Bilimsel Bir Ruhbilim Projesi nden Dürtü-Çatışma ya Freud un Kuramı Rölatif Bütüncül Psikoterapi 13. Dönem Serisi Tahir ÖZAKKAŞ Ahmet ÇORAK ARALIK 2014 i
Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 246 Bilimsel Bir Ruhbilim Projesi nden Dürtü-Çatışma ya Freud un Kuramı ISBN 978-605-9137-67-6 Copyright Psikoterapi Enstitüsü Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci Baskı: Ocak 2018 Editör: Tahir Özakkaş Katkıda Bulunanlar: Figen Kara, Halenur Alkoçlar Baskı: Acar Matbaacılık Prom. ve Yayın. San. ve Tic. Ltd. Şti. Osmangazi Mahallesi Mehmet Deniz Kopuz Caddesi No: 20/1 Esenyurt - İSTANBUL PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORG. VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Fatih Sultan Mehmet Caddesi No:285 Darıca / KOCAELİ Tel: 0262 653 6699 PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ LTD. ŞTİ. BEYOĞLU ŞUBESİ Asmalı Mescit Mah. İstiklal Cad. No:120 Galatasaray İşhanı Kat: 5 Beyoğlu / İSTANBUL Tel: 0212 243 2397 www.psikoterapi.com - www.psikoterapi.org - www.hipnoz.com ii
SUNUŞ İnsanlık tarihi boyunca, her toplumda psikolojik rahatsızlıkları tedavi etmeye yönelik girişimler olmuştur. Bu alanda yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan pek çok farklı ekolün savunucuları, kendi ekollerini yüceltme ve diğer ekolleri küçümseyerek ötekileştirme yoluna gitmiştir. Ancak buna rağmen farklı yaklaşımlardan bilgiler edinerek kuramını zenginleştirmeye ve bu alanda çalış-malar yapmaya başlayan öncü terapistler, psikoterapide bütünleşmeyi sağlayarak alandaki bölünmeleri büyük oranda azaltmıştır. Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Eğitimini verdiğimiz bütüncül psikoterapi, zaman zaman eklektik ve asimilatif, genellikle de entegratif ve ortak faktörler üzerine kurulmuş bütüncül bir yaklaşımı içerir. Bireye, teori odaklı değil danışan odaklı bakmaya çalışan bütüncül psikoterapiler, farklı yaklaşımların bileşenlerini bir araya getirerek terapisti geniş bir vizyona ulaştırır. Bu amaçtan yola çıkarak, çeşitli bilimsel etkinlik, araştırma, eğitim ve yayın çalışmalarıyla, ülkemizde bütüncül psikoterapi uygulamalarının gelişimine öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Elinizdeki bu ders notları, ruhsal bozuklukların tedavisinde tek bir psikoterapi yaklaşımına bağlı kalmaktansa elindeki veriyi kullanarak uygulanabilecek en iyi tekniği ve teoriyi arayan bütüncül yaklaşımlı terapistler iii
yetiştirme adına verilen Bütüncül Psikoterapi Teorik Eğitimi 13. Grubunun Aralık ayı deşifrelerini sunmaktadır. Bu ders notları, eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliğiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında dürtü çatışma kuramı, Freud un hayatı, hipnozu tedavi yöntemi olarak kullanımı, rüyaların yorumu, serbest çağrışım yöntemi, aktarım-karşı aktarım, psikanalitik vaka formülasyonu ve nörobiyolojik yaklaşım konuları ele alınmaktadır. Bütüncül psikoterapiler de insanın ruhsal yapısının gelişiminde olduğu gibi zamanla özerkleşecek, bireyselleşecek ve ayrışarak psikoterapi ruhunu ayakta tutacaktır. Psikoterapi uygulayıcıları için önemli olduğunu düşündüğümüz bu eğitim ders notlarını, sizlerin ilgisine sunmaktan kıvanç duymaktayız. Keyifli okumalar dileriz Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı iv
İÇİNDEKİLER I. GÜN I. DERS Dürtü-Çatışma Kuramına Giriş...1 Sigmund Freud un Kronolojik Olarak Hayatı:...3 Freud un Hipnozu Tedavi Yöntemi Olarak Kullanımı:...9 Ruhsal Yapının Tasarımı:...16 Freud un Etkilendiği Bilim Adamları:...25 İçgüdü, Drive ya da Dürtü Nasıl Harekete Geçiriliyor:...28 Dürtü Çatışma Kuramı:...29 Psikanaliz Nedir?...32 Rüyaların Yorumu:...37 II. DERS Dürtü Çatışma Kuramında Temel Kavramlar...41 Çatışma Nedir?...52 Çerçeve Nedir?...52 Freud a Göre Tedavi Prosedürü, Psikanaliz:...54 Direnç Nedir? Direnç Kim Tarafından Yapılır?...55 Nötralite Nedir?...58 Aktarım Nedir?...59 Netleştirme Nedir?...63 Yüzleştirme Nedir?...63 Rüyaların Yorumu:...64 v
İÇİNDEKİLER III. DERS Serbest Çağrışım Yöntemi...75 Nevroz Nedir?...84 Aktarımın Pişmesi Nedir?...116 Bir Psikanalitik Seansın Özellikleri:...125 IV. DERS Aktarım ve Karşı Aktarım Kavramları...127 Direnç Nedir?...133 Aktarım Nedir?...134 Nötral Duruş Nedir?...136 Pozitif ve Negatif Aktarım Nedir?...138 Karşı Aktarım Duygusu Nedir?...141 Terapotik Çerçeve:...149 Netleştirme:...149 Sekonder Kazanç Nedir?...166 Dil Sürçmeleri, Lapsuslar:...168 İçgörü:...169 V. DERS Vaka Analizi...173 C Hanım Örneği...173 Oral Dönem:...175 Anal Dönem:...178 Fallik Dönem:...183 Bir Vaka Psikanalitik Olarak Nasıl Formüle Edilir?...183 C. Hanımın Psikanalitik Açıdan İncelenmesi:...193 vi
İÇİNDEKİLER II. GÜN I. DERS Dürtü Çatışma Kuramına Nörobiyolojik Yaklaşım...213 II. DERS Lateralizasyon ve Bilinçdışı...259 III. DERS Rüyaların Özellikleri...299 Bölme Nedir?...306 Rüyalar...308 Rüyanın İçeriği:...313 Rüyanın Kamuflaj Sistemleri:...316 Rüyalarda Flu Olan Kısımları, Simgeleştirme ve Sembolleştirmeleri Nasıl Çözeriz?...327 IV. DERS Rüyalar ve Yorumları...333 Ego Kapasiteleri (Kendilik Kapasiteleri):...352 III. GÜN I. DERS Vaka Analizi...373 Jim Vakası Örneği...373 Jim Vakası...379 Jim Vakası Hastanın sunumu/bilgileri saptamak...386 Kişisel Geçmiş ve Aile Geçmişi:...403 Röntgencilik ve Teşhircilik:...422 vii
İÇİNDEKİLER II. DERS Jim Vakası Devamı...429 Ego nun İşlevleri:...431 Jim in Özerk Ego İşlevleri:...433 Dürtü ve Duygulanımın Dışavurumu ve Onlara Karşı Savunmalar: 434 Kendilik-İlişkili İşlev:...447 Kişiliğin Dinamik Özellikleri:...448 Gelişimsel Öncüller:...458 Kısa Süreli Psikanalitik Psikoterapi:...459 Destekleyici Psikanalitik Psikoterapi:...460 Psikanalitik Psikoterapi:...461 Destekleyici Psikanalitik Psikoterapi ve Psikanalitik Psikoterapi Arasındaki Farklar:...461 Jim Terapisini Bitirdiğinde Nasıl Bir Noktaya Gelmiş Olacak:...462 Ego ve Kendilik:...467 III. DERS Rüya Analizi ve Yorumu...487 IV. DERS Kursiyerlerin Eğitim Hakkındaki Değerlendirmeleri...527 Unutulmayan Rüyalar:...538 viii
I. GÜN I. DERS ARALIK 2014 Dürtü-Çatışma Kuramına Giriş
Dürtü-Çatışma Kuramına Giriş Tahir Özakkaş: Dürtü çatışma kuramına hoş geldiniz arkadaşlar. Bu ay dinamik kurama giriyoruz. Bilişsel davranışçı olduktan, genel biyolojik yapıyı öğrendikten sonra, dürtülerimizle nasıl bir çatışma içerisindeyiz bunu anlamaya çalışacağız. Her ne kadar birinci ve ikinci ay kuramın özü olan ruhsal aygıtı size tanımlamış, anlatmış isek de şöyle bir üzerinden geçerek hafızalarımızı, bilgilerimizi tazelemek üzere genel bir bilgi vermek istiyorum. Dürtü çatışma kuramının kuramcısı Sigmund Freud dur. Peki, öncelikle Sigmund Freud un hayatına şöyle bir göz atarsak kuramın nasıl oluştuğuna dair bir bilgi sahibi olabilirsiniz. Kuramların nasıl oluştuğu ile ilgili fikir yürütebilirsiniz. Çok süratli bir şekilde (hoca çantasından kitap çıkartıyor) şurada var mı bir bakalım. Freud dun hayatının şöyle yıllara göre bir akışı vardı. Kronolojik tablo diye (hoca elindeki kitabı kursiyerlere gösteriyor) kısaca buradan gideceğim. Çünkü bu tablo önemli. Psikoterapi tarihinin özü Freud dun hayatının tarihiyle biraz eşdeğer. Sigmund Freud un Kronolojik Olarak Hayatı: 1856 yılında 6 Mayıs da Moravia da, Frieiberg de doğdu. 1860 da aile Viyana ya yerleşti. 1865 de Gymnasium a (ortaokula) girdi. 1873 de Viyana Üniversitesi ne tıp öğrencisi olarak girdi. Ben şöyle bu tarihlerle ilgili olarak konuyu daha net anlayabilmek için tam bizden yüz yıl önce, daha doğrusu benden yüz yıl önce doğmuş bir insan diye düşünüyorum. Baktığımız zaman ben 1958 doğumluyum, o 1956 doğumlu. Benim ortaokula gitmem, liseyi bitirmem tıp fakültesini bitirmem, meslek hayatıma başlamam, uzmanlığa devam etmem vs. gibi bir sürecin yüz yıl öncesi bir tarih silsilesini düşündüğünüz zaman o kadar uzak bir şey değil. Hemen benim ağabeyim olabilecek bir yaşta insan ama psikoloji tarihi ya da psikoterapi tarihi onunla başlıyor. Onun ciddi, sürekli, inanılmaz çalışması ve dehasıyla beraber büyük bir aydınlanma yaşadığı bir süreç. DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 3
Devam edelim; 1873 yılında Viyana Üniversitesi ne tıp öğrencisi olarak girer. 1876-82 Viyana da Fizyoloji Enstitüsü nde Ernst Wilhelm von Brücke nin yanında çalışır. Brücke önemli bir isim. Sigmund FREUD Ernst Wilhelm von BRÜCKE Psikoloji ve nörolojide önemli tarihlerden bir kaçını yazacağım. (Hoca ayağa kalkar ve tahtaya isimleri yazar). 1881 de tıp doktoru olarak mezun olur. 1882 de bir yıl sonra Martha Bernays ile nişanlanır. Bu hayatının kadını, evleneceği kadın. Sigmund FREUD ve Martha BERNAYS 1882-85 yılları arasında Viyana Genel Hastanesi nde çalışırken beyin anatomisi üzerinde yoğunlaşmış ve pek çok yayın yayınlamıştır. Demek ki; 1882 de tıp fakültesini bitirdikten sonra beyin anatomisi üzerine anatomi, fizyoloji, nöroanatomi çalışıyor. Pek çok yayın yapıyor bu dönemde. İlk yayını Afazi üzerine monog- 4 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
rafi dir. 1884-87 yılları arasında kokainin klinik kullanımı üzerinde araştırmalar yapıyor. Kokaine acayip sarıyor. Kokaini hayat kurtarıcı bir ilaç olarak görüyor. Bütün hastalarına kullanıyor ve kendisi de burnundan aşırı kokain çektiği için (kokainman olduğu için) burun delikleri arasındaki ara bölme kokainden eriyor. Ondan yıllar sonra da biliyorsunuz çene kanseri gelişti ve çenesinden onlarca ameliyat yapılıyor. Fakat özellikle diş hekimlerinin, lokal anestezinin, tıbbın kullandığı kokain benzeri ilaçların ilk kaynağı bir nevi Freud a dayanır. Bu anestezik maddelerin kullanılmasının böyle bir çalışması da var. İşi abartıp her hastaya kokain yazmaya başlamıştı. Hastalarının çoğunu kokainman yapmıştı. Böyle bir süreci bilmenizde yarar var. Salpetriere Hastanesi Jean Martin CHARCOT 1885 de Nöropatoloji Privatdozent i (üniversite hocası) olarak atandı. Ekim1885 de başladı. 1886 Şubat ayına kadar Paris te Salpetriere de (Sinir hastalıkları hastanesinde ) Charcot un yanında çalışmaya başladı. İlgi olarak hipnoz ve histeriye DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 5
yöneldi. 1885 yılının Ekim ayında ondokuz haftalık bir burs alıyor. (Hoca tahtaya şekil çiziyor) Şurası İstanbul, şurası Viyana ve şurası Paris. Merkezi Viyana, Paris e gidiyor, Paris ten dönüyor. Paris o zamanlar dünyanın bilim merkezi. Yüz yıl önce hemen. Yani tıbbın gelişmesinin kaynağı daha henüz yüz yıl öncesinde. Nörolojinin, anatominin, tıbbın, dahiliyenin branşlarının birçoklarının kaynağı Viyana ve Paristir. Hemen burnumuzun dibinde. Biz de orada top koşturuyoruz İstanbul da. Charcot hipnoz tarihinde önemli bir isim. Dünyanın en önemli nörologlarından, nöropataloglarından ve nöropsikiyatristlerinden birincisidir. O dönemde Salpetriere Okulu Tıp Fakültesi Nöroloji kürsüsü bilim başkanıdır. Histerinin nörolojik kaynakları ile ilgili araştırmalar yapıyor. Fakat histerik hastaların semptomlarını, konversiyon reaksiyonlarını giderebilmek için hipnozdan yararlanıyor. Kendi asistanlarının yanında, öğrencilerinin yanında hastanesinde hipnoz uygulamaları yaparak semptomları olan hastaların semptomlarının nasıl giderildiğini gösteriyor. Birinci ayak; Freud dun ilk defa hipnoz denen bir şeyle karşılaşması, hipnozla birlikte bilinçdışı kavramını görmesidir. İnsanın hipnozdayken aldığı talimatları hipnozdan çıktıktan sonra hatırlamıyor olması çok şaşırtıcı geliyor. İnsanın kendisinin dahi bilmediği bir bilinç alanı olması ile ilk defa bu şekilde karşı karşıya kalınca, ilgisi nörolojiden beynin fizyolojik araştırmalarına, nöroanatomiden yavaş yavaş psikolojiye ve psikoterapiye doğru kaymaya başlıyor. Charcot onun için hayatının çok önemli dönüm noktası oluyor. Bu 19 haftalık burs hayatını değiştiren ve dönüştüren bir yapıdır. Esas mesleğinde laboratuara giriyordu biliyorsunuz. Laboratuarda Brücke ile beraber beynin anatomisini çalışıyordu, beynin fizyolojisini çalışıyordu, konuşma merkezlerini çalışıyordu, refleksleri çalışıyordu. Nöronal iletinin nasıl çalıştığına ve beyindeki sistemlerin nasıl oluştuğuna dair anatomik, histolojik, patolojik araştırmalar yapıyordu. Ve bununla 6 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
ilgili çok ciddi yayınlar ve makaleler yapmıştı. Fakat karısıyla nişanlandıktan sonra bu parayla, asistan maaşıyla geçinemeyeceğini anlayınca ayrılmıştı ve doktorluk yapmak zorunda kalmıştı. Doktorluğa döndüğü zaman da asıl bir nörolog olmayı planlıyordu ne nörolog olmak üzerede Paris te burs aldı. Nörolog olarak gittiği Paris te kader ağlarını ördü ve yavaş yavaş psikoterpiye doğru, psikiyatriye doğru kaymasına neden olan bir süreci başlatmış oldu. Charcot bu açıdan önemli demek ki! Kaç yaşında gitmiş oluyor, 29 yaşındayken Paris te. Böylelikle dünyaya açılıyor. 1886 Martha Bernays la evlenme. Viyana da sinir hastalıkları üzerine özel muayenehane açma. Evet, evlendikten sonra karısı beni asistan maaşıyla mı geçindireceksin diyor, olur mu rica ederim. Martha cım seni ben saraylarda yaşatacağım. (Sınıfta gülüşmeler). Hemen muayenehaneyi açıyorum ve hastadan para almak için uğraşmaya başlıyorum. Bilimin canı cehenneme diyor. Fakat kanına bilim girmiş ya; bu sefer bütün bilim çalışmalarını nerede yapacak? Kursiyerler: Muayenehanede. Tahir Özakkaş: Muayenehanesinde yapacak. Gelen hastalarının araştırmalarını, deneklerini sürdürecek. Bu tam 1938 yılına kadar sürecek. Günde ortalama 16-18 saat çalışarak. Yani 4-5 saat uykuyla bir ömür boyu devam eden çalışma azmi ve kararlılığı göstererek. 1886-93 Viyana da Kassowitz Enstitüsü nde nöroloji üzerine, özellikle çocuklardaki beyin felçleri üzerine sürekli çalışma ve pek çok yayın. Giderek ilginin nörolojiden psikopatolojiye kayması bu süreçte, 1886-1893 yıllarındadır. Bunu şöyle söyleyebilirsiniz 1986-1993 gibi düşünebiliriz. Hemen yanı başımızda, geçtiğimiz bir tarih. Yüz yıl ileriye alırsanız tarihleri kavrayabilmemiz açısından önemli. 1887 en büyük kızı Mathilde nin doğumu. Evlenmiş bir yıl sonra çocuğu olmuş.1887-1902 Berlin deki Wilhelm Fliess le arkadaşlık DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 7
ve yazışma. 1887 ile 1902 yılları arasında, 15 yıl yani. Bu dönemde Wilhelm Fliess e yazdığı ve ölümünden sonra,1950 de yayımlanan mektupları görüşlerinin gelişmesine pek çok ışık tutmuştur. Wilhelm Fliess çok önemli bir isim. Bunu da yazalım şuraya. (Hoca tahtaya ismi yazar). Wilhelm Fliess, Freud dun aşkı. Wilhelm Fliess kim bunu bilen var mı? (Kursiyerlerden cevap gelmez) Wilhelm FLIESS Wilhelm Fliess, Freud un aşkı, fakat erkek aşkı. İçini döktüğü kişi. Psikanalist olabilmeniz için psikanalize girmek zorundasınız. Kendinizi bir başkasının gözünden değerlendirmediğiniz müddetçe iyi biri psikanalist olamazsınız. Dolayısıyla psikanaliz kuramını kurduktan sonra Freud herkes bir analizden geçecek. Benim analizimden geçecek. Analiz yetkilerini verdiklerim de diğerlerini analiz etme yetkilerine sahip olacaklar der. Sen nereden aldın bunu dediklerinde de ben Wilhelm Fliess le mektuplaştım der. Ben kendi analizimi yazışarak Wilhelm Fliess le yaptım. O bana geri bildirim verdi. Ben onsuz hayat tanıyamıyordum, onsuz gözümü açmıyordum diye 1950 yılında yayınlanan mektuplarıyla bütün özel, mahrem bilgilerini, rüyalarını, analizlerini kendi kendine oto-analizini Wilhelm Fliess le nasıl yaptım hikayesinde bulabilirsiniz. Bu konuyu merak eden varsa 3 ciltlik onun İngilizce orijinal mektupları benim kütüphanemde var. Onu bir ara getirim burada bakarsınız. İnci gibi dökülmüş. Eskiden e-mail falan yoktu biliyorsunuz. Bunlarla yapılıyordu. Demek ki Fliess hayatında önemli biri. Brücke; Afaziler, nörolojik bulgularla ilgili ilk laboratuarda çalıştığı hocası, tıbbın çok iyi bildiği bir isim. Nöroanatomi açısından, nöro- 8 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
patoloji açısından Charcot önemlidir. Charcot Salpetiere Tıp Fakültesi Nöroloji Kürsüsü başkanı ve hipnozu uygulayan ilk bilim insanıdır. Freud un Hipnozu Tedavi Yöntemi Olarak Kullanımı: Freud, 1887 de uygulamalarında hipnotik telkini kullanmaya başladı. 1885 te Paris e Salpetriere ye gitmişti, 19 haftalık eğitimden 2 yıl sonra direkt olarak hastalarını hipnozla tedavi etmeye başladı. Tabii bunu oluştururken bir mekanizma cereyan ediyor. Diyor ki; insanın bilinçdışı bir tarafı varsa, bu bilinçdışı tarafı insanın bir takım travmalarını ve anılarını saklıyorsa, bu travmatik anılara bağlı insanda zedelenme, ruhsal zedelenme dediğimiz bir hikaye varsa, bu kişide konversiyon ve histerik reaksiyonlar ortaya çıkarıyor. Eller felç olabiliyor, baş dönmesi, göz kararması olabiliyor. Konuşma kaybı, görme kaybı olabiliyor. Ama kişi hipnotik transa alındığında ve bu travmanın yaşanmış olduğu ana geri döndürüldüğünde ve kişinin bilinçdışında bastırılmış olan bu anı hipnoz sayesinde geri çağırıldığında ve kişi bunu hatırlayıp bilince geldiğinde semptom ortadan kalkıyor. Charcot da görmüş olduğu bu hikaye yani hastaların felç geçirmiş bir şekilde hastaneye gelmesi, bunların hipnotik transa alınması, ilk olaya doğru götürülmesi, travma anının yaşandığı ana götürülmesi ve bunun bilince çıkarılması, ardından transtan çıkarılması sonucunda hastanın semptomlarının kaybolması üzerine diyor ki buldum. Psikolojik kaynaklı olan semptomlar eğer organik değilse kişi bilinçdışına bunu bastırmıştır. Bastırmış olduğu bu materyal hipnoz ve telkin sayesinde geri çağrılırsa semptomun gerekliliği ortadan kalkar. Aslında kurmuş olduğu psikanaliz yöntemi sadece buna dayanır. Charcot yla yapmış olduğu bu çalışmada hipnotik trans altına aldığı bu hastaların hipnozdan çıktıktan sonra olayı hatırlamaması ve bilmemesi, hipnotik trans altında bir takım anılara gitmesi ve bu anıların bilince çıkarılması yoluyla hastaların semptomlarını gördüğünde, Freud bütün psikanalizin ana mendireğini kurmuş oldu. DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 9
İnsanın bilincinden habersiz bilinçdışı bir tarafı vardır. Histerik belirtiler dediğimiz, konversiyon reaksiyon dediğimiz, nevrotik belirtiler dediğimiz kaynağında organik hastalık bulunmayan, beyin patolojisi bulunmayan, nörolojik bir defekt bulunmayan bazı semptomların arkasında bilinçdışında bastırılmış travmalar ve anılar vardır. Bu travmalar ve anılar bilince çıkarılırsa, kişi bunun farkına ve ayırdımına varırsa semptomun sıkıntısı ortadan kalkmakta, semptom yok olmakta ve hasta iyileşmektedir. Bu bilinçdışındakini bilince getirme yöntemi olan psikanaliz demektir. Bilinçdışındakini bilince getirmek iyileştiricidir. Psikanaliz; bilinçdışında olmuş, bastırılmış olan materyalin bilince çıkarılması ve farkındalığına varılmasının adıdır. Psikanaliz bilinçdışında yaşamış olduğunuz acılar ve anılarla ilintili olarak bastırdığınız materyali bilince çıkarılarak, kişinin bundan dolayı vermiş olduğu ödünü, semptomu ve sıkıntıyı ortadan kaldırmanın diğer adıdır. Nerede buldu bunu, Paris te Charcot yla yapmış olduğu çalışmada. Ve hemen gelir gelmez, 2 yıl sonra hazırlıklarını yaparak bunu uygulamaya başladı. Josef BREUER Bertha PAPPENHEİM (Anna O) 1888 de histerinin katartik sağaltımında hipnozu kullanarak Breuer i izlemeye başladı. Onun yerine hipnozu bırakıp yerine serbest çağ- 10 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
rışımı geçirdi. (Hoca tahtaya Breuer ismini yazar) Breuer çok önemli bir isim. Merkez Viyana ve biz burada top oynamaya devam ediyoruz bir bağlantımız yok anlatabildim mi? (Sınıfta gülüşmeler) Breuer Viyana nın çok meşhur bir hekimi, dahiliye hekimi. Fakat eskiden uzmanlık böyle çok ayrılmadığı için onu genel pratisyen hekim olarak düşünebilirsiniz. Hastalara bakıyor ama bir kısmı cerrahi alanda uzmanlaşmış bir kısmı nöroloji, bir kısmı psikiyatri, bir kısmı dahiliye alanlarında. Breuer da Viyana nın sosyetesine hitap eden, o dönemde Avrupa da çok meşhur, çok ünlü bir doktor. Fakat ilginçtir Freud un ağabeyi olmasına rağmen, aralarında belli bir yaş farkı olmasına rağmen Freud la dostlukları vardır. Ve Freud Breuer le sıkı sık oturur muhabbet eder, sohbet eder, konuşur. Breuer un hastaları vardır. Breuer hastalarından bahseder. Bunlardan bir tanesinde Breuer hipnozu kullanmaktadır. O dönemde hipnoz Avrupa da meşhur hekimler tarafından çok kullanılan bir yöntem. Ellerinde psikolojik rahatsızlıklara müdahale edebilecek başka yöntem, ciddi bir yöntem de yok. Hastaları hipnotik transa alır ve telkin tedavisi verir. Onlara semptomlarının ortadan kalkacağına dair bir de doğrudan telkinler verir. Der ki; sizin şu şu probleminiz yok olacak ya da kaynağa inerek kaynağı bulmaya çalışırlar. Bertha Pappenheim meşhur bir kadın aktris. O dönemde Anna O.. denen bir vaka. Bunu Ahmet hoca size anlatacak ben onun kadar ayrıntılı bilmiyorum. Bu Anna O.. vakası Breuer un hastasıdır. Anna O.. zamanın Viyana sında 21 yaşında olan genç, güzel bir hatun. Babasının ağır hastalıklarının ve ölüm zamanına denk düşmüş bir dönemde içinde sıkıntıları ve problemleri olan bir yapı ve düzenli olarak meşhur doktor Breuer in muayenehanesine geliyor. Eli ayağı tutmuyor, gözü görmüyor, kulağı duymuyor, baş dönmesi, kusma, anoreksiya Her bir bela var bu kızda. O semptom, bu semptom. Fakat Breuer e gelip onun telkinlerini dinlediği zaman, onun hipnozuna girdiği zaman çok rahat ediyor. Ve Breuer bu hastasını Freud a anlatıyor. İşte böyle bir hanım var, bir hastam var. Bulantısı, kusması DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 11
var, baş dönmesi var, kol felci var, su içememesi var derken Freud bu hastayı dinledikçe semptomların nasıl telkinle ortadan kaldırılacağının yöntemini öğreniyor. Anna O.. vakası yani Pappenheim der ki; sen otur orada doktor, ben burada konuşayım. Burada seninle gelip konuştuğum zaman kendimi çok iyi hissediyorum. Başka bir şey söylemene gerek yok. Benim şikayetlerim sana gelip burada konuşmamdan sonra geçiyor. Baca temizlikçileri bacaları temizler, içindeki kumları atar ya sanki ben de burada aynen içimdeki kumları atıyorum. Böyle pür-i pak olarak gidiyorum. Gel bu tedavinin adına da baca temizleme diyelim der. Psikanalizin kurucusu Pappenheim dir, Anna O.. vakasıdır. Ve adını da koyan odur. Sen dur ben kendi kendime konuşayım free association yani ben konuşayım sen dinle. Yani ben konuştukça rahatlıyorum der. Ve Breuer de bunu dinler ve hasta iyileşir. Fakat hasta olarak Bertha Pappenheim bu süre içerisinde Breuer e aşık olur. Duygusal şeyler başlar. Fakat Breuer un hanımı der ki bu ne halt. Bu kadın her gün buraya geliyor, her gün senin muayenehanende, her gün ondan bahsediyorsun, her gün onunla konuşuyorsun yemezler der. Ya etme karıcığım ben seni seviyorum falan filan yok. Kursiyer C.: Kuramı biz kuracağız yoksa Freud a kalacak. Tahir Özakkaş: Evet, (güler) aynen. Kuramı biz kuracağız yoksa Freud a kalacak. Fakat bu aşk duygusunun sonucunda Breuer tedaviyi bitirme kararı alır. Ve hastayı bırakır. Fakat hasta evde krize girer. Krize girmekle beraber bunu apar topar evine çağırırlar. Çok büyük bir histerik atak geçirmektedir. Bu apar topar elinde çantasıyla Viyana sokaklarında at arabasıyla gitmiştir herhalde. (Sınıfta gülüşmeler) Bunları canlandırıyorsunuz değil mi? Gitmiş, doğuruyorum, doğuruyorum. Ne doğuruyorsun. Anna O.. Breuer un çocuğunu doğuruyorum der. Yalancı gebelik. Hayalinde Breuer den hamile kalmıştır, karnı şişmiştir. Doğum sancılarıyla yatakta kıvranmaktadır ve doğum 12 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
yapıyorum der. Breuer un eli ayağına dolanır. Yani Viyana nın sosyete doktoru olan Breuer bir hastasını hamile bıraktı ve bir hastası doğuruyor lafı çıkacak, dedikodusu ayuka çıkacak korkusuyla hanımıyla beraber hemen o gece pılını pırtını toplarlar ve İtalya ya Venedik e ikinci balayına çıkarlar. Ve hastayla bağlantısını keser. Fakat bu ana kadar olan dönemle ilgili Freud un hep notları vardır. Breuer çok iyi bir doktordur. Herşeyi günü gününe not tutmaktadır ve bunları Freud la paylaşmaktadır. Aradan yıllar geçtikten sonra 10-12 yıl geçtikten sonra Breuer i ikna eder ve bu Anna O.. vakasını yazmaya başlarlar. Oradaki telkinin etkililiği, bilinçdışındaki çatışmalar ve travmatik vakaların nasıl tedavi ettiği ile ilgili psikanalizin ilk kurucu vakası Anna O.. vakasıdır. Bir de bardaktan su içemeyen ve kusma semptomu olan bir vaka vardı, su içemiyordu. Daha sonra anılara gittiğinde yanında çalışan, babasının hizmetini gören kadının su bardağı ile köpeğine su içirdiğini görmüş olması anıları arasında çıkar. Ve bu anısına bağlı olarak bardaktan su içmeyle ilgili bulantı ve kusma refleksinin o köpek anısı ile ilintili olduğunu fark ettirir. Köpek anısı ile ilintili olduğunu fark ettiğinde bu semptomun gittiğini yani bilinçdışındaki travmatik bu anının etkisinin ortadan kalktığını görür. Su içememe, bulantı, kusma semptomunun bu anıya bağlı olarak ortaya çıktığını görür. Yine Anna O.. vakasında; Anna O.. babasının başında bir gündüz düşü görür. Bu gündüz düşünde uyku ve uyanıklık arasındadır. Babasının yanı başında oturmaktadır. Onun ölüm sürecini beklemektedir, babası kanser hastasıdır. Bir yılanın babasına doğru geldiğini hayal eder ve bu yılanı kovmak için elini hareket ettirmeye çalışır. Fakat uyku ile uyanıklık arasında kolu sandalyenin arasına sıkışmış kalmıştır ve uyuşmutur. Bu uyuşmaya itinaden babasına gelen yılanı defetmek için eliyle hareket etmek istediğinde elini hareket ettiremediğini ve elinin DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 13
felç kaldığını görür. Tabi bunu hatırlamamaktadır ve eli tutmamaktadır. Hasta el felcinden dolayı doktor Breuer e gelmektedir. Breuer tedavi etmek için hipnotik transla onun anısına gittiğinde, böyle gündüz düşü gördüğünde babasının yatağına bir yılanın yaklaştığını, bu yılanı defedebilmek için, elini hareket ettirmek için çaba gösterdiğini, elinin uyuşmuş olması nedeniyle hareket edememesi ve babasını kurtaramadığını ortaya çıkarır. Bu anısı elinin felciyle sonuçlanan histerik semptoma, bir nevrotik semptoma, bir konversiyon reaksiyona dönüşmüştür. Bu anıyı getirdiğinde, farkına vardığında elinin felç halinin çözüldüğünü görünce, bunun gibi Anna O.. üzerinden onlarca semptomun nasıl telkinle bilinçdışı anıların bilince çıkarılması, çözüldüğünü görmüş olması psikanalizin ana kuramının önünü açan bir yapı olarak karşımıza çıkar. Freud da, Breuer da çok önemli birer isim, bunu görüyoruz. Devam ediyoruz.. 1888 de histerinin katartik sağaltımında hipnozu kullanarak Breuer i izlemeye başlar. Burada Anna O.. vakasında Bertha Pappenheim der ki; ya hipnoza almana gerek yok. Ben konuşayım, kendi başıma konuştuğum zaman iyileşiyorum. Buradan da her hastanın hipnoza girememesi, Freud un hipnozu yorucu bulması karşısında katartik yöntem dediğimiz abreaction yani duygusal olarak kişiyi rahat bırakıp bir yere oturtturduğunuzda, konuşturduğunuzda kendi başına anılarına gidebildiğini, bu anılara gittiğinde de duygusal boşalım sağladığını ve bunun iyileştirici bir etki olduğuna dair farkındalık sağlar. Böylece kuramını yavaş yavaş herkesin uygulayabileceği daha geniş bir kuram haline dönüştürebilmek için hipnozdan yavaş yavaş vazgeçmeye başlar. Telkin ve katarsise (abreaction) yönelmeye başlar. 14 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
Hippolyte BERNHEIM Telkin yöntemini inceleyebilmek için 1889 da yani Salpetriere den Charcot nun yanından ayrıldıktan 2 yıl sonra, yine o dönemin en önemli doktorlarından biri olan Charcot nun muhalifi ve rakibi Bernheim e gider. Nancy farklı bir şehir, Salpetriere ayrı bir yer. Salpetriere Tıp Fakültesi ve Nancy Tıp Fakültesi Fransa da iki ekol ve birbirlerine kıyasıya rekabetleri olan iki tıp fakültesi. Bilim dünyasında onlar sen mi üstünsün, ben mi üstünüm diye kavga ederken, biz İstanbul da ne yapıyorduk? Kursiyerler: Top koşturuyorduk. Tahir Özakkaş: Top koşturuyorduk. Nancy ile Salpetriere Tıp Fakültesi karşılıklı rekabet içerisinde, bilimde öncü olup neyi biz bulacağız şeklindeki tartışmaktadırlar. Bir de burada Bernheim çıkar. Bernheim, Breuer, Charcot Fransa nın en önemli üç ismidir. Hepsiyle de çalışma yapar. Bu sefer de Freud Bernheim in yanına gider. Ve orada telkin tedavisi, hipnoz tedavisinin nasıl bir şey olduğuna dair sürecin içine girer. Orada Bernheim den ders alır. Hatta o kadar ileri gider ki, Bernheim ın hipnoz ve telkinle ilgili iki kitabını Fransızca dan Almanca ya çevirir. İki tane tercüme kitabı vardır Freud un. Konusu hipnoterapi ve telkindir. 1889 da en büyük oğlu olan Martin doğar. 1891 de Afazi üzerinde monogrofi sini yazar. Hala bir ayağı nöropatolojide beyin sistemlerindedir. 1891 de ikinci oğlu Oliver in DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 15
doğumu olur. 1892 de en küçük oğlu Ernst doğar. 1893 de Breuer ile Freud un Ön İletişimler i yayınlanır. Kaç yıl sonra yayınlıyor? 7 yıl sonra yayınlıyor. Ön iletişim in yayınlanması histeride yaralanma kuramı nın ve katartik sağaltım ın sunumudur. Histeri dediğimiz tablo bilinçdışı bir çatışmadır. Daha önce yaşanmış olan travmatik bir anının kişiyi ruhsal olarak zedelemesi ve bir semptomun ortaya çıkmasıdır. Tedavisi telkindir, hipnozdur. Ve bilinçdışı materyalin hipnozla bilinç düzeyine çıkmasıdır. Ve ilk defa kitabını, çalışmasını yayınlar. Yine 1893 de ikinci kızı Sophia nın doğumu vardır. 1893-98 yılları arasında 5 yıl histeri, obsesyonlar ve anksiyete üzerine araştırmalar ve kısa makaleler yayınlamaya başlar. Artık yavaş yavaş psikiyatriye ve psikoterapiye yolu kaymaya başlamıştır. Nörolojiden, beyinsel incelemelerinden, anatomik dokularından vazgeçmiştir. Kendi zihninde oluşturmuş olduğu bir ruhsal model, ruhsal aygıt üzerine kafa yormaktadır. 1895 de Breuer ile birlikte olgu öyküleri ve Freud un kendi tekniğini betimlemesi, ayrıca aktarımın ilk olarak tanıtılmasını içeren Histeri Üzerine Çalışmalar adlı kitabını yayınlar. Demek ki, 8 yıl sonra bu Anna O.. vakasıyla ilgili vaka sunumuna ve bunun arkasındaki mekanizmayı anlatan ilk yayınlarını çıkarmaya başlıyor. Ruhsal Yapının Tasarımı: 1895 de Bilimsel Bir Ruhbilim Projesi diye bir kitabını oluşturur. Bu önemli bir kitabı ve yayınıdır. Bunun yayınlanmasını yasaklar. Ruhsal yapı ile ilgili, ruhsal yapının nasıl bir beyin sisteminde, beyinde nasıl bir yer işgal ettiğine dair beynin fizyolojik bir mekanizmasını zihninde tasarlar. Bu tasarlama sistemi dönemin zamanına, ruhuna uygun bir şekilde, Newton fiziğine uygun olarak tasarlanmış bir beyin modelidir. Beyin modeli zihinsel bir aygıt şeklinde değildi. Belli bir lokalizasyonu, beyindeki bir takım girdilerin ve çıktıların, uyaranların nöronal sistem üzerinden izah ettiği bir proje şeklinde idi. Bu proje en son bilimsel olarak beynin fiziksel alanı üzerine yapmış olduğu en 16 13. BPT ARALIK DERS NOTLARI
büyük çalışmadır. Bu çalışmanın yayınlanması ve konuşulmasını daha sonra yasaklar. Bu makalesi 1950 yılında yayınlanır. Şimdiki nöropsikologlar, nörobilimciler bu makaleyi ellerine geçirirler ve Freud un zihinsel aygıt olarak yapılandırmış olduğu sistemin aslında beyinde karşılığının olduğunu, prefrontal korteksin ego olduğunu, amigdal çekirdek ve limbik sistemin daha çok id e ve duygusal anılara doğru gittiğini, süperego sisteminin yine prefontal korteksle ilgili kritik eden ve eleştiren kısmı olduğuna dair beyni bir nevi psikanalizin iddia ettiği ruhsal aygıtın karşıtlığı ile ilgili olduğunu göstermeye çalışan yeni bir bilim alanı çıkmış olur. Kaynağını yine Freud un bir gün gelecek ki, beyinde bu ruhsal aygıtın kaynaklarını bilimsel olarak ispat edecek duruma geleceğiz, şu anda bu durumda değiliz dediği kehanetin yavaş yavaş bu yıllarda gerçekleşmesine doğru adım atılır. Demek ki, bu makalesi Bilimsel Bir Ruhbilim Projesi Freud un en önemli çalışmalarından birisiydi. Ama o dönemde okunması, yayınlanması Freud tarafından istenmeyen bir çalışmaydı. Freud un Fliess e mektupları arasında bulunur bu ve ilk kez 1950 de basılmıştır. Ruhbilimi nöroloji terimleri ile anlatmak için başarısız bir girişim, ama Freud un daha sonraki çoğu kuramının habercisidir. 1895 de en küçük çocuğu Anna doğar. Bu makaleyi kime yazıyor? Bir kulak-burun-boğaz doktoru olan Fliess e yazıyor. Demek ki, bu kadar yakın bir temasları var. 1896 ruh çözümleme teriminin ortaya çıkış tarihidir. 1896 ya baktığımız zaman ilk tıp fakültesini bitirdiğinden 11 yıl sonra ruh çözümlemesi terimini ilk defa kullanıyor. 1896 da babasının 80 yaşında ölümü var. 1897 de Freud un öz-çözümlemesi; yaralanma kuramının terk edilmesine ve çocuksu cinsellik ve Odipus karmaşasının benimsenmesine yol açmıştır. Kendi kendini analiz ettiğinde babasına olan düşmanca hisler ve annesine duyduğu hislerle ilintili olarak rüyalarını analiz etmesi sonucunda bunun ödipal çatışma olduğu ve bunun evrensel bir DÜRTÜ-ÇATIŞMA KURAMINA GİRİŞ 17