ADLİ TIPTA YAŞ TAYİNİNDE DİŞLERİN MUAYENESİ İLE ELDE EDİLEN BİLGİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ



Benzer belgeler
Prof. Dr. Gökhan AKSOY

Dişlerin Ark İçerisindeki ve Karşılıklı İlişkileri. Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy

Sınıf II Div 1 Anomaliler ve Tedavi Prensipleri

Prof. Dr. Gökhan AKSOY Prof. Dr. Cenk CURA Prof. Dr. Ebru ÇAL

Sıklık oranlarına göre çenelerde gömülü kalma sıralaması

FORAMEN APİKALE'NİN DİŞ KÖKLERİNİN ANATOMİK APEKSLERİYLE İLİŞKİSİ. Tayfun ALAÇAM*

Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DPE 603 Fiziksel, psikolojik, sosyal gelişim ve davranış

TARİHÇE BÖLÜMLER. Fakültemiz Klinik Bilimler Bölümü altında hizmet veren sekiz Anabilim Dalı bulunmaktadır.

ENDODONTİK TEDAVİDE BAŞARI VE BAŞARISIZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yrd. Doç. Dr. Sibel Koçak

Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri

Yaş Doğrulama Metotları

Günümüzde diş ve diş eti hastalıkları bütün dünyada yaygın ve önemli bir sorundur. Çünkü ağız ve diş sağlığı genel sağlığımızla yakından ilişkilidir.

O Gelişim, organizmanın döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden en son aşamaya ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın

Sığırda Dişe Bakarak Yaş Tahmini

ÇOCUKLARDA BÜYÜME VE GELİŞMENİN İZLENMESİ

GİRNE ÜNİVERSİTESİ, DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ DÖNEM II ( )- I. DERS KURULLARI HAFTALIK DERS PROGRAMI

Mine dokusunun yapısı, organik ve inorganik yapı bileşenleri

Radyolüsent Görüntü Veren Odontojenik Tümörler Dr.Zuhal Tuğsel

İSKELET YAPISI VE FONKSİYONLARI

MANDİBULA HAREKETLERİNİN OKLÜZAL MORFOLOJİYE ETKİLERİ

ORTODONTİ. Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DOR 603 Ortodontik tanı yöntemleri, Fonksiyonel analiz,

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

Total Kalça Protezi. Prof. Dr. Önder Yazıcıoğlu İstanbul Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı

ÖNLEYİCİ ORTODONTİK TEDAVİ. Prof. Dr. Hatice Gökalp

ADLİ BİLİMLERDE ODONTOLOJİ Malhun FAKIOĞLU Serra KARTAL Sevil ÇİMİR Tuğba BAŞKAYA

İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI

SÜT VE SÜREKLİ DİŞLERİN SÜRMESİ. Doç. Dr. Tuğba Bezgin

Prof. Dr. Ferit ÖZATA

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Doğum Mevsimi İlişkisi. Dr. Özlem HEKİM BOZKURT Dr. Koray KARA Dr. Genco Usta

ÜST ÇENE SAĞ I. BÜYÜK AZI DİŞİ MORFOLOJİSİ

Paslanmaz Çelik Gövde. Yalıtım Sargısı. Katalizör Yüzey Tabakası. Egzoz Emisyonları: Su Karbondioksit Azot

Zeytinyağı ve Çocukluk İnsanın çocukluk döneminde incelenmesi gereken en önemli yönü, gösterdiği bedensel gelişmedir. Doğumdan sonraki altı ay ya da

OKLÜZYON KUVVETLERİ DR. HÜSNÜ YAVUZYILMAZ

GELİŞİM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Çene Eklemi (TME) ve Yüz Ağrıları Merkezi

Periodontoloji nedir?

BÜYÜME. Vücudun ya da vücut bölümlerinin boyut olarak artması Yaşamın ilk 20 yılında görülen en önemli biyolojik süreçtir.

KİTAP İNCELEMESİ: ADLİ OSTEOLOJİ BOOK REVIEW: ADLİ OSTEOLOJİ (FORENSIC OSTEOLOGY)

FLEP OPERASYONU ve YARA İYİLEŞMESİ. Prof.Dr.Yaşar Aykaç

İZDÜŞÜM PRENSİPLERİ 8X M A 0.14 M A C M 0.06 A X 45. M42 X 1.5-6g 0.1 M B M

Süt dişleri neden önemlidir? İlk dönemde süt dişlerinin bakımı nasıl yapılmalıdır?

Bir cismin içinde mevcut olan veya sonradan oluşan bir çatlağın, cisme uygulanan gerilmelerin etkisi altında, ilerleyerek cismi iki veya daha çok

PANAROMİK RADYOGRAFİ TEKNİĞİ İLE ÜST ÇENE ÖN BÖLGEDE İKİNCİ SÜRNÜMERER BİR DİŞİN TEŞHİS BAŞARISIZLIĞI

GELİŞİMSEL KALÇA DİSPLAZİSİ PROGNOZU VE GÖRÜNTÜLEME. Dr. Öznur Leman Boyunağa Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Radyoloji Bilim Dalı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

Yaşlılarda düzenli fiziksel aktivite

Temel ve Uygulamalı Araştırmalar için Araştırma Süreci

AVRASYA ÜNİVERSİTESİ

Sabit Protezler BR.HLİ.011

BİR OLGU NEDENİYLE CLEIDOCRANIAL DYSOSTOSIS

ANTROPOMETRİ SEKÜLER TREND ÇOCUK SEKÜLER TRENDİ KISMET ŞEN

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞIMIZ ELİMİZDE

LAMİNA DURA. Alveoler Kemik: Dişlerin hemen etrafında, onları kuşatan, dişin alveolünü sınırlayan kemiktir. İki kısımdan oluşur:

DERİN KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ. Derin Örtülü Kapanışın Tanımı ve Etyolojisi

Alt santral-lateral diş kök kanal tedavisi. Alt kanin diş kök kanal tedavisi. Üst molar diş kök kanal tedavisi. Alt molar diş kök kanal tedavisi

ÇOCUKLARDA FİZİKSEL GELİŞİM

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

Demans ve Alzheimer Nedir?

YAŞLANMA /YAŞLANMA ÇEŞİTLERİ VE TEORİLERİ BEYZA KESKINKARDEŞLER

ORTODONTİ ANABİLİM DALI

BÜYÜMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ. Prof Dr Zehra AYCAN.

İskelet Kasının Egzersize Yanıtı; Ağırlık çalışması ile sinir-kas sisteminde oluşan uyumlar. Prof.Dr.Mitat KOZ

BETATOM EMAR GÖRÜNTÜLEME VE TANI MERKEZİ DENTO MAKSİLLO FASİYAL RADYOLOJİ BİRİM

BKİ farkı Standart Sapması (kg/m 2 ) A B BKİ farkı Ortalaması (kg/m 2 )

Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

Prof. Dr. Ferit ÖZATA

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

Doç. Dr. Fatih ÇALIŞKAN Sakarya Üniversitesi, Teknoloji Fak. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği EABD

DERS : ÇOCUK RUH SAĞLIĞI KONU : KİŞİLİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; 1- Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı Genç (Çocuk) Nüfus ( 0-14 yaş )

OPTİK Işık Nedir? Işık Kaynakları Işık Nasıl Yayılır? Tam Gölge - Yarı Gölge güneş tutulması

TDB AKADEMİ Oral İmplantoloji Programı Temel Eğitim (20 kişi) 1. Modül 29 Eylül 2017, Cuma

DÜŞÜK SICAKLIK STRESİ

Fizik Antropoloji Anabilim Dalına ait dersler, Antropoloji Lisans Programı dahilinde verilmektedir. Fizik Antropolojiye Giriş.

NÜFUSUN YAŞ GRUPLARINA DAĞILIMI

Prof Dr Gökhan AKSOY

DÖNER ALETLERİN KANAL TEDAVİSİNDE KULLANIMI

MALZEME ANA BİLİM DALI Malzeme Laboratuvarı Deney Föyü. Deneyin Adı: Malzemelerde Sertlik Deneyi. Deneyin Tarihi:

BİYOİSTATİSTİK Sağlık Alanına Özel İstatistiksel Yöntemler Dr. Öğr. Üyesi Aslı SUNER KARAKÜLAH

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU. Endodonti Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu

FONKSİYONEL OKLÜZAL MORFOLOJİ. Dr. Hüsnü YAVUZYILMAZ

OPTİK. Işık Nedir? Işık Kaynakları

Spor yaralanmaları sportif aktivite sırasında meydana gelen yaralanmaların genel adıdır. Normal yaşamda yaralanmalar sıklıkla dış etkilerle

diastema varlığında tedavi alternatifleri

KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI. Dr. Mustafa Özdemir

Prof. Dr. Bilge Hakan Şen. E.Ü. Dişhekimliği Fakültesi, Endodonti Bilim Dalı

Genel Bilgiler. Hastalar için önemli hususlar

Arpada Hastalıklara Bağlı Olmayan Yaprak Lekeleri

HEMODİYALİZ HASTALARINDA HASTALIK ALGISI ÖLÇEĞİNİN KLİNİK SONUÇLAR İLE İLİŞKİSİ

Tıpta bilirkişilik şu konuları kapsamaktadır:

AYNI YÖREDE BULUNAN 242 BİREYİN PROTETİK MUAYENE BULGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

KİNEZYOLOJİ ÖĞR.GÖR. CİHAN CİCİK

GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ DEKANLIĞI

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

GÖMÜLÜ DİŞLER. Dişlerin gömülü kalma nedenleri

DİŞLERİN KİMLİK TESPİTİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Transkript:

T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ADLİ TIP ANABİLİM DALI ADLİ TIPTA YAŞ TAYİNİNDE DİŞLERİN MUAYENESİ İLE ELDE EDİLEN BİLGİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BİTİRME TEZİ Stj. Diş Hekimi İbrahim DİNCER Danışman Öğretim Üyesi: Yrd. Doç. Dr. Ender ŞENOL İZMİR-2015

ÖNSÖZ Adli Tıp yönünden önemli bir konuyu bana mezuniyet tezi olarak veren ve çalışmalarımda yol gösteren Yrd. Doç. Dr. Ender ŞENOL a teşekkürü borç bilirim.

İÇİNDEKİLER Sayfa No 1. GİRİŞ...1 2. YAŞ TAYİNİNİN ÖNEMİ...2 3. DİŞLERDE YAŞ TAYİNİNDE UYGULANAN METOTLAR.....3 3.1. Süt ve Daimi Dişlerdeki Embriyolojik Gelişme ve Sürme Zamanlarına Bakılarak Yapılan Yaş Tayini...3 3.1.1. Süt ve Daimi Dişlerin Sürmeleri ve Gelişmeleri...... 6 3.1.1.1. Preerüptif Faz...... 6 3.1.1.2. Prefonksiyonel Erüptif Faz......7 3.1.1.3. Fonksiyonel Erüptif Faz.........8 3.1.2. Dentisyon..... 9 3.1.3. Süt ve Daimi Dişlerde Erüpsiyonlara Etkili Lokal ve Sistemik Etkenler...14 3.1.3.1. Süt Dişlerinin Erken Sürmesine Etken Faktörler......14

İÇİNDEKİLER (devam) 3.1.3.2. Sürekli Dişlerinin Erken Sürmesine Etken Faktörler... 15 3.1.3.3. Süt ve Sürekli Dişlerinin Geç Sürmelerine Etken Faktörler......15 3.1.4. Dişlerle Yaş Tayininde Çeşitli Özelliklerle Uygulamalar... 16 3.1.5. Gelişim Sonrası Dental Değişimler......17 3.2. Diş ve İlgili Dokularda Yaşlılığa Bağlı Olarak Oluşan Değişikliklere Kriter Alan Yöntemler..18 3.2.1. Çoklu Regresyon Yöntemi (Gustafson Yöntemi).......18 3.2.2. Kök Transparanlığı ve Sekonder Dentin Oluşumunun İncelenmesi ile Yapılan Yaş Tayini...19 3.2.3. Diş Köklerinin Renginden İskelet Kalıntılarının Yaşının Tahmin Edilmesi...22 3.2.4. Dişlerdeki Dentin Tübüllerinin Sayısı ve Boyutlarının İncelenmesiyle Yapılan Yaş Tayini......22

İÇİNDEKİLER (devam) 3.2.5. Camera Lucida Metodu... 23 3.2.6. Aspartik Acid ile Amino Asidin Çözünme Reaksiyonuyla Dişten Yaş Tayini...23 4. TARTIŞMA ve SONUÇ.... 25 5. KAYNAKLAR.....26 6. ÖZGEÇMİŞ...28

GİRİŞ Bir insanın tanınmasında, tanımlanmasında ve diğer insanlardan ayırt edilmesinde etkin olan özelliklerin tümüne kimlik adı verilir. Yaşayan ya da ölü bir kişinin bu özelliklerinin ortaya konulmasına ise kimlik tespiti denir. Birçok nedenden ötürü hem canlıda hem de ölüde kimlik tespiti yapmak gerekli olmaktadır. Yaşayan kişilerde kimlik tayini günümüzde yalnızca bireysel veya toplumsal bir olgu olmaktan çıkmış uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Kimlik tayininin en önemli unsurlarından birisi de kişinin yaşının belirlenmesidir. Yaş; cinsiyet, boy, vücut ağırlığı, saç, cilt, göz rengi, parmak izi, kemik ve dişler gibi bireyin tıbbi kimliğini oluşturan fiziksel özelliklerden biridir. Yaş tayini adli bilimlerin en önemli konularındandır. Kimliği belirsiz ve şüpheli ölümler ile bebek cesetlerinde ve kendini ifade edemeyecek durumdaki kişilerde yaş tayini yapılması gerekebilmektedir. Ancak ülkemizde özellikle kırsal kesimde sağlıklı doğum ve nüfus kayıtlarının olmaması nedeniyle canlı olgular için de yaş tayinine sık olarak başvurulmaktadır.(1,2) Özellikle, adli tıp uygulamalarında cezai sorumluluk, hukuki ehliyet, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği, askere alınma, memuriyete girme, evlenme, emekli olma gibi durumlarda kişinin yaş tayini gündeme gelmektedir. Kısaca yaş, kişinin sosyal ilişkilerinde ve yargıya yansıyan olaylarda büyük öneme sahiptir. Adli makamlar tarafından adli tıp uzmanı hekimlerden kişinin yaşının tayini istenmektedir.(3,2,4) Günümüzde çok yönlü sürdürülen çalışmalar, yaş tayini için en uygun yöntemin araştırılması üzerine yoğunlaşmıştır. Adli tıp uygulamalarında canlılarda yaş tayini için fiziksel gelişim ve yaşlanma bulguları

kullanılmaktadır. Kullanılan kriterler; boy, ağırlık, sekonder seks karakterlerinin gelişimi, cilt ve göz değişiklikleri, kıl gelişimi, ruhsal gelişim, diş ve kemik gelişimi gibi farklı fiziksel gelişim ve yaşlanma bulgularıdı. 2. YAŞ TAYİNİNİN ÖNEMİ Gelişmiş ülkelerde yaş tespiti yalnız kimlik tayini maksadıyla yapıldığı halde, ülkemizde nüfus kayıtlarının zamanında yapılmaması sebebiyle kimlik tayininden ziyade kimliği bilinen kimselerin gerçek yaşlarının tespiti için yapılmaktadır. (5) Adli tıpta yaş tayini, kıymetli bir delil olan rapor verme açısından halen ağırlığını ve önemini korumaktadır. Gerek canlıda gerekse ölüde yaş, ceza ve medeni hukuk bakımından önemlidir. (6) Geçmişte olduğu gibi günümüzde de cezai ve hukuki sorumluluk, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği, maruz kalınan seksüel saldırı olaylarına karşı kendini ruhsal yönden koruyup koruyamayacağının tespiti, suç işleme eyleminde bulunmuş zanlılarda, okula başlama, memuriyete girme, emekli olma, sürücü belgesi alma gibi durumlarda kişinin gerçek yaşının bilinmesi gerekmektedir. Ayrıca kimliği belirsiz şahıs veya bebek cesetlerinde yaş tayini adli makamlarca talep edilmektedir.(1,2) Genellikle Türkiye de bazı bölgelerde nüfus kayıtlarının zamanında ve doğru yapılmadığı bilinmektedir. Bunun sonucu olarak, kimi zaman yeni doğan çocuklar nüfusa birkaç yıl geç kaydedilebilmekte, bazen de önceden ölen çocuğun kimlik bilgileri yeni doğan çocuk için kullanıldığından büyük kaydedilmiş olabilmektedir. Böyle durumlarda bu kişilerin gerçek yaşları ile nüfustaki kayıtları farklı olmaktadır. Göç, miras olayları, adli olaylar, yaş sınırlaması gerektiren (spor kulüpleri, emeklilik

vb.) işlemler sırasında yaşın gizlenmesi ya da sahte kimlik kullanılması durumlarında sorunlar yaşanmaktadır. Türkiye de Hukuk mevzuatımız da cezai ve hukuki yönlerden kişiyi yaş dönemlerine ayırmış, kadın ve erkeğe göre de sınıflandırmalar getirmiştir. Bu dönemlerde suçun şekline göre cezanın şekli de değişmektedir. Bilhassa en fazla, 7,12,15 ve 18 inci yaşların tamamlanıp tamamlanmadığı hususları önem kazanmaktadır. Günü gününe yaş tayini pek mümkün olmasa da gerçek yaşa yakın yaş tespiti yapabilmek mümkün olmaktadır. 3. DİŞLERDE YAŞ TAYİNİNDE UYGULANAN METOTLAR Dişlerde yaş tayininde uygulanan metotlar ikiye ayrılır. 1- Süt ve sürekli dişlerdeki embriyolojik gelişme ve dental erüpsiyonları; bu metot dişlerin sürmelerine bakılarak yapılır. Bu yöntemle intrauterine aylardan, 20 yaşına kadar yaş tayinini doğru olarak yapmak mümkündür. 2- Dişle ilgili dokularda yaşlılığa bağlı olarak meydana gelen değişikliklerin kriter olarak alındığı ve 20 yaşından sonraki yaş tayininde kullanılan metotlar (7). 3.1. Süt ve daimi dişlerdeki embriyolojik gelişme ve sürme zamanlarına bakılarak yapılan yaş tayini Bir dişin embriyolojik 6 safhada incelenir. Bunlar ; 1- Proliferasyon Fazı, 2- Diferansiyasyon Fazı,

3- Formasyon Fazı, 4- Mineralizasyon Fazı, 5- Protektif Faz, 6- Desmolitik Fazdır. Ilkel ağız (stomodeum) intrauterin hayatın 3. haftasında oluşur. Dişlerin oluşumuna başlangıç oluşturan ilk hareket ise intrauterine hayatın 6. haftasında gözlenir. Yukarıda sayılan fazların ilki intrauterine hayatın 3. haftasında başlar ve aynı fazın içinde intrauterine hayatın 6. haftasında diş jermlerinin kökenlerini oluşturan kalıcı duvarın meydana gelmesiyle devam eder. Bu embriyolojik fazlar dişin sürmeye başlamasına kadar devam eder (8). Tablo 1: Süt dişlerinin kronun tamamlanmasına kadar olan zaman Dişler Germlerin Kireçlenme Kronun Belirlenmesi Başlangıcı Tamamlanması I 3 hafta Prenatal 4 ay 2 ay II 3 hafta Prenatal 4 ay 3 ay III 3 hafta Prenatal 5 ay 9 ay IV 10 hafta Prenatal 4 ay 6 ay V 10 hafta Prenatal 6 ay 10 ay

Yukarıdaki tabloda süt dişlerinin embriyolojik devrede kalsifikasyonunun başlaması ve kronun tamamlanma zamanları gösterilmektedir. Burada dikkat edilecek husus radyografik olarak incelenebilen mineralizasyonnun (4. Ay gibi) intrauterine hayatta gözlenebilir olmasıdır (9). Dentisyona geçmeden once klinik açıdan yapılacak olan bir yaş tayininde süt ve daimi dişlerin ayırımı yapılması gerekir. Bu açıdan süt ve daimi dişlerdeki morfolojik farklılıklar önemlidir. (9). 1) Süt dişleri bütün boyutlarda daha küçüktür. 2) Süt dişlerinin klinik kronlarında mesio-distal çapları kron boylarına oranla daha geniştir. 3) Süt molarların kökleri, kron genişlik ve boyuna oranla daha uzun, inc eve yassıdır. Ayrıca kökler, altta bulunan daimi premolar diş kronlarına yer sağlamak amacı ile mesio-distal yönde ayrılma gösterirler (diverjans). 4) Süt azı dişlerinin mesio-distal çapları, onların yerini alacak küçük azı kronlarının mesio-distal çaplarından büyüktür. 5) Bir yarım diş kavsindeki süt dişi kronlarının mesio-distal çaplarının toplamı, onların yerini alacak sürekli dişlerden daha azdır. 6) Süt molarların (I. Süt) buccal (vestibül) yüzleri daha bombeli ve servikaldeki girinti daha barizdir. 2

7) Süt molarların buccal ve lingual yüzleri okluzale doğru birbirine yaklaşır, okluzal yüzeyin bucco-lingual çapı daimi molarlardan daha dardır. 8) Süt dişlerin daralmış boyun kısımlarına sahiptir. 9) Süt molarların ara yüzeyleri bir satıh şeklinde birbirleri ile temastadır. Daimi dişlerde ise aproksimal kısımlar daha yuvarlak ve aralarında noktasal kontak mevcuttur. 10) Süt molarların kökleri, kole bölgesinden geniş açıyla krondan çıkıyormuş gibi bir görünümdedir. Daimi dişlerdeki gibi bir kaideden ayrılıyormuş görüntüsü yoktur. 11) Mine tabakası süt molarlarında belirgin bir kenarla sonlanır, sürekli molarlarda ise giderek incelerek sonlanır. Şekil 1: Süt dişi ve daimi diş farkları http://www.drrenginnalbantoglu.com/detay.asp?id=107&dental-radyografi (10.05.2015) 3

Bu morfolojik farklılıktan başka bir süt dişleri daima dişlerden daha fazla aşınma gösterirler. Ayrıca süt dişlerinde Spee Eğrisi daima dişlere göre daha belirgindir (9). 3.1.1. Süt Ve Daimi Dişlerin Sürmeleri Ve Gelişmeleri Erüpsiyon (diş sürmesi, indifa) çene kemiklerinin içerisinde gelişmekle olan dişlerin, aksiyel yönde harekete geçerek, ağızdaçene kvisleri üzerinde fonksiyonel durumlarını almalarıdır. dişler, kron tam oluşmadan ağız içine açılmazlar (9). Dişlerin sürmesi 3 faza ayrılabilir: bunlar Preerüptif, Prefonksiyonel, Fonksiyonel Erüptif fazlardır (9). 3.1.1.1. Preerüptif Faz; diş jermi bu dönemde dental sakın (torbacık) gevşek bağ dokusu ile çevrilidir. Çene kemiği içinde ufak dönme, kayma hareketleri ve uzanma gösteren diş jermi ağız ortamına alveol kretin lingual kısmından küçük bir delikle açılır. Buna grubernakular kord denir. Aynı zamanda bu aşamadadiş germini çevreleyen kemikte şekillenmeler görülür (9). Büyümekte olan çene kemikleri içinde gelişen diş jermleri, pozisyonlarını korumak için iki değişikhareket gösterir. Diş jermlerinde hem gövdesel bir hareket, hem de ekzantrik büyüme gözlenir. Gövdesel hareket; kemik içinde (intra-ossöz) dişin, bütün bir jerm halinde ilerlemesidir.aynı anda diş jerminin sürme yönünde kemikte rezorbsiyon oluşurken, arkasındaki kemikte apozisyon (kemik birikimi) gözlenir ve çene kemikleri büyüdükçe bu olaylar sürekli olarak devam eder. Eksantrik büyüme ise, dişin bir bölümü büyürken diğer kısımlarının sabit kalmasıdır. Örneğin kök uzarken 4

kron boyutları aynı kalmaktadır. Bu da dişin merkezinin sürekli olarak değişim halinde olduğunu gösterir (9). Aposizyon ve rezorbsiyon olaylarında pek çok mediatörün rolü olduğu belirlenmiştir. Bunlar dental follikülden köken alır; metalloproteinazlar ( kollagenaz ve stromelisin) gibi. Ayrıca büyüme faktörleri (interleukin-1 alfa, EGF, TGF- Beta, CSF- 1) ve mine organı ve diş kaynaklı proteinlerin de görevleri vardır (9). 3.1.1.2. Prefonksiyonel Erüptif Faz, Kök formasyonunun başlamasıyla birlikte gözlenir. Prefonksiyonel erüptif faz, diş okluzal kontağa ulaştığında tamamlanır. Diş jermi ağız boşluğuna ulaşıncaya kadar kron dental epitelle kaplıdır. Kron yüzeye yaklaştıkça dental epitel ile ağız epiteli arasındaki bağ dokusu ortadan kalkar.kronun tüberkül tepesi, ağız mukuzasına ulaştığında dental epitel ile ağız epiteli birleşir. Tam dişin ağza açıldığı yerde 11 epitel parçalanır. Diş mukozayı adeta delerek ağız içine açılır. Büyüme periodunda dişlerin okluzale doğru hareketi oldukça hızlı sayılabilir. Çenelerin gelişip yükselmesi ve alveol kretlerinin oluşumu süresince dişler fonksiyondaki pozisyonlarını korumak için çenelerin gelişimine uygun olarak okluzale doğru aynı hızla hareket etmek durumundadır. Diş okluzyona gelmeden kısa bir süre önce ise sürmede bir yavaşlama gözlenir (9). Prefonksiyonel erüptif faz süresinde dental saktan farklılaşan primitif periodontal ligaman, dişin sürme hareketlerine uygun olarak düzenlenir (9). Dişlerin sürmesi, çenelerin şekillenmesi ile birlikte büyümesinin bir parçası olarak görülebilir. Sürmekte olan dişin üzerindeki osteoklastlar diferansiye olarak 5

kemik kriptasının rezorbe olmasına neden olmaktadır (9). Mandibula ve maksillada anatomik olarak bulunan küçük foraminalar erüpsiyon yollarının kanıtlarıdır. Bu gubernakular foraminalar süt dişlerinin lingualinde yer alırve gubernakular kordların bulundukları yerleri belirler (9). Daimi kesiciler, süt dişlerinin lingual kısmından sürerken, premolar dişler, süt molarların kökleri arasında kunumlanmışlardır. Zamanla süt dişlerinin kökleri kemik rezorbsiyonuna benzer bir şekilde rezorbe olur ve alttan gelmekte olan diş jermi için erüpsiyon yolu açılmış olur (9). 3.1.1.3.Fonksiyonel Erüptif Faz, Dişin antagonisti ile temasa geçmesiyle başlar ve hayat boyu hareketleri ile devam eder. Böylece erüpsiyon ve alveol kemiği şekillenmesi dişlerde yaşlanma ile oluşan atrisyonu kompanze etmek için yavaş bir ritmde 50 yaşına kadar devam eder. Sürme hareketi, özellikle antagonist dişlerin kaybedilmesi durumunda, sement apozisyonu ile devam edebilir (9). Ancak bu yolla okluzal düzlem ve çenelerin arasındaki mesafe ve kapanış korunabilir, bu aynı zamanda çiğneme kaslarının normal fonksiyon görmeleri için gereklidir (9). Dişlerin çiğneme veya fonksiyonel hareketleri kontak yüzeylerinde aşınmaya yol açar. Bu madde kaybına rağmen dişler arasındaki keskin kontaklar, dişlerin orta hat boyunca horizontal (sürme) hareketleri ile korunur. Bu hareket fizyolojik mezializasyon olarak adlandırılır. Atrisyonun insizalde ve okluzalde olduğu kadar kontak yüzeylerinde de oluştuğu bu şekilde anlaşılmaktadır. Bu bahsedilen diş sert 6

dokularındeki kaybın karşılanması ve arkları arasındaki karşılıklı ilişkilerinin korunması için insanlarda dişler, okluzomezyal yönde sürme hareketine devam eder.vertikal sürme ile Mezializasyonun bir arada gözlenmesi ile dişlerin koordineli olarak hareketleri ortaya çıkar (9). Aktif erüpsiyon, dişin soketi içinde okluzale doğru hareketini ifade eder. Klinik erüpsiyon ise, dişin tüberkülünün ağız boşluğunda görülmesi ile başlar ve diş okluzyona gelene dek devam eder (9). Sürekli dişlerin aktif erüpsiyonunda süt dişlerinin köklerinin rezorbsiyonlarından başka, osteoklastlar tarafından bir geçiş yolu hazırlanması gerekir. Böylece erüpsiyon yönünde kemikte rezorbsiyon, ters yönde ise apozisyon oluşarak sürme işlemi gerçekleşir(3). 3.1.2. Dentisyon Dentisyon ; kelime anlamıyla dişlenme demektir. Klinikte 20 adet süt dişinin sürdükleri evreye birinci dentisyon, 32 sürekli dişin sürdükleri evreye ise ikinci dentisyon denir. İkinci dentisyon 6 yaşında 1. büyük azının sürmesiyle başlar, 18 ile 30 yaşları arasında çıkan 3. Azının sürmesiyle sona erer. (9). 7

Şekil 2: 1. Ve 2. Dentisyonun şematik olarak gösterilmesidir V -IV -III -II- I I- II- III- IV- V V -IV- III -II -I I- II- III- IV- V Şematik olarak 1. dentisyon 8-7-6-5-4-3-2-1 1-2-3-4-5-6-7-8 8-7-6-5-4-3-2-1 1-2-3-4-5-6-7-8 Not: Romen rakamlarının kullanılması süt dişleri gösterdiği içindir. Şematik olarak 2. dentisyon Şekil 3: Daimi diş kavsi ve karışık diş kavsinin röntgen görüntüleri http://dentfatih.com/panoramik-rontgen/ (09.05.2015) 8

Diş kavisleri ise 3 şekilde incelenir. Süt dişi kavsi: Tüm dişlerin süt dişi olduğu kavistir. Karmaşık diş kavsi: Süt ve daimi dişlerin aynı kaviste yer aldıkları diş kavsi. Daimi diş kavsi: Tüm dişlerin kalıcı diş olduğu diş kavsidir. Şekil 4: Yaşa göre dişlenme dönemleri http://www.aylinkatarbalaban.com/dis-doktoru/pedodonti-cocuk-dis-hekimligi.aspx (12.05.2015) 9

Diş gelişimi kronolojisi geniş bir şekilde çalışılmış ve dişlerin kalsifikasyon derecesi ve erüpsiyonu gösteren (belli yaşlarda, çocuklarda ve gençlerde) birçok tablo oluşturulmuştur. Ancak en çok kullanılanları bile( Schour ve Massler 1941, Moorress ark 1963, Johnson 1971, Sullivan 1973) sınırlamalara sahiptir. Ancak coğrafi bölge ve beslenmenin de dişlerin sürmesindeki önemi unutulmamalıdır. Kentlerdekilerin sürekli dişlerin sürmesinde hızlanma vardır. Ilıman iklimlerde yaşayanlarda diş sürmesi daha erken olur. Diş yaşı ile kronolojik yaş arasındaki eşitsizlik beslenme bozukluğu ile artabilir. Şekerli gıda ve yumuşak diyetle beslenen kişilerde dikkati çeker derecede diş çürüğü ve piyoreye (diş boynu etrafındaki kemik kısmının tahrip olması) rastlamak mümkündür (7). Benarje ve Mukarje nin 1967 de yaptığı bir çalışmanın modifiye edilmiş şekli ile Tablo-2 de bu farklılıklar görülmektedir (11). 10

Tablo 2: Geçici dişlerin çıkış zamanına ilişkin 4 populasyonda yapılan çalışmaların karşılaştırılması (çıkış zamanları ay olarak belirlenmiştir). Dişler Bengaldeş Kore Japonya Beyaz Irk Maksiller 1.kesici 10-13 7-9 9-11 9-12 2.kesici 11-15 8-11 11-14 12-14 Kanin 19-24 17-20 15-19 20-24 Molar 1 16-19 15-20 13-19 16-18 Molar 2 29-32 23-36 19-29 30-32 Mandibular 1.kesici 10-13 7-9 7-9 6-8 2.kesici 14-20 8-11 11-14 14-15 Kanin 20-24 16-19 15-19 20-24 Molar 1 16-18 15-20 13-19 16-18 Molar 2 29-32 22-26 19-29 30-32 11

Şekil 5: Süt dişlerin sürme zamanı http://www.drrenginnalbantoglu.com/detay.asp?id=108&sut-dislerinin-surme-vedegisme (10.05.2015) 12

Şekil 6: Daimi dişlerin sürme zamanları http://www.serkanzeybek.com/pedodonti-cocuk-dis-hekimligi.html (10.05.2015) Yukarıdaki tablolarda verilen değerler genelde bir standart oluşturmaktaysa da bazı lokal ve sistemik nedenlerle dişlerde erken veya geç sürmeler oluşabilir. Bebeklerin 2/3 kadarı 6 aylıkken süt dişleri sürmeye başlar. Erkek çocuklarda kız çocuklara nazaran diş sürmesi biraz daha geç olur. Çocukların %90 nında süt diş sürmesi 18-30 aylarında tamamlanır. Ortalama 28 aydır. Minimum 10 ay, maksimum 38 ay olabilir. Süt dişlerinin köklerinin tamamlanması ise sürmesinden 1 yıl sonra gerçekleşir. İster sür ister kalıcı diş olsun erken sürmesi dentitio praecox, geç sürmeye ise 13

dentitio tarda denilmektedir. Süt dişinin geç düşmesine ise persiste süt dişi olarak nitelendirilir. Dişlerin sürmelerini etkileyen lokal ve sistemik faktörler yaş tayini açısından önemlidir. Çünkü bu etkiler dişlerde oluşabilecek erken sürme ve geç sürme dişlerle yapılan yaş tayininde hatalara yol açabilir. Örneğin, Shroff un Down Sendromlu bir kıza yaptığı muayenede; klinik olarak 13 yaşında olduğu saptanmış ancak radyolojik incelemede köklerin tamamlanması ile erüpsiyonun gecikmesinin birlikte olduğunu ortaya koyarak vakayı doğrulamıştır (12). 3.1.3. Süt ve daimi dişlerde erüpsiyonlara etkili lokal ve sistemik etkiler 3.1.3.1. Süt dişlerinin erken sürmesini etkileyen faktörler (9,12) 1- Irsiyete bağımlı olanlar etkilidir. 2- Enfeksiyonlar, özellikle hamilelik sırasında annenin geçirdiği enfeksiyonlar 3-Endokrin bozuklukları, hipertiroidi gibi, 4- Bebeklerde ender vakalarda dişli olarak dünyaya gelebilirler. Bu olaya Dentes Natales adı verilir ve 1/2500 oranında görülür. Daha çok alt kesici dişlerde (%85) görülürler, bazen üst kesicilerde de görülebilirler. Dişlerde kronun büyük bir kısmı oluşmuş, kök ise oluşmamıştır. Çoğunlukla sallanma vardır. Dişler yumuşak dokuya gevşek olarak bağlanmışlardır 14

3.1.3.2. Sürekli dişlerinin erken sürmesine etken faktörler (9,12) 1- Süt dişlerinin erken düşmesi sonucu olabilir 2- Bazı enfeksiyon hastalıkları 3- Böbrek üstü bezinin korteks bölümü tümörleri 4- Hipertroid gibi endokrinal sistem hastalıkları 3.1.3.3. Sürekli ve süt dişlerinin geç sürmelerine etken faktörler (9,12) Bu etkenler lokal ve sistemik olarak 2 grupta incelenir. Tek bir dişi ilgilendirdiği gibi tüm dişleri de ilgilendirebilir. Genel etkenler (9) 1- Irsiye 2- Kötü beslenme, vitamin eksikliği 3- Hormon bozuklukları; hipotiroidizm, hipiparatiroidizm, hipopituitarizm 4- Annenin hamileliğinin ilk 3 ayında kızıl, kızamık gibi virütik bir hastalık geçirmesi veya konjenital sifilizde süt dişlerinde sürme geçikmeleri gözlenir. Lokal etkenler (9) Süt dişlerinde sürme kistları en başta gelen etkendir. Ayrıca annenin hamilelikte x ışınlarına maruz kalması da süt dişlerinin sürmesinde gecikmeye neden olur. 15

Sürekli dişlerde; Artı dişler Ankiloz Ektopik sürme Yer darlığı Süt dişinin persiste kalması Dişin dilaserasyonu Gömük olma Travmatik durumlar Kistler Odantojenik tümörler Çene tümörleri Fibrotik diş eti Fibröz displazi Ayrıca daimi ve süt dişlerinin sürmelerini geciktiren hastalık ve sendromlar vardır. Bunlar; Down Sendromu, Hallermann-Streif Sendromu, Alpett s Sendromu, Cleidocranial displazi, Chondoectodermal displazi, Progeria, Osteopetrozis vb.(9). 16

3.1.4. Dişlerle Yaş Tayininde Çeşitli Özellikler Ve Uygulamalar Birçok yaş tayininde sadece erüpsiyon zamanları kullanılmıştır. Bunun nedenide bir ek bilgiye gereksinim göstermeden erüpsiyon zamanlarının kolaylıkla tayin edilebilir olmasındandır. Mineralizasyon başlangıcı, kronun teşekkülü, kökün tamamlanması, gibi diğer kriterler pek kullanılmamıştır. Erüpsiyon zamanlarının çeşitli araştırıcılarla değişik yorumlanması sonucu çeşitli karışıklıklar ortaya çıkmiştır. Bazı araştırıcılar erüpsiyon zamanını kronun ağzında belirdiği ilk an olarak ele almış. Diğer araştırıcılar ise erüpsiyon zamanını dişlerin antogonist ( karşı çenedeki dişler) dişlerle yakın temasa geldiği an olarak düşünmüşlerdir. Çeşitli dişlerin varlığı veya yokluğu 15 yaşına kadar faydalı bir kriterdir. Genellikle kökleri tamamıyla şekillenmiş 2. Daimi molarların tamamen çıkışına kadar sürer. 3. Molarların erüpsiyonu ise düzensizdir. Bu dişler yaş tayininde klinik olarak kullanılmazlar. Tamamen sürmüş 3. moların kişinin en az 17 yaşında olduğu gösterir. Bu 3. molarda kök formasyonu tamamlanmamışsa kişi büyük olasılıkla 25 yaşın altındadır (7). Üst ve alt çeneler arasında dişlerin erüpsiyon zamanları yönünden fark vardır. Alt daimi kesiciler üst antagonistlere nazaran 1 sene evvel sürmeye başlarlar. Premolar ve molarlar içinde aynı durum geçerlidir. Bu duruma göre de erüpsiyon periodu içinde alt çenede üst çeneye nazaran bir sürekli diş daha fazla bulunur (7). Genel bir görüş olarak intrauterin hayatın belli aylarından 20 yaşına kadar olan 17

süre içinde yapılan yaş tayinleri doğru yaşlara en yakın tahminler olarak kabul edilmiştir. İntrauterin hayatta yapılan yaş tahminleri oldukça yüksek bir doğruluk oranı ile yapılmaktadır. Diş gelişiminin ilk işaretleri embriyolojik hayatın ilk 3-4 ayı içinde görülebilir (7). İlk dişlerin erüpsiyonu yaşamın 5-6 aylarında izlenebilir. Her zaman yaklaşık santraller, daha sonra lateraller, 1. Süt molar, kanin ve 2. Süt molar şeklinde çıkarlar. Süt dişleri tam anlamıyla çıktıktan sonra 4 yaşına doğru alttan gelen daimi dişlere yer açılması nedeniyle aralanmalar gösteririler. Bulara fizyolojik diestemalar denir ve bu aralanmalar da yaş tayininde kullanılır (12). 3.1.5. Gelişim Sonrası Dental Değişimler Yaklaşık 14 yaşından itibaren gelişen tek diş, 3. Molar dişleridir. Büyük ve belirgin adli özellikler gösterir. Morfolojisi ve klinik görünümü, kalıcı dişlerin çeşitli özelliklerini ortaya koyar. Gelişiminin, temporal değişimlerden etkilendiği belirtilmiştir. Üçüncü molar dişin diğer dişlerden daha büyük farklılık gösterdiği söylenemez. Adli diş hekimi ilk aşamada kalıcı dişlerin gelişiminin tamamlanmasının ardından bu dişin kök gelişimini araştırır (7). Kesici dişlerde kron gelişimde cinsiyetler arasında gözlenen farkın minimal olduğu, cinsiyete bağlı en büyük değişimin mandibular kaninde gözlendiği, kadınlarda bu dişin gelişiminin erkeklere göre 11 ay daha ileride olduğu belirtilmiştir. 18

Genelde dental ve iskeletsel yaş erkeklerde birbirine yakın uyum gösterirken, kadınlarda iskeletsel yaş dental yaştan bir yıl daha önde gider. Bununla birlikte dental yaş diğer faktörlerden de etkilenir. Örneğin, kırsal bölgelerde ve sıcak iklimlerde erüpsiyon daha erken gözlenir ve süt dişinin uzayan rotasyonu altta duran kalıcı dişin erüpsiyonunu değiştirebilir (9,12,13) Kalıcı dişlerin çıkma sırasının yaş saptanmasında kullanılabileceği bildirilmekle birlikte, dişin çıkma zamanının diş çıkma sırasından daha güvenilir bir bulgu olduğu ileri sürülmüştür. Yirmi yaşlardan sonra ise dental yaş tahmininin daha az doğru sonuç verdiği ileri sürülmüştür. 25 yaşından sonra ise, yaş vaktinden önce çıkma veya aşınma nedeniyle ortaya çıkan sekonder dental değişiklikleri göz önüne alan çalışmalarla değerlendirilmeye başlanmıştır (9). 3.2. Diş Ve İlgili Dokularda Yaşlılığa Bağlı Olarak Oluşan Değişiklikleri Ölçüt Alan Yöntemler 3.2.1. Çoklu regresyon yöntemi (Gustafson Yöntemi) Dişteki yapısal değişikliklerin yaşın belirlenmesinde kullanılabileceği Gustafson tarafından gösterilmiştir. Gustafson değişikliklerin tek tek yaş ile çok az ilgisi olduğunu, fakat hep birlikte yaşın belirlenmesinde kullanılabileceğini ve kimliği belirsiz cesetlerde regresyon çizgileri yardımıyla yaşın belirlenmesinin olanaklı olduğu düşünülmüştür. Gustafson, dişte 6 sekonder değişimi (atrisyon, periodontitits, sekonder dentin, sement apozisyonu, kök transparanlığı ve kök rezorpsiyonu) dikkate almıştır (7,12,13). 19

1- Atrisyon, çiğneme nedeniyle, okluzal veya kesici yüzeyin alt aşınmalarından meydana gelir. Bu değişiklikler, hem mikroskobik hem makroskobik olarak görülür. 2- Periodontitis, diş kaybı veya erüpsiyonun devamı, diş ataşmanlarındaki değişikliklerle karakterizedir. Hem mikroskobik makroskobik olarak görülebilir. 3- Sekonder dentin, pulpa kavitesi içinde gelişebilir, kısmen yaşın direk bir işareti kısmen de çürük, paradontitis gibi patolojik durumlara karşı bir reaksiyon olarak gelişir. Bu değişiklik sadece mikroskobik kesitlerde görülebilir. 4- Sement apozisyonu, özellikle paradontitis ile bağlantılı olarak, kökte veya etrafında oluşabilir. Mikroskobik kesitte görülebilir. 5- Kök rezorpsiyonu, sement ve dentinin her ikisinide içerir. Mikroskobik kesitte görülebilir. 6- Kök transparanlığı, dişin apikal bölümünün trasparanlığıdır. Bu transparanlık, dişin kronunda çürük, atrisyon veya benzer değişiklikler nedeniyle görülen transparanlık ile karıştırılmamalıdır. Eğer preparatin alkol veya ksilen ile suyu iyi uçurulmuş kanada balzamına batırılmadan önce kurutulmuşsa, kök transparanlığının yaş ile arttığı tedavi ve patolojik durumlarda çok yakın ilgisi olmadığı bildirilmiştir (7,12,13). İlk 4 özellik daha önce araştırmacılar tarafında da dikkate alınırken, Gustafson, yaşın belirlenmesinde sistematik olarak kök transparanlığını ve rezorpsiyonunu kullanan ilk araştırmacı olmuştur. Değişikliklerin derecesine göre 0,1,2,3 şeklinde 4 lü 20

puanlama yaparak pek özellikli olmayan bir skala üzerinde bu değişiklikleri sınıflandırmıştır. Gustafson Skalası, yaşlanma ile birlikte dişlerde meydana gelen morfolojik değişiklikleri formüle etmek ve böylece yaş tayini yapabilmek amacına yönelik bir çalışma düzenidir. Gustafson araştırmasında, yaşlılık durumu belli olan kişilerden elde edilen indeksler yardımıyla yaşları belli olmayan kişiler üzerindeki subjektif tahminleri değerlendirmiştir (11). 3.2.2. Kök Transparanlığının İncelenmesi Ve Sekonder Dentin Oluşumu İle Yapılan Yaş Tayini Sekonder dentin oranı dişten yaş belirlemede dikkate alınan birkaç parametreden biridir. Sekonder dentin bütün yaşam boyunca sürekli olarak forme edilen dentin olarak tanımlanabilir. Sekonder dentin, pulpa kavitesi içinde gelişebilir, kısmen yaşın direkt bir işareti, kısmen de çürük, paradontitis gibi patolojik durumlara karşı bir reaksiyon olarak gelişir. Bu değişiklik sadece mikroskobik kesitlerde görülebilir (13). Dentin formasyonunun yaşam süresince devam ettiğini, bütün dentin duvarlarında ve hatta kanallarında bile yer aldığı saptanmıştır. Genç bireylerde yaşlılarınkinden daha hızlı oranda sekonder dentin oluştuğu belirtilmiştir. Tabandaki dentinin oranı pulpanın değişik kısımlarında farklı bulunmuştur. Bazı araştırmacılar dentin formasyonunda atrisyonun bağımsız olduğu görüşünü benimsemiştir (13). İki tip sekonder dentin olduğu bilinmektedir. Birincisi devamlı olarak pulpa tabanında bulunmakta, ikincisi ise, diş çürüğü ve atrisyona karşı odontoblastların bir 21

savunma mekanizması olarak geliştiği düşünülmektedir. Pek çok olguda sekonder savunma dentinin başlangıçta patolojik olduğu düşünülmektedir. Yaşın ilerlemesine karşı olarak sekonder dentinin giderek daha fazla tabana doğru ilerlediği ve primer dentinle sınırının bir çizgi şeklinde olduğu gözlenmiştir (13). Yaş ile en belirgin korelasyon Johanson skorlanmasında hesaplanmıştır. Çoklu regresyon analizlerinde korelasyon yaşla birlikte artmaktadır. Yaşlılarda ve kadınlarda azalmış sekonder dentin formasyonunun farklı eğilimde olduğu gözlenmiştir (13). Kökün uzunluğu ile ilgili olan transparan dentin uzunluğu Adli Diş Hekimliğinde kişinin yaşinın belirlenmesinde kullanılmaya başlamış, yaş tayinini daha hassas bir hale getirmek için de indekste, yaşları bilinen kişilerin tek köklü dişlerinde ölçülen saydam dentin uzunluklarının kök uzunluklarına oranı belirtilmiştir (14). Dişlerde yaş belirlenmesinde uygulanacak yöntemlerden biri dekök-dentin transparanlığının araştırılmasıdır. Kök dentini genellikle üçüncü dekat sırasında transparanlaşmaya başlamakta ve kökün ucundan başlayarak, yaşın artmasıyla krona doğru ilerlemektedir. Bu değişimin kanal içindeki kalsifikasyonunun artması ve dental kanalların çaplarındaki daralmasından kaynaklandığı düşünülmüştür. Kanal dışı inorganik materyal ile kanal içi organik materyal arasındaki kırılma indisi farklılığı kalsifikasyonun artışına bağlı olarak eşitlenmekte ve dentin transparan bir görünüm kazanmaktadır. Dentin transparanlığının, dentindeki organik madde değişiklikleri (muhtemelen yağlı dejenerasyon) nedeniyle olduğu kabul edilmektedir. Kök transparanlığı üzerine 22

en yaygın araştırmalar Nalbandiyan ve ark. Tarafından yapılmıştır. Bu yazarlar dişte bilateral simetrik transparanlık olduğunu saptamışlardır. Nalbandiyan trasparanlığın intratübüler mineralizasyon yükselmesi nedeniyle olduğunu ileri sürmüştür. Bu değişiklikler ilk önce kökün apikal bölümünde ve dentinin periferinde gözlenmektedir. Mikroradyografik gözlemler yaşlı kişilerde trasparanlığın minerelazisyonderecesine bağlı olduğu kesinleşmiştir (11,15). Transparan bölge, sement kalınlığının artmış olduğu dişlerde daha koyu, renkli dişlerde ve kadın dişlerinde bir parça daha geniş bulunmuştur. Yaş artışına bağlı olarak transparanlığın hemen hemen çizgi olarak arttığı, periodontal yıkımdan etkilenmediği saptanmış ve kök transparanlığının yaşla matematiksel ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Miles transparanlığın mikroskopla ölçüleceği bir yöntem kullanılmış, yaşın ilerlemesine bağlı olarak kökte trasparanlık artışı olduğunu ve regresyon ilişkisi bulunduğunu göstermiştir (16). Yaş ile kök trasparanlığı arasında anlamlı bir artış olduğu Bang ve Ram tarafından da belirtilmiştir. Bununla birlikte yaşlı kişilerde bile kronun yanında, kökün üst bölümünde transparan olmayan alanlar bulunabileceği bildirilmiştir (17). Erkeklerde daha uzun bir trasparan bölge saptanmakla birlikte, yaşın etkisinin kontrol edildiği çalışmalarda diş ve cinsiyet farklılığı önünden zayıf bir korelasyon bulunmuştur. Erkeklerde daha büyük fonksiyonel kuvvetlerin daha fazla atrisyona neden olurak daha fazla transparan dentin oluşturduğu tahmin edilmiştir. Ancak transparan dentin boyutunun yaşla ilgili bir değişim olup dişin fonksiyonu ile ilgili olmadığı belirtilmektedir. Çekim nedeni ve transparanlık arasındaki kısmi 23

korelasyon her tip dişte anlamlı olmamıştır. Transparanlık ve kök boyutu arasındaki kısmi korelasyon, özellikle maksiler 2. Premolar ve mandibular 2. Kanin hariç bütün tip dişlerdeki transparan bölge alanı için p < 0.01 düzeyinde anlamlı bir korelasyon göstermiştir (17). Dişte bir dolgu veya büyük bir kavite varlığında pulpa dokusunun etkilendiği ve pulpa dokusu ölü olduğu zaman transparanlık gelişiminin durduğu varsayılmaktadır. Bu gibi ölü pulpası olan olgularda yaş tayini güvenilirliğinde düşme olur. Elde edilen değerlerin o kişi için en düşük yaş sınırını göstereceği, üst sınır hakkında yorum yapılamayacağı, dolayısıyla yaş tayininin birden fazla diş üzerinde yapılması önerilmiştir. Edilmesi 3.2.3. Diş Köklerinin Renginden İskelet Kalıntılarının Yaşının Tahmin Diş kökleri yaş ile gelişen bir sararma gösterir. Yapılan çalışmalarda, diş köklerindeki sararmanın yaş ile bağlantısını gösteren bir yöntem geliştirilmiştir. Yaşı bilinen kişilerden elde edilen diş köklerinin rengi beş yaş grubu içinde sınıflandırılarak, yaşları bilinmeyen kişilerin yaşlarını saptamak amacıyla kullanılmıştır. Yaşları bilinmeyen dişlerin kökrengi; 1- Eğitim görmemiş kişilerin gözle tahmini 2- Color-Dentistometry ile tahmin 24

3- Eğitim görmüş kişilerin gözle tahminlerinin ön planda tutulmalardır. En güvenilir yol, eğitim görmüş kişilerin gözle tahminlerinin ön planda tutulmalarıdır. Elde edilen sonuçlar göstermiştir ki dişlerin kökleri yaş ile gelişen bir sararma gösterir. Bu sararmanın derecesini bilinen renk numuneleri ile karşılaştırarak kişinin yaşı tahmin edilebilir (11). 3.2.4. Dişlerdeki Dentin Tübüllerinin Sayısı Ve Boyutlarının Kişinin Yaşı İle Olan İlişkisi İle Yapılan Yaş Tayini Bu yöntemde yaşı bilinen hastalardan 50 adet diş çekilip fiske edilmiştir. Pulpa odasına ve kök kanalına paralel longitudinal kesitler alınmıştır. Kesitler parlatılmış, tübülleri açmak için etching yapılmış ve süperminiscan içinde incelenmesi için altınla kaplanmıştır. alınmıştır Kök kanalı boyunca yarı uzaklıkta ve apeks yanında elektromikrografiler Dentinin her bir milimetre karesindeki tübüller sayılıp ortalama tübül çapı hesaplanmıştır. Örnekleri, bilinen yaş grubuna karşı sonuçlar grafiklere aktarılmış ve bu sayede dişin yaşı tübüllerin sayısı ve boyu arasında yakın bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Kişinin artan yaşı ile tübüllerin sayısı azalmakta ve mevcut tübüllerin çapları da daralmaktadır (7,11). 25

3.2.5. Camera Lucida Metodu olarak alır. Temeli kron gölgesinin ve pulpa gölgesinin birbirine oranlanmasını kriter Bynun tarafından önerilen bu metodun esası paralel teknikle çekilen diş röntgen filmlerinin belirli bir uzaklıktan gölgesinin homojen bir filtre kağıdı üzerine düşürülmesi ve sınırlarının bir kurşun kalemle çizilerek kesilen kron gölgesi ve pupanın gölgesinin oranlanmasıyla elde edilen rakam yaş tayininde kullanılmaktadır (7,11). Tayini 3.2.6. Aspartik Acid İle Amino Asidin Çözünme Reaksiyonuyla Dişten Yaş Amino asit yöntemiyle de yaş belirlenmesi yönünde çalışmalar yapılmıştır. Dentinde, aspartik asit değişimi, kök dentinin şeffaflığı ve mineral içeriğinin ölçülmesinin yaşın belirlenmesinde kullanılabileceği çeşitli yazarlarca bildirilmiştir. Dentin proteininde aspartik asit değişimi, insanın yaşam sürecinde yaş ile birlikte gelişme göstermektedir. Normal kalıcı dişlerin kron dentinlerinde aspartik asit değişimi yayılımı, adli diş hekimliğinde kişinin ölüm zamanındaki yaşının belirlenmesi için kullanılabilir (7,11,18). Aspartik asidin çözünme ürünlerinin ölçümü ile dişlerde yaş tayini çalışmalarında diş minesi ve dentinin bilgi doğruluğu karşılaştırılmıştır. Bu yöntemde aminoasitlerin çözünmesiyle bir dişten yaş tayini çalışmasında Halfman ve Bada mine 26

dentin için sonuçları, Aspartik Asidin D/L oranıyla yaşın çok ilişkili olduğunu göstererek rapor etmişlerdir. Sonraki araştırmalarda dentinin Aspartik asidin D/L oranıyla yaş tayininin güvenirliği ispat edilmiştir. Bilinmeyen vücutlardaki dişlerden yaş tayinlerinde bu metot uygulanmıştır. Gerçek yaş ile tahmin edilen yaş arasındaki fark dentinde ± yıl, minede ise 2 yıldan 11 yıla kadar değişen hatalar görülmüştür. Son zamanlarda canlı cisimlerden çıkartılan dişlerden karar verilen oranlar karşılaştırıldığında, dentindeki oran minedekinden daha fazla olduğu görülmüştür. Bu da dentinin, yaş tayininde mineden daha üstün olduğunu göstermiştir (19). Bu yöntemlerin yanında; Whittaker ve ark. İnsan dişlerindeki mineralizasyonu hassas elektron mikroskobu kullanarak yaşı değerlendirmişlerdir. Çalışmalarında kişinin yaşı ile dentin/predentin birleşim yerinde görülebilen kanal sayısı arasında bir ilişki olduğu ileri sürülmüştür. Bununla birlikte sözü edilen yöntem adli diş hekimliğinde yaşın belirlenmesinde güvenilir bulunmamıştır (11,20). 27

TARTIŞMA ve SONUÇ Diş Hekimliği biliminin bütün dallarına ait prensip ve teknikleri kapsamasına rağmen, Adli diş hekimi alanında resmi diş hekimliği müfredat programının dışında kalan bazı özel konuları içerdiğinden, ilave bir eğitim gerektirir. Adli diş hekimliği eğitim programı; adli olguların dental özelliklerini tanımlayan, ayrıca hem yaşayan insanlara hem de iskeletlere ait kimliklendirme problemini çözme olasılığı sağlayan bilimsel yöntemleri kapsamalı, bunun dışında her türlü ölüm, kaza, suç, istismar, şiddet olgularının karanlık ve şüpheli yönlerini aydınlatabilen bilgileri içermelidir. Canlı veya ölü kişilerde çeneleri, ağız dokularını, diş kalıntıları ve yaralanmalarını inceleyerek cesedin veya şüphelilerin identifikasyonunu veya eliminosyonunu sağlayan bilim dalıdır. Özellikle tanınmaz halde olan cesetlerin kimlik tespiti için diş ve diş restorasyonları incelemesine başvurulmaktadır. Adli diş hekimliğinde kimlik tespitinde; dişler, dental kayıtlar, radyografiler, damağın ön bölgesinde bulunan ruga adı verilen katlantıların izleri, kişilerin intraoral fotoğrafları, kişinim kullandığı protezler kullanılmaktadır. Ayrıca, dişlerin sert yapıları ve düşük metabolizmaları nedeniyle, diş gelişim düzeninden alınan bilgilerin, organizmadaki diğer yapılara oranla en doğru sonuçları verdiği ileri sürülmüştür. Adli Diş Hekimliğinde yaş tayini dişlerin ve ilgili dokuların anlatılan periyotlar içindeki farklılıkları sentez edilerek saptanır. Sonuç olarak, dişlerin ve ilgili dokuların embriyolojik gelişme, sürme zamanları ve yaşlılığa bağlı olarak oluşan değişiklikleri ve bunları kriter olarak alan dişlerle yaş 28

tayini metotları bulunmaktadır ve bu metotlardan en yakın sonuçları süt ve daimi dişlerdeki embriyolojik gelişme ve sürme zamanlarına bakılarak yapılan yaş tayini metoduyla elde edildiği görülmektedir. 29

KAYNAKLAR 1) Büken B, Demir F, Büken E. 2001-2003 yılları arasında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı na gönderilen yaş tayini olgularının analizi ve adli tıp pratiğinde karşı- laşılan güçlükler. Düzce Tıp Fakültesi Dergisi 2003; 5(2): 18-23. 2 2) Bilgin N, Çekin N, Gülmen M.K ve ark. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı na başvuran yaş tayini olgularının retrospektif değerlendirilmesi. Mersin Üniv. Tıp Fak. Dergisi 2003; 2: 140-144. 7 3) Baransel Isır A, Dülger HE. 1998-2005 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalında raporlandırılan yaş tayini olgularının irdelenmesi. Türkiye Klinikleri Adli Tıp Dergisi 2007; 4(1): 1-6. 3 4) Polat O. Kimliklendirme. Adli Tıp Der Yayınları, İstanbul; 2000. 11 5) Tunalı İ. Adli tıp. Seçkin Yayıncılık, Ankara; 2001. 14 6) Özden SY. Adli tıp el kitabı. Genişletilmiş 2. baskı, Nobel Tıp Kitapevleri, İstanbul; 19931 15 7) Koçak, A., Aktaş E.Ö., Diş Hekimleri ve Diş Hekimliği Öğrencileri için Adli Tıp, İzmir, S:44, 46. 8) Cengiz, T., Endodonti Ders Kitabı, 5. baskı, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Yayınları, 1983, S:69-73. 30

9) http://dishekimliginotlari.blogspot.com.tr/2013/07/pedodonti-dersnotlar.html (07.05.2015) 10) Massler M., Schour I., The Development of the Dentition, J. Am. Dent. Assoc., 1941. (28):1153, S:52. 11) Afşin, H., Adli Diş Hekimliği, İstanbul, 2004, S:120-125, 136-138. 12) Gülhan, A., Pedodonti İstanbul, Yenilik Basımevi, 1987, S:53. 13) Sütçü, S., Adli Diş Hekimliği ve Kimliklendirme (DVI), Ankara Diş Hekimleri Odası Dergisi, Haziran 2006, S:5,6 14) Solheim, T., A new method for dental age estimation in adults, International Associaation of Forensic Sciences, May 1993, S:170. 15) Nalbandian J., Gonzales F., Sognnaes R.F., Sclerotic changes in root dentin of humen teeth as observed by optical, electron and x-ray microscopy, J. Dent. Res., 1960, 39:598-600. 16) Miles A.E.W., The dentition in the assessment of individual age, In dental anthropology, pp. 191-209, edition, Brothwell D.R., Pergamon Press, London 1963. 17) Bang G., Ram E., Determination of age in Humans from RootDentin Transparency, Acta Odont. Scand., 1970, (28): 168-178. 18) Gillard R.D., Pollard A.M., Sutton P.A., Whittaker D.K., An improved 31

method for age at death determination from the measurement of D-aspartic acid in dental collagen. Archaeometry, 1990, (32): 61-70 19) Yamamoto, K., Ohtani, S., Estimation of age from a tooth by means of recemization of an amino acid, especially aspartic acid-comparison of enamel and dentin, journal of forensic sciences, vol 37, no:4, july 1992, S:1061-1067. 20) Whittaker D.K., Kneale M.J., The dentine-predentine interface in human teeth, Br. Dent. J., 1978, 146(2):43-46. 32

ÖZGEÇMİŞ 18.09.1989 da Antakya da doğdum. İlkokul eğitimimi İnönü İlköğretim, ortaokul eğitimimi ise Ata Koleji okulunda tamamladım. 2007 yılında lise eğitimimi Konya Fen Lisesinde tamamladım ve 1 sene öğrenimime ara verdikten sonra 2008 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde yüksek öğrenim hayatıma başladım. 33