TJOD ÝSTANBUL BÜLTENÝ

Benzer belgeler
TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu

POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE GENİTAL KANSER İLİŞKİSİ

Erken Evre Endometrium Kanserinde Cerrahi Tedavi. Prof. Dr. Mehmet Ali VARDAR Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.B.D.

Dr. Zeynep Özsaran. E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi AD

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

17a EK 17-A ÖYKÜ KONTROL LÝSTESÝ. ² Rahim Ýçi Araçlar - Ek 17-A²

Gestasyonel Diyabet (GDM)

GEBELİK ve BÖBREK HASTALIKLARI

Prof.Dr.Babür Kaleli Pamukkale Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. 8.MFTP Kongresi Ekim 2012 İstanbul

Aile Hekimliðinde Genogram

TTOD MEME KANSERİ GÜNCELLEME KURSU HAZİRAN 2015 İSTANBUL 08:25-08:30 Açılış 08:00-08:30 Pratiği değiştiren çalışmalar. (salonda kahvaltı ile)

Evre I Seminom Dışı Testis Tümörlerinde (NSGHT) Tedavi

2016 by American Society of Clinical Oncology. Amerikan Klinik Onkoloji Cemiyeti (ASCO) İnvaziv Servikal Kanser Yönetimi

Serviks Kanserinde Fertilite Koruyucu Tedavi

Endometrial kanser nedir?

ACOG Diyor ki! İNFLUENZA ŞÜPHELİ VEYA TANILI GEBELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE TEDAVİSİ (ACOG Committee Opinion Number: 753.

EVRE I SEMİNOM DIŞI TÜMÖRLERE YAKLAŞIM

ACOG Diyor ki! GEBELİKTE İNFLUENZA AŞILAMASI (ACOG Committee Opinion Number 732. Nisan 2018) Özeti Yapan: Dr. Gökçe Naz Küçükbaş

VAY BAŞIMA GELEN!!!!!

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi

Maternal serum 25 OH vitamin D düzeylerinin preterm eylem ve preterm doğumda rolü var mıdır?

MEME KANSERİNDE YÜKSEK RİSK TANIMI

OVER KAYNAKLI MALİGN MİKST MÜLLERİAN TÜMÖRLERDE TEDAVİ YAKLAŞIMI. Mustafa ÖZGÜROĞLU Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı

SEZARYEN SONRASI VAJİNAL DOĞUM (SSVD)

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNDE İLK 1000 GÜNDE BESLENME DR.GÖNÜL KAYA

ESMO-ESGO-ESTRO Consensus Conference on Endometrial Cancer: diagnosis, treatment and follow-up

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor

GEBELİK SIRASINDA MATERNAL VE FETAL SAĞLIĞIN YÜKSELTİLMESİ

Antepartum İntrauterin Hipoksinin Öngörüsü

GEBELİK VE MEME KANSERİ

Grip Aşılarında Güncel Durum

Yeni Nütrisyonel Kılavuzların Karşılaştırılması. Diyetisyen Merve DAYANIK

86. Doğum eylemi süresince fetal başın yaptığı eksternal rotasyon hareketi hangi aşamada gerçekleşir?

Beslenme desteğinde hangi içerik kime, ne zaman, hangi yolla uygulansın?

Gebelik ve Trombositopeni

İnsidental kanser. Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

Progesteronun Preterm Doğumları ve Düşüğü Önlemede Yeri Var mıdır? Prof. Dr. Feride Söylemez A.Ü.T.F Kadın Hastalıkları ve Doğum AD

ACOG diyor ki GEÇ-TERM VE POST-TERM GEBELİKLERİN YÖNETİMİ. Özeti yapan: Dr. Yasemin Doğan

Gebelikte diyabet taraması. Prof. Dr. Yalçın Kimya

Herediter Meme Over Kanseri Sendromunda. Prof.Dr.Mehmet Ali Ergün Gazi Üniversitesi Tı p Fakültesi T ı bbi Genetik Anabilim Dalı


4. SINIF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJ PROGRAMI (Grup 3)

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir?

PREEKLAMPSİ. Dr. Sadettin Güngör. Yeni ACOG Önerileri. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Perinatal Merkezi İstanbul

Gebe ve Emziren Kadında Antihipertansif Tedavi. Prof Dr Serhan Tuğlular MÜTF Nefroloji Bilim Dalı

REHBERLER: TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLAMALI? Dr. Behice Kurtaran Ç.Ü.T.F. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

1. HAFTA PAZARTESİ SALI ÇARŞAMBA PERŞEMBE CUMA. Hasta Başı Eğitim / İş Başında Öğrenme Hasta viziti, poliklinik, doğumhane ve ameliyathanede pratik

4. SINIF KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM STAJ PROGRAMI

Laparoskopik RPLND. Monique Gueudet-Bornstein. Brass Band. New Orleans 1998.

DÖNEM VI GRUP F DERS PROGRAMI

Endometrium Karsinomları

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

DÖNEM IV GRUP B DERS PROGRAMI

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

GEBELİKTE TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

DÖNEM IV GRUP A DERS PROGRAMI

OVER KANSERİ. Yumurtalık kanseri; Over tümörü; Over kanseri neden olur?

BİRİNCİ BASAMAKTA SAĞLIKLI BİREYİN İZLENMESİ

SENTİNEL LENF NODU BİOPSİSİ VE ADJUVAN KEMOTERAPİ. Dr. Orhan TÜRKEN


MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ?

Erciyes Üniversitesi Týp Fakültesi Hastanesi Kadýn Hastalýklarý ve Doðum Kliniðine Baþvuran Gebelerde Gestasyonel Diyabet Sýklýðý

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu

MEME KANSERİ TARAMASI

PERİNATOLOJİ ve ÖNLENEBİLİR ANNE ÖLÜMLERİ. Dr. Şevki ÇELEN ZTB Kadın Sağlığı EAH Perinatoloji Kliniği

SERVİKS KANSERİNDE LESS RADİKAL CERRAHİ

ERKEN TEK DOZ İNTRAVEZİKAL İNSTİLASYON

İNVAZİF MESANE KANSERİNDE ORGAN KORUYUCU TEDAVİLER METASTATİK MESANE KANSERİNİN TEDAVİSİ

LOKAL İLERİ SERVİKAL KANSER YÖNETİMİ. Doç Dr Ahmet Barış GÜZEL ÇÜTF Kadın Hastalıkları ve Doğum AD ADANA

Prof.Dr. İlkkan DÜNDER

1. Oturum: Meme Kanserine Giriş, Patoloji ve Alt Tiplendirme Oturum Başkanları : Dr. Orhan ŞENCAN, Dr. İrfan ÇİÇİN

Rahim Ağzı Kanseri Korkulu Rüyanız Olmaktan Çıkıyor

Kanser Taraması. Dr. P. Fulden Yumuk Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi İçHastalıkları ABD. Tıbbi Onkoloji BD. 5Aralık 2015

Meme Kanseri. Prof. Dr. Hilmi Alanyalı

DÖNEM IV GRUP C DERS PROGRAMI

DÖNEM VI GRUP B2 DERS PROGRAMI

Epidermal Büyüme Faktörü Türkiye'de Uygulama Yapılan İlk Üç Hasta

Coğrafi temel yaklaşım farklılıkları

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

DÖNEM VI GRUP C 2 DERS PROGRAMI

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

Doç. Dr. Ahmet Gül TJOD İstanbul, Ocak Not: Bu sunum daha önce MFTP Kongresi Ekim 2012, İstanbul da yapılmıştır

DÖNEM VI GRUP C2 DERS PROGRAMI

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

MEME KANSERİ ve ERKEN TEŞHİS. Dr.Koray Öcal Mersin Tıp Fak.Genel Cerrahi AD.Meme-Endokrin Cerrahisi Grubu

Tiroid Papiller Kanserde Güncel Kanıtlar ve Gerçekler. Kılavuzlara göre Ameliyat Stratejisi Değişti mi?

Doç. Dr. Ahmet Gül MFTP Kongresi Ekim 2012, İstanbul

İNFLUENZADA KORUNMA. Uz. Dr. Öznur Ak KEAH

DÖNEM VI GRUP D1 DERS PROGRAMI

Over kanseri ve Endometriosis ilişkisi var mı? Yrd.Doç.Dr.H.Çağlayan ÖZCAN Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi KadınHastalıkları ve Doğum AD

Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı

ORAL KONTRASEPTİFLER MEME KANSERİ YAPAR MI? DR. MURAT ULUKUŞ EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM AD BORNOVA - İZMİR

Jinekolojide teşhis ve muayene yöntemleri Esra Gür. Öğle tatili. Gebelikte sık karşılaşılan problemler Serkan Güçlü

LİTERATÜR GÜNCELLEMESİ KLİNİK NEFROLOJİ. Dr. İzzet Hakkı Arıkan Marmara Üniversitesi Nefroloji Bilim Dalı

KİMLER DOMUZ GRİBİ AŞISI

Transkript:

T J O D Ý S TA N B U L

ACOG, FDA ve EPA nýn 2013 yýlýndaki ACOG komite görüþünü de yansýtan, gebelerin haftalýk 12 onsa kadar düþük civa içeren balýk ve kabuklu deniz ürünleri tüketmesinin teþvik edilmesini önermiþtir. Gebelik sýrasýnda düþük cýva içeren deniz ürünleri tüketiminin artmýþ fetal nöral geliþim sonuçlarý da dahil olmak üzere faydalarýnýn olduðu düþünülmektedir. FDA ve EPA hamile kadýnlarýn halen bu seviyenin altýnda deniz ürünü tüketmekte olduðunu bildirmektedir. Bu nedenle ACOG gebelik ve emzirme dönemindeki kadýnlara haftada en az 8 12 ons düþük civa içeren deniz ürünlerinin tüketilmesini önermektedir. Amerikan FDA örgütü gebe ve emziren annelerin önerilen miktarýn altýnda balýk tükettiðine iþaret ederek haziran 2014te deniz ürünleri tüketimi için bilgilendirici önerilerde bulundu. Buna gore emziren anneler ve gebeler haftalýk en az 8 12 ons (~224 336 gr) düþük oranda civa içeren çeþitli deniz ürünleri tüketmelidirler. Balýðýn besinsel deðeri çok eskilerden bu yana bilinmektedir. Balýklarda yüksek kalitede proteinler pekçok vitamin ve mineral, omega 3 ve hatta bazý balýklarda (özellikle sardalya) vitamin D bile bulunduðu düþünüldüðünde doðumdan önceki büyüme ve geliþme döneminde ve emzirme döneminde balýk tüketiminin besinsel anlamý büyüktür. Kral somon 1,200 2,400 2 Sardalyagiller (hamsi,ringa,týrsi vs) Orkinos (Atlantik ve Pasifik okyanunusu. Meksika körfezi kaynaklý King Mackerel hariç) 2,300 2,400 5 10 1,350 2,100 8 13 Ton balýðý 1,700 54 58 Sardalya (Atlantik ve Pasifik okyanusu) 1,100 1,600 2 Ýstiridye (Pasifik okyanusu) 1,550 2 Konserve Beyaz ton 1,000 40 Midye 900 Istiridye ve deniz taraðý ile benzer ancak tam olarak bilinmiyor. Pembe kýzýl somon 700 900 2 Kalamar 750 11 Alaska Kömür balýðý 600 6 Atlantik Kýlýç balýðý (Marlin) 250 1030 69 Yengeç (mavi,kral,kar vs) 200 250 9 Kýzýl ton balýðý 150 350 31 49 Dil ve Pisi balýðý 350 7 Ýstiridye taraðý 200 300 =<1 Konserve light Ton balýðý 150 300 13 Kedi ve Yayýn Balýðý 100 250 7 Atlantik Pasifik Cod Morina balýðý 200 14 Deniz taraðý 200 8 Mezgit 200 2 5 Amerikan ýstakozu 200 47 Kerevit 200 5 Tilapia (israil sazaný) 150 2 Karides 100 =<1 Turuncu imparator balýðý 42 80

Tüketilmesi önerilmeyen türlerin omega 3 ve civa seviyeleri Kopek balýðý 1,250 151 Meksika körfezi Tilefish balýðý (=blanquillo, malacanthus) 1,000 219 Kýlýç balýðý (Swordfish) 1,000 147 Kral Orkinos (Meksika körfezi) 450 110 Civa doðal olarak ya da insan faaliyetleri sonucu doðada bulunurken akarsu, göl ve denizlerde birikip metil civaya dönüþmektedir. Bu tür civa deniz ürünlerinde bulunmaktadýr ve çok fazla maruz kalýndýðýnda santral sinir sistemi toksisitesi yaptýðý bilinmektedir. Neredeyse tüm balýklar bir miktar metil civa içerirler ve biz onlarý tükettiðimizde bir miktar sindirim sistemimiz tarafýndan emilirler. Metil civa uzun ömürlü büyük balýklarda diðerlerine nazaran daha çok bulunur. Bu yüzden gebelik ve emzirme döneminde metil civa düzeyi nispeten yüksek oranda bulunan Tilefish, kopek balýðý, kýlýç balýðý ve kral orkinos tüketiminden kaçýnýlmalýdýr. Ayrýca gebelik döneminde çið balýk tüketiminden de uzak durulmalý hatta iyi piþmemiþ et, yumurta ve tavuk ürünlerinden bazý enfeksiyonlara neden olabileceði için özellikle de gebelik ve çocukluk dönemindeki immun system özellikleri düþünüldüðünde mutlaka kaçýnýlmalýdýr. Haftalýk balýk ve deniz ürünleri gereksinimi kalori ihtiyacýna gore hesaplanmalý ve mümkünse daha az kalori içermesi açýsýndan ýzgara þeklinde piþirme tercih edilmelidir ve ayrýca ayný tip balýklarý tüketmek yerine civa içeriði düþük dozlarda olan farklý balýk türleri seçilmelidir. Kaçýnýlmasý gereken 4 balýk türünden gebeyken veya emzirirken az miktarda tüketilmiþ olmasý muhtemelen kötü bir etkiye sebep olmasa da bunlarýn düzenli olarak diette bulunmamasý önerilmektedir. Bölgesel sularda avlanan balýklarýn civa oranlarý bilinemeyeceðinden, tüketim oranlarý haftalýk 6 ons (~ 150 180 gr ) civarýnda tutulmalýdýr. Balýklarý piþirmeden önce derisini ve iç organlarýný da temizlemek diðer zararlý maddeleri de uzaklaþtýrmak açýsýndan özellikle yerel balýklar için önerilmektedir.

ACOG 2010 yýlýnda yayýnladýðý görüþte influenza aþýsý yaptýrma oranýnýn gebeler arasýnda yaygýn hale geldiðini ancak hala istenen artýþ oranlarýnýn yakalanamadýðýný söylemiþtir. Gebeler mevsimsel ve pandemik influenza salgýnlarýndan dolayý ciddi risk altýnda olduklarý için influenza aþýlamasý gebelik öncesi, gebelik ve postpartum dönemde temel öneme sahiptir. Son raporlara gore mevsimsel influenza ile iliþkili morbidite, solunum yolu komplikasyonlarý ve hastaneye yatýþ oranlarýndaki artýþ dikkat çekicidir. Nova Scotia da yapýlan retrospektif bir kohort çalýþmasý ayný kadýnlarýn farklý influenza sezonlarýnda, gebeyken (özellikle 3. Trimester) ve gebe deðilken hastane yatýþlarýnda, gebe olduklarý dönemde daha fazla medikal yardým aldýklarýný ve hastanede kaldýklarý sürenin daha fazla olduðunu göstermiþtir. Gebelik ve hastaneye yatýþ arasýndaki iliþki özellikle komorbiditesi olan kadýnlarda dikkat çekicidir. 2009 yýlýndaki H1N1 pandemisinde gebelerin mortalite ve morbiditesindeki yükseklik bize bu gerçeði bir kez daha hatýrlattý. 2009 dan beri kazanýlan deneyim gebe kadýnlarýn H1N1 den ciddi þekilde etkilendiðini göstermektedir. Tüm dünyada çok sayýda, aþýlamayla önlenmesi mümkün ölüm vakalarý görülmüþtür. Bu bilgiler açýkça vurgulamýþtýr ki gebelik ve postpartum dönemdeki kadýnlara influenza aþýsý önerilmesi hayati öneme sahiptir. ACIP ve ACOG bütün yetiþkinlerin influenza aþýlamasý yaptýrmasýný önermektedir. Bu durum özellikle influenza mevsiminde gebelik yaþamasý muhtemel kadýnlar için daha da gereklidir. Bu kadýnlar inaktive influenza aþýsý ile aþýlanmalýdýrlar. Inaktive influenza aþýsý gebeliðin herhangi bir döneminde yapýlabilir. Nazal sprey formu da olan canlý atenüe asi da bulunmakta ancak bu form gebelikte önerilmemektedir. Postpartum dönemdeki kadýnlar bu formdaki aþýyý rahatlýkla kullanabilirler. Thimerosal, çoklu doz influenza aþýlarýnda kullanýlan civa içeren bir koruyucudur. Bunun yanýnda thimerosal içermeyen aþýlar da bulunmakla birlikte bu maddeyi bulunduran aþýlarýn yenidoðan saðlýðý üzerinde gösterilebilmiþ bir olumsuz etkisi yoktur. ACIP bu iki asinine da gebelere yapýlabileceðini ve aþýlar arasýnda ciddi farklar olmadýðýný belirtmiþtir. En son çýkan quadrivalan influenza aþýsý (2 adet A, 2 adet B straini içerir) giderek yaygýnlaþmakta ve tüm hastalara önerilmektedir. ACIP quadrivalan ve trivalan aþý arasýnda herhengi bir öncelik belirtmemektedir. Influenza aþýlamasý gebe ve gebe olmayan populasyonunda benzer þekilde etkindir. Ek olarak immunizayonun gebelik üzerindeki etkisine deðinen prospektiktif randomize kontrollü bir çalýþmada, gebeliklerinde influenza aþýsý yaptýran annelerin yeni doðan bebeklerinde laboratuar kanýtlý influenza ve ateþli solunum yolu hastalýðý sýklýgýnda anlamlý azalma tespit edilmiþtir. Ayrýca çok sayýda gözlemsel çalýþma da annenin aþý yaptýrmasýnýn yenidoðanlar için ek yararlarýný gözler önüne sermiþtir. Maternal immun globulinler vasýtasýyla immunizayon, yeni doðanlar için en iyi strateji gibi görünmektedir. Çünkü aþýnýn 6 ayýn altýndaki infantlarda kullanýmý konusunda onay bulunmamaktadýr. Bu yüzden gebelerin immunizayonu yenidoðanlarýn da korunmasý açýsýndan oldukça önemlidir. Gebelere bu açýdan bilgi verilmeli ve aþý teþvik edilmelidir. ACOG, ACIP in bu görüþlerini desteklemekte ve influenza sezonunda gebe olmasý muhtemel hastalara inaktive influenza aþýsý yapýlmasýný önermektedir. 2009 pandemisinden once pekçok kadýn doðum hekimi aþýnýn güvenilir olduðunun bilinmesine ragmen aþýlama programýna katýlmamýþtýr. Amerika Birleþik Devletlerinde ulusal aþýlama programýndaki oranlar bu nedenle düþük oranlarda kalmýþtýr (%15 30). 2009 un baþlarýnda gebelerdeki riskler tahmin edildiðinden ulusal aþýlama verilerinde bir artýþ gözlemlenmiþtir. 2009 2013 yýllarý arasýnda gebelik ve erken postpartum dönemde yýllýk aþýlama oraný %38 52 arasýnda seyretmiþtir. Aþýlamadaki bu artýþa ragmen 2020 deki hedef aþýlama oraný %80 ler olmalýdýr. Çalýþmalar tutarlý bir þekilde göstermiþtir ki obstetrisyen tarafýndan önerildiði takdirde aþýlama oraný %50 ye varan bir artýþ göstermektedir. Ek olarak aþý eðitim kartlarý ve broþürlerinin kullanýlmasý gebelerin aþýya olan farkýndalýklarýný artýrmaktadýr. Gebelerin bu farkýndalýklarý ve hekimleri ile bu konuyu tartýþmalarý aþýya olan yanlýþ bilgileri ve bilinmezlikleri ortadan kaldýrmasý açýsýndan önemlidir. Kadýn doðum hekimleri her influenza sezonunda aþýlama önermelidir. Bu alýþkanlýðýn kazanýlmasý hem gebeler hem de yeni doðan saðlýðý açýsýndan çok gereklidir. Gebeler influenza ve komplikasyonlarýna oldukça hassas olduðundan aþýlama gebelik öncesi, gebelik ve postpartum dönemin ayrýlmaz bir parçasý olmalýdýr. Tüm bu yararlardan kaynaklanan zorunluluk bütün kadýn doðum ve halk saðlýðý çalýþanlarýna influenza aþýlama oranlarýný artýrmak gibi önemli bir görev yüklemektedir.

Dünya genelinde gebeliklerin %2 ila %8'ini etkileyen preeklampsi, gerek maternal gerekse perinatal morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenlerinden biridir. Etyolojisi ve doðal seyri henüz aydýnlatýlamamýþ olan ve multisistemik enflamatuar bir sendrom olarak tanýmlanan bu gebelik komplikasyonu, Amerika Birleþik Devleti verilerine göre anne ölümlerinin %12'sinden ve preterm doðumlarýn %15'inden direkt olarak sorumludur. Ciddi obstetrik komplikasyonlarýn üçte birinden fazlasý da preeklampsi ile iliþkilidir. Preeklampsi için önemli risk faktörleri arasýnda preeklampsi (erken baþlangýçlý preeklampsi dahil), intrauterin büyüme kýsýtlýlýðý (IUBK) ya da preterm doðum öyküsü, ablasyo plasenta ya da fetal ölüm, maternal sistemik hastalýklar (tip 1 ya da 2 pregestasyonel diyabet, kronik hipertansiyon, renal hastalýklar ve otoimmün hastalýklar) ve çoðul gebelikler yer alýr. Serum belirteçleri, uterin arter Doppler bulgularý ve klinik öyküye dayalý prediktif modeller üzerinde çalýþýlmaktadýr, ancak henüz klinik kullanýmda geçerlilik kazanmýþ bir model bulunmamaktadýr. USPSTF, maternal ve perinatal sonuçlarý deðerlendirmek için tümü plasebo kontrollü 15 randomize kontrollü çalýþma (8'i iyi kalite), preeklampsi insidansýný deðerlendirmek için ise 13 randomize kontrollü çalýþmayý (8'i iyi kalite) incelemiþtir. Çalýþmalarda yüksek riskli grupta preeklampsi insidansý %8 ila %30 arasýnda deðiþmektedir. Çalýþmaya katýlanlar genellikle genç (20.3 31 yaþ arasý) ve beyaz ýrktandýr. Hiçbir çalýþmada düþük doz aspirin 12. haftadan önce baþlanmamýþ ve 8 çalýþmada 16. haftadan önce profilaksiye baþlanmýþtýr. Aspirin kullanýmý en sýk doðumda sonlandýrýlmakla birlikte, 6 çalýþmada doðumdan önce ya da preeklampsinin ortaya çýkmasýyla birlikte kesilmiþtir. Aspirin dozlarý 60 mg/gün ile 150 mg/gün arasýnda deðiþmektedir; çalýþmalarýn çoðunda ise 60 mg/gün (6 çalýþma) ya da 100 mg/gün'dür (8 çalýþma). Katkýda bulunan en büyük iki çalýþmadan biri Amerika Birleþik Devletleri'nde (ABD) yürütülen 'Maternal Fetal Medicine Units' (MFMU) çalýþmasý, diðeri ise Birleþik Krallýk tarafýndan organize edilen çok uluslu 'Collaborative Low dose Aspirin Study in Pregnancy' (CLASP)'dir. MFMU çalýþmasý, ABD'de 13 merkezde yürütülmüþ ve preeklampsi açýsýndan yüksek riskli grupta yer alan 2503 kadýn dahil edilmiþtir. Yüksek riskli grubu, pregestasyonel diyabeti olan 471, kronik hipertansiyonu olan 744, çoðul gebeliði olan 688 ve önceki gebeliðinde preeklampsi öyküsü olan 606 gebe oluþturmuþtur. Tedavi grubu gebeliðin 13. 26. haftalarý arasýnda 60 mg/gün aspirin kullanmýþ ve preeklampsi geliþmesi halinde aspirini býrakmalarý önerilmiþtir. CLASP çalýþmasý ise, 16 merkezde (Birleþik Krallýk, ABD, Kanada, Almanya, Ýspanya ve Hong Kong) 9364 gebenin dahil edildiði çok uluslu bir çalýþmadýr. Preeklampsi açýsýndan risk faktörleri, IUBK ya da preeklampsi öyküsü, kronik hipertansiyon, renal hastalýklar, ailede preeklampsi öyküsü ve çoðul gebelik olarak belirlenmiþ ve gebeler týbbi öyküye dayanýlarak IUBK ve preeklampsinin önlenmesi ya da tedavisi amacýyla çalýþmaya alýnmýþlardýr. Aspirin, katýlýmcýlarýn üçte ikisine 20. gebelik haftasýndan önce baþlanmýþ ve 60 mg/gün dozunda doðuma kadar verilmiþtir. USPSTF, bu kapsamlý çalýþma sonucunda þu sonuçlara ulaþmýþtýr: Perinatal Sonuçlar Düþük doz aspirin kullanan yüksek riskli gebelerde preterm doðum riskinin, hem preeklampsi geliþen gebe sayýsýnýn azalmasý, hem de preeklampsinin daha ileri gebelik haftalarýnda ortaya çýkmasýna baðlý olarak %14 oranýnda azaldýðý (rölatif risk, [RR], 0.86, [95%CI, 0.76 0.98]; 10 çalýþma; I 2 =33.2%) gösterilmiþtir (n=11779). IUBK riskinin %20 oranýnda (RR, 0.80 [95% CI, 0.65 0.99]; 13 çalýþma; I 2 =36.0%) azaldýðý sonucuna varýlmýþtýr (n=12504). Düþük doz aspirinin ortalama doðum aðýrlýðýný 130 g arttýrdýðý (95% CI, 36.2 223.3 g; I 2 =60%) saptanmýþtýr (n=10712). Perinatal mortalitede istatistiksel olarak anlamlý azalma (RR, 0.81 [95% CI, 0.65 to 1.01]; 10 çalýþma; I 2 =0%) bulunamamýþtýr (n=12240).

Maternal Sonuçlar Yüksek riskli grupta düþük doz aspirin kullanýmýyla preeklampsi riskinin %24 azaldýðý (RR, 0.76 [95% CI, 0.62 0.95]; 13 çalýþma; I 2 =40.5%) gösterilmiþtir (n=12184). Preeklampsinin önlenmesi açýsýndan aspirin baþlama zamanýnýn (<16 hafta) ya da dozunun etkili olmadýðý saptanmýþtýr. Preeklampsinin maternal komplikasyonlarý (Hellp sendromu, organ yetmezlikleri, eklampsi ya da ölüm) nadiren geliþtiði için deðerlendirilememiþtir. Sezaryen oranlarý aspirin kullanan ve kullanmayan gruplarda benzer (RR, 0.92 [95% CI, 0.79 1.08]; 10 çalýþma; I 2 =24.9%) bulunmuþtur (n=10419). USPSTFnin elde ettiði sonuçlar, genel olarak Cochrane Collaboration sistematik derlemesi ve PARIS (Perinatal Antiplatelet Review of International Studies) meta analizinin sonuçlarýyla örtüþmektedir. Doz ve Zamanlama Aspirin baþlama zamanýnýn ya da dozunun farklý etkileri olduðuna dair kanýt bulunmamýþtýr. Çalýþmalarýn hiçbirinde aspirin 12. haftadan önce baþlanmamýþ; 15 çalýþmada 12. 28. haftalar arasýnda, 8 çalýþmada ise 16. haftadan önce baþlanmýþtýr. Kanýtlar aspirine erken (12. 16. hafta) baþlamanýn, daha geç baþlamaya (>16. hafta) göre üstün olmadýðýný ortaya koymaktadýr. Koruyucu Tedavinin Olasý Zararlarý USPSTF düþük doz aspirin kullanýmýnýn maternal, perinatal ve geliþimsel zararlarýný deðerlendirmek üzere 19 randomize kontrollü çalýþma (12si iyi kalite) ve 2 iyi kalite gözlemsel çalýþmayý ele almýþtýr. Yüksek riskli gebelerde yapýlan çalýþmalarla birlikte düþük/orta risk grubunda yapýlan çalýþmalar da deðerlendirilmiþtir. Aspirinle iliþkili olarak ablasyo plasenta riskinin anlamlý olarak artmadýðý (RR, 1.17 [95% CI, 0.93 1.48]; 11 çalýþma 6 çalýþma yüksek riskli, 5 çalýþma düþük/orta riskli grupta ; I 2 =36.4%) sonucuna varýlmýþtýr (n=23332). Perinatal mortalite ele alýndýðýnda düþük doz aspirinin zararlý etkisi (RR, 0.92 [95% CI, 0.76 1.11]; 14 çalýþma; I 2 =0%) gösterilememiþtir (n=22848). Hatta sadece yüksek riskli gebeler ele alýndýðýnda (n=12240), yararlýlýk açýsýndan neredeyse istatistiksel anlamlýlýða ulaþýlmýþtýr (RR, 0.81 [95% CI, 0.65 to 1.01]; 10 studies; I 2 =0%). Deðerlendirilen 9 çalýþmada (6 çalýþma yüksek riskli, 3 çalýþma düþük riskli gebe grubunda, n=22760) tedavinin postpartum kanama üzerinde etkili olmadýðý (RR, 1.02 [95% CI, 0.96 1.09]) gözlenmiþtir. Ayrýca düþük doz aspirinin kan kaybýna etki ettiðine dair kanýt da bulunamamýþtýr. Yenidoðanlarda intrakraniyal kanama açýsýndan göreceli risk 0.84 bulunmuþtur (95% CI, 0.61 1.16). Maternal ölüm nadir olmasý nedeniyle deðerlendirilememiþtir. In utero düþük doz aspirine maruz kalan bebeklerdeki uzun dönem sonuçlara iliþkin kanýtlar sýnýrlýdýr. CLASP çalýþmasýnda, düþük doz aspirine maruz kalan bebeklerin 18 aylýkken yapýlan deðerlendirmelerinde, fiziksel ve mental geliþim (kaba motor geliþim, boy, aðýrlýk ya da hastane vizitleri) açýsýndan fark bulunmamýþtýr.

USPSTF preeklampsi açýsýndan yüksek riskli gebe grubunda düþük doz aspirin kullanýmýnýn preeklampsi, preterm doðum ve IUBK riskinin azaltýlmasý açýsýndan net olarak yararlý olduðu sonucuna varmýþ ve önerilerini aþaðýdaki tablo ile özetlemiþtir: Preeklampsiye Baðlý Morbidite ve Mortalitenin Önlenmesinde Düþük Doz Aspirin Kullanýmý: U.S. Preventive Services Task Force Önerilerinin Özeti Popülasyon Öneri Preeklampsi açýsýndan yüksek riskli asemptomatik gebeler 12. gebelik haftasýndan sonra düþük doz (81 mg/gün) aspirin verilmeli Risk Deðerlendirmesi Aþaðýdaki risk faktörlerinin 1 ya da daha fazlasýnýn söz konusu gebeler preeklampsi açýsýndan yüksek risklidir: Preeklampsi öyküsü, özellikle olumsuz gebelik sonuçlarýnýn eþlik ettiði Çoðul gebelik Kronik hipertansiyon Tip 1 ya da Tip 2 diyabet Renal hastalýk Otoimmün hastalýk (Örn., sistemik lupus eritematozus, antifosfolipid sendromu) Koruyucu Tedavi Yarar Zarar Dengesi Diðer Ýliþkili USPSTF Önerileri Preeklampsi açýsýndan yüksek riskli gebelerde, gebeliðin 12. 28. haftalarý arasýnda baþlanan düþük doz aspirin (60 150 mg/gün) kullanýmý, preeklampsi, preterm doðum ve IUBK olasýlýðýný azaltmaktadýr. Gebelikte düþük doz aspirin kullanýmýnýn zararýnýn az olduðu kabul edilmektedir Preeklampsi açýsýndan yüksek riskli grupta düþük doz aspirin kullanýmý preeklampsi, preterm doðum ve IUBK riskinin azaltýlmasý açýsýndan net olarak yararlýdýr. USPSTF gebelik planlayan ya da gebe kalabilecek tüm kadýnlarýn 0.4 0.8 mg (400 800 µg) folik asit takviyesi almasýný önermektedir. Bu öneri www.uspreventiveservicestaskforce.org sitesinde yer almaktadýr. Ek olarak, USPSTF bu öneri için risk deðerlendirmesini sistematik olarak ele almamýþ olmasýna karþýn, aþaðýdaki tabloda pragmatik bir yaklaþým sunmuþtur. Bu yaklaþýmla, preeklampsi riski en az %8 olan ki bu sýklýk USPSTFnin deðerlendirdiði çalýþmalarýn kontrol grubundaki en düþük preeklampsi insidansý ile uyumludur bir hasta grubu tanýmlanabilir. Yüksek risk faktörlerinin bir ya da daha fazlasýna sahip gebelere düþük doz aspirin baþlanmalýdýr. Birkaç orta dereceli risk faktörü olan gebeler de düþük doz aspirinden yarar görebilir, ancak kanýtlar yüksek riskli gruptaki kadar net deðildir.

Preeklampsi için Klinik Risk Deðerlendirmesi* Risk Düzeyi Risk Faktörleri Öneri YüksekI Preeklampsi öyküsü, özellikle olumsuz gebelik sonuçlarýnýn eþlik ettiði Çoðul gebelik Kronik hipertansiyon Tip 1 ya da Tip 2 diyabet Renal hastalýk Otoimmün hastalýk (Örn., sistemik lupus eritematozus, antifosfolipid sendromu) Yüksek risk faktörlerinin bir ya da daha fazlasý söz konusuysa düþükdoz aspirin önerilmeli Orta? Nulliparite Obesite (Vücut kütle indeksi >30 kg/m 2 Ailede preeklampsi öyküsü (anne ya da kýz kardeþte) Sosyodemografik karakteristikler (Afrikalý Amerikalý, düþük sosyoekonomik düzey) Yaþ > 35 Kiþisel öykü (örn. Düþük doðum aðýrlýðý, olumsuz gebelik sonucu öyküsü, gebelikler arasýnda > 10 yýl) Gebe orta dereceli risk faktörlerinden birkaçýna sahipse düþük doz aspirin düþünülebilir Düþük Termde sorunsuz doðum öyküsü Düþük doz aspirin önerilmemeli *Sadece týbbi öyküyle edinilen risk faktörlerini içerir. Uterin arter Doppler ultrasonografisi gibi klinik ölçümler yer almamaktadýr. I Yüksek preeklampsi riskiyle iliþkili risk faktörleri. Gebenin bu risk faktörlerinin bir ya da daha fazlasýna sahip olmasý halinde, preeklampsi insidansýnýn yaklaþýk > %8 olmasý beklenir.? Orta dereceli risk faktörlerinin birkaçýnýn bir arada olmasý yüksek riskli grubu belirlemede kullanýlabilir. Bu risk faktörleri baðýmsýz olarak orta derecede preeklampsi riski ile iliþkilidir ve bazýlarý diðerlerine göre daha tutarlý bir iliþki göstermektedir.

Gynecol Oncol. 2014 Aug;134(2):385 92. Endometrial kanserde en sýk görülen semptom anormal uterin kanama ve vajinal akýntýdýr. Endometrial kanser geliþimi ile iliþkili en sýk görülen risk faktörleri; tip 1 endometrial kanser için uzamýþ östrojen maruziyeti, uzun süreli tamoksifen kullanýmý, obezite, hipertansiyon ve diabet, yaþ, hastanýn reproduktif karakteri olurken, oral kontraseptifler, depo medroksiprogesteron asetat, progesteron salgýlayan intrauterin araçlar ve postmenopozal hasta grubunda sigara kullanýmý kanser geliþim riskini azaltan faktörler olarak sayýlabilir. HN PCC ( herediter non polipozis kolon kanseri ) veya Lynch sendromu da, over ve kolon dýþýnda endometrial kanser için de risk teþkil etmektedir. PTEN genindeki somatik mutasyonlar sporadik olarak endometrial kanser vakalarýnda rastlanabilmekle birlikte, Cowden Sendromu gibi otozomal dominant ailesel hastalýklarda da ortaya çýkabilmektedir. BRCA genlerindeki germline mutasyon ile endometrial kanser geliþimi arasýndaki iliþki hala tartýþmalýdýr. Endometrial kanser þüphesi olan vakalarda, pipelle katater ile hastayý hospitalize etmeden yapýlan endometrial biyopsi hastalýðýn saptanmasý açýsýndan güvenilir ve etkin bir taný yöntemidir ( kanýt düzeyi A). Günümüzde endometrial kanser tanýsýnda altýn standart histeroskopi eþliðinde endometrial biyopsidir ( kanýt düzeyi A). Transvajinal ultrasonografi endometrial kanser varlýðýnýn öngörülmesinde yüksek sensitivite ve spesifiteye sahip olmasýnýn yanýsýra, hastalarýn endometrial biyopsi önceliðinin belirlenmesinde de kullanýlýr ( kanýt düzeyi B). Önceki testlerde negatif sonuçlar olmasýna raðmen semptomlarýn devam etmesi, bu testlerin hiçbiri %100 sensitif olmadýðýndan, ileri deðerlendirme için geçerli bir neden oluþturur (kanýt düzeyi B). Metastaz açýsýndan bakýldýðýnda, görüntüleme yöntemleri ile ameliyat öncesi rutin deðerlendirme gerekli deðildir ( kanýt düzeyi A). Serum CA 125 ölçümü seçilmiþ endometrial kanser vakalarýnýn yönetiminde yararlý olabilirken rutin klinik kullanýmda önerilmemektedir. Endometrial kanserlerde standart cerrahi prosedür total histerektomi, bilateral salpingoooferektomi ve pelvik paraaortik lenfadenektomi olurken, ileri olgularda kapsamlý cerrahi evreleme prognostik patolojik bulgular vermekle birlikte adjuvan tedavinin bireyselleþtirilmesine katký saðlamaktadýr. Bu yaklaþým dýþýndaki özel durumlar endometrial kanserler konusunda özelleþmiþ bir jinekolog onkolog ile konsülte edilmelidir ( kanýt düzeyi A). Endometrial kanserli kadýnlarda kapsamlý cerrahi evreleme için laparoskopi standart cerrahi yaklaþým kabul edilmektedir ( kanýt düzeyi A). Cerrahi morbidite açýþýndan yüksek risk taþýyan seçilmiþ hasta grubunda vajinal histerektomi uygun bir yöntem olabilir ( kanýt düzeyi C). Robot asiste laparoskopik evreleme de endometrial kanser vakalarýnda güvenli ve uygulanabilir bir yöntemdir ( kanýt düzeyi B). Grade 1 2 endometrioid tümörü olan, yüzde 50'den az myometrial invazyonu ve tümör boyutu 2 cm'den küçük olan hastalarda rekürrens riski düþük olmakla birlikte, cerrahi lenfadenektomi gerekmeyebilir ( kanýt düzeyi B). Lenfadenektomi adjuvan tedavi ihtiyacýný ve iliþkili morbiditeyi deðiþtirir veya ortadan kadýrabilir ( kanýt düzeyi B). Sentinel lenf nodu diseksiyonu standart lenfadenektomiye baðlý cerrahi morbiditeyi azaltabilir ve erken evre endometrial kanser vakalarýndaki cerrahi evrelemenin terapotik faydasýný yükseltebilir (kanýt düzeyi I ). Ýleri evre veya rekürren endometrial kanser vakalarýnda agresif cerrahi sitoredüksiyon, ilerlemesiz ve toplu saðkalýmý yükseltir ( kanýt düzeyi C). Öncesinde ýþýn tedavisi almýþ rekürren endometrial kanser vakalarýnda küratif tedavi seçeneði olarak sadece ekzenterasyon önerilir ( kanýt düzeyi C).

Evre I veya II olan endometrial karsinomlarda adjuvan radyasyon lokorejyonel rekürrens oranýný azaltýrken, toplu saðkalýmý etkilemez ( kanýt düzeyi A). Erken evre endometrial karsinomalarda tüm pelvik radyasyon yerine vajinal brakiterapi adjuvan tedavi seçeneði olmalýdýr (kanýt düzeyi A). Evre I veya II endometrial karsinomlarý tedavi etmek için adjuvan kemoterapi kullanýmý güncel kanýtlar ýþýðýnda desteklenmemektedir (kanýt düzeyi C). Ýleri evre endometrial kanserlerin tedavisinde kemoterapi kullanýmý hastalarýn prognozunu iyileþtirmektedir (kanýt düzeyi A). Kemoterapi ve radyoterapinin kombinasyonu, tek tedavi modalitesi kullanýmý ile karþýlaþtýrýldýðýnda daha üstün sonuçlar vermektedir (kanýt düzeyi B). Büyük rezidüel hastalýðý olan kadýnlarda, paklitaksel ve karboplatin kemoterapisi literatürdeki diðer ilaç kürlerine oranla daha efektif olmakla birlikte, daha az toksisite ile iliþkilidir (kanýt düzeyi B). Fertilite koruyucu cerrahi uygulanacak hastalar yüksek risk veya ileri evre hastalýðýn saptanmasý amacýyla D&C, MRI ve diðer taný yöntemleri ile dikkatlice deðerlendirilmelidir ( kanýt düzeyi A). MPA ( medroksiprogesteron asetat) ve megestrol asetat ferilite koruyucu tedavi yapýlacak erken evre endometrial kanser vakalarýnda en sýk kullanýlan progesteron ajanlardýr ( kanýt düzeyi A). Endometrial karsinomu olan genç hastalarda histerektomi sýrasýnda overlerin korunmasý seçeneði uygulanabilir bir yöntem olmakla birlikte hasta bazýnda karar verilmelidir ( kanýt düzeyi C ). Bilateral salpingoooferoktomi, HNPCC'si veya genetik kanser yatkýnlýðý olan aile öyküsü kaygý verici hastalarda uygun olabilir ( kanýt düzeyi B). Histerektomi sonrasý insidental endometrium kanseri saptanan hastalar yaþýna, histolojik hücre tipine ve uterin tümörün karakteristik özelliklerine göre ekstrauterin yayýlým riski ve hastalýðýn rekürrens riski açýsýdan deðerlendirilmelidir. Bireyselleþtirilmiþ tedavi planlarý bu bulgulara dayanmalýdýr ( kanýt düzeyi C). Endometrial kanser tanýsý almýþ cerrahiye uygun olmayan hastalar kemoterapiyi takip eden primer radyoterapi ile tedavi edilebilmektedir ( kanýt düzeyi B). Endometrial karsinom olan hastalarda vajinal kanama, pelvik aðrý, kilo kaybý ve yorgunluk hali gibi olasý bir rekürrensle alakalý olabilecek yeni semptomlar sorgulanmalý ve ortaya konulmalý, ek olarak eksiksiz bir spekulum deðerlendirmesi,pelvik ve rektovajinal muayene ilk 2 yýl için 3 6 ayda bir sonrasýnda her 6 ayda veya yýllýk tekrarlanacak þekilde yapýlmalýdýr (kanýt düzeyi C). Takipte CA 125 deðerlendirilmesinin, vajinal sitolojinin ve akciðer grafisinin etkinliði hala tartýþmalýdýr. (kanýt düzeyi B). Bilgisayarlý tomografi ve PET/CT ( pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlý tomografi ) taramalarý rekürren hastalýktan þüphelenildiðinde kullanýlmalýdýr (kanýt düzeyi C). Hormon replasman tedavisi ve endometrial kanser arasýndaki iliþki açýsýndan bakýlýdýðýnda hormon replasman tedavisi kullanmak isteyen hastalar riskler ve faydalar hakkýnda dikkatli bir þekilde bilgilendirilmelidir. Eðer karar tedaviye baþlama yönünde çýkarsa, öncesinde histerektomi öyküsü olmayan hastalar, endometrial kanser geliþim riskini azaltmak için kombine rejimler ile tedavi edilmelidir( kanýt düzeyi A )