BİREYLEŞME İLKESİ Turgut Özgüney
|
|
|
- Gül Arıca
- 7 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 A N A D O L U A Y D I N L A N M A V A K F I 1 BİREYLEŞME İLKESİ Turgut Özgüney Thomas Aquinas ( ) bireyleşme ilkesi olarak maddeyi (materia) göstermiş, varlık bakımından değil bilme bakımından önemine değinmiştir. Bireyleşme, belli bir türe ilişkin özelliklerin o tür içinde yer alan bireylerde tek tek kendilerini gösterme sürecidir. Bireysellik ise bu sürecin bir sonucu olarak görülebilir. Aquinas bireyleşme sorununu Boethius üzerinden irdelemiştir. Boethius, Aristoteles in kategorileri üzerinden yaptığı çalışmasında, ilinekler in bireyleşmelerinin töze bağlı olduğunu dile getirir. Buradaki tözden Aristoteles in ikincil tözünü anlamamız gerekir. Boethius a göre yaratılmış olan yapıda bir varlık (esse) bir de kendinden olan şey bulunmaktadır. Boethius a göre bir bireysel insan, hayvansallık ve akılsallık ile birlikte kendisini öteki insanlardan ayıran (farklı kılan) ilineksel özellikleri de içerir. Boethius, varlığı üç farklı şekilde değerlendirir: 1- Intellectibilla: Bütünüyle maddeden bağımsız varoluş (bu türden varlıklar teolojinin konusudur), 2- Intelligibilia: Bedenle birleşmiş olan ruhsal varoluşlar, 3- Naturalia: Yapıları ve özellikleri, Aristoteles in fizik biliminin konusu olan varoluşlar. Bireyleşme konusu daha çok Ortaçağ düşünürleri tarafından ele alınmış bir sorundur. Aristoteles bireyleşme ile ilgili düşüncelerinde, ideaların töz (ouisa) olarak değerlendirilemeyeceğini söylemiştir. Ona göre tikel fiziksel nesneler, oluş ve bozuluşa tâbi yapılar olduklarından, tanımın oluşumuna etkili bir şekilde katılamazlar. Tanım tümel olanla ilgilidir. Tikeller, yani zaman ve mekâna tâbi olan yapılar değişime uğrarlar ve hiçbir zaman kendi kendileriyle aynı kalamazlar. Tümeller değişmez ve sonsuzdur. Bunun da en temel nedeni, bu tip yapıların yani tikel duyulur tözlerin oluşumlarında madde nin bulunmasıdır. Tanımın ortaya çıkması için maddenin dışında bir ölçünün olması gerekir. Aristoteles, bu ölçünün, Platoncu idea anlamında nesneden ayrı bir özelliğe sahip olmasının gerekli olmadığını düşünür. Ona göre adına form denen yapı, nesnede madde ile birlikte yer almaktadır. Madde bu form ile birlikte bizlerin algısına konu olabilecek nesnelerin oluşumunda önemli bir yer tutmaktadır. Türce özdeş olan bireyleri (atomos) farklılaştıran şeyin, madde (hule) olduğunu ileri sürer. Aquinas a göre, bir şeyin tanımının yapılabilmesi için, o şeyin özüne sahip olunması gerekir. Başka bir deyişle, öz tanımda ifade edilendir. Tikel fizik nesnenin özünden, o tikel fizik nesneyi ortaya koyan bileşenlerden biri olan formu anlamamız yanlış olacaktır. Herhangi bir tikel fizik nesne ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz: Bir nesneyi oluşturan bir form ve bir de madde nin yanı sıra, bu nesneye ilişkin tanımı ortaya çıkartan bir de özü vardır. Bir nesnenin formu ile yine o nesnenin özünün bir ve aynı olduklarını düşünmek doğru değildir. Tikel fiziksel nesnedeki madde, materia signata dır (belirlenmiş madde, aktüelleştirilmiş madde, yani fizik gerçeklikte var olan) ve bu da bireyselliğin edilgin ilkesidir.
2 A N A D O L U A Y D I N L A N M A V A K F I 2 Platon, episteme ye, Herakleitos un panta horei ine dayanarak sağlam bir zemin bulmaya çalışmıştır ve bu anlamda bilginin zorunlu ve tümel nesnelerinden söz edebilmek için, tikel fiziksel nesnedeki değişimi mutlak anlamda kabul etmesi sonucu, gerçekliği idea ya yüklemiştir. Böylelikle, Platon hiçbir zaman bozulmaya uğramayacak bir yapı ile olası itirazların önünü kesmeyi amaçlamıştır. Buna karşın, Aristoteles Platoncu terminolojide logistikon olarak değerlendirilen yapıyı, nous poietikos ve nous pathetikos şeklinde değişikliğe uğratması sonucunda, tikel fizik nesnenin, onu oluşturan kısımlarından birinin bozulmaya tâbi olmadan kalabileceği düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Formun, tikel fizik nesne içinde bir bileşen olarak maddeyle birlikte düşünülmesi, Aristotelesçi bilme süreci içinde, önemli bir basamak olarak soyutlamanın gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Thomas a göre aklın (intellectus) doğrudan bir şekilde tikeli kavraması olanaksızdır. Aklın uygun nesnesi, duyulanabilir (res sensibilis) değil, fakat anlaşılabilir (res intelligibilis) olandır. Anlaşılabilir, akıl tarafından bilinebilir olan, etkin aklın soyutlama aracılığıyla ürettiği şeydir. Form ve maddeden oluşan compositum değişikliğe tâbidir. Thomas a göre, bileşik olanın hareket etme yeteneği vardır ve o aynı zamanda bozulmaya da tâbidir. Bununla birlikte oluş ve bozuluş birer hareket olarak değerlendirilemezler. Onlar daha çok, değişim adı altında ele alınmalıdır; çünkü hareket birbirini takip eden bir süreç iken oluş ve bozuluş anlık değişimlerdir. Platon ve Aristoteles te olduğu gibi Aquinas da, Madde hareket için gereklidir, demiştir. Özellikle Aquinas ta bilginin ortaya çıkması için mutlaka olması gereken formdur ve form tikel fizik nesnenin oluşumunda önemli bir katkıya sahiptir. Ona göre maddesel gerçeklik, bilginin kalkış noktası olarak son derece önemli bir işleve sahiptir. Aristoteles De Anima da, duyulama (aisthesis) ve akıldan (nous) farklı olarak dile getirdiği imgelememin koşullarını aktarması zorunluluğunu getirir. Başka bir deyişle, imgelem de zaman ve mekâna bağlıdır; çünkü imgelemin iş görebilmesi için duyuların karşısında bulunan yapıların zaman ve mekân içinde yer alması gerekir. Bundan dolayı soyutlamayı gerçekleştiren etkin aklın (intellectus agent) imgeleme dönmeden, gerçekliğe ilişkin yargılarımızın ortaya çıkmasını sağlayacak yapıları oluşturması olanaksızdır. Dolayısıyla, ancak zaman ve mekân içinde yer alan nesnenin oluşumuna katkıda bulunan maddenin bu süreçteki payı en az form kadar önemlidir. Aristoteles Kategoriae da yaptığı tözler arasındaki ayrımın ilkelerini verirken, bireyleşme ilkesi ile tür arasındaki bağlantıyı incelemekte ve maddenin insanın insan olmasını sağlayan şeyler arasında hiçbir biçimde sayılamayacağını söylemektedir; çünkü insanın insan olmasını sağlayan ya da bir şeyi o şey yapmış olan şey madde değil formdur. Burada bir şeyi o şey yapmış olanı, onun bilme ile ilgisini kurarak düşünmekte yarar vardır. Başka bir deyişle, form bilmenin ilkesi olarak düşünülmelidir. (Çünkü zihin öğrenir, ruh keşfeder. Bedende bir değişme olmaz. Gelişmeler hep ruha aittir; çünkü ruhun bedene düşmesi, ruhun gelişmesi ve mükemmelleşmesi içindir; bu da ruhun düşmüşlükten kurtulması demektir.) Bunun nedeni, bireyleşme ilkesi olan maddenin kendinde bilinemez olduğu ve sadece kendisinden tümel formula nın türediği form aracılığıyla bilinebildiğidir.
3 A N A D O L U A Y D I N L A N M A V A K F I 3 Tekil şeyler ortadan kalktığında, sadece tümelleri aracılığıyla bilinirler. Burada tümel yapı ile form arasındaki fark göz önünde bulundurulmalıdır; çünkü Aquinas a göre bir nesne ancak kendi özüyle bilinebilir ve yine kendi özüyle bir tür ya da cins içine sokulabilir. Oysa madde, ne bir bilme ilkesidir ne de bir şeyin cins ya da türü onun aracılığıyla belirlenir. Bu belirleme, nesnenin edim halinde (actus esendi) olmasını sağlayan şeye bağlıdır. Bireyleşme ilkesi, bir yandan aklın upuygun nesnesini belirlemekte, diğer yandan da bu belirleme aracılığıyla bilme sürecinin içeriği belirlenmektedir. Bireyleşmenin ve onun ilkesinin, bilme süreçlerinin oluşumunda göz ardı edilemeyecek bir ağırlığı bulunmaktadır. Bu iki farklı durum arasındaki etkileşimin derinliğini saptamak zordur. Birbirleri için zorunlu (sine qua non) koşullar ürettiklerini söylemek mümkündür. Bazı filozoflar maddeyi bireyleşme ilkesi olarak ontolojik bir bağlamda değerlendirmişlerdir. Thomas Aquinas a göre hayat, kendisini bize iki etkinlik aracılığıyla göstermektedir. Bu etkinlikler, bilgi ve hareket olarak dile getirilmiştir. İnsana ilişkin bakış açısını ortaya koyarken, bu iki etkinliğe ve bunların birbirleriyle olan iç bağlantılarına sıkça başvurulmaktadır. Hareketin oluşabilmesi için potansiyellikten aktüelliğe doğru bir geçiş gereklidir. Aquinas a göre, evrende gözlenmekte olan her hareket eden şeyin bir hareket ettiricisi olduğunu söylemek gerekir. Bu geri gidiş sonsuza kadar devam edemez. Zira evrendeki tüm hareket edenleri tükettiğinizde karşınıza Tanrı çıkmaktadır. Tanrı nın bütün hareket edenler gibi hareket edebilmesi için hareketin koşulu sayılan, geçişi mümkün kılan bir bileşik varlık olması gerekir. Oysa Tanrı salt aktüel bir varlıktır. O yalındır. Bu yüzden onun harekete tâbi bir varlık olması düşünülemez. Buradan hareketle, Onun zaman ve mekâna tâbi olmadığı sonucu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. İnsan denilen bileşik varlık (compositum) kendi içinde madde yani potansiyel olan ve formdan yani aktüel olan dan meydana gelmiştir. Burada form insani ruh, madde de beden olarak değerlendirilmelidir. Ancak bir compositum olarak insanı oluşturan bu ruhun beden ile ilişkisinden dolayı, onu bir motor olarak değil fakat bir animatör olarak anlamak gerekir. İnsandaki tözsel formun yani ruhun bedene hayat veren bir etkide bulunduğunu yeterince anlatabilmek için, burada animatör terimi kullanılmaktadır. Bu bileşik yapıda form maddeden daha üstün bir yerde bulunmaktadır. Bu üstünlük onun kendi başına bir yetkinlik içinde bulunduğunu göstermez. İnsandaki akılsal ruh, bedenle birleşmek konusunda büyük bir istek içindedir; çünkü insanın oluşmasını gerekli kılan şey, onun bilginin peşinde koşma isteğidir. Buradaki bilgiden, insanın çevresini oluşturan tikel fizik nesnelerin bilgisini anlamak gerekir, yoksa analoji ile elde edilenleri değil. (Burada bileşik olan varlıkların değil, varoluşu bakımından yalın bir özellik sergileyen varlıkların bilgisine ulaşmak için analojiden söz edilmektedir.) Bilgiyi elde etmek bakımından yetkince bir varoluşa sahip olmayan ruhun, bu eksikliğini ortadan kaldırabilmek için bedenle birleşmesi kaçınılmazdır. Başka şekilde ifade edilebilirse, ruh, insanın eksiksiz doğası değildir ve bu yüzden insan ruhun kendisi olarak adlandırılamaz. Thomas Aquinas, bilginin taşıyıcısı olarak insanı gösterir, ancak onun insanı Platon unki gibi sadece tözsel formdan oluşmaz. Ona göre insan, ruh ve bedenden oluşmuş bir
4 A N A D O L U A Y D I N L A N M A V A K F I 4 compositum dur ve bilgiyi elde etmesi için bu bilgiyi kendisinden devşireceği tikel fizik nesne türünden bir yapıya gereksinimi vardır. Bilgiyi elde etmede veya elde etmiş olduğu bilgiyle fizik nesneler dünyası arasındaki bağlantıyı kurmada insan, duyuları ile iş görmektedir. Zira bilmemizin ilkesi duyulardan gelmektedir. Duyular ise şimdi ve burada duyulanması işinde etkinlik gösterebilir. Başka bir deyişle, duyunun nesnesinin zaman ve mekân içinde yer alan bir nesne olması gerekir. İnsanî bilmenin ilk ve vazgeçilmez basamağı olarak görülen duyulamanın nesnesi madde dir. Böylece form, madde aracılığıyla bireyleşir. Aristoteles, bireyi bu madde içindeki şöyle bir form olarak tanımlamaktadır; onu formca özdeş olan kalıpların içindeki farklılığı meydana getirmesi bakımından maddeye bağlamaktadır. Aristoteles e göre birey bölünemez olandır ; bu yüzden de onun bireysel prote ousia (birincil töz veya sadece töz) olarak değerlendirilmesi gerekir. Buradaki bölünmezlik anlatımı, cins, tür, birey ilişkisinde anlamlı bir hale gelir. İnsan kendisinden sonra gelecek bir türe cinslik yapacak konumda değildir. Bir tür olarak o, ancak tek tek bireylerin üstünde yer alabilir. Birey kendisinden sonra pek çok bireye bölünebileceği ve her bir kısmında birey adını alabileceği bir potansiyel duruma sahip değildir; çünkü insan, kısımlarına ayrıldığında artık bir insan değildir. Aquinas a göre, madde (buradaki anlatımıyla materia prima) kendisine form u alarak yetkinleşebilir. Form da maddeyle birleşerek kendince yetkinleşecektir. Maddenin yetkinleşmesi onun materia non signata dan materia signata ya geçmesi anlamına gelmektedir. Formun bireyleşmesini sağlayarak ona aynı tür içinde çoğalma olanağı veren işte bu türden bir maddedir. Bu madde, form aracılığıyla duyusal algının konusu haline gelebilecek nesnelerin ortaya çıkmasına katkıda bulunmaktadır. Bu şekilde, bir bireyi diğerinden ayıran farklı öz niteliklerin taşıyıcısı olarak madde, formu bireyleştirirken, form da maddeye bir tür bireysellik kazandırmaktadır. Madde, cinslerin farklılığını oluşturan olarak ortaya çıkar, aynı zamanda madde bilinemezdir. Maddenin kendi başına bilinemezliğinden sıyrılması için analojiye başvurulması gerekir. Misal olarak, Tanrı salt aktüel varlık (yalın varlık) olduğundan, ona ilişkin bilgiye ancak analoji yoluyla ulaşılabilir. Başka bir deyişle, Tanrı nın imgesi olmadığından, ona ilişkin herhangi bir bilgiye doğrudan doğruya, duyularımız aracılığıyla ulaşmamız imkânsızdır. Herhangi bir imgelem (imaginatio) üzerine düşmesi için o varlığın bir compositum olması, yani özünün varoluşundan farklı olması gerekmektedir. Bir compositum ise kendi başına ne salt aktüel ne de salt potansiyeldir. Salt potansiyel yapısıyla salt aktüel olan Tanrı nın karşısına konulan madde de sadece analoji yoluyla bilinebilir. İlk maddenin (materia prima veya prote hule) analoji yolu dışında bilinebilmesi, insanın kendi dışındaki gerçekliği kavraması bakımından son derece önemlidir. Maddenin insanın duyusal algısına konu olabilmesi, yani tikel fizik nesne olabilmesi için edimsel varoluşa sahip olması gerekir. Madde ancak edimsel varoluş aracılığıyla geçişi olanaklı kılacak ve algının konusu haline gelecektir. Şimdi algının konusu olmak demek, şimdi ve burada (hic et nunc) bir var olma durumu göstermek demektir. İlk maddenin (materia prima) bunu tek başına, salt potansiyel haliyle başarmasına imkân yoktur. Bunun için maddeye başka bir kuvvetin yardımcı olması gerekir. Bunun için formun bilme ilkesi (principium cognitionis) olarak görünmesinin altında yatan neden budur.
5 A N A D O L U A Y D I N L A N M A V A K F I 5 Bütün bilgimizin duyulardan başladığını önesüren anlayışa göre maddenin bireyselliği form tarafından güvence altına alınmıştır. Madde form aracılığıyla aktüel varoluşunu kazanmaktadır. Bu kazanımda ortaya çıkan bileşik varlık ın, her iki tarafta da ilineklerini kendi başına taşıyacak herhangi bir yapıyı bulmak imkânsızdır. Bunların taşıyıcısı, iki tarafı da dengeleyen, belirlenmiş maddedir. Cins ve tür kısımları madde ve formdur. Bireyselin kısımları da bu madde ve bu form dur. Form ve madde, birleşmeleri sonucunda, duyusal algının konusu olacak bir nesnede ortak bir varoluş sergilerler. Forma bireyleşme imkânı sağlayan maddenin kendisinde, uzama sahip olduğundan parçalara ayrılabilme ve her bir parçasında aynı türsel özellikleri gösterme imkânı vardır. Maddenin (burada materia signata) fizik gerçeklikte var olan en önemli özelliği yer kaplama olarak belirlenmektedir. Bu özelliği aracılığıyla madde ancak birtakım ayırt edilebilir özellikleri kendisinde toplayabilen bir yapı haline dönüşmektedir. Bilinmeyen özelliklere sahip materia prima dan (materia non signata) materia signata nın ortaya çıkmasını sağlayan form dur. Madde kesinlikle bir bilme ilkesi olarak değerlendirilemez. Form aracılığıyla belirlenmiş maddenin tanımı içinde yer alamaz. Böylece öz ün maddece nüfuz edilemez yapısı korunmaya çalışılmaktadır. Duyulama olmaksızın fizik dünyaya ilişkin bilgi imkânsızdır. Tikel fizik nesnedeki anlaşılabilir olanın (etkin aklın soyutlama gücü) dokunulmazlığının garantisi için bir tek dayanak vardır: Benzer benzeri bilir. Bireyselleşme ilkesi maddedir. Bilme söz konusu olduğunda, bireyselin madde ile olan ilişkisi en temel ve en önemli özelliktir. Duyuların ve duyulamanın bilmede önemi vardır. İmgelem ancak zaman ve mekâna bağlı var olanların imgelerini taşır. Bu görüş, deneyciliğin tipik bir göstergesidir. Bireyleşme ilkesinin madde olması, aklın upuygun nesnesi anlaşılabilir form (species intelligibilis) olduğundan, akıl, tikel fizik nesneyi doğrudan doğruya kavrayamaz. Bilmedeki ilk basamak olan duyulama, yeterli olmayan bir işleyiş halinde görünür. Bireyleşme ilkesi maddedir ve bu ilkenin söz konusu olabilmesi için zorunlu bir koşul (sine qua non) olması, onun deneye dayalı bilginin varlık nedenlerinden birisi olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bilginin oluşumu sürecinde var olanın bir tarafa bırakılmadan hesabının verilmeye çalışılması, dikkat edilmesi gereken bir yaklaşım biçimidir. Aristoteles in kategorilerinin sadece varlığın belirlenmesine yönelik bir yapısı yoktur. Bunlar aynı zamanda bilme ile ilgili önemli özellikler taşır.
Web Sitemiz Yenilendi
Söz ola... Uluslar çeşitlidir fakat uygarlık birdir. Bir ulusun ilerlemesi için de bu tek uygarlığa ortak olmak gerekir. Anadolu Aydınlanma Vakfı Sosyal ve Kültürel Bülteni Sayı 29 Ekim 2012 Ücretsizdir
FARABİ DE HEYULANİ AKIL-FAAL AKIL İLİŞKİSİ
FARABİ DE HEYULANİ AKIL-FAAL AKIL İLİŞKİSİ Yakup ÖZKAN Giriş Bu kavramlardan ilk olarak Aristoteles söz eder. Ona göre etkin (faal) ve edilgin (heyulani) akıl arasındaki ayrım ruhun alanına aittir. Bu,
FARABİ DE BEŞ TÜMEL. Doktora Öğrencisi, Sakarya İlahiyat Fakültesi, İslam Felsefesi Bilim Dalı,
FARABİ DE BEŞ TÜMEL Yakup ÖZKAN Giriş Farabi (ö. 950) ortaçağın en önemli felsefecilerinden biridir. Eserlerinin arasında Mantık Bilimi ile ilgili olanları daha fazladır. Farabi, mantıkçı olarak İslam
7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ
7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ Estetik ve Sanat Felsefesi Estetiğin Temel Soruları Felsefe Açısından Sanat Sanat Eseri Estetiğin Temel Kavramları Estetiğin Temel Sorunlarına Yaklaşımlar Ortak Estetik
6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler
İçindekiler xiii Önsöz ı BİRİNCİ KISIM Sofistler 3 1 Giriş 6 Sofistlerin O rtaya Ç ıkışın d a Etkili O lan Felsefe-D ışı N edenler ıo Felsefi N ed enler 17 K a y n a k la r 17 Sofistlerin G enel Ö zellikleri
İbn Sînâ nın Kitâbu l-burhân Eserinde Bilimin Konu Sorunsal ve İlkelerinin Açıklanması
Iğd Üniv Sos Bil Der / Igd Univ Jour Soc Sci Sayı / No. 9, Nisan / April 2016: 235-240 İnceleme Makalesi / Review Article İNCELEME / REVIEW İbn Sînâ nın Kitâbu l-burhân Eserinde Bilimin Konu Sorunsal ve
BİR ŞEYİN, BAŞKA HER ŞEYDEN AYIRT EDİLEBİLİRLİĞİNİ SAĞLAYAN İLKE: BİREYLEŞİM (ARİSTOTELES, A. THOMAS, D. SCOTUS, LEİBNİZ)
BİR ŞEYİN, BAŞKA HER ŞEYDEN AYIRT EDİLEBİLİRLİĞİNİ SAĞLAYAN İLKE: BİREYLEŞİM (ARİSTOTELES, A. THOMAS, D. SCOTUS, LEİBNİZ) Sebahattin ÇEVİKBAŞ * Özet : Metafiziğin gerçekliğin doğasına ilişkin çözümlemelerinin
LEİBNİZ FELSEFESİNDE YALIN TÖZLER KAVRAMI
LEİBNİZ FELSEFESİNDE YALIN TÖZLER KAVRAMI Yakup ÖZKAN Giriş Leibniz (1646-1716) felsefe tarihinin önemli düşünürlerinden biridir. Rasyonel yöntemi esas alan Leibniz çok geniş bir alanda düşünce üretmiştir.
10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK)
10. hafta GÜZELLİK FELSEFESİ (ESTETİK) Estetik, "güzel in ne olduğunu soran, sorguluyan felsefe dalıdır. Sanatta ve doğa varolan tüm güzellikleri konu edinir. Hem doğa hem de sanatta. Sanat, sanatçının
FELSEFE BÖLÜMÜ SOFİSTLER DERSİ DERS NOTLARI (3)
DOĞRULUK / GERÇEKLİK FARKI Gerçeklik: En genel anlamı içinde, dış dünyada nesnel bir varoluşa sahip olan varlık, varolanların tümü, varolan şeylerin bütünü; bilinçten, bilen insan zihninden bağımsız olarak
FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ
FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ FELSEFENİN BÖLÜMLERİ A-BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMOLOJİ ) İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliğini ele alır. Bilgi felsefesi; bilginin imkanı, doğruluğu, kaynağı, sınırları
ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)
ESTETİK (SANAT FELSEFESİ) Estetik sözcüğü yunanca aisthesis kelimesinden gelir ve duyum, duyularla algılanabilen, duyu bilimi gibi anlamlar içerir. Duyguya indirgenebilen bağımsız bilgi dalına estetik
ALGI BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI
ALGI BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI Hesap Yapan Beyin Uyaranların kodlanması, bilgilerin saklanması, materyallerin dönüştürülmesi, düşünülmesi ve son olarak bilgiye tepki verilmesini içeren peş peşe
Matematik Ve Felsefe
Matematik Ve Felsefe Felsefe ile matematik arasında, sorunların çözümüne dayanan, bir bağlantının bulunduğu görüşü Anadolu- Yunan filozoflarının öne sürdükleri bir konudur. Matematik Felsefesi ; **En genel
Öğr. Gör. Özlem BAĞCI
Öğr. Gör. Özlem BAĞCI Çocuğun kas gelişimini sağlayan, enerjisinin boşalmasına yol açan oyun, arkadaşları ile iletişimi ve işbirliğini de sağlayarak onun dünyasını biçimlendirir. Piaget e göre oyun, çocuğun
Hegel, Tüze Felsefesi, 1821 HAK KAVRAMI Giriş
1www.ideayayınevi.com HAK KAVRAMI Giriş 1 Felsefi Tüze Bilimi Hak İdeasını, eş deyişle Hak Kavramını ve bunun Edimselleşmesini konu alır. Felsefe İdealar ile ilgilenir ve buna göre genellikle salt kavramlar
DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER
DAVRANIŞ BİLİMLERİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN İNCELENDİĞİ SİSTEMLER Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT Davranış Bilimleri I. Fizyobiyolojik Sistem A Biyolojik Yaklaşım II. Psikolojik Sistem B. Davranışçı Yaklaşım C. Gestalt
İBN SİNA FELSEFESİNDE METAFİZİK BİLGİNİN İMKÂNI SORUNU. Ömer Türker, İstanbul: İsam Yayınları, 2010, 272 s.
İBN SİNA FELSEFESİNDE METAFİZİK BİLGİNİN İMKÂNI SORUNU Ömer Türker, İstanbul: İsam Yayınları, 2010, 272 s. Yakup ÖZKAN İbn Sina hem felsefesi hem de etkisi bakımından İslam düşüncesinin en önemli şahsiyetlerinden
Önermelerin doğru veya yanlış olabilmesine doğruluk değerleri denir.
A. MANTIĞIN ALANI ve İLKELERİ 1- Mantığın Tanımı Mantığın temel amacı (bilimsel dilden günlük dile kadar tüm alanlardaki) ifadeleri genel bir yöntemle inceleyerek doğruluk ya da yanlışlık yargısıyla değerlendirebilmektir.
BİLGİ VARLIK İLİŞKİSİ VE DEĞİŞİM PROBLEMİ. -İki Gizli Müttefik: PARMENİDES ve HERAKLEİTOS-
BİLGİ VARLIK İLİŞKİSİ VE DEĞİŞİM PROBLEMİ -İki Gizli Müttefik: PARMENİDES ve HERAKLEİTOS- Ömer Faik ANLI * Bilgi, bir şeyin bilgisi ise, o şeyin varlık nitelikleri ile bilginin nitelikleri arasında belirleyici
BİLİŞSEL AÇIDAN ÇOCUK GELİŞİMİNİN BASAMAKLARI
BİLİŞSEL AÇIDAN ÇOCUK GELİŞİMİNİN BASAMAKLARI REYHAN SAĞLAM ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ BILIŞ NE DEMEKTIR? Biliş; düşünme, öğrenme ve hatırlama süreçlerine denir. Bilişsel gelişim neleri kapsar?
ARİSTOTELES VE FİZİK Ömer Faik ANLI *
ARİSTOTELES VE FİZİK Ömer Faik ANLI * Antik Yunan Uygarlığı nda hareket ya da yer değiştirme kavramları daha genel bir kavram olan değişim kavramı bağlamında ele alınmıştır. Varlığı genel olarak kendisine
DOĞRU BİLGİNİN ÖLÇÜTÜ PROBLEMİ: Doğruluk Kuramları. Bütün dillerdeki bütün doğru lar ortak bir özü paylaşırlar mı?
BİLGİ KURAMI DERS NOTLARI DOĞRU BİLGİNİN ÖLÇÜTÜ PROBLEMİ: Doğruluk Kuramları İnsana özgü olan dilin icadı, olanları bildirme, anlatma olanağıyla bağlantılıdır. Bu da bazen bildirilerin dileklerle süslenmesine
Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi
Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi GERÇEĞİ TÜMÜYLE ELE ALIP İNCELEYEN VE BUNUN SONUCUNDA ULAŞILAN BİLGİLERİ YORUMLAYAN VE SİSTEMLEŞTİREN
SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni
SANAT FELSEFESİ Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni Estetik güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır. A.G. Baumgarten SANATA FELSEFE İLE BAKMAK ESTETİK Estetik; güzelin ne olduğunu sorgulayan
1.Estetik Bakış, Sanat ve Görsel Sanatlar. 2.Sanat ve Teknoloji. 3.Fotoğraf, Gerçeklik ve Gerçeğin Temsili. 4.Görsel Algı ve Görsel Estetik Öğeler
1.Estetik Bakış, Sanat ve Görsel Sanatlar 2.Sanat ve Teknoloji 3.Fotoğraf, Gerçeklik ve Gerçeğin Temsili 4.Görsel Algı ve Görsel Estetik Öğeler 5.Işık ve Renk 6.Yüzey ve Kompozisyon 1 7.Görüntü Boyutu
ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS
ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS.476-1453 Ortaçağ Batı Roma İmp. nun yıkılışı ile İstanbul un fethi ve Rönesans çağının başlangıcı arasındaki dönemi, Ortaçağ felsefesi ilkçağ felsefesinin bitiminden modern düşüncenin
EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI
3-4 Aile bireyleri birbirlerine yardımcı olurlar. Anahtar kavramlar: şekil, işlev, roller, haklar, Aileyi aile yapan unsurlar Aileler arasındaki benzerlikler ve farklılıklar Aile üyelerinin farklı rolleri
Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar
Ahlâk Kavramı Yrd. Doç. Dr. Rıza DEMİR İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İnsan Yönetimine Etik Yaklaşım Dersi Etik Türleri Mesleki Etik Türleri 2017 Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim
On Yedinci Yüzyılda Felsefe Descartes. Prof. Dr. Doğan Göçmen Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Ders: 03/10/2016
On Yedinci Yüzyılda Felsefe Descartes Prof. Dr. Doğan Göçmen Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe Bölümü Ders: 03/10/2016 Yenilik Çabalarının, Keşiflerin, İcatların, Buluşların Kaynağı Tin kendisini kendinde
Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi
Ergenlikte Kimlik Gelişimi Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi Ergenlik ruhsal bir süreç olmasına karşın, bu süreci başlatan olgu bedensel, başka bir deyişle fizikseldir. Hipotalamustan
ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ
ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılı Ders Adı :Varlığın ne olduğu problemi ÇalıĢma Yaprağı 16 Adı Soyadı : No: Sınıf: 11/ VARLIĞIN NE OLDUĞU PROBLEMĠ a) VARLIK OLUġTUR
MÜHENDİSLİK MEKANİĞİ (STATİK)
MÜHENDİSLİK MEKANİĞİ (STATİK) Prof. Dr. Metin OLGUN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü HAFTA KONU 1 Giriş, temel kavramlar, statiğin temel ilkeleri 2-3 Düzlem kuvvetler
philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi
FELSEFE NEDİR? philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi Felsefe değil, felsefe yapmak öğrenilir KANT Felsefe, insanın kendisi, yaşamı, içinde
BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI
BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI Beyni Keşfetme Dünya üzerinde keşifler genelde coğrafi keşiflerle başlamıştır. Ortalama 1120 gr ağırlığındaki jelatinimsi yapısıyla beyni keşfetme
Gelişim Psikolojisi Beden Gelişimi. Doç. Dr.Tülin Şener
Gelişim Psikolojisi Beden Gelişimi Doç. Dr.Tülin Şener Gelişim döllenme ile başlar ve bireyin yaşam boyunca geçirdiği biyolojik, psikososyal ve bilişsel değişimleri içerir. Doğum ile dünyaya gelen bebek
Yaşam Boyu Sosyalleşme
Yaşam Boyu Sosyalleşme Lütfi Sunar Sosyolojiye Giriş / 5. Ders Kültür, Toplum ve Çocuk Sosyalleşmesi Sosyalleşme Nedir? Çocuklar başkalarıyla temasla giderek kendilerinin farkına varırlar ve insanlar hakkında
İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23
İÇİNDEKİLER Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23 I. Felsefe Eğitimi ve Öğretimi 23 A. Eğitim ve Öğretim 23 B. Felsefe Eğitimi ve Öğretimi 24 II.
PERFORMANS YÖNETİM SÜRECİ
PERFORMANS YÖNETİM SÜRECİ Performans yönetimi hangi yöntem ya da yaklaşımı içerirse içersin aşağıdaki evrelerden oluşur: Değerlendirmenin ilk evresi yöneticilerin bireyin performansını ölçmek için gerek
a) Doğru Bilginin Kaynağı Problemi
a) Doğru Bilginin Kaynağı Problemi Bilginin kaynağı deney(im)dir. (Empirizm) Bilginin kaynağı akıldır. (Rasyonalizm) Bilginin kaynağı hem akıl hem deney(im)dir. Bilginin Kaynağı sezgidir. b1) Bilginin
Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma
İÇİNDEKİLER Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma 1. FELSEFE NEDİR?... 2 a. Felsefeyi Tanımlamanın Zorluğu... 3 i. Farklı Çağ ve Kültürlerde Felsefe... 3 ii. Farklı Filozofların Farklı Felsefe Tanımları... 5 b.
KİTAP İNCELEMESİ SİSTEMATİK FELSEFE BAĞLAMINDA PLATON ARİSTOTELES KARŞILAŞTIRMASI. Prof. Dr. Arslan Topakkaya, İstanbul, Nobel Yay. 2013, 310 s.
KİTAP İNCELEMESİ SİSTEMATİK FELSEFE BAĞLAMINDA PLATON ARİSTOTELES KARŞILAŞTIRMASI Prof. Dr. Arslan Topakkaya, İstanbul, Nobel Yay. 2013, 310 s. Evren Erman Rutli * Aristoteles ve Platon, hiç kuşkusuz felsefe
Yapılandırmacılık ve Proje Tabanlı Öğrenme S
Yapılandırmacılık ve Proje Tabanlı Öğrenme S.233-237 Kaynak II; Eğitimde Program Geliştirme Yazar;Ö.DEMİREL Hazırlayan; İrfan ERDİN 2005-2006 Tablo ve Slaytları Düzenleyen; Doç. Dr. Nasip DEMİRKUŞ,M.A.Evren
KANT FELSEFESİNDE PRATİK AKLIN ÖZGÜRLÜK POSTULATI
KANT FELSEFESİNDE PRATİK AKLIN ÖZGÜRLÜK POSTULATI Yakup ÖZKAN Giriş Kant (1724-1804) 1, felsefi dizgesinde akıl eleştirisini kuramsal (teorik/nazari/kurgusal) akılla sınırlamaz. Akıl eleştirisini daha
AŞKIN BULMACA BAROK KENT
AŞKIN BULMACA 18.yy'da Aydınlanma filozoflarıyla tariflenen modernlik, nesnel bilimi, evrensel ahlak ve yasayı, oluşturduğu strüktür çerçevesinde geliştirme sürecinden oluşur. Bu adım aynı zamanda, tüm
II.Ünite: KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI)
II.Ünite: KLASİK MANTIK (ARİSTO MANTIĞI) A. KAVRAM, TERİM - Kavramlar Arası İlişkiler - İçlem - kaplam ilişkisi - Beş tümel - Tanım B. ÖNERMELER - Önermeler Arası İlişkiler C. ÇIKARIM Ve Türleri - Kıyas
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ (1) Y R D. D O Ç. D R. C. D E H A D O Ğ A N İnsan var olduğu günden bu yana, evrende olup bitenleri anlama, tanıma, sırlarını çözme ve doğayı kontrol altına alarak rahat ve
SPORDA STRATEJİK YÖNETİM
SPORDA STRATEJİK YÖNETİM 5.Ders Yrd.Doç.Dr. Uğur ÖZER 1 STRATEJİK PLANLAMA SÜRECİ STRATEJİK PLANLAMA GELECEĞE BAKIŞ Kuruluşlar, bu aşamada, misyon ve vizyonlarını ifade edecek, temel değerlerini belirleyecek,
ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı. ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri. ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri
ÜNİTE:1 Psikolojinin Tanımı ve Kapsamı ÜNİTE:2 Psikolojide Araştırma Yöntemleri ÜNİTE:3 Sinir Sisteminin Yapısı ve İşlevleri ÜNİTE:4 Bilişsel Psikoloji 1 ÜNİTE:5 Çocuklukta Sosyal Gelişim ÜNİTE:6 Sosyal
Kuantum Öğrenme S
Kuantum Öğrenme S.247-253 Kaynak II; Eğitimde Program Geliştirme Yazar;Ö.DEMİREL Hazırlayan; Veysi YILDIZ 2005-2006 Ders Sor.; Doç. Dr. Nasip DEMİRKUŞ, 1-Önce Soruları Tıklayın Yanıtlamaya Çalışın. 2-Verdiğiniz
BİLGİ KURAMI DERS NOTLARI DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ, FELSEFE BÖLÜMÜ
DOĞRULUK / GERÇEKLİK FARKI Gerçeklik: En genel anlamı içinde, dış dünyada nesnel bir varoluşa sahip olan varlık, varolanların tümü, varolan şeylerin bütünü; bilinçten, bilen insan zihninden bağımsız olarak
KRONOLOJİK YAŞ NEDİR?
Yaşlılık YAŞ NEDİR? Yaş;Kronolojik ve Biyolojik yaş olarak iki biçimde açıklanmaktadır. İnsan yaşamının, doğumdan içinde bulunulan ana kadar olan bütün dönemlerini kapsayan süreci kronolojik yaş ; içinde
Not. Aşağıdaki Kant la ilgili notlar Taylan Altuğ un Kant Estetiği (Payel Yayınları, 1989) başlıklı çalışması kullanılarak oluşturulmuştur.
Bu derste Immanuel Kant ın estetik felsefesi genel hatlarıyla açıklanmaya çalışılacaktır. Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olan Kant, kendi felsefe sistemini üç önemli çalışmasında toplamıştır.
Yapılandırmacı anlayışta bilgi, sadece dış dünyanın bir kopyası ya da bir kişiden diğerine geçen edilgen bir emilim değildir.
Yapılandırmacılık, pozitivist geleneği reddetmekte; bilgi ve öğrenmeyi Kant ve Wittgeinstein'nın savunduğu tezlerde olduğu gibi özneler arası kabul etmektedir. Bu bakış açısından yapılandırıcı öğrenme,
YÖNETİM Sistem Yaklaşımı
YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim
Aristoteles in Varlık Görüşü
113 Muttalip ÖZCAN Aristoteles in Varlık Görüşü Özet Aristoteles in varlık görüşü genellikle töz görüşüyle bağlantısında ele alınır. Oysa varlık ve töz biribiriyle bağlantılı kavramlar olsalar da tam olarak
Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri
Yrd. Doç. Dr. Evrim ERİŞİR Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...
Sosyoloji. Konular ve Sorunlar
Sosyoloji Konular ve Sorunlar Ontoloji (Varlık) Felsefe Aksiyoloji (Değer) Epistemoloji (Bilgi) 2 Felsefe Aksiyoloji (Değer) Etik Estetik Hukuk Felsefesi 3 Bilim (Olgular) Deney Gözlem Felsefe Düşünme
Eğitim Bilimlerine Giriş
Eğitim Bilimlerine Giriş Yrd. Doç. Dr. Tuncay Sevindik E-posta: [email protected] Web: www.tuncaysevindik.com 1/44 Ders İçeriği Bu dersin amacı; eğitimle ilgili temel kavramlar, eğitimin psikolojik,
Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız?
sağlık (/saglik) Aşık olduğumuz kişiyi neden unutamayız? 04.10.2016 Salı 13:11 3 0 Uzman Psikolog Özge Genlik aşık olduğumuz kişiyi neden unutamadığımızı anlattı Aşık olduğumuz kişiyi unutmak yerine anlamlandırmamız
EĞİTİM FELSEFESİ KISA ÖZET KOLAYAOF
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTE- LERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. EĞİTİM FELSEFESİ KISA ÖZET 1 KOLAYAOF
VARLIK ve ZAMAN - Genç Gelişim Kişisel Gelişim
Doç.Dr. Haluk BERKMEN 1 / 9 Varlık hakkında eskiden beri varlık birçok düşünce üretilmiştir. konusu hakkında Felsefenin konuşmak temel Ontoloji demek konularından varlık bilimi biri yao Töz Nedir? Duyularla
Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)
Psikolojiye Giriş Web adresi Bu Senin Beynin! Ders 2 2 Değerlendirme Arasınav (%30) Diğer şeyler Bağlantıya geçme Final (%35) Haftalık okuma raporları (%15) Nasıl iyi yapılır Kitap inceleme (%20) Deneye
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ VE SİT ALANLARININ KORUNMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ PROJELER VE PLANLAR NELERDİR?
TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ VE SİT ALANLARININ KORUNMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ İÇİN GEREKLİ PROJELER VE PLANLAR NELERDİR? Taşınmaz kültür varlıklarının korunması ve değerlendirilmesi için iki değişik
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İnsan Kaynakları Yönetiminin Tanımı ve Kavramı İnsan Kaynakları Yönetiminin Temel İlkeleri İnsan Kaynakları Yönetimi Nedir? İşgücü örgütler için en önemli faktörlerden biridir.
SOSYAL HİZMET YÖNETİMİ DERSİ İLETİŞİM DOÇ.DR.EDA PURUTÇUOĞLU
SOSYAL HİZMET YÖNETİMİ DERSİ İLETİŞİM DOÇ.DR.EDA PURUTÇUOĞLU İLETİŞİM İnsan sosyal bir varlıktır ve yaşamını sürdürebilmesi için çevresiyle sürekli iletişim kurma ihtiyacı içerisindedir. İnsanın biyolojik
Hardy Weinberg Kanunu
Hardy Weinberg Kanunu Neden populasyonlarla çalışıyoruz? Popülasyonları analiz edebilmenin ilk yolu, genleri sayabilmekten geçer. Bu sayım, çok basit bir matematiksel işleme dayanır: genleri sayıp, tüm
Hızlı İstatistikler Anket 'İstanbul Kültür Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Program Çıktıları Anketi' Sonuçlar.
Sonuçlar Anket 634425 Bu sorgudaki kayıt sayısı: 39 Anketteki toplam kayıt: 39 Toplama göre yüzde: 100.00% sayfa 1 / 31 Q1 için alan özeti Edebiyat tarihinin farklı dönemlerinden çok sayıda yazar, akım
Kavramsal Tasarım - I
Kavramsal Tasarım - I 25.12.2017 1 Kavramsal Tasarımlar Geliştirme ve Geçerli Kılma 6. Kavramsal Tasarım a. Fonksiyon yapısı b. Metodik kısmi çözümler geliştirme i. Etkileşimli yöntemler ii. Sezgisel (Heuristik)
TÜRKİYE DE VE DÜNYADA İNSAN HAKLARI HABERCİLİĞİNİN OLANAĞI
TÜRKİYE DE VE DÜNYADA İNSAN HAKLARI HABERCİLİĞİNİN OLANAĞI PROF.DR. ÇİLER DURSUN Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Nedir? Haber, dünyaya ve insana dair kurucu rolü olan bir anlatıdır. Toplumsal
T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi
T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 11.1.216 Diploma Program Adı : MEDYA VE İLETİŞİM, ÖNLİSANS PROGRAMI, (UZAKTAN ÖĞRETİM) Akademik
MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR
MİTOLOJİ İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Mit, Mitoloji, Ritüel DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1 Kelime olarak Mit Yunanca myth, epos, logos Osmanlı Türkçesi esâtir, ustûre Türkiye Türkçesi: söylence DR. SÜHEYLA SARITAŞ
Platon da Bilgisizlikten Bilgiye Giden Süreç
211 Eyüp ERDOĞAN * Özet Platon da, insan anlığının kendi yolunda bilgisizlikten bilgiye gelişimi iki ana alan üzerinde uzanmaktadır; doksa alanı ve episteme alanı. Her şeyin durmadan akmakta, değişmekte
Modeli - Tarama Modelleri
Modeli - Tarama Modelleri Geçmişte varolmuş veya hala varolan bir durumu olduğu şekliyle betimlemeye çalışan yaklaşımdır. Araştırmacı olay, nesne, bireyleri değiştirmeden, onlara deneysel bir müdahalede
MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI. Programın Temel Yapısı
MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI Programın Temel Yapısı MATEMATİK DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI İlkokul ve Ortaokul 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. Sınıflar Çıkmış soru (ÖABT-LS) Uygulanmakta olan Ortaöğretim Matematik
Dersin Adı Kodu Yarıyılı T+U Kredisi Akts Felsefeye Giriş IV
Adı Kodu Yarıyılı T+U Kredisi Akts Felsefeye Giriş IV 2+0 2 2 Ön Koşul Dersler Yardımcıları Amacı Öğrenme Bu dersin genel amacı; felsefe adı verilen rasyonel faaliyetin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı,
Skolastik Dönem (8-14.yy)
Skolastik Felsefe Skolastik Dönem (8-14.yy) Köklü eğitim kurumlarına sahip olma avantajı 787: Fransa da Şarlman tüm kilise ve manastırların okul açması için kanun çıkardı. Üniversitelerin çekirdekleri
Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı
Russell ın Belirli Betimlemeler Kuramı Russell ın dil felsefesi Frege nin anlam kuramına eleştirileri ile başlamaktadır. Frege nin kuramında bilindiği üzere adların hem göndergelerinden hem de duyumlarından
Ontolojik Yaklaşım (*)
DERS 2 İnanmak için Neden Tanrı Var mı/mevcut mu? 24.00 Felsefenin Sorunları Prof. Sally Haslanger Eylül 12, 2005 Ontolojik Yaklaşım (*) Soru ( ve cevaplar için çerçeve) -- Tanrı var mı? (Bu soruda,tanrının,
ETHOS: Felsefe ve Toplumsal Bilimlerde Diyaloglar // Temmuz 2008 // Sayı: 1/4. SCHELLING İN KANT ELEŞTİRİSİ Ogün Ürek ÖZET
SCHELLING İN KANT ELEŞTİRİSİ Ogün Ürek ÖZET Bu makale, Schelling in Kant eleştirisinden hareketle Kant ve Descartes ın felsefeleri arasındaki paralelliği göstermeyi amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda makale,
Yazarlar hakkında Editör hakkında Teşekkür
İÇİNDEKİLER Yazarlar hakkında Editör hakkında Teşekkür XIII XIV XV Giriş 1 Kitabın amaçları 1 Öğretmen katkısı 2 Araştırma katkısı 2 Yansıma için bir ara 3 Sınıf etkinlikleri 3 Terminoloji üzerine bir
İçindekiler. Giriş. Bölüm 1: MINDFUCK ya da olasılıklarımız ve gerçek yaşamımız arasındaki boşluk 15
İçindekiler Giriş Bölüm 1: MINDFUCK ya da olasılıklarımız ve gerçek yaşamımız arasındaki boşluk 15 Kafamızın içindeki bariyer Hiçbir şeyi hak etmediğini sanan kadın Yanlış bir hayata çakılıp kalan adam
Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28
Uzaktangörü (Remote Viewing) Basitleştirilmiş Çizim Taslağı Düzenleme V01.01 2010/02/28 Beş önemli kritik nokta 1. Bir kez, hedef çizim NUMARASINI yazdığınızda, hemen ardından, AŞAMA 1 deki, sağ üst köşedeki
Haberi okumak ve yazmak aslında ne demektir?
Haberi okumak ve yazmak aslında ne demektir? Çiler Dursun 1 - aslında sözcüğü, haber ile ilgili yaygın ön kabullerin yeniden gözden geçirilmesi gereğine işaret etmektedir. haber nedir? haberi okumak ve
Planlama Nedir? Planlama Ne Değildir? Başarılı Bir Plan. www.eminkaya.net 1. Pazarlama Planlaması
2 Pazarlama Planlaması Planlama Nedir? Plan, bir amaca ulaşmada izlenecek yol ve davranış biçimini gösterir. Planlama ise, bir yöneticinin ileriye bakmasına ve kendine açık olan seçenekleri bulmasına yardım
ULUSLARARASI ÖRGÜTLER
DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. ULUSLARARASI ÖRGÜTLER KISA ÖZET KOLAYAOF
YAPAY ZEKA VE BELLEK. Aziz F. Zambak. Hafıza Çalıştayı Nesin Matematik Köyü, Şirince Ekim 2011
YAPAY ZEKA VE BELLEK Aziz F. Zambak Hafıza Çalıştayı Nesin Matematik Köyü, Şirince 27-30 Ekim 2011 SUNUM TASLAĞI Felsefe Tarihi İçinde Bellek Tasarımı Bellek Kavramına Modern Bilişsel Bakış İtirazlar Eyleyici-Temelli
KAVRAMLARIN ANLAMINI KARŞITLARI BELİRLER
KAVRAMLARIN ANLAMINI KARŞITLARI BELİRLER Rıza FİLİZOK Kastım odur şehre varam Feryad ü figan koparam Yunus Emre Büyük dilbilimci Saussure ün dilin bir sistem olduğunu ve anlamın karşıtlıklardan (mukabil/opposition)
DERS TANIMLAMA FORMU. Proje/Ala n Çalışması 1. 2 0 0 - - 2 2
Dersin Kodu ve Adı : TRD101 Türk Dili I DERS TANIMLAMA FORMU Programın Adı: Makine Mühendisliği Yarıyıl Teor i Eğitim ve Öğretim Yöntemleri (ECTS) Uyg. Lab. Proje/Ala n Çalışması Diğer Topla m Krediler
Bulanık Kümeler ve Sistemler. Prof. Dr. Nihal ERGİNEL
Bulanık Kümeler ve Sistemler Prof. Dr. Nihal ERGİNEL İçerik 1. Giriş, Temel Tanımlar ve Terminoloji 2. Klasik Kümeler-Bulanık Kümeler 3. Olasılık Teorisi-Olabilirlik Teorisi 4. Bulanık Sayılar-Üyelik Fonksiyonları
DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN GELİŞİMİ VE TANIMI DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN UYGULAMA ALANI EĞİTİM KURUMLARINDA DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN YERİ VE ÖNEMİ
BÖLÜM 1 İÇERİK DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN GELİŞİMİ VE TANIMI DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN UYGULAMA ALANI EĞİTİM KURUMLARINDA DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN YERİ VE ÖNEMİ DAVRANIŞ BİLİMLERİNİ OLUŞTURAN BİLİMLER DAVRANIŞ BİLİMLERİNİN
İÇİNDEKİLER BÖLÜM - I
İÇİNDEKİLER BÖLÜM - I Eleştirel Düşünme Nedir?... 1 Bazı Eleştirel Düşünme Tanımları... 1 Eleştirel Düşünmenin Bazı Göze Çarpan Özellikleri... 3 Eleştirel Düşünme Yansıtıcıdır... 3 Eleştirel Düşünme Standartları
2. REGRESYON ANALİZİNİN TEMEL KAVRAMLARI Tanım
2. REGRESYON ANALİZİNİN TEMEL KAVRAMLARI 2.1. Tanım Regresyon analizi, bir değişkenin başka bir veya daha fazla değişkene olan bağımlılığını inceler. Amaç, bağımlı değişkenin kitle ortalamasını, açıklayıcı
ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ
ÖZGEÇMİŞ VE ESERLER LİSTESİ ÖZGEÇMİŞ Adı Soyadı: Aylin Çankaya Doğum Tarihi: 23.04.1982 Ünvanı: Yrd. Doç. Dr. Öğrenim Durumu: Doktora Derece Bölüm/Program Üniversite Yıl Lisans Felsefe/Lisans Pamukkale
T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi
T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi Sayı : Tarih : 1.1.216 Diploma Program Adı : SOSYOLOJİ, LİSANS PROGRAMI, (AÇIKÖĞRETİM) Akademik Yıl : 21-216 Yarıyıl
B. ÇOK DEĞERLİ MANTIK
B. ÇOK DEĞERLİ MANTIK İki değerli mantıkta önermeler, doğru ve yanlış olmak üzere iki değer alabilir. Çünkü özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü hâlin olanaksızlığı ilkelerine göre, önermeler başka bir değer
Temel Yönetim Becerileri 08PG469I
Temel Yönetim Becerileri 08PG469I T emel Yönetim Becerileri Eğitimi değişim, yönetim ve yöneticilik, takım gelişim süreçleri, yönetsel iletişim, rehberlik, performans yönetimi, delegasyon ve motivasyon
ÇOCUĞUNUZLA BİRLİKTE OYNAMANIN YARARLARI
ÇOCUĞUNUZLA BİRLİKTE OYNAMANIN YARARLARI Çocuğunuzla oyun oynamak anne babalara neler kazandırır? Ondaki değişimleri ve gelişimleri gözlemleyebilir, Oyun yoluyla çocuğundaki sınır ve kuralların oluşmasına
9.Sınıf Sağlık Hizmetlerinde İletişim. 3.Ünite Toplumsal İletişim GELENEK-GÖRENEKLER / DİNİ ve AHLAKİ KURALLAR 20. Hafta ( / 02 / 2014 )
9.Sınıf Sağlık Hizmetlerinde İletişim 3.Ünite Toplumsal İletişim GELENEK-GÖRENEKLER / DİNİ ve AHLAKİ KURALLAR 20. Hafta ( 10-14 / 02 / 2014 ) 2 3 Toplumda, uzun zaman içinde oluşmuş ve uyulması zorunlu
