Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri Çok partili siyasi sisteme geçildiği 1946 yılı ile planlı kalkınma döneminin başladığı 1960 lı yılların ilk yarısı arasında liberal iktisat politikaları uygulanmış ve kamu yatırımları alt yapıya yöneltilerek özel sektörün gelişmesi için uygun ortam yaratılmaya çalışılmıştır. Ekonomi politikalarının temel hedefi sanayileşme olmuştur. 2 1
Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 1950 li yılların ortalarına kadar ekonomik gelişmede tarım sektörü belirleyici olmuştur. Yabancı sermaye teşvik edilmiş, özel kesimin dış kaynak ve kredilerden yararlanması sağlanmaya çalışılmış, kurulan sanayi tesislerine özel sektörün katılımı teşvik edilmiştir. İthalat önemli ölçüde serbestleştirilmiş ve bazı ihracat kısıtlamaları kaldırılmıştır. Yerli ham maddeye dayalı tüketim mallarında ithal ikamesi gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Tarımda makineleşme süreci hızlanmıştır. 3 Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 1960 lı yıllarla birlikte planlı kalkınma sürecine geçilmiştir. Aralarında önemli politika farklılıkları olmakla birlikte, 1963 yılında uygulamaya başlanan Kalkınma Planlarının temel amacını hızlı sermaye birikimi ve sanayileşme yoluyla milli gelirin artırılması oluşturmaktadır. 4 2
Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 1980 li yıllara kadar uygulanan ve "İthal İkamesine Dayalı Sanayileşme" olarak adlandırılan bu dönemde kamu müdahalesi önemli rol oynamıştır. Kamu kesimi, özel sektör yatırımlarının teşviki yanında, gerek altyapı gerekse de imalat sanayii yatırımları yoluyla sermaye birikimi sürecine önemli katkıda bulunmuştur. Bu dönemde, Türk Lirası nın değeri ve reel ücretler yüksek, reel faizler ise düşük, hatta negatif, tutularak sermaye yoğun yatırımlar özendirilmeye çalışılmıştır. 5 Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 1980 li yıllarla birlikte Türkiye de ekonomik büyüme stratejisi önemli bir değişim geçirmiştir. 1980 öncesi dönemde uygulanan ithal ikameci büyüme stratejisi terk edilerek dışa açık büyüme stratejisi uygulamaya konulmuştur. 1978 yılından başlayarak Türkiye ekonomisi, işgücü piyasasında sorunlarla ve ciddi düzeyde bir döviz kriziyle karşılaşmıştır. Siyasi istikrarsızlık ve yüksek enflasyonun ekonomik büyümeyi engellediği bir sürece girilmiştir. 6 3
Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 1980 tarihinde gerçekleşen askeri müdahale öncesinde açıklanan 24 Ocak Kararları sonrasında Türkiye, dışa açık / İhracata Dayalı Büyüme Stratejisini benimsemiştir. Bu dönemde uygulanan Kalkınma Planları, temel olarak, verimlilikte artış sağlamayı ve ekonominin rekabet gücünü artırmayı amaçlamıştır. Bu çerçevede, piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi yönünde adımlar atılmıştır. Ekonominin dış rekabete açılması, kamu kaynaklarının doğrudan üretim faaliyetleri yerine altyapı yatırımlarına yönelmesi ve mali piyasaların serbestleştirilmesi piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi yönünde atılan başlıca adımlardır. 7 Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri Piyasa ekonomisinin güçlendirilmesi ve ekonominin dışa açılması yönünde sağlanan gelişmelere rağmen, atılan adımların bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak piyasa ekonomisinin kurumsallaşması ve ekonomide verimlilik artışının vazgeçilmez unsurlarından olan eğitim, Araştırma-Geliştirme (Ar- Ge), bilişim ve iletişim teknolojileri vb. alanlarda sağlanacak gelişmelerle yeterince ve zamanında desteklenmemesi, ekonomide dinamik bir büyüme ortamının oluşumunu engellemiştir. 2000 li yıllara gelindiğinde, istikrarsız büyüme ekonominin temel özelliklerinden biri haline gelmiştir. 8 4
Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 2001 yılında yaşanan yüksek oranlı ekonomik küçülme öncesinde, ekonomide, kökeni 1980 lerdeki yapısal dönüşümün gerektirdiği piyasa ekonomisi düzeninin kurumsal altyapısının oluşturulmamasına dayanan birikmiş sorunların çözümüne yönelik bir dizi yapısal politikanın uygulanması gündeme gelmiştir. Temel olarak, kamu harcamalarının disiplin altına alınması ve bankacılık sektörü reformu başta olmak üzere kamunun düzenleme ve gözetim rolünün güçlendirilmesi gibi politikalarla ekonomideki belirsizlik ortamı giderilmeye ve böylelikle ekonomide daha sağlıklı bir büyüme ortamı tesis edilmeye çalışılmıştır. 9 Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 2001 yılında uygulanmaya başlanan istikrar programıyla birlikte, 2002-2008 döneminde (2008 yılında çok düşük olmakla birlikte) 7 yıl kesintisiz büyüyen Türkiye, yüksek enflasyonu da kontrol altına alabilmiştir. Bu başarı, Türkiye nin enflasyonla mücadelede makûs talihini yenebileceğini, içeride ve dışarıda kanıtlamış oldu. Ancak, bu başarının çeyrek yüzyıl sonra gelmiş olması; elde edilen kazanımların ne kadar doğal, köklü ve kalıcı olduğu; ne kadar zorlama, rastlantısal ve geçici olduğu konusundaki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. 10 5
Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri 2002-2008 döneminde görülen kesintisiz büyüme sürecinde, toplamda milli gelir yaklaşık yüzde 50, kişi başına milli gelir ise yaklaşık yüzde 37 oranında büyümüştür. Sabit fiyatlarla 2001 yılında 1.045 TL olan kişi başına milli gelir, 2008 yılında 1.431 TL ye çıkmıştır. Kişi başına düşen milli gelirdeki büyüme dolar cinsinden ise, kurun oldukça aşırı değer kazanmasının etkisiyle, aynı yıllarda 3.000 dolardan 10.276 dolar düzeylerine ulaşmış, buna göre ilgili dönemde toplamda artış oranı yaklaşık yüzde 243 olmuştur. 11 Türkiye de Uygulanan Büyüme Stratejileri Ancak, yüksek büyüme, kamu mali disiplini ve enflasyonun kontrol altına alındığı madalyonun arka yüzünde ise yüksek ithalat artışı, yüksek cari işlemler açığı, yüksek işsizlik oranı ve reel kurda ciddi değerlenme yer almaktadır. 2001-2005 yılları arasında reel kur, %42 civarında değerlenmiş, ithalat artışı ihracattan çok daha hızlı olmuş, toplam ithalat 41 milyar dolardan 117 milyar dolara yükselmiş, 2001 kriz yılında 3,4 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesi, 2005 yılında milli gelirin %6 sının üzerinde 22,5 milyar dolarlık bir açığa dönmüş, 3,5 milyon istihdam yaratılmasına rağmen, genel işsizlik oranı %9,5-10 un altına çekilememiştir. 12 6
7
8
9
Harcama Kalemlerinden (Talep Unsurlarından) Giderek Büyümenin talep unsurlarındaki değişmelerden gidilerek ayrıştırılması, milli hasıla denge denklemini kullanan alışılagelen yöntemdir. Bu yöntemde büyüme, talep (harcamalar) yönünden milli hasılayı oluşturan yurtiçi ve yurtdışı talep unsurlarındaki değişmelerden giderek hesaplanır. 20 10
Harcama Kalemlerinden (Talep Unsurlarından) Giderek Bu amaçla kullanılan model, aşağıdaki piyasa fiyatlarıyla (reel) GSMH ya da GSYİH denklemleridir: GSMH=C+G+I p +I s + St+ (NE + NFI) GSYİH =C+G+I p +I s +St+NE C = Özel Tüketim G = Kamu Tüketimi I p = Özel Sabit Sermaye Yatırımı I s = Kamu Sabit Sermaye Yatırımı St = Stok Değişimi NE = Net İhracat NFI = Net Dış Alem Faktör Geliri 21 Harcama Kalemlerinden (Talep Unsurlarından) Giderek (A) Tablo 1.1 Harcamalar Yöntemiyle GSYİH (1998-2007) (1998 Yılı Fiyatlarıyla, Milyon TL) 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 70 203 67 841 72 436 68 309 72 520 76 338 83 486 90 500 96 738 101 046 Özel Tüketim 46 669 46 708 49 444 46 189 48 373 53 296 59 144 63 787 66 750 69 804 Kamu Tüketimi 7 198 7 487 7 911 7 827 8 283 8 067 8 554 8 767 9 506 9 771 Özel Yatırımlar 12 827 10 390 12 204 8 194 9 581 11 848 16 129 18 748 21 560 22 146 Kamu Yatırımları 3 219 3 055 3 590 2 867 3 103 2 634 2 460 3 074 3 155 3 395 Stok Değişmeleri -522 461 377-400 1 044 729-734 -681-764 836 Net Mal ve Hizmet İhracatı 812-260 -1 090 3 632 2 136-236 -2 067-3 195-3 468-4 907 Kaynak: TÜİK Tablo 1.2 Harcamalar Yöntemiyle GSYİH Büyüme Hızları (1999-2007) (1998 Yılı Fiyatlarıyla, %) 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla -3.4 6.8-5.7 6.2 5.3 9.4 8.4 6.9 4.6 Özel Tüketim 0.1 5.9-6.6 4.7 10.2 11.0 7.9 4.6 4.1 Kamu Tüketimi 4.0 5.7-1.1 5.8-2.6 6.0 2.5 8.4 6.5 Özel Yatırımlar -19.0 17.5-32.9 16.9 23.7 36.1 16.2 15.0 5.2 Kamu Yatırımları -5.1 17.5-20.2 8.3-15.1-6.6 25.0 2.6 7.3 Net Mal ve Hizmet İhracatı -7.0-5.8 28.7-14.0-16.6-9.6-4.3-0.3-3.4 22 11
Sektörel Üretim Büyüklüklerinden Giderek (A) Yurtiçi hasılanın yıldan yıla gösterdiği büyüme, ekonomiyi oluşturan çeşitli sektörlerin sağladıkları katma değerlerden gidilerek de bulunabilir. Üretim yönlü büyüme analizi olarak da adlandırılan bu yöntemde; sanayi, tarım ve hizmetler gibi ana sektörlerde ya da bunların alt sektörlerinde yaratılan katma değerlerin gösterdiğideğişme esas alınır. 24 12
Üretim Faktörlerinin Katkılarından (Büyümenin Kaynaklarından) Giderek Belli bir dönemdeki büyüme oranını hesaplamak için o ülkenin ilgili dönemdeki harcamalar ya da üretim toplamındaki değişimden yararlanılmaktadır. Ancak, büyümenin analizi bakımından bu yöntemler kadar önem verilmesi gereken bir diğer ayrıştırma yolu da üretim faktörlerinin büyümeye olan katkılarının ölçülmesine dayanır. Büyümenin üretim faktörlerinin katkısı açısından incelenmesinin diğer iki yönteme göre en önemli avantajı, üretimi etkileyen fakat gözlemlenemeyen kimi değişkenleri de ortaya çıkarabilmesi ve bunların büyümeyi açıklamada ne kadar etkili olduğunu ortaya koymasıdır. 26 13
Üretim Faktörlerinin Katkılarından (Büyümenin Kaynaklarından) Giderek Ekonomilerin üretim kapasitesi, en genel anlamda, üretimde kullanılan sermaye birikiminin (yatırımların), işgücünün (emeğin), ve teknoloji yeteneğinin (verimliliğin) niteliği ve niceliği tarafından belirlenmektedir. Bu kapsamda; 27 Üretim Faktörlerinin Katkılarından (Büyümenin Kaynaklarından) Giderek Yapmış olduğu tasarruflarla sermaye birikim hızını yüksek düzeylere ulaştırarak üretimin fiziki altyapısını süratle yenileyen; İnsan gücünü en iyi şekilde donatan ve istihdam olanaklarını geliştiren; Teknoloji üretme, kullanma ve uyarlama yeteneğini geliştirerek verimlilik artışını dinamik kılan ülkeler üretim kapasitesini ve refah düzeyini artırmada başarı gösterecektir. 28 14
Üretim Faktörlerinin Katkılarından (Büyümenin Kaynaklarından) Giderek Üretim faktörleri yoluyla büyüme rakamları analiz edilirken, en dar tanımlı modelde, üretim düzeyindeki değişimleri (yani büyümeyi) açıklamak üzere sermaye stoku, işgücü ve toplam faktör verimliliği (TFV) değişkenleri kullanılmaktadır. 29 Üretim Faktörlerinin Katkılarından (Büyümenin Kaynaklarından) Giderek Sermaye stoku; bina, konut, hatta ülke düzeyinde yol, baraj gibi alt yapı unsurları yanında, makine ve benzeri donanım gibi yeni teknolojiler içeren yatırımları da temsil etmektedir. Teknolojik gelişmeleri -ve bunun yanında işgücü ve sermaye stoku dışında kalan- ve bu faktörlerin etkileşiminden oluşabilecek her türlü etkiyi dikkate almak için ise TFV değişkeni tanımlanmıştır. Herhangi bir dönem için bu üç bileşendeki (işgücü, sermaye stoku ve TFV) değişimler toplanarak büyüme rakamına ulaşılabilir. 30 15
Üretim Faktörlerinin Katkılarından (Büyümenin Kaynaklarından) Giderek Bir ülkenin büyüme ve gelişme performansını ölçmekte kullanılan en temel gösterge verimliliktir. Verimlilik göstergeleri genel olarak kısmi verimlilik ve toplam faktör verimliliği (TFV) olmak üzere iki gruba ayrılır. Kısmi verimlilik göstergeleri belli bir girdinin toplam üretim miktarına oranının hesaplanmasıyla elde edilirken, neoklasik bir kavram olan TFV, teorik olarak üretime dolaylı ve dolaysız dahil olan tüm girdilerin toplam üretime oranlarının alınmasıyla bulunur. 31 Büyüme Hızının Belirleyicileri 32 16
Kurumsal Yapı Mülkiyet haklarının net olarak tanımlanmış olması; Rekabet dışı davranışlar, sahtekârlık gibi davranışları engelleyecek bir düzenlemeler, Güven ve toplumsal dayanışma üzerine kurulu bir toplumsal yapı; Toplumsal çatışmaları önleyebilecek toplumsal ve politik yapılar; Hukuk devleti ve temiz siyaset gibi kurumsal yapıların mevcudiyetinin genel geçer bir koşul olarak kabul edilmesi. 33 TÜRKİYE DE BÜYÜME 2008 son çeyreği ve 2009 ilk üç çeyreğinde, olmak üzere Türkiye dört çeyrek üst üste eksi büyüme, başka bir ifade ile bir yıl süren bir resesyon yaşadı.2009 son çeyreğinde yüzde 6 büyüme oldu. 2009 yılında ise büyüme oranı yüzde - 4.7 oldu.2009 yılı fert başına GSYH da bir önceki yıla göre azalma ise yüzde 5.8 oranında oldu. 2009 krizinde dünya yüzde 1.1 oranında küçüldü. ABD yüzde 2.7 küçüldü. Gelişmekte olan ülkelerde ise tersine ortalama yüzde 2.1 oranında büyüme yaşandı. 34 17
TÜRKİYE DE BÜYÜME 35 TÜRKİYE DE BÜYÜME Türkiye nin son on yıllık büyüme trendine bakarsak üç karakter gözleyebiliriz Türkiye 2000 yılından bu güne kadar, istikrarsız bir büyüme içindedir. Eğer bir dünya krizi olmasaydı da, Türkiye 2009 da yine bir eksi büyüme yaşayacaktı. Zira Dünyada ekonomik kriz başlamadan, Türkiye de büyüme oranları düşmeye başlamıştı. Ekonomik konjonktür daralma yönünde idi. Yine Türkiye dünya krizi yokken, 2008 yılında fert başına gelirde eksi büyüme yaşamaya başlamıştık. 2008 yılında GSYH da büyüme yüzde birin altında yüzde 0.7 oldu ve fakat GSYH, yüzde 0.5 küçüldü. 36 18
istikrarsız büyüme. II) İSTİKRARSIZ BÜYÜMENİN NEDENLERİ 1) Ortalama tasarruf oranının ve ortalama yatırım oranının düşmesi: DPT verilerine göre, 2002 yılında, özel tasarrufların GSYH ya oranı yüzde 25.30 iken 2009 yılına bu oran 16.80 e geriledi.aynı dönemde özel tasarruf oranı da yüzde 25.30 dan yüzde 16.80 e geriledi. 37 istikrarsız büyüme. Özel tasarruf oranının düşmesinin nedenleri şunlardır: Genel kurala uygun olarak, Türkiye de de özel tasarruflar ile kamu tasarrufları arasında ters bir ilişki var. 2008 yılına kadar, IMF nin faiz dışı fazla şartı nedeniyle bütçe açıkları azaldı. Kamu tasarrufları arttı. Kamu tasarruflarının arttığı yıllarda, özel tasarruflar azaldı. Özel tasarrufların düşmesinin ve tasarrufların yatırıma dönüşmesinin önündeki engeller, ekonomide kırılganlığın artması, piyasanın spekülatif yapı kazanması, kamuda şeffaflığın azalmasıdır. Kredi kartları ve tüketici kredilerinin yaygınlaşması ortalama tüketim oranın artmasına neden oldu. Ayrıca, Türkiye de mevduat, çok sınırlı olarak doğrudan yatırım kredilerine dönüşüyor. BDDK raporuna göre, 2008 den 2009 a, bireysel krediler yüzde 10.9, kurumsal ve ticari krediler yüzde 7.9 artmış, KOBİ kredileri ise yüzde 0.7 düşmüştür. İşsiz sayısı arttı. Eğitimde ve 18 yaş altında olan nüfus dilimi arttı. Gelirler azaldı. Özel yatırımlarının teşvik edilmesi ve yönlendirilmesi anlayışında önemli değişiklik oldu. Yatırımlara verilen devlet desteğinde azalma oldu. Yurt dışına kaynak transferi arttı. 38 19
istikrarsız büyüme. 2) Dışarıya kaynak transferi, yatırımların finansmanını zorlaştırdı. Küreselleşme yatırım anlayışını değiştirmiştir. Gerçekte yatırım, sermaye mallarına ve teçhizat stokuna yapılan ilavedir. Oysaki Türkiye fiziki yatırımları unutmuştur. Spekülatif sermaye ve plasmanlar ön plana çıkmıştır. Yatırım anlayışı da değişmiş, Plasmanlar yatırım olarak tarif edilmeye başlanmıştır. Oysaki örneğin, Borsaya plasman yapmak, yatırıma dönüşmüyor. Zira borsada yabancı sermaye oranı yüzde 70 olduğu için karlar dışarıya gidiyor. 2003 ile 2009 arasında, doğrudan yatırım ve çoğu da borsadan olmak üzere, yurt dışına 33 milyar 972 milyon dolar çıkmıştır. 39 istikrarsız büyüme. 3) Kamu borçlanma ihtiyacı, özel yatırımları zorluyor. 2002 yılında 150 milyar lira olan iç borç stoku, 2009 sonunda 320 milyar liraya yükseldi. Kamu kesimi iç borçlanmasının yüzde 113 oranında arması, özel kesime aktarılabilir fonlar üzerinde finansal bir dışlama etkisi (crowding out) yarattı. Kamu iç borçlanması bütçe açığını finanse etmek amacıyla yapılmış olmakla beraber, kamu alt yapı yatırımlarına tahsis edilebilir. Böyle bir durum, özel sektör yatırımlarını uyaracak ve onların verimliliğini artırabilecektir. Ne var ki, bütçede tasarruf söz konusu olunca, yalnızca kamu altyapı yatırımları ödenekleri kısılıyor. 40 20
istikrarsız büyüme. 4) Sıcak para ve düşük kur, yatırımı engelledi. 2002 Ağustos ayını baz alırsak, MB reel kur endeksinin bu günkü değeri 155.2 dir. Yani bir doların 2.40 lira olması gerekiyor. Döviz kurlarının düşük kalması da, özel sektörün, yatırım yerine ithalatı tercih etmesine neden oldu. Kurdan dolayı, fiyatı suni olarak düşen ithal aramalı ve hammadde ile rekabet edemeyen aramalı üreten firmalar, örneğin iplik fabrikaları kapandı. İşsizlik arttı. Sanayi üretiminde aramalı ve hammadde oranı yüzde 76ya çıktı. Türkiye ithalatı ile yabancı ülkelerde istihdama destek oldu. Düşük kur, tüketim malı ithalatını da artırdı. Tüketim malı üreten firmalar da düşük kur ile rekabet edemedi. Türkiye potansiyel üretim imkanlarını kullanamadı. Öte yandan, düşük kur, ihracatın da daha pahalı olmasına neden oldu. Türkiye nin rekabet gücü düştü ve cari açıkları arttı. 41 istikrarsız büyüme. 5) Sektörel denge bozuldu. 2009 yılında, bankacılık sektörünün yarattığı GSYH yüzde 8.5 büyüdü. Buna karşılık imalat sanayinde yüzde 7.2 küçülme oldu. İki sektör arasında 15.7 puan fark var. Bu durum sektörel dengesizliğin büyüklüğünü göstermektedir. 42 21
Bazı Ekonomilere İlişkin Büyüme Tahminleri IMF OECD DB BM Bazı Ülke Ülke Gruplarına İlişkin Büyüme Tahminleri (%) Türkiye Avro Bölgesi ABD Brezilya Rusya Hindistan ÇHC 2013 3,4 0,6 1,7 2,5 2,5 5,6 7,8 2014 3,7 0,9 2,7 3,2 3,3 6,3 7,7 2013 3,1 0,6 1,9 2,9 2,3 5,3 7,8 2014 4,6 1,1 2,8 3,5 3,6 6,4 8,4 2013 3,6 0,6 2,0 2,9 2,3 5,7 7,7 2014 4,5 0,9 2,8 4,0 3,5 6,5 8,0 2013 3,2 0,3 2,1 3,3 4,4 6,7 8,3 2014 5,4 0,9 2,3 4,5 4,4 7,2 8,5 Kaynak: IMF, OECD, Dünya Bankası, BM 2012 yılında Türkiye %2,2 oranında büyümüştür. IMF, Türkiye nin 2013 yılında %3,4 oranında büyüyeceğini tahmin etmektedir. Türkiye ekonomisi 2013 ün ilk çeyreğinde %2,9, ikinci çeyreğinde %4,4 oranında büyümüştür. Eylül 2013 Ekonomi Bakanlığı 43 Dünya Ticaretine İlişkin Tahminler Kaynak: IMF ve DTÖ IMF tahminine göre, dünya toplam mal ve hizmet ticareti hacmi 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla %3,5 ve %5,3 oranında artacaktır. DTÖ tahminine göre, dünya toplam mal ve hizmet ticareti hacmi 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla %3,3 ve %5 oranında artacaktır. Eylül 2013 Ekonomi Bakanlığı 44 22
2013 2015 Orta Vadeli Program Hedefleri 2013* 2014* 2015* GSYH (Milyar $, Cari Fiyatlarla) 858 919 998 Kişi Başına Milli Gelir (GSYH, $) 11.318 11.982 12.859 GSYH Büyümesi (1) 4,0 5,0 5,0 İşsizlik Oranı (%) 8,9 8,8 8,7 Turizm Gelirleri (Milyar $) 25,4 27,0 28,4 Cari İşlemler Dengesi (Milyar $) 60,7 63,6 64,7 Cari İşlemler Dengesi / GSYH (%) 7,1 6,9 6,5 *Beklenti (Orta Vadeli Program, Kalkınma Bakanlığı 09/10/2012) (1) Sabit fiyatlarla yüzde değişimi göstermektedir. 2013 2015 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programın temel amacı; potansiyel büyüme hızına ulaşmak, cari işlemler açığını daha da azaltmak, enflasyonu düşürmek, kamu mali dengelerini iyileştirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirmektir. Eylül 2013 Ekonomi Bakanlığı 45 Başlıca Bölgeler ve Ülkeler İtibariyle GSYH Gelişmeleri (2012) Kaynak: TÜİK ve IMF 2011 yılında Türkiye Ekonomisi IMF in %7,5 lik tahmininin üzerinde %8,8 oranında büyümüştür. 2012 yılında Türkiye ekonomisi %2,2 büyüme kaydetmiştir. 2013 yılının ilk çeyreğinde %2,9 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte %4,4 büyüme kaydetmiştir. Eylül 2013 Ekonomi Bakanlığı 46 23
Yıllık Büyüme Oranları Kaynak: TÜİK Türkiye, küresel ekonomik krizden en hızlı çıkan ve son dönemlerdeki küresel ekonomik belirsizlikten en az etkilenen ülkelerden biridir. 2002 2012 döneminde ortalama büyüme oranı %5,2 olmuştur. 2012 yılında Türkiye ekonomisi %2,2 oranında büyümüştür. 2013 yılının ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi %4,4 oranında büyümüştür. Eylül 2013 Ekonomi Bakanlığı 47 Makroekonomik politikalar İstikrarlı makroekonomik ortam Para (Fiyat istikrarı) Maliye Kamu harcamaları Kamu açıkları Vergi oranları Dış Ticaret (Dışa açıklık) Dış Borç 24
Kurumsal yapının önemi Ekonomik ve politik istikrar önemli; ancak nasıl sağlanmalı? Piyasa içi kurumlar Piyasa dışı kurumlar Kurumsal yapıda etkinlik ve itibar Maliyet yapısal reformların uygulanması için bir engel Büyüme politikaları ve Türkiye Politik istikrar Makroekonomik istikrar Yapısal reformlar ekonomi genelinde düzenleyici reformlar Sektörel düzeyde düzenleyici reformlar OECD ülkeleri arasında Türkiye Polonya nın ardından düzenleme yükünün en fazla olduğu ülke 25
Büyümenin Dinamikleri 1980-2009 Büyüme dinamiklerinin altında yatan temel faktörler: demografik gelişme, sektörel yapı, bölgesel gelişme. Büyümenin Dinamikleri 1980-2010 Nüfus Dinamikleri Fırsat Penceresi: Genç Nüfus Ancak yakın zamanda bu avantajı kaybedeceğiz. Fırsat Değerlendirildi mi? Nüfus dinamikleri, verimlilik artışının refaha yansımasını engelliyor. İşgücüne katılım çok düşük. (Türkiye de %50, Avrupa da %75.) İstihdam yaratmada sorunlar var. 26
Büyümenin Dinamikleri 1980-2010 Sektörel Yapı Üretim yapısı açısından sanayileşmeye yakın. İstihdam açısından tarım toplumu. Sermayesiz tarım. Tarımın verimliliği oldukça düşük, ve genel verimliliğin düşmesine neden oluyor. Hizmet sektörünün göreli verimliliği de düşüyor. Büyümenin Dinamikleri 1980-2010 Bölgesel Yapı Bölgesel eşitsizlik Kişi başına katma değer açısından uzun vadede bölgesel yakınsama yok Sektörel yapının kompozisyonu Tarım sektöründeki verimlilik farkları Katma değer açısından iller arasındaki eşhareketlilik yeterli değil 27
Hızlı ve İstikrarlı Büyüme İçin Gelecek 10 Yılda: Borç dinamikleri, Hızla artan çalışan nüfusun istihdamı, Tarımdaki nüfus yığılmasının kaydırılması, Gelir dağılımı ve bölgesel eşitsizlik sorunlarının çözümü, Avrupa Birliği üyeliği çerçevesinde, AB ülkeleri ile olan kişi başına düşen milli gelir uçurumunun kapanması Türkiye'nin en öncelikli sorunudur. 55 28