|
|
|
- Ilker Çakmak
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ön kapak içi baskýsý
2
3 HAÞÝM AKMAN 1956 yýlýnda Nevþehir'de doðdu. Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatý Bölümü'nde okudu. 1979'dan itibaren çeþitli dergilerde yazýlarý yayýmlandý. 1989'da Nokta dergisinde redaktör olarak baþladýðý gazeteciliði, Tempo, Aktüel, atv haber merkezinde editör; Yeni Bin Yýl gazetesinde haber müdürü olarak sürdürdü yýlýndan beri serbest editör olarak, Doðan Kitap, Metis Yayýnevi ve Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý ile çalýþýyor. Aný ve kurumsal tarih çalýþmalarýnýn yaný sýra yazarlýðýný kendi yaptýðý kitaplarý da yayýnlamaktadýr. TASARIM: SÝS MATBAACILIK SAYFA UYGULAMA: KAMBER ERTEM KAPAK TASARIMI HASAN KÜÇÜK BASKI ÖNCESÝ HAZIRLIK KOORDÝNASYONU: DR. BETÜL ÇELÝKKALELÝ BASKI: SÝS CB BASIMEVÝ MATBAACILIK LTD. ÞTÝ. ISBN: ÝSTANBUL, ARALIK , TÜRKONFED 10.Yýlýnda TÜRKONFED
4 Türkiye'de Demokrasinin Geliþmesi Sürecinde Sivil Toplum Kuruluþu Olarak Ýþ Dünyasý Örgütleri: 10. Yýlýnda TÜRKONFED ( ) Haþim Akman 10.yý
5 ÝÇÝNDEKÝLER SUNUÞ...6 GÝRÝÞ KAVRAMSAL ÇERÇEVE Demokrasilerde Temsil Sorunu Temsili Demokrasiden Katýlýmcý Demokrasiye: Demokratik Kitle Örgütleri Sivil Toplum Nedir? Sivil Toplum Kuruluþu Nedir? OSMANLIDAN CUMHURÝYETE MESLEK ÖRGÜTLERÝ Meslek Örgütü Nedir? Geçmiþten Günümüze Meslek Örgütleri Türkiye'de Mesleki Örgütlenme Çok Partili Dönem Ve Meslek Örgütleri ÝÞ DÜNYASINDA ÖRGÜTLENME VE TÜSÝAD ÖRNEÐÝ Sivil Örgütlenme Giriþimleri Konferans Heyeti Yeni Örgüt Ýhtiyacý Ve TÜSÝAD KÜRESELLEÞME, KATILIMCI DEMOKRASÝ VE STK'LAR Birleþik Devlet Fikri Ve Avrupa Birliði Çaðdaþ Küreselleþme Küreselleþme, AB Ve Türkiye TÜRKONFED'E DOÐRU Anadolu'dan Ýlk Adým: BUSÝAD AB Kurumlarýnda Temsil Sorunu Güç Birliði Arayýþlarý TÜSÝAD Alana Ýniyor TÜSÝAD-SÝAD Ýliþkileri Stratejisi Türkiye SÝAD'lar Platformu Doðuyor SÝAD Zirveleri Sektörlerde Örgütlenme Çalýþmalarý AB Standartlarýnda Üst Örgüt Arayýþlarý TÜRKONFED Doðuyor TÜRKONFED Kuruluþ Ve Faaliyet Stratejisi GÜNÜMÜZDE TÜRKONFED Geniþleme Ve Derinleþme Çalýþmalarý ULUSLARARASI TEMSÝLE DOÐRU: UEAPME Üyeliði SONUÇ EKLER TÜRKONFED Ýþ Etiði Davranýþ Ýlkeleri TÜRKONFED Yönetim ve Denetim Kurullarý'nda Görev Yapan Üyeler TÜRKONFED-SÝAD Platformu Zirveleri ve Baþkanlar Konseyi Toplantýlarý TÜRKÝYE SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri ve Zirve Bildirilerinden Örnekler TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi - Zirve Sonuç Bildirilerinden ve Basýn Açýklamalarýndan Örnekler TÜRKONFED Tarafýndan Yayýnlanan Bazý Raporlardan Özetler Yýlýnda SEDEFED-REF Rekabet Kongresi ve Türkiye'nin Rekabet Gücü Kaynaklar Teþekkür ALBÜM Yýlýnda TÜRKONFED
6 SUNUÞ Deðerli Okur, Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaþlarý tarafýndan atýlan temel üzerine inþa edilen Cumhuriyetimiz, þüphesiz en büyük kazanýmýmýzdýr. Demirini Atatürk ilkeleri, çimentosunu yurttaþlarýmýzýn birlik ve sevgisinin oluþturduðu güçlü yanýmýz Cumhuriyet'le, dünyanýn geliþmiþ ülkeleri arasýnda yer alma yürüyüþümüzü devam ettirmeye çalýþýyoruz. Özel sektör temsilcileri bu yürüyüþün en önemli aktörleri arasýnda yer alýyor. Türkiye, birçok deðer ve kazanýmýný özel sektör marifetiyle elde etti. Serbest piyasa ekonomisine geçiþ sonrasý tabana yayýlan ve güç kazanan özel sektör, birlikteliðini 1990'lý yýllarda kurulan SÝAD'larla göstermeye baþladý. Üreten, istihdam yaratan, dýþ ticaret gerçekleþtiren iþ insanlarý yaþadýklarý kentin geliþimine katký saðlarken yönetim sürecinde söz söyleme yetisini, üye olduklarý SÝAD'larla aldý. Birlikteliðin getirdiði sinerjiyle yaratýlan projeler kent sýnýrlarýný aþtý, sektörel ve bölgesel federasyonlarý beraberinde getirdi. 20 yýl önce, SÝAD'lar platformu kurulurken yaþadýðýmýz heyecan, mevzuat engelinin aþýlmasýyla 10 yýl sonra 'Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu'nun kurulmasýyla taçlandý. Bundan 10 yýl önce, kurulmasý için ilk imza atanlarýn içerisinde olmaktan onur duyduðum Konfederasyonumuz, yola 5 bölgesel, 1 sektörel federasyon ve 61 dernekle çýkmýþtý. 10'uncu yýlýmýzý kutladýðýmýz TÜRKONFED bugün 23 federasyon ve 155 derneðe ulaþmýþ durumda. Türkiye'nin hemen her bölgesinde yapýlanmasýný tamamlamýþ olan Konfederasyonumuz, etkinliðini Avrupa KOBÝ Birliði (UEAPME) üyeliði ve Brüksel Temsilciliði'yle ülke sýnýrlarý dýþýna taþýdý. Anadolu iþ dünyasý ve KOBÝ'lerinin sesi olan TÜRKONFED, her yýl üzerinde çalýþtýðý konular ve raporlarla ülke kalkýnma sürecine katký saðlamanýn gururunu yaþadý. Meslek okullarý konusundan kadýnýn iþ hayatýndaki yerine, KOBÝ'lerin finansmana eriþiminden orta gelir tuzaðý raporlarýmýza kadar her çalýþmamýz, ekonomi yönetiminin baþvuru kaynaðý oldu. Ýþ dünyasýnýn geliþimine yönelik çýkarýlan yasalarda, uygulanan programlarda TÜRKONFED'in söylem ve önerilerinin deðer bulmasýnda, tarafsýz ve baðýmsýz duruþumuz etkili oldu. Taraf olduðumuz konular da vardý elbette: Ekonomik geliþmeyle at baþý gitmesi gerektiðini savunduðumuz demokratikleþme konusunda tarafýz. Cumhuriyet ilkeleri, hukukun üstünlüðü, AB üyeliði konusunda net ve taraflý duruþumuz devam ediyor. Kadýnýn iþ hayatýna kazanýmý, 'Barýþ Süreci'ne destek konularýndaki tarafýmýz da biliniyor. Gönüllülük esasýna dayalý, baðýmsýz, tarafsýz, baðlantýsýz, sivil toplum kuruluþu anlayýþýyla hareket etmeyi düstur edinen TÜRKONFED'in öyküsünü anlatmak dile, yazmak kaleme kolay gelebilir. Ýþten, eþten, çocuklardan uzak kalma pahasýna özveride bulunmak, çalýþmakla geçen uykusuz geceler, kat edilen kilometreler, engelleri aþma karþýsýndaki mücadele ve sabrýn eseri olan TÜRKONFED, 10 yýlý geride býraktý. Türkiye'nin son 10 yýlýnda ekonomi ve siyasette tarihe not düþülecek onlarca geliþme yaþandý. Bu süreçte Konfederasyonumuzu farklý kýlan duruþu, demokrasiye ve hukukun üstünlüðü ilkesine sahip çýkan tavrýmýz belirledi. Demokrasi ve büyümenin birlikte geliþmediði sürece anlam bulmayacaðýný her fýrsatta vurgulayan Konfederasyonumuz, nice 10 yýllara kuruluþunda belirlenen temel ilkelerle ilerliyor. "Türkiye'ye TÜRKONFED ilelebet lazým" sloganý ile bu kutlu yürüyüþe emek veren her arkadaþýmýzý ayrý ayrý yürekten kutluyorum. Aramýzdan ayrýlanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Elinizde tuttuðunuz bu kitapta, Konfederasyonumuzun hangi yollardan geçerek bugüne geldiði ve bugünün ýþýðýnda nerelere varabileceði anlatýlýyor. Bu çalýþma TÜRKONFED Ailesi için anýlarý tazeleme imkaný sunarken, 'Türkiye'de iþ dünyasý STK'larýnda geliþim' alanýnda araþtýrma yapanlara ve aramýza sonradan katýlacak iþ insanlarýmýz için baþvuru kaynaðý olacaðýna inanýyorum. Saygýlarýmla. Süleyman Onatça Yönetim Kurulu Baþkaný 10.Yýlýnda TÜRKONFED 5
7 GÝRÝÞ Son derece hassas bir coðrafyanýn ortasýnda, siyasi açýdan olgunlaþmasýný sürdüren, buna karþýn dinamizmi, enerjisi ve genç nüfusu ile gerekli deðiþimlerini büyük bir hýrsla gerçekleþtirme sürecindeki bir ülkede yaþýyoruz. Ekonomideki yapýsal sorunlarýmýzý geride býrakma ve sosyal sorunlarýmýzý da benzersiz bir dayanýþma içinde aþtýðýmýz hýzlý bir deðiþim süreci içindeyiz. Ýþte böylesi bir dönemde, iþ dünyasý, daha iyi bir gelecek yaratmak için kendi üstüne düþen sorumluluklarýnýn bilincinde olarak, öncü ve giriþimci bir rol üstlenmiþ durumda. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu'nun kuruluþuna da, bu rolün gereklerini en iyi þekilde yerine getirebilme arzusu ýþýk tuttu. Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) nasýl bir ortama doðduðunu, Yönetim Kurulu Baþkaný Enis Özsaruhan 10 yýl önce bu sözlerle duyuruyordu. 1 TÜRKONFED, hiç þüphesiz boþ bir alanda, bir anda ortaya çýkmýþ bir oluþum deðildi. Üstelik geçmiþ dönemlerin farklý tarihlerinde ve benzer amaçlarla kurulmuþ gibi görünen derneklerin yarattýðý bir "rekabet" ortamý da söz konusuydu. Bu ortam ve koþullarda, mevcutlardan farklý olarak, yurt çapýnda ulusal ve yerel düzeyde faaliyet gösteren sanayici ve iþadamý dernekleri, toplamda 20 yýllýk bir süreye yayýlan yoðun çabalar sonunda belirledikleri ortak ilke ve hedefler etrafýnda birleþti. Yasal zeminin elveriþli hale gelmesinin ardýndan da hiç vakit yitirmeksizin TÜRKONFED çatýsý altýnda bir araya geldi. Daha en baþýndan itibaren, TÜRKONFED'i oluþturan giriþimlerin ayýrt edici özellikleri, konfederasyonun, geçerliliði bugün de sürmekte olan kuruluþ amacýnda þu sözlerle tanýmlanýyordu: 2 Türkiye sýnýrlarý içerisinde faaliyet gösteren, ortak amaç, ilke ve hedefleri benimseyen, bölgesel ve sektörel sanayici ve iþadamlarý federasyonlarýnýn ortak sesi olarak bölgesel, sektörel ve ulusal ekonomik politikalarýnýn oluþturulmasýna katkýda bulunmak; bölgesel ve sektörel kalkýnma vizyonlarý geliþtirerek uluslararasý entegrasyona ve rekabet gücünün artýrýlmasýna yardýmcý olmak; projeler geliþtirmek, iþ dünyasýný ilgilendiren sorunlarý ve çözüm önerilerini kamuoyuna, yetkili kurumlara duyurmak amacýyla, üyeleri arasýnda güç birliði saðlayarak ortak çalýþma zemini oluþturmaktýr. Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkýnmasýna katkýda bulunmak üzere, Atatürk'ün çizdiði Türkiye Cumhuriyeti vizyonu ve çaðdaþ uygarlýk hedefini esas alarak bölgesel ve sektörel potansiyellerin en iyi þekilde deðerlendirilmesi için faaliyetlerde bulunmak; demokratik, laik bir hukuk devleti anlayýþý içinde, sivil toplumun kurumsallaþmasý ve özel giriþimciliðin yaygýnlaþmasýna çalýþmak; sanayici ve iþadamlarýnýn sorunlarýna sahip çýkarak toplumdaki öncü ve giriþimci niteliklerini geliþtirmek üzere baðýmsýz bir platformda, temsil tabaný geniþ, güçlü bir örgütlenme gerçekleþtirmektir. Bu amaç çerçevesinde TÜRKONFED'i benzerlerinden ayrýþtýrarak farklý kýlan iki önemli hususun altýnýn çizilmesi gerekmektedir: Sivil toplumun kurumsallaþmasý ve özel giriþimciliðin yaygýnlaþmasýna çalýþmak; Sanayici ve iþadamlarýnýn sorunlarýna sahip çýkarak toplumdaki öncü ve giriþimci niteliklerini geliþtirmek üzere baðýmsýz bir platformda, demokratik temsil tabaný geniþ, güçlü bir örgütlenme gerçekleþtirmek. 1 TÜRKONFED, altý kurucu federasyonun (BASÝFED, DASÝFED, DOGÜNSÝFED, ÝÇASÝFED, MAKSÝFED ve SEDEFED) 4 Kasým 2004 te bir araya gelmesiyle Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu adýyla kuruldu. Merkezi Ýstanbul da bulunan kuruluþ, 14 Nisan 2005 tarihinde "Türk" adýný resmen alarak Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED) olarak tüzel kiþilik kazandý. 2 TÜRKONFED Haziran 05 Haziran 06 Faaliyet Raporu, S Yýlýnda TÜRKONFED
8 Bir baþka þekilde ifade edersek TÜRKONFED, laik, demokratik ve insan haklarýna saygýlý bir hukuk devleti ile piyasa ekonomisi gerekleri doðrultusunda çalýþmayý amaçlamýþ bir sivil toplum kuruluþudur. Bu ortam ve koþullarda, mevcutlardan farklý olarak, yurt çapýnda ulusal ve yerel düzeyde faaliyet gösteren sanayici ve iþadamý dernekleri, toplamda 20 yýllýk bir süreye yayýlan yoðun çabalar sonunda belirledikleri ortak ilke ve hedefler etrafýnda birleþti. Yasal zeminin elveriþli hale gelmesinin ardýndan da hiç vakit yitirmeksizin TÜRKONFED çatýsý altýnda bir araya geldi. Bu doðrultuda yola çýkan TÜRKONFED, 10 yýl gibi kýsa bir sürede 23 federasyon altýnda topladýðý 155 dernekle 200 milyar dolarýn üzerinde iþ hacmine sahip, bir milyonu aþkýn kiþiye istihdam saðlayan, 65 milyar dolardan fazla ihracat yapan, 11 binin üzerinde iþ insanýný temsil eder hale geldi. Rakamlar hiç þüphesiz bir baþarýyý iþaret etmekte, ama konunun ekonomiyi ilgilendiren kýsmýný bir yana býrakacak olursak, burada asýl görülmesi gereken bir baþka gerçek söz konusudur: Temsili demokrasiden katýlýmcý demokrasiye evrilmekte olan günümüz toplumsal-siyasal yaþamýnda TÜRKONFED, ilk adýmýný attýðý andan beri baðýmsýz, þeffaf ve tamamen gönüllülük esasýna dayalý bir sivil toplum kuruluþu olmayý seçti. Bu niteliðiyle hýzla geliþip alanýnda öne çýkan TÜRKONFED, 10 yýl içinde Türkiye'de kazandýðý itibarýný, Avrupa Esnaf, Sanatkâr ve KOBÝ Birliði'nin (European Association of Craft, Small and Medium-sized Enterprises - UEAPME) üyeliðine kabulüyle uluslararasý alana da taþýdý. Böylece TÜSÝAD'ýn "BusinessEurope" üyeliði ile büyük firmalarýmýz AB nezdinde temsil edilirken TÜRKONFED de UEAPME üyesi olarak aðýrlýklý olarak KOBÝ'lerin gönüllü STK' sý niteliði ile AB çerçevesinde eksik olan temsiliyeti tamamlamýþ oldu. Bu çalýþma, bugünden geriye doðru gidildiðinde, 20 yýllýk bir azim, kararlýlýk ve özveri çabasýnýn geldiði sonucu ve bundan sonra yöneldiði istikameti anlatmayý amaçlýyor. Türkiye'nin irili ufaklý çeþitli noktalarýnda kendisine, kentine, bölgesine daha da faydalý olmak üzere yatýrým yapýp varlýðýný geliþtirmek üzere güç birliði ederek dernekleþen iþ insanlarý, aradan geçen 20 yýl içinde yerel sýnýrlarýný aþýp Türkiye'nin en etkin kuruluþu haline geldi ve bir baþarý öyküsü yarattý. Her öykü "giriþ-geliþme-sonuç" kalýbý üzerine kuruludur. Ancak burada anlatacaðýmýz öykü, sona ermek bir yana, devam etmekte olan, zaman geçtikçe daha da zenginlikler kazanacak bir öyküdür. Dolayýsýyla, TÜRKONFED'in 10 yýl içinde ulaþtýðý baþarý kadar bu baþarýya doðuran nedenler üzerine de yoðunlaþacaktýr. TÜRKONFED'in ne için, ne zaman, nereden ve nasýl geldiðini bilmek, bugününü anlamanýn yaný sýra geleceðine de ýþýk tutacaktýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 7
9
10 1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE 10.yý
11
12 1. KAVRAMSAL ÇERÇEVE 1.1. Demokrasilerde Temsil Sorunu Farklý çýkarlara sahip olsalar da bir amaç çerçevesinde bir arada yaþamak durumunda olan birey, grup ve katmanlardan oluþan herhangi bir toplumsal yapýnýn varlýðýný uyum içinde sürdürebilmesi ancak toplumsal iliþkilerin de sýnýrlarýný belirleyen bir düzen ve otorite sayesinde mümkündür. Toplumsal iliþkilerin günümüze kadar geçirdiði evrim, hak ve görevlerin saðlýklý iþlemesini saðlayan toplumsal denetim mekanizmalarý ile hukuki düzeni koruyup gözeten devlet aygýtýný doðurmuþtur. Sözlük anlamýyla devlet, "Toprak bütünlüðüne baðlý olarak siyasal bakýmdan örgütlenmiþ millet veya milletler topluluðunun oluþturduðu tüzel varlýktýr." 3 Burada tanýmlanan devlet, "tüzel" ya da ayný anlama gelmek üzere "hukuki bir varlýk" olarak soyut bir kavramdan ibarettir. Oysa gerçekte devlet, bir ülkede devlet yetkilerini (zorla yaptýrým) elinde tutan ve bunu siyasi ve hukuki kurumlar aracýlýðýyla yönetilenler üzerinde uygulayan bireylerden oluþan halk topluluðudur. Yine de devletin soyut bir kavram olmaktan çýkýp ete kemiðe bürünmüþ bir varlýk haline gelebilmesi, devlet yetkilerini elinde tutarak devleti yönetme gücüne sahip bir siyasal iktidarýn varlýðýný gerektirir. Burada siyasal iktidarýn kim ya da kimler tarafýndan ve nasýl belirleneceði kilit bir sorun olarak karþýmýza çýkar. Siyasal iktidarý önceleri fizik güce sahip olanlar, daha sonra ise tanrýsal güçler, servet ve veraset iliþkileri belirlemiþtir. Yöneten-yönetilen iliþkileriyle birlikte siyasal iktidar sahibinin yetkileri ve bu yetkileri nasýl kullanacaðý da tartýþýlýr hale gelmiþtir. Zamanla, siyasal iktidarda cisimleþen yönetici iradeye yönetilenlerin müdahalesi, demokrasinin doðmasýna yol açmýþtýr. Günümüzde hâlâ tartýþýlan bir kavram olmakla birlikte demokrasiyi, genel anlamda, iktidarýn kaynaðýný halkta bulan, halkýn halk tarafýndan ve halk iradesi doðrultusunda yönetilmesini, yani yöneten - yönetilen özdeþliðini saðlamayý amaçlayan, özgürlüðe ve eþitliðe dayalý bir yönetim biçimi olarak tanýmlayabiliriz. Tarihsel geliþimi içinde demokrasi, toplumsal yaþam koþullarýna baðlý olarak farklý þekillerde uygulana gelmiþtir. Yönetenler ile yönetilenlerin bir anlamda özdeþ olduðu, kamusal faaliyetlerin doðrudan halk tarafýndan gerçekleþtirildiði doðrudan demokrasiyi bir yana býrakýrsak, günümüz dünyasýnda temel olarak temsili, çoðulcu ve katýlýmcý olmak üzere üç tür demokrasiden söz edebiliriz. Her toplumsal yapý tarihsel, sosyal, ekonomik ve siyasal bakýmdan kendine özgü süreçlerden geçerek olgunlaþýr. Bir yönetim biçimi olarak demokrasiyi benimsemiþ ülkelerin demokrasi anlayýþlarý, demokrasinin tüm kurum ve kuruluþlarýyla yerleþiklik ve iþleyiþi de farklýlýklar gösterebilir. Burada kabaca tanýmlanan üç demokrasi biçimi de birbirinden net bir þekilde ayrýlamaz. Üzerinde genel mutabakat saðlanan gerçek, zaman zaman uygulamadaki sorunlarýna raðmen demokrasinin insanlýðýn çok uzun bir deneyim sürecinden geçerek günümüze kadar geliþtirebileceði en iyi siyasal rejim olduðudur. Demokrasi, asýl olarak özgür ve eþit bireylerin seçimlerine dayandýðýndan, bireysel ve dolayýsýyla toplumsal geliþmelere koþut olarak geliþen ve zenginleþen bir arayýþtýr. 3 TDK Sözlüðü. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 11
13 Temsili demokraside yurttaþa biçilen rol pasiftir. Yurttaþ, seçimden seçime oy kullanýp kendi adýna siyasal gücü kimin kullanacaðýný belirler. Bir sonraki seçime kadar da, kurulan hükümetin koyduðu kurallar çerçevesinde üretip tüketerek sistemin saðlýklý iþlemesini saðlar. Ýktidardaki siyasal gücün baþarý derecesini, yenilenen seçimler sýrasýnda deðerlendirir; ya hükümetin devamýndan ya da deðiþmesinden yana tercih belirler. Çoðulcu demokrasilerde ise yurttaþ, pasif rolün dýþýna çýkmýþtýr. Bu yönetim biçiminde yurttaþ, kendi çýkarlarýný savunmak üzere örgütlüdür. Ancak, yararcý bir bakýþ açýsý doðrultusunda örgütlü yurttaþlar, hak ve isteklerinin gerçekleþmesini kamusal alanda müzakere eder ve eleþtirirken siyasal özne iddiasýnda deðil, siyasal öznelerin kararlarýný kendi yararlarý doðrultusunda deðiþtirme çabasýndadýr. Daha geliþmiþ bir demokrasi biçimi olarak katýlýmcý demokraside ise yurttaþ, pasif konumundan tamamen sýyrýlmýþtýr. Bu aþamada yurttaþ, grup çýkarlarýný müzakere edip yarar saðlamanýn ötesinde, birey olarak da yaþamýnda doyum saðlama peþindedir; istekler yelpazesi geniþlemiþtir. Siyaset dýþýnda kalarak toplumsal özne olmak, topluma sunacaklarý faaliyetlerle saygýnlýk kazanmak, toplumun genelde benimsediði yaþam kalýplarý dýþýnda yaþamak, yeni kültürel deðerler yaratmak ve bu sayede yaþam doyumunu artýrmak isteyebilir. Bunun gerçekleþmesi ise iki koþula baðlýdýr. Öncelikle bireyin özne haline gelip kendisi için bir þey yapma iradesini edinmiþ aktif yurttaþ olmasý gerekir. Ýkincisi ise siyasal sistemin buna uygun, verici bir karakter taþýmasýdýr. Aktif yurttaþlýðýn ve katýlýmcýlýðýn geliþmesinde en büyük engel, temsili ve çoðulcu demokrasilerde himayeci ya da kayýrmacý siyaset uygulamalarýdýr. Demokrasinin ilk evrelerinde siyasal partiler, ilan edilmiþ siyasi programýn baþarýsýna dayalý örgütlenirken, sonraki dönemlerde bu anlayýþ deðiþime uðramýþtýr. Parti içi iktidarý kontrol etmek isteyenler, iktidar olduklarýnda, parti üyelerine ve yandaþlarýna siyasal sadakat karþýlýðý çýkar daðýtýr hale gelmiþtir. Kayýrmacýlýk üzerine kurulu siyaset, yurttaþý pasifize etmiþ, onu olaylarýn dýþýnda býrakmýþtýr. Bu tür toplumlarda birey, kayýrmacý uygulamalar sayesinde elde ettikleriyle yetinir hale gelmiþtir. Bu, toplumun siyasete duyduðu güveni de aþýndýran bir süreçtir. Oysa bir toplumda katýlýmcýlýðýn baþarýyla geliþebilmesi, iktidarýn sunduðuyla yetinen, kayýrmacý uygulamalara kolayca razý olabilen bireylerden çok, kendi isteklerini, yaþam projesini baþkalarýnýn yapmasýný beklemeden, kendi adýna kendisi gerçekleþtirmek isteyen aktif yurttaþ olmakla mümkündür. Aktif yurttaþlýk bilinçle elde edilebilen, kaynaðýný kendine bakýþtan alan, yaratýcýlýk, baþarý ve öðrenme ile geliþtirilebilen bir anlayýþtýr. Bireyler, bulunduklarý her yerin imkân ve sorunlarýnýn farkýnda olarak yenilikçi çözümler ürettikçe özgüvenleri artar, yaþamlarýnda paylaþýlan yeni heyecanlar doðar ve pasif konumdan çýkarak aktifleþir Temsili demokrasiden Katýlýmcý Demokrasiye: Demokratik Kitle Örgütleri ve STK'lar Siyasal iktidarýn var olduðu her toplumda onu þu ya da bu þekilde etkilemeye çalýþan gruplar olmuþtur. Bu tür toplumsal yapýlarda birey ve toplumsal gruplar, siyasal erk karþýsýnda bir beklenti içindedir. Beklentileri isteðe dönüþtürmenin ve gerçekleþtirilmesi için uðraþ vermenin yöntemleri bellidir. Bireyler, tek baþlarýna yerine getiremedikleri istek ve amaçlarýný, ayný doðrultuda bir araya gelen benzerleriyle dayanýþma içinde, örgütlü olarak gerçekleþtirmeye yönelir. Ortaya çýkan örgütün baþarýsý "baský grubu" niteliðiyle kendini gösterir Yýlýnda TÜRKONFED
14 XIX. yüzyýldan itibaren ekonomik alanda ortaya çýkan geliþmelerin yarattýðý toplumsal ve siyasal farklýlaþmalar (birlik, oda, cemiyet, dernek gibi), örgütlenmiþ baský gruplarýnýn doðmasýna ve yaygýnlaþmasýný neden olmuþtur. Sanayileþmeyle tasfiye olan geleneksel toplumda bireylerin daha önce sahip olduklarý deðer ve tutumlar da geçerliliðini yitirmiþtir. Ýçine düþtükleri yoksunluk, yalnýzlýk ve güvencesizlik ortamýndan kurtulma güdüsüyle bir araya gelen bireylerin baský grubunun ilk örneðini, üyeler arasý dayanýþmayý ve siyasal iktidarý etkilemeyi amaçlayan meslek örgütleri oluþturmuþtur. Zaman içinde siyasal sistemin demokratikleþmesine koþut olarak, örgütlenmenin yaygýnlaþmasý ve saðladýðý avantajlar fark edildikçe, çýkar temeline dayalý örgütlerde olduðu gibi, deðer ve tutumlara göre oluþan örgütlenmeler de birer baský grubu olarak varlýk göstermeye baþlamýþtýr. Her þeyden önce ifade özgürlüðünün etkili bir aracý olan baský gruplarý, siyasi bir hedefi olsun olmasýn, farklý meslek, düþünce ve ideolojiye sahip bireylerin belli bir çýkarý savunmak ve gerektiðinde siyasi çözümler de üretmek üzere bir araya gelmesiyle ortaya çýkan demokratik oluþumlardýr. Baský gruplarýnýn siyasi iktidarý etkilemek üzere sergilediði irade, bir grup adýna olduðu gibi toplumun bütünün çýkarýna yönelik de olabilir. Baský, iktidardan talep edilen þeyin elde edilmesi için harcanan çabadýr. Her baský grubu, hedefine ulaþmak amacýyla (milletvekillerini etkileme ve halkla iliþkiler -PR faaliyeti de içinde olmak üzere kullanabildiði bütün demokratik araçlarla), ikna edebildiði en geniþ kamuoyunu yanýna alýp, iþbirliði içindeki resmi kuruluþlarla da temasa geçerek devlet üzerindeki etkisini artýrmaya çalýþýr. Baský gruplarý, çýkar, tutum ve amaç birliði içindeki kiþilerden oluþan, siyasal iktidarý kendi amaç, tutum ve görüþleri doðrultusunda etkilemeye çalýþmakla birlikte, siyasal iktidara geçmeyi hedeflemeyen ve bu çabasý süreklilik gösteren örgütlü topluluklardýr. Baský gruplarý, toplumun deðiþik kesimlerinin istek ve eðilimlerini öðrenmek, bunlarý birleþtirerek sistemin yetkili kurumlarýna aktarmak, sisteme bilgi ve bazý uzmanlýk hizmetleri sunmak, siyasal sistemde veya siyasal iktidarýn meþruiyetini artýrmak, onu belli ölçülerde denetlemek ve toplumu politize etmek bakýmýndan siyasal sistem, toplum ve siyasal iktidar açýsýndan yararlý oluþumlardýr. Ancak onlarýn bu iþlevi demokrasinin, katýlýmcýlýðýn yeterince geliþmediði siyasal ve toplumsal sistemlerde toplumsal huzuru bozmak, kaynaklarýn dengesiz daðýlýmýna yol açmak, siyasal gerilimi týrmandýrmak gibi gerekçelerle zararlý görülebilir. Kaldý ki zaman zaman demokratik ortamý kötüye kullanma peþinde olan ya da kullanan gruplarýn varlýðý da yadsýnamaz. Bilinçli toplumlarýn geliþmiþ demokrasilerinde bu durum devletin acýmasýz gücü ile deðil, halkýn doðru tutumu sayesinde zaman içerisinde elimine edilir. Baský gruplarý, temsil ettikleri toplumsal kesimlerin büyüklüðü, gücü ve etkisi oranýnda siyasal partiler ile devletin de ilgi odaðýnda yer alýr. Siyasal iktidarlar, güç ve etkilerini dikkate almazlýk edemediði baský gruplarýyla zaman zaman iþbirliði içine girerek onlardan yararlanma ve kontrol altýnda tutma ya da zaman zaman yasalar yoluyla baský gruplarýný baskýlamayý tercih ederler. Oysa baský gruplarý modern dönemde toplumun sivil alanýnda yer alan, toplum ile devlet arasýnda bir köprü iþlevi gören sivil toplum kuruluþlardýr. Dolayýsýyla, týpký siyasi partiler gibi, demokratik yaþamýn vazgeçilmez unsurlarýndan biri haline gelmiþtir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 13
15 1.3. Sivil Toplum Nedir? Sivil toplum, týpký demokrasi gibi Batý kaynaklý, ortaya çýktýðý andan günümüze kadar farklý þekillerde tanýmlanmýþ siyasal bir kavramdýr. Herkesçe kabul gören basit bir tanýmý bulunmamakla birlikte, sivil toplum, en genel düzeyde üç farklý þekilde tanýmlanmaktadýr. Bunlardan birincisi, sivil toplum, devlet iktidarýnýn baskýsý ve denetimi altýnda olmayan gönüllü örgütlerin yer aldýðý alandýr. Ýkinci olarak, sivil toplum, bir toplumun kendisini ve eylemlerini bir bütün olarak, devlet iktidarýnýn baskýsý ve denetimi altýnda olmayan gönüllü örgütler yoluyla örgütlemesidir. Bu tanýmda sivil toplum, bir ülkede toplumsal yaþamýn devlet denetiminden baðýmsýz olarak kendisini örgütleyebileceði, kendi etkinliklerini bu örgütler yoluyla koordine edebileceði ve yine bu örgütler yoluyla kendi taleplerini siyasi alana taþýyabileceðini simgeleyen bir kavram olarak öne çýkmaktadýr. Üçüncü ve söz konusu iki tanýma alternatif olarak, son yýllarda benimsenen yeni yaklaþýmla, sivil toplumu, toplumsal sorunlara etkili ve uzun dönemli çözüm bulma sürecine aktif olarak katýlan ve bu temelde de siyasi aktörleri bu çözümleri yaþama geçirecek politikalar üretmeye yönlendirmek için çalýþan farklý gönüllü örgütlerin devlet denetimi dýþýnda kurduðu ortak alan olarak da tanýmlamak mümkündür. Tanýmlardaki yaklaþým farklýlýklarýna raðmen, günümüz sivil toplum anlayýþýnýn þu beþ ana unsur etrafýnda görüþ birliðine vardýðý söylenebilir: 1. Sivil toplum, çeþitli düzeylerde örgütlenmiþ kurumlardan oluþur. Bu kurumlarýn iþlevi sadece iktisadi deðil, dini, kültürel, sosyal vb. faaliyetleriyle toplumsal entegrasyon sürecine katkýda bulunmaktýr. 2. Bireylerin sivil toplum kuruluþlarýna aidiyeti gönüllülük esasýnda gerçekleþir. Baþka deyiþle sivil toplum kuruluþlarýna üyelik ne siyasi, ne de doðal sayýlan herhangi bir zorunluluða dayandýrýlamaz. 3. Sivil toplumun temeli hukuktur. Sivil toplumun devletten baðýmsýz olmasý hukuki zeminden yoksun olduðu anlamýna gelmez. Demokratik ilkeler, ifade özgürlüðü ve özel yaþam, sivil toplumun temellerini teþkil eder. 4. Sivil toplum, yurttaþlarýn temsil edilebildiði ve ortak iradenin oluþtuðu bir zemindir. Dolayýsýyla sivil toplum, devlet ile bireyleri birleþtiren bir "araç" konumunda olup, bunlarýn dýþarýda býrakýldýðý bir ortamda demokratik söylem oluþamaz. 5. Sivil toplum bir tür "yerini alma" ilkesi getirmekte ve böylece devlet erkindeki bazý yetkiler (devletin onayý ile) sivil toplum yetkililerine devredilebilmektedir. Tanýmlara bakýldýðýnda sivil toplumun bazý temel özellikleri öne çýkmaktadýr. Bunlar, gönüllülük, özerklik, katýlým, çoðulculuk, hoþgörü, kamusal yaþam gibi deðerlerdir. Sivil toplumun geliþebilmesi ve güçlenebilmesi büyük ölçüde toplumdaki demokrasi anlayýþýyla baðlantýlýdýr. Demokrasinin geliþmesinin önündeki engeller ayný zamanda sivil toplumun geliþimini de olumsuz etkiler. Dolayýsýyla insanlarýn kendilerini "birey" olarak hissetmediði toplumlarda sivilleþme yeterli düzeye ulaþamaz, kurulan sivil toplum örgütleri de gerçek iþlevler üstlenemez. Demokratik katýlým mekanizmalarýnýn iþleyiþi ve niteliði, toplumsal tepki verme konusundaki çekingen tavýr, kiþilerin devlet karþýsýndaki konumu ve devlete bakýþ açýsý, siyasi ve kültürel miras, örgüt kültürü gibi etkenler sivil toplumun niteliði konusunda belirleyici olmaktadýr Yýlýnda TÜRKONFED
16 1.4. Sivil Toplum Kuruluþu Nedir? Sivil toplumun tanýmlanmasýnda yaþanan tartýþmalar, sivil toplum kuruluþu kavramýnda da kendini göstermektedir. Türkiye'de birbirlerinden hem yapý hem de iþlev olarak ayrýþmýþ, pek çok açýdan birbiriyle taban tabana zýt olan örgütler, dernekler, vakýflar, iþçi sendikalarý, iþveren örgütleri, kamu kurumu niteliðindeki meslek kuruluþlarý, hayýr kurumlarý vb. ayný isimle, sivil toplum kuruluþu olarak adlandýrmakta ve öyle anýlmaktadýr. Sivil toplum kavramýnýn her durumda devletin dýþýnda kalan ve devlete karþý bir var oluþu ifade eden temel özelliðinden hareket edildiðinde, bir yapýlanmanýn sivil toplum kuruluþu sayýlabilmesi için dört ana unsur belirgin bir biçimde öne çýkmaktadýr. Bunlar: * Devletten baðýmsýz olmak * Gönüllülük esasýna dayanmak * Toplum yararýna hareket etmek * Kâr amacý gütmemek olarak belirtilebilir. Buna göre sivil toplum kuruluþlarý, belirli bir ortak kültürel, sosyal, politik, dini vb amaç veya amaçlar bütünü etrafýnda gönüllü olarak bir araya gelmiþ vatandaþlarýn üyesi olduðu, söz konusu amaçlar doðrultusunda var olan yapýnýn iyileþtirilmesine uðraþan ve kamu kesiminden kaynak almadan ve kâr amacý gütmeden çalýþan örgütler olarak tanýmlanabilir. Bu taným çerçevesinde ülkemizde pek çok örgüt sivil toplum kuruluþu sayýlsa da, bu nitelendirmeyi daha çok kiþisel ya da grupsal çýkar saðlamak peþinde koþmayan, demokratikleþme, çaðdaþlaþma gibi temel hak ve özgürlükleri korumayý amaçlayan örgütler hak etmektedir. Gerçekten sivil toplum kuruluþlarýnda, devletten baðýmsýz olma, gönüllü birlikteliðe dayanmaktan öte, üyelerin/örgütün çýkarlarýndan çok genel toplumsal yararlarýn saðlanmasý, yani grup çýkarlarýndan ziyade toplumsal çýkarlarýn hedeflenmesi söz konusudur. Genel toplumsal yararlarý salt ekonomik-mali nitelikli çýkarlar yönünden deðil, bunun yanýnda geniþ anlamda toplumun demokratikleþmesi, geliþimi, toplumsal sorunlarýn çözümü, toplumda refah, huzur ve sosyal barýþýn tesisi gibi temel amaçlarý kapsayýcý olarak geniþ anlamýyla düþünmek gerekmektedir. Bu noktada sivil toplum kuruluþlarý ile sadece çýkar grubu niteliði taþýyan örgütlenmeler birbirinden ayrýlmaktadýr. Sivil toplum kuruluþlarý, en baþta, demokrasinin geliþimi, katýlýmcýlýk ve çoðulculuðun saðlanmasý noktasýnda iþlev görürler. Zaten merkeziyetçi anlayýþla yönetilemeyen toplumlarda toplumsal ihtiyaçlar, talepler ve mevcut sorunlar ancak toplumun yerel, bölgesel ve ulusal, her düzeyde etkin katýlýmýyla karþýlanabilir; çözülebilir. Bireylerin ve toplumun çeþitli kesimlerinin sürece katýlmadýðý, dýþlandýðý durumlarda toplumsal sorunlarýn zamanýnda, etkili ve doðru olarak çözülebilmesi de söz konusu olmayacaktýr. Bu nedenle, sivil toplum kuruluþlarýnýn her alanda aktif katýlýmý önem kazanmaktadýr. Gönüllülük temelinde ortaya çýkan gruplar bazý toplumsal ihtiyaçlarýn karþýlanmasýnda, bu amaçla çeþitli hizmetlerin yerine getirilmesinde rol üstlenmektedirler. Böylece hem üyelerin veya hedef kitlenin ihtiyaçlarý karþýlanmakta, hem de devletin yükü hafifletilmiþ olmaktadýr. Ayrýca, bu kuruluþlar faaliyetleriyle devleti de kendi amaçlarý doðrultusunda etkilemektedirler. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 15
17 Sivil topum kuruluþlarý, amaçlarý doðrultusunda düþünsel faaliyetler ve gerektiðinde lobi çalýþmalarý da yürütürler. Ancak varlýk nedenleri arkalarýnda bir kitle tabanýnýn olmasý ve asýl faaliyet alanlarý da, bu kitlenin desteðini almasýdýr. Sivil toplum kuruluþlarý bu ana faaliyetlerinin yaný sýra, bilgi toplama, analiz yapma, politika önerileri geliþtirme ve yayma, izleme, belirli hizmetler verme, aracýlýk yapma ve proje finanse etme gibi iþlevlerden bazýlarýný da yapabilirler. Sivil toplum kuruluþlarý temsil ettikleri kitlelerin, toplumsal yaþamýn tüm yönlerine iliþkin görüþ, endiþe ve taleplerinin yetkili mercilere iletilmesine, tartýþýlmasýna aracýlýk etmekte ve sorunlarýn çözümünde taraf olarak çeþitli katkýlar sunmaktadýr. Demokratik katýlým mekanizmalarý kullanýlarak, devlet ile toplum arasýnda köprü olma iþleviyle, toplumsal talepler kamusal alana havale edilir, politika haline getirilir ve çözümü saðlanýr. Tek tek bireyler tarafýndan gündeme getirilmesi veya beklentiler yönünde çözülebilmesi ihtimali zayýf olan talepler, aralarýnda amaç ve çýkar birliði olan bireylerin oluþturduðu örgütlü topluluklar tarafýndan dile getirildiðinde ve bunun için siyasal mekanizmalar kullanýlarak baský oluþturulduðunda gerçekleþme ihtimali yükselir. Böylece sivil toplum kuruluþlarý toplumda bireylerin, gruplarýn ve sýnýflarýn, farklý bir yolla siyasal hayata katýlmalarýný da saðlamýþ olurlar. Bu noktaya kadar çizilen genel kavramsal çerçeve, ekonomik, toplumsal, tarihsel ve kültürel farklýlýklarý ve geliþme dinamikleri bir yana býrakýlmak kaydýyla, modern toplumlarýn tümü için geçerlidir. Modernleþme yönünde ilk somut adýmlarýn Tanzimat (1839) döneminde atýldýðý Osmanlý toplumu da izleyen yýllarda benzer bir sürece girmiþ, modern (Batý tarzý) kurum ve kuruluþlarla günümüz Türkiye'sine evrilmiþtir. Çaðdaþ modern toplumlarýn temel dayanaðý hiç þüphesiz anayasal hukuk ve buna baðlý örgütsel iþleyiþin (parlamento, siyasal partiler, demokratik kitle örgütlerinin uyum içinde bir arada yaþamasý) varlýðýdýr. Bu çalýþma kapsamýnda, diðerlerine yeri geldikçe deðinmek üzere, özel olarak iþ dünyasý meslek örgütlenmesi üzerinde durulacaktýr Yýlýnda TÜRKONFED
18 2. OSMANLI'DAN CUMHURÝYET'E MESLEK ÖRGÜTLERÝ 10.yý
19
20 2. OSMANLI'DAN CUMHURÝYET'E MESLEK ÖRGÜTLERÝ 2.1. Meslek Örgütü Nedir? Meslek örgütlerini, belli bir mesleði icra edenleri bir araya getiren, toplum, devlet ve meslek mensuplarý bakýmýndan çeþitli iþlevler üstlenen, hukuki, idari, ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve mesleki yönleri bulunan çok boyutlu kuruluþlar olarak tanýmlamak mümkündür. Mesleki dayanýþma ve yardýmlaþmanýn gerçekleþmesi, mesleðin ve meslek mensuplarýnýn çýkarlarýnýn korunmasý ve geliþtirilmesi, mesleki faaliyetlerin belli standartlara uygun yürütülmesinin saðlanmasý, meslek ahlakýnýn korunmasý, meslek mensuplarý ile toplum arasýndaki iliþkilerin düzenlenmesi, bu amaçlar doðrultusunda ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel etkinliklerin gerçekleþtirilmesi, meslek örgütlerinin temel iþlevleri arasýndadýr. Bu örgütlenmeler esas olarak kendiliðinden, gönüllü, devletten baðýmsýz ve iþlev odaklý bir nitelik gösterir. Ancak bazý toplumlarda belli meslekleri icra edenleri veya belli mesleki faaliyetleri kontrol altýnda tutmak, siyasi, ekonomik ve sosyal bazý amaçlarla toplumsal yararlarý korumak bakýmýndan devlet güdümündeki mesleki örgütlenmelere de rastlanýr. Her iki durumda da, meslek mensuplarýnýn grup çýkarlarý ile genel toplumsal yararlarýn dengeli bir þekilde korunmasý arayýþý söz konusudur Geçmiþten Günümüze Meslek Örgütleri Dünyanýn hemen her yerinde, çeþitli mesleklerle/iþlerle uðraþan insanlar, tarih boyunca nitelikleri birbirinden farklýlaþan loncalar, dernekler, ticari ortaklýklar, sendikalar, korporasyonlar, odalar, birlikler gibi çeþitli örgütler içinde bir araya gelmiþtir. Bu örgütlerin en eskisi, ekonomik ve toplumsal hayatta önemli iþlevler üstlenen loncalardýr. Loncalar, kamu otoritesinin belirlediði ilkeler çerçevesinde, ayný meslekteki esnaf ve zanaatkârlarýn, ticaret ve meslek erbabýnýn gönüllü olarak bir araya gelerek oluþturduðu birliklerdir. Kent nüfuslarýndaki artýþ, üretim biçimlerindeki deðiþme, meslek ve iþlerdeki çeþitlenme ve çalýþan sayýlarýndaki büyüme sonucunda ortaya çýkan iþbölümü ve uzmanlaþma örgütlenmeyi etkilemiþ, bu örgütler zaman içinde çeþitli deðiþimlere uðrayarak XIX. yüzyýla kadar varlýklarýný korumuþlardýr. Ekonomik yapýnýn korunmasý, ihtiyaç duyulan üretim ve tüketimin sorunsuzca sürdürülebilmesi ve toplumsal sorunlarýn önlenmesi bakýmýndan devletler de kimi zaman bu örgütlenmeleri teþvik etmiþ kimi zaman da bizzat kurdurmuþtur. Baþlangýçta loncalar, siyasi otoritenin hükmü dýþýnda, kendiliðinden oluþan mesleki birliklerdi. Bu birlikler, ürün kalitesini korumak, adil fiyat ve adil ücret düzenlemek gibi meslek ahlakýný koruyup geliþtirme, ustakalfa-çýrak iliþkileri ve birlik mensuplarý arasýnda yardýmlaþma baðlarýyla da mesleki dayanýþmayý güçlendirmekle uðraþýrken, asýl olarak üyelerinin çýkarlarýný koruma endiþesiyle kurulmuþ, kapalý kuruluþlardý. Ýlk olarak Ýngiltere'de doðan kapitalizm zamanla tüm ülkelerde uygulanan bir ekonomik sistem halini alýnca, üretim iliþkilerindeki bu deðiþim mesleki örgütlenmelerde de kendini gösterdi. Kapitalizm geliþtikçe merkezi hükümetin kontrolüne giren eskinin lonca sistemi de tasfiye oldu. Bazý ülkelerde loncalar yerini ticaret ve sanayi odalarýna terk etti, bazýlarýndaysa hem lonca sistemi dönüþtürülerek lonca benzeri esnaf ve sanatkâr odalarý oluþturuldu, hem de sanayici ve iþadamlarýný içine alan yeni ticaret ve sanayi odalarý kuruldu. Loncayla baþlayan ve sonraki dönemlerde yaygýn bir þekilde "dernek" veya "oda" þeklinde kurulan bu örgütler diðer meslek mensuplarýnýn örgütlenmelerine de örnek oluþturdu. Sanayi Devrimi sonrasý, yeni ekonomik düzen ve bunun yansýmasý olarak ortaya çýkan siyasi, sosyal ve diðer faktörlerin bir sonucu olarak 10.Yýlýnda TÜRKONFED 19
21 iþçi ve iþveren örgütlenmeleri yanýnda, çeþitli meslekleri icra edenlerin (eczacý, tabip, avukat/hukukçu, noter, mimar, mühendis, muhasebeci vb. serbest/profesyonel meslekler) kurduklarý meslek örgütleri de ortaya çýktý. Bu tür meslekleri icra edenlerin ekonomik, siyasal ve sosyal hayattaki konumlarý geliþip kurmuþ olduklarý meslek örgütlerine kayýtlý üye sayýsý arttýkça meslek kuruluþlarý da önemli aktörler haline geldiler. Tüm ülkelerde ayný adý (oda gibi) taþýmasalar bile, ortak bazý niteliklere sahip meslek kuruluþlarý özellikle ekonomik, mesleki ve sosyal iþlevler üstlendiler. Meslek örgütlerinin kuruluþ amaçlarý, nitelikleri, iþlevleri ve faaliyet konularý genel olarak tüm toplumlarda benzerlik göstermiþtir. Mesleðin ve meslek mensuplarýnýn korunmasý, güçlendirilmesi ve kontrol altýnda bulundurulmasý biçiminde ifade edilebilecek bu genel benzerlik yanýnda, örgütlenmede benimsenen yaklaþým, örgütlenme modeli, yönetim ve finansman usulleri, üyelik esasý, devletle iliþkiler, kamusal görev ve ayrýcalýklarý gibi yönlerden bazý farklý uygulamalar da söz konusudur. Meslek örgütlerinin yapýsý, bulunduklarý ülkenin ekonomik, hukuki, siyasal, sosyal ve kültürel koþullar tarafýndan belirlenen örgütlenme kültürü ile devletin örgütlenme biçiminden baðýmsýz düþünülemez. Devletin yapýsý ve sözü edilen koþullarýn belirlediði örgütlenme kültürü, devlet aygýtýnýn yapýsýný, iþlevlerini ve niteliðini belirlediði gibi, o toplumdaki mesleki örgütlenme modellerinin de belirleyicisi olmaktadýr. Diðer deyiþle, bir ülkedeki mesleki örgütlenme modeli o toplumdaki devlet ve toplum yapýsýndan baðýmsýz olmamakta, tarihsel süreç içerisinde þekillenen toplum yapýsý ayný þekilde devleti ve her alandaki örgütlenmeyi olduðu kadar, mesleki örgütlenmeyi de etkilemekte ve þekillendirmektedir. Örgütlenme modeli bakýmýndan ele alýndýðýnda, mesleki örgütlenmenin devletle ve sivil toplumla olan iliþkisinin ve üstlenilen iþlevlerin ortaya çýkardýðý iki temel model öne çýkmaktadýr. Birincisi yasayla veya diðer hukuki düzenlemelerle devlet aygýtý içine alýnarak kamusal görev, yetki ve sorumluluklarla donatýlmýþ mesleki örgütlenmedir. "Dernek" adýyla kurulmuþ olsa da bazý oluþumlar, oda, birlik, federasyon ve konfederasyonlar bu grup içinde yer alýr. Ýþ yapabilmek için meslek mensuplarýna bu örgütlere üye olma zorunluluðu getirilmiþtir. Ýkincisi ise üyeliðin isteðe baðlý olduðu, kuruluþ amaçlarýnýn ve faaliyet alanlarýnýn kurucular/üyeler tarafýndan belirlendiði, devletle organik bir iliþkinin söz konusu olmadýðý, ayný mesleði icra edenlerin gönüllülük esasýna dayalý olarak oluþturduklarý meslek örgütleridir. Elbette ilgili yasa ve yönetmelikler çerçevesinde kurulan bu örgütler, sivil toplumun bir parçasýný oluþtururlar Türkiye'de Mesleki Örgütlenme Türkiye'de mesleki örgütlenme, tarihsel sürece baðlý olarak ahi birliklerinden loncalara ve loncalardan oda/birlik ve yaný sýra cemiyet/dernek þekillerinde süregelmiþtir. Bu oluþumlarý günümüzde genel olarak "sivil toplum kuruluþu" niteliði taþýyan dernek, federasyon ve konfederasyonlar ile "kamu kurumu niteliði taþýyan" dernekler, odalar/birlikler olarak deðerlendirmek mümkündür. Dernekler, ayný meslekten kiþilerin belli bir amaç için gönüllü olarak bir araya gelmesiyle kurulmuþ baðýmsýz örgütlerdir. Odalar/birlikler ise belli yönlerden kamu hukuku hükümlerine tabi, üyeliðin zorunlu olduðu ve yasayla kurulan, her anlamda devletin denetim aðý içinde yer alan meslek kuruluþlarýdýr Yýlýnda TÜRKONFED
22 Türkiye'deki meslek örgütlenmelerinin geçmiþi Anadolu Selçuklu dönemindeki Ahi birliklerine kadar dayandýrýlmaktadýr. Osmanlý Ýmparatorluðu'ndaki loncalar da bu oluþumun devamý niteliðindedir. Her iki tarihsel dönemdeki mesleki örgütlenme de, bir yanýyla Anadolu'daki sivil toplum geleneðinin bir parçasý olarak deðerlendirilmekle birlikte, gerek Selçuklular gerekse XVIII. yüzyýldan önce Osmanlý Ýmparatorluðu'ndaki kuruluþlarýn (ahi teþkilatý, loncalar, esnaf ve sanatkâr birlikleri) merkezi otoriteden ekonomik, kültürel ve idari anlamda baðýmsýz bir hareket alanýnýn, Batý'da görüldüðü þekliyle mülkiyet haklarýna sahip bir niteliðinin bulunmadýðý da açýktýr. Geleneksel toplum yapýsýnda zaman içinde baþ gösteren sosyal, ekonomik ve siyasal dönüþümler, var olan kurum ve kuruluþlarý da etkileyerek farklý örgütlenme ihtiyaçlarý yaratmýþtýr. Osmanlý'da cemiyet (dernek) adýyla ortaya çýkan örgütlenme çalýþmalarýnýn baþlangýcý da böyle bir tarihsel kýrýlma noktasýna denk gelmiþtir. Osmanlý'daki ilk cemiyet (dernek) örneði XIX. yüzyýlýn ilk çeyreðinde görülse de (Beþiktaþ Cemiyet-i Ýlmiyesi-1815), Tanzimat (1839) sonrasýnda ivme kazanmýþtýr. Ancak asýl dernekleþme çalýþmalarý II. Meþrutiyet'in ilanýný (1908) izleyen dönemde bir "hak ve özgürlük" temeline oturmuþtur. Bu dönemde iþçi dayanýþma cemiyetlerinden çeþitli spor kulüplerine kadar, hayatýn pek çok alanýný kuþatan dernekler kurulmuþtur. Örgütlenme özgürlüðü, çýkartýlan ilk Cemiyetler Kanunu (1909) ile yasal güvenceye kavuþtuktan sonra esnaf ve çeþitli meslek mensuplarý çeþitli cemiyetler halinde bir araya gelmiþlerdir sonrasý kurulan esnaf cemiyetleri ve Osmanlý Sanatkâran Cemiyeti, iktisadi-mesleki dernekler arasýnda yer almýþtýr. Ticaret ve Ziraat ve Sanayi Cemiyet-i Milliyesi, Çiftçiler Derneði, Cemiyet-i Matbuat-ý Osmaniye ve Cemiyet-i Müteþebbise gibi örgütler de mesleki yönleri aðýr basan kuruluþlardýr. Osmanlý'da mesleki, siyasi, sosyal ve iktisadi nitelik taþýyan cemiyetlerin, Batý'daki pek çok örneði gibi XIX. yüzyýlýn hemen baþýnda ortaya çýktýðý halde, süreklilik saðlayýp sivil toplumun oluþumuna eþ zamanlý olarak öncülük edememesi izaha muhtaç bir durum yaratmaktadýr. Batý'da sivil topluma öncülük eden örgüt ve kuruluþlar, sosyoekonomik geliþmeye paralel olarak toplumun iç dinamikleri tarafýndan oluþturulmuþtur. Osmanlý-Türk toplumu ise tarihsel nedenlerle sanayileþmeyle geç tanýþmýþ ve bu süreci Batýlý ülkelere göre geç tamamlamýþtýr. Genel olarak "Batýlýlaþma" kavramýyla karþýlanan dönüþüm sürecine devlet öncülük etmiþ bu durum sosyal politikalara da yansýmýþtýr. Batýda sivil toplum ve bu kesimi oluþturan örgütler devletin iradesi dýþýnda þekillenip onun güdümüne, doðrudan veya dolaylý müdahalelerine kapalý bir özellik gösterirken, Türkiye'de bunun aksine, devletin bu yöndeki çabasý etkili olmuþtur. Böylece de her þeyi devletten bekleyen bir anlayýþ yerleþmiþtir. Toplumun kendi iç dinamikleri ve koþullarý gereði örgütlenme ihtiyacý hissetmemesi, örgütlenme konusundaki zayýf iradesi ve devlete bakýþ açýsý da bunda etkili olmuþtur. Sonuçta, Osmanlý'da Batý'dakine benzer örgütler kurulsa bile bu anlayýþ, devlet kurumlarý karþýsýndaki konum, amaç ve faaliyetler bakýmýndan Batýlý anlamda bir sivil toplum oluþturamamýþtýr. Benzer durum cumhuriyet döneminde de sürmüþ, örgüt kültürü demokratik unsurlarla dönüþtürülememiþ ve demokratik bir örgütlenme geleneði oluþturulamamýþtýr. 1923'de Türkiye Cumhuriyeti'nin baðýmsýz bir modern ulus-devlet olarak ortaya çýkýþýyla baþlayan dönemde Osmanlý'dan devralýnan yapý varlýðýný korumuþtur. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 21
23 1924 Anayasasý da, týpký 1908 Anayasasý'nda olduðu gibi, çeþitli alanlardaki örgütlenmeleri hak ve özgürlük çerçevesinde deðerlendirmiþ, 1909 tarihli Cemiyetler Kanunu geçerliliðini sürdürmüþtür. Ancak, nüfusunun neredeyse yüzde 90'ýnýn kýrsal alanda yaþadýðý, tarýma dayalý geleneksel deðerlere dayalý toplumda tek partinin merkezi otoriter anlayýþýyla biçimlenmiþ olan devlet, sivil toplumu kendi ideolojik aygýtý içinde modernleþmeyi pekiþtiren bir araç olarak gördüðünden, buna uygun bulduðu örgütlenmeleri desteklemiþ, diðerlerinin geliþimine set çekmiþtir. Bu tutum, büyük ölçüde cumhuriyetin sonraki dönemlerinde de geçerli olmuþtur. Osmanlý'dan devralýnýp yeniden yapýlandýrýlan mesleki örgütlenmelerin en önemlisi, 1925 yýlýnda kabul edilen 655 sayýlý yasayla kurulan Ticaret ve Sanayi Odalarý'dýr. Yasa, "tüzel kiþilik" tanýdýðý ticaret ve sanayi odalarýnýn iþlev ve görevlerini tanýmlamýþ, belirlenen tanýma uygun tüccar ve sanayicilere bulunduklarý yerdeki ticaret ve sanayi odalarýna üye olma zorunluluðu getirip odalarýn gelir kaynaklarýný da düzenlemiþtir. Böylece esnaf cemiyetlerine ait iþleri yapmakla da görevlendirilen odalar, aynen Osmanlý Devleti'nde olduðu gibi, Ticaret Vekâleti'nin (Ticaret Bakanlýðý) denetimine baðlanmýþtýr. Düzenlemeler, ticaret ve sanayi odalarýnýn geliþimine büyük katký saðlasa da, kýsa süre sonra "kamu kurumu" kimliðinin hükümetin odalar üzerindeki siyasi nüfuzunu artýracaðý, bunun da baðýmsýzlýða zarar vereceði yönünde eleþtiriler gecikmemiþ, hükümetin odalara dünyadaki uygulamalara benzer þekilde özerklik tanýmasý yönünde talepler dile getirilmiþtir. 655 sayýlý Kanun, 1943 yýlýnda çýkartýlan 4355 sayýlý Ticaret ve Sanayi Odalarý, Esnaf Odalarý ve Ticaret Borsalarý Kanunu'yla yürürlükten kaldýrýlmýþ ve ticaret ve sanayi odalarý yeniden düzenlenmiþtir. Ancak, Ýkinci Dünya Savaþý koþullarýnda çýkartýlan ikinci yasa, merkezi yönetime belli konularda verdiði görev ve yetkilerle odalar ile devlet arasýnda bir vesayet iliþkisi kuran ilk yasaya göre, devletin odalar üzerindeki denetim yetkisini daha da geniþletmiþtir. Yeni yasa Ticaret Vekâleti'ne, odalarý kurmaktan faaliyet alanlarýný belirlemeye, deðiþtirmeye, seçilmiþ organlarýný feshetmeye ve odalarý laðvetmeye kadar geniþ yetkiler tanýmýþtýr. Yönetim kurulu baþkanlarýný seçilmiþ yönetim kurulu üyeleri arasýndan belirleme ve teþkilatta idari amir konumundaki genel sekreteri atama yetkisi de bakanlýða verilmiþtir. Yasaya göre, bakanlýk ayrýca gerekli gördüðü yerlerde mesleki amaçlý ve tüzel kiþiliðe sahip ticaret ve sanayi odalarý, esnaf odalarý ve ticaret borsalarý kurabilecektir. Bu durum, Ýkinci Dünya Savaþý'nýn sonuna kadar geçerliliðini korumuþtur Çok Partili Dönem ve Meslek Örgütleri Mesleki örgütlenmenin tarihi açýsýndan 1950 yýlý bir dönüm noktasý olmuþtur. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn hemen ardýndan oluþan iki kutuplu yeni dünya düzeninde Türkiye Batý'nýn galip devletleri yanýnda yer almýþ, çeyrek yüzyýlý aþan tek parti iktidarý demokrasiye geçiþle sona ermiþtir. Yeni kurulan Demokrat Parti (DP), 1946 yýlýnda yapýlan genel seçimlerde sýnýrlý sayýda milletvekili çýkartarak parlamentoya girmiþ, bir sonraki seçimlerde ise (1950) ezici bir çoðunlukla iktidar olmuþtur. Devletçilik yerine liberal ekonomik politikalarýn uygulanmaya baþladýðý bu dönemde, ticaret ve sanayi kesiminin odalarýn daha özerk hale getirilmesi talepleri de dikkate alýnarak, mevcut yasa yenisiyle (5590 sayýlý Kanun) yer deðiþtirmiþtir. Böylece odalar, nispeten daha özerk bir yapýya kavuþmuþtur. Yasanýn Yýlýnda TÜRKONFED
24 yürürlüðe girmesiyle birlikte birçok mesleðin yerel düzeyde faaliyet gösteren meslek kuruluþlarýný içine alan ve ülke düzeyinde faaliyet gösteren merkezi örgütlenmeler (birlik, üst kuruluþ) bundan sonra ortaya çýkmýþtýr. Çok partili siyasal yaþama geçiþ, mesleki örgütlenmeler alanýný geniþletmiþ olmakla birlikte, baþlangýçtan beri yaþanan sorun net bir þekilde çözüme kavuþturulamamýþtýr. Çýkartýlan yasa ve yönetmeliklerle getirilen tanýmlarla, mesleki örgütlenmelerin "kamu kurumu" ve/veya "kamu kurumu niteliðinde" kuruluþlar olarak kabulü, mevcut veya kurulacak örgütler üzerinde devletin denetleyici rolünü ortadan kaldýrmamýþtýr. Bu durum, sonraki yýllarda, hem 1961 hem de 1982 Anayasasý'nda da devam etmiþtir arasý dönemde çýkarýlan yasalarla üç yeni alanda örgütlenme gerçekleþmiþtir. Bunlardan ilki, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlarý Konfederasyonu'dur (TESK). Cumhuriyet döneminde ticaret ve sanayi odalarýnýn gözetiminde olan esnaf cemiyetleri, deðiþik tarihlerde çýkartýlan yasalarla, ticaret ve sanayi odalarýndan baðýmsýz hale getirilmiþtir. Ancak umulan yarar saðlanamamýþtýr. Nihayetinde faaliyetlerini bir düzen ve disiplin altýna almak, çalýþma imkânlarýný artýrmak ve geliþmelerini saðlamak amacýyla, esnaf ve küçük sanatkârlarý örgütlendirmek, murakabelerini temin etmek üzere sýrasýyla dernek, birlik, federasyon ve konfederasyon þeklinde, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlarý Konfederasyonu (TESK) adýyla kademeli olarak örgütlendirilmiþlerdir (1964). Diðer iki meslek örgütü ise, Türkiye Noterler Birliði (1972) ve Türkiye Seyahat Acentalarý Birliði'dir (TÜRSAB-1972). 10.Yýlýnda TÜRKONFED 23
25
26 3. ÝÞ DÜNYASINDA ÖRGÜTLENME VE TÜSÝAD ÖRNEÐÝ 10.yý
27
28 3. ÝÞ DÜNYASINDA ÖRGÜTLENME VE TÜSÝAD ÖRNEÐÝ 3.1. Sivil Örgütlenme Giriþimleri Ýkinci Dünya Savaþý yýllarýna kadar dýþ dünyaya kapalý, kendi kendine yeten bir iktisadi politika izleyen Türkiye, savaþýn hemen ertesinde çok partili demokrasiye geçerek Batý dünyasýyla bütünleþmek üzere ilk adýmlarý attý. Marshall Yardýmý kapsamýna alýnan Türkiye, NATO ve OECD'ye üye oldu. Saðlanan dýþ kredilerle gerçekleþtirilen altyapý yatýrýmlarý, ekonomiye belli ölçüde bir canlýlýk kazandýrdý. Ancak, özel sektör ile kamuya dayalý karma ekonomik kalkýnma modelinin saðlýklý iþlemesi saðlanamadý. Aksine, "kapalý ve kamu güdümlü ekonomik sistem" 1960 sonrasýnda da korundu. Kaynaklarýn daðýtýlmasýnda serbest rekabet yerine, bu dönemde kurulan Devlet Planlama Teþkilatý kilit rol üstlendi. Dahasý, izlenen ekonomik ve sosyal politikalarla birlikte Türk iþ dünyasý üvey evlat muamelesi görür hale geldi. Ýþadamý olmanýn küçük görülmeyi hak eden bir durum olduðuna dair bir algý yaratýldý. Soðuk Savaþ döneminin yýllarý arasýný kapsayan bu döneminde Batý dünyasýnýn büyük bir kýsmýnda benzer sosyal ve siyasal kutuplaþmalar hüküm sürüyordu. Ancak Batý iþ dünyasý kendini koruma, devletle ve kamuoyuyla iletiþime geçip sorunlarýna çözüm üretmekte güçlü araçlara sahipti. Dünyadaki geliþmeleri yakýndan izleyen Türk iþ dünyasý da Batý'daki meslektaþlarý gibi davranmak üzere harekete geçmekte gecikmedi. 1970'li yýllara kadar Türkiye'de iþ dünyasý kuruluþlarýnýn en büyüðü, zorunlu üyeliðe dayalý olarak faaliyet gösteren Ticaret ve Sanayi Odalarý ile Ticaret Borsalarý Birliði'nin çatý örgütü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliði'ydi (TOBB). Çatý örgüt olarak TOBB'da, sanayicilerden çok Anadolu'daki ticaret erbabýnýn aðýrlýðý söz konusuydu. Diðer deyiþle devlet denetimindeki TOBB, sanayici ve iþadamlarýný temsilden uzak, onlarýn sorunlarýna karþý kayýtsýzdý. Bu durum, diðerlerine göre nispeten sanayileþmiþ illerde bulunan bazý iþadamlarýný harekete geçirdi. Eskiþehir Sanayi Odasý Baþkaný Mümtaz Zeytinoðlu'nun öncülük ettiði bir grup iþadamý, bazý sanayi odalarý baþkanlarýyla birlikte, herhangi bir yasal statü arayýþýna girmeden, Sanayi Odalarý Birliði'ni oluþturdu ve sanayicilerin sorunlarýný ve görüþlerini kamuoyuna aktarma çabasý içine girdi. Ancak yasal mevzuatýn yetersizliði nedeniyle bu giriþim sonuçsuz kaldý. Bundan baþka, önceki yýllarda kurulmuþ olan Türkiye Ýþveren Sendikalarý Konfederasyonu (TÝSK-1962) ile Madeni Eþya Sanayicileri Sendikasý (MESS-1959), büyük sanayicilerin sorunlarýna yakýn ilgi gösteriyordu. Ýstanbullu iþadamlarýnýn öncülüðü ile kurulan Ýktisadi Kalkýnma Vakfý (ÝKV-1965), Türk Sevk ve Ýdare Derneði (1961), Türk Ekonomik Hukuk Araþtýrmalarý Vakfý (1969) ve Ýktisadi Araþtýrmalar Vakfý (ÝAV-1962), özel sektörü ilgilendiren araþtýrmalar yapýyor, toplantýlar düzenliyordu Konferans Heyeti dönemi içinde, TOBB dýþýnda varlýk gösteren iþ dünyasý kuruluþlarýnýn her biri kendi alanlarýnýn dar sýnýrlarý içinde üstlendiði iþlevi yerine getiriyordu. Dünya ekonomik sistemi küreselleþirken, onun bir parçasý olmayý hedefleyen Türkiye, genel gidiþin tersine bir çizgide duruyordu. Serbest piyasa ekonomisinin güçlendirilmesini savunan ve iþ dünyasýnýn sorunlarýnýn çözümü için çaba gösterilmesini isteyen iþadamlarýnýn görüþleri ne mevcut meslek örgütlerinde ne de parlamentoda yeterince yanký buluyordu. Bu doðrultuda etkin bir araç yaratma çabasý içindeki baþka bir grup iþadamýnýn arayýþý da Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti adýyla sürüyordu. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 27
29 Ýstanbul'da Dr. Nejat Eczacýbaþý ile Feyyaz Berker'in öncülük ettiði bu grup, sadece iþ adamlarýný deðil, toplumun deðiþik kesimlerinden kiþilerle de düzenlediði çeþitli toplantýlarda buluþuyor, ülkenin ve iþ adamlarýnýn deðiþik sorunlarýný tartýþýp görüþ oluþturuyordu. Amaçlarý, diðer ülkelerdeki benzerleri gibi, sanayici ve iþadamlarýný, gönüllü katýlýma dayalý, ülke ve toplum yararýna dönük çalýþmalar da yapan bir kuruluþta bir araya getirmekti. Yurtdýþýnda iþ baðlantýlarý olan iki iþadamý olarak Dr. Nejat Eczacýbaþý ve Feyyaz Berker, ABD'deki, kuruluþlarýn yaný sýra kiþilerin de üye olabildiði The Conference Board adlý derneðin üyesiydi. Zaman zaman derneðin ABD'deki toplantýlarýna katýlýyor, düzenli olarak da yayýnlarýndan yararlanýyorlardý. ABD'nin Los Angeles þehrinde, The Industrial Conference Board adýyla kurulan (1916) örgüt, daha sonra sadece "The Conference Board" adýný almýþtý. Ýþçi-iþveren arasýnda güven sorunun zirveye týrmandýðý o dönemde, büyük sanayi kuruluþlarýna sahip önde gelen iþadamlarý, "iþveren sendikalarý" dýþýndaki bir yapýda örgütlenmeye karar vermiþti. Kuracaklarý örgüt kâr amacý gütmeyecek, iþverenin ve sermayenin propaganda aracý olmayacak, toplumun ve ülkenin ortak sorunlarýna çözüm aramaya dönük çalýþmalar yapacaktý. Öyle de oldu. Dernek, kýsa süre içinde saygýnlýk ve güç kazandý. The Conference Board gücünü tarafsýz, kamuoyunun her kesiminin yararýný gözeten çalýþmalarýndan alýyordu. Ýþçi güvenliðine, saðlýðýna ve eðitimine önem verdiði için iþçiler de derneði desteklemeye baþladý. Dr. Nejat Eczacýbaþý ve Feyyaz Berker'in öncülüðündeki grup, inceledikleri ABD, Alman, Fransýz, Ýngiliz ve Japon iþ dünyasý kuruluþlarýnýn 4 deneyimlerinden de yararlanmakla birlikte, içlerinden en çok ABD'li iþ dünyasý örgütü The Conference Board'dan etkilendi. Çalýþmalarýný Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti adýyla sürdüren grup, Türkiye'deki büyük iþadamlarýnýn kendi sorunlarý dýþýnda sosyal ve ekonomik konulara ilgilerini çekerek, onlarýn dünyadaki ve ülkedeki geliþmeleri izlemelerine imkân yaratacak bir örgüt kurmayý amaçlýyordu. Önemli olan öncelikle Türkiye'de kurulacak derneðin toplantýlarýna yabancý konuþmacýlarýn katýlmasýný saðlamak, onlarýn aðzýndan üyelere dünyada olan biten hakkýnda güncel bilgiler aktarabilmekti. Büyük ölçüde ABD'deki "The Conference Board" modelini örnek alýnarak dernekleþme aþamasýna gelindiðinde, ABD'deki Ford Vakfý'nýn Türkiye'de kurulacak bu tür bir derneðe yardýmcý olabileceði öðrenildi. Bu yardým da elde edildikten sonra Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti 1961 yýlýnda Ýstanbul'da dernek statüsü ile kuruldu. "Ekonomik ve bilimsel araþtýrmalar yapmak, konferanslar ve seminerler düzenlemek, bu konularla ilgili yayýnlar yaparak ekonomik ve sosyal sorunlarýn açýkça ve serbest olarak tartýþýlabileceði bir forum yaratmak" amacýný taþýyan derneðin kurucularý Dr. Nejat Eczacýbaþý, Behçet Osmanaðaoðlu, Þeci Edin, Feyyaz Berker, Nuri Eren, Nezih Neyzi, Prof. Vakur Versan ve Robert W. Kerwin'di. Kuruluþunun ardýndan Ýstanbul'un önde gelen sanayicileri ve bazý öðretim üyeleri derneðe üye oldu. Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti, düzenlediði konferanslar, konferanslarda ele alýnan konular ve yayýnlarý ile kýsa sürede yurtiçinde ve dýþýnda tanýndý. Konulara yansýz yaklaþýmý nedeniyle hükümet, bürokrasi, her kanattaki partiler ve iþçi örgütleri de derneðin çalýþmalarýna ilgi gösterir, toplantýlarýna katýlýr oldu. 4 The Conference Board dýþýndaki bu kuruluþlarýn adlarý sýrasýyla þöyledir: Fransa Giriþimciler Hareketi (Mouvement des Enterprises de France-MEDEF), Japon Ekonomi Kuruluþlarý Federasyonu (Japon Federation of Economic Organization-KEIDANREN), Britanya Sanayi Konfederasyonu (Confederation of British Industry -CBI), Alman Sanayi Federasyonu (Bundesverband der Deutschen Industries-BDI) Yýlýnda TÜRKONFED
30 Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti 1980'lere kadar 5, yerli ve yabancý katýlýmcýnýn desteðiyle düzenlediði çok sayýda toplantýnýn yaný sýra hem bu toplantýlarda iþlenen konular üzerine hem de farklý konularda raporlar yayýmladý Yeni Örgüt Ýhtiyacý ve TÜSÝAD Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti'nin çalýþmalarýný yürüttüðü arasý dönemde dünyada, özellikle de Avrupa'da piyasa ekonomisi karþýtý, sol hareketler yükselmekteydi. Bunun Türkiye'ye yansýmasý olarak da ekonomide devletçi uygulamalar hâkimiyetini artýrmýþ, birçok sektörde devletleþtirmeden söz edilmekteydi. Eþ zamanlý olarak hem Batý dünyasýnda hem de Türkiye'de, 1961 Anayasasý'nýn örgütlenme özgürlüðünü kolaylaþtýrmasýyla ortaya çýkan sol eðilimli siyasi parti ve örgütlerin iþ dünyasýný hedef alan propaganda faaliyetleri toplumda geniþ yankýlar yaratýyordu. 1960'li yýllarýn sonuna gelindiðinde ülkede sol muhalefet parlamento dýþýna taþmýþ, toplum alabildiðine politikleþerek kutuplaþmýþ, öðrenci ve iþçi çatýþmalarý demokratik mekanizmalarýn iþleyiþini felce uðratmýþtý. Ekonomi yönetimi kötü durumdaydý. Döviz kýtlýðý nedeniyle zorunlu ihtiyaç maddeleri bulunamýyordu. Çift fiyat uygulamasý yaygýnlaþmýþtý. Bunu önlemek için fiyat kontrolü sistemi sýkýlaþtýrýlmýþtý. Serbest piyasa ekonomisi bir yana, özel sektörün durumu bile tartýþma konusu olmuþtu. Özel sektör "hür teþebbüs" þemsiyesi altýnda varlýðýný sürdürmeye çalýþsa da büyük sermayeye karþý olanlarýn sesi daha güçlü çýkýyordu. Medya, politikacýlar ve bürokrasi özel sektör temsilcilerinin sorunlarýna ilgi göstermek bir yana sanayici ve iþadamý olmanýn küçük görüldüðü, hatta aþaðýlandýðý bir anlayýþ pompalanýyordu. Var olan iþ dünyasý dernekleri ve çatý örgüt olarak TOBB, bu duruma tepki göstermek yerine öteden beri sessiz kaldýðýndan ekonominin en dinamik gücünü oluþturan özel sektör, kendini savunamaz hale gelmiþti. Ýþ dünyasýný kaygýlandýran mevcut koþullarda, dünya ve Türk ekonomisinin genelini ilgilendiren konularda, akademik niteliði aðýr basan çalýþmalara odaklanan Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti'nden daha farklý bir oluþuma gitme ihtiyacý, yakýcý bir þekilde kendini hissettiriyordu. Ýþadamý Asým Kocabýyýk, sonraki yýllarda verdiði bir mülakatta o günleri þu sözlerle anlýyordu: "Sanayi Odalarý'nýn sesi çýkmýyordu. Odalar Birliði'nin (TOBB) baþkanýný daima iktidar tayin ederdi. Odalar Birliði de iktidar ne istiyorsa o þekilde beyanatta bulunurdu. Bu, özel sektörü çok rahatsýz ediyordu, istiyorduk ki, Ýstanbul'da baþlayan sanayiyi halk öðrensin, milletvekilleri öðrensin." Rahatsýzlýk duyanlar sadece Ýstanbul ve çevresindeki iþadamlarý deðildi. Egeli sanayiciler ile baþta Adana olmak üzere diðer illerde de iþ yapan baþka iþadamlarý da vardý. Yeni bir oluþum ihtiyacý tartýþma götürmezdi ancak asýl sorun bunun biçimiydi. Umulan güce kavuþamayan Sanayi Odalarý Birliði giriþimi herkesin hatýrýndaydý. Çünkü hem yasalar hem de TOBB'un örtülü muhalefeti söz konusuydu. Ancak artýk býçak kemiðe dayanmýþtý. Ayný kaynak, Asým Kocabýyýk, daha sonra yaþanan süreci þu sözlerle özetliyordu: "5590 sayýlý kanunu deðiþtirmek lazýmdý ama bu zordu, parlamento meselesiydi. Onun yerine özel bir Sanayi Odalar Birliði kurmaya teþebbüs ettik. Kanunda yeri yoktu ama bunda muvaffak olduk. Bundan sonra TÜSÝAD teþebbüsü baþladý ve bir iki sene sürdü." 5 Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti, TÜSÝAD'ýn kuruluþundan sonra da kendi kuruluþ amaçlarýna uygun çalýþmalarýný, dernek faaliyetlerinin yasaklandýðý 12 Eylül 1980 tarihine kadar sürdürdü. Dernek, 12 Eylül dönemi geçtikten sonra yeniden açýlmadý yýlýnda ise TESEV adýyla faaliyete geçti. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 29
31 Yeni bir iþadamlarý örgütlenmesinin kuruluþ çalýþmalarýnda Dr. Nejat Eczacýbaþý ile Vehbi Koç'un adý öne çýkmýþtý. Sabancý Holding'in Fýndýklý'daki binasýnda baþlatýlan kuruluþ çalýþmalarý Türk Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði (TÜSÝAD) adýyla yürütülüyordu. Konferans Heyeti'nin deneyimlerinden de yararlanan kurucular, bu kez Konferans Heyeti'nden farklý olarak sadece iþadamlarýnýn üyeliðini temel alacak, ihtiyaç duyduðu kadrolarý profesyonel olarak çalýþtýracaktý. Ayrýca kuruluþa katýlacak üyelerin katkýlarý, faaliyetlerinin sürdürülmesinde yetersiz kalýrsa, açýðý kendi imkânlarýyla karþýlayacaklardý. Derneðin amacý, tüzüðü ve diðer ayrýntýlar üzerindeki çalýþmalar iki yýl içinde tamamlandý. Derneðin ilk Yönetim Kurulu Baþkaný Feyyaz Berker, o günleri þöyle anlatacaktý: "Aramýzda çok konuþmalar, toplantýlar oldu. TÜSÝAD'a bir sivil toplum örgütü olarak bakýlýyor ve temelinde demokrasiye dönük, ekonomiye dönük faaliyetleri geliþtirmek yatýyordu. Siyasi bir tavrýmýz yoktu, þu parti, bu parti bizim için önemli deðildi. Çok uzun süre tüzük hazýrlandý. Her virgülünü, her cümlesini tartýþarak, uzun bir çalýþmadan geçtik." Ýki yýllýk yoðun çalýþma 1971 yýlýnda sonuçlandý ve çalýþmalara aktif olarak katýlmýþ 12 iþadamý, imzaladýklarý bir "Kurucular Protokolü'yle TÜSÝAD'ýn kurulduðunu ilan etti. 6 Protokol, TÜSÝAD'ýn varlýk gerekçesini þu sözlerle açýklýyordu: Anayasamýzýn öngördüðü karma ekonomi prensiplerine ve Atatürk ilkelerine uygun olarak, sanayi ve hizmet alanlarýnda çalýþan meslek, bilim ve iþadamlarýnýn bilgi, tecrübe ve faaliyetlerini ahenkleþtirerek deðerlendirmek suretiyle, Türkiye'nin demokratik ve planlý yollarla kalkýnmasýna ve batý uygarlýk seviyesine çýkarýlmasýna yardýmcý olmak amacýyla kurulan Türk Sanayicileri ve Ýþadamlarý Birliði'nin devamlýlýðýný saðlamak ve görevlerini yürütmek üzere lüzumlu mali yardýmlarý, mutabýk kalýnacak esaslar dahilinde, müþtereken yapacaðýmýzý taahhüt ederiz. Kurucular, Kurucular Protokolü'nün dýþýnda, TÜSÝAD'ý kurma amaçlarýný da "Niçin Bir Dernek Kuruyoruz" baþlýðý altýnda duyuruyordu: Ferdin ve toplumun refahýný gerçekleþtirmeyi gaye bilen biz Türk Ýþadamlarý ve Sanayicileri, "Demokrasi içinde Hür Teþebbüs Düzeni"ni yaþatmak ve güçlendirmek amacýyla, "Türk Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði" adý altýnda bir araya gelmiþ bulunuyoruz. Ülkemizde, hak ve hürriyetler, son zamanlarda ölçüsüz kullanýlmakta ve bu ortam içinde iç barýþý bozma heveslilerinin ortaya çýktýðý görülmektedir. Biz, Hür Teþebbüs taraflýlarý, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkýnmanýn, demokratik yollarla gerçekleþeceðine inanmakta, yurdumuzda fikir ve hareket anarþisi yaratmak isteyenlerin karþýsýnda bulunmaktayýz. Milleti birbirinden ayýrt edici ve halkýn bütünlüðünü bölücü tutumlarý, her þekliyle tehlikeli bulmakta ve saadet içinde yaþayan bir Türkiye yaratmak ve bugünkü Devlet nizamýnýn devamlýlýðýný saðlamak için, tesirli olacak bütün teþebbüsleri destekleme kararýndayýz. 6 TÜSÝAD'ýn 2 Nisan 1971 tarihli Kurucular Protokolü'nde þu isimler yer alýyor: Vehbi Koç, Koç Holding A.Þ.; Selçuk Yaþar, Yaþar Holding A.Þ.; Feyyaz Berker, Tekfen A.Þ.; Hikmet Erenyol, Elektrometal San. A.Þ.; Dr. Nejat F. Eczacýbaþý, Eczacýbaþý Holding A.Þ.; Raþit Özsaruhan, Metaþ A.Þ.; Melih Özakat, Otomobilcilik A.Þ.; Osman Boyner, Altýnyýldýz Mensucat A.Þ.; Sakýp Sabancý, Sabancý Holding A.Þ.; Ahmet Sapmaz, Güney Sanayi A.Þ.; Ýbrahim Bodur, Çanakkale Seramik A.Þ.; Muzaffer Gazioðlu, Elyaflý Çimento San. A.Þ Yýlýnda TÜRKONFED
32 Sermaye, emek ve teþebbüsü, birbirlerini tamamlayan ana unsurlar olarak benimsemekte ve karma ekonomi nizamýnýn ahenkli bir þekilde yürütülmesi imkânýný, ticari ahlak ve sosyal adalet ilkelerine uymakta görmekteyiz. Kalkýnma hamlemizi hýzlandýrmak gayesiyle, yeni iþ sahalarý açmayý, istihdam imkânlarý yaratmayý, sermayeye kâr saðlamayý, kârlarýmýzdan Devlete vergi ve hissedarlarýmýza temettü ödemeyi, çalýþanlara, emeklerinin karþýlýðýný vermeyi ve hayat seviyelerini yükseltmeyi, Türk toplumuna, mümkün olduðu nispette ucuz fiyat ve yüksek kalitede mamul ve hizmet sunmayý görev saymaktayýz. Planlý kalkýnma ilkelerine göre desteklenen Hür Teþebbüsün, iktisadi hayatýn dayanaðý ve demokratik rejimin teminatý olduðuna inanmaktayýz. Ýstikbalimizin ümidi olan gençlerimizi, Devletin temel nizamýný yýkmaya yönelen zararlý cereyanlar ortasýnda görmekten ve evlatlarýmýzýn tek taraflý telkinler altýnda yetiþtirilmelerinden, derin bir üzüntü duymaktayýz. Bunun için, üniversiteler ile kuruluþlarýmýz arasýnda araþtýrma, danýþma ve yayýn faaliyetlerinde, derhal saðlam iliþkiler kurulmasý lüzumuna inanmaktayýz. Kurulmuþ tesislerimiz ve çalýþma güçlerine ve yeteneklerine güvenilir, yetiþmiþ yöneticilerimizle, Türk ulusunun yaþama seviyesini yükseltmek için gerekli bütün çabalarý göstermeye amadeyiz. Hedefimiz, insan hak ve hürriyetlerini yok eden aþýrý sol ve dikta rejimleriyle, teokratik düzenden uzak kalarak, Atatürk'ün çizdiði yoldan ilerlemek ve Türkiye'yi çaðýmýzýn batý uygarlýk seviyesine çýkarmaktýr. Bizler, amacýmýzý belirleyen iþbu Temel Ýlkeler Bildirisini imzalayarak, bu ilkeleri uygulayacaðýmýzý ve savunacaðýmýzý, Türk kamuoyuna ilan ve taahhüt ediyoruz." Kuruluþunu duyurduðu andan itibaren dikkatleri üzerine çeken TÜSÝAD, muhalif unsurlarýn "Zenginler Kulübü", "Ýstanbul Dukalýðý" gibi eleþtiri oklarýna hedef olmakta da gecikmedi. Herhangi bir ayrým gözetmeksizin, iþadamlarýnýn, vergi kaçýran, karaborsacý, iþçisini ezen, ülkesini soyan, parasýný yurtdýþýna kaçýran insanlar olarak tanýtýldýðý o yýllarýn Türkiye'sinde TÜSÝAD, ilk kez basýn karþýsýna çýktý. 10 yýl boyunca TÜSÝAD'ýn Yönetim Kurulu Baþkanlýðýný yürütecek olan Feyyaz Berker, 23 Aðustos 1971 tarihinde Milliyet gazetesi Baþyazarý Abdi Ýpekçi'nin sorularýna muhatap oldu. Abdi Ýpekçi, sosyal demokrat olarak tanýnan, muhataplarýný ezmeden, okur zihninde yer tutan her türden soruya cevap aramaktan kaçýnmayan, bu özelliðiyle itibar kazanmýþ bir gazeteciydi. Mülakatýn ilk kýsmý, doðal olarak, TÜSÝAD'ýn kuruluþ sürecini, Türkiye'deki diðer iþadamý örgütlerinden farkýný anlamaya yönelik soru ve cevaplardan oluþuyordu. TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Feyyaz Berker, Japon, Alman, Ýsveç ve Ýngiliz sanayici ve iþadamlarý örgütlerinin tüzüklerini incelediklerini, Yunan ve Belçika federasyonlarýnýn baþkanlarýyla bizzat görüþüp onlarýn geçmiþ deneyimlerini öðrendiklerini belirtip Batýlý iþ dünyasý örgütleri ile TÜSÝAD arasýndaki benzerliði vurguladýktan sonra, TÜSÝAD'ýn Türkiye'deki diðer kuruluþlardan farkýný þu sözlerle anlatýyordu: Yabancý ülkelerde bu gibi kuruluþlar, bu memleketlerde uzun vadeli hedefleri planlayan, koordine eden yardýmcý ve yapýcý kuruluþlar olmakla temayüz etmiþlerdir. Ayrýca aktüel, sosyal ve ekonomik problemleri 10.Yýlýnda TÜRKONFED 31
33 ve bunlarýn çarelerini meslek teþekkülleri ile iþbirliði yaparak kamu oyuna, Parlamentoya ve hükümete duyurmaktadýrlar. Odalar gibi meslek kuruluþlarýna nazaran, derneðimiz gibi birliklerin, bünyelerinin daha süratli ve pratik çalýþmalar yapmaya uygun olduðu görülmüþtür. Derneðimizin kurulmasý, baþýndan beri Odalar ve Borsalar Birliði, Ticaret ve Sanayi Odalarý ve Ýþveren Konfederasyonu baþkanlarý tarafýndan da þahsen tasvip ve teþvik edilmiþtir. Kendileri de birliðimizin asli üyeleri arasýnda bulunmaktadýr. Resmi meslek teþekküllerimizden baþka, Türkiye'de sosyal, ekonomik ve kültürel sahalarda faaliyet gösteren baþka kuruluþlar da mevcuttur. Mesela Türk Sevk ve Ýdare Derneði, Ekonomik ve Sosyal Konferans Heyeti, Ýktisadi Araþtýrmalar Vakfý, Türk Ekonomik Hukuk Vakfý, Türk Eðitim Vakfý gibi. Özel sektöre ait ve kamu kuruluþlarý arasýnda ise Bilimsel ve Teknik Araþtýrma Kurumu, Milli Prodüktivite Merkezi gibi araþtýrma yapan ve büyük faydalý çalýþmalarý olan kuruluþlar mevcuttur. Derneðimiz, Türk milli sanayi sektörünün mühim bir kýsmýný bünyesinde toplamýþtýr. Derneðimiz, karma ekonomi dengesi içinde hür teþebbüsün ana stratejisini çizen yardýmcý bir teþkilattýr diyebiliriz. O yýllarýn önyargýlarla malul basýný "Hür teþebbüsün ana stratejisi" türünden kavramlara alýþýk deðildi. Abdi Ýpekçi'nin "Ana stratejiniz nedir?" sorusu da þöyle bir karþýlýk buluyordu: Derneðimiz ana stratejiyi çizdiði gibi, bu çalýþmalarýn faydalý neticelerini parlamentoya, hükümete ve kamuoyuna duyuracaktýr. Dolayýsýyla yalnýz bir strateji çizilmesi deðildir, ayný zamanda aktüel mevzularý memleketin karar veren mercilerine götürmesi de birinci görevi olacaktýr. Mülakatýn "TÜSÝAD'ýn amacýný anlamak" isteyen devam sorularýný da Feyyaz Berker, basýnýn tamamýnda yer alan "iþadamý" anlayýþýný tersyüz edecek sözlerle cevaplýyordu: Dernek, amaçlarýný gerçekleþtirmek için karma ekonomi prensiplerine uygun olarak, hür teþebbüsün, milli ekonomi ve sosyal yapýdaki hayati önemini belirtecek ve yurt kalkýnmasýnda üzerine düþecek görevi, milli çýkarlarýmýza uygun olarak yapmasýný teþvik edecektir. Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkýnmaný ülkemizin ekonomik gücü içinde hür dünyanýn örneklerinden yararlanarak demokratik ve ilmi çözüm yollarý ile gerçekleþebileceðine inanarak, milli tasarruflarýn artýrýlmasýný ve bu tasarruflarýn halka yaygýn sermaye piyasasýna yönelmesini teþvik edecektir. Öðretim ve eðitim sorunumuzun ön planda ele alýnmasýna inanarak bu alanlarda yardýmcý çalýþmalarda bulunacaktýr. Kalkýnmamýzýn dengeli ve sosyal güvenlik içinde olmasý gerektiðine emek, sermaye ve teþebbüsün birbirini tamamlayan ana unsurlar olduðuna inanarak, iþçi-iþveren iþbirliðine, yurt kalkýnmasýnda en verimli ve faydalý bir yönde geliþmesine yardýmcý olacaktýr. Yatýrýmlarý toplumun yararýnýn gerektirdiði önceliklere, ihracatý teþvik edecek, döviz saðlayacak verimli alanlara yöneltecek ve kalkýnma planlarýna yardýmcý olacak çalýþmalarda bulunacaktýr. Avrupa ekonomik Topluluðunun üyesi olan Türkiye'nin ticari ve sýnai kuruluþlarýnýn gerek bu toplulukta ve gerekse bu topluluk dýþýnda rekabet gücünü temin edecek uyarýcý ve yol gösterici çalýþmalarda bulunacaktýr ve en nihayet Türk ekonomisin güçlenmesi için sanayicilerimizin ve iþ adamlarýmýzýn görüþlerinin alýnmasý, kýymetlendirilmesi ve resmi mercilerce kullanýlmalarý için hazýr bulundurulmasýna öncülük edecek ve sanayi bünyesinin reorganizasyonu konularýnda uyarýcý çalýþmalarda bulunacaktýr. Çalýþmalarýmýzý kýsa ve uzun vadeli olarak iki yönde ilerletmek istiyoruz. Kýsa vadeli çalýþmalarýmýz kuruluþumuzun teþkilatlanmasý yönünde olmaktadýr. Çalýþma programýmýzda hedef aldýðýmýz ve ilgili Yýlýnda TÜRKONFED
34 kuruluþlarla yapacaðýmýz mesainin ve iþbirliðinin bir envanterinin çýkartýlmasý ve üyelerimizin bilinçli bir þekilde bur kuruluþlar arasýnda ahenkli bir iþbirliðinin saðlanmasýný temin etmek þeklinde hülasa edebilirim. Uzun vadeli konulara gelince: Bugün Türkiye'nin en baþta gelen davasýnýn eðitim davasý olduðuna inanýyoruz. Ekonomik konuda ise, ihracat ve yatýrýmlarý görüyoruz. Baþta iþçi ve iþveren iliþkileri, ihracat, Ortak Pazar, turizm, nüfus planlamasý, sermaye piyasasý kurulmasý ve yabancý sermaye gibi kýsa ve uzun vadeli... Bu konular içinde kýsa vadeli olarak iþçi-iþveren iliþkilerini ele alacaðýz. Söz, TÜSÝAD hakkýnda kamuoyunda beliren soru iþaretlerine geldiðinde, Abdi Ýpekçi, bunlardan en önemlisini þu þekilde soruya döküyordu: "Bazý þüphelere göre böyle bir örgütlenme, iþ adamlarýnýn kendi çýkarlarýný savunmak üzere bir "baský grubu" halinde örgütlenmeleri ile ilgilidir. Bir iddiaya göre de bu dernek, özel sektörün, iþ adamlarýnýn kendi çýkarlarýna aykýrý yayýnlarda bulunan bir gazeteye, mesela ilanlarýn kesilmesi yoluyla baskýda bulunacak. Bu þüphe ve görüþlere karþý görüþünüz nedir?" TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Feyyaz Berker, beklenenin aksine, savunmaya geçip "baský grubu" kavramýný kategorik olarak reddetmek yerine, farklý bir anlamla yeniden tanýmlayarak sahipleniyordu: Böyle bir baský telakkisini kat'iyen kabul etmiyoruz. Sorunuzu iki þekilde cevaplandýrmak istiyorum: Biri, basýn olarak, diðeri de hükümet ve Parlamento þeklinde anladým. Ýlk önce basýn konusundaki görüþümüzü açýklamak icabederse, her sektörde olduðu gibi, biz de hür teþebbüse yapýlan haksýz hücumlarla elbette mücadele etmeye kararlýyýz. Ancak bu demek deðildir ki kendi içimizde bizi küçük düþürücü hareketleri yapan þahýs veya müesseseleri de savunacaðýz. Hatýrlarsanýz amaç ve görüþlerimizi kamu oyuna açýklarken basýnla ilgili görüþümüzü þu þekilde belirtmiþtik: Basýn özgürlüðüne ve yapýcý tenkitlere inancýmýz ve saygýmýz tamdýr. Ancak, insan þeref ve haysiyetine tecavüz eden, haberleri maksatlý olarak deðiþtiren, yasalara karþý gelmeyi teþvik eden ve kendi Basýn Ahlak Yasasýna uymayan bir anlayýþ ve tutumun yanýnda olmayacaðýz, demiþtik. Basýn özgürlüðü diðer özgürlükler kadar kutsaldýr, bundan hiç þüphemiz yoktur. Fakat bir özgürlüðün diðerini ortadan kaldýrmak için kalkan yapýlmayacaðý her Türk vatandaþýnýn kafasýnda ve vicdanýnda yerleþmiþtir. Özetlersek, derneðimiz bir reklam daðýtma bürosu deðildir. Ancak kanaatimce bu ilkelere inanan ve basýna reklam veren bütün özel ve kamu sektörü müesseselerin bu þuur ve bilinci kendileri en iyi þekilde kýymetlendirecek durumdadýrlar. Ayrýca basýnýn da bu sorumluluðu kendi içinde duymasý ve yaþatmasý þarttýr. Hür teþebbüsün çýkarlarýnýn toplum çýkarlarý yanýnda olmasý icabeder. Haksýz kazançlarýn ve çýkarlarýn düzeltilmesini hepimiz tasvip ederiz. Bugün bütün dünyada her þeyi devletten beklemek devri geçmiþtir. Her kuruluþun sorumluluk duygusu içinde yalnýz kendisine düþen deðil ayný zamanda devlete yardýmcý olmasý kamuca beklenmektedir. Nitekim ekonomik kalkýnmada en yüksek seviyeye ulaþmýþ olan memleketlerde dahi, hür teþebbüsten toplumun sosyal meselelerine eðilmesini de kamu beklemektedir. Þüphesiz baþarý ancak hür teþebbüs ve kamu sektörünün tam bir iþbirliði sayesinde temin edilebilir. Güç meselelerimizin çözümünde yalnýz hükümetleri sorumlu görmek yanlýþtýr. Her türlü yanlýþ yatýrýmdan, aþýrý kâr gayretinden, lüzumsuz sarfiyattan kaçýnmamýz ve içinde bulunduðumuz ekonomik durumun bütün çarelerini yalnýz baþkalarýnda deðil biraz da kendimizde aramamýz þarttýr. Eðer hür teþebbüsün memleket menfaatlerini önde tutan bir anlayýþla yurdumuzun ekonomik, sosyal ve kültürel kalkýnmasýna daha yararlý olmak için bilimsel araþtýrmalara ve gerçekçi tecrübe ve bilgilere dayanan inançlarýný ortaya koymasýný ve bunlarý savunmasýný bir baský olarak nitelemek mümkünse, evet. Fakat biz bu anlayýþ içinde yapabildiðimiz müddetçe bu þekilde bir baský grubu olmaya hak kazanabiliriz. Ancak bunun dýþýndaki kavranýþlar bir menfaat davranýþý olur. Gayet tabii de onun manasý baþkadýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 33
35 Feyyaz Berker, "TÜSÝAD üyelerinin kiþisel ya da firmalarý adýna menfaat elde etmeyi amaçladýðý" yönündeki iddialarý bu sözlerle reddettikten sonra, bir baþka cevabýnda, derneðin siyaset kurumu karþýsýndaki konumunu da "partiler dýþý" sözcüðüyle vurguluyordu: Kuruluþumuz politik davranýþlarýn dýþýnda, partilerüstü deðil, partiler dýþý kalmaya azimlidir. Çünkü þuna inanmaktayýz ki, bugüne kadar gelen problemlerimizin, memleket problemlerinin içinde maalesef politik çekiþmelerin zararlý neticeleri de olmuþtur. Dolayýsýyla sanayici ve iþadamlarý bu çekiþmelerin dýþýnda kalmasýný baþarabildikleri müddetçe hem memlekete hem de kendilerine çok faydalý bir çalýþma yapmýþ olacaklardýr. Ýstanbul'dan 71, Ýzmir'den 18, Bursa ve Adana'dan ikiþer, Ankara, Kayseri, Manisa ve Eskiþehir'den birer olmak üzere toplam 98 sanayici ve iþadamýnýn üyeliðiyle ortaya çýkan kurulan TÜSÝAD, üye sayýsýný artýrarak büyüyüp geniþlemek gibi bir amaç taþýmýyordu. TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Feyyaz Berker, sözü edilen mülakatýnda "Hiçbir zaman çok büyük bir teþkilat olmayacaðýz" diyordu. Nitekim 10 yýllýk ilk döneminde üye sayýsý 98'den 181'e çýkmýþtý. Bunun bir nedeni, üyelik aidatlarýnýn yüksek oluþuydu. TÜSÝAD'ýn kurulduðu sýradaki üyeleri, "temsil ettikleri þirketlerin yýllýk kazanç ve vergilerini açýklamayý ve bu kazançlarýnýn yüzde 1'ini derneðe vermeyi taahhüt etmiþlerdi." Bir diðer nedeni ise TÜSÝAD'ýn öncelikler sýralamasý oluþturuyordu. Feyyaz Berker, "Bugünkü düþüncemiz, Türkiye'nin iki mühim konusunu, sosyal ve ekonomik konularý, iki ayrý þekilde ele almak" diyerek sürdürüyordu: Ekonomik konularda bir uzman arkadaþýmýzý vazifelendirmek istiyoruz. Sosyal yönlerde diðer bir uzman arkadaþý getirmek istiyoruz. Dolayýsýyla bu çalýþmalarýmýzýn baþýnda bir genel sekreterlik olacaktýr ve lüzumlu alt kademeler, çalýþmalarýmýzýn ilerlemesiyle takviye edilecektir. Ancak þunu hemen belirteyim ki bu mali gücümüzle paralel olarak yürütülecektir ve hiçbir zaman çok büyük bir teþkilat kurmayý düþünmüyoruz. Yukarýda da belirttiðim gibi mevcut birçok kuruluþun çalýþmalarýný kýymetlendirecek ve bunlarý süratle faydalý neticelere götürecek bir "beyin takýmý" olmasýný tasavvur ediyoruz. Ve bugün iþadamýna sür'atle karar veren ve verimli çalýþmasýný anlayýþýný getiren bir fikir, fakat ihtisasa dayanan çalýþmalarý yapacak bir teþkilat olacaktýr. Hiçbir zaman büyük bir teþkilat düþünmedik. Fakat zamanla mali imkânlarýmýzýn, çalýþmalarýmýzýn faydasý nispetinde bu teþkilatý büyütebiliriz. Türkiye'nin ekonomik gücü belli büyüklüðün üzerindeki sanayici ve iþadamlarýný bir araya getiren TÜSÝAD'ýn kendini kamuoyuna tanýtmasý ve itibar kazanmasý fazla zaman almadý. Bu konudaki en önemli etken, TÜSÝAD'ýn, Türkiye'deki benzer iþ dünyasý örgütlerinden farklý olarak kendi içinde izlediði yönetim politikasýydý. Yönetimde baþkana verilen yetki ve gösterilen güven (delegation of power) ve baþkanýn sekretarya ile birlikte çalýþmasý, uygulamada bütünlük, tutarlýlýk ve etki saðlayan çok önemli bir unsurdu. Böylece: TÜSÝAD, özellikle kuruluþ yýllarýnda ileri derecede hassas bir þekilde politik tarafsýzlýk gözetmiþ ve bu konudaki tutumunun ciddiyetini taraflara kabul ettirmiþti. Yöneticileri ve profesyonelleri TÜSÝAD imajýný kiþisel prestijleri için kullanmamaya dikkat ederek bir kurumsal kimlik yaratma yoluna girmiþti. TÜSÝAD adýna her konuda ilgili-ilgisiz yayýn organlarýna açýklama, demeç ve bilgi verilmemesine bilhassa özen gösterilmekteydi ki bu da TÜSÝAD kaynaklý haberlerin bir aðýrlýðýný artýrýyordu Yýlýnda TÜRKONFED
36 Ýlgi duyulan her konuda mevcut ciddi bilgi ve çalýþmalarýn ötesinde bilgi sahibi olmaya çaba harcýyordu. Bu genel bir kabul haline gelince TÜSÝAD'ýn herhangi bir konudaki görüþ ve önerisi ciddiyetle ele alýnýr olmuþtu. TÜSÝAD'ýn kurulduðu günlerde hakkýnda oluþan soru iþaretleri kýsa sürede ortadan kalktý. Her biri geniþ yankýlar uyandýran söylem ve eylemleri dikkatle izlenir bir kuruluþa dönüþtü. Bu noktada çeþitli konularda çýkardýðý yayýnlarýn, dernek adýna yapýlan açýklamalarýn, deðiþik konularda düzenlediði basýn açýklamalarýnýn ve hatta genel kurul toplantýlarýnýn büyük etkisi oldu. Özellikle o yýllar için benzeri olmayan ön çalýþmalara dayalý raporlarý ve bu raporlara dayalý basýn açýklamalarý dikkat çekiyor, dile getirilen görüþ ve öneriler merak uyandýrýyordu. TÜSÝAD toplantýlarýnýn düzenli izleyicileri yalnýzca meraklý basýn mensuplarý deðildi. Baþbakanlar, bakanlar, parti liderleri ile bürokrasinin ekonomiden sorumlu tepe yöneticileri de çaðrýldýklarý toplantýlarý kaçýrmaz, dile getirilen görüþ ve önerileri dinlerdi. Çünkü TÜSÝAD raporlarý, sadece büyük sanayicilerin, büyük iþadamlarýnýn kendi konularýndaki, kendileriyle ilgili alanlardaki geliþmeleri izlemekle yetinmezdi. Dünya ölçeðindeki ekonomik geliþmeleri izler, bunun Türkiye üzerindeki yansýmalarýný rakamlara dayandýrýr, kýsa, orta ve uzun vadedeki etkilerini analiz eder, atýlacak adýmlar konusunda görüþ ve önerilerini gerçekçi bir dille ortaya koyardý. TÜSÝAD'ýn gözle görülür bir çekim merkezine dönüþmesi tesadüfe dayalý bir geliþme deðil, stratejik düþünmenin bir sonucuydu. Sonraki yýllarda TÜSÝAD Genel Sekreteri olarak çalýþmaya baþlayan Haluk Tükel, "Küresel baðlamda TÜSÝAD'ýn hedefinde de o zamanki adýyla Avrupa Ekonomik Topluluðu (AET) vardý" diyerek devam ediyor: TÜSÝAD'ýn kuruluþunu Türk özel sektörünün kendi kaderini kendi eline almak ve ayný zamanda çözüm üreten taraf olmak, montaja dayalý, devletin öncülük ettiði ithal ikameci modelden kopmak olarak görmek gerekiyor. Ülkenin tarihsel olarak ulaþtýðý durum ve iþ dünyasýnýn içinde bulunduðu belirsizliðe son verme iradesini ortaya koyan TÜSÝAD, geliþmeleri kendi seyrine býrakmak yerine önünü almak üzere harekete geçti. Kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik yayýn faaliyetlerinde iþin alfabesinden baþlamakta hiçbir sakýnca yoktu. Bugün SEDEFED Baþkaný (AYSAD Yönetim Kurulu Baþkaný) olan Sefa Targýt, TÜSÝAD'ýn o yýllarda yayýnladýðý bir kitapçýðý hâlâ arþivinde sakladýðýný söylüyor: TÜSÝAD'ýn 1975'te yayýmladýðý, bloknot büyüklüðünde, kâðýdý, baskýsý "dökülüyor" denecek kadar kötü bir kitapçýk, "Serbest Piyasa Ekonomisi Nedir?" baþlýðýný taþýyordu. Bugün böyle bir çalýþmaya herkes gülümseyerek bakabilir. Ama o tarihteki Türkiye için son derece yeni ve sonraki 15 seneyi birbirine katacak bir fikir var o kitapçýðýn içinde. O zamanlar kimselerin aðzýna almadýðý kavramlar. Bunun gündelik hayat içinde konuþulur hale gelmesi, bir kývýlcýmdý. TÜSÝAD'ýn Serbest Piyasa Ekonomisi Nedir? kitapçýðý, serbest piyasanýn ilkeleri, hukuku gibi baþlýklarla bir dizi olarak devam etti. Kamuoyunu aydýnlatmayý, genel bir fikri altyapý oluþturmayý amaçlayan bu tür yayýnlarýn yaný sýra, ekonominin bütününü ilgilendiren araþtýrma raporlarý büyük bir açýðý kapatýyor, devlet katýnda bile merakla bekleniyordu. Yine Haluk Tükel anlatýyor: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 35
37 Bir konuda çözüm üretebilmek için araþtýrma yapmak gerekir. O yýllarda bu tür araþtýrmalarý yapan tek kuruluþ, Devlet Planlama Teþkilatý'ydý. Özel sektörün herhangi bir alanda uzmanlýðý yoktu. Batý'da ise hükümetlerden yarý baðýmsýz, yarý gönüllü bir tür sosyal ortaklýk niteliðinde çalýþan örnekler vardý. Nitekim O zamanlar TÜSÝAD AET'ye odaklandýðý için, ilk çalýþmalarý da AET ile bir bað kurmak, oradaki pazarlara hitap edebilir duruma gelmek, piyasa ekonomisinin sinyalleri ile ekonominin yönlenmesi vb. üzerineydi. TÜSÝAD öyle derli toplu ve gerçeðe yakýn analizler yayýnlýyordu ki ben o sýrada Merkez Bankasý'nda çalýþýyordum, kamuda biz de TÜSÝAD'ýn raporlarýný kullanýyorduk. Kamu, siyasi bir çerçeve içinde çalýþtýðý için, gerçekçi deðerlendirmelerde bulunamaz. Kimse kalkýp da "iþler çok da kötüye gidiyor" diyemez; her çalýþma "hizmete özel" içerde kalýr. Oysa TÜSÝAD'ýn raporlarý, analizleri son derece gerçekçiydi. Bunun yaný sýra TÜSÝAD'ýn Türk kamuoyuna küreselleþmeyi, piyasa ekonomisini tanýtýcý, piyasa ekonomisinin hukuksal kurumsal altyapýsýnýn nasýl olacaðýna dair raporlarý da vardý. TÜSÝAD'ýn kuruluþ yýllarýnda Türkiye'de iþadamlarý vergi kaçakçýsý, karaborsacý, iþçisini ezen, ülkesini soyan, parasýný yurtdýþýna kaçýran insanlar olarak tanýtýlýyor, bu tanýtýma dayalý olarak da genelde bu gözle deðerlendiriliyordu. Faaliyete geçtiði andan itibaren yürüttüðü dikkatli ve özenli çalýþmalarla TÜSÝAD bu anlayýþý adým adým yýktý. 1970'ten 1985'e kadarki etkinlikleriyle piyasa ekonomisi nedir, neden refahý artýrýcý etki yapar, niçin toplumda uzlaþmalarý daha kolaylaþtýrýr, tam demokrasiye yol açar gibi araþtýrma temelli fikri bir altyapý oluþturdu. Bununla birlikte vergisini ödeyen, alýn teriyle iþini büyütme arayýþýnda olan iþadamlarýný öne çýkarýp tanýtarak, kendisinden önce var olan iþadamý imajýnýn gerçek yerine oturtulmasýný saðladý. Böylece, sadece özel sektörün saygýn bir örgütü olarak deðil, ülke ekonomisi üzerine ciddi görüþ ve öneriler geliþtiren, bu öneri ve görüþleri dikkate alýnmasý gereken bir kurum oldu Yýlýnda TÜRKONFED
38 4. KÜRESELLEÞME, KATILIMCI DEMOKRASÝ VE STK'LAR 10.yý
39
40 4. KÜRESELLEÞME, KATILIMCI DEMOKRASÝ VE STK'LAR TÜSÝAD'ýn tarih sahnesine çýktýðý 1971 yýlý, serbest piyasa ekonomisine dayalý dünya sisteminin (küresel sistem) kriz dönemine denk gelmiþti. ABD'nin uzun yýllar boyunca sürdürdüðü Vietnam Savaþý'ndaki harcamalarýnýn boyutu, ülke ekonomisinde ( ) resesyona neden olmuþ, Nixon yönetimi de buna karþýlýk çareyi ABD dolarýný altýna baðlý olmaktan çýkartmakta bulmuþtu. Uluslararasý para sisteminin (Bretton- Woods) çöküþünü doðuran bu uygulamayla kriz, sistemin bütününe yayýldý. Bunu izleyen yýllarda art arda (ilki 1973'te, ikincisi 1980'de) yaþanan petrol þoklarý, hem merkez hem de çevre ülkelerin ekonomilerinde zincirleme olarak derin sarsýntýlara yol açtý. Öteden beri süregelen küreselleþme olgusu yeni bir boyut kazandý. Günümüzde farklý tanýmlar çerçevesinde tartýþýlan bir kavram olsa da biz küreselleþmeyi, özü itibariyle "Serbest pazar ekonomisinin tüm dünyada egemen kýlýnmasý" anlayýþý olarak kabul edeceðiz. Bu bakýmdan küreselleþme fikrinin geçmiþi epeyce eskiye dayanýr. Konunun bizi burada ilgilendiren iki boyutundan biri, yaný baþýmýzda geliþen ve baþýndan beri bir parçasý olmaya çalýþtýðýmýz Avrupa Ekonomik Topluluðu (AET) = Avrupa Birliði'dir (AB). Bu dönemi insanlýðýn yaþadýðý son büyük savaþ olan Ýkinci Dünya Savaþý'nýn ertesinde yaþanan geliþmeler ýþýðýnda ele almak daha doðru görünmektedir. Ýkincisi ise dünya ekonomisinin art arda yaþadýðý iki petrol þokunun (1973 ve 1980) ardýndan baþlayan çaðdaþ küreselleþmedir Birleþik Devlet Fikri ve Avrupa Birliði Deðiþik dönemlerde, farklý modellerle de olsa Avrupa'daki devletleri tek bir çatý altýnda toplama fikri, oldukça eskiye dayanan bir geçmiþe sahipti. Avrupa'da sürekli barýþ ortamýný saðlayacak bir "Avrupa Birleþik Devletleri" fikrini ilk kez XVII. yüzyýl Alman düþünürü Immanuel Kant ortaya attý. Sanayi devrimiyle ortaya çýkan ulus-devletlerin iç ticaretlerinde pazarlarýnýn yetersizliði anlaþýlýnca, Ýngiliz iktisatçý Adam Smith'in geliþtirdiði Avrupa'da birliðin siyasi deðil, ticari engellemelerin olmadýðý, serbest ticarete dayanan ekonomik temele dayanmasý fikri yaygýnlýk kazandý. Ancak bu düþünce gerçeklik kazanamadýðý gibi Birinci ve Ýkinci Dünya savaþlarý yaþandý. Birinci Dünya Savaþý sonrasýnda bir yandan dünyada baþ gösteren ekonomik kriz (1929), diðer yandan serbest piyasa ekonomisine yönelik tehdit, hýzla, Ýkinci Dünya Savaþý'na giden yolun taþlarýný düþüyordu. Ýkinci Dünya Savaþý sýrasýnda Avrupa ülkelerinin uðradýðý ekonomik ve toplumsal yýkým ile savaþtan Sovyetler Birliði'nin güçlenerek çýkýp Avrupa'da güç ve nüfuzunu artýrmasý, Avrupa'da refah ve barýþýn kalýcý kýlýnmasý doðrultusunda yeni arayýþlara neden oldu. Yeni dönemde ABD, uluslararasý sistemin kuruluþunda etkin bir rol oynadý. Komünizme karþý yeni bir güvenlik anlayýþýna dayanan Truman Doktrini ile resmen ilan edilen Soðuk Savaþ'la (1947) birlikte Belçika, Hollanda, Lüksemburg (Benelux devletleri-1946), Ýngiltere ve Fransa arasýnda Brüksel Paktý oluþturuldu (1948). Ertesi yýl Norveç, Portekiz, Ýtalya, Ýzlanda, ABD ve Kanada'nýn da pakta katýlýmýyla NATO (North Atlantic Treaty Organization- Kuzey Atlantik Antlaþmasý Örgütü) kuruldu (1949). Bu geliþmeye koþut olarak, savaþýn yýkýntýlarýnýn Avrupa ülkelerinin tamamýnýn yer alacaðý, kapsamlý bir ekonomik plan çerçevesinde ortadan kaldýrýlabileceðini öngören Marshall Planý (1947) "ortak Avrupa" fikrine ivme kazandýrdý. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 39
41 Ýlk adýmda 16 Avrupa ülkesi, "Avrupa Ekonomik Ýþbirliði Örgütü"nü (OEEC) kurdu (Kuruluþ, sonraki yýllarda OECD adýný aldý). Hemen ardýndan da Avrupa Birliði Hareketleri Uluslararasý Komitesi, Avrupa Kongresi'ni (Congress of Europe) topladý (La Haye-1948). Burada, insanlarýn, düþüncenin ve mallarýn serbestçe dolaþacaðý bir Birleþik Avrupa isteði dile getirilirken, Avrupa Ýnsan Haklarý Sözleþmesi'nin hazýrlanmasý, Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesi'nin kurulmasý ve Avrupa Parlamentosu'nun oluþturulmasý ile Avrupa Kongresi'nin sürekli kýlýnmasý ele laýndý. Ýngiltere'nin muhalefeti üzerine Avrupa Konseyi (Council of Europe) kuruldu (1949). Ýngiltere, Ýrlanda ve Ýskandinavya ülkelerinin karþý çýkmasýyla Konsey, etkisiz bir Avrupa Forumu olarak doðdu ve öyle kaldý. Marshall Planý sonrasýnda Alman sanayiinin hýzla geliþme hamlesi içine girmesi, savaþ ertesinde uluslararasý denetime býrakýlan Almanya'nýn Ruhr Havzasý'ndaki kömür ve çelik üretimi üzerinde sorun yarattý. Varýlan anlaþmalar sonucunda Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu'nun kurulmasýyla aþýldý (1952). Sonraki yýllarda yapýlan anlaþmalar, bugün Avrupa Birliði olarak anýlan ekonomik, siyasi ve hukuki bütünleþmenin kapýlarýný araladý. Ýlk dalgada (1973) Ýngiltere, Ýrlanda ve Danimarka; ikinci dalgada (1981) Yunanistan; üçüncü dalgada (1986) Ýspanya ve Portekiz; dördüncü dalgada (1995) Avusturya, Ýsveç ve Finlandiya, beþinci dalgada (2004) Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Slovakya, Malta, Kýbrýs R.K; altýncý dalgada (2007) Bulgaristan ve Romanya'nýn katýlmasýyla Avrupa Birliði geniþleyerek büyüdü. Türkiye, Hýrvatistan, Ýzlanda, Makedonya da aday üye olarak ilan edildi. Uluslararasý sistem, Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda kendisini bu þekilde tahkim ederken, ABD ekonomisinin Vietnam Savaþý ( ) harcamalarý yüzünden girdiði durgunluk (resesyon) nedeniyle Baþkan Nixon dolarý altýndan kopartýnca, uluslararasý para sistemi (Bretton-Woods) çöktü (1971). Avrupa Birliði (O tarihte henüz Avrupa Ekonomik Topluluðu-AET), hýzla kendi para sistemini geliþtirmeye koyuldu. Kriz, tüm dünyada ekonomik, sosyal ve siyasal çalkantýlarý da beraberinde getirdi. Hemen ardýndan peþ peþe gelen birinci (1973) ve ikinci petrol þoklarý (1980), krizi daha da derinleþtirdi. 1980'li yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren Sovyetler Birliði'nin daðýlma sürecine girmesi ve Berlin Duvarý'nýn yýkýlýþýyla (1989) sona eren Soðuk Savaþ dönemi, küresel üretim süreçlerinde yaþanan dönüþüm, uluslararasý ticaret hacmi ile uluslararasý sermaye akýmlarýnýn hýzlanmasý ve benzeri görülmemiþ seviyelere ulaþmasý, küreselleþmenin ivmesini artýrdý. Ýzleyen yýllarda gerçekleþen teknolojik geliþmeler ile yerkürenin hemen hemen tamamýný etkisi altýna alan iletiþim devrimi, küreselleþmeyi geri döndürülemez bir boyuta taþýdý Çaðdaþ Küreselleþme 1980'li yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren aðýrlýðýný hissettiren çaðdaþ küreselleþme döneminde, ülkeleri birbirinden ayýran sýnýrlar zaman içinde anlamýný yitirir hale geldi. Yeni dönemde ticari engeller giderek azalýrken, sermaye akýþlarý hýzlandý; ülkelerde doðrudan yabancý yatýrýmlar serbestleþti, göçlerin önündeki kýsýtlar hafifleyerek teknoloji transferi hýzlandý. Bu baðlamda çaðdaþ küreselleþme, ekonomik, siyasi, teknolojik, çevre ve kültürel boyutlarda kendini gösterir hale geldi. Dünya ticareti, Ýkinci Dünya Savaþý'nýn sona ermesinin hemen ertesinden itibaren, gayrisafi yurtiçi hasýlanýn çok üzerinde, sürekli arttý. Ticari eþyanýn yanýnda, mamul mallar ve hizmetler ihracatý da yükseliþe geçti. Dünya ticaretindeki bu artýþýn temel nedeni ticaretin önündeki vergi, tarife ve kýsýtlamalarýn hýzla düþürülmüþ olmasý ve söz konusu dönemde geliþmiþ ülkelerin yaný sýra geliþmekte olan ülkelerin de dünya ticaretinde önemli bir rol üstlenmeleridir Yýlýnda TÜRKONFED
42 Çaðdaþ ekonomik küreselleþmenin ikinci bileþeni ise küresel mali piyasalar ile küresel sermaye akýmlarýnýn günümüzde kazandýðý boyut ve çeþitliliktir. Küresel ekonominin yürütülmesinde uluslararasý bankacýlýk ile uluslararasý döviz, tahvil ve bono piyasalarý büyük bir rol oynamaktadýr. Üretimin küreselleþmesiyle, geleneksel ulus devlet temelindeki yapýnýn aksine, üretim faaliyetleri küresel çerçevede gerçekleþmekte, üretimin farklý aþamalarý farklý coðrafyalarda sonuçlandýrýlmaktadýr. Bu aþamada ortaya çýkan çokuluslu þirketler, portföy yatýrýmlarýndan doðrudan yabancý yatýrýmlara, uluslararasý mal ve hizmet ticaretinden turizme kadar pek çok ekonomik alanda faaliyet göstermektedirler. Küreselleþmenin çok aktörlü yapýsý, güç, otorite ve yönetim biçimlerini de dönüþüme uðratmakta, nüfuz alanýný tüm dünya olarak kabul eden "küresel siyaset" anlayýþý giderek güçlenmektedir. Böylece küresel siyaset, ulus devlet, devletlerüstü kurumlar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluþlarýnýn karþýlýklý etkileþimi sonucunda þekillenmektedir. Ulus devlet, bu süreçte temel birim olarak varlýðýný korumakta, ancak yetki ve manevra alanlarý belirli ölçülerde kýsýtlanmaktadýr. Yeni siyaset anlayýþý, geleneksel iç/dýþ politika ayrýmýný da giderek geçersizleþtirmektedir. Bu durum, güvenlik alanýnda açýk bir þekilde kendini göstermektedir. Günümüzde, yüksek askeri teknoloji ve nükleer silahlara sahip ülke sayýsýnýn artmasý; terörist faaliyetlerin küresel ölçekte icra edilmesi; "kimlik" sorununun temel bir çatýþma nedeni haline gelmesi; kötü yönetiþimin devletlerin iflasýna yol açarak küresel güvenliðe zarar vermesi; sýnýraþan organize suç, insan ticareti, yasadýþý göç, uyuþturucu ticareti, karapara aklama, yasadýþý paranýn uluslararasý dolaþýmý gibi yeni risk ve tehditlerin yaygýnlaþmasý, güvenlik alanýnda da küresel yaklaþýmlarý gerekli kýlmaktadýr. Çaðdaþ küreselleþmenin önemli tetikleyicilerinden biri, son dönemde baþ döndürücü bir hýzla geliþen iletiþim devrimidir. Çevre, özellikle 1990'lý yýllarýn baþýndan itibaren küreselleþmeyle birlikte anýlan önemli konulardan biri haline gelmiþtir. Küresel ýsýnma, hava kirliliði, nükleer ve kimyasal atýklar, kuraklýk ve sel felaketleri, biyoçeþitlilik ve türlerin yok oluþuna iliþkin sorunlar, asit yaðmurlarý, deniz, göl ve akarsu kirliliði gibi sorunlar bu döneme iliþkindir. Bu sorunlarýn temel özelliði belirli bir yer ya da bölgeden çok küresel ölçekte sonuçlar doðurmalarýdýr. Dolayýsýyla sorunlarýn çözümü de ulus devlet ötesi bir çaba gerektirmekte, küresel düzeyde bir bilinçlenme sonucunda oluþacak bir uluslararasý dayanýþma ve iþbirliði ihtiyacý doðurmaktadýr. Ýletiþim devrimi nedeniyle günümüz dünyasýnýn genelinde bireyler ve toplumlar arasýndaki etkileþim oldukça ileri bir seviyeye ulaþmýþtýr. Böylece söz konusu bireyler ve toplumlarýn yaþam tarzlarý temelinde bir ortak payda oluþmakta, farklý zevkler, ilgi alanlarý gibi konularda belirli bir uyum ve hatta birörnekliðin oluþturduðu küresel bir kültür ve birikim ortaya çýkmaktadýr. Ancak ayný etken, kültürlerarasý farklýlaþma ve ayrýþmaya da neden olabilmekte, küresel olanýn yerele ulaþmasý kadar, yerel olanýn da küresele ulaþmasýný kolaylaþtýrmaktadýr Küreselleþme, AB ve Türkiye Batý'yla Doðu'nun, kuzey ile güneyin buluþtuðu, jeostratejik açýdan önemli bir konumda olan, köklü tarihsel geçmiþi nedeniyle farklý din ve etnik kimliklerden oluþan genç ve dinamik bir nüfusa sahip Türkiye, çaðdaþ küreselleþmenin yukarýda sözü edilen tüm boyutlarýndan etkilenmektedir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 41
43 Örneðin, ekonomik küreselleþmenin dinamiklerine uyum saðlamak ve dünya ekonomisi ile bütünleþebilmek amacýyla Türkiye ekonomisi, 1980 sonrasýnda köklü bir yapýsal deðiþime uðradý. Bu dönemde, korumacý ve ithal ikameci ekonomik yapý, serbest pazar ve ihracat teþviklerine, dýþ ticaretin, kurun, faizin ve sermaye hareketlerinin serbestliðine dayanan bir yapýyla yer deðiþtirdi. Buna baðlý olarak siyasi küreselleþme yönelimiyle birlikte demokratikleþme, hukukun üstünlüðü, insan haklarý, kadýnýn statüsü gibi konularýn yaný sýra þeffaflýk, hesap verebilirlik gibi temel yönetiþim ilkelerinin yerleþtirilmesi ve uygulanmasý çerçevesinde de belli ölçüde yol alýndý. Aslýnda baþka bir ekonomik, sosyal ve kültürel iliþkiler aðýnýn içine girme, onunla bütünleþme niyetinin baþlangýcý 1980'li yýllardan çok önceye dayanýyordu. Türkiye, Tanzimat döneminde baþlayan Batýlýlaþma çabalarýný Cumhuriyet döneminde de sürdürdü ve hep Batý'ya dönük bir politika izledi. Bu politikanýn gereði olarak kurulduðu yýl NATO'ya baþvuran Türkiye'nin üyeliði ertesi yýl (1950) kabul edildi ve Türkiye, Batý'nýn yanýnda yer alarak Kore Savaþý'na asker gönderdi. Bir sonraki adýmda Avrupa Ekonomik Topluluðu'na (AET) ortaklýk için baþvuruldu (31 Temmuz 1959). Kýsa süre sonra imzalanan Ankara Antlaþmasý (12 Eylül 1963) ile taraflar arasýnda bir ortaklýk iliþkisi doðdu. Türkiye-AET iliþkileri sonraki yýllarda dalgalý bir seyir izlese de, Türkiye AET'ye (AB) tam üyelik hedefinden hiç kopmadý. Devletin ve siyaset kurumunun sürekli ayak sürüdüðü bu iniþli çýkýþlý iliþkinin ýsrarcý ve en tutarlý savunucusu, kuruluþundan itibaren Avrupa Birliði'ne tam üyelik için çaba harcayan TÜSÝAD'dý. Bu çerçevede bir yandan kamuoyunu diðer yandan hükümetleri ve siyaset dünyasýný AB üyeliðinin Türkiye'ye saðlayacaðý yararlar bakýmýndan aydýnlatýrken, diðer yandan da AB platformlarýna, Türkiye'nin tam üyeliðinin topluluða kazandýracaðý katkýlarý anlatmayý üstlendi; lobi çalýþmalarý yürüttü. TÜSÝAD, kuruluþ döneminin ilk 10 yýlýný geride býraktýðýnda, Türk ekonomisinde lokomotif gücün özel sektör olduðu gerçeðini hayata geçirmiþti. 24 Ocak 1980 tarihinde dönemin iktidarýnýn aldýðý bir dizi ekonomik kararla (24 Ocak Kararlarý), Türkiye'de ithal ikameci politika yerine serbest rekabete ve ihracata dayalý bir sanayileþme stratejisinin benimseneceði duyuruldu yýlýnda kurulan Turgut Özal Hükümeti, 24 Ocak Kararlarý'ný bir adým daha ileri götürerek serbest piyasa ekonomisine geçiþin kapýlarýný açtý. Türk Parasýný Koruma Kanunu yürürlükten kaldýrýldý (1985). Ýhracatýn teþvik edilmesine dayalý uygulamalara hýzla iþlerlik kazandýrýldý. Ekonomi, daha önce benzeri görülmemiþ bir canlýlýk içine girdi. Tam da öngörüldüðü gibi, o günün deyimiyle, Türkiye'de bir "ihracat patlamasý" gerçekleþti. Türk Parasýný Koruma Kanunu'nun yürürlükten kaldýrýlmasý, iþadamlarýna ihracattan elde ettikleri geliri döviz cinsinden elde tutma hakký veriyordu. Diðer teþviklerin yaný sýra bu uygulama, Türkiye'de sanayileþme ve giriþimciliðin ülke sathýna yayýlmasýna neden oldu. Anadolu'daki sanayici ve iþadamlarý da bundan olumlu anlamda etkilendi. Türkiye'nin mevcut üretim yapýsýyla ihracatçý bir ülke haline gelmesi tek baþýna yeterli deðildi. Bunun sürdürülebilir ve dünya piyasalarýyla rekabet edecek bir duruma kavuþturulmasý, teknolojik yenilenmeye dayalý olarak üretimin güçlendirilmesi, serbest kura dayalý piyasa ekonomisini taban ve tavan deðerler arasýnda tutacak kurumsal ve hukuksal altyapýnýn oluþturulmasý vb gerekiyordu Yýlýnda TÜRKONFED
44 Bütün bu süreçte TÜSÝAD'ýn izlediði politikayý Erkut Yücaoðlu "Ýlk kurucular dönemini izleyen baþkanlar da, 1980'lerde Özal hükümetleriyle, sonra da Demirel hükümetleriyle yakýn çalýþýp piyasa ekonomisi yapýsýnýn kurulmasýný ana hedef aldýlar" diyerek özetliyor. Öte yandan, Türkiye'nin 1987 yýlýnda tam üyelik için baþvuruda bulunduðu Avrupa Ekonomik Topluluðu kendi içinde Gümrük Birliði'ni tamamlayýp Avrupa Birliði'ne dönüþtü. AB içinde yer almanýn, ülkelerin siyasal olarak da bütünleþmesinin koþullarýný belirleyen Kopenhag Kriterleri gündeme geldi. Gümrük Birliði'ne 1995'te giren Türkiye'nin, dolayýsýyla TÜSÝAD'ýn ana gündem maddesi de "Türkiye'yi demokrasiye nasýl taþýyabiliriz?" sorusuyla belirlendi. Erkut Yücaoðlu özetliyor: Kopenhag Kriterleri ile AB, "Sadece ekonomik olarak gümrüklerin açýlmasý kâfi deðildir. AB olarak biz demokratik ülkelerin topluluða gelmesini istiyoruz, çünkü rejim kavgalarý olan bir ülke AB müktesebatýna uymamaktadýr. Dolayýsýyla biz bunu da bir kurallar dizisi olarak aday olmak isteyen ülkelerin önüne koyuyoruz" dedi. Bu geliþmenin sonucunda Türkiye'de bir demokratikleþme gereði olduðu ortaya yavaþ yavaþ çýkmýþtý. TÜSÝAD da tam o dönemde ilk demokratikleþme raporunu yayýnladý. Rahmetli Prof. Dr. Bülent Tanör'ün kaleme aldýðý Türkiye'de Demokratikleþme Perspektifleri (1997) hem anayasada hem yasalarda demokratik olmayan unsurlarý madde madde inceleyip deðiþmesi gerekenleri gösteriyordu. Bu çalýþma TÜSÝAD içinde dahi "Bu bizim iþimiz mi, biz ne yapýyoruz" gibisinden, biraz kuþkuyla karþýlandý. Fakat bu çalýþmanýn asýl gerekçesinin AB ve Kopenhag Kriterleri'nin saðlanmasý olduðu kýsa süre sonra anlaþýldý. Çünkü siz devlet olarak "Biz AB'ye gireceðiz" der ve bir yandan da onlarýn kurallarýna uymazsanýz bu bir çeliþki yaratýr. Dolayýsýyla demokratikleþme çalýþmalarýnýn aslý buradan baþladý. Böylece TÜSÝAD, daha önce kendisi için belirlediði ekonomi politikalarýn düzenlenmesinde söz hakký olmasý platformunun yaný sýra iki yeni misyon daha edinmiþ oldu: Biri dünyayla entegrasyon ve bunun gerektirdiði siyasi reformlar; yani demokratikleþme. Diðeri ise sosyal öncelikler. Sosyal önceliklerin ilk çalýþmasý olarak TÜSÝAD Eðitim Raporu'nu yayýnladý (1990). Daha sonra bu alanda gelir daðýlýmýnýn bozukluðu, kadýn erkek eþitliði, eðitimin yeniden düzenlenmesi, eðitim kalitesinin yükseltilmesi gibi baþlýklar altýnda birçok konu incelendi. Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemi incelenmesiyle siyasi reformlar platformu da ayný anda oluþtu. Dolayýsýyla TÜSÝAD üç ana platformda çalýþmaya baþladý: Ekonomik reformlar, sosyal öncelikler ve siyasi reformlar. Türk ekonomisinin 1980 sonrasýnda uluslararasý rekabete açýlmasý saðlanan baþarý, bir yandan AB müktesebatýna uyum, diðer yandan küreselleþmenin siyasi ve sosyal gereklerine uyma çabalarý, Türkiye'de hâkim bir zihniyeti de deðiþime zorluyordu. Bu dönemde ( ) TÜSÝAD, kamuoyuna hitap eden genel araþtýrma raporlarýnýn yaný sýra hükümetlerin gündeminde olan yasal düzenlemeler üzerine çalýþmak, Türk iþ dünyasýnýn Avrupa Birliði'ndeki örgütlerle, iþ dünyalarýyla olan iliþkilerini geliþtirmek gibi iþlevleri de yerine getirir hale geldi. Ýlk yurtdýþý temsilciliðini Brüksel'de açtý. 1 Temmuz 1994 tarihinde TÜSÝAD Genel Sekreteri olarak görev üstlenen Haluk Tükel, Türkiye'nin içine girdiði yeni zihniyet iklimi ve TÜSÝAD'ýn rolünü þu sözlerle vurguluyor: O yýllara kadar Türkiye'de ekonominin kötü gidiþatý ile siyasal istikrarsýzlýk baþ gösterdiðinde hep askerlere bakýlýr, askerler kurtarýcý olarak görülürdü. TÜSÝAD, özellikle Cem Boyner'in baþkanlýðý sýrasýnda ( ) "Küreselleþme, Türk ekonomisinin dýþa açýlmasý, Türk iþ dünyasýnýn örgütlenmesi, toplumsal düzeyde siyasi ve ekonomik istikrar, sosyal adalet ve demokrasi" formülasyonuyla bu anlayýþý kýrdý. Bu anlayýþ, Anadolu'da hýzla geliþen sanayici ve iþadamlarý dernekleri (SÝAD) üzerinde etkili oldu. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 43
45
46 5. TÜRKONFED'E DOÐRU 10.yý
47
48 5. TÜRKONFED'E DOÐRU Ýþ dünyasýnýn TÜSÝAD çatýsý altýnda toplananlarýn dýþýnda kalan kesiminde sanayi ve ticaret odalarýndan baðýmsýz örgütler kurma fikrinin gerçeðe dönüþmesini hýzlandýran asýl önemli etken, hiç þüphesiz dünyada ve Türkiye'de aðýrlýðýný hissettiren ekonomik geliþmelerdi. TÜSÝAD'ýn kuruluþ sýrasýndaki 98 üyesinden 18'inin iþyeri Ýzmir'de, ikisinin Ankara'da, ikisinin Bursa'da, ikisinin Adana'da, birinin Kayseri'de, birinin Manisa'da ve birinin de Eskiþehir'deydi. Geriye kalan 71 üyenin iþyeri ise Ýstanbul'daydý. Üyelerinin tamamýnýn büyük sanayici olmasý ve derneðe üyeliðin yüksek aidat/baðýþ ödemeyi gerektirmesi, özellikle Anadolu'daki iþadamý ve sanayiciler üzerinde bir çekingenlik yaratsa da TÜSÝAD bir "ilk"i baþarmýþtý. Mevcut sanayi ve ticaret odalarýna raðmen ortaya çýkmak, öncelikle yol gösterici bir örnek oluþturuyordu. TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Feyyaz Berker'in ilk gazete söyleþisindeki "Hiçbir zaman büyük bir teþkilat düþünmedik. Fakat zamanla mali imkânlarýmýzýn, çalýþmalarýmýzýn faydasý nispetinde bu teþkilatý büyütebiliriz" sözleri gerçekleþmedi. TÜSÝAD ne o ilk 10 yýllýk süre içinde ne de daha sonrasýnda, hiçbir zaman kendi örgütlenmesini yaygýnlaþtýrarak büyüme yoluna gitmedi. Ancak TÜSÝAD'ýn kuruluþundan hemen sonra basýn, kamuoyu ve hükümetler üzerinde yarattýðý olumlu etki, Türk iþ dünyasýnýn örgütlü ya da örgütsüz diðer kesimlerinin hareketlenmesine yol açtý. Zaman içinde giderek geliþen söz konusu hareketlenme iki ana koldan yürüyecekti: Þehirlerde kurulan Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri (SÝAD'lar) ile Sektör Dernekleri Anadolu'dan Ýlk Adým: BUSÝAD Ýstanbul'da 1971 yýlýnda TÜSÝAD'ýn kurulduðunun açýklanmasý, iþ dünyasý içinde en güçlü yankýsýný Bursa'da yarattý. Bursa Sanayi Odasý ile Ticaret Odasý'nýn ayrýlmasýnýn gündeme getirildiði 70'li yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren, Bursalý bir grup iþadamý, gönüllü üyelik esasýna dayalý, baðýmsýz, yeni bir örgütlenme arayýþýna girdi. Giriþimciler, çeþitli iþadamý ve iþ dünyasý örgütlenme modellerini inceledikten sonra amaçlarýna en uygun örgütlenme modeli olarak TÜSÝAD örneðini benimsediler. TÜSÝAD'ýn tüzüðünü kendi koþullarýna uyarlayýp Bursa Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'ni (BUSÝAD) kurdular (1978) yýlýnda BUSÝAD Genel Sekreterliði ve daha sonra 2000 yýlýnda BUSÝAD baþkanlýðý da yapan, TÜRKONFED kurucu üyesi Celal Beysel, aralarýnda babasý Mehmet Beysel'in de bulunduðu kurucularýn bu çalýþmasýný þöyle anlatýyor: Bursa'da "baðýmsýz iþadamý örgütlenmesi bilincinin" geliþmesinde TÜSÝAD örnek olmuþ. TÜSÝAD varken BUSÝAD'ýn ayrý bir dernek olarak kurulmasýnýn en temel iki sebebinden biri ekonomikti: TÜSÝAD üyeliði masraflýydý. TÜSÝAD kendi çevresinde, kendi büyüklüðündeki firma sahiplerini arasýna almýþtý. Bir de TÜSÝAD'ýn kapýsý herkese açýk deðildi o sýrada. Bunun üzerine Ýstanbul'a, TÜSÝAD'a, onun felsefesine yakýn, dünyayý bilen iþadamlarý "Biz de TÜSÝAD benzeri bir derneði Bursa'da kuralým" diyerek harekete geçmiþ ve 1978'de Doðan Ersöz liderliðinde, kendileriyle ayný dünya görüþünü paylaþan iþadamlarýný toplayýp Bursa Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'ni (BUSÝAD) kurmuþlar. Babam da o grubun içindeydi. Derneðin kurulduðu yýllarda Bursa, Türk sanayisinin neredeyse tamamýna yakýn bir bölümüne ev sahipliði yapan Marmara Bölgesi'nde, aðýrlýklý olarak tekstil, gýda, makine ve otomotiv sektörü ile bu sektörlerle baðlantýlý, geliþkin bir yan sanayinin kalbinin attýðý yerdi. Asýl olarak bir tarým kenti olan Bursa, Türkiye'nin ilk organize sanayi bölgesinin inþa edilmesinin (1961) ardýndan hýzla kentleþmiþti. Aldýðý dýþ göçlerle hýzlý bir nüfus artýþýna uðrayan Bursa, Marmara Bölgesi'nde Ýstanbul'dan sonraki en büyük il haline gelmiþ, buna baðlý olarak 1970'li yýllardan itibaren iþçi hareketlerinin de önemli bir merkezi olmuþtu. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 47
49 Dolayýsýyla Bursalý sanayici ve iþadamlarýnýn aralarýnda güç birliði oluþturarak seslerini kamuoyuna duyurmak için güçlü bir araca gerçekten de ihtiyaçlarý vardý. Ancak o yýllarda, Anadolu'nun deðil herhangi bir yerinde, Bursa'da bile, iþadamlarýnýn mevcut meslek örgütleri dýþýnda üye olup gönül rýzasýyla ödediði aidatlarla çalýþan bir sivil toplum kuruluþu oluþturmak hiç de kolay deðildi. Celal Beysel, 26 yaþýnda tanýk olduðu bu gerçeði "Dernek kurulmuþtu ama bu iþler hiç de kolay deðildi" diyerek devam ediyor: Dernek kurmak iþ deðil. Hepsinden önce insanlardan gönüllü olarak para toplayacaksýnýz. Ve o paralarla bir þey yapacaksýnýz. Bir büro tutacaksýnýz, sekreteriniz, telefonunuz ve baþka giderleriniz olacak. Daha sonra da o derneði amaçlarýna uygun olarak çalýþtýracaksýnýz. 1 Aðustos 1978'de BUSÝAD kurulduðunda ben aþaðý yukarý 26 yaþýnda, üniversiteden mezun olup iþe baþladýðýmda "Ne yapýyor bu adamlar böyle? Toplanýyorlar küçücük bir odada, derneðin çay ikram edecek parasý yok; kalkýþtýklarý iþi baþarmalarý mümkün deðil" diye düþünüyordum. Fakat Doðan Ersöz'ün azimli tutumu ve liderliði, BUSÝAD'ý belli bir yere kadar geliþtirdi yýlýna geldiðinde BUSÝAD, beþ yýl içinde, 10 kiþilik bir gruptan kiþilik bir gruba eriþti. O yýllarda Anadolu'da bir sivil toplum kuruluþu oluþturmanýn önündeki tek sorun finansal yetersizlikler deðildi. Devletten baðýmsýz, gerçek anlamda bir sivil toplum kuruluþu oluþturma isteði bile baþlý baþýna bir sorun olarak algýlanýyordu. Bu sorunun kaynaðý ise doðrudan doðruya, zaman içinde oluþmuþ statükoydu. Cengiz Turhan anlatýyor: Geçmiþ yýllarda baþka bir örgütlenme biçimi olmadýðý için sanayi ve ticaret odalarý bulunduklarý yerlerde iþ dünyasýnýn tek örgütü gibi ortaya çýktý; yapýlarý gereði de devletle iç içeydi. Böylece giderek Anadolu'da bir "oda sanayicisi" tipi oluþtu; onlar, bulunduklarý yerin en nüfuzlu kiþileri, ilk sanayicileri, tüccarlarýdýr. Odalarda yönetimi hiç býrakmazlar. Bir yerin sanayi ve ticaret odasý baþkaný, meclis baþkaný gibi etkili makamlar ya o nüfuzlu kiþiler ya da onlarýn oðullarý veya akrabalarý tarafýndan tutulmuþtur. Zamanla yaptýklarý iþlerle onlarý geçen birileri çýkar, ama onlar bir "büyük abi" gibi orada durur; onun hilafýna bir þeyler yapmak çok zordur. Bulunduklarý þehir ve/veya bölgede yalnýzca devletle iþ yaparak varlýk kazanan bu iþadamý prototipi, daha sonra da meslek örgütlerinin yönetimlerinde yer tutarak, hiç deðiþmeyen bir "oda bürokrasisi" oluþturdu. Gönüllü kurumsallaþma bir türlü gerçekleþemedi. Baþlangýçta iþ dünyasý ile devlet arasýnda köprü olmasý beklenen sanayi ve ticaret odalarý giderek asýl iþlevinden uzaklaþtý. Böylece üyeliðin zorunlu kýlýndýðý meslek örgütleri, yasal mevzuatýn da etkisiyle, siyasal iktidarla iyi geçinmeyi birincil hedef sayan kuruluþlara dönüþtü. Öte yandan meslek örgütlerinin yerine getiremediði temsil iþlevini, gönüllülük esasýna dayalý, baðýmsýz dernekler üstlendi. Bu anlamda TÜSÝAD'ýn ilk 10 yýllýk dönem içinde hem kamuoyunda hem de siyasal iktidarlar karþýsýnda saðladýðý baþarý ve o süre içinde BUSÝAD'ýn kuruluþu, Anadolu'daki benzer arayýþlarý da cesaretlendirdi. Ancak Anadolu'da sanayici ve iþadamlarýnýn baðýmsýz dernekler halinde örgütlenmeye baþlamasý için 80'li yýllarýn tamamlanmasý, Türkiye'nin serbest pazar ekonomisine geçiþinin önündeki engellerin kaldýrýlmasýyla ve Avrupa Birliði sürecinde ileri bir adým atmasý gerekecekti AB Kurumlarýnda Temsil Ýþ dünyasýnda, özellikle de Anadolu'da sivil toplum kuruluþu niteliðindeki derneklerin çoðalmasý, bir yandan iç ihtiyaç olarak diðer yandan da 1987 yýlýnda Türkiye'nin Avrupa Birliði'ne tam üyelik baþvurusunda bulunmasý sonrasýnda bir zorunluluk olarak kendini gösterdi Yýlýnda TÜRKONFED
50 AB'nin demokrasi açýðýný giderebilmek, siyaset ve karar süreçlerine toplumsal gruplarýn katýlýmýný saðlamak yönündeki genel tutumu, hükümet dýþý kuruluþlara, diðer deyiþle sivil toplum kuruluþlarýna önemli bir rol yüklüyordu. AB'ye tam üyelik için atýlan bu somut adým da Türkiye'de devlet ile toplumsal gruplar ve özellikle meslek örgütleri arasýndaki iliþkinin artmasýna yol açtý. AB bünyesinde yer alan Ekonomik ve Sosyal Komite (ESK), sosyal taraflarý bir araya getiren bir kurumdu. Ekonomik ve Sosyal Komite, iþçileri, iþadamlarýný, çiftçileri, tüketicileri, esnaflarý, KOBÝ'leri, sosyal ve çevresel STK'larý, meslek gruplarýný ve diðer çýkar gruplarýný temsil eden 317 üyeden oluþan, diðer AB kurumlarýyla (Konsey, Komisyon ve Parlamento) baðlantýlarý olan, meclis formunda bir kuruluþtu. Ýlerleyen yýllarda Türkiye'nin Gümrük Birliði Antlaþmasý'ný imzalamasýyla (1995), Ekonomik ve Sosyal Komite ile Türkiye'deki muadili arasýnda bir iliþki kurulabilmesi için Türkiye - AB Karma Ýstiþare Komitesi (KÝK) kuruldu. KÝK, Türkiye'den 18 sosyal ve ekonomik grubun temsilcileriyle ayný sayýda AB Ekonomik Sosyal Komite üyesinin bir araya geldiði bir platform oluþturuyordu. Sürecin baþlangýcýnda, Komite'lerde Türk iþ dünyasýný TOBB temsil ediyordu. Türkiye AB adaylýk süreci ilerleme kaydettikçe, AB'deki sosyal taraflarýn ve Ekonomik ve Sosyal Komite'nin konuya ilgisi arttý ve bu konuda müdahil ve etkili olabilmek için Türk tarafýný temsil etmek üzere KÝK toplantýlarýna katýlan muhataplarýnýn daha güçlü ve özerk olmasý yönünde bir tavýr takýndý. TOBB'un gerçek anlamda sivil toplum kuruluþu sayýlmasýný engelleyen yarý resmi kimliði ve toplantýlarda devletin temsilcisi gibi davranmasý, kýsa süre içinde bir soruna dönüþtü. Komite toplantýlarýna bir dönem UNICE üyesi TÜSÝAD'ýn TOBB kontenjanýndan katýlmasý saðlansa da kriz aþýlamadý. Komite'de yer alan Avrupa Sanayi ve Ýþverenler Konfederasyonlarý Birliði'nin (UNICE 7 - Union of Industrial and Employers Confederations of Europe) muadili TÜSÝAD'dý. Türkiye'nin Avrupa Birliði'ne resmen baþvurmasý ve bu arada süreci hýzlandýrmak üzere Gümrük Birliði'ne giriþi, öteden beri AB üyeliðini savunan TÜSÝAD'ýn gündeminde birinci sýraya oturdu. Yeni durum karþýsýnda TÜSÝAD'ýn belirlediði yeni konumu, Erkut Yücaoðlu þu sözlerle anlatýyor: Kurulduðu andan itibaren TÜSÝAD'ýn birinci önceliði, ekonomik politikalarýn doðru bir þekilde tespit edilip hayata geçirilmesiyle ilgiliydi. Bu, TÜSÝAD'ýn bugün de birinci önceliði, ana platformdur. Uluslararasý piyasalara entegrasyon ve özellikle Avrupa Birliði'yle yakýnlaþma 90'larýn baþýnda ciddi þekilde önümüze geldiði zaman, AB birden bire birinci derecede önem kazandý. Türkiye'nin bir ekonomik blokla yakýnlaþmasý, o kültürün getireceði rekabet gücüyle kendini derleyip toparlamasý ve dolayýsýyla hiç olmazsa ülke içinde ve bölgesel çapta bir entegrasyona gidilmesi de önemli bir faktör oldu. AB müktesebatýna uyum çerçevesinde yerine getirdiði pek çok "ev ödevi" ilgili AB kurumlarýnda deðerlendirildikten sonra Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin AB Aday Üyeliði resmen açýklandý (1999). "Ev ödevi"nin, iþ dünyasýnýn sivil toplum kuruluþlarýnca temsil edilmesi kýsmý ise henüz tamamlanmayý bekliyordu. Aslýnda yukarýda deðindiðimiz Komite toplantýlarýnda ortaya çýkan "temsil sorunu" sýrasýnda bu boþluðu doldurma amacý taþýmasa da bir giriþim gerçekleþmiþti yýlýnda, TOBB dýþýnda, Ýslami eðilimli bir grup iþadamý tarafýndan, Müstakil Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (MÜSÝAD) kurulmuþtu. Ýsim olarak da TÜSÝAD'la benzerlik taþýyan Ýstanbul merkezli dernek, gönüllülük esasýna göre örgütlenmiþ ve aðýrlýklý olarak 7 UNICE, Avrupa özel sektörünün temsil örgütü olarak 1958 yýlýnda kuruldu. 35 Avrupa ülkesinden 41 üyesi bulunan örgüt, çalýþmalarýný günümüzde BUSINESSEUROPE adýyla yürütüyor. UNICE'de Türkiye'yi 1987'den beri TÜSÝAD temsil ediyor. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 49
51 Anadolu'daki iþadamlarýný bünyesinde toplayan bir kuruluþtu. Derneðin ayýrt edici özelliði ise kendini belli bir ideolojik konum içine yerleþtirmesiydi. Genel kabul gören sivil toplum kuruluþlarý tanýmýyla çeliþen bu niteliði nedeniyle de MÜSÝAD, belli bir örgütlülük düzeyine kavuþsa da bütünü kucaklayýcý bir kimlik edinemedi. Bu aþamada, ESK'da Avrupa Birliði içinde sivil toplum kuruluþu tanýmýna uygun, Türk iþ dünyasýný temsil niteliði taþýyan tek kuruluþ TÜSÝAD'dý. Ancak TÜSÝAD da, hem sadece büyük sermaye sahiplerinin toplandýðý bir dernek olmasý ve hem de kuruluþ ve örgütlenme tercihleri nedeniyle Anadolu'dan, dolayýsýyla Türk iþ dünyasýnýn tamamýný temsilden uzaktý. TÜSÝAD'ýn mevcut örgütlenmesi daha yaygýn bir yapýya kavuþturulursa bu sorun ortadan kaldýrýlabilirdi. O yýllardaki TÜSÝAD Genel Sekreteri Haluk Tükel, "Aslýnda olmasý gereken TÜSÝAD'ýn kendini federasyona, konfederasyona dönüþtürmesiydi. Ama istenmedi" diyor ve bu konudaki tutumunu þu gerekçelere baðlýyor: Dernek olarak þube açmak zahmetli iþ, açtýðýnýz her þube yönetim kurulu, genel kurul vb. demek ki; bu da TÜSÝAD için var olana gücün daðýlmasý anlamýna geliyordu. O zamanlar SÝAD'lar TÜSÝAD'a çok büyük bir sempati besliyordu. Ama TÜSÝAD, siyasi ve ekonomik istikrar için hükümeti de ciddi bir þekilde eleþtirdiðinden, tüm iþ dünyasý aðýr bir "mahalle baskýsý" altýndaydý. Bu konudaki bir baþka tanýk, dönemin Ege Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði (ESÝAD) Baþkaný (daha sonra TÜRKONFED'in ilk Yönetim Kurulu Baþkaný) Enis Özsaruhan. O da, "Sorun ilk ortaya çýktýðýnda TÜSÝAD þubelerini kurmuþ olsaydý, yýllar sonra baþlatacaðýmýz federasyon ve konfederasyon kurma çalýþmalarýmýz daha önce ve çok daha kolay olabilirdi" diyerek, iþ dünyasýnýn bütününü temsil niteliðine sahip örgütlenme giriþimin nasýl sonuçsuz kaldýðýný anlatýyor: Babam Raþit Özsaruhan TÜSÝAD'ýn 12 kurucusu içindeki üç Ýzmirliden biriydi. Ben de 1987'den beri TÜSÝAD üyesiydim. TÜSÝAD, her ne kadar Türkiye'deki bütün iþadamlarýný temsil ediyorduysa da neticede Ýstanbul merkezli, çoðunluðu Ýstanbullu iþadamlarýndan meydana gelen bir kuruluþtu. Bir ara "Türkiye'nin belli yerlerine TÜSÝAD'ýn þubelerini açalým" diye çok ýsrar ettik ama kabul görmedi. Böyle olunca Ýzmirliler olarak bizim de TÜSÝAD'a paralel bir derneðimiz olsun, bu tarafýn menfaatlerini de dile getirelim, sözümüzü söyleyelim dedik senesinde çalýþmalarýmýza baþladýk senesinde, TÜSÝAD'ýn Ýzmirli üyeleri olarak Ege Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði'ni (ESÝAD) kurduk. TÜSÝAD'ýn iþ dünyasýnýn bütününe yönelik bir örgütlenmeye mesafeli duruþunun en önemli sebebi gerçekten de "mahalle baskýsý", diðer deyiþle hükümetlerin sivil toplum kuruluþlarýna karþý tahammülsüzlüðüydü. Haluk Tükel, "Ekonomi küresel, siyaset yerel olunca dünyanýn her tarafýnda bu tür 'mahalle baskýlarý' kaçýnýlmazdýr" diyor. Nitekim TÜSÝAD, AB'ye tam üyelikle küresel sisteme eklemlenme sürecinde Türkiye'nin aþmasý gereken siyasal ve toplumsal sorunlara çözümler önermeye baþladýðýnda bu "mahalle baskýlarý" ile karþý karþýya kaldý. Ancak iktisadi ve siyasi olarak Türkiye'nin girdiði yolda daha ileri atýmlar atmak, sadece TÜSÝAD'ýn deðil, Türk iþ dünyasýnýn tamamýnýn sorunuydu. Dolayýsýyla bu yükün de paylaþýlmasý gerekiyordu Güç Birliði Arayýþlarý TÜSÝAD her ne kadar konuya mesafeli dursa da, Anadolu'daki sanayici ve iþadamlarýnýn ilk adýmý Bursa'da atýlan "baðýmsýz örgütlenme" arayýþý Ege Bölgesi'nin ardýndan Batý Anadolu, Güneydoðu Anadolu, Akdeniz, Ýç Anadolu ve Karadeniz bölgelerindeki illerde kurulmaya baþlayan sanayici ve iþadamý dernekleriyle yeni Yýlýnda TÜRKONFED
52 bir boyut kazandý. SÝAD sayýlarýnýn artmaya baþlamasýyla birlikte, yeni ortaya çýkan derneklerin kendi aralarýnda güç birliði oluþturmasý fikri gündeme geldi. Bu alanda da ilk hareket 1988 yýlýnda, BUSÝAD'dan geldi. Celal Beysel anlatýyor: 1988 yýlýnda, ben BUSÝAD Genel Sekreteri iken çevre illerde bizim durumumuzda olan sanayici ve iþadamlarýyla iliþki kurmaya baþladýk. Dönemin Ankara Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'nin (ASÝAD) Baþkaný Veli Sarýtoprak, daha önceden bizim baþkanla (Doðan Ersöz) temas kurmuþ. Bu iliþki canlandýrýldý ve 1988'de Eskiþehir'de bir toplantý düzenlendi. BUSÝAD ile ASÝAD arasýnda yapýlan Eskiþehir toplantýsýnda SÝAD'larý birleþtirip önce bir federasyon, sonra da konfederasyon kurabilir miyiz konusu tartýþýldý. Hatta bu çatý örgütün adý da Tüm Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (TÜMSÝAD) olarak düþünüldü. Görüþmeler birkaç toplantý halinde sürdüyse de iþ sürüncemede kaldý. Ama bizim SÝAD'larla temaslarýmýz hiç kesilmedi yýlýndaki bu ilk giriþim sonuçsuz kaldý. Celal Beysel'in "Görüþmeler birkaç toplantý halinde sürdüyse de iþ sürüncemede kaldý" sözüyle iþaret ettiði süreç, beþ yýllýk bir zaman dilimini kapsýyordu. Bu süre boyunca Anadolu'da kurulan SÝAD sayýsý da hýzla artýyordu. Örneðin, 1991 yýlýnda 17 olan SÝAD sayýsý, 1992 yýlýnýn baþýnda 23'e, ayný yýlýn sonunda ise 15'i Genç Ýþadamlarý Derneði (GÝAD) olmak üzere 43'e çýkacaktý. Anadolu'daki iþ dünyasýnýn örgütlenme istek ve çabasý, giderek artan sanayici ve iþadamý dernekleri sayýsýyla kendini gösterirken, söz konusu potansiyel bütün çabalara raðmen, bir güç birliðine dönüþemiyordu. Bu baþarýsýzlýðýn altýnda yatan en önemli etken ise var olan derneklerin hangi ortak zeminde buluþturulacaðý tartýþmalarýnda yatýyordu yýlýndaki görüþmeleri týkanma noktasýna getiren sebep de bu "ortak zeminin" hangi ilkeler çerçevesinde oluþturulacaðý konusuydu. BUSÝAD, iþ dünyasý örgütlenme zihniyet ve modeli bakýmýndan, kendi kuruluþunda da bire bir örnek aldýðý "TÜSÝAD ilkeleri" çerçevesinde bir araya gelmeyi savunuyordu. Bu çizginin iki vazgeçilmezi "liberal ekonomi" ile siyasette "partiler dýþý kalmak" olarak özetlenebilirdi. ASÝAD baþkanlýðý ise, baþkent Ankara'ya, hükümet ve bürokrasiye yakýn olmanýn da saðladýðý avantajlarý deðerlendirerek, ilgi merkezi olmayý baþarmýþ, ilk toplantýda düþünce aþamasýnda kalan TÜMSÝAD örgütlenmesi gerçekleþmiþ gibi gazetelerde yer almaya baþlamýþtý. SÝAD sayýlarýnýn artmasý ve diðer koþullarýn olgunlaþmasý üzerine, BUSÝAD 1992 yýlýnda yeniden harekete geçti. Daha önce görüþülenlerle birlikte yeni kurulan derneklere de "SÝAD'larý bir çatý altýnda toplamanýn yararlarýný" anlatan bir mektup yazýldý. Gelen cevaplar olumluydu. Eskiþehir Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (ESÝAD), düzenlenecek toplantýnýn ev sahipliðini üstlendi. Bu ikinci giriþimin geliþim sürecini, daha sonra kurulacak olan TÜRKONFED'in ilk Yönetim Kurulu üyelerinden Mersin Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (MESÝAD) Baþkaný Musa Timur anlatýyor: SÝAD hareketi içinde, 1990 yýlýnda Mersin SÝAD'ý kurma çalýþmalarý sýrasýnda yer aldým. SÝAD hareketi ile tanýþýnca ülkenin çýkýþýnýn SÝAD hareketinin içerisinde yer alarak bu hareketin Türkiye'ye yayýlmasýný saðlamakta olduðunu; ve diðer sivil toplum örgütleri ile iliþkiler kurmak gerektiðini düþündüm. Böylece sivil toplum kuruluþlarýný harekete geçirerek bir yandan SÝAD hareketinin birlik ve beraberliðini saðlayýp TÜSÝAD'la bütünleþmek, bir yandan da yapýsal reformlarla ülkenin ekonomik ve siyasal dönüþümünün kapýlarýný aralamak mümkün olacaktý. TÜSÝAD ise SÝAD hareketinin olgunlaþmasýný bekleyerek daha sonra SÝAD'larla iþbirliði düþünüyordu. Önerimizle bir gün Ankara'da tüm milletvekillerinin, bakanlarýn, cumhurbaþkanýnýn davetli olduðu bir resepsiyon düzenledik. Henüz bir kurumsallaþma yoktu. Ankara kokteylinden sonra bir araya geldik. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 51
53 Eskiþehir Anadolu Üniversitesi'nin konferans salonunda 24 Þubat 1993 tarihinde gerçekleþecek olan toplantý, 15 Þubat 1993 tarihli gazetelerde "SÝAD'lar bir araya gelip konsey kuruyor" baþlýðýyla yer aldý. Haber þu þekilde kaleme alýnmýþtý: "Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri, TÜSÝAD ve TOBB'un iþ dünyasýnýn ihtiyaçlarýna yeterince cevap verememesini gerekçe göstererek, Türkiye'nin birçok ilinde kýsa sürede kuruldular. SÝAD'larýn bu hýzla yaygýnlaþmasý uzun yýllar üye alýmý konusunda muhafazakâr davranan TÜSÝAD'ý federasyon kurma aþamasýna getirdi. Ancak SÝAD'lar federasyonu beklemeden öncelikle kendi aralarýnda birleþmeyi seçtiler." 8 "Konseyin baþkanlýðýna SÝAD'larýn kurulmasýnda öncülük eden" ASÝAD baþkanýnýn getirilmesinin beklendiðini duyuran haber, "federasyonlaþma" isteðiyle toplanacak olan 42 SÝAD'ýn tamamýnýn ayný görüþte olduðu varsayýmý üzerine kurulmuþtu. Oysa gerçek farklýydý. Anadolu'nun çeþitli kentlerinde kuruluþunu tamamlamýþ SÝAD'lar, 1988'deki ilk toplantýda iþaretleri görülen iki farklý örgütlenme anlayýþý doðrultusunda kümelenmiþti. Ýlk grupta BUSÝAD, ESÝAD ve 1992'de kurulan Güneydoðu Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (GÜNSÝAD) gibi dernekler, TÜSÝAD ilkeleri çerçevesinde hareket etmeye özen gösteriyordu. Örneðin Güneydoðu'da bölge temelli kurulan GÜNSÝAD, hýzla þiddet sarmalýna doðru ilerleyen coðrafyada, iki taraf arasýnda sýkýþmakta olan iþadamlarýnýn sözcülüðünü üstlenmiþ, bir yandan iþ yapmaya çalýþýyor bir yandan da varlýðýný duyurmaya çalýþýyordu yýlýnda kurulan Diyarbakýr Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'nin (DÝSÝAD) o tarihteki Yönetim Kurulu Baþkaný, bugün GÜNSÝAD Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜRKONFED Yüksek Ýstiþare Kurulu Üyesi Þeyhmus Akbaþ, güç birliði arayýþlarýný þu sözlerle anlatýyor: Bölgenin o tarihteki hali malum: Þiddet, OHAL, faili meçhul cinayetler... Ýþadamlarý bütün bu olup bitenlerin arasýnda bir arayýþ içindeydi. O zaman bir araya geliþlerimizde örnek alacaðýmýz modeli seçmemiz gerekiyordu. Kimler bize destek verebilir, kimlerden destek alabiliriz, hep bu konularý konuþuyorduk. Önümüzde Türkiye'de kendini ispatlamýþ olan TÜSÝAD vardý. Biz de TÜSÝAD'ýn bu konuda bize destek vereceðini düþünerek onlarla yakýn bir temas kurmak istiyorduk. TÜSÝAD'la ilk temasýmýz 1994'te oldu. Ciddi destekler gördük. Zaten 96'da DÝSÝAD'ýn kurulmasýný, bölgedeki diðer illerde kurulan SÝAD'lar izledi ve 1997'deki ilk SÝAD Zirvesi'ne katýldýk. Herhangi bir siyasi kimlik taþýmayan, herhangi bir partinin arka bahçesi de olmadan, tamamen gönüllülük esasýna dayalý bir çalýþma içerisine girdik. Bu da hem ciddi bir sinerji yarattý hem de kamuoyunda güven oluþtu. O çalýþmalarýmýzla bugüne kadar devam ediyoruz. ASÝAD baþkanlýðýnýn öncülük ettiði ikinci grup ise farklý bir anlayýþ içindeydi. "TÜSÝAD'ý demokratik olmadýðý, yeni geliþen iþadamlarýnýn taleplerini yerine getiremediði ve daha çoklobicilik yaptýðý" gerekçesiyle eleþtiren bu grup, "Politikaya girmek ve parlamentonun düzeyini yükseltmek; kamuoyunun iþverenler tarafýndan oluþturulmasýný sadece TÜSÝAD ve TOBB'un görüþlerine býrakmamak" gibi hedefleri öne çýkartýyordu. 9 Ancak bu grup kendi içinde homojen deðildi. Aralarýnda TÜSÝAD çizgisini savunan SÝAD'lar da vardý. Eskiþehir Anadolu Üniversitesi'nin konferans salonundaki toplantý, 24 Þubat 1993 tarihinde bu koþullar altýnda gerçekleþti. Toplantýnýn baþlangýcýnda, Anadolu'nun ilk sanayici ve iþadamý derneði olarak BUSÝAD'ýn bir aðýrlýðý olsa da, "kongre oyunlarýný" engelleyemedi. Dönemin ASÝAD baþkanýnýn "kurucu baþkan olma" ýsrarý üzerine seçime gidildi. Sonuç deðiþmedi: ASÝAD baþkaný, TÜSÝBAK'a baþkan seçildi; katýlýmcý SÝAD'lar, TÜSÝAD çizgisi ile ASÝAD çizgisi arasýnda bölünmüþ gibi bir görünüm doðdu. 8 Milliyet, 15 Þubat Milliyet, 22 Aralýk Yýlýnda TÜRKONFED
54 Bu toplantýnýn en önemli kazanýmý, SÝAD hareketinin bir adým daha atýp kurumsallaþma öngörüsüyle kendini Türkiye Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri Baþkanlar Konseyi (TÜSÝBAK) olarak adlandýrmasý oldu. ASÝAD'ýn öncülüðündeki TÜSÝBAK oluþumunu Mersin, Kocaeli, Eskiþehir ve Adana SÝAD'larý destekliyordu. GÜNSÝAD, ESÝAD ve BUSÝAD'la diyalog içindeki TÜSÝAD ise derneklerin tek çatý altýnda toplanmasý fikrine sýcaktý ama yine de geliþmelerin seyrine göre tutum belirlemeyi seçmiþti. Eskiþehir toplantýsýna çaðrýlý olan ESÝAD da tarafsýz gözlemci konumundaydý. O tarihte ESÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný olan Enis Özsaruhan, dernek olarak tutumlarýný, "Toplantý öncesinde bize de geldiler. Ama biz TÜSÝAD'a yakýn bir dernek olarak, BUSÝAD'la birlikte toplantýlarý izlemeye karar verdik. Arkadaþlarý daha yakýndan tanýmak istiyorduk" sözleriyle açýklýyor. TÜSÝBAK'ýn ilk toplantýsýnda baþ gösteren ayrýþma, ilk bakýþta "kurucu baþkanýn kim olacaðý" üzerinde yaþanmýþ gibi görünmekle birlikte, sorun daha derindeydi. TÜSÝBAK içinde görüþleri aðýr basan bir grup, "TÜSÝAD'ý da kapsayan geniþ bir birlikten" yanaydý. Diðer grup ise TÜSÝAD'ý dýþarda býrakan bir tutum içindeydi. TÜSÝAD, dernek olarak her ne kadar bu oluþumun karþýsýnda yansýz bir çizgide dursa da, kuruluþundan itibaren ýsrarla savunduðu ilkeler nedeniyle, daha sonrasýnda ister istemez bu giriþimin seyrinde belirleyici olacaktý. Bunlardan belki de en önemlisi "sivil toplum kuruluþlarýnýn partiler dýþý kalmasý" ilkesiydi. Ýlk TÜSÝBAK deneyimi, bu ilkenin "olmazsa olmaz" niteliðini bir yýl içinde tüm katýlýmcýlara gösterecek ve bir kez daha yollar ayrýlacaktý. Musa Timur anlatýyor: TÜSÝBAK'ta ASÝAD baþkaný ilk yýlýný doldurduðunda rahatsýzlýklar baþladý. Ben de dahil, baþkanýn deðiþmesinde fayda olacaðý kanaatindeydik. Çünkü ASÝAD Baþkaný SÝAD'larýn TÜSÝAD'la iliþkiye girmesini istemiyordu. Baþkan deðiþtirme giriþimlerimiz sonuç vermiyordu. Eskiþehir'de bir toplantý düzenleyip seçim yapma kararý aldýk. En uygun aday, eski BUSÝAD Kurucu Baþkaný Doðan Ersöz'dü. Aday gösterdik. Ama kongre oyunlarýyla seçimi kaybettik. Daha sonra, insanlardaki kariyer hýrsýný açýða çýkartan baþka olaylar da yaþandý. TÜSÝBAK'ýn her iki döneminde, öne çýkmak isteyen arkadaþlar sorunlarýn kaynaðý oldu. Bazýlarý SÝAD hareketini milletvekili olabilmenin bir aracý olarak kullanmak ve hareketi de kendini yakýn hissettiði parti doðrultusunda etkilemek istedi. Kýsacasý, TÜSÝBAK hareketi çok hatalar yapýyor ve sürekli eleþtirilere hedef oluyordu. Son Eskiþehir toplantýsý, TÜSÝBAK oluþumu içinde bir ayrýþmayý kaçýnýlmaz kýldý. ASÝAD ve baþkanýnýn savunduðu görüþler doðrultusunda davranan birkaç dernek, ayrý bir yapýlanma içinde SÝAD hareketinden koptu. SÝAD'larýn güç birliðini saðlamada ilkesel davranan ve TÜSÝBAK'ýn gövdesini oluþturan diðer dernekler ise TÜSÝAD'la iliþkilerini sýklaþtýrdý TÜSÝAD Alana Ýniyor Farklý dünya görüþü ve belli siyasi tutum içinde bir araya gelmeyi tercih eden kimi sanayici ve iþadamlarý, yasal mevzuat federasyon veya baþka bir adla kurulacak üst örgüte izin vermediði için, TÜSÝBAK dýþýnda þekillenen diðer oluþumlarda yer alýyordu. TÜSÝBAK içinde kalan SÝAD'lar da nasýl bir yol izleyeceklerini tartýþýyorlardý. TÜSÝAD'a karþý ikircikli bir tutum içinde bulunanlarýn büyük kýsmýnýn gerekçesi birtakým önyargýlara dayanýyordu. Enis Özsaruhan'ýn "Bazýlarý açýk açýk 'TÜSÝAD bizi kullanacak' diyordu" sözü, bu önyargýlarýn en tipik örneðini oluþturuyordu. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 53
55 Ýþ dünyasýnýn tamamýný temsil etmek üzere ortaya çýkmýþ bir sivil toplum kuruluþu olarak TÜSÝAD'ýn mevcut geliþmelere tamamýyla kayýtsýz kalmasý zaten mümkün deðildi. Üstlendiði misyon gereði üyelik koþullarýný sýký tutmuþ ve bu yüzden kendisine yöneltilen eleþtirileri de göðüslemek durumunda kalmýþ olan TÜSÝAD içinde konu tartýþýlma aþamasýndaydý. Nitekim Cem Boyner'in TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkanlýðý döneminde ( ), üyelik koþullarý nispeten esnetildi, yýllarý arasýnda ekonomik olarak geliþmiþ illerden kimi iþadamlarý derneðe üye alýndý. Ancak bu durum da TÜSÝAD için beslenen önyargýlarý tamamen bertaraf etmeye yetmedi. TÜSÝAD'a 1988 yýlýnda girdikten sonra 10 yýllýk yönetim kurulu üyeliðinin ardýndan, yýllarýnda TÜSÝAD Baþkanlýðýný yürüten ( Yüksek Ýstiþare Konseyi Baþkaný) Erkut Yücaoðlu, bu önyargýnýn sebebini TÜSÝAD'ýn kuruluþundan beri "Ýstanbul'un dýþýna çýkmamýþ olmasýna" baðlýyor ve hemen ardýndan bir haksýzlýðý iþaret ediyor: Bu ülkenin ekonomik birimlerine baktýðýnýz zaman yüzde 90'ý Anadolu'dan çýkma. Bugün TÜSÝAD üyeleri "Ýstanbul dukalýðý" olarak nitelense de, aslýnda gerçek böyle deðil. Bakarsanýz Vehbi Koç Ankara'dan, Sabancý Grubu Kayseri ve Adana'dan çýkýyor. Bugün TÜSÝAD'da büyük kurum ve kuruluþ olarak adý geçenleri sayýn, yüzde 90'ý bir þekilde Anadolu'da baþlayýp büyümüþ, sonra da doðal olarak finans ve ticaret merkezi olan Ýstanbul'a konuþlanmýþlardýr. Anadolu'da TÜSÝAD'a karþý bir saygý vardý ama biraz da kendilerinden çok uzakta görüyorlardý. Haklýlardý; yapý olarak TÜSÝAD büyük þirketlerin kuruluþuydu. Fakat uðraþtýðý konular itibariyle, kurucularýnýn kendi þirketlerine veya bireysel olarak kendilerine çýkar saðlamaya çalýþan, bunun için lobicilik yapan bir kurum deðildi. Þirketler kendi lobilerini kendileri yaparlarsa yaparlar, o hiçbir zaman TÜSÝAD'ýn kendi iç iþleyiþinde bir çalýþma olarak gündeme gelmedi. TÜSÝAD hiçbir zaman bir çýkar grubu olarak þekillenmedi. Asýl aðýrlýðýný Türkiye'nin üç temel sorunu olan ekonomik reformlar, siyasi öncelikler ve Kopenhag kriterlerini karþýlayacak siyasi reformlar konularýna verdi. Gündeme getirdiðimiz sorunlarý Türkiye için, Türkiye'nin ileriye dönük vizyonunda temel taþlar olarak gördük. Bunun böyle olduðunu paylaþmamýz gerekti. Anadolu sanayicilerinin de "TÜSÝAD olarak kendinize menfaat saðlýyor musunuz, saðlamýyor musunuz" diye þüpheleri vardý. Ama TÜSÝAD'ý bir çýkar grubu olarak görmek haksýzlýktý. Bu yanlýþ algýlamalar, TÜSÝBAK hareketiyle birlikte Anadolu'daki iþ dünyasýnda somut bir nitelik kazandýðý sýrada TÜSÝAD, Yücaoðlu'nun belirttiði üç ana konu ve buna baðlý olarak Türkiye'nin demokratikleþmesinde atýlmasý gereken adýmlara odaklanmýþtý. Ülkenin kronikleþmiþ sorunlarýna çözüm üretmeye talip bir kuruluþ olarak öne sürdüðü önerileri dolayýsýyla tartýþmalarýn merkezine oturmuþ, 90'lý yýllarýn ortasýnda geliþen siyasi koþullar nedeniyle de yalnýz kalmýþtý. Artýk bu çemberin dýþýna çýkma zamaný gelmiþti. TÜSÝAD, üyesi olduðu UNICE (BusinessEurope) ile bilgi ve deneyim paylaþýmý içindeydi. Kurumsal olarak bu yalnýzlýktan kurtulmanýn tek yolu, görüþ ve düþüncelerini Anadolu'ya yaymaktý. TÜSÝAD'ýn kendini Anadolu'ya anlatma ihtiyacý hissetmesi ile sayýlarý giderek artan Anadolu'daki sanayici ve iþadamlarý dernekleri arasýnda güç birliði oluþturma anlayýþý ve bunu TÜSÝAD çerçevesinde saðlama çabasýnýn zamanlamasý örtüþtü. Cengiz Turhan, bu çakýþmanýn öznel ve nesnel unsurlarýný þöyle anlatýyor: Anadolu'daki iþadamlarý bulunduklarý yerlerin öne çýkan figürleri, parlak insanlarýdýr. Çoðunluða göre demokratik eðilimleri de daha aðýr basar; Ankara'ya sesini duyurmasý için demokratik bir platforma ihtiyacý olduðunu bilir. Bu unsurlar, zaman içinde kendi kendilerine bir arayýþ içine girdiler. Bu arayýþ farklý yönlere, birtakým siyasi çizgilere doðru çekilmek de isteniyordu, ama daha baðýmsýz olmaya çalýþan birileri de vardý. Bu gruplardan bazýlarý, TÜSÝAD'ý örnek almak gerektiðini düþünerek, toplantýlarýna TÜSÝAD'ý davet etmeye baþladýlar. TÜSÝAD'ýn da davetleri kabul etmeye baþlamasý 1994 yýlýna rastlar Yýlýnda TÜRKONFED
56 Bu ziyaretler, Sakýp Sabancý'nýn Anadolu insanýna yakýn tavýrlarý ile þekillenmiþ, TÜSÝAD - Anadolu SÝAD'larý arasýndaki bað Halis Komili'nin temelini attýðý "kurumsal Anadolu ziyaretleri" ve Muharrem Kayhan'ýn bu konudaki inançlý tutumu ile güçlenmiþtir. Bu noktada Yücaoðlu da "Biz 90'larýn ortasýnda ciddi bir þekilde baþladýk Anadolu þehirlerini ziyaret etmeye" diyerek devam ediyor: TÜSÝAD baþkaný, TÜSÝAD yönetim kurulu üyeleri, dörder beþer kiþilik ekipler halinde Türkiye'nin bir sürü þehrine gittik ve orada üniversiteleri, o þehrin sanayi ve ticaret odalarýný davet ettik toplantýlarýmýza; onlarla bu düþünceleri paylaþtýk. Hem konuþmalar düzenledik, hem de soru-cevap halinde tartýþmalar yaptýk. SÝAD'larýn güç birliði oluþturma giriþiminin hemen baþýnda ortaya çýkýp TÜSÝBAK hareketi üzerinde de etkili olan "TÜSÝAD kaygýsý", tamamen ortadan kalkmasa da, zamanla etkisini yitirmeye yüz tuttu. Bu tutum deðiþikliðini Cengiz Turhan þöyle açýklýyor: Siyasetçiler iþlerine geldiðinde TÜSÝAD için farklý þeyler söyleyebilir ama Anadolu'da TÜSÝAD'ýn pýrýltýsýndan faydalanma güdüsü daha kuvvetlidir. Eleþtirenler bile TÜSÝAD'ý kendi toplantýlarýna davet edip katýlýmý artýrmaya çalýþýrlar. TÜSÝAD'ýn politikalarý þekillendirdiði konusunda müthiþ bir kanaat vardýr. "Biz de onu örnek alalým, tavrýmýzý koyalým" diye düþünürler. Konuya Ýstanbul sermayesi-anadolu sermayesi ekseninde bakýldýðýnda çatýþan çýkarlar da söz konusu olabilir. Ama orta yol uzun vadede bakýldýðýnda iþadamlarýnýn genel çýkarlarý nispeten ortaktýr. Bir defa TÜSÝAD kendi platformunda bir ekonomik çýkar örgütü gibi davranmýyordu, davranamýyordu. Çünkü o yapýda çok deðiþik unsurlar bir aradadýr ki TÜSÝAD'ýn aðýrlýðý da buradan gelir. TÜSÝAD, liberal ekonomi ile katýlýmcý demokrasiyi savunan, tabii ki büyük resimde bazý yapýsal þekillendirmeler üzerinde de sürekli çalýþan bir örgüttür. Yarattýðý etki gücü, kim ne kadar karþý çýkarsa çýksýn, inkâr edilemez bir düzeydedir. TÜSÝAD'a en çok karþý çýkanlar bile en sonunda masasýnýn alt gözüne uzandýðýnda, elinin altýnda bir TÜSÝAD raporu bulur. Oradan edindiði bilgileri kendi fikri gibi söyler. Anadolu'daki iþadamlarý için de cazip bir durumdur bu. "Biz de böyle yapalým" düþüncesi, örgütlenme için tetikleyici bir etki yaratmýþtýr. Nitekim TÜRKONFED'e giden yolda TÜSÝAD'ýn örnek alýnmasý, iliþkilerin kurulmasý ve süreklilik göstermesi böyle bir arzunun göstergesidir. Bu arzunun özü ise, Anadolu'nun Ankara ile daha güçlü iliþki kurma, "Ben kendi sesimi nasýl duyururum, kendi derdimi nasýl anlatýrým" düþüncesidir. Bu çaba da son derece normal, katýlýmcý demokrasinin bir parçasýdýr. TÜSÝBAK ve TÜSÝAD'da, her iki yapýda baþ gösteren birbirine yaklaþma ortak ihtiyacý böyle bir çizgide buluþtu ve TÜSÝAD'da Anadolu'ya açýlma fikrinin ilk adýmý, Halis Komili'nin baþkanlýk döneminde ( ), 1994 yýlýnda atýldý. Yönetim Kurulu Baþkaný Halis Komili ve bir grup TÜSÝAD heyeti, TÜSÝBAK hareketinin düzenlediði toplantýlara bu kez "gözlemci" olarak deðil "çaðrýlý" olarak katýlmaya baþladý. Halis Komili, TÜSÝAD'ýn, dýþardan yapýlan deðerlendirmelere göre farklý yorumlara neden olan tutumu konusunda bir düzeltmeyle giriyor söze: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 55
57 Ýlk bakýþta SÝAD'lar hareketine TÜSÝAD'ýn uzak durduðu gibi bir izlenim doðsa da gerçekte bu doðru deðil. Her þeyden önce TÜSÝAD'ýn kendisi için bile bir altyapý sorunu vardý. TÜSÝAD, daha önce bir "gençleþme" çabasýna girdi ve UNICE'ye üye oldu. Bu, Türkiye'nin AB üyeliði henüz belirsizken, "TÜSÝAD AB'ye girdi" anlamý taþýyordu. UNICE üyeliði, TÜSÝAD'ýn önüne yeni görevler getirdi. Mevcut yönetim yapýsý yeni durum ve geliþmeleri yönetmeye yetmedi. Bu durumu aþmak üzere genel sekreter arayýþýna girdik. Neticede Haluk Tükel'in göreve baþlamasýyla altyapý eksikliðinin giderilmesi çalýþmalarý da hýz kazandý. Haluk Tükel göreve baþlar baþlamaz, SÝAD toplantýlarýndan önce, UNICE genel sekreterlerinin Ýstanbul'da düzenlediði bir toplantýya katýldý. Biz de TÜSÝAD olarak, o sýrada her hafta yurtdýþýnda çeþitli toplantýlara katýlýyorduk. UNICE üyeliði, bizim açýmýzdan da çok öðretici oldu. O sýrada gördük ki Avrupa iþ dünyasý kuruluþlarý kendi içlerinde bu anlayýþa göre yapýlanmýþ. Örneðin TÜSÝAD'ýn Ýtalya'daki muadili CONFINDUSTRIA, çeþitli þehir veya bölgelere göre þubeleþerek bugünlere gelmiþ. Oysa TÜSÝAD'ýn yapýsý belli; þubeleþme gibi çalýþmalara da altyapý yetersizliði nedeniyle imkaný yok. Bu hazýrlýklarý hýzla tamamlandýktan sonra biz SÝAD'lar hareketine eðildik. O tarihte TÜSÝAD, AB müktesebatýna uyum saðlama çalýþmalarý çerçevesinde Türkiye'nin sesini güçlü bir profesyonel kadroyla Avrupa'da duyurmaya odaklanmýþtý. Merkez Bankasý'ndaki görevinden ayrýlarak TÜSÝAD Genel Sekreterliði'ne getirilen Haluk Tükel, asýl olarak bu iþle uðraþacaktý. Göreve baþlayacaðý gün, TÜSÝAD heyeti SÝAD'larýn Samsun'da düzenlediði toplantýdaydý. TÜSÝAD'daki ilk çalýþma gününe Samsun'daki toplantýda baþlayan Haluk Tükel, gördüklerinden fazlasýyla etkilenmiþti: Ben genel sekreter olarak 1 Temmuz 1994'te baþladým göreve. Bana "Samsun'a gel" dediler. Ýstanbul'a, TÜSÝAD genel merkezine hiç uðramadan, Ankara'dan Samsun'a geçtim. Epey kalabalýk bir grup toplanmýþtý. Söylemlerine baktýðýnýzda bir Avrupa kentinde olduðunuzu sanýrdýnýz. O gün TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Halis Komili, yýlbaþýnda yaþanan ekonomik kriz ve 5 Nisan Kararlarý'ný; Yönetim Kurulu Üyesi Ýbrahim Betil, bir bankacý olarak krizin bankacýlýk sektöründeki yansýmalarýný; (o sýrada) TÜSÝAD Danýþmaný Doç. Dr. Deniz Gökçe Türkiye'yi 5 Nisan Kararlarý'na getiren geliþmeleri anlattý. Erkut Bey (Yücaoðlu) de, hem çözümün devletin asli fonksiyonlarýna dönerek güçlenmesi olduðunu belirtti hem de soru-cevap kýsmýnda TÜSÝAD'ý anlattý. Çok güzel konuþmalardý. Kendi kendime, "Vay canýna" dedim. "Ne kadar ufuk açýcý bir konferans oldu." Sonra nereye gittiysem buna benzer, yol gösterici, ufuk açýcý seminer ve çalýþmalara tanýk oldum. Ben bir yandan TÜSÝAD'ýn yurtdýþý örgütlenmeleri için çalýþýrken ayný zamanda SÝAD hareketinde de çalýþtým. Bu mesele, TÜSÝAD içinde 1994 tarihinde bile en üst düzeyde konuþulan bir konuydu. Samsun'daki ilk temastan sonra Anadolu'da birçok kente gittik. Düzenlediðimiz her toplantýda kiþilik iþadamýyla katýlým muazzam olurdu. Konferans olarak düzenlenen Samsun toplantýsý (1 Temmuz 1994), her iki kesimin birbirini yüz yüze görüp konuþarak tanýmasýnda gerçekten de bir "ilk adým"dý. Samsun valisi ve ilin üst düzey yöneticilerinin de bulunduðu yaklaþýk 300 kiþinin katýldýðý konferans sonrasýnda, TÜSÝAD heyeti ile Çorum ve Amasya'dan gelen iþadamlarýnýn da yer aldýðý dar kapsamlý bir toplantý daha yapýlmýþ, gece topluca yenen yemekle noktalanmýþtý. Halis Komili, Samsun'daki ilk toplantý ve ardýndan gelen toplantýlarý, TÜSÝAD ile Anadolu iþ dünyasýnýn "Karþýlýklý tanýþma sürecinin baþlangýcý" olarak niteliyor: Bu toplantýlar, Bursa dýþýnda -çünkü BUSÝAD'la istiþari düzeyde iliþkilerimiz sürüyordu. BUSÝAD çalýþmalarýmýza katýlma konusunda çok istekliydi ve onlarla bir tür özel iliþkimiz vardý; genel kurullarýmýza ve baþka çalýþmalarýmýza davet ederdik- TÜSÝAD'ýn kurumsal olarak Anadolu ile kurduðu ilk temas niteliði taþýyordu. Baþlangýçta Deniz Gökçe, Ýbrahim Betil ve baþka arkadaþlarýmýz kendi alanlarýndaki konular Yýlýnda TÜRKONFED
58 üzerinde konuþmalar yapýyordu, ama o toplantýlar daha çok, televizyonlarda þimdi düzenlenen açýk oturumlara benzer sohbet toplantýlarýydý. O temaslar sýrasýnda biz TÜSÝAD olarak daha çok kendi çalýþma ve deneyimlerimizden örnekler verip açýk bir iletiþim kanalý kurmaya çalýþýyor, hemen ardýndan da iliþkiyi canlý tutmaya özen gösteriyorduk. Sonraki toplantýlarýmýzý programlarken, üniversitesi de olan þehir ve bölgeleri dikkate almaya özen gösterdik. O toplantýlarda dünya ve Türkiye ekonomisini ilgilendiren konularýn yaný sýra bölgesel kalkýnma ve bu çerçevede yerel iþadamlarýnýn oynayacaklarý roller üzerine konuþmalar da yapýyorduk, onlarýn dikkatlerini bu yöne de çekiyorduk. Görüþ alýþveriþi, iadeiziyaret ve baþta Yönetim Kurulu Baþkaný Halis Komili olmak üzere TÜSÝAD'ýn SÝAD hareketine gösterdiði ilgi süreci hýzlandýrdý. Her iki kesime de heyecan verici Samsun buluþmasýný, ayný yýl içinde düzenlenen iki toplantý daha izledi. TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Halis Komili, Yönetim Kurulu üyesi Dr. Erkut Yücaoðlu ve Doç. Dr. Deniz Gökçe, önce 2 Eylül 1994 tarihinde MESÝAD'ýn Mersin'de, hemen ardýndan da ESÝAD'ýn Eskiþehir'de düzenlediði konferanslara konuþmacý olarak katýldý TÜSÝAD-SÝAD Ýliþkileri Stratejisi Halis Komili baþkanlýðýndaki TÜSÝAD heyetinin 1994 yýlýnda Samsun, Eskiþehir ve Mersin SÝAD'larýný ziyaretiyle baþlayan "tanýþma ve görüþ aktarma" mahiyetindeki ilk temaslarý, potansiyeli bütün açýklýðýyla gözler önüne serecek ipuçlarýna sahipti. TÜSÝAD Genel Sekreterliði, 17 Þubat 1995'te, bu üç toplantýdan hareketle "TÜSÝAD- SÝAD iliþkilerinin geliþtirilmesine yönelik" bir strateji önerdi. Hazýrlanan raporda mevcut durum þu sözlerle belirleniyordu: Türkiye sathýnda son yýllarda kurulan ve sayýlarý hýzla artan Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri'nin (SÝAD) ülkemizin yaþamakta bulunduðu siyasal, sosyal ve ekonomik kriz þartlarýna toplumsal bir tepki olarak ortaya çýktýklarýný kabul etmek gerekir. Ancak, bu tepki, iliþkiye girilen SÝAD'lar ve diðer SÝAD'larýn faaliyetlerinden göründüðü kadarýyla kalýcý olmak ve belirli bir misyon çerçevesinde örgütlü kalmak, geliþmek ve yayýlmak istidadý gösterme eðilimindedir. TÜSÝAD, bu derneklere tecrübesi, misyonlarý, tutarlý çizgisi, etkinliði ve faaliyetleri itibariyle çekici ve cazip bir örnek kuruluþ olarak gözükmektedir. Ýstisnalar dýþýnda bütün SÝAD'lar þu veya bu þekilde TÜSÝAD'la iliþki kurmak istemekte ve ortak bir zemin arama çabasýna girmektedirler. Temas gezilerinin tanýþma, sýcak iliþki ve dostluklar kurulmasý ile "TÜSÝAD felsefesine yakýn, bir sivil toplum örgütü yapýsýnda çalýþmaya kararlý sanayici ve iþadamlarýyla kalýcý iliþkilerin oluþmasýný" saðladýðýna deðinen rapor, taraflarýn birbirinden farklý beklentiler içinde olduðunu iþaret etmektedir: TÜSÝAD'ýn bu hareketleri merkezi olarak örgütleme ve yönlendirme amacý olmamýþ ve sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluþlar olarak geliþmelerine yardýmcý olmayý hedeflemiþtir. Ancak, SÝAD'larýn beklentisi örgütsel iliþki ve eylem birliðidir. SÝAD'larý "tepki", "itibar", "politik" ve "TÜSÝAD modeli" olmak üzere dört grupta sýnýflandýran ve kuruluþ amacý ne olursa olsun, bütün SÝAD'larýn TÜSÝAD'la yakýndan ilgilendiðini ve sempatiyle baktýðýný belirten rapor, bu oluþumda TÜSÝAD'ýn SÝAD'larla iþbirliðini üç temel ilke üzerinden öngörmektedir. Bunlardan birincisi, TÜSÝAD felsefesini ve misyonunu yani, demokrasi ve insan haklarý, dýþa açýk piyasa ekonomisi ve 10.Yýlýnda TÜRKONFED 57
59 dünya ekonomisi ile entegrasyonu, benimsemiþ ve modern bir toplum anlayýþý etrafýnda kenetlenmiþ olmak. Ýkincisi, bölgede/ilde temsil yeteneði taþýyýp, yöresel ekonomik faaliyetlerin izleyicisi, belirleyicisi ve muhtemel geliþme yönlerini araþtýrarak o doðrultularda yönlendirici güce sahip olmak. Üçüncüsü ise sivil toplum örgütü ve gönüllü kuruluþ anlayýþý doðrultusunda, ülkenin sosyal-siyasal sorunlarý üzerine fikir üretmekle birlikte, herhangi bir siyasal partinin yan kuruluþu olmaktan veya yan kuruluþu gibi davranmaktan uzak durmak. Ýmzalanan Gümrük Birliði Antlaþmasý dolayýsýyla 1995 yýlý, Türkiye'nin AB üyeliði sürecinde önemli bir dönüm noktasýydý. Sivil toplum kuruluþlarýnýn daha çok rol üslenmesi anlamýna da gelen bu dönemde TÜSÝAD'ýn SÝAD'lar ile iliþkisi, belirlenen strateji doðrultusunda ilerledi. Temaslar 1995 yýlýnda Giresun, Çorum, Mersin, Denizli, Kocaeli ve diðer illerdeki toplantýlarla sürdü. Bütün bu süre boyunca TÜSÝAD, SÝAD'larýn karþýsýna "varlýklarýyla ülkemizde görmek istediðimiz çok sesliliðe büyük katkýda bulunan sivil toplum kuruluþlarýna 25 yýllýk deneyimini, bilgi birikimini ve dýþ dünya ile baðlantý olanaklarýný sunmaya her zaman hazýrdýr" görüþüyle çýkýyordu. Sayýlarý giderek çoðalan toplantýlarýn gündemleri de, geleceðin TÜSÝAD Baþkaný Erkut Yücaoðlu'nun belirttiði gibi, ekonomiyi ilgilendiren genel konularýn yaný sýra, giderek daha özel alanlara yöneliyordu: Ziyaretlerimizi gideceðimiz ilin ekonomik faaliyetinin büyüklüðüne, üniversitesi olup olmadýðýna bakarak belirliyor, gerektiðinde bir iki gün orada kalýyorduk. Yaklaþýk 30 kadar ili ziyaret ettik. Gittiðimiz yerlerde tartýþma konularýmýzýn yaný sýra gönüllü bir örgüt olduðumuzu, bütün masrafýmýzý örgüt olarak kendimizin karþýladýðýný da iþliyorduk. Yani "Biz aidatýný kendi kendine belirleyen, iyi bir idari kadro ve sekretaryaya sahip, dýþarýdan akademik çevrelerle yakýn çalýþan, raporlarýnýn çoðunu ciddi akademisyenlerin hazýrladýðý ve dolayýsýyla gönüllü olmanýn verdiði bir ferahlýk ve baðýmsýzlýk duyarlýlýðý içinde bir örgütüz, gelin bizimle bunu paylaþýn" diyorduk. "Nasýl yapacaðýz?" dediklerinde de "Kuracaksýnýz siz de kendi gönüllü örgütünüzü Bizim aidatlarýmýz yüksek, siz daha mütevazý aidatlarla bu topluluðu yaratabilirsiniz. Biz ülke politikalarýyla uðraþýyoruz, siz de yöresel olarak ne yapýlmasý lazým kendi çevrenizde, nedir potansiyeliniz, kendi potansiyelinizi keþfedin, ne hammaddeler var sizde, ne ihracat kaynaklarý var, nasýl bir üretim çerçevesi olabilir onlarý belirleyin" dedik. Ülke çapýndaki ilkelerle baðlarýný kopartmadan böyle de bir çalýþmanýn kendi yöreleri için faydalý olacaðý fikri birçok iþadamýna makul geldi. Çünkü ikisi birbirinden ayrýlmaz þeyler. Bir yandan piyasa ekonomisi derken, diðer yandan o ili koruyacak bir mekanizma kuramazsýnýz; bir ilde üretim yapýyorsanýz ülke çapýnda rekabete de açýk olmanýz gerekir Türkiye SÝAD'lar Platformu Doðuyor Avrupa Birliði üyesi olmuþ, demokratik, eþitsizlikleri nispeten giderilmiþ ve geliþmiþ ülke standartlarýný yakalamýþ bir Türkiye'yi amaçlayan iþadamlarýný bir araya getiren ve bu amaç doðrultusunda giderek çoðalan derneklerin yöneticileriyle düzenlenen toplantýlarýn sayýsý da artmaya baþladý. Bu kez toplantýlar, TÜSÝAD'ýn önerdiði doðrultuda, Doðu, Batý, Kuzey ve Güney Anadolu bölgeleri esasýna göre yapýlýyordu yýlýnýn Haziran ve Temmuz aylarýnda Mersin, Konya ve Ankara'da üç toplantý yapýlmýþ ve görüþ alýþveriþinde bulunulmuþtu. 7-9 Temmuz 1995 tarihinde Kocaeli Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'nin (KOSÝAD) ev sahipliðinde düzenlenen ve 23 SÝAD'ýn katýldýðý dördüncü toplantýda görüþler biraz daha netleþti. TÜMSÝAD hareketinin "siyasete bulaþtýðý için baþarýsýz kaldýðý" dile getirilen konuþmalarda SÝAD hareketinin Yýlýnda TÜRKONFED
60 TÜSÝAD'ýn iþaret ettiði doðrultuda sürdürülmesinin daha doðru olacaðý belirtildi. Hareketin ulaþtýðý boyut nedeniyle, çalýþmalarda uyulacak esaslardaki belirsizliðin, geçici olarak bir çeþit "Temel Ýlke Anlaþmasý" ile giderilmesi ile beþinci toplantýnýn Diyarbakýr'da düzenlenmesi için GÜNSÝAD'ýn görevlendirilmesi kararlaþtýrýldý. Kazandýðý aðýrlýk nedeniyle konu, 1996 yýlýnda kurulan, TÜSÝAD Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu'nun sorumluluðu içinde deðerlendirilmeye baþlandý. Komisyon, Genel Sekreterliðin daha önce önerdiði strateji doðrultusunda TÜSÝAD'ýn SÝAD'larla yürüttüðü iliþkileri geliþtirerek sürdürmeyi üstleniyordu. Bunun yaný sýra, "1995 yýlýnda SÝAD'larla ilgili geliþmeler yaþanýrken, yine ayný yýl içinde Giyim Sanayicileri Derneði, Türkiye Turizm Yatýrýmcýlarý Derneði ve Otomotiv Sanayicileri Derneði yöneticileri ile bir dizi temaslar oldu" sözleriyle, üzerinde daha sonra duracaðýmýz, sektör derneklerinin varlýðýna dikkat çekip, "SÝAD dýþýndaki mesleki örgütler öncelikli olarak komisyon tarafýndan yeniden deðerlendirmeye tabi tutulmalýdýr" önerisinde bulunuyordu. Samsun'da düzenlenen ilk toplantýnýn ardýndan üç yýllýk bir zaman dilimi geride býrakýlýp 1997 yýlýna gelindiðinde, SÝAD'larla iliþkilerde tanýþma ve birbirini anlama aþamasý geride býrakýlmýþ, nasýl bir yapýda buluþulacaðýnýn esaslarýna gelmiþti sýra. TÜSÝAD'da baþkanlýk el deðiþtirmiþ, bayraðý Muharrem Kayhan ( ) devralmýþtý. Aktif bir katýlýmcý olarak TÜSÝAD'ýn da bir parçasý olduðu SÝAD toplantýlarýnýn belli bir düzene kavuþmasý ve artýk sayýsý 50'ye yaklaþan SÝAD'larýn birbirleriyle tanýþmasý gerekiyordu. Bu amaçla 1997 yýlýnýn Ekim ayýnda, Ýstanbul'da Sabancý Center'da geniþ katýlýmlý bir toplantý planlandý. TÜSÝAD temsilcileri ve TÜSÝBAK bünyesindeki SÝAD'lar, Ege Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (ESÝAD) ile GÜNSÝAD baþkanlarýndan oluþan bir Hazýrlýk Komitesi oluþturuldu. Toplantý öncesi, her biri bir SÝAD baþkanýndan oluþan bir "hazýrlýk komitesi" oluþturuldu. Ancak ortada henüz kurumlaþma yönünde atýlmýþ somut bir adým, hatta oluþumun bir adý bile yoktu. Haluk Tükel'in "TÜRKONFED'in ideoloðu" olarak nitelediði, TÜSÝAD ve TÜRKONFED eski danýþmanlarýndan Cengiz Turhan, bu eksikliði gidermek üzere görevlendirildi ve Türkiye Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Platformu - Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri adlý sekiz maddelik bir metin kaleme aldý. Cengiz Turhan'ýn "Hareketin bir adý, anayasasý olsun dedik. Ben o zaman platform lafýný seviyordum ve ortaya çýkan oluþuma SÝAD Platformu adýný verdik, küçük bir Platform Ýlkeleri yazdýk" sözüyle andýðý metin, yasal anlamda hiçbir hüküm taþýmýyordu ama geleceðin TÜRKONFED'ini oluþturacak yapýnýn kendi içinde uymayý kabul ettiði ilk belgeydi. Türkiye Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Platformu - Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri, dört ana bölümden oluþuyordu. Ýlk bölümü oluþturan tek maddelik "Amaç ve Taným"da SÝAD Platformu adýndan ne anlaþýlmasý gerektiði þu sözlerle ifade ediliyordu: SÝAD Platformu, Türkiye'de ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde faaliyet gösteren, ortak ilke ve hedefleri benimseyen sanayici ve iþadamlarý derneklerinin ulusal kalkýnmaya katkýda bulunmak, bölgesel ve yerel geliþmeyi hýzlandýrmak için ortak projeler geliþtirmek, sorunlarý ve çözüm önerilerini kamuoyuna yetkili kurumlara duyurmak amacýyla güç birliði yaptýklarý ortak çalýþma zeminine verilen isimdir. Belgenin ikinci bölümü yine tek maddede "SÝAD Platformu Ýlkeleri"ni belirliyordu. Bu ilkeler þu þekilde sýralanmýþtý: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 59
61 Platforma katýlan Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri: Türkiye'nin kalkýnmasýnda özel sektöre dayalý sanayileþmenin önemini kavramýþ, Ülke kalkýnmasýnýn önündeki engellerin ancak köklü ve bilimsel temelli reformlarla aþýlabileceðini düþünen, Atatürk'ün çizdiði çaðdaþ uygarlýk hedefine, laik, demokratik ve insan haklarýna saygýlý bir hukuk devletine, piyasa ekonomisinin erdemlerine inanan, sosyal sorumluluklarýnýn bilincinde, Ülkemizin hýzlý kalkýnmasýnýn, ancak bölgelerin mevcut potansiyellerini en iyi þekilde deðerlendirmekle mümkün olabileceði inancýyla, bu doðrultuda çaba gösteren, Türkiye'nin Avrupa Birliði üyesi olmasý yönünde fikir birliðine sahip, Üyelerini bu ilkeler doðrultusunda seçen tüzel kiþiliðe sahip kuruluþlardýr. Platforma Katýlým" bölümü de tek maddeden oluþuyor, "Platformda yer alabilecek derneklerin yukarýda yazýlý ilke ve hedeflere ek olarak aþaðýdaki koþullara uymalarý beklenir" diyerek koþullarý sýralýyordu: Kuruluþ nedeni ile amacýnýn politik, etnik, dinsel ayrýmcýlýk ve hedeflere göre þekillenmediði baðýmsýz bir yapýya sahip olmak; Dernek merkezinin, derneðin faaliyet alanýný oluþturan, ismini aldýðý yerin sýnýrlarý içinde (bölge, il, ilçe, sanayi bölgesi) kurulu olmasý; dernek ulusal düzeyde faaliyet gösteriyor ise, merkezin ulusal sýnýrlar içinde bulunmasý; Üye kompozisyonu ile ismini taþýdýðý, faaliyet alaný olarak belirlediði yerin (ülke, bölge, il, ilçe, sanayi bölgesi) ekonomik gücünde önemli bir paya sahip olmak; Ýcra Komitesi tarafýndan önerilip Baþkanlar Kurulu'nun onayý ile karara baðlanan katýlým paylarýný düzenli olarak ödemek. TÜSÝAD'ýn da katýlýmýyla Ýstanbul'da gerçekleþen bu ilk büyük toplantýda Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri'nin kabul edilmesiyle birlikte: SÝAD'larýn yýllardýr düþe kalka sürdürdüðü ve en son TÜSÝBAK adýný aldýðý güç birliði hareketinin adý, SÝAD Zirve Mekanizmasý" adýný alýyordu. Bu oluþumla birlikte, hareketin geliþiminde TÜSÝAD'ýn rolü tartýþma konusu olmaktan çýkacaktý. Türkiye Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Platformu - Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri, ayrýca beþ maddelik "Çalýþma Þekli" bölümüyle SÝAD Platformu'nun örgütlenme aþamasýnda izleyeceði yol haritasýný da çýkartýyordu. Buna göre Türkiye SÝAD Platformu, Baþkanlar Kurulu, Ýcra Komitesi ve Danýþma Kurulu olmak üzere üç organ tarafýndan örgütlenecekti. Görevleri ayrýntýlý olarak tanýmlanmýþ her organ eþit oyla seçilecekti. En önemlisi, Platform üyesi derneklerde yönetim dönüþümlü olacaðýndan, adý geçen organlarda görev alan kiþiler de, görev süresi dolduktan sonra yerini yeni üyelere býrakacak ve böylece "yönetici bürokrasisi" önlenmiþ olacaktý. "Baþkanlar Kurulu" katýlýmcý SÝAD'larýn yönetim kurulu baþkanlarýndan oluþacak ve bir "Ýcra Komitesi" belirleyecekti. Komite, hem Platform'a katýlým baþvurularýný deðerlendirecek hem de SÝAD zirvelerini düzenleyecekti. Danýþma Kurulu ise Ýcra Komitesi'ne baðlý çalýþacaktý. Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri'nde son kýsým, Platform Katýlým Payý baþlýðýyla çalýþmalarýn finansmanýna ayrýlmýþtý. Çalýþma Ýlkeleri'nin sekizinci ve son maddesi bu konuyu da þöyle bir kurala baðlýyordu: Yýlýnda TÜRKONFED
62 Platforma katýlan derneklerden, Ýcra Komitesi'nin önerisi üzerine, Baþkanlar Kurulu tarafýndan karara baðlanan yýllýk katýlým payýný, en geç ilgili yýla ait SÝAD Zirvesi'nin yapýlacaðý tarihe kadar avans niteliðinde ödemeleri beklenir. Katýlým paylarý derneklerin 50 üyeye kadar, arasý ve 100'ün üzerindeki üye sayýlarýna göre farklý basamaklarda her yýl belirlenir. Yeni katýlým payýnýn belirlenmediði durumlarda bir önceki yýlýn tutarlarý geçerlidir. Katýlým paylarý Ýcra Komitesi tarafýndan zirve ve diðer faaliyetlere iliþkin ortak masraflarda kullanýlýr, masraflar katýlým payý ölçüsünde ilgili üyeye doðrudan fatura edilir. Komite baþkaný ve/veya üyelerinin yol, konaklama vb. toplantýlara katýlýmlarýyla ilgili masraflarý katýlým paylarýndan karþýlanmaz. Ýcra Komitesi, yýllýk gelir ve giderlerine iliþkin raporu, SÝAD Zirvesi'ni takip eden ilk Baþkanlar Kurulu'na sunar SÝAD Zirveleri Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri'nde güç birliðini saðlayacak yapýnýn omurgasý oturtulmuþ, oluþumu ileri götürecek organlarýn görev tanýmlarý ve iþleyiþ þekilleri belirlenmiþti. Bundan böyle oluþumun kabul edilen amaç ve ilkeler doðrultusunda çalýþmaya koyulmasý gerekiyordu. Bu doðrultuda en önemli rol SÝAD Zirveleri'ne ayrýlmýþtý. Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri, SÝAD Zirveleri'ni þu sözlerle tanýmlýyordu: Platformdaki SÝAD'larýn geniþ bir katýlýmla temsil edildikleri, bölgesel kalkýnma ve ülke kalkýnmasýyla ilgili konularýn ele alýndýðý, ortak proje ve görüþler çerçevesinde kamuoyuna dönük açýklamalarýn yapýldýðý, yýlda bir defa gerçekleþtirilen organizasyondur. SÝAD Zirvesi'ni tanýmlayan özellikler þunlardýr: Her yýl baþka bir icra komitesi üyesinin ev sahipliðinde olmak üzere, yýlda bir defa gerçekleþtirilir. Platforma katýlan SÝAD'larýn en kapsamlý tartýþma platformudur. Her SÝAD zirveye baðýmsýz kimliðiyle eþit koþullarda katýlýr. Hiçbir SÝAD'ýn ötekine üstünlüðü, diðerlerinden önceliði ve ayrýcalýðý yoktur. Zirveye sadece SÝAD baþkanlarý ve yönetim kurulu üyeleri deðil, platformdaki SÝAD'larýn üyeleri de katýlabilir. Her zirvenin bir ana konusu vardýr. Ancak bu konuya ek olarak, ülke kalkýnmasýný/menfaatini ilgilendiren diðer konular da gündeme alýnabilir. Zirvenin yapýldýðý yer öncelikli olmak üzere, her zirvede bölgelerin/illerin kendilerini baþarýlý projelerle tanýtabilecekleri, sorunlarýný ifade edebilecekleri ortamlarýn yaratýlmasý için çaba gösterilir. Ana konu öncelikli olacak þekilde, her zirvede bir bildiri hazýrlanýr ve kamuoyuna açýklanýr. Bildiri, katýlýmcý bir anlayýþla oluþturulur. Yayýnlanan metin, 1. SÝAD Zirvesi adýyla tarihi 17 Ekim 1997 olarak kesinleþen büyük toplantý öncesinde dolaþýma sunuldu. Zirve öncesinde SÝAD'larýn 6-8 Haziran 1997 tarihinde Eskiþehir'de düzenlediði TÜSÝBAK toplantýsýnda ele alýndý. Toplantýnýn ilk günü katýlýmcýlarýn çeþitli konulardaki konuþmalarýyla geçti. Sonraki günlerde yapýlan tartýþmalarda ise SÝAD'larýn güç birliði çalýþmalarýnda TÜSÝAD'ýn "olmazsa olmaz" nitelikteki belirleyiciliðine iliþkin bir irade doðdu. Doðan Bolak'ýn baþkanlýðýndaki TÜSÝAD Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu'nun, devlet ve hükümet düzeyindeki katýlýmý en üst düzeyde saðlama yönündeki yoðun çabalarý nedeniyle birkaç kez tarihi ileri atýlan 1. SÝAD Zirvesi'nin düzenleneceði 17 Ekim Cuma gününe gelindiðinde Sabancý Center'de heyecan doruktaydý. Sabancý Center'ýn 600 kiþilik konferans salonu aðzýna kadar dolmuþtu. Tam kadro denecek düzeyde TÜSÝAD, hükümeti temsilen Devlet Bakaný Iþýn Çelebi ve 50 SÝAD'ýn temsilcileri ve basýn mensuplarý salondaydý. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 61
63 Zirvenin açýlýþ konuþmasýnda TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Muharrem Kayhan ( ), "Türkiye'nin gerçekleþtirmesi gereken reformlarýn önündeki en büyük engelin, bu reformlarý gündeme getirecek hükümetlerin siyasi bedel ödeme riskleri olduðuna" dikkat çekti. Kayhan SÝAD baþkanlarýna seslenerek, "Hep birlikte bu ülkeye bir eþik atlatmak zorundayýz ama yarým adýmlarla eþik atlanmaz. Güçlü bir hamleye ihtiyacýmýz var. Bölge, sektör, büyük sermaye-küçük sermaye ayýrýmý yapmadan bu zirvede biraraya gelen 50 sanayici ve iþadamý derneðinin temsilcileri, Türkiye'nin sorunlarýna reformcu bir yaklaþýmla getirilecek kalýcý çözümlerin ülkeye nasýl bir hamle yaptýracaðýný en iyi bilen kiþilerdir" diyerek sözlerini baðladý. Devlet Bakaný Iþýn Çelebi ise TÜSÝAD Baþkaný Kayhan'ýn konuþmasýný destekledi. Zirvede TÜSÝAD Yüksek Ýstiþare Konseyi Onursal Baþkaný olarak bir konuþma yapan Sakýp Sabancý, liderliðin önemine dikkati çekti. "Aðlayan þirketleri güldüren liderlerdir" diyerek söze giren Sabancý, "25 yýl önce TÜSÝAD'ý kurarken 12 üyeyi zor bulmuþtuk. Bugün ise tüm Anadolu'da kurulmuþ iþadamlarý derneklerinin zirvesini yapýyoruz" diyerek bir bütün olarak iþ dünyasýnda kurumsallaþmanýn önemini vurguladý. Basýn-yayýn organlarýnýn oluþuma zirve öncesinde gösterdiði büyük ilgi, zirve sýrasýnda da sürdü. Dönemin en önemli haber kanalý NTV, zirvede yer alan tüm SÝAD baþkanlarýnýn katýldýðý bir tartýþma programýný, canlý yayýnla tüm Türkiye'ye aktardý. 1. SÝAD Zirvesi, her ne kadar TÜSÝAD ve SÝAD'larýn birbirleriyle "tanýþmasý" amacýný taþýyorsa da Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri gereðince, ana oturumlar dýþýnda üç "Çalýþma Komisyonu"nun da temeli atýldý: a. Sanayileþme ve Bölgesel Altyapý (Misyonu: Belirli parametrelere dayanarak bir ilin ya da bölgenin altyapý seviyesini belirlemeye çalýþan "Altyapý Seviyeleme Anketi"nin SÝAD'lar kanalýyla yurt sathýnda yaygýnlaþmasýnýn saðlanmasý). b. Yerel Yönetimler ve Bölgesel Kalkýnma (Misyonu: yerel yönetimleri yeniden yapýlandýrmak ve bunun sonucunda bölgesel kalkýnmayý teþvik edebilmek için yerel yönetim reformunun bir an önce çýkarýlmasýnda SÝAD'larýn bir baský grubu oluþturmasýný saðlamak). c. Toplam Kalite Yönetimi (Misyonu: Kalite bilincini ve toplam kalite yönetimini ülke çapýnda yaygýnlaþtýrmak). Katýlýmcý SÝAD'larýn baþkanlarý, zirve sonunda yayýnladýklarý bildiriyle, gelecekteki ortak çalýþmalarýna temel teþkil edecek görüþleri, 10 madde halinde kamuoyuna duyurdu. "1. SÝAD Zirvesi Baþkanlar Kurulu Bildirisi" adýyla yayýnlanan metin, manifesto niteliðinde, þu görüþleri dile getiriliyordu: Biz; demokratik, laik, insan haklarýna saygýlý bir hukuk devletine ve piyasa ekonomisine inanan, Türkiye'nin sorunlarýný ancak köklü reformlarla aþabileceðini ve bu yolla ülkemizin geliþmiþ ülkeler ve çaðdaþ uygarlýk seviyesini yakalayacaðýný düþünen gönüllü iþadamý dernekleri baþkanlarý, aþaðýdaki görüþlerin gelecekteki ortak çalýþmalarýmýza temel teþkil edeceðini kamuoyuna duyururuz: 1. Verimli çalýþan, etkin bir devlet için kamu yönetimi rasyonelleþtirilmeli, fertlere hükmeden, özel kurumlarla rekabet eden devlet, yerini, topluma hizmet eden devlete býrakmalýdýr. Akýllý ve radikal bir özelleþtirme ile devlet ekonomiden elini hýzla çekmelidir. 2. Ýdari örgütlenmede, yerinden yönetime aðýrlýk veren yeni bir felsefe benimsenmeli, bölge sanayilerinin ve KOBÝ'lerin uluslararasý pazarlara entegrasyonunu saðlayacak önlemler geliþtirilmelidir. 3. Siyasi Partiler Yasasý'nda yapýlacak deðiþikliklerle, partilerin bireyle devlet arasýnda köprü olma iþlevini gerektiði gibi yerine getirebilmesi saðlanmalýdýr. Parti içi demokrasi güçlendirilmeli, aday seçimleri demokratik bir yapýya kavuþturulmalýdýr Yýlýnda TÜRKONFED
64 4. Seçim sistemi seçmen tercihlerini daha iyi yansýtmalý ve istikrarlý hükümetler oluþmasýna imkân tanýmalýdýr. 5. Ülkenin ihtiyaç duyduðu reformlar þeffaf, demokratik, katýlýma açýk bir yönetim anlayýþý ile toplumsal uzlaþma zemininde gerçekleþtirilmelidir. 6. Toplumsal uzlaþma için eksiksiz bir demokrasinin tesis edilmesi, sivil toplum kurumlarýnýn önündeki engellerin kaldýrýlmasý ve insan haklarýna saygýlý bir hukuk devleti anlayýþýnýn yerleþtirilmesi þarttýr. 7. Toplumun temiz siyaset, temiz toplum özlemini karþýlayacak adýmlar hýzla atýlmalý, yargýnýn tam baðýmsýz, etkin ve hýzlý çalýþmasý için kapsamlý bir yargý reformu yapýlmalý, ceza ve kamu hukukunda kiþi haklan öncelikle korunmalýdýr. "Memurin Muhakematý" gibi yargý ayrýcalýklarý kaldýrýlmalý, milletvekili dokunulmazlýklarý sýnýrlandýrýlmalýdýr. 8. Sorunlarýn çözümünün en önemli anahtarý olan eðitim reformunun ilk adýmý 8 yýllýk eðitimle atýlmýþtýr. Bunu, eðitimin kalitesini yükseltecek, yetiþmiþ insan gücü ihtiyacýmýzý karþýlayacak yeni adýmlar izlemelidir. 9. Türkiye ekonomisinin yeniden yapýlanmasý, özellikle sosyal güvenlik ve vergi alanlarýnda reformcu bir felsefe benimsenmesi acil bir ihtiyaçtýr. 10. Türkiye, Avrupa Birliði perspektifinden vazgeçmeden, Gümrük Birliði'nin saðlayacaðý avantajlarý sonuna kadar kullanmalýdýr. Ülkenin ihtiyaç duyduðu reformlar AB'ye giriþin de anahtarýdýr. Yayýnlanan bu ilk "Baþkanlar Kurulu Bildirisi" sadece SÝAD hareketi için deðil, Türkiye'deki iþ dünyasýnýn geleceði için de birkaç bakýmdan bir dönüm noktasýnýn göstergesiydi: Anadolu'daki iþadamlarýnýn SÝAD adýyla örgütlenme çabasý, "kendiliðinden" olmaktan çýkýp belli bir hedefe yöneliyordu. SÝAD'larýn 1988 yýlýndan itibaren sürdürdüðü güç birliði arayýþý, sivil toplum kuruluþu ilkeleri doðrultusunda devam edecekti. Türkiye ekonomisinin motor gücünü oluþturan iþadamlarýnýn temsilcisi TÜSÝAD ile Anadolu sermayesinin temsilcisi SÝAD'lar, bir önyargýyý yýkarak ortak zeminde kucaklaþmýþtý. SÝAD'larýn çalýþmalarýnýn, iki ana organ olan "Baþkanlar Kurulu" ve "Zirve Planlama Komitesi" aracýlýðýyla yürütülmesinin kararlaþtýrýldýðý 1. Zirve'nin son gününde, Çalýþma Ýlkeleri çerçevesinde, 2. SÝAD Zirvesi'ne hangi SÝAD'ýn ev sahipliði yapacaðý gündeme geldi. Üç þehir, Bursa, Antalya ve Ankara, 2. Zirve'nin ev sahipliðine talip oldu. Ortaya çýkan tatlý rekabetin nasýl sonuçlandýðýný o tarihte BUSÝAD Yönetim Kurulu Üyesi olan Celal Beysel anlatýyor: Biz BUSÝAD olarak toplantýya hazýrlýklý gelmiþtik. Ben yönetim kurulu üyesiydim o tarihte. Baþkanýmýz Erol Türkün, genel sekreter de, o sýrada Bursa Büyükþehir Belediye Baþkaný olan Erdoðan Bilenser'di. Erol Türkün'le birlikte, bilgisayar desteðinde bir sunu hazýrladýk. Bu sunuda davetlerden otel fiyatlarýna ve ulaþýma kadar bütün ayrýntýlar vardý. Toplantýyý nasýl düzenleyeceðimizi konuþurken, Erdoðan Bilenser reklamcý da olduðu için bilir bu iþleri, "Toplantýyý Uludað'da yapalým; Davos Zirvesi gibi her sene tekrarlayalým" dedi. Bir sonraki yýl düzenlenecek zirvenin kendi illerinde gerçekleþmesini isteyen baþka SÝAD'lar da vardý ama sonuçta biz hem var olanlardan daha eski ve dolayýsýyla tecrübeli, hem de kendi binasýna, toplantý salonuna sahip bir SÝAD'dýk. Ev sahipliði konusu sonuçta oy birliðiyle BUSÝAD üzerinde kaldý. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 63
65 BUSÝAD, 9-10 Aralýk 1988 tarihinde Uludað'da düzenlenecek olan "2. SÝAD Zirvesi"nin sadece ev sahibi deðildi. Çalýþma Ýlkeleri'nde çerçevesi çizilen "Her zirvenin bir temasý vardýr" ilkesinin ilk örneðini de oluþturacaktý. Yönetim kurulu üyeleri arasýnda, "Madem toplanýyoruz, sivil toplum kuruluþlarý olarak tavrýmýzý ortaya koyalým. Zirvede kendi seçtiðimiz bir konuyu ele alalým." fikri aðýr bastý. Böylece BUSÝAD Yönetim Kurulu, 2. SÝAD Zirvesi için iddialý bir baþlýk seçti: Siyasette Reform. Erdoðan Bilenser, tema seçimindeki hareket noktalarýný þu sözlerle açýklýyordu: Serbest piyasa ekonomilerinde iþadamlarýnýn görevleri, ülkenin geliþmesi ve zenginleþmesi için zorunlu olan üretimi ve katma deðeri zaman içinde artýrarak gerçekleþtirmek, yatýrýmlarýyla yeni istihdam alanlarý yaratmak ve vergileriyle devlet harcamalarýný karþýlayacak kaynaðý saðlamaktýr. Devletin görevi ise toplumun diðer kesimleri gibi iþadamlarýnýn da toplumsal görevlerini herhangi bir engelle karþýlaþmadan gerçekleþtirecekleri özgür, ekonomik, sosyal ve siyasal ortamý yaratmaktýr. Devletin piyasalarda yaþanan týkanýklýðý ortadan kaldýrabilmesi için siyasetin yeniden yapýlanmasý zorunluluk olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Bu nedenle "Siyasette Reform" kaçýnýlmaz olarak en kýsa sürede ele alýnmalýdýr. O sýrada kamuoyunda Refahyol olarak bilinen Doðru Yol Partisi-Refah Partisi koalisyonu düþürülmüþ (1997), Cumhurbaþkaný Süleyman Demirel'in görevlendirmesiyle, Anavatan Partisi (ANAP) Genel Baþkaný Mesut Yýlmaz'ýn kurduðu ANAP-Demokratik Sol Parti ve Demokrat Türkiye Partisi (ANASOL-D olarak da bilinen) koalisyon hükümeti, 256'ya karþýlýk 281 oyla güvenoyu alarak iþbaþýna gelmiþti (30 Haziran 1997). Cumhuriyet Halk Partisi'nin dýþardan desteklediði hükümet, hayatý pamuk ipliðine baðlý bir azýnlýk koalisyonu olarak görev yapýyordu. Hükümet ilk yýlýný doldurduðunda gündeme gelen yolsuzluk iddialarý üzerine basýn-yayýn organlarýnda "Temiz Siyaset" kampanyalarý düzenlenmeye baþlamýþtý. BUSÝAD'ýn ikinci SÝAD zirvesi için seçtiði "Siyasette Reform" konusu, gündemin tam da ortasýna oturmuþtu. Hemen bir ön çalýþma grubu kuruldu. Grupta, BUSÝAD'dan Erol Türkün, Celal Beysel ve Erdoðan Bilenser; TÜSÝAD'dan Doðan Bolak, Haluk Tükel ve Arzu Turhan ile Antalya, Trabzon, Ankara SÝAD'larýndan üyeler ve Ýshak Alaton yer alýyordu. Grubun akademisyen kanadýný ise Prof. Dr. Nur Vergin, Prof. Dr. Erdal Türkkan, (o tarihte) Doç. Dr. Seyfettin Gürsel, Doç. Dr. Ayþe Kadýoðlu oluþturuyordu. Adý geçen isimler "Siyasette Durum Deðerlendirmesi" yapacaktý. BUSÝAD, "Siyasette Reform" üzerine söyleyeceklerini sadece bu kadroyla sýnýrlý tutmak yerine, katýlýmcýlýðý saðlamak ve özendirici olmak için, konuyu tüm SÝAD'larýn tartýþmasýna açtý. Bunun yöntemini belirlemek üzere de Prof. Dr. Metin Ger görevlendirildi. O da, medya ile iliþkiler dahil, Türk siyasetinde yozlaþmaya neden olan bütün yapýsal sorunlarý bir anket formunda ele alarak, Türkiye çapýnda 800 SÝAD üyesinin görüþlerine baþvurdu. Çalýþmalarýn tamamý, zirve öncesinde katýlýmcýlara daðýtýlmak üzere bir kitapçýk halinde yayýmlandý. Uludað'da 9-10 Aralýk 1998 tarihinde toplanan 2. SÝAD Zirvesi'ne, beklenenin üzerinde, 49 SÝAD'dan 800'e iþadamý katýldý. Son derece coþkulu geçen toplantýda, siyasi partilere üyelik ve parti içi seçimlerin ilçe seçim kurullarýnca denetlenmesi; cumhurbaþkanýnýn iki turlu seçim sisteminde halkoyuyla seçilmesi, siyasi partilerin gelirlerinin denetlenebilmesinin gerekliliði; milletvekillerinin parti deðiþtirmelerinin yasaklanmasý, Yýlýnda TÜRKONFED
66 milletvekili dokunulmazlýðýnýn kürsü dokunulmazlýðýyla sýnýrlandýrýlmasý gibi, Türk siyasi tarihi için o tarihlerde son derece yeni ve ileri öneriler dile getirildi. Bu zirvede, ilk zirvede kurulmuþ olan komisyonlarýn çalýþma sonuçlarý da SÝAD üyelerine ve kamuoyuna sunuldu. Sanayileþme ve Bölgesel Altyapý, Yerel Yönetimler ve Bölgesel Kalkýnma ve Toplam Kalite Yönetimi Komisyonlarý, tamamladýklarý çalýþmalarýn özetlerini bir kitapçýk halinde yayýnlayarak katýlýmcýlara daðýttý. Baþkanlar Kurulu, toplantý sonrasýnda hazýrlanan bildiriyi 11 Aralýk 1998 tarihinde basýnla paylaþtý. Bildiri, sonraki günlerde de basýnda geniþ yer buldu. Ýlginçtir, Baþkanlar Kurulu bildirisinin yayýnlandýðý günden tam bir ay sonra ANASOL-D koalisyonunu dýþarýdan destekleyen CHP'nin hükümet aleyhine verdiði gensoru önergesi Meclis'te kabul edildi ve hükümet düþtü (11 Ocak 1999). 2. SÝAD Zirvesi'nin sonunda, bir sonraki zirvenin ev sahibi de belirlendi. Planlama Komitesi'nde yer alan ancak yýl içindeki toplantýlara ve zirveye katýlmayan Trabzon SÝAD'ýn yerine 3. Zirve'nin ev sahipliðini Mersin Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'nin (MESÝAD) yapmasý kararlaþtýrýldý. 25 Kasým 1999'da Mersin'de düzenlenen 3. Zirve'nin Planlama Komitesi'ni, bir önceki zirvenin ev sahibi BUSÝAD, 3. Zirve'nin ev sahipliðini üstlenen MESÝAD, bir sonraki zirvenin ev sahibi olacak Þanlýurfa Sanayici ve Ýþadamlarý Demeði (ÞUSÝAD) ile Kayseri Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði (KAYSÝAD) ve Gaziantep Sanayici ve Ýþadamlarý Demeði (GASÝAD) oluþturuyordu. Zirve temasý olarak "Ekonomide Reform" seçildi. Bu konuyla ilgili sanayici ve iþadamý görüþlerini belirlemeye yönelik anketi bu kez, 1'i KKTC'den olmak üzere bu kez 75 SÝAD'dan 1027 iþadamý cevap verdi. Yine zirve öncesinde gerçekleþtirilen grup çalýþmalarýyla, "Ekonomide Reform" bildirisi, anket sonuçlarýna dayanarak kaleme alýndý. Böylece SÝAD'lar Türkiye'de gerçekleþtirilmesini uygun gördükleri ekonomik reformlarla ilgili görüþlerini ortak bir bildiriyle kamuoyuna duyurdu yýlýnýn ilk Baþkanlar Kurulu toplantýsý 28 Nisan'da KKTC-Girne'de yapýldý. Girne Baþkanlar Kurulu, SÝAD zirvelerinin finansmaný için bir fon kurulmasý kararýyla önem kazandý. Toplantýdan çýkan ortak basýn açýklamasýyla da, SIAD'larýn, Cumhurbaþkanlýðý seçimleriyle ilgili görüþleri ve hükümetin çalýþmalarýnda görülen eksiklikler dile getirildi; ayrýca Kýbrýs Sorunu'na deðinildi. 17 Kasým 2000'de Þanlýurfa'da düzenlenen 4. SÝAD Zirvesi, 7 dernekten oluþan bir komite tarafýndan planlandý. Söz konusu komitede, bir önceki zirvenin ev sahibi ÞUSÝAD'ýn yaný sýra, bir önceki zirveyi düzenleyen MESÝAD, bir sonraki zirveyi düzenlemesi kararlaþtýrýlan ANSÝAD ile GASÝAD, KAYSÝAD, TSÝAD ve ESÝAD yer aldý. "AB Yolunda Tarýmda Reform" temalý 4. Zirve de baþarýyla tamamlandý. Þanlýurfa'da düzenlenen 4. SÝAD Zirvesi, TÜRKONFED tarihinde önemli bir kilometre taþý oluþturuyordu. Cengiz Turhan'ýn 1997 yýlýnda kaleme aldýðý, SÝAD hareketinin yýllarý arasýndaki iþleyiþine kýlavuzluk eden "Türkiye Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Platformu (Türkiye SÝAD Platformu) Çalýþma Ýlkeleri," katýlýmcý derneklerin tamamý tarafýndan kabul edilip imzalanarak resmiyet kazandý. Böylece 1988 yýlýndan beri çeþitli adlarla anýlan SÝAD hareketi, Türkiye SÝAD Platformu (TSP) kimliðiyle kurumsallaþarak yoluna devam edeceðini de onaylamýþ oldu. Çalýþma Ýlkeleri'nin resmiyet kazanmasýyla birlikte, daha önce SÝAD zirvelerini düzenleyen "Planlama Komitesi" de bundan böyle "SÝAD Ýcra Komitesi" adýyla görev yapmaya baþladý. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 65
67 4. Zirvenin ardýndan Türkiye SÝAD Platformu, SÝAD Ýcra Komitesi, 5. SÝAD Zirvesi'ni 9 Kasým 2001'de "Yargýda Reform" baþlýðýyla Antalya'da; 6. Zirve'yi Aralýk 2002'de "Türkiye'de Ýþsizlik ve Ýþsizlikle Mücadele Politikalarý" baþlýðýyla Trabzon'da; 7. Zirve'yi Aralýk 2003 tarihinde "Türkiye'de Giriþimciliðin Sorunlarý ve Giderilmesi" baþlýðýyla Ýzmir'de; 8. Zirve'yi de 2-4 Aralýk 2004 tarihinde "Yoksullukla Mücadele ve Bölgesel Kalkýnma" baþlýðýyla Diyarbakýr'da yaptý. Mevcut yasalar derneklerin bir araya gelip federasyon ve konfederasyon oluþturmasýna izin vermese de benzer çalýþmalar ekonominin deðiþik sektörlerinde kurulmuþ bulunan dernekler kapsamýnda da yürütülüyordu Sektörlerde Örgütlenme Çalýþmalarý Türk iþ dünyasýnda, büyük sermaye sahibi iþadamlarýnýn hem kamuoyuna kendilerini anlatmak hem de siyasi iktidarlara seslerini daha çok duyurmak ihtiyacýyla sivil toplum kuruluþu niteliðinde örgütlenme çalýþmalarý, 1960'lý yýllardan itibaren hýz kazandý. Bu çabalarýn en somut örneðini TÜSÝAD oluþturdu ve TÜSÝAD, kurulduðu 1971 yýlýndan itibaren genel anlamda Türk iþ dünyasýnda temsil niteliði en yüksek kuruluþ haline geldi. Öte yandan, bu örgütlenmenin yaný sýra sanayinin çeþitli sektörlerinde TÜSÝAD'dan önce ve sonra kurulmuþ baþka dernekler de söz konusuydu. Örneðin Türk Çimento Müstahsilleri Birliði (1957), Demir Çelik Üreticileri Derneði (1970), Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneði (1972), Otomotiv Sanayicileri Derneði (1974), Uluslararasý Nakliyeciler Derneði (1974), kendi alanlarýnda varlýk gösteren sivil toplum kuruluþlarýndan sadece birkaçýydý (Adý geçen sektörlerde iþ yapan iþadamlarýnýn bazýlarý da TÜSÝAD üyesiydi). Daha sonra Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) adýný alacak olan oluþumun kurucu baþkaný, Doç. Dr. Güngör Keþci, kendi yaþamýndan hareketle, sektörlerdeki örgütlenme hareketinin ortaya çýkýþ gerekçelerini þöyle anlatýyor: Her ülkede hükümetler, devlet kurumlarý ülkeyi yönetmek için çalýþýr. Sivil toplumun da ihtiyaçlarýný devlete, hükümete iletebilmesi için örgütlenmesi gerekir. Dolayýsýyla bulunduðum her sektörde, o sektörle ilgili bir üstyapý kurumu, sivil toplum kuruluþu olmasý gerektiðini düþünürüm. Çünkü o sivil toplum kuruluþunun bulunduðu sektörde çalýþma ortamýnýn iyileþmesi ve sektörü elbirliðiyle daha ileri götürebilmesi için muhakkak bir çalýþma yapmasý gerektiðine inanýrým. Amerika'dan dönüp akademik çalýþmalarýmý býrakarak demir çelik sektöründe görev aldýðým zaman araþtýrdým, bulunduðum sektörde Demir Çelik Üreticileri Derneði vardý. Genel müdürlük görevimin yaný sýra sektörün problemlerini tartýþmak, sektörün geliþmesi için strateji geliþtirmek gibi amaçlarla derneðin faaliyetlerine de katýldým. Gerek üretim teknolojisi gerek çalýþma ortamýnýn iyileþtirilmesi, gerek sektörün ihtiyaçlarýný, mesela enerji o sektörde çok önemlidir, karþýlamaya dönük çalýþmalar yaptým. Daha sonra demir çelik sektöründen ayrýlýp hazýr giyim sektöründe kendi imalatýmýz ürünlerle dünyanýn önemli markalarýna hizmet etmeyi, uluslararasý ticareti amaçlayan kendi þirketimizi kurduk. Ayný amaçla yeni sektörümün 1970'li yýllarda kurulmuþ olan Ýstanbul Hazýr Giyim Konfeksiyon Ýhracatçý Birlikleri (ÝTKÝB) ve Türkiye Giyim Sanayicileri Derneði ile temasa geçtim. Ayný zamanda TÜSÝAD üyesiydim ve her üçünde de çalýþýyordum. TÜSÝAD'da Mesleki Örgütler Komitesi adý altýnda bir komitemiz vardý. Sektörlerin sorunlarýný tartýþtýðýmýz o komitede deðiþik sektörlerden TÜSÝAD üyesi arkadaþlar yer alýrdý. "Sektörler nasýl geliþtirilir, bu çerçevede TÜSÝAD'da ne tür çalýþmalar yapabiliriz" sorularýna cevaplar arýyor, bu þekilde ilerliyorduk Yýlýnda TÜRKONFED
68 Ekonominin belli baþlý sektörlerinde, mevcut iþ dünyasý örgütlerinden baðýmsýz, tamamen gönüllülük temeline dayalý bir sivil toplum kuruluþu oluþturma çabalarý TÜSÝAD'ýn kuruluþundan çok önceki tarihlere rastlýyordu. Ancak TÜSÝAD'ýn çalýþmaya baþlamasý ve yýllar içinde ekonominin genel gidiþatýndaki iyileþmeyle birlikte hemen her sektörde örgütlenme çabalarý yüksek bir ivme kazandý ve sektör derneklerinin sayýlarý kýsa sürede arttý. Doç. Dr. Güngör Keþci, Anadolu'daki SÝAD'lara kýyasla sektörlerde gözlemlenen bu dernekleþme ve hemen ardýndan da Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) altýnda toparlanabilme hýzýný þöyle deðerlendiriyor: Sektör dernekleri, diyelim ki otomotiv, makarna ya da biliþim sektöründeki derneklerin her biri kendi konularýnda uzmanlaþmýþ, o sektörü geliþtirmeye çalýþan kimselerden meydana gelir. Bu derneklerin her birinin yönetim kurulundaki arkadaþlar, sektörü iyileþtirme yoluna baþ koymuþ, sektörleriyle çok yakýndan ilgili, entelektüel düzeyi yüksek ve ilgili olduðu sektörün önde gelen þirketlerinin ya yönetim kurulu baþkaný ya yönetim kurulu üyesi ya da yetiþtirilmek üzere görevlendirilmiþ bir üst yöneticidir. Mesela SEDEFED, Otomotiv Sanayicileri Derneði, Turizm Yatýrýmcýlarý Derneði, Kimya Sanayicileri Derneði, Makine Ýmalatçýlarý Birliði, Çimento Müstahsilleri Derneði gibi, tamamen üretici þirketlerin oluþturduðu bir federasyondur. Merkezi Ýstanbul'dur ama Konya'da, Afyon'da, Ýzmir'de, Diyarbakýr'da fabrikasý olan arkadaþlarýmýz vardýr. Bu açýklamada dikkat çeken bir olgu, sektör derneklerinin firma temelli temsil yeteneðine sahip kuruluþlar oluþuydu. Bir diðeriyse, sözü edilen sektörlerdeki firmalarýn çok büyük bölümünün ihracata açýk, sýnai üretim içinde bulunmasýydý. 80'li yýllarýn sanayiyi geliþtirme ve ihracata dayalý teþvik politikalarýnýn baþarýya ulaþmasýndaki en büyük rolü, Türkiye'nin çeþitli bölgelerine daðýlmýþ, irili ufaklý bu üretici firmalar üstlenmiþti. Türkiye'ye yabancý sermayenin giriþindeki artýþla birlikte firmalarýn el deðiþtirmesi ve/veya kurulan yabancý sermaye ortaklýklarý, küreselleþme çerçevesinde sektörlerde rekabeti artýrmýþ, farklý sorunlarýn doðmasýna da neden olmuþtur. Anadolu'daki SÝAD hareketinin örgütlenmede ulaþtýðý olgunluk aþamasýnda, ekonominin motor gücünü oluþturan sektör derneklerinin de bir çatý altýnda toplanmasý kaçýnýlmaz hale gelmiþti. Zaten konu, 1996 yýlýnda TÜSÝAD Genel Sekreterliði içinde kurulan Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu'nun da gündem maddelerinden birini oluþturuyordu. Bu çerçevede belirlenen strateji doðrultusunda TÜSÝAD, Anadolu'daki SÝAD hareketiyle kurduðu iliþkiye paralel olarak 1995 yýlýndan itibaren, sektör dernekleriyle de temasýný geliþtirmeye koyuldu. TÜSÝAD felsefesi ile ortak hareket etme yönünde ilk giriþim, 1995 yýlýnda Türkiye Giyim Sanayicileri Derneði, Türkiye Turizm Yatýrýmcýlarý Derneði ve Otomotiv Sanayicileri Derneði'nden geldi. Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu da zaten iliþkilerin geliþtirilerek sürdürülmesinden yanaydý ve TÜSÝAD, 1997 yýlýndan itibaren "Rekabet Gücü" çalýþmalarý kapsamýnda sektörel derneklerle ortak raporlar hazýrlamaya baþladý. Ýlerleyen yýllarda sýra sektör derneklerini bir çatý altýnda toplamaya geldiðinde yapýlanlarý Erkut Yücaoðlu anlatýyor: TÜSÝAD olarak biz, sektörel derneklerin bir federasyon olarak örgütlenmesini arzuladýk ve çalýþmalarýmýza sektör derneklerini, demir çelikçileri, çimentocularý, otomotivcileri davet ettik. "Sizin bugüne kadar gayet ciddi çalýþan dernekleriniz var. Kendi problemlerinizi, kendi potansiyelinizi en iyi siz biliyorsunuz. Yani otomotiv sektörünün bölgede veya dünyada söz sahibi olmasý için ne yapmasý lazým? Siz oturup bunu yabancý ortaklarýnýzla da müzakere edin" dedik. Bu yaklaþým, sektör derneklerini de ilgi odaðýna taþýdý. Sonunda, benden sonraki dönemde temaslarýmýz artýk tamamen genel teþkilatlanma üzerine yürütüldü. SÝAD'lar federasyonlaþarak bölgesel federasyonlar kurdular. Sektör dernekleri SEDEFED olarak organize oldu. Bu noktada cevap bulunmasý gereken soru, bu federasyonlarýn en üstteki çatýsý kim olacak? TÜRKONFED de orada yapýlandý. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 67
69 2000 yýlýnda Þanlýurfa'da düzenlenen "AB Ýle Bütünleþme Sürecinde Tarýmda Reform" baþlýklý 4. SÝAD Zirvesi, bu bakýmdan da önem taþýyordu. Baþkanlar Kurulu Bildirisi "Rekabet gücünün geliþtirilmesi, yapýsal dönüþüm ve kaynak verimliliðini artýrma yolundaki kararlý ve gerçekçi seçimlere baðlýdýr" diyerek, rekabet gücünün geliþtirilmesi için gereken bir dizi öneri sunuyordu. 4. SÝAD Zirvesi'nde kabul edilen Çalýþma Ýlkeleri ile birlikte Türk iþ dünyasýnýn TÜSÝAD dýþýnda kalan kesiminin örgütlenmesi Türkiye SÝAD Platformu ve Sektörel Dernekler Platformu (SDP) olarak iki koldan yürür hale geldi. Oluþumun TÜSÝAD'la iliþkisini TÜSÝAD Bölüm Sorumlusu Arzu Turhan (TSP) ile Mustafa Mente (SDP) yürütüyordu. Günümüzde Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi (TÝM) Genel Sekreteri olan Mente, "Ben Eylül 2000'de uzman yardýmcýsý olarak TÜSÝAD Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu'nda çalýþmaya baþladým ve akabinde de Þanlýurfa Zirvesi'ne gittim" diyerek, sektör dernekleri örgütlenmesinde izlenen yolu anlatýyor: TÜSÝAD, o tarihte sektörlere dayalý Rekabet Gücü analizleri ve raporlar yayýnlamaya baþlamýþtý yýlýnda TÜSÝAD'ýn, kendi üyelerinin de üyesi olduðu, yaklaþýk sektör derneðiyle temas ve iþbirliði vardý; ama bu iliþki henüz sistematik deðildi. Genel Sekreterimiz Haluk (Tükel) Bey, "Biz madem Anadolu'daki giriþimcilerle SÝAD'lar aracýlýðýyla bir platform kurduk ve geliþtirdik, sektör dernekleriyle de sanayiye ulaþalým" dedi. Gerçekten de SÝAD hareketi, ete kemiðe bürünmüþ;4. SÝAD Zirvesi'yle Türkiye SÝAD Platformu adýnýn içini dolduracak düzeye gelmiþti. Zirvenin hemen ertesinde, yýlsonuna doðru, Sektörel Dernekler Platformu'nu oluþturmaya karar verdik. Kararýn hemen ardýndan, örgütlenmeyi yürütmek üzere, yedi kiþilik bir Ýcra Komitesi kurulmasý için, TÜSÝAD'ýn temasta olduðu 25 kadar dernek toplantýya davet edildi. Katýlýmcý dernekler, aralarýnda belirlediði yedi derneðin baþkanýndan oluþan bir Ýcra Kurulu oluþturdu. Ýcra Kurulu da Sektörel Dernekler Platformu'nun baþkanlýðýna, o sýrada Türkiye Giyim Sanayicileri Derneði'nin Baþkaný olan Güngör Keþci'yi seçti. Hemen iþe koyulan Ýcra Komitesi'nin çalýþmalarýný yine Mustafa Mente aktarýyor: Güngör Bey'in göreve baþlamasýyla birlikte ilk adýmý Ankara'da bakanlýk ziyaretleriyle attýk. Þimdi TÜSÝAD Genel Sekreteri olan Ali Zafer Yavan, o sýrada TÜSÝAD'ýn Ankara Temsilcisi'ydi ve o zamanki ziyaretlerimiz için kendisiyle temasa geçerdik. Ýlk ziyaretimizi, o sýrada Hazine ve Dýþ Ticaret Müsteþarý olankürþat Tüzmen'e yapmýþtýk. Daha sonra Çalýþma Bakaný Yaþar Okuyan'a gittik. Sektörleri ilgilendiren sorunlarýn dile getirilmesi ve çözüm önerilerimizi Ankara'ya iletme çalýþmalarýmýz belli bir düzene kavuþunca basýn da bize ilgi göstermeye baþladý. Ardýndan yeni üyeler katýldý aramýza. Önce Uluslararasý Nakliyeciler Derneði (UND) ve Turizm Yatýrýmcýlarý Derneði geldi, sonra seramikçiler ve diðerleri. Ýcra Komitesi'nin üye sayýsý 7'den 9'a çýktý. Böylece Sektör Dernekleri Platformu da, SÝAD Platformu'ndakine benzer, sürekliliði olan bir çalýþma temposuna girmiþti. Hem sektörleri ilgilendiren sorunlarda üretilen çözüm önerileri Ankara'da ilgili bakanlýklara aktarýlýyor hem de örneðin, Türkiye'nin AB ile iliþkilerinde ilerleme saðlayacak konularda siyasi mekanizmalarý daha kalýcý kýlmaya yönelik temaslar geliþtiriliyordu. SDP, kendisine temel çalýþma ve faaliyet alaný olarak, rekabet ve rekabet gücünün artýrýlmasý çalýþmalarýný seçti. TSP ise, yapýsý gereði bölgesel kalkýnma ve bölgesel geliþmiþlik farkýnýn en aza indirilmesi konularýna yoðunlaþtý. SEDEFED'in faaliyet alanýný Mustafa Mente þöyle anlatýyor Yýlýnda TÜRKONFED
70 Her yapýnýn olduðu gibi SEDEFED'in de bir faaliyet etrafýnda örgütlenmesinin doðru olduðunu düþünüyordum. Bunun için Rekabet Kongresi'ni organize ettik ve TÜSÝAD-Sabancý Üniversitesi Rekabet Forumu'yla iþbirliðine gittik. Yýllýk Rekabet Kongresi, etkinlikler, çalýþmalar Bülent Akgerman Ýzmir'den TÜSÝAD'ýn yönetim kurulu üyesiydi, o da baþkanlýðýný üstlendi ve 2005 yýlýnýn Kasým ayý ortasýnda ilk kongreyi gerçekleþtirdik AB Standartlarýnda Üst Örgüt Arayýþlarý Anadolu'daki sanayici ve iþadamlarýnýn kurduðu "sivil toplum kuruluþu" niteliðindeki derneklerin tamamý yerel karakterli kuruluþlardý. Bu derneklerde zaman içinde ortaya çýkan güç birliði arayýþlarý, çeþitli giriþimlerin sonuç vermesiyle birlikte Türkiye SÝAD Platformu (TSP) adýný aldý. Ýlerleyen yýllarda, gerçekleþen zirvelerden de anlaþýlacaðý üzere hareketin kurumsal kimliði giderek oturdu ve doðal akýþý içinde, bir üst örgüt arayýþýna yöneldi. Benzer bir geliþim süreci, TSP oluþumuna paralel olarak sektör dernekleri çerçevesinde Sektör Dernekleri Platformu adýyla yaþanýyordu. Birbirinden baðýmsýz olarak varlýðýný sürdüren her iki oluþumda da TÜSÝAD aktif olmakla birlikte oynadýðý rol, yasal mevzuatýn bir derneðin baþka bir derneðe üye olmasýna izin vermemesi yüzünden, sýnýrlýydý. Kuruluþu birkaç on yýlý geride býrakmýþ, kurumsal kimliði oturmuþ, yýllara dayalý olarak sürdüðü çalýþmalarýyla kamuoyu ve siyasi iktidarlar üzerindeki itibarý pekiþmiþ bir dernek olarak TÜSÝAD, her iki oluþuma müdahil olmaktan özenle uzak durdu. Ýlk temaslardan itibaren de kendi rolünü "Eþitler iliþkisi içinde, ayný felsefeyi paylaþan derneklerle yurtiçi ve yurtdýþý deneyim aktarmak, gerektiðinde finansal destekte bulunmak" olarak belirledi. Türkiye'nin Gümrük Birliði Anlaþmasý'ný imzalanmasýnýn (1995) ardýndan AB nezdinde sivil toplum kuruluþlarýnýn öneminin artmasýyla birlikte, TÜSÝAD'ýn gündeminde SÝAD hareketi öncelikli aðýrlýk kazandý. "TÜSÝAD-SÝAD Ýliþkilerinin Geliþtirilmesine Yönelik Strateji Önerisi"nin (1995) hemen ardýndan da konu, 1996 yýlýnda kurulan "TÜSÝAD Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu" sorumluluðunda deðerlendirildi. Mevcut yapý içinde, sanayici ve iþadamý firma sahiplerinin kurduðu TÜSÝAD, Türk iþ dünyasýný en genel anlamda temsil ediyordu ama daha en baþýndan itibaren farklý bir iþlev üstlenmiþ, makro ölçekteki iktisadi, siyasi ve sosyal politikalarýn kurgulanmasý ve uygulanmasý sýrasýnda benimsediði görevleri yerine getiriyordu. Ekonomiyi oluþturan sektörlerle iliþkisini ise kendi üyelerinin de üyesi olduðu sektör dernekleri üzerinden, dolaylý olarak yürütüyordu. Diðer deyiþle TÜSÝAD'ýn bir ayaðý zaten sektörel derneklerin içindeydi. Asýl önem kazanan konu, daðýnýk durumdaki SÝAD'larý toparlayýp onlarý iþlevsel kýlabilmekti. TÜSÝAD'ýn "Küreselleþme Sürecinde Ýþ Dünyasý Kuruluþlarýnýn Deðiþen Rol ve Ýþlevleri" konulu raporunun (Nisan 2014) yazarý, eski TÜSÝAD Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz, bu geliþmenin bir tesadüf olmadýðý görüþünde: Gümrük Birliði anlaþmasýyla birlikte AB ile iktisadi iliþkilerimiz, özellikle de büyük sermayenin iliþkisi çok geliþti. AB, büyük sermayenin daha rahat iþ yaptýðý bir ortam. Bizim KOBÝ'lerimiz daha çok Orta Asya'ya, Orta Doðu'ya, Afrika'ya gittiler son dönemde. Avrupa'ya, Amerika'ya kolay gidemiyorlar, çünkü onlar kurumsallaþmýþ yapýlar istiyor. Öyle olunca da büyük kuruluþlarýn, iþ kuruluþlarýnýn örgütü olarak TÜSÝAD'ýn 10.Yýlýnda TÜRKONFED 69
71 Avrupa Birliði'nden etkilenmesi, onun getirdiði siyasi dönüþümü benimseyip içselleþtirerek Türkiye'yi de o doðrultuda dönüþtürme çalýþmalarýna baþlamasý tesadüf deðil. Tam olarak içinde yer almadýðým için, dýþarýdan bakan bir göz olarak, TÜSÝAD'ýn SÝAD platformunun oluþturulmasý sürecinde iki iþlevi yerine getirdiðini düþünüyorum. Biri, toplumun gözündeki "büyük sermayenin, Ýstanbul sermayesinin örgütü" anlayýþýný kýrmak için tabanýný geniþletmek. Ýkincisi ise kendi ulaþtýðý bilgi birikimini ve know how'ý küçük ve gücü az olan iþ dünyasý gruplarýyla paylaþýp onlarýn da bilinçlenmesine ve daha aktif rol almasýna, dolayýsýyla Türkiye'nin dönüþtürülmesine daha aktif katkýda bulunmalarýna ortam yaratmak. Benzer bakýþ açýsý, SÝAD Platformu'nu oluþturan Anadolu'daki iþ dünyasý için de söz konusuydu. Ancak mevcut mevzuat, Türk iþ dünyasýnýn bütünün temsil edecek bir üst örgüt oluþturmaya elvermiyordu. Celal Beysel, "Senede bir kez düzenlenen zirveler, SÝAD'larýn gücünü sergilemesi için yeterli olmuyordu" diyerek devam ediyor: Arada oluþturulan baðlar yeterince güçlü deðildi. SÝAD'lar, seslerini Ankara'da daha etkin duyurabilmek, serbest piyasa ekonomisinin ülkede daha güçlü yerleþebilmesine destek olmak, Türkiye'nin AB'ye girebilmesi çalýþmalarýnda aktif rol almak istiyorlardý. Bu rolü oynamak için de önce federasyonlar, sonra da bir konfederasyonda toplanmak gerekiyordu. Mevcut Dernekler Kanunu ise bu arzumuzun önündeki en büyük engeldi. Gelinen aþamada, küreselleþen dünyaya ayak uydurmada TÜSÝAD, yeterli donaným ve deneyime sahipti. Sorun, Türk iþ dünyasýnýn diðer kesimlerinin de bu ortama eklemlenebilmesini kolaylaþtýrýcý bir yapý oluþturmaktý. Avrupa'daki iþ dünyasý örgütleri genel anlamda, firma, bölge ve sektör olmak üzere üç temel üzerinde örgütlenerek temsil yeteneði kazanmýþtý. Örneðin Ýtalya'da temsil aðýrlýðý "bölge, firma ve sektör" örgütleri ekseninde; Britanya'da "firma, sektör örgütleri; Fransa'da ise "sektör, bölge ve firma" örgütleri olarak þekillenmiþti. Türkiye için geliþtirilecek model üzerinde bizzat TÜSÝAD Genel Sekreteri Haluk Tükel çalýþýyordu. Haluk Tükel, "Bu sýkýntýlý bir konuydu ama Amerika'yý yeniden keþfedecek deðildik. Doðal olarak Batý'daki örgütlere baktýk" diyerek sözlerini sürdürüyor: Türkiye'nin bütününe uygun bir çözüm bulmak gerektiði için Batý'daki örnekler, içinde bulunduðumuz yapýda çok da yol gösterici deðildi. Bu durumda farklý bir formül geliþtirdik. Batý'daki bütün örgütlerde firma, bölge ve sektör temsiline dayalý üyelikler söz konusuydu. Mesela X örgütüne söz gelimi Koç, firma olarak, sonra Marmara SÝAD ve otomotiv sanayicileri derneði üye: Firma, bölge ve sektör. Bu üç boyut, Batý'daki bütün iþ dünyasý örgütlerinde var. Bizde firmalar nispeten bireysel temsile dayalý olarak TÜSÝAD'a üye sayýlýrdý. Uzun tartýþmalardan sonra TÜSÝAD'ýn, Ýngiltere örneðinde olduðu gibi baðýmsýz varlýðýný korumasýna, belirlenen bölgelerin her birinde birer federasyon kurulup TÜSÝAD'ýn da her federasyona dernek olarak üye olmasýna karar verildi. Böylece Ýngiltere, Fransa ve Almanya sentezi bir örgüt ortaya çýktý. TÜSÝAD'ýn federasyonlara üyeliði hem aidat desteði hem de moral destek saðlayacaktý. SÝAD'lar hareketi, 1997 yýlýnda, Sabancý Center'daki ilk toplantýsýnýn üzerinden üç yýl geçtikten sonra, 17 Kasým 2000'de Þanlýurfa'da düzenlenen 4. SÝAD Zirvesi'nde önemli bir dönüm noktasýný da geride býrakmýþ oldu. Her þeyden önce, zirveye katýlan derneklerin tamamý Türkiye SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri adlý belgeyi imzalayarak kabul etti ve hareket Türkiye SÝAD Platformu (TSP) adýný benimsedi. Bu sýrada seçilen bir "Ýcra Komitesi" ile Platform'un kurumsallaþmasý yönünde çalýþmalara baþlanmasý kararý alýndý Yýlýnda TÜRKONFED
72 Ayný yýl, temas halinde olunan çeþitli sektör dernekleri de ortak çalýþma ilkelerini imzaladý ve sektör derneklerinin bir araya getirerek bir Sektörel Dernekler Platformu (SDP) oluþturdu. O da bir "Ýcra Komitesi" kurup kurumsallaþma çalýþmalarýný baþlatma kararý aldý. Mevcut Dernekler Kanunu henüz derneklerin federasyon-konfederasyon yapýsý altýnda çalýþmasýna imkân vermediðinden, bütün dernekler, yasa deðiþene kadar gayri resmi olarak Platform yapýsý altýnda çalýþmalarýný sürdürdü. Böylece Türk iþ dünyasýnýn bütününü temsil yeteneðine sahip, Türkiye'ye özgü modelin omurgasý ortaya çýkmýþ oldu. Asýl sorun, bulunduklarý konum itibariyle örgütlenme alýþkanlýk ve gelenekleri, tek tek veya birlikte çalýþma becerileri birbirinden farklý yapýlarýn, belli bir amaç doðrultusunda ve bir arada çalýþmasýný saðlayacak, diðer deyiþle bu birbirine benzemez yapýlarý herhangi bir yere savrulmadan birlikte tutacak ortak bir çizgi belirlemekti. Gümrük Birliði Antlaþmasý'nýn yürürlüðe girmesi, Türk iþ dünyasýnýn tamamýný ilgilendiren bir konuyu yeniden gündeme getirmiþti: Rekabet gücü. Firma ve sektörler temelinde ele alýndýðýnda "rekabet gücü" kavramý kimsenin yabancýsý deðildi. Hatta TÜSÝAD, yýlýnda "21. Yüzyýla Doðru Türkiye: Geleceðe Dönük Bir Atýlým Stratejisi" baþlýklý çalýþmasýnda bu soruna dikkat çekmiþti. Yaþanan krizi ve Gümrük Birliði Anlaþmasý'nýn imzalanmasý, bir durum güncellemesini gerektiriyordu. Mevcut durumda bu güncelleme, SÝAD'larda örgütlenmekte olan küçük ve orta büyüklükteki iþletmeleri özellikle ilgilendiriyordu. Bu amaçla TÜSÝAD, Meslek Örgütleriyle Ýliþkiler Komisyonu'na baðlý çalýþacak bir "Türkiye Rekabet Gücü Alt Çalýþma Grubu" kurdu. Grubun ilk toplantýsýna, Avrupa Komisyonu Baþkaný Jacques Santer'in "Avrupa Birliði'nin Rekabet Gücü" konusundaki baþ danýþmaný Prof. Alexis Jacquemin bir konferans vermek ve seviyeleme yöntemleri hakkýnda bilgi vermek üzere çaðrýldý. Ayrýca, uygun bir Seviyeleme (Benchmarking) projesinin yürütülmesi için, Boðaziçi Üniversitesi Öðretim Görevlisi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy ile anlaþýldý. Projenin finansmaný ise TÜSÝAD, sektör dernekleri ve SÝAD'lar tarafýndan karþýlandý. Nitekim 1. SÝAD Zirvesi'nde, kurulan "Sanayileþme ve Bölgesel Altyapý", "Yerel Yönetimler ve Bölgesel Kalkýnma" ve "Toplam Kalite Yönetimi" komisyonlarý, bu projenin bölgesel düzeydeki yansýmalarýný deðerlendirecekti. Böylece SÝAD'lar bölgesel düzeyde, sektör dernekleri de kendi alanlarýnda iþ dünyasýnýn sorunlarý üzerine çözüm üretmek için somut bir araca sahip olacaktý TÜRKONFED Doðuyor 2001 yýlý sonlarýna doðru Türk Medeni Kanunu'nda ve buna baðlý olarak Dernekler Kanunu'nda yapýlan deðiþiklikler, derneklerin federasyon ve konfederasyon çatýsý altýnda toplanmasýnýn önündeki engelleri ortadan kaldýrdý. Bu deðiþikliðin hemen ardýndan Türkiye SÝAD Platformu Baþkanlar Kurulu, 6-7 Haziran 2002 tarihlerinde Tarsus'ta toplanarak, federasyon ve konfederasyonlaþma çalýþmalarýna geçiþ kararý aldý. Baþkanlar kurulu, örgütlenme çalýþmalarýný yürütme görevini Ege Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði'ne (ESÝAD) verdi. O tarihte ESÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Enis Özsaruhan, Genel Sekreter de Prof. Dr. Mustafa Yaþar Týnar'dý. Türkiye SÝAD Platformu'nun "Yeniden Yapýlanma Koordinatörlüðü ile görevlendirilen Prof. Mustafa Yaþar 10.Yýlýnda TÜRKONFED 71
73 Týnar hemen çalýþmalara baþladý. Prof. Týnar, "Görevi üstlendiðimde üzerinde önemle durduðum dört husus vardý" diyerek giriyor söze: Yapýlanmanýn, özellikle içinde bulunduðumuz AB üyelik süreci ile uyumlu olmasý; bölgesel veri tabaný yaratma ve bilgi üretme potansiyeli taþýmasý; yurtdýþýndaki benzerleri gibi, mümkün olduðunca güçlü kuruluþlar ortaya çýkarmasý ve mümkün olduðunca Anadolu'yu kucaklamasý gerekiyordu. Anadolu'nun çeþitli il ve bölgelerinde faaliyet gösteren SÝAD'lar öteden beri güç birliði arayýþýndaydý ve Türkiye SÝAD Platformu ile bu amaçlarýna ulaþmýþlardý. Ancak gelinen noktada en önemli sorun, SÝAD'larýn hangi ölçülere göre bir araya gelip federasyonlaþacaðýnda düðümleniyordu. Ancak, federasyonlaþma ve konfederasyonlaþma çalýþmalarý için ESÝAD'ýn ve "Yeniden Yapýlanma Koordinatörlüðü" için de Prof. Týnar'ýn görevlendirilmesi tesadüf deðildi. Ege Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði'nin kurulduðu tarihten beri genel sekreterliðini yürüten Prof. Dr. Mustafa Yaþar Týnar, "Türkiye SÝAD Platformu'nun ortaya çýktýðý sýrada, hükümetin Katýlým Ortaklýðý Belgesi çerçevesinde Bölgesel Kalkýnma Ajanslarý Kanunu'nu çýkarmak üzere hazýrlýklar yaptýðýný biliyorduk" diyerek giriyor söze: Biz ESÝAD olarak, daha bu hazýrlýklarýn çok öncesinde, Ege Bölgesi Ekonomiyi Geliþtirme Vakfý (EGEV) bünyesinde, Ege Bölgesi Kalkýnma Ajansý (EBKA) adýnda bir ajans kurmuþtuk. ESÝAD olarak biz, Ege bölgesinin deðiþik yerlerinde arama konferanslarý yapýyorduk. Bölgemize baðlý illerin ekonomik anlamda en kuvvetli taraflarý nedir, ne deðildir araþtýrýyorduk. Mesela o zamana kadar herkes Ýzmir'in sanayisinin kuvvetli olduðunu sanýrdý, anlaþýldý ki Ýzmir'in en kuvvetli olduðu alan tarýmdýr; o çýktý ortaya. Ecevit Hükümeti'nde de baþarýlý bir bürokrat olarak görev yapan Lütfi Elvan, bizimle yakýn temastaydý. ESÝAD ve Prof. Mustafa Yaþar Týnar, Türkiye SÝAD Platformu'nun hangi esaslar üzerinde federasyonlara dönüþtürüleceðine dair önemli bir hareket noktasý yakalamýþtý. Federasyon ve konfederasyon yapýlanmasý, AB'nin bölgesel kalkýnma ölçütlerine göre þekillendirilecekti: Türkiye'de bir iþ dünyasý örgütlenmesi üzerine çalýþýyor ve bunu federasyona dönüþtürmek istiyorsanýz, bölgesel düzeyde veriye ihtiyacý vardýr. Türkiye'nin en önemli eksiklerinden biri ki bugün de giderilmiþ deðildir, doðru dürüst bölgesel veri yoktur. Neticede, Kalkýnma Ajanslarý'nýn kuruluþuyla beraber, Türkiye Ýstatistik Kurumu 26 bölgede bölgesel veri üretmeye baþladý. Türkiye SÝAD Platformu'nun federasyonlaþmasý için Ýstatistiki Bölge Birimleri Sýnýflandýrmasý elveriþli bir sýnýr çiziyordu. ESÝAD'ýn, bir sivil toplum kuruluþu olarak, yasa henüz tasarý aþamasýndayken oynadýðý rol, son derece etkiliydi. Ancak, ESÝAD Baþkaný Enis Özsaruhan, "Bir konuda baþarýsýz kaldýk" diyerek anlatýyor: Bölgesel Kalkýnma Ajanslarý Yasasý'nýn hazýrlýklarý sürerken, biz henüz dernekler aþamasýndaydýk; yasa, ajanslarýn baþkanýnýn vali olmasýný öngörüyordu. Biz ajanslarýn daha özerk yapýlanmasý için çok uðraþ verdik. Eski Ýzmir Valisi Kemal Nehruzoðlu, o sýrada Cumhurbaþkaný Ahmet Necdet Sezer'in genel sekreteriydi; çok deðerli bir zattýr. Bu yasa tasarýsýyla ilgili her konuyu konuþtuk kendisiyle, üzerinde durduðumuz pek çok konuyu kabul ettirdik. Ama bu ajanslarýn baþkanýnýn vali olmamasý isteðimiz kabul görmedi. Türkiye'de valiler, partili olmadýðý için, devletin temsilcisi olarak doðrudan cumhurbaþkanýna baðlýdýr. Sanýyorum, Cumhurbaþkaný Sezer de bu konuda kontrolü tamamen kaybetmemek için direndi. Ýþ çok uzuyordu ve sonunda yasa o þekliyle çýktý Yýlýnda TÜRKONFED
74 Türkiye'nin Avrupa Birliði'ne Aday üyeliði, Helsinki Zirvesi'nde tescil edildiðinde (1999) Demokratik Sol Parti Genel Baþkaný Bülent Ecevit'in Baþbakanlýðýnda 56. Hükümet görevdeydi (11 Ocak Mayýs 1999). Her aday ülkede olduðu gibi, Türkiye de, Devlet Planlama Teþkilatý'nýn kuruluþundan itibaren 40 yýl boyunca sürdürdüðü teþvik sistemine dayalý bölgesel kalkýnma politikalarýný terk ederek, özel sektör ve bölgesel rekabete dayalý bir modele geçecekti. Bundan önce 40 yýl boyunca merkezi hükümetler, ülke içinde geri kalmýþ bölgelerin kalkýnmasýnda, merkezi planlama doðrultusunda kaynak daðýtýmý ve teþvik tedbirlerine dayalý bir politika izlemiþti. Bölgenin sorunlarýna yeterince vakýf olmadan, kaynak aktarýmý ve teþviklerle giderilmek istenen bölgesel eþitsizlikler, merkezi hükümet ile yerel yönetim arasýndaki hiyerarþik iliþki ve bunun uzantýsý olan "patronaj" iliþkileri yüzünden daha da artmýþtý. Merkezi hükümet eliyle yaratýlan istihdam, yerel iþgücü piyasalarýný olumsuz etkilemiþ, bürokratik ve devletçi yaklaþým bölgedeki giriþimcilik kültürünü öldürmüþ, teþviklere baðlý olarak kente gelmiþ olan birkaç büyük firma, yerel sanayilerin çözülmesine, geleneksel faaliyetlerin tükenmesine ve yerel giriþimcilerin tasfiyesine yol açmýþtý. Merkezi hükümetin belirleyici rolü ve gücü, birbirine komþu bölgeler arasýndaki iliþkileri ve iþbirliklerini de zayýflatmýþ, bölgelerin giderek daha fazla kendi içine kapanmasýna neden olmuþtu. AB sürecinde Türkiye, bu modeli terk ederek bölgelerin rekabet gücünü artýrýcý bir politikaya geçecekti. Buna göre yeni politika, bölgenin cazibesinin topyekûn yükseltilmesi üzerine kuruluydu. Bu amaçla öncelikle bölgenin potansiyelini engelleyen uzaklýk, idari engeller, iþgücünün eðitim seviyesi, cazip olmayan sosyal çevre ve faktörlerin belirlenmesi, engellerin ortadan kaldýrýlmasý ve yerine elveriþli bir ortamýn yaratýlmasý gerekiyordu. Bu durum, özellikle yerel giriþimciler için önemlidir. Bu yaklaþýmda, bölgeye yeni yatýrým çekmek kadar, hatta daha öncelikli olarak, bölgede mevcut þirketlerin verimliliðinin artýrýlmasý ve özel sektörün yeni yatýrýmlar yapmasýnýn özendirilmesine aðýrlýk verilmelidir. Yerel ekonominin geliþmesi, bölgede talep edilen hizmetlerin artmasýna neden olacak ve ekonomik geliþimi uyaracaktýr. Yeni kurulacak þirket sayýsýnýn artmasý, ekonomik faaliyet alanlarýnýn çeþitlenmesi ile teknolojik ve yönetimsel beceri geliþimi canlanacak, giriþimcilik tetiklenecek, þirketlerin tek tek, bölgenin de topyekûn rekabet gücü artacaktýr. Yeni politikaya göre özel sektör ve sivil toplum kuruluþlarý da merkezi hükümetin karar alma ve uygulama sürecine katýlmalýdýr. Bölgesel kalkýnmada rekabet gücünün artýrýlmasýna dayalý yeni politikanýn uygulanmasýnda Bölgesel Kalkýnma Bankalarý/Ajanslarý önemli bir rol oynuyordu. Bölgesel kalkýnmanýn adil bir þekilde gerçekleþmesi, Bölgesel Kalkýnma Ajanslarý'nýn saðlýklý çalýþmasý için Türkiye'nin daha önce olduðu gibi coðrafi bölgelere göre deðil, AB genelinde Avrupa Topluluðu Ýstatistik Ofisi (Eurostat) tarafýndan geliþtirilen Ýstatistiki Bölge Birimleri Sýnýflandýrmasý'na (NUTS-Nomenclature of Units for Territorial Statistics) göre þekillendirilmesi gerekiyordu. Bölgesel istatistiklerin toplanmasý, geliþtirilmesi, bölgelerin sosyoekonomik analizlerinin yapýlmasý, bölgesel politikalarýn çerçevesinin belirlenmesi ve karþýlaþtýrýlabilir istatistiki bir veri tabanýnýn oluþturulmasýný amaçlayan ve Ecevit Hükümeti döneminde baþlayan çalýþmalar Adalet ve Kalkýnma Partisi iktidarýnda sonuçlandýrýlarak 22 Eylül 2002 tarihinde bir Bakanlar Kurulu kararý olarak Resmi Gazete'de yayýmlandý. Buna göre Türkiye'nin 81 ili (Düzey 3) önce 26 üst bölgede (Düzey 2) toplanýyor, 26 bölge de 12 üst bölgede (Düzey 1) tanýmlanýyordu. Kalkýnma Ajanslarý, söz konusu 26 bölgede kurulacaktý. Hem Medeni Kanun ve ona baðlý olarak Dernekler Yasasý'nýn deðiþmesi hem de Bölgesel Kalkýnma Ajanslarý Yasasý'nýn yürürlüðe girmesiyle birlikte, Türkiye SÝAD Platformu'nda federasyonlaþma çalýþmalarý hýz kazandý. Platform'da SÝAD'larý bir federasyon ve konfederasyon çatýsý altýnda toplama görevinin ESÝAD verilmesi, bu aþamada çok iþe yaradý. Prof. Dr. Mustafa Yaþar Týnar, "O sýrada kurucu baþkan olarak Enis Bey'den daha ideal birisi bulunamazdý" diyor: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 73
75 Enis Bey, hem yýllardýr TÜSÝAD'da üyeydi; TÜSÝAD'ýn içini dýþýný biliyordu. Hem Anadolu'ya Ýstanbul'dan daha yakýndý; Anadolu'da da dernek olarak sýcak iliþkiler kurabileceði baðlantýlarý vardý. Ancak bütün bu avantajlara raðmen, Türkiye SÝAD Platformu'nu federasyonlaþtýrma görevini üstlenmiþ olan ESÝAD'daki kurucu kadronun iþi hiç de kolay deðildi. ESÝAD Yönetim Kurulu Baþkaný Enis Özsaruhan "Hayatýmda hiç bu kadar zorlandýðýmý hatýrlamýyorum" diyerek baþlýyor anlatmaya: ESÝAD olarak bize verilen o görevi yerine getirirken iki sene boyunca iþi gücü bir tarafa býraktýk, buna gönüllüydük de, ama çok uðraþtýk ve tabii çok zorlandýk. Bir defa bu ilkeleri Türkiye'nin bütün bölgelerinde kabul ettirmek fevkalade zor oldu. Türkiye heterojen bir ülke, memleketin her yeri birbirinden farklý; Karadenizlisi var, Egelisi var, Güneydoðulusu var, Doðulusu var, Ankaralýsý var yani bunlarýn hepsinden ayrý bir de Ýstanbullusu; Ýstanbul'a yakýn olan Trakya tarafýndakiler var. Evet, hepsi iþadamý, ama Ýzmir'deki iþ adamlarýyla ayný yapýda insanlar deðil hepsi, görüþleri ve dünyaya ve yapmaya çalýþtýðýmýz iþe bakýþlarý farklý. Sivil toplum kültürü her yerde eþit þekilde geliþmiþ deðil. Konuþtuðumuz derneklerde çoðu kiþi "ufak olsun benim olsun" düþüncesinde.. Kimse baþkanlýktan vazgeçmek istemiyor. Oysa ufak olsun benim olsun demek, kimse birþey yapmasýn demekti. Federasyon ve konfederasyonun adýnýn ne olacaðýndan kendilerinin baþkan olmasý yönündeki taleplerine kadar hemen her konuda yoðun bir ikna mücadelesi verildi. Bazý dernekleri eledik ve sonuçta Anadolu'yla olan iliþkilerimiz çok iþe yaradý, sevdirdik kendimizi; kabul ettirdik. SÝAD'larý bir araya getirecek olan federasyonlarýn sýnýrlarý, Ýstatistiki Bölge Birimleri esas alýnarak belirlenecekti. Ancak bazen mevcut durum kâðýt üzerinde yapýlan planlarla örtüþmüyordu. Örneðin ESÝAD, daha ortada hiçbir þey yokken, Çanakkale ve Balýkesir illerini de kapsayan bir "bölge" derneði olarak kurulmuþtu. Ýstatistiki Bölge Birimleri ise ESÝAD'ýn örgütlendiði alaný Ege, Doðu Marmara ve Batý Marmara olarak üç farklý bölgeye ayýrýyordu. Bu durumda ESÝAD'ýn hem fazlalýklarý hem de eksikleri vardý. Prof. Yaþar Týnar, "Yine de Batý Anadolu SÝAD Federasyonu-BASÝFED olarak ilk biz örgütlendik" diyerek yaþananlarý anlatýyor: Federasyon oluþturacak sayýda derneðin bulunmadýðý bölgeler vardý. Örneðin Antalya SÝAD "Burada bizden baþka kimse yok. Biz BASÝFED'e üye olacaðýz. Akdeniz Federasyonu kurulunca oraya geçeriz" dedi. Ýstatistiki Bölge Birimleri'ne göre Antalya'nýn Akdeniz Federasyonu içinde olmasý lazým. Ama yasaya göre federasyon kurmak için en az beþ dernek olmasý gerekir. Biz detamam dedik. Nitekim BASÝFED'in kurucularýndan biri de, ayný bölgede bulunmamasýna raðmen Antalya SÝAD'dýr. Örneðin Balýkesir ve Çanakkale SÝAD'larý, bizim bölgedeydi. Ama Marmara ve Kuzey Anadolu SÝAD Federasyonu - MAKSÝFED, Çanakkale'yi bize býrakýp Balýkesir'i býrakmak istemedi. BASÝFED ile MAKSÝFED'in kuruluþunu, Mersin merkezli, Doðu Akdeniz SÝAD Federasyonu - DASÝFED'in kuruluþu izledi. Gerçekten de derneklerin federasyonlaþma ve bir üst kuruluþ olarak konfederasyon yapýsýna ikna süreçleri, federasyonu oluþturacak olan SÝAD'lar arasýnda yürütülen çetin müzakerelere sahne oluyordu. Bu aþamada derneklerde baþ gösteren "bölgeci" tutumlar, zaman zaman çalýþmalarý týkanma noktasýna getiriyordu. O dönemde ADSÝAD Baþkaný, günümüzde TÜRKONFED Yönetim Kurulu Baþkaný Süleyman Onatça'nýn aktardýklarý, bu anlamda tipik bir örnek oluþturuyordu: Ben Adana Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði'ne (ADSÝAD) 1994'te üye oldum. Zaman içinde çeþitli düzeylerde yönetim kurulu üyelikleri yaptýktan sonra 2004 yýlýnda da ADSÝAD baþkaný seçildim. Baþkanlýða seçildiðim sýrada Türkiye SÝAD Platformu'nun federasyona, federasyonlarýn da konfederasyona dönüþtürülmesi çalýþmalarý sürüyordu. Bizim bölgede de Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraþ, Gaziantep, Yýlýnda TÜRKONFED
76 Kilis, Adýyaman þehirlerindeki federasyon kurma çalýþmalarý Mersin SÝAD'a tevdi edilmiþti. Mersin federasyon kurma çalýþmalarýna baþladýðýnda, ADSÝAD'da benim baþkanlýðýmdan önce görev yapan arkadaþlar, "Dernek olarak biz daha büyüðüz. Neden merkezi size verdiler" diye Mersinli arkadaþlara karþý çýkmýþ. Ben baþkan olunca bana tekrar geldiler "Bize katýlýr mýsýn" diye. Ben bölgeciyimdir ama böyle þey kaçýrýlýr mý? Biz derneklerimizi güç birliði yapalým diye kurmadýk mý? Þimdi de federasyon kuralým ki bölge olarak güç birliði oluþturalým. "Tamam, oturur anlaþýrýz" dedim. ADSÝAD'da görev yapmýþ eski baþkanlarý topladým. Hepsini ikna ettim. Ertesi gün þartlarýmýzý ilettik, müzakereler sonucunda anlaþtýk. Mersin merkezli olmak üzere, Doðu Akdeniz SÝAD Federasyonu - DASÝFED'i kurduk. Bana da 2004 yýlýnda TÜRKONFED'in kuruluþunda yönetim kurulu üyesi olarak imza atmak nasip oldu. ESÝAD'ýn federasyon ve konfederasyon kurma görevini üstlenmesinin üzerinden yaklaþýk iki yýllýk bir zaman geçmiþ, 2004 yýlýna gelinmiþti. Bu süre zarfýnda, federasyon-konfederasyon kurma ve oluþacak yeni yapýda TÜSÝAD'ýn konumu, sadece Türkiye SÝAD Platformu'nda deðil, TÜSÝAD içinde de tartýþma konusuydu. TÜSÝAD üyeleri, 31 Ekim-5 Kasým 2003 tarihinde düzenlenen toplantýda federasyon-konfederasyon kurulmasý hakkýnda beþ gün süren tartýþmada düþüncelerini masaya yatýrdý. Bu toplantýda dile getirilen çekincelerle birlikte konu, 14 Kasým 2003 tarihli "Üye Deðerlendirme Toplantýsý"nda sekiz baþlýk halinde tekrar gündeme geldi, enine boyuna tartýþýldý ve bir "Ara Çözüm ve Strateji Önerileri" oluþturuldu. Buna göre: 1. Sektörlerde "Türkiye" adýný almýþ ve sektörü adýna Türkiye'yi temsil eden örgütlerle beraber çalýþýlmasý mümkündür. 2. TÜSÝAD, duayen bir kuruluþ olarak sadece eðitici, yol gösterici olmalý, hiçbir yükümlülüðün altýna girmemelidir. 3. TÜSÝAD gücünü, bulunduðu noktayý muhafaza ederek yeni yapýlanmanýn içinde olacaktýr. TÜSÝAD örgütsel, mali ve uluslararasý temsiliyet konumunu muhafaza edecektir. Bunlarýn saðlanmasý için de gerekli önlemler alýnacaktýr. 4. Yavaþ yol alýnsa bile konunun TÜSÝAD felsefesi doðrultusunda geliþmesinin takip edilmesi gerekmektedir. 5. Kurulacak yapýnýn politize olmamasý için üyelik kriterleri iyi belirlenecektir.politik ayrýmlarla þekillenmemiþ, baðýmsýz bir sivil toplum kuruluþu oluþturulacaktýr. 6. Yeni yapýlanmanýn TÜSÝAD'ýn istemediði bir yönde geliþmesi ve kontrolden çýkmasý durumunda TÜSÝAD'ýn ayrýlma hakký saklýdýr. TÜSÝAD'ýn o tarihe kadar TSP ve SDP'da beraber çalýþtýðý derneklerle federasyonlaþma sürecine girmesi, sýnýrlý da olsa bir tüzük deðiþikliði gerektiriyordu. Dolayýsýyla konu, doðal olarak genel kurulda ele alýnacaktý. Ayný zamanda TÜSÝAD Baþkaný Tuncay Özilhan'ýn görev devrinin de yaþandýðý TÜSÝAD 34. Genel Kurulu, 22 Ocak 2004 tarihinde Sabancý Center'da yapýldý. Ýzmir'de düzenlenen 7. SÝAD Zirvesi'nin henüz tamamlandýðý o günlerde, SÝAD'lar hareketine en baþýndan itibaren þahsen de destek veren Muharrem Kayhan, o tarihte TÜSÝAD Yüksek Ýstiþare Konseyi Baþkaný sýfatýyla 10.Yýlýnda TÜRKONFED 75
77 34'üncü Genel Kurul açýlýþ konuþmasýnda, bu alanda alýnan yolu özetleyerek, TÜSÝAD'ýn oynadýðý rolün önemini bir kez daha gündeme getirdi: TÜSÝAD bu çalýþmanýn baþtan beri içinde oldu, yönlendirici bir iþlev üstlendi. Burada TÜSÝAD'ýn konuya pozitif yaklaþýmýný etkileyen faktörlerden biri, entegrasyona hazýrlandýðýmýz Avrupa'daki büyük gönüllü iþ dünyasý örgütlerinin, geniþ tabanlý, sektörel ve bölgesel temsil gücünü birleþtiren yapýlar olmasýydý. Bugünkü potansiyel veri alýndýðýnda, Türkiye'de gerçekleþtirilecek benzeri bir oluþum asgari 10 bin iþ insanýný temsil edecekti ve Avrupa'daki benzerleri ile boy ölçüþebilecek bir büyüklüðe ulaþacaktý. Böylesi bir oluþumun yurt içinde taþýyacaðý anlamý ise takdirlerinize býrakýyorum... Ýkinci önemli faktör, AB stratejilerinin kendi üyeleri için açýklýkla öngördüðü üzere, Türkiye'nin de bundan sonraki geliþim çizgisinde bölgesel geliþmenin ve özellikle orta ve küçük iþletmelerin geliþmesinin büyük önem taþýmasýydý. Bir baþka faktör ise, Türkiye için önemi kuþku götürmeyecek ve baðýmsýz, gönüllü iþadamý dernekleri temelinde ilk kez gerçekleþecek böylesine bir oluþumda, hem sektörel hem bölgesel düzlemde TÜSÝAD'ýn liderlik yapmasýný isteyen kalabalýk bir kesimin varlýðýydý. Yönetim Kurulumuz konuyu Baþkanlar Konseyi'nin gündemine getirdi. Üye toplantýlarý yaparak tartýþtý. Bu adýmýn getireceði kazanýmlarý tarttý, çekinceleri kaydetti. Bütün bu süzgeçlerden geçtikten, konuyu enine boyuna tartýp, dinamik bir analiz yaptýktan sonra, yönetim kurulumuz, ihtiyatlý ancak kararlý bir yaklaþýmý benimsemiþ görünüyor. Sektörel Derneklerle hemen bir araya gelmek, Marmara ve Karadeniz Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Federasyonu'na ise geliþmelerin olgunlaþmasýný müteakiben katýlmak üzere tüzük deðiþikliði ve yetki talep ediliyor. Ben þahsen, yönetim kurulumuzun bu talebini kuvvetle desteklememiz gerektiði inancýndayým. Gelinen noktanýn TÜSÝAD için yepyeni bir aþama olduðuna inanýyorum. Bu TÜSÝAD'ýn yapýsý ile ilgili bir aþama deðil. Çünkü diðer dernekler gibi TÜSÝAD'ýn da bu süreçte mevcut yapýsýný korumaya devam edeceði, kimliðini ve baðýmsýz söylemini muhafaza ederek faaliyetlerini sürdüreceðini iyi kavramak gerekiyor. Bu, daha çok, farklý iþ dünyasý örgütleriyle bir araya gelerek saðlanacak kazanýmlardan kaynaklanan bir aþama olacaktýr. Federasyon-konfederasyon çalýþmalarý, elbette, eþitlerin bir araya gelmesi biçiminde gerçekleþecektir. Ancak sizlere biraz önce anlattýðým tarihi geçmiþin, bilgi ve deneyim birikiminin bize verdiði özgüvenle rahatça þunu söyleyebiliyorum: TÜSÝAD'ýn bu özelliklerine sahip baþka bir kuruluþ olmadýðý ve diðer derneklerin de bu doðrultuda yoðun talepleri bulunduðu göz önüne alýnýrsa, TÜSÝAD'ýn bu oluþumlar içinde uzun süre "de facto" liderlik görevini üstlenmesi kaçýnýlmaz olacaktýr. Gündeme taþýnan tüzük deðiþikliði, iki maddeyi kapsýyordu. Oy birliði ile kabul edilen yeni düzenlemeye göre TÜSÝAD'ýn iki tüzük maddesi þu þekli aldý: TÜSÝAD, ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden kalkýnmasýnda bölgesel ve sektörel potansiyelleri en iyi þekilde deðerlendirerek ulusal ekonomik politikalarýn oluþturulmasýna katkýda bulunur. Uluslararasý sektör entegrasyonu, özellikle, AB'ye sektör entegrasyonunu saðlamak ve bölgesel yerel geliþmeleri hýzlandýrmak için projeler geliþtirmek amacýyla çalýþmalar yapar. Dernek amaçlarýný gerçekleþtirmek için Türkiye'de ulusal, bölgesel, yerel ve sektörel düzeyde faaliyet gösteren ortak ilke ve hedefleri benimseyen sanayici iþadamlarý dernekleri ve sektörel kuruluþlarý ile bir araya gelip, bir federasyon kurabilir. Kurulmuþ olan federasyona katýlabilir. Yurt içi ve yurtdýþýndaki benzer amaçlý dernek, birlik ve kuruluþlarla iliþki kurabilir, ortak çalýþmalar yapabilir. Ayný amaçla kurulmuþ yurtdýþýnda kurulmuþ dernek ya da federasyonlara üye olabilir Yýlýnda TÜRKONFED
78 Oylamalarýn ardýndan söz alan TÜSÝAD Baþkaný Tuncay Özilhan, yaptýðý konuþmada konunun önemini bir kez daha vurguladý: TÜSÝAD'ýn tüzel kiþiliði ve baðýmsýzlýðýnýn bizim için kutsal olduðunu da söylememize de gerek yok. Bundan da hiç kimsenin kuþkusu olmasýn. Ama federasyonlaþma sürecini dikkatlice izlemeyi arzu ediyoruz. Bunun için Yönetim Kurulu'nun Genel Kurul tarafýndan görevlendirilmesini istirham ediyorum. Gerekli izleme yapýldýktan sonra Genel Kurul'a geri gelerek geliþmeleri ve görüþmelerimizi aktarýp, bu federasyona katýlmak için sizin kararýnýza ve onayýnýza baþvuracaðýz. Bu arada TÜSÝAD, Türkiye SÝAD Platformu bünyesinde söz konusu federasyonlaþma sürecinin saðlýklý ve TÜSÝAD'ýn ilkelerine paralel bir þekilde yürümesi için gerekli çalýþmalarý yapacak ve dikkatimizi de bu konuya teksif edeceðiz. Türkiye'nin demokratik bir refah toplumu olmasýný istiyorsak, sivil toplum örgütlerinin saðlýklý bir þekilde geliþmesine yardýmcý olmamýz gerekiyor. Tüzük deðiþikliði ile birlikte, TÜSÝAD'ýn kurulacak her federasyona üyeliði konusunda karar çýkmasý ve oluþacak federasyonlarýn tüzüklerinin de bu yönde uyumlu hale getirilmesi üzerine federasyonlaþma çalýþmalarýna geçildi. Sýrasýyla kurulan ilk federasyon olan BASÝFED'i MAKSÝFED ve DASÝFED ile Ankara merkezli, Ýç Anadolu SÝAD Federasyonu - ÝÇASÝFED ve Diyarbakýr merkezli, Doðu ve Güneydoðu Anadolu SÝAD Federasyonu - DOGÜNSÝFED izledi. Bu beþ federasyon, bünyesinde toplam 48 derneði barýndýrýyordu. Bölgelere göre derneklerin daðýlýmý þu þekildeydi: Batý Anadolu Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri Federasyonu (BASÝFED): Afyon SÝAD, Alanya SÝAD, Antalya SÝAD, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði, Babadaðlý SÝAD, Balýkesir SÝAD, Biga SÝAD, Çan SÝAD, Çanakkale SÝAD, Denizli Sanayici, Bankacý ve Ýþadamlarý Derneði, Ege Ayakkabý Sanayicileri Derneði, Ege Deri Sanayicileri Derneði, Ege Genç Ýþadamlarý Derneði, Ege Giyim Sanayicileri Derneði, Ege Otomotivi Derneði, Ege SÝAD, Ýzmir SÝAD, Karþýyaka SÝAD, Manavgat SÝAD. Doðu Akdeniz Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri Federasyonu (DASÝFED): Adana SÝAD, Hatay SÝAD, Ýskenderun SÝAD, Kahramanmaraþ SÝAD, Mersin SÝAD, Tarsus SÝAD. Ýç Anadolu Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri Federasyonu (ÝÇASÝFED): Akyurt SÝAD, Karaman SÝAD, Kayseri SÝAD, Nevþehir SÝAD, Ostim SÝAD, Sincan SÝAD, Sivas SÝAD. Doðu ve Güneydoðu Anadolu Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSÝFED): Cizre SÝAD, Diyarbakýr SÝAD, Elazýð SÝAD, Güneydoðu Anadolu SÝAD, Malatya SÝAD, Mardin SÝAD, Mermerciler Derneði, Siirt SÝAD, Þanlýurfa SÝAD. Marmara ve Kuzey Anadolu Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri Federasyonu (MAKSÝFED): Bandýrma SÝAD, Bursa Genç Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði, Bursa SÝAD, Edirne SÝAD, Kastamonu SÝAD, Orhangazi SÝAD, Trabzon SÝAD. Türkiye SÝAD'lar Platformu federasyonlaþma sürecinde çalýþmalarýný sürdürürken, sektör dernekleri arasýnda da benzer bir çalýþma yürütülüyordu. Onlar da sonuçta Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) olarak bir araya geldiler. SEDEFED çatýsý altýnda toplanan 12 dernek, þu alanlarda örgütlenmiþti: Demir Çelik Üreticileri Derneði, Otomotiv Sanayii Derneði, Seramik Kaplama Malzemeleri Üreticileri Derneði, Türk Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði, Türkiye Ayakkabý Sanayicileri Derneði, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneði, Türkiye Ýlaç Sanayicileri Derneði, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneði, Türkiye Müteahhitler Birliði, Türkiye Turizm Yatýrýmcýlarý Derneði, Uluslararasý Nakliyeciler Derneði, Uluslararasý Taþýmacýlýk ve Lojistik Hizmet Üretenler Derneði. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 77
79 Üye dernekler ile federasyonlarýn yapýsý belirlendikten sonra, kurulacak çatý örgüt olan konfederasyonun adýnýn ne olacaðý, daha çalýþmalarýn baþýndan itibaren tartýþma konularýndan biriydi. Kurucu ekip üye derneklerin tamamýný katýldýðý bir anket düzenleyerek konfederasyon ismini gündeme getirdi. Genel eðilim Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu adýný iþaret ediyordu. Ancak yasaya göre herhangi bir dernek, federasyon ve/veya konfederasyonun "Türk" adýný kullanabilmesi Bakanlar Kurulu kararý gerektiriyordu. Bu yüzden konfederasyon, 4 Kasým 2004 tarihinde (Türk) Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu adýyla resmen kuruldu. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu'nun kurucu yönetim kurulu þu isimlerden oluþuyordu: Enis Özsaruhan (Yönetim Kurulu Baþkaný), A. Güngör Keþci (Yönetim Kurulu Baþkan Yardýmcýsý), Celal Beysel (Yönetim Kurulu Baþkan Yardýmcýsý), Þeyhmus Akbaþ (Sayman), Nedret Koruyan (Sayman Vekili), Lütfi Aysan (Yönetim Kurulu Üyesi), Ýdris Demirel (Yönetim Kurulu Üyesi), Ýlknur Denizli (Yönetim Kurulu Üyesi), Musa Timur (Yönetim Kurulu Üyesi) Mustafa T. Sözen (Yönetim Kurulu Üyesi), Süleyman Onatça (Yönetim Kurulu Üyesi), Timur Erk (Yönetim Kurulu Üyesi), Arzu Turhan (Genel Sekreter) TÜRKONFED Kuruluþ ve Faaliyet Stratejisi Konfederasyonun "Türk" adýný kullanabilmesi, Bakanlar Kurulu kararý gerektirdiðinden, Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED) adý, sadece resmi olmayan iç çalýþma ve yazýþmalarda kullanýlýyordu (Bu durum 12 Nisan 2005 tarihinde deðiþecek ve TÜRKONFED tüzel kiþilik kazanacaktý). (Türk) Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu'nun 4 Kasým 2004'teki kuruluþunu izleyen bir sonraki ay, 2-4 Aralýk 2004 tarihinde "Yoksullukla Mücadele ve Bölgesel Kalkýnma" baþlýðýyla Diyarbakýr'da düzenlenen 8. SÝAD Zirvesi'nde, Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu Kuruluþ ve Faaliyet Stratejisi de katýlýmcý federasyon ve derneklerce kabul edildi. Prof. Dr. Mustafa Yaþar Týnar'ýn kaleme aldýðý Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu Kuruluþ ve Faaliyet Stratejisi, sekiz ana baþlýktan oluþuyordu: Giriþ, Konfederasyonun Faaliyet Alaný, Genel Sekreterlik, Ýdeal Çalýþma Gruplarý, Baþlangýç Koþullarý, TÜSÝAD ile Koordinasyon, Platformlar ve Zirve, Medya Ýliþkileri. TÜRKONFED'in "bölgesel sanayici ve iþadamý derneklerinin bir araya geldikleri Türkiye SÝAD Platformu (TSP) ile sektör derneklerinin bir araya geldikleri Sektörel Dernekler Platformu'nun (SDP) oluþturduðu federasyonlarýn güç birliði" olarak tanýmlandýðý giriþ bölümünde,, "kurumsallaþma" ile "daha tanýmlý ve odaklanmýþ faaliyet alanlarý yaratma"nýn hedeflendiði dile getirilerek, bu aþamaya gelinene kadar geçen sürece atýfta bulunarak, mevcut kazanýmlarýn korunmasýndaki görüþ birliði vurgulanýyordu: Bu giriþim, boþ bir alanda gerçekleþmemektedir. Özellikle bölgesel sanayici ve iþadamý dernekleri alanýnda, çeþitli etkenlerle ortaya çýkan bir "rekabet" faktöründen söz edilmesi gerekir. Geçmiþ dönemlerde, çeþitli siyasi partilerin rüzgârýna kapýlan ya da kapýlmayý hesaplayan, kimi zaman da kiþisel ikbal peþinde koþan bazý dernek yöneticileri, kimi platform üyelerini ana akýmdan ayrý tutmaya veya platforma yeni katýlýmlarýn olmasýný engellemeye çalýþmýþtýr. Bu nedenle, bir yandan federasyon ve konfederasyonlar için etkin ve odaklanmýþ faaliyet alanlarý tarif eder ve iþ dünyasýnýn bu yeni oluþumunu yeni bir kimlik altýnda kamuoyuna sunarken, bugün artýk bir marka deðerine sahip olduðunu söyleyebileceðimiz Türkiye SÝAD Platformu, Sektörel Dernekler Platformu ve Türkiye SÝAD Zirvesi gibi isimlerin korunmasý ve yeni iþlevler yüklenerek konfederasyonun çatýsý altýnda varlýklarýný sürdürmesi, bu giriþimi koordine eden heyetlerce yararlý görülmüþtür. "Konfederasyon'un faaliyet alaný" kýsmýnda TÜRKONFED'in "sektörel boyut" ile "bölgesel boyut"un entegrasyonunu, AB müzakere sürecinde bölgesel ve sektörel eþgüdümün saðlanmasýný; sektörel ve Yýlýnda TÜRKONFED
80 bölgesel iþ fýrsatlarýnýn ulusal ve uluslararasý düzlemde tanýtýmýný yapan bir kuruluþ olmayý hedeflediðine dikkat çekilerek, üstlendiði görevler sýralanýyordu: TÜRKONFED, üyesi kuruluþlarýn çaðdaþ yönetim ilkelerini benimsemiþ iþletmeler olmasý için destek verecek, sivil, gönüllü iþ dünyasý örgütleri ile iþbirliði geliþtirecek, ülkemizde gönüllü iþ dünyasý örgütlerinin geliþmesi için bilgi ve tecrübelerini devreye sokacak bir kurum olacaktýr. Üyesi federasyonlarýn da desteði ile konfederasyonun tabanýný oluþturan dernek üyesi þirketlerde, kurumsal yönetim ve iþ ahlaký ilkelerinin benimsenmesini saðlamak için çalýþacaktýr. Konfederasyon, sivil ve gönüllü bir giriþimci örgütü olarak AB müzakere sürecinde bölgesel ve sektörel eþgüdümü saðlama, süreci yakýndan izleme ve üyelerinin somut taleplerini ilgili mercilere iletme konusuna özellikle aðýrlýk verecektir. Buna uygun çalýþma komisyonlarý oluþturacaktýr. Bu komisyonlarýn görüþ ve önerilerine iliþkin lobi çalýþmasý, UNICE nezdinde TÜSÝAD aracýlýðýyla, hükümet nezdinde doðrudan Konfederasyon yönetim kurulunca yapýlacaktýr. Konfederasyon'un kamuoyuyla paylaþacaðý ilk raporlar da müzakere sürecinin seyrine iliþkin bilgi veren çalýþmalar olmalýdýr. Belirlenen hedef ve alanlardaki çalýþmalarýn planlanýp yürütülmesinde gereken kadro, "Genel Sekreterlik"bölümünde tanýmlanýrken, "Ýdeal Çalýþma Gruplarý" baþlýðý altýnda ise "Konfederasyonun kamuoyunda yanký bulacak faaliyet üretmesi" için üye federasyonlarýn derneklerinin katýlýmýyla yedi ana komisyon kuruluyor ve üzerinde çalýþýlacak konular sýralanýyordu: Sanayi Stratejisi Geliþtirme Komisyonu: Sanayi sektöründe yýllýk perspektif Hizmetler sektöründe yýllýk perspektif Büyüme ve rekabet gücü Teknoloji ve istihdam Sektörel ve Bölgesel Fýrsatlar Tanýtým Komisyonu: Yabancý sermaye için sektörel ve bölgesel fýrsatlar konusunda uluslararasý tanýtým etkinlikleri Üyeler arasý iþ iliþkilerinin geliþtirilmesi için sektörel ve bölgesel alanda ulusal iþ fýrsatlarý için ortak etkinlikler Üyeler için uluslararasý iþ fýrsatlarý Sektörel ve bölgesel istatistikler, üye istatistikleri Kamu Reformu ve Yerel Yönetimler Komisyonu Merkezi idarede reform çalýþmalarýnýn ve uygulamalarýnýn izlenmesi Yerel yönetimlerde reform çalýþmalarýnýn ve uygulamalarýnýn izlenmesi Yerel dernekler içinyerel yönetimlere katýlým modelleri Kurumsal Yönetim ve Ýþ Ahlaký Ýlkeleri Komisyonu Þirketler için kurumsal yönetim ilkeleri Ýþ ahlaký ilkeleri Sivil Örgütlerle Ýliþkiler Komisyonu Sivil örgütlerle iþbirliði Bölgelerde ve sektörlerde giriþimci örgütlerinin teþviki Geliþimi desteklenen örgütlere bilgi ve tecrübe aktarýmý 10.Yýlýnda TÜRKONFED 79
81 Üye Ýliþkileri Komisyonu Konfederasyona baðlý federasyonlarýn üyesi dernekler için kurumsal yönetim ve yönetim kapasitesi geliþtirme konusunda bilgi ve tecrübe aktarýmý Baþkanlar konseyi toplantýlarýnýn düzenlenmesi Türkiye SÝAD Zirvesi programlarýnýn geliþtirilmesi ve düzenlenmesi AB Müzakere ve Uyum Süreci ile Ýlgili Komisyonlar (Bu komisyon için AB müktesebatýnýn izlendiði 31 alt baþlýðýn gruplandýrýlmasýyla oluþan (Entegrasyon, Sanayide Uyum, Bölgesel Politikalarda Uyum, Tarýmda Uyum, Mali Alanda uyum gibi alt komisyonlar tanýmlanýyordu). Strateji belgesi, "Baþlangýç Koþullarý" bölümünde, Konfederasyonun kýsýtlý mali imkânlarla çalýþacak olmasýný dikkate alarak, komisyonlarýn hepsinin birden devreye girmesi mümkün görülmediðinden, AB Müzakere ve Uyum, Sektörel ve Bölgesel Fýrsatlar Tanýtým, Sivil Örgütlerle ve Üyelerle Ýliþkiler Komisyonlarýnýn Konfederasyon kurulur kurulmaz çalýþmaya baþlamasý öneriliyordu. Konfederasyonun, TÜSÝAD'ýn bilgi ve deneyiminden, yurtiçi ve yurtdýþý iliþkilerinden yararlanmasý "TÜSÝAD ile Koordinasyon" baþlýðýnda, federasyon, konfederasyon ve TÜSÝAD genel sekreterlerinin, yýlda birkaç kez kendi aralarýnda düzenleyeceði eþgüdüm toplantýlarýyla saðlanacaktý. "Platformlar ve Zirveler", hem "geçmiþin birikimini koruma" hem de "tabanla iliþkilerin sýký tutulmasý" ve örgütlerin "serbest kürsüsü" iþlevi göreceðinden, çok baþlýlýða meydan vermemek için "Baþkanlar Konseyi"nin görüþ ve tavsiyesiyle sürdürülecekti. TÜRKONFED'in, kuruluþ aþamasýnda varlýk nedenini ve hedeflerini, ilerleyen dönemde etkinlik ve projelere dayalý bir iletiþim ile yönetmesi de "Medya Ýliþkileri"nde ele alýnýyor ve "Görüþ Açýklama" konusu da bir ilkeye baðlanýyordu: Konfederasyonda, baþkan, genel sekreter ya da yönetim kurulu üyelerinin, üzerinde konsensüs saðlanmamýþ konularda görüþ açýklamamalarý, buna karþýlýk baðlý federasyonlarýn ve onlarýn bünyelerindeki derneklerin kendilerine özgü görüþleri serbestçe dile getirebilmeleri, "görüþ açýklama" konusundaki prensipleri hayata geçirebilecek tek model olarak ortaya çýkmaktaydý.. TÜRKONFED için belirlenen bu "yol haritasý"nýn uygulamada nasýl bir iþlev gördüðünü, SÝAD hareketinin baþýndan itibaren çalýþmalarýn içinde yer almýþ, 10 yýl boyunca da TÜRKONFED'in genel sekreteri olarak görev yapmýþ olan Arzu Turhan deðerlendiriyor: TÜRKONFED'in 20 yýllýk tarihinin her aþamasýnda bulundum. Konfederasyon kurulmadan önce, baþka ülkelerde neler yapýldýðýný öðrenmek üzere pek çok uluslararasý model incelendi. Batýlý ülkelerin demokrasi ve kalkýnma süreçlerinde sivil toplum kuruluþlarýnýn büyük roller oynadýðý, önemli etkilerde bulunduðu görüldü. Bu yüzden, daha en baþýndan, 1994'teki SÝAD hareketinden itibaren TÜRKONFED'in bir hizmet örgütü deðil, temsil örgütü olarak yoluna devam etmesi için azami gayret gösterildi. TÜRKONFED ülkenin soluduðu havayý iyileþtirmek için kurulmuþtu ve yoluna bu doðrultuda devam etmeliydi. Bu ulvi misyon ancak tarafsýz, baðýmsýz, denetlenebilir, gönüllü iþ dünyasý örgütü olmakla baþarýlabilirdi. TÜRKONFED'in bu özelliðiyle kamuoyunda yer edinmesi için çok çalýþtýk. Geride býraktýðýmýz 10 yýlda, ülke iklimindeki dalgalanmalara paralel olarak kurum içindeki dalgalanmalarda da bu misyon benim hep yol göstericim oldu. Zaman zaman hareket alanýmýz daraltýlmýþ olsa da ülke için hep doðru olaný söyledik. Konfederasyonun gelecekte de ayný misyonu sürdüreceðine inancým tamdýr Yýlýnda TÜRKONFED
82 6. GÜNÜMÜZDE TÜRKONFED 10.yý
83
84 6. GÜNÜMÜZDE TÜRKONFED 6.1. Geniþleme ve Derinleþme Çalýþmalarý TÜRKONFED, 10 yýllýk bir örgütlenme sürecini geride býrakýp altý kurucu federasyon ve bu federasyonlara baðlý 60 dernekle 2004 yýlýnda tüzel kiþilik kazanýr kazanmaz, bir yandan belli bir program çerçevesinde ana faaliyet alanlarýndaki çalýþmalarýný sürdürürken, diðer yandan da örgütlenmesini geniþletmeye koyuldu. Türkiye'nin doðusundan batýsýna, kuzeyinden güneyine, çeþitli illerde, hem sektörel hem de bölgesel düzeyde kurulu derneklere ziyaretler sýklaþtýrýldý. Çalýþma ilkeleri ve stratejisi belirlenmiþ bir tüzel kiþilik olarak TÜRKONFED'in yarattýðý cazibe, etkisini göstermekte gecikmedi. Yeni yapýya ilk katýlým, 2005 yýlýnda, merkezi Ankara'da bulunan Yapý Ürünleri Üreticileri Federasyonu'ndan (YÜF) geldi. Bir sonraki katýlýmda (2006), Orta Karadeniz Sanayici ve Ýþadamlarý Federasyonu (OKASÝFED) ile Ambalaj Dernekleri Federasyonu (ADF) yer aldý yýlý sonuna gelindiðinde TÜRKONFED, Türkiye Seramik Federasyonu'nun (SERFED) da katýlýmýyla (2009), 10 federasyona baðlý 104 dernek ve 10 binin üzerinde iþadamýnýn temsil edildiði bir büyüklüðe ulaþtý. Ümit Boyner'in Yönetim Kurulu Baþkanlýðýný devraldýðý 2010 yýlýnda, TÜSÝAD iþbirliðiyle baþlatýlan "TÜRKONFED Geniþleme ve Derinleþme Projesi" çalýþmalarý kapsamýnda hem örgütlenme çalýþmalarý sürdürüldü hem de "Türkiye Ýstatistiki Bölge Birimleri Sýnýflandýrmasý" uyarýnca kurulan 26 Kalkýnma Ajansý bölgesinde 26 federasyon kurma hedefi çerçevesinde yeniden yapýlanmalara gidildi. O tarihte TÜSÝAD- TÜRKONFED iliþkisinin, "TÜSÝAD'ýn özellikle baþtaki lider üye konumundan, örgütlenmenin daha geniþlemesiyle birlikte birbirini tamamlayan bir konuma" evrildiðini savunan Ümit Boyner, TÜRKONFED örgütlenmesini Türkiye'nin demokratikleþme sürecinin mihenk taþlarýndan biri olarak deðerlendiriyordu: Sivil Toplum Örgütü (STK) tanýmý henüz Türkiye'nin her yerinde yeteri kadar anlaþýlmýyor diye düþünüyorum. STK'lar kendilerine koyduklarý amaçlar doðrultusunda, her zaman baðýmsýz ve siyasi anlamda tarafsýz olduklarý, bilimsel gerçekliklere dayanan, objektif görüþler ortaya koyabildikleri ölçüde sürdürülebilir ve etkin olabilirler. Bunu ilke edinen STK'lar demokratikleþme ve gerçek bir hukuk devleti olma sürecini henüz tamamlamamýþ ülkelerde siyasi yapýyla sorunlar yaþayabilirler. Bunu olaðan karþýlýyorum. Örgütlenmiþ ve ilkesel bazda saðlam durabilen bir sivil toplum olmadýkça demokrasi geliþemez. Bu bilinçte olan herkesin sivil toplum çalýþmalarýna destek vermesi gerektiðine inanýyorum yýlýnda TÜSÝAD'ýn, Ümit Boyner Baþkanlýðýnda oluþturulan 10 kiþilik TÜSÝAD Yönetim Kurulu'na, Ýzmir iþ dünyasýnýn geleneksel olarak bir üyeyle temsil edildiði yapýya, Bursa iþ dünyasýný temsilen Muharrem Yýlmaz katýldý. Muharrem Yýlmaz, yönetim kurulunda "Bölgesel Geliþme ve Ýþ Dünyasý ve Sivil Toplum Kuruluþlarýyla Ýliþkiler Komisyonu Baþkanlýðý" görevini üstlenirken ayný zamanda TÜRKONFED'de baþkan yardýmcýlýðý görevini yürüttü. Nitekim bu açýlým, 2013 yýlýnda TÜSÝAD baþkaný seçildiðinde, oluþturduðu yeni TÜSÝAD Yönetim Kurulu'nda da devam etti. 12 kiþiye çýkartýlan TÜSÝAD Yönetim Kurulu'nda böylece Bursa, Ýzmir (Sedat Þükrü Ünlütürk); Kütahya (Ersin Güral Arkat), Kayseri, (Memduh Boydak) ve Diyarbakýr (Tarkan Kadooðlu) iþ dünyalarý da temsil imkânýna kavuþtu. Muharrem Yýlmaz'ýn "Bölgesel Geliþme ve Ýþ Dünyasý ve Sivil Toplum Kuruluþlarýyla Ýliþkiler Komisyonu Baþkanlýðý" sýrasýnda "TÜRKONFED Geniþleme ve Derinleþme Projesi", TÜSÝAD ve TÜRKONFED de destek buldu ve TÜSÝAD-TÜRKONFED Koordinasyon Komitesi aracýlýðýyla hýz kazandý. Muharrem Yýlmaz, bu projeyle, 25 Ocak 2006 tarihinde AB'ye uyum amaçlý çýkan "Bölgesel Kalkýnma Ajanslarýnýn Kuruluþu" yasasýnýn yarattýðý yeni ortama paralel olarak bir iþ dünyasý örgütlenmesinin saðlanmasýný amaçladýklarýný, ifade ediyor: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 83
85 TÜSÝAD ve TÜRKONFED'deki yönetim kurulu üyeliklerimin tabii sonucu olarak, bölgesel temsil açýsýndan her iki örgütün geliþmesi için ne yapabilirim diye düþündüm. TÜSÝAD'ýn TÜRKONFED'in mevcut tüm bölgesel federasyonlarýna üye olmasý için bir genel kurul kararý mevcuttu. Bu süreci hýzlandýrmak gerekiyordu. "Bölgesel Kalkýnma Ajanslarýnýn" karþýsýnda bir iþ dünyasý federasyonunun istiþari amaçlý olarak bulunmasý, o bölgelerdeki kalkýnma ve geliþmeyi tetikleyebilirdi. Nitekim Bölgesel Kalkýnma Ajanslarý, "Bölgesel Kalkýnma Planlarý" yapmakla görevlendirilmiþlerdi, ancak yeterli girdiden yoksundular. Kaldý ki ajanslar büyük bir hýzla kurulmuþ, 26 NUTS bölgesine yayýlmýþ, TÜRKONFED'in federasyonlaþmasý ise geride kalmýþtý. TÜSÝAD'ýn yeni oluþacak federasyonlara üyeliklerini gerçekleþtirmek ve bütçelerine destek olmak için karar aldýk. Hatta federasyonlarýn örgüt ve faaliyet kapasitesini artýrabilmek için güçlü sekretaryalarýn oluþmasý açýsýndan ayrýca bir destek tasarladýk. Ben, Batý örneklerinde de gördüðümüz gibi, güçlü, ülke gerçeklerine vakýf, küreselleþme olgusunu takip eden ve kaynak kullanýmýnda piyasa ekonomisi þartlarýný deðerlendirme becerisine sahip iþ dünyasý kuruluþlarýnýn ülke ekonomisinin kalkýnmasýnda önemli bir yönlendirme yapabileceði ve katký sunabileceði inancýndayým. Diðer taraftan, TÜRKONFED'e paralel olarak, TÜSÝAD'ýn da bölgesel temsil konusunda adým atmasý gerektiðini düþündüm ve TÜSÝAD baþkanlýðým sýrasýnda yönetim kurulunun oluþumunda buna özen gösterdim. Ayrýca, TÜSÝAD ve TÜRKONFED olarak, Çözüm Süreci nin ekonomik ayaðýný kurumsal olarak üstlenip Cizre ve Batman yatýrým danýþma konseyi toplantýlarýyla katkýda bulunmaya çalýþtýk. Bu kapsamda TÜRKONFED, bugün 26 Kalkýnma Ajansý bölgesinden 20'sinde federasyonlaþma çalýþmalarýný tamamlamýþtýr. Geniþleme misyonunu bugün hem TÜSÝAD hem de TÜRKONFED'de yürüten TÜRKONFED Baþkan Yardýmcýsý Tarkan Kadooðlu sürecin baþtaki tüm zorluklarýna raðmen bugün ivme kazanarak devam ettiðini vurgulayarak önemli tespitlerde bulunuyor: Ben Cizre, Þýrnak'lýyým. Bölgesel gelir eþitsizliðinin de, bölgesel kalkýnmanýn öneminin de ne olduðu çok iyi bilirim. Bu kapsamda, TÜRKONFED Geniþleme Projesine hep inandým yýlýndan bu yana TÜRKONFED Yönetim Kurullarýnda aktif görev aldým. Kuruluþumuzda ilke edindiðimiz "bölgesel kalkýnma" ve bu yönde örnek aldýðýmýz "AB politikalarý ve Kalkýnma Ajanslarý yapýsý" örgütlenmemizin de temelini teþkil ediyor. Dernek, federasyon ve konfederasyon kurgusuna bir de Düzey 2 bölgelerinin daðýlýmýný eklemek kuþkusuz kolay bir hedef deðil. Ýlk baþlarda bu durumu hepimiz yadýrgadýk. Þehir milliyetçiliði yapýldý, komþu þehirler ile bir federasyon çatýsý altýnda olmak istenilmedi. Ama zamanla herkes iþ dünyasýnýn bölgesel düzeyde örgütlenmesinin önemini, bölgesel kalkýnmaya katkýsýný gördü, yararýmýza olduðuna ikna oldu diye düþünüyorum. Artýk, Bölgesel Federasyonlarýmýz, Kalkýnma Ajanslarýnýn, bölge iþ dünyasýnýn temsili açýsýndan, doðal muhataplarý haline geldiler. Günümüzde, bölgelerin kullandýðý havaalanlarý bile var, biliyorsunuz. Uzun uçuþ ve seyahat sürelerini saymaz isek bu proje beni üyelerimiz ile daha da yakýnlaþtýrdýðý için ayrýca mutlu oluyorum. Bu giriþimlerimiz baþka birçok projenin de fitilini ateþledi. Konfederasyon, bu sürece elbette hiç sancýsýz gelmedi. Hem sosyal, kültürel farklýlýklarýn yansýmalarýný hem de iþ büyüklükleri bakýmýndan olaðanüstü bir çeþitlilik gösteren unsurlarý bir araya getiren bütün büyük yapýlarda olduðu gibi, TÜRKONFED'de de kýsa sürede hýzlý büyümenin getirdiði birtakým mali sorunlar baþ gösterdi. Bunlardan biri, TÜRKONFED kurulmadan önce coðrafi sýnýrlar çerçevesinde oluþmuþ federasyonlarý, "Bölgesel Kalkýnma Ajanslarý"na göre yeniden yapýlandýrmasý nedeniyle doðdu. Bu uygulama, federasyon sayýsýný "Bölge Kalkýnma Ajanslarý" sayýsýna yaklaþtýrmakla birlikte, daha az sayýda ili kapsayan derneklerden oluþan yeni federasyonlarýn mali olarak zorlanmalarýna neden oldu. TÜSÝAD üyesi ve SEDEFED Kurucu Baþkanlarýndan Bülent Akgerman, "Böylece nitelik ve nicelik dengesi bozuldu" diyerek sözlerini sürdürüyor: Yýlýnda TÜRKONFED
86 TÜRKONFED'in altýnda iki tüzel kiþilik - federasyon ve dernek-, sonra gerçek kiþi -üye- var. Bu tüzel kiþilikleri oluþturan, aslýnda gerçek kiþi. Gerçek kiþi -aidat vermeyerek- derneðini ihmal ederse dernek sýkýþýr ve federasyona katký payýný ödemez. Ayný þekilde federasyon da Konfederasyon'a vermez. Çünkü Federasyon, iki tüzel kiþilik arasýnda kalan bir tüzel kiþilik. Bu da federasyonlarýn güçlenmesi önünde bir engel oluþturuyor. Bölgeler ve iller arasýndaki eþitsizlikten kaynaklanan bu durumun yaratacaðý sorunlar, daha en baþtan öngörüldüðünden, TÜSÝAD'ýn her federasyona üyeliði ve finansal katkýsý, sorunun aþýlmasýný saðladý. Böylece TÜRKONFED, örgütlenmesinin ilk gününden itibaren, gerçeklikte karþýlýðý olmadan, ilkeleri belirsiz bir þekilde, bir hevesle kurulan ve sonrasýnda "tabela derneði" olmaktan kurtulamamýþ yapýlanmalarla arasýna bir çizgi çekti. Ýlinde/ bölgesinde sivil toplum kuruluþu ilkeleri çerçevesinde kurulup ekonomik geliþkinliðin farklýlýklarýndan kaynaklanan kýsýtlý olanaklarla iþ yapmaya çalýþan derneklerle ise güç birliði ve dayanýþma iliþkisi içinde olmaya devam etti. TÜSÝAD'ýn, TÜRKONFED oluþumunun en baþýnda üstlendiði bu lokomotif rol, örgütlenmenin geniþleme ve derinleþme aþamasýnýn bir döneminde, belki de bir "baþkanlýk üslubu" nedeniyle krize dönüþtü. Erdem Çenesiz, 2003 yýlýnda kurulan Çorum SÝAD'ýn baþkanlýðýna seçildikten sonra bir yýl içinde altý ilin derneklerini bir araya getiren Orta Karadeniz Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Federasyonu'nun (OKASÝF) baþkanlýðýný üstlendi. TÜRKONFED, 2005 yýlý sonunda, iki koþulu yerine getirmek üzere, OKASÝF'e konfederasyon üyeliði çaðrýsýnda bulundu. Ýki koþuldan biri, federasyondaki iki derneðin, OKASÝF'ten ayrýlýp MAKSÝFED'e üye olmasýydý. Diðer koþul ise OKASÝF adýný OKASÝFED olarak deðiþtirmeliydi. Koþullar yerine getirildi ve Erdem Çenesiz 2007 yýlýnda yönetim kurulu üyesi olarak çalýþmalarýna katýldýðý TÜRKONFED'e 2011 yýlýnda baþkan seçildi. Erdem Çenesiz, göreve geliþinden 18 ay sonra ani bir kararla istifayla biten baþkanlýk serüvenini "TÜRKONFED, daha demokratikleþme ihtiyacý olmasýna raðmen Türkiye' de bulunan ideale en yakýn sivil toplum örgütüdür. Özetle mevcutlarýn en iyisidir" diyerek þöyle özetliyor: Baþkan adayý olmadan önce, bugün de koruduðum TÜRKONFED'e e olan inancýmýn gereði olarak önceliklerimi belirledim. Özellikle genel kurul öncesi ve benim de baþkan olacaðýmý bilmediðim bir ortamda, ülkenin dört bir yanýndan gelen federasyon baþkanlarý ve dernek temsilcilerinin katýlýmýyla yaptýðýmýz arama konferansýnda TÜRKONFED'in geleceði masaya yatýrýlmýþtý. O çalýþmanýn sonuç bildirgesi benim için bir iþ planýydý. Baþkan olduðumda TÜRKONFED tabanýnýn beklentileri benim önceliðim olmuþtu. TÜRKONFED'e en büyük haksýzlýk olarak gördüðüm en önemli konu TÜRKONFED'in TÜSÝAD'ýn bir örgütü gibi algýlanmasýydý. TÜSÝAD'ýn önemli katkýlarý son derece kýymetliydi. Ancak TÜRKONFED'i TÜSÝAD güdümünde göstermek, TÜRKONFED ve TÜRKONFED'e emeði geçenlere, hatta TÜSÝAD'a büyük haksýzlýktý. TÜSÝAD'ýn ülke için son derece yararlý çalýþmalar yaptýðý konusunda þüphemiz yoktur. Ancak TÜRKONFED'in öncelikleri ve reflekslerinin ülkenin tamamýný ve her boyuttaki iþadamýný kapsayacak þekilde olmasý gerektiði için, TÜSÝAD'ýn emrinde bir örgüt gibi algýlanmasý, güçlenmesinin önündeki en büyük engeldi. TÜRKONFED'in sloganý haline gelmiþ olan tarafsýz, baðýmsýz, þeffaf ve gönüllü yapýsýna gölge düþürecek hiçbir yaklaþýmý doðru bulmuyordum. TÜRKONFED'in TÜSÝAD tarafýndan yönetildiði hissi uyandýracak görüntü ve davranýþlarý da baðýmsýzlýk ilkesi kapsamýnda kabullenmiyordum. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 85
87 Resmen kurulduðu tarihten itibaren bir sivil toplum kuruluþu olarak TÜRKONFED, alanýnda parlayan bir yýldýz misali, pek çok kesimin dikkatini üzerine çekti. Örneðin TOBB, örgütlenme modelini deðiþtirip "Sektör Meclisleri" kurarak, sektörel dernekler için bir cazibe merkezi yarattý. Ayný alana seslenen, siyasal erke yakýn duran diðer iþ dünyasý kuruluþlarý da öyle. Ancak TÜRKONFED, alanýndaki rekabet eþitsizliðine raðmen, hem bu iþe gönül vermiþ yöneticilerinin azimli çalýþmalarý hem de mevcut koþullarýn da etkisiyle, kuruluþta kabul ettiði ilkeler çerçevesinde büyümesini sürdürdü. Gelinen noktada, yola çýkýþ gerekçesi iyi niyetli olsa da, uygulamadaki birtakým davranýþlar, "TÜSÝAD'ý dýþlama çabasý" algýsýnýn doðmasýna neden oldu. Bülent Akgerman, "niyet-sonuç" iliþkisinin nasýl hassas bir denge yarattýðýný, dikkatle korunmazsa nelere yol açabileceðini þöyle özetliyor: Dikkat ederseniz bütün TÜSÝAD baþkanlarý, herhangi bir yerde metne baðlý konuþur; yani elindeki metni okur. Konuþamadýðýndan deðil, bu çok önemli bir tutumdur. O metin çok deðerlidir; üzerinde günler, saatler geçirilmiþ, anlam kaymasý olmasýn diye noktasýna, virgülüne kadar çok kiþinin elinden geçmiþtir. Elinizde bir metin olduðu halde "Ben okuyamýyorum, konuþacaðým" diye ýsrar eder, yanýnda TÜSÝAD baþkaný varken, tabii ki TÜRKONFED'i büyük göstermek adýna, o anda aklýnýza geleni söylerseniz yanlýþ yapmýþ olursunuz. "Aslýnda TÜSÝAD da bizim üyemiz" dediðinizde yanlýþtýr bu. TÜSÝAD senin üyen deðil! Senin üyen, TÜSÝAD'ýn da üye olduðu federasyonlar. Bu, TÜRKONFED yöneticilerinin hep yaptýðý hatadýr. Örneðin "ESÝAD üyemiz" denir. Deðil! Senin üyen BASÝFED. "Ama biz onlara çatý kurduk" denebilir. Evet, çatý kuruyorsun ama konuþurken dikkat etmeniz gerekir. TÜSÝAD, TÜRKONFED'in içinde sadece adýnýn yarattýðý basýn desteði için yer almýyor, bunu unutmamak gerekiyor. Canlý, dinamik, organik yapýya sahip bir örgütlenmede, sorunlarýn tek taraflý algýlanmasý düþünülemez. Nitekim TÜRKONFED adýyla kimlik kazanan oluþumun en baþýna dönecek olursak, TÜSÝAD'ýn hem 1980 sonrasýnda þubeler açma talebiyle gündeme gelen kendi yaygýnlýðýný geliþtirme hem de SÝAD'larla güç birliði çalýþmalarýnda "tutuk" davranmasý, sonrasýnda yaþanan geliþmeler TÜSÝAD içinde de yanký buluyor. TÜSÝAD'da 2000 yýlýnda Ankara Temsilcisi olarak çalýþmaya baþlayan, o tarihten sonra TÜRKONFED örgütlenmesi içinde de bulunan, günümüzde TÜSÝAD Genel Sekreterliði'ni yürüten Ali Zafer Yavan'ýn sözleri, TÜSÝAD-TÜRKONFED iliþkisini dün-bugün ve yarýn ekseni içinde özetliyor: SÝAD oluþumunu ve SÝAD'lardan TÜRKONFED'e geçiþi teorik olarak desteklemekle birlikte i bir perspektif sorunu olduðunu düþünüyorum. Temel kaygý bence çok anlamlý. Elinizde sýnýrlý bir giriþimci entelektüel bir kapasite var. O entelektüel kapasiteyi en iyi þekilde deðerlendirip ülkede kalkýnma baþlýklarýnda çalýþmak güç bir þey. Bunu yaydýðýnýz anda bir alt dengede bir araya geliyorsunuz. Yaygýnlýðýn getirdiði bir pozitif dýþsallýk var ama alt dengede olmanýn yarattýðý da bir negatif dýþsallýk var. Bu iki nokta arasýndaki gidiþ-geliþ, bugün nispeten daralmýþ olsa da hâlâ ortadan kalkmýþ deðil. TÜSÝAD açýsýndan alt dengede bulunmak yerine onu yukarý çekme zorunluluðu, Türkiye'nin dört bir yanýna daðýlmýþ eldeki sýnýrlý kapasite nedeniyle, kaybedilmemesi için hep bir çabayý gerektiriyor. Yani ben, Türkiye'deki bütün yerel iþ örgütleriyle ortak çarpanýmý bulayým derken, aþaðýda bir yerde demokrasi söylemi, aþaðýda bir yerde piyasa söylemi, aþaðýda bir yerde kayýt dýþýyla mücadele söylemi durumunda kalabilirim. Buna karþýlýk da çok yaygýn, çok etkili bir söyleme ulaþabilirim. Bu ikisi arasýndaki deðiþ tokuþ anlayýþý, al-ver iliþkisi, bir anda kucaklaþmayý engelleyen ikircikli tutumda temel motiftir. Bu asla bir kibir deðil. TÜRKONFED - TÜSÝAD anlayýþý uzun vadede bir yerde kesiþerek Türkiye'de demokratik standartlarý dikkate alan, piyasa ekonomisini çaðdaþ normlarda benimseyen bir öncü-giriþimci topluluðu yaratma noktasýna varacak ancak nerede ve nasýl olacak konusundaki belirsizlik, hýzlý davranmayý engelleyen bir unsur. Bunun da altýnda TÜSÝAD'da ya da özellikle kurucu Yýlýnda TÜRKONFED
88 üyelerde bu tür bir kaygý doðmuþ olabilir. Çünkü TÜSÝAD, Türkiye'de 40 yýl içinde bir momentum yakalamýþ, itibar oluþturmuþ. Bunu da ülkenin kalkýnma baþlýklarýna taþýyor: Eðitime, demokrasiye, Avrupa Birliði'ne uyuma taþýyor. Bu gidiþi yavaþlatacak, bu gidiþteki esnekliði yitirmemize neden olabilecek bir durum tabii kabul edilebilir, en azýndan arzu edilen bir durum olmaz. Öte yandan TÜSÝAD'ýn nispeten merkezi, belli bir coðrafyaya sýkýþmýþ gibi gözüken, büyüklük itibarýyla dar tanýmlý yapýsýnýn geniþlemesi de gerekiyor. Bu da hem çaðdaþlýk hem de yeni dünya düzeninin bir gereði. Hem TÜSÝAD hem de TÜRKONFED, bu iki objektifin kesiþimini arýyor. Her iki kurumun bir arada davranmasýný saðlayan bu. 15, hatta 20 yýllýk bir geçmiþten buraya gelinceye kadar alýnan mesafe çok yüksek. TÜSÝAD, en az yýldýr demokrasi ve kalkýnma iliþkisi üzerine çalýþýyor. Dünyada, adý "Siyasi Reformlar" olan bir çalýþma birimine sahip iþadamý örgütü yok. Ama bizim böyle bir birimimiz var; orada bir ihtisas yarattýk. Bu bir bilinç ve deðerdir. TÜSÝAD'da hem demokrasi bilinci hem de XXI. yüzyýlýn giriþimcisinin nasýl olmasý gerektiðine dair bir fikri altyapý var. Türkiye'de doðudan batýya gelir daðýlýmý nasýl çarpýksa eðitim ve demokrasi bilinci de çarpýk. Dolayýsýyla TÜRKONFED burada en önemli araç. Bir teknisyen olarak benim açýmdan TÜRKONFED, çevreyi merkeze alýp kalkýnmayý çevre kýsýtlarý içinde deðerlendiren, demokratik standartlar olmaksýzýn piyasa ekonomisinin iþlemeyeceðini bilen ve benzeri yeni sýnýf parametrelerini benimseyip bir nüve olarak geliþmekte olan XXI. yüzyýl giriþimcisini süratle yayabilecek bir mekanizma, bir þemsiye örgüttür. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 87
89
90 7. ULUSLARARASI TEMSÝLE DOÐRU: UEAPME ÜYELÝÐÝ 10.yý
91
92 7. ULUSLARARASI TEMSÝLE DOÐRU: UEAPME ÜYELÝÐÝ Tüzel kiþilik kazandýðý 2004 yýlýndan itibaren, 10 yýllýk süre içinde TÜRKONFED, her yýl düzenlediði Baþkanlar Konseyi toplantýlarý ve ardýndan yayýnladýðý bildirilerle ve yine her yýl, Türkiye'nin sorunlarýnýn irdelendiði raporlarý ve gerçekleþtirdiði zirvelerle yurtiçinde artýk "görüþleri dikkate alýnmasý gereken" bir kurum kimliði kazandý. Buna ek olarak uzun zamandýr sürdürdüðü bir çabasý da 2014 yýlýnýn Þubat ayý içinde sonuç verdi ve UEAPME üyeliði ile iþ dünyasýný uluslararasý planda da temsil etme yönünde büyük bir baþarý elde etti. Merkezi Brüksel'de bulunan Avrupa Esnaf, Sanatkâr ve KOBÝ Birliði - UEAPME (European Association of Craft, Small and Medium-Sized Enterprises), 1980 yýlýnda kurulmuþ, Avrupa düzeyinde esnaf, sanatkâr ve KOBÝ'leri temsil eden bir çatý örgüttür. Bünyesinde tüm Avrupa'dan 12 milyon firma ve 55 milyon çalýþaný barýndýran birliðe, çapraz sektörlerden KOBÝ'leri temsil eden 80 örgüt üyedir. Temel faaliyet alanlarý, "ekonomi ve maliye politikalarý, eðitim, istihdam ve toplumsal sorunlar, firma politikalarý, çevre politikalarý, iç pazar ve yasal sorunlar, bölgesel politikalar ve yapýsal fonlar ile sektörel politikalar" baþlýklarýyla belirlemiþtir. TÜRKONFED, kuruluþundan bu yana vazgeçmediði Avrupa Birliði perspektifinin bir sonucu olarak, üyesi olduðu UEAPME ve Avrupa Birliði kurumlarý nezdindeki iliþkilerini geliþtirmek ve Türkiye'nin üyelik sürecine aktif destek saðlamak amacýyla 17 Kasým 2014 tarihinde Brüksel'de "Avrupa Birliði Temsilciliði'ni açmýþtýr. TÜRKONFED'in, AB'nin sosyal ortaðý olan ve KOBÝ'leri etkileyecek yasal düzenlemelerde söz hakký bulunan UEAPME'ye üyeliðin TÜRKONFED'e üye iþ insanlarý ve dolayýsýyla Türk iþ dünyasýna saðlayacaðý önemli katkýlar bulunmaktadýr: - UEAPME üyeliði AB sürecinde TÜRKONFED bakýmýndan öncü ve örnek alýnacak bir adým olmuþtur. Birlik, AB politikalarýnýn belirlendiði sistemin bir parçasý olduðundan TÜRKONFEDde bu sisteme dahil olmuþtur. - AB içinde faaliyet gösteren bir þirketi ilgilendiren mevzuat ve politikalarýn büyük çoðunluðu ulusal deðil, AB düzeyinde kararlaþtýrýlmaktadýr. Gümrük Birliði ve müzakere süreciyle birlikte Türkiye ekonomik yaþamýnda da bu doðrultuda bir geçiþ söz konusudur. Bu çerçevede UEAPME üyeliði önemli ulusal çýkarlarý içeren bir konumdadýr. - UEAPME çalýþma gruplarýnda yer almak TÜRKONFED üyeleri ve profesyonelleri için ayrýcalýklý bir bilgi ve etki aðýna ulaþým imkâný sunmaktadýr. Örneðin, AB kurumlarýna iletilmek üzere hazýrlanan Avrupa özel sektör görüþleri içerisinde Türkiye'nin aðýrlýðý daha da artacaktýr. - UEAPME ya da üyeleri tarafýndan doðrudan ya da ortak olarak yürütülen AB projelerinde yer almak mümkün olabilecektir. - Avrupa özel sektör heyetlerinde TÜRKONFED temsilcilerinin de yer almasý, Türkiye'nin güçlü özelliklerinin AB siyasetçileri, medyasý ve kamuoyu önünde daha fazla anlaþýlmasý için bir fýrsat olacaktýr. - ABD, Çin, Rusya gibi ülkelerle olan dýþ iliþkilerde Avrupa özel sektör heyetlerinde Türk temsilcilerin yer almasý ise anýlan ülkelerin Türkiye'ye bakýþlarýný olumlu etkilemektedir. Bu duruma iliþkin en somut ve güncel örnek, AB-ABD arasýnda müzakere edilmeye baþlanan Transatlantik Ticaret ve Yatýrým Ortaklýðý'dýr (TTYO). Türkiye'nin bu konunun dýþýnda kalmamasý için AB düzeyinde yapýlacak lobi çalýþmalarýnda bu tür üyelikler oldukça önemlidir. TÜRKONFED 10. Genel Kurul'unda Yönetim Kurulu Baþkaný Süleyman Onatça, bu baþarýyý iþ dünyasýna duyururken TÜRKONFED'in uzun yýllardýr savunuculuðunu yaptýðý "önce küçüðü düþün ilkesi"ne özel bir vurgu yapýyordu: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 91
93 AB, KOBÝ'ler için "önce küçüðü düþün" ilkesini benimsedi ve bu ilkeyi AB KOBÝ Senedi'nin temel ilkesi olarak kabul etti yýllarýnda AB üyesi ülkeler KOBÝ'leri desteklemek üzere toplam 2 bin 400 önlem aldý. Bu her bir ülke için neredeyse yýlda 90 önlem anlamýna gelmektedir. AB'de bu direktifin yasalaþmasýnda UEAPME'nin büyük katkýsý olduðunu biliyoruz. Hatýrlarsanýz Türkiye'de TÜRKONFED'in ýsrarlý giriþimleri sayesinde yeni Türk Ticaret Kanunu'na bu yönde bir madde eklenmiþti. "Önce küçüðü düþün" ilkesini Türkiye 2011 yýlýnda benimsedi ve KOBÝ Strateji ve Eylem Planý'nda bir dizi düzenlemeye yer verildi. TÜRKONFED olarak AB iþ dünyasýnýn en etkin kuruluþu UEAPME ile temaslarýmýzý aralýksýz devam ettirdik. Nihayetinde bu çabalarýmýz çerçevesinde Konfederasyonumuz, Avrupa KOBÝ'lerinin sesi olan UAEPME'nin üyesi olmayý baþardý. Bu üyeliðimiz ile onuncu yýlýmýza çok daha büyük ve çok daha güçlü bir aile olarak giriyoruz. 10 TÜSÝAD Yönetim Kurulu Baþkanlarýndan Arzuhan Doðan Yalçýndað ( ) da TÜRKONFED'in UEAPME üyeliðini "KOBÝ'ler için hayati önemde" görüyor: Esnek üretim yapýlarýyla piyasa koþullarýna hýzlý uyum saðlayabilen KOBÝ'lerin ayný zamanda yeni istihdam alaný yaratýlmasý, gelir düzeyinin artýrýlmasý, sürdürülebilir kalkýnmada ve özellikle bölgesel kalkýnmýþlýk farklarýnýn azaltýlmasýnda önemli bir rol üstlendiðini unutmamamýz gerekiyor. TÜRKONFED'in, faaliyetleri ile ulusal düzeyde bu bilincin oluþmasý ve KOBÝ'lerin menfaatlerinin gözetilmesi adýna aktif olarak desteklediðini görüyorum. TÜRKONFED, bugün önemli bir temsil gücü elde etmiþ, UEAPME üyeliði ve Brüksel Temsilciliði ile AB nezdindeki çalýþmalarý açýsýndan da önemli adýmlar atmýþtýr. Türkiye'nin AB üyeliðine bir adým daha yaklaþmasý için önemli bir adým olan TÜRKONFED'in UEAPME üyeliðinin hemen ardýndan 10. Genel Kurul'a daveti kabul eden UEAPME Baþkaný Bayan Gunilla Almgren de, iki kuruluþun iþbirliðinden duyduðu heyecaný vurguluyordu. Almgren, Genel Kurul konuþmasýnda TÜRKONFED'in üyeliðini (özetle) þu sözlerle deðerlendiriyordu: TÜRKONFED'in UEAPME ailesine katýlmýþ olmasýndan büyük mutluluk duymaktayým. TÜRKONFED de, UEAPME de bir iþ dünyasý örgütüne üye olmanýn, iliþki aðlarý kurmanýn, her giriþimci için önemli bir araç olduðuna inanýyor. Temsil ettiðiniz Türkiye'nin dört bir tarafýna yayýlmýþ ve bugün burada toplanmýþ örgütlenmeler ve giriþimciler bunu kanýtlýyor. Çok sayýda kadýn giriþimci örgütünün üyeleriniz arasýnda bulunmasýndan özel bir mutluluk duymamý anlayýþla karþýlayacaðýnýzý umarým. Örgütlerimiz bir aða dahil olmanýn, bir iþ dünyasý örgütüne üye olmanýn her giriþimci için önemli bir araç olduðuna inanýyor. Ýþ dünyasý aðlarý sayesinde yaptýðýnýz gayri resmi temaslar mal ve hizmet saðlayýcýlarla iliþki kurmanýzý saðlayabilir. Sorunlarýnýzý çözecek ya da çözmenize yardým edecek ipuçlarý sunacak insanlarla iliþki kurmanýzý da saðlayabilir. Elbette her sosyal insan gibi giriþimciler de baþkalarýna kendi hikâyelerini anlatmayý, deneyimlerini paylaþmayý, görüþlerini aktarmayý, sýkýntýlarýný dillendirmeyi, nelerle uðraþýp neler yaptýklarýný, neler planladýklarýný anlatmayý sever. Her konu veya mesele hakkýnda ruh ikizlerinizi hemen bulabilirsiniz. Bilgi, tanýdýklar ve deneyim paylaþýlýr. Baþkalarýnýn hikâyenize kattýklarýyla tasarýlarýnýz zenginleþir. 10 TÜRKONFED, bu konudaki çabalarýný hala sürdürmektedir. 18 Kasým tarihinde üyesi olduðu UEAPME ve AB Bölgeler Komitesi tarafýndan düzenlenen ve TÜRKONFED'i Yüksek Danýþma Kurulu Baþkaný Celal Beysel'in temsil ettiði "Rekabetçi Þirketler ve Bölgesel Kalkýnma Konferansý'nda da dile getirildiði gibi; "AB'de 'tahsilatlarýn gecikmesi' ve 'ödenmeyen alacaklar' sonunda oluþan zararlar yýlda 300 milyar Euro'yu aþmaktadýr. Bu zararýn büyük bölümünü KOBÝ'ler yüklenmektedir. AB'de KOBÝ'lere olan geç ödeme kanun ile yasaklanmýþ olmasýna raðmen, yaþanan bu durum Birlik ekonomisi açýsýndan kaygý vericidir." Benzer bir durum Türk KOBÝ'lerini de tehdit etmektedir Yýlýnda TÜRKONFED
94 Avrupa düzeyinde UEAPME'nin görevi ve misyonu da budur: KOBÝ'lerin çýkar ve görüþlerinin Avrupa Birliði kurumlarýnda anlaþýlmasý ve benimsenmesini saðlamak üzere, farklý ulusal KOBÝ örgütlenmelerini ve Avrupa çapýnda sektörel örgütleri bir araya getirmek. Bu nedenle UEAPME'nin ana hedefleri arasýnda Avrupa politikasýndaki geliþmelere dair üyelerini bilgilendirmek, ulusal örgütlerin Avrupa çapýnda ortak eylemini desteklemek de bulunur. Bu örgütler çeþitliliðini bir araya getirirken, küçük ölçekli giriþimlerle ilgili her konuda deneyimleri paylaþmak, en iyi uygulamalar konusunda görüþ alýþveriþi yapmak için birçok fýrsat ortaya çýkar. Bu baðamda UEAPME üyelerinin politika komitelerinde doðrudan iþbirliði yapmalarýný desteklemeye çalýþýr ve ulusal uzmanlarýn Avrupa kurumlarý tarafýndan düzenlenen toplantý ve çalýþmalarda yer almasýna aracýlýk eder. Türkiye gibi Avrupa Birliði de KOBÝ'ler temeline dayanýyor. Avrupa Birliði'ndeki 22 milyon giriþimin yüzde 99,9'unu küçük ve orta ölçekli iþletmeler oluþturuyor. 250'den fazla çalýþaný olan sadece 40 bin iþletme var. Ýþletmelerin yüzde 92'si, yani 19 milyondan fazla iþletme mikro iþletme, yani 10'un altýnda çalýþaný olan iþletmeler. Avrupa'daki iþletmelerin yüzde 50'den fazlasý tek kiþilik þahýs þirketi. KOBÝ'ler Avrupa Birliði'ndeki istihdamýn yüzde 63'ünü, Avrupa ekonomisindeki katma deðerin yüzde 60'a yakýn bir bölümünü saðlýyor. Ortalama Avrupa iþletmesi sahip-yöneticisi de dâhil 6 kiþiye istihdam saðlýyor. Son on yýl içinde, büyük sanayi kuruluþlarýndaki istihdam ortalama olarak daralýrken, KOBÝ'ler yeni iþlerin yüzde 80'ini yarattý. Dolayýsýyla KOBÝ'ler ekonomimizin en dinamik unsurudur. KOBÝ'lerin Avrupa ekonomisinde ve toplum içinde olumlu bir rol oynama yeteneði büyük ölçüde içinde bulunduðu ekonomik ortama, etkin ve baþarýlý faaliyet yapmasý için gereken araçlara eriþim imkânlarýna, onlarýn gerçekliðine uyarlanmýþ bir mevzuat ortamýna ve son olarak da, öncekiler kadar önemli olan, TURKONFED ve UEAPME gibi etkili kurumlar aracýlýðýyla yeterli destek hizmetleri alabilmesine baðlýdýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 93
95
96 8. SONUÇ 10.yý
97
98 8. SONUÇ Ýnsanlýk henüz daha iyisi yaratamadýðýna göre, yönetim þekilleri arasýnda "demokrasi en adil ve dengeli olanýdýr." Çünkü demokrasi, birbiriyle iç içe geçmiþ, düþünce, ifade ve örgütlenme özgürlükleri üzerine kurulu bir gerçekliktir. Toplumun tamamlayýcý parçasý olarak iþ dünyasý ve iþadamlarý, oluþturup içinde yer aldýklarý örgütleriyle, bu gerçekliðin sürdürülebilirliðinin güvencelerinden biridir. TÜRKONFED'in henüz kýsa olan geçmiþini mercek altýna aldýðýmýz bu çalýþmanýn bütününde de görüldüðü üzere, dünyada olduðu gibi Türkiye'de de iþ dünyasý ve iþadamý örgütlerinin ortaya çýkýþý ve geliþimi ile demokrasi arasýnda inkâr edilemez bir iliþki söz konusudur. Ýnsan günlük alýþkanlýklarý içinde çalýþýrken, o anýn telaþý içinde davranýþlarýnýn sonuçlarýný tam olarak algýlayamaz. Ancak bir soluklanma fýrsatý bulup yapýp ettiklerine þöyle bir baktýðýnda aslýnda tarih yaptýðýný fark eder. Resmi kuruluþ tarihi itibariyle 10. yýlýný geride býrakan TÜRKONFED'in öncesinde ve daha öncesinde de bu tür "tarih yapýcýlar"ýn öngörüsü, bilinç ve kararlýlýðý, heyecaný, azmi, fedakârlýðý. vardýr ve devam etmektedir. Kuruluþ çalýþmalarý günümüzden yaklaþýk 50 yýl önce baþlayýp bugün BusinessEurope'ta Türk iþ dünyasýný küresel ölçekte temsil eden TÜSÝAD, böyle bir çabanýn ürünüdür. O yýllarda sadece Ýstanbul, Ýzmir, Eskiþehir, Adana gibi, Türkiye'nin sanayide öne çýkmýþ birkaç büyük þehrinde bulunan öncü giriþimcilerin savunduðu görüþler, 80'li yýllarýn ikinci yarýsýndan itibaren yansýlarýný yaratmýþtýr. Demokrasi ve insan haklarý gibi evrensel deðerlerden kopmadan, liberal ekonomi ve liberal siyaset doðrultusunda geliþen dünyanýn bir parçasý olma ilkesi, Türkiye'nin dört bir yanýnda, "sözde deðil, özde" savunulur hale gelmiþtir. TÜRKONFED, bu tezin en ete kemiðe bürünmüþ örgütüdür. TÜRKONFED, 1980'li yýllarýn sonundan itibaren Anadolu'da pýtrak gibi ortaya çýkan, çeþitli itiþtirip çekiþtirme uðraþlarýna raðmen ana yörüngesinden sapmadan sanayici ve iþadamlarý derneklerinin güçbirliði ile bugünkü konumuna gelmiþtir. Artýk geri döndürülemez bu evrede Türkiye'nin son 30 yýlda kat ettiði iktisadi geliþmenin rolü büyüktür. Bir öncesinde sanayileþmiþ kent sayýsý bir elin parmaklarýný bile doldurmazken, geride býrakýlan yýllar içinde sanayileþmiþ ya da sanayileþme yolunda ilerleyen il sayýsý onlarla ifade edilir hale gelmiþtir. Buna baðlý olarak uluslararasý ticarette Türkiye'nin oynadýðý rol de geometrik bir büyüme göstermiþtir. SÝAD hareketinin 20 yýl içinde ulaþtýðý olgunluk seviyesinin ardýnda böylesine bir nesnel faktör yer almaktadýr. TÜRKONFED, bu dinamikten aldýðý güçle, kuruluþunun 10. yýlýnda Avrupa Esnaf, Sanatkâr ve KOBÝ Birliði UEAPME'nin bir parçasý haline gelerek, uluslararasý iþ dünyasýnda üyelerini temsil gücüne kavuþmuþtur (Þubat 2014). Brüksel'de AB Temsilciliði'ni kuran ve UEAPME "Ýdari Konseyi"nde görev alan TÜRKONFED, böylece Avrupa Birliði kurumlarý ile diðer uluslararasý kurum ve kuruluþlarýn nezdinde gerçekleþtirilecek faaliyetlerin þekillenmesinde de etkili olacaktýr. Konfederasyonun bugüne ulaþmasýndaki nesnel faktörün yaný sýra, 90'lý yýllarda "de facto" içine çekildiði SÝAD hareketine önderlik etmekten uzak durmayan, sahip olduðu bilgi ve yurtiçi-yurtdýþý deneyim birikimiyle onu daha üst noktalara taþýmakta tartýþmasýz bir rol üstlenen öznel faktörün, diðer deyiþle TÜSÝAD'ýn hakkýný da teslim etmek gerekiyor. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 97
99 Eþitler iliþkisine dayalý olarak sürdürülen bu iþbirliðinin Türk iþ dünyasýna geride kalan 10 yýlda saðladýðý katkýlar, tartýþmasýz bir gerçeklik olarak tarihe kazýndý. Þimdi akýllardaki soru, küreselleþmenin bütün bileþenleriyle sürdüðü gelecekte nelerin olabileceðine odaklanýyor. En doðrusu cevabý, bir dönem TÜRKONFED çalýþmalarýna da omuz vermiþ olan, "Küreselleþme Sürecinde Ýþ Dünyasý Kuruluþlarýnýn Deðiþen Rol ve Ýþlevleri Raporu'nun yazarý ve eski TÜSÝAD Washington Temsilcisi Abdullah Akyüz'e býrakmak: Hem TÜSÝAD'ýn hem TÜRKONFED'in Batý'da benzeri yok. Batý'daki iþ dünyasý örgütleri daha teknik þeylerle uðraþýyor. Bizdeki gibi temel ulusal-siyasi, sosyal ve uluslararasý sorunlarla uðraþmak gibi bir derdi yok iþ dünyasýnýn. Onlar büyük ölçüde aþýlmýþ. Bizimki gibi ülkelerdeyse hâlâ önemli; çünkü iþ dünyasý bünyesinde o toplumun en nitelikli, en eðitimli, en dünyaya açýk, ekonomik anlamda da imkânlarý en fazla kesimini barýndýrýyor. Ve o insanlar, bu ülkenin geleceðinde "çorbada tuzum bulunsun" türü, dar ekonomik menfaatlerin ötesinde bir sorumlulukla rol ve iþlev üstlenmeye çalýþýyor. Bu, demokrasi mücadelesine olumlu katký saðlayacak bir çaba. Türkiye'de, Türkiye'nin koþullarý nedeniyle TÜSÝAD, önemli bir iþlev üstlenmiþ. TÜSÝAD'ýn büyük sermaye çerçevesinde yaptýklarýný KOBÝ platformuna ve de ülkenin geneline yayma konusundaki iþlevi nedeniyle TÜRKONFED'in, en az TÜSÝAD'ýnki kadar önemli bir iþlev üstlendiðini düþünüyorum. Bu iþlev üç ana baþlýðý içeriyor: 1- Üyelikler, uluslararasý temaslar ve çeþitli platformlarda yer almak yoluyla küreselleþmenin içinde olmak. 2- Ekonomik faaliyetlerin ötesinde misyon üstlenmek. 3- Bu iki baþlýðý somut alanlarda kendi üyelerine yansýtacak eðitim programlarý, bilgilendirme çalýþmalarý yaparak çok çeþitli düzeylerde rol almak. Bu anlayýþýn, sadece yerel SÝAD'lar ile onlarýn üye olduðu federasyonlarýn yöneticilerinin kavramasý yetmez. Bilinçlenmenin daha da tabana yayýlmasý, geniþ kitlelere bilgi aktarýmýnýn yayýlmasý ve daha da aktif olmak gerekir. TÜRKONFED'in bugün geldiði noktayý küçümsemek yanlýþ olur. Hem maddi imkânlarý kýsýtlý hem de yapýsý son derece heterojen bir oluþumu tek bir potada birleþtirmek kolay deðil. Türkiye'nin ciddi kamplaþmaya gittiði bir ortamda, tabanda bir bütünlük oluþturmak da zor. Farklý coðrafi bölgelerin farklý sorunlarý var. Daha homojen bölgelerin, örneðin Karadeniz'in sorunlarýyla Ýç Anadolu'nun, Doðu Anadolu'nun sorunlarý, onlarý temsil eden federasyonlarýn öncelikleri anlamýnda bir ortak zemin oluþturmak biraz daha zor oluyordur. Ama ben bunlarýn aþýlacaðýna da inanýyorum çünkü küreselleþme o kadar büyük bir hýzla ilerliyor ki, bir yerde bütün bu farklýlýklara raðmen bir ortak zeminde buluþup hem siyasi hem ticari olarak içinde yer almak kaçýnýlmaz biçimde kendini gösteriyor Yýlýnda TÜRKONFED
100 9. EKLER 10.yý
101
102 9. EKLER 9.1. TÜRKONFED Ýþ Etiði Davranýþ Ýlkeleri 1 TÜRKONFED, bünyesinde yer alan tüm organ ve üyeleri ile birlikte Birleþmiþ Milletler Küresel Ýlkeler Sözleþmesi'ni ve aþaðýda yer alan Ýþ Etiði Davranýþ Ýlkelerini iþ hayatýnda uygulamayý kabul etmektedir. Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu'nun üyeleri olan Bölgesel ve Sektörel Federasyonlar ile bu federasyonlarýn yönetim kadrolarýnda görev üstlenen kiþiler aþaðýda belirtilen "Ýþ Etiði Davranýþ Ýlkeleri"ni kendi tüzüklerine aktarmak üzere Genel Kurullarýnýn onayýna sunmayý ve etkin bir þekilde uygulamayý taahhüt ederler. Üye federasyonlar ile bu federasyonlarý oluþturan derneklerin ve üyelerinin bu ilkeleri benimsemesi, hayata geçirmesi ve bu ilkelere aykýrý davranan üyelerine yaptýrým uygulamalarý önerilmektedir. Ýþ Etiði Davranýþ Ýlkeleri ÖNSÖZ: Bu ilkeler günümüz iþ dünyasýnýn benimsediði, serbest rekabet düzeninin iþletilmesi bakýmýndan yol gösterici nitelikteki kiþisel ve kurumsal davranýþ, kural ve standartlarýný tanýmlamaktadýr. Ýyi iþ iliþkisi tesis etmek ve en iyi uygulamalarý mümkün kýlmak için uyulmasý gereken genel ilkeleri özetler. Bu belge gücünü, gönüllü katýlýma baðlý olmasýndan alýr. Bu belgede yer alan ilke ve kurallarýn yüceliði inancý, her türlü denetim ve yaptýrýmýn üzerindedir. Konfederasyon Ailesi; üyemiz Federasyonlar, federasyonlarý oluþturan dernek üyeleri ile bu üyelerin kuruluþlarý (firmalarý) olarak yurt içinde ve dýþýnda, iþ yaptýðý kiþi ve kuruluþlara, içinde bulunduðu topluma, müþterilerine, tedarikçilerine ortaklarýna ve çalýþanlarýna karþý tüm eylem ve iþlemlerinde Ýþ Etiði Davranýþ Ýlkelerine uygun tutum ve davranýþ içinde olur ve bu ilkelerin yaygýnlaþarak benimsenmesinde görev üstlenirler. Amaçlarýmýz Serbest rekabetin iþlemesini saðlayan ve evrensel kabul gören iþ etiði ilkelerini tanýmlamak; Ýþ yaþamýnda karþýlýklý güven ilkesinin yerleþip geliþmesine katkýda bulunmak; Ýþ etiðine uymayan tutum ve davranýþlarý önlemek; Ýþ aleminde ve kendi sektöründe iþ etiðini savunarak bu ilkenin yerleþmesi ve iyileþmesi için çaba göstermek; Ýþ etiðine uymanýn ülke kaynaklarýnýn etkin ve verimli bir þekilde kullanýlmasýna katký saðlayacaðý bilincini yaymak ve yaygýnlaþtýrmaktýr. Genel Ýlkeler A. Dürüstlük Konfederasyon Ailesi olan derneklerin üyeleri ve üyelerin kuruluþlarý, onurlu ve dürüst davranýþ kurallarýna baðlý kalýrlar. Bu çerçevede: Ticari faaliyetleri ve sunduklarý hizmet ve ürünleri ile baþkalarýna bilerek zarar vermezler. Saklý tutulmasý gereken hiçbir bilgiyi, çýkarlarý için kullanmazlar. Þirketleri, yan kuruluþlarý, iþtirakleri ile baðlý olduklarý veya yönetiminde bulunduklarý þirket veya kuruluþlarýnýn faaliyetleriyle ilgili olarak, baþka kiþi ve kuruluþlarýn baðýmsýz karar verme yeteneklerini etkileyerek çýkar saðlamazlar. Kendilerinin ve baþkalarýnýn ticari ve mali durumlarý hakkýnda yanýltýcý açýklama ve tanýtým gibi aldatýcý davranýþlarda bulunmazlar. Ürettikleri ürün ve hizmetlerin sorumluluðunu taþýr; bu ürün ve hizmetlerin kullanýlmasýndan kaynaklanan zararlarýn giderilmesi için gereðini yapmaktan kaçýnmazlar. 1 Ýþbu belge Konfederasyonun tarihli Genel Kurulunda görüþülmüþ ve oy birliði ile Konfederasyon Tüzüðünün ayrýlmaz bir parçasý olarak yürürlüðe girmiþtir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 101
103 B. Hukuka Saygý Konfederasyon Ailesi olarak derneklerimiz üyeleri ve kuruluþlarý, tüm faaliyetlerinde, ulusal ve evrensel hukuk normlarýna saygýlý olmak zorundadýrlar. Bu kapsamda: Yasalarýn öngördüðü yönetimsel ve denetimsel tüm yükümlülüklerini yerine getirirler. Gerçeði yansýtmayan, sahte veya yanlýþ kayýt tutmaz; yetkili mercilere yanýltýcý bilgi vermezler. Yasadýþý ya da suç oluþturacak faaliyetlere girmezler. Ýþ yaþamýnda, iþ ve toplum ahlakýnýn onaylamayacaðý yol ve yöntemlere baþvurmazlar. Yasalarý ve uluslararasý benimsenmiþ dürüstlük ilkelerini saptýrarak haksýz rekabet doðuracak çalýþmalar içine girmezler. C. Çalýþma Ortamý ve Çalýþanlar Konfederasyon Ailesini oluþturan dernek üyeleri ve kuruluþlarý; Çalýþanlarýyla olan iliþkilerinde, dürüstlük, eþitlik, güvenli ve saðlýklý bir çalýþma ortamý saðlama, kiþiliklerine saygý duyma, yasalara aykýrý iþlem yapmaya zorlamama, kiþisel geliþimlerine katkýda bulunma temel ilkelerine uyarlar. Kiþi ve kuruluþlar, çalýþanlarýn haklarýyla ilgili olarak ýrk, renk, din, siyasi düþünce, felsefi inanç, mezhep, yaþ ve bedensel engeller veya cinsiyete dayanan bir ayrýcalýk yapmazlar, fýrsat eþitliði saðlayan tüm yasa ve yasal düzenlemelere baðlý kalýrlar. Bu özellikleri nedeniyle çalýþanlar taciz edilemez. Ýþ yerinde ýrksal, dinsel ayrýmcýlýk ya da cinsel taciz sayýlabilecek davranýþ ya da eylemlere izin verilmez. Çalýþanlarla ilgili bütün kiþisel bilgilerin güvenlik içinde korunmasýný ve gizli kalmasýný saðlarlar. Çalýþanlarýný, mesleki geliþmelerine katký saðlayacak bilgi ve becerileri edinmeleri için teþvik ederler. Yasalarýn ve rekabetin getirdiði kýsýtlamalara uymak kaydýyla, þirketin geleceðine iliþkin karar ve bilgileri paylaþýrlar. Çalýþanlarýn tavsiye, görüþ ve þikayetlerinin dinlendiði ve deðerlendirildiði kurumsal çalýþmalar yaparlar. Meslek geleneklerinin geliþmesine, uygulanmasýna ve yaygýnlaþmasýna gayret ederler. Yazýlý olmayan geleneksel iþ ve ahlak kurallarýnýn da yurt sathýnda yayýlmasý ve anlaþýlmasý için yardýmcý olurlar. Çalýþanlarýn birbirilerine sosyal baský, psikolojik þiddet, mobing uygulamasýna izin vermez. Bu gibi uzun süreli sistematik baský uygulamalarýnýn önüne geçilmesi için her türlü tedbiri alýr. D. Bilgi Elde Etme, Kullanma ve Saklama Konfederasyon Ailesi olarak derneklerimiz üyeleri ve kuruluþlarý, iþ iliþkileri ve görevleri çerçevesinde bilgi elde etme, kullanma ve saklama konusunda þeffaflýk ve dürüstlük ilkelerine özen gösterirler. Bu çerçevede, yasalara ve rekabet güçlerini tehlikeye sokmama koþuluna uygun olarak; Üyesi olduklarý diðer kurum ve örgütler hakkýnda doðru ve tam bilgi verirler. Kamuoyunu, þirket politikalarý ve performansý, çevre ve etik deðerleri açýlarýndan iþletmelerin yapýlarý ve faaliyetleri ilgili konularda bilgilendirirler. Hissedarlara ve yatýrýmcýlara, doðru bilgiye dayalý karar alabilmeleri için düzenli þekilde güvenilir ve ayrýntýlý bilgi verirler. Müþteri ya da iþ ortaklarýnýn iznini ve onayýný almadýkça, ya da yasal bir zorunluluk bulunmadýkça, saklý tutulmasý gereken bilgileri korumak zorundadýrlar. Bu tür bilgilerin amaç dýþý ve haksýz kullanýlmasýndan sorumludurlar. Ýþ ve toplum ahlakýnýn onaylamayacaðý yol ve yöntemlere baþvurarak iþle ilgili sýr ya da gizli bilgi elde etmeye yeltenmezler. E. Çevre Konfederasyon Ailesi olarak derneklerimiz üyeleri ve kuruluþlarý, faaliyetlerinden dolayý doðanýn ve kültürel ve tarihi dokunun zarar görmemesine özen gösterirler. Çevreyle ilgili bütün yasal düzenlemelere uyarlar Yýlýnda TÜRKONFED
104 F. Siyasi Partilerle Ýliþkiler Bu bölümde yer alan ilkeler Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu Yönetim Kurulu üyeleri ile üye federasyonlarýn baþkanlarý için baðlayýcýdýr. Üye federasyonlarýn, baþkaný hariç diðer yönetim kurulu üyeleri; federasyon üyesi derneklerin yönetim kurulu üyeleri ve her ikisinin yönetim kadrolarýnda görev üstlenen kiþiler için ise ihtiyaridir. Üyeler, þirketleri, yan kuruluþlarý, iþtirakleri ile baðlý olduklarý veya yönetiminde bulunduklarý þirket veya kuruluþlarýnda, aktif görevde olan milletvekillerini ve kamu görevlilerini istihdam etmezler; yönetim, denetim ve diðer hiç bir organýnda görev vermezler. Kamu ortaklýðý bulunan üye þirketlerinin bünyesinde çalýþan kamu görevlileri ve üniversitelerde çalýþan öðretim üyeleri bu kurala istisna teþkil eder. Üyeler ve kuruluþlarý çalýþanlarýnýn siyasi partilerle olan iliþkilerini ticari çýkarlarý doðrultusunda yönlendirmez ve bu iliþkilerden bireysel ve kurumsal çýkar elde etmeye çalýþmazlar. Siyasi partilere karþý baðýmsýzlýklarýný ve tarafsýzlýklarýný korur, partilerde aktif görev alamaz ve menfaat iliþkilerine girmezler. TÜRKONFED YÖNETÝM KURULU 26 NÝSAN Yýlýnda TÜRKONFED 103
105 9.2. TÜRKONFED Yönetim ve Denetim Kurullarý'nda Görev Yapan Üyeler A. Azmi Kelemcisoy; Yönetim Kurulu Üyesi ( / / ), Baþkan Yardýmcýsý ( ) Abdullah Deðer; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Abdulnasýr Duyan; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Adnan Ýðnebekçili; Yönetim Kurulu Üyesi ( / ) Ali Avcý; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Ali Doðan; Denetim Kurulu Üyesi ( / ) Ali Ýhsan Yeþilova; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Atalay Gümrah; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Aydýn Bandýrma; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Aynur Bektaþ; Yönetim Kurulu Üyesi ve Sayman Üye ( ) Aziz Özkýlýç; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Denetim Kurulu Üyesi ( ) Bahadýr Özgün; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Behiye Tülin Seçen; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Bülent Akgerman; Yönetim Kurulu Baþkan Yardýmcýsý ( / ) Cemil Onur Sürmeli; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Çetin Nuhoðlu; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Denizhan Sezgin; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Emin Bahri Uðurlu; Yönetim Kurulu Üyesi ve Baþkan Yardýmcýsý ( ), Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Enis Özsaruhan; Kurucu Baþkan ve Yönetim Kurulu Baþkaný ( ) Ercan Tezer; Denetim Kurulu Üyesi ( / / ) Erdem Çenesiz; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Baþkan Yardýmcýsý ( ), Yönetim Kurulu Baþkaný ( ) Ertuðrul Doðan; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Fatih Dalan; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Fatma Semiz; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Gülay Gül; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Günal Baylan; Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ( / ) Güngör Keþci; Kurucu Yönetim Kurulu Baþkan Yardýmcýsý Hakan Karamahmutoðlu; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Hakký Ergin Civan; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Baþkan Yardýmcýsý ( ) Hatice Þahin Eroðlu; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Hülya Gedik Sadýklar; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Hüseyin Kutsi Tuncay; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Yýlýnda TÜRKONFED
106 Iþýn Yýlmaz; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Ýbrahim Yýlmaz; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Ýdris Demirel; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Ýlknur Denizli; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Üyesi ( / / / Ýsmet Açýkgöz; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Ýzzet Arpacý; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Kadir Baran; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Kemal Altunay; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Kerem Can Apaydýn; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Kurt Kuruç; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Lütfi Aysan; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Üyesi ( ) M. Sefa Targýt; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Baþkan Yardýmcýsý ( / ) M. Þefik Tüzün; Baþkan Yardýmcýsý ( ) Mahir Baykam; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Mehmet Akyürek; Baþkan Yardýmcýsý ( ) Mehmet Ali Kasalý; Baþkan Yardýmcýsý ( ) Mehmet Göçmen; Baþkan Yardýmcýsý ( ) Mehmet Kýlýçlar; Yönetim Kurulu Üyesi ( / ) Mehmet Salih Baþöz; Yönetim Kurulu Üyesi ( / ) Mehmet Salih Özen; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Mehmet Sandal; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Mesut Ýþsever; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Metin Yalçýnkaya; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Muharrem Yýlmaz; Baþkan Yardýmcýsý ( / ) Musa Timur; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Güçlü; Baþkan Yardýmcýsý ( ) Mustafa Güler; Yönetim Kurulu Üyesi ( / / ), Baþkan Yardýmcýsý ( ) Mustafa Talat Sözen; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Mustafa Yaþar Týnar; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Nedret Koruyan; Kurucu Yönetim Kurulu Sayman Vekili, Yönetim Kurulu Sayman Vekili ve Sayman Üyesi ( ) Nihat Güçlü; Yönetim Kurulu Üyesi, Baþkan Yardýmcýsý ( ) 10.Yýlýnda TÜRKONFED 105
107 Oðuz Tezmen; Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ( ) Oðuzhan Arslan; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Oktay Vurankaya; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Orhan Turan; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ( ) Oya Narin; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Özalp Erkey; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Resul Tüfekçi; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Sedat Þükrü Ünlütürk; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Serdar Yalçýn; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Serhas Bekiþoðlu; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Sýtký Þükürer; Baþkan Yardýmcýsý ( / ) Sinan Sakman; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Süleyman Onatça; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Üyesi ( / ), Baþkan Yardýmcýsý ( / ), Yönetim Kurulu Baþkaný ( ) Süleyman Sönmez; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Þahismail Bedirhanoðlu; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Baþkan Yardýmcýsý ( ) Þeyhmus Akbaþ; Kurucu Yönetim Kurulu Sayman Üyesi, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi ve Baþkan Yardýmcýsý ( ), Baþkan Yardýmcýsý ( ) Tarkan Kadooðlu; Yönetim Kurulu Üyesi ( / ), Baþkan Yardýmcýsý ( / / ) Temel Aycan Þen; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Baþkan Yardýmcýsý ( ) Timur Erk; Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, Yönetim Kurulu Üyesi ( / / ) Tufan Ünal; Baþkan Yardýmcýsý ( ) V. Celal Beysel; Kurucu Yönetim Kurulu Baþkan Yardýmcýsý, Yönetim Kurulu Baþkan Yardýmcýsý ve Baþkaný ( ), Yönetim Kurulu Baþkaný ( / ) Velit Günay; Yönetim Kurulu Üyesi ( ), Denetim Kurulu Üyesi ( ) Veysel Solmaz; Denetim Kurulu Üyesi ( ) Yahya Alper Bektaþ; Yönetim Kurulu Üyesi ( / ) Zafer Bahadýr Saraç; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Zeyyat Kafkas; Yönetim Kurulu Üyesi ( ) Yýlýnda TÜRKONFED
108 9.3. TÜRKONFED-SÝAD Platformu Zirveleri ve Baþkanlar Konseyi Toplantýlarý Türkiye SÝAD Platformu ve TÜRKONFED Zirveleri Baþkanlar Konseyi Toplantýlarý 10.Yýlýnda TÜRKONFED 107
109 9.4. TÜRKÝYE SÝAD Platformu Çalýþma Ýlkeleri ve Zirve Bildirilerinden Örnekler TÜRKÝYE SÝAD PLATFORMU ÇALIÞMA ÝLKELERÝ AMAÇ VE TANIM Madde 1 SÝAD Platformu, Türkiye'de ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde faaliyet gösteren, ortak ilke ve hedefleri benimseyen sanayici ve iþadamlarý derneklerinin ulusal kalkýnmaya katkýda bulunmak, bölgesel ve yerel geliþmeyi hýzlandýrmak için ortak projeler geliþtirmek, sorunlarý ve çözüm önerilerini kamuoyuna, yetkili kurumlara duyurmak amacýyla güçbirliði yaptýklarý ortak çalýþma zeminine verilen isimdir. SÝAD PLATFORMU ÝLKELERÝ Madde 2 Platforma katýlan Sanayici ve Ýþadamlarý Dernekleri, " Türkiye'nin kalkýnmasýnda özel sektöre dayalý sanayileþmenin önemini kavramýþ, " Ülke kalkýnmasýnýn önündeki engellerin ancak köklü ve bilimsel temelli reformlarla aþýlabileceðini düþünen, " Atatürk'ün çizdiði çaðdaþ uygarlýk hedefine, laik, demokratik ve insan haklarýna saygýlý bir hukuk devletine, piyasa ekonomisinin erdemlerine inanan, sosyal sorumluluklarýnýn bilincinde, " Ülkemizin hýzlý kalkýnmasýnýn, ancak bölgelerin mevcut potansiyellerini en iyi þekilde deðerlendirmekle mümkün olacaðý inancýyla, bu doðrultuda çaba gösteren, " Türkiye'nin Avrupa Birliði üyesi olmasý yönünde fikir birliðine sahip, " Üyelerini bu ilkeler doðrultusunda seçen tüzel kiþiliðe sahip kuruluþlardýr. PLATFORMA KATILIM Madde 3 Platformda yer alabilecek derneklerin yukarýda yazýlý ilke ve hedeflere ek olarak aþaðýdaki koþullara uymalarý beklenir: " Kuruluþ nedeni ile amacýnýn politik, etnik, dinsel ayrýmcýlýk ve hedeflere göre þekillenmediði baðýmsýz bir yapýya sahip olmak; " Dernek merkezinin, derneðin faaliyet alanýný oluþturan, ismini aldýðý yerin sýnýrlarý içinde (bölge, il, ilçe, sanayi bölgesi) kurulu olmasý; dernek ulusal düzeyde faaliyet gösteriyor ise, merkezin ulusal sýnýrlar içinde bulunmasý; " Ýsmini taþýdýðý, faaliyet alaný olarak belirlediði yere iliþkin çalýþmalar yaparak ulusal/bölgesel/yerel kalkýnmada inisiyatif almýþ olmak; " Üye kompozisyonu ile ismini taþýdýðý, faaliyet alaný olarak belirlediði yerin (ülke, bölge, il, ilçe, sanayi bölgesi) ekonomik gücünde önemli bir paya sahip olmak; " Ýcra Komitesi tarafýndan önerilip Baþkanlar Kurulu'nun onayý ile karara baðlanan katýlým paylarýný düzenli olarak ödemek Yýlýnda TÜRKONFED
110 Platforma katýlým baþvurusu, Ýcra Komitesi Baþkanlýðý'na yapýlýr. ÇALIÞMA ÞEKLÝ SÝAD Zirvesi Madde 4 Platformdaki SÝAD'larýn geniþ bir katýlýmla temsil edildikleri, bölgesel kalkýnma ve ülke kalkýnmasýyla ilgili konularýn ele alýndýðý, ortak proje ve görüþler çerçevesinde kamuoyuna dönük açýklamalarýn yapýldýðý, yýlda bir defa gerçekleþtirilen organizasyondur. SÝAD Zirvesi'ni tanýmlayan özellikler þunlardýr: Her yýl baþka bir Ýcra Komitesi üyesinin ev sahipliðinde olmak üzere, yýlda bir defa gerçekleþtirilir. Platforma katýlan SÝAD'larýn en kapsamlý tartýþma platformudur. Her SÝAD zirveye baðýmsýz kimliðiyle eþit koþullarda katýlýr. Hiçbir SÝAD'ýn ötekine üstünlüðü, diðerlerinden önceliði ve ayrýcalýðý yoktur. Zirveye sadece SÝAD baþkanlarý ve yönetim kurulu üyeleri deðil, platformdaki SÝAD'larýn üyeleri de katýlabilirler. Her zirvenin bir ana konusu vardýr. Ancak, bu konuya ek olarak, ülke kalkýnmasýný/menfaatini ilgilendiren diðer konular da gündeme alýnabilir. Zirvenin yapýldýðý yer öncelikli olmak üzere, her zirvede bölgelerin/illerin kendilerini baþarýlý projelerle tanýtabilecekleri, sorunlarýný ifade edebilecekleri ortamlarýn yaratýlmasý için özel çaba gösterilir. Ana konu öncelikli olacak þekilde, her zirvede bir bildiri hazýrlanýr ve kamuoyuna açýklanýr. Bildiri, katýlýmcý bir anlayýþla oluþturulur. Baþkanlar Kurulu Madde 5 Baþkanlar Kurulu, katýlýmcý SÝAD'larýn Yönetim Kurulu Baþkanlarý veya Baþkan'ý temsilen katýlan Yönetim Kurulu Üyesi'nden oluþur. Platformun ortak iradesinin þekillendiði en üst yönetim organýdýr. Oylamalarda her SÝAD eþit olup bir oya sahiptir. Baþkanlar Kurulu daha önce alacaðý kararlar çerçevesinde, biri yýllýk SÝAD Zirvesi'nde olmak üzere, yýlda en az 3 defa deðiþik yerlerde toplanýr. Her toplantýda kamuoyuna açýklanacak bir bildiri üzerinde çalýþýlýr. SÝAD Zirvesi'nde yayýnlanan bildiride, zirvenin ana konusu öncelik taþýr. Diðerlerinde, ülke sorunlarýnýn yanýsýra, toplantýnýn yapýldýðý yerin sorun ve özellikleri de dikkate alýnýr. Baþkanlar Kurulu çeþitli konularda komisyon ve/veya çalýþma gruplarý oluþturabilir. Çalýþma ilke ve prensiplerine uyumsuzluk nedeniyle, herhangi bir SÝAD'ýn platformdan çýkartýlmasýna karar verebilir. Platformun geleceðine, ortak giriþimlere, çalýþma ilke ve prensiplerine iliþkin kararlar Baþkanlar Kurulu tarafýndan alýnýr. Kurul, mümkün olduðunca bölgesel temsili ve zirve ev sahipliði yapabilme yeterliliðini dikkate alarak Ýcra Komitesi'nin 7 üyesinden ayrýlan ya da üyeliði düþen üyelerin yerine yenilerini belirler. SÝAD Zirvesi kapsamýndaki toplantýsýnda, bir sonraki ve daha sonraki zirvelerin yerleri ile ana konularýný kararlaþtýrýr. Bunlardan bir sonraki zirvenin yerine iliþkin karar kesindir, geçerli mazeret olmadýkça deðiþtirilemez. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 109
111 Ýcra Komitesi Madde 6 Baþkanlar Kurulu tarafýndan belirlenen yedi üye SÝAD'ýn, Baþkan ya da yetkili yönetim kurulu üyesinden oluþur. Platformun icra organýdýr. Komiteyi oluþturan en az dört üyenin katýlýmýyla toplanýr. Baþlýca görevi, Baþkanlar Kurulu tarafýndan alýnan kararlar ve devredilen yetki çerçevesinde verilen görevleri yapmak, SÝAD'lar arasýndaki koordinasyonu saðlamak, SÝAD Zirvelerinin ve Baþkanlar Kurulu toplantýlarýnýn hazýrlýklarýný yürütmek, her türlü haberleþme ve sekreterya hizmetlerini yerine getirmek, SÝAD Platformu'nu temsil etmektir. Platforma katýlmak isteyen SÝAD'larýn baþvurularýný inceler ve karara baðlar. Ýlke ve prensiplere uygun faaliyetlerini tespit ettiði SÝAD'larý platforma davet edebilir. Ýcra Komitesi Baþkaný, her yýl komite üyelerinden birinin ev sahipliðinde gerçekleþtirilen Zirve'nin ev sahipliðini yapacak SÝAD'ýn Yönetim Kurulu Baþkaný'dýr. SÝAD Zirvesi'ndeki Baþkanlar Kurulu Toplantýsý'nda, baþkanlýk bir sonraki zirvenin ev sahibi baþkana geçer. Zirveyi gerçekleþtiren üye, deneyimlerini paylaþmak üzere, bir yýl daha komite üyesi olarak kalýr. Bir sonraki zirvede yerini yeni bir üyeye býrakýr. Ýcra Komitesi Toplantýlarýna baþkaný ya da yetkili yönetim kurulu üyesi arka arkaya üç kez katýlmayan SÝAD'ýn komite üyeliði kendiliðinden düþer. Takip eden ilk Baþkanlar Kurulu Toplantýsý'nda bunun yerine yeni üye seçimi yapýlýr. Komite üyesi SÝAD kendi isteðiyle komiteden ayrýlabilir. Ýcra Komitesi üyeliðinde en az iki yýl bulunmuþ üyelerin bir SÝAD Zirvesi'ne ev sahipliði yapmalarý beklenir. Üyeliðin ikinci yýlý dolduðunda, gelecek iki yýldan birindeki SÝAD Zirvesi'ne talip olmayan üyenin üyeliði kendiliðinden düþer. Danýþma Kurulu Madde 7 Platform üyesi derneklerde yönetimlerin dönüþümlü olmasýndan kaynaklanan bilgi ve deneyim açýðýný kapatmak, platformun geliþmesine destek vermek amacýyla, Ýcra Komitesi'ne baðlý olarak çalýþacak bir Danýþma Kurulu oluþturulur. Danýþma Kurulu'nun görevleri þunlardýr: 1) Gerektiðinde, geçmiþ yýllarýn teamülü, bilgi birikimi ve tecrübesini platforma yeni katýlan derneklere ya da derneklerin deðiþen yöneticilerine aktarmak, 2) Türkiye SÝAD Platformu dýþýnda kalan derneklere, hareketi tanýtmak ve platforma yeni katýlýmlar için ön görüþmeleri yaparak Ýcra Komitesi'ne bilgi vermek, tavsiyede bulunmak, 3) Ýcra Komitesi'nin ihtiyaç duyduðu konularda Komite'ye danýþmanlýk yapmak. 5. SÝAD Zirvesi Baþkanlar Kurulu tarafýndan oluþturulan 5 kiþilik ilk kurula, 2002 yýlýndan itibaren SÝAD zirvelerine ev sahipliði yapmýþ Platform üyesi derneklerin zirve esnasýndaki baþkanlarý, derneðin, Platform Ýcra Komitesi'ndeki görevi sona erdikten sonra, üye olarak katýlýrlar Yýlýnda TÜRKONFED
112 Danýþma Kurulu üyeliði kurumsal deðil kiþiseldir. Ýlk seçilen 5 kiþilik kurulun ve daha sonraki üyelerin görevleri, zirve ev sahipliði yapmamýþ dernek (eski) baþkanýndan baþlayarak en eski zirve ev sahibi derneðin (eski) baþkanýyla devam edecek þekilde, 2005 yýlýnda 2 kiþi, 2006 yýlýnda 2 kiþi, daha sonraki yýllarda birer kiþi olmak üzere sona erer. Halen dernek yönetiminde görevi sürdürüyor olmak, Danýþma Kurulu'na seçilmeye engel deðildir. Danýþma Kurulu üyeliði için, adayýn üyesi olduðu derneðin SÝAD Platformu çatýsý altýnda bulunmasý, "Çalýþma Ýlkeleri"ni imzalamýþ ve bundan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiþ olmasý þartý aranýr. Ýcra Komitesi, önceden tanýmlanmýþ görevler için Danýþma Kurulu üyelerine Ýcra Komitesi adýna çalýþma yetkisi verebilir. Danýþma Kurulu üyeleri, Baþkanlar Kurulu'nun doðal üyeleridir. Danýþma Kurulu'nun oluþum, üye sayýsý ve seçimine iliþkin esaslarý, Ýcra Komitesi önerisi üzerine Baþkanlar Kurulu kararý ile deðiþtirilebilir. Platform Katýlým Payý Madde 8 Platforma katýlan derneklerden, Ýcra Komitesi'nin önerisi üzerine, Baþkanlar Kurulu tarafýndan karara baðlanan yýllýk katýlým payýný, en geç ilgili yýla ait SÝAD Zirvesi'nin yapýlacaðý tarihe kadar avans niteliðinde ödemeleri beklenir. Katýlým paylarý derneklerin 50 üyeye kadar, arasý ve 100'ün üzerindeki üye sayýlarýna göre farklý basamaklarda her yýl belirlenir. Yeni katýlým payýnýn belirlenmediði durumlarda bir önceki yýlýn tutarlarý geçerlidir. Katýlým paylarý Ýcra Komitesi tarafýndan zirve ve diðer faaliyetlere iliþkin ortak masraflarda kullanýlýr, masraflar katýlým payý ölçüsünde ilgili üyeye doðrudan fatura edilir. Komite baþkaný ve/veya üyelerinin yol, konaklama vb. toplantýlara katýlýmlarýyla ilgili masraflarý katýlým paylarýndan karþýlanamaz. Ýcra Komitesi, yýllýk gelir ve giderlerine iliþkin raporu, SÝAD Zirvesi'ni takip eden ilk Baþkanlar Kurulu'na sunar. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 111
113 L "1. SÝAD ZÝRVESÝ" BAÞKANLAR KURULU BÝLDÝRÝSÝ 17 Ekim 1997, ÝSTANBUL Biz; demokratik, laik, insan haklarýna saygýlý bir hukuk devletine ve piyasa ekonomisine inanan, Türkiye'nin sorunlarýný ancak köklü reformlarla aþabileceðini ve bu yolla ülkemizin geliþmiþ ülkeler ve çaðdaþ uygarlýk seviyesini yakalayacaðýný düþünen gönüllü iþadamý dernekleri baþkanlarý, aþaðýdaki görüþlerin gelecekteki ortak çalýþmalarýmýza temel teþkil edeceðini kamuoyuna duyururuz: 1) Verimli çalýþan, etkin bir devlet için kamu yönetimi rasyonelleþtirilmeli, fertlere hükmeden, özel kurumlarla rekabet eden devlet, yerini, topluma hizmet eden devlete býrakmalýdýr. Akýllý ve radikal bir özelleþtirme ile devlet ekonomiden elini hýzla çekmelidir. 2) Ýdari örgütlenmede, yerinden yönetime aðýrlýk veren yeni bir felsefe benimsenmeli, bölge sanayilerinin ve KOBÝ'lerin uluslararasý pazarlara entegrasyonunu saðlayacak önlemler geliþtirilmelidir. 3) Siyasi Partiler Yasasý'nda yapýlacak deðiþikliklerle, partilerin bireyle devlet arasýnda köprü olma iþlevini gerektiði gibi yerine getirebilmesi saðlanmalýdýr. Parti içi demokrasi güçlendirilmeli, aday seçimleri demokratik bir yapýya kavuþturulmalýdýr. 4) Seçim sistemi seçmen tercihlerini daha iyi yansýtmalý ve istikrarlý hükümetler oluþmasýna imkan tanýmalýdýr. 5) Ülkenin ihtiyaç duyduðu reformlar þeffaf, demokratik, katýlýma açýk bir yönetim anlayýþý ile, toplumsal uzlaþma zemininde gerçekleþtirilmelidir. 6) Toplumsal uzlaþma için eksiksiz bir demokrasinin tesis edilmesi, sivil toplum kurumlarýnýn önündeki engellerin kaldýrýlmasý ve insan haklarýna saygýlý bir hukuk devleti anlayýþýnýn yerleþtirilmesi þarttýr. 7) Toplumun temiz siyaset, temiz toplum özlemini karþýlayacak adýmlar hýzla atýlmalý, yargýnýn tam baðýmsýz, etkin ve hýzlý çalýþmasý için kapsamlý bir yargý reformu yapýlmalý, ceza ve kamu hukukunda kiþi haklarý öncelikle korunmalýdýr. "Memurin Muhakematý" gibi yargý ayrýcalýklarý kaldýrýlmalý, milletvekili dokunulmazlýklarý sýnýrlandýrýlmalýdýr. 8) Sorunlarýn çözümünün en önemli anahtarý olan eðitim reformunun ilk adýmý 8 yýllýk eðitimle atýlmýþtýr. Bunu, eðitimin kalitesini yükseltecek, yetiþmiþ insan gücü ihtiyacýmýzý karþýlayacak yeni adýmlar izlemelidir. 9) Türkiye ekonomisinin yeniden yapýlanmasý, özellikle sosyal güvenlik ve vergi alanlarýnda reformcu bir felsefe benimsenmesi acil bir ihtiyaçtýr. 10) Türkiye, Avrupa Birliði perspektifinden vazgeçmeden, Gümrük Birliði'nin saðlayacaðý avantajlarý sonuna kadar kullanmalýdýr. Ülkenin ihtiyaç duyduðu reformlar AB'ye giriþin de anahtarýdýr Yýlýnda TÜRKONFED
114 "2. SÝAD ZÝRVESÝ" BAÞKANLAR KURULU BÝLDÝRÝSÝ "SÝYASETTE REFORM" 11 Aralýk 1998, ULUDAÐ, BURSA 1) Demokrasi geniþ kitlelerin katýlýmý ile tabanda yeþeren bir yönetim tarzýdýr. Demokrasilerin vazgeçilmez kurumlarý olan siyasi partiler görevlerini kayýtlý üyeleri vasýtasý ile yerine getirir. Parti üyelikleri ve parti içi seçimleri ilçe seçim kurullarýnca denetlenmelidir. Parti organlarýnýn seçimlerinde, gerek genel merkez gerekse il temelinde gizli oy prensibinin delinmesi engellenmeli ve nisbi temsil sistemi uygulanmalýdýr. 2) Yerel ve genel seçimlerde, iktidarýn seçmen çoðunluðunun ikinci tercihlerinde kesinlikle istemediði azýnlýk partilerine teslim edilmediði ve sorumlu parti iktidarýný kolaylaþtýrýcý seçim yöntemleri kullanýlmalýdýr. Bu doðrultuda iki turlu seçim sistemi bir çözüm olarak gündeme gelmektedir. Nisbi takviyeli, iki turlu, dar bölge seçim sisteminde ikinci tura, kayýtlý seçmen sayýsýnýn belirli bir yüzdesinden daha fazla oy alan partilerin kalmasý güçlü ve sorumlu parti iktidarlarýna yol açacaktýr. 3) Parlamentonun üstünlüðü prensibine dayanan mevcut siyasi rejim yasama, yürütme ve yargý erklerinin birbirinden baðýmsýz iþlemesi ve birbirlerini denetleyebilmelerini saðlayacak bir þekilde yeniden yapýlanmalýdýr. Bu amaca yönelik olarak Cumhurbaþkaný'nýn iki turlu seçim sistemi ile genel halk oyuna baþvurularak seçilmesi uygun görülmektedir. 4) Merkezi ve yerel yönetimler arasýndaki mevcut yapýlanmanýn yol açtýðý olumsuzluklarý gidermek üzere halen sayýsý 80 olan illerin sayýsý artýrýlarak adet 'küçük il' oluþturulmasý önerilmektedir. Ekonomik bütünlük arzeden 3-5 küçük ili birleþtirmek suretiyle adet 'büyük il' oluþturulmalýdýr. Bu yapýda, büyük il valileri devlete atanýrken küçük il temelinde vali ve belediye baþkanlarý konumlarý birleþtirilerek oluþturulacak yeni makam seçim yoluyla doldurulmalýdýr. 5) Þeffaflýk ve denetlenebilirliðin saðlanmasý doðrultusunda milletvekili dokunulmazlýðýna iliþkin yeni düzenlemelere gidilmeli, dokunulmazlýk kürsü dokunulmazlýðýyla sýnýrlandýrýlmalýdýr. Milletvekillerinin parti deðiþtirmeleri yasayla engellenmelidir. Milletvekillerinin seçim kampanyasýnda harcadýklarý para kaynaðý açýklanmalý ve miktarý denetlenmelidir. 6) Bugün eriþebildiðimiz þeffaflýðýn saðlanmasýnda en büyük payý olan basýn kuruluþlarýna olan güvenin de giderek erozyona uðruyor olmasý, bu konuda da bazý yasal düzenlemelere gidilmesi gerektiðini ortaya koymuþtur. Bu nedenle çaðdaþ demokrasiler incelenerek hazýrlanacak bir kanun paketiyle medya kanunlarý yeniden düzenlenmeli, yerel ve yaygýn medyanýn da þeffaflaþarak siyasi ve ekonomik anlamda haksýz rekabet yapýlabilmesi engellenmelidir. 7) Demokratik kiþisel hak ve özgürlüklerin kullanýlmasýnda ve düþünce suçlarýnda, yaþama hakkýný tehdit eden, ölüm cezasýný içeren, yargýsýz infazlarý teþvik eden, DGM'leri düzenleyen maddeler üzerinde gerektiði deðiþiklikler yapýlmalýdýr. Ýþkence suçlarý ile ilgili maddeler-uygulamalar, güvenlik soruþturmalarý ile ilgili düzenlemeler, gözaltý ile ilgili uygulamalar, düþünce ve ifade özgürlüðü ile ilgili maddeler ve kiþi güvenliði ile ilgili tüm kanunlar ve anayasa, gözden geçirilerek gerekli deðiþiklikler yapýlmalýdýr. 8) Güneydoðu Anadolu sorunumuz çaðdaþ ve gerçekçi yaklaþýmlarla irdelenmeli ve buradan duyulan þikayetlerin giderilmesi hususunda ciddi adýmlar atýlmalýdýr. Bu düzenlemeler sonucu; bireysel hak ve özgürlüklerin önemini kavramýþ, sosyal ve ekonomik anlamda etkin ve verimli bir biçimde kendi kendini yöneten, güçlü, demokrat, hakem devletin de yeniden yapýlandýðý gözlemlenecek ve ülkede istikrar saðlanabilecektir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 113
115 "3. SÝAD ZÝRVESÝ" BAÞKANLAR KURULU BÝLDÝRÝSÝ "EKONOMÝDE REFORM" 25 Kasým 1999, MERSÝN AB adaylýðý eþiðindeki Türkiye, önündeki fýrsatlardan azami ölçüde yararlanarak, yeni bin yýlýn baþlarýndan itibaren geliþmiþ ülkeler arasýnda yerini almalýdýr. Bunun için, kamu açýklarýný hýzla küçülten, sanayii yeniden yapýlandýrarak kamu ve özel sektöre yeni ve çaðdaþ roller biçen, dýþ iliþkilerimizi küresel ekonominin aktif oyuncusu olacaðýmýz biçimde yeniden düzenleyen bir politikalar bütününe kavuþmak zorundadýr. Kamu açýklarýný küçültmek, kamunun finansal kaynaklarý emmesini engelleyerek üretimin yeniden rantýn önüne geçmesini saðlamak için Gereken düzenlemeler acilen yapýlarak özelleþtirmelere hýz verilmeli, sýký bütçe denetimi ve tasarrufla kamu giderleri çarpýcý biçimde azaltýlmalýdýr. Yaygýn, kapsamlý bir vergilendirme, gerçekçi vergi oranlarý ve etkin bir kontrolle vergi gelirleri artýrýlýrken, vergi kaçýrmanýn bedeli yükseltilmelidir. Teknolojik kapasitemizi yükseltmek, küresel ölçekte rekabet gücümüzü artýrabilmek ve bu amaçlarlarla sanayimizi yeniden yapýlandýrmak için Doðrudan yabancý sermaye yatýrýmlarý teþvik edilmelidir. Bu teþviklerde, odalar ve SÝAD'lar gibi özel sektörü temsil eden kuruluþlarla sürekli istiþare edilmelidir. Teknoloji aðýrlýklý, ihracata yönelik, özellikle KOBÝ'lerin de yer aldýðý ortaklýklar desteklenmelidir. Devlet, yap-iþlet modelini uygulamak için gerekli düzenlemeleri ivedilikle gerçekleþtirerek enerji yatýrýmlarýný hýzlandýrmalýdýr. Ayrýca, alternatif enerji kaynaklarýnýn deðerlendirilmesi konusunda politikalar üretilmelidir. Özel sektördeki Ar-Ge etkinlikleri ve yenilikçi faaliyetler teþvik edilmelidir. Mevcut teknolojik kapasitenin saptanmasý amacýyla bir sanayi ve teknoloji envanteri hazýrlanmalý ve sürekli güncelleþtirilmelidir. Ýleri teknoloji kullanan savunma sanayiinde yerli katýlým oranýný arttýracak bir satýn alma politikasý izlenmelidir. Uluslararasý standartlara uyum için gerekli mevzuat ve kurumsal deðiþiklikler gerçekleþtirilmelidir. Sanayinin yeniden yapýlanmasýna eþlik edecek insan kaynaklarýný yaratmak için Düþünen, sorgulayan, öðrenmeyi öðrenmiþ ve yaratýcý insan yetiþtiren eðitim kadrolarý yetiþtirilerek eðitimin niteliði yükseltilmelidir. Kalite bilinci, temel eðitimin bir parçasý haline getirilmelidir. Meslek liseleri, sanayi kuruluþlarýnýn beklentilerini ve ülkenin ihtiyaçlarýný karþýlamak üzere geliþtirilmelidir. Yüksek öðretim, yurt içi ve yurt dýþýndaki üniversiteler arasýnda bilimsel iþbirliðini, üniversite-sanayi iþbirliðini teþvik edecek, araþtýrma ve uzmanlaþmayý artýracak biçimde yeniden yapýlandýrýlmalýdýr. Ýnsan kaynaklarýmýzý oluþturan yetiþmiþ elemanlarý hem kendi bölgelerinde hem de ülke içinde tutacak özendirme mekanizmalarý araþtýrýlmalýdýr. Etkin bir küresel oyuncu olmayý engelleyen bölgesel farklýlýklarýn giderilmesi için Bölgelerin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarýný ve potansiyellerini ortaya çýkaracak "Bölgesel Stratejik Araþtýrma ve Teknoloji Geliþtirme Merkezleri" kurulmalýdýr. Merkezi ve yerel yönetimlerin, yerel sermayenin, sivil toplum kuruluþlarýnýn ve üniversitelerin iþbirliði çerçevesinde örgütlenecek bu merkezler, bölgelerin yapýsý ve ihtiyaçlarýna uygun öncelikli ekonomik alanlarý, sosyal yapýlanmalarý belirlemeli, gerekli teknoloji transferlerini önermelidir. Bu meyanda, büyük bir ulusal proje olan GAP projesinin hýzla bitirilmesi için gayret sarf edilmelidir Yýlýnda TÜRKONFED
116 Dýþ iliþkilerimizde küreselleþen dünya ekonomisine ayak uydurabilmek için Türkiye'nin AB'ne tam üyelik mücadelesi ýsrarla sürdürülmeli, Gümrük Birliði çerçevesinde ise, uyum yasalarý bir an önce tüm unsurlarýyla uygulanmalýdýr. SÝAD'lar Türkiye'nin AB adaylýðýný kuvvetle desteklemektedir. Komþularýmýzla ekonomik iliþkileri geliþtirecek bir güven ortamý yaratabilmek için, sýnýr ticaretinden, serbest ticaret bölgeleri oluþturmaya kadar tüm imkanlar zorlanmalýdýr. Bir komþumuzla saðlanan olumlu geliþme hakkýnda, taraf olsun olmasýn, diðerlerinin de bilgi sahibi olmasý saðlanmalýdýr. Türk Cumhuriyetleri ile iliþkilerin geliþtirilmesinde özel sektör kuruluþlarýnýn öncülüðünde gerçekleþtirilecek Danýþma Bürolarý" modeli aracýlýðýyla, saðlýklý bilgi akýþýnýn saðlanmasý ve karþýlýklý sorunlarýn çözülmesiyolu denenmelidir. SÝAD Baþkanlarý, 3. SÝAD Zirvesi'nde yukarýda sunulan görüþlerin kamuoyuna duyurulmasýyla yetinmeme kararý almýþlar ve üç alanda aksiyon geliþtirmek üzere fikir birliðine varmýþlardýr: 1)"Ekonomide Reform" baþlýðý altýnda sunulan bu görüþler, SÝAD'lar tarafýndan sabýr ve ýsrarla takip edilecek, kamuoyu oluþturma, bilgilendirici lobi faaliyetleri ve ilgili konularda hazýrlanacak raporlarla, konular sürekli gündemde tutulacaktýr. 2)SÝAD'lar sanayinin yeniden yapýlanmasý ya da dýþ ekonomik iliþkilerin geliþtirilmesi süreçlerine aktif olarak katýlma, bu süreçlerde rol ve söz sahibi olma arzusundadýr. Bölgesel Stratejik Araþtýrma Merkezleri, Teknoloji Geliþtirme Merkezleri ve "Danýþma Bürolarý" gibi projelerde de öncülüðü üstleneceklerdir. 3)SÝAD'lar, sanayinin yeniden yapýlandýrýlmasý kapsamýnda, yalnýzca proje üreten deðil, örgütlenme ve finansman olanaklarýný da seferber eden, büyük projelerin gerçekleþtirilmesine ortak statüsünde katýlan, etkin aktörler olmak üzere hazýrlýk yapmaya karar vermiþlerdir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 115
117 "4. SÝAD ZÝRVESÝ" BAÞKANLAR KURULU BÝLDÝRÝSÝ "AB ÝLE BÜTÜNLEÞME SÜRECÝNDE TARIMDA REFORM" 17 Kasým 2000, ÞANLIURFA AB ile bütünleþme sürecinde tarýmýn rekabet gücünü geliþtirmek, ülkemizin tarým sektörü gündeminde öncelikli bir yer almaktadýr. Rekabet gücünün geliþtirilmesi, yapýsal dönüþüm ve kaynak verimliliðini artýrma yolundaki kararlý ve gerçekçi seçimlere baðlýdýr. Tarýmdan geçinenlere hakça bir yaþam düzeyi saðlayabilmek için tarým politikalarý kýrsal kalkýnma politikalarý ile tamamlanmalýdýr. Bu politikalar gelir ve istihdam kaynaklarýný çeþitlendirmeli, doðal kaynaklarýn korunmasýna duyarlý bir anlayýþ taþýmalýdýr. Rekabet gücünün geliþtirilmesi için: Tarým politikalarý, siyasal etkilerden arýndýrýlarak istikrara kavuþturulmalý ve dünya normlarýna uydurulmalýdýr. Teknoloji transferine, ülkemizin bilgi ve teknoloji üretme kapasitesinin geliþmesine önem verilmeli, Ar-Ge projelerinin kapsam ve önceliklerinin belirlenmesinde, kamu kuruluþlarýyla, üretici, sanayici ve üniversiteler arasýnda iþbirliði saðlanmalýdýr. Geliþmiþ ülkelerde olduðu gibi, ürün kalitesini yükseltmede ve bu ürünleri pazarlamada etkin görev üstlenecek "üretici birlikleri"nin kurulmasý desteklenmelidir. Çiftçinin, bilgilenme, eðitim, danýþma ihtiyaçlarýný karþýlama yönündeki örgütlenmeleri özendirilmeli, çaðdaþ iletiþim teknolojilerine dayalý eðitim için gerekli yatýrýmlar yapýlmalýdýr. Üretici-sanayici iliþkisinin geliþtirilmek, tarýmsal üretimde entegrasyon saðlanmak, uygun çeþit ve kalitede ürün temin etmek için "Sözleþmeli Tarým" modeli yaygýnlaþtýrýlmalýdýr. Ýç ve dýþ piyasalardaki talep ve fiyat hareketlerinin takibi için "borsa"lar geliþtirilmeli, fiyat riskini azaltmak için "vadeli iþlemler borsalarý" kurulmalýdýr. Saðlýklý piyasalarýn oluþmasýna engel olan, harita-kadastro, standartlar, kalite belgeleri gibi konulardaki bilgi açýklarý kapatýlmalýdýr. Tarýmdan geçinenlere hakça bir yaþam düzeyi saðlayabilmek ve gelir kaynaklarýný çeþitlendirmek için: Bölgesel kalkýnma projeleri, bütçede yer alacak yeterli kaynakla desteklenmeli, uygulamada gecikmelerin önüne geçecek bir zaman planlamasý mutlaka yapýlmalýdýr. Kalkýnmada birinci derecede öncelikli il sayýsýný 50 olarak belirleyen ciddiyetten yoksun mevcut bölgesel kalkýnma yaklaþýmý yerine, yaþam standardý ve kiþi baþýna katma deðer gibi objektif kriterlere göre, yöre ve projelerin öncelik sýralamasý yapýlmalýdýr. Teþvikler, üretimi artýrýlmasý istenen ürüne, geri kalmýþ bölgeye ve küçük çiftçiye doðrudan verilmelidir. Üretimi tehdit eden riskler ve belirsizlikler sonucu üreticinin görebileceði zararý önlemek için "tarým sigortasý" yasasý çýkartýlmalýdýr. Doðal kaynaklarýn korunmasý için: Tarým alanlarýnýn amaç dýþý kullanýmý önlenmelidir. ÇED çalýþmalarý sert yaptýrýmlarla desteklenmelidir. Tarýmsal faaliyetlerde biyolojik süreçleri öne çýkaran çevre dostu teknolojiler kullanýlmalý ve bu çerçevede organik tarýma önem verilmelidir. Sulama yatýrýmlarý, talep, taþýma yöntemi ve drenaj bütünlüðü içinde düþünülmeli ve su bedeli kullaným miktarý üzerinden alýnmalýdýr. Özel ormancýlýk özendirilmeli ve orman köylülerine ek gelir kaynaklarý oluþturulmalýdýr. Türkiye, gerek rekabet gücünü arttýrýma, gerek bölgesel kalkýnma ve gelir eþitsizliklerini giderme etkisi açýsýndan örnek bir proje olmasý gereken GAP projesini, tarýmsal hedeflerine ulaþmaktan çok uzak bir noktada adeta askýya almýþtýr. Türkiye ekonomisinin çehresini deðiþtirme gücüne sahip bu projenin hýzla tamamlanmasý, Türkiye tarým sektörü gündeminin ön sýralarýnda yeralmasý gereken bir konudur. GAP projesinin tamamlanmasý için gereken yatýrýmlar, yukarýda sýralanan önlemler perspektifi içinde ele alýnarak süratle yapýlmalýdýr Yýlýnda TÜRKONFED
118 Bütün bu önlemlerin alýnmasýnda siyasi iradeye öncelikle ihtiyaç olmakla birlikte, tarým reformunda baþarýnýn anahtarý, yerel yönetim, sivil toplum, üretici ve özel sektörün karar süreçlerine katýlýmýnýn saðlanmasýdýr. Türkiye Sanayici ve Ýþadamý Dernekleri Platformu üyelerinin birikimini bu alana tahsis etmeye hazýrdýr. Türkiye SÝAD Platformu, bu çerçevede bir ilk giriþim olarak "Bölgesel Kalkýnma Komisyonu"nu oluþturmuþtur. Bu komisyon, Dünya Bankasý, Türkiye Kalkýnma Bankasý, Birleþmiþ Milletler ve diðer uluslararasý kuruluþlar ile iþbirliði yaparak bölgeler için uygun yatýrým alanlarý belirlemek ve bu alanlar için projelendirme çalýþmalarý yapmak üzere temaslarýna baþlatmýþtýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 117
119 "5. SÝAD ZÝRVESÝ" BAÞKANLAR KURULU BÝLDÝRÝSÝ "YARGI SÝSTEMÝNDE REFORM" 9 Kasým 2001, ANTALYA Geliþmiþ ülkeler arasýnda yerini almayý, çaðdaþ yaþam ve uygarlýk düzeyini yakalamayý hedef olarak önüne koyan Türkiye'nin, bu hedefini gerçekleþtirebilmesi için, bireyin üstünlüðüne inanan, evrensel hukuk anlayýþý ile bütünleþmiþ bir demokrasiye sahip olmasý, hayatýn her alanýnda insan haklarý evrensel ilkelerini egemen kýlmasý ve ekonomide iþleyen bir rekabet düzenini kurarak, yurttaþlarýnýn refah düzeyini artýrmasý gerekmektedir. Bütün bunlarý, bir hukuk devletine sahip olmadan ve yargýlamada evrensel standartlara ulaþmadan gerçekleþtirmek mümkün deðildir. Hukuk devleti olmanýn asli koþulu, yargý baðýmsýzlýðýdýr. Yargýnýn hak daðýtma ve denetim fonksiyonunu gerçekleþtirebilmesi, temel hak ve hürriyetleri güvence altýna alabilmesi, yargý baðýmsýzlýðý sayesinde mümkün olabilir. Yargý baðýmsýzlýðýnýn gerçekleþtirilebilmesi için, Anayasanýn ilgili hükümleri deðiþtirilerek, Yüksek Hakimler ve Savcýlar Kurulu üyelerinin doðrudan doðruya Yargýtay ve Danýþtay tarafýndan seçilmesi saðlanmalýdýr; Seçilen Yargýtay ve Danýþtay üyeleri, kadrolarý ile birlikte Kurul'a geçmelidir; Kurul'da yürütme organýnýn temsilcileri yer almamalýdýr; Kurul, en kýsa zamanda kendi binasýna, sekreteryasýna, kadrolu müfettiþlerine ve yeterli bir baðýmsýz bütçeye kavuþturulmalýdýr. Temel hak ve hürriyetler ancak iyi yetiþmiþ hukukçular tarafýndan saðlanabilir. Bir yandan yargý baðýmsýzlýðý saðlanýrken, diðer yandan, keyfilik ile baðýmsýzlýk arasýndaki farký algýlayýp uygulayabilmek, yasalarý çaðýn gerektirdiði biçimde yorumlayabilmek de ancak iyi yetiþmiþ hukukçularla mümkündür. Adaleti iyi yetiþmiþ hukukçular eliyle ve eþit biçimde daðýtabilmek için, Mesleðe giriþte ve meslek içinde eðitime azami önem verilmelidir; Devlet üniversitelerinin imkanlarý iyileþtirilmelidir; Hakim, savcý, yardýmcý personel ve bunlarý yetiþtirecek öðretim elemanlarýna mesleðe özendirici bir ücret verilmelidir; Ýyi yetiþmiþ ve tecrübeli hakim ve savcýlarýn bölgeler arasýnda dengeli daðýlýmý saðlanmalýdýr. Adalet, insan içindir. Yargýda adalete ulaþmak için, bireyin, hak arama özgürlüðünü ve savunma hakkýný kullanmasýný kolaylaþtýrmak ve yargýlamada evrensel standartlara ulaþmak gereklidir. Hak aramayý kolaylaþtýrmak ve yargýlamada evrensel standartlara ulaþmak için, Yargýlama usulünün gereksiz iþlemlerden arýndýrýlmasý, anlaþýlýr, kolay ve ekonomik olmasýnýn saðlanmasý gerekir; Duruþmalar, mümkün olduðunca ard arda, araya baþka davalar girmeksizin bitirilmeli ve böylece yargýlama, sonuna kadar, ayný hakim veya hakimler tarafýndan yürütülmelidir; Deliller duruþmada, taraflarýn ve karar verecek hakim veya hakimlerin huzurunda sunulup tartýþýlmalýdýr; Haksýzlýk ve eleþtirilere neden olan gereksiz bilirkiþi incelemelerinin önüne geçilmeli ve gerçek uzmanlarýn bilirkiþilik yapmalarý saðlanmalýdýr; Hiçbir yetki ve gücün, yargýsal denetim ve sorumluluktan baðýþýk olmadýðý ve hukukumuzda, hakim, savcý ve avukatlarýn da yaptýklarý iþlemlerden dolayý sorumlu tutulduklarý hatýrlanarak, bireyler, bu ilkeden doðan haklarý konusunda bilinçlendirilmelidir; Bireylerin, avukatlarýn mesleki hatalarýndan kaynaklanabilecek zararlarýnýn tazminini saðlamak için, avukatlara meslek sigortasý yapma zorunluluðu getirilmelidir Yýlýnda TÜRKONFED
120 Yargýlamada hata payý en aza indirilebilmelidir. Bunun için, Gerektiðinde uyuþmazlýðý bütünüyle yeniden ele alabilecek ve Yargýtay ile ilk derece mahkemeler arasýnda yer alacak üst mahkemeler bir an önce kurulmalýdýr; Ýhtisas mahkemelerinin iþlevselliði artýrýlmalý ve bu mahkemelere, konularýnda ihtisas sahibi hakimlerin atanmasýna azami önem verilmelidir; Bölgesel farklýlýklarýn ortaya çýkmamasý için, söz konusu mahkemeler, mümkün olduðunca yaygýnlaþtýrýlmalýdýr; Ýdare mahkemelerinde de, her mahkeme baþkanýnýn hukuk fakültesi mezunu olmasý zorunlu kýlýnmalýdýr. Hýzlý, güven veren ve herkesçe eriþilebilir bir yargý sistemi için yargý altyapýsý çaðýn gereklerine uygun hale getirilmelidir. Bu amaçla, Yargý kurumlarý elektronik altyapýya kavuþturulmalýdýr; Yargý kararlarýna internet üzerinden eriþilebilmesi saðlanmalýdýr; Yargý kurumlarýnýn benzeri alt yapýya sahip baþka kamu kurumlarý ile elektronik iletiþim kurmalarýna olanak saðlanarak, ihtiyaç duyduklarý bilgilere hýzlý ve güvenli bir þekilde ulaþabilmeleri temin edilmelidir; Adliye binalarýnýn, hak arayanlarýn adaletin güvenilir bir þekilde daðýtýlacaðý inancýný pekiþtirecek mimari özelliklere ve çaðdaþ teknolojilerin verimli kullanýmýna uygun bir yapýya sahip olmasý saðlanmalýdýr. Yukarýda sözü edilen reformlarýn pek çoðunun gerçekleþtirilebilmesi için yeterli miktarda kaynak ayrýlmasý, yani adalet hizmetlerine iliþkin bütçe payýnýn yükseltilmesi zorunludur. Önemle vurgulamak gerekir ki, bütün ekonomik sýkýntýlara raðmen söz konusu yatýrýmlarýn yapýlmasý bir devletin hukuk devleti olabilmesi ve varlýðýný koruyabilmesi için kaçýnýlmazdýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 119
121 9.5. TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi - Zirve Sonuç Bildirilerinden ve Basýn Açýklamalarýndan Örnekler TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi Bildirisi, 23 Haziran Elazýð Yerel dinamikler harekete geçirilmeden sürdürülebilir büyüme saðlanamaz. Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED), ülkenin kronik sorunlarý olan iþsizlik, gelir daðýlýmý bozukluðu ve bölgesel geliþmedeki eþitsizliklerin giderilmesi için Türk ekonomisinin istikrar sürecine girdiði bu dönemin son derece uygun olduðu kanaatindedir. Bu durumu iyi deðerlendirerek, önümüzdeki on yýl içinde Türkiye'yi, Avrupa Birliði ile aramýzdaki gelir uçurumunu kapatacak bir büyüme sürecine sokar, insanlarýmýzýn hayatýnda hissedilir bir refah artýþý saðlarsak, yalnýzca iþsizlik, gelir daðýlýmý ve bölgelerarasý geliþme eþitsizliði gibi sorunlarý çözmekle kalmayýz; göç, terör, sosyal yaralar, eðitim, saðlýk, adalet gibi sorunlarý da kalýcý olarak halletmenin zeminini yaratýrýz. Bunu saðlamanýn yolu ulusal planda iyi düþünülmüþ büyüme stratejileri oluþturmaktýr. Ancak bu stratejilerin bugüne kadar olduðu gibi merkezde oturarak gerçekleþtirilmesi, ekonomimize arzu edilen geliþme ivmesini saðlamayacaktýr. Bu ivme ancak, yerel dinamiklerin harekete geçirilmesi, Avrupa ülkelerinde 1950'lerden beri benimsenmiþ olan bölgesel kalkýnma stratejilerinin, bölgelerdeki iþ insanlarýnýn aktif katýlýmýyla. Türkiye'de de uygulanmasýyla saðlanabilir. TÜRKONFED, bu amaçla, bünyesindeki federasyonlarýn bölgelerinde, bölge iþ insanlarýnýn katýlýmýyla, karþýlaþtýrmalý sektörel üstünlükleri belirleyen ve bir gelecek tasarýmý oluþturan çalýþmalar yapmayý kararlaþtýrmýþtýr. Bu çalýþmalarýn ilki TÜRKONFED Elazýð Baþkanlar Konseyi öncesinde, Doðu ve Güneydoðu Anadolu Bölgesi için gerçekleþtirilmiþtir. TÜRKONFED'i oluþturan federasyonlarýn üye dernek baþkanlarý ve uzmanlarýn katýlýmý ile gerçekleþtirilen bu çalýþma, hiç kuþkusuz, eksiksiz olma ve bir reçete sunma iddiasýnda deðildir. Daha çok, benzeri çalýþmalarda ihmal edilen bir boyutu dikkate alýp, bölge ekonomisinin aktörlerinin yaklaþýmlarýný öne çýkararak, bölgesel kalkýnma konusunda yapýlacak tartýþma, araþtýrma ve proje çalýþmalarýna bir zemin oluþturma iddiasýndadýr. Özellikle de bölgede kurulmasý söz konusu olan yedi Kalkýnma Ajansý'nýn çalýþmalarýna temel teþkil etme arzusundadýr. Bölgenin gelecekteki on yýlda önder ve göreli üstünlük taþýyabilecek sektörleri, - Tarým, balýkçýlýk, hayvancýlýk; - Turizm; - Gýda ve içki; - Madencilik ve taþ ocakçýlýðý - Ýnþaat; olarak belirlenmiþtir Yýlýnda TÜRKONFED
122 Bu sektörlerin geliþmesi ve geliþmenin önündeki engellerin orta ve uzun vadede ortadan kaldýrýlabilmesi için nitelikli eleman eksikliði, bilgi eksikliði, yatýrým stratejileri eksikliði, finansman mekanizmalarý sorunlarýnýn giderilmesi gerekmektedir. Bölgede tarým ve hayvancýlýk sektörlerinin geliþmesi için; - temel tarým ürünlerine doðrudan ürün desteði verilmesinin sürdürülmesi, - büyük tarým çiftliklerinin teþvik edilmesi, - yerel ortama uygun ve özgün damýzlýk ýrklarýn geliþtirilmesi, - yöreye özgü organik tarým ürünlerinin desteklenmesi gerekmektedir. Bölgede turizmin geliþmesi için; - nitelikli insan gücünün artýrýlmasý - bölgesel turizm "master" planýnýn hazýrlanmasý, - yurt dýþýnda bölgeye özel tanýtým kampanyalarý düzenlenmesi ve bu kampanyalarda kültür turizminin öne çýkarýlmasý gerekmektedir. Gýda sektörünün geliþmesi için; - katma deðer saðlayýcý entegre gýda ürünlerine öncelik verilmesi, - gýda sektörünün geliþmesini destekleyici bir vergi sisteminin saðlanmasý, - yöreye özgü baðcýlýk ve þarapçýlýðýn bilimsel tekniklerle geliþtirilmesi gerekmektedir. Madencilik ve taþocakçýlýðýnýn geliþmesi için; - bölgenin zengin yeraltý kaynaklarýndan azami derecede yararlanmayý saðlamak üzere öncelikle devletin çaðdaþ bir madencilik politikasý geliþtirmesi gerekmektedir. Lokomotif sektör olan inþaat sektörünün geliþmesi için; - ucuz ve uzun vadeli kredi sisteminin bölgeye ivedilikle ulaþmasýnýn, - kýrsal kesimden kentlere doðru gerçekleþen göçün planlý yerleþiminin saðlanmasý gerekmektedir. Ortaya çýkan orta vadeli stratejik geliþme planlarý özellikle AB fonlarýndan yararlanýlabilecek konularý içermektedir. Bu fonlardan yararlanabilmek için üniversitelerle gönüllü sivil toplum örgütlerinin ortak çalýþarak proje üretmesi gerekmektedir. TÜRKONFED çatýsý altýndaki derneklerin bir çoðu AB fonlarýný kendi bölgelerinde baþarý ile kullanmaktadýrlar. Dolayýsý ile TÜRKONFED proje üretimi ve fon kullanýlmasý konusunda yol gösterici bir misyon üstlenmeye hazýrdýr. TÜRKONFED, Baþkanlar Konseyi'ne ev sahipliði yapan Elazýð Sanayiciler ve Ýþadamlarý Derneði'ne teþekkür ederken, bölge iþ insanlarýnýn "Elazýð havaalanýnýn Elazýð, Bingöl ve Tunceli illerine hizmet verecek þekilde geniþletilmesi" talebini kamuoyuna iletmeyi de bir görev addeder. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 121
123 9. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi Sonuç Bildirisi, 23 Aralýk Denizli Yeni Sanayi Perspektifleri: Tekstil ve Konfeksiyonun Geleceði Son dönemlerde, ekonomimizde, bozulan makro dengelerin yeniden tesis edilmesi ve ekonominin büyüme rayýna oturtulmasý yönünde önemli geliþmeler kaydedilmiþtir. Ancak bu olumlu geliþmelerin tüm ülke sathýna yayýlmasýnýn henüz baþarýlamadýðý da bir gerçektir. Yapýsal planda, iþsizlik en önemli sorunumuz olmaya devam etmektedir. Bölgelerarasý geliþme eþitsizliði sürmekte, ekonomimizin ithal ara malýna dayalý cari açýk üreten yapýsýnda bir deðiþiklik gözlenmemektedir. Ekonomik büyüme, ülkeyi topyekûn harekete geçiren bir seferberliðin ürünü olarak gerçekleþmemektedir. Kimi sektör ve bölgeler, hem bu büyümeden yeterince pay alamamakta hem de yeterli katkýyý saðlayamamaktadýr. Ekonominin sektörel ve bölgesel sorunlarýna kapsamlý stratejiler çerçevesinde eðilmeyince, sektörlerde küreselleþmenin gerektirdiði yapýsal deðiþimi saðlamak, bölgelerde yerel dinamikleri harekete geçirmek mümkün olmamaktadýr. Artýk, bölgelerin göreli üstünlüklerinin ve sektörlerin rekabet güçlerinin geliþtirilmesi için, derinlemesine analizlere dayalý stratejiler yapýlmalýdýr. TÜRKONFED, Tekstil ve Hazýr Giyim Sektöründe böylesine bir analize baþlangýç teþkil etmesini umarak, bu zirve için "Yeni Sanayi Perspektifleri: Tekstil ve Konfeksiyonun Geleceði" baþlýðýný seçmiþtir. Ayný baþlýk altýnda TÜRKONFED üyesi federasyonlara baðlý derneklerde ön araþtýrma yapýlmýþtýr. Araþtýrma verileri zirve kapsamýnda gerçekleþtirilen atölye çalýþmalarýnda deðerlendirilerek aþaðýdaki sonuçlara ulaþýlmýþtýr: Tekstil ve Hazýr Giyim Sektörü, bir süredir, geçmiþ yýllarda sahip olduðu rekabet gücünü sürdüremez hale gelmiþtir. Bunu yaratan baþlýca faktörler þunlardýr: Sektörün sýrtýnda, dünya fiyatlarýný aþan enerji fiyatlarý, aðýr istihdam vergileri ve sosyal güvenlik yükleri gibi yüksek maliyetler bulunmaktadýr, Sürekli olarak deðerlenen YTL, ihracatta rekabet gücünü azaltmaktadýr, Kayýt dýþý faaliyetler, haksýz rekabet ortamý yaratmakta; bu ortam, sektörün kendisinden beklenenleri gerçekleþtirmesini engellemektedir. Tekstil ve Hazýr Giyim sektörünün öncüleri, sektörün rekabet üstünlüklerini koruyup geliþtirebilmesi, gelecekte hem ulusal hem de küresel boyutta önderlik alabilmesi için, araþtýrmayý, ürün geliþtirmeyi, tasarýmý, markalaþmayý ve pazarlamayý ön plana alan bir yapýsal deðiþime ve bu deðiþimi gerçekleþtirecek insan kaynaklarýna ihtiyacý olduðunu saptamýþ, bu doðrultuda çalýþmaya baþlamýþtýr. Ancak, bu yaklaþýmýn tüm sektöre yaygýnlaþtýrýlabilmesi þarttýr. Bunu saðlayabilmek için öncelikli olarak þu önlemlerin alýnmasý gerekmektedir: Ýstihdam üstündeki gelir vergisi ve SSK kesintilerinin azaltýlmasý, Enerji (elektrik-su-yakýt) fiyatlarýnýn dünya fiyatlarýna çekilmesi, Dolaylý vergilerin düþürülmesi, KDV'nin düþürülmesi, Tasarým geliþtirme giderlerinin AR-GE teþvikleri kapsamýna alýnmasý, Üniversitelerde ve Meslek Yüksek Okullarý'nda moda tasarým bölümleri oluþturulmasý, mevcutlarýn geliþtirilmesi, Tekstil Mühendisliði Fakülteleri'nin son sýnýflarýna iþletme ve pazarlama derslerinin konulmasý. Tekstil ve Hazýr Giyim, imalat sanayi içinde en büyük istihdamý yaratan, yýllardýr Türkiye'nin ihracatýnýn lokomotifliðini yapan, katma deðerinin önemli bölümünü yurt içinde yaratan, çok sayýda sektörle etkileþim içinde olan bir sektördür. Sektörün bu özellikleri, problemlerinin asla göz ardý edilmemesi ve çözümünde geç kalýnmamasý gerektiðini göstermektedir Yýlýnda TÜRKONFED
124 Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED), bu zirvenin Denizli'de gerçekleþmesini saðlayan ev sahibi Babadaðlý SÝAD'a teþekkür eder, bu baðlamda, Denizli'nin etrafýný kaplayan teþvik kapsamýndaki illerin, özellikle tekstil, jeotermal ve mermer sektörlerinde, Denizli aleyhine büyük bir haksýz rekabete yol açtýðýný kamuoyuna duyurmayý bir borç bilir. TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi Bildirisi, 16 Haziran Trabzon TÜRKONFED, AB ile müzakerelerde ilk adýmlarýn atýlmaya baþlandýðý bir ortamda, piyasalardaki dalgalanmanýn önünün kesilmesini acil bir zorunluluk olarak görmektedir. Bunun için, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi istikrarýna olan güvenin, uluslararasý planda, bir an önce ve eskisinden daha güçlü olarak tesis edilmesi gerektiði kanaatindedir. Türkiye bir yandan reformlarla ilgili eksiklerini giderirken bir yandan da ekonomik kalkýnmasýný tabana yayarak sürdürmek zorundadýr. Bunun ilk koþulu da bölgesel kalkýnmanýn ülkenin öncelikli gündemi haline gelmesidir. Bölgesel kalkýnma ulusal bir meseledir. Ekonomik, siyasal ve sosyal istikrar buna baðlýdýr. TÜRKONFED, bu perspektifle, bünyesindeki federasyonlarýn bölgelerinde, bölge iþ insanlarýnýn katýlýmýyla, karþýlaþtýrmalý sektörel üstünlükleri belirleyen ve bir gelecek tasarýmý oluþturan çalýþmalar yapmaktadýr. TÜRKONFED'i oluþturan federasyonlarýn üye dernek baþkanlarý ve uzmanlarýn katýlýmý ile gerçekleþtirilen bu çalýþmalar, hiç kuþkusuz, eksiksiz bir reçete sunma iddiasýnda deðildir. Daha çok, benzeri çalýþmalarda ihmal edilen bir boyutu dikkate almaktadýr. Bölge ekonomisinin aktörlerinin yaklaþýmlarýný öne çýkararak, bölgesel kalkýnma konusundaki tartýþmalara bir zemin oluþturma iddiasýndadýr. Özellikle de Kalkýnma Ajanslarý'nýn çalýþmalarýna temel teþkil etme arzusundadýr. Bu çalýþmalarýn ilki Doðu ve Güneydoðu Anadolu Bölgesi için, ikincisi ise Ýç Anadolu Bölgesi için gerçekleþtirilmiþtir. TÜRKONFED Doðu Karadeniz Bölgesi için ise, aþaðýda sýralanan saptamalarda bulunmuþtur: Bölgenin gelecekteki on yýlda önder ve göreli üstünlük taþýyabilecek sektörleri, Turizm, Balýkçýlýk ve Su Ürünleri, Eðlence ve Kültür Hizmetleri, Ziraat ve Avcýlýk, Gýda, içki ve tütün sanayii, Ýnþaat ve Bayýndýrlýk iþleri olarak belirlenmiþtir. Ortaya çýkan genelde orta vadeli çözüm önerilerinin, kýsmen yabancý sermaye desteði gerektirse de, Sektör- STK- Eðitim Kuruluþlarý iþbirlikleri aracýlýðýyla ve ulusal kaynaklarla karþýlanabileceði öngörülmektedir. TÜRKONFED, Baþkanlar Konseyi'ne ev sahipliði yapan Trabzon Sanayiciler ve Ýþadamlarý Derneði'ne teþekkür ederken, bölge iþ insanýnýn "Ordu-Giresun illeri ve çevresine hizmet vermek üzere yapýmýna baþlanmýþ olan Or- Gi havaalanýnýn en kýsa zamanda tamamlanmasý" talebini kamuoyuna iletmeyi de bir görev addeder. TÜRKONFED 10. Giriþim Ve Ýþ Dünyasý Zirvesi Sonuç Bildirisi, 8 Aralýk Adana Türkiye, içinde bulunduðu deðiþim sürecinde, ekonomide, siyasette ve sosyal hayatta geliþmiþ ülke standartlarýna ulaþma hedefine yönelik mücadelesini hiç taviz vermeden sürdürmek zorundadýr. AB ile müzakere sürecinde yaþanan iniþ ve çýkýþlardan baðýmsýz olarak, baþlatmýþ olduðumuz reformlarý sürdürerek, geliþmiþlik çizgimizi yükseltmeye devam etmek, her þeyden önce kendi insanýmýz için birinci derecede önemlidir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 123
125 Unutulmamasý gereken nokta, Türkiye'nin bütünleþeceði AB'nin bugünkü deðil, on yýl sonrasýnýn AB'si olduðudur. Bu yüzden dönemsel sorunlarýn, Türkiye'nin uzun vadeli planlarýný deðiþtirmesine izin verilmemelidir. Geliþmiþ ülkeler arasýnda yerini almayý kendine bir hedef olarak koymuþ olan Türkiye'nin, bu hedef doðrultusunda kararlýlýkla el atmasý gereken reform alanlarýnýn baþýnda hiç kuþkusuz eðitim yer almaktadýr. Türkiye'deki özel sektörün en büyük gönüllü sivil toplum örgütü olan TÜRKONFED, genç nüfusumuzu kalifiye iþgücüne dönüþtürmenin en önemli araçlarýndan birinin mesleki teknik eðitim olduðu görüþündedir. Bu nedenle mesleki teknik eðitim konusunun Türkiye'nin gündeminde üst sýralara taþýnmasý gerektiðini savunmakta ve çalýþmalarýný bu doðrultuda sürdürmektedir. Eðitim Reformu Giriþimi ile ortaklaþa yürütülen çalýþmalar sonucunda aþaðýdaki konularda politika önerileri gündeme getirilmiþtir. Ortaöðretimde, akademik ve mesleki eðitim arasýnda program farklýlýklarýnýn azaltýlarak tüm mezunlara temel becerilerin kazandýrýlmasý. Bireyler için meslek eðitiminin ekonomik ve sosyal faydasýnýn artacaðý koþullarýn oluþturulmasý. Yaþam boyu eðitim perspektifinde açýk öðrenme ortamlarýnýn oluþturulmasý. Meslek eðitiminde kamu-özel sektör iþbirliði potansiyelinin hayata geçirilmesi. Piyasa ihtiyaçlarýný karþýlayacak yeni branþ okullarýnýn kurulmasý ve özel sektörün bu konudaki giriþimlerini teþvik edecek biçimde, meslek okullarý mevzuatýnýn geliþtirilmesi Bunlarýn gerçekleþtirilmesi için önerdiðimiz finansman politikalarý ise þunlardýr: 1. Yaratýlacak yeni kamu kaynaklarý, kýsa vadede meslek liselerinin öðrenci kapasitelerinin artýrýlmasýndan ziyade mevcut eðitim kalitesini artýracak yönde kullanýlmalýdýr. 2- Mesleki eðitimin kaynak yapýsý, kamu dýþýndaki aktörlerin, özellikle de sanayicilerin katýlýmýný teþvik edecek þekilde geliþtirilmeli ve bütçe üzerindeki maliyeti azaltýlmaya çalýþýlmalýdýr. Sanayi temsilcileri tarafýndan kurulmuþ, baþarýlý özel mesleki eðitim giriþimleri incelenmeli, sýkýntýlarýnýn giderilip önlerinin açýlmasý ve bu tür kurumlarýn yaygýnlaþtýrýlmasý için çalýþmalar yapýlmalýdýr. 3- Sanayi ile mesleki eðitim veren ortaöðretim kurumlarý ve yaygýn eðitim kurumlarýnýn arasýndaki iliþkinin güçlendirilmesi, gelecek dönemin en somut stratejisi olmalýdýr. Örneðin, Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) kaynaklarýnýn mesleki eðitimin geliþtirilmesine yönelik kullanýlabilmesi yönünde yasa düzenlemeleri yapýlmalýdýr. 4- Ýþsizlik Sigortasý Fonu, mali programý olumsuz etkilemeyecek ve iþsizlere yönelik yaþamboyu eðitimi de içine alacak þekilde, mesleki teknik eðitim için kullanýlmalýdýr. 5- Ýstihdam üzerinde olumlu etkisi olan çýraklýk eðitimine bütçeden ayrýlan kaynak son dönemde bir düþüþ eðilimi içine girmiþtir. Bakanlýk özel sektör ve yerel kamu kurumlarýyla iþbirliðini ve çýraklýk eðitimi için kaynak yaratma kapasitesini geliþtirmelidir. TÜRKONFED ayrýca, imam hatip liselerinin mutlaka meslek lisesi ve genel liseler dýþýnda, özel bir statüye kavuþturulmasý gerektiðini savunmaktadýr. Mesleki teknik eðitimin kalite ve yaygýnlýðýnýn artýrýlmasý çalýþmalarýnýn, imam hatip liseleri engeline takýlmadan sürdürülmesi çok önemlidir. Bu nedenle TÜRKONFED, mesleki eðitimle ilgili çalýþmalarýn odak kaybetme tehlikesinin olmadýðý bir süreçte gerçekleþtirilmesinin Türkiye'nin tüm eðitim reformuna bakýþ açýsýný etkilemesi açýsýndan çok önemli olduðunu kamuoyuna iletmeyi bir borç bilir Yýlýnda TÜRKONFED
126 TÜRKONFED Yönetim Kurulu Bildirisi, 1 Mayýs 2007-Samsun TÜRKONFED Yönetim Kurulu, Samsun'da gerçekleþtirilen TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi vesilesi ile yaptýðý toplantýda, mevcut siyasi ve ekonomik durumu deðerlendirerek aþaðýdaki hususlarýn kamuoyuna duyurulmasýna karar vermiþtir: 1) Türk demokrasisi ergenlik çaðýný çoktan geride býrakmýþtýr. Sivil toplumun laik demokrasimizi yaþatma refleksini barýþçý bir yoldan ifade eden Tandoðan ve Çaðlayan mitingleri, gerekli olgunluða vardýðýmýzýn açýk bir göstergesidir. Hangi gerekçeyle ve ne kadar iyi niyetli yaklaþýmlarla olursa olsun, seçilmiþ hükümete hala muhtýra verilebiliyor olmasýný demokrasi açýsýndan içimize sindiremiyoruz. 2) Demokrasi, çoðunluðun azýnlýða istediðini dikte ettiði bir yönetim tarzý deðildir. Laiklik konusunda toplumun geniþ kesimlerinde uzun süredir var olan ve gitgide artan endiþe hükümet tarafýndan açýkça göz ardý edilmiþtir. Ýktidar partisinin üst yönetiminin, parti içi dengeleri, ülke dengelerine tercih etmesi ve Cumhurbaþkanlýðý seçimi sürecinde uzlaþma arayýþýný yeterli seviyede sergilememiþ olmasý, bu günkü sýkýntýlý durumun temel sebepleri arasýndadýr. 3) Ana muhalefet partisinin, Cumhurbaþkanlýðý seçimi hususunda gerginlikten siyasi rant elde etme çabasý da ayný þekilde yadýrgatýcýdýr. Özellikle Anayasa Mahkemesi'ne, vermesi gerektiði kararý teblið edip, "aksi takdirde çatýþma çýkar" diyen ana muhalefet partisinin, demokrasinin güçler ayrýlýðý prensibini içine sindirmemiþ olduðu da açýkça ortaya çýkmýþtýr. Þimdi yapýlacak tek þey, hemen erken seçime baþvurarak, milli iradenin yeniden oluþmasýný, acilen saðlamak, bu yolla hem toplumun demokrasiye olan inancýný tazelemek, hem de yýpranan, güven yitiren siyasi kadrolarýn deðiþebilmesine olanak saðlamaktýr. Türkiye, bu krizi, bir yenilenme fýrsatýna dönüþtürmek ve normalleþmeyi yeniden hýzla saðlamak zorundadýr. Normalleþmenin hýzla saðlanmasý, hem sosyal hem de ekonomik açýdan karþýmýza çýkabilecek ve gelecek nesillere de yansýyacak aðýr faturalarý engellemek açýsýndan önemlidir. Ülkemiz, ne mevcut kutuplaþmanýn derinleþmesinin yaratacaðý sosyal sorunlarý, ne de laik demokratik çizgiden sapmamýzýn getireceði ekonomik sonuçlarý taþýyacak güce sahip deðildir. Bu krizi elbirliði ile bir yenilenme fýrsatýna dönüþtüremezsek, gelecek nesillere hesap vermekte hepimiz çok güçlük çekeriz. TÜRKONFED 11. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi Sonuç Bildirisi, 14 Aralýk Eskiþehir Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu, Eskiþehir'de gerçekleþtirdiði "Ýþ Dünyasý'nda Kadýn" temalý zirvede, Türkiye'nin genel ekonomik ve siyasal durumunu da deðerlendirdi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu, yapýlan deðerlendirmelerle ilgili olarak þu hususlarýn kamuoyuna duyurulmasýna karar verdi: Cicim aylarý bitti. Hükümet ekonomide tehlike sinyallerini ciddiye almalýdýr yýlý boyunca uluslararasý piyasalar, büyümemizde küresel kaynaklarý kullanma konusunda, 2008'den itibaren ciddi risklerle karþýlaþacaðýmýz sinyallerini vermektedir. Ýçerde ise enflasyon yeniden yükselme eðilimine girmiþ, büyümenin ise ciddi biçimde yavaþlamýþtýr. Bunun temel nedeni, 2007'nin seçim yýlý olmasý ve bu yüzden reform sürecinin ciddi biçimde yavaþlamasý, birçok kritik reformun ertelenmesidir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 125
127 Ekonomimizde katma deðeri ve verimliliði artýracak bir yapýsal dönüþümün stratejisi acilen çizilmeli, ertelenen reformlar yenileriyle birlikte, özellikle mikro seviyede uygulamaya konmalýdýr. Fransa'ya en sert tepkinin arkasýndayýz. Ama AB konusunda hükümetin silkinmesi þart. Avrupa'daki bazý Türkiye karþýtý hareketler, Fransa'nýn devlet ciddiyeti ve Avrupa idealleri ile baðdaþmayan, hukuk dýþý tutumuyla en yüksek noktasýna ulaþmýþtýr. TÜRKONFED, hükümetin Fransa'ya göstereceði en sert tepkiyi desteklemeye hazýrdýr. Ancak bugün içinde bulunduðumuz durumun önemli bir nedeninin de hükümetin yaklaþýk iki yýldýr bu alaný boþ býrakmasý olduðunu unutamayýz. Engelleme her zaman oldu. Ama Türkiye, sürecin baþýndan beri adým adým hukuksal ve kurumsal kazanýmlar elde etmeyi baþardý. Þimdi bir kez daha silkinme zamanýdýr. Türkiye AB iliþkilerini yeniden gündeminin üst sýralarýna taþýmalýdýr. Hedefe odaklanarak ve kararlý biçimde tam üyelik müzakerelerini sürdürmeli, müzakere fasýllarý kapanma aþamasýna getirilmelidir. Anayasa yapým sürecinde "parti taslaðýna katký almak" yaklaþýmý yanlýþtýr. Anayasa bir toplumsal mutabakat belgesidir. Azýnlýk-çoðunluk bakýþ açýsýyla deðil, tartýþma - ikna - uzlaþma ekseninde þekillendirilmelidir. Bunun için bir Anayasa Konseyi kurulmalý, bu konsey mevcut taslaklarý uzlaþma yoluyla üçe indirerek, Meclis uzlaþma komisyonunda görüþülmek üzere, TBMM Baþkanlýðý'na sunmalýdýr. Yeni Anayasa devlet erkleri arasý denge, özgürlükler arasý denge ve devlet-birey arasý denge üzerine oturtulmalýdýr. Anayasal yurttaþlýða, insan haklarýna, laiklik ilkesine, devletin ekonomideki yerinin sýnýrlanmasýna, baþta kadýn-erkek eþitliði olmak üzere genelde eþitlik ilkesine vurgu yapmalýdýr. TÜRKONFED, kadýnlarýn iþ dünyasýnda daha etkin bir yere sahip olmasý için, baþta Anayasa olmak üzere tüm ilgili hukuk alanlarýnda, mali sistemde ve eðitimde, pozitif ayrýmcýlýk da dahil, her türlü etkili düzenlemenin yapýlmasýný ve bu yolla kadýn-erkek eþitliðinin etkin biçimde saðlanmasýný talep etmektedir. Bunun için, kadýn-erkek eþitliðini kamunun her kademesinde gözetecek yetkili organlar oluþturmayý önermektedir. Burada nihai amacýmýz, iþ hayatýnda yerini alabilmesi için, kadýnýn önünü açmak ve ona gerekli donanýmý saðlamaktýr. TÜRKONFED bu amaçla yayýnladýðý rapordaki önerilerinin, parlamento, hükümet, sivil toplum ve kamuoyu nezdinde takipçisi olacaktýr. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Bildirisi, 25 Nisan Þanlýurfa Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu, Þanlýurfa'da gerçekleþtirdiði 2008 yýlýnýn ilk Baþkanlar Konseyi toplantýsýnda dünya konjonktürü ile Türkiye'nin genel ekonomik ve siyasal durumunu deðerlendirdi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu, yapýlan deðerlendirmelerle ilgili olarak þu hususlarýn kamuoyuna duyurulmasýna karar verdi: Küresel mali kriz Türkiye'yi ciddi biçimde tehdit etmektedir. ABD'den baþlayarak tüm dünyaya dalga dalga yayýlan kriz, küresel planda, finansman olanaklarýný daraltarak, büyümeyi frenleyerek, enflasyonu körükleyerek, ülke ekonomilerinin 2008 yýlýnda saðlýklý geliþmesine engel olmaya baþlamýþtýr. Özellikle bizim gibi, ekonomisinde iç dinamikleri dolayýsýyla yavaþlama eðilimi olan, cari açýklarý nedeniyle ciddi riskler taþýyan ülkelerde, dýþ þoklarýn etkisinin 2008'de daha yüksek olacaðý ileri sürülmektedir Yýlýnda TÜRKONFED
128 2008 ve 2009'u kaybetmek istemiyoruz. Büyüme ve istihdamdaki gerileme ile yüksek cari açýðýn yaratacaðý riskleri dengelemek için, ekonomimizde katma deðeri ve verimliliði artýracak bir yapýsal dönüþümün stratejisi acilen çizilmelidir. Mikro düzeye indirilemeyen reformlara, üretimde ve ihracatta katma deðerin artýrýlmasý ve özellikle KOBÝ'lerin geliþiminin desteklenmesi perspektifinden, yeniden hýz verilmelidir. Reformlar, bölgesel ve sektörel bazda iyi düþünülmüþ ve sanayici ile görüþ alýþ-veriþi içinde tasarlanmýþ teþviklerle desteklenmelidir. Para yönetimi politik tercihlere göre deðil, küresel risk ve fýrsatlara göre þekillendirilmelidir. Mali disiplinden uzaklaþma ile sonuçlanacak her adým, özellikle yerel seçimler için bugünden baþlatýlacak seçim yatýrýmlarý, 2008 ve 2009'un kayýp yýllara dönüþmesine yol açabilir. Mevcut küresel ortamda, IMF ve AB çýpalarýný belirsizliðe terk etmek çok risklidir. Türkiye Ekonomisi'nin 2001 sonrasý baþarýsýnda IMF disiplininin rolü büyük olmuþtur. Mevcut siyasal gerilim ve 2009 Yerel Seçimleri göz önüne alýndýðýnda, IMF disiplinine bugün de þiddetle ihtiyacýmýz olduðu ortaya çýkmaktadýr. Öte yandan, Türkiye'ye fon akýþýný hýzlandýran ve güçlendiren AB tam üyelik süreci, bizim için bir destek unsuru olmaktan çýkmaya baþlamýþtýr. AB sürecine göstermelik olarak deðil, samimi olarak sarýlmak, bu küresel konjonktürde bir zorunluluk olarak ortaya çýkmaktadýr. Zor ekonomik koþullarda, siyasal ve toplumsal kutuplaþmanýn bedeli çok aðýr olur. Ýçerde ve dýþarýda bizi bekleyen riskler, sonuçta iþimizi, refahýmýzý, huzurumuzu olumsuz etkileyebilecektir. Ekonomik sýkýntýnýn siyasal sýkýntý ile bütünleþmesi, sosyal barýþý bozarak, ülkemiz için telafisi güç olacak hasarlar yaratabilir. Partiler saðduyu ve mutabakat çaðrýlarýna kulak vermelidir. Kapsamlý bir Anayasa deðiþikliði ile sorunlarýn mutabakat içinde ve meþru siyaset platformu dahilinde çözümüne tüm kesimlerce samimiyetle gayret gösterilmelidir. Anayasa deðiþikliði teklifi, "parti taslaðýna katký alarak" deðil, katýlýmla þekillenmelidir. Anayasa bir toplumsal mutabakat belgesidir. Azýnlýk-çoðunluk bakýþ açýsýyla deðil, tartýþma - ikna - uzlaþma ekseninde þekillendirilmelidir. Bunun için, TBMM Baþkaný'nýn himayesinde, sivil toplumun, akademisyenlerin ve mecliste grubu olan partilerin eþit katýlýmýyla, bir Anayasa Konseyi kurulmalýdýr. Anayasa, mevcut kuvvetler ayrýmý prensibini güçlendirmeli, özgürlükleri geniþletmeli ve birey haklarýný daha etkin biçimde korumalýdýr. Anayasal yurttaþlýða, insan haklarýna, laiklik ilkesine, devletin ekonomideki yerinin sýnýrlanmasýna, baþta kadýnerkek eþitliði olmak üzere genelde eþitlik ilkesine vurgu yapmalýdýr. TÜRKONFED 12. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi Sonuç Bildirisi, 28 Kasým Ýzmir Yaþadýðýmýz kriz, son 50 yýlýn en büyük global krizidir. Dünya ekonomisini tüm boyutlarýyla etkisi altýna alan kriz, Türkiye'de de etkisini þiddetle göstermeye baþlamýþtýr. Reel sektör, hiç tartýþmasýz, son derece zor koþullar içindedir. Tekstil, inþaat ve otomotiv baþta olmak üzere, birçok sektörde üretim ve istihdam son hýzla gerilemektedir. 1 milyon kiþiye istihdam saðlayan, 200 milyar dolardan fazla ihracat gerçekleþtiren ve on bin iþ insanýný temsil eden baðýmsýz bir kuruluþ olarak TÜRKONFED, bir seferberlik çaðrýsý yapmaktadýr. Ýktidarý, muhalefeti, sendikasý, iþçisi, iþvereni ve STK'sýyla topyekûn bir seferberlik çaðrýsýdýr bu. Ýlgili tüm taraflar sorumluluklarýný karþýlýklý diyalog içinde yerine getirmelidirler. Gerekli önlemler, yerel seçimlerde oy kaygýsý güdülmeden ivedilikle alýnmalýdýr. Krizin etkilerini hafifletmek, olasý hasarý azaltmak için TÜRKONFED'in önerileri þunlardýr: 1-IMF anlaþmasý hýzla sonuçlandýrýlmalýdýr. Bu hem politikalara güvenilirlik, hem de piyasalara fon imkâný saðlayacaktýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 127
129 2-Uzun vadeli enflasyon hedefinden sapmamak kaydýyla, belli marjlar içinde, para politikasýnýn esnetilme imkânlarý kullanýlmalýdýr. 3-Reel sektörün borçlarýný ödeyemez hale düþürülmesi, sonuç olarak finansal sektörün dengelerini olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle, kredi mekanizmasý mutlaka çalýþtýrýlmaya devam ettirilmelidir. Bu amaçla, bankalarda likiditeyi rahatlatacak ve zimmet gibi yasal sorunlarý giderecek önlemler alýnmalýdýr. 4-Eximbank ve diðer kamu bankalarýnýn kaynaklarý artýrýlmalýdýr. 5-KOBÝ'lerin finansman kaynaklarýna uygun bir maliyetten eriþim imkânlarýnýn artýrýlmasý gerekir. Kredi garanti fonu sistemi daha yetkin ve yaygýn olarak kullandýrýlmalýdýr. Bunun yaný sýra, KOSGEB'in proje desteklerinin yeniden etkin bir þekilde kullanýlabilir hale gelmesi, KOBÝ'lerin geleceði açýsýndan önemlidir. 6-Yurtiçi talebi canlandýrmak üzere maliye politikasý araçlarýndan yararlanýlmalýdýr. Baþta altyapý, konut yatýrýmlarý, GAP yatýrýmlarý, istihdam yaratan yatýrýmlar, eðitim, özellikle mesleki eðitim yatýrýmlarý olmak üzere kamu yatýrým harcamalarý artýrýlarak ekonomi hýzlandýrýlmalýdýr. 7-Oranlarý düþürecek ve sistemi basitleþtirecek bir vergi reformu bir an önce gerçekleþtirilmelidir. Doðrudan vergilerin yaný sýra, KDV ve ÖTV oranlarýnda da süresi belli indirimlere gidilmeli ve bu indirimler mutlaka kayýtdýþý ekonomiyi kayýt altýna alma çabalarý ile birlikte yürütülmelidir. 8-Krizden olumsuz etkilenen sektörler ve bölgeler için süresi, amaçlarý, araçlarý ve performans ölçütleri net olarak tanýmlanmýþ bir program uygulamaya konulmalýdýr. Yatýrýmlarýn durmasýný engelleyecek ve istihdamýn en azýndan mevcut seviyesinin korunmasýný saðlayacak, krize özel bir teþvik paketi devreye sokulmalýdýr. Örneðin, istihdam üzerindeki yüklerin 6 ay süreyle ertelenmesi, reel sektöre rahatlama saðlayabilir ve istihdamýn düþmesini engelleyebilir. 9-AB tam üyelik süreci mutlaka tekrar hýz kazanmalý, reformlar sürdürülmelidir. TÜRKONFED, seferberliðin baþarýsý için tüm kiþi ve kurumlarla iþbirliðine hazýrdýr. TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi Bildirisi, 21 Nisan Mardin Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu, Mardin'de gerçekleþtirdiði Baþkanlar Konseyi Toplantýsý'nda Türkiye'nin genel ekonomik ve siyasal durumunu deðerlendirdi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu, yapýlan deðerlendirmelerle ilgili aþaðýdaki hususlarý hükümetten talep etti. Hýzlý adým atýn Ýçinde bulunduðumuz dönemde ekonomik açýdan iç ve dýþ sorunlarla karþý karþýya olduðumuz açýktýr. Türkiye olarak kendi iç sorunlarýmýzý henüz çözmemiþken, küresel ekonomik kriz bizim de kapýmýzý çaldý. Dolayýsýyla bu noktadan itibaren ülkemizdeki ekonomik krizin aþýlmasý, dünya krizinin gidiþatýna baðlýdýr. Ancak ülke olarak bizim de hala hýzla atmamýz gereken adýmlar vardýr. IMF destekli yeni bir makro ekonomik uyum programý hemen hayata geçirilmelidir. Finansman kanallarý açýlmalý, Kredi Garanti Fonu'nun etkin kullanýlmasý saðlanmalýdýr. Yurtiçi tüketim acilen teþvik edilmelidir Yýlýnda TÜRKONFED
130 Ýþten çýkarmalar, iþçinin de iþverenin de canýný yakýyor Sonuçlarýný uzun vadede görecek olmamýza raðmen, krizle birlikte yakýcý hale gelmiþ olan iþsizlik sorununa yönelik önlemler ivedilikle alýnmalýdýr. Ýþgücü maliyetleri azaltýlmalý, o Aktif iþgücü politikalarý hemen devreye sokulmalý, Orta ve uzun vadeli kredi imkânlarýnýn geliþtirilmesi yoluyla, istihdam yaratacak yeni yatýrýmlarýn önü açýlmalýdýr. Uygulamada demokratik olmadan toplumsal huzur saðlanamaz Ülkemiz demokratikleþme sürecinde hýz kazanmak zorundadýr. Yasalarýn demokratikleþmesi yetmez, uygulamalarýn da demokratik olmasý gerekir. Son aylarda adalet mekanizmasýnýn çalýþmasýnda görülen aksaklýklarýn toplumu huzursuz eden bazý yönleri olmuþtur. Herkes kendine layýk gördüðü demokratik ve hukuki davranýþ biçimlerini, ötekileþtirdiklerine de layýk görmelidir. Türkiye'nin çaðdaþ bir demokrasiye kavuþmasý ancak bu koþullarda mümkündür. Avrupa Birliði'ni unutmayýn AB ile iliþkiler yeniden canlandýrýlmalý, üyelik çalýþmalarýna hýz verilmelidir. Yeni Anayasa geciktirilmemeli, Yeni Anayasa çalýþmalarý yeniden baþlatýlmalý, bu Anayasa'da devletin bireyler üzerindeki tahakkümünün önlenmesi de dahil olmak üzere, bürokrasinin sorumluluklarý ve kamunun yararý net olarak tanýmlanmalýdýr. Hiçbir kriz sürekli deðildir Kriz sonrasýnda deðiþecek küresel koþullara uygun yeni bir büyüme modelini þimdiden oluþturmak gereklidir. Düþük faizle düþük enflasyon aslýnda rekabet gücü yüksek üretim yapýsý için yeni bir fýrsat sunmaktadýr. Bu fýrsatý deðerlendirmek için, inovasyonu, Ar-Ge ve sektörel kümelenmeyi teþvik eden, bölgesel kalkýnmýþlýk farklarýnýn azaltýlmasýný hedefleyen yeni bir model oluþturulmalýdýr. Bu modelin gerektirdiði adil rekabet ortamýnýn saðlanmasý için kayýt dýþý ekonomiyle mücadele hýzlandýrýlmalý ve Türk Ticaret Kanunu bir an önce çýkartýlmalýdýr. Bunlarýn yaný sýra, Baþkanlar Konseyi'ne ev sahipliði yapan Güneydoðu Anadolu Bölgesi'nde GAP Eylem Planý'nýn uygulamadaki etkinliðinin artýrýlmasý, sýnýr ticaret merkezlerinin oluþturulmasý, sýnýr illerinde nitelikli serbest bölgeler kurulmasý ve tarýma dayalý gýda sanayinin geliþtirilmesi elzemdir iþ insanýný temsil eden, 200 milyar dolarý bulan iþ hacmi ve bir milyona yakýn istihdam yaratan TÜRKONFED olarak biz diyoruz ki: Bir yandan ekonomik açýdan güven duygusunu pekiþtiren uygulamalarýn gerçekleþtirilmesinin, bir yandan da demokratik ve laik bir hukuk devleti olmanýn gereklerinin istisnasýz ve koþulsuz olarak yerine getirilmesinin hükümet, bürokrasi, sivil toplum ve kamuoyu nezdinde takipçisi olacaðýz. TÜRKONFED 13. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi Sonuç Bildirisi, 18 Aralýk Silivri Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED), Ýstanbul, Silivri'de gerçekleþtirdiði "KOBÝ'lerde Finansmana Eriþim" temalý zirvede, Türkiye'nin genel ekonomik ve siyasi durumunu deðerlendirdi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu, yapýlan deðerlendirmelerle ilgili olarak þu hususlarýn kamuoyuna duyurulmasýna karar verdi: 2009, büyük küresel krizin tüm kuvvetiyle hüküm sürdüðü bir yýldý. Küreselleþmenin ulaþmýþ olduðu düzey, Türkiye'nin de bu krizden diðer ülkeler gibi etkilenmesine yol açtý. Bu yýl Türkiye'nin siyasi geliþimi açýsýndan da önemliydi. Ekonomik ve siyasi sorunlarýn birbirinin içine bu denli geçmiþ olduðunu gördüðümüz nadir tarihi dönemeçlerden biriydi. Türkiye bu süreçte içte ve dýþta önemli açýlýmlar baþlattý. Bu önemli süreci baþarýyla yönetmek, ekonomik ve siyasi olarak istikrar, huzur ve refah içinde bir ülke olmak için yapýlmasý gereken ödevlerimiz çoktur. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 129
131 Ekonomik açýdan; 1. Krizden çýkýþ süreci iyi yönetilmelidir. Son verilerin uyandýrdýðý beklentilerin hayal kýrýklýðýna dönüþmemesi, krizden çýkýþýn kuvvetli ve kalýcý bir büyümeye dönüþmesi için, ekonomik konjonktür doðru yönetilmelidir. Aþýrý iyimserliðe kapýlýp, KOBÝ'lerin içinde bulunduðu zor koþullarý göz ardý ederek, ekonomik aktiviteyi destekleyen politikalar, örneðin istihdam destekleri ve 5084 sayýlý Teþvik Kanunu zamanýndan önce terk edilmemelidir. 2. Kalýcý ve kuvvetli büyüme için yapýsal sorunlar çözülmelidir. Türkiye'de hala vergi reformu, kayýtdýþý ile mücadele, bürokrasinin azaltýlmasý, iþgücü ve ürün piyasalarýnýn rekabetçi kýlýnmasý gibi birçok temel konuda yapýsal sorunlar varlýðýný korumaktadýr. Üretim ve ihracat odaklý reel büyüme yöntemine bir an önce geçilmeli ve bu alanlarda gerekli reformlar vakit geçirilmeden tamamlanmalýdýr. Son dönemlerde tedirgin edici bir eðilime de vurgu yapmak istiyoruz. Her tutumuyla adil olmasýný beklediðimiz devlet organlarýnýn kendilerine devrettiðimiz geniþ yetkilerini baþta vergisel uygulamalar olmak üzere amacýnýn dýþýnda kullanýyor olduðu yönünde giderek artan þikâyetler huzursuzluk tohumlarýnýn yeþermesine neden olmaktadýr. Bu durum bir an önce engellenmelidir. 3. Geleceðin rekabet yarýþýnýn hazýrlýklarýna bugünden baþlanmalýdýr. Küresel krizden sonra zayýf seyredecek dýþ talep ve yoðunlaþacak olan ülkelerarasý rekabet, finansman, pazarlama, ulaþtýrma, üretim zincirleri, inovasyon merkezleri gibi birçok alanda deðiþimleri zorunlu kýlacaktýr. KOBÝ'lerin de gerekli deðiþimleri gerçekleþtirebilmesi için, eðitim ve Ar-Ge baþta olmak üzere birçok alanda önemli desteklere ihtiyacý vardýr. Hükümet þirketlerimizi bu yeni dünyaya hazýr hale getirecek adýmlarý bugünden baþlatmalýdýr. Siyasi açýdan: 1. En geniþ uzlaþma tabaný saðlanmalýdýr Türkiye için tarihi önemi olan ancak baþarýlý olmamasýnýn kritik sonuçlar doðuracaðý siyasi açýlýmlar için ülke çapýnda mümkün olan en geniþ uzlaþma tabanýnýn saðlanmasý ve bunun iletiþiminin doðru yapýlmasý elzemdir. Bu sorumluluk hükümetindir. 2. Yapýcý muhalefet gereklidir Muhalefetin tarihe karþý sorumluluðunu unutmadan daha yapýcý bir üslup kullanmasý gerekir. 3. Yeni Anayasa'nýn bir an önce yapýlmasý gereklidir. Parti kapatmak, Türkiye'yi çaðdaþ demokratik ilkeler ve evrensel standartlardan uzaklaþtýrmaktadýr. Parti kapatarak, hem sorunu çözmüyor, hem de bugün bastýrdýðýmýz sýkýntýlarýn yarýn daha güçlenerek ortaya çýkmalarýna yol açýyoruz. Bu konuda asýl sorumluluk, mevcut kanunlara göre karar vermesi gereken Anayasa Mahkemesi'nin deðil, çaðdaþ kanun yapmasý gereken yasama organýnýndýr. Hukukun saðlýklý iþleyebilmesi ve hukuki yapýlarýn siyasi karar almakla suçlanmalarýna mahal verilmemesi için, hazýrlanacak olan yeni Anayasa'da ve baðlý yasalardaki gerekli düzenlemeler yapýlmalýdýr. Bunun yaný sýra, siyasi partilerin de toplumsal hassasiyetler konusunda dikkatli olmalarý gerekmektedir. Türkiye'nin içinde bulunduðu kritik sürecin saðlýklý ve huzurlu bir biçimde aþýlabilmesi için hükümet, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluþlarýna kadar toplumun tüm kesimlerine çok önemli sorumluluklar düþmektedir. Ekonomik krizin de tetiklemiþ olduðu siyasi krizler geri dönüp yine ekonomiyi olumsuz etkilemektedir. Bu kýsýr döngünün kýrýlmasý gerekmektedir. Bu konuda kaybedecek zaman kalmamýþtýr. 1 milyon kiþiye istihdam saðlayan, 200 milyar dolarlýk iþ hacmi gerçekleþtiren ve on bin iþ insanýný temsil eden baðýmsýz bir kuruluþ olarak, TÜRKONFED yukarda anýlan konularýn sonuna kadar takipçisi olacak ve üstüne düþen sorumluluklarý yerine getirmek için tüm gücüyle çalýþacaktýr Yýlýnda TÜRKONFED
132 TÜRKONFED Baþkanlar Konseyi Yönetim Kurulu Bildirisi, 4 Mayýs Bandýrma Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu, Bandýrma'da gerçekleþtirdiði Baþkanlar Konseyi toplantýsýnda Türkiye'nin genel ekonomik ve siyasal durumunu deðerlendirdi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu, yapýlan deðerlendirmelerle ilgili olarak þu hususlarýn kamuoyuna duyurulmasýna karar verdi: Bireye deðil devlete öncelik tanýyan mevcut Anayasa'nýn mantýðý günümüzde geçerliliðini yitirmiþtir. Toplumun tüm kesimlerinin laisizm, insan haklarý ve demokrasi temelinde uzlaþmasýnýn saðlanarak yapýlacak yeni bir Anayasa'nýn, ülkemizi layýk olduðu demokratik ve ekonomik seviyeye sýçratacaðýndan þüphemiz yoktur. Gündemin önde gelen maddelerinden olan Anayasa'nýn deðiþtirilmesi konusunda Meclis'te yaþanan kimi gerçek kimisi suni tartýþmalar toplumun gerilimini gereksiz yere artýrmaktadýr. Bu konuda Meclis'in daha dikkatli davranmasýný beklerdik. Anayasa'nýn içeriði kadar nasýl bir yöntemle hazýrlandýðý da uzlaþmada yardýmcý bir etkendir. Bu baðlamda muhalefet partilerinin konuyla ilgili tartýþmalarý zorlaþtýrma stratejisini uyguluyor olmalarý ne kadar yanlýþsa, iktidarýn da toplumun önemli bir kesiminin çaðrýlarýna kulak týkayan tavrý da o kadar yanlýþtýr. Küresel krizin yaralarýný sarmak zaman alacaktýr. Bu süreçte karþýmýzdaki en büyük tehlike cari açýktýr. Öte yandan bu süreç önemli fýrsatlar da sunmaktadýr. Ancak, siyasetin tüm aktörlerinin bu fýrsatlarý kaçýracak gerilimlere neden olmasý, Türkiye'deki yatýrým ortamýnýn bozulmasýna yol açabilir. Krizin yarattýðý zararýn süratle telafi edilmesinin iki ön koþulu vardýr: 1. Yeniden büyümeye geçiþte uygulanmakta olan para ve maliye politikalarý hem hýzlý bir çýkýþý mümkün kýlacak hem de enflasyonist olmayacak biçimde hayata geçirilmelidir. Yunanistan'da baþlayan ve Ýspanya, Portekiz ve Ýtalya'ya da sýçrama eðiliminde olan finansal sýkýntýlar ve ikinci kriz dalgasý konusunda tetikte olmak gerekmektedir. 2. Kriz sonrasý dünyasýnýn güçlü bir oyuncusu olabilmek için ekonominin gerçek motoru olan KOBÝ'lere yönelik etkin bir strateji oluþturularak, sanayi politikasý geliþtirme, inovasyonu destekleme, vergi ve benzeri yükleri azaltma konularýnda daha süratli hareket etmek gerekmektedir. 3. Ýþsizlik en temel sorun olarak çözüm beklemektedir. Konjonktürel boyutunun yaný sýra bu probleminin kökeninde yapýsal sorunlar da yatmaktadýr. Bu nedenle, bir taraftan þirketlerin rekabet gücünü artýracak önlemler, diðer taraftan iþgücü piyasasýndaki vasýf uyumsuzluðunu çözecek, eðitimin nitelik ve niceliðini yükseltecek aktif iþgücü politikalarýnýn daha etkin uygulanmasý þarttýr. Türkiye'nin en büyük gönüllü ve baðýmsýz sivil toplum örgütü olan TÜRKONFED bu konularýn takipçisi olacaktýr. Gezi Parký Olaylarý hakkýnda 1 Haziran 2013 tarihli TÜRKONFED Basýn Açýklamasý TÜRKONFED'den hükümete saðduyu, vatandaþa provokasyona dikkat çaðrýsý TÜRKONFED Baþkaný Süleyman Onatça, Taksim Gezi Parký olaylarý ile ilgili olarak bir açýklama yaptý. Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Baþkaný Süleyman Onatça, Taksim Gezi Parký olaylarýndan Türkiye'nin ders çýkarmasý gerektiðini belirterek, "Demokrasi çoðunluðun azýnlýða kayýtsýz þartsýz hükmetmesi deðil, toplumdaki her bireyin söz söyleme hakkýna eþit derecede imkân verme sanatýdýr" hatýrlatmasýnda bulundu. Türkiye'de bir süredir uygulanan karar alma yöntemlerinin tehlikeli sonuçlar doðurabileceðine dikkat çeken Onatça þunlarý söyledi: 10.Yýlýnda TÜRKONFED 131
133 "Ekonomideki istikrarý, demokratikleþme yönündeki hýzlý adýmlarla tamamlamazsak arzu ettiðimiz baþarýlý sonuca ulaþamayýz. Ýktidar, iki gündür yaþanan süreci yalnýzca Taksim Gezi Parký'ndaki aðaç düzenlemesinden þikâyet gibi algýlarsa yanlýþa düþmüþ olur. Toplum, farklý alanlarda ortaya çýkan gerilimi, Taksim Gezi Parký düzenlemesiyle açýða çýkarmýþtýr. Bu anlamda yetkili mercilerden gerginliði körükleyen deðil, yatýþtýran beyan ve kararlar beklemekteyiz. Muhalefetin de bu durumu oya tahvil etme çabasýnýn doðru olmayacaðý kanaatindeyiz. Yeni haftaya hükümetin yaþanan olaylardan ders çýkarmýþ, vatandaþlarýmýzýn da provokasyona gelmemiþ þekilde girmesini temenni ediyoruz" diye konuþtu. Katsayý ve Ýmam Hatip Liseleri hakkýnda 13 Þubat 2008 tarihli TÜRKONFED Basýn Açýklamasý "Ýmam Hatip Liseleri'nin statülerini deðiþtirmeden katsayýlarý deðiþtirmek, mevcut gerilimi daha da týrmandýracaktýr" Türk Giriþim ve Ýþ Dünyasý Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Baþkaný Celal Beysel, 14 Þubat'ta toplanacak YÖK Genel Kurulu öncesinde, ele alýnabilecek katsayý uygulamasý ile ilgili bir açýklama yaparak, "önce imam-hatip liselerinin din görevlisi yetiþtirme fonksiyonu ile sýnýrlý özel bir statüye kavuþturulmasýný, ardýndan da katsayýlarýn deðiþtirilerek meslek eðitiminin önünün açýlmasýný" önerdi. Beysel sözlerine, "Statü deðiþikliði yapýlmadan katsayýlarla oynamak, bu günlerde türban nedeniyle toplumun çeþitli kesimlerinde yaþanan gerilimi gereksiz bir þekilde daha da týrmandýrabilir" diyerek devam etti. Meslek liselerinin temel amacýnýn dünyanýn hiçbir yerinde üniversiteye öðrenci yetiþtirmek olmadýðýný, ancak sýnýrlý koþullar altýnda, yatay ve dikey geçiþlere izin verilmesinin de en azýndan psikolojik açýdan yararlý olacaðýný belirten TÜRKONFED Baþkaný Beysel, "Meslek liselerinin reforma ihtiyacý olduðu açýktýr. Ancak imam hatip liseleri konusunun ayrý bir kategoride tartýþýlmamasý, bu reformu yýllardýr engellemekte, bu durumdan hem ülke, hem de gençliðimiz zarar görmektedir. Ayný tavrýn önümüzdeki dönemde de devam edeceði sinyallerinin gelmesi, bizi endiþeye sürüklemektedir." dedi. Celal Beysel açýklamasýnda þu görüþlere yer verdi: "Türk iþ dünyasý, ekonominin hýzlý ve saðlýklý büyümesinin en önemli koþullarýndan biri olarak eðitim sistemimizin kalifiye ara eleman yetiþtirme kapasitesinin artýrýlmasýný görmektedir. Çaðdaþ meslek ve becerilere sahip bir gençliðin AB'ye girme çalýþmalarýmýza güç katacaðý açýktýr. Türk eðitim sistemini çaðdaþ ve uygar ülkelerin seviyesine çýkarmak ve baþarýlý öðrencilerin meslek liselerine girmeleri önündeki psikolojik engeli ortadan kaldýrmak için katsayýnýn da dâhil olduðu birçok alanda yeniden yapýlandýrma gerekiyor. Ancak bu yapýlandýrma, imam hatip liseleri konusunda toplumda mevcut hassasiyet ve meselenin politik yankýlarý unutulmadan ele alýnmalýdýr. TÜRKONFED, imam-hatip liselerinin meslek lisesi ve genel liseden ayrý, sadece nitelikli din görevlisi yetiþtirme fonksiyonu ile sýnýrlý özel bir statüye kavuþturulmasýný önermektedir. Gençlerin din eðitimi konusunun meslek eðitimi ile karýþtýrýlmasý, konunun halledilmesi önünde bir Çin Seddi gibi durmaktadýr." Ýmam hatip liselerinin siyasi istismarýnýn tehlikeli sonuçlar doðurabileceðine de dikkat çeken Beysel, "Bunun sonucunda, bizim TÜRKONFED olarak çok önemsediðimiz meslek liseleri için gerçekleþtirilmesi gereken reformlarýn da önü kesilmekte, mesleki eðitimin geleceði imam-hatipler sorununa feda edilmektedir," dedi. Baþbakan R.Tayyip Erdoðan'ýn, Ýstanbul'daki bir toplantýda, kendisine yapýlan imam- hatiplerin ayrý bir statüde ele alýnmasý önerisine, "Tartýþýrýz," diye karþýlýk verdiðini belirten Beysel, "Sayýn Baþbakan'ýn bu çerçevede bir tartýþma baþlatmasýný bekliyoruz" dedi Yýlýnda TÜRKONFED
134 Hrant Dink Cinayeti üzerine yapýlan 19 Ocak 2007 tarihli TÜRKONFED Basýn Açýklamasý "Kimse bu cinayeti bir meczuba yüklemeye kalkmasýn" TÜRKONFED Baþkaný Celal Beysel, Agos Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Hrant Dink'in gazete önünde kurþunlanarak öldürülmesi ile ilgili olarak þunlarý söyledi: "Agos Gazetesi Genel Yayýn Yönetmeni Hrant Dink'in menfur bir cinayete kurban gitmesi, Türkiye'de fikir özgürlüðü ve demokrasinin önünü kesmek isteyenlerce atýlmýþ çok planlý bir adýmdýr. Bu ülke hiçbir koþulda demokrasi mücadelesinden vazgeçme lüksüne sahip deðildir. Ýnsanlarýn görüþlerini özgürce ifade edeceði bir ülke istiyorsak, koþulsuz demokrasi istiyorsak, bu cinayetin gerçek sorumlularýnýn bir an önce bulunmasýný talep etmeliyiz. Bu cinayetin bir meczuba yüklenmesi kimse için inandýrýcý olmayacaktýr. Devlet bunu tüm vatandaþlarýna borçludur. Sayýn Hrant Dink'e Tanrý'dan rahmet, ailesine sabýr ve baþ saðlýðý dilerim. Tüm Türkiye'nin baþý sað olsun." 10.Yýlýnda TÜRKONFED 133
135 9.6. TÜRKONFED Tarafýndan Yayýnlanan Bazý Raporlardan Özetler BECERÝLER, YETERLÝLÝKLER VE MESLEK EÐÝTÝMÝ: POLÝTÝKA ANALÝZÝ VE ÖNERÝLER YIL: 2006 Teknik ve mesleki liseler ile meslek yüksekokullarýnda ciddi kalite sorunlarý olmasý, meslek eðitiminin hizmet, sanayi ve tarým sektörlerinin ara eleman ihtiyacýna cevap verememesi ve özellikle ortaöðretimde öðrencilerin meslek eðitimini tercih etmemesi üzerine ülkemizde az rastlanan bir görüþ birliði vardýr. Bu önemli eðitim politikasý sorunu, iþsizlik, sosyal dýþlanma, özel sektörde düþük verimlilik ve ulusal rekabet gücünün geri kalmasý gibi ciddi sosyal ve ekonomik risklerin karþýmýza çýkmasýna yol açmaktadýr: Bu baðlamda meslek eðitimi, bireylerin potansiyellerine ulaþmalarýna, tarým, sanayi ve hizmet sektörlerinin ara eleman ihtiyacýnýn karþýlanmasýna ve Türkiye'nin rekabet gücünü artýrmasýna katkýda bulunmayý amaçlamalýdýr. Son otuz-kýrk yýlýn politika belgelerine baktýðýmýz zaman çözüm arayýþlarýnda iki temel eksiklik göze çarpmaktadýr: 1- Çözüm arayýþlarý insana odaklanmamýþtýr: Katý bir planlama mantýðý ile ortaya koyulan hedefler, öðrencilerin ve ailelerinin rasyonel karar verme becerisine sahip bireyler olduklarýný göz ardý etmektedir. Bu anlayýþýn yeniden tartýþýlmaya ihtiyacý olduðu açýktýr. Sonuç alacak olan, emredici deðil, özendirici yöntemlerdir. 2- Arzýn ve talebin piyasa ekonomisi bünyesinde serbestçe ve hýzlý olarak hareket edebildiði bir ortamda ara eleman piyasalarýna merkezi, kamu odaklý ve hantal müdahaleler tasarlanmýþtýr: Özel sektör ve sosyal paydaþlarýn çözümün bir parçasý olduðu dile getirilmiþ, ancak onlarýn aslýnda çözümde kamu sektöründen daha aktif, etkili ve önemli bir rolü olmasý gerektiði fark edilememiþtir. Özel sektörün eðitimde iþbirliði çabalarýnýn ayrýntýlarý irdelendiðinde, iþbirliðini özendirici deðil engelleyici bir ortamýn ve býktýrýcý bürokrasinin varlýðýndan yakýnýldýðý görülür. "Beceriler, Yeterlilikler ve Meslek Eðitimi: Politika Analizi ve Öneriler" raporu, meslek eðitiminde ivme kazanmasý gereken deðiþime yönelik olarak dört temel hedef ve bunlarý gerçekleþtirmeye yönelik bazý öneriler geliþtirmiþtir: Hedef 1: Ortaöðretimde akademik ve mesleki eðitim arasýnda program farklýlýklarýnýn azaltýlarak tüm mezunlara yaþam boyu öðrenme perspektifinde temel becerilerin kazandýrýlmasý. Öneri 1.1: Ortaöðretimde ilk yýl tüm okullarda ortak olarak uygulanan ve temel yeterliliklere odaklanýlan genel eðitimin süresi iki yýla çýkarýlmalýdýr. Öneri 1.2: Ortaöðretimde akademik aðýrlýklý eðitim yapan okullardaki öðrencilere de bazý alanlarda mesleki ve teknik ders alma fýrsatý saðlanmalýdýr. Öneri 1.3: Ortaöðretimde öðrenmenin okul dýþýnda da gerçekleþebilmesi için fýrsatlar saðlanmalýdýr. Öneri 1.4: Ortaöðretimde okul çeþitliliði azaltýlmalý ve yönetim yapýsý sadeleþtirilmelidir Yýlýnda TÜRKONFED
136 Hedef 2: Bireyler için meslek eðitiminin ekonomik ve sosyal faydasýnýn artacaðý koþullarýn oluþturulmasý. Öneri 2.1: Meslek eðitimi imam hatip liseleri tartýþmalarýndan soyutlanmalýdýr, imam hatip liselerine meslek lisesi dýþýnda, özel bir statü tanýnmalýdýr. Bu özel statü, katýlýmcý bir anlayýþ çerçevesinde belirlenmeli, imamhatip liseleri mesleki liseleri konusu kapsamýnda deðil, Türkiye'de din ve eðitim konusu kapsamýnda tartýþýlmalýdýr. Ýmam Hatip liseleri mezunlarý, ilahiyat fakültelerine devam edebilmelidir. Diyanet Ýsleri'nin nitelikli insan gücü ihtiyacýnýn yükseköðretim düzeyinde ilahiyat fakülteleri tarafýndan karþýlanmasý doðrusudur. Öneri 2.2: Meslek eðitiminde öðrencilere yatay ve dikey hareketlilik fýrsatlarý saðlanmalýdýr. Öneri 2.3: Meslek eðitimi, ekonominin sürekli deðiþen ihtiyaçlarýna, bilimde ve teknolojideki yeni geliþmelere cevap verebilecek esneklik ve kalitede olmalýdýr. Öneri 2.4: Meslek eðitimi bilgilendirme ve iletiþim kampanyalarýyla desteklenmelidir. Hedef 3: Yaþam boyu öðrenme perspektifinde açýk öðrenme ortamlarýnýn oluþturulmasý. Öneri 3.1: Ulusal Mesleki Yeterlilik Sistemi (UMYS) ivedi olarak kurulmalýdýr. Öneri 3.2: Yaþam boyu öðrenme çerçevesinde eðitim ve öðretim kurum aðlarý oluþturulmasý özendirilmelidir. Öneri 3.3: Ýþgücü piyasalarý ihtiyaç analizi kaliteli ve sürekli bir þekilde yapýlmalýdýr. Öneri 3.4: Yetiþkinlerin yeni beceri ve yeterlilikler edinmeleri desteklenmelidir. Öneri 3.5: Mevcut öðrenme fýrsatlarý hakkýnda bilgi, rehberlik ve öneriler saðlanarak yaþam boyu öðrenmeye eriþim geniþletilmelidir. Hedef 4: Meslek eðitiminde kamu-özel sektör iþbirliði potansiyelinin hayata geçirilmesi. Öneri 4.1: Özel sektör, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) bünyesinde oluþturulmasý öngörülen Sektör Komiteleri'ni sahiplenmelidir. Öneri 4.2: Meslek derslerinin özel sektör tarafýndan verilmesi özendirilmelidir. Öneri 4.3: Özel sektörde staj ve dönemsel çalýþma imkânlarý saðlanmalýdýr. TÜRKÝYE'DE BÖLGESEL KALKINMA: FARKLILIKLAR, BAÐINTILAR VE YENÝ BÝR MEKANÝZMA TASARIMI YAZARLAR: DOÇ. DR. ALPAY FÝLÝZTEKÝN, YRD. DOÇ. DR. MEHMET BARLO, DOÇ. DR. ÖZGÜR KIBRIS YIL: 2011 Son on yýlda Türk ekonomisi bir önceki on yýldan çok daha hýzlý büyüdü. Bu yüksek büyüme hýzýna raðmen son on yýlda iþsizlik daha önce az görülen boyutlara ulaþtý. 2000'li yýllarda %8'ler seviyesindeki iþsizlik oraný zaman zaman ikiye katlandý. Ýþgücüne katýlým hiç olmadýðý kadar düþük seviyelere geriledi. Bu da ekonomik büyümenin ortalama vatandaþýn refahýna ne kadar etki yaptýðý sorusunu gündeme getirdi. Bugün dünyanýn birçok ülkesi, geliþmiþlik derecesinden baðýmsýz olarak, ayný sorunlarý paylaþmakta. Türkiye'yi bu ülkelerin çoðundan farklý kýlan ise yaþanan iki büyük toplumsal dönüþüm. Bunlardan ilki, çok genç olan nüfusun yaþýnýn ilerlemesi ile ortaya çýkan demografik dönüþüm; diðeri ise, çok uzun süredir hâkim olan tarýmsal yapýlarýn çözülmesidir. Tartýþmalarýn saðlýðý açýsýndan "bölgesel kalkýnma" ile ne anlaþýldýðýnýn da açýk olarak belirtilmesi gerekmektedir. Bölgesel kalkýnma, geçmiþte, ulusal kalkýnmanýn bir parçasý olarak ele alýnmýþ, ülkenin refahý arttýkça, bölgelerin de bu refahtan yeterince pay alacaklarý varsayýlmýþtýr. Ancak, bu beklenti neredeyse hiçbir ülkede tam anlamýyla gerçekleþmemiþtir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 135
137 Bu genel yaklaþýmý bölgelerin ayný iktisadî ve sosyal yapýya sahip olmalarý deðildir ve zaten bunun mümkün olmadýðýný baþtan kabul etmektedir. Ulusal ve yerel tüm politikalarýn amacýnýn, toplumun tüm bireylerinin yaþadýklarý coðrafya, içinde bulunduklarý sosyal yapý ve kurumlardan baðýmsýz olarak, refahýnýn arttýrýlmasý olduðu kabulünden yola çýkýlmaktadýr. Türkiye'de sürdürülebilir büyümenin saðlanmasý ve bunun hakkaniyet içinde gerçekleþtirilmesi, bölgesel farklarýn iyice anlaþýlmasýný ve deðerlendirilmesini gerektirmektedir. Bölgesel farklarýn kapatýlmasý, görece geri kalmýþ bölgelerin olduðu kadar geliþmiþ bölgelerin de yararýna olacaktýr. Bu bölgelerdeki kaynaklarýn, özellikle de emeðin harekete geçirilmesi, hem üretimin arttýrýlmasýný saðlayacak, hem de bu bölgelerdeki gelirin artmasý sonucu ülkede tüm bölgelerin ürünlerine olan talep artacaktýr. Bu durumda, ölçek ekonomilerini kullanarak toplam üretimin daha etkinleþmesi de mümkün olacaktýr. Bu amaca yönelik politikalarýn oluþturulmasý, bölgelerin özgün yapýlarýný anlamayý ve bunun ülke bütünü içindeki yerini saptamayý gerektirmektedir. Bu anlamda yerel aktörlerin, bölge nüfusunun, üreticilerin ve emek, sermaye ve beþeri sermaye gibi üretim faktörlerini sunanlarýn sürece aktif katýlýmýnýn saðlanmasý gerekmektedir. Bölgeler arasýnda var olan karþýlýklý etkileþim, bir bölgenin sadece kendi çýkarlarýný gözetecek biçimde hareket etmemesini gerektirir. Ülkenin bütünü için ekonomik sistemin etkin ve hakkaniyetli olmasý, stratejiler belirlenirken bölgeler arasýnda eþgüdümün saðlanmasý gerekliliðine iþaret etmektedir. Kurulmuþ olan kalkýnma ajanslarýnýn bu olgularý kabul ederek hareket etmesi gerekmektedir. Avrupa Birliði'nde kalkýnma ajanslarý, baþlangýçta belirli baþarýlar saðlamýþlar ve birçok bölge için umut olmuþlarsa da, sonradan bazý ajanslar baþarý seviyelerini koruyamamýþlardýr. Bu gözlem bölgesel ajanslarýn, ekonominin doðasýnda bulunan ulusal ve bölgesel dýþsallýklar, ölçek ekonomileri ve bilgi eksikliklerini dikkate alarak yapýlandýrýlmasý gereðine iþaret etmektedir. Bugün itibari ile bu kurumlarýn geldikleri konum akademik bir tartýþma konusudur. Kalkýnma ajanslarý varlýklarýný, ulusal politikalarýn yukarýdan-aþaðý yaklaþýmýna karþý, aþaðýdan yukarý bir yaklaþýma, toplumdaki yerel aktörlerin kalkýnma sürecinde karar alma mekanizmalarýna daha etkin katýlmalarýný öngören ve yönetimden yönetiþime doðru bir açýlýma dayandýrmaktadýrlar. Oysa bu anlayýþýn uygulamaya yansýmasýnda çeþitli sorunlar ortaya çýkmýþ ve ajanslarýn yönetiþim yapýsýnýn iyileþtirilmesi ihtiyacý ortaya çýkmýþtýr. Birçok ülkedeki kalkýnma ajanslarý deneyimi, ulusal hükümetlerin de en az yerel unsurlar kadar önemli olduklarýný göstermektedir. Bir yandan, ulusal düzeyde güçsüzleþen ve hakkaniyetli bir daðýlýmý saðlayamayan hükümetler bu kuruluþlarýn çýkýþ nedeni olarak rol oynamaktadýrlar. Öte yandan, artan küresel baskýlar, ülkelerin içindeki bölgeleri 'tek baþýna birimler' olmaktan çýkartýp, 'örtüþen dayanýþma birliklerine' dönüþmelerini zorunlu kýlmaktadýr. Bu nedenle, ulusal düzeyde bir eþgüdümün gerekliliði ve kaçýnýlmazlýðý aþikârdýr. Türkiye için, bölgesel kalkýnma konusuna merkezi bakýþ açýsýnýn yerine geçen bu mekanizma önemli bir yenilik ve ileri bir adýmdýr. Ulusal politikalarýn yukarýdan-aþaðý yaklaþýmýna karþý, aþaðýdan-yukarý bir yaklaþým olan kalkýnma ajanslarý, bu yaklaþýmýn özünü oluþturan toplumdaki yerel aktörlerin kalkýnma sürecinde karar alma mekanizmalarýna daha etkin katýlmalarý ve yönetimden yönetiþime geçilmesini ne ölçüde gerçekleþtirilebildiði bir tartýþma konusu olmuþtur Yýlýnda TÜRKONFED
138 Model alýnan AB'de de benzeri sorunlarýn yaþanýyor olmasý, kalkýnma ajanslarýnýn nasýl çalýþmalarý gerektiði konusunda ciddi araþtýrmalar yapýlmasýný gerektirmektedir. Bu çalýþmanýn dördüncü bölümünde, bölgesel kalkýnmaya yönelik kaynak daðýtýmý için etkin, adil ve uygulanabilir bir mekanizmanýn nasýl olmasý gerektiði anlatýlmakta ve kanýtlanmaktadýr. Anlatýlan mekanizma tasarýmý oldukça geneldir. Tasarlanan kuramsal mekanizmada iki aktör vardýr. Bunlardan ilki merkez, diðeri ise bölgesel kalkýnma ajansý olarak tanýmlanmýþtýr. Tasarýda bölgesel kalkýnma ajansý olarak nitelenen kurum, bugün 26 bölgede faaliyette bulunan kalkýnma ajanslarý ile birebir örtüþmek durumunda deðildir. Kastedilen kurum, bölgeden merkeze bilgi aktarýmý yapacak, gelen kaynaðýn ise etkin daðýtýmýný yapacak bir yapýdýr. Bu yapýya atfedilen görevleri bugün faaliyette olan kalkýnma ajanslarý üstlenebileceði gibi, merkez tarafýndan görevlendirilecek yetkin herhangi bir kurum da üstlenebilir. Bu çalýþmada geliþtirilen öneriler Türkiye için olduðu kadar diðer ülkeler için de geçerlidir. Çalýþmada ortaya konan teorik yapý Türkiye'deki bölgesel kalkýnma tartýþmalarýný aþaðýdaki noktalar açýsýndan zenginleþtirmektedir. 1. Bölgesel kalkýnma farklýlýklarýnýn azaltýlmasý için Türkiye'deki yapýnýn bölgelerdeki gönüllü iþ dünyasý örgütlerinin görüþlerini almak konusundaki zaaflarý giderilmelidir. 2. Türkiye'de þimdiye kadar dýþsallýk vurgusu yeterince güçlü yapýlmamýþtýr. Bölgelere, diðer bölgelerdeki refah artýþýnýn kendilerinin de lehine olduðu daha iyi anlatýlmalýdýr. 3. Bir ülke içinde bölgeler arasý refah dýþsallýklarýnýn yeterince güçlü olmamasý merkezin sorumluluðunda olan bir unsurdur. DPT ve merkezî hükümetin diðer kurumlarý, bölgeler arasýndaki bu karþýlýklý etkileþimi güçlendirecek yatýrýmlarý yapmalýdýr. 4. Bölge hakkýndaki kararlar üzerinde merkezin gücü ile o karardan etkilenecek bölgesel aktörlerin refahlarý arasýnda bir ödünleþme (trade off) vardýr. 5. Bölgesel verimlilik dýþsallýklarýnýn hesaba katýlabilmesi için bölgesel iþ dünyasý temsilcilerinin bölgesel ajanslarla, merkezin de iþ dünyasýný temsil eden çatý örgütlerle eþgüdümlü bir þekilde çalýþmasý gerekmektedir. 6. Ýyi bir bölgesel kalkýnma sisteminin karar alma mekanizmasý etkin, adil ve uygulanabilir olmalýdýr. Karar alma mekanizmasýnýn adil olmasý daðýlýmýn kýskançlýða yol açmamasýný ve seçimin hiç bir aktöre veya aktör grubuna iltimas göstermemesini gerektirir. Ancak mevcut sistemde ajanslarýn bünyesindeki kurumlar arasýndaki dengeler ve kamu görevlilerinin hiyerarþik yapýsý kuralýn çalýþmasýný bozmaktadýr. Sanayi ve ticaret odalarýnýn ayrýcalýklý durumu da adillik ilkesi ile çeliþmektedir. Birçok Avrupa ülkesinde olduðu gibi bölge milletvekillerinin ajans yönetim kurullarýna katýlmasý, yerel unsuru güçlendireceði gibi dýþsallýk etkisinin de çalýþmasýný destekleyecektir. 7. Kalkýnma ajanslarýnýn bugünkü yapýsýnda kamu görevlilerinin aðýrlýkta olmasý, bölgesel aktörlerin karar alma mekanizmasýndaki rolünü sýnýrlamaktadýr. Bir baþka ifadeyle, çok ili kapsayan ajanslarda, bölgesel aktörün oy hakký en iyi ihtimalle sadece dörtte birde sýnýrlý kalmaktadýr. Dört kamu görevlisine karþýlýk bir kiþi yarý resmi statüdeki sanayi ve ticaret odasýnýn temsilcisidir. Tek ilden oluþan ajanslarda ise, daha yüksek bir temsilin olacaðýnýn yasal garantisi yoktur. Bu durum, çalýþmanýn net olarak kanýtladýðý gibi, ideal bir sistem oluþturulmasýný imkânsýz kýlmaktadýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 137
139 8. Tam merkeziyetçi bir yapý üzerinde ýsrar edilmesi durumunda bölgesel farklýlýklarýn giderilmesinde ideal bir sistem oluþturulamaz. Yerel anlamda demokratik bir sistem kullanýlmasý zorunludur. Yerel demokrasi unsurlarý sergileyen bir yapý haricindeki hiçbir mekanizma da, istediðimiz hususlar olan etkinlik adillik ve uygulanabilirlilik unsurlarý yerine getiremez. ORTA GELÝR TUZAÐI'NDAN ÇIKIÞ: HANGÝ TÜRKÝYE? CÝLT 1: MAKRO/BÖLGESEL/SEKTÖREL ANALÝZ YAZARLAR: PROF. DR. ERÝNÇ YELDAN, KAMÝL TAÞCI, DOÇ. DR. EBRU VOYVODA, M. EMÝN ÖZSAN YIL: 2012 Kalkýnma yolunda ilerleyen her ülke için temel hedef halkýnýn refah düzeyinin artýrýlmasý, daha açýk bir ifadeyle kiþibaþýna düþen milli gelirin istikrarlý bir þekilde yükseltilmesidir. Ancak, son dönemde ortaya yapýlan bazý çalýþmalarda bu istikrarlý artýþ seyrinin her ülke ve bölge için mümkün olmadýðý, öyle ki bazý ülkelerde kiþibaþý milli gelirin geriye gittiði gözlenmiþtir. Sahra-altý Afrika bölgesini bir kenara býrakýrsak, Türkiye, Brezilya, Hindistan, Çin, Tayland ve Polonya gibi belirli bir nüfusun üzerinde olan geliþmekte olan ülkeler için gelir düzeyindeki artýþla ilgili olarak Orta-Gelir Tuzaðý riskinden bahsedilmektedir. Peki, Orta Gelir Tuzaðý nedir? Orta-Gelir tuzaðý; geliþmekte olan ülkelerin bir sorunudur. Ülkenin büyüme performansýyla ilgili bir konudur. Basit tarifiyle, kiþibaþýna düþen GSYH bakýmýndan orta gelir seviyesinde gelmiþ ülkelerin ve/veya bölgelerin belirli bir gelir bandýnda sýkýþýp kalma, yani üst gelir seviyesine geçememe durumudur. Kesin bir tanýmý olmamakla birlikte ABD'de kiþibaþý gelirinin yüzde 58'ini geçememe oraný sýkça kullanýlmaktadýr. Burada bir ülke orta-gelir seviyesine nasýl çýkar? Bu evreyi ne kadar sürede geçer, nasýl geçmelidir, iktisadi yapýsýnýn nasýl dönüþtürmelidir? Ýnsan kaynaðý ve dýþ politikasýnda, ürün deseninde, küresel rekabetçilik pozisyonu için ne tip tedbirler almalýdýr? Bir ülke veya bölge için orta-gelir tuzaðý riskinden söz edebilmek için öncelikle bu ekonomide birincil endüstrilerin hakim olduðu, geçimlik ekonomiden iktisadi faaliyet olarak üretimin yapýldýðý bir durumdan düþük teknolojili üretim yapma kapasitesine sahip ve emek yoðun bir imalat sanayinin aðýrlýklý olduðu yapýya dönüþümün var olmasý gerekmektedir. Ýmalat sanayii dýþ ticaretinde rekabet edebilir olunmasý da orta gelir düzeyine eriþmede gerekli unsurlar arasýnda yer almaktadýr. Elinizdeki bu çalýþma öncelikle sorunu, ulusal ölçekte etraflýca tanýmlamakta, Türkiye'in dünyadaki pozisyonunu ortaya koymakta ve dýþ ticaret deseni bakýmýndan "ürün tuzaðý" riskinin varlýðýný araþtýrmaktadýr. "Hangi Türkiye?" sorusunun öncelikle gerekçesini ortaya koymakta ve cevabýný araþtýrarak dünyadaki ve diðer çalýþmalardan farklýlaþmaktadýr. Türkiye'de ilk kez bölgeleri, üretim yapýlarý, sektörlerin teknoloji düzeyleri, dýþ ticaret desenine göre kalkýnma evrelerini tespit etmekte ve bununla iliþkili olarak Orta-Gelir Tuzaðýnýn riskinin bölgeler bazýnda bir deðerlendirmesini yapmaktadýr. Bu araþtýrma süreci içinde, "Hangi Türkiye" sorusunun yanýtlarý içinde hem sevindirici ve ülkenin geliþmiþ bölgeleri için umut verici, hemde geri-kalmýþ bölgeleri için ise iyimser olmayan önemli bulgular ortaya konulmaktadýr yýlý itibarýyla; (i) Orta-Gelir Tuzaðý riski olmayan 6 bölge; TR10 Ýstanbul, TR42 Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce, Yalova, TR41 Bursa, Eskiþehir, Bilecik, TR51 Ankara, TR21 Tekirdað, Edirne, Kýrklareli TR31 Ýzmir, Yýlýnda TÜRKONFED
140 (ii) Orta-Gelir Tuzaðý riski olan 12 bölge; TR61 Antalya, Isparta, Burdur, TR22 Balýkesir, Çanakkale, TR81 Zonguldak, Karabük, Bartýn, TR32 Aydýn, Denizli, Muðla, TR33 Manisa, Afyon, Kütahya, Uþak, TR62 Adana, Mersin, TR90 Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüþhane, TR52 Konya, Karaman, TR83 Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, TR71 Kýrýkkale, Aksaray, Niðde, Nevþehir, Kýrþehir, TR72 Kayseri, Sivas, Yozgat, TR82 Kastamonu, Çankýrý, Sinop (iii) Orta-Düþük Gelir Grubunda olan 8 bölge ise; TR63 Hatay, Kahramanmaraþ, Osmaniye TRA1 Erzurum, Erzincan, Bayburt TRB1 Malatya, Elazýð, Bingöl, Tunceli TRC1 Gaziantep, Adýyaman, Kilis TRC3 Mardin, Batman, Þýrnak, Siirt TRA2 Aðrý, Kars, Iðdýr, Ardahan TRC2 Þanlýurfa, Diyarbakýr TRB2 Van, Muþ, Bitlis, Hakkari yer almaktadýr. Türkiye ortalamasý ise Orta-Gelir riski olan bölgeler grubundadýr yýlýna göre kýyaslandýðýnda ise; 2004 yýlýnda Türkiye'nin Orta-Düþük Gelir grubunda yer alan 22 bölgesinden 12 tanesi 2011 sonu itibarýyla bir üst gelir grubuna, 2'si de orta-gelir tuzaðý olmayan birinci gruba sýçramýþtýr yýlýnda Orta- Gelir riski olan grupta yer alan TR10 Ýstanbul, TR42 Kocaeli, Sakarya, Bolu, Düzce, Yalova, TR41 Bursa, Eskiþehir, Bilecik, TR51 Ankara bölgeleri ise birinci gruba geçiþ yapmýþtýr yýlýnda Orta-Düþük gelir grubunda yer alan 8 bölge ise kiþibaþý GSBH deðerlerini önemli ölçüde artýrmalarýna karþýn, gelir gruplarý deðiþmemiþtir. Bu nedenle, farklý gelir seviyelerinde ve geliþme evresinde olan bölgeler için farklý politika tasarýmlarýna ihtiyaç kaçýnýlmaz olmuþtur. Orta gelir tuzaðý riski olmayan bölgelerde teknoloji yoðun alanlara odaklanýlmasý, arz yanlý teþvik politikalarýnýn tercih edilmesi, Orta gelir tuzaðý riski olan bölgelerin yüksek gelirli bölgelerle olan ulaþým altyapýlarýnýn geliþtirilmesi ve orta-düþük, orta-ileri teknolojili üretimin desteklenmesi, Diðer bölgelerde ise tarýmda ölçek sorununun çözülmesi yönünde tedbirlerin alýnmasý ve geçimlik ekonomiden endüstriyel üretime geçiþin saðlanarak bu bölgeler tarafýndan üretilen ürünlere yönelik talep yönlü teþviklerin saðlanmasý Kalkýnma ajanslarý gibi bölgesel kurumsal yapýlarýn bölgenin üretim karakterine uygun þekilde yapýlanmasý gerekmektedir. Bu itibarla, farklý bölgelerde farklý yapýda kalkýnma ajanslarý kurulabilir. Örneðin, Ýstanbul'da finans sektörüne hizmet vermek üzere finansal kalkýnma ajansý, Bursa ve Kocaeli gibi otomotiv sektörünün aðýrlýklý olduðu bölgelerde sektörün ihtiyaçlarýna cevap verebilecek bir kalkýnma ajansý, Ankara'da biliþim sektörüne hizmet verecek bir ajans yapýsýnýn oluþturulmasý uygun olacaktýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 139
141 Çalýþmanýn devamý olacak Cilt-2 ise, 2023 hedeflerine nasýl ulaþýlabileceðini araþtýrmak amacýyla öncelikle açýk analizi (gap analysis) yapmayý buna göre "tedavi" yöntemlerini karþýlaþtýrmalý olarak ortaya koymayý, bölgesel hesaplanabilir genel denge modelleri marifetiyle iktisadi etki analizlerine dayalý politika seçenekleri geliþtirmeyi hedeflemektedir. Daha somut olarak, bu aþamada çalýþmanýn ana amacý Türkiye ekonomisinin geliþme seyrinin izlenmesine imkân verecek dinamik bir büyüme modeli ile orta ve uzun vadede ülkenin büyüme kaynaklarýný tespit etmek ve bunlarýn etki düzeylerini belirleyerek, Türkiye'nin orta gelir tuzaðýna düþüp düþmeyeceði hususunu tartýþmaktýr. Bu çerçevede, gelirin bölgeler ve kesimler arasýndaki daðýlýmý da incelenecektir. Türkiye'de iktisadi politika üretme sürecinde önemli bir boþluðu dolduracaðýný düþündüðümüz bu çalýþma, büyük çoðunluðu KOBÝ'ler olan özel sektörde faaliyet gösteren iþletmelerimize ülkenin genel gidiþatý hususunda ufuk-açýcý bilgiler sunmakta, kamu tarafýndaki karar vericiler için ise önemli ipuçlarý sunmaktadýr. ORTA GELÝR TUZAÐI'NDAN ÇIKIÞ: HANGÝ TÜRKÝYE? CÝLT 2: BÖLGESEL KALKINMA VE ÝKÝLÝ TUZAKTAN ÇIKIÞ STRATEJÝLERÝ YAZARLAR: PROF. DR. ERÝNÇ YELDAN, KAMÝL TAÞCI, DOÇ. DR. EBRU VOYVODA, M. EMÝN ÖZSAN YIL: 2013 Tarihten elde ettiðimiz gözlemlere göre, ekonomik büyümenin ilk evreleri görece hýzlý ve kolay aþýlmaktadýr. Geleneksel tarýmdan hafif tüketim malý sanayilerine geçiþ göreceli olarak hýzlý büyüme saðlamaktadýr. Bu süreçte kýrsal ekonomideki "iþgücü fazlasý", kentlerde neredeyse "sýnýrsýz" bir kaynak transferi anlamýna gelmekte; kentlerdeki yüksek karlar sermaye birikimini özendirmekte; sermaye yoðunlaþtýkça büyüme temposu ivmelenmektedir. Ancak, ekonomiler "orta gelir" düzeyine yaklaþtýkça, artýk tarýmdan kente iþgücü transferine ve sermaye yatýrýmlarýnýn uyardýðý yüksek karlara dayanan görece "kolay" büyüme kaynaklarý uyarýcý gücünü yitirmekte; teknolojiler olgunlaþmakta, giderek eskimektedir. Sermayenin karlýlýðýndaki gerilemeler sonucunda vasýfsýz iþgücü ve doðal kaynaklarýn kullanýmýna dayanan basit teknolojili sermaye birikiminin ivme kaybetmesi kaçýnýlmaz olmaktadýr. Ýktisatçýlar bu düzeyi "orta gelir eþiði" olarak tanýmlamakta ve bu noktadan sonra büyümenin kaynaklarýnýn artýk sermayenin yeni yatýrýmlarýndan deðil, üretkenlik kazanýmlarýndan elde edilmesi gerektiðini vurgulamaktadýr. Ýktisat yazýný söz konusu eþiðe takýlýp kalan ve üretkenlik arttýrýcý reformlarý hayata geçiremeyen ülkeler için "orta gelir tuzaðý" kavramýný kullanmaktadýr. Üretkenliðin arttýrýlmasý ise beþeri sermayeye eðitim ve araþtýrma-geliþtirme (Ar-Ge) yatýrýmlarýyla ve kurumsal reformlarla olasýdýr. Türkiye ekonomisinin Cumhuriyet tarihi boyunca ( ) yýllýk ortalama büyüme hýzý yüzde 4.5 olarak hesaplanmaktadýr. Cumhuriyet tarihini üç ana alt döneme ayýrabiliriz: 1960-öncesi dönem (yüzde 4.6); Planlý Kalkýnma Dönemi ( ) (yüzde 5.2); ve dýþa açýlma ve neoliberal yapýlanma dönemi (1980-sonrasý) (yüzde 4.2) sonrasýnda AKP hükümetleri altýnda yaþanan reel büyüme hýzý ortalamasý ise yüzde 4.8 düzeyinde olup tüm Cumhuriyet dönemi büyüme ortalamasýndan anlamlý bir farklýlýk göstermemektedir sonrasý dönemde Türk ekonomisi iki adet büyüme ivmelenmesi sergilemiþtir: 2001 ve durgunluðu krizi ardýndan 2004; ve 2009 krizi ardýndan Bunun dýþýnda Türkiye 2006'dan itibaren potansiyel büyüme hýzýmýz olan yüzde 5'in altýnda performans sergilemeye baþlamýþ; dolayýsýyla daha 2008/09 küresel krizinin etkileri ekonomiye ulaþmadan önce büyüme tempomuz ivmesini kaybetmiþtir Yýlýnda TÜRKONFED
142 Düzey-2 Bölgeleri 2011 yýlý GSBH Deðerleri (milyar $) Kaynak: TÜÝK verileri kullanýlarak hesaplanmýþtýr. Nitekim, ülkeler arasýnda olduðu gibi bir ülkenin iç bölgeleri arasýnda da eþitsizlikler, iktisadi ve doðal kaynaklarýn daðýlýmýnda farklýlýklar bulunmaktadýr. Latin Amerika ekonomileri ile birlikte Türkiye, hem kiþiler arasýnda gelir daðýlýmý hem de bölgeler arasýnda geliþmiþlik farklarýnýn en yüksek olduðu ülkeler arasýnda yer almaktadýr. Ülkemizde uygulanmýþ olan bölgesel geliþme projeleri, il ve bölge planý deneyimleri, "Kalkýnmada Öncelikli Yöreler" politikasý ve bölgesel teþvikler gibi deðiþik politika araçlarýnýn istenen düzeyde baþarý elde edemediði gözlenmektedir. Türkiye'yi tek bir homojen bölge olarak ele alan ve bölgesel karakteristikleri göz ardý ederek uygulamaya geçirilen politikalarýn beklenen sonuçlarý doðurmadýðý görülmektedir. Genel itibarýyla Türkiye, doðu-batý ayýrýmýnda geliþmiþlik farkýnýn derinden hissedildiði bir ülke konumundadýr. Bu çalýþmanýn odak noktasýný bir yanda yüksek gelire ulaþma yolunda olan orta gelir tuzaðýndan çýkýþ hedefleyen "orta/yüksek gelirli Türkiye" ile yoksulluk tuzaðýndan çýkýþ ve ivmelenme arayýþý içinde bulunan "yoksul Türkiye"nin farklýlaþmýþ, ancak bir bütünün ayrýlmaz parçalarý olduðunu bildiðimiz, çok boyutlu kalkýnma stratejisinin ana eksenlerinin tartýþýlmasý oluþturmaktadýr. "Orta/yüksek gelirli Türkiye" ile "Yoksul Türkiye" birbirinden kopuk görünmesine karþýn, aralarýndaki iþgücü ve sermaye göçü, finansal baðýmlýlýk, ulaþtýrma aðlarýndaki grift yapýlaþma ve benzeri mekanizmalarla sürekli olarak bir birini besleyen ve yoksul Türkiye'yi kalýcý olarak yoksulluk tuzaðýna hapseden bir ikili tuzak (duality trap) yapýsý sunmaktadýr. Çalýþmanýn metodolojik bölümü Türkiye için güncel bir Girdi-Çýktý Tablosu ve Sosyal Hesaplar Matrisi hazýrlayarak, iki bölgeli ve bir yapýsal makroekonomik genel denge modelinde ele almaktadýr. Ýktisat yazýnýnda Hesaplanabilir Genel Denge (Computable General Equilibrium) Modeli diye anýlan bu kurgunun en önemli katkýsý ulusal ekonomik yapýyý bölgesel farklýlýklarý gözeterek ayrýþtýrmasý ve bölgesel politika araçlarýnýn etki analizini gerçekleþtirmektir. Bu çalýþmada analiz edilen bölgesel kalkýnma alternatiflerinin kurgulanmasý, ekonominin bir bütün olarak sürdürülebilir bir büyüme patikasýna oturmasý vurgusu çerçevesinde gerçekleþtirilmiþ, bu amaçla birbirini 10.Yýlýnda TÜRKONFED 141
143 tamamlayýcý iki politika senaryosu ele alýnmýþtýr. Yoksul bölgeye verilen üretim teþviklerinin artýrýlmasý ilk politika senaryosunu oluþtururken, artýrýlan teþviklerin yanýnda kamu yatýrým tahsislerinde bölgesel paylarda deðiþiklik ve seçici daðýtým mekanizmasýnýn getirebileceði öngörülen (yoksul bölgede) üretkenlik artýþlarý ikinci politika senaryosunu oluþturmaktadýr. Oluþturulan bu alternatif senaryolarýn etki analizleri, kurgulanan model yapýsý içerisinde kapsamlý politika tasarýmlarýnýn önemine iþaret etmekte, Türkiye'nin þu ana deðin sýklýkla uygulamakta olduðu (yoksul bölgeye üretim teþviklerinin artýrýlmasý gibi) politika önerilerinin, kaynaklarýn bölgesel daðýlýmý ve bu daðýlýmýn dinamikleri, bölgeler arasý yapýsal farklýlýklar, üretim/istihdamýn bölgesel daðýlýmý gibi yapýsal nitelikli faktörler göz önünde bulundurulduðunda ekonominin tümü için sürdürülebilir bir büyüme patikasý yaratmada yetersiz kalabileceðini vurgulamaktadýr. Model sonuçlarýna göre, sermayenin orta gelirli Türkiye'den yoksul Türkiye'ye transferini içeren bu süreç ilk 5-6 yýllýk kazanýmlardan sonra ekonominin toplamý için büyüme ivmesinin yavaþlamasýna neden olmaktadýr. Yoksul Türkiye'nin tek baþýna büyüme ivmesi, orta gelirli Türkiye'deki ivme kaybýný karþýlayamamakta ve uzun dönemde ulusal ekonominin bütününde bir yavaþlama kaçýnýlmaz hale gelmektedir. Bu olgu her iki bölge arasýnda yýllarýn getirdiði zayýf baðlantýlarýn doðrudan bir sonucu olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Dolayýsýyla, üretkenlik arttýrýcý reform sürecinin ve teknolojik anlamda emeðin üretkenliðini arttýrmaya yönelik kazanýmlarýn elde edilmediði bir ortamda, salt üretim teþvikleri kýsa dönemde yoksul Türkiye bölgesinde sermaye birikimini hýzlandýrmakta; ancak uzun dönemde büyüme temposunun gerilemesine engel olamamaktadýr. Sermayenin azalan getiri yasasýna tabi olmasýnýn doðal bir sonucu olan bir süreç sonucunda, yoksul Türkiye bölgesinde milli gelir artýþý sadece % 4.1 düzeyinde gerçekleþmekte ancak ulusal ekonominin bütününde ulusal gelirin bütününde yavaþlama söz konusu olmaktadýr. Bu senaryodan elde edilen sonuçlarýn genel itibariyle Türkiye ekonomisinde mevcut teþvik programýnýn orta uzun dönemde karþýlaþabileceði sorunlara ýþýk tutacaðýný düþünülmektedir. Sorunun temelinde salt piyasa fiyat sistemine müdahaleye dayanan bir teþviklendirmenin, üretim faktörlerinde verimlilik kazanýmlarý ile desteklenmediði sürece, elde edilen kalýcý sonuçlar elde edilemeyeceði; var olan kazanýmlarýn ise sadece yoksul bölgeyle sýnýrlý kalýp; ekonominin bütününde söz konusu olan yükselmenin sýnýrlý boyutlarda olacaðýný önermektedir. Ýkinci senaryoda ise yoksul bölgeye yönelik üretim teþvikleri sisteminin üretkenlik kazanýmlarýyla pekiþtirilmesi stratejisi uygulamaya konulmakta ve kamu yatýrým tahsislerinde oransal olarak deðiþim yapýlmasý, üretkenlik kazanýmlarýna dayalý bir yatýrým stratejisi öngörülmektedir. Eðitim, sosyal altyapý, ulaþtýrma ve haberleþme aðýna yönlendirilecek yatýrýmlarýn yoksul doðu bölgesinde üretkenliði tarým sektörlerinde yýlda ortalama %0.5; tarým dýþý sektörlerde ise %0.7 oranýnda geliþtirileceði hipotez edilmektedir. Orta/yüksek gelirli bölgede herhangi bir üretkenlik artýþý saðlanmamýþ; bölgenin teknolojik parametrelerinde herhangi bir deðiþiklik yapýlmamýþtýr. Bu veriler aracýlýðýyla senaryonun aslýnda mütevazi boyutta bir verimlilik içerdiði görülebilmektedir. Dolayýsýyla somut olarak ikinci politika senaryosu, yukarýda özetlediðimiz teþviklendirme politikasýný, kamu yatýrýmlarý ve özel sektörü yoksul bölgeye çekecek üretkenlik artýþlarý stratejisi ile tamamlama amacýný gütmektedir. Bu çalýþmanýn en önemli vurgusu Türkiye ekonomisinde ayrýþtýrýlan her bir bölge için, bölgenin yapýsý ve dinamikleri göz önünde bulundurularak deðerlendirilen bölgesel politikalarýn yanýnda, ulusal ekonominin bütünü gözetilerek üretilecek makroekonomik politikalarýn kapsamlý, kendi içerisinde tutarlý ve bütünleþik olarak tasarlanmasý gerektiðidir. Bu çalýþmada kullanýlan makroekonomik model çerçevesinde etkin kamu yatýrýmlarý sonucunda gerçekleþtiði öngörülen üretkenlik artýþý, kuþkusuz, teknolojik deðiþim sürecinin hýzlandýrýlmasý, teknik etkinlik düzeyinin arttýrýlmasý ve sektörler arasý yapýsal dönüþümün gerçekleþtirilmesine de baðlýdýr. Bu yönde bir atýlým ise yeni teknolojilerin geliþtirilmesi, mevcut teknolojilerin yaygýnlaþmasý ve etkin bir þekilde kullanýlmasý; ve iþgücünün eðitim düzeyi ve nitelikli vasýflarýnýn arttýrýlmasýný saðlayan uzun soluklu ve tutarlý politikalar ile gerçekleþtirilebilecektir Yýlýnda TÜRKONFED
144 BÖLGESEL KALKINMADA YEREL DÝNAMÝKLER: TUNCELÝ MODELÝ VE 2023 SENARYOLARI YAZARLAR: ÜMIT ÝZMEN YIL: 2014 Doðal güzellikleri, bitki örtüsü ve hayvan varlýðý açýsýndan zengin olmasýna karþýlýk, Tunceli'nin toprak, yeraltý kaynaklarý ve beþeri sermaye açýsýndan zengin olmamasý, ulaþým altyapýsýndaki yetersizlikler, bölgede geçmiþte hüküm süren çatýþmalar nedeniyle oluþan imaj sorunlarý Tunceli'nin ekonomik geliþimini kýsýtlamýþtýr. Tunceli Türkiye'nin yoksul illerinden birisidir. Tunceli'nin yer aldýðý TRB1 bölgesi, kiþi baþýna gelirin Türkiye ortalamasýnýn %60'ý civarýnda olduðu, 26 bölge arasýnda Türkiye'nin en yoksul beþinci bölgesidir. Tunceli de bu bölgenin Bingöl'le beraber en yoksul iki ilinden birisidir. Tunceli'nin yoksulluðunun tarihsel, coðrafi, fiziksel, kültürel, siyasi çeþitli belirleyicileri vardýr. Tunceli'nin geliþmesini engelleyen en önemli kýsýt coðrafyasý olmuþtur. Sarp daðlar ve ýrmaklarýn çevrelediði bölgeye üç noktadan girilebiliyor olmasý, bölgenin diðer bölgelerle etkileþimini engellemiþ, izolasyona neden olmuþtur. Tunceli'nin diðer illerle ve kendi ilçeleriyle baðlantýlarý istenilen düzeyde ve kalitede deðildir. Ulaþtýrma imkanlarýndaki kýsýtlarýn yaný sýra, 2013 yýlý baþlarýna kadar çok ciddi güvenlik sorunlarýnýn yaþanmasý, Tunceli'nin hem il içi hem de komþu illerle iliþkilerini engellemiþ olmasý ekonomik geliþimi son derece olumsuz etkilemiþtir. Bu izolasyon nedeniyle, ölçek ekonomisinden yararlanýlamamýþ, üretim sadece iç tüketime dönük olmuþ ve ölçek ekonomisinin geçerli olduðu alanlarda ulusal çapta üretim yapan þirketlerle rekabet etmek mümkün olmamýþtýr. Tunceli klasik anlamda akla gelen doðal kaynaklar açýsýndan da zengin deðildir. Toprak alanlarýnýn sadece %5'ini ovalar ve düzlükler oluþturmaktadýr (T.C. Tunceli Valiliði, 2012). Metalik ve endüstriyel hammaddeler açýsýndan da zengin bir potansiyeli yoktur (Fýrat Kalkýnma Ajansý, 2013). Tarihsel olarak bölgeye dönük izlenen "islah etme" politikalarý, halk ile merkezi yönetimleri karþý karþýya getirmiþtir. Dersim Tertelesi olarak bilinen 1938 olaylarý, Tunceli'de yaþayanlarda etkileri silinmemiþ olan izler býrakmýþtýr. 1990'lý yýllarda köy boþaltmalar, nüfusun üçte ikisinin ili terk etmesine yol açmýþ ve tarým ve hayvancýlýk faaliyetlerine sekte vurmuþtur. Tanýklýk edilen olaylar, kültürel yapýyý da etkilemiþ, bugüne duyulan güvensizlik ve gelecekten umutsuzluk, ekonomik hayatý, Tuncelilinin önceliklerinde geri planlara itmiþtir. Tunceli'de "geçim mücadelesi "yaþam mücadelesinin" gölgesinde kalmýþtýr. Tunceli için geçerli olan dinamikler, ilde giriþimcilik için elveriþli bir ortamýn oluþumunu desteklememektedir. Ýlin ekonomisinde ve yaratýlan istihdamda kamunun aðýrlýðý yüksektir. Ýlin coðrafi ve fiziki koþullarý, kentte sanayinin ve tarýmýn geliþimini engellemiþ, ekonomik faaliyet ancak bölge tüketimine dönük olmuþtur. Tunceli'de hakim olan sol siyasetin sermaye karþýtý tutumu da giriþimciliðin geliþmesinin önünde bir engel olmuþtur. Sermaye karþýtý tavrýn yerel hassasiyetler ve doðaya atfedilen kutsallýkla birleþmesi Tunceli'de özel sektörün geliþmesi için uygun bir ortam oluþmasýný engellemiþtir. Sanayileþmeci paradigma açýsýndan Tunceli için olumsuz olan faktörler, çevreyle uyumlu bir anlayýþ açýsýndan ise büyük artýlar taþýmaktadýr. Ancak, Tunceli'de tabiat varlýklarýna dayalý bir ekonomik model kurulabilmesi, yerel aktörlerin tercihlerinin merkeze taþýnabileceði bir kalkýnma anlayýþý ile mümkündür. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 143
145 Tunceli'de geçmiþ dönemde merkezi yönetim tarafýndan tek yönlü olarak belirlenen politikalarýn Tunceli için arzu edilen geliþmeyi saðlayamamýþ olduðu açýktýr. Bundan sonrasý için de Türkiye'nin geneli için geçerli olan ekonomik büyüme modelinin, merkezi yönetim tarafýndan tek yönlü olarak Tunceli'de de tekrarlanmasý, ekonomik aktiviteyi canlandýramayacaktýr. Tunceli modeli, yerel düzeydeki tercihlerin ve önceliklerin ýþýðý altýnda, doðayla iç içe ancak yüksek teknolojinin kullanýldýðý, bir ekonomik model olmak durumundadýr. Kurulan model ile yapýlan senaryo analizi, þimdiye kadar uygulanmýþ olan politikalarýn devamý halinde Tunceli'de kiþi baþýna gelir ile Türkiye ortalamasý arasýndaki farkýn kapanmayacaðýný, hatta makasýn daha da açýlmasý riski olduðunu ortaya koymaktadýr. Bir anlamýyla Tunceli, önümüzdeki 10 yýl boyunca, yoksulluk tuzaðýndan kurtulamayacaktýr. Tunceli'nin yoksulluk tuzaðýndan kurtulmasý ve Türkiye'nin kalaný ile aradaki farký kapatabilmesi, sanayileþme evresini atlayarak uygulanacak modern hizmetler sektörü yönünde bir geliþme modeli ile olanaklý olacaktýr. Tunceli'de benimsenecek yerele dayalý ekonomi modelinin, ulusal ölçekteki þirketlerle rekabet edebilmesi için ortaklýklara dayanmasý gerekecektir. Bu da Tunceli modeline özgünlüðünü veren bir baþka unsurdur. Tunceli modelinin baþarýsýný saðlayacak olan koþullarýn baþýnda yerel aktörlerin kendi içlerindeki uyumunun saðlanmasý ve ardýndan yerelin tercihleri ile ulusal politikalarýn uyumlulaþtýrýlmasý gelmektedir. Aksi takdirde, ulusal ile yerelin etkileþimi ve merkezi politikalarýn yerel üzerindeki belirleyiciliði, uygulamaya konacak olan geliþme modelinin baþarýlý olmasýný engelleyecektir. Tunceli'de yapýlan anket çalýþmasýnýn geleceðe iliþkin ciddi bir umudu barýndýrmasý, Tunceli modelini baþarýya götürecek temel faktörlerden birisi olarak gözükmektedir. Ardýndan, il için belirlenmiþ olan organik tarým ve hayvancýlýðýn, kültür, doða, inanç, saðlýk, kýþ vb. farklý turizm türlerinin ve çevre turizminin teþvik edilmesi saðlanmalýdýr. Belirlenmiþ olan bu sektörlerde geliþimin saðlanabilmesi için Tunceli'nin teþvik sistemi içindeki konumunun gözden geçirilmesi ve kredi mekanizmasýnýn kolaylaþtýrýcý önlemlerin alýnmasý yerinde olacaktýr. Veri analizi, daha önce yapýlmýþ olan çalýþmalar, Tunceli'de yapýlan temaslar, düzenlenen çalýþtay ve anketler Tunceli için doðayla dost bir ekonomi modelinin hayata geçirilebilmesi için aþaðýdaki somut adýmlarýn atýlmasýnýn gerekli olduðunu ortaya koymaktadýr. ÝÞ DÜNYASINDA KADIN CÝLT.2 YAZARLAR: PROF. DR. KADRÝYE BAKIRCI, PROF. DR. OÐUZ KARADENÝZ, DOÇ. DR. HAKKI HAKAN YILMAZ, ELÝF NERGÝS LEWÝS, NURSEL DURMAZ YIL: 2014 Bu Rapor iki kýsýmdan oluþmaktadýr. Prof. Dr. Oðuz Karadeniz ve Doç. Dr. Hakký Hakan Yýlmaz ve ekibi tarafýndan yazýlan ilk kýsýmda, Türkiye'de kadýnýn iþgücü piyasasýndaki konumu, iþ gücüne katýlým, istihdam ve iþsizlik olmak üzere 3 ana baþlýkta deðerlendirilmiþtir. Bu deðerlendirme öncelikle geliþmiþ ve geliþmekte olan ülke kýyaslamalarýyla küresel olarak, daha sonra da her bir baþlýk altýnda, Türkiye'de kent ve kýr ayrýmý ile yapýlmýþtýr. Bu kýsýmda, Türkiye'de kadýn iþ gücündeki deðiþimler araþtýrýlmaktadýr. Bu analizler için iki farklý metod kullanýlmaktadýr. Ýlk metod ayný yaþ gruplarý için farklý kriterlerle farklý dönemleri kýyaslamaktadýr. Alternatif bir metod olarak daha çok kýsa vadeli Yýlýnda TÜRKONFED
146 faktörlerin etkisini (çocuk bakýmýyla ilgili istihdamý arttýrýcý önlemler; örneðin kreþ sayýsýnýn arttýrýlmasý, kadýnlara yönelik beceri geliþtirici kurslar vb.) ölçmede faktörlerin daha iyi yakalanmasýna olanak veren, yaþ gruplarý deðil doðum yýllarýnýn esas alýndýðý Kohort analiz metodu kullanýlmýþtýr. Prof. Dr. Kadriye Bakýrcý tarafýndan yazýlan ikinci kýsýmda kadýn istihdamý açýsýndan mevzuattaki sorunlu alanlar ortaya konmuþ ve Türkiye'nin onaylamýþ olduðu Uluslararasý Sözleþmeler ve Avrupa Birliði mevzuatý ýþýðýnda kadýn istihdamýný artýrmak için hukuksal olarak yapýlmasý gerekenlere iliþkin önerilere yer verilmiþtir. Birinci Kýsým Kadýnýn Ýþgücüne Katýlýmý ve Ýstihdamý Dünyada 2007'de yaþanan global krizin de etkisiyle iþgücüne katýlým 2006 yýlýna kýyasla % 1,1 puanlýk bir düþüþ yaþanmýþ ve 2012 yýlý itibariyle %51,1 olarak gerçekleþmiþtir. Türkiye'de ise iþ gücüne katýlým 2006'dan bu yana %5,9 puanlýk artýþla 2012 yýlýnda %29,5 olmuþtur. Kadýn istihdamý 2012 itibariyle dünya ortalamasýnda %47,9 iken Türkiye'de %26,3'dür ve 2006 yýlýndan bu yana %5,3 puan artýþ yaþanmýþtýr. Dünyada kadýn istihdamýnda 2006'dan bu yana %1,1 puanlýk bir düþüþ yaþanmýþtýr yýllarý arasýnda Avrupa Birliði üye ülkeleri ile kýyaslandýðýnda kadýn istihdamýndaki en yüksek geliþim %5,2 puanlýk artýþla Malta'dan sonra Türkiye'de olmuþtur. Dünya genelinde kadýnlarýn iþgücüne katýlýmýnda ve istihdamýnda bir düþüþ yaþanýrken, Türkiye'deki bu geliþmeler önemli görülmelidir. Bununla beraber, Türkiye hem iþ gücüne katýlýmda hem istidamda dünya ortalamasýnýn hala çok altýndadýr. Kohort Analizi Ýle Ýþgücüne Katýlýmýn ve Ýstihdamdaki Geliþimin Deðerlendirilmesi Daha kýsa dönem faktörlerin etkisini ölçmeyi yakalamayý saðlayan Kohort metodu (Glenn, 2005) ayný yaþ grubunun (Kohort) iki farklý dönemdeki iþgücü sonuçlarýnýn kýyaslanmasýna olanak vermektedir. Bu analiz yaþ grup aralýklarý ile deðil doðum yýllarýna göre yapýlmaktadýr. Kohort analizi sonucu doðum yýllarýna göre 3 kadýn grubunda 2007'den 2012 yýlýna yüksek bir artýþ yaþanmýþtýr. Bu kadýn gruplarý , ve yaþ gruplarýndan oluþmaktadýr. Söz konusu gruplarda en yüksek artýþýn ilkokul mezunlarýnda olduðu görülmektedir. Üç grupta toplamda 495 bin ilkokul mezunu kadýn 2007 yýlýnda iþ gücünde deðilken 2012 yýlýnda iþgücüne dahil olmuþtur. Belirtilen yaþ gruplarýnda kadýnlarýn %63,6 oranýnda kentlerde iþgücüne katýldýklarý belirlenmiþtir. Ýþ gücüne katýlým analizindeki sonuçlar istihdam verilerinde de tekrarlanmaktadýr; , ve doðumlu kadýn gruplarýnýn istihdamýnda 2007'ye göre önemli bir yükseliþ meydana gelmiþtir. 2006'dan bu yana belirtilen yaþ gruplarýnda toplam 765 bin kadýn istihdama dahil olmuþtur. Ýstihdama yeni dahil olan bu kadýnlarýn iþ gücüne katýlýmlara paralel olarak yine aðýrlýklý olarak ilkokul mezunu olduðunu görülmektedir. Ýstihdama yeni dahil olan 765 bin kadýnýn 460 bini ilkokul mezunu kadýnlardan oluþmaktadýr. (Ýstihdama yeni katýlan kadýnlarýn %60'? ilkokul mezunudur) Ýstihdama yeni dahil olan kadýn gruplarý kent ayrýmýnda incelendiðinde ise ilkokul mezunlarýyla birlikte yüksek okul-fakülte mezunlarýnýn öne çýktýðý görülmektedir. (Toplamda 3 kadýn grubunun yeni istihdamý 482 bin iken bunun 243 bini ilkokul, 178 bini yüksek okul- fakülte mezunlarýndan oluþmaktadýr.) Ýstihdama yeni katýlan 765 bin kadýnýn (odak grup) tarým ve tarým dýþý sektörlerdeki çalýþma durumu incelendiðinde %64'nün tarým dýþý sektörlerde çalýþtýðý görülmektedir. Tarým dýþý sektörlerde istihdamdaki bu artýþ önemlidir. Bununla beraber, söz konusu artýþta evde engelli bakan ve devletten sosyal yard?m alan kadýnlarýn varlýðý (2013 yýlý Kasým ayý itibariyle yaklaþýk 423,000 kiþi) dikkate alýnmalýdýr. Ýstihdama yeni katýlan kadýn gruplarýnýn iþteki durumunun aðýrlýklý olarak (%55) "ücretli veya maaþlý" olduðu görülmektedir. Yeni katýlan bu grubun %34'ü ücretsiz aile iþçisi olarak çalýþmaktadýr ki bu oran artýþ içerisinde önemli bir paya sahiptir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 145
147 Ýstihdama yeni katýlan kadýnlardan belirlenen 3 yaþ grubunun (odak grup) %39'unun oranýnda nitelik gerektirmeyen iþlerde, %22'sinin tarýmda, %16's?n?n hizmet ve satýþ elemaný olarak, %11'nin profesyonel meslek gruplarýnda çalýþtýklarý görülmektedir. Ýstihdama yeni katýlanlardan belirlenen 3 yaþ grubunun ek iþi olup olmadýðý incelendiðinde aðýrlýklý (%94 oranýnda) tek iþte çalýþtýklarý belirlenmiþtir. Belirtilen odak grubun sosyal güvenlik kurumuna kayýtlarý ise %53'dür Ýstihdama yeni dahil olan kadýnlarýn medeni durumlarý incelendiðinde aðýrlýklý evli olduklarý görülmektedir yýllarý arasýnda kadýn istihdamýndaki artýþýn pek çok nedeni olabilir. Bunlardan bir tanesi, yoksulluk eþiðinin altýnda gelirleri olan hanede bakýma muhtaç engelli bakan bireye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlýðý tarafýndan net asgari ücret tutarýnda sosyal yardým verilmesidir yaþ grubunda kadýn istihdamýnýn artmasý bir ölçüde söz konusu uygulamanýn bir göstergesi olabilir. Bununla beraber yýllarý arasýnda iþgücü piyasasýnda kadýn istihdamýný arttýrmaya yönelik bazý reformlar gerçekleþmiþtir. Türkiye'de kadýnýn iþgücü piyasasýna katýlýmýný etkileyen yapýsal faktörlerin ilk TÜRKONFED raporunun yayýmlandýðý 2007 yýlýndan bu yana deðiþtiðini düþünmemekteyiz. Bir önceki bölümde yer verdiðimiz olumlu geliþmelere karþýn, kadýnlar halen düþük ücretle çalýþmaktadýrlar. Sosyal güvenceye eriþmelerinin önünde engeller bulunmaktadýr. Ayrýca çocuk ve yaþlý bakým hizmetleri yetersiz ve hizmet edinim fiyatlarý da göreli olarak yüksektir. Kadýnýn eðitim seviyesinin yetersizliði, ev iþleri için kadýna atfedilen rol, kadýnýn çalýþmasýna yönelik toplumdaki olumsuz tutumlar gibi kadýnýn iþ gücüne katýlýmýný etkileyen sosyal etkenlerde büyük ve önemli dönüþümler gözlemlenmemektedir. Çocuk ve yaþlý bakým hizmeti giderlerinin yüksekliði, çalýþan kadýnlarýn ücretlerinin düþüklüðü kadýný iþgücüne katýlma kararýndan vazgeçirebilmektedir. Baþka bir ifadeyle kadýn çalýþmasý durumunda elde edeceði gelirin çocuk ve veya yaþlý bakým hizmetini karþýlamak için üstleneceði maliyeti karþýlayamamasý, iþ ve aile yaþamýný uyumlaþtýrýcý uygulamalarýn bulunmamasý, kadýný iþgücü piyasasýndan uzaklaþtýrmaktadýr. Uzun çalýþma süreleri, aile yükümlülükleri kadýný iþgücüne katýlým kararýndan vazgeçirebilmektedir. Türkiye'de kadýn istihdamý ile ilgili TÜRKONFED raporunun yayýmlandýðý 2007 yýlýndan 2013 yýlý sonuna kadar kadýn istihdamýný arttýrmaya dönük pek çok program uygulamaya konmuþtur. Bunlardan öne çýkanlarý; kadýnlara dönük mesleki eðitim ve giriþimcilik kurslarýnýn arttýrýlmasý, kadýn giriþimciliðinin desteklenmesi, toplum yararýna çalýþma programlarý, kadýnlara dönük sosyal sigorta prim teþvikleri, doðum borçlanmasý gibi yeni program uygulamalarýdýr yýllarý arasýndaki dönemde ÝÞKUR faaliyet raporlarý çerçevesinde yaklaþýk 1,5 milyon kiþinin söz konusu programlardan yararlandýðý tahmin edilmektedir. Söz konusu programlara katýlanlarýn yaklaþýk %42'si kadýndýr. Ýþgücü yetiþtirme kurslarýna katýlan kursiyerlerde kadýnlarýn oraný %59, toplum yararýna çalýþma programlarýnda %24, giriþimcilik programlarýnda ise %47 olarak görülmektedir. Ayrýca, ÝÞKUR'un kurumsal kapasitesi geliþtirilmiþ ve yeni iþ ve meslek danýþmanlarý göreve baþlamýþlardýr. ÝÞKUR'a kayýtlý kadýn iþsiz sayýsý yýllarý arasýnda yaklaþýk 4 kat artmýþ ve 1 milyonu geçmiþtir. Kadýnlara yönelik sosyal sigorta prim teþviklerinden yararlananlarýn sayýsý 2012 yýlý Aðustos ayý itibariyle 115,000'i bulmuþtur. Kadýnlarýn sosyal güvenliðe eriþimini arttýran düzenlemeler yapýlmýþ ve kadýnýn ilk defa sigortalý olduðu tarihten sonra yaptýðý doðumlarý iki çocuk için dört yýla kadar borçlanmasýna olanak tanýyan yasal düzenlemeler gerçekleþtirilmiþtir. Bununla beraber, ilk defa sigortalý olduðu tarihten önce doðum yapan kadýnlar ile baðýmsýz çalýþan kadýnlar söz konusu düzenlemelerden yararlanamamaktadýr. Yine sosyal güvenlik alanýnda evde kendi hesabýna çalýþan kadýnlara, tarýmda yevmiyeli çalýþanlara dönük düþük prim ödemeyi içeren programlar yürürlüðe konmuþtur. Kýsmi süreli çalýþanlara eksik kalan günlerini Yýlýnda TÜRKONFED
148 borçlanma ya da isteðe baðlý olarak ödeme hakký getirilmiþtir. Bununla beraber kýsmi zamanlý çalýþan kadýnlarýn gelir seviyesinin yetersizliði, ne isteðe baðlý ne de borçlanma primlerini ödemeye yetmemektedir. Ýkinci Kýsým Çalýþma hakký, temel insan haklarýndandýr. Bu nedenledir ki, Türkiye'nin de tarafý olduðu uluslararasý sözleþmeler, iç hukukumuza aktarma taahhüdünde bulunduðumuz Avrupa Birliði mevzuatý ve Anayasamýz herkesin çalýþma hak ve özgürlüðünden eþit olarak yararlanma hakkýný güvence altýna almaktadýr. Hukuksal durum bu olmasýna raðmen, Türkiye'de çalýþma hak ve özgürlüðünden yoksun olan, bir baþka deyiþle iþsiz olan kadýn oraný erkeklere kýyasla çok daha yüksektir ( Türkiye'de Türkiye Ýstatistik Kurumu Hane Halký Ýþgücü Ýstatistikleri Temmuz 2013 verilerine göre ( çalýþabilir yaþtaki kadýnlarýn yalnýzca %31,6'sý ücretli olarak çalýþmaktadýr. Bu, 2007'deki %20'lik kadýn istihdamý oranýndan daha yüksek olmasýna raðmen hala çok düþüktür. Türkiye 2007'de olduðu gibi bugün de, Ekonomik Kalkýnma ve Ýþbirliði Örgütü üyesi ülkeler arasýnda en düþük kadýn istihdam eden ülkedir. Avrupa Birliði üyesi ülke ortalamalarýna göre AB'nde çalýþabilir yaþtaki kadýnlarýn %65,9'u iþgücüne katýlmaktadýr. Öte yandan istihdamda yer alan kadýnlarýn %57,8'i herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayýtlý olmaksýzýn ve her türlü sosyal hak ve güvenceden yoksun þekilde kayýt dýþý çalýþmakta, bunlarýn da %57,9'unu ücretsiz aile iþçisi olarak çalýþan kadýnlar oluþturmaktadýr ( TÜÝK verileri iþgücünde mevcut olan cinsiyete dayalý yatay iþbölümü veya bir baþka deyiþle cinsiyete dayalý yatay ayrýþmayý çarpýcý bir biçimde ortaya koymaktadýr. Kadýn iþgücünün en çok istihdam edildiði sektör "kadýnlar için uygun sektör" olarak toplumsal kabul görmüþ hizmetler sektörüdür (%45,9). Sanayi sektöründe kadýn istihdam oraný %14,3'tür ( Ýstihdamda kadýn oranýnýn düþüklüðünde, ekonomik, sosyal, kültürel ve eðitimsel sorunlar yanýnda, hukuksal alandaki boþluklar ve hukuksal düzenlemelerdeki eksiklikler de rol oynamaktadýr. Türkiye'de çalýþan kadýnlara iliþkin mevcut hukuksal düzenlemelerin bir kýsmý çok eski tarihli olduklarýndan; yeni tarihli olan, örneðin 4857 sayýlý Ýþ Kanunu (ÝþK) ise, kadýnlarýn gerçek ihtiyaçlarý gözetilmeden ve kadýn isçilerle ilgili kapsamlý ve karþýlaþtýrmalý çalýþmalar yapýlmadan düzenlendiði için boþluklar ve eksiklikler içermektedir. Öte yandan bazen de sorunlar, mevzuatta mevcut olan düzenlemelerin uygulanmamasýndan kaynaklanabilmektedir tarihli Ýþ Dünyasýnda Kadýn Raporu'nda, anayasanýn kadýn istihdamýyla ilgili düzenlemeleri, ÝþK ile ilgili yönetmelikler ve ÝþK'yý tamamlayan diðer kanunlardaki düzenlemeler kadýnlarýn istihdama katýlýmýný kolaylaþtýran bir niteliðe sahip olmadýðý, bu düzenlemelerde önemli boþluklar, eksiklikler bulunduðu ve Türkiye'nin onaylamýþ olduðu uluslararasý sözleþmelere ve AB mevzuatýna aykýrý olduðu için eleþtirilmiþti tarihli raporun yayýmlanmasýndan bu yana raporda dile getirilen bazý sorunlu alanlarda hiçbir iyileþtirme yapýlmamýþ, bazý kanunlarla bazý alanlarda yetersiz de olsa iyileþtirmeler yapýlmýþ ancak yapýlan bazý iyileþtirmeler kaðýt üzerinde kalmýþ ya da yeni bazý sorunlara yol açmýþ, bazý alanlarda da kadýn haklarýnda geriye gidiþe yol açýcý düzenlemeler yapýlmýþ, atýlan bazý ileri adýmlarýn ise geriye alýnmasý gündemdedir. Özetle, Türk hukuk mevzuatý aradan geçen yedi yýla raðmen hala kadýnlarýn istihdama katýlmalarýný kolaylaþtýracak, teþvik edecek bir niteliðe kavuþturulamamýþtýr. Dolaysýyla mevzuat yeniden düzenlenmeye muhtaçtýr. Bu bölümde kadýn istihdamýný artýrmak için hukuksal olarak yapýlmasý gerekenler, kadýnlarýn mesleki beceri ve yeterliliklerinin artýrýlmasý, iþgücünde cinsiyete dayalý ayrýþmanýn engellenmesi, ayrýmcýlýk yasaðýnýn ve eþitliðin saðlanmasý, iþ ve aile yaþamýnýn uyumlaþtýrýlmasý, iþverenleri kadýn çalýþtýrmaya ve sigortalý olarak çalýþtýrmaya teþvik, sosyal güvenlik mevzuatýnýn iyileþtirilmesi, istihdamda eþitliðin izlenmesi ve denetimi, istihdamla ilgili mekanizmalarda kadýnlarýn temsili, ayrýmcýlýða uðrayanlarýn temsili, kadýnlarýn istihdamýný ilgilendiren konularda kurumlar arasý koordinasyonun güçlendirilmesi, istatistiki verilerin tutulmasýnýn önemi, hükümet dýþý kuruluþlarla diyalog, kadýnlarýn siyasete katýlýmýnýn saðlanmasý ve kadýn uzmanlarýn hukuksal deðiþikliklerde yer almasý baþlýklarý altýnda ele alýnmýþtýr. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 147
149 Yýlýnda SEDEFED-REF Rekabet Kongresi ve Türkiye'nin Rekabet Gücü TÜRKONFED kurucu üyesi Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED); vizyonunda yer alan "sürdürülebilir rekabet gücünün artýrýlmasý" ifadesine yönelik çalýþmalara, 2004 yýlýndaki kuruluþunun hemen ardýndan hýzlý bir baþlangýç yaptý. Sektörlerarasý bir yapý olan SEDEFED için, sektörleri yatay kesen inovasyon, istihdam, eðitim gibi alanlardaki rekabet gücü göstergeleri en uygun çalýþma alanýydý. Ekonomik gerçekler de rekabet gücü çalýþmalarýný öncelik haline getiriyordu. Türkiye 2001 krizi sonrasýnda, büyüme ve ihracat gibi "niceliksel göstergelerde" büyük bir sýçrama yaþadý. Ancak bu sýçrama, rekabet endekslerinde yer alan "niteliksel göstergelere" ayný hýzda yansýmadý. Türkiye Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Rekabetçilik Endeksi'nde ancak 71. sýrada yer bulabildi. Bu endekslerde daha yüksek skorlara sahip olmanýn yolu ise mikro-yapýsal reformlardan geçiyordu. SEDEFED, yýllýk büyük etkinliðini tasarlarken AB'nin rekabet alandaki pratiklerini de dikkatte aldý. O dönemde UNICE (bugün BUSINESSEUROPE) ve AB Komisyonu'nun ortaklaþa düzenlediði "Competitiveness Day" (Rekabetçilik Günü) benzeri bir yýllýk etkinlik planlandý. Bu etkinlikte, AB'nin rekabet gücü ve büyüme stratejisi olan "Lizbon Gündemi" dikkate alýnarak, Türkiye'nin rekabet gücünü artýrmasý için gereken baþlýklarýn tartýþýlmasý amaçlandý. Avrupa'daki sektörel dernekleri bir araya getiren, "Alliance for a Competitive European Industry" çalýþmalarý incelendi. Ayrýca rekabet gücü artýþý için gerekecek ulusal ve kurumsal strateji ve reform programlarýnýn ortaya konmasý hedefi belirlendi. Hazýrlýk aþamasýnda tüm çalýþmalar TÜSÝAD-Sabancý Üniversitesi Rekabet Forumu (REF) ile iþbirliði içinde gerçekleþtirildi. REF 2005'den bu yana Rekabet Kongresi'nin partneri olarak varlýðýný sürdürdü. SEDEFED ve REF Rekabet kongresi çalýþmalarý için ortak bir komisyon kurdu. Yapýlan bu çalýþmalar, TÜSÝAD Genel Sekreteri Haluk Tükel, SEDEFED Baþkan Yardýmcýsý Emre Aykar, REF Direktörü Prof.Dr. Gündüz Ulusoy ve SEDEFED Genel Sekreteri Ülkem Genç Yaman'ýn özveriler ile tamamlandý. SEDEFED Kurucu Baþkaný Güngör Keþci ve döneminde baþkanlýk yapan Bülent Akgerman da hazýrlýk sürecine büyük destek verdiler. 8 Kasým 2005 tarihinde Türkiye'nin ilk Rekabet Kongresi geniþ bir katýlýmla Ýstanbul'da düzenlendi. Açýlýþýný Devlet Bakaný Kürþat Tüzmen'in yaptýðý kongrede, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Rekabetçilik Endeksi'nin kurucularýndan, WEF Baþ Ekonomisti Dr. Augusto Lopez-Claros ve McKinsey Global Institute Kurucu Direktörü Dr. William W. Lewis baþta olmak üzere deðerli konuþmacýlar Türkiye'nin Rekabet Göstergelerinde nasýl yükselebileceðini tartýþtýlar yýlýnda yapýlan 2. Rekabet Kongresi'nde ise konuk konuþmacýlarýndan olan Partha Gosh "Türkiye'ye beþ Ýstanbul daha lazým" sloganý ile önemli bir tartýþmanýn fitilini ateþledi. Rekabet Gücü ve Ýnovasyon temasý ile gerçekleþtirilen bu kongre'de Ulusal Ýnovasyon Giriþimi'nin yayýnladýðý "Ýnovasyon Çerçeve Raporu" Türkiye'de yenilikçilik ekonomisinin gündeme gelmesi adýna önemli bir baþlangýç çalýþmasý niteliðindeydi. Ayrýca bir gelenek haline dönüþecek CEO paneli de ilk kez 2006 yýlýnda yapýldý yýlýnda Mehmet Þimþek'in açýlýþýný yaptýðý 3. Rekabet Kongresi'nde ise önemli bir çalýþma kamuoyu ile paylaþýldý: Deðiþim Dinamikleri. ARUP Küresel Öngörü ve Ýnovasyon Birimi Direktörü Prof. Dr. Chris Luebkeman'ýn hazýrladýðý bu çalýþma ile ülke, þirket ve birey düzeyindeki öngörü çalýþmalarý için bir "araç kiti" sunuldu. Küresel Finans Krizi'nden 1 yýl önce hýzlý büyüme patikasýnýn sonlarýna gelen Türkiye, Küresel Rekabetçilik Endeksi'nde 53. sýraya yükselmiþti. Bir sonraki yýl yapýlan 4. Rekabet Kongresi'nin temasý, Küresel Bekleyiþler: Türk Ýþ Dünyasý için Senaryolarýn Yönetimi olarak belirlendi. Küresel finans krizinin ilk belirtilerini hissettirdiði dönemin dinamikleri nedeniyle, Yýlýnda TÜRKONFED
150 "senaryo yönetimi" baþlýðý biraz da "krizlerin öngörülmesi" baðlamýnda tartýþýldý. Kongre'ye katýlan OECD yöneticileri ve uluslararasý uzmanlar yaptýklarý sunumlar ile Türkiye'de de belli bir ekonomik küçülmeye sahne olacak bu kriz için öngörü yöntemleri ortaya koydular yýlýna gelindiðinde ise, SEDEFED, tüm çalýþmalarý ile Rekabet Gücü konusuna odaklandý. kapsamlý bir çerçeve içinde ulusal, sektörel ve firma bazýnda rekabet gücü alanýnda modeller geliþtirildi ve rapor konseptleri tasarlandý. Kongre programý da buna göre revize edildi. SEDEFED Yönetim Kurulu Baþkaný Çetin Nuhoðlu'nun liderliðinde kurulan bu modeller ve konseptler sonraki yýllardaki çalýþmalara da kaynaklýk etti. Bu modeller BUSINESSEUROPE Genel Sekreteri Philippe de Buck katýldýðý 5. Rekabet Kongresi'nde tüm paydaþlarýn dikkatine sunuldu. Ancak krizin etkilerinin artýk net olarak algýlandýðý Türkiye'nin endeksteki yeri 61. sýraya gerilemiþti. Türkiye'nin Küresel Rekabet Düzeyi Raporlarý Türkiye'nin Küresel Rekabet Düzeyi Raporlarý, baþta Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabetçilik Endeksi olmak üzere uluslararasý rekabet gücü ve kalkýnmýþlýk endekslerinin deðerlendirildiði bir raporlar dizisi olarak tasarlandý. Raporlar 2009 yýlýndan bu yana her yýl yayýnlanmaktadýr. Sektörel Rekabet Gücü Modeli ve Raporlarý SEDEFED bu dönemde rekabet gücü konusundaki çalýþmalarýný sektörel bir model ile sürdürdü. Sektörel düzeyde uluslararasý ve karþýlaþtýrýlabilir veri bulmanýn zorluðu dikkate alýnarak WEF'in Küresel Rekabet Endeksi göstergeleri ile sektör dinamikleri arasýnda bilimsel iliþkiler kuruldu. Karar destek sitemleri kullanýlarak tasarlanan bu model üzerinden, Prof Dr. Füsun Ülengin liderliðinde, Sabancý Üniversitesi, Ýstanbul Teknik Üniversitesi ve Doðuþ Üniversitesi akademisyenleri tarafýndan SEDEFED Genel Sekreterliði'nin desteði ile her yýl bir sektör için raporlar hazýrlandý. Bu raporlar ile sektörel düzeyde rekabet gücü artýþý için ulusal düzeyde hangi kaldýraçlara ihtiyaç duyulduðu ortaya kondu. Model çerçevesinde yapýlana çalýþmalar ile otomotiv, çelik ve kimya sektörlerinde raporlar yayýnlandý. Firma Bazýnda Rekabet Gücü Modeli ve Rekabet Gücü Ödülü Rekabet Gücü Modeli, kuruluþlarý insan kaynaklarýndan, stratejik yönetimlerine, inovasyon kapasitelerinden büyüme verilerine kadar geniþ bir kapsamda deðerlendiren bir yapý olarak ARGE Danýþmanlýk Yöneticisi Hakan Kilitçioðlu ve Sabancý Üniversitesi Öðretim Üyesi Prof.Dr. Dilek Çetindamar tarafýndan tasarlandý. Bu modele dayanan Rekabet Gücü Ödülü'ne aday olan þirketler; öndeðerlendirme, eðitim, özdeðerlendirme ve uzman deðerlendirmesi süreçlerinden geçmekte ve baþarýlý olan adaylar Rekabet Gücü Büyük Ödülü'nü kazanmaktadýrlar yýlýndan bu yana Bilim Ýlaç, ÝÇDAÞ, Brisa, AKSA Akrilik, ODE Yalýtým ve Kiðýlý gibi þirketler büyük ödülü kazandýlar. 6. Rekabet Kongresi'nde tartýþýlan konularýn baþýnda "iþgücü piyasalarý" ve rekabet gücüne etkisi geliyordu. Çünkü, Türkiye'nin konumunun en kötü rekabet göstergeleri iþgücü göstergeleriydi. (Bugün bu durum sürmektedir.) Otomotiv Sektörü Rekabet Gücü Raporu da yine 2010 yýlýnda yayýnlandý yýlýnda yapýlan 7. Rekabet Kongresi'nde Ýnovasyon konusuna geri dönüldü ve 2006 yýlýndan sonraki 5 yýl içinde Türkiye'de inovasyon alanýnda nelerin deðiþtiði tartýþýldý. SEDEFED Yönetim Kurulu Baþkaný Timur Erk'in açýlýþýný yaptýðý Kongre'de Çelik Sektörü Rekabet Gücü Raporu yayýnlandý yýlýnda gelindiðinde ise Türkiye WEF rekabet endeksinde büyük bir sýçrama ile 43. sýraya yükselmiþ bir ülkeydi. Artýk Rekabet Gücü'ne iliþkin konularý ulusal politikalarý içine entegre etme noktasýna gelinmiþti. Ekonomi Bakanlýðý iþbirliði ile gerçekleþtirilen 8. Rekabet Kongresi Sanayi Politikalarý ile Rekabet Gücü iliþkisi tartýþýldý. Ayrýca Kimya Sektörü Rekabet Gücü Raporu kamuoyu ile paylaþýldý. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 149
151 Bir sonraki kongrede -Ýmalat Sanayisinde Rekabet Gücü temasý ile- 9. kez iþ dünyasý ile buluþma gerçekleþti. Açýlýþýný SEDEFED Yönetim Kurulu Baþkaný Sefa Targýt'ýn yaptýðý kongrenin, düzenleme partnerleri arasýna TÜSÝAD'ýn da katýldýðý 9. Rekabet Kongresi'nde yine ilk niteliðinde önemli bir çalýþma yayýnlandý: REF Direktörü Doç.Dr. Ýzak Atiyas ve ekibi tarafýndan hazýrlanan "Ýmalat Sanayisi Rekabet Göstergeleri Raporu" bir TÜSÝAD- SEDEFED ortak raporu olarak yayýnlandý. Bu çalýþma Türkiye'de farklý imalat sanayisi sektörlerin rekabet göstergelerini bir araya getirmesi açýsýndan önemli bir ilk olma niteliði taþýyordu yýlýnda 10. kez düzenlenmesi planlanan Rekabet Kongresi için çalýþmalara baþladýðýmýz ortamda, Türkiye Küresel Rekabetçilik Endeksi 'de 45. sýrada bulunuyor. Türkiye, ciddi bir yol kat etmiþ görünüyor, ancak Rekabet Gücü konusunda tartýþacak ve yapacak daha çok þey var Yýlýnda TÜRKONFED
152 9.8. Kaynaklar Bu çalýþmanýn hazýrlanmasýnda, tahmin edilebileceði gibi, uzun bir liste oluþturacak çok sayýda kaynaktan yararlanýldý. Bu bölümde ancak bir kýsmýný kaydetmekle yetineceðim. Yazýlý kaynaklar: Cumhurbaþkanlýðý Devlet Denetleme Kurulu'nun, "Kamu Kurumu Niteliðindeki Meslek Kuruluþlarýnýn Teþkilat ve Mali Yapýlarý, Denetimleri, Organlarýnýn Seçimlerine Dair Esaslarýn Deðerlendirilmesi ile Bunlarýn Etkin ve Verimli Þekilde Hizmet Yürütmelerinin ve Geliþtirilmesinin Saðlanmasý Amacýyla Alýnmasý Gereken Tedbirler" Raporu, Ankara Hasan Buran, "Baský Gruplarý, Türkiye'de Dernekleþme ve Balkan Göçmen ve Mülteci Dernekleri Örneði", Yayýmlanmamýþ Doktora Tezi, Ýstanbul, Feyyaz Berker-Güngör Uras, Fikir Üreten Fabrika TÜSÝAD'ýn Ýlk On Yýlý , Doðan Kitap, Ýstanbul Doç. Dr. Oðul Zengingönül, "Nedir Bu Küreselleþme, Kaçabilir miyiz, Kullanabilir miyiz?" Siyasa, Yýl: 1, sayý 1, Bahar ESÝAD Yayýný. Fýrat Bayar, Küreselleþme Kavramý ve Küreselleþme Sürecinde Türkiye, Uluslararasý Ekonomik Sorunlar dergisi, S. 32, TC Dýþiþleri Bakanlýðý, Ankara. Barýþ Zengin, "Küreselleþme Sürecinde KOBÝ'lerin Durumu ve KOBÝ Destekleri: Türkiye Üzerine Bir Uygulama", Kadir Has Ü. Sosyal Bilimler Ens. Finans ve Bankacýlýk Ana Bilim Dalý Finans ve Bankacýlýk Bilim Dalý (Yayýmlanmamýþ Doktora Tezi), Ýstanbul Dr. Murat Kuter, Anadolu'da Sanayi ve Ýþ Dünyasýnýn Örgütlenme Sürecindeki Ýlk Model: Bursa Sanayicileri ve Ýþadamlarý Derneði, BUSÝAD, 2012 / Bursa. Mustafa Ateþ, "Avrupa'da Sosyal Diyalogun Kurumsal Yapýsý: AB Ekonomik ve Sosyal Komitesi", Avrupa Çalýþmalarý Dergisi, C. 5, No: 1., Ankara. Zelal Þen, "Türkiye'nin Avrupa Birliði Adaylýðý Ve Katýlým Öncesi Stratejisi Çerçevesinde Bölgesel Politika Alanýnda Uyum Durumunun Deðerlendirilmesi", (Uzmanlýk tezi), AB Genel Sekreterliði Ekonomik ve Mali Konular Dairesi Baþkanlýðý, Ankara TÜSÝAD arþivi. TÜRKONFED arþivi. Sözlü Kaynaklar Þeyhmus Akbaþ, Bülent Akgerman, Abdullah Akyüz, Celal Beysel, Ümit Boyner, Erdem Çenesiz, Muharrem Kayhan, Güngör Kesci, Halis Komili, Mustafa Mente, Süleyman Onatça, Sefa Targýt, Prof. Dr. Mustafa Yaþar Týnar, Arzu Turhan, Cengiz Turhan, Haluk Tükel, Enis Özsaruhan, Arzuhan Doðan Yalçýndað, Zafer Ali Yavan, Muharrem Yýlmaz, Erkut Yücaoðlu Teþekkür Bu çalýþmaya sözlü kaynak oluþturan yukarýda adlarýný aktardýðým saygýdeðer hanýmefendi ve beyefendilere ek olarak; SÝAD'lar hareketinin baþlangýcýndan TÜRKONFED'in bugününe kadarki 20 yýllýk geçmiþte yer alýp tanýklýklarýný aktarmanýn ötesinde, sürekli görüþ alýþveriþinde bulunduðumuz eski TÜRKONFED Genel Sekreteri Arzu Turhan ile eski TÜSÝAD Genel Sekreteri Haluk Tükel; TÜRKONFED Genel Sekreteri Arda Batu, Genel Sekreter Yardýmcýsý Betül Çelikkaleli, TÜSÝAD Kýdemli Bölüm Sorumlusu Ceren Aydýn, görüþme randevularýný onca iþ yükü arasýnda düzenleyen Funda Yýldýz ile bant çözümlerini sabýrla ve eksiksiz gerçekleþtiren asistaným Alaz Kuseyri ayrýca teþekkürü hak etmektedir. 10.Yýlýnda TÜRKONFED 151
153
154 10. ALBÜM 10.yý
155
156 Kurucu Yönetim Kurulu, 4 Kasým 2004, Ýstanbul 3. SÝAD Zirvesi, Kasým 1999, Mersin 10.Yýlýnda TÜRKONFED 155
157 Türkiye SÝAD Platformu Arama Konferansý, 2002, Çeþme 6. SÝAD Zirvesi, Aralýk 2002, Trabzon Yýlýnda TÜRKONFED
158 Kurucu Federasyon Baþkanlarý, 4 Haziran 2004, Hatay Devlet Bakaný Kürþat Tüzmen Ziyareti, 6 Nisan 2005, Ankara 10.Yýlýnda TÜRKONFED 157
159 1. Olaðan Genel Kurul, 28 Mayýs 2005, Ýstanbul 9. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi, Aralýk 2005, Babadaðlý-Denizli Yýlýnda TÜRKONFED
160 Celal Beysel, Süleyman Onatça, Enis Özsaruhan, 3 Haziran 2006, Ýstanbul 2. Olaðan Genel Kurul, 3 Haziran 2006, Ýstanbul 10.Yýlýnda TÜRKONFED 159
161 10. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi, 7-8 Aralýk2006, Adana Ýþ Dünyasýnda Kadýn Sempozyumu, 21 Haziran 2007, Ýstanbul Yýlýnda TÜRKONFED
162 Kadýn ve Aileden Sorumlu Devlet Bakaný Nimet Çubukçu Ziyareti, 3 Ekim 2007, Ankara 12. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi, Kasým 2008, Ýzmir 10.Yýlýnda TÜRKONFED 161
163 Karadeniz ve Hazar Bölgesi Yatýrým ve Ticaret Olanaklarý Semineri, 4 Mart 2009, Madrid 5. Olaðan Genel Kurul, 14 Mart 2009, Ýstanbul Yýlýnda TÜRKONFED
164 Baþkanlar Konseyi, Nisan 2009, Mardin Devlet Bakaný Cevdet Yýlmaz Ziyareti, 25 Aðustos 2009, Ankara 10.Yýlýnda TÜRKONFED 163
165 13. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi, Aralýk 2009, Silivri-Ýstanbul Bölgesel Kalkýnma ve Ýþ Dünyasýnýn Rolü Toplantýlarý, 23 Kasým 2010, Edirne Yýlýnda TÜRKONFED
166 14. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi, Aralýk 2010, Diyarbakýr 7. Olaðan Genel Kurul, 26 Mart 2011, Ýstanbul 10.Yýlýnda TÜRKONFED 165
167 Maliye Bakaný Mehmet Þimþek Ziyareti, 16 Aðustos 2011, Ankara Birliðe Çaðrý Platformu, 23 Ekim 2011, Ankara Yýlýnda TÜRKONFED
168 Cumhurbaþkaný Abdullah Gül Ziyareti, 25 Kasým 2011, Ankara Viyana Ekonomik Forumu ve Ýþ Geliþtirme Ziyareti, Haziran 2012, Viyana 10.Yýlýnda TÜRKONFED 167
169 Ýþ Geliþtirme Ziyareti, 5-6 Aralýk 2012, Tirana 16. Giriþim ve Ýþ Dünyasý Zirvesi, Aralýk 2012, Ankara Yýlýnda TÜRKONFED
170 Bloomberg HT Yuvarlak Masa Toplantýsý, 16 Ocak 2013, Ýstanbul 9. Olaðan Genel Kurul, 30 Mart 2013, Ýstanbul 10.Yýlýnda TÜRKONFED 169
171 Doðu ve Güneydoðu Ekonomi ve Kalkýnma Zirvesi: Cizre Buluþmasý, 25 Haziran 2013, Cizre 170 Doðu ve Güneydoðu Ekonomi ve Kalkýnma Zirvesi: Cizre Buluþmasý, 25 Haziran 2013, Cizre 10.Yýlýnda TÜRKONFED
172 Romanya Baþbakaný Victor Ponta ve Süleyman Onatça, 26 Eylül 2013, Bükreþ Ýþ Geliþtirme ziyareti, Eylül 2013, Romanya 10.Yýlýnda TÜRKONFED 171
173 Cumhurbaþkanlýðý, Cumhuriyet'in 90. Yýlý Kabul Töreni, 29 Ekim 2013, Ankara Yatýrýmcý Danýþma Konseyi, 28 Kasým 2013, Batman Yýlýnda TÜRKONFED
174 10. Olaðan Genel Kurul, 26 Nisan 2014, Ýstanbul, 10. Olaðan Genel Kurul, 26 Nisan 2014, Ýstanbul 10.Yýlýnda TÜRKONFED 173
175 10. Olaðan Genel Kurul, UEAPME - TÜRKONFED Ýmza Töreni, 26 Nisan 2014, Ýstanbul 174 Cumhurbaþkaný Recep Tayyip Erdoðan ýn Ýþ Dünyasý Temsilcilerini Kabulü, 9 Eylül 2014, Ankara 10.Yýlýnda TÜRKONFED
176 Cumhurbaþkaný Recep Tayyip Erdoðan ýn Ýþ Dünyasý Temsilcilerini Kabulü, 9 Eylül 2014, Ankara Baþbakan Yardýmcýsý Ali Babacan Ziyareti, 14 Ekim 2014, Ankara 10.Yýlýnda TÜRKONFED 175
177 TÜRKONFED Avrupa Birliði Temsilciliði Açýlýþý, 17 Kasým 2014, Brüksel TÜRKONFED Avrupa Birliði Temsilciliði Açýlýþý, 17 Kasým 2014, Brüksel Yýlýnda TÜRKONFED
178 TÜRKONFED Avrupa Birliði Temsilciliði Açýlýþý, 17 Kasým 2014, Brüksel Yönetim Kurulu Üyeleri, 30 Mart 2013, Ýstanbul 10.Yýlýnda TÜRKONFED 177
179 10.yý
180 TÜRKONFED, Avrupa Esnaf, Sanatkar ve KOBÝ Birliði üyesidir. TURKONFED is a member of The European Association of Craft Small and Medium-sized Enterpires (UEAPME) Türk KOBÝ lerinin Sesi/The voice of Turkish SMEs
181
BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ
IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme
ERHAN KAMIŞLI H.Ö. SABANCI HOLDİNG ÇİMENTO GRUP BAŞKANI OLDU.
ERHAN KAMIŞLI H.Ö. SABANCI HOLDİNG ÇİMENTO GRUP BAŞKANI OLDU. Sendikamýz Yönetim Kurulu Üyesi Erhan KAMIÞLI, 28 Mart 2001 tarihi itibariyle H.Ö. Sabancý Holding Çimento Grubu Baþkanlýðý'na atanmýþtýr.
ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI
Kýzýlcaþar Geleceðe Hazýrlanýyor Gelin Birlikte Çalýþalým ALPER YILMAZ KIZILCAÞAR MAHALLESÝ MUHTAR ADAYI Mart 2014 ALPER YILMAZ Halkla Bütünleþen MUHTARLIK Ankara Gölbaþý Kýzýlcaþar Köyünde 4 Mart 1979
Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý
Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý Spor Bilimleri Derneði, üyeler arasýndaki haberleþme aðýný daha etkin hale getirmek için, akademik çalýþmalar yürüten bilim insaný, antrenör, öðretmen, öðrenci ve ilgili
4691 sayýlý Teknoloji Geliþtirme Bölgeleri Kanunu kapsamýnda kurulan ULUTEK TEKNOLOJÝ GELÝÞTÝRME BÖLGESÝ, Uludað Üniversitesi Görükle Kampüsü içerisinde 471.000 m2 alanda hizmet vermektedir. 2006 yýlýnda
Yeni zirvelere doðru, mükemmellikle... ÝNÞAAT, TAAHHÜT VE MÜHENDÝSLÝK GÜÇLÜ BAÞLADI GÜCÜNE GÜÇ KATARAK DEVAM EDÝYOR! Deðerlerimiz Vizyonumuz Mevcut kültür, iþ ahlaký ve deðerlerini muhafaza ederken, tüm
KÝPAÞ 2016 KATALOG HAVALANDIRMA.
KÝPAÞ HAVALANDIRMA 2016 KATALOG www.kipashavalandirma.com Hamidiye Mah.Said Nursi Cad. Gündem Sok. No:11 ÇEKMEKÖY-ISTANBUL T : +90 216 641 01 79 M : [email protected] W : www.kipashavalandirma.com.tr
21-23 Kasým 2011 Çeþme Ýzmir www.tgdfgidakongresi.com organizasyon Ceyhun Atýf Kansu Caddesi, 1386. Sokak, No: 8, Kat: 2, 06520 Balgat / Ankara T:+90 312 284 77 78 F:+90 312 284 77 79 Davetlisiniz Ülkemiz
Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU
Güvenliðe Açýlan Sosyal Pencere Projesi ODAK TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 13 OCAK 2011 Bu program, Avrupa Birliði ve Türkiye Cumhuriyeti tarafýndan finanse edilmektedir. YENÝLÝKÇÝ YÖNTEMLERLE KAYITLI ÝSTÝHDAMIN
.:: TÇÝD - Tüm Çeviri Ýþletmeleri Derneði ::.
Membership TÜM ÇEVÝRÝ ÝÞLETMELERÝ DERNEÐÝ YÖNETÝM KURULU BAÞKANLIÐINA ANTALYA Derneðinizin Tüzüðünü okudum; Derneðin kuruluþ felsefesi ve amacýna sadýk kalacaðýmý, Tüzükte belirtilen ilke ve kurallara
ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum
ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar
Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR...
ARA DEPOLAMA www. ekovar.com info@ ekovar.com Hilal Mah. 50. Sokak, 4. Cad. No: 8/8 Yýldýz - Çankaya / ANKARA Tel : +(90) 312 442 13 05 +(90) 312 442 11 43 Faks : +(90) 312 442 13 06 Tehlikeli Atýk Çözümünde
Simge Özer Pýnarbaþý
Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.
Gelir Vergisi Kesintisi
2009-16 Gelir Vergisi Kesintisi Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/16 Gelir Vergisi Kesintisi 1. Gelir Vergisi Kanunu Uyarýnca Kesinti Yapmak Zorunda Olanlar: Gelir Vergisi
Fiskomar. Baþarý Hikayesi
Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren
07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10
07 TEMMUZ 2010 ÇARŞAMBA 2010 İLK ÇEYREK BÜYÜME ORANI SAYI 10 'HEDEFÝMÝZ EN BÜYÜK 10 EKONOMÝ ARASINA GÝRMEK' Baþbakanýmýz, Ulusa Sesleniþ konuþmasýnda Türkiye'nin potansiyelinin de hedeflerinin de büyük
GÝRÝÞ. Bu anlamda, özellikle az geliþmiþ toplumlarda sanayi çaðýndan bilgi
GÝRÝÞ Ýnsanoðlu günümüzde dünya tarihinde belki de bilginin en kýymetli olduðu dönemi yaþamaktadýr. Çaðýmýzda bilgiye sahip olmanýn ya da bilgi kaynaðýna kolaylýkla ulaþabilmenin önemi her geçen gün artmaktadýr.
OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ
OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ com Hakkýmýzda Firma Hakkýnda Otomasyon sektörünün önde gelen firmalarýndan olan ECM ENDÜSTRÝYEL OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ, kurulduðu tarihten bu yana uzmanlaþtýðý her alanda, ülkemizde
Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý
NOT : Bu bölüm önümüzdeki günlerde Prof.Dr. Hüner Þencan ýn incelemesinden sonra daha da geliþtirilerek son halini alacaktýr. Zaman kaybý olmamasý için büyük ölçüde- tamamlanmýþ olan bu bölüm web e konmuþtur.
T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken
Konular 5. Eðitimde Kullanýlacak Araçlar 23. Örnek Çalýþtay Gündemi 29. Genel Bakýþ 7 Proje Yöneticilerinin Eðitimi 10
Proje Yönetimi ÝÇÝNDEKÝLER Konular 5 Genel Bakýþ 7 Proje Yöneticilerinin Eðitimi 10 Eðitimde Kullanýlacak Araçlar 23 Araç 1: Araþtýrma sorularý Araç 2: Belirsiz talimatlar Araç 3: Robotlar 28 Örnek
DONALD JOHNSTON OECD GENEL SEKRETERÝ INTERVIEW DONALD JOHNSTON OECD GENERAL SECRETARY
söyleþi - interview ÝKTÝSAT ÝÞLETME ve FÝNANS SÖYLEÞÝ DONALD JOHNSTON OECD GENEL SEKRETERÝ INTERVIEW DONALD JOHNSTON OECD GENERAL SECRETARY Bu söyleþi, Genel Yayýn Yönetmenimiz Ali Bilge tarafýndan 15
rm o f t a l ip j o l o n ek gýda T a d ý G m için ya þ a i ye Türk u ulusal GIDA TEKNOLOJÝ PLATFORMU y a þ a m i ç i n g ý d a Kaynak: 2010 Envanteri (TGDF) Gýda Sektörü 73.722.988 nüfus Hane halký gýda
ݺletmelerin Rekabet Gücünün Artýrýlmasý. Dýºa Açýlmalarýna Mali Destek Programý
ݺletmelerin Rekabet Gücünün Artýrýlmasý ve Dýºa Açýlmalarýna Mali Destek Programý 2010 içindekiler Orta Karadeniz Kalkýnma Ajansý Kalkýnma Ajanslarýnýn Kuruluþ Amaçlarý Vizyonumuz Misyonumuz Orta Karadeniz
TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi Açýldý TOHAV'ýn mülteci ve sýðýnmacýlara yönelik devam ettirdiði çalýþmalar kapsamýnda açtýðý SURUÇ MÜLTECÝ DANIÞM
MD Mülteci Danýþma M TOHAV e-bülten n S AYI: 1 TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi Ýletiþim Bilgileri Adres: Yýldýrým Mah. Ziyademirdelen Sok. N0: D: 1 Suruç/ÞANLIURFA Tel: 0 (414) 611 98 02 TOHAV Suruç
01 Kasým 2018
Geri Dönüþüm Markasý... www.adametal.com.tr 01 Kasým 2018 Ada Metal Demir Çelik Geri Dönüþüm San. ve Tic. A.Þ. 1956 yýlýndan bu yana, özellikle metal sektöründe, fabrikalarýn üretim artýklarýný toplayýp
KOBÝ'lere AB kapýsý. Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi
12 1 KOBÝ'lere AB kapýsý Export2Europe KOBÝ'lere yönelik eðitim, danýþmanlýk ve uluslararasý iþ geliþtirme projesi 2 3 Projenin amacý nedir Yurt dýþýna açýlmak isteyen yerli KOBÝ'lerin, Lüksemburg firmalarý
TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi'nden Haberler *1 Þubat 2016 tarihinde faaliyetlerine baþlayan Suruç Mülteci Danýþma Merkezi; mülteci, sýðýnmacý ve
MD Mülteci Danýþma M TOHAV e-bülten n S AYI: 2 TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi Ýletiþim Bilgileri Adres: Yýldýrým Mah. Ziyademirdelen Sok. N0: D: 1 Suruç/ÞANLIURFA Tel: 0 (414) 611 98 02 TOHAV Suruç
GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK
TOPLAM KALÝTE YÖNETÝMÝ VE ISO 9001:2000 KALÝTE YÖNETÝM SÝSTEMÝ UYGULAMASI KONULU TOPLANTI YAPILDI GRUP TOPLU ÝÞ SÖZLEÞMESÝ GÖRÜÞMELERÝNDE UYUÞMAZLIK YÝBÝTAÞ - LAFARGE GRUBUNDA KONYA ÇÝMENTO SANAYÝÝ A.Þ.
Corporate Stars, Türkiye nin en iyi markalarını bir araya getiren sosyal bir iş platformudur.
POWERED BY Corporate Stars, Türkiye nin en iyi markalarını bir araya getiren sosyal bir iş platformudur. Corporate Stars her yýl Türkiye nin en iyi kurumsal firmalarýný bir araya getirir. Oluþturduðu sinerji
O baþý baðlý milletvekili Merve Kavakçý veo refahlý iki meczup milletvekili þimdi nerededirler?
28 Þubat Bildirisi MGK'nun 28 Þubat 1997 TARÝHLÝ BÝLDÝRÝSÝ Aþaðýdaki bildiri, o günlerdeki bir çok tehdidin yolunu kapatmýþtý. Ne yazýk ki, þimdiki Akepe'nin de yolunu açmýþtýr. Hiç bir müdahale, darbe
MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623
MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL
BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði
BÝMY 16 - TBD Kamu-BÝB XI Bütünleþik Etkinliði Türkiye Biliþim Derneði, biliþim sektöründe çalýþan üst ve orta düzey yöneticilerin mesleki geliþimi ve dayanýþmalarýný geliþtirmek amacýyla her yýl düzenlediði
Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.
MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA
Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda
Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,
... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,
MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de
KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)
V KAMU MALÝYESÝ 71 72 KAMU MALÝYESÝ Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. A. KONSOLÝDE BÜTÇE UYGULAMALARI 1. Genel Durum 1996 yýlýnda yüzde 26.4 olan
SENDÝKAMIZDAN HABERLER
SENDÝKAMIZDAN HABERLER Sendikamýza Üye Ýþyerlerinde Çalýþanlardan Yýlýn Verimli Ýþçisi Ve Ýþvereni Seçilenlere Törenle Plaketleri Verildi 1988 yýlýndan bu yana Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) nce gerçekleþtirilen
T.C YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI
Yargýtay Kararlarý T.C Esas No : 2005 / 37239 Karar No : 2006 / 3456 Tarihi : 13.02.2006 KARAR ÖZETÝ : ALT ÝÞVEREN - ÇALIÞTIRACAK ÝÞÇÝ SAYISI Davalý þirketin ayný il veya diðer illerde baþka iþyerinin
Laboratuvar Akreditasyon Baþkanlýðý Týbbi Laboratuvarlar
Laboratuvar Akreditasyon Baþkanlýðý Týbbi Laboratuvarlar Týbbi Laboratuvar Akreditasyonu Akreditasyon, Akreditasyon; Laboratuvarların, Muayene, Belgelendirme kuruluşlarının ve Yeterlilik Deneyi Sağlayıcı
1. ÝTHÝB TEKNÝK TEKSTÝL PROJE YARIÞMASI
Yarýþmanýn Amacý 1. ÝTHÝB 1.ÝTHÝB Teknik Tekstiller Proje Yarýþmasý, Ýstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Ýhracatçýlarý Birliði'nin Türkiye Ýhracatçýlar Meclisi'nin katkýlarýyla Türkiye'de teknik tekstil sektörünün
2 - Konuþmayý Yazýya Dökme
- 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir
Organizatör Firma Cebeci Cad. No:54 Akatlar 34335 Ýstanbul Tel:0212 351 68 48 (pbx) Faks:0212 351 59 33 E-Posta: [email protected] BAHÇEÞEHÝR ÜNÝVERSÝTESÝ BEÞÝKTAÞ KAMPÜSÜ 11-12 Haziran 2008 SUNUM DOSYASI
ünite1 Sosyal Bilgiler
ünite1 Sosyal Bilgiler Ýletiþim ve Ýnsan Ýliþkileri TEST 1 3. Ünlü bir sanatçýnýn gazetede yayýnlanan fotoðrafýnda evinin içi görüntülenmiþ haberi olmadan eþinin ve çocuklarýnýn resimleri çekilmiþtir.
Genel Bakýþ 7 Proje nin ABC si 9 Proje Önerisi Nasýl Hazýrlanýr?
REC Hakkýnda ÝÇÝNDEKÝLER Konular 5 Genel Bakýþ 7 Proje nin ABC si 9 Proje Önerisi Nasýl Hazýrlanýr? Eðitimde Kullanýlacak Araçlar 21 Araç 1: Kaynaþma Tanýþma Etkinliði 23 Araç 2: Uzun Sözcükler 25 Araç
Platformdan Yeni ve Ýleri Bir Adým: Saðlýk ve Sosyal Güvence için Bir Bildirge
Platformdan Yeni ve Ýleri Bir Adým: Saðlýk ve Sosyal Güvence için Bir Bildirge Onaylayan Administrator Thursday, 05 August 2010 Son Güncelleme Thursday, 05 August 2010 HSGG GÜVENLÝ GELECEK ÝÇÝN SAÐLIK
Corporate Stars, Türkiye nin en iyi markalarını bir araya getiren sosyal bir iş platformudur.
POWERED BY Corporate Stars, Türkiye nin en iyi markalarını bir araya getiren sosyal bir iş platformudur. Corporate Stars her yýl Türkiye nin en iyi kurumsal firmalarýný bir araya getirir. Oluþturduðu sinerji
TÜRKÝYE'DE ALTERNATÝF TURÝZMÝN GELÝÞÝMÝNE YÖNELÝK DEÐERLENDÝRMELER Eylül 2014 Yayýn No: TÜSÝAD-T/2014-09/556 Meþrutiyet Caddesi, No: 46 34420 Tepebaþý/Ýstanbul Telefon: (0 212) 249 07 23 Telefax: (0 212)
MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154
MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn
ünite1 Sosyal Bilgiler Verilenlerden kaçý sosyal bilimler arasýnda yer alýr? A. 6 B. 5 C. 4 D. 3
ünite1 Sosyal Bilgiler Sosyal Bilgiler Öðreniyorum TEST 1 3. coðrafya tarih biyoloji fizik arkeoloji filoloji 1. Ali Bey yaþadýðý yerin sosyal yetersizlikleri nedeniyle, geliþmiþ bir kent olan Ýzmir e
Faaliyet Raporu. Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi
10 Faaliyet Raporu Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi Ýçindekiler Yönetim ve Denetim Kurulu Temettü Politikasý Risk Yönetim Politikalarý Genel Kurul Tarihine Kadar Meydana
T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI HANGÝ OKULDA OKUMAK ÝSTEDÝÐÝNE KARAR VERDÝN MÝ? Genel Liseler Fen Liseleri Sosyal Bilimler Anadolu Spor Güzel Sanatlar Askeri
ASKÝ 2015 YILI KURUMSAL DURUM VE MALÝ BEKLENTÝLER RAPORU
T.C. AYDIN BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ SU VE KANALÝZASYON ÝDARESÝ GENEL MÜDÜRLÜÐÜ TEMMUZ 215-1 215 YILI KURUMSAL DURUM VE MALÝ BEKLENTÝLER RAPORU KURUMSAL MALÝ DURUM VE BEKLENTÝLER RAPORU SUNUÞ 518 Sayýlý Kamu
STAJ BÝLGÝLERÝ. Önemli Açýklamalar
Öðrencinin Adý ve Soyadý Doðum Yeri ve Yýlý Fakülte Numarasý Bölümü Yaptýðý Staj Dalý Fotoðraf STAJ BÝLGÝLERÝ Ýþyeri Adý Adresi Telefon Numarasý Staj Baþlama Tarihi Staj Bitiþ Tarihi Staj Süresi (gün)
Kanguru Matematik Türkiye 2015
3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný
TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN
TÜRKÝYE BÜYÜK MÝLLET MECLÝSÝNÝN DIÞ ÝLÝÞKÝLERÝNÝN DÜZENLENMESÝ HAKKINDA KANUN Kanun Numarasý : 3620 Kabul Tarihi : 28/3/1990 Resmi Gazete : Tarih: 6/4/1990 Sayý: 20484 Dýþ Ýliþkiler MADDE 1- Türkiye Büyük
TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor
TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor Türkiye'nin insanlarý, mevcut saðlýk düzeyini hak etmiyor. Saðlýk hizmetleri için ayrýlan kaynaklarýn yetersizliði, kamunun önemli oranda saðlýk
Bu yayýn, Türkiye Yerel Gündem 21 Programý nýn þemsiyesi altýnda yürütülen Kent Konseyleri nin güçlendirilmesi ve yerel demokratik yönetiþim mekanizmalarý olarak iþlev görmelerine yönelik eðitim ve kapasite
7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012
7. ÝTHÝB KUMAÞ TASARIM YARIÞMASI 2012 KÝMLER KATILABÝLÝR? Yarýþma, Türkiye Cumhuriyeti sýnýrlarý dahilinde veya yurtdýþýnda okuyan T.C. vatandaþlarý veya K.K.T.C vatandaþý, 35 yaþýný aþmamýþ, en az lise
TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi'nden Haberler 1 Þubat 2016 tarihinde faaliyetlerine baþlayan Suruç Mülteci Danýþma Merkezi; mülteci, sýðýnmacý ve
MD Mülteci Danýþma M TOHAV e-bülten n S AYI: 3 TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi Ýletiþim Bilgileri Adres: Yýldýrým Mah. Ziyademirdelen Sok. N0: D: 1 Suruç/ÞANLIURFA Tel: 0 (414) 611 98 02 TOHAV Suruç
SSK Affý. Ýstanbul, 21 Temmuz 2008 Sirküler Numarasý : Elit /75. Sirküler
2008-75 SSK Affý Ýstanbul, 21 Temmuz 2008 Sirküler Numarasý : Elit - 2008/75 Sirküler Sosyal Güvenlik Kurumu'na Olan Prim Borçlarýnýn Ödeme Kolaylýðýndan Yararlanmamýþ Olanlara, Tekrar Baþvuru Ýmkâný Ge
Hiç Bitmeyen Destek. Örnek 100. Çözüm. Vakýflar 1. Bir hizmetin gelecekte
Hiç Bitmeyen Destek Vakýflar 1. Bir hizmetin gelecekte de yapýlmasý için bazý þartlarla ve resmi bir yolla ayrýlarak, bir topluluk veya bir kimse tarafýndan býrakýlan mülk ya da paraya vakýf denir. 2.
YAZI ÝÞLERÝ KARARLAR VE TUTANAKLAR DAÝRE BAÞKANLIÐI
YAZI ÝÞLERÝ KARARLAR VE TUTANAKLAR DAÝRE BAÞKANLIÐI ENCÜMEN VE KARARLAR ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ 5393 Sayýlý Belediye Kanununun 35. maddesi gereði Baþkanlýk Makamýnca Encümen Gündemine girmek üzere havale edilen
ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI
ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI MEMUR PERSONEL ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ GÖREV TANIMI Memur Personel Þube Müdürlüðü, belediyemiz bünyesinde görev yapan memur personelin özlük iþlemlerinin saðlýklý bir
Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.
Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma
BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN KURULUÞ: 27.05. / CHARTER: 21.06. / KULÜP NO: 83357 BAÞLIKLAR : 198. TOPLANTIMIZ - Terzioðlu Çiftliði Brunch En iyi bireyler kendilerinden çok ait olduðu toplumu düþünen, onun
ÇALIùMA HAYATINA øløùkøn ANAYASA DEöøùøKLøKLERø "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasýnýn Bazý Maddelerinin Deðiþtirilmesi Hakkýnda Kanun" Av.
ÇALI MA HAYATINA L K N ANAYASA DE KL KLER I. Avrupa Birliði sürecinde demokrasi ve insan haklarý açýsýndan önemli bir dönüm noktasý olarak kabul edilen Anayasa deðiþiklikleri, 17 Ekim 2001 tarih ve 24556
Sunuþ. Türk Tabipleri Birliði Merkez Konseyi
Sunuþ Bu kitap Uluslararasý Çalýþma Örgütü nün Barefoot Research adlý yayýnýnýn Türkçe çevirisidir. Çýplak ayak kavramý Türkçe de sýk kullanýlmadýðý için okuyucuya yabancý gelebilir. Çýplak Ayaklý Araþtýrma
KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için
NEDEN KOBÝ lerin iþ süreçlerini daha iyi yönetebilmeleri için SAP Business One çözümünü seçmelerinin nedeni 011 SAP AG. Tüm haklarý saklýdýr. SAP Business One müþterileri SAP'ye olan güvenlerini gösteriyor.000+
Dövize Endeksli Kredilerde KKDF
2009-10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF 1. Genel Açýklamalar: 88/12944 sayýlý Kararnameye iliþkin olarak
01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1
01 EKİM 2009 ÇARŞAMBA FAİZ SAYI 1 Düþen Faizler ÝMKB yi Yýlýn Zirvesine Çýkardý Merkez Bankasý ndan gelen faiz indirimine devam sinyali bono faizini %7.25 e ile yeni dip noktasýna çekti. Buna baðlý olarak
Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir
2008-96 Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir Ýstanbul, 19 Kasým 2008 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2008/96 Ücretlerin Bankalardan Ödenmesi Zorunlu Hale Getirilmiþtir 4857 sayýlý
BÝRÝNCÝ BASAMAK SAÐLIK HÝZMETLERÝ: Sorun mu? Çözüm mü?
BÝRÝNCÝ BASAMAK SAÐLIK HÝZMETLERÝ: Sorun mu? Çözüm mü? Hükümetler birinci basamak saðlýk hizmetleri konusundaki yasalarý açýkça çiðnemektedir. Türkiye saðlýk sisteminde, birinci basamaktaki kurumlar (saðlýk
15 Tandem Takým Tezgahlarý ndan Ýhtiyaca Göre Uyarlanabilen Kitagawa Divizörler Kitagawa firmasýnýn, müþterilerini memnun etmek adýna, standartý deðiþtirmesi yeni bir þey deðil. Bu seferki uygulamada,
Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta
Mikro Dozaj Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta ve aðýr hizmet tipi modellerimizle Türk
30 SORULUK DENEME TESTÝ Gönderen : abana - 10/11/ :26
30 SORULUK DENEME TESTÝ Gönderen : abana - 10/11/2008 12:26 Konu: 30 Soruluk Test Gönderim Zamaný: 21-Mart-2007 Saat 10:32 MALÝYET MUHASEBESÝ DENEME SINAVI 1- Aþaðýdakilerden hangisi maliyet muhasebesinin
1. Nüfusun Yaþ Gruplarýna Daðýlýmý
Köylerden (kýrsal kesimden) ve iþ olanaklarýnýn çok sýnýrlý olduðu kentlerden yapýlan göçler iþ olanaklarýnýn fazla olduðu kentlere olur. Ýstanbul, Kocaeli, Ýzmir, Eskiþehir, Adana gibi iþ olanaklarýnýn
Neden sendikalý olmalýyýz?
Neden sendikalý olmalýyýz? Türkiye Porselen Çimento Cam Tuðla ve Toprak Sanayi Ýþçileri Sendikasý DÝSK/CAM KERAMÝK-ÝÞ GENEL MERKEZÝ Merkez Mah. Doðan Araslý Cad. No: 133 Örnek Ýþ Merkezi Kat 3 Daire 58
Araþtýrma Hazýrlayan: Ebru Kocamanlar Araþtýrma Uzman Yardýmcýsý Gýda Ürünlerinde Ambalajýn Satýn Alma Davranýþýna Etkisi Dünya Ambalaj Örgütü nün açýklamalarýna göre dünyada ambalaj kullanýmýnýn %30 unu
Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28
BASIN AÇIKLAMALARI TMMOB EMO ADANA ÞUBESÝ 12. DÖNEM ÇALIÞMA RAPORU BASIN AÇIKLAMALARI
BASIN AÇIKLAMALARI Egemenler Arasý Dalaþýn Yapay Sonucu Zamlar EKONOMÝK KRÝZ VE ETKÝLERÝ 6 Aðustos 1945'te Hiroþima'ya ve 9 boyutu bulunmaktadýr. Daha temel nokta Aðustos 1945'te Nagasaki'ye
BURSA BADEMLÝ BADEMLÝBÜLTEN 2013-14 Ron BURTON U.R. 2440 Bölge Baþkaný Esat KARDIÇALI 1. Grup Baþkan Yardýmcýsý Serdar DURUSÜT Ali Ýhsan&Hande PALALI 2013-2014 Dönem Baþkaný KURULUÞ: 27.05. / CHARTER:
ASÜD 06 Mart 2009'da 13 süt ve süt ürünleri üreticisi tarafýndan kuruldu. 110'a ulaþan üye sayýsý ile süt sektörünün en büyük ve en yetkili kuruluþudu
SÜT SANAYÝÝNDE YENÝ YAKLAÞIMLAR TOPLANTISI - YENÝ SÜT MEVZUATI ve UYGULAMALARI TÜRKÝYE DE SÜT SEKTÖRÜ Dr. Ýsmail MERT ASÜD Genel Sekreteri 20.09.2012 GÖNEN- BALIKESÝR ASÜD 06 Mart 2009'da 13 süt ve süt
Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi Kesintisi
2009-11 Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi Kesintisi Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/11 Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi
1 Sinmiþ analar, kavruk çocuklar Her sene bazý çevreler ve kiþiler "kadýnlar günü de ne demek, erkekler günü diye bir sey var mý ki'' "Aslýnda bir gün deðil, her gün kadýnlar günü
Barodan Haberler. Edinilmiþ Mallara Katýlma Semineri (Akþehir) Anayasa Mahkemesine Bireysel Baþvuru Semineri. Türk Borçlar Kanunu Semineri
Barodan Haberler Edinilmiþ Mallara Katýlma Semineri (Akþehir) Baromuzca Akþehir Ýlçesinde Türk Medeni Kanunu'nda Edinilmiþ Mallar ve Tasfiyesi ile Aile Konutu konulu konferans gerçekleþtirildi. Meslektaþlarýmýzýn
Özelleþme! TMMOB Örneði ile Meslek Odalarýnda HABER BÜLTENÝ DOSYA. Atilla GÖKTÜRK (Prof.Dr., Muðla Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü)
TMMOB Örneði ile Meslek Odalarýnda Özelleþme! Atilla GÖKTÜRK (Prof.Dr., Muðla Üniversitesi, Kamu Yönetimi Bölümü) Giriþ Bu yazýnýn ana temasý meslek örgütleri için bir örnek oluþturan Türk Mühendis ve
KAMU YÖNETÝMÝNDE YENÝDEN YAPILANMA: 1. Deðiþimin Yönetimi Ýçin Yönetimde Deðiþim
KAMU YÖNETÝMÝNDE YENÝDEN YAPILANMA: 1 Deðiþimin Yönetimi Ýçin Yönetimde Deðiþim T.C. Baþbakanlýk Ankara, Ekim 2003 Kamu Yönetiminde Yeniden Yapýlanma: 1 Deðiþimin Yönetimi Ýçin Yönetimde Deðiþim T. C.
Sanayici ve Ýþadamlarý Derneði www.tutevsiad.org BÝRLÝKTEN KUVVET DOÐDU TÜRK-ÇÝN EKONOMÝK VE TÝCARÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ FORUMU NDA BÝZDE TÜTEVSÝAD OLARAK YERÝMÝZÝ ALDIK T.C. Baþbakaný Recep Tayyip Erdoðan'ýn 8-11
Eðitim Baþvurularý Hakkýnda; -Eðitim katýlýmcý sayýsý ve eðitim tarih deðiþiklikleri Odamýz tarafýndan belirlenmektedir. -Eðitimlerimizle ilgili tüm güncel bilgiler www.corlutso.org.tr internet adresindeki
Motor kademeleri ile otomasyon seviyeleri arasýnda akýllý baðlantý Akýllý Baðlantý Siemens tarafýndan geliþtirilen SIMOCODE-DP iþlemcilerin prozeslerinin hatasýz çalýþmasýný saðlamak için gerekli tüm temel
3T, metal iþleme sektöründe marka fuarlar arasýnda 3T Uluslararasý Metal Ýþleme, Kalýp, Otomasyon Teknolojileri ve Yan Sanayi Ürünleri Fuarý 15-18 Mayýs 2008 tarihleri arasýnda Ýzmir Kültürpark Uluslararasý
SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ
KOCAELI BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ ULUSLARARASI KATILIMLI SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ 8-11 MAYIS 2011 SABANCI KÜLTÜR MERKEZÝ - KOCAELÝ SÝGARA ve SAÐLIK ULUSAL KOMÝTESÝ ÖNSÖZ Deðerli Tütün Kontrol Gönüllüleri,
ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ
ÝÞÇÝ SAÐLIÐI VE ÝÞ GÜVENLÝÐÝ PROJESÝ EÐÝTÝM SEMÝNERÝ RESÝMLERÝ Çimento Ýþveren Dergisi Özel Eki Mart 2003, Cilt 17, Sayý 2 çimento iþveren dergisinin ekidir Ýþçi Saðlýðý ve Ýþ Güvenliði Projesi Sendikamýz
