ŞANLIURFA TARIM MASTER PLANI



Benzer belgeler
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI TR 2 BATI MARMARA BÖLGESI TARIM MASTER PLANI

TÜRKİYE TARIMI, GELİŞMELER ve GENÇ TARIMCILAR

2000 Yılı Sonrası Reformu - I

Tarımın Anayasası Çıktı

2000 Sonrasında Tarım Kanunu ve Getirdikleri

Döneminde Tarımsal Destekleme

TÜRKİYE DE TARIMIN GELECEĞİ ve AVANTAJLAR

TARIM STRATEJİSİ ( )

TARIM ve KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI 2007 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

TÜRKİYE DE EKONOMİK KRİZLER VE TARIMA YANSIMALARI

TARIMSAL DESTEKLER DEVLET DESTEKLERİ BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

2013 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER

2013 YILI DESTEKLEME BİRİM FİYATLARI

AB Destekli Bölgesel Kalkınma Programları

İYİ TARIM UYGULAMALARI VE EUREPGAP. Prof. Dr. Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

ULUSAL HAVZA YÖNETİM STRATEJİSİ

(A) Anaç küçükbaş 80-TL/baş (B) 501 ve daha fazla Anaç 72-TL/baş

Ulusal ve Uluslararası Mali Destekler Konferansı / ERZURUM

T.C. Kalkınma Bakanlığı

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

TARIM ANLAŞMASI İÇ DESTEKLER. Özge Sarıal AB Uzman Yrd. ABDİGM ETİ

21- BÖLGESEL POLİTİKA VE YAPISAL ARAÇLARIN KOORDİNASYONU

2014 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 YILI TARIMSAL DESTEKLER

TRB ORTADOĞU ANADOLU BÖLGESİ TARIM MASTER PLANI

Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 14.Hafta SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE GİRDİ KULLANIMI. Dr. Osman Orkan Özer

AB ORTAK PİYASA DÜZENİNE UYUM ÇALIŞMALARI. AB Ortak Piyasa Düzeni

İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM/KURULUŞ. Hazine Müstaşarlığı Kalkınma Bakanlığı Maliye Bakanlığı Sosyal Taraflar

T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BOLU

AVRUPA BİRLİĞİ NDE TARIM POLİTİKASI VE ÇEVRE

Doç. Dr. Birgül GÜLER 1. DÜNYA BANKASI ve TARIM SEKTÖRÜ KREDİLERİ

Tarım Ekonomisi ve İşletmeciliği

T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN DÜZCE

GIDA GÜVENCESİ-GIDA GÜVENLİĞİ

GIDA ARZI GÜVENLİĞİ VE RİSK YÖNETİMİ

T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI BASIN DUYURUSU

YEMEKLİK TANE BAKLAGİLLER ÇALIŞTAYI ( MERSİN) ÖZEL SEKTÖR AÇISINDAN SORUNLAR ÖNERİLER

Koordinatörler Bilal ZEYTİN, Ertan ÜŞÜMÜŞ, İhsan BİLİCİ, Kadriye USLU, Seher MUĞLA Proje Yönetimi ve Mali Kontrol Daire Başkanlığı

2023 E DOĞRU BARTIN TARIMI

DÜNYA GIDA GÜNÜ 2010 YENİ GIDA YASASI VE 12. FASIL MÜZAKERE SÜRECİ. Fatma CAN SAĞLIK Tarım ve Balıkçılık Başkanı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ

YENİ EKONOMİ PROGRAMI YAPISAL DÖNÜŞÜM ADIMLARI 2019

TARIM POLİTİKALARI VE DTÖ

1926

TEKSTİL, HAZIR GİYİM, DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ SEKTÖRLERİNE YÖNELİK STRATEJİK EYLEM PLANI

T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN KİLİS

AB ORTAK P İ YASA DÜZEn İ ne uyum PROjES İ GTHB ÇALI Ş malari

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ

İKİNCİ KISIM. Amaç ve Hukuki Dayanak

Bölüm 5. Tarım Politikası

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

BÜTÜNLEŞİK SU YÖNETİMİ İÇİN YEREL ÇERÇEVENİN PLANLANMASI PAYDAŞLAR ÇALIŞTAYI. GAP Tarımsal Sorunlar, Çözüm Önerileri ve GAP TEYAP

DTÖ DOHA MÜZAKERELERİ VE TARIM POLİTİKALARI. Prof. Dr. Ahmet ŞAHİNÖZ Başkent Üniversitesi

TARIMSAL DESTEKLER. Burhan DEMİROK Daire Başkanı

Türkiye de Stratejik Çevresel Değerlendirme: İhtiyaçlar, Zorluklar ve Fırsatlar

2015 YILI TARIMSAL DESTEKLEMELER

SULU TARIM ALANLARINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

FASIL 18 İSTATİSTİK. Öncelik 18.1 ESA 95 e uygun anahtar ulusal hesap göstergelerinin zamanında oluşturulması. 1 Mevzuat uyum takvimi

7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2016 YILI YILLIK İŞ PLANI

MUĞLA İLİ TARIM VE HAYVANCILIK ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

Dünya Bankası KOBİ & İhracat Finansmanı Aracılık Kredileri. Alper Oguz Finansal Sektor Uzmani Dunya Bankasi Ankara Ofisi

Sürdürülebilir Tarım Yöntemleri Prof.Dr.Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi

DTÖ İLERİ TARIM MÜZAKERELERİ

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi

G20 BİLGİLENDİRME NOTU

ORTA VADELİ PROGRAM ( ) 8 Ekim 2014

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ İZMİR

T.C SİNOP VALİLİĞİ İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı

T.C. GIDA,TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI TÜRKİYE TARIM HAVZALARI ÜRETİM VE DESTEKLEME MODELİ. 30 Havza

KAMU-ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ (KÜSİ) FAALİYETLERİ

TÜRKİYE ÇEVRE POLİTİKASINA ÖNEMLİ BİR DESTEK: AVRUPA BİRLİĞİ DESTEKLİ PROJELER

Ortak Tarım Politikasında Korumacılık

TARIM SİGORTALARI VE UYGULAMALARI

Avrupa Birliği Yapısal Uyum Yönetim Otoritesi Daire Başkanı

Avrupa Birliğine Uyum Danışma ve Yönlendirme Kurulu Toplantısı

Yıllar PROJE ADIMI - FAALİYET. Sorumlu Kurumlar. ÇOB, İÇOM, DSİ, TİM, Valilikler, Belediyeler ÇOB, İÇOM, Valilikler

T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN BATMAN

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ. Tarık BÖREKÇİ Temmuz 2011

TÜRKİYE DE PAMUK ÜRETİMİ VE BAKANLIK POLİTİKALARI. Dr. Mehmet HASDEMİR Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü

T.C. KIRIKKALE VALİLİĞİ İL GIDA TARIM VE HAYVANCILIK MÜDÜRLÜĞÜ ARALIK 2013 KIRSAL KALKINMA YATIRIMLARININ DESTEKLENMESİ PROGRAMI

Sizi geleceğe taşır...

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ARICILIK GELİŞTİRME UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

Madde 1- KAPSAM. Madde 2- Mera Kanunu nun 18. Maddesi ile Mera Yönetmeliğinin 10. Maddesi gereği yürütülecek çalışmaları kapsar.

AB Kırsal Kalkınma Hibe Programı IPARD Açıldı

DEVLET DESTEK VE TEŞVİKLERİ ÇİZELGESİ (EYLÜL 2015)

EKONOMİ BAKANLIĞI GİRDİ TEDARİK STRATEJİSİ

PANEL SONUÇ BİLDİRGESİ

TARIM POLITIKALARI VE DTÖ

ÇARŞAMBA TİCARET BORSASI 2015 YILI YILLIK İŞ PLANI

MEVZUATLAR KANUNLAR. TEBLİĞ, TALİMAT ve KARARLAR YÖNETMELİKLER KANUNLAR. Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu

Türkiye Üretici Fiyatlarıyla 7. Büyük Tarım Ülkesi

TARIMA MÜDAHALE ŞEKİLLERİ

Bölüm 2. Tarımın Türkiye Ekonomisine Katkısı

KAMU KURUMLARI VE BELEDİYELER İLE YÜRÜTÜLEBİLECEK ÇALIŞMA VE PROJELER

TKDK DESTEKLERİ AKSARAY YATIRIM DESTEK OFİSİ

T.C. GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI DESTEK BİZDEN, ÜRETİM SİZDEN GÜMÜŞHANE

Transkript:

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI ŞANLIURFA TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ 1 İL TARIM VE KIRSAL KALKINMA MASTER PLANLARININ HAZIRLANMASINA DESTEK PROJESİ ŞANLIURFA TARIM MASTER PLANI MAYIS 2006

2

3 T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurul Başkanlığı Şanlıurfa İli Tarım Master Planı Hazırlama Ekibi Ahmet KARAAĞAÇ Ziraat Mühendisi Amine BİLGİÇ Ziraat Mühendisi Ülkiye ÇUKUR Ziraat Mühendisi

4 İÇİNDEKİLER *BÖLÜM 1.. 9 1.GİRİŞ....... 9 1.1. Proje Gelişim... 9 1.2. Amaç.... 10 1.3. Planlama Yöntemi... 10 1.4. Planlama Yaklaşımı... 10 1.5. Planlama İçeriği (Kapsamı)..... 11 *BÖLÜM 2........ 14 2. İL TARIMINI ETKİLEYEN POLİTİKALAR... 14 2.1. Ulusal Politikalar. 14 2.1.1. Türkiye Tarım Politikalarında değişim Süreci.... 14 2.1.2. Tarım Politikalarında Yeni Arayışlara Yol Açan Nedenler.... 14 2.1.3. Gelişim Süreçlerine Göre İzlenen Ulusal Tarım Politikaları ve Stratejiler.. 15 2.1.4 Günümüzde İzlenen Ulusal tarım Politikaları ve Stratejiler. 19 2.1.5 Ulusal politikaların Şanlıurfa Tarımına Etkileri... 22 2.2. Uluslar Arası Politikalar.. 23 2.2.1. DTÖ Kararlarının Türkiye Açısından Değerlendirilmesi. 23 2.2.2. Temmuz 2004 Tarihli DTÖ Genel Konsey Taslak Kararı ve Tarım... 26 2.2.3. Türkiye Tarımı Açısından Çerçeve Metnin Değerlendirilmesi 30 2.2.4. AB'ne Tam Üyelik Sürecinde OTP'na Uyumun Türkiye Tarımına Etkileri... 33 2.2.4.1.Tarım Alanında Türkiye ve AB İlişkileri...... 33 2.2.4.2.OTP'nda Reform Süreci ve Günümüzdeki Durum. 35 2.2.4.3.OTP'na Uyum Sorunu ve Bunun Türkiye Tarımına Olası Etkileri 37 2.2.5. DTÖ Kararları ve OTP'na Uyumun Şanlıurfa Tarımına Etkileri. 42 *BÖLÜM -3... 45 3 İLİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE MEVCUT DURUMU. 45 3.1. İlin Ana Özellikleri.... 45 3.1.1.Biyofiziksel Özellikler... 45 3.1.1.1.İlin Genel Tanımı.. 45 3.1.1.2.Alt Bölgeler 46 3.1.1.3. Topografya.. 46 3.1.1.3.1.Dağlar. 47 3.1.1.3.2.Ovalar. 48 3.1.1.3.3.Akarsular. 49 3.1.1.3.4.Göller.. 50 3.1.1.4. İklim.. 50 3.1.1.5. Bitki Örtüsü... 51 3.1.2. Sosyo- Ekonomik Yapı 52 3.1.2.1. Nüfus Yapısı. 52 3.1.2.2. Sağlık 53 3.1.2.3. Eğitim. 55 3.1.2.4.Ulaşım- Haberleşme... 56 3.1.2.5.Ana Ekonomik Sektörler ve Faaliyetler. 58 3.1.2.5.1.Tarım... 61 3.1.2.5.2. Sanayi. 63 3.1.2.5.3. Hizmetler (Turizm, Ticaret vb. ). 65 3.1.2.6. Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Göstergeleri. 71 3.1.2.6.1. Gelişmişlik ve Büyüme.. 72 3.1.2.6.2.Kişi Başına Milli Gelir 73

3.1.2.6.3.Sosyal Göstergeler...... 74 3.2. Doğal ve Tarımsal Kaynaklar.... 74 3.2.1. Mayınlı Araziler..... 75 3.2.2. Doğal Enerji Kaynakları... 76 3.2.3.Madenler 80 3.2.4. Su Kaynakları... 82 3.2.4.1.Akarsular 82 3.2.4.2.Barajlar ve göller.. 83 3.2.5.Çayır Mera Alanları... 84 3.2.6. Ormanlık, Fundalık.. 86 3.2.7. Flora, Fauna ve Yöreye Özgü Tarımsal Çeşitler..... 87 3.3. İnsan Kaynakları.... 91 3.4. Fiziki Sermaye Kaynakları.... 92 3.5. Finans Kaynakları...... 94 *BÖLÜM 4.. 95 4. İLİN MEVCUT TARIMSAL DURUMU.. 95 4.1. Arazi Dağılımı. 95 4.1.1.Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı.... 95 4.1.2.Toprak Yapısı ve Arazinin Kullanım Kabiliyetlerine Göre Dağılımı... 96 4.2. Sulama Potansiyeli (Tarım Arazilerinin Sulanabilirliliği)... 98 4.3. Tarımsal Yapı ve Üretim Sistemi 99 4.3.1.Örtü Altı Alanları.. 101 4.4. Tarımsal Üretim.. 103 4.4.1. Bitkisel Üretim. 103 4.4.1.1. Tarla Bitkileri Üretimi...... 103 4.4.1.2. Sebze Üretimi... 108 4.4.1.3. Meyve Üretimi.. 111 4.4.1.4. Yem Bitkileri Üretimi.. 116 4.4.1.5. Süs Bitkileri Üretimi.... 118 4.4.2. Hayvansal Üretim... 119 4.4.3. Su Ürünleri Üretimi.... 124 4.4.4. Diğer Uygulamalar..... 125 4.4.4.1. Organik Tarım Uygulamaları.. 125 4.4.4.2. İyi Tarım Uygulamaları (EUREPGAP) 128 4.4.4.3. Bitki Biyo teknolojisi.. 132 4.4.4.3.1. İyimser Bakış... 132 4.4.4.3.2. Karamsar Bakış... 136 4.4.4.4. Tarımda Bilişim ve Hassas Tarım Teknolojileri.. 144 4.4.4.5 Atçılık... 149 4.4.4.6 Topraksız Tarım Uygulamaları(Topraksız Kültürde Üretim) 151 4.4.4.7 Tohumluk Çalışmaları 151 4.4.4.8 Hazır Fide Yetiştiriciliği. 152 4.4.4.9 Seralarda Bombus Arısı Kullanımı. 153 4.4.4.10 Endemik Türler.... 153 4.5. Üretim Trendleri.. 154 4.5.1 Tarla Bitkileri Üretim Trendi. 154 4.5.2 Sebze Üretim Trendi.... 156 4.5.3 Meyve Üretim Trendi.... 159 4.5.4 Yem Bitkileri üretimi Trendi. 161 4.5.5. Süs Bitkileri Üretimi Trendi. 162 4.5.6 Hayvansal Üretim Trendi..... 162 4.5.7 Örtü altı Üretim Sistemleri Trendleri 165 5

4.6 Tarımsal Verimlilik..... 167 4.7 Pazarlama Sistemi. 170 4.7.1 Pazar ve Pazarlama Kanalları... 170 4.7.1.1. Tarla Bitkileri Sektöründe Pazarlama 171 4.7.1.1.1 Buğday.... 172 4.7.1.1.2 Mısır. 173 4.7.1.1.3 Pamuk.. 175 4.7.1.2 Sebze Meyve Sektöründe Pazarlama... 177 4.7.1.2.1 İsot (Biber)...... 181 4.7.1.3 Meyvecilik Sektöründe Pazarlama Kanalları.... 183 4.7.1.3.1 Antep Fıstığı. 185 4.7.1.3.1.1. Ticaret.. 187 4.7.1.3.1.2 Türkiye Üretimi 188 4.7.1.4 Süs Bitkileri Sektöründe Pazarlama... 190 4.7.1.5 Hayvancılık Sektöründe Pazarlama 191 4.7.1.5.1 Et ve Et Ürünleri Pazarlaması. 193 4.7.1.5.2 Süt ve Süt Ürünleri Pazarlaması.... 194 4.7.1.6 Su Ürünleri Sektöründe Pazarlama. 195 4.7.1.7 Organik Tarım Ürünleri Pazarlaması.. 197 4.7.1.8 İşlenmiş Tarımsal Ürün Pazarlaması. 199 4.7.2 İhracat.... 204 4.7.3 İthalat. 206 4.8 Üretim Değerleri... 208 4.8.1 Tarla Bitkileri Üretim Değerleri... 208 4.8.2 Sebze Üretim Değerleri 209 4.8.3 Meyve Üretim Değerleri.. 210 4.8.4 Yem Bitkileri Üretim Değerleri 211 4.8.5 Hayvansal Üretim Değerleri. 212 4.9 Tarımsal Sanayi 213 4.9.1 Türkiye'de Tarım ve Gıda Sanayi...... 213 4.9.2 Tarımsal Sanayi İşletmelerinin Ülkemizde ve Şanlıurfa da Genel Durumu. 216 4.10 Tarımsal Örgütlenme.. 218 4.10.1. Tarımda Kamusal Örgütlenme... 222 4.10.2 Tarımda Özel Örgütlenme... 223 4.10.2.1 Tarımda Meslek Örgütleri (Odalar ve Dernekler)... 223 4.10.2.2 Diğer Özel Örgütler 224 4.10.3 Tarımda Ekonomik ve Sosyal Amaçlı Örgütlenme 225 4.10.3.1 Tarımda Ekonomik Örgütlenme... 225 4.10.3.1.1. Tarım Kooperatifleri... 225 4.10.3.1.2 Birlikler.. 226 4.10.3.2 Tarımda Sosyal Amaçlı Örgütlenme... 228 4.10.3.2.1 Vakıflar.. 228 4.10.3.2.2 Mahalli İdare Birlikleri..... 228 4.11. Diğer Sektörlerle Etkileşim.. 229 4.11.1 Tarıma Dayalı Sektörler..... 230 4.11.1.1 Tarımsal Mekanizasyon İmalat Sanayi. 230 4.11.1.2 Gübre Sanayi...... 231 4.11.1.3 Tarımsal İlaç Sanayi 231 4.11.1.4 Yem Sanayi..... 232 4.11.1.5 Tohumluk ve Fidan Üretim Sanayi. 234 4.11.1.6 Gıda Sanayi... 235 4.11.1.7 Tekstil ve Deri Sanayi.... 238 4.11.2 Turizm. 238 6

4.11.3 Diğer Sanayi Kolları..... 238 4.12 Tarımın İl Ekonomisine Katkısı.... 239 4.13 İlin Ülke Tarımındaki Yeri. 240 4.14. Şanlıurfa İlinin Diğer Bölgelerle Kıyaslanması.. 241 4.15. Çevresel Etkiler... 241 *BÖLÜM 5...... 243 5. PROBLEMLER KISITLAR VE POTANSİYELLERİNİN ANALİZİ.... 243 5.1. Problemlerin Ve Kısıtların Tespiti........ 243 5.1.1 Sosyo Ekonomik Problemler.... 243 5.1.2 Doğal Kaynak ve Çevre Problemleri.. 246 5.1.3 Tarımda Sektör ve Belirgin Alt Sektörlerin Problemleri... 249 5.1.3.1 Bitkisel Üretim...... 252 5.1.3.2 Hayvansal Üretim... 257 5.1.3.3 Su Ürünleri... 259 5.1.3.3.1 Kültür Balıkçılığı... 259 5.1.3.3.2 Avcılık.. 259 5.1.4 Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri... 261 5.1.5 Pazarlama Problemleri.. 264 5.2 Potansiyellerin Ve Fırsatların Tespiti... 267 5.3. Swot Analizi. 269 *BÖLÜM 6 277 6. TARIMSAL KALKINMA AMAÇ VE STRATEJİLERİNİN OLUŞTURULMASI.. 277 6.1. Master Plan Amaçlarının Belirlenmesi ve Birleştirilmesi 277 6.1.1. Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı.. 277 6.1.2 Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması(Verimlilik ve Gelir Artışı)... 278 6.1.3 Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve Tarım-Sanayi Entegrasyonun Sağlanması.... 278 6.1.4 Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi... 278 6.1.5 Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi ve Tarım Sanayi Entegrasyonunun Sağlanması 278 6.2. Tarımsal Kalkınma Stratejilerinin Swot Analizi. 279 6.2.1. Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı.. 279 6.2.1.1 Bitkisel Üretim.... 279 6.2.1.2 Hayvansal üretim. 279 6.2.1.3 İşletme Sanayi 279 6.2.2 Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması(Verimlilik ve Gelir Artışı)....... 280 6.2.3 Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve sanayi entegrasyonu....... 280 6.2.4 Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi 280 6.2.5 Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi 281 6.3 SWOT Analizi.. 281 6.4 Kalkınma Stratejilerinin Tanımlanması. 286 *BÖLÜM 7....... 292 7. İL PROGRAM VE PROJE ALANLARININ BELİRLENMESİ... 292 7.1 Devam Eden Projeler. 292 7.1.1 T.B.K. Projeler... 292 7.1.2 Üniversite kaynaklı Projeler... 295 7.2 Planlanan Projeler. 302 7.2.1 Tarımsal Proje Önerileri. 302 7.2.1.1. Bitkisel Üretim Projeleri... 302 7.2.1.2 Hayvansal Üretim Projeleri...... 304 7.2.1.3 Su Ürünleri Üretim Projeleri. 304 7.2.1.4. Sulama Projeleri. 305 7.2.2 Organizasyon ve Örgütlenme Proje Önerileri... 305 7

7.2.3 Tarımsal Destek Proje Önerileri 305 7.2.4 Gıda Güvenliği Proje Önerileri. 306 7.2.5 Çevre ve Kaynak Muhafazası Proje Önerileri Mevcut Toprak Muhafaza Yatırımları... 306 7.2.6 Yerel İdareler Tarafından Uygulanan Projeler.. 306 8. EKLER.. 308 EK 1: Şanlıurfa Sosyo Ekonomik Gelişmişlik sıralaması... 308 EK 2: Resimler 309 EK 3: Alt Bölgeler Haritası 312 EK 4: Sulama Vaziyet Planı.... 313 EK 5 : Sulama Öncesi ve Sonrası Problem Alanları. 314 EK 6 : Şanlıurfa Haritası..... 315 Yararlanılan Kaynaklar. 316 8

9 BÖLÜM 1 1 GİRİŞ 1.1. Proje Gelişimi Türkiye de tarımsal planlama Ulusal Beş Yıllık Kalkınma Planları (BYKP) kapsamında yapılmaktadır ve bu çerçevede günümüze kadar yapılan tarımsal planlamalar, merkezi planlama şeklinde olmuştur. Ancak, 7. Beş Yıllık Kalkınma Planında (1996-2000), bir strateji değişikliğine gidilerek yerinden planlama yaklaşımının ve yerel kurumlar ile İl idarelerinin güçlendirilmesinin önemi vurgulanmıştır. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planında (2001-2005) ise bölgesel kalkınma girişimlerine verilen önem daha da artmış, bunun yanı sıra kırsal kalkınma proje alanlarının yerel gruplar tarafından belirlenmesinin gerekliliği belirtilmiştir. Bu kapsamda, Bakanlığımız ve FAO işbirliğiyle 1999 yılında TCP/TUR/8924 İl Tarım ve Kırsal Kalkınma Master Planlarının Hazırlanmasına Destek Projesi" çalışmalarına başlanmış ve 81 İlin İl tarım master planları 2003 yılı içerisinde tamamlanmıştır. Bu planlar, hizmetleriyle tarım sektörünü dolaylı veya doğrudan etkileyen yerel kurumların ve ayrıca yöre halkının kendi sorunlarını tanımlamaları, bu sorunlara karşılık çözüm önerilerini belirlemeleri ve dolayısıyla bölgesel kalkınmalarına yönelik vizyonlarını planlama sürecine yansıtmaları için bir fırsat sağlamıştır. Ön Ulusal Kalkınma Planında, Türkiye nin orta vadeli stratejileri ve amaçları arasında bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması, kırsal kalkınmanın sağlanması, fakirlik ve gelir eşitsizliği nedeniyle ortaya çıkan sosyal dengesizliklerin azaltılması amaçlanmıştır. 4. gelişme ekseni olan bölgelerin ekonomik gücünün artırılması, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılması ve kırsal kalkınmanın hızlandırılması kapsamındaki faaliyetlere önem verilmiştir. Hazırlanan bölgesel tarım master planlarından yararlanılarak geliştirilmesi hedeflenen Ulusal tarım master planı ile Türkiye'nin genel olarak tarımsal potansiyelinin, kısıtlarının, fırsatlarının ve diğer ülkelere göre tarımsal üretimdeki karşılaştırmalı üstünlüklerinin belirlenmesi ve bunlara dayanılarak geleceğe yönelik tarımsal stratejilerin ve planların oluşturulması amaçlanmaktadır. Bu amaçlar, Ön Ulusal Kalkınma Planı ve 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı hedefleri ile örtüşmektedir.

10 1.2. Amaç Şanlıurfa Tarım Master Planının amacı, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için İlin mevcut kaynaklarının (doğal, fiziki sermaye, işgücü ve finans kaynakları), fırsatlarının ve kısıtlarının analiz edilmesi suretiyle kalkınma ihtiyaçlarının belirlenmesi ve İl potansiyelinin optimal düzeyde kullanılmasına yönelik amaç ve stratejiler geliştirerek, il coğrafyasına uygun tarımsal program ve proje alanlarının ortaya konmasıdır. 1.3. Planlama Yöntemi Şanlıurfa Tarım Master Planı; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı, Planlama ve Projeler Daire Başkanlığı organizasyonuyla, Tarım İl Müdürlüklerinden, tercihen daha önce İl tarım master planlarının hazırlanması çalışmalarında eğitim ve görev almış, ayrıca bölgesel tarım master Plan hazırlama konusunda bilgilendirme çalışmalarına katılmış olan personel tarafından hazırlanmıştır. Bölge tarım master planları için, 22 Eylül 2002 tarihli 24884 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak kabul edilen ve İller arasındaki fonksiyonel ilişkileri, coğrafi koşulları, istatistik toplama ve plan yapma amacına uygunluğu da dikkate alınarak hazırlanan İstatistiki Bölge Birimi Sınıflandırmasına (İBBS) göre belirlenen 12 bölge (Düzey 3) esas alınmıştır. Bölge master Planlarının hazırlanması için Akdeniz bölgesi nin hazırlayacağı plan esas alınmıştır. Diğer bölgeler, planlarını Akdeniz bölgesi master planı şablonuna göre hazırlayacaklardır. Her bölge içindeki İl de, bu plana göre kendi İl master planını hazırlayacaktır. Planın hazırlanmasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı koordinasyonunda özellikle tarımsal üretim, pazarlama, eğitim-yayım, çevre ve doğal kaynakları koruma ile yatırımlar üzerinde doğrudan veya dolaylı etkisi bulunan kamu kurum/kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve diğer kuruluşlarla yakın işbirliği ve bilgi alışverişi yapılmıştır. 1.4. Planlama Yaklaşımı Bölgesel master planlarının hazırlanması için Ankara da Personel Eğitim Merkezi Müdürlüğü nde 24-25/03/2005 tarihinde, Türkiye nin tüm İl/ bölgeleri için hazırlanacak olan İl/bölge tarım master planlarına yönelik iki günlük bilgilendirme semineri düzenlenmiştir.

11 Bu seminere yukarda değinildiği gibi Tarım İl Müdürlüklerinden, tercihen daha önce İl tarım master planlarının hazırlanması çalışmalarında eğitim ve görev almış iki personel ile birlikte, Planla ilgili koordinatörlük işlemi için Proje İstatistik Şube Müdürleri katılmıştır. İlin tarımsal potansiyeli ve kalkınmasına yönelik potansiyellerin belirlenmesi için mevcut imkanlar dahilinde objektif bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada ülke ile ilgili veriler ve açıklamalar, Akdeniz bölge tarım master planından alınmıştır. Şanlıurfa iline ait veriler ise İldeki kamu kuruluşları, Harran Üniversitesi, İldeki resmi ve özel kuruluşlardan temin edilmiştir. İl problemlerinin, potansiyellerinin, fırsatlarının ve kısıtlarının değerlendirilmesinde SWOT, Düşünce Fırtınası ve Eşlenik Sıralaması gibi analiz yöntemlerinden faydalanılmış ve ayrıca değişik zamanlarda bölge İllerinden paydaşların katılımıyla çalışmalar düzenlenmiştir. Ayrıca, çalışmanın yürütülmesi sırasında bilgi akışı ve haberleşmenin etkin olarak temini için, mail ve web sayfası yoluyla Internet iletişim imkânlarından azami düzeyde yararlanılmıştır. 1.5. Plan İçeriği (Kapsam) İl master planın hazırlanmasında rasyonel bir süreç takip edilmiştir ve bu planın hazırlanmasında uygulanan yöntem aşağıda açıklanmıştır. 2. bölümde, halen yürürlükte olan ulusal ve uluslararası politikalar ile bunların İldeki tarımsal faaliyetleri üzerindeki etkileri geniş biçimde irdelenmiştir ve bu etkiler, planlama çalışmasının her aşamasında gözetilmiştir. Bu bölüm içerisinde, İl tarımını direkt etkileyen Türkiye tarım politikaları konusu, yaşanan değişim sürecinin nedenlerinin yanı sıra izlenen tarım politikaları ve stratejiler, Dünya Ticaret Örgütü kararlarının Türkiye açısından değerlendirilmesi ve Ortak Tarım Politikası na uyum sorunu ile bunun Türkiye tarımına olası etkileri başlıklı konuların önemli bilgilerine kısa ve öz şekilde yer verilmiştir. 3. bölümde biyofiziksel ve sosyo-ekonomik yapısı itibariyle İlin özellikleri ortaya konmuş; ardından İlin doğal ve tarımsal kaynakları, insan kaynakları, fiziki sermaye kaynakları ve finans kaynakları itibariyle mevcut durumu irdelenmiştir. Bu bölümde ayrıca İldeki sektörel faaliyetler ile İlin ekonomik - sosyal kalkınma göstergelerine de yer verilmiştir. Dolayısıyla, 3. bölümde İlin temel özellikleri ve mevcut durumu itibariyle kaynakları ortaya konmuştur.

12 4. bölümde ise, bu kaynakların İlde tarımsal açıdan kullanım durumu (toprak yapısı, arazi kullanımı ile arazilerin sulanma durumu) incelenmiş, daha sonra İlin tarımsal üretim sistemi belirli alt başlıklar halinde ortaya konmuştur. 4. bölümün önemli kısmını oluşturan tarımsal üretim sistemi içerisinde, İldeki bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminin yanı sıra iyi tarım ve organik tarım gibi yeni uygulamalara ve ardından tarımsal pazarlama sistemlerine yer verilmiştir. Tarımsal pazarlama sistemi irdelenirken gerek görülen ve bölgede önem arz eden ürünler ile ürün grupları bazında şemalar kullanılmıştır. İlde tarımın ve tarımsal faaliyetlerin performansının irdelendiği 4. bölümde, İlin tarımsal üretim ve pazarlama sistemi sonrasında, bölgede tarımsal sanayi ve tarımsal örgütlenme faaliyetlerine yer verilmiş ve dört gruptaki bu bilgilerin tamamı (tarımsal üretim, pazarlama, sanayi ve örgütlenme) daha sonra alt sektörler bazında SWOT tablolarında analiz edilmiştir. Buraya kadar İlin kaynakları, bu kaynakların kullanım durumu ve yapılan tarımsal faaliyetler irdelenmiş olduğundan, 5. bölümde, bu bilgiler ışığında İlin tarımsal problemleri ile problemleri doğuran nedenler - kısıtlar ortaya konmuş ve ardından, planlama sürecinin önemli bir ayağı olan problemler ve kısıtlara karşılık çözüm önerileri bir matriste analiz edilmiştir. 5. bölümde ayrıca İl için potansiyellerin analizi ve kullanma stratejileri incelenmiştir. İlin potansiyelini belirlerken, daha kapsamlı ve etkin kullanılabilme olanağına sahip ancak optimal biçimde kullanılmayan mevcut kaynaklar esas alınmıştır. Bu kısımda, ürünler bazında mevcut potansiyellerin doğru tespitine ve bu potansiyellere işlerlik kazandıracak doğru tercih ve stratejilerin belirlenmesine önem verilmiştir. 5. bölümdeki sorun ve çözüm önerileri ile potansiyellerin analizi çok önemli bilgileri içermekle birlikte, planlama süreci gereği bunlar henüz tespit düzeyinde olup, bu tespitler ışığında öngörülen proje fikirleri ise, daha spesifik açıklamalarla 7. bölümde ortaya konmuştur. Bununla birlikte, çözüm önerileri ve potansiyellerin kullanılma stratejileri analizleriyle ortaya konan bu tespitler, 7. bölümde şekillenen proje alanlarının neler olması gerektiği konusunda belirleyici olmuşlardır. Takip eden 6. bölümde ise, buraya kadar tespit edilen durum ışığında ortaya çıkan ihtiyaçlara göre master plan amaçları ve stratejileri geliştirilmiştir. Bu amaç ve stratejilerin SWOT analizine de aynı bölümde yer verilmiştir. Planlama çalışmamızın son bölümünü teşkil eden 7. bölümde, önceki bölümlerde yer alan tespitler ve analizler doğrultusunda oluşan proje alanlarına (fikirlerine) yer verilmiştir. Bölgenin

13 tarımsal kalkınması için gerekliliği ortaya çıkan ve planlamanın hitap ettiği zamana kadar gerçekleştirilmesi öngörülen proje konuları sistematik şekilde sıralanmıştır. Ayrıca, bu projelerden halen yürütülmekte olanlar ayıklanarak bölümün öncesine, geliştirilmesine gerek duyulan proje fikirleri ise bölümün nihayetine konmuştur. Master planın formatı gereği 7. bölümde yer verilen projeksiyonlar, proje alanlarını gösterir fikir düzeyinde önerilerdir. Ancak, bu proje fikirleri sadece isim olarak değil, geliştirilecek proje çalışmalarına ışık tutacak açıklamalar ile birlikte yer almaktadırlar. İlin kaynakları, bu kaynakların tarımda kullanım durumu, sorunları, kısıtları ve kullanılmaya elverişli potansiyelleri dikkate alınarak hazırlanan ve stratejik bir çalışma olan bu plan, yerel ve ulusal kaynakları harekete geçirebilecek gerçekçi proje fikirleri içermektedir. Hazırlanan bu İl tarım master planı ile; İlin tarım alanındaki gerçek ihtiyaçları ve bunların çözüm yolları ortaya konmuş, sınırlı kaynakların etkin ve verimli kullanılabileceği alanlar belirlenmiştir. Bu proje fikirlerinin, yapılacak yatırımların ve görülecek hizmetlerin planlanması aşamasında dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. İlin farklılıklarına göre ihtiyaç duyduğu öncelikli proje ve faaliyet alanlarına ışık tutan bu çalışma, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, katılımcılık ve yerellik ilkesi dikkate alınarak hazırlanan İl tarım master planları, Ülkesel tarım master planın hazırlanmasında önemli bir kaynak teşkil edecektir.

14 BÖLÜM 2 IL TARIMINI ETKİLEYEN POLİTİKALAR 2.1. Ulusal Politikalar 2.1.1. Türkiye Tarım Politikalarında Değişim Süreci Diğer sektörlerde olduğu gibi tarım sektöründe de dünyadaki pek çok ülkede, çeşitli iç kaynaklı nedenler yanında, küreselleşme akımının da etkisiyle bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu süreç, Türkiye de de yenilenme, yeni arayışlara yönelme ve gelişmeyi yakalama şeklinde kendisini göstermektedir. Tarım sektöründeki değişimin merkezini tarım politikaları oluşturmaktadır. Ancak tarım politikaları kavramı; tarımsal üretim politikaları, iç ve dış pazarlama politikaları, bölgesel politikalar, sosyal politikalar ve tarımsal gelir politikaları gibi son derece geniş bir yelpazeyi kapsamasına karşın, Ülkemizdeki bu değişim sürecinde, büyük çoğunlukla destekleme politikaları konusunun daha fazla kamuoyu gündeminde yer aldığı görülmektedir. Bunda, Türkiye kırsalında yaşayan nüfusun, toplam ülke nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturması ve bunun da önemli bir bölümünün geçimini tarımsal faaliyetle sağlamasının önemli etkisi olduğu gözlenmektedir. Ülke genelinde sürdürülmüş olan eski uygulamalara alternatif olabilecek çok kapsamlı yeni arayışlar ve özellikle son yıllarda destekleme politikaları konusunda yapılan değişikliklerin boyutu nedeniyle, bu değişim süreci reform olarak da nitelendirilmektedir. 2.1.2. Tarım ve Destekleme Politikalarında Yeni Arayışlara Yol Açan Başlıca Nedenler Türkiye de tarım politikaları ve bu kapsamda destekleme politikalarında yeni arayışlara yol açan sürecin başlaması; ülke içi koşullara bağlı içsel nedenler yanında çeşitli dışsal nedenlere de dayanmaktadır. Bunlardan içsel nedenlerin başında, tarımdaki yapısal sorunlar gelmektedir. Bunlar, mevcut destekleme sisteminin sağlıklı yürütülmesi ve yönlendirilmesini engellemekte veya bunları olumsuz etki yapmaktadır. Yapısal sorunların başında; parçalı ve küçük tarım işletmesi varlığı, yetersiz üretici örgütlenmesi, tarım nüfusunun fazlalığı, çiftçi kayıt sisteminin yetersizliği, ürün piyasaları altyapısının zayıflığı, tarım hizmetlerinin çok çeşitli kurum ve kuruluş tarafından yürütülmesi, tapu ve kadastro işlemlerinin henüz ülke genelinde tamamlanamamış olması ve üretici eğitim düzeyinin düşüklüğü gibi konular gelmektedir. Bunların bir kısmının çözümünde önemli mesafeler alınmış olunmasına karşın halen büyük bir bölümüne ilişkin çözüm arayışları devam etmektedir.

15 Bir diğer iç kaynaklı neden, yapısal sorunların çözümsüzlüğü ile ortaya çıkmış olan desteklemelerin devlete olan mali yükü arttırdığı ve bunun da büyük çoğunlukla destekleme alımlarıyla oluştuğudur. Tarımsal desteklemelerin mali yük olmasının yanı sıra enflasyonist etkiye sahip olduğu ve tarıma aktarılan kaynakların bütçe açıklarına yol açtığı yönünde görüşler de bulunmaktadır. Söz konusu yapısal sorunlar, destekleme uygulamalarında amaçlanan ve önceden belirlenen hedeflere ulaşmasını engellemektedir. Örneğin; küçük işletmelerin, toplam işletmeler içerisinde sayısının daha fazla olmasına karşın uygulanan desteklemelerin büyük çoğunluğu, tarım alanı bakımından payı daha fazla olan büyük üreticilere ödenmektedir. Böylece, devlet desteğine daha çok ihtiyacı olan küçük işletmeler mevcut uygulamalardan daha az yararlanmaktadır. Bu da gelir ve mülkiyet dağılımındaki dengesizliği daha da artırmaktadır. İçsel nedenler yanında, çeşitli uluslararası yükümlülükler ve dünya tarım ürünleri piyasalarındaki rekabete hazırlanma düşüncesi dışsal nedenler olarak değişim sürecinde önemli bir etkiye sahiptir. DTÖ nün belirlemiş olduğu uluslararası ticaret kuralları ve bu kapsamda Gümrük Tarifeleri Ticaret Genel Anlaşması (GATT) kapsamındaki Tarım Anlaşması na uyum, AB Ortak Tarım Politikası (OTP) na uyum çalışmaları ve Uluslararası Para Fonu (IMF) anlaşmalı ekonomik istikrar programına uyum Türkiye nin başlıca uluslararası sorumluluklarındandır. 2.1.3. Gelişim Süreçlerine Göre İzlenen Tarım Politikaları ve Stratejiler Türkiye de tarım politikalarının işleyişi; çeşitli tarım politikası karar ve yönlendirme kurumları, ürün piyasa düzenlemeleri, ürün pazarlamasında kurumsal yapılanma, tarımsal finans kaynakları ile fiyat ve destekleme uygulamaları kapsamında bir bütünlük halinde yürütülmektedir. Karar organları arasında, Bakanlar Kurulu, Tarımda Yeniden Yapılanma ve Destekleme Kurulu, Para Kredi Kurulu, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Tütün Kurulu ve Şeker Kurulu yer almaktadır. Ürün piyasa düzenlemeleri çoğunlukla; hububat, şeker pancarı, tütün, meyve-sebze, canlı hayvan ile et ve süt ürünleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Pazarlamada kurumsal yapılanma büyük oranda; TMO, şeker fabrikaları, TEKEL, haller, ürün borsaları ve kooperatiflerden oluşmaktadır. Tarımsal finans kaynakları kapsamında, belirgin olarak; Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) öne çıkmaktadır. Fiyat ve destekleme uygulamaları ise son yıllarda yok denecek kadar az olmakla birlikte ürün ve girdi fiyatı destekleri, çeşitli yardımlar, ihracat iadeleri ve gelir desteğinden

16 oluşmaktadır. Bunlardan piyasa düzenlemeleri, politika işleyişi kapsamında yer alan diğer yapılanmaların tamamından doğrudan etkilenmektedir. Ülkede tarım politikalarının sağlıklı oluşturulması ve yürütülmesi için, belirtilen yapılanmanın her birinin iyi organize edilmesi ve aralarındaki koordinasyonun çok iyi oluşturulması gerekmektedir. Nitekim özellikle piyasa düzenlemeleri ile fiyat ve destekleme uygulamaları konusunda ülkemizde de sıkça yeni düzenlemeler ve yeni arayışlar söz konusu olmaktadır. Ancak bu arayışların büyük çoğunluğu, genellikle ekonomik istikrar önlemleri gündeme geldiği dönemde daha da belirginleşmektedir. Üstelik ekonomik istikrar paketi kapsamında tarımsal destekleme politikaları ile ilgili konulara doğrudan yer verilmektedir. Örneğin 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Önlemleri kapsamında; Tarımsal Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) nin özelleştirilmesi, tarımda serbest piyasaya uygulamalarına geçiş, devlet adına destekleme alımı yapılan ürün sayısını sınırlama ve tarımsal dış ticaretin daha da serbestleştirilmesi gibi konular üzerinde önemle durulmuştur. Ancak bunlardan özellikle tarımsal KİT lerin özelleştirilmesi konusu ile serbest piyasaya geçiş konularında kamuoyunda önemli tartışmalar yaşanmıştır. Benzer şekilde, yine 5 Nisan 1994 tarihli Ekonomik İstikrar Önlemleri ile de aynı konular gündeme taşınmış ve devlet adına destekleme alımı yapılan ürün sayısının azaltılması ve özelleştirme konularında yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Sonuçta, IMF kaynaklı sürdürülmüş olan istikrar önlemleri ile hububat, şeker pancarı ve tütünden oluşan 3 ürün dışında devlet adına destekleme alımı yapılmasına son verilmiştir. Hububat alımından TMO, pancar alımından Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TŞFAŞ) ve tütün alımından ise TEKEL sorumlu tutulmuştur. Öte yandan, Tarım Satış Kooperatifleri (TSK) ürünleri olan fındık, ayçiçeği ve pamuk da hazine garantili alım kapsamından çıkarılmıştır. Ancak, önceden hazine garantili ve Ziraat Bankası kaynaklı cari faizli (sübvansiyonsuz) kredilerle TSK desteklenmekteyken, 1994 önlemleri ile Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) ndan düşük faizli (sübvansiyonlu) kredilerle TSK nin desteklenmesi uygulamasına geçilmiştir. Bunun yanında, destekleme alımı yapılan ürün sayısının sınırlandırılması politikasının devamı olarak kapsam dışına alınan ürünlerin alımında görev alan KİT lerin özelleştirilmesi uygulamasına geçilmiştir. Bunlardan Et ve Balık Kurumu (EBK), Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (TSEK) ve ÇAYKUR yanında ayrıca kimyasal gübre desteğinde görev alan TÜGSAŞ ve İGSAŞ gibi KİT lerin özelleştirilmesi çalışmaları hızlandırılmıştır. Diğer yandan TŞFAŞ, TEKEL, TSK Fabrikaları ve TEKEL in de daha sonraki dönemde özelleştirilmesi planlanmıştır. Böylece tarım ürünleri destekleme alım modelinde yeni arayışlara gidilerek yeni düzenlemeler getirilmiştir.

17 Son olarak, günümüzde de uygulamaları devam eden, Aralık 1999 ve Şubat 2001 Ekonomik İstikrar Önlemleri kapsamında tarım ve destekleme politikaları konulu pek çok yeni düzenleme gerçekleştirilmiştir. Ancak bunların 1980 ve 1994 önlemlerine göre tarım sektörü üzerindeki etkisi ve kapsamı çok daha farklı olmuştur. Üstelik iç kaynaklı bazı yeni düzenlemelerin de özellikle bu dönemde gerçekleştirilmesi nedeniyle, ülke genelinde tarımsal destekleme politikalarında yeniden yapılanma arayış ve reform görünümü ortaya çıkmıştır. Nitekim uygulamaların kapsamına bakıldığında, böyle bir bakış açısının aslında çok da yanlış olmadığı söylenebilir. Aralık 1999 ve Şubat 2001 önlemleri kapsamında tarımsal destekleme politikaları ile ilgili olarak; serbest piyasa ekonomisine geçiş, rekabet gücü yüksek ürünlerin desteklenmesi ve desteklemelerin hazineye yük getirmemesi amaçlanmıştır. Bunları gerçekleştirebilmek için de; destekleme alımları ile ortaya çıkan görev zararlarının ortadan kaldırılması (bunun için de destekleme alımlarına son verilmesi ve alım yapan KİT lerin özelleştirilmesi) ve tarımsal girdi sübvansiyonlarına son verilmesi hedeflenmiştir. Son verilen uygulamaların yerine ise alternatif olarak Doğrudan Gelir Desteği (DGD) uygulamasına geçiş öngörülmüştür. Böylece vazgeçilen destekleme ödemeleri ile ortaya çıkan üretici gelir kaybının DGD ile telafi edilmesi amaçlanmıştır. Bütün bu yeni önlemlerin uygulanması sonucunda; tarımsal desteklemelerden kaynaklanan mali yükün hafifletilmesi ve sadece gerçek üreticiye tarımsal desteğin verilmesi beklentisine girilmiştir. Aslında Türkiye tarım politikalarındaki yeniden yapılanma arayışlarının temeli Yapısal Değişim Projesi adı altında 7. ve 8. Beş Yıllık Kalkınma Planları (BYKP) na dayanmaktadır. Günümüzde gerçekleştirilmiş olan pek çok yasal düzenlemenin çok önceden planlanmış ancak hayata geçirilememiş olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin 2001 yılından itibaren Dünya Bankası nın mali desteği ile uygulanmaya başlanan Tarım Reformu Uygulama Projesi kapsamında günümüzde başlıca; DGD, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Projesi ve Alternatif Ürün Projesi yürütülmektedir. Yaklaşık aynı dönemde uygulamaya giren IMF istikrar önlemleri kapsamında da özellikle DGD ve ÇKS önemle vurgulanmaktadır. Çünkü son verilen bütün destekleme uygulamaları için DGD en önemli alternatif olarak öne çıkarılmaktadır. Nitekim IMF önlemleri ile 2001 yılından itibaren; kredi, gübre, tohum ve ilacı kapsayan girdi destekleri ile şeker pancarı ve tütünü kapsayan devlet garantili destekleme alımlarına son verilmiştir. Ayrıca destekleme alımlarında görev alan kuruluşlardan TŞFAŞ, TEKEL ve TSK nin alım ve işleme tesisleri özelleştirme kapsamına alınmıştır. Halen bu yöndeki çalışmalar devam etmektedir.

18 Belirtilen kurumlara ait tesislerin özelleştirilmesinden sonra ortaya çıkacak boşluğun doldurulması ve mevcut ürün piyasalarının serbest rekabet koşullarında çalışmasını sağlamak amacıyla Şeker Yasası (4634), Tütün Yasası (4733), TSK (4572) Yasası ve TMO nin ürün alımlarına ilişkin yeniden yapılanmasını öngören yasal düzenlemelere gidilmiştir. Böylece tarımsal destekleme sisteminde köklü değişikliklere gidilmiş ve devlet adına ürün destekleme alımından tamamen vazgeçilmiştir. Ancak IMF kaynaklı istikrar önlemlerinin acil eylem programı kapsamında Tütün, Şeker ve TSK Yasası nın çıkarılması önerisine yer verilmiş olması uzun süre kamuoyu gündeminde yer almıştır. 1999-2001 döneminde izlenen IMF kaynaklı politikalar ile devlet destekleme alımından vazgeçme, ilgili KİT leri özelleştirme ve yeni yasalarla piyasa düzenleme kurulları oluşturarak tarım ürünleri piyasasını serbest rekabet ortamına dönüştürme amacı büyük oranda gerçekleştirilmiştir. Ancak mevcut düzenlemelere ilave olarak, üretim fazlalığı olduğu düşünülen bazı tarım ürünlerinin üretimi yönlendirilerek piyasa talebi kadar ürün arzının gerçekleştirilmesi politikası izlenmeye başlanmıştır. ARIP kapsamında yer alan ve Alternatif Ürün Projesi olarak da adlandırılan bu çalışmaya göre, ilk aşamada fındık, tütün ve şeker pancarı üretimindeki fazlalığın giderilmesi amaçlanmıştır. Bunun için de üretici belgesi, alan ve ürün alım miktarlarının sınırlandırılması gibi çeşitli kısıtlayıcı tedbirlere başvurulmuştur. Son olarak patates de bu ürünlere dahil edilmiştir. Sınırlanan alanlar için ise; genelde ülkede üretim açığı yaşanan ürünlere yönelim teşvik edilmiştir. Bu amaçla bölge yapısına uygun olmak koşuluyla, yem bitkileri ve yağlı tohumlar gibi bazı ürünlerin üretimine yönelme başlıca seçenek olarak ileri sürülmüştür. Günümüzde de bu yöndeki politikalar sürdürülmektedir. Destekleme alımı, girdi destekleri, özelleştirme, DGD, ÇKS ve Alternatif Ürün Projesi şeklinde hem IMF hem de ARIP kapsamlı yürütülen politikaların dışında, içsel gerekçelerle sürdürülen çeşitli destekleme politikası düzenlemeleri de bulunmaktadır. Bunların başında; hayvancılık destekleme politikaları ile özellikle üretim açığı, dışa bağımlılık, üretimi yok olma noktasına gelme, üreticiye gelir desteği sağlama gibi nedenlerle genelde yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, zeytin, pamuk, tiftik, koza ve 2005 yılında buğday ürünlerine değişken miktarlarda verilen prim ve yardım destekleri gelmektedir. Hayvancılık ve prim destekleri uygulaması, içsel nedenlerle Türkiye de uzun zamandır sürdürülmektedir.

19 2.1.4. Günümüzde İzlenen Ulusal Tarım Politikaları ve Stratejiler Türkiye de, 2000 yılından itibaren oluşturulmaya çalışılan yeni destekleme politikası modeli arayışlarına paralel olarak, özellikle AB OTP na uyum amaçlı olmak üzere, tüketici sağlığı ve gıda güvenliğini sağlayıcı konularda izlenen genel politikalar, öte yandan GATT Tarım Anlaşması na uyum amaçlı olma üzere iç destekler, ihracat sübvansiyonları ve pazara giriş önlemleri (tarife dışı önlemler, hayvan ve bitki sağlığı konuları) ön plana çıkmıştır. Bunların, ülkede izlenen tarım politikalarının gelişim sürecine ve dolayısıyla yeni arayışlara gidilmesine dışsal faktörler olarak önemli etkileri olmuştur. Nitekim Türkiye de özellikle 2003 yılı sonrasında, daha belirgin görülen yeni politikalar ve stratejiler oluşturulmuştur. Bu tarihe kadar gerek IMF kaynaklı ve gerekse ARIP kapsamlı uygulamalar ön plandayken bu tarihten sonra izlenen strateji ve politikalar; hayvancılık politikaları, üretici mağduriyetini giderici yönde af kapsamlı politikalar (kredi affı, sulama suyu, elektrik borcu affı) ve diğer destek politikaları (DGD, sertifikalı tohum desteği, ihracat iadesi, mazot desteği, gübrede KDV indirimi, tarım gönüllüsü katkısı, tarımsal kredilerde indirim) dışında büyük oranda AB OTP na ve GATT kurallarına uyum amaçlı olmuştur. Türkiye de artık sadece ulusal gerekçelerle değil uluslararası sorumlulukların da etkisiyle, eskiden olduğu gibi kısa vadeli politikalar yerine daha uzun vadeli politikalar ve strateji arayışlarına yönelme başlamıştır. Örneğin Ulusal Tarım Stratejisi (2006-2010), Hayvancılık Stratejisi (2005-2010) ve Kırsal Kalkınma Stratejisi belirtilen yaklaşımın güzel sonuçlarıdır. Kırsal Kalkınma Stratejisi dışında diğer ikisi halen uygulanmaktadır. Bunlardan Hayvancılık Stratejisi Kararı 24.02.2005 tarih ve 25737 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmış olup 2005-2010 dönemi boyunca (6 yıl) uygulanacak destekleme araçları tablo 1 de belirtilmiştir. Türkiye de toplam tarımsal üretim değerinde hayvancılığın payının % 25-30 dolayında seyretmesi, yem bitkileri üretiminin toplam tarım alanındaki payının % 3-5 dolayında olması, et ve süt üretim maliyetlerinde yem oranının yüksekliği, fabrika yemi üretiminin dış kaynaklı girdilere dayalı olması nedeniyle fabrika yemi fiyatının kaba yeme oranla 5-6 kat daha yüksek olması, uzun yıllar boyunca toplam süt üretiminin 10 milyon ton ve et üretiminin 1-1,5 milyon ton dolayında seyretmesi, buna karşın ülke nüfusunun giderek artış göstermesi, kişi başına toplam et tüketiminin 22 kg/yıl ve içme sütü tüketiminin 150 kg/yıl dolayında olması, toplam hayvan varlığının azalma eğilimine girmesi ve belirtilen değerlerin AB ülkelerinin çok altında kalması gibi nedenler ülkede uzun yıllar boyunca

20 hayvancılığın desteklenmesinin en önemli gerekçelerini oluşturmuştur. Nitekim belirtilen noksanlıkların tam olarak giderilememesi sonucunda, ülkede konuya ilişkin daha uzun vadeli politikaların oluşturulması ve uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Tablo 1. Hayvancılık Stratejisi Destekleme Araçları A. Yem bitkileri desteği (sertifikalı tohum, alet makine) B. Hayvan ıslahı, yetiştirme ve diğer destekler a. Gebe düve alımı (damızlık,saf ırk, kültür) b. Buzağı desteği (suni tohumlama, soy kütüğü kaydı) c. Suni tohumlama desteği (soy kütüğüne kayıt) d. Süt sağım ünitesi ve tank tesisi (en az 10 baş) e. Süt desteği - et desteği f. Hastalıktan ari işletme destekleri (1 yıllık sertifika) g. Hayvan kimlik sistemleri desteği (kayıtlı hayvan yavrusuna) h. Aşı desteği (aşı yapana destek) I. Gen kaynaklarının korunması desteği (üreticilere destek) C. Arıcılık destekleri (arıcılara ödeme) a. Süzme bal primi (en az 50 kovanı olana) b. Bombus arısı desteği (koloni satın alanlara) D. Su ürünleri yetiştiriciliği destekleri a. Ürün desteği (belirli türleri yetiştirenlere) b. Yavru balık desteklemeleri (yavru alıp büyütenlere) Ülkede uygulanmakta olan bir diğer strateji de Ulusal Tarım Stratejisi olup Yüksek Planlama Kurulu nun 30.10.2004 tarih ve 2004/92 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Master planın 6. bölümünde de ele alınan, strateji ile gerçekleştirilmesi planlanan amaçlar şunlardır: o Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği ve gıda güvencesinin sağlanması, o Tarımsal işletmelerin rekabet gücünün arttırılması, o Tarımsal pazarlama altyapısının güçlendirilmesi ve tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması, o Üretici örgütlenmesinin geliştirilmesi, o Kırsal gelirlerin arttırılması ve kırsal toplum yaşam şartlarının iyileştirilmesi. Strateji Belgesi kapsamında 2006-2010 dönemi boyunca uygulanacak destekleme araçları ve bunların toplam tarımsal destekleme bütçesinden alacakları paylar da belirtilmiş olup bunlar tablo 2 de verilmiştir. Aslında 2005 yılı bütçesinde tarımsal desteklemeler için ayrılan toplam tutar 3.462 trilyon TL ve DGD nin toplamdaki payı % 79 ile en yüksek oranda olmasına karşın, dönem sonuna kadar bu oranın % 45 düzeyine çekilmesi ve tabloda belirtilmiş olan diğer destek araçlarının paylarının da arttırılması yaklaşımı benimsenmiştir. Bunlardan özellikle 2005 bütçesinde % 6 dolayında olan hayvancılık destekleme oranları yıl sonuna gelmeden % 12 düzeyine çıkarılmıştır. Ayrıca fark ödemeleri ve kırsal kalkınma desteklerine planlananların üzerinde destekleme verilmesi yoluna

21 gidilmiştir. Sonuç olarak, tarımsal destekleme ödemelerinin olanaklar dahilinde Türkiye bütçesinin %1 inin altına düşürülmemesine özen gösterilmeye çalışılmıştır. Tablo 2. Ulusal Tarım Stratejisi Destekleme Araçları ve Destekleme Bütçesindeki Payları Araçlar Pay (%) DGD ödemeleri 45 Fark ödeme uygulaması (prim) 13 Hayvancılık destekleri 12 Kırsal kalkınma destekleri (istihdam, kadın, genç, eğitim, yayım..) 10 Telafi edici ödemeler (alternatif ürün: tütün, fındık) 5 Ürün sigortası ödemeleri 5 ÇATAK programı destekleri (erozyon, ağaçlandırma, organik tarım) 5 Diğer destekler (girdi, kredi, teşvik vb.) 5 TOPLAM 100 Daha sonra, Strateji Belgesi ne bağlı olarak, 02.04.2005 tarih ve 25774 sayılı Resmi Gazete de 2005/8629 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ilan edilmiştir. Kararın hemen ardından patatese alternatif ürün desteği, DGD, sulama suyu için kullanılan elektrik enerjisi desteği gibi destek uygulamaları yürürlüğe girmiştir. Aynı karardan hareketle; mazot desteği ve tarımda kullanılan kimyasal gübreye ilişkin desteklemeler de gündeme gelmiştir. Bunların hepsi, tablo 2 de belirtilmiş olan diğer destekler kapsamında uygulamaya konulmaktadır. Ülkemizde sadece tarımsal desteklemeler konusunda değil aynı zamanda genel tarım politikaları kapsamında diğer konularda da pek çok yeni düzenlemelere gidilmiştir. Bunlardan sadece isim olarak başlıcalar tablo 3 de belirtilmiştir. Tablo 3. Tarım Politikası Kapsamlı Yasal Düzenlemeler (Mayıs 2005) Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Yasası (5300) Tarımsal Üretici Birlikleri Yasası (5200) Hayvan Islahı Yasası (4631) Islahçı Hakları Yasası (5042) TCZB ve TKK Kredilerini Yeniden Yapılandırma Yasası (4876) Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yasa (5179) Organik Tarım Yasası (5262) Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yasası Değişikliği (5184) Tarım Sigortaları Yasası (5363) Ürün İhtisas Borsaları Yönetmeliği Ticaret Borsalarında Alivre ve Vadeli Alım Satım Yönetmeliği Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Yönetmeliği Kontrollü Örtü altı Üretimi Yönetmeliği İyi Tarım Uygulamaları Yönetmeliği Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerde Kalıntı Yönetmelikleri Tarım Kanunu Tasarısı Toprak Koruma Arazi Kullanımı Yasa Tasarısı Tarım Hizmetlerinin Düzenlenmesi Yasa Tasarısı Ulusal Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı

22 Son yıllarda gerçekleştirilen tarım politikası düzenlemelerinden de görüldüğü gibi, başta AB olmak üzere diğer gelişmiş ülkelerin uygulamalarına paralel olarak, artık ülkemizde de uzun vadeli stratejilerle hedeflerin belirlenmesi yaklaşımı benimsenmiştir. Kırsal Kalkınma Stratejisi, çoğunlukla tarımsal destekleme unsurlarını kapsayan Ulusal Tarım Stratejisi ve Hayvancılık Stratejisi bu yaklaşımın ilklerindendir. Bu yönde izlenen politika ve stratejilerle, politika uygulamalarının sonuçlarının daha sağlıklı değerlendirilmesi ve gerektiğinde yeni yönlendirmelerin ve düzenlemelerin uygulamaya dahil edilmesi olanağına kavuşulmaktadır. Kısa vadeli, hedefleri net olarak belli olmayan ve sadece ortaya çıkan acil sorunları giderici yaklaşımlar amaçlayan politikaların ülkemizi bir kısır döngü içerisine hapsetmekte olduğu, uzun yılların tecrübesinden hareketle iyi bilinmektedir. Bu nedenle, günümüzde yapılmaya çalışılan orta ve uzun vadeli stratejilerin ülkemiz lehine daha olumlu sonuçlar doğurması beklenmektedir. 2.1.5 Ulusal Politikaların Şanlıurfa Tarımına Etkileri Türkiye de 2000 li yıllardan itibaren artık kısa vadeli ulusal tarım politikaları ve destekleme araçları yerine orta ve uzun vadeli politika stratejileri oluşturulmaya ve uygulanmaya başlanmıştır. Bunlardan öne çıkanlar; Ulusal Tarım Stratejisi (UTS), Hayvancılık Stratejisi (HS) ve hazırlıkları devam etmekte olan Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi (UKKS) dir. Bütün ülkede olduğu gibi Şanlıurfa tarımı da kuşkusuz belirtilen stratejiler ve bu kapsamdaki destekleme politikası araçlarından etkilenmektedir. Ancak bu etkilenim izlenen strateji kapsamına göre değişim gösterebilecektir. Örneğin UTS kapsamında; doğrudan gelir desteği, hayvancılık destekleri, kırsal kalkınma destekleri, henüz tam olarak uygulanmamakla birlikte özellikle doğal risklere karşı güvence sağlayan ürün sigortası hizmetleri, organik artımı da kapsayan Çevre Amaçlı Tarımsal Ürünlerin Korunması (ÇATAK), ihracat teşviklerini de kapsayan diğer desteklemeler İl tarımını yakından ilgilendirmektedir. Diğer bir ifadeyle belirtilen strateji araçlarından İl tarımı da yararlanabilecektir. Diğer yandan HS kapsamında; yem bitkileri desteği, hayvan yetiştirme destekleri, arıcılık destekleri ve su ürünleri yetiştiriciliği destekleri yer almakta olup İl tarımının özellikle dağlık ve hayvancılık su potansiyeli olan yerler açısından önemli avantajlar sunduğu görülmektedir. Bir diğer ulusal strateji olan UKKS kapsamında; kırsal alan gelirlerinin arttırılması, insan kaynağının geliştirilmesi, çevre ve kırsal mirasın korunması ile doğal kaynakların yönetimi yer almakta olup il kırsal yapısının bunlardan azami ölçüde yararlanabileceği anlaşılmaktadır.

23 Genel olarak işletme büyüklüğü ülke ortalamasının üzerinde olan Şanlıurfa, tarımında uygulanacak tarımsal politikalar doğrultusunda değişim göstereceği görülmektedir. Geniş tarım alanlarında üretimi yapılan hububat ekimi yerini daha çok yem bitkileri, meyve ve sebzeye bırakacağı düşünülmektedir. Geleneksel ürün deseninin değişerek yerini, sulu tarım sisteminde yetişen ürünlere bırakacağı bunda da özellikle destekleme kapsamında olan ürünlere ağırlık vereceği akla gelmektedir. Ürün desenindeki değişiklerle ilde ihtiyaç duyulan yatırımlarla birlikte yeni istihdam alanlarının açılması bilinen etkilenimlerdendir. Üretici örgütlenmesinin üst birlikler düzeyine çıkarılması, okul dışı eğitim olanaklarının (çiftçi okulları gibi) arttırılması, ihracata dayalı pazarlama yapısının kalite, standart ve sağlık özellikleri bakımından güçlendirilmesi, Europgap ve organik tarım kapsamlı üretimlere ağırlık verilmesi, ürün sigorta sisteminin geliştirilmesi, tarımsal danışmanlık sisteminin yasal alt yapısının sağlanması, çiftçi ve işletme kayıt sistemlerinin tamamlanması, hayvancılık sektörünün gelişmesine yönelik olarak yem bitkileri üretimine ağırlık verilmesi süt ürünleri işleme tesislerinin kurulması gibi konular il tarımının öne çıkan gereksinimleri olup bunlara yönelik çözüm getiren bütün ulusal politika düzenlemeleri il tarımını ve geleceğini yakından ilgilendirmektedir. 2.2. Uluslararası Politikalar 2.2.1. Dünya Ticaret Örgütü Kararlarının Türkiye Açısından Değerlendirilmesi İlk olarak 1995 yılında yürürlüğe giren DTÖ Tarım Anlaşması, tarım ürünleri ticareti ve ticareti etkileyen destekleme tedbirleri için yeni kuralları yürürlüğe koymuştur. Bağlayıcı nitelikteki bu kurallar 1995-2004 yıllarını kapsamaktadır. DTÖ Tarım Anlaşması nın 20. maddesi bu sürenin bitiminden sonra ek kuralların yürürlüğe konulmasını ve bu amaçla 1999-2000 döneminde yeni bir müzakere döneminin başlatılmasını öngörmüştür. Bu öngörü ışığında 2001 yılında Doha da düzenlenen DTÖ Bakanlar Toplantısında bu müzakerelerin başlatılması karara bağlanmıştır. Tarım Antlaşması nın 20. maddesine göre, 2002 yılı başlarından itibaren sürdürülen müzakerelerde, tarımda modalite oluşturulması için 31 Mart 2003 tarihi belirlenmiştir. Ancak bu beklenti Eylül 2003 de Cancun da gerçekleştirilmiş olan 5. Bakanlar Konferansı ile de sonuçlandırılamamıştır. Doha Kalkınma Raundu önündeki engelleri kaldırmak amacıyla müzakerelere ivme kazandırmak üzere yürütülen toplantı sonucunda, 31 Temmuz 2004 tarihinde DTÖ bir çerçeve metin üzerinde uzlaşma sağlayabilmiştir. Karar Metni beklendiği üzere; tarım, pamuk, sanayi ürünlerinde pazara giriş ve ticaretin kolaylaştırılması konularını içermiştir. Gelişmekte olan ve en az gelişmiş

24 ülkelere sağlanacak özel ve lehte muamele hükümleri, DTÖ anlaşmalarının uygulanmasından kaynaklanan sorunları içeren "uygulama" konuları karar kapsamında yer almış, teknik yardım ve kalkınma ile bağlantılı diğer konular ise kalkınma boyutu bağlamında karar metninin tamamlayıcı unsurlarını oluşturmuştur. DOHA Ticaret Müzakereleri adıyla tanımlanan bu müzakereler; öncelikle müzakerelere zemin teşkil edecek ve genel tavizleri içerecek bir çerçeve nin kabul edilmesi ve daha sonra ayrıntılı müzakerelerin bu metindeki esaslara dayalı olarak yürütülmesi planlanmıştır. Bu aşamadan sonra, ayrıntılı nihai metnin (anlaşma) hazırlanması ve 2005 yılında Hong Kong da düzenlenecek DTÖ Bakanlar Toplantısında kabul edildikten sonra yürürlüğe konulması öngörülmektedir. Hong Kong da yapılacak Bakanlar Toplantısından önce, belirlenen genel prensipler doğrultusunda kararların şekillenmesinde Türkiye nin pozisyonunun belirlenmesi çalışmaları devam etmektedir. Nitekim çalışmanın bu bölümünde de, Türkiye nin pozisyonunun ne olması gerektiği konusu, Türkiye nin DTÖ daimi temsilciliği, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Tarım Bakanlığı nın açıklama ve görüşleri doğrultusunda tartışılması amaçlanmıştır. Dünya Ticaret Örgütü nün Kuruluşu ve Misyonu Gündeme geldiği 1950 li yıllarda Uluslararası Ticaret Örgütü (ITO) nün, güçlü bir ticaret organizasyonu olarak kurulması gerçekleştirilememiştir. Fakat yaklaşık yarım asır sonra yapılan Uruguay Turu nda DTÖ nün kurulması ve GATT Antlaşması nın fonksiyonlarını devralması kararlaştırılmıştır. 1986-1994 Uruguay Turu görüşmelerinde oluşturulan ve 1 Ocak 1995 yılında kurulan DTÖ nün merkezi İsviçre nin Cenevre şehrindedir. Yaklaşık 150 üyesi 120 milyon ABD Doları bütçesi ve 550 çalışanı olan DTÖ, genel sekreterlik şeklinde yönetilmektedir (WTO, 2005). DTÖ nün fonksiyonları; DTÖ antlaşmalarını yönetmek, ticaret pazarlıkları için forum oluşturmak, ticaret anlaşmazlıklarını çözüme kavuşturmak, ulusal ticaret politikalarını gözetlemek, gelişmekte olan ülkelere teknik yardım ve eğitim vermek ve uluslararası organizasyonlarla işbirliği yapmak şeklinde sıralanabilir. DTÖ, GATT ın kararlarını kolaylaştırdığı gibi Uruguay Nihai Anlaşması ve GATT prensiplerine yaptırım gücü de sağlamıştır. Genel Kurul, Bakanlar Konferansı, çeşitli Konseyler ve Sekreterlik gibi birimleri bulunan DTÖ, tüzel kişiliğe sahiptir. Türkiye nin de üyesi olduğu bu

25 kurumun faaliyetlerini izlemek ve sağlayacağı imkanlardan yararlanmak hem Türkiye hem de ihracatçılar için önem arz etmektedir. DTÖ, ülkeler arasında yapılan ticaret kurallarıyla uğraşan uluslararası bir örgüttür. Bu örgütün temelinde, uluslararası piyasada ticaret yapan çok sayıda ülke tarafından tartışılan ve imzalanan antlaşmalar vardır. Bu dokümanlar, uluslararası ticaret için meşru olan temel kuralları belirlemektedir. Bu kurallar esas olarak, hükümetlerin kabul edilen sınırlar içinde ticaret politikalarını yürütmelerini temin eden antlaşmalardır. Hükümetler tarafından görüşülmüş ve imzalanmış olmasına karşın bu antlaşmaların asıl amacı, mal ve hizmet üretenlerin, ihracatçıların ve ithalatçıların işlerine yardımcı olmaktır. Sistemin temel ve uygulamadaki amacı, arzu edilmeyen yan etkileri olmadığı müddetçe, mümkün olduğu ölçüde ticaretin serbest yapılmasına yardımcı olmaktır. Bu da kısmi olarak engellerin ortadan kaldırılması anlamına gelir. Bunun diğer bir anlamı, dünyanın her yerinde ticaret kurallarının ne olduğu hakkında fertlerin, şirketlerin ve hükümetlerin emin olmalarını sağlamak ve ani politika değişmelerinin olmayacağı konusunda güvence vermektir. Antlaşmalar, önemli uyuşmazlık ve tartışmalardan hemen sonra ticaret yapan ülkeler topluluğu tarafından hazırlanıp imzalandığından DTÖ, ticaret pazarlıkları için bir forum olarak hizmet etme görevini üstlenmektedir. DTÖ nün bir diğer çalışma alanı ise anlaşmazlıkların sona erdirilmesidir. Ticaret ilişkileri çoğu zaman çakışan menfaatleri içinde bulundurur. Bu farklılıkları gidermenin en uygun yolu, kabul edilen meşru bir kurum temeline dayanan nötr bir süreçtir. Dünya Ticaret Örgütü nün Çalışma Prensipleri DTÖ antlaşmaları çok uzun ve karmaşıktır. Çünkü bu antlaşmalar; tarım, tekstil, giyim, bankacılık, haberleşme, hükümet alımları, endüstriyel standartlar, gıda sağlığı yönetmenlikleri, akli mülkler ve daha bir çok konuyu içeren hukuki metinlerdir. Fakat birkaç temel kural tüm bu faaliyetler için geçerli olmaktadır. Bu prensipler, çoklu ticaret sisteminin temelini oluşturmaktadır. Ticaret sistemi ayrımcı olmamalıdır. Bir ülke, ticaret yaptığı ülkeler arasında ayrım yapmamalıdır. Yani ticaret yapılan tüm ülkeler, aynı eşitlikte tercih edilen ülkeler olmalıdır. Ayrıca ülke içinde üretilen ürünler ile dışardan ithal edilen yabancı ürünler arasında ayrım yapılmamalıdır. Ticaret sistemi, pazarlıklar yoluyla engeller azaltılarak daha serbest hale getirilmelidir. Ticaret sistemi kestirilebilir olmalıdır. Yani yabancı firmalar, yatırımcılar ve hükümetler, ticaret engellerinin keyfi olarak artırılmayacağı konusunda güven içinde olmalıdırlar. Bu keyfi artışlar DTÖ tarafından

26 sınırlandırılır. Ticaret sistemi daha rekabetçi olmalıdır. İhracat destekleri ve piyasa payını artırmak için maliyetin altında damping yapma gibi haksız uygulamalar engellenerek rekabetçi ortam sağlanmaya çalışılmaktadır. Ticaret sisteminde az gelişmiş ülkelere adaptasyon için daha fazla zaman verilmekte, daha fazla esneklik sağlanmakta ve özel bazı öncelikler temin edilmektedir. a) Ayırımcılık Olmadan Ticaret b) Daha Serbest Ticaret c) İstikrarlı Bir Ortam d) Dürüst Rekabeti Teşvik e) Gelişme ve Ekonomik Reformu Teşvik 2.2.2. Temmuz 2004 Tarihli DTÖ Genel Konsey Taslak Kararı ve Tarım Tarım müzakerelerine ilişkin çerçeve, her ne kadar pamuk konusuna yer vermez ise de konunun ticaret boyutuyla tarım müzakereleri içinde acilen, özel ve iddialı bir şekilde ele alınması öngörülmektedir. Bu amaçla Tarım Müzakereleri Özel Oturumları na düzenli olarak rapor sunmak üzere bir alt komite kurulması da kararlaştırılmıştır. a) İç Destekler İç desteklere dair genel prensip, ticareti bozucu olduğu kabul edilen desteklerde önemli ölçüde indirim gerçekleştirilmesi ve uygulama miktarı yüksek olan üyelerin yüksek oranda indirim yapmasıdır. Gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak ise özel ve lehte muamele hükümleri geçerli olacaktır. Getirilen disiplin ile, her üyenin, uyguladığı nihai bağlı toplam AMS (Toplu Destek Ölçümü), de minimis ve mavi kutu desteklerin toplamından oluşan genel destek miktarı üzerinden bant yaklaşımı ile indirim yapılması öngörülmektedir. İlk dilim indirimin, genel destek seviyesinin %20'si kadar olması hükme bağlanmaktadır. De minimis: Çerçeve metin, indirime yönelik bir müzakere sürecine işaret etmektedir. Ancak gelişmekte olan ülkeler açısından bu müzakerelerde özel ve lehte muamelenin dikkate alınacağı ve düşük gelirli çiftçilere de minimis kapsamında yapılan desteklerin indirimden muaf tutulması bir esneklik olarak ortaya konulmaktadır.

27 Mavi kutu: Mavi kutu ile ilgili olarak mevcut Tarım Anlaşması nda yer alan tanım genişletilerek mavi kutu önlemlerinin üretim şartı aranmaksızın kullanılabilmesi öngörülmekte; ayrıca ilave bazı kriterlerin de tartışılabileceği ifade edilmektedir. Mavi kutuya dair bir diğer önemli disiplin, bu kapsamdaki uygulamaların, ilgili üye ülkenin toplam tarımsal üretiminin %5'i ile sınırlı tutulmasıdır. Yeşil kutu: Yeşil kutu ile ilgili olarak uzun süredir sağlanmış bulunan ve bu önlemlerin muhafazası şeklindeki yaklaşım metne yansıtılmıştır. Ayrıca, bu tür önlemlerin ticareti bozucu etkilerinin ortadan kaldırılması veya en az düzeye indirilmesini temin eden kriterlerin gözden geçirilmesi öngörülmektedir. Ancak bu bağlamda yapılacak çalışmalarda da yeşil kutu kapsamındaki temel kavram, prensip ve işlevselliğin korunmasına özen gösterilmesi ayrıca ticaret dışı mülahazaların dikkate alınması hükme bağlanmaktadır. b) İhracat Sübvansiyonları Metinde ihracat sübvansiyonları ile eş etkili uygulamaların, müzakere sürecinde belirlenecek makul bir tarihte ortadan kaldırılması karar altına alınmaktadır. Kaldırılması öngörülen sübvansiyonlar arasında ihracat kredilerinin ihracat sübvansiyonu özelliği taşıyan unsurları, gıda yardımları ile kamu iktisadi teşekküllerinin faaliyetleri yer almaktadır. Getirilen yeni anlayış ile büyük tartışmalara konu olan ihracat kredilerinde geri ödeme süresi ticari işlemlerdeki vade ile uyumlu olacak şekilde 180 gün olarak düzenlenmektedir. Varılan mutabakat uyarınca; ihracat sübvansiyonları, ihracat kredileri, gıda yardımları ile kamu iktisadi teşekküllerinin faaliyetleri şeklinde belirtilen unsurlar için eşit ve paralel biçimde taahhütte bulunulması öngörülmektedir. Dolayısıyla müzakerelerde belirlenecek indirim usulleri ve takvim de tüm ihracat rekabet unsurları için paralel olacaktır. İndirimlerin yıllık bazda gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. İhracat sübvansiyonları altında gelişmekte olan ülkelere yönelik özel ve lehte muamele hükümlerine de yer verilmektedir. Bu çerçevede bu ülkelerin ihracat sübvansiyonlarını gelişmiş ülkelere oranla daha uzun bir süre içinde kaldırmaları öngörülmektedir. İstisnai şartlar: Bu başlık altında getirilen istisna hükmü; gelişmekte olan ülkelere yapılacak ihracata yönelik olarak, gıda yardımlarının yeterli olmadığı istisnai şartlar altında, ihracat sübvansiyonları ile ilgili taahhütlere zarar vermeksizin geçici ihracat kredisi veya tercihli finansman düzenlemelerine imkan sağlanabilmesidir.,

28 c) Pazara Giriş Çerçeve metni uyarınca, tarife indirimlerinin bant yaklaşımı ile, tarife yapılarındaki farklılıkları dikkate alacak şekilde bağlı oranlar üzerinden gerçekleştirilmesi karara bağlanmıştır. Bant sayısı ve bu bantlar içinde hangi formül ile indirim yapılacağı müzakere sürecinde belirlenecek olmakla birlikte, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere tek tip formül uygulanması söz konusudur. En az gelişmiş ülkeler dışında tüm üyelerin sürece katkı sağlamaları beklenmektedir. Metin, esaslı bir tarife indirimini amaçlamaktadır. Buna göre; yüksek tarifelerden yüksek oranda ve tüm ürünlerde indirim yapılması öngörülmektedir. d) Diğer Konular Hassas ürünler: Hassas ürünler (sensitive products), pazara giriş bölümünün önemli bir unsurunu teşkil etmektedir. Müzakerelerle belirlenmesi öngörülen uygun sayıda tarife satırı ile sınırlı tutulacak olan bu ürünlerin, gelişmiş veya gelişmekte olan ülke ayrımı yapılmaksızın, ülkeler tarafından belirlenmesi hükme bağlanmaktadır. Ancak bu ürünler için de, tarife indirimi ve bazı hallerde tarife kotası açılması suretiyle esaslı bir iyileştirme öngörülmektedir. Diğer unsurlar: Pazara giriş başlığı altında yer verilen diğer unsurlar ise kota idaresinde iyileştirmeye gidilmesi ve tarife basamaklandırmasının belirlenecek bir formül ile ele alınmasıdır. Tarifelerin basitleştirilmesi ile özel korunma önlemleri mekanizmasının da müzakerelerde tartışılması öngörülmektedir. Özel ve Lehte Muamele: Gelişmekte olan ülkelere tanınacak özel ve lehte muamele hükümleri tarife indirim formülü, hassas ürün sayısı ve bunların ne şekilde ele alınacağı, tarife kotalarının genişletilmesi ve uygulama dönemlerine dair farklılaştırmayı içermektedir. Gelişmekte olan ülkelerin üzerinde durdukları "özel ürünler" (special products) konusuna da yer verilmekte ve bu kapsamda değerlendirilecek ürünlerin daha esnek bir muameleye tabi tutulacağı karara bağlanmaktadır. Metin uyarınca, gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak Özel Korunma Önlemleri Mekanizması nın da kurulması öngörülmektedir. e) İstisnalar En Az Gelişmiş Ülkeler: Bu ülkelerden herhangi bir tarife indirim talebi olmayacaktır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler mümkün olduğu ölçüde gümrük vergisi ve kotalarından muafiyet sağlayacaktır.

29 Yeni Katılan Ülkeler: DTÖ' ne yeni katılan ülkeler için özel bir esneklik tanınması da çerçeve metinde yer almaktadır. Diğer Konular: Sektörel insiyatifler, ihracat vergileri ve coğrafi işaretler üzerinde uzlaşılamayan konular olarak sıralanmaktadır. Metinde ayrıca, Tarım Anlaşması nda yer alan ihracat kısıtlamalarına ilişkin disiplinin kuvvetlendirilmesi öngörülmektedir. Çerçeve Metninin Genel Olarak Değerlendirilmesi o Tarım, çerçeve metninin ağırlıklı konusunu oluşturmuştur. o İç destekler konusunda özellikle gelişmiş ülkelerin belli bir disiplini uygulama konusunda adım attıklarını belirtmek yanlış olmayacaktır. Bu durum, olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. o Gelişmekte olan ülkeler için önem arz eden de minimis oranının muhafazası ve halihazırda mevcut özel ve lehte muamele hükümlerinin devamı hedeflenecektir. o Mavi kutu konusunda bir sınırlandırmadan söz edilebilirse de tanım genişletilmiştir. Ayrıca getirilen global tavan uygulaması, ürün bazında ilave bir tavan uygulaması ile desteklenmediğinden fazla etkili olmayabilir. o Yeşil kutu gelişmiş ülkelerin mutabakatı çerçevesinde muhafaza edilmiştir. Her ne kadar gözden geçirmeden söz ediliyorsa da özellikle ticaret dışı mülahazalara yapılan atıf dikkate alındığında olası bir gözden geçirme sonucunda kapsamın daraltılacağını beklemek gerçekçi olmayacaktır. o İhracat sübvansiyonlarının belli bir tarihte kaldırılması yönünde bir taahhütte bulunulması şüphesiz gelişmiş ülkelerin bir tavizi olarak algılanmalıdır. Zira bu konu, Uruguay Raund' dan beri gündemde olan bir anlaşmazlıktır. Sübvansiyonların kaldırılacağı tarihin DTÖ' nün kredibilitesine gölge düşürmeyecek bir tarih olarak öngörülmesinin de Türkiye'nin müzakerelerdeki genel pozisyonu ile paralellik arz ettiği görülmektedir. o Öte yandan, ihracat sübvansiyonlarına paralel olarak, sübvansiyon eş değerinde etki yaratan unsurların disiplin altına alınması yönündeki mutabakat ise ABD ve AB arasındaki uzlaşmayı yansıtmakta ve olumlu değerlendirilmektedir. o Gerek iç destekler ve gerekse ihracat sübvansiyonundaki tüm bu gelişmelere paralel olarak, gelişmiş ülkelerin kendi üzerilerine düşeni yaptıkları varsayımıyla gelişmekte olan ülkelerden beklentileri ise esaslı bir tarife indiriminin gerçekleştirilmesidir. o Formül olarak bant yaklaşımının kabul edilmesi, diğer ülke pozisyonları ile değerlendirildiğinde müzakerelerde beklentinin, kayda değer bir pazar açılımı sağlanması yönünde olduğunu göstermektedir.

30 o Bu noktada, gelişmiş ülkelerce olabildiğince dar olarak yorumlansa da özel ürünler ve hassas ürünler kavramları pazara girişte elde edilmiş önemli esneklikler olarak görülmektedir. o Tarımdaki korumacı yaklaşıma karşın sanayi ürünleri açısından değerlendirmeler, Türkiye nin gümrük birliği partneri olması nedeniyle farklı bir perspektifte gerçekleşmektedir. Buradaki temel yaklaşım ise gelişmekte olan ülkelerin de mümkün olduğunca pazarlarını açması şeklindedir. o Çerçeve metni ufak değişiklikler dışında Derbez Metni'ni yansıtmaktadır. Sanayi ürünlerinde indirim formülü olarak doğrusal olmayan bir formülün benimsenmesi, olumlu bir gelişme olarak nitelendirilebilir. o Öte yandan bağlı olmayan tarifelerde uygulanan tarife oranlarının iki katı üzerinden indirim yapılması, gerçek bir pazar açılımı sağlamayacağı yönünde değerlendirilmektedir. o Sektörel yaklaşımlar konusuna da esnek bir anlayışla yaklaşılmakta ve bu açıdan metnin fazla iddialı olmadığı düşünülmektedir. o Ticaretin kolaylaştırılması bağlamında ortaya konulan modalite belgesi, gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelere alışılmışın dışında esneklik tanımayı taahhüt etmektedir. Bu durumda, gelişmekte olan ülkeler arasında asimetrik yükümlülükler ortaya çıkabilecektir. Müzakere sürecinde bu husus dikkate alınmalıdır. Zira bu alandaki müzakerelerden Türkiye nin temel beklentisi, diğer ülkelerle olan ticari ilişkilerimizin şeffaf ve sağlam temeller üzerine oturtulmasıdır. 2.2.3. Türkiye Tarımı Açısından Çerçeve Metnin Değerlendirilmesi Kabul edilen çerçeve, uluslararası ticaretin daha fazla serbestleştirilmesi için temel bir yapıyı oluşturmaktadır. Bu yapının temel taşları şöyle tespit edilmiştir (TKB, 2004a): a) Serbest ticareti bozucu nitelikteki tarımsal desteklemelerin azaltılması, b) Ticarette haksız rekabete neden olan ihracat teşviklerinin belirlenecek bir süre sonunda kaldırılması, c) Tarım ürünleri pazarının korunmasına yönelik gümrük vergilerinin azaltılması (yüksek vergilerin daha fazla, düşük vergilerin daha az oranda azaltılması). Gelişmekte olan ülkelere, bu serbestleşme tedbirlerini daha az oranda ve daha fazla sürede yapma ayrıcalığı tanınmış, çok az gelişmiş ülkeler grubunda yer alan yaklaşık 50 yoksul ülke bu tedbirlerden muaf tutulmuştur. Ülkemiz DTÖ sınıflamasında gelişmekte olan ülkeler grubunda yer almaktadır. Bu nedenle bu ülkelere tanınan ayrıcalıklardan yararlanacaktır. Bu arada, gelişmiş ülkelerin ihracat sübvansiyonlarını azaltmaları, gümrük vergilerini indirmeleri ve iç desteklerini kısmaları sonucunda, Türk tarım ürünlerinin dış pazarlardaki rekabeti açısından bazı kazanımlar da

31 elde edilebilecektir. Muhtemel yükümlülükler ve kazanımlar ile müzakerelerde izlenmesi gereken tutum aşağıda değerlendirilmiştir. İç Destekler Kırmızı Kutu: Tarımsal destekleme politikası 2000 yılında başlatılan reform paralelinde daha çok doğrudan ödemelere kaydırılmıştır (TKB, 2004d). Dolayısıyla iç destekler altında yer alan kırmızı kutu tedbirleri arasında bulunan girdi destekleri, fiyat yolu ile desteklemeler ve primler, toplam destekleme bütçesi içerisinde çok az bir pay işgal etmektedir. Türkiye de prim ödemeleri genellikle üretim yetersizliği bulunan ürünler için uygulanmaktadır. Bu nedenle bu desteklerin devam etmesinin gerekliliği kabul edilmektedir. Fakat bu desteklerdeki problem, prim ödemesinin DTÖ kurallarına göre kırmızı kutuda yer almasıdır. Kırmızı kutu tedbirleri için öngörülen % 10 luk istisna dikkate alındığında bugün için Türkiye nin bir ek yükümlülük altına girmesi olası görülmemektedir. Ancak, Asgari Destek (de minimis) istisnasının % 10 un altına çekilmesi halinde prim desteği verilen pamuk, ayçiçeği, soya fasulyesi gibi ürünlerde sorun yaşayabileceğimiz muhtemeldir. Bu destekleme kategorisine, kullanılan politika aracının aynı olması nedeniyle süt ve et teşvik primi de eklenebilir. Bu nedenle üzerinde düşünülmesi gereken üç alternatif söz konusudur (Yavuz ve ark., 2004). Bunlardan birincisi, prim ödemelerinin toplam destekler içindeki payının, DTÖ kurallarındaki asgari destek oranı olan % 10 un altına düşmemesidir. İkinci alternatif ise, bu destekleme şeklinin Mavi Kutuda yer alan garanti fiyatı ve fark ödemesine dönüştürülmesidir. Zaten halihazırda Türkiye deki prim ödemeleri de bu politika aracına benzetilerek yapılmaktadır. Üçüncüsü ise DGD nin bir şekilde belli ürünlerde prim uygulamaları yerine kullanılmasıdır. Prim ödemelerinde özellikle sertifikalı tohum ve soy kütüğüne kayıtlı hayvan kullanımı, belli bir dönem içinde geçici olarak zorunlu hale getirilerek kullanılmasının hızla yaygınlaştırılması sağlanmalıdır (TKB, 2004b). Bir başka ifadeyle, prim ödemeleri, üretimde verim ve kaliteyi artırma aracı olarak kullanılmalıdır. Prim miktarları belirlenirken, ilgili üretici birliklerinin görüşleri ve dünya piyasalarındaki rekabet koşulları dikkate alınmalı ve ödemeler zamanında yapılmalıdır. Mavi Kutu: Mavi kutu tedbirleri altında fındık ve tütünde uygulamakta olduğumuz alan daraltması ve çay budama tazminatları yer almaktadır. Bu tedbirler üretim veya verimle irtibatlı olmayıp alan ve kalite kriterlerine dayanmaktadır. Kabul edilen çerçeve de mavi kutu tedbirleri için müzakerelerde tarihsel bir süre tespit edilerek, bu desteklerin toplam tarımsal üretim değerinin % 5 ini geçmeyecek şekilde azaltılması öngörülmektedir. Türkiye nin bu kutuya giren destekleme

32 tedbirlerinin parasal değerinin çok düşük olması nedeniyle, çerçevenin bu yöndeki desteklemeleri olumsuz etkileyecek bir yükümlülüğe neden olması beklenmemektedir. Ancak Türkiye de, Fark Ödeme sistemi önümüzdeki yıllarda uygulamaya konulursa, en yüksek destek değerinin % 10 un altına çekilmesi, bu uygulamayı kısıtlayabilir. Yeşil Kutu Tedbirleri: Yeşil kutu tedbirleri içerisinde yer alan başta DGD olmak üzere, kırsal kalkınma, gıda güvencesi, altyapı yatırımları, genel hizmetler gibi desteklerin bugün olduğu gibi uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Burada önemli olan husus, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı nın 2006-2010 yıllarını kapsayan Tarım Stratejisi ni hazırlamış olmasıdır (TKB, 2004c). Bu strateji belgesi hazırlanırken DTÖ ndeki muhtemel gelişmeler dikkate alındığından prim uygulaması dışındaki destekleme tedbirlerinin çoğunun Yeşil Kutu da yer alması mümkün olacaktır. Tarım Strateji Belgesi, müzakerelerde Türkiye nin izleyeceği tutum için büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Gerek AB nde gerekse ABD nde desteklerin miktarı çok fazla azalmamış, örneğin ABD nin 2002 tarımsal desteklemeleri şaşırtıcı bir şekilde artmış ve DTÖ kurallarına uyum amacıyla destekler, kırmızı kutudan maviye veya yeşile kaydırılmıştır. Pazara Giriş Pazara giriş yani gümrük vergilerinin indirilmesi konusundaki çerçeve metinde, gelişmekte olan ülkeler için bahsedilen ayrıcalıklar ve özel ürün tespiti yoluyla, hayvansal ürünler başta olmak üzere bölgesel kalkınma, gıda güvencesi açısından önem taşıyan tarım ürünleri için ayrıcalıklı işlemlerden Türkiye nin yararlanması mümkün olabilecektir. Bu husus, Türkiye deki ilgili kurumlar bünyesinde çok iyi değerlendirilerek müzakereler sırasında izlenecek tutum tespit edilmelidir. İhracat Teşvikleri Türkiye nin tarım ürünleri ihracatı için sağladığı teşvikler çok düşük miktarlarda olmaktadır. Ayrıca ihracat kredileri içerisinde tarım ürünleri yer almadığından, müzakerelerde ihracat sübvansiyonlarının kaldırılması yönünde atılacak adımların bu teşviklerimizi azaltmamız yönünde bir yükümlülük getirmesi beklenmemektedir. Ancak gelişmekte olan ülkelerin uyguladıkları ihracat teşviklerinin kaldırılması, tarım ürünlerimizin dış pazarlardaki rekabet üstünlüğünü artıracağından olumlu bir sonuç doğurabilir.

33 Hem pazara girişte meydana gelecek kolaylıklara hem de ihracat teşviklerindeki sınırlamalara çözüm olarak, üretim maliyetlerini düşürücü, yani verimliliği ve etkinliği arttırıcı yapısal politikalar, uzun vadeli olarak yürürlüğe konulmalıdır. Böylece rekabetçi bir tarım sektörüne ulaşma doğrultusunda adımlar atılarak DTÖ kuralları sonucu Türkiye tarımının zarar görmesi ihtimalinin önüne geçilmiş olur. 2.2.4. AB ne Tam Üyelik Sürecinde, OTP na Uyumun Türkiye Tarımına Etkileri 2.2.4.1. Tarım Alanında Türkiye ve AB İlişkileri Türkiye-AB ilişkilerinin, 1959 yılında Türkiye nin AET ye üyelik için başvurmasıyla başlayan 46 yıllık bir geçmişi vardır. 1963 tarihli Ankara Anlaşması, 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol ile daha sonraki Ortaklık Konseyi Kararları (OKK), Türkiye ile AB arasında tarım alanındaki ilişkilerin çerçevesini belirlemektedir. Ankara Antlaşması nda, Türkiye nin AB ne tam üyeliği için üç aşamalı bir süreç belirlenmiştir. İlk aşama olan hazırlık döneminde, Türkiye nin diğer iki aşamada kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirebilmesi için topluluğun yardımıyla ekonomisini güçlendirmesi öngörülmüştür. İkinci aşama olan geçiş döneminde Türkiye nin ekonomi politikalarını topluluk politikalarına yaklaştırması hedeflenmiştir. Son aşama olan gümrük birliğinde ise tarafların ekonomi politikaları arasında koordinasyonun güçlendirilmesi öngörülmüştür. 1 Ocak 1996 tarihinde gümrük birliği sürecinin tamamlanmasıyla Ankara Anlaşması nda değinilen bu son döneme girilmiştir. Ancak, 1995 yılında alınan 1/95 sayılı OKK ile sanayi ürünleri bakımından gümrük birliği tamamlanırken, tarım mallarında serbest dolaşım için ek bir süreye ihtiyaç duyulduğu hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, tarım sektörü açısından halen geçiş dönemi devam etmektedir. Aralık 1997 deki Lüksemburg Zirvesi, Türkiye ile AB arasındaki siyasi diyalogun dondurulması ile sonuçlanmıştır. Zirvede, Türkiye aday ülkeler içine alınmamış, 10 Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkesi (MDAÜ) için de bir anlamda yol haritası belirlenmiş ve Türkiye için de, ilişkilerin geliştirilmesi içerikli somut bir hedefe yönelik olmayan Avrupa stratejisi çizmekle yetinilmiştir. Strateji belgesinin tarıma ilişkin bölümünde, Türkiye nin OTP na uyum sürecinde AB yardımına ihtiyaç duyacağı hususu ilk kez kabul edilmiştir. Bu açıdan zirve, tarım ilişkileri bakımından önem taşımıştır. Ayrıca belgede tarım için bir eylem planına da yer verilmiştir. Nihayet, 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki de yapılan AB zirvesinde Türkiye nin adaylık statüsü kabul edilmiş ve adaylık süreci olarak adlandırılan farklı bir dönem başlatılmıştır. Bu süreçte tarım konusunda özellikle tarım nüfusu, işletme büyüklüğü, örgütlenme, tarımsal desteklemeler, kurumsal organizasyon, teknoloji

34 kullanımı, verimlilik, bitki ve hayvan sağlığı şartları, ürün kalite ve standartları açısından uyum sağlanması öngörülmüştür. Adaylığın teyit edilmesi ile, Türkiye nin AB ne katılımı, dolayısıyla OTP ile uyum gerekliliği geri dönüşsüz bir sürece girmiştir (Anonim, 2005). Kasım 2000 de yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) nde, tarım alanında Türkiye nin yapması gereken düzenlemeler belirtilmiştir. Türkiye de KOB nde belirtilen bu düzenlemelere paralel olarak, bir Ulusal Program hazırlamış ve bu program ile yapılması istenilen düzenlemeleri bir takvime bağlamıştır. Türkiye bu Ulusal Program ile; ulusal önceliklerinin yanında, OTP na uyum yükümlüğü ve DTÖ ne karşı olan sorumluluklarını da gözeten rasyonel, etkin, örgütlü, rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir bir tarım sektörü yaratmayı amaçlamıştır. Bu amaçla Türkiye de; piyasa fiyatlarına müdahale yöntemleri terk edilecek, üretimin piyasa koşullarında talebe uygun olarak yönlendirilmesini sağlayacak politika araçları devreye sokulacaktır. Çiftçi Kayıt Sistemi, Tapu-Kadastro Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemi ve Çiftlik Muhasebe Veri Ağı nın geliştirilmesi sağlanacaktır. Tarımsal veri tabanını kullanan Tarım Bilgi Sistemi, vadeli işlemler borsası, sözleşmeli tarım ve stok yönetimi araçlarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve etkin şekilde uygulamaya konulması sağlanacaktır. Gelişmişlik farklarını azaltmak amacıyla bölgesel özel programlar geliştirilecektir. Kırsal alanda tarım-dışı sektörlere destek verilmesi ve kırsal sanayinin yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Tarımdan çekilecek nüfusa, yeni istihdam olanakları yaratacak projeler geliştirilecektir. Tarım-sanayi entegrasyonunun geliştirilmesi için kaliteli hammaddenin temini ile tarımsal sanayiye dönük sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri nin özerkleştirilmesi sağlanırken, kamu eliyle yapılmakta olan bir kısım görevler üretici organizasyonlarına devredilecektir. Doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması, gen kaynaklarının korunması ve saklanması sisteminin kurulması sağlanacaktır. Çevreyle uyumlu tarımsal kalkınmaya özen gösterilecektir. Detaylı toprak etütlerinin ve toprak haritalarının yapılması ile toprakların kullanım ve korunmasına ilişkin bir kanun çıkarılması, kadastro çalışmalarının tamamlanması ve toprak veri tabanının oluşturulması sağlanarak Arazi Kullanım Planı hazırlanacaktır. Ulusal Program da yer alan bu hususlar, Türkiye nin AB ne üye olma kararlılığında bir değişim olmadığı sürece bağlayıcı niteliktedir. Ulusal Program ile, daha önce Ankara Anlaşması ile hukuken başlayan OTP na uyum sürecinde, taahhütte bulunmanın ötesine gidilerek uygulama aşamasına girilmiştir (Anonim, 2005a).

35 AB ile olan ilişkiler, siyasi ve ekonomik nedenlerle yaşanan iniş ve çıkışlara karşın Türkiye gündemindeki önemini her zaman korumuştur. Son olarak 17 Aralık 2004 tarihinde gerçekleşen Brüksel Zirvesi nde Türkiye ye tam üyelik görüşmeleri için 3 Ekim 2005 tarihinin verilmesiyle AB ile ilişkiler yeniden canlanmış ve uyum konusundaki çalışmalar hız kazanmıştır. 2.2.4.2. Ortak Tarım Politikası nda Reform Süreci ve Günümüzdeki Durum OTP da reform tartışmaları OTP nın oluşumuyla birlikte başlamış, gerek iç gerekse dış çevrelerce de sürekli gündemde tutulmuştur. OTP, esasen 1950 li yılların tarımsal sorunlarının çözümüne yönelik oluşturulmuş bir politikadır. Bu sorunlar, OTP kapsamındaki uygulamalarla 1980 li yıllara gelindiğinde büyük ölçüde çözüme kavuşurken, bu kez OTP nın kendisi giderek büyüyen bir sorun olmaya başlamıştır. Bu durum OTP nın yeniden yapılandırılması yönündeki tartışmaları daha da şiddetlendirmiştir (Eraktan ve Ören, 2005). OTP na ilişkin ilk ciddi reform girişimi, OTP ile ilgili sorunun arzın talebi aşması olduğu yönündeki eleştiriyi dile getiren 1968 tarihli Mansholt Planı dır. Manshold Planı ndan sonra da OTP nın maliyetinin yüksekliği ve yol açtığı üretim fazlası ile gelir dağılımı çarpıklığı sorunlarının çözümü amacıyla, sırasıyla 1973, 1980 ve 1981 yıllarındaki daha dar kapsamlı girişimlerde bulunulmuş, ancak bu girişimler amacına ulaşamamıştır. Bunun üzerine 1985 yılında, OTP nda daha köklü ve kalıcı bir değişikliği öngören Yeşil Kitap yayınlanmıştır. Burada da özde, üretim fazlalıkları ile OTP harcamalarının yüksekliği sorunlarına çözüm aranmış, ayrıca ürün kalitesi, kırsal kalkınma ve çevre gibi konulara da önem verilmiştir. 1987 yılındaki Delors Planı ile yine OTP uygulaması sonucu bozulan piyasa dengeleri sorunu dile getirilerek, topluluk müdahale sisteminin dünya piyasalarıyla daha uyumlu bir iç piyasa yaratılması yönünde gözden geçirilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir. 1990 lı yıllara gelindiğinde, o güne kadarki önlemlerin OTP nın bilinen sorunlarının çözümünde yeterince etkili olamaması üzerine reform arayışları sürmüştür. Bu kapsamda, 1992 yılında Mac Sharry Planı olarak bilinen ve OTP da öncekilere göre çok daha köklü düzenlemeleri öngören bir plan hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur. Mac Sharry Planı ile, fiyat destekleri yerini büyük ölçüde doğrudan yardımlara bırakmış, işletme yapılarının iyileştirilmesi ile çevre ve kırsal kalkınma politikalarına artan önem verilmiştir. Bu dönemde, CAP (Common Agricultural Policy) terimi bile değişerek CARPE (Common Agricultural and Rural Policy for Europe) adını almıştır (Ertuğrul, 2002). OTP nda bugüne kadarki reform girişimleri, genellikle birliğe yeni katılımlar öncesinde ve her genişleme öncesi, destek miktar ve kapsamının daraltılması şeklinde süregelmiştir. Gündem 2000 ile

36 de, benzer şekilde yeni 10 üyenin katılımı öncesinde desteklerin kapsamı bir kez daha sınırlandırılmış, ayrıca 2006 yılına kadar da OTP harcamaları büyük ölçüde sabitlenmiştir. Yine Gündem 2000 çerçevesinde birlik, MDAÜ nin kırsal ve tarımsal kalkınmalarına yardımcı olmak ve uyum sürecini kolaylaştırmak amacıyla 2000-2006 döneminde uygulanacak olan Tarım ve Kırsal Kalkınma için Özel Katılım Programları (SAPARD) adı altında özel bir mali destek programı oluşturmuştur. Son olarak AB ülkeleri, Gündem 2000 reformları uygulamasının dönem ortası değerlendirmesinde Haziran 2003 veya Fischler Reformu olarak adlandıran ve OTP nda öncekilere göre çok daha köklü değişiklikleri öngören bir reform paketi üzerinde anlaşmıştır. Son reform paketi, AB nin tarımsal destekleme sistemini kökten değiştirecek niteliktedir (European Commission, 2004). Yeni OTP ile, üreticilerin pazar isteklerine göre üretim kararlarını vermeleri yönünde bazı düzenlemeler getirilirken, tüketici ve vergi mükellefleri de gözetilmektedir. Yeni OTP na göre, gelecekte desteklerin çok büyük bir kısmı üretimden bağımsız olacaktır. Ancak üretimden vazgeçmeleri önlemek için, üye ülkeler sübvansiyonlar ile üretim miktarları arasında sınırlı bir ilişkinin olduğu ve bu sınırların önceden kesin ve net bir şekilde ortaya konulduğu programlar dahilinde tercih yapabileceklerdir. Bu Tek Ödeme Planı (Single Farm Payments) ile ödemeler; çevre, gıda güvenliği ve hayvan refahı standartları ile ilişkilendirilmektedir. Yeni OTP ile bir taraftan AB üreticilerine belirli bir gelir düzeyi garanti edilirken diğer taraftan da desteklerle üretim arasında oluşturulacak zayıf ancak katı ilişki ile üreticilerin piyasaya dönük ve daha rekabetçi bir üretim yapısına kavuşmaları amaçlanmaktadır. Ayrıca büyük işletmelere sağlanacak doğrudan ödemelerin azaltılması öngörülmektedir. Böylece kaliteli üretim, hayvan refahı ve çevre ile ilgili programlara daha büyük kaynakların ayrılması mümkün olabilecektir. AB Tarım Bakanları, 25 üye için 2013 yılına kadar uygulanacak olan sıkı bütçe programına uyulması amacıyla bir de finansal disiplin mekanizmasının geliştirilerek uygulanması konusunda anlaşmışlardır. Bu reformlar ile AB, DTÖ görüşmelerinde birliğin elini de güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Yeni OTP nın farklı unsurları 2004 ve 2005 yılında yürürlüğe girecektir. Örneğin Tek Ödeme Planı 2005 te uygulanacak, ancak bir üye kendi özel koşulları nedeniyle bir geçiş dönemi talep ederse, bu üye ülkeye en geç 2007 yılına kadar ek bir geçiş süresi tanınabilecektir (Anonim, 2005b).

37 2.2.4.3. Ortak Tarım Politikası na Uyum Sorunu ve Bunun Türkiye Tarımına Olası Etkileri Türkiye-AB ilişkilerinde tarım, en önemli ve bir o kadar da sorunlu konular arasında yer almaktadır. Bugün, AB mevzuatının yaklaşık yarısını tarım oluşturmakta, AB bütçesinin de yine yaklaşık yarısı her yıl tarıma ayrılmaktadır. Tarım alanında da en öncelikli konu Türk tarımının OTP na uyumudur. Türk tarımının OTP na uyumu konusunda gerek Türkiye gerekse AB müktesebat konusunda yoğunlaşmıştır. Uyum açısından, AB müktesebatının Türkiye tarafından uygulanması son derece önemli ve olmazsa olmaz bir gerekliliktir (Ertuğrul, 2004). OTP na uyum gerçekleştiğinde, Türkiye ile AB arasında tarım ürünlerinin serbest dolaşımı sağlanacak, dolayısıyla, işlenmiş tarım ürünleri (tarım unsuru bakımından) ve karşılıklı tarım tavizleri ile ilgili rejim OTP na uyum kapsamına girerek sona erecektir. Türk tarımının OTP' na uyumu Türkiye ve AB nde; genel ekonomik ve sosyal yapı yanında, tarım ile doğrudan ilgili olarak işletme yapısı, üretim, tüketim, fiyat ve pazar politikası, dış ticaret, tarıma bağlı ve dayalı sanayiler, teknoloji kullanımı, verimlilik, üretici gelirleri, kendine yeterlilik, mali politikalar, kırsal, bölgesel ve sosyal politikalar, mevzuat ve kurumsal yapı olmak üzere pek çok konu üzerinde etkili olacaktır (Anonim, 2005c). Tarım ve tarım politikaları alanındaki belirgin farklılıklar, bugün Türkiye nin tam üyeliği önündeki en büyük engellerden biri olarak görülmektedir. Türkiye nin üyeliğine koşullu da olsa evet diyen 6 Ekim 2004 tarihli Komisyon Raporu sonrası, 17 Aralık 2004 tarihinde gerçekleşen Brüksel Zirvesi nde Türkiye ye tam üyelik müzakereleri için 3 Ekim 2005 tarihi verilmiştir. Üyelik müzakereleri için geri sayımın başladığı şu dönemde, tarımın müzakere sürecinin en önemli ve sorunlu konusu olacağı söylenebilir. Türkiye ile AB arasında tarımsal yapı ve gelirler açısından belirgin fark bir yana, tarım politikaları ve bu politikaların finansmanı açısından da ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Nitekim yine 6 Ekim 2004 tarihli Komisyon Raporu nda Tarım, Türkiye deki en önemli ekonomik ve sosyal sektörlerden biridir ve özel dikkat gerektirmektedir. OTP na başarılı bir şekilde katılabilmek için Türkiye, kırsal kalkınma ve idari kapasitenin güçlendirilmesi açısından ciddi çaba göstermelidir denilmektedir. Aynı raporda, tarım alanındaki uyum konusunda ise kayda değer bir gelişme sağlanamadığı ve genel olarak mevzuat uyumunun yetersiz kaldığı belirtilmektedir (CEC, 2004). Türkiye nin uzun çalışmalar sonucu oluşmuş, son derece karmaşık, oluşum sonrası sürekli değişime uğramış ve bu değişimin de halen devam ettiği OTP na uyumunun kolay olmayacağı açıktır.

38 Diğer taraftan da, AB daha önce yaşadığı bütün genişleme hareketlerinde tarımsal açıdan uyum için farklı stratejiler benimsemiştir. İlk genişlemede, OTP hemen yürürlüğe girmiş fakat yeni üyelerin fiyatlarının topluluk düzeyine getirilmesi ve yeni üyelerin mallarının topluluk içerisinde serbest dolaşımı ve ortak gümrük tarifesine uyumu 5 yılda aşamalı olarak gerçekleşmiştir. İspanya ve Portekiz için farklı tarım ürünlerindeki tavizlerin dışında, önceki yöntem kullanılmış, bundan sonraki Avusturya, İsveç, Finlandiya genişlemesinde yeni bir uyum modeli belirlenerek, katılımla beraber bütün gümrük engelleri kalkmış ve tarım ürünleri fiyatları için de aşamalı bir uyum düşünülmemiştir (Eraktan, 2002). AB nin 2004 yılındaki son genişlemesinde, yeni 10 ülke için izleyeceği yol en son uygulamadan farklı olarak bu ülkeler AB müktesebatını tümüyle üstlenecekler, ancak bu ülkelere yönelik topluluk harcamaları eskiye oranla daha düşük olacaktır. Bunun en önemli nedenlerinin başında DTÖ Tarım Anlaşması na göre tarımsal desteklerin azaltılması zorunluluğu gelmektedir. Ayrıca yeni katılan 10 ülkenin tarımsal işgücü ve tarım topraklarının oransal olarak fazla olması da bunda etkili olmuştur. AB nin son katılan ülkelere yönelik izleyeceği politikalar olarak; Bu ülkelerin sübvansiyonlardan yararlanabilmeleri için 10 yıllık bir geçiş döneminin uygulanması, Doğrudan ödemelerin, önceki üyelerin % 25 i olarak başlatılması ve 2006 ya kadar % 35 e çıkarılması, Bölgesel yardımlar için 3 yıllık geçiş dönemi uygulanması, Kırsal kalkınma desteğinden daha fazla yararlandırılması, Bölgesel yardımlardan yeni üyelerin önceki üyelere göre daha az yararlandırılması düşünülmektedir. Buna göre yeni ülkeler eski ülkelerle aynı sorumlulukları paylaşırken aynı haklara sahip olmamaları son genişlemedeki strateji değişikliğini ortaya koymaktadır. AB nin son katılan üyeler için benimsemiş olduğu bu yaklaşımın olası bir üyelik halinde Türkiye için de geçerli olacağı söylenebilir. Son gelişmeler, üyelik öncesi ve sonrası AB normlarına uyum için gerekli finansmanın birlik fonlarından karşılanması olanağının bugün için çok daha kısıtlı olduğunu göstermektedir. Yeni ülkelerin OTP na uyum sürecinin geniş tutulacağı ve yapılacak yardımların eskiye oranla büyük ölçüde kısıtlandığı bir ortamda Türkiye nin birlik bütçesinden çok fazla yararlanamayacağı açıktır.

39 Olası tam üyelik görüşmelerinde, tarımsal yapı ve politikalardaki temel farklılıkları, büyük bir olasılıkla daha çok Türkiye nin kendi olanaklarıyla gidermesi istenecektir. Ayrıca, yeni ülkelere katılım sonrası tanınan 10 yıllık uyum süreci gibi bir esnekliğin de Türkiye ye tanınmaması yaşanılması olası bir süreç gibi görünmektedir. Haziran 2003 tarihli son reform paketiyle, birlik tarım politikalarında DTÖ Tarım Antlaşması nın öngördüğü doğrultuda köklü bir değişim süreci başlamış bulunmaktadır. AB Komisyonu nun tarımdan sorumlu bakanı Franz Fischler konu ile ilgili olarak şunları söylemektedir: Bu karar, yeni bir çağın başlangıcına işaret etmektedir. Çiftlik politikalarımız kökten değişecektir. Bugün Avrupa, yeni ve etkili bir çiftlik politikasını gündeme getirmektedir. Doğrudan gelir desteklerimiz bundan böyle üretimle bağlantılı olmayacaktır. Yeni politikalarımız, üreticilerimizin gelirlerini stabilize ederken, üretimi de piyasa taleplerine göre yönlendirecektir. Tüketicilerimiz ve vergi ödeyenlerimiz daha şeffaf ve paralarının daha iyi değerlendirildiği bir yapıya kavuşacaklardır. Bu reform ayrıca dünyaya güçlü bir mesaj verecektir. Yeni politikamız ticaret dostudur. Uluslararası ticareti bozan ve ülkelerin gelişmelerine zarar veren eski sübvansiyon sistemine elveda diyoruz. Reform, Doha görüşmelerinde AB nin elini güçlendirmektedir. AB ev ödevini yapmıştır. DTÖ görüşmelerinin başarıyla sonuçlandırılması için sıra şimdi diğerlerindedir. Ancak şunun yanlış değerlendirilmemesi gerekir. Cancun Bakanlar Toplantısı nda AB ancak diğer tarafların görüşmelerde değişim için öneriler getirmesi durumunda kendi yükselmiş görüşme kapasitesini kullanacaktır. Tek taraflı silahsızlanma söz konusu değildir. Top şimdi ABD gibi hala ticarete zarar veren politikalar sürdüren diğer takımların sahasındadır. Franz Fischler in sözlerinden AB nin bundan böyle yüksek oranlı destek ve de oldukça karmaşık mekanizmalarla sürdürdüğü politikalarına son vereceği anlaşılmaktadır. Yeni OTP, daha fazla piyasa odaklı, çok daha basit ve ticarete de daha az zarar veren bir yapıda olacaktır. Raporun detayları incelendiğinde, bugüne kadar sürdürülen ürün bazlı desteklerin bundan böyle çevreci, kaliteli üretimi teşvik eden, sorgulanabilir ve kırsal kalkınmaya öncelik veren programlara kaydırılacağı anlaşılmaktadır. Reformun en önemli ayağını, üretimden bağımsız Tek Ödeme Planı (Single Farm Payment) oluşturmaktadır. Tek ödeme planı tümüyle 2007 yılında devreye girecek, ancak isteyen ülke 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren de uygulayabilecektir. Bu ödemeler, ayrıca iyi tarım ve çevre koşullarına uyulması gerekliliğinin yanında çevre, gıda güvenliği, bitki ve hayvan sağlığı ve hayvan refahı standartları ile ilişkilendirilmekte (çapraz uyum) ve bu gerekleri yerine getirmeyenlerde indirime gidilmesini öngörmektedir. Reformun diğer önemli ayağını kırsal

40 kalkınma politikaları oluşturmaktadır. Kırsal kalkınma için gerekli finansman 5000 Euro nun üzerinde doğrudan ödeme alacak üreticilerden 2013 yılına kadar her yıl yaklaşık % 5 oranında yapılacak kesintilerden (modülasyon) karşılanacaktır. Bu şekilde kırsal kalkınma fonlarına yılda 1,2 milyar Euro ilave kaynak yaratılacağı planlanmakta, bu kaynağın % 20 si bu paranın toplanmasına katkı sağlayan ülkeye verilecek, kalanı ise üye ülkelerin tarım alanı genişliği, tarımsal nüfusu ve kişi başına düşen gelirleri düzeylerini dikkate alan bir yöntemle yine üye ülkelere dağıtılacaktır. Tam anlamıyla 2007 yılında yürürlüğe girecek bu sistem olası bir üyelik halinde Türkiye için de geçerli olacaktır. Bununla birlikte, Türkiye de 5000 Euro nun üzerinde destek alacak büyüklükteki işletme sayısının azlığı nedeniyle fona katkısının daha az olacağı, buna karşılık tarım alanı ve tarımsal nüfusun büyüklüğü ile gelir yetersizliği nedeniyle fonlardan daha fazla yararlanacağı söylenebilir. Ancak, AB nin dış çevre bölgeleri ile Ege adaları modülasyondan muaf tutulmuştur. Türkiye nin hangi kapsamda değerlendirileceği konusunda ise şimdiden bir şey söylemek zordur. Son reform paketi ile OTP nın oldukça karmaşık geleneksel destek mekanizmaları terk edilerek, yerine daha basit ve özde üretimden bağımsız ödemelere (Tek Ödeme Planı) dayalı bir sistem getirilmektedir. Türkiye de 2000 li yılların başından itibaren zaten üretimden bağımsız ödemelere geçmiş; 2003 yılında girdi sübvansiyonlarını tamamen kaldırmış; taban fiyatı, destekleme alımı ve dışa karşı koruma şeklinde özetleyebileceğimiz pazar fiyatı desteklerinin kapsamını ise büyük ölçüde sınırlandırmıştır. Bu anlamda, Türkiye nin yeni OTP na uyumu en azından pratikte geçmişe göre çok daha kolay olacağı söylenebilir. Diğer taraftan AB, son reform paketiyle tarım politikalarını DTÖ Tarım Antlaşması nın desteklerin üretim ve ticaret üzerinde hiç veya hiçe yakın etkisi olan önlemlerle sürdürülebileceği ilkesine uygun olarak büyük ölçüde düzenlemiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, ülkemiz tarım politikalarının uyumu açısından AB OTP mı? yoksa DTÖ Tarım Antlaşması mı? ikileminin de sona erdiğini söyleyebiliriz. Bugüne kadar AB OTP, Türkiye için hareketli bir hedef gibiydi. Son düzenlemelerle, birlik politikaları ile DTÖ politikaları arasında belirli bir paralellik sağlandığından, aksi bir gelişme olmadığı sürece, OTP nda bundan böyle köklü reformlara gidilmesi olasılığının da zayıfladığı söylenebilir. Türkiye de 2001 yılından beri doğrudan ödemelere geçilmiş ve bu şekilde sağlanan destekler, bütçe kaynaklı desteklerin yaklaşık dörtte üçüne ulaşmıştır. Bu bakımdan destekleme sisteminin uyumunda ciddi bir sorunla karşılaşılmayacağı söylenebilir. Bu konuda asıl sorun iyi tarım uygulamaları ve çevresel değerlere saygı konusunda yaşanacaktır. Çünkü, ülkemiz tarım politikalarında bu konular bugüne kadar hep göz ardı edilmiştir. Yeni OTP nda ise bu konu üzerinde

41 önemle durulmakta, doğrudan ödemelerden yararlanma çevre, kaliteli üretim, gıda güvenilirliği, bitki ve hayvan sağlığı ve hayvan refahı gibi koşullara bağlanmakta (çapraz uyum), uyulmaması halinde ise ödemelerde indirime gidilmesi öngörülmektedir. Yeni OTP nın diğer önemli bir ayağını da Çiftlik Danışma Hizmetleri sistemi oluşturmaktadır. 2007 yılına kadar üye ülkelerin bu sisteme dahil olma zorunluluğu getirilmiştir. Sistemin amacı, OTP desteklerinden yararlanan çiftlikler için bir denetim mekanizmasının kurulmasıdır. Denetim mekanizması materyal akışının stok ve muhasebesini de kapsamaktadır. Kurulacak sistem ile çiftlik faaliyetleri yeni OTP gereklerine uygunluk açısından kayıt altına alınacak ve bu konuda da kendilerine hizmet verilecektir. Türkiye nin destekleme yöntemleri ile iyi tarım gerekleri konusunda AB standartlarına uyumu, iyi hazırlanmış, teknik ve mali açıdan da yeterli programlarla sağlanabilir. Ancak, tarımsal yapılar konusundaki temel farklılıkların giderilmesi o kadar kolay olmayacaktır. Çünkü tarımsal yapıya ilişkin sorunlar, ülkenin ekonomik gelişmişlik sürecinin hangi aşamasında olduğuyla yakından ilgilidir. Bu bakımdan, Türkiye nin içerisinde bulunduğu sosyo-ekonomik koşullar göz önüne alındığında, tarımdaki yapısal sorunların çözümü en güç ve bir o kadar da zaman isteyen, dolayısıyla da uyum görüşmelerinde Türkiye nin en fazla zorlanacağı konular olacağı açıktır. Tarımsal yapıya ilişkin sorunların başında: tarım işletmelerinin küçük ölçekli, çok parçalı ve dağınık yapısı; düşük verimlilik; tarım nüfusunun çokluğu, üretim ve pazarlama altyapılarındaki yetersizlikler ile örgütsüzlük gelmektedir. Bütün bu yapılarda, AB standartları doğrultusunda tam bir iyileşme ancak uzun vadede mümkün olabileceği gibi, mali ve teknik açıdan da ülke olanaklarını ulusal düzeyde zorlayacaktır. Bu sorunun çözümü sadece tarım politikası kapsamındaki uygulamalarla mümkün değildir. Sorunun genel ekonomi düzeyinde ele alınması gerekmektedir. Türkiye de, tarımsal ve kırsal yapıda var olan sorunların birçoğu tarımdaki aşırı nüfus baskısı nedeniyle işletmelerin küçük, çok parçalı ve dağınık bir yapıda olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum, tarımda gelir yetersizliği nedeniyle işletmelerin kendilerini geliştirecek yatırımları yapamamaları sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu bakımdan, tarımsal nüfusa tarım dışı istihdam olanaklarının yanında, toprağa daha az bağımlı alternatif gelir olanaklarının yaratılması gerekmektedir. Böylece işletme genişlikleri ve gelirlerine bağlı olarak, tarımda yapısal iyileşme için uygun bir ortam yaratılmış olacaktır. Bu aşamada AB nin sağlayacağı olanaklar büyük önem

42 taşıyacaktır. Ancak yaşanan son gelişmeler, uyum için AB fonlarından yararlanma olanaklarının bundan böyle çok sınırlı ölçülerde olacağını göstermektedir. Türkiye nin yeni OTP na dahil olması halinde, başta hayvancılık olmak üzere pek çok alanda zorlanacağımız açıktır. Ölçek ve maliyet nedeniyle bazı alanlarda tasfiye sürecinin yaşanması kaçınılmazdır. Bu gibi risklerin yanında, olası bir üyelik yeni fırsatları da beraberinde getirecektir. Çiftlik yönetim süreçlerini ve ürün kalitesini AB standartlarına uygun hale getirerek, üyelik sonrası tarım ürünleri ihracatında rekor gelişmeler kaydeden Polonya bunun en güzel örneğidir. 2.2.5 DTO Kararları ve OTP na Uyumun Şanlıurfa İli Tarımına etkileri DTÖ Genel Konseyi nin 30 Temmuz 2004 tarihli toplantısında kabul edilen Çerçeve Karar ın, 2005 yılında Hong Kong da düzenlenmesi planlanan DTÖ Bakanlar Konferansı nda kabul edildikten yürürlüğe konulması beklenmektedir. Bilindiği gibi Çerçeve Karar; Serbest ticareti bozucu nitelikteki tarımsal desteklerin azaltılmasını (iç destekler), Ticarette haksız rekabete neden olan ihracat teşviklerinin belirlenecek bir süre sonunda kaldırılmasını (ihracat teşvikleri) Tarım ürünleri dış pazarlamasındaki gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarına dayalı kısıtlamaların azaltılması (pazara giriş) konularını kapsamaktadır. Gelişme yolunda olan (GYO) ülke konumunda olan Türkiye nin yukarıda belirtilen temel esaslara ilişkin olarak 2004 yılına kadarki sorumluluklarını yerine getirmesine ilişkin önemli bir sıkıntı yaşanmamıştır. Bundan sonraki süreçte de daha önceki bölümlerde de belirtildiği gibi sadece de minimis sınırının %10 un altına çekilmesi durumunda, iç destekler kırmızı kutu önlemleri kapsamında yer alan prim ödemeleri konusunda sorun yaşanabileceği düşünülmektedir. Bunun dışında diğer önlemler kapsamındaki gerek ihracat teşvikleri ve gerekse pazara giriş önlemleri bakımından ise DTÖ tarafından belirlenmiş olan sınırların altında kalınması nedeniyle ciddi bir sorun yaşanmayacağı söylenebilmektedir. Bu durumun Şanlıurfa tarımına yansımaları da kuşkusuz ülke genelindeki olası gelişmelerden farklı olmayacaktır. Sorun oluşturacağı düşünülen prim ödemeleri konusunda ilde ciddi düzeyde üretim ve prim ödemesinden veya prim ödemelerinin kısılmasıyla üretimin olumsuz etkilenmesinden bahsetmek olanaklı değildir. Nitekim 2006-2010 Ulusal Tarım Stratejisi de belirlenmiş olup 2010

43 yılına kadar destekleme uygulamalarında DTÖ kapsamlı kuralların ötesinde yer alacak herhangi bir destekleme önlemi de önerilmemektedir. Öte yandan, Şanlıurfa nın AB kapsamlı uyum politikaları, dolayısıyla karşılaşacağı olası etkilenimlerin ise DTÖ kurallarına göre daha belirgin olacağı düşünülmektedir. Büyük çoğunlukla organik tarım ürünleri üretim merkezi olarak görülen GAP bölgesinin merkezinde bulunan Şanlıurfa da inşa aşamasında olan uluslararası Havalimanı ile aynı zamanda AB nin önemli tedarik merkezi olarak da öne çıkmaktadır. Dolayısıyla ihracatta organik tarım ürünleri üretimi, üzerinde durulması gereken bir konu olarak öne çıkmaktadır. Bu kapsamda özellikle AB tüketici profili ve yasal düzenlemeleri, ihracata dayalı il tarımını yakından ilgilendirmektedir. Organik tarım alanlarının belirlenmesi ve üreticilerin kayıt altına alınması, üretimi ile ilgili olarak; kalite, ambalaj, standart ve tüketici sağlığı, üretim metodu gibi konular en çok dikkat edilmesi gereken olgular olarak dikkati çekmektedir. Ayrıca yine uyum nedeniyle hem Türkiye geneli hem de il genelinde üretici örgütlenmeleri konusunda sağlıklı yapılanmalara gidilmesi gerektiği öne çıkmaktadır. Piyasa düzenlemeleri dışında ayrıca yapısal düzenlemeler kapsamında yer alan tarımsal işletmelerin rekabet güçlerinin arttırılması, kırsal altyapının güçlendirilmesi, tarımsal sanayi kuruluşlarının AB normlarına uygun ve rekabet edebilir ölçeklere ulaştırılması gerekliliği de ayrıca üzerinde durulması gereken konular arasında yer almaktadır. İlde yoğun olarak üretimi yapılan Antep fıstığı ile gerek yurt içinde gerekse yurt dışında rağbet gören Şanlıurfa İsot unun tanıtımının yapılması öncelikli konular arasındadır. Şanlıurfa tarımsal yapısının ihracata yönelik olarak ürün deseninin çeşitlendirilmesi, üretilecek ürünleri işleyecek alt yapının Şanlıurfa da kurulması ihtiyaç olarak görülmektedir. Bu bakımdan İl tarımının şimdiden; avantajlı yönlerini daha da geliştiren, potansiyelleri yeni fırsatlara dönüştürebilen buna karşın dezavantajlı olabilecek olası yönler için ise önlem alınabilecek bir konuma getirilmesi, bunun için vakit geçirmeden gerekli hazırlıkların tamamlaması gerekmektedir.

44 BÖLÜM 3. İLİN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE MEVCUT DURUM 3.1.İlin Ana Özellikleri Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan Şanlıurfa 37 o 49' 12" - 40 10' 00" doğu meridyeni ile 36 41' 28" - 37 57' 50" kuzey paralelleri arasında yer alır (Bkz. Ek 6). Şanlıurfa'nın en doğu ucu Ceylanpınar'ın biraz doğusunda Aşağı Hümera köyü ( 37 49' 12"), en batı ucu Halfeti ilçesi (40 10' 00"), en kuzey ucu Siverek ilçesi Bucak nahiyesi kuzeyinde Çatalpınar köyü (37 57' 50"), en güney ucu Akçakale (36 41' 28") dir. Şanlıurfa'nın yüzölçümü 19.020 km 2 ile Türkiye yüzölçümünün % 3'nü oluşturur. Bu bilgilere göre en batı ucu ile en doğu ucu arasında 2 19' 48" fark vardır. En kuzey ucu ile en güney ucu arası 130 km dir. Şanlıurfa batısında Gaziantep, kuzeybatısında Adıyaman, kuzeydoğusunda Diyarbakır, doğusunda Mardin, güneyinde Suriye ile komşudur. Suriye ile sınırımız 1921 Ankara Antlaşması ile çizilmiştir. 3.1.1. Biyofiziksel özellikler karasal iklim etkisinde olan Şanlıurfa yazın kurak, kışın soğuk olan iklime sahiptir. Orman varlığı bakımından fakirdir. Yer şekillerinin ulaşıma elverişli olması, ile eski çağlardan beri önemli ulaşım yollarının üzerindedir. Bugün de Ön Asya ülkeleri ile Avrupa' yı birbirine bağlayan yol üzerinde bulunmaktadır. İnşa edilmekte olan Uluslararası Hava Limanı ile Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri, karayolu vasıtasıyla Arap ülkeleri ve Akdeniz de bulunan Mersin, İskenderun gibi limanlar arasında hava ve kara taşımacılığında önemli bir kavşaktır. 3.1.1.1 İlin Genel Tanımı Şanlıurfa, günümüzden on bir bin yıl öncesine dayanan tarihiyle Anadolu nun en eski kentlerinden biridir. Arkeoloji literatüründe Bereketli Hilal olarak adlandırılan bölge üzerinde yer alan Şanlıurfa, zengin Anadolu kültürü ile Mezopotamya kültürünün kesişme noktasında bulunduğundan engin bir kültür birikimine sahiptir. Şanlıurfa birçok peygamberin yaşadığı yer olduğundan günümüzde peygamberler şehri olarak bilinmektedir. Şanlıurfa Fransızlara karşı yaptığı mücadele ile bu günkü adını almıştır. 3.1.1.2. Alt Bölgeler Şanlıurfa İli aşağıdaki tablodan da izlenebileceği üzere, Merkez, Akçakale, Ceylanpınar ve Harran ilçelerini kapsayan TRC21- I. Alt bölgesi; Birecik, Bozova, Halfeti ve Suruç ilçelerini

45 kapsayan TRC21-II alt bölgesi ile Hilvan, Siverek ve Viranşehir ilçelerini kapsayan TRC21-III alt bölgesi olmak üzere üç alt bölgeden oluşmaktadır. Tablo: 4 Şanlıurfa ili Alt bölgeler TRC21 I TRC21 II TRC21 III Merkez Akçakale Ceylanpınar Harran Birecik Bozova Halfeti Suruç Hilvan Siverek Viranşehir Agro-ekolojik bölgelendirme, arazinin çevresel özellikleri, potansiyel verim ve arazi uygunluğu benzer olan özelliklere sahip alt alanlara bölünmesini ifade eder. Bir agro-ekolojik bölge iklim, arazi formu, toprak yapısı ve/veya arazi örtüsüne göre belirlenir. Bu kapsamda Şanlıurfa İli üç (3) agro- ekolojik bölgeye ayrılmış ve haritalandırılmıştır (Bkz. Ek 3) Tablo 5 Agro Ekolojik Alt Bölgeler. İlçeler ve alt Bölgeler TarımToprağı(ha) ÇayırMera(ha) Funda Orman(ha) TarımDışıArazi(ha) Genel Toplam(ha) Merkez 226.000 17.000 1.375 134.725 379.100 Akçakale 86.188 19.982 0 4.030 110.200 Ceylanpınar 15.900 5.935 0 177.165 199.000 Harran 69.272 10.828 0 0 80.100 TRCŞI alt Bölgesi 397.360 53.745 1.375 315.920 768.400 Birecik 61.045 8.200 575 15.380 85.200 Bozova 99.000 16.780 847 38.373 155.000 Halfeti 38.100 18.000 0 8.500 64.600 Suruç 69.320 1.990 0 8.590 79.900 TRCŞII Alt Bölgesi 267.465 44.970 1422 70.843 384.700 Hilvan 101.500 19.477 0 6.823 127.800 Siverek 223.351 86.965 9.020 112.064 431.400 Viranşehir 113.295 29.200 0 3.605 146.100 TRCŞIII( Alt Bölgesi 438.146 135.642 9020 122.492 705.300 TRC Şanlıurfa 1.102.971 234.357 11.817 509.255 1.858.400 TRC21/TR % 4 1 0 5 2 TÜRKİYE 26.968.000 20.500.000 20.703.000 10.184.700 78.355.700 Kaynak: Şanlıurfa İl Gelişme Planı 2002 3.1.1.3. Topografya Şanlıurfa, Suudi Arabistan Platformu'nun kuzey bölümü ile Güneydoğu Torosların orta kısmının güney eteklerinde yer alır. Rakım 518 m dir. Anakaya genelde kalker ve bazalttan oluşmaktadır. Senklinal ve Antiklinaller arasında geniş ovalar bulunur. Şanlıurfa arazisi % 60.4 dalgalı, % 22 dağlık, % 16.3 ova, % 1.3 yayla karakteri göstermektedir. Şanlıurfa'nın kuzeyinde birçok yükseltiye sahip dağ ve tepeler yer alır. Bu dağlardan en önemlisi sönmüş bir volkanik dağ olan Karacadağ' dır. (Bay Tepe, Mirinmir Tepe 1938 m ). Karacadağ Şanlıurfa'nın en yüksek noktasını teşkil eder. Karacadağ dan güneye doğru gidildikçe yükselti azalır.

46 Güney yarısında Şanlıurfa'nın en önemli ovaları olan Harran, Suruç, Viranşehir ovaları yer alır. Şanlıurfa'nın güney, güneybatı, batı, kuzey kesimleri yer yer 600-800 m arasında yükseltisi olan tepelerle çevrilidir. Şanlıurfa'nın yüzey şekillerinin (Rölyef) sade ve basitliği hemen dikkati çeker. Karacadağ' ın püskürttüğü lavlar oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Bazalt karakterindedir. İlin büyük bir kısım arazisi de kalkerli yapıdan oluşmuştur. Bu nedenle Karst topografyasına ait yüzey şekilleri de bulunur. Şanlıurfa'nın etrafında çok sayıda mağara, sarnıç, polye, dolin bulunmaktadır(kanlı Mağara, Dedenin Sarnıcı v.b). Topraklar ise çoğunlukla kırmızı kahverengi büyük toprak grubu içinde yer almaktadır. Organik madde ve fosfor oranları düşük, kil oranları ise yüksektir (% 43-60). Fırat ve Dicle, Yeşilırmak tan sonra en fazla sediment taşıyan iki akarsuyumuzdur. Bir yılda 1 km 2 den taşınan ortalama sediment miktarı Fırat havzasında 1.167 ton, Dicle havzasında ise 1.085 ton dur. GAP bölgesinde şiddetli ve çok şiddetli toprak erozyonunun toprak yüzeyine oranı % 72.3, şiddetli toprak erozyonunun payı ise % 38.6 dır. Türkiye genelinde erozyona uğrayan topraklarımızın miktarı % 86 dır. Erozyonla her yıl 500 milyon ton verimli toprak barajlara, denizlere ve göllere taşınmaktadır. 3.1.1.3.1. Dağlar Karacadağ: Şanlıurfa'nın en yüksek noktasıdır. (1938 m), ilin kuzey doğusunda Diyarbakır ile Siverek arasında sönmüş bir volkanik dağdır. Bazalt özellikli lavlar Hilvan, Viranşehir, Siverek çevresine kadar yayılmıştır. Tektek Dağları: (Aktepe 449 m) Tektek dağları Viranşehir ile Harran Ovası arasında kuzey, güney doğrultusunda uzanan kıvrım dağlarıdır. Genel olarak basık bir plato görünümündedir. Kalkerli bir yapıya sahiptir. Takırtukur Dağları: Karacadağ ın güney batısında yer alan bu dağlar kalkerli bir bünyeye sahiptir. Çevreye hakim bir konumdadır. Susuz Dağları: Tektek dağlarının kuzey batısında yer alan bu dağlar oldukça geniş bir kütledir. 801 m yükseltiye sahip bu dağlarda su kaynağı olmadığı için susuz dağlar adını almıştır. Germuş Dağları: II merkezinin yakınında olup 771 m yüksekliğindedir. Bu dağın güney eteklerinde zengin bir akarsu kaynağı vardır. Nemrut Dağları: İl merkezinin güneyinde bir dağ sırasıdır. Yükseltisi 800 m dir. Bu dağlara Tilki Dağları adı da verilmektedir. Kalkerli bir yapıya sahiptir. Bu dağlara yörede "Nemrut Tahtı" adı da verilmektedir. Şebeke Dağları: Şanlıurfa-Suruç arasında yer alır. 750 m yükseltiye sahiptir. Bu dağların arasında Şebeke deresi bulunur. Bu dağların Şanlıurfa kurtuluş savaşında önemli bir yeri vardır. 11 Nisan 1920 tarihinde Şanlıurfa Çeteleri Fransız kuvvetlerini bu dağlarda esir almıştır.

47 Arat Dağı: 840 m yükseltisi olan kıvrımlı ve kalkerli bir yapıya sahiptir. Şanlıurfa- Birecik yolu üzerindedir. Diğer Dağlar: Beş Mağara Dağları, Cudi Dağı, Direkli Tepeleri, Kaşmer Dağı, Korçik Dağı, Sakızlı Dağı, Molla Ömer Dağı, Kalkan Dağı, Nohutçuk Dağı ve Küllaplı Tepesidir. 3.1.1.3.2. Ovalar Şanlıurfa Güneydoğu Torosların güneyinden başlayarak, eski kara kütlesi olan S.Arabistan Platformunun kuzeyi arasında bulunmaktadır. Yani tarihte Mezopotamya diye bilinen alanın kuzeyini oluşturur. Genellikle düzlüklerin hakim olduğu bir topografik özellik gösterir. Tarımsal üretimde, toprak yapısı ve farklı topraklar sulama ve bitki yetiştiriciliğinde farklı davranışlar gösterir. İlin ovalarına göre değişmekle birlikte, sulanabilir arazilerde toprak ve iklime uyum sağlayan her türlü tarla ürünleri ile sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılabilmekte, yılda iki hatta üç ürün yetiştirme olanağı bulunmaktadır. Şanlıurfa'da yurdumuzun önemli tarım sahalarını oluşturan ovalar mevcuttur. Bunlar batıdan doğuya doğru Suruç Ovası, Harran Ovası, Viranşehir-Ceylanpınar Ovası dır. Ayrıca Halfeti, Hilvan ve Bozova Ovaları da önemlidir. Harran Ovası: Şanlıurfa'nın en önemli ovalarından birisidir. Ortalama yüksekliği 375 m olan Harran Ovası Şanlıurfa'nın en alçak ovasıdır. Doğusunda Viranşehir Ovası, batısında Suruç Ovası yer alır. Harran ovası arazi tasnifi yapılmış 225.109 ha alanı kaplamaktadır. Ova topraklarının kökeni allüvial ve resüdial topraklardan oluşmaktadır. Ovanın % 80'ninde toprak derinliği 150 cm' den daha fazla, % 20'sinde ise 0-120 cm arasında kum, çakıl taşı, taban kayası ve kireç taşı ile sınırlıdır. Genellikle arazinin eğimi sulamaya elverişli ve genel eğim % 0-2 arasında değişmektedir. Ova toprakları genellikle kırmızımsı ve kahverengi olup, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından önemli farklılıklar göstermektedir. Kil miktarı % 31,5-83,8 ve kireç miktarı % 8,4-61,1 gibi geniş sınırlar içerisinde değişmektedir. Bitki besin elementleri orta düzeydedir. Ova toprakları profil boyunca genellikle ağır bünyeli ve geçirgenlikleri iyidir. Ovada sorunlu alanlar, daha çok Harran ve Akçakale ilçeleri ile Suriye devlet sınırı arasındaki bölümdür. Ceylanpınar ovası kırmızı kahve renkli ve ağır bünyeli topraklarla kaplı olup, kireççe zengindir. Ovada erozyon ve taşlılık sorunu yoktur. Arazi sulamaya elverişli ve genel eğim % 0-2 arasındadır. Suruç Ovası: Yeni alivüyal topraklarla örtülü bulunan Suruç Ovasının yüzölçümü ortalama 710 km 2 dir. Harran Ovası gibi kırmızı renklidir. Toprak kalınlığı 50-100 cm arasında değişmektedir. Verimli toprak tabakasının altında yer yer eosen kalkerlerine rastlanılmaktadır.

48 Viranşehir Ovası: 1.200 km 2 alanı ile Şanlıurfa'nın en büyük ovasını oluşturan Viranşehir Ovası, dalgalı ve engebeli bir özellik gösterir. Bu ova Tektek dağları ile Karacadağ arasında geniş bir alanı kaplamaktadır. Alivüyal topraklarla örtülü olup, temeli kalkerli bir yapı gösterir. Halfeti Ovası: Fırat nehri kenarında bulunan Halfeti Ovasının etrafı tepelerle çevrilmiştir. Hilvan Ovası: Düz bir araziye sahiptir. Yer yer engebelere de rastlanır. Toprağı kırmızı renkli olup verimli bir ovadır. Bozova Ovası: Toprağı boz olduğu için bu isim verilmiştir. Kuzeybatısından Fırat nehri geçer. Dalgalı ve az engebeli bir yapıya sahiptir. 3.1.1.3.3. Akarsular Şanlıurfa akarsular bakımından zengin değildir. Şanlıurfa'da ortalama yıllık yağış miktarı 462 mm, buna karşın buharlaşma 2.048 mm olduğundan dolayı akarsuların rejimleri düzensizdir. Bazı akarsular muvakkat rejimli akarsular şeklindedir. Kışın ve ilkbaharda akan, yazın şiddetli buharlaşma sonunda kuruyan bir özelliğe sahiptir. Ayrıca kalkerli arazi özelliği olduğundan satıhlarda akarsu meydana gelmesi zordur. Fırat Nehri: Siverek ilçesi, Dağbaşı Bucağı yakınındaki Maktalan civarında ilimiz topraklarına giren Fırat Nehri Adıyaman ve Gaziantep sınırını belirledikten sonra Suriye topraklarına girer. Fırat Nehri'nin, yurdumuz ve ilimiz için büyük bir önemi vardır. Çünkü bu nehir üzerine bir çok baraj inşa edilmiştir. Atatürk, Karakaya ve Birecik Barajı tamamlanmıştır. Ayrıca Fırat'ın suyu inşa edilen 2 adet Urfa tüneli de Harran Ovası ve çevresine yıllardan beri suya hasret topraklara suyu ulaştırmıştır. Fırat Nehri üzerinde ulaşım, 1956 yılında inşa edilen 750 m uzunluğunda 10 m genişliğinde bir köprü ile sağlanmıştır. Yine Atatürk Barajı nda yeni inşa edilen köprü ile Şanlıurfa Adıyaman arasında kara ulaşımı yapılmaktadır. Culap Suyu: Yaklaşık 60 km uzunluğunda olan bu su, Şanlıurfa nın Kabahaydar bucağı na bağlı Edene köyü ile Diphisar köyü sınırlarında, güneye doğru akan iki kaynağın birleşmesi oluşmuştur. Habur Nehri: Karacadağ'ın güney eteklerinden doğar. Fırat'ın kollarındandır. Şanlıurfa'da diğer akarsular şunlardır. Direkli suyu, Karakoyun Deresi, Süleyman Pınarı, Yukarı Koymat Suyu, Gülpınar, Anzeli Pınar, Bamya Suyu, Kerhiz Suyu, Cavsak Suyu, Germuş Suyu, Çamurlu Suyu, Bel İh Suyu, Karaköprü Suyu, Tülmen Suyu, Cülmen Suyu, Kırkpınar gibi. Şimdi birçoğu kurumuş veya çekilmiştir.

49 3.1.1.3.4. Göller Atatürk Baraj Gölü: Atatürk Barajı inşa edildikten sonra barajın arkasında önemli bir göl oluşmuştur. Alanı yaklaşık 81.700 ha dır. Bu alanı itibariyle Türkiye'nin en büyük baraj gölüdür. Bu göle balıkçılık faaliyetleri için çeşitli balık türleri yumurtaları ve yavruları atılmış ve gelecekte Türkiye'nin ve bölgenin önemli bir balıkçılık merkezi olması planlanmıştır. Göl üzerinde ulaşım feribotlarla sağlanmaktadır. Atatürk Baraj Gölü oluşurken 34 köy, 85 mezra, 1 ilçe olmak üzere toplam 120 yerleşim merkezi su altında kalmıştır. Halil-ür Rahman Gölü: Şehrin içinde bulunan bu göl 450 m 2 alanı kaplamaktadır, içinde efsanelere konu olmuş olan balıklar bulunmaktadır. Derinliği 1.7 m civarındadır. Ayn-ı zeliha Gölü: Halil-ür Rahman Gölü'nün hemen yanında yer alan ve 150 m 2 alanı bulunan bir göldür. Halil-ür Rahman gölünde bulunan balıklar halk tarafından kutsal sayılmaktadır. Halil-ür Rahman ve Ayn-ı zeliha gölüne Gölbaşı veya Balıklı göl adı da verilmektedir. 3.1.1.4. İklim Şanlıurfa iklimi kontinental iklim (kara) özelliği gösterir. Yazları çok kurak ve sıcak, kışları bol yağışlı ve nispeten ılıman geçmektedir. Şanlıurfa matematiksel konum itibariyle Ekvatora daha yakındır. Deniz etkisinden uzak bir bölgede bulunmaktadır. Bu nedenle Kontinental iklim özelliği ağır basmaktadır. Bu özellik sıcaklık ve yağış bakımından kendisini göstermektedir. Atmosfer yeter derecede nemli olmadığından ve karalar daha çabuk ısınıp daha çabuk soğuduğundan Şanlıurfa'da günlük ve yılık sıcaklık farkları daima şiddetlidir. Türkiye'de en yüksek sıcaklık Şanlıurfa-Ceylanpınar'da 46,5 C (Temmuz ayında) ölçülmüştür. Şanlıurfa'da en soğuk (- )12.4. C (Şubat ayında) ölçülmüştür. Şanlıurfa'da yıllık ortalama yağış 462 mm olarak hesaplanmıştır. Ortalama sıcaklık 18.6 C, nispi nem % 48, buharlaşma 2.048 mm, rüzgar hızı 2.8 m / sn.dir. Donlu ve karlı günlerin sayısı oldukça azdır. Ortalama olarak 10 günü geçmez. Şanlıurfa'da hakim rüzgarlar kuzeybatı - batı yönlerinden eserler. Güneydoğu Anadolu Bölgesi iklimi, Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgeleriyle güneydeki kurak tropikal bölgenin etkisi altında oluşan bir özelliğe sahiptir. Zaman zaman bu bölgelerden birisinin iklim olayları Güneydoğu Anadolu Bölgesi üzerinde daha fazla etkili olabilmektedir. Kış mevsimi nemli, soğuk ve yağışlı geçer. Hazirandan itibaren ise güneydeki çöl koşulları bölgede egemen olmaya başlar ve kuraklık en üst düzeye çıkar. Ortalama yağış genelde 450-500 mm kadardır. Kurak devre genellikle Haziran-Eylül ayları arasında 4-5 ay sürer. Buharlaşma çok fazladır.

50 3.1.1.5. Bitki Örtüsü Şanlıurfa tabii bitki örtüsü bakımından oldukça fakirdir. Çünkü yaz sıcaklığı ve kuraklığı, tabii bitki örtüsünün gelişimini engellemektedir. Tabii bitki örtüsü genellikle steptir. İlkbahar yağışlarıyla yeşeren seyrek ot toplulukları yazın şiddetli kuraklık ve sıcaklardan sararır ve yok olurlar. Bunlar papatya, gelincik, çiğdem, kekik, devedikeni, yaban buğdayı, sarı çiçek vb. bitkilerdir. Ağaç toplulukları genellikle akarsu boylarında görülür. (Kavak, Söğüt) Ayrıca Karacadağ ve Halfeti civarında yer yer Meşe, Alıç, Palamut gibi ağaç topluluklarına rastlanır. Tektek Dağları'nda ise geniş bir alanda yabani fıstık ağaçları yer alır. Bunlar zamanla aşılanarak üretime kazandırılmıştır. Step kalktıktan sonra bir çöl manzarası ile karşılaşılır. Sulama yapılan alanlarda ve özellikle Fırat Nehri havzasında erozyonu önlemek için ağaçlandırma faaliyetlerine hız verilmiştir. Bölgede; Mahlep, iğde, titrek kavak, fırat kavağı, ak kavak, bazı söğüt türleri, badem, ahlat, doğu çınarı, adi ceviz, siğilli kuş, beyaz yapraklı kuş ve akça ağaç yapraklı üvez, Suriye akça ağacı, kara ağaç, doğu çitlenbiği, alıç türleri, kızılcık, yabani elma, dut türleri, karaçalı, yabani gül, erguvan, zeytin, fıstık türleri, ayrıca doğal ve kültivar karakavak taksonları ve iğne yapraklı türler olarak bazı ardıç türleri, Halep çamı ve kızıl çam yayılış göstermektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, orman varlığı bakımından Türkiye nin en fakir bölgesidir. Bölgenin güney kısmındaki ovalarla, plato düzlükleri üzerinde orman ve ağaç topluluklarına rastlanmamaktadır. Bu durumun insan tahribatından çok, step koşullarından kaynaklandığı belirtilmektedir. Ormanlar bu stepler içerisindeki ve çevresindeki dağlarda bulunmaktadır. Bu alandaki ormanlar geçmişte büyük alanlar kaplamaktayken bugün; insan baskısı ve düzensiz aşırı otlatmadan dolayı çok azalmış bulunmaktadır. 3.1.2. Sosyo-Ekonomik Yapı Şanlıurfa nın sosyo-ekonomik yapısı içerisinde ildeki bütün yerleşim birimlerindeki nüfus hareketleri, nüfus yoğunluğu, toplam köy sayısı incelenmiştir. Bu bölümde Şanlıurfa nın sağlık sektörü ulaşım durumu eğitim özellikleri ile ekonomik alt yapı, ticaret ve ilde yürütülen yatırımlar konuları itibarıyla incelenmiştir.

51 3.1.2.1. Nüfus Yapısı Tablo 6 TRC21 Şanlıurfa ili Nüfus Verileri (2000) Yer Köy Sayısı Köy Nüfusu Toplam Nüfus Yüzölçümü (km2) Nüfus Yoğunluğu (km2) Merkez 308 149.118 534.706 3.504 153 Akçakale 86 45.147 77.261 1.073 72 Ceylanpınar 32 23.559 67.817 3.059 22 Harran 95 56.258 56.258 823 68 TRCŞI alt Bölgesi 521 265.298 736.042 8.459 87 Birecik 69 74.671 74.671 825 91 Bozova 76 65.994 65.842 1.360 48 Halfeti 35 31636 34.402 642 54 Suruç 82 32.826 82.247 817 101 TRCŞII Alt Bölgesi 262 150.073 257.162 3.644 71 Hilvan 63 22.317 38.411 1.179 33 Siverek 120 97.282 224.102 3.905 57 Viranşehir 114 66.323 187.705 1.397 134 TRCŞII( Alt Bölgesi 297 185.922 450.218 6.481 69 TRC Şanlıurfa 1.080 601.293 1.443.422 18.584 78 TRCŞ / TRC (%) 20 24 22 25 TRCŞ/TR(%) 3 3 02.Oca Şub.41 GÜNEYDOĞU 5366 2.465.483 6.608.619 74.219 89 TÜRKİYE 32.266 23.797.653 67.803.927 769.604 88 Kaynak: DİE, 2000 Türkiye toplam nüfusunun %2.1 TRCŞ Şanlıurfa İlinde yaşamaktadır. Bu oran köylerde %0.9 daha yüksek, şehirlerde ise daha azdır. Dolayısıyla, TRCŞ Şanlıurfa İlinin köylerde yaşayan nüfusu Türkiye ortalamasına göre daha fazladır. Bölge düzeyinde ise; Şanlıurfa Bölge nüfusunun yaklaşık %22 sini barındırmaktadır. Bölgedeki köy nüfusunun %24 Şanlıurfa da yaşamaktadır. İl, Türkiye yüzölçümünün % 2.41 lik bir kısmını kaplarken, ülke nüfusunun %2.1 ini barındırmaktadır. Türkiye de km2 ye düşen nüfus 88 kişi iken, Şanlıurfa İlinde km2 ye 78 kişi düştüğü hesaplanmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde KM 2 ye düşen insan sayısı 89 iken bu oran Şanlıurfa da 78 olup Bölge ortalamasının altındadır. Tablo: 7 TRC21 Şanlıurfa Şehir ve Köy Nüfusu ile yıllık nüfus artış hızı Toplam 1990 Yılı Nüfusu 2000 Yılı Nüfusu Nüfus artış hızı Şehir Kent Nüfus Oranı Köy Nüfusu Köy Nüfus Oranı Yer Merkez 377.578 276.528 73 101.050 27 534.706 385.588 72 149.118 28 35 33 39 Akçakale 48.550 15.211 31 33.339 69 77.261 32.114 42 45.147 58 46 75 30 Ceylanpınar 49.555 33.238 67 16.317 33 67.817 44.258 65 23.559 35 31 29 37 Harran 29.592 2.267 8 27.325 92 56.258 8.784 16 47.474 84 64 135 55 TRCŞ-I 505.275 327.244 65 178.031 35 736.042 470.744 64 265.298 36 Birecik 58.907 28.440 48 30.467 52 74.671 40.058 54 34.617 46 24 34 13 Bozova 54.637 16.745 31 37.892 69 65.842 19.484 30 45.994 70 19 17 19 Halfeti 36.058 4.128 11 31.930 89 34.402 2.766 8 31.636 92-5 -40-1 Suruç 80.202 40.395 50 39.807 50 82.247 44.421 54 37.826 46 3 10-5 TRCŞ-II 229.804 89.708 39 140.096 61 257.162 106.729 42 150.073 58 Hilvan 33.010 14.152 43 18.858 57 38.411 16.094 42 22.317 58 15 13 17 Siverek 133.005 63.049 47 69.956 53 224.102 126.820 57 97.323 43 52 70 33 Viranşehir 100.361 57.461 57 42.900 43 187.705 121.382 65 66.323 35 63 75 44 TRCŞ-III 266.376 134.662 51 131.714 49 450.218 264.296 59 185.963 41 TRC 21 1.001.455 551.614 55 449.841 45 1.443.422 841.769 58 601.334 42 37 42 29 TRC21/TR% 2 2 2 1 2 2 0,8 3 TÜRKİYE 56.473.035 33.656.275 60 22.816.760 40 65 23.797.653 35 8 27 4 Kaynak DİE 2000 Toplam Kent Nüfusu Kent Nüfus Oranı Köy Nüfusu Köy Nüfus Oranı Toplam Şehir Köy

52 Ülke nüfusu 1990-2000 yıllarında sırasıyla 56.473.000 ve 67.421.000 olarak hesaplanmıştır. Nüfus artış hızı toplam nüfusa göre % 18.28 olarak gerçekleşmiştir. Şanlıurfa da, ise ülkemiz toplam nüfusuna göre, nüfus artış hızı özellikle şehir merkezinde daha yüksek olduğu görülmektedir. 1990-2000 yılları arasında nüfus artış hızları toplam nüfusta %36.55, şehir nüfusunda % 42,30 olarak gerçekleşmiştir. Alt bölgeler arasında en fazla nüfus artışı TRC I bölgesinde gerçekleşmiştir. Bu alt bölge ilçeleri gerek iklimsel gerekse de tarım potansiyeli bakımından avantajlıdır. Atatürk barajının faaliyete girmesiyle bu bölgede bulunan Harran Ovası sulamaya açılmıştır. Bu bölge Harran ovasının büyük bölümünü teşkil etmekte olup kanalet sistemiyle sulanmaktadır. Bu Bölgede merkez dahil 4 ilçe ve 3 belde bulunmaktadır TRCŞII alt bölgesinde nüfus artış hızının düşük olmasında Halfeti ve Bozova ilçelerinden İl merkezine yapılan göç etkili olmuştur. Bu bölge Harran ovasının büyük bölümünü teşkil etmekte olup kanalet sistemiyle sulanmaktadır. Bu Bölgede merkez dahil 4 ilçe ve 3 belde bulunmaktadır. 3.1.2.2. Sağlık TRCŞ Şanlıurfa İli sağlık hizmetleri açısından genelde Türkiye ortalamasının altında değerlere sahiptir ve ihtiyaçlar açısından ülke genelinden farklı bir yapı taşımamaktadır. Tablolardaki verilerden görüleceği gibi, İlde toplam 15 adet sağlık kurumu hizmet vermesine karşılık, çarpık kentleşme ve hızlı nüfus artışlarından dolayı kişiye ve çevreye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri, ilk yardım ve acil müdahale, birinci basamak tedavi hizmetleri, hasta takibi, laboratuar hizmetleri, kayıt bildirimi ve istatistik işlemlerin yürütülmesi gibi konularda sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Tablo: 8 TRC21 Şanlıurfa İli Bazı Sağlık Verileri(2005) Yer Kamu Özel Toplam Hastane Sayısı Yatak Sayısı Hastane Sayısı Yatak Sayısı Hastane Sayısı Yatak Sayısı Merkez 2 900 3 394 5 1294 Akçakale 1 50 0 0 1 50 Ceylanpınar 1 50 0 0 1 50 Harran 1 50 0 0 1 50 TRCŞI Alt Bölgesi 5 1.050 3 394 8 1.444 Birecik 1 150 0 0 1 150 Bozova 1 25 0 0 1 25 Halfeti 1 10 0 0 1 10 Suruç 1 50 0 0 1 50 TRCŞII Alt Bölgesi 4 235 0 0 4 235 Hilvan 1 25 0 0 1 25 Siverek 1 100 0 0 1 100 Viranşehir 1 50 0 0 1 50 TRCŞIII Alt Bölgesi 3 175 0 0 3 175 ŞANLIURFA 12 1.460 3 394 15 1.854 TRCŞ / TR (%) 1.2 0.9 1.1 3 1.2 1 T Ü R K İ Y E 929 158.845 261 12.775 1.190 171.620 Kaynak: İl Sağlık Müdürlüğü

53 İlde Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi bulunmaktadır. İlin doğusunda Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Batısında ise Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastaneleri, bulundukları bölge İllerine hizmet verdikleri gibi diğer bölge illerine de hizmet sunmaktadırlar. İlde en fazla hastane ile yatak sayısı TRC21 I bölgesi il merkezinde bulunmaktadır. en az hastane ve yatak sayısı ise TRC21 III bölgesinde bulunmaktadır. Özel hastane sayısı bakımından İldeki mevcut özel hastane sayısının tümü İl merkezinde toplanmıştır. Türkiye nüfusunun % 2 sini barındıran ilde sağlık verilerinde ortalama olarak %1 oranında seyretmektedir, Türkiye ortalaması olarak 56.978 kişiye bir hastane 395 kişiye bir yatak düşmekte iken, TRCŞ Şanlıurfa ilinde 96.228 kişiye bir hastane, 778 kişiye bir yatak düşmektedir. 2000 nüfus sayımı verilerine göre TR21 Şanlıurfa ili, kişi başına düşen hastane sayısı ve yatak sayısı bakımından Türkiye ortalamasının altında kalmıştır. TRC21 Şanlıurfa ilinde sağlık kuruluşlarında çalışan personele ait veriler, iller bazında ve toplam olarak aşağıda verilmiştir. Tablo. 9 TRC21 Şanlıurfa İli Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Personel Verileri (2005) Düzey İller / Bölgeler Uzman Hekim Pratisyen Hekim Diş Hekimi Hemşire Sağlık Memuru Ebe Merkez 268 304 44 378 156 220 Akçakale 2 16 2 24 7 15 Ceylanpınar 5 16 4 31 7 20 Harran 4 9 1 10 5 11 TRCŞI Alt Bölgesi 279 345 51 443 175 266 Birecik 19 33 5 37 7 23 Bozova 0 6 1 13 5 9 Halfeti 0 11 0 9 1 10 Suruç 4 25 3 30 16 19 TRCŞII Alt Bölgesi 23 75 9 89 29 61 Hilvan 0 6 3 12 7 9 Siverek 10 29 6 57 16 48 Viranşehir 13 32 3 49 11 29 TRCŞIII Alt Bölgesi 23 67 12 118 34 86 ŞANLIURFA 325 487 72 650 238 413 TRCŞ / TR (%) 0,7 0,9 0,4 0,8 0,5 1 T Ü R K İ Y E 43.660 51.530 17.108 79.059 49.324 41.513 Kaynak: il Sağlık Müdürlüğü Ülkemiz genelinde ise; 1553 kişiye bir uzman hekim, 1316 kişiye bir pratisyen hekim, 3963 kişiye bir diş hekimi, 396 kişiye bir ebe, hemşire ve sağlık memuru düşmekte iken, Şanlıurfa ilinde 4,441 kişiye bir uzman hekim, 2,964 kişiye bir pratisyen hekim, 20,000 kişiye bir diş hekimi, 2,220 kişiye bir hemşire, 6,064 kişiye bir sağlık memuru ve 3,494 kişiye bir ebe düşmektedir. 2000 nüfus sayımına göre Şanlıurfa ilinde, kişi başına düşen uzman hekim, pratisyen hekim, diş hekimi ebe hemşire ve sağlık memuru sayısı bakımından Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır

54 İlde alt yapı yetersizliğinden (kanalizasyon, içme suyu şebekesinin yetersizliği, hayvan barınaklarının şehirden uzaklaştırılamaması) dolayı tifo, brucella benzeri hastalıkların artışına neden olmaktadır. Bu hastalıkların önüne geçilememesinin bir nedeni de sağlık ocaklarında ve sağlık evlerinde yeterince personelin bulunamaması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin verilememesidir. İl genelinde uzman ve pratisyen hekim sayısının Türkiye ortalamasının altında olması bu sorunu daha da artırmaktadır. İl genelinde ayrıca sayısı da yetersizdir. 3.1.2.3. Eğitim TRC21 I Alt Bölgesinde İl merkezinde bir üniversite, TRC21 II alt bölgesinde 3, TRC21 III alt bölgesinde 3 olmak üzere Üniversiteye bağlı toplam 6 yüksek okul bulunmaktadır. Tablo.10 TRCŞ Şanlıurfa İlinde Eğitim Verileri Yer Öğrenci Sayısı Öğretmen Sayısı Okul Sayısı TRCŞI Alt Bölgesi 185897 5802 696 TRCŞ2 Alt Bölgesi 69463 2011 439 TRCŞ3 Alt Bölgesi 74960 1988 515 TRCŞ Şanlıurfa İli 330320 9801 1650 TRCŞ / Türkiye Oranı 0,02 0,02 0,03 T Ü R K İ Y E 13.308.158 521.076 50.899 Öğrenci, öğretim elemanı ve okul varlığının en fazla il merkezinin yer aldığı I. Alt bölgede bulunduğu tabladan görülmektedir. Ülke geneli ile mukayese edildiğinde; toplam öğrenci sayısı ve öğretmen sayısının 0,02 si, okul sayısının 0,03 ü Şanlıurfa da bulunmaktadır. Tablo 11 TRCŞ Şanlıurfa İlinde Öğrenim İstatistikleri Kriterler TRCŞI TRCŞII TRCŞIII TRCŞ Şanlıurfa İli TRCŞ / TR (%) TÜRKİYE Okuma-yazma Bilen * * * 794782 1,52 52.259.381 Okuma-yazma Bilmeyen * * * 378542 4,99 7.589.657 OKUL ÖNCESİ Öğrenci Sayısı 2511 1794 1055 5360 2,14 250.723 Öğretmen Sayısı 159 103 65 327 9,13 3.582 Okul Sayısı 72 62 39 173 1,82 9.480 İLKÖĞRETİM Öğrenci Sayısı 159458 61117 66876 287451 2,74 10.477.616 Öğretmen Sayısı 4071 1631 1642 7344 1,97 372.687 Okul Sayısı 575 354 458 1387 3,96 35.052 ORTAÖĞRETİM (Genel) Öğrenci Sayısı 14602 4790 6034 25426 1,52 1.673.363 Öğretmen Sayısı 565 163 186 914 1,26 72.621 Okul Sayısı 18 8 8 34 1,29 2.635 ORTAÖĞRETİM (Mesleki) Öğrenci Sayısı 4827 1430 675 6932 0,76 906.384 Öğretmen Sayısı 311 94 73 478 0,66 72.303 Okul Sayısı 17 12 7 36 0,96 3.732 YÜKSEK ÖĞRENİM Öğrenci Sayısı 4499 332 320 5151 0,04 13.308.158 Öğretim Görevlisi 696 20 22 738 0,14 521.076 Okul Sayısı 14 3 3 20 0,04 50.899 Kaynak: İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Harran Üniversitesi * : İlçelerin okuma yazma bilen ve bilmeyen nüfus istatistiklerine ulaşılamadığından alt bölge bazında okuma yazma bilen ve bilmeyen nüfusu tespit edilememiştir.

55 3.1.2.4. Ulaşım -Haberleşme TRC21 Şanlıurfa da ilçeler ile il merkezi arasındaki ulaşım karayolu ile sağlanmaktadır. İl merkezinde ise karayolu taşımacılığı yanında hava yolu taşımacılığı bulunmaktadır. Haftanın iki günü hariç her gün hava yolu Ankara ve aktarmalı olarak İstanbul a ulaşım bulunmaktadır. Şanlıurfa yüzey şekillerinin engebeli olmaması nedeniyle karayolu ile ulaşım oldukça kolaydır. Şanlıurfa doğu illerinin batıya açılan yol güzergahında bulunduğundan günün her saatinde diğer illere ulaşım imkanı bulunmaktadır. Karayolları TRC21 III Alt bölgesi ili Siverek üzerinden Diyarbakır a, Viranşehir Üzerinden Mardin e ve oradan da Hamur a bağlayan Karayoluna sahiptir. Bu yol dar şeritli olup günümüz araçlarının geçişine yeterli gelmemektedir. TRC21 II alt bölgesinde ili Suruç ve Birecik üzerinden Gaziantep e bağlanmaktadır. Gaziantep-Şanlıurfa istikametindeki Karayolunda trafik oldukça yoğundur. Şehir merkezinden geçen bu yol, yoğun trafik nedeniyle şehir merkezinde zaman zaman tehlike potansiyeli oluşturmaktadır. Bu tehlikenin önlenmesi için bir an önce çevre yolunun açılması gerekmektedir. Bu yoldaki yoğun trafik yükünün azaltılması için yapılmakta olan otobanın biran evvel hizmete girmesi gerekmektedir. 137 kilometre uzunluğundaki Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu nun il sınırları içerisindeki Birecik-Suruç kesimi (41.1 km) % 81, Suruç-Ş.Urfa kesimi (37 km) % 66 fiziki gerçekleşme ile devam etmektedir. TRCŞII alt bölgesi şanlı Urfa yı Bozova üzerinden Adıyaman iline bağlamaktadır. Karayolu ağının toplam uzunluğu 1.111 kilometredir. Bunun; 569 kilometresi devlet yolu, 542 kilometresi il yoludur. Toplam yol ağının 950 km si asfalt, 106 km si stabilize ve 54 km si geçit vermezdir. Kırsal yerleşim yerlerinde toplam köy yolları dikkate alındığında, asfalt yol oranı Türkiye de 45,23 olup bu oran toplam köy yollarının yarısını bile geçmemektedir. GAP ta bu oran Türkiye ortalamasının altında olup % 36,24 tür. Şanlıurfa da ise bu oran % 29,12 ile hem GAP ın hem de Türkiye ortalamasının altındadır. Tablo 12 Şanlıurfa İli Yol Durumu Asfalt Stabilize Tesviyeli Ham Yol Toplam Köprü Alt Bölgeler (km) (km) (km) (km) (km) Adet Metre TRCŞI(Merkez-Akçakale-Ceylanpınar-Harran) 1285 1376 703 10 3374 70 476690 TRCŞII(Birecik-Bozova-Halfeti-Suruç) 709 884 274 10 1877 45 362280 TRCIII(Hilvan-Siverek-Viranşehir) 860 1500 799 12 3171 153 1348388 TRCŞ Şanlıurfa İli 2854 3760 1776 32 8422 268 2187358 T Ü R K İ Y E Kaynak: Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü 2005, Şanlıurfa, D.Bakır Karayolları Bölge Müdürlüğü

56 Havayolları TRC21 Şanlıurfa il merkezinde haftanın iki günü hariç her gün Şanlıurfa Ankara ve aktarmalı olarak da İstanbul istikametinde faaliyet sürdürmektedir. Uluslararası kargo taşımacılığında kullanılmak üzere GAP havaalanının inşaatı devam etmektedir. İlin gelişmesine önemli katkı sağlayacak olan projenin, fiziki gerçekleşmesi % 86 seviyesindedir. Küçük kapasiteli, C70 tipi uçaklara müsait Şanlıurfa Havaalanı yolcu talebine cevap vermekte yetersiz olduğundan yolcular Diyarbakır ve Gaziantep e gitmek zorunda kalmaktadır. Uçak sefer sayısının artırılması yerinde bir çözüm olacaktır. Ulaştırma alanında, GAP Uluslararası Havaalanı inşaatı devam etmektedir. İlin gelişmesine önemli katkı sağlayacak olan projenin, fiziki gerçekleşmesi % 86 seviyesindedir. Köy Yolları Toplam köy yolu ağımızın uzunluğu 7.265 kilometredir. Bunun; 1.844 kilometresi asfalt, 3.648 kilometresi stabilize, 1.549 kilometresi tesviye ve 224 kilometresi ham yoldur. Köy yollarının asfalt oranı % 25 seviyesindedir. 137 mezranın dışında tüm köy ve mezraların yolu bulunmaktadır. Haberleşme TRC21 Şanlıurfa ilçelerinde ve kırsal alanlarda gerek kablolu ve gerekse kablosuz iletişim imkanlarından yaygın olarak faydalanılmaktadır. Şanlıurfa il merkezinde faaliyette olan 2 dergi, 9 adet gazete 5 adet radyo 2 adet TV bulunmaktadır. Köy İçme Suları Şanlıurfa da; Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü verilerine göre 1075 adet köy, 1618 adet de bağlısı olmak üzere 2693 adet yerleşim birimi mevcuttur. Bu yerleşim birimlerinden 2039 unda yeterli içme suyu vardır. 99 tanesinde yetersiz içme suyu, 654 tanesinde ise Köy Hizmetleri Müdürlüğü verilerine göre su bulunmamaktadır. Susuz hayat olmayacağına göre bu yerleşim birimleri, ya doğal yağışlarla beslenen dere, çay, nehir, yerleşim biriminden uzak bir pınar suyunu yada kendi imkanları açtıkları artezyen kuyularından içme suyunu karşılamaktadır. Şanlıurfa daki susuz yerleşim birimi toplamda % 3.6 gibi bir rakamı ifade etmektedir.

57 Tablo.13 TRC21 Şanlıurfa Köy İçme Suları. Köy 980 SULU Bağlısı 1059 Toplam 2039 Köy 26 YETERSİZ Bağlısı 73 Toplam 99 Köy 69 SUSUZ Bağlısı 486 Toplam 555 Köy 1075 TOPLAM Bağlısı 1618 Toplam 2693 Kaynak: http://www.khgm.gov.tr/bolgeler/bolge19.htm 3.1.2.5 Ana Ekonomik Sektörler ve Faaliyetler Şanlıurfa Potansiyelinin zenginliği ve ekolojik koşulların uygunluğu sebebiyle Şanlıurfa İlinde tarım, İl ekonomisinin temel sektörü olma niteliğini taşımaktadır. Teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte sondaj çalışmaları hız kazanmıştır. Sondaj çalışmaları ile açılan artezyen kuyuları ve Atatürk Barajından sağlanan sulama suyu ile ilde tarım deseni değişmiştir İlin gayri safi hasılası içerisinde tarımın payı, aktif nüfus içersinde tarımda istihdam edilen nüfusun yeri ve dış ticarette tarımsal ürünlerin ağırlığı nedenleriyle, tarım, ilde önemli bir sektör olarak yerini korumaktadır. Dünyadaki gelişmeler, tarımsal üretim biçimleri ve kültür yapısı üzerinde önemli değişimlere sebep olmuştur. Bunun sonucu olarak tarımsal üretimde entansif yöntemlerin kullanımı hızlanmış ve talepteki gelişmelere bağlı olarak ürün desenlerinde çeşitlilik artmıştır. Tablo: 14 Şanlıurfa da Ekonomik faaliyetlerde istihdam edilen kadın-erkek nüfusu Sektör ve faaliyet Adı Erkek Kadın Toplam Faaliyet Oranı % İlmi ve teknik elemanlar, Serbest meslek sahipleri ve bunlarla ilgili diğer meslekler 12.230 3.267 15.497 4 Müteşebbis, direktörler vr üst kademe yöneticileri 2.283 52 2.335 1 İdari Personel ve benzeri çalışanlar 13.935 2.005 13.935 3 Ticaret ve satış Personeli 15.115 264 15.379 4 Hizmet işlerinde çalışanlar 15.389 432 15.821 4 Tarım, Hayvancılık, ormancılık, Balıkçılık ve avcılık işlerinde çalışanlar 147.943 165.488 313.431 73 Tarım dışı üretim faaliyetlerinde Çalışanlar ve ulaştırma makineları kullananlar 49.727 634 50.361 12 TOPLAM 256.622 172.142 426.759 Kaynak : www.sanliurfa-tarim.gov.tr/sanliurfa/index_sanliurfa.htm, 2000 yılı nüfus sayımı Ekonomi Şanlıurfa'nın ekonomik yapısı ağırlıklı olarak tarım sektörüne dayanmaktadır. Gayrisafi Yurtiçi Hasıla içinde tarım sektörünün payı % 43, hizmet sektörünün payı % 40, sanayi sektörünün payı % 11 ve inşaat sektörünün payı % 6'dır. 2000 yılı GSYİH 1 Milyar 850 Milyon Dolar, kişi başına gelir ise 1.300 Dolar dır.

58 GAP ile birlikte ilimizin ekonomik yapısında önemli gelişmeler yaşanmıştır. 1995 yılı itibari ile toplam 59 sanayi tesisi var iken; bu rakam 2001 yılı içerisinde 272'ye ulaşmıştır. Tarımsal alanda sulu tarıma geçilmesine paralel olarak sanayi alanında da önemli adımlar atılmıştır. İl ekonomisi açısından önemli olan bir diğer husus da Akçakale sınır kapısıdır. Turizm Şanlıurfa'nın köklü tarihi geçmişi, coğrafi ve kültürel yapısı turizm yönünden önemli bir potansiyel taşımaktadır. Atatürk Barajı Gölü ve Fırat Nehri de turistik yönden dikkat çekmeye başlamıştır. Şanlıurfa kendi potansiyeli yanında ayrıca diğer illerin turistik merkezlerinin yolu üzerinde bulunmaktadır. Yüzey şekilleri itibariyle kolay ulaşımı kolay olan önemli medeniyetlerin bulunduğu il konumundadır. TARIM Şanlıurfa ili geniş bir tarımsal potansiyele sahiptir. İlin toplam tarım alanı Türkiye tarım alanının % 4,2 ünü, GAP bölgesi tarım alanın ise % 36,4 sini oluşturmaktadır. İlde toprak işlemeye elverişli olan I-IV. sınıf arazi 1.036.040 hektardır. Bu alan, illin toplam arazi varlığının % 55,75 'ini oluşturmaktadır. İşlenen arazi içinde I. sınıf arazinin payı % 26,44 ve II. Sınıf arazi payı % 11,49 dur. Şanlıurfa ili, birinci sınıf arazi varlığı oranı bakımından Türkiye'de Adana ilinden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Şanlıurfa GSYİH sı içinde tarım sektörü % 42 pay ile en yüksek orana sahiptir. Tarım sektöründen sonra ise devlet hizmetleri sektörü % 16 ile GSYİH içinde önemli bir paya sahiptir. İldeki toplam arazi varlığının %59,3 ü tarım alanı, %12,6 sı mera arazisi, %0,7 si fundalık ve ormanlık, %2 si su yüzeyleri ve % 25 i de diğer arazileri oluşturmaktadır. İldeki tarım alanlarının % 80,37 ü tarla arazisi, % 8,84 sini meyve alanı, % 1, 72 ini ise sebze alanı olarak değerlendirilmektedir. Tarla arazisinin % 30 u, meyve alanının % 1,21 i ve sebze alanının % 79 ü sulanmaktadır.

59 SANAYİ Şanlıurfa toprakları gerek Atatürk barajından gerekse de günümüz teknolojik imkanlarından faydalanılarak açılan artezyen kuyularından sulanmaktadır. Eski kuru tarım sistemi yerini sulu tarım sistemine bırakmıştır. İlde buna paralel olarak tarıma dayalı sanayi yoğunluk kazanmıştır. Sanayinin bu boyuta gelmesinde en başta gelen bitki pamuktur. Tarımsal sanayinin gelişmesinde etkili olan diğer bitki ise buğdaydır. Buğday ürünün sadece bulgur ve un olarak değerlendirildiği, makarna ve bisküvi imalatına dayalı sanayinin gelişmediği Şanlıurfa daki sanayi kuruluşlarının nerdeyse tamamının il merkezinde toplandığı görülmektedir. Pamuğa dayalı sanayi tesisleri de yoğunluk olarak çırçır ve prese fabrikalarıdır. Tekstil sektöründe yoğunluk olarak iplik üretilmekte olup, kumaş üretimi yok denecek kadar azdır. 3.1.2.5.1. Tarım Ülke genelinde, 2004 yılı itibariyle GSYİH içinde % 11,2 paya sahip olan tarım sektörü, toplam istihdamın % 34 ünü oluşturmaktadır. Çalışan kesimin yaklaşık yarısının gelirini tarım sektöründen elde ettiği dikkate alınırsa illerdeki tarımsal gelişmeyi ve üretim düzeyini açıklayan göstergelerin bilinmesi önem taşımaktadır. Tarımsal üretim ve gelişme mekansal olarak farklılık göstermektedir. İllerin coğrafi yapısı, iklim özellikleri, gelişmiş pazarlama yakınlığı, tarımsal üretimde modernizasyon gibi özellikleri bu farklılıkların başlıca nedenleri arasındadır. Tarım göstergeleri, illerin, kırsal nüfus başına düşen tarımsal üretim değeri ile ülke tarımsal üretim değeri içindeki payını gösteren değişkenlerden oluşturulmuştur. Tablo.15 TRCŞ Şanlıurfa Bazı Tarımsal Göstergeler (2000) İller ve Alt Bölgeler Kırsal Nüfus Başına Tarımsal Üretim Değeri ( YTL) Tarımsal Üretimin Türkiye İçindeki Payı (%) Şanlıurfa 1.051 2,36 T Ü R K İ Y E 1.124 100 Kaynak: http://www.dpt.gov.tr/bgyu/ipg/guneydogu/sanliurfaper.pdf Şanlıurfa da kırsal Nüfus Başına Tarımsal Üretim değeri 1.051 milyon TL dir. Bu değer Türkiye ortalamasına yakındır. Şanlıurfa tarımsal yönden önemli toprak kaynaklarına sahiptir. 1.858.400 hektar olan arazisinin yaklaşık 1.206.000 hektarı tarım alanıdır. Bu alanın 820.000 hektarı ise sulamaya elverişlidir. Halen; 314.000 hektar tarım arazi sulanmaktadır. Bu sulamaların 125.000 hektarı GAP sulamalarını, 24.000 hektarı yeraltı sulamalarını 6.000 hektarı köy hizmetleri sulamalarını kapsamaktadır. Halk sulamalarının ise 159.000 hektar olduğu tahmin edilmektedir.

60 İlimiz buğday, arpa, kırmızı mercimek, nohut, antepfıstığı, yaş üzüm ve susam üretiminde önemli bir yere sahiptir. GAP ile birlikte sulu tarımın yaygınlaşması sonucu pamuk üretiminde büyük artışlar olmuştur. 1995 yılında yaklaşık 277.000 ton olan kütlü pamuk üretimi 2001 yılında yaklaşık 567.000 tona ulaşmıştır. Son yıllarda seracılık ve örtü altı tarımda da önemli gelişmeler sağlanmıştır. GAP ile birlikte bitki deseni ve üretiminde beklenen önemli değişiklikler olmamıştır. Her ne kadar son yıllarda soya ve mısır gibi ürünler ikinci ürün olarak bitki deseninde yer almış olsa da sulu alanlarda ağırlık daha çok pamuk üretimine verilmiştir. Bu konuda en önemli sorun eğitim eksikliğidir. Çiftçilerimizin sulu tarım başta olmak üzere diğer tarımsal konularda bilinçlendirilmesi için çalışmalar devam etmektedir. Hayvancılık alanında küçükbaş hayvancılık ön plandadır. Büyükbaş hayvancılık beklenen düzeyde olmasa da her geçen gün gelişmektedir. Arıcılığın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışmalar devam etmektedir. Atatürk Barajı ve Fırat Nehri ise balıkçılık konusunda önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu bölgemizde modern balıkçılık tesislerinde az da olsa balık üretimi yapılmaktadır. Tarımsal alanda üzerinde durulması gereken en önemli husus, çiftçi eğitimi ve toprak kaynaklarının korunmasıdır. Çiftçi eğitimi konusunda çalışmaların yoğunlaştırılması ve sulama ile ortaya çıkan tuzlulaşma ve çölleşmeye karşı gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Şanlıurfa Harran Ovaları nda daha önceden de var olan tuzluluk ve drenaj (yüksek taban suyu) problemlerinin boyutları sulu tarımla birlikte artış eğilimine girmiştir. Sorunlu alan 30.000 hektara yaklaşmıştır. Bu alanın 1512 hektarlık kısmında tuzluluk problemi bulunmaktadır. Sorunlu alanlarda gerekli tedbirlerin alınması için çalışmalar başlatılmıştır. 1. kısım drenaj çalışmaları kapsamında 2.350 hektar, 2.kısım drenaj çalışmaları kapsamında 4.300 hektar alanda drenaj inşaatı devam etmektedir. Tuzlulaşma ve drenaj sorunu bulunan alanlardaki sorunların süratle giderilmesi ve gelecekte bu tür problemlerin yaşanmaması için gerekli desteğin ve ödeneğin sağlanması gerekmektedir. Ayrıca; sulama sonrası ortaya çıkan atık suların tahliyesi hususunda, Suriye Devleti nezrinde diplomatik girişimlerde bulunulması için konu Dışişleri Bakanlığı na yazılmıştır. İlimiz ekonomik yönden tarıma bağlıdır. Nüfusun önemli bir kısmı da geçimini tarımsal faaliyetlerden sağlamaktadır. Bunun yanında çok geniş ve verimli tarım arazilerinin işlenmesi yanında korunması da önem arz etmektedir. Tarımsal amaçlı araştırma kuruluşları arasında yeterli koordinasyonun olmaması, tanıtım faaliyetlerinin de istenen seviyede olmaması tarımsal potansiyelin doğru ve yeterli değerlendirilmesi yönünde önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.

61 Tablo 16 Tarımsal Organizasyonların Fonksiyonları ve Sorumlulukları Verilen Hizmetler İlgili Kurum Araştırma, Eğitim ve Yayım Üniversiteler, Araştırma Enstitüleri, Tarım İl ve ilçe Müdürlükleri, STÖ. Kontrol Hizmetleri Tarım İl ve ilçe Müdürlükleri, Zirai Karantina Müdürlükleri, Tahaffuzhane ve Gümrük Veteriner Müdürlükleri, İl Kontrol Lab. Müdürlükleri Sulama DSİ (Büyük ölçekli), Sulama Birlikleri Orman Köylerini Kalkındırma Çevre ve Orman İl Müdürlükleri Veteriner Hizmetleri Veteriner Fakülteleri, Veterinerlik Kontrol ve Araş Enst., Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Yetiştirici Birlikleri, Serbest Veteriner Hekimler Tarımsal Girdi Temini (Damızlık Temini tohum, gübre, zirai mücadele ilaçları) Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Üretici ve Yetiştirici Birlikleri, Özel Sektör, Çiftçiler Ürün Toplama ve Pazarlama TMO, Borsa,Tüccarlar, Birlikler, Tarımsal Amaçlı Kooperatifler, Özel Sektör Et (Kesim, işleme) Kombinalar, Mezbahalar Finanssal Kaynaklar Ziraat Bankası A.Ş., Tarım Kredi Kooperatifleri, KOBİ, İl Özel İdaresi, TKB Yerel Teşkilatı, KHGB, TEMA Vakfı, SYDV, KOSGEB, Özel Sektör 3.1.2.5.2. Sanayi 1.ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ Şanlıurfa I. Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyeti 05.12.1989 tarihinde kurulmuş ve 05.01.1991 tarihinde çalışmalara başlamıştır. İlk temel atma 26.07.1992 tarihinde yapılmıştır. Altyapı inşaatları ihalesi 1993 yılında ve alt yapı inşaatları tamamlanarak 2000 yılında kesin kabulü yapılmıştır. I. Organize Sanayi Bölgesi ilk etapta 150 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. Organize Sanayi Bölgesi ne yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin artmasından dolayı, 141 hektar alan daha ilave edilerek toplam alan 291 hektara çıkarılmıştır. Yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin taleplerine binaen bölgenin kuruluşunda amaçlanan 400 hektarlık alan, 109 hektar ilave planlarının hazırlanması ile tamamlanmış olacaktır. I. Organize Sanayi Bölgesin de 295 sanayi parselleri 148 müteşebbise tesis kurmaları için tahsis edilmiştir. Organize Sanayi Bölgesinde 127 fabrika işletmeye açılmıştır. 23 fabrika inşaat halinde, 11 fabrika proje aşamasındadır. Şanlıurfa 1. Organize Sanayi Bölgesinde faaliyete geçen fabrikalarda 4500 işçi istihdam edilmektedir. Tüm fabrikalar faaliyete geçtiğinde toplam 8000 işçi istihdam edilecektir. 1. ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ GAP projesi uygulamaları ile birlikte Şanlıurfa da sanayi büyük bir gelişme göstermiştir. 1.Organize Sanayi Bölgesinde arsa almak için çok sayıda müracaatlar olmuş ve kısa

62 sürede I. Organize Sanayi Bölgesindeki yerlerin tamamı müteşebbislere tahsis edilmiştir. Yatırım yapmak üzere arsa taleplerinin yoğun bir şekilde devam etmesi ve 1. Organize Sanayi Bölgesinde yer kalmaması nedeniyle 2. Organize Sanayi Bölgesi çalışmalarına başlanmıştır. Bu maksatla 2. Organize Sanayi Bölgesi için hazırlanan fizibilite raporu Sanayi Ticaret Bakanlığınca uygun görülmüş ve yer seçimi yapılmıştır. Yatırım programına alınan 2. Organize Sanayi Bölgesinin hali hazır haritaları yapılmış ve onay çalışmaları tamamlanmıştır. 1186 hektar alan için hazırlanan Nazım ve Mevzi imar planları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca vize edilmiş ve GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığınca onaylanmıştır. 2. Organize sanayi bölgesinin 1186 hektar olan toplam alanının 148 hektarı özel mülkiyet durumunda olup kamulaştırma bedeli 4 trilyon TL'dir. Özel mülkiyet dışında kalan alan, mera alanı kapsamından çıkarılmış ve hazine adına tescil edilmiş olup tahsisi işlemleri devam etmektedir. 403 sanayi parsellerinin bulunduğu 2. organize sanayi bölgesindeki altyapı çalışmaları için gerekli ödenek miktarı ise 15 trilyon TL'dir. Şanlıurfa toprakları gerek Atatürk barajından gerekse de günümüz teknolojik imkanlarından faydalanılarak açılan artezyen kuyularından sulanmaktadır. Eski kuru tarım sistemi yerini sulu tarım sistemine bırakmıştır. İlde buna paralel olarak tarıma dayalı sanayi yoğunluk kazanmıştır. Tarımsal sanayinin gelişmesinde en etkili bitki pamuk olup ikinci sırada pamuk yer almaktadır. Buğday ürünün sadece bulgur ve un olarak değerlendirildiği, makarna ve bisküvi imalatına dayalı sanayinin gelişmediği Şanlıurfa daki sanayi kuruluşlarının neredeyse tamamının, il merkezinde toplandığı görülmektedir. Pamuğa dayalı sanayi tesisleri de yoğunluk olarak çırçır ve prese fabrikalarıdır. Tekstil sektöründe yoğunluk olarak iplik üretilmekte olup, kumaş üretimi yok denecek kadar azdır. Tablo 17 Şanlıurfa daki Sanayi Sektörü Tekstil Sanayi Gıda Sanayi İnşaat Sanayi İplik Çırçır ve prese Konfeksiyon Yağ Bulgur İlçeler Merkez 13 70 15 17 10 7 14 2 3 11 9 4 6 3 Akçakale 0 7 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Ceylanpınar 0 1 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Harran 0 2 0 0 0 0 0 1 0 0 0 0 0 0 Un Diğer gıdalar Kanalet Hazır Beton Prefabrik Yapı Tarımsal Sanayi Plastik Sanayi Makine Sanayi LPG Dolun Tesisi

63 I.Alt bölge 13 80 15 17 10 7 14 3 3 11 9 4 6 3 Birecik 0 0 0 1 4 0 1 0 1 1 1 2 2 0 Bozova 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Halfeti 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Suruç 0 2 0 1 0 0 0 0 0 0 0 1 0 0 II.Alt Bölge 0 2 0 2 4 0 1 0 1 1 1 3 2 0 Hilvan 0 1 0 0 0 0 0 0 0 0 1 0 0 0 Siverek 0 1 0 0 0 1 2 0 0 0 1 0 1 0 Viranşehir 0 2 0 0 0 1 1 0 0 0 0 0 0 0 III.Alt Bölge 0 4 0 0 0 2 3 0 0 0 2 0 1 0 Şanlıurfa 13 86 15 19 14 9 18 3 4 12 12 7 9 3 Kaynak: www.abuzerakbiyik.com/104sanay/10401san.htm, 2005 3.1.2.5.3. Hizmetler (Turizm, Ticaret, vb.) Şanlıurfa'nın köklü tarihi geçmişi, coğrafi ve kültürel yapısı, turizm yönünden önemli bir potansiyel taşımaktadır. 2001 yılında 250.000 den fazla yerli ve yabancı turist, ilimizi ziyaret etmiştir. En çok ziyaret edilen yerler Harran Harabeleri, Hz. İbrahim ve Hz. Eyüp Peygamber Makamları, Balıklıgöl, Şuayp Şehri, Soğmatar, Bazda Mağaraları, Ulucami, Gümrükhanı ve Çarmelik Kervansarayı'dır. Atatürk Barajı Gölü ve Fırat Nehri de turistik yönden dikkat çekmeye başlamıştır. İlimizin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve modern kentleşme anlayışı içerisinde tarihi mekanların yeniden düzenlenerek halkın hizmetine açılması için Turizm Bakanlığı, Şanlıurfa Belediyesi ve Valiliğimiz işbirliği ile "Halepli Bahçesi Tema Parkı" projesi hazırlanmıştır. Söz konusu proje; 186.000 m 2 arsa üzerinde alışveriş ve satış merkezleri, futbol sahası, tenis kortu, yüzme havuzu, amfi tiyatro, çocuk parkı, gösteri merkezi, otopark gibi çok sayıda modern tesis ve park alanlarını kapsamaktadır. Arsanın Şanlıurfa Belediyesi tarafından Turizm Bakanlığı na devrine ilişkin meclis kararın olumsuz çıkması nedeni ile projeye başlanamamıştır. Ayrıca; Valiliğimizce Halfeti İlçe Merkezi nden Zeugma ya ve Rum Kalesi'ne su yoluyla kolaylıkla ulaşılabilme imkanının sağlanması için 2001 yılı ağustos ayında 24 Milyar TL ye bir tekne satın alınarak hizmete girmiştir. Harran İlçesi nden başlayan ve Harran, Bazda Mağaraları, Han El Barur Kervansarayı, Şuayp Şehri ve Soğmatar Kenti gibi tarihi ve turistik yerleri birbirine bağlayan yolların bakım ve onarım çalışmaları Özel İdare imkanları ile yapılmaktadır.

64 Şanlıurfa yı her yönden daha iyi tanıtmak amacıyla yeni bir kitabın hazırlıkları başlatılmıştır. Ayrıca İlimizin turizm envanteri de hazırlanmış ve Turizm Bakanlığı na sunulmuştur. Bu çalışma da kısa zamanda kitap haline getirilecektir. Yüzey araştırmalarında ele geçen çeşitli el aletleri Şanlıurfa daki Paleolitik (Yontma Taş Çağı) yerleşmelerin varlığını doğrulamaktadır. Hassek Höyük te çıkan buluntularla tarımsal faaliyetlerin varlığı, yörenin en büyük höyüklerinden bir olan Lidar Höyük te ise Kalkolitik dönemden başlayıp Hellenistik döneme kadar uzanan kesintisiz bir iskanın izleri gözlenmektedir. Titriş Höyük te ortaya çıkarılan nekropoller ve buna benzer çok sayıda höyükteki eserler Şanlıurfa nın kültürel zenginliğinin bir göstergesidir. Bir çok dinin yaşandığı Şanlıurfa, dinsel bir merkez olmasıyla da Güneydoğu Anadolu tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Harran da, M.Ö. 2000 li yıllarda insanlar, çok uzun yıllar bölgenin dinsel yaşamında önemli yer tutan Ay tanrıçası "Sin"e tapmışlardır. Ay tanrıçası Sin ile başlayan putperestlik, yıldızlara dayalı bir inanç sistemi geliştiren Sabii lerle de devam etmiştir. Bilim ve kültür Şehri olan Harran da, M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Sabii, Süryani, Müslüman ve Hıristiyan bilginlerin oluşturduğu bir topluluk, bilimsel araştırmalar yapmış ve önemli eserler vermişlerdir. Ayrıca, Hz. İbrahim in öncülüğünü yaptığı tek tanrılı din inancının çıkış yeri Harran olarak kabul edilmektedir. Urfa da hüküm süren Osrhoene Krallığı da Hıristiyanlık açısından büyük önem taşımaktadır. Osrhoene krallarından Abgar Ukomo nun Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul eden ilk krallardan olduğu bilinmektedir. Bu hükümdarın dinini yaymak üzere İsa Peygamberi Urfa ya davet etmesi, İsa Peygamberin de yüzünü sildiği ve resminin çıktığı mendil ile birlikte Urfa yı kutsadığına dair mektup göndermesi, kentin bu gün bile "Blessed City- Kutsanmış Şehir" olarak anılmasına neden olmaktadır. Camiler, hanlar, çarşılar, hamamlar, evler, çeşme ve köprüler kentin tarihsel gelişimin yansıtan eserlerdir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde Anadolu ve Arap yarımadalarını birbirine bağlayan geçiş yolları üzerinde, Urfa yaylasının ortasında kurulmuş olan Şanlıurfa nın yüzölçümü 18584 Km 2 dir. 2000 yılı Genel Nüfus Sayımı geçici sonuçlarına göre nüfusu 1436956 dır. Merkez İlçenin yanısıra Akçakale, Birecik, Bozova, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Siverek, Suruç ve Viranşehir Şanlıurfa nın ilçeleridir. Şanlıurfa nın ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ekili alanların büyük bir kısmı tahıl üretimine ayrılmıştır. Buğday ilk sırayı almakta, onu arpa ve mercimek izlemektedir. Nohut ve antepfıstığı üretiminin de yapıldığı, Şanlıurfa da sanayi bitkilerinden pamuk ve susam da üretilmektedir. GAP ın tamamlanmasıyla Şanlıurfa da tekstil ve giyim sanayine ağırlık verilecek, aynı

65 zamanda yemeklik yağ ile yem üretimi sanayii kuruluşlarının ekonomik kapasiteleri ve sayısı arttırılarak, bu ürünler Türkiye içine ve dışına pazarlanacaktır. ŞANLIURFA KALESİ Kale nin M.Ö. 4. yüzyılda inşaa edildiği tahmin edilmektedir. Kentin kuzeyine düşen Damlacık dağının kuzey eteğinde bulunan tepe üzerindedir. Düzgün kesme taştan yapılmış olan kalenin doğubatı ve güney tarafları kayadan oyma derin hendeklerle çevrili olup, kuzey tarafı sarp kayalıktır. Batıdan açılan bir kapı ile girişin sağlandığı kalede, dağın içinden kayaya oyulmuş basamaklı bir yol bulunmuş ve temizlenerek hizmete açılmıştır. Kale içinde bu gün iki sütunun yanı sıra Roma döneminden başlamak üzere Bizans ve İslam dönemlerine ait çok sayıda yapı kalıntısı bulunmaktadır. DIŞ SURLAR Kale nin dış surlarının uzunluğu yaklaşık olarak 4 km. kadardır. Harran Kapısı, Bey Kapısı na ait Mahmutoğlu Kulesi ile yer yer duvar ve burç kalıntıları surlardan günümüze ulaşan bölümlerdir. Çeşitli kaynaklarda yer alan bilgilere göre; batıda Sakıbın Kapısı, Su Kapısı, Batı Kapısı, kuzeybatıda Samsat Kapısı, Saray Kapısı, doğuda Beg Kapısı, Su Kapısı ve güneyde de Harran Kapısı olmak üzere sekiz kapı bulunmaktadır. ŞANLIURFA ULU CAMİİ Şanlıurfa merkezindeki en eski camilerden biridir. Yapının, kırmızı sütunlarından dolayı "Kızıl Kilise" olarak da adlandırılan St. Stephan Kilise si üzerine yapıldığını kaynaklar bize belirtmektedir. Bu kilisenin avlusuna ait duvarlar, sütun ve sütun başlıkları ve halen minare olarak kullanılan sekizgen çan kulesi günümüze kadar ulaşmıştır. İnşaa kitabesi bulunmayan yapının ne zaman ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. HALİL-ÜR RAHMAN CAMİİ Halil-ür Rahman Gölü nün güneybatı köşesinde yer alan bu camii, medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim in ateşe atıldığında düştüğü makamdan oluşan külliyenin bir parçasıdır. Camii nin güneydoğusunda yer alan minare üzerindeki kitabeden, 1211 yılında Melik Eşref Muzefferüddin Musa tarafından yapıldığını öğrenmekteyiz. Halk arasında "Döşeme Camii" veya "Makam Camii" diye de anılan yapının Meryem Ana Kilisesi üzerine inşaa edildiği bilinmektedir.

66 HALİL-ÜL RAHMAN VE AYN-ZELİHA GÖLLERİ (BALIKLIGÖL) Rüyasında hükümdarlığının elinden gittiğini gören Kral Nemrut un bu rüyası kahinler tarafından "Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak ve Krallığına son verecek" şeklinde yorumlanır. Bunun üzerine Nemrut o yıl doğan ve doğacak olan bütün çocukları öldürtmeye karar verir. Hamile olan Nuna, o yıl İbrahim i bir mağarada gizlice doğurur. Hz. İbrahim bu mağarada 7 yaşına kadar herkesten gizlice yaşar. 7 yaşından sonra mağaradan çıkarılıp baba evine getirilen İbrahim büyüyünce Kral Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye başlar. Bunun üzerine Nemrut, Hz. İbrahim i yakalatarak Urfa Kalesi nin bulunduğu tepeye kurdurttuğu mancınıkla ateşe attırır. O anda Allah tarafından ateşe "Ey ateş İbrahim e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Ateş su, odunlar balık olur. Onun düştüğü Halil Ür Rahman ve yakınındaki Aynzeliha Gölleri ile içindeki kutsal balıklar bugün dünyanın her tarafından gelen insanlarca ziyaret edilmektedir. EYYUBİ MEDRESESİ Ulu Camii nin doğusunda yer alan Eyyubi Medresesi nden günümüze yalnızca 1191 tarihli kitabesi kalmıştır. Bu gün ayakta olan yapı ise Eyyubiler devri medresesinin üzerine 1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim tarafından yaptırılmıştır. Kütüphanesi ve 1781 tarihli çeşmesi ile yapı Şanlıurfa medreseleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. RIZVANİYE MEDRESESİ Rızvaniye Camii nin avlusunu çevreleyen bu medrese 1139 tarihinde Rızvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami avlusunu doğu, batı ve kuzeyden çevreleyen tonoz örtülü medrese odalarının ön tarafları revaklıdır. GÜMRÜK HANI Bazı kaynaklarda adı "Alaca Han" diye de geçen Gümrük Hanı, Şanlıurfa daki hanların en güzel ve anıtsal örneklerinden biridir. Yapının, doğu cephesinde yer alan giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1562 tarihinde yapıldığını öğrenmekteyiz. Hanın kare avlusunun etrafını çevreleyen dükkanların üzerinde, ön kısımları revaklı ikinci kat odaları yer alır. Giriş eyvanının üzeri mescit olarak değerlendirilmiştir.

67 MENCEK HANI Pamukçu pazarının doğusunda bulunan bu hanın kitabesi bulunmadığından yapım tarihi bilinememektedir. 1716 tarihli bir vakfiyede adının geçmiş olması, 18. yüzyıl başlarında mevcut olduğunu göstermektedir. Han da, kare avluyu çevreleyen dükkanların üzerinde, önleri revnaklı ikinci kat odaları yer almaktadır. Bu revaklardan, doğudakiler payeli, diğer cephedekiler ise sütunludur. BEDESTEN Gümrük Hanı ile aynı tarihte, 1562 yılında inşaa ettirilmiştir. Bazı kaynaklarda "Bezzazistan" adıyla da anılan yapının doğuda Han Önü Çarşısı na açılan ana kapısı, Sipahi Pazarı na açılan batı kapısı, Pamukçu Pazarı na açılan güney kapısı ve Gümrük Hanı na açılan kuzey kapısı olmak üzere dört kapısı bulunmaktadır. Sağlı sollu uzanan ve zemin seviyesinden yaklaşık bir metre kadar yukarıda yer alan dükkanlarda Urfa yöresine ait mahalli kadın ve erkek giysileri satılmaktadır. HAN-EL BA RÜR KERVANSARAYI Harran ın 20 km. uzaklığında yer alan kervansaray 1128-1129 yılları arasında El Hac Hüsameddin Ali Bey tarafından inşaa ettirilmiştir. Selçuklu kervansaraylarının klasik örneklerinden olan yapı geniş bir avluya sahiptir. Kuzey cephedeki anıtsal portalden, düzgün kesme taşlardan yapılmış çapraz tonozlu giriş eyvanına geçilir. Avlunun etrafı, kışlık ve yazlık odalarla çevrelenmiş olup kuzey batı köşesinde hamam olduğu tahmin edilen kubbeli bir mekan bulunmaktadır. HARRAN Eski Asur Devri nden beri önemli bir kültür merkezi olan Harran, Şanlıurfa nın 44 km. güneydoğusundadır. Antik çağ kalıntılarıyla, islamiyet döneminin ilk üniversitesinin bulunduğu Ulu Camii (Cennet Cami), iç kalesi, surları ve sivil mimarisiyle Harran önemli bir tarih hazinesidir. Kendi adıyla anılan Harran Ovası nın merkezinde kurulmuş olan antik kent, günümüzde de tarihteki ismiyle anılır. Mezopotamya dan batı ve kuzeybatıya açılan yolların kavşağında bulunduğundan, şehre Sümerce ve Akatça da seyahat ve kervan anlamına gelen "Harran-u" denilmiştir. M.Ö. II. bin yıl başlarındaki Mari ve Kültepe çivi yazılı belgelerde şehrin adı "Harran-na" ve "Har-ra-na" şeklinde geçmektedir. Kente Yunanlılar "Harran", Romalılar "Carrhes", Araplar "Arran", Hıristiyanlar "Hellenopolis" adını vermişlerdir. M.Ö. V. Binden, M.S. 13. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşimin sürdüğü Harran, M.Ö. II. binde, Asur dan sonra en önemli merkezlerden biri olmuştur. Hz. İbrahim in Harran da bir süre kaldığı,

68 burada evlendiği, evinin ve adına yapılan bir mescidin bulunduğu kaynaklarda geçmektedir. islamiyet döneminde de, önemini korumuş olan Harran, Emevilerin son halifesi II. Mervan zamanında bir süre başkent olmuş, Eyyubiler dönemi nde şehircilik, sanat ve teknikte en görkemli devrini yaşamıştır. Şehir 1260 yılında Moğollar tarafından işgal edilerek, yakılıp yıkılmıştır ve Osmanlı dönemi nde de bir köy yerleşimi olmuştur. Harran yaklaşık 4 km. uzunluğunda ve 5 m. yüksekliğinde surlarla çevrilmiştir. Anadolu Kapısı, Aslanlı Kapı, Bağdat Kapısı, Musul Kapısı, Rakka Kapısı ve Halep Kapısı olmak üzere altı kapıyla dışarı açılan surların içinde, dikdörtgen planlı, Hitit lerden başlamak üzere dört yapı katını içeren içkale yer almaktadır. Harran, Höyük te yapılan kazı çalışmalarında, çeşitli buluntuların yanı sıra; islamiyet dönemi ne ait sikke, sırlı-sırsız seramikler, taş aletler, süs eşyaları, madeni eserler bulunmuştur. İslamiyet Dönemi ne ait bir şehir kalıntısının da açığa çıkarıldığı Höyük te ayrıca Eski Tunç Çağı na ait idol ve figürinler, Eski Asur dönemi ne ait silindir mühür ve Yeni Babil dönemine ait, Kral Nabonit ten ve Sin Mabedi nden söze den, çivi yazılı pişmiş toprak tablet ve adak kitabeleri bulunmuştur. Türkiye de İslamiyet dönemine ait en eski cami olma özelliğine sahip olan Harran Ulu Cami (Cennet Cami), Harran Höyüğü nün kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Emeviler devrinde, M.S. 744-750 tarihleri arasında, Halife II. Mervan tarafından yaptırılan Ulu Cami nin doğu cephesi, mihrabı, şadırvanı ile 33.30 m. yüksekliğindeki minarenin büyük bir bölümü günümüze kadar gelebilmiştir. Harran ın ilgi çeken bir başka özelliği de konik kubbeli evleridir. Evlerin tuğla kubbe ile örtülü olmasının nedeni; iklimin kurak olması nedeniyle bölgede ahşap malzemenin bulunmayışı ve Harran Ören yerinde tuğla malzemenin bol miktarda mevcut olmasıdır. Sit alanı olarak tescil edilen Harran da evler korumaya alınmış, ören yerinden malzeme alımı ve yeni ev yapımı yasaklanmıştır. SOGMATAR Harran a 60 km. uzaklıktaki kentte, M.S. II. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen kale duvarlarının ve burçların kalıntıları izlenebilmektedir. Kökü Harran Sin kültürüne dayanan Sabiizim ve Baştanrı Marilaha nın kültür merkezi olduğu bilinen Soğmatar ören yerinin en önemli kalıntısı, baş tanrıya ve

69 gezegenlere ibadet edilen, kurban kesilen açık hava mabedidir. Başka bir kaya mabedin duvarlarında ise yazılar ve gezegenleri tasvir eden röliyefler bulunmaktadır. ŞUAYB ŞEHRİ Harran a 45 km. uzaklıkta, geniş bir alana yayılan kentin etrafını çeviren surların ve bazı yapıların kalıntıları yer yer izlenebilmektedir. Halk arasında Şuayb Peygamberin bu kentte yaşadığına inanılır. Şuayb Şehrinde Peygamber makamı olarak ziyaret edilen bir de mağara bulunmaktadır. ŞANLIURFADA EL SANATLARI Şanlıurfa da yer alan başlıca el sanatı dokumacılıktır. Çulha tezgahı denilen küçük dokuma tezgahlarında yerli bezler, aba, şallar, kuşaklar ve yerli kilimler ile erkek baş örtüleri dokunmaktadır. Ayrıca, kente özgü keçeler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmekte olup, yörede halı kadar kıymetlidir. İl in en eski el sanatlarından olan kuyumculuk, bilhassa oymalı, savatlama tekniğiyle yapılmış, örme ve telkari bilezikler, ince bir sanat eseri olan kordonlar ve akıtmalar rağbet gören örneklerdir. Kürkçülük, dericilik, saraçcılık, bakırcılık, kazazlık, tarakçılık ve taşçılık Şanlıurfa daki diğer el sanatlarını oluşturmaktadır. 3.1.2.6. Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Göstergeleri 1994 yılı verilerine göre Şanlıurfa nın GSYİH daki payı 0,7 olup gelişme hızı 12,4 ve kişi başına GSYİH ise 1.172 dir. Şanlıurfa nın 1997 yılı verilerine göre gelişme hızı %89,1 olup, Kişi başına GSYİH 1.374 $ dır. Bu dönemde Türkiye nin gelişme hızı 95,9 ve Kişi başına GSYİH ise 3.021$ dır. Bu değerlere göre Şanlıurfa ülke ortalamasının altında kalmaktadır. Şanlıurfa nın GSYİH daki payı 1987 verilerine göre 1.1 düzeyindedir. Bu dönemdeki gelişme hızı ülkede -7,5 Şanlıurfa da ise -1,2 olarak gerçekleşmiştir. Gelişme hızı bakımından İl Ülke ortalamasının üzerindedir. 1999 yılı verilerine bakıldığında Şanlıurfa 43,2 lik gelişme hızı ile ülke ortalaması olan 48,2 lik gelişme hızının altında kalmıştır. Bu dönemde Şanlıurfa nın GSYİH daki payı 0,9 olmuştur. Bu dönemde kişi başına mili gelir ülkede 2.847 $, Şanlıurfa da ise 1.235 $ düzeyindedir. Gerek gelişme hızında gerekse kişi başına milli gelirde Şanlıurfa bu dönemde ülke ortalamasının altındadır. Gelişme hızı 2001 yılında Şanlıurfa da 49,4 ülke ortalaması ise 40,8 olmuştur. Kişi başına mili gelir Ülke ortalamasında 2.146 $ Şanlıurfa da ise 1.008 $ olarak gerçekleşmiştir. Şanlıurfa 2001 yılı verilerine göre gelişme hızında ülke ortalamasının üstünde ancak kişi başına GSYİH da Türkiye ortalaması olan 2.146 $ ın altındadır. Şanlıurfa İncelenen dönemlerde kişi başına GSYİH da daima ülke ortalamasının altındadır.

70 Şanlıurfa1987-2001 yıllarında GAP Bölgesindeki illerle ve Ülke ile karşılaştırıldığında; yıllık ortalama tarımsal büyüme hızı, Türkiye de % 0,8, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde %4,3 ve Şanlıurfa da %9,3 tür. Sanayide G:Anadolu Bölgesi %2,2, Türkiye %3,5 ve Şanlıurfa %14,6 oranında büyüme hızı sağlanmıştır. Yıllık ortalama büyüme hızı ilde %6,9 G. Doğu Anadolu Bölgesinde %3,2 ve Ülke genelinde %2,8 olarak sağlanmıştır. Belirtilen zaman aralığında, sanayi, tarım ve ortalama büyüme hızlarında Şanlıurfa hem bölgenin hem de Türkiye ortalamalarının üstünde büyüme hızı yakalamıştır. 3.1.2.6.1 Gelişmişlik ve Büyüme Tablo 18 Şanlıurfa İli Bazı Hizmetler Gelişmişlik Sıralaması Yer Adı Altyapı Göstergeleri İnşaat Göstergeleri Kırsal Yerleşmelerde Asfalt Yeterli İçme Suyu Devlet ve İl Yolları Yol Oranı (%) Götürülen Nüfus Oranı (%) Asfalt Yol Oranı (%) Daire Sayısı Şanlıurfa 29,12 86,38 85,00 158.645 G.D.Anadolu Bölgesi 36,24 74,44 84,65 946,373 T Ü R K İ Y E 45,23 84,98 91,28 16.235.830 Kaynak: DİE Şanlıurfa kırsal yerleşmelerde asfalt yol oranında, bölge ve ülke ortalamasının altında; yeterli içme suyu götürülen nüfus oranında, ülke ve bölge ortalamasının üzerindedir. Devlet ve İl yolları asfalt yol oranında ise bölge ortalamasının üzerinde, ülke ortalamasının altında yer almaktadır. Ekonomik yapı: Şanlıurfa nın yapısı genel olarak tarım sektörüne dayanmaktadır. GSYİH içinde tarım sektörünün payı % 43, hizmet sektörünün payı % 40, sanayi sektörünün payı % 11 ve inşaat sektörünün payı % 6 dır. 2001 yılı verilerine göre GSYİH 1 katrilyon 793 trilyon 638 milyar TL dır. Merkez İlçe, Birecik ve Siverek ilçelerinde birer ticaret ve sanayi odası mevcut olup bu odalara kayıtlı 4.398 üye bulunmaktadır. İlde 300 anonim, 2556 limitet ve 43 kolektif olmak üzere toplam 2.899 şirket faaliyet göstermektedir. İl genelinde 9 tarım satış kooperatifi, 2 tüketim kooperatifi, 4 toplu iş yeri kooperatifi, 242 konut yapı kooperatifi, 1 üretim kooperatifi ve 9 esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifi bulunmaktadır. İhracat İthalat Şanlıurfa da 2000 yılında 175.500 $ ihracat ve 10.358 $ ithalat gerçekleşmiştir. Dış ticaret hacmi 185.858 $ olup, dış ticaret dengesi 165.142 $ ihracat lehine gelişmiştir. 2004 yılı verilerine göre Şanlıurfa da 276.131 $ ihracat, 203.112 $ ithalat olmuştur. Bu dönemde dış ticaret hacmi 479.243 $

71 olup, 73.019 $ ihracat lehine sonuçlanmıştır. 2000 yılından 2004 yılına gelindiğinde ithalat miktarı artmış buna karşın ihracatta azalma olmuştur. 3.1.2.6.2 Kişi Başına Gelir Tablo 19 Şanlıurfa İlinde Kişi Başına Gelir $ (GSYİH) Yıllar 1997 1998 1999 2000 2001 Şanlıurfa 1.375 1.455 1.325 1.301 1.008 Türkiye 3.021 3.176 2.847 2.941 2.146 Kaynak: DİE Ekonomik performans ve gelir düzeyini yansıtan temel gösterge niteliğinde olan GSYİH değerlerine bakıldığında, Ülkemizde kişi başına ortalama gelir 1997-2001 yılları arasında 3.021 olardan 2.146 dolara düşüş göstermiş, bununla birlikte, Şanlıurfa İlinde aynı yıllar arasında 1.375 dolar olan kişi başına GSYİH miktarı Türkiye ortalamasının biraz tındadüşüşgöstererek1.008 dolar düzeyine inmiştir. Tablo 20 Şanlıurfa İli Bazı Mali Göstergeler (2000) İller ve Alt Bölgeler GSYİH İçindeki Payı (%) Kişi Başına GSYİH (TL) Kişi Başına İhracat ($) Kişi Başına İthalat ($) ŞANLIURFA 0,93 805.000.000. 43 87 T Ü R K İ E 100 1.837.000.000.- 2.249 3.967 Kaynak: http://www.dpt.gov.tr/bgyu/ipg/guneydogu/sanliurfaper.pdf Şanlıurfa ilinin GSYİH içindeki payı %0,93 düzeyindedir. 2000 yılında Şanlıurfa da fert başına ihracat 43 $ ve fert başına ithalat 87 $ olarak gerçekleşmiştir. 3.1.2.6.3. Sosyal Göstergeler Şanlıurfa ili sosyal göstergeler bakımından Türkiye ortalaması ile mukayese edildiğinde belirgin farklılıklar göze çarpmaktadır. Hane halkı büyüklüğü ve doğurganlık hızı dışındaki tüm değerler Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Şanlıurfa da liseler okullaşma oranı % 35,12 ile Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Bunu % 28,43 ile okur kazar Kadın / Kadın Nüfusu ve % 19,63 ile okur yazar nüfus oranı izlemektedir. Hemen dikkat çekici bir oran ise 15,66 ile ilkokullar okullaşma oranıdır. Bu oran da Türkiye ortalamasının altında bulunmaktadır. Önemli bir eksiklik de sağlık göstergelerinde göze çarpmaktadır. Şanlıurfa 2000 yılı verilerine göre sağlık göstergelerinde yine % 14,04 oranında Türkiye ortalamasının altındadır. Şanlıurfa nın sağlık göstergeleri incelendiğinde; ortalama hane halkı büyüklüğü 2,43 ile Türkiye ortalamasının üzerindedir. Doğurganlık hızı 2,3 ile yine Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu göze çarpmaktadır. (Bknz: Tablo 21, Ek: 1)

72 Tablo 21 Şanlıurfa İli Sosyal Göstergeler in Türkiye Karşılaştırması Demografik Göstergeler Şanlıurfa sapma(%) TÜRKİYE(%) Şehirleşme Oranı (%) 58,34-6,56 64,9 Doğurganlık Hızı (adet) 4,83 2,3 2,53 Ortalama Hanehalkı Büyüklüğü (kişi) 6,93 2,43 4,5 Nüfus Yoğunluğu (kişi/km2) 76,92-11,08 88 Eğitim Göstergeleri Okur Yazar Nüfus Oranı (%) Okur Yazar Kadın / Kadın Nüfusu (%) İlkokullar Okullaşma Oranı (%) Liseler Okullaşma Oranı (%) Sağlık Göstergeleri Bebek Ölüm Oranı (Binde) Onbin Kişiye Düşen Hekim Sayısı Onbin Kişiye Düşen Eczane Sayısı Onbin Kişiye Düşen Hastane Yatak Sayısı 67,67-19,63 87,3 52,19-28,43 80,62 82,35-15,66 98,01 1,8-35,12 36,92 37-6 43 4-8,7 12,7 2-0,94 2,94 9-14,04 23,04 3.2. Doğal ve Tarımsal Kaynaklar İlin doğal kaynaklarının bilinmesi tarımsal ve kırsal kalkınma potansiyellerinin ve kısıtlarının tanımlanması bakımından önemlidir. Doğal kaynaklar yenilenebilir ve yenilenemez kaynaklardan oluşmaktadır. Her ikisi de sürdürülebilir biçimde kullanılmalı, tarım dışı kullanımlara uygunluğu ve kayıplarıyla ilgili tehlikeler açısından dikkatli olunmalıdır. 3.2.1. Mayınlı Araziler Türkiye ile Suriye sınırında tarım dışı amaçlarla kullanılan 306.000 da ülkemiz arazisi bulunduğu güncel haberlerden anlaşılmaktadır. 1952 yılında güvenliği sağlamak ve kaçakçılığı önlemek için mayınlanmış alan; düz ve büyük ölçüde birinci sınıf tarım arazilerinden oluşmaktadır. Söz konusu alan, uzun yıllardır tarımsal amaçlı kullanılmadığı için kimyasal ilaç ve gübre kalıntısı içermemektedir. Bu nedenle üretim biçiminin konvansiyonel tarımdan organik tarıma dönüştürmek için beklenmesi gereken geçiş süreleri ni ortadan kaldırmaktadır. Bu bağlamda bölge, yüksek katma değerli ve doğayla dost organik tarımsal üretim için son derecede uygun bir görünüm sergilemektedir. Son zamanlarda Suriye ile sağlanan olumlu ilişkiler neticesinde, bu sınırdaki arazilerimizin mayınlardan temizlenmesi çalışmaları hız kazanmıştır. Suriye sınırındaki arazilerin mayınlardan temizlenerek tarıma açılması projesi uygulamaya konulmuştur. Milli Emlak Genel Müdürlüğü, mayınlı arazilerin temizlenerek ekonomiye kazandırılmasına yönelik ön hazırlıklarını tamamlamıştır.

73 Mayınlı arazilerin tarıma açılması projesinde; hazineye ait arazilerin özel sektöre, mayınların temizlenmesi karşılığında verileceği edinilen bilgiler arasındadır. Mayınlı arazilerin temizletilmesi İhale usulü ile yapılacaktır. İhaleyi kazanacak firmanın burada organik tarım yapması amaçlanmaktadır. İhalede en kısa sürede araziyi mayınlardan temizleyen firma, temizleme faaliyeti karşılığında organik tarım yapma hakkı kazanacağı edinilen bilgiler arasındadır. Tablo : 22 Şanlıurfa ili mayınlı arazi varlığı Şanlıurfa Suruç Akçakale Birecik Ceylanpınar Toplam Alan (ha) 1.032,60 5.042,10 730,7 728,1 7.533,50 Kaynak: Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü,2005 Şanlıurfa ile Suriye arasında takriben 223 km uzunlunda 7.533,5 ha mayınlı alan bulunmaktadır. İlimizdeki mayınlı arazinin çoğu Akçakale İlçesinde bulunmaktadır. Suruç ise mayınlı saha bakımından ikinci sıradadır. Uygulamaya konulan proje ile sınır boyunca 25 metrelik güvenlik bölümü kalacak, bunun dışında kalan alanlar mayından temizlenecektir. Mayınlardan temizlenecek alan 6.211 ha olup buna yönelik çalışma ihale aşamasındadır. 3.2.2.Doğal Enerji Kaynakları I-Jeotermal Enerji Kaynakları: Şanlıurfa İl Merkezine 45 km uzaklıkta bulunan Karaali Köyünde yer alan termal su kaynağı sulama suyu temin etmek için 1993 yılında açılan sondaj kuyusundan sıcak suyun yüzeye çıkmasıyla keşfedilmiştir. Karaali termal sahasına ulaşım kalitesi çok iyi olmayan asfalt yolla sağlanmaktadır. Karaali jeotermal alanı, Şanlıurfa nın güney ve güney doğusunda, kuzey-güney doğrultusunda uzanan, doğu ve batıda küçük atımlı basamak faylarla sınırlanan, 30 km eninde, 60 km boyundaki Akçakale Grabeni içerisinde yer almakta olup 3 km eninde, yaklaşık 30 km boyunda bir alanı kaplamaktadır. Harran Ovası nın doğusunda, kuzey güney doğrultusunda uzanan, geniş alanları kaplayan Karaali Jeotermal alanı, Güneydoğuda Miyosen ve sonrasında oluşan, şiddetli tektonizmin son ürünlerinden birisidir. Arap plakası ile Anadolu karasının çarpışmasında bölgenin kuzeyindeki şariyaj ve bindirme kuşaklarını oluşturan komrensif tektonik hareketlerin bir sonucu olarak, bölgenin güneyinde ekstensif tektonizma gelişmiş, birden fazla graben oluşumuna neden olmuştur (Suruç ve Akçakale grabeni). Tektonik olaylar neticesinde doğru atımlı faylar oluşmuş daha sonra genleşme tektoniği ile oluşan küçük atımlı faylar derinlerden kondüksiyon ve konveksiyon yoluyla yukarı doğru, üst Mantodan ısı transfer ederek jeotermal sistemin oluşumunu sağlamıştır. Bu yolla meteorit sular

74 ısınarak jeotermal akışkanları meydana getirmiştir. Karaali Köyü nün doğusundaki sondajlarda sıcak suya, batısında ise soğuk suya rastlanmaktadır. Bu da sıcak suyun Karaali Köyü doğusunda yoğunlaştığını göstermektedir. Karaali Tektek dağları arasında iki fayla sınırlanan alan sıcak su alanıdır. Sahada üst seviyelerde gözlenen kırmızı ve pembe renkli kiltaşı ile gri, sarımsı ve beyazımsı renkli, kiltaşı elemanlı kumtaşı ve çakıltaşı ardalanmasından oluşan pliyosen yaşlı çökeller soğuk su içermektedir. İnceleme alanının doğusunda gözlenen üst eosen alt miyosen yaşlı sarımsı, yer yer pembemsi renkli, orta kalın katmanlı kireçtaşları pliyosen yaşlı çökelleri altında yer almaktadır. II-HES Tablo 23 Şanlıurfa İli Hidro Elektrik Üretimi Sıra No Proje Adı Bitiş Yılı Akarsu Yeri İli Baraj Tipi Temelden Yükseklik(M) Depolama Hacmi(10 6 M3) Kurulu Güç(Mw) Yıllık Ort.Enerji(Gwh) 18 Atatürk 1993 Fırat Ş.Urfa Kaya Dolgu 169 48700 2400 8.900 22 Birecik 2000 Fırat Ş.Urfa B. Ağ.+K. Dol. 62,5 1220 672 2.518 Şanlıurfa Hidroelektrik Santralı 50 124 Toplam 3.311 12.194 Kaynak: www.eie.gov.tr/turkce/hesproje/hesproje10_istik.html Şanlıurfa ilinde Fırat Nehri üzerinde kurulu Hidroelektrik santrallerinden yılda ortalama 12.194 GWh enerji üretilmektedir. III-GÜNEŞ Ülkemiz, coğrafi konumu nedeniyle sahip olduğu güneş enerjisi potansiyeli açısından birçok ülkeye göre şanslı durumdadır. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünde (DMİ) mevcut bulunan 1966-1982 yıllarında ölçülen güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti verilerinden yararlanarak EİE tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye'nin ortalama yıllık toplam güneşlenme süresi 2640 saat (günlük toplam 7,2 saat), ortalama toplam ışınım şiddeti 1311 kwh/m²-yıl (günlük toplam 3,6 kwh/m²) olduğu tespit edilmiştir. Aylara göre Türkiye güneş enerji potansiyeli ve güneşlenme süresi değerleri ise Tablo-24'de verilmiştir. Tablo 24 Türkiye'nin Aylık Ortalama Güneş Enerjisi Potansiyeli Aylık Toplam Güneş Enerjisi Aylar (Kcal/Cm 2 -Ay) (Kwh/M -Ay) Güneşlenme Süresi (Saat/Ay) Ocak 4,45 51,75 103,0 Şubat 5,44 63,27 115,0 Mart 8,31 96,65 165,0 Nisan 10,51 122,23 197,0 Mayıs 13,23 153,86 273,0 Haziran 14,51 168,75 325,0 Temmuz 15,08 175,38 365,0 Ağustos 13,62 158,40 343,0 Eylül 10,60 123,28 280,0 Ekim 7,73 89,90 214,0 Kasım 5,23 60,82 157,0 Aralık 4,03 46,87 103,0 Toplam 112,74 1311 2640 Ortalama 308,0 Cal/Cm 2 -Gün 2 3,6 Kwh/M -Gün 7,2 Saat/Gün Kaynak: EİE Genel Müdürlüğü

75 Türkiye'nin en fazla güneş enerjisi alan bölgesi Güney Doğu Anadolu Bölgesi olup, bunu Akdeniz Bölgesi izlemektedir. Güneş enerjisi potansiyeli ve güneşlenme süresi değerlerinin bölgelere göre dağılımı da Tablo-26' de verilmiştir. Tablo: 25 Şanlıurfa Aylık Güneş enerjisi potansiyeli Meteorolojik Elemanlar Günlük ort.güneşlenme Süresi(Saat;dak Günlük Ort.Güneşlenme Şiddeti(Cal/cm 2.dak) Rasat (Yıl) I II III IV A Y L A R V VI VII VII IX X XI XII Yıllık 29 04:03 05:09 06:19 07:46 09:59 12:10 12:18 11:33 10:08 07:49 05:47 03:55 08:05 29 159.58 229.05 325.29 414.40 502.61 573.01 555.57 507.34 422.69 306.42 203.55 142.35 361.82 Aylık En yüksek Güneşlenme Şiddeti(cal/Cm 2 dak Kaynak: Şanlıurfa Meteoroloji Müdürlüğü, 1929-2001 29 1.07 1.28 1.52 1.66 2.00 1.55 1.44 1.31 1.42 1.25 1.18 0.96 2.00 Tablo-26 Türkiye'nin Yıllık Toplam Güneş Enerjisi Potansiyelinin Bölgelere Göre Dağılımı Bölge Toplam Güneş Enerjisi(Kwh/m 2 -Yıl) Güneşlenme Süresi (Saat/Yıl) G.Doğu Anadolu 1460 2993 Akdeniz 1390 2956 Doğu Anadolu 1365 2664 İç Anadolu 1314 2628 Ege 1304 2738 Marmara 1168 2409 Karadeniz 1120 1971 Kaynak: EİE Genel Müdürlüğü GÜNEŞ ENERJİSİ KULLANIMI Güneş Kolektörleri Türkiye de güneş enerjisinin en yaygın kullanımı sıcak su ısıtma sistemleridir. Halen ülkemizde kurulu olan güneş kolektörü miktarı 2001 yılı için 7,5 milyon m 2 civarındadır. Çoğu Akdeniz ve Ege Bölgelerinde kullanılmakta olan bu sistemlerden yılda yaklaşık 290 bin TEP ısı enerjisi üretilmektedir. Sektörde 100'den fazla üretici firmanın bulunduğu ve 2000 kişinin istihdam edildiği tahmin edilmektedir. Yıllık üretim hacmi 750 bin m² olup bu üretimin bir miktarı da ihraç edilmektedir. Bu haliyle ülkemiz dünyada kayda değer bir güneş kolektörü üreticisi ve kullanıcısı durumundadır. Güneş kolektörlerinin ürettiği ısıl enerjinin birincil enerji tüketimimize katkısı yıllara göre aşağıda yer almaktadır.

76 Tablo: 27 Türkiye yılara göre güneş enerji üretimi Yıl Güneş Enerjisi Üretimi (bin TEP ) 1998 210 1999 236 2000 262 2001 290 Kaynak: EİE Genel Müdürlüğü Şanlıurfa; güneş enerjisi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Şanlıurfa da günlük güneşlenme süresi temmuz ayında 12 saat 18 dakikadır. Günlük güneşlenme şiddeti haziran ayında dakikada cm 2 ye 573.01 cali dir. Aylık en yüksek Güneşlenme şiddeti mayıs ayında dakikada cm 2 ye 2.00 cali dir. IV-RÜZGAR Kalkınmanın temel gereksinimlerinden biri enerji üretimidir. Mevcut enerji üretim ve tüketim sistemleri, yerel, bölgesel ve küresel ölçekte hava, su ve toprak kirlenmesine yol açmaktadır. Kirletici azaltmanın en önemli aracı, yeni ve yenilenebilir enerjileri de içerecek şekilde oluşturulacak, çevreye karşı duyarlı ve sürdürülebilir enerji sistemleridir. 1973 dünya petrol krizi, alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına gösterilen ilginin artmasına sebep olmuştur. Dünya enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan fosil yakıtların kısıtlı kullanım sürelerinin olması, enerjinin elde edilmesi sırasında çevreye yapılan tahribat ve gelecek nesillerin de enerji ihtiyacı dikkate alındığında, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu kaynakların yaygın ve geniş ölçekli kullanımı, teknolojik gelişmelere ve potansiyeli belirleyecek ulusal ve uluslararası bilgi ağının oluşturulmasına bağlıdır. İlk etapta göz önünde bulundurulması gereken alternatif enerji kaynaklarından birisi Rüzgar Enerjisidir. Yatay ya da yataya yakın yönde yer değiştiren bir hava kütlesinin hareketi rüzgar, bu kütlenin iş yapabilme yeteneği de rüzgar enerjisi potansiyeli olarak tanımlanmaktadır. Dünya rüzgar enerji potansiyelinin, 50 kuzey ve güney enlemleri arasındaki alanda 26.000 TWh/yıl olduğu ve ekonomik ve diğer nedenlerden dolayı 9.000 TWh/yıl kapasitenin kullanılabilir olduğu tahmin edilmektedir. Yine yapılan çalışmalara göre, Dünya karasal alanları toplamının (107*106 km2) %27 sinin (3*106 km2) yıllık ortalama 5.1 m/s den daha yüksek rüzgar hızının etkisi altında kaldığı belirtilmektedir. Bu rüzgar enerjisinden yararlanma imkanının olabileceği varsayımıyla 8 MW/km2 üretim kapasitesi ile 240.000 GW kurulu güce sahip olunacağı hesaplanmaktadır. Rüzgar Enerjisi Konusunda Yapılan Çalışmalar Avrupa Rüzgar Atlası tamamlanmasına rağmen, bu çalışmada yer almayan istasyonlar için rüzgar potansiyeli belirleme çalışmaları sürdürülmektedir. Gelişmiş ülkeler dışındaki ülkelerde de

77 rüzgar potansiyeli belirleme çalışmaları yapılmaktadır. Nijerya, Fas, Hindistan, Yunanistan ve Kıbrıs için yapılan çalışmalarında, rüzgar enerjisinden yararlanılabileceği belirtilmektedir. EİE tarafından yapılan çalışmalarda, Rüzgar enerjisi açısından Bandırma, Antakya, Kum köy, Mardin, Sinop, Gökçeada, Çorlu ve Çanakkale zengin bölgeler olarak tespit edilmiştir. Şanlıurfa rüzgar enerjisi yönünden pek zengin olmamakla birlikte III. alt bölgede, Viranşehir-Siverek yönüne doğru 5.5-6.5 şiddetinde rüzgarın bulunduğu Türkiye Rüzgar Atlasından görülmektedir. Harita: 1 Türkiye Rüzgar Haritası Kaynak: www.meteor.gov.tr/ 3.2.3 Madenler: 1-Fosfat (P) : Bozova-Meryemana Tepe sahasında olan yatağa karayolu ve stabilize yollarla ulaşılır. Yatak civarında, Midyat grubu içerisinde yer alan tebeşirli, killi, çört ara bantlı Eosen-oligosen yaşlı Gaziantep Formasyonu yer alır. Madenin tenörü; % 3-5 P 2 O5 olan maden rezervi 1 471 860 ton muhtemel görünüm olup yatak işletilmemektedir. II-Tuğla- Kiremit (TğKi): Sahaya karayoluyla ulaşılabilir. Çalışma sahasında alttan üste doğru Kuvaterner yaşlı bazalt ve alüvyon birimleri bulunur. Tuğla yönünden olumlu sahalar; Harran- Konağa Uzunyol Köyünde 26 600 000 ton, Akçakale- Garpanca Köyünde 7 200 000 ton, Birecik- Surtepe-Tilvez Köyünde 6 400 000 ton olmak üzere toplam 39 200 000 ton görünür sadece tuğla imaline elverişli hammadde rezervi tespit edilmiştir. Hammaddenin kalitesi orta ve iyidir.

78 III-Çimento Hammaddeleri (Çmh): Şanlıurfa Bozova karayoluyla gidilir. Kil, killi kireçtaşı ve kireçtaşlarından oluşmaktadır. Şanlıurfa-Bozova karayolu üzerinde hammadde etüt ve aramaları rezerv ve kalite yönünden olumlu sonuçlanmıştır. Büyük Kargılı Kızım tepede 36 242 000 ton görünür, Kılavuz Tepe Kırmızı 72 187 500 ton görünür, 42 350 000 ton muhtemel olmak üzere kireçtaşı rezervi tespit edilmiştir. Şanlıurfa Çimento Fabrikasında katkı maddesi olarak kullanılabilecek bazaltik pomzalar,etüt sonucunda Şanlıurfa-Siverek sahasında 67 250 000 ton görünür rezerv saptanmıştır. Bazaltik pomzalar Çimento sanayisinde portland çimentosu üretiminde, inşaat sektöründe, biriket yapımında kullanılabilir. Şanlıurfa ve civarında toplam olarak, 800 000 000 ton kireçtaşı, 64 000 000 ton muhtemel killi kireçtaşı bulunmaktadır. IV-Petrol : İlde az da olsa petrol üretimi yapılmaktadır. İlin II. alt bölgesinde 1 sahada 4 adet, III. alt bölgesinde 3 sahada 7 adet olmak üzere toplam 11 kuyudan petrol çıkarılmaktadır. Sahalardan yalan koz Perenko Şirketi ile ortak bir saha olup TPAO nun ortaklık payı % 50 dir. İlde alt bölgeler itibariyle petrol üretimi tabloda görülmektedir. Tablo 28 Şanlıurfa Petrol Üretimi(varil) Merkez Akçakale Ceylanpınar Harran I.Alt Bölge Birecik Bozova Halfeti Suruç II.alt Bölge Hilvan Siverek Viranşehir III.Alt Bölge Şanlıurfa Saha Adı 0 0 0 0 0 I 0 0 0 II III IV 0 Kuyu sayısı 0 0 0 0 0 0 4 0 0 4 0 4 2 1 0 7 11 Günlük Petrol Üretimi (Varil) 0 0 0 0 0 0 278 0 0 278 0 195 61 110 0 366 644 2005 Yılı Muhtemel Üretim (varil) Kaynak: Türkiye Petrolleri A.O. Adıyaman Bölge Müdürlüğü -2005 I- Bozova, II- Doğu Beşikli, III- Çaylarbaşı, IV- Yalankoz 0 0 0 0 0 0 95.000 0 0 95.000 0 70.000 24.000 52.000 0 146.000 241.000 V-Biyodizel : Enerji kaynaklarının sınırlı rezervi, çevreye olumsuz etkisi, 1970 li yıllardaki petrol krizi, yeni ve yenilenebilir enerji kaynakların araştırılmasına ve mevcut kullanılan sistemlerde enerji tasarrufuna yönelik çalışmalara önem kazandırmıştır. Bu sebeple Jeotermal enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, biyokütlesel enerji, hidrojen enerjisi ve sanayi tesislerindeki atık enerji gibi ucuz ve ek bir kirlilik yaratmayan enerjilerin kullanım yönünde araştırmalar hızlanmıştır. Bu araştırmada, filtre edilmiş ham pamuk yağı ile dizel yakıtı 4 zamanlı, tek silindirli, direkt enjeksiyonlu bir dizel motorunda yakıt olarak kullanılarak motor performansı ve egzoz emisyonları dizel yakıtı ile

79 karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Deney sonuçları, motor performansı, egzoz emisyonları ve pamuk yağının fiziksel ve kimyasal özelliklerinin dizel yakıtına çok yakın olması nedeniyle alternatif yakıt olarak dizel motorlarında kullanılabileceğini göstermiştir. İl merkezinde biyodizel üretiminde ham veya kullanılmış bitkisel, hayvansal yağlar ve bunların türevlerini kullanarak üretim yapan iki adet üretme istasyonu bulunmaktadır. 3.2.4. Su Kaynakları Bölgemiz, su ve toprak potansiyeli olarak Türkiye geneline göre özellikle toprak kaynakları bakımından oldukça zengin sayılabilecek bir yöreyi temsil etmektedir. Önemli su kaynaklarımızdan başlıcaları Fırat havzasının tamamını temsil eden Fırat Nehri'nin mansap bölümü Suriye topraklarına katılmakta olup sınır aşan sularımızdandır. Çam Çayı, Hacıhıdır Deresi, Habur Çayı, Hamdun Çayı zikredilebilir. Tablo: 29 Şanlıurfa İli Toplam Su Potansiyeli SU POTANSİYELİ DSİ Yerüstü Suyu Hm 3 /Yıl 30.801 Yer Altı Suyu Hm 3 /Yıl 1735 Toplam Su Potansiyeli Hm 3 /yıl 32.536 Kaynak: DSİ 3.2.4.1.Akarsular Şanlıurfa yazları çok kurak ve sıcak, kışları bol yağışlı ve nispeten ılıman geçmektedir. Şanlıurfa matematiksel konum itibariyle Ekvatora daha yakındır. Deniz etkisinden uzak bir bölgede bulunmaktadır. Yüzey şekillerinin de engebesiz olmasıyla kışın yağışı bol ancak yaz sıcaklarında su kaynakları fazla değildir. Özellikle Siverek ve Viranşehir ilçe hudutları içerisinde sulama göleti potansiyeli oldukça fazladır. Bu ilçelerden Siverek te Hacıhıdır Çayı, Çam Çayı, Esmer Çayı, Hamdun Çayı, Beşkardeş Çayı, Çak Çayı; Viranşehir de Curcup Deresi, Sesik Deresi, Şavelat Deresi bulunmaktadır. Merkez ilçede; Culap Suyu: Şanlıurfa Kabahaydar bucağı Edene köyü ile Diphisar köyünden çıkar. Önce güneye doğru akar sonrada iki kaynak birleşir ve Culap Suyu adını alır. Uzunluğu yaklaşık 60 km dir.. Şanlıurfa'da diğer akarsular şunlardır. Direkli suyu, Karakoyun Deresi, Süleyman Pınarı, Yukarı Koymat Suyu, Gülpınar, Anzeli Pınar, Bamya Suyu, Kerhiz Suyu, Cavsak Suyu, Germuş Suyu, Çamurlu Suyu, Bel İh Suyu, Karaköprü Suyu, Tülmen Suyu, Cülmen Suyu, Kırkpınar gibi. Şimdi birçoğu kurumuş veya çekilmiştir.

80 Fırat Nehri: Siverek ilçesi, Dağbaşı Bucağı yakınındaki Maktalan civarında ilimiz topraklarına giren Fırat Nehri Adıyaman ve Gaziantep sınırını belirledikten sonra Suriye topraklarına girer. Fırat Nehri'nin, yurdumuz ve ilimiz için büyük bir önemi vardır. Çünkü bu nehir üzerine bir çok baraj inşa edilmiştir. Atatürk, Karakaya ve Birecik Barajı tamamlanmıştır. Ayrıca Fırat'ın suyu inşa edilen 2 adet Urfa tüneli de Harran Ovası ve çevresine yıllardan beri suya hasret topraklara suyu ulaştırmıştır. Fırat Nehri üzerinde ulaşım, 1956 yılında inşa edilen 750 m uzunluğunda 10 m genişliğinde bir köprü ile sağlanmıştır. Yine Atatürk Barajı nda yeni inşa edilen köprü ile Şanlıurfa Adıyaman arasında kara ulaşımı yapılmaktadır. Tablo. 30 Şanlıurfa ili Su Kaynakları ve Potansiyeli SU KAYNAKLARI Miktarı hm3/yıl Yerüstü Su Kaynakları 0 Fırat 30685 Hacıhıdır Çayı 20,8 Hacıkamil çayı 95,2 Yer Altı Su Kaynakları 0 Ceylanpınar-Viranşehir 1287 Harran 250 Diğer 198 Toplam 32536 Kaynak: D.S.İ XV. Bölge Müdürlüğü 3.2.4.2 Baraj ve Göller Atatürk Baraj Gölü: Atatürk Barajı inşa edildikten sonra barajın arkasında önemli bir göl oluşmuştur. Alanı yaklaşık 81.700 ha dır. Bu alanı itibariyle Türkiye'nin en büyük baraj gölüdür. Bu göle balıkçılık faaliyetleri için çeşitli balık türleri yumurtaları ve yavruları atılmıştır. Gelecekte Türkiye'nin ve bölgenin önemli bir balıkçılık merkezi olması planlanmıştır. Atatürk Baraj Gölü oluşurken 34 köy, 85 mezra, 1 ilçe olmak üzere toplam 120 yerleşim merkezi su altında kalmıştır. Adıyaman Şanlıurfa arasında ulaşım barajdan sonra inşa edilen köprüden karayolu ile yapılmaktadır. Halil-ür Rahman Gölü: Şehrin içinde bulunan bu göl 450 m 2 alanı kaplamaktadır, içinde efsanelere konu olmuş olan balıklar bulunduğu gölün derinliği 1.7 m civarındadır. Ayn-ı zeliha Gölü: Halil-ür Rahman Gölü'nün hemen yanında yer alan ve 150 m 2 alanı bulunan bir göldür. Halil-ür Rahman gölünde bulunan balıklar halk tarafından kutsal sayılmaktadır. Halil-ür Rahman ve Ayn-ı zeliha gölüne Gölbaşı veya Balıklı göl adı da verilmektedir.

81 Hacıhıdır Baraj gölü: Hacıhıdır Çayı üzerinde, sulama amaçlı kurulan baraj sonucu oluşmuştur. Bunların dışında sulama amaçlı oluşturulan yapay göletlerden faal halde olanlar; Siverek derbi, Siverek payamlı I, Siverek payamlı II, Siverek yeleken, Viranşehir sulutepe, Viranşehir yenice-yayık, Viranşehir pesor göletleridir. Tablo:31 Şanlıurfa daki yapay göletler ve bunların bazı özellikleri Göl Adı Yüzey Alanı(ha) Hacmi(hm 3 ) Yıllık ortalama Su Potansiyeli (hm3) Sulama Sahası(ha) 2-Baraj Gölleri - - - - Atatürk Baraj gölü 81.700 48.700 26.654.000 750.213 HacıHıdır Baraj Gölü 440 62,60 254,3 2.080 Birecik Baraj Gölü 5.625 1.220,20-92.700 3-Yapay Göletler - Siverek Derbi 290 8 15,13 640 Siverek payamlı I 230 18,7 55,1 1.919 Siverek Payamlı II 28 1,2 46,02 105 Siverek yeleken 197 14 46,06 1.080 Viranşehir Sulutepe 100 4,75 24,6 360 Viranşehir Yenice-Yayık 448 22,4 43,3 1.995 Siverek Faydalı Gürakar - - - Siverek Atlıca - - - Planlamada Siverek Tanrıverdi - - - Planlamada Siverek Ericek - - - Projede Viranşehir Kıran - - - Planlamada Viranşehir Otlupınarlar - - - Planlamada Viranşehir Küllükpınar - - - Yapım aşaması Viranşehir Işıklı - - - Planlamada Siverek Şehicetepe - - - Yapım aşaması Viranşehir Pesor - 3,6 6,1 Kaynak: DSİ ve Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü, Şanlıurfa Sulama amacıyla proje aşamasında olan gölet ile birlikte yapım aşamasında ve planlama aşamasında olan bazı göletlerin de olduğu tablo 31 den görülmektedir. 3.2.5 Çayır Mer a Alanları Güneydoğu Anadolu Bölgesi iklimi, Doğu Anadolu ve Akdeniz Bölgeleriyle güneydeki kurak tropikal bölgenin etkisi altında oluşan bir özelliğe sahiptir. Zaman zaman bu bölgelerden birisinin iklim olayları Güneydoğu Anadolu Bölgesi üzerinde daha fazla etkili olabilmektedir. Kış mevsimi nemli, soğuk ve yağışlı geçer. Hazirandan itibaren ise güneydeki çöl koşulları bölgede egemen olmaya başlar ve kuraklık en üst düzeye çıkar. Ortalama yağış genelde 450-500 mm kadardır. Kurak devre genellikle Haziran-Eylül ayları arasında 4-5 ay sürer. Buharlaşma çok fazladır. Kurak devrenin başlamasından sonra otlar sararıp kurur. Bu devrede Yeşil otlara ancak su kenarlarında ve sulak alanlarda rastlanılabilir. Çayır; genellikle düz ve taban suyu yakın olan alanlarda oluşmuş, gür gelişen, sık ve uzun boylu bitkilerden meydana gelen bir bitki örtüsüne sahip olan ve genellikle biçilerek yararlanılan alanlardır. Mer a oldukça eğimli, engebeli ve taban suyu derinde olan kıraç arazilerde oluşmuş, seyrek

82 ve kısa boylu bitkilerden meydana gelen bir bitki örtüsüne sahip olan, toprak işlemeli tarıma elverişli olmayan ve genellikle hayvan otlatılarak yararlanılan kaba yem alanlarıdır. Teknolojinin ilerlemesi ile geçmişte yöreye özgü olan ihtiyaçlar, yerini bütün insanların ihtiyaç duyduğu gereksinmelere bırakmıştır. Dünyayı izleyen bütün insanlar, gördükleri mal ve hizmetlerin eksikliğini duymakta haksız sayılmazlar. Bu ihtiyaçları tatmin etmek amacıyla eskiden geçim kaynağı hayvancılık olan çiftçiler, daha fazla hayvan ile para kazanma yolunu seçebilir. Böyle olunca işgalden dolayı daralan mer a alanı üzerinde yoğun hayvan bakısı oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetinin cazibesini yitirmesiyle yukarıda belirtilen ihtiyaçların başka tarımsal faaliyetlerle giderilmesi için mera alanları tarla, bahçe, dinlenme tesisi ve yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır. Şanlıurfa da da yüzey şekillerinin düzgün olması, meraların amaç dışı kullanımında etkili olmuştur. Şanlıurfa tabii bitki örtüsü bakımından oldukça fakirdir. Çünkü yaz sıcaklığı ve kuraklığı, tabii bitki örtüsünün gelişimini engellemektedir. Tabii bitki örtüsü genellikle steptir. İlkbahar yağışlarıyla yeşeren seyrek ot toplulukları yazın şiddetli kuraklık ve sıcaklardan sararır ve yok olurlar. Bunlar papatya, gelincik, çiğdem, kekik, devedikeni, yaban buğdayı, sarı çiçek vb. bitkilerdir. İklime ilave olarak; mevcut mera alanlarının kapasitesi üzerinde hayvan sayısı ile otlatılması da mera dejenerasyonunu hızlandırmıştır. Bilindiği gibi bitkiler güneşten enerji alabilmek için yaprak ve gövde gibi yeşil aksama sahip olmak zorundadır. Başlangıçta olmayan bu aksam, depolarındaki yedek besin maddeleri ile oluşur. Yedek besin maddeleri ile oluşan minimum yeşil aksam güneşten enerji almaya başladıktan sonra bitki, besin depolayabilmek için ihtiyaç duyduğu maksimum yeşil aksamı tamamlayacaktır. Yeşil bitki aksamı tamamlandıktan sonra sentezlenen besin maddeleri bir sonraki devre için köklerde depo edilir. Depolama işleminden sonra bitkilerin hayvanlar tarafından otlanması mera ya hiçbir zarar vermez. Yoğun hayvan popülasyonu ile otlanan mera alanlarındaki bitkiler, fizyolojik devresini tamamlamadan yoğun hayan popülasyonu tarafından kısa aralıklarla otlandıkları mera alanlarından önce dejenere olmakta sonradan tamamen yok olmaktadır. Bunun önlenmesi için öncelikle mili servet olan çayır mera alanlarının korumasına yönelik görsel, işitsel yayınlarla kamuoyunda mera bilincinin uyandırılmasına müteakip çayır mer a amenajmanının uygulanması gerekmektedir. Çayır

83 mera amenajmanı için alt yapı sorununun çözülmesi ve amenajman tekniğinde belirtilen bütün koşulların sağlanması önem arz etmektedir. Teknik bir konu olan mera ıslahı önündeki sosyal sorunların çekilmesi gereklidir. Mera alanlarına yönelik tespit, tahdit ıslahı için 4342 sayılı Mera Kanunu 31.07.1998 tarihli 23419 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Mera sorunlarının çözümlenmesi ve neticelendirilmesi ancak tek elden yürütülecek olursa başarıya ulaşılabilir. Mevcut koşullarda meraların tespiti, tahdit edilmesi ve ıslahı beraberinde sosyal sorunları getirmektedir. Teknik elemanların, mera ıslahından çok mesleklerinin dışında başka meslek gruplarının( avukat, polis, iktisat, jandarma, köy muhtarı) işleri ile ilgilenmeleri, buradaki başarıyı oldukça kısıtlamaktadır. mera alanlarının tespitin ve ıslah edilmesi kolay olmamaktadır. Şanlıurfa daki mera alanları ilçeler ve alt bölgeler itibariyle aşağıda görülmektedir. İlde bulunan mera alanının % 23 ü I. alt bölgede, % 19 u II. alt bölgede ve % 58 i ise III. alt bölgede bulunmaktadır. İlçeler itibarıyla en fazla mera alanı Siverek te en az mera alanı ise Suruç ta olduğu görülmektedir. Yapılan hesaplamalar sonucunda Şanlıurfa mera alanının yıllık kuru ot verimi 200 kg/ha dır. Tablo: 32 Şanlıurfa çayır Mer a alanları % 7 9 3 5 23 3 7 8 1 19 8 37 12 58 100 Çayır-Mera 17.000 19.982 5.935 10.828 53.745 Alan (Ha) Merkez Akçakale Ceylanpınar Harran I.Alt Bölge Birecik Bozova Halfeti Suruç II. Alt Böle Hilvan Siverek Viranşehir III.Alt Bölge Şanlıurfa (Toplam) Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Şanlıurfa 2005 8.200 16.780 18.000 1.990 44.970 19.477 86.965 29.200 135.642 234.357 3.2.6. Ormanlık, Fundalık Şanlıurfa nın orman varlığı 17.511 hektardır. Bu alanın % 55.31'ini doğal orman arazisi, % 44.69'unu ise ağaçlandırılmış orman arazisi oluşturmaktadır, İldeki orman alanlarının; % 58.40'ı Siverek. % 20.06'sı Merkez, % 7.98'i Bozova, % 7.58'i Ceylanpınar, % 4.00'ü Akçakale, % 1.40'ı

84 Hilvan, % 0.58'i ise Birecik İlçesinde bulunmaktadır. Alt bölgelere göre; orman alanının % 31 i I. alt bölgede, % 10 u II. alt bölgede ve % 59 u ise III. alt bölgede bulunmaktadır. Orman varlığının III. alt bölgede yoğun olması buradaki su kaynaklarının ve yağış miktarının diğer alt bölgelere farklılık göstermesinden kaynaklanmaktadır. Tablo : 33 Şanlıurfa da İlçelere göre Orman Varlığı Orman ve Fundalık 3.510 691 1.306 0 5.507 320 1.375 0 0 1.695 240 10.069 0 10.309 17.511 % 20 4 7-31 2 8 - - 10 1 58-59 100 Alan (Ha) Merkez Akçakale Ceylanpınar Harran I.Alt Bölge Birecik Bozova Halfeti Suruç II. Alt Böle Hilvan Siverek Viranşehir III.Alt Bölge Şanlıurfa (Toplam) Kaynak: Şanlıurfa İl Orman Müdürlüğü 2005 Şanlıurfa kurak iklimi nedeniyle orman varlığı bakımından zengin değildir. Şanlıurfa da Fırat vadisinde saplı meşe, çitlembik, dardağan, badem, it gülü, kavak, söğüt, alıç, ahlat türü ağaçlar doğal olarak bulunmaktadır. Ağaçlandırma yöntemiyle oluşturulan ormanlarda kızılçam, İran çamı, akasya, aylantus, dişbudak, kara servi, okaliptüs ve Antep fıstığı ilin ağaçları arasındadır. 3.2.7. Flora, Fauna ve Yöreye Özgü Tarımsal Çeşitler Doğal Türler: Flora: Şanlıurfa orman bakımından pek zengin değildir. Doğal olarak yetişen ağaçlar Siverek İlçesinin kuzeyinde, Fırat vadisinde bulunan meşe, melengiç, çınar, sumak, alıç, kavak, dardağan, iğde dir. Ova ve dağlık kesimlerinde yetişen bazı bitkiler şunlardır: Zambakgiller familyasından yabani soğan, Harput soğanı, şark soğanı (sirim, sirmo, Köpek sarımsağı), çiriş otu, dağ sümbülü, basur otu, acı çiğdem, kar çiğdemi, dağ pırasası, acem şah tuğu, sarı yıldız, sümbül-ü rumi, süsen, kar çiçeği, kurtkirişi, agbaldır, kurt soğanı, akyıldız, puşkinya, mezopotamya sümbülü, halep lalesi, Düğünçiçeğigiller familyasından; gelincik, Düğün çiçeği Yılanyastığıgiller familyasından yılandili, Hasırotugiller familyasından; hasır otu, Orkidegiller familyasından; salep, kedi tırnağı, anadolu salebi, çayır salebi, salep sümbülü, Süsengiller familyasından sonbahar çiğdemi, çiğdem, Kıraç süseni, Kılıç otu, kurt kulağı, karacadağ süseni, Bılbızek, Sarı süsen, Meşe nevruzu

85 Turnagagasıgiller familyasından; devetabanı,, Nergizgiller familyasından; Köpek otu, sarıçüğdem, kış nergizi, Karaçiğdem, Papatyagiller familyasından, dağ çöveni, kıvrım vb. bitkiler il florasında bulunmaktadır. Ayrıca kenger, geven, köygöçüren, meyan bitkisi ve bahçecilikte çok sevilen, gösterişli Fritillaria imperialis, endemik bir ot türü olan Cousiania birecikensis ve çayır delicesi gibi bitki türleri de florada yerini almıştır. Resim: 1 Astragalus microcephalus bozkırı (geven) Resim: 2 Fritillaria İmperialis Fauna: Şanlıurfa topraklarında yabani olarak yaşayan kınalı keklik, çil keklik, kum kekliği, bağırtlak, turaç, bıldırcın, serçe, küçük kerkenez, yeşil arıkuşu, çöl koşarı bozkır ötleğeni ve bozkır oygarı gibi kuşlar ile leylek, ördek ve kaz türleri ilkbahar aylarında Şanlıurfa topraklarında bulunan hayvanlardır. Kuğular ise il sınırlarında sürekli yaşayan kuşlardır. İlimiz Birecik ilçesinde nesli tükenmek üzere olan kelaynak kuşları mevcuttur. İlde nesli tükenmek üzere olan hayvanlardan Ceylan Şanlıurfa nın Ceylanpınar İlçesinde koruma altına alınmıştır. Tabiatın vahşi hayvanlarından olan kurt, tilki, çakal,

86 vaşak tespit edilen hayvanlar arasındadır. Kırlarda yılanlar, kara kaplumbağası, Harran kertenkelesi, çekirge, tarla faresi ve tavşan ile Fırat kaplumbağası, ilin faunasında bulunan hayvanlar arasındadır. Kelaynak (Geronticuseremita) Türkiye' de sadece Urfa' nın Birecik ilçesinde koloni halinde yaşamaktadır. Birecik'ten başka Fas ve Cezayir'de yaşayan Kelaynaklar kış aylarında Etiyopya ve Madagaskar'a göç ederler ve Şubat ortasından başlayarak Birecik'e gelirler. Ülkemizde nesli tükenmekte olan yaban hayvanlarının başında Kelaynak kuşları gelmektedir. Bu nedenle ülkemiz faunası için özel bir yeri olan ve kamuoyunca yakından takip edilen Kelaynakların Koruması ve üretilmesi çabaları önem kazanmıştır. 1958-60 yıllarında Kelaynak popülasyonuna en büyük darbe vurulmuştur. Suriye ve Irak' tan yaklaşan çöl çekirgelerine karşı bölge enelinde uçakla yapılan ilaçlamada (DDT) kullanılmıştır. Bir zamanlar büyük topluluk oluşturulmuş, hep birlikte uçup gök yüzüne havalandıklarında "Güneşi örtecek kadar kalabalık" olduklarını insanlara hatırlatan çekirgelerin, bu gün bile mevcut olduğu bilinmektedir. Bazı yabancı kuş gözlemciler 20. yy başlarında bu civarda binden fazla kelaynak yuvası olduğunu kaydetmişlerdir. Bu durumda Kelaynakların o zamanki nüfusunun beş bini aştığı söyleniyor. Kullanılan (DDT) ile ilaçlama neticesinde 700 çiftten fazla Kelaynak ölmüştür. Yıldan yıla sayıları gittikçe azalmıştır. Bunun üzerine 1967 den itibaren 3167 sayılı Kara avcılığı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak Merkez Av Komisyonu kararı ile Kelaynaklar bütün yıl korunan türler arasına alınmıştır. Ancak koruma altına alınmalarına rağmen azalmaları önlenememiştir. Şehir içindeki koloninin yuvalandıkları kayalıkların ön tarafında 3-4 katlı yapıların çoğalması sonucu kolonideki bireyler bu olaydan etkilenmişlerdir. 1978 yılında Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Gn. Müdürlüğünce şehrin 1 km. kuzeyinde seçilen bir yerde kelaynakların voli yerde üretilerek doğadaki popülasyonun takviye edilmesi amacıyla, Kelaynak üretme istasyonu kurulmuştur. Üretme istasyonunda üretilen kelaynaklar markalanarak doğaya salınmış salınan kelaynaklardan bir kısmı göçten dönenlerle eşleşip yavru çıkarmışsa' da en önemli sorun bir kısmının göç etmeyerek Birecik'te kalmaları olmuştur. Bu durum göç etme gibi kuşların olağan davranışlarını göstermemesine hem de kış şartlarında Birecik'te kalan bireylerin zayiatlarına yol açmıştır. Birecik halkı kelaynakları baharın müjdecisi kutsal hayvanlar olarak değerlenmekte ve kelaynakların gelişi nedeniyle festivaller düzenlenmektedir. Ancak bütün çabalar kelaynakların azalmasının ve her yıl göç edenlerden daha az sayıda kuşun Birecik'e dönmesinin önüne geçememiş ve ne yazık ki 1991 yılında Yurdumuza hiç kelaynak gelmemiştir. Bu kuşlar koloniler halinde kaya

87 teraslarına yuvalanan bu kuşlar genellikle 2-4 yumurta yumurtlarlar. Kuluçka süresi 27-28 gündür. Kelaynaklar çekirge, kın kanatlı böcekler, yılan, kertenkele, danaburnu vb. ile beslenir Resim: 3 kelaynak Resim: 4 kelaynak kuşu Tarımsal Çeşitler: Şanlıurfa da kimyon, adaçayı ve rezene gibi iştah açıcı bitkiler bazı işletmelerde organik yöntemlerle deneme amaçlı olarak üretilmeye başlanmıştır. Bu konudaki sektörün gelişmesiyle bu tip bitkilerin yaygınlaşacağı tahmin edilmektedir. Doğal Koruma Alanları: Şanlıurfa coğrafyasında; Birecik -Atatürk Barajı arası, Birecik-Atatürk Baraj gölünün güneydoğusu, Akçakale bozkırı, Urfa Bozkırı, Batı Ceylanpınar, Batı Karacadağ biyolojik çeşitliliğin korunması amacıyla öncelikli korunma alanları olarak kalmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Doğu Ceylanpınar, gen koruma ve yönetin alanı statüsünde koruma altında bulunmaktadır. Harran; 1. derece sit alanı olarak koruma altında olan yerlerdir. Turizm Alanları: Karkamış-Birecik Barajları arası, arkeolojik özellikleri, temel turistik alt yapısı ve bilgilendirme ve buradaki biyolojik çeşitlilik bakımından ziyaretçi merkezi olarak büyük potansiyele sahiptir. Birecik Atatürk barajları arası; Özen gösterildiği takdirde bu bölgenin bazı kısımları kontrollü yaban hayatı deneyimi içerikli tekne gezisi turizmi için kullanılabilir. Burası aynı zamanda kelaynak kuşlarının beslenme alanıdır. Birecik Bozkırı; Bu bölge de önemli kuş topluluklarını barındırmaktadır.

88 Atatürk Baraj Gölünün Güneydoğu ve Kıyı Bozkırı; Barajın Güneydoğu kıyılarındaki sulak yaşam alanları kuzey batı ile kıyaslandığında daha az dik yamaçlıdır. Buradaki bir takım sığ su alanları balıkların yumurtlaması ve kuşların beslenmesi için önemlidir. Fırat kaplumbağasının yoğun olarak bulunduğu bir bölgedir. Burası aynı zamanda 20 çiftten oluşan büyük bir yeşil arıkuşu kolonisine sahiptir. Doğu Ceylanpınar; Toy otist arda ve kılkuyruk bağırtlak için önemli kuş alanı, ceylan ve kayıtlı 482 taksonuyla tür açısından zengin florasıyla, tehlike altındaki doğal yaşam alanları ile Avrupa çapında korunması önemli bitki alanıdır. Harran; büyük arkeolojik önemi ve turizm potansiyeline sahip bir bölgedir. Bu bölge endemik olan Harran kertenkelesinin bulunduğu tek yerdir. 3.3. İnsan Kaynakları Tablo.34 Yapılan İşe göre istihdam edilen nüfus (2000). Sektör ve faaliyet Adı Erkek Kadın Toplam Faaliyet Oranı % İlmi ve teknik elemanlar, Serbest meslek sahipleri ve bunlarla ilgili diğer meslekler 12.230 3.267 15.497 4 Müteşebbis, direktörler ve üst kademe yöneticileri 2.283 52 2.335 1 İdari Personel ve benzeri çalışanlar 13.935 2.005 13.935 3 Ticaret ve satış Personeli 15.115 264 15.379 4 Hizmet işlerinde çalışanlar 15.389 432 15.821 4 Tarım, Hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve Avcılık işlerinde çalışanlar 147.943 165.488 313.431 73 Tarım dışı üretim faaliyetlerinde çalışanlar ve ulaştırma makineları kullananlar 49.727 634 50.361 12 TOPLAM 256.622 172.142 426.759 Kaynak: DİE, 2000 Şanlıurfa da 2000 yılı verilerine göre, istihdam nüfusun büyük bir bölümü tarımda çalışmaktadır. Tarımdan sonra en fazla oran tarım dışı faaliyetlerde çalışan nüfustur. Müteşebbis, direktör ve üst kademe yönetici oranının % 1 olması çok ilginçtir. İşsizlik oranının yüksek olmasında Şanlıurfa daki girişimci ruhunun az olduğu düşünülmektedir. Tablo 35 Şanlıurfa İşgücü Durumu (2000) Şanlıurfa TÜRKİYE Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın 12+yaş 918.685 471.877 446.808 51.724.194 26.040.972 25.683.222 İş Gücü 502.174 320.044 182.130 28.544.359 18.379.819 10.164.540 İstihdam 429.431 257.254 172.177 25.997.141 16.567.405 9.429.736 İşsiz 72.743 62.790 9.953 2.547.218 1.812.414 734.804 Kaynak: DİE, 2000 2000 yılı sayımına göre 12 yaş ve üstündeki toplam iş gücü 918.685 olup bunun 502.174 ü işgücü olarak kabul edilmektedir. İşgücünün 429.431 i istihdamdaki nüfus olup, işsiz iş gücü miktarı

89 72.743 tür. Fiili işgücüne bakıldığında, kadın işgücünün % 94,5 i istihdamda iken, erkek işgücünün % 80, 3 ü istihdamda yer almaktadır. İşgücü olarak kabul edilen nüfusta ise kadınların sayısı erkeklere göre azdır. İşgücü olarak kabul edilen nüfusa göre kadınların istihdamdaki oranı daha yüksektir. Tablo: 36 Şanlıurfa İli İktisadi Faaliyet Kollarına Göre İstihdam Edilen Nüfus (2000). İstihdam Kolu Toplam Erkek Kadın Tarım (Ziraat, avcılık,ormancılık ve balıkçılık) 312613 147.211 165.402 İnşaat 12.481 12.369 112 Hizmet (Toplum Hizmetleri, Sosyal ve Kişisel Hizmetler) 54.548 49.739 5109 Madencilik ve Taş Ocakçılığı 98 97 1 İmalat Sanayi 13.935 13.367 568 Elektrik, Gaz ve Su 860 844 16 Toptan ve Perakende Ticaret Lokanta ve Oteller 22.517 22.077 440 Ulaştırma, Haberleşme ve Depolama 7.476 7.355 121 Mali Kurumlar,Sigorta Taşınmaz Mallara Ait İşler ve Kurumları,Yardımcı İş Hizmetleri 4.005 3.628 377 İyi Tanımlanmamış Faaliyetler 898 867 31 Toplam 429.431 257.554 172.177 Kaynak: DİE, 2000 3.4. Fiziki Sermaye Kaynakları Fiziki sermaye kaynakları kapsamında olan tarımsal alet ve makine varlığı bakımından Şanlıurfa da fide dikim makinesi, tarımsal mücadele uçağının bulunmadığı tablo 37 dan görülmektedir. III. alt bölgede, Karaca dağ eteklerindeki topraklar taşlarla kaplı olduğundan; ildeki Taş toplama makinesi, toprak tesviye makinesi ve set yapma makinesi bu bölgede özellikle Siverek te yoğunluktadır. Ürün kurutma makinesi, pamuk toplama makinesi ve mısır silaj makinesi ise daha çok I. alt bölgede yoğundur. I. alt bölgede arazi parselleri genellikle büyük ve arazi düzdür. Sabit süt sağım makinelerinin III. alt bölgede bulunmaması, daha çok seyyar süt sağım makinelerinin bulunması, hayvanların düşük süt verimli olması ve merada otlayan küçükbaş hayvan varlığının yoğunluğu ile açıklanabilir. Sabit süt sağım makineleri daha çok II. alt bölgede bulunmaktadır. Bu bölgeyi I. alt bölge takip etmektedir. Tablo: 37 Şanlıurfa İli Bazı Tarım Alet ve Makine Varlığı (2004). MERKEZ AKÇAKALE CEYLANPINAR HARRAN TRC21 I ALT BÖLGE BİRECİK Tekakslı Traktörler 0 0 0 0 0 0 0 2 0 2 0 0 0 0 2 İki Akslı Traktörler 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 <10 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Kas.24 0 0 0 0 0 0 0 2 2 0 2 25-34 0 0 0 185 185 0 0 1 0 1 0 0 0 0 186 35-50 1395 45 0 200 1640 0 95 105 130 330 90 300 0 390 2360 BOZOVA HALFETİ SURUÇ TRC21II ALT BÖLGE HİLVAN SİVEREK VİRANŞEHİR TRC21 III ALT BÖLGE TRC21 ŞANLIURFA

90 51-70 1240 878 784 205 3107 1270 350 70 225 1915 490 1000 1718 3208 8230 >70 365 13 53 5 436 0 495 200 270 965 0 280 400 680 2081 Biçerdöver 7 15 73 0 95 0 0 1 0 1 10 20 5 35 131 Karasaban 600 0 45 0 645 90 1450 600 0 2140 16 900 350 1266 4051 Hayvan Pulluğu 255 210 4 0 469 0 250 500 0 750 0 890 0 890 2109 Ark Pulluğu 497 185 8 300 990 0 6 6 400 412 15 300 518 833 2235 Diskli Pulluk 490 11 8 100 609 0 15 20 180 215 296 660 180 1136 1960 Diskli Anız Pulluğu 185 0 0 50 235 0 0 4 0 4 0 280 585 865 1104 Kulaklı Traktör Pul. 2290 775 668 600 4333 450 910 360 800 2520 300 1360 188 1848 8701 Kulaklı Anız Pul. 25 27 0 600 652 0 0 0 25 25 0 50 150 200 877 Diskli Tırmık 70 7 540 100 717 0 0 0 25 25 35 90 305 430 1172 Taş Toplama Mak. 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 180 0 180 180 Toprak Tesviye mak. 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 500 100 600 600 Set Yapma Makinası 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 100 0 100 100 Kim.Gübre Dağ. Mk. 890 150 221 300 1561 150 250 25 300 725 325 700 1500 2525 4811 Fide Dikim Makinesi 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Sap Döver har. Mak. 60 0 53 190 303 50 0 57 35 142 445 500 75 1020 1465 Pamuk Top. Mak. 1 0 1 0 2 0 0 0 0 0 0 0 0 0 2 Ürün Kurutma mak. 5 0 1 0 6 0 0 0 0 0 1 0 0 1 7 Mısır Slaj Mak. 5 0 9 0 14 0 0 0 0 0 0 1 0 1 15 Ot slaj mak. 1 0 5 0 6 0 0 0 0 0 0 0 0 0 6 Mısır Hasat mak. 2 0 0 0 2 0 0 0 0 0 0 1 0 1 3 Yem hazırlama mak. 2 0 1 0 3 0 10 0 0 10 10 0 0 10 23 Sap Parçalama mak. 10 0 8 0 18 0 12 0 0 12 0 160 300 460 490 Sırt pulverizatörü 460 130 240 300 1130 100 145 400 645 56 950 350 1356 3131 Yağmurlama Tesisi 10 0 515 15 540 0 13 2 0 15 2 0 1000 1002 1557 Damlama Sulama T. 5 0 0 0 5 0 20 2 11 33 0 1 10 11 49 Süt.Sağım.Tes.(Sabit) 2 0 2 0 4 0 8 0 0 8 0 0 0 0 12 Seyyar Süt Sağ. Mak. 10 10 0 0 20 55 10 1 0 66 0 0 200 200 286 Trm. Araba(Römork) 2650 845 620 575 4690 850 385 375 890 2500 650 1600 1100 3350 10540 Su Tankeri 940 370 210 400 1920 410 25 210 310 955 260 500 500 1260 4135 Tarım. Müc. Uçağı 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü 3.5. Finans Kaynakları AB Kaynakları DB Kaynakları DPT Kaynakları İl Özel İdareleri Banka Kredileri

91 BÖLÜM 4 - İLİN MEVCUT TARIMSAL DURUMU 4.1. Arazi Dağılımı 4.1.1. Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı Tablo: 38 Şanlıurfa İlinde Arazinin Kullanım Biçimlerine Göre Dağılımı Orman Tarım Alanı Çayır Mer a Fundalık Tarım Dışı Alan Toplam Yüzölçümü İlçeler ve Alt Bölgeler Ha % ha % ha % ha % Ha % Merkez 226.000 60 17.000 4 1.375 0,4 134.725 36 379.100 100 Akçakale 86.188 78 19.982 18 0 0 4.030 4 110.200 100 Ceylanpınar 15.900 8 5.935 3 0 0 177.165 89 199.000 100 Harran 69.272 86 10.828 14 0 0 0 0 80.100 100 TRC21 I alt Bölgesi 397.360 52 53.745 7 1.375 0,2 315.920 41 768.400 100 Birecik 61.045 72 8.200 10 575 0,7 15.380 18 85.200 100 Bozova 99.000 64 16.780 11 847 0,5 38.373 25 155.000 100 Halfeti 38.100 59 18.000 28 0 0 8.500 13 64.600 100 Suruç 69.320 87 1.990 2 0 0 8.590 11 79.900 100 TRC21 II Alt Bölgesi 267.465 70 44.970 12 1422 0,4 70.843 18 384.700 100 Hilvan 101.500 79 19.477 15 0 0 6.823 5 127.800 100 Siverek 223.351 52 86.965 20 9.020 2,1 112.064 26 431.400 100 Viranşehir 113.295 78 29.200 20 0 0 3.605 2 146.100 100 TRC21 III Alt Bölgesi 438.146 62 135.642 19 9020 1,3 122.492 17 705.300 100 TRC21 Şanlıurfa 1.102.971 59 234.357 13 11.817 0,6 509.255 27,4 1.858.400 100 TRC21 / TRC (%) 4 1 0 5 2 TÜRKİYE 26.968.000 34 20.500.000 26 20.703.000 26 10.184.700 13 78.355.700 100 Kaynak: Şanlıurfa Tarım Master Planı, 2003 TRC21 Şanlıurfa İlinde toplam yüzölçümün % 59 unu tarım alanı teşkil etmektedir ve bu oran ülke ortalamasının % 25 oranında üstünde kalmaktadır. Yüzölçümü içindeki tarım alanı incelendiğinde alt bölgeler sıralamasında en fazla tarım alanı % 70 ile TRC21 II de bulunmaktadır. Bunu sırasıyla TRC21 III ve TRC21 I izlemektedir. Çayır mera alanlarına bakıldığında ise, Şanlıurfa yüzey alanının % 13 ü mera alanı iken, bu oran Türkiye genelinde %26 dır. Bu rakamlar Şanlıurfa da ülke geneline göre % 50 oranında mera alanından yoksundur. Alt bölge yüzölçümüne göre en fazla mera alanı III. Alt bölgede bulunmaktadır. Bunu sırayla II ve I. Alt bölgeler izlemektedir. Orman varlığı bakımından Şanlıurfa yüzölçümünün %0,6 lik alanına tekabül eden 11.817 ha alan ile ülkenin orman ve fundalık alanı bakımından fakir ilidir. Var olan orman varlığı da en fazla TRCŞ III. alt bölgede bulunmaktadır.

92 Tarım dışı alanların ülke geneli ile mukayese edildiğinde Türkiye de % 13, Şanlıurfa da ise % 27 oranında tarım dışı arazi olduğunu görmekteyiz. Şanlıurfa da, Türkiye genelinin üzerinde % 14 oranında değerlendirilmeyen arazi bulunmaktadır. Sonuç olarak, Şanlıurfa tarımsal bakımdan önem taşıyan tarım alanı itibariyle Türkiye ortalamasının üstünde, Çayır-mer a alanı ve orman-fundalık bakımından zayıf ve ülke ortalamasının altında görülmektedir. Tarım dışı arazi bakımından ise Ülke ortalamasının üstünde bir değere sahiptir 4.1.2. Toprak Yapısı ve Arazinin Kullanım Kabiliyetlerine Göre Dağılımı Ana madde, iklim, topografya, bitki örtüsü ve zamanın etkisi ile çeşitli büyük toprak grupları oluşmuştur. Büyük toprak gruplarının yanı sıra toprak örtüsünden ve profil gelişmesinden yoksun bazı arazi tipleri de görülmektedir. Toprakların kullanma kabiliyet sınıfları 8 adet olup, toprak verimlilik durumu ve sınıflandırmaları 1. sınıftan VIII sınıfa doğru giderek azalmaktadır. İlk dört sınıf arazi; iyi bir toprak idaresi altında bölgeye adapte olmuş kültür bitkileri ile orman, çayır-mera bitkilerini iyi bir şekilde yetiştirme yeteneğine sahiptir. V., VI ve VII sınıflar adapte olmuş yerli bitkilerin yetişmesine elverişlidir. Bunlardan V. ve VI sınıflarda toprak ve su koruma önlemleri alındığı taktirde bazı özel bitkiler yetiştirilebilir. VII. Sınıf arazilerde çok etkin ve pahalı ıslah çalışmaları ile ürün alınabilirse de, mevcut piyasa şartlarında elde edilecek ürün yatırım harcamalarını karşılayamaz. Şanlıurfa İline ait arazi kullanım kabiliyet sınıfına göre toprak dağılımı tablo 40 ta verilmiştir. Arazi kabiliyet sınıflarına göre dağılımda I-IV sınıf topraklar tarımsal üretimde kullanılan işlemeli tarıma uygun arazileri, V-VIII sınıf işlemeli tarıma uygun olmayan arazileri göstermektedir. Tablo: 39 Alt bölgelerde Toprak Sınıflarına göre Arazi dağılımı (ha ) Toprak sınıfları I II III IV V VI VII VIII Su yüzeyleri Toplam Merkez 93.606 28.030 40.613 38.551-31.706 182.404 445-415.355 Akçakale 54.471 2.228 22.470 3.548-3.947 16.467 - - 103.131 Ceylanpınar 96.457 9.590 29.604 9.898-3.807 31.215 - - 180.571 Harran 40.433 1.731 11.494 8.888-4.560 18.564 - - 85.670 I Alt Bölge 284.967 41.579 104.181 60.885-44.020 248.650 445 784.727 Birecik 10.540 8.707 14.120 5.809-19.783 26.700 1.250 924 87.833 Bozova 26.001 7.959 20.973 19.191-16.976 57.199 2.998 655 151.952 Halfeti 1.251 7.508 10.599 3.851-4.303 27.411 8.041 465 63.429 Suruç 38.751 11.202 6.191 3.412-3.342 10.851 - - 73.749 II Alt Bölge 76.543 35.376 51.883 32.263-44.404 122.161 12.289 2.044 376.963 Hilvan 34.658 29.982 6.224 19.312 81 16.533 22.462 813 496 130.561 Siverek 29.944 103.691 51.172 60.739 184 26.773 111.389 6.468 976 391.336 Viranşehir 74.548 15.277 32.299 21.680-3.081 66.942 4.651-218.478 III Alt Bölge 139.150 148.950 89.695 101.731 265 46.387 200.793 11.932 1.472 740.375 ŞANLIURFA 500.660 225.905 245.759 194.879 265 134.811 571.604 24.666 3.516 1.902.065 Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yayınları, 1995

93 I, III ve VII. sınıf araziler 1 alt bölgede II, IV ve V. Sınıf araziler 3. alt bölgede ve VIII. sınıf araziler de 2. alt bölgede fazladır. VI sınıf araziler ise tüm alt bölgelerde birbirine yakın seviyededir İlçelerde ise I sınıf arazi Ceylanpınar da, II, III, IV ve V. sınıf araziler Siverek te, VII sınıf araziler Merkez İlçede ve VIII. Sınıf araziler ise Halfeti de daha fazladır. Su yüzeyleri I. alt bölgede bulunmaz iken, II. alt bölgede su yüzey alanı en fazladır. Bu bölgeyi III. Alt bölge izlemektedir. (Tablo:39) Tablo : 40 TRCŞ Şanlıurfa İli Kullanım Kabiliyetine ve Toprak Sınıflarına göre Arazi dağılımı (ha) Arazi Yetenek Ordoları İşlemeli tarıma elverişli Toprak sınıfı TRC21 Şanlıurfa İli TRC21 /TR (%) Türkiye TRC21 TRC21 I TRC21 II III I 284.967 76.543 139.150 500.660 10 4.987.705 II 41.579 35.376 148.950 225.905 3,4 6.663.877 III 104.181 51.883 89.695 245.759 3,4 7.193.839 IV 60.885 32.263 101.731 194.879 2,6 7.364.506 Toplam 491.612 196.065 479.526 1.167.203 4,5 26.209.927 İşlemeli tarıma elverişli olmayan V - - 265 265 0,2 125.967 VI 44.020 44.404 46.387 134.811 1,3 10.752.602 VII 248.650 122.161 200.793 572.604 1,6 35.698.154 Tarım dışı arazi VIII 445 88.082 28182 2,7 5.113.050 Toplam 294.115 254.647 298.616 847.378 1,6 51.689.773 Tasnif dışı arazi+su kaynakları 0 0 2.044 1.472 3.516 0,1 4.228.621 Genel Toplam 785.727 450.712 778.142 2.014.581 2,60 77.899.700 Kaynak: Köy Hizmetleri arazi Varlığı Envanterlerinden sentezlenmiştir. Yapılan etütlerde ve alınan örneklerin laboratuarlarda analizleri sonucu tespit edilen toprak özelliklerinin çeşitli yönlerden değerlendirilip derecelendirmeleri yapılmaktadır. Yorumlama olarak adlandırılan bu derecelendirmeler, çok değişik topraklar ve çeşitli kullanma alanı olduğundan yorumlamalarda değişik amaçlarla yapılmaktadır. Bu yorumlamalardan biri olan Arazi Kullanma Kabiliyeti (AKK) sınıflaması, daha çok tarımsal amaçlı bir yorumlama şeklidir. AKK sınıflamasında toprak gruplandırması, kabiliyet birimi, kabiliyet alt sınıfı ve kabiliyet sınıfı olmak üzere üç kategoride yapılmaktadır. Şanlıurfa ili topraklarında kültür bitkilerinin yetiştirilmesini ve tarımsal kullanımı kısıtlayan erozyon, sığlık, taşlılık, kayalık ve drenaj gibi etkinlik dereceleri değişen bazı sorunlar bulunmaktadır. Bu toprakların oranı tarıma elverişli toprakların oranına göre az olup, daha çok çayır mera olarak kullanılmaktadır. Ülke genelindeki toprak ordolarından, işlemeli tarıma elverişli olanların % 4,5 i İşlemeli tarıma elverişli olmayan ve tarım dışı arazilerin % 1,6 sı Şanlıurfa da bulunmaktadır. Tarıma elverişli

94 olmayan toprak oranının az olduğu görülmektedir. Alt bölgeler itibarıyla I. alt bölge en fazla işlemeli tarıma elverişli topraklara sahiptir. Bunu III. alt bölge izlemektedir. 4.2. Sulama Potansiyeli (Tarım Arazilerinin Sulanabilirlik Durumu) İlimiz, su ve toprak potansiyeli olarak Türkiye geneline göre özellikle toprak kaynakları bakımından oldukça zengin sayılabilecek bir yöreyi temsil etmektedir. Şanlıurfa da 1.217.168 hektarlık tarım arazisi potansiyeli içinde DSİ tarafından etüt edilen sulamaya elverişli arazi miktarı 1 011 675 hektar ve bunun da ekonomik olarak sulanabilir miktarı yeraltı sulamaları dahil 834 900 hektar civarındadır. Halen bu miktarın yaklaşık 141.610 hektarlık bölümü DSİ tarafından, 22.331 ha ise KHGM tarafından sulanmaktadır. 52 465 hektarlık bölümü DSİ tarafından yatırım programlarına girmiş olup bunun tamamının ihaleleri yapılmıştır ve inşaatları sürdürülmektedir. Yatırım programlarının tamamlanmasından sora sulanacak alanların tümü tablo 41 de görülmektedir. Tablo: 41 Şanlıurfa da Sulanan ve Sulanabilir Tarım Alanları Tarım Arazisi Sulanabilir Arazi Devlet Sulaması Halk Sulaması Toplam Sulanan Arazi (ha) (ha) (ha) (ha) (ha) Alt Bölgeler KHGM DSİ MERKEZ 192.718 90.000 19.101 34.210 9.351 62.662 AKÇAKALE 88.400 80.000 0 54.000 6.000 60.000 CEYLANPINAR 193.634 27.800 0 20.800 7.000 27.800 HARRAN 43.635 34000 0 25.100 3000 28.100 TRCŞ I.Alt Bölgesi 518.387 231.800 19101 134.110 25.351 178.562 Birecik 63.500 3.875 0 0 3.875 3.875 Bozova 89.439 61.000 0 3.500 500 4.000 Halfeti 38.000 20.000 0 0 200 200 Suruç 63.907 57.516 0 0 11.000 11.000 TRCŞ II Alt Bölgesi 254.846 142.391 0 3.500 15.575 19.075 Hilvan 95.000 20.000 0 2.000 11.000 13.000 Siverek 230.000 35.000 3.000 2.000 30.000 35.000 Viranşehir 118.935 65.000 230 0 64.770 65.000 TRCŞIII Alt Bölgesi 443.935 120.000 3.230 4.000 105.770 113.000 Şanlıurfa İli 1.217.168 494.191 22.331 141.610 146.696 310.637 TRCŞ/TR % 5 6 2 5 15 6 TÜRKİYE 26.968.000 8.500.000 1.100.000 2.800.000 1.000.000 4.900.000 Kaynak: İlçe Tarım Müdürlükleri, Şanlıurfa 2005 Alt Bölgeler itibarıyla en fazla tarım arazi I. alt bölgede bulunmakta olup, bunu III. alt bölge ve II. alt bölge izlemektedir. Sulanabilir arazi bakımından I. alt bölge en fazla araziye sahip olup bunu II. ve III. alt bölge takip etmektedir. Toplam sulanan arazide ise yine I. alt bölge önde olup, bunu III. ve II. alt bölgeler takip etmektedir.

95 4.3. Tarımsal Yapı ve Üretim Sistemi TRC21 Şanlıurfa da tarımsal üretim sistemleri konusu içerisinde tarımsal işletmeler, faaliyet alanlarına, arazi kullanım durumlarına, işletme büyüklüklerine ve arazi tasarruf şekillerine göre incelenmiştir. Tablo: 42 TRC21 Şanlıurfa İlinde Tarımsal Üretim ve Arazi Durumu Arazi Büyüklüğü Toplam Arazi Miktarı (da) Bitkisel ve Hayvansal Üretim Yapan Arazi Miktarı (da) Yalnız Bitkisel Üretim Yapan Arazi Miktarı (da) Yalnız Hayvansal Üretim Yapan Hayvan Sayısı Arazi Miktarı (da) Küçükbaş Büyükbaş (da) İşletme Sayısı İşletme Sayısı İşletme Sayısı İşletme Sayısı Arazisi Olmayan 1341 0 0 0 0 0 1341 0 36387 16196 <5 295 867 22 48 273 818 0 0 0 0 05-9 375 2565 32 161 343 2404 0 0 0 0 10-19 2230 28738 1164 13062 1066 15676 0 0 0 0 20-49 9700 325347 4628 156462 5072 168885 0 0 0 0 50-99 12660 852635 7492 501334 5168 351301 0 0 0 0 100-199 12600 1665838 9196 1207962 3404 457876 0 0 0 0 200-499 9667 2679931 5833 1538747 3834 1141184 0 0 0 0 500-999 2088 1442601 1381 994218 707 448383 0 0 0 0 1000-2499 747 1103427 441 746516 306 356912 0 0 0 0 2500-4999 43 148628 28 107613 15 41015 0 0 0 0 5000< 1 1571100 1 1571100 0 0 0 0 0 0 Toplam 51747 9821677 30218 6837223 20188 2984454 1341 0 36387 16196 Kaynak: Genel Tarım Sayımı, 2001 Şanlıurfa da 20-49 da arazi büyüklüğüne sahip işletmeler toplam işletmelerin yaklaşık %19 unu teşkil etmektedir. İşletmelerin yaklaşık % 49 u 100 dekardan küçük işletmelerdir.yalnızca hayvancılık yapan işletmelerin sayısı toplam işletmelerin % 2,6 sını oluşturmaktadır. Yalnız bitkisel üretim yapan işletmelerin toplam işletme içindeki oranı, % 39 dur.bitkisel ve hayvancılık faaliyetlerini bir arada yürüten işletmeler ise oransal tüm işletmelerin % 58,3 ünü oluşturmaktadır. İşletme büyüklüğü 100 den büyük olan işletmelerin toplam işletme içindeki oranı yaklaşık % 46, 500 ve üzerin arazi varlığına sahip işlemeler ise toplam işletmelerin % 5,5 ini oluşturmaktadır. Tablo : 43 TRC21 Şanlıurfa da Tarımsal Üretim ve Arazi durumu ve Türkiye kıyaslaması Arazi Büyüklüğü Toplam Bitkisel ve Hayvansal Üretim Yapan Yalnız Bitkisel Üretim Yapan Yalnız Hayvansal Üretim Yapan Arazi Miktarı İşletme Sayısı Hayvan Sayısı (da) İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) İşletme Sayısı Arazi Miktarı (da) (da) Küçükbaş Büyükbaş TRC21 51.747 9.821.677 30.218 6.837.223 20.188 2.984.454 1.341-36.387 16.196 TRC21% 1,68 5,33 1,46 5,12 2,17 5,91 1,85-0,13 0,15 TR 3.076.650 184.348.232 2.074.439 133.438.277 929.582 50.477.939 72.629 432.014 27.551.003 11.147.438 Kaynak: Genel tarım sayımı 2001

96 Şanlıurfa daki işletme sayıları ve tasarrufunda arazi miktarının, Türkiye ortalaması ile mukayesesini yaptığımızda, İldeki toplam işletme varlığı ülke genelindeki işletmelerin % 1,68 bitkisel ve hayvansal üretim yapan işletmeler ise ülke genelinde bu gruptaki işletmelerin % 1,46 sını oluşturmaktadır. Şanlıurfa da yalnız bitkisel üretim yapan işletmelerin fazla olduğu tablo 42 den görülmektedir. Tablo : 44 TRC21 Şanlıurfa da İşletme sayıları ve büyüklüklerinin oransal mukayesesi İşletme TRC21 TR Büyüklüğü (da) Ort. İşl. İşletme Ort. İşl. Büyük. İşletme Sayısı % Büyük. (da) Sayısı % (da) 0-50 13.941 27 26 2.013.646 65 20 51-100 12.660 24 67 560.049 18 68 101-200 12.600 24 132 327.363 11 134 201-500 9667 19 277 153.685 5 274 501-501+ 2879 6 1482 21.907 1 955 Toplam 51.747 100 190 3.076.650 100 60 Kaynak: Genel Tarım Sayımı 2001 Şanlıurfa da işletme sayıları ve büyüklüklerinin, ülke genelindeki işletme sayıları ve büyüklükleri ile mukayesesi yapıldığında; Şanlıurfa da toplam işletmelerin % 27 si ortalama 26 da araziye sahip iken; Ülke genelinde bu oran % 65 olup, ortalama 20 da araziye sahiptir. Şanlıurfa daki işletmelerin % 74 ü ortalama olarak 50 da dan daha fazla araziye sahiptir. Genelde Şanlıurfa da işletme büyüklüğü, Ülke ortalamasının üzerindedir. 4.3.1. Örtü Altı (Sera) Alanları Tablo: 45 Yıllar İtibariyle Örtü-Altı Alanların Şanlıurfa ve Türkiye Genelinde Dağılımı (da) (2002) Düzey Cam Sera Alanı Plastik Sera Alanı Yüksek Plastik Tünel Alanı Alçak Plastik Tünel Alanı Toplam Kapalı Alan Merkez 23,6 79,1 0 0,5 103,2 Akçakale 0 0 0 0 0 Ceylanpınar 0 0 25 0 25 Harran 0 0 0 0 0 TRC21I alt Bölgesi 23,6 79,1 25 0,5 128,2 Birecik 0 0 40 0 40 Bozova 0 0 2 0 2 Halfeti 0 4,5 0 0 4,5 Suruç 0 8 0 0 8 TRC21II Alt Bölgesi 0 12,5 42 0 54,5 Hilvan 0 2,04 0 0 2,04 Siverek 0 0,24 0 0 0,24 Viranşehir 0 3,48 0 0 3,48 TRC21II( Alt Bölgesi 0 5,76 0 0 5,76 TRCŞ ŞANLIURFA 23,6 97,36 67 0,5 188,46 TRC/TR% 0,03 0,05 0,11 0,00 0,04 TÜRKİYE 71.604 178.763 62.179 184.113 496.659 Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü

97 Jeotermal enerji açısından yaygın ve zengin kaynaklara sahip olan ilimiz için yeni bir sektör olan jeotermal enerjiye dayalı seracılık faaliyetleri ile diğer bölgelere de örnek olması açısından ciddi bir etüt çalışması sonucunda başlamış ve büyük ilgi görmüştür. Bölgede ilk etapta 1996 yılında 9,5 dekarlık, tek çatı altında jeotermal bölgelerin en büyük serası özelliğinde olan bir cam sera kurulmuştur. Toplam 12 dekarlık cam seraya sahip modern bir işletme haline getirilerek ilk sezon işletmesi İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmiş ve önemli bir başarıya imza atılmıştır. Elde edilen bu başarı bölge halkının ve yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiş, jeotermal gibi ucuz ve temiz bir enerjiden faydalanabilmek için yatırım taleplerinde bulunmuşlardır. Ülkemize ve bölgemize modern teknolojileri kazandırmak amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde Fransız Richel Firması ve Fransa Tarım Bakanlığının işbirliği ile 10 dekarlık bir plastik sera kurulmuş montaj tamamlanmadan gelen yoğun istek üzerine 64 dekarlık saha aynı teknolojide sera yapılmak koşulu ile kiraya verilmiştir. Seracılık faaliyetlerinin Şanlıurfalı yatırımcılar tarafından yoğun ilgi görmesi üzerine jeotermal saha içerisinde, mülkiyeti Özel İdareye ait olan 20 dekarlık bir alan sera yapılmak üzere ihaleye açılmış ve Şanlıurfalı iki yatırımcıya verilmiştir. 20 dekarlık alan üzerine 8.5 dekarlık cam sera ve 8.5 dekarlık plastik sera yapılarak faaliyete geçmiştir. Mülkiyeti Özel İdareye ait, Jeotermal bölgede 23.5 dekar cam, 54.5 dekar da plastik sera faal durumdadır. Ayrıca Bölge halkından yatırımcılar tarafından kendi arazileri üzerinde 40 dekarlık plastik seranın inşası tamamlanarak faaliyete geçmiştir. Halihazırda Karaali Jeotermal Bölgesinde 94.5 dekar plastik, 23.5 dekar da cam sera olmak üzere toplam 118 dekar sera faaliyet göstermektedir. Tablo: 46 ilçeler Bazında Örtü-Altı Sebze Ekiliş Alanları ve Üretimleri (2002) Meyvesi Yenen Sebzeler Yaprağı Yenen Sebzeler Baklagil Sebzeleri Toplam Ekiliş Ekiliş Ekiliş Üretim Ekiliş Düzey Alanı(da) Üretim Alanı(da) Üretim Alanı(da) (ton) Alanı(da) Üretim Merkez 88,5 1188,86 0,48 0,96 0 0 88,98 1189,82 Akçakale 0 0 0 0 0 0 0 0 Ceylanpınar 25 100 0 0 0 0 25 100 Harran 0 0 0 0 0 0 0 0

98 TRC21I alt Bölgesi 113,5 1288,86 0,48 0,96 0 0 113,98 1.289,82 Birecik 40 300 0 0 0 0 40 300 Bozova 1 10 0 0 0 0 1 10 Halfeti 4,5 56 0 0 0 0 4,5 56 Suruç 8 78 0 0 0 0 8 78 TRC21II Alt Bölgesi 53,5 444 0 0 0 0 444 Hilvan 2,04 20,2 0 0 0 0 2,04 20,2 Siverek 0,24 2,4 0 0 0 0 0,24 2,4 Viranşehir 3,48 79,6 0 0 0 0 3,48 79,6 TRC21III( Alt Bölgesi 5,76 102,2 0 0 0 0 5,76 102,2 TRC21 Şanlıurfa 172,76 1835,06 0,48 0,96 0 0 173,24 1.836,02 Kaynak: Şanlıurfa Tarım il Müdürlüğü Şanlıurfa da kayda değer örtü altı sebze üretimi bulunmamaktadır. Bu sektörde yapılan üretim, İl içindeki ihtiyaçlara yönelik olarak yaprağı yenen sebzelerdir. Mevcut seralarda az da olsa biber üretimi yapılmaktadır. Şanlıurfa da biber ve yaprağı yenen sebze tüketimi oldukça yüksektir. Ticari amaçlarla ihracata yönelik örtü altı sebze üretimi, bir iki şirket dışında yapılmamaktadır. Jeotermal su kaynaklarının bulunduğu Karaali de; karı önceden tespit edilebilen pahalı yatırımlar yapılmaktadır. Şanlıurfa da kışın örtü altı yetiştiriciliğinde seraların çoğu zaman ısıtılması gerekir. Şanlıurfa da iklim, Akdeniz sahilinde olduğu gibi örtü altı tarımına pek kolay imkan tanımamaktadır. 4.4.Tarımsal Üretim 4.4.1.Bitkisel Üretim İlimizde alt bölgeler bazında III. alt bölge en fazla tarım alanına sahiptir. Bu alt bölgeyi tarım alanı bakımından I. alt bölge takip etmektedir. İşlenen tarla alanına göre ise I. alt bölge ön sıradadır. İşlenen tarla alanında III. alt bölge ikinci sıradadır. Nadas alanında I. alt bölgede özellikle Ceylanpınar İlçesi öncüdür. I. alt bölgeden sonra III. alt bölge de özellikle Siverek te en fazla nadas alanı bulunmaktadır. Sebze bahçeleri alanında ise tüm alt bölgeler birbirine yakın miktarda sebze yetiştirmektedir. İlçeler itibarıyla en fazla sebze v bahçe alanı Merkez İlçede bulunmaktadır. Meyve alanı dikkate alındığında II. alt bölge ilk sıradadır. Bu bölgedeki ilçe topraklarının Fırat nehri ile komşu olması, Suruç ilçesinin ise eskiden beri yer altı su kaynağı ile meyvecilik yaptığı söylenebilir. Tablo.47 TRC21 Şanlıurfa ili Tarım Arazilerinin Dağılımı (ha) Toplam Tarım İşlenen Tarla Alanı İLLER Alanı (1) Ekilen Nadas Sebze Bahçeleri (2) Meyvelikler (3) Merkez 226.000 202.346 0 3.671 15.537 Akçakale 86.188 84.371 0 202 1.615 Ceylanpınar 15.900 14.656 60.000 1.028 216 Harran 69.272 68.794 0 232 250 TRCŞI alt Bölgesi 397.360 370.167 60000 5133 17.618 Birecik 61.045 39.682 300 1.216 20.143 Bozova 99.000 80.812 3,675 3.153 15.035 Halfeti 38.100 20.594 0 28 17.298

99 Suruç 69.320 63.211 400 1.085 5.024 TRCŞII Alt Bölgesi 267.465 204.299 703,675 5.482 57.500 Hilvan 101.500 96.017 5.000 2.000 3.483 Siverek 223.351 21.864 21.300 963 2.523 Viranşehir 113.295 107.937 0 2.666 2.692 TRCŞIII Alt Bölgesi 438.146 225.818 26.300 5.629 8.698 ŞNLIURFA 1.102.971 800.284 87.004 16.244 83.816 TRCŞ % 4 4 2 2 3 TÜRKİYE 26.579.218 18.123.396 5.040.042 831.255 2.584.525 Kaynak: Şanlıurfa tarım İl müdürlüğü (1) Tarıma elverişli olup kullanılmayan araziler dahil değildir. (2) Meyveliklerin içerisine: zeytin alanı, bağ alanı dahildir. (3) Sebze Bahçelerinin içerisine süs bitkileri ile sebzenin ve süs bitkilerinin örtü altı ekiliş alanları dahildir. 4.4.1.1. Tarla Bitkileri Üretimi İnsanların gereksinim duyduğu gıda maddeleri ile hayvan yemleri, endüstri hammaddeleri ve ihracat mallarını geniş ölçüde tarla bitkileri tarımı sağlamaktadır. Tarla bitkileri tarımı ülkemiz tarımının belkemiği, tarım işletmelerinin çekirdeği ve zenginliğimizin kaynağıdır. Ülkemizde tarla bitkileri tarımı oldukça geniş bir biyolojik yapıya sahiptir. Her ülkede bu kadar geniş çeşitlilik gösteren tarla kültürünü bulabilmek mümkün değildir. Tablo:48 Türkiye de, AB ülkelerinde ve Dünyada Tarla Bitkileri Ekilişi (ha) (2000) Tarla Bitkileri Ekilişleri Türkiye TR/AB(%) AB TR/Dünya (%) Dünya Tahıllar 13.884.600 38,2 36.380.320 3,3 419.979.917 Baklagiller 1.700.400 36,2 4.694.587 1,0 166.590.028 Endüstri bitkileri 1.304.000 402,6 323.912 3,0 43.847.402 Yumrulu bitkiler 316.350 21,2 1.495.695 1,3 23.647.907 Toplam 17.205.350 40,1 42.894.514 2,6 654.065.254 Kaynak: DİE Gerek AB ve gerekse Dünya ile karşılaştırıldığında tarla bitkileri ekilişi konusunda Ülkemizin önemli bir yeri olduğu ortaya çıkmaktadır. Özellikle endüstri bitkileri ekilişi alan olarak halen AB üretiminden 4 kat daha fazladır. Bunun yanı sıra, tahıllar ve baklagiller ekiliş alanımız, AB toplam ekiliş alanının 1/3 ü nispetinde, yumrulu bitkilerde ise 1/5 i nispetindedir. Toplamda AB üretiminin % 40 ı düzeyinde olan tarla bitkileri ekiliş alanımız dünya üretiminin % 2,6 sını teşkil etmektedir. Tablo: 49 Türkiye, AB ve Dünya Tarla Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (2000) Üretim Miktarları Türkiye TR/AB(%) AB TR/Dünya(%) Dünya Tahıllar 31.874.000 15,4 206.816.422 2,4 1.348.232.685 Baklagiller 21.942.339 18,1 121.027.242 4,2 518.691.733 Endüstri Bitkileri 1.168.000 242,0 482.577 3,4 33.983.209 Yumrulu Bitkiler 7.651.000 14,1 54.132.501 2,0 384.647.224 Toplam 62.635.339 16,4 382.458.742 2,7 2.285.554.851 Kaynak: DİE Ekiliş alanı olarak AB karşılaştırmalarında dikkat çeken yüksek oranlar, ne yazık ki üretim de buna paralel seyretmemekte ve tablodan da izlenebileceği üzere yarıya yakın oranlarda düşüş göstermektedir. Dünya geneli ile karşılaştırıldığında önemli bir farklılık görülmese de, kalkınmış

100 ülkelere nazaran Ülkemizde tarla bitkileri üretiminde verim düzeyinin düşüklüğü, bu değerlerden açıkça görülebilmektedir. Tablo : 50 Şanlıurfa ve Türkiye Tarla Bitkileri Ekiliş Alanları (ha) (2002) İlçeler Tahıllar Baklagiller Endüstri Bitkileri Yağlı Tohumlar Yum.Bitkiler Toplam Merkez0 105.500 11.000 48.000 700-165.200 Akçakale01 67.000 510 35.000 30-102.540 Ceylanpınar04 58.610 15.000 10.500 5-84.115 Harran06 55.700 1.400 26.000 - - 83.100 TRC21 I alt Bölgesi 286.810 27.910 119.500 735-434.955 Birecik02 24.500 3.500 700 - - 28.700 Bozova03 56.655 6.990 1.200 150-64.995 Halfeti 05 9.500 1.020 - - - 10.520 Suruç09 39.500 4.500 2.000 - - 46.000 TRC21 II alt Bölgesi 130.155 16.010 3.900 150-150.215 Hilvan 07 54.500 20.400 12.000 100-87.000 Siverek08 105.350 45.000 14.000 10.000-174.350 Viranşehir10 69.000 18.800 26.000 - - 113.800 TRC21 III Alt Bölgesi 228.850 84.200 52.000 10.100-375.150 TRC21 Şanlıurfa 645.815 128.120 175.400 10.985-960.320 TRC21 % 5 8 12 2-5 TÜRKİYE 13.785.650 1.595.350 1.426.006 657.090 300.300 17.764.396 Kaynak: Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü, Akdeniz Bölge Tarım Master Planı Tarla bitkileri ekilişi Şanlıurfa tarımında ilk sırayı almaktadır. İşletme büyüklüğü, meyvecilik ve seracılıktaki ilk yatırım giderlerinin yüksek oluşu ve istenen teknik bilgi vs. nedenlerle geleneksel tarla bitkileri ekimi yoğunluktadır. Tarla bitkileri içinde tahıl ekilişi ilk sırayı almaktadır. Tarla ekim alanı Şanlıurfa tarla bitkileri ekilişi yapılan alan içinde % 67,4 lük bir orana sahiptir. Ülke geneli içinde ise % 5 oranındadır. Şanlıurfa ekim alanında % 13 ile baklagiller ekimi yer almaktadır. Şanlıurfa da baklagiller ekim alanı ülke genelindeki ekim alanının % 8 ini oluşturduğu görülmektedir. Endüstri bitkileri son zamanlarda Şanlıurfa da sulu tarımın devreye girmesiyle ekimi hızla artan pamuk nedeniyle artmıştır. Ekim alanı olarak Şanlıurfa da % 18, ülke genelinde ise % 12 oranındadır. Yumrulu bitkilerin ekimi ise Şanlıurfa da yapılmamaktadır. Alt bölgeler itibarıyla bakıldığında yukarıda ekimi yapılan tarla bitkileri ekim alanlarında I. alt bölge ilk sırada, onu III. alt bölge takip etmektedir. II. alt bölge ise en az tarla bitkileri ekimi yapmaktadır. İlçeler bazında ise; tahıllarda sırayla Siverek, Merkez İlçe, Akçakale, Viranşehir, Ceylanpınar, Hilvan ve Bozova; baklagillerde Siverek, Hilvan, Viranşehir ve Ceylanpınar ; Endüstri bitkilerinde Merkez İlçe, Akçakale, Harran ve Viranşehir ve yağlı tohumlarda ise Siverek, Hilvan merkez ilçe ve Ceylanpınar en fazla ekim yapan ilçelerdir. Tablo: 51 Şanlıurfa ve Türkiye Tarla Bitkileri Üretim miktarları (ton) (2002) Endüstri Yağlı Yumrulu İlçeler Tahıllar Baklagiller Bitkileri Tohumlar Bitkiler Toplam Merkez0 301.200 14.000 168.000 478,5 0 483.679 Akçakale01 195.150 515 122.500 15 0 318.180 Ceylanpınar04 235.400 23.000 41.000 2,5 0 299.403

101 Harran06 154.305 1.440 91.000 0 0 246.745 TRC21 I alt Bölgesi 886.055 38.955 422.500 496 0 1.348.006 Birecik02 38.500 7.000 2.800 0 0 48.300 Bozova03 107.000 2.416 4.200 15 0 113.631 Halfeti 05 14.450 892 0 0 0 15.342 Suruç09 79.250 4.900 7.000 0 0 91.150 TRC21 II alt Bölgesi 239.200 15.208 14.000 15 0 268.423 Hilvan 07 205.500 30.800 42.000 80,00 0 278.380 Siverek08 328.725 56.500 49.000 4.000,00 0 438.225 Viranşehir10 350.500 23.495 104.000 0 0 477.995 TRC21 III Alt Bölgesi 884.725 110.795 195.000 4.080 0 1.194.600 TRC21 Şanlıurfa 2.009.980 164.958 631.500 4.591 0 2.811.029 TR6 % 7 10 4 0-5 TÜRKİYE 30.686.650 1.640.100 17.776.872 2.514.827 7.485.00 60.103.449 Kaynak: Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü Üretim miktarlarına bakıldığında ise, yine ilde en fazla tahıl üretimi bulunmaktadır. Alt bölgeler bazında en fazla Tahıl üretiminin TRC 21 I alt bölgede olduğu görülmektedir. Bu bölgeyi TRC21 III alt bölge ve TRC21 II alt bölge izlemektedir. Şanlıurfa ülkedeki toplam tahıl üretiminin % 7 sini karşılamaktadır. İlin tarımsal faaliyeti için en büyük payı baklagil tarımının aldığı tablo 50 den görülmektedir. İlde baklagil üretiminin en fazla yapıldığı alt bölge TRC III alt bölgedir.bu alt bölgede de Siverek İlçesi en fazla baklagil üretimini yapmaktadır. Tabloda görüldüğü gibi Şanlıurfa ülkedeki baklagil üretiminin %10 unu üretmektedir. Endüstri bitkileri üretiminde Şanlıurfa pamuk üretiminden dolayı Ülkedeki endüstri bitkilerinin %4 ünü üretmektedir. Ülke genelindeki tahıl üretiminin % 7 sı, baklagiller üretiminin %10 ve endüstri bitkilerinin % 4 ü Şanlıurfa da üretilmektedir. Alt bölgeler itibarıyla üretim miktarı da ekim alanındakine benzer bir sıra takip etmektedir. Yağlı tohumlarda ise dikkate değer bir üretim bulunmamaktadır.yumrulu bitkilerin üretimi İlde bulunmamaktadır. Tablo: 52 Şanlıurfa da Öncelikli Tarla Ürünleri Ekiliş Alanları (ha) - 2002 İlçeler Buğday Arpa Mısır Nohut Kırmızı Mercimek Pamuk Kırmızı Biber Çeltik Soya Susam Merkez 56.000 49.000 600 1.000 10.000 48.000 200 0 150 550 Akçakale 40.000 25.500 1.500 10 500 35.000 100 0 0 30 Ceylanpınar 54.750 3.000 1.085 0 15.000 10.500 0 0 0 5 Harran 41.000 14.700 280 0 1400 26.000 10 0 0 0 TRC21 1 191.750 92.200 3.465 1.010 26.900 119.500 310 0 150 585 Birecik 2.500 22.000 0 500 3000 700 0 0 0 0 Bozova 22.000 34.655 0 40 6950 1.200 100 0 0 150 Halfeti 2.000 7.500 0 320 700 0 0 0 0 0 Suruç 18.500 21.000 0 1000 3500 2.000 0 0 0 0 TRC21 II 45.000 85.155 0 1.860 14.150 3.900 100 0 0 150 Hilvan 25.000 29.000 500 400 20.000 12.000 40 0 0 100

102 Siverek 55.000 50.000 0 5.000 40.000 14.000 30 350 0 10.000 Viranşehir 40.000 29.000 0 100 18.700 26.000 0 0 0 0 TRC21 III 120.000 108.000 500 5.500 78.700 52.000 70 350 0 10.100 TRC21 Şanlıurfa 356.750 285.355 3.965 8.370 119.750 175.400 480 350 150 10.835 TR21 % 4 8 1 1 29 24 7 1 1 23 9.300.000 TÜRKİYE Kaynak: Akdeniz Bölge tarım master Planı, Şanlıurfa tarım il Müdürlüğü 3.600.000 500.000 660.000 420.000 721.077 7.000 60.000 25.500 48.000 İl tarımı içinde öncelikli tarla ürünleri ekilişi ele alındığında, buğdayın ilk sırayı aldığı ve onu sırasıyla arpa, pamuk, mısır ve nohudun izlediği görülmektedir. Şanlıurfa da tarla ürünleri olarak ilk sırayı bu ürünlerin aldığı görülmektedir. Bununla birlikte, Türkiye toplam tarla ürünleri ekiliş alanı değerlendirildiğinde; İlin Pamuk biber, arpa ve buğday ekilişinde önemli bir yeri olduğu, ülke genelinde kırmızı mercimekte % 29, pamukta % 24, susamda % 23, kırmızı biberde % 7, arpada % 8 ve buğdayda 4 ekim alanına sahip olduğu görülmektedir. Ürün ekim alanları ilçelere göre değerlendirildiğinde Merkez İlçe, Siverek ve Ceylanpınar da buğday; Siverek, Merkez İlçe, Hilvan ve Viranşehir de arpa; Siverek te nohut; Siverek, Hilvan, Viranşehir ve Ceylanpınar da kırmızı mercimek; Merkez ilçe, Akçakale, Viranşehir, Harran ve Siverek te pamuk; Merkez İlçe ve Akçakale de kırmızı biber; Siverek te susam ekimi yoğunluktadır. Tablo: 53 TRC21 Şanlıurfa da Öncelikli Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton)- 2002 Buğday Arpa Mısır Nohut İlçeler Merkez 162.700 134.750 7.750 1.000 13.000 168.000 300 0 300 178,5 Akçakale 138.000 51.000 6.150 15 500 122.500 150 0 0 15 Ceylanpınar 219.000 12.000 13.300 0 23.000 41.000 0 0 0 2,5 Harran 116.850 37.455 1.680 0 1.440 91.000 5 0 0 0 TRC21 1 636.550 235.205 28.880 1.015 37.940 422.500 455 0 300 196 Birecik 5.500 33.000 0 1000 6.000 2800 0 0 0 0 Bozova 45.000 62.000 0 16 2.400 4.200 500 0 0 15 Halfeti 3.200 11.250 0 192 700 0 0 0 0 0 Suruç 35.150 44.100 0 700 4.200 7.000 0 0 0 0 TRC21 II 88.850 150.350 0 1.908 13.300 14.000 500 0 0 15 Hilvan 100.000 101.500 4.000 800 30.000 42.000 60 0 0 80 Siverek 165.000 162.500 0 4.500 52.000 49.000 45 1.225 0 4000 Viranşehir 220.000 130.500 0 120 23.375 104.000 0 0 0 0 TRC21 III 485.000 394.500 4.000 5.420 105.375 195.000 105 1225 0 4080 Kırmızı Mercimek Pamuk Kırmızı Biber Çeltik Soya Susam

103 Buğday Arpa Mısır Nohut Kırmızı Mercimek Pamuk Kırmızı Biber Çeltik Soya Susam TRC21 Şanlıurfa 1.210.400 780.055 32.880 8.343 156.615 631.500 1.060 1.225 300 4.291 TR21 % 6 9 2 1 31 25 4 1 0 20 19.500.000 TÜRKİYE Kaynak: Akdeniz Bölge tarım master Planı, Şanlıurfa tarım il Müdürlüğü 8.300.000 2.100.000 650.000 500.000 2.541.832 30.000 216.000 75.000 22.000 İl içerisinde öncelikli tarla ürünleri üretimleri ele alındığında ise, buğdayın yine ilk sırayı aldığı ve onu sırasıyla arpa, pamuk, kımızı mercimek, mısır, susam, çilek ve kırmızı biberin izlediği görülmektedir. İlde sulu tarım sisteminin devreye girmesiyle pamuk üretiminden dolayı bitki deseninde az da olsa bir değişme olmuştur. Pamuk bitkisinin alt yapısının bulunması, pazar sorununun olmaması ve getirisinin bilinmesi gibi nedenlerle İl tarımında üretim miktarı artmıştır. Bitki desenindeki çeşitliliğin artırılması için, İlde diğer endüstri bitkilerine yönelik tarımsal sanayi tesislerine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Ürün üretimi ilçeler ve alt bölge bazında incelenirse; Buğday Viranşehir, Ceylanpınar ve I. alt bölgede; arpa Siverek, Merkez İçe, Viranşehir ve III. alt bölgede; kırmızı mercimek Siverek, Hilvan, Viranşehir ve III. alt bölgede; pamuk Merkez ilçe, Akçakale, Viranşehir ve I. alt bölgede; susam Siverek ve III. alt bölgede en fazla üretilmektedir. 4.4.1.2. Sebze Üretimi 2002 yılı Dünya sebze üretimi 787.363.000 ton olarak hesaplanmıştır. 4. sırada yer alan Ülkemizin dünya sebze üretimi içindeki payı %3,2 dir. Sebze üretiminde en büyük paya sahip ülke Çin dir ve dünya üretiminin yaklaşık yarısı bu ülkede gerçekleşmektedir. Çin i sırasıyla Hindistan ve ABD izlemektedir. Aynı yılı içerisinde Türkiye den 139.000.000 milyon Dolarlık sebze ihracatı gerçekleşmiştir. Ülkemizin uluslararası sebze üretimindeki diğer ülkelere göre avantajlı konumuna rağmen üretilen sebzenin ne yazık ki çok az bir bölümü (%1-2) dış ticaret gelirlerimize katkıda bulunmaktadır. Uluslararası ticari veriler incelendiğinde, tarımsal üretim potansiyeli son derece yüksek olan Ülkemiz sebze üretiminin, arzu edilen düzeyde ihracat edilemediği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bu duruma pek çok faktör etki etmektedir. Bunların arasında; ithalatçı ülkelerin isteklerine uygun kalite ve miktarda üretim olmaması, ambalajlama, standardizasyon eksikliği, ulaşım konusunda karşılaşılan sıkıntılar, uluslararası pazarların iyi tanınmaması önde gelmektedir.

104 Tüm bu veriler incelendiğinde, bahçe bitkileri yetiştiriciliği yönünden önemli ekolojik avantajlara sahip olan Ülkemizin, bu potansiyelden yeteri kadar yararlanılamadığı anlaşılmaktadır. Tablo : 54 Sebze Üretimi Dünya Sıralamasında Ülkeler ve Payları (ha) (2000) Ülkeler Miktar (ton) Pay (%) Çin 368.600.000 47,0 Hindistan 68.100.000 8,6 A.B.D. 35.500.000 4,5 Türkiye 24.800.000 3,2 Diğerleri 290.363.000 36,7 Toplam Üretim 787.363.000 100,0 Sebze üretim miktarları bakımından Türkiye, AB ve Dünya üretimiyle karşılaştırıldığında % 8 lik bir oranla Türkiye nin, toplam domates üretiminde dünyada önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Bunu % 5 ile yeşil soğan ve karpuz, % 4 ile hıyar, % 3 ile patlıcan izlemektedir. Hıyar, patlıcan, yeşil soğan ve karpuzda; Türkiye üretimi, toplam AB üretiminden fazladır. Tablo : 55 Türkiye, AB ve Dünya Sebze Üretim Miktarları (ton) (2002) Ürünler Türkiye TR/AB (%) AB 15 TR/Dünya (%) Dünya Domates 9.450.000 67 14.066.550 8 112.995.175 Hıyar 1.670.000 100 1.667.612 4 38.604.074 Patlıcan 955.000 151 631.051 3 27.973.647 Bezelye 69.000 6 1.235.935 1 8.221.038 Lahana 720.000 26 2.728.395 1 61.574.745 Enginar 27.000 3 826.686 2 1.291.763 Marul 345.000 11 3.066.672 2 19.998.546 Ispanak 220.000 46 480.906 2 10.834.095 Havuç 235.000 6 3.655.456 1 21.507.332 Yeşil Soğan 210.000 145 145.293 5 4.320.351 Karpuz 4.575.000 255 1.795.812 5 87.654.863 Karnabahar 90.000 5 1681.705 1 15.202.295 Toplam 18.566.000 58 31.982.073 4,5 410.177.924 Not: Dünya, AB ve Türkiye verileri bulunabilen ortak ürünler alınmıştır. 2002 yılı verilerine göre sebze üretimde Türkiye önemli bir yere sahiptir. Geleneksel tarım ürünlerinde Türkiye Avrupa nın nerdeyse tek üreticisi iken, bezelye, enginar, havuç ve karnabahar üretiminde ise aynı üretim miktarına sahip değildir. Dünyadaki üretim istatistiklerine bakıldığında Türkiye domates, hıyar, yeşil soğan ve karpuz üretiminde sırayla % 8, % 4, % 5 ve % 5 gibi oranlarda üretim yapmaktadır. Yukarıdaki tablodan görüldüğü gibi Türkiye geleneksel tarım ürünleri olan domates, patlıcan, yeşil soğan ve karpuz üretiminde Avrupa da ön sıralarda bulunmaktadır. Dünya üretiminde de bu ürünlerde kayda değer üretim yapılmaktadır. Bu ürün desenlerinde Türkiye nin yeryüzündeki konumu nedeniyle aldığı güneş enerjisi ve tüketim alışkanlıklarının etkisi büyüktür.

105 Tablo: 56 Gruplarına Göre Türkiye, AB ve Dünya Sebze Üretim Miktarları (ton) (2002) Üretim Miktarları Türkiye TR/AB (%) AB 15 TR/Dünya (%) Dünya Yaprağı Yenen (Lahana, Enginar, Marul, Ispanak) 1.312.000 18 7.102.659 1,4 93.699.149 Baklagil (Bezelye) 69.000 6 1.235.935 0,8 8.221.038 Meyvesi yenen (Domates, Hıyar, Patlıcan, Karpuz) 16.650.000 92 18.161.025 6,2 267.227.759 Soğansı, Yumru, Kök (Y.soğan, Havuç) 445.000 12 3.800.749 1,7 25.827.683 Diğer (Karnabahar) 90.000 5 1.681.705 0,6 15.202.295 Toplam 18.566.000 58 31.982.073 4,5 410.177.924 Not: Dünya, AB ve Türkiye de verileri bulunabilen ortak ürünler alınmıştır. Ekolojik yapısının uygunluğu nedeniyle önemli bir tarımsal potansiyele sahip olan ülkemizde 26,57 milyon hektarlık tarım alanının % 9,72 sinde meyvecilik, zeytincilik, bağcılık ve çay yetiştirmeye ayrılan alanlar bulunurken, % 3,17 sinde sebzecilik faaliyeti sürdürülmekte olup; yılda yaklaşık 35,8 milyon ton yaş meyve ve sebze üretilmektedir. Sebze üretimi Türkiye nin hemen her bölgesine yayılmakla birlikte, her bölgenin ekolojik yapısına ve büyüklüğüne bağlı olarak toplam üretim içindeki oranı değişmektedir. Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri üretimin en fazla yapıldığı, tür ve çeşit yönünden en zengin bölgelerini oluşturmaktadır. Akdeniz Bölgesi örtü-altı sebze yetiştiriciliği yönünden; Ege ve Marmara bölgeleri ise açıkta sebze yetiştiriciliği açısından önemlidir. Tablo: 57 Şanlıurfa İli ile Türkiye Sebze Ekiliş Alanları (ha) ve Üretim Miktarları (ton) (2002) İlçeler Toplam Ekiliş Alanı (ha) Yaprağı Yenen (ton) Baklagil(ton) Meyvesi Yenen (ton) Soğansı,Yumru, Kök (ton) Toplam Üretim(ton) Merkez 3.802 393 0 114.310 5.170 123.675 Akçakale 2.203 85 0 30.260 125 32.673 Ceylanpınar 4.620 5 0 162.500 100 167.225 Harran 0 0 0 0 0 0 TRC21 I 10.625 483 0 307.070 5.395 323.573 Birecik 459 189 0 10.380 2.300 13328 Bozova 4.880 0 0 103.309 150 108.339 Halfeti 467 1 30 7.228 35 7761 Suruç 36,6 0 0 759 0 795,6 TRC21 II 5.843 190 30 121.676 2.485 130.224 Hilvan 610 0 65 25.700 100 26475 Siverek 1.328 510 0 14.800,70 1.442,50 18.081 Viranşehir 2.300 0 0 126.800 0 129.100 TRC21 III 4.238 510 65 167.301 1542,5 173.656 TRC21 Şanlıurfa 20.706 1183 95 596.047 9.423 627.453 TRC21 %/TR 2,5 0,1 0,0 2,9 1,5 2,6 TR Türkiye 831.255 1.683.950 686.000 20.596.000 642.700 23.698.667 Kaynak: Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü Şanlıurfa da alt bölgeler itibarıyla en fazla ekim TRC21 I. alt bölgede yapılmaktadır. Bu bölgede özellikle Ceylanpınar da yoğun sebze ekim alanı bulunmaktadır. Bu alt bölgeyi II. alt bölge izlemektedir. İlçeler bazında en az sebze ekimi Suruç ta görülür iken Harran İlçesinde ise sebze üretimi hiç yapılmamaktadır.

106 Şanlıurfa da bakla türü sebzelerin yaygın olmadığı tablo 57 den görülmektedir. İlde üretimi yapılan sebzelerden en fazla üretimi yapılan grup meyvesi yenen sebzelerdir. İlde meyvesi yenen sebzeler ülke genelindeki sebzelerin % 3 ünü oluşturmaktadır. İlde üretimi yapılan köksü meyler ise ikinci sırada üretilmektedir. Bu sebzeler ülke genelindeki sebzelerin % 1,5 ini oluşturmaktadır. Baklagil üretimi İlimizde yok denecek kadar az miktardadır. Yazın sıcaklığın çok yüksek olması nedeniyle baklagil türü bitkilerin çiçekleri zarar görmektedir. Bu nedenle İlde bazı noktalar dışında bu tür bitkilerin yetiştirilmesi ekonomik değildir. Tablo:58 Şanlıurfa da Öncelikli Sebze Üretim Miktarları (ton) (2002) İlçeler Marul(göb.+Kıvır.) Maydanoz Fasulye(taze) Bamya Karpuz Merkez00 324 12-30 7.500 150 675 41.000 45.000 12.000-240 Akçakale01-75 - 060 9.000 - - 2.000 10.500 700 - - Ceylanpınar04-2 - - 100.000 - - - 7.500 5.000 - - Harran06 - - - - - - - - - - - - TRC21 I Alt Bölge 324 89-90 116.500 150 675 43.000 63.000 17.700-240 Birecik02 144 20 - - 800 40 90 3.000-1.500 60 240 Bozova03 - - - 120 92.500-624 1.000 3.263 300 - - Halfeti05 1-30 10 3.800-285 250 10 73 - - Suruç09 - - - - 6-40 322 34 210 - - TRC21 II Alt Bölge 145 20 30 130 97.106 40 1.039 4.572 3.307 2.083 60 240 Hilvan07 - - 65 0 9.000 - - 2.400 3.200 500 - - Siverek08 450 30 9 2.234-718 380 10.000 260 - - Viranşehir10 - - 0 120.000-600 3.000 2.000 150 - - TRC21 III Alt Bölge 450 30 65 9 131.234-1.318 5.780 15.200 910 - - TRC21 Şanlıurfa 919 139 95 229 344.840 190 3.032 53.352 81.507 20.693 60 480 TRC21 % 0 0 0 1 8 0 0 6 1 1 0 0 Kaynak: Akdeniz Bölge Tarım Master Planı, 2005, Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü Kabak(sakız) Hıyar Patlıcan Domates Biber(siv.+Dolm.) Havuç Kırmızı Turp Şanlıurfa sebze üretiminde en fazla domates üretilmektedir. Karpuz ikinci sırada, Biber ise üçüncü sırada üretilmektedir. İlde faaliyete geçen barajlar ile Şanlıurfa topraklarının önemli bir bölümü sulu tarıma açılmıştır. İlde, ülke genelinde öncelikli sebzelerin tümü yetiştirilebilir olmasına rağmen üretim fazla yapılmamaktadır. Şanlıurfa da geleneksel olarak kuru tarım sistemi ile tarla ürünlerinin yoğunlukta olmasıyla gerek teknik yönden, gerekse İlin diğer iç pazarlara uzak oluşu ve pazar sıkıntısı sebze üretimi nedeniyle olumsuz etkilenmektedir.

107 4.4.1.3. Meyve Üretimi Türkiye birçok meyve türünün ana vatanı ve meyvecilik kültürünün beşiğidir. Bugün meyvecilikte önem kazanmış birçok tür (elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, fındık, Antep fıstığı, badem, ceviz, kestane, zeytin, incir, nar, üzüm vb.) hep bu topraklarda ortaya çıkmış ve evrimini burada tamamlamıştır. Ayrıca, Yurdumuzun gerek göç yollarının üzerinde bulunması, gerek tarih boyunca bir çok medeniyetin yaşadığı bir ülke olması ve gerekse sahip olduğu iklim koşulları nedeniyle bugün dünyadaki bahçe bitkileri üreticisi ülkeler içerisinde önemli bir konuma sahiptir. Söz konusu bu husus, ülkemizde yetişen 66 farklı meyve türünün varlığı ile de doğrulanmaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü nün (FAO) 2002 yılı istatistik verilerine göre;dünyada 471.4 milyon ton olan meyve üretiminde 68.4 milyon tonla birinci olan Çin i, 48.6 milyon tonla Hindistan, 34.5 milyon tonla Brezilya takip etmektedir. Türkiye yaklaşık 11 milyon tonluk üretimle 11 nci sırada yer almaktadır. En fazla üretilen meyveleri üzüm, narenciye, elma, armut, şeftali ve erik olarak sıralamak mümkündür.yine 2002 yılı istatistik verilerine göre; üzüm ve keçiboynuzu üretiminde dünya altıncısı olan Türkiye erik ve şeftalide yedinci, greyfurt ve bademde sekizinci, çilek ve armutta dokuzuncu, limonda onuncu olmuştur. Ülkemizin uluslararası meyve üretimindeki önemli konumuna rağmen üretilen pek çok meyve ve sebzenin ne yazık ki sadece az bir bölümü (%1-2) dış ticaret gelirlerimize katkıda bulunmaktadır. Cumhuriyet Döneminden başlayıp 1970 yılına kadar olan süre içerisinde ülkemizden Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine çeşitli sebze ve meyve ihracatı yapılmıştır. Ancak söz konusu bu ihracat sınırlı türlerde ve çok az miktarlarda gerçekleşebilmiştir. Meyve-sebze ihracatındaki ciddi anlamdaki artışlar ise 1980 yılından sonra olmuştur. 2002 yılındaki verilere göre ihracı yapılan yaş meyve ürünleri içerisinde ilk sırayı mandarinin almakta olduğu, bunu limon ve portakal dışsatımının izlediği anlaşılmaktadır.toplam İhracatımız 990 ton olup, 376.000.000 USA $ gelir sağlanmıştır. 2002 yılı meyve ihracatımızın değer olarak yaklaşık %22 si Rusya Federasyonu na, %12 si Almanya ya, %10 u Suudi Arabistan a, %8 i Ukrayna ya gerçekleşmiştir. Uluslararası ticari veriler incelendiğinde, tarımsal üretim potansiyeli son derece yüksek olan ülkemizin ihracatta arzu edilen düzeylere ulaşamadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Söz konusu bu

108 olumsuz sonuçların alınmasında pek çok faktör etken olup bunların arasında ülkemizde üretilen ürünlerin ithalatçı ülkelerin isteklerine uygun kalite ve miktarda üretilememesi ve üretimde belli standartların yakalanamamış olması ilk sıraları almaktadır. Son yıllarda ambalajlama konusunda önemli gelişmeler olmasına rağmen özellikle standardizasyonda olması gereken düzeylere ve sürekliliğe ulaşılamadığı açık bir gerçektir. Diğer taraftan ulaşım olanaklarındaki çeşitli sıkıntıların varlığı ve ayrıca fiyatların ve taleplerin üst düzeyde olduğu dönemlerde uluslararası pazarlara girmekte gecikilmesi gibi sebeplerden dolayı da ihracat miktarlarında ve gelirlerinde beklenilen düzeylere ulaşılamamaktadır. Halbuki yukarıda da ifade edildiği gibi ülkemizin meyve üretimi yönünden büyük potansiyellere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Nitekim ülkemiz özellikle kuru fındık, kuru üzüm, kuru incir, kuru kaysı ve Antep fıstığı gibi bahçe ürünlerinde ciddi ihracat değerlerine ulaşabilecek ender ülkeler arasında yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve yer alan tablolardaki veriler toplu olarak değerlendirildiğinde, ülkemizin cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadarki süreç içerisinde bahçe bitkileri yetiştiriciliği yönünden önemli atılımlar yaptığı sonucu ortaya çıkmakta ancak pek çok ülkede bulunmayan ekolojik koşullara sahip olmamıza rağmen bu avantajdan yeteri kadar yararlanamadığımız da anlaşılmaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü nün (FAO) 2002 yılı istatistik verilerine göre;dünyada 471.4 milyon ton olan meyve üretiminde 68.4 milyon tonla birinci olan Çin i, 48.6 milyon tonla Hindistan, 34.5 milyon tonla Brezilya takip etmektedir. Türkiye yaklaşık 11 milyon tonluk üretimle 11 nci sırada yer almaktadır. En fazla üretilen meyveler, üzüm, narenciye, elma, armut, şeftali ve erik olarak sıralamak mümkündür. Yine 2002 yılı istatistik verilerine göre; üzüm ve keçiboynuzu üretiminde dünya altıncısı olan Türkiye, erik ve şeftalide yedinci, greyfurt ve bademde sekizinci, çilek ve armutta dokuzuncu, limonda onuncu olmuştur. Ülkemizin uluslararası meyve üretimindeki önemli konumuna rağmen üretilen pek çok meyve ve sebzenin ne yazık ki sadece az bir bölümü (%1-2) dış ticaret gelirlerimize katkıda bulunmaktadır. Cumhuriyet Döneminden başlayıp 1970 yılına kadar olan süre içerisinde ülkemizden Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine çeşitli sebze ve meyve ihracatı yapılmıştır. Ancak söz konusu bu ihracat sınırlı türlerde ve çok az miktarlarda gerçekleşebilmiştir. Meyve-sebze ihracatındaki ciddi anlamdaki artışlar ise 1980 yılından sonra olmuştur. 2002 yılı verilerine göre ihracı yapılan yaş meyve ürünleri içerisinde ilk sırayı mandarinin almakta olduğu, bunu limon ve portakalın izlediği anlaşılmaktadır. Toplam yaş meyve ihracatımız 990 ton olup, 376.000.000 USA $ gelir sağlanmıştır.

109 2002 yılı meyve ihracatımızın değer olarak yaklaşık %22 si Rusya Federasyonu na, %12 si Almanya ya, %10 u Suudi Arabistan a, %8 i Ukrayna ya gerçekleşmiştir. Uluslararası ticari veriler incelendiğinde, tarımsal üretim potansiyeli son derece yüksek olan ülkemizin ihracatta arzu edilen düzeylere ulaşamadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Söz konusu bu olumsuz sonuçların alınmasında pek çok faktör etken olup bunların arasında ülkemizde üretilen ürünlerin ithalatçı ülkelerin isteklerine uygun kalite ve miktarda olmaması ve üretimde belli standartların yakalanamamış olması ilk sıraları almaktadır. Son yıllarda ambalajlama konusunda önemli gelişmeler olmasına rağmen özellikle standardizasyonda olması gereken düzeylere ve sürekliliğe ulaşılamadığı açık bir gerçektir. Diğer taraftan ulaşım olanaklarındaki çeşitli sıkıntıların varlığı ve ayrıca fiyatların ve taleplerin üst düzeyde olduğu dönemlerde uluslararası pazarlara girmekte gecikilmesi gibi sebeplerden dolayı da ihracat miktarlarında ve gelirlerinde beklenilen düzeylere ulaşılamamaktadır. Halbuki yukarıda da ifade edildiği gibi ülkemizin meyve üretimi yönünden büyük potansiyellere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Nitekim ülkemiz özellikle kuru fındık, kuru üzüm, kuru incir, kuru kaysı ve antepfıstığı gibi bahçe ürünlerinde ciddi ihracat değerlerine ulaşabilecek ender ülkeler arasında yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tablolardaki veriler toplu olarak değerlendirildiğinde, ülkemizin cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadarki süreç içerisinde bahçe bitkileri yetiştiriciliği yönünden önemli atılımlar yaptığı sonucu ortaya çıkmakta ancak pek çok ülkede bulunmayan ekolojik koşullara sahip olmamıza rağmen bu avantajdan yeteri kadar yararlanamadığımız da anlaşılmaktadır. Tablo:59 TRC21 Şanlıurfa ve Türkiye Meyve Ağaç Sayıları ve Üretim Miktarları (ton) (2002) Ağaç Sayısı A: Meyve veren B: Meyve vermeyen C: Üretim (ton) Yumuşak çekirdekli meyveler Taş çekirdekli meyveler Sert kabuklu Meyveler Üzümsü Meyveler Toplam İlçeler A B C A B C A B C A B C A B C Merkez 530 1.050 4 13.350 15.505 131 1.752.985 635.900 2.765 28.904 7.110 20.580 1.795.769 659.565 23.480 Akçakale - 1.150-6.200 5.550 66 145.720 100.710 364 16.410 5.200 1.309 168.330 112.610 1.739 Ceylanpınar 850 755 6 1.870 2.175 22 240.080 99.150 821 9.079 7.890 4.227 251.879 109.970 5.075 Harran 1.000 400 30 3.870 970 115 15.000 12.000 60 375 10 70 20.245 13.380 275 TRC21 I 2.380 3.355 40 25.290 24.200 334 2.153.785 847.760 4.010 54.768 20.210 26.184 2.236.223 895.525 30.569 Birecik - - - 17.664 13.900 256 2.913.110 2.618.850 1.206 5.600 2.730 760 2.936.374 2.635.480 2.222 Bozova 660 415 21 5.700 2.975 131 1.252.450 1.652.220 2.653 9.100 850 36.212 1.267.910 1.656.460 39.016 Halfeti - - - 22.500 2.500 850 1.254.500 600.500 3.030 6.625 850 9.013 1.283.625 603.850 12.893 Suruç 120 160 1 340 270 6 475.270 140.040 992 8.400 1.750 2.150 484.130 142.220 3.148 TRC21 II 780 575 22 46.204 19.645 1.242 5.895.330 5.011.610 7.881 29.725 6.180 48.134 5.972.039 5.038.010 57.279 Hilvan - 1.700-5.600 4.100 56 81.500 31.150 510 9.930 2.190 4.823 97.030 39.140 5.389

110 Siverek 2.300 760 44 5.800 2.800 87 232.950 170.140 708 8.270 1.340 979 249.320 175.040 1.818 Viranşehir 80 5 4 378 207 8 145.040 74.010 1.460 2.730 1.145 1.350 148.228 75.367 2.821 TRC21 III 2.380 2.465 48 11.778 7.107 151 459.490 275.300 2.678 20.930 4.675 7.151 494.578 289.547 10.027 TRC21 Urfa 5.540 6.395 109 83.272 50.952 1.727 8.508.605 6.134.670 14.569 105.423 31.065 81.470 8.702.840 6.223.082 97.875 TRC21%/TR 0 0 0 0 0 0 3 21 2 1 1 2 2 10 1 TR 47.264.000 8.722.000 2.666.400 138.815.000 Kaynak: DİE, Tarım İl Müdürlüğü 20.921.000 3.132.700 324.365.000 29.716.000 843.000 15.427.000 2.487.000 4.138.250 525.871.000 61.846.000 10.780.350 Tarımsal potansiyeli yüksek olan Şanlıurfa da sert kabuklular dışında kayda değer meyvecilik üretiminin bulunmadığı tablo 59 da görülmektedir. Kurak koşullara uyum sağlamış, verime gelmesi uzun zaman alan Antep fıstığına alternatif olabilecek hiçbir ürün Şanlıurfa da yer edinmemiştir. Hâlbuki Atatürk Barajı öncesi araştırmalarda bile Şanlıurfa ikliminde badem, melengiç, asma, alıç, iğde, sumak, idris, kıraçta armut, zeytin, incir ve narın yetişebileceği, kaynaklarda yazılıdır. 1000 m den yüksek yerlerde ceviz, vişne, şeftali, kızılcık, ayva, elma, kirazın yetiştirilebileceği bilinmektedir. Fırat vadisinde doğal ortamda yetişen kayısı, erik, ceviz, kiraz, elma, badem, armut ağaçları Urfa da birçok meyve ağcının sulu koşullarda yetişebileceğinin ispatıdır. Erik, kiraz, vişne, kuşburnu, ceviz, şeftali, armut, ayva, kayısı, badem, ahududu, böğürtlen, incir ve nar 0 derece veya +7 0 C üzerinde 1800 saat soğuk zaman süresi ve -2 0 C altında olmayan yerlerde yetiştirildiği bilinmektedir. Baz olarak alınan -2 0 C bitkilerin çiçekleri zarar görmektedir. Ağaçların gövde ve dalları ise bu değerden daha düşük sıcaklıklara dayanabilmektedir. Bu iklim değerlerine batıdan esen garbi rüzgarı ve açık bol güneşli gün sayısı eklendiğinde meyve daha kaliteli ve gösterişli olur.. Şanlıurfa ikliminde bunlar fazlasıyla mevcuttur. Teknolojik imkânlar ile gerek artezyen kuyularından, gerekse baraj suyu ile sulama olanakları mevcuttur. Sulama imkanlarının artmasıyla birlikte Şanlıurfa topraklarında meyve yetiştiriciliği yönünden önemli bir potansiyel bulunmaktadır. Birçok meyve türünün denemeleri yapılmış olup, bunların bölgede yetişebileceği sonucuna varılmıştır. Birçok tropikal meyvenin Harranda denemesi yapılmıştır. Geleneksel olarak bölgede yetişebilen dut, incir, üzüm ise sulama imkanlarının artmasıyla yetişme imkanı daha da artmıştır. İlin sulu yüksek kesimlerinde elma, armut ve kaysı yetişirimle imkanı bulunmaktadır. Gerek teknik bilgi noksanlığı, gerekse de geleneksel tarım tarzından dolayı il topraklarında meyvecilik faaliyeti fazla gelişmemiştir.

111 Gerek il topraklarında gerekse bölge illerinde meyve yetiştiriciliğini özendirmek amacıyla Harran da önceleri SİMGARDEN, ilin kuzey tarafında Şanlıurfa-Hilvan arasında GAP fidanlığı bulunmaktadır. Fidanlık başta üzüm, badem, kaysı, elma vb. fidanları üreticilerin hizmetine sunmaktadır. Şanlıurfa üreticilerinin fazla meyve fidanı talebinde bulunmadıkları edinilen bilgiler arasındadır. İlde meyveciliğin artırılması için üreticilerin konuyla ilgili teknik bilgi noksanlığının giderilmesi, uygun tarımsal fiyat ve pazarlama politikalarının geliştirilmesi, pazarlama için gerekli tesislerin ve modellerin hazırlanması gereklidir. Pamuk ve hububat için fiyat ve pazar garantisinin olması çiftçinin bu ürün desenine yönelmesini sağlamış olup meyciliğin gelişimini sekteye uğratmıştır. İlin meyve üretim potansiyeline baktığımızda, ilk sırayı üzümsü meyve üretiminin aldığını görmekteyiz. Üzümsü meyvelerden sonra sert kabuklu meyveler yoğun olarak üretilmektedir. Bu grupta özellikle Antep fıstığı üretimi fazladır. 4.4.1.4 Yem Bitkileri Üretimi Tablo : 60 TRC21 Şanlıurfa ve Türkiye Yem Bitkileri Ekiliş Alanları (ha) (2002) İlçeler Mısır Fiğ Yonca Korunga Toplam Merkez 100 1,5 50 0 151,5 Akçakale 0 0 0 0 0 Ceylanpınar 225 280 290 0 795 Harran 280 0 0 0 280 TRC21 I.Alt Bölgesi 605 281,5 340 0 1226,5 Birecik 0 0 0 0 0 Bozova 0 5 0 0 5 Halfeti 0 0 0 0 0 Suruç 0 0 0 0 0 TRC21 II Alt Bölgesi 0 5 0 0 5 Hilvan 0 0 0 0 0 Siverek 0 0 0 0 0 Viranşehir 0 0 0 0 0 TRC 21 III Alt bölgesi 0 0 0 0 0 TRC21 Şanlıurfa 605 286,5 340 0 1231,5 TRC21 % 0,2 0,1 0,1-0,1 TÜRKİYE 369.054 233.204 260.000 99.000 961.258 Kaynak : Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü Şanlıurfa bitki deseni göz önüne alındığında bitki deseni içinde hayvan beslenmesine yönelik bitkilerin ekim alanının pek yaygın olmadığı görülmektedir. İlde hayvan yemi olarak tahıl sapları ve arpa kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şanlıurfa daki hayvancılığın temelinin meraya dayandığını anlamak güç değildir. Ülkemizde en önemli yem bitkileri olarak kabul edilen mısır, fiğ, yonca ve korungada durumu incelediğimizde, Şanlıurfa da bu yem bitkilerinin ekilişlerinin yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Yem bitkileri ekimi ve üretimi Ceylanpınar ve KOÇATA gibi çiftlikler tarafından yapılmaktadır.

112 Yem bitkileri ekili alanlardan alınan verim ortalaması ülke geneli verim ortalamasından yüksek olmakla birlikte Şanlıurfa da bu bitkilerin ekim alanının darlığı nedeniyle yapılan üretimin fazla olmadığı görülmektedir. Hayvansal ürünlerde hayvan başına verimin artırılması için hayvanlara ek gıda olarak yem verilmelidir. Tablo: 61 TRC21 Şanlıurfa Yem Bitkileri Üretimi (ton) (2002) Mısır Fiğ Yonca Korunga Toplam Hasıl Yeşil Ot Kuru Ot Dane Yeşil Ot Ürünler Merkez 4000 11 0 0 750 0 0 0 0 0 4000 761 0 Akçakale 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Ceylanpınar 8.900 6.000 1.700 12 5.600 5.700 0 0 0 12 8.900 11.600 7.400 Harran 1.680 0 0 0 0 0 0 0 0 0 1.680 0 0 TRCŞ I Alt Bölgesi 14.580 6.011 1.700 12 6.350 5.700 0 0 0 12 14.580 12.361 7.400 Birecik 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Bozova 0 20 0 0 0 0 0 0 0 0 0 20 0 Halfeti 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Suruç 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞ II Alt Bölgesi 0 20 0 0 0 0 0 0 0 0 0 20 0 Hilvan 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Siverek 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Viranşehir 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞ III Alt Bölgesi 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞ Şanlıurfa 14.580 6.031 1.700 12 6.350 5.700 0 0 0 12 14.580 12.381 7.400 TRCŞ %/TR 2,0 1,3 0,5 0,5 0,3 0,3 - - - 0,3 2,0 0,5 0,3 Kuru Ot Dane Yeşil Ot Kuru Ot Dane Hasıl Yeşil Ot Kuru Ot 740.000 T Ü R K İ Y E Kaynak: Şanlıurfa Tarım il Müdürlüğü 450.000 368.000 2.300 1.900.000 1.700.000 2.500 204.000 350.000 4.800 740.000 2.554.000 2.418.000 Şanlıurfa hayvan sayıları fazla iken hayvansal üretimin az olduğu yukarıdaki bölümde görülmektedir. Hayvansal ürünlerin artırılmasında her zaman vurgulanan hayvan ırkı yanında hayvanların kaliteli yemlerle beslenmesi de önem taşımaktadır. Yem bitkileri üretiminin azlığı, Şanlıurfa meralarının ağır otlatma ile tahrip olduğu ve ot verimlerinin azaldığı edinilen gözlemler arasındadır. Tablo:62 Şanlıurfa da Yem Bitkileri Üretiminin Türkiye ile Mukayesesi (2002) Ürünler Mısır Fiğ Yonca Toplam TRC21 I 14.580 7711 12062 34.353 TRC21 II 0 20 0 20 TRC21 III 0 0 0 0 ŞANLIURFA(*) 14.580 7.731 12.062 34.373 TRC21 % 1,2 0,95 0,33 0 T Ü R K İ Y E 740.000 818.000 3.602.300 556.500 Kaynak: Şanlıurfa Tarım il Müdürlüğü (*) Kuru ot, yeşil ot, hasıl ve dane toplamı

113 Alt bölgeler itibarıyla yem bitkileri üretimi incelendiğinde; yem bitkileri ekimi ve üretimin sadece I. alt bölgede yoğunlaştığı göze çarpmaktadır. Bu bölgede Ceylanpınar üretme çiftliğinin bulunduğu, çiftliğin modern yöntemlerle hayvancılık yaptığı, işletme gereksinimi olan yem bitkileri üretimine ağırlık verildiği anlaşılmaktadır. 4.4.1.5. Süs Bitkileri Üretimi Şanlıurfa da süs bitkileri üretimi, ekolojik sorunlar nedeniyle pek eskiye dayanmamaktadır. Şanlıurfa Harran ovası, Karaali köyünde bulunan kaplıca suyunun kışın serada kullanılmasıyla süs bitkileri üretimi de başlamıştır. Şanlıurfa İlinde üretilen süs bitkilerinin tamamı Merkez İlçeye bağlı Karaali köyünde yapılmaktadır. Tablo: 63 Şanlıurfa da Süs Bitkileri Ekiliş Alanları (da) (2002) Kesme Çiçek İç ve Dış Mekan Bitkiler Yabani Soğanlı Yumrulu, Rizomlu Bitkiler Açık Düzey Örtü Altı Tarla Örtü Altı Açık Tarla Örtü Altı Açık Tarla Örtü Altı Toplam Açık Tarla Merkez 0 0 13 0 0 0 13 0 Akçakale 0 0 0 0 0 0 0 0 Ceylanpınar 0 0 0 0 0 0 0 0 Harran 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞI Alt Bölgesi 0 0 13 0 0 0 13 0 Birecik 0 0 0 0 0 0 0 0 Bozova 0 0 0 0 0 0 0 0 Halfeti 0 0 0 0 0 0 0 0 Suruç 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞ II Alt Bölgesi 0 0 0 0 0 0 0 0 Hilvan 0 0 0 0 0 0 0 0 Siverek 0 0 0 0 0 0 0 0 Viranşehir 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞ III Alt Bölgesi 0 0 0 0 0 0 0 0 TRCŞ Şanlıurfa 0 0 13 0 0 0 13 0 Kaynak: İl Tarım Müdürlüğü Şanlıurfa da üretimi yapılan süs bitkilerinin tümü saksıda yetiştirilen iç mekan bitkilerinden oluşmaktadır. Şanlıurfa da gerek ekolojik sorunlar gerekse de pazar sorunu süs bitkileri üretimini sınırlandırmaktadır. Tablo: 64 Şanlıurfa da Süs Bitkileri Üretimi (2002) Düzey Kesme Çiçek İç ve Dış Mekan Bitkiler(adet) Yabani Soğanlı Yumrulu, Rizomlu Bitkiler(adet) Toplam(adet) TRC21 I 0 117000 0 117000 TRC21 II 0 0 0 0 TRC21 III 0 0 0 0 Şanlıurfa 0 117000 0 117000 Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü

114 Şanlıurfa da süs bitkileri üretiminde kesme çiçek ve soğanlı, yumrulu, rizomlu bitkilerin üretiminin bulunmadığı tablodan görülmektedir. Şanlıurfa da az miktarda üretilen süs bitkileri tamamen iç mekan bitkisi olarak kullanılmaktadır. Üretim miktarı toplam 117.000 adet ile sınırlıdır. Tablo: 65 Şanlıurfa da Üretimi Yapılan Kesme Çiçek Türleri Kesme Çiçek Türleri 2002 2003 2004 Kraton Marginata Yucca Difenbahya Şeflera Ficus TOPLAM Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü Üreti Alanı (da) Üretim Miktarı (adet) Üretim Alanı (da) Üretim Miktarı (adet) Üretim alanı (da) Üretim Miktarı (Adet) 2 20.000 2 25.000 2 25.000 3 25.000 2 20.000 2 20.000 - - 1 5.000 1 5.000 1 10.000 2 15.000 2 15.000 2 20.000 1 7.000 1 7.000 1 7.000 1 6.000 1 6.000 4 35.000 2 20.000 2 20.000 13 117.000 9 98.000 9 98.000 Şanlıurfa da üretilen süs bitkileri iç piyasada tüketilmektedir. Serada özel şartlarda yetiştirilen süs bitkileri üretiminin artırılması için pazarlama sorununun çözülmesi, ürünlerin değer fiyatına satılması ve Şanlıurfa çiftçisinin eğitim seviyesinin yükseltilmesi gerekir. Günümüzde pazar sorununu çözen çiftçiler, kendi aralarında örgütlenebilen eğitimli insanlardır. Şanlıurfa da işletme tasarrufundaki arazileri büyüktür ve çiftçiler aldıkları desteklemeler nedeniyle yerleşik bitki deseninden başka ürünlere pek yanaşmamaktadırlar. Süs bitkilerinin yetiştirilmesinin teknik bilgi gerektiren bir faaliyet olması da ayrı bir sorundur. 4.4.2. Hayvansal Üretim Hayvancılık; Türkiye nin hem ulusal beslenme ve hem de ulusal kalkınmasında, dış satımın arttırılmasında, sanayiye hammadde sağlanmasında, bölgesel ve sektörler arası dengeli kalkınma ve kalkınmanın istikrar içinde başarılmasında, kırsal alanda gizli işsizliğin önlenmesinde sanayi ve hizmetler sektörlerinde yeni istihdam olanaklarının yaratılmasında ve kalkınma finansmanının öz kaynaklara dayandırılmasında önemli bir potansiyele sahiptir. Bugün, temel olarak hayvancılığa dayalı yem sanayi, et ve mamulleri sanayi, süt ve mamulleri sanayi, dericilik ve tekstil sanayileri, veteriner ilaçları ve hayvancılık ekipman sanayileri yeni istihdam alanları yaratmakta, hayvancılığa girdi sağlamakta ve hayvansal ürünlerin işlenmesiyle katma değer artışına neden olmaktadır. Ayrıca, hayvancılık doğayı sömürmeyip bilinçli ve bitkisel üretimle birlikte yapıldığında bugün gelişme çabalarının en önemli unsurlarından biri olan sürdürülebilir kalkınmada

115 ekolojik, çevresel ve ekonomik boyutlarından dolayı ideal bir modeldir. Çünkü hayvancılık, ekolojik dengeyi bozmaz, doğayı tahrip etmez, uygun şartlar yaratıldığında kırsal kesimdeki dar gelirli üretici için ekonomik bir uğraş olabilir ve en önemlisi de ülkenin hayvansal protein açığını kapatarak sağlıklı toplum oluşmasına katkıda bulunur. Tablo:66 Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Hayvan Sayıları Bilgileri (2002) Hayvan Sayısı TÜRKİYE TR / AB (%) AB 15 TR / Dünya (%) Dünya Koyun 25.173.706 25 101.648.425 2,4 1.033.389.380 Keçi 6.519.332 55 11.829.143 0,9 750.243.277 Sığır 9.803.498 12 80.155.124 0,7 1.328.284.440 Tavuk 245.776.323 24 1.033.356.000 1,5 15.856.836.000 Hindi 3.092.408 3 90.775.000 1,1 270.633.000 Ördek 832.091 3 32.544.000 0,1 1.042.027.000 Kaz 1.400.136 95 1.471.000 0,5 267.429.000 Kanatlı Toplam 251.100.958 22 1.124.131.000 1,4 17.436.925.000 Arı Kovanı 4.160.892 57 7.320.900 6,9 60.498.476 Kaynak:DİE + FAO 2002 yılındaki Dünya nüfusunun yaklaşık % 1 inin; AB(15) nüfusunun yaklaşık % 18,5 inin yaşadığı ülkemizde, hayvan varlığı bakımından Türkiye, AB ve Dünya ile karşılaştırıldığında; Hindi ve ördek mevcudu hariç tüm türlerde AB Ülkelerinden daha fazla oranda yetiştirildiği özellikle keçi ve koyunda bu sayıların daha da arttığı dikkat çekmekte, aynı şekilde kanatlı hayvanlarda da kaz ve tavuk yetiştiriciliğinin önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bununla birlikte arı kovanı sayısı bakımından AB(15) mevcudunun % 57 sine ve Dünyanın da yaklaşık % 7 sine sahip olması bu konuda söz sahibi olabileceğimizi göstermektedir. Hayvan sayısı bakımından gerek AB(15) ülkeleri ortalamasından, gerekse Dünya ortalamasından yüksek değerlere sahip olmamıza karşın birim hayvan başına yılda alınan süt miktarı oldukça düşüktür. Tüm sağılan hayvanların sütünde, yılda hayvan başına alınan süt miktarı Türkiye de 388,7 kg iken, bu rakam AB de 2.791, dünyada bu rakam 966,5 ile Türkiye; Dünya ve AB Ülkeleri ortalamasının altında görülmektedir. İnek sütünde Türkiye de yılda inek başına alınan süt miktarı 1.705 kg iken, AB de 6.078 ve dünyada 2.173 kg dır. Koyun, keçi ve tavuk karkas ağırlığında ise Türkiye verileri AB ve dünya verilerinden yüksek düzeydedir. Şanlıurfa; koyun yetiştiriciliğinde Türkiye genelindeki koyunların % 6 sına sahiptir. Hindi varlığında yine aynı orana sahiptir. Şanlıurfa da hayvancılık daha çok İlin kuzey ve doğu tarafındaki İlçelerde yoğunluk kazanmaktadır.

116 Tablo:67 Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Hayvansal Ürünler Üretim Bilgileri (2002) Hayvansal Ürünler TÜRKİYE TR / AB (%) AB TR / Dünya (%) Dünya Süt (ton) 8.408.566 7 121.901.583 1,4 603.436.829 Kırmızı Et (ton) 664.650 2 27.292.999 0,4 172.816.796 Beyaz Et (ton) 710.900 8 9.018.874 0,9 74.836.813 Yumurta (ton)(x16000 ad) 722.182 13 5.405.882 1,2 59.831.370 Bal (ton) 74.555 66 113.466 5,8 1.282.378 Balmumu (ton) 3.448 98 3.535 5,8 59.765 İpek Kozası (ton) 100 51 195 0,0 411.180 Yapağı (ton) 38.244 22 172.872 1,7 2.218.801 Sığır Derisi (ton) 30.160 4 796.666 0,4 7.445.522 Koyun Derisi (ton) 50.560 31 164.589 3,1 1.617.070 Kaynak:FAO Hayvansal ürün üretim miktarlarına bakıldığında Türkiye, Avrupa ülkeleri içerisinde bal, balmumu ve ipek kozası üretiminde ön sıralarda bulunmaktadır. Kırmızı et, sığır derisi üretiminde ise aynı seviyede üretimi gerçekleştirememektedir. Tablo : 68 Türkiye de, AB Ülkelerinde ve Dünyada Ortalama Hayvansal Üretim Bilgileri (2002) Ortalama Hayvansal Verimler Birim TÜRKİYE TR / AB (%) AB TR / Dünya (%) Dünya Tüm Sağılan Hayvanların Sütü kg/baş/yıl 388,7 14 2.791,2 40 966,5 İnek Sütü kg/baş/yıl 1.705,3 28 6.078,3 78 2.173,4 Koyun Sütü kg/baş/yıl 48,2 38 127,2 111 43,4 Keçi Sütü kg/baş/yıl 59,0 22 266,4 72 81,4 Sığır Karkası kg/baş/yıl 184,7 66 277,9 90 204,2 Koyun Karkası kg/baş/yıl 15,8 106 14,9 101 15,7 Keçi Karkası kg/baş/yıl 15,5 170 9,1 128 12,1 Tavuk Karkası mg/baş/yıl 1.674,0 119 1.412,0 118 1.422,0 Tavuk Yumurtası kg/baş/yıl 12,6 74 17,0 123 10,3 Sığır Derisi kg/baş/yıl 17,0 57 29,6 67 25,4 Koyun Derisi kg/baş/yıl 2,8 112 2,5 88 3,2 Keçi Derisi kg/baş/yıl 2,0 125 1,6 80 2,5 Yapağı kg/baş/yıl 1,5 16 9,3 29 5,2 Bal kg/kovan/yıl 17,9 116 15,5 85 21,2 Kaynak:FAO

117 Tablo:69 TRC21 Şanlıurfa ve Türkiye Hayvan Sayıları (2002) Hayvan Sayıları Koyun Keçi Kültür Sığır K.Melezi Yerli Toplam Manda Kanatlı Merkez 240500 23420 3640 9041 11920 24601 0 0 175.000 55.000 1.500 1.450 232.950 1.608 Akçakale 30000 5000 11 669 520 1200 0 0 13.000 4.300 370 600 18.270 1.727 Ceylanpınar 78000 6.000 250 420 800 1470 0 0 14.300 4.500-500 19.300 226 Harran 25000 10.000 400 300 100 800 0 0 25.000 10.000 12.000 14.000 61.000 - TRC21 I 373.500 44.420 4.301 10.430 13.340 28071 0 0 227.300 73.800 13.870 16.550 331.520 3.561 Birecik 41270 1207 0 4100 522 4622 0 0 7.000 1.200 150 700 9.050 40 Bozova 22000 3500 15 1655 3330 5000 0 0 50.000 5.000 2.100 3.800 60.900 350 Halfeti 45000 10000 0 1.000 5000 6.000 0 0 20.000 3.000 1.000 500 24.500 1.000 Suruç 31690 12150 0 4700 593 5293 0 3.870 49.300 5.850 285 4.050 63.355 440 TRC21 II 139.960 26.857 15 11.455 9.445 20915 0 3870 126.300 15.050 3.535 9.050 157.805 1.830 Hilvan 65000 7000 200 1100 4000 5300 120 0 15.000 5.000 1.000 600 21.600 250 Siverek 645000 19500 710 46800 32300 79810 690 0 305.000 43.000 5.000 15.000 368.000 2.000 Viranşehir 203.053 41507 130 614 9000 9744 0 0 70.000 25.000 500 450 95.950 850 TRC21 III 913.053 68.007 1.040 48.514 45.300 94854 810 0 390.000 73.000 6.500 16.050 485.550 3.100 TRC21 1.426.513 139.284 5.356 70.399 68.085 143840 810 3870 743.600 161.850 23.905 41.650 974.875 8.491 TR% 6 2 0 2 2 1 1 0 1 5 3 3 0 0 - Türkiye 25.173.706 6.519.332 1.859.786 4.357.549 3.586.163 9.803.498 121.077 188.637.066 57.139.257 3.092.408 832.091 1.400.136 251.100.958 416.089.122 3.839 Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Akdeniz Master Planı T..Eti T.Ymrt Hindi Ördek Kaz Toplam Arı Kovanı İpek B.Kutusu

118 Sığır yetiştiriciliği, özellikle kültür ırkı I. alt bölgede Merkez İlçede yoğunluk kazanmaktadır. Koyun ise III. alt bölgede Siverek te sayı olarak fazladır. Keçi sayısının III. Alt bölgede Viranşehir de yaygın olduğu tablo 68 de görülmektedir. Sığırlarda kültür melezi ırkı I. alt bölgede Merkez İlçede, yerli sığır ırkı III. alt bölgede Siverek te fazladır. Arıcılık açısından bakıldığında III. alt bölgede Siverek İlçesinde bu faaliyetin yoğun olarak yapıldığı görülmektedir. Tablo: 70 TRC21 ve Türkiye Hayvansal Ürünler Üretim Miktarları Mukayesesi (2002) Süt(ton) Kırmızı et(ton) Beyaz et (ton) İlçe adı Merkez 0 0 0 898 15,6 0 0 0 0 Akçakale 0 0 0 122 17,2 0 0 0 0 Ceylanpınar 0 0 0 55 1,244 0 0 0 0 Harran 0 0 0 216 0 0 0 0 0 TRC21 I Alt Bölgesi 0 0 0 1291 34,044 0 0 0 0 Birecik 0 0 0 102 0,36 0 0 0 0 Bozova 0 0 0 156 0,91 0 0 0 0 Halfeti 0 0 0 152 2,5 0 0 0 0 Suruç 0 0 0 434 4,6 0 0 0 0 TRC21 II Alt Bölgesi 0 0 0 844 8,37 0 0 0 0 Hilvan 0 0 0 111 2,5 0 0 0 0 Siverek 0 0 0 367 40 0 0 0 0 Viranşehir 0 0 0 396 5,1 0 0 0 0 TRC21 III Alt Bölgesi 0 0 0 874 47,6 0 0 0 0 TRC21 Şanlıurfa 166495 8688 0 3009 90,014 4394 1795 60 168573 TRC21% 2,0 2,1 0,0 0,4 0,1 127,4 0,0 4,7 2,3 2,4 TURKİYE 8.408.566 420.597 726.547 722.182 74.555 3.448 100 38244 2.589 6.987.373 Kaynak: Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü Yumurta(ton)x(16000 ad) Şanlıurfa hayvansal ürün üretimi bakımından Türkiye genelindeki sütün % 2 sini, kırmızı etin % 2,1 ni yapağının % 4,7 sini üretmektedir. Şanlıurfa da aile işletmeciliği yanında son zamanlarda ticari anlamda süt ürünleri için faaliyet gösteren firmalar bulunmaktadır. Sütün aile işletmeleri tarafından geleneksel yöntemlerle peynir, yoğurt yapımında kullanılması yaygındır. Üretilen sütün hijyenik koşullarda süt ürünlerine dönüştürülmesi ve piyasalarda değerlendirilmesi için endüstriyel tesislere ihtiyaç olduğu görülmektedir Bal(ton) Bal Mamu İpek kozası(ton) Yapağı(ton) Kıl(ton) Deri (ton)

119 4.4.3. Su Ürünleri Üretimi Su ürünleri, günümüzde ve gelecekte ülkelerin ekonomisine belirli bir yatırım ve çaba karşılığı sürekli katkı sağlayan önemli doğal canlı kaynaklardır. Su ürünlerinin ülke ekonomisine sürekli destek sağlaması yanında insan beslenmesine olan yüksek düzeydeki hayvansal protein katkısı önem taşımaktadır. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin bilincinde olan ülkeler hayvansal protein ihtiyaçlarının karşılanmasında tercihen deniz ve iç su ürünlerinden yüksek oranda yararlanmaktadırlar. Ülke su ürünleri kaynaklarının devamlılık içinde kullanılması, geliştirilmesi, yeni av alanlarının tespiti ve stoklarından faydalanma, kaynakların ülkenin sosyal ve ekonomik amaçları doğrultusunda kullanılması, kaynakları meydana getiren türlerin popülasyonlarının, stoklarının ve stokların yıllık üretimlerinin ve bunları etkileyen faktörlerin iyi bilinmesi gerekmektedir. Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili gölleri, barajları, akarsuları ve kaynak suları ile su ürünleri potansiyeli bakımından oldukça şanslı bir ülkedir. Ülkemizin 8.333 km kıyı uzunluğu ve denizlerle birlikte yaklaşık 26 milyon hektar kullanılabilir su ürünleri üretimine uygun alanı bulunmaktadır. Söz konusu alanın yaklaşık % 95 ini denizler (24.607.200 ha), % 1,3 ünü baraj gölleri (342.377 ha), % 3,5 ini doğal göller (906.118 ha) ve yaklaşık % 0,1 ini de (15.500 ha) göletler oluşturmaktadır. Sulama ve enerji amacıyla yapılan baraj gölleri ve göletlerinin sayısı her geçen gün artan Türkiye'nin su ürünleri üretim alanının yaklaşık % 5 lik payını oluşturan doğal göl, gölet ve baraj göllerinin toplam yüzey alanı 1.263.995 ha dır. Ayrıca yaklaşık 178.000 km uzunluğunda akarsuyu bulunmaktadır. GAP'ın bölgeye ve ülkeye sağlayacağı önemli yararlardan biri de oluşmuş ve oluşacak baraj gölleri ve göletleri ile yüzlerce km uzunluğundaki kanalların yaratacağı önemli su ürünleri potansiyelidir. Şanlıurfa da su ürünleri üretim imkanı olmasına rağmen bu sektörde kıymete değer istatistiki veri bulunmamaktadır. Bu sektörde ilk istatistikler 1998 yılında 10 ton sazan ile oluşmuştur. İlde avcılıktan üretime geçişin sebebi; yetiştiriciliğin devlet tarafından kredilendirmesi, yavru balık temini ve kamunun finanse ettiği araştırma ve geliştirme faaliyetleri yolu ile özendirilmesi ve bu çeşit

120 üretiminin avcılığa göre daha avantajlı olmasıdır. DSİ ve Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı (TKB) tarafından su kaynakları balıklandırılmaktadır. DSİ Atatürk baraj gölünü balıklandırmak için yıllık kapasitesi 10 milyon yavru balık/yıl olan üretim tesisi kurmuştur. Üretilen yavru balıklar il ve çevre illerdeki göletlerin balıklandırılmasında kullanılmaktadır. İlde su ürünleri üretimini geliştirmeye yönelik olarak GAP-BKİ tarafından Atatürk Baraj Gölünde bulunan su ürünleri kooperatiflerinden bir tanesi pilot olarak seçilmiş ve tekne alınmıştır. İlde mevcut Atatürk, Hacıhıdır ve Birecik baraj göllerinde toplam 87.765 ha yüzey alanı bulunmaktadır. İldeki açık su yüzeylerinde; ülke iç sularında üretimi yapılan toplam su ürünleri üretiminin % 20 sini karşılayacak su ürünleri üretim potansiyeli olduğu düşünülmektedir. Şanlıurfa da ticari anlamda sadece Birecik te nehir yatağında ağ kafeste 25 ton/yıl kapasiteli Alabalık üretimi yapılmaktadır. Tüketime sevk edilen su ürünleri ise baraj göllerinden kaçak avlanan balıklar ile Karadeniz ve Akdeniz illerinden gelen deniz balıklarıdır. 4.4.4. Diğer Uygulamalar 4.4.4.1 Organik Tarım Uygulamaları Ülkemizde sözleşmeli yetiştiricilik sistemi ile başlayan organik tarım ürünleri üretimi konvansiyonel ürünlerde olduğu gibi talep yaratma çabalarının yoğunluk kazanması sonucu bağımsız projelerle gerçekleştirilen üretim şekliyle de desteklenmeye başlanmıştır. Sonuç olarak, dış pazarlarlarca talep edilen çeşitlerin, talep edilen miktarlarda üretilmesiyle 1985 yılındaki organik tarım ürünleri üretimi 2000 li yıllara gelindiğinde yeni bir boyut kazanmıştır. Kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı ile başlayan organik tarım ürünleri üretimi; bitkisel ürünler, işlenmiş gıda ürünleri ile diğer tarım ve gıda ürünleri olarak sınıflandırabileceğimiz sektörel yelpazeye ulaşmıştır. İlk yıllarda sadece 8 ürün organik olarak üretilirken, 1999 yılında bu rakam 92 ye ulaşmıştır. Ülkemizde organik bitkisel ve hayvansal ürünler üretimi, işlenmesi ve pazarlanması 18 Aralık 1994 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Organik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik ile açıklığa kavuşturulmuş olup, AB nin EEC Regulation No:2092/91 sayılı düzenlemesi esas alınarak hazırlanmıştır. Ülkesinde organik ürünler üretiminin alt yapısını ve düzenlemesini bu esaslara göre oluşturmayan ülkeler AB ülkelerine organik ürünler ihraç edememektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bahsedilen uygulama ile ilgili yetkili kamu kurumudur. 18 Aralık 1994 Tarihli Resmi Gazete de yayımlanan Yönetmelik, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı nca günümüz ihtiyaçları ve mevcut gelişmeler ışığında revize edilmiş ve taslak metin olarak ilgili kesimlerin görüşüne sunulmuştur. Organik tarım ürünleri üretim ve ticaretinin gelecek yıllarda ülkemiz ekonomisine katkısının artarak devam edebilmesi, ancak kurumlar arası koordinasyonun ve ilgili

121 kesimler arasında iletişimin etkin bir şekilde yerine getirilmesi ve mevzuatın günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde revize edilmesi ile sağlanabilecektir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı nca hazırlanan yeni yönetmelik taslağı ile Organik Tarım Komitesi ve Organik Tarım Ulusal Yönlendirme Komitesine ilave olarak Organik Tarım Ulusal Ticaret Komitesi ve Organik Tarım Projeler ve Araştırmalar Ulusal Komitelerinin oluşturulması ülkemizde organik tarımsal üretim ve ticaretinin gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca yine yönetmelik taslağında yer alan danışman firma kavramı da eski yönetmeliğin önemli bir boşluğunu dolduracak olup ülkemizde organik tarımın gelişimine katkı sağlayacağına inanılmaktadır. Tablo: 71 Türkiye de Ürünler İtibariyle Organik Tarımsal Ürünler Üretimi-1999 Üretim Miktarı(ton) 10.822 23.520 7.182 7.840 7.095 5.411 2.280 1.350 3.211 24.038 553 1.128 168.306 Ürünler Kayısı Pamuk Üzüm İncir Domates Fındık Çilek Nohut Mercimek Elma Biber Bal Toplam(diğer leri dahil) Kaynak: GAP TA Organik Tarım, Şanlıurfa, GAP GİDEM Yukarıdaki tablodan anlaşılacağı gibi, organik tarım ürünleri yetiştiriciliği geniş alanlarda üretimi yapılan tarla ziraatına bile girmiş durumdadır. Organik tarım ürünleri kaliteli, doğal aromalı olması ve insan sağlığındaki rolü nedeniyle piyasada daha çok rağbet görmektedir. Ülkemizde üretimi yapılan organik ürünler arasında elma ön sırada yer almaktadır. Biber ise en az üretimi yapılan üründür. Aşağıdaki tabloya bakıldığında yurdumuzdan ihraç edilen organik tarım ürünlerinin genellikle kurutulmuş ürünler olduğu görülmektedir. Yaş meyve ve sebze ihracatımızda organik tarım ürünü bulunmamaktadır. Stok olarak fazla üretilen yaş meyve ve sebzenin organik metotlarla üretilerek ihracatının yapılması milli ekonomi için öncelik arz etmektedir. Tablo: 72 Şanlıurfa Türkiye Organik Tarım Ürünleri Veri Karşılaştırması Şanlıurfa İl Adı Ürün adı Çiftçi sayısı Adet Üretim alanı (ha) Üretim miktarı (ton) Yaş(taze) ton Kuru (ton) Donmuş (ton) Konserve Konsantre Diğer Top üretim İç Pazar (ton) Antepfıstığı 3000 0 169 0 0 0 0 0 0 0 0 Badem 6164 0 0 0 0 Bağ 27500 0 0 0 Elma 2604 0 0 0 0 0 0 0 0 0 2,44 Erik 2519 0 0 0 0

122 Kayısı 7530 0 0 0 0 0 0 0 0 0 36,78 Kiraz 1388 0 0 0 0 Nar 40000 0 390 0 0 0 0 27,55 0 27,55 26,65 Nektarin 1619 0 0 0 Vişne 1834 0 0 0 Zeytin 1116 0 280 0 0 0 0 0 0 0 0 Biber 0 5 0 0 Domates 0 5,8 0 0 Patlıcan 0 2 0 0 Taze Fasulye 0 0,5 0 0 Arpa 0 63,7 3072 0 0 0 0 0 0 0 0 Buğday 0 28,7 21714,5 0 0 0 0 0 0 0 0 Çemen 0 50 0 0 0 0 0 0 0 0 Çörekotu 0 100 0 0 0 0 0 0 0 0 Diğer Sebzeler 0 5,8 0 0 Fesleğen 0 0,04 0 0,04 0 0 0 0 0,04 0,04 Fiğ 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Kimyon 0 270 0 0 0 0 0 14 14 0 Mercimek 0 25,5 7526 0 0 0 0 0 3,25 3,25 1,25 Nadas 0 0 0 0 0 0 0 0 0 0 Nohut 0 290 0 0 0 0 0 0 0 0 Pamuk 0 19647,4 0 0 0 0 0 393,95 393,95 313,08 Rezene 0 120 0 0 0 0 0 0 0 0 Susam 0 310 0 0 0 0 0 0 0 0 Üzüm 0 100 0 0 0 0 0 0 0 0 Toplam 139 95.274 15.948 54.043-0,04 - - 28 411 439 380 Ş:Urfa /TR % 1,49-9,83 19,32-0,00 - - 0,77 4,83 0,76 3,15 TÜRKİYE 9.314 162.193 279.663 19.712 23.805 2.127 162 3.656 8.515 57.977 12.082 Kaynak:1- http://www.tarim.gov.tr/arayuz/9/icerik.asp?efl=istatistikler/organikistatistik.htm&curdir=\uretim\ organiktarim\istatistikler&fl=2004_organikuretim_ist.htm 2- Şanlıurfa GAP GİDEM GAP ta Organik Tarım Tablo: 73 Yıllar ve Ürünler İtibariyle Organik Tarımsal Ürünler ve İhracatımız 1998 1999 2000 Ürünler Mikar(ton) Değer($) Mikar(ton) Değer($) Mikar(ton) Değer($) Kuru Üzüm 2.839 3.855 3.289 4.150 4.028 4.610 Kuru Kayısı 953 2.724 1.045 3.033 1.050 2.344 Kuru İncir 1.469 3.580 1.580 3.556 1.733 3.308 Kuru Erik 20 20 116 175 213 253 Fındık 742 3.948 879 4.036 1.039 4.009 Çam Fıstığı 19 401 36 696 52 787 Mercimek 335 359 616 575 897 788 Nohut 590 535 934 818 679 598 Elma Suyu - - 555 761 290 388 Diğer Meyve Suları - - 15 52 236 363 Pamuk 75 161 169 356 175 299 Biber 29 54 131 166 145 217 Haşhaş 213 376 137 172 165 208 Zeytinyağı 21 50 381 872 15 48 Toplam(Diğerleri dahil) 8.029 17.849 11.679 23.562 12.047 20.837 Kaynak: Şanlıurfa GAP GİDEM GAP ta Organik Tarım

123 Ticari anlamda organik tarım ürünleri üretimi yukarıda belirtilen üç adet firmadan ibaret olmaktadır. Deneme aşamasında olan organik tarım ürünleri üretimin önümüzdeki yıllarda oluşacak talep doğrultusunda Şanlıurfa da artacağı düşünülmektedir. 4.4.4.2. İyi Tarım Uygulamaları (Good Agricultural Practices- GAP) Tarım ve gıda ticareti alanında üretim ve tüketim çevreleri (hükümetler, çiftçiler, gıda işleme firmaları, perakendeciler vb) gıda güvenliği, kalite ve çevre ile ilgili sorunlara günümüzde daha fazla ilgi göstermeye başlamışlardır. Temelde, tarımsal üretime ilişkin çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğin sağlanmasını hedefleyen bu uygulamalar çerçevesinde geçtiğimiz yıllarda öncelikle düşük dış girdili tarım ve organik tarım uygulamalarına yönelik çalışmalar yapılmış ve son yıllarda da İyi Tarım Uygulamaları (GAP) üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. GAP esasen, tarafların anlaşmaları ile tarımsal üretim ile gıda işleme zincirine uygulanması gereken işlemler üzerinde odaklanmıştır. Ülke ve kuruluşlar arasında uygulamada farklılıklar gözlenmesine rağmen GAP ın temelinde yatan felsefe aynıdır. Bu felsefe, tarım ürünleri üretiminin, insanlara ve çevreye zarar vermeyecek şekilde yapılması üzerine kurulmuştur. GAP, tarımsal üretimin planlanması, kayıt altına alınarak geliştirilmesi, pazarlanması, güvenli ürünlerin gıda güvenlik zinciri içinde tüketicilere ulaştırılması ile ilgili bütün iş ve işlemler olarak tanımlanabilir. Bu anlamda GAP çevreye duyarlı, asgari hijyen standartlarını karşılayan, kimlik-kayıt sistemi olan ve yaygın kabul gören bir tarım biçimidir. 1980 li ve 1990 lı yıllarda Entegre Savaşım Yöntemi (IPM), Entegre Yetiştiricilik Yöntemi (ICM), Tarımın Korunması (CA) ve Entegre Besin Yönetimi (INM) gibi konular gündeme gelmiştir. İyi Tarım Uygulamaları, IPM, ICM,CA ve INM nin, gıda güvenliği, kalite yönetimi, ekonomik üretim, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik konularının genel prensipleri ile entegre edilmesidir. GAP, tarımda kimyasal kullanımının program dahilinde azaltılması, toprak ve çevreye zarar veren uygulamaların minimize edilmesi, verimliliğin artırılması ve böylece tarımın sürdürülebilirliğinin sağlanmasını hedeflemektedir. Temel amacı, mevcut tarımsal uygulamaları yeni ve çevre ile uyumlu tarım tekniklerine, sürdürülebilirlik çerçevesi içinde adapte etmektir. FAO tarafından ortaya konan GAP 11 ana başlık altında toplanmıştır. Bunlar: Toprak, su, bitkisel ve yem bitkileri üretimi, bitki koruma, hayvansal üretim, hayvan refahı, hasat, çiftlik içi işleme ve depolama, enerji ve atık yönetimi, insan refahı, sağlığı ve güvenliği ile yaban hayatı ve çevre konularıdır.

124 Europgap Günümüzde GAP ı en kapsamlı şekilde ele alan uygulama, 1999 yılında Avrupa lı perakendecilerden oluşan bir organizasyon tarafından hazırlanmış olan EUROPGAP isimli (EUREP: Euro-Retailer Produce Working Group Avrupa Perakendeciler Çalışma Grubu; GAP: Good Agricultural Practices İyi Tarım Uygulamaları) protokoldür. Bu belge, tarımsal ürünlerin üretimindeki GAP standartlarını sunmakta, aynı zamanda bu uygulamayı takip eden üreticilerin sertifika almasını talep etmektedir. Avrupa da şekillenen Europgap belgesini diğer İyi Tarım Uygulamalarından farklı kılan temel nokta, GAP prensiplerinin bir kalite güvence sistemi olan HACCP prensipleri ile birleştirilmiş olmasıdır. Diğer bir ifade ile, EUROPGAP belgesi sadece İyi Tarım Uygulamalarının prensiplerini vermekle kalmayıp, bunlara uyulması için alınması gereken önlemleri, uygunluk kontrollerini ve uygunsuzluk halinde alınması gereken tedbirleri de ortaya koymaktadır. EUROPGAP dokümanında kontrol edilmesi ve uygunluk sağlanması beklenen toplam 210 adet kritik kontrol noktası vardır. Bunlardan 47 si büyük zorunluluk, 48 i küçük zorunluluk, 65 i ise tavsiye niteliğindedir. EUROPGAP tarafından talep edilen GAP standartları 5 konuyu kapsamaktadır: 1. Yaş Meyve ve Sebze 2. Çiçek ve Süs Bitkileri 3. Entegre Tarım İşletmeleri Güvence Sistemi 4. Entegre Su Ürünleri Güvence Sistemi 5. Kahve (yeşil) Halen dünyada 40 a yakın ülkede 12.000 üretici yaklaşık 4 milyon dekarlık alanda yaş meyve sebzede EUROPGAP disiplinine uygun üretim yapmaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerindeki 50 ülkede, 65 sertifikasyon kuruluşu tarafından sertifikalandırma işlemi yapılmaktadır. Türkiye Tarımı Açısından GAP ın Değerlendirilmesi GAP, kapsamı ve amaçları bakımından esasen tüm ülkelerde izlenmesi gereken bir uygulamadır. Ancak GAP nin uygulanabilirliği, ülkelerin gelişmişlik düzeyi ve tarımsal alt yapıları ile yakından ilgilidir.

125 Ülkemizde olduğu gibi işletmelerin önemli bir kısmının küçük ölçekli, çiftçilerin büyük bir kısmının eğitim düzeyinin düşük ve çiftçi örgütlenmesinin yetersiz olduğu gelişmekte olan ülkelerde söz konusu yeni standartlara uyumda ciddi anlamda sıkıntılar yaşanması muhtemeldir. Özellikle Avrupa nın GAP standartlarını ortaya koyan EURPOGAP belgesi oldukça kapsamlı olup, ülkemizdeki çiftçiler tarafından bireysel düzeyde uygulanması son derece zordur. Ancak, büyük ölçekli ve uzman bir kadro ile çalışan işletmeler EUROPGAP ı kurumsal düzeyde uygulayabilme şansına sahiptirler. Ülkemizdeki tarımsal üretimin oldukça düşük bir oranının ihraç edilmesi ve çiftçilerin üretim standartlarının düşük olması, bu uygulamadaki olumsuzlukları yaratan diğer önemli faktörlerdir. Bu konuda alınması gereken ilk tedbir üreticilerinin, firmaların ve üretici örgütlerinin bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar yapmaktır Ülkemiz, dünyanın önemli yaş meyve ve sebze üreticilerinden biri olmasına rağmen, 2003 yılı itibari ile ihracatın üretime oranı, çok düşük olup, % 3,5 i geçmediği tahmin edilmektedir. İhracata konu olan meyve ve sebze çeşitlerinin, uluslararası piyasalarda talep edilen çeşitlere uygun olmayışı, üretimden tüketime kadar geçen süreçte miktar ve kalite kayıplarının yüksekliği, bu düşüklüğün en önemli nedenleri arasındadır. Türkiye yaş meyve ve sebze ihracatının % 26 sını Almanya ya, %12 sini Hollanda ya, %9 unu Fransa ya, diğer %9 unu da Yunanistan a, dolayısı ile çoğunluğu AB üyesi ülkelere yapmaktadır. Türkiye nin akreditasyon işlemlerini uluslararası normlara uygun olarak yürütmesi ve Avrupa Akreditasyon Birliği ne üye olması, ülkemizde verilen sertifikaların uluslararası alanda tanınması ve ihraç ürünlerimizin önünde teknik engellerin kaldırılması açısından önemli bir avantajdır. Avrupa Birliği ülkelerinde EUROPGAP sertifikalı ürün talep eden perakendecilerin toplam süper - hipermarketler içerisindeki oranları açısından % 90 ile Hollanda ilk sırada olup, bu ülkeyi sırası ile % 65 ile İngiltere, % 51 ile Belçika ve % 43 ile İsveç izlemektedir. Bununla birlikte, Avrupa ülkelerindeki birçok perakendecinin EUROPGAP sertifikası olmayan üreticilerden bahçe ürünlerini satın almama eğilimlerinde olduğu gözlemlenmektedir. TRC21 Şanlıurfa İli Tarımı Açısından GAP ın Değerlendirilmesi Ülkemiz, son yıllarda bahçe ürünleri ihracatında özellikle tarımsal ilaç kalıntıları bakımından önemli sorunlar ile karşılaşmıştır. İlimiz GAP illeri arasında önemli tarımsal potansiyele sahiptir. İlin tarımsal potansiyelinin iyi değerlendirilerek üretilecek yaş meyve ve sebzenin ihracata yöneltilmesi için Avrupa ülkeleri ve bunları takip edecek Ortadoğu ülkeleri istediği standartlarda ürün yetiştirmek için ilimiz çiftçileri ve ihracatçısının bilgilendirilmesi geleceğe yönelik bir çalışma olacaktır. Avrupa Birliği ülkeleri

126 istedikleri ürünlerin standartlarını HCCAP ve EUROGAP protokolü ile belirlemişlerdir. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan kimyasal ilaç kalıntılarının azaltılması, kimyevi gübre uygulanması, bitki besin maddelerinin ve gerekli sulama suyunun bitkilere verilmesi konularında çiftçilerin eğitilmesi ilimiz tarımının gelecekteki sorunlarına çözüm olacaktır. Eğitiminde araştırma enstitüleri ve üniversitelerin yer alması gerekir. Bunlara ilave olarak piyasada kimyevi gübre ve bitkisel ilaçların serbest satılmaması, uzmanların denetiminde satılması sağlığımız ve ihracatımız için önem arz etmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığımız örtü-altı üretimin kontrollü yapılması konusunda çalışmalara başlamış ve 27.12.2003 tarih ve 25328 sayılı Resmi Gazetede Kontrollü Örtü-Altı Üretiminin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik yayınlamıştır. Uygulama talimatları konusunda da 2004 yılından itibaren tüm örtü-altı üretim alanlarının kayıt altına alınması çalışılmalarına başlanmıştır Halihazırda Bakanlık tarafından bir talimat gelmediğinden İlimizde yukarıda belirtilen standartlara ilişkin bir çalışma bulunmamaktadır 4.4.4.3. Bitki Biyoteknolojisi Yüksek verimlilikte kaliteli ürünler elde etmek için, bitki ve hayvan türleri üzerinde ıslah çalışmaları, eskiden beri yapılmaktadır. Klasik ıslah çalışmalarından elde edilen verimlilik artışı, artan dünya nüfusunun temel gıda ihtiyaçlarının karşılanmasına yetmemektedir. Ayrıca elde edilen gıdaların tüketicilere ulaştırılmasında karşılaşılan zorluklar, gıdaların bozulmasına yol açmaktadır. İlim adamları bu problemleri çözebilmek için yeni arayışlar içine girmiştir. 1960 lı yıllardan itibaren biyo-teknoloji ve gen mühendisliği sahasındaki araştırmacılar, canlıların genetik yapısında değişiklikler yapmayı mümkün kılan sırlı mekanizmaları keşfetmeye başlamışlardır. İnsanoğlu bu şifreleri çözdükçe, varlıkların sırlı dünyasına daha çok girmekte ve tabiat sofrasında bize sunulmuş nimetlerin daha çeşitli ve bol olanlarına kavuşma imkânı bulmaktadır. 4.4.4.3.1. İyimser Bakış Genler, organizma özelliklerinin kodlandığı şifreli bilgilerdir. Bir canlı türüne başka bir canlı türünden gen aktarılması veya mevcut genetik yapıya müdahale edilmesi yoluyla, yeni genetik özellikler kazandırılması tekniğine "gen veya rekombinant DNA teknolojisi" denmektedir. Gen teknolojisi kullanılarak yeni özellikler kazandırılmış organizmalara da "Genetik Yapıları Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)" veya Transgenik Organizmalar adı verilmektedir. Bu canlılardan elde edilen ürünler ise, transgenik gıdalar olarak adlandırılır.

127 Gen teknolojisi, gıda üretiminde kullanılan organizmaların genomlarında klasik metotlarla, tabiî süreçler içinde gerçekleştirilen değişimi hızlandırır. Böylelikle canlının gıda maddesi olarak kullanılacak kısımlarında istenen değişikliğin daha kısa zaman içinde yapılmasına imkan verilir. Genetik bilginin şifrelenmesi, kopyalanması, okunması ve kontrolü; bakteri, bitki ve hayvanlar arasındaki genetik bilginin değiş tokuşunu mümkün kılmaktadır. İki ayrı tür canlının DNA programını oluşturan genler ne kadar örtüşüyorsa, o iki türün çaprazlanmasından, yaşayabilen melez türler ortaya çıkarmak o kadar kolay olur. Ancak iki tür arasındaki gen transferi, az sayıda hususî bilgi parçalarını ihtiva ettiğinden yapılan değişiklikler, tür içi varyasyonla sınırlı kalır. Dolayısıyla bir türün başka bir türe dönüşmesine yol açmaz. Bir bitki veya hayvan binlerce genden meydana geldiği için, bir iki genin transferi, o organizmanın yapısında yeni bir tür oluşturacak kadar değişikliklere sebep olmaz. Örnek verirsek; 80.000 geni olan buğdaya aktarılan iki genin, onun genetik yapısında sadece % 0,0025 oranında bir değişikliğe sebep olacağı tahmin edilmektedir. Gen okuma, montaj ve transfer mekanizmaları ortak olduğundan, alt türler, türler ve cinsler, sınıflar arası bilgi parçaları küçük ölçeklerde yapılabilmektedir. Mesela, birbirinden çok farklı iki canlı olan balık ve domates arasında, belli genetik bilgiler değiş tokuş edilebilir. Genom bütünlüğünü bozmayacak seviyedeki bu aktarımlar, bu canlıların farklı bir türe dönüşmesine yol açmaz. Balık yine balık, domates yine domates olarak kalır. Aktarılan yeni genler, o canlının var olan bir veya bir kaç özelliğini değiştirmekte ve o canlıdan daha fazla istifade etmenin yollarını açmaktadır. Yaratıcı nın insana verdiği eşyaya müdahale hakkının kullanımı olan genlerle oynama çalışmalarına bu nazarla bakılabilir. Bu şekilde bir müdahaleyle genleri değiştirilmiş canlılara, yeni tür yerine, transgenik organizma denir. Biyo-Teknolojiyi Kullanma Sahaları Biyo-teknoloji ve genetik mühendisliği yoluyla geliştirilen teknikler ve yaklaşımlar, başta gıda sektörü olmak üzere birçok uygulama alanı bulmaktadır. Organik atıkları parçalayıcı enzimlerin bilgisinin kodlandığı genlerin, kirli sularda yaşayan mikroorganizmalara aktarılmasıyla çevre kirliliğine sebep olan organik atıkların hızlı bir şekilde ortadan kaldırılması sağlanmıştır. Tıptaki biyoteknolojik uygulamalara, kanserin ve genetik hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan ölçüm testleri, aşı ve hastalığa göre hususi ilaç üretimi örnek olarak verilebilir. Mesela insandan alınan genlerin koyuna aktarılmasıyla koyun sütünden, akciğer kanseri tedavisinde kullanılan alfa-1 antitripsinin üretilmesi sağlanmıştır. Biyo-teknoloji, mevcut teknolojilerle pahalı olan ve zor üretilen aşıların üretimine de imkan sağlamıştır. 1986' dan beri Hepatit-B aşısı, genetik olarak değiştirilmiş maya hücreleri kullanılarak elde edilmektedir. Biyo-teknolojik yolla üretilen ilaçların, dünya ilaç üretiminin % 5' i olduğu ve bunun 2005 te % 15'e çıkacağı tahmin edilmektedir. Biyo-teknoloji en

128 geniş kullanım sahasını, hayvancılık ve ziraatte bulmuştur. Gıda biyo-teknolojisi araştırmacıları, gıda üretiminde kullanılan bitki, hayvan ve mikroorganizmaları; besinlerin kalitesini, miktarını, güvenliğini, üretim kolaylığını artırmak ve maliyetini azaltmak maksadıyla, genetik farklılaştırma tekniklerini yoğun şekilde kullanmaktadır. Son yıllardaki gelişmelerin en çarpıcı olanları, hayvanların kopyalanması ve transgenik bitki ve ürünlerde ortaya konan yeniliklerdir. Hastalığa dirençli hayvanlar ve ziraai bitkiler, besin değeri yüksek, lezzetli gıdalar biyo-teknolojik metotlarla daha kısa sürede üretilebilmektedir. Dünya üzerinde transgenik bitkilerle yapılan ziraatın % 70' i ABD' de, % 17' si Arjantin' de, % 10' u Kanada' da, % 1' i de Çin' dedir. 1999 itibariyle dünyada en fazla ekilen transgenik bitkiler; soya fasulyesi, mısır, pamuk, kolza (kanola), patates ve balkabağıdır. Bunlardan sap, koçan kurdu ve yabancı ot ilacına dayanıklı mısır; virüs ve patates böceğine dayanıklı patates; yabancı ot ilacına dayanıklı kolza ve soya; yeşil kurda ve yabancı ot ilâcına dayanıklı pamuk; daha uzun raf ömrüne ve arıtılmış aromaya sahip domates, üretimi en çok yapılan ve pazara sürülen transgenik bitkilerdir. Kutuplarda yaşayan bir tür balıktan izole edilen anti-freeze (dokularda donmayı engelleyen) geninin, domates ve çilek gibi bitkilere aktarılmasıyla soğuğa dirençli domates ve çilekler üretilmiştir. Dil balığında bulunan "anti-freeze" geninin, somon balığına aktarılmasıyla, bu balığın soğuk sularda üretimi mümkün hale gelmiştir. Yapısında A vitamini bulunmayan beyaz pirince; nergis ve bir bakteriden gen aktarılmasıyla, bitki tanelerinin, A vitamini ürettiği görülmüştür. Böylece, Çin ve Japonya gibi ülkelerde, sadece pirinç ile beslenmekten doğan görme bozukluklarının azaltılmasına bu metotla çalışılmaktadır. Kuraklık, topraktaki yüksek tuz ve aşırı sıcaklık gibi verimliliği azaltan şartlara karşı, bitkilerin dayanıklılığının artmasına vesile olunmuştur. Brezilya kestanesinden alınan bir genin, soya fasulyesine aktarılmasıyla bu bitkinin besleyiciliği daha da artırılmıştır. Meyve ve sebzelere, insan vücudunda hastalık yapan bazı bakteri veya virüs genlerinin aktarılmasıyla, bu bitkilerin insan bağışıklık sistemini uyaran bazı proteinleri (yiyecekle alınan aşılar) üretmeleri sağlanmıştır. Hayvanlarda hastalıklara karşı direnç kazandırma, gelişmelerini kontrol etme, yün özelliklerini, süt miktarını artırma ve terkibini değiştirme gibi konularda da çalışmalar yapılmaktadır. Hastalıklara karşı koruyucu bir genin, sığırlara ve balıklara aktarılmasıyla, antikor kullanmadan değişik hastalıklara karşı sağlıklarını koruyabilmeleri kolaylaştırılmıştır. İnsan büyüme hormonunun kodlandığı genin, farelere aktarılmasıyla, normalden dört kat büyük transgenik fareler üretilmiştir. Şimdi diyeceksiniz ki, dört kat büyük fareler ne işe yarayacak? Biz küçük farelerle zor baş edebiliyoruz, bir de büyük farelerle mi uğraşacağız? Birçok aşı araştırmalarında fare antikorları kullanılmaktadır. Büyük farelerden daha bol miktarda antikor elde edileceğinden çalışmalar daha kolay yapılacak ve maliyet azalacaktır. Normalin yarısı kadar bir süre içinde piyasaya sürülecek ağırlığa ulaşmasına vesile olan büyüme genleri, somon balıklarına

129 aktarılabilmiştir. Süt verimi yüksek, transgenik sığır ve koyunlar elde etmek uzun zaman aldığından araştırmacılar, koyun ve sığırları klonlamaya yönelmiştir. 1996' da Dolly isimli bir koyunun meme hücresi kullanılarak, yetişkin bir hücreden çekirdek aktarılmasıyla ilk transgenik hayvan elde edilmiştir. Belli bir gıdayı daha kaliteli ve daha fazla miktarda üretmeye yönelik bu genetik çalışmalar, Hz. Peygamber' in (sas) bildirdiği, "Pek çok kişinin ancak yiyebileceği narlar olacak, bir nar kabuğunun altında bir insan gölgelenebilecek.." sözlerinin daha iyi anlaşılıp yorumlanmasına vesile olmaktadır. Görüldüğü gibi, biyo-teknoloji çalışmaları, artan dünya nüfusunun besin ihtiyacını karşılayabilecek yeni kaynaklar ortaya çıkarmaktadır. Yapılan çalışmalarla ürün kayıplarını azaltmak, üretim alanlarını koruyarak ürün miktarını artırmak mümkün olmaktadır. Bazı çevreler, dünya nüfusunun hızla artması ve gıda kaynaklarının azalmasından hareketle, yakın gelecekte dünyayı büyük bir kıtlık tehlikesinin beklediğini ileri sürmektedir. Bu sebeple dünya nüfusunu kontrol altına alma çalışmaları yapılmakta, mevcut kaynaklara sahip olmak için savaşlar çıkarılmakta, insanlar öldürülmekte ve ülkeler yağmalanmaktadır. Gelecek endişesiyle, dünyayı cehenneme çevirenler bilmelidirler ki, bir incirin çekirdeğinde koca bir incir ağacını, bir DNA sarmalında binlerce özelliği şifreleyen Yüce Rabb imiz, yarattıklarına yetecek rızkı taahhüt altına almış, bunu gerçekleştirmek için gerekli izni vermiş ve bu istidadı insanın mahiyetine koymuştur. Biyo-teknoloji çalışmalarının bugün geldiği nokta, bunu açıkça göstermektedir. Transgenik Organizmalar Zararlı mıdır? Daha çok ABD, Kanada ve Avrupa'da üretilerek piyasaya sürülen transgenik ürünler, farklı görüşlere yol açmakta ve tartışmalara sebep olmaktadır. Dünyada mutlak doğruyu gerçekleştirmemiz mümkün olmadığından, yapılan bu çalışmalarda da şimdilik menfî bir netice görülmemiştir. On beş yılı aşan laboratuar incelemeleri ve saha araştırmaları, yüzyıllardır bilinen metotlarla üretilen besinlerle, transgenik ürünler arasında, riskler yönünden bir farklılık olmadığını göstermektedir. Ancak bunun ileride de böyle olacağı kesin olarak söylenemez. Mesela, araştırmalar bazı özel durumlarda ciddi alerjik reaksiyonların meydana geldiğini, antibiyotik dirençliliğinin ve toksisite seviyesinin artabildiğini göstermiştir. Bizler, faydası zararından çok olan işleri yapmayı tercih ederiz. Hatta, Muhtemel tehlikeler için şu anda faydası kesin işler terk edilemez prensibiyle hareket etmek, sağ duyulu bir davranıştır. Teknolojinin gelişmesine karşı olan lobilerce "genetik kirlilik" gibi korkutucu bir üslubun kullanılması çok da makûl değildir. Organik besin üreticileri de, marketlerdeki pazar payını artırmak için bu lobileri desteklemektedir. Oysa transgenik ürünler, genetik kirlilik, radyoaktif madde ve zararlı kimyevî katkı maddeleri gibi konularla doğrudan ilgili değildir. Çünkü burada

130 dışarıdan herhangi bir yabancı madde ilave edilmemekte, sadece mevcut genler arasında yer değiştirmeler yapılmaktadır. Transgenik Organizmalar ve ahlaki problemler Genetik olarak değiştirilmiş yiyecekler, ahlaki ve hukuki problemlere yol açabilmektedir. Vejetaryenlerle, Hıristiyan, Hindu ve Budistlerden bazı gruplar; içinde böcek, hayvan ve insan geni olabilecek meyve ve sebzelerden tüketmek istemiyor, transgenik yiyecekleri şüphe ile karşılıyorlar. Transgenik organizma çalışmaları legal olduğundan, istemediğimiz halde transgenik ürünler yiyebiliyoruz. Bu ihtimali göz önünde bulunduran Avrupa Birliği Kanunları transgenik ürünlerin etiketlenmesini mecburi hale getirmekte tüketicinin bilgilendirilmesini istemektedir. Sonuç olarak ilmi çalışmalarda insanların sadece biyolojik ihtiyaçları değil, ahlaki, dini kültürel hassasiyetleri de dikkate alınmalıdır ki, elde edilen faydalar şüphe kile karşılanmasın. 4.4.4.3.2 Karamsar Bakış Genetik mühendislik ürünleri teknolojisi, yaşayan organizmaların genetik ana yapısını değiştirmeyi ve elde edilen yeni ürünleri kar amaçlı olarak satmayı hedefleyen bir çalışma koludur. Bu teknoloji milletler arası yaşam bilimi firmaları tarafından sürdürülmektedir. Bu firmalar çalışmalarının dünyadaki açlığı azaltacağını, hastalıkları tedavi edeceğini, insan sağlığını olumlu etkileyeceğini, tarımda sürekliliğin sağlanabileceğini iddia etmektedirler. Oysa, gerçekte yapılan çalışmalara bakıldığında esas amacın dünyadaki tohum, gıda, tıbbi ürünler, lifli besinler sektörlerini kontrol altına almak ve monopol oluşturmak olduğunu göstermektedir. Genetik mühendisliği devrim yapan yeni bir teknolojidir. Bu mühendislik dalı halen gelişme aşamasındadır. Söz konusu teknoloji o kadar güçlüdür ki sadece türler arasındakini değil; insanlar, hayvanlar ve bitkiler arasındaki genetik koruma duvarlarını dahi yıkabilir. Çeşitli virüsleri, antibiyotiğe dirençli genleri, bakterileri; vektör, işaretleyici olarak kullanarak genetik kodları kalıcı olarak değiştirir ve daha sonra genleri değiştirilmiş organizmalar bu genetik değişimleri kendilerinden sonraki nesillere kalıtım yoluyla aktarırlar. Dünya üzerindeki bütün genetik mühendisleri genetik malzemeye ilaveler yapmak, yeniden düzenlemek, düzeltmek, programlamak gibi işlerle meşgul olmaktadırlar. Bitki, balık ve bazı hayvanların kromozomlarına hayvan genleri ve hatta insan genleri enjekte edilerek hayal edilemeyecek transgenic (farklı canlıların genleri arasında yapılan transferlerden) yaşam biçimleri elde etmektedirler. Tarih boyunca ilk defa uluslarası biyoteknoloji şirketleri yaşamın mimarları ve sahibi konumuna gelmişlerdir.

131 Kanuni kısıtlamalar ve kurallar, isimlendirme şartları veya bilimsel protokoller çok az olduğu için bio mühendisler yüzlerce yeni Franken foods (yapay, farklı türler arası birleştirilmiş genlerden oluşan besinler) ve tahıl türleri yetiştirmeye başladılar. Bunlar gerçekten insana ve çevreye zarar verici niteliktedir. Ayrıca dünyadaki milyarlarca çiftçi ve köylü içinde negatif sosyo- ekonomik etkileri vardır. Gün geçtikçe artan sayıdaki bilim adamları, kullanılan gen ayırma teknolojilerinin tam gelişmemiş, yanlış ve sonuçlarının öngörülemediğini söyleyerek ikazda bulunmaktadır. Ancak, ABD nin liderliğindeki biyo-teknoloji taraftarı hükümetler ve düzenleyici kurumlar tüm Genetik Mühendisliği ürünü yiyeceklerin geleneksel yiyeceklerle aynı olduğunu ve özel bir şekilde etiketlenmesine yada pazarlama öncesi bir zararı olup olmadığının anlaşılabilmesi için bir teste tabi tutulmalarına gerek olmadığını söylemektedir. Şu anda ABD de dört düzineden fazla genetiği değiştirilmiş besin ve tahıllar yaygın olarak satılmaktadır. 70 milyon acre (1 acre = 4046.9 m2) tarım alanı üzerinde genetiği değiştirilmiş ürünler ekili durumdadır. Buna ilaveten bir firmanın ürettiği Bovine Büyüme Hormonu (rbgh) düzenli olarak 500.000 süt ineğine enjekte edilmektedir. Süpermarketlerde işlemden geçmiş besinlerin çoğunda genetik katkı maddeleri vardır ve bunu testlerde doğrulamaktadır. Buna ek olarak düzinelerle genetiği değişmiş tarım ürünü geliştirilmekte olup bunlarda kısa bir zaman sonra piyasaya sürülmüş olacaklardır. Gelecek 5-10 yıl içinde ABD deki besin ve lifli gıdaların tamamının genetiği değiştirilmiş olacaktır. Bunların arasında soya fasulyesi, mısır, patates, kanola yağı, pamuk tohumu yağı, papaya, domates ve süt ürünleri sayılabilir. Besin ve lifli ürünlere uygulanan genetik mühendisliğinin sonuçları belirsiz olduğu halde hayvanlar, insanlar, çevre ve organik tarımın geleceği için tehlikelidir. İngiliz moleküler bilimci Dr. Michael Antoniu nun belirttiğine göre gen ayrıştırılması beklenmedik bir şekilde toksik maddelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Toksik maddeler özellikle genetik mühendisliğin uygulandığı bakteriler, mayalar, bitki ve hayvanlarda görülmektedir. Ancak, büyük bir sağlık sorunu ortaya çıkana kadar bu sorun pek dikkati çekmeyecektir.

132 Bu Besin Maddelerinin Zararları: Toksinler ve Zehirler Genetik mühendisliği uygulanmış ürünler potansiyel olarak toksik olup insan sağlığını tehdit edici bir konumdadır. 1989 yılında L-tryptophan isimli çok bilinen bir maddenin genetik mühendisliği uygulanmış bir türü 37 Amerikalı nın ölümüne ve 5000 kişinin de sakatlanıp ölümcül ve ızdıraplı bir kan hastalığına yakalanmasına (eosinophilia myalgia syndrome EMS ) sebep olmuştur. Japonya nın üçüncü büyük kimyasal şirketi olan Showa-Denko ilk defa 1988-89 yıllarında serbestçe satılan bileşimde genetik mühendisliği uygulanmış bakteriler kullanmıştır. DNA nakil işlemi sırasında bakteriler bir şekilde kirlenmiş ve bu insanların hastalanmasına neden olmuştur. Bu yüzden Showa Denko şirketi ilaçtan zarar görüp EMS hastalığına yakalanan kişilere 2 milyar dolar tazminat ödemiştir. 1999 yılında İngiliz basını Rowett Enstitüsün den bilim adamı Dr. Arpad Pusztai nin yaptığı detaylı araştırma genetiği değiştirilmiş patateslerin de zararlarını ortaya koymuştur. Laboratuar testlerinde snowdrop çiçeğinin (kar damlası çiçeği, Avrupa da yetişir ve daha kar kalkmadan çiçek açar) DNA sı ile bilinen bir viral promoter olan Cauliflower Mosaic Virus (CaMv) kullanılarak genetik yapısı değiştirilmiş patateslerin memeliler için zehirli olduğu tespit edilmiştir. Kimyasal kompozisyonu normal patateslerden oldukça farklı olan bu patatesler farelerin hayati önemi olan organlarına ve bağışıklık sistemlerine zarar vermiştir. En tehlikelisi ise farelerin midelerinin iç yüzeyinde son derece ciddi bir viral enfeksiyon ortaya çıkmıştır ki bunun da nedeninin CaMv denilen viral promoter olduğu kesindir ve bu madde bütün genetik mühendisliğinin yarattığı ürünlerde kullanılmaktadır. Dünyada her geçen gün artan sayıda bilim adamı genetik manipülasyonun besinlerde doğal olarak bulunan bitki toksinlerinin seviyesini arttıracağını veya yeni toksinler yaratacağı konusunda ikazlarda bulunmaktadırlar. Bütün bunlara rağmen yeterli denetim olmadığı için tüketiciler kobay olarak kullanılmak durumundadırlar. Artan Kanser Riski 1994 yılında FDA, bir firmanın Büyüme Hormonu satmasını ve süt veren ineklere bu hormonun enjekte edilmesini bilim adamlarının tüm itirazlarına rağmen onaylamıştır. Bu ineklerin

133 sütünden elde edilen besinleri tüketen insanlarda göğüs, prostat ve kolon kanserine yakalanma riski oldukça fazladır. 1998 yılında Kanada da hükümetin görevlendirdiği bilim adamları farelerde yaptıkları deneylerde prostat kanseri ve tiroid kistleri olasılıklarına rastlamışlardır. Sonuç olarak 1999 yılı başlarında Kanada hükümeti süt veren ineklerde bu hormonun kullanılmasını yasaklamıştır. Yiyecek Alerjileri Yiyecek alerjisi olan kişiler de ( Amerikalı çocukların %8 inde bu sorun vardır) semptomlar hafif huzursuzluktan ani ölüme kadar değişkenlik gösterir. Dolayısıyla bu kişiler günlük besin maddelerine eklenen yabancı proteinlerden zarar görebilirler, çünkü söz konusu proteinler insanlar tarafından şimdiye kadar hiç tüketilmemişlerdir. Gelecekte olası bir kamu sağlığı felaketini önleyebilmek için pazarlama aşamasından önce hayvanlarda ve gönüllü insanlarda uzun dönemli testler yapılması gereklidir. Ayrıca, bu besin maddelerinin etiketlerine gerekli uyarıların yazılması da besin alerjisi olan kişileri korumak açısından şarttır. Ne yazık ki FDA veya dünyadaki diğer kontrol mekanizmaları pazarlama öncesi hayvan ve insanlarda testler yapılmasını rutin olarak talep etmemektedirler. İngiliz bilim adamı Dr. Mae-Wan Ho nın belirttiği gibi genetiği değiştirilmiş besinlerin alerji yapma potansiyelini kestirebilmek mümkün değildir, çünkü alerjik reaksiyonlar kişinin alergenle temasından ancak bir müddet sonra ortaya çıkmaktadır. Besinlerin Kalitesi ve Beslenmeye Verilen Zarar 1999 yılında Dr. Marc Lappe nin Journal of Medicinal food dergisinde yayınlanan makalesinde genetiği değiştirilmiş soya fasulyesinin insanları kalp hastalıkları ve kansere karşı korumakta yararlı phytoestrogen bileşimlerinin geleneksel soya fasulyelerine göre daha az olduğunu belirtilmiştir. Antibiyotik Direnci Gen mühendisleri bir bitki veya mikroba yabancı bir gen ilave ettikleri zaman onu başka bir gene bağlarlar bu da antibiyotik direnç simgesi (antibiotic resistance marker-arm) olarak isimlendirilir. Bu sayede ilk verilen genin ev sahibi organizmada başarılı bir şekilde kalıp kalmadığı tespit edilir.

134 Bazı araştırmacılar bu ARM genlerinin beklenmedik bir şekilde hastalık yapan bakteriler veya mikroplarla birleşebileceği ikazını yapmakta ve geleneksel antibiyotiklerle tedavisi mümkün olamayacak hastalıkların ortaya çıkabileceğini belirtmektedirler. Örneğin salmonella nın yeni tipleri e-coli ve kampilobakter bunlardan bazılarıdır. Avrupa Birliği yetkilileri bütün genetiği değişmiş ve ARM taşıyan besinlerin yasaklanmasını öngörmektedirler. Toprakta Ve Ürünlerde Daha Fazla Tarım İlacı Kalıntısı Yapılan çalışmalarda genetiği değiştirilmiş ürünler yetiştiren Amerikalı çiftçilerin geleneksel tarım yapan çiftçilere göre daha fazla tarım ilacı kullandıkları tespit edilmiştir, çünkü bu bitkiler tarım ilaçlarına karşıda dirençlidir. İlaca karşı dirençli olan bu bitkilerin özelliği tarım ilaçlarından zarar görmemeleridir. Dolayısıyla çiftçiler bitkilerdeki haşaratı öldürmek için tarım ilaçlarını fazla miktarlarda kullanabilmekte ve bitkide bundan zarar görmemektedir. Biyo-teknolojide lider olan şirketler aynı zamanda toksik tarım ilaçlarını da üretip satmaktadırlar, dolayısıyla bu şirketler bitkileri özellikle genetik bakımdan ilaca karşı dirençli olarak dizayn etmekte ve böylece çiftçilere daha fazla tarım ilacı satma imkanı bulmaktadırlar. Genetik Kirlilik Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ekili olduğu alanlardan, genetiği değiştirilmiş polenler rüzgar, yağmur, kuşlar, arılar ve polen taşıyıcı böcekler tarafından hem organik hem de normal tarımın yapıldığı alanlara taşınmakta ve buradaki ekinlerin DNA sını kirletmektedir. Organik tarımla uğraşan çiftçiler genetik kirliliğin kontrol edilemeyeceğini savunmakta ve bunların yaşayan canlılar oldukları için çoğalabileceklerini, göç edebileceklerini, mutasyona uğrayabileceklerini belirtmektedirler. Faydalı Böceklerin ve Toprak Verimliliğinin Zarar Görmesi Bu yılın başlarında Cornell Üniversitesinden bazı araştırmacılar şaşırtıcı bir keşifte bulundular. Genetik olarak değiştirilmiş mısırların polenleri Monarch kelebeklerini zehirlenmesine sebep olmaktaydı. Araştırmalar bu tür ürünlerin yararlı böceklere ve topraktaki yararlı mikroorganizmalara belki de kuşlara bile zarar verdiğini tespit etmiştir.

135 Yeni Virüs ve Bakterilerin Yaratılması Yıllar önce Michigan State Üniversitesinde yapılan deneyler bitkilerin genetiğini değiştirmenin ve onları virüslere karşı dirençli yapmanın, söz konusu virüslerin mutasyonla daha etkin bir hale gelmesine yol açtığını belirlemiştir. Sosyo Ekonomik Zararlar Genetiği değiştirilmiş yiyecekler ve biyo-teknoloji ürünü gıdaların kullanımı 12.000 yıldan beri devam eden geleneksel tarım üretimine sekte vurmakta, kullanılmakta olan Terminatör Teknolojisi gibi metotlar tohumların kısırlaşmasına sebep olmaktadır. Böylece dolaylı bir şekilde zorlanan çiftçiler çok daha pahalı olan genetik mühendisliği ürünü tohumları bir avuç global monopoldan almak zorunda kalmaktadırlar. Transgenik Bitki Üretiminde Dünya da ve Türkiye de Durum Dünyada ticari olarak üretimine 1996 yılında başlanılan transgenik bitkilerin ekim alanı 2003 yılı itibariyle yaklaşık 25 kat artarak 70 milyon hektara yaklaşmıştır. Bu oran dünyadaki toplam tarım alanının % 1,34 lük kısmına denk gelmektedir ve bunun da özellikle 4 tarla ürünü arasında paylaşıldığı (% 61 soya, % 23 mısır, % 11 pamuk, % 5 kanola) görülmektedir. Bununla birlikte halen dünyada 15 türde 100 den fazla transgenik ticari ürün üretilmiştir. Transgenik çeşit ekiminin yaklaşık 2/3' ünü gelişmiş ülkeler yapmaktadırlar. Transgenik çeşit ekim alanlarında dünyada ilk sırayı ABD almakta ve onu sırasıyla Arjantin, Kanada, Çin, Brezilya, Güney Afrika ve Avustralya izlemektedir. Türlere göre transgenik bitki ekim alanlarında ise ilk sırayı soya alırken onu sırasıyla mısır, pamuk, kanola, patates, kabak, papaya, tütün ve domates izlemektedir. Birçok ülkede geri dönüşü olmayan zarar verme olasılığı nedeniyle biyo-teknolojik ürünlerin kullanımına yasal düzenlemelerle sınırlamalar getirilmektedir. Sağlık ve çevre açısından birçok riskin söz konusu olması nedeniyle özellikle AB ülkelerinde kısıtlayıcı düzenlemelerin yürürlüğe konulmasına karşın, başta ABD olmak üzere bazı ülkelerde transgenik mısır, soya, kanola, pamuk ve patates gibi önemli bitkilerin ekimi yaygın olarak yapılmaktadır. Biyoteknoloji ile ilgili yasalar, AB ülkelerinde olduğu gibi ya özel olarak çıkarılmakta ya da ABD ve Japonya'da olduğu gibi yürürlükteki yasalara ek yapılarak oluşturulmaktadır. Türkiye'de modern biyoteknoloji ve bu kapsamda yer alan bitkisel biyoteknoloji çalışmaları başlangıç aşamasında olup, yasal olarak transgenik bitkilerin ticari amaçla üretilmeleri söz konusu değildir.

136 Ülkemizde transgenik çeşitlerin ekimi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı kontrolünde "Alan Denemeleri Yönetmeliği" kapsamında patates, mısır ve pamuk için Tarımsal Araştırma Enstitüleri' nde yapılmaktadır. Bu denemelerin amacı, çeşit özelliklerinin gözlenmesi, flora ve faunaya olan etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma kurumlarında bu şekilde temel biyoteknoloji çalışmaları yapılmakla birlikte, agronomik öneme sahip izole edilmiş uygun genler bulunmadığından transgenik çeşit geliştirme aşamasına gelinmemiştir. Bu nedenle Türkiye'nin durumu transgenik bitki geliştiren değil, geliştirilmiş transgenik çeşitleri satın alıp kullanma potansiyeli olan ülke olarak ele alınmaktadır. Türkiye'de tüm ürünlerin dışalımı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı' ndan kontrol belgesi alınması koşuluyla serbesttir. Türkiye ABD ve Arjantin' den gıda ve yem amaçlı kullanılmak üzere önemli miktarda mısır ve soya fasulyesi dışalımı yapmaktadır. 2003-2004 sezonunda ABD'den alınan mısır bir milyon tondan fazladır. Soya dışalımı ise 800.000 tona yakındır. Türkiye'de bu iki bitkiye ilişkin alım değerlerinin son yıllarda önemli düzeyde arttığı görülmektedir. Öte yandan, dış ticaret verilerinde, başta mısır ve soya olmak üzere, transgenik ürünlerin dış alımına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bu ürünlerin alındığı ülkelerde transgenik bitki üretiminin çok yaygın olması, dışalımı yapılan bu ürünlerin de transgenik olabileceğini akla getirmektedir. Ülkemizde transgenik ürün analizi yapabilecek laboratuarların bulunmaması ve dışalımın tamamen satan ülkenin bildirimine göre yapılması, dışalımı yapılan özellikle mısır ve soya başta olmak üzere bazı ürünler hakkında kuşkulu bir ortam oluşturmaktadır. Transgenik çeşitlerin ticaretinde alıcı ülke konumunda olan Türkiye nin bu çeşitleri yetiştirmeye başlaması durumunda, ekonomisini olumsuz etkileyecek durumlarla karşılaşabilecektir. Örneğin en büyük dışsatım pazarımız olan AB ülkeleri transgenik ürünler konusunda son derece duyarlı düzenlemelere sahip olduklarından transgenik çeşitleri üretmemiz halinde bulaşma riski nedeniyle, klasik çeşitlere ilişkin ürünlerin alımında da büyük zorluklar çıkarabilecektir. Özellikle son yıllarda önem kazanmaya başlayan organik tarım ürünlerinin dışsatımında da olumsuz gelişmeler söz konusu olabilecektir. Konu tohumluk açısından ele alındığında ise, risklerin daha da arttığı görülmektedir. Türkiye'de tohumluk dışalımı 1984 yılından itibaren serbest bırakılmıştır. Günümüzde Türkiye'de tohumculuk özel sektöre dayalı bir konumda olup, uluslararası düzeyde önemli yatırımlar yapılmıştır. Bu gelişmeler, tarımsal üretimde kaliteli tohumluk kullanılması ile verimde artış sağlamış ancak, günümüzde transgenik bitkilerin üretimi ile tohumluk konusunda önemli sorunları da beraberinde

137 getirmiştir. Türkiye'de mısır, pamuk ve ayçiçeğinde önemli bir açık söz konusudur. Bitkisel yağ açığının yarısı, pamuğun % 25' i dışalımla karşılanmaktadır. Bu nedenle transgenik ürünlerin ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayabileceği düşünülebilir. Ancak, bu teknolojinin insan ve çevre sağlığına olabilecek olumsuz etkileri göz ardı edilerek, önlemler alınmadan yapılacak girişimlerin, uzun dönemde, ülke ekonomisine daha büyük zararlar verebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, transgenik bitkilerin yetiştirilmeye başlanması durumunda olumsuz olarak etkilenmesi beklenen bitkisel gen kaynaklarının doğal olarak korunması da ciddi tedbirleri gerektirmektedir. Türkiye'de biyoteknolojik anlamda ilk düzenleme ise, genetik olarak değiştirilmiş organizmaların uygulamaya aktarılan önemli bir grubunu oluşturan transgenik çeşitler ile ilgili olarak "Transgenik Kültür Bitkilerinin Alan Denemeleri Hakkında Talimat" adı altında 1998 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılmıştır. Bu konudaki düzenlemeler transgenik organizmaların üretilmesi ve pazara sürülmesi konularını da kapsamaktadır. Geniş çaplı bir çalışmanın başlangıcı olarak ise, 2001-2005 dönemini kapsayan 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı' nın hazırlanmasında, biyogüvenlik ile ilgili düzenlemelerin ele alınacağı "Biyoteknoloji ve Biyogüvenlik" alt komisyonunun oluşturulması gösterilebilir. Biyoteknoloji açısından bu planın temel amacını, AB topluluğunun dikkate aldığı ölçütlerin benimsenmesine yönelik önlemlerin alınmasına hız verilmesi oluşturmaktadır. Planda genel tarım politikaları kapsamında transgenik bitkilere ilişkin düzenlemelerin yapılacağı vurgulanmıştır. AB' nin transgenik bitkiler konusunda yaptığı düzenlemelerle Türkiye'nin durumu karşılaştırıldığında; "Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Çevreye Kasten Salınması" konusunu düzenleyen 2001/18/EC sayılı yönergesindeki esasları benimseyen "Genetik Olarak Değiştirilmiş Organizma İçeren Ürünlerin İthalatı ve Pazara Sürülmesine İlişkin Yönetmelik" hazırlanmaktadır. Bunun yanında, Türkiye'nin transgenik bitkilerle ilgili olarak, AB düzenlemelerine uyum çerçevesinde "Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların Tescili ve Tohumluk Sertifikasyon Yönetmeliği" ile "Genetiği Değiştirilmiş Bitki ve Tohumlukların Üretimi, İthalatı ve Ürünlerin Pazara Sunulması Hakkında Yönetmelik" üzerinde çalışmalar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı' nın koordinatörlüğünde sürdürülmektedir. Türkiye' nin taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi nin 8. maddesinin (g) bendi uyarınca; ülkelerin biyoteknoloji ürünü organizmaların, insan sağlığına olabilecek etkilerini de dikkate alarak, kullanımı ve doğaya bırakılmalarından doğacak risklerin kontrolü, yönetilmesi ve düzenlenmesi için bir sistem kurma ve sürdürme yükümlülükleri vardır. Transgenik ürünlerin insan, bitki ve hayvan sağlığı ile biyolojik çeşitlilik açısından riskli olması ve konunun uluslararası ticaret

138 kuralları ile disiplin altına alınma gerekliliği, Türkiye'nin de acilen ulusal düzenleme çalışmalarını tamamlamasını gündeme getirmektedir. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu tarafından hazırlanan Biyoteknoloji ve Gen Teknolojileri kapsamında, Türkiye'nin Tarımda Stratejik Hedeflerinin belirlendiği 2003-2023 Strateji Belgesindeki 5 ana hedef aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır: Bitki stres toleransı ve işlevsel gıda üretimi, Hastalıkların tanısı ve biyolojik mücadele, Nitelikli tohum, fide ve fidan materyali üretimi, Bitkisel gen kaynaklarının korunması ve karakterizasyonu, Genetiği geliştirilmiş organizmalarda biyogüvenlik sistemlerinin geliştirilmesi. Günümüzde küresel anlamda, modern biyoteknoloji çalışmaları birçok alanda başarıyla kullanılmakla birlikte, en yaygın kullanımın bitkisel biyoteknoloji de olduğu görülmektedir. Biyoteknoloji ile ilgili ekonomik göstergeler, bu bilim dalından yararlanma olanaklarının önümüzdeki dönemlerde daha da artacağını göstermektedir. Türkiye açısından ise, bitkisel biyoteknoloji çok yönlü olarak ele alınması gereken kapsamlı bir alan olması nedeniyle, her türlü yasal düzenlemelerin tek elden yapılmasını sağlayacak şekilde organize olunmalı ve ülkenin coğrafi yapısı ile bitkisel gen kaynaklarının durumu gibi özel koşulları da dikkate alınarak Avrupa Birliği' nin bu konudaki kurallarının benimsenmesine ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesine özen gösterilmelidir. Transgenik organizmaların sınır ötesi hareketlerini düzenleyen "Cartagena Protokolü"nü imzalayan Türkiye, biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik kaynakların sürdürülebilir nitelikte kullanılması, bu konuda bilinç düzeyinin yükseltilmesi, yasal düzenlemelerin yapılması ve teşvik siteminin getirilmesi gibi konularda sorumluluk almıştır. Dolayısıyla, Şanlıurfa İlinde bitkisel ve hayvansal üretimin yapılabileceği flora ve faunaya sahip alanlarda yukarıda izahı yapılan GDO ile üretim yapılması, mevcut gen kaynaklarının azalmasına, yurtdışına satışı yapılan ürünlerin, özellikle organik ürünlerin dışsatımında güvenilirliğin azalmasına neden olabileceği göz ardı edilmemelidir. 4.4.4.4. Tarımda Bilişim ve Hassas Tarım Teknolojileri Bilişim teknolojisinin sağladığı imkanlar, uzun yıllar tarımla uğraşanların ilgi alanının dışında

139 kalmış olmasına rağmen, son yıllarda ve özellikle kalkınmış toplumlarda bilgi teknolojilerinin tarıma entegrasyonu yönünde gelişmeler kaydedilmiştir. Hassas tarım teknikleri, geliştirilmiş bilgi ve kontrol sistemlerini kullanarak toprak işlemeden hasada kadar bitkisel üretimin hemen her döneminde kullanılabilmektedir. Uygulamada toprak analizi, toprak işleme, ekim, gübreleme, ilaçlama, ürün koşullarını izleme ve hasat işlemlerinin daha etkin bir şekilde yerine getirilmesinde bu tekniklerden yararlanılabilmektedir. Alana özgü tarım, alana özgü işletme, bilgisayar destekli tarım, reçeteli tarım, değişken oranlı girdi uygulama, noktasal tarım bu uygulamalar içerisinde sayılmaktadır. Kaynak israfının önüne geçmeyi, ürünün brüt getirisini artırmayı ve üretimden kaynaklanan çevresel kirliliği en aza indirmeyi amaçlayan hassas tarımın hedefleri arasında gübre ve ilaç gibi kimyasal giderlerinin azaltılması, çevre kirliliğinin azaltması, yüksek miktarda ve kaliteli ürün sağlanması, işletme ve yetiştiricilik kararları için daha etkin bir bilgi akışının sağlanması ile tarımda kayıt düzeninin oluşturulması sayılabilmektedir. Hassas tarım; kontrol, elektronik, bilgisayar ve veri tabanı ile hesap bilgisini bir araya getirerek gelişmiş bir sistem yaklaşımı ortaya koymaktadır. Hassas tarım teknolojisinin bileşenleri; Küresel Konum Belirleme Sistemleri (Global Positioning Systems, GPS), Coğrafi Bilgi Sistemleri (Geographical Information Systems, GIS), Değişken Oranlı Girdi Uygulama (Variable Rate Application, VRA) ve Uzaktan Algılama (Remote Sensing) teknolojileridir. Bu bileşenler birbirleriyle interaktif bir şekilde çalışmaktadırlar. Hassas tarımda veri toplama ve mekansal değişkenliğin ölçülmesi için, küresel konum belirleme sistemleri ve GPS yardımıyla ölçme yöntemleri kullanılmaktadır. Bu sistemler, herhangi bir zamanda dünyanın herhangi bir yerinde bulunan bir kullanıcının konumunu belirleyen ve en az 4 uydudan ölçüm yapılması esasına dayanan bir uydu ölçme sistemidir. Tarımsal amaçlı kullanımda bu sistemler, verim izleme, toprak, bitki örnekleme, haritalama gibi konularda veri toplamada kolaylık, doğruluk, hız ve ekonomiklik sağlamaktadırlar. Hassas tarımda, verim görüntüleme ve haritalama sistemleri, toprak örnekleme sistemleri kullanılarak toprak özelliklerinin belirlenmesi, organik madde miktarının belirlenmesi, toprağın ph düzeyi, bitki besin elementleri, nem içeriğinin algılanması ve toprak sıkışmasının ölçülmesi mümkün olmaktadır. Hassas tarım teknolojileri sayesinde, tarladaki ürünün ihtiyacına göre kimi yere daha az kimi yere daha fazla gübre ve ilaç atarak hem tasarruf hem de daha çevreci bir tarım yapılması sağlanmaktadır. Arazinin az verim veren ve çok verim veren yerlerinin belirlenmesi, buna bağlı olarak gerekli işlemlerin uygulanmasıyla gerek tarımsal, gerek çevresel ve gerekse ekonomik bir verimlilik

140 sağlanmaktadır. Uzaktan Algılama, hassas tarım tekniklerinde kullanılan önemli bir diğer sistemdir. Uzaktan algılama; farklı amaçlı yerel ve zamansal değişimler üzerinde değerlendirmeler yapmak üzere; fiziksel temas olmaksızın nesnelerin durumunu görüntüleme ve değerlendirme olarak tanımlanabilmektedir. Uzaktan algılama hassas tarım için önemli bir işletmecilik aracı olma özelliğine sahiptir. Bu yöntemin kullanılması topraktaki bitki besin elementleri düzeyini, bitkilerin durumunu ve yabancı ot ile hastalıkzararlı durumunu görsel olarak değerlendirmeyi mümkün kılabilmektedir. Günümüzde uydu veya uçaklar sayesinde oldukça yüksekten görüntüleme yapmak mümkün olabilmektedir. Uzaktan algılama ve hassas tarım teknolojileri uygulamalarının ilk adımı dönüm bazında verim haritasına sahip olmaktır. Bu teknoloji, tarlada verimi artırma ve geniş alanlarda toplu ekim yapabilme olanağı sağlamakta dolayısıyla bu teknoloji Türk tarımında ciddi bir sorun olan ve çözümü de çok kolay görünmeyen arazi toplulaştırılması için de önemli bir fırsat teşkil etmektedir. Kimin tarlasının neresinden ne kadar verim alındığını en detaylı biçimde gösteren bu teknoloji ile ortak ekim planlaması yapmak mümkün olmaktadır. Uzaktan algılama teknolojileri ve hassas tarım teknolojilerinin birleşmesi ile tarlada ekim, hasat, ilaçlama, gübreleme işlerini yapan aletler, akıllı makinelere dönüşeceklerdir. GIS tarafından sağlanan sayısal bilgiler analiz edilebilmekte, farklı ortamlarda değerlendirilebilmekte veya saklanabilmektedir. Verilerin girilmesi, saklanması veya analiz edilmesi, bu amaçla geliştirilmiş paket programlarla yapılmaktadır. Bir GIS veri tabanı sistemi; konum bilgisi, tarla sınırları, verim, bitki besin elementi düzeyleri, ph gibi tarla ve bitkiye ait özellikleri içerebilmektedir. Verimin görüntülenmesi ve verim haritasının elde edilmesi, hassas tarımın en önemli veri toplama işlemlerindendir. Verim görüntüleme sistemleriyle elde edilen konum verisi ile birlikte verim değerleri uygun bir GIS yazılımı kullanılarak verim haritasına dönüştürülmektedir. Gübre, tohum ve ilaç gibi girdileri değişken oranlarda tarlaya verebilmek için bilgisayarlı kontrol ünitesi ve ilişkili donanımı içeren uygulama, Değişken Oranlı Uygulama Teknolojisi (VRT) olarak tanımlanmaktadır. Burada kontrol ünitesi hafızasına uygulama haritası yerleştirilerek, bağlantı halinde olduğu GPS yardımıyla tarladaki pozisyona göre donanım kontrol edilmekte ve girdi değişken oranlarda uygulanmaktadır. Uydu görüntüleri sadece tarımsal alanlarda değil, belediyeler başta olmak üzere orman, yerbilim-yer araştırmaları, haritacılık, çevre, afet, savunma, güvenlik, ulaştırma, telekomünikasyon, denizcilik, GPS/LBS, planlama konularında hizmet veren kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör

141 kuruluşları tarafından çeşitli projelerde kullanılmaktadır. Uygulama Alanları: Ön ihtiyaç analizi, otoyol, demiryolu, boru hattı koridor seçimleri, sulama, baraj, madencilik ve ormancılık ön etütleri, stereo uydu görüntülerinden etüt haritaları ve 3 boyutlu sayısal arazi modellerinin hazırlanması; şehir ve bölge planlama çalışmalarında, kamulaştırma çalışmalarında, petrol ve doğalgaz bölgelerinin belirlenmesinde, boru hatlarının planlanmasında ve kanalizasyon-içme suyu gibi diğer altyapı güzergahlarının belirlenmesi ve yönetimi çalışmalarında, deniz ve kıyı kirliliği etütlerinde, uydular sayesinde elde edilen görüntüler işlenip, uygun filtrelemeler yapılarak kirlilik haritalarının oluşturulması. Tarımsal faaliyetlerde; arazi kullanım ve toprak haritalarının oluşturulması ve rekolte tahmininde, Orman kaynaklarının ön envanterlerinin yapımı ve haritalanmasına ek olarak, orman yangınlarından kaynaklanan hasarların tespitinde, su kaynakları ve havza yönetimi, telekomünikasyonşebeke, frekans planlaması ve baz istasyonlarının lokasyonlarının belirlenmesi, GPS/LBS, ulaştırma hizmetlerinin sağlanmasında ve planlamasında, çevresel etkilerin belirlenmesi, çevresel etki değerlendirmelerinin yapılmasında; doğal kaynak planlaması ve yönetiminde, askeri, savunma ve emniyet amaçlı olarak kullanım, maden aramalarında, jeolojik etütlerin yapımında, yer çalışmalarını süre ve maliyet bakımından en aza indirmek amacıyla kullanılabilmektedir. Hassas tarım, özellikle azaltılmış girdi uygulamalarına olanak vermesinden dolayı, çevreye saygılı ve sürdürülebilir tarımsal üretimi destekleyen en önemli olgudur. Bu nedenle ülkemiz de dahil olmak üzere, duyarlı tüm ülkelerde hassas tarım konusundaki araştırma, yayın ve alt yapı çalışmalarının desteklenmesi önem taşımaktadır. Hassas tarım uygulamalarının ekonomik olabilmesi için etkili olan çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; üzerinde üretim yapılan alanın büyüklüğü, üretim deseni, hali hazırda işletmenin mevcut sorunları, teknoloji ve yoğun uygulamalara adaptasyon şeklinde sıralanabilmektedir. Hassas tarım uygulamalarının ekonomik olabilmesi için en temel koşul; karlılığı sağlayacak yeterli arazi büyüklüğünün mevcut olmasıdır. Bu durum ülkemiz tarım sektörünün en önemli sorunlarından birisidir. Ayrıca hassas tarımdan beklenen yararın sağlanabilmesi için, öncelikle arazide karşılaşılabilen sulama, drenaj, tesviye vb sorunların çözümlenmiş olması gerekmektedir. Böylece

142 arazideki değişkenliğin daha sağlıklı olarak algılanması ve girdi uygulamasının da buna göre yapılması mümkün olabilmektedir. Hassas tarım teknolojileri, modern dünyanın pek çok alanda yararlandığı koruma gibi kavramların çok önem taşıdığı günümüz teknolojileridir. Tarımda bu tip teknolojilerin yaygınlaşması, bilginin yoğun olduğu üretime doğru bir gidiş sağlayacaktır. Bu yolla, tarımla uğraşanların eğitim, gelir düzeyleri ve yaşam standartları yükseltilebilecektir. Hassas tarım konusundaki araştırma, eğitim ve yayımla ilgili olan ve ilk defa ulusal bir yasada hassas tarım tanımı yapılmıştır. Bu yasada, özetle şu hususlar yer almaktadır: 1. Hassas tarımla ilgili USDA araştırma projeleri ve üniversitelerin eğitim programlarının desteklenmesi, 2. Araştırma sonuçlarının tarımla uğraşan kesime hızla ulaştırılması, 3. Uzun zaman alabilecek alana özgü olan ve üretim etkinliğini, verimliliği ve karlılığı arttırmaya yönelik olan araştırmaların gündeme alınması ve bu tür araştırmaların sayısının artırılması, 4. Hassas tarım yöntemlerinin çevreye ve doğal yaşama olan olumlu katkıları göz önüne serilmesi, İşbirliği içindeki yayın kuruluşlarının, tarım danışmanlarının, tarımsal üreticilerin, makine, ürün ve hizmet sağlayıcıların ve tarımla ilgili diğer kesimlerin bu konuda eğitimin sağlanması, 5. Gerekli teşvik ve desteklerin sağlanması, Hassas tarım teknolojileri, Avrupa ülkelerinin çoğunda, Amerika, Kanada ve Avustralya da etkin bir şekilde çiftçi bazında ülke tarım politikası şeklinde uygulanmaktadır. Ülkemizde hassas tarım teknolojileri uygulaması, TÜBİTAK ve Köy Hizmetleri destekli bir araştırma projesi olarak 1999 yılında başlamış ve 2004 yılında tamamlanmıştır. Proje Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü' nün önderliğinde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile birlikte, İç Anadolu Bölgesinde iki farklı arazide yürütülmüştür. Her iki arazide, arazi durum tespiti yapılmış ve ikişer yıllık ürün verim değerleri ile, ürüne etki eden parametreler arasındaki ilişkiler istatistiksel ve jeoistatistiksel olarak belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, her iki alanda da, ürün veriminde yüzde 64'lere varan alansal bir değişkenlik gözlendi ve 1 ton/ha ve 8 ton/ha arasında değişen farklı verim alanları ve nedenleri tespit edildi. Bu kadar yüksek oranda değişkenlik gösteren arazide tek tip uygulama yapmak, gerek gübrelemede gerekse zirai mücadelede, çiftçinin bilmeden yaptığı israf anlamına gelmektedir. Şanlıurfa da Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde 1999 yılında uzaktan algılama uygulaması hazırlıklarına başlanmış, bu konuda bir ekip kurulmuştur. Uydu görüntüleriyle pamuk ekim

143 alanlarının tespitine yönelik çalışmalara 2000-2001 yılından itibaren başlanmıştır. Uygulanan yöntem ile pamuk ekim alanlarının önceki dönemlere oranla azaldığı, bu alanlara verilen kütlü pamuk desteklemelerinin önceki dönemlere göre azaldığı böylece gerçek ekim alanlarına destekleme priminin ödenmesi sağlanmıştır. Çevre bilincinin oluştuğu günümüzde verimi artırmak amacıyla yoğun kimyevi gübre kullanılmaktadır. Uygulanan yanlış kimyevi gübre, yer altı sularını kirletmekte ve toprağın yapısını olumsuz yönde etkilemektedir. Çiftçilerin topraklarını tanımaları, ekecekleri bitki ihtiyacına uygun gübre miktarı ve çeşidinin belirlenmesine yönelik olarak, gezici analiz hizmetlerini geliştirme ve yayım projesi kapsamında 2004 yılında ilimizde gezici toprak tahlil laboratuarı devreye girmiştir. Toprak analizi çiftçinin geleneksel tarımsal faaliyeti içinde yer almadığı dolayısı ile yeni ve bilinmeyen bir uygulamadır. Üretimi artırmak, üretim maliyetini azaltmak ve önemini çiftçiye göstermek için köylerde tarla başında toprak analizi yapılmaya başlanmıştır. 4.4.4.5. Atçılık İnsanlara yakınlığı, vefası ve dostluğu ile bilinen atlar M.Ö. 4000 yıllarında Orta Asya'da Türkler tarafından evcilleştirilmiştir. Göçlerle, askeri hareketlerle bütün dünyaya dağılan bu hayvanlara Türklerden sonra Araplar, İngilizler ve bir kısım Avrupa devletlerince önem verilmiş, yapılan ıslah çalışmaları sonucunda iyi soylu atlar elde edilmiştir. Bugün dünyada safkan Arap atları ile safkan İngiliz atları revaçtadır. İngiliz atları uzun yıllar içerisinde (700 yıl) Türk, Arap, Acem atlarıyla aşımlanarak elde edilmiş hayvanlardır. Fazla sıkıntıya gelemezler. Çok süratlidirler, yalnız kısa mesafelerde başarılı olurlar. Uzun mesafelerde fazla dayanıklı değillerdir. Arap atları ise aksine başlangıçta o kadar süratli olmamakla beraber sonradan hız kazanırlar. Uzun mesafelerin, savaşların, çilelerin, zahmetlerin atıdırlar. Açlığa, susuzluğa, yorgunluğa ve her türlü tabiat şartlarına dayanıklıdırlar. Ortadoğu'da hâkim olan ırk Arap atlarıdır. Bugün Türkiye'de 3000 baş safkan Arap atı olduğu hesap edilmektedir. Bunun % 50'si, yani 1500 kadarı Şanlıurfa'da mevcut olup 400 başı damızlık kısraktır. yaklaşık olarak Urfa'daki at sayısı 20 bin civarındadır. Dünyanın en asil Arap atlarının yetiştiği yörelerden birisi Şanlıurfa'dır. Sahip olsun, olmasın Urfalılar atı uğur sayarlar. Bu işi bilenler; "Eğer at beslemeğe gücün yetmiyorsa, komşunun duvarından bir delik aç, hiç olmazsa evine at'ın soluğu girsin " derler. O ev ve çevresindeki 7 evin bundan nasiplendiğine inanılır.

144 Urfa'da Gülen, ağlayan, söz ve halden anlayan atlar yetişmiştir. Koşuda geride kaldığı için sahibini memnun edemiyen atın uzun süre yem yemediği, hatta öldüğü görülmüş olaylardandır. Türkiye atçılığında Şanlıurfa'nın ayrı bir yeri vardır. Osmanlı devrinde, bu durum bariz şekilde görüldüğü gibi, Cumhuriyetin ilk yıllarında da (1924-1928) devam etmiş, Devlet Hara'ları için Urfa'dan halk yetiştirmesi aygır ve kısraklar alınmıştır. At yetiştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla 1947 yılından beri Urfa ile birlikte bütün Doğu Anadolu'ya hizmet veren bir Atçılık Islah Kurumu kurulmuştur. Arap atının morfolojik ve fizyolojik özellikleri kendisini hemen diğer hemcinslerinden ayırır. İyi bir Arap atında her şeyden evvel göze çarpan özellik mükemmel bir harmoni ve tenasüple birlikte azami haddini bulan asalettir. Bedenin muhtelif kısımları arasında gördüğümüz uygunluk ve ahenk itibariyle Arap atına erişen başka bir hayvan yoktur. 1838 yılında Urfa'yı ziyaret eden Alman Mareşalı Helmut Von Moltke buradaki Arap atlarına hayran kalmış, seyrettiği bir cirit oyunundan son derecede etkilenmiştir. Urfa yetiştirmelerinden yağız aygır Şüveyme 1900 yılında Paris'te açılan uluslararası bir sergide Dünya Birincisi seçilmiştir. Malatya Sultan suyu Harası menşeli al kısrak Seklâve ise ikinci olmuştur. Bugün de böyle bir yarışma olsa Şanlıurfa Arap atlarının efsanevi güzelliği ortaya çıkacaktır. Halen, Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği'ne kayıtlı Şanlıurfalı üye sayısı 300 kadardır. Herşeye rağmen Urfa'da at sevgisi eksilmemiştir. Yarışlar da zevkle takip edilmektedir. İlimiz safkan yarış atı yetiştiriciliğinde ülkemizde önemli bir yere sahiptir Proje ve İstatistik Şubesi ne bağlanan Atçılık Üretim Merkezi verilerine göre ilimizdeki safkan yarış atlarının dağılımı tablo 94 te verilmiştir. Tablo: 74 Safkan yarış Atların Dağılımı Irkı Safkan Arap atı (Pedigrisiz) Safkan Arap Atı (Pedigrili) Safkan İngiliz Atı (pedigrili) Toplam Miktarı Adet 1.500 2.000 100 3.600 Safkan Yarış Atı Yetiştirme İmkanları Ülkemizde Arap atının anavatanı olarak bilinen ilimizde geçmişten günümüze kadar süregelen bir safkan Arap atı yetiştiriciliği göze çarpmaktadır. Özellikle son yıllarda büyük önem kazanan ve ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayan at yarışları yetiştiriciliği kamçılamıştır. Son iki yıldır Şanlıurfa da resmi bahisli at yarışlarının yapılması ilimizdeki safkan yetiştiriciliğin daha bir önem kazanmasını sağlamıştır. İlimizin Suruç ilçesinde tarımsal amaçlı suyun azalması ve tarım gelirleri azalmış ve yarış atı yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır. İlimizin Siverek ilçesinin, Karacadağ bölgesinde

145 doğal yapının atçılık için son derece elverişli olması, at yetiştiricileri tarafından iyi değerlendiriliyor. Buradaki çiftlikte yetiştirilen yarış atları, il dışındaki at meraklılarına satılıyor. Şanlıurfa Merkez ilçede bulunan at harasında bu amaçla at yetiştiriciliği yapılmaktadır. Türkiye'de resmi at yarışları yapılan 6 ilden birisi Şanlıurfa'dır. 750 dönümlük arazi üzerine kurulu Şanlıurfa Hipodrumu konusu ile ilgili her türlü gelişmeye müsait bir konumdadır. 4.4.4.6. Topraksız Tarım Uygulamaları (Topraksız Kültürde Üretim) İlimizde topraksız tarım uygulaması ancak bazı seralarda çiçek yetiştirme saksılarında kullanılmaktadır. Meyve ve sebze üretimine yönelik olarak topraksız tarım uygulaması ilimizde bulunmamaktadır. Dünya nüfusunun hızla arttığı ve tarım alanlarının da aynı hızla azaldığı günümüzde üreticiler yeni üretim teknikleri arayışı içerisine girmişlerdir. Topraksız tarım; su kültürü, perlit, torf, rock vool (kaya yünü), volkanik tüf vs. gibi organik ya da inorganik materyallerin ayrı ayrı ya da belirli oranlarda karıştırılması ile elde edilen ortamlarda kontrollü bir şekilde yapılan yetiştiriciliktir. Topraksız tarımda üretimin bilinçli ve kontrollü yapılması her ne kadar üretim aşamasında birim alana harcanan maliyetin yüksekliğini beraberinde getiriyorsa da verimden elde edilen artış bu yetiştiriciliği kârlı kılmaktadır. 4.4.4.7. Tohumluk Çalışmaları Bir bitkinin ortaya koyduğu verim veya ürün kalitesi, o bitkiyi yetiştirmede kullanılan tohumun taşıdığı potansiyel ile yakından ilgilidir. Gübreleme, çapalama, sulama, ilaçlama vb. gibi bitki yetiştirme uygulamalarından hiç birisi üretimi artırmada tohum tarafından belirlenen genetik limitin ötesinde bir katkıda bulunmaz. Türkiye de uygulanan tohumluk politikaları 1980 li yılların başına kadar çoğunlukla kamu ağırlıklı ve ülke tohumluk ihtiyacının yurtiçi üretimlerle karşılanması yönünde olmuştur. 1980 li yıllardan sonra uygulanmaya başlanılan serbest piyasa ekonomisi, 1983 yılında tohumluk fiyatlarının, 1984 de de tohumluk ithalatının serbest bırakılması suretiyle tohumculuk sektörü üzerinde etkisini hissettirmiş ve izleyen yıllarda özel sektör tohumculuğu hızlı bir gelişme imkânı bulmuştur. Üreticiler sebze üretiminde ağırlıklı olarak hibrit tohum kullanılmakta olup; açık tarla üretiminde ise bir miktar standart tohum da kullanılmaktadır. Kullanılan hibrit sebze tohumluklarının çok önemli bir kısmı ithal yoluyla karşılanmaktadır. Bu sektörde çeşit yenileme veya çeşit değiştirme sürelerinin son derece kısa, yatırım masraflarının çok yüksek olması ve ıslah çalışmalarının uzun yıllar

146 sürmesi, özel sektör kuruluşlarının yurtiçi üretimini kısıtlamaktadır. Bugüne kadar ülkemizde ıslahçı haklarını garanti altına alan Çeşit Koruma Kanunu nun olmayışı, çeşit sahibi yurtdışı kuruluşlarının özellikle hibrit çeşitlerde üretim lisansı verme yerine daha çok her yıl F1 hibrit tohum satmayı tercih etmelerine fırsat vermektedir. Ancak 2004 yılında Çeşit Koruma Kanununun çıkması dolayısıyla bundan sonraki çalışmalarda Özel Sektör Kuruluşları Patent hakkını satın alarak üretime ağırlık vermelidirler. Şanlıurfa da tohum üretimi ile uğraşan özel ve resmi kuruluşların sayısı 11 adet olup, bu kuruluşlar sadece açık alanlarda tarla bitkileri tohumu yetiştirmektedirler. 2004 yılı verilerine göre ilde 27.298 dekarda pamuk, 445.659 dekarda buğday, 3.920 dekarda mercimek ve 4.715 dekarda fiğ tohumu üretimi yapılmıştır. İlimiz sınırları içinde 63 adet tohum bayisi bulunmaktadır. İlimiz Türkiye genelinde dağıtılan sertifikalı buğday tohumluğun %65 ini karşılamaktadır. 4.4.4.8. Hazır Fide Yetiştiriciliği Yılın bütün aylarında sebze yetiştirmek mümkün olmadığından bunları ancak yılın belirli zamanlarında açık alanlarda yetiştirmek gerekiyor. Bunun için sebze üretimini yılın istenilen zamanına ulaştırmak için uygun ortamlarda (sıcaklık, bitki besin maddeleri, nem, ışık) fide yetiştirmek ve sonra bunları tarlaya şaşırtmak yöntemi, Şanlıurfa nın sulak ve dağ köylerinde bilinmez yeni bir faaliyet değildir. Şanlıurfa daki bu uygulamalar aile işletmelerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için yapılmıştır. Harran ovasında ise ilk fide üretimi 1977-1978 yıllarında Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde sıcak yastıklarda fide yetiştirilmiştir. Fideden sebze yetiştiriciliği de fidelerin çiftçiler vasıtasıyla tarlaya şaşırtılmasıyla başlanmıştır. Ticari anlamda, yüksek gelirin hedeflenmesi ile sebzeciliğe olan ilginin artması sonucu 2000 yılların başında, İl dışından Özellikle Antalya dan temin edilen hibrit tohumlarla, Tarım İl Müdürlüğü seralarında üretilen fidelerin üreticilere dağıtılması uygulaması halen mevcuttur. Şanlıurfa da fide üretimi yapan firma bulunmamaktadır. İldeki fide ihtiyacı Tarım İl Müdürlüğü, küçük aile işletmeleri ve il dışından gelen fidelerle karşılanmaktadır. 2005 yılında Tarım İl Müdürlüğü seralarında 84.084 adet yerli patlıcan fidesi, 47.355 adet hibrit domates fidesi, 76.230 adet yerli biber (İsot) fidesi, 34.265 adet yerli domates fidesi olmak üzere toplam 241.934 adet sebze fidesi çiftçilere dağıtılmıştır. 4.4.4.9. Seralarda Bombus Arısı Kullanımı Bombus arısı ekonomik olarak bal yapmayan, iri, tüylü bir yabani koleptel çeşididir, ancak arı diye isimlendirilmesi yerleşmiştir. Seralarda kullanılan bu koleptel türün adı Bombus terrestris tir.

147 Örtü altında en çok yetiştirilen ve erselik çiçek yapısına sahip olan domates, biber ve patlıcan gibi sebzeler büyük oranda kendine tozlanırlar. Ancak sera içindeki yüksek oransal hava nemi ve sirkülasyonun yetersiz oluşu tozlanmada sorun yaratmaktadır. Kabak, kavun gibi monoik çiçekli olan sebze türlerinde ise sera içinde böcek faaliyetinin olmaması tozlanma yetersizliğine neden olmaktadır. Bu nedenle yeterli polinasyonu sağlamak, meyve verim ve kalitesini artırmak için hormon yerine Bombus arısı kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle tek mahsul ve sonbahar yetiştiriciliğinde tercih edilmektedir. Şanlıurfa da gerek seraların fazla olmaması gerekse seralarda biber dışında fazla üretimin olmaması gibi nedenlerle Bambus arısı kullanımı yaygın değildir. Şanlıurfa daki seralar dış ülkelerle bağlantılı olarak üretim yapmaktadır. Bambus arısı kullanımı da ancak bu ülkelerin talepleri doğrultusunda kullanılabileceğinden şimdilik İlde Bambus arısı kullanılmamaktadır 4.4.4.10. Endemik Türler Botanik biliminde endemik, genel olarak alanları belirli bir ülke veya bölgeye ait yerel ve ender bulunan türlere denir. Türkiye endemik bitkiler açısından dünyanın önemli ülkelerinden birisidir. Yurdumuzda endemik bitki türlerinin 3000 dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa ülkeleri arasında en çok Yunanistan da 800 endemik olduğu dikkate alındığında; yurdumuzun endemik bakımından ne kadar zengin olduğu daha çok anlaşılır. Türkiye de yetişen endemik bitkiler doğada aşırı otlatma, bilinçsiz kesim, söküm, ıslah çalışmaları, yapılaşma, şehirleşme, sanayileşme ve herbisit kullanımı gibi çeşitli tehlikelere maruz kalmaktadır. Bu olumsuz faktörler kimi zaman bitkinin yok olmasına ve bir anlamda yeryüzünden silinme anlamına gelmektedir. Bu olumsuz faktörler, zamanla bitkilerin durumlarını tespit etme ve gerekli önlemleri alma ihtiyacını doğurmuştur. Bu ihtiyaca yardımcı olmak amacıyla Uluslar arası Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kurulmuştur. Türkiye Florası kayıtlarına göre Şanlıurfa dan 32 endemik bitki tespit edilmiştir. Şanlıurfa flora ve faunasında bulunan bazı canlılar tablo 75 de verilmiştir. Dünyada yalnızca Aşağı Fırat havzasında yaşayan Sabut(tor grypus) balığı, Harran kertenkelesi, Cusiania birecikensis yöreye endemik olan türlerdir.

148 Tablo: 75 Şanlıurfa ya Endemik olan türlerden bazıları Latince Adı Türkçe ve yöresel adı Yetiştiği yer Achillea brachyphylla Centaurrea obtusifolia Euphorbia falcata subsp. falcata var.falcata Hesperis hedgei Ajuga chamaepitys(l) Schreber Scilla mesopotamica Verbascum stepporum Papaver clavatum Hipericum salsolifolium var.capitatum Cousiania birecikensis Acanthodactylus Harranensis Civan perçemi, Akbaş otu Peygamber çiçeği Sütleğen Akşam Sefası Mayasıl otu ---------------- Sığır kuyruğu Gelincik, yabani haşhaş Binbir delik otu, kantaron -------------- Harran kertankelesi Suruç ve Urfa arası Siverek Urfa arası Viranşehir-Ceylanpınar arası Siverek Rum Kala a(halfeti) Halfeti Urfa Siverek arası Birecik Urfanın kuzey kesimleri Birecik Harran Kaynak: Harran Üniversitesi, Yrd.Doç.Dr.Hasan Akan 4.5.Üretim Trendleri Şanlıurfa da önemli görülen tarla bitkileri, bahçe bitkileri, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık faaliyetleri yoğunlukta olup, bu faaliyetlerle ilgili ürünler daha çok göze çarpmaktadır. Yem bitkileri, süs bitkileri, örtü altı tarımı yeni tarımsal faaliyet olduğundan ilde bu tarım teknikleri pek gelişmemiştir. Üretim trendleri aşağıda başlıklar halinde belirtilmiştir. 4.5.1. Tarla Bitkileri Üretim Trendleri Şanlıurfa da yıllar itibarıyla önemli görülen tarla bitkileri arasında buğday, arpa, pamuk, nohut, kırmızı mercimek ve kırmızı biber yer almaktadır. 1993-2002 yılları arasında yoğun olarak yetiştirilen ürünler aşağıda tablo halinde verilmiştir. Tablo 76 İtibariyle TRC21 I Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Tarla Ürünü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Buğday 418.215 380.934 327.528 579.831 440.768 589.040 441.400 225.137 619.694 636.550 Arpa 184.706 243.471 150.762 174.456 140.500 146.845 106.000 64.642 278.750 235.205 Mısır 16.280 690 2.685 12.280 21.665 30.946 35.094 40.619 22.556 28.880 Pamuk 123.100 137.509 156.950 167.514 233.984 293.208 303.519 385.350 376.950 422.500 Soya - - 10 1 1-8 48-300 Nohut 1.575 927 941 990 560 720 423 308 600 1.015 Fasulye - - - - - - - - - - K.Mercimek 46.624 26.294 34.347 52.061 38.530 43.830 19.020 8.721 42.380 37.940 Kırmızı Biber 240-88 35 35 100 - - 250 60.275 Susam 969 509 243 253 1.391 1.334 1.863-240 196 TRC21 1 Alt bölgesi itibarıyla mısır üretiminin 1994 1995 yıllarında düşük olduğu, 2000 yılında bölge bazında en yüksek değerde olduğu görülmektedir. Soya üretimi kısmi miktarda iken 2002 yılında büyük oranda artış olduğu görülmektedir. 1993-2002 yılları arasında I. alt bölgede fasulye üretimi yapılmamıştır. Kırmızı biberde 1994-1999-2000 yıllarında hiç üretim yok iken 2002

149 yılında 2001 yılının 200-250 katı oranında üretim olmuştur. Susam da 2000 yılında üretim olmazken 2001 yılında 1999 yılının 7-8 katı oranında üretimde azalma vardır. Kırmızı mercimek üretiminde 2000 yılında bir önceki döneme göre azalma olmuştur. Pamuk üretiminde yıllar itibarıyla belirli oranlarda artış görülmüştür. 2000 yılında buğday üretiminin yerini pamuk üretimi almıştır. 2001 yılında pamuk üretiminde düşüş görülüp buğday üretiminde artış olmuştur. Tablo:77 Yıllar İtibariyle TRC21 2 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Tarla Ürünü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Buğday 151.800 117.800 150.710 150.425 84.719 121.178 76.580 20.447 152.520 88.850 Arpa 248.830 197.700 200.880 194.460 119.444 187.620 107.300 42.211 195.250 150.350 Mısır 20-160 2.073 150 - - - 2 - Pamuk 23.770 24.600 24.756 20.770 24.319 26.530 29.000 23.200 20.825 14.000 Soya - - - - - - - - - - Nohut 1.653 2.185 6.400 2.610 1.799 2.265 1.655 1.488 1.410 1.908 Fasulye 8 10-1 1 1 1 1 4 - Kırmızı Mercimek 34.608 20.410 26.335 28.464 21.925 26.993 15.393 8.240 20.575 13.300 Kırmızı Biber 600 209 202 71 62 62 66 66 112 5.097 TRC21 II. Alt bölgesinde buğday, pamuk, kırmızı mercimek, nohut ve arpada yıllar itibarıyla kısmi oranlarda düşüşler ve artışlar görülmüştür. Bölgede buğday üretimine kıyasla arpa üretiminin daha yaygın olduğu görülmektedir. Mısır üretimi 1996 yılında 12 kat artarken 1997 yılında 12 kat azalma olmuştur. Daha sonraki yıllarda da üretim olmamıştır. Soya üretimi hiç yoktur. Kırmızı biberde kısmi oranlarda üretim var iken 2002 yılında 45 katı oranında artışla üretim olmuştur. Tablo:78 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Tarla Ürünü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Buğday 307.909 246.000 178.300 257.500 229.000 308.450 239.400 56.980 511.000 485.000 Arpa 282.565 261.000 154.550 138.200 124.840 185.150 131.300 127.884 82.000 394.500 Mısır - - - - - - - - - 4.000 Pamuk 21.420 24.990 95.990 145.800 143.300 168.300 266.000 253.400 69.000 195.000 Soya - - - - - - - - - - Nohut 5.160 5.750 3.950 4.090 3.360 3.240 2.250 425 9.370 5.420 Fasulye - - - - - - - - - - Kırmızı Mercimek 110.400 82.500 88.600 76.800 58.700 72.600 52.800 51.298 7.100 105.375 Kırmızı Biber - - - - - - - - - 1.500 Susam 7.175 6.700 6.025 5.575 5.660 5.990 3.610 3.550 4.025 4.080

150 TRC21 III alt bölgesinde soya ve fasulye üretimi yapılmamaktadır. Mısır ve kırmızı biber üretimi ise sadece 2002 yılında yapılmıştır. Bölgede en fazla arpa ve buğday üretimi yapılmaktadır. Diğer ürünlerde ise kısmi oranlarda artış ve azalmalar görülmüştür. 1993 yılından 2002 yılına gelindiğinde III alt bölgede bütün ürünlerde bir artış sağlanmıştır. Tablo:79 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa İçin Önemli Görülen Tarla Ürünleri Üretim Miktarları (ton) Tarla Ürünü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Buğday 877.924 744.734 656.538 987.756 754.487 1.018.668 757.380 502.564 1.283.214 1.210.400 Arpa 716.101 702.171 506.192 557.116 384.784 519.615 344.600 234.737 856.000 780.055 Mısır 300 690 2.845 20.353 21.815 30.946 35.094 40.619 22.556 32.880 Pamuk 168.290 187.099 393.142 468.855 504.921 976.075 1.197.038 1.323.900 1.133.550 1.263.000 Soya - 20 10 1 1-8 48-300 Nohut 8.378 8.862 11.291 7.690 5.719 6.225 4.328 2.221 11.380 8.343 Fasulye 8 10-1 1 1 1 1 4 - K. Mercimek 191.632 129.204 147.282 157.325 119.155 143.423 87.213 68.259 150.055 156.615 Kırmızı Biber 840 209 290 106 97 162 66 66 362 66.872 Susam 10.736 8.408 8.338 7.229 8.572 8.288 5.828 5.663 4.314 4.291 Şanlıurfa genelinde 2002 yılında en fazla üretimin pamuk ve buğdayda olduğu görülmektedir. 1999 yılından itibaren Buğday üretiminin yerini yaygın olarak pamuk üretimi almıştır. Kırmızı biberde bir önceki 2002 yıla göre 184 katı oranında artış olmuştur. Susam, kırmızı mercimek ve nohut üretiminde yıllar itibarıyla belirli oranlarda artış ve azalmalar görülmüştür. Soyada 1993-1998-2001 yıllarında üretim yoktur, en fazla üretim 2002 yılında olmuştur. 1999 ve 2000 yıllarında buğday ve arpa üretiminin yerini pamuk üretimi almıştır. İl genelinde buğday, arpa ve kırmızı mercimek üretim miktarının azalması ve pamuk üretiminin artması pamuktan elde edilen gelirin yüksek olmasındandır. 1999 yılından itibaren kütlü pamuğa yapılan destekleme bu ürün artışında etkili olmuştur. 4.5.2. Sebze Üretim Trendi Şanlıurfa da yıllar itibariyle yetiştirilen sebzeler arasında biber, domates, karpuz, patlıcan ve karpuz önemli yer tutmaktadır. Aşağıda tabloda 1993-2002 yılları arasında yetiştirilen sebzelerin üretim miktarları verilmiştir. Tablo: 80 Yıllar İtibariyle TRC21-I Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Bamya 187 179 174 157 164 144 150 120 136 90 Biber (sivri+dolmalık) 6.840 7.340 7.151 8.330 14.115 34.295 28.905 32.880 72.005 77.975 Domates 38.180 43.450 41.363 42.400 56.150 69.295 7.500 71.975 72.750 63.000 Havuç 445 445 355 280 215 150 80 40 30 - Hıyar 7.110 7.760 7.802 8.000 8.550 2.800 2.850 2.525 1.075 675 Kabak (Bal+sakız) 1.284 1.365 1.260 1.063 1.063 600 850 450 450 150

151 Karpuz 10.025 36.810 29.535 23.645 33.500 51.575 113.513 22.950 114.600 116.500 Kavun 5.070 5.405 4.700 4.775 6.385 4.800 4.775 4.800 4.200 4.600 Marul(göbekli) 198 210 261 369 317 300 300 300 330 324 Maydanoz 22 32 11 17 73 60 210 210 82 89 Nane 113 27 45 48 65 50 80 85 78 32 Patlıcan 24.050 27.675 26.476 25.560 37.560 55.662 63.012 66.252 52.700 43.000 Soğan 3.440 4.460 4.849 5.300 6.460 5.302 5.502 5.312 5.570 4.125 TRC21 I Alt bölgesinde biberde 1993 yılından 2001 yılına kadar genelde artış olmuş ve 2002 yılında üretim, bir önceki döneme göre 4 kat azalmıştır. Domates üretimi, kısmi oranlarda artarken 1999 yılında bir önceki döneme göre 9 kat azalmıştır. Havuçta üretim belli oranlarda azalma göstererek 2002 yılında hiç üretim olmamıştır. Hıyar kabak ve kavun üretiminde belirli oranlarda azalma olmuştur. Karpuz üretiminde bir dalgalanma görülmüş ve 2002 yılında 116.500 ton üretim olmuştur. Tablo:81 Yıllar İtibariyle TRC21-II Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Bamya 47 26 25 26 24 234 168 172 170 130 Biber (sivri+dolmalık) 3.285 3.640 5.830 7.235 7.051 12.837 2.987 3.123 7.173 7180 Domates 20.070 24.490 6.295 15.760 16.910 17.860 5.900 6.110 12.000 3.307 Havuç 190 240 320 220 90 60 60 60 60 60 Hıyar 1.205 615 205 514 396 344 344 325 1.260 1.039 Kabak (Bal+sakız) 130 830 630 10 20 80 20 20 300 40 Karpuz 55.300 54.100 53.600 77.500 67.500 110.316 116.110 114.758 103.290 97.106 Kavun 3304 8680 5388 11575 8352 6200 9188 8380 7930 8250 Marul(göbekli) 72 117 239 269 309 209 209 209 109 145 Maydanoz 48 302 402 103 84 80 80 80 100 20 Nane 13 11 52 33 43 40 40 40 100 20 Patlıcan 12.910 24.309 15.015 30.700 23606 20.250 6.200 6.315 8.765 4.572 Soğan 364 612 545 598 1003 280 265 275 40 25 TRC21 II alt bölgesinde bamya üretiminde yine bir dalgalanma söz konusudur. Bu sebze türünde 2002 yılında 130 ton olarak gerçekleşmiştir. Biberde yıllar itibariyle artış veya eksilişler mevcuttur. Bu alt bölgede en fazla biber 1998 yılında olmuştur. Domateste 1993 ten 1994 e kadar artış, 1995 te azalma, 1996 dan 1998 e kadar artış, 1999 dan yine artma eğilimi görülmektedir. Marulda 1994 yılından 1997 yılına kadar artış, bu tarihten 2002 yılına doğru azalma olmuştur. Tablo 82 Yıllar İtibariyle TRC21-III Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Bamya 47 9 9 9 9 9 9 9 9 9 Biber (sivri+dolmalık) 1570 4520 1290 1494 1340 5065 4960 3680 5950 2410 Domates 11000 22800 11200 10800 19830 12850 21000 23000 22000 15200 Havuç - - - - - - - - - - Hıyar 840 900 833 8000 2228 2000 2115 1406 1318 1318 Kabak (Bal+sakız) 1000 852 850 850 850 850 85 85 85 - Karpuz 41000 71100 104100 77100 113100 112100 42625 135363 149481 31234,2 Kavun 25500 45100 30600 29600 33600 22600 46200 17700 3550 11350 Marul(göbekli) 450 450 452 450 450 450 450 450 450 450 Maydanoz 31 40 32 30 30 30 30 30 30 30 Nane 45 28 27 27 27 27 27 27 27 30 Patlıcan 6400 11200 2150 12950 1625 1250 5180 5630 9800 5780 Soğan 1630 1800 1700 1500 1500 1500 1500 1330 1330 1430

152 TRC21 III. alt bölgesinde havuç üretimi yapılmamaktadır. bamya, marul, maydanoz, domates, soğan ve nane üretimleri aynı oranlardadır. Biber üretimi kısmi oranlarda artar iken 2002 bir önceki döneme göre 2 kat azalmıştır. Kabak üretiminde 1999 yılında 1993 yılına göre 10 katı azalma olurken 2002 yılında hiç üretim olmamıştır. Karpuz da 1999 ve 2002 yılında 3 katı azalma olmuş, 2000 yılında 3 katı artış olmuştur. Tablo:83 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa İçin Önemli Görülen Sebzelerin Üretim Miktarları (ton) Sebzeler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Bamya 280 214 208 192 196 387 327 301 315 229 Biber (sivri+dolmalık) 11695 15500 12646 17059 22506 52197 36852 39683 85128 87565 Domates 69250 90740 58858 68960 92890 100005 83598 101085 106750 81507 Havuç 635 685 675 500 305 210 140 100 90 60 Hıyar 9555 9275 8840 16514 11174 5144 5309 4256 3653 3032 Kabak (Bal+sakız) 2414 3047 2740 1923 1933 1530 955 555 835 190 Karpuz 106325 162010 187235 178245 214100 273991 472248 273071 367371 344840 Kavun 33874 59185 40687 45950 48337 33600 60163 30880 15680 24200 Marul(göbekli) 719,5 777 950 1088 1075,3 959,3 959,3 958,5 888,5 919 Maydanoz 100,6 373,1 444,6 149,5 187 170 320 320 212 139 Nane 170,5 66 123,5 107 134,5 117 147 152 204,5 82 Patlıcan 43360 63184 43640,9 69210 62791 77162 74391,5 78197 71265 53352 Soğan(taze) 5434 6872 7093,7 7397,5 8963 7082 7267 6917 6940 5580 Kaynak : Tarım il müdürlüğü Şanlıurfa genelinde geleneksel sebze olan biber, patlıcan, domates il ihtiyacı oranında artış göstermiştir. Karpuz ise ticari amaçlı olarak yetiştirildiğinden piyasa şartlarına göre dalgalanma göstermiş ve 2002 yılında en fazla üretilen sebzedir. Çevre illerden rakip karpuzun bulunmadığı bir dönemde ilde yetişen karpuzlar gerek il içinde gerekse de çevre illerde Pazar bulmaktadır. Bu nedenle karpuz üretimi ürünler arasında en fazla payı almaktadır. 4.5.3. Meyve Üretim Trendleri Şanlıurfa da meyve üretiminde Antep fıstığı ve üzüm ağırlıklı olarak yetiştirilen ürünlerdir. Ceviz, badem, dut, erik, kayısı gibi ürünlerin üretimi fazla değildir. İlde üretimi yapılan meyveler aşağıda tablo halinde verilmiştir. Tablo:84 Yıllar İtibariyle TRC21 1 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Seçilmiş Meyveler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Armut 5 1 2 3 3 2 2 2 2 2 Ayva 1 2 2 3 3 2 2 2 2 2 Elma 20 13 13 14 14 9 9 8 37 36 Erik 149 142 137 291 135 134 180 183 146 148 Kayısı 114 105 106 101 87 97 104 108 109 110 Kiraz 3 2 2 2 1 2 2 2 3 2 Şeftali 33 27 26 27 25 23 23 23 23 26 Vişne 2 2 1 1 1 2 2 2 2 2 Zerdali 44 43 61 61 50 41 44 44 46 46 Dut 141 138 109 194 195 201 201 176 177 178 İncir 98 82 179 70 70 73 74 75 75 75 Badem 21 21 21 21 21 25 25 25 25 41 Ceviz 142 129 129 129 129 113 113 111 116 116 Üzüm 9.678 9.678 16.118 16.648 20.713 22.343 23.243 24.938 24.938 25.436 Antep Fıstığı 8.686 2.923 2.011 4.550 6.731 1.627 1.924 6.319 2.887 3.854 Nar 761 523 593 680 676 563 548 520 511 496 Kaynak: Tarım il Müdürlüğü

153 TRC21 I alt bölgede yıllar itibarıyla en fazla üzüm ve antepfıstığı yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yıllar itibarıyla bölgede yetiştirilen ürünlere bakıldığında Antep fıstığı dışındaki meyvelerde pek fazla üretimin olmadığı görülmektedir. Nar, armut, kayısı, şeftali ve cevizde ele alınan zaman aralığında azalma olmuştur. Tablo:85 Yıllar İtibariyle TRC21 2 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Seçilmiş Meyveler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Armut - - - - 1 - - - - - Ayva - - - - - 1 1 1 1 1 Elma 10 5 6 7 11 12 15 16 18 21 Erik 969 1.105 1.127 1.021 1.146 1.239 1.176 1.128 1.128 1.142 Kayısı 172 128 172 421 427 444 452 180 182 47 Kiraz - - - - - 1 1 1 1 1 Şeftali 3 3 5 2 3 3 9 10 11 41 Vişne - - - - 1 1 1 1-2 Zerdali 5 5 18 16 14 18 18 18 24 11 Dut 44 48 71 54 51 52 56 53 53 55 İncir 225 245 108 417 434 458 465 203 199 114 Badem 7 7 7 8 2 24 24 4 24 26 Ceviz 280 256 267 488 447 425 425 175 175 176 Üzüm 38.330 35.866 37.249 32.440 74.000 66.500 47.500 47.000 45.200 47.725 Antep Fıstığı 12.802 12.838 14.126 25.377 32.018 6.693 6.405 18.190 7.714 7.679 Nar 407 362 184 225 238 261 305 237 237 210 TRC21 II alt bölgesinde yumuşak çekirdekli meyve üretiminin nadir olduğu, Armut üretiminin sadece 1997 yılında olduğu; erik ve kayısı üretiminde inişli çıkışlar bulunmaktadır. Bu alt bölgede vişne 1997, kiraz ise 1998 yılından itibaren üretilmeye başlanmıştır Tablo:86 Yıllar İtibariyle TRC21 3 Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Seçilmiş Meyveler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Armut 32 30 25 23 20 20 20 22 23 23 Ayva - - - - - - - 3 3 3 Elma 38 29 21 25 8 8 9 17 18 22 Erik 57 61 62 72 54 50 46 47 47 50 Kayısı 210 197 197 207 187 157 150 151 151 60 Kiraz 1 1-1 - - 1 1 1 1 Şeftali 107 102 54 61 50 30 38 38 38 39 Vişne 1 1-1 - - - - - - Zerdali 23 20 10 10 - - - 5 - - Dut 42 42 45 47 22 20 28 34 42 62 İncir 85 105 105 101 88 80 96 97 97 67 Badem 18 17 16 19 14 12 12 12 11 41 Ceviz 20 18 19 21 15 11 13 16 18 17 Üzüm 5.833 6.052 6.053 7.352 6.372 4.980 6.032 6.280 6.155 6.911 Antep Fıstığı 2.867 2.057 2.130 3.146 2.960 2.060 1.513 2.225 2.250 2.620 Nar 122 133 130 140 129 95 109 111 104 112 Şanlıurfa nın III alt bölgesi olan Siverek, Hilvan ve Viranşehir ilçelerinde yumuşak çekirdekli meyvelerin diğer alt bölgelere göre daha fazla olduğu tablo 83 ten görülmektedir. Bu alt bölgede üzüm ve Antep fıstığında yıllara göre üretimde fazla bir dalgalanma görülmemektedir. Sert çekirdekli meyve veriminin yıllara göre azaldığı tablodan görülmektedir.

154 Tablo:87 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa İçin Önemli Görülen Meyvelerin Üretim Miktarları (ton) Seçilmiş Meyveler 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Armut 37 31 27 26 24 22 22 24 25 25 Ayva 2 2 2 3 3 3 3 5 6 6 Elma 67 46 39 45 32 28 32 40 73 78 Erik 1.175 1.308 1.326 1.383 1.336 1.423 1.401 1.357 1.320 1.340 Kayısı 496 431 475 729 701 698 707 439 442 217 Kiraz 4 3 3 4 2 3 4 4 5 4 Şeftali 143 131 85 91 78 56 69 70 72 106 Vişne 3 3 2 2 2 3 3 3 2 3 Zerdali 72 68 89 87 64 58 62 67 70 57 Dut 227 227 225 295 268 273 286 263 272 295 İncir 407 432 393 588 593 611 635 375 371 256 Badem 45 45 44 47 36 60 61 41 59 107 Ceviz 442 403 415 638 590 549 551 302 309 309 Üzüm 53.840 51.596 59.419 56.439 101.085 93.823 76.775 78.218 76.293 80.072 Antep Fıstığı 24.355 17.818 18.267 33.073 41.772 10.380 9.842 26.734 12.851 14.153 Nar 1.290 1.017 907 1.045 1.043 919 961 868 852 818 Şanlıurfa İli genelinde yumuşak çekirdekli meyve üretiminde fazla bir artış kaydedilmiştir. Sert çekirdekli meyve grubundan erik te üretim artar iken; kayısı, kiraz, şeftali üretiminde azalmalar vardır. Üzümsü meyvelerden üzüm, incir, dut ve nar üretiminde dalgalanma vardır. Bu meyve grubu üretiminde yıllara göre üretim inişli çıkışlı olmuştur. Sert kabuklu meyvelerden cevizde 1996 yılında üretiminin en fazla olduğu görülmektedir. Sonraki yıllarda üretimde azalma olmuştur. Antepfıstığında 1999 yılında bariz oranda bir düşüş olmuştur. İl genelinde antepfıstığı üretiminde azalmalar vardır. 4.5.4. Yem Bitkileri Üretim Trendleri Şanlıurfa daki hayvansal üretim genellikle mer aya dayalıdır. Bu nedenle yem bitkileri ekimi yaygın değildir. Son yıllarda ilde kurulan modern hayvancılık işletmelerinin, kendi hayvanları için ürettikleri fiğ, yonca gibi yem bitkileri üretimi aşağıda tablo halinde verilmiştir. Tablo:88 Yıllar İtibariyle TRC21 1 alt bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (1993-2002) Yem Bitkileri Ekilişleri 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Burçak (Dane+ot) - - - - - - - - - - Fiğ (ot) - 3 - - - 1.655 1.714 1.786 7.711 7.711 Yonca (yeşil+kuru ot) 3 6 16 8.073 8.073 9.523 9.573 10.050 10.050 12.050 Korunga - - - - - - - - - - TRC21 1 Alt bölgesinde burçak ve korunga yetiştiriciliği yapılmamaktadır. Fiğ üretimine 1998 yılından itibaren başlanmış olup 2001 yılında büyük artış olmuştur.yonca üretiminde ise 1995 yılında sonra 500 katı oranında bir artış görülmektedir.

155 Tablo: 89Yıllar İtibariyle TRC21 II alt bölgesi Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (1993-2002) Yem Bitkileri Ekilişleri 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Burçak(Dane+ot) 661 528 447 527 373-25 - - 18 Fiğ (ot) 2-2 2 2 2 32 20 32 20 Yonca (yeşil+kuru ot) 8 19 17 10 17 14 13 13 49 - Korunga - 2 1 1 1 - - - - - TRC21 2 alt bölgesinde burçak üretiminde 1993-1997 yılları arasında kısmı oranlarda azalma olmuştur. Fiğ üretimi 1993-1998 yılları arasında sabit oranlarda seyrederken 1999 yılından itibaren 10-15 kat artış olmuştur. Yonca üretiminde ise 1993-2000 yıllarında kısmi oranlarda artışlar gözlenirken 2001 yılında 3-4 kat artış olmuş, 2002 yılında ise hiç üretim olmamıştır. Tablo:90 Yıllar İtibariyle TRC21 III alt bölgesinde Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (1993-2002) Yem Bitkileri Ekilişleri 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Burçak(Dane+ot) - - - - - - - - - - Fiğ (ot) * - - - - - - - 200 - - Yonca (yeşil+kuru ot) - - - - - - - - - - Korunga - - - - - - - - - - 1993-2002 yıllar arasındaki zaman aralığında TRC 3 alt bölgesinde kayda değer yem bitkileri üretimi bulunmamaktadır. Bu alt bölgede 2000 yılında sadece fiğ de 200 tonluk üretim yapılmıştır. Tablo:91 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa için Yem Bitkileri Üretim Miktarları (ton) (1993-2002) Yem Bitkileri Ekilişleri 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Burçak (Dane+ot) 661 528 447 527 373-25 - - 18 Fiğ (ot) * 2 3 2 2 2 1.657 1.746 2.006 7.743 7.731 Yonca (yeşil+kuru ot) 11 25 33 8.083 8.090 9.536 9.586 10.063 10.099 12.050 Korunga - 2 1 1 1 - - - - - TRC21 Şanlıurfa İlinde Burçak üretiminde 1993-1997 yılları arasında kısmi oranlarda artışlar varken,1999 yılında yaklaşık 15 kat azalma olmuş, 1998, 2000 ve 2001 yıllarında üretim olmamıştır.fiğ üretimi 1997 yılından sonra 800-1000 katı artış olmuş, 2001 yılında ise 3-4 katı kadar bir artış görülmüştür. Korunga üretimi az miktardadır.yonca üretiminde ise 1996 yılında 245 katı kadar artış vardır. 4.5.5. Süs Bitkileri Üretim Trendleri Süs bitkileri üretimi İlde fazla gelişmemiştir. Kırlarda bölgeye endemik ve koruma altına alınan süs bitkileri, doğadan toplanarak ihraç edilmiş ama konuyla ilgili kayıtlara rastlanılmamıştır. Son zamanlarda örtü altında ticari anlamda üretimi yapılan süs bitkileri kendini göstermiştir. Tablo:92 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa İli Süs Bitkileri Üretim Miktarları (2002-2004) Süs Bitkisi 2002 2003 2004 Kesme Çiçek (dal) - - -

156 İç-Dış Mekan (ad) 117,000 98,000 98,000 Soğanlı-Yumrulu-Rizomlu (ad) - - - Toplam - - - Şanlıurfa İlinde ticari İç-dış mekan bitkileri üretimine 2002 yılında 13 dekar örtü-altında başlanmış olup, 2004 üretim döneminde bu alan 9,1 dekara inmiştir. Şanlıurfa İlindeki süs bitkileri dış piyasaya henüz açılmamıştır. Üretimin tümü yurt içi piyasa satılmaktadır. 4.5.6. Hayvansal Üretim Trendleri Şanlıurfa da mer aya dayalı olan hayvan mevcudu, ülke hayvan sayısının önemli bir potansiyelini oluşturmaktadır. Ülkedeki koyun varlığının % 6 sı, keçi varlığının % 2 si Şanlıurfa da bulunmaktadır. Ülkedeki yerli ırk sığır varlığının % 2 si Şanlıurfa da bulunmaktadır. Koyun İlde mevcut hayvan varlığında ön sıradadır. Koyunu, keçi ve yerli ırk sığır takip etmektedir. İlde mevcut büyükbaş hayvan varlığında yerli sığır ırkı birinci sırayı almaktadır. Bunu saf kültür ve melez kültür ırkı izlemektedir. İldeki kanatlı hayvan sayısında yumurtacı tavuk sayısı ön sırada yer alırken hindi, kaz ve ördek en az olan hayvandır. İlin yıllar itibarıyla hayvan varlığı aşağıda tablolar halinde verilmiştir. Tablo:93 Yıllar İtibariyle TRC21 I Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Hayvan Sayısı Hayvan Türü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Koyun 562.465 574.949 584.477 536.618 420.780 462.405 453.300 413.650 440.250 373.500 Keçi 127.405 131.772 120.823 111.750 60.878 83.660 82.800 75.000 73.225 44.420 Saf Kültür 1.993 1.905 2.694 3.593 3.606 3.772 3.770 4.390 5.239 4.301 Melez Kültür 52 367 809 2.113 1.996 2.147 2.307 3.755 5.325 10.430 Sığır * Yerli 13.881 14.170 14.471 13.703 12.731 17.623 17.785 18.275 15.310 13.340 Manda * - - - - - - - - - - Yumurtacı --- ----- ----- 312,500 309,700 289.500 279.800 279,700 261.800 227.300 Ördek ----- ---- ---- 4,550 4,440 15.750 16.850 14,780 16.900 13.870 Kaz ----- ----- ---- 5,900 5,290 19.500 20.650 20,700 19.650 16.550 Kanatlı Hindi ----- ---- ----- 111,500 105,850 93.100 92.500 93,000 83.250 73.800 Arı Eski usul kovan sayısı ----- ----- ---- 730 420 429 410 397 392 387 Kovanı Yeni usul kovan sayısı ----- ----- ---- 1,120 1082 1.342 1.415 1,580 1.595 1.477 (*) : Danalar toplama dahil edilmiştir. 1993-1995 yılları arasındaki kanatlı hayvan ve arı kovanı istatistikleri bulunmamaktadır. varlığında hayvanlarda 1993-2002 yılları arasındaki hayvan sayısına bakıldığında, I. alt bölgede küçükbaş hayvan azalma, büyükbaş hayvan varlığında artış olduğu görülmektedir. Yerli sığır ırkındaki önemli bir değişme olmazken, saf kültür ve melez kültürde bir artış olmuştur. Gerek bakım kolaylığı gerekse az sayıdaki hayvandan fazla verim alınır mantığının bunda etkili olduğu kesindir. Bu alt bölgede kanatlı hayvan varlığında yıllar itibariyle iniş ve çıkışlar olmuştur. Kaz ve ördekte mevcudunda artış, hindi ve yumurta tavuğunda azalma görülmektedir. Arıcılık faaliyetinde ise önemli bir gelişme olmamıştır.

157 Tablo:94 Yıllar İtibariyle TRC21 II Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Hayvan Sayısı Hayvan Türü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Koyun 222.725 229.185 243.418 219.845 181.656 231.350 224.850 204.728 168.400 139.960 Keçi 52.123 46.650 40.340 39.620 27.473 34.500 35.213 31.040 34.800 26.857 Saf Kültür 88 92 639 517 484 265 579 553 730 15 Melez Kültür 3.076 3.700 4.333 7.174 7.930 11.758 13.110 10.383 12.042 11.455 Sığır * Yerli 19.272 18.661 16.189 15.409 12.243 11.545 11.200 10.584 9.925 9.445 Manda * - - - - - - - - - - Yumurtacı - - - 157,970 133,650 175.800 181.477 179,532 166.825 126.300 Ördek - - - 290,000 3,150 3.550 3.410 3,250 2.925 3.535 Kaz - - - 520,000 5,380 6.200 5.650 5,450 9.200 9.050 Kanatlı Hindi - - - 26.340 25440 46.950 36.014 33,119 10.725 15.050 Arı Esk. usl.kov. S. - - - 1.548 1435 1.356 1.364 1.205 1.196 361 Kovanı Y. Usl. Kovn.S. - - - 490 370 2.264 2.256 2,490 2.616 1.469 (*) : Danalar toplama dahil edilmiştir. 1993-1995 yılları arasındaki kanatlı hayvan ve arı kovanı istatistikleri bulunmamaktadır. II. Alt bölgede yıllar itibariyle küçükbaş hayvan varlığında sürekli bir azalma görülmektedir. Büyükbaş hayvan varlığında ise saf kültür ırkı ve yerli sığır ırkında azalma, melez kültür ırkı sığırda ise artış kaydedilmiştir. Bu alt bölgedeki kanatlı hayvan varlığında yıllara doğru azalma olmuştur. Arıcılık faaliyetinde eski usul kovandan yeni usul kovana doğru artış olmuştur. 1996 yılında eski usul kovan sayısı 1548, yeni usul kovan sayısı 490 iken 2002 yılında eski tip kovan sayısı 361 e yeni tip kovan sayısı da 1469 a yükselmiştir. Tablo: 95 Yıllar İtibariyle TRC21 III Alt Bölgesi İçin Önemli Görülen Hayvan Sayısı Hayvan Türü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Koyun 947.630 887.000 835.000 859.300 827.700 817.100 905.100 894.500 898.000 913.053 Keçi 115.259 98.400 104.500 58.600 72.200 67.400 69.000 65.000 65.500 68.007 Saf Kültür - 120 1.828 274 193 214 199 784 819 1.040 Melez Kültür 9.300 10.785 30.304 30.464 30.224 36.506 47.406 45.606 48.106 48.514 Sığır * Yerli 76.995 75.450 44.409 44.600 48.050 43.250 47.300 44.400 50.575 45.300 Manda * 408 405 427 413 545 740 784 565 740 810 Yumurtacı - - 440,000 490,000 530.000 635.000 580,000 380.000 390.000 Ördek - - - 3,600 16000 2.100 2.400 1,650 5.500 6.500 Kaz - - - 5,400 2400 2.500 3.100 1,750 15.500 16.050 Kanatlı Hindi - - - 68000 65000 68.500 83.700 77,000 78.000 73.000 Arı Es. usl kovan S. - - - 680 575 600 620 650 550 550 Kovanı Yn. usl kovan S. - - - 840 1030 1.480 2.550 2.500 2.350 2.550 (*):Danalar toplama dahil edilmiştir. 1993-1995 yılları arsındaki kanatlı hayvan ve arı kovanı istatistikleri bulunmamaktadır. III. Alt bölgede yıllar itibariyle koyun varlığında önemli bir değişme olmaz iken keçi varlığında azalma olduğu tablodan görülmektedir. Saf kültür ve melez kültür ırkı hayvan varlığında artış, yerli ırk sığır varlığında azalma olmuştur. Bu alt bölgede kanatlı hayvan varlığında; yumurta tavuğunda azalma; kaz, hindi ve ördekte artış görülmektedir. Bu alt bölgede yeni tip kovanla arıcılık faaliyetinde artış olduğu görülmektedir. III. Alt bölgedeki, koyun varlığındaki sabitliğin nedeni bu bölge topraklarının taşlı olması tarım amaçlı olarak kullanımının kolay olmamasıdır. Tablo:96 Yıllar İtibariyle TRC21 Şanlıurfa İçin Önemli Görülen Hayvan Sayısı Hayvan Türü 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Koyun 1.732.820 1.691.134 1.662.895 1.615.763 1.430.136 1.510.855 1.583.250 1.512.878 1.506.650 1.426.513 Keçi 294.787 276.822 265.663 209.970 160.551 185.560 187.013 171.040 173.525 139.284 Sığır * Saf Kültür 2.081 2.117 5.161 4.384 4.283 4.251 4.548 5.727 6.788 5.356

158 Melez Kültür 12.428 14.852 35.446 39.751 40.150 50.411 62.823 59.744 65.473 70.399 Yerli 110.148 108.281 75.069 73.712 73.024 72.418 76.285 73.259 75.810 68.085 Manda * 408 405 427 413 545 740 784 565 740 810 Yumurtacı - - - 910,470 933,350 995.300 1.096.277 1,039,232 808.625 743.600 Ördek - - - 301,050 9,190 21.400 22.660 19,680 25.325 23.905 Kaz - - - 535,539 13,070 28.200 29.400 27,900 44.350 41.650 Kanatlı Hindi - - - 205,840 196,290 208.550 212.214 203,119 171.975 161.850 Arı Es usl kov. Sa. - - - 2,958 2,430 2.385 2.397 2,252 2.138 1.298 Kovanı Yn. Usl. Kov. Sa. - - - 2,450 2,482 5.086 6.221 6570 6.561 5.496 (*) : Danalar toplama dahil edilmiştir. 1993-1995 yılları arsındaki kanatlı hayvan ve arı kovanı istatistikleri bulunmamaktadır. Küçükbaş hayvan sayısındaki bu azalma, son yıllarda görülen yağış yetersizliği ile mera ot kapasitesinin azalması, mer a alanlarının daralması ve bakım masraflarının artması etkilidir. İl genelinde yıllar bazında küçükbaş hayvancılık faaliyetinde azalma, büyükbaş hayvancılıkta yerli ırk sığırında azalma ve saf kültür ve melez kültürde artış olmuştur. Büyükbaş hayvan sayısındaki en büyük artış kültür melezinde gerçekleşmiştir. İl genelinde kanatlı hayvan sayısında azalma, arıcılık faaliyetinde artış olduğu tablodan görülmektedir. 4.5.7. Örtü Altı Üretim Sistemleri Trendleri Tablo : 97 Yıllar Bazında TRC21 1. Alt Bölgesi Örtü Altı Alanlar (da) Ürün Ekiliş Şekli 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 A. Tünel - - - 2 9-1 1 Y. Tünel 15 10 5 1 1 27 26 25 Plastik 1 1-1 47 53 76 78 Sebze Cam - - 9 7 6 3 3 12 A. Tünel - - - - - - - - Y. Tünel - - - - - - - - Plastik - - - - - - - 1 Süs Bitkileri Cam - - - 5 9 12 12 12 Toplam 16 11 14 16 72 95 18 129 Kaynak: İl Tarım il Müdürlüğü TRC21 1 Alt bölgesinde Merkez Karaali bölgesinde 1997 yılından itibaren yer altı kaynak sularıyla ısıtma sistemi uygulanarak cam serada sebze ve süs bitkilerinde üretime başlanmıştır. Süs bitkileri üretimi sadece cam seralarda yapılmaktadır. Son yıllarda yüksek tünel ve plastik seralarda sebze üretiminde artış olmuştur. Tablo : 98 Yıllar Bazında TRC21 1 Alt Bölgesi Örtü Altı Üretimi (ton) Örtü Altı Üretimi 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Sebze (ton) 45 23 225 120 1.306 1.009 1.436 1.296 Avrupa isteklerine uygun olarak seralarda yetiştirilen ürünlerin değer fiyatına, satılması yıllar itibariyle ildeki örtü altı sebze üretiminde bir artış sağlamıştır.

159 Tablo : 99 Yıllar Bazında TRC21 II Alt Bölgesi Örtü Altı Alanlar (da) Ürün Ekiliş Şekli 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 A. Tünel 46 - - - 15 - - - Y. Tünel - 2-4 7 2 9 42 Plastik 1-0 - 10 8 17 13 Sebze Cam - - - - 0 0 - - A. Tünel - - - - - - - - Y. Tünel - - - - - - - - Süs Plastik - - - - - - - - Bitkileri Cam - - - - - - - - Toplam 47 2 0 4 32 10 26 55 Kaynak: İl Tarım Müdürlüğü TRC21 2 Alt bölgesinde cam serada üretim yapılmamaktadır. Süs bitkileri üretimi yoktur.kısmen 1999 yılından itibaren plastik serada üretim yapılmıştır. Alçak tünelde sebze üretimi 1995 ve 1999 yılında yapılmıştır. Yüksek tünelde sebze üretimi çok az miktarda yapılmaktadır. Tablo : 100Yıllar Bazında TRC21 II Alt Bölgesi Örtü Altı Üretimi (ton) Örtü Altı Üretimi 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Sebze (ton) 82 15 3 20 27 81 246 454 TRC21 2 Alt bölgesinde 1999 yılından itibaren plastik seralarda yetiştiriciliğin yapılmasından dolayı örtü altı sebze üretiminde artış olmuştur. Tablo : 101 Yıllar Bazında TRC21 III Alt Bölgesi Örtü Altı Alanlar (da) Ürün Ekiliş Şekli 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 A. Tünel - - - - - - - - Y. Tünel - - - - - - 1 - Plastik - - - - - 6 3 6 Sebze Cam - - - - - - - - A. Tünel - - - - - - - - Y. Tünel - - - - - - - - Plastik - - - - - - - - Süs Bitkileri Cam - - - - - - - - Toplam - - - - - 6 4 6 TRC21 3 alt bölgesinde ise 2000 yılından itibaren sadece plastik serada sebze üretimi yapılmıştır. Tablo : 102 Yıllar Bazında TRC21 III Alt Bölgesi Örtü Altı Üretimi (ton) Örtü Altı Üretimi 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Sebze (ton) - - - - - 94 89 02 TRC21 3 Alt bölgesinde örtü altı sebze üretimi 2000 yılından itibaren başlamış olup 2001 yılında üretimde düşme olmuş, 2002 yılında ise tekrar yükselmiştir. Tablo : 103 Yıllar Bazında TRC21 Şanlıurfa için Örtü Altı Alanlar (da) Ürün Ekiliş Şekli 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 A. Tünel 46 - - 15 24-1 1 Y. Tünel 15 12 5 4 8 29 36 67 Plastik 1 1 0 1 57 67 97 7 Sebze Cam - - 9 7 6 3 3 12 A. Tünel - - - - - - - - Y. Tünel - - - - - - - - Plastik - - - - - - - 1 Süs Bitkileri Cam - - - 5 9 12 12 2 Toplam 62 12 15 32 104 111 148 188

160 TRC21 Şanlıurfa için 1997 yılından itibaren Merkez Karaali de cam seralarda sebze ve süs bitkilerinde üretim yapılmıştır. Alçak tünelde sebze yetiştiriciliği 1995 yılına göre 2002 yılında 46 kat azalmış oranda üretim yapılmıştır. Yüksek tünel ve plastik serada sebze yetiştiriciliği 2002 yılında geçmiş yıllara göre daha yaygınlaşmıştır. TRC21 Şanlıurfa İlinde Karaali cam seralardan dolayı 1999 yılında itibaren sebze üretiminde artış olmuştur. Tablo : 104 Yıllar Bazında TRC21 Şanlıurfa için Örtü Altı Üretimi (ton) Örtü Altı Üretimi 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 Sebze (ton) 127 38 228 140 1.532 1.185 1.770 1.853 4.6. Tarımsal Verimlilik Uygun girdi kullanımıyla en yüksek üretimin elde edilmesi olarak tanımlanabilecek verimliliğin, ülkelerin kalkınmışlık düzeylerine paralel oranda tarıma yansıdığı görülmektedir. 998 yılında tarım sektöründe Ülkemizde kişi başına düşen GSYİH miktarı 1.390 Dolar civarında iken, bu miktar AB ülkelerinde 9 bin Doların üzerinde olmuştur. 2001 yılına bakıldığında ise, Ülkemizde tarımda kişi başına GSYİH nın 1.000 Doların da altına düştüğünü görüyoruz. Bunun anlamı, kaynaklarımızın zenginliğine rağmen, tarımsal üretici gelirinin AB üreticisinden 10 kat daha az düzeyde kaldığıdır. Tarımsal politikalara baktığımızda yine kalkınmış ülkelerdeki tarımsal üreticilerinin, Ülkemiz üreticilerine nispetle 10 ve 20 kat daha fazla desteklendiğini görmekteyiz. 2001 yılında AB tarıma 105 milyar dolar destek verirken, Türkiye de bu rakam 6 milyar dolar civarında gerçekleşmiştir. Ülkemizde tarıma yönelen toplam desteklerin GSYİH ya oranı %5 in altında kalmaktadır.türkiye deki tarımsal işletme büyüklüğüyle Avrupa ülkelerini karşılaştırdığımızda AB'de ortalama işletme büyüklüğünün Türkiye'nin üç katı olduğunu görürüz. 15 AB ülkesinde toplam tarım alanı 135milyon hektar, toplam 7 milyon işletme bulunuyor. İşletme sayısı 3 bin (Lüksemburg) ile 2.5 milyon (İtalya) arasında değişmekte olup, ortalama işletme büyüklüğü 174 dekardır. Türkiye'de 28 milyon hektar tarım alanı ve 4 milyon işletme bulunmaktadır. 1980'de 66 dekar olan ortalama işletme büyüklüğü 1991'de 59 dekara düşmüştür. Tarımsal girdi kullanımı bakımından da önemli farklılıklar mevcuttur. Kimyasal gübre kullanımı dünya ortalamasının altındadır. Hektar başına gübre kullanımı Türkiye'ye göre AB ülkelerinden İngiltere'de 3.3 kat, Fransa'da 2.8 kat, İtalya'da 2.6 kat, Almanya'da ise 2.4 kat daha fazladır. Şanlıurfa ili ile Türkiye yi karşılaştırdığımızda, 1999 yılı verilerine göre kimyevi gübre kullanımı; Türkiye için azotlu gübre 25,20 kg/da ve fosforlu gübre 13,36 kg/da iken Şanlıurfa da azotlu gübre 25,03 kg/da ve fosforlu gübre 12,96 kg/da olarak kayıtlara geçmiştir. İki

161 gübrenin kullanımı Ülke genelinde 38,56 kg/da iken Şanlıurfa için 37,99 kg/da oluştur. Bu verilere göre Şanlıurfa da kullanılan kimyevi gübre miktarı Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Türkiye'de hektar başına tarım ilacı etken madde tüketimi Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasının onda biri düzeyindedir. Tarımsal üretimde zararlılarla mücadeleye yönelik ilaç kullanımı ülkemizde gerekli düzeye ulaşamamıştır. 1999 yılında Türkiye de 43.324 ton olan zirai ilaç tüketimi hektar başına sadece 2,3 kilogramdır. 2000 yılı verilerine göre Türkiye toplam tüketiminin %4,17 sını oluşturan Şanlıurfa tarımında toplam kullanılan tarımsal ilaç miktarı 180.753 kg olarak tespit edilmiştir. Makineleşme göstergeleri açısından Türkiye'nin 1990'ların sonunda ulaştığı seviye Yunanistan, Fransa ve İtalya gibi AB ülkelerinin 1980'li yılların başında ulaştıkları seviyenin altında kalmıştır. 1998 verilerine göre Şanlıurfa daki mekanizasyon durumu; teknolojik gelişmeye paralel olarak karasaban miktarında bir azalış, buna karşılık diğer alet-makinelerde önemli artışlar kaydedilmiştir. 1985 yılından 2000 yılına gelindiğinde Şanlıurfa da traktör % 161,5, kulaklı traktör pulluğu % 195, diskli traktör pulluğu % 14,7, kültivatör % 260,6, römork % 132,3, tahıl mibzeri % 1574, kimyevi gübre dağıtıcısı % 133, kuyruk milinden hareketli pülverizatör % 769,2 ve hayvan pulluğu % 17 oranında artış gösterirken karasaban % 40,9 oranında azalma göstermiştir. İlde 1985 yılında traktör başına düşen tarım arazisi miktarı 253,1 ha iken, bu rakam kulaklı pullukta 440,8 ha, diskli pullukta 487,6 ha, kültivatörde 319 ha, römorkta 278 ha, tahıl mibzerinde 624,9 ha, kimyevi gübre dağıtıcısında 754,2 pülverizatörde 5075,6 ha, hayvan pulluğunda 608,2 ha, karasabanda ise 110,3 ha dır. İlde 2000 yılında traktör başına düşen tarım arazisi % 61,8 oranında azalarak 96,8 ha a düşmüştür. Bu rakam kulaklı pullukta 566,1 oranında azalarak 149,4 ha a diskli pullukta % 12,8 oranında azalarak 425,1 ha a, kültivatörde % 57,7 oranında azalarak 135,2 ha a düşmüştür. 1998 yılında 1000 ha tarım alanına düşen traktör sayısı Türkiye genelinde 32,16 iken Şanlıurfa da 9,98 dir. Türkiye genelinde bir alet makineye düşen arazi miktarı 31,09 ha iken bu oran Şanlıurfa da 100,13 ha dır. Bu verilerden Şanlıurfa makineleşme yönünden yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir. Verim yönünden karşılaştırıldığında, Türkiye'nin AB'nin çok gerisinde olduğu görülmektedir. Örneğin; buğday verimi, Türkiye'de 1.900 kg/ha AB'de 5.700 kg/ha; şeker pancarı verimi Türkiye'de 38.000 kg/ha AB'de 58.000 kg/ha; tütün verimi Türkiye'de 960 kg/ha AB'de 2.350 kg/ha'dır. Yani AB'de verimlilik, şeker pancarında 1.5, tütünde 2.4, buğdayda 3 kat daha fazladır. İşletme başına düşen hayvan sayısı incelendiğinde, Türkiye'de 3.9, AB'de 38.7 olduğunu görmekteyiz. Yani AB'de işletme başına düşen hayvan sayısı Türkiye'den 10 kat daha fazladır.

162 Türkiye'de inek başına yıllık süt verimi 1.800-2.000 kg, AB'de ise 5.200-5.500 kg'dır. Türkiye'de ortalama karkas ağırlığı 175 kg, AB'de ise 312 kg'dır. Yani, AB'de süt verimi Türkiye'ye göre 3 kat, ortalama karkas ağırlığı ise 1.7 kat daha fazladır. AB'de üretilen sütün % 94'ü, Türkiye'de ise % 15-20'si sanayiye teslim edilmektedir. Genel olarak, Şanlıurfa ilinin tarımsal verimlilik açısından diğer illerimizden daha avantajlı bir durumda olduğunu söylemek olasıdır. Türkiye deki toplu ekilebilir- dikilebilir alanların % 4 ne sahip olan İlin tarımsal üretim değeri bakımından ülke ekonomisine katkısı % 2,5 olup,2004 yılı itibariyle ülke genelindeki tarım sektörünün GSYİH daki payı 11,2 iken Şanlıurfa nın bu sektördeki payı 3,91 düzeyindedir. Şanlıurfa GSYİH sı içinde tarım sektörü % 42 pay ile en yüksek orana sahiptir. Bitkisel Üretimde Verimlilik İlin ekonomisinde tarımsal ürünlerde pamuk yetiştiriciliği önemli bir yer tutmaktadır. Ancak son yıllarda girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle bu ürünün karlılığı düşmüştür. İlimizde üretimi yapılan bitkilerden domates ve patlıcan en karlı ürünler arasındadır. Bunları; biber (isot), bağcılık ve mısır izlemektedir. Ekonomik kriz ve bununla gelişen döviz fiyatlarındaki artışlar, gübre ve ilaç fiyatlarını arttırmış ve bunların kullanımını düşürmüş olup, bu da maliyetleri yükseltip üretimi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu durumda satış fiyatlarının artması beklenirken, ekonomik krizin tüketicilerin alım gücünü kırması sonucu, fiyatlar da düşük kalmıştır. Bunlara dayanarak 2001 yılında üreticilerin gelirlerini önemli şekilde azaldığını söylemek doğrudur. Tablo105 te bazı seçilmiş bitkisel ürünlerde 2000 yılı içinde Şanlıurfa Türkiye, AB ve Dünya verimlerinin karşılaştırılması yer almaktadır. Tablo: 105 Bazı Ürünlerde Şanlıurfa, Türkiye, AB ve Dünya da Verim Değerleri (2000) Ürünler Verim (kg/ha) Şanlıurfa Türkiye AB Dünya Buğday 3.380 2.234 5.753 2.733 Pamuk (çiğit) 3.610 1.980 2.877 1.581 Mısır 5.080 4.144 8.897 4.255 Nohut 870 862 725 796 Susam 240 468 695 392 Soya 800 2.967 3.270 2.176 Antep Fıstığı 353 Ceviz 4.100 4.200 Elma 9.113 23.020 30.695 10.885 Üzüm 3.866 6.729 7.782 8.591 Domates 27.153 39.511 59.558 27.226 Zeytin 0 3.030 2.255 1.946 Kayısı 5.205 8.000 Nar 10.087 16.600 Erik 6.252 8.400 Kaynak: DİE, FAO, Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü İstatistikleri

163 Hayvansal Üretimde Verimlilik Türkiye genelinde kültür ırkı sığırlarda ortalama süt verimi 4.080 kg/baş, melezlerde 2.448 kg/baş ve yerli sığırlarda 816 kg/baş tır. Şanlıurfa da ise kültür ırkı sığırlarda süt üretimi ortalama olarak 6 ton/yıl, melezlerde 2,6 ton/yıl ve yerli sığırlarda 0,840 ton/yıl düzeyindedir. Karkas ağırlığı Şanlıurfa ilinde kültür ırkı melezinde 200 kg olup, 175 kg olan Türkiye ortalamasının üzerinde, ancak 312 kg olan AB ülkeleri ortalamasının oldukça altındadır. Hayvan sayılarının 2001 ile 2010 yılları arsındaki değişimi izlendiğinde; küçük baş ve yerli sığır popülasyonunda azalış, kültür ırkı ve kültür ırkı melezi popülasyonunda da önemli bir artış meydana geleceği tahmin edilmektedir. 2001-2010 yılları için yapılan hayvan sayısı projeksiyonuna göre gelecek yıllarda ilin kaba yem ihtiyacı artacaktır. Yıllara göre kaliteli kaba yem açığının kapatılması ve gelecekte ihtiyaç duyulacak olan miktarın karşılanabilmesi ancak kaliteli kaba yem kaynaklarının geliştirilmesi ile mümkündür. Sığır sayısında meydana gelen azalış, bir ölçüde yüksek verimli genotiplerin payındaki artışa bağlanabilirse de, küçük baş için böyle bir iddiada bulunmak mümkün değildir. Bu durum dikkate alındığında yetiştiricilerin, başta yem ve finansman kaynakları olmak üzere yüksek girdi maliyeti örgütsüz üretim ve pazarlama yapısı nedeniyle piyasada oluşan düşük ürün fiyatları yüzünden üretimden uzaklaştıkları ve damızlık hayvanlarını dahi mezbahaya sevk ettikleri söylenebilir. 4.7. Pazarlama Sistemi 4.7.1. Pazar ve Pazarlama Kanalları Dünyada çeşitli ülkelerde adları farklı olmakla beraber hukuki statüleri, yönetim şekilleri, fonksiyonları ve yetkileri büyük ölçüde benzerlik gösteren tarım ürünleri iç ve dış pazarlama organizasyonları bulunmaktadır. Ülkede güçlü bir tarım ürünleri pazarlama yapısı oluşturmak amacı doğrultusunda kurulan bu organizasyonların ana görevleri üreticinin ekonomik durumunu geliştirmek ve bunu gerçekleştirmek için organizasyona tabi tüm ürünleri dünya çapında pazarlayarak üreticilerin dışsatım gelirlerini artırmaktır. Türkiye, sahip olduğu ekolojik zenginlik, pek çok üründe halen varolan verim ve üretim potansiyeline sahip bulunmaktadır. Mevcut potansiyelin daha iyi değerlendirilmesiyle artacak tarımsal üretim artışının yanısıra, tarım ürünlerinin iyi bir pazarlama organizasyonuyla iç ve dış pazarlarda etkin bir şekilde pazarlanması büyük önem arz etmektedir. Böylece ürün kayıplarının azalması, bölgeler arası arz-talep dengesinin kurulması, üretici gelirlerinin artması ve ihracat gelirlerinin (fiyat iyileşmesi ve pazar büyümesiyle) yükselmesi olanaklı olacak ve tarımın ulusal ekonomiye katkısı artırılabilecektir.

164 Türkiye'de tarımsal ürünlerin pazarlanmasında doğrudan ve dolaylı olarak çok fazla sayıda kişi, kurum ve kuruluş faaliyette bulunmaktadır. Bunlar arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, İGEME, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Borsalar Birliği, Ziraat Odaları, Türkiye Şeker Fabrikalar A.Ş., Ticaret Borsaları, semt pazarları, toptancı ve perakendeci meyve ve sebze halleri, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri ile Su Ürünleri Kooperatifleri, TMO, Çaykur, Tekel ve özel girişimciler sayılabilir. Bu yapı içinde görev ve yetkiler, aralarında yeterli işbirliği ve eşgüdüm bulunmayan çok sayıda kurum ve kuruluşa dağıtılmakta ve pazarlamacıların sayısal çokluğu ve dağınık yapıları, pazarlama organizasyonunun etkinliğini azaltmaktadır.ürünler, pazarlama kanalları içerinde çeşitli aşamalarda ve pazarlarda farklı işlemler görmektedir. Geleneksel pazarlama sisteminde bu aşamalar ya da pazarlar üretici, toptancı ve perakendeci şeklinde üç temel grupta toplanabilir.pazarlama kanalları, herhangi bir ürünün pazarında yer alan üretici ve aracıların yanı sıra genel ekonomik yapı açısından da oldukça önemlidir. Tarım kesiminde faaliyet gösteren üreticiler genellikle pazarlama imkanları kısıtlı olan küçük işletmelerdir. Pazarlama kanallarının oluşturulması ile bu kısıtlı imkanlar ortadan kalkabilmekte, üreticiler yerel pazarlar dışındaki pazarlara ve pazar bilgilerine kolaylıkla ulaşabilmektedir.bugünkü global ekonomi koşullarında aracılar gerek yurtiçi gerekse yurtdışı piyasalarında faaliyet gösterebilirler. Dolayısıyla pazarlama kanalları da sadece yurtiçi piyasalardaki değil, aynı zamanda uluslar arası piyasadaki tüketici ya da alıcılara da ürün sağlayabilecek şekilde yapılandırılabilmelidir. Böylece herhangi bir ürünün pazar alanı genişletilerek pazarlama imkanları da arttırılabilir. 4.7.1.1. Tarla Bitkileri Sektöründe Pazarlama Türkiye de üretim alanı açısından büyük bir yer tutan tarla ürünleri üretiminin pazarlanması endüstri bitkileri, meyve ve sebze pazarlamasına göre farklılıklar göstermektedir. Tahıllar pazara 3 ayrı yolla ulaşmaktadır. Bunların pazarlanması Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Tüccarlar ve özel sektör kuruluşları tarafından gerçekleşmektedir. İlde üretilen tarla ürünlerinden pamuk, ildeki ve çevre illerdeki çırçır fabrikalarına ve Çukobirlik e, hububat; Toprak Mahsulleri Ofisi ne ve buğday borsasına satılmaktadır. TMO vasıtasıyla yapılan alımlar ile özellikle buğday fiyatının alım fiyatının altına düşmesi önlenerek belli bir fiyat garantisi sağlanması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte tarla ürünleri içerisinde baklagiller, tahıllardan sonra en önemli yeri tutmaktadır. Baklagiller genellikle üreticiler tarafından doğrudan toptancıya ve borsaya satılmaktadır. İlde üretilen Antep fıstığı doğrudan iç piyasadaki tüketicilere ve

165 toptancılara satılmaktadır. TMO dışında ve borsaların dışında, tahıl ürünleri pazarlaması ülkemizde çoğunlukla tüccarlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Tablo:106 TMO, Buğday Alım Miktarları Yıllar Alım Miktarı (1000 ton) 1999 4.309.000 2000 3.011.000 2001 1.459.000 2002 333.000 2003 600.000 Kaynak: DPT Yağ sanayi sektörünün yeterince gelişmemesi yağlı tohumlu bitkilerin pazarlamasında sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Yağlı tohumlu bitkilerin ekimi de yaşanan pazarlama sorunu nedeniyle istenen düzeye gelememiştir.bunlar dışındaki diğer tarla bitkileri üretimi genelde aile içi tüketime yönelik olup, çok azı da tüccarlar aracılığıyla iç piyasaya sunulmaktadır. Üreticilerin ürünlerini hasadın hemen sonrasında değil, ürünün fiyatının uygun olduğu dönemde pazarlayabilmeleri için, bir çok ileri ülkede uygulanan depo makbuzu ve rehin sistemi uygulamaya sokulmalıdır. Tarla bitkileri üretiminde pazar istekleri doğrultusunda standartlara uygun kalite geliştirilmesi ve pazarlamada aracıların ortadan kaldırılarak Üretici Birlikleri ve Ürün Borsalarının yaygınlaştırılması yoluna gidilmesi pazarlama imkanlarının iyileşmesini sağlayacaktır.tarla bitkilerinde de kendi içerisinde pazarlama kanalları olarak bazı değişimler görülmektedir. Örneğin buğdayda işleme sanayisinden sonra diğer işleme sanayi ve perakendeci- toptancılar yer aldığı halde mısırda bu durum farklıdır. Mısırın yan ürün işleme sanayisi olduğu ve bunların da ihracata yönelik bir pazarlama kanalı olduğundan bunların ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. 4.7.1.1.1. Buğday Beslenmede taşıdığı büyük önem nedeniyle dünyanın en stratejik ürün grubunu oluşturan hububat, dış ticarette ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. 1980 li yıllara gelinceye kadar tüm hububat ürünlerinde net ihracatçı olan ülkemiz artık buğday da da ithalatçı bir ülkedir. Türkiye uzun yıllardır kaliteli buğday açığını kapatmak için gerçekleştirdiği ithalatı artık stok açığını kapatmak için de gerçekleştirmektedir.özellikle 2002-2003 yıllarına baktığımızda ithalat miktarı ihracatımızla kıyaslanamayacak kadar yüksektir. 2002-2003 yıllarında ithalatımızın yüksek olmasında en önemli sebeplerden birisi TMO nun hububat piyasasındaki rolünün değişimi ile alım miktarını azaltması sebebiyle yeterli stoklarının bulunmaması ve oluşan spekülasyonlarla piyasayı regüle etmek amacıyla ithalatın gündeme gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır.ayrıca ithal fiyatlarıyla ihraç fiyatları karşılaştırıldığında ithal fiyatlarının yüksek olduğu gözlenmektedir. Bunun nedeni ülkemiz buğdaylarının düşük kaliteli olmasıdır. İthal bağlantılarının erken veya geç yapılması da dış fiyatları

166 büyük ölçüde etkilemektedir.ülkemizde, buğday ihracatı, üretim miktarı ve ürün kalitesiyle yakından ilgilidir. Üretim miktarın büyük ölçüde iklim koşullarına bağlı olması nedeniyle ihracatta yıldan yıla dalgalanmalar görülmektedir. Ancak, 2002-2003 yıllarında ihracatta önemli orandaki düşüşün sebebi hububat politikasının belirsizliğidir. Türkiye buğday yanında önemli miktarlarda un, makarna, bulgur ve diğer buğday mamulleri ihraç eden bir ülkedir. Özellikle un ve makarna ihracatında dünyada önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz buğday ve buğday mamulleri ihracatının artırılması için, öncelikle ülke yapısına uygun hububat politikasının belirlenmesi ve böylelikle istikrarlı bir üretimin sağlanmasına ayrıca alıcı ülkelerin istediği nitelikteki ürünü sürekli ve düzenli bir şekilde sağlanabilmesine; bu ise yetiştirilecek çeşitlerin, uygulanacak yetiştirme tekniklerinin, gerekli girdilerin özenle seçimine ve sağlanmasına, ayrıca ürün depolama, taşıma ve yükleme kapasitelerinin yeterli düzeylere getirilmesine bağlıdır. Tablo: 107 Türkiye'nin Buğday Dış Ticareti İhracat İthalat İhracat - İthalat Miktar Değer Miktar Değer Miktarı (ton) Yıllar (ton) (1000$) (ton) (1000$) 1999 1.864.702 190.525 1.613.025 185.897 251.677 2000 1.782.048 196.308 963.668 126.143 818.380 2001 1.117.969 136.225 346.827 49.621 771.142 2002 55.329 9.781 1.116.575 150.471-1.061.246 2003 938 401 1.846.283 277.542-1.845.345 2004 (Ocak-Mart) 519 189 392.187 85.983-391.668 TOPLAM 4.821.505 533.429 6.278.565 875.657-1.457.060 Kaynak: DTM Şanlıurfa Tahıl Ürünleri Pazarlama Kanalları 4.7.1.1.2.Mısır Mısır, ülkemizde tarla ürünleri arasında ekiliş alanı bakımından yedinci sırada (buğday, arpa, nohut, mercimek, pamuk, ayçiçeği), üretim miktarı bakımından ise üçüncü sırada yer alan bir üründür. Hemen hemen ülkemizin tüm bölgelerinde yetiştirilmesine rağmen ekonomik olarak Adana başta

167 olmak üzere Akdeniz Bölgesinde, Karadeniz Bölgesinde ve Marmara Bölgesinde yetiştirilmektedir Mısır ihracatı, üretim miktarı ve ürün kalitesiyle yakından ilgilidir. Üretim miktarının büyük ölçüde iklim koşullarına bağlı olması nedeniyle ihracatta yıldan yıla dalgalanmalar olmaktadır. 2001 yılında mısır ihracatımız 9.382 ton, ithalatımız ise 537.481 ton olarak gerçekleşmiştir. Bu verilere göre ülkemiz ithalatçı ülke konumundadır. İthalat miktarının fazla olmasının nedenlerinden biri de 100 milyon dolar üzerinde çiklet ihracatı yapan ülkemizin çiklet yapımında esas ham madde olarak kullanılan mısır nişastası temini için mısır ithalatına başvurulmasıdır. Net ithalatçı olduğumuz mısırda ithalatımızın yarıdan fazlası ABD den gerçekleştirilmekte, Macaristan, Fransa ve Arjantin diğer önemli ülkeleri oluşturmaktadır. 2002 yılı ithalatı 1.172.079 tondur. Ocak- Mart 2003 ithalatı 139.305 tondur.2001 Yılında meydana gelen ekonomik kriz hayvancılığı da vurmuştur. Özellikle kümes hayvancılığı ile uğraşan büyük işletmeler büyük oranda zarar etmiş, bunun sonucunda bir çoğu kapanmak zorunda kalmıştır. Bilindiği gibi mısır tüketiminin % 60'a yakın kısmı hayvan beslemede kullanılmaktadır. Kriz sebebiyle işletmelerin talebi azalmış veya tamamen ortadan kalkmıştır. Bu nedenle talebin azalması ithalatı da kısmıştır.tarım ürünlerinin tüketici tarafından değerlendirilebilmesi için işlenmesi gerekmektedir. Ürünlerin yarı mamül hale getirilmesinde pek çok işleme tesisi faaliyet göstermektedir. Ancak, hemen her ürün grubunda faaliyet gösteren işletmeler, yeterli ve kaliteli hammadde bulamadıkları için düşük kapasitede çalışmak durumunda kalmaktadırlar. Mısır bitkisi bir çok alanda hammadde kaynağı olarak kullanıldığı için üretimi ve pazarlaması önemli olan ülkemizin vazgeçilmez ürünlerindendir. Mısır ın yemeklik, nişasta, yağ, un, yem vb. gibi insan sağlığı ile direkt alakalı alanlarda kullanımı yaygındır. Özellikle yağ sanayinde direkt, nişasta üreticilerinin de nişasta, kepek, yem katkı maddesi, glukoz ve fruktoz şurupları, glukoz ve fruktoz; şekerleme, bisküvi, sakız, meşrubat ve dondurma sanayinde kullanılmaktadır. Ayrıca nişasta, genelde oluklu mukavva, kağıt ve tekstil sanayinde de kullanılmaktadır. Tablo : 108 Türkiye Mısır İthalat ve İhracat Rakamları Yıllar İhracat Miktarı (Mt) İhracat Değeri (1000 $) İthalat Miktarı (Mt) İthalat Değeri (1 000$) 1998 9.758 5.739 769.247 97.514 1999 6.205 5.259 839.096 98.176 2000 3.963 4.096 1.286.190 146.887 2001 9.382 8.333 537.481 65.635 2002 8.950 10.930 1.172.916 133.223 2003 10.989 13.105 1.818.132 276.182 Kaynak: DTM

168 Sanayimizin tercihi yerli mısır olmasına karşın bazı yıllar ithal fonlarının zamanında konmaması sonucu sanayici yurtdışından trans genetik olma riski bulunan ürünleri hammadde olarak almış sağlığımız yanında çiftçimizde riske edilmiştir. Türkiye de mısır, pazar sorunu yaşamayan bir üründür. TMO ve tüccarlar vasıtasıyla pazarlama ağı başlamış olmaktadır.üreticiler ürettikleri ürünlere kolayca alıcı bulabilmektedirler. Özellikle yoğun alım yapan sanayi tesislerinin bölgemizde bulunması pazarlamayı kolaylaştırmaktadır. Mısır Pazarlama Kanalları Üretici TMO Tüccar İşleme Sanayi Dış Tüccar Yan Ürün İhracatı Diğer işleme sanayi Toptancı Perakendeci Tüketici Kullanım alanlarının çok olması talebin daha çok artmasını sağlamış ve ürün tarlada iken satışın yapıldığı yıllar yaşanmıştır.bölge Mısır pazarlamasında da tüccarların önemli bir rolü bulunmaktadır. Üreticiden aldıkları ürünü il dışındaki tüccarlara, TMO ya ve işleme sanayisine vermektedirler. 4.7.1.1.3. Pamuk Türkiye de pamuk üretiminin büyük bölümü özel sektör(tüccarlar ve çırçır fabrikaları) tarafından satın alınmaktadır. Pazarlama organizasyonunda yer alan diğer önemli bir kuruluş Tarım Satış Kooperatifleridir. Birliklerin piyasadaki pazar payları yıldan yıla değişmekle birlikte son yıllarda % 13-24 arasında seyretmiştir. Pamuk alımı yapan birlikler TARİŞ, ÇUKOBİRLİK, ve ANT BİRLİK dir. Birliklerin pamuk alımları kendi adlarına olabildiği gibi, hükümet tarafından görevlendirilmeleri durumunda destekleme alımı şeklinde de olabilmektedir.

169 Pamuk Üretimini desteklemenin bir yolu da kurulmuş olan bu Tarım Satış Kooperatiflerini yaşatmaktır. Bu yüzden bu kooperatiflere yeniden finans desteği sağlanmalıdır. Birlikler ürün fiyatlarını kendi imkanları ile açıklamaktadırlar. AB uyum süreci için yapılan çalışmaların hız kazandığı şu günlerde Ülkemizin en güçlü üretici birlikleri olan Tarım Satış Kooperatiflerinin düşük faizli kredi ile desteklenmesi gerekmektedir.büyük bir pamuk üretim potansiyeli ve bu potansiyele dayalı sanayi potansiyeli bulunan Bölgede son 15 yıldır bu potansiyelde büyük düşüşler yaşanmıştır. Bu düşüşlerde en önemli faktör toplama yapılacağı zaman işçi temin etmede yaşanan sıkıntı, dünya maliyetleri ile çiftçi maliyetleri arasındaki farkı gidermek için verilen prim miktarının yetersizliği ve girdi maliyetlerindeki aşırı artış, makineli hasada geçilememesi önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle makineli hasada geçilmesi gerekmektedir ve prim miktarının mutlak surette yeter düzeyde verilmesi pamuğun geleceği açısından önemlidir. Bölgede pamuk alanındaki daralma ve dalgalanmalar birçok çırçır ve prese fabrikasının kapanmasına da neden olmuştur. Diğer ürünlerde olduğu gibi (tütün, şekerpancarı, soya, çay vb.) uygulanan politikalar sonucu birçok tarım ürününün bitirilmesi, aynı zamanda tarıma dayalı işletmelerin de yok olması anlamına gelmektedir. Pamuk üreticisi olan her ülkenin farklı pamuk fiyatı oluşturmasına rağmen, Liverpool (CIF) A- Endeks pamuk fiyatı dünya pamuk fiyatı olarak kabul edilir. Bu endeks, uluslararası fiyatların rekabet seviyesini belirten bir gösterge olarak kullanılır. Tablo:109 Türkiye nin Pamuk Tüketim ve Dış Ticareti İhracat ve İthalatı (ton) Yıllar Tüketim İhracat İthalat 1995/1996 950.000 60.000 129.000 1996/1997 1.050.000 46.000 342.000 1997/1998 1.150.000 28.000 408.000 1998/1999 1.076.000 86.000 287.000 1999/2000 1.200.000 44.000 491.000 2000/2001 1.250.000 20.000 450.000 2001/2002 1.230.541 22.000 326.943 2002/2003 1.254.833 13.000 493.819 Kaynak: Sanayi Ticaret Bakanlığı. Güneydoğu Anadolu bölgesi pamuk ekim alanı ve üretim miktarında birinci sırada yer almaktadır. Şanlıurfa ili ise pamuk ekim alanı ve üretim miktarı bakımından hem bölgede hem de ülke genelinde önemli paya sahiptir. Buna bağlı olarak ilde pamuk işleme (çırçır), iplik ve dokuma sanayi işletmeleri giderek artmaktadır.

170 Ülkede tekstil sanayinin artan talebinden dolayı pamuk üretimi ile tüketimi arasındaki fark giderek büyümektedir. Nitekim, ortalama 800.000 ton pamuk üretimine karşılık, 1.200.000 tona yaklaşan pamuk tüketimi yapılmaktadır. Dolayısıyla, pamuk ürününe olan talep güçlü kalmakta ve ithalatı zorunlu kılmaktadır. Pamuk, üretiminden itibaren birçok kez işlenmekte, her defasında da hammadde özelliğini taşımaktadır, İlde, pamuk pazarı ve pazarlanmasını düzenlenmesi işini Çukobirlik üstlenmiş olmakla birlikte, bu kuruluşun ürün alımında bazı yıllarda yetersizlikler bulunmaktadır. Kütlü pamuk pazarlaması konusunda en aktif görevi, köylerden pamuk toplayarak ve topladıkları pamuktan il içi ve il dışında çeşitli kuruluşlara satan tüccarlar göstermektedir. Şanlıurfa ilinde üreticiler, ürettiği pamuğu; tüccarlara, tarım satış kooperatiflerine ve çırçırprese fabrikalarına satmaktadırlar. İlde, pamuğun pazarlamasında tarım satış kooperatiflerinin (Çukobirlik) payı % 20, tüccar ve pamuk işleme tesislerinin payı ise % 80 dolayındadır. Çukobirlik bölgedeki kooperatifleri aracılığı ile 1999/2000 döneminde 63.245.290 kg kütlü pamuk alımım gerçekleştirmiştir. Bu miktarın % 43.3' ü (27.380.000 kg) Şanlıurfa ilindeki kooperatifler kanalıyla alınmıştır. Çukobirlik' in toplam kutlu pamuk alımında GAP'ın payı % 45.5, Şanlıurfa ilinin payı ise % 19.7 dir. Türkiye genelinde olduğu gibi, bölge ve ilde de pamuğun pazarlanmasında özel sektör önemli rol oynamaktadır. Şanlıurfa ilinde pamuk pazarlama kanalı

171 4.7.1.2. Sebze - Meyve Sektöründe Pazarlama Türkiye sahip olduğu üretim alanı ve ekolojik yapısı itibariyle yaş meyve ve sebze üretiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri konumundadır. Üretimin bu kadar yoğun olması, doğalında pazarlamayı da ön plana çıkarmıştır. Ülkemizde yaş meyve ve sebze pazarlaması 1960 yılından bu yana çeşitli yasaların yürürlüğe girmesi ve yeni yasaların düzenlenmesi ile son şeklini alarak halden geçirilme zorunluluğu getirilmiştir. Yaş meyve ve sebzelerin belediye sınırları veya mücavir alanlar içerisinde, perakende satışının yapılabilmesi için mutlaka toptancı hallerinden satın alındığının belgelenmesi gerekmektedir. Meyve ve sebze gibi uzun süre saklanma imkanı olmayan veya saklanması için soğuk hava depoları gibi büyük yatırım gerektiren ürünler ülkemizde genellikle ürün dalında iken veya bahçede satılmaktadır. Aslında üretici herhangi bir düzeyde alıcıya direkt satışı yeğlemekte fakat bu durum çoğunlukla gerçekleşmemektedir. Üreticiler genellikle işgüçlerini üretime yönlendirdikleri için pazarlama fonksiyonuna yeterli zaman ayıramamaktadırlar. Üretici düzeyde pazarlamada etkin görev yapacak kuruluşların, özellikle yaş meyve ve sebze alanında bulunmayışı çoğunluğu küçük boyutlu olan üreticileri güç durumda bırakmaktadır. Böylece milyonlarca üreticinin her biri değişik pazarlama kanalları arayışı içine girmektedir. Bu durum özellikle depolama olanağı kısıtlı olan ürünler için daha da önemli sorunlar yaratmaktadır. Yaş meyve ve sebze pazarlanmasında, işleme sanayi de yer almaktadır. İşleme sanayi, ürünleri ya toptancılar vasıtasıyla almakta ya da sözleşmeli tarım yoluyla ürünleri satın alma yoluna girmektedirler. Türkiye de yaş meyve ve sebze üretimi miktar olarak önemli olmasına karşın, ihracatın üretime oranı çok düşüktür. İhracata konu olan meyve ve sebze çeşitlerinin uluslararası piyasalarda talep edilen çeşitlere uygun olmayışı ve üretimden tüketime miktar ve kalite kayıplarının yüksekliği bu yapının en önemli nedenleri arasındadır. Türkiye 2003 yılı meyve ve sebze ihracatımızın değer olarak yaklaşık % 21 i Rusya Federasyonu na, % 16 sı Almanya ya ve % 9 u Suudi Arabistan a yönelmiştir. Ayrıca ihracat yapılan diğer ülkeler arasında Ukrayna, İngiltere, Yunanistan, Romanya, Hollanda, Avusturya, Fransa ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti de bulunmaktadır. Türkiye den ihraç edilen önemli bazı sebze ve meyveler arasında özellikle turunçgil, kiraz, domates, biber, üzüm ve kuru soğan önemli bir yere sahiptir. Ülkemizden yapılan ihracat yanında yaş meyve ve sebze ithalatı da yapılmaktadır. Muz, Hindistan cevizi, ananas, avokado ve hurma gibi ülkemizde yetiştiricilik imkanı kısıtlı olan ve

172 mümkün olmayan meyveler ithal edilmektedir. Bunun yanında sezon dışı talebi karşılamak ve zaman zamanda reexport yapmak amacıyla yaş meyve ve sebze ithalatı yapılmaktadır. Bu bağlamda, 2003 yılı ithalatı açısından 91.937 ton muz, 58.509 ton turunçgil ve 7.859 ton hurma ithal edilen en önemli meyveler olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca sektör, meyve ve sebzelerin sınıflandırılması ve paketlenmesinde kullanılan alet ve ekipman, mumlama materyali, ambalaj materyali, soğuk muhafaza alet ve ekipmanı gibi girdileri ithal etmektedir. yoğun olarak yapılması tüm yıl boyunca her ürüne ulaşabilme fırsatını vermiştir. Türkiye için önemli bir pazar oluşturmuş ve her çeşit sebze ve meyvenin bol olarak üretim yapıldığı bir bölge olarak dikkat çekmiştir. Türkiye de olduğu gibi Akdeniz Bölgesi nde de depolama ve pazarlama koşullarının yetersiz olduğu bilinmektedir. Pazarlama sistemi içerisinde yeterli depolama kapasitesine ulaşılsa bile ürünün optimal koşulların dışında depolanması, ürünün depoda kalma süresindeki aksaklıklar, yükleme ve boşaltmadaki dikkatsizlikler, kontrolsüz olgunlaştırmalar ürün kayıplarına neden olabilmektedir. Şu anki yapısıyla üretilen sebzelerden karpuz, marul, soğan gibi büyük parsellerde yetiştirilen bazı ürünlerde satışlar hasat öncesinde arazide tüccara satılabilmekte, hasat ve pazara hazırlama işleri tüccar ve ihracatçı tarafından yapılmaktadır. Diğer ürünlerde ise satışlar çoğunlukla hallerde gerçekleşmektedir. Ürün fiyatları ise genelde piyasa koşullarına göre oluşmaktadır. Üretilen sebzelerin pazarlama kanalları ürünler itibariyle bazı farklılıklar göstermekle beraber, genel olarak birbirine benzemektedir. Sebzeler komisyoncular aracığıyla hallerde satılabildiği gibi tüccarlar aracılığıyla diğer illere de gönderilmektedir. Ayrıca doğrudan tüketicilere ve manavlara da satışlar yapılmaktadır. Sebzeler çabuk bozulduğu için depolama yapılması sorun teşkil edebilmektedir. Bu nedenle sebze ürünlerinin dondurulmuş ürün olarak pazarlama ağı içerisinde önemli bir yeri vardır. Üreticiler Yeni Hal Yasası ile ürettikleri ürünlerin büyük bir bölümünü belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki toptancı hallerine getirmektedirler. Ürünler hallerdeki komisyonculara verilirken üreticiden ortalama %15 kesinti yapılmaktadır. Komisyoncular ürünleri yurtiçi perakendecilere ve ihracatçılara vermektedirler. Sebze üretiminde hem üretici hem ihracatçı olan firma sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu firmalar ürünlerini kendi tesislerinde paketleyip tasnifleyerek ihraç etmektedirler. İhraç edilen ürünün büyük bir bölümü yurtdışındaki toptancılara verilmektedir. Çok az bir bölümü de direkt süpermarketlere gönderilmektedir.

173 Üretilen sebzelerin pazarlama kanalları ürünler itibariyle bazı farklılıklar göstermekle beraber, genel olarak birbirine benzemektedir. Sebzeler komisyoncular aracığıyla hallerde satılabildiği gibi tüccarlar aracılığıyla diğer illere de gönderilmektedir. Ayrıca doğrudan tüketicilere ve manavlara da satışlar yapılmaktadır. Sebzeler çabuk bozulduğu için depolama yapılması sorun teşkil edebilmektedir. Bu nedenle sebze ürünlerinin dondurulmuş ürün olarak pazarlama ağı içerisinde önemli bir yeri vardır. Üretimin ekonomik olması ve pazarlamayı kolaylaştırması için ürün çıkış ve arz periyodu ile ürün kalitesi iki önemli noktadır. Kalite bağlamında yetiştirilen ürünlerin dış görünüşü, homojenliği, olgunluk ve lezzeti, kimyasal madde durumları, ambalaj şekilleri vb. özellikle tüketicinin karşısına çıkıncaya kadarki aşamaları kapsayacak biçimde değerlendirilmelidir. Kalitenin bir garantisi olarak marka kavramının oluşturulması sağlanmalıdır. Şanlıurfa ilinde birçok sebze tür ve çeşidinin yetişmesi mümkündür. Özellikle, son yıllarda karpuzun il içinde ayrı bir önemi vardır. Karpuz ekim alanları artarak devam etmektedir. Karpuz ve kavunun yanı sıra domates, biber, patlıcan, hıyar gibi sebzeler de önemli ekiliş oranlarına sahiptir. Üretilen sebzeler taze olarak tüketilmektedir. Yalnızca domates ve biberin çok az kısmı işlenerek tüketilmektedir. İlde üretilen sebzeler, komisyoncular aracılığı ile hallerde satılabildiği gibi tüccarlar aracılığı ile diğer illere de gönderilmektedir. Ayrıca doğrudan tüketicilere ve manavlara da satışlar yapılmaktadır. Sebzelerde depolama yapılmamaktadır. Üretilen sebzelerin pazarlama kanalları ürünler itibariyle bazı farklılıklar göstermekle beraber, genel olarak birbirine benzemektedir. Sebzede en önemli pazarlama kanalı komisyoncu ve tüccarın yer aldığı pazarlama kanalıdır. Komisyoncu ve tüccarlar, genellikle toptancı hallerinde faaliyet göstermektedir. Ayrıca üreticilerden doğrudan doğruya perakendeci ve tüketicilere de ürün satışı yapılmaktadır. Şanlıurfa da Sebze Pazarlama Kanalları.

174 4.7.1.2.1. Biber (İSOT) Kırmızı biber (Capsicum anuum L.) Solanaceae familyasýna dahildir. Meyveleri kurutulup, pul haline getirilerek, baharat olarak kullanılmaktadır. Solanaceae familyasına giren tek veya çok yıllık olan bu otsu bitkiler dünyanın sıcak ve ılıman iklimlerinde yetiştirilmektedir. Pul kırmızı biber Capsicum anuum L. türüne giren kültür bitkilerinin tam olgunlaşmış meyvelerinin iyice kurutulup, saplı veya sapı alındıktan sonra çekirdekli veya çekirdeksiz, yarı öğütülerek pul (yaprak) hale getirilmiş, belirli oranlarda yemeklik bitkisel sıvı yağ ve tuz ilave edilmiş su ile tavlanmış şeklidir. Resim 6: Şanlıurfa isotu Resim 7 Şanlıurfa isotu Ülkemizde yılda 20 921 tona varan kırmızı biber üretimi yapılmakta, 3500 ton/yıl ihraç edilmekte ve kalanı da yurt içinde tüketilmektedir. Yapılan bu ihracattan 3 323 000 dolar/yıl gelir elde

175 edilmektedir (1). Türkiye tek başına, dünya biber üretiminde ikinci sırayı almasına karşılık, dünya işlenmiş biber ticaretinde ancak % 3 lük bir paya sahiptir. Kırmızı biber rengini kapsantin, karoten, kapsorubin, kriptoksantin,kapsaisinoit, zeaksantin, lutein gibi karotenoitlerden alır. Acılığı (yakıcılık) veren kapsaisinoit bileşiklerinden kapsaisin (%46-77), dihidrokapsaisin (%21-40), nardihidrokapsaisin (%2-12) ve kalan dördü (homohidrokapsaisin, homokapsaisin, nanilik asit vanililamit ve desilik asit vanililamit) % 5'ten azdır. 100 gram toz kırmızı biber; 318 kalori, 12 gram protein, 8,1 gram su, 17,3 gram yağ, 6 gram kül, 56,6 gram karbonhidrat, 148 miligram kalsiyum, 293 miligram fosfor, 2014 miligram potasyum, 30 miligram sodyum, 152 miligram magnezyum, 4160 IU vitamin A, 15 miligram B3 vitamini, 2 miligram B2 vitamini, 1 miligram B1 vitamini, 0,9 miligram vitamin B2, 9 miligram niasin ve 76 miligram vitamin C (taze biberde 340 miligram) içerir. Bu ögelerin bir bölümü, taze kırmızı biberde daha yüksek oranda bulunur. (*) Tatlı ve acı kırmızı biber; çorba, soslar, turşular, alkolsüz içecekler, şekerlemeler, çikletler karışımı, baharat ve salçalar, et ve et ürünleri yapımında kullanılır. Baharatlar, elde edildikleri bitkilerin yetiştirildiği ortamdan hasat ve satışına kadar geçen işlemler süresince önemli mikrobiyolojik, kimyasal değişimlere ve bozulmalara uğrayabilirler. Aerobik mezofilik bakteriler, küf ve mayalar sporlu bakteriler (Bacillus cereus) ve patojenler ( E. coli, Staphylococcus aureus, Salmonella, C. botilinum ) en sık rastlanan mikroorganizmalardır. Günümüzde kırmızı biber üretimi ilkel koşullarda yapılmakta ve özellikle toprak kökenli mikroorganizmalar tarafından kontaminasyona maruz kalmaktadır. Baharatların bozulmasana etki eden faktörler su, ışık, sıcaklık, oksijen ve mikroorganizmalardır. İlimizde isot olarak adlandırılan Şanlıurfa Biberi, bölge halkının vazgeçilmez baharatı ve ekonomik gelir kaynağıdır. İçerdiği Capiscin maddesinin verdiği acılık, iştah arttırıcı özelliğinin yanında, sindirim sisteminde bir çeşit dezenfekte edici madde olarak ayrı bir önem taşır. Her türlü yemekte çok yoğun olarak kullanılmaktadır. Yöre mutfağının baş tacı olan isot, taze olarak da tüketilmektedir. İsot, Şanlıurfa ilimizde yoğun ekim alanlarına sahiptir. İlimiz dışında yetiştirildiğinde kendine özgü tat ve aromasını kaybeden İsot, ilimizin sembol ürünlerindendir. Taze tüketimi yanında pul biber olarak da değerlendirilen isot, Türkiye ve dünya pazarlarında önemli bir yere sahiptir. İlimizde üretilen isot hal pazarına ve ildeki isot işletme tesislerine satılmaktadır. Bu işletmeler ve tüccarlar

176 vasıtasıyla da il dışına pazarlanmaktadır. 2003 yılı verilerine göre ilimizde 5.055 ha da isot ekimi yapılmış ve 73.903 ton üretim gerçekleşmiştir. Şanlıurfa da yıllardan beri üretimi yapılan pul biberde bir sorun çıkmaz iken, son zamanlarda ticari amaçla, il dışında üretilen pul biberde çıkan afla toksin haberleri üzerine Şanlıurfa biberi de haksız olarak bu eleştirilere maruz kalmaktadır. İlimizde oransal nemin düşük, sıcaklıkların yüksek olmasıyla üretilen pul biberde afla toksin oluşumu engellenmektedir. Afla toksin haberlerinin yayınlanmasından beri alınan numunelerde Şanlıurfa biberinde afla toksine rastlanılmamıştır. Biber üretiminin artırılıp değer fiyatına satışının yapılması için İsot ile ilgili akademik bir çalışmanın yapılarak kendine özgü özellik ve kalitenin araştırılması, pul biber üretim tekniklerinin belirtilmesi ve biber üreticilerinin bir birlik çatısı altında toplanarak isotu AB ülkelerine ve dünya pazarlarına satmaları ihtiyaç haline gelmiştir. İSOT Pazarlama Kanalları ÜRETİCİ Tüketici ÖZEL SEKTÖR (Biber İşleme Fabrikaları) TÜCCAR Satışa Ambalajlayan Özel Sektör İŞLENMİŞ BİBER (Acı Kırmızı pul biber ve isot reçeli) İhracat ve İç piyasada tüketim Tüccar 4.7.1.3. Meyvecilik Sektöründe Pazarlama Kanalları Türkiye de resmi istatistiklerde yer alan 35 meyve türünden yılda ortalama 13 milyon ton üretim gerçekleşmektedir. Üretimin amaca ulaşmasını sağlayan ise pazarlamadır. Günümüz

177 Türkiye sinde, serbest pazar ekonomisi gün geçtikçe daha fazla yaygınlaşmakta ve önemini hissettirmektedir. Bu nedenle pazarlama, ülkenin önemli alt sektörlerinden birini oluşturmaktadır. Meyveler çeşitli teknolojilerle işlenebilmekte veya dalından koparıldıktan sonra ya belirli süre depolanmakta ya da hemen tüketime sunulmaktadır. Çabuk bozulabilir nitelikteki bu ürünleri tüketicinin istediği tazelik, biçim ve zamanda, istediği yerde hazır bulundurmak gerekmektedir. En basit anlamı ile pazarlama, üreticinin ekonomik gücünü düşürmeden, ürünlerin üreticiden tüketiciye ulaştırılması ve bu arada meydana gelen olayların incelenmesidir. Yaş meyveler türü ve çabuk bozulabilir derecesi, üretim bölgesi, işlenebilme özelliği ve üreticinin pazarlama sistemi alışkanlığı gibi bir dizi etmene bağlı olarak değişik kanallardan pazarlanmaktadır. Üretici düzeyinde yapılan araştırmalar, yaş meyvelerin, türlere göre % 13 ila % 42 sini toptancı halleri aracılığı ile pazarlandığını ortaya koymuştur. Depolanması gereken meyvelerin hasat edildiği gün en kısa sürede depoya ulaştırılmasına özen gösterilmeli depolanmayacak meyveler ise hasat edildiği gün satış yerine ulaştırılmalıdır. Bu satış yeri daha önce de belirtildiği gibi toptancı halleridir. Meyveler toptancı hallerinden çoğunluğu pazar ve manav esnafınca günün erken saatlerinde satın alınmakta ve tüketiciye sunulmaktadır. Yaş meyvelere ilişkin yapılan bazı ekonomik araştırmalar üretici düzeyinde yaygın olan pazarlama kanallarının; Üretici-Toptancı-Toptancı Hali-Perakendeci-Tüketici şeklinde olduğunu ortaya koymuştur. Türlerine göre değişmekle birlikte meyve pazarlamasında toptancı hallerinin önemli bir yeri vardır. Burada hizmet verenler, büyük çoğunlukla komisyoncular, nadiren de üretici birlikleri ya da kooperatiflerdir. Alıcılar ise genellikle perakendeciler ve toplu tüketime yönelik hizmet veren kişi ya da kuruluşlardır. Yaş meyve pazarlamasında işlenmiş meyveye günümüzde duyulan talebin sınırlı oluşu nedeni ile kurulu bulunan meyve işleme sanayinin düşük kapasite ile çalışma durumunda kalması, böylece yaş meyvelerin dalından koparıldığı gibi doğal hali ile pazarlanması zorunluluğudur. Bu durum binlerce üreticinin ürettiği aynı tür meyvenin bir anda pazara sunulması ve talebe göre arz fazlalığı nedeni ile fiyatın düşmesine neden olmaktadır. Pazarlama üretimden tüketime kadar uzayan bir zincirdir. Bu zincirin birindeki aksaklık tüm pazarlama etkinliğin düşürmekte ve üretimin anlamını yok etmektedir. Bu nedenle yaş meyve

178 pazarlamasında üreticisinden son tüketicisine ulaştıran perakendeciye kadar görev alan tüm birimlerin çok dikkatli ve hızlı hareket etmeleri gerekmektedir. Bu yapılmadığı taktirde üretilen meyvenin yaklaşık % 30 u pazarlama aşamasında ziyan olmaktadır. İlde yetiştiriciliği yapılan en önemli meyve antepfıstığıdır. Antepfıstığını üzüm, nar ve diğer meyveler izlemektedir. Pazara arz edilen meyveler komisyoncular veya tüccarlar aracılığı ile satılabildiği gibi, Tarım Satış Kooperatifleri (Güneydoğu Birlik), TEKEL ve diğer kamu ve özel imalathanelerde ürün almaktadır.üretimi yapılan meyvelerin önemli bir kısmı işletme dışında teslim edilmektedir. Üretilen meyvelerin pazarlama kanalları ürünler itibariyle bazı farklılıklar göstermekle beraber, genel olarak birbirine benzemektedir. Meyvede en önemli pazarlama kanalı komisyoncu ve tüccarın yer aldığı pazarlama kanalıdır. Komisyoncu ve tüccarlar, genellikle toptancı hallerinde faaliyet göstermektedir. Antepfıstığında ise ayrı Pazar yerlerinde faaliyet gösterirler. Sebzelerde olduğu gibi, meyvelerde de üreticilerden doğrudan doğruya perakendeci ve tüketicilere de ürün satışı yapılmaktadır. Şanlıurfa da Meyve Pazarlama kanalı 4.7.1.3.1 Antep Fıstığı Memleketimizin Antep fıstığının gen merkezi içinde bulunuşu, yabani ağaç miktarı yönünden zengin bir potansiyele sahip oluşu, iklim ve toprak istekleri bakımından diğer meyve türlerine nazaran fazla seçici olmayışı bu ürünün yetiştirilmesini mümkün kılmaktadır. Antepfıstığı meyvesi fındık, badem ve yer fıstığı gibi yağlı meyvelerle mukayese edildiğinde; protein bakımından %22.6, karbonhidrat bakımından %15.6 ve kalori değeri bakımından 3250 ile birinci, %54.5 yağ oranı bakımından fındıktan sonra ikinci sırayı almaktadır. Bu kadar yüksek besin değeri ve çerez olarak her

179 yerde aranılan bir meyve, ayrıca dünya kültürünün yayıldığı yerlerin sınırlı oluşu nedeniyle Antepfıstığı, iç ve dış pazarlarda hep alıcı bulabilir duruma gelmiştir. (Bilgen 1968) Antep fıstığının dünya üzerinde iki vatanı vardır. Bunlardan biri Anadolu, Kafkasya, İran ve Türkmenistan ın yüksek kısımlarını içine alan yakın doğu gen merkezi; diğeri de Orta Asya gen merkezidir. Antepfıstığının kültür formlarının gen merkezi ise Anadolu, İran, Suriye, Afganistan ve Filistin olduğu bildirilmektedir. Dünyada antepfıstığı üreten ülkeler genellikle kuzey yarımkürede bulunmaktadır. Bu ülkeler arasında İran, A.B.D. ve Türkiye üretim miktarı yönünden uzun yıllardır ilk üç sırayı paylaşırken, son yıllarda A.B.D Antepfıstığı üretimine büyük hız verilmiş ve ülkemizden daha fazla üretim miktarına ulaşmıştır. Antepfıstığı bitkisinin gen merkezi üzerinde bulunan ülkemizde antepfıstığı üretimi çok eskilere dayanmaktadır. Kültüre alınışından itibaren antepfıstığı üretimi ülkemizde hızla artmış ve ihracatta önemli oranda döviz kaynağı yaratmıştır. Diğer kültür bitkilerinin üretimi için elverişli olmayan kıraç, taşlık ve meyilli arazileri de değerlendiren antepfıstığı, aşılanabilir çok sayıda değişik anaçlara sahip olmasının yanında, GAP sahasının sulu tarıma açılması ile de üretim açısından çok daha büyük önem kazanmaktadır. GAP ile birlikte sulanabilir koşullarda da antepfıstığı üretimi yapabilme imkanının doğması buna uygun bitkisel materyal, teknoloji, mekanizasyon ve işgücü gereksinimine sebep olacaktır. Türkiye bir yandan sulama yapılmayan koşullardaki üretimini özellikle iyi çeşitlerle geliştirirken öte yandan da GAP alanı içinde pazarın istediği iyi çeşitleri düşük maliyetlerle üretmek, güçlü bir pazarlama organizasyonu kurmak zorundadır. Ülkemizde üretilen antepfıstığının içlerinin fıstıki yeşil renkte, lezzetli ve kokulu olmalarına karşılık meyvelerin genellikle küçük, doğal çıtlama oranlarının düşük ve çıtlamanın elle yapılması zorunluluğu mevcuttur. İran çeşitleri iri, doğal çıtlama oranı yüksek, gösterişli fakat güzel renk, tat ve aromadan yoksundurlar. İri meyveli İran çeşitlerinin çeşitli yollarla Türkiye'ye girmesi Türk fıstık fiyatlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Ülkemizde antepfıstığı üretimi açısından önemli gelişmeler kaydedilmiş olmasına karşılık ihracatta istenilen düzeye gelinememiştir. Bu konuda önemli sorunlar; Başta ABD olmak üzere diğer bazı ülkelerin rekabeti, İran fıstıklarının yasal olmayan yollardan ülkemiz kanalı ile ihracı, Yüksek fiyattır. Antepfıstığı üretim ve ihracatında yıllar itibariyle gözlenen dalgalanmalara rağmen son 20 yıl içinde gerek üretimdeki artış, gerek tarımı, işlenmesi, pazarlanması gibi iş kollarından geçimini sağlayan nüfus miktarı ve gerekse ihracatında sağlanan döviz girdisinden dolayı ülkemiz ekonomisi

180 açısından önemini korumaktadır. İlk olarak 1968-69 üretim sezonunda destekleme kapsamına alınan antepfıstığı 1980 yılına kadar (1980 dahil) desteklenmiş 1981' den itibaren destekleme kapsamı dışına alınmıştır. Daha sonra 1985,1987, 1991 ve 1992 yıllarında da antepfıstığı desteklemeye tabi tutulmuş, diğer yıllarda Güneydoğu birlik kendi nam ve hesabına alımlarda bulunmuştur. Dünyada antepfıstığı üretimi ülkeler itibariyle aşağıda verilmektedir. Tablo: 110 Dünya Kabuklu Antepfıstığı Üretimi (1000 ton) ÜLKELER 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 TÜRKİYE 40 51 42 70 40 40.0 75 30 İRAN 195 239 260 112 314 131 304 120 ABD 59 67 48 82 85 56 110 91 SURİYE 15 15 24 29 35.7 30 40 40 YUNANİSTAN 5 4 4 5 8 6.0 7 6 İTALYA 0 2 2 3 1 3 3 0 DÜNYA 342 391 425 335 516 292 567 328 Kaynak : Kaynak: http://www.tarim.gov.tr/uretim/urun_raporlari/antep_f/antep_f.htm 4.7.1.3.1.1 Ticaret 1-Dünya Ticareti Antep fıstığı üretiminde dünya genelinde görülen periyodisite özelliği başlıca üretici ülkelerde aynı yıllara rastlamadığı için, toplam ithalat ve ihracat yıllar itibariyle nisbeten istikrarlı bir yapı arz etmektedir.iran, ABD ve Türkiye dünyanın başlıca önemli ihracatçı ülkeleridir. Ortadoğu üretim, ABD ve Avrupa pazarları ise tüketim açısından önem kazanmaktadır. Uzun yıllar boyunca en büyük ithalatçı olan ABD, artan üretimi paralelinde antepfıstığı ihracatını geliştirmiş ve günümüzde net ihracatçı ülke kimliğini kazanmıştır.önemli üretici ülkelerin 1997-1999 yılı antepfıstığı ihracatları aşağıda görülmektedir: Tablo : 111 Dünya Kabuklu Antep Fıstığı İhracatı 1998 1999 2000 2001 ÜLKELER Miktar (Ton) Değer (1000$) Miktar (Ton) Değer (1000$) Miktar(Ton) Değer(1000$) Miktar(Ton) Değer(1000$) Türkiye 647 3.158 503 2.499 244 1.576 4.947 17.028 İran 124.872 416.013 101.215 315.083 101.257 314.223 115.335 358.940 ABD 16.007 67.043 13.642 53.854 15.652 63.124 21.592 70.976 Suriye 5.764 12.394 4.644 9.601 3.673 26.752 3.673 26.752 Dünya 194.366 659.463 168.992 523.099 163.621 553.797 194.843 625.447 Kaynak : Kaynak: http://www.tarim.gov.tr/uretim/urun_raporlari/antep_f/antep_f.htm ABD fıstıklarının önemli pazarları Tayvan, Japonya, Hong Kong ve İngiltere'dir. Son yıllarda ABD üretiminde görülen artış, ithalatta bir azalmaya, dolayısıyla ihracatta belirgin bir artışa yol açmıştır.

181 Tablo : 112 Dünya Kabuklu Antep Fıstığı İthalatı Miktarı (Ton) Ülkeler 1996 1997 1998 1999 2000 2001 AB 112511 102693 59619 81206 73046 79036 Çin 9621 10355 10448 16838 12370 Meksika 2152 2957 3958 10552 9064 13336 SuudiArabistan 4417 4241 4411 4411 4744 4697 Hindistan 3698 3354 3676 4123 4110 5680 Rusya Federasyonu 12487 9151 4275 2900 1162 4490 Dünya 186.352 167.000 136.561 172.886 153.574 178.707 Kaynak: http://www.tarim.gov.tr/uretim/urun_raporlari/antep_f/antep_f.htm 2-Türkiye Ticareti Antep fıstığı ihracatımız yıllar itibariyle büyük dalgalanmalar göstermekle birlikte, yurda kazandırdırdığı döviz girdisi yönünden ülkemiz tarım ürünleri arasında ilk on ürün arasındaki yerini korumaktadır. Ülkemiz antep fıstığı ihracatının yöneldiği önemli pazarlar Almanya, Rusya, Suriye, Lübnan, Cezayir ve aynı zamanda bir ihracatçı ülke olan ABD'dir. Rusya kabuklu, Lübnan ise iç antep fıstığına olan talebi ile dikkat çekmektedir. Tablo: 113 Türkiye Antep Fıstığı Ticareti İHRACAT İTHALAT YILLAR Miktar(Ton) Değer(bin $) Miktar(Ton) Değer(bin $) 2000 244 1576 179 544 2001 4947 17028 28 106 2002* 1524 5869 84 352 Kaynak : Kaynak: http://www.tarim.gov.tr/uretim/urun_raporlari/antep_f/antep_f.htm 4.7.1.3.1.2 Türkiye Üretimi Birçok bitki türünde olduğu gibi ülkemiz, Antep fıstığının da gen merkezlerinden biridir. Antep fıstığı anaçları çoğunlukla Güney ve Güneydoğu Anadolu da olmak üzere İç Anadolu ve Doğu Anadolu nun bazı bölümlerinde bulunmaktadır.antep fıstığı ağacı kışları oldukça soğuk ve yazları da oldukça sıcak çok özel iklim koşullarına gereksinim göstermektedir. Bu nedenle Türkiye de ve Dünyada yetiştiricilik için uygun alanlar sınırlıdır. Yurdumuzda Antep fıstığı üretimi genellikle diğer kültür bitkilerinin yetiştirilmesine elverişli olmayan kıraç,taşlık ve meyilli yerlerde yapılmaktadır.bu ürünün yetişebilmesi için ülkemizde halen geniş saha ve aşılanmaya uygun 70 milyon adet dolayında yabani Antep fıstığı bulunmaktadır.ayrıca yabani Antep fıstığı ağaçları arasındaki boşluklara da yaklaşık 52 milyon adet fidan dikilebileceği tespit edilmiştir.aşılama Mayıs-Temmuz ayları arasında yapılmaktadır.türkiye nin meyve veren antepfıstığı ağaç sayısı,üretim durumu ve ağaç başına verim miktarı 1990-2002 yılları itibariyle tablo 114 de görülmektedir.

182 Resim 8: Ağaçta Antep fıstığı Tablodan da görüleceği üzere Antepfıstığı periyodisite gösterdiği için, üretim miktarı yıldan yıla değişiklik göstermektedir. Antepfıstığı yetiştiriciliği ülkemizde kurak koşullarda, toprak derinliği az olan alanlarda yapılığından dekara verim 60-80 kg arasındadır. İran ve A.B.D de sulu ortamlarda yapılan yetiştiricilikte dekara 200-262 kg verim alındığı bilinmektedir. Ülkemizde Antepfıstığının İran ve Siirt çeşitlerinde sulama ve doğru gübrelemeyle yapılacak yetiştiricilikte % 70 artacağı, edinilen bilgiler arasındadır. Tablo: 114 Türkiye Antep Fıstığı Ağaç Sayısı,Üretimi ve Verim YILLAR Meyve Veren Ağaç Sayısı(1000 Adet) Üretim (Ton) Ağaç Başına Verim (Kg) 1999 26380 40000 2 2000 25445 75000 3 2001 26000 30000 1 2002* 26000 55000 2 Kaynak:http://www.tarim.gov.tr/uretim/urun_raporlari/antep_f/antep_f.htm Antep fıstığı üretiminde düzenli bir artış sağlayabilmek amacıyla Bakanlığımızca yürütülen proje ile öncelikle mevcut aşılanabilir yabani ağaçların değerlendirilmesine ağırlık verilmektedir.çünkü yabani ağaçlar aşılamadan sonra 4-5 yıl içerisinde ekonomik verime geçerken çöğürden kurulan bahçelerin ekonomik verime yatmaları için 12-15 yıl beklemek gerekmektedir. Halen Türkiye'nin 56 ilinde Antep fıstığı yetiştiriciliğine rastlanmakla beraber ağırlıklı üretim Güneydoğu Anadolu da yapılmaktadır. Nitekim Ülkemizin Antep fıstığı ağaçlarının %90'ı Gaziantep, Ş.Urfa, Adıyaman, K.Maraş ve Siirt'te bulunmaktadır. Diğer yandan Antepfıstığı üretimini artırmak amacıyla Periyodisite ye daha dayanıklı ve gösterişli olan Siirt türü üzerinde çalışmalar sürdürülmektedir. 2003 yılı verilerine göre Türkiye toplam 90.000 ton Antep fıstığı üretimi yapılmış, bunun 71.000 tonu Güneydoğu Anadolu bölgesinde üretilmiştir. Şanlıurfa Antepfıstığı üretiminde çok önemli bir rekolteye sahiptir. İlimiz ülke bazında üretilen Antep fıstıklarının %33 ünü, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde üretilen Antep fıstıklarının ise 42 sini üretmektedir. İlimizde üretimi yapılan Antepfıstıkları üreticiden fıstık pazarına ve fıstık işleme

183 fabrikalarına, buralardan da fıstık, tüccarları vasıtasıyla il içinde tüketime veya il dışına, sevk edilmektedir. ANTEP FISTIĞI PAZARLAMA KANALLARI GÜNEYDOĞU BİRLİK FISTIK TÜCCARI İHRACAT VE İÇ PAZARA ARZ ÜRETİCİ FISTIK PAZARI İMALATHANE MARKET TÜKETİCİ ÖZ TÜKETİM SEYYAR SATICI Resim : 9 Resim: 10 Resim: 11 Resim: 9-10-11 Antep Fıstığının İl içinde pazarlanması 4.7.1.4. Süs Bitkileri Sektöründe Pazarlama Şanlıurfa da çiçek sektörü gerek iklim, bilgi birikimi, müteşşebis ruhu gibi faktörler nedeniyle yapılmamaktadır. Tarıma elverişli arazinin fazla olması da üreticileri alternatif ürün yetiştirmeye yöneltmemektedir. Şanlıurfa da mevcut iç ve dış mekan çiçekleri üretimi de il dışından gelen müteşşebbişler tarafından yapılmaktadır. Üretimi yapılan iç ve dış mekan çiçekleri ilin I. Alt bölgesinde yapılamkatdır. Bu bölgedeki sıcaklık farkının az olması üreticileri bu bölgede toplamıştır. İlde üretimi yapılan İç ve dış mekan bitkileri il içine yapıldığı gibi il dışına da pazarlanmaktadır. Şanlıurfa da ihracata yönelik süs bitkileri üretimi henüz yapılmamaktadır. GAP Projesinin tamamlasıyla ihracta yönelik tarım ürünleriyle birlikte bu sektörde de gelişme yaşanacağı beklenmektedir.

184 Süs Bitkilerinde Pazarlama Kanalları Üretici İl dışına pazarlama Tüketici Tüccar İhracat 4.7.1.5. Hayvancılık Sektöründe Pazarlama Hayvan ve hayvansal ürünlerin çağın değişen koşullarına uygun bir biçimde üretim ve kalitesinin arttırılması, gerek bölge gerekse Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Bunun başarılabilmesi ise, büyük ölçüde pazarlama organizasyon ve fonksiyonlarının etkin bir biçimde yerine getirilmesine bağlıdır. Türkiye'de hayvansal ürünler üretimindeki gelişme dünya geneline ve gelişmiş ülkelere göre daha hızlı, ancak gelişmekte olan ülkelere göre ise çok yavaş olmuştur Hayvansal üretimin yapıldığı işletmelerde; örneğin yetiştirme ve besi faaliyetlerinde başarıya ulaşılsa dahi, pazarlamada ortaya çıkan problemler çözülmedikçe, üretim ve kaliteyi yükseltmek çoğu zaman güç ve bazen de olanaksızdır. Hayvansal ürünlerin pazarlaması, ürünlerin hammaddeden mamul halini alıp, tüketim aşamasına geçme anına kadar devam eder. Bu bakımdan pazarlama, hayvansal ürünlerin imalat safhalarını da kapsamaktadır. Ürün çeşitliği ve beraberinde sağlanacak kaliteli sunum da pazarlamada önemli bir etmendir. Hayvan ve hayvansal ürünlerin çağın değişen koşullarına uygun bir biçimde üretim ve kalitesinin artırılması, pazarlamanın başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu ise, büyük ölçüde pazarlama organizasyon ve fonksiyonlarının etkin bir biçimde yerine getirilmesine bağlıdır. Türkiye deki işletmelerin büyük bir kısmının küçük ölçekli olması ve hayvansal üretimin genelde bitkisel üretimle birlikte sürdürülmesi nedeniyle elde edilen canlı hayvanlar işletme içinde ya da işletme çevresinde oluşan hayvan pazarında satılmaktadır. Bu işletmelerin ekonomik ve sosyal

185 gelişimlerinin sağlanması, üreticilerin iyi örgütlenmesi ile mümkün olmaktadır. Türkiye'de üreticilerin en az örgütlendiği kesim hayvancılık sektörüdür. Ülkemizde etkin bir pazarlama sistemi ve organizasyonunun kurulamamış olması diğer tarımsal ürünlerde olduğu gibi hayvancılık sektörünü de olumsuz etkilemektedir. Türkiye de, ulusal ve uluslararası pazarda tarımsal ürünlerin pazarlanmasında üreticilerin yeterince etkin olduğu bir pazarlama sistemi oluşturarak, üreticilere teknik bilgi ve hizmetler yanında tohum, damızlık ve fide dağıtma sistemini geliştiren, ürünün üretimi, hasat edilmesi, ambalajlanması, depolanması, taşınması, vb faaliyetlerin yanı sıra ürünün iç ve dış pazarlarda satışına kadar tüm hizmetlerin koordinasyonunu içeren bir organizasyona ihtiyaç vardır. Yetiştiricilerin ve hayvan toptancılarının canlı hayvanları pazarlamak için götürdükleri pazarlama kuruluşları yerel hayvan pazarları, hayvan panayırları ve canlı hayvan borsalarıdır. Canlı hayvan pazarlanması gibi kırmızı et pazarlanmasında da fazla sayıda aracılar bulunmaktadır. Canlı hayvan ve kırmızı et ticaretinin iç içe olmasından dolayı aracıların birlikte incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle canlı hayvan pazarlamasında görülen sistemin aynısı görülebilmektedir.hayvansal üretimin yapıldığı işletmelerde; örneğin yetiştirme ve besi faaliyetlerinde başarıya ulaşılsa dahi, pazarlamada ortaya çıkan problemler çözülmedikçe, üretim ve kaliteyi yükseltmek çoğu zaman güç ve bazen de imkansızdır. Hayvansal ürünlerin pazarlanması, ürünlerin ham maddeden mamul halini alıp, tüketim aşamasına geçme anına kadar devam eder. Bu bakımdan pazarlama, hayvansal ürünlerin imalat safhalarını da kapsamaktadır. Hayvan ve et pazarlaması Türkiye de çeşitli ölçekteki yerleşim yerleri itibariyle farklılıklar göstermektedir. Kırsal alanda kasaplık hayvan ve et pazarlamasında üretici-köy kasabı ve tüketiciden oluşan çok kısa bir zincir bulunduğu görülür. Ancak buna rağmen tüketici için etin fiyatı ucuz değildir. Çünkü tüketici sayısının azlığı ve alım gücü yetersizliği perakendeci kasaba yoğun bir iş olanağı sağlamamaktadır. Bu nedenle pazarlama maliyeti yani perakendeci kasap marjı yüksektir. Diğer taraftan bu kesimde maliyet azaltıcı bir faktör olan sakatat, ekonomik şekilde değerlendirilememektedir Türkiye de olduğu gibi Şanlıurfa da hayvancılık sektörünün istenilen düzeyde gelişmemesinin nedenleri arasında, hayvan popülasyonunun bir kısmının düşük verimli ırklardan oluşması, yem üretiminin yetersizliği, karma yem fiyatları ile ürün fiyatları arasındaki dengesizlik, hastalıklarla mücadelenin tatminkar olmaması yanında, pazarlama sisteminin gelenekselliği ve pazarlama zincirinin uzunluğu, üreticilerin etkin bir biçimde örgütlenmemesi önemli

186 bir yer tutmaktadır. Bu nedenle Şanlıurfa da büyük işletmeler dışında kalan küçük işletmeler et ve süt hayvanlarını hayvan pazarında ye kendileri yada komisyoncular tarafından hayvan tüccarlarına veya il içindeki küçük üreticilere satılmaktadır. İhtisaslaşmış büyük işletmeler ise il dışındaki büyük gıda firmalarına satış yapmaktadırlar. Şanlıurfa da hayvan işletmelerinin geneli küçük ve dağınık olması, ihtisaslaşmış büyük üretim işletmelerinin az olması, üreticilerin yeterince örgütlenmemesi ve pazarlama zincirinin uzun olması, pazarlama prodüktivitesinin düşmesine ve dolayısıyla pazarlama maliyetlerinin yükselmesine neden olmaktadır. Hayvan üreticileri, tam rekabet şartlarına yakın bir tarzda kasaplık hayvanı arz etmelerine karşın aracılar eksik rekabet şartları altında malı satın alarak tüketicilere satmaktadırlar. Hayvan borsasına intikal eden kasaplık hayvan arzındaki azalma, genel olarak hayvan varlığında meydana gelen azalma ve kaçak kesimlerin artışıyla açıklanabilmektedir. Kasaplık hayvanların önemli bir bölümünün kesimi halen her türlü teknolojik olanaklardan ve sağlık kontrollerinden uzak, küçük kesim yerlerinde gerçekleştirilmektedir 4.7.1.5.1. Et ve Et Ürünleri Pazarlaması Kasaplık hayvan ve et pazarlamasında yer alan aracılar, yaptıkları masraflar ve hizmetler karşılığında bir ücret almaktadırlar. Bu ücretler pazarlama marjı olarak nitelendirilmektedir. Pazarlama marjı, aracıların karını ve masraflarını kapsamaktadır. Şanlıurfa da tüketime yönelik pazarlama kanalında yer alan aracılar, canlı hayvan borsasında hizmet veren komisyoncu, toptancı kasaplar, kesim mezbahane ve perakendeci kasaplardır. Et kasaplar ve marketler vasıtası il içinde tüketime iletilmektedir. Mezbahane tarafından karkas halinde il dışına pazarlanmaktadır. İlde canlı hayvan ve et ürünleri pazarlamasında mevcut sorunların giderilebilmesi için canlı hayvan pazarlarının altyapısı modernleştirilmeli, pazarda her gün arz-talep durumuna göre kalite bazında tek bir fiyat belirlemelidir. Pazarda malını satan üretici parasını tahsil etmede hiç bir riskle karşılaşmamalıdır.

187 Şanlıurfada Et ve Et Ürünleri Pazarlama Kanalları Hayvan Tüccarı Üretici Mezbahane Öz tüketim Hayvan Pazarı Kasap İmalathane Market Tüketici 4.7.1.5.2. Süt ve Süt Ürünleri Pazarlaması Ülkemizde süt ve süt ürünleri sanayi iç pazara yönelik kurulmuş olup, dış pazarlar bu sanayimiz için ikinci planda kalmaktadır. Süt ve süt ürünleri kolayca bozulabilen yapıda olmaları nedeniyle raf ömrü nispeten daha uzun, birim fiyatı yüksek ürünler ve damak tadı damak tadımıza uygun pazarlar öne çıkmaktadır. Bu nedenle ürün olarak peynir, tereyağı, dondurma vb. ürünler olarak pazara sunulmaktadır. Türkiye de Orta Doğu ülkeleri ile Türki Cumhuriyetler süt ve süt ürünleri ihracatı için pazar oluşturmaktadır. Başlıca ihraç pazarlarımız arasında komşularımız Azerbaycan, Orta Doğu ve Körfez ülkelerinden Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikler, Katar ve Suudi Arabistan ayrıca KKTC, ABD, Makedonya ve Yugoslavya yer almaktadır. İthalat ise genelde AB ülkelerinden Ukrayna ve Polonya dır. Türkiye den yapılan süt ürünleri ihracatı 200 yılında 7.142.200 kg ve parasal değer olarak 17.837.440 $ iken 2003 yılında bu değer 13.098.284 kg ve 34.207.120 $ a yükselmiştir. İlimizde süt işleme fabrikası bulunmadığından küçük işletmeler tarafından üretilen süt, geleneksel yöntemlerle peynir, yoğur ve ayran yapımında kullanılarak yerel pazarlarda satılmaktadır. Büyük işletmeler ise ürettikleri sütü il dışındaki süt işleme firmalarına satmaktadır.

188 Geleneksel yöntemlerle yapılan peynirlerin ancak 2-3 ay salamurada kaldıktan sonra tüketilebilir olması ilimiz süt üretiminde önemli bir sorun olmaktadır. Süt işleme tesislerinin olmayışı, ilde pastörize süt fiyatlarına nakliye ücretlerinin eklenmesiyle yüksek olmasına neden olmaktadır. Küçük işletmeler tarafından üretilen sütün çağın gereklerine göre değerlendirilmemesi sonucu değer fiyatına satılamamakta ve küçük işletmelerin ayakta durmalarını zorlamaktadır. Şanlıurfa da hayvancılık sektörünün geliştirilmesi için süt işleme tesislerinin kurulması, sütün değer fiyatına satılması ve süte verilecek destekleme miktarının üreticiye yansıtılması gerekir. Şanlıurfa da Süt ve Süt Ürünleri Pazarlama Kanalları Üretici Öz tüketim Toplayıcı Tüccar Süt Toplama Merkezleri Yerel Pazar (süt ürünleri) İl dışındaki Süt Fabrikası Perakende Satış Noktası Tüketici 4.7.1.6. Su Ürünleri Sektöründe Pazarlama Su ürünleri, denizler, iç sular ve suni olarak yapılmış havuz, baraj, gölet, dalyan ve çiftlik gibi tesislerde tabii veya suni olarak yetiştirilen su bitkileri, balıklar, süngerler ve diğer canlılarla bunlardan imal edilen ürünlerdir. Su ürünleri insan beslenmesinden, hayvan beslenmesine, ilaç sanayinden, kozmetik sanayine kadar kullanım alanına sahip olma özelliğinden dolayı tarım sektörü içinde en önemli yerlerden birine sahip bir alt sektördür ve bu nedenlerden dolayı il ve ülke ekonomisi doğrultusunda değerlendirilmesi ve korunması gerekmektedir. Ülkemiz de avlanan su ürünlerinin nerdeyse tamamı taze veya soğutulmuş olarak pazarlanmakta ve tüketilmektedir. Avlanma fazlası muhafaza tesislerinin yetersizliği nedeniyle bu yola gidilmektedir.

189 Su ürünleri Türkiye de balıkçı barınaklarında, balık hallerinde seyyar, satış merkezlerinde, bazen de doğrudan işleme değerlendirme tesisleri yoluyla halka sunulmaktadır. İhracatta da önemli pay sahibi olmuş ve AB pazarlarında da 11,1 milyon ABD $ lık bir satış değerine ulaşmıştır. Türkiye nin su ürünleri dış ticareti göreceli olarak küçük ve aktif bir yapı sergilememekte, ulusal dış ticaret gelirine % 4 civarında bir katkı sağlamaktadır. Söz konusu ticaret bölgesel olarak önem taşımaktadır. DİE 1997 yılı verilerine göre ülkemizden 18.402 ton nihai su ürünleri ihraç edildiği ve değerinin 68 milyon ABD $ olduğu belirtilmektedir. İhracat milli balık arzının % 3,4 ünü kapsamaktadır. Aynı yıl, insan gıdası olarak tüketilmek üzere ithal edilen balığın (şoklanmış balık) değeri 50,2 milyon ABD $ olup, Türkiye nin su ürünleri ticareti önemli sayılacak bir artı denge vermektedir. Dış ticaret açısından en önemli pazar Avrupa Birliği ülkeleridir. Hem miktar hem de değer olarak su ürünleri ihracatının % 80 i bu pazara yapılmaktadır. İhracatın yöneldiği pazarlara bakacak olursak 2003 yılı itibariyle ihracatımızda İtalya miktar ve değer olarak en büyük payı alan ülke olup bunu miktarca Yunanistan değerce ispanya izlemektedir. Fransa ve Japonya ise diğer önemli pazarlarımızdır. 2000 yılında ülkemizden yapılan toplam su ürünleri ihracatı 34.061.262 $ iken, 2002 yılında bu değer 123.182.322 $ a yükselmiştir. Türkiye nin su ürünleri ithalatında 2003 yılında bir öncekine göre %74 oranında önemli bir artış olmuştur. 2003 yılı ithalatımız 33.384.099 4 olup bunun miktarca %18 i İspanya dan gerçekleştirilmiştir. Norveç ise değerce en çok ithalatın yapıldığı ülke olup toplam ithalatın % 33 ü bu ülkeden yapılmıştır. 2003 yılı Türkiye su ürünleri ithalatında ilk sırayı %78 ile dondurulmuş balıklar almış bunu yumuşakçalar ve balık filetoları izlemiştir. Tüm tarım ürünlerde olduğu gibi su ürünlerinin pazarlanmasında tüccarların önemli bir yeri bulunmaktadır. Balık komisyoncuları üreticiden aldıkları ürünü dış illerdeki tüccarlara ve diğer perakendecilere göndermektedirler. Özel kuruluşlar üreticiden almış oldukları su ürünlerini tesislerinde işlenmiş balık veya dondurulmuş ürün olarak dış piyasaya sunmaktadırlar. Buradan da diğer aracı kurumlara gönderilerek tüketiciye ulaşması sağlanmaktadır. İşlenmiş balık veya dondurulmuş ürünlerin iç piyasada tüketilme oranı çok azdır. Yan ürün işleme tesislerinde balık artıklarından veya balıktan çeşitli yan mamullerin üretimi yapılmaktadır. İlde mevcut Atatürk barajı gölünde kültür balıkçılığı yapılabilir olmasına rağmen bu sektörde yeterli bir üretim bulunmamaktadır. 81 700 ha lık alana sahip Atatürk baraj gölünden yılda 163.000

190 ton balık üretimi yapmak mümkün iken, ekonomik nedenler başta olmak üzere bürokrasi ve müteşebbis yetersizliği, bilgi ve uygulama eksikliği gibi nedenlerle Şanlıurfa ilinde de su ürünleri üretimi yeterli düzeyde yapılamamaktadır. Çevre Bakanlığının yazısı ile Atatürk ve Birecik baraj göllerlindeki suyun kullanma ve içme suyu olarak kullanılması nedeniyle su ürünleri üretimi yasaklanmış durumdadır. Oysaki böyle yüksek üretim potansiyele sahip alanın su üretimi açısından yasaklanması yerine, içme ve kullanma suyu kaynaklarının; su ürünleri yetiştiricilik alanlarının dışındaki kaynaklardan temin etmek ülke ve bölge çıkarları açısından daha faydalı olacaktır. Su ürünleri proteince zengin bir besin kaynağı olması, insan beslenmesi için gerekli proteinleri içermesi ve belli bir süre uygun koşullarda besin değerini kaybetmeden depolanabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Gerek sağlık, protein ve lezzet açısından son yılarda da önem kazanan su ürünleri tüketiminin arttırılması teşvik edilmeli ve bu konuda çalışmalar yapılmalıdır. İlde kültür balıkçılığı üretim miktarının tamamı otel, lokanta, piknik, gibi yerlere pazarlanmaktadır. İlde, 1980 yılında 56 ton olan su ürünleri üretim miktarı % 457.14 oranında artarak 1995 yılında 312 tona ulaşmıştır. Aynı dönemde artış oranı GAP alanında % 58.50, Türkiye genelinde ise % 39.46 olmuştur (Tablo 118). Bu artışta, GAP kapsamında yapılan baraj göllerinin etkisinin olduğunu söylemek mümkündür. Şanlıurfa da Su Ürünleri Pazarlama Kanlı Marke, Otel, Lokanta, Pazar Üretici Tüketici 4.7.1.7. Organik Tarım Ürünleri Pazarlaması Türkiye tarımsal yapısı ve gelenekleri, genetik zenginliği, farklı agro-ekosistemlere sahip oluşu dikkate alındığında iç ve dış pazar talebi olan ürünlerin üretimi açısından şanslı görünmektedir. Ülkemizde ekolojik tarım faaliyetleri 1986 yılında ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başladı. Önceleri ithalatçı ülkelerin bu konudaki mevzuatına uyumlu halde yapılan üretim ve ihracat, 24 Haziran 1991 de Avrupa Birliği nde ekolojik tarım faaliyetlerini düzenleyen yönetmeliğe uygun olarak devam etti. İlk yıllarda kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı gibi yalnızca birkaç gıda ürünü

191 listeye girerken, şu anda fındık, nohut, mercimek, kuru erik, kuru fasulye, Antep fıstığı, kestane, kekik, kimyon, susam, dondurulmuş meyve ve sebze, elma, çilek, armut, sarımsak, kereviz gibi geniş bir yelpaze mevcut; 170 dolayında sertifikalı ürün, 100 dolayında sertifikalı firma faaliyette. İhracatımız da başta Almanya, İngiltere gibi Avrupa Birliği ülkelerine ve ABD, Kanada ve Japonya ya yönelik yapılıyor. Organik üretimin ilk başladığı günden itibaren dış Pazar talebine göre şekillenmesi ve iç pazarda talep edilen yaş meyve-sebze, un ve mamulleri, et, süt ve ürünlerinin organik ürün yelpazesinde yer almaması da iç pazarın gelişmesinde sınırlayıcı etki yapmıştır. Dış pazar için sözleşmeli olarak gelişen organik üretimde üreticiler iç pazara yönelmek için de benzer sözleşmelerin beklentisi içine girmiştir. Parasal kaynakları kıt ve bilgi düzeyinin yetersiz olması Pazar garantisi olmaması durumunda üreticinin kendiliğinden organik üretime geçişinde engel oluşturmaktadır. Türkiye nin organik ürün pazarı 2003 yılında 36.9 milyon doları ihracat olmak üzere toplam 40 milyon dolara ulaştı. 2002 yılında 19 bin ton olan organik ürün ihracatından 30 milyon 877 bin 140 dolar gelir elde edildi. 2003 yılında ihracat 21 bin tona, gelir 36 milyon 932 bin 995 dolara çıktı. Organik olarak üretilen yaş meyve ve sebzelerin farklı bir pazarlama sistemi bulunmaktadır. Bu ürünlerin çok büyük bir kısmı dış pazara sunulmakta, bir kısmı doğrudan tüketilmekte, bir kısmı ise normal mamul ürünlerin karışımlarında yer almaktadır. Üretim projesi ülkede yetkili firmalar tarafından gerçekleştirilir ve ürünler bu firma tarafından paketlenir ve ihraç edilir. Diğer ülkelerde olduğu gibi henüz ülkemizde de organik tarım ürünleri dış ticaretine ilişkin istatistiksel altyapı oluşturulmamıştır. Bahsedilen nedenle, ihracata ait istatistiki değerler ancak Ege İhracatçıları Birlikleri kayıtlarından izlenebilmektedir. 1985-86 yıllarında kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı ihracata konu olan organik ürünler iken, 2001 yılında sektör ve ürün yelpazesi genişlemiştir. Organik ürünler üretim ve ihracatı sert kabuklu ve kuru meyveler, dondurulmuş meyve ve sebzeler, yaş meyveler ve sebzeler, baharatlar ve bakliyat sektöründe yoğunlaşmış olup gülsuyu, gülyağı, zeytinyağı ve pamuk üretimi ve ihracatı gerçekleştirilen diğer organik ürünler olmuştur. İhracatımızın yöneldiği ülke sayısı 37 olup, AB ülkeleri en önemli ihraç pazarımızı oluşturmaktadır. AB ülkeleri dışında Kuzey Avrupa ülkeleri, ABD, Kanada ve Japonya dikkat çeken potansiyel Pazar görünümündedir.

192 İhracata konu olabilecek bir başka ürün grubu da organik olarak üretilmiş meyve ve sebzelerdir. Hiçbir katkı maddesi içermeksizin üretilen bu ürün grubu gelişmiş ülke pazarlarında geniş ölçüde alıcı bulmaktadır. İlde kısmen zararlı popülasyonunun az ve zirai ilaçlamanın yapılmadığı, suni gübrenin kullanılmadığı kuru pamuk alanlarının ileride ekolojik tarım için düşünülebilir. Bölgede şu ana zararlı yoğunluğunun en az ve sulu alan darlığından dolayı zirai mücadelenin diğer tarımsal ürünlerde de asgari seviyede yapıldığı dağlık bölgeye yakın etek kısımlarındaki kuru pamuk alanları ekolojik tarıma uygundur. İlde, arazinin engebeli ve az olduğu yüksek kesimlerde ova kesimine nazaran çok az pesti sit ve suni gübre kullanımı ekolojik tarımın yapılabilmesi için bir avantajdır. İlin kuzeyinde (Siverek te Fırat vadisi), Doğusunda Karacadağ eteklerinde arazinin engebeli ve taşlık olması zirai ilaç ve suni gübre kullanımın önlemiş olup günümüz organik tarım için önemli alanlardır. İlde organik tarımın başarıya ulaşabilmesi için ayrıca pazarlama mekanizmasının çok iyi kurulması ve ulaşım probleminin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Organik tarım yetiştirilme tekniklerinin ve esaslarının çiftçilere öğretilmesi ve benimsenmesi için yayım çalışmalarının hızlandırılarak pilot bölgelerde uygulamaya başlanması gerekmektedir. 4.7.1.8. İşlenmiş Tarımsal Ürün Pazarlaması Tarım ürünlerinin bir kısmı doğrudan tüketildiği gibi bir kısmı da işlenerek tüketilmektedir. Artan gelir ve eğitim düzeyine paralel olarak tüketici tercihleri işlenmiş tarım ürünlerine doğru değişim göstermiştir. Tarım ürünlerinin işlenmesi aynı zamanda ürünün kullanım dönemini uzatması, dolayısıyla pazarlama süresinin uzatılması açısından da çok önemlidir. Türkiye'de doğal koşulların uygunluğuna bağlı olarak büyük bir gıda maddeleri üretim kapasitesi bulunduğundan, tarım ürünlerini işleyen sanayiler bakımından da büyük bir potansiyel söz konusudur. Gıda maddeleri üretimi ve gıda sanayi hem birbirini tamamlayan hem de birlikte ekonomik gelişmeye katkı sağlayan önemli ekonomik faaliyet alanlarıdır. Ancak, Türkiye de tarım ürünleri işleme sanayinde mevcut kapasitenin yeterince kullanıldığını söylemek güçtür. Türkiye de domates işleme sanayi kurulu kapasitesinin %64 ünü, sebze konserve sanayi %56 sını, meyve-konserve sanayi %44 ünü, meyve suyu sanayi %59 unu kullanmaktadır. Türkiye'de İşlenmiş tarım ürünleri üretimi içinde ilk sırayı %35,3 oranı ile un ve unlu mamuller almakta, un ve unlu mamuller üretimini sırasıyla bitkisel yağlar (%13,2), meyve ve sebze işleme

193 sanayi ürünleri (%12,2), şeker ve şekerli mamuller (%11,5) ve mezbaha ürünleri (%11,1) izlemektedir.türkiye de gıda sanayi ürünleri genel olarak yurt içinde pazarlanmaktadır. Özellikle et, süt, tahıl ve nişasta ürünleri, bitkisel yağlar bunların başında gelmektedir. Gıda ürünlerine yönelik iç talep ve bunun sonucu oluşacak yurt içi pazarların şekillenmesi ürün ve ikame ürün fiyatları, gelir düzeyi, alışkanlıklar gibi bir çok faktöre bağlı olarak değişmektedir. Türkiye de gıda sanayi alanında firmaların Pazar payları, ürünlerin pazarlanmasını etkilemekte, iç ve dış pazarda yer almasını değişken hale sokmaktadır. Rekabet ortamı içerisinde bir çok firma yer alabilmekte, bu anlamda Pazar paylarını arttırıcı çalışmalarda bulunmaktadırlar. Alt sektörler bazında payları değişse de, gıda sanayinde pazarlama kanallarında toptancı, perakendeci, bayii ve distribütör dağıtıcılar ya da doğrudan satışlar görülmektedir. Günümüzde, özellikle büyük üreticilerin avantajlarından yararlanmak için distribütörlük sistemini kullandıkları bilinmektedir. Ayrıca son yıllarda yaşanan ekonomik krizler sonucunda, büyük firmalar seçici dağıtım sistemine önem verirken, küçük ve orta büyüklükteki firmalar ise daha geniş satıcı gruplara yönelmişlerdir. Türkiye de işlenmiş tarımsal ürün dış pazarı incelendiğinde sektör içerisinde en önemli grubu şüphesiz turşu oluşturmaktadır. Bunu zeytin ve kaparinin olduğu grup izlemekte, konserve meyveler ve geçici konserve edilmiş sebzeler daha sonra gelmektedir. İhraç edilen konserve sebzeler içerisinde bamya, bezleye, enginar, taze fasulye, sebze karışımları ve diğer sebzeleri ön sırada gelirken konserve meyve ihracatımızda kiraz ve vişne konserveleri ile diğer meyve konserveleri önem kazanmaktadır. 2003 yılı itibariyle konserve meyve ve sebze ihracatının % 40 ı turşu salamura zeytin ihracatından oluşmaktadır. 1995 yılında 162.018 ton ve 175.191 $ olan konserve meyve ve sebze ihracatı 2003 yılında 252.121 ton ve değer olarak da % 47.4 oranında artarak 199.117 $ a yükselmiştir. En önemli pazarlarımız 2003 yılı itibariyle ABD Doları cinsinden Almanya, Japonya, Rusya Federasyonu, Romanya, Hollanda, Suudi Arabistan, ABD, İngiltere ve Cezayir dir. Türkiye de konserve meyve ve sebze ithalatı çok düşük miktarlar ve değerlerde yapılmaktadır. İthalat özellikle Türkiye de üretilmeyen çeşitlerden oluşmaktadır. 1995 yılında 2.337 ton ve 2.522 $ olan konserve meyve ve sebze ithalatı fazla bir değişim göstermemiş 2003 yılında 2.291 ton ve 2.566 $ olmuştur.

194 Tablo: 115 Türkiye Yıllar İtibariyle Konserve Meyve ve Sebze İhracat Değerleri (1.000 $) 1998 1999 2000 2001 2002 2003 177.914 154.668 135.115 134.658 145.038 199.117 Kaynak: Dış Ticaret Müsteşarlığı Türkiye işlenmiş tarımsal ürünler içerisinde dondurulmuş meyve ve sebze üretimi de yer almakta olup üretimin % 70 i ihraç edilmektedir. 2003 yılında 50 ülkeye ihracat yapılmış olup başlıca pazarımız AB ülkeleri, ABD, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere, Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Japonya ve Orta Doğu dur. Dondurulmuş meyve ve sebzenin ihracatı ürün bazında incelendiğinde, 2003 yılında sebze grubundan tatlı biber, domates, mantar, kapsicum ve soğan başı çeken ürün çeşitleri olmuşlardır. Meyvelerden ise çilek, kiraz ve vişne ihracatta en büyük payı alan ürünlerdir. Dondurulmuş meyve ve sebze sektöründe ithalat üretimin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulan bir yöntem olup ithal edilen ürün çeşit miktarı yıllar itibariyle farklılık göstermektedir.2003 yılında ithalatta en büyük kalem sebzede tatlı mısır, meyvede ise vişne olmuştur. Diğer bir sektör olan meyve suyu sektörü ülke için avantajlar sağlamaktadır. Türkiye nin meyve suyu ve konsantresi ihracatı 1970 yılında 6 ton gibi sembolik bir rakamla başlamış ve hızlı bir artışla 2003 yılında 84. 8 bin tona yükselmiştir. Türkiye nin meyve suyu ve konsantresi ihracatında en önemli kalem elma suyudur. Elma suyunun 2002 yılı toplam meyve suyu ve konsantresi ihracatındaki payı % 61 düzeylerindeyken 2003 yılında bu pay % 46.4 düzeyinde olmuştur. Elma suyu başta Almanya olmak üzere Hollanda, Avusturya, İngiltere, Fransa, Azerbaycan ve İtalya gibi çeşitli ülkelere ihraç edilmektedir. 2001 yılında 71.342.755 ton ve 45.827.328 $ olan meyve suyu ve konsantresi ihracatımız 2003 yılında 84.808.115 ton ve 72.584.177 $ a yükselmiştir. Türkiye de 2003 yılında toplam 25 ülkeden meyve suyu ve konsantresi ithalatı gerçekleşmiş ve % 39 payı ile Brezilya başı çekmiştir. Uzak Doğu ülkelerinden özellikle karışık meyve suları üretiminde kullanılmak üzere tropikal meyvelerin ithalatı yapılmıştır. Tarımsal ürünlerin dış ticaretteki durumuna bakıldığında aşağıda tabloda belirtilen bütün kalemlerde ihracat yapılmaktadır. Bunun karşılığında ithalat da yapılmaktadır. Bazı kalemlerde ihracat fazla iken bazı kalemlerde ithalatın fazla olduğu görülmektedir. 1996 yılından 2005 yılına kadar olan süre içinde tarımsal ürünlerin dış ticaretteki yeri incelendiğinde; Gıda maddeleri, Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri, meyve, sebze ve mamulleri, diğer

195 gıda maddeleri, içkiler-tütün ve mamullerinde ihracat-ithalat farkı pozitif iken; canlı hayvanlar, hububat ve mamulleri, tabii bal-şeker ve mamulleri, hayvan yemleri, hayvansal- bitkisel yağlar ve mumlar, yağlı tohumlar ve meyveler, tarımsal ham yağlar, deri-kösele ve ham postlar, odun hamuru ve kağıt döküntüleri, dokumaya elverişli lifler ve döküntüler kaleminde ihracat-ithalat farkı negatiftir. Tarımsal ham maddeleri, hayvansal yemler, bal, şeker mamullerinde gelecekte dışarıya bağımlı olacağımızın belirtileri bulunmaktadır. Hayvansal üretim, gerek hammadde yetersizliği gerekse hayvansal ürünleri işleyecek sanayinin yeterli olmaması nedeniyle bu kalemdeki ihracat-ithalat farkı ekonomide negatif etkide bulunmaktadır(tablo:113) Tablo : 116 Dış Ticarette Tarımsal Ürünlerin Dağılımı Yıllar 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 1- Tarımsal Ürünle ihracatı(milyon $) 4.949 5.470 5.053 4.442 3.855 4.349 4.052 5.257 6.501 8.288 i-gıda Maddeleri 4.556 5.133 4.688 4.084 3.543 3.997 3.668 4.735 5.891 7.698 (0) Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri 3.559 4.078 3.771 3.189 2.891 3.316 3.118 3.944 5.044 6.498 (00) Canlı hayvanlar 85 83 48 12 2 44 31 8 7 5 (04) Hububat ve mamulleri 507 637 581 379 406 327 299 409 520 889 (05) Meyva, sebze ve mamulleri 2.219 2.466 2.357 2.132 1.817 2.142 2.062 2.568 3.405 4.366 (06) Tabii bal, şeker ve mamulleri 211 270 232 217 239 343 183 226 237 211 (08) Hayvan yemleri 15 8 5 6 10 25 13 14 12 18 (01, 02, 03, 07, 08, 09) Diğer Gıda Maddeleri 522 616 548 444 416 435 530 718 863 1.009 (1) İçkiler, tütün ve mamulleri 742 754 645 603 529 471 426 489 591 735 (11) Alkollü ve alkolsüz içkiler 105 71 55 41 37 36 41 70 113 145 (12) Tütün ve mamulleri 638 683 590 562 491 435 385 419 478 590 (4) Hayvansal ve bitkisel yağlar ve mumlar 232 271 239 256 100 180 98 255 205 405 (22) Yağlı tohumlar ve meyvalar 23 30 33 36 23 29 27 48 51 60 ii-tarımsal Ham maddeler 392 337 365 358 313 352 384 522 610 590 (21) Deri, kösele ve ham postlar 4 3 22 10 26 31 34 34 30 25 (23) Tabii, sentetik ve rejenere kauçuk 14 9 8 9 10 5 5 5 8 7 (24) Tabii mantar ve yuvarlak ağaçlar 18 31 30 24 16 40 36 21 21 25 (25) Odun hamuru ve kağıt döküntüleri 0 0 1 0 1 0 1 1 1 1 (26) Dokumaya elverişli lifler ve döküntüleri 279 213 220 233 196 219 232 363 442 432 (29) Bitkisel ve hayvansal diğer ham maddeler 78 82 84 82 64 56 76 98 107 100 Yıllar 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 Tarımsal Ürünler İthalatı(Milyon $) 4.866 4.926 4.321 3.398 4.156 3.079 3.995 5.265 6.059 6.467 i-gıda Maddeleri 2.831 2.649 2.311 2.038 2.133 1.487 1.912 2.791 3.089 3.276 (0) Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri 1.776 1.426 1.165 1.075 1.159 736 1.055 1.604 1.817 1.608 (00) Canlı hayvanlar 167 19 26 24 33 23 16 12 10 14 (04) Hububat ve mamulleri 788 719 480 418 408 193 392 722 558 225 (05) Meyva, sebze ve mamulleri 101 176 183 159 193 118 142 131 161 283 (06) Tabii bal, şeker ve mamulleri 294 44 14 17 16 12 20 36 39 45 (08) Hayvan yemleri 150 184 158 176 207 136 144 200 401 341 (01, 02, 03, 07, 08, 09) Diğer Gıda Maddeleri 277 285 304 281 302 254 341 504 648 700 (1) İçkiler, tütün ve mamulleri 296 393 319 308 365 296 218 250 270 299 (11) Alkollü ve alkolsüz içkiler 19 10 12 15 15 13 10 15 31 23 (12) Tütün ve mamulleri 277 383 307 293 351 283 208 235 239 276 (4) Hayvansal ve bitkisel yağlar ve mumlar 509 570 521 436 375 321 415 512 532 744 (22) Yağlı tohumlar ve meyvalar 250 260 305 219 233 134 223 425 470 625 ii-tarımsal Ham maddeler 2.035 2.278 2.010 1.360 2.023 1.593 2.083 2.474 2.969 3.191 (21) Deri, kösele ve ham postlar 677 589 373 102 225 275 453 441 397 292 (23) Tabii, sentetik ve rejenere kauçuk 242 205 167 135 161 130 183 256 344 444 (24) Tabii mantar ve yuvarlak ağaçlar 183 167 186 157 183 99 121 166 287 361 (25) Odun hamuru ve kağıt döküntüleri 127 144 153 164 238 149 192 187 221 278 (26) Dokumaya elverişli lifler ve döküntüleri 732 1.089 1.022 703 1.117 866 1.031 1.285 1.564 1.641 (29) Bitkisel ve hayvansal diğer ham maddeler 74 83 108 99 99 73 104 138 155 175 Yıllar 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 Tarımsal ürünler (ihracat-ithalat farkı) 82 544 731 1.043-301 1.270 57-8 443 1.821 i-gıda Maddeleri 1.725 2.484 2.376 2.046 1.409 2.511 1.756 1.944 2.802 4.422 (0) Canlı hayvanlar ve gıda maddeleri 1.783 2.652 2.606 2.115 1.732 2.581 2.062 2.340 3.227 4.890 (00) Canlı hayvanlar -82 64 22-12 -31 21 15-4 -2-9

196 (04) Hububat ve mamulleri -280-82 101-38 -2 135-93 -313-37 663 (05) Meyva, sebze ve mamulleri 2.118 2.290 2.174 1.973 1.624 2.024 1.920 2.437 3.244 4.084 (06) Tabii bal, şeker ve mamulleri -82 226 218 200 223 330 163 190 198 166 (08) Hayvan yemleri -135-176 -153-170 -196-111 -131-185 -390-323 (01, 02, 03, 07, 08, 09) Diğer Gıda Maddeleri 246 331 245 163 114 181 189 215 215 309 (1) İçkiler, tütün ve mamulleri 446 360 325 295 164 175 208 238 321 437 (11) Alkollü ve alkolsüz içkiler 86 61 43 26 23 22 31 54 82 122 (12) Tütün ve mamulleri 360 300 282 269 141 152 177 184 239 314 (4) Hayvansal ve bitkisel yağlar ve mumlar -277-298 -282-181 -275-141 -317-257 -326-339 (22) Yağlı tohumlar ve meyvalar -227-230 -273-183 -211-104 -197-377 -419-565 ii-tarımsal Ham maddeler -1.643-1.940-1.645-1.003-1.710-1.241-1.699-1.951-2.359-2.601 (21) Deri, kösele ve ham postlar -673-586 -351-93 -198-244 -419-407 -366-268 (23) Tabii, sentetik ve rejenere kauçuk -228-197 -159-127 -151-125 -178-251 -335-437 (24) Tabii mantar ve yuvarlak ağaçlar -165-136 -156-133 -166-59 -85-144 -266-336 (25) Odun hamuru ve kağıt döküntüleri -126-143 -153-164 -238-149 -191-187 -221-277 (26) Dokumaya elverişli lifler ve döküntüleri -453-877 -802-470 -922-647 -799-922 -1.122-1.209 (29) Bitkisel ve hayvansal diğer ham maddeler 3-1 -24-17 -35-17 -28-40 -48-74 Kaynak: http://www.dtm.gov.tr/ead/sektor/sektor.htm 4.7.2. İhracat Türkiye tarımsal ürünler ihracat ve ithalatı, 1997 yılında ortaya çıkan Asya krizinin etkilerini yansıtan 1998 yılı ihmal edilirse sürekli artmaktadır. Ancak it-halattaki artış hızı (1990-97 döneminde %75,5) ihracattaki artış hızının (1990-97 döneminde %66) üzerindedir. Buna göre Türkiye'nin son yıllarda tarımsal ürünler ihracatçısı ülke konumundan, tarımsal ürünler ithalatçısı ülke konumuna doğru kaydığı söylenebilir. 2003 yılında Türkiye'nin ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 30.0 oranında artış göstererek, 46.9 milyar dolar gibi rekor bir düzeye ulaşmıştır. 1998 yılından 2003 yılına kadar olan sürede; başlangıçta en yüksek paya sahip olan diğer kurutulmuş meyveler( taze/kurutulmuş-kabuğu çıkarılmış/soyulmuş) dönem sonunda %25 oranında azalır iken, diğer kalemlerde genellikle artış kaydedilmiştir(tablo: 114). Amerikan Doları'nın yıl içinde değer yitirmesi nedeniyle, mutlak rakam olarak ortaya çıkan sonuçları yükseltmiştir. Yıllık ortalama Euro/dolar paritesine göre 2003 yılı ihracatı, 41,4 milyar Euro olarak hesaplanmaktadır. 47.0 milyar dolara yaklaşan 2003 yılı ihracatı içinde sanayi ürünlerinin payı 40.1 milyar dolarla yüzde 84'e, tarımsal ürünlerin payı 1.6 milyar dolarla yüzde 13.0'e, madencilik ürünlerinin payı 1,6 milyar dolarla yüzde 1.5'e ulaşmaktadır. Bir tarım ülkesi olmamıza rağmen ihracatta tarımın payı çok düşük kalmaktadır. 2003 yılında 40.1 milyar dolara ulaşan sanayi ürünleri ihracatı içinde hazır giyim ve konfeksiyon ürünlerinin payı 11.5 milyar dolar, taşıt araçları ve yan sanayi ürün payı 7.3 milyar dolar, demir ve demir dışı metal sanayi ürünlerinin payı 3.9 milyar dolar, elektrik ve elektronik sanayi ürünlerinin payı 3.5 milyar dolar tutmaktadır. Bu durumda Türkiye sanayi ürünleri ihraç eden bir ülke haline gelmiştir.

197 Ülke gruplarına göre Türkiye nin tarımsal ürünler dış ticaretine bakıldığında AB-EFTA ülkelerinin Türkiye'nin dış ticaretinde son derece önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Türkiye tarımsal ürünler ihracatının neredeyse yarısını AB-EFTA ülkelerine yapılan ihracat oluşturmaktadır. Türkiye'nin dünya pazarına daha fazla ve daha iyi koşullarla tarımsal ürün satması, satışlarını zaman içinde hammaddelerden işlenmiş ürünlere doğru kaydırarak artırması ve böylece dünya pazarındaki payını büyütmesi gerekmektedir. Tablo 117 Türkiye En Fazla İhraç Edilen Tarım Ürünleri ($). GTİP Ürün Adı 1998 1999 2000 2001 2002 2003 0303 Balıklar(Dondurulmuş) 12.081.042 33.556.652 21.225.077 26.548.853 46.108.505 74.035.059 0504 Hayvan Bağırsak, Mesane ve Midesi (Taze/Soğuk/donmuş) 41.982.405 40.583.791 36.759.063 26.812.527 35.877.665 46.492.278 0702 Domates(taze/soğutulmuş) 57.076.126 18.901.977 37.501.843 48.913.798 70.001.123 88.651.195 0709 Diğer Sebzeler(Taze/Soğutulmuş) 28.672.638 29.738.246 27.911.319 27.500.716 37.191.389 49.453.406 0710 Sebze (Buharda/Suda Kaynatılarak Piş./Donmuş) 26.074.071 20.422.461 23.225.418 27.301.368 28.543.988 39.359.402 0713 Kuru Baklagiller(Kabuksuz)(Taneleri 197.035.360 133.865.061 100.885.474 193.526.162 116.459.079 195.923.061 ikiye Ayrılmış) 0802 Diğer Kabuklu Meyveler (Taze/Kurutulmuş)(Kabuğu 607.891.199 462.156.919 379.408.055 518.241.777 419.097.217 453.996.806 Çıkarılmış/Soyulmuş) 0804 Hurma, İncir, Avokado ve Guava Armudu, Mango, Mangost 77.868.002 77.310.592 68.730.397 73.452.276 81.446.335 89.933.927 (Taze/Kurutulmuş) 0805 Turunçgiller(Taze/Kurutulmuş) 158.009.761 251.347.923 173.064.063 212.367.206 257.940.044 258.921.711 0806 Üzümler(Taze/Kurutulmuş) 234.668.576 228.267.845 225.725.998 195.880.360 192.029.392 235.193.149 0809 Kayısı, Kiraz, Şeftali,Erik ve Çakal Eriği (Taze) 25.284.643 43.223.710 31.359.260 63.199.775 66.800.012 114.229.217 0813 Meyveler(Kuru), Sert&Kabukluların Karışımları 127.677.755 133.096.251 116.579.373 94.073.247 124.962.829 156.941.362 1003 Arpa 117.232.770 21.205.158 20.108.099 16.188.682 58.909.883 41.163.630 1101 Buğday Unu / Mahlut Unu 90.338.387 40.374.422 64.681.031 30.887.112 47.607.578 111.462.397 1207 Yağlı Tohumlar ve Meyveler 23.157.234 27.139.898 17.809.412 24.721.328 22.449.208 39.198.964 1509 Zeytinyağı ve Fraksiyonları 74.266.534 166.136.512 29.124.766 132.648.303 46.541.557 162.004.706 1517 Margarin 114.477.146 80.501.833 58.398.772 54.296.096 60.225.822 93.664.585 1701 Kamış/Pancar Şekeri ve Kimyaca Saf Sakaroz(Katı) 76.266.534 105.588.482 129.191.847 221.719.351 36.032.219 47.514.189 1704 Kakao İçermeyen Şeker 135.299.904 91.431.821 92.777.044 99.830.850 99.095.265 121.775.911 1806 Çikolata ve Kakao İçeren Diğer Gıda Müstahzarları 71.689.433 59.217.172 63.151.638 68.801.625 79.620.345 129.698.895 1905 Ekmek, Pasta, Kek,Bisküvi vs.ile Boş İlaç Kapsülü mühür Güllacı vs. 142.628.361 87.780.941 86.645.680 98.764.515 125.608.177 180.440.582 2001 Sebze, Meyve,Sert Kabuklu Meyve ve Diğer Bitki Parçaları 84.688.694 72.336.439 67.932.406 86.584.864 86.094.754 105.053.064 2002 Domatesler(sirke/asetik asitten başka şek. hazır) konserve 141.135.020 132.264.782 100.700.368 81.987.897 90.183.642 117.738.321 dondurulmamış. 2005 Diğer Sebzeler(sirke/asetik asitten başka usulde hazır.)konservedondurulmamış. 41.936.432 36.931.506 33.117.994 51.456.495 54.360.079 79.517.621 Kaynak: Akdeniz Bölge Master Planı

198 4.7.3. İthalat 1990 yılında 2.807 milyon dolar olan tarımsal ürünler ithalatımız %75,5 gibi büyük bir hızla artarak 1997 yılında 4.927 milyon dolara ulaşmıştır. Bu artış 1998 yılında hız kesmiş ve 1998 yılında bir önceki yıla göre %12,3 azalarak 4319 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Tablo: 115 de görüldüğü gibi ülkemiz tarımsal ürün ithalatı 1998 yılında 2.412 milyon dolardan 2003 yılında 2.900 milyon dolar üzerine çıkmıştır. Türkiye gibi kalkınma hamlesi içinde olan bir ülke için ithalatın önemini vurgulamaya gerek görmüyoruz. 2003 yılında ithalat dolar bazında yüzde 35.5 oranında artış göstererek, 68.7 milyar dolara yükselmiştir. Amerikan Doları'nın değerinde yaşanan düşüş nedeniyle, ithalat artışı da yükselmiştir. Milletlerarası tasnife uyarak, ithalatın seyrini, i) Sermaye (yatırım malları ii) Ara (hammaddeler) mallar iii) Tüketim malları iv) Diğer, şeklinde sıralayacak olursak; Ocak-Aralık 2003, 12 aylık dönem itibariyle en büyük payı yüzde 72.1 ile ara mallar ve hammaddelerin aldığını görüyoruz. Bunu 16.3 ile sermaye (yatırım) malları izlemektedir. Eski yıllarda olduğu gibi, tüketim mallarının ithalattaki payı yüzde onluk düzeyini korumaktadır. Tablo: 118 Türkiye En Fazla İthal Edilen Tarım Ürünleri ($). GTİP Ürün Adı 1998 1999 2000 2001 2002 2003 303 Balıklar(Dondurulmuş) 33.856.989 25.252.025 31.343.132 8.675.634 14.367.409 26.114.297 402 Süt ve Krema(Konsantre Edilmiş, Tatlandırıcı Madde İçerenler) 14.453.004 14.211.631 12.093.544 5.683.252 8.733.361 20.660.425 504 Hayvan Bağırsak, Mesane ve Midesi (Taze /Soğuk /donmuş) 12.377.657 11.607.986 17.105.663 11.500.694 22.172.834 26.378.803 803 Muz (Taze/Kurutulmuş) 48.023.612 58.349.195 49.023.608 16.490.146 25.621.889 36.350.399 1001 Buğday ve Mahlut 232.205.727 185.896.729 126.142.660 49.620.882 150.471.783 276.927.865 1005 Mısır 97.514.276 98.176.661 146.887.464 65.634.797 133.754.357 276.182.392 1006 Pirinç 96.455.757 97.605.506 108.215.413 57.682.971 86.299.716 122.785.603 1201 Soya Fasulyesi 78.466.478 74.464.525 82.938.975 67.386.583 139.613.537 220.447.161 1206 Ayçiçeği Tohumu 178.517.671 119.484.888 103.323.583 42.706.560 42.008.275 151.006.326 1207 Yağlı Tohumlar ve Meyveler 35.554.268 20.441.160 36.296.621 22.547.024 41.689.521 44.718.732 1209 Ekim Amacı ile Kullanılan Tohum Meyve ve Sporlar 43.353.413 39.337.698 36.205.191 25.407.428 36.632.909 47.036.627 1302 Bitkisel Özsu ve Hülasalar, Pektik Maddeler, Pektinatlar, Pektatlar, Ağarağar 15.456.226 16.706.332 17.457.044 18.008.137 24.466.184 36.642.219 1502 Sığır,Koyun/Keçi Yağları 71.819.566 60.406.074 49.617.608 32.073.762 47.496.788 61.349.897 Soya Yağı ve Fraksiyonları(Kimyasal Olarak 1507 Değişmemiş) 101.246.793 86.101.133 61.244.044 56.213.052 71.738.274 72.670.193

199 1511 1512 1513 1515 1702 1801 1805 1806 1901 2101 2106 2302 Palm Yağı ve Fraksiyonları (Kimyasal Olarak Değiştirilmemiş) 109.294.890 81.643.063 74.755.385 80.555.161 103.050.561 157.664.082 Ayçiçeği, Aspir / Pamuk Tohumu Yağları (Kimyasal Olarak Değiştirilmemiş) 109.029.357 75.383.831 44.552.606 63.077.163 52.115.374 54.047.339 Hindistancevizi, Palm Çekirdeği/ BabassuYağları (Kimyasal Olarak Değiştirilmemiş) 35.865.077 41.589.750 41.606.489.23.424.134 33.472.702 41.765.814 Diğer Bitkisel Sabit Katı ve Sıvı Yağlar (Kimyasal Olarak Değiştirilmemiş) 52.685.077 57.410.442 49.300.356 40.630.155 65.724.507 75.232.049 Diğer Şekerler (Kimyaca Saf Laktoz/Maltoz/Glikoz/ Fruktoz)Katı, Suni Bal 4.016.948 4.862.259 4.168.955 5.738.551 8.185.263 21.384.247 Kakao Dane ve Kırıkları (Ham /Kavrulmuş,Bütün/Kırık) 41.244.372 46.518.236 36.070.529 48.608.787 72.744.900 148.020.470 Kakao Tozu (İlave Şeker/Diğer Tatlandırıcı İçermeyen) 5.771.696 5.501.617 6.039.518 5.133.428 10.983.403 20.023.620 Çikolata ve Kakao İçeren Diğer Gıda Müstahzarlar) 18.288.669 14.960.163 19.359.864 17.230.203 20.274.082 24.060.282 Malt Hülasası,Un,Nişasta ve Malt Esaslı Müstahzarları 19.279.858 17.389.135 16.144.114 18.356.256 16.843.629 28.484.323 Kahve, Çay ve Paraguay Çayı Hülasası, Esans, Konsantreleri ve Müstahzarları 23.120.085 27.954.961 26.694.799 23.802.103 25.887.594 31.406.283 Tarifenin Başka Yerinde Yer Almayan Gıda Müstahzarları 57.604.993 57.024.122 72.132.718 66.856.831 96.683.156 111.909.070 Hububat ve Baklagillerin Kepek, Kavuz ve Diğer Kal. 7.425.541 7.312.475 14.660.830 3.041.479 13.565.495 29.883.792 GTİP Ürün Adı 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2304 Soya Fasulyesi Yağı Üretiminden Arta Kalan Küspe ve Katı Atıklar 88.043.260 95.234.689 115.563.510 84.251.329 78.912.693 95.384.955 2309 Hayvan Gıdası Olarak Kullanılan Müstahzarlar 23.720.834 30.229.681 26.576.503 23.935.249 31.817.345 38.715.723 2401 Yaprak Tütün ve Tütün Döküntüleri 255.497.711 247.591.442 308.183.499 243.369.255 162.086.598 176.911.347 2403 Homonize Edilmiş Tütün ve Tütün Yerine Geçen Madde Hülasaları 51.476.068 45.739.349 42.502.214 39.803.828 45.745.149 57.955.576 Değer($ 1.961.666.592 1.754.836.755 1.776.206.439 1.267.444.834 1.683.159.288 2.532.313.889 Toplam Tarımsal Ürün İthalat Değeri ($) 2.412.175.032 2.219.546.468 2.219.546.468 1.553.297.950 2.007.486.779 2.900.660.412 4.8.Üretim Değerleri 4.8.1. Tarla Bitkileri Üretim Değerleri Tablo:119 TRC21 Şanlıurfa da Öncelikli Tarla Ürünleri Üretim Değerleri Sırlamalı Türkiye Mukayesesi (2002) Ürünler TR Türkiye (TL/kg) TRC21 Üretim Değeri (YTL) TRC21 % TR Üretim Değeri (YTL) Buğday 250.710 303.459.384 6,2 4.888.845.000 Pamuk 550.952 347.926.188 24,8 1.400.427.424 Mısır 255.279 4.671.606 0,9 536.085.900 Nohut 841.723 7.022.495 1,3 547.119.950 Arpa 180.711 140.964.519 9,4 1.499.901.300 Fasulye 1.319.419 125.345 0,0 329.854.750 Soya 341.314 102.394 0,4 25.598.550 Kırmızı Biber 400.000 424.000 3,5 12.000.000 Susam 1.200.000 5.149.200 19,5 26.400.000 K.Mercimek 415.833 65.125.685 27,7 234.945.645 Toplam 874.970.816 9,2 9.501.178.519

200 Geçmişte Şanlıurfa topraklarının susuz olması nedeniyle kuru tarım sistemi ağırlıkta idi. Atatürk Barajının devreye girmesi, günümüz teknolojik imkanlar doğrultusunda yer altı su kaynaklarından faydalanılarak açılan artezyen (derin kuyu-pompaj) kuyuları ve akarsular önlerine çekilen setler ile oluşan sulama amaçlı barajlar ile bu tarım sistemi değişikliğe uğramıştır. Bugün sulamaya elverişli alanlarda buğday ve arpanın yanında sulu tarım sistemindeki pamuk, mısır, fasulye, karpuz ve kırmızı biber üretimi yapılmaktadır. Şanlıurfa daki öncelikli tarla ürünleri üretim değerleri en fazla pamuk, buğday, arpa ve kırmızı mercimekte yoğundur. En az üretim değeri fasulyede görülmektedir. İşletme tasarrufundaki tarla alanlarının büyük olması, geleneksel tarım sisteminde yoğunlukta olan nohut ve Kırmızı mercimeğin rağbet görmesi ve bilgi noksanlığı gibi nedenlerle diğer bölge illerinde üretimi yapılan barbunya, fasulye, ayçiçeği, patates ve vb. ürünlerin üretimi yapılmamaktadır. Üretim değerleri ülke genelindeki üretim değerleri ile mukayese edildiğinde Şanlıurfa buğdayda %6,2 pamukta %24,8 Kırmızı mercimekte % 27,7ve Susamda 19,5 gibi bir paya sahiptir. Şanlıurfa öncelikli tarla ürünlerinde en az üretim değeri fasulyede görülmektedir. Tablo :120 TRC21 Şanlıurfa da Öncelikli Tarla Ürünlerin Üretim Değerleri Türkiye Katkıları (2002) Ürünler TR Türkiye (TL/kg) TRC21 Üretim Değeri (YTL) TRC21 % TR Üretim Değeri (YTL) Pamuk 550.952 347.926.188 24,84 1.400.427.424 K.Mercimek 415.833 65.125.685 27,72 234.945.645 Susam 1.200.000 5.149.200 19,50 26.400.000 Arpa 180.711 140.964.519 9,40 1.499.901.300 Buğday 250.710 303.459.384 6,21 4.888.845.000 Soya 341.314 102.394 0,40 25.598.550 Mısır 255.279 4.671.606 0,87 536.085.900 Nohut 841.723 7.022.495 1,28 547.119.950 Fasulye 1.319.419 125.345 0,04 329.854.750 Kırmızı Biber 400.000 424.000 3,53 12.000.000 Toplam 874.970.816 9,21 9.501.178.519 Kaynak:DİE Şanlıurfa öncelikli tarla ürünleri üretiminde dikkate alınan pamuk, Kırmızı mercimek, susam, arpa, buğday, soya, mısır, nohut, fasulye ve kırmızı üretiminin toplamında ülke genelindeki üretimin % 9,21 ni oluşturmaktadır. Ülke geneli ile mukayese edildiğinde Şanlıurfa üretim değerlerini en yüksek olduğu ürünler pamuk, kırmızı mercimek, susam olduğu görülmektedir.

201 4.8.2. Sebze Üretim Değerleri Sebze Üretim değeri bakımından il ekonomisine en fazla katkısı olan ürün karpuzdur. ve onu sırasıyla karpuz, kabak ve biber izlemektedir. Tablo:121 TRC21 Şanlıurfa da Öncelikli Sebzelerin Üretim Değerleri Türkiye Katkıları (2002) Ürünler TR Türkiye (TL/kg) TRC21 Üretim Değeri (YTL) TRC21 Türkiye Katkısı (%) TR Üretim Değeri (YTL) Domates 289.939 23.631.913 0,86 2.739.923.550 kavun 306.594 7.419.575 1,33 558.001.226 Karpuz 226.833 78.221.137 7,54 1.037.760.975 Hıyar 347.890 1.054.489 0,18 580.976.300 Biber (sivri+dolmalık) 415.712 8.602.328 1,18 727.495.125 Patlıcan 347.030 18.514.744 5,59 331.413.650 Marul (göbekli) 520.015 477.893 0,27 179.405.175 Nane 660.329 54.147 0,19 29.054.476 Kabak (sakız+bal) 268.542 51.023 0,07 75.191.760 Havuç 431.912 25.915 0,03 101.499.320 Maydanoz 660.329 91.786 0,32 29.054.476 Bamya 1.203.171 275.526 0,74 37.298.301 TOPLAM 138.420.476 2,15 6.427.074.334 Kaynak:DİE,Tarım İl Müdürlüğü Şanlıurfa Atatürk Barajının devreye girmesiyle ve günümüz teknolojik imkanlar doğrultusunda yer altı su kaynaklarından faydalanılarak açılan artezyen (derin kuyu-pompaj) kuyuları ve akarsular önlerine çekilen setler ile oluşan sulama amaçlı barajlar ile geçmiş tarım deseni değişmeye ve gelişme eğilimi göstermeye başlamıştır. Sulamaya elverişli alanlarda 2002 yılı rakamlarıyla İlin sebze üretim değeri 138 milyon YTL olarak hesaplanmıştır ve bu değer Türkiye toplam sebze üretim değerinin yaklaşık kırk altı sına tekabül etmektedir. Bu değeri oluşturan ürünler içerisinde Karpuz toplam Türkiye üretim değerinin %7,54 ü ne, Patlıcan %5,59 unu, Biber (sivri+dolmalık) %1,18 ini, teşkil etmektedir. Tablo :122 TRC21 Şanlıurfa Bölgesi'nde Öncelikli Sebzeler Üretim Değerleri Sıralamalı Türkiye Mukayesesi (2002) Ürünler TR Türkiye (TL/kg) TRC21 Üretim Değeri (YTL) TRC21 Türkiye Katkısı (%) TR Üretim Değeri (YTL) Karpuz 226.833 78.221.137 7,54 1.037.760.975 Patlıcan 347.030 18.514.744 5,59 331.413.650 kavun 306.594 7.419.575 1,33 558.001.226 Biber (sivri+dolmalık) 415.712 8.602.328 1,18 727.495.125 Domates 289.939 23.631.913 0,86 2.739.923.550 Bamya 1.203.171 275.526 0,74 37.298.301 Maydanoz 660.329 91.786 0,32 29.054.476 Marul (göbekli) 520.015 477.893 0,27 179.405.175 Nane 660.329 54.147 0,19 29.054.476 Hıyar 347.890 1.054.489 0,18 580.976.300 Kabak (sakız+bal) 268.542 51.023 0,07 75.191.760 Havuç 431.912 25.915 0,03 101.499.320 TOPLAM 138.420.476 2,15 6.427.074.334 Kaynak:DİE, Şanlıurfa Tarım il Müdürlüğü 4.8.3. Meyve Üretim Değerleri Üretim değeri bakımından seçilmiş meyveleri incelediğimizde, TRC 21Şanlıurfa ilinin Türkiye üretimine katkısını tabloda görüyoruz.

202 Tablo: 123 Türkiye ve TRC21 Şanlıurfa ili Önde Gelen Meyve Üretim Değerleri (2002) Seçilmiş Meyveler TRCŞ 21 Üretim Değeri (YTL) TRCŞ 21 Katkısı % TR Üretim Değeri (YTL) Ayva 3.122 0,00 62.441.739 Badem 209.918 0,26 80.737.842 Dut 216.938 0,54 40.514.799 Erik 794.148 0,67 118.494.215 İncir 161.117 0,08 200.793.933 Zerdali 33.251 0,15 21.621.795 Elma 40.526 0,00 1.138.673.759 Üzüm 52.659.983 2,29 2.301.816.992 Kayısı 163.255 0,07 237.092.018 Kiraz 4.815 0,00 240.740.477 Nar 476.908 1,36 35.002.439 Vişne 2.736 0,00 85.495.515 Antepfıstığı 58.289.305 40,44 144.144.872 Armut 17.396 0,01 233.774.489 Ceviz 817.832 0,26 317810480 Toplam 113.891.250 2,17 5.259.155.364 Kaynak:DİE, Ş.Urfa Tarım İl Müdürlüğü Antepfıstığı etmektedir. %41 ile başlayan bu değerler sırasıyla, Üzüm %2,29 ini, Nar %1,36 sını teşkil Tablo :124 Türkiye ye Katkısı Bakımından TRCŞ 21 Şanlıurfa ili 'nde Seçilmiş Meyvelerin Üretim Değerinin Sıralanması (2002) Seçilmiş Meyveler TRCŞ 21 Üretim Değeri (YTL) TRCŞ 21 Katkısı % TR Üretim Değeri (YTL) Antepfıstığı 58.289.305 40,44 144.144.872 Üzüm 52.659.983 2,29 2.301.816.992 Nar 476.908 1,36 35.002.439 Erik 794.148 0,67 118.494.215 Dut 216.938 0,54 40.514.799 Badem 209.918 0,26 80.737.842 Ceviz 817.832 0,26 317810480 Zerdali 33.251 0,15 21.621.795 İncir 161.117 0,08 200.793.933 Kayısı 163.255 0,07 237.092.018 Armut 17.396 0,01 233.774.489 Ayva 3.122 0 62.441.739 Elma 40.526 0 1.138.673.759 Vişne 2.736 0 85.495.515 Kiraz 4.815 0 240.740.477 Toplam 113.891.250 2,17 5.259.155.364 Kaynak:DİE,Tarım İl Müdürlüğü 4.8.4.Yem Bitkileri Üretim Değerleri İlimizde üretim değeri bakımından ekonomiye en fazla katkısı olan bölge ürünü yoncadır ve onu sırasıyla fiğ ve burçak izlemektedir.2002 yılında korunga yem bitkisi üretimi olmamıştır. Tablo.:125 TRCŞ 21 Şanlıurfa İlinde Öncelikli Yem Bitkileri Üretim Değerleri Sıralamalı Türkiye Mukayesesi (2002) Yem Bitkileri TRCŞ 21 Üretim Değeri (YTL) TRCŞ21 % TR Üretim Değeri (YTL) Fiğ 2.764.450 0,95 292.500.440 Yonca 1.807.500 1,72 105.234.000 Korunga - - 11.670.000 Burçak 6.722.928 0,9 746.992.000 Toplam 11.294.878 1,19 1.156.396.440 Kaynak:DİE, TÜGEM, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı( fiğ, burçak değeri, T.K.İ.Bakkanlığı, Fiyatı DİE den alınmıştır.) 2002 yılı rakamlarıyla bölgenin yem bitkileri üretim değeri 11 milyon YTL olarak hesaplanmıştır. Bu değeri oluşturan ürünler içerisinde yonca %1,72 sini, fiğ %0,95 ini ve burçak %0,90 ını teşkil etmektedir. toplam Türkiye üretim değerinin

203 Tablo: 126 TRCŞ 21 Şanlıurfa İlinde Öncelikli Yem Bitkileri Üretim Değerleri Türkiye Katkıları (2002) TRCŞ 21 Üretim Değeri Yem Bitkileri (YTL) TRCŞ21 % TR Üretim Değeri (YTL) Yonca 1.807.500 1,72 105.234.000 Fiğ 2.764.450 0,95 292.500.440 Burçak 6.722.928 0,9 746.992.000 Korunga - - 11.670.000 Toplam 11.294.878 1,19 1.156.396.440 Kaynak:DİE, TÜGEM, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı 4.8.6. Hayvansal Üretim Değerleri Yıllardan beri bitkisel kökenli gıdalarla, boş kalori kaynakları ile beslenen ve yeterli hayvansal protein tüketemeyerek biyolojik geri kalmışlık içinde olan ülkemiz insanlarının hayvansal ve bitkisel ürün tüketim miktarlarını incelediğimizde ülkemizde niceliksel bir açlık olmadığı hatta normalden fazla bitkisel protein tükettiğimizi görürüz. Ülkemizde kişi başına yıllık bitkisel un tüketimi 300-325 kg iken Avrupa ortalaması 85 kg, gelişmiş ülkelerde ise 70-110 kg arasında değişmektedir. Bitkisel ürün tüketiminde gelişmiş ülkelerin en az üç katı olan tüketim, hayvansal ürünler dikkate alındığında 3-5 kat azdır. Yetersiz ve dengesiz beslenmeden dolayı daha ana karnından başlamak üzere zihinsel gelişmesini sağlayamayan insanlar, temeldeki bazı ihtiyaçlar tam karşılanamadığından kültür ve bilgi yaratamıyor entelektüel faaliyette bulunamıyorlar. Bu da bilgi çağında, bilgi yaratamayan bir toplumun uluslar arasındaki hayat kavgasının en önemli silahından mahrum olması demektir. Tablo :127 TRC 21 Şanlıurfa İli ve Türkiye Hayvansal Ürünler Üretim Değerleri Mukayesesi -(2002) Hayvansal Ürünler TRC 21 Üretim Değeri (YTL) TRC 21 % TR Üretim Değeri (YTL) Süt 69.771.561 1,98 3.523.702.077 Kırmızı Et* 48.854.929 2,07 2.365.155.728 Bal 586.363 0,12 484.965.811 Yumurta 5.674.514 0,42 1.361.827.986 Deri 2.338.292.429 2,60 89.851.223.334 Yapağı 2.947.722 4,69 62.789.726 Balmumu 20.558 0,13 16.132.323 Kıl 51.798 2,33 2.220.262 Toplam 2.466.199.873 2,53 97.668.017.246 (*): Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar. Kaynak:DİE,Tarım İl Müdürlüğü Hayvansal ürünler üretim değerlerine bakıldığında Şanlıurfa Ülke genelindeki sütün %1,98 ini, kırmızı etin % 2,07 sini, yapağının %4,69 unu karşıladığı tablodan görülmektedir. Şanlıurfa tabloda sıralanan hayvansal ürünler dikkate alındığında bu ürünlere bazında ülke genelinin % 2,53 ünü karşılamaktadır. Şanlıurfa ilinde bal üretimi ülke geneline göre oldukça düşüktür. Bal üretiminden sonra sırayla yumurta, balmumunun gerek üretim miktarı gerekse üretim değerinin düşük olduğunu söylemek olağandır.

204 Tablo:128 TRC21 Şanlıurfa İlinde Hayvansal Ürünler Üretim Değerleri Türkiye Katkıları (2002) Hayvansal Ürünler TRC 21 Üretim Değeri (YTL) TRC/TR 21 % TR Üretim Değeri (YTL) Yapağı 2.947.722 4,7 62.789.726 Deri 2.338.292.429 2,6 89.851.223.334 Kıl 51.798 2,3 2.220.262 Kırmızı Et* 48.854.929 2,1 2.365.155.728 Süt 69.771.561 2,0 3.523.702.077 Yumurta 5.674.514 0,4 1.361.827.986 Balmumu 20.558 0,1 16.132.323 Bal 586.363 0,1 484.965.811 Toplam 2.466.199.873 2,5 97.668.017.246 (*): Mezbaha, kombina ve kurban bayramı kesimlerini kapsar. Kaynak:DİE Yukarıdaki tablodan izlenebileceği gibitrc21 ilinde hayvan ürün üretiminde ilk sırayı yapağı almaktadır. Yapağıdan sonra en fazla deri üretimi göze çarpmaktadır. Bu veriler bize Şanlıurfa ilindeki süt verimi az, yapağı verimi yüksek koyunlarının yoğun olduğu hakkında fikir vermektedir. Şanlıurfa da beyaz tüketimi alışkanlığı bulunmadığından kırmızı ete yoğun talep nedeniyle hayvan kesimlerinin fazla olduğu hakkında da fikir vermektedir. 4.9. Tarımsal Sanayi 4.9.1. Türkiye de Tarım ve Gıda Sanayi Türkiye de nüfusun yaklaşık %40 a yakını tarım sektöründe çalışmaktadır. Ülkemizde tarım gerek ihracat ve gerekse diğer sektörlere katkı açısından ana sektör durumundadır. Dolayısıyla tarımın göz ardı edilmesi düşünülemez. Türkiye de tarımsal nüfusun toplam nüfus içindeki payı gittikçe azalmaktadır. 1990 yılında tarım nüfusunun payı %41.0 iken 2000 yılında %35.3 e düşmüştür (Tablo 129). Tarım nüfusunda çok hızlı bir azalma yaşanmasına rağmen, kırsalda hala 23.7 milyon insan yaşamaktadır ve geçimini tarımla sağlamaktadır. Tarımsal sanayi tarım ürünlerini işleyerek değerlendiren ve/veya pazara hazırlamaya yönelik faaliyette bulunan her türlü tarım işletmeleri (soğuk hava depoları dahil) olarak değerlendirilebilir. Tablo:129 Türkiye de Tarım Nüfusunun Gelişim Seyri Toplam Sayım Yılları Tarım Nüfusu Tarımsal Nüfusun Payı (%) Kentsel Nüfus Kentsel Nüfusun Payı (%) Genel Nüfus Nüfus Artış Oranı (%) 1980 25.091.950 56.1 19.645.007 43.9 44.736.957 2.07 1985 23.798.701 47.0 26.865.757 53.0 50.664.458 2.49 1990 23.146.684 41.0 33.326.351 59.0 56.473.035 2.17 1997 22.179.676 35.3 40.630.435 64.7 62.810.111 1.53 2000 23.735.567 35.0 44.109.336 65.0 67.844.903 1.83 Türkiye de halen en çok istihdam imkanı olan sektör tarım sektörüdür. Tarım sektöründe istihdam edilenlerin toplam istihdam içerisindeki payı 2000 yılında %37.6 dır (Tablo130). Bu oranın, tarımın toplam nüfus içerisindeki payından (%35.0) daha fazla olmasının sebebi, mevsimlik işçi

205 göçleridir. Tablo.:130 Türkiye de İstihdamın Sektörel Dağılımı (1.000 Kişi ve 12 Yaş Üstü) Sektörler Yıllar Tarım Sanayi Hizmetler Toplam Sayı % Sayı % Sayı % Sayı % 1995 10.226 47.8 4.417 20.7 6.734 31.5 21.378 100.0 1996 9.962 45.9 4.734 21.8 7.002 32.3 21.698 100.0 1997 8.219 39.5 5.213 25.0 7.383 35.5 20.815 100.0 1998 9.149 41.8 5.059 23.1 7.702 35.2 21.909 100.0 1999 8.839 40.8 5.087 23.5 7.717 35.7 21.643 100.0 2000 8.163 37.6 3.851 17.7 9.714 44.7 21.738 100.0 Tablo.130 den de görüldüğü gibi 1995-2000 yılları arasında genel nüfus içindeki tarım nüfusu, azalmıştır. Tarımda çalışan nüfusun genel nüfus içindeki payı bu dönem içerisinde 47 8 den 37,6 ya düşmüştür. Tarım nüfusu hızla azalırken, istihdam edilen nüfus içinde tarımın nüfusu daha yavaş azalmaktadır. Tarımın en önemli istihdam sektörü olduğunu muhakkak vurgulamalıyız. Sayımların hemen hemen hepsinde kayıt dışı çalışan nüfusun tam olarak değerlendirmesi maalesef yapılamamaktadır. Yani tarımda istihdam edilen nüfus, Türkiye nüfusunun neredeyse yarısına yakındır. Tarımdaki istihdam yapılanması da oldukça farklılık arz etmektedir. 1999 yılı DİE verilerine göre; bu sektörde istihdamın %56.6 sını ücretsiz aile işgücü, %38 ini ise kendi hesabına çalışanlar oluşturmaktadır. Tarım dışı faaliyetlerde bu oran oldukça farklıdır. Bu sektörlerde istihdamın %72.1 ini ücretli ve yevmiyeli, %24.2 sini kendi hesabına çalışanlar oluşturmaktadır. Türkiye de GSMH içinde sektörlerin payı oransal incelendiğinde, DİE verilerine göre tarımın payı cari fiyatlarla 1980 de %25.5 iken, 2000 yılında giderek azalarak %13.5 e gerilemiştir. Sanayi payı ise %18.3 ten %28.3 e yükselmiştir (Tablo 131). Tablo: 131 GSMH İçerisinde sektörlerin Aldığı Paylar (%) Yıllar Cari Fiyatlarla Tarım Sanayi Hizmetler 1980 25.5 18.3 56.2 1985 19.7 21.9 58.4 1990 16.8 24.8 58.4 1995 14.8 25.5 59.7 2000 13.5 28.3 58.2 Sahip olduğumuz doğal kaynaklarımız gözetildiğinde son yıllarda tarımın GSMH içindeki payının azalması hiç de istenen bir gelişme değildir. Ülkemiz için, tarım ve sanayi sektörünün birbirini desteklediği bir kalkınma yapısı en ideal gelişme modelidir. 2000 yılında Türkiye nin ihracatı 27.8 milyar, ithalatı 54.5 milyar, dış ticaret açığı ise 26.7 milyar dolar olmuştur (DPT, 2000). Tarım ve ormancılık ürünleri 2 milyar dolara yaklaşan değerle toplam ihracatın %7.10 unu oluştururken, bu ürünlerin toplam ithalatı, aynı yılda 2.1 milyar dolarla toplam ithalatın %3.9 unu

206 teşkil etmiş ve bu rakam toplam tarım ürünleri ihracatını aşmıştır. Burada ihracat rakamlarının sadece işlenmemiş tarım ürünlerini ifade ettiğini belirtmekte fayda var. Sanayi ürünleri ihracatı olarak sınıflandırılan işlenmiş tarım ürünlerinin toplam ihracat içindeki payı yaklaşık %50 dir. Bu da tarımın hala hiç de azımsanmayacak bir ihracat payı olduğunu göstermektedir. İşlenmiş tarım ürünlerinin ihracatı ile, işleme sürecindeki oluşan katma değer de ülkemizde kalmaktadır. Aynı zamanda tarıma dayalı sanayinin de geliştiğinin bir göstergesidir. Tarımsal ürün ihracatının önündeki en büyük engellerden biri, kontrolsüz yapılan ithalattır. Ülkelerin pek çoğunda sanayi sektörünün önemli bir kısmının hammaddesini tarım sektörü karşılamaktadır. Dolayısıyla tarımsal sanayinin gelişmesi açısından tarımsal alanda yapılacak çalışmaların ses getirmesi lazımdır. Tarımsal faaliyetlerin, bilinçli, planlı, programlı ve sürdürülebilir olması önemlidir. Gelişmiş ülkelerde tarımsal ürünlerin ortalama %60 ı, ülkemizde ise yaklaşık %30 u tarımsal sanayi sektöründe değerlendirilebilmektedir. Ülkemizde tarımsal hammaddeleri işleyen sanayi dalları; gıda sanayi ve dokuma sanayi olmak üzere iki ana grupta incelenmektedir. Gıda sanayinin de alt dalları vardır. Bunlar; et, süt, meyve ve sebze, şeker, un, bitkisel yağ v.s. alt sektörlerdir. Dokuma sanayi deyince de aklımıza, pamuk ipliği ve özellikle bu ipliği dokuyan tesisler gelmektedir. Ülkemizde tarımsal sanayi sahasında değerlendirilmek üzere çok büyük bir potansiyel olmasına rağmen, bazı sebeplerden dolayı bir türlü istenen seviyeye ulaşamadığımızı görüyoruz. Bu sebeplerin en önemlisi olarak ta karşımıza finansman yetersizliği çıkıyor. Gıda sanayi de diğer sanayi kolları gibi yüksek maliyeti olan yatırım sahasıdır. Ülkemizde tarımsal sanayinin gelişimini etkileyen en önemli faktörlerin başında, istenen kalitede ve yeterli miktarda hammadde ihtiyacının karşılanması gelmektedir. Hammaddenin karşılanmasında, yeterli kalite ve standartta hammadde üretimi, üretimde süreklilik ve standartlara uygun taşıma ve depolama konuları ön plana çıkmaktadır. Bu konularda alınacak tedbirler sayesinde, tarımsal sanayi sektörünü ayağa kaldırmak ve tarım-sanayi entegrasyonunu dengeli bir şekilde kurmak mümkün olabilecektir. Yapılan bir araştırmaya göre; mesela, ülkemizde üretilen yaş meyve ve sebzenin yaklaşık ¼ ü nakliye, depolama ve ambalaj hatalarından dolayı zayi olmaktadır. Gıda sanayisinde dünya standartlarındaki kaliteyi yakalamak konusu çok önemlidir. Bu kaliteyi yakalamada en önemli etken hammaddenin özelliğidir. Sanayiye yönelik hammadde iyileştirmeleri

207 için; tohumculuğu teşvik etme, kaliteli ürüne prim verme, ürün standardını uygulamaya koyma gibi konularda önlemler alınabilir. Bu hususlarda başarılı olabilmek için çiftçilerin bilinçlendirilmeleri, bunun için de eğitim-yayım faaliyetlerine ağırlık verilmesi ve birlikler, kooperatifler oluşturmaları noktasında teşvik edilmeleri gerekmektedir. 4.9.2. Tarımsal Sanayi İşletmelerinin Ülkemizde ve Şanlıurfa İlindeki Genel Durumu Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 2000 yılında yapmış olduğu envanter kayıtlarına göre gıda maddeleri üreticisi firmaların sayısı 27543 adettir. Türkiye genelinde firmalar içinde en fazla ağırlığı olan alt sektör %65,44 ile un ve unlu mamuller sektörüdür. Bunu %11,42 ile meyve sebze işleme ve %11,06 ile süt ve süt ürünleri sektörü takip etmektedir. Tablo:132 Gıda İşletmelerinin TRC Şanlıurfa İlinde ve Türkiye Genelinde Sektörlere Göre Dağılımı Et Ürünleri Süt ve Süt Ürünleri Meyve Sebze İşleme Su Ürünleri Un ve Unlu Ürünler Bitkisel Yağ ve Margarin Şekerli Ürünler Tasnif Dışı Ürünler Alkollü İçecekler Meşrubat TOPLAM TRCŞ İçindeki Oranı (%) İlçeler Merkez - - - - 4-3 39-2 48 73 Akçakale - - - - - - - - - - 0 - Ceylanpınar - 1 - - - - - 1 - - 2 3 Harran - - - - - - - - - - 0 - TRCŞ I 1 4 3 40 2 50 76 Birecik - - - - - - - 9 - - 9 14 Bozova - - - 1 - - - 1 - - 2 3 Halfeti - - - - - - - 1 - - 1 2 Suruç - - - - - - - 3 - - 3 5 TRCŞ II 1 14 15 23 Hilvan - - - - - - - 1 - - 1 2 Siverek - - - - - - - - - - 0 - Viranşehir - - - - - - - - - - 0 - TRCŞ III 1 1 2 TRC Şanlıurfa 0 1 0 1 4 0 3 55 0 2 66 100 TÜRKİYE 295 3046 3145 55 18024 936 868 1025 64 85 27543 0 Oran (%) - 0,0-1,8 0,0-0,3 5,4-2,4 0,2 0 Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,www.zmo.org.tr/etkinlikler/6tk05/049azizeksi.pdf Türkiye deki Tasnif dışı ürünlerin %5,37 si, meşrubat sektörünün %2,35 i, su ürünleri sektörünün %1,81 i TRC21 Şanlıurfa İlinde bulunmaktadır. Tarımsal gıda sanayi işletmelerinin TRC21 Şanlıurfa İlindeki dağılımını değerlendirmek gerekirse; firmalar içinde en fazla ağırlığı olan alt sektör, %83,3 ile tasnif dışı ürünlerdir. Bunu %6,06 ile un ve unlu ürünler, %4,54 ile şekerli ürünler sektörü takip etmektedir. Alt bölgeler içinde işletme sayısı açısından TRC1 alt bölgesi % 75,76 lik ortalamayla ilk sırada yer almaktadır. Bunu % 22,73 ile TRC II ve % 1,52 ile TRC III alt bölgesi takip etmektedir. Şanlıurfa İlinde Merkez, Birecik ve Suruç gıda işletmelerinin en fazla bulunduğu ilçelerdir. Gıda firmalarının toplamının % 72,73 ü Merkez de, % 13,64 u Birecik te, % 4,55 i de Suruç da yer almaktadır. Şanlıurfa da Alt sektördeki firmaların, ilçelere göre dağılımı ise şu şekildedir: Süt ve

208 ürünleri üreticisi firmaların % 100 ü Ceylanpınar da, su ürünleri üreticisi firmaların % 100 ü Bozova da, un ve ürünleri üreticisi firmaların %100 ü Merkez de, şekerli ürünler üreticisi firmaların % 100 ü Merkez de, diğer gıda üreticisi firmaların % 70,9 u Merkez de,meşrubat üreticisi firmaların % 100 ü Merkez de faaliyette bulunmaktadır. Buraya kadar yapılan değerlendirmelerde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından 2000 yılında yapılmış olan envanter çalışması esas alınmıştır. Elde edilen bilgiler tarımsal gıda sanayisi ağırlıklıdır ve güncel veriler değildir. Günümüzdeki durumun göz önüne koyulabilmesi ve alt sektörler hakkında daha fazla fikir sahibi olabilmek gayesiyle, TRC21 Şanlıurfa İline ait mevcut tarımsal sanayi işletmelerinin 2005 yılında alt sektörlere göre ayrıntılı sayısal dağılımları ve kapasiteleri Tablo133, 134 ve 135 de verilmiştir. Konu istatistiki envanter olunca ve kayıt dışı ekonomi de göz önüne alındığında, doğru ve eksiksiz veri elde etmenin zorluğunu göz ardı etmemek gerekmektedir. Bununla birlikte, kayda geçen bilgiler ışığında tarımsal sanayi sektörü hakkında bilgi sahibi olmak, fikir yürütmek ve değerlendirmeler yapmak mümkündür. Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 2000 envanter rakamlarıyla karşılaştırıldığında, TRC21 Şanlıurfa İlinde gıda sanayi işletmesi sayısının 66 dan 2005 yılında 113 e çıktığı görülmektedir. Alt bölge sıralamasında ise yine 2000 yılında olduğu gibi TRC1 alt bölgesi 90 işletme ile birinci sırayı alırken,trcii ve TRCIII şeklinde sıralamanın bulunduğunu görüyoruz (Tablo133). Tablo:133 TRC21 Şanlıurfa İli 2005 Yılı Tarımsal Gıda Sanayi İşletmeleri TRC21 I TRC21 II TRC21 III TRC21 Şanlıurfa Adet Kapasite(ton) Adet Kapasite(ton) Adet Kapasite(ton) Adet Kapasite(ton) 2 560 - - - - 2 560 2 7.270 1 628-3 7.898 - - - - - - - - 6 270.000 2 48.000 - - 8 318.000 - - 1 25 - - 1 25 5 156.950 - - - - 5 156.950 3 2.884 - - - - 3 2.884 5 7.242 - - - - 5 7242 - - - - - - - - - - - - - - - - 1 600 - - 1 714 2 1.314 - - - - 1 48.000 1 48.000 2 1.892 - - - - 2 1.892 - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - 1 120 - - 1 120 5 1.120 - - 1 146 6 1.266 2 70 - - - - 2 70 56 55.441 16 18.619 - - 72 74.060 - - - - - - - - 90 20 3 113-79,6 17,7 2,7 100 - Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü

209 Tekstil ve konfeksiyon sektörü ülkemiz sanayisinin lokomotifi konumundadır. İhracatın %34 ü ve istihdamın %25 i bu sektör tarafından karşılanmaktadır. TRC Şanlıurfa İli genelinde gıda sektörü haricinde, tekstil sektörünün hemen hemen tamamına ait (çırçır, iplik, dokuma, örgü v.s.) irili ufaklı birçok işletmenin yer aldığı dikkati çekmektedir. 2005 yılı itibarıyla, alt bölge bazında, tekstil sanayisi açısından TRC21 I alt bölgesinin 139 işletme sayısı ile ilk sırada yer aldığı görülmektedir. İşletmelerin çeşitliliği açısından da bu alt bölge önde gelmektedir. Bunu 8 işletme ile TRC21 III alt bölgesi ve 3 işletme ile TRC21 II alt bölgesi takip etmektedir (Tablo: 136) Tablo : 134 TRC Şanlıurfa İli 2005 Yılı Tekstil Sanayi İşletmeleri TRC21 I TRC21 II TRC21 III TRC21 Şanlıurfa Konu Adet Kapasite Adet Kapasite Adet Kapasite Adet Kapasite Çırçırve Prese Fabrikaları (ton/yıl) 110 619.732 3 10.944 8 52.644 121 683.320 İplik Fabrikaları (ton/yıl) 18 19.890 - - - - 18 19.890 Dokuma Fabrikaları (ton/yıl) 1 209 - - - - 1 209 Örgü Kumaş Fabrikaları (ton/yıl) 2 85 0-0 - 2 85 Boya-Kasar Fabrikaları (ton/yıl) 2 2.010 - - - - 2 2.010 Konfeksiyon ve EvTekstili (adet/yıl) 6 4.548.384 - - - - 6 4.548.384 Hidrofil Pamuk Fabrikası (ton/yıl) - - - - - - - - Toplam 139-3 - 8-150 - Alt Bölge Oranı (%) 92,7 0 2 0 5,3 0 100 - Kaynak:www.sutso.org.tr/sutso.asp?maxid=17(Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret Odası Bölgede ayrıca gıda ve tekstil sanayisi haricinde tarıma dayalı sanayi işletmeleri de mevcuttur (Tablo1377). TRC Şanlıurfa İlinde bu ve benzeri 131 adet işletme mevcuttur. Bu işletmeler de genel olarak % 87 lik bir oranla TRC1 alt bölgesinde yoğunlaşmışlardır. Bu alt bölgeyi % 8,4 oranıyla TRCIII ve % 4,6 oranıyla TRCII alt bölgesi izlemektedir. Bu grup işletmeler içinde yoğun olarak hayvansal hammadde işleyen müesseseler ön plana çıkmaktadır. Tablo:135 TRC Şanlıurfa İli 2005 Yılı Diğer Tarımsal Sanayi İşletmeleri Konu TRC21 I TRC21 II TRC21 III TRC21 Şanlıurfa DİĞER Adet Kapasite Adet Kapasite Adet Kapasite Adet Kapasite Mezbaha (BB) 4 105.584,60 3 6.975,20 3 5.142,30 10 117.702,10 Tavuk Kesimhanesi (adet/yıl) - - - - - - - - Deri ve Bağırsak İşletmesi - - - - - - - - Kağıt Fabrikası (ton/yıl) - - - - - - - 0 Çırçır ve PreseFabrikaları 110 619.732,00 3 10.944,00 8 52.644,00 121 683.320,00 Gıda Katkı Maddeleri İşlet. - - - - - - - - Prina Odun (ton/yıl) - - - - - - - - Sabun (ton/yıl) - - - - - - - - Toplam 114-6 - 11-131 - Alt Bölge Oranı (%) 87-4,6-8,4-100 - Kaynak:www.sutso.org.tr/sutso.asp?maxid=17(Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret Odası) 4.10. Tarımsal Örgütlenme Günümüzde tarımsal piyasalarda güç sahibi olmak, üretimin çokluğuyla değil, ona dayanan örgütlerle sağlanabilmektedir. Üreticilerin, ürettikleri ürünlere hak ettikleri değeri elde edebilmeleri için, tarımı görüp gözeten, bir merkezden tutarlı stratejiler üreten ve bunu uygulama gücüne sahip

210 bölgesel bir yapı etrafında organize olmaları gereklidir. Dağınık bir yapıda farklı stratejiler izleyerek bireysel yapılan üretim faaliyetleri sorunların çözümünde yetersiz kalmakta, oysa planlı ve organize örgüt gücünden faydalanarak bireysel olarak çözülemeyen sorunlar kolaylıkla aşılabilmektedir. Örgütlenme, üreticilerin birlikten doğan güçten faydalanarak planlı ve organize hareket etme talebinin bir ürünüdür. Dolayısıyla, tarımda örgütlenmenin güçlenebilmesi, üreticilerin bu faaliyetin faydaları hakkında gerekli birikimi edinmeleri ile mümkündür. Örgütlenme; benzer sorunlara sahip bireylerin sorunlarını çözmek için bir araya gelmeleri olarak ifade edilebilir. Örgütlenme sonucu hem bireylerin sorunları çözüme kavuşmakta, hem de bir baskı ve güç grubu oluştuğundan bireylerle ilgili uygulanacak politikalara yön verilebilmektedir. Örgütlenme; benzer sorunlara sahip bireylerin sorunlarını çözmek için bir araya gelmeleridir. Örgütlenme sonucu hem bireylerin sorunları çözüme kavuşmakta, hem de oluşan baskı grubu ile bireylerle ilgili uygulanabilecek politikalara yön verilebilmektedir. Ülkemiz tarımında kamusal ve kamu dışı (sivil toplum) örgütlenme türlerine rastlanmaktadır. Bazı üretici örgütleri (tarımsal kalkınma kooperatifleri ve damızlık sığır yetiştiricileri birlikleri vb) bireylerin kendi çaba ve istekleriyle kurulmakla birlikte, bu örgütlerin de yönetimlerine devletin bazen dolaylı, bazen ise denetleme yoluyla müdahale ettiği görülmektedir. Ayrıca, devletin yönetimlerini siyasi iktidarlar kanalıyla doğrudan ya da dolaylı kontrol ettiği tarımsal kooperatifler (tarım kredi, tarım satış kooperatifleri vb) ve İçişleri Bakanlığına bağlı mahalli idare birlikleri mevcuttur. Tarımdaki üretici örgütlerinin bir kısmı Tarım Bakanlığı bünyesinde ya da ona bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Bakanlığın yurt çapında il ve ilçelerde teşkilatlanması örgütlerin kuruluşunu ve yayılışını kolaylaştırmaktadır. Türkiye ve TRC21 Şanlıurfa İlinde Tarımında Örgütlenme Ülkemiz tarımının örgütlenme yapısı, TRC21 Şanlıurfa İlindeki örgütlenme hakkında da bilgi sahibi olmamıza yardımcı olacaktır. Bu başlık altında genelde ülkemiz tarımında, özelde ise TRC21 Şanlıurfa İlinde mevcut tarımsal örgütlenmenin bugünkü durumu hakkında bilgi verilecektir. Ülkemiz tarımında yer alan kamu ve kamu dışı örgütler bünyesinde, kamusal hizmetleri yerine getiren örgütler, teknik elemanların üye oldukları meslek örgütleri ve üreticilerin meslek ve ekonomik örgütleri olmak üzere çok değişik tarımsal örgütler bulunmaktadır.

211 Ancak ülkemizde çok sayıda tarım ve üretici örgütü bulunmasına rağmen tarımda örgütlenme henüz yeterli seviyede değildir. Özellikle mali sorunlar, örgütlenme bilincinin tam olarak yerleşmemesi ve tarım kesiminde eğitim düzeyinin düşük oluşu, örgütlerin gelişimini engellemekte ve onları bir anlamda kamuya bağımlı kılmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerdeki özerk ve bağımsız üretici örgütleri tarım politikalarının oluşumunda etkili olmaktadırlar. Örgütler daha da ileri giderek yatay bütünleşmelerini tamamlamışlar, bir çok ülkede federasyon ve konfederasyon (bölge ve merkez birlikleri) şeklinde üst örgütlerini oluşturmuşlar, dikey bütünleşme yoluyla da faaliyetlerini çeşitlendirerek ekonomik açıdan güçlenmişlerdir. Ülkemiz tarımında küçük işletmeler hakim durumda olduğundan, henüz tam olarak pazara dönük üretime geçilememiştir. Öte yandan, tarımda sayıları az da olsa, büyük üreticiler de bulunmaktadır. Tarım kesiminde faktörlerin tümünü dikkate alan bir örgütlenmeye ihtiyaç olmasına karşılık, üreticilere genelde tek tip ve esnek olmayan bir örgütlenme modeli dayatılmaya çalışılmaktadır. Oysa gelişmiş ülkelerdeki örgütlenme modelleri üzerinde uzun zaman çalışılmakta ve tarım kesimi için en uygun örgütlerin kurulmasına çaba sarf edilmektedir. Bu ülkelerde devlet, örgütlere sadece yol gösterici ve destekleyici yönde yardımda bulunmaktadır. Üretici örgütleri kırsal toplumun yaşam düzeylerini iyileştirmede, kıt kaynaklara sahip olan üreticilerin gelirlerini artırmada ve tarımsal gelişmeyi sağlamada önemli araçlardan biri olup, bütün dünyada etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Çiftçilerin kırsal kesimde dağınık yaşamaları, alıcı ve satıcılar karşısında güçsüz olmaları, ekonomik ve mesleki çıkarlarını korumak amacıyla, üreticileri meslek odaları, kooperatifler, sendikalar, dernekler gibi farklı amaçlı örgütler kurmaya itmiştir. Ülkemiz tarımında kamusal hizmetleri yerine getiren örgütler, teknik elemanların üye oldukları meslek örgütleri ve üreticilerin meslek ve ekonomik örgütleri olmak üzere çok değişik tarımsal örgütler bulunmaktadır.

212 Şekil 1. TRC21 Şanlıurfa İlinde Tarımsal Örgütlenme Tarımsal Örgütlenme Tarımda Kamusal Örgütlenme Tarımda Kamu Dışı Örgütlenme Tarımda Ekonomik ve soyal amaçlı Örgütlenme Tarımda Meslek Örgütleri Diğer Özel Örgütler Tarımda ekonomik Ö Tarımda Sosyal amaçlı Örgütlenme Odalar Danışmanlık ve Mühendislik Bankalar (Şekerbank Tarım Kooperatifi Vakıflar Ziraat Mühendisleri Ziraat Odaları Tarım Kredi Tema Veteriner Hekimleri Odası Tarımsal kalkınma Hayvancılığı Geliştirme Vakfı Dernekler Su Ürünleri Su Ürünleri Vakfı Konu Çevre Koruma Derneği Türkiye Ziraatçiler Derneği Sulama Tarım Satış Köylere Hizmet Götürme Birliği Türkiye Ormancılar Derneği Ekolojik tarım derneği Birlikler Tarımsal Üretici Birlikleri Sulama Birlikleri Kooperatif Bölge Birlikleri İhracatçı Birlikleri

213 4.10.1. Tarımda Kamusal Örgütlenme Ülkemiz tarım kesiminde kamusal hizmetleri yerine getiren, tarımla ilgili kamu hizmetlerinin yönetiminde görev alan birçok kamu kuruluşu mevcuttur. Bunların arasında çeşitli kurullar, bakanlıklar, müsteşarlıklar sayılabilir. Kamu sektöründe tarımla ilgili önemli kararların alınması ve yürütülmesinde kurulların rolünün oldukça fazla olduğu görülmektedir. Tarım politikalarının oluşturulmasıyla ilgili kararların alınmasına ilişkin süreçte yer alan geleneksel kamu örgütleri ve kurullar ülke geneli ve dolayısıyla TRC21 Şanlıurfa İli için üstlendikleri görevler itibarıyla şöyle listelenebilir; Desteklenecek ürünlerin seçimi ve fiyatların saptanması, tarımın finansmanını sağlanması, kredi borçlarının ertelenmesi v.b. konularda Bakanlar Kurulu, Desteklenecek ürünlerin ve fiyatların tespiti, hayvancılığı destekleyici önlemlerin Bakanlar Kuruluna önerilmesi, Tarım Satış Kooperatiflerine destekleme alım yetkisinin verilmesi v.b. konularda Yüksek Planlama Kurulu, Para ve krediler konularında öneriler geliştirmek, girdi ve kredi sübvansiyonlarını kararlaştırmak, ihracat teşvik primlerini belirlemek ve Bakanlar Kuruluna sunmak v.b. konularda Para, Kredi ve Koordinasyon Kurulu, Tarım politikalarının hazırlanması ve uygulanmasına katkı, tarımsal yatırımlar, tarımı koruma ve geliştirmeye yönelik öneriler, araştırma, yayım, kırsal kalkınma, küçük ölçekli sulamalar v.b. konularda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Tarım Satış Kooperatiflerinin bazı işlevlerinin düzenlenmesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile ilgili faaliyetlerde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Büyük sulama işlerinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Tarıma yönelik yardımlar yapmak, tarım ürünleri iç ve dış ticaretini düzenlemeye yönelik önlemler almak için Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Tarımsal müdahale alımları yapan KİT lere çeşitli krediler kullandırmak için Merkez Bankası, Tarımsal müdahale alımı yapan KİT lere, Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kaynaklarını kullandırmak için " T.C. Ziraat Bankası",

214 Ayrıca, kurumsal düzenlemeleri organize etmek, uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülükleri yerine getirebilmek, tarım politikalarını tek elden ve etkin bir şekilde yürütmek gibi faaliyetleri yerine getirmek gayesiyle Tütün ve Tütün Mamullerini ve Alkollü İçkiler Piyasasını Düzenleme Kurulu, Şeker Kurulu ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerini Yeniden Yapılandırma Kurulu. Tarım kesimindeki çiftçilere ve ailelerine tarımsal yayım hizmeti sunan, tarımla ilgili her türlü devlet hizmetini gerçekleştiren (tarım politikalarının hazırlanması ve uygulanması katkı, tarımı korumaya ve geliştirmeye yönelik öneriler, araştırma ve kırsal kalkınma) ve üretici örgütleri ile ilgili faaliyetlerin birçoğunu bünyesinde barındıran Tarım ve Köyişleri Bakanlığıdır. Bakanlık; bakan ve bakana bağlı müşavirler ile müşavirlikler, müsteşar ve müsteşar yardımcıları başta olmak üzere Ana Hizmet Birimleri (TÜGEM, TEDGEM, TAGEM, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlükleri, Dış İlişkiler ve AT Koordinasyon Daire Başkanlığı) ve diğer birimlerden oluşmaktadır. 4.10.2. Tarımda Özel Örgütlenme Kamu dışı örgütlenme; meslek örgütleri, dernekler, odalar, vakıflar ve diğer özel kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Meslek örgütleri; aynı mesleğe sahip bireylerin, mesleki hak ve görevleriyle ilgili her türlü faaliyetlerini yürüten, gerektiğinde ve toplumu ilgilendiren olaylarda hükümetin politika ve uygulamalarına hem meslek örgütü olarak hem de toplumsal çıkarları koruyarak müdahalede bulunan örgütlerdir. Buradan hareketle tarımda özel örgütlenmeyi de iki ana başlık altında incelemek doğru olacaktır. Bu iki başlığı Meslek Örgütleri ve Ekonomik ve Sosyal Amaçlı Örgütler şeklinde sıralamak mümkündür. 4.10.2.1. Tarımda Meslek Örgütleri (Odalar ve Dernekler) Mühendis ve Mimar Odaları Türkiye de tarımla ilgili başlıca meslek odaları; Türkiye Mimar ve Mühendis Odalarına bağlı Ziraat Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Gıda Mühendisleri Odası ve Orman Mühendisleri Odasıdır. Meslek örgütü olarak nitelendirilen başlıca birlikler ise; Veteriner Hekimler Birliği, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliğidir. Dernekler Tarım kesiminde meslek örgütleri olarak faaliyette bulunan başlıca dernekler; Önder Çiftçi Danışmanlık Dernekleri, Türkiye Ziraatçılar Derneği, Türkiye Ormancılar Derneğidir. Bunların içinde Önder Çiftçi Danışmanlık Derneklerine kısaca değinilecektir. Önder Çiftçi Projesi çerçevesinde

215 kurulan Çiftçi Danışmanlık Dernekleri çiftçilerin kendi inisiyatifi ile kurdukları ve amacı üyelerine istihdam ettikleri tarım danışmanı vasıtasıyla tarımsal danışmanlık hizmetleri vermek olan örgütlerdir. Halen Türkiye genelinde 1986 yılında pilot bölge olarak uygulamaya geçirilen Tekirdağ da 4, Şanlıurfa, Polatlı, Silivri, Bafra, Ceylanpınar, Osmaniye ve Yüreğir de birer adet olmak üzere toplam 11 adet önder çiftçi danışmanlık derneği bulunmaktadır. Bu derneklerin gelirlerinin %50 si Türkiye Ziraat Odaları Birliği aracılığı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığından, %50 si ise üye çiftçiler tarafından karşılanmaktadır. TRC21 Şanlıurfa İli tarımındaki meslek örgütlerine ait bilgiler Tablo 138 de verilmiştir. Tablo: 136 TRC21 Şanlıurfa İli Tarımda Mesleki Örgütlenme Durumu ODALAR Ziraat Mühendisleri Od. Ziraat Odaları Veteriner Hekimler Od. DERNEKLER Agrogap Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği Önder Çiftçi Derneği TKD Önder Çiftçi Derneği Şİre Pazarı Derneği Bulgur Un Mercimek Sanayi Derneği Tablo ya göre; TRC21 Şanlıurfa İlinde 1 tane Ziraat Mühendisleri Odası, 11 tane Ziraat Odası ve 1 tane Veteriner Hekimleri Odası bulunmaktadır. Diğer bütün odalardan 1 er adet bulunmaktadır.alt bölgeler arasında odaların dağılımı açısından önemli bir fark görülmemektedir. Yine çeşitli tarımsal konularda faaliyetini sürdüren toplam 25 adet dernek kurulmuştur. TRC21 Şanlıurfa İlinde 3 farklı çiftçi derneği vardır. Bunlar; Agro Gap Önder Çiftçi Derneği (81 üye), TKD Önder Çiftçi Derneği (43 üye) ve Önder Çiftçi Derneği (20 üye) sayısına sahiptir. 4.10.2.2. Diğer Özel Örgütler Tarım kesimindeki diğer özel kuruluşlardır. Bunlar arasında bankalar (Şekerbank gibi), danışmanlık ve mühendislik şirketleri ilk akla gelen kuruluşlardır. TRC21 Şanlıurfa İlinde tespit edilen bu ve benzeri herhangi bir müessese yoktur.

216 4.10.3. Tarımda Ekonomik ve Sosyal Örgütlenme 4.10.3.1. Tarımda Ekonomik Örgütlenme 4.10.3.1.1 Tarım Kooperatifleri Ülkemizde kooperatifleri tarım ve tarım dışı kooperatifler şeklinde iki grup altında inceleyebiliriz. Tarım kooperatifleri gerek konuları, gerek amaç ve ilkeleri, gerekse sosyal ve ekonomik işlevleri yönünden tarım dışı kooperatiflerden ayrılmaktadırlar. Genelde ortaklara götürülen hizmetlere (satış, kredi, üretim v.s.) göre kooperatiflere isim verilir. Ülkemizde ekonomik ve sosyal yapının bir gereği olarak en fazla gelişen kooperatifler; tarımsal kalkınma, tarım kredi, tarım satış, ve sulama kooperatifleri olmuştur. Türkiye de ve TRC21 Şanlıurfa İlinde bulunan tarım kooperatiflerinin sayıları ve ortak sayıları gibi bilgiler toplu olarak tablo 139 ve 140 da verilmiştir. Tablolarda görüldüğü gibi değişik konularda çalışan 173 adet tarımsal amaçlı kooperatif ve bu kooperatiflerin 40.320 yakın üyesi bulunmaktadır. Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 81 adettir. Tablo: 137 Türkiye ve TRC21 Şanlıurfa İlinde Bulunan Tarım Kooperatiflerinin Çeşitleri ve Sayıları Tarımsal Tarım Kredi Koop. Kalkınma Koop Su Ürünleri Sulama Sulama Birlik. Tarım Satış TOPLAM TRC21 59 81 2 7 21 3 173 TÜRKİYE 2127 2.937 413 2157 31 331 7996 (%) oranı 3 3 0 0 68 1 2 Not: TRC21 Şanlıurfa İlinde Tütün bulunmaması sebebiyle yukarıdaki sınıflandırmaya Tütün Tarım Satış Kooperatifleri dahil edilmemiştir.(kaynak Şanlıurfa Master Planı-2003) Kırsal alanda köy düzeyinde en geniş şekilde örgütlenmiş olan kooperatif türü tarım kredi kooperatifleridir. Ülkemizde bulunan 2.127 adet tarım kredi kooperatifinin 1.5 milyona yakın ortağı vardır. Sulama kooperatiflerinin sayısı 2.000 in üzerinde ise de, ekonomik açıdan güçlü değildirler. Ülkemizde en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alan 331 adet tarım satış kooperatifi ve birlikleri, iş hacmi açısından oldukça güçlü kooperatiflerdir. Türkiye genelindeki kooperatiflerin toplamı içinde TRC21 Şanlıurfa ilinin payı % 2 dir. Tablo:138 Türkiye ve TRC21 Şanlıurfa İlinde Tarım Kooperatiflerinin Sınıflarına Göre Ortak Sayıları Tarım Kredi Tarımsal Kalkınma Su Ürünleri Sulama Sulama Birlik. Tarım Satış TOPLAM TRC21 Ş.URFA 32.999 7.051 47 106-3 - TÜRKİYE 1.464.860 728.588 21.719 252.620 1.772.450 740.545 4.980.782 Oran (%) 2 1 0 0-0 - Not: TRC21 Şanlıurfa ilinde bulunmaması sebebiyle yukarıdaki sınıflandırmaya Tütün Tarım Satış Kooperatifleri dahil edilmemiştir. Türkiye de olduğu gibi TRC21 Şanlıurfa İlinde ön çalışmalar yapılmadan ve ekonomik bir ihtiyaç duyulmadan kurulmuş olan kooperatifler vardır. Ortak sayısı her ne kadar yarım milyon kişi

217 civarında olsa da, faal olmayan ortaklar, çiftçilerin birden fazla kooperatife ortak olmaları gibi sebeplere binaen eldeki veriler tartışmalıdır. Bu durum kooperatifçilikle ilgili bölgenin durumunu tam olarak anlamamıza engel teşkil etmektedir. 4.10.3.1.2. Birlikler Tarımsal Üretici Birlikleri Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu, FAO desteğiyle Tarımsal Üretici Birliklerine Yardım Projesi kapsamında 1999 yılından itibaren çeşitli kurum ve kuruluşların da görüşleri alınarak oluşturulmuş ve 2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Üretici birliklerinin kuruluş amacı; üretimi talebe göre planlamak, ürün kalitesini iyileştirmek, kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara geçerli norm ve standartlara uygun ürün sevk etmek ve ürünlerin ulusal ve uluslar arası ölçekte pazarlama gücünüm artırıcı tedbirler almak üzere tarım üreticilerinin ürün veya ürün grubu bazında bir araya gelerek, tüzel kişiliği haiz tarımsal üretici birliklerini kurmalarını sağlamaktır. Üretici birlikleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlıdır. Bu birlikler içinde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin faaliyetleri daha ön plana çıkmaktadır. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Avrupa Birliği ülkelerinde geçmişleri yüzyıllara dayanan örgütlenme modeli olan Damızlık Sığır Yetiştirici Birliği, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının desteği ve yetiştiricilerin emekleri ile 904 Sayılı Hayvan Islahı Kanunu kapsamında 44 ilde kurulmuştur. Teknik normlara uygun olarak faaliyetlerini sürdüren Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri, 1998 yılında Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliğini kurmuşlardır. Bugün yaklaşık 8 bin üyesi ve 112 bin baş kayıtlı dişi materyali bulunan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Avrupa Holstein Yetiştiricileri Konfederasyonu ve Uluslararası Hayvan Kayıt Komitesi (ICAR) üyesidir. Kooperatif Birlikleri Tarım, Ormancılık, Sulama, Su Ürünleri, Hayvancılık ve El Sanatları başlıklı 7 konuda dikey yapılanma ile birlik kuruluşları gerçekleştirilmektedir. Kooperatifler Kanununa göre, aynı konuda faaliyet gösteren 7 kooperatifin bir araya gelmesiyle kooperatif bölge birliği, aynı konuda faaliyet gösteren 7 kooperatif birliğinin bir araya gelmesiyle kooperatif merkez birliği kurulmaktadır. Tablo 141 de TRC 21 Şanlıurfa İlinde mevcut birliklerin durumu verilmiştir.

218 Tablo:139 TRC21 Şanlıurfa İlinde Birliklerin Durumu Birlikler Tarımsal Üretici Birlikleri Sulama Birlikleri 21 Köylere Hizmet Götürme Birliği 11 Trc21 Toplamı 32 Kooperatif Birlikleri Çikobirlik 3 Güneydoğubirlik 2 Gap Birlik Aktif Değil Su Ürünleri Koop. Birliği 2 Sulama Kooperatifleri 7 Trc21 Toplamı 14 (Kaynak Şanlıurfa Tarım Master Planı-2003) Tarımsal amaçlı kooperatif birliklerinden; Tarım Kooperatifleri, Ormancılık Kooperatifleri ve Sulama Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği seviyesinde örgütlenmiştir. Su Ürünleri ve Hayvancılık Kooperatifleri Birlikleri için Merkez Birliği kuruluş çalışmaları halen devam etmektedir. Türkiye de Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri üst örgütlenmesini 36 kooperatif birliği, ormancılık konusunda ve diğer tarımsal konularda 2 merkez birliği seviyesinde tamamlamıştır. Ancak merkez birliklerinin kuruluşu son yıllarda gerçekleştiğinden henüz fazla bir faaliyet bulunmamaktadır. Sulama Birlikleri: Sulama birlikleri 1994'den bu yana çok yaygınlaşmış ve yeni bir işletmecilik şekli olmuştur. DSİ 1994 yılına kadar inşa ettiği tüm büyük sulama tesislerini bizzat kendi kontrolünde işletmeyi benimsemiş, küçük sulama tesislerinin işletilmesi görevini ise Sulama Birlikleri ve Kooperatiflere devretmiştir. DSİ' nin 1994 yılına kadar inşa ettiği sulama tesislerinin yaklaşık 65.000 hektarını (%5) sulama birlikleri ve kooperatifler işletmeye başlamıştır. Aynı yıl 17 adet sulama birliği kurulmasına karşın, bir yıl içinde bu sayı 68'e çıkarılmıştır. DSİ 1998 yılı itibariyle, sulama tesislerinin %73 nü (1.279.039 ha'nı) yerel yönetimlere ve bu 1.279.039 ha alanın %90 ' nını ( 1.162.634 ha ' nı) kurdurduğu 250 adet sulama birliklerine devretmiştir. Türkiye'de halen sulanan tarım alanlarının 5 milyon hektar olduğu düşünülürse bu sulanan alanların yaklaşık %23' nün işletmesini sulama birlikleri yapmaktadır. Sulama birlikleri; Anayasanın 127'nci, 442 sayılı Köy kanununun 47 ve 48'nci, 1580 Sayılı Belediye Kanununun 133 ve 148'nci maddeleri ile 5442 Sayılı İl İdare Kanununun 56'cı maddesine istinaden İçişleri Bakanlığının Tip Tüzüğü ile kuruluş olup, hizmet sahaları içinde bulunan Mahalli İdarelerin onayına müteakip Bakanlar Kurulu Kararı'nın Resmi Gazetede yayınlanması ile tüzel kişilik kazanmıştır.(*) Bu mevzuat çerçevesinde, Şanlıurfa da bulunan sulama birliklerinin çiftçiye yararlı hizmet sunmaları ancak bünyelerinde yeterli donanıma sahip teknik elemanların istihdam edilmeleri ile mümkün olacaktır. Fazla verim almak maksadıyla tarlaya verilen fazla suyun zararları konusunda çiftçilerin eğitilmeleri gerekmektedir. Fazla suyla fazla verim alınır yanılgısının, çiftçi tarafından

219 anlaşılması ise oluşacak çoraklaşmayla anlaşılacaktır. Geriye dönüşü çok pahalı yatırımları gerektiren çoraklaşma sorununa engel olmak için sulama birliklerinin çiftçilere gerekli eğitimleri vermeleri gerekmektedir. Şanlıurfa da sulama birlikleri ve kullandım alanları Ek: 5 de verilmiştir. 4.10.3.2. Tarımda Sosyal Amaçlı Örgütlenme Tarımda sosyal amaçlı örgütlenme iki ana başlık altında incelenmiştir. Bunlar vakıflar ve mahalli idare birlikleridir. 4.10.3.2.1. Vakıflar Tarım kesiminde, Türkiye Kalkınma Vakfı, Türkiye Erozyonla Mücadele ve Ağaçlandırma Vakfı, Hayvancılığı Geliştirme Vakfı, Türkiye Ziraatçılar Vakfı gibi birçok vakıf faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bunlar içerisinde en çok bilineni, Vakıflar Genel Müdürlüğü denetiminde çalışan Türkiye Kalkınma Vakfıdır. TKV gönüllü bir kalkınma kuruluşu olup kırsal kesimde yaşayan yoksulların hayat düzeylerini yükseltmek ve dolayısıyla tarımsal kalkınmaya katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur. Yine adı en çok duyulan vakıflar arasında olan TEMA Vakfının amaçları arasında ülkemizdeki doğal varlıkların ve çevre sağlığının korunması, erozyonla mücadele, toprak örtüsü ve toprağın korunması ve ağaçlandırmanın önemi hakkında kamuoyunu eğitmek ve bilinçlendirmek, biyoçeşitlilik, toprak, su ve doğal çevrenin korunmasına ilişkin milli politikaların oluşturulmasına yardımcı olmak, hayvancılığın temeli olan çayır meraları koruyup geliştirmek yer almaktadır. Vakfın TRC21 Şanlıurfa İlinde 1 adet Şubesi bulunmaktadır. 4.10.3.2.2. Mahalli İdare Birlikleri Ülkemizdeki mahalli idare birlikleri, kendi yönetim ve karar organları olan tüzel kişiliğe sahip kamu kuruluşları olarak nitelendirilebilir. Mahalli idare birlikleri çeşitli alanlarda değişik adlar altında kurulmaktadır. Bunlar; köylere hizmet götürme birlikleri, sulama birlikleri, tarımsal amaçlı birlikler, belediye birlikleri, bağcılık, turizm, çevre vb konularda çalışan birliklerdir. İçişleri Bakanlığına tabi olmaları itibarıyla üretici birliklerinden ayrılırlar. Ülkemizde yaklaşık 1.500 civarında mahalli idare birliği mevcuttur. Bunlar içinde köylere hizmet götürme ve sulama birlikleri tarımla ilgili en önemli birliklerdir. Tablo 141 de görüldüğü gibi TRC21 Şanlıurfa 11 adet köylere hizmet götürme birliği ve 21 adet sulama birliği mevcuttur.

220 TRC21 Şanlıurfa İlinde faaliyet gösteren sosyal amaçlı tarımsal örgütlere ait durum tablo142 de verilmiştir. Tablo: 140 TRC21 Şanlıurfa İlinde Bulunan Sosyal Amaçlı Tarımsal Örgütler Vakıflar Tema Vakfı Şanlıurfa Vakfı Mahalli İdare Birlikleri Köylere Hizmet Götürme Birlikleri Sulama Birlikleri Kaynak Şanlıurfa Tarım Master Planı-2003) TRC21 Şanlıurfa İli genelinde Hayvancılığı Geliştirme ve Su Ürünleri Vakıflarının birer tane şubesi, TEMA Vakfının ise 1 tane şubesi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra 11 adet Köylere Hizmet Götürme Birliği ve 21 adet Sulama Birliği mevcuttur. 4.11. Diğer Sektörlerle Etkileşim İnsan yaşantısının doğası gereğince yaşamın sürekliliğinde gerekli olan her şeyin eldesinde her ne kadar sektörel bazda ayrıcalık var gibi görünse de aslında tüm sektörlerin birbirleri ile ilişkileri son derece fazla olmaktadır. Tarım ise bu etkileşimin en fazla görüldüğü sektörlerin başında gelmektedir.gerek tarımın kullandığı girdilerde gerekse tarımsal ürünlerde, sanayi ile nerdeyse iç içe olan bu yapı her iki sektörün gelişim süreçlerini de birlikte etkilemektedir. Küreselleşmenin çığ gibi arttığı günümüzde bu etkileşim sınırlar ötesine geçebilmekte ve Dünyada bu konudaki tüm gelişmeler, bu sektörlerin ana yapı taşlarını çok fazla etkiler duruma gelmektedir. Genel ihracat dengesi yönünden, son yıllarda tarım sektörünün net ihracatçı konumundan ithalatçı konumuna geçtiği gözlemektedir. Bu değişimde tüketim alışkanlıklarının değişmesi ile eğitim ve gelir artışında gözlenen farklılıklar tarım ürünleri ithalatında artışları da neden olmuştur. Toplam ithalatta 1980 yılında %0.6 olan tarım ürünleri ithalatı, 2000 yılında gıda ve içecek dahil %8 e yükselmiştir. Durum böyle iken yaşanan ekonomik sorunlar ile bu sektörün artık komple ele alınması zorunlu hale gelmiştir. 4.11.1. Tarıma Dayalı Sanayiler Her üretilen madde gibi tarımsal ürünlerin de değerlendirilmesi dolaylı yada dolaysız yoldan olabilmektedir. Tarıma dayalı sanayi tüketici taleplerine yönelik olarak, öncelikle insanın yaşamı için gereksinimlerini tamamlamak ve elde edilen ürünlerden bir bölümünün değişik formlara dönüştürülmesi ile de yalnızca tüketici beğenisi altında bir tarımsal üretim zinciri değil, aynı zamanda

221 sanayi ve pazarlama sektörünün de bir halkası olarak kabul edilmektedir. Ayrıca istihdam sağlayıcı boyutuyla sosyal ve ekonomik açıdan da büyük önem taşıdığı bir gerçektir. Bu amaç doğrultusunda aklımıza öncelikle gıda sanayi gelmesine karşın,tekstil endüstrisinden mobilya sanayine hatta makine imalat sanayine kadar çok değişik sanayi sektörlerinin tarıma dayalı ürünleri kullandıkları bilinmektedir.hatta elektronik sistemlerde bile tarıma dayalı ürünlerin kullanılması, tarımın hayat için ne kadar gerekli olduğunun bir kanıtıdır. 4.11.1.1. Tarımsal Mekanizasyon İmalat Sanayi Modern tarım denince ilk önce makineli tarım akla gelmektedir. Özellikle son yıllardaki teknolojik gelişmeler tarımsal mekanizasyon araçlarının uydu teknolojileri ile kullanılır hale gelmesine yol açmıştır. Hal böyle iken genel de tarım sektörü, tarım alet ve makineleri imalat sanayi sektörünce üretilen ürünlerin pazarı durumundadır. Bu nedenle, tarım sektöründe ortaya çıkan tüm gelişmeler doğrudan bu sektöre yansımakta, tersi de tarım sektörünü etkilemektedir. İç piyasanın daralması sektörü ihracata yöneltmiştir. 1993 yılında 6,15 milyon US $ olan ihracatımız 2000 yılında 16,3 milyon US $, 2001 yılında 26 milyon US $ seviyesine ulaşmıştır. 2002 yılında bu rakam 35,8 milyon US $ olarak gerçekleşmiştir. Dış Ticaret Müsteşarlığından derlenen en son verilere göre 97 ülkeye ihracat gerçekleştiren 90 tarım makineleri İmalatçısı bulunmaktadır. Dikkat çeken bir nokta ise bu imalatçıların tarım makineleri yanında çok çeşitli makine aksam ve parçaları da ihraç etmeleridir. İkili temaslar gerçekleştirilen ve aralarında Özbekistan, Azerbaycan ve Zimbabwe nin olduğu bir çok ülkeden sektör temsilcileri tarım makinelerimizin kaliteli fakat Avrupalı benzerlerine göre 2-3 misli daha ucuz olduklarını belirtmiştir. Dikkat edeceğimiz iki nokta bu pazara İtalyan, İspanyol ve Alman meslektaşlarımızdan önce girmek ve Türk Malı imajını zedelememektir. 4.11.1.2. Gübre Sanayi Tarımsal üretimde ticari gübre ile tanışan üreticiler gübrenin nimetlerinden faydalanırken, diğer yandan bilinçsiz gübreleme sonucu üretim alanlarında geri dönüşümü zor yada olmayan koşulların oluşmasına neden olmuştur. Yapılan araştırmalar gübrelerin uygun metotlarla kullanılması halinde ürün veriminde %50-80 oranında artışlara neden olacağını göstermektedir. Ülkemizde gübre üreten ve pazarlayan 3 kamu ve 3 özel sektöre ait olmak üzere 6 adet üretici kuruluş vardır. Tarımsal üretimde diğer girdilerin gelişimi gübre kullanım oranlarını olumlu etkilemiştir. Ancak son yıllarda organik tarımın sanayide ileri giden ülkelerde tercih edilir konuma gelmesi ile

222 ülkemizde de bu konuda çalışmalara başlanması ve gübre fiyatlarının hızla yukarı çıkması ticari gübre tüketimini kısmen frenleme durumuna getirmiştir. Ancak zaten yerli sanayinin zor olarak yanıt verdiği sektörde 2000 yılında 3,1 milyon ton gübre üretilmiş ve 5,3 milyon ton gübre tüketimi olmuştur. GAP bünyesinde artan tarım alanlarında bölgede gübre tüketimi de haliyle artmıştır. Gübre sanayinin özellikle bu bölgeye yakın gübre üretim fabrikalarının fizibilite raporlarına dayanılarak kurulması hem iç hem de dış ticaretimize olumlu katkıda bulunacaktır. TRC21 Şanlıurfa İlinde yıllara göre kullanım miktarları; 1999 yılında 183.065 ton, 2000 yılında 182.143 ton, 2001 yılında 183.000 tondur. Dekara gübre tüketimi ortalama 16 kg. dır. Sulu tarım çiftçileri gübre kullanımında tavsiye edilen rakamlara ulaşmıştır. Kuru tarımda uygulanan gübre kullanımı ise çok düşük seviyededir. Son yıllarda gübre fiyatlarının artması, sübvansiyonun son beş yıl içinde sabit kalması çiftçilerin alım gücünü düşürmüştür 4.11.1.3. Tarımsal İlaç Sanayi Tarımsal üretim alanlarının büyümesi ve kontrollü koşullardan uzaklaşma bu alanlarda doğal olarak zararlı etmenlerin çoğalmasına yol açmıştır. İnsanoğlu bunun ilk çözümünü yakalayıp yok etme şeklinde bulurken, kimya sanayinin gelişimine paralel olarak tarımsal ilaçların uygulamaya girmesine neden olmuştur. Polikültür tarım ile tarımsal ilaçlara olan talep hızla artmaktadır. Ülkemizde bu konudaki sanayi 1950 yılında başlamıştır. Ülkemizde üretilen tarım ilaçlarının büyük çoğunluğu ülke içerisinde tüketilmekle birlikte, üretilen ilaçların %10-12 lik bölümü ihraç edilmektedir. Ancak ülke ihtiyacının yaklaşık %25-32 si ithalatla karşılanmaktadır. TRC21 Şanlıurfa İlinde Tarımsal üretimde ilaç kullanımı iklim koşullarına, hastalık ve zararlılara, ürün desenine, tarımsal ilaçların fiyatlarına ve çiftçinin alım gücüne bağlı olarak değişmektedir. Özellikle, ilaçların bileşimi ve etkili madde oranı ile iklim koşulları etkili olmaktadır. İlin tarımsal ilaç kullanımı 1999 yılında en yüksek düzeydedir. İlde en çok kullanılan ilaç grupları insektisit, fungusit, herbisit, akarisit ve yazlık ve kışlık yağlardır. TRC21 Şanlıurfa İlinde 38 adet ilaç bayisi olup, 2000 yılı itibariyle 180.753 kg ilaç kullanılmıştır 4.11.1.4. Yem Sanayi Hayvansal üretimde işletme maliyetinin yaklaşık %70 ini yem teşkil etmektedir. Bu nedenle hayvansal ürünlere olan talebin artış gösterdiği günümüzde, daha çok hayvansal gıda üretimi için, daha çok yem üretimi gereklidir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri artıkça beslenme içinde hayvansal gıdaların payı artmaktadır.

223 Dünya karma yem üretimi yıllar itibarıyla sürekli artış göstermektedir. Son 20 yılda üretim %63,8 oranında artmış ve 2002 yılında 606 milyon tona ulaşmıştır. Dünyada karma yem üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgeler Güney Amerika, Asya ve AB dir. Türkiye de karma yem üretiminin tarihçesi 1950 li yıllara dayanmaktadır. Yem sanayi konusunda ilk önemli girişim 26/11/1956 tarihinde iktisadi devlet teşekkülü olarak Yem Sanayi Türk A.Ş. nin kurulmasıdır. Gerçek anlamda karma yem üretimi, teknolojinin gelişerek bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ve hayvancılığın ticari bir saha olarak gelişmeye başlamasıyla üst seviyelere çıkmıştır. 1993-1995 yılları arasında kamuya ait olan 20 adet yem fabrikasının özelleştirilmesi ile devlet 35 yılı aşkın bir süredir kurulmasına ve gelişmesine katkıda bulunduğu sektörde istenilen düzeye gelindiğini düşünerek ve liberal ekonominin de bir gerçeği olarak bu sektörden çekilmiştir. Türkiye deki yem yönetmeliği AB mevzuatı ile karşılaştırıldığında genel olarak uyumlu bir tablo görülmektedir. Yem tescil ve beyanıyla, yem fabrikaları kurulması ve ruhsat işlemleri çok benzerdir. Avrupa Topluluğu tarafından onaylanmış yemler ve yem katkı maddelerinin ithalatı, üretim ve pazara arzı serbesttir. Tarım Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, uyum sürecinde çok titiz bir çalışma yürütmektedir. Bu çalışmalar özel sektör ile yakın bir iş birliği içinde sürdürülmektedir. Avrupa Topluluğu yem sektörünün gündeminde hangi konular varsa eş zamanlı olarak gündeme alınmaktadır. Ülkemizde yem hammaddeleri fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerinde olması, işletme sermayesi ve stok yetersizliği sözleşmeli hammadde üretim modelinin geliştirilememiş olması, kaliteye göre fiyat oluşumunun sağlanamaması gibi nedenlerle karma yem fiyatlarındaki artışlar, karma yem endüstrisinin de gelişmesini engellemiştir. Türkiye de yem sanayi gelişen bir sektör olmasına karşılık, ülke ihtiyaçlarının karşılanmasında yeterli duruma ulaşmış değildir. Dünya karma yem üretimi artış göstermektedir. Türkiye de karma yem sanayi, kurulu kapasitesinin altında karma yem üretimi yapmaktadır. Sektörün en önemli sorunları; hammadde temininde yaşanan güçlükler, modern teknoloji kullanımının yeterli düzeyde olmaması ve üretim maliyetlerinin yüksek olması sayılabilir. Özellikle hammaddede dışa bağımlılıktan dolayı maliyetlerin dünya fiyatlarının üzerinde olması sektörün gelişmesinin önündeki en önemli engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Hayvansal ürünlere olan talebin artış gösterdiği günümüzde daha çok hayvansal gıda üretimi için daha çok yem üretimi gerekmektedir.

224 Türkiye de ilkel silaj makineleri ile daha pahalıya silaj elde edilirken, ilkel silaj makinesi olmayan işletmeler de mevcuttur. Mera yönetiminde verimli bir organizasyon olmadığından meralar istenilen verimlilikte kullanılmadığı gibi tarım arazilerine de düzensiz hayvan salınmakta ve bitkisel üretime de zarar verilmektedir. Karma yemde kullanılan hammaddelerin üretimi ile karma yem üretim miktarları artışı ülkemiz için aynı oranda olmamıştır. Özellikle protein kaynaklı yağlı tohumlar ve küspeleri ile mısır gibi bazı enerji kaynaklı yem hammaddelerinin üretim hızı karma yem sanayi gelişim hızının çok gerisinde kalmıştır. Açığı kapatmak için ithalat kapısının aralandığı gözlenmektedir. Sektörün ihtiyacı olan ve ithali için yüksek bedel ödediğimiz soya fasulyesi, mısır, ayçiçeği vb. ürünler üzerine desteklerin artırılarak sektörün ihtiyacına yetecek düzeye getirilmesi gerekmektedir. TRC21 Şanlıurfa İlinde toplam 5 adet ruhsatlı işletme ve yem bayi bulunmakta olup, karma yem üretimi yapan 2 adet fabrika faaliyet göstermektedir. Bu yem fabrikalarında; 1998 yılında 6.398 ton, 1999 yılında 6.419 ton ve 2000 yılında 10.628 ton karma yem üretilmiştir. TRC21 Şanlıurfa İlinde ruhsatlı 130 adet yem bayisi bulunmaktadır. Yem ihtiyacı ilde bulunan yem fabrikalarından ve civar illerden temin edilmektedir. TRC21 Şanlıurfa İlinde 1 adet RAMAŞ adında yem fabrikası bulunmaktadır.(1) Tablo:141 Karma yem fabrikalarının yıllara göre sayıları ve kapasite kullanımı Fabrika sayısı Toplam Kapasite F. olmayan Fab. Kapasite Yıl adet %Değişim Miktar (bin ton/yıl) % Değişim Adet Kapasite Kullanım Oranı 1999 486 5 11.714 4 90 1.518 59 2000 519 7 12.584 7 98 1.708 61 2001 540 4 12.964 3 110 1.017 48 2002 569 6 13.590 6 147 2.614 48 2003 589 4 14.056 3 143 2.514 54 Kaynak: KKGM kayıtları (1) (Kaynak Şanlıurfa Tarım Master planı-2003/tarım İl Müdürlüğü-Kontrol Şubesi) (http://www.aeri.org.tr/bakis4-5/karma%20yem%20sanayi.pdf) 4.11.1.5. Tohumluk ve Fidan Üretim Sanayi Türkiye tohumluk üretimi, tohumculuk sektöründeki gelişmelere bağlı olarak, son 30-40 yılda artış eğilimi göstermiştir. 1963 yılında yürürlüğe giren Tohumlukların Tescil Kontrol ve Sertifikasyonu Hakkındaki Kanun çerçevesindeki çalışmalar 1980 li yıllarda hız kazanmış ve tohumlukların kayıt dönemi başlamıştır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığına kayıtlı 31 i kamu, 90 ı özel sektör statüsünde olmak üzere toplam 121 üretici kuruluş bulunmaktadır. Bunlardan 45 kuruluş bir araya gelerek Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Birliği çatısı altında birleşmiştir.

225 TRC21 Şanlıurfa İlinde 96 adet tohum bayisi mevcuttur. Tohumluk üreten kuruluşlar (Şanlıurfa Ceylanpınar-TİGEM, Agrogap Önder Çiftçilik Danışmanlık Derneği, GAP EYAM, Golden West Tohumculuktur. TRC21 Şanlıurfa İlinde tohum üretimleri alanları 2005 yılı itibariyle şöyledir; Pamuk tohumu üretim alanları Ceylanpınar Tigem 1000da,Golden West 1550 da.,özbuğday 3140da.,Deltapine 1800da,Bayer 4125 da, Buğday Tohumu Üretim alanları ise Gapeyam 255da, Agrogap Önder Çiftçilik Danışmanlık Derneği 367 da.,ceylanpınar Tigem 445037 da, Mercimek tohumu üretim alanı ise; Ceylanpınar Tigem 3920 da., Fiğ Tohumu Üretim alanı Ceylanpınar Tigem 4715 da.türkiye de 2004 yılında dağıtılan sertifikalı buğday tohumluğun %65 i ilimizden karşılanmıştır. İlde tohumculuk faaliyeti ile uğraşan 120 adet bayii, yetiştiricilik yapan 11 kişi ve kuruluş vardır. (1) Tablo:142 Bazı tarımsal Ürünlerde Tohumluk Üretimi (ton) ÜRÜNLER 1981 1986 1997 1998 1999 2000 Buğday 82521 110243 172295 163592 140952 116083 Arpa 15575 18029 20878 21126 24314 19203 Hibrit Ayçiçeği 0 3821 3927 4061 6073 2762 Hibrit Mısır 1300 7107 8310 10629 10376 11976 Pamuk (Delinte) 31747 23238 21712 20316 16857 10546 Patates 2000 26110 24686 27711 27811 37141 Sebze 162 1910 1022 1083 1134 855 Yonca 35 314 415 447 409 446 Korunga 607 402 436 410 685 621 TOPLAM (Diğerleri dahil) 139198 195835 257797 252927 235490 214783 Kaynak Şanlıurfa Tarım Master Planı-2003 Ülkemizde sertifikalı tohumluk ve fidan üretimi yapan kuruluşların yaklaşık % 80 i özel sektör kuruluşlarıdır. Yıllar itibariyle tohumluk ihracat ve ithalatında farklılıklar gözlenmektedir. 1990 yılında yaklaşık 214 bin ton tohumluğun 11 bin tonu ithal edilmiştir. 2000 yılında ise 245 bin ton tohumluğun yaklaşık 23 bin tonu ithal edilmiş olup, 9 bin ton tohumda ihraç edilmiştir. Geçici verilere göre 2001 yılında toplam meyve fidanı üretim miktarı 31 milyon dolaylarındadır. Ülkemizde üretilen meyve fidanlarının büyük kısmı yurt içinde tüketilmekte, çok az sayıda meyve fidanı ihraç edilmiştir. 2000 yılı itibariyle sadece 200 adet meyve fidanı ihraç edilmiştir. Buna rağmen son yıllarda yeni ürün çeşitleri ithalatında belirgin artışlar olmuş, 1998 yılında 1,5 milyon adet olan meyve fidanı ithalatı 2000 yılında 1,7 milyon ve 2001 yılında ise 2,7 milyona yükselmiştir. TRC21 Şanlıurfa İlinde fidan üretim yerleri; Ruhat Aktaş Fidancılık, Özel İdare Vali Akbulut Meyve Fidanlığı, Ceylanpınar Tigem

226 Tablo:143 Türkiye Fidan Üretimi (1000 adet) ÜRÜNLER 1996 1997 1998 1999 2000 Yum.Çekirdekli Meyveler 4880 5826 6089 5241 3122 Sert Çekirdekli Meyveler 4823 4892 8636 8607 6425 Sert Kabuklu Meyveler 349 358 623 1252 1289 Asma Fidan (aşılı-aşısız) 5507 4872 3976 4829 3874 Üzümsü Meyveler 451 280 242 411 438 Zeytin 1768 4110 5028 5931 4708 Narenciye 1588 2143 1099 1320 630 Çilek (fide) 726 9610 10550 27685 13811 Toplam (Diğerleri dahil) 21690 32635 38072 55776 34242 (Kaynak :TKB) 4.11.1.6. Gıda sanayi Ülkemiz hem üretilenlerdeki çeşitlilik, hem de üretilenlerle yapılan gıda ürünlerindeki çeşitlilik açısından Dünyada sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Tarımsal ürünleri işleyerek değerlendiren gıda sanayi; tarımdan aldığı hammaddeyi çeşitli hazırlama, işleme, muhafaza ve ambalajlama teknikleri ile daha dayanıklı ve tüketime hazır duruma getiren bir sanayi koludur. Sosyal, kültürel ve ekonomik değişim süreci yaşayan Türkiye de değişim gösteren tüketici tercihleri ve beslenme alışkanlıkları, uluslararası ve iç pazarlardaki rekabet koşulları, teknolojik gelişme, ürün yönetimi ve pazarlama gıda sanayinin gelişimine yön vermektedir. Gıda teknolojisinde kaydedilen gelişmelerle uluslararası piyasalarda rekabet edilebilir konuma ulaşılmıştır. Türkiye de 24 bin dolaylarında gıda işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerin %56 sını un ve unlu mamuller, %18 ini süt ve süt mamulleri, %12 sini meyve-sebze işleme, %4 ünü bitkisel yağ ve margarin, %3 ünü şekerli mamuller, %2,5 ini et mamulleri ve %4,5 ini tasnif dışı gıdalar, alkollü içecekler ve su ürünleri sanayi oluşturmaktadır. Modern teknoloji uygulayan işletme sayısı 2 bin dolaylarındadır. İç ve dış pazar taleplerinin dalgalanmalar göstermesi, hammadde arzı ve sermaye yapısındaki yetersizlikler kuruluşların kapasite kullanımını etkilemektedir. Gıda sanayinde kapasite kullanım oranı ortalama %50 olup, bu oran alt sektörlere göre değişmektedir. Son yıllarda, dünyada yaşanmakta olan ekonomik krizin etkisiyle ihracatta gözlenen gerilemeye paralel olarak, gıda sanayi üretiminde gözlenen düşüşler 2000 yılında yerini artışlara bırakmıştır. Gıda sanayi ürünleri içerisinde en büyük yeri un ve unlu mamuller almaktadır. Bu sektörde, yılda yaklaşık 10 milyon ton buğday unu ve buna bağlı olarak 10 milyon tona yakın ekmek üretimi gerçekleşmektedir.türkiye, bisküvi alt sektöründe 780 bin ton yıllık üretim kapasitesi ve 400-450 bin ton üretim düzeyi ile ihracatçı ülke konumunda bulunmaktadır. 1994 yılında 353 bin ton olan bisküvi üretimi, 2000 yılında 441 bin tona ulaşmıştır. İhracata yönelik sanayileşme stratejisi sonucunda, makarna ihracatında gözlenen canlanma ve iç talepteki artış bu sektörde önemli gelişmelere neden olmuştur. Bugün, 900 bin ton kurulu kapasitesi

227 ve 480 bin ton üretim düzeyi ile Türkiye, dünyanın en büyük makarna üreticisi ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye, bölgede süt ve süt ürünlerinde en büyük üretici ülke olarak dikkat çekmektedir. Üretim; işlenmiş içme sütü, yoğurt, beyaz peynir ve tereyağında yoğunlaşmıştır. 2000 yılı itibariyle, işlenmiş içme sütü üretimi 350 bin ton, beyaz peynir üretimi 220 bin ton ve tereyağı üretimi 130 bin ton düzeyine çıkmıştır. Ayrıca son yıllarda, süt mamulü olan dondurma üretimi ve ihracatında önemli artışlar kaydedilmiştir. Büyük gelişmeler kaydedilen meyve-sebze işleme sanayinde turşu, konserve sebze ve meyve, meyve suyu ve dondurulmuş meyve-sebze üretilmektedir. Dondurulmuş meyve ve sebze üretimi Türkiye de yeni olmasına rağmen hızla gelişen gıda sanayi ürünleri arasındadır. Konserve işleme sanayinde ağırlıklı olarak, bezelye, fasulye, bamya ve karışık sebzeler ile şeftali, kayısı ve vişne kullanılmaktadır. İşlenmiş tarım ürünleri arasında domates salçası farklı bir yere sahiptir. Türkiye de üretilen domatesin %25-30 u işlenmektedir. İşlemeye alınan toplam miktarın %80 i salça, kalan kısım ise konserve, ketçap, domates suyu gibi ürünlerde kullanılmaktadır. Üretilen toplam domates salçasının %50-60 ı ihraç edilmektedir. Bitkisel yağ üretiminde dünyanın üretici ülkeleri arasında yer alan Türkiye, zeytinyağı üretiminde dünyanın dördüncü büyük üreticisi konumundadır. Diğer önemli bitkisel yağ ürünlerinin başında ayçiçeği, soya, mısır gelmektedir. Son yıllarda fındık ve diğer bazı tarım ürünlerinden elde edilen bitkisel yağlar kullanıma sunulmaktadır. Bitkisel yağ açısından zeytinyağı hariç, ülkemizde önemli bir yağ açığı bulunmakta olup, bu açık yıllık ortalama 300-350 bin ton arasında değişen miktarlarda ithal edilerek giderilmektedir. Yağ açığını gidermek için son yıllarda ithal edilen çekirdek ve ham yağ işlenerek ihraç edilmektedir. Şekerleme ve kakao katkılı ürünler ülkemiz ihraç ürünleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda artış gösteren şeker stoklarının dengelenmesi amacıyla, şekerpancarı ve dolayısıyla şeker üretimi sınırlandırılmış ve şeker üretim miktarı iç ve dış talepler doğrultusunda belirlenmiştir. Sektörde, geleneksel üretim yöntemleriyle birlikte modern üretim teknolojisi kullanılmaktadır. Şekerli ve çikolatalı mamulleri; çiklet, şekerlemeler, lokum, helva, çikolata ve kakaolu ürünleri oluşturmaktadır. Bu sektörde üretim son 8 yıllık süreçte %59 oranında artış göstermiştir. 1993 yılında 324 bin ton olan üretim, 2000 yılında 428 bin ton dolaylarına yükselmiştir.

228 Tarıma dayalı sanayi ürünleri iç tüketimde kullanılmakla birlikte, büyük bir kısmı ihraç edilmektedir. Meyve suyu ve konsantresi yanında, ihraç edilen gıda sanayi ürünleri arasında domates salçası ve konserveler önemli rol oynamaktadır. TRC21 Şanlıurfa İlinde Devlet Planlama Teşkilatının verilerine göre Urfa sanayi ve endüstri gelişimi açısından 54. üncü sıradadır. Bu durum Şanlıurfa da sanayinin gelişmediğini gösterir. TRC21 Şanlıurfa İlinde tarıma dayalı sanayi kuruluş ise şunlardır; 1979 yılında üretime başlayan 1000 ton kirli yapağı yıkama kapasiteli yapağı ve yün yıkama fabrikası, yılda 2900 adet çeşitli tarım aletleri ve makineleri yapan fabrika, yöre üzümlerini değerlendiren Tekel Şarap Fabrikası, 1968 te üretime başlayan et kombinası, Siverek peynir ve tereyağ fabrikası, Viranşehir de peynir fabrikası, Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği, Şanlıurfa Pamuk ipliği Fabrikası, Un Fabrikaları, Çırçır fabrikaları, Küçük Sanayi olarak dokumacılık, keçe, deri işletmeciliği, seracılık. Tablo:144 Türkiye nin Bazı Tarıma Dayalı Sanayi Ürünleri İhracatı ve İthalatı (1000 ton ) Ürünler İhracat İthalat 1998 1999 2000 1998 1999 2000 Makarna 90.949 23.987 25.515 Bisküvi 118.835 69.217 74.839 1.770 1.366 1.860 Zeytinyağı 49.016 103.093 16.414 80 229 1.088 Dondurulmuş Meyve ve Sebze 66.047 103.093 16.414 8.684 7.499 7.400 Şekerleme ve Çikolata 104.943 73.546 76.489 6.116 6.843 8.991 İşlenmiş Meyve-Sebze 183.558 177.932 177.734 6.055 6.047 4.954 Meyve Suyu ve Konserve 94.582 70.716 51.858 3.696 3.021 3.317 Domates Ürünleri 169.897 171.870 171.142 2.677 431 2.591 TOPLAM Diğerleri dahil (Milyar TL) 86.828 89.081 93.546 40.195 35.052 38.923 Kaynak: DPT, DTM Türkiye geniş ürün yelpazesiyle, gıda sektöründe önemli ihracat değerleri kaydetmiştir. Üretilen domates salçasının yaklaşık %50-60 ı, dondurulmuş meyve ve sebzenin %90 ı, konservenin %70-80 i, meyve suyunun %15-20 si ihraç edilmektedir. Ayrıca, un ve unlu mamuller (makarna, bisküvi v.b.) üretiminde önemli ihraç imkanları elde edilmiştir. Uygun ekosistemi ile ülkemiz, organik tarım uygulanmasının sunduğu kuru üzüm, incir, kayısı olmak üzere üretilen yaklaşık 30 civarındaki organik ürünü ihraç edebilmektedir. 4.11.1.7. Tekstil ve Deri Sanayi Türkiye de tekstil ve konfeksiyon sanayi, 1980 li yıllarda başlayan ihracat hamlesi ile birlikte hızla büyüme ve gelişme sürecine girmiştir. Türk tekstil-konfeksiyon sanayi, dünya tekstil ihracatında %2,2 lik, konfeksiyon ihracatında %3,5 lik ve tekstil-konfeksiyon ihracatında %3 lük payı ile en büyük üretici ve ihracatçı ülkeler arasında yer almaktadır. Sektör üretiminin yaklaşık yarısı ihraç

229 edilmekte olup, genel ihracattaki payı %37 dir. Sektörde mevcut yaklaşık 40 bin firmanın % 25 i aktif ihracatçı konumundadır. İhracatımızda Avrupa Birliği Ülkeleri %65 lik payla ilk sırada yer almaktadır. Deri mamulleri sanayi; imalat sanayi üretiminde %2,3 lük ve toplam sanayi istihdamındaki %5,1 lik payı ile onuncu büyük sanayi sektörü konumundadır. Deri mamulleri ihracatı son yıllarda artış göstermekte olup, ihracatımızda ilk sırayı %40-50 payı ile deri giyim almaktadır. İhracatçı ülkeler arasında %60 lık pay ile AB ülkeleri başta gelmektedir. 4.11.2. Turizm Turizm sektörü çalışanı ve misafiriyle birlikte düşünüldüğünde, tüketici potansiyeli olarak tarım sektörüne artı değer kazandırmak gibi bir etkiye sahiptir. Bunun yanında, tarımda atıl kalan iş gücünün değerlendirilmesi açısından da önem arz eder. Ancak, turizm tesislerinin ilde yaygınlaşmasıyla gelişen bu sektöre işgücü talebi, zaman zaman tarım sektöründe işgücü temini noktasında zorluklarla karşılaşılmasına da sebep olmaktadır.trc21 Şanlıurfa İlinde 25 adet iş yerinde toplam 1526 yatak sayısı vardır. TRC21 Şanlıurfa İlinde Turizm (Bakanlık) belgeli toplam 25 adet işyeri bulunmakta olup bu işletmelerin toplam 1526 adet yatak kapasitesi mevcuttur. 4.11.3. Diğer Sanayi Kolları Tarımın sahip olduğu geniş yelpaze sonucunda ürettiği ürünler değişik sektörlere hitap edebilmektedir. Bunlar içerisinde; hayvansal ürünlerin sağlık sektöründe kulanılması, üretilen ağaç yada tarımsal artıkların mobilya sanayinde kullanılması, bitkisel orijinli öz su vb. malzemelerin boya sanayinde kullanılması, tahta, deri vb, malzemelerin makine imalat sanayinde kullanılması sayılabilir. Hatta elektronik sistemlerin kaplama materyali olarak kullanılan malzemelerin tarımsal orijinli malzemeler oluşu dikkat çekicidir. Tarımla iç içe olan diğer sektörler ise nakliye, depolama ve hasat için kullanılan makinelerin üretim ve kullanımıdır. Bu sektörde yaşanan sıkıntılar ülkemizi büyük zararlara uğratmaktadır. Ülkemizde israf kaynaklarının başında, üretimden tüketime kadar tarım ürünlerindeki kayıplardır. Bu kayıpların yaklaşık %60 ı hasat ve depolama safhasında meydana gelmektedir. Zamanında ve uygun araçlarla yapılmayan hasat işleri ve gerekli koşulları taşımayan depolama sistemleri sonucu ürünlerimizin önemli bir kısmı kaybolmaktadır. Uygun tohumluk kullanılmaması ve zirai mücadelenin gereği gibi yapılamaması sonucunda elde edilen bitkisel üretim değeri %20 oranında azalmaktadır.

230 Ayrıca arazi kullanımı ve sulama alanlarındaki israf hayvancılık sektöründeki verimsiz yapı, yeterli ve doğru girdi kullanılmaması, çok düşük düzeydeki işgücü verimliliği, gıda sektöründeki atıl kapasite kayıpları tarım sektöründeki önemli israfların başında gelmektedir. 4.12. Tarımın İl Ekonomisine Katkısı Tarımsal üretim ve gelişme mekansal olarak farklılıklar göstermektedir. İllerin coğrafi yapısı, iklim özellikleri, gelişmiş pazara yakınlığı, tarımsal üretimde modernizasyon gibi özellikleri bu farklılıkların başlıca nedenidir. 1987 yılında, Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılasında; tarım, sanayi ve turizm sektörlerinin payları sırasıyla: % 17.8, % 25.8 ve % 56.4 iken, izlenen düzenli, bir eğilim sonucu 2000 e gelindiğinde tarım sektörünün payı % 13.4 e düşmüş sanayi ve hizmet sektörlerinin payı ise % 28.4 ve % 58.2 ye yükselmiştir. TRC21 Şanlıurfa İlinde Gayri Safi Hasıla yönünden tarım getirisi önemli bir yere sahiptir. 1987-1999 döneminde Türkiye tarım sektöründe yıllık ortalama % 1,4 lük bir büyüme sağlamıştır. Türkiye ortalamasının üzerinde büyüme gösteren bölgeler arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi 1. sırada yer almaktadır. Tablo:145 Bölgeler İtibari İle Tarım Sektörü Yıllık Ortalama Büyüme Hızları (%) (1987-2000) G.Doğu Anadolu Akdeniz Doğu Anadolu Türkiye Ege Marmara Karadeniz İç Anadolu 4,0 2,3 1,4 1,4 1,3 1,1 0,7 0,2 Kaynak: DPT Tablo.:146 TRC21 Şanlıurfa İli Tarımsal Üretim Değerinin GSYİH İçindeki Payı (2000) İller GSYİH (milyon TL) Tarımsal Üretim Değeri ( milyon TL) Tarımsal Üretim Değerinin GSYİH İçindeki Payı (%) TRC21 Şanlıurfa ili 1.161.707.677 631.832.971 54 TÜRKİYE 124.583.458.276 26.750.350.595 22 Kaynak: DİE, DPT 2000 yılı verilerine göre, Şanlıurfa nın 1.161.707.677 milyon TL olan GSYİH değeri içerisinde, tarımsal üretimin değeri 631.832.971 milyon TL ile % 54 'lük bir paya sahiptir. Tablo 148 de görüldüğü gibi Şanlıurfa İlinin GSYİH içindeki tarımsal üretim değeri Ülke ortalamasının 2,4 katıdır. 4.13. İlin Ülke ekonomisindeki Yeri Şanlıurfa İlinde tarım, sanayi ve hizmet sektörleri hızlı bir gelişme içerisindedir. Tarımda; sanayi bitkileri konusunda uzmanlaşmış özellikle ilin genelinde yapılan pamuk ekimi,yeni yeni yem bitkileri ekimi ve ilde yaygınlaşmaya başlayan seracılık faaliyetleri önemli bir yer tutmaktadır.

231 Tarımın bölgesel gayri safi hasıla (BGSH) içindeki payının büyüklüğü bakımından; Güneydoğu Anadolu Bölgesi 1. sırada yer almaktadır (Tablo 149). Tablo:147 Tarım Sektörünün Bölgesel Gayri Safi Hasıla İçindeki Payı (%) G.doğu Doğu Anadolu Anadolu Karadeniz Akdeniz Ege TÜRKİYE İç Anadolu Marmara 1987 26,6 28,8 28,7 23,5 21,8 17,8 18,8 7,9 2000 28,4 26,9 21,7 20,2 16,1 13,4 12,8 5,3 DEĞİŞME +1,8-1,9-7,0-3,3-5,7-4,4-6,0-2,6 Kaynak: DPT Tarımın Bölgesel Gayri Safi Hasıla (BGSH) içindeki payı 1987 yılında % 26,6 iken 2000 yılına gelindiğinde % 1,8 büyüme oranı ile % 28,4 lik paya sahip olmuştur. % katkısı bakımından diğer bölgeler arasında da Güneydoğu Anadolu Bölgesi 1. sırada yer almıştır. Tablo:148 Tarımda Çalışan Başına Yaratılan Katma Değer (2000) (US Dolar) Bölgeler Marmara Ege Akdeniz İç Anadolu TÜRKİYE G.Doğu Anadolu Karadeniz Doğu Anadolu 2000 Yılı Dolar 2.644 2.547 2.528 2.410 2.236 2.050 1.826 1.572 Endeks (Türkiye=100) 118,2 113,9 113,1 107,8 100 91,77 81,7 70,3 Kaynak: DPT Bölgeler arasındaki farklılıkların ardında; modern girdi kullanımında, emek ve niteliğinde, ürün çeşitlenmesinde, toprak kalitesinde ve iklim koşullarındaki farklılıklar yatmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ülke tarımına katkısı bakımından 1. sırada yer almaktadır (Tablo 151). Tablo:149 Bölgelerin Ülke Tarım Sektörüne Katkı Sıralamaları (2000) (%) BÖLGELER 1987 2000 FARK BÖLGELER SIRALAMA Güneydoğu Anadolu Bölgesi 7,8 10,8 +3,0 Güneydoğu Anadolu 6 İç Anadolu Bölgesi 17,9 15,3-2,6 İç Anadolu 3 Karadeniz Bölgesi 16,1 14,7-1,4 Karadeniz 5 Akdeniz Bölgesi 15,8 17,6 +1,8 Akdeniz 2 Marmara Bölgesi 15,6 15,0-0,6 Marmara 4 Ege Bölgesi 20,3 20,0-0,3 Ege Bölgesi 1 Doğu Anadolu Bölgesi 6,6 6,6 0 Doğu Anadolu 7 TÜRKİYE 100,0 100,0 Kaynak: DPT Bu dönemde Ülke tarımına katkısı artan 2 bölgemiz sırasıyla Güneydoğu Anadolu (% 3) ve Akdeniz Bölgesidir (% 1.8). 4.14. TRC21 Şanlıurfa İli Tarımının Diğer Bölgelerle Kıyaslanması Tarım sektöründe ülke ortalaması ve üstünde değerler alan TRC21 Şanlıurfa İlinde tarım sektörü, % 42,3 istihdam oranıyla temel sektör olma özelliğini korumaktadır. Tablo:150 Kişi Başı Tarımsal Katma Değerin Bölgeler İtibari ile Dağılımı (2000 Yılı; Dolar) Bölgeler Ege Akdeniz Karadeniz İç Anadolu Türkiye G.Doğu Doğu Karadeniz Anadolu Anadolu 2000 YILI; DOLAR 566 530 521 416 415 376 373 256 ENDEKS (TÜRKİYE=100) 136,4 127,7 125,5 100,2 100 90,6 89,9 61,7 Kaynak: DPT

232 2000 yılı kişi başı tarımsal katma değerleri baz alındığında Türkiye 100 kabul edilirse TRC Güney doğu Anadolu Bölgesi 90,6 endeks değeri ile Türkiye genelinde 6. sırada yer almaktadır. Ayrıca, Tablo 152 de, kişi başı tarımsal katma değerin bölgeler itibarı ile dağılımı incelendiğinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi nin 376 $ ile, Türkiye (415 $) ortalaması altında olduğu görülmektedir. Tablo:151 TRC Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Tarımsal Üretim Değeri Açısından Diğer Bölgeler İle Kıyaslaması ( 2000) BÖLGELER Kırsal Nüfus Başına Tarımsal Üretim Değeri Tarımsal Üretim Değerinin Türkiye İçindeki (YTL) Payı (%) Güney Doğu Anadolu 883 8,14 Ege 1.341 17,26 Marmara 1.187 16,13 Karadeniz 955 15,35 Doğu Anadolu 884 9,53 Akdeniz 1.129 14,77 İç Anadolu 1.410 18,81 TÜRKİYE 1.124 100 Kaynak: DİE TRC Güneydoğu Anadolu Bölgesi kırsal nüfus başına tarımsal üretim değeri bakımından Türkiye içinde 6. sırada yer almakta olup, tarımsal üretim değeri bakımından son sırada yer almaktadır. Kırsal nüfusun üretim oranının yüksek olmasına rağmen, toplam üretim değeri içindeki payı açısından diğer sektörler içinde tarımın payı daha az gerçekleşmiştir. 4.15. Çevresel Etkiler Özellikle 1960 lardan sonra, sulama, kimyasal gübreler, ilaç ve geliştirilmiş çeşitler gibi modern girdilerin kullanımı ile tarımsal üretimde artışlar elde edilmeye başlanmıştır. Ancak, tarımsal üretimdeki bu artışlar beraberinde bazı çevre sorunları getirmiş, bunların sonucunda da üretimin sürdürülebilirliği ve tarımda kullanılan enerji etkinliğinin artırılması konuları önem kazanmıştır. TRC21 Şanlıurfa İlinde işletmelerin sahip olduğu arazi fazladır. Bu arazilerin miras yoluyla çok küçük parçalara bölündükleri için tarımsal üretimde düşüş, ekonomik girdilerde artışa neden olmuştur. Üretimin artırılması amacıyla girdi kullanımı da hızla artmakta ve böylece tarımsal enerji kullanımı da artış göstermektedir. Tarım sektörü, endüstri ve hizmet sektörlerinden sonra en fazla enerji tüketimine sahiptir. Enerji dağıtımının dengesiz ve yetersiz olması, enerji nakil hatları ve dağıtım şebekelerinin yenilenmemesi ve enerji maliyetinin çok yüksek olması enerji dağıtımında sıkıntılara sebep olmaktadır. TRC21 Şanlıurfa ilinde tarımsal üretimle geçinemez hale gelen çiftçi ailelerinin köyden kentte göç etmesi, nüfus artışı ve buna bağlı olarak artan çarpık kentleşme, gıda üretimi için gerekli fosil enerji kaynaklarının yanısıra insan, hayvan, su, rüzgar, odun, kömür, gaz, petrol ve nükleer enerji kaynaklarının üzerinde bir baskı oluşturmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan gübre, pestisit, sulama

233 ve mekanizasyon için gerekli fosil enerji kaynakları yenilenemez olup giderek tükenmektedir. Bu durumda, kaynakların sürdürülebilirliği ve tarımsal üretimde enerji kullanımında etkinliğin artırılması önem kazanmaktadır. Gübre, ilaç, su gibi girdilerin kullanımı ürün verimini artırırken, uzun dönemde yenilenemeyen kaynaklar bakımından olumsuz sonuçlar doğmasına sebep olmaktadır. Tarımda kullanılan enerji doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki formdadır. Doğrudan enerji; elektrik, odun, gaz, petrol ve bedensel enerjiyi, dolaylı enerji ise; tohum, ilaç, gübre gibi bitkisel üretimde gerek duyulan girdileri kapsamaktadır. TRC21 Şanlıurfa İlinde toprak hazırlığı, harman, hasat, nakliye ve sulama gibi faaliyetler için mekanik enerji olarak traktör ve makineler yoluyla yakıt; aydınlatma, depolama ve sulama gibi faaliyetler için ise elektrik tüketilmektedir. Sulamayla ortaya çıkan potansiyel negatif etkilerin bazıları; toprak tuzluluğu, su birikimi, yüzey ve yeraltı suyu kirliliği, bunların toksik konsantrasyonu ve biyolojik çeşitlilik kaybıdır. Tarımsal sulamanın olumsuz çevresel etkilerinden birçoğu drenajla veya sulama altyapıları ve drenaj sistemlerinin geç yapılması ile ilişkilidir. Eğer drenaj yetersizse, o zaman üretimi etkileyecek düzeylerde taban suyu seviyesi artış riski vardır ve topraklardan tuzun uzaklaşabilmesi için fırsatlar azalabilmektedir. Yarı kurak bölgelerde yüksek taban suyu seviyesi bitki kök bölgesinde tuz birikimine neden olabilir. Bu durum, verimin azalması hatta tarımsal faaliyetin bırakılmasına yol açabilir. BÖLÜM 5. PROBLEMLER KISITLAR VE POTANSİYELLERİN ANALİZİ Problemlerinin Ve Kısıtların Tespiti Aşağıdaki analizde Şanlıurfa nın tarımla ilişkili çözülmesi gereken problemleri, bu problemleri doğuran veya sürdüren nedenler ortak kategoriler altında toplanarak sıralanmış ve izleyen tablolarda sorunlar beraberinde çözüm önerileri verilmiştir. 5.1.1. Sosyo -Ekonomik Problemler Genel olarak sosyo-ekonomik problemler kapsamında, tarım arazilerinin kaybı (amaç dışı kullanılması), nüfus hareketleri, göç, tarımsal gelirin düşük olması, kalifiye işgücü yetersizliği, eğitim ve yayım eksikliği gibi konular İli ilgilendirdiği şekliyle ele alınmıştır.

234 İlde birinci sınıf tarım alanları, tarım dışı amaçlarla (yerleşim alanları ve sanayi kuruluşları lehine) el değiştirmektedir. Şehir planlamacılığının yeterli olmadığı alanlarda hızlı nüfus artışı, göç, kırsal nüfusun kente düzensiz ve kontrolsüz yerleşimi tarım alanlarının kaybını hızlandırmaktadır. Şanlıurfa son yıllarda önemli düzeyde göç almaktadır. İl nüfusundaki artışın, doğal nüfus artışından çok çevre illerden gelen göç hareketinden kaynaklandığı gözlenmektedir. Nüfus artışına paralel olarak yoğun konut talebi yüzünden sağlıksız bir yapılaşma ortaya çıkmakta, ayrıca hızlı kentleşmenin yaygın olduğu kesimlerde plânsız ve sağlıksız yapılaşma tarım alanlarına doğru yayılmakta ve verimli toprakların kaybına sebep olmaktadır. İl nüfus artış hızının yüksek olması beraberinde konut ihtiyacı ve otopark sorununu da getirmiştir. Bundan 20 yıl öncesine göre, Şanlıurfa da sokaklarda arabaların park edilmesi sonucu yayaların geçmesi son derece zor ve riskli bir durum almıştır. Ayrıca geçmişte geleceğe yönelik olarak şehir alt yapısı düşünülmediğinden şehir trafiğinin nerdeyse tamamı Abide-Balıklı göl istikametinde yoğunlaşmaktadır. Araç kullanıcıların çabuk geçiş telaşları, yaya geçişleri konusunda hassas olmamaları, karşıdan karşıya geçişler için alt ve üst geçişlerin olmaması ilin başta gelen trafik sorunlarındandır. Atatürk Barajının inşa edilmesiyle Şanlıurfa nın aldığı göç ile, şehir kültüründe çevreye saygılı, insana saygılı, kurallara uyan insanlar yerine bunun tersi bir topluluk oluşuvermiştir. Birlikteliğin olmadığı bu husus, ilde müşterek paralarla kurulabilen sanayii tesislerinin oluşumuna engel olmaktadır. Teşekkül etmeyen girişimci ruhu, ilin sosyo ekonomik yapısında derin yaralar açmaktadır. İşsizlik, asabiyet ve cinayet İlin katma değerinde büyük kayıplara neden olmaktadır. Tarımla uğraşan nüfusun eğitim düzeyinin düşük olması ve kırsal kesimde yeterince teknik eleman istihdam edilmemiş olmasından dolayı özellikle yeni teknolojilerin benimsenmesinde ve yeniliklere adaptasyonda zorluklarla karşılaşılmaktadır; ayrıca bu durum bu yönde yapılan çiftçi eğitim ve yayım faaliyetlerinin etkinliğini azaltmaktadır.

235 Sosyo-Ekonomik Problemler, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerilerinin Analizi Problemler Tarım arazilerinin kaybı (amaç dışı kullanılması) Problemin Nedenleri / Kısıtlar Tarım alanlarının sanayi ve yerleşime açılması Tarımsal işletme arazilerinin veraset yolu ile parçalanarak küçülmesi Çözüm Önerileri Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve Miras Hukukunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması ve uygulanması Bölgenin göç alması Teknolojik gelişmelere paralel olarak şehir yaşantısının özellikle gençlerde oluşturduğu cazibe ile, bu iş gücünün kırsal kesimden şehre göçmesi Kırsal yaşam standartlarının düşüklüğü; eğitim, sağlık gibi sosyal hizmetlerin yetersizliği Kırsal alanlardaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi Çiftçilere yönelik sosyal hizmet projelerinin uygulamaya konması Bölgeler arası gelir düzey farklarının giderilmesi yönünde önlemler alınması Tarımsal gelirin düşük olması Ürün fiyatlarının düşüklüğü Ürün bedelinin geç ödenmesi Sermaye yetersizliği Tarımsal işletmelerin küçük ve parçalı olması Tarım toprakları üzerindeki nüfus baskısı (küçük işletmelerden çok kişinin geçimini sağlaması) Üreticilerin organize olması (ürün bazında üretici birlikleri, kooperatifler vb.) İhtiyaçlar doğrultusunda yasal düzenlemelerin zamanında yapılması (Üretici Birlikleri Yasasına gerekli ilavelerin yapılması ve mevcut uygulamanın etkin kılınması ve desteklenmesi) Kırsal alanlarda tarım dışı yeni istihdam sahalarının oluşturulması Tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi Girdi fiyatlarının yüksekliği Girdilerin tek elden temin edilmesini sağlayacak örgütlenmenin güçlenmesi Tarımsal girdilere yönelik desteklerin güçlendirilmesi Planlamaya dayalı olmamasından dolayı yetersiz veya fazla üretim Arz-talep dengesi gözönüne alınarak üretim planlamasının yapılması ve sürekliliğinin sağlanması

236 Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Modern teknolojiden yeterince faydalanamama Çözüm Önerileri Araştırma ve eğitim kuruluşlarının faaliyet ve tespitlerinin üreticiye iletimini kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı yapılanmaya gidilmesi Modern tarım tekniklerinin uygulayıcıya benimsetilmesi Teknoloji kullanımı konusunda eğitim ve yayım çalışmalarının etkinleştirilmesi Kalifiye işgücü yetersizliği Kırsal yaşam standartlarının düşüklüğü, eğitim, sağlık gibi sosyal hizmetlerin yetersizliği nedeniyle genç nüfusun kırsal kesimden kentlere göç etmesi Tarımsal faaliyet gelirinin düşük olması ve cazibesinin olmaması, genç nüfusun şehirlerdeki hizmet ve ticari faaliyetlere kayması Tarımsal faaliyette bulunmanın, sosyal statü düşüklüğü şeklinde algılanması Eğitim ve yayım eksikliği Kırsal alanda teknik eleman istihdamının yetersizliği Tarımla uğraşan nüfusun eğitim seviyesinin düşük olması nedeniyle iletişim yetersizliği Kırsal alanlardaki muhtarların eğitim seviyelerinin düşük olması Yanlış bilgilendirme Kırsal alanlardaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi Tarımsal desteklerin belirlenecek hedeflere yönelik güçlendirilmesi Çiftçilere yönelik sosyal hizmet projelerinin uygulamaya konması Bölgeler arası gelir düzey farklarının giderilmesi yönünde önlemler alınması Eğitim yayım metotlarının çağdaş iletişim araçlarından faydalanılarak yapılması Bir program dahilinde birebir veya toplu olarak görüşme yapılması. Kırsal alandaki Muhtarların eğitim seviyelerinin yükseltilerek, bu birimde bir eğitim grubunun periyodik olarak görevlendirilmesi Üreticilerin tarımla ilgili haberleri ilgisi olmayan kişilerden yanlış olarak almaları

237 Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Hızlı nüfus arştı Eğitim ve bilgilendirme eksikliği Doğurganlık hızı Çevre illerden göç Aile planlamasına daha fazla önem verilmesi Aile bireylerinin mutlaka okutulması Aile planlamasının caydırıcı olması Olası yeniliklere ve değişmelere üreticilerin kolay adapte olmaları Nüfus fazlalığı nedeniyle oluşan sosyal güç. Bölgedeki aşiret yapısı Memurlara aracılar vasıtasıyla yapılan sosyal baskılar. Eğitim seviyesinin yükseltilmesi Sosyal baskıların kaldırılması 5.1.2. Doğal Kaynak ve Çevre Problemleri Tarım alanlarının tarım dışı amaçlarla kullanımı ülkemizin erozyon problemine benzer önemli bir diğer toprak kaybı sorunudur. Şanlıurfa da Türkiye ortalamasının üstünde seyreden nüfus artışı ve köyden kente göç neticesinde, köydeki yaşam tarzının (evlerinin bir köşesinde hayvan beslemek, tavuk beslemek ve çöplerin gelişi güzel ortalığa bırakılması gibi) şehirde yaşanması, beraberinde bazı sağlık problemlerini de getirmektedir. Buna şehir alt yapı yetersizliği de eklendiğinde bu problemler daha da artmaktadır. İlde alt yapı yetersizliği ve derelerin ıslah edilmemiş olması nedeniyle sağlık sorunları oluşmaktadır. Hayvan barınaklarının yakınında yaşayan insanlar şark çıbanı riski ile karşı karşıyadır. Kanalizasyon sularıyla sulama yapılarak yetiştirilen sebzeler insan sağlığını tehdit etmektedir. İl merkezinde yoğun trafik akışı mevcut olup araç egzozlarından çıkan gazlar, kışın temiz yakıt kullanılmaması, katı atık bertaraf tesisinin olmaması ve sanayi kuruluşlarının arıtma ve baca filtresi takma konusunda çevreyi yeterince gözetmemeleri, çevre kirlenmesini hızlandırmaktadır. Şanlıurfa alan olarak Türkiye'nin yaklaşık %2'sini kapsamakta, ancak bölgenin çayır mera varlığı Türkiye'nin mera varlığının yaklaşık % 1 ı düzeyinde kalmaktadır. Hayvancılık için önem arzeden çayır mera alanları işgal edilmiştir. Geri kalan kısmı ise verimsiz olup, ot kalitesi düşük veya hiç ot yetişmeyen alanları kapsamaktadır. İlde tarıma elverişli mera alanları gerek işgal gerekse yüksek buharlaşma ve sulama imkanının olmamsı gibi nedenlerle ıslah edilebilir nitelikte görülmemektedir. Mevcut jeotermal kaynaklar (bknz. Bölüm 3.2.1.), seraların ısıtılması, şehir merkezine

238 taşınarak evlerin ısıtılmasında kullanılması gibi faaliyetlerde yeterince değerlendirilmemektedir. Şanlıurfa orman bakımından ülke genelindeki orman varlığının % 0,5 ine sahiptir ki, bu yok denecek kadar azdır. Şehirlere egzotik bir görünüm kazandıran orman varlığı bakımından Şanlıurfa Güneydoğu illeri arasında en fakir ildir. Bunun Sonucu olarak Şanlıurfa da özellikle şehir merkezi üzerinde zaman zaman toz bulutlarını görmek mümkündür. Orman varlığının yetersiz oluşu ile erozyon tehlikesinin baş gösterdiği edinilen gözlemler arasındadır. Mera alanlarında taşlık alanların artması bunun en iyi göstergesidir Şanlıurfa Harran Ovasında gerek aşırı sulama gerekse drenaj sisteminin yetersizliği ve topoğrafik yapı nedeniyle yüksek taban suyu tehlikesi önemli boyutlara ulaşma eğilimindedir. Topoğrafik olarak düz yada çukur alanlarda, yamaç arazilerden gelen yüzey veya yüzeyaltı akımlar ve kanal sızmalarının etkisiyle yüksek taban suyu oluşmaktadır. DSİ tarafından hazırlanan ovanın drenaj raporuna göre, Akçakale nin doğusunda Büyük Hedbe-Seferköy-Yukarı deren-aşağı deren- Garparıcan-Öncül-Arıcan-İşgören ve Zinnar köyleri ile çevrili alan içerisinde topraklardaki bor derişiminin bitki gelişmesi yönünden önemli sorunlar yaratacak boyutlara ulaştığı saptanmıştır. Özellikle kış aylarında ortaya çıkan taşkınların kuzey ve kuzeydoğudan getirdiği yüzey suları değinilen alanlarda birikmekte ve su ile birlikte gelen bor tuzları buradaki topraklarda, bor konsantrasyonunu artırmaktadır. Tuzlulaşan alanlarda toprak özellikleri, iklim, taban suyu yanında, özellikle toplam tuz miktarı 10 ds/m yi geçen yer altı ve drenaj sularının kullanılması çoraklığı artıran başka bir nedendir. (Bknz. EK:5) Doğal Kaynak ve Çevre Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Tarımsal üretim alanlarının doğal afetlerden etkilenmesi Erozyon(rüzgar erozyonu) ile oluşan torak kayıpları. Aşırı sıcaklar ilde çoğu zaman kuraklık üretim kayıplarına neden olmaktadır.. Ağaçlandırma yapılarak erozyonun önlenmesi Tarım sigorta sisteminin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılması Çiftçilere alternatif geçim kaynaklarının bulunması

239 Tarımsal amaçlı kullanılabilecek arazi kaynaklarının parçalanması Hızlı nüfus artışı ile araziler miras yolu ile daha küçük parçalara ayrılmaktadır. Arazi toplulaştırmasına yönelik caydırıcı tedbirlerin alınması Doğal mera varlığının işgal edilmesi İşgal altındaki meraların köylüye satılması Kalan meraların tespit ve tahdidinin yapılarak ıslah edilmesi. Bölge ekolojisine has bitkisel ürün kaynaklarının kaybı Çevre ve kaynak (toprak, su ve hava) kirliliği Aşırı otlatma, yangın ve bilinçsiz kesim ile meyan ve geven plantasyonunda tahribat yaşanması. Yabani meyve ağaçlarının kesilerek odun olarak değerlendirilmesi Zirai ilaç ve kimyasal ambalajları ile tehlikeli atıkların çevreye bırakılması Kimyasal gübrelerin aşırı miktarda kullanılması Uygun olmayan kimyasal gübrelerin kullanılması Kum çakıl ocaklarının tahribat meydana getirmesi Toz, is, ağır metaller vb. yabancı maddelerden tarım alanlarının zarar görmesi Yabani meyve ağaçlarının aşılama yoluyla üretime kazandırılması. Doğadan toplatılan yabani bitki üretiminin özendirilmesi Pestisit atık, depolama ve imha tesislerinin kurulması Üreticilere sürdürülebilir tarım tekniklerinin kazandırılması İyi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması Toprak ve yaprak analiz hizmetinin etkinleştirilmesi Kum ve çakıl ocaklarının ilgilisi tarafından toprak dökmek suretiyle mera bitkisi veya ağaç dikimi için caydırıcı tedbirlerin alınması Tarımsal üretim alanlarının yol, baca, çöplük gibi zararlı atıkların riskinden korunmasıyla ilgili önlemlerin alınması

240 Pazarlarda ve marketlerde kullanılan naylon poşetler Biyolojik yoldan ayrışabilen taşıma materyali kullanımının teşvik edilmesi. Tarım topraklarının tuzlanması Bilinçsiz sulama Yeni sulama tekniklerine geçişin hızlandırılması Gen kaynaklarının kaybı Bilinçsiz ve aşırı toplama/insan eliyle yapılan tahribat ve doğal afetler Kültüre alınarak üretiminin yapılması. Gen kaynaklarının sertifikalandırılarak tescil edilmesi ve gen bankalarında muhafaza edilmesi İşlenebilir tarım topraklarının kaybı Tarım topraklarının amaç dışı kullanımı (Bknz. Sosyo-Ekonomik Problemler) Meralarda verim ve kalitenin düşük olması Meralarda aşırı otlatma Otlatma kapasitesinin bilinmemesi Mera amenajmanının yetersizliği Mera kanunu uygulamalarının etkinleştirilmesi 5.1.3. Tarımda Sektör ve Belirgin Alt Sektörlerin Problemleri Harran Ovası killi toprakları, alüviyal ve resüdial topraklardan oluşmaktadır. Ova toprakları genellikle kırmızımsı ve kahverengi olup, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından önemli farklılıklar göstermektedir. Ova toprakları genellikle ağır bünyeli ve geçirgenlikleri orta düzeydedir. Harran Ovasında yoğun olarak pamuk ekimi yapılmaktadır. İlkbahar son donları nedeniyle gerek geç ekim gerekse de hububat sonrasında ikici ürün olarak pamuk ekimi yapılmaktadır. Yazın çiftçilerin yoğun sulama yapmaları ile pamuğun vejetasyon süresi uzamakta ve geç hasada gelmektedir. Pamuk hasadı Ekim-Kasım aylarına hatta Aralık ayına sarkmaktadır. Havaların soğumasıyla pamuk toplama işçisi bulmak oldukça zordur. Bu mevsimde tarla ıslak olduğu için pamuk toplama makinesi de tarlada çalışamamakta ve dolayısıyla pamuk tarlada kalmaktadır. Ayrıca geç hasada gelen pamuklarda kalite kaybı söz konusu olduğundan pamuk fiyatı düşmektedir. Tarımsal faaliyetin genç nüfus için cazibeli olmaması ile bu nüfusun şehir merkezine ve diğer illere göç etmesiyle köylerde işgücü açığı meydana gelmektedir. Bu da tarımsal faaliyetleri olumsuz

241 etkilemektedir(örneğin çoban olmadığı için kimi üreticilerin koyunculuğu terk etmesi). Türkiye de olduğu gibi Şanlıurfa da da veraset yolu ile araziler parçalanmaktadır. Tarım arazilerinin küçük ve parçalı olması, kısa vadede üretimde verim düşüklüğüne ve maliyetlerin yükselmesine neden olmakta, bunun sonucu olarak uzun vadede bu arazilerin tarım alanı olmaktan çıkmasına sebep olmaktadır. İlde eğitim ve yayım faaliyetleriyle ilgili konularda maalesef çiftçilerle iletişim kopukluğu söz konusudur. Göç neticesinde kırsal alanda kalan yaşlı nüfus, eğitim faaliyetlerinin uygulanmasında önemli bir dezavantajdır. Dolaysıyla tarımsal üretimi artıracak her türlü modern tarım tekniğinin uygulayıcıya aktarılmasındaki zorlukların telafisi önem arz etmektedir. Tarım yayım faaliyeti, plan, program, koordinasyon ve gerekli modern araçlardan yoksun bulunduğundan çiftçilerin ilgisini çekmemekte ve başarıya ulaşamamaktadır. Tarımda üretici kitlesinin büyük bir çoğunluğunun teknoloji geliştirme faaliyetine sermaye temin edemeyecek seviyede dar gelirli olması, kamu ve özel sektörün teknoloji geliştirmede ağırlıklı olarak yer almasını zorunlu kılmaktadır. Tarımda yeni teknolojilerin geliştirilmesi, yatırımların yapılması ve üretimi artırmak için daha teknik ve gerçekçi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bunun temini için ise işletmelerin gerekli girdileri sağlamada yeterli sermayeye ihtiyacı vardır. Ayrıca bölgede çiftçilerin büyük bir kısmının problemi olan sermaye yetersizliği bitkisel ve hayvansal üretimi olumsuz etkilemektedir. Özellikle sermaye yetersizliği üretimde girdilerin eksik kullanımına sebep olmaktadır. Bu da üretimi ve kaliteyi direk olarak olumsuz etkilemektedir. Ayrıca geçim sıkıntıları gündeme gelmektedir.bu konuda en önemli husus, işlevlerinin kısıtlı olmasının da etkisiyle, çiftçinin örgütlenmedeki eğiliminin düşük olmasıdır. AB ye uyum ve DTÖ Tarım Anlaşması kapsamında ortaya çıkan yeni ticaret anlayışı içinde, piyasa şartlarına uygun esnek yapıda kuruluş ve organizasyonların oluşturulması büyük önem arz etmektedir. Tarımsal üretici birliklerinin oluşturulması ve geliştirilmesi kurumsal reform adımlarından biridir. Türkiye de tarım sektöründe çok çeşitli örgütler bulunmaktadır. Sektör içerisinde önemli bir büyüklüğe sahip kooperatifler, ziraat odaları ve dernekler belli çalışmaları yürütmektedirler. Ancak AB deki çiftçi örgütleri gibi, ürün grubu ve konu bazında ihtisaslaşmış üretici örgütleri bulunmamaktadır. Aynı zamanda örgütlenmedeki kurumsal eksiklikler dikkat çekmektedir. En önemli tarımsal organizasyonlar kooperatiflerdir. İlde tarımsal birliklerin tüm ilçelere homojen olarak dağılmayışı, örgütlenmedeki eksiklik, tarımsal faaliyetlerin günün gereklerine göre yapılmasını

242 olumsuz yönde etkilemektedir. Mevcut örgütler, günün koşullarına göre etkin olarak misyonlarını yerine getirmekte yetersiz kalmaktadırlar. Tarımda Sektör Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemlerin Nedenleri/Kısıtlar Çözüm Önerileri Gelir düzeyinin düşüklüğü Tarımla geçinen nüfusun fazlalığı Çiftçilik tanımın belli kriterlere dayanmaması ile işsiz bütün nüfusun çitçi olarak tanımlanması Tarımsal işletme arazilerinin veraset yolu ile parçalanarak küçülmesi Üreticilerin organize olması (ürün bazında üretici birlikleri, kooperatifler vb.) İhtiyaçlar doğrultusunda yasal düzenlemelerin zamanında yapılması (Üretici Birlikleri Yasasına gerekli ilavelerin yapılması ve mevcut uygulamanın etkin kılınarak desteklenmesi.) Modern teknolojiden yeterince faydalanamama Araştırma ve eğitim kuruluşlarının faaliyet ve tespitlerinin üreticiye iletimini kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı yapılanmaya gidilmesi Modern tarım tekniklerinin uygulayıcıya benimsetilmesi Teknoloji kullanımı konusunda eğitim ve yayım çalışmalarının etkinleştirilmesi Problemler Problemlerin Nedenleri/Kısıtlar Çözüm Önerileri Üreticilerin yeterli ve etkin örgütlenmemiş olması Birlikte çalışma alışkanlığının olmaması /güvensizlik. Yanlış bilgilendirme veya bilgisizlik nedeniyle oluşan korku (vergilendirme korkusu). Tarımın ticari faaliyet olarak düşünülmemesi. Yönlendirici mevzuat eksikliği/yetersizliği. Üreticilerin teknik hizmet almasının sağlanması Üreticilerin ambalajlama ve pazarlamayı ortaklaşa yapabileceği bir örgütlenme yapısına kavuşturulması Üretici Birlikleri modelinin hukuksal alt yapısının gözden geçirilerek işlerlik kazandırılması Yönlendirici / zorlayıcı mevzuatın oluşturulması. Örgütlenme yararlarının anlatılacağı eğitim ve yayım hizmeti. Örgütlenmiş üreticilere girdi temininde desteklemelerin, teşviklerin uygulanması.

243 Ürün fiyatlarının düşük olması Fazla üretim Girdi fiyatlarının yüksekliği Üretim planlamasının yapılması Girdilerin tek elden temin edilmesini sağlayacak örgütlenmenin güçlenmesi Tarımsal girdilere yönelik desteklerin güçlendirilmesi Harran Ovasında taban suyu seviyesinin yükselmesi Bilinçsiz ve aşırı sulama Haran Ovasının tabanının geçirimsiz tabaka olması ve sınıra yakın olması ile tahliye sularının akıtılacağı güzergahın olmaması Çiftçilerin sulama konusunda eğitilmesi Sulama suyunun kapalı boru sistemle çiftçiye verilmesi ve tüketilen sulama suyunun ölçülmesi Drenaj sisteminin kurulması 5.1.3.1. Bitkisel Üretim Etkin bir üretim planlaması ve yönlendirmesinin bulunmayışından kaynaklanan problemler Ülkemizde bazı yıllar üretim fazlası, bazı yıllarda da üretim eksikliğine neden olmaktadır. Arazilerin miras yoluyla bölünmesi üretim alanlarını küçültmekte bu da verimliliği olumsuz yönde etkilemektedir. Tarımsal üretiminin küçük ve dağınık birimlerde gerçekleşmesi nedeniyle finansman sıkıntısı içerisinde olan üreticiler yeni teknolojilerden yararlanamamaktadır. Örgütlenme bilincinin zayıf olmasından dolayı üretici birlikleri kurulamamıştır. Ürün bazında üretici birliklerinin olmayışı, üretimden pazarlamaya kadar kesintisiz bir organik bağın temini noktasında mevcut sorunların devam etmesine sebep olmaktadır. Ülkemizde kütlü pamuk üretimi 800.000 ton civarındadır. Türkiye nin pamuk işleme kapasitesinin 1.400.000 ton olduğu düşünüldüğünde pamuk ithalatı zorunlu kılınmıştır. Nitekim 2000-2001 sezonunda 500.000 ton civarında pamuk ithal edilmiştir. Pamuk, Türkiye için stratejik öneme sahip bir üründür. Tüm ihracat gelirlerimizin yaklaşık %40 nı sağlayan tekstil sanayinin ham maddesi olan pamuk aynı zamanda hazır giyim olarak ihraç edildiğinde 20 kat değer kazanan bir tarımsal üründür. Son yıllarda Türkiye de yaşanan yüksek enflasyon, sorunlu kur politikaları, fon ve kota uygulamaları pamuk üretim giderlerinde patlamalara ve pamuk üretiminde büyük sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. Oysa, 1995 yılından günümüze dek pamuk fiyatları hem dünyada hem de ülkemizde gerilemiştir.

244 Türkiye de pamuk girdi maliyetlerinde büyük artışlar yaşanırken, bilhassa rekabet edilen ülkelerin pamuk üreticilerinin yüksek oranda desteklendiği görülmektedir. Örneğin 1999 yılında Türk pamuk üreticisi 12 cent prim ile desteklenirken, Yunanistan pamuk üreticisi 39,75 cent ile desteklenmiştir. Sonuçta da Türkiye tekstil sanayi Yunan pamuğunun en büyük alıcısı haline gelmiştir. Uluslararası standartlara ve tüketici tercihlerine uygun üretim yapılmaması, rekabette zorlanmaya neden olmaktadır. Üretimde gübre ve zirai ilaçların bilinçsiz kullanımı ihracatımızı olumsuz etkilemektedir. Fidan üretimi yapan büyük kapasiteli özel sektör ya da kamu kuruluşunun olmaması önemli bir eksikliktir. İlde, son zamanlarda pamuğa yapılan desteklerin yetersiz olması, prim fiyatlarının geç açıklanması, girdi fiyatlarının (mazot gübre ilaç - işçilik) yükselmesi ve işçi temininde yaşanan güçlükler nedeniyle pamuk yerine alternatif başka bitkiler düşünülmüş, ancak ilde pamuğa dayalı sanayiden (Çırçır-prese fabrikaları) başka sanayi tesislerinin olmaması pamuğa alternatif bitkilerin yetiştirilmesini sınırlamaktadır. Ayrıca pamuğa dayalı sanayi sektörünün il ekonomisine egemen olması, gelecekte telafisi zor bazı sorunları beraberinde getirmektedir. Üreticilerin toprak tahlili yapmadan yetersiz ve hatalı gübre kullanımı, Üniversite-Araştırma Enstitüsü-Tarım İl Müdürlüğü üçgeninde, yerinde ve yeterli bilgi alışverişinin sağlanamaması neticesinde yeni çeşit ve üretim tekniklerinin çiftçiye ulaştırılamaması ya da yaygınlaştırılamaması, Sulama tekniklerindeki yanlışlık sebebiyle erozyon sorunu, Sertifikalı tohumluk kullanımının yaygın olmayışı, tohum temininde karşılaşılan güçlükler, dolayısıyla rasgele tohumluk teminiyle beraber hastalık ve zararlıların temiz alanlara bulaşması, İlde yetiştirilen bazı ürünlerde (Kırmızı Biber, kuru üzüm, Antep fıstığı v.b.) alfatoksin haberleri nedeniyle fiyat düşmesi oluşmaktadır. Halbuki Şanlıurfa da yaz aylarında havadaki oransal nem düşük, sıcaklık yüksek olduğundan bu zararlıların oluşamayacağı belirtilmişti. (bknz.bölüm 4.7.1.2.1) Tarımsal ürün tahlil laboratuarı olmadığından bu tür haberler üzerine kırmızı pul biber ve fıstık fiyatları düşmekte ve üreticiler mağdur olmaktadır. Pamuk tarımında üretim planlamasının yapılmaması ve ithalat sebebiyle bölgedeki pamuk çiftçisinin yani yerli üretimin zarar görmesi, pamukta çalışacak işçi bulma konusunda karşılaşılan sıkıntılar, üretim maliyetlerinin çok yüksek olması pamuk ziraatını tehlikeye sokmaktadır. Bölgede yerel çeşitlerin muhafaza edilememesi, ıslahı ve yaygınlaştırılması için hiçbir çalışmanın

245 yapılmaması, İlde yoğun olarak hububat ve pamuk üretimi yapılmaktadır. Bu bitkilerin fiyatlarında düşmeler olmaktadır. Bunun yerini alacak başka tarımsal faaliyetler, ürün işleme tesislerinin eksikliği nedeniyle çiftçiler tarafından benimsenmemektedir. Su kaynağı yönünden zengin olmasına rağmen ilin tüm toprakları sulanamaması. Bitkisel Üretimde Alt Sektör Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Sürdürülebilirliğin olmaması Fiyat istikrarsızlığı Örgütlenme bilincinin zayıf olması Üretim alanlarının parçalanması Pazar garantisinin sağlanamaması Bölgesel üretim planlaması yapılması Ürün bazında üretici birlikleri kurulmasına kolaylıklar sağlanması Yasal düzenlemelerle tarımsal üretim alanlarının parçalanmasının önüne geçilmesi Arazi birleştirilmesi yoluyla işletme büyüklüklerinin artırılması Yerleşik alım politikalarının geliştirilmesi (taban fiyatlar vb.) Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Üretim planlaması ile önceden fiyatların öğrenilebileceği pazar bilgi sisteminin kurulması Sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaştırılması

246 Kalıntı sorunu Kontrolsüz kimyasal kullanımı Girdi maliyetlerinin yüksekliği Tohumlukların ithalat yoluyla temini İyi Tarım Uygulamaları ile üretim için gerekli önlemlerin alınması Tarım danışmanlık sisteminin üretime entegre edilmesi Akredite analiz laboratuarlarının yaygınlaştırılması Denetim hizmetlerinin pazara çıkış noktalarında etkinleştirilmesi ve caydırıcı cezalarla güçlendirilmesi Tarımsal faaliyetlerde kullanılan girdilerin ucuza temin edilmesi Çeşit Koruma Kanunu ile ıslah çalışmalarının teşviki Karlılığın Düşmesi Alışkanlıklara bağımlılık sebebiyle modern teknolojilerin avantajını değerlendirmede yetersizlik Yeni teknolojilerin pahalı olması nedeniyle tarımsal mekanizasyon kullanımının yetersizliği Katma değeri yüksek işlenmiş ürün üretim ve pazarlama olanaklarının darlığı Yayım yoluyla üreticilere yeni teknolojilerin tanıtılması Teknoloji kullanımına özendirici destek verilmesi Tarımsal sanayi projelerinin hayata geçirilmesi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Tarımın cazibeli bir faaliyet olarak görülmemesi Tarımın riskli faaliyet olması Tarımsal ürünlerin değer fiyatının altında satılması Tarımsal faaliyetlerin öneminin bilinmemesi ve tanıtımın yapılmaması Ürün planlamasının yapılarak tarımsal ürünlere yeterince teşvik verilmesi. Pazarların ürün planlaması aşamasın tespit edilmesi Tarım ile ilgili yayım hizmetlerine ağırlık verilmesi

247 Tarımda bitki deseninin değişememesi Bazı ürünlerde ithalata bağımlılık Teknik bilgi noksanlığı Bölge iklimine uygun türlerin tespit edilememesi. Üretimde kullanılacak materyallerin pahalı olması Geleneksel bitki haricinde bölgede tarımsal sanayi kuruluşlarının yetersiz olması. Mısır, ayçiçeği gibi yağlı tohumlu bitki ekim alanlarının azalması Tarımsal konularda danışmanlık hizmetlerinin alınabileceği özel büroların devreye girmesi. İlde yetişmesi mümkün olan bitki türlerinin tespit edilmesi. Yağlı tohumlu bitkilerde üretimin artırılmasının desteklemeler suretiyle teşvik edilmesi Meyveciliğin kısıtlı olması Tarım alanlarının varlıklı kişilerde bulunması Varlıklı ailelerin yeni arayışlara yönelmemesi Toprak fiyatlarının pahalı olması Meyve üretimine verilecek teşviklerin diğer tarım ürünlerine oranla artırılması Meyve bahçesi kurmak isteyenlere arazi tahsis edilmesi. Damlama sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması Entegre mücadelenin yaygınlaştırılması Pazarda rağbet gören yeni çeşitlerin üretime kazandırılması Katma değeri artırıcı işleme sanayinin bölgede yaygınlaştırılması Tasnif, ambalaj, depo gibi tesislerinin modernizasyonu 5.1.3.2 Hayvansal Üretim Hayvancılık işletmeleri, ülkemizde genel olarak çok küçük işletmelerdir. Ülkenin genel ekonomik yapısı göz önüne alındığında, yapı, üretim, pazarlama, destekleme işletme kredileri ve tüketim alanlarında problemler yaşanmaktadır.

248 İlde tarımsal üretimin yoğunluğunu bitkisel üretim oluşturmaktadır. Dolayısıyla hayvancılık işletmeleri getirisinden çok tüketimi karşılamaya yönelik olarak faaliyet göstermektedir. Tarımsal işletmelerde hayvan sayısı azdır. Yem bitkileri üretim alanları bitkisel üretimde kullanılmaktadır. Yem ve yem bitkileri konusunda destekleme yetersizdir. Bölge hayvancılığının gerilemesinin en büyük nedenlerinden birisi yeterli miktarda ve kalitede yem üretiminin olmamasıdır. Kesif yemin büyük bir kısmı ithal edilmektedir. İlimiz, hayvan yemi hammaddesi üretimi için elverişli koşullara sahiptir. Kesif yem üretimi yapacak tesislerin artırılmasıyla hem üretici ve hem de sanayici için kârlı bir alan açılmış olacaktır. Hayvansal ürünlerin pazarlanmasında sorunlarla karşılaşılmaktadır. Ürünlerin pazarlanmasında karşılaşılan sorunların aşılmasında gerekli örgütlenmeler zayıftır ve ürün pazarlama koşulları yeterince desteklenmemektedir. İşletme kredileri çok pahalıdır. Üretim ve sanayi entegrasyonunun sağlanmasında problemler vardır. Pazarlamadaki aracı sayısının azaltılması ve üretici-tüketici dengesinin korunması gerekmektedir. Hayvan barınaklarının iptidai şartlarda ve ev altlarına inşa edilmiş olması, Bilhassa kültür ırkı hayvanların bakım, besleme ve yetiştiriciliği konularında bilgi eksikliği, Verimi düşük olan ırklar ile(et,süt) yetiştiricilik yapılmaktadır. Mera yönetimindeki aksaklıklar ve ıslah çalışmalarının tamamlanabilmesi için gerekli olan kadastro işlemlerinin tamamlanmamış olması, meraların ekolojik çevre ve bölge şartlarına uygun biçimde otlatma kapasiteleri ve dönemlerinin belirlenmemesi, meralarda ot verimi artıracak, gübreleme, yapay tohumlama, aşılama, münavebeli otlatma, karıklama, hendekleme ve teraslama gibi kültürel ve teknik tedbirler alınamamıştır. Arıcılık sektöründe ana arı temini, gezginci arıcılık, arı hastalıkları ve ürün pazarlaması konularındaki problemlere önlem alınamamaktadır. Hayvansal ürünlerin yeterli hijyenik şartlarda imalatının sağlanamaması, hem sağlıklı gıda üretimi, hem de tüketicinin korunması açısından problemler oluşturmaktadır. Erken kuzu, oğlak ve damızlık dişi kesiminin yaygındır. İlin ova kesimi, yaz aylarının çok sıcak geçmesi nedeniyle kanatlı yetiştiriciliğine elverişsizdir. Bu kesimlerde inşa edilecek kümeslerde iklimlendirmede karşılaşılacak sıkıntılar sebebiyle beyaz et ve yumurta üretimi olumsuz etkilenecektir.

249 Hayvancılık Alt Sektör Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Kârlılığın düşüklüğü Hayvancılık işletmelerinin küçük ölçekli ve dağınık oluşu Üretim ve sanayi entegrasyonunun sağlanamamış olması Yem bitkileri üretiminin yetersizliği Çayır mera varlığının kıt olması Yaz aylarında aşırı yüksek sıcaklığın, kanatlı yetiştiriciliği başta olmak üzere hayvancılığı olumsuz etkilemesi Hayvancılık işletme ölçeklerinin büyütülmesi teşvik edilmesi Büyük ve entegre tesislerin kurulmasının teşvik edilmesi Yem bitkileri üretiminin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması Etkin bir mera amenajmanının ve mera ıslah programının uygulamaya konması İlde ikinci ürün olarak yem bitkileri yetiştiriciliğin teşviki Bölgeye uygun ırkların geliştirilmesi 5.1.3.3.Su Ürünleri 5.1.3.3.1 Kültür Balıkçılığı Kültür balıkçılığı tesislerinin kullandıkları balık yemleri, hayvan yemi imal eden fabrikalarca üretilmekte ve bu üretimde kalite standardına ulaşılamamaktadır. Özellikle yem muhteviyatı içinde yer alan balık unu vb. hammaddeler ithal edildiğinden ya fiyat istikrarı oluşamamakta ya da fiyat rekabeti oluşturmak için yem kalitesinden ödün verilmektedir. Ülkemizde belli dönemlerde yaşanan ekonomik krizlerde, yem fiyatlarının yükselmesi karşısında balık fiyatları düşük kalmakta, bu da karlılığı çok düşürmekte, hatta yok etmektedir. Su ürünleri işletmeleri kuruluş aşamasında ve daha sonraki yıllarda yer ve su kiralamalarında çok yoğun bürokrasi içinde tıkanmaktadır. Bir işletmenin kuruluşu ve ruhsatlandırılması aşamasında ilgisine göre 15 ayrı kurumdan (Milli Emlak, Orman, Sağlık, Çevre, Karayolları, Köy Hizmetleri, DDY, DSİ, Bayındırlık Bakanlığı, Belediye, Kültür, Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, Turizm Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı, T.K.B.) kısa sürede izin almada problemler yaşanmaktadır.

250 Baraj su seviyelerinin alçalıp yükselmesi ile balık yuva yerleri değişmektedir. Suların yüksek olduğu dönemde balıkların yumurta bıraktıkları yerler, suların çekildiği döneme denk gelmekte ve bu yumurtalardan larva çıkmamaktadır. Bu sorun mevcut rezervuarlarda balık popülasyonunun azalmasına neden olmaktadır. Su ürünleri üretimi için potansiyel su kaynaklarının çoğunun, debi tespiti, limnolojik etütleri (fiziksel ve kimyasal analizler) yapılmamıştır. Orman Bakanlığının milli parklarda yetiştiricilik konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile işbirliği yapmaması, Çevre Bakanlığının 1997 yılından itibaren su ürünleri yatırımlarında ÇED ön araştırma raporu istemesi; Kültür Bakanlığının Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 20.09.1999 tarihindeki yeni düzenlemesinde alınan kararlar ve şu anda geçerli olan 627 nolu ilke kararları balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliğini olumsuz etkilemektedir 5.1.3.3.2 Avcılık Bölgede yapılan avcılık verileri dikkate alındığında 1980 li yıllardaki balık üretimi, açılan baraj ve buralardaki rezervuarların balıklandırılması sonucu elde edilen üretimin altında gözlenmektedir. Şanlıurfa da 1990-1998 yıllarında avcılık yolu ile balık üretimi yapıldığı gözlenmiştir. Avcılık yolu ile yapılan bu üretim; Atatürk barajının işletmeye açılması ve yapılan balıklandırma çalışmasının bir sonucudur. İl sınırlarında Atatürk Barajı 81.700 ha, Hacıhıdır Barajı 440 ha ve Birecik Barajı 5625 ha olmak üzere toplam 87.765 ha su yüzeyi olmasına rağmen, yapılan balık üretimi çok yetersizdir. İlde esas balıkçılık faaliyeti yapan işletmelerin yetersiz olması, balık avcılığında kullanılacak teknelerin olmaması, İlde balık tüketiminin yaygın olmaması, ticari anlamda üretilecek balıkların il dışına pazarlanması düşüncesinin yaygın olmaması gibi nedenlerle balıkçılık sektörü pek gelişmemiştir. Su Ürünleri Alt Sektör Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Yatırım ve işletme maliyetinin yüksekliği ve kârlılığın düşük oluşu İç su kira bedellerinin yüksek olması Yem hammaddelerinin ithal edilmesi Yemlerde kalite standardına ulaşılamaması Kültür balıkçılığı tesislerinin kuruluşu için gerekli bürokratik işlemlerin fazlalığı İç su kira bedelinin tespitinde TKB yerel teşkilatınca hesaplanan ve kârlılığı engellemeyen tutarların belirleyici olması Balık yemi üretim tesislerinin denetiminin etkinleştirilmesi Bürokratik işlemlerin azaltılarak yatırımcıların teşviki

251 Balıkçılığın gelişmemiş olması Pazarlama Sorunu İç sulardaki balık stoklarının yetersiz olması Balık tüketiminin yaygın olmaması Balıkçılığın esas geçim faaliyeti olarak görülmemsi Avcılıkta teknelerin kullanılmamsı Bitkisel ve hayvansal gıdaların balıksal gıdalara tercih edilmesi Balık pazarının etkin olmamsı İlin su ürünleri üretim potansiyelinin bilinmemesi Bölgeye uygun balık türleri kaçak avcılık sonucu azalmış. Baraj su seviyelerini sürekli olmaması sonucu balık yumurtalarının açıkta kalması ve üremenin olmaması Balık üretiminin artırılması için görsel yayınlara ağırlık verilmesi Kooperatiflerin devreye girmesi Arazisi su altında kalan köylülere balıkçılık faaliyetinin benimsetilmesi Görsel yayınlarda balık eti faydalarının anlatılması İl içinde balık hali kurulmasının teşvik edilmesi Balık hali kurulması için bürokratik engellerin azaltılması Kaçak avcılığın önlenmesi Balıklandırma çalışmalarının artırılması Fırat suyuna adapte olabilen türlerle ekonomik balıklandırma yapılması 5.1.4. Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri Gıda güvencesi, her insanın sağlıklı yaşayabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için her zaman yeterli ve dengeli gıdaya erişme hakkıdır. Gıda güvencesinin temel dayanağı gıdanın bulunabilirliği ve elde edilmesi, diğer bir deyişle satın alınabilirliğidir. Tüm insanların kesintisiz ve yeterli, güvenli ve besleyici gıdalara fiziksel ve ekonomik olarak erişiminin sağlanması gıda güvencesinin sağlanmasıdır. Gıda güvencesinin sağlanmasında belirlenmiş 4 koşul şunlardır: Yeterli gıda arzı sunma yada elde etme; yıldan yıla, mevsimden mevsime arzda dalgalanma yada eksikliğin olmaması; erişilebilirlik yada satın alınabilirlik; kaliteli ve güvenli gıda. Bölge nüfusunun hızlı artışı ve yaşam standardının artışı karşısında artan gıda talebi teknolojik gelişmeler kullanılarak karşılanmaya çalışılmaktadır. Fakat bu artışın devam etmesi halinde enerji ve doğal kaynakların talebi karşılamada yeterli olmayacağı kesindir. Bu artışla birlikte bitkisel üretime ve hayvancılığa ayrılan alanlar giderek azalacak ve niteliklerini kaybedecektir. Gıda güvencesizliğinin temel nedenleri; kurumsal ve teknik kısıtların yanı sıra politikaların sık sık değişmesinin yol açtığı tarımda düşük verimlilik; yıldan yıla ve dönemsel arz dalgalanmaları; tarım dışı iş olanaklarının azlığının veya yokluğunun yol açtığı düşük ve belirsiz gelir olarak sıralanabilir.

252 Bu nedenler birbiriyle bağlantılı olduğu için çözümü de zorlaşmaktadır. Bölgesel olarak tarımsal üretime bakıldığında yeterli gıda üretiminden söz etmek mümkündür. Ancak kalite ve çeşit konusunda sorunlarla karşılaşılmaktadır. Islahçıların, raf ömrü uzun, albenisi yüksek ürünlere yönelmesi, üretici, komisyoncu ve pazarcıyı memnun ederken, kaybedilen tattan dolayı tüketicinin memnuniyetsizliğini beraberinde getirmektedir. Üretici odaklı üretimden, tüketici odaklı üretime geçilmelidir. Tat ve kalite konusu üretimde kimyasal kullanımından çok, çeşitle ilgili bir konudur. Gıda güvenliği konusunda ilk karşılaşılan problem beslenme ilkeleri ile sağlık konusunda tüketicinin bilgi yetersizliğidir. Buna tüketicinin alım gücünün düşüklüğü de eklendiğinde bölgemizde, bilgi eksikliği ve ekonomik nedenlerle düşük kaliteli gıdalara yönelim devam etmektedir. Bunun sonucunda, yasalar çerçevesinde güvenli gıda üreten firmalar haksız rekabete maruz kalmakta ve gıda güvenliğini önemsemeyen çoğunlukla kayıt dışı işletmeler ise sürdürülen taleple adeta teşvik edilmektedirler. Bakanlık Üretim İzni alınmadan sağlıksız ve ruhsatsız üretim alışkanlığının devam etmesi, bölge genelinde gıda güvenliği ile ilgili problemlerin devam etmesine sebep olmaktadır. Bunlarla birlikte, genel anlamda, gıda üretim, dağıtım, satış ve tüketim sürecinde hijyenik şartlara uyulması konusunda gelişmiş ülkelerdeki standartlar seviyesine ulaşılamamıştır. Bu sorunun giderilmesi için gerekli olan tüketicinin bilinçlendirilmesi konusunda sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle hızlı iletişim sağlanamamaktadır. İllerde mevcut işletme sayılarına nispetle, denetim hizmetlerini yürüten Tarım ve Köyişleri Bakanlığı taşra teşkilatında mevcut eğitimli eleman sayısı, denetimlerin etkin bir şekilde sürdürülebilmesini sağlayacak düzeyde değildir.

253 Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Sağlıklı gıda üretimi konusunda yaşanan zafiyetler Bakanlık üretim izni alınmadan sağlıksız ve ruhsatsız üretim alışkanlığının devam etmesi Gıda üretim, satış ve dağıtım sürecinde hijyenik şartlara uyulmaması Güvenli gıda üreten firmaların piyasada haksız rekabete maruz kalması Denetim elemanlarının işletme sayılarına nispetle yetersizliği Gıda üretim işletmelerinin gıda siciline kaydolması ve üretim izinli işletmeler haline getirilmesi, Tüketicinin gıda ile ilgili hukuki hakları hakkında bilinçlendirilmesi Gıda işletmelerinde çalışan personelin eğitilmesi Kontrol ve denetim hizmetlerinin daha etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için kurumsal yapının ve personel sayısının yeterli düzeyde tutulması Mevcut elemanların hizmet içi eğitim düzeyinin yüksek tutulması İzinsiz üretim yapan işletmelere verilecek cezaların caydırıcı düzeyde uygulanması Gıda üretiminde ekonomik kayıpların en aza düşürülmesi ile ilgili projelerin Üniversitelerle birlikte yapılması Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Yasal boşluklar Türk gıda kodeksi çerçevesinde tebliği yayınlanmamış ürünlerin tebliğlerinin en kısa sürede çıkarılması Gıda ambalajlarının üzerinde bulunan etiket bilgilerinin, ambalaj boyutu ile yazı boyutu arasında orantının sağlanması, Gıda Kodeksi Etiketleme Tebliğine uygun olmasının sağlanması Akredite gıda laboratuar sayılarının artırılması Gıda ihtisas mahkemelerinin oluşturulması, Pazar yerlerinin denetimlerine açıklık getirilmesi, kapalı sabit semt pazar alanları tahsisatının imara işlenmesi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri

254 Kalite ve çeşit konusunda tüketici memnuniyetsizliği Sağlıklı gıda tüketimi konusunda yaşanan zafiyetler Özellikle son yıllarda ıslahçıların, raf ömrü uzun, albenisi yüksek ürünlere yönelmesi, üretici, komisyoncu ve pazarcıyı memnun ederken, kaybedilen tattan dolayı tüketicinin memnuniyetsizliğini beraberinde getirmektedir. Gıda güvenliği ve beslenme ilkeleri ile ilgili tüketici bilincinin yetersizliği Tüketicinin alım gücü ve eğitim seviyesinin düşüklüğü sebebiyle düşük fiyatlı ve kalitesiz gıdalara yönelimi Üretici odaklı üretimden, tüketici odaklı üretime geçilmelidir. tat ve kalite konusunun üretimde kimyasal kullanımından çok, çeşitle ilgili bir konu olduğu benimsetilmeli, bu konuda bilgi kirliliği önlenmeli ve doğru zeminde tartışmaya açılmalı Tüketicinin gıda güvenliği ve beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmesi Tüketicinin gıda kaynaklı hastalıklar/zehirlenmeler/gıda alerjileri konusunda bilinçlendirilmesi amacıyla ulusal basın kanalıyla gerekli duyuruların yapılması Sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle hızlı iletişimin sağlanması Tüketicinin ulusal düzeyde gıda ambalaj bilgileri ve fiziksel özellikleri konusunda yeterince bilgilendirilmesi Satış yerlerinin, gıda satışı ile ilgili teknik ve hijyenik şartları yerine getirmesi için işletme ve satış yerleri bazında sürekli eğitim çalışmalarının yapılması, Gıda tüketimi ve beslenme araştırmalarının yapılması Gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair kanun hükmünde 5179 sayılı kararnamenin kabulü hakkında kanunla, Gıda satış ve toplu tüketim yerlerinin denetimi Sağlık Bakanlığından alınarak Tarım Bakanlığının Sorumluluk alanı içine girmiştir. 27.08.2004 tarih ve 25566 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Gıda ve Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten İşyerlerinin Çalışma İzni ve Gıda Sicili ve Üretim İzni İşlemleri İle Sorumlu Yönetici İstihdamı Hakkında Yönetmelik doğrultusunda Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde bir ekip kurulmuştur. Şanlıurfa da il genelinde 1.147 üretim yeri, 2966 satış yeri ve 645 toplu tüketim yeri tespit edilmiştir. Bu yerler periyodik olarak yılda en az iki kez denetlenmektedir. Gerekli görüldüğü zaman şüphe ve şikayet üzerine gerekli denetimler yapılmaktadır. Denetim sonucu teknik ve hijyenik şartlara haiz olmayan işletmeler uyarılmakta, tedbir alınmaması durumunda ise idari para cezası uygulanmaktadır. İş yerinin halk sağlığını tehdit edici nitelikte ürün üretmesi durumunda ise işyeri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmakta ve ürettiği ürünlere el konularak, ürünler imha

255 edilmektedir. Yukarıda yapılan işlemler beraberinde sosyal ve politik neticeler oluşturmaktadır. Denetim personelinin objektif denetim yapmasını engellemektedir 5.1.5. Pazarlama Problemleri Ülkemizdeki tarımsal işletmelerin küçük oluşu, girdi, finansman ve teknoloji kullanımının yetersizliğini de beraberinde getirmektedir. Küçük işletmeler ürünlerini değeri fiyatına pazarlayamazken, aracı kademeleri artmakta ve bu da fiyat oluşumunu tüketici aleyhine etkilemektedir. Ürünlerin pazarlanmasında örgütlenme çok zayıftır. Üretici birlikleri vasıtasıyla kurulacak ve fiyatın üreticinin gözünün önünde oluşacağı Mezat sisteminin işlerlik kazanması sağlanmalıdır. Mezatların yetersizliği ile üretim büyük oranda iç piyasa taleplerini karşılamaya yöneliktir. Bu da ihracat açısından diğer ülkelerle olan rekabet gücümüzü zayıflatmaktadır. Üretilen üründen daha yüksek kazanç elde edilmesi, fiyat istikrarının sağlanması, alım satımların organize edilmesi ve kalite kontrollerinin yapılması için büyük bir organizasyona ihtiyaç vardır. İlde hububat hasadının Mayıs sonu Haziran başına denk gelmesi ve TMO tarafından alımların geç başlaması, piyasa oluşmasını geciktiren sebeplerdir. Çoğu üreticinin gerek depolama imkanının olmaması ve gerekse ihtiyaç duyduğu nakit ihtiyacı gibi nedenlerle daha piyasa oluşmadan ürününü pazara sunması, fiyatların düşmesine neden olmakta ve üretici zarar etmektedir. TMO nun ürün piyasasına müdahale etmesi ile ihracatçılara sağlanan ucuz hububatın iç piyasaya sürülmesi devletin zararına olmaktadır. Atatürk barajının devreye girmesiyle toprakların suyla buluşması neticesinde ürün deseninde yaşanan gözle görülür bir değişme yaşanmıştır. İlde mısır üretimi geçmişte yaşanan pazarlama ve kurutma sorunları ile istenilen düzeye gelememiştir. Hayvansal ürünlerin pazarlanmasında soğuk zincirin yetersiz oluşu kalite düşüşüne neden olmakta ve insan sağlığını tehdit etmektedir. İlde gıda maddelerinin ambalajsız, açıkta arza sunulması insan sağlığını tehdit eden sorunlardandır. Tarıma dayalı sanayi tesislerinin yetersizliği, hammaddelerin mamüle dönüştürülememesi ile katma değer kaybı oluşmaktadır. İlde üretilen Antep fıstıkları, sanayi yetersizliği nedeniyle il dışında özellikle Gaziantep te değerlendirilmektedir. Değerlendirilen fıstıklar ihracatçılar vasıtasıyla yurt dışına pazarlanmaktadır. Pazarlanan

256 fıstıklara olgunlaşmamış, içi boş fıstıkların karıştırılması ile kalite bozulmakta ve pazarların kaybedilmesi sonucu fıstık fiyatları düşmektedir. Su ürünlerinin pazarlanması ile ilgili birçok problem söz konusudur. Özellikle balık tüketim kültürünün toplum içinde yerleştirilmesi konusunda eksiklikler mevcuttur. Balık tüketim alışkanlığı oldukça azdır. İl merkezinde kurulması düşünülen balık halinin faaliyete geçirilememesi balık tüketim alışkanlığını zayıflatmaktadır. İlde su ürünleri sektöründe önemli bir potansiyel olmasına rağmen, halihazırdaki mevzuattan kaynaklanan bürokratik engeller, alt yapı eksikliği ( işleme tesislerinin olmaması, pazarlama sorunu v.s) ile bu sektörde ihracat yapılamamaktadır. Tarımsal ürünlerden yüksek kazanç elde edilmesi, fiyat istikrarının sağlanması, alım satımlarının organize edilmesi ve ürünlerin kalite kontrollerinin yapılarak pazarlanması için, İlde Uluslararası piyasalar ile ilişki kuracak kuruluşlara ihtiyaç vardır. Son zamanlarda ülkemizden ihraç edilen ürünlerde belirlenen ilaç kalıntıları nedeniyle, başta sebzeler ve bal gibi hayvansal ürünler olmak üzere, birçok ürünün ihracatında sorunlar yaşanmakta olup, bu durum gerek ülke ekonomisine ve gerekse üreticilere büyük zararlar vermektedir. Hâlihazırda toplam yaş meyve sebze üretimimizin ihraç ettiğimiz miktarı %5'i geçmezken, bu konuda ihracatımızın tamamına yakınını gerçekleştirdiğimiz Avrupa ülkelerinde Europgap protokolü gereğinin aranması ve giderek yaygınlaşması, ihracata yönelik faaliyet gösteren üreticilerimizin gerekli önlemleri almaması halinde ileride bu konudaki pazar şansımızı kaybetmemize neden olabilecektir. Pazarlama Problemleri, Nedenleri (Kısıtlar) ve Çözüm Önerileri Analizi Matrisi Problemler Problemin Nedenleri / Kısıtlar Çözüm Önerileri Yerleşik pazarlama sistemlerinin olmayışı Organizasyon eksikliği (özellikle dışsatımda) Pazarlama örgütlerinin güçlendirilmesi İle özgü yerel ürünlerde marka oluşturarak pazara sunma Uzun vadeli planların uygulamaya konulması Mezat sistemine işlerlik kazandırılması Kurulacak üretici birliklerince sözleşmeli üretim modelinin geliştirilmesi

257 Tarımsal ürün ve gıdaların çabuk bozulabilir olması Ham tarımsal ürünlerin kâr marjının düşük olması Alternatif ürünlerin devreye konulamaması Tasnif, paketleme, depolama ve nakliye standardizasyonunun kalkınmış ülke normlarına ulaştırılması Tarımsal sanayinin gelişimine hız verilmesi Modern muhafaza ve ambalajlama sistemlerinin geliştirilmesi Soğutma tertibatlı nakliye araçlarının artırılması Bio dizel yakıtında kullanılan yağ bitkilerinin yetiştirilmesi 5.2. Potansiyellerin Ve Fırsatların Tespiti Şanlıurfa 19.020 km 2 yüzölçümü ile Türkiye yüzölçümünün %3 nü oluşturur. Yer şekillerinin elverişli olması dolayısıyla eski çağlardan beri önemli ulaşım yollarının üzerinde olan bir İldir. Bu gün de Ön Asya ülkeleri ile Avrupa yı birbirine bağlayan yol üzerinde bulunmaktadır. Arap ülkeleri ile Akdeniz sahillerinde bulunan Mersin, İskenderun gibi limanlar arasında transit kara taşımacılığında önemli bir kavşaktır. 2000 yılı itibariyle Ülke genelinde üretilen elektrik enerjisi miktarı 61.163 GWh (milyon kilovat saat) olup, bunun yaklaşık %19 u olan 11.542 GWh ı Şanlıurfa sınırlarında, Fırat nehri üzerinde kurulu hidro elektrik santrallerinden üretilmektedir. Şanlıurfa; Yontma Taş Devrinden günümüze kadar tarih sahnesine çıkıp silinen medeniyetlerin yurdudur. Yapılan kazılarda Şanlıurfa nın eskiden orman bakımından zengin, bir çok av hayvanının yaşadığı yer olduğu tespit edilmiştir. Bu tarihi şehrin, ilk kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. Meşhur Arap tarihçisi Ebul Faraç'a göre Şanlıurfa, Nuh Tufanı'ndan sonra yeryüzünde kurulan ilk yedi yerleşim merkezinin ilki ve en önemlisidir. Hz. Adem (A.S.)'ın çiftçilik yaptığı, Hz. İbrahim Halil, Hz. Eyyüp, Hz. Şuayp, Hz. Elyasa gibi peygamberlerin yaşadığı bu bölge bugün "Peygamberler Şehri" diye anılmaktadır. Hatta Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın mendilinin Şanlıurfa'da bulunmuş olmasından dolayı buraya Dir-Mesih adını vermişlerdir. Şanlıurfa'nın yüzyıllar boyu ayakta durmuş olması, manevi bir himayenin eseri olsa gerektir

258 Harran, Bazda Mağaraları, Han El Barur Kervansarayı, Şuayp Şehri ve Soğmatar Kenti, Harran Harabeleri, Hz. İbrahim ve Hz. Eyüp Peygamber Makamları, Balıklıgöl, Soğmatar, Bazda Mağaraları, Ulucami, Gümrükhanı ve Çarmelik Kervansarayı ve proje aşamasında olan Halepli Bahçe Projesi ile bir turizm şehridir. Tarımsal Potansiyel bakımından Şanlıurfa, önemli toprak kaynaklarına sahiptir. Mevcut kayıtlara göre ülke genelindeki tarım alanının %4 ü tarım dışı arazinin ise %5 i Şanlıurfa da bulunduğu tablo 162 de görülmektedir. Tarıma elverişli I. sınıf toprakların %10 unun yine Şanlıurfa da olduğu kayıtlara geçmiştir. Şanlıurfa da işletmelerin sahip olduğu arazi büyüklükleri Türkiye ortalamasının üzerindedir. 2000 yılı kayıtlarına göre ülke genelindeki mercimek üretiminin %24 ü, Pamuk üretiminin %29 u, Antep Fıstığı üretiminin %31 i, Patlıcan üretiminin %8 i ve susam üretiminin %24 ü Şanlıurfa dan karşılanmıştır. GAP genelinde ise bu oranlar mercimekte %25, pamukta %59, Antep Fıstığında %35, Patlıcanda %53, Susamda ise %72 olmuştur (tablo 152). Tablo: 152 Şanlıurfa Tarımsal üretiminin GAP ve Ülke geneliyle mukayesesi Ürünler Mercimek Fiğ Burçak Pamuk Dut Üzüm Antep Fıstığı Ceviz Domates Patlıcan Kavun Karpuz Bamya Dolmalık Biber Kabak Marul(Göbekli) Buğday arpa Mısır Pirinç Soya Susam sarımsak(kuru) Şanlıurfa 68.228 200 18 661.950 263 78.218 22.975 303 85.883 78.197 30.880 273.071 301 19.963 555 958 441.731 232.610 8.431 554 48 5.603 1.680 Türkiye 280.000 134.000 3.600 2.260.921 60.000 3.600.000 75.000 116.000 8.890.000 924.000 1.965.000 3.940.000 27.500 390.000 260.000 215.000 21.000.00 0 8.000.000 2.300.000 210.000 44.500 23.800 81.000 GAP 272.593 441 126 1.116.273 2.951 544.461 65.960 5.191 238.868 146.937 271.514 771.943 714 54.544 3.581 4.811 1.520.807 758.628 47.504 4.344 48 7.794 6.647 TRC21/TR % 24 0 1 29 0 2 31 0 1 8 2 7 1 5 0 0 2 3 0 0 0 24 2 TRC21/TRC % 25 45 14 59 9 14 35 6 36 53 11 35 42 37 15 20 29 31 18 13 100 72 25 Kaynak: T.C. Başbakanlık GAP Bölge kalkınma İdaresi Başkanlığı Dünyada Türkiye de GAP ta tarım 2005 Tablo:153 Şanlıurfa Yüzey alanlarının Türkiye Geneli ile mukayesesi Şanlıurfa TÜRKİYE Tarım Alanı Oran(%1/2) Çayır-Mera Oran(%)1/2 Şanlıurfa (1) 1.102.971 4 234.357 1 11.817 0 509.255 5 1.858.400 2 TÜRKİYE(2 26.968.000 100 20.703.000 100 20.500.000 100 10.184.700 100 78.355.700 100 Kaynak: Şanlıurfa İl Tarım Müdürlüğü, 2003, Akdeniz bölge tarım master planı Funda-Orman Oran(%)1/2 TarımDışıarazi Oran(%)1/*2 Yüzölçüm Oran(%) 2/2

259 Hayvan sayısı bakımından ülke koyun varlığının %5 i hindi varlığının %6 sı toplam hayvan varlığının ise % 4 nün Şanlıurfa da olduğu tablo 154 ten görülmektedir. Ulaşım imkanlarının kısıtlı olduğu dönemlerde ulaşım hayvanı olarak insan hizmetinde bulunan atlar, otomobil sanayi karşısında önemini yitirmek üzere iken, insanın sportif aktivitelerin arttığı bir dönemde tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Günümüzde bu amaçlarla hipodromlar kurulmuş ve at yarışları düzenlenmektedir. Bu faaliyette Şanlıurfa da bir hipodrom ve at harası bulunmaktadır Tablo:154 Şanlıurfa Hayvan Sayılarının Ülke Geneli ve GAP ile Karşılaştırılması İLLER YILLAR KOYUN KIL KEÇİSİ TAVUK SIĞIR AT KATIR EŞEK HİNDİ TOPLAM Adıyaman 2000 272.980 162.610 443.000 92.180 7.130 2.970 10.370 36.700 548.240 Batman 2000 231.760 96.900 142.000 24.190 570 1.370 2.070 36.400 359.890 Diyarbakır 2000 810.230 249.990 851.000 245.710 6.030 2.500 21.630 217.400 1.339.570 Gaziantep 2000 344.170 176.820 598.210 44.020 4.930 400 3.170 50.500 573.640 Kilis 2000 71.310 52.400 222.000 3.600 880 160 680 7.000 129.030 Mardin 2000 381.630 131.020 350.450 59.330 3.730 5.310 8.950 107.020 616.750 Siirt 2000 186.150 120.600 250.500 21.230 430 2.240 1.370 19.850 339.870 Şanlıurfa 2000 1.512.880 171.040 1.039.230 138.730 18.110 120 7.160 203.120 1.848.610 Şırnak 2000 91.110 107.220 84.250 20.090 1.440 2.670 1.930 9.500 228.280 GAP Top. 2000 3.902.220 1.268.600 3.980.740 649.080 43.250 17.740 57.330 687.490 5.983.880 Türkiye 2000 28.492.000 6.828.000 258.168.320 10.761.000 271.000 99.000 489.000 3.681.558 47.459.000 Gap Or. % 2000 14 19 2 6 16 18 12 19 13 TRC21/TR % 2000 5 3 0 1 7 0 1 6 4 TRC21/TRC % 2000 5 3 0 1 7 0 1 6 4 Kaynak: T.C. Başbakanlık GAP Bölge kalkınma İdaresi Başkanlığı Dünyada Türkiye de GAP ta tarım 2005 Toprak ve su kaynakları genel envanterine göre Türkiye genelinde toplam 1.361.863 ha sulanan alan bulunmaktadır. Sulanan bu alanın % 1,63 üne takabil eden 22.331 ha alan Şanlıurfa da bulunmaktadır. DSİ kayıtlarına göre Türkiye genelinde sulanabilir arazinin 27.750.000 ha dır ve bunun 494.191 ha ı Şanlıurfa da bulunmaktadır. Şanlıurfa yazları kurak, kışları nispeten ılıman geçen iklim verilerine sahiptir. İlde meyve üretimi üzerine yapılan araştırmalar sonucu, birçok meyve türünün bu İlde yetişebildiği saptanmıştır. 5.3 SWOT Analizi Pazarlama Günümüz Türkiye sinde serbest pazar ekonomisi gün geçtikçe daha fazla yaygınlaşmakta ve önemini hissettirmektedir. Bu nedenle pazarlama ülkenin önemli asli sektörlerinden birini oluşturmaktadır. Çünkü üreticinin arazi, emek, sermaye ve girişimcilik gibi üretim faktörlerini kullanarak ürettiği ürün ancak iyi bir pazarlama sistemiyle tüketiciye ulaştığında gerçek ekonomik

260 değerini bulabilmektedir. Böylece hem üreticisine ve hem de tüketicisine yarar sağlamaktadır. Şanlıurfa ilindeki tarımsal pazarlama sistemleri, bazı ürünlerde alt başlıklar halinde incelenmiştir. Sebze Sektöründe Pazarlama ve Örgütlenme İlde sebze üretimi genellikle açık alanlarda yapılmaktadır. Örtü-altında üretim ise daha çok firmalar aracılığı ile ihracata yönelik olarak yapılmaktadır. Tüketici ülkelerin istekleri doğrultusunda örtü altında yetiştirilen sebzelerde pazarlama sorunu bulunmamaktadır. Geleneksel yöntemlerle açık alanlarda üretim yapan üreticiler Yeni Hal Yasası ile ürettikleri ürünlerin büyük bir bölümünü belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki toptancı hallerine getirmektedirler. Ürünler hallerdeki komisyonculara verilirken üreticiden ortalama %15 kesinti yapılmaktadır. Küçük üretici bu kesintiden olumsuz etkilenmektedir. Komisyoncular ürünleri yurtiçi perakendecilere ve ihracatçılara vermektedirler. İlde sebze üreticilerine teknik ve ekonomik yönden rehberlik edebilecek, ucuz girdi teminini sağlayacak, ürünlerini daha iyi fiyattan pazarlayabilecek ve tarım politikalarının oluşturulmasına önderlik edebilecek tabandan gelen üretici birlikleri halen kurulmamıştır. Şanlıurfa İli Sebze Üretimi ve Pazarlaması (SWOT Analizi) Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler -Sebze üretimi birkaç -Üreticilerin eğitim Ekolojik koşulların her Tarım alanlarının imara sera dışında genellikle düzeyinin düşük olması, türlü sebze üretimine açılarak yapılaşmanın açık alanlarda yapılmaktadır. -İlde yaş meyve ve sebze derneği faaliyet göstermektedir. -Sebze üretimi ihracata yönelik olmayıp il içinde pazarlanmaktadır. -Son yıllarda karaali de bazı firmalar ihracata yönelik olarak örtü altında üretim yapmaya başlamış. -İlde yaş meyve ve sebze üretimini teşvik edici örgütlenme bulunmamaktadır. -Üretici birliklerinin bulunmaması. -sebze üretiminde kullanılan F1 hibrit tohumlarının ithal edilmesi, -Üretim alanlarında paketleme ve soğuk hava tesislerinin olmaması, -Rezidü laboratuarlarının yetersiz olması dolayısıyla kalıntı analizlerinin standartlara uygun yapılamamsı, -Üretim planlaması olmamsı dolayısıyla pazarda standart ve süreklilik sağlanamamsı, -Geleneksel üretim uygun olması, -Jeotermal enerji kaynaklarının bol olduğu ilimiz merkez ilçeye bağlı karaali de sera potansiyeli vardır. -sebze üretimi için uygun ve çok miktarda arazi varlığının bulunması. -İlde haran üniversitesi ve GAP İdaresinin bulunması artması, -Sebze üretim alanlarda yoğun olarak kullanılan pestisit, insan sağlığına zarar vermektedir. -Yoğun gübre kullanımı toprak kirliğine neden olmaktadır. -ilimizde gerek Harran ovasının jeolojik yapısı gerekse aşırı sulama nedeniyle taban suyu yükselmektedir. -sözleşmeli üretim modelinin uygulanmamsı pazarlamada sıkıntı yaratmaktadır.

261 Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler yapılması ile ürün çeşitliliğine girilmemekte, bunun da Pazar taleplerini karşılamamsı, -bilinçsiz olarak pestisit ve gübre kullanımı. Biber Üretimi ve Pazarlaması SWOT Analizi Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler -Biber ilimizin önemli gıda maddeleri arasındadır. -Biber yetiştiriciliğinde alışılagelmiş tarım teknikleri kullanılmakta, dolayısıyla ürün tarlada iken kalitesinde düşme olmakta. Biber yetiştiriciliğinde sırta ekim gibi yeni yöntemlere gerekmektedir. -Ürünün zamanın ve birkaç kere de hasat yapılarak dalda kurumanın önlenmesi gerekmektedir. -Hasatta ve kurutmak üzere sergenlere taşınırken ürünün zedelenmemesi gerekmemektedir. -Biberlerin toprak üzerinde değil temiz bezler ve gergin ağlar üzerinde mümkün olabildiğince ince serilerek kurutulmalıdır. -işlenmiş ürünün uygun koşullarda depolanması gerekmektedir. -Mekanik kurutma sisteminin bütün işletmelere girmesiyle daha kaliteli ürün elde edilmesi. -işletmeler tamamen hijyenik ve gıda imalathanesinin taşıması gereken özelliklere kavuşturulmalı. -imalatçılar ortak ya da tek tek bir lab. Sahibi olarak kendi oto kontrol sistemini oluşturulmalıdır. -marka oluşturularak ürün güvenliğinin sağlanması Yetiştiricilikten başlayarak son işlemiş ürüne kadar en iyi teknolojik uygulanarak afla toksinsiz biber üretilmesi gerekmektedir. Aksi halde hem insan sağlığı önemli derecede (karaciğer kanseri riski) etkilenmekte, hemde ihracat yapılamamaktadır. -Diğer ülke gümrüklerinde malımız imha edilerek hem ekonomik zarara uğramaktayız hem de ülke itibarımız zedelenmektedir. Meyvecilik Sektöründe Pazarlama ve Örgütlenme Bahçe bitkilerinin üretiminden çok pazarlanması sorundur. Sorunu çözmek için ürün kalitesinin artırılması, üründe standardizasyona gidilmesi, uygun ambalaj materyallerinin kullanılması, hasat öncesi ve sonrası ürün kayıplarını azaltacak önlemlerin alınması, uygun taşıma sistemlerinin kullanılması, pazarlamada aracıların ortadan kaldırılarak üretici birlikleri ve ürün borsalarının yaygınlaştırılması yoluna gidilmelidir. Üretim dış pazara yönlendirilmeli, değişen pazar istekleri doğrultusunda standartlara uygun kalite geliştirilmelidir. AB ye girilmesi durumunda bazı meyve

262 türlerinin üretiminde sınırlamaya gidileceği düşünülerek, bu pazarlarda ümit vadeden tür ve çeşitlere yönelinmesi gerekmektedir. Ülkemizde meyve ve sebzelerin derim sonrasında genel olarak oluşan ve %30-40 lara varan kayıplar soğuk zincirin çeşitli evrelerindeki (derim öncesi derim - depolama öncesi işlemler depolama taşıma ambalajlama - pazara sunma) kayıpların tümünü kapsamaktadır. Bu açıdan yaklaşıldığında 2.5 milyon ton olan elma üretiminde bu kayıplar nedeniyle 750 bin ton elmanın sofralarımıza gelmediği düşünülebilir. Bu kayıpların en aza indirilmesi amacıyla alınması gereken önlemlere bahçede üretim aşamasına başlanmalıdır. Ayrıca derimde çeşide ve yöreye özgü en uygun hasat zamanının saptanmasında elma üreticisine başta araştırma kuruluşları ile Bakanlığımızın ilgili örgütlerince yardımcı olunmalı ve böylece maksimum depolama süresinden faydalanılmalıdır. Ülkemizde üretilen elmanın bir kısmı hasattan hemen sonra pazara arz edilirken, bir kısmı da depolanarak değişik dönemlerde piyasaya sürülmektedir. Her iki durumda da pazarlama aşamasında değişik kanallar devreye girmekte ve üreticiden tüketici sofrasına gelinceye kadar pazarlama marjları nedeniyle fiyatlar artmaktadır. Antep Fıstığı Üretimi ve Pazarlaması SWOT Analizi Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler - İlde Toplu halde 8.957.170, dağınık halde 54.160 olmak üzere toplam meyve -Stoklamada uygun depolama koşulları eksik, -Antepfistiğı işleyen -Ambalaj ve etiketleme ile pazarlama payı artırılabilir. -İç tüketim artırılabilir. -İran fıtğının kaçak yollardan yurdumuza girmesi. -İldeki fıstık veren 9.011.330 ağaç modern tesisler yetersiz. Marka yaratılarak Türk fidanlarının rastgele vardır. -İlde toplu halde 6.081.630 adet dağınık halde 2700 adet olmak üzere toplam 6.084.330 adet meyve vermeyen ağaç vardır. -Peryodisite var -Peryodisitenin İç tüketim miktarı düşük. -Tüketimi ve ihracatı artırıcı reklam kampanyası yok. -İlkbahar geç donları. -Buprestidae: Capnodis tenebrionis (Linnaeus) zararının önlenememesi fıstığı tanıtılabilir. çeşitlerle aşılanması sonucu ile özgü Antep fıstıklarının kalitesinin düşmesi. yaşanmadığı yıllarda stok fazlalağı var, -İhracatta düşüş var, Antep fıstığının meyveye yatma süresi Resim 1: Capnodis diğer meyve ağaçlarına Larvası zararı göre daha fazladır.

263 Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler Resim 2: Capnodis Ergini Tarla Bitkileri Sektöründe Pazarlama ve Örgütlenme Şanlıurfa da üretilen tarla ürünlerinden pamuk, ilde ve il dışındaki çırçır fabrikalarına ve ÇUKOBİRLİK e, hububat tüccara, buğday borsasına ve Toprak Mahsulleri Ofisi ne, baklagiller yine tüccara ve Borsaya satılmaktadır. İlde üretimi yapılan mısır ise sözleşmeli üretime dahil olup KOÇATA-SANCAK işletmesinde değerlendirilmektedir. Yağ sanayi sektörünün yeterince gelişmemesi yağlı tohumlu bitkilerin pazarlamasında sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. Yağlı tohumlu bitkilerin ekimi de yaşanan pazarlama sorunu nedeniyle istenen düzeye gelememiştir. Bunlar dışındaki diğer tarla bitkileri üretimi genelde aile içi tüketime yönelik olup, çok azı da tüccarlar aracılığıyla iç piyasaya sunulmaktadır.tarla bitkileri üretiminde pazar istekleri doğrultusunda standartlara uygun kalite geliştirilmesi ve pazarlamada aracıların ortadan kaldırılarak Üretici Birlikleri ve Ürün Borsalarının yaygınlaştırılması yoluna gidilmesi pazarlama imkanlarının iyileşmesini sağlayacaktır. Pamuk Fiyatları ve Pazarlaması Pamuk üreticisi olan her ülkenin farklı pamuk fiyatı oluşturmasına rağmen, Liverpool (CIF) A- Endeks pamuk fiyatı dünya pamuk fiyatı olarak kabul edilir. Bu endeks, uluslararası fiyatların rekabet seviyesini belirten bir gösterge olarak kullanılır. İlde pamuk üreticilerinin büyük bir kısmı pamuklarını ortağı oldukları Çukobirlik ve GAP Birlik e satmaktadırlar. Pamuk Üretimi ve Pazarlaması SWOT Analizi Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler - Pamuk Üretimi düşük. - Pamuk ekimi İlde istihdam yaratıyor. - Üretimde verimlilik yüksek. - Pamuk elle toplandığı için maliyeti artırıyor. - Pamuk üreticilerine yönelik hükümet politikalarının olumsuzluğu, fiyatların istikrarsızlığı, - Pamukta girdi fiyatlarının artması, - Pamuk veriminin dünya ülkelerine göre yüksek olması, - Ekolojinin pamuk tarımına uygun olması, - Makineli hasada geçilerek, işçi - Dünya fiyatlarının büyük dalgalanma göstermesi, - Dünya ekonomisi ve Tekstil sektöründe yaşanacak krizlerin iç pazarda fiyatları

264 Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler - Pamuk primi üreticilere geç ödeniyor. buna karşılık son yıllarda narenciye, seracılık ve mısır gibi pamuğa rakip ürünlerin getirisinin artması, probleminin azaltılabilecek olması, - Tekstil sanayinin krizi aşarak güçlenmesi. düşürmesi. Orta Asya ülkelerindeki ucuz girdi nedeniyle pamuğun ülkemize göre daha ucuza mal edilmesi Süs Bitkileri Sektöründe Pazarlama ve Örgütlenme İlde İç ve dış mekan bitkileri üretimi fazla olmayıp sadece iç piyasaya yöneliktir. İhracata yönelik üretim henüz yapılmamaktadır. Bu sektördeki ürünler günümüzde daha çok batıya satılmaktadır. Ortadoğu ülkelerinin bu sektördeki ürünlere olacak talepleri doğrultusunda ilimizde üretim artışının sağlanacağı tahmin edilmektedir. İç ve dış mekan süs bitkileri pazarlaması, genelde üreticiden toptancıya ve oradan Yurtiçi perakendeciye (çiçekçi dükkanları ile pazar ve sokak satıcıları), bazen de direkt Yurtiçi perakendeciye yapılmaktadır. Hayvancılık Sektöründe Pazarlama ve Örgütlenme Hayvan ve hayvansal ürünlerin çağın değişen koşullarına uygun bir biçimde üretim ve kalitesinin artırılması, İlin ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Bunun başarılabilmesi ise, büyük ölçüde pazarlama organizasyon ve fonksiyonlarının etkin bir biçimde yerine getirilmesine bağlıdır. Hayvansal üretimin yapıldığı işletmelerde; örneğin yetiştirme ve besi faaliyetlerinde başarıya ulaşılsa dahi, pazarlamada ortaya çıkan problemler çözülmedikçe, üretim ve kaliteyi yükseltmek çoğu zaman güç ve bazen de imkansızdır. Hayvansal ürünlerin pazarlanması, ürünlerin ham maddeden mamul halini alıp, tüketim aşamasına geçme anına kadar devam eder. Bu bakımdan pazarlama, hayvansal ürünlerin imalat safhalarını da kapsamaktadır. Hayvansal Ürünler Üretimi ve Pazarlaması SWOT Analizi Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler - İldeki sığırların 7,6 bini -Mevcut işletmelerin -İlde bulunan Damızlık -Bölgenin sosyo ekonomik kültür ırkı, 89 bini yerli ırk, küçük aile İşletmeciği sığır yetiştiricileri birliği yapısı ve komşu ülkelerle 30 bini melez ırktır. -1.429 bin koyun, 130 bin keçi olmak üzere toplam 1.559 bin K.B.H varlığı bulunmaktadır. - ilde kanatlı hayvanlardan 35 bin kaz, 182 bin hindi bulunmaktadır. düzeyinde faaliyet göstermesi, getirisinden çok tüketimi karşılamaya yönelik faaliyet olması. -Çayır mera alanlarının işgale üreticilere hayvancılık konusunda hizmet vermektedir. -İlde CEYLANPINAR üretme çiftliği ve KOÇATA-SANCAK çiftliği mevcut olup bölge üreticilerine ilişki niteliği birçok egzotik hastalığın (sığır vebası, PRR, Mavi dil, Asya-1, şap gibi) bu bölgedeki ülkelerden ülkemize bulaşmasına neden olmaktadır. -Son yıllarda Orta Doğu Ülkelerinde ortaya çıkan sorunlar ve savaşlar, etkin bir

265 Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler -İldeki sığırların yaklaşık %70 i yerli ırk olup düşük verimli hayvanlardır. -İlde 234.357 ha mera arazisi bulunmaktadır. -İldeki meralar ; iklim, toprak yapısı ve aşırı otlatılma nedeniyle ot verimi düşüktür. -İlde ahır hayvancılığına paralel olarak yem bitkileri üretimi fazla değildir. -İlin III. Alt bölgesinde; siverekte mera alanı fazla olup hayvancılık daha fazladır. -İl, yer şekillerinin elverişli olmasından dolayı eski çağlardan beri önemli ulaşım yolları üzerindedir. uğraması ve ıslah edilememesi ve ot üretiminin yetersiz olması. -Pazarlamada üreticitüketici dengesini oluşturacak örgütlenmenin olmayışı. -Yıllar itibariyle hayvan sayılarında belirgin bir düşüş gözlenmesi. Bu durumun bölgede sunulan hayvan sağlığı ve ıslah hizmetlerini ve etkinliğini azaltmaktadır. -Asıl faaliyeti bitkisel olan işletmelerin hayvancılık faaliyeti ile uğraşmamaları. -İlde hayvansal ürünleri işleyecek tesislerin olmaması. -Yem bitkileri desteklemelerinin beklenen hedefi gerçekleştirmede yetersiz olması. -Üretilen hayvansal ürünlerin değer fiyatına satılmaması Yetersiz ve bilinçsiz beslenme koşullarının varolması nedeniyle iz elementler yetmezliğine dayalı hastalıklar, iç parazitlerle birlikte koyun ve sığır yetiştiriciliğinde önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. hayvancılık üretiminde rehber konumundadır. OECD ve Dünya Bankası araştırmaları, katma değeri yüksek hayvansal ürünlere olan talebin artacağını göstermektedir. İç talep ve bölge ülkeleri talebi düşünüldüğünde koyunculuk için potansiyel Pazar vardır. GAP Projesinin sağlayacağı sulama imkanlarının artması ile yem bitkilerindeki artış ve kentleşmenin sağlayacağı talebe bağlı olarak gelecekte gelişme göstereceği beklenmektedir. GAP İdaresinin Bölge illerine yönelik entansif ve ekstansif hayvancılık sektöründe yapacağı teşvikler. hayvan hastalıklarıyla mücadele programının yaşama geçirilmesine engel olmuştur. - Bölgenin iklim koşulları nedeniyle kan parazitleri de büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde önemli bir sorundur. Hayvansal ürün maliyetlerinin yüksekliği İlimizde Süt alımı yapan firmanın olmaması, - Hayvansal ürünler işleme ve paketleme sanayinin olmaması dolayısıyla, hayvansal ürünlerin ildeki talebi karşılayacak şekilde sunulamaması, - Kırsal nüfustaki genç nesillerin teknolojik gelişmelere paralel olarak hayvancılığı cazip görmemeleri. - Bitkisel ve hayvansal üretimin işletmelerde birlikte yapılmasından dolayı hayvansal üretimde verimliliğin artırılmasına gerekli önemin verilmeyişi, - Pazarlama organizasyonlarının yetersiz oluşu sebebiyle, sokak sütçülüğünün yaygın oluşu - Karlılığının yüksekliği dolayısıyla sokak sütçülüğünün tercih edilmesi, ancak bunun kalite düşüşüne sebep oluşu,

266 Su Ürünleri Sektöründe Pazarlama ve Örgütlenme İlde 133.000 lık baraj gölünde 163.000 ton balık avlama potansiyeli olmasına rağmen ticari anlam üretim yapılmamaktadır. Halihazırda ilde 25 ton/yıl kapasiteli alabalık üretimi yapılmaktadır. İlde kültür balıkçılığı üretim miktarının tamamı otel, lokanta, piknik, gibi yerlere pazarlanmaktadır Su Ürünleri Üretimi ve Pazarlaması SWOT Analizi Mevcut Durum Problemler Fırsatlar Tehditler İlde 1 adet alabalık yetiştiricilik işletmesi mevcuttur. -Su ürünleri sektörünün öneminin kavranmamış olması. -ilde su ürünleri tüketimi alışkanlığının yaygın olmamsı. -İlde su ürünleri üretiminin bir masrafı, bir faaliyeti gerektiği, -İlde Atatürk Baraj gölünün bulunması ile su ürünleri üretim potansiyelinin bulunması. -Turizm sektörünün ilde güçlenmesi ile su ürünlerine olan talebin giderek artış göstermesi -Su ürünleri konusunda tüketici bilinçlenmesinin yetersizliği İlde mevcut Atatürk barajı gölünde kültür balıkçılığı yapılabilir olmasına rağmen bu sektörde yeterli bir üretim bulunmamaktadır. girişimciliğinin yetersiz olduğu düşünülen ilde bilgi ve uygulama eksikliğinin buna neden olduğu düşünülmektedir. Gerek sağlık, protein ve lezzet açısından son yılarda da önem kazanan su ürünleri tüketiminin arttırılması teşvik edilmeli ve bu konuda çalışmalar yapılmalıdır. İlde kültür balıkçılığı üretim miktarının tamamı otel, lokanta, piknik, gibi yerlere pazarlanmaktadır BÖLÜM 6. TARIMSAL KALKINMA AMAÇ VE STRATEJİLERİN OLUŞTURULMSI 6.1. Master Plan Amaçlarının Belirlenmesi ve Birleştirilmesi Temel amaç, bölge kaynaklarının etkin kullanımı ilkesi çerçevesinde ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslararası gelişmeler boyutunu bütün olarak ele alan örgütlü, rekabet gücü yüksek, sürdürülebilir bir tarım sektörünün oluşturulmasıdır. Temel stratejik amaçlar şu şekilde özetlenebilir: Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği ve gıda güvencesinin sağlanması, Üreticilerin gelir düzeyinin yükseltilmesi ve istikrarın sağlanması, Üretim maliyetlerini azaltıcı ve teknolojik gelişimi hızlandırıcı tedbirlerin uygulamaya konulması yoluyla üreticilerin rekabet güçlerinin artırılması,

267 Tarımsal pazarlama altyapısının iyileştirilmesi ve üreticilerin pazara erişim düzeylerinin yükseltilmesi, Tarım-sanayi entegrasyonunun geliştirilmesi, İşleme sanayinin rekabet gücünü artırıcı nitelikte uygun ve kaliteli hammaddenin temin edilmesi, Tüketici tercihlerinin karşılanması amacına yönelik tedbirlerin alınması, Üreticilerin katılımını ve sorumluluğunu esas alan ve doğrudan üreticilere finansman sağlayan yaklaşıma dayalı kırsal kalkınma projelerinin oluşturulması ve sözkonusu projelerin kırsal yaşam şartlarını iyileştirecek biçimde uygulanması, Üretimden pazarlamaya kadar olan süreçte kamudan bağımsız yapıda, üreticilere hizmet vermek üzere, kar amacı gütmeyen Tarımsal Üretici Birlikleri ile tarımsal nitelikli diğer üretici örgütlerinin kurulması ve geliştirilmesi ve bunların denetimlerinin özerkleştirilmesi; Belirlenen amaçlar beş başlık altında birleştirilmiştir ve aşağıda gerekçeleriyle birlikte açıklanmışlardır. 6.1.1. Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı Tarımsal üretimde verimlilik düzeyi belli ürünler ve bölgelerde potansiyelin altındadır. Ayrıca, tüketicilerin ve sanayicilerin talep ettiği kalite ürünlerin çoğunda yakalanamamaktadır. Bu arada yanlış tarım teknikleri çevreye olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Toplumun beslenmesi açısından hububat, et ve süt ürünleri ile yağlı tohumlu bitkiler üretimi ve hayvancılık için gerekli yem bitkileri üretiminin ürün deseninde yapılacak düzenlemelerle yeterli üretiminin sağlanması gerekmektedir. Gıda fiyatlarının indirilmesi için verimlilik artışı yoluyla maliyetlerin düşürülmesi yeterli gıda tüketimini sağlayacaktır. 6.1.2. Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması (Verimlilik ve Gelir Artışı) Tarımsal üretimde rekabet gücünün artırılması için verimliliğin ve ürün kalitesinin geliştirilmesi, işletme ölçeklerinin ve alt yapı imkanlarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Rekabet gücünün artırılması çerçevesinde köy bazlı yatırımlar için finansman mekanizmalarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. 6.1.3. Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi Üreticiler pazar talebine göre üretim kararlarını alamamaktadırlar. Bunun sonucunda kaynakların kullanımında dengesizlikler oluşmaktadır. Ayrıca, tarım ürünlerin pazarlanmasında 2000

268 yılı öncesinde tarımsal KİT'lerin ağırlığı nedeni ile serbest pazar mekanizmaları gelişmemiştir. Bu nedenle üreticiler ürünlerini pazarlamada güçlüklerle karşılaşmaktadır. 6.1.4. Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi Kırsal toplumun eğitim düzeyi düşük ve bu alanlarda kamu hizmetlerinin kalitesi yeterli değildir. Bu nedenle kırsal kesimden şehre göç yaşanmaktadır. Toplumun temel ve mesleki eğitim düzeyinin yükseltilmesi, beslenme şartlarının iyileştirilmesi ve yoksulluğun önlenmesi gerekmektedir. Kırsal alandaki yaşam tarzının cazip hale gelmesine yönelik yatırımların yapılması önem arz etmektedir. 6.1.5. Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi Yüksek girdi fiyatları ile maliyeti yükselen ürünlerin hasat döneminde yoğun olarak pazara sunulması, üretici gelirlerinin azalmasına neden olmaktadır. Üreticilere ucuz girdi temini, hasat döneminde ihtiyaç duyulan nakit ihtiyaçlarının karşılanması ve dış pazar şartlarını araştıracak tarım satış kooperatiflerinin ilde yaygınlaşması ve üreticilerin bu kooperatiflere üye olması önem taşımaktadır. 6.2. Tarımsal Kalkınma Stratejilerinin SWOT Analizi Bu bölümde, kalkınma amaçlarının elde edilmesi için gerekli ana yönü veya kalkınma hamlesini gösteren stratejiler belirlenerek, her bir amaç altına sıralanmışlardır. 6.2.1. Sürdürülebilirlik İlkesi Çerçevesinde Kaliteye Dayalı Üretim Artışı 6.2.1.1 Bitkisel Üretim Arz açığı olan ürünlerin üretiminin artırılması, Kaliteli ve rasyonel girdi kullanımı, İyi tarım uygulamaları, Organik tarım uygulamaları, Üretici odaklı üretimden tüketici odaklı üretime yönelme, Bitki hastalık ve zararlıları ile mücadele, Sulama ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulamaları, Arazi toplulaştırması, 6.2.1.2 Hayvansal Üretim Islah,

269 Yem bitkileri üretimi, Meraların geliştirilmesi, İşletme ölçeklerinin geliştirilmesi, Hayvan hastalıkları ile mücadele ve kontrol, 6.2.1.3 İşleme Sanayi Ürün, üretim ve satış yerlerinin norm ve standartlarının iyileştirilmesi, Gıda kodekslerine tam uyumun sağlanması, Gıda imalat tesislerinin denetiminin etkinleştirilmesi, Sürdürülebilir tarım uygulamaları yönünden öncelikli kalkınma amaçları belirlenirken, bitkitoprak-çevre kirliliğinin önlenmesi, doğal kaynakların etkin kullanılması, ekolojik tarımın yaygınlaştırılması, hayvan sağlığının korunması, bölgenin ekolojik yapısına uygun ürünlerin seçilmesi, erozyonla mücadele, arazilerin kabiliyet ve sınıfları dikkate alınarak kullanımı, doğal dengenin korunması hususları gözetilmiştir. 6.2.2. Tarımsal İşletmelerin Rekabet Gücünün Artırılması (Verimlilik ve Gelir Artışı) Arazi toplulaştırılması, İşletme ölçekleri ve alt yapılarının iyileştirilmesi, Ürün çeşitlendirilmesi ve AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi, Dış piyasalarda rekabet üstünlüğü olan ve olabilecek ürünlerin desteklenmesi, Finansman araçlarının geliştirilmesi (leasing, lisanslı depoculuk gibi), Tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgelerinin kurulması, Arazi pazarının geliştirilmesi ile ilgili tedbirler, Risk yönetimi, Bu gerekçeler üzerine, verimlilik ve gelir artışı yönünden öncelikli kalkınma amaçları belirlenirken, katma değeri yüksek ürünlere öncelik verilmesi, üretimde verimlilik ve kalitenin artırılması, ölçülü bilinçli girdi kullanımı, tarım-sanayi altyapısının iyileştirilmesi, tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması, pazarlama şartlarının iyileştirilmesi, kaliteli ve standartlara uygun üretim yapılarak ve gıda güvenliğinin tam olarak sağlanmasıyla dış pazar şansının yüksek tutulması, etkin örgütlenme sisteminin oluşturulması, yeni teknolojilerin kullanılması gözetilmiştir. 6.2.3. Tarımsal Pazarlama Altyapısının Güçlendirilmesi ve Tarım-Sanayi Entegrasyonunun Sağlanması Pazar Bilgi Sisteminin kurulması, Ürün borsalarının geliştirilmesi,

270 Lisanslı depoculuk ve varant sisteminin düzenlenmesi, Üretici Birliklerinin kurulması ve geliştirilmesi, Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerinin özerkleştirilmesi, Sözleşmeli üretim sisteminin yaygınlaştırılması, Üreticilerin bireysel ve birlikte oluşturacakları tarımsal sanayi entegrasyon projelerine teknik ve finansal destek sağlanması, Bu şartların oluşması sonucunda, tarımsal pazarlama altyapısı güçlendirilerek tarım-sanayi entegrasyonu sağlanacaktır. 6.2.4. Kırsal Gelirlerin Artırılması ve Kırsal Toplumun Yaşam Şartlarının İyileştirilmesi Katılımcı bir yaklaşımla tarım dışı gelir getirici faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve desteklenmesi Çevresel etkilere maruz kalan tarım alanlarının korunması, Kırsal alanlarda kadın ve gençlerin ekonomik yaşamdaki etkinliklerinin artırılması Çiftçi eğitiminde özel yayım uygulamalarının geliştirilmesi, Tarım ve kırsal kalkınma amaçlı sivil toplum kuruluşlarının teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi, Kırsal kalkınmaya dönük öncelikli kalkınma amaçları belirlenirken, kırsal göç ve kırsal işsizliğin önlenmesi, kırsal turizmin geliştirilmesi, tarım topraklarının muhafazası göz önüne alınmıştır. 6.2.5. Üretici Örgütlerinin Geliştirilmesi Üreticilerin teknik hizmet alabilecekleri ve ortaklaşa pazarlama yapabilecekleri örgütlenme yapısına kavuşmalarının desteklenmesi, Üreticilerin bir araya gelerek pazara entegrasyonunu sağlayacak destekler, Üreticilerin birlikte yapacakları hayvansal üretim faaliyetlerinin desteklenmesi, Sulama birlikleri ve kooperatiflerinin desteklenmesi, Üretici örgütlerinin özerkleştirilmesi ve yönetim yapılarının güçlendirilmesi ve ilgili yasal düzenlemelerin sonuçlandırılması, Üretici örgütlerinin geliştirilmesi için mali ve teknik destek sağlanması,

271 6. 3 SWOT ANALİZİ Amaçlar Strateji Mevcut Durum Strateji Uygulanırken Karşılaşılacak Güçlü Yönler Zayıf Yönler Fırsatlar Tehditler Sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kaliteye dayalı üretim artışı ile gıda güvenliği (sağlıklı gıda) ve gıda güvencesinin (yeterli gıda) sağlanması Bitkisel Üretim Arz açığı olan ürünlerin üretiminin artırılması Kaliteli ve rasyonel girdi kullanımı İyi tarım uygulamaları Organik tarım uygulamaları Bitki hastalık ve zararlıları ile mücadele Sulama ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulamaları Arazi toplulaştırması Bitki-toprakçevre kirliliğinin önlenmesi Tarım topraklarının korunması İlin ekolojik koşulları birçok bitkinin yetişmesine imkan vermektedir. Konvansiyonel üretimde kaliteli hibrit, hastalıklara dayanıklı ve sertifikalı tohumlar önemli ölçüde kullanılmaktadır. İşletme tasarrufunda bulunan arazi varlığı ülke geneline göre yüksektir. İlin tarımsal potansiyeli yüksek olup, önemli ulaşım yolları üzerindedir. Organik tarım için yoğun iş gücü, tarım alanları vardır. Sanayicinin ve tüketicinin talep ettiği ürün kalitesi ürünlerin çoğunda yakalanamamıştır. Konvansiyonel tarımda yoğun girdi kullanımı (ilaç, bitki gelişimini düzenleyiciler, vb.) ve yanlış uygulanan tarım teknikleri üretime ve çevreye olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Pestisit-atık depolama tesisleri bulunmamaktadır. Çiftçilerin yeni plan ve projelere yaklaşımı uyumlu faaliyetlere yaklaşımı yeterli değildir. İlde mevcut özel sektör tarım firmaları sayesinde verimli çeşitlerin tohum ve fide temininin kolay olması, Tohumluk ıslahı ve üretimi yapan kuruluşların bulunması İlde; Ürünlerin dış pazarlara ulaştırılması için uluslar arası havaalanı ve ulaşımı kolay karayolu ağı vardır. Üretim planlamasının ve ayrıca bu planlama için gerekli güvenilir tarımsal kaynak veritabanının ve zon haritalarının mevcut olmayışı Üretim maliyetinin yüksekliği Belirli ürünlerde sınırlı üretim sahalarının giderek tarım dışı kullanıma kayması Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve Miras Hukukunda gerekli yasal düzenlemenin eksikliği Konvansiyonel üretimin yoğunlaşması sebebiyle, ürünlerde kimyasal kalıntı düzeyinin artması ve buna bağlı olarak toprak kirliliğinin oluşması Organik ürün tüketici alışkanlığın yeterli düzeyde olmaması ve organik ürünlerin fiyatının pahalı olmasından dolayı pazar imkanının daralması Hayvancılık ve Su Ürünleri Islah Yem bitkileri üretimi Meraların geliştirilmesi İşletme Havyan aşılama programları etkin şekilde yapılmaktadır ve ihbarı mecburi hastalıklar hızlı müdahale ile söndürülmektedir. Yem bitkileri üretimi yeterli değildir. Verimlilik düzeyi, belli ürünlerde potansiyelin altındadır. Sanayicinin ve İlde Sığır Yetiştiricileri derneğinin hayvancılığın gelişmesine olumlu katkıda bulunması Küçük ölçekli aile işletmelerinin pazar sanayi entegrasyonunda katılmalarının güçlüğü Mera alanlarının işgal edilmesi ve

272 ölçeklerinin geliştirilmesi Hayvan hastalıkları ile mücadele ve kontrol Su ürünleri yetiştiricilik kaynaklarının etkin kullanımı Soy kütüğü ve kayıt sistemleri başarılı bir şekilde yürütülmektedir ve Bölgede mevcut hayvan hareketleri iyi takip edilmektedir. Bölgenin topografik yapısı gereği daha çok Karacadağ eteklerinde (Siverek ve Viranşehir de) küçükbaş hayvan (keçi, koyun) yetiştiriciliği yapılmaktadır. tüketicinin talep ettiği ürün kalitesi ürünlerin çoğunda yakalanamamıştır. İlde Ziraat Fakültesi ve veteriner fakültesinin bulunması Konvansiyonel tarımın girmediği alanlarda yetiştirilen ürünlerin organik tarım sertifikası ile değer kazanması yetersizliği ile ıslahının yapılamayışı Damızlık üreten işletmelerin halen sürü popülasyonlarını tamamlayamamaları Süt-yem fiyat paritesinin düzensizliği Özel sektörde hayvancılık konusunda yeterli girişimcinin olmaması Su ürünleri üretimi için yatırım yapma konusunda Mevzuatın yoğunluğu ve girdi fiyatlarının yüksekliği İşleme Sanayi Ürün, üretim ve satış yerlerinin norm ve standartlarının iyileştirilmesi Gıda kodekslerinin uygulamaya konulması Konu ile ilgili yeterli sayıda işsiz teknik elemanın bulunması. Öz sermaye yetersizliği Kamuda denetim elemanı yetersizliği. Yeni kurulacak yetkilendirilmi ş özel denetim büroları kanalı ile etkin bir denetim sağlanması. Kalitesi düşük, sağlımızı tehdit eden gıda ürünlerini piyasaya sunan girişimcilerin bulunması Gıda imalat tesislerinin denetiminin etkinleştirilmesi Tarımsal işletmelerin rekabet gücünün artırılması (verimlilik ve gelir artışı) Arazi toplulaştırılması İşletme ölçekleri ve alt yapılarının iyileştirilmesi Ürün çeşitlendirilmesi ve AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi Dış piyasalarda rekabet üstünlüğü olan ve olabilecek ürünlerin desteklenmesi Verimlilik ve ürün kalitesinin düşüklüğü sebebiyle kârlılık düşüktür. İşletme ölçekleri, sermaye ve alt yapı imkanları yetersizdir. Köy bazlı yatırımlar için etkin finansman mekanizmaları yetersizdir. İşletme tasarrufundaki arazilerin büyük olması İl arazisinin büyük bölümünün sulu ve makineli tarıma uygun olması Ürün maliyetlerinin yüksek olması Tarımsal faaliyetin riskli olması

273 Finansman araçlarının geliştirilmesi (leasing, varrant lisanslı depoculuk gibi) Organize tarım bölgelerinin kurulması Arazi pazarının geliştirilmesi ile ilgili tedbirler Risk yönetimi Tarımsal pazarlama altyapısının güçlendirilmesi ve tarım-sanayi entegrasyonunun sağlaması Pazar Bilgi Sisteminin kurulması Ürün borsalarının geliştirilmesi Lisanslı depoculuk ve varant sisteminin düzenlenmesi Sözleşmeli Üretim sisteminin yaygın laştırılması Üreticilerin bireysel ve birlikte oluşturacakları dikey entegrasyon projelerine teknik ve finansal destek sağlanması Tarımsal ürünlerin büyük çoğunluğu ilde mevcut hal komplekslerinde değerlendirilmekted ir. Üretim ve ihracat yapan kuruluşlar mevcuttur. Üreticiler pazar taleplerine göre üretim kararı alamamaktadırlar. İlde modern teknolojiyi kullanan sanayi tesisleri azdır. Serbest pazar mekanizmaları yeterince gelişmemiştir. Üretilen ürünler için pazar garantisi mevcut değildir ve bu noktada sorunlarla karşılaşılmaktadır. Daha ucuz olan demiryolu taşımacılığı imkanının il yaygın olmayışı Ürün bazında Mezatların bulunmayışı Çevre illerde tarımsal sanayinin bulunması Uluslar arası pazara ulaşmak için gerekli ulaşım ağı vardır. Tarımsal sanayide kullanılacak işgücü oranı yüksektir. Uluslar arası yollara yakın, ulaşımı kolay tarımsal sanayi yerleri mevcuttur. İl birçok medeniyetin kurulduğu, GAP merkezinde peygamberler şehri olarak bilinmektedir. Bu nedenle turizm potansiyelinin yüksekliği sebebiyle pazarlama imkanının genişliği İşgücünün çoğu vasıfsızdır. Komşu ülkelerdeki pazarların sürekli olmaması Komşu ülkelerdeki güvenlik sorunları Topraklarda tuzluluk ve çoraklaşma Üreticilerin eğitim düzeyinin düşük olması Sınır ticareti imkanı vardır. Tarımsal sanayide kullanılacak hammadde (tahıl, baklagil), Fıstık) çoktur. için hammadde yoğundur.

274 Kırsal gelirlerin artırılması ve kırsal toplumun yaşam şartlarının iyileştirilmesi Katılımcı bir yaklaşımla tarım dışı gelir getirici faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve desteklenmesi Çevresel etkilere maruz kalan tarım alanlarının korunması Kırsal alanlarda kadın ve gençlerin ekonomik yaşamdaki etkinliklerinin artırılması Çiftçi eğitiminde özel yayım uygulamalarının geliştirilmesi Tarım ve kırsal kalkınma amaçlı sivil toplum kuruluşlarının teknik kapasitelerinin güçlendirilmesi Tarımsal üretimde daha etkin rol alabilmeleri için kız çocuklarının eğitim seviyelerinin yükseltilmesi Kırsal alanlarda işgücü mevcudiyeti. Gerekli ortam ve materyalin kırsal alanda ucuz ve yeterince bulunması Kırsal nüfusun eğitim düzeyi düşüktür ve bu alanlarda verilen kamu hizmetlerinin kalitesi yeterli değildir. Tarım sektörü, gizli işsizlik ve düşük verimlilik nedeniyle kırsal nüfusa yeterli düzeyde gelir sağlayamamaktadır. İşletmelerin tarımsal faaliyetlerini durdurması ve sektör istihdamının giderek azalması kırsal alanları ekonomik durgunluk sorunuyla karşı karşıya getirmektedir. Ağırlıklı olarak tarım sektörüne bağımlı kırsal alanlarla kentler arasındaki gelişmişlik farklarının derinleşmesi, kentlere göç eğilimlerinin güçlenmesine yol açmaktadır. Geliştirilecek yerel tarımsal ürünlerin mevcut olması Yerel ürünleri küresel pazarlara kaliteli ürünler olarak sunmada uzmanlaşmak yoluyla, yerel odaklar konumuna gelme imkanının olması İle özgü ürünlerin yetiştiriciliğin de uzmanlaşarak marka oluşturma imkanının olması Yerli girişimci ruhunun olmaması Kamu hizmeti sunan eğitimcilerin bu faaliyetlere özgü eğitimlerinin yetersiz olması

275 Üretici örgütlerinin geliştirilmesi Üreticilerin bir araya gelerek pazara entegrasyonunu sağlayacak destekler Üreticilerin birlikte yapacakları hayvansal üretim faaliyetlerinin desteklenmesi Sulama birlikleri ve kooperatiflerinin desteklenmesi Üretici örgütlerinin özerkleştirilmesi ve yönetim yapılarının güçlendirilmesi ve ilgili yasal düzenlemelerin sonuçlandırılması Üretici örgütlerinin geliştirilmesi için mali ve teknik destek sağlanmas AB Normlarına uyumun kabul edilmesi Üretici örgütleri vasıtasıyla üretici sorunlarının çözüleceği zihniyetinin yaygınlaşması Bu faaliyetleri teşvik edici görsel yayınların olmaması Eğitim Seviyesi düşüklüğü nedeniyle bu tür örgütlerin kurulmasında görev alacak üyelerin yetersizliği Üretici örgütleri üyeleri arasındaki güven duygusunun zayıf olması Sonuçların daha etkin ve hızlı alınması Bürokratik işlemlerin azalması Sorunlara zamanında yaklaşma imkanı Bireysel düşünce yokluğu Demokratik sistemlerin tam anlaşılamaması Başkanlığın genelde güçlünün eline geçmesi 6.4. KALKINMA STRATEJİLERİNİN TANIMLANMASI Amaçlar Verimlilik ve Kalitede Gelir Artışı Strateji Katma değeri yüksek ürünlere öncelik verilmesi Mevcut Durumun Güçlü Yönleri İhracata dönük üretim yapılan alanların fazlalığı Dış pazarın istediği ürünler konusunda üretim yapılabilecek iklim şartları mevcuttur. Organik tarım yapılmaya müsait alanların fazla olması Mevcut Durumun Zayıf Yönleri Fırsatlar Geniş tarım Çiftçi eğitimi alanlarında Zirai ilaç yapabilecek ve ve kimyevi gübrelerin çiftçiyi bilinçsiz kullanılması. bilgilendirebilecek özel ve resmi tarımsal kuruluşlar bulunması. Tarım arazilerinin korunması ve kullanılması konusunda ve Miras Hukukunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması ve uygulanması Tehlikeler (Tehditler) Belirli ürünlerde sınırlı üretim sahalarının giderek tarım dışı kullanıma kayması Üretimde İlde verimlilik verimlilik ve değerleri Türkiye kalitenin artırılması ortalaması üzerindedir. Yayım ve eğitim faaliyetlerinin yeterli olmaması İlde mevcut özel sektör tarım firmaları sayesinde verimli çeşitlerin tohum ve fide temininin kolay olması Konvansiyon el üretimin yoğunlaşması sebebiyle, ürünlerde kimyasal kalıntı düzeyinin artması

276 Konvansiyonel üretimde hibrit, kaliteli, hastalıklara dayanıklı ve sertifikalı tohumlar önemli ölçüde kullanılmaktadır. Şanlıurfa fıstığı, Şanlıurfa İsotu, İvesi Koyunu bakımından zengindir. Yörenin topografik yapısı hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvan (keçi ve koyun) yetiştiriciliğine uygundur. Özellikle Üreticide verimliliği artırıcı gayret eksikliği Çiftçilerin alışkanlıklarından ve geleneksel yöntemlerinden kolay vazgeçmemeleri Hayvancılık işletmelerinin küçük ölçekli ve dağınık olması sebebiyle hizmetin götürülmesinde güçlüklerle karşılaşılması Her tür teknoloji transferinin kullanılmaya hazır olması İlde ziraat ve veteriner fakültelerinin bulunması Hayvancılıkta yatırımlar desteklenerek işletme modernizasyonunu n sağlanabilmesi Kimyasal kalıntılara bağlı olarak toprak kirliliğinin oluşması Yem bitkileri ekilişinin azlığı sebebiyle, hayvancılık sektörünün gerilemesi Pazar taleplerine uygun çeşitlerinin sınırlı düzeyde yetiştirilmesi Siverek, Viranşehir ilçelerinde büyükbaş hayvancılık yanında küçükbaş hayvancılık da yaygın olarak yapılmaktadır. Kaliteli kaba yem üretiminin yetersizliği ve kesif yem fiyatlarının yüksekliği İlde Damızlık Sığır Yetiştiriciliği Birliğinin mevcut olması Sözleşmeli Üretim Modeli Mevzuatının uygulanabilir halde olmaması. İlde sebze tohumluk Hayvansal ıslahı, üretimi yapan ürünlerde pazarlama kuruluşlar bulunmaktadır. ağının zayıflığı Hazır fide yetiştiriciliği yapan kuruluşlar çiftçilerin hizmetindedir. Mera alanlarının yetersizliği Damızlık üreten işletmelerin yetersizliği Süt-yem fiyat paritesinin düzensizliği Özel sektörde hayvancılık konusunda yeterli girişimcinin olmaması Su ürünleri üretiminde Mevzuatın yoğunluğu ve girdi fiyatlarının yüksekliği Etkin örgütlenme ve pazarlama ağının kurulması sayesinde üreticinin istikrarsızlıklardan zarar görmemesi. Fidancılık için kaliteli anaç temininin zorluğu Özel sektörün kaliteli tohum, fidan, fide, üretimine yeteri kadar teşvik edilmemesi

277 Sebze üretiminde kullanılan hibrit tohumların ithal edilmesi Tarım-sanayi alt yapısının iyileştirilmesi ve entegrasyonunun sağlanması Tarımsal sanayiye hammadde temini noktasında yörede yeterli üretim vardır. Yörede modern teknolojiyi kullanan sanayi tesislerinin azlığı Tarımsal sanayinde kullanılacak hammadde üretim imkanının olması. Üretici Birliklerinin yeterli olmaması. Tarımsal sanayide kaliteli standartlara uygun tarımsal hammadde üretiminin azlığı. İlin turizm potansiyelinin yüksekliği sebebiyle pazarlama imkanının genişliği. Pazarlama şartlarının iyileştirilmesi İl sınırlarında üretilen ürünlerin büyük çoğunluğu İl ve ilçelerde mevcut hal komplekslerinde değerlendirilmektedir. Komşu illerde tarımsal sanayi varlığı Pazarlama organizasyonları yetersiz. Kurulacak olan Üretici ve Pazarlama Birlikleri ile tüm ürünlerde pazarlama ağının iyileştirilmesi. Ürünlerin süper marketlere gidememesi İlde üretim ve ihracat yapan kuruluşlar bulunmaktadır. İlde kontrol Laboratuarının bulunması İhracat şansı yüksek çeşitlerin çiftçi tarafından kolay kabul görmemesi ve üretim alışkanlıklarından vazgeçmemesi. Üretici örgütlenmesinin yeterli olmaması Belirli sebze ve meyve türlerinde ihracat şansımızın yüksek olması Kara ve hava yolu taşımacılığına işlerlik kazandırılması. Ürünlerin istenilen standardizasy ona ulaştırma endişesi Daha ucuz olan demiryolu taşımacılığı imkanının Bölgede yaygın olmayışı Tüm ürünlerde Markalaşmaya gidilmemiş olması Yeni teknolojilerin kullanılması İşletme büyüklüklerinin optimal olmaması nedeniyle modern teknolojinin kullanılmasında sıkıntılar vardır. Ürün bazında Mezatların bulunmayışı Öz sermaye yetersizliği Aşılı fide üretiminin devreye girmesi ile nematoda dayanıklı anaçlar üzerinde üretim yapılabilmesi. Modern teknoloji maliyetinin yüksek olması

278 Sürdürülebilir tarım uygulamaları Organik tarımın yaygınlaştırılması Konvansiyonel tarımın yaygınlaşmadığı Alt Bölgeler mevcuttur. Pazar imkanının hali hazırda kısıtlı olması A.B. Ürün Ülkelerinde organik miktarının tarım ürünlerine düşmesi talebin fazla olması Gübre ve ilaç gibi kimyasal girdilerin kullanılmadığı bakir alanların mevcudiyeti. Ürünlerin satış fiyatının pahalı olması İlde mera aya dayalı büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı fazladır. Organik ürün tüketim alışkanlığının yerleşik olması. İl dışındaki Kontrol ve sertifikasyon kuruluşları ile üretici arasında güçlü iletişim kurulmamıştır. Ülkemizde Organik ürün tüketici alışkanlığının yeterli düzeyde olmaması Konvansiyonel tarımın girmediği alt bölgelerin tarımsal potansiyelinin değerlendirilmesi. Bölgede Organik tarımla ilgili eğitim ve yayım yetersizdir. Hali hazırda organik olarak üretimi yapılan ürünlerin bu etiketle pazara sunulma imkanı elde etmesi ve değer kazanması. Organik tarımda,sertifikasyon bedelinin yüksekliği Hayvan sağlığının korunması İlde mevcut hayvan hareketleri iyi takip edilmektedir. Komşu ülkelerden kaçak hayvan girişlerinin olması İhbarı mecburi hastalıların devlet desteğine tabii olması İlin iklim koşulları nedeniyle kan parazitlerinin büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğind e sorun olması

279 Havyan aşılama programları etkin şekilde yapılmaktadır. İhbarı mecburi Hayvan hastalıklar konusunda beslenmesi ile ilgili üreticilerin yeterince yayınların ağırlık bilgi sahibi olmaması kazanması İlin sosyoekonomik yapısı nedeniyle komşu ülkelerle ilişki nedeniyle bir çok egzotik hastalığın( sığır vebası, PPR, mavi dil, Şap) bulaşma ihtimali. Soykütüğü ve kayıt sistemleri başarılı bir şekilde yürütülmektedir. İlde hayvan hareketliliğinin çok fazla olması nedeniyle hayvan hastalıkları ile etkin mücadele yapılamamaktadır. Meraya dayalı hayvancılıkta kontrol yetersizliği ve veteriner hekim sayısındaki yetersizlik İhbarı mecburi hastalıklar hızlı müdahale ile söndürülmektedir. Bitki-toprakçevre kirliliğinin önlenmesi Serbest veterinerlik ve klinik hizmetlerinden faydalanılması gelişmiş olması. Son zamanlarda çevreye duyarlı yayınların yapılması ve çevre bilincinin oluşması Konvansiyonel tarımda yoğun ilaç ve gübre kullanımı. Tarımda kullanılan kimye gübre ve ilaçların insan sağlığını tehdit ettiği yönündeki görsel yayınların yapılması Para kazanma hırsı ile çevreye duyarsız bilincin varlığı Doğal kaynakların etkin kullanılması Araziler. kabiliyet ve sınıfları dikkate alınarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Modern tarım tekniklerinin kullanılmayışına bağlı olarak ürüne uygun sulama sistemleri seçiminin yapılamaması Yatırımcı resmi kuruluşların sulama projeleriyle tarıma sürekli destek vermesi Arazi rantının yüksek olması nedeniyle tarım arazilerinin tarım dışı kullanıma kayması

280 Yıllık güneşli gün sayısın fazlalığı günlük güneşlenme süresinin uzunluğuna bağlı olarak ürün vejetasyon süresinin artması 1. ve 2. derecede kaliteli sulama suyu kaynakları mevcuttur ve sulama sularında alkalilik, tuzluluk problemi yoktur. Miras Hukukundan kaynaklanan biçimde tarım topraklarının sürekli parçalanması İlde yüksek debili akarsulara yönelik sulama projelerinin uygulanması İl sulak alanlar bakımından zengindir Su ürünleri yetiştiriciliği için uygun baraj göllerinin bulunması Bölgenin ekolojik yapısıyla ilişkisi Açık alanlar, sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliğine uygundur. İklim yılın büyük bir bölümünde bitki yetişmesine olanak vermektedir. Üretiminin artırılması ve sanayisinin geliştirilmesi mümkün ürün çeşidinin bol olması Kırsal kalkınma Kırsal göçün ve kırsal işsizliğin önlenmesi İşgücü diğer illere göç etmektedir. Kırsal alanda kamu hizmetlerinin yetersiz olması Yetiştirici organizasyonları ve sözleşmeli üretim modelinin uygulanması ile kırsal istihdam sağlanması. Tarımsal faaliyetlerin riskli olması Tarım sektöründe çalışan işçilerin kalifiye olmaması nedeniyle kalitede düşme meydana gelmektedir. Kırsal alandaki tarımsal faaliyetin zor ve sigortasız olması Tarımsal gelirin artışıyla kırsal göçün önlenmesi. Tarımsal faaliyet getirilerinin stabil olmaması Kuru tarım alanlarının sulu tarıma açılması Ürün deseninde meydana gelen değişiklikler Tarımsal faaliyette günlük çalışma süresinin uzun olması Tarımsal faaliyetin cazibeli olmaması

281 BÖLÜM 7- İL PROGRAM VE PROJE ALANLARININ BELİRLENMESİ 7.1.DEVAM EDEN PROJELER 7.1.1. T.K.B. KAYNAKLI PROJELER Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi Bir tarım ülkesi olan ülkemizde, nüfusun % 40'ı kırsal kesimde yaşamakta olup; bunun % 75'i tarımla uğraşmaktadır. Bakanlığımızca yürütülmekte olan "Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi" gerek ürün bazındaki çeşitliliği ve gerekse kapladığı alan yönünden büyük bir üretici kitlesine hitap eden en kapsamlı projelerden birisidir. Proje çerçevesinde; Bakanlığımız taşra teşkilatının ana hizmet konularını oluşturan yayım, tanıtım ve demonstrasyon hizmetleri üreticiye ulaştırılmaktadır. Bu yönüyle "Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi" tarım sektörünün gelişmesi ve üretimin artırılmasında lokomotif görevini üstlenmektedir. Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesinin genel hedefi; ülke ihtiyaçlarına cevap verecek miktarda ve kalitede ürünün istenilen yer ve zamanda pazara sunulabilmesi, diğer ülkelerle rekabette üstünlüğün sağlanarak dış satımın artırılması, ayrıca bu sektörde hizmet verenlerin sosyo-ekonomik koşullarının iyileştirilerek refah düzeylerinin yükseltilmesi, doğal koşullara bağımlılığın azaltılması yanında doğal kaynakların korunması, üretim faktörlerinin etkin kullanılmasını sağlayarak çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen tekniklerin kullanılması, dolayısıyla üretimin artırılması ve kalitenin yükseltilmesidir. Yine bu proje ile, birim alandan alınan verimin artırılması, üretim alanlarının ve girdilerin rasyonel kullanımının sağlanması, mekanizasyonun geliştirilmesi, tarımsal sanayinin ihtiyacı olan hammaddenin üretilmesi, dolayısıyla pazara hareketlilik kazandırılarak üretici gelirinin ve kırsal alandaki istihdamın artırılması amaçlanmaktadır. Proje kapsamında buğday, arpa, kuru fasulye, Nohut, mercimek, Yağlı tohumlar, soya, ayçiçeği, pamuk, yer fıstığı,susam, kanola, aspir, bağbahçe, yumuşak çekirdekli, sert çekirdekliler, sert kabuklular, turunçgiller, üzümsü meyveleri geliştirme projeleri ile zeytin, sebze üretimi, çoğaltım materyali üretimi, dane ürünlerin kurutulması gibi alanlarda geliştirme projeleri desteklenecek faaliyetler arasındadır. Bu proje kapsamında; şimdiye kadar Şanlıurfa da destekleme kapsamına girmiş ürünler arasında ağırlıklı olarak pamuk yer almıştır. Bundan sonra ilde destekleme kapsamında olan ürünler: tarla bitkileri grubundan buğday, arpa, mısır; meyveler grubundan üzümsü meyveler( üzüm), sert kabuklular(antepfıstığı) ve sert çekirdekli meyvelerdir.

282 Çiftçi Kayıt Sistemi ve Doğrudan Gelir Desteği Projesi Bilindiği üzere, 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz ve değişen ülkesel ve uluslararası koşullar tarım sektöründe farklı yaklaşım ve reform gerekliliğini de gündeme getirmiştir. Daha önce uygulanmakta olan tarımsal destekleme politikaları, sağlanan desteklerin hedef kitleye yeterince yansımaması, belirlenen amaçların gerçekleştirilememesi, kamu kaynaklarına aşırı mali yük getirmesi ve kalkınmaya yönelik hedeflerin gerçekleşememesine neden olmuştur. Tarımda Yeniden Yapılanma ve Destekleme Politikaları çerçevesinde, tarımda yeni yaklaşımları hayata geçirmek, yapısal değişiklikler yaparak Türk çiftçisine iyi bir hayat standardı sağlamak amacıyla, tarım sektörü dahilinde uygulanan ve mali boyutta etkinliği düşük, ancak yükü büyük tarımsal destekleme sisteminin yerine etkili olabilecek bir destekleme politikasına geçilmesi öngörülmüş, bunu gerçekleştirmek amacıyla da 2001-2005 döneminde uygulanmak üzere Doğrudan Gelir Desteği Uygulamasına geçilmiştir. Daha sonra Bakanlığımız, DPT ve Hazine Müsteşarlığının müşterek çalışmaları sonunda hazırlanan Tarım Politikaları Stratejisine göre 2006-2010 döneminde uygulanacak olan destekleme araçlarından biriside Doğrudan Gelir Desteği (DGD) Ödemeleri olarak belirlenmiştir. Proje kapsamında 2001 yılından 2005 yılına kadar 392.580.586 YTL tutarında DGD, 27,971866 YTL tutarında mazot desteklemesi olmak üzere toplam 420.552.452 YTL tutarında ödeme yapılmıştır. Damızlık Hayvan Desteklemesi Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü-Proje ve İstatistik Şubesi Ön soy kütüğü ve Soy kütüğü Sistemini Geliştirme Projesi Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü-Proje ve İstatistik Şubesi Arı Yetiştiriciliği Projesi Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü-Proje ve İstatistik Şubesi Süne Mücadelesi Projesi Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Bitki Koruma Şubesi Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması Tescili ve İzlenmesi Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Hayvan Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Projesi Projenin Amacı: Hayvanların sağlık taramasından geçirilmesi ve hastalıklarıyla aşılama yoluyla mücadele etmektir. Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı Şubesi(T. K. B. Kaynaklı) Hayvan Hareketleri ve Karantina Çalışmaları

283 Projenin Amacı: Ülkemiz halk ve hayvan sağlığının korunması için hayvanların ve hayvancılık işletmelerinin tanımlanması, kayıt altına alınması ve izlenmesidir. Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı Şubesi (T. K. B. Kaynaklı) Su Ürünleri Üretimini Geliştirme Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Bitki Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Gıda Denetim Hizmetlerini Geliştirme Projesi Projenin Amacı: Gıda sanayi tesislerinin,gıda satış, toplu tüketim yerlerinin ve muhtelif işyerlerinin 560 sayılı K.H.K ve ilgili yönetmelik doğrultusunda denetlenmesidir. Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Kontrol Şubesi (T. K. B. Kaynaklı) Su Ürünleri Kirlenme ve Koruma Kontrol Hizmetleri Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı 4342 Sayılı Mera Kanunu Kapsamında Yapılan Çalışmalar Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Proje ve İst. Şubesi (T. K. B. Kaynaklı) Ekolojik Tarımın Yaygınlaştırılması ve Kontrolü Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Hayvancılığı Geliştirme Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Sorunlu Tarım Alanlarının Tespiti ve İyileştirilmesi Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi Kaynak: Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kaynaklı Arazi Toplulaştırma ve Dağıtım Projesi Kaynak: Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü 7.1. 2 Üniversite Kaynaklı Projeler Ceylanpınar Tarım İşletmesi nde Antepfıstığı Erkek Seleksiyonu Üzerinde Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Antepfıstıklarında Sık Dikimin Verim ve Kalite Üzerine Etkilerinin Araştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Değişik Anaçlar Üzerine Aşılı Antepfıstığı Çeşitlerinde Büyüme,Meyveye Yatma, Periyodisite, Verim ve Kalite Üzerine Sulamanın Etkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Yerli ve Yabancı Antepfıstığı Çeşit ve Tiplerinin Ceylanpınar Tarım İşletmesi nde Sulanan Koşullarda Adaptasyonu Üzerinde Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Alttan Sızdırma Yöntemiyle Sulamanın Siirt ve Kırmızı Antepfıstığı Çeşitlerinde Verim ve Kalite Üzerine Etkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa Yerel Domates Genotiplerinin Toplanması, Tarımsal Karakterlerinin Belirlenmesi ve Seleksiyon Yoluyla Islahı Kaynak: Harran Üniversitesi

284 Farklı Urfa Yerli Domates Genotiplerinin (Lycopersicon esculentum M.) Yüksek SıcaklığaTolerans Düzeylerinin Belirlenmesi İçin Bazı Morfolojik ve Fizyolojik Özelliklerinin İncelenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Sebzelerde Zararlı Yaprak Galeri Sinekleri (Diptera : Agromyzidae) nin GAP Bölgesi ndeki Zarar Durumları ve Biyolojileri Üzerinde Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Yetiştirilen Bal Kabağında (Cucurbita moschata) Ekim- Dikim Zamanlarının Verim ve Bazı Meyve Kalite Özelliklerine Etkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası nda Sulamanın Doğurduğu Sosyo-Kültürel ve Çevresel Değişimlerin Tarımsal Yayım Açısından Çözümlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Köy Merkezli Tarımsal Üretime Destek Projesinin Tarımsal Yayım Açısından Değerlendirilmesi : Şanlıurfa İli Örneği Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Tuzluluktan Dolayı Ortaya Çıkan Ekonomik Kayıp Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İlinde İşletme Büyüklüğü 50 ha ve Üzerinde Olan İşletmelerin Mekanizasyon Düzeyinin ve Bu İşletmelerin Makine Birlikleri Organizasyonuna Olan İlgilerinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İli Harran Ovası Sulu Tarım İşletmelerinde Farklı Ürün Deseni ve Traktör Gücüne Göre Optimum İşletme Organizasyonunun Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Traktör Kuyruk Milinden hareketli Tarla Pülverizatörünün Yardımcı Hava Akımlı Pülverizatöre Dönüştürülmesi Üzerine Bir Araştırma Kaynak: Harran Üniversitesi Antepfıstığında Sıcaklığın Çıtlama Üzerine Etkilerinin Saptanması Üzerine Bir Araştırma Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında II. Ürün Mısırın Bant Toprak İşleme Yöntemleriyle Yetiştirilmesinin Verime ve Toprağa Etkisinin Teknik ve Ekonomik Yönden İncelenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Bazı Büyüme Düzenleyicilerinin Pamuğun (Gossypium hirsutmu L.) Verim ve Kalite özelliklerine Etkisinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Pamuk Bitkisinde Moleküler ve Biyoteknolojik Yöntemler Kullanarak Kuraklığa ve Sıcaklığa Karşı Eksprese Edilen Genlerin Belirlenmesi ve Bu Streslere Karşı Dayanıklı Pamuk Çeşitlerinin Geliştirilmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Farklı Tuz (NaCL) ve Prolin Uygulamalarına Patatesin Fizyolojik Tepkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Pamukta Yüksek Sıcaklık Stresi ile İlişkili Genlerin Farklılık Gösterim Yöntemiyle Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi

285 Makarnalık Buğdayda Kalite ve Verim İle ilişkili Bazı Karakterlerde İstatistik- Genetik Analizler Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Çizgi Yağmurlama Yöntemiyle Sulanan Yerfıstığında Farklı Su Düzeylerinin ve Azot Dozlarının Verim ve Verim Unsurları Üzerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi İkinci Ürün Soya Tarımında Farklı Azot Doz ve Uygulama Zamanlarının Verim ve Verim Unsurlarına Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Safran (Crocus sativus L.) da Uygun Yumru İriliğinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Bazı Serin İklim Tahıllarının yaş Ot, Kuru Ot ve Silaj Verimlerinin Karşılaştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Buğdayda Sırta Ekim Karık Sulama Sisteminde Girdi Tasarruf Miktarının Tespiti Kaynak: Harran Üniversitesi Ekmeklik, Makarnalık ve Arpa Tohumlarının Çimlenme Döneminde Tuzluluğa Dayanım Belirlenmesi Üzerine Çalışmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Bazı Ekmeklik, Makarnalık ve Arpa Çeşitlerinde Başaklanma Dönemi Öncesinde Azotlu ve Fosforlu Gübrelerin Kök ve Başak Gelişimine Olan Etkilerinin Belirlenmesi Üzerine Çalışmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Mercimekte (Lens culinaris medic.) Çiçeklenme Zamanını Kontrol Eden Genlerin Haritalanması ve Kantitatif Trait Lokus (QTL) Analizi. TÜBİTAK TOG TAG 3209 Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa Bölgesi nde Buğday Saplarından Kağıt Üretimine Yetiştirme Ortamının Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Kıraç ve Sulu Koşullarda Değişik Fiğ (Vicia sativa L.) + Tritikale (X Tritosecale Wittmack) Karışımlarında, Azot Gübrelemesinin Ot Verimi ve Kalitesine Etkisi Üzerinde Bir Ara;tirma Kaynak: Harran Üniversitesi Yapraktan Püskürtülen Kinetin ve İndol Asetik Asidin Tuzlu Ortamda Yetiştirilen Mısır Bitkisinin gelişmesi, Verimi ve Bazı Fizyolojik Parametreler ile Bazı Besin Elementleri Alımı Üzerine Olan Etkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa da Kaktüs İnciri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi (HÜBAK-487) Kaynak: Harran Üniversitesi Tek Yıllık Yoncaların Harran Ovasında Değerlendirme Olanakları Kaynak: Harran Üniversitesi Atriplexlerin (Tuz Çalısı) Harran Ovasında Adaptasyonu Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Yetiştirilen Pamuk Bitkisinin Mikro Element Alımına Farklı Tuz İçeriğinin Etkisi (HÜBAK Projesi) Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Toprak Serisinde Endosülfan ın Adsorpsiyon ve Desorpsiyonu (HÜBAK Projesi)

286 Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasındaki Bazı Toprak Serilerinin Fosfor Fraksiyonları Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İlinde Yer Alan Mayınlı Alanların Olası Toprak yetenek Sınıflarının Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemi Teknikleri Kullanılarak Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Fluvial Kökenli Nehir Taraçalarının İncelenmesi Yoluyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Nehirlerindeki Derine Aşındırma ve Dolayısıyla Bölgesel Tektonik Yükselme Oranlarının Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Leonardit ve Elementel Kükürt ün (S 0 ) Tuzlu ve Tuzlu Alkali Topraklarda Yetiştirilen Fiğ ve Buğday Bitkilerinin besin Element Alımı ve Gelişimi ile Toprakların Fiziko kimyasal Özellikleri Üzerine Etkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Topraklarının Kökeni ve Oluşum Mekanizmaları (Jeoloji ve Toprak İlişkileri) Kaynak: Harran Üniversitesi Yapraktan Püskürtülen Kinetin ve İndol Asetik Asidin Tuzlu Ortamda Yetiştirilen Mısır Bitkisinin Gelişmesi,Verimi Hücre ve Bazı Fizyolojik Parametreler ile Bazı Besin Elementleri Alımı Üzerine Etkileri Kaynak: Harran Üniversitesi Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Projesi Projenin Amacı: Güneydoğu Anadolu Bölgesi nde sulama sonucu ortaya çıkacak tarımsal potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesinin temini için Bölgede yapılması gerekli tarımsal araştırma- inceleme ve geliştirme hizmetlerinin gerçekleştirilmesidir. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Ortak Makine Kullanımı Pilot Uygulama Projesi Projenin Amacı: GAP Bölgesinde üreticilerin oluşturduğu sulama birlikleri bünyesinde ortak makine kullanım ünitelerinin kurulması ve pilot uygulamaların yapılmasıdır. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Çocuk Okuma Odaları Projenin Amacı: GAP bölgesindeki eğitim hizmetlerinin çeşitlendirilmesi çalışmalarına katkıda bulunmak ve çocukların bilişsel, duygusal, kişisel ve sosyal gelişimlerini desteklemektir. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Sokakta Çalışan Çocukların Rehabilitasyonu Projenin Amacı: Sokakta çalışan çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve eğitime katılma sürelerinin arttırılmasıdır. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Gençlik İçin Sosyal Gelişim Projesi Projenin Amacı: Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sürdürülebilir sosyo- ekonomik gelişmenin sağlanabilmesine yönelik gençlik platformlarının kurulması için destek sağlanması; sosyal ve kültürel mekanların yaratılması; sosyal, kültürel, sportif ve gelir getirici eğitim programlarının düzenlemesi ve gençliğin kapasitesinin güçlendirilmesidir. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Yaban Hayatı Projesi

287 Projenin Amacı: Öncelikle ve özellikle Fırat nehri üzerinde ve baraj gölü gibi ekosistemlerde yaşamlarını sürdüren yerleşik ve göçmen türlerin yaşam alanlarının yeniden oluşturulmasıyla, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin korunmasını amaçlamaktır. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Sertifikalı Tohumluk Kullanımını Yaygınlaştırma Projesi 2005 yılı güzlük ekim döneminde İl genelinde 893.000 kg sertifikalı ekmeklik buğday tohumu dağıtılmıştır.bu projeye İl Özel İdaresi %10 oranında katkıda bulunmuştur. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Sertifikalı Buğday Üretimini Geliştirme Projesi Bu proje kapsamında toplam 16 çeşitten oluşan 3200 kg sertifikalı buğday tohumu ile çiftçi şartlarında demonstrasyonlar kurulmuştur. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Zeytin Yetiştiriciliğini Geliştirme projesi 200.000 adet aşılı Nizip yağlık zeytin fidanı dağıtılmış olup %50 si Özel İdare kaynaklarından karşılanmıştır. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Sebze Üretimini Geliştirme Projesi 241.934 adet sebze fidesi ( domates, biber, patlıcan) İl Müdürlüğü seralarında yetiştirilip üreticilere dağıtılmıştır. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Meyve Üretimini Geliştirme Projesi 70.000 adet fidan dağıtımı yapılmıştır. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Bağcılığı Geliştirme Projesi İl Özel İdare destekli bir projedir. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Kanola Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi Projenin Amacı:Yağ bitkileri üretimini arttırmak için 30 çiftçiye Kanola tohumu dağıtılmış olup yaklaşık 1300 dekar alanda demonstrasyonlar kurulmuştur. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Er ve Erbaş Eğitim Projesi Bu proje kapsamında 2005 yılında 14 ayrı branşta kurs düzenlenmiş olup toplam 135 kursiyer kurslardan mezun olmuştur. Proje devam etmektedir. Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Çiftçi Eğitim ve Yayım Şubesi Hububat Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Yemeklik Baklagil Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Sanayi Bitkileri Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Meyve Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Bağ Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi

288 Sebze Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Antepfıstığı Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Genel Zararlılarla Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Yabancı Ot ve Parazit Bitkilerle Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Ambar Zararlılarıyla Mücadele Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Sürvey Programları Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi İç ve Dış Karantina Hizmetleri Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Eğitim ve Yayım Çalışmaları Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi İlaç-Alet Bayii Kontrolleri Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi Atölye ve Zirai Mücadele Aletleri Projesi Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Bitki Koruma Şubesi GAP Bölgesi Hayvancılığı Geliştirme Projesi Projenin Amacı: Gelir düzeyi düşük olan ve geçimini koyunculukla sağlayan kırsal alan kesiminin gelirlerinin, küçükbaş hayvancılığın canlandırılması yoluyla artırılmasıdır. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Sıcaklık Stresi ve Kaba Yem Seviyesinin Koyun ve Keçilerde Besin Madde Alımı ve Sindirim Üzerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi İvesi Koyunlarında Farklı Suni Tohumlama Metotlarının Gebelik ve Döl Verimine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi İvesi Koyunlarında Flashing ve Östrus Senkronizasyonu Uygulamaları ile İlgili Çoğuz Kuzulatma Olanakları Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa Koşullarında Arı Aktivitesi Yeterli Ortamda Bazı Badem Çeşitlerinin Meyve Yatma, Verim ve Bazı Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Sürdürülebilir Sütçülük İçin Katılımcı Sütçülük Organizasyonu: Viranşehir Örneği (AB- GAP Kırsal Kalkınma Projesi) Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İli nde Et ve Et Ürünleri Tüketimini Etkileyen Faktörlerin Standart Devamlı Talep Modellerine Göre Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Birecik İlçesinde 100 ton/yıl Kapasiteli Ağ Kafeslerde Alabalık Yetiştiriciliği

289 Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Proje ve İstatistik Şubesi Bitkisel Parametrelerine Bağlı,Temaslı ve Uzaktan Algılama Yöntemleri ile Bitki Su Stresinin Belirlenmesi ve Sulamanın Otomasyonu Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Damla Sulama Sistemi ile Sulanan Biberin Tuza Dayanımının Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Toprak Sıkışması ile Farklı Azot Dozlarının Sürekli ve Alternatif Yüzey Sulama Yöntemlerine göre Sulanan II. Ürün Soya Bitkisinde Gelişime ve Verime Etkisi.(TUBİTAK PROJESİ) Kaynak: Harran Üniversitesi Fabrika Türü Biber Çeşitleri için Sulama Programının Oluşturulması(GAP PROJESİ) Kaynak: Harran Üniversitesi Toprak Altı ve Toprak Üstü Damla Sulama Sisteminin Kavunda Verim ve Kaliteye Etkisi Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü Destekli) Kaynak: Harran Üniversitesi Toprak Sıkışması ile Farklı Azot Dozlarının Sürekli ve Alternatif Yüzey Sulama Yöntemlerine Göre Sulanan II. ürün Soya Bitkisinde Gelişime ve Verime Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi GAP Bölgesi Sulama Sistemlerinin İşletme, Bakım ve Yönetimi Projesi Projenin Amacı: GAP bölgesinde hayata geçirilecek sulama projelerinin işletme- bakım ve yönetimi için uygun modelleri belirlemek ve bölgeye uygun olanını seçmek, seçilen modeli uygulamak, model ile ilgili sonuçları izlemek, gerekli düzeltme ve önerilerde bulunarak yaygınlaştırmak ve bunları yaparken ihtiyaç duyulan teknik ve idari alt yapıyı geliştirmektir. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Sulama Kanallarındaki Suyun Regülasyon ve İşletilmesi ile Su Tasarrufu Sağlayan Sulama Metod ve Teknolojileri Projenin Amacı: Ana kanalda suyun regüle edilmesi; bölgenin iklim, toprak, bitki ve insan kaynaklarına en uygun sulama (yüksek basınçlı sulama, alçak basınçlı sulama, birim alan birim su ve klasik kanal şebekesi ) yönteminin belirlenmesi için bu sahada uygulanabilecek metotların karşılaştırılmalı üstünlüğünün tespitidir. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Sulama Dışı Alanlarda Halkın Gelir Düzeyinin Arttırılması Projesi Projenin Amacı: Sürdürülebilir tarım teknikleri çerçevesinde, sulamadan yararlanamayan kırsal toplulukların mevcut sosyo- ekonomik durumlarının iyileştirilmesi Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü Şanlıurfa da Uygulanan Sulama Projeleri Mevcut Sulama Suyu Yatırımları 1-İşletmede Olan Büyük Su İşleri Akçakale YAS Projesi (Şanlıurfa Harran Sulaması Dahil) Ceylanpınar YAS Projesi (Mardin-Ceylanpınar Sulaması Dahil) Şanlıurfa Harran Ovası Projesi (Şanlıurfa- Harran Sulaması Dahil) Hacıhıdır Sulaması,Yaylak (Baziki) Sulama Projesi, Bozova Pompaj Sulama Projesi I. Kısım Bozova Merkez İlçe Sulaması Projesi, Yukarı Harran Ovası Sulaması,Evren Paşa Sulaması Kaynak: D.S.İ XV. Bölge Müdürlüğü

290 2-İşletmede Olan Küçük Su İşleri Hacı Kamil Sulaması(Kaynak: DSİ XV Bölge Müdürlüğü), Halfeti- Fıstıközü,Halfeti- Bulaklı,Birecik Surtepe Hilvan-Hamdun Buğur,Şanlıurfa Merkez- Kalecik,Şanlıurfa Merkez- Edene,Şanlıurfa Merkez- Yenice, Siverek Ergen Siverek- Divan Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü 3-Yer Altı Sulamaları Ceylanpınar İki Cırcıp,Ceylanpınar- Beyazkule, Akçakale-Sevimli- Elvern- Bolatlar Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü Göletler Siverek- Derbi (Gölet + Sulama Kanalları),Siverek Payamlı I- II, Siverek Yeleken Viranşehir Yenice Yayık (Gölet + Sulama Kanalları),Viranşehir-Sulutepe (Gölet + Sulama Kanalları Hayvan İçme Suyu Göletleri Siverek ve Viranşehir İlçelerine bağlı köylerde 100 ün üzerindedir. Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü 4-Kati Projesi Tamamlanmış Projeler Mardin- Ceylanpınar Ovaları Sulama Projesi Kaynak: D.S.İ XV. Bölge Müdürlüğü 5- Planlaması Tamamlanmış Projeler GAP Suruç Projesi, Bozova Pompaj Sulaması II. Kısım, III. Kısım Projesi Kaynak: D.S.İ XV. Bölge Müdürlüğü 7.2. PLANLANAN PROJELER 7.2.1.Tarımsal Üretim Proje Önerileri 7.2.1.1. Bitkisel Üretim Projeleri GF 677 Anacının (Prunus amygdalus x P.persica) In Vitro regenerasyonu Kaynak: Harran Üniversitesi Halfeti Siyah Gülü Üzerinde Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İlinde Antepfıstığında Zarar yapan Fidan Dipkurdu (Capnodis spp.) nun Biyoekolojilerinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında mısırda Zarar Yapan Lepidopter Türlerinin Mücadelesinde Trichogramma spp. lerini Kullanma İmkanlarının Araştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa ilinde Antepfıstığı Psyllidinin Biyolojik Mücadele İmkanlarının Geliştirilmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Mercimekte Tebeşirleşme Probleminin Araştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Seralarda Yetiştirilen Bitkilerde Zararlılar Üzerinde Orius spp.(anthocoridae) Türlerinin Kullanılması Üzerine Araştırmalar

291 Kaynak: Harran Üniversitesi Tahıllarda Kullanılan Herbisitlerin Optimizasyonu Kaynak: Harran Üniversitesi Bazı Yabancı Ot Türlerinin Alternatif Mücadelede Kullanımları Açısından Biyoherbisit Olarak Kullanılabilme Olanaklarının Araştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Toprak İşlemenin Yabancı Otlanmaya olan Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Herbisit-Tuz İlişkisinin Kültür Bitkisi ve Yabancı Otlara Olan Etkisinin Biyokimyasal Açıdan İncelenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa da Alternatif Ürünlerin Benimsenmesi ve Yayılması Kaynak: Harran Üniversitesi Viranşehir Kamu ve Kamu Dışı Kuruluşların Ortaklaşa Yürüttüğü Tarımsal Yayım Çalışmasının Değerlendirilmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Çiçek Tozu Seleksiyonu (Polen Selection) ile Sıcağa-Kurağa Tolerantlığın Arttırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Uygulanan ve Uygulanabilecek pamuk Ağırlıklı Ekim Nöbetlerinin Verim, Agronomik Karakterler, Toprak Özellikleri ve Ekonomik Açıdan Karşılaştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Pamukta Ekim Zamanı ve Bitki Sıklığının Verim ve Lif Teknolojik Özelliklerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovası Koşullarında Farklı Bitki İzleme Tekniklerinin Pamuk Yetiştiriciliğinde Kullanımı Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Farklı Toprak Serilerinde ve Basınçlı Sulama Şartlarında Bazı Önemli Yağ Bitkilerinin 2. Ürün Ekim Nöbeti Sisteminde Adaptasyonu ve Verim, Kalite ve Ekonomik Performanslarının Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi GAP Şartlarında Saf Hat Seleksiyon Yöntemi ile Susamın Verim ve Verim Unsurlarının İyileştirilmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Yerel Makarnalık Buğday Çeşitlerinin Bitkisel Özelliklerinin ve Makarnalık Özelliklerinin Belirlenmesi Üzerine Çalışmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Yerel Makarnalık Buğday Çeşitlerinin Başak Verimlerinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Mercimekte Tebeşirleşme Etmeninin Tespiti, Verim, Kalite ve Pazar Fiyatlarına Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Siyah Yemlik Arpa ıslah Projesi Kaynak: Harran Üniversitesi Bulgurluk Durum Buğday Çeşit Geliştirme (Amber Renkli)

292 Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İli Harran Ovası Koşullarında Farklı Tuzlu Topraklarda Farklı Yem Bitkisi Türlerinin Gelişimi, Verimi, Hücre ve Bazı Fizyolojik Parametreler ile Bazı Besin Elementlerinin Alımı Üzerine Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İkizce Köyü Kaliteli Kaba Yem Üretim Potansiyelinin Artırılması Projesi Kaynak: Harran Üniversitesi Mısırda Zearalenone Oluşumu Üzerinde Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa da Mısır Üretiminde Üretici Uygulamaları ile Yayım Şubesi Önerileri ve Araştırma Bulgularının karşılaştırılması Analizi Kaynak: Harran Üniversitesi Mısır Silajı Fermantasyonunda Organik Asit Kullanımı Üzerinde Araştırmalar Kaynak: Harran Üniversitesi Mısırda (Zea may L.) Ekim Zamanının Tohum Tutma ve Diğer Bazı Özelliklerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa Keçili Köyü Mısır Üretimini Geliştirme Projesi Kaynak: Harran Üniversitesi Şanlıurfa İkizce Köyü Kaliteli Kaba Yem Üretim Potansiyelinin Arttırılması Projesi Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Kullanılması Planlanan Farklı Drenaj Zarf Materyallerinin Özelliklerinin Saptanması Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Sürdürülebilir Bir Tarım İçin Yüzey Altı Drenaj Sistemlerinin Optimizasyonu ve Ovada Tuzluluğun İzlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Denetimli Drenaj Sistemleri İle Sulama Yönetiminin Optimizasyonu Kaynak: Harran Üniversitesi Harran Ovasında Damla Sulama Sistemiyle Sulanan Soya Fasulyesinin Tuza Dayanımının Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Su Yastıkları ve Kapalı Karık Sulama Yöntemlerinin Şanlıurfa Biberinin Verim, Kalite, Su Kullanım Randımanı ve Kök Boğazı Çürüklüğü (phytophthora capcici I.) Üzerine Etkilerinin Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi Farklı Su Düzeylerinin Toprakaltı ve Üstü Damla Sulama Yönteminde ve Değişik Sulama Aralığında Yarı-Kurak Koşullarda Yetiştirilen Bal Kabağının (Cucurbita moshata L.) Verim ve Verim Bileşenleri Üzerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi 7.2.1.2. Hayvansal Üretim Projeleri Şanlıurfa Külünçe Mezrasında Süt Besiciliğinin ve Yem Bitkileri Tarımının Geliştirilmesi

293 Kaynak: Harran Üniversitesi Süt Sığırcılığı İşletmelerinde Etkinlik Kaynak: Harran Üniversitesi 7.2.1.3.Su Ürünleri Üretim Projeleri Bozova İlçesinde 29 ton/yıl Kapasiteli Ağ Kafeslerde Alabalık Yetiştiriciliği (Ön İzin Alınmış) Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Proje ve İstatistik Şubesi Birecik İlçesinde 50 ton/yıl Kapasiteli Ağ Kafeslerde Alabalık Yetiştiriciliği (Ön İzin Alınmış) Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Proje ve İstatistik Şubesi Harran Ovası Sulaması Sonucu Drenaj Kanallarındaki Suyun Fiziksel ve Kimyasal Analizinin Yapılması ve Bu Suya Kültür Balıkçılığı Noktasında Balık Adaptasyonu Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Kontrol Şubesi Atatürk Barajı ve Birecik Baraj Gölüne Ekonomik Balıklardan Hangilerinin Adaptasyonu Sağlanabilir Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü,Kontrol Şubesi 7.2.1.4.Sulama Projeleri 1-Planlaması Devam Eden Projeler GAP Hilvan Siverek Sulama Projesi,Birecik Hobap Projesi Kaynak: D.S.İ XV. Bölge Müdürlüğü Küçük Su İşleri Şanlıurfa -Merkez Diphisar, Şanlıurfa- Siverek Bahçe Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü Göletler Viranşehir- Küllükpınar, Siverek-Şehicetepe, Siverek- Ericek, Siverek- Tanrıverdi Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü 2-İnşaat Halinde Olan Projeler Şanlıurfa Harran Ovası Sulama Projesi, Yukarı Harran Ovası Sulama İnşaatı, Paşabağ Sulaması Kaynak: D.S.İ XV. Bölge Müdürlüğü Siverek- Payamlı I-II Sulama Kanalları, Siverek- Yeleken Sulama Kanalları, Viranşehir Pesor Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü 3-Etüt Planlaması Yapılmakta Olan Projeler Siverek Divan-Kümekavak, Siverek- Divan-Sundurlu, Siverek-Kayalar-Güngörmez Kaynak:Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü

294 7.2.2. Organizasyon ve Örgütlenme Proje Önerileri GAP Sosyal Araştırma ve Eylem Planı Uygulamaları-ÇATOM Projenin Amacı: Kadınların sorunlarının farkına varmalarına, tanımlamalarına ve çözümü için insiyatif kullanabilmelerine fırsat yaratmak, kadınların kamusal alana daha fazla katılımlarını sağlamak, kadını güçlendirerek cinsiyet dengeli kalkınma sürecini başlatmak ve bu yolla yerel koşullara uygun tekrarlanabilir model yada modeller geliştirmektir. Kaynak: GAP Bölge Kalkınma İdaresi Baş. Bölge Müdürlüğü 7.2.3.Tarımsal Destek Proje Önerileri Tarımsal Üretim (İkinci Ürün -Pamuk, Mısır,Soya Fasulyesi) Ortamlarının Uzaktan Algılama ve CBS Teknolojisi ile Kayıt Altına Alınması ve İzlenmesi Kaynak: Tarım İl Müdürlüğü, Destekleme Şubesi 7.2.4.Gıda Güvenliği Proje Önerileri Süne (Eurygaster spp.) zararının Makarnalık Buğdayın Özellikleri, Makarna Kalitesi ve Gluten Proteinleri üzerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Geleneksel Olarak Üretilen Örgü Peynirinin Endüstriyel Üretim Olanaklarının Araştırılması Kaynak: Harran Üniversitesi Sulamanın Antepfıstığında Yağ Asidi Kompozisyonunda Üzerine Etkisi Kaynak: Harran Üniversitesi Beyaz Peynir Yapımında Pıhtı Kesim Anının Ultrasonik Olarak Belirlenmesi Kaynak: Harran Üniversitesi 7.2.5.Çevre ve Kaynak Muhafazası Proje Önerileri Mevcut Toprak Muhafaza Yatırımları Taşlı Arazi Islahında Siverek ve Viranşehir İlçelerinde 100 ün üzerinde köyde uygulama yapılamaktadır. Köye Yönelik Hizmetler Müdürlüğü Zirai Mücadele İlaçlarının Çevreye Zararının En Aza İndirilmesi Projesi (Zirai Mücadele İlaç Kutularının Toplatılması) Kaynak:Tarım İl Müdürlüğü, Bitki Koruma Şubesi 7.2.6. Yerel İdareler Tarafından Uygulanan Projeler GAP Vadisi Peyzaj Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Divan Yolu projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Haleplibahçe Park Projesi

295 Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Tarımkent Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Tarihi Sokaklar iyileştirme Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Hanlar Bölgesi Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Kent Genelinde Ağaçlandırma, Park, Kaldırım ve Peyzaj Çalışmaları Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Kavşaklarda Fiskiyeli Havuz Düzenlemeleri Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi 3 Derenin Islahı(Sırrın, Cavsak,Karakoyun) Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Atıksu Arıtma Tesisinin Rehabilitasyonu Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Katı Atık Depolama Alanlarının Rehabilitasyonu Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Semt Pazarlarının Yapılması Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Şehriçi Ulaşım Çözümleri, Kavşak Düzenlemeleri, Sinyalizasyon Çalışmaları Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Nikah ve Sergi Salonu Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Şutim Projesi (Şanlıurfa Ticaret Merkezi) Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Mevcut Sanayi Alanının Rehabilitasyonu Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Sırrın Bölgesi Yeni Kent Planı Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Yeşildirek Kentsel Dönüşüm Projesi(TOKİ) Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Dağeteği İmar Planı Çalışmaları Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Direkli-Açıksu Bölgesi İmar Planı Çalışmaları Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Mardin-Akçakale, Akçakale- Gaziantep,Gaziantep- Diyarbakır,Diyarbakır-Mardin Çevre Yolu Bağlantısı Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi E-Belediye, Kent Bilgi Sistemi, Yönetim Bilgi Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Temizlik Kültürünün Yaygınlaştırılması Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi

296 Göç Alan Kentsel Alanların Ekonomik ve Entegrasyon Sorunlarının Çözümüne Destek Projesi Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi Akdem Projesi (Aktif Kadın Destek Eğitim Merkezi Projesi) Kaynak:Şanlıurfa Belediyesi EK 1 : Şanlıurfa(63) sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralaması (2003) (81 il içinde) DEĞİŞKEN Yıl Birirm Şanlıurfa G.D.A.Dolu Bölgesi Türkiye S.No Demoğrafik Göstergeler Toplam nüfus 2000 kişi 1.443.422 6.608.619 67.803.927 9 Şehirleşme oranı 2000 yüzde 58,34 62,69 64,9 28 Yıllık ortalama nüfus oranı 1990-2000 binde 36,55 24,79 18,28 2 Nüfus yoğunluğu 2000 kişi/km2 76,92 88 88 31 Doğurganlık hızı 2000 Çocuk sayısı 4,83 4,86 2,53 9 Oratalama Hane Halkı Büyüklüğü 2000 kişi 6,93 6,55 4,5 10 İstihdam Götergeleri Tarım iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı 2000 Yüzde 72,8 61,35 48,38 11 sanayi iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı 2000 Yüzde 3,47 7,06 13,35 66 Ticaret iş kolunda çalışanların toplam istihdama oranı 2000 Yüzde 5,24 6,21 9,67 53 Mali kurumlar işkolunda çalışanların toplam istih. oranı 2000 Yüzde 0,93 1,17 3,11 69 ücretli çalışanların toplam istihdama oranı 2000 Yüzde 24,3 33,21 43,52 66 ücretli çalışan kadınların toplam istihdama oranı 2000 Yüzde 2,75 3,72 8,81 66 İşverenlerin toplam istihdama oranı 2000 Yüzde 1,08 1,51 2,61 62 EĞİTİM GÖSTERGELERİ Okur yazar Nüfus oranı 2000 Yüzde 67,67 73,22 87,3 80 Okur yazar Nüfusun Toplam kadın Nüfusuna oranı 2000 Yüzde 52,19 60,16 80,62 77 Üniversite Bitirenlerin okul bitirenlere oranı 2000 Yüzde 4,43 4,99 8,42 77 ilköğretim okullaşma oranı 2000-2001 Yüzde 82,35 94,12 98,01 64 liseler okullaşma oranı 2000-2001 Yüzde 17,8 27,32 36,92 75 Meslek liseleri okullaşma oranı 2000-2001 Yüzde 4,03 6,6 20,49 78 sağlık Göstergeleri Bebek ölüm oranı 2000 Binde 37 48,33 43 65 onbin kişiye Düşen Hekim sayısı 2000 Kişi 4 5 13 74 Onbinkişiye düşen dişhekimi sayısı 2000 Kişi 0 1 2 70 Onbinkişiye düşen eczane sayısı 2000 Adet 2 2 3 52 onbin kişiye düşen hastane yatak sayısı 2000 Hasta.Yatağı 9 13 23 73 sanayi göstergeleri organize sanayi Bölgesi parsel sayısı 2000 Parsel 286 1.733 28.726 17 Küçük Sanayi sitesi işyeri sayısı 2000 Adet 1.205 7.044 81.302 25 imalat Sanayi işyeri sayısı 2000 Adet 33 359 11.118 42 imalat sanayi yıllık çalışanlar ortalama sayısı 2000 Kişi 1.338 31.576 1.130.488 60 İmalat sanayi kurulu güç kapasite miktarı 2000 Beygir gücü 5.326 381.183 13.478.078 69 fert başına imalat sanayi elektrik tüketimi 2000 KWs 8 196 550 73 fert başına imalat sanayi katma değeri 2000 Milyon TL. 16 73 350 67 Tarım göstergeleri Kırsal Nüfus başına tarımsal üretim değeri 2000 Milyon TL. 1.051 883 1.124 42 tarımsal üretim değerinin Türkiye içindeki payı 2000 Yüzde 2 8 100 12 İnşaat göstergeleri daire sayısı 2000 Adet 158.645 946.373 16.235.830 26 Borulu Su Tesisatı Bulunan daire oranı 2000 Yüzde 95 94 97 49 Mali Göstergeler Gayri safi Yurt içi hasıla içindeki Payı 2000 Yüzde 0,93 5,06 100 26 Fert Başına Gayri safi Yurt içi hasıla 2000 Milyon TL. 805 954 1.837 68 Banka şube sayısı 2000 Adet 50 301 7.786 34 Fert başına banka mevduatı 2000 Milyon TL. 65 115 939 74 Toplam Banka içindeki payı 2000 Yüzde 0,15 1,2 100 50 Toplam Banka Kredileri içindeki Payı 2000 Yüzde 0,25 1,8 100 37 Kırsal Nüfus başına tarımsal kredi miktarı 2000 Miyon TL 40 35 138 61 Fert başına sınai, Ticari ve Turizm kredileri miktarı 2000 Miyon TL 35 68 392 72 fert başına belediye giderleri 2000 Miyon TL 37 44 82 67 fert başına genel bütçe giderleri 2000 Miyon TL 39 63 464 73 fert başına gelir ve kurumlar vergisi miktarı 2000 Miyon TL 20 28 165 72 fert başına kamu yatırımları miktarı 1995-2000 Miyon TL 421 213 248 12 fert başına teşvik belgeli yatırım tutarı 1995-2000 Miyon TL 957 2.030 2.668 47 fert başına ihracat miktarı 1995-2000 ABD Doları 43 347 2.249 53 fert başına ithalat miktarı 1995-2000 ABD Doları 87 197 3.967 42 Alt Yapı Gösretgeleri Kırsal yerleşmelerde Asfalt Yol Oranı 2000 Yüzde 29 36,24 45,23 58

297 Yeterli İçme Suyu götürülen Nüfus oranı 2000 yüzde 86 74,44 84,98 42 TCK Asfalt Yol oranı 2000 yüzde 85 84,65 91,28 63 Diğer Göstergeler Onbin kişiye düşen özel otomobil sayısı 2000 adet 206 208 652 62 onbin kişiye düşen motorlu kara taşıt sayısı 2000 Adet 482 505 1.056 59 Fert başına elektrik tüketim miktarı 2000 Mws 1 1 1 54 Fert başına telefon kontür değeri 2000 adet 584 837 1.852 77 Yeşil kartlı kişi oranı 2000 Yüzde 20 23 15 36 Kaynak: http://www.dpt.gov.tr/bgyu/ipg/guneydogu/sanliurfaper.pdf EK: 2 Resimler Resim: 12 Sylvia Conspicilata(Bozkır ötleğeni) Resim:13 Geronticus eremita (kelaynak) (Birecik) Resim: 14 Cursorius cursor (Çölkoşarı) Resim:15 Pterocles orientalis (bağırtlak) paul dohertly Resim: 16 Falco naumanni (küçük kerkenez) Resim: 17 Ammoperdix griseogularis(kum kekliği)

298 Resim:18 Ammomanes deserti (çöl toygarı) Resim:19 Ciconia ciconia (leylekler) Resim: 20 Merops persicus (Arıkuşu) Resim: 21 Gazella subgutturosa(ceylan) (Ceylanpınar) Resim:22 Lynx lynx (Vaşak) Resim: 23 Çizgili sırtlan

299 Resim: 24 Asaccus elisae (Yaprak parmaklı keler) Resim: 25 Acanthodactylus harranenis (Harran Kertenkelesi)

Resim:26 Fritillaria imperialis Resim: 27 Linum Mucronatum Resim:28 Gladiolus atraviolaceus 300

EK: 3 Alt bölgeler 301

302

EK 4. Sulama Vaziyet Planı. 303

EK 5. Sulama Öncesi ve Sonrası Problem Alanları. 304

EK:6 Şanlıurfa Haritası 305

306 Yararlanılan Kaynaklar: 1-DİE, Tarımsal Yapı( Üretim, Fiyat, Değer), 2003 2-DİE, Genel Tarım sayımı tarımsal işletmeler, 2001 3-DİE, Genel Nüfus sayımı, 2000 4-Şanlıurfa GAP Gidem, GAP ta Organik Tarım 5-GAP, Gap Bölgesinin Jeolojisi, Maden ve Enerji Kaynakları 6-Dünyada Türkiye de Tarım, GAP ta Tarım, Mayıs 2005 7-Akdeniz Bölge Tarım Master Planı 8-Şanlıurfa Tarım Master Planı, 2003 9- http://www.wwf.org.tr/tr/docs/gap BCAP_Raporu.pdf 10-http://www.genetikbilimi.com/gen/geneetigide.htm 11-http://www.fesih.com/haber201.html 12-http://www.dtm.gov.tr/ead/SEKTOR/Sektor.htm 13-Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü yayınları, 1995