HÜCRE. Prof. Dr. Levent ERGÜN

Benzer belgeler
Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Histoloji Embriyoloji Anabilim Dalı. Histoloji I Hücre. Doç.Dr. Nejdet ŞİMŞEK

HÜCRE FİZYOLOJİSİ Hücrenin fiziksel yapısı. Hücre membranı proteinleri. Hücre membranı

BELKİDE BİYOLOJİNİN EN TEMEL KONUSU EN ZEVKLİ KONUSUNA BAŞLAYALIM ARKADAŞLAR!!!

FİZYOLOJİ LABORATUVAR BİLGİSİ VEYSEL TAHİROĞLU

HÜCRE. Yrd.Doç.Dr. Mehtap ÖZÇELİK Fırat Üniversitesi

HÜCRE ZARINDA TAŞIMA PROF. DR. SERKAN YILMAZ

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111

Hücre. 1 µm = 0,001 mm (1000 µm = 1 mm)!

ADIM ADIM YGS-LYS 27. ADIM HÜCRE 4- HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ

BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS HÜCRE

HÜCRE ZAR SİSTEMLERİ. Yüzey (plazma) zarı: Tüm hücrelerde var. İç zar: Ökaryotik hücrelerde var.

HÜCRE MEMBRANINDAN MADDELERİN TAŞINMASI. Dr. Vedat Evren

Biyolojik zarların genel yapısı sıvı mozaik modelle açıklanır.

ayxmaz/biyoloji 7-Hücreye antijen özellik kazandırır.kalıtımın kontrolü altındadır Örn: Kan grupları 8- Oluşumunda golgi etkendir Hücre zarı

Organik Bileşikler. Karbonhidratlar. Organik Bileşikler YGS Biyoloji 1

HÜCREDE MADDE ALIŞ VERİŞİ

ADIM ADIM YGS-LYS 29. ADIM HÜCRE 6- HÜCRE ZARINDAN MADDE GEÇİŞLERİ 3

ADIM ADIM YGS-LYS 34. ADIM HÜCRE 11- SİTOPLAZMA 3

HÜCRE. Dicle Aras. Hücre bölünmesi, madde alışverişi ve metabolizması

HAYVAN HÜCRESİ BİTKİ HÜCRESİ

ÜNİTE 5:HÜCRE ZARI VE MADDE GEÇİŞMESİ

7) I. C0 2 ve 0 2 II. Amino asitler III.Madensel tuzlar IV.Glikoz

HÜCRE FİZYOLOJİSİ PROF.DR.MİTAT KOZ

Epitel hücreleri glikokaliks denen glikoprotein örtüsü ile çevrilidir. Epitel hücrelerinin birbirine yapışmasını sağlar. Epitel hücrelerinin üzerine

Adı ve Soyadı : Sınıfı ve Numarası : 1- DNA molekülünün görevlerini yazınız? * * 2- ATP molekülünün görevini açıklayınız?

HÜCRE ZARINDA MADDE İLETİMİ PROF.DR.MİTAT KOZ

Hücre Fizyolojisi Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

HÜCRE VE HÜCRE ORGANELLERİ

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #6

ADIM ADIM YGS-LYS 33. ADIM HÜCRE 10- SİTOPLAZMA 2

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

HÜCRE ZARINDAN MADDE TAŞINMASI

LİZOZOMLAR Doç. Dr. Mehmet Güven

Hücre membranının biyolojik özellikleri. Doç. Dr. Çiğdem KEKİK ÇINAR

Beslenmeden hemen sonra, artan kan glikoz seviyesi ile birlikte insülin hormon seviyesi de artar. Buna zıt olarak glukagon hormon düzeyi azalır.

Bütün hücrelerin olmazsa olmazları. Plazma zarı Yarı-sıvı sitosol Kromozom Ribozom

PROKARYOT VE ÖKARYOT HÜCRELER

Canlının yapısında bulunan organik molekül grupları; o Karbonhidratlar o Yağlar o Proteinler o Enzimler o Vitaminler o Nükleik asitler ve o ATP

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 2 KARBONHİDRAT LİPİT (YAĞ)

MEMBRANLARDAN MADDE GEÇİŞİ. Prof. Dr. Taner Dağcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ab. D.

TEST 1. Hücre Solunumu. 4. Aşağıda verilen moleküllerden hangisi oksijenli solunumda substrat olarak kullanılamaz? A) Glikoz B) Mineral C) Yağ asidi

Membran Organizasyonu

Hücre ve Hücre Organelleri Üniversite Hazırlık Konu Anlatımları

İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİ MEKANİZMALARI. Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı

HÜCRE MEMBRANLARINDAN TAŞINMA

KAN DOKUSU. Prof. Dr. Levent ERGÜN

Hücre canlının en küçük yapı birimidir.

Mikroskobun Yapımı ve Hücrenin Keşfi Mikroskop: Robert Hooke görmüş ve bu odacıklara hücre demiştir.

ADIM ADIM YGS-LYS 37. ADIM HÜCRE 14- ÇEKİRDEK

Hücre zarında madde taşınım yolları Sitoplazma ve organeller

Bağ doku. Mezodermden köken alır. En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir)

HÜCRE ZARINDA TAŞINIM

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

BMM307-H02. Yrd.Doç.Dr. Ziynet PAMUK

SİTOPLÂZMA HÜCRE ORGANELLERİ. * Maddelerin taşınması için kanal, sentezi yapılmış maddeler için de toplanma bölgeleridir.

YGS ANAHTAR SORULAR #1

MOTOR PROTEİNLER. Doç. Dr. Çiğdem KEKİK ÇINAR

Örtü Epiteli Tipleri:

Hücre Nükleusu, Nükleus Membranı, Nükleus Porları. Doç. Dr. Ahmet Özaydın

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf

LİPOPROTEİN METABOLİZMASI. Prof.Dr. Yeşim ÖZKAN Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı

Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

madde2 Transport protein Transport protein

Atomlar ve Moleküller

M. (arpa şekeri) +su S (çay şekeri) + su L.. (süt şekeri)+ su

LİPOPROTEİN METABOLİZMASI. Prof.Dr. Yeşim ÖZKAN Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı

13 HÜCRESEL SOLUNUM LAKTİK ASİT FERMANTASYONU

ER Golgi Lizozom Yönünde Vezikül Trafiği

Biochemistry Chapter 4: Biomolecules. Hikmet Geçkil, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University

BİYOLOJİK MEMBRANLAR. Prof.Dr. Kadir TURAN V 1

Hücre yüzey özelleşmeleri. Doç. Dr. Çiğdem KEKİK ÇINAR

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #17

Hücreler arası Bağlantılar ve Sıkı bağlantı. İlhan Onaran

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel

BİYOLOJİK MOLEKÜLLERDEKİ

YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI BİYOLOJİ

Solunum, genel anlamda canlı organizmada gaz değişimini ifade etmek için kullanılır.

DOZ hastada belli bir zamanda, beklenen biyolojik yanıtı oluşturabilmek için gerekli olan ilaç miktarıdır.

Test-1. Hücre. 4. Kompleks yapılı bitki hücrelerinde aşağıdaki organel çeşitlerinden hangisi birlikte bulunmaz? 1. Hücrelerde gözlenen;

FTR 231 Fonksiyonel Nöroanatomi. Sinapslar. yrd.doç.dr. emin ulaş erdem

solunum >solunum gazlarının vücut sıvısı ile hücreler arasındaki değişimidir.

CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞENLER

Hücrelerde gerçekleşen yapım, yıkım ve dönüşüm olaylarının bütününe metabolizma denir.

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #18

*Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir.

Gram (+)Bakterilerde Duvar Yapısı Gram (-) Bakterilerde Duvar Yapısı Lipopolisakkaritin Önemi

YGS ANAHTAR SORULAR #3

TEMEL VETERİNER FİZYOLOJİ

İLK DEFA 1665 YILINDA ROBERT HOOK, MANTAR DOKUSUNU İNCELEMİŞ GÖZLEMLEDİGİ YAPILARDA KÜÇÜK BOŞLUKLAR GÖRMÜŞ VE GÖRDÜĞÜ BU BOŞLUKLARA İÇİ BOŞ ODACIKLAR

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ

YGS YE HAZIRLIK DENEMESi #23

HÜCRE #6 HÜCRE İSKELET ELEMANLARI ÇEKİRDEK SELİN HOCA

OKSİJENLİ SOLUNUM

9. SINIF KONU ANLATIMI 5 CANLININ TEMEL BİLEŞENLERİ -İNORGANİK MADDELER 1- SU

Hücre Membranı Prof.Dr.SELMA YILMAZER Prof.Dr.TURGUT ULUTİN

Canlıların yapısına en fazla oranda katılan organik molekül çeşididir. Deri, saç, tırnak, boynuz gibi oluşumların temel maddesi proteinlerdir.

ADIM ADIM YGS-LYS 5. ADIM CANLININ TEMEL BİLEŞENLERİ -İNORGANİK MADDELER 1- SU

Transkript:

HÜCRE Prof. Dr. Levent ERGÜN

Canlıların en küçük yapıtaşı ve en küçük canlıdır. Bütün canlılar hücrelerden meydana gelmiştir. Canlılar ya tek hücrelidir ya da çok hücrelidir. Bakteriler tek hücreliler olup bütün olaylar hücre içerisinde gerçekleşir. Çok hücreli canlılarda hücreler sürekli birbirleriyle işbirliği içerisindedir ve sürekli madde ve hormon alışverişi yaparlar. Hücre yapı itibariyle basit görünse de derinlere inildikçe çok kompleks ve karışık bir yapıya sahiptir.

Bitki ve hayvan hücreleri arasında bazı önemli farklar vardır. Hayvan hücresi küre şeklinde, bitki hücresi ise köşeli şekildedir. Bitki hücresinde kloroplast bulunurken hayvan hücresinde bulunmaz.

Organizmayı oluşturan hücreler çok farklı büyüklük ve şekildedirler. Ortalama 15-20 mikrondur. 200 mikron kadar olabilir.

Sinir hücrelerinde olduğu gibi aksonlarıyla beraber 1,5 metreye ulaşabilir.

Fonksiyonlarına göre farklılık gösterir. Yassı, kübik, pirizmatik, piramidal, oval, yuvarlak, mekik, iplik ve yıldız şekilli olabilirler.

Kübik hücreler, üriner sistemde bulunur.

Yuvarlak hücreler kan dokusunda bulunur.

Böbreklerde piramidal hücrelere rastlanır.

Sinir dokuda duyu alış verişinde çok önemli olan uzantılı hücreler vardır.

Kas dokuda hücreler kontraksiyon yapabilmek için iplik şeklini almışlardır.

Hücrenin esasını protoplazma adı verilen pelte kıvamında kütle oluşturur. Çekirdek ve sitoplazmadan meydana gelen metabolizma olaylarının gerçekleştiği bölümdür.

Hücrelerin yapısına giren maddeler, besinlerimizin esasını oluşturan proteinler, karbonhidratlar, yağlar ve su dur. Ayrıca çeşitli mineral maddeler (Na, K, Ca, P vb.), enzimler, vitaminler ve hormonlar da hücre için önemli olan maddelerdendir.

Hücrelerin canlılıklarını devam ettirebilmeleri, dışarıdan bünyelerine madde almalarıyla mümkündür. Alınan maddelerden bir kısmı hücre içinde parçalanıp ilkel unsurlarına ayrılır ve böylelikle, hücre için çok gerekli olan enerji açığa çıkar. Buna hücrenin katabolik fonksiyonu (katabolizma) denir.

Alınan maddelerden, kendilerine kıyasla daha yüksek kuruluşta olan yeni yeni maddeler de sentezlenir ve şekillenen bu maddeler hücrede yapı malzemesi olarak kullanılır. Buna da hücrenin anabolik fonksiyonu denir. Katabolik ve anabolik fonksiyonların ikisine birden ise METABOLİZMA denir.

Ökaryot hücre: Çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, genetik materyali çekirdeğinde taşıyan hücrelerdir.

Prokaryot hücre: Genetik materyali sitoplazmasında dağılmış halde bulunan ve çekirdek içermeyen bakteri, virus gibi canlılarda bulunan hücrelere denir.

1. Sitoplazma A. Temel Plazma (sitosol) B. Şekilli unsurlar 1. Organeller A. Membransel B. İpliksel 2. Sitoplazma inklüzyonları 2. Çekirdek HÜCRE

SİTOPLAZMA= Temel plazma+şekilli unsurlar 1- Temel Plazma: sitosol Şekilli unsurların arasını doldurur, metabolik duruma göre sol (hücrenin su alıp fonksiyon durumuna geçmesi) ya da jel (su kaybedip dinlenme durumuna geçmesi) hale gelir. %90-95 i sudur, yaş ilerledikçe su oranı azalır,

Sitosolde bulunan maddelerin önemli bir bölümü enzim niteliğindeki proteinlerdir. Bunların başlıcalarını, glikojenin sitoplazmada aeorobik yolla önce glukoza, peşinden de piruvat a yıkımını sağlayan glikolitik enzimler, ATP-ase ve aminoasitlerin aktifleşmesini sağlayan enzimler oluşturur. Sitosolde ayrıca; proteinler, karbonhidratlar, lipidler, asitbaz dengesini ve hücre içi ozmotik basıncı ayarlayan katyonlar ve anyonlar, iz elementler ve oksijen de bulunur.

Bütün bu maddeler suda çözünmüş halde olduklarından, sitosol kuvvetli elektron mikroskobik büyültmelerde bile iç yapı göstermez. Hücre dışarıdan su aldığı sürece sitosol, sol halinde bulunur. Dinlenmeye çekilen hücreler ise dışarıya su vererek jel haline geçer ve hareketsizleşir. Mikroskopta incelenmek üzere, tespit solüsyonları ile tespit edilen hücrelerde su kaybı olur; sitosol devamlı bir gel haline dönüşür ve hücre ölür.

Sitosoldeki proteinler Globuler (yumaklanmış) ya da iplik şekillidirler. Bu proteinler hücrenin gereksinimine göre organize olarak elektron mikroskobunda görülebilecek düzeyde olan iplikçikler (mikroflaman) ya da borucuklar (mikrotubulus)oluştururlar.

Mikroflamanlar: İpliksel ve globuler proteinlerden oluşur. Mikrotubuluslar: Sadece Globuler proteinler içerir.

Globuler proteinler ayrıca lipidler ile işbirliği yaparak membranları meydana getirirler. Yani membranlar lipoprotein karakterindedir. Bu tür membranlara elementer membranlar denir. Bütün membransel organellere köken teşkil ettiklerinden ÜNİT MEMBRAN diye de adlandırılırlar.

Ünit membran: Ünit membranlar elektron mikroskopta üç katlı bir oluşum halinde görünürler. İç ve dış katlar koyu, ortadaki ise açık tonda görünür. Membranın dış yüzeyini glikokaliks kaplar.

MEMBRAN MODELLERİ Sandviç modeli: Eskiden membranlar birer sandviçe benzetilir ve bunların yüzey kısımlarını ipliksel protein moleküllerinin, ortalarını ise iki tabaka halinde dizilmiş lipid moleküllerinin oluşturduğuna inanılırdı.

MEMBRAN MODELLERİ Sıvı mozaik modeli: Membranların iskeletini yine iki tabaka halinde lipid molekülleri oluşturur, ancak lipid tabakalarının yüzeyinde kopuntusuz birer protein katı bulunmaz.

MEMBRAN MODELLERİ Sıvı mozaik modeli Protein molekülleri globuler moleküller halindedirler ve membranlarda aralıklı olarak yerleşmişlerdir.

MEMBRAN MODELLERİ Sıvı mozaik modeli Lipid tabakalarını oluşturan moleküllerin yuvarlak olan ve hidrofil baş kısımları membranların dış yüzeylerini, hidrofob kuyrukları ise orta kısımlarını oluştururlar.

Membran lipidlerinin büyük çoğunluğunu, değişik türdeki fosfolipidler oluşturur. Ancak yüzeye yakın kısımlarda az miktarda kolesterol de bulunur. Bazı membranlar ayrıca glikolipid de içerirler.

Hücre membranında bulunan lipidler önemli bir geçirgenlik engeli oluştururlar. Membranın lipidlerden oluşan kısımlarından sadece su, gazlar ve yağda eriyen maddeler geçebilirler.

Membranlarda bulunan protein moleküllerinin bir bölümü lipid moleküllerinin aralarına sokulmuşlardır (integral proteinler).

Bunların bazıları membranın bir yüzünden diğer yüzüne kadar uzanır hatta dışa doğru da taşabilirler (transmembran proteinleri).

Protein moleküllerinin geri kalanları ise lipid tabakalarının dış yüzeylerine oturmuşlardır (periferal proteinler).

Hücre membranındaki integral proteinlerin görevleri 1. Membranların bir yüzünden diğerine madde taşımak (Taşıyıcı görev): Transport proteinleri ya da permeazlar da denir. Enzim özelliğindedirler ancak maddelerde değişiklik yapmazlar. 2. Dış ortamdan gelen maddeleri kendine bağlayarak hücrenin bu maddelere karşı davranışını sağlamak (reseptör görevi). 3. Gerçek enzim özelliğinde olup lipidlerin sentezlenmesine aracılık ederler.

1. Membranların birer yüzlerinden diğer yüzlerine madde taşımak (transport proteinleri) Transport proteinleri enzim özelliğindedir. Ancak diğer enzimlerden farklı olarak ilgi duydukları maddeleri değişikliğe uğratmaz. Enzim özelliğindeki bu taşıyıcı proteinlere PERMEAZLAR da denir.

Hücreler iç düzenlerini hücre membranının özel geçirgenliği sayesinde koruyabilir. Yani hücre membranı girip çıkacak maddeleri devamlı olarak kontrol altında tutar.

Hücre yüzeyinde madde alış verişi İki yolla olur: 1- Makromoleküller (proteinler, yağlar, karbonhidratlar) ve daha büyük maddeler Endositoz pinositoz fagositoz Ekzositoz 2- Mikromoleküller (gazlar, su, yağ asitleri, monosakkaritler, inorganik iyonlar) Pasif transport Aktif transport basit difüzyon kolaylaştırılmış difüzyon

1. Pasif transport: Maddelerin çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçmeleri (difüzyon) olgusudur. Geçişler denge sağlanana kadar devam eder. Transport için enerji (ATP nin parçalanması ile açığa çıkan enerji) kullanılmaz. İki türü vardır: a) Basit difüzyon b) Kolaylaştırılmış difüzyon

a) Basit difüzyon: Nötr yüklü olan su, oksijen, azot, karbondioksit gibi ufak moleküllü maddeler, ayrıca yağ asitleri, alkol, eter, kloroform gibi yağla bağdaşan maddeler, steroid hormonlar membranı oluşturan lipid moleküllerinin aralarından basit difüzyon yoluyla geçerler. Maddenin elektrik yükü taşımaması gerekir. Yavaş tempo ile gerçekleşen bir transport türüdür.

b) Kolaylaştırılmış difüzyon : Basit difüzyonun aksine transport işleminde özelleşmiş transmembran proteinleri kullanılır. Bu proteinler: -Kanal proteinleri -Taşıyıcı proteinler dir Elektrik yüküne sahip maddeler örneğin; amino asitler, iyonlar ve şekerler taşınırlar.

-Kanal proteinleri: Daha çok katiyon (Na, H, K, Ca) transportunda görev yaparlar. Bunlar membranlarda karşıdan karşıya uzanan birer kanal oluştururlar. Bu kanalı meydana getiren protein makromoleküllerinin hidrofob kısımları dışa, hidrofil kısımları ise içe dönük olur. Bundan ötürü de proteinin oluşturduğu kanal sulu bir ortam halindedir.

Kanal proteinleri: Dinlenme halinde iken bu kanallar kapalıdır. Kanal bölgesinde fazla iyon toplanınca, bu iyonların sağladığı elektrik enerjisi ya da sinirsel uyarımlarla kanallar açılır. İyon kanallarının çapları farklıdır. Bunlar daha çok kas ve sinir hücrelerinin membranlarında bulunurlar. Hücre membranlarında aniyon (örneğin HCO 3 - ) transportu yapan kanal proteinleri de vardır.

-Taşıyıcı proteinler: Na + K + adenozintrifosfataz özelliğindedir. Kanal proteinleri sadece iyonları geçirirken, taşıyıcı proteinler, iyonlarla birlikte, yine ufak moleküllü olan glukoz gibi monosakkaritler ile aminoasitleri de taşıyabilmektedirler.

-Taşıyıcı proteinler: Taşıyıcı özellikte olan bu integral proteinlerin makromoleküllerinden her biri birkaç adet alt birimden meydana gelmiştir. Bunların da dış yüzleri hidrofob, iç yüzleri ise hidrofil özelliktedir ve bu hidrofil yüzeyinde taşınacak maddelere ilgi duyan özel bağlama yerleri vardır. Bazıları tek tip madde geçirirken bazıları iki maddeyi birden bağlayabilirler. Bu durumda iki madde aynı yönde taşınabildiği gibi, ters yönlerde de iletilebilirler.

-Taşıyıcı proteinler: Taşıyıcı proteine Na + iyonu bağlanınca, o kısımda pozitif elektrik yükü artar ve molekülün üç boyutlu yapısı değişir. Molekül, bağlamış olduğu maddelere duyduğu ilgiyi kaybeder ve bağımsız hale gelen maddeler (glukoz ve Na + ) hücre içine alınırlar. Burada maddeler çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçtiklerinden, metabolik enerji kullanılması söz konusu değildir. Diğer monosakkaritler ile amino asitler de çok yoğun ortamdan az yoğun ortama aynı mekanizma ile alınırlar.

Aktif transport Metabolik enerji kullanılması zorunludur. Bilindiği gibi, hücrelerin aktivite gösterebilmeleri için Na + iyonları hücre dışı ortamda hücre içi ortamdan çok daha fazla miktarda bulunur. Ancak kolaylaştırılmış difüzyonla hücreye glukoz alınırken beraber giren Na + iyonları bu dengeyi bozar. Hücreye giren ve fazlalık oluşturan bu iyonların hemen dışarı atılması gerekir.

Aktif transport Hücreye Na + iyonları girmiş olmasına karşın, yine de dış ortamda Na + yoğunluğu daha fazladır. O yüzden bunların dışarı verilmeleri aktif transportla gerçekleşir.

Aktif transport Sitosolden taşıyıcı proteine (Na + K + adenozintrifosfataz ) giren Na + iyonları molekülün özel noktalarına bağlanınca, molekül aktifleşir ve sitosolde bulunan ATP molekülünü parçalar. Açığa çıkan metabolik enerji, bu sırada tekrar biçim değişikliğine uğrayan taşıyıcı proteine bağlı olan Na + iyonlarının bağlandıkları yerden ayrılmalarına ve dış ortama atılmalarına neden olur. Bu sırada, dış ortamdaki K + iyonları taşıyıcı proteine bağlanır; tekrar biçimi değişen taşıyıcı protein, K + iyonlarının aktif transport ile sitosole verilmelerine neden olur.

Aktif transport Bu iki olay, yani Na + iyonlarının hücre dışına, K + iyonlarının ise hücre içine aktif transport ile verilmesi olgusu sodyum potasyum pompası diye adlandırılır. Pompalama sırasında, her defasında 3 molekül sodyum iyonu atılırken, içeriye 2 molekül potasyum iyonu alınır. İşte bundan ötürüdür ki, Na + iyonları hücrelerarası maddede, K + iyonları ise sitosolde daha fazla miktarda bulunur.

Aktif transport Bilindiği gibi hücre membranının dış yüzü artı, iç yüzü ise eksi elektrik yüküne sahiptir. Bu farklılığı sağlayan faktörlerden biri, Na ve K iyonlarının membranın her iki tarafında farklı miktarlarda bulunmasıdır.

Aktif transport Na+ K+ pompası, bütün hayvansal hücrelerin membranlarında bulunur. Glukoz çoğu durumlarda hücrelerarası maddede, sitosole kıyasla daha fazla miktarda bulunduğundan, bunun hücrelere alımı kolaylaştırılmış difüzyon ile olur. Ancak, bağırsak kanalı ve böbrek kanalcıklarında glukozun lümenden hücrelere alınışı aktif transport ile gerçekleşir. ; çünkü bu organların lümenlerinde glukozun yoğunluğu hücrelere göre daha azdır.

Hücre membranındaki integral proteinlerin görevleri 1. Membranların birer yüzlerinden diğer yüzlerine madde taşımak (transport proteinleri) 2. Dış ortamdan gelen değişik türdeki maddeleri kendilerine bağlayarak, hücrelerin bunlara karşı davranışlarını sağlamak. Hücre membranlarının dış yüzlerine taşan integral proteinlerin bir bölümüne reseptörler denir. Bu reseptörlerin bir grubu, protein türünde hormonların hücre yüzeyine bağlanmalarını sağlar. Bağlanan hormonların etkileri ile sitosolde bir seri enzim reaksiyonları meydana gelir ve bu reaksiyonlar sonucunda, eğer reseptörlere bağlanan hormon adrenalin ise, glikojen glikoza parçalanır; insülin ise glukozun hücre içi kullanımı sağlanır.

Hücre yüzeyi reseptörlerinin diğer bir bölümü nörotransmitter (sinirsel uyarıcılar) ile etkileşir. Bu tür reseptörlere en sık olarak iskelet kaslarına ait kas tellerinde rastlanır.

Kas tellerinin sinir sonu ile temasa gelen kısımlarında çok miktarda olan ve Ca + iyonlarının etkisi ile açılan kanal (reseptör) bulunur.

Bu reseptörlerin açılması ile sinir sonlarından çıkıp, bu sonlarla kas teli arasındaki boşluğa dökülen asetil kolin türündeki nörotransmitterler, kas teli membranlarındaki Na + iyonu kanallarına (reseptörlerine) bağlanınca, bu defa bu kanallar açılır ve aralıkta bol miktarda bulunan Na + iyonları membrandan içeri girerek, kas teli içindeki elektriksel uyarımların meydana gelmesine neden olurlar.

Yani burada kimyasal bir uyaranın (asetil kolin) elektriksel uyarımlara neden olması söz konusudur. Hücre zarında daha pek çok madde türünü bağlayan reseptörler vardır.

Hücre membranındaki integral proteinlerin görevleri : 1. Membranların birer yüzlerinden diğer yüzlerine madde taşımak (transport proteinleri) 2. Dış ortamdan gelen değişik türdeki maddeleri kendilerine bağlayarak, hücrelerin bunlara karşı davranışlarını sağlamak. 3. membranların asıl yapı taşları olan lipidlerin sentezlenmelerine aracılık etmek Membranlarda bulunan integral proteinlerin üçüncü bir bölümü ise gerçek enzim özelliğindedirler. Bu proteinler membranlara gelen alt ünitelerin (yağ asitleri vb.) birleşerek lipidleri oluşturmasını sağlarlar.

2-Şekilli Unsurlar A- Organeller B- Sitoplazma inkluzyonlar A- ORGANELLER a- Membransel organeller b-ipliksel organeller A- MEMBRANSEL ORGANELLER 1-Hücre zarı 2-Ergastoplazma: a)serbest ribozomlar b)endoplazmik retikulum 3-Golgi aygıtı 4- Lizozomlar 5-Mikrocisimler 6-Mitokondriyonlar

B.Şekilli unsurlar A. Organeller iki ana gruba ayrılırlar. a. Membransel organeller: Metabolik olaylarda rol alırlar. b. İpliksel organeller: Hareket olayları ile ilgilidir.

Membransel Organeller Hücre zarı Ergastoplazma (Endoplazma retikulumu ve bağımsız ribozomlar) Golgi aygıtı Lizozomlar Mikrocisimler Mitokondriyonlar

Hücre zarı (plasmalemma) Ünit membran yapısındadır. Ancak, bundaki kolesterol miktarı diğer membranlardan daha fazladır. Hücre zarı da elektron mikroskobunda 3 katlı olarak görülür. Bitkisel hücrelerde, bunun dışında selülozdan yapılmış ölü bir hücre çeperi de bulunur.

Hücre membranının diğer biyolojik membranlarda bulunmayan bazı önemli yapı özellikleri vardır. -Hücre membranının dış yüzünde GLİKOKALİKS adı verilen hücre örtüsü bulunur. Glikokaliksi büyük ölçüde karbonhidratlar oluştururlar. Karbonhidratların bir bölümü hücre membranındaki protein moleküllerine, diğer bölümü ise lipid moleküllerine bağlı durumdadır. Proteinlere bağlı olan karbonhidratlar ya oligosakkarit ya da polisakkarit türündedirler.

Oligosakkaritler proteinlere bağlanınca glikoprotein, polisakkaritler bağlanınca ise proteoglikan molekülleri şekillenir. İntegral proteinlere hem oligo hem de polisakkarit bağlanırken, periferal proteinlere sadece oligosakkaritler bağlanır. Oligosakkaritlerin az bir bölümü de dış sıradaki lipid moleküllerine bağlanır ki, böylelikle glikolipid molekülleri oluşur. İntegral proteinlerin dış lipid katmanına taşan kısımları ile periferal proteinler ve her iki türdeki karbonhidratlar GLİKOKALİKS i meydana getirirler.

Glikoprotein şekillenmesi granüler endoplazma retikulumunda başlayıp Golgi de tamamlanır. Proteoglikanlar ile glikolipidler ise sadece Golgi de yapılır.

Glikokaliks yapısına katılan karbonhidratlar proteinlere ve lipidlere bağlanırlar. Oligosakkarit +protein = Glikoprotein Polisakkarit + protein = Proteoglikan Oligosakkarit + lipid = Glikolipid adını alırlar

Glikokaliks, bitkisel hücreler ile bakteri ve mantarlarda hücre membranının dış yüzünde bulunan hücre çeperinin analoğudur. Glikokaliks teki karbonhidratların bir parçası olan siyalik asit negatif elektrik yüküne sahiptir. Onun için de, çeşitli amaçlarla hücre yüzeyine gelen pozitif yüklü maddeler, hücre yüzeyinde rahatlıkla tutunabilirler. Hücre örtüsü, antijenlerle antikorların hücre yüzeyinde birleşmeleri için de uygun bir ortam oluşturur. Bir hücrenin başka bir canlının organizmasında antijen özelliği göstermesini sağlayan da yine glikokalikstir. Yani bu örtü hücrenin kimliğini belirler. Kan grupları, alyuvar membranının yüzeyinde bulunan polisakkaritlerin antijenik özelliklerine bakılarak saptanır.

Glikokaliks Hücre örtüsüdür. Negatif elektrik yüküne sahiptir. Antijen antikor birleşmesi için uygundur. Bir hücrenin başka bir canlıda antijen özelliğini göstermesine yol açar. Kan grupları glikokaliksin antijenik özelliklerine göre belirlenir.

Hücre yüzeyinin uğradığı morfolojik değişimler 1. Madde alışverişini gerçekleştirmek 2. Hücreye hareket kazandırmak 3. Hücrelerin birbirlerine bağlanmalarını sağlamak

1. Madde alışverişini sağlayan değişimler a. Mikrovilluslar: Bir miktar sitoplazma ile birlikte hücre zarının evaginasyonu sonucu şekillenirler. Boyları 1 mikronun altındadır. Işık mikroskobunda, hücrelerin mikrovillus taşıyan yüzeyleri, fırçamsı ince bir tabaka halinde görünür. Buna FIRÇA KABUK denir.

Mikrovilluslar hücre yüzeyini 15-30 kat genişletirler. Böylece kısa sürede fazla miktarda maddenin pasif ya da aktif transport yoluyla alınıp verilmesi sağlanmış olur. Bir kısım hücrelerde (barsak örtü epiteli, böbrek tubulus proksimalis hücreler), hücre yüzeyinde çok bol miktarda bulunurlar.

Biyomembranlar Mikrovillusların içlerinde 20-30 adet paralel seyirli aktin filamanı vardır.bir demet oluşturan aktin filamanları, sitoplazmanın hücre yüzeyine yakın kısımlarında yerleşik olan TERMİNAL WEB denilen bölgesine tutunurlar. Filamanlar ayrıca, aralıklarla yerleşik miyozin molekülleri ile de, mikrovillusları örten hücre membranına bağlanmışlardır. Aktin filamanlarının bu miyozin molekülleri ile etkileşmeleri sonucu, mikrovilluslar şişip daralma hareketleri yaparlar.

Hücreler, madde alışverişini arttırmak için sadece serbest yüzeylerini değiştirmekle (mikrovillus) kalmayıp, bazal yüzlerini de bu amaçla kullanabilirler (bazal invaginasyon). Hücreler başka biçimlerde de madde alışverişi yaparlar. -Endositoz -Ekzositoz her ikisi de metabolik enerji kullanımını gerektirir.

Endositoz: Pinositoz Fagositoz Her iki olayda da gelen madde hücre zarındaki reseptörlere bağlanarak hücre içine alınır.

Pinositoz: Moleküler ya da kolloidal eriyiklerin hücre içine alınışıdır. Pinositoz vezikülleri birleşerek ENDOZOM ları oluşturur. Endozomlar lizozomlar ile birleşirler ve burada alt birimlerine ayrılarak lizozomlardan sitosole verilirler. Madde alışverişinin çok yoğun olduğu kapillar endotel hücrelerinde, pinositoz yoluyla alınan maddeler sitoplazmadan transit olarak geçerler (transitozis-sitopempsis).

Fagositoz: Katı haldeki maddelerin hücreye alınışıdır. Burada da hücre yüzeyi reseptörleri aracılık eder. Fagosite edilecek maddeleri yakalamak üzere hücre membranı dışa doğru yalancı ayaklar gönderir. Bunlar madde kütlesini yakalar ve hücre membranı bu bölgede madde kütlesi ile birlikte sitoplazmaya çökmeye başlar. Bu kısım hücre membranından kopup ayrılınca, sitoplazma içinde bir vakuol meydana gelir (fagozom).

Hücreler, pinositoz yoluyla kendilerine yararlı maddeleri alırlar. Fagositoz özelleşmiş belli hücrelere (mikrofaj ve makrofaj) özgü bir olaydır.

Glikokaliks Fagositoz (Hücre yoluyla mantosu-örtüsü) alınan zararlı maddeler, sitoplazmada lizozomların işbirliği ile parçalanarak zararsız hale getirilir. Parçalanan maddelerden bir kısmı-lipofuscin pigmenti gibihücrelerde depolanır. Diğer kısmı ise, ekzositoz yoluyla hücreden dışarı atılır.

Ekzositoz Maddelerin makromoleküller, veziküler oluşumlar veya iri granüller halinde hücrelerden atılmaları olgusudur. Makromoleküler düzeyde olanlar, fagosite edilmiş maddelere ait artıklardır. Veziküller ve granüller ise, hücrede salgılanıp, hücre dışında görev yapmak üzere dışarı verilen oluşumlardır.

Bunların dışa verilişi şu şekilde olmaktadır. Gerek parçalanmış madde kütlesi, gerek veziküler oluşumlar ve gerekse salgı granülleri sitoplazmada birer membran ile çevrili olarak bulunurlar. Bunlar hücre yüzeyine ulaşınca, membranlar bir noktada hücre membranı ile temasa gelirler. Membranlar temas yerinde yırtılır ve böylelikle içerikler hücre dışına atılmış olur. Bu arada vezikül yada granül membranı hücre membranına eklenir.