perakendecileri Ürün Çalışma Grubu (Euro Retailer Produce Working Group, EUREP) tarafından 1999 yılında hazırlanan EUREPGAP Protokolü, Avrupa daki taze meyve sebze pazarının %70-80 lik kısmını elinde bulunduran hipermarket ve süper 127

128 marketlerin tüketicilerine arz ettikleri meyve ve sebze ürünlerinde son yıllarda gündeme gelen insan sağlığını tehdit eder nitelikteki belli bazı riskleri en aza indirmek ve tüketici talebini karşılamak amacıyla hazırlanmıştır. Tarımsal faaliyetlerin çevreye ve doğaya en az zarar verecek şekilde yapılmasını ve tüketicilere güvenilir ürünlerin sunulmasını sağlamak üzere tarımsal ürünlerde aranan minimum standartları içermektedir. Üreticiler, arazinin geçmişinden, ürünlerin üretim yeri ve koşullarından son tüketiciye kadar olan zinciri (tarladan sofraya) izlemeye olanak verecek şekilde kayıt tutmak zorundadır. EUREPGAP, Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları Yönetim Sistemi (HACCP), Zararlılarla Entegre Mücadele (IPM:Integrated Pest Management) ve Entegre Ürün Yetiştiriciliği (ICM: Integrated Crop Management) ilkelerini baz alarak, tarım ile ilgili metotların ve teknolojilerin sürekli gelişmesini desteklemektedir. EUREPGAP, taze meyve sebze, patates, kesme çiçek ve fidan için uygulanmaktadır. EUREP in hayvansal ürünler, tahıllar, yemeklik dane baklagiller ve kahve için özel standartlar üzerinde halen çalışmaktadır. EUREP, EUREPGAP Protokolüne uygun tarımsal üretime uyum sürecinin 2006 yılına kadar tamamlanmasını kendilerine ürün veren bütün üretici ve tedarikçilerden talep etmektedir. EUREPGAP Protokolü, su anda en fazla Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İskandinav Ülkeleri ve İngiltere deki süper marketler tarafından izlenmektedir. Ancak yakın bir gelecekte, Avrupa nın dışında Kuzey Amerika, Japonya ve Kore nin benzer taleplerinin olacağı düşünülmektedir. EUREPGAP sertifikalı ürün isteyen perakendecilerin ülkelere göre oranı ise Hollanda da %90, İngiltere de %65, Belçika da %51, İsveç de %43, Finlandiya da %41 ve İspanya da %23 tür. Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ulusal ve bölgesel teknik çalışma grupları kurulmalıdır. İyi tarım uygulamalarının hayata geçmesi için gerekli danışmanlık sistemi kurulmalı ve nasıl isleyeceğine ilişkin düzenleme yapılmalıdır tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanan, İyi Tarım Uygulamalarına İlişkin Yönetmelik incelendiğinde; söz konusu yönetmelik olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak tarım İsletmelerinin çok küçük ve parçalı yapısını ve plansız üretimini göz önüne aldığımızda İyi Tarım Uygulamaları Komitesi nin isinin zor olduğu anlaşılmaktadır (Çok parçalı yapı, üretici birlikleri ile aşılmaya çalışılmış olmasına rağmen). Bütün üretimin kontrollü ve kayıtlı olması gerektiği düşünüldüğünde bu konuda yeterli bir alt yapıdan söz etmek mümkün değildir. Öncelikle bu sorunun asılması gerekmektedir. 128

129 4.5.Üretim Trendleri Tarla Bitkileri Üretim Trendleri Tablo 71: Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Buğday Arpa Çavdar Yulaf Mısır Mercimek Nohut Fasulye Şekerpancarı Patates Ayçiçeği Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 129

130 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yıllara Göre Tarla Ürünleri Üretimi Üretim (Ton) Yıllar Hububat Nohut Şekerpancarı Patates Grafik 4: TRB Bölgesi Tarla Ürünleri Üretimi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi 1996 yılı baz alındığında yıllar itibariyle tahıl üretiminde dalgalanmalar görülmekle birlikte 2005 yılı buğday üretimi %52, arpa üretimi %18 ve yulaf üretiminde de büyük oranda artış olurken, çavdar üretiminde % 22 azalış olduğu görülmektedir. Baklagil üretimlerinde, fasulye üretiminin %12, nohut üretiminin %71 azaldığı, mercimek üretiminin ise %10 arttığı ortaya çıkmaktadır. Endüstri bitkilerinde, patates üretimi %65 artarken, şeker pancarı üretimi %45 azalmıştır. Ayçiçeği üretiminin ise 1996 yılı baz alındığında %35 azaldığı görülmektedir. 130

131 Tablo 72: Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Buğday Arpa Çavdar Yulaf Mısır Mercimek Nohut Fasulye Şekerpancarı Patates Ayçiçeği Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 131

132 TRB 1 Alt Bölgesi Yıllara Göre Tarla Ürünleri Üretimi Üretim (Ton) Yıllar hububat Şekerpancarı Patates Nohut Grafik 5: TRB1 Bölgesi Tarla Ürünleri Üretimi yılları tarla bitkileri üretim miktarlarına bakıldığı zaman, TRB1 Alt Bölgesinde üretim miktarlarında artışın olduğu görülmektedir. Tahıllar grubundan buğday üretim miktarının %60, yulaf üretim miktarının, 18 tondan 395 tona, arpa üretim miktarının %226 arttığı görülmektedir. Mısır üretim miktarı ise tondan tona çıkmıştır. Baklagil üretimlerinde ise, mercimek üretimi %10, fasulye üretimi %13 azalırken, nohut üretimi %10 artmıştır. Endüstri bitkileri üretiminde, şeker pancarı (%18) ve patates üretiminin (%54) azaldığı, ayçiçeği üretiminin de 2005 yılında 1073 ton olan üretiminin 2005 yılında 137 tona düştüğü görülmektedir. 132

133 Tablo 73: Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Buğday Arpa Çavdar Yulaf Mısır Mercimek Nohut Fasulye Şekerpancarı Patates Ayçiçeği Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 133

134 TRB 2 Alt Bölgesi Yıllara Göre Tarla Ürünleri Üretimi Üretim (Ton) Yıllar Hububat Şekerpancarı Patates Grafik 6: TRB2 Bölgesi Tarla Ürünleri Üretimi TRB 2 Alt Bölgesi üretimlerine bakıldığı zaman, 1996 yılı baz alındığında tahıllar grubunda buğday üretimi %44, arpa üretimi %162, yulaf üretiminin de 10 tondan 144 tona çıktığı görülmektedir.çavdar üretimi ise %22 azalmıştır. Mısır üretiminde %16 azalış görülürken, baklagil üretiminde, mercimekte %6.1 oranında artış, nohut üretiminde %91, fasulye üretiminde %12 azalma gerçekleşmiştir.endüstri bitkilerinden şeker pancarı (%18) ve ayçiçeği üretimi (%35) azalırken, patates üretimi %121 artış göstermiştir. 134

135 Sebze Üretim Trendi Tablo 74: Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler Soğan (taze) Fasulye (taze) Kavun Karpuz Lahana Domates Hıyar Biber Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 135

136 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Önemli Sebze Üretimleri TRB Soğan Fasulye Kavun Üretim (ton) Karpuz Lahana Domates Hıyar Yıllar Biber Grafik 7: TRB Bölgesi Sebze Üretimi yılları itibarıyla, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki sebze üretim miktarlarına baktığımızda, soğan üretiminin %38, fasulye üretiminin % 11, kavun üretiminin %18, karpuz üretiminin %106, domates üretiminin % 114, hıyar üretiminin %98, biber üretiminin % 171 attığı ve lahana üretiminin ise % 15 azaldığı görülmüştür. 136

137 Tablo 75: Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler Soğan (taze) Fasulye (taze) Kavun Karpuz Lahana Domates Hıyar Biber Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 137

138 TRB1 Bölgesi Önemli Sebze Üretimleri TRB1 Soğan Fasulye Kavun Üretim (ton) Karpuz Lahana Domates Hıyar Biber Yıllar Grafik 8: TRB1 Bölgesi Sebze Üretimi yılları itibarıyla, TRB1 Bölgesindeki sebze üretim miktarlarına bakıldığında, soğan üretiminin %29, kavun üretiminin % 136, karpuz üretiminin % 138, domates üretimini %138, hıyar üretiminin %55, biber üretiminin % 169 arttığı, fazulye üretiminin % 8 ve lahana üretiminin ise % 10 azaldığı görülmektedir. 138

139 Tablo 76: Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler Soğan (taze) Fasulye (taze) Kavun Karpuz Lahana Domates Hıyar Biber Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 139

140 TRB2 Bölgesi Önemli Sebze Üretimleri TRB Soğan Üretim (ton) Fasulye Kavun Karpuz Lahana Domates Hıyar 5000 Biber Yıllar Grafik 9: TRB2 Bölgesi Sebze Üretimi TRB2 Alt Bölgesinde sebze üretim miktarlarına bakıldığında, soğan üretiminin % 81, fasulye üretiminin % 83, karpuz üretiminin % 19, domates üretiminin % 169, hıyar üretiminin % 244, biber üretiminin % 180 arttığı, kavun üretiminin % 69 ve lahana üretiminin ise % 16 azaldığı görülmektedir. 140

141 Meyve Üretim Trendleri Tablo 77: Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 141

142 TRB Bölgesinde Önemli Meyvelerin Üretim trendleri Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Grafik 10: TRB Bölgesi Meyve Üretimi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin meyve üretim miktarları 1995 yılı baz alındığında, baz yıla göre 2005 yılında kayısı üretiminin %251, kiraz üretiminin %42, ceviz üretiminin %83, elma üretiminin %37 ve üzüm üretiminin %57 arttığı görülmektedir. TRB Bölgesinin en önemli meyvesi Kayısı dır. Kayısı, sadece bölgenin değil, Türkiyenin en önemli tarımsal ürünlerinden olup, Malatya İlinde üretilen kuru ve taze kayısısının Ülke ekonomisine katkısı her yıl 200 milyon dolaylarındadır. 142

143 Tablo 78. Yıllar İtibariyle TRB1 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 143

144 TRB1 Alt Bölgede Önemli Meyvelerin Üretim Trendleri Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Grafik 11: TRB1 Bölgesi Meyve Üretimi TRB1 Alt Bölgesinin meyve üretim miktarları 1995 yılı baz alındığında, baz yıla göre 2005 yılında kayısı üretiminin %252, kiraz üretiminin %46, elma üretiminin %10 ve üzüm üretiminin %60 arttığı, ceviz üretiminin ise %14 azaldığı görülmektedir. TRB1 Alt Bölgesinde de en önemli meyve türü kayısı dır. Bölgede yetişn kayısının büyük bölümü Malatya ilindedir. 144

145 Tablo 79: Yıllar İtibariyle TRB2 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 145

146 TRB2 Alt Bölgede Önemli Meyvelerin Üretim Trendleri Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Grafik 12: TRB2 Bölgesi Meyve Üretimi TRB2 Alt Bölgesinin meyve üretim miktarları 1995 yılı baz alındığında, baz yıla göre 2005 yılında kayısı üretiminin %52, elma üretiminin %154 ceviz üretiminin %180 arttığı, üzüm üretiminin %51 ve kiraz üretiminin %21 azaldığı görülmektedir. TRB1 Alt Bölgesinde de yetiştirilen ve ekonomik öneme sahip meyveler başta ceviz olmak üzere elma dır. 146

147 Yem Bitkileri Üretim Trendleri Tablo 80: Yıllar İtibariyle TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) ( ) Mısır (hasıl+silaj) Fiğ (ot) Yonca (yeşil+kuru ot) Korunga (yeşil+kuru ot) Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 147

148 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Yem Bitkileri Üretim Trendi Mısır (hasıl+silaj) Fiğ (ot) Yonca (yeşil+kuru ot) Korunga (yeşil+kuru ot) Grafik 13: TRB Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, Yem bitkileri üretiminin 2003 yılından sonra hızlı bir artış eğiliminde olduğu görülmektedir yılında uygulanmaya başlanan yem bitkileri desteklemeleri, bölgede de yem bitkilerinde üretim artışına önemli katkılarda bulunmuştur. En yüksek artış yoncada görülmektedir yılında ton olan yonca üretimi, 2005 yılında tona çıkmıştır. Bu sürelerde, mısır üretimi 216 tondan tona, fiğ tondan tona ve korunga üretimi tondan tona çıkmıştır. Yapılan desteklemelerin etkisiyle ekiliş alanları ve buna bağlı olarak ta üretim miktarlarındaki artışın devam etmesi beklenmektedir. Yem bitkileri üretimindeki artış, bölge hayvancılığının gelişmesine de olumlu katkıda bulunacaktır. 148

149 Tablo 81: Yıllar İtibariyle TRB1 Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) ( ) Mısır (hasıl+silaj) Fiğ (ot) Yonca (yeşil+kuru ot) Korunga (yeşil+kuru ot) Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 149

150 TRB1 Alt Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Trendi Mısır (hasıl+silaj) Fiğ (ot) Yonca (yeşil+kuru ot) Korunga (yeşil+kuru ot) Grafik 14: TRB1 Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi Tabloda da görüldüğü gibi, TRB1 Alt Bölgesinde yılları arasında yem bitkisi üretimlerinde artış görülmektedir. Bu dönemde mısırda 1997 yılına kadar ekim yapılmazken 2005 yılında tona çıkmıştır. Aynı dönemde fiğ üretimi tondan tona ve korunga üretimi tondan tona çıkarken, yonca üretimi tondan tona düşmüştür. 150

151 Tablo 82: Yıllar İtibariyle TRB2 Ortadoğu Anadolu Bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) ( ) Mısır (hasıl+silaj) Fiğ (ot) Yonca (yeşil+kuru ot) Korunga (yeşil+kuru ot) Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri 151

152 TRB2 Alt Bölgede Yem Bitkileri Üretim Trendi Mısır (hasıl+silaj) Fiğ (ot) Yonca (yeşil+kuru ot) Korunga (yeşil+kuru ot) Grafik 15: TRB2 Bölgesi Yem Bitkileri Üretimi Tabloda da görüldüğü gibi, TRB2 Alt Bölgesinde yılları arasında yem bitkileri üretimlerinde artış görülmektedir. Bu dönemde mısırdaki üretim miktarı 216 tondan tona çıkmıştır. Aynı dönemde fiğ üretimi tondan tona ve yonca üretimi tondan tona, korunga üretimi tondan tona çıkmıştır. 152

153 Hayvancılık Üretim Trendleri Tablo 83: Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi Hayvan Sayıları ( ) Koyun Keçi Sığır * Kültür K.Melezi Yerli Toplam Manda * Kanatlı Etçi Tavuk Yumurtacı Tavuk Hindi Ördek Kaz Toplam Arı Kovanı (*) : Danalar toplama dahil edilmiştir. Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

154 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, yıllar itibariyle hayvan sayılarında çok fazlaca değişiklikler olmamakla birlikte, 1995 yılı baz alındığında, baz yıla göre; koyun varlığı %14 artmıştır. Büyükbaş hayvan varlığı içerisinde kültür ırkı varlığı %60, melez varlığı %14 artarken, yerli ırkta ise %16 oranında bir azalma söz konudur. Kanatlı hayvan varlığında yaklaşık %25 oranında bir azalma söz konusu iken, arı kovanı sayısında ise %37 lik bir artış sözkonusudur. 400 TRB Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi % (1995=100) Koyun Keçi Kültür Irkı Melez Yerli Manda Kanatlı Arı Kovanı Grafik 16: TRB Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi 154

155 Tablo 84: Yıllar İtibariyle TRB Bölgesi Hayvansal Ürün Üretim Miktarları ( ) Süt (ton) Kırmızı Et (ton) * Beyaz Et (ton) Yumurta (Ton) Bal (ton) Balmumu (ton) Yapağı (ton) Kıl (ton) Deri (adet) (*): Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar. Yumurta (ton=16000 ad) Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, yıllar itibariyle hayvansal ürünler üretim miktarlarında önemli değişiklikler göze çarpmaktadır yılı baz alındığında, baz yıla göre; süt %19, beyaz et %22, yumurta %3, bal %13, bal mumu %97, yapağı %14 ve kıl üretiminde %2 artış gözlenmiştir. Kırmızı ette % 3 ve deri üretiminde ise % 45 azalma meydana gelmiştir. 155

156 300 TRB Bölgesinde Hayvansal Ürünler Üretim Trendi % (1995=100) Süt (ton) Kırmızı Et (ton) * Beyaz Et (ton) Yumurta (Ton) Bal (ton) Balmumu (ton) Yapağı (ton) Kıl (ton) Deri (adet) Grafik 17: TRB Bölgesi Hayvan Ürünler Üretim Trendi 156

157 Tablo 85: Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi Hayvan Sayıları ( ) Koyun Keçi Sığır * Kültür K.Melezi Yerli Toplam Manda * Kanatlı Etçi Tavuk Yumurtacı Tavuk Hindi Ördek Kaz Toplam Arı Kovanı (*) : Danalar toplama dahil edilmiştir. Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB1 Alt Bölgesinde, yıllar itibariyle hayvan sayılarında çok fazlaca değişiklikler olmamakla birlikte, 1995 yılı baz alındığında, baz yıla göre; küçükbaş hayvan varlığı içerisinde koyun varlığı %10 artmış, keçi varlığı ise %14 azalmıştır. Büyükbaş hayvan varlığı içerisinde kültür ırkı varlığı %102, melez varlığı %3 artarken, yerli ırkta ise %48 oranında bir azalma söz konudur. Kanatlı hayvan varlığında yaklaşık %27 oranında bir azalma söz konusu iken, arı kovanı sayısında ise %40 lık bir artış sözkonusudur. 157

158 600 TRB1 Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi % (1995=100) Koyun Keçi Kültür K.Melezi Yerli Manda Kanatlı Arı Kovanı Grafik 18: TRB1 Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi 158

159 Tablo 86: Yıllar İtibariyle TRB1 Bölgesi Hayvansal Ürün Üretim Miktarları ( ) Süt (ton) Kırmızı Et (ton) * Beyaz Et (ton) Yumurta (Ton) Bal (ton) Balmumu (ton) Yapağı (ton) Kıl (ton) Deri (adet) (*): Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar. Yumurta (ton=16000 ad) Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB1 Alt Bölgesinde, yıllar itibariyle hayvansal ürünler üretim miktarlarında önemli değişiklikler göze çarpmaktadır yılı baz alındığında, baz yıla göre; süt %12, kırmızı et %57, beyaz et %22, yumurta %1, bal %6, bal mumu %163 ve yapağı üretiminde %30 artış gözlenmiştir. Kıl üretiminde %9 ve deri üretiminde ise % 15 azalma meydana gelmiştir. 159

160 TRB1 Alt Bölgede Hayvansal Ürünler Üretim Trendi % (1995=100) Süt (ton) Kırmızı Et (ton) * Beyaz Et (ton) Yumurta (Ton) Bal (ton) Balmumu (ton) Yapağı (ton) Kıl (ton) Deri (adet) Grafik 19: TRB1 Bölgesi Hayvan Ürünler Üretim Trendi 160

161 Tablo 87: Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi Hayvan Sayıları ( ) Koyun Keçi Sığır * Kültür K.Melezi Yerli Toplam Manda * Kanatlı EtçiTavuk YumurtacıTavuk Hindi Ördek Kaz Toplam Arı Kovanı (*) : Danalar toplama dahil edilmiştir. Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

162 TRB2 Alt Bölgesinde, 1995 yılı baz alındığında, baz yıla göre yıllar itibariyle; küçükbaş hayvan varlığı içerisinde koyun varlığı %15 keçi varlığı ise %9 artmıştır. Büyükbaş hayvan varlığı içerisinde kültür ırkı varlığı %25, melez varlığı %34, yerli ırkta %2 oranında bir artış söz konudur. Kanatlı hayvan varlığında yaklaşık %19 oranında bir azalma söz konusu iken, arı kovanı sayısında ise %33 lük bir artış sözkonusudur. 300 TRB2 Alt Bölgede Hayvan Varlığı Trendi % (1995=100) Koyun Keçi Kültür K.Melezi Yerli Manda * Kanatlı Arı Kovanı Grafik 20: TRB2 Bölgesi Hayvan Varlığı Trendi 162

163 Tablo 88: Yıllar İtibariyle TRB2 Bölgesi Hayvansal Ürün Üretim Miktarları ( ) Süt (ton) Kırmızı Et (ton) * Beyaz Et (ton) Yumurta (Ton) Bal (ton) Balmumu (ton) Yapağı (ton) Kıl (ton) Deri (adet) (*): Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar. Yumurta (ton=16000 ad) Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB2 Alt Bölgesinde, yıllar itibariyle hayvansal ürünler üretim miktarlarında önemli değişiklikler göze çarpmaktadır yılı baz alındığında, baz yıla göre; süt %26, yumurta %5, bal %26, bal mumu %25, yapağı üretiminde %10 ve kıl üretiminde %10 artış gözlenmiştir. Kırmızı et %42, beyaz et %22 ve deri üretiminde ise % 62 oranında azalma meydana gelmiştir. 163

164 1200 TRB2 Alt Bölgede Hayvansal Ürünler Üretim Trendi % (1995=100) Süt (ton) Kırmızı Et (ton) * Beyaz Et (ton) Yumurta (Ton) Bal (ton) Balmumu (ton) Yapağı (ton) Kıl (ton) Deri (adet) Grafik 21: TRB2 Bölgesi Hayvan Ürünler Üretim Trendi 164

165 4.6. Üretim Projeksiyonları Bu bölümde, bitkisel ve hayvansal üretime ilişkin yukarıda verilen zaman serisi verileri yardımıyla, geleceğe ilişkin projeksiyonlar ortaya konulmuştur. Projeksiyonlar, istatistik metotlar yardımıyla belirlenmiştir. Doğrusal trend doğrusu dönemler itibariyle sabit mutlak değişmeleri ifade ettiğinden ve uygulamada pek çok durumda sabit mutlak değişmelerden çok, dönem başına artış hızı veya nispi değişmeler anlamlı olduğundan, üretim trendlerinin analizlerinde (projeksiyonu ortaya koyabilmek için) üssel model kullanılmıştır. Üssel trend denkleminin kapalı formu; Y lny = lnα + ln β ( t) şekline dönüştürülebilir. t = α * β olarak ifade edilir ve açık formu Tarla Bitkileri Üretimi Tablo 89: TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Tarla Bitkilerinin Üretim Projeksiyonu* YILLAR Buğday Arpa Nohut Kuru Fasulye Şekerpancarı Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 * Projeksiyonlar; Master plan koordinatörlüğü tarafından yapılmıştır. 165

166 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, Önemli tarla ürünleri için hesaplanan projeksiyonlar, ilerleyen yıllarda buğday ve arpa üretiminin önemli ölçüde artacağını, nohut, kuru fasulye ve şekerpancarı üretiminin ise azalacağını göstermektedir Sebze Üretimi Tablo 90: TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Sebzelerin Üretim Projeksiyonu* Soğan (taze) Fasulye (taze) Kavun Karpuz Domates Biber Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 * Projeksiyonlar; Master plan koordinatörlüğü tarafından hesaplanmıştır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen önemli sebzeler için hesaplanan projeksiyonlar, ilerleyen yıllarda taze fasulye, taze soğan ve kavunda çok büyük olmamakla birlikte artışlar olacağını, karpuz, domates ve biberde meydana gelecek artışların ise oldukça önemli düzeylere çıkacağını göstermektedir Meyve Üretimi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen önemli meyveler için hesaplanan projeksiyonlar, ilerleyen yıllarda üzüm dışında kalan meyvelerde üretim miktarının oldukça önemli düzeylere çıkacağını göstermektedir. Meyvelerde en önemli artışın ise kayısıda olacağı görülmektedir. 166

167 Tablo 91: TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Meyvelerin Üretim Projeksiyonu* Elma Kayısı Kiraz Ceviz Üzüm Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 * Projeksiyonlar; Master plan koordinatörlüğü tarafından hesaplanmıştır Yem Bitkileri Üretimi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen yem bitkileri için hesaplanan projeksiyonlar, ilerleyen yıllarda korungadışında kalan yem bitkileri üretiminde, üretim miktarının oldukça önemli düzeylere çıkacağını göstermektedir. Yem bitkileri üretiminde son yıllarda uygulanan desteklemeler neticesinde önemli artışlar yaşanmış, desteklemelerin aynı şekilde devam etmesi neticesinde de üretimin çok hızlı bir şekilde artacağı görülmektedir. 167

168 Tablo 92: TRB Bölgesinde Yem Bitkileri Üretim Projeksiyonu* MISIR (HASIL+SİLAJ) FİĞ (OT) YONCA (YEŞİL+KURU OT) KORUNGA (YEŞİL+KURU OT) Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 * Projeksiyonlar; Master plan koordinatörlüğü tarafından hesaplanmıştır Hayvansal Ürünler Üretimi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde hayvansal ürünler üretim miktarları için hesaplanan projeksiyonlar, ilerleyen yıllarda kırmızı et ve yumurta üretiminde azalmalar olacağını, süt, beyaz et ve bal üretiminde ise üretim miktarının oldukça önemli düzeylere çıkacağını göstermektedir. 168

169 Tablo 93: TRB Bölgesinde Önem Arz Eden Hayvansal Ürünlerin Üretim Projeksiyonu* Süt (Ton) Kırmızı Et (Ton) Beyaz Et (Ton) Yumurta (Ton) Bal (Ton) Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 * Projeksiyonlar; Master plan koordinatörlüğü tarafından hesaplanmıştır ÜRETİM DEĞERLERİ Tarla Bitkileri Üretim Değerleri TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin tarla ürünleri üretim değerlerine göre, mısır üretim değeri Türkiyede mısır üretim değerinin %14 ünü, fasulyenin %6,5 ini, şekerpancarının %5,5 ini, buğdayın %4 ünü ve sarımsak ın %6 sını oluşturmaktadır. Diğer tarla ürünleri üretim değerlerinin oranı ise düşük düzeylerde kalmıştır. 169

170 Tablo 94: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Tarla Ürünleri Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) Ürünler TRB TÜRKİYE TRB % Buğday ,02 Arpa ,55 Mısır ,27 Nohut ,18 Fasulye ,51 Mercimek(Yeşil) ,76 Şeker pancarı ,54 Ayçiçeği ,26 Soğan ,81 Sarımsak ,16 Patates ,18 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No: Sebze Üretim Değerleri TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin sebze üretim değerlerine göre, taze soğan üretim değeri Türkiyede taze soğan üretim değerinin %6 sını, karpuz ve kavunun %4 ünü oluşturmaktadır. Diğer sebzelerin üretim değerlerinin oranı ise düşük düzeylerde kalmıştır. Tablo 95: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) Ürünler TRB TR TRB % Lahana ,07 Ispanak ,95 Pırasa ,03 Fasulye (Taze) ,35 Kavun ,68 Karpuz ,21 Domates ,26 Biber ,46 Soğan (Taze) ,86 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

171 Meyve Üretim Değerleri Üretim değeri bakımından seçilmiş meyveler incelendiğinde, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Türkiye üretimine katkısının belirli meyvelerde oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle kayısı üretiminde TRB bölgesi içerisinde yer alan Malatya ili dünyada da en önemli üretici bölge konumundadır. Bölgede üretilen ceviz üretim değerleri de Türkiye ceviz üretimi içerisinde oldukça önemli paylar almaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin meyve üretim değerlerine göre, kayısı üretim değeri Türkiyede kayısı üretim değerinin %35 ini, ceviz ise %17 sini oluşturmaktadır. Yine yörede yetiştirilen önemli meyveler elma, kiraz ve üzümdür. Tablo 96: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) Ürünler TRB TR TRB % Elma ,75 Kayısı ,01 Kiraz ,39 Ceviz ,02 Üzüm ,73 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No: Hayvansal Ürünler Üretim Değerleri Hayvansal ürünler üretim değerlerine göre TRB bölgesi Türkiye de önemli yer işgal etmektedir. Bu değerler hayvancılığın bölge tarımında çok önemli bir yeri olduğunu da göstermesi bakımından önemlidir. Hayvansal ürünler üretim değerlerine bakıldığında TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Türkiye üretim değerleri içerisinde bazı ürünlerde önemli yer teşkil etmiştir. Özellikle Türkiye de üretilen yapağı ve kıl ın %22 si bölgede üretilmektedir. Tablo 97: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri ve Türkiye Mukayesesi (YTL) (2004) Ürünler TRB TR TRB % Süt ,28 Kırmızı Et* ,04 Beyaz Et ,85 Bal ,31 Yumurta ,08 Deri ,58 Yapağı ,35 Balmumu ,03 Kıl ,91 (*) Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar. Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:

172 4.8 Tarımsal Ürünlerin Üretim Tüketim Analizi ve Pazarlaması Bölge Master Plan çalışması kapsamında, bölgede üretim, iç ve dış ticaret bakımından bazı ürünlerin arz talep dengeleri ile yıllar itibariyle göstermiş oldukları gelişmelerin yanı sıra pazarlama olanakları detaylı olarak ele alınmıştır TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Şeker Pancarı Üretimi ve Pazarlaması Şeker yüzyıllardan beri insanların önemli gıda maddelerinden biri olmuş ve 18. yüzyılın sonuna kadar sadece şeker kamışından üretilmiştir. Şeker pancarı tarımı ve şeker pancarından şeker üretimi ise 19.yüzyılda başlamıştır. Dünyada üretilen şekerin yaklaşık % 70 i şeker kamışından, %30 u ise şeker pancarından elde edilmektedir. Şeker pancarı tropik ve subtropik bölgelerde, şeker pancarı ise daha ılıman bölgelerde yetişmektedir. Şeker pancarından şeker üretimi, şeker kamışından yapılan üretime göre daha pahalı olmasına karşın birçok ülkede hem şeker sanayine ekonomik katkıları hem de tarımsal ve sosyal nedenlerden dolayı, şeker pancarı tarımının devamı için çeşitli önlemlerin alındığı görülmektedir. Türkiye de de geçmişte şeker kamışı tarımı için denemeler yapılmış ancak ekonomik olmayacağı anlaşıldığından vazgeçilmiştir. Türkiye de şeker üretiminin hammaddesi şeker pancarıdır. Yurtiçi tüketimin %90 ı şeker pancarından, % 10 u ise şekere kısmen ikame olabilen ve ithal mısırdan üretilen nişasta bazlı şekerlerden (NBŞ) karşılanmaktadır. Şeker, dünyada 120 ülkede yılda yaklaşık 130 milyon ton civarında üretilmekte ve şeker pazarının tarımsal üretimde dünyada en fazla korunan pazarlardan biri olduğu görülmektedir. Türkiye de ise bugüne kadar, entegre üretim biçiminin benimsendiği şeker sanayinin ana politikasını, emniyet şeker stoku dahil yurtiçi şeker talebinin yurtiçi kaynaklardan karşılanması oluşturmaktadır Dünyada Durum Dünyada şeker üreten önemli ülkeler; Hindistan, Brezilya, AB, Çin, ABD, Tayland, Meksika, Avustralya ve Küba dır. Yıllık şeker üretimi yaklaşık 130 milyon ton, tüketim ise yaklaşık 125 milyon tondur. Brezilya, AB, Tayland, Avustralya, Küba, Güney Afrika Kolombiya ve Meksika dünyadaki önemli ihracatçı ülkelerdir. Bu ülkelerin toplam ihracatları dünya ihracatının % 80 ini oluşturmaktadır. İthalattaki önemli ülkeler ise Rusya, ABD, Japonya, Endonezya, Güney Kore, Malezya, Kanada, İran ve Cezayir dir. Bu ülkelerin ithalat miktarı toplamı, dünya ithalatının % 44 ünü oluşturmaktadır. Dünyada şeker tüketimi en fazla olan ülkeler; Hindistan, AB ülkeleri, Brezilya, ABD, Çin, Rusya ve Meksika dır. AB ülkelerinde ise en fazla tüketim Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya dadır. Özellikle şeker pancarından şeker üreten ülkelerde, şeker maliyetinin daha yüksek olması ve sağlıkla ilgili kaygılar ile daha az enerji sağlayan ürünlere yöneliş, şekere alternatif ürünlerin kullanımını da gündeme getirmiştir. 172

173 Türkiye de Durum Türkiye de şeker üretiminin tek hammaddesi olan şeker pancarı; Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Doğu ve Batı Karadeniz dışında tüm bölgelerde tarımı yapılabilen ve her yıl yaklaşık 400 bin çiftçi ailesine kazanç sağlayan önemli bir sanayi bitkisidir. Türkiye de şeker pancarı tarımı şeker sanayi ile birlikte gelişmiş, bu gelişme de kamu şeker fabrikalarının önemli payı olmuştur. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş sahip olduğu 26 şeker fabrikası ile Kamu İktisadi Teşebbüsü olarak sektöre hizmet veren önemli bir kuruluştur. Ayrıca Türkiye nin mevcut 3 özel şeker fabrikası olan Konya, Amasya ve Kayseri Şeker Fabrikaları ise Pankobirlik e ait olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Kamuya ait bu şeker fabrikalarının işlediği pancar, toplam işlenen pancarın % 83,3 ünü oluşturmaktadır. Kamu ve özel sektörün işlediği pancar miktarı 2005 yılı itibariyle yaklaşık 15 milyon tondur. Kamu ve özel sektörün kampanya süreleri ise ortalama 141 gündür. Kişi başına şeker tüketiminde ise son 40 yıl içinde önemli gelişmeler olmuş, 1962 yılında 12,5 kg olan tüketim, günümüzde 30 kg civarındadır. Şeker, uluslararası ticareti yapılan ürünler içinde en değişken fiyat seyri gösteren ürünlerden birisidir. Şeker fiyatlarını etkileyen faktörlerin başında ekim alanları, rekolte, hava koşulları, rakip ürünlerin fiyatları gelmektedir TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Şeker Pancarı Tarımı Türkiye de 2004 yılı verilerine göre Şeker Pancarı tarımında ekilişlerin % 24 ü, üretimin ise % 22 si TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde gerçekleşmiştir. Bölgemiz şeker pancarı verimi (3.95 ton/da.) Türkiye ortalamasına (4,3 ton/da.) çok yakındır. Tablo 98: Yıllar İtibariyle Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Şeker Pancarı Üretimi(Ton) YILLAR Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB % 4,56 5,05 7,24 5,08 6,30 5,54 Kaynak:Tarım İl Müdürlükleri, TÜGEM Tablo incelendiğinde TRB 1 Alt Bölgesinde en fazla şeker pancarı üretiminin Elazığ ilinde, TRB 2 Alt Bölgesinde ise Muş ilinde olduğu görülmektedir yılı itibariyle Şeker Pancarı üretiminin % 5,54 ü bölgemizde gerçekleşmiştir. Bölge içerisinde ise en fazla üretim payına % 25,7 ile Elazığ ili sahiptir TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Şeker Pancarı Pazarlama Kanalı TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Şeker Pancarı pazarlama kanalları aşağıda gösterilmiştir. 173

174 ÜRETİCİ TÜRKİYE ŞEKER FABRİKALARI A.Ş TOPTANCI VE MARKETLER TÜKETİCİ Şeker Pancarı Üretimi ve Pazarlaması(SWOT Analizi) Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler -İstihdam yaratmaktadır. -Şeker Pancarı tarımı yapılabilecek yeterince arazi vardır. -Su kaynakları yeterlidir. -Üretim için bölge ikliminin uygun olması. - Şeker Pancarı üreticileri kooperatifler aracılığı ile örgütlenmiştir. - Bölgenin 4 İlinde Şeker Fabrikasının bulunması nedeniyle pazarlama sorununun olmaması -Ekim alanları ve üretim miktarlarında kısıtlamaya gidilmesi (Kota Uygulaması) -Dünya borsalarında şeker fiyatının Türkiye fiyatlarının oldukça altında seyretmesi Birim alandan alınan yüksek verimin (kota üstü) fiyatlandırmada dezavantaj oluşturması -Yüksek maliyet nedeniyle ihracatın ancak stok eritme amacıyla yapılması -Piyasada tek alıcının bulunması -Fiyatlandırmanın tek elden yapılması -Şeker Fabrikasının olması nakliye masraflarını düşürmektedir. -Üretim dönemi boyunca çeşitli üretim ödemeleri(avans) ürün ekimini cazip kılmaktadır. -Uluslar arası anlaşmalar gereği önümüzdeki yıllarda ucuz fiyatlı şeker ithalinin yapılması -İthalatçısı olduğumuz mısırı hammadde olarak kullanan nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimine geniş olanaklar sunulması Türkiye de şeker üretiminin hammaddesi olan şeker pancarı, ülke tarımına ve ülke ekonomisine çok yönlü katkıları olan stratejik ürünlerin başında gelmektedir. Türk tarımında modern tarım tekniklerinin kullanılmasına, istihdama ve yan ürünleri ile hayvancılığa ve alkol sanayine katkıları nedeniyle tarım ürünlerimiz içinde önemli yeri 174

175 olan şeker pancarı, bu katkıların yanı sıra geçimini çiftçilik yaparak sağlayan ve en düşük gelir düzeyindeki insanların yaşadığı kırsal kesimin daha iyi bir refah seviyesine kavuşmasına da büyük katkılar sağlamaktadır. Türkiye de şeker pancarından elde edilen yıllık şeker üretimi yurtiçi tüketimi karşılamakta, ancak ülkenin genç nüfus yapısı ve yüksek nüfus artış hızı dikkate alındığında, yıllık tüketimin her geçen yıl artarak devam edeceği görülmektedir Buğday Üretimi ve Pazarlanması Dünyada Buğday Üretimi Türkiye de hububat üretimi, tarım sektörünün olduğu kadar genel ekonomimizin de temelini oluşturmaktadır. Hububat üretimi oldukça geniş bir üretici kitlesini ilgilendirmektedir. Hububatın insan beslenmesinde temel gıda maddesi olarak önemli bir yere sahip olması, milyonlarca üreticinin yıllık gelirini sağlayan önemli bir kaynak olması ve çok sayıda sanayii kuruluşunun ham maddesi olması özelliklerinden dolayı ekonomik ve sosyal yaşantımızda diğer tarım ürünlerine göre önemi büyüktür. Ülkemizde hububat üretiminin bitkisel ürün türleri içerisinde tarımsal gelirimize katkısı en yüksek düzeydedir. Hububat sektörü bitkisel üretim değerinin %22 sini, buğday ise %15 ini oluşturmaktadırlar. Hububat sektörünün sadece üretim değeri yönünden milli gelire katkısı %2,6 iken, buğdayın %1.7 dir. Görüldüğü üzere ana vatanı Anadolu olarak kabul edilen buğday, ülkemizde hububat üretiminin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre günlük kalori ihtiyacımızın % 60 ı buğdaydan karşılanmaktadır. Bu sonuç buğdayın insan beslenmesinde ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Buğdayın tüketimi gelişmiş ülkelerde daha az olmasına karşın, ülkemizde ve kişi başına gelir düzeyi düşük olan ülkelerde ekmeğe dolayısıyla buğdaya dayalı beslenme oldukça fazladır. FAO verilerine göre 2004 yılı itibarıyla dünya buğday üretimi yaklaşık 287 milyon hektarlık alanda yaklaşık 624 milyon ton olup, buğday üretiminde ilk sırayı Çin almaktadır. Bu ülkeyi sırasıyla Hindistan, ABD, Rusya ve Fransa izlemektedir. Adı geçen ülkeler dünya buğday üretiminin yaklaşık %50 sini gerçekleştirmektedir. Tablo 99: Dünya Buğday Ekilen Alan, Üretim ve Verim Yıllar Ekilen Alan(Ha) Üretim(Mt) Verim (Kg/Da) Kaynak: FAO Aşağıdaki tabloda Dünya buğday üreticisi ülkelerin 2004 yılı üretim rakamları ve dünya üretiminden aldıkları paylar gösterilmiştir. Türkiye Dünya buğday üretiminde sekizinci sırada yer almaktadır. Tablo 100: Buğday Üretim Miktarları ve Dünya Üretiminden Aldığı Pay Ülkeler Üretim Miktarı ( 1000 Ton) % Dağılım Çin ,6 175

176 Hindistan ,5 ABD ,4 Rusya ,8 Fransa ,4 Almanya ,1 Kanada ,9 Avustralya ,6 Türkiye ,4 Diger Ülkeler ,3 Dünya ,0 Kaynak:FAO Sırası değişmekle birlikte bu ülkeler aynı zamanda en fazla buğday ekim alanlarına sahiptirler. 13% 38% 10% 10% 4% 5% 5% 6% 9% Hindistan Rusya Çin ABD Avustralya Kazakistan Kanada Türkiye Diger Ülkeler Grafik 22: Dünyada Buğday Üretiminde Önemli Ülkeler 176

177 Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Buğday Üretimi Bugün Türkiye de ekili - dikili tarım alanlarının yaklaşık % 50 sinde hububat, üçte birinde de sadece buğday üretilmektedir. Son 20 yılda buğday ekim alanlarında fazla bir değişim görülmemekte olup, ekili alanlar 9-9,4 milyon hektar civarında değişim göstermiştir. Diğer taraftan, ülkemizde tarımsal işletmelerinin yaklaşık %85 inde hububat üretimi yapılmaktadır. Başta buğday olmak üzere hububat ürünlerinin, ülkemiz için hem ekonomik ve hem de sosyal açıdan taşıdığı önem büyüktür. Doğu Karadeniz Bölgesi ndeki küçük bir şerit dışında hemen hemen tüm bölge ve illerimizde yetiştirilmektedir. Türkiye buğday ekim alanlarının yaklaşık %19 unda (1.8 milyon hektar) makarnalık buğday üretimi yapılmaktadır. Bu üretiminin %70 i yağış yetersizliği olan kıraç arazide yapılmaktadır. Ekim alanlarının geniş yer kapladığı makarnalık buğday üretiminin yapıldığı İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde buğday verimi oldukça düşüktür. Yurdumuzun kişi başına yıllık tahıl tüketiminin en yüksek düzeyde bulunduğu ülkelerden biri olması göz önüne alındığında kıraç arazide yapılan üretimlerde gerçekleştirilecek verim artışları Türkiye buğday üretimine önemli katkıda bulunacaktır. Tablodan da görüldüğü üzere Ülke geneli düşünüldüğünde verimi kg/da arasında değişmektedir. Tablo 101: Yıllara Göre Türkiye Buğday Ekim Alanı, Üretim ve Verimi Yıllar Ekim Alanı Üretim Verim (1000 Ha) (1000 Ton) (Kg/Da) Kaynak: TÜİK, FAO Buğday, Türkiye de ekmeğin yanında, makarna, bulgur, irmik, nişasta ve bisküvi gibi bazı işlenmiş yiyeceklerde de kullanılmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde yer alan bütün illerde Buğday üretimi gerçekleştirilbilmektedir. Türkiye de üretilen buğdayın yaklaşık %5 i TRB bölgesinden karşılanmaktadır. 177

178 Tablo 102: Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Buğday Üretim Miktarları (Ton) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 3,10 3,42 3,64 3,47 3,77 2,71 4,61 3,67 3,70 3,86 Kaynak: TÜİK, Çeşitli Yıllar. Tarımsal Yapı (Üretim-Fiyat-Değer) 178

179 Buğday Pazarlama Kanalları Türkiye de buğday pazarlama kanalları TMO, borsalar, fabrikalar, özel alıcı veya tüccar olarak sıralanabilir. Üretilen buğdayın yaklaşık %9 TMO da geri kalan bölümü ise borsa, fabrika, özel alıcı ve tüccar tarafından pazarlanmaktadır. TRB Bölgesi Buğday Pazarlama Kanalları ÜRETİCİ TMO BORSA TÜCCAR STOK FABRİKALAR GIDA SANAYİ İTHALAT İHRACAT Buğday Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) Güçlü Yönler Zayıf yönler Fırsatlar Tehditler -Bölgenin buğday üretimi için uygun alanlara sahibi olması -Uygun Ekolojinin varlığı -Tarımsal Üretim işletmesinin varlığı. -Münavebeli üründe kullanılıyor olması - Bölgeye uygun kaliteli ve verimli çeşitlerin varlığı - Yöre çiftçisinin hububat üretimi konusunda bilgili olması. - Depolamanın ekonomik olması -İşleme Sanayisinin varlığı -Gıda Endüstrisinin temel kaynaklarından olması -Süne ve kımıl zararlısı ile yeterince mücadele edilemeyişi nedeniyle buğday ekilişinde daralma. -Sertifikalı tohumluk kullanımının azlığı -Girdi yüksekliği -Sertifikalı tohumluk kullanımı azlığı -Dekara gelirin düşük oluşu -Yağmurlama Sulama sistemleri kullanılarak daha fazla alan sulanabilir. -Kırsal kalkınma kapsamında hibe desteklerinin olması - sertifikalı tohumluk desteği - Buğday ithalatına izin verilmesi. - Bazı bölgelerin çoraklaşma tehdidi altında olması - Yapılaşma ihtiyacı - Yer altı ve yerüstü sulama kaynaklarının azalması - Göç 179

180 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Kayısı Üretimi ve Pazarlaması Dünya yaş ve kuru kayısı üretiminin çok önemli bölümü Türkiye tarafından gerçekleştirilmektedir.türkiye sahip olduğu ekolojik özelliklerinden dolayı da bu durumu daha uzun yıllar devam ettirecektir. Bir ılıman iklim bitkisi olan ve ülkemizde çok geniş bir yayılım alanı bulunan kayısı kış soğuklarının çok şiddetli olduğu Doğu Anadolu bölgesinin yüksek kesimleri ve nemli iklime sahip Karadeniz bölgesi dışında hemen hemen her İlimizde yetiştirilmektedir. Dünya kayısı üretimi yıllar itibariyle düzenli olarak artış göstermiştir yılından 1986 yılına kadar gerçekleşen artış % 20 dir. Dünya kayısı üretiminde en büyük payı % 40 ile Avrupa kıtası almaktadır. Onu Asya, Afrika, Kuzey Amerika ve Okyanusya kıtaları azalan paylarla izlemektedir. Kayısı üreticisi ülkelerden Fransa, İspanya, İtalya, Macaristan ve Yunanistan taze kayısı ihracatçısıdır. Türkiye, Avustralya ve İran daha çok kuru kayısı ihracatçısı ülkelerdir. Güney Afrika, Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan ve Romanya konserve kayısı ihracatçısı ülkelerdir. ABD ise Avrupa kıtasına kuru kayısı ve konserve ihraç eden ülkedir. Aynı zamanda kuru kayısı ihracatçısı ülkelerin başında gelmektedir. Kuru kayısıdaki kükürt miktarı için dış ülkeler arasında yasal sınırlamalarda tam bir mutabakat yoktur. Kuru kayısıdaki kükürt miktarı, kükürtdioksit cinsinden, AB de 2000 ppm iken, Avustralya da 3000 ppm, ABD de 2500 ppm dir. Bu nedenle kuru kayısı üretiminde biri AB ülkelerine yönelik, biri de ABD ve Avustralya pazarlarına yönelik olmak üzere iki farklı kükürt ihtiva eden kuru kayısı üretimi yapılması gereklidir. Kayısı taze, kurutulmuş ve konserve olarak yıl boyunca tüketilebilen bir meyvedir. Fert başına tüketim ülkelere göre değişmekle birlikte 0,600 kg-2 kg/kişi-yıl olarak değişmektedir. Ülkemizde ise bu miktar 2,986 kg/kişi-yıl dır. Dünya genelinde doğal gıda tüketmeye özen gösteren ve tüketim bilinci gelişen ve sayıları giderek çoğalan bir tüketici kitlesi oluşmaya başlamıştır. Bu durum göz önüne alındığında doğal gıda kabul edilen kuru kayısının tüketiminin önümüzdeki yıllarda artacağını söylemek mümkündür. Türkiye kayısı tüketiminin ülke kalkınmasıyla paralel olarak gelir seviyesinin artması, sağlıklı tüketim bilincinin yerleşmesiyle ve pazarlamada tanıtımın aktivite kazanmasıyla birlikte hızla artacağı kanaatindeyiz. Kayısı; kuru, dondurulmuş, konserve, pulp, nektar, konsantre, reçel, maemelat, pestil, ekstrüzyon ürünleri gibi yaklaşık 13 değişik ürüne işlenebilen bir meyvedir. Kayısı çekirdeğinden badem yağı, esans, futural ve aktif karbon üretilmektedir. Kayısı çekirdeği kabuğu ise yakacak olarak kullanılmaktadır. Kayısı kullanım şekline göre 3 gruba ayrılmaktadır. 1- Sofralık kayısılar, 2- Kurutmalık kayısılar, 3- Sanayi tipi kayısılar. Kayısı sinir sistemine etki ederek zihinsel faaliyetlerin düzenlenmesinde stresin azaltılmasında, sinirlerin düzenli çalışmasında, çocuklarda diş ve kemik gelişiminde, mide-bağırsak sisteminin düzenli çalışmasında, kabızlığın önlenmesinde, kan 180

181 yapımının artırılmasında oldukça faydalıdır. Ayrıca alkolün kalp karaciğer ve sinir sistemine olan olumsuz etkilerinin azaltılmasında yararlanılabilecek değerli bir meyvedir. Üreme sistemine olumlu etkisi vardır. Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Kayısı yetiştirme, hasat, kükürtleme ve kurutma işlemleri işletmeler tarafından aile işgücü ve mevsimlik işçilerle yapılmaktadır Dünyada ve Türkiye de Kayısı Üretimi Dünyada kayısı üretiminin yoğun olduğu ülkeler, Türkiye, İran, Pakistan, Rusya Federasyonu dur. Türkiye dünyada kayısı üretim alanlarının %24 ünü, üretiminin ise %13 ünü karşılamaktadır. Tablo 103: Dünyada Yaş Kayısı Üretimi (2005) ÜRETİM ALANI ÜRETİM MİKTARI % (HA) (TON) % Cezayir , ,85 Çin , ,01 Fransa , ,07 İran , ,52 İtalya , ,78 Japonya , ,11 Pakistan , ,35 Rusya Federasyonu , ,74 İspanya , ,56 Türkiye , ,03 A.B.D , ,32 Dünya , ,00 Kaynak: FAO, ( erişim ) Yıllar itibariyle artan kayısı alanlarına dikilen sertifikalı fidanlar kamu ve özel sektörce üretilmektedir. Kayısı fidanı üretiminde özel sektör kamuya ait fidanlıklardan daha fazla fidan üretimi yapmaktadır. Özel sektörün gelişmesiyle birlikte kamu fidan üretim merkezleri fidan üretimlerini yıllar geçtikçe azaltmaya başlamışlardır. Tablo 104: Kamu ve Özel Sektörce Üretilen Kayısı Fidan Miktarı Kamu Özel Sektör Kaynak: Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü, 2006 ( TRB Bölgesinde Kayısı Üretimi Türkiyede 2004 yılı verilerine göre meyve veren kayısı sayısının %57 si, üretilen kayısının ise %32 si TRB Bölgesinden elde edilmektedir. TRB1 alt bölgesinde yer alan Malatya ili bölgede neyve veren yaşta ağaç sayısının %91 ini, üretimin ise %83 ünü tek başına kaşılamaktadır. Malatya ili kayısı üretiminde tekel piyasa konumundadır. Tablo 105: TRB Bölgesinde Kayısı Üretimi (2004) 181

182 Meyve Veren Ağaç Sayısı Üretim % Adet Ton % Malatya , ,58 Elazığ , ,14 Bingöl , ,41 Tunceli , ,35 TRB , ,47 Van , ,94 Muş 450 0, ,03 Bitlis , ,10 Hakkari , ,46 TRB , ,53 TRB , ,00 TÜRKİYE TRB % 57,52 32,06 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 Malatya ili kayısı üretiminde tek söz sahibi il olduğundan Malatya kayısı üretim değerlerine ilişkin bilgilendirmenin faydalı olacağı kanaatiyle aşağıdaki tablo düzenlenmiştir. Tablo 106: Yılları Malatya İli Kayısı Üretimi YILLAR MEYVE VEREN AĞAÇ SAYIS YAŞ KAYSI ÜRETİMİ (TON) KURU KAYISI ÜRETİMİ (TON) AĞAÇ BAŞI ORT.VERİM (KG/AĞAÇ) , , , , , , , , , , , , ,71 Kaynak : Tarım İl Müdürlüğü Tablo 106 da 1989 yılından itibaren kayısı ağacının sayısı 2001 yılına kadar artış göstermektedir. Ancak, ağaç başına elde edilen verimin bazı yıllar düşük olmasının nedeni ilkbahar geç donlarıdır. Kayısıda üretimi etkileyen en önemli faktör ilkbahar geç donlarıdır Yaş ve Kuru Kayısı İhracat Rakamları 182

183 Yaş Kayısı İhracatı FAO verilerine göre dünya kayısı üretimi 2004 yılında ton dur ve Türkiye ton üretimi dünya kayısı üretiminde ilk sırayı almaktadır. Dünya yaş kayısı ihracatı ton arasında değişmektedir. 1 kg yaş kayısının ihraç fiyatı 0,83-1,31 $ arasındadır. Akdeniz e kıyısı olan ülkeler dünya taze kayısı ticaretinde önemli yer tutmaktadır. Bu ticarette ülkemizin payı sadece % 4,4 dür. Taze kayısı ihracatı Akdeniz ve Güney Ege bölgesindeki illerimizden yapılmaktadır. Ülkemiz standartlarına uygun kaliteli ürünün artması ile kayısı ihracatımızda önemli bir yer tutan Ortadoğu pazarının büyütülmesi, Avrupa pazarında da erkencilik avantajının iyi kullanılması ile İlimizden her yıl taze kayısı ihraç edebilmemiz mümkün olacaktır. Tablo 107: Dünya Yaş Kayısı İhracatı YILLAR MİKTAR (Ton) Toplam Değeri (000 $) Kaynak : FAO, İnternet Kayıtları, Tablo 108: Türkiye Yaş Kayısı İhracatı YILLAR MİKTAR (Ton) Toplam Değeri (000 $) Kaynak : FAO, İnternet Kayıtları TRB Bölgesinde Yaş Kayısı Ihracatı: TRB bölgesinde yaş kayısı ihracatı yalnızca TRB alt bölgede yer alan TRB11 malatya ilinden yapılmaktadır yılında Malatya'dan direkt yurt dışına yapılan yaş kayısı ihracatı bin ton olarak gerçekleşirken, genel yaş kayısı ihracatınınsa 10 bin ton olduğu tahmin edilmektedir. Tarım İl Müdürlüğü'nün istatistik rakamlarına göre, 15 Haziran-15 Ağustos 2006 döneminde Malatya'dan Almanya, Hollanda, İngiltere ve Rusya'ya direkt Bitki Sağlık Sertifikası alınarak ihraç edilen yaş kayısının toplam bin ton olduğu bildirildi. Buna göre, haziran ayında, Hollanda'ya 228 ton, Almanya'ya 89 ton, temmuzda, Almanya'ya

184 ton, Hollanda'ya 121 ton ve İngiltere'ye 20 ton, ağustosta Hollanda'ya 33 ton, Almanya'ya 34 ton ve aynı dönemde Rusya'ya 132 ton yaş kayısı ihracatı yapıldı. Bu rakamların sadece ilde Bitki Sağlık Sertifikası alınarak yapılan yaş kayısı ihracatını gösterdiği, ancak yoğunluklu olarak Hatay, Mersin ve Bursa'dan Avrupa'ya yapılan ihracatın toplam 10 bin ton olduğu tahmin edilmektedir Kuru Kayısı İhracatı Ülkemizin geleneksel tarımsal ihraç ürünleri arasında yer alan kuru kayısı, kuru meyve ihraç kalemlerimiz içinde ikinci sırayı almaktadır. Kuru kayısı serbest ihracat kapsamında olup ihracatı zorunlu standarda tabi olan ürünler arasında yer almaktadır. TSE 485 nolu kuru kayısı standardı tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş ve sadece ihracatta zorunlu uygulamaya konulmuştur. Kuru kayısıda standardı belirleyen iki önemli kalite özelliği vardır. Bunlar SO 2 kalıntı miktarı ve nem oranıdır tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksine göre kuru kayısıda maksimum kükürt miktarı 2000 ppm ve nem oranı % 25 olarak belirlenmiştir. Dünyanın en önemli kuru kayısı üreticisi olan Türkiye aynı zamanda dünyanın en büyük kuru kayısı ihracatı yapan ülkesidir. Ülkemizin dışında kuru kayısı ihracatı yapan ülkeler Pakistan, İran, Güney Afrika Cumhuriyeti, Fas ve Avustralya dır. Bu ülkeler içerisinde kuru kayısı ihracatında ülkemize rakip olan İran, Pakistan ve Suriye nin kuru kayısı üretiminde artış olmasına rağmen kalite ve tercih edilme yönünden Türkiye nin gerisinde kalmaktadır. Dünyanın en önemli kuru kayısı ithalatçı ülkesi olan ABD pazarında ülkemiz kuru kayısılarının oranı yaklaşık % 94 dür. Kuru kayısı ihraç ettiğimiz Avustralya da bu oran % 91, Kanada da % 76, Avusturya da % 75, Japonya da ise % 43 dür. Dünya kuru kayısı üretiminde olduğu gibi ticaretin önemli bölümünü (%85) Türkiye elinde tutmaktadır. Ancak, ülkemizden kuru kayısı ithal edip bunları tekrar ihraç eden (re-export) başta ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkeler tanıtım ve ambalaj konularında daha ileri bir teknolojiye sahip olduklarından büyük paralar kazanmaktadırlar. Bu nedenle mevcut pazarlarda varlığımızı artırarak sürdürmek ve yeni pazarlar bulmak için tanıtım ve ambalaj konularında kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Tatlı ve acı çekirdek ise 50 kg lık çuvallarda ihraç edilmektedir. Kayısı ihracatı gemilerle yapılmaktadır. 184

185 2% 6% 15% 3% 2% 56% 16% AB A.B.D RUSYA FEDERASYONU İSRAİL ARAP VE ORTADOĞU AVUSTRALYA DİĞER Grafik 23: Türkiye Kuru Kayısı İhracatında Önemli Ülkeler Grafik ten de açıkça görüleceği üzere kuru kayısı ihracatımızda en büyük pay Avrupa Birliği üyesi ülkelere aittir. İhraç edilen kuru kayısının % 56 sı Avrupa kıtasına yapılmaktadır. Avrupa kıtası içerisinde en fazla kuru kayısı ihraç ettiğimiz ülkeler Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya ve Rusya dır. Özellikle Almanya ve Rusya en önemli ve en büyük pazarımızdır. İhraç rakamlarında ikinci sırada A.B.D. yer almaktadır. Bu ülkeye kuru kayısının % 16 sı ihraç edilmektedir. Kanada ABD den sonra en fazla kuru kayısı ihraç yaptığımız ülkedir. Asya kıtası kuru kayısı ihracatında % 10 yer almaktadır. 21% 79% Türkiye Diğe r Grafik 24: Türkiye nin Dünya Kuru Kayısı Üretiminden Aldığı Pay Grafik 24 te ifade edildiği gibi ülkemiz 2004 yılında dünya kuru kayısı ihracatının % 79,55 ini tek başına gerçekleştirmektedir. Bu ihracatı yapılan kuru kayısının % 90 ı ise TRB Bölgesinde yer alan Malatya kuru kayısısıdır. Tablo 109 incelendiğinde ihraç edilen kayısı miktarı yıllar itibariyle sürekli artmasına rağmen elde edilen döviz bu oranda artmamıştır. 1 kg kuru kayınsın ihraç değeri özellikle son yıllarda sürekli bir düşüş göstermiştir. Bunun en büyük nedeni ihracatçı firmaların haksız rekabete girerek sürekli fiyat düşürmeleridir. İhracatcı firmalar arasında rekabetin fiyatları düşürmek yerine kaliteyi ve yeni pazarlar oluşturarak İlimiz kuru kayısı ihracatından milyon dolar gelir elde edilmesi mümkündür. 185

186 Tablo 109: Türkiye Kuru Kayısı İhraç Rakamları İHRAÇ EDİLEN YILLAR KURU KAYISI (KĞ) İHRACAT GETİRİSİ ($) 1 KG KURU KAYISININ İHRAÇ TUTARI ($) , , , , , , , , , , , , , , , , ,895 Kaynak: İl Müdürlükleri Kuru Kayısı Pazarlama Kanalları ÜRETİCİ TÜCCAR KAYISI BİRLİK PAREKENDE SATIŞ NOKTASI TÜKETİCİ 186

187 Kayısı Üretim Pazarlamasında SWOT Analiz Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehlikeler - Kayısı üretim alanı -İlkbahar geç donları, oldukça yüksek -Kuru kayısının % 95 i ihraç ediliyor, -Kayısı üretimi mevsime bağlı, -Bakım masrafları yüksek olduğundan maliyet yükseliyor, -Kayısı üretimi büyük istihdam yaratıyor, -Kayısıdaki fazla SO 2 nedeniyle ihracatta karşılaşılan zorluklar, -İran dan gelen kalitesiz kuru kayısı ihracatta Malatya kayısısının imajını olumsuz yönde etkilemektedir. -Yanlış ve fazla kükürtlemeden dolayı ihracatta problem çıkmaktadır, -Kuru kayısının kalitesi dünya ülkelerine göre en iyi olması, -Üreticiler kayısının yüksek getirisi nedeniyle daha modern teknikler kullanmaya başladılar, -Kayısı işleme tesislerinde kayısı paketlenerek yüksek fiyattan satılmaya başlanmıştır, -Kayısı üretim alanı arttıkça alternatif üretim yapılamaması -Kayısı silkelenerek veya sırıkla çırpılarak hasat edildiğinden kalitesi düşmektedir, -Çiftçi şartlarında depolama uygun değil, -Kükürt miktarına göre kayısı alımı yapılmamaktadır -Yaş kayısı ihracatının artması kuru kayınsın fiyatını yükselterek üreticinin gelirini artırmıştır, -Kayısı üretimi bazı bölgelerde organik tarıma uygun olacaktır. -İhracat yapan firmaların sayısının çok olması ve haksız rekabet yüzünden ihraç fiyatları düşmektedir, -Üretim ve ihraç miktarına bağlı olarak fiyatların çok değişken olması, -Mali durumu iyi olan üretici ürünün bekletebilmekte, mali durumu iyi olmayan üretici ürününü ucuz satmak zorunda kalmaktadır, -Kuru kayısıda iç tüketim miktarı çok düşüktür 187

188 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Üzüm Üretimi ve Pazarlaması Dünya Üzüm Üretimi ve Tüketimi Dünya üzüm üretiminin yarıdan fazlası Avrupa kıtasında gerçekleştirilmektedir. Dünya yaş üzüm üretiminde İtalya, Fransa, ABD, İspanya, Türkiye başlıca ülkelerdir. Dünya yaş üzüm üretimi yaklaşık 7,5 milyon hektar alanda gerçekleştirilmekte olup, üretim miktarı, iklim şartlarına bağlı olarak değişmekle birlikte, yıllık 65 milyon ton civarında seyretmektedir. Tablo 110. Ülkelere Göre Üzüm Üretim Miktarları 2005 Ülkeler Üretim Miktarı (1000 ton) İtalya ABD Türkiye İspanya Fransa Arjantin Kaynak,: FAO, Dünya üzüm üretiminin %64 ü şaraba işlenirken %8 i kurutmalık ve %20,9 u sofralık olarak değerlendirilmektedir. Dünyada üretilen üzümlerin her yıl yaklaşık 700-1,200 bin ton arasındaki miktarı kurutularak değerlendirilmektedir. Üzümü kurutarak değerlendiren ABD, Türkiye, İran, Yunanistan, Güney Afrika, Şili ve Afganistan gibi ülkelerdir. Tablo 111: Dünya Kuru Üzüm Üretiminde Önemli Ülkeler Üretici Ülkeler Türkiye Kaynak: İGEME, ABD Tablo 111 den de görüleceği üzere ABD ve İran Türkiye dünya kuru üzüm Yunanistan üretiminin %70 ini Şili G. Afrika gerçekleştirmektedir. Dünya çekirdeksiz kuru üzüm tüketimi yaklaşık bin ton civarındadır. Tüketimde bin tonla ABD ilk sırayı alırken bunu bin tonla Avustralya ve Türkiye izlemektedir. Diğer önemli tüketici ülkeler ise Afganistan, İran, G.Afrika ve Yunanistan dır Türkiye Üzüm Üretimi Türkiye yaş üzüm üreticiliğindeki güçlü konumuna paralel olarak, dünya çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde de önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz, 2005 yılı itibariyle 343 bin tonluk kuru üzüm üretim miktarı ile dünya toplam kuru üzüm üretiminin % 30 unu tek başına karşılamıştır. 188

189 Tablo 112: Türkiye Üzüm Ekim Alanları ve Üretim Miktarları EKİLEN ALAN ÜRETİM VERİM YILLAR (1000 HEKTAR) (1000 TON) (KG/HA) Kaynak:Tarımsal Yapı (Üretim, Fiyat, Değer), Çeşitli Yılar. Türkiye İstatistik Kurumu Yayınları. Kuru üzüm üretimi iç talebe göre üretilmeyip, bir ihracat ürünüdür. Çeşitli nedenlerle ihracatın aksaması ile iç piyasada tüketilemeyen ürünün fiyatları düşmekte ve üreticiler olumsuz etkilenmektedir. Türkiye de üretilen üzümün yaklaış %85 i Manisa ilinden karşılanmaktadır yılı Çiftçi Kayıt Sistemi verilerine göre Türkiye de ve Manisa ilinde üzüm alanlarının dağılımı tablo halinde düzenlenmiştir. Tablo 113: Kurutmalık (Çekirdeksiz) illere göre dağılımı Yüzdesi % Alanı (da) MANİSA 85, DENİZLİ 8, İZMİR 3, MARDİN 0, GAZİANTEP 0, ŞANLIURFA 0, DİYARBAKIR 0, UŞAK 0, KAHRAMANMARAŞ 0, MALATYA 0, BALIKESİR 0, ADIYAMAN 0, ISPARTA 0, AYDIN 0, BATMAN 0, ŞIRNAK 0,02 92 MERSİN 0,02 82 KONYA 0,01 78 Kaynak: Tarım bakanlığı, Çiftçi kayıt Sistemi. Tablodaki bilgilerden anlaşılacağı gibi 2005 yılında ÇKS ne giren Türkiye kurutmalık çekirdeksiz üzüm bağ alanlarının %85,86 si Manisa ilinde, %8,65 si Denizli ilinde, %3,98 i İzmir ilinde bulunmaktadır. Tablo 114: Türkiye de Sofralık Üzüm (Çekirdeksiz) illere göre dağılımı 189

190 Yüzdesi % Alanı (da) DENİZLİ 35, MANİSA 35, ELAZIĞ 11, MARDİN 3, İZMİR 1, BURSA 1, MERSİN 1, SAKARYA 1, DİYARBAKIR 0, MALATYA 0, UŞAK 0, Kaydedilen Toplam Alan: da Kaynak: Tarım bakanlığı, Çiftçi kayıt Sistemi. Sofralık üzüm üretiminde Türkiye de söz sahibi olan il Denizli ilidir yılı Çiftçi Kay ıt Sistemine göre toplam kayıt altına alınan sofralık bağ alanlarının % 35,83 ü Denizli, %35,68 i Manisa, %11,52 si Elazığ ve %1,58 i İzmir ilinde bulunmaktadır. Ülkemiz, Anadolu ya özgü kaliteli şaraplık üzüm çeşitlerine sahiptir. Bunlar arasında Kalecik Karası (Ankara-Kalecik), Öküzgözü (Elazığ ), Boğazkere (Diyarbakır), Narince (Tokat), Emir (Nevşehir), Çal Karası (Denizli), Sultaniye (Manisa) ve Bornova Misketi (İzmir) önemli yerel şaraplık çeşitler olarak üretilip değerlendirilmektedir. Son dönemlerde; Cabernet Sauvignon, Merlot, Cabernet Franc, Sauvignon Blanc, Chardonnay gibi kaliteli yabanc ı çeşitlerde adapte edilmeye ve farklı bölgelerde üstün nitelikli şarap üretiminde kullanılmaya başlanılmıştır. Dünyada kabul görmüş bu yeni çeşitlerin son on yıldır ülke bağlarına adaptasyonu Türkiye için önemli bir gelişme olmakla birlikte Anadoluya özgü değerlerimizi de yitirmemeli, aksine geliştirmeliyiz yılı Çiftçi Kayıt Sistemine göre toplam kayıt altına alınan Şaraplık bağ alanlarının % 20,14 ü Denizli, %2,44 ü İzmir, %1,34 ü Uşak, ve %0,49 u Manisa, % 0,09 Afyonkarahisar ve Aydın, % 0,02 Muğla ilinde bulunmaktadır Üzüm Dış Ticareti Türkiyenin kuru üzüm ihracatının hemen hemen tamamını çekirdeksiz kuru üzümler oluşturmaktadır. Türkiyenin 2005 yılı kuru üzüm ihracatı, 226 bin ton civarında olup, karşılığında ise yaklaşık 239 milyon Dolarlık gelir elde edilmiştir. Kuru üzüm ihracatımızın 2006 yılı içerisinde, bir önceki yıla göre miktar bazında %7.8 artmıştır. Türkiye 2005 yılı içerisinde 103 ülkeye kuru üzüm ihraç etmiştir. En önemli pazarlarımız, başta İngiltere, Almanya, Hollanda, İtalya, ve Fransa olmak üzere AB ülkeleridir. Bu ülkeler Türkiyeden ithal ettikleri kuru üzümlerin bir kısmını yeniden ihraç ederek değerlendirme yoluna gitmişlerdir. Kuru Üzüm İhracatı : Türkiye nin dünya ticaretine konu olan ve en fazla tanınan üzümü sultani tip çekirdeksiz üzümdür. Türkiye nin ihracatında 11. sırada yer alan kuru üzüm, tarım ürünleri ihracaında da üçüncü sırada yer almaktadır yılından önce 100 bin tonun altında gerçekleşen kuru üzüm ihracatı, bu yıldan sonra hızla artmıştır. Tablo 115: Türkiye nin Yıllar İtibariyle Kuru Üzüm İhracatı 190

191 Yıllar Miktar Değer Miktar değişim Değer Değişim (ton) (10 dolar) (%) (%) ,01-17, ,01-4, ,47 17, ,09 25, ,94 3, ,77 20,65 Kaynak : Dış Ticaret İstatistikleri, EBİM, Dış Ticaret Müsteşarlığı TRB Bölgesinde Üzüm Üretimi Türkiye de mevcut omcanın yaklaşık 3,42 si, üzüm üretiminin ise % 1,13 ü TRB bölgesindedir. TRB bölgesinde de üzüm yetiştiriciliğinin tamamına yakını TRB1 bölgesinde yapılmaktadır. TRB bölgesindeki omcanın %98,87 si, üretimin ise %97,42 si TRB1 bölgesinden karşılanmaktadır. Bölgede yoğun olarak üzüm yetiştiriciliği Malatya ve Elazığ illerinde yapılmaktadır. Bölgede üzüm üretimi ve pazarlama yapısı tablo 116 da verilmiştir. Tablo 116: TRB Bölgesinde Üzüm Üretimi ve Pazarlaması 191

192 Ağaç sayısı Üretim Ton Fiyat YTL/Kg Değer YTL Pazarlananın değeri YTL Üzüm (Toplam) MALATYA Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm(Şaraplık) , Üzüm (Toplam) TRB1 ELAZIĞ Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm(Şaraplık) , BİNGÖL Üzüm (Toplam) Üzüm(Sofralık çekirdekli) , TUNCELİ Üzüm (Toplam) Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm (Toplam) , TRB1 Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm(Şaraplık) , VAN Üzüm (Toplam) Üzüm(Sofralık çekirdekli) , MUŞ Üzüm (Toplam) Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm (Toplam) TRB2 BİTLİS Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm (Toplam) HAKKARİ Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm(Sofralık çekirdeksiz) 1 4 1, Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm (Toplam) , TRB2 Üzüm(Sofralık çekirdekli) , Üzüm(Sofralık çekirdeksiz) 1 4 1, Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm (Toplam) , Üzüm(Sofralık çekirdekli) , TRB Üzüm(Sofralık çekirdeksiz) 1 4 1, Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm(Şaraplık) , Üzüm (Toplam) Üzüm(Sofralık çekirdekli) , TÜRKİYE Üzüm(Sofralık çekirdeksiz) , Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) Üzüm(Kurutmalık çekirdeksiz) Üzüm(Şaraplık) , Üzüm (Toplam) 3,42 1, ,73 1,73 Üzüm(Sofralık çekirdekli) 4,92 1, ,03 2,03 TRB/TR % Üzüm(Sofralık çekirdeksiz) 0,00 0, ,00 0,00 Üzüm(Kurutmalık çekirdekli) 1,34 0, Üzüm(Kurutmalık çekirdeksiz) 0,00 0, Üzüm(Şaraplık) 5,38 2, ,57 2,57 Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No: TRB Bölgesinde Üzüm Pazarlama Kanalları 192

193 Üretici Sebze Hali Şarap Fabrikaları Tüccar Perakende Satış Noktası Tüketici TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Üzüm Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler Üzüm üretiminin yoğun Kurutma ve Bağcılıkta Miras hukuku nedeni yapıldığı illerin varlığı ilaçlamadan desteklemelerin ile araziler giderek Elazığ ilinde şarap kaynaklanan kalite uygulanmaya küçülmektedir fabrikasının varlığı ve kalıntı başlanması Ağır metal kalıntısı Kaliteli üzüm problemlerinin AB ile Gümrük Birliği kontrol edilmezse çeşitlerinin varlığı yaşanması Anlaşması ve uyum ihracatta problem Bağ tesislerinde kapsamında ürün olmaya devam uygun terbiye standardizasyonu edebilir sisteminin ve yapıldığı takdirde Bilinçsiz girdi ve doğru anaç ihracat artabilir gübre kullanımı seçiminin Şarapcılık Sanayinin uygulanmaması Gelişiyor olması sonucu hastalık ve zararlıların Dünyada Organik görülmesi ürünlere talebin Sertifikalı ve artması ismine doğru anaç Bağcılık Kültürünün ve aşılı fidan olması teminindeki zorluklar İç tüketim miktarı çok düşük Üzüm işleme ve depolama tesislerinin yetersiz olması Tanıtım ve reklam çalışmalarının yetersizliği TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Kırmızı Et Üretimi ve Pazarlaması Kırmızı Et Üretimi 193

194 Tablo 117: Türkiye'nin Küçükbaş, Büyükbaş Hayvan Varlığı ve Kırmızı Et Üretiminde Dünyadaki Yeri Hayvan Sayıları Et Üretimi Türkiye AB Dünya TR/AB (%) TR/Dünya (%) Sığır ,0 0,8 Koyun ,2 2,6 Keçi ,1 1,0 Sığır ,4 0,6 Koyun ,0 1,1 Keçi ,8 0,4 Kaynak: Türkiye İstatistik yıllığı 2005 ve FAO. Tablo 117 incelendiğinde, Türkiye nin AB ülkeleri içindeki payı küçükbaş hayvan varlığında %42,15, küçükbaş et üretiminde ise %14,40 tır. Büyükbaş hayvan varlığında %13, büyükbaş et üretiminde %4,4 paya sahip olduğu görülmektedir. Dünya da ise, Türkiye toplam hayvan varlığı bakımından %1,46, toplam et üretiminde %0,7 paya sahiptir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi illerinde Türkiye büyükbaş hayvan varlığının yaklaşık % 8,38 i, küçükbaş hayvan varlığının ise % 17,8 i bulunmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde hayvan sayılarında, özellikle küçükbaş hayvan varlığında önemli derecede azalış olmuştur. Büyükbaş hayvan varlığı reel olarak azalmıştır. Bu azalma yerli ırklardaki hayvan sayısının azalmasından meydana gelmiştir. Ancak aynı süre içerisinde melez ve kültür ırkı hayvan sayıları artmıştır. Bu da hayvan sayılarındaki düşüşten dolayı et ve süt üretiminde oluşacak düşüşü engellemiştir Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde küçükbaş hayvan varlığı azalmaktadır. Bunun sebepleri meraların ot verimlerinin düşmesi ve alanlarının azalması, çoban teminindeki güçlükler, fiyatlardaki istikrarsızlık, girdi maliyetlerinin yükselmesi, koyun etine olan talebin azalması, yapağının değerinde satılamaması ve kırsal kesimdeki nüfusun azalmasıdır. Ayrıca koyun yetiştiriciliğinin işgücüne dayalı ve zor şartlarda yapılıyor olması da bu düşüşte etkili olmuştur. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde doğal mera alanlarının daha çok küçükbaş hayvancılığa uygun olması özellikle büyükbaş hayvancılığın kapalı besicilik seklinde yapılmasını gerektirmiştir. Yem maliyetlerinin yüksek olması hayvancılıkta girdi maliyetlerini yükseltmektedir. Canlı hayvan kesim fiyatlarının düşük olduğu yıllarda yüksek yem maliyetleri nedeniyle üreticilerin kar marjları çok düştüğünden besiciler bu durumlarda zarar etmektedirler. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde hayvancılık bitkisel üretimle beraber yürütülmektedir. Bitkisel üretim isletmeleri aynı zamanda hayvansal üretim işletmesi olarak da faaliyet göstermektedir. Bu tip işletmeler üretim maliyetini düşürme ve pazarlama faaliyetlerinde yeterince başarılı olamamaktadırlar. Üreticilerin büyük bir kısmı yeterince kaba yem üretimi yapmadan hayvancılık yapmaktadır. Et veriminin yükseltilmesinde en büyük engellerden birisi kaba yem açığıdır TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde küçük ve büyük kapasiteli yalnız hayvansal üretim yapan adet hayvancılık işletmesi vardır. Kırmızı et üretiminde; TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde Malatya ili en fazla üretimin yapıldığı yerdir. Onu Elazığ ili takip etmektedir. En az üretim ise Tunceli ilinde yapılmaktadır. 194

195 Hayvan varlığı ile kırmızı et üretimi arasında bir paralellik mevcuttur. Kırmızı et üretimi mezbahalarda kayıt altında kesim yapılan miktarı kapsamaktadır. Gerçek kırmızı et üretiminin kayıtlı miktarın çok üzerinde olduğu düşünülmektedir. Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde büyükbaş, küçükbaş ve kırmızı et üretim miktarı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Tablo 118: Türkiye ve Ortadoğu Anadolu Bölgesi İlleri Büyükbaş, Küçükbaş Hayvan Sayıları ve Kırmızı Et Üretim Miktarları (2005) Büyükbaş (Adet) Küçükbaş (Adet) Toplam Üretim Miktarı (Ton) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB Bölgesi* TÜRKİYE* TRB % 8,38 17,80 5,56 *Domuz ve deve sayıları ile et üretimi dahil değildir. Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 Türkiye kırmızı et üretiminin % 5,56 i TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinden karşılanmaktadır. TRB2 Alt Bölgesinde bulunan ve bölge içerisinde en yüksek üretime sahip olan Malatya ili, ton kırmızı et üretimiyle, %1,18 oranla Türkiye de, %23,3 oranla da bölgemizde önemli bir üretim gerçekleştirmektedir Kırmızı Et İthalatı ve İhracatı 2004 yılında ton olan Dünya büyükbaş et ithalatının dağılımına bakıldığında; en çok payı üretimde olduğu gibi Asya kıtası almaktadır. Bunu sırasıyla Kuzey Amerika (%28,8) ve Bağımsız Devletler Topluluğu (%12,5) izlemektedir. En az payı ise Baltık Ülkeleri (%0,1) ve Okyanus Ülkeleri (%0,7) almaktadır. Bati Avrupa nın payı ise % 9,5 dir Yılı itibariyle ton olan Dünya küçükbaş et üretiminden ülkelerin aldığı paya bakıldığında ilk sırayı %55,85 ile ülkemizin de içinde bulunduğu Asya kıtasının aldığı, bunu sırasıyla Afrika (%15,9) ve Okyanus Ülkelerinin (%9,4) izlediği görülmektedir. Üretimden en az payı ise Baltık Ülkeleri (%0,02) ve Kuzey Amerika (%0,84) almaktadır. AB-15 ülkelerinin yer aldığı Batı Avrupa nın payı ise % 8,71 dir yılında ton olan dünya büyükbaş et ihracatının dağılımına bakıldığında; en çok payı %37,3 ile Güney Amerika almaktadır. Bunu sırasıyla Okyanus ülkeleri (%30,9) ve Kuzey Amerika (%10,8) izlemektedir. En az payı ise Baltık Ülkeleri (%0,1) ve Afrika Ülkeleri (%0,9) almaktadır. Batı Avrupa nın payı ise %5,6 dir. 195

196 2004 yılında ton olan dünya küçükbaş et ihracatının dağılımına bakıldığında ise; en çok payı %86,3 ile Okyanus Ülkeleri almaktadır. Bunu sırasıyla Asya ülkeleri (%5,92) ve Güney Amerika (%3,08) izlemektedir. En az payı ise Baltık Ülkeleri ve Orta Amerika Ülkeleri almaktadır. Bati Avrupa nın payı ise % 0,67 dir. Türkiye ve AB tarım ürünleri ticaretinde en son alınan 1/98 sayılı OKK uyarınca tercihli rejim uygulamaktadır. Buna göre Türkiye AB den her yıl ve ton luk 2000 yılına kadar farklı kademelerde indirime tabi tutulmuş, toplam ton luk et için tarife kontenjanı açmıştır. Ancak, 2004 yılı ilerleme raporunda da değinildiği üzere bu ithalat 1996 yılında AB ülkelerinde BSE (Deli Dana) hastalığının yeniden baş göstermesi sebebiyle yapılmamıştır. Kırmızı et konusunda tercihli ticaret rejimi kapsamında AB nin de Türkiye den her yıl gümrük vergisiz olarak 200 ton koyun ve keçi eti ithalatını gerçekleştirmesi gerekmektedir. Ancak, Türkiye AB sağlık şartlarını yerine getiremediğinden bu ihracatı bugüne kadar yapamamıştır. Söz konusu tarife kontenjanlarını Türkiye nin tamamen kullanması gibi bir zorunluluğu bulunmamaktadır. Yalnız AB, hayvan hastalığını gerekçe göstererek bize tanıdığı tavizi yerine getirmezken, bizim aynı gerekçeyle engellediğimiz tonluk ithalatı yapmamızı istemekte ve son yıllarda bu konuyla ilgili olarak yoğun baskılar yapmaktadır. Netice de, BSE için ülkemizde özellikle ithalat konusunda alınan karar çok yerindedir ve ne kadar baskı yapılırsa yapılsın bu konuda kararlı duruş devam etmelidir. Bunun yanında hastalık ülkemizde çıkmamış gözükse de, hastalık çıkan ülkelerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar dikkate alınmalı ve çıkma ihtimaline yönelik alınan tedbirler sıkı bir şekilde takip edilmelidir TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Canlı Hayvan ve Et Pazarlama Kanalları Kombina Üretici Öz tüketim Hayvan Tüccarı Mezbahane Hayvan Pazarı İmalathane Kasap Market Kırmızı Et Üretimi ve Pazarlaması Tüketici (SWOT Analizi) Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler -İşleme sanayisinin varlığı -Hayvan İşletmelerinin küçük olması -Üreticilerin kaba yem üretimine yönelerek yem girdi maliyetlerini -Kaçak hayvan girişi ve kaçak kesimler 196

197 -Üretimde markalaşmanın olması -Türkiye küçükbaş hayvan sayısında Dünya'da 7.sırada, üretimde 6. sıradadır -Hayvancılıkta kayıt sisteminin bulunması - Geniş mera ve yem bitkisi potansiyeli -Hayvancılıkta kaba yem yetersizliği -Girdi maliyetlerinin yüksek olması -Damızlık hayvan temininde güçlükler -Üretici örgütlenmesinin yetersizliği -Kişi başına tüketimin gelişmiş ülkelere göre düşük olması -Islah çalışmalarının yetersizliği azaltmaya başlamaları -Melez ve kültür ırkı hayvan sayısında ve verimlilikteki artış -Kırmızı et üretiminde işlenmiş ürünlerin çeşitliliğinin artıyor olması -Hayvancılığın her yönü ile destekleniyor olması -Mera kanununun varlığı ve Çayır Mera Islah çalışmalarının yapılması -Et ithalatının açılma olasılığı -Erken kesim TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Bal Üretimi ve Pazarlaması Bal Üretimi ve Pazarlaması Üretimi M.Ö yıllarına ve tüketimi daha eskilere dayanan bal tarih boyunca insan beslenmesi ve sağlığı açısından önemini almış,mağara resimlerine konu olmuş ve keşfedildiği günden bugüne değin besinler arasında belki de en gizemlisi olarak dikkatleri üzerinde toplamayı başarmıştır. Küçücük bir canlının binlerce çiçeği dolaşarak insana sunduğu balın insan sağlığı için yine yadsınamaz öneme sahip olduğu kabul edilen bitkilerin ve özellikle de onlara ait çiçeklerin özsuyundan oluşturulması insanların ilgisinin artmasına neden olmuştur. Çeşitli bitki türlerinden elde edilen ballar genel olarak içeriğindeki maddeler nedeniyle insan bünyesinde sağlık ve enerji kaynağı olarak önem kazanırken her bir çeşidinin daha yararlı olduğu bazı özel durumlar da bulunmaktadır. Örneğin Rize nin Anzer yaylasında üretilen ballar insan sağlığı bakımından genel olarak tıbbi bal olarak değer kazanırken çam balı sindirim sistemi rahatsızlıklarında, okaliptüs balı ise solunum sistemi rahatsızlıklarında daha büyük bir öneme sahip olabilmektedir. Balın tıbbi değerinin artırılması amacı ile son zamanlarda farklı katkılar içeren şuruplarla arıların beslenmesi sonucu elde edilen ve Ekspres Bal olarak adlandırılan ballar tedavi amacı ile kullanılabilmektedir. İnsan beslenmesinde alınması zorunlu görülen enerjinin çay şekeri olarak bilinen sakkaroz yerine balla alınması insan sağlığı açısından ayrı bir öneme sahip bulunmaktadır. Sakkarozun organizmada emilebilmesi için enzimlerle monosakkaritlere indirgenmesi gerekmektedir. Bu reaksiyon için gerekli olan enzimler ise sindirim sistemi üzerinde tahriş edici bir etkiye sahiptirler. Aşırı sakkaroz kullanımı kanda kolesterolün yükselmesine, damarların sertleşmesine ve aşırı kilo almalara neden olur. Baldaki 197

198 şekerler ise doğrudan organ ve sistemler içerisine girerek hazır enerji olarak kullanılırlar. Aşırı alındıklarında tamamı yakılarak sakkarozda olduğu gibi böbrekler üzerinde olumsuz etkileri olmaz. Yorulmayan böbrek diğer zararlı maddelerin atılmasında daha çok fonksiyona sahip olur. Bal karaciğerde glikojen düzeyini yükselterek metabolik olayların hızlanmasına, detoksik etkisinin artmasına neden olmaktadır. Alkol ile bal yeme alışkanlığı insanın bu uygulama sonucu duyduğu rahatlık sonucu geliştirdiği bir alışkanlıktır. Bal sindirime doğrudan etkili bir madde olup diğer besinlerin de daha iyi emilmesini ve bunlardan yararlanma düzeyini yükseltir. Bu nedenle gelişme bozukluklarında, hastalık ve nekahet sırasında alınması organizmanın daha çabuk toparlanmasında yardımcı olur. Çok yüksek miktarlarda bal tüketimi alerji meydana getirebilme özelliğine sahip olsa da sürekli olarak düşük düzeyde bal tüketimi alerjik reaksiyonların azalmasına neden olabilmektedir Dünyada Arıcılığın Durumu Tablo 119: Ülkelerin Koloni Varlıkları, Koloni Başına Verimleri, Km 2 ye Düşen Koloni Sayıları SIRA NO ÜLKE KOLONİ SAYISI (BİN) KG/KOLONİ KOLONİ/KM 2 1 ÇİN ETİYOPYA TÜRKİYE ARJANTİN A.B.D TANZANYA KENYA MEKSİKA ALMANYA İSPANYA POLONYA ORTA AFRİKA CUM YUNANİSTAN İRAN FRANSA DÜNYA Kaynak: FAO-2004 Tablo 120: Ülkelerin Bal Üretim Miktarları SIRA BAL SIRA BAL NO ÜLKE ÜRETİMİ (TON) NO ÜLKE ÜRETİMİ (TON) 1 ÇİN ETİYOPYA A.B.D KANADA

199 3 ARJANTİN FRANSA TÜRKİYE İSPANYA UKRAYNA AVUSTRALYA MEKSİKA KENYA HİNDİSTAN TANZANYA RUSYA DÜNYA Kaynak: FAO-2004 Tablolardan da anlaşılacağı gibi Türkiye koloni varlığı bakımından Çin ve Etiyopya nın ardından 3. Sırada, bal üretimi açısından 4. sırada yer almasına karşılık, koloni başına verim bakımından 6. sıraya inmektedir. İhracatta ise maalesef daha da gerilere düşmektedir. Dünya bal ihracatında ancak %1'lik bir paya sahip durumdayız. Bu durum balımızı iyi değerlendiremediğimizi ortaya koymaktadır Türkiye Arıcılığının Mevcut Durumu Türkiye'de mevcut kovan sayıları, bal ve balmumu üretimlerinin son on yılına bir göz atıldığında eski tip kovan sayısının her geçen yıl belli oranlarda azaldığı, buna karşılık modern tip kovan sayısının giderek arttığı görülmektedir. Buna paralel olarak yine bal ve balmumu üretimlerinin de artış gösterdiği görülmektedir (Tablo 121). Tablo 121: Yıllar İtibari İle Türkiye'deki Kovan Sayıları, Bal ve Balmumu Üretim Miktarları KOVAN SAYISI BAL ÜRETİMİ BALMUMU ESKİ TİP MODERN TİP (TON) ÜRETİMİ (TON) Kaynak: "Tarım İstatistikleri Özeti" T.C. Başbakanlık TÜİK 2001 Türkiye nin her bölgesi arıcılık yapmaya uygun olup bu bölgeler iklim, flora, arı populasyonları (eko tip) gibi değişik ekolojik yapıya sahiptir. Türkiye de koloni başına ortalama bal verimi 15 kg a yakındır. Koloni sayısına göre yapılan değerlendirmede Karadeniz Bölgesi ve Ege Bölgesi ilk iki sırayı alırken Güneydoğu Anadolu Bölgesi son sırada yer almaktadır. Bal üretiminde ise Karadeniz Bölgesi, Akdeniz Bölgesi ve İç Anadolu Bölgesi ilk üç sırada yer almaktadırlar. Koloni başına bal verimi açısından Karadeniz Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi ve İç 199

200 Anadolu Bölgesi Türkiye ortalamasının üzerindedir. Genel olarak koloni başına bal veriminin düşük olmasının başlıca sebepleri: 1. Üreticilerimizin teknik bilgi eksikliği, 2. Arıcılarımızın ihtiyacı olan damızlık vasıfta ana arı üretiminin yetersizliği, 3. Arı hastalık, parazit ve zararlıları ile gereği gibi mücadele yapılamamasıdır Türkiye dünya ballı bitkiler florasının 3/4 üne sahiptir. Zengin florası, uygun ekolojisi ve koloni varlığı bakımından büyük bir arıcılık potansiyeline sahiptir. Arıcılık toprağa bağımlı bir tarım kolu olmadığı için topraksız ve az topraklı çiftçiler için tek başına bir geçim kaynağı olabilmektedir. Aynı zamanda en ucuz ve kolay istihdam oluşturan tek tarımsal faaliyettir. Arıcılığın çevreye ve doğaya doğrudan veya dolaylı hiçbir zararlı etkisi yoktur. Hatta doğal denge için mutlak surette arılara ve dolayısıyla arıcılığa ihtiyaç vardır. Bizde önemi henüz kavranamamış olmasına rağmen polen, propolis, balmumu, arı zehri, arı sütü gibi ürünler de bal dışında arıcılığın son derece değerli diğer ürünleri arasındadır. Ülkemizde 4 milyon adedi aşkın koloni bulunmaktadır ve ortalama 70 bin ton bal ve ton balmumu üretilmektedir. Arıcılığın arı ürünleriyle milli ekonomiye katkısı yaklaşık 300 milyon YTL civarındadır. Arıcılığın polinasyon (tozlaşma) yolu ile ekonomiye katısı; diğer arıcılık ürünlerinin ekonomiye katkısının en az katı olduğundan, 1,5 2 milyar YTL civarındadır. Öte yandan 150 bin kişiye de istihdam imkanı sağlamaktadır Gezginci Arıcılık Bir koloniden daha fazla arı ürünü alabilmek ve bitkilerde tozlaşmayı sağlamak amacıyla kovanların bir yerden başka bir yere taşınmasına gezginci (seyyar) arıcılık denir.arıcılık yapılan bölgede kısa süren az sayıda ballı bitki varsa gezginci arıcılık yapıp kovanları bir yerden bir yere taşımak gerekecektir. Böylece ovada ve dağlık bölgede; sahilde ya da iç bölgelerde belli mevsimlerde nektar veren çeşitli bitkilerden yararlanmak ve daha çok ürün almak mümkün olacaktır.kovanların taşınması ilkbahar sonu ve yaz aylarında sahilden, ovalardan yüksek yaylalara; sonbaharda ise ılıman olan sahil bölgelerine doğru olur. Tablo 122 incelendiğinde TRB1 Alt Bölgesinde en fazla bal üretiminin Elazığ ilinde, TRB2 Alt Bölgesinde ise Bitlis ilinde olduğu görülmektedir yılı itibariyle bal üretiminin % 6,60 ı bölgemizde gerçekleşmiştir. Bölge içerisinde bal üretiminin %59,1 i TRB1 alt bölgesinde, % 49,9 u ise TRB2 alt bölgesinde yapılmaktadır. Tablo 122: Yıllar İtibariyle Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bal Üretimi (Ton) Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB

201 Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE Kaynak: Tarımsal Yapı (Üretim, fiyat, değer) 2004, Türkiye İstatsitik Kurumu Yayınları No:3032 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde üretilen bal tüccar aracılığı ile tüketiciye, doğrundan üreticiden tüketiciye ve kooperatifler aracılığı ile paketlenip perakende satış noktalarına verilmektedir. Bal pazarlama kanalları aşağıda verilmiştir TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Bal Pazarlama Kanalları ÜRETİCİ TÜCCAR KOOPERATİF TÜKETİCİ PARAKENDE SATIŞ NOKTASI PAKETLEME Türkiye de olduğu gibi TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde de bal üretiminde karşılaşılan en büyük sorun hububat ekim alanlarının çok geniş olması ve bu alanlarda yapılan zirai mücadele sonucunda arıların zarar görmesidir. Bunun yanı sıra örgütlenme yetersizliği nedeniyle pazarlamada karşılaşılan problemler ve kazanç azlığı, son yıllarda balda yapılan sahtecilik tüketicide güven sorunu oluşturmuştur. Halbuki bölgemizde ayçiçeği ekim alanlarının fazlalığı, zengin mera alanları ve bitki varlığı özellikle elma üretiminin fazlalığı TRB Ortadoğu AnadoluBölgesini için bir avantaj unsuru oluşturmaktadır TRB Bölgesi Bal Üretimi ve Pazarlanması (SWOT Analizi) Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler -Arıcılık yapmaya uygun alanların varlığı -Pazarlama kanallarının zayıflığı -Yemlik ve yağlık bitkilerin tarımının yapılıyor olması -Hububat tarımını çok yoğun yapıldığı bölgemizde kullanılan 201

202 -Bölgede zengin bir flora varlığı. -Balın sağlık üzerinde olumlu etkileri. -Geniş mera alanlarına sahip bölgemizde bu meralardan arı meraları olarak yararlanılması. -Arı Üretici Birliklerinin varlığı - Tarım Bakanlığının Arıcılık Faaliyetlerine ilişkin destekleri -Arıcılıkla uğraşanları teknik bilgi eksikliği -Soğuk ve uzun kış döneminde verilen zayiat -Yağış düzensizliği buna bağlı zayıf çiçeklenme -Arıcılığın ekonomik işleme yerine küçük aile işletmesi şeklinde yapılması -Kovan temin güçlüğü -Ana arı temin güçlüğü -Meyveciliğin yoğun olarak yapılıyor olması -Ana nektar akımının kısa ama yoğun olması -Mera ıslah ve amenajman çalışmaları -Üreticilerin birlikte hareket etme eğiliminde olmaları Zirai Mücadelede kültürel yöntemlerin kullanımının artması tarımsal ilaçlar -Balda yapılan sahtecilik -Küresel Isınma nedeniyle iklimlerin değişmesi (kuraklık) -Gezginci arıcılık -Meralara yapılan tecavüzler -Bal satışlarının denetiminde yetersizlikler TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Süt ve Süt Ürünleri Pazarlaması Türkiye de büyükbaş hayvancılığın gelişmesinin önündeki en önemli engellerden biri işletme ölçeklerinin küçük olmasıdır. Küçük işletmeler üretim maliyetini düşürmede ve hayvanlarını pazarlamada büyük işletmeler kadar başarılı olamamaktadırlar. Çıktı (et ve süt), yem ve diğer üretim girdilerinin fiyatlarındaki istikrarsızlık da bir başka önemli sorundur Türkiye de ve Dünyada Süt üretimi Tablo 123 de AB ve Dünyadaki süt üretim miktarları ton olarak hayvan cinslerine göre verilmiştir. Bu dönemde AB süt üretimi %1, dünya süt üretimi %15,29 azalmıştır. Süt hayvancılığında işletme başına düşen hayvan sayıları gelişmiş bir yapıya sahip olan AB ülkelerine göre çok düşüktür. AB de ülkelere göre değişmekle birlikte en yüksek sürü büyüklüğü %28,5 ile baş işletmelerden oluşmakta, ülkemizde ise %81,7 ile 1-9 baş işletmelerden oluşmaktadır. Bu farklılık verim, kaliteli üretim, örgütlenme gibi yapısal sorunlarımızı da aşmamızı engellemektedir. TÜİK 2003 yılı verilerine göre baş sağmal sığırın %20,53 ü kültür, %44,38 i melez ve %35,09 u da yerli ırktan oluşmaktadır. Üretilen ton sütün ise %33,80 i kültür, %48,02 si melez, %18,18 i de yerli ırk hayvanlardan elde edilmektedir. Görüldüğü gibi yerli ırk hayvanlarımızın oranı toplam içerisinde hala yüksektir ve bu durum da hayvan başına verim düşüklüğüne dolayısıyla hedeflediğimiz üretim artışlarının sağlanamamasına neden olmaktadır. Tablo 123: AB ve Dünyada Süt Üretim Miktarları Değişimi (Ton) ( ) YILLAR

203 AB DÜNYA İnek Koyun Keçi TOPLAM İnek Koyun Keçi TOPLAM 3 6 Kaynak: Hayvancılık; İnsanlarımızın sağlıklı ve dengeli beslenmesi, hayvancılığa bağlı sanayinin gelişmesi, kırsal alanda istihdam yaratılması, kalkınmada öncelikli yörelerin gelişmesi, tarımda verimliliğin artırılması, dış ticaret dengelerinin sağlanması ayrıca AB ne girişte en kritik alt sektör olması nedeniyle ülkemiz için hayati öneme sahiptir. Ülkemizde ağırlıklı olarak süt sığırcılığı yapıldığından süt denince akla direkt olarak büyükbaş yetiştiricilik gelmektedir. Süt sığırcılığı ekonomik ve sosyal açıdan çok büyük öneme sahiptir. Süt her gün üretildiği ve çok kısa vade de paraya dönüştürüldüğü için aile ekonomisine gelir sağlar. Türkiye de türlerine ve ırklarına göre süt üretiminin yıllar itibariyle değişimi tablo 124 de verilmiştir. Türkiye de 1990 yılına göre inek sütü üretimi %20 artış gözlenirken, koyun, keçi ve manda üsütü üretiminde ise azalmalar olduğu görülmektedir. Genel olarak süt üretimi 1990 yılına göre %11 artış göstermiştir. 203

204 Tablo 124: Türkiye de tür ve ırklarına göre süt üretimi (Ton) İnek Koyun Keçi Genel Kültür Manda Kıl Tiftik Kültür Yerli Toplam Merinos Yerli Toplam Toplam toplam melezi keçisi keçisi Kaynak: SETBİR, Türkiye Süt, Et ve Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği ( erişim: ) 204

205 Türkiyede ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Süt Üretimi ve Pazarlaması Tablo 125: Türkiye de ve TRB Bölgesinde Süt Üretimi ve Pazarlaması TRB1 TRB2 TRB TÜRKİYE TRB/TR % MALATYA ELAZIĞ BİNGÖL TUNCELİ VAN MUŞ BİTLİS HAKKARİ SÜT ÜRETİMİ VE PAZARLAMA DEĞERİ Miktar ton Fiyat YTL/kg Değer YTL Pazarlananın değeri YTL Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 0 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 271 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 162 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 433 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 433 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 63 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü , Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü , Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü 47 0, Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü , Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü , Toplam Süt , Koyun sütü , Kıl keçisi sütü , Tiftik keçisi sütü , İnek sütü , Manda sütü , Toplam Süt , Koyun sütü 22,70 21,56 21,56 Kıl keçisi sütü 16,29 16,60 16,60 İnek sütü 7,12 7,81 7,81 Manda sütü 12,20 13,10 13,10 Toplam Süt 8,48 9,28 9,13 Türkiye de üretilen sütün yaklaşık 8 i TRB bölgesindedir. TRB bölgesinde üretilen koyun 205

206 sütü Türkiye de üretilen koyun sütünün yaklaşık %23 ünü, bölgede üretilen keçi sütü de Türkiyede üretilen keçi sütünün ise %16 sını oluşturmaktadır. TRB bölgesi için sütün pazralama değerleri göz önüne alındığında sütün bölge ekonomisi için ne denli önemli bir ürün olduğunu ortaya koymaktadır TRB Bölgesinde Süt ve Süt Mamulleri Pazarlama Kanalları ÜRETİCİ Toptanc Köy Toplayıcısı Süt Kooperatifi Yetiştirici Birlikleri Fabrikalara ait Süt Toplama Fabrika Peynir, Yoğurt, Tereyağ Üreten İşletmeler Süt Mamulleri Toptancısı Sokak Sütçüsü Bakkal Süpermarket Semt Pazarlarındaki TÜKETİCİ Süt Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) 206

207 Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler -Mera alanlarının çok oluşu -Pazar talebinin olması -Çiftçinin deneyimi -Süt ve Süt ürünleri işleme tesislerinin artması -Kesif yem üretim tesisleri mevcut. -Bölgede serbest veteriner hekimlerin çalışıyor olması -Süt sanayi tesisleri ve yerel mandıralarda her mevsim süt alınmaktadır. -Suni tohumlama yaygınlaşmış durumdadır. -İşletme fazlası damızlık pazarı var -Meraların ot veriminin düşük oluşu -Süt fiyatlarının son yıllardaki gerilemesi -Saf kültür ve melez ırkı hayvanlarının az olması nedeniyle süt veriminin düşük olması -Zoonoz hastalıkların yaygın görülmesi -Örgütlenmede isteksiz davranılması - Ambalajlama ve pazarlama eksikliği - Kişi başına düşen süt tüketimin düşük oluşu -Girdilerin yüksek oluşu -Pazarlamada aracıların çok oluşu ve ürün bedellerinin geç ödenmesi -İşletmelerin küçüklüğü nedeniyle süt tahlillerinin işletme bazında yapılamaması -Hayvancılık için çok uygun ve kolay yöntemlerle ıslah edilebilir mera ve çayır alanlarının bulunması -Yem bitkileri teşviklerinin olması -Süt teşvik primlerinin bulunması -Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi -Hayvancılık desteklemeleri olması -Küçük işletmelerin kooperatifler kanalıyla desteklenmesi -Gıda güvenliği bilincinin yerleşmeye başlaması. -Süt toplama merkezlerinin desteklenmesi -Meraların Islahında üreticilerin isteksiz ve bilinçsiz -Süt fiyatlarındaki dalgalanmalar -AB tam üyelik sürecindeki kota sisteminin getireceği kısıtlamalar. -Şap ve zoonoz hastalıkları yüzünden ürünlerin AB ülkelerine ihraç edilmemesi ve bu konudaki gelişmelerin çok yavaş seyretmesi -Dış satım olmadığından iç pazarda üretim fazlalığı fiyatlarda aşırı düşme meydana getirebilecek ve bu durum gelişme trendine olumsuz etkileyecektir. -Bakım ve besleme şartlarının uygunsuzluğu 4.9. Tarımsal Sanayi Türkiye de ve TRB Bölgesinde Tarım ve Tarımsal Sanayi Tablo 126: Türkiye de Tarım Nüfusunun Gelişim Seyri SAYIM YILLAR I TOPLAM TARIM NÜFUSU TARIMSA L NÜFUSU N PAYI (%) KENTSEL NÜFUS KENTSE L NÜFUSU N PAYI (%) GENEL NÜFUS NÜFUS ARTIŞ ORANI (%) Kaynak:TÜİK, Çeşitli Yıllar. Türkiye İstatistik Yıllığı. 207

208 Türkiye de nüfusun yaklaşık %40 a yakını tarım sektöründe çalışmaktadır. Ülkemizde tarım gerek ihracat ve gerekse diğer sektörlere katkı açısından ana sektör durumundadır. Dolayısıyla tarımın gözardı edilmesi düşünülemez. Türkiye de tarımsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı gittikçe azalmaktadır yılında tarım nüfusunun payı %41.0 iken 2000 yılında %35.3 e düşmüştür (Tablo 126). Tarım nüfusunda çok hızlı bir azalma yaşanmasına rağmen, kırsalda hala 23.7 milyon insan yaşamaktadır ve geçimini tarımla sağlamaktadır. Türkiye de en çok istihdam imkanı olan sektör tarım sektörüdür. Tarım sektöründe istihdam edilenlerin toplam istihdam içerisindeki payı 2000 yılında %36.1 dir (Tablo 127). Bu oranın, tarımın toplam nüfus içerisindeki payından (%35.0) daha fazla olmasının sebebi, mevsimlik işçi göçleridir. Tablo 127: Türkiye de İstihdamın Sektörel Dağılımı (1.000 Kişi ve 12 Yaş Üstü) Yıllar Sektörler Toplam İçindeki Payları (%) Tarım Sanayi İnşaat Hizmetler Toplam Tarım Sanayi İnşaat Hizmetler Toplam ,1 17,7 6,3 40,1 100, ,6 17,5 5,2 39,7 100, ,9 18,5 4,5 42,1 100, ,9 18,2 4,6 43,4 100, ,0 18,3 4,7 43,0 100, ,5 19,4 5,3 45,8 100,0 Kaynak:TÜİK, Çeşitli Yıllar. Türkiye İstatistik Yıllığı. Tablo 127 de görüldüğü gibi tarım nüfusu hızla azalırken, istihdam edilen nüfus içinde tarımın nüfusu daha yavaş azalmaktadır. Tarımın en önemli istihdam sektörü olduğunu muhakkak vurgulamalıyız. Sayımların hemen hemen hepsinde kayıt dışı çalışan nüfusun tam olarak değerlendirmesi maalesef yapılamamaktadır. Yani tarımda istihdam edilen nüfus, Türkiye nüfusunun neredeyse yarısına yakındır. Tarımdaki istihdam yapılanması da oldukça farklılık arz etmektedir yılı TÜİK verilerine göre; bu sektörde istihdamın %56.6 sını ücretsiz aile işgücü, %38.0 ını ise kendi hesabına çalışanlar oluşturmaktadır. Tarım dışı faaliyetlerde bu oran oldukça farklıdır. Bu sektörlerde istihdamın %72.1 ini ücretli ve yevmiyeli, %24.2 sini kendi hesabına çalışanlar oluşturmaktadır. Türkiye de GSMH içinde sektörlerin payı oransal incelendiğinde, tarımın payı cari fiyatlarla 1980 de %25.5 iken, 2004 yılında giderek azalarak %13.5 e gerilemiştir. Sanayi sektörünün payı ise %18.3 ten %28.3 e yükselmiştir. Son yıllarda tarımın GSMH içindeki payının azalması hiçte istenen bir gelişme değildir. Tarım ve sanayi sektörünün birbirini desteklediği bir kalkınma yapısı en ideal gelişme modelidir yılında Türkiye nin ihracatı 27.8 milyar, ithalatı 54.5 milyar, dış ticaret açığı ise 26.7 milyar dolar olmuştur (DPT, 2000). Tarım ve ormancılık ürünleri 2 milyar dolara yaklaşan değerle toplam ihracatın %7.1 ini oluştururken, bu ürünlerin toplam ithalatı, aynı yılda 2.1 milyar dolarla toplam ithalatın %3.9 unu teşkil etmiş ve bu rakam 208

209 toplam tarım ürünleri ihracatını aşmıştır. Burada ihracat rakamlarının sadece işlenmemiş tarım ürünlerini ifade ettiğini belirtmekte fayda var. Sanayi ürünleri ihracatı olarak sınıflandırılan işlenmiş tarım ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı yaklaşık %50 dir. Bu da tarımın hala hiç de azımsanmayacak bir ihracat payı olduğunu göstermektedir. İşlenmiş tarım ürünlerinin ihracatı ile, işleme sürecindeki oluşan katma değer de ülkemizde kalmaktadır. Aynı zamanda tarıma dayalı sanayinin de geliştiğinin bir göstergesidir. Tarım ihracatının önündeki en büyük engellerden biri, kontrolsüz yapılan ithalattır. Tablo 128: GSMH İçerisinde sektörlerin Aldığı Paylar (%) Yıllar Cari Fiyatlarla Tarım Sanayi Hizmetler Kaynak:TÜİK, Çeşitli Yıllar. Türkiye İstatistik Yıllığı. Ülkelerin pek çoğunda sanayi sektörünün önemli bir kısmının hammaddesini tarım sektörü karşılamaktadır. Dolayısıyla tarımsal sanayinin gelişmesi açısından tarımsal alanda yapılacak çalışmaların ses getirmesi lazımdır. Tarımsal faaliyetlerin, bilinçli, planlı, programlı ve sürdürülebilir olması önemlidir. Gelişmiş ülkelerde tarımsal ürünlerin ortalama %60 ı, ülkemizde ise yaklaşık %30 u tarımsal sanayi sektöründe değerlendirilmektedir. Ülkemizde tarımsal hammaddeleri işleyen sanayi dalları; gıda sanayi ve dokuma sanayi olmak üzere iki ana grupta incelenmektedir. Gıda sanayinin de alt dalları vardır. Bunlar; et, süt, meyve ve sebze, şeker, un, bitkisel yağ v.s. alt sektörlerdir. Dokuma sanayi deyince de aklımıza, pamuk ipliği ve özellikle bu ipliği dokuyan tesisler gelmektedir. Ülkemizde tarımsal sanayi sahasında değerlendirilmek üzere çok büyük bir potansiyel olmasına rağmen, bazı sebeplerden dolayı bir türlü istenen seviyeye ulaşamadığımızı görüyoruz. Bunun sebeplerin en önemlisi olarak ta karşımıza finansman yetersizliği çıkıyor. Gıda sanayi de diğer sanayi kolları gibi yüksek maliyeti olan yatırım sahasıdır. Ülkemizde tarımsal sanayinin gelişimini etkileyen en önemli faktörlerin başında, istenen kalitede ve yeterli miktarda hammadde ihtiyacının karşılanması gelmektedir. Hammaddenin karşılanmasında, yeterli kalite ve standartta hammadde üretimi, üretimde süreklilik ve standartlara uygun taşıma ve depolama konuları ön plana çıkmaktadır. Bu konularda alınacak tedbirler sayesinde, tarımsal sanayi sektörünü ayağa kaldırmak ve tarım-sanayi entegrasyonunu dengeli bir şekilde kurmak mümkün olabilecektir. Yapılan bir araştırmaya göre; ülkemizde üretilen yaş meyve ve sebzenin yaklaşık 1/4 ü nakliye, depolama ve ambalaj hatalarından dolayı zayi olmaktadır. Gıda sanayinde dünya standartlarındaki kaliteyi yakalamak konusu çok önemlidir. Kaliteyi yakalamada en önemli etken hammaddenin özelliğidir. Sanayiye yönelik hammadde iyileştirmeleri için; tohumculuğu teşvik etme, kaliteli ürüne prim verme, ürün standardını uygulamaya koyma gibi konularda önlemler alınabilir. Bu hususlarda başarılı olabilmek için çiftçilerin bilinçlendirilmeleri için eğitim-yayım faaliyetlerine ağırlık verilmesi ve 209

210 birlikler, kooperatifler oluşturmaları noktasında teşvik edilmeleri gerekmektedir Gıda Sanayi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 2000 yılında yapmış olduğu envanter kayıtlarına göre gıda maddeleri üreticisi firmaların sayısı adettir. Türkiye genelinde firmalar içinde en fazla ağırlığı olan alt sektör % ile un ve unlu mamuller sektörüdür. Bunu % ile meyve ve sebze işleme, %11.06 ile süt ve süt ürünleri sektörü izlemektedir Tablo 129: Gıda İsletmelerinin Türkiye ve TRB Bölgesinde Sektörlere Göre Dağılımı (adet) Süt ve Meyve Un ve Et Şekerli Diğer(mefruşat, Süt Sebze Unlu Ürünleri Ürünler Bit.Yağ vb.) Ürünleri İşleme Ürünler Malatya TRB1 Elazığ Bilgöl Tunceli TRB Van TRB2 Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 5,76 1,9 1,21 2,33 11,91 24,63 Kaynak: TKB Gıda Sanayi Envanteri 2002 Türkiye 'deki et işleme sektörünün %4,21'ü, Un ve Unlu Mamüllerin süt ve süt ürünleri sektörünün %2,33'ü TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki Meyve ve Sebze işleme sektöründeki 38 işletmenin tamamı TRB2 Alt Bölgesindeki Malatya ilinde bulunmaktadır. Ortadoğu Anadolu Bölgesinde gıda sektörü içersinde en fazla ağırlığı olan sektör %36,30 ile un ve unlu mamuller alt sektörüdür. Bunu %8,90 ile Şekerli ürünleri sektörü ve %5,01 ile süt ve süt ürünleri işleme sektörü takip etmektedir. En fazla isletme sayısı %80,55 lık bir oranla TRB1 alt bölgesindedir. Gıda firmalarının toplamının %45,44 Elazığ, %23,43'i Malatya ve %19,34'si de Van dadır. 210

211 Tablo 130: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Gıda İsletmeleri Kapasiteler (ton/yıl) Süt ve Meyve Un ve Bitkisel Et Süt Sebze Unlu Yağ ve Ürünleri Ürünleri İşleme Ürünler Margarin Şekerli Ürünler Tasnif Dışı Ürünler Alkollü Ürünler Meşrubatlar Toplam Malatya TRB1 Elazığ Bingöl Tunceli TRB TRB2 Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR% 2,04 0,80 2,12 1,06 0,34 0,19 0,73 0,01 0,01 0,62 Kaynak: TKB Gıda Sanayi Envanteri 2002 Tablo 131: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Gıda İsletmeleri Atıl Kapasiteler (ton/yıl) Süt ve Meyve Un ve Bitkisel Et Süt Sebze Unlu Yağ ve Ürünleri Ürünleri İşleme Ürünler Margarin Şekerli Ürünler Tasnif Dışı Ürünler Alkollü Ürünler Meşrubatlar Toplam Malatya TRB1 Elazığ Bingöl Tunceli TRB TRB2 Van Muş Bitlis Hakkari TRB TRB Kaynak: TKB Gıda Sanayi Envanteri

212 Ülkemizdeki gıda isletmelerinin toplam kapasitesinin %0,62 si TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi içinde kurulu kapasitenin %51,33 ü TRB1 alt bölgesindedir. TRB bölgesinde gıda sanayinde lokomotif görevini Malatya, Elazığ ve Van illeri görmektedirler. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin et ürünleri sektöründe kurulu kapasite bakımından Türkiye içerisindeki payı %2,04 dür. Diğer sektörler Türkiye içerisinde önemli bir orana sahip değildir. TRB bölgesinde gıda sanayi kapasite kullanım oranları Tablo 132 de verilmiştir. Tablo 132: TRB Bölgesi Gıda Sanayinde Kurulu Kapasite ve Kapasite Kullanım Oranı (%) Atıl Kapasite Kapasite Üretim kapasite Kullanım Ton/Yıl Ton/Yıl Ton/yıl Oranı % Et Ürünleri ,60 Süt ve Süt Ürünleri ,24 Meyve Sebze İşleme ,39 Un ve Unlu Ürünler ,40 Bitkisel Yağ ve Margarin ,99 Şekerli Ürünler ,98 Tasnif Dışı Ürünler ,07 Alkollü Ürünler ,45 Meşrubatlar ,00 Toplam ,89 Kaynak: TKB Gıda Sanayi Envanteri TÜİK verilerine göre Türkiye de gıda sanayinde kapasite kullanım oranı %60 düzeyindedir. Gıda sanayiinde % 65.44'lük bir oranla un ve unlu mamuller ilk sırada gelmektedir. Türkiye'de 2004 yılı itibariyle 21 milyon ton buğday üretilmiştir(fao). Türkiye yıllık milyon tonluk buğday isleme kapasitesi ile dünyanın önde gelen ülkelerinden birisidir. Ancak, sektör kapasite kullanım açısından verimsizdir yılı buğday ihracatımız 600 bin tondur. Bisküvi, 2003 yılı itibariyle un ve unlu mamuller sektörü içinde en çok ihracat yapılan ikinci alt sektör durumundadır. Türkiye'de toplam bisküvi üretim kapasitesi 900 bin ton'dur yılı ihracat miktarımız 134 bin tondur, en önemli pazarımız Suudi Arabistan dır. Makarna üretimi daha çok orta ve küçük ölçekteki isletmelerden kurulu bir sanayi içerisinde gerçekleştirilmektedir. Üretim kapasitesi 2003 yılı itibariyle 1 milyon ton/yıl ı aşmıştır. Üretim ton'dur. Makarna tüketimi 5,4 kg/kişi yıldır. Türkiye'nin 2003 yılı ihracatı ton'dur. En önemli ihraç pazarlarımız BAE, Azerbaycan, Gürcistan, ABD ve Lübnan dır. Son yirmi yılda beyaz et tüketimi dengeli beslenme konusunda yapılan açıklamalarla artmıştır.1980'lerin başında entegre fabrikaların kurulması ve sözleşmeli tarımın artmasıyla kümes hayvanları sektörü yapısal bir değişim göstermiştir yılları arası yıllık beyaz et tüketimi %14.4 artmıştır.üretimde HACCP ve GMP sistemleri uygulanmaktadır.tavuk kesim kapasitesi bas/saattir. Yıllık kapasite tondur beyaz et üretimi tondur.(fao) 2002 yılı tavuk eti ihracatı ton ve 11.4 milyon dolardır. İhracatta Uzak Doğu, Kafkasya, Balkanlar 212

213 ve Ortadoğu önemli merkezlerdir. Çin,Azerbaycan ve Hong Kong baslıca merkezlerdir. Bu ülkelere çok miktarda tavuk ayağı da satılmaktadır yılında 16.4 milyon dolarlık ihracat yapılmıştır. Kırmızı ette 1952 yılında kurulan EBK et kombinalarının kurulmasına ve et isleme sanayinin gelişmesine öncülük yapmıştır. Türkiye'de kırmızı et ve mamulleri üretiminin büyük bir bölümü büyükbaş hayvanlardan sağlanmaktadır.2004 yılında ton sığır eti, ton koyun-keçi eti üretilmiştir.(fao) 2004 yılı üretilen sterilize süt miktarı ton'dur FAO kayıtlarına göre üretilen süt miktarı ; ton inek sütü, ton keçi sütü ve ton koyun sütü olmak üzere toplam ton'dur. Peynir üretimi ton, tereyağı üretimi ton'dur. Türkiye süt üretimi bakımından dünyada 18. sıradadır. Bunun %20'si işlenmektedir. Toplam 4-5 milyon ton civarında çiğ süt, peynir üretimi için ayrılmaktadır. Süt ve süt ürünleri üretim miktarları; %51 yoğurt, %22 içme sütü, %13 beyaz peynir, %8 tereyağı, %3 diğer peynirler, %0.4 süt tozudur yılı peynir ihracatımız 3000 ton, tereyağı ihracatımız 5176 ton'dur. Baslıca ihracat yapılan ülkeler; S.Arabistan, Azerbaycan, Kazakistan ve K.K.T.C' dir. Meyve sebze isleme sanayinde tursu, konserve, meyve suyu ve dondurulmuş meyve sebze üretilmektedir. Dondurulmuş gıdalar ilk kez 1930' lu yıllarda ABD' de piyasaya sürülmüştür. Türkiye'de ise 25 yıl önce başlamıştır. Sektörün Türkiye'deki üretimi büyük ölçüde dış pazara dönüktür. Meyve sebzeler önemli yer tutar ama son yıllarda et ve su ürünlerinde de artış görülmektedir. Türkiye dünya dondurulmuş sebze ihracatında 17. sırayı almaktadır. Konserve isleme sanayinde ağırlıklı olarak bezelye, fasulye, bamya ve karışık sebzeler ile şeftali, kayısı ve vişne kullanılmaktadır 2003 yılı Türkiye konserve sebze meyve üretimi 250 bin tondur. İhracatımız miktar olarak 140 bin ton, değer olarak 200 bin $ civarlarındadır. Özellikle domates isleme sanayinde domates; salça, ket çap, domates suyu olarak değerlenmektedir. Türkiye domates ve salça üretiminde ve ihracatında önemli ülkelerden biridir FAO istatistiklerine göre dünyada ton domates üretilmiş olup, bunun tonu Türkiye'de üretilmiştir. Bu da Dünya üretiminin %9'unu oluşturur. Türkiye dünyada üçüncü büyük salça üreticisi olup tonun üzerinde kapasitesi vardır. Domates isleme endüstrisi Türk islenmiş gıda endüstrisinde önemli bir yere sahiptir salça ihracatı ton, değeri yüz milyon dolar civarındadır.(dtm) Üretimin yarısı ihracata gitmektedir. 116'dan fazla ülkeye ihracat yapılmaktadır. Başlıcaları; Rusya Federasyonu, Japonya, S.Arabistan, Almanya, Malezya, İsviçre, Hollanda, İngiltere ve Kore Cumhuriyetidir. Kuru meyveler Türk tarım ve gıda sanayi ihracatının en önemli ürün gruplarından biridir.toplam ihracat 2003 yılı itibariyle 420 milyon dolardır. Türkiye kuru kayısı ve kuru incirde dünyada en basta, kuru üzümde ise sezonsal üretim dalgalanmalarına bağlı olarak ilk üç arasında yer almaktadır. Bu üç üründe, yaklaşık 950 bin tonluk yıllık dünya üretiminin yaklaşık %40'ini ve ihracata konu olan yıllık yaklaşık 720 bin tonluk bir miktarında yine yaklaşık %40'ini Türkiye tek başına karşılamaktadır. Türkiye kaynaklı kuru meyveler yıllardan beri dünya pazarlarında üstün kaliteleri ve uygun fiyatları ile tanınmakta ve alıcı bulmaktadır. Son yıllarda kuru elma ve kuru portakalda da artış olmuştur. Ülkemizde yağlı tohumlu bitkilerin üretimi yetersiz olduğundan bitkisel yağ ihtiyacı ithalat yoluyla önemli miktarda döviz ödenerek karşılanmakta ve yıldan yıla bitkisel yağ ithalatı artış göstermektedir. Bitkisel yağ üretimimiz ortalama bin ton civarındadır. Bitkisel yağ ithalatı ise yıllık 700 bin ton civarındadır. Ülkemizde tüketilen bitkisel yağların %48'i ayçiçeğinden, %33'ü çiğitten, %18'i ise zeytin ve diğer ürünlerden elde edilmektedir(tügem). 213

214 Dünyada üretilen şekerin %70'i seker kamışından, %30'u ise seker pancarından elde edilmektedir. Türkiye'de seker üretiminin hammaddesi şekerpancarıdır. Ancak 2000 yılında 18.8 milyon ton olan şekerpancarı üretimi, kotayla beraber 2004 yılında 13.5 milyona gerilemiştir. Suni tatlandırıcılara ise geniş kota tanınmıştır. Ülkemizde TSFAS sahip olduğu 26 seker fabrikası ile KIT olarak sektöre hizmet vermektedir. Sekerli ve çikolatalı mamulleri; çiklet, şekerlemeler, lokum, helva, çikolata ve kakaolu ürünler kapsamaktadır. Şekerleme sanayi Türk Lokumu ve helva ile başlamış olup Türkiye'deki genç nüfus ve geleneksel tüketim alışkanlıkları yüzünden hızla gelişmiştir. Çikolata sektörü talebin çok olması ve iyi reklamdan dolayı tırmanıştadır yılında ilk kez çikolatalı mamuller toplam ihracatı ile sekerli mamuller toplam ihracatını geçerek 129 milyon dolara ulaşmıştır, sekerli mamuller ihracatı ise 121 milyon dolardır. İhracatta ilk sırada Irak yer almaktadır. Sekerli mamullerde kapasite ton, çikolata da ise ton'dur. Türkiye'nin okyanuslarda kıyısı olmadığı için su ürünlerinde üretimde ve ticarette söz sahibi değildir. Ancak Karadeniz'e kıyısı olması nedeniyle şanslı sayılabilir. Ege Denizi avcılık yoluyla üretimde %9 paya sahiptir. En fazla denizde yetiştiricilik Ege Denizinde yapılmaktadır.(%79,2) İhracatta en önemli ürün grubu, taze/soğutulmuş balıklar olup bu grubu yumuşakçalar ile kabuklu ve yumuşakçaların konserveleri izlemektedir. Türkiye'de alkollü içecek üretimi en fazla birada görülmektedir. İkinci sırayı rakı alır. Sektör 1969 yılına kadar devlet tekelinde üretim yapmıştır. Daha sonra özel sektörde faaliyet göstermeye başlamıştır. Türkiye bira, rakı, şarap ihracatı yapmaktadır. İthalatta ise en önemli payı viski almaktadır. Ülkemizde şarap üretimi yoğun olarak Marmara ve Ege Bölgelerinde yapılmaktadır Yem Sanayi Uluslar arası düzeyde,ülkelerin gelişmişlik düzeyinin tespitindeki kriterlerden birisi de o ülkede kişi başına düşen hayvansal ürünlerin miktarıdır. Kontrollü şartlarda üretim yapılan hayvansal üretim dalında özellikle besin gereksinmesi sorunu yem sanayi ürünleri ile çözümlenmektedir. Hayvansal üretimde kaba yemler kesif yemlere göre genelde daha ucuz olan yemlerdir. Bu tür yemlerin kullanımının artması,hayvansal üretimde girdi kaynaklarının 2/3 sinin azalmasını sağlar. Türkiye de halen ilkel silaj makineleri ile daha pahalıya silaj elde edilirken, bu ilkel silaj makinesi olmayan işletmelerde mevcuttur. Mera yönetiminde verimli bir organizasyon olmadığından meralar istenilen verimlilikte kullanılmadığı gibi tarım arazilerine de düzensiz hayvan salınmakta bitkisel üretime de zarar verilmektedir. Karma yemde kullanılan hammaddelerin üretimi ile karma yem üretim miktarları artışı ülkemiz için aynı oranda olmamıştır. Özellikle protein kaynaklı yağlı tohumlar ve küspeleri ile mısır gibi bazı enerji kaynaklı yem hammaddelerinin üretim hızı, karma yem sanayi gelişim hızının çok gerisinde kalmıştır. Açığı kapatmak için ithalat kapısının aralandığı gözlenmektedir. Sektörün ihtiyacı olan ve ithali için yüksek bedel ödediğimiz soya fasulyesi, mısır, ayçiçeği vb. ürünler üzerine desteklerin artarak sektörün ihtiyacına yetecek düzeye getirilmesi gerekmektedir. 214

215 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde 16 tanesi TRB1, 13 tanesi TRB2 Alt Bölgesinde olmak üzere toplam 29 adet yem fabrikası bulunmaktadır. Tablo 133: Türkiye de Karma Yem Fabrikalarının Yıllara Göre Sayıları Ve Kapasite Kullanımı Yıl Fabrika sayısı Toplam Kapasite Faal Olmayan Fabrika Kapasite Kullanım Oranı adet % Miktar (bin % Değişim ton/yıl) Değişim Adet Kapasite Kaynak: TKB Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü Tarıma Girdi Sağlayan İşletmeler Her üretilen madde gibi tarımsal ürünlerin de değerlendirilmesi dolaylı yada dolaysız yoldan olabilmektedir.tarıma dayalı sanayi; tüketici taleplerine yönelik olarak, öncelikle insanın yaşamı için gereksinmesini tamamlamak, elde edilen ürünlerden bir bölümünü değişik formlara dönüştürerek tüketici beğenisi altında bir tarımsal üretim zinciri değil, aynı zamanda sanayi ve pazarlama sektörünün bir halkası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca istihdam sağlayıcı boyutuyla sosyal ve ekonomik açıdan da büyük önem taşıdığı bir gerçektir. Bu amaç doğrultusunda aklımıza öncelikle gıda sanayi gelmesine karşın, tekstil endüstrisinden mobilya sanayine hatta makine imalat sanayine kadar çok değişik sanayi sektörlerinin tarıma dayalı ürünleri kullandıkları bilinmektedir.hatta elektronik sistemlerde bile tarıma dayalı ürünlerin kullanılması, tarımın hayat için ne kadar gerekli olduğunun bir kanıtıdır Tarımsal Mekanizasyon İmalat Sanayi Modern tarım denince ilk önce makineli tarım akla gelmektedir. Özellikle son yıllarda teknolojik gelişmeler tarımsal mekanizasyon araçlarının uydu teknolojileri ile kullanılır hale gelmesine yol açmıştır. Hal böyle iken genel de tarım sektörü, tarım alet ve makineleri imalat sanayi sektörünce üretilen ürünlerin pazarı durumundadır. Bu nedenle, tarım sektöründe ortaya çıkan tüm gelişmeler doğrudan bu sektöre yansımakta, tersi de tarım sektörünü etkilemektedir. Tüm dünyada etkili olan ekonomik kriz sonucunda ülkemizde de bu sektörde sıkıntılar yaşanmış, ancak dış pazar alternatifi bu sektörü yeni ve verimli bir oluşum içine sokmuştur. Ülkemiz bu alanda 97 ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir. Hedef pazarlarımız arasında yer alan başlıca ülkeler Fransa, Fas,Yunanistan, K.K.T.C.' dir. Traktör ihracatında başlıca pazarlar ABD, İtalya, Meksika ve Güney Afrika Cumhuriyetidir. Makinelerimiz hakkında genel kanı kaliteli fakat Avrupalı muadillerine göre 2-3 misli ucuz olduklarıdır. İyi bir dış tanıtımla ihracat rakamlarımız artış gösterecektir yılı itibariyle tarım alet ve makinelerinde imalatımız adettir. Yine 2003 yılında ihraç edilen traktör sayısı , ithal edilen ise 988 adettir

216 yılı Ocak-Ekim ayları traktör ihracatı adettir. DTM 'den alınan verilere göre tarım ve ormancılıkta kullanılan makine, aksam ve parçaların ihracat değeri 2003 yılında $, 2004 yılında ise $'dır. %69.3 oranında değişim görülmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde 85 tanesi TRB1, 15 tanesi TRB2 Alt Bölgesinde olmak üzere toplam 100 adet tarımsal alet makine üretimi yapan tesis bulunmaktadır. Bu tesislerde römork, kultivatör, pulluk, tırmık, merdane, silindir, orak, çizel, kepçe, pülverizatör, su pompası, su tankeri, mibzer vb. alet ekipmanların üretimi yapılmaktadır Gübre Sanayi Bileşiminde azot, fosfor ve potasyum gibi bitki besin maddelerinden birini veya birkaçını bir arada bulunduran ve ticaret amacı ile pazarlanan ticaret gübreleri, halk arasında 'suni gübre' veya 'kimyevi gübre' olarak bilinir. Ürün maliyetlerinde % paya sahip olup, ürün verimliliğini % 50 artırmaktadırlar. Gübre sanayi ürünleri; gübreler ve gübre ham maddeleri ile ara maddeler olarak guruplandırılırlar. Türkiye'de toplam 8 üretici kuruluş vardır ve bu kuruluşların ton gübre üretim kapasitesi mevcuttur. Özellikle BDT ülkelerinden dampingli fiyatlarla ithal edilen AN33 ve Üre; yerli üreticilerin AN 26 ve Üreyi maliyetlerin altında satmasına yol açmaktadır. Böylece gübre üreticisi kuruluşlarımız haksız rekabetle karşı karşıya kalıp, ülkemiz standart dışı kalitesiz ürünlerin pazarı haline gelmektedir. Kamu denetimi ve kontrolünde olmayan ithalata ve kâra dayalı gübre politikaları doğayı olumsuz etkilemektedir yılı itibariyle gübre üretimimiz ton, tüketimimiz ise tondur. Bu açıkta ithalatla giderilmektedir yılı ihracatımız ton, ithalatımız tondur.(tügem) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde gübre üretimi yapan fabrika bulunmamaktadır. Gübre ihtiyacı kooperatifler ve gübre bayilerinden temin edilmektedir Tarımsal İlaç Sanayi Tarımsal üretim alanlarının büyümesi ve kontrollü koşullardan uzaklaşma bu alanlarda doğal olarak zararlı etmenlerin de çoğalmasına yol açmıştır.insanoğlu bunun ilk çözümünü yakalayıp yok etme şeklinde bulurken, kimya sanayinin gelişimine paralel olarak tarımsal ilaçların uygulamaya girmesine neden olmuştur. Polikültür tarım ile tarımsal ilaçlara olan talep hızla artmaktadır. Ülkemizde bu konudaki sanayi 1950 yılında başlamıştır. Ülkemizde üretilen tarım ilaçlarının büyük çoğunluğu ülke içerisinde tüketilmekle birlikte, üretilen ilaçların %10-12 lik bölümü ihraç edilmektedir. Ancak ülke ihtiyacının yaklaşık %25-32 si ithalatla karşılanmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde ilaç üretimi yapan fabrika bulunmamaktadır Tohumluk ve Fidan Üretim Sanayi Tohumluk yeni bitkiler elde etmede yararlanılan generatif yahut vejetatif özelliğe sahip her türlü bitki, organ veya kısımları ifade etmektedir. Tohumculuk endüstrisi tohumluk üretim, işleme ve pazarlama faaliyetlerini kapsar. Tohumculuk endüstrisi, tarıma girdi sağlayan alt sektörlerden biri olarak doğrudan veya dolaylı olarak başta üretim artışı, istihdam, katma değer, döviz tasarrufu ve ihracat gelirleri olmak üzere ulusal ekonomiye katkı sağlar. 216

217 1963 yılında Tohumlukların Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkındaki Kanun'un yürürlüğe girmesi ile yeni bir dönem açılmıştır. Tohumculuk kuruluşları günümüzde 100 adetten fazladır. Ülkemizde 2000 yılı itibariyle tohumculuk konusunda faaliyet gösteren kamu 31, özel sektör 87, nüveci 21 olmak üzere toplam 139 kuruluş bulunmaktadır. Tohumluk ihracatımız 2004 yılında ton, ithalatımız tondur.(tügem). Tablo 135: Bazı Tarımsal Ürünlerde Tohumluk Üretimi (Ton) Türler Buğday Arpa Hib. Mısır Çeltik Hib. Ayçiçeği Pamuk (Delinte) Sebze Yonca Korunga Fiğ(Macar) Kaynak:TÜGEM Nitelikli fidan kullanımı verimi 3-4 kat artırmaktadır. Yurdumuzda son yıllara kadar meyve ve asma fidanlarının çok önemli bir kısmı kamuya ait işletmelerde üretilirken günümüzde özel fidancılık işletmelerine bırakılmıştır. Yurdumuzda ilk olarak fidan üretimi 1930'lu yıllarda başlamıştır yılında Meyve Üzüm Çeşitleri ve Anaçlarının Tescili ile Fidan Sertifikasyonunun Genel Esasları hakkında bir tebliğ çıkarılmış ve böylece sertifikasyon işlemi başlatılmıştır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Alpaslan, Altındere ve Sultansuyu Tarım İşletmeleri önemli tohum üreticileridir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde sertifikalı fidan üretimi Malatya ilinde 2006 yılında başlamış olup, yıllık üretim miktarının 200 bin olduğu tahmin edilmektedir Tarımsal Örgütlenme Günümüzde tarımsal piyasalarda güç sahibi olmak, üretimin çokluğuyla değil, ona dayanan örgütlerle sağlanabilmektedir. Üreticilerin, ürettikleri ürünlere hak ettikleri değeri elde edebilmeleri için, tarımı görüp gözeten, bir merkezden tutarlı stratejiler üreten ve bunu uygulama gücüne sahip bölgesel bir yapı etrafında organize olmaları gereklidir. Dağınık bir yapıda farklı stratejiler izleyerek bireysel yapılan üretim faaliyetleri sorunların çözümünde yetersiz kalmakta, oysa planlı ve organize örgüt gücünden faydalanarak bireysel olarak çözülemeyen sorunlar kolaylıkla aşılabilmektedir. Örgütlenme, üreticilerin birlikten doğan güçten faydalanarak planlı ve organize hareket etme talebinin bir ürünüdür. Dolayısıyla, tarımda örgütlenmenin güçlenebilmesi, üreticilerin bu faaliyetin faydaları hakkında gerekli birikimi edinmeleri ile mümkündür. Örgütlenme; benzer sorunlara sahip bireylerin sorunlarını çözmek için bir araya gelmeleridir. Örgütlenme sonucu hem bireylerin sorunları çözüme kavuşmakta, hem de oluşan baskı grubu ile bireylerle ilgili uygulanabilecek politikalara yön verilebilmektedir. 217

218 Ülkemiz tarımında kamusal ve kamu dışı (sivil toplum) örgütlenme türlerine rastlanmaktadır. Bazı üretici örgütleri (tarımsal kalkınma kooperatifleri ve damızlık sığır yetiştiricileri birlikleri vb) bireylerin kendi çaba ve istekleriyle kurulmakla birlikte, bu örgütlerin de yönetimlerine devletin bazen dolaylı, bazen ise denetleme yoluyla müdahale ettiği görülmektedir. Ayrıca, devletin yönetimlerini siyasi iktidarlar kanalıyla doğrudan yada dolaylı kontrol ettiği tarımsal kooperatifler (tarım kredi, tarım satış kooperatifleri vb) ve İçişleri Bakanlığına bağlı mahalli idare birlikleri mevcuttur. Tarımdaki üretici örgütlerinin bir kısmı Tarım Bakanlığı bünyesinde yada ona bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Bakanlığın yurt çapında il ve ilçelerde teşkilatlanması örgütlerin kuruluşunu ve yayılışını kolaylaştırmaktadır Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarımında Örgütlenme Ülkemiz tarımının örgütlenme yapısı, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki örgütlenme hakkında da bilgi sahibi olmamıza yardımcı olacaktır. Bu başlık altında genelde ülkemiz tarımında, özelde ise TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde mevcut tarımsal örgütlenmenin bugünkü durumu hakkında bilgi verilecektir. Ülkemiz tarımında yer alan kamu ve kamu dışı örgütler bünyesinde, kamusal hizmetleri yerine getiren örgütler, teknik elemanların üye oldukları meslek örgütleri ve üreticilerin meslek ve ekonomik örgütleri olmak üzere çok değişik tarımsal örgütler bulunmaktadır. Ancak ülkemizde çok sayıda tarım ve üretici örgütü bulunmasına rağmen tarımda örgütlenme henüz yeterli seviyede değildir. Özellikle mali sorunlar, örgütlenme bilincinin tam olarak yerleşmemesi ve tarım kesiminde eğitim düzeyinin düşük oluşu, örgütlerin gelişimini engellemekte ve onları bir anlamda kamuya bağımlı kılmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerdeki özerk ve bağımsız üretici örgütleri tarım politikalarının oluşumunda etkili olmaktadırlar. Örgütler daha da ileri giderek yatay bütünleşmelerini tamamlamışlar, bir çok ülkede federasyon ve konfederasyon (bölge ve merkez birlikleri) şeklinde üst örgütlerini oluşturmuşlar, dikey bütünleşme yoluyla da faaliyetlerini çeşitlendirerek ekonomik açıdan güçlenmişlerdir. Ülkemiz tarımında küçük işletmeler hakim durumda olduğundan, henüz tam olarak pazara dönük üretime geçilememiştir. Öte yandan, tarımda sayıları az da olsa, büyük üreticiler de bulunmaktadır. Tarım kesiminde faktörlerin tümünü dikkate alan bir örgütlenmeye ihtiyaç olmasına karşılık, üreticilere genelde tek tip ve esnek olmayan bir örgütlenme modeli dayatılmaya çalışılmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerdeki örgütlenme modelleri üzerinde uzun zaman çalışılmakta ve tarım kesimi için en uygun örgütlerin kurulmasına çaba sarf edilmektedir. Bu ülkelerde devlet, örgütlere sadece yol gösterici ve destekleyici yönde yardımda bulunmaktadır. Üretici örgütleri kırsal toplumun yaşam düzeylerini iyileştirmede, kıt kaynaklara sahip olan üreticilerin gelirlerini artırmada ve tarımsal gelişmeyi sağlamada önemli araçlardan biri olup, bütün dünyada etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Çiftçilerin kırsal kesimde dağınık yaşamaları, alıcı ve satıcılar karşısında güçsüz olmaları, ekonomik ve mesleki çıkarlarını korumak amacıyla, üreticileri meslek odaları, kooperatifler, sendikalar, dernekler gibi farklı amaçlı örgütler kurmaya itmiştir. Ülkemiz tarımında kamusal hizmetleri yerine getiren örgütler, teknik elemanların üye oldukları meslek örgütleri ve üreticilerin meslek ve ekonomik örgütleri olmak üzere çok değişik tarımsal örgütler bulunmaktadır. 218

219 Tarımda Kamusal Örgütlenme Ülkemiz tarım kesiminde kamusal hizmetleri yerine getiren, tarımla ilgili kamu hizmetlerinin yönetiminde görev alan birçok kamu kuruluşu mevcuttur. Bunların arasında çeşitli kurullar, bakanlıklar, müsteşarlıklar sayılabilir. Kamu sektöründe tarımla ilgili önemli kararların alınması ve yürütülmesinde kurulların rolünün oldukça fazla olduğu görülmektedir. Tarım politikalarının oluşturulmasıyla ilgili kararların alınmasına ilişkin süreçte yer alan geleneksel kamu örgütleri ve kurullar ülke geneli ve dolayısıyla TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi için üstlendikleri görevler itibarıyla şöyle listelenebilir; Desteklenecek ürünlerin seçimi ve fiyatların saptanması, tarımın finansmanının sağlanması, kredi borçlarının ertelenmesi v.b. konularda Bakanlar Kurulu, Desteklenecek ürünlerin ve fiyatların tespiti, hayvancılığı destekleyici önlemlerin Bakanlar Kuruluna önerilmesi, Tarım Satış Kooperatiflerine destekleme alım yetkisinin verilmesi v.b. konularda Yüksek Planlama Kurulu, Para ve krediler konularında öneriler geliştirmek, girdi ve kredi sübvansiyonlarını kararlaştırmak, ihracat teşvik primlerinin belirlemek ve Bakanlar Kuruluna sunmak v.b. konularda Para, Kredi ve Koordinasyon Kurulu, Tarım politikalarının hazırlanması ve uygulanmasına katkı, tarımsal yatırımlar, tarımı koruma ve geliştirmeye yönelik öneriler, araştırma, yayım, kırsal kalkınma, küçük ölçekli sulamalar v.b. konularda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Satış Kooperatiflerinin bazı işlevlerinin düzenlenmesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile ilgili faaliyetlerde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Büyük sulama işlerinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarıma yönelik yardımlar yapmak ve tarım ürünleri iç ve dış ticaretini düzenlemeye yönelik önlemler almak için Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Tarımsal müdahale alımları yapan KİT lere çeşitli krediler kullandırmak için Merkez Bankası, Tarımsal müdahale alımı yapan KİT lere, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kaynaklarını kullandıran T.C. Ziraat Bankası, Ayrıca, kurumsal düzenlemeleri organize etmek, uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülükleri yerine getirebilmek, tarım politikalarını tek elden ve etkin bir şekilde yürütmek gibi faaliyetleri yerine getirmek gayesiyle Tütün ve Tütün Mamullerini ve Alkollü İçkiler Piyasasını Düzenleme Kurulu, Şeker Kurulu ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerini Yeniden Yapılandırma Kurulu. Tarım kesimindeki çiftçilere ve ailelerine tarımsal yayım hizmeti sunan, tarımla ilgili her türlü devlet hizmetini gerçekleştiren (tarım politikalarının hazırlanması ve uygulanması katkı, tarımı korumaya ve geliştirmeye yönelik öneriler, araştırma ve kırsal kalkınma) ve üretici örgütleri ile ilgili faaliyetlerin birçoğunu bünyesinde barındıran Tarım ve Köyişleri Bakanlığıdır. Bakanlık; bakan ve bakana bağlı müşavirler ile müşavirlikler, müsteşar ve müsteşar yardımcıları başta olmak üzere Ana Hizmet Birimleri (TÜGEM, TEDGEM, TAGEM, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlükleri, Dış İlişkiler ve AT Koordinasyon Daire 219

220 Başkanlığı) ve diğer birimlerden oluşmaktadır Tarımda Özel Örgütlenme Kamu dışı örgütlenme meslek örgütleri, dernekler, odalar, vakıflar ve diğer özel kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Meslek örgütleri aynı mesleğe sahip bireylerin, mesleki hak ve görevleriyle ilgili her türlü faaliyetlerini yürüten, gerektiğinde ve toplumu ilgilendiren olaylarda hükümetin politika ve uygulamalarına hem meslek örgütü olarak hem de toplumsal çıkarları koruyarak müdahalede bulunan örgütlerdir. Buradan hareketle tarımda özel örgütlenmeyi de iki ana başlık altında incelemek doğru olacaktır. Bu iki başlığı, Meslek Örgütleri ve Ekonomik ve Sosyal Amaçlı Örgütler şeklinde sıralamak mümkündür. Genelde Türkiye ve özelde TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi olmak üzere tarımda özel örgütlenme aşağıda incelenmiştir. Tarımda Meslek Örgütleri (Odalar ve Dernekler) Türkiye de tarımla ilgili başlıca meslek odaları; Türkiye Mimar ve Mühendis Odalarına bağlı Ziraat Mühendisleri Odası, Ziraat Odaları, Veteriner Hekimler Odası ve kasaplar ve besiciler odasıdır. Meslek örgütü olarak nitelendirilen başlıca birlikler ise; Veteriner Hekimler Birliği, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğidir. Dernekler Tarım kesiminde meslek örgütleri olarak faaliyette bulunan başlıca dernekler; Önder Çiftçi Danışmanlık Dernekleri, Türkiye Ziraatçılar Derneğidir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi tarımındaki meslek örgütlerine ait bilgiler Tablo 136 da verilmiştir. Tablo 136: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Odalar ve Dernekler TRB1 TRB2 Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB1 Van Muş Bitlis Hakkari TRB2 TRB ODALAR Ziraat Mühendisleri Od Ziraat Odaları Veteriner Hekimler Od Kasaplar ve Besiciler Odası DERNEKLER Çiftçi Birlikleri Dern Türkiye Ziraatçılar Der Kaynak: İl Müdürlükleri 2005 TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde 8 tane Ziraat Mühendisleri Odası, 29 tane Ziraat Odası ve 3 tane Veteriner Hekimleri Odası bulunmaktadır. Alt bölgeler arasında odaların dağılımı açısından önemli bir fark görülmemektedir Tarımda Ekonomik ve Sosyal Amaçlı Örgütlenme 220

221 Tarımda Ekonomik Örgütlenme Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Bu kooperatiflerin amacı yeteri derecede iktisadi güce sahip olmayan gerçek kişilerin meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle rasyonel bir şekilde ve ekonomik olarak karşılamaktır. Ortaklara götürülen hizmetlere göre isim alırlar. Ülkemizde en fazla gelişen kooperatifler; Tarım Kredi Koop., Tarımsal Kalkınma Koop., Su Ürünleri Koop., Sulama Koop., Pancar Ekicileri Koop. ve Tarım Satış Koop. dir. Türkiye de ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunan tarım kooperatiflerinin sayıları ve ortak sayılarını içeren bilgiler Tablo 50 de verilmiş olup, 442 adet, değişik konularda çalışan tarımsal amaçlı kooperatif ve bu kooperatiflerin ortağı bulunduğu görülmektedir. 221

222 Tablo 137: Türkiye ve TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Bulunan Tarımsal Kooperatifler ve Üye Sayıları (2005) Tarım Kredi Koop. Tarımsal Kalkınma Koop. Sulama Koop. Su Ürünleri Koop. Pancar Ekicileri Koop. Kooperati f Sayısı Üye Sayısı Kooperati f Sayısı Üye Sayısı Kooperati f Sayısı Üye Sayısı Kooperati f Sayısı Üye Sayısı Kooperati f Sayısı Üye Sayısı Malatya TRB1 Elazığ Bingöl Tunceli TRB Van TRB2 Muş Bitlis Hakkari TRB TRB TÜRKİYE TRB/TR % 3,08 2,71 4,75 2,16 2,68 1,54 5,79 3,42 12,90 10,39 Kaynak:İl Müdürlükleri,TEDGEM Tarım Kredi Kooperatifleri 2000'li yıllara kadar çeşitli sorunlarına rağmen 40 bini askın ortağına 63 birim ile hizmet sunmaktadır. 61 Sulama Kooperatifine ortak üretici bulunmaktadır. Bu kooperatifler arzulanan gelişmeyi gösterememiştir. Bunun ana nedeni ise İçişleri Bakanlığı nın hazırladığı tüzükle kurulan Sulama Birlikleridir. Bu birliklerin her türlü fonksiyonu sulama kooperatifleri tarafından yerine getirilebilir. TSK lar yeniden yapılandırma çalışmaları ile büyük ölçüde özerkliklerine kavuşmuşlardır. Ancak, ekonomik anlamda tam verimlilik sağlanamamıştır. 222

223 Türkiye genelindeki kooperatiflerin toplamı içinde TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin payı %5.82 dur. Bölgede Türkiye genelindeki %13 lik payıyla Pancar Ekicileri Kooperatifleri ön plana çıkmaktadır. Bunu %5,8 lük payla su sürünleri Kooperatifleri izlemektedir. Sayısal açıdan bölgede en çok Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri bulunmaktadır. Bu kooperatifler içerisinde üye ile Pancar Ekicileri Kooperatifleri ve üye ile Tarım Kredi Kooperatifleri en fazla üyeye sahip kooperatiflerdir Birlikler Üretici Birlikleri Ülkemizde ürün ve ürün gurubunda ihtisas birliklerinin kurulmasına yönelik olarak çıkarılan 5200 sayılı Üretici Birlikler Kanunu Resmi Gazetede 6 Temmuz 2004 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Ülkemizdeki tarımsal ürünlerin iç ve dış pazar taleplerinin istediği kalite ve standartta olmayışı, ayrıca pazarlardaki düzensiz işleyişin üreticiyi mağdur etmesi gibi nedenlerden dolayı bu birliklere ihtiyaç vardır. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği; yetiştiriciler kendi aralarında teşkilatlanarak, üstün verimli hayvanların yetiştirilmesi amacıyla, gerek yurt içinde yetiştirilen, yurt dışından ithal edilen ve gerekse yerli ırkların genetik potansiyellerinin geliştirilmesi, verimlerinin arttırılması, bunların soy kütüğü ve verim kayıtlarının tutulması, hayvanlarla ilgili sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ve sigorta işlemlerinin yapılması, üyelerin üretimlerinin sağlanması, ihtiyaçlarının temini ve ürünlerin yurtiçi ve yurtdışında pazarlanması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, ürünlerin değerlendirilmesi için gerekli tesislerin kurulması ve isletmesi amacıyla kurulan birliklerdir sayılı Hayvan Islahı Kanununun Tarım ve Köyişleri Bakanlığına verdiği yetkiye dayanarak kurulmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bulunan bütün illerde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği kurulmuştur ve hayvan ırklarının iyileştirilmesi, verimlerinin artırılması soykütüğü ve ön soykütüğü kayıtlarının tutulması ve üyelerin bilgilendirilmesi konularında faaliyetler yapmaktadır. Arı Yetiştiricileri Birliği Ari Yetiştiricileri Birlikleri; 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ve 19 Aralık 2001 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan Islah Amaçlı Yetiştirici Birliklerinin Kurulması ve Hizmetleri Hakkında Yönetmelik esaslarına göre kurulur. Bakanlık onaylı ana sözleşme kapsamında faaliyet sürdürür. Ayni il hudutları içinde 50 adet arılı kovanı bulunan ya da Bakanlıktan üretim izni almış Ana Ari üreticisi olan asgari 7 kişi/tüzel kişi Valiliğe müracaat ederek Ari Yetiştiriciliği Birliğini kurabilir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde bütün illerde Arı Yetiştiricileri Birliği kurulmuştur. Kooperatif Birlikleri Tarım, ormancılık, sulama, pancar, su ürünleri, hayvancılık ve el sanatları başlıklı 7 dikey yapılanma ile birlik kuruluşları gerçekleştirilmektedir. Kooperatifler Kanunu'na göre, ayni konuda faaliyet gösteren 7 kooperatifin bir araya gelmesiyle Kooperatif Bölge Birliği, ayni konuda faaliyet gösteren 7 kooperatif birliğinin bir araya gelmesiyle Kooperatif Merkez Birliği kurulmaktadır. 223

224 Tablo 138: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Birliklerin Durumu(2005) TRB1 TRB2 Malatya Elazığ Bingöl Tunceli TRB1 Van Muş Bitlis Hakkari TRB2 TRB Damızlık Sığır Yetiş. Birl Arı Yetiştiricileri Birliği Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Pankobirlik TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ 21 Kaynak: İl Tarım Müdürlükleri TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde toplam 21 adet üretici birliği vardır. Bunların 10 tanesi TRB1, 10 tanesi de TRB2 Alt Bölgesinde bulunmaktadır. Bölgede en çok Arı Yetiştiricileri Birliği görülmektedir ve her ilde 1 tane olmak üzere 8 adettir. Bunu Pankobirlik izlemektedir.(6 adet) Diğer birlikler bölgedeki öne çıkan ürünlere göre lokalize olmuştur Tarımda Sosyal Amaçlı Örgütlenme Tarımda sosyal örgütlenme iki ana baslık altında incelenmiştir.bunlar Vakıflar ve Mahalli İdare Birlikleridir Vakıflar Türkiye'de tarımla ilgili faaliyet gösteren çeşitli vakıflar olmasına karşın bunları çiftçi örgütü olarak tanımlamak oldukça güçtür. Türkiye Kalkınma Vakfı bunların içinde en tanınmışı olup, özellikle tavukçuluk sektöründe sahip olduğu holding ve sözleşmeli üretim modelleri ile hayvancılık sektöründe önemli başarıları vardır. Doğal kaynakların korunması ve erozyon çalışmaları konusunda TEMA basarili çalışmalar yaparak erozyon tehlikesini gündeme taşımakta başarılı olmuştur Mahalli İdare Birlikleri Ülkemizdeki mahalli idare birlikleri kendi yönetim ve karar organları olan, tüzel kişiliğe sahip kamu kuruluşları olarak nitelendirilebilir. İçişleri Bakanlığına bağlı olan Mahalli İdare Birlikleri, çeşitli alanlarda değişik adlar altında kurulmaktadır. Bu durum itibariyle üretici birliklerinden ayrılırlar. En önemlileri Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ve Sulama Birlikleridir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde, 69 adet Köylere Hizmet Götürme Birliği 5 adet Sulama Birliği vardır Diğer Tarımsal Amaçlı Organizasyonlar Üniversiteler Ziraat, veteriner, gıda, orman ve su ürünleri fakülteleri ülkemizin birçok önemli tarım bölgelerinde kurulmuştur. Tarım ve gıda sektörünün bugünlere ulaşmasında bu üniversitelerin yetiştirdiği mezunların çok önemli katkıları olmuştur. Ancak, tarıma 224

225 hizmet götüren kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon olmadığından hizmetler yeterince alana yansıtılamamıştır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde 2 Veterinerlik Fakültesi (Van ve Elazığ illerinde), 1 Ziraat Fakültesi (Van) ve tarımla ilgili 2 Meslek Yüksek Okulu (Van, Malatya) bulunmaktadır Araştırma Enstitüleri TRB Bölgesinde 4 adet Araştırma Enstitüsü mevcut olup, bunlar Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü, Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü ile Güneydoğu Anadolu Ormancılık Araştırma Müdürlüğü dür Sanayi ve Ticaret Alanında Tarımla İlgili Örgütlenme TÜSIAD bünyesindeki Tarım Kurulu; DTÖ ve AB tarım uyum politikaları konularında arama, vizyon çalışmaları, araştırmalar yaptırıp kitap ve raporlar yayınlayıp ilgili kurumlara ulaştırmaktadır. 15 Mart 1950 tarihinde 7457 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5590 sayılı Odalar, Borsalar ve Birlikler hakkındaki kanun, yerini 1 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu na bırakmıştır. TOBB özel sektörün Türkiye'de mesleki üst kuruluşu ve yasal temsilcisidir. TOBB'un halen, yerel düzeyde, ticaret, sanayi, ticaret ve sanayi, deniz ticaret odaları ve borsalar seklinde oluşmuş 363 üyesi bulunmaktadır. Tüm ülke çapında yayılmış olan oda ve borsalara çeşitli büyüklüklerde bütün sektörlerden 1 milyon 200 binin üzerinde firma kayıtlı bulunmaktadır. Ülkemizde sanayi ve ticaretle uğraşan kesim, sanayi ve ticaret odaları, borsalar ve bunların üst örgütü olan TOBB çatısı altında örgütlenmiş ve son derece etkin bir lobi örgütü olarak üyelerine hizmet götürmektedir. TOBB Tarım Sektörleri Kurulu ile tarıma da hizmet vermektedir Diğer Sektörlerle Etkileşim Ülkemizde çok çeşitli ve farklı konularda sektörler olmasına rağmen bu sektörler gerek ham madde gerek çıktıları itibariyle, istihdam ve pazarlama açısından birbiriyle sürekli bir iletişim halindedir. Çok kapsamlı ve özellikle sanayiye ham madde sağlayan bir alan olması nedeniyle iletişimin en yoğun görüldüğü sektörlerden biri de tarım sektörüdür. Türkiye sahip olduğu ürün çeşitliliğini sağlayan ekolojik koşullar bakımından şanslıdır ve tarımda yeniden yapılanmayla son yıllarda artışa geçen ithalat oranını düşürerek, kendine yetmenin yanında bunun da ötesine geçerek yüksek oranlarda ihracat yapabilecek kapasitede bir ülkedir Tarım ve Çevre Su ve toprak insan için vazgeçilmez olan iki temel doğal kaynaktır ve bu iki hayati kaynağın en önemli kullanım alanı tarım sektörüdür. Diğer taraftan su ve toprak ayni zamanda ekosistemlerin var olması içinde olmazsa olmaz bir kaynaktır. İnsan kullanımı için ayrılan suyun %70 i tarım faaliyetleri için harcanmakta, ancak bu suyun çok az bir bölümü (%20-50) tarımsal ürünlere ulaşabilmektedir. Geri kalanı taşıma sırasında kaybolmakta, yüzey ya da yer altı sularına karışmaktadır. Ayrıca, uygulanan sürdürülebilir olmayan tarım yöntemleri nehirlerin, göllerin ve yer altı sularının kurumasına yol açmakta, toprakta tuzlanmayı artırarak toprak kalitesini düşürmektedir. 225

226 Dolayısıyla, tarımsal uygulamaların çevreye ve en önemli iki doğal kaynağımız olan su ve toprağa etkileri ortadadır. Türkiye olarak Avrupa Birliği ne uyum sürecinde tarım ve çevre politikalarının birlikte ele alınması ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların birlikte çalışması gerekmektedir. Besin maddesi arzını sınırlayan en önemli faktör, verimli tarım alanlarının amaç dışı kullanılması ile oluşan kayıplardır. Tarımın çevreye verdiği zararları önlemek için tarımsal tekniklerin gerektiği gibi uygulanması, tarımsal girdilerin bilinçli ve az kullanılması, organik tarımın yaygınlaşması ve gelecek kuşakların da kendi gereksinimlerini karşılayabilmeleri için sürdürülebilir tarım felsefesinin yasama geçirilmesi gerekmektedir. Özetle konvensiyonel tarımın çevreye etkileri şöyle özetlenebilir; -Maliyetlerin artması, enerji ve tarımsal kimyasalların sağlanmasındaki belirsizlik -Herbisitler ve insektisitlere karşı yabani ot ve böcek direncinin artması -Toprak verimliliğinin azalması -Sediment ve tarımsal kimyasallar nedeniyle yüzey ve yer altı sularının kirlenmesi -Yaban hayatı ve faydalı böceklerin yok edilmesi -Pestisitler ve gıda katkı maddelerinden kaynaklanan insan ve hayvan sağlığı için tehlikelerin artması -Sınırlı bitki besin maddesi rezervlerinin tükenmesi -İnorganik nitrat kirliliği -Toprak erozyonu -Tuzluluk Tarım ve çevre konusu dünyada çok önemsenmektedir. Özellikle AB ülkeleri bu konuya büyük fonlar ayırmaktadır. Çevreye daha az zarar vermek için organik tarım dışında yeşil gübre, hayvan gübresi, kompost, organik gübreler, biyolojik pest kontrol ve modern teknolojinin kullanılması gibi alternatif tarım yöntemleri vardır Tarım ve Sanayi Tarım çoğu zaman tanımlamalarda üstü açık fabrika olarak bahsedilmekte, ancak son yıllarda yaygınlaşan kontrollü tarımsal uğraşlarla bu bir bakıma gerçek olmaktadır. Tarım sektörü sanayi sektörüne hammadde sağlamaktadır. Sağlıklı bir tarımsal yapı sağlıklı bir sanayi yapısını ortaya koymaktadır. Tarımsal üretim faaliyetlerinde temel girdilerde ve çıktı olan ürünlerde sanayinin doğrudan ve dolaylı büyük etkisi vardır. Tarım sanayisiz, sanayi de tarımsız hareket edemez. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde tarım ve sanayi konusu 4.10'da ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 226

227 Tarım ve Ulaşım Ülkemiz coğrafi konumundan dolayı pek çok uygarlıklar tarafından kullanılan tarihi İpek Yolu, Baharat Yolu gibi değişik ulaşım ağlarına sahne olmuştur. Günümüz dünyasının entegre bir şekilde kullanmakta olduğu kara yolu, deniz yolu, demir yolu ve hava yolu gibi çok modlu kombine taşımacılık sistemi açısından da ülkemiz önemli imkanlara sahip olup, ülkemizde karayolu taşımacılığı ön plandadır. Çok ağır eşyaların karayolu ile taşınmasının zorlaşması sonucu su kanalları ve demir yolları devreye girmiştir. Tarım sektöründe iyi bir ulaşım ağı bizi müşteri konumundan satıcı konumuna getirebilmektedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi ulaşım bakımından çok şanslı bir konumda değildir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi, Anadolu nun doğusunda yer almasından dolayı, ülkesel karayollarının geçiş güzergahındadır Tarım ve Sağlık Bireylerin sağlıklı olmaları sadece gıda üretiminin arttırılması ile değil, nitelikli ürünle mümkündür. Tarım, toplumun sağlıklı beslenmesini, gereksinimlerini yeterli nicelik ve nitelikte karşılayabilmelidir. Özellikle organik tarımın yaygınlaştırılmasıyla insanlar kalıntısız, doğal gıdalar tüketebilecektir. Bunun yani sıra ilaçlamaların yanlış zamanlarda yapılması ve korunmanın yetersiz olması kansere kadar varan hastalıklara sebep olmaktadır. Bu konuda eğitim yayım çalışmalarına önem verilmelidir Tarım ve Eğitim Ülkemizde tarımla uğrasan kesim kırsal kökenli olup eğitim açısından eksikleri bulunmaktadır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi gibi diğer bölgelerde de okuma yazma bilmeyenler bulunabilmektedir. Bu da iyi derecede eğitim gerektiren tarım konusunda bilgi yetersizliğinden kaynaklanan maliyet artışı, verim düşüklüğü, ürünlerin hijyenik olmaması gibi sorunlara yol açmaktadır. Özellikle tarımdaki rolü büyük olan ve dezavantajlı kabul edilen kadınların eğitim düzeyleri yükseltilmelidir Tarım ve Teknoloji Hızla gelişen teknoloji tarımın kalitesini arttırmaktadır. Radyo, televizyon, telefon, telex, fax gibi teknolojilere telekomünikasyon, enformatik, veri/görüntü transfer teknolojileri, etkileşimli multimedia teknolojileri eklenmiştir. Bunların tarımda kullanım alanları şöyledir; -Tarımsal yayım-eğitim -Tarım ürünlerinin pazarlaması -Çevre ve ekoloji modelleri -İsletmecilik ve bilgi-yoğun üretimde karar destekleri -Çevresel ve ekolojik haritalama ve kirlilik araştırmalarında Coğrafik Bilgi Sistemleri(GIS) -Kalite parametrelerinin belirlenmesinde, hastalık ve zararlı teşhisinde görüntü algılama 227

228 -Bitkisel ve hayvansal üretimde proses kontrolü ve üretim takibi -Hassas tarım uygulamalarında uydu ve küresel konum belirleme sistemleri(gps) kullanımı -Yapay zeka(robot Tekn.) ve insansız araç kullanımı(otomasyon) -Internet ve bilgiye erişim sistemleri (www,ftp,telnet, ), -Elektronik ticaret Ülkemizde tarım isletmelerinde bilgisayar kullanımı ne yazık ki %1'dir. Oysa teknolojiden yararlanabilen bir tarım yüksek kalite de olmaktadır. Televizyonla YAYÇEP ve TYUAP uygulanmış ancak yararları olsa da zayıf kalmıştır Tarım ve Turizm Turizm sektörü ekonomiye sağladığı genel etkinin yanı sıra istihdamı geliştirici özelliği ile de bütün ülkelerin özel önem verdiği bir sektördür. Tarımdaki belli dönemlerdeki atıl işgücü bu alanda değerlenebilir. Buğday Ekolojik Yasamı Destekleme Derneğince yürütülen TaTuTa(Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi, Gönüllü Bilgi ve Tecrübe Takası) projesi ile iki alanın sınırlı da olsa entegrasyonu sağlanmıştır. Bu projeye göre ziyaretçiler ekolojik çiftlik ziyaretleri rehberinden ya da projenin Internet sitesinden seçtikleri çiftliklerde gönüllü çalışarak veya çiftliğe belli bir katkı payı sağlayarak ekolojik tarıma ve kırsal kalkınmaya katkı sağlamaktadırlar. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı GEF, Küçük Destek Programı (SGP) desteğiyle Türkiye'nin birçok bölgesinde 69 çiftlikte sürdürülüyor. Tablo 139: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Konaklayan Turist Sayıları ve Tesislerin Doluluk Oranları(2005) Yabancı Turist Sayısı Yerli Turist Sayısı Toplam Turist Sayısı Doluluk Oranı % Malatya ,40 Elazığ ,04 Bingöl ,73 Tuncelı ,94 TRB Van ,90 Muş ,26 Bitlis ,31 Hakkari ,68 TRB TRB ,19 TÜRKİYE ,38 Kaynak:Turizm Bakanlığı, Tarımın Bölge Ekonomisine Katkısı Tarımsal üretim ve gelişme mekansal olarak farklılıklar göstermektedir. İllerin coğrafi yapısı, iklim özellikleri, gelişmiş pazara yakınlığı, tarımsal üretimde modernizasyon gibi özellikleri bu farklılıkların başlıca nedenidir yılında, Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılasında; tarım, sanayi ve hizmetler 228

229 sektörlerinin payları sırasıyla yüzde olarak 36.1, 17,7 ve 40,1 iken, izlenen düzenli, bir eğilim sonucu 2005 e gelindiğinde tarım sektörünün payı % 29,5 e düşmüş sanayi ve hizmet sektörlerinin payı ise % 19,4 ve % 45,8 e yükselmiştir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde tarım getirisi bakımından önemli bir yere sahiptir döneminde Türkiye tarım sektöründe yıllık ortalama yüzde 1,4 lük bir büyüme sağlamıştır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi ise tarım sektörü büyüme hızı itibari ile Türkiye ortalamasının çok altında kalmıştır. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi illeri arasında GSYİH bakımından en büyük getiriyi sağlayan il Malatya ve sonrasında sıra ile Malatya, Elazığ, Van, Muş, Bitlis, Hakkari, Bingöl ve Tunceli ili gelmektedir.trb Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Türkiye tarımsal üretim değerine % 2,83 oranında katkısı mevcuttur. Tablo 140: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Tarımsal Üretim Değerinin GSYİH İçindeki Payı Tarımsal Üretim Tarımsal Üretim GSYİH Değeri Değerinin GSYİH (YTL) (YTL) İçindeki Payı (%) Malatya , ,00 0,22 Elazığ , ,00 0,19 Bingöl , ,00 0,41 Tunceli , ,00 0,32 TRB , ,00 0,23 Van , ,00 0,33 Muş , ,00 0,39 Bitlis , ,00 0,71 Hakkari , ,00 0,26 TRB , ,00 0,39 TRB , ,00 0,62 TÜRKİYE , ,0 0 0,15 Kaynak: DPT-TÜİK 2003 yılı verilerine göre, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi nin ,00 YTL olan GSYİH sı içerisinde tarımsal üretimin payı ,00 YTL ile % 0,62'luk bir paya sahiptir. Ortadoğu Anadolu Bölgesinin GSYİH içinde tarımın Türkiye ortalamasının üzerindedir. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesindeki iller içerisinde GSYİH içerisinde tarımsal üretim değeri payı en yüksek il %22,66 ile Malatya dır. Bu ili sırasıyla %21,91 lik payla Van ve %16,07 lik payla Elazığ ili izlemektedir. GSMH içerisindeki payı en düşük iller ise %4,39 ile Hakkari ve %3,93 ile Tunceli illeridir Bölgenin Ülke Tarımındaki Yeri TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi nde tarım, sanayi ve hizmet sektörleri hızlı bir gelişme içerisindedir. Tarımda; sulanan alanların artmasıyla yeni çeşitlerin üretilmeye başlanması, hayvancılık ve yem bitkileri üretimindeki gelişmeler tarımı önemli bir sektör haline getirmiştir. Sanayide de tarımsal sanayiler yanında petro kimya gibi ana sanayi 229

230 dalları ile ev tekstili sektörü, bölgede yer alan serbest bölgeler, ticari faaliyetlerin gelişmesine önemli katkı sağlamıştır. Ayrıca gelişen turizm faaliyetleri bölgenin iktisadi yapısını daha da çeşitlendirmiştir. Tarımın Bölgesel Gayri Safi Hasıla (BGSH) içindeki payının büyüklüğü bakımından; TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi 11. sırada yer almaktadır TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarımının Diğer Bölgelerle Kıyaslanması Tarım sektöründe ülke ortalaması civarında değerler alan TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi, bu sektörde % 65,99 istihdam oranıyla temel sektör olma özelliğini korumaktadır. Tablo 141: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinin Tarımsal Üretim Değeri Açısından Diğer Bölgeler İle Kıyaslaması ( 2000) Bölgeler Bitkisel Üretim Canlı Hay. Hay. Ürünler Top. Tarımsal % % % % (İBBS- Düzey 1) Değeri Ürt. Değeri Ürt. Değeri Ürt. Değeri İstanbul B , , ,8 Batı Marmara B , , , ,6 Ege B , , , ,3 Doğu Marmara B , , , ,3 Batı Anadolu B , , ,8 Akdeniz B , , , ,8 Orta Anadolu B , , , ,3 Batı Karadeniz B , , ,2 Doğu Karadeniz B , , , ,1 Kuzeydoğu Anadolu B , , , ,4 Ortadoğu Anadolu B , , ,3 Güneydoğu Anadolu B , , ,1 TÜRKİYE Kaynak: TÜİK (Ekonomik ve Sosyal Göstergeler) TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi tarımsal üretim değeri bakımından Türkiye içinde 8. sırada yer almaktadır. 230

231 BÖLÜM 5- BÖLGE PROBLEMLERİNİN VE POTANSİYELLERİN ANALİZİ 5.1. Problemler ve Kısıtların Tespiti Cumhuriyet in kuruluşundan günümüze kadar göz ardı edilmeyecek olumlu gelişmeler olmasına rağmen, ülkemiz gerek toprak ve su kaynakları gerekse çok farklı mikroklimalar yönünden birçok bitki türünü yetiştirme olanağına sahip iken, bu gün hala tarım sektörü değişik problemlerle karşı karşıyadır. Tarım sektörünün problemleri, diğer sektörlerle ilişkisi ve etkileşimi açısından bütünsel bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. Tarım sektörü ve sorunları, sınırlı ve dar bir çerçevede tek başına değerlendirildiğinde; verimliliğe dayanmayan ve ekonomik olmayan bir anlayış kalkınmanın önünde engel oluşturmaktadır. Ülkemiz tarımının en temel sorunları arasında üreticilerin örgütlenmemesi, eğitim ve yayım konuları yer almaktadır. Bu konularda yaşanan ve çözüm bulunamayan sorunlar, ülkemiz tarım sektörünün istenilen düzeye ulaşmasını engellemektedir. Diğer taraftan tarım kesiminde yaşanan sorunlar, ülke genelinde ekonomik ve sosyal sorunlara da yol açmaktadır. Tarım kesiminin gelecekte Dünya daki hızlı değişime ayak uydurabilmesi için bu temel sorunların çözümüne büyük ihtiyaç vardır. Ancak; tarımda geleceğe yönelik politikalar geliştirmek ve uygulamak için öncelikle köylüye yönelik sosyal politikaları tarımdan ayırarak gerçek anlamda çiftçilik yapan üreticileri hedef kitle olarak göz önüne almamız gereklidir. Problemleri açık ve net biçimde ortaya çıkarmak için bir dizi analitik aşamaya gerek vardır.tespit edilen bir probleme çözüm geliştirebilmek için, öncelikle problemi doğuran nedenlerin sağlıklı analiz edilmesi gerekir. Kısıtların neler olduğunu ifade eden bu nedenlerin sağlıklı analizi, sorunun giderilmesi için neye ihtiyaç olduğunun belirlenmesine ışık tutar. Dolayısıyla, nedenleri ortaya konan problemler için çözüm önerilerinin geliştirilmesi kolaylaşır. Aşağıda bölgenin tarımla ilişkili çözülmesi gereken problemleri, bu problemleri doğuran veya sürdüren nedenler ortak kategoriler altında toplanarak sıralanmış ve tablolarda sorunlar beraberinde çözüm önerileri de verilmiştir. 231

232 Sosyo-Ekonomik Problemler Tablo 142: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Sosyo-Ekonomik Problemler, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerilerinin Analizi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri düşük olmasıtarımsal gelirin - Tarımsal işletmelerin küçük ve parçalı olması - Ürün fiyatlarının düşüklüğü - Sermaye yetersizliği - Tarım toprakları üzerindeki nüfus baskısı (küçük işletmelerden çok kişinin geçimini sağlaması) - Tarımsal üretimin geleneksel metotlara göre yapılması, işletme kayıtlarının tutulmaması - Arazi toplulaştırılması yapılması ve optimum işletme büyüklüklerinin belirlenmesi - Medeni Kanunda miras hukuku ile ilgili düzenlemelerin yapılması - Üreticilerin organize olması (ürün bazında üretici birlikleri, kooperatifler vb.) - İhtiyaçlar doğrultusunda yasal düzenlemelerin zamanında yapılması (Üretici Birlikleri Yasasına gerekli ilavelerin yapılması ve mevcut uygulamanın etkin kılınması ve desteklenmesi) - Kırsal alanlarda tarım dışı yeni istihdam sahalarının oluşturulması - Tarımda genç nüfusun istihdamı için yapılanma sürecinde kredilendirilmesi, 60 yaş üstü nüfusun sosyal güvenceye kavuşturularak sektörden çekilmesi - Tarım ürünlerin işlenememesi - Tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi - Pazarlama ve standardizasyon yetersizliği - Ürünlerde marka oluşumunun sağlanması - Ürün bedellerinin geç ödenmesi - Girdi fiyatlarının yüksekliği - Birim alandan elde edilen verim düşüklüğü - Girdi (tohum, gübre, mekanizasyon vb.) kullanımındaki yetersizlik ve dışa bağımlılık - Tarımsal ürünlere katma değer katılmadan pazara sürülmesi - Pazarlama organizasyonunun iyi olmaması ve pazara dönük üretim yapılmaması - Girdilerin tek elden temin edilmesini sağlayacak örgütlenmenin güçlenmesi - Tarımsal girdilere yönelik desteklerin güçlendirilmesi ve bilinçli girdi kullanımının sağlanması - Toprak işlemeden hasada kadarki süreçte verimi artırmaya yönelik faaliyetlere ağırlık verilmesi - Girdi temininde araştırmacı, ıslahçı, üretici, sanayici, dağıtıcı, kullanıcı örgütlenmesinde güçlü bir yapının oluşturulması - Ürün işleme, sınıflandırma, paketleme, muhafaza vb. faaliyetlere ağırlık verilmesi - Arz-talep dengesi göz önüne alınarak üretim planlamasının yapılması ve sürekliliğinin sağlanması - Planlamaya dayalı olmamasından dolayı yetersiz veya fazla üretim - İşletme muhasebesinin yapılarak sağlıklı planlar geliştirmek - Modern teknolojiden yeterince faydalanamama - Araştırma ve eğitim kuruluşlarının faaliyet ve tespitlerinin üreticiye iletimini kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı yapılanmaya gidilmesi - Modern tarım tekniklerinin uygulayıcıya benimsetilmesi - Teknoloji kullanımı konusunda eğitim ve yayım çalışmalarının etkinleştirilmesi 232

233 Tablo 142: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Sosyo-Ekonomik Problemler, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerilerinin Analizi (Devam) Bölgenin göç vermesi Kalifiye işgücü yetersizliği Eğitim ve yayım eksikliği - Bölgede istihdam olanaklarının yetersizliği - Bölgede tarımsal yatırımların özendirilmesi - Kırsal yaşam standartlarının düşüklüğü; eğitim, sağlık gibi sosyal hizmetlerin yetersizliği - Kırsal alanlardaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi - Tarımsal gelirin düşük olması - Çiftçilere yönelik sosyal hizmet projelerinin uygulamaya konması - Bölgede varolan terör nedeniyle aşırı göç hareketleinin olması - Bölgeler arası gelir düzey farklarının giderilmesi yönünde önlemler alınması - Kırsal yaşam standartlarının düşüklüğü, eğitim, sağlık gibi sosyal hizmetlerin yetersizliği nedeniyle genç nüfusun kırsal kesimden kentlere göç etrmesi - Kırsal alanlardaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi - Tarımsal faaliyette bulunmanın, sosyal statü düşüklüğü şeklinde algılanması - Tarımsal desteklerin belirlenecek hedeflere yönelik güçlendirilmesi - Kırsal alanda teknik eleman istihdamının ve eğitim araç-gereçlerinin yetersizliği - Tarımla uğraşan nüfusun yaşlı olması ve eğitim seviyesinin düşüklüğü nedeniyle bilgiye olan talebin azlığı ve iletişim yetersizliği - Çiftçilere yönelik sosyal hizmet projelerinin uygulamaya konması - Bölgeler arası gelir düzey farklarının giderilmesi yönünde önlemler alınması - Eğitim yayım metotlarının çağdaş iletişim araçlarından yararlanılarak güncelleştirilmesi - Eğitim ve yayım faaliyetine katılan çiftçilerin belgelendirilmesi ve belge sahiplerine destek ve teşviklerde öncelik tanınması - Üreticilerin yenilikleri benimsemedeki dirençleri - Görsel yayım metotlarına (demonstrasyon, tarla günü vb.) ağırlık verilmesi 233

234 Tarım arazilerinin kaybı (amaç dışı kullanılması) - Tarımsal işletme arazilerinin veraset yolu ile parçalanarak küçülmesi - Tarım alanlarının sanayi ve yerleşime açılması - Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve Miras Hukukunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması ve uygulanması - Toprak Koruma Kanunu bu sıkıntıyı bir miktar azaltmakla beraber, yörede nüfuz ve siyaset baskısı oldukça hakim olduğundan uygulamada problemler yaşanmaktadır. İltimaslarlar önlenerek bu kanun rahatlıkla uygulanabilir. 234

235 Doğal Kaynak ve Çevresel Problemleri Tablo143: TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Doğal Kaynak ve Çevre Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi PROBLEMLER PROBLEMİN NEDENLERİ / KISITLAR ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Tarımsal üretim alanlarının doğal afetlerden etkilenmesi Çevre ve kaynak (toprak, su ve hava) kirliliği Tarım topraklarında tuzluluk ve alkalilik Gen kaynaklarının kaybı İşlenebilir tarım topraklarının kaybı Meralarda verim ve kalitenin düşük olması Şiddetli yağış, fırtına ve dolunun tarım alanlarına zarar vermesi (Özellikle sebze alanları ve seralar) Zirai ilaç ve kimyasal ambalajları ile tehlikeli atıkların çevreye bırakılması Bilinçsiz pestisit kullanımı Kimyasal gübrelerin aşırı miktarda ve bilinçsizce kullanılması Uygun olmayan kimyasal gübrelerin kullanılması Kum çakıl ocaklarının tahribat meydana getirmesi Gaz, toz, is, ağır metaller vb. yabancı maddelerden tarım alanlarının zarar görmesi Tarımda kullanılan plastik malzemelerin ve plastik ambalajların çevreyi kirletmesi. Sanayi, yerleşim yeri ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan emisyonlar Uygun olmayan sulama yöntemlerinin kullanılması Bilinçsiz sulama ve gübreleme Bilinçsiz ve aşırı toplama İnsan eliyle yapılan tahribat ve doğal afetler Tarım topraklarının amaç dışı kullanımı Meralarda aşırı otlatma Otlatma kapasitesinin bilinmemesi Mera amenajmanının yetersizliği Alt yapının güçlendirilmesi Tarım sigorta sisteminin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması Orman kanununun etkin uygulanması ve orman köylüleri için alternatif geçim kaynaklarının planlanması Sel tehlikesi olan alanlarda derelerin ıslah edilmesi ve bu havzaların ağaçlandırılması Pestisit atık, depolama ve imha tesislerinin kurulması Diğer mücadele tekniklerinin yaygınlaştırılması ve teşvik edilmesi Eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi Üreticilere sürdürülebilir tarım tekniklerinin kazandırılması İyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması Toprak ve yaprak analiz hizmetinin etkinleştirilmesi Eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi Akarsu mecralarının koordinatlarıyla tespit edilerek sınırlandırılması Akarsu yataklarının ıslah edilmesi Kontrol ve denetimlerin etkinleştirilmesi Tarımsal üretim alanlarının yol, baca, çöplük gibi zararlı atıkların riskinden korunmasıyla ilgili önlemlerin alınması Biyolojik yoldan ayrışabilen malzemelerinin kullanımının teşvik edilmesi. Cezai müeyyidelerin caydırıcı düzeye getirilmesi Yeni sulama tekniklerine geçişin hızlandırılması Drenaj çalışmalarının yapılması Toprak ve yaprak analiz hizmetinin etkinleştirilmesi Eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi Kültüre alınarak üretiminin yapılması. Gen kaynaklarının sertifikalandırılarak tescil edilmesi ve gen bankalarında muhafaza edilmesi Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve miras hukukunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması ve uygulanması Tprak koruma kanunun uygulanması Mera Kanunu uygulamalarının etkinleştirilmesi 235

236 Tarımda Sektörel ve Belirgin Alt Sektörlerin Problemleri Sektörel Problemler Tablo 144: TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde Tarımda sektörel problemler PROBLEMİN NEDENLERİ / PROBLEMLER ÇÖZÜM ÖNERİLERİ KISITLAR Gelir düzeyinin düşüklüğü Tarımla geçinen nüfusun fazlalığı Kırsal alanda yaşayan işsiz nüfusun çiftçi olarak tanımlanması Tarımsal işletme arazilerinin veraset yolu ile parçalanarak küçülmesi Üretim planlamasının yapılmamasından dolayı yetersiz veya fazla üretim Tarımda istihdam edilen nüfusun eğitim düşüklüğü nedeniylebilinçsiz çiftçilik yapması Rekabet gücünün zayıf olması Pazarlama problemlerinin fazla olması Mutlak tarım toprakları üzerinde yanlış ve amaç dışı arazi kullanımının artması İşletmelerin sermaye yetersizliği Tarımsal işletmelerin küçük, çok parçalı, emek verimliliği düşük ve sayılarının fazla olması Üretimde kalite ve standardizasyonun sağlanamaması Tarım sanayi entegrasyonunun zayıflığı ve pazarlama güçlükleri Girdi fiyatlarının yüksekliği Girdi kullanımında dışa bağımlılık Modern teknolojiden yeterince faydalanamama Üreticilerin organize olması (ürün bazında üretici birlikleri, kooperatifler vb.) İhtiyaçlar doğrultusunda yasal düzenlemelerin zamanında yapılması (Üretici Birlikleri Yasasına gerekli ilavelerin yapılması ve mevcut uygulamanın etkin kılınarak desteklenmesi.) Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve miras hukukunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması ve uygulanması Arazi toplulaştırılması çalışmalarına ağırlık verilmesi Pazara dönük, kaliteli ve standartlara uygun üretim yapılması Mutlak tarım alanı, sanayi alanı, yerleşim alanını belirleyen toprak haritalarının çıkarılması, kullanım amacının değişmemesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması Tarım sanayi entegrasyonu ile sermaye birikimi, gelir dağılımı, yerleşim düzeni, istihdam, çevrenin korunması, yoksulluğun azaltılması ve tarımın sürdürülebilirliği açısından bölgesel kalkınma politikalarının uygulanması Tarım ve tarımsal sanayide verimliliğin ve ürün çeşitliliğinin pazarın isteği doğrultusunda artırılması ile uluslararası alanda rekabet üstünlüğü sağlanmalı Girdilerin tek elden temin edilmesini sağlayacak örgütlenmenin güçlenmesi Tarımsal girdilere yönelik desteklerin güçlendirilmesi Tarımsal işletmelerin ekonomik ölçekte yapılandırılması ve uzun süreli kredilendirilmesi Gübre, ilaç, tohumluk, damızlık, yem, mekanizasyon kullanımında ulusal kaynakların kullanılmasına öncelik verilmeli, tarıma bağlı sanayinin rekabet gücünün artırılması için desteklenmesi Toprak işlemeden hasada kadarki süreçte verimi artırmaya yönelik faaliyetlere ağırlık verilmesi Girdi temininde araştırmacı, ıslahçı, üretici, sanayici, dağıtıcı, kullanıcı örgütlenmesinde güçlü bir yapının oluşturulması Araştırma ve eğitim kuruluşlarının faaliyet ve tespitlerinin üreticiye iletimini kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı yapılanmaya gidilmesi Modern tarım tekniklerinin uygulayıcıya benimsetilmesi Teknoloji kullanımı konusunda eğitim ve yayım çalışmalarının etkinleştirilmesi Üreticilerin teknik hizmet almasının sağlanması Üreticilerin ambalajlama ve pazarlamayı ortaklaşa yapabileceği bir örgütlenme yapısına kavuşturulması Üretici Birlikleri modelinin hukuksal alt yapısının gözden geçirilerek işlerlik kazandırılması 236

237 Tablo 144: TRB Ortadoğu Anadolu bölgesinde Tarımda sektörel problemler (Devam) PROBLEMLER PROBLEMİN NEDENLERİ / KISITLAR ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Birlikte çalışma alışkanlığının olmaması /güvensizlik Yönlendirici / zorlayıcı mevzuatın oluşturulması Yanlış bilgilendirme veya bilgisizlik Örgütlenmiş üreticilerin ürünlerinin pazarlanması nedeniyle oluşan konusunda avantaj sağlanması. korku (vergilendirme korkusu). Üreticilerin yeterli ve etkin örgütlenmemiş olması Tarımın ticari faaliyet olarak düşünülmemesi Yönlendirici mevzuat eksikliği/yetersizliği Üreticilerin eğitim düzeyinin düşüklüğü Ortak davranış kültürünün zayıflığı nedeniyle işbirliğinin her zaman mümkün olmaması Örgütlerin yeterli gelir kaynağının bulunmaması Kırsal toplumun pek çok hizmeti devletten beklemesi ve bu nedenle örgütlenme ihtiyacını hissetmemesi Örgütlenme ve kooperatifçiliğin iyi algılanamaması Örgütlenmiş üreticilere girdi temininde desteklemelerin/teşviklerin uygulanması Örgütlerin üretici çıkarlarını korumak için organizasyon yapılarının düzenlenmesi yönünde hukuksal boşlukların giderilmesi Üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, kamu tarafından yapılan bir kısım görevlerin üretici organizasyonlarına devredilerek mali destek sağlanması Mali yapının oluşturulmasında kredi olanaklarının geliştirilmesi ve uzun vadeye yayılması Örgütlenme konusunda eğitim ve yayım çalışmalarına ağırlık verilerek öneminin anlatılması Eğitim alan üreticilerin belgelendirilerek, belge sahiplerinin mali yönden desteklenmesi 237

238 Alt Sektörel Problemler Bitkisel Üretim Tablo 145: TRB Bölgesinde Bitkisel Üretim Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi PROBLEMLER PROBLEMİN NEDENLERİ / KISITLAR ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Bitkisel üretimde sürdürülebilirliğin sağlanamaması Kalıntı sorunu Üretim planlamasının olmaması Bölgesel üretim planlaması yapılması Fiyat istikrarsızlığı Ürün bazında üretici birlikleri kurulmasına kolaylıklar sağlanması Yasal düzenlemelerle tarımsal üretim alanlarının parçalanmasının Örgütlenme bilincinin zayıf olması önüne geçilmesi Üretim alanlarının küçük ve dağınık oluşu Arazi toplulaştırılması çalışmalarına ağırlık verilmesi Ekolojik bölgelere göre ekonomik arazi büyüklükleri tespit edilemediğinden tarla tarımında marjinal alanlarda kalitesiz tohumluk kullanılarak Arazi birleştirilmesi yoluyla işletme büyüklüklerinin artırılması üretim yapılmaya çalışılması Pazar garantisinin sağlanamaması Küçük işletmelerin üretime yönelik birlikte hareket etmesi Bölgesel ve ekolojik üretim desenlerinin belirlenmesi, kalite ve Güçlü pazarlama organizasyonlarının olmaması ve dış sürdürülebilirliğin ön planda olması, sevk ve idarenin birlikler pazarların istediği kalitede ve zamanında ürün temin edilememesi aracılığı ile sözleşmeli tarım modeli ile sağlanması Üretim planlaması ile önceden fiyatların öğrenilebileceği pazar bilgi sisteminin kurulması Sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaştırılması Kontrolsüz kimyasal kullanımı Üretimin pazar istekleri dikkate alınarak geliştirilmesi Pestisit kullanımı konusunda çiftçilerin bilinçlendirilmesi Zirai mücadele ilaçlarının ruhsat ve satış işlemlerinin daha sağlıklı bir sisteme kavuşturulması İyi Tarım Uygulamaları ile üretim için gerekli önlemlerin alınması Tarımsal danışmanlık sisteminin üretime entegre edilmesi Akredite analiz laboratuarlarının yaygınlaştırılması Denetim hizmetlerinin pazara çıkış noktalarında etkinleştirilmesi ve caydırıcı cezalarla güçlendirilmesi Zaralıların kontrolünün çoklu disiplini araştırma programı ve entegre ürün yönetimi (ICM), entegre zararlı yönetimi (IPM) ile sağlanmalı 238

239 Kârlılığın düşüklüğü Bölgenin güçlü olduğu bazı ürünlerin (tütün, şeker pancarı vb.) üretim alanlarının azalması Meyvecilikte kârlılığın düşüklüğü Kaliteli ve ucuz materyal kullanımı için AR-GE çalışmaları Kültürel ortamların (sera vb.) yatırım maliyetinin yüksekliği yapılarak bölgede ihtiyaca cevap verebilecek yeni yapım tekniklerinin geliştirilmesi Çiftçilerin ürünlerini hemen satma eğiliminde olmaları Lisanslı depoculuk ve ürün borsalarının yaygınlaştırılması Bitkisel üretimde yeterli altyapı ve organizasyon kurulmadığından üretim kayıplarının fazla olması Bitki, çevre ve insan sağlığını da gözeten bölgesel üretim planlamasının yapılması Üretimin büyük ölçüde doğa koşullarına bağımlılığı ve planlı üretimin olmaması Pazarın istediği standartta üretimin teşviki ve sürekliliğin sağlanması Bitkisel ürünlerin çabuk bozulma eğiliminde olmaları ve muhafazadaki yetersizlikler Girdilerin tek elden temin edilmesini sağlayacak örgütlenmenin güçlenmesi Girdi maliyetlerinin yüksekliği ve çoğaltım materyallerinde dışa bağımlılık Tarımsal girdilere yönelik desteklerin güçlendirilmesi Tohumlukların ithalat yoluyla temini Çeşit Koruma Kanunu ile ıslah çalışmalarının teşviki Tarımsal araştırma projesi kaynaklarının artırılması, yeni Alışkanlıklara bağımlılık sebebiyle modern teknolojilerin çeşitlerin geliştirilmesi ve bu konuda kamu-özel sektör işbirliğinin avantajını değerlendirmede yetersizlik desteklenmesi Yeni teknolojilerin pahalı olması nedeniyle tarımsal mekanizasyon kullanımının yetersizliği Yayım yoluyla üreticilere yeni teknolojilerin tanıtılması İşletmelerin küçük ölçekli olmasının modern teknoloji kullanımını engellemesi Teknoloji kullanımına özendirici destek verilmesi Katma değeri yüksek işlenmiş ürün üretim ve pazarlama olanaklarının darlığı Tarımsal sanayi projelerinin hayata geçirilmesi Kota vb. yasal zorunluluklar Alternatif ürünlerin desteklenmesi Gümrük vergilerinin düşürülmesi ile ithalatın önünün açılması Kalitesiz üretim Dış pazar taleplerine uygun üretimin olmayışı Pazarlama standartlarının (modern tasnif, ambalaj, depo, nakliye) yetersizliği Meyve işleme sanayinin yetersizliği Meyvecilikte kapama bahçe yerine dağınık ve sınır ağacı şeklinde üretimin yaygın olması Araştırma sonuçlarının üreticilere gerektiği gibi hızlı bir şekilde ulaştırılamaması Sanayiye yönelik çeşitlerin üretilememesi, çok yıllık ürünlerde sözleşmeli üretim modelinin uygulanamaması ve standart üretimin kısıtlı olması Piyasa araştırmaları sisteminin tam oturmamış olması nedeniyle ihtiyaçlar doğrultusunda yön verici güvenilir bilgiler temin edilememektedir Karlılığın düşüklüğü Pazarlama problemleri Pazarda rağbet gören yeni çeşitlerin üretime kazandırılması Vergilendirmenin üreticiyi mağdur etmeyecek şekilde yapılması Bodur ve yarı bodur sertifikalı fidanlarla meyve bahçelerinin tesis edilmesi Uygun sulama tekniklerinin kullanılmasının sağlanması Entegre mücadelenin yaygınlaştırılması Pazarda rağbet gören yeni çeşitlerin üretime kazandırılması Katma değeri artırıcı işleme sanayinin bölgede yaygınlaştırılması Tasnif, ambalaj, depo gibi tesislerinin modernizasyonu İhracatçı birlikleri ile birlikte ürün gruplarına göre piyasa araştırmaları alt yapısı sağlanmalıdır Diğer ürünlerle arasında fiyatlandırma yönünden dengenin sağlanması Yağ bitkileri üretiminin artırılmasında üretici birlikleri ve kooperatifleri ve ham yağ tesislerinin kurulmasının özendirilmesi Sözleşmeli üretimin teşvik edilmesi 239

240 Hayvansal Üretim Tablo 146: TRB Bölgesinde Hayvansal Üretim Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Hayvancılık işletmelerinin küçük ölçekli ve dağınık oluşu Hayvancılık işletme ölçeklerinin büyütülmesinin teşviki, birlik, kooperatif vb birlikteliklerin ve entegre tesislerin kurulmasının teşvik edilmesi Üretim ve sanayi entegrasyonunun sağlanamamış olması Teşvik ve desteklerde belirli bir işletme büyüklüğünün gözetilmesi Düzenli işletme kayıtlarının tutulması Kârlılığın düşüklüğü Hayvancılığın aile ihtiyacını karşılamaya yönelik düzeyde ve ikinci planda yapılması Modern süt ve et işleme tesislerinin kurulması Esas faaliyet olarak hayvancılık yapan işletmelerin desteklenmesi Kaliteli üretim yapan işletmelerin ayrıca desteklenmesi Yem bitkileri üretiminin yetersizliği Yem bitkileri üretiminin desteklenmesine devam edilmesi Doğal mera varlığının yetersiz olması ve mevcut meraları genelde zayıf bir yapıya sahip olması Mera amenajmanı ve ıslah programında çiftçi duyarlılığının ve katılımının arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması Üretim ve verim düşüklüğü Düşük verimli ırkların kullanılması Islah çalışmalarındaki yetersizlik Bakım ve besleme konusundaki yetersizlik Üretimin belli dönemlerde yoğunlaşması Kültür ırkı sayısının artırılması Islah ve suni tohumlama çalışmalarına ağırlık verilmesi Eğitim ve yayım faaliyetlerinin artırılması Bakım, besleme ve uygun barınak yetersizliği Yem bitkileri üretiminin yetersizliği Meraların yetersizliği Üreticilerin bilgi eksikliği Sağım hijyeni ve bulaşıcı hastalıklar Barınakların iyileştirilmesi için çalışmalar yapılması Yem bitkileri teşviklerinin sürdürülmesi Eğitim, yayım ve hastalıklarla mücadele faaliyetlerinin artırılması Meraların korunması ve ıslahı Gıda güvenliği yetersizliği Sütün uygun olmayan yollarla toplanması ve nakli Bakım besleme, sağım hijyeni, sağlıklı süt nakli ve muhafazası gibi konularda eğitim çalışmalarına ağırlık 240

241 Düşük kalite ve sütteki bakteri sayısının kabul edilebilir oranların çok üstünde olması verilmesi Sokak sütçülüğünün önüne geçilmesi Hayvancılık ve süt işleme tesislerinin modernize edilmesi Su Ürünleri Kültür Balıkçılığı Tablo 147: TRB Bölgesinde Su Ürünleri Üretim Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Yatırım ve işletme maliyetinin yüksekliği ve kârlılığın düşük oluşu Kooperatif faaliyetlerinin sınırlı düzeyde olması Bilinçsiz avlanma ve av miktarının azalması Denetimlerin yetersiz olması Sürdürülebilir avcılığın yapılamaması Diğer sektörlerle kaynak kullanımında yaşanan çatışmalar İl Özel İdarelerince talep edilen içsu kira bedellerinin, karlılığı engelleyecek düzeyde yüksek olması Yem hammaddelerinin ithal edilmesi Yemlerde kalite standardına ulaşılamaması Kültür balıkçılığı tesislerinin kuruluşu için gerekli bürokratik işlemlerin fazlalığı Kooperatiflerin belge düzenleme dışında herhangi bir faaliyette bulunmamaları Örgütlenme bilincinin yeterince gelişmemiş olması Balıkçıların genel olarak avladıkları ürünün biyolojisi ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmaması Aşırı avlanma Gerekli teknolojik ve kişisel güvenlik imkanlarının kısıtlı olması Mevcut potansiyelin tespit edilmemesi Bilinçsiz ve plansız avlanma Kültür balıkçılığı ile turizm alanlarının çakışması İçsu kira bedeli tespitinde TKB yerel teşkilatınca hesaplanan ve kârlılığa engellemeyen tutarların belirleyici olması Balık yemi üretim tesislerinin denetiminin etkinleştirilmesi Bürokratik işlemlerin azaltılarak yatırımcıların teşviki Kooperatiflerin güçlenerek su ürünlerinin satışı, av araç ve gereçlerinin temini gibi konularda daha etkili olmaları sağlanmalıdır. Örgütlenmenin teşvik edilmesi İlgili kurumlarca bilgilendirme toplantılarının düzenlenmesi, eğitim ve yayım faaliyetlerine önem verilmesi Aşırı avlanmanın önüne geçmek için gerekli tedbirlerin alınması hatta bölgenin avcılığa kapatılarak belli bir süre dinlendirilmesi Su ürünleri denetçilerine gerekli alet, ekipman, teknolojik imkanlar vb. ihtiyaçların temin edilmesi Kişisel güvenlik için gerekli tedbirlerin alınması Bölgedeki mevcut göller, akarsular, göletler ve yer altı su kaynaklarının araştırılması, limnolojik etütleri, fiziki ve tahlillerin yapılarak üretim potansiyelinin saptanması ve buna göre avcılık yapılmasının sağlanması Bölgesel düzeyde Çevre Düzeni Plânının yapılması 241

242 Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri Tablo 148: TRB Bölgesinde Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi PROBLEMLER PROBLEMİN NEDENLERİ / KISITLAR ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Kalite ve çeşit konusunda tüketici memnuniyetsizliği Sağlıklı gıda üretimi konusunda yaşanan zafiyetler Sağlıklı gıda tüketimi konusunda yaşanan zafiyetler Mevcut işletmelerin teknoloji ve sağlık koşulları bakımından yeterli düzeyde olmaması Özellikle son yıllarda ıslahçıların, raf ömrü uzun, albenisi yüksek ürünlere yönelmesi, üretici, komisyoncu ve pazarcıyı memnun ederken, kaybedilen tattan dolayı tüketicinin memnuniyetsizliği Bakanlık üretim izni alınmadan sağlıksız ve ruhsatsız üretim alışkanlığının devam etmesi Gıda üretim, satış ve dağıtım sürecinde hijyenik şartlara uyulmaması Güvenli gıda üreten firmaların piyasada haksız rekabete maruz kalması Denetim elemanlarının işletme sayılarına nispetle yetersizliği Yasal boşluklar Gıda güvenliği ve beslenme ilkeleri ile ilgili tüketici bilincinin yetersizliği Tüketicinin alım gücü ve eğitim seviyesinin düşüklüğü sebebiyle düşük fiyatlı ve kalitesiz gıdalara yönelimi İşletmelerin küçük olması İşletme ve yatırım maliyetlerinin yüksekliği Geleneksel ve bilinçsiz üretim yapılması Üretici odaklı üretimden, tüketici odaklı üretime geçilmelidir. Tat ve kalite konusunun üretimde kimyasal kullanımından çok, çeşitle ilgili bir konu olduğu benimsetilmeli, bu konuda bilgi kirliliği önlenmeli ve doğru zeminde tartışmaya açılmalı Gıda üretim işletmelerinin gıda siciline kaydolması ve üretim izinli işletmeler haline getirilmesi, Tüketicinin gıda ile ilgili hukuki hakları hakkında bilinçlendirilmesi Gıda işletmelerinde çalışan personelin eğitilmesi Kontrol ve denetim hizmetlerinin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için kurumsal yapının ve personel sayısının yeterli düzeyde tutulması İzinsiz üretim yapan işletmelere verilecek cezaların caydırıcı düzeyde uygulanması Gıda üretiminde ekonomik kayıpların en aza düşürülmesi ile ilgili projelerin Üniversiteler ve araştırma kuruluşları ile birlikte yapılması 5179 Sayılı Gıda Kanununun uygulanabilmesi için gerekli altyapının oluşturulması Türk Gıda Kodeksi çerçevesinde tebliği yayınlanmamış ürünlerin tebliğlerinin en kısa sürede çıkarılması Gıda ambalajlarının üzerinde bulunan etiket bilgilerinin, ambalaj boyutu ile yazı boyutu arasında orantının sağlanması, Gıda Kodeksi Etiketleme Tebliğine uygun olmasının sağlanması Akredite gıda laboratuar sayılarının artırılması Gıda ihtisas mahkemelerinin oluşturulması, Pazar yerlerinin denetimlerine açıklık getirilmesi, kapalı sabit semt pazar alanları tahsisatının imara işlenmesi Tüketicinin gıda güvenliği ve beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmesi Tüketicinin gıda kaynaklı hastalıklar/zehirlenmeler/gıda alerjileri konusunda bilinçlendirilmesi amacıyla ulusal basın kanalıyla gerekli duyuruların yapılması Sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle hızlı iletişimin sağlanması Tüketicinin ulusal düzeyde gıda ambalaj bilgileri ve fiziksel özellikleri konusunda yeterince bilgilendirilmesi işletme ve satış yerleri bazında sürekli eğitim çalışmalarının yapılması, Gıda tüketimi ve beslenme araştırmalarının yapılması İşletme yatırımlarının desteklenmesi Sorumlu yöneticilerin etkinliğinin artırılması 242

243 Pazarlama Problemleri Tablo 149: TRB Bölgesinde Pazarlama Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Pazarlama örgütlerinin güçlendirilmesi Bölgeye özgü yerel ürünlerde marka oluşturarak pazara sunma Uzun vadeli planların uygulamaya konulması Organizasyon eksikliği (özellikle dışsatımda) Organize Tarım Bölgelerinin tesis edilmesi Mezat sistemine işlerlik kazandırılması Kurulacak üretici birliklerince sözleşmeli üretim modelinin geliştirilmesi Yerleşik pazarlama sistemlerinin olmayışı Bölgenin tarımsal üretim bakımından bir ihracat üssü durumuna getirilmesi Tasnif, paketleme, depolama ve nakliye standardizasyonunun kalkınmış ülke normlarına ulaştırılması Tarımsal ürün ve gıdaların çabuk bozulabilir olması Ham tarımsal ürünlerin kâr marjının düşük olması Tarımsal sanayinin gelişimine hız verilmesi Modern muhafaza ve ambalajlama sistemlerinin geliştirilmesi Soğutma tertibatlı nakliye araçlarının artırılması Ucuz nakliye yöntemlerine işlerlik kazandırılması (deniz ve demiryolu cazip hale getirilmeli) 243

244 5.2. Potansiyellerin ve Fırsatların Tespiti Tablo 150: TRB Bölgesinde Potansiyellerin ve Fırsatların Tespiti Tanımlama Mevcut Durum Gelişme Potansiyeli Nüfus Arazi ve Sulama Durumu Tarım İşletmelerinin Durumu Bitkisel Üretim Hayvansal Üretim Örgütlenme -TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde toplam nüfus olup % 46,53 kırsal kesimde yaşamaktadır. Toplam tarım alanı ha. olup %33,59 i sulanmaktadır. Toplam ha lık sulanabilir arazi mevcuttur Genel Tarım Sayımına göre yalnızca hayvansal üretim yapan işletme sayısı , yalnız bitkisel üretim yapan işletme sayısı ve hem bitkisel hem de hayvansal üretim yapan işletme sayısı tür. -İklimsel faktörler üretimde çeşitliliği sınırlamaktadır. -Verimler, genel olarak Türkiye ortalamasına yakındır. -Katma değeri yüksek meyve - sebze (kayısı, ceviz, üzüm vb.) üretim oranı fazladır. -Organik ürün üretim çalışmaları henüz başlangıç aşamasındadır. -Bölge bitkisel üretiminde kullanılabilecek doğal kaynaklar açısından zengin potansiyele sahiptir. - Büyükbaş ve Küçükbaş hayvan potansiyeli yüksektir -Yapılan desteklemelerle kaliteli kaba yem üretimi ve dolayısıyla süt üretimi artmaktadır. -Bölge su ürünleri açısından önemli su potansiyeline sahiptir. -Bölge arıcılık açısından zengin polen kaynaklarına sahiptir. -Canlı hayvan pazarlarının bulunması Bölgede tarımsal örgütlenme düzeyi istenen seviyede değildir. Yörede tarım satış kooperatifi olan Kayısıbirlik atıl durumdaır. Hayvancılık alanında Damızlık sığır Yetiştiricileri Birliği ve ana Arı üreticileri birliği hemen bütün illerde mevcuttur. Kırsal nüfus artış hızı %-0,51dir. Bölgede yapımına başlanan, proje aşamasında olan baraj ve gölet gibi sulama kaynaklarının faaliyete geçmesi ile sulama problemleri en aza indirilecektir. Arazilerin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçilmemesi halinde işletme büyüklükleri küçülecektir. Hukukî düzenlemelerin yapılmasıyla bu durum önlenebilir. -Pazar isteğine göre üretim yapılması ihracatı artıracaktır. -Organize tarım bölgelerinin kurulması üretim ve pazarlamadaki aksaklıkları azaltacaktır. -Şeker konusunda yapılan yasal düzenlemeler sonucu alımının sınırlandırılması ile atıl kalan alanlarda alternatif ürünlerin üretimi (ayçiçeği ve yem bitkileri, vb.) geliştirilebilir. -Konvansiyonel yollarla üretilmeyen tarımsal ürünlerin sertifikasyon ve kontrol işlemlerine tabi tutularak organik ürün olarak pazarlanması sağlanabilir. -Jeotermal enerji kaynaklarının bulunduğu yerlerde, örtü altı tarım geliştirilebilir. -Güneş enerjisi ile tarımsal işletmelerin aydınlatma sistemlerinin çalıştırılması, -Çayır ve mera ıslah çalışmalarının tamamlanması ile kaliteli kaba yem açığı giderilebilir. -Organize hayvancılık bölgeleri kurularak hayvancılık geliştirilebilir. -Baraj ve göletlerdeki yetiştiricilik kapasitesindeki artışın değerlendirilmesi ve alabalık işletmelerinin teşviki ile bölgede iç su balıkçılığı üretiminde önemli seviyede artış sağlanabilir. -Yayla vejetasyonu daha fazla değerlendirilerek bal üretimi artırılabilir. -Hayvan pazarlarının iyileştirilerek hayvan borsası haline dönüştürülmesi sağlanabilir. - Organik hayvansal üretim uygulanabilir. -Kurulmuş ve kurulacak olan Üretici Birlikleri ile Tarımsal Kooperatiflere teknik ve mali yönden destek sağlanarak geliştirilebilir. 244

245 BÖLÜM 6. AMAÇ VE STRATEJİLERİN OLUŞTURULMASI 6.1. Amaçların Belirlenmesi Bu planlama çalışmasındaki kalkınma amaçları, TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi tarımında ulaşılmak istenen durumu veya koşulları temsil etmektedir. 4. ve 5. bölümlerde analiz edilen, bölge tarımının mevcut problemlerinin çözüm yolları, potansiyeller ve fırsatlar ışığında, kaynak, maliyet, anlaşmalar ve zamanlama gibi koşullar dikkate alınarak tarımsal kalkınma için amaçlar belirlenmiş ve bu amaçlara ulaşılabilmesi için kullanılacak stratejiler tespit edilmiştir. Tespit edilen amaçlar Türkiye Tarım Stratejisi Belgesinde öngörülen amaç ve stratejiler ile örtüşmektedir Temel amaç, bölge kaynaklarının etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslararası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir tarım sektörünün oluşturulmasıdır. Temel stratejik amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği ve gıda güvencesinin sağlanması, Üreticilerin gelir düzeyinin yükseltilmesi ve istikrarın sağlanması, Üretim maliyetlerini azaltıcı ve teknolojik gelişimi hızlandırıcı tedbirlerin uygulamaya konulması yoluyla üreticilerin rekabet güçlerinin artırılması, Tarımsal pazarlama altyapısının iyileştirilmesi ve üreticilerin pazara erişim düzeylerinin yükseltilmesi, Tarım-sanayi entegrasyonunun geliştirilmesi, İşleme sanayinin rekabet gücünü artırıcı nitelikte uygun ve kaliteli hammaddenin temin edilmesi, Tüketici tercihlerinin karşılanması amacına yönelik tedbirlerin alınması, Üreticilerin katılımını ve sorumluluğunu esas alan ve doğrudan üreticilere finansman sağlayan yaklaşıma dayalı kırsal kalkınma projelerinin oluşturulması ve sözkonusu projelerin kırsal yaşam şartlarını iyileştirecek biçimde uygulanması, Üretimden pazarlamaya kadar olan süreçte kamudan bağımsız yapıda, üreticilere hizmet vermek üzere, kar amacı gütmeyen Tarımsal Üretici Birlikleri ile tarımsal nitelikli diğer üretici örgütlerinin kurulması ve geliştirilmesi ve bunların denetimlerinin özerkleştirilmesi; Belirlenen amaçlar beş başlık altında birleştirilmiştir ve aşağıda gerekçeleriyle birlikte açıklanmışlardır: 245

246 Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı İle Gıda Güvenliği ve Gıda Güvencesinin Sağlanması Tarımsal üretimde verimlilik düzeyi, belli ürünler ve bölgelerde potansiyelin altındadır. Ayrıca, tüketicilerin ve sanayicilerin talep ettiği kalite tüm ürünlerde yakalanamamıştır. Bu arada yanlış tarım teknikleri çevreye olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Toplumun beslenmesi açısından hububat, et ve süt ürünleri ile yağlı tohumlu bitkiler üretimi ve hayvancılık için gerekli yem bitkileri üretiminin ürün deseninde yapılacak düzenlemelerle yeterli üretiminin sağlanması gerekmektedir. Gıda fiyatlarının indirilmesi için verimlilik artırışı yoluyla maliyetlerin düşürülmesi yeterli gıda tüketimini sağlayacaktır Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması (Verimlilik ve Gelir Artışı) Tarımsal üretimde rekabet gücünün artırılması için verimliliğin ve ürün kalitesinin geliştirilmesi, işletme ölçeklerinin ve alt yapı imkanlarının güçlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Rekabet gücünün artırılması çerçevesinde köy bazlı yatırımlar için finansman mekanizmalarının geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Üreticiler pazar talebine göre üretim kararlarını alamamaktadırlar. Bunun sonucunda kaynakların kullanımında dengesizlikler oluşmaktadır. Ayrıca, tarım ürünleri pazarlanmasında 2000 yılı öncesinde tarımsal KİT'lerin ağırlığı nedeni ile serbest pazar mekanizmaları gelişmemiştir. Bu nedenle üreticiler ürünlerini pazarlamada güçlüklerle karşılaşmaktadır Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve Tarım-Sanayi Entegrasyonunun Sağlaması Üreticiler pazar talebine göre üretim kararlarını alamamaktadırlar. Bunun sonucunda kaynakların kullanımında dengesizlikler oluşmaktadır. Ayrıca, tarım ürünleri pazarlanmasında 2000 yılı öncesinde tarımsal KİT'lerin ağırlığı nedeni ile serbest pazar mekanizmaları gelişmemiştir. Bu nedenle üreticiler ürünlerini pazarlamada güçlüklerle karşılaşmaktadır Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi Kırsal toplumun eğitim düzeyi düşük ve bu alanlarda kamu hizmetlerinin kalitesi yeterli değildir. Ayrıca, kırsal toplum gelirleri içerisinde tarım %40-70 oranında paya sahiptir. Bu nedenle, toplumun temel ve mesleki eğitim düzeyinin yükseltilmesi, beslenme şartlarının iyileştirilmesi ve yoksulluğun önlenmesi gerekmektedir Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi Tarım işletmelerinin küçük ölçekli olması nedeni ile üreticilerin teknoloji kullanımı, pazar ve sanayi ile entegrasyonu açısından problemler oluşmaktadır. Bu nedenle üretici örgütlenmesinin teşvik edilmesi gerekmektedir. 246

247 6.2. KALKINMA STRATEJİLERİNİN BELİRLENMESİ Bu bölümde, kalkınma amaçlarının elde edilmesi için gerekli ana yönü veya kalkınma hamlesini gösteren stratejiler belirlenerek, her bir amaç altına sıralanmışlardır Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı ile Gıda Güvenliği ve Gıda Güvencesinin Sağlanması Bitkisel Üretim Arz açığı olan ürünlerin üretiminin artırılması Kaliteli ve rasyonel girdi kullanımı İyi tarım uygulamaları Organik tarım uygulamaları Üretici odaklı üretimden tüketici odaklı üretime yönelme Bitki hastalık ve zararlıları ile mücadele Sulama ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulamaları Arazi toplulaştırması Hayvancılık Islah Yem bitkileri üretimi Meraların geliştirilmesi İşletme ölçeklerinin geliştirilmesi Hayvan hastalıkları ile mücadele ve kontrol İşleme Sanayi Ürün, üretim ve satış yerlerinin norm ve standartlarının iyileştirilmesi Gıda kodekslerine tam uyumun sağlanması. Gıda imalat tesislerinin denetiminin etkinleştirilmesi Sürdürülebilir tarım uygulamaları yönünden öncelikli kalkınma amaçları belirlenirken, bitki-toprak-çevre kirliliğinin önlenmesi, doğal kaynakların etkin kullanılması, ekolojik tarımın yaygınlaştırılması, hayvan sağlığının korunması, Bölgenin ekolojik yapısına uygun ürünlerin seçilmesi, erozyonla mücadele, arazilerin kabiliyet ve sınıfları dikkate alınarak kullanımı, doğal dengenin korunması hususları gözetilmiştir Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması (Verimlilik ve Gelir Artışı) 247

248 Arazi toplulaştırılması İşletme ölçekleri ve alt yapılarının iyileştirilmesi Ürün çeşitlendirilmesi ve AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi Dış piyasalarda rekabet üstünlüğü olan ve olabilecek ürünlerin desteklenmesi Finansman araçlarının geliştirilmesi (leasing, lisanslı depoculuk gibi) Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinin kurulması. Arazi pazarının geliştirilmesi ile ilgili tedbirler Risk yönetimi Bu gerekçeler üzerine, verimlilik ve gelir artışı yönünden öncelikli kalkınma amaçları belirlenirken, katma değeri yüksek ürünlere öncelik verilmesi, üretimde verimlilik ve kalitenin artırılması, ölçülü bilinçli girdi kullanımı, tarım-sanayi altyapısının iyileştirilmesi, tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması, pazarlama şartlarının iyileştirilmesi, kaliteli ve standartlara uygun üretim yapılarak ve gıda güvenliğinin tam olarak sağlanmasıyla dış pazar şansının yüksek tutulması, etkin örgütlenme sisteminin oluşturulması, yeni teknolojilerin kullanılması gözetilmiştir Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve Tarım-Sanayi Entegrasyonunun Sağlanması Pazar Bilgi Sisteminin kurulması Ürün borsalarının geliştirilmesi Lisanslı depoculuk ve varant sisteminin düzenlenmesi Üretici Birliklerinin kurulması ve geliştirilmesi Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin özerkleştirilmesi Sözleşmeli üretim sisteminin yaygınlaştırılması Üreticilerin bireysel ve birlikte oluşturacakları tarımsal sanayi entegrasyon projelerine teknik ve finansal destek sağlanması Bu şartların oluşması sonucunda, tarımsal pazarlama altyapısı güçlendirilerek tarımsanayi entegrasyonu sağlanacaktır Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi Katılımcı bir yaklaşımla tarım dışı gelir getirici faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve desteklenmesi Çevresel etkilere maruz kalan tarım alanlarının korunması 248

249 Kırsal alanlarda kadın ve gençlerin ekonomik yaşamdaki etkinliklerinin artırılması Çiftçi eğitiminde özel yayım uygulamalarının geliştirilmesi Tarım ve kırsal kalkınma amaçlı sivil toplum kuruluşlarının teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi Kırsal kalkınmaya dönük öncelikli kalkınma amaçları belirlenirken, kırsal göç ve kırsal işsizliğin önlenmesi, kırsal turizmin geliştirilmesi, tarım topraklarının muhafazası göz önüne alınmıştır Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi Üreticilerin teknik hizmet alabilecekleri ve ortaklaşa pazarlama yapabilecekleri örgütlenme yapısına kavuşmalarının desteklenmesi Üreticilerin bir araya gelerek pazara entegrasyonunu sağlayacak destekler Üreticilerin birlikte yapacakları hayvansal üretim faaliyetlerinin desteklenmesi Sulama birlikleri ve kooperatiflerinin desteklenmesi Üretici örgütlerinin özerkleştirilmesi ve yönetim yapılarının güçlendirilmesi ve ilgili yasal düzenlemelerin sonuçlandırılması Üretici örgütlerinin geliştirilmesi için mali ve teknik destek sağlanması 249

250 6.3. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesi Tarım Master Plan Stratejilerinin SWOT Analizi Tablo 151. TRB Ortadoğu Anadolu Tarım Master Plan Stratejilerinin SWOT Analizi Mevcut Durum Strateji Uygulanırken Karşılaşılacak Amaçlar Strateji Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler 250

251 Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği (sağlıklı gıda) ve gıda güvencesinin (yeterli gıda) sağlanması Bitkisel Üretim Arz açığı olan ürünlerin üretiminin artırılması Kaliteli ve rasyonel girdi kullanımı İyi tarım uygulamaları Organik tarım uygulamaları Bitki hastalık ve zararlıları ile mücadele Sulama ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulamaları Arazi toplulaştırması Bitki-toprakçevre kirliliğinin önlenmesi Tarım topraklarının korunması Bölgenin agroekolojik koşulları bazı çok önemli bitkisel ürünlerin yetiştiriciliğine imkan vermektedir. Konvansiyonel üretimde kaliteli hibrit, hastalıklara dayanıklı ve sertifikalı tohumlar önemli ölçüde kullanılmaktadır. Bölgede organik tarım üretimi yapan eko köyler ve kooperatifler mevcuttur. Bölgenin su potansiyelinin iyi olması Toplumun beslenme ihtiyacını karşılayacak hububat ve yağlı tohumlu bitkilerin üretimi yeterli değildir. Tarımsal üretimde verimlilik düzeyi, belli ürünlerde ve bölgelerde potansiyelin altındadır. Sanayicinin ve tüketicinin talep ettiği ürün kalitesi tüm ürünlerde yakalanamamıştır. Konvansiyonel tarımda yoğun girdi kullanımı (ilaç, bitki gelişimini düzenleyiciler, vb.) ve yanlış uygulanan tarım teknikleri üretime ve çevreye olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Pestisit-atık depolama tesisleri yetersizdir. Bölgede mevcut özel sektör tohumluk ıslahı ve üretimi yapan kuruluşların sayısının artmasına olanak sağlaması Bodur ve yarı bodur anaçların kullanımıyla birim alana daha fazla bitki dikilmesinin mümkün olması ve kültürel işlemlerin kolaylaşması Bölgede rezidü laboratuarlarının faal olması Üretim planlamasının ve ayrıca bu planlama için gerekli güvenilir tarımsal kaynak veritabanının ve zon haritalarının mevcut olmayışı Üretim maliyetinin yüksekliği Belirli ürünlerde sınırlı üretim sahalarının giderek tarım dışı kullanıma kayması Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve Miras Hukukunda gerekli yasal düzenlemenin eksikliği Konvansiyonel üretimin yoğunlaşması sebebiyle, ürünlerde kimyasal kalıntı düzeyinin artması ve buna bağlı olarak toprak kirliliğinin oluşması Organik ürün tüketici alışkanlığın yeterli düzeyde olmaması ve organik ürünlerin 251

252 Tarımsal işletmelerin rekabet gücünün artırılması (verimlilik ve gelir artışı) Tarımsal pazarlama altyapısının güçlendirilmesi ve tarım-sanayi entegrasyonunun sağlaması Arazi toplulaştırılması İşletme ölçekleri ve alt yapılarının iyileştirilmesi Ürün çeşitlendirilmesi ve AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi Dış piyasalarda rekabet üstünlüğü olan ve olabilecek ürünlerin desteklenmesi Finansman araçlarının geliştirilmesi (leasing, varrant lisanslı depoculuk gibi) Organize tarım bölgelerinin kurulması Arazi pazarının geliştirilmesi ile ilgili tedbirler Risk yönetimi Pazar Bilgi Sisteminin kurulması Ürün borsalarının geliştirilmesi Lisanslı depoculuk ve Kaliteli ve bol ürün elde edebilmek için doğal koşullar mevcuttur. Tarımsal ürünlerin büyük çoğunluğu bölgede mevcut hal komplekslerinde değerlendirilmektedir. Üretim ve ihracat Verimlilik ve ürün kalitesinin düşüklüğü sebebiyle kârlılık düşüktür. İşletme ölçekleri, sermaye ve alt yapı imkanları yetersizdir. Köy bazlı yatırımlar için etkin finansman mekanizmaları yetersizdir. Tarımsal alanların korunması yönünde yasal bağlayıcılık zayıftır. Tarımsal alanların korunması kanununun etkin olarak yeterli düzeyde uygulanamaması Agro-ekolojik koşullara dayalı üretim planlaması yoktur. Üreticiler pazar taleplerine göre üretim kararı alamamaktadırlar. Bölgede modern teknolojiyi kullanan sanayi tesisleri azdır. Tarımın, beslenme ihtiyacını karşılayan vazgeçilmez bir sektör olması Tarımsal sanayinde kullanılacak hammaddeler için çeşit zenginliğinin olması Pazarın istediği Diğer sektörlerdeki kısa vadeli rantın cazibesi Tarım dışı kullanım sonucu kaybedilmiş tarım topraklarının bir daha tarım için kullanılamayacak olması Üretici Birliklerinin yeterli ve güçlü olmaması Kaynakların kullanımında dengesizlikler oluşması 252

253 Kırsal gelirlerin artırılması ve kırsal toplumun yaşam şartlarının iyileştirilmesi varant sisteminin düzenlenmesi Sözleşmeli üretim sisteminin yaygınlaştırılmas ı Üreticilerin bireysel ve birlikte oluşturacakları dikey entegrasyon projelerine teknik ve finanssal destek sağlanması Katılımcı bir yaklaşımla tarım dışı gelir getirici faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve desteklenmesi Çevresel etkilere maruz kalan tarım alanlarının korunması Kırsal alanlarda kadın ve gençlerin ekonomik yaşamdaki etkinliklerinin artırılması Çiftçi eğitiminde özel yayım yapan kuruluşlar mevcuttur. Bölgede ihracata yönelik ürünler mevcuttur. Kırsal alanlarda işgücü mevcudiyeti. Serbest pazar mekanizmaları yeterince gelişmemiştir. Üretilen ürünler için pazar garantisi mevcut değildir ve bu noktada sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ürün bazında Mezatların bulunmayışı Kırsal nüfusun eğitim düzeyi düşüktür ve bu alanlarda verilen kamu hizmetlerinin kalitesi yeterli değildir. Tarım sektörü, gizli işsizlik ve düşük verimlilik nedeniyle kırsal nüfusa yeterli düzeyde gelir sağlayamamaktadır. İşletmelerin tarımsal faaliyetlerini durdurması ve sektör istihdamının giderek azalması kırsal alanları ekonomik durgunluk sorunuyla karşı karşıya çeşitlerin üretiminin yapılabileceği iklim şartlarının mevcut olması Bölgenin turizm potansiyelinin yüksekliği sebebiyle pazarlama imkanının genişliği Bölgede rezidü Laboratuarı bulunmaktadır Geliştirilecek yerel/bölgesel tarımsal ürünlerin mevcut olması Yerel ürünleri küresel pazarlara kaliteli ürünler olarak sunmada uzmanlaşmak yoluyla, yerel odaklar konumuna gelme imkanının olması Bölgeye özgü ürünlerin yetiştiriciliğinde uzmanlaşarak marka oluşturma imkanının olması İhraç ürünlerinde fiyat belirsizlikleri 253

254 Üretici örgütlerinin geliştirilmesi uygulamalarının geliştirilmesi Tarım ve kırsal kalkınma amaçlı sivil toplum kuruluşlarının teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi Üreticilerin bir araya gelerek pazara entegrasyonunu sağlayacak destekler Üreticilerin birlikte yapacakları hayvansal üretim faaliyetlerinin desteklenmesi Sulama birlikleri ve kooperatiflerinin desteklenmesi Üretici örgütlerinin özerkleştirilmesi ve yönetim yapılarının güçlendirilmesi ve ilgili yasal düzenlemelerin sonuçlandırılmas Üreticiler, işbirliğine açık. Örgütlenme bilinci gelişmektedir. getirmektedir. Ağırlıklı olarak tarım sektörüne bağımlı kırsal alanlarla kentler arasındaki gelişmişlik farklarının derinleşmesi, kentlere göç eğilimlerinin güçlenmesine yol açmaktadır. Tarım işletmelerinin küçük ölçekli olmaları sebebiyle teknoloji kullanımı yetersizdir. İşletme ölçeklerinin küçüklüğü sebebiyle pazar sanayi entegrasyonunda zorluklarla karşılaşılmaktadır. Markalaşmaya gidilmemiştir. Ürün mezatları mevcut değildir. İhracatçı firmaların yurtdışı ofisleri bulunmaktadır. İhracatta zaman zaman krizlerle karşılaşılmaktadır. 254

255 ı Üretici örgütlerinin geliştirilmesi için mali ve teknik destek sağlanması 255

256 BÖLÜM 7- BÖLGE PROGRAM - PROJE ALANLARI - YENI PROJE ÖNERILERI TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde uygulanan ulusal ve yerel kaynaklı projeleri, mevcut plan ve programları inceleyerek belirlenen amaçlar ve stratejiler doğrultusunda önerilen yeni proje önerileri hazırlanarak aşağıdaki tabloda verilmiştir. Projelerin belirlenme aşamalarında birbirleri ile çatışmamalarına dikkat edilmiştir. Verimlilik ve gelir artırıcı projelerde sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliğinin sağlanması konularındaki stratejilere ters düşmemektedir. Ayrıca projelerin çoğu birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir. Birbirleri ile bağlantılı projeler ele alınırken birlikte değerlendirilmelidir. 256

257 Tablo 152. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesinde Uygulanan ve Yeni Önerilen Projeler Proje Kategorisi Proje İsmi Uygulama Yeri Sorumlu/İşbirliği Yapılan Kuruluşlar Finans Kaynağı 257

258 Bitkisel Üretimi Geliştirme Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Bodur ve Yarı Bodur Elma ve Kiraz Ürt. Gel. Prj. Malatya-Elazığ-Bingöl- Hakkari TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Ceviz Ürt. Gel. Prj. Malatya-Bingöl-Tunceli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Bağcılığı Gel. Prj. Bölge İlleri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Mahsul Fiyatına Toh. Prj. Malatya-Bingöl-Tunceli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Nar ve Böğürtlen üretimini Geliştirme Prj Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Kesme Çiçekçiliği Geliştirme Projesi Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Kiraz Ürt. Gel. Prj. Malatya-Tunceli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Fasulye Üretimini Geliştirme Prj. Tunceli-Muş TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Sebze Üret.Gel. Prj. Bölge illeri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Yağlık Bitkiler Üret. Gel. Prj. Muş-Bitlis TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Sert kabuklu Meyveler Gel. Prj. Muş-Hakkâri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Arpa Üret. Gel. Prj. Muş-Bitlis TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Ekmeklik Buğday Gel. Prj. Muş İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Yumuşak Çekirdekli Meyveler Gel. Prj. Muş-Bitlis-Hakkâri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Üzümsü Meyveler Demostrasyonu Bitlis İli TİM Çiftçi Kimyevi Gübre Analizi Hakkâri İli TİM Gen.Bütçe Sert Çekirdekli Meyveler Gel. Prj. Hakkâri İli TİM Gen.Bütçe Balya Makinası alım prj. Hakkâri İli TİM Gen.Bütçe Selektör Alım Prj. Hakkâri İli TİM Gen.Bütçe Hububat Üretimini Geliştirme Hakkâri İli TİM Gen.Bütçe Aşılı Karpuz-Domates Yet.Prj. Hakkâri İli TİM İÖİ/Çiftçi Üzümsü Meyve Yet.Prj. Hakkâri İli TİM İÖİ/Çiftçi Kayısı-Armut Yet. Prj. Hakkâri İli TİM İÖİ/Çiftçi Badem Yetiştiriciliği Projesi Hakkâri İli TİM İÖİ/TKB Toprak Analiz Lab.Kurulması Prj. Hakkâri İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Balya Makinası alım prj. Malatya-Van-Muş-Hakkâri TİM/İÖİ İÖİ Tohum. Fidan ve Fide üret. Gelş. Prj. Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Fasulye Üretimini Geliştirme Prj. Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Üreticiye Toprak- Yaprak Analizi Teş. Prj. Malatya-Hakkâri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Uzaktan algılama İle ürün tepiti Projesi Malatya TİM/İÖİ İÖİ Selektör Alım Prj. Malatya-Hakkâri TİM/İÖİ İÖİ Hububat Üretimini Geliştirme Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Kontrollü Meyve Fidanı Üretimi Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Çilek Üretimini Geliştirme Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Mısır Üretimini Geliştirme Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Patates Üretimini Geliştirme Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi 258

259 Çayır Mera ve Yem Bitkilerini Geliştirme Mera Kanunu Uygulamaları Hayvancılığı Geliştirme Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Çayır Mera Islahı Projeleri Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Çayır Mera Tesisi Projeleri Malatya-Elazığ-Bingöl TİM Gen.Büt. Yem Bit. Ürt. Des. Prj Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Sıvat Yapımı Prj. Hakkâri İli TİM Gen.Bütçe Yem Bit. Ürt. Des. Prj Bölge İlleri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Yem Bitkileri Tohumluk Üretimini Gel. Prj Bölge İlleri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Mera Amenajmanı Prj. Hakkâri İli TİM Gen.Büt. Mera Islahı Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Mera Tespit, Tahdit, Tahsis Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Mera Islahı Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Mera Tespit, Tahdit, Tahsis Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Süt Toplama ve Soğutma Tankı Prj. Malatya-Bingöl-Bitlis TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Suni Tohumlama Prj. Bölge İlleri TİM/DSYB Çiftçi Arıcılık Projesi Bölge İlleri TİM/Ar.Yet.Bir. Ar.Yet.Bir/Çiftçi Et ve Süt teşvik prj. Bölge İlleri TİM Genel Bütçe Hayvan Barınaklarının İyileştirilmesi Prj. Tunceli İli TİM Gen.Büt. Süt Sığırcılığını Gel. Prj. Tunceli İli TİM Gen.Büt./S.Y.D.V Arıcılık Ürünlerini Gel. Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt.(K.K.Y.D.P) Tip Proje Geliştirme Projesi Van İli TİM Gen. Bütçe Norduz Koyunu ve Keçisini Koruma Projesi Van İli TİM Gen. Bütçe Model Kümes Tesisi Projesi Van İli TİM Gen. Bütçe Ahır Modernizasyonu Projesi Van İli TİM Gen. Bütçe Sıvat Yapımı Van İli TİM Gen. Bütçe Gölgelik Yapımı Van İli TİM Gen. Bütçe Sanen Keçisi Projesi Bitlis İli TİM Gen.Büt. Hayvan Barınaklarının İyileştirilmesi Prj. Bölge İlleri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Açık Besi Çiftliklerinin Yay. Prj. Malatya-Bingöl Ö.Sektör Ö.Sektör Süt Sığırcılığını Gel. Prj. Bölge İlleri TİM/İÖİ/Çift.Örg. TKB/İÖİ/Çiftçi Büyükbaş Besiciliğini Gel. Prj. Malatya-Bingöl-Bitlis-Hakkâri TİM/İÖİ/Çift.Örg. TKB/İÖİ/Çiftçi Organize Hayvancılık Bölg. Oluşturulması Malatya-Bingöl-Hakkâri TİM/San.Tic.B. TKB/İÖİ/Müteşebbis Soğutma Sistemli Süt Taşıma Aracı Tunceli İli TİM Gen.Büt.(K.K.Y.D.P) Sözleşmeli Besicilik Prj. Hakkâri İli TİM İÖİ/Çiftçi 259

260 Hayvan Hastalık ve Zararlıları İle Mücadele Bitki Hastalık ve Zararlıları İle Mücadele Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri B.Baş ŞAP Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. K.Baş ŞAP Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. B.Baş BRUCELLA Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. K.Baş BRUCELLA Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. B.Baş ANTHRAX Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. K.Baş ANTHRAX Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. K.Baş ÇİÇEK Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Kedi Köpek Kuduz Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Kanatlı Varlığa NEWCASTLE Aşılaması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Muhtelif Hayvanlarda Sağlık Taraması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. INFLUENZA Mücadelesi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Avian İnfluenza hast. Mücadele Bölge İlleri TİM Gen.Büt./İÖİ Kırım Kongo Kanamalı Hast. Mücadelesi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Hayvan Hastalık ve Zararlıları İle Müc. Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Salgın Hast. Ve Zararlı Müc. Prj. Bölge İlleri TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Entegre Mücadele Çalışmaları Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Yönetimli Çiftçi Mücadelesi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Tahmin ve Uyarı Sis. Gel. ve Uy. Prj. Malatya-Elazığ-Bitlis TİM Gen.Büt. Süne Mücadelesi Bölge illeri TİM Gen.Büt. Ambar Zararlıları İle Müc. Prj. Bölge illeri TİM Gen.Büt. Şeftali filiz Güvesi ile Mücadele Malatya İli TİM İÖİ Çekirge Mücadelesi Bingöl-Tunceli-Hakkâri TİM Gen.Büt. Ceviz antraktozu has için İlaç alım Projesi Bitlis İli TİM Gen.Büt. Tahmin ve Uyarı Sis. Gel. ve Uy. Prj. Bölge illeri TİM/İÖİ İÖİ Erken Uyarı İstasyonu Rehabilitasyonu Bölge illeri TİM/İÖİ İÖİ Kullanılmış Zir. İlaç Ambal. Top. Prj. Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ Entegre Mücadele Çalışmaları Bölge illeri TİM/İÖİ İÖİ Ambar Zararlıları İle Müc. Prj. Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ Kitlesel Tuzaklama İle Kiraz Sineği Müc. Malatya İli TİM/İÖİ İÖİ Çekici Tuzaklarla Elma İç Kurdu Mücadele Projesi Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ Ambar Zararlıları İle Müc. Prj. Bölge illeri TİM/İÖİ İÖİ 260

261 Ekolojik Tarımın Yaygınl. ve Kontrolü Su Ürünleri Üretimini Geliştirme Denetim Hizmetlerini Geliştirme Su Ürünleri Kirliliği ve Koruma Kontrol Hizmetleri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Ekolojik Tarımın Yaygınl. ve Kontrol Projesi Elazığ İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Ekolojik Bal Üretimini Gel.Prj Hakkâri İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Organik Sebze-Meyve Üretimini Teşvik Prj Hakkâri İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Ekolojik Süt Üretimini Geliştirme Prj. Hakkâri İli TİM/İÖİ İÖİ/Çiftçi Tesislerin Denetimi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Su Ürn. Yet. Tal. Değerlendirme Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Su Ürn. İst. Çalışması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Balıklandırma Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Yetiştirici Talep Etüdleri Van İli TİM Gen. Bütçe İç Sularda Stok Tespit Çalışmaları Van İli TİM Gen. Bütçe Göletlerin Ekstansif Üretime Kazandırılması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Balıklandırma Prj. Hakkâri İli TİM Gen.Büt. Alabalık Üretimini Geliştirme Prj. Hakkâri İli TİM Gen.Büt. Tohumluk Kontrol ve Sertifikasyonu Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Tohumluk Fidan ve Fide Bayii Kont. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Gıda Yem İşl. Denetimi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. İhracat Yapan Firmalara Sertifikasyon Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Süt ve Süt Ürünlerinde Kalıntı İzleme Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Pestisit Kalıntı İzleme Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Kayısıda Sağlıklı üretim ve Kükürtleme Projei Malatya İli TİM Ege İhrc. Birl Mezbekane ve Kesimhanelerde Akredite Kontrolü Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Gıda İşl. Denetiminin Etkinleştirilmesi Prj. Elazığ İli TİM Gen.Büt. Mobil Gıda Denetim Aracı Elazığ İli TİM Gen.Büt. Gıda Eylem ve Eylem Kurulu Çalışmaları Elazığ İli TİM İÖİ Gıda İşl. Denetiminin Etkinleştirilmesi Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Mobil Gıda Denetim Aracı Malatya-Hakkâri TİM/İÖİ İÖİ Su Kirliliği Denetim Hizmetleri Malatya İli TİM Gen.Büt. Su Ürünleri Koruma Kontrol Hizmetleri Malatya İli TİM Gen.Büt. Su Kaynaklarında Nitrat ve Ağır Metal Tesp.Prj. Malatya İli TİM Gen.Büt. Bölgedeki Su Kaynaklarında Kirlilik Tesp. Prj. Elazığ İli TİM Gen.Büt. 261

262 Sorunlu Tarım Arazilerinin Tespiti ve Islahı Projesi Tarımsal Yayım Hizmetleri Tarımsal sanayi Kırsal Kalkınma Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Yeni Proje Önerileri Devam Eden Projeler Yeni Proje Önerileri Tarım Arazilerini Köy Bazında Nitelikleri İle Birlikte Kayıt Altına Alınması Coğrafi Bilgi Sistemleri İle İstatistiksel Bilgilerin Toplanması Projesi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Bölge İlleri TİM Gen.Büt./İÖİ Tarımsal Yayım Hiz. Dest. Ve Gel. Amacıyla Eğitim Faal. Yapılması Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Yayım Hizm. Etkinleştirilmesi Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Organik Tarımın Yay. Yönelik Çiftçi Eğt. Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Etkili ve Yeterli Girdi Kullanımı İçin Eğt. Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Sözleşmeli Çiftçiliğin Yay. Yönelik Yayım Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. İyi Tarım Uygulamaları Eğt. ve Yayım Prj. Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Pazarlama Kanallarının İyileştirilmesine Yönelik Eğitim ve Yayım Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Tüketiciyi Bilinçlendirme Yayım ve Eğit. Hizmetlerini Geliştirme Bölge İlleri TİM Gen.Büt. Bal ve Ceviz Paketleme Tesisi Prj. Hakkâri İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Süt ve Süt Mamülleri Entegre Tesisi Bölge İlleri TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Su Ürünleri İşleme Tesisi Bölge İlleri TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Damızlık Üretim İşletmeleri Kurulması Hakkâri İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Şemdinli Balını Markalaştırma Hakkâri İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Hayvansal ürünleri işleme-depolama-ambalajlama Hakkâri İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Meyvelerde Tasnif ve Ambalajlama tesisleri Malatya İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Tarıma Girdi Temin Eden Sanayi İşl. Geliş. Malatya İli TİM/Ö.Sektör İÖİ/Ö.sektör Malatya Kayısısını Markalaştırma Projesi Malatya İli TİM İÖİ/Ö.sektör Doğu Anadolu İlleri Kalkınma Birliği (DOKAB) Malatya-Tunceli-Elazığ Valilik AB/Gen.Büt. Köy Bazlı katılımcı yatırım Programı (KBKYP) Malatya İli TİM AB/Gen.Büt. Köy Bazlı katılımcı yatırım Programı (KBKYP) Malatya İli TİM AB/Gen.Büt. Çevre Amaçlı Tarım Arazilerinin Kor. Prj. Malatya İli TİM Gen.Büt. 262

263 BÖLÜM 8-EKLER 8.1. TRB Ortadoğu Anadolu Bölgesine Ait Doğal Kaynak Envanteri TRB11 Malatya İli Doğal Kaynak Envanteri Yenilenebilir Kaynaklar KAYNAK TANIMLAMA a- Güneş ve Yağış Güneş : Mevcut bilgilere göre Malatya dabir yıldaki güneşli gün sayısı ortalama 156 gündür. Uzun yıllar ortalamsı dikkate alındığında yılda ortalama 2754 saat güneşli geçmektedir. Malatya güneş enerjisi bakımından zengin bir ildir. Yağış : İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 382 mm dir. b-tarımsal Tarımsal Topraklar : Malatya da değişik toprak yapısı görülmektedir. En Topraklar ve fazla kahverengi topraklar Ekilebilir Alan Ekilebilir Arazi : Malatya da toplam ekilebilir tarım alanı ha dır. I.sınıf ile IV.sınıf arasındaki toplam ekilebilir alan ha olup, V. Sınıf c-su: (sulama ve hidro-elektrik enerji kaynakları) d-su ve Balıkçılık Kaynakları e-ormanlar ve Muhafaza f-diğer Flora ve Fauna Yenilenemeyen Kaynaklar KAYNAK a-madenler b- İçmece ve Kaplıca Suları b-tarihi ve Turistik Yerler ile VIII. Sınıf arasındaki alan ise ha dır. Sulama : Tarım İl Müdürlüğü rakamlarına göre sulanan tarım alanı ha, sulanabilir tarım alanı ha, susuz tarım alanı ise ha olarak tespit edilmiştir. Hidro-elektrik : Göl sahası il sınırları içerisinde büyük bir alan kaplayan Keban ve Karakaya barajından elektrik elde edilmektedir. DSİ ye ait 6 baraj sahasının alanı 324,27 km 2 dir. Doğal ve plantasyon olarak İlde ha orman alanı bulunmaktadır. Ormanlarda çoğunlukla meşe, kayın, çam, ardıç ve kavak ağaçları yetişmektedir. Orman içi ve civarındaki köyler orman köyleri olarak kabul edilmiş olup buralara muhafaza amaçlı özel yardımlar sağlanmaktadır. İlde bu amaçla 18 mikro havzaya Doğu Anadolu su Havzası Rehabilitasyon Projesi kapsamında meşe ağacı dikilmiştir. Doğal Türler : Orman arazileri açık otlaklar ve meralar flora ve fauna bakımından zengindir. Flora olarak meşe, ahlat, alıç, kara çalı, sakız ağacı, keven, potaryum, ayrık, kekik, ve yumak otu. Fauna olarak yabani domuz, tilki, tavşan, keklik, yabani ördek, yabani kaz, kurt, çakal, bıldırcın, kaya güvercini, üveik, sansar, sakarmeke ve culluk orman alanlarında yaşamaktadır. Tarımsal Çeşitler : Arapgir siyah köhnü üzümü, Yeşilyurt dalbastı kirazı, Akçadağ hocamız armudu, Hekimhan cevizi vs. yöreye has çeşitlerdir. TANIMLAMA İlde mevcut madenler olarak; Asbest, Bentonit, Ditsen, Dolomit, Fluorit, Fosfat, Granat, Sillimanit, Vermikülit, Linyit kömürü, Alüminyum (Boksit), Bakır, Demir, Krom, Alçıtaşı ve Toryum bulunmaktadır. Darende Balaban ve Doğanşehir ilçelerinde içmece suyu, Merkez ilçede kaplıca suyu ve Maden suyu, Hekimhan ilçesinde ise kaplıca suyu bulunmaktadır. Malatya ya uzaklığı 94 km olan Dünyanın 8. harikası Nemrut dağı, Aslantepe Höyüğü ve cami ve kümbetler tarihi yerlerdendir. 263

264 TRB12 Elazığ İli Doğal Kaynak Envanteri Yenilenebilir Kaynaklar KAYNAK TANIMLAMA a) Güneş ve Yağış: Güneş: Mevcut verilere göre Elazığ da 151 gün açık (güneşli) geçmektedir. Yılda ortalama 2685 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 409 mm dir b) Tarımsal Tarımsal Topraklar: Elazığ'da üzerinde tarım yapılan alanların genelinde Topraklar ve üç tip toprak hakimdir. Bunlardan kahverengi topraklar en fazla olup ilin Ekilebilir Arazi kuzey-doğusu hariç diğer tüm bölgelerinde bulunmaktadır. İkinci büyük toprak grubu bazaltik topraklar olup ilin kuzey-doğusunda yer alan kısımda yer almaktadır. Üçüncü büyük toprak grubu ise kolüviyal topraklar olup çoğunlukla iç kesimlerde bulunmaktadır. Bunu alüviyal ve kırmızımsı kahverengi topraklar izlemektedir. Ekilebilir Arazi: Elazığ'da toplam tarım arazisinin ha olmakla birlikte, I.-IV. sınıf arazi miktarı toplamı ha'dır. Ancak, söz konusu arazinin ise tarıma elverişli kısmı yanlızca ha.'dır. Bunun anlamı aslında ha dan fazla ekilebilir arazinin diğer sınıf (VI-VII) arazilerden oluşmasıdır ki, bu da uygun olmayan marjinal arazilerin tarımsal üretimde kullanıldığını göstermektedir. c) Su: ( sulama, hidro-elektrik ve termik enerji kaynakları) c) Su: ( sulama, hidro-elektrik ve termik enerji kaynakları) (devam) d) Su ve Balıkçılık Kaynakları e) Ormanlar ve Muhafaza İldeki mevcut su potansiyeli; yerüstü suyu (il çıkışı toplam ortalama akım) ,9 hm 3 /yıl, emniyetli toplam yer altı su rezervi 115 hm 3 /yıl olmak üzere toplam ,9 hm 3 / yıl 'dır. Sulama: Yapılan çalışmalarda, ildeki mevcut su kaynakları ve bir takım teknik zorunluklar nedeniyle sulanabilir arazi miktarı ha olarak belirlenmiştir(dsi). Bunun yalnızca ha'ı (%50,2) sulanmakta geriye kalan ha'ı ise sulamaya açılmayı beklemektedir (DSI ve KHGM). Hidro-elektrik: Keban hidro-elektrik toplam kapasite: 1330 MW Hazar santralleri toplam kapasite: 30,1 MW'dır. Elektrik enerjisi üretimi : Keban: 5247 GW (2002 yılı) Hazar santralleri: 69,6GW (2002 yılı) İlin doğal göl yüzey alanı ha, baraj rezervuar alanı ha, gölet rezervuar alanı 52,3 ha, akarsu yüzey alanı ise ha olmak üzere toplam su yüzey alanı ,3 hektar olarak verilmektedir. Keban ve özellikle Karakaya baraj gölü alabalık (Oncorhychus mykis) üretimi için idealdir. Hazar gölü ile Keban ve Karakaya baraj gölleri sportif amaçlı amatör balıkçılık için uygundur. İlin sınırlarındaki su kaynaklarında yetişen nadir balık türlerinden; Tor grypus (şabut): Van gölü hariç, Fırat ve Dicle nehir sistemlerinde, Barbus esocinus (turna): Fırat ve Dicle nehir sistemlerinde, Capoeta capoeta umbla (siraz, karabalık): Fırat ve Dicle nehir sistemlerinin üst kısımları ve Hazar gölünde, Kosswigichthys asquamatus: Hazar gölünde bulunur. ilde doğal ve plantasyon orman alanı ha olarak verilmektedir. Ormanlar çoğunlukla meşe ( %90-95), ardıç, karaçam, sedir, akasya, menengiç badem vb. ağaç çeşitlerinden oluşmaktadır. Meşe ormanları tür yönünden genelde mazı meşesi, tüylü meşe, saçlı meşe türleri ile kaplıdır. İldeki havzalara Doğu Anadolu Su Havzası Islah Projesi kapsamında meşe, dış budak, alyantus, akasya, çam, palamut, badem, mahlep ve ardıç dikilmiştir. Yaban hayatını koruma sahası olarak Keban ilçesi Çalık köyü ile merkez Yukarıçakmak köylerinde 500 ha.'lık alanlar vardır. 264

265 f) Diğer Flora ve Fauna Doğal Türler: Gerek orman arazileri gerekse meralar flora ve fauna bakımından zengin sayılabilir. Çeşitli türlerde buğdaygil ve baklagil yem bitkileri, kuşburnu, kekik, keven vs. yörede bol miktarda bulunan bitkilerdir. Polence zengin yerel flora bitkilerinden kaliteli bal elde edilmektedir. Doğal formda yetişen Işkın'a (Uşkun) (Alacakaya-Arıcak ilçelerinde) bahar aylarında önemli miktarlarda talep olmaktadır. Soğanımsı bitki olup Baskil ilçesinde yöresel olarak adlandırılan "Dombala" ilaç sanayii için aranan bir bitkidir. Yine orman envanteri bitkilerden olan Menengiç (Çedene) ağacı meyveleri kahve yapımında kullanılmak süretiyle gıda sektöründeki yerini almıştır. Mevcut ormanlarda keklik, yaban domuzu, vaşak, yırtıcı kuşlar, dağ keçisi, tilki, kurt, bıldırcın, tavşan vb. hayvanlar bulunmaktadır. Tarımsal Çeşitler: Elazığ da yerel bazda; Armut türleri; Yıbrık, Mişeri, Paşa, Abbasi, Bal, Kara, Gevrik (Piran), Fillori ve Şakuk armudu Elma türleri: Şıkşıkı, Saka, Ahmediye, Haşim bey elması, Üzüm çeşitleri; Öküzgözü, Boğazkere, Ağın beyazı, Ağın kırmızısı, Şilfoni, Kabarcık, Tilki kuyruğu, Hasani, Kıtkıtı ve Hatun parmağı üzümü Mollakendi kavunu, Kuyulu çileği, Kara erik, Fasulye ve yerel domates türleri bulunmaktadır. Yenilenemeyen Kaynaklar KAYNAK Madenler Tarihi ve Turistik Yerler TANIMLAMA Elazığ ilinde bakır cevherleşmesi, demir cevherleşmesi, mangan cevherleşmesi, pb-zn cevherleşmesi, altın cevherleşmesi mevcut olup, zengin demir yataklarına sahiptir. İlde ferrokrom tesisleri Elazığ-Bingöl karayolu üzerinde, Elazığ a 55 km mesafede olup, ocaklardan çıkarılan cevher, ferrokrom üretim tesislerinde işlenerek ferrokrom elde edilmektedir. Yine ilde altın, bakır, molibden madenleri yanı sıra Elazığ vişnesi olarak bilinen mermer bulunmaktadır. Endüstriyel hammaddelerinden kireçtaşı ile minerallerden flurit yatakları bölgede yer almaktadır. Mermerin bir kısmı yurt dışına ihraç edilmektedir. Harput ve yöresi tarihi yerleri, arkeolojik alanlar, eski camiler, medreseler, türbeler, hanlar gibi eserler Elazığ ilinin tarihi ve kültürel dokusunun mihenk taşlarını oluşturmaktadır. Harput kalesi, tarihi camiler, kiliseler, hanlar, hamamlar, külliyeler, mescitler ve daha birçok tarihi eser görülmeye değerdir. Yine Buzluk mağaralarında yaz aylarında yatay tabakalar, sarkıt ve dikitler şeklinde buz, kış aylarında ise mağarada sıcak hava oluşmaktadır. Kültür ve tabiat varlıklarınca zengin olan il görülmeye değerdir. Sivrice ilçesindeki hazar kayak tesislerinde kayak sporu yapılmaktadır. Kolan kaplıcası Türkiye çapında 3. derecede öncelikli kaplıcalardandır. Ayrıca Elazığ Merkezde bir çok önemli tarihi ve mimari mekanlar bulunmaktadır TRB13 Bingöl İli Doğal Kaynak Envanteri 265

266 Yenilenebilir Kaynaklar Kaynak Tanımlama a) Güneş ve Yağış Güneş: Mevcut bilgilere göre Bingölde yılda 149 gün güneşli geçmektedir. Yılda ortalama 1493 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 962 mm dir b)tarımsal Topraklar ve Tarımsal Topraklar : Bingöl de genel olarak kahverengi topraklar,bazaltik topraklar ve Kahverengi orman toprakları hakimdir. Bunun Ekilebilir Araziler yanında kuzeyde kestanerengi topraklar hakimdir.ovalar ve havzalarda alüvyonlu ve kollüvyonlu topraklar bulunmaktadır. Ekilebilir Araziler : Bingöl de I-IV üncü sınıflar da bulunan arazi miktarı ha olup, toplam ekilebilir tarım arazisi ise ha dır. Bu arazilerin hektarı sulu arazi, hektarı ise c)su: (sulama, hidro-elektrik ) d)su ve Balıkçılık Kaynakları e)ormanlar ve Muhafaza f)diğer Flora ve Fauna susuz arazidir. Sulama : D.S.İ Müdürlüğünce ha alan etüt edilmiş olup, bunun ha. alanı sulanabilir alan, ha ise ekonomik sulanabilir alandır. Halen ha alan D.S.İ imkanlarıyla sulanmakta, yaklaşık ha. alanda proje aşamasındadır ha alan Köy Hizmetleri imkanlarıyla sulanmaktadır. Hidro-elektrik : Yayladere Özlüce Barajında Toplam kapasite yılda 413 GWh dir. İl de baraj ve gölet rezarvuar alanı : ha, akarsular : ha, doğal göl alanı ise 43 ha. dır. Ayrıca Ilıcalar Beldesinde termal su kaynağı bulunmaktadır. Su kaynaklarının tamamında özellikle sazan türü balıklar bulunmaktadır. Tarım İl Müdürlüğü ve DSİ Müdürlüğü tarafından geçmiş yıllardan bu yana pek çok akarsu, göl ve rezervuarlar muhtelif balık yavrularıyla balıklandırılmıştır. Orman alanı ha dır. Bu rakamın genel sahaya oranı % 27,49 dır. Ormanlar çoğunlukla meşe, dışbudak, kızılağaç, ardıç ve titrekavaktan oluşmaktadır. Flora: İlin florası başlıca Sığırkuyruğu, laden, kekik, sütleğen, yabani yonca, çançiçeği, yabani menekşe, geniş yapraklı çayır otu, ve dar yapraklı çayır otundan oluşmaktadır. Fauna : İlin faunası ise tilki, tavşan, ayı, kurt, sincap, sansar, dağ keçisi ve domuz gibi hayvanlardan oluşmaktadır. Yenilenemeyen Kaynaklar Kaynaklar Tanımlama Madenler Bingöl ilinde Bakır,Kursun,Çinko, Kireçtaşı, Kil, Demir, Ditsen, Fosfat, kaolen, Profilit, Linyit madenleri mevcuttur. İlde Hamamlar Beldesinde bulunan termal kaynak jeotermal alanlar içerisinde değerlendirilmektedir. Tarihi ve Bingöl Merkez İlçe: Kaleönü Kalesi, Gayt Kale kalıntısı, Zulüm Tepe, Turistik İncesu Eski Şehir Harabeleri. Yerler Adaklı İlçesi: Tarihi Adaklı Çeşmesi, Tarihi Adaklı Mesciti. Genç İlçesi : Kral Kızı Kalesi, Diyarbük Kümbeti, Kuba Kümbeti, Tarihi Ortaçağ Kalıntısı. Karlıova İlçesi : Azizan Anıtı, Tarihi Köprü. Kiğı İlçesi : Mürsel Paşa Anıtı, Şeyh Hacı Yusuf Türbesi, Balaban Bey Camii, Fultan Hamamı, Güneyağıl Köyü Kilisesi, Haküstün Kilisesi, Vank Kilisesi, Görgeç Kalesi, Eski Kiğı Belediye Konağı. Solhan İlçesi : Tarihi Kale Köy Camii, Ginç Kalesi, Tarihi mezarlık, Kasr- Magazin, Kale Zindanı, Cankurtaran Tepesi, Şeref Meydanı Anıtı, Mezget Camii, Murat (Norik) Höyüğü, Yüzen Ada TRB14 Tunceli İli Doğal Kaynak Envanteri 266

267 Yenilenebilir kaynaklar Kaynak a) Güneş ve Yağış b) Tarımsal Topraklar ve Ekilebilir Araziler c) Su: (sulama, hidro-elektrik ) d) Su ve Balıkçılık Kaynakları e) Ormanlar ve Muhafaza f) Diğer Flora ve Fauna Yenilenemeyen Kaynaklar Tanımlama Güneş: Tunceli Merkezinde yılda 148 gün güneşli geçmektedir. Yılda ortalama 1589 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 816 mm dir, Tarımsal Topraklar : Tunceli de üç tip toprak hakimdir. Bunlar kahverengi topraklar (kuzey ve güney),kahverengi orman toprakları(doğu ) ve kireçsiz kahve rengi orman topraklardır. Ekilebilir Araziler : Tunceli de toplam ekilebilir arazinin Ha olduğu söylenmekle birlikte, I-IV üncü sınıf arazi miktarı sadece ha dır. Bunun anlamı hektarı diğer sınıf (V-VIII) arazilerden oluşmaktadır ki, bu da uygun olmayan marjinal arazilerin tarımsal üretimde kullanıldığını göstermektedir. Yerüstü ve yer altı su kaynakları yılda 3114 m³ hacme sahip olup bunun %99 u yüzey kaynaklardan oluşmaktadır (nehir,göller). Sulama : Sulanabilir toplam arazi miktarı ha olarak tahmin edilmekte olup, bunun yalnızca ha ı (%50,8) sulanabilmektedir. Bunun %28,6 si halk sulaması ve %71,4 devlet sulamasıdır(dsi,khgm). Hidro-elektrik : Toplam kapasite yılda 384,5MW ve 1571 GWh dir. Doğal göller (49 ha), baraj ve rezarvuarlar (25115ha), ve akarsular (2506 ha) olarak yaklaşık ha yüzey suyu bulunmaktadır. Bu nehir boyları alabalık ve aynalı sazan üretimi için uygundur. Doğal ve plantasyon olarak ha orman bulunmaktadır. Ormanlarda, çoğunlukla Meşe, Ardıç, Dışbudak, Kızılağaç, Akçaağaç ve kavak gibi ağaçlardan oluşmaktadır. Doğal Türler:Gerek orman arazileri gerekse açık otlaklar ve meralar flora ve fauna bakımından oldukça zengindir.dünyada çok nadir rastlanan Huş ağacı mercan vadisinde doğal yaşama ortamı bulmuştur.tunceli de çografi yapı ve bitki örtüsü nedeniyle Dağ keçisi,keklik,tavşan,yaban domuzu,bıldırcın,kartal ve bir çok yaban hayvanı çokça bulunmaktadır. Munzur suyunda bulunan kırmızı benekli alabalık yöreye özgü nadir türleri ve lezzetiyle önemli bir ekonomik değere sahiptir. Tarımsal Çeşitler:Ovacık ta yerel fasulye türü ve Çemişgezek Ulukale dutu da yöreye özgü çeşitlerdir. Kaynaklar Madenler Tarihi ve Turistik Yerler Tanımlama İl sınırları,krom,bakır,jips,linyit,manganez,tuğla-kiremit hammadde rezervleri bulunmasına rağmen ticari boyutta herhangi bir çalışma başlamamıştır.ayrıca Pülümür ilçesi kırmızı köprü ören önü yakınında bulunan ve rezervi kesin olarak tespit edilemeyen kireçtaşı yatakları bulunmaktadır.yeraltı kaynakları dışında,pülümür ilçesinde tekel tarafından işletilen üç adet tuz işletmesi bulunmaktadır. Tunceli ili kara turizminin hemen her türlüsüne imkan sağlayacak doğal yapıya sahiptir.milli park alanları ve av turizmi,munzur gözeleri,munzur dağlarında kayak turizmi Munzur,Pülümür ve Peri suyunda su sporları yapmaya elverişlidir. Tunceli de tarihi yapıların yoğunlaştığı ilçeler Mazgirt, Çemişgezek ve Pertek tir. Bu ilçelerde Selçuklu, Osmanlı ve az sayıda Bizans ve Ermeni kültürüne ait yapılara rastlanmaktadır. Ayrıca il genelinde bir çok köyde Akkoyunlu kültürüne ait koyun ve koç başlığı mezar taşları bulunmaktadır TRB21 Van İli Doğal Kaynak Envanteri 267

268 Yenilenebilir Kaynaklar KAYNAKLAR a) Güneş ve Yağış b) Tarımsal Topraklar ve Ekilebilir Araziler c) Su: (sulama, hidro-elektrik ) d) Su ve Balıkçılık Kaynakları e) Ormanlar ve Muhafaza f) Diğer Flora ve Fauna TANIMLAMA Güneş: Mevcut bilgilere göre Van da 133 gün güneşli geçmektedir. Yılda ortalama 2872 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 385 mm dir, Tarımsal Topraklar : Van da iki tip toprak hakimdir. Bunlar kahverengi orman toprağı (kuzey ve doğu kesimleri) ve kahverengi topraklardır(güney kesim). Ovalarda alüvyonlu topraklar bulunmaktadır. Ekilebilir Araziler : Van da toplam ekilebilir arazinin ha olduğu söylenmekte birlikte, bunun ha ı tarım dışı arazi olarak kullanılmaktadır. Su ve yer altı su kaynakları yılda 3.005,87 hm³ hacme sahip olup bunun % 97 si yüzey kaynaklardan oluşmaktadır (nehir,göller). Yer altı su arama çalışmaları devam etmekte olup, DSİ tarafından 145 Araştırma kuyusu açılmıştır. Sulama : Sulanabilir toplam arazi miktarı ha olarak tahmin edilmekte olup, bunun yalnızca ha ı (%30,6) sulanabilmektedir. Bunun % 30,7 si halk sulaması ve % 69,3 i devlet sulamasıdır(dsi,khgm). Hidro-elektrik : Toplam kapasite yılda 17,696 MW ve 46,5 GWh dir. Doğal göller ( ha), baraj ve rezarvuarlar (7.034 ha), gölet ve bentler (254 ha) ve akarsular (1327 ha) olarak yaklaşık ha yüzey suyu bulunmaktadır. Saniyede 7 m³ debili ve sıcaklığı 12 C olan 6 adet akarsu bulunmaktadır. Bu nehir boyları alabalık ve aynalı sazan üretimi için uygundur. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve DSİ tarafından 1985 den bu yana 4 den fazla göl ve rezervuara muhtelif balık türleri (yaklaşık balık) bulundurulmaktadır. Doğal ve plantasyon olarak ha orman bulunmaktadır. Ormanlarda çoğunlukla fundalıklar, ardıç küçük meşe ve kavak gibi ağaçlardan oluşmaktadır. Doğal Türler: Ekolojik şartlar göz önüne alındığında Van'ın güney kesimleri dışında kalan yörelerde, geçmişteki doğal bitki örtüsünün ağaçlı step olduğu söylenebilir. Step içindeki başlıca türler, çeşitli meşe türleri ve bodur ardıçlardır. Çam türleri Van Gölü çevresinde kendilerine uygun, ekolojik ortamı bulamamışlardır. Van'da yetişebilecek çam türü sarıçamdır. Bu gün orman kalıntılarına ilin güney kesimlerinde rastlanır. Bu kesimlerde bitki örtüsü genellikle meşelerden oluşur. Meşeler, bozulmuş, birçok yerde çalık halini almıştır. Ağaçlık sahalara Gevaş'ın güneyinde de rastlanır. Meşeler yanında, seyrek de olsa, sakız,bodur ardıç, kızılcık, doğu çınarı, ceviz, titrek kavak ve yabani meyve ağaçları da görülmektedir. Van güneyinde stepler de görülür ve en önemli elemanı geven otudur. illin güneyi dışında ormanlara rastlanmaz. Sadece Erciş'in kuzeyinde, Ilıca suyu vadisinde seyrek meşe toplulukları bulunur. Tarımsal Çeşitler: Edremit İlçesine has Avis elması, Van Kirazı, Erciş Kavunu, Erciş Lahanası ve özellikle Merkeze bağlı Alaköy civarında yaygın aroması diğerlerinden çok farklı olan Yerli Üzüm yöreye has çeşitlerdir. İnci Kafali Balığı : Van Gölüne has, sodalı suda yaşayan endemik bir türdür. Nordüz Koyunu : Morkaraman Irkından köken almış et ve süt verimi yüksek bir ırktır. Bu ırk Gürpınar İlçesi Norduz Bölgesine daha iyi adapte olmuş ve bu bölgede yoğunlaşmıştır. Ancak bölgede özellikle geçmişte güvenlik konusunda yaşanan problemler nedeniyle sayılarında hissedilir bir düşme olmuştur. Yenilenemeyen Kaynaklar 268

269 KAYNAKLAR Madenler Tarihi ve Turistik Yerler TANIMLAMA Van' da demir, perlit, pomza, linyit, krom gibi maden cevherleri mevcuttur. Ayrıca; Erciş, Çaldıran, Saray da sıcak su kaynağı mevcuttur. M.Ö. 9.yy. Urartular dan kalma Van Kalesi en önemli tarihi kalıntı olma özelliğini korumakla birlikte, Urartular döneminden kalma ve dönemin deniz taşıtlarına iskele görevi yapan kalede, taş bloklar üzerindeki tarihi çivi yazı ve yazıtları güvenli bir korumadan mahrum olmaları nedeniyle yer yer kazınma ile silinmeye uğramışlardır de açılan en önemli Urartu müzelerinden olan Van Müzesi, Urartulardan kalma Meher Kapı kaya nişi, Ayanıs kalesi, Van ve Edremit kıyıları, Süphan Dağı manzarası ile Amik kıyıları, Muradiye Şelalesi, Gevaş Türk Mezarlığı ile Cemle Hatun Kümbeti,Gevaş açıklarındaki Akdamar Adası M.S yıllarından kalma kilise, Çarpanak Adası ve 11.yy. inşa edilen kilise, Erçek Gölü, Erciş Doğancı kaplıcası, bir gözü mavi diğeri sarı olan Van Kedisi,Mahalli Van kilimleri, gümüş işleri, mahalli otlarla yapılan Otlu Peyniri, Van Kavunu ve balığıyla doğunun önemli turistik merkezlerindendir. Gürpınar Çavuştepe de Urartuların M.Ö. 730 da yaptığı şehir, saray ve sarnıç kalıntıları, 1643 yılında Mahmudilerin yaptığı Hoşap Kalesi Yedisalkım mağaraları, Saray da Urartulardan kalma Haldi Kapılarına örnek yeşilalıç Kaya işi mevcuttur. Başkale de Varal kilisesi gibi tarihi kalıntılar mevcuttur. Çatak ta Ganisipi Şelalesi, tarihi Omanlı Köprüsü, Çatak balı ve Bahçesaray ceviziyle birlikte ceviz işlemeleri, tüm Van da olduğu gibi mahalli değerler otlu peynir üretimiyle Van turizmine katkıda bulunurlar TRB22 Muş İli Doğal Kaynak Envanteri 269

270 Yenilenebilir Kaynaklar Kaynak a) Güneş ve Yağış b) Tarımsal Topraklar ve Ekilebilir Araziler c) Su: (sulama, hidro-elektrik) d) Su Kaynakları e) Ormanlar ve Muhafaza f) Diğer Flora ve Fauna Tanımlama Güneş: Muş ilindeyılda ortalama 132 gün güneşli geçmektedir. Yılda ortalama 2602 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 782mm dir, Tarımsal Topraklar : Muş ta Bazaltik Topraklar (114993ha), Kestane Renkli Topraklar( ha), Kireçsiz Kahverengi Topraklar( ha), Kalkersiz Kahverengi Orman Toprakları ( ha), Vertisol Topraklar (72150ha), regosol Topraklar (7570 ha ), Koluviyal Topraklar (12152 ha ), Aluviyal Topraklar ( ha), Hidromorfik Alüviyal Topraklar(857 ha) olup toplam ha dır. Ekilebilir Araziler : Muş ta toplam ekilebilir arazi ha tarla alanı ve 7149 ha ı ise bağ bahçe arazisi olmak üzere toplam her ne kadar ha tarım alanı olduğu söylenmekte ise de, sadece ha lık kısmı I. ve IV.üncü sınıf arazi üzerinde yapılmaktadır. Tarıma elverişli olup fakat kullanılmayan arazi miktarı ise ha dır. Bunun anlamı, aslında ha dan fazla ekilebilir arazinin V-VIII. Sınıf araziler üzerinde yapıldığını, bu da uygun olmayan marjinal arazilerin tarımsal üretimde kullanıldığını göstermektedir. Sulama : Ekilebilir toplam arazi miktarı ha olup ha sulanabilir tarım arazisidir. Ancak sulanabilir tarım alanlarının ha lık kısmı fiilen sulanabilmektedir. Sulanan arazinin %12 si KHGM nün yapmış oldğu sulama kanalları ve göletleri ile,%10 u DSİ nin yapmış olduğu Baraj ve kanallarla,%17 si de halk sulaması şeklndedir. Hidro-elektrik : Toplam kapasite yılda 361,5 MW ve 1199,9 GWh dir. Doğal göller (3224 ha), baraj ve rezarvuarlar (17388ha), gölet ve bentler (69ha) ve akarsular (667ha) olarak yaklaşık ha yüzey suyu bulunmaktadır. Yerüstü su kaynağı potansiyeli 4505,93 hm 3 /yıl, Yer altı su kaynağı potansiyeli 117 hm 3 /yıl dır. Toplam su potansiyeli 4622,93 hm 3 /yıl dır. Doğal ve plantasyon olarak 72865,5 ha orman bulunmaktadır. Ormanlarda çoğunlukla meşe ağaçlarından oluşmaktadır. Doğal Türler: Keklik, Tilki, Tavşan, Yaban Ördeği, Yaban Kazı, Alabalık, Sazan vb. türler av turizmi açısından önem teşkil etmektedir. Muş İli otlak ve mera alanı bakımından oldukça zengin olup; Buğdaygil yem bitkileri (Kamışsı Yumak, Kılçıksız Brom, Çayır Üçgülü, Domuz Ayrığı, Mavi Ayrık, Yüksek Otlak Ayrığı vb), Baklagil yem bitkileri(adi Yonca, Şerbetçi otu yoncası, Geven, tarla Üçgülü, Melez Üçgül, Kekik, Çayır Düğmesi vb.), Köpek dişi, koyun yumağı, çayır sazı, vb. bitkiler botanik kompozisyonunu oluşturmaktadır. Yenilemeyen Kaynaklar Kaynaklar Madenler Tarihi ve Turistik Yerler Tanımlama İlde barit,çimento hammaddesi,kireç taşı,linyit ve Tuğla-Kiremit gibi madenler mevcut olmasına rağmen üretim yapılmamaktadır. Yine ilde Barit Fabrikası olmasına rağmen faaliyet göstermemektedir. Malazgirt Kalesi, Muş Kalesi, Hasbet Kalesi, Muşet Kalesi, Malazgirt- Tıkızlı Kalesi, Katerin(Zincirli)Kale, Murat Irmağı Köprüsü, Hatun Köprüsü, Kız Köprüsü, Ve Alaeddin Bey Hamamı, Yıldızlı Han, Aslanlı Han, Alaeddin Bey Çeşmesi, Ulu Camii, Hacı Şeref Camii, bulanık Mollakent Camii, Mollakent Medresesi, Dolabaş Höyüğü, Bostankale Höyüğü, Yağcılar Höyüğü, Arak Manastırı TRB23 Bitlis İli Doğal Kaynak Envanteri 270

271 Yenilenebilir Kaynaklar KAYNAK TANIMLAMA a) Güneş ve Yağış: Güneş: Bitliste yılda ortalama 161 gün güneşli geçmektedir. Yılda ortalama 2110 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 1254mm dir. b) Ormanlar ve Doğal ve plantasyon olarak ha. orman alanı bulunmaktadır. muhafaza Ormanlar büyük oranda meşe ağaçlarından oluşmaktadır. Bunun yanında kayın, çam, ardıç, akçaağaç ve kavak gibi ağaç çeşitleri de bulunmaktadır. İlde muhtelif meşe türleri (Quercus), fundalar ve c) Tarımsal Topraklar ve Ekilebilir Arazi d) Su: (sulama, hidro-elektrik ve termik enerji kaynakları) e) Su ve Balıkçılık Kaynakları f) Diğer Flora ve Fauna bodur ağaçlar vardır. Tarımsal Topraklar: Bitlis'te iki tip toprak hakimdir. Bunlar kireçsiz kahverengi orman toprakları ve kireçsiz kahverengi topraklardır. Bu iki tür toprak gurubu ilin % 70 ini kaplamaktadır. İlde çok genç toprak sınıfına giren Regosol toprak çeşidi de (%14) oranında bulunmaktadır. Irmak, çay ve dereler boyunca alüvyonlu topraklar (% 2,8) oranında bulunmaktadır. Kestane rengi topraklar (% 4,8) oranında bulunmaktadır. Ekilebilir Arazi: Bitlis'teki toplam ekilebilir arazinin ha. olduğu tahmin edilmekle birlikte, I inci IV üncü sınıf arazi miktarı toplam ha. dır. Bunun anlamı çeşitli kültürel uygulamalar yapıldığı takdirde tarım arazisi miktarının artırılabileceğidir. Su ve yeraltı su kaynakları yılda 2512,3 hm 3 hacme sahip olup bunun 2507,8hm 3 kadarı yer altı suyudur. Yeraltı suyu araması ile ilgili DSİ nin bir çalışmasına rastlanmamıştır. Sulama: Sulanabilir toplam arazi miktarı ha. olarak tahmin edilmekte olup bunun yalnızca ha'sı (%20) sulanmaktadır. Bunun %73'ü halk sulaması ve %27'si devlet sulamasıdır (DSI ve KHGM). Hidro-elektrik: Toplam kapasite yılda 206,4 MW ve 955,6 GWh'dir. Kişi başına düşen elektrik tüketimi 301 kwh dir. Termik Enerji: İşletmede olan bir termik santral ilde bulunmamaktadır. Doğal göller ( ha), baraj ve rezervuarlar (2.251 ha.) gölet ve bentler (82 ha.) ve nehirler (368 ha) olarak yaklaşık ha yüzey suyu bulunmaktadır. Yaklaşık ha. göl sodalıdır. Bazı nehirlerde balıkçılık veya sportif amaçlı amatör balıkçılık için uygun mahalli sazan türleri (Cyprinidae familyası) bulunmaktadır. Van Gölü ne İnci Kefalı balık çeşidi bulunmaktadır. Doğal Türler: Gerek orman arazileri gerekse açık otlaklar ve meralar flora ve fauna bakımından zengindir. Üçgül ve yonca bölgede doğal olarak bulunan bir yem bitkisidir. Kuşburnu ve kekik yörede bol miktarda bulunan aromatik bitkilerdir. İlkbaharda okşin, jal çiviş olarak adlandırılan bitkiler dağlarda bol miktarda bulunur. Yayla balı bu yerel floradan elde edilir ve pazarlanma imkanı yüksektir. Meşe ormanlarında yaban domuzu bulunmaktadır. Tarımsal Çeşitler: Adilcevaz ilçesinde yetiştirilen Adilcevaz cevizi yöreye has çeşitlerdendir. Senciri üzüm çeşidi de yine yöreye has çeşitlerdendir. İnci Kefali Balığı: Van Gölü nün sodalı suyunda yaşayan ve ilde bol miktarda avlanan bir balık çeşididir. Yenilenemeyen Kaynaklar 271

272 KAYNAK Madenler Tarihi ve turistik yerler TANIMLAMA Bitlis maden rezervleri açısından pek zengin olmamakla bereber, ilde kireç taşı, fosfat, mermer yatakları, Ahlat taşı, pomza rezervleri bulunmaktadır. Türkiye'nin diğer bölgelerinde olduğu gibi, Bitlis'te de birçok turistik ve tarihi mekanlar vardır. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere kucak açan ilde bu dönemlere ait pek çok kale, cami,medrese,köprü ve kervansaray yapıları bulunmaktadır. Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz ilçeleri Van Gölü nün sahillerinin güzelliklerini, kendi tarihi özellikleriyle bütünleştirir. Özellikle uzun yıllar Selçuklu egemenliği altında kalan Ahlat ta dünyaca ünlü kümbet adı verilen anıt mezarlar ve mezar taşları, Adilcevaz ilçesinde ise Urartular a ait eserler ve özellikle Kef Kalesi, merkez ilçede M.Ö 4. yüzyılda Büyük İskender in komutanlarından Bedlis tarafından yaptırılan Bitlis Kalesi ile Selçuklular tarafından yaptırılan İhlasiye Medresesi ve Şerefiye Külliyesi bulunmaktadır. Nemrut Dağı nın ilk olarak 4. zamanda son olarak da 1440 yılında püskürmesiyle oluşan Nemrut Krater Gölü, Ahlat ilçesi sınırları içerisinde kalmakta olup bir doğa harikasıdır. Bitlis in topografik yapısı ve iklim koşulları özellikle kış sporları ve dağcılık yönünden önemli bir potansiyel taşımaktadır. Güroymak ilçesinde bulunan kaplıca ve ilin değişik yerlerinde bulunan sıcak su kaynakları çeşitli rahatsızlıklara iyi gelmekte olup etraf illerden turist çekmektedir TRB24 Hakkari İli Doğal Kaynak Envanteri 272

273 Yenilenebilir Kaynaklar KAYNAKLAR a) Güneş ve Yağış b) Tarımsal Topraklar ve Ekilebilir Araziler c) Su: (sulama, hidro-elektrik ) d) Su ve Balıkçılık Kaynakları e) Ormanlar ve Muhafaza f) Diğer Flora ve Fauna TANIMLAMA Güneş: Hakkari ilinde yılda ortalama 169 gün güneşli geçmektedir. Yılda ortalama 2758 saat güneşli geçmektedir. Yağış: İlde yıllık yağış miktarı yaklaşık 754mm dir. Tarımsal Topraklar : Hakkari İli genelinde hemen hemen her tür litolojik birimler(tortul,volkanik,metamorfik) mevcut olduğundan dolayı toprak türleri de çeşitlilik arzetmektedir.toprak profilinin pedgenetik özelliklerini esas alan kategorilere göre Hakkari ili arazilerinin toprak grupları düzeyinde; ilin arım yapılan topraklarının % 10,4 ü kum,% 76 sı tın,%13,6 sı tilli-tın bünyesine sahiptir. Ekilebilir Araziler : Hakkari de toplam arazinin ( Ha) ha tarım arazisi olarak kullanılmakta, toplam arazinin ha ı tarım dışı arazi olduğu görülmektedir. Su ve yer altı su kaynakları yılda 2568,35 hm³ hacme sahip olup bunun % 97 si yüzey kaynaklardan oluşmaktadır (nehir,göller). Sulama : Sulanabilir toplam arazi miktarı ha olarak tahmin edilmekte olup, bunun ha ı ekonomik olarak sulanabilmektedir. Bunun % 22,7 si halk sulaması ve % 66,3 i devlet sulamasıdır(dsi,khgm). Hidro-elektrik : Toplam kapasite yılda 863,2 MW ve 2622,8 GWh dir. Doğal göller (139 ha) ve akarsu yüzeyleri ( 550 ha) olarak yaklaşık 689 ha yüzey suyu bulunmaktadır. Saniyede 7 m³ debili ve sıcaklığı 12 C olan 6 adet akarsu bulunmaktadır. Bu nehir boyları alabalık ve aynalı sazan üretimi için uygundur. Doğal ve plantasyon olarak ha orman bulunmaktadır. Mevcut ormanlık alanın ha. Baltalık orman, ha. Koru orman alanıdır. Bu alanlarında % 23,7 si verimli orman, % 76,3 ü bozuk orman alanıdır. Ormanlarda çoğunlukla Meşe, ardıç, küçük meşe gibi ağaçlardan oluşmaktadır. Doğal Türler: Ekolojik şartlar göz önüne alındığında doğal bitki örtüsünün karasal iklim sonucu olarak bozkırdır. Yeryüzü şekillerinin doğal bitki örtüsü ile yakın ilgisi vardır.dağların dik yamaçları aşınmadan dolayı çoraklaşmışken, eğimin azaldığı yerler orman ve çalılıkla örtülüdür. Yöredeki orman ağaçlarının başlıcaları meşe, çınar,söğüt,kavak,ahlat,dişbudak,alıç,ardıç ve yabani meyve ağaçları da görülmektedir. Tarımsal Çeşitler: Şemdinli ilçesinde yöreye has Şemdinli tütünü, Çukurca da Susam,incir ve nar. Ters Lale(Fritillaria İmperialis) : Hakkari iline has, yörenin yüksek bölgelerinde yetişen kısa ömürlü ve endemik bir bitki türüdür. Yenilenemeyen Kaynaklar KAYNAKLAR Madenler TANIMLAMA Hakkari' nin yeraltı madenlerini kısaca şöyle sıralayabiliriz. 273

274 Tarihi ve Turistik yerler Kuvars Kristalleri, Kurşun Madeni, Kükürt madeni, Asbest, Talk madenleri, Çinko madeni, Turba, Mermer, Granit, Kuvarsit, Bakır, Kömür Madenleri. Gökyüzüne uzanan yüksek ve haşmetli dağları,derin vadileri, buzullu göl ve dorukları,yüksek şelaleleri,alpin çayırları,devamlı karlarla kaplı yüksek zirveleri,soğuk sulara sahip yaylaları ile dağcılık,su ve kara avcılığı,kış sporları,doğa yürüyüşleri ve rafting yapılabilecek doğal kaynaklara sahiptir. M.Ö 7000 li yıllara kadar uzanan tarihi geçmişi, çeşitli kültür ve medeniyet izlerini taşıyan tarihi eserlerinin varlığı ile turizm açısından ayrı bir potansiyele sahiptir. Meydan Medresesi; 1701 tarihinde Hakkari beylerinden İzzettin oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır mevcuttur.anıtsal yapısı,düzgün kesme taş işçiliği,içteki revaklı avlusu,kapısındaki süslemeleri ve iki katlı planı ile günümüze kadar gelmiş n önemli anıtsal yapıdır. Taş Köprü; Osmanlı döneminde Şemdinli deresi üzerinde kurulan taş köprü Seyyid Mehmet Sıddık tarafından yaptırılmıştır. Kelat Sarayı; Şemdinli ye 17 km uzaklıktaki eski ilçe merkezi Nehri nin güney batısında dere kenarına kurulmuştur.seyyit Ahmet Sıdık tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Ağaçdibi Şelalesi; Çukurca yolunun 14 km sinde dar ev derin bir vadi içinde yer alan Ağaçdibi Köyü sınırları içerisinde,köyün 500m doğusunda ve yaklaşık m yükseklikte bir şelaledir. Bunu yanı sıra;hakkari Stelleri,Kayme Sarayı,Kızıl Kümbet Mezarlığı,Kale alttı mezarlığı,halil Kilisesi, Derav Kilisesi,Konak ve Koçanıs Manastır kiliseleri gezilebilecek diğer tarihi eserlerdir. KAYNAKLAR - Tarım ve Köyişleri Bakanlığı - Çevre ve Orman Bakanlığı 274

275 - Sağlık Bakanlığı - Milli Eğitim Bakanlığı - Turizm Bakanlığı - Devlet Su İsleri Genel Müdürlüğü - Meteoroloji İsleri Genel Müdürlüğü - Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Il Müdürlükleri - Elektrik İsleri Etüt İdaresi - Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü - Türkiye Ziraat Odaları - Tarım Il Müdürlükleri - Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü - İl Tarım Master Planları Tarım Strateji Belgesi (DPT) - II. Tarım Şurası Sonuç Raporu - Türkiye İstatistik Kurumu Yayınları, , - VIII. BYKP Özel İhtisas Komisyon Raporları - DPT, İllerin Ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması (2003) Yayın No DPT Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Planlama ve İktisadi Araştırmalar Grup Yönetmenliği, Mevzuatı İzleme, Değerlendirme ve Ekonomik Araştırmalar Yönetmenliği; Sektör Araştırmaları Serisi No: 26 Elektrik Enerjisi Sektörü Aralık İl çevre Müdürlükleri (Çevre Durum Raporları) - Türkiye İstatistik Kurumu, Tarımsal yapı (Üretim, Fiyat, Değer), Mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Toprak ve Su ları Envanteri, TKB Gıda Sanayi Envanteri TKB Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü - TKB Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü (TEDGEM) Genel Tarım Sayımı, TÜİK Yayınları No:2924, Ankara Dış Ticaret Müsteşarlığı

276 TÜİK erişim: Milli Eğitim Bakanlığı İstatistikleri ( erişim: ) - (erişim: ) - (erişim: ) - (erişim: ) - Mülga Köyhizmetleri Gn. Müd. ( erişim: ) - TÜİK, 2002 verileri ( - Mülga Köyhizmetleri Gn. Müd. ( erişim: ) - Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, ( ) erişim: FAO, ( erişim ) - Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü, 2006 ( - İGEME, TKB, Çiftçi kayıt Sistemi ( - Dış Ticaret İstatistikleri, EBİM, Dış Ticaret Müsteşarlığı - SETBİR, Türkiye Süt, Et ve Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği ( erişim: ) 276

Koordinatörler Bilal ZEYTİN, Ertan ÜŞÜMÜŞ, İhsan BİLİCİ, Kadriye USLU, Seher MUĞLA Proje Yönetimi ve Mali Kontrol Daire Başkanlığı

Koordinatörler Bilal ZEYTİN, Ertan ÜŞÜMÜŞ, İhsan BİLİCİ, Kadriye USLU, Seher MUĞLA Proje Yönetimi ve Mali Kontrol Daire Başkanlığı I T.C. Tarı m ve Köyiş leri Bakanlı ğ ı Strateji Geliş tirme Baş kanlı ğ ı Vahdettin ÖZKAN Başkan Enver AKSOY Proje Yönetimi ve Mali Kontrol Daire Başkanı Koordinatörler Bilal ZEYTİN, Ertan ÜŞÜMÜŞ, İhsan

Detaylı

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI TR 2 BATI MARMARA BÖLGESI TARIM MASTER PLANI

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI TR 2 BATI MARMARA BÖLGESI TARIM MASTER PLANI TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI TR 2 BATI MARMARA BÖLGESI TARIM MASTER PLANI 2007 T.C. Tarı m ve Köyiş leri Bakanlı ğ ı Strateji Geliş tirme Baş kanlı ğ ı Vahdettin ÖZKAN Başkan Enver AKSOY Proje Yönetimi

Detaylı

TÜRKİYE TARIMI, GELİŞMELER ve GENÇ TARIMCILAR

TÜRKİYE TARIMI, GELİŞMELER ve GENÇ TARIMCILAR «GENÇ TARIMCILAR GELECEĞE HAZIRLANIYOR» GÜNÜMÜZ TARIMINDA GERÇEKLER, HEDEFLER VE FIRSATLAR PANELİ TÜRKİYE TARIMI, GELİŞMELER ve GENÇ TARIMCILAR Prof.Dr. Cengiz SAYIN Akdeniz Üniversitesi / Ziraat Fakültesi

Detaylı

TÜRKİYE DE TARIMIN GELECEĞİ ve AVANTAJLAR

TÜRKİYE DE TARIMIN GELECEĞİ ve AVANTAJLAR TÜRKİYE DE TARIMIN GELECEĞİ ve AVANTAJLAR Halil AGAH Kıdemli Kırsal Kalkınma Uzmanı 22 Kasım 2016, İSTANBUL 1 2 SUNUM PLANI TARIMDA KÜRESELLEŞME TÜRK TARIM SEKTÖRÜ VE SON YILLARDAKİ GELİŞMELER TARIMDA

Detaylı

Tarımın Anayasası Çıktı

Tarımın Anayasası Çıktı Tarımın Anayasası Çıktı Günnur BİNİCİ ALTINTAŞ Tarım sektörünün anayasası olan 5488 sayılı Tarım Kanunu iki yıllık yoğun bir çalışmanın ardından 18.04.2006 tarihinde kabul edildi. Resmi Gazete de 25.04.2006

Detaylı

Bölüm 2. Tarımın Türkiye Ekonomisine Katkısı

Bölüm 2. Tarımın Türkiye Ekonomisine Katkısı Bölüm 2. Tarımın Türkiye Ekonomisine Katkısı Nüfus ve İşgücü Katkısı Üretim ve Verim Katkısı Toplum Beslenmesine Katkı Sanayi Sektörüne Katkı Milli Gelire Katkı Dış Ticaret Katkısı Nüfus ve İşgücü Katkısı

Detaylı

T.C. Kalkınma Bakanlığı

T.C. Kalkınma Bakanlığı T.C. Kalkınma Bakanlığı 2023 Vizyonu Çerçevesinde Türkiye Tarım Politikalarının Geleceği- Turkey s Agricultural Policies at a Crossroads with respect to 2023 Vision 2023 Vision, Economic Growth and Agricultural

Detaylı

GIDA ARZI GÜVENLİĞİ VE RİSK YÖNETİMİ

GIDA ARZI GÜVENLİĞİ VE RİSK YÖNETİMİ GIDA ARZI GÜVENLİĞİ VE RİSK YÖNETİMİ Bekir ENGÜRÜLÜ Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Haziran 2016 SUNUM PLANI DÜNYADA TARIMIN GÖRÜNÜMÜ TÜRKİYE TARIMINA BAKIŞ

Detaylı

Polonya ve Çek Cumhuriyeti nde Tahıl ve Un Pazarı

Polonya ve Çek Cumhuriyeti nde Tahıl ve Un Pazarı Polonya ve Çek Cumhuriyeti nde Tahıl ve Un Pazarı Polonya da 400-450 un değirmeni olduğu biliniyor. Bu değirmenlerin yıllık toplam kapasiteleri 6 milyon tonun üzerine. Günde 100 tonun üzerinde üretim gerçekleştirebilen

Detaylı

A R A Z İ V A R L I Ğ I ALAN(Ha) PAYI(%) Tarım Arazisi (Kullanılmayan hali Araziler Dahil) (*) 254.960 44,7. Çayır Mera Alanı (*) 65.

A R A Z İ V A R L I Ğ I ALAN(Ha) PAYI(%) Tarım Arazisi (Kullanılmayan hali Araziler Dahil) (*) 254.960 44,7. Çayır Mera Alanı (*) 65. TARIMSAL YAPI 1. İlin Tarımsal Yapısı İlimiz ekonomisinde Tarım ilk sırada yer almakta olup 28.651 çiftçi ailesinden 141.077 kişi bu sektörden geçimini sağlamaktadır. 2013 yılı Bitkisel ve Hayvansal in

Detaylı

2000 Yılı Sonrası Reformu - I

2000 Yılı Sonrası Reformu - I 2000 Yılı Sonrası Reformu - I 2000 yılı sonrasında reform niteliğinde atılan adımlar: DGD desteklemede ana araç oldu DGD uygulamasına tüm yurtta geçilmesini öngören 2000/2172 sayılı BKK Oluşturulan Çiftçi

Detaylı

ADANA İLİ TARIMSAL ÜRETİM DURUMU RAPORU

ADANA İLİ TARIMSAL ÜRETİM DURUMU RAPORU ADANA İLİ TARIMSAL ÜRETİM DURUMU RAPORU Ağustos 2013, Adana Hazırlayanlar Sabahattin Yumuşak; Adana Güçbirliği Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sinem Özkan Başlamışlı; Çiftçiler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi

Detaylı

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI T.C. BARTIN VALİLİĞİ İL TARIM MÜDÜRLÜĞÜ 2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI YUSUF ALAGÖZ İL TARIM MÜDÜRÜ BARTIN DA DEMOGRAFİK YAPI 2009 YILI ADRESE DAYALI NÜFUS TESPİT ÇALIŞMASI SONUCUNDA İLİN TOPLAM NÜFUSU 188.449

Detaylı

TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI 2007 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI 2007 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI 2007 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 30 uncu maddesinde, Genel Yönetim kapsamındaki idarelerin, ilk altı aylık

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL 7.Bölüm Tarımsal Finansman ve Kredi Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından

Detaylı

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar;

Türkiye de hayvancılık sektörünün önündeki sorunları iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; Tarımı gelişmiş ülkelerin çoğunda hayvancılığın tarımsal üretim içerisindeki payı % 50 civarındadır. Türkiye de hayvansal üretim bitkisel üretimden sonra gelmekte olup, tarımsal üretim değerinin yaklaşık

Detaylı

ŞANLIURFA TARIM MASTER PLANI

ŞANLIURFA TARIM MASTER PLANI TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI ŞANLIURFA TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ 1 İL TARIM VE KIRSAL KALKINMA MASTER PLANLARININ HAZIRLANMASINA DESTEK PROJESİ ŞANLIURFA TARIM MASTER PLANI MAYIS 2006 2 3 T.C. Tarım ve Köyişleri

Detaylı

AB Destekli Bölgesel Kalkınma Programları

AB Destekli Bölgesel Kalkınma Programları T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü AB Destekli Bölgesel Kalkınma Programları Aralık 2004 AB Bölgesel Programları Dairesi Başkanlığı

Detaylı

Döneminde Tarımsal Destekleme

Döneminde Tarımsal Destekleme 1963-2000 Döneminde Tarımsal Destekleme 1990 dan sonraki dönemde uygulanan tarımsal destekleme politika araçları temel olarak 5 ana başlık altında toplanabilmektedir: Fiyat desteği (destekleme alımları)

Detaylı

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 GÜNEY EGE BÖLGE PLANI 2010-2013 SUNUM AKIŞI Bölge Planı Hazırlık Süreci Paydaş Analizi Atölye Çalışmalarının Gerçekleştirilmesi Mevcut Durum Analizi Yerleşim Yapısı ve Yerleşmeler Arası İlişki Analizi

Detaylı

TÜRKİYE ET ÜRETİMİNDE BÖLGELER ARASI YAPISAL DEĞİŞİM ÜZERİNE BİR ANALİZ

TÜRKİYE ET ÜRETİMİNDE BÖLGELER ARASI YAPISAL DEĞİŞİM ÜZERİNE BİR ANALİZ TÜRKİYE ET ÜRETİMİNDE BÖLGELER ARASI YAPISAL DEĞİŞİM ÜZERİNE BİR ANALİZ Arş. Gör. Atilla KESKİN 1 Arş.Gör. Adem AKSOY 1 Doç.Dr. Fahri YAVUZ 1 1. GİRİŞ Türkiye ekonomisini oluşturan sektörlerin geliştirilmesi

Detaylı

Sürdürülebilir Tarım Yöntemleri Prof.Dr.Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Sürdürülebilir Tarım Yöntemleri Prof.Dr.Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sürdürülebilir Tarım Yöntemleri Prof.Dr.Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi TARIMSAL FAALİYETİN ÇEVRE ÜZERİNE ETKİSİ Toprak işleme (Organik madde miktarında azalma) Sulama (Taban suyu yükselmesi

Detaylı

AB ORTAK PİYASA DÜZENİNE UYUM ÇALIŞMALARI. AB Ortak Piyasa Düzeni

AB ORTAK PİYASA DÜZENİNE UYUM ÇALIŞMALARI. AB Ortak Piyasa Düzeni AB ORTAK PİYASA DÜZENİNE UYUM ÇALIŞMALARI AB Ortak Piyasa Düzeni Ortak Tarım Politikası (OTP) AMAÇLAR Tek Pazar Tarımsal verimliliği artırmak Tarımda çalışanlara adil bir yaşam standardı sağlamak Mali

Detaylı

T.C. GIDA,TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TÜRKİYE TARIM HAVZALARI ÜRETİM VE DESTEKLEME MODELİ. 30 Havza

T.C. GIDA,TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TÜRKİYE TARIM HAVZALARI ÜRETİM VE DESTEKLEME MODELİ. 30 Havza T.C. GIDA,TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TÜRKİYE TARIM HAVZALARI ÜRETİM VE DESTEKLEME MODELİ 30 Havza 1 Sunum Planı 1. Tarım havzalarının belirlenmesi 2. Mevcut durum değerlendirmesi 3. Amaç ve gerekçe

Detaylı

TARSUS TİCARET BORSASI

TARSUS TİCARET BORSASI TARSUS TİCARET BORSASI Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ürünlerden, tarımsal üretimin bir kısmı doğrudan tüketilirken, bir kısmı sanayide hammadde olarak işlenerek değişik gıdalara dönüştürülmektedir. Tarımsal

Detaylı

TARIM - AGRICULTURE. İlkay Dellal. 6 th March 2018, Bilkent Hotel, Bilkent- Ankara 6 Mart 2018, Bilkent Otel, Bilkent Ankara

TARIM - AGRICULTURE. İlkay Dellal. 6 th March 2018, Bilkent Hotel, Bilkent- Ankara 6 Mart 2018, Bilkent Otel, Bilkent Ankara Technical Assistance for Developed Analytical Basis for Formulating Strategies and Actions towards Low Carbon Development Düşük Karbonlu Kalkınma İçin Çözümsel Tabanlı Strateji ve Eylem Geliştirilmesi

Detaylı

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi 2013-2023 İÇERİK Amaç, Vizyon Hazırlık Süreci İnovasyona Dayalı Mevcut Durum Stratejiler Kümelenme ile ilgili faaliyetler Sorular (Varsa) İNOVASYON & KÜMELENME

Detaylı

Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığığ Ülke ve Kamu Kurumları Düzeyinde Strateji Yönetimi Anıl YILMAZ Stratejik t Planlama l Dairesi i Bşk. ODTÜVT Yönetim ve Mühendislik Günleri 2 Mart 2008 Gündem Ülkesel

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

FASIL 18 İSTATİSTİK. Öncelik 18.1 ESA 95 e uygun anahtar ulusal hesap göstergelerinin zamanında oluşturulması. 1 Mevzuat uyum takvimi

FASIL 18 İSTATİSTİK. Öncelik 18.1 ESA 95 e uygun anahtar ulusal hesap göstergelerinin zamanında oluşturulması. 1 Mevzuat uyum takvimi FASIL 18 İSTATİSTİK Öncelik 18.1 ESA 95 e uygun anahtar ulusal hesap göstergelerinin zamanında oluşturulması 1 Mevzuat uyum takvimi Bu öncelik altında, bu aşamada herhangi bir mevzuat uyumu çalışması öngörülmemektedir.

Detaylı

Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri. Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi

Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri. Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi Dünya Bankası Grubu Kuruluşları Dunya Bankası Grubu Uluslararası Imar ve Kalkınma

Detaylı

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ Bayram HOPUR Entegre Projeler Uygulama Şube Müdürü Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü www.cem.gov.tr 3. Ulusal Taşkın Sempozyumu- 29.04.2013 İstanbul ULUSAL

Detaylı

4. Ünite ÜRETTİKLERİMİZ

4. Ünite ÜRETTİKLERİMİZ 4. Ünite ÜRETTİKLERİMİZ Ekonomi: İnsanların geçimlerini sürdürmek için yaptıkları her türlü üretim, dağıtım, pazarlama ve tüketim faaliyetlerinin ilke ve yöntemlerini inceleyen bilim dalına ekonomi denir.

Detaylı

2010 YILI ÇALIŞMA PROGRAMI FAALİYETLERİ (1 Ocak-31 Aralık 2010)

2010 YILI ÇALIŞMA PROGRAMI FAALİYETLERİ (1 Ocak-31 Aralık 2010) FAALİYETLERİ (1 Ocak-31 Aralık 2010) TRB1 (Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli) Düzey 2 Bölgesi Eylül 2010 SUNUŞ Fırat Kalkınma Ajansı, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu

Detaylı

Madde 1- KAPSAM. Madde 2- Mera Kanunu nun 18. Maddesi ile Mera Yönetmeliğinin 10. Maddesi gereği yürütülecek çalışmaları kapsar.

Madde 1- KAPSAM. Madde 2- Mera Kanunu nun 18. Maddesi ile Mera Yönetmeliğinin 10. Maddesi gereği yürütülecek çalışmaları kapsar. PROTOKOL 4342 Sayılı Mera Kanunu gereği tespit, tahdit ve tahsisi yapılan mera, yaylak ve kışlaklar ile umuma ait çayır ve otlaklar için uygun ıslah ve amenajman tekniklerinin geliştirilerek verimliliklerinin

Detaylı

Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 14.Hafta SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE GİRDİ KULLANIMI. Dr. Osman Orkan Özer

Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 14.Hafta SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE GİRDİ KULLANIMI. Dr. Osman Orkan Özer Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 14.Hafta SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE GİRDİ KULLANIMI Dr. Osman Orkan Özer SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE GİRDİ KULLANIMI Sürdürülebilir tarım; Günümüz kuşağının besin gereksinimi

Detaylı

AR&GE BÜLTEN. İl nüfusunun % 17 si aile olarak ifade edildiğinde ise 151 bin aile geçimini tarım sektöründen sağlamaktadır.

AR&GE BÜLTEN. İl nüfusunun % 17 si aile olarak ifade edildiğinde ise 151 bin aile geçimini tarım sektöründen sağlamaktadır. İzmir İlinin Son 5 Yıllık Dönemde Tarımsal Yapısı Günnur BİNİCİ ALTINTAŞ İzmir, sahip olduğu tarım potansiyeli ve üretimi ile ülkemiz tarımında önemli bir yere sahiptir. Halen Türkiye de üretilen; enginarın

Detaylı

TARIM STRATEJİSİ (2006-2010)

TARIM STRATEJİSİ (2006-2010) TARIM STRATEJİSİ (2006-2010) 1.AMAÇ Kaynakların etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslar arası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir

Detaylı

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI RECEP KIRBAŞ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRÜ Kırsal Kalkınma Yatırımlarının

Detaylı

TARIMSAL DESTEKLER DEVLET DESTEKLERİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

TARIMSAL DESTEKLER DEVLET DESTEKLERİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI TARIMSAL DESTEKLER DEVLET DESTEKLERİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI Ankara -21 Ekim 2015 TARIMSAL DESTEKLER Sunum Planı 1- Türkiye Tarımı Genel Bilgiler 2- Tarımsal Destekleme Mevzuatı 3- Destekleme Kalemleri

Detaylı

Bölüm 5. Tarım Politikası

Bölüm 5. Tarım Politikası Bölüm 5. Tarım Politikası Tarım Politikasının Tanımı ve Konusu Tarım Politikasının Amaçları Tarım Politikasının Araçları Desteklenecek Ürünlerin Nitelikleri Destekleme Fiyat Yöntemlerinin Değerlendirilmesi

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

AR&GE BÜLTEN 2016 OCAK-ŞUBAT SEKTÖREL SÜT SEKTÖRÜNE BAKIŞ

AR&GE BÜLTEN 2016 OCAK-ŞUBAT SEKTÖREL SÜT SEKTÖRÜNE BAKIŞ SÜT SEKTÖRÜNE BAKIŞ Şebnem BORAN Ülkemiz ve bölgemiz tarım ekonomisi içerisinde hayvancılık sektörünün oldukça önemli bir payı bulunmaktadır. Hayvansal ürünler toplumun yeterli ve dengeli beslenmesindeki

Detaylı

DOÇ. DR. MEHMET BOZOĞLU DOÇ.DR. KÜRŞAT DEMİRYÜREK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 18 EYLÜL 2012 MERZİFON

DOÇ. DR. MEHMET BOZOĞLU DOÇ.DR. KÜRŞAT DEMİRYÜREK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 18 EYLÜL 2012 MERZİFON DOÇ. DR. MEHMET BOZOĞLU DOÇ.DR. KÜRŞAT DEMİRYÜREK ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 18 EYLÜL 2012 MERZİFON Türkiye de Tarımsal Yayım Kamu Yayımı Özel Yayım Tarımsal Yayım Sistemi Tarımsal yayım ve diğer hizmetlerin

Detaylı

MUĞLA İLİ TARIM VE HAYVANCILIK ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

MUĞLA İLİ TARIM VE HAYVANCILIK ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU MUĞLA İLİ TARIM VE HAYVANCILIK ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU 08.05.2013 Güney Ege Kalkınma Ajansı 2014-2013 Bölge Planı çalışmaları kapsamında, Ekonomik Araştırmalar ve Planlama Birimi tarafından 8 Mayıs 2013

Detaylı

Sağlıklı Tarım Politikası

Sağlıklı Tarım Politikası TARLADAN SOFRAYA SAĞLIKLI BESLENME Sağlıklı Tarım Politikası Prof. Dr. Ahmet ALTINDĠġLĠ Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü [email protected] Tarım Alanları ALAN (1000 ha)

Detaylı

Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal

Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal Arazi verimliliği artırılacak, Proje alanında yaşayan yöre halkının geçim şartları iyileştirilecek, Hane halkının geliri artırılacak, Tarımsal kaynaklı kirlilik azaltılacak, Marjinal alanlar üzerindeki

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık (Tarım Reformu

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ Sayfa 1 Gözden Geçirme Notları 2011 Yılı (1. Tahmin Sonuçlarına göre) Bitkisel Üretim ve Bitkisel Ürün Denge İstatistikleri I. Bitkisel Üretim Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 26/08/2011 tarihinde

Detaylı

KAHRAMANMARAŞ TARIM MASTER PLANI

KAHRAMANMARAŞ TARIM MASTER PLANI TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI KAHRAMANMARAŞ TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ İL TARIM VE KIRSAL KALKINMA MASTER PLANLARININ HAZIRLANMASINA DESTEK PROJESİ KAHRAMANMARAŞ TARIM MASTER PLANI KAHRAMANMARAŞ 2006 II T.C. TARIM

Detaylı

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu

ALAN ARAŞTIRMASI II. Oda Raporu tmmob makina mühendisleri odası TMMOB SANAYİ KONGRESİ 2009 11 12 ARALIK 2009 / ANKARA ALAN ARAŞTIRMASI II Türkiye de Kalkınma ve İstihdam Odaklı Sanayileşme İçin Planlama Önerileri Oda Raporu Hazırlayanlar

Detaylı

AB ORTAK P İ YASA DÜZEn İ ne uyum PROjES İ GTHB ÇALI Ş malari

AB ORTAK P İ YASA DÜZEn İ ne uyum PROjES İ GTHB ÇALI Ş malari AB ORTAK PİYASA DÜZEnİne uyum projesi GTHB ÇALIŞMALARI SUNU İÇERİĞİ Giriş GTHB nın OPD kapsamındaki görevleri Pazar Müdahalesi Pazarlama ve Üretici Örgütlerine İlişkin Kurallar Üçüncü Ülkelerle Ticaret

Detaylı

BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR STRATEJİK PLANI

BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR STRATEJİK PLANI BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR BEL E D İ Y E S İ 2015 2019 STRATEJİK PLANI Balıkesir Büyük şehir Bel ediyesi 2015-2019 Stratejik Pl an ı 3.4.10 Stratejik Alan 10 : Kırsal Hizmetler A1 Entegre Kırsal Kalkınma H1.

Detaylı

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015

HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 HOLLANDA ÜLKE RAPORU 12.10.2015 YÖNETİCİ ÖZETİ Uludağ İhracatçı Birlikleri nin kayıtlarına göre, Bursa dan Hollanda ya ihracat yapan 361 firma bulunmaktadır. 30.06.2015 tarihi itibariyle Ekonomi Bakanlığı

Detaylı

2003 yılında tarımın milli gelirlerimizdeki payı yüzde 12,6 iken, 2006 yılında yüzde 11,2 ye indi.

2003 yılında tarımın milli gelirlerimizdeki payı yüzde 12,6 iken, 2006 yılında yüzde 11,2 ye indi. Tarım Sektörünün İhracattaki Yeri ve Önemi Şebnem BORAN Ülkemizde son yıllarda önceliğin sanayi sektörüne kayması sonucu ekonomimizde göreceli olarak tarım ürünlerinin ihracatımızdaki ağırlığı giderek

Detaylı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar TARIM SEKTÖRÜ 1. Tarım sektöründe istihdam şartları iyileştirilecektir. 1.1 Tarıma yönelik destekler ihtisaslaşmayı ve istihdamı korumayı teşvik edecek biçimde tasarlanacaktır. Hayvancılık Hazine Müstaşarlığı

Detaylı

TÜRKİYE DE TARIM FİNANSMANI KONFERANSI

TÜRKİYE DE TARIM FİNANSMANI KONFERANSI TÜRKİYE DE TARIM FİNANSMANI KONFERANSI Türkiye de Tarım Finansmanı Konferansı 18 Nisan 2012 İstanbul Dedeman Oteli, Türkiye Bu proje Avrupa Birliği tarafından desteklenmektedir Bu proje EBRD tarafından

Detaylı

AVUSTURYA VE MACARİSTAN DA TAHIL VE UN PAZARI

AVUSTURYA VE MACARİSTAN DA TAHIL VE UN PAZARI AVUSTURYA VE MACARİSTAN DA TAHIL VE UN PAZARI Avusturya da un üretimi sağlayan 180 civarında değirmen olduğu tahmin edilmektedir. Yüzde 80 kapasiteyle çalışan bu değirmenlerin ürettiği un miktarı 500 bin

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL I.Bölüm Tarım Ekonomisi ve Politikası Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından

Detaylı

ISBN: YAYIN NO: GAPUTAEM-K-01

ISBN: YAYIN NO: GAPUTAEM-K-01 TARIMSAL VERİLER TARIMSAL VERİLER GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü Tarımsal Ekonomi ve Politika Araştırmaları Bölüm Başkanlığı tarafından hazırlanmıştır. Bu yayının 5846

Detaylı

Ortak Tarım Politikasında Korumacılık

Ortak Tarım Politikasında Korumacılık Ortak Tarım Politikasında Korumacılık Topluluk İçinde Koruma Toplulukta 3 Farklı Fiyat Uygulandı Hedef fiyat Müdahale fiyatı Eşik Fiyat Hedef fiyat En kötü koşullarda çalışan (verim düşük) üreticileri

Detaylı

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ 2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ SUNUM İÇERİĞİ Türkiye de Tarım Tarımsal girdi politikaları Tarımsal kredi politikaları Tarımsal sulama politikaları Tarımda 2023 Vizyonu 2 TÜRKİYE

Detaylı

Tarımsal Gelir Politikası/Amaç

Tarımsal Gelir Politikası/Amaç Tarımsal Gelir Politikası/Amaç Belli bir yaşam standardı sağlayacak düzeye eriştirmek, Sektörler arasında kişi başına gelir farklılığı azaltmak Sektörde gelir dağılımını bireyler ve bölgeler arasında denge

Detaylı

TÜRKİYE DE EKONOMİK KRİZLER VE TARIMA YANSIMALARI

TÜRKİYE DE EKONOMİK KRİZLER VE TARIMA YANSIMALARI TÜRKİYE DE EKONOMİK KRİZLER VE TARIMA YANSIMALARI Prof. Dr. Canan ABAY Dr. Berna Türkekul E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Şubat 2009 KRİZ NEDİR? Kriz, çeşitli bilim dallarında ve aynı zamanda

Detaylı

TARIMSAL DESTEKLER. Burhan DEMİROK Daire Başkanı

TARIMSAL DESTEKLER. Burhan DEMİROK Daire Başkanı TARIMSAL DESTEKLER Burhan DEMİROK Daire Başkanı İstanbul -18-Aralık-2014 TARIMSAL DESTEKLER Sunum Planı 1- Türkiye Tarımı Genel Bilgiler 2- Tarımsal Destekleme Mevzuatı 3- Destekleme Kalemleri 4- Destekleme

Detaylı

2009 YILI ÇALIŞMA PROGRAMI. 08 Aralık 31 Aralık 2009

2009 YILI ÇALIŞMA PROGRAMI. 08 Aralık 31 Aralık 2009 2009 YILI ÇALIŞMA PROGRAMI 08 Aralık 31 Aralık 2009 TRB1 (Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli) Düzey 2 Bölgesi 2009 SUNUŞ TRB1 (Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli) Düzey 2 Bölgesi Kalkınma Ajansı, 25.01.2006

Detaylı

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2016 YILI YILLIK İŞ PLANI

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2016 YILI YILLIK İŞ PLANI KONU Tahmini Maliyet (TL) Başlama Tarihi Bitiş Tarihi Sorumlu Kişi İşbirliği Yapılacak Kurumlar ve Kişiler Performans 1.1.1.1 2013 yılında istihdam edilmesi planlanan basın ve halkla ilişkiler personelinin

Detaylı

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER

GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER GIDA GÜVENLİĞİ VE YENİ TARIM POLİTİKASINA İLİŞKİN ÖNERİLER 30 10 2013 topraksuenerji-ulusal güvenlik denince çoğu zaman zihnimizde sınırda nöbet tutan askerler, fırlatılmaya hazır füzeler, savaş uçakları

Detaylı

Doç. Dr. Birgül GÜLER 1. DÜNYA BANKASI ve TARIM SEKTÖRÜ KREDİLERİ

Doç. Dr. Birgül GÜLER 1. DÜNYA BANKASI ve TARIM SEKTÖRÜ KREDİLERİ Doç. Dr. Birgül GÜLER 1 DÜNYA BANKASI ve TARIM SEKTÖRÜ KREDİLERİ Dünya Bankası, kurulduğu tarihten bu yana çeşitli ülkelerle 9.822 kredi anlaşması imzalamış, Türkiye toplam kredi anlaşmalarının 163'üne

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ MENDERES SONUÇ RAPORU Tarih: 27 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 35 Katılımcı listesindeki Sayı: 30 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

KUZEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM SEKTÖRÜ GZFT ANALİZİ

KUZEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM SEKTÖRÜ GZFT ANALİZİ T.C. KUZEYDOĞU ANADOLU KALKINMA AJANSI KUZEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM SEKTÖRÜ GZFT ANALİZİ Dr. Mehmet Ali ÇAKAL TRA1 2012 Her hakkı saklıdır. İÇİNDEKİLER 1. KAPSAM... 2 2. KUZEY DOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ Sayfa 1 Gözden Geçirme Notları 2010 Yılı Bitkisel Üretim ve Bitkisel Ürün Denge İstatistikleri I. Bitkisel Üretim Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 25/03/2011 tarihinde açıklanan, 2010 yılı Bitkisel

Detaylı

2013 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER

2013 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER 03 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER HAYVANCILIK DESTEKLEMELERİ Hayvan Başı Ödeme Suni Tohumlama 3 Hayvan Başı Ödeme 4 Tiftik Üretim 5 Süt Primi( TL/lt) 6 İpek Böceği Sütçü ve kombine ırklar ve melezleri ile

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

2000 Sonrasında Tarım Kanunu ve Getirdikleri

2000 Sonrasında Tarım Kanunu ve Getirdikleri 2000 Sonrasında Tarım Kanunu ve Getirdikleri Tarım sektörünün ve kırsal alanın, kalkınma plan ve stratejileri doğrultusunda geliştirilmesi ve desteklenmesi için gerekli politikaların tespit edilmesi ve

Detaylı

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ İZMİR

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ İZMİR TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ 12.01.2016 İZMİR KURULUŞ KANUNU Tarım Kredi Kooperatiflerinin temelleri 1863 yılında Memleket Sandıkları adı altında Mithat Paşa tarafından atılmıştır. 1972 yılında çıkarılan

Detaylı

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Doç.Dr.Tufan BAL 4.Bölüm Tarım Politikası Not: Bu sunuların hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.İ.Hakkı İnan ın Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitabından faydalanılmıştır.

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ...

BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ... 1-20 1.1. Temel Makro Ekonomik Göstergelere Göre Türkiye nin Mevcut Durumu ve Dünyadaki Yeri... 1 1.2. Ekonominin Artıları Eksileri; Temel

Detaylı

KAVAK - SÖĞÜT 18.352 48.589 59.112 74.175 377.134 MEYVE DİĞER TARLA 3.969.837 Tablo 2

KAVAK - SÖĞÜT 18.352 48.589 59.112 74.175 377.134 MEYVE DİĞER TARLA 3.969.837 Tablo 2 KIRŞEHİR İLE İLGİLİ BAZI İSTATİSTİKLER 1. EKONOMİK YAPI 1.1. TARIM ve HAYVANCILIK Kırşehir, Türkiye'nin hububat depolarından biridir. Aynı zamanda Türkiye'nin önemli hayvan yetiştiricilik merkezlerinden

Detaylı

KONYA-EREĞLİ TİCARET BORSASI TÜRKİYE DE VE İLÇEMİZDE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ SORUNLARI

KONYA-EREĞLİ TİCARET BORSASI TÜRKİYE DE VE İLÇEMİZDE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ SORUNLARI KONYA-EREĞLİ TİCARET BORSASI 2015 TÜRKİYE DE VE İLÇEMİZDE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ SORUNLARI TÜRKİYE DE HAYVANCILIK SEKTÖRÜ Ülkemiz coğrafi özellikleri bakımından her türlü hayvansal ürün üretimi için uygun

Detaylı

İYİ TARIM UYGULAMALARI VE EUREPGAP. Prof. Dr. Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

İYİ TARIM UYGULAMALARI VE EUREPGAP. Prof. Dr. Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü İYİ TARIM UYGULAMALARI VE EUREPGAP Prof. Dr. Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü TARIMDA DEĞİŞİM Dünyada 1970 li yıllarda; Tüketicilerin bilinçlenmesi, 1990 lı yıllarda

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜRKİYE KİMYA SANAYİ MECLİSİ 2015 YILI FAALİYET RAPORU

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜRKİYE KİMYA SANAYİ MECLİSİ 2015 YILI FAALİYET RAPORU TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ TÜRKİYE KİMYA SANAYİ MECLİSİ 2015 YILI FAALİYET RAPORU Türkiye Kimya Sanayi Meclisi; plastik, boya, soda ve krom kimyasalları, temizlik ürünleri, akrilik ve karbon elyaf,

Detaylı

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE

2003-2011 T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI 2003-2011 DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE Türk tarımını kalkındırmadan Türkiye yi kalkındıramayız Recep Tayyip ERDOĞAN Başbakan Ekolojik denge ve küresel gıda

Detaylı

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon.

GAMBİYA ÜLKE RAPORU. Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Afrika Koordinatörlüğü http://www.tuskon.org africa@tuskon. GAMBİYA ÜLKE RAPORU 1. Nüfus: 1.797.860 (Dünyada 149.) 2. Nüfus artış oranı: % 2,4 (Dünyada 32.) 3. Yaş yapısı: 0-14yaş: % 40 15 64 yaş: % 57 65 yaş ve üstü: % 3 4. Şehirleşme: % 58 5. En büyük şehir:

Detaylı

DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ. Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği

DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ. Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Sunuş İçeriği Yeni Gıda Kanununa Giden Süreç Müzakere süreci

Detaylı

2011 de KOBİ ye BAKK. 2011'de

2011 de KOBİ ye BAKK. 2011'de 2011'de 2011 de KOBİ ye BAKK Bilindiği üzere, Avrupa Birliği ve Ülkemiz arasındaki mali işbirliği kapsamında, Bakanlığımızın IPA Katılım Öncesi Yardım Aracı altında sorumlu olduğu Bölgesel Rekabet Edebilirlik

Detaylı

HATAY TARIM VİZYONU

HATAY TARIM VİZYONU HATAY TARIM VİZYONU 2016-2021 2 BİTKİSEL ÜRETİM VİZYONU Zeytin üretiminde Türkiye 3.cüsü olan Hatay da, üretimle birlikte katma değer sağlayacak işleme ve paketleme tesislerinin kurulumuna sağlanan destekler

Detaylı

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ 13 1.1.Türkiye Ekonomisine Tarihsel Bakış Açısı ve Nedenleri 14 1.2.Tarım Devriminden Sanayi Devrimine

Detaylı

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler

Yıllar 2015 2016 2017 2018 2019 PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler 1. HAVZA KORUMA PLANI KURUM VE KURULUŞLARIN KOORDİNASYONUNUN 2. SAĞLANMASI 3. ATIK SU ve ALTYAPI YÖNETİMİ 3.1. Göl Yeşil Kuşaklama Alanındaki Yerleşimler Koruma Planı'nda önerilen koşullarda önlemlerin

Detaylı

İHRACAT VE YENİLİKÇİLİK MALİ DESTEK PROGRAMI

İHRACAT VE YENİLİKÇİLİK MALİ DESTEK PROGRAMI 1 2 İHRACAT VE YENİLİKÇİLİK MALİ DESTEK PROGRAMI Programın Amacı İşletmelerin ihracat ve yenilikçilik yeteneklerini geliştirerek TRB1 Bölgesi'nin rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaktır. 3 İHRACAT

Detaylı

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü KOOPERATİF İSTATİSTİKLERİ BÜLTENİ

T.C. GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü KOOPERATİF İSTATİSTİKLERİ BÜLTENİ KOOPERATİF İSTATİSTİKLERİ BÜLTENİ 1 İÇİNDEKİLER 1. Türkiye de Kooperatifçilik. 3 2. Bakanlığımız Görev Alanında Kooperatifler..4 2.1 Türlere Göre Kooperatifler..5 2.2 İllere Göre Kooperatifler.9 2.3 Yeni

Detaylı

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ ANTALYA NıN İÇİNDE BULUNDUĞU EKONOMİK ORTAM 2 ANTALYA GENEL BİLGİLER Nüfus Antalya: 2.158.265 Türkiye: 76.667.864 KOBİ Sayısı

Detaylı

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ GELİR POLİTİKALARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSYON ÇALIŞMASI Tablo 1. Misyon Çalışması Sonuçları Konsolide Misyon Sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refahı arttırmak için, mali disiplin içerisinde, kaynakların

Detaylı

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER Technical Assistance for Implementation Capacity for the Environmental Noise Directive () Çevresel Gürültü Direktifi nin Uygulama Kapasitesi için Teknik Yardım Projesi Technical Assistance for Implementation

Detaylı

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ NEVŞEHIR GENEL BİLGİLER Nüfus Nevşehir: 285.460 Türkiye: 76.667.864 Okur Yazarlık Oranı (6+Yaş) Nevşehir: %95 Türkiye: %93

Detaylı

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR)

TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) TR 61 DÜZEY 2 BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (ANTALYA-ISPARTA-BURDUR) ANTALYA DA TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI GIDA ALT SEKTÖRÜ ÇALIŞMA GRUBU RAPORU 6 Eylül 2010, Antalya 1 ANTALYA

Detaylı

2014 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER

2014 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER 04 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER HAYVANCILIK DESTEKLEMELERİ Hayvan Başı Ödeme Suni Tohumlama Besilik Materyal Üretim Desteği(baş) 3 Hayvan Başı Ödeme 4 Tiftik Üretim 5 Süt Primi( TL/lt) 6 İpek Böceği Sütçü

Detaylı

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2015 YILI YILLIK İŞ PLANI

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2015 YILI YILLIK İŞ PLANI KONU Tahmini Maliyet (TL) Başlama Tarihi Bitiş Tarihi Sorumlu Kişi İşbirliği Yapılacak Kurumlar ve Kişiler Performans 1.1.1.1 2013 yılında istihdam edilmesi planlanan basın ve halkla ilişkiler personelinin

Detaylı

KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ

KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞI KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ Doç. Dr. Mustafa Türkmen ERÜ Mühendislik Fak. 20 Mayıs 2016 KAYSO Sunum Planı KÜSİ Çalışma Grubu KÜSİ İl Planlama

Detaylı