Türkiye nin toplumsal sorunlarından bir tanesi de Alevi inancına sahip yurttaşlarımızın bugünkü düzende yaşadığı eşitsizliktir. Bugün devlet tarafından dayatılan toplumsal yaşam biçim Alevileri yok saymakta, Alevilerin kendi inanç ve kültürlerine göre yaşamalarına engel olmaktadır. Aleviler yıllardır sistemli bir biçimde katliamlara maruz kalmış, türlü eşitsizlik, adaletsizlik ve asimilasyon uygulamalarına maruz bırakılmışlardır. Eskiden katliamlara uğrayan aleviler bugün gerici ideolojiler tarafından asimile edilmek istenmektedir. Alevi toplumsallığı Osmanlı da yaşadığı kıyımları unutmuş değil. Benzer kıyım ve katliamların en sonuncusu 1993 yılında Sivas katliamında yaşanmıştır. Sivas ta aydınlar, yazarlar, sanatçılar ateşe verilmiş ve 35 insan yanarak katledilmiştir. 1993 yılında ortaya konan bu katliam girişimi alevi toplumsallığının yaşadığı sorunları bir kez daha gündeme getirmiş, Aleviler bu baskı, katliam ve asimilasyon girişimlerine karşı Alevi kimliği üzerinden toplumsal örgütlenme yolunu seçmişlerdir. Son yıllarda İstanbul, Ankara ve İzmir de yapılan kitlesel mitinglerle Aleviler taleplerini ortaya koymuş, büyük bir toplumsal sorunu gözler önüne bir kez daha sermişlerdir. Aleviler eşit yurttaşlık talebinde bulunuyorlar. Türkiye nin önemli toplumsal sorunlarından biri olan Kürt sorunu gibi Alevi sorunu da bugün önümüzde durmaktadır. Alevilik nedir, Aleviler ne istiyor? Alevilik bugün, kendi inanç ve kültürlerini özgürce yaşamak isteyen, bu kültür ve inançlarına dönük her türlü engellenmenin kaldırılmasını talep eden, devletin Sünni mezhep inancını dayatmasını ve bu yönde asimilasyon girişimlerini reddeden, devlet yapılanmasında Alevilere dönük hukuksuzlukları ve yaklaşımların kaldırılmasını isteyen ve bunun için eşit yurttaşlık talebini gündeme getiren milyonlarca emekçinin ortak kimliğidir. Aleviler, eşitsizliğe, ayrımcılığa ve hukuksuzluğa karşı eşit yurttaşlık talebini gündeme getiren önemli bir toplumsal kesimdir. Alevi toplumsallığının bugün ülkemizde ortaklaştığı taleplerini kısaca şöyle sıralayabiliriz: 1
Alevilik bir inanç olarak kabul edilmeli ve ayırımcılığa karşı her alanda yasalarca güvence altına alınmalıdır. Zorunlu din dersine son verilmelidir. Resmî olarak cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilmelidir. Nüfus cüzdanlarınaki din hanesi kaldırılmalıdır. Yasalar ve uygulamasında fiili eşitlik yaratılmalıdır. Alevi yerleşim bölgelerine cami yapılmasına son verilmelidir. Hacı Bektaş Dergâhı ve diğer Alevi büyüklerine ait dergahlar, Turizm Bakanlığı ndan alınarak Alevi kuruluşlarının idaresine verilmelidir. Devlet bünyesindeki Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmelidir. Madımak Oteli müze olmalıdır. AKP tarafından adım adım daha gerici, daha karanlık, daha emek düşmanı ve daha işbirlikçi hale getirilen ülkemizde Alevilerin yaşadığı sorunlar, bırakın çözülmeyi günden güne artmaktadır. 1920-1923 yılları arasında kurulan Cumhuriyet, tarihsel bir ilerleme anlamına gelmekle birlikte, daha kuruluşundan başlayarak tercihini kapitalizmden yana kullanmış ve özellikle 1950 lerden itibaren ABD emperyalizm ile daha organik ilişkiler geliştirmeye başlamıştır. (1947 de IMF ve Dünya Bankası ile ilişkiler ile 1951 de Türkiye nin NATO üyeğili gibi iki örnek hemen akla gelmektedir.) Özellikle 12 Eylül faşist darbesinden sonra hız kazanan bu süreç AKP eliyle tamamlanmış, Türkiye, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda dönüştürülmüş ve bu cumhuriyet sona erdirilmiştir. Bugün Türkiye de yaşanan ikinci bir cumhuriyettir. AKP eliyle kurulan bu ikinci cumhuriyetin temel niteliğinde laiklik yerine gericilik, devletçilik yerine piyasacılık, bağımsızlık yerine Amerikancılık yazılmıştır. Bu yeni rejimde Alevilerin sorunları çözülmeyecektir. Tam tersine ülkemizi saran gericilik alevi toplumsallığını da kuşatacak, baskı ve dayatmalar daha fazla gündeme gelecektir. Alevilerin iyi ya da kötü güven duydukları laik cumhuriyet yerine gerici bir cumhuriyet işbaşındadır bugün 2
Tarihten bugüne Aleviler Aleviler gerek Selçuklu gerek Osmanlı döneminde büyük toplumsal yığınları oluşturmuşlardır. Özel olarak Osmanlı döneminde birçok kıyıma, katliama ve baskıya maruz kalmış, Alevi toplumsallığı Osmanlı yönetimi altında kendini gizlemeye çalışmıştır. 1239-1240 yılları arasında yaşanan Baba İlyas ve Baba İshak ayaklanmasını, Alevilerin, Selçuklu yönetimi altında yaşadıkları baskı ve yoksulluk koşullarına karşı büyük bir toplumsal çıkışı/isyanı olarak değerlendirmek gerekir. Osmanlı döneminde Safevi devleti ve Osmanlı devleti arasındaki siyasal karşı karşıya gelişten dolayı Osmanlı yönetimi altında yaşayan Aleviler büyük bir kıyıma uğramış, bu kıyım 1800 lü yılların ortalarında Yeniçeri ordusunun kaldırılmasıyla bir kez daha yaşanmıştır. Birçok Alevi dergâhı ve ocağı kapatılmış, Alevi örgütlenmeleri yasaklanmıştır. Bütün bu tarihsel süreçler içinde Aleviler baskı, asimilasyon ve katliamlara uğramış, devlet yapılanmasında yok sayılmış, devlet Sünni mezhep inancı doğrultusunda kendini kurarken Aleviler toplumsal yapıda zındık, din düşmanı, mülhid olarak gösterilmiştir. Aleviler cumhuriyet değerleriyle barışık ve sola açıktır Cumhuriyet in kuruluşu ile birlikte yeni düzende yeni bir siyasal ve toplumsal rol edinen Aleviler, 90 yıllık cumhuriyet tarihinin ilericilik-gericilik kavgasında ilericiliğin yanında yer aldı. Cumhuriyet in kuruluşu ile birlikte gündeme gelen hilafetin kaldırılması, şeriat yönetiminden anayasal yönetime geçiş, devletin laik bir yaşama kavuşturulması gibi cumhuriyet değerleriyle barışık olan Aleviler, aynı zamanda ülkenin sol damarının da önemli bir toplumsal dinamiği haline geldi. Bu açıdan Alevilerin ikili bir yan taşıdığını görmek gerekiyor. Bir yandan cumhuriyet değerleriyle yoğrulmuş bir toplumsal yapı diğer yandan sol ve sosyalizme açık bir dünya görüşü. Bugünün siyasal sorunları üzerinden baktığımızda ise Alevi toplumsallığının ortak paydası olarak hem laikliği hem de ulusal bütünlüğü görmek sanırız çok yanlış olmayacaktır. Amerikancı Türkiye ve düşman ilan edilen Aleviler Türkiye kapitalizminin özellikle 2. Dünya Savaşı sonrasında daha da belirginleşen tercihleri, Alevileri yeni siyasal düzende sola yakınlaştırmıştır. Devletin bir sermaye iktidarı şeklinde yeniden biçimlenişi, cumhuriyetin kapitalist-emperyalist sistemin bir parçası haline dönüşmesi ve anti-komünist bir devlet yapılanmasına gidilmesi düzenin sağcılaşmasını beraberinde getirmiş; dinci gericilik ve ırkçı milliyetçilik, devlet tarafından düzenin devamı için kullanılan, beslenen ve gerektiğinde bir katliam aracı olarak devreye sokulan siyasal/paramiliter araçlar haline getirilmişti. 1960-1980 arası Türkiye de sınıf mücadelesi ve sosyalist mücadelenin yükseldiği dönemde Aleviler, solun ve sosyalizmin bir parçasıydı ve aynı zamanda önemli oranda toplumsal tabanını oluşturmaktaydı. Sol düşmanlığı, Alevi düşmanlığıyla anılmış, sol ve sosyalizme dönük faşist saldırılar Alevi kıyımlarına dönüşmüştü. Çorum, Maraş katliamları hatırlanmalıdır. Maraş ta 111 kişi katledilerek öldürülmüş, Aleviler Maraş ı terk zorunda bırakılmışlardır. Türk-İslam sentezi ve gericilikle kuşatma 1980 öncesinde dinciler tarafından meşru 4 mezhep içinde sayılmayan Alevilik, beşinci ve kafir mezhep şeklinde sayılmış, solun ve sosyalizmin önemli bir toplumsal gücü olan Aleviler de düşman olarak görülmüştü. 3
Ancak ilginçtir ki 12 Eylül den hemen sonra yüzde doksan dokuz Müslüman bir ülkeyiz edebiyatı her yerde parlatılmış, Türk-İslam sentezi resmi ideoloji haline dönüşmüş, Aleviler de gericiler tarafından kapsanmaya çalışılmıştır. Düşmanca tasfiye yerini gericileştirerek asimilasyona bırakmıştır. Ancak tarihsel düşmanlık, politik provokasyon olarak bir kez daha kullanılmış ve Türkiye nin karanlık 1990-1995 döneminde Sivas Katliamı ve provokasyonu devreye sokulmuştu. Düzen bir yandan gericilikle kapsamaya çalışırken diğer yandan saldırmaya devam etti. 1993 yılında Sivas ta 35 aydın, yazar, sanatçı yakılarak katledilmiş, 2 Temmuz Türkiye tarihinin en vahşi kaltiamlarından biri olarak tarihe geçmiştir. 2 Temmuz Sivas Katliamı Aleviler ve ilericiler için unutulmaz bir tarih olarak belleklere yazılmıştır. Aleviler örgütleniyor! Sivas Katliamı sonrası alevi toplumsallığında yeni bir uyanış ortaya çıktı. Aleviler, bu kez kendi örgütlülüklerini kurmaya başlamışlardı. Sol ve sosyalist güçlerin geriye çekilişi, Alevileri sol örgütlenmelerin dışında yeni arayışlara itti. Türkiye nin birçok ilinde bir dizi Alevi derneği, federasyonu, vakfı ve bunlar üzerinden cemevleri kurulmaya başlandı. Gericileşen bir Türkiye adım adım geliyordu. 12 Eylül ün beslemesi gericilik artık Türkiye de önemli bir toplumsal güç olarak iktidara gelmiş, toplumun bütün alanları gericilik tarafından kuşatılmaya başlanmıştı. Aleviler de bundan payını aldı. Alevi örgütlenmeleri açısından da farklı dünya görüşlerine sahip örgütlenmeler ortaya çıkmış, Ilımlı İslam ın Alevileri de oluşmuştu. Cem Vakfı ve çevresi buna verilecek ilk örnektir. Eşit Yurttaşlık mitingleri 12 Eylül cuntası sonrası Alevilik, bir yandan dinci gericilik tarafından kuşatılmaya başlanmış diğer yandan da gericilik bütün unsurlarıyla toplumsal yaşama dayatılmıştır. Bunun en temel başlığı ise zorunlu din dersleri olmuştu. Gericilik tek başına Alevilere değil toplumun bütününe kendini dayatmış, cumhuriyetin kuruluş felsefesi değişmiş, gericileşen siyasal ve toplumsal yapı Türkiye de yeni bir rejimi gündeme getirmiştir. AKP tarafından yürütülen bu operasyon adım adım devletin bütün kademelerinde ve kurumlarında yaşama geçirildi. Artık Türkiye de laiklik gibi cumhuriyet değerleri rafa kalkmış, yerine 4
Amerikancı, gerici ve piyasacı bir düzen gelmişti. Bu sürece tepki tıpkı Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi Alevilerden de geldi. Geçen yıllarda yapılan 8 ve 9 Kasım büyük Alevi mitingleri, bu tepkinin sonucu olarak ortaya çıktı. Eşit yurttaşlık talebiyle siyasi sahneye çıkan Aleviler, bir siyasal sorunu ve toplumsal bir dinamiği ifade eder hale geldiler. Zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane sayılması, nüfus cüzdanlarında din hanesinin kaldırılması, Diyanet in kaldırılması gibi talepler artık Alevilerin ortak talepleri olmuştu. Cumhuriyet değerleri ortadan kalkarken Aleviler cumhuriyetin laiklik değerinin savunusunun toplumsal sözcüsü durumuna gelmişlerdi. Yandaş ve sahte Alevi örgütleri ortaya çıkıyor Ancak bu tablo bir bütünlük arz etmiyor. 30 yıldır ülkenin gericileştirilmesi ve AKP eliyle gerçekleştirilen Türkiye nin dönüştürülmesi operasyonu Alevi toplumsallığı içinde de karşılıklar yarattı. Bir yandan AKP nin sinsice uyguladığı açılım ya da çalıştaylar, diğer yandan liberal müdahaleler AKP nin bu sinsi politikası adım adım Alevi örgütleri içerisinde işlemeye devam ediyor. Çalıştay vb. uygulamalar ile yapılmak istenen Alevilerin ağzına bir parmak bal çalarak ülkenin tam anlamıyla gericileştirilmesi ve Aleviliği de bu gerici toplumsal yapının bir parçası haline getirmektir. Eşit yurttaşlık sosyalizmde Türkiye gericileşiyor. Toplumsal alanda ve devlet erkinde gericilik iş başında. AKP, ülkeyi daha Amerikancı ve daha piyasacı hale getirdi. Bir yandan gericilik yükselirken toplumsal çürüme onunla atbaşı gidiyor. Sanat sergileri basılıyor, oruç tutmayanlar dövülüyor, namus cinayetlerinde görülmemiş bir artış yaşanıyor. Türban üniversitelere girmiş, kadının özgürlüğü bugün türbanlıların özgürlüğüne indirgenmiş durumda. Söz Alevilere gelince, eşit yurttaşlık talepleri görmezden geliniyor. Türkiye gericileşiyor. Bu kuşatma Alevileri de sarıyor. Yandaş dernekler kuruluyor. İlerici Alevi örgütleri içerisinde siyasal rant peşinde koşanlar bulunuyor. Alevilerin oylarına göz diken sözde solcular çıkıyor. Alevilerin ilericilik mücadelesini değil, AKP nin açtığı piyasacı yolu kutsayan liberaller Alevi örgütlerine sızmış bulunuyor. CHP, bugün bu kuşatmanın karşısında durmak bir yana türban konusunda dahi yan çizmiş bulunuyor. Laiklik tehlikede değil diyen sol bir partinin Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini sahiplenmesi ne kadar mümkündür? Ne yapmalı? Böyle bir tabloda toplumsal olarak sol değerlere sahip ve sosyalist dünya görüşüne açık Alevi toplumsallığı yerini yeniden tarif etmek zorunda. Siyasi eksenin sağa kaydığı bir tabloda ilericilik, aydınlanma, laiklik ve eşit yurttaşlık mücadelesi sağlam bir çıta oluşturmadan verilemez. Aleviler bu çarkı, sosyalist mücadelenin parçası, toplumsallığı haline dönüşmeden, sınıf mücadelesinin bir parçası olmadan, ülkenin Amerikancı ve piyasacı gidişine dur demeden tersine çeviremezler. Bugün Türkiye nin Amerikancı ve piyasacı dönüşümüne hayır demeden eşit yurttaşlık talebinin ayakları havada kalır. Onun için eşit yurttaşlık sosyalizmde! İşçi sınıfının toplumsal kurtuluş mücadelesi aynı zamanda Alevi emekçilerinin de eşitlik, özgürlük ve kurtuluş mücadelesidir. 5
TARTIŞMA SORULARI 1. Alevilerin talepleri nelerdir? Bu talepleri nasıl değerlendirmek gerekir? Dini talepler mi, ilerici talepler mi? 2. Birinci Cumhuriyetin ne gibi kazanımları vardı? Bu kazanımların Aleviler üzerindeki olumlu etkilerini tartışınız 3. İkinci Cumhuriyetin temel nitelikleri düşünüldüğünde daha gerici bir rejimin Alevi sorununu çözmesi mümkün mü? 4. Türkiye nin gericileşmesi ile emperyalizme bağımlılık arasında bir bağ var mı? 1950 li yıllarda NATO ya girilmesi ile sonrasında yaşanan toplumsal sorunlar arasındaki ilişkiyi tartışınız 5. AKP nin düzenlediği Çalıştay Alevilere özgürlük getirir mi? 6. CHP, Alevilerin taleplerini temsil eden bir parti midir, Alevi sorunu CHP tarafından çözülebilir mi? 7. Alevi sorunu neden ancak sosyalizmle çözülebilir? 8. Alevi işçiler ne yapmalı? İşçiler arasında alevi-sünni, Kürt-Türk gibi ayrımlar nasıl ortadan kaldırılabilir? 9. Her tür eşitlik ve özgürlük ile işçi sınıfı mücadelesi arasındaki ilişkiyi tartışınız 6
7
8