BİLDİRİ KİTABI Editörler Ahmet ÖZTOPAL Zekâi ŞEN 1
Climate - Environment Research & Development Centre I. TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONGRESİ TİKDEK 2007 11-13 Nisan, 2007 İTÜ Maslak Kampüsü Kültür ve Sanat Birliği Salonu İSTANBUL BİLDİRİ KİTABI EDİTÖRLER AHMET ÖZTOPAL ve ZEKAİ ŞEN DESTEKLEYEN KURULUŞLAR 2
KONGRE YÜRÜTME KURULU Zekai Şen Dursun A. Çodur Hasan Z. Sarıkaya Ahmet Öztopal Ahmet Duran Şahin Selami Oğuz KONGRE SOSYAL ETKİNLİKLER KURULU Mehmet Akkaya Ömer Faruk Birpınar Muhiddin Yenigün Nigar Şen Serhat Bulut KONGRE BİLİM KURULU AHMET D. ŞAHİN AHMET DEMİR AHMET METE SAATÇİ ALİ UYUMAZ ALİ ÜMRAN KÖMÜŞÇÜ DOĞAN KANTARCI ENGİN TÜRE ERCAN KAHYA EROL KESKİN ERTUĞRUL ACUN FİLİZ KARAOSMANOĞLU FUAT Z. TOPRAK GÜNAY APAK HASAN Z. SARIKAYA İBRAHİM DİNÇER İBRAHİM GÜRER KASIM YENİGÜN LEVENT KAVVAS LEVENT ŞAYLAN MEHMET E. BİRPINAR MERT SAVRUN MİKDAT KADIOĞLU MURAT TÜRKEŞ MUSTAFA ÖZTÜRK NECATİ AĞIRALİOĞLU NEJAT VEZİROĞLU ORHAN ŞEN ÖMER LÜTFİ ŞEN SELAHATTİN İNCECİK SEVİNÇ SIRDAŞ ÜMİT DOĞAY ARINÇ ÜNAL ŞORMAN VEYSEL EROĞLU YURDANUR S. ÜNAL ZEKAİ ŞEN 3
İklim Değişikliği Politikasında Emisyon Ticareti ve Bilgi İfşaatı: İkame Mi Tamamlayıcı Mı? Evren GÜLDOĞAN 183 Sokak No. 14/3 35280 Hatay/İZMİR evrenguldogan@hotmail.com ÖZET İklim değişikliği politikasında öncelik kazanan emisyon ticareti ile bilgi ifşaatının etkileşimi ilgili yazında tartışılmamıştır. Bu çalışma çevre politikası araçlarını hükümet veya toplummerkezli ve piyasa-dışı veya piyasa-bazlı olarak yeni bir sınıflandırmaya tabi tutarak bilgi ifşaatının emisyon ticaretinin ikamesi mi yoksa tamamlayıcısı mı olduğu sorusuna yanıt aramaktadır. Söz konusu olgular kısaca incelendikten sonra bilgi ifşaatının toplum-merkezli olması nedeniyle ikame olarak değerlendirilemeyeceği, ancak özellikle piyasa-dışı kanaldan emisyon ticareti programlarının tasarımı ve uygulamasını geliştirerek tamamlayıcı bir rol oynayabileceği ortaya koyulmaktadır. Anahtar kelimeler: İklim değişikliği politikası, çevre politikası araçları, mübadele edilebilir ruhsatlar, emisyon ticareti, bilgi ifşaatı. JEL sınıflandırması: K32, Q54, Q58 ABSTRACT The interaction of emissions trading that has gained primacy in climate change policy and information disclosure has not been discussed in the relevant literature. This study seeks to answer whether information disclosure is a substitute or a complement to emissions trading by making subject environmental policy instruments to a novel classification based on being government or society-centered and non-market or market-based. After a brief overview of the phenomena in question it is shown that information disclosure cannot be a substitute to emissions trading since it is society-centered, but can act a complementary role in the design and implementation of emissions trading schemes especially through the non-market channel. Key Words: Climate change policy, environmental policy instruments, tradeable permits, emissions trading, information disclosure JEL classification: K32, Q54, Q58 212
1. GİRİŞ Küresel ısınmadan kaynaklanan iklim değişikliğine karşı önlemlerin tasarlanması ve hayata geçirilmesi günümüzde çevre politikasının en önemli konularından bir tanesi haline gelmiştir. Söz konusu önlemler önleme ve uyum çalışmaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Önleme çalışmaları esas olarak iklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonlarının kontrol altına alınmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede başvurulabilecek muhtelif politika araçları bulunmaktadır. Küresel düzlemde çevre politikası 1990 lı yıllarda iklim değişikliğinin önlenmesi çalışmalarında emisyon ticaretinin, yatay çevre önlemleri alanında ise insan haklarına dayanan uygulamalar ve bu doğrultuda bilgi ifşaatının ön plana çıkmasına şahit olmuştur. Bu eğilimlerin uluslararası çevre hukukuna başlıca yansımaları 1997 Kyoto Protokolü ve 1998 Aarhus Sözleşmesi dir. Buna karşın emisyon ticareti ve bilgi ifşaatının etkileşimi ilgili yazında tartışılmamıştır. Söz konusu gediği kapatmaya yönelik bir katkı olan bu çalışmada gerekli kavramsal altyapının temin edilmesi amacıyla çevre politikası araçları özgün bir yaklaşım ile kısaca ele alındıktan sonra emisyon ticareti ile bilgi ifşaatı olguları incelenmekte ve iklim değişikliğine karşı önlemlerin tasarlanmasında ne şekilde değerlendirilmeleri gerektiği ortaya konulmaktadır. 2. ÇEVRE POLİTİKASI ARAÇLARI Hükümetlerin çevre politikasında kullanabileceği politika araçları farklı değerlendirme kriterlerine göre incelenmiş ve birçok taksonomi geliştirilmiştir [1]. Buna karşın çevre politikasının tarihsel gelişiminde önce komuta-kontrol araçları (KKA lar), 1970 li yıllardan itibaren ise yeni araçların ortaya çıktığı hususunda bir oydaşma bulunmaktadır. KKA lar çevre sorunlarına yol açan emisyonları yasal hükümler, yani doğrudan ilgili işletmelere yönelik talimatlar aracılığıyla kontrol altına almaya çalışan düzenlemelerdir. Teknoloji ve performans bazlı standartlar bunların başında gelir [2]. Bu araçlar çevreyi etkin şekilde korumakta başarısız olduğu gibi çevreci teknolojilerin geliştirilmesine de ket vurmuştur. Ancak 1990 lı yıllarda yeni araçların hızla yayılmasına rağmen KKA lar da halen yoğun şekilde kullanılmaktadır [3]. 213
Sınıflandırılmaları konusunda bir oydaşma bulunmamakla beraber en azından tarihsel gelişim açısından yeni araçların başında piyasa-bazlı araçların (PBA lar) geldiği söylenebilir. Stavins [2] işletmelerin davranışlarını piyasa sinyalleri aracılığıyla etkilemeye çalıştıklarını ifade ettiği PBA ları dörde ayırmaktadır: kesintiler, mübadele edilebilir ruhsatlar (MER), piyasa sürtünmesini azaltan araçlar (piyasa yaratılması, sorumluluk kuralları, bilgilendirme kuralları) ve sübvansiyon kesintileri. Bemelmans-Videc, Rist ve Vedung [4] ise işletmeler üzerindeki baskı seviyesini dikkate alarak KKA lar olan yasal düzenlemeleri sopalar, vergiler, sübvansiyonlar ile MER gibi mali araçları havuçlar ve bilgi nakillerini vaazlar olarak adlandırmaktadır. Aynı şekilde araçların esnekliği üzerinde duran yazarlar bilgi ifşaatını (ve gönüllü yaklaşımları) PBA lara göre yumuşak olarak nitelendirmektedir [3]. Tietenberg [5] de bilgi ifşaatı stratejilerine özel bir önem vermekte ve çevre politikasında KKA ve PBA lardan sonra üçüncü dalga yı oluşturduklarını belirtmektedir. Görüldüğü üzere yazında bilgi ifşaatının sınıflandırılması konusunda zorluk çekilmektedir. Bilgi ifşaatının dördüncü bölümde açıklandığı üzere heterojen bir araçlar kümesinden oluşması bu zorluğun ardında yatan neden, PBA lar kapsamına girip girmediği ise kendisini ortaya koyduğu husustur. Atıfta bulunulan çalışmalarda çevre politikası araçlarının birincil ayrımının tek bir değişkenle (sırasıyla piyasa mekanizmasının kullanımı, baskı seviyesi, esneklik ve tarihsel gelişim) yapıldığı dikkati çekmektedir. Oysa devlet/toplum karşıtlığı ve piyasa mekanizması temel alınarak iki değişkenle yapılacak bir ayrım yeni araçların daha kapsayıcı ve açıklayıcı bir şekilde sınıflandırılmasını sağlayacaktır. Tablo 1 de yer verilen bu sınıflandırmada bir çevre politikası aracının hükümet veya toplum merkezli olması ilgili düzenlemenin niteliğine değil 1, işletmelere yönelik talebin kaynağına göre, piyasa-dışı veya piyasa-bazlı olması ise aracın piyasa sinyalleri kullanıp kullanmamasına göre belirlenmektedir. Böylelikle ortaya çıkan sınıflar arasında karşılıklı etkileşimler bulunmaktadır. Tablo 1 hem piyasa-dışı hem de piyasa-bazlı bilgi ifşaatının toplum-merkezli olduğunu, yani çevrenin korunmasına yönelik toplumsal taleplerden kaynaklandığını (veya buna yardımcı olduğunu) göstermektedir. İklim değişikliğinin önlenmesi çalışmalarında ön plana çıkan emis yon ticareti ise hükümet-merkezli ve piyasa-bazlı olan MER ler aracılığıyla gerçekleştirilmek- 1 Örneğin bilgi ifşaatı devletler tarafından zorunlu tutulabildiği gibi sektörel kuruluşlar tarafından öz-düzenleme aracılığıyla da temin edilebilmektedir. 214
Tablo 1: Çevre politikası araçlarının yeni bir sınıflandırması Hükümet-merkezli Toplum-merkezli Piyasa-dışı KKA lar (Standartlar vb.) Çevre hakkına bağlı usuli haklar Zorunlu bilgi ifşaatı Eğitim-öğretim Piyasa-bazlı Vergiler Sübvansiyonlar MER ler vb. Gönüllü yaklaşımlar Eko-etiketler vb. tedir. Dolayısıyla bilgi ifşaatının emisyon ticaretiyle etkileşimi karmaşık niteliktedir ve çözümlenmesi bu politika araçlarının daha yakından incelenmesini gerekmektedir. 3. EMİSYON TİCARETİ Ekonomi kuramına göre arıtma faaliyetlerinin toplumsal refah açısından verimli seviyesi marjinal faydanın marjinal maliyete eşitlendiği noktadır. Maliyet etkinliğinin sağlanması için ise emisyon kaynaklarının marjinal arıtma maliyetlerinin eşitlenmesi gereklidir [6]. İşletmelerin arıtma maliyetleri farklılık gösterir. Tüm işletmelere birörnek yükümlülükler getiren KKA lar bu maliyet farklılıklarını dikkate almaz. PBA lar ise işletmelerin kendi marjinal arıtma maliyetlerine göre hareket edebilmesini sağlayan mali teşvikler yaratarak KKA lara maliyet etkinliği açısından üstünlük sağlar. Vergilerin (sübvansiyonların) aksine işletmelere (devlet bütçesine) gereksiz bir mali yük getirmemeleri, dolayısıyla siyasal açıdan daha kabul edilebilir olmaları ve çevreyi daha etkin korumaları MER lerin PBA lar arasında ön plana çıkmalarına neden olmuştur [7]. Coase teoremine [8] dayanan MER düzenlemeleri ilgili taraflara bir ortak havuz kaynağından faydalanmak veya buna emisyonda bulunmak üzere üçüncü taraflara devredilebilen standartlaştırılmış bir hak tanınmasını öngörmektedir. Bu doğrultuda hedeflenen toplam emisyon hacmi kadar MER düzenlenir ve ilgili işletmelere tarihsel referanslar üzerinden (İng. grandfathering) veya açık arttırma aracılığıyla dağıtılır. İşletmeler maliyetleri ve üretim kararları doğrultusunda bu ruhsatları alıp satarak emisyon ticareti yaparlar. Emisyon ticareti düzenlemelerinden beklenen faydanın sağlanması tasarım ve uygulamada gösterilecek başarıya bağlıdır. Tasarım konusunda MER lerin ilk dağıtımı, emisyon piyasasında rekabetin korunması, piyasa oyuncuları arasında gerekli iletişimin sağlanarak mü- 215
badele maliyetlerinin düşük tutulması ve etkili bir denetim mekanizması kurulması gibi göz önüne alınması gereken birçok husus bulunmaktadır [7]. 1992 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi nin akdedilmesinden bir süre sonra karbon vergisi uygulamasının gündemden düşmesi Amerika Birleşik Devletleri nde 1970 li yıllardan itibaren uygulanmakta olan emisyon ticareti seçeneğinin ön plana çıkmasını sağlamıştır [9]. Bu eğilimin bir sonucu olarak 1997 de akdedilen Kyoto Protokolü ülkeler arasındaki marjinal arıtma maliyetlerinin farklı olduğunu dikkate alarak uluslararası düzlemde emisyon ticaretini mümkün kılan esneklik mekanizmalarına yer vermiştir [10]. Avrupa da benzer düzenlemeler 1990 lı yıllarda gündeme gelmiş [7], Avrupa Birliği (AB) 2005 yılından itibaren dünyanın en geniş kapsamlı sera gazı emisyonu mübadele sistemi olan Emisyon Ticareti Programı nı (ETP) hayata geçirmiştir. Bazı Üye Devletler in fazla MER dağıtımında bulunması ve bunun sonucunda emisyon tahsisatı fiyatlarının Şubat 2007 itibariyle çökmesinin de gösterdiği gibi ETP nin geliştirilmesi için gerçekleştirilebilecek değişiklikler bulunmaktadır [11]. Nitekim PBA ların genel olarak maliyet etkinliğini iyileştirmelerine karşın potansiyel ekonomik kazançların hepsini temin edemedikleri değerlendirilmekte ve emisyon kontrolünde alternatif yöntem arayışları devam etmektedir [12]. Bilgi ifşaatı bu çerçevede gündeme getirilen araçlar arasında yer almaktadır. Ancak ilgili yazında bir ikame mi yoksa tamamlayıcı bir önlem mi olduğu sorusuna yanıt verilmemiştir. 4. BİLGİ İFŞAATI Bilgi ifşaatı düzenlemelerinin kökeninde çevrenin korunmasına yönelik toplumsal talepler yatmaktadır. Bu talepler uygulamaya biri ekonomi kuramına dayanan aşağıdan yukarıya, öteki hukuk doktrinini temel alan yukarıdan aşağıya nitelikli iki farklı koldan dönüşmekte, dolayısıyla ortaya hem piyasa-bazlı hem de piyasa-dışı bilgi ifşaatı düzenlemeleri çıkmaktadır. Ekonomi kuramı açısından bakıldığında bilgi ifşaatı enformasyonel nedenlerden kaynaklanan piyasa aksaklıklarını gidererek toplumsal refahın artmasını sağlayabilir [13]. Birçok örneği bulunan eko-etiket programları tüketicilere üretim süreciyle ilgili olan ve dolayısıyla kendileri tarafından gözlemlenemeyen itimat nitelikleri hakkında bilgi vererek bu niteliklere ilişkin 216
tercihleri doğrultusunda tüketim yapmalarını sağlamaktadır. Gönüllü ifşaat yaklaşımları ise esas olarak hissedarların emisyon kaynaklı risk ve fırsatlara ilişkin bilgilendirilmesine yöneliktir. Her iki durumda da bilgi ifşaatı işletmelerin yeşillenmesini piyasa mekanizması aracılığıyla teşvik etmektedir. Hukuk doktrini açısından bakıldığında bilgi ifşaatı çevre hakkının bir gereğidir. İlk kez 1972 Stokholm Bildirgesi nde değinilen çevre hakkına bağlı usuli haklar 1992 Rio Bildirgesi nde sıralanmıştır: bilgi edinme hakkı, katılım hakkı ve yargıya başvuru hakkı. Söz konusu usuli haklara yer veren çok sayıda ulusal mevzuat ve çoktaraflı çevresel anlaşma vardır. Kısaca Aarhus Sözleşmesi diye anılan 1998 tarihli Çevre Konularında Bilgiye Erişim, Kamunun Katılımı ve Yargıya Başvuru Sözleşmesi ise konuyla ilgili olarak bugüne kadar hazırlanmış en kapsayıcı ve ayrıntılı düzenlemedir. Aarhus vatandaşların çevresel bilgilere erişimi için hem edilgen hem de etkin önlemler alınmasını öngörmektedir. 2003 yılında akdedilen Kirletici Madde Salımı ve Transferi Sicillerine dair Protokol ise belirli türde işletmelerden kaynaklanan 86 kirletici maddeye ilişkin internet üzerinden erişime açık ulusal siciller oluşturulmasını hükme bağlamaktadır [14]. Anlaşılacağı üzere çevre hakkının gereği olarak ve bunun uzantısı olan zorunlu bilgi ifşaatı vatandaşları güçlendirerek işletmelerin emisyonları hakkında hesap verebilirliliğini arttırmakta [15], yani işletmeler üzerinde KKA lar gibi bir baskı unsuru oluşturarak piyasa-bazlı bilgi ifşaatından ayrılmaktadır 2. Nitekim bazı yazarlar çevre hakkı tarafından beslenen çevresel vatandaşlık anlayışının, yani bireylerin çevresel kamu mallarına göre hareket etmesinin başta eğitim aracılığıyla olmak üzere içselleştirilmesini PBA lara alternatif olarak sunmaktadır [16]. Ancak emisyon ticaretiyle bilgi ifşaatının etkileşimi böyle normatif bir yaklaşımı yetersiz kılacak derecede karmaşıktır. 5. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ Bilgi ifşaatının piyasa-bazlı ve piyasa-dışı olarak ikiye ayrılması emisyon ticaretinin ikamesi mi tamamlayıcısı mı olduğu sorusuna kesin bir yanıt verilmesini engellemekle birlikte hangi şekilde değerlendirme yapmanın yerinde olacağını ortaya koymak mümkündür. 2 Tietenberg [5] bu koşullar altında bilgi ifşaatının işletmelerin işe alma ve işte tutma yeteneklerini etkileyeceğini, emisyon kontrolü için yeni tasarruflara destek sağlayacağını, işletmelerin arıtma yapmasına yönelik kampanyaları teşvik edeceğini, vatandaşların emisyon yaratan işletmelere karşı tazminat davaları açmasına ve anayasal çevre hakkı olan ülkelerde diğer adli işlemlere yol açacağını belirtmektedir. 217
Öncelikle bilgi ifşaatının hükümet değil, toplum-merkezli olmasının emisyon kontrolüne ilişkin ne optimal ne de bağlayıcı hedefler koyulmasına imkân tanımadığına dikkat çekilmelidir. Piyasa-bazlı bilgi ifşaatı işletmelerin marjinal gelirleri ile marjinal maliyetlerinin eşitlendiği noktaya kadar arıtma yapmasını temin edecektir; ancak bu arıtma seviyesi emisyonun marjinal dışsal maliyetinin içselleştirilmesi, yani toplumsal refahın en üst seviyeye çıkartılması için yeterli olmayabilir. Ayrıca işletmeler muhtelif nedenlerden piyasa sinyalleri doğrultusunda hareket edemeyebilir. Piyasa-dışı bilgi ifşaatı ise piyasa-bazlı ifşaatın etkisini güçlendirmekle beraber herhangi bir düzeyde emisyon kontrolünü garanti altına almamaktadır. Eğitim gibi önlemlerle toplum genelinde içselleştirilecek bir çevresel vatandaşlık anlayışı ise piyasa-bazlı bilgi ifşaatının zayıf yönünü büyük ölçüde bertaraf etmekle birlikte optimal bir emisyon kontrolünü temin etmemekte, hatta arıtmanın marjinal maliyetinin marjinal faydasını aşması olasılığını doğurarak riski çift kuyruklu hale getirmektedir. Dolayısıyla bilgi ifşaatı emisyon kontrolü açısından belirsizliği yüksek bir araç olup iklim değişikliği gibi ciddi çevresel ve ekonomik bedelleri olan bir sorunun önlenmesinde tek başına kullanılması doğru değildir. Yani bilgi ifşaatı emisyon ticaretinin ikamesi olarak değerlendirilmemelidir. Buna karşın ister piyasa-bazlı isterse de piyasa-dışı olsun bilgi ifşaatı enformasyonel piyasa aksaklıklarını gidererek hem üretimi emisyona yol açan mal ve hizmet hem de emisyon piyasalarının daha etkin şekilde işlemesine yardımcı olacaktır. Ayrıca özellikle piyasa-dışı bilgi ifşaatı emisyon tahsisatlarının ilk dağıtımını iyileştirerek, emisyon piyasalarını şeffaflaştırıp rekabet ortamını olumsuz etkileyecek stratejik hareketlerin önünü alarak, iletişimi kolaylaştırıp mübadele maliyetlerini azaltarak ve denetim mekanizmasını derinleştirip etkinleştirerek emisyon ticaretinin yukarıda dikkat çekilen tasarım ve uygulama sorunlarının aşılmasına büyük katkıda bulunacaktır. Yani bilgi ifşaatının emisyon ticaretinin tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi yerindedir. Hükümetlerin emisyon ticareti ile bilgi ifşaatı ve genel olarak çevre hakkı düzenlemeleri arasında gerekli uyumu temin etmesi, örneğin emisyon tahsisatına uyan işletmelerin yargıya başvuru hakkından kaynaklanabilecek sorumluluklarını kanunen sınırlandırması ve sermaye piyasası ile tüketici hakları mevzuatlarında piyasa-bazlı bilgi ifşaatının etkin olmasını sağlayacak hükümlere yer vermesi, söz konusu tamamlayıcılık ilişkisinin güçlenmesini sağlayacaktır. Bu doğrultuda daha somut politika önerilerinin ortaya konulması için ilerideki 218
çalışmalarda bilgi ifşaatı ve emisyon ticaretinin etkileşiminin başta her iki konuda da ileri bir düzeyde bulunan AB örneğinde olmak üzere vaka incelemeleri ile ele alınması gerekmektedir. 6. KAYNAKLAR 1. Richards, K. R., Framing Environmental Policy Instrument Choice, Duke Environmental Law & Policy Forum X (2): 221-285, 2000. 2. Stavins, R. N., Experience with Market-Based Environmental Policy Instruments, Mäler, K.-G. ve J. Vincent (ed.), Handbook of Environmental Economics Volume I, s. 355-435, Elsevier Science, Amsterdam, 2003. 3. Jordan, A., Wurzel, R. K. W. ve Zito, A. R., New Instruments of Environmental Governance: Patterns and Pathways of Change, Enviromental Politics 12 (1), s. 201-224, 2003. 4. Bemelmans-Videc, M-L., Rist, R. and Vedung, E, Carrots, Sticks and Sermons: Policy Instruments and Their Evaluation, Transaction, New Brunswick, 1998. 5. Tietenberg, T., Disclosure Strategies for Pollution Control, Environmental and Resource Economics 11 (3-4), 587-602, 1998. 6. Baumol, W. J. ve Oates, W. E., The Theory of Environmental Policy, Second Edition, Cambridge University Press, New York, 1988. 7. Wagner, A. F. ve Schneider, F., Tradable Permits Ten Key Design Issues, CESifo Forum 1/2003, s. 15-20, 2003. 8. Coase, R. H., The Problem of Social Cost, Journal of Law and Economics 3 (1), s. 1-44, 1960. 9. Koutstaal, P., Economic Policy and Climate Change: Tradable Permits for Reducing Carbon Emissions, Edward Elgar, Cheltenham, UK, 1997. 10. OECD/IEA, Act Locally, Trade Globally: Emissions Trading for Climate Policy, Paris, 2005. 11. Güldoğan, E., İklim Değişikliği ve Mübadele Edilebilir Ruhsatlar: Avrupa Birliği Emisyon Mübadelesi Programı Örneği, Ulusal Çevre Sempozyumu, Mersin, 2007. 12. Petrakis, E., Sophocles, E. ve Xepapadeas, A., Environmentel Information Provision as a Public Policy Instrument, Contributions to Economic Analysis & Policy 4 (1), makale 14, <http://www.bepress.com/bejeap/contributions/vol4/iss1/art14>, 2005. 13. Kennedy, P., Laplante, B. ve Maxwell, J., Pollution Policy: The Role for Publicly Provided Information, Journal of Environmental Economics and Management 26 (1), 31-43, 1994. 14. Güldoğan, E., Çevrenin Korunması için Vatandaşın Güçlendirilmesi: Aarhus Sözleşmesi, Avrupa Birliği Uygulamaları ve Türkiye, Ulusal Çevre Sempozyumu, Mersin, 2007. 15. Burg, S. V. D., Informing or Empowering? Disclosure in the United States and the Netherlands, Local Environment 9 (4), s. 367-381, 2004. 16. Dobson, A. ve Bell, D., Environmental Citizenship, MIT Press: Cambridge, 2005. 219