BAĞLAŞIMCILIK HAZIRLAYAN: Mustafa GÜNENDİ
Edward Lee Thorndike (1874-1949)
Thorndike ilk yazılarında, öğrenmenin temelinin, duyusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ olduğunu kabul etmektedir. Bu yüzden Thorndike ın kuramı bağ psikolojisi ya da bağlaşımcılık olarak adlandırılmaktadır.
THORNDIKE IN ÖĞRENMEYE İLİŞKİN TEMEL GÖRÜŞLERİ Bağlaşımcılık Seçme ve Bağlama Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur
BAĞLAŞIMCILIK Thorndike çağrışımı, duyusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağla açıklamaktadır. Thorndike uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığına inanmaktadır. Bağlaşım, uyarıcı ve tepki arasında sinirsel bağın kurulmasına işaret etmektedir.
SEÇME VE BAĞLAMA (SELECTİNG AND CONNECTİNG) Thorndike a göre, öğrenme temel olarak bir deneme-yanılma sürecidir. Thorndike bunu daha sonra seçme ve bağlama yoluyla öğrenme olarak adlandırmıştır. Öğrenici olan organizma (insan ya da hayvan), amacına ulaşmak zorunda olduğu problemli bir durumla karşılaşırsa amacına ulaşmak için pek çok davranış yapar. Öğrenici olan organizma daha sonra aynı uyarıcı koşullarda kendisini amaca ulaştıran tepkileri seçer, amacına götürmeyen, başarısız olan tepkileri eler.
Thorndike deneylerini köpeklerle, balıklarla ve maymunlarla da yapmakla birlikte esas olarak kedilerle yapmıştır.
ÖĞRENME KÜÇÜK ADIMLARLA OLUŞUR Thorndike, problemi çözme süresi, ardışık denemelerin sonucunda yavaş yavaş kısaldığından öğrenmenin birdenbire içgörüsel bir şekilde değil, yavaş yavaş oluştuğuna karar vermiştir. Sonuç olarak öğrenmede doğrudan seçme ve bağlaşım vardır. İnsanoğlu dahil bütün memeliler aynı yolla öğrenir.
THORNDIKE IN ÖĞRENME KURAMININ TEMEL KANUNLARI 1. HAZIRBULUNUŞLUK KANUNU 2. TEKRAR KANUNU 3. ETKİ KANUNU
Hazırbulunuşluk Kanunu a. Bir kişi, etkinlik göstermeye hazır ise, etkinliği yapması da mutluluk verir. b. Bir kişi, etkinliği göstermeye hazır fakat, etkinliği yapmasına izin verilmezse, bu durum bireyde kızgınlık yaratır. c. Bir kişi, etkinliği yapmaya hazır değil ve etkinliği yapmaya zorlanırsa birey kızgınlık duyar.
Tekrar Kanunu Thorndike tekrar ve etki yasalarını 1930 dan önce farklı açıklarken 1930 dan sonra geliştirerek değiştirmiştir. 1930 dan sonra Thorndike tekrar yasasını tamamen değiştirmiştir. Sadece tekrar etme bağı güçlendirmediği gibi, kullanmama da bağın gücünü azaltmaz. Bununla birlikte tekrar etmek, bağın gücünde az bir gelişme sağlayabilir, kullanmama da biraz unutmaya yol açabilir. Ancak, her tür amaç için tekrar yasası uygun değildir.
Etki Kanunu 1930 dan önceki etki kanununa göre, tepkinin doğurduğu sonuç, uyarıcı ve tepki arasındaki bağın güçlenmesine ya da zayıflamasına neden olmaktadır.
Thorndike 1930 dan sonra, daha önce önerdiği Etki Kanunu nun yarı yarıya doğru olduğunu belirlemiştir. Bu durumda, uyarıcıya karşı yapılan tepki, haz verici bir durum yaratırsa, uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü artmaktadır. Ancak, tepki tatmin edici bir sonuç yaratmazsa, yani cezalandırılırsa bağın gücüne hiçbir etkisi olmamaktadır.
1930 DAN ÖNCEKİ İKİNCİL İLKELER Tepki Çeşitliliği Dikkat Çekici Uyarıcılar Öğrenici Özellikleri Benzetme Yoluyla Tepkide Bulunma Çağrışımsal Geçiş
Tepki Çeşitliliği Organizma bir problemle karşılaştığında, bir tepkide bulunur, o çözüm getirmezse bir başkasını dener. Bu durum, çözüme ulaştıran tepki bulununcaya kadar devam eder. Bu deneme-yanılma yoluyla öğrenmenin bir gereğidir. Bu takdirde çözüme ulaşma, yani öğrenme, organizmanın aktif olma eğilimini sürdürmesine bağlıdır.
Dikkat Çekici Uyarıcılar Öğrenici, problem ya da uyarıcı durumdaki, dikkat çeken, daha baskın olan öğeleri ya da uyarıcıları seçerek onlara tepkide bulunur; diğer önemsiz öğeleri, gereksiz ayrıntıları eler. Bir uyarıcı durumda nasıl tepkide bulunacağımız, hem dikkat ettiğimiz uyarıcıların ne olduğuna, hem de bu uyarıcılarla ilişkilendirdiğimiz tepkilerin neler olduğuna bağlıdır.
Öğrenici Özellikleri Thorndike, öğrenenin, öğrenme durumuna getirdiği özelliklerin önemini tanımaktadır. Davranışın genel yasası, herhangi bir dışsal uyarıcıya yapılan tepkinin, çevredeki uyarıcılara bağlı olduğu kadar, insanın koşullarına da bağlı olduğudur. İnsanın koşulları, iki başlık altında toplanmaktadır: kalıtım (değişmez) ve tutumlar (değişmeye açık).
Benzetme Yoluyla Tepkide Bulunma Yeni karşılaşılan bir durumda yapılan tepki, daha önce benzer bir durumda gösterilen tepkidir. Karşılaşılan iki durum arasındaki benzerlik büyük ise tepkilerdeki benzerlik de büyük olacaktır. Kuramcılar buna uyarıcı genellemesi adını vermişlerdir. Thorndike bunu transferde benzer öğeler teorisi olarak açıklamaktadır.
Çağrışımsal Geçiş Çağrışımsal geçiş, bir uyarıcı durumda gösterilen bir tepkinin, duruma yeni uyarıcıların eklenmesi ve eski uyarıcıların kademe kademe çıkarılmasıyla, tamamen yeni uyarıcılara da eski tepkinin gösterilmesidir.
1930 DAN SONRA THORNDIKE IN ÖĞRENME KURAMI Thorndike, 1930 dan sonra tekrar ve etki kanunlarını yeniden gözden geçirmiş ve düzeltmiştir. Ayrıca, 1930 dan sonra kurama yeni kavramlar eklemiştir. Bunlar: 1. Etkinin Yayılması 2. Ait Olma 3. Çağrışımsal Zıtlık
Etkinin Yayılması Pekiştirme, pekiştirilen doğru davranışın tekrar edilmesini sağladığı gibi, pekiştirilmeyen fakat pekiştirilen davranışla yan yana yer alan yanlış davranışın tekrar edilmesine de neden olmaktadır.
Ait Olma Thorndike ait olma kavramını iki şekilde kullanmıştır. Birincisi; uyarıcı bir durumda yer alan iki öğe birbirine aitse, ikisi arasında çağrışım olmakta; ancak bitişik olarak bulunan fakat birbirine ait olmayan öğeler arasında çağrışım meydana gelmemektedir. İkincisi; tepkinin meydana getirdiği etki, organizmanın ihtiyaçları ile ilişkili ise, öğrenme daha etkilidir.
Çağrışımsal Zıtlık Bireyler alfabedeki harfleri ileriye doğru daha kolay tekrar ederken geriye doğru daha zor tekrar ederler. İngilizce sözcük öğrenen kişi İngilizce- Türkçe sözlüğe bakmaya alışmışsa, Türkçe- İngilizce sözlüğe bakmakta zorlanabilir. Burada da olduğu gibi belirli uyarıcıtepki bağlarının yerine genel ilkeler öğrenilseydi o zaman bireyler her iki yönde de aynı kolaylıkla performans göstereceklerdi.
THORNDIKE IN EĞİTİME İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ Thorndike eğitimdeki uygulamaların bilimsel bir nitelik taşıması gerektiğine inanmaktadır. Psikoloji alanındaki bilgi ve bunun eğitime uygulanması yetersizdir.
Öğretmenin söylemesi ya da göstermesi ile öğrencinin öğrenemeyeceğini vurgular. Eğer ne öğretmek istediğini bilmezsen, hangi materyalleri sunacağını, hangi tepkileri bekleyeceğini, hangi tepkileri ne zaman pekiştireceğini de bilemezsin.
THORNDIKE IN ÖĞRENME KURAMININ EĞİTİM AÇISINDAN DOĞURGULARI Eğitimin bilimsel bir nitelik taşıyabilmesi için çıktılarının nesnel olarak gözlenebilir, ölçülebilir özellikler olması gerekmektedir. Bu birim de DAVRANIŞ tır. Hedef davranışları belirlerken, öğrencinin özellikleri, hazırbulunuşluk düzeyi dikkate alınmalıdır.
Öğrenciye kazandırılacak davranışların öğrencinin ihtiyaçlarını karşılayacak, onda haz yaratacak davranışlar olmasına özen gösterilmelidir. Öğrenme adım adım ve kolaydan zora doğru sağlanmalıdır. Öğretme-öğrenme ortamında, seçilecek uyarıcıların dikkat çekici ve hedef davranışa yöneltici nitelikte olmasına özen gösterilmelidir.
Doğru davranışlar hemen pekiştirilmeli, yanlış davranışlar da tekrar edilmeden hemen düzeltilmelidir. Okuldaki koşullar, gerçek yaşamın bir temsilcisi, bir benzeri olabildiği ölçüde, okulda öğrenilenler, okul dışına transfer edilebilir. Öğretme-öğrenme ortamında öğretmenin değil, öğrencinin etkin olması gerekmektedir.
KAYNAKÇA Bacanlı, H. (2002) Gelişim Ve Öğrenme, 6. Baskı, Ankara: Nobel Yayınları. Senemoğlu, N. (1998). Gelişim Öğrenme Ve Öğretim, Ankara: Özsen Matbaası. Yapıcı, Ş., M., (2005) Gelişim Ve Öğrenme Psikolojisi, Ankara: Anı Yayıncılık.