MADDE BAĞIMLILIĞINDA TEMEL KAVRAMLAR



Benzer belgeler
NİKOTİN BAĞIMLILIĞI VE DİĞER BAĞIMLILIKLARLA İLİŞKİSİ

DSM V madde kullanım bozuklukları için neler getiriyor? Prof. Dr. Yıldız Akvardar

İnsomni. Dr. Selda KORKMAZ

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

Araş.Gör. Dr. Meltem Yanaş ESOGÜTIPFAK PSİKİYATRİ ABD

Benzodiazepin Bağımlılığı

YETİŞKİNLERDE MADDE BAĞIMLILIĞI DOÇ. DR. ARTUNER DEVECİ

Bağımlılığın Fizyolojisi

PSİKOFARMAKOLOJİ 3. Antipsikotikler Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar.

T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ FARMASÖTİK TOKSİKOLOJİ ANABİLİM DALI

nikotinik reseptörler rler ve sigara Dokuz Eylül Üniversitesi kları AD. Sunum planı Bağı Nikotin bağı

Alkol Madde Kullanım Bozuklukları BÇB Kursu 46. Ulusal Psikiyatri Kongresi Ekim 2010, İzmir Dr. Berna Uluğ

Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi. Figen Karadağ Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD

11. SINIF KONU ANLATIMI 25 İNSAN FİZYOLOJİSİ SİNİR SİSTEMİ-9 ÇEVRESEL (PERİFERİK) SİNİR SİSTEMİ SİNİR SİSTEMİ HASTALIKLARI

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri

Olaya Ġlişkin Potansiyel Kayıt Yöntemleri Kognitif Paradigmalar

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

AUCH. Awareness Under Conscious Hypnosis. Auchla sigarayı bırakmak. Dr. Ali Özden Öztürk Dr. Gizemnur Öztürk Tıbbi Hipnoz Derneği


DROG ve MADDE BAĞIMLILIĞI Kötüye kullanım (suistimal) güçlü keyif duygusuna neden olan veya algılamayı değiştirebilen psikoaktif drogların tıbbi

kökenli dipeptit glisil-glutamin in glutamin in nikotinin oluşturduğu koşullanmış yer tercihi ve yoksunluk üzerine etkisi

Dr. Hakan Karaş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi BARİLEM Evrimsel Psikiyatri Grubu

Zihinsel Bozukluk Belirtileri ve Semptomları

Majör Depresyon Hastalarında Klinik Değişkenlerin Oküler Koherans Tomografi ile İlişkisi

TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN ZARARLARI PASİF ETKİLENİM

Dr. Ahmet Zihni Soyata. İTF Psikiyatri AD

Santral (merkezi) sinir sistemi

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

ULUSAL KAZA YARALANMA VERİTABANI (UKAY)

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

UYKU UYANIKLIK DÖNGÜSÜ. Dr.Ezgi Tuna Erdoğan İstanbul Tıp Fakültesi Fizyoloji A.D.

Yatıştırıcı ve Uyku Doğurucu İlaçlar

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

Daha 10 yıl öncesine kadar sigara içmenin sosyal olarak öğrenilmiş bir alışkanlık ve kişisel bir seçim

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ

Psikiyatride Akılcı İlaç Kullanımı. Doç.Dr.Vesile Altınyazar

Türk Farmakoloji Derneği 19. Ulusal Farmakoloji Kongresi

SUNUM PLANI. Genel değerlendirme EKT TMU tdcs

ECZACILIK FAKÜLTESİ TOKSİKOLOJİ. Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K

PARKİNSON HASTALIĞI. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

Şebnem Pırıldar Ege Psikiyatri AD.

MADDE BAĞIMLILIĞI SEMİNERİ (SİGARA, ALKOL KULLANIMI VE KORUNMA YOLLARI) SELÇUK ÖZTÜRK PSİKOLOJİK DANIŞMAN ve REHBER ÖĞRETMEN

ANKSİYETE BOZUKLUKLARINDA ANTİEPİLEPTİKLERİN KULLANIMI

Santral Sinir Sistemi Farmakolojisinin Temelleri. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

AMİGDALA ve. Albert Long Hall, Boğazi. aziçi Üniversitesi 4-55 Nisan Limbik Sistem ve Emosyonlarımız antısı ve ifade edilmesinde

İnsan Cinsel Yaşantısının Psikofarmakolojisi

Obsesif Kompulsif Bozukluk. Prof. Dr. Raşit Tükel İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı 5.

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Clayton P, Desmarais L, Winokur G. A study of normal bereavement. Am J Psychiatry 1968;125: Clayton PJ, Halikes JA, Maurice WL.

FARMAKOLOJİYE GİRİŞ. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

AĞRI TEDAVĠSĠNDE NÖROSTĠMULASYON

Hastalarla Ortaklık. Dikkat Eksikliği Sendromu. ESOGÜ Tıp Fak. Psikiyatri A.D. Dr.Ş.Soner ÖZDEMİR

ŞİZOFRENİDE ENDOFENOTİP ALTERNATİF FENOTİP ARAYIŞI:LİSAN BOZUKLUKLARI

Uyku sorunları: Ruhsal bozukluklardaki önemi. Prof. Dr. Mustafa Tayfun Turan Erciyes ÜTF Psikiyatri AD

NİKOTİN BAĞIMLILIĞININ PSİKOLOJİK VE DAVRANIŞ BOYUTU

Bu bozukluk madde kullanımına veya genel tıbbi durumdaki bir bozukluğa bağlı değildir.

Anksiyete Bozukluklarına eşlik eden alkol madde kullanım bozukluğu tedavi yaklaşımları

Dr.Özlem Parlak, Dr.İbrahim Öztura, Dr.Barış Baklan

T.C. ERCİYES ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ BAĞIMLILIK YAPICI İLAÇLAR VE KULLANILAN ANALİZ YÖNTEMLERİ. Hazırlayan Nurbanu DENİZ

YOKSUNLUK SENDROMLARI. 3. ACİL TIP OKULU (ATOK) ACİLDE KLİNİK TOKSİKOLOJİ Haziran 2012 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 20 Mayıs Amfisi İZMİR

İS SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK

PSİKOAKTİF MADDE KULLANIMINA BAĞLI RUHSAL BOZUKLUKLAR. Prof. Dr. Mücahit ÖZTÜRK

Bağımlılık-Bağımsızlık. Prof. Dr. Sibel ERKAL İLHAN

FİZYOLOJİ Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

Konu: Davranışın Nörokimyası. Amaç: Bu dersin sonunda öğrenciler davranışın biyokimyasal mekanizmalarını öğreneceklerdir. Öğrenim hedefleri:

Bir ruhsal belirti olarak ağrı

Bipolar bozuklukta bilişsel işlevler. Deniz Ceylan 22. KES Psikiyatride Güncel Oturumu Nisan 2017

İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve

BİPOLAR YAŞAM DERNEĞİ Bipolar II Bozukluk

Nörolojik Hastalıklarda Depresyon ve Sitokinler

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır

Klinikte Analjeziklerin Kullanımı. Dr.Emine Nur TOZAN

FARMAKOLOJİSİ. Doç Dr Zeynep Ayfer Aytemur. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı

İnsomniada etiyolojik modeller. Dr. Sinan YETKİN

Ruhsal Bozukluklar ile İlgili Sık Görülen Yanlış İnançlar ve Gerçekler. Osman SEZGİN

Zorlu Yaşantılar Sonrası Stres Belirtileri (Travma Sonrası Stres Bozukluğu)

( iki uçlu duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif, manik depresif psikoz)

ÇEV 219 Biyoçeşitlilik. Ekolojik Etkileşimler. Ekolojik Sistemler

OBSESİF KOMPULSİF SPEKTRUMDA İMPULSİVİTE KOMPULSİVİTE

Türkiye de Bağımlılık Epidemiyolojisi. Dr. Zehra Arıkan

CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

Albert Long Hall, Boğazi 4-55 Nisan 2008

Astım tedavisinde yaygın olarak yapılan yanlışlar vardır. Bu doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi

Meslekte Ruh Sağlığı. A.Tamer Aker İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Ruh Sağlığı AD

SİSTEMİK İNFLAMASYON VE NÖRONAL AKTİVİTE

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MESLEK HASTALIKLARI-3 PROF.DR.SARPER ERDOĞAN

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

Alkol ve Madde Kullanımında Zehirlenme

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Yetişkin Psikopatolojisi. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy Ege Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bornova İZMİR

NÖROBİLİM ve FİZYOTERAPİ

DAVRANIŞSAL KİLO KONTROLÜ VE PSİKOLOJİK FAKTÖRLER - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Aripiprazole Bağlı NREM Parasomni Olgusu

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

Transkript:

Prof. Dr. S. Oğuz Kayaalp Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyesi MADDE BAĞIMLILIĞINDA TEMEL KAVRAMLAR Karadeniz Teknik Ü. Tıp Fakültesi Trabzon, 24 Ekim 2007 İlaç ve diğer psikotrop (psikoaktif) maddelere bağımlılık, oluşmasında ve sürdürülmesinde, nörobiyolojik ortak noktaları yanında, maddenin beyin üzerindeki etki kalıbının ve genetik, kültürel, çevresel ve psikososyal faktörlerin rol oynadığı mültifaktöriyel bir durumdur. Bağımlılık yapıcı maddeye kısa veya uzun süre maruz kalma sonucu beyindeki motivasyonel süreçlerin normal düzenlenmesi bozulmaya (disregülasyon) başlar. Bu nedenle bir görüşe göre bağımlılık tekrarlayan madde zehirlenmesine bağlı karmaşık bir beyin hastalığıdır; psikiatrik ve nörolojik doğal hastalıkları taklit eder. Yeni bir hastalık adı doğmuştur: Madde Kullanım Bozukluğu (Substance Use Disorder) 1

Bağımlılık terimi yerine klinik bağlamda addiction (tutkunluk) sözcüğü daha sık kullanılır. Bu bağlamda bağimlılık olayın biyolojisi ile ilişkili bir terim olarak kabul edilir. Tutkunluk ile nedensel ve zamansal bakımdan ilişkili olabilen bir davranışsal durum olan madde kötüye kullanımına mutlaka kişide bağımlılık gelişmiş olması eşlik etmez. TANIMLAR DSÖ nün konu ile ilgili bir komitesinin yaptığı tanıma göre madde bağımlılığı, psikotrop bir madde ile SSS arasındaki etkileşmeden doğan ve ilacın keyif-artırıcı ( duygudurumu yükseltici ) psikolojik etkilerini duyumsamak için ve bazen de yokluğunun vereceği huzursuzluktan sakınmak için maddeyi devamlı veya periyodik olarak alma dürtüsü ya da kompülsiyonu başta olmak üzere çeşitli motivasyon, duygudurum ve algılama bozukluklarının vediğer reaksiyonların eşlik ettiği psişik ve bazen de ilave olarak somatik (fiziksel) nitelikli bir durumdur. 2

Psiyatri nozolojisinde en yetkili bir kaynak sayılan Amerikan Psikiyatri Derneğinin (APD) DSM IV (1994) Kılavuzunda, motivasyonel davranışsal bozukluk belirtilerine ve bireylerarası etkileşimdeki bozuklukların türüne ve derecesine göre madde kötüye kullanımı ve madde bağımlılığı için somut tanımlar yapılmıştır. Madde kötüye kullanımının tanımında, kriter olarak APD, özellikle, tekrarlayan madde kullanımı sonucu işte, okulda ve aile içinde kişinin temel yükümlülüklerini yerine getirememesi ve fiziksel bakımdan tehlikeli olan durumlarda maddeyi tekrar tekrar kullanmasını, maddeyle ilişkili yedi sorundan en az üçünün son 12 ay veya daha uzun süre içinde meydana gelmiş olmasını esas alır. Madde tutkunluğu/bağımlılığı tanımında ise APD uzun süreli kullanılış sonucu -maddenin etkisinin belirgin şekilde azalmasını ve maddenin fazlamiktardaveuzunsürealınmasının gerekmesini, madde temin etmek için ve etkisinden toparlanmak için fazla zaman sarfedilmesini, madde kullanımına zaman ayırmak için önemli sosyal, mesleki ve dinlentisel etkinliklerden vazgeçilmesini ya da bunların azaltılmasını, maddeyle ilişkili olası dört sosyal, yasal veya kişilerarası sorundan herhangi birinin son 12 ay içinde meydana gelmiş olmasını esas alır. Her iki durumda da ilkinde görece hafif, ikincisinde daha ciddi sorunlara karşın madde kullanımının bırakılmaması veya bırakılamaması sözkonusudur. 3

FARMAKOLOJİK ORTAK ÖZELLİKLERİ: Bağımlılık-yapıcı (adiktif) maddelerin ortak farmakolojik özelliklerinden en önemlisi bunların farmakolojik bakımdan keyif-verici veya keyif-artırıcı ( mood-elevating ) psikoaktif maddeler olmasıdır. Santral sinir sistemini etkileyen farmakolojik ajanlardan bazıları psikoaktif değildir ve ya da psikoaktif nitelikte olsalar bile psişik etkileri keyif-artırıcı şekilde değildir. Bunlar bağımlılık yapmazlar. Bağımlılık oluşmasında pozitif pekiştirinin önemi ve negatif pekiştiri: Adiktif maddelerin önemli ortak bir farmakolojik özelliği pekiştirici ( reinforcer ) olmalarıdır. Bir maddenin duygudurumda yaptığı değişme, onu tekrar tekrar kullanma veya onsuz edememe davranışını teşvik ediyorsa ya da kullanımını pekiştiriyorsa böyle bir madde pekiştiricidir. Bu tür bir pekiştiri, pozitif pekiştiri (positive reinforcement) veya ödüllendirme ( reward ) sayılır. Maddenin yaptığı keyif artması ( mood elevation ) veya öfori, pozitif pekiştirici ana etkendir. Buna maddenin ödüllendirici etkisi adı da verilebilir. 4

Pekiştirinin madde kullanmayı sürdürmede rol oynayan negatif pekiştiri türü de vardır. Bağımlılık yapan maddeyi kesmenin veya bulamamanın keyifte yapacağı azalma bağımlı için negatif (olumsuz) bir durum veya sendromdur (yoksunluk sendromu). Bağımlı bu duruma düşmekten sakınmak için maddeyi almaya devam eder. Yorumsal bir ifadeyle, negatif pekiştiri bağımlının istediği bir durum değildir. Bir maddenin pozitif pekiştiri yapıp yapmadığı sıçanlarda ve maymunlarda kendi verme ( selfadministration ) deneyleri ile konulabilir; yer tercih etme yöntemi ve diğer bazı yöntemler de bu bakımdan işe yarayabilir. Pozitif pekiştiri fenomeni ilk olarak 1954 te (Olds ve Milner, Comp. Physiol. Psichol. 47: 419-427) hareket edebilen sıçanlarda septal bölge ve medyal ön beyin demeti veya ventral tegmental alan gibi beynin ödüllendirici ( zevk verici ) bölgelerine bir uyarıcı elektrod yerleştirdikten sonra hayvanın kendi kendini stimüle etmesine olanak veren bir düzenekte gerçekleştirilen intrakranyel selfstimülasyon yöntemi kullanılarak tanımlanmıştır. 5

Elektriksel veya kimyasal (madde vererek yapılan) pozitif pekiştirinin ortak nörobiyolojik özelliği beyinde genellikle mezokortikolimbik dopaminerjik sistemin aktive edilmesidir (dinlentisel kötüye kullanımda tek mekanizma sayılabilir). Ancak beyinde nöronal sistemler arasındaki yoğun etkileşme (adaptif değişiklikler, bu arada nöron plastisitesi ) nedeniyle dopamin hipotezi bağımlılık patojenezinde simplistik (kolaya kaçan) bir yaklaşım sayılır. Aslında bağımlılığın nörobiyolojisi karmaşıktır ve başlangıç döneminden sonra karmaşıklık dahadaartar; İleri dönemde, prefrontal korteksten n. accumbens e giden glutamerjik eksitatör yolağın aktivasyonu patojenezde öne geçer. Bağımlılık kazanmış bir kimsede ilacın kesilmesi veya farmakolojik antagonistinin verilmesi maddenin farmakolojik grubuna göre az veya çok belirgin ve ciddi semptom ve işaretlerle kendini gösteren bir yoksunluk sendromuna neden olur. Buna kesilme (withdrawal) sendromu veya olayı da denilir. Yoksunluk belirtilerinin yönü maddenin sinir sisteminde yaptığı etkinin yönünün tersidir.örneğin depresan ilaçlarla ilişkili yoksunluk sendromunda SSS stimülasyonu belirtileri ve stimülan ilaçlarla ilişkili sendromda depresif belirtiler egemendir. İlaç aşırı madde özlemi ( craving ) bütün madde kesilmesi olaylarının ortak semptomudur. 6

Yoksunluk sendromunun altında yatan patolojik zemin, maddenin beyinde sürekli olarak bulunmasına karşı maddenin etkilediği merkezlerde onun etkisini nötralize etmek için zıt yönde etki yapan mekanizmalarının bir süredir aktive edilmiş olması ve madde kesilince bu mekanizmaların egemen duruma geçmeleridir. Bu dengesizlik yeni bir homeostaz oluşması ile kısa zamanda düzeltildiği içinyoksunluk belirtileri madde özlemi hariç genellikle uzun sürmez. Ancak yıllar süren bırakmadan sonra bile nükse ( relapse ) yatkınlık geçmez Psişik ve fiziksel bağımlılık: Bir maddeye tutkunluk gösteren bir kişide bilimsel bakımdan analitik (veya didaktik) yaklaşımla iki tür bağımlılık ayırt edilir: Psişik bağımlılık, maddenin pozitif pekiştiri yapmasına bağlıdır ve tutkunluğun onsuz olmaz komponentidir.maddeyi almaya devam etme arzusu ile kendini belli eder. Kişide maddeye karşı, maddenin türüne göre değişen bir derecede az veya çok şiddetli, baskılanması zor bir özlem ( craving ) gelişmiştir. Madde özlemi kişiyi ilaç arama davranışı ( drug seeking behaviour ) içine sokar. Psişik bağımlılığın derecesi maddenin farmakolojik grubuna ve bazen grup içindeki konumuna göre değişir. Heroin, kokain ve sigara dumanı içinde alınan nikotin güçlü ilaç özlemi ve psişik bağımlılık oluşturur. 7

Madde alındığı zaman oluşan keyif artmasının ( high ) ve kesildiği zaman oluşan özlemin hızı ve boyutu maddenin farmakokinetiği ile yakından ilişkilidir. Şöyle ki: Madde beyne hızlı giriyorsa keyif artması ( high ) şiddetli olur.örneğin inhalasyon yoluyla ( crack) ya da i.v. alınan kokain veya heroinin cinsel orgazmınkine yakın derecede keyif oluşturduğu söylenir. Beyne fazla girme doz-yanıt ilişkisine göre etkinin şiddet ve süresini artırır. Fiziksel bağımlılık, maddenin kısa veya uzun bir süre boyunca bulunması sonucu beyinde etkilediği merkezlerdeki nöronlarda ona karşı zamanla adaptif değişiklikler, (nöroadaptasyon), bu arada belirli nöronlarda plastisite, meydana gelmesine bağlıdır. Bu adaptasyon maddeye zıt-yanıt şeklinde olduğu içinkontradaptasyon adını da alır. 8

Fiziksel bağımlılık nöron düzeyinde meydana geldiğinden vücut dışında kültürü yapılan nöronları bir süre maddeye maruz bırakarak in vitro olarak meydana getirmek mümkündür. Fiziksel bağımlılık, psişik bağımlılığın aksine aslında bağımlının istemediği bir durumdur. Fiziksel bağımlılığın şiddeti, madde kesildiği zaman ortaya çıkan yoksunluk sendromunun somatik (fiziksel) belirtilerinin şiddeti ile ölçülür. Tolerans: Adiktif ilaçların bazıları sürekli kullanıldıklarında hızlı veya yavaş bir şekilde etkilerinin şiddeti azalır, süresi kısalır. Bu nedenle kullanan kişi maddenin dozunu artırma gereği duyar. Tolerans belirli bir tavan düzeye kadar oluşur, ondan sonra durur. Aynı nöronal mekanizmayla etki yapan ilaçlara karşı çapraz-tolerans oluşur. Toleransın gelişme hızı ve boyutu da,tıpkı fiziksel bağımlılık gibi, maddelerin farmakolojik sınıfına göre değişiklik gösterebilir. Düzenli (kesintisiz) alınması durumunda bazı ilaçlara karşı yüz kez veya daha çok kez fazla tolerans gelişebilir (örneğin opioid maddeler gibi). İlaca maruziyetin kesintili olması toleransı olumsuz etkiler. 9

İlaç kötüye kullanımı ve tutkunluğunda kişisel ve sosyal zarar: Bu olayların topluma maliyeti ile topluma ve kişiye zararı birçok hastalığınkinden daha fazladır ve önemli halk sağlığı, sosyal ve hatta siyasi sorunlar oluştururlar. Bu nedenle ilaç kötüye kullanımı ve bağımlılığı ile mücadele ulusal ve uluslararası düzeyde hükümet ve uluslararası kuruluşların gündeminde önemli bir yer tutar.mücadele bölgesel veya global dayanışma gerektirir. 10