RÖNESANS A HAZIRLIK-1 (Barut ve Pusula) Ortaçağın teknik ilerlemeleri, dünyayı denetimleri altına almak ve böylece daha iyi anlayabilmek için Avrupalılara klasik mirasın verebileceğinden çok daha büyük bir güç sağlayan icat ve keşiflerin kendi çıkarları doğrultusunda kullanılması ve geliştirilmesi sayesinde mümkün olmuştur. Büyük buluşların (pusula, barut, kağıt vb.) hiçbirinin feodal Avrupa da ortaya çıkmamış olması anlamlıdır. Alkol ve saat dışındaki tüm icatlar Doğu dan özellikle de Çin den gelmiştir. BARUT Barutun ilk ortaya çıkışı incelendiğinde, onun ne bir savaş aracı ne de yanıcı bir madde olduğu görülür. O, en eski mistik inançların kaynayan kazanından doğan ve herşeyin özü olan iksirin aranmasıyla başlayan bir serüvenin sonucudur. Uygarlıklar Beşiği ülkelerinde daima rastlanan ve astronomlara göre astrologlar ne ise, kimyacılara göre o demek olan simyagerler, gerçeğin gizemli doğasını keşfedebilmek için çeşitli maddelerin özlerini ve birbiriyle olan ilişkilerini anlamaya çalışıyorlardı. Çinli simyacılar uzun süren çalışmalardan sonra MS.1.binyılın sonlarına gelirken, artık organik bazı maddelerin çürümesiyle elde edilen güherçile (potasyum nitrat) içeren materyaller hakkında bilgi sahibi olmuşlardır. Güherçile gerçekten de tuhaf bir maddedir. Yanarken sadece oksijenle birleşmekle kalmaz, kendi bünyesindeki yüksek oranda oksijeni de verir, yani yangın çıkmasına hiç uygun olmayan ortamlarda bile inatla ve şiddetle yanar. Çinli simyacılara göre güherçile barutun prensi, diğer katkı maddeleri olan sülfür ve odun kömürü ise vezirleriydi. Bunun nedenini ise simya prensiplerine göre şöyle açıklamaktaydılar: güherçile dikey olarak genişlerken, örneğin sülfür yatay olarak genişliyordu. Bununla anlatılmak istenen, güherçilenin çok uçucu olmasına karşın, diğer iki maddenin uçucu olmamasıdır. Barutun yanma hızını belirleyen hayati faktör, karışımın içindeki güherçile oranıdır. Sülfür ve odun kömürü de patlamaya iştirak eder, ama asıl önem taşıyan güherçiledir. Eğer karışımda bol miktarda güherçile varsa, barut çok hızlı yanacaktır. Eğer karışımın yüzde 75 i güherçileden oluşmaktaysa, öyle hızlı yanacaktır ki, gaz haline geçişle birlikte 3000 katlık bir genleşme olacaktır; yani tam anlamıyla büyük bir patlama. Böylesi alev alıcı ve fırlatıcı özellikleri olan bir maddenin, bir süre sonra savaşlarda kullanılması kaçınılmazdır. Çinliler, baruttan önce ateşe attıkları çin bambularının patlamasına alışkın olduklarından bambudan havai fişeğe geçişte çok zorluk yaşamamışlardır. 13. Yüzyılın sonlarına doğru, Çin de yeni yıl kutlamalarının en az günümüzdeki kadar gürültülü ve dumanlı geçtiğini söyleyebiliriz. Barutun genleşmesiyle ortaya çıkan gazların hem çeşitli nesneleri fırlattığını ve hem de bu nesnelerin içinde bulunan şarapnel benzeri parçaları etrafa saçtığını Çinliler baştan beri biliyorlardı. Çinlilerin bambu ile olan tanışıklığı, bu buluşta da önemli rol oynamış olabilir. Zaten top da, patlamayla çıkan gazların bir tüp içindeki mermiyi, yüksek hızla namludan fırlatması esasına dayanan bir sistemdir. 14.yüzyılda gelişen top teknolojisi, bir sonraki yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Çin in bir adım ardından gelen uygarlıklar beşiği diğer ülkelerin ordularında da standart hale gelmişti. İmalat ve kullanım gibi çeşitli aşamalarında pek çok zorlukla karşılaşılmasına rağmen insanların ateşli silahları benimsemeye bu kadar can atmalarının başka bir nedeni olabilir miydi? Evet, biz insanlar patlayan ve yanan şeyleri çok severiz ve bu duygumuzu hem kutlama hem de savaş esnasında açığa vururuz. (Milenyum kutlamalarında zengin fakir ayrımı olmaksızın bir anlık havai fişek gösterisi için inanılmaz paralar harcanmıştır) Bu anlamda Patlamanın insanoğlunun, ateş ve gök gürültüsüne duyduğu ilkel hayranlığı ortaya çıkardığı söylenebilir.
Nihayetinde Barut İmparatorlukları olarak nitelendirilecek çok uluslu devletlerin oluşumuna giden yol açılmış olacaktır. Bunlardan biri hatta öncüsü sayılabilecek Osmanlı Devleti, Fatih Sultan Mehmet döneminde gerçekleşen İstanbul un fethi esnasında barut çağının ilk göz kamaştırıcı silahını da imal etmiştir. Türklerin top destekli bu zaferi, barut ve ateşli silahlar teknolojisinin gelişerek geniş çaplı kullanıma girmesinde etkili olmuştur. Böylelikle yeni barut imparatorlukları tarih sahnesindeki yerini almaya başlamışlardır. PUSULA Karalar gözden kaybolduktan sonra, denizde artık deneysel kurallara dayanılarak yol bulmak ve bunu sürdürmek imkânsızdı. Bilimsel tekniğe başvurmak zorunlu olmuştu. Gidilecek mesafe çok uzak oldu mu, dünyanın küresel yüzeyi düz bir planda gösterilemiyordu. Bu nedenle, gemiciler son çare olarak XVI. yüzyıla kadar kullanılacak Yer yuvarlağı na başvurdular; artık geminin bulunduğu yer, enlem ve boylamlara göre belirlenmekteydi. Bunun için de X. yüzyılda Araplardan gelme usturlaplar kullanılmakta; bunlarla yıldızların yükseltisi bulunarak kabaca bir enlem-boylam tayini yapılmaktaydı. Ne var ki, boylam hesaplarında birkaç dereceye varan hatalar yapıldığından, işler karışıyordu. Gemiciler, bu çocukluk çağındaki yöntemlerle kalmış olsalardı, kıyılardan uzaklaşmaya dünyada cesaret edemezlerdi. Ama neyse ki, ellerinde pusula vardı. Pusula : İşte bir Çin icadı daha! Isın sülâlesi zamanında (265-419), Çinliler mıknatıslı bir iğne sayesinde Güney i belirleyebiliyorlardı. İğnenin bu özelliğinden yararlanmak için 424 te Mıknatıslı arabalar yapıldı. Bu arabalar, dikey bir eksen çevresinde dönen bir heykel taşımaktaydı. Heykel, içinde gizli bulunan bir mıknatısın etkisiyle hep güneye dönük dururdu. Fransa da pusuladan ilk olarak 1200 de söz edilmeye başlandı. Bunu, 1207 de İngiltere ve 1213 te İzlanda izledi. Pusulanın ilkel bir yapısı vardı o zamanlar. İlk önemli gelişmeyi gerçekleştiren Pierre de Maricourt oldu (1269). İğneyi bir mile geçirdikten sonra, bunu bir yanı saydam ve derecelenmiş bir kutunun içine yerleştirdi. Böylece gemicilerin pergeli halini alan bu gereç, artık onlara etkili bir rehber olabilecek; bilinmeyen denizlere açılmalarını ve büyük keşifler çağını açmalarını sağlayacaktı. Pusula, yön gösteren, kerteriz alıp mevki bulmaya yardım eden mıknatıslı veya cayro ile çalışan seyir aletidir. İtalyanca Bussola kelimesinden Türkçeye girmiştir. Sonuç olarak: Yine ilk kez Çinlilerin kullandığı pusula daha çok Arap tüccarlar tarafından Avrupa ya tanıtılmıştır. Haçlı seferleri sırasında kullanımı yaygınlaşmaya başlayan pusula sayesinde daha önce açık denizlere açılmaya cesaret edemeyen denizciler cesaretlendiler. Kristof Kolomb un sapma açısı üzerinde yaptığı değişiklik sayesinde denizciler daha güvenli yolculuk yapmaya başladılar. Özellikle okyanus kıyısındaki Portekiz ve İspanyolların denize dayanıklı gemiler yapması sayesinde coğrafi keşiflerin önü açıldı. Coğrafi Keşifler Coğrafi Keşiflerin Nedenleri A-) Ekonomik Nedenler: İpek ve baharat yolunun Müslümanların elinde bulunması. Avrupa nın, doğunun zenginliklerini ele geçirmek istemesi.
B-) Siyasi Nedenler: Kralların, siyasi güç ve ekonomik kazanımlar elde etmek istemeleri. C-) Bilimsel Nedenler: Pusulanın icadı Coğrafya bilgisi ve haritacılık alanlarında gelişmeler yaşanması Matbaanın geliştirilmesiyle bilgi birikiminin artması Gemi yapım tekniğindeki gelişmeler. D-) Dini Nedenler: Hristiyanlığı yayma düşüncesi. KEŞİFLER AMERİKA nın KEŞFİ (Kristof Kolomb, Ameriko Vespuçi) ÜMİT BURNU nun KEŞFİ (Bartelmi Diyaz, Vasko Dö Gama) DÜNYANIN DOLAŞILMASI (Macellan, Del Kano) COĞRAFİ KEŞİFLER Gemici Henry Keşifler Portekizli Gemici Henry tarafından başlatılmış ve diğerleri tarafından devam ettirilmiştir. 1394 te doğan Henry ve denizcilerince keşfedilen bölge küçük de olsa, bilinmeyen ülkelere doğru ilk ve en zor adımı atmış oldu. Henry, 12 yıl içinde 14 sefer düzenledi, fakat hepsi Afrika nın batı kıyılarında, Kanarya Adaları yakınlarında bulunan Bojador Burnu ndan geri döndü. Bu, denizcilerin gitmeye cesaret edebildiği en güney noktaydı. Denizciler, ekvatorda, Karanlığın Yeşil Denizi diye bilinen bir bölgede Güneş in Dünya ya çok yaklaştığına, bu nedenle de derilerinin yanıp kavrulacağına, denizin kaynadığına, girdapların olduğu, koyu yeşil bir sisle kaplı olan bu bölgede canavarların iştahla yemek için kendilerini beklediğine inanıyorlardı. Sonunda 1434 te Henry nin denizcilerinden biri tayfalarını korku yaratan burnun ötesine geçmeye ikna etti. Adamların hayatta kalarak başarılarını anlatmaları sonucunda diğer Portekizli denizcilerde giderek daha güneye yolculuklar yapmaya başladılar. Henry 1460 yılında öldüğünde bilinmeyen bölgelere giden yolların açılmasına verdiği esinle hatırlanacaktı.
Bartholomeu Dias Bartholomeu Dias açılan yoldan ilerleyenlerden biri ve Afrika kıtasının güney ucu olan Ümit Burnu'nu ilk kez gemiyle dolaşan kişidir. Dias 1486 da Portekiz Kralı II. Joao'dan gizli tutulması gereken bir görev alır. Bu görev Afrika kıtasının en uç noktasına gitmek, burayı dolaşmak ve eğer mümkünse Hindistan'a kadar giderek bu deniz yolunu keşfetmektir. Dias 70 yıldır aranan, Afrika'yı dolaşarak Hindistan'a açılan yolu keşfettiğini fark eder. Dias aslında Ümit Burnu'nu dolanmıştır. Ancak mürettebatında baş gösteren bir hastalıktan dolayı geri dönmek zorunda kalır. Geri dönüş yolunda Ümit Burnu'nu Fırtınalar Burnu olarak adlandırdı. Bugünkü isim olan Ümit Burnu,Portekiz Kralı Joao tarafından, yakında Hindistan yolu keşfedilecek ümidiyle verilmiştir. Bazı kaynaklar ise bu ismin, gemicilerin moralini bozmamak gayesi ile değiştirildiğini söyler. Dias 16 ay sonra, Aralık 1488 sonunda Portekiz'e geri döndü. Bu seyahat gizli tutulduğundan elde yazılı olarak detayları anlatan bir belge ve çizimler hiç mevcut olmamıştır. Dias'ın dönüşünden sonra ilk Hindistan yolculuğu için sadece danışmanlık yapmış, bu yolun deniz haritalarını oluşturmuş ve bu yolu takip edecek gemilerin donanımlarından sorumlu olmuştur. Bununla birilkte yolculuğa çıkan Vasco da Gama'ya Cabo Verde (Yeşil Burun) Adaları'na kadar eşlik etmiştir. Kral II. Joao'nun yerine geçen I. Manuel'in niçin Dias'ı degil de Vasco da Gama'yı görevlendirdiği bilinmiyor. Vasco De Gama Dias ın yanından ayrılmasından sonra Vasco de Gama ve adamlarının Ümit Burnu na ulaşmaları dört ay sürdü. Dört gemi ve 170 adamla yola çıkan Gama nın salgın hastalıklarla yolda o kadar çok adamı ölmüştü ki gemi kullanacak yeterli sayıda adam kalmadığından gemilerden birini yakmıştır. On ay sonra Hindistan ın Kalküta kentine varır. Hintli prensler kendisini iyi karşılamasına rağmen elindeki mallar Hintlilerin muhteşem zenginliği ile boy ölçüşebilecek ölçüde değildi. Tek alabildiği az miktarda baharat oldu. Üç ay Hindistan da kaldıktan sonra Portekiz e doğru dönüş yoluna koyuldular. Yurda döndüğünde Gama bir kahraman gibi karşılandı. Yanında çok az mal örneği getirmişti ama o kadarı bile krala Hindistan da iyi ticaret olanakları olduğunu kanıtlamaya yetti. Gama nın yolculuğu bir çok Portekizli tacire ticaret yolunu açtı. Kristof Kolomb Kristof Kolomb, bu kaşiflerin arasında belki de en ünlüsüdür. Ancak, Kolomb en büyük keşfi olan Amerika yı yanlışlıkla bulmuştu. 1451 de İtalya nın Cenova kentinde doğan Kolomb, Uzakdoğu ya gitmeyi çok istiyordu. Nedenleri ise şu sözlerle özetlenmektedir: Altın, Tanrı ve Hitay. Ona göre altın, Çin ve Japonya dan yurda baharatlar ve ipek getirerek zengin olmaya karşılık geliyordu.
Tanrı, Kolomb un Hristiyanlığı yayma ve Tanrı adına yeni topraklar alma düşüncesini temsil ediyordu. Bu, o sıralarda Avrupalılar arasında yaygın bir amaçtı ve tek başına bile değerliydi. Hitay ise Ortaçağ Avrupası nda Kuzey Çin e verilen addır. Kolomb çıktığı ilk seferde Amerika açıklarındaki Bahamalar ın Watling Adasına ulaştı. Ancak Hitay a vardığından emindi. Uzakdoğu ya varmasının ne kadar süreceğini inanılmaz ölçüde yanlış hesaplamış olması hem gördüğü karaya şaşırmamasına hem de yaşadığı sürece bu yanlışı kabul etmeyerek keşfinin öneminin farkına varamamasına neden olmuştur. Magellan Dünyanın çevresini ilk kez dolaşan denizci ise Portekizli Macellan dır. Portekiz kralı ile yaşadığı tartışma söz konusu seferini İspanya adına gerçekleştirmesine sebep olmuştur. Beş gemi ile yola çıkan Macellan, isyan hastalık, açlık ve ölümlerle geçen zorlu yolculuğunu üç yılda (1519-1522) ve Vittoria adlı kalan tek gemiyle tamamlayabilmiştir. Coğrafi Keşiflerin Sonuçları A-) Ekonomik Sonuçlar: Akdeniz limanları eski önemini kaybetmiştir. Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar (Lizbon, Bordo, Anvers, Rotterdam, Londra gibi) önem kazanmıştır. Keşfedilen yerlerin önemli madenleri Avrupa ya taşınmıştır. Böylece zenginlik kaynağı olan toprak yerini altın ve gümüş gibi kıymetli madenlere bırakmıştır. Yeni ticaret yollarının bulunmasıyla kara ticaret yolları, deniz ticaret yollarıyla rekabet edememiştir. Bankacılık ve borsacılık gelişmiş, ticari kapitalizme neden olmuştur. Tarım ekonomisi yerini para ekonomisine bırakmıştır. Yeni bitki ve hayvan türleri tanınmış ve bunlar Avrupa ülkelerinde üretilmeye başlanmıştır. B-) Siyasi Sonuçlar: Önce İspanyol ve Portekizliler daha sonra da diğer Avrupa devletleri geniş topraklar elde ederek sömürge imparatorlukları kurmuşlardır. C-) Bilimsel Sonuçlar: Yeni kıtalar yeni bitki türleri bulunmuştur. İnsanlarda merak ve araştırma arzusu uyanmıştır. Rönesans ve Reform Hareketlerine zemin hazırlamıştır. Amerika da oldukça ileri seviyede olan Aztek ve İnka medeniyetlerinin varlığı ortaya çıkmıştır. D-) Dini Sonuçlar: Hristiyanlığa ait inançlar temelinden sarsılmış, özellikle kiliseye olan güven azalmıştır.
Hristiyanlık yeni ülkelere yayılmıştır. Yeni keşfedilen yerlere gerçekleşen önemli orandaki göçler Avrupa Uygarlığını buralara taşımıştır. Avrupa toplumlarında dünya zenginliklerinden yararlanma isteği artmıştır.