BAĞLI SÖZCE ve KOPMUŞ SÖZCE

Benzer belgeler
S Ö Y L E M ( DİSCOURS ) ve A N L A T I ( RECİT ) Ü Z E R İ N E

HİKÂYE ETME BİLİMİ 1 :

BİR METİN ANALİZİ MODELİ

HER CÜMLEDE ÜÇ ZAMAN VARDIR

Yahut İLETİŞİMİN TEMEL ELEMENTLERİ

II) Hikâye Dışı düzlemi

Bir cümledeki konu ve haber nasıl bulunur? :

METİNDE KATILANLAR (ACTANTS) NASIL BULUNUR? -BİR UYGULAMA-

EDEBÎ ESERLERDE ZAMAN 1

ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

alan makalelerinden yararlanılmıştır:

Dil olgusu :DEĞİŞMEYENLER Dil dışı olgu : DEĞİŞENLER ARABA. Aynı değişimi soyut olarak şöyle formülleştirebiliriz:

İDV ÖZEL BİLKENT ORTAOKULU SINIFLARINA KONTENJAN DAHİLİNDE ÖĞRENCİ ALINACAKTIR.

H İ K Â Y E A N L A T I H İ K Â Y E ETME

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Bir duygu, düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle denir. Şimdi birbirini tamamlayan öğeleri inceleyeceğiz.

ÇÖZÜMLEYİCİ OKUMA İÇİN. İLK ADIMLAR 1

Metin Edebi Metin nedir?

KAVRAMLARIN ANLAMINI KARŞITLARI BELİRLER

Edebi metin, dilin estetik amaçla kullanıldığı metindir. Bir Metnin Edebi Oluşunu Şu Şekilde özetleyebiliriz:

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI

Sözceleme ve Göstergebilim. Zeynel Kıran Hacettepe Üniversitesi

REHBERLİK VE İLETİŞİM 8

PENTRU DISCIPLINA LIMBA ŞI LITERATURA TURCĂ MATERNĂ

TANZİMAT DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER. Ufuk KÜSDÜL Arhavi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

7. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 6. SINIF TÜRKÇE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

1 Yves Reuter, İntroduction a l analyse du Roman, Bordas, Paris, 1991, s.37.

6. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

SEYYİT MAHMUT HAYRANİ ANADOLU LİSESİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİL VE ANLATIM DERSİ ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAPÇA IV DKB

TÜRKÇE ANABİLİM DALI TÜRKÇE EĞİTİMİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI

Prof. Dr. Rıza FİLİZOK SEM (SÉME)

Mikroorganizmalar gıda üretiminde en önemli tehlike veya tehlike kaynaklarıdır. Hayatımızda da önemli yere sahip olan bu canlılar hakkında genel

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YILI BAHAR DÖNEMİ TÜRK DİLİ II (TURK 102) DERSİ İZLENCESİ

İÇİNDEKİLER BÖLÜM 1 BÖLÜM 2

Yukarıdaki metinde sadece olaylar anlatılmış, çevre ile ilgili tasvirler ve konu ile ilgili açıklamalar yapılmamıştır. Anlatım tamamen birinci

İZOTOPİ NEDİR? Görüldüğü gibi izotopi, metnin değişik seviyelerinde yani tabakalarında ortaya çıkabilen göstergebilimsel bir olgudur.

1)YENİ BİR KAVRAM: ANLATISALLIK ( Tahkiyevilik / narrativité ) (Okumak için: )

» Ben işlerimi zamanında yaparım. cümlesinde yapmak sözcüğü, bir yargı taşıdığı için yüklemdir.

Resimde kompozisyon, sınırlı bir alanda (resim kağıdı) biçimleri (forme) düzenleme sanatıdır.

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ PLANI

ZAMİRLER(ADILLAR) Zamir sözcük türlerinden biridir. Zamiri yapmak için cümleyi çok çok iyi anlamak gerekir

DR. MUHAMMED HÜKÜM ÜN ŞAİR - SOSYOLOG: KEMAL TAHİR ADLI ESERİ ÜZERİNE

1) Okuma 1.1. Okumanın Öğeleri:

YAZI TÜRLERİ ŞENDA SOLMAZ KONUSUNU YAŞAMDAN ALAN YAZI TÜRLERİ OLAY YAZILARI

PARAGRAFIN BÖLÜMLERİ

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ ÖĞRETİM PROGRAMI

KIRGIZİSTAN TÜRKİYE MANAS ÜNİVERSİTESİ MODERN DİLLER YÜKSEK OKULU MÜTERCİM - TERCÜMANLIK BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 7. SINIF TÜRKÇE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

T.C. NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ. Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı İLGİLİ MAKAMA

İletişim Yayınları SERTİFİKA NO Κρατύλος

5. SINIF TÜRKÇE DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

CÜMLENİN ÖGELERİ YÜKLEM / ÖZNE

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI 8. SINIF TÜRKÇE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ DERS SAATİ

Dal - mış - ım. Dal - mış - sın. Dal - mış. Dal - mış - ız. Dal - mış - sınız. Dal - mış - lar. Alış - (ı)yor - um. Alış - (ı)yor - sun.

Selahittin Tolkun, Özbekçede Fiilimsiler, Dijital Sanat Yayıncılık, Kadıköy, İstanbul, 2009, s. 269.

Bir metni analiz etmek demek, metindeki düşünce ve duyguları kavramaya çalışmak ve yazarın bu düşünceleri nasıl ifade ettiğini, duygularını dilin

CÜMLE BİRİMLERİ ANALİZİNDE YENİ EĞİLİMLER

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ARAPÇA I DKB

Ders Kod Ders Ad T U L K AKTS DİL

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEK 3.5 ÇÖZÜM

Yazılı Materyaller. Yazılı Materyaller. Yazılı Materyaller. Yazı boyutu Yazı boyutu. Görsel Araç-Gereç ve Materyaller

ÝÇÝNDEKÝLER TEMA 1. Anlam Bilgisi. Yazým Bilgisi. Dil Bilgisi. SÖZCÜK ANLAMI...15 Gerçek, Yan ve Mecaz Anlam...15 Deyim...15

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2)

2016 EYLÜL MUSTAFAKEMALPAŞA / BURSA T.C. MUSTAFAKEMALPAŞA İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ DİL VE ANLATIM DERSLERİ UYGULAMA SINAVI YÖNERGESİ

10.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;


İNGİLİZCE HAZIRLIK PROGRAMI SEVİYE 4 DERS MÜFREDATI

Dil Gelişimi. temel dil gelişimi imi bilgileri

IŞIKLI İŞARETLER İÇİN ASGARİ KURALLAR

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 10. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

3. HAFTA YAZI DİLİ VE ÖZELLİKLERİ

TÜRKÇE ANABĐLĐM DALI TÜRKÇE EĞĐTĐMĐ BĐLĐM DALI YÜKSEK LĐSANS PROGRAMI EĞĐTĐM-ÖĞRETĐM PLANI


İletişim kavramı ve tanımı

Zirve 9. Sınıf Dil ve Anlatım

Yazılı Ödeviniz Hakkında Kendinize Sormanız Gereken Bazı Sorular

Mantıksal Operatörlerin Semantiği (Anlambilimi)

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI... ANADOLU LİSESİ 11. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

HALK EDEBİYTI IV AŞIK EDEBİYATINDA ÜSLUP

EĞİTİM ÖĞRETM YILI MUSTAFA ŞIK İLKOKULU 4. SINIF TÜRKÇE KONU VE KAZANIMLARI

T.C. AVRUPA MESLEK YÜKSEKOKULU

EXPLORERS ANAOKULU MAYIS AYI BÜLTENİ

LYS 3 DENEME-5 KONU ANALİZİ SORU NO LYS 3 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI TESTİ KAZANIM NO KAZANIMLAR. 26/05/2014 tarihli LYS-3 deneme sınavı konu analizleri

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI TÜRKÇE

Düzsöz, etkisöz ve edimsöz eylemleri

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ AKADEMİK YILI TÜRK DİLİ DERSİ İZLENCESİ TURK 101

a) FİGÜRLER DÜZLEMİ ÖRNEK: Aşağıdaki metinde figürler düzlemi kırmızı ile gösterilmiştir:

DİL VE ANLATIM 10. SINIFLAR ( ORTAK ) B GRUBU 20 Kasım 2014

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

Fen - Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

1.Tarih Felsefesi Nedir? 2.Antikçağ Yunan Dünyasında Tarih Anlayışı. 3.Tarih Felsefesinin Ortaçağdaki Kökenleri-I: Hıristiyan Ortaçağı ve Augustinus

WEB TASARIM I. Öğr. Gör. M. Mutlu YAPICI. Ankara Üniversitesi Elmadağ Meslek Yüksekokulu

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi

Transkript:

ve BAĞLI SÖZCE KOPMUŞ SÖZCE Doğrusu, bizlere post-modern edebiyat incelemeleri sunan ya da yapısal analiz yapan araştırmacılara hayran olmamak mümkün değil! Yurdumuzda bu işler için gereken en temel kavramlar ortaya konulup tartışılmadan bu işleri başarmak bir dehâ işi olsa gerek! Bundan dolayı biz basit işlerimize dönelim. Prof. Dr. Rıza FİLİZOK Sözceleme, bir sözün belli bir zaman ve mekanda üretilmesi olgusudur. Belli bir kişi, belli bir anda, belli bir yerde, belli bir dinleyiciye karşı belli bir söz üretir. Sözceleme hali denilen bu olgu, şu beş unsuru ifade eder: 1) söyleyen, 2)dinleyen, 3)zaman, 4)mekan, 5) mesaj. Kısaca sözceleme, sözün söyleniş şartları içinde kavranmasıdır. Bunu şöyle bir tablo ile gösterebiliriz:

( Not: Tablo, Guy Spielmann ın Documents Pédagojiques inden alınmıştır.) Sözceleme kavramı şöyle bir düşüncenin ürünüdür: Ortada bir söz varsa orada mutlaka konuşan birisi (énonciateur) ile dinleyen birisi (énonciataire) vardır ve bir de kendisinden söz edilen bir konunun (mesaj) bulunması gerekir. Böyle bir bağlamda ifade edilen mesaj yani söz sözce adını alır. Bu durumda konuşan birinci şahıs ben, dinleyen ikinci şahıs sen, kendisinden söz edilen üçüncü şahıs yahut nesne o olarak kabul edilir. Bununla birlikte, burada konuşan ve dinleyen dediklerimiz, kişiler değil, mantıkî zorunluluklardır, yani sözün doğuş anına bağlı rollerdir: Su yüz derecede kaynar. sözünde ne ben, ne sen, ne konuşan ne de dinleyen ifade edilmiştir ama mantıkî olarak, dolaylı olarak onların bulunması gerektiğini biliriz. Bildirişimde Ben, sen, o her sözün dayandığı temel unsurlardır. Buradaki ben ve sen zamirleri mutlaka konuşan ve dinleyen (énonciateur / énonciataire) çiftine atıfta bulunmaz, göndermede bulunmaz. İfade edilmese de kapalı olarak, her söz için bir üretim anı vardır. Her sözün önünde adeta bir [Ben diyorum ki] sözü vardır. Buradaki Ben, konuşanı (énonciateur) ve söz anını (şimdiki zaman) ifade eder. 1 Ancak ben canlı bir varlığı değil, sadece birinci şahıs ı gösterir. Söz anı, kronolojik şimdiki zaman ı göstermez, sözceleme anı ile sözcenin şimdiki zamanının ayniliğini, çakışmasını ifade eder. Yani sözcelemenin şimdiki zamanı ile, sözcenin şimdiki zamanı aynı zamanı gösterir: Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Mustafa Kemal Bu sözün sözceleme zamanı 25 Nisan 1915 tir, sözcenin zamanı da 25 Nisan 1915 tir. Sözce, sözcelemenin neticesinde ortaya çıkan üründür. Meselâ mesaj, metin, edebî eser birer söylenmiş söz, birer üründür. Bu ürünler, artık onu söyleyene ve söylediği zaman ve mekâna bağlı değildir, o artık insan unsurundan bağımsız bir söz olgusu, bir fenomen haline gelmiştir. Buna karşılık sözceleme bir akt halinde üründür, belli bir zamana ve mekana bağlı olduğundan tekrarlanması mümkün değildir. Bir söz söylendiği zaman hem söz aktı yerine getirilmiş olur, hem bir söz üretilmiş olur. Her bildirişimde, yazılı olduğu kadar, sözlü bildirişimde de aynı zamanda bir sözce ve bir sözceleme bulunur. Sözceleme ile sözce arasındaki ilişki, fabrika ile ürün arasındaki ilişkiye benzer. Sözce, bir konuşma halinin dilbilimsel sonucu, ürünüdür yani telaffuz edilmiş söz yahut yazılmış metindir. Dil bilgisi esas olarak sözceyi inceler, bununla birlikte zaman zaman söz anını da hesaba katmak zorunda kalır. 1 Spielmann, s.3.

Sözceleme Hâli: Bir sözün söyleniş yahut bir metnin üretiliş şartlarını ifade eder. Sözceleme Hâli, Kim söylüyor? Kime söylüyor? Hangi şartlar içinde söylüyor? soruları sorularak tespit edilir. Özetleyecek olursak sözceleme, sözün söyleniş şartları içinde kavranmasıdır, sözce ise bu şartlar içinde doğmuş olan sözdür, mesajdır. Çağımızda dil bilginleri, iki tip sözce olduğunu fark etmişlerdir. Bu ayırımının iyi anlaşılması, yeni dil ve edebiyat bilgilerinin doğru anlaşılması için kaçınılmazdır: 1) Bazı sözceler, üretildiği yerin ve zamanın yani sözceleme anının izlerini taşırlar. 2) Bazı sözceler ise üretildiği yerin ve zamanın yani sözceleme anının izlerini taşımazlar. Birinci gruba giren sözcelere, söylem (discours), ikinci gruba giren sözcelere anlatı (recit) denir. Şimdi bu iki tip sözceyi açıklayalım: I) SÖZCELEME HALİNE BAĞLI SÖZCE (Énoncé ancré): Söyleme anının izlerini (embrayeur) taşıyan sözcedir. «Ben burada oturuyorum.» sözünde «ben» ve «burada» kelimelerinin anlamı söylendiği yere bağlıdır yani söyleyene ve söylendiği yere bağımlı olarak anlam kazanırlar. Sözceleme halinin en az bir belirtisini taşıyan sözceye «BAĞLI SÖZCE» denir. ÖRNEK : SÖZCELEME ANINA BAĞLI SÖZCE SÖZÜN SÖYLENME ŞARTLARI: Zaman: 26 Ağustos 2008 Mekan: İzmir Saat Kulesi Yanı Söyleyen: Ali Çalışkan Dinleyen: Mehmet Doğru Söylenen söz (s ö z c e): Yarın seni burada bekleyeceğim. Bu örnekteki «Yarın seni burada bekleyeceğim.» sözcesi, söylendiği anın, sözceleme halinin belirtilerini taşımaktadır : «YARIN» ZARFI : Sözceleme anına bağlı bir zaman belirtisidir, bu söz 26 Ağustos 2008 de söylendiğine göre, «yarın» zarfının anlamı 27 Ağustos 2008»dir. «-İM» EKİ : Birinci tekil şahıs belirtisidir ve söyleyeni (enonciateur) gösterir. Bu sözün anlamı, burada söylenme şartlarına göre Ali Çalışkan dır.

«SEN» ZAMİRİ : İkinci şahıs belirtisidir. Dinleyeni gösterir. Söyleme şartlarına göre burada bu sözün anlamı Mehmet Doğru dur. «BURADA» ZARFI : Yer belirtisidir. Söyleme şartlarına göre anlamı «İzmir Saat Kulesi nin yanıdır. Bu durumda «Yarın seni burada bekleyeceğim.» cümlesinin SÖZCELEME HALİNE BAĞLI ANLAMI şöyledir : «Ali Çalışkan 27 Ağustos 2008 de İzmir Saat Kulesinin yanında Mehmet Doğru yu bekleyecek.» Diğer taraftan bu cümle, başkası tarafından başka yerde söylenseydi, başka bir anlam üretecekti. Görüldüğü gibi bazı sözcelerin anlamı, sözceleme haline bağımlıdır. Böyle sözcelere sözceleme haline bağlı sözce diyoruz. Bağlı sözcelerde zaman sistemi, «şimdiki zaman» etrafında kurulur : Sözceleme anı merkez olarak alınır, öncesi geçmiş, sonrası gelecek olarak ifade edilir : «On yıl önce İstanbul yadım. Şimdi İzmir deyim. On yıl sonra Ankara da olacağım.» cümlesinin zaman yönünden belirginlik kazanması için «şimdi» ile ifade edilen sözceleme anının bilinmesi yeterlidir. Sözceleme anı 1990 ise, on yıl öncesi 1980, on yıl sonrası 2000 yılıdır. II) SÖZCELEME HALİNDEN KOPMUŞ SÖZCE (Énoncé coupé) : Buna karşılık bazı sözler, söyleme anının hiçbir belirtisini (embrayeur) taşımaz : «Su yüz derecede kaynar.» sözünde söylendiği yere, zamana, onu söyleyen kişiye ait hiçbir belirti yoktur. Adeta söyleme anından kopmuş bir sözdür. ÖRNEK : SÖZCELEME HALİNDEN KOPMUŞ SÖZCE SÖZÜN SÖYLENME ŞARTLARI: Zaman: 26 Ağustos 2008 Mekan: İzmir Saat Kulesi Yanı Söyleyen: Ali Çalışkan Dinleyen: Mehmet Doğru Söylenen söz (s ö z c e): Mustafa Kemal Paşa, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir i düşman işgalinden kurtardı. Bu örnekteki «Mustafa Kemal Paşa, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir i düşman işgalinden kurtardı.» sözcesinde söylendiği anın, sözceleme halinin hiçbir belirtisi (embrayeur) yoktur. Bundan dolayı bu sözceye SÖZCELEME HALİNDEN KOPMUŞ SÖZCE denir. Böyle sözlere, genel olarak, anlatı (recit) denir.

Verdiğimiz ilk örnekte sözce, sözceleme şartlarına göndermede bulunuyordu. Bu örnekteki sözcede ise sözceleme haline hiçbir gönderme yapılmamıştır. Bununla birlikte bu durumda dikkatli olmamız lazımdır : Sözcede sözceleme halinin hiçbir belirtisi olmasa da SÖZÜN SÖYLENME ŞARTLARI yani SÖZCELEME HALİ vardır. Yani söze yansımamış olsa da örneğimizdeki sözün bir söyleyeni, bir dinleyeni, bir söylenme yeri, bir söylenme zamanı vardır. «Mustafa Kemal Paşa, 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir i düşman işgalinden kurtardı.» sözcesinin sözceleme hali, şu öğeleri içine alır : *SÖYLEYEN (enonciateur) : Ali Çalışkan dır. *DİNLEYEN (destinataire) : Mehmet Doğru dur. *SÖZCELEME YERİ : İzmir Saat Kulesi yanı. *SÖZCELEME ZAMANI :26 Ağustos 2008 Görüldüğü gibi SÖZCELEME HALİNDEN KOPMUŞ SÖZCE ler sözceleme haline göndermede bulunmasa da bir sözceleme hali içinde doğmuşlardır ve onların da bir sözceleme hali vardır. Ancak kopmuş sözcelerde bu haller daima belirgin olmayabilir : Mesela «Ak akçe kara gün içindir.» atasözünde bu şartlar rol olarak vardır ama, belirgin değildir. Kopmuş sözceler genel olarak «görülen geçmiş zaman»ın üçüncü şahsıyla anlatılan metinlerdir. Romanlarda, tarih metinlerinde kullanılır. Bu metinlerde anlatılan şey ile anlatan arasında bir zaman mesafesi bulunur. Kopmuş sözcelerde zaman sistemi, «görülen geçmiş zaman» etrafında kurulur : Sözceleme anının gersinde kalan geçmiş zaman içindeki bir an merkez olarak alınır, bunun öncesi geçmiş, sonrası gelecek olarak kabul edilir : Görülen geçmiş zaman Sözceleme anı Şimdiki zaman Anlatım için seçilen zaman merkezi -mişti -di -iyordu -ecekti Bağlı ve kopmuş sözceler, aynı metinde yer alabilir. Meselâ roman ve hikâyelerde hem bağlı sözcelere, hem kopmuş sözcelere rastlanır. Sözceleme anına bağlı şartlar, şahıs belirtileri, zaman ve mekan belirtileri, duygu ve hüküm belirtileri tarafından sözceye yansıtılır. Yazılı bir sözcede (mesela bir metinde) sözceleme hali üç yönlü olarak (şahıs, zaman, mekan) fizikî olarak algılanabilir durumda değildir. Yazılı bir sözcede bunlar ancak yazıya yansıyan sözceleme izleri

yardımıyla tespit edilebilir. Bunlara sözceleme belirtileri indis denir. Bu belirtiler şunlardır: 1) Ben zamiri, prensipte, yazan kişiyi ( destinateur yahut emetteur) gösterir. 2) Sen yahut siz zamirleri, okuyucuya gönderir. 3) Yer göstericileri (les déictiques spatiaux): Bu kelimeler, ancak konuşanın bulunduğu yer bilinirse kesin bir anlama kavuşabilir. Konuşucunun bulunduğu yer değiştikçe, bu kelimelerin anlamı da değişir: Ör.: Burada, şurada. 4) Zaman göstericileri (Les déictiques temporels): Bunlar ancak sözceleme hali bilinirse bir anlam kazanırlar: Ör.:Bugün, dün, yarın. 5) Değer hükümleri: Konuşucunun görüşleri, duyguları bazen ifadesine yansır, bunlar konuşucunun metne yansımış izleridir. Günümüz dilbilimine göre metin (texte yahut énoncé) ve söylem (discours), farklı somut nesneler değildir: Aynı metin, diyelim bir masal yahut gazete makalesi, seçilen yaklaşım tarzına göre metin yahut söylem olarak incelenebilir. Dil bilimi, metin grameri ve naratoloji, normal olarak metin üzerinde çalışır. Buna karşılık geniş anlamında olmak üzere söylem analizi metni ve onun sözcelenmesi (enonciation) arasındaki ilişkiyi, metnin üretimini belirleyen ideolojik, sosyolojik, psikolojik şartları inceler. Sözce, sözceleme anı içinde de var olabilir, sözceleme anı dışında da var olabilir. Ancak bu olguyu, bağlı sözce ve kopmuş sözce ile karıştırmamak gerekir: Genel olarak, sözceleme anı içindeki sözceler, bağlı sözcedir, sözceleme anı dışındaki sözceler kopmuş sözcelerdir ama sözceleme anı içinde pekala kopmuş sözce bulunabilir: SÖZCENİN BULUNDUĞU YER: SÖZCELEME SÖZÜ SÖYLEYEN SÖZCE SÖZCE SÖZÜ DİNLEYEN Mesela sözceleme anı içinde bulunan bir sözce, pekala bir mektupta yahut bir kitapta da yer alabilir. Böyle bir durumda bu iki sözce arasında dilbilgisi açısından hiçbir fark yoktur. Ayrıca bu sözceler kopmuş sözce iseler aralarında anlam yönünden de fark olmayacaktır. Ancak bu iki sözce bağlı sözce ise onların yorumlanmaları farklı olacaktır. Bir romancı bağlı sözce kullandığında eserine gerçeklik duygusu kazandırabilmek ve sözün doğru anlaşılmasını sağlamak için,

bu sözün nerede, ne zaman vb. söylendiğini açıklayacak, anlatıcısı vasıtasıyla sözceleme halini tasvir edecektir. Bu son söylediklerimizi, bağlı sözce ve kopmuş sözce gibi kavranması oldukça külfetli ve can sıkıcı olan iki kavramın bizleri birdenbire edebiyatın en halis konularına nasıl sürükleyebildiğini göstermek için söyledik. Çağdaş edebiyat araştırmalarının iki belirgin niteliği vardır: Onlar bizden çetin matematik problemleri kadar dikkat, ilgi ve sabır istemektedir. Diğer taraftan bu sabrı gösterdiğimizde ise edebî olguları sezgilerimizin bize sunduğu imkanların üstünde kavramamızı sağlamakta, ayrıca edebiyat olgularından açıklıkla ve kesinlikle söz etmemizi mümkün kılmaktadır. Bunlar ise hiç de küçümsenecek kazançlar değildir. http://www.ege-edebiyat.org