ALTINTEPE CÂMİİ İDEKİ YAZILAR VE MEÂLLERİ



Benzer belgeler
ی س ر و لا ت ع س ر ر ب ت م م ب ال خ ی ر

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

İLİ : GENEL TARİH : Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (Fâtiha, 1/5)

İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu.

Damla Yayın Nu: Editör Mehmet DO RU. Dil Uzman lyas DİRİN. Görsel Tasar m Uzman Cem ÇERİ. Program Gelifltirme Uzman Yusuf SARIGÜNEY

Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm

Kur ân-ı Kerîm den İçinde Hitabı Geçen Ayetler 2/Bakara 104: 2/Bakara 153: 2/Bakara 172 2/Bakara 178 2/Bakara 183

SAHÎH ÂŞÛRÂ FIKHI MUKADDİME:

Durûs Kitabı 1. Cilt Gramer Kuralları. Üç Hareke

Kısa İlm-i Hâl Bilgileri K I S A İ L M - İ H Â L B İ L G İ L E R İ. İ k i n c i B a s k ı. H a z ı r l a y a n

Esma-ül Hüsna ALLAH ın (c.c.) Güzel İsimleri

MEKANLAR - toplu halde -

تلقني أصول العقيدة العامة

BYK & ŞYK DERSLERİ. Yaptıklarına karşılık olmak üzere kendilerine nice sevindirici ve göz aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez.

Kolay Yolla Kur an ı Anlama

( ) 2 ﻥﺎﺗﺪﻴﺼﻗ ﻭ ﻥﺍﺮﻋﺎﺷ ﻕﺎﻳﺁﲑﻣﺩ ﻥﺎﻌﻨﻛ ﺭﻮﺘﻛﺪﻟﺍ ﺫﺎﺘﺳﻷﺍ :ﺩﺍﺪﻋﺇ

Kur'an'ı hızlı okumanın ve namazı hızlı kılmanın hükmü. Abdulaziz b. Baz

KUR AN-I KERİMİ ÖĞRENMENİN (OKUMANIN) FAZİLETİ HAKKINDA HADİS-İ ŞERİFLER

İmam Tirmizi nin. Sıfatlar Hususundaki Mezhebi

Duâ ve Duâ ile ilgili Âyet ve Hadîs ler D U Â. Duâ ile ilgili Âyet ve Hadîs ler. Arabca ve Türkçe. ba zı duâ örnekleri Y A Z A N

[ Arapça Gramer Özeti, Sözlük, İ rab (Kelime Analizi) ve Meal ] Sözlük İlaveli İ RABLI KUR AN ve MEALİ

KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ)

Bir kişinin kalbinde iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz. (İbn Hanbel, II, 349)

SEÇME DUALAR VE ZİKİRLER EVRÂD-I FETHİYYE

CENAB-I HAKK IN O NA İTAATİ KENDİNE İTAAT KABUL ETTİĞİ ZAT A SALÂT VE SELAM

Allah, ancak samimiyetle ve kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder. (Nesâî, Cihâd, 24)

EV SOHBETİ DERSLERİ. Biz insanı en güzel biçimde yarattık. (Tîn, 95:4)

خطبة الحاجة النساء: ٤/۲(

Kur an-ı Kerim I. Hafta 1 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ. Yrd.Doç.Dr. Alican DAĞDEVİREN

İman; Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman etmendir. Keza hayrı ve şerriyle kadere inanmandır.

Bayram hutbesi nasıl okunur? - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

Question. Neden Hz İsa Ruhullah (Allah ın ruhu) olarak adlandırılmıştır? Yüce Allah ın kendi ruhundan. Peygamberi Âdem e üflemesinin manası nedir?

Kur an Anahtarı احمد سداد اوستون

DUALAR DUANIN ÖNEMİ Dua

MARDİN MÜFTÜLÜĞÜ 2013 YAZ KUR AN KURSU HADİS YARIŞMASI HADİS VE TERCEMELERİ

(Dersini sabah namazından sonra yapmanı tavsiye etmekle birlikte, sana uygun olan en münasip bir vakitte de yapmanda bir sakınca yoktur.

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

DUA KAVRAMININ ANLAMI*

MEVLİD KANDİLİ VE HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) SEVGİSİ

ALLAH I SEVMEK VE ALLAH İÇİN SEVMEK SEVGİLERİN EN YÜCESİDİR

KURAN DA TEKRARLANAN AYETLER

SALÂT I NÛR VE TERCÜMESİ

SAHABE NİN ÖNDERİ HZ. EBU BEKİR

DUA KİTABIM 2016 HAZİRAN

5. Ünite 1, sayfa 17, son satır

İHSAN SOHBETLERİ İHSAN SOHBETİ

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

2015 YILI MEZİTLİ MÜFTÜLÜĞÜ

Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî nin Vird-i Settâr ı *

Peygamberlerin Kur an da Geçen Duaları

ÖRNEK VAAZLAR LÜTFİ ŞENTÜRK 299 CENNET VE NİMETLERİ

Mealli. Dua Mecmuası. Derleyen

Kur an-ı Kerim de Geçen Ticaret, Alım-Satım, Satın Alma Ayetleri ve Mealleri

KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK

Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler

Kur an okuma kuralları Namaz Duaları Tecvid Kuralları. Muhammed Nureddin Yekta

Suyun önemi faydaları

Cihad Gönderen Kadir Hatipoglu - Şubat :23:10. Cihad İNDİR

İslâm Dîni ne göre dünyevî ve uhrevî mutluluğun tek yolu Ehl-i sünnet ve l-cemâat esâslarına göre inanıp yaşamakdır İSLÂM DÎNİ NE GÖRE

EV SOHBETLERİ SOHBET Merhamet

ي ا ا ي ه ا ال ذ ين ا م ن وا ك ت ب ع ل ي ك م الص ي ام ك م ا ك ت ب ع ل ى ال ذ ين م ن ق ب ل ك م ل ع ل ك م ت ت ق ون

Dua ve Sûre Kitapçığı

HADİS II DERSİ EZBER HADİSLER

Bismillahirrahmanirrahiym Elhamdü lillahi Rabbil Alemiyn, Vessalatü vesselamu ala Rasülina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmeiyn.

ALLAH A ŞÜKRETMEK DİNÎ BİR VECİBEDİR

Onlardan bazıları. İhtilaf ettiler. Diri-yaşayan. Yüce. Sen görüyorsun ت ر dostlar. ..e uğradı

MAĞRİB AHALİSİNE MEKTUP

ÜÇ TEMEL ESAS ÜÇ TEMEL ESAS. Şeyhulislam Muhammed bin Abdilvehhab (rh.a)

DİLİN TEHLİKESİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

TAKVA AYI RAMAZAN TAKVA AYI RAMAZAN. Rahman ve Rahim Allah ın Adıyla

ALLAH IN RAZI OLDUĞU KULLAR

BERAT KANDİLİ. Dr. Hamdi TEKELİ

GİRİŞ KABUL olan DUALAR

1. İnanç, 2. İbadet, 3. Ahlak, 4. Kıssalar

Kur an-ı Kerim den Seçme Metinler

Haşr Sûresi (18-24) Âyet-i kerîme lerinin Tefsîri

TESLİMİYET KAHRAMANI ÜMMÜ SÜLEYM BİNT MİLHÂN (Radıyallahu anha)

Ders :24 Konu: ASABİYYET, IRKÇILIK ve İSLAM DAKİ YERSİZLİĞİ

9. CÜZ KURAN OKULU KURAN-DER HASAN TEMUR

EV SOHBETLERİ DERS: 7 KONU: PEYGAMBERLERE İMAN. A) Peygamber (Resȗl-Nebî) Ne Demektir?

HER YIL KIRK HADİS SINIFLAR

GÜNAH KAVRAMI VE BÜYÜK GÜNAHLAR - I

12. CÜZ KURAN OKULU KURAN-DER HASAN TEMUR

Ne kadar kötü ب ئ س Temel-esas. Alçattı-küçük

SURE VE AYET SIRASIYLA KUR AN SÖZLÜĞÜ KİTABINDAN ÖRNEK SAYFALAR OTUZUNCU CÜZ سورة النبا (78)

40 HADİS YARIŞMASI DİKKAT 47'DEN 55'E KADAR Kİ HADİSLERİN ARAPÇA METİNLERİ DÜZELTİLMİŞTİR. SINIFI 5-6,7-8 1-) 9-10,11-12 SINIFI 5-6,7-8 2-) 9-10

Dînî yükümlülük bakımından orucun kısımları. Muhammed b. Salih el-useymîn

األصل الجامع لعبادة هللا وحده

Kur an-ı Kerim I. Hafta 2 SAKARYA ÜNİVERSİTESİ. Yrd.Doç.Dr. Alican DAĞDEVİREN

ADÂB-I MUÂŞERET VE GÖRGÜ KURALLARI

AVÂMİL RİSÂLESİ. İMÂM BİRGİVÎ Takıyyüddin Mehmed b. Pîr Ali el-birgivî (929/ /1573)

Tedbir, Tevekkül Ve Kader Anlayışımız Gönderen Kadir Hatipoglu - Ağustos :14:51

Transkript:

KAYSERİ-TALAS KİÇİKÖY MAHALLESİ ALTINTEPE CÂMİİ İDEKİ YAZILAR VE MEÂLLERİ Y a z a n Ali Celâleddin Karakılıç 13-Muharrem-1433 08-12-2011 0

ALTINTEPE CÂMİİ İDEKİ YAZILAR VE MEÂLLERİ Y a z a n Ali Celâleddin Karakılıç 13-Muharrem-1433 08-12-2011 1

2

ب س م اهلل الر ح ن الر ح ي م ط ال ال ا ل م د هلل ر ب ال ع ال م ني. الر ح ن الر ح يم. م ال ك ي و م الد ين. إ ي اك ن ع ب د و إ ي اك ال ط ن س ت ع ني. ا ه د ن ا الص ر اط ال م س ت ق يم. ص ر اط ال ذ ين ا ن ع م ت ع ل ي ه م غ ي ال م غ ض وب ع ل ي ه م و آل الض ال ني. ا ل م د هلل ال ذي ه د ين ا ل إل مي ان و ا إل س آلم. و اهلل ي ه د ي م ن ي ش اء إ ىل ص ر اط م س ت ق يم. ا ل م د هلل و س آلم ع لى ع ب اد ه ال ذ ين اص ط فى. ا لص لو ة و الس ال م ع لى ر س ول ن ا م م د و ع لى آل ه و ص ح ب ه الط ي ب ني الط اه ر ين و م ن ت ب ع ه م ب إ ح س ان إ ىل ي و م الد ين. Bi smi llâhi r-rahmâni r-rahîm Bütün âlemlerin Rabb i, Rahmân ve Rahîm, Din Günü'nün sâhibi olan Allâh a hamd olsun. Yâ Rabb, biz Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizleri doğru yola hidâyet eyle. O kendilerine ni met verdiklerinin yoluna ilet. Gazâba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. Bizi, îmân a ve (fıtrat dîni olan) İslâm a hidâyet eden Allâh a hamd olsun. Allâh, kimi dilerse onu, (kendisinde hayır gördüğü kimseleri) doğru yola iletir. Hamd olsun Allâh a ve selâm olsun O nun beğenip seçtiği (kendisinde hayır görüp doğru yola iletdiği ) kullarına. Salât ve selâm, Rasûl ümüz Hazreti Muhammed üzerine, tayyîb ve tâhir olan Âl ve Ashâb ının üzerine ve Kıyâmet e kadar ihsân ile Âl ve Ashâb ına tâbi olanların üzerine olsun. Âmîn. 3

و ا ن ال م سا ج د هلل فآل ت د عو ا م ع اهلل ال ا ح دا. "Şübhesiz mescidler, Allâh'ındır. O halde, Allâh ile birlikde hiç bir kimseye kulluk etmeyin". Cin 18. 4

Altıntepe Câmii'nin kubbesindeki yazılar ve ma'nâları Besmele ve İhlâs-ı şerîf ب م اهلل الر ح ن الر ح يم Bi smi llâhi r-rahmâni r-rahîm Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın adı ile ج ق ل ه و اهلل ا ح د. ج ا هلل الص م د. ال ل ي ل د و ل يو ل د. و ل ي ك ن ل ه ك ف وا ا حد. De ki: O, Allâh dır, O birdir (ve tekdir). Allâh (ulu) dur. Samed dir (zevâl bulmayan bir Bâkî dir. Hiç bir şey e muhtaç değildir. Fakat her şey ve herkes doğrudan doğruya O na muhtaçdır). O, doğurmadı ve doğurulmadı. Hiç bir şey, O nun dengi, eşi, ortağı ve benzeri değildir. Kelime-i tevhîd ve Esmâü'l-husnâ Tevhîd: Allâhü Teâlâ'nın varlığına, birliğine ve noksan sıfatlardan münezzeh olup kemâl sıfatları ile muttasıf olduğuna inanmakdır. Kalbin bu güzel inancını başkalarına bildirmek istendiğinde "Lâ ilâhe illâ'llâh" veyâ "Lâ ilâhe illâ hû" denilir. Bu sûretle her türlü kemâl sıfatlarının yalnız Allâhü Teâlâ'ya âit olduğu ifâde edilerek O'na lâyık bir kul olmaya çalışılır. Böyle bir kulluk da ancak Allâhü Teâlâ'nın buyruklarına sımsıkı sarılmak ve yasak etdiği şey'lerden son derece sakınmakla olur ki Allâhü Teâlâ'nın rızâsı ve muhabbeti ancak böyle kazanılır. 5

Böyle bir inanca ve vasfa sâhib olan bir kul, kendisini yaratan ve sayamıyacağımız kadar sayısız ni'metleri lûtf edip bütün yaratılmaşlardan efdal kılan ve şeytandan başka her şey'i hizmetine âmâde kılan Rabb'ini, her şey'den fazla sever. Sevdiği için de sevdiğini kendisinden memnûn etmeye çalışır. Bu sevgiyi kazanmak için de her şey'i ve hattâ îcâbında canını bile fedâ' etmekden çekinmez. En çok korkduğu şey' de sevdiğinin sevgisini kaybetmek, bu sûretle de O'nun hışmına, azâbına, gazâbına ve hoşnutsuzluğuna uğramakdır. Hayâtın gâyesi, Allâhü Teâlâ'nın rızâsını, sevgisini ve muhabbetini kazanmak ve O'na lâyık bir kul olmakdır. Bunun için bütün ibâdetler, bütün güzel huylar ve davranışlar, Allâhü Teâlâ'nın rızâsına ulaştıran ve sevgisini kazandıran yollardır ki bu yol ancak hakîkî bir Tevhîd inancı ile kazanılır. Bütün kabahatler, bütün kötü huylar ve davranışlar da, Allâhü Teâlâ'nın hışmına, azâbına, gazâbına ve hoşnutsuzluğuna uğratacak çirkinliklerdir ki bu yol da ancak şirk ve küfür ile kazanılır. Yâ Rabb, bizi böyle bir hale düşmekden koru. Âmîn. İnsanlığı yükselten veyâ alçaltan bu iki vasıfdan Tevhîd inancını iyi anlamak, şirk ve küfür virüslerinden uzak durmak, bu sûretle de dünyevî ve uhrevî mutluluğa ermek, ancak yaratan Rabb'imizi iyi tanımak ve O'na yaraşan bir kul olmakla mümkündür. Bu da ancak O'nun isimlerini ve sıfatlarını iyi bilip öğrenmekle olur. Çünkü Allâhü Teâlâ, ل ي س ك م ث ل ه ش ي ء ج "O'nun benzeri hiç bir şey' yokdur". 1 1 -Şûrâ, 11. 6

âyet-i kerîmesine göre, zâtı ile değil sıfatları ve isimleri ile bilinir ki bu isimlere "Esmâü'l-husnâ :En güzel isimler" denilir. Allâhü Teâlâ'nın bu sayısız isimlerinden (99) tânesi şu hadîsi-i şerîf ile bildirilmişdir ki bunları hakkıyle bilip anlayan ve ona göre amel eden bir kimsenin cennete gireceği müjdesi verilmişdir. ع ن أ ىب ه ر ي ر ة ر ض ى اهلل ع ن ه قا ل : قا ل ر س ول اهلل ص لى اهلل ع ل ي ه و س ل م إ ن هلل ت س ع ة و ت س ع ني ا س ا م ن ا ح صا ها د خ ل ا ل ن ة. ه و اهلل ال ذ ي آل إ ل ه إ ال ه و الر ح ن الر ح يم ال م ل ك ال ق دو س الس آلم ال م ؤ م ن ال م ه ي م ن ال ع ز يز ا ل با ر ال م ت ك ب ر ا ل ا ل ق ال با ر ىء ال م ص و ر ال غ فا ر ال ق ها ر ال و ها ب ال ر زا ق ال ف تا ح ال ع ل يم ال قا ب ض ال با س ط ا ل ا ف ض الر اف ع ال م ع ز ال م ذ ل الس م يع ال ب ص ي ا ل ك م ال ع د ل الل ط يف ا ل ب ي ا ل ل يم ال ع ظ يم ال غ فو ر الش كو ر ال ع ل ى ال ك ب ي ا ل ف يظ ال م ق يت ا ل س يب ا ل ل يل ال ك ر مي الر ق يب ال م ج يب ال وا س ع ا ل ك يم ال و دو د ال م ج ي د ال با ع ث الش ه يد ا ل ق ال و ك يل ال ق و ى ال م ت ني ال و ىل ا ل م يد ال م ح ص ى ال م ب د ىء ال م ع يد ]*[ ال م ح ىي ال م م يت ا ل ى ال ق يو م ال وا ج د ال ما ج د ال وا ح د الص م د ال قا د ر ال م ق ت د ر ال م ن ت ق م ال م ق د م ال م ؤ خ ر ا ال و ل ا آلخ ر الظا ه ر ال با ط ن ال وا ىل ال م ت عا ىل ال ب ر الت وا ب ال ع ف و الر ؤ ف ما ل ك ال م ل ك ذو ا ل آلل و ا ال ك را م ال م ق س ط ا ل ا م ع ال غ ن ال م غ ن ال ما ن ع الض ار النا ف ع النو ر ا ل ا د ى ال ب د يع ال با ق ى ال وا ر ث الر ش يد الص بو ر )ج ل ج آلل ه (. رواه الرتمذى وابن حبان وا ل اكم. Ebû Hurayra radıye'llâhü anh'den, dedi ki: Rasûlü'llâh sallâ'llâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: * Bir rivâyetde "Vâhid" ism-i şerîfinden sonra ( ا ال ح د :El-Ehad ) İsm-i şerîfi de vârid olmuşdur. El-Ehad: sayı yönünden değil de varlık yönünden bir ve tek olan. 7

"Allâhü Teâlâ'nın doksandokuz ismi vardır. Kim bunları anlayıp beller ve ezberlerse cennete girer". Bu isimler, Tevhîd kelimesi ile birlikde yüz eder ki anlamları, kısaca şöyledir: 1-Lâ ilâhe illâ'llâh: Allâh'dan başka hiç bir ilâh -hiç bir tanrı, hiç bir ma'bûd- yokdur, yalnız O vardır. 2 Buradaki "Allâh" lâfzı, Ulûhiyyet'e (tanrılık vasfına) mahsûs sıfatların hepsini kendinde toplamış bulunan bir alem (has isim) dir ve sayılan isimler içinde İsm-i A'zâm (En büyük isim) dir. Aynı zamanda Vâcibü'l-vücûd'a delâlet eder ki varlığı zarûrî olan, bir an dahî yokluğunu farz etmek mümkün olmayan zât demekdir. O'nun varlığı, zâtının muktezâsıdır, ya'nî varlığında zâtından başka bir şey'e muhtaç değildir. 3 2 -"Lâ ilâhe illâ'llâh" ibâresi, îmânın birinci ruknü (farzı), "Muhammedü'r- Rasûlü'llâh" ibâresi de ikinci ruknü (farzı) dır. Sahîh bir îmân, ancak bu iki rukün ile birlikde mümkün olur. Bunlarda birinin kabûl edilmemesi hâlinde o îman sahîh ve makbûl olmaz. Hristiyan'ların, Hazreti Muhammed aleyhi's-selâm'ın peygamberliğini kabûl etmedikleri gibi. 3 -Bu husûsda, merhûm Ali Osman Tatlısu, "Esmâü'l-husnâ şerhi" adlı eserinde şu güzel açıklamayı yapmaktadır: "Allâh ism-i şerîfinin hem lâfzında hem ma'nâsında topluluk vardır. Lâfzındaki topluluk: Bu ismi teşkil eden harfler birer birer kaldırılsa, ma'nâ bozulmaz ve yine Zât-ı Hakk'a delâlet eden bir ism-i alem olarak kalır. Baştaki hemze kaldırılarak (Li'llâhi) dense, birinci lâm kaldırılıp (lehû) dense, bu lâm da kaldırılıp (Hû) dense, hep aynı ma'nâdır, Allâh'a delâlet ederler. Kur'ân'da çok yerlerde her üçü de gelmişdir. Yalnız bir (He) kaldığı sûrette de yine Zâtu'llâh'a delâlet eder. Çünkü (Hû) ism-i şerîfinin aslı da yalnız (He) dir. (Vav) aslî değil, zâiddir. -Sarf ilminde beyan edildiğine göre tesniye ve cemi' hallerinde bu (vâv) bütün bütün ya'nî hem yazılışta, hem okunuşta düşüyor-. Eğer (vâv) aslî olsaydı sâbit kalırdı. Şu halde tek bir harf olan (He) de Esmâü'l-husnâ'dan bir isimdir. Hem de zât-ı ulâhiyyete delâlet eden bir isimdir. Her canlı mahlûk, teneffüs etmek sûretiyle mecbûrî olarak Allâh'ı anmaktadır. Çünkü (He) harfinin mahreci gögüsden ve ciğerlerden gelen nefes ile çıkar. Her nefes, bir (He) harfidir. Her insan ve hattâ teneffüs eden her mahlûk, farkına varmadan her nefesde Allâhü Teâlâ'yı bu ismi ile anmaktadır. Teneffüs, Allâh'ı anmak olunca, Allâh anılmadığı sûrette hayat bitiyor demekdir. Şu halde bu ism-i şerîf, aynı hayat demekdir. Ruhların, bedenlerin varlıkda devâmı, ancak bu ism-i şerîf ile te'mîn edilmektedir ki bu husûs, her an açıkça görülmektedir". "Esmâü'l-Husnâ Şerhi". Merhûm Ali Osman Tatlısu. Ankara, 1963. 8

"Allâh" lâfzı, Cenâb-ı Hakk'ın zâtını, sıfatlarını, fiillerini hep birden ifâde eden bir lâfza-ı celâl'dir. Bütün kemâl sıfatları ondadır. Çoğul olarak kullanılmaz ve "Allâh'lar" denilmez. Allâh, Allâh'dır. Hem hakk, hem bâtıl ma'bûdlar hakkında kullanılan ve çoğul olarak da kullanılabilen "İlâh:Tanrı" kelimesi, onun yerini tutmaz. :Er-Rahmân: ا لر ح ن 2- Dünyâda îmân eden etmeyen herkesi ve her mahlûku esirgeyen, onlar hakkında hayır ve rahmet murad eden, sevdiğini sevmediğini ayırd etmeyerek bütün mahlûkâtı sayısız ni'metlere ğark eden ve hiç bir şarta bağlı olmadan herkesin ihtiyâcını veren. :Er-Rahîm: ا لر ح يم -3 Âhiretde yalnız îmân edenleri esirgeyen, verdiği ni'metleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî ni'metler ile mükâfatlandıran, kulun ihlâsına göre -en az bire on olmak üzere- hududsuz, hesapsız mükâfatlar veren. :El-Melik: ا ل م ل ك -4 Bütün kâinâtın sâhibi, mutlak sûretde (kayıtsız şartsız) hukümdârı. Sonsuz âlemlerde ve sayısız mahlûkat üzerinde hâkimiyyet ve saltanat sâhibi, O'nun istediği olur istemediği olmaz. Dilediğini dilediği gibi yapar, sorumlu olmaz. ل ق د و س -5 :El-Kuddûs: ا Hatâdan, gafletden, her türlü ayıpdan, kirden, pasdan, eksiklikden, uzak. Yaratılmışların vasıflarından olan her türlü hal ve vasıfdan uzak. : Es-Selâm :ا لس آل م -6 9

Her türlü ârıza ve noksanlıkdan, dertden, belâdan, ayıbdan, kusurdan uzak olan. Kullarını her türlü tehlike ve belâ'lardan selâmete çıkaran. Cennet'deki bahtiyar kullarına selâm eden. :El-Mü'min: ا ل م ؤ م ن -7 Gönüllerde îmân nûru uyandıran, kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, emniyyet altına alan. :El-Müheymin: ا ل م ه ي م ن -8 Bütün varlığı görüp gözeten, gözetici ve koruyucu. Rabbü'lâlemîn (âlemlerin Rabbi). Hiç bir zerre, hiç bir mahlûk, O'nun bu lûtuf ve âtıfetinden bir an dahî uzak kalmaz. :El-Azîz: ا ل ع ز ي ز -9 Mağlûb edilmesi mümkün olmayan gâlip. Kuvvet ve galebe sâhibi, her emrinde ve nehyinde gâlip ve üstün. :El-Cebbâr: ا ل با ر -10 Eksikleri tamamlayan, kırılanları onaran, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan. :El-Mütekebbir: ا ل م ت ك ب ر 11- Her şey'de ve hâdisede büyüklüğünü gösteren, büyüklük ve ululuk kendine mahsûs olan. :El-Hâlik: ا ل ا ل ق -12 Yoktan var eden, her şey'in varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri ta'yîn ve tesbît eden ve ona göre yaratan. :El-Bârî: ا ل با ر ىء 13- Her şey'in a'zâ ve organlarını ve o şey' için lâzım olacak olan şey'leri birbirine uygun olarak bir ölçü dâhilinde yaratan. 10

:El-Musavvir: ال م ص و ر -14 Her şey'e bir şekil ve özellik veren, birbirine benzeyen şey'lerin özelliklerini ayrı ayrı yaratan. İnsanların birbirine benzemeyen parmak izleri ve "DNA" ları gibi. :El-Ğaffâr: ا ل غ فا ر 15- Afv ve mağfireti çok olan. :El-Kahhâr: ا ل ق ها ر 16- Her dilediği şey'i yapmak kudretine sâhip olan, gâlib ve hâkim olan. Dilediği şey'i hor, hakîr ve helâk eden. :El-Vehhâb: ا ل و ها ب 17- Çeşit çeşit ni'metleri her zaman bağışlayan, veren. :Er-Razzâk: ا لر زا ق 18- Yaratılmışların faydalanacakları şey'leri ihsân eden, rızıklarını yaratan. :El-Fettâh: ا ل ف تا ح 19- Müşkil ve zor olan şey'leri açan, kolaylaştıran. ا ل ع ل يم -20 :El-Alîm: Her şey'i en iyi bilen, olmuş ve olacak şey'leri en iyi bilen. :El-Kâbid: ا ل قا ب ض 21- Sıkan, daraltan. :El-Bâsit: ا ل با س ط -22 Açan, genişleten. :El-hâfid: ا ل ا ف ض 23- Alçaltan, yukarıdan aşağı indiren, rezil ve rüsvây eden. 11

:Er-Râfi': ا لرا ف ع 24- Yükselten, yukarı kaldıran, şanlı ve şerefli kılan. :El-Muizz: ا ل م ع ز 25- İzzet veren, şeref ve haysiyyet veren, ağırlayan. :El-Müzill: ا ل م ذ ل -26 Zillete düşüren, hor ve hakîr kılan. :Es-Semî': ا لس م يع 27- İşiten, her şey'i en iyi bir şekilde işiten. :El-Basîr: ا ل ب ص ي 28- Gören, her şey'i en iyi bir şekilde gören. ل ك م -29 :El-Hakem: ا Hukm eden, her şey'in hukmünü yerine getiren. :El-Adl: ا ل ع د ل 30- Çok adâletli, zulm etmeyerek herkese hakkını veren. :El-Lâtîf: ا لل ط يف 31- En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, rûh ve akıl gibi şey'lerin nasıl yapıldığına nüfûz edilemiyen en ince ve en gizli şey'leri yapan, görülüp bilinemeyen yollardan kullarına çeşitli menfaatler sağlayan. :El-Habîr: ا ل ب ي -32 Her şey'in iç yüzünden, gizli tarafından haberdâr olan, en küçük zerrelerin bile her türlü harekâtından haberi olan. ل ل يم -33 :El-Halîm: ا 12

Hılmi çok, gücü yetdiği halde suçluların cezâsını hemen vermeyip yumuşak davranan, tevbe ve istiğfâr etmeleri için mühlet verip cezâlarını geriye bırakan. ا ل ع ظ يم -34 :El-Azîm: Çok azametli, pek büyük. :El-Ğafûr: ا ل غ فو ر 35- Avf ve mağfireti çok olan. 4 :Eş-Şekûr: ا لش كو ر 36- Kendi rızâsı için yapılan iyi işleri, daha fazlası ile karşılayan. 5 :El-Aliyy: ا ل ع ل ى 37- Pek yüksek. kudretde, bilgide, hukümde, irâdede ve diğer bütün kemâl sıfatlarında üstün olup her şey' kendisinin dûnunda, emrinde ve hukmü altında olan. 6 :El-Kebîr: ا ل ك ب ي 38- Pek büyük. Göklerde ve yerde eşsiz tek büyük. Bir şey'in varlığı veyâ yokluğu, O'nun irâdesine bağlıdır. O, "Ol" deyince hemen oluverir, "Olma" deyince de o anda her şey' yok olur. 4 -Bu işm-i şerîf ile ilgili olup aynı maddeden gelen isimlerin ma'nâları da şöyledir: Ğafûr: Melekût âlemine karşı her türlü çirkinliklerimizi örten. Ğâfir: Kötü ve yüz kızartıcı işlerimizi diğer insanlara karşı gizleyip örten. Ğaffâr: Kötü ve yüz kızartıcı işlerimizi kendi nefsimize karşı unutturup bizleri mahcûb olmakdan kurtarıp ferahlatan. 5 -Şukür: İyiliği iyilik ile karşılamak demekdir ki kulun, Allâhü Teâlâ'ya karşı yapması gereken bir vazîfedir. Kul şukr ederse, Allâhü Teâlâ onun şukrünü karşılıksız bırakmaz. Kul şukr etmezse, nankörlük edip şukr etmeyenleri sevmez. Sevmediği için de onları himâye etmez ve kendi nefisleri ile başbaşa bırakır. Zamânı gelince de hesâbını sorar. 6 -Allâhü Teâlâ, kâinâtın her noktasında her zerreye aynı nisbetde yakın ve her insana şah damarından daha yakındır. Zamandan, mekândan, benzeri veyâ ortağı veyâ yardımcısı olmakdan münezzehdir. 13

:El-Hafîz: ا ل ف يظ 39- Her şey'i belli vaktine kadar âfât ve belâ'dan koruyan, yapılan işleri her türlü tafsîlâtı ile -noksansız olarak- koruyup tutan. :El-Mukît: ا ل م ق يت 40- Bütün yaratılmışların rızkını ta'yîn ve takdîr eden, onları yaratmazdan önce yaratıp veren. 7 :El-Hasîb: ا ل س يب -41 Herkesin hayâtı boyunca yapıp ettiklerinin hesâbını bütün tafsîlâtı ile bilen. 8 ا ل ل يل -42 :El-Celîl: Celâlet ve ululuk sâhibi, zâtı da sıfâtı da büyük, her yerde ve her noktada hâzır ve nâzır. Kâinâtın her noktasında her zerreye aynı nisbetde yakın, insana da şah damarından daha yakın. Her ümîdin, her emelin meydana gelmesi ancak O'nun irâdesine bağlı olan. :El-Kerîm: ا ل ك ر مي -43 Keremi bol olan. 9. 7 -Mahlûkâtın rızıklarını, Allâhü Teâlâ'nın yaratıp verdiğine inanan bir kul, rızık husûsunda endîşe etmez, O'nun va'dine güvenir. Rızkını elde etmek için de meşrû' olan sebeblerin dışına çıkmaz. Allâhü Teâlâ her mahlûk için ne kadar yaşama müddeti ta'yîn etmişse ona göre de rızkını ta'yîn ve takdîr etmişdir. Hiç bir mahlûk kendisi için ta'yîn ve takdîr edilen rızkını bitirmeden ölmez ve hiç bir kimse başkasına âit ta'yîn ve takdîr edilen rızıkdan bir zerre bile alamaz. 8 -Allâhü Teâlâ, serîu'l-hısâb'dır. Her şey'i, hiç bir ameliyyeye, hiç bir hısâba kitâba muhtaç olmadan doğrudan doğruya ânında bilir. 9 -Allâhü Teâlâ, ba'zı kulları hakkında keremiyle, ba'zı kulları hakkında da intikâmı ile muâmele buyurur. O'na hesap soracak başka bir kudret yokdur. İyilik yapanlara mükâfat verir. Kötülük yapanların da -cezâ' görmelerine râzı olmadığı için onları- Rahmân isminin muktezâsı olarak önceden azâb ile tehdîd eder. Kimseyi redd etmez. Huzûruna çıkmak için de vâsıtalar aranmasına müsâade etmez. Herkes dileğini doğrudan doğruya arz eder 14

:Er-Rakîb: ا لر ق يب 44- Her varlık üzerinde gözcü olan, her işi kontrolü altında bulunduran, her şey'i bilen ve gören, rasad yerinde olan. : El-Mücîb :ا ل م ج يب -45 Kendine yünelip yalvaranların isteklerini veren. Allâhü Teâlâ, kendisinden ne istendiğini işitir ve bilir. Dilerse ânında verir, dilerse sonra verir, dilerse hiç vermez. Hıkmetini kendisi bilir. :El-Vâsi': ا ل وا س ع -46 Geniş ve müsâadekâr olan. İlmi, rahmeti, kudreti, afv ve mağfireti geniş olan, ilminden hiç bir şey' gizli kalmayan. ل ك يم -47 :El-Hakîm: ا Her emri, her nehyi, her işi bir hıkmet gereği olan. :El-Vedûd: ا ل و دو د 48- İyi ve sâlih kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren, sevilmeye ve dostluğa lâyık olan. Seven ve sevilen. :El-Mecîd: ا ل م ج يد -49 Şânı büyük ve yüksek olan. :El-Bâis: ا ل با ع ث 50- Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran. 10 :Eş-Şehîd: ا لش ه يد 51- Her zaman ve her yerde hâzır ve nâzır olan. 11 10 -Allâhü Teâlâ, Kıyâmet gününde veyâ Âhiret gününde bütün insanları diriltip Arasat meydanında toplayacakdır ki buna "Ve'l-ba'sü ba'de'l-mevt:öldikden sonra dirilme" denir. 11 -Şehîd, şâhid'in mübâleğasıdır. 15

:El-Hakk: ا ل ق 52- Varlığı hiç değişmeyen, yok olmayan, bâkî olan. ا ل و ك يل -53 :El-Vekîl: İşlerini, kendisine bırakanların işini onların yapabileceğinden daha iyi yapan. Tevekkül edilmeye lâyık olan. Her şey'de kendisine güvenilen. :El-Kaviyy: ا ل ق و ي 54- Pek güçlü. Kayıtsız şartsız her şey'e kâdir olan. :El-Metîn: ا ل م ت ني 55- Çok sağlam. Kuvvet ve kudretinde metîn olan. 12 :El-Veliyy: ا ل و ىل 56- Sevdiği iyi kullarının dostu, yardımcısı, sıkıntılarını giderip ferahlık verici, karanlıklardan kurtarıp nûrlara çıkarıcı, hidâyet verici. :El-Hamîd: ا ل م يد 57- Kendisine hamd-ü senâ' olunan, her varlığın kendi dili ile öğülen, Hamd ve şukür ile kendisine ta'zîm ve ibâdet olunan. :El-Muhsî: ا ل م ح ص ى 58- Sayısız varlıkların, zerrelerin her birinin sayısını bir bir bilen. :El-Mübdî': ا ل م ب د ى 59- Mahlûkâtı maddesiz ve örneksiz olarak yaratan. 13 12 -Allâhü Teâlâ, hem Kâdir, hem Kaviyy, hem Metîn'dir. Hiç bir iş O'na meşakkat vermez, hiç bir kimsnin yardımına muhtaç olmaz, hiç bir kimse O'nun irâdesine karşı gelmez, hiç bir kimse O'nun kudretinden kurtulamaz. 16

El-Muîd: ا ل م ع يد 60-: Yaratılmışları yok etdikden sonra tekrar yaratan. :El-Muhyî: ا ل م ح ىي 61- İhyâ' eden, can bağışlayan, can veren, sağlık veren. :El-Mümît: ا ل م م يت 62- Her canlının ölümünü yaratan. :El-Hayy: ا ل ى 63- Diri ve canlı olan. Her şey'i bilen ve her şey'e gücü yeten :El-Kayyûm: ا ل ق ي وم 64- Gökleri, yeri ve her şey'i tutan. :El-Vâcid: ا ل وا ج د -65 İstediğini istediği vakit ânında bulan. :El-Mâcid: ا ل ما ج د -66 Kadri, şânı büyün olan. Kerem ve semâhati (cömertliği) bol olan. :El-Vâhid: ا ل وا ح د -67 Tek olan. Zâtında, sıfatlarında, isimlerinde, işlerinde, hukümlerinde ortağı ve benzeri bulunmayan. :Es-Samed: ا لص م د 68- Herkesin ve her şey'in ihtiyaçlarını, isteklerini veren, ızdırablarını ve sıkıntılarını gideren. Hiç bir şey'e muhtaç olmayan, fakat her şey' ve herkes kendine muhtaç olan. 13 -Ezelde, zaman ve mekân mefhûmları yokken, Allâhü Teâlâ vardı. Varlığını, birliğini, kemâlini bildirmek için hıkmeti ile insanı ve insanı imtihân etmek için de kâinâtı yarattı. 17

:El-Kâdir: ا ل قا د ر 69- İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten. :El-Muktedir: ا ل م ق ت د ر 70- Kuvvet ve kudret sâhibleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. :El-Mukaddim: ا ل م ق د م 71- İstediğini ileri geçiren, öne alan. ا ل م ؤ خ ر -72 :El-Müahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan. :El-Evvel: ا ال و ل -73 İlk. Varlığının evveli ve başlangıcı olmayan. Ezelî olan. ر -74 :El-Âhir: ا آلخ Son. Varlığının sonu olmayan. Ebedî olan. ا لظ اه ر -75 :Ez-Zâhir: Âşikâr. Kudreti her şey'de tecellî edip görünen. : El-Bâtın :ا ل با ط ن -76 Gizli. Görülmeyen. :El-Vâlî: ا ل وا ىل 77- Kâinâtı ve her an olup bitenleri tek başına tedbîr ve idâre eden. :El-Müteâlî: ا ل م ت عا ىل 78- Yaratılmaşlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şey'den, her hal ve tavırdan pek yüce. :El-Berr: ا ل ب ر 79-18

Kulları hakkında iyiliği çok olan. Kolaylığı ve rahatlığı isteyen. :Et-Tevvâb: ا لت وا ب 80- Tevbeleri kabûl edip günahları bağışlayan. ا ل م ن ت ق م -81 :El-Müntekım: Suçluları, adâleti ile lâyık oldukları cezâya çaptıran. :El-Afüvv: ا ل ع ف و 82- Afvi çok olan. :Er-Raûf: ا لر ؤ ف 83- Çok re'fetli, esirgeyen, şefkatli, merhametli. :Mâlik'ül-mülk: ما ل ك ال م ل ك -84 Mülkün ebedî sâhibi, hukümdârı. ve'l-ikrâm: :Zü'l-Celâli ذو ا ل آلل و ا ال ك را م -85 Hem büyüklük, ululuk sâhibi, hem de fazl ve kerem sâhibi. :El-Muksıt: ا ل م ق س ط -86 Her işini birbirine denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. :El-Câmi': ا ل ا م ع 87- İstediğini istediği zaman, istediği yerde toplayan. Bir anda, bir araya toplayıp eski hâline getiren. :El-Ğaniyy: ا ل غ ن 88- Zengin, her şey'den müstağnî olan. Hiç bir şey'e ihtiyâcı olmayan. :El-Muğnî: ا ل م غ ن 89-19

İstediğini zengin yapan. :El-Mâni': ا ل ما ن ع 90- Bir şey'in meydana gelmesine müsâade etmeyen :Ed-Dârr: ا لض ار 91- Acı ve zarar verici şey'leri yaratan. :En-Nâfi': ا لنا ف ع 92- Hayır ve fayda verici şey'leri yaratan. İnsanı imtihan etmek için hayır ve şerr arasında muhayyer bırakıp istediği tarafın sebeblerini yaratan. 14 :En-Nûr: ا لنو ر 93- Âlemleri nurlandıran, dilediği zihinlere, gönüllere nûr yağdıran. :El-Hâdî: ا ل ا د ى 94- Hidâyet veren, istediği kullarını lütûf ve keremi ile hayırlı ve kârlı yollara muvaffak kılan, murâdına erdiren. :El-Bedî': ا ل ب د يع 95- Örneksiz, misâlsiz nice âlemler îcâd eden, yaratan. :El-Bâkî: ا ل با ق ى 96- Varlığının sonu olmayan. 15 :El-Vâris: ا ل وا ر ث 97-14 -Allâhü Teâlâ'nın irâdesi, ilmi, kazâ'sı ve takdîri, hayır ve şerr işlerimizde müşterekdir. Fakat rızâsı, muhabbeti ve emri hayır işlerimizde vardır; şerr işlerimizde yokdur. 15 -Varlığının devâmı Ebedî ve Ezelî olan (başlangıcı ve sonu olmayan) Allâhü Teâlâ'nın, sonu olmamaya "El-Bâkî" denildiği gibi, önü olmamaya da "El-Kadîm" denir. 20

Allâhü Teâlâ'nın, belli bir zaman için verdiği ni'metlerin geçici sâhibleri öldükden sonra, varlığı devam eden servetlerin hakîkî sâhibi, mülkün vârisi. :Er-Raşîd: ا لر ش يد -98 Her işi, ezelî takdîrine göre, bir nizâm ve hıkmet dâhilinde, dosdoğru âkıbetine ulaştıran, vâsıl eden. :Es-Sabûr: ا لص بو ر 99- Çok sabırlı olan. Âsîlerden ve suçlulardan öç almakda acele etmeyip -son nefese kadar tevbe kapısını açık bulundurmak için- mühlet veren. Âmene'r-rasûlü (Bakara sûresi'nin son iki âyet-i kerîmesi ب م اهلل الر ح ن الر ح يم ط آم ن الر سو ل ب ا ا ن ز ل ا ل ي ه م ن ر ب ش و ال م ؤ م نو ن ك ل آم ن ب اهلل و م ل ئ ك ت ه و ك ت ب ه قف ط و ر س ل ه آل ن ف ر ق ب ني ا ح د م ن ر س ل ه و قا لو ا س ع نا و ا ط ع نا غف را ن ك ر ب نا و ا ل ي ك ال م ص ي. ط ط آل ي ك ل ف اهلل ن ف سا ا ال و س ع ها ل ا ما ك س ب ت و ع ل ي ها ما اك ت س ب ت ر ب نا آل ج ت ؤا خ ذ نا ا ن ن س ينا ا و ا خ ط ا نا ر ب نا و آل ت م ل ع ل ي نا ا ص را ك ما ح ل ت ه ع لى ال ذ ين م ن قف قف قف ج ج ق ب ل نا ر ب نا و آل ت م ل نا ما آل طا ق ة ل نا ب ه و اع ف ع نا و اغ ف ر ل نا و ار ح نا ا ن ت م و ل ينا فا ن ص ر نا ع لى ال ق و م ال كا ف ر ين. 21

Bi smi llâhi r-rahmâni r-rahîm "O peygamber kendisine Rabb'inden indirilene îmân etdi, mü'minler de, (onlardan) her biri Allâh'a, O'nun meleklerine, kitablarına, peygamberlerine inandı. - Peygamberlerin hiç birini diğerlerinin arasından ayırmayız (hepsine inanırız), dinledik (kabûl etdik, emrine) itâat etdik. Ey Rabb'imiz, mağfiretini (isteriz). Son varış (ımız) ancak Sana'dır- dediler". "Allâh hiç bir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. (Her kesin) kazandığı (hayır) kendi fâidesine, yapdığı (şerr) kendi zararınadır. -Ey Rabb'imiz, unutduk, yâhud yanıldıysak bizi tutub sorguya çekme. Ey Rabb'imiz, bizden evvelki (ümmet) lere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabb'imiz, tâkat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden (sâdır olan günahları) sil, bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge. Sen mevlâmızsın. Artık kâfirler gürûhuna karşı da bize yardım et". Sekiz küçük kemer aralarında: :Allâh celle celâlüh اهلل ج ل ج آل ل ه مح م د ع ل ي ه :Muhammed aleyhi's-selâm الس آل م :Ebû Bekr radıye'llâhü anh ا بو ب كر ر ض ى اهلل ع ن ه :Ömer radıye'llâhü anh ع م ر ر ض ى اهلل ع ن ه ع ث ما ن :Osmân radıye'llâhü anh ر ض ى اهلل ع ن ه :Ali radıye'llâhü anh ع ل ى ر ض ى اهلل ع ن ه :Hasen radıye'llâhü anh حس ن ر ض ى اهلل ع ن ه :Huseyn radıye'llâhü anh ح سي ن ر ض ى اهلل ع ن ه 22

Dört köşede آل إ له إ ل هلل ا ( ا ل م ل ك ا ل ق ال م ب ني ) Lâ ilâhe illa llâh (El-Melikü'l-Hakku'l-Mübîn) "Allâh dan başka hiç bir ilâh, -hiç bir tanrı, hiç bir ma bûdyokdur, ancak O vardır". Bu cümleye, Kelime-i Tevhîd, bunu söylemeye de Tehlîl denir ki bu cümle, îmân ın birinci ruknü (farzı) dır. م ح م د ر س و ل ا هلل )صا د ق ال و ع د ا ال م ني ) Muhammedü r-rasûlü llâh (Sâdiku'l-Va'di'l-Emîn) "Muhammed -aleyhi s-selâm- Allâh ın Rasûlü (Peygamberi) dir". Bu cümle de.îmân ın ikinci rüknü (farzı) dır ki hakîkî bir îmân bu iki cümle (bu iki rükün) ile tamam olur. Bu bakımdan îmân ın birinci ruknü (farzı), Lâ ilâhe ille llâh ( آل إ له إ ال هللا ) : Allâh dan başka hiç bir ilâh, -hiç bir tanrı, hiç bir ma bûd- yokdur, ancak O vardır cümlesidir ki bu mübârek söze Kelime-i Tevhîd, bunu söylemeye de Tehlîl denir. Îmân ın ikinci rüknü (farzı) ise, Muhammedü r- ر سو ل هللا ( Rasûlü llâh -aleyhi s-selâm- ) Muhammed م م د Allâh ın Rasûlü (Peygamberi) dir cümlesidir ki hakîkî bir îmân, bu iki cümle (bu iki rükün) ile tamam olur. Büyük Kemer ortalarında ا ل م ل ك هلل Mülk Allâh'ındır. 23

ا ل ك م هلل Huküm Allâh'ındır. و اهلل غا ل ب ع لى ا م ر ه Allâh, emrinde (hâkim ve hukmünde) ğâlibdir. Yûsüf, 21. Büyük ve küçük kemer aralarında يا ر ح ن Dünyâda îmân eden etmeyen herkesi ve her mahlûku esirgeyen, onlar hakkında hayır ve rahmet murad eden, sevdiğini sevmediğini ayırd etmeyerek bütün mahlûkâtı sayısız ni'metlere ğark eden ve hiç bir şarta bağlı olmadan herkesin ihtiyâcını veren. يم يا ر ح Âhiretde yalnız îmân edenleri esirgeyen, verdiği ni'metleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî ni'metler ile mükâfatlandıran, kulun ihlâsına göre -en az bire on olmak üzere- hududsuz, hesapsız mükâfatlar veren. يا ح نا ن Allâhü Teâlâ'nın adlarındandır. Rahmeti bol, çok acıyan, çok acıyıcı. يا م نا ن Allâhü Teâlâ'nın adlarındandır. Çok ihsân eden, veren, ihsânı bol. س ب حا ن اهلل 24

Yâ Rabb'i, Senin varlığını ve birliğini şeksiz ve şübhesiz kabûl eder, seni tesbîh ve tenzîh ederim (noksan sıfatlardan tenzîh eder kemâl sıfatları ile muttasıf kılarım). ا ل م د هلل Her hamd-ü senâ' Alâh'adır. Mihrab etrâfında ج ج Besmele ve Âyetü'l-kürsi ب م اهلل الر ح ن الر ح يم ط ا هلل آل ا ل ه ا ال ه و ا ل ى ال ق يو م آل ت ا خ ذ ه س ن ة و آل ن و م ل ه ما ف الس م وا ت ط ط و ما ف ا ال ر ض م ن ذا ال ذ ى ي ش ف ع ع ن د ه ا ال ب ا ذ ن ه ي ع ل م ما ب ني ا ي د يه م و ما ج ج خ ل ف ه م و آل ي يطو ن ب ش ي ء م ن ع ل م ه ا ال ب ا شا ء و س ع ك ر س ي ه الس م وا ت ج ج و ا ال ر ض و آل ي ؤ د ه ح ف ظ ه ما و ه و ال ع ل ى ال ع ظ يم. Bi smi llâhi r-rahmâni r-rahîm "Allâh (o Allâh'dır ki) kendisinden başka hiç bir Tanrı yokdur. (O, zâtî, ezelî ve ebedî hayât ile) diridir. Zâtiyle ve kemâliyle kâimdir (yaratdıklarının her an tedbîr-ü hıfzında yegâne hâkimdir, her şey onunla kâimdir). O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O'nun. Onun izni olmadıkca nezdinde şefâat edebilecek kim miş? O (yaratdıklarının) önlerindekini, arkalarındakini, (yapdıklarını, yapacaklarını, bildiklerini, bilmediklerini, açıkladıklarını, gizlediklerini, dünyâlarını, âhiretlerini, hulâsa her şey'ini) bilir. (Mahlûkâtı) O'nun ilminden yalnız kendisinin dilediğinden başka hiç bir şey'i (kâbil değil) kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri 25

kucaklamışdır. Bunların nigehbanlığı (korunup gözetilmesi) O'na ağır gelmez. O, çok yüce, çok büyükdür". Bakara, 255. İki daire içinde :Lâ ilâhe İlle'llâh آل ا ل ه ا ال اهلل :Muhammedü'r-Rasûlü'llâh م م د ر سو ل اهلل Taç içindeki ay içinde Muhammedü'r- Lâ ilâhe ille'llâh, آل ا ل ه ا ال اهلل م م د ر سو ل اهلل Rasûlü'llâh Ortasında :Allâh ا هلل Mihrap üstünde قا ل اهلل ت عا ىل ف و ل و ج ه ك ش ط ر ال م س ج د ا ل را م ط Allâhü Teâlâ buyurdu: "(Namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına (Ka'be semtine) çevir. Bakara,144,149,150. Vitray pencerelerde ب سم اهلل الر ح ن الر ح يم 26

ا هلل م م د آل ا ل ه ا ال اهلل م م د ر سو ل اهلل Mahveldeki büyük kubbede Besmele ve Fâtiha sûresi ب م اهلل الر ح ن الر ح ي م ط ال ال ا ل م د هلل ر ب ال عا ل م ني. الر ح ن الر ح يم. م ال ك ي و م الد ي ن إ ي اك ن ع ب د و إ ي ا ك ال ط م غ ي ال م غ ض و ب ن س ت ع ني. ا ه د نا الص را ط ال م س ت قيم. ص را ط ال ذ ين ا ن ع م ت ع ل يه ع ل ي هم و آل الض ال ني. Bi smi llâhi r-rahmâni r-rahîm Bütün âlemlerin Rabb i, Rahmân ve Rahîm, Din Günü'nün sâhibi olan Allâh a hamd olsun. Yâ Rabb, biz Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizleri doğru yola hidâyet eyle. O kendilerine ni met verdiklerinin yoluna ilet. Gazâba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil. Köşelerdeki aslan gögüslerinde :Lâ ilâhe ille'llâh ال ا ل ه ا ال اهلل :Muhammedü'r-Rasûlü'llâh م م د ر سو ل اهلل 27

ve Aşere-i mübeşşere (Cennetle müjdelenen on kişi) ا بو ب ك ر ر ض ى اهلل ع ن ه 1-Ebû Bekr ibn-i Ebî Kuhâfe. Radıye'llâhü anh. ع م ر ر ض ى اهلل ع ن ه 2-Ömer ibn-i El-Haddâb. Radıye'llâhü anh. ع ث ما ن ر ض ى اهلل ع ن ه 3-Osmân ibn-i Affân. Radıye'llâhü anh. ع ل ى ر ض ى اهلل ع ن ه 4-Ali ibn-i Ebî Tâlib. Radıye'llâhü anh. 5-Abdu'r-rahmân ibn-i Avf. Radıye'llâhü anh. 6-Sa'd ibn-i Ebî Vakkâs.Radıye'llâhü anh. 7-Zübeyr ibn-i El-Avvâm.Radıye'llâhü anh. 8-Talhâ ibn-i Ubeydu'llâh.Radıye'llâhü anh. 9-Saîd ibn-i Zeyd.Radıye'llâhü anh. 10-Ebû Ubeyde ibn-i El-Cerrâh, radıye'llâhü anh. Mahvel dıvarlarında يا م ف ت ح ا ال ب وا ب Ey kapılar açan, 28

ا ف ت ح ل نا خ ي ر ا لبا ب Bizim için hayırlı kapılar aç. يا بآلل ح ب ش ى ر ض ى اهلل ع ن ه Yâ Bilâl-i Habeşî, radıye'llâhü anh. Büyük cümle kapısının ön ve arka yüzünde ال ا نا ف ت ح نا ل ك ف ت حا م ب ينا. Biz sana apâşikâr bir feth (-u zafer yolu) açtık. 16 ج ج نا ت ع د ن م ف ت ح ة ل م ا ال ب وا ب. Adn cennetleri. Onlar için bütün kapılar tastamam açılmışdır. 17 Küçük kapılarda Mahvele çıkış kapılarının ön yüzünde tura şeklinde Besmele; arka yüzünde Yine tura şeklinde Besmele Minâre kapılarının ön yüzünde ا نا ف ت ح نا ل ك ف ت حا م ب ينا. ال 16 - Fetih, 1. 17 - Sad, 50. 29

arka yüzünde ل م ا ال ب وا ب. ج نا ت ع د ن م ف ت ح ة ج Alt kata inen merdiven kapılarının ön yüzünde قا ل ع ل ي ه الس آلم يا م ف ت ح ا ال ب وا ب ا ف ت ح ل نا خ ي ر ا لبا ب arka yüzünde قا ل ع ل ي ه الس آلم كل كم ر ا ع و كل كم م سئ ول ع ن ر ع ي ت ه. Her birerleriniz râî (çobandır ve elinin altında ne varsa onu gereği gibi muhâfaza edip korumakla mükellef) dir ve her biriniz elinin altındakilerden mes uldür. Minberde ا نا ف ت ح نا ل ك ف ت حا م ب ينا. ال Biz sana apâşikâr bir feth (-u zafer yolu) açtık. 18 و ي ن ص ر ك اهلل ن ص را ع ز يزا. Ve Allâh'ın sana çok şerefli bir muzafferiyyetle yardım etmesi için. Feth, 3. ط ن ص ر م ن اهلل و ف ت ح ق ر يب. Yardım Allâh'dan ve fetih yakın. 19 18 - Fetih, 1. 19 - Sâf, 13. 30

Minber kapısı üzerinde س آلم ق و ال م ن ر ب الر ح يم. Selâm, Rahîm olan Rabb'den bir sözdür (ki o da Selâmün aleyküm'dür). 20 Va'z kürsüsü tacında قا ل ع ل ي ه الس آلم ا لد ين الن ص يح ة Din, nasîhatdir. Zemin kattaki orta kemerlerin üzerinde olan yazılar إ ن اهلل ي ب الت وا ب ني و ي ب ال م ت ط ه ر ين. "Allâhü Teâlâ, hem çok tevbe edenleri sever ve hem de çok temizlenenleri sever". 21 ف س ب ح ب م د ر ب ك و اس ت غ ف ر ه ط إ ن ه كا ن ت و ابا. "Rabb'ini hamd ile tesbîh (ve tenzîh) et. O'nun mağfiretini iste, Şübhesiz ki O, tevbeleri en çok kabûl edendir. 22 س ب حا ن اهلل و ب م د ه ا س ت غ ف ر اهلل و ا تو ب إ ل ي ه. "Sübhâne'llâhi ve bi-hamdihî estağfiru'llâhe ve etûbü ileyh". 20 - Yâsin, 58. 21 -Bakara, 222. 22 -Nasr, 3. 31

"Yâ Rabb, Seni tesbîh ve tenzîh eder, Sana hamd eder, Senden mağfiret diler ve Sana tevbe ederim. İlâhî beni efvet". Mihrabın en üst tarafında س ب حا ن اهلل و ب م د ه س ب حا ن اهلل ال ع ظ ي م "Sübhâne'llâhi ve bi-hamdihî sübhâne'llâhi'l-azîm". "Yâ Rabb, Seni tesbîh ve tenzîh eder, Sana hamd ederim, Yine büyük olan Allâh'ı tekrar tesbîh ve tenzîh ederim". Sağ taraftaki vitray pencerelerin üzerinde و ل ل ه م ل ك الس م او ا ت و ا ال ر ض. Göklerin ve yerin mülkü Allâh ındır. 23 Sol taraftaki vitray pencerelerin üzerinde و ل ل ه ج ن ود الس م او ا ت و ا ال ر ض. Göklerin ve yerin bütün orduları Allâh ındır. 24 23 - Fetih 14. 24 - Fetih 4. 32

س آلم ع ل ي ك م ط ب ت م فا د خ لو ها خا ل د ي ن Selâm size, tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin oraya.zümer 73 ب م اهلل الر ح ن الر ح يم ا ن ا ي ع م ر م سا ج د اهلل م ن آم ن ب اهلل و ال ي و م ا آلخ ر و ا قا م الص لو ة وآتى الز كو ة و ل ي ش ا ال اهلل ف ع س ى او ل ئ ك ا ن ي كو نو ا م ن ال م ه ت د ين. "Allâh'ın mescidlerini ancak Allâh'a ve âhiret gününe îmân eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allâh'dan başkasından korkmayan kimseler i'mâr eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır". Tevbe 18. 33 و ا ن ال م سا ج د هلل ال فآل ت د عو ا م ع اهلل ا ح دا. "Şübhesiz mescidler, Allâh'ındır. O halde, Allâh ile birlikde hiç bir kimseye kulluk etmeyin". Cin 18. Hadîs-i şerif'de de şöyle buyurulmuşdur: "Allâh'ın yer yüzünde evleri, mescidlerdir. Kendisini oralarda ziyâret edene ikrâm etmek, ulu ve büyük Allâh üzerine bir hakdır". "Kim Allâh için, Allâhü Teâlâ'nın rızâsını isteyerek bir mescid binâ' ederse, Allâh da ona Cennet'de bir ev (saray) yapar". "Hayra aracılık yapan, o hayri yapan gibidir".

Faydalı Bilgiler سم ا هلل الر ح ن الر ح يم ب ق ل يا ع با د ى ال ذ ين ا س ر فو ا ع لى ا ن ف س ه م آل ت ق ن طو ا م ن ر ح ة ط ا ن اهلل ي غ ف ر الذ نو ب ج يعا ا ن ه ه و ال غ فو ر الر ح يم. اهلل ط "(Yâ Muhammed, tarafımdan onlara) de ki: Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allâh'ın rahmetinden ümid kesmeyin. (Eğer şirkden sakınır ve günahlarınıza tevbe ederseniz) Allâh bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir". Zimer, 53. ا ىل ر ب ك م و ا س ل مو ا ل ه م ن ق ب ل ا ن ي ا ت ي ك م ال ع ذا ب ث آل و ا ن يبو ا ت ن ص ر ون. "Size azâb gelip çatmadan Rabb'inize dönün. O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez". Zümer, 54. و ات ب عو ا ا ح س ن ما ال ع ذا ب ب ع ت ة و ا ن ت م ا ن ز ل ا ل ي ك م م ن ر ب ك م ال آل ت ش ع رو ن. م ن ق ب ل ا ن ي ا ت ي ك م "Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada, size azâb gelmezden önce Rabb'inizden size indirilenin en güzeli (olan Kur ân a ve peygamberlerin en hayırlısı olan Hazreti Muhammed aleyhi's-selâm'a) uyun". Zümer, 55. 34

ك ل ك ل ه ر ن ه او لو ر ا يس ك ك ل, ا س ت ر كا ف ر ا س ت ر م و س ى ا س ت ر م ش ر ك ب يز م د ر ك ه م ز او م يت س ز ل ك د ر ك ه ى د ك ل د ر يو ز ك ر ه ت و ب ك ى بو ز مو ش او ل س ك د ه ك ل. Gel, gel, her ne olur isen gel, İster kâfir, ister mecûsi, ister müşrik, Bizim dergehimiz ümitsizlik dergehi değildir, Yüz kerre tevbeni bozmuş olsan da gel. Mesnevî'den Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (Kaddese'llâhü sırrahû) Y a z a n Ali Celâleddin Karakılıç 13-Muharrem-1433 08-12-2011 35

Kayseri-Talas Kiçiköy Mah. Altıntepe Câmii resimleri 36

Resim-1 37

Resim-2 38

Resim-3 39

Resim-4 40

Resim-5 41

Resim-6 42

Resim-7 43

Resim-8 44

Resim-9 45

Resim-10 46

Resim-11 47

Resim-12 48

Resim-13 49

Resim-14 50

Resim-15 51

Resim-16 52

Kayseri-Talas Kiçiköy Mah. Altıntepe Câmii Eğitim Öğretim Bilgi Merkezi ve Kur ân Kursu resimleri Erkekler ve hanımlar için abdest alma yerleri ve WC.ler 53

Resim-17 KAYSERİ- TALAS KİÇİKÖY MAHALLESİ ALTINTEPE CÂMİİ KİTAPLIĞI EĞİTİM ÖĞRETİM BİLGİ MERKEZİ ve KUR ÂN KURSU resimleri 54

Resim-18 55

Resim-19 56

Resim-20 57

Resim-21 58

Resim-22 59

Resim-23 60

Resim-24 61

Resim-25 62

Resim-26 63

Resim-27 Hanımlar için abdest alma yerleri ve WC.ler 64

Resim-28 Hanımlar için abdest alma yerleri ve WC.ler 65

Resim-29 Hanımlar için abdest alma yerleri ve wc.ler 66

Resim-30 Hanımlar için abdest alma yerleri ve WC.ler 67

Resim-31 Hanımlar için abdest alma yerleri ve WC.ler 68

Video Video-0001.mp4 69