KRONİK PARAPNÖMONİK AMPİYEMDE PULMONER DEKORTİKASYONUN SOLUNUM FONKSİYONLARI VE EDİNİLMİŞ HEMİTORAKS ASİMETRİSİ ÜZERİNE GEÇ DÖNEM ETKİLERİ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KRONİK PARAPNÖMONİK AMPİYEMDE PULMONER DEKORTİKASYONUN SOLUNUM FONKSİYONLARI VE EDİNİLMİŞ HEMİTORAKS ASİMETRİSİ ÜZERİNE GEÇ DÖNEM ETKİLERİ"

Transkript

1 T.C. S.B. İSTANBUL SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS VE KALP-DAMAR HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ Şef : Doç. Dr. H.Semih Halezeroğlu KRONİK PARAPNÖMONİK AMPİYEMDE PULMONER DEKORTİKASYONUN SOLUNUM FONKSİYONLARI VE EDİNİLMİŞ HEMİTORAKS ASİMETRİSİ ÜZERİNE GEÇ DÖNEM ETKİLERİ ( Uzmanlık Tezi ) Dr. Mertol Gökçe İstanbul-2005 ( Tez danışmanı: Op. Dr. Erdal Okur ) 1

2 ÖNSÖZ TC.SB. İstanbul Süreyyapaşa Göğüs ve Kalp Damar Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Göğüs Cerrahisi asistanlık eğitimim süresince; Hastanemiz cerrahi servisini, çağdaş ve modern bir eğitim kliniğine dönüştüren, bilgi, tecrübe ve etik anlayışı ile bizlere gerçek bir yol gösterici olan 1.Göğüs Cerrahi Klinik Şef imiz ve hastanemiz başhekimi saygı değer hocam Sn. Doç. Dr. H. Semih HALEZEROĞLU na Uzmanlık eğitimimin büyük kısmını yanında geçirmiş olduğum bilgi ve klinik tecrübeleriyle bizlere yol gösteren, desteğini ve hoşgörüsünü bizlerden hiç esirgemeyen saygı değer hocam 2. Göğüs Cerrahi Klinik Şefi Sn. Op. Dr. Ali ATASALİHİ ne Uzmanlık eğitimim boyunca klinik bilgisi, cerrahi deneyim ve tecrübelerini her zaman bizlere aktaran yetişmemde büyük emeği olan değerli hocam 2. Göğüs Cerrahi Klinik Şef yardımcısı Sn. Doç. Dr. Altan KIR a Bizlere desteğini hiç esirgemeyen, bilgi ve görgülerinden çok şeyler öğrendiğim yetişmemde büyük emeği olan değerli ağabeyim, Baş asistanım ve Başhekim yardımcım Sn. Op. Dr. Erdal OKUR a Her zaman değerli bilgi ve görgülerinden çok faydalandığım, yetişmemde büyük emeği olan değerli ağabeyim Sn. Op. Dr.S. Volkan Baysungur a Birlikte çalışmaktan gurur ve mutluluk duyduğum, bizlere her zaman destek olan değerli ağabeylerim Sn. Op. Dr. Hakan YILMAZ, Sn. Op. Dr. Levent ALPAY a Uzmanlık eğitimim boyunca kıdemli asistanlarım olan,uzman olup aramızdan ayrılan, birlikte çalışmaktan her zaman mutluluk duyduğum çok değerli arkadaşlarım Sn. Op. Dr. Mesut DEMİREL ve Sn. Op. Dr. Mine CANKURTARAN a Eğitimim boyunca her zaman yardımlarını gördüğüm şimdi emekli olan Sn. Op. Dr. Hikmet OĞUR, Sn. Op. Dr. Nedim ÖZBAŞ ve Sn. Op. Dr. Erhan SEZGİN e Damar cerrahisini bizlere sevdiren Sn. Op. Dr. Birol TUNALI, Sn. Op. Dr. Sabit SARIKAYA, Sn. Op. Dr. Cengiz KÖKSAL, Sn. Op.Dr.Ahmet ÖZSOY, Sn. Op. Dr. Onursal BUĞRA ve Sn. Op. Dr. Hasan ERDEM e 2

3 Bizlere yardım ve desteğini her zaman cömertçe gösteren değerli ağabeyim kardiyoloji uzmanı Sn. Dr. Haluk ERGİN e Birlikte çalıştığım süre içinde hep yardım ve desteklerini gördüğüm Anestezioloji ve Reanimasyon uzman doktorları olan Sn. Dr.Abdullah HELVACI ve Sn.Dr. Burhan MEYDAN a ve diğer anestezi uzman doktorlarına Beraber çalışmaktan gurur ve mutluluk duyduğum asistan doktor arkadaşlarıma, ameliyat hemşireleri, yoğun bakım hemşireleri, servis hemşireleri, ameliyat ve servis personeline, Rotasyonlarım esnasında bilgi ve deneyimlerinden yaralandığım değerli hocalarım; TC.SB. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Cerrahi Klinik Şefi Sn. Doç. Dr. Faik Çelik ve 3. Cerrahi Klinik Şef yardımcısı Sn. Op. Dr. Haydar YALMAN a Anestezioloji ve Reanimasyon Klinik Şefi Sn. Doç. Dr.Melek ÇELİK e, TC.SB. Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Klinik Şefi Sn. Doç. Dr. Reha BARAN a, TC.SB. Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve K.V.C. Klinik Şefi değerli hocam Prof. Dr. Cevat YAKUT a ve Doç. Dr.Kaan KIRALİ ye Benim bu günlere gelmemi sağlayan aileme ve eşime sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Dr. Mertol GÖKÇE 3

4 İÇİNDEKİLER A) GİRİŞ B) GENEL BİLGİLER C) MATERYAL ve METOD D) BULGULAR E) TARTIŞMA ve SONUÇ F) ÖZET G) SUMMARY H) KAYNAKLAR 4

5 GİRİŞ Antimikrobial tedavinin ilerlemesine ve enfekte plevral boşluğun drenajı için çoklu seçimlere rağmen torasik ampiyem günümüzde hala önemli morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Tüp torakostomi, görüntü rehberliğinde katater, intraplevral trombolitikler, video yardımlı torakoskopi (VATS), dekortikasyon ve açık drenaj yöntemleri %10-90 arasında başarı oranı ile kullanılmaktadır. İşlemlerin değişken başarı oranları ampiyemin görüldüğü safhaya bağlanmaktadır. Başlangıç eksudatif evrede plevral sıvı serbest ve akıcıdır, genellikle tüp torakostomiye izin verir. Ancak eksudatif safhanın süresi kısadır, bazen 48 saatten daha kısa sürebilir. Ampiyemin ilerlemesiyle transizyonel evrede plevral boşlukta fibrin birikir ve viseral plevra ile paryetal plevra arasında fibrin bantlar oluşur, loküle alanlar gelişir. Plevra yüzeyinde fibrin birikimi oluşmaya başlar. Ampiyemin fibrinopürülan evreye ilerlemesi ile plevra septalara ayrılmakta ve loküle plevral bir boşluk meydana getirmektedir. Bu evrede sadece toraks tüpü ile kapalı drenajın başarılı olması çok zordur. Biriken fibrin tabakanın içinden gelişen damarlar ve fibroblastlar sert, elastik olmayan bir zar oluştururlar. Bu kabuk akciğer parankimini sıkıca sararak fonksiyonunu bozar. Sekonder atelektazi perfüzyon ve ventilasyon değişikliklerine yol açar. Akciğerdeki gaz değişimi ki bu respirasyonun özüdür, şiddetli olarak bozulmuştur. Kompresyon ve inkarserasyon akciğerin fonksiyonunu zayıflatır, başlıca ventilasyon perfüzyon bozukluklarına yol açar. Toraks kafesiyle kaplı tuzağa düşmüş akciğer, sınırlayıcı ventilatör defekt, akciğer volümünün azalması (FVC, TLC, VC, FEV1, FEV50, FEV25) ile azalmış karbonmonoksit difüzyonu (DLCO) ve karbonmonoksit transfer ko faktörü (Kco) ve artmış rezidüel volüm (RV), RV/TLC oranı ile karakterizedir. Organizasyon evresinde; sıvı başarıyla drene edilse bile akciğer ekspansiyonunu sınırlayan aşırı plevral kabuk nedeniyle hastalarda fibrotoraks gelişir. Etkilenen hemitoraksta azalmış solunum hareketleri, vibrasyon torasikte 5

6 azalma, perküsyonda ağrı, azalmış veya kaybolmuş solunum sesleri ya da frotman mevcuttur. Zamanla hemitoraks küçülür, hareketleri kısıtlanır ve hemitoraksta asimetri ortaya çıkar. Bu durum hastaları kozmetik olarak da rahatsız eder. Morbidite ve mortalite riskinin yüksek oluşunun yanı sıra kozmetik (hemitoraks asimetrisi) olarakta hastayı rahatsız eden ampiyemin erken tanı ve tedavisi son derece önemlidir. Hastalığın başlangıç döneminde tıbbi tedavi ile birlikte uygun bir drenaj tekniği çoğu kez daha invaziv tekniklere gerek kalmadan sorunu halleder. Ancak başlangıç tanı ve tedavi yaklaşımlarındaki gecikmelerle hastalık kronik evreye geçer, bunun sonucunda sıklıkla birden çok aperatif işlemler gerektirir ve hastanede kalım süresi uzar. Dekortikasyon, akciğerin üzerindeki akciğer parankimini sıkıştıran ve baskılayan kabuğun çıkarılması olarak tanımlanmıştır. Bu çalışma; kronik ampiyem nedeniyle solunum fonksiyonu bozulan ve hemitoraks asimetrisi gelişmiş hastalara yapılan dekortikasyon operasyonunun solunum fonksiyonları ve hemitoraksta gelişmiş asimetri üzerine geç dönem etkilerini araştırmak için yapılmıştır. Bu çalışmada preoperatif ve postoperatif solunum fonksiyon değerleri (FVC, FEV1, FEV1/FVC) ile preoperatif ve postoperatif toraks bilgisayarlı tomografi (BT) ölçüm değerleri karşılaştırıldı. BT de her bir hemitoraksın orta hat anterior-posterior çap ve orta hat transvers çap ölçümleri yapılarak özellikle hemitoraks asimetrisi gelişmiş hastaların dekortikasyon operasyonundan sonra hemitoraks asimetrilerinin nekadar düzeldiğini karşılaştırdık. 6

7 GENEL BİLGİLER PLEVRA Anatomi: Plevra, iki serozal membrandan meydana gelir. Bunların biri (viseral plevra) akciğeri kaplar ve diğeri de (parietal plevra) göğüs duvarının iç yüzünü örter, mediastinal ve diyafragmatik yüzeyde de bulunur. Her iki yaprak hilusta birleşir. Parietal ve viseral plevra yüzey alanı yaklaşık olarak birbirine eşittir ve 70 kg. ağırlığında ki bir insanda toplam olarak 2000cm2 dir. Parietal ve viseral plevra arasında 10mµ genişliğinde gerçek bir boşluk vardır ve 0,1-0,2mL/kg miktarındaki plevral sıvı nedeniyle plevra yaprakları birbirine değmez (1). Plevra yüzeyleri birbirinin üzerinde kayarak respirasyonun değişik fazları sırasında akciğer hareketlerini kolaylaştırır. Viseral plevra, akciğere mekanik destek sağlar. Akciğerin şekline, ekspansiyonun sınırlanmasına, havanın akciğerden çıkışına katkıda bulunur. Negatif basıncın akciğer üzerine eşit olarak dağılımını sağlayarak, alveollerin aşırı şişmesine engel olur ve alveollerin yırtılmasını, pnömotoraks oluşma riskini önler. Plevral boşluk aynı zamanda akciğerde oluşan ödemin çözülmesinde çıkış yolu olarak görev yapar, alveoler ödem gelişimine karşı koruyucu bir faktördür. Parietal plevranın üç parçası vardır. Önde sternuma, yanlarda kotlara ve arkada vertebralara yapışmış parçasına pars kostovertebralis, diyafragmanın üst yüzeyini örten parçasına pars diyafragmatica, plevra boşluğunun medial duvarını yapan mediastinumun yan yüzlerini örten parçasına pars mediastinalis denir. Parietal plevranın kanlanması, bronş, mediasten, frenik, mammaria ve interkostal arterler aracılığıyla sistemik dolaşımdan sağlanırken, venöz drenajı bronş venlerine olur. Parietal plevrada lenfatik drenaj 10-12µ genişliğindeki stomalardan başlar. Bu stomalardan toplanan lenf drenajı submezotel toplayıcı lenfatiklerle interkostal lenfatiklere, parasternal, periaortik nodlara oradan da duktus torasikus ile venöz sisteme ulaşır. 7

8 Parietal plevranın diyafragmatik yüzünün lenfatikleri karın içi lenfatikleri ile ilişkilidir ve lenfatik akım yüksek basınçlı karın içinden, düşük basınçlı göğüs boşluğuna doğru olur. Parietal plevra sensitif sinir bakımından zengindir ve liflerini N. Phrenicus, N. İnterkostalis, N. Vagus ve sempatik zincirden alır. İrritasyonunda şiddetli ve batıcı tarzda ağrı yapar. Akciğerler ile mekanik destek sağlayan viseral plevranın kanlanması, bronş ve pulmoner arterlerden olur, drenajı ise pulmoner venlere olur. viseral plevranın lenf drenajının büyük bir bölümü orta mediasten lenf nodlarınadır. Akciğer alt loblarında da posterior mediastinal lenf nodlarına drenaj vardır. viseral plevrada duyu sinir lifleri bulunmaz ve sinirlerini N. Vagus ve sempatik zincirden alır (2). Embriyoloji: Gestasyonun üçüncü haftası sonuna doğru embriyonik mezoderm para-aksiyel mezoderme, intermediate mezoderm ve lateral plate farklılaşır. Lateral plate iki farklı tabaka ( Resim 1) oluşturur. 1- somatik mezoderm ya da somatoplevra 2- splanknik mezoderm ya da splanknoplevra Resim 1: gestasyonun 3. cü haftasında lateral plate in viseral ve parietal plevranın prekürsörleri olan somatoplevra ve splanknoplevraya farklılaşması Derece derece somatik mezoderm orta hatta doğru ilerleyerek embriyonun ventral kısmında intraembriyonik çölomu ekstra embriyonik çöloma kapatır. Somatik mezoderm parietal katman haline gelir. Gestasyonun 7. ci haftası sonuna doğru diyafragma, plöroperikardiyal ve peritoneal boşlukları ayırır. Aynı zamanda göğüsün serozal kavitelerinin ayrılması perikardial katlantıların mediale doğru büyümesiyle başlar. 8

9 Katlantılar V. Kava Superior un prekürsörleri olan kommon kardinal venlere ( Cuvier s duct ) ve frenik sinirleri içerir ( Resim 2). Beşinci hafta içinde kıvrımlar orta hatta birleşerek perikardial ve plevral boşluklara ayrılırlar. Aynı periyot boyunca pulmoner tomurcuklar büyür ve plevral ve perikardial kavitelerin en son şeklinin oluşumuna katkıda bulunurlar ( Resim 3 ). Resim2: akciğer tomurcuğunun ve plöroların orta hatta birleşmesi. Resim 3: plöroperikardiyal katlantı perikardiyal katlantıların oluşmasıperikardiyal keseden plevra kaviteye ayrılması. Üçüncü ayda plevral boşluklar kranial, kaudal ve ventrolateral olarak genişleyip perikardiumu çevrelemişlerdir. Histoloji: Plevra histolojik olarak şu yapılardan oluşmuştur ( Resim 4 ). 1. Mezotel hücre: Plevra yüzeyinde tek sıra halinde bulunur ve yüzeyinde mikrovilluslar yer alır. Mezotel tabakanın devamlılığı bozulduğu zaman mezotel hücreler mitoz ve migrasyon göstererek onarım yapabilirler, sıvı içinde serbest olarak bulunabilirler ve makrofaja dönüşebilirler. Mezotel hücreler arsındaki boşluklardan küçük moleküller (4ng dan küçük) pasif olarak geçebilir daha büyük moleküller pinositoz ile geçerler. Elektron mikroskopide sadece parietal plevrada, mezotel hücreler arasında 10-12µ 9

10 genişliğinde stomalar gösterilmiştir. Bu stomalar lenfatik sisteme direkt bağlıdır ve parietal sıvıdaki proteinlerin, hücrelerin, hücre artıklarının plevral boşlukların çıkış noktasıdır. 2. Bazal membran: 3. Konnektif doku: Plevra stabilitesini sağlayan kalın kollajen ve elastik lifler içerir. Arter, ven ve lenfatikler bulunur. viseral plevranın konnektif dokusu parankim ile devamlık gösterir (2). Resim 4: plevranın histolojik kesiti 1. endotorasik fasya 2. subplevral konnektif doku 3. superfisyal elastik doku tabakası 4. parietal mezotelyal tabaka 5. lenfatik stoma 6. plevral boşluk 7. viseral mezotelyal tabaka 8. derin elastik tabaka 9. interlobuler septa 10. konnektif bağ 11. interlobuler lenfatikler Plevra Sıvısı Normalde plevrada solunum hareketleri sırasında her iki plevra yaprağının birbiri üzerinde kolayca kaymasını sağlayan 5-15 ml ( 0,1-0,2 ml/kg. ) kadar sıvı vardır. Plevra sıvısı turn over hızı 1-2 L/gün dür (3). Plevral alana sıvı giriş ve çıkış hızı dengede olduğu için plevral sıvı miktarı sürekli aynı kalır. Bu denge başlıca starling transkapiller değişim 10

11 denklemine uyan kuvvetler ile sağlanır. Bu denkleme göre sıvı ve solid maddelerin bu yarı geçirgen zardan filtrasyon ve reabsorbsiyonu membranın heriki tarafında yer alan hidrostatik basınç ve onkotik basınç arasındaki denge ile sağlanır. Starling denklemi: F = K x [ (Pcap-Ppl) ( cap- pl) ] F: plevradan geçen sıvı K: geçirgenlik ko faktörü Pcap: hidrostatik kapiller basınç Ppl: hidrostatik plevral basınç cap: osmotik kapiller basınç pl: osmotik plevral basınç Plevral alanda sıvı ve protein fazlalığı bu dengenin bozulması sonucudur. Plevra sıvısı berrak, renksiz ve kokusuzdur. 29 Plevral Sıvı İçeriği (4) Hacim: 0,1-0,2ml/kg Hücre sayısı: 4500 Protein: g/l _ mezotel hücre: %3 Albümin: %50-%70 _ monosit: %54 Glikoz : plazmayla aynı _ lenfosit: %10 LDH: <%50 plazma seviyesi _ granülosit: %4 ph: 7,38 _ sınıflandırılamayan: % PaCO2: 45 mm-hg HCO3 : 25 mmol/l Plevrada Sıvı Toplanması 1. mikrovasküler dolaşımda hidrostatik basınç artışı: Bir çok araştırıcının yaptığı çalışmalarda pulmoner arter wedge basıncı artışının kalp yetmezliğinde ki plevral efüzyonun oluşumu ile çok yakından ilgili olduğu anlaşılmıştır. 2. mikrovasküler dolaşımda onkotik basınç azalması: 11

12 Hipoalbuminemide olduğu gibi viseral plevradan sıvı absorbsiyonunun azalması sonucu plevral sıvı oluşma eğilimi artar. 3. plevra boşluğunda basınç düşmesi: Normalde -5 cm H2O olan intraplevral basınç total akciğer kollapsı gibi çeşitli nedenlerle negatifliğinin artması parietal plevra sıvı oluşumunu artırır. Bu arada ayrıca göğüs duvarından ayrılan akciğerin plevral boşluktaki sıvı hareketini azaltması ve optimum plevral lenfatik drenajı inhibe etmeside söz konusudur. 4. mikrovasküler dolaşımda permeabilite artması: İnflamatuar mediatörler nedeniyle akciğer ve plevral mikro damarlardan çok miktarda sıvı ve protein sızmasına bağlıdır. Bu yolla bazı hastalarda 24 saat içersinde plevral aralığa 10gr. dan fazla protein girebilir. 5. plevra boşluğunda lenfatik drenajın bozulması: Eğer plevral sıvının protein konsantrasyonu düşükse su ve solüdler plevral kan kapillerlerinin venöz ucundan kan plazmasının kolloid osmotik basıncının etkisiyle absorbe edilirler. Ancak plevral sıvıdaki protein konsantrasyonu kritik bir miktara ulaştığında bu osmotik etki bitmekte ve plevral sıvının tek absorbsiyon yolu lenfatiklerce olmaktadır. Bu nedenle lenfatik drenajın bozulduğu tüberküloz, malignensi ve fibrozis gibi patolojilerde çok miktarda sıvı toplanabilir. 6. periton boşluğunda sıvı hareketi: Aside neden olan durumlarda diyafragmatik lenfatikler veya diyafragmatik defektler üzerinden plevral sıvı oluşur. AMPİYEM Ampiyem, pürülan plevral efüzyon olarak tanımlanabilir. Bu enfeksiyon genellikle akciğerden kaynaklanmasına rağmen göğüs duvarı, mediastinum veya 12

13 diyafragma yoluyla da gelişebilir. Elektif torasik cerrahinin komplikasyonları ya da posttravmatik hemotoraks diğer olası nedenlerdir. Ampiyemlerin çoğu bununla birlikte parapnömoniktir ve enfeksiyonun konaktaki reaksiyonu inokülasyonun virulansı ve sayısı tarafından etkilendiğinde ortaya çıkar. Oysa ki normal plevral boşluk enfeksiyona dirençlidir. Anormal boşluk örneğin hava gibi, kan ya da diğer sıvılar oldukça ampiyem formasyonuna yatkındır. TARİHÇE Plevra boşluğunda ampiyem, yaklaşık 2400 yıl önce Hipokrat tarafından tanımlanmış ve ampiyem ile hidrotoraks ayrımını yapmıştır (5). Hipokrat ampiyem tanısını başlıca klinik prezentasyona dayandırmıştır. Gün boyunca hafif geceleri artan ateş, nonproduktif öksürük, çukurlaşmış gözler ve kırmızı yanaklar. Laennec göğüs oskültasyonuyla, Hipokrat ın hidrotoraksı ampiyemden ayıran tanımını tercüme etmiştir, Kotlara kulağınızı dayadığınızda kaynayan şarabın çıkardığı ses gibi ses duyarsanız göğüs içinde irin değil su bulunuyor demektir (6). Hipokrat ampiyem için ilk drenaj operasyonunu da bir katater kullanarak veya kot rezeksiyonu yoluyla yapmıştır (7). Le Clerc 1719 da yayınladığı cerrahi ders kitabında Hipokrat tarafından yapılan tarife yakın bir ampiyem vakası ve tedavisi tanımlamıştır (8). Ondokuzuncu yüzyılda akut plevral efüzyonların aspirasyonu uygulanmıştır. Wyman (1850) ve meslektaşı Bowditch (1852) bu prosedürü kurmuşlardır. Wyman ilk terapötik torasentezi tanımlamıştır, göğüs kotlar arasından omurgadan 6 inch uzaklıkta bir trokarla ve kanülle ponksiyone edilmiştir (9, 10). Torasentez, Playfair (1875) ve Hewitt (1876) tarafından kapalı tüp torakostominin tanımlanmasıyla modifiye edilmiştir. Plevral boşluğa bir kanül içinden lastik bir tüp yerleştirilerek bir trokar ile drenaj gerçekleştirilmiştir (11). 13

14 Ondokuzuncu yüzyıl sonlarına doğru torasik cerrahi hızla gelişirken Eastlender (1879) ve Schede (1890) torakoplastiyi uygulamışlardır (12, 13). Gotthard von Bülau (1891) tüm avrupada su altı drenaj sistemini popüler kılmıştır (14). Fowler (1893) ve Delorme (1894) dekortikasyon operasyonunu ilk uygulayanlardır (15, 16). Fowler 1901 de (Yeh ve arkadaşları 1963 de) tolere edebilecek olan tüberküloz olmayan her ampiyemli hastaya dekortikasyonun uygulanabilir olduğunu belirtmiştir (17). Graham ve Bell 1918 de 1.Dünya Savaşı Amerikan Ordusu Ampiyem Komisyonu üyesiydiler ve kapalı sualtı drenaj sistemlerinin erken ampiyemlere uygulandıktan sonra mortalite oranlarının %5-10 a düştüğünü rapor etmişlerdir (18). Eggers 1923 de dekortikasyona giden 146 hastayı rapor etmiş ve bugünkü haliyle prosedürü tam detaylı tarif etmiştir (19). Eloesser 1935 de akut plevral tüberkülozun tedavisi için doku flebini tarif etmiştir (20). Antibiyotik devrinin başlamasıyla pnömokokal ve streptokokal ampiyemler hızla düşüş göstermiş ve mortalite oranı azalmıştır. Sonuçta anaerobik enfeksiyonların artan önemi ve ilaca dirençli yeni jenerasyon organizmaların gelişmesi yeni problemlere neden olmuştur. Ek olarak AIDS li hastalar da görüldüğü gibi immünsupresyon sıklığının artması veya aktif kemoterapiye giden hastaların varlığı hastalığın doğal gidişatını bir şekilde modifiye etmiştir. Çünkü ampiyemi lokalize etmede ve boşluğu oblitere etmede önemli olan inflamatuar reaksiyonu oluşturma gücüne hastalar sahip olamamaktadırlar (21). ETİYOLOJİ Normalde plevral boşluk steril ve enfeksiyonlara dirençlidir. Plevral boşlukta kan veya sıvı biriktiğinde ampiyem gelişmesine aşırı duyarlı hale gelir. Bu nedenle plevral boşluğun primer enfeksiyonu hemen hemen sıfır olarak kabul edilirken, 14

15 torasik ampiyemden hemen daima sekonder enfeksiyonlar sorumludur. En önemli faktör primer parankim hastalıklarıdır (22). TORASİK AMPİYEMİN NEDENLERİ 1. Komşu organlardan kaynaklanan bulaşma (%60): A) Akciğer -Pyojenik Pnömoni (%50-60): Plevral epanşman bakteriyel pnömonilerin % 40 da görünmektedir. Bunların çoğu sterildir ve uygun antibiyotik kullanımıyla tedavi edilebilir. Mikroorganizmanın virulansı, hastanın direnci, tedavinin uygunluğu ve zamanlaması gibi faktörlere bağlı olarak bu epanşmanlar komplike epanşmana ve ampiyeme dönebilir (7, 23). -Akciğer Apsesi (%1-3): Mikroskobik veya periferde lokalize olan bazı apselerin intraplevral rüptürü sonucu oluşmaktadır (7, 23, 24). B) Mediasten -Özefagus: Özefagus rüptürü sonrası hemen daima ampiyem gelişir. -Lenf Nodları: Enfekte lenf nodlarının rüptürü nadir görülen bir olaydır. C) Göğüs Duvarı, Omurga ve Derin Servikal bölgeler Boyun derin arka bölgesindeki enfeksiyonlarla birlikte, göğüs duvarı ve omurga enfeksiyonları da ampiyem nedeni olabilirler. D) Subfrenik, Parakolik Abseler (%8-11) Bu bölgelerdeki apseler plevrada steril eksuda oluşturabilirler, daha az sıklıkla da transdiyafragmatik rüptür ile ampiyem nedeni olmaktadırlar (7). 2. Plevral boşluğun doğrudan kontaminasyonu (%35-40): A)Minör diyagnostik işlemler: -Torasentez (%2) 15

16 -Plevra biyopsisi B)Postoperatif Enfeksiyonlar (%25): Antibiyotik tedavisi sonrası nadir görülmektedir, özefagus veya bronş lümenlerinin açıldığı durumlarda daha sık görülmektedir (25). Pulmoner enfeksiyonun kontrolü için uygun preoperatif hazırlık, dikkatli intraoperatif teknik ve uygun plevral drenaj ile birlikte iyi postoperatif bakım birçok olguda ampiyemin önlenmesi için yeterlidir. Plevral boşluk tamamen doldurulmadığında ve seröz sıvıların birikimine izin verildiğinde ampiyem meydana gelmektedir (23). C) Travma (%3-5): Posttravmatik ampiyemlerin meydana gelmesinde 2 risk faktörü mevcuttur. -Göğüs duvarının penetrasyonu sonucu yabancı maddelerin plevral boşluğa girmesi. -Hemotoraks 3. Hematojen yayılım (%1): Sepsis sonucu çok nadir ampiyem gelişir (23). PATOFİZYOLOJİ Amerikan Toraks Derneği tarafından (1962) ampiyemler üç evreye ayrılmıştır. Evre I ( Akut Faz, Eksudatif veya Preampiyem Evresi): Plevral membranda yoğun ödem ve eksudatif sıvı mevcuttur. Bütün plevral yüzeylerde fibrin depozitleri birikir. Plevra sıvısı bu dönemde sterildir ve polimorfonükleer lökosit içermektedir. Glikoz ve ph normal sınırlarda, LDH: 1000 IU/L nin altındadır. Evre 2 ( Transizyonel Faz, Fibrinopürülan veya Geçiş Evresi ): Bütün plevral yüzeyde yoğun fibrin depositleri, plevral sıvı oldukça pürülan ve artık steril değildir. Polimorfonükleer hücreler artmakta, plevral sıvının glikoz ve ph değerleri azalmakta, LDH düzeyi artmaktadır, plevra septalara ayrılmaktadır. Ampiyemin loküle olması ilerlemesini engellemektedir. 16

17 Evre 3 ( Kronik Faz, Organizasyon Evresi ): Üç - dört hafta içinde organizasyon evresi başlar, hem viseral plevra hem de parietal plevra yüzeylerinde fibroblastların aşırı büyümesi ve kollajen liflerin formasyonu başlar. Biriken fibrin tabakanın içinden gelişen damarlar ve fibroblastlar sert, elastik olmayan bir zar oluştururlar. Bu kabuk akciğer parankimini sıkıca sararak fonksiyonunu bozar. Plevral sıvı koyu ve viskozdur. Sıvının ph: 7.0 ın altında, glikoz seviyesi 40mg/dl nin altındadır. Bu evrede tek etkili tedavi; dekortikasyondur. Renner ve arkadaşlarının 101 ampiyem vakasının 10 yıllık retrospektif analizinde ; 17 hasta - evre1 ampiyem, 8 hasta - evre 2 ampiyem ve 76 hasta (%75) evre 3 ampiyem şeklindeydi (26). Komplikasyonlar Komplikasyonlar ampiyem formasyonu sırasında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir ancak daha sık olarak hastalığın kronik evresinde gelişir. Ampiyemin Komplikasyonları Pulmoner fibrozis Göğüs duvarının kontraksiyonu Ampiyema Nesessitatis Bronkoplevral Fistül Diğer; osteomyelit, perikardit, mediastinal abse, subfrenik abse. BAKTERİYOLOJİ Antibiyotiklerden önce ampiyemi oluşturan predominant organizmalar Pnömokok ve Streptokokkus Pnömonia dır (27). Ehler (1941) deki raporunda yılları arasındaki toplam 3000 ampiyem olgusundaki etken organizmaların; pnömokok(%63,9), streptokokkus piyojen (%9,4) ve stafilokok aureus (%6,5) olduğunu göstermiştir (28). 17

18 Antibiyotiklerin kullanılmaya başlanmasıyla hem ampiyemin mortalite oranlarında ve insidansında azalma görülmüş hem de ampiyeme yol açan organizmaların spektrumu değişmiştir. Son yıllarda izole edilen predominant organizmalar stafilokokkus aureus (olguların %29-%69 da kültür pozitif ) ve gram-negatif basiller ( %29-%60 kültür pozitif olgular ) gösterilmiştir (29). Genelde ampiyem sıvısının kültürü mikrobiyolojik tanı koydurmaz. Le Roux (1965) deki serisinde hastaların %80 de neden olan organizma tespit edilememiştir (30). Diğer serilerde de negatif kültür oranları %25 60 arasında değişiklik göstermektedir (31,32). Genelde negatif kültür, yetersiz kültür tekniklerine veya çok etkili antibiyotiklere bağlı olarak negatif elde edilirler. Ampiyem nesessitatis ortaya çıktığında sorumlu mikroorganizmanın tespiti gerekli değildir çünkü cilde fistülüze olduğundan cilt florasıyla yada hastane patojenleriyle kontamine olabilir (31). KLİNİK BULGULAR Parapnömonik ampiyemdeki semptomları altta yatan parankimal hastalığın semptomlarından ayırmak oldukça güçtür, hastanın hiçbir şikayeti olmayacağı gibi ağır febril hastalık veya sepsis tablosunda da olabilir (8). Aerobik mikroorganizmalar; göğüs ağrısı, ateş, öksürük, göğüste baskı ve nefes darlığı gibi akut şikayetlere neden olmasına karşın, anaerobik mikroorganizmaların semptom tablosu daha sinsi seyreder. Light ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada %70 olguda şikayet süresi 10 gündür. Kronik olgularda kilo kaybı ve anemi sıklıkla görülür. Ayrıca hastanın özgeçmişinde bilinç kaybı, alkol kullanımı ve aspirasyon ve diğer anaerob pnömoni nedeni olabilecek faktörler mevcuttur (33). Varkey ve arkadaşlarının 1981 deki 72 ampiyem olgusu serilerinde, en yaygın görülen başlangıç semptomu dispne (%82), ateş (%81), öksürük (%70) ve göğüs ağrısı (%67). Ek olarak 45 hastada altta yatan major hastalık bulunuyordu. Çünkü semptomlar ampiyemin evresi ve nedeniyle ilişkilidir. Plevral boşlukta biriken cerahatin miktarına, hastanın savunma mekanizmasına ve mikroorganizmanın 18

19 virulansına bağlı olarak semptomlar birkaç semptomdan şiddetli ciddi toksisiteye kadar değişiklik gösterebilir (34). Etkilenen hemitoraksta azalmış solunum hareketleri, vibrasyon torasikte azalma, perküsyonda ağrı, azalmış veya kaybolmuş solunum sesleri ya da frotman mevcuttur. Zamanla hemitoraks küçülür ve hareketleri kısıtlanır. Hemitoraksta asimetri meydana gelir. Çomak parmak görülebilir. Boşaltılmayan ampiyemler bazen göğüs duvarına açılarak kronik bir fistül meydana getirirler buna Ampiyema Nesessitatis denir. Bu göğüs duvarındaki abse nedeniyle geç dönemde perikardit, mediasten absesi, yaygın enfeksiyon ve multiorgan yetmezlik gelişebilir (25, 35, 36). Bronkoplevral fistül geliştiğinde öksürük ve balgamla bol miktarda çıkarılması da semptomlara eklenir. TANI Ampiyem tanısı anamnez ve klinik bulgular ile konulabilir. Torasentez : Ampiyemin kesin teşhisi plevral boşluktan plevral sıvı aspirasyonu ile konulmaktadır (37). Tanısal torasentez için mutlak kontrendikasyon yoktur. Rölatif kontrendikasyonlar; kanama diyatezi, sistemik antikoagülasyon uygulanmış olması, çok az plevral sıvı, mekanik ventilasyon, torasentez yapılacak yerde deride cilt hastalığı bulunması dır. Ayırıcı tanı klasik olarak torasentezle elde edilen plevral sıvıda transuda eksuda ayrımı ile başlar. Bu bakımdan en temel dayanak Light kriterleri dir (37). Plevral sıvı protein miktarı / serum protein miktarı: 0,5 den büyük olması Plevral sıvı LDH / serum LDH : 0,6 dan büyük olması Plevra LDH düzeyinin normal serum LDH düzeyinin 2/3 den büyük olması eksudayı tanımlar. 19

20 Bu kriterlerden hiçbiri yoksa sıvı transuda, herhangi biri varsa eksudadır. Ayrıca plevra kolesterol düzeyinin 60 mg/dl üzerinde olması, plevra kolesterol düzeyinin serum kolesterole oranı 0,3 üstünde olması, plevra bilirubin düzeyinin serum bilirubine oranının 0,6 nın üzerinde olması, serum-plevra albümin düzeyi farkının 1,2 gr/dl nin altında olması da eksudayı tanımlar. Torasentez için uygun yer radyolojik ve fizik muayeneye göre saptanır. 18 veya 19 G iğne kullanılarak 20-50ml. sıvı heparinize edilmiş enjektöre alınır, sıvının gros görünümü, kokusu ve pozitif gram boyaması teşhis için yeterlidir. Aspire edilen sıvının bir bölümü aşağıda ki parametrelerin ölçülmesi için laboratuara gönderilir (7). Glikoz: plevral sıvıda glikoz 60 mg/dl nin altında olması ; komplike parapnömoni, romatoid plörit, tüberküloz, malignensiyi düşündürür. Amilaz: plevral sıvı amilazı serum amilazı ise ; özefagus perforasyonu, pankreas hastalığı veya malign hastalık düşünülür. LDH ( laktik asit dehidrogenaz ): plevral sıvı LDH seviyesi plevral boşluktaki enflamasyonun derecesini gösterir. ph : plevral sıvıda ph 7.0 nin altında ise komplike olmuş parapnömonik efüzyon mevcuttur ve tüp torakostomi endikasyonu doğar. Lökosit: plevral sıvı lökosit /µ üzerinde olması sıklıkla parapnömonik efüzyonlarda görülmekle birlikte perikardit, pulmoner emboli, kollajen vasküler hastalık, malignite ve tüberkülozda görülebilir. Eğer sıvıda PNL hakimiyeti varsa, pnömoni, emboli, pankreatit, intraabdominal abse, erken evre tüberküloz gibi akut olayların göstergesidir. MNLhakimiyeti varsa, malignite, tüberküloz, iyileşen akut olaya işaret eder. Plevral sıvıda eozinofili öncelikle plevral boşlukta kan veya hava olduğunu ya da benign asbestoz, ilaç reaksiyonu ayırıcı tanısına gidilir. Protein : plevral sıvıda protein miktarı %3 gr. dan az ise transuda %3 gr. dan fazla ise eksuda olarak değerlendirilir. Tüberküloza bağlı sıvılarda %4 gr dan fazla, parapnömonik sıvılarda 2,5-8 gr/dl, malign sıvılarda 1,5-8 gr/dl olarak bulunur. 20

21 Dansite: eksudaların yoğunluğu 1018 den daha fazla, transudaların yoğunluğu 1018 den daha azdır. Ancak dansite ölçümü sırasında plevral sıvı ısısının 15 C olması gerekmektedir. Bu ısının üzerindeki her 3 C için okunan değere 1 eklenir, tersi durumda ise 1 eksiltilir. Plevral sıvının sitolojik incelemesi, mikrobiyolojik incelenmesinde gram boyama, aerob, mikobakteri ve mantar kültürleri yapılmalıdır. RADYOLOJİ Göğüs radyografileri; plevral efüzyonları altta yatan pnömoni veya akciğer absesi ile birlikte ya da ayrı gösterir. Lateral radyografiler de ampiyem neredeyse daima posterior ve lateral dedir ve diyafragma aşırı genişlemiştir. Klasik görüntü posteriorda yerleşimli ters dönmüş D şeklinde ( hamile bayan işareti ) lateral göğüs grafide görülür. Eğer plevral boşlukta serbest sıvı bulunuyorsa dekübit grafilerle belirlenebilir. Bazen sıvı infrapulmoner yerleşerek akciğer parankimini yukarı doğru deplase eder. Bu durumda lateral kostofrenik sinüsler normal fakat yüksek hemidiyafragma görünümü mevcuttur (38). Ultrasonografi; plevral sıvı varlığı göstermekle beraber, parankim konsolidasyonu ve plevral kalınlaşma ayrımını da yapabilir (37). Ultrason ile loküle ampiyemlerin varlığı da gösterilebilir (7). Toraks bilgisayarlı tomografi ( BT ); inceleme, altta yatan pulmoner patolojileri tespit etmek için çok faydalıdır. Daima plevral kalınlaşma, loküle plevral sıvı kollabe olmuş akciğer varlığı ya da yokluğunda tespit edilir. Stark ve arkadaşları 1983 de ampiyemin spesifik BT işaretleri olarak, ayrılmış ve kalınlaşmış plevral yüzeyler, parankim kompresyonu ve plevral kalınlaşma olduğunu rapor etmişlerdir (38). Herna ve arkadaşları 1991 de 21

Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Plevral Sıvı Fizyolojisi Giriş: Plevral sıvının tespitinde; - Direk akciğer grafisi (Yan yatar pozisyonda) - Ultrasonografi

Detaylı

Pnömotoraks Tanım Akciğerler ile göğüs duvarı arasındaki plevral boşlukta hava birikmesine pnömotoraks denilmektedir.

Pnömotoraks Tanım Akciğerler ile göğüs duvarı arasındaki plevral boşlukta hava birikmesine pnömotoraks denilmektedir. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Pnömotoraks Tanım Akciğerler ile göğüs duvarı arasındaki plevral boşlukta hava birikmesine pnömotoraks denilmektedir. Primer spontan pnömotoraks

Detaylı

PLEVRAL AMPİYEMİN TEDAVİSİNDE VİDEO TORAKOSKOPİK CERRAHİNİN YERİ

PLEVRAL AMPİYEMİN TEDAVİSİNDE VİDEO TORAKOSKOPİK CERRAHİNİN YERİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI SÜREYYAPAŞA GÖĞÜS HASTALIKLARI VE GÖĞÜS CERRAHİSİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ KLİNİK ŞEFİ: DOÇ. DR. İRFAN YALÇINKAYA PLEVRAL AMPİYEMİN TEDAVİSİNDE VİDEO TORAKOSKOPİK CERRAHİNİN

Detaylı

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.

Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı. GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur.

Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. TYBD SEPSİS ÇALIŞMASI ENFEKSİYON TANIMLARI Derin Cerrahi Alan Enfeksiyonu(DCAE) Aşağıdaki 3 kriterin birlikte olması durumunda derin cerrahi alan enfeksiyonu tanısı konulur. 1.Cerrahi girişimden sonraki

Detaylı

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM-V DERS PROGRAMI

SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI 2012-2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM-V DERS PROGRAMI DÖNEM-V DERS PROGRAMI TEORİK DERSLER: 1- Toraksın cerrahi anatomisi (Yrd.Doç.Dr.Rasih YAZKAN) 2- Göğüs cerrahisinde invaziv tanı yöntemleri (Yrd.Doç.Dr.Rasih YAZKAN) 3- VATS (Video yardımlı torakoskopik

Detaylı

Plevral Efüzyon. geri emilir. Plevra sıvısı parietal plevradan süzülerek plevra boşluğuna geçer.

Plevral Efüzyon. geri emilir. Plevra sıvısı parietal plevradan süzülerek plevra boşluğuna geçer. Fatih Hikmet Candaş, Orhan Yücel Giriş Plevra, visseral ve pariyetal olmak üzere mezoderm kaynaklı iki membrandan oluşur. Visseral plevra, akciğerlerin tüm dış yüzünü ve interlober fissürleri, pariyetal

Detaylı

Ameliyat Riskinin Değerlendirilmesinde Akciğer Kapasitesi Akif Turna

Ameliyat Riskinin Değerlendirilmesinde Akciğer Kapasitesi Akif Turna Ameliyat Riskinin Değerlendirilmesinde Akciğer Kapasitesi Akif Turna Ameliyatın Riski Ameliyatın Riski Major akciğer ameliyatı yapılacak hastalarda risk birden fazla faktöre bağlıdır. Ameliyatın Riski

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı

Olgu sunumu. Doç. Dr. Erkan Çakır. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Olgu sunumu Doç. Dr. Erkan Çakır Bezmialem Vakıf Üniversitesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalı Şikayet ve hikayesi E.K 13 yaş kız hasta Özel bir tekstil atölyesinde

Detaylı

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Nonkardiyojenik Akciğer Ödemi Şok Akciğeri Travmatik Yaş Akciğer Beyaz Akciğer Sendromu

Detaylı

Çocuklarda Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS) ve Tedavisi. Tolga F. Köroğlu Dokuz Eylül Üniversitesi

Çocuklarda Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS) ve Tedavisi. Tolga F. Köroğlu Dokuz Eylül Üniversitesi Çocuklarda Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu (ARDS) ve Tedavisi Tolga F. Köroğlu Dokuz Eylül Üniversitesi 1967: 18.07.2013 2 Tarihçe 1967 Acute Respiratory Distress in Adults 1971 Adult Respiratory Distress

Detaylı

AKCĠĞER GRAFĠSĠNĠN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ UZM.DR.UMUT PAYZA KATİP ÇELEBİ ÜNV. ATATÜRK EAH ACİL TIP ANABİLİM DALI

AKCĠĞER GRAFĠSĠNĠN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ UZM.DR.UMUT PAYZA KATİP ÇELEBİ ÜNV. ATATÜRK EAH ACİL TIP ANABİLİM DALI AKCĠĞER GRAFĠSĠNĠN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ UZM.DR.UMUT PAYZA KATİP ÇELEBİ ÜNV. ATATÜRK EAH ACİL TIP ANABİLİM DALI ÖĞRENME HEDEFLERI PA AC grafisi çekim tekniği Teknik değerlendirme Radyolojik anatomi Radyolojik

Detaylı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı

Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı. 2006-2007 Eğitim yılı ASİT Prof.Dr.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 Eğitim yılı Ders programı Asitin tanımı Fizik muayene bulguları Asit miktarının ifadesi Asit yapan nedenler Asitli hastada ayırıcı tanı

Detaylı

MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ

MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ Dr. N. Zafer Utkan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme Kanseri Sempozyumu Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 10 Mart 2010 Lenfatik Sistemin Genel

Detaylı

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Kolon tümörlü olguların %40-50 sinde karaciğer metastazı gelişir ; % 15-25 senkron (primer tm ile /

Detaylı

Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Pankreas Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, pankreasımda tümör olduğu

Detaylı

Pnömotoraks. Akif Turna. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı. aturna@istanbul.edu.tr

Pnömotoraks. Akif Turna. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı. aturna@istanbul.edu.tr Pnömotoraks Akif Turna! Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı aturna@istanbul.edu.tr! Sunum Sırası Pnömotoraksın tanımı ve sınıflandırılması Tedavi (Konservatif ve Cerrahi tedavi) Bilateral

Detaylı

- Transjügüler intrahepatik porto sistemik shunt. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

- Transjügüler intrahepatik porto sistemik shunt. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Benign Plevral Efüzyonlar Transudatif Plevral Efüzyonlar: Konjestif Kalp Yetmezliği: Plevral efüzyonların en sık sebeplerinden biridir Efüzyon

Detaylı

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR

SPONDİLODİSKİTLER. Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR SPONDİLODİSKİTLER Dr. Nazlım AKTUĞ DEMİR Vertebra Bir dizi omurdan oluşur Vücudun eksenini oluşturur Spinal kordu korur Kaslar, bağlar ve iç organların yapışacağı sabit bir yapı sağlar. SPONDİLODİSKİT

Detaylı

TORAKS RADYOLOJİSİ. Prof Dr Nurhayat YILDIRIM

TORAKS RADYOLOJİSİ. Prof Dr Nurhayat YILDIRIM TORAKS RADYOLOJİSİ Prof Dr Nurhayat YILDIRIM PA AKCİĞER GRAFİSİNDE TEKNİK ÖZELLİKLER Film ayakta çekilmelidir. Göğüs ön duvarı film kasetine değmelidir. Işık kaynağı kişinin arkasında olmalıdır. Işık kaynağı

Detaylı

Hisar Intercontinental Hospital

Hisar Intercontinental Hospital Varisler BR.HLİ.92 Venöz Hastalıklar (Toplardamarlar) Varis Hastalığı: Bacaklarımızda kirli kanı yukarı taşımak üzere görev alan iki ana ven sistemi bulunur. Yüzeyel ve derin ven sistemi olarak adlandırılan

Detaylı

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar

İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım. Dr.Özlem Özdemir Kumbasar İnvazif Fungal İnfeksiyonlarda Tanı Klinik-Radyolojik Yaklaşım Dr.Özlem Özdemir Kumbasar Bağışıklığı baskılanmış hastaların akciğer komplikasyonları sık görülen ve ciddi sonuçlara yol açan önemli sorunlardır.

Detaylı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA İYİLEŞMESİ Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger YARA Doku bütünlüğünün bozulmasıdır. Cerrahi ya da travmatik olabilir. Akut Yara: Onarım süreci düzenli ve zamanında gelişir. Anatomik ve fonksiyonel bütünlük

Detaylı

VENA CAVA SUPERİOR SENDROMU. Dr.Serdar Onat

VENA CAVA SUPERİOR SENDROMU. Dr.Serdar Onat VENA CAVA SUPERİOR SENDROMU Dr.Serdar Onat VENA CAVA SUPERİOR SENDROMU Vena Cava Superiorda kan akımının tıkanıklığa uğraması sonucu gelişen klinik tablodur. Acil olarak tanısal değerlendirme ve tedaviyi

Detaylı

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ MENENJİTLİ OLGULARIN KLİNİK VE LABORATUAR ÖZELLİKLERİNİN RETROSPEKTİF OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ Mine SERİN 1, Ali CANSU 1, Serpil ÇELEBİ 2, Nezir ÖZGÜN 1, Sibel KUL 3, F.Müjgan SÖNMEZ 1, Ayşe AKSOY 4, Ayşegül

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 AORT ANEVRİZMASI YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015 Ani ölümün önemli bir nedenidir Sıklığı yaşla birlikte artar 50 yaş altında nadir rastlanır E>K Aile

Detaylı

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ

Kronik Pankreatit. Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Kronik Pankreatit Prof. Dr.Ömer ŞENTÜRK KOÜ Gastroenteroloji, KOCAELİ Tanım Pankreasın endokrin ve ekzokrin yapılarının hasarı, fibröz doku gelişimi ile karakterize inflamatuvar bir olay Olay histolojik

Detaylı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D. Multipl Myeloma Nedir? Vücuda bakteri veya virusler girdiğinde bazı B-lenfositler plazma hücrelerine

Detaylı

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE):

Pulmoner Emboli Profilaksisi. Tanım. Giriş. Giriş 12.06.2010. Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD. Pulmoneremboli(PE): Pulmoner Emboli Profilaksisi Dr. Mustafa YILDIZ Fırat Üniversitesi Acil Tıp AD m Pulmoneremboli(PE): Bir pulmonerartere kan pıhtısının yerleşmesi Distaldeki akciğer parankimine kan sağlanaması Giriş Tipik

Detaylı

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI Dr Ahmet DEMİRKAYA 21 Eylül 11 Çarşamba C6-T4 arasında uzanan trakea infrakrokoid seviyeden karinaya kadar

Detaylı

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ

(ANEVRİZMA) Dr. Dağıstan ALTUĞ ANEURYSM (ANEVRİZMA) Arteriyel sistemindeki lokalize bir bölgeye kan birikmesi sonucu şişmesine Anevrizma denir Gerçek Anevrizma : Anevrizma kesesinde Arteriyel duvarların üç katmanını kapsayan Anevrizma

Detaylı

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit

NEFRİT. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Genel Bilgiler. Nefrit NEFRİT Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Genel Bilgiler Böbreğin temel fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron

Detaylı

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 2007 Yoğun Bakım Üniteleri Hasta bakımının en karmaşık Masraflı Teknoloji ile içiçe Birden fazla organı ilgilendiren

Detaylı

Ödem, hiperemi, konjesyon. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015

Ödem, hiperemi, konjesyon. Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 Ödem, hiperemi, konjesyon Doç. Dr. Halil Kıyıcı 2015 1 Hemodinamik bozukluklar Ödem Hiperemi / konjesyon Kanama (hemoraji) Trombüs / emboli İnfarktüs Şok 2 Hemodinamik bozukluklar Ödem 3 Ödem Tanım: İnterstisyel

Detaylı

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ

Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi. Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Dönemi Komplikasyonlarda Hemşirelik İzlemi Nevin ÇETİN Hacettepe Üniversitesi Pediatrik KİTÜ Engraftman Sendromu Veno- Oklüzif Hastalık Engraftman Sendromu Hemşirelik İzlemi Vakamızda: KİT (+14)-

Detaylı

Torasentez. İrfan Eser, Şamil Günay. Derman Tıbbi Yayıncılık 27

Torasentez. İrfan Eser, Şamil Günay. Derman Tıbbi Yayıncılık 27 İrfan Eser, Şamil Günay Giriş Torasentez, toraks içerisinde parietal plevra ile visseral plevra arasında herhangi bir sebeple birikmiş olan sıvının iğne ya da kateter yardımıyla drene edilmesi işlemidir.

Detaylı

Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Pankreas Kisti Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, pankreasımda iltihabi kist

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER KANSERİNDE TANI VE EPİDEMİYOLOJİ. İNT. DR. BURCU TURAN Nisan 2014

KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER KANSERİNDE TANI VE EPİDEMİYOLOJİ. İNT. DR. BURCU TURAN Nisan 2014 KÜÇÜK HÜCRELİ DIŞI AKCİĞER KANSERİNDE TANI VE EPİDEMİYOLOJİ İNT. DR. BURCU TURAN Nisan 2014 EPİDEMİYOLOJİ Akciğer kanseri, günümüzde, kadınlarda ve erkeklerde en sık görülen ve en fazla ölüme yol açan

Detaylı

HASTALIKLAR BİLGİSİ. SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI (Akciğer Hastalıkları) SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI (Akciğer Hastalıkları)

HASTALIKLAR BİLGİSİ. SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI (Akciğer Hastalıkları) SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI (Akciğer Hastalıkları) HASTALIKLAR BİLGİSİ DERS NOTLARI eminkaya.net Akciğerler plevral zarlarla kaplı büyük süngerimsi organlardır. Göğüs boşluğunda bulunur. Solunum organı olan akciğerlerin inspirasyon (nefes alma) ve ekspirasyon

Detaylı

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI

KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI KÜNT ve DELİCİ/KESİCİ KARIN TRAVMALARI Dr. Ömer USLUKAYA DİCLE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI Karın travması Karın travmaları, baş, boyun ve toraks travmalarından sonra üçüncü en

Detaylı

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ

AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ AÇIK ve LAPORASKOPİK CERRAHİDE HEMŞİRELİK BAKIMI HEMŞİRE SEHER KUTLUOĞLU ANTALYA ATATÜRK DEVLET HASTANESİ SUNU PLANI Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik bakım amacı Açık ve kapalı cerrahide hemşirelik

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI

SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI SİNÜS - AĞRI, BASINÇ, AKINTI Yardım edin sinüslerim beni öldürüyor! Bunu daha önce hiç söylediniz mi?. Eğer cevabınız hayır ise siz çok şanslısınız demektir. Çünkü her yıl milyonlarca lira sinüs problemleri

Detaylı

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur.

Bakteriler, virüsler, parazitler, mantarlar gibi pek çok patojen hastalığın oluşmasına neden olur. Dr.Armağan HAZAR ZATÜRRE (PNÖMONİ) Zatürre yada tıbbi tanımla pnömoni nedir? Halk arasında zatürre olarak bilinmekte olan hastalık akciğer dokusunun iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediği takdirde ölümcül

Detaylı

Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi

Santral Venöz Kateter. Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi Santral Venöz Kateter Hem. Güliz Karataş Hacettepe Ped KİT Ünitesi 8 yaşında ALL VAKA sürecinde SVK TANI : 8/2010 RELAPS 1/2011 KİT 6/2011 7/2011 3/2013 +55.gün +13.ay hafif kgvhh Santral venöz Port kateter

Detaylı

Çocuk Hekimleri için Akıl Defteri / Radyolojik Değerlendirmeler*

Çocuk Hekimleri için Akıl Defteri / Radyolojik Değerlendirmeler* 1 Hazırlayan: Mustafa Hacımustafaoğlu, Bursa * Bu sayfaya, konusunda uzman akademisyenlerin Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları radyolojisi ile ilgili ve kısa klinik bilgileri de içeren konusunda klinik açıdan

Detaylı

TORAKS DEĞERLENDİRME KABUL ŞEKLİ 2 (Bildiri ID: 64)/OLGU BİLDİRİSİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ

TORAKS DEĞERLENDİRME KABUL ŞEKLİ 2 (Bildiri ID: 64)/OLGU BİLDİRİSİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ TORAKS DEĞERLENDİRME ŞEKLİ 2 ( ID: 64)/OLGU Sİ: MEME KANSERİ İÇİN RADYOTERAPİ ALMIŞ OLGUDA RADYASYON PNÖMONİSİ SONRASINDA GELİŞEN ORGANİZE PNÖMONİ (OP/ BOOP) Poster 3 ( ID: 66)/Akut Pulmoner Emboli: Spiral

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

AKCİĞER GRAFİSİ YORUMLAMA. Doç. Dr Bülent ERDUR PAÜTF Acil Tıp AD ATOK 2011

AKCİĞER GRAFİSİ YORUMLAMA. Doç. Dr Bülent ERDUR PAÜTF Acil Tıp AD ATOK 2011 AKCİĞER GRAFİSİ YORUMLAMA Doç. Dr Bülent ERDUR PAÜTF Acil Tıp AD ATOK 2011 Öğrenme Hedefleri PA AC grafisi çekim tekniği Teknik değerlendirme Radyolojik anatomi Radyolojik değerlendirme Radyografi örnekleri

Detaylı

Plöropnömonektomi (Ekstraplevral Pnömonektomi)

Plöropnömonektomi (Ekstraplevral Pnömonektomi) Plöropnömonektomi (Ekstraplevral Pnömonektomi) Akif Turna İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı bildirdi. Ekstraplevral Pnömonektomi Sarot, 1940 larda ilk kez tanımladı.

Detaylı

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI D.P.Ü. KÜTAHYA EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR PROF. DR. AHMET HAKAN VURAL OP. DR. GÜLEN SEZER ALPTEKİN ERKUL OP. DR. SİNAN ERKUL

Detaylı

Oksijen tedavisi. Prof Dr Mert ŞENTÜRK. İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilimdalı

Oksijen tedavisi. Prof Dr Mert ŞENTÜRK. İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilimdalı Oksijen tedavisi Prof Dr Mert ŞENTÜRK İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilimdalı OKSİJEN TEDAVİSİ Kime uygulanmalı? Endikasyonlar? Kaç litre? Ne şekilde? Kime uygulanmalı? Gereksinimi

Detaylı

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No

REVİZYON DURUMU. Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No REVİZYON DURUMU Revizyon Tarihi Açıklama Revizyon No Hazırlayan: Onaylayan: Onaylayan: Hemşirelik Protokolleri Adem Aköl Sinan Özyavaş Hazırlama Komitesi Kalite Konseyi Başkanı Kalite Koordinatörü 1/5

Detaylı

Onkoplastik meme cerrahisi ve yenilikler

Onkoplastik meme cerrahisi ve yenilikler Onkoplastik meme cerrahisi ve yenilikler Dr. Lütfi Eroğlu Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik cerrahi Anabilim Dalı Mastektomi ile ilgili ameliyatların tarihsel süreci

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

TORASENTEZ TÜP TORAKOSTOMİ VE PERİKARDİYOSENTEZ DOÇ. DR. YUSUF YÜRÜMEZ

TORASENTEZ TÜP TORAKOSTOMİ VE PERİKARDİYOSENTEZ DOÇ. DR. YUSUF YÜRÜMEZ TORASENTEZ TÜP TORAKOSTOMİ VE PERİKARDİYOSENTEZ DOÇ. DR. YUSUF YÜRÜMEZ TORASENTEZ Tanım Plevral sıvının bir iğne ya da kateter ile aspirasyonu işlemidir. TORASENTEZ TANISAL TORASENTEZ nedeni bilinmeyen

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

Asendan AORT ANEVRİZMASI

Asendan AORT ANEVRİZMASI Asendan AORT ANEVRİZMASI Aort anevrizması, aortanın normal çapından geniş bir çapa ulaşarak genişlemesidir. Aorta nın bütün bölümlerinde anevrizma gelişebilir. Genişlemiş olan bölümün patlayarak hayatı

Detaylı

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Hepatik Arter Anevrizması Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından, karaciğer ana

Detaylı

DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI

DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI DİYABETİK AYAKTA VAKUM UYGULAMASI Dr. Fatih YANAR İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, Periferik Damar Cerrahisi 2.Ulusal Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Sempozyumu

Detaylı

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Akut Mezenter İskemi. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Akut Mezenter İskemi Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Anatomi Etyoloji/Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Giriş Tüm akut mezenter iskemi

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı TRAVMA Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı HEDEFLER Travmanın tarihçesi Travmanın tanımı Travma çeşitleri (Künt, Penetran, Blast,

Detaylı

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013

NEFROTİK SENDROM. INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM INTERN DR. H.RUMEYSA DAĞ Eylül 2013 NEFROTİK SENDROM NEDİR? Nefrotik sendrom ; proteinüri (günde 3.5gr/gün/1.73 m2), hipoalbüminemi (

Detaylı

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler EGZERSİZ VE KAN Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler Akciğerden dokulara O2 taşınımı, Dokudan akciğere CO2 taşınımı, Sindirim organlarından hücrelere besin maddeleri taşınımı, Hücreden atık maddelerin

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar?

BÖBREK HASTALIKLARI. Prof. Dr. Tekin AKPOLAT. Böbrekler ne işe yarar? BÖBREK HASTALIKLARI Prof. Dr. Tekin AKPOLAT Böbrekler ne işe yarar? Böbreğin en önemli işlevi kanı süzmek, idrar oluşturmak ve vücudun çöplerini (artık ürünleri) temizlemektir. Böbrekte oluşan idrar, idrar

Detaylı

Postüral Drenaj Uygulama

Postüral Drenaj Uygulama Postüral Drenaj Uygulama AMAÇ Akciğerlerdeki sekresyonun yer çekimi yardımıyla drenajının gerçekleştirilmesidir. TEMEL İLKELER Spontan solunumda veya ventilatöre bağlı hastada akciğerlerin tüm bronş ve

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu

Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Tarih :././20 Hastanın adı ve soyadı: Protokol numarası: Safra Yolu Tümörü Ameliyatı Bilgilendirilmiş Onam Formu Bana yapılan muayene ve tetkikler sonucunda doktorlarım tarafından safra yollarımda tümör

Detaylı

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD

Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş. Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD Postoperatif Noninfeksiyoz Ateş Dr.Dilek ARMAN GÜTF Enfeksiyon Hastalıkları AD GT, 62 y, kadın Nüks tiroid papiller CA Kitle eksizyonu (özefagus ve trake den sıyırılarak) + Sağ fonksiyonel; sol radikal

Detaylı

Kan Kanserleri (Lösemiler)

Kan Kanserleri (Lösemiler) Lösemi Nedir? Lösemi bir kanser türüdür. Kanser, sayısı 100'den fazla olan bir hastalık grubunun ortak adıdır. Kanserde iki önemli özellik bulunur. İlk önce bedendeki bazı hücreler anormalleşir. İkinci

Detaylı

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu

Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu Bölüm 21 Astımla Karışan Hastalıklar Dr. Alpaslan TANOĞLU ve Dr. Mustafa DİNÇ Astım hastalığı, kronik yani süreklilik gösteren ve ataklar halinde seyir gösteren bir hava yolu hastalığıdır. Hastalığın en

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

PLEVRAL EFÜZYONLAR. Prof. Dr. Abdurrahman ŞENYİĞİT Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD

PLEVRAL EFÜZYONLAR. Prof. Dr. Abdurrahman ŞENYİĞİT Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD PLEVRAL EFÜZYONLAR Prof. Dr. Abdurrahman ŞENYİĞİT Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları AD GİRİŞ Plevra paryetal ve visseral olmak üzere ikiye ayrılır. Paryetal plevra toraks iç yüzünü kaplar.

Detaylı

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever

HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ. Dr. Lale Sever HEMODİYALİZDE SIK KARŞILAŞILAN KOMPLİKASYONLAR ve YÖNETİMİ Dr. Lale Sever Intradiyalitik Komplikasyonlar Sık Kalıcı morbidite Mortalite Hemodiyaliz Komplike bir işlem! Venöz basınç monitörü Hava detektörü

Detaylı

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu

Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma. Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Cerrahi Hastada Beslenme ve Metabolizma Prof.Dr. İsmail Hamzaoğlu Travma ve cerrahiye ilk yanıt Total vücut enerji harcaması artar Üriner nitrojen atılımı azalır Hastanın ilk resüsitasyonundan sonra Artmış

Detaylı

KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI. Dr. Mustafa Özdemir

KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI. Dr. Mustafa Özdemir KARACİĞER KİST HİDATİĞİNİN PERKÜTAN TEDAVİSİNDE SEKDİNGER VE TROKAR TEKNİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Dr. Mustafa Özdemir Giriş ve Amaç: Girişimsel işlem olarak çeşitli yöntemler geliştirilmiş olmasına rağmen

Detaylı

YENİDOĞANDA MEKANİK VENTİLASYON KURSU OLGU SUNUMU-1

YENİDOĞANDA MEKANİK VENTİLASYON KURSU OLGU SUNUMU-1 YENİDOĞANDA MEKANİK VENTİLASYON KURSU OLGU SUNUMU-1 BAŞVURU ÖZELLİKLERİ 28 yaşındaki gebe suyunun gelmesi nedeniyle acil servise başvurdu. İlk gebelik, gebelik takipleri yok Gebelik yaşı 39 hafta Amniyon

Detaylı

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri Akciğer kanserinin tanısında anamnez, fizik muayene, tam kan sayımı ve rutin biyokimya testlerinden sonra; Noninvaziv (akciger filmi, toraks BT, PET, balgam sitolojisi),

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Akın Yıldızhan. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Akın Yıldızhan. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Künt Toraks Travmaları Yaşamın ilk dört dekatında birinci ölüm nedeni travmadır. Toraks travması ölümlerin %25 inde ana nedendir. Toraks travmalarının

Detaylı

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara

FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI. Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara FİBRİNOJEN DEPO HASTALIĞI Yrd.Doç.Dr. Güldal YILMAZ Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Ankara H. K., 5 yaşında, Kız çocuğu Şikayet: Karında şişlik Özgeçmiş: 8 aylıkken karında

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar AKCİĞER KANSERİ Doç.Dr.Filiz Koşar Akciğer Kanseri Nedir? Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI DR. LÜTFĐ KIRDAR KARTAL EĞĐTĐM ARAŞTIRMA HASTANESĐ GÖĞÜS HASTALIKLARI KLĐNĐĞĐ DOÇ DR. BENAN ÇAĞLAYAN

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI DR. LÜTFĐ KIRDAR KARTAL EĞĐTĐM ARAŞTIRMA HASTANESĐ GÖĞÜS HASTALIKLARI KLĐNĐĞĐ DOÇ DR. BENAN ÇAĞLAYAN T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI DR. LÜTFĐ KIRDAR KARTAL EĞĐTĐM ARAŞTIRMA HASTANESĐ GÖĞÜS HASTALIKLARI KLĐNĐĞĐ DOÇ DR. BENAN ÇAĞLAYAN MALĐGN PLEVRAL EFÜZYONLARDA POVĐDON IYOT ĐLE YAPILAN HIZLI PLÖREDEZĐN ETKĐNLĐĞĐ

Detaylı

N.U.64 yaşında Bayan,evhanımı *Öksürük *2 ay önce kuru öksürük yakınması ile başvurduğu hastanede çekilen akciğer grafisi ile hastanemize gönderilmiş

N.U.64 yaşında Bayan,evhanımı *Öksürük *2 ay önce kuru öksürük yakınması ile başvurduğu hastanede çekilen akciğer grafisi ile hastanemize gönderilmiş N.U.64 yaşında Bayan,evhanımı *Öksürük *2 ay önce kuru öksürük yakınması ile başvurduğu hastanede çekilen akciğer grafisi ile hastanemize gönderilmiş ÖZ VE SOY GEÇMİŞ 7yıl önce kolon rezeksiyonu (adeno

Detaylı

SPONTAN PNÖMOTORAKS VE TEDAVİSİ. Dr. Refik Ülkü Dicle Göğüs Cerrahisi

SPONTAN PNÖMOTORAKS VE TEDAVİSİ. Dr. Refik Ülkü Dicle Göğüs Cerrahisi SPONTAN PNÖMOTORAKS VE TEDAVİSİ Dr. Refik Ülkü Dicle Göğüs Cerrahisi SPONTAN PNÖMOTORAKS: Pnömotoraks, plevra boşlukta hava olması olarak tanımlanır. Travma, etken ya da cerrahi müdahale olmadan gelişen

Detaylı

SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI

SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI SPİNA BİFİDA VE NÖROJEN MESANE TANILI HASTALARDA MESANE İÇİ HYALURONİK ASİD UYGULAMASI Harika Alpay, Nurdan Yıldız, Neslihan Çiçek Deniz, İbrahim Gökce Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi

Detaylı

PLEVRAL SIVILARIN AYIRICI TANISINDA MEDİKAL TORAKOSKOPİ (PLÖROSKOPİ) NİN ETKİNLİĞİ VE GÜVENİLİRLİĞİ

PLEVRAL SIVILARIN AYIRICI TANISINDA MEDİKAL TORAKOSKOPİ (PLÖROSKOPİ) NİN ETKİNLİĞİ VE GÜVENİLİRLİĞİ T.C PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI PLEVRAL SIVILARIN AYIRICI TANISINDA MEDİKAL TORAKOSKOPİ (PLÖROSKOPİ) NİN ETKİNLİĞİ VE GÜVENİLİRLİĞİ TIPTA UZMANLIK TEZİ DR ALİ

Detaylı

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016

Göğüs Ağrısı Olan Hasta. Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı Olan Hasta Dr. Ö.Faruk AYDIN / 06.04.2016 Göğüs Ağrısı??? Yan ağrısı? Sırt ağrısı? Mide ağrısı? Karın ağrısı? Boğaz ağrısı? Omuz ağrısı? Meme ağrısı? Akut Göğüs Ağrısı Aniden başlar-tipik

Detaylı

Entübasyon sonrası trakeal rüptür: 5 olgu Gönül Sağıroğlu*, Tamer Sağıroğlu**, Burhan Meydan*, Çağatay Tezel*

Entübasyon sonrası trakeal rüptür: 5 olgu Gönül Sağıroğlu*, Tamer Sağıroğlu**, Burhan Meydan*, Çağatay Tezel* Entübasyon sonrası trakeal rüptür: 5 olgu Gönül Sağıroğlu*, Tamer Sağıroğlu**, Burhan Meydan*, Çağatay Tezel* * SB Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi-İstanbul

Detaylı

UÜ-SK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI

UÜ-SK GÖĞÜS HASTALIKLARI VE TÜBERKÜLOZ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 6 1. : Göğüs Hastalıkları ve Tb Anabilim Dalı, 12 yaşın üzerindeki ayaktan ve yatan hastalara tanı ve tedavi hizmetleri sunmaktadır. Bu hizmet haftada 7 gün

Detaylı

PLEVRAL EFÜZYONLARDA TRANSÜDA-EKSÜDA AYIRIMINDA sl-selectin DÜZEYLERİNİN TANI DEĞERİ

PLEVRAL EFÜZYONLARDA TRANSÜDA-EKSÜDA AYIRIMINDA sl-selectin DÜZEYLERİNİN TANI DEĞERİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI YEDİKULE GÖĞÜS HASTALIKLARI HASTANESİ VE GÖĞÜS CERRAHİSİ MERKEZİ ŞEF: Doç. Dr. GÜNGÖR ÇAMSARI PLEVRAL EFÜZYONLARDA TRANSÜDA-EKSÜDA AYIRIMINDA sl-selectin DÜZEYLERİNİN TANI DEĞERİ

Detaylı

Böbrek Naklinde Bazal İmmunsupresyonda Kullanılan Ajanlar

Böbrek Naklinde Bazal İmmunsupresyonda Kullanılan Ajanlar Böbrek Naklinde Bazal İmmunsupresyonda Kullanılan Ajanlar Kalsinörin İnhibitörleri Siklosporin Takrolimus Antiproliferatif Ajanlar Mikofenolat Mofetil / Sodyum Azathiopurine Kortikosteroidler Sirolimus

Detaylı

Normal Mikrop Florası. Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu

Normal Mikrop Florası. Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu Normal Mikrop Florası Prof.Dr.Cumhur Özkuyumcu Vücudun Normal Florası İnsan vücudunun çeşitli bölgelerinde bulunan, insana zarar vermeksizin hatta bazı yararlar sağlayan mikroorganizma topluluklarına vücudun

Detaylı

Parapnömonik Efüzyon ve Ampiyemli Hastaların Özellikleri

Parapnömonik Efüzyon ve Ampiyemli Hastaların Özellikleri Parapnömonik Efüzyon ve Ampiyemli Hastaların Özellikleri Güntülü AK*, Serpil DANACIOĞLU*, Hüseyin YILDIRIM*, Sinan ERGİNEL*, Füsun ALATAŞ*, Egemen DÖNER**, Muzaffer METİNTAŞ* * Eskişehir Osmangazi Üniversitesi

Detaylı