ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II DERS NOTLARI
|
|
|
- Yildiz Akdağ
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II DERS NOTLARI ÖĞR. GÖR. MEHMET ÖZGÜN KURTULUŞ SAVAŞI ( ) Türk Kurtuluş Savaşı; ülke bütünlüğünü korumak, ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için tüm ulusca girişilen, çok cepheli bir savaştır. Kurtuluş Savaşı; Osmanlı Devleti ni yok eden, Türklere yaşam hakkı tanımayan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkes Antlaşması sonucu Türk milletinin bir ölüm-kalım mücadelesi olarak başlamıştır. Kurtuluş Savaşı üç aşamadan meydana gelmektedir. İlk aşama, ülkenin kurtuluşu için izlenecek yol ve yöntemlerin belirlendiği, kongreler yoluyla halkın dikkatinin ve desteğinin toplandığı, Kuva-yi Milliye (Milli Kuvvetler) çeteleri vasıtasıyla işgallere ilk direnişlerin görüldüğü hazırlık aşamasıdır. Bu tamamlandıktan sonra, önce iç isyanların bastırıldığı, ardından da doğuda Ermenistan a, batıda ise Yunanistan a karşı girişilen silahlı mücadele aşaması gerçekleşmiştir. Büyük Taarruz un başarıya ulaşmasıyla birlikte Kurtuluş Savaşının son aşaması olan diplomasi dönemi başlayacaktır. Bu dönemde Mudanya Ateşkes Anlaşması yapılarak çatışmalara son verilmiş; ardından başlayan Lozan Konferansı nın sonucunda ise Lozan Barış Anlaşması imzalanarak, Kurtuluş Savaşı tamamlanmıştır. Lozan Anlaşması yla Son Osmanlı Mebusan Meclisi nde alınmış olan Misak-ı Milli kararları da büyük ölçüde gerçekleştirilmiş oluyordu. 1
2 Kurtuluş Savaşı nın Dayanakları Mustafa Kemal in Çanakkale Savaşları ndaki başarıları, Anadolu da tanınan ve halk tarafından çok sevilen bir şahsiyet haline gelmesini sağlamıştı. Birinci Dünya Savaşı nda galip devletler de en az yenilen devletler kadar yıpranmışlardı. Ekonomiler zayıflamış, salgın hastalıklar ortaya çıkmış ve gıda sıkıntısı çekilmekteydi. Barışa yönelik ağır bir kamuoyu baskısı vardı. Bu ortamda büyük devletlerin hiçbiri yeni bir savaşı kolay kolay göze alamazdı. Ancak maşa devletler yoluyla Anadolu direnişine müdahale edebilirlerdi. Mustafa Kemal bunun farkına varmıştı. Bolşevik İhtilali sonrasında Rusya Çarlığı yıkılmış; Sovyet Rusya kurulmuştu. Bolşevikler Emperyalizme düşmandı. Dolayısıyla emperyalist devletlere karşı mücadele verecek olan Türkiye ye karşı bir tehdit olmayacakları gibi destekleri de sağlanabilirdi. Anadolu insanı Osmanlı nın çekirdek halkıydı ve onuruna çok düşkündü. Yabancı hakimiyeti altında yaşamayı kabullenemezdi. Mustafa Kemal, halkın olanca gücüyle işgallere karşı koyacağına yürekten inanıyordu. Mustafa Kemal, Türk ordusundaki komutanların büyük bir çoğunluğunun hala ümidini yitirmediğini görmüştü. Bu durum ordunun psikolojik gücünü üstün kılmaktaydı. Henüz işgal güçlerine teslim edilmeyen silah ve cephaneler vardı. Bu silah ve cephaneler en azından başlangıç için yeterliydi. İzmir in İşgali: İngiliz ve Fransızlar, savaş sırasında bekledikleri performansı gösteremeyen İtalyanlara öfkeliydiler. Diğer taraftan savaşın sonunu getiren kuşatma harekatı Yunanistan üzerinden başlatılmış ve başarıya ulaşılmıştı. Yunanlıların bir şekilde ödüllendirilmeleri gerekiyordu. Diğer taraftan Osmanlı dan daha fazla pay almak isteyen İngiltere ve Fransa da halkın yeni savaşlara karşı oluşu, hükümetlerin elini kolunu bağlamıştı. Bu işi kendileri yapamadıklarına göre, onların yerine bu angaryayı gerçekleştirecek bir devlete ihtiyaçları vardı. Bu iş için Yunanistan dan daha iyi bir maşa bulunamazdı. Yunan ordusu, Anadolu yu işgal edecek ve bu yolla elde ettiği toprakların büyük bir kısmını ileride İngiliz ve Fransızlara devredecekti. Ege deki Rumların katledildiği bahanesiyle 15 Mayıs 1919 da Yunan ordusu İzmir e çıkartıldı. Bu olaydan bir gün önce işgalci Yunan ordusunun komutanı askerlerine şöyle bir konuşma yapmıştı: İstikametiniz neresi olursa olsun, esaret altında yaşayan kardeşlerimizi kurtarmaya gidiyoruz. Heyecanınız yerindedir. Ancak çirkin bir harekette bulunmamak gerekir. Bu heyecan vazifeye sadakatle ve verilen emirleri yerine getirmekle kendini gösterecektir. Kardeşlerimiz, kız kardeşlerimiz, babalarımız, evlatlarımız, biraz sonra varacağımız yerde bulunuyor. Gideceğiniz yerde başka dinlerden insanlar olacak. Yani Türkler ve Yahudilerle de karşılaşacaksınız. Bunlara karşı kötü hareketleriniz olmasın. Çünkü bir müddet sonra bunlar da Yunanlılar gibi kardeşlerimiz olacaktır. Bunlara karşı davranışlarımız, medeni dünyaya karşı verilecek bir imtihandır. Böylece Yunanistan ın yalnız Yunanlıları değil; başkalarını da idare etmesini bilen üstün bir millet olduğunu göstereceğiz. 2
3 Yunan işgal güçleri komutanı gazeteciler önünde böyle bir konuşma yapmıştır. Ama bu konuşmada yer alan ifadeler tamamen laftan ibaret kalmıştır. Zira Yunan ordusunun ve yerli Rumların işgalin ilk günlerinden itibaren Müslümanlara yapmadığı insanlık dışı hareket kalmamıştır. İzmir in işgalini takip eden ilk 48 saat içerisinde öldürülen Türklerin sayısı birçok kaynağa göre en az 2000 dir. Sivil ve askeri devlet dairelerinin hepsinin kasaları kırılmış ve liralık devlet parası gasp edilmiştir. Osmanlı subaylarının yalnızca askeri teçhizatı değil, paraları, yüzükleri, saatleri, sigara tabakaları, çakmak ve hatta yeni ve güzel bulunan elbiselerine bile el koyulmuştur. Camiler ve zengin Müslümanlara ait evler talan edilmiştir. Asayiş bahane edilerek gece gündüz demeden evlere baskınlar düzenlenmiş, aramalar yapılmıştır. Müslüman din adamları aşağılanmış ve tartaklanmıştır. İşgalin yayılmasıyla birlikte bu hareketler daha da sertleşecek ve tecavüzden gasp ve toplu katliamlara kadar uzanan son derece çirkin bir hale bürünecektir. Mustafa Kemal Paşanın Samsunda ki Faaliyetleri Mustafa Kemal, Samsun a gelişinden 28 Haziran 1919 da Erzurum a hareket edişine kadar geçen zamanda bir yandan komuta makamlarıyla temasa geçmek suretiyle savunma için fikir ve karar birliğine varmaya; diğer taraftan halkın moralini ve güvenini kuvvetlendirmeye çalışmıştır. Mustafa Kemal, Padişaha gönderdiği ilk raporunda, bölgedeki karışıklıklara Rumların çeteler halinde örgütlenerek Müslümanlar üzerinde giriştikleri sindirme faaliyetlerinin sebep olduğunu; Müslümanların kendini savunmaya çalıştıklarını dile getirmekteydi. O yine eğer Rum çeteleri tasfiye edilirse, bölgedeki karışıklıkların da son bulacağını bu raporla padişaha iletmekteydi. Havza daki çalışmaları sırasında bir miting düzenleyerek, İzmir in işgalinin tüm yurtta protesto edilmesini istedi. Amasya Genelgesi: (22 Haziran 1919) 12 Haziran 1919 da Havza dan Amasya ya gelen Mustafa Kemal Paşa buradan yayınladığı bildiri ile ülkenin içine düştüğü durumu açıklıkla saptıyor, çözümün bütün güçlerin birleşmesinden geçtiğini vurguluyordu. Mustafa Kemal Paşa Amasya da Anadolu ve Rumeli de kurulan Mudafaa-i Hukuku Derneklerini birleştirme, kongreler yaparak tüm ulusun kesin kararına dayalı yeni bir yönetim kurma amacıyla Amasya Genelgesi ni hazırlamıştır. 3
4 Amasya Genelgesi nde yer alan maddeler özet olarak şöyledir: Vatanın bütünlüğü ve milletin geleceği tehlikededir. İstanbul Hükümeti, üzerindeki sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizin geleceğini karartmaktadır. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Milletimizi içine düştüğü durumdan kurtarmak için her türlü etki ve denetimden uzak, milli bir heyet oluşturulmalıdır. Her bakımdan güvenli bir yer olan Sivas ta milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır. Bunun için bütün illerin her sancağından, milletin güvenini kazanmış 3 temsilci seçilerek Sivas a gönderilecektir. Her ihtimale karşı bu kararlar milli bir sır olarak tutulmalı ve seçilen üyeler kimliklerini gizleyerek Sivas a gelmelidirler. Doğu İlleri adına 10 Temmuz da Erzurum da bir kongre toplanacaktır. Amasya Genelgesi nin Önemi: Bu genelge ulusal egemenliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması yolunda atılan ilk adımdır. Ulusun teşkilatlandırma ve mücadele yöntemleri belirginleşmiştir. Ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık fikri ilk kez ortaya atılmıştır. Erzurum Kongresi: (23 Temmuz 7 Ağustos 1919) 23 Temmuz 1919 da bir okul binasında toplanan kongrenin açılış konuşmasında Mustafa Kemal Tarih bir milletin kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman inkâr edemez. demiştir. Kongrede alınan kararlar ile Kurtuluş Savaşı nın yol haritası çıkartılmıştır. Bu kongre yerel bir nitelik taşımasına rağmen, aldığı kararlar itibariyle millidir. Kongre dağılmadan önce Mustafa Kemal başkanlığında 9 kişilik bir Heyet-i Temsiliye (Temsil Heyeti) seçerek çalışmalarına son vermiştir. Kongrede alınan kararlar vatanın her tarafına, İstanbul daki işgal güçleri temsilcilerine, ülkedeki bütün milli kuruluşlara gönderilerek duyurulmuştur. Kongrede alınan kararlar özet olarak şöyledir: Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, parçalanamaz. Her türlü yabancı işgaline karşı ve Osmanlı hükümetinin dağılması halinde millet topyekün savunma ve direnişe geçecektir. Vatanın bağımsızlığını korumada İstanbul daki hükümet yetersiz kaldığı takdirde, bunu gerçekleştirmek için Milli Kongre tarafından seçilecek geçici bir hükümet kurulacaktır. 4
5 Kuva-yi Milliye yi etken ve milli iradeyi egemen kılmak esastır. Azınlıklara siyasi hâkimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilemez. Manda ve himaye kabul edilemez. Milli Meclis in derhal toplanması ve hükümet işlerinin meclis denetimine sokulması için çalışılacaktır. Erzurum Kongresinin Önemi: Yeni bir devlet kurma düşüncesi belirginleşmiştir. Misak-ı Milli sınırları ilk kez belirlenmiştir. Mustafa Kemal in başkanlığında Doğu illerini temsilen, Heyet-i Temsiliye (Temsil Heyeti) adıyla bir yürütme organı seçilmiştir. Erzurum Kongresi nin toplanma amacı bölgesel, alınan kararlar yönünden ise ulusaldır. Sivas Kongresi: ( 4 Eylül 11 Eylül 1919) Bu kongrenin toplanmasını engellemek için o sıralarda Sivas ta bulunan Elazığ valisi Ali Galip e İstanbul Hükümetince görev verilmiştir. Ancak Mustafa Kemal in bu durumdan haberdar olması sonucunda, bu hain girişim başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Sivas Lisesi binasında toplanmış olan kongrenin üzerinde tartıştığı ilk konu başkanlık meselesi olmuştur. Bu mesele Mustafa Kemal in 3 üye dışında kongreye katılan diğer bütün üyelerin kararıyla başkan seçilmesiyle çözümlenmiştir. En uzun tartışmalar manda ve himaye konusunda olmuştur. Bazı delegeler, tek başımıza işgalcilerle mücadele edemeyeceğimizi bu mücadeleyi Amerikan mandasına girerek kazanabileceğimizi ifade etmişlerdir. Fakat neticede manda ve himaye konusu bir daha gündeme gelmemek üzere kesin olarak reddedilmiştir. Erzurum da alınan kararlar aynen kabul edilerek millileştirilmiştir. Kongre, Erzurum Kongresi nde alınan kararlara ek olarak şunları da kararlaştırmıştır: Ülkedeki bütün milli kuruluşlar Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmiştir. Meclis-i Mebusan ın biran evvel toplanması kararlaştırılmıştır. Temsil Heyeti bütün vatanı temsil etmeye yetkili kılınmıştır. Batı Cephesi kurulmuş ve başına Ali Fuat (Cebesoy) Paşa getirilmiştir. 5
6 İstanbul Hükümeti İle Amasya Görüşmeleri: Sivas Kongresi sonunda alınan kararların tüm yurtta uygulanmaya başlandığını gören İstanbul Hükümeti, ülkenin kendi kontrollerinden çıkmakta olduğunu anladı ve Temsil Heyeti yle görüşmek istedi. Ancak Mustafa Kemal, Temsil Heyeti ne karşı düşmanca hareketler içerisinde bulunan Damat Ferit Hükümeti istifa etmedikçe görüşmeyecekleri konusunda ısrarcı oldu. Bunun üzerine Damat Ferit Hükümeti istifa etmek zorunda kalmıştır. Onun yerine kurulan Salih Paşa Hükümeti ile yapılan görüşmelerde alınan kararlar özetle şöyledir: Türklerin yaşadığı iller hiçbir şekilde işgal ettirilmeyecek; manda ve himaye kabul edilmeyecek. Müslüman olmayan halklara hiçbir ayrıcalık tanınmayacak. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İstanbul hükümeti tarafından resmi bir kurum olarak tanınacak. Barış görüşmelerine Temsil Heyeti tarafından görevlendirilen kişiler de katılacak. Sivas Kongresi kararları, yeniden toplanacak olan Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından da onaylanmak şartıyla Osmanlı Hükümeti tarafından kabul edilmesi. Meclis-i Mebusan için seçimlerin biran evvel yapılarak, hiçbir baskı olmaksızın meclisin çalışmalarına başlaması İstanbul hükümetiyle imzalanan bu anlaşma Padişah tarafından onaylanmadığı için yürürlüğe girmemiştir. Bu anlaşmada yer alan hususlardan sadece 1 tanesi padişah tarafından kabul edilmiştir. Padişah, seçim kararı almış ve Meclis-i Mebusan ı yeniden toplamıştır. Misak-ı Milli: Mebusan meclisi için yapılan seçimlerde Mustafa Kemal de milletvekili seçilmişti. Ancak o, meclisin İstanbul da toplanmasına karşı olduğu için İstanbul a gitmemiştir. Meclis 12 Ocak 1920 de açılmış ve 28 Ocak 1920 de Misak-ı Milli (Milli And) adı verilen bir dizi kararı kabul etmiştir. Bu kararlar 17 Şubat 1920 de ilan edildiğinde gerek padişah, gerekse işgal kuvvetleri büyük bir şaşkınlık yaşamıştır. Alınan kararlardan hoşnut olmayan İngilizler, Meclis i basıp yakaladıkları milletvekillerini sürgüne yollamıştır. Ardından da tüm İstanbul resmen işgal edilmiştir. Bütün bunlara sebep olan kararlar ise özet olarak şöyledir: Arapların yaşadığı ve İtilaf Devletleri nce işgal edilmiş bölgelerin geleceği halk oylamasıyla belirlenecektir. Türklerin yaşadığı topraklar hiçbir şekilde parçalanamaz bir bütündür. 6
7 Kars, Ardahan, Batum ve Batı Trakya nın geleceği halk oylamasıyla belirlenmelidir. İstanbul ve Marmara Denizi nin güvenliği garanti edilirse, boğazlar tüm ülkelerin kullanımına açılabilir. Azınlıklara verilen haklar, komşu ülkelerde Müslümanlara verilen haklardan daha fazla olamaz. Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır. TBMM nin Ankara da Açılması Mustafa Kemal in korktuğu gerçekleşmiş, Meclis dağıtılıp İstanbul işgal edilmiştir. Bu durum Mustafa Kemal in haklılığı ve ileri görüşlülüğünü de gözler önüne sermiştir. Bu gelişmeler karşısında Mustafa Kemal tutumunu sertleştirmiş ve Temsil Heyeti Başkanı sıfatıyla bir genelge yayınlayarak şu isteklerde bulunmuştur: Ankara da olağanüstü yetkilere sahip milli bir meclis toplanacaktır. Bu meclise üye olarak seçilecek kişiler milletvekilleri ile ilgili yasa hükümlerine uygun olacaktır. Seçimlerde her sancaktan 5 üye seçilecektir. Seçimlere her bölgenin en yüksek sivil yöneticisi başkanlık edecek ve seçim güvenliğinden sorumlu olacaktır. Seçimler gizli oy, açık sayım şeklinde gerçekleştirilecektir. Seçilenler en geç 15 gün içerisinde Ankara da toplanacaklardır. Seçimlerin ardından 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM dualarla Ankara da açılarak çalışmalarına başlamıştır. İlk olarak Mustafa Kemal Meclis başkanı seçilmiştir. Kuvvetler birliği esasına göre hareket eden bu mecliste hükümet, 11 bakandan oluşturulmuştur. Her bakan, meclis içerisinden saf çoğunluk ilkesine göre ayrı ayrı seçilmiştir. TBMM başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanı olarak kabul edilmiştir. 7
8 SİLAHLI MÜCADELE AŞAMASI KUVA-İ MİLLİYE Yurdun işgali karşısında çeşitli yörelerde ortaya çıkan milli direniş örgütlerine Kuva-i Milliye (Ulusal Kuvvetler) denir. Kuva-i Milliye, Kurtuluş Savaşı'nın ilk savunma kuruluşudur. Günümüz Türkçe'sindeki anlamı Ulusal Güçler'dir. Kuva-i Milliye, ülkenin dört bir yanının Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince ele geçirildiği, Mondros antlaşması ile ülkeye ağır koşulların dayatıldığı, Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı, her şeyin bitti sanıldığı günlerde, ulusun tepkisi olarak doğan bir halk direnişidir. Yerel sivil örgütlenmeler, çeteler olarak ortaya çıkan Kuva-i Milliye, düzenli ordulardan oluşan işgalci güçlere karşı, bugünkü deyimiyle, bir gerilla savaşı uygulamıştır. İlk direniş olayları Güneydoğu bölgesinde Fransız'lara karşı görülmüşse de, örgütlü direniş İzmir'in düşman tarafından ele geçirilmesinden sonra Ege bölgesinde oluşmuştur. Kuva-i Milliye daha sonra bağımsız yerel örgütlenmeler olarak yurdun her köşesine yayılmıştır. Bu bölgesel kuruluşlar, daha sonra TBMM'nin kurulması ile birleştirilmiş ve I. İnönü Savaşı sırasında da düzenli orduya dönüşmüştür. İlk Kuva-i Milliye kıvılcımı (ilk silahlı direniş) Güney Cephesi'nde Dörtyol'da 19 Aralık 1918'de Fransızlara karşı başlamıştır. Bunun en önemli nedeni, Fransız ların işgallerine Ermenileri ortak etmeleridir. İkinci etkili silahlı direniş hareketi ise (Örgütlü ilk Kuva-i Milliye hareketi) İzmir'in işgalinden sonra, yurtsever bazı subayların halkı örgütlemesiyle Ege Bölgesi'nde resmen başlamışlardır. Batı Anadolu'daki Kuvay-i Milliye birlikleri düzenli ordu kuruluncaya kadar geçen sürede Yunan birliklerine karşı vur kaç taktiği ile savaşmıştır. Güney Cephesinde (Adana, Maraş, Antep ve Urfa) Kurtuluş Savaşını düzenli ve disiplinli Kuva-i Milliye birlikleri yapmıştır. Kuva-i Milliye nin Ortaya Çıkma Nedenleri: Osmanlı Devleti nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış olması, Mondros Ateşkes Anlaşması uyarınca Türk ordusunun terhis edilmiş olması, İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu yer yer işgal etmeleri, İşgalcilerin halka zulmetmesi, Osmanlı hükümetlerinin Türk halkının can ve mal güvenliğini koruyamaması, Halkın milliyetçi bilince sahip olması. Kuva-i Milliye nin Özellikleri Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra Anadolu'nun işgali üzerine başlayan bölgesel hareketlerdir. Kuva-i Milliye birlikleri arasında ilişki az olup, kendi bölgelerini kurtarmaya çalışmışlardır. Tek bir merkeze bağlı değillerdir. Dağınık ve düzensiz hareket etmişlerdir. Askerlik tekniği bakımından eksik ve askerlik düzeninden uzaklardır. Mondros Ateşkes Antlaşması ile terhis edilen askerler de bu harekete katılmışlardır. Düzenli düşman ordularını durduracak güçten yoksundurlar. Fakat, düşmanın ilerleyişini yavaşlatarak TBMM ye zaman kazandırmışlardır. 8
9 Suçluları kendi içlerinde cezalandırma yoluna gitmişlerdir. İhtiyaçları halk tarafından karşılanmıştır. Gönüllülük esasına göre oluşmuştur. Nadiren de olsa ihtiyaçlarının giderilmesi ve harekatların icrası sırasında halka eziyet edenler de çıkmıştır. Kuva-i Milliye daha sonra kaldırılarak Düzenli Ordu kurulmuştur (8 Ekim 1920). Bazıları düzenli orduya dönüştürülmeye karşı çıkmış ve isyan etmiştir (Çerkez Ethem, Demirci Mehmet Efe) Kuva-i Milliye birlikleri en büyük başarıyı Güney Cephesi'nde Fransızlara karşı kazanmıştır. Türlü imkansızlıklar içinde Fransız ordusuna karşı koyarak Maraş ve Urfa yı işgalden kurtarmıştır. Kuva-yı Milliye nin Sağladığı Faydalar Milli Mücadele'nin ilk silahlı direniş gücü olmuşlardır. İşgalci güçlere ve azınlıklara büyük zararlar vermiştir. Düşmanın ilerlemesini yavaşlatmıştır. Yunan ordularının Anadolu'da rahatça ilerlemelerini engellemişlerdir. Türk köylerini Rum ve Ermeni çetelerinin saldırılarına karşı korumuşlardır. Halka moral vermiş ve ulusal bilincin gelişmesine katkı sağlamıştır. Düzenli ordu kuruluncaya kadar halkı korumuştur. TBMM'ye karşı başlayan iç ayaklanmaların bastırılmasında önemli görevler üstlenmişlerdir. Düzenli ordunun kurulması ve teşkilatlanmasına ortam oluşturmuştur. Kuva-i Milliye Birliklerinin Kaldırılmasının Nedenleri İhtiyaçlarının karşılanabilmesi için zaman zaman halka baskı uyguluyor olmaları, Suçlu gördükleri kişileri kendi kurallarına göre cezalandırıyor olmaları, İşgalleri yavaşlatabilmelerine rağmen tamamen durdurabilecek ve yurdu düşmandan temizleyebilecek potansiyele sahip olmamaları, Tek bir merkezden yönetilmemeleri, TBMM nin isteklerini zaman zaman yerine getirmemeleri. 9
10 TBMM ye Karşı Ayaklanmalar (İç Cephe) Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca Anadolu nun çeşitli yerlerinde birçok ayaklanmalar çıkmıştır. Bu ayaklanmaların bazıları, Anadolu topraklarının bir bölümü üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan, diğer bölümü ise, saltanat ve hilafete geleneksel ve dinsel bakımdan bağlı olanlarca çıkarılmış isyan hareketleridir. Çıkartılan isyanların genel olarak ortak amacı; milli hareketi boğmaktır. Atatürk, öncelikle iç isyanların bastırılmasına, ülkede iç güvenliğin sağlanmasına son derece önem vermiştir. Bir yandan vatana ihanet yasası çıkarılırken, öbür yandan da iç isyanları bastırmada kullanılmak üzere Seyyar Jandarma Müfrezeleri kurulmuştur. Ayaklanmalar milli mücadeleyi geciktirmiştir. Ayaklanmaları 4 gruba ayırmak mümkündür. Bunlar: A. İstanbul Hükümeti Tarafından Çıkarılan Ayaklanmalar Anzavur Ayaklanması: Susurluk, Biga, Gönen, Ulubat bölgesinde başlayan isyanı Çerkez Ethem birlikleri bastırmıştır. Tekrar isyan eden Ahmet Anzavur ikinci kez Ali Fuat Paşa tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Kuva-i İnzibatiye Ayaklanması: Halifelik ordusu da denilen bu birlikler Geyve bölgesinde ayaklanmıştır. Ancak başarılı olamamışlardır. Bu ayaklanmaların boğazlara yakın yerlerde çıkarılmasının nedeni Kuva-i Milliye nin bu bölgelerde teşkilatlanmasını engellemektir. B. Azınlıkların Çıkardığı Ayaklanmalar Doğu Anadolu daki Ermeni Ayaklanmaları: Kazım Karabekir tarafından bastırılmıştır. Güney Bölgesindeki Ermeni Ayaklanmaları: Adana, Antep, Maraş, Urfa bölgelerinde Fransızların da desteğiyle çıkan ayaklanmalardır. Doğu Karadeniz de Rum Ayaklanmaları: TBMM yi en çok uğraştıran ayaklanma olmuştur. Batı Anadolu da Rum Ayaklanması: Düzenli birlikler tarafından bastırılmıştır. Ayaklanmalara Karşı Alınan Önlemler 1. Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılmıştır (29 Nisan 1920). 2. İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. 3. Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi den fetva alınmıştır. 4. İstanbul Hükümeti ile resmi haberleşme kesilmiştir. 5. Düzenli birlikler kurulmuştur. Sonuçları 1. Milli Mücadele nin uzamasına neden olmuştur. 2. İşgallerin genişlemesine neden olmuştur. 3. Milli kuvvetlerin birbirine karşı kullanılmasına ve kaynakların boş yere akıtılmasına neden olmuştur. 4. Düzenli ordunun kurulmasını hızlandırmıştır. 5. TBMM nin otoritesini güçlendirmiştir. 10
11 İstiklal Mahkemelerinin Özellikleri 1. Üyeleri meclis içinden atanır. Yani milletvekilleri hakim olarak atanmıştır. 2. Karışıklık çıkan bölgelerde kurulmuşlardır. 3. Hüküm verirken vicdani kanaat yeterlidir. Delil şartı aranmaz. 4. Kararlarına itiraz edilemez. 5. Yargılama topluma açık olarak yapılır. 6. Verilen cezalar hemen uygulanır. 7. Verdiği cezalar pratik cezalardır (İdam, sürgün, falaka, para cezası verilir. Hapis cezası çok nadiren verilmiştir ve en fazla 15 gündür. Hapis cezasına başvurulmamasının sebepleri mekan yetersizliği, gardiyan ihtiyacı ve tutukluların beslenme zorluğudur). Eleştirildikleri Noktalar 1. Hukukçu olmayan kişilerin de hakim olarak atanabilmesi 2. Delil şartı aranmadığı ve itiraz şansı olmadığı için haksızlığa uğrayanların olması Önemi ve Katkısı İsyanların kısa sürede bastırılmasında ve böylece cephe gerisi güvenliğinin sağlanmasında çok önemli bir role sahiptir. DOĞU CEPHESİ Rusların; Brest-Litowsk antlaşmasıyla Doğu Anadolu ve Kafkas bölgelerini boşaltması üzerine Kafkasya'da; Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan bağımsız devletleri kurulmuştur. Ruslardan boşalan bölgede savaş sürdüğü için Türkler yerleşememiş ve savaşın sonunda Mondros ateşkesinin imzalanmasıyla Türklerin tamamen bölgeden uzaklaşması Ermenilerin bölgedeki etkinliklerini arttırmıştır. Doğu Anadolu da hak iddia eden Ermeniler; Gümrü, Iğdır, Arpaçay ve Aras ırmaklarına kadar ilerlemiştir. Bu durum üzerine TBMM Kazım Karabekir komutasında Doğu Cephesini açmıştır. Ermenilerle yapılan savaşta: Sarıkamış, Kars ve Gümrü geri alınarak 3 Aralık 1920 de Gümrü Antlaşması yapılmıştır. Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920) Ermeniler in isteği üzerine Gümrü Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmaya göre: 1. Kars, Sarıkamış, Iğdır, Kağızman Türk Devleti ne verilecek. 2. Doğu sınırı, Aras Nehri ve Çıldır Gölü ne kadar uzanacak. 3. Ermenistan Hükümeti, Sevr Barış Antlaşması nı tanımayacak. 4. Ermenistan, TBMM nin aleyhine çalışmayacak. 5. Türkler e saldırıda bulunan Ermeniler dışındakiler isterlerse 6 ay içinde Türkiye ye dönebilecekler. 11
12 Önemi: Ermenistan TBMM yi tanıyan ilk devlettir. Türk Devleti nin ilk siyasi başarısıdır. Türk ordusu ilk başarısını Doğu da Ermenilere karşı kazanmıştır. Türkiye-Ermenistan sınırı çizilmiştir. Kurtuluş Savaşı nda kurtarılan ilk yer Kars tır. Mondros taki sınırlar ilk kez aşılmıştır. Doğu cephesinde savaş fiilen bitmiştir. Buradaki askerler Batı cephesine kaydırılmış; Böylece batı ve güney cephesi güç kazanmıştır. Not: Rusya nın 5 Aralık 1920 de Ermenistan ı işgal etmesiyle Gümrü Antlaşması uygulanamamıştır. GÜNEY CEPHESİ a) İtalya İle İlişkiler İtalyanlar İzmir in Yunanistan a verilmesi nedeniyle kırgındı, bundan dolayı Kuva-i Milliye yi desteklemişler ve bölge halkına iyi davranmışlardır. II.İnönü Savaşı ndan sonra işgal ettikleri yerleri boşaltmışlardır (5 Temmuz 1921). b) Fransa İle İlişkiler Fransızlar Mondros tan sonra Adana, Osmaniye ve Mersin i işgal etmiştir. (Ocak 1919). Paris Barış Konferansı nda Suriye, Lübnan, Antep ve Maraş Fransızlar a bırakılmıştır. Fransızlar tarafından işgal edilen yerlerde Ermeniler Türkler üzerine kışkırtılmıştır. Sivas Kongresi nde, Güneydoğu da da Kuva-i Milliye birlikleri kurulmasına karar verilmiştir. Kuva-i Milliye nin kurulmasıyla birlikte Fransızlar a karşı mücadele başlamıştır. Fransızlar la şu savunmalar yapılmıştır: Maraş Savunması : 21 Ocak-12 Şubat 1920 Urfa Savunması : 9 Şubat-10 Nisan 1920 Antep Savunması : 1 Nisan Şubat 1921 Adana Savunması : 21 Ocak Ekim 1921 Fransızlar la 30 Mayıs 1920 de ateşkes yapılmıştır. Fransa Moskova Antlaşması ile endişeye düşmüş, Eskişehir ve Kütahya Savaşları ile beklemeye geçmiştir. Sakarya Zaferi ile endişesi sona eren Fransa TBMM ile Ankara Antlaşması nı imzalanmıştır. Ankara anlaşmasına Batı cephesi gelişmeleri içerisinde ayrıntılarıyla yer verilecektir. 12
13 Not: Kurtuluş Savaşı'nda ilk silahlı mücadele Güney Cephesi'nde başlamıştır. Güney Cephesi nde yalnız Kuva-i Milliye Birlikleri mücadele etmiştir. Düzenli Ordu mücadele etmemiştir. Bu mücadelelerin fitilini ateşleyen ve örnek bir mücadele sergileyen Maraş a Mustafa Kemal in önerisi ile TBMM tarafından İstiklal Madalyası verilmiştir. TBMM 1973'te Maraş'a "Kahraman", Antep'e "Gazi", 1984'te ise Urfa'ya "Şanlı" ünvanını vermiştir. BATI CEPHESİ a) Düzenli Ordunun Kurulması Yunan işgaline karşılık Ayvalık, Denizli ve Salihli'ye bölgesinde Kuva-i Milliye Cephesi oluşturulmuştur. Kuva-i Milliye, Kurtuluş Savaşı'nın ilk savunma kuruluşudur. Kuva-i Milliye'yi örgütlemek için Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri yapılmıştır. M. Kemal Paşa Sivas Kongresi'nde, Ali Fuat Paşa'yı Batı Cephesi Komutanlığı'na getirilmiştir. Ali Fuat Paşa, Gediz Taarruzu'nda başarılı olamamış ve Yunan orduları Dumlupınar'a kadar ilerlemiştir. Çerkez Ethem'in baskıları ve Ali Fuat Paşa'nın etkisiz olması nedeniyle Ali Fuat Paşa Moskova Büyükelçiliği'ne atanmıştır. Batı Cephesi ikiye ayrılmıştır. Albay İsmet Bey Batı Bölümü'ne, Albay Refet Bey ise Güney Bölümü'ne atanmıştır. Yunan taarruzu karşısında Kuva-i Milliye başarılı olamamıştır. Ordudan firarlar başlamış, İstiklal Mahkemeleri nin çalışmaları ile firarlar sona erdirilmiştir. Düzenli ordunun kurulması ile Kuva-i Milliye tamamen ortadan kaldırılmıştır (8 Ekim 1920). Düzenli orduya geçildiği sırada bazı Kuva-i Milliyeciler isyan etmiştir (Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe). Demirci Mehmet Efe İsyanı I.İnönü Savaşı'ndan önce, Çerkez Ethem İsyanı ise I.İnönü Savaşı'ndan sonra bastırılmıştır. b) I. İnönü Savaşı (6-10 Ocak 1921) Nedenleri: Yunanistan, taarruzu devam ettirerek İngiliz Hükümeti nden yardım sağlamayı, Çerkez Ethem Ayaklanması'ndan faydalanmayı, Eskişehir'i alarak demiryollarının önemli noktalarını kontrol altına almayı, Sevr Barış Anlaşması'nı TBMM'ye kabul ettirmeyi amaçlamıştır. Yunanlar, Çerkez Ethem'in isyanından faydalanarak Eskişehir'e ilerlemeye başlamıştır. İsmet Bey, ordusunu Çerkez Ethem'in karşısından çekerek Yunanlar'la çarpışmaya başlamıştır. Yunanistan geri çekilmek zorunda kalmıştır. Sonuçları: Düzenli Ordu nun ilk zaferidir. Halkın Düzenli Ordu ya güveni artmıştır. Milletin zafere olan inancı güç kazanmıştır. İsmet Paşa generalliğe yükselmiştir. Çerkez Ethem İsyanı bastırılmıştır. Zafer sonrası Afganistan Hükümeti ile Dostluk ve Yardımlaşma, Rusya ile de Moskova Antlaşması imzalanmıştır. İlk anayasa olan Teşkilât-ı Esâsiye kabul edilmiştir (20 Ocak 1921). İstiklâl Marşı kabul edilmiştir (12 Mart 1921). İtilaf Devletleri yenilgi karşısında, durumu görüşmek üzere Londra'da bir konferans düzenlemişlerdir 13
14 Londra Konferansı (23 Şubat-12 Mart 1921) Nedenleri: İngilizler'in, Rusya nın TBMM ile Moskova daki görüşmelerinden rahatsız olmaları. İngilizler'in Musul ve Kerkük'te direnişle karşılaşması. İngilizler'e karşı Revandiz'de ayaklanma çıkması. I. İnönü Savaşı sonucunun İtilaf Devletleri arasında görüş ayrılığına neden olması. Fransızlar'ın Güney Doğu Anadolu'da büyük bir direnişle karşılaşması. İtalyanlar'ın işgal planlarından memnun olmaması. Yunanistan a toparlanma için zaman kazandırma düşüncesi. Sevr anlaşmasını biraz yumuşatarak TBMM ye kabul ettirme emelleri. İtilaf Devletleri, İstanbul Hükümeti'ni konferansa davet etmiştir. Mustafa Kemal veya onun göndereceği birinin İstanbul Hükümeti nin yanında gelmesini istemişlerdir. İtilaf Devletleri bu hareketleriyle, TBMM'yi tanımadıklarını göstermişlerdir. İstanbul ve Ankara hükümetleri anlaşamadıkları için Londra Konferansı'na iki ayrı delege göndermişlerdir: İstanbul Hükümeti adına Sadrazam Tevfik Paşa, Ankara Hükümeti adına Bekir Sami Bey Londra'ya gönderilmiştir. Londra Konferansı; İstanbul Hükümeti, TBMM Hükümeti, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan arasında gerçekleşmiştir. İstanbul Hükümeti'ni temsil eden Tevfik Paşa, söz hakkını TBMM temsilcisine bırakmıştır. İtilaf Devletleri şunları teklif etmiştir: İzmir Türk Devleti ne iade edilecek, ancak şehirde Yunan güçleri bulunacak. İzmir'in valisi Hristiyan olacak ve Milletler Cemiyeti tarafından tayin edilecek. Doğu Trakya Yunanlılar'a kalacak. Doğu Anadolu'da Ermenistan kurulacak. Kapitülasyonlar devam edecek. Sonuçları: İtilaf Devletleri TBMM'yi hukuken tanımıştır. Avrupa'da Türkler barışa yanaşmıyorlar türünde çıkan propagandalara engel olunmuştur. Sevr Barış Antlaşması'ndaki bazı maddeler tartışma konusu olmuştur. Konferans sonunda TBMM temsilcisi İngiltere, Fransa, İtalya ile ikili anlaşmalar yapmıştır. Konferansın başarısız olması nedeniyle Yunan saldırısı yeniden başlamış, II. İnönü Savaşı gerçekleşmiştir. 14
15 TBMM-Afganistan Dostluk ve Yardımlaşma Antlaşması (1 Mart 1921) Afganistan ile TBMM arasında imzalanmıştır. Antlaşmaya göre: TBMM Afganistan ın bağımsızlığını tanıyacak. İki taraf da birine saldırı yapıldığında kendine saldırı yapılmış sayacak. TBMM, Afganistan a subay ve öğretmen gönderecek. Önemi : İlk kez bir İslam devleti TBMM'yi tanımıştır. Moskova Antlaşması (16 Mart 1921) Rusya'da 1917 de Bolşevik İhtilali çıkmıştı. Bu olay üzerine ülke yönetimini eline geçiren Bolşevikler, imzaladığı Brest-Litowsk Antlaşması ile I. Dünya Savaşı'ndan çekilmiş ve gizli antlaşmaları açıklamıştı. Yeni yönetimi kabul etmeyen İtilaf Devletleri Rusya'ya karşı birlik olmuştu. Ruslar hem kendi egemenliklerini kabul ettirmek hem de yeni rejimlerini dünyaya yaymak için çabalamaktaydı. Bütün bu olaylar TBMM ile Sovyet Rusya yı birbirine yakınlaştırmıştır. Doğuda Ermenilere karşı kazanılan zaferin Batıda Yunanistan karşısında devam ettirilmesi Sovyet Rusya yı TBMM ile iyi ilişkiler kurmaya yöneltmiştir. Diğer taraftan Gümrü Anlaşması ndan kısa bir süre sonra Ermenistan Sovyetler Birliği ne bağlı otonom bir devlet haline gelmişti. Bu durum, Gümrü Anlaşması nın Sovyetler tarafından onaylanmasını gerektirmiştir. Tüm bu gelişmeler Moskova Anlaşmasının yapılmasına sebep olmuştur. Antlaşmaya göre: Sovyet Rusya, Misak-ı Milli yi tanıyacak. İki taraftan birinin tanımadığı devletlerarası bir anlaşmayı diğeri de tanımayacak. Sovyet Rusya, kapitülasyonların kaldırıldığını kabul edecek. Batum, Gürcistan'a iade edilecek. İki ülkenin ekonomisini geliştirmek için yeni iktisadî anlaşmalar yapılacak. Sovyetler Birliği TBMM ye borç para ve silah yardımında bulunacak. Karadeniz'e kıyısı olan devletler ile Boğazlar'ın ticaret gemilerine açık kalması için konferans düzenlenecek. Önemi: Sovyet Rusya, Misak-ı Milli yi ve TBMM yi tanıyan ilk Avrupa devleti olmuştur. İlk kez büyük bir devlet TBMM'yi tanımıştır. Sovyet Rusya, Sevr Barış Anlaşması'nı tanımadığını açıklamıştır. Yeni Türk Devleti'nin diplomasi sahasında kazandığı büyük bir zaferdir. Her iki ülke de kendilerinden önce imzalanan antlaşmaları geçersiz saymıştır. Batum Gürcistan'a, Kars ve Ardahan çevresi de Türk Devleti'ne ait olmuştur. Doğu sınırımız büyük ölçüde belirlenmiş ve doğu sınırının güvenliği sağlanmıştır. Not : Sakarya Savaşı ndan sonra Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalanmış ve doğu sınırı kesinlik kazanmıştır (13 Ekim 1921). Batum, Misâk-ı Millî'den verilen ilk tavizdir. Ancak Kurtuluş savaşının sürdürülebilmesi ve kazanılmasında hayati bir öneme sahip olan Sovyet yardımı bu şekilde sağlanmıştır. 15
16 c) II.İnönü Savaşı (23-31 Mart 1921) Nedenleri: Londra Konferansı tekliflerinin TBMM tarafından kabul edilmemesi. İngilizler'in Yunanlılar'ı kışkırtması. Sevr Barış Antlaşması'nın TBMM'ye kabul ettirilmek istenmesi. Yunanlılar'ın düzenli ordunun teşkilatlanmasına fırsat vermeden Ankara üzerine yürüyerek TBMM'yi dağıtmak istemesi. Yunan ordusu İnönü mevkiinde durdurulmuştur. Türk ordusu Aslıhan ve Dumlupınar'da çarpışmış, birliklerin aşırı yorulması ve fazla kayıp verilmesi ile istenilen sonuç tam olarak alınamamıştır. Bu durum Türk ordusunun tam olarak taarruz gücüne ulaşamadığını göstermiştir. Sonuçları: Düşman oyalanmış ve Kurtuluş Savaşı için zaman kazanılmıştır. Yunanlılar Türk ordusunun gücünü kabul etmiştir. İtilaf Devletlerinin Yunanistan a olan güveni büyük bir darbe almıştır. Halkın TBMM'ye olan güveni artmıştır. İtilaf Devletleri'nin İstanbul'daki yüksek komiserleri TBMM ile Yunanistan arasında taraf olmadıklarını açıklamışlardır. İtalyanlar, işgal ettikleri toprakları boşaltmışlardır (5 Temmuz 1921). Fransızlar işgal ettikleri Zonguldak tan çekilme kararı almışlardır, Mustafa Kemal, zafer sonunda İsmet Paşa'ya; "Siz yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de (ters alınyazısını da) yendiniz" diye telgraf çekmiştir. d) Kütahya-Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1921) Nedenleri : Yunanistan'ın, II.İnönü Savaşı'nın yorgunluğu içinde olan Türk ordusunun toparlanmasına fırsat vermeden saldırıya geçmek istemesi, Yunanistan ın İngiltere nin ekonomik ve askeri desteğini yeniden sağlama düşüncesi, Yunanistan ın sarsılan prestijini düzeltme isteği. Yunanistan İnönü'den Afyon'a kadar geniş bir saha üzerinde saldırıya geçmiştir. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya, Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesini söylemiştir. Afyon, Eskişehir ve Kütahya Yunanların eline geçmiştir. Sonuçları : Türk ordusu büyük kayıplar vererek geri çekilmiştir. Hatta Mustafa Kemal duruma müdahale edip İsmet Paşa yı geri çekilme konusunda uyarmamış olsa Türk ordusu tamamen imha olabilirdi. Meclis in Kayseri ye taşınması önerisi gündeme gelmiştir. Halkın ve ordunun morali bozulmuştur. TBMM'de bazı kişiler başarısızlığın suçunu Mustafa Kemal'e yüklemek istemiştir. Mustafa Kemal Paşa başarılı olabilmek için olağanüstü yetkiler istemiştir. Başkomutanlık yasası çıkarılarak Mustafa Kemal ordunun başına geçirilmiştir. Önemi : Kurtuluş Savaşı nda kaybedilen ilk ve tek savaş Kütahya-Eskişehir Savaşları dır. 16
17 M. Kemal'e Başkomutanlık Yetkisinin Verilmesi: TBMM, Mustafa Kemal e üç ay süreyle Başkomutanlık yetkisini veren kanunu kabul etmiştir (5 Ağustos 1921). Böylece: Mustafa Kemal, yasama, yürütme ve yargı yetkisini doğrudan kullanmaya başlamıştır. Diğer taraftan Erzurum Kongresi'nde askerlik görevinden istifa eden Mustafa Kemal, milli irade ile başkomutan olarak ordunun başına geçmiştir. Her 3 ayda bir yenilenmek suretiyle Büyük taarruz öncesine kadar bu yetki Mustafa Kemal tarafından kullanılmıştır. 20 Temmuz 1922'de ise Başkomutanlık Kanunu sınırsız olarak uzatılmış ve Mustafa Kemal'in cumhurbaşkanı seçilmesine kadar Mustafa Kemal başkomutan olarak kalmıştır. e. Sakarya Meydan Savaşı: (23 Ağustos - 13 Eylül 1921) Yunan ordusu 23 Ağustos 1921'de şiddetli bir saldırıya başlamış ve Elmadağ a kadar gelmiştir. Türk ordusu için artık daha fazla geri çekilmek mümkün değildir. Türk ordusu Yunan ilerleyişi karşısında önce bulundukları yerde tutunmaya sonra da Yunan ordusunu püskürtmeye yönelik iki aşamalı bir savaş ortaya koymuştur. Mustafa Kemal in askerlerine "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça bırakılamaz" emri topyekün bir direnişi ortaya çıkarmıştır. Savaş 22 gün 22 gece sürmüş ve sonuçta Yunan ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kalmıştır Sonuçları Türk ordusu büyük bir zafer kazanmıştır, Türk milletinin bağımsızlık azmi daha da güçlenmiştir, Yunan ordusunun son hücumu, Türk ordusunun son savunma savaşıdır. Bundan sonra Yunanistan savunmaya geçerek elindeki toprakları korumaya çalışacak; Türk ordusu ise hücuma geçecektir. II. Viyana kuşatmasından itibaren devam eden geri çekilişe son verilmiştir. Yunan ordusu Afyon-Balıkesir hattına kadar çekilmek zorunda kalmıştır. Kütahya ve Eskişehir başta olmak üzere bazı topraklar işgal altından kurtarılmıştır. Savaşı kazanmış olsa da Türk ordusu büyük kayıplar vermiştir. Özellikle moral yönünden çöküntü içindeki askerleri cesaretlendirmek için komutanların ön saflarda savaşmış olması çok sayıdaki rütbeli askerin kaybına sebep olmuştur. Orduda baş gösteren rütbeli eksikliği sebebiyle Ankara da geçici bir harp okulu açılmış ve belirli bir eğitim seviyesinin üzerinde olan kişiler buralarda aldıkları 6 aylık bir eğitimin ardından komutan olarak orduya katılmıştır. Yani yedek subaylık sistemi ve asteğmenlik rütbesi bu savaşın sonucunda ortaya çıkmıştır. Mustafa Kemal'e "Gazilik" ünvanı ve "Mareşallik" rütbesi verimiştir. Dış politikada olumlu sonuçlar doğurmuş, Kars ve Ankara Antlaşmaları imzalanmıştır. 17
18 Kars Antlaşması (13 Ekim 1921) Rusya nın gözetiminde Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile TBMM arasında Kars Antlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Türkiye nin Kuzeydoğu sınırı (Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan) kesin olarak çizilmiştir. Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921) Fransızlar la 30 Mayıs 1920 de ateşkes yapılmıştır. Fransa Moskova Antlaşması ile endişeye düşmüş ve TBMM ile görüşmelere başlamıştır. Ancak Eskişehir ve Kütahya Savaşları sırasında Türk ordusunun ağır kayıplar vermesi ile beklemeye geçen Fransa, Sakarya Zaferinin hemen ardından görüşmeleri Ankara anlaşması ile sonuçlandırmış ve Anadolu da işgal ettiği yerlerden geri çekilmiştir. Ankara anlaşmasına göre; İki taraf arasında savaş sona erecek. İki ay içinde Türk ordusu belirlenen hattın kuzeyine, Fransızlar ise güneyine çekilecek. İki taraf da kendilerine kalan topraklarda genel af ilan edecek. Hatay ve İskenderun için özel idare rejimi uygulanacak. Önemi: İlk kez İtilaf Devletleri nden biri, TBMM ile bir antlaşma yapmıştır. Fransa TBMM'yi ve Misak-ı Milli'yi tanıyan ilk İtilaf Devleti olmuştur. Hatay hariç Suriye sınırımız belli olmuştur. Hatay'da özel bir yönetim kurulmuş ve burada yaşayan Türkler'e geniş haklar tanınmıştır. Doğu Cephesi nden sonra Güney Cephesi de Batı ya kaydırılmıştır. Fransa, özel idare rejimi olmasına rağmen Hatay ve İskenderun un Türk Devleti nin bir parçası olduğunu kabul etmiştir. İtilaf Devletleri bloğu parçalanmıştır. Dünya kamuoyu Millî Mücâdele nin Türkler in başarısı ile sonuçlanacağını anlamıştır. İtilâf Devletlerinin Ateşkes ve Barış Önerileri (26 mart 1922) İzmir ve Tekirdağ Türklere verilecek Edirne, Kırklareli ve Babaeski Yunanlılara verilecek. Doğu Anadolu'da bir Ermenistan devleti kurulacak. Türkiye'de zorunlu askerlik olmayacak, ücretli asker sayısı 'e çıkarılacak. Sevr antlaşmasının mali ve ekonomik hükümlerinde bazı değişiklikler yapılacak. Bu koşullar üzerine TBMM kesin zaferi sağlayacak saldırı hazırlıklarına geçmiştir. 18
19 DİPLOMATİK MÜCADELE AŞAMASI Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922) Batı Anadolu'nun kurtarılmasından sonra sıra, Doğu Trakya ve Boğazlar'a gelmiştir. Türk ordularının İstanbul ve Çanakkale üzerine yürümeleri ve düşman olarak kalan tek unsurun İngilizler olması İngiltere yi telaşa düşürmüştür. İngiltere, Boğazlar ve İstanbul'u savunmak istediyse de Fransa ve İtalya'dan gerekli desteği görememiştir. Herhangi bir çatışma ihtimaline karşı sömürgelerinden asker talep eden İngiltere onlardan da olumsuz yanıt almıştır. Müttefiklerinden gelen bu olumsuz yanıtlar nedeniyle İngiltere, ortaya çıkacak olan bir savaşta kendi askerlerini kullanmak zorunda kalmıştır. Oysa İngiliz kamuoyunda savaş bıkkınlığı ve Türklerle savaşmanın yanlışlığına olan bir inanç vardır. Bu da İngiliz hükümeti üzerinde yoğun bir baskı ortamı oluşturmuştur. Son olarak Sovyetler Birliği nin de Türkleri destekleyeceğini açıklaması İngilizlerin pes etmesine sebep olmuştur. Böylece İngiltere nin teklifi üzerine ateşkes görüşmeleri başlamıştır. Bursa nın Mudanya limanında başlayan ateşkes görüşmelerine Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya katılmıştır. Yunan temsilcisi ise, Mudanya açıklarındaki bir savaş gemisinde beklemiştir. Mudanya görüşmelerinde Türkiye yi Batı cephesi komutanı İsmet Paşa temsil etmiştir. Maddeleri Doğu Trakya, Meriç ırmağının sol kıyısına kadar, on beş gün içinde Yunan ordusu tarafından boşaltılarak İngilizlere teslim edilecektir. Doğu Trakya, Yunanlılar tarafından boşaltıldıktan 15 gün sonra İngilizler tarafından TBMM ye teslim edilecektir. Yani Doğu Trakya en geç 30 gün içerisinde TBMM nin kontrolüne geçecektir. TBMM Hükümeti barış antlaşmasının imzalanmasına kadar Doğu Trakya'da 8000 jandarma askeri bulundurabilecektir. İstanbul ve Boğazlar, TBMM Hükümeti'ne bırakılacaktır. İtilaf Devletleri kuvvetleri, barışın imzalanmasına kadar İstanbul'da kalacaktır. Her ihtimale karşı İtilaf devletlerine ait askerler Meriç nehrinin öteki yakasında, Yunan toprakları üzerinde konuşlanarak barış anlaşmasının imzalanmasına kadar orada kalacaklardır. Önemi Tek kurşun bile atmadan Marmara Bölgesi ve Doğu Trakya düşman işgalinden kurtarılmıştır. Diplomatik anlamda büyük bir başarıdır. Savaş alanında kazanıp anlaşma masasında kaybetmeye alışık olunan bu millet anlaşma masasından büyük kazanımlarla kalkmayı başarmıştır. 19
20 Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan anlaşmasında belirlenmeyen tek sınırımız Türkiye-Irak sınırıdır. Musul konusunda Türk ve İngilizlerin diretmesi üzerine bu meselenin çözümü iki taraf arasındaki ikili görüşmelere bırakılmıştır. Eğer bu görüşmelerden de bir sonuç çıkmazsa mesele Milletler Cemiyeti ne havale olunacaktır. Lozan anlaşmasında belirlenmiş olmasına rağmen tam anlamıyla içimize sinmeyen ve istediğimiz şekilde sonuçlanmayan meseleler: Boğazlar ve Hatay meseleleridir lu yıllarda oluşan uluslar arası gelişmeler iyi değerlendirilerek bu iki konuda bizim istediğimiz şekilde yeni düzenlemelere gidilmiştir. Lozan görüşmeleri öncesinde Saltanat ve Hilafet birbirinden ayrılmış; Saltanata son verilirken, hilafetin bir süre daha devam etmesine izin verilmiştir. Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası Mübadele ve Etapli Meselesi: Yunanlılar 1798 den itibaren Megola İdea (Büyük Yunanistan Emeli) peşinde koşmuşlardır. Özellikle 1830 da Yunanistan ın bağımsız bir devlet haline gelmesinin ardından, Megola İdea çerçevesinde yoğun bir faaliyet sürdürmüş ve Osmanlı nın zayıf anlarından yararlanarak, Batılıların da desteğiyle sürekli olarak bir toprak genişletme faaliyetinde bulunmuştur lerin başlarında Karadeniz de bir Pontus Rum devleti kurmaya yönelik faaliyetlerin başladığı ve I. Dünya Savaşı ile birlikte, çeteler yoluyla bölgede terör estirip nüfus yoğunluğunu ele geçirmeye çalıştıkları görülür. Bütün bu faaliyetleri batılı güçler tarafından şiddetle desteklenmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında da Pontusçuluk faaliyetlerinin tüm hızıyla devam ettiği görülmektedir. Diğer taraftan, Mondros Mütarekesi ni takip eden süreçte, İngiltere ve Fransa tarafından Yunan ordusunun Anadolu ya getirtilip işgallerde maşa olarak kullanılması yoluna gidilecektir. Yunanlıların İzmir den başlayan işgal hareketleri, tüm Batı Anadolu ya yayılacak ve bu yayılma sırasında yerli Rumların Yunan ordusuyla birlikte hareket ettikleri görülecektir. Bütün bu gelişmeler, Türkler ve Rumlar arasındaki yüzyıllarca beraber yaşamaktan kaynaklanan hoşgörü, güven ve birlikte yaşama isteğinin ortadan kalkmasına sebep olacaktır. İşte bu sebeple, yani iki toplum arasında düşmanlık duygularının oluşması nedeniyle Türklerle Rumların bir arada yaşayamayacakları kanaatine varılmıştır. 20
21 Büyük zaferin ardından Lozan barış görüşmeleri çerçevesinde 30 Ocak 1923 te Türkiye ve Yunanistan arasında Türkiye de kalan Rumlarla, Yunanistan da kalan Müslümanların karşılıklı olarak değiş tokuşuna yönelik bir protokol imzalanmıştır. Lozan Antlaşmasının bir parçası olan bu protokole kısaca Mübadele Antlaşması denmektedir. Bu çerçevede İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri mübadele kapsamı dışında bırakılarak geriye kalan Rumlar ve Müslümanlar karşılıklı olarak yer değiştirecektir. Bu işlemlerin yürütülmesi için uluslar arası bir komisyon görevlendirilerek derhal çalışmalara başlayacaktır. Fakat, Yunanistan ın Türkiye de daha fazla Rum bırakma düşüncesi sebebiyle ortaya bir sorun çıkmıştır. Bu sorun Etapli Meselesi olarak bilinir. Zira kimin İstanbullu olduğu meselesi net bir şekilde ortaya konulamamıştır. İstanbullu demekten kasıt neydi? Doğma büyüme İstanbullu mu olmalıydı; yoksa anlaşma imzalandığında İstanbul da yaşıyor olması yeterli miydi? Yunanistan bu ikinci tezi savunmaktaydı. Yani anlaşma imzalandığında İstanbul da yaşayan Rumlar İstanbul lu kabul edilmeliydi. Oysa Türk tarafı bu durumu kabul etmiyordu. Zira mütareke yıllarında İstanbul a göç eden çok sayıda Rum vardı ve Yunan tezi kabul edildiği takdirde, topraklarımızda bir hayli fazla miktarda Rum bırakılmış olacaktı. Yunanistan ın bu tezinde ısrarcı olması üzerine Türkiye, Fener Rum Patriğini de mübadele kapsamına alarak sınır dışı etmiştir. Bu olay, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da gerginleştirmiş ve sonuçta patriğin, 19 Mayıs 1925 te görevinden istifa etmesiyle sorun çözülmüştür. Konu ile alakalı sürdürülen görüşmeler çerçevesinde 1 Aralık 1926 da Atina da bir anlaşma imzalanarak azınlıkların mal varlıkları konusunda bir uzlaşma sağlansa da Yunanistan ın mübadele kapsamına girmeyen Batı Trakya Türklerinin mallarına tecavüzlerde bulunmaya başlaması iki ülke arasındaki ilişkilerin yine gerilmesine sebep olmuştur. Hatta bu süreçte iki ülke birkaç kez savaşın eşiğinden dönmüştür. Musul Meselesi: Türkiye Irak sınırı Lozan anlaşmasında çizilememiştir. Türkiye, Musul un Misak-ı Milli içerisinde yer alması, tarihsel ve kültürel açıdan Anadolu nun bir parçası olması, sınır güvenliği açısından stratejik bir konumunun bulunması ve zengin petrol yataklarına sahip bulunması sebebiyle buradan vazgeçmek istemiyordu. İngiltere de zengin petrol yataklarına sahip bu bölgenin kendi mandası altındaki Irak ta kalmasını ve böylece bu kaynakları kendi kullanmak istiyordu. Durum böyle olunca, Lozan görüşmeleri uzadıkça uzadı. Barış anlaşmasının imzalanması gecikince, diğer devletlerin önerisiyle Irak sınırının çizilmesi ve dolayısıyla da Musul meselesinin çözümü İngiltere ve Türkiye arasında 9 ay içerisinde yapılacak görüşmelere bırakıldı. Bu görüşmelerden bir sonuç çıkmadığı takdirde mesele Milletler Cemiyeti ne havale edilecekti. Lozan dan sonra 19 Mayıs 1924 te Türkiye ve İngiltere Musul meselesini görüşmeye başladılar. Türkiye, bölgede halk oylamasına gidilmesini talep etti. İngiltere ise bölge insanının eğitim seviyesinin çok düşük olduğunu ve kendileri için doğru karar verebilecek kabiliyete sahip olmadıklarını ileri sürerek Türkiye nin bu önerisini reddetti. 9 aylık süreçte iki taraf bir türlü anlaşamayınca mesele Milletler Cemiyeti ne havale oldu. İngiltere bu durumdan çok memnundu. Zira İngiltere, Milletler Cemiyeti nin kurucu üyesiydi ve veto hakkı olan tek devletti. Ayrıca Milletler Cemiyeti nin askeri gücünün çok büyük bir kısmını İngiliz askerleri oluşturmaktaydı. Böyle bir kurumdan İngiltere nin istemediği bir kararın çıkması mümkün değildi. Türkiye ise Milletler Cemiyeti ne üye bile değildi. 21
22 Milletler Cemiyeti, meselenin çözümü için bir komisyon kurdu ve bu komisyon Eylül 1925 te bir rapor hazırladı. 16 Aralık 1925 te Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen bu rapora göre Musul, Irak a bırakılıyordu. Türkiye bu karara şiddetle karşı çıktı ve diplomatik yolların tıkandığı görülünce, askeri güç kullanılarak Musul un alınması fikri TBMM de güç kazandı. Türk ordusu nun savaş hazırlıklarına giriştiği sıralarda ortaya çıkan Şeyh Said İsyanı, tüm planları altüst etmiştir. Zira uzunca bir süre devam eden bu isyan bastırıldığında Musul a askeri bir harekat düzenlemek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Zira Türk ordusu yıpranmış; İngilizler ise bölgedeki askeri varlıklarını 15 kat artırmıştır. Böylece Türkiye Milletler Cemiyeti nin verdiği karara uymak zorunda kalmıştır. 5 Haziran 1926 da yapılan anlaşmayla Musul Irak a bırakılmıştır. Bölgedeki Türkmenlerin haklarının korunması ve 25 yıl boyunca bölgeden çıkartılan petrolden elde edilecek gelirin %10 un Türkiye ye verilmesi de bu anlaşma ile kararlaştırılmıştır. Ancak 1929 Dünya Ekonomik Buhranı döneminde Türkiye nin Osmanlı dan devraldığı dış borçların bir taksitini ödeyememesi, İngiltere yi harekete geçirmiştir. İngilizler bu dönemde Türkiye ye yeni bir teklifle gelmişlerdir. Sonuçta İsmet Paşa nın ısrarlarıyla İngilizlerin teklifi kabul edilmiş ve bir defaya mahsus alınacak toplu bir para karşılığında Musul dan çıkartılacak petrol gelirlerinden 25 yıl boyunca alınacak olan %10 luk paydan vazgeçilmiştir. Böylece Musul Meselesi Atatürk ün istediğinden çok farklı bir şekilde sonuçlanmıştır. Musul Meselesi, Atatürk dönemi dış politikasında alınan tek yenilgidir. Türkiye nin Milletler Cemiyeti ne Girişi (18 Temmuz 1932): Türkiye hiçbir zaman Milletler Cemiyeti üyesi olmaya yönelik bir talepte ya da başvuruda bulunmamıştır. Lozan dan sonra giriştiği reform hareketlerinin sonucu olarak yakaladığı hızlı gelişme tüm dünyanın dikkatini çekmesine sebep olacaktır. Türkiye kısa zaman içerisinde güvenilir, saygı duyulan ve güçlü bir ülke olarak kendini gösterecektir. Böyle bir tablo içerisinde, Dünya da giderek belirginleşen Alman ve İtalyan tehdidi karşısında Milletler cemiyeti 1930 ların başlarından itibaren çeşitli hamleler yapmaya başlamıştır. İspanya ve Yunanistan ın önerisi üzerine 6 Temmuz 1932 de Milletler Cemiyeti genel kurulu oybirliğiyle Türkiye yi Milletler Cemiyeti ne davet etme kararı almıştır. 18 Temmuz 1932 de TBMM aldığı bir kararla Milletler Cemiyeti nin teklifini kabul ederek Milletler Cemiyeti ne üye olmuştur. Bu tarihten itibaren de Türkiye Milletler Cemiyeti içerisinde son derece aktif bir rol üstlenecektir. Hatta 1934 te konsey üyesi olacaktır. BOĞAZLAR MESELESİ I. Dünya Savaşı ve Sevr Antlaşması ndaki Durum: Osmanlı Devleti; 1. Dünya savaşında yenik düşmesi ile Sevr Barış Anlaşması nı imzalamak zorunda kalmıştır. Sevr Anlaşması nın Boğazlar ile ilgili hükümleri Maddelerde yer alır. Bu maddelerde özetle şunları vardır: 1.Çanakkale, ve İstanbul Boğazı Marmara da dahil olmak üzere, Boğazlardan geçiş barışta ve savaşta, hangi devlete ait olursa olsun, her türlü harp ve ticaret gemilerine açık olacaktır, 2.Bu serbestinin temini için, Osmanlı, Boğazların kontrolünü geniş yetkileri olan bir Boğazlar komisyonu na bırakacak, komisyonun bağımsız bir bayrağı ve bütçesi olacaktır. (Böylece sanki Boğazlar Bölgesinde çokuluslu bir devlet kurulmuş gibi oluyor) Komisyon üyeleri ise: İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya'dır. Rusya, Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan da Milletler Cemiyetine üye olurlarsa Komisyona girebileceklerdir, 3.Komisyon Başkanı, iki yılda bir dört büyük devlet arasında değişecektir. (Türkiye Komisyon Başkanı olamıyor) 4.Fransa, İngiltere ve İtalya, Türk Boğazları dolaylarındaki silahtan arınmış bölgede müştereken asker bulundurabileceklerdir. 22
23 Lozan Antlaşması ndaki Durum: İngilizler, işgal altındaki İstanbul da çaresiz kalan son Osmanlı padişahı Mehmet Vahdettin e Anlaşmayı imzalatmışlarsa da, Ankara da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Milli sınırlarını çizmiş ve Sevr i tanımadığını bütün dünyaya ilan etmiştir. Daha sonra Kurtuluş Savaşından başarıyla çıkan genç Türkiye Cumhuriyeti, hiç uygulanmayan Sevr in yerine Lozan anlaşmasını, Sevr den sadece 3 yıl sonra, imzalamayı başarmıştır. Lozan Anlaşması nın 23. Maddesi gereği; bu Sözleşmenin; Lozan Anlaşması içerisindeymiş gibi kabul edileceği hükme bağlanmıştır. Lozan Boğazlar Sözleşmesi ni Lozan Anlaşması na taraf olmamış olan Rusya ve Bulgaristan da imzalamışlardır. Lozan ın eki olan Boğazlar Sözleşmesi şu maddelerle özetlenebilir: 1)Ticaret gemileri ve uçakları barış zamanında Türk Boğazlarından geçiş serbestisine sahiptirler; ancak Karadeniz yönüne geçişte savaş gemileri için sınırlama vardır. 2)Savaş zamanı: Türkiye, Muharip değilse tarafsızlık haklarını geçişi engelleyecek şekilde kullanamaz; Türkiye Muharip ise; tarafsız devletlerin ticaret gemileri düşmana yardım götürmüyorlarsa geçebilirler; savaştığı devletin gemilerine karşı Türkiye, her türlü hakkını kullanabilir. 3)Boğazlar çevresinde belirli bölgeler askerden arındırılmıştır. 4) Antlaşmanın öngördüğü düzene uyulmasını başkanının Türk olduğu bir komisyon denetleyecektir. Lozan Türk Boğazları ve yakın çevresinde Türkiye nin egemenlik hakkını önemli ölçüde sınırlamaktaydı. Boğazlar Bölgesi askerden arındırılmakla bu bölgenin nasıl savunulacağı sorusu cevapsız kalmıştı. Dolayısıyla ortada hem Karadeniz in güvenliği açısından; hem de Türkiye nin güvenliği açısından önemli bir sorun vardı. Bu sorun, ancak Montrö Sözleşmesi ile çözülebilmiştir. Montrö Anlaşması ve Türk Boğazları Türkiye, boğazlar meselesi hakkında yeni bir konferans toplanmasını talep etmiştir. Bu talebin ardından Montrö de bir konferans toplanmış. 22 Haziran 1936 da başlayan görüşmeler yaklaşık 1 ay sürmüştür. 20 Temmuz 1936 da anlaşma imzalandı. Sözleşmeye ek olan protokol hükümleri gereğince aynı gün gece yarısı 30 bin kişilik bir Türk gücü Boğazlar bölgesine girdi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi, bugün de geçerliliğini koruyan, uygulamada olan; Türk Boğazları için en önemli belgedir. Bu sözleşme 29 maddeden oluşur. Bu 29 Maddeden 22 si; askeri gemilerle ve askeri konularla ilgili hükümleri içerirken, sadece 7 si ticari gemilerin geçişini düzenler. Montrö yü kısaca özetlemeye çalışırsak; Savaş Gemisi dışında kalan tüm gemilere, Türk Boğazlarından geçiş serbestisi tanınmıştır. Geçiş serbestisi, gece ve gündüz, yükü ne olursa olsun, bayrağı ne olursa olsun tanınan bir özgürlüktür. Kılavuzluk ve römorkör alma konuları geçiş yapan gemilerin isteğine bırakılmıştır. Türkiye savaşan ülke ise ya da kendisini yakın bir savaş tehdidinde görüyorsa; ticari gemilerin geçişini engelleyemese de, geçişlere bazı kısıtlamalar getirebilmek hakkına sahiptir. Örneğin; geçişlerin gündüz yapılması, Türkiye nin belirleyeceği güzergahların kullanılması ve kılavuz kaptan alınmasının zorunlu tutulabilmesi (ücret almamak koşuluyla) mümkün olmaktadır. Savaş gemileri ile ilgili olarak; geçişi sınırlayıcı pek çok hüküm vardır. Bunlar sadece Türkiye nin değil; Karadeniz ülkelerinin de lehine olan hükümlerdir. Örneğin; Karadeniz de bulunabilecek toplam tonaj; Karadeniz de kıyısı olmayan ülkeler için 30 bin ton ile sınırlandırılmış ve bu gemilerin Karadeniz de 21 günden fazla da kalamayacaklarını hükme bağlamıştır. 23
24 Boğazlar Komisyonu kaldırılarak yetkileri Türk Hükümeti ne devredilmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi nin şu temel ilkeleri benimsediği söylenebilir: 1. Türkiye nin Güvenliği 2. Karadeniz in Güvenliği 3. Geçiş Serbestisi 4. Karadeniz- Akdeniz dengesinin korunması. Sözleşmenin daha girişinde Türkiye nin güvenliğine vurgu yapılmış, 5., 6., 14., 15., 16. ve 23. maddelerde bu norma değinilmiştir. Sözleşme nin özellikle 18. maddesi Karadeniz e kıyısı olan ülkelerin kaygılarını gidermeye dönüktür. Sözleşme de ayrıca Akdeniz-Karadeniz geçişlerinde, savaş gemilerine dönük sınırlandırmalar bulunmaktadır. Boğazlardan geçiş serbestisi temel alınmıştır. Aslında Türkiye ve Karadeniz e kıyısı olan ülkeler dışında konferansa katılanların en çok üzerinde durduğu husus budur. 1. Madde geçiş serbestisine açık bir vurgu yapmaktadır. Montrö ye göre Boğazlar dan ticaret gemilerine neredeyse mutlak anlamda geçiş hakkı tanınmıştır ve Türkiye nin bu konudaki sınırlandırma yetkileri yok denecek bir düzeydedir. Savaş gemilerinin geçişinde ise güvenlik gerekçeleriyle sınırlandırmalar vardır. Sözleşme Akdeniz-Karadeniz dengesini de bozmamaya çalışmıştır ve 21. maddeler bunu daha çok Türkiye ye tanıdığı takdir haklarıyla çözmüştür. ATATÜRK İLKELERİ Cumhuriyetçilik Batı dillerinde cumhuriyetin karşılığı, ulusun kendisini yönelmesidir. Cumhuriyete hayat veren damarların başında ise demokrasi gelmektedir. Gerçek cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi ile olan ilişkisi çok önemlidir. Çünkü iç ve dış tehlikelere karşı cumhuriyet kendisini, demokrasinin gerekleri içinde koruyacaktır. Bunun dışına çıkılırsa; demokrasi ile cumhuriyet arasında kopukluk başlar. Eğer böyle olursa en büyük zararı cumhuriyetin yine kendisi görecektir. Demokrasiyi benimsemiş siyasî rejimlerde, özgürlüklerin kullanılma alanları demokrasinin kuralları ile sınırlandırılmıştır. Cumhuriyet rejiminde kimsenin sınırsız hak ve hukuku yoktur. Çünkü demokrasilerde; kişilerin, dolayısıyla toplumların özgürlükleri, hukuk yolu ile güvence altına alınmıştır. Bunların sınırları da hukuk sistemi içerisinde belirlenmiştir. 29 Ekim 1923'te ilân edilen Cumhuriyeti adaletli bir hukuk sistemi koruması öngörülmüştür. Bilgisiz ve bilinçsiz bir halk topluluğunun ulus olma hakkına sahip olamayacağını vurgulayan Atatürk, ulusun bilinçlendiği oranda hak ve hukukuna sahip çıkacağını belirtmiştir. Bu nedenle eğitim ve kültüre çok önem vermiştir. O'nun, bir bakıma kültürü, cumhuriyetin temellerinden biri olarak görmesindeki neden budur. Atatürk, cumhuriyetçilik ilkesiyle ilgili görüşlerini birçok kez dile getirmiştir: "Türk Milleti, halk idaresi olan cumhuriyetle idare olunur." (Afet İnan-Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazılan sh. 352) "Demokrasi prensibi, egemenliği kullanan araç ne olursa olsun, esas olarak milletin egemenliğine sahip olmasını ve sahip kalmasını gerektirir. Bizim bildiğimiz demokrasi siyasaldır. Onun hedefi, milletin idare edenler üzerindeki kontrolü sayesinde siyasal özgürlük sağlamaktır." (Afet İnan-M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım, sh. 71,73) 24
25 Halkçılık Devrim tarihimizde önemli bir yeri olan 1924 ve 1961 Anayasalarında da yer alan halkçılık ilkesi, demokrasinin temelini oluşturmaktadır. Bu ilkenin ana özelliği ülke yönetiminin halkın elinde bulunmasıdır. Egemenlik bir zümre ya da ailenin elinde bulunmaz, halkın seçimle iş başına getirdiği kişiler, ülkeyi yönetir. Halkçılık; 1.)Ülke yönetiminin demokratikliği, 2.)Birey ve sınıflara ayrıcalık tanınmaması, gibi öğelerden oluşmaktadır. Eğitim yoluyla aydınlanmış halk, ulusal egemenliğin güçlenmesi ve demokrasimizin yaşamasında tek ve gerçek güvencedir. Halkçılık, Atatürk'ün önemle üstünde durduğu bir ilkedir. Bu önemi açıklamalardan anlıyoruz: "Halkçılık demek, devletin bütün kudret ve egemenliğinin halktan geldiğini, Türk camiası içinde, fert, aile ve sınıf ayrıcalığı bulunmadığını, kanun önünde herkesin eşit olduğunu İfade etmek demektir. Bu formül demokrasinin ifadesidir." (A. Rıza Türel- İzmir Barosu Dergisi Sayı 8, sh. 413) "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir." (Afet İnan-Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk'ün El Yazıları sh. 351) "Türkiye halkı, ırkça, dince ve kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı hürmet ve fedakârlık hisleriyle dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek olan sosyal bir toplumdur." (Söylev ve Demeçler C. I. sh. 221) "Bence, bizim Milletimiz, birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu itibarla birbirleriyle mücadele halinde buluna gelen çeşitli sınıflara malik değildir. Mevcut sınıflar birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir." (Söylev ve Demeçler C.II. sh. 82) Laiklik "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" şeklinde özetlediğimiz lâiklik ilkesi, Türk Devriminin vazgeçilmez bir unsurudur. Demokratik olmanın da en önemli gereğidir. Atatürk'e göre din, insanların vicdanlarında yer alması gereken kutsal bir kavramdır. Bu düşünceden yola çıkan Gazi 31 Ocak 1923'de şu sözleri söylemiştir: "Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabi olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uyması gereklidir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur." Genç Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sağlam temeller üzerine oturtulabilmesi için, ilk önce devletin kurum ve kuruluşlarının laikleştirilmesi gerekmiştir. Bu amaçla yapılan düzenlemeler ise şunlardır; DEVLETİN LAİKLEŞTİRİLMESİ 1.) Samsun a çıkış. Amasya kararları, Erzurum, Sivas Kongreleri ile ulusun kendi kaderini kendisinin belirlemesi ilkesinin vurgulanması. 2.) 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılması. "Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur" ilkesinin kurtuluşun ve kuruluşun simgesi olması. 3.) 20 Ocak 1921 Anayasasının kabulü. 4.) 1 Kasım 1921 Saltanatın kaldırılması. 5.) 29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilanı. 6.) 3 Mart 1924 Hilafetin kaldırılması. 7.) 20 Nisan 1924 Anayasasının kabulü. 8.)10 Nisan 1928 Anayasadan Türkiye Devletinin "Dini islâmdır" hükmünün çıkarılması. 9.) 5 Şubat 1937 Anayasada değişiklik yapılarak Türkiye Devletinin cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçı olduğu hükmünün Anayasaya konması. 25
26 HUKUKUN LAİKLEŞTİRİLMESİ 1.) 8 Nisan 1924 Şer'î mahkemelerinin kaldırılması. 2.) 30 Kasım 1925 Tekke ve Zaviyelerin kapatılması 3.) 17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanununun kabulü. 4.) 22 Nisan 1926 Borçlar Kanununun hazırlanması. 5.) 24 Kasım 1929 İcra, İflas Kanunlarının kabulü. 6.) 15 Mayıs 1929 Deniz Ticaret Kanununun kabulü. 7.) 5 Aralık 1934 Kadınlara Seçme ve Seçilme hakkının verilmesi. EĞİTİMİN LAİKLEŞTİRİLMESİ 1.) 3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat (Öğrenimin Birleştirilmesi) Kanunu 2.) 5 Kasım 1925 Ankara Hukuk Fakültesinin açılması. 3.) 26 Aralık 1925 Uluslararası Takvim ve Saatin kabul edilmesi. 4.) 24 Mayıs 1928 Lâtin rakamlarının kabulü. 5.) 1 Kasım 1928 Lâtin alfabesinin kabulü. 6.) 10 Haziran 1933 Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun un kabulü. 7.) 1 Ağustos 1933 Üniversiteler Kanununun çıkarılması, Darülfûnun'un kaldırılması. İstanbul Üniversitesinin kurulması. KÜLTÜRÜN LAİKLEŞTİRİLMESİ Kültürde lâikleşmenin yolları aranırken örf ve âdetlere bağlı kalınmıştır. Tarihten gelen hiçbir şey yok edilmemeye özen gösterilmiştir. İşte bu düşünceden yola çıkılarak; 1.) 30 Kasım 1925 tarihinde 677 sayılı Kanun ile Meclis tarikatları yasaklamış, tekke, türbe ve zaviyeler kapatılmıştır. 2.) 25 Aralık 1925 tarihinde de Meclis tarafından şeyhlik, seyyitlik, üfürükçülük, dervişlik, emirlik, falcılık, büyücülük, muskacılık gibi san ve sıfatların kullanılması ve bunlara ait özel kıyafetlerin giyilmesi yasaklanmıştır. Atatürk'ün laiklikle ilgili görüşlerini Söylev ve Demeçlerinden aktarıyoruz. Mensubu olmakla mütmain (tatmin) ve mesut bulunduğumuz İslâm dinini yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere bir politika aracı durumundan kurtarmak ve yüceltmenin kesin elzem olduğu gerçeğini gözlüyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inanç ve vicdani kanaatlerimizi, karışık ve dönek olan her türlü çıkar ve tutkusuna sahne olan politikacılardan ve politikanın bütün organlarından bir an evvel ve kesinlikle kurtarmak, milletin dünyevî ve uhrevî (ahretle ilgili) saadetinin emrettiği bir zorunluluktur." (Söylev ve Demeçler C. I. sh. 330) Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz biri milletin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz." (Kılıç Ali-Alatürk'ün Hususiyetleri, sh. 116) "Artık Türkiye, din ve şeriat oyunlarına sahne olmaktan çok yüksektir. Bu gibi oyuncular varsa kendilerine başka taraflarda sahne arasınlar." (Söylev ve Demeçler C. III. sh. 76) 26
27 Devrimcilik Devrimcilik ilkesi, Atatürk İlkeleri arasında; eylem ve atılım gibi kavramları içerisine alan tek ilkedir. Atatürk, Büyük Söylevinin sonunda: "Bu açıklamalarımla ulusal yaşamı sona ermiş varsayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım," diyerek çağdaş devlet kavramıyla devrimcilik ilkesinin şaşmaz işaretini vermiştir. Devrimcilik, Atatürk İlkelerinin hemen hemen tümüyle birleşir. Bütün bu ilkelerin ya neden ya sonuç olarak devrimcilikle sıkı bir bağı vardır. Bu bakımdan devrimcilik, Atatürk İlkelerinin tümünü gerçekleştirmeye, korumaya ve yaşatmaya kesin kararlılıktır. Devrimleriyle yolumuzu aydınlatan Atatürk'ün bu konudaki görüşleri ise şöyledir; "Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılâbımızın asıl hedefi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. Şimdiye kadar milletin beynini paslandıran, uyuşturan ve bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Herhalde zihniyetlerde mevcut hurafeler tamamıyla kovulacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyinlere gerçeğin ışıklarını sokmak imkânsızdır." (Söylev ve Demeçler C. II. sh. 69) "... Mes'ut inkılâbımızın aleyhinde düşünce ve duygu taşıyanları aydınlatıp, doğru yolu göstermek, aydınlara düşen millî görevlerin en önemlisi ve birincisidir." (Söylev ve Demeçler C. II. sh. 69) " "...Memleket davalarının ideolojisini, inkılâplarımız yönünden anlayacak, anlatacak, nesilden nesile yaşatacak kişi ve kurumları yaratmak lâzımdır." (Söylev ve Demeçler C. I. sh. 386) Milliyetçilik Milliyetçilik ilkesi ulusal savaşımızın çıkış noktasını oluşturmuş ve tüm tutsak ulusların kurtuluş hareketlerine ışık tutmuştur. Bu ilke, Fransız Devriminden sonra dünyaya yayılan özgürlük düşüncesinin tarihsel gelişimi içinde her ulusun kendi kaderini çizme inancının doğal bir sonucudur. Türk halkının ümmet olmaktan kurtulup ulus haline gelmesi, Atatürk sayesinde olmuştur. Atatürk'ün ulusuna inancı sonsuzdur. Ulusu ulus yapan öğelerin başında ise, ortak değerler gelir. Milliyetçilik sözcüğü, bu değerleri de içine almaktadır. Atatürk, devrim ve ilkelerinin, ulusa rağmen değil, ulusla birlikte yaşayacağına ve ancak ulus tarafından benimsenmesi ile sonsuza kadar yaşayacağı inanmıştır. Zaten bugün, Atatürk İlkeleri arasında yer alan milliyetçilik, çağdaş anlamıyla; siyasetin ekonominin ve kültürün içinde yerini almıştır. "Türk milliyetçiliği, bütün çağdaş milletlerle bir ahenkte yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliğini korumayı esas sayar. Bu nedenle millî olmayan akımların memlekete girmesini ve yayılmasını isteriz." (Ş. Süreyya Aydemir-Tek Adam C. III. sh. 450) "Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz, Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa o topluma dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." (Afet İnan-M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım sh. 88) "Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir milletin evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır." (M. Kemal Kop-Atatürk Diyarbakır'da sh. 4) 27
28 Devletçilik Anayasamızda yer alan devletçilik ilkesi; toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmada devletin üstlenmesi gereken görevleri açıklar. Genel anlamı ile, özel girişimin yetki ve gücü dışında kalan ekonomik kalkınma ve örgütlenmeyi gerçekleştirme ilkesidir. Genel olarak devletin iki ödevi vardır; a) Ülke içinde güvenliği ve adaleti sağlayarak, yurttaşların özgürlüğünü ve güvenliğini korumak. b) Savunma için her an hazır bulunmak ve başka çare kalmazsa ülkeyi silâhla savunmaktır. Bunlardan başka devletin, bayındırlık, eğitim, kültür, sağlık, tarım, ticaret ve sanayiye ilişkin ekonomik etkinliklerde de görevleri bulunmaktadır. Atatürk, devletçiliği şöyle açıklar: "Bizim takip ettiğimiz devletçilik, bireysel çalışmayı ve gayreti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleketi bayındırlaştırabilmek için, milletin genel ve yüksek çıkarlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik sahada devleti fiilen ilgili kılmak mümkün esaslarımızdandır." Devletçilikle ilgili dile getirdiği diğer ifadeler ise şöyledir: "Bizim izlemeyi uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim ve dağıtım araçlarını fertlerden alarak milleti büsbütün başka esaslar içinde düzenlemek amacını güden, özel ve kişisel ekonomik teşebbüse ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayalı komünizm gibi bir sistem değildir. Özet olarak bizim güttüğümüz "devletçilik" ferdi çalışma ve faaliyeti esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha, memleketi bayındırlığa eriştirmek için, milletin genel ve yüksek menfaatlerinin gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanda, devleti fiilen ilgilendirmektir." Devletin siyasal ve düşünsel hususlarda olduğu gibi bazı iktisadi işlerde de düzenleyici rolü prensip olarak kabul edilmelidir. Buradaki güçlük; devlet ile ferdin karşılıklı faaliyet alanlarını ayırmaktır. Devletin faaliyet sınırını çizmek ve dayanacağı kuralları tespit etmek, diğer yandan da vatandaşın ferdi teşebbüs ve faaliyet özgürlüğünü kısıtlamak, devleti yönetmekle yetkili kılınanların düşünüp tayin etmesi gereken bir meseledir. Prensip olarak devlet, ferdin yerine geçmemelidir. Fakat, ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. Bir de ferdin kişisel faaliyeti, ekonomik gelişmenin esas kaynağı olarak kalmalıdır. Fertlerin gelişmesine engel olmamak, onların her bakımdan olduğu gibi özellikle ekonomik alandaki özgürlük ve teşebbüsleri önünde, devletin kendi faaliyeti ile bir engel vücuda getirmemesi, demokrasi prensibinin önemli esasıdır. O halde diyebiliriz ki, ferdî teşebbüs gelişmesinin bir engel karşısında kalmaya başladığı nokta, devlet faaliyetinin sınırını teşkil eder. Bu bakımdan genellikle belli zaman ve alanda sürekli bir özel nitelik gösteren ekonomik bir işi, devlet üzerine alabilir." (Afet İnan-M. Kemal Atatürk'ten Yazdıklarım, sh. 66, 67) 28
29 Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları ve "Devletçilik" Osmanlı Devleti nin en güçlü olduğu dönemde Avrupa daki devletleri birbirine düşürmek ve güçsüzleştirerek kendine bağlamak amacıyla vermiş olduğu kapitülasyonlar, devletin duraklama ve gerilemeye başlamasıyla birlikte zamanla aleyhine dönmüş, tüm bu verilen ayrıcalıklarla Avrupa devletleri, Osmanlı topraklarında her türlü serbestlikten yararlanarak devleti açık pazar haline dönüştürmüşlerdir. Osmanlı halkı kendi topraklarında hiçbir ticari faaliyette bulunamazken, yabancılar ve devletin içerisinde yaşayan gayri Müslimler verilmiş olan ayrıcalıklarla tüm ekonomik faaliyetleri ellerinde tutmuş ve her türlü hareket rahatlığından yararlanmıştır. Bunun doğal sonucu olarak Osmanlı topraklarındaki tüm hammadde ve sermaye birikimi dışarıya akmıştır. Ekonomik yapının bu derece kötüye gitmesi devlet ekonomisinin iflas etmesine zemin hazırlamış ve kısa vadeli çözüm yolu olarak, ekonomiyi ellerinde bulunduran devletlerden borç para alınarak sorun çözülmeye çalışılmıştır. Osmanlı devleti bu dönemde ilk dış borçlanmasını 1856 yılında kırım savaşının finansmanı için yapmıştır. Ekonomik bağımsızlığını tamamen yitirmiş bir devletin siyasi bağımsızlığını devam ettirmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Kırım Savaşı nda alınan borçlarla başlayan süreç önce devletin iflas ederek ekonomik bağımsızlığını yitirmesine yol açmış ve bunun doğal bir sonucu olarak devletin siyasi birliğini ve bağımsızlığını yitirerek yıkılmasına yol açmıştır. Kurtuluş Savaşı nın bitimiyle birlikte Türkiye toprakları tam bir enkaz görünümündedir. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu ndan sömürgeleşmiş, çok geri kalmış bir ekonomik yapı devralmıştır. Temelde tarıma dayanan Osmanlı ekonomisi kapitülasyonlar, dış borçlar ve ayrıcalıklı yabancı sermaye yatırımları yoluyla tam anlamıyla dışa bağımlı, neredeyse bir koloni ekonomisi niteliğine bürünmüştür. Büyük ölçüde yabancıların ve azınlıkların elinde bulunan sanayi küçük işletmelerden oluşmaktadır ve temel tüketim maddelerini bile karşılamaktan acizdir. Tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan ülkede tarımsal üretim de çökmüş, tarımsal üretimi yapan dinamik nüfusun büyük kısmı savaşlarda hayatını kaybetmiş veya sakat kalmıştır. Parasal sermaye, sadece tarım alanındaki büyük toprak sahiplerinin elindedir. Ancak bu para çağdaş ve modern bir devletin kurulması için gerekli sermaye birikimini oluşturmaktan çok uzaktır. Bu nedenle yeni bir iktisadi kalkınma hamlesinin gerçekleştirilebilmesi için devletin önemli roller üstlenmesinin gerekliliği göz ardı edilemeyecek bir gerçektir. Cumhuriyeti kuran kadronun tasarlayarak hayata geçirdiği ekonomik kalkınma modeli, bu gerçeklikten hareket edilerek tasarlanmıştır. İlgili model Türkiye nin yapısına ve ihtiyaçlarına hızla cevap verecek şekilde hayata geçirilmeye çalışılmıştır. 29
30 Atatürk devletçiliği nin temel amaçları ise şunlardır; Tam istihdamın sağlanması, Hızlı ve dengeli sermaye birikiminin oluşturulabilmesi, Dış ödemeler dengesinin sağlanması, Dengeli gelir dağılımının sağlanması, Enflasyonsuz yüksek bir büyüme hızının yakalanabilmesi, Dengeli bir bölgesel kalkınmanın sağlanması, Özel girişim işletmelerini geliştirmenin yollarının bulunması, Hızlı teknolojik gelişmenin sağlanması. Atatürk e göre devlet, özel girişim alanını izlemeli, denetlemeli ve temel ekonomik amaçlara yöneltmek için teşvik etmelidir. Devleti yönetenler yatırım harcamalarını yaparken, devletin temel işlevleri ile ilgili önceliklerini unutulmamalıdır. Devletin harcamalar politikasının temelini oluşturan bu harcama öncelikleri, Atatürk tarafından yazılmış olan "Vatandaş için Medenî Bilgiler" kitabında şöyle sıralanmıştır; 1) Ülkede asayiş ve huzurun sağlanması, 2) Ulusal Savunmanın Sağlanması ve Dış İşleri Organizasyonunun, 3) Ulaştırma İmkanlarının Geliştirilmesi, 4) Millî Eğitim Alanında Gelişmelerin Süratle Gerçekleştirilmesi, 5) Sağlık Alanında Gelişmelerin Sağlanması, 6) Sosyal Güvenlik Alanında Politikalar Geliştirilmesi, 7) Ziraat, Ticaret, Zanaata Ait İktisadi İşlerin Önündeki Engellerin Kaldırılması Atatürk e göre ekonomik kalkınmanın sonuçları, toplumdaki bütün kişi, grup, zümre, ya da sınıflara eşit olarak yansıtılmalıdır. Meydana gelen gelişmeden sadece bir grup yararlanıyorsa, böyle bir ortamda gelişmişliğin ve kalkınmanın bir değeri kalmaz. Bununla birlikte ülke ekonomisi, pazar ekonomisinin kurallarına göre işlemeli; pazarları denetlerken, yönlendirirken, doğrudan endüstri ve ticaret işletmeleri kurup işletirken devlet, pazar ekonomisinin kurallarına uymalıdır. 30
31 Atatürk ün Dış Ekonomik İlişkiler Politikası Atatürk ün dış ekonomik ilişkiler politikasının dayandığı temel noktalar şunlardır: Türk Lirası'nın yabancı paralar karşısındaki değeri korunmalıdır, Dış ödemeler dengesi sağlanmalı, yabancı devletlere karşı girişilen ödeme taahhütleri, gecikmesiz ve eksiksiz yerine getirilmelidir. Böylece Türk Hazinesi'nin Uluslararası Pazarlardaki itibarı yükseltilmeye çalışılmıştır. Ödemeler Dengesi'nin temelinde Dış Ticaret Dengesi vardır. Atatürk e göre ihracat, ithalattan daha fazla olmalıdır. Bu sağlandığı takdirde, yatırımlar hızlanacak, refah seviyesi yükselecek ve Türkiye güçlü bir ülke olacaktır. Nitekim arasındaki dönemde sürekli olarak dış ticaret fazlası sağlanmıştır. İthalatın azaltılıp, ihracatın artırılması için halkı yerli malı tüketimine yöneltmek ve üretimi çeşitlendirip, kaliteli ve bol ürünler üretmek gereklidir. Yine Atatürk e göre, halkın tüketim alışkanlıkları da devlet tarafından dikkatle izlenmeli, gereksiz harcamalardan kaçınılması ve maddi birikim sağlanması amacıyla halk tasarruf yapmaya özendirilmelidir. Atatürk ün Yatırım Politikası Atatürk ün yatırım politikasının temel amacı, en kısa zamanda ülkenin bütün faaliyet alanlarının ve bütün bölgelerinin kalkındırılmasıdır. Bunu yapabilmek için, Atatürk ün kendi deyimi ile "ılımlı devletçilik" olarak adlandırdığı bir yöntem takip edilmiştir. Bu politika, devletin özel kesim işletmelerine denetleyici, yönlendirici ve teşvik edici öncülüğünü öngörmektedir. Buna ek olarak özel kesimdeki girişim, sermaye ve yönetim gücü eksiklikleri nedeniyle özel sektör tarafından yapılamayan yatırımların bizzat devlet tarafından yapılması benimsenmiştir. Kamu İktisadi Teşekkülleri olarak adlandırılan devlete ait fabrika ve işletmelerin, piyasa ekonomisinin kurallarına göre kurulup, işletilmesi esas alınmıştır. Devlet işletmelerinin özel kesim işletmeleri ile kıyasıya bir rekabete girişmesi söz konusu değildir. Bu alanlarda devletin görevinin, öncülük yapmakla sınırlı kalması ve hükümetlerin en önemli sorumluluğunun, özel kesim işletmeleri ile devlet işletmeleri arasında gelişebilecek yıkıcı ve verimsiz bir rekabetin gelişmesinin önüne geçilmesi olduğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla özel sektörün canlandığı ve ciddi bir şekilde faaliyet göstermeye başladığı sektörlerden devletin yumuşak bir şekilde çekilmesi öngörülmüştür. Bu yumuşak çekilişin, söz konusu işletmelerin halka devredilmesi şeklinde olması gerektiği belirtilmiştir. Bu devir işleminden elde edilecek fonların, gelişmemiş diğer alanlarda ve bölgelerde yeni devlet yatırımlarının yapılması için kullanmalıydı. 31
32 Devletçilik Uygulamaları: Türkiye Cumhuriyeti Devleti nin ekonomik kalkınması için büyük bir kalkınma hamlesi başlatılmıştır. Bu amaçla yapılan çalışmaların bazılarının şu şekilde sıralanması mümkündür; Köylünün durumunu düzeltmek için yüzyıllardan beri ürün üzerinden alınan ve köylüye yük getiren aşar vergisi kaldırılmıştır. Tarım alanında uzman yetiştirmek maksadıyla ziraat okulları ve yüksek ziraat enstitüsü kurulmuştur. Bazı bölgelerde topraksız köylüye toprak dağıtılmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi kurulmuştur. Köylünün ürününü aracısız satması için tarım kredi kooperatifleri kurulmuştur. Örnek çiftlikler ve fidanlıklar düzenlenmiştir (TİGEM). Tohum ıslah ve dağıtım istasyonları kurulmuştur. Hayvancılığı geliştirmek için devlet üretme çiftlikleri oluşturulmuştur. Özel sermayeyi sanayi alanına çekebilmek için teşvik-i sanayi kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunla sanayi ile uğraşacak kişilere kredi olanakları sağlanmıştır. Bankacılık sektörünün geliştirilmesi için adımlar atılmıştır. Farklı sektörleri desteklemek amacıyla ihtisas bankaları kurulmuştur. Bunlardan bazıları; Özel sektörün desteklenebilmesi amacıyla Atatürk ün de ortak olduğu, cumhuriyetin ilk özel bankası olan İş Bankası kurulmuştur. Madencilik sektörünü desteklemek ve geliştirmek amacıyla, bizzat yatırım ve üretim faaliyetlerine katılacak olan Etibank kurulmuştur. Bu banka kredi vermek yerine, topladığı paraları doğrudan yatırıma yönlendirme yetki ve sorumluluğunu üstlenmiştir. Pamuk, iplik, dokuma ve tekstil ürünlerini üretmek ve bu sektörü desteklemek ve geliştirmek amacıyla Sümerbank kuruldu. Bu banka kredi vermek yerine, topladığı paraları doğrudan yatırıma yönlendirme yetki ve sorumluluğunu üstlenmiştir. Küçük esnaf ve sanatkârları desteklemek ve ticari hayatı canlandırmak maksadıyla Halk Bankası kurulmuştur. Tarım, hayvancılık ve tarıma dayalı sanayi sektörünü desteklemek ve kredi ihtiyacını gidermek amacıyla zaten var olan Ziraat Bankası yeniden yapılandırılmıştır. Denizcilik sektörünü desteklemek, deniz yoluyla yolcu ve yük taşımasını canlandırmak amacıyla Denizcilik Bankası ( Denizbank ) kurulmuştur. Dış ticareti canlandırmak amacıyla Türk Ticaret Bankası (Türkbank) kurulmuştur. 32
33 Atatürk Döneminde Kurulan İşletmelerin (KİT) Özellikleri: Kamu işletmelerinin kuruluşu için gerekli olan sermaye devlet tarafından karşılanır ve bir daha geri alınmaz. Kamu işletmeleri kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar devlet tarafından (kamu bütçesinden) desteklenir. Kendi kendilerini idare edebilir hale geldikleri andan itibaren buradaki tüm devlet desteği çekilir. Kamu işletmeleri özel teşebbüsün ödemekle yükümlü olduğu tüm vergileri ödemekle yükümlüdür. Özel teşebbüs karşısında kayırılmaz. Kamu işletmelerinin gelirlerine devlet tarafından el konulmaz. Bunlar sadece ödemekle yükümlü oldukları vergileri öderler. Elde ettikleri gelirlerle işletme masraflarını karşılar ve yeni yatırımlar yaparlar (teknolojisini yeniler, işletmeyi genişletir, yeni işletme kurar) Kamu işletmeleri özel teşebbüsün yatırım yapmadığı, yapamadığı alanlarda ve bölgelerde kurulurlar. Özel teşebbüs yatırımları yeterli hale geldikçe devlet bu işletmelerdeki hisselerini halka arz ederek işletmenin özel teşebbüs işletmesi haline dönüşümünü sağlar. Kamu işletmeleri anonim şirket halinde yapılandırılmıştır. Kamu işletmelerinin yönetimi demokratik esaslar gözetilerek düzenlenmiştir. Fabrika yönetimi, hisse sahiplerinin oyları ile, hissedarlar arasından seçilir. Yönetim tek bir kişinin elinde değildir; yönetim ve denetleme kurulları mevcuttur. Devlet, işletmelerin yönetimine müdahale etmez. Kamu işletmeleri sadece ekonomik değer üretmekle kalmaz. Buralar birer eğitim ve rehabilitasyon merkezi gibi dizayn edilmiştir. Buralardan yetişen çok sayıda sanatçı ve sporcu vardı 33
MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com
MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri
KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER
KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER DOĞU VE GÜNEY CEPHELERİ KURTULUŞ SAVAŞI DOĞU VE GÜNEY CEPHESİ DOĞU CEPHESİ Ermeniler XIX. Yy`a kadar Osmanlı topraklarında huzur içinde yaşadılar, devletin çeşitli kademelerinde
KURTULUŞ SAVAŞI ( ) Gülsema Lüyer
KURTULUŞ SAVAŞI (1919-1922) Gülsema Lüyer KURTULUŞ SAVAŞI (1919-1922) Mondros Mütarekesi ve Mütareke Sonrası Genel Durum İşgaller ve Kurtuluş Savaşı Hazırlık Evresi T.B.M.M. nin Açılması Düzenli Ordu Hazırlıkları,
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ MUSTAFA KEMAL İN SAMSUN A ÇIKIŞI GENELGELER KONGRELER
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ 1919-1922 MUSTAFA KEMAL İN SAMSUN A ÇIKIŞI GENELGELER KONGRELER Milli mücadele Hazırlık Dönemi Kronoloji 19 Mayıs 1919 Mustafa Kemal in Samsun a Çıkışı 28 Ocak 1919 Havza Genelgesi
BATI CEPHESİ'NDE SAVAŞ
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 3. ÜNİTE Batı cephesinde Kuvâ-yı Millîye birliklerinin faaliyetlerini ve düzenli ordunun kurulmasını değerlendirir.türk milletinin Kurtuluş Savaşı
ÜNİTE 13 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ MİLLİ MÜCADELE DE BATI CEPHESİ I İÇİNDEKİLER HEDEFLER
MİLLİ MÜCADELE DE BATI CEPHESİ I İÇİNDEKİLER Batı Cephesi I. İnönü Savaşı Londra Konferansı Moskova Antlaşması Türk-Afgan Dostluk Antlaşması II. İnönü Savaşı Kütahya-Eskişehir Savaşları BAYBURT ÜNİVERSİTESİ
KURTULUȘ SAVAȘI - Cepheler Dönemi - Burak ÜNSAL Tarih Öğretmeni
KURTULUȘ SAVAȘI - Cepheler Dönemi - Burak ÜNSAL Tarih Öğretmeni Düzenli Ordunun Kurulması Nedenleri: Kuva-yı Milliye nin ișgalleri durduramaması Kuva-yı Milliye nin zararlı faaliyetleri Düzenli ordulara
Lozan Barış Antlaşması
Lozan Barış Antlaşması Anlaşmanın Nedenleri Anlaşmanın Nedenleri Görüşme için İzmir de yapılmak istenmiş fakat uluslararası antlaşmalar gereğince tarafsız bir ülkede yapılma kararı alınmıştır. Lozan görüşme
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923)
Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) Lozan Antlaşması, Türk Kurtuluş Savaşı nı sona erdiren antlaşmadır. Bu antlaşma ile Misak-ı Milli büyük ölçüde gerçekleşmiştir. Şekil 1. Kasım 1922 de Lozan Konferansı
2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9
2018-LGS-İnkılap Tarihi Deneme Sınavı 9 1. Mudanya Mütarekesi, Yunanlıların aslında Osmanlı Devleti nin paylaşımı projesinde bir alet olduğunu, arkalarındaki gücü İngiltere başta olmak üzere İtilâf devletlerinin
Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir?
1)Birinci İnönü Savaşının kazanılmasından sonra halkın TBMM ye ve düzenli orduya güveni artmıştır. Bu durumun, aşağıdaki gelişmelerden hangisine ortam hazırladığı savunulabilir? A)TBMM seçimlerinin yenilenmesine
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
2- M. Kemal in fikir ve düşünce yaşamında etkili olan dört şehir hangileridir? ( Selanik, Manastır, İstanbul, Sofya)
İNKILAP TARİHİ ÇALIŞMA KAĞIDI 1- M. Kemal in ilk görev yeri neresidir? ( Şam) 2- M. Kemal in fikir ve düşünce yaşamında etkili olan dört şehir hangileridir? ( Selanik, Manastır, İstanbul, Sofya) 3- M.
Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı.
MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi.
BÖLÜKYAYLA ORTAOKULU 8. SINIFLAR İNKILAP TARİHİ DENEME SINAVI
2015-2016 BÖLÜKYAYLA ORTAOKULU 8. SINIFLAR İNKILAP TARİHİ DENEME SINAVI 4- TBMM hükümetinin ilk askeri ve siyasi başarısı A) Londra Konferansı B) Moskova antlaşması 1-) Arkadaşlar kongremizde yurt genelindeki
T.C İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük
T.C İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük 2015-2016 T.C İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Arif ÖZBEYLİ Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Açılması Meclis-i Mebusan ın dağıtılması üzerine, Parlamento nun Mustafa Kemal
Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler
On5yirmi5.com Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler Milli varlığa yararlı ve zararlı cemiyetler nelerdir? Yayın Tarihi : 12 Kasım 2012 Pazartesi (oluşturma : 12/22/2018) Cemiyetler-Zararlı ve Yararlı
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II DERS NOTLARI ÖĞR. GÖR. MEHMET ÖZGÜN
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ II DERS NOTLARI ÖĞR. GÖR. MEHMET ÖZGÜN MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI 30 Ekim 1918 tarihinde, Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığını
Mustafa Kemal in Samsung a Çıkışı
Mustafa Kemal in Samsung a Çıkışı Yetkisi (görevi): 9.Ordu müfettişi Görevi ; 1-Görev sahasında kalan bölgede Türklerle Rumlar arasındaki çatışmaları sona erdirmek. 2- Türklerin elindeki silahları toplamak
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ DERSİ I.DÖNEM MÜFREDAT PROGRAMI
HAFTALAR KONULAR 1. Hafta TÜRK DEVRİMİNE KAVRAMSAL YAKLAŞIM A-) Devlet (Toprak, İnsan Egemenlik) B-) Monarşi C-) Oligarşi D-) Cumhuriyet E-) Demokrasi F-) İhtilal G-) Devrim H-) Islahat 2. Hafta DEĞİŞEN
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
L 1 S E ... TURKIYE CUMHURiYETi INKILAP TARiHi VE ATATURKÇULUK KEMAL KARA ÖNDE YAYINCILIK
L 1 S E..... TURKIYE CUMHURiYETi INKILAP TARiHi VE...... ATATURKÇULUK KEMAL KARA Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 31.05.2006 tarih ve 233 sayılı karan ile 2006-2007 öğretim
KARMA TESTLER 03. A) Yalnız l B) Yalnız II. C) Yalnızlll D) I ve II E) I, II ve III. 2. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesine,
KARMA TESTLER 03 1. Osmanlı Devleti'nde matbaanın kurulması, I. Sanayi II. Ticaret III.Kültür alanlarından hangileri ile ilgili değişikliğin hız kazanmasını sağlamıştır? A) Yalnızl B) Yalnız II C) Yalnızlll
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük DİRİLİŞİN DESTANI: SAKARYA
1 Kütahya- Eskişehir Savaşı nda ordumuz Sakarya Nehri nin doğusuna çekilmişti. 2 TEKÂLİF-İ MİLLİYE NİN SAKARYA SAVAŞI NA ETKİSİ Tekâlif-i Milliye kararları daha uygulamaya yeni başlandığı için Sakarya
MUSTAFA İPEK HALİLİYE SÜLEYMANİYE İMAM HATİP ORTAOKULU
1. Buna göre İstanbul hükümetinin tutumuyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? A) İşgallere karşı çıkılmıştır. B) Teslimiyetçi bir politika izlenmiştir. C) Bağımsızlığımızdan taviz verilmemiştir.
KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI KPSS. GENEL KÜLTÜR ve GENEL YETENEK
KAMU PERSONELİ SEÇME SINAVI KPSS GENEL KÜLTÜR ve GENEL YETENEK KPSS Sınavına hazırlık dosyalarımız son 3 yılda yapılan sınavlarda çıkmış sorular baz alınarak hazırlanmıştır. İtinalı çalışmalarımıza rağmen
*Gazilik ve mareşallik unvanı Sakarya Savaşı *Güney sınırı Fransa-Ankara Ant.1921 *1.İnönü sonrası Londra Konferansı ve Moskova Ant.
*Gazilik ve mareşallik unvanı Sakarya Savaşı *Güney sınırı Fransa-Ankara Ant.1921 *1.İnönü sonrası Londra Konferansı ve Moskova Ant. *Tekâlif-i Milliye Ordu gereksinimi için, Sakarya Savaşı ndan önce *1921-TBMM
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TESTİ DİKKAT! BU BÖLÜMDE YANITLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 0 DİR. ÖNERİLEN YANITLAMA SÜRESİ 40 DAKİKADIR. ) I Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu. ) Mondros Ateşkesi
MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 11. SINIF TARİH DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI
MEV KOLEJİ ÖZEL ANKARA OKULLARI 2015 2016 11. SINIF TARİH DERSİ YAZ TATİLİ EV ÇALIŞMASI Öğrencinin Adı-Soyadı: Ödevin Veriliş Tarihi: 20 OCAK 2016 Ödevin Teslim Tarihi: 8 ŞUBAT 2016 1-Damat Ferit Hükümeti
KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ. Youtube Kanalı: tariheglencesi
KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ www.tariheglencesi.com Youtube Kanalı: tariheglencesi 20.08.2017 T.C İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Arif ÖZBEYLİ Türkiye Büyük Millet Meclisi nin Açılması Meclis-i Mebusan
ÇALIŞMA SORULARI. A) Aşağıda yer alan LGS ye yönelik yayımlanan örnek MEB soruları yer almaktadır. Bu soruları yanıtla.
Adı - Soyadı: Sınıf: 8/ Ders: T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ÇALIŞMA SORULARI Sevgili Öğrencimiz, A) Aşağıda yer alan LGS ye yönelik yayımlanan örnek MEB soruları yer almaktadır. Bu soruları yanıtla.
İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR
İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULAR TEOG Sınav Sorusu-3 ANABİLİM Ödev Testi 3. Atatürk ün çocukluk yıllarını geçirdiği Selanik şehrinin aşağıdaki özelliklerinden hangisi, şehirde farklı
A) Siyasi birliklerini geç sağlamaları. B) Sömürge alanlarını ele geçirmek istemeleri. C) Sanayi devrimini tamamlayamamaları
1. Almanya ve İtalya'nın; XIX. yüzyıl sonlarından itibaren İngiltere ve Fransa'ya karşı birlikte hareket etmelerinin en önemli nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir? A) Siyasi birliklerini
Sorgulayınız:Kurtuluş Savaşı'na Doğudan başlanması bir rastlantı olabilir mi? Niçin ilk açılan cephe doğu cephesi olmuştur?
Kurtuluş Savaşında Cepheler 1.DOĞU CEPHESİ : 1878 Berlin Antlaşması nda Rusya nın Ermeniler in koruyuculuğunu üstlenmesiyle Ermeni sorunu ortaya çıkmıştır. Özellikle Rusya nın, ayrıca İngiltere ve Fransa
Kuvay-ı Milliye Hareketinin Başlaması ve Batı Cephesi nin Kurulması
Kuvay-ı Milliye Hareketinin Başlaması ve Batı Cephesi nin Kurulması Kuvay-ı Milliye birliklerinin kurulmasında; Osmanlı Devleti nin Birinci Dünya Savaşı ndan yenik çıkması ve Mondros Ateşkes Anlaşması
GENEL KÜLTÜR DERS NOTLARI Gönderen : caner - 02/12/2008 13:36
GENEL KÜLTÜR DERS NOTLARI Gönderen : caner - 02/12/2008 13:36 Benim A.Ý.Ý.T. Dersinden Almýþ Olduðum Notlar 1. Bir insan topluluðunun belli bir zaman içinde her alanda ürettiði maddi-manevi bütün deðerlerin
İstiklal Mahkemeleri kuruldu.(18 Eylül 1920) Düzenli ordunun kurulmasına hız verildi.
Türk adıyla açılan ilk kurultaydır. Ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurulmuştur. 115 Milletvekili katılımıyla M. Kemal meclis başkanlığına seçildi. Meclis Hükümeti kurulmuştur.(2 Mayıs 1920) TBMM
İÇİNDEKİLER İLKSÖZ... 1
İÇİNDEKİLER İLKSÖZ... 1 BÖLÜM 1: SEÇİLMİŞ KAVRAMLAR BÖLÜM 2: BÜYÜK DÖNÜŞÜM VE OSMANLILAR BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜN İZLERİ...11 DEVRİMLER ÇAĞI VE OSMANLILAR...14 a) Sanayi Devrimi... 14 b) Fransız Devrimi... 17 c)
SAYFA BELGELER NUMARASI
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... SAYFA BELGELER NUMARASI 1. 27 Ekim 1922 tarihinde İsmet Paşa nın Dışişleri Bakanlığına ve Fevzi Paşa nın Batı Cephesi Komutanlığına atanması... 1 2. İstanbul daki mevcut
T.C. İNKILAP TARİHİ ATATÜRKÇÜLÜK MİLLİ BİR DESTAN: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM TEK FASİKÜL 3.ÜNİTE
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK 3.ÜNİTE MİLLİ BİR DESTAN: YA İSTİKLAL YA ÖLÜM TEK FASİKÜL KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER Kurtuluş Savaşı, üç cephede gerçekleşmiştir; 1. Doğu Cephesi: Ermenilere karşı
Necati YALÇIN Sosyal Bilgiler Öğretmeni ~ 1 ~
Sosyal Bilgiler Öğretmeni ~ 1 ~ www.necatiyalcin.com ÜNİTE BİR KAHRAMAN DOĞUYOR KONU Cepheden Cepheye Mustafa Kemal KAZANIM Örnek olaylardan yola çıkarak Atatürk ün çeşitli cephelerdeki başarılarıyla askerî
Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu
IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU
IV.HAFTA XX.YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI İMPARATORLUĞU Osmanlı Devleti nin 19. yüzyılda uyguladığı denge siyaseti bekleneni vermemiş; üç kıtada sürekli toprak kaybetmiş ve yeni yeni önem kazanan petrol Osmanlı
Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi
Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi 13 Kasım 1918 de İstanbul a gelen Mustafa Kemal siyasi yollarla mücadele etmek, bir hükümet kurmak ve kurulacak hükümette bakan olabilmek için çalışmıştır. Baskı altındaki
Zeki DOĞAN-Sosyal Bilgiler Öğretmeni
T.C. ĠNKILAP TARĠHĠ VE ATATÜRKÇÜLÜK AÇIK UÇLU DENEME SINAVI (I. Dünya Savaşı ndan Erzurum Kongresi ne kadar) sosyalciniz.wordpress.com 1. Gelişen sanayimiz için hem bir hammadde kaynağı hem de uygun bir
TEOG 2. MERKEZİ ORTAK SINAVLAR T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ BENZER SORULARI
TEOG SINAV SORUSU-1 Atatürk ün çocukluk dönemini yaşadığı Selanik in taşıdığı özelliklerden bazıları şunlardır: ANABİLİM 500 SORU-1 KİTAPÇIĞI TEST-2 SORU-16 I. Farklı milletler bir arada yaşamıştır. II.
BÖLÜM 3.1. Doğu ve Güney Cephesi KURTULUŞ SAVAŞI NDA CEPHELER 1. DOĞU CEPHESİ 2. GÜNEY CEPHESİ 3. ÜNİTE: KURTULUŞ SAVAŞI'NDA CEPHELER
3. ÜNİTE: KURTULUŞ SAVAŞI'NDA CEPHELER BÖLÜM 3.1. KURTULUŞ SAVAŞI NDA CEPHELER Türk Kurtuluş Savaşı başlıca üç cephede gerçekleşti. Bunlar kapanma sırasına göre Doğu, Güney ve Batı Cepheleridir. 1. DOĞU
Asya toplumlarında Nevruz Bayramı her yıi coşku ile kutlanır ve ilkbaharın başlangıcı olarak kabul edilir.
4/A 2.ÜNİTE SOSYAL BİLGİLER cevap anahta önemli bir sporumuzdur. Geleneksel ülkemizde yapılan en önemli güreş şenliğidir. öğeler geldi. Asya toplumlarında Nevruz Bayramı her yıi coşku ile kutlanır ve ilkbaharın
1. Aile tarihimizi araştırırken aşağıdaki eşyalardan hangisi bize yararlı olabilir? A) Çeyiz sandığı B) Oyuncak kamyon C) Bilgisayar D) Tansiyon aleti
1. Aile tarihimizi araştırırken aşağıdaki eşyalardan hangisi bize yararlı olabilir? A) Çeyiz sandığı B) Oyuncak kamyon C) Bilgisayar D) Tansiyon aleti 2. Aile geçmişini öğrenen bir kimsede aşağıdaki duygulardan
ATATÜRK. Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde
ATATÜRK Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanımdır. Doğup büyüdüğü Selanik, o dönemde önemli bir kültürel merkezdi. XIX. yüzyılın son çeyreğinde
3. ÜNİTE YA İSTİKLAL YA ÖLÜM #isakozan
3. ÜNİTE YA İSTİKLAL YA ÖLÜM #isakozan KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER Doğu Cephesi: Ermenilere karşı açılmıştır. TBMM bu cephede Ermenilere karşı, Osmanlı dan kalma düzenli ordu ile (Kazım Karabekir e bağlı
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ SORULARI
1. Osmanlı Devleti Kuzey Afrika'daki son topraklarını hangi anlaşma ile kaybetmiştir? a) Londra Antlaşması b) Uşi Antlaşması c) Bükreş Antlaşması d) İstanbul Antlaşması 4. Mustafa Kemal'in I. Dünya Savaşı'nda
SALTANAT LOZAN ANT.notebook. March 13, 2014 LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ( 24 TEMMUZ 1923 ) HANGİ KONULARDAN TAVİZ YOK?
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ( 24 TEMMUZ 1923 ) 1. TBMM saltanatı kaldırarak İtlaf Devletlernn kllk çıkartma oyunları bozuldu. 2. Konferansın İzmr'de toplanması teklf reddedld. Neden İzmr :...... 3. Konferansa
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN SONU ve MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI
T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK TEOG ÇIKMIŞ SORULAR - 2. ÜNİTE BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN SONU ve MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI Mondros Ateşkes Anlaşması nın imzalanması ve uygulanması karşısında Osmanlı
- Bu madde, ateşkesin en tehlikeli maddesidir. İti laf Devletlerinin bütün Anadolu topraklarını işgal edebileceklerini göstermektedir.
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı nın uzaması ne deniyle insan ve malzeme yetersizliği yüzünden zor durumda kaldı. Bulgaristan ın savaştan çekilmesiy le Osmanlı Devleti nin Almanya
1. KONU: KURTULUŞ SAVAŞI
1. KONU: KURTULUŞ SAVAŞI A- DOĞU CEPHESİ Ermeni Meselesi Ermeniler XIX. yy ortalarına kadar Osmanlı hakimiyetinde barış içinde yaşamışlar, devlete olan bağlılıklarından dolayı kendilerine "millet-i sadıka"
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Yakın Doğu Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi ne aittir. Bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan
İÇİNDEKİLER. Giriş... 1 I. BÖLÜM 19. YÜZYILDA OSMANLI YENİLEŞME HAREKETLERİ VE OSMANLI DEVLETİ NİN SON DÖNEMİNDEKİ DIŞ OLAYLAR
İÇİNDEKİLER Giriş... 1 I. BÖLÜM 19. YÜZYILDA OSMANLI YENİLEŞME HAREKETLERİ VE OSMANLI DEVLETİ NİN SON DÖNEMİNDEKİ DIŞ OLAYLAR I. 19. YÜZYILDA OSMANLI YENİLEŞME HAREKETLERİ... 21 Sanayileşen Avrupa Karşısında
II. İNÖNÜ MUHAREBESİ (23 MART 1 NİSAN 1921) Nedenleri: Londra Konferansı ndan bir sonuç alınamaması, Sevr i TBMM ye zorla kabul ettirmek, İngiltere
II. İNÖNÜ MUHAREBESİ (23 MART 1 NİSAN 1921) Nedenleri: Londra Konferansı ndan bir sonuç alınamaması, Sevr i TBMM ye zorla kabul ettirmek, İngiltere nin Yunanlıları kışkırtması, Yunanistan ın dostlarına
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf...
İÇİNDEKİLER SUNUŞ İÇİNDEKİLER... III GİRİŞ... 1 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYADA SİYASİ DURUM 1. Üçlü İttifak... 5 2. Üçlü İtilaf... 7 a. Fransız-Rus İttifakı (04 Ocak 1894)... 7 b. İngiliz-Fransız
1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi (Lisesi)'ne geçti.
1881 Mustafa'nın Selanik'te doğuşu 1893 Mustafa'nın Selanik Askeri Rştiyesi'ne yazılması, 1896 Askeri Rüştüye'de Mustafa adlı ğretmeninin kendisine Kemal adını verdiği Mustafa Kemal, Manastır Askeri İdadisi
A. KURTULUġ SAVAġI HAZIRLIK DÖNEMĠ
A. KURTULUġ SAVAġI HAZIRLIK DÖNEMĠ I. Kuvay-i Milliye Hareketi nin BaĢlaması ve Batı Cephesinin OluĢması Kuvva-i Milliye (Milis Kuvvetler) İşgaller karşısında İstanbul hükümeti önlem almayınca halk bulunduğu
KURTULUŞ SAVAŞI MUHAREBELER DÖNEMİ
Tarih Soru Dağılımı 2001 KMS 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 TOPLAM (Cepheler- Antlaşmalar) 4 3 6 3 5 2 3 2 3 4 4 3 42 KURTULUŞ SAVAŞI MUHAREBELER DÖNEMİ Kurtuluş Savaşının Stratejisi:
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ I Ders No : 05002000 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü
ENSTİTÜ/FAKÜLTE/YÜKSEKOKUL ve PROGRAM: MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ-ELEKTRIK-ELEKTRONIK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ DERS BİLGİLERİ. Adı Kodu Dili Türü Yarıyıl
ENSTİTÜ/FAKÜLTE/YÜKSEKOKUL ve PROGRAM: MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ-ELEKTRIK-ELEKTRONIK MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi I Ön Koşul leri DERS BİLGİLERİ Adı Kodu Dili Türü Yarıyıl Sorumluları
C D E C B A C B B D C A A E B D D B E B A A C B E E B A D B
1- XIX. ve XX. yüzyılın başlarında. Osmanlı. Devleti her alanda çöküntü içinde olmasına karşılık, varlığını ve bağımsızlığını uzun süre korumuştur. Bu durumun en önemli nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?
6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması. 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması
6 Mayıs 1922 - Başkomutanlık kanunu süresinin meclisçe tekrar uzatılması 26 Ağustos 1922 - Büyük Taarruzun başlaması 30 Ağustos 1922 - Başkumandan meydan muharebesi 2 Eylül 1922 - Yunan orduları başkomutanı
TEST 1. Yıl Sonu Tekrar. 6. Avrupa ülkeleri arasındaki çıkar çatışmaları, kendi aralarında bloklaşmalara neden oldu.
TEST 1 Yıl Sonu Tekrar 1. Bir devletin başka milletleri, toplulukları, siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılmak istemesine genel olarak ne ad verilir? A) Sömürgecilik B) İnkılâpçılık C) Sanayi
ABD NİN KURULMASI VE FRANSIZ İHTİLALİ
ABD NİN KURULMASI VE FRANSIZ İHTİLALİ 1215 yılında Magna Carta ile Kral,halkın onayını almadan vergi toplamayacağını, hiç kimseyi kanunsuz olarak hapse veya sürgüne mahkum etmeyeceğini bildirdi. 17.yüzyıla
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 8. SINIF TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ
KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 8. SINIF TÜRKİYE CUMHURİYETİ İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Bir Kahraman Doğuyor
13. Aşağıdakilerden hangisi yeni Türk alfabesinin kabul edilme nedenlerinden biri değildir?
1. Aşağıdakilerden hangisi, Türkiye Cumhuriyeti'nin diğer devletlerle ekonomik ilişkilerinde kolaylık ve uyum sağlamak için yapılan çalışmalardan A) Türk Tarih Kurumu'nun kurulması B) Tekke ve zaviyelerin
İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ... iii GİRİŞ A-İNKILÂP KAVRAMI 1-İnkılâp Türk İnkılâbının Özellikleri Atatürk ün İnkılâp Anlayışı...
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... iii GİRİŞ... 1 A-İNKILÂP KAVRAMI 1-İnkılâp... 1 2-Türk İnkılâbının Özellikleri... 2 3-Atatürk ün İnkılâp Anlayışı... 2 B-İNKILÂPLA ALAKALI DİĞER KAVRAMLAR 1-İhtilâl... 4 2-Darbe...
KILAVUZ SORU ÇÖZÜMLERİ İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük - 1. ÜNİTE -
-. ÜNİTE - Mustafa'da Çocuktu Selanik'in Sosyal ve Kültürel Yapısı 5. Soruda yer alan çok farklı ırkların bir arada yaşaması şehrin çok uluslu bir yapıda olduğunu ve kültürel yapının zengin olduğunu kanıtlamaktadır.
Tuba ÖZDİNÇ. Örgün Eğitim
ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ-I Dersin Adı Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi-I Dersin Kodu 630909 Dersin Türü Dersin Seviyesi Dersin AKTS Kredisi Haftalık Ders Saati Zorunlu Önlisans 2 AKTS 2 (Kuramsal)
11. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ
KASIM EKİM. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR A. İN HAYATI. Mustafa Kemal in çocukluk dönemini ve içinde bulunduğu toplumun
ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
AY EKİM KASIM HAFTA DERS SAATİ 06-07 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI 8. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI Milli Uyanış İşgaline Milli Uyanış İşgaline Milli Uyanış İşgaline Milli Uyanış
TEOG Tutarlılık. T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
2015-2016 8. Sınıf TEOG Tutarlılık T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorularımızın TEOG sorularıyla benzeşmesi, bizler için olduḡu kadar, bu kaynaklardan beslenen yüz binlerce öḡrenci ve yüzlerce kurum
Komutanı olduğum 15. Kolordunun terhisini kabul etmiyorum ve Ermenilere karşı mücadele başlatıyorum.
3.ÜNİTE BİLFEN YAYINCILIK ÖRNEK Komutanı olduğum 15. Kolordunun terhisini kabul etmiyorum ve Ermenilere karşı mücadele başlatıyorum. Kazım Karabekir in bu tutumu, onun aşağıdakilerden hangisinde alınan
Mustafa Kemal ile mükemmel
Atatürk ün Dünyası Cengiz Önal 77 İsmet Paşa nın Batı Cephesi Genel Komutanlığına Atanması Mustafa Kemal ile mükemmel sayılabilecek bir ilişki içinde bulunan Albay İsmet Bey, Birinci İnönü(6-10 Ocak 1921)
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF T.C. İNKILAPTARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ
KASIM EKİM 2017-2018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF T.C. İNKILAPTARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : GK. SEÇ. I: BİLGİ TOPLUMU VE TÜRKİYE Ders No : 0310250040 Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü
Aşağıdaki boşlukları uygun fiilimsi ekleriyle doldurunuz. HAYDİ BUL BAKALIM!... Örnek: Büyük şehirlerdeki oyun alanları giderek azalıyor. Aşağıdaki ifadelerden doğru olanın yanına (D), yanlış olanın yanına
UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders
UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını
EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 8. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU PLANI VE KAZANIM TESTLERİ
07-08 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 8. SINIF T.C. İNKILAP TARİHİ AY EKİM KASIM HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI. Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi-I Ders No : 069030020 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 2 Ders Bilgileri Ders Türü
Kurtuluş Savaşı na Hazırlık Dönemi
Kurtuluş Savaşı na Hazırlık Dönemi Kuvay-ı Milliye Hareketinin Başlaması ve Batı Cephesi nin Kurulması Kuvay-ı Milliye birliklerinin kurulmasında; Osmanlı Devleti nin Birinci Dünya Savaşı ndan yenik çıkması
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ 1908 II. Meşrutiyete Ortam Hazırlayan Gelişmeler İç Etken Dış Etken İttihat ve Terakki Cemiyetinin faaliyetleri 1908 Reval Görüşmesi İTTİHAT ve TERAKKÎ CEMİYETİ 1908 İhtilâli ni düzenleyen
Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;
Image not found http://bologna.konya.edu.tr/panel/images/pdflogo.png Ders Adı : A.SEÇ.ATATÜRK İLK.VE İNK.TAR.SEMİNERİ Ders No : 0310400249 Teorik : 2 Pratik : 0 Kredi : 2 ECTS : 3 Ders Bilgileri Ders Türü
ÜNİTE BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ MİLLİ MÜCADELE DE BATI CEPHESİ II İÇİNDEKİLER HEDEFLER
MİLLİ MÜCADELE DE BATI CEPHESİ II İÇİNDEKİLER Batı Cephesi Başkomutanlık Kanunu Tekalif-i Milliye Kanunu Sakarya Savaşı Kars Antlaşması Ankara Antlaşması Büyük Taarruz Mudanya Ateşkes Antlaşması BAYBURT
T.C.İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar Sonuna Kadar
1- Manastır İdadisi yatılı bir okuldu. Askerî idadilerin kuruluş amacı harp okullarına öğrenci yetiştirmekti. Bu nedenle zor bir eğitim programları vardı. Mustafa Kemal, diğer idadilere göre daha üstün
ÜNİTE 8 BAYBURT ÜNİVERSİTESİ UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILÂP TARİHİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER
MUSTAFA KEMAL İN SAMSUN A ÇIKIŞI VE ULUSAL KONGRELER İÇİNDEKİLER Milli Mücadele Dönemi Mustafa Kemal Paşa nın Samsun a Çıkışı Ve Hazırlık Faaliyetleri Havza Genelgesi, Amasya Genelgesi ve Erzurum Kongresi
KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER
KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER DOĞU CEPHESİ DOĞU CEPHESİ 9 haziran 1920 de Ermenilerle savaş başladı. Doğu Anadolu da seferberlik ilan edildi. 15. Kolordu komutanı Kazım Karabekir doğu cephesi komutanlığına
YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI TARİH
YAZILI SINAV CEVAP ANAHTARI TARİH CEVAP 1: (TOPLAM 2 PUAN) Savaş 2450-50=2400 yılının başında sona ermiştir. (İşlem 1 puan) Çünkü miladi takvimde, MÖ tarihleri milat takviminin başlangıcına yaklaştıkça
TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898)
TESALYA (YUNANİSTAN) SAVAŞI PULLARI (21-4-1898) 1897 Türk-Yunan Savaşı (TESELYA SAVAŞI) Teselya savaşları nın aslı Girit adası olayları ile başlamıştır, 1894 Haziran'ında Rumlar Halepa Sözleşmesi'nin uygulanmasını
2018-Inkilap Tarihi ve - Deneme Sınavı 7
2018-Inkilap Tarihi ve - Deneme Sınavı 7 1. Çay da toplanılmıştı. Fevzi Çakmak saldırı planını açıklamıştır. İsmet Paşa saldırıya karşıdır. Yakup Şevki Paşa, milletin varını yoğunu zar gibi atmanın tarihçe
HOCAİLYAS ORTAOKULU. ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK-8
1/11 ÜNİTE 1: Bir Kahraman Doğuyor 1. Batıya Erken Açılan Kent Selanik 1.Atatürk ün çocukluk dönemini ve bu dönemde içinde bulunduğu toplumun sosyal ve kültürel yapısını analiz eder. 2. Mustafa Kemal Okulda
T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU. Ekonomik Durum:
T.C. İNKILÂP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERSİ DERS NOTU I. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU Ekonomik Durum: 1. Avrupa daki gelişmelerin hiçbiri yaşanmamıştır. Avrupa da Rönesans ve Reform
