KAZ DA LARINDA DA, A AÇ VE OCAK KÜLTÜ ÜZER NE NANI VE UYGULAMALAR The Beliefs and Practices on Mountain, Tree and Fire Cults in Kaz Mountains

Benzer belgeler
KAZ DA LARINDA DA, A AÇ VE OCAK KÜLTÜ ÜZER NE NANI VE UYGULAMALAR The Beliefs and Practices on Mountain, Tree and Fire Cults in Kaz Mountains

KAZ DAĞLARINDA DAĞ, AĞAÇ VE OCAK KÜLTÜ ÜZERİNE İNANIŞ VE UYGULAMALAR The Beliefs and Practices on Mountain, Tree and Fire Cults in Kaz Mountains

KAZ DAĞLARINDA DAĞ, AĞAÇ VE OCAK KÜLTÜ ÜZERİNE İNANIŞ VE UYGULAMALAR The Beliefs and Practices on Mountain, Tree and Fire Cults in Kaz Mountains

COĞRAFYA BÖLÜMÜ NDEN EDREMİT KÖRFEZİ KUZEY KIYILARINA ARAZİ ÇALIŞMASI

-Anadolu Türkleri arasında efsane; menkabe, esatir ve mitoloji terimleri yaygınlık kazanmıştır.

Mitlerin Sınıflandırılması DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

ŞAMANİZM DR. SÜHEYLA SARITAŞ 2

MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Türk Mitolojisi ve Türklerde Totemizm DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

KONUTTA YENİ FİKİRLER

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 21.si.

TÜRK MİTOLOJİSİ DR.SÜHEYLA SARITAŞ 1

T.C. ÇANAKKALE ONSEK Z MART ÜN VERS TES

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 6.si.

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 24.si.

KAYSERİ ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZİ (KAYHAM) 2015 Yılı İlk Altı Aylık Web Sayfası Ziyaretçi İstatistik Bülteni

ÖZEL EGE LKÖ RET M OKULU DO RULARIN DANSI HAZIRLAYAN: YANKI TURGUT DANI MAN Ö RETMEN: AY EGÜL GÜRKAN

ÖZEL EGE L SES. HAZIRLAYAN Ö RENC LER: Tayanç HASANZADE Ahmet Rasim KARSLIO LU. DANI MAN Ö RETMEN: Mesut ESEN Dr. ule GÜRKAN

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 22.si.

BİLİNÇLİ ELEKTRİK TÜKETİMİ KONULU WEB SAYFASI

ÖZGEÇMİŞ. 1. Adı Soyadı Salahaddin BEKKİ İletişim Bilgileri AEÜ Fen-Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Adres Bölümü Bağbaşı Yerleşkesi KIRŞEHİR

Bir Prens Çoban Oluyor

Ye aya Gelece i Görüyor

YERLEŞİM ALANLARINDAKİ BİTKİLERİN İŞLEVLERİNİN İZMİR KENTİ GERÇEĞİNDE İRDELENMESİ. Prof. Dr. İlçin ASLANBOĞA

türk mitolojisi kaynakçası

BOYAR MADDELERDE AKTİF KARBONUN ADSORPLANMA ÖZELLİĞİNE HİDROJEN PEROKSİTİN ETKİSİ

Samuel, Tanrı Çocu u Hizmetkarı

-gi de ra yak- se ve bi lir sin... Öl mek öz gür lü ğü de ya şa mak öz gür lü ğü de önem li dir. Be yoğ lu nda ge zer sin... Şöy le di yor du ken di

ZAĞNOS VADİSİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

Geleceğin Dersliğini Tasarlamak

YARATILIŞ MİTLERİ DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

mekan Kasımpaşa Deniz Hastanesi İLKBAHAR 2014 SAYI: 302

Fizik I (Fizik ve Ölçme) - Ders sorumlusu: Yrd.Doç.Dr.Hilmi Ku çu

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 30.si.

7. SINIF MATEMATİK TESTİ A. 1. Yandaki eşkenar dörtgensel bölge şeklindeki uçurtma I, II, III ve IV nolu

SA LIK SORUNLARI ve BARINMA KO ULLARI

ÖLÜMÜNÜN B R NC YILDÖNÜMÜNDE BAHT YAR VAHAPZADE SEMPOZYUMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI

Ertesi gün hastaneden taburcu olma vakti gelmi ti. Annesi odaya gelerek Can haz rlarken, babas hastane lemlerini yap yordu. Vitaboy hastaneden ç kman

ÖZGEÇMİŞ. Ekim Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Türk Dili ve Edebiyatı Mimar Sinan Üniversitesi 1991 Marmara Üniversitesi 1994

NOEL VE YILBAŞI KUTLAMALARI

Topluluk Zorlukla Kar ıla ıyor

K12NET Eğitim Yönetim Sistemi

I. Sabit Kaynaklar, bunlar ısınma ve üretim amaçlı faaliyetlerin yapıldı ı yerlerdir.

KAZ DAĞI VE SARIKIZ EFSANELERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

ELLE SÜT SAĞIM FAALİYETİNİN KADINLARIN HAYATINDAKİ YERİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI ANALİZ RAPORU

T.C. Resmî Gazete. Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır MİLLETLERARASI ANDLAŞMALAR

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

1.Temel Kavramlar 2. ÆÍlemler

I. EIPA Lüksemburg ile İşbirliği Kapsamında 2010 Yılında Gerçekleştirilen Faaliyetler

SANAL DĠLĠN DĠLĠMĠZDE YOL AÇTIĞI YOZLAġMA HAZIRLAYAN: CoĢkun ZIRAPLI Ġsmail ÇEVĠK. DANIġMAN: Faik GÖKALP

İSTEK ÖZEL KAŞGARLI MAHMUT LİSESİ

MÜDÜR YARDIMCILARI HİZMET İÇİ EĞİTİMİ

ÖZGEÇMİŞ. Yrd. Doç. Dr. Süleyman Demirel Üniv. Tarih -Ortaçağ / (El-Melik El-Mansur Bilimler Enstitüsü Tarih ABD

MAĞARA RESİMLERİ 40 BİN YIL ÖNCESİNDEN BİZE ULAŞTI

Rekabet Kurumu Başkanlığından, REKABET KURULU KARARI

2.000 SOSYOLOG İLE YAPILAN ANKET SONUÇLARINA DAİR DEĞERLENDİRMEMİZ. Anayasa nın 49. Maddesi :

İçindekiler Şekiller Listesi

METEOROLOJİ SEMİNERİ

Deri, vücudun sa lam ve koruyucu dı örtüsüdür. Salgı bezleri, tırnaklar,tüyler ile deri bir organ ve sistemdir. En geni organdır (Yakla ık 1.

T.C. SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI

1. İLK ÇOCUKLUK DÖNEMİ 1.1.SOSYAL GELİŞİM 1.2.BİLİŞSEL GELİŞİM

GÜMRÜK ETKİNLİKLERİ BİLGİ ŞÖLENİ

Tanrı nın Güçlü Adamı

TEŞEKKÜR Bizler anne ve babalarımıza, bize her zaman yardım eden matematik öğretmenimiz Zeliha Çetinel e, sınıf öğretmenimiz Zuhal Tek e, arkadaşımız

TÜRK DÜĞÜNLERİNDE GERDEĞE GİREN DAMADIN SIRTINI YUMRUKLAMA GELENEĞİ. Dr. Mustafa AÇA *

TÜRKİYE DE ÇALIŞAN KADINLAR: SORUNLARI, BEKLENTİLERİ VE SENDİKALARA KARŞI TUTUMLARI

KARADENİZ BÖLGESİ NDE BEŞİK / BEŞİK YAPIMI

T.C. a) Ortaö retim Kurumlar Sorumluluk S navlar Öncesi Ö retmenler Kurulu Toplant ve 03 Eylül 2012 Pazartesi

Okulumuz Bilgisayar Programcılığı Bölümü öğrencilerinden Gizem COŞKUN Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri okudu.

HAM PUAN: Üniversite Sınavlarına giren adayların sadece netler üzerinden hesaplanan puanlarına hem puan denir.

2013 YILI TATARLI HÖYÜK KAZISI BİLİMSEL RAPORU

G Ü N D E M. 2. Geçen birleģime ait tutanak özetinin okunması ve oylanması.

BÜRO YÖNETİMİ VE SEKRETERLİK ALANI HIZLI KLAVYE KULLANIMI (F KLAVYE) MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

TÜİK KULLANICI ANKETİ SONUÇLARI

T.C. AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ENSTİTÜ YÖNETİM KURULU GÜNDEMİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

İngilizce İletişim Becerileri II (ENG 102) Ders Detayları

E T M Ö RET M YILINDA MU LA SA LIK YÜKSEKOKULUNDA OKUYAN Ö RENC LER N N HASTA HAKLARI KONUSUNDA B LG DÜZEYLER N N BEL RLENMES

KONURALP - GÖYNÜK - TARAKLI TEKNİK GEZİ RAPORU

İÇ KONTROL. ç Kontrol Dairesi. I lda Arslan. 2 ubat 2009 / ISPART A

Ara tırma Yöntem ve Teknikleri. Ay e Cabi

Okuyucu Mektupları / Reader Letters

ÖZGEÇMİŞ. 4. Öğrenim Durumu :Üniversite Derece Alan Üniversite Yıl Türk Lisans. Halk Atatürk Üniversitesi Türk Halk Hacettepe Üniversitesi 1971

Petrus ve Duanın Gücü

KİTAP İNCELEMESİ. Matematiksel Kavram Yanılgıları ve Çözüm Önerileri. Tamer KUTLUCA 1. Editörler. Mehmet Fatih ÖZMANTAR Erhan BİNGÖLBALİ Hatice AKKOÇ

OYAK ATAKENT SİTESİ 46538/2 ADA TOPLU YAPI YÖNETİMİ DENETLEME KURULU BAŞKANLIĞI ERYAMAN ANKARA SAYI : 2015/04 17 EKİM 2015

İZMİR TİCARET ODASI MİDİLLİ İŞ VE İNCELEME GEZİSİ HAZİRAN 2013 DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER VE ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR MÜDÜRLÜĞÜ

PROGRAMLANAB L R DENETLEY C LER. DERS 02 Sayı Sistemleri

MEHMET ÇEKİÇ ORTAOKULU

Çocuklar için Kutsal Kitap sunar. 60. Hikayenin 11.si.

PROF. DR. CENGİZ ALYILMAZ

TOPLANTI BİLGİLERİ MUTLU GÜNLERİMİZ


Ar. Gör. Cemil OSMANO LU Erciyes Üniversitesi lahiyat Fakültesi Din E itimi Anabilim Dal

BINGOL VALILIGI ii Milli Eğitim Müdürlüğü ...,... "" EGITIM-OGRETIM YILI ÇALIŞMA TAKVIMI. BiNGÖL

SAYI TAY'IN 2003 YILI BÜTÇE TASARISI. Mehmet DAMAR Sayı tay Ba kanı

Odtü Kontenjan 2006, puan. TÜ Kontenjan Bilgisayar Müh. 70, ,

Tasarım Raporu. Grup İsmi. Yasemin ÇALIK, Fatih KAÇAK. Kısa Özet

Transkript:

KAZ DA LARINDA DA, A AÇ VE OCAK KÜLTÜ ÜZER NE NANI VE UYGULAMALAR The Beliefs and Practices on Mountain, Tree and Fire Cults in Kaz Mountains Ali DUYMAZ * Halil brahim AH N ** ÖZ Ara tırmanın Temelleri: Büyük bir bölümü Balıkesir sınırları içinde kalan Kaz Da ları, mitolojik dönemlerden beri Kuzey Batı Anadolu nun önemli kültür merkezleri arasında yer almaktadır. Günümüzde her yıl düzenlenen Sarıkız enlikleri ile tanınan Kaz Da ları, zengin bir kültürel yapıya sahip olmasına ra men yeteri kadar halkbilimi ara tırmalarına konu edilmemi tir. Hâlbuki bu kültürel dokuda ya ayan insanların çevresini tanıma, anlamlandırma ve uyum sa lama amacıyla olu turdukları inanı ve uygulamalarına bakıldı ında, bunların Türk kültüründe geçmi ten günümüze varlı ını koruyan temel unsurlar oldu u görülecektir. Bu nedenle Kaz Da ları ve kültürel yapısı hakkında çok daha fazla ve nitelikli çalı maya ihtiyaç vardır. Ara tırmanın Amacı: Bu makalede Kaz Da larının Balıkesir sınırları içerisinde kalan bölümünde da, a aç ve ocak kavramları etrafında ekillenen inanı lar ve pratikleri mukayeseli bir ekilde ele almak ve bu kavramların bölge insanının hayatındaki anlamı, i levi ve Türk inanı sistemi ile ba

1. G R nsanlık, ya ama gücünü ve enerjisini yenilemek istedi inde kutsal mekânlara dâhil olma ve bu mekânlardan mümkün oldu unca faydalanma dü üncesini hep canlı tutmu tur. Bu nedenle de kutsal oldu una inandı ı bazı mekânları ziyaret etmi ve buraları kutsalı üreten merkezler olarak tanımlamı tır. Eliade nin de belirtti i gibi bu merkezler sahip oldukları ayrıcalıkları çok zor yitirmi lerdir, miras olarak bir kabileden di erine, bir dinden ba ka bir dine sürekli olarak aktarılmı lardır. Mesela tarihin erken dönemlerinden itibaren saygı gösterilen kayaların, suların, ma araların ve ormanların ilahi dinlerde de kutsal olarak kabul edildiklerini görürüz (Eliade, 2003: 61). Aynı ekilde Türk inanı sisteminde de kaynakları tarih öncesi dönemlere uzanan pek çok inanı ve uygulama, muhtelif Türk toplulukları ve inanç sistemleri vasıtasıyla aktarılarak ve çe itli de i im ve dönü ümlerle günümüze kadar ula mı tır. Bu aktarım sayesinde Türkler, kültür simgelerini yeni co rafyalara hâkim kılmı lar, bu ekilde kültürel kimliklerini yeni ortamlarda da korumayı ba armı lardır. Türk dü ünce sistemini ayakta tutan bu simgelerin de tespit edilerek geçmi ten günümüze mukayeseli bir ekilde incelenmesine ihtiyaç vardır. Günümüz Anadolu sunda da kutsal mekânlar veya kutsal mekânlarla ili kisi oldu una inanılan çe itli nesneler vardır. Bu mekânlar ve nesneler etrafında geli en inanı ların bugün için slam dü üncesi içinde konumlandırıldı ını, ancak bu inanı ların slam dü üncesi ile ba lantısının zayıf olması nedeniyle Türklerin kendilerine özgü bir dünya algısından kaynaklanmı oldu unu söylemek mümkündür. Bu yazıda Kaz Da larında bugün de canlı bir ekilde ya amakta olan da, a aç ve ocak etrafında olu mu inanı ve uygulamalar, mukayeseli bir ekilde incelenecektir. Ayrıca Türk inanı sisteminde birer kültü temsil eden da a, a aca ve oca a bölge insanının bakı açısını yansıtan inanı ların Türk inanı sistemindeki konumu da ele alınacaktır. BAÜ SBED 11 (19) 117 2. DA KÜLTÜ VE KAZ DA I Türklerde da lar, Gök Tanrı ya yakın olması ve bazen de ona ev sahipli i yapmasıyla kutsal mekânlar olarak kabul edilmi tir. Bu da lar, evrenin merkezinde bulundukları gibi kozmik bir i leve de sahiptirler. Ayrıca Türk mitolojisinde da lar, etrafında ya ayan insanların koruyucusudur, onların vatan anlayı ını ekillendiren en önemli tabiat varlıklarındandır (Bonnefoy, 2000: 147). Türklerin mitoloji metinlerine bakıldı ında da ın bir kült oldu unu gösteren birçok bilgi mevcuttur. Tanrıyla ili kili ayinlerin pek ço u da ların zirvesinde yapılmı tır, kurbanlar buralardan sunulmu, bu mekânlar Gök Tanrı ya en yakın noktalar olarak kabul edilmi tir. Zirvesi bulutlara karı an da lar, Tanrı mekanı olarak kabul görmü, bu da lara yakla ırken veya bu da larda avlanırken uyulması gereken kurallar ortaya çıkmı tır (Roux, 1994: 124-128; Ögel, 1995: 430-437). Da lara atfedilen bu inanı ların kökeninde üphesiz Türklerin Tanrı anlayı ı bulunmaktadır. Türkler, yüksek olmayı tanrıya özgü bir nitelik olarak kabul etmi ler, insanların ula amadı ı yüksek bölgelere, tanrılara özgü a kınlık, mutlak gerçeklik, sonsuzluk gibi ayrıcalıklar tanımı lar ve bu tür bölgelerin ancak tanrının mekanı olabilece ine inanmı lardır. Dolayısı ile bu bölgelere en çok yakla abilen da lar, Türklerin dü üncesinde kutsallarla örülü bir kült halini almı tır. Da kültüyle alakalı inanı ve uygulamalara pek çok Türk toplulu unda rastlamak mümkündür, ancak konumunuzun sınırlarını a tı ı için bu konulara girmeden Türklerin Anadolu daki da lara bakı açısını ele almak ve bu ba lamda Kaz Da ı ndaki da la ilgili inanı ları de erlendirmek daha do ru olacaktır. Jean- Paul Roux nun da belirtti i gibi Türkler, Anadolu ya göçleri sırasında Orta Asya da kullandıkları adları, pek çok yükseltiye tekrar vermi ve buralarda birer Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 11 Sayı 19 Haziran 2008 ss.116-126

Kaz Da larında Da, A aç ve 118 kült olu turmu lardır. Pek çok tepeye, yükseltiye bir evliya mezarı konarak buralar adeta ki ile tirilmi tir. Bu mekanlar, kurban kesilen, dua edilen, kutsalla irtibata geçilen do al tapınaklar halini almı tır (Bonnefoy, 2000: 147; Roux, 1994: 124-128). Di er bir ifade ile Türklerin kutsal da larla ilgili dü üncelerini Anadolu da tekrar canlandırdıklarını ve buraları ya anabilir mekânlar haline getirdiklerini söylemek mümkündür. Türklerin mekânı dönü türme veya içselle tirme faaliyetlerine örnek te kil edebilecek mekânlardan birisi de Kaz Da ı dır 1. Yunan mitolojisinde de önemli bir yeri olan Kaz Da ı, Balıkesir in Edremit ilçesi sınırları içerisinde ve Edremit körfezinin kuzeyinde yer almaktadır. Sarı Kız tepesi ve Baba Tepe (Kartal Tepe) adlı iki zirvesi bulunan Kaz Da ı, yakla ık 1800 metrelik bir yüksekli e sahiptir. Yunan mitolojisine göre adı da olan Kaz Da ı, özellikle ilk güzellik yarı masının yapıldı ı yer olarak tanınır. Yunan mitolojisine göre a k tanrıçası Afrodit, rakiplerini yenerek güzellik kraliçesi seçilir. Ayrıca Zeus un zaman zaman gelip konakladı ı ve burada çobanlık yapan Ganymedes i kaçırdı ı da yine Yunan mitolojisinde yer almaktadır (Duymaz, 2001: 1-2; Can, 1963: 249-267; Necatigil, 1988: 60). Yunan mitolojisinde da adıyla Troya bölgesinde yer alan Kaz Da ı ve çevresi, Anadolu nun Türkle mesi ve Müslümanla masına paralel olarak Türk a iretlerinin iskân bölgelerinden biri olmu tur. Bu bölgede Tahtacı Türkmenlerinin iskânı ise Fatih devrine uzanmaktadır. Fatih Sultan Mehmet in midilli adasının fethi için gerekli olan gemilerin yapımında kendilerinden faydalanmak amacıyla Adana civarından getirdi i bu Türkmen a iretine kerestecilikten anladıkları için Tahtacı dendi i rivayet edilmektedir (Tanyu, 1987: 121-122; Eröz, 1990: 23). Ahmet Vefik Pa a nın iskânı ile bugün Kaz Da ı nın eteklerinde ya ayan Türkmen a iretleri, bölgede hâkim olan Yunan tesirini dinamik kültürel ve sosyal ya antılarıyla kendi lehlerine çevirmi lerdir. Günümüzde Kaz Da ının kutsiyeti ve ola anüstülü ü Sarıkız efsanesi ile ili kilidir. Bu da ın zirvesindeki Sarıkız tepesini ziyarete gelenler, buraya Sarıkız nedeniyle geldiklerini belirtmektedirler. Ancak Sarıkız tepesi ve etrafındaki di er kutsal tepeler görüldü ünde bu bölge ile ilgili inanı ların ve uygulamaların da kültü inancı ile çok yakın bir ili ki içinde oldu u anla ılmaktadır. Kazda ı nın zirvesinde kutsal olarak kabul edilen bazı yerler bulunmaktadır. Sarıkız ın defnedildi i kabir olarak rivayet edilen tepeci e Sarıkız Tepesi, babasının kabrinin bulundu u yere ise Babatepe (Babada ı) adı verilmektedir. Ayrıca Zeus un Truva sava larını yönetti i yer olarak rivayet edilen Karata Tepesi (Gargoros), Cılbak Tepesi ve krar Tepesi gibi ba ka kutsal tepeler ve Sarıkız ın kaz güderken kazlar uçmasın diye in a etti i Kaz Avlusu ve kazlarını suladı ı rivayet edilen Çatalçimi gibi saygı duyulan mekânlar vardır. Bu mekânlar, Sarıkız efsanesi ile alakalı oldu u için incelemeye Sarıkız efsanesini de dâhil etmek gerekmektedir. Sarıkız efsanesinin pek çok varyantı vardır, ancak bütün varyantlarda ortak ve bu efsane tipinin de i mez nitelikleri olan bazı durumlar vardır. Sarıkız ın 1 W. Radloff un Sibirya dan tespit etti i, Tanrı Ülgen için bir atın kurban edildi i ayinde ilginç notlar vardır. Yılda bir kez düzenlenen ve iki veya üç gece süren bu törende beyaz bir at kurban edilmek için seçilir. Çadırda yakılan ate in dumanına aman davulunu tutar, birbiri ardına ruhları ça ırır. Çadırdan çıkarak içi samanla doldurulmu bir kaz kuklasına biner ve uçuyormu gibi hareketler yaparak öyle der: Beyaz gö ün üstüne, Beyaz bulutların ötesine, Mavi bulutların ötesine, Yüksel gö e ey ku! (Eliade, 2003: 119; Radloff, 1994: 27) amanın kazı binek olarak kullanmasındaki amacı, atın ruhunu yakalamaktır. aman, atın ruhunu yakalayınca kazı serbest bırakır ve atı kurban eder (Eliade, 2003: 119). Bu kurban töreninde kazın gö e do ru yükselmede simgesel de olsa bir vasıta olarak kullanıldı ını ve bölge insanının dü ünce dünyasında kazın kutsal mekânlara ula abilecek bir varlık olarak algılandı ını söylemek yanlı olmayacaktır. Bugün Anadolu sahasındaki Kazda larının ve Sarıkızın kazlarının da rastlantı eseri ve geli igüzel bu bölgeye gelmedi ini dü ünmek gerekmektedir.

babası ile birlikte ya arken iftiraya u raması, babası tarafından Kazda ı na çıkarılması, burada çe itli kerametler göstermesi ve babasıyla birlikte Kazda ı nın zirvesine defnedilmesi varyantlardaki ortaklıklar olarak göze çarpmaktadır. Bu efsane ile birlikte Kazda ı, sıradan bir da olmaktan çıkmı ve kutsalın mekânı olmu tur. Bu efsane Kazda ı ndaki bazı yerlerin neden kutsal oldu unu izah ederek Kazda ı na ola anüstülükler yüklemektedir. Sarıkız a ba lı efsanelerle kutsal bir alan haline gelen Kazda ı nın bu durumu, Türklerdeki da kültü inancından ba ımsız de ildir. Bu da ın zirvesinin her yıl A ustos ayında, özellikle Kazda ı nın eteklerindeki Tahtacı köylerince, ziyaret edilmesi, kurbanların kesilmesi, buradaki tepelere çe itli dileklerin bırakılması, Sarıkız Tepesi ve Babada ı civarındaki hiçbir hayvanın avlanmaması ve a acın kesilmemesi (Alaca, 2007; Baha Said Bey 2000a: 135) Türklerdeki da kültü inancının yansımaları olarak kabul edilmelidir. Görünürde keramet sahibi bir insana dua edilmekte ve kurbanlar kesilmekte iken bu inanı ve uygulamaların aslında da merkezli oldu u anla ılmaktadır. Bu durumu Sarıkız ın mezarının bulundu u tepe olarak rivayet edilen yere yakından baktı ımızda daha iyi izah edebiliriz. Kazda ı nın Sarıkız Tepesine kadar olan bölümü, zeytin a açları, kara ve kızılçamlarla örtülüdür, ancak Sarıkız tepesinde herhangi bir a aç olmadı ı gibi bitki örtüsü açısından son derece zayıftır. Cılbak adı verilen bu tepede Sarıkız ın mezarının oldu u söylenmektedir 2. Sarıkız ın mezarı için bu noktanın geli igüzel bir ekilde seçilmedi i, bu seçimde buradaki çıplaklı ın büyük bir tesirinin oldu unu belirtmek gerekir. Türklerin inanç sisteminde kellik veya çıplaklık Tanrı kutunu sembolize etmektedir. Eski Türklerin dü üncesinde Tanrı, her eyi yoktan yaratmı tır. Onun bulundu u yerde hiçbir ey yoktur, çünkü o hiçbir eye muhtaç de ildir. Tanrının sıfatlarından birisi olan bu durum dünya üzerinde hanlarda, din adamlarında ve ola anüstü ki ilerde ortaya çıkmaktadır. Kellik, bu varlıkların di er dünya ile ba lantılarının oldu unu göstermektedir. Ayrıca bu kel tiplere masal ve destan gibi halk edebiyatı türlerinde de rastlamak mümkündür. Atlarıyla birlikte kel kılı ına giren destan kahramanları, bu ekilde ilahi güce kavu mu sayılırlar ve bu ekilde sıradan insanların yapamayaca ı i ler yaparlar (Ergun, 68: 79; Ögel, 1995: 77-82; Beydili, 2005: 308). Sonuçta Türklerde kel insanların ve bitki örtüsünden yoksun mekânların Tanrıdan izler ta ıdı ına dair bir inanı ın geli ti ini söylemek mümkündür. 3 Sarıkız Tepesinde de bu çıplaklık, kellik vardır. Yani Tanrının tekli ini, hiçbir eye muhtaç olmadı ını sembolize eden Cılbak adı da verilen bu tepeye Tanrıya ait nitelikler tezahür etmi tir. Çünkü pek çok dünya mitolojisinde de oldu u gibi Tanrısalın tecelli etti i veya kendini gösterdi i en uygun yer da lardır, bu nedenle da lar, tanrıların evidir. Tüm gök tanrılarının, yükseklerde özel bir tapınma yeri bulunur. Da, genelde gökle yerin birle ti i yer olarak kabul edilir; böylece bir merkeze dönü ür; dünyanın ekseninin geçti i bölgedir, kutsal bir bölgedir, farklı kozmik alanlar arasında yolculuk yapılabilecek bir yerdir. Gökle yerin birle ti i nokta olması nedeniyle da dünyanın merkezindedir. Bu nedenle kutsal bölgeler, kutsal yerler, tapınaklar, saraylar, kutsal ehirler, da larla BAÜ SBED 11 (19) 119 2 Sarıkız ın mezarının bulundu u bu tepeye Cılbak Baba da denilmektedir. Güher Alaca dan derlenen efsanede Cılbak Baba, Sarıkız ın babası olarak geçmektedir. Burada halk tasavvuru Kazda ı nın zirvesindeki bu çıplak alana Baba adını vererek bu bölgenin kutsallı ını vurgulamı ve burayı canlı bir varlık olarak kabul etmi tir (Alaca, 2007). 3 Hem insanda hem de do adaki di er bazı varlıklarda kellik üzerine de Türklerde bazı inanı lar mevcuttur. Halk edebiyatındaki anlatı türlerinde (masal, destan, efsane vb.) sıklıkla kar ıla tı ımız kel kahramanlar, sıra dı ı tiplerdir. Hatta bazı aman efsanelerinde ölenleri dirilten kel kadın amanlar ve fırtına çıkarabilen kel eytani kadınlar yer almaktadır. Ola anüstü niteliklere sahip bu tiplerin kelli i, onların di er dünyayla ba lantılarının oldu u göstermektedir (Beydili, 2005: 306-308). Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 11 Sayı 19 Haziran 2008 ss.116-126

Kaz Da larında Da, A aç ve 120 özde le tirilirler ve merkezdirler, yani büyülü bir biçimde kozmik da ın zirvesiyle bütünle irler (Eliade, 2003: 114). Dünyada kutsalla ba lantısı oldu una inanılan bu merkezlere, yüksek olma erdemine ula mak, a kın olana bula mak, kutsal mekanlara dahil olarak insanlık durumunu a mak isteyenler yönelmektedir (Eliade, 2003: 115-116). Aynı ekilde Kazda ı ndaki Sarıkız yatırını da her yıl onlarca ki i ziyaret etmekte ve bu esnada yapılanlar, yükselme ve tırmanma ayinleriyle önemli benzerlikler göstermektedirler. Da kültü inancını Kazda ı nda canlı tutan Sarıkız a da iyesi ba lamında ayrıca dikkat etmek gerekir. Türklerde da larda bulunan ve hatta da a ait pek çok varlı ı himaye eden da iyesi inancı bulunmaktadır. Tespitlere göre Altay, or, Hakas vb. Türk topluluklarında da iyesi ço unlukla bir kadın görünümündedir, ancak da iyesinin erkek oldu u yönünde bazı inanı lar da tespit edilmi tir. Mesela Altay Türklerinde da iyesinin kızıyla evlenmenin avcılara u ur getirece ine inanılmı tır. Da iyesinin ormanda ya ayan hayvanları korudu u, amanlara yardım etti i, kahramanlık hikâyelerini çok sevdi i ve güzel hikâyeler anlatanlara sarı saçlı bir kız eklinde görünerek onunla birlikte ya adı ı yönünde inanı lar vardır (Beydili, 2005: 148-149). Kazak, Kırgız ve Ba kurtların Sarıkız suretinde bir ruha inandıkları bilinmektedir ( nan, 162-263). Altay-Sayan Türklerinde tıpkı orman hamisi gibi da iyesi sarı saçlı kadın olarak dü ünülmü tür. Altay Türklerinde av hayvanlarının anası ve iyesi olarak bilinen Manahan orman hamisi için avcılar, törenler düzenlemi ve avın bereketli geçmesini temenni etmi lerdir. Ayrıca bu da ruhu, temasa geçti i bazı avcılara bol miktarda av da vermi tir (Bayat, 2006: 48). Altay topluluklarından Kumandinlerin av konulu bir efsanelerinde Sarı Kız a Tagnıng Ezi Sarı Kıs (Da iyesi Sarı Kız) eklinde rastlanmaktadır (Beydili, 2005: 483). Altay-Sayan Türklerinde, orlarda ve Hakaslarda da a ve da iyesine kurban sunuldu u bilinmektedir (Bayat, 2006: 56-57). Görüldü ü gibi Sarıkız, Kazda ı nın dı ında da çok geni bir Türk co rafyasında bilinmektedir ve Türk inanı sistemindeki da ve kaya kültü ile çok yakın ili ki içindedir. Kazda ı, günümüzde Sarıkız a ev sahipli i yapması nedeniyle kutsal olarak kabul edilmesine ra men buradaki kutsal mekânlarla ilgili inanı ve uygulamalara yakından bakıldı ında aslında bunların da kültü inancı etrafında ekillenmi oldu u görülmektedir. 3. KAZ DA I NDA KUTSAL A AÇLAR Türk inanç sisteminde Bay Terek, Temir Kavak, Hayat A acı veya Evliya A aç gibi adlarla anılan kutsal a açlar, Gök Tanrı nın simgeleri arasındadırlar. Bu a açlar da bazı kutsal da larda oldu u gibi gökte bulunan ve Tanrı nın ya adı ına inanılan cennete kadar yükselmektedir. Ulu a açların Tanrı ile ili ki içinde oldu u inancı, onlara Tanrı yı sembolize etme hakkı tanımı tır. Ancak Tanrı yı sembolize eden veya Tanrısal niteliklere sahip a açlarda bazı özellikler aranmı tır. Bu a açlar, genellikle tek, di er a açlara nazaran e siz ve hep canlıdırlar (Beydili, 2005: 25-26). Eliade nin ifade etti i ekliyle a açlar yalnızca kendileri için kutsallık kazanmazlar, her zaman kendileri aracılı ıyla ortaya konulan, anlamlandırdıkları ve simgeledikleri ey adına bir saygı görürler (Eliade, 2003: 269). Bir ba ka ifade ile bir a aç ya da bir bitki, bir bitki ya da bir a aç olarak kutsallık kazanmaz, a kın bir gerçekli in bir parçası oldu u için, bu a kın gerçekli i temsil etti i için kutsallık kazanır (Eliade, 2003: 317) Da kültü ile ilgili inanı larda oldu u gibi Türklerin a aç hakkındaki inanı ları da slamiyet le birlikte bazı de i imlere u ramı tır. Artık a açlar, evliya veya dede gibi gösterilmi, belirli zamanlarda ziyaret edilmi, etraflarında dönülmü, diplerinde ta lardan yükseltiler olu turulmu ve dallarına dilekleri

simgeleyen bez parçaları ba lanmı tır (Bonnefoy, 2000: 28). Ayrıca bu a açları kesmek veya onlara saygısızlık etmek yasaklanmı tır. Kazda ı nda kutsal olarak kabul edilen bazı a açlar vardır. Bunlardan ilki Kazda ı nın zirvesinde Kazçimi veya Kazçimen olarak bilinen bölgede bulunmaktadır. Bu a aç, bitki örtüsü bakımından oldukça zayıf çıplak bir alanda bitmi tir. A acın dibi ta larla çevrilmi ve dallarına da dilek dileyenler çe itli bezler ba lamı tır. Bu haliyle Anadolu daki kutsal a aç modelini yansıtan bu a acı Sarıkız tepesini ziyarete gelenler, ziyaret etmekte ve ona dilek dilemektedirler. A aç, Kazda ı nın doruklarında bulunması, çıplak bir arazide ve tek olması ile dikkat çekmektedir. Bilindi i gibi Türk inanı sisteminde teklik önemlidir, Gök Tanrı nın sıfatlarından birisidir. Kutsal a açlar, yalnız (tek) ve benzersiz olu ları ile Tanrının yüceli ini sembolize etmektedirler (Ergun, 2004: 346). A acın yapraklarını dökmemesi, meyvesiz olması ve çorak bir arazide bulunması yine kutsal a aç dü üncesi ile örtü mektedir. Mehmetalan Köyü nün zeytinlikleri arasında yatır olarak kabul edilen bir dede a aç, kutsal bir a acın ta ıması gereken vasıfları gözler önüne sermektedir. Sadece zeytin a açlarının bulundu u bir bölgede tek bir çam a acı, kutsal olarak kabul görmü tür. Daha önce de belirtti imiz gibi Türk dü üncesinde kutsal a aç, yalnız a açtır, yapraklarını yaz kı dökmeyen a açtır (Ergun, 2000: 23). Buradaki a aç da tektir ve çam a acı oldu u için yapraklarını dökmemektedir. Anadolu daki pek çok kutsal a aç gibi buradaki a acın da hemen yanında bir mezar yer almakta ve bu mezarla birlikte a aç kutsiyet kazanmaktadır. A acın yatıra ba lı bir kutsallı ı varmı gibi görünse de a acın bulundu u mevkii, di er a açlardan farklı olması ve en önemlisi yalnız olu u onun yatır gibi dü ünülmesine neden olmu tur. Di er bir ifade ile farklı olan bu a aca bölge insanı, kültürümüzde çok eskiden beri var olan a açla ilgili inanı ları yüklemi tir. Kutsal a açların etrafındaki a açlara nazaran daha uzun, daha heybetli veya daha gösteri li olması durumunu Kavurmacılar Köyü ndeki bir a açta görmek mümkündür. Hâkim bir tepenin üzerinde civardaki a açlara göre gövdesi ve dalları ile daha büyük bir görünü e sahip bu a acın altında her yıl A ustos ayının üçüncü haftası Sarıkız hayırı yapılmaktadır. Di er a açlara nazaran etrafında herhangi bir mezarın bulunmadı ı bu a aç, heybeti ile kutsal ve ulu a aç olarak kabul görmü tür. nsanlar bu a acın altında toplanarak Sarıkız için yemekler yemektedir. Belirli zamanlarda ve belirli bir amaç için gerçekle tirilen bu törenler, kutsala sı ınmak, sıra dı ı olmak, zamanın dı ına çıkmak isteyen insanın tavırlarıdır. Ayrıca buradaki insanlar, bu merkezlerde kutsalla ba lantıya geçmekte ve ya am güçlerini tazelemektedirler. Kazda ı nda a açlardan farklı ekillerde de faydalanılmaktadır. Çetlemik gibi kutsal oldu una inanılan bazı a açlardan nazarlıklar yapılmaktadır. Hatta bölgedeki Tahtacı Türkmenler, çocuklarını nazardan koruyabilmek için çocukların be iklerini de çetlemik a acından yapmaktadırlar (Alaca, 2007). Bu sayede a açtaki u urdan, kuttan ve kutsallıktan korunma amacıyla faydalanılmaktadır. Özellikle Tahtacı Türkmenlerin çadırlarında da kullanılmı olan a açlar, bu bölge insanın hayatında önemli bir yere sahiptir. BAÜ SBED 11 (19) 121 4. KAZDA I NDA A LE OCAKLARI Ate ve ocak etrafında geli en inanı lar, Türklerde ate in kutsal bir boyutunun oldu una i aret eder. Oca ın çe itli kullanım alanları vardır. Evlerin merkezini te kil eden ocaklar, zamanla evleri veya aileleri temsil etmeye ba lamı tır. Ate in yandı ı bu ocaklıkların birer iyesinin oldu una inanılmı, bu iyelere saygı gösterilmi ve ocaklar kutsal kabul edilmi tir (Beydili, 2005: 436-437). Ocak, ayrıca soyu ifade etmede veya ki inin kutsal bir kökten geldi ini, bu Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 11 Sayı 19 Haziran 2008 ss.116-126

Kaz Da larında Da, A aç ve 122 nedenle ola anüstü güçlere sahip oldu unu belirtmede de kullanılmı tır. Türklerde ate in kullanım alanları, oca ın toplum ya amındaki yeri ve geleneksel uygulamalarda ate veya oca ın yer alı ekli üzerine çe itli ara tırmalar yapılmı tır ( nan, 1986; nan, 1987; Ögel, 1995; Ocak, 1983). Çalı manın sınırlarını a mamak için ocak kültünü Kazda ı ndaki çe itli uygulamalardan hareketle ele almak istiyoruz. Kazda ı ndaki tespitlerimize göre ocak kültüne ili kin gelenekler, özellikle Tahtacı olarak bilinen guruplar arasında çok daha belirgin haldedir. Tahtacıların her yıl yaptıkları Sarıkız ziyaretlerinde ve Hıdrellez günlerinde ziyaret ettikleri mezarlıklarda ocakların önemli bir yere sahip oldu unu görüyoruz. Balıkesir Tahtacıları, her yıl a ustos ve eylül aylarında Sarıkız ı ziyaret ederler. Burayı ziyaret eden Tahtacıların hacı olduklarına, Tahtacıların Kabe sinin Sarıkız oldu una dair inanı lar bulunmaktadır. Ayrıca Sarıkız ziyaretlerine katılamayanların vekil gönderdikleri de bilinmektedir (Duymaz, 2001: 96). Bu bölgede Sarıkız Hayırı adıyla geni çaplı katılımlarla Sarıkız ın ziyaret edildi i de yine bilgilerimiz arasındadır (Kalay, 1997). Tahtacı Türkmenlerinin Sarıkız ziyaretine daha fazla önem verdiklerini yaptıkları kutlama ekillerinde görebiliyoruz. Kazda ı nın eteklerinde ya ayan Tahtacı Türkmenleri, Sarıkız ı ziyaret etmek için Kazda ı nın zirvesindeki Sarıkız yatırına uzun süreli seyahatler düzenlemektedirler. Bu ziyaretler esnasında Sarıkız Tepesi ne yakın bir yerde çadırlar kurarak bazen üç gün, bazen bir hafta orada konaklamaktadırlar. Onlar için bu konaklamalar, Sarıkız ı ziyaret etmenin ve ona saygı ifade etmenin de i mez kuralıdır (Alaca, 2007). Dini içerikli oldu u kadar sosyal bir i leve de sahip olan Sarıkız ziyaretleri, çe itli yerle im birimlerinde ya ayan Tahtacı Türkmenlerinin bir araya geldikleri, görü tükleri, fikir alı veri inde bulundukları ve Sarıkız için çe itli dini uygulamalarda bulundukları etkinliklerdir. Sarıkız ın ziyaretini bir ayin olarak nitelendiren Baha Said Bey de bu konuda dikkate de er bilgileri Memleketin ç Yüzü: Anadolu da Gizli Mabetler II ve Anadolu da Alevî Zümreleri Tahtacı, Çetmi, Hardal Türkmenleri Yahut Yanın Yatır Süre i adlı yazılarında vermektedir. Baha Said Bey, a ustos ayı geldi inde zmir den, Aydın dan, Edremit ve Çanakkale den Kazda ı nın zirvesine göçlerin ba ladı ını yazar. krar veren bacı ve erler, bu ayinlerde Sarıkız ın mezarına kırk adım kala sa yanlarının üzerine yatarlar ve mezara üç adım kalana kadar sürünürler. Burada Sarıkız ın topra ına niyaz edilir. Buraya gelenler, yanların getirdikleri bir e yayı (para, elbise vb.) orada bırakırlar. Daha sonra geldikleri gibi sürünerek tekrar geri çekilirler. Bu ayinler için Kazda ı na gelenler yedi gün yedi gece burada kalırlar, yanlarında getirdikleri kurbanları keserler, sazcılar nefesler söylerler ve bu ekilde Sarıkız ziyareti tamamlanmı olur (Baha Said Bey, 2000a: 135; Baha Said Bey, 2000b: 224-226). Kazda ı nın zirvesinde Sarıkız ziyareti için yerle ilen alanda her ailenin kendisine ait bir oca ı vardır. Sarıkız için veya Sarıkız ın babası için kesilen kurbanların etleri bu ocaklarda pi irilmekte ve geni katılımlı sofralarda yenmektedir. Bu ocaklara aile ocakları demek uygun olacaktır, çünkü bu ocakların her biri sadece bir aileye aittir. Her aile kendi oca ını bilmekte ve her yıl bu oca ın yanında konaklamakta ve bu oca ı kullanmaktadır. Bu ocakların belli bir aileye özel oldu unu gösteren en iyi kanıt, Sarıkız ı ziyarete gelemeyen ailelerin ocaklarının bo kalmasıdır. Di er bir ifade ile çe itli sebeplerle Sarıkız ziyaretine katılamayan bir ailenin oca ı, di er ailelerce kullanılmaz ve onların oca ına saygı gösterilir. Ancak buna ra men bir ailenin oca ını, ba ka bir aile kullanmak isterse mutlaka oca ın sahiplerinden rızalık almak zorundadır. Bu örnek, aile ile ocak arasındaki ba lantıyı göstermesi açısından son derece önemlidir. Hatta bu örnek, oca ın atalar kültü ile de olan ba lantısını da yansıtmaktadır.

Abdülkadir nan, ocak kültü ile atalar kültü arasında bir ili ki oldu unu aman dualarında geçen atamızın yaktı ı ocak eklindeki ifadeyi örnek vererek ileri sürmektedir ( nan, 1986: 68). Bir ba ka görü e göre atalar kültü, ocak kültünü ortaya çıkarmı tır. Oca ın devamlı olarak yanması, ataların o ocakta, o yurtta devamlı olarak bulunması anlamına gelmi tir. Ataların ruhları, ate le veya ocakla geride kalanlarla ba lantıya geçti inden Türkler de ate i ve oca ı kutsal kabul etmi lerdir (Eröz, 1992: 68). Oca ın soyla veya atayla ba lantısını gösteren bir örne i de Ögel, Dırenkova dan aktarmaktadır. Altay Türklerinde eski evdeki eski ate i, yeni eve ta ıma gelene i vardır. Bu ta ıma i lemini ailenin en büyü ü, eski ate in korlarını, bir kürek içinde yeni evdeki oca a ta ır ve bu eski korlarla yeni bir ocak yakar. Sonrasında ise ate ana için bir dua okunur (Ögel, 1995: 504). Görüldü ü gibi eski evin kutsal ve saygın oca ı bir törenle yeni ya am alanına ta ınmaktadır. Buradaki ta ıma basit bir ate götürme hadisesi de ildir. Ate le birlikte yıllarca oca a atfedilen dü ünceler ve inanı lar da aileyle birlikte yeni eve dahil olmaktadır. Türklerde bazı çadırlara özellikle içindeki oca ı nedeniyle ayrıca de er verilmi tir. Kazak ve Kırgızlarda dokuz atadan beri, ataların tecelli etti i ate in dumanıyla kararmı olan çadırlar kararmı çadır olarak adlandırılır. Bu çadırlarda yedi veya dokuz atanın torunları ulu ev de denilen bu evde bir araya gelirler. Burada verilen sözler, yemin olarak kabul edilir. Bu ev, ata ruhunun bulundu u merkezi bir yerdir. Hatta ata oca ı eklinde nitelendirilen bu evlerden yeni evlenen erkekler, baba oca ını yeni evlerine götürmü lerdir. Bu ekilde soyla olan ba lantının kesilmedi ine inanılmı tır (Ögel, 1995: 510). Buraya alamadı ımız daha pek çok örnekte Türklerdeki ocak ve ata ili kisinin varlı ını görmekteyiz. nceleme alanımız olan Kazda larındaki ocakların da bu tarz bir dü üncenin tesiriyle aile ocakları haline geldiklerini söyleyebiliriz. Tahtacı Türkmenlerin mezarlıklarındaki ocaklar da üzerinde durulması gereken bir di er konudur. Bugün Edremit civarında ya ayan Tahtacı Türkmenlerin mezarlıklarına bakıldı ında ilk dikkati çeken hususlardan birisi mezarların yanlarındaki bu ocaklardır. Anadolu daki di er Tahtacı Türkmenlerinin mezarlıklarında da var oldu unu bildi imiz bu ocakların da ocak ve atalar kültünün en güçlü yansımaları arasında oldu unu görmekteyiz. Bu aynı zamanda Tahtacı Türkmenleri arasında güçlü ve farklı bir mezarlık algısının oldu unu da göstermesi açısından önemlidir. Bu konuda çalı maları bulunan Krisztina Kehl, tahtacı mezarlıkları ile ilgili gözlemlerini öyle anlatır: Genel olarak Tahtacı mezarlıkları insanda çok bakımlı olduklarına dair bir etki bırakırlar. Bu durum ölüm âyinlerinde ve definlerde de hissedilir. Nevruz ve Hıdrellez gibi dini bayramlar, mezarların yanında yiyecek ve içeceklerle kutlanır Mezarların ba tarafının bitti i yerde ziyaret sırasında kahve pi irmek için küçük ocaklar yapılır. Oraya konan testiler ve çamur kaplar, ölüyü anmak için düzenlenen ziyafetlerde kullanılırlar. Ta lar dikildikten sonra orada hazır bulunanlar beraberlerinde getirdikleri yiyecekleri payla mak ve rakı içmek için kendi ölülerinin mezarlarına yönelirler (Kehl, 1988: 58). Bu bilgilerden, günümüzde Tahtacıları konu edinen bazı çalı malardan ve ara tırma alanında yaptı ımız gözlemlerden hareketle Tahtacı Türkmenlerin mezarlıkları ziyaret esnasında yapılan uygulamalar açısından eski Türk geleneklerini en fazla yansıtan topluluklar arasında oldu unu söylemek mümkündür. Mezarlara gösterilen saygı, mezarlıkların özel bir ilgiyle ve bakımla yok olmu insanların defnedildi i yerden daha ziyade mekan de i tirmi, ancak tamamıyla toplumla ili kisini kesmemi insanların bulundu u bir alan oldu u izleniminin verilmesi, belirli zamanlarda mezarlıkların ziyaret edilmesi, bu ziyaretler esnasında mezarlara kurbanların kesilmesi ve yiyeceklerin sunulması Tahtacı Türkmenleri için mezarların ne ölçüde de erli oldu unu göstermektedir. BAÜ SBED 11 (19) 123 Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 11 Sayı 19 Haziran 2008 ss.116-126

Kaz Da larında Da, A aç ve 124 Kazda ı ndaki Tahtacı mezarlıklarındaki gördü ümüz aile ocakları, mezarları ziyarete gelenlerin tutumunu ve mezarlıklarla bölge insanının ili kisini yansıtır niteliktedir. Di er bir ifade ile mezarlıklardaki bu ocaklar, Tahtacı Türkmenlerin ölüm, mezar ve mezarlık ziyareti ile ilgili inanı ve uygulamalarının bir yansımasıdır. Aile fertlerinden birinin bulundu u bu mezarlıklarda her mezarın ba ucunda bir ocak yapılmı tır. Bu ocak, sadece o aileye mensup olanlara aittir, bu nedenle ziyaret esnasında o oca ı sadece ait oldu u ailenin fertleri kullanabilirler. Ölenlerle bu dünyada kalanlar arasında bir ba lantı alanı olarak da görülen bu ocaklar, birtakım uygulamaların da merkezinde yer alırlar. Bu uygulamalar genellikle mezralıkların toplu halde ziyaret edildi i belirli bir anlamı olan zamanlarda yapılırlar. Büyük katılımlı mezarlık ziyaretlerinin yapıldı ı en önemli günler Nevruz ve Hıdrellez günleridir. Mersin Tahtacılarında da gördü ümüz bu ziyaretlerin en fazla Hıdrellez gününde yapıldı ını söyleyebiliriz (Yılmaz, 1948: 99; Çıblak, 2005: 161-164; Selçuk, 2004: 275-278). Bugün de Türkiye nin çe itli bölgelerindeki Tahtacı Türkmenler, Hıdrellez i mezarlıklarda kutlamaya devam etmektedirler. Tahtacı Türkmenler için Hıdrellez, mutlaka kutlanması gereken bir gündür. Toplumun hemen bütün fertlerinin katıldı ı bu kutlamalarda kesilen kurbanlar, yapılan yemekler, mezarlıklarda ölmü atalarla birlikte yenir. Ölenler, böylece yılda bir kez anılmı olur. Mezarlıklardaki bu kutlamalarda bol miktarda yeme içme oldu u gibi nefesler okunur, mezarlara niyaz edilir (Eröz, 1990: 357-359; Alaca, 2007). Bu kutlamalarda yenen yemeklerin hazırlanmasında ve yemekten sonra kahvelerin pi irilmesinde mezarların yanlarındaki ocaklar kullanılır. Ocaklar adeta atalarla geri kalanların yılda bir kez sembolik olarak bulu masını sa lamaktadır. 5. SONUÇ Yapılan de erlendirmelerin sonunda Kazda ı nda Türk kültürünün da, a aç ve ocak etrafında ekillendirdi i inanı ların bugün de bölge insanının hayatına yön verdi ini söyleyebiliriz. Sarıkız efsanesi ile kutsal bir konuma yükselmi olan Kazda ı, günümüzde pek çok inanı ın kümelendi i bir saha durumundadır. Türkiye nin do al alanları arasında da önemli bir yere sahip Kazda ı, kültürel potansiyeli ile de hem yakın çevresini hem de Türkiye nin çe itli bölgelerini etkilemektedir. Geleneksel inanı ların, anlatıların, icracıların, kısacası sözlü kültürün büyük organizasyonlarla korumaya alındı ı günümüzde Kazda ı gibi kültür merkezlerinin de daha yakından takip edilmesi ve bu alanlardaki kültürel yapılarının daha ayrıntılı bir ekilde tahlil edilmesi gerekmektedir. Kazda ı nda Sarıkız efsanesi etrafında olu turulan inanı larda ve uygulamalarda kültürümüzün uzun bir zaman diliminde olu turdu u kültürel algının ya amakta oldu unu görüyoruz. Özellikle Kazda ı bölgesinde ya ayan Tahtacı Türkmenlerinin kültür ortamında bu inanı ve uygulamalar çok daha etkilidir. Sarıkız efsanesine ba lı olarak Kazda ı ve bu da daki bazı alanlar kutsal olarak kabul edilmektedir. Sıra dı ı olarak kabul gören bu alanlarda bazı uygulamalar yapılmakta ve bu uygulamalarda da kültü inancının yanı sıra a aç ve ocak kültleri de aktif bir rol oynamaktadır. Bütün bunlar, Kazda ı ndaki geleneksel kültürün insanların inanı larına ve tutumlarına yön verdi ini gösterdi i gibi bu bölgede kültürel süreklili in varlı ını da ortaya koymaktadır.

KAYNAKÇA Alaca, Güher (2007). Doyran Köyü/Edremit/Balıkesir do umlu ve 72 ya ında. lknur Tuncay ın 20-21.10.2007 tarihli görü mesi. Baha Said Bey (2000a). Memleketin ç Yüzü: Anadolu da Gizli Mabetler II. Türkiye de Alevî-Bekta î, Ahî ve Nusayrî Zümreleri, haz.: smail Görkem, Ankara: Kitabevi, 132-137. Baha Said Bey (2000b). Anadolu da Alevî Zümreleri Tahtacı, Çetmi, Hardal Türkmenleri Yahut Yanın Yatır Süre i. Türkiye de Alevî-Bekta î, Ahî ve Nusayrî Zümreleri, haz.: smail Görkem, Ankara: Kitabevi, 216-226. Bayat, F.(2006). Türk Mitolojisinde Da Kültü. Folklor/Edebiyat, 12(46), 47-60. Beydili, C.(2005). Türk mitolojisi ansiklopedik sözlük. Ankara: Yurt Kitap-Yayın. Bonnefoy, Y.(2000). Antik dünya ve geleneksel toplumlarda dinler ve mitolojiler sözlü ü I-II. çev.: Levent Yılmaz, Ankara: Dost Kitabevi. Can,. (1963). Klasik Yunan mitolojisi. stanbul: nkılâp ve Aka Kitabevleri. Çıblak, N.(2005). Mersin Tahtacıları -halk bilimi ara tırmaları-. Ankara: Ürün Yayınları. Duymaz, A.(2001). Kazda ı ve Sarıkız Efsaneleri. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4(5), 88-102. Eliade, M.(2003). Dinler tarihine giri. çev.: Lale Arslan, stanbul: Kabalcı Yayınevi. Ergun, M.(1999). Balıkesir de A aç Kültü. I. Balıkesir Kültür Ara tırmaları Sempozyumu Bildirileri, Balıkesir: Balıkesir Üniversitesi Yayınları, 413-417. Ergun, M.(2000). Türk A aç Kültü nancının Dede Korkut Hikâyelerindeki Yansımaları. Millî Folklor, 12(47), 22-30. Ergun, P.(2004). Türk kültüründe a aç kültü. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Ba kanlı ı Yayınları. Ergun, P.(2005). Altay Destanlarında ve Anadolu Türk Masallarında Tastarakay- Kelo lan. Millî Folklor, 17(68), 78-84. Eröz, M.(1990). Türkiye de Alevîlik ve Bektâ îlik. Ankara: Kültür Bakanlı ı Yayınları. Eröz, M.(1992). Eski Türk dini (Gök Tanrı inancı) ve Alevîlik-Bekta ilik. stanbul: Türk Dünyası Ara tırmaları Vakfı Yayınları. nan, A.(1986). Tarihte ve bugün amanizm materyaller ve ara tırmalar. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. nan, A.(1987). Makaleler ve incelemeleri. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. Kalay, E.(1997). Sarı Kız Efsanesi ve Edremit Körfezi. Millî Folklor, 34, Yaz, 58-59. Kehl, K.(1988). Die Tahtacı Vorläufiger Bericht über eine ethnisch-religiöse Gruppe traditioneller Holzarbeiter in Anatolien. Berlin: Verl. Das Arab.Buch. Necatigil, B.(1988). 100 soruda mitologya. stanbul: Gerçek Yayınevi. Ocak, A. Y.(1983). Bekta î menâkıbnâmelerinde slâm öncesi inanç motifleri. stanbul: Enderun Yayınları. BAÜ SBED 11 (19) 125 Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt 11 Sayı 19 Haziran 2008 ss.116-126

Kaz Da larında Da, A aç ve 126 Ögel, B.(1995). Türk mitolojisi (kaynakları ve açıklamaları ile destanlar) II. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları. Radloff, W. (1994). Sibirya dan III. çev.: Ahmet Temir, stanbul: Milli E itim Bakanlı ı Yayınları. Roux, J.-P.(1994). Türklerin ve Mo olların eski dini. çev.: Aykut Kazancıgil, Ankara: aret Yayınları. Selçuk, A.(2004). Tahtacılar Mersin Tahtacıları üzerine bir ara tırma. stanbul: Yeditepe Yayınevi. Tanyu, H.(1987). Türklerde ta la ilgili inançlar. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlı ı Yayınları. Yılmaz, A. (1948). Tahtacılarda gelenekler. Ankara: Halkevleri Yayınları. Yörükân, Y. Z.(2006). Anadolu da Alevîler ve Tahtacılar. Ekler ve Yayına Hazırlayan: Turhan Yörükân, stanbul: Ötüken Ne riyat A.. Prof. Dr. Ali DUYMAZ 1961 yılında Balıkesir in vrindi ilçesinde do du. lkokulu vrindi Gazi Evrenos lkokulu nda, ortaokulu vrindi Lisesi nde okudu. Lise tahsilini Gökçeada (Çanakkale) Atatürk Ö retmen Lisesi nde tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden 1982 yılında mezun oldu. Askerlik vazifesini Tuzla ( stanbul) ve Çorlu da (Tekirda ) yedek subay olarak yaptı. Bingöl de edebiyat ö retmeni olarak çalı tıktan sonra Yüzüncü Yıl ve Selçuk Üniversitelerinde Türk Dili okutmanı olarak görev yaptı. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü nde 1989 yılında yüksek lisansını, 1992 yılında ise doktorasını tamamlayarak Türk Halk Bilimi ana bilim dalında doktor unvanı aldı. 1994-1997 yılları arasında Adnan Menderes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi nde ö retim üyesi olarak görev yaptı. 2 Temmuz 1997 tarihinde Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ne geçti. 2002 yılında profesör oldu. Halen aynı üniversitede rektör yardımcılı ı görevini yürütmektedir. Türkiye lim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birli i ( LESAM) ile Folklor Ara tırmaları Kurumu üyesi olan Prof. Dr. Ali Duymaz ın yayımlanmı 12 kitabı ile 50 nin üzerinde bilimsel makalesi vardır. Ara. Gör. Halil brahim AH N 1979 yılında Mu la nın Köyce iz ilçesinde do du. lk ve orta ö renimini Köyce iz de tamamladı. 1997 yılında kayıt yaptırdı ı Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü nden 2001 yılında mezun oldu ve aynı bölümde Ara tırma Görevlisi olarak çalı maya ba ladı. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı ana bilim dalında 2001 yılında ba ladı ı yüksek lisans programını 2004 yılında tamamladı. Halen Türkmenistan Sahası Destancılık Gelene i ve Türkmen Destanları konulu doktora tezini hazırlamaktadır.