1.KARABÜK HEMŞİRELİK SEMPOZYUMU



Benzer belgeler
HEMODİYALİZ HASTALARININ HİPERTANSİYON YÖNETİMİNE İLİŞKİN EVDE YAPTIKLARI UYGULAMALAR

HEMŞİRELERİNİN UYGULADIKLARI HASTA EĞİTİMİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Uzm. Hem. Aysun ÇAKIR

14. ULUSAL HALK SAĞLIĞI KONGRESİ, 4-7 EKİM 2011 P220 CEZAEVİNDE BULUNAN MAHKÛMLARIN İLKYARDIM BİLGİ DÜZEYLERİ

Melek ŞAHİNOĞLU, Ümmühan AKTÜRK, Lezan KESKİN. SUNAN: Melek ŞAHİNOĞLU. Malatya Devlet Hastanesi Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi

HEMODİYALİZ HASTALARININ GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ, YETİ YİTİMİ, DEPRESYON VE KOMORBİDİTE YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

POSTER BİLDİRİ PROGRAM AKIŞI

HEMODİYALİZ HASTALARINDA HUZURSUZ BACAK SENDROMU, UYKU KALİTESİ VE YORGUNLUK ( )

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

BİR ÜNİVERSİTE HASTANESİNDE ÇALIŞAN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ RUHSAL SAĞLIK DURUMUNUN BELİRLENMESI VE İŞ DOYUMU İLE İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

Tablo 1: Mezunlarımızın Tanıtıcı Özellikleri (n=110)

POSTER BİLDİRİ PROGRAM AKIŞI

Hem. Songül GÜNEŞ Akdeniz Üniversitesi Hastanesi

Birgül BURUNKAYA - Uzman Adana İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Çalışan Sağlığı Birimi ANTALYA

SANAYİDE ÇALIŞAN GENÇ ERİŞKİN ERKEKLERİN YAŞAM KALİTESİ VE RİSKLİ DAVRANIŞLARININ BELİRLENMESİ

Özel Bir Hastanede Diyabet Polikliniğine Başvuran Hastalarda İnsülin Direncini Etkileyen Faktörlerin Araştırılması

Meslekte Ruh Sağlığı. A.Tamer Aker İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Ruh Sağlığı AD

TİP 1 DİYABETİ OLAN İNSÜLİN POMPASI KULLANAN BİREYLERE BAZAL İNSÜLİN DOZ DEĞİŞİKLİĞİ EĞİTİMİ VERMELİ MİYİZ?

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI DİYABETİMİ YÖNETİYORUM PROJESİ DİYABET YÖNETİMİ KURSU RAPORU

ÖRNEK BULGULAR. Tablo 1: Tanımlayıcı özelliklerin dağılımı

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ

Bilim Uzmanı İbrahim BARIN

Tedaviye Başvuran İnfertil Çiftlerde Kaygı, Öfke, Başa Çıkma, Yeti Yitimi Ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi

Bir Üniversite Hastanesinin Yoğun Bakım Ünitesi Hemşirelerinde Yaşam Kalitesi, İş Kazaları ve Vardiyalı Çalışmanın Etkileri

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker****

Resmî Gazete YÖNETMELİK. Sağlık Bakanlığından: HEMŞİRELİK YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

HOŞGELDİNİZ. Diaverum

HEM501 (3,0)3 Sağlık Tanılaması

TRSM de Rehabilitasyonun

VERİLERLE TÜRKİYE ve DÜNYADA DİYABET. YARD.DOÇ.DR. GÜLHAN COŞANSU İstanbul Üniversitesi Diyabet Hemşireliği Derneği

HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ

Üniversite Hastanesi mi; Bölge Ruh Sağlığı Hastanesi mi? Ayaktan Başvuran Psikiyatri Hastalarını Hangisi Daha Fazla Memnun Ediyor?

İş Yerinde Ruh Sağlığı

MERVE SAYIŞ TUĞBA ÇINAR SEVİM KORKUT MERVE ALTUN

HASTA/HASTA YAKINI ZORUNLU EĞİTİM İŞLEYİŞ PROSEDÜRÜ

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Özel Bir Hastane Grubu Ameliyathanelerinde Çalışan Hemşirelerine Uygulanan Yetkinlik Sisteminin İş Doyumlarına Etkisinin Belirlenmesi

GERİATRİK HASTAYA YAKLAŞIM

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

Dr. Bekir KESKİNKILIÇ

TIP FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNDE GÜNDÜZ AŞIRI UYKULULUK HALİ VE DEPRESYON ŞÜPHESİ İLİŞKİSİ

DANIŞMAN ÖĞRETMEN MENTORLUK FONKSİYONLARI İLE ADAY ÖĞRETMENLERİN ÖZNEL MUTLULUK DÜZEYİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ

HEMŞİRELERDE ÇALIŞMA ORTAMI UZM. HEM. HANDAN ALAN HEMŞİRELİKTE YÖNETİM AD DOKTORA ÖĞRENCİSİ

20-23 Mayıs 2009 da 45. Ulusal Diyabet Kongresi nde Poster olarak sunuldu.

DİYABET HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ DİYABET EĞİTİMCİSİNİN EĞİTİMİ KURSU PROGRAMI

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

OKUL ÖNCESİ REHBERLİK HİZMETİ

ELEŞTİREL DÜŞÜNME. Tablo 1: Ölçekten ve Alt Boyutlarından Alınan Puan Ortalamaları

HEMODİALİZ HASTALARINA VERİLEN DİYET VE SIVI EĞİTİMİNİN BAZI PARAMETRELERE ETKİSİ

BARİATRİK AMELİYATLARIN KİLO VERMENİN ÖTESİNDE 7 ÖNEMLİ YARARI

Özgün Problem Çözme Becerileri

Halk Sağlığı. YDÜ Tıp Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Aslı AYKAÇ

HASTA BAKIMININ ORGANİZASYONU. Öğr. Gör. Sultan TÜRKMEN KESKİN

KRONOLOJİK YAŞ NEDİR?

Sağlık Bakanlığından: HEMŞİRELİK YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete: BİRİNCİ BÖLÜM. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar. Amaç

HEMŞİRELER İÇİN ETİK İLKE VE SORUMLULUKLAR. Prof. Dr. Lale Büyükgönenç

SAĞLIK ÇALIŞANLARIN GÜVENLİĞİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER (TÜRKİYE NİN GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİNDE BEŞ FARKLI HASTANE ÖRNEĞİ)

Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI VIII. SAĞLIK BAKIM HİZMETLERİ MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTISI

KUYUMCULUK VE TAKI TASARIMI PROGRAMI ÖĞRENCĐLERĐNĐN OKULDAN BEKLENTĐLERĐ VE MESLEKĐ GELECEKLERĐNĐN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİMİ DAVRANIŞLARININ İNCELENMESİ

SİMÜLASYONLU PERİTON DİYALİZ UYGULAMASININ ÖĞRENCİLERİN PSİKOMOTOR BECERİLERİ ÖZ- YETERLİLİĞİNE ETKİSİ

Ders İzlencesi Konu 2: Sosyal Rehabilitasyonun Tanımı ve Amacı. 1. Rehabilitasyonun tanımı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

ÖZGEÇMİŞ. Derece Bölüm / Program Üniversite Yıl

SAĞLIK YÖNETİMİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN ÖZELLİKLERİ, SINIFLANDIRILMASI VE FONKSİYONLARI

14 Kasım Dünya Diyabet Günü. Kadınlar ve Diyabet: Sağlıklı bir gelecek hakkımız

PALYATİF BAKIMIN EVDE BAKIMA ENTEGRASYONU

[BİROL BAYTAN] BEYANI

BÖLÜM 5 SONUÇ VE ÖNERİLER. Bu bölümde araştırmanın bulgularına dayalı olarak ulaşılan sonuçlara ve geliştirilen önerilere yer verilmiştir.

YAŞLILIKTA PSİKO-SOSYAL YAŞAM

ÖZGEÇMİŞ. Yabancı Dil: İngilizce. Uluslararası dergilerde yayınlanan makaleler

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü

DÜNYA BÖBREK GÜNÜ ETKİNLİĞİ ANALİZİ

Herkes için Kaliteli, Koruyucu, Eşit Sağlık Hizmeti

HALK SAĞLIĞINDA KULLANILAN KAVRAMLAR. Prof.Dr. Ayfer TEZEL

HEMODĠYALĠZ HASTALARININ UMUTSUZLUK DÜZEYLERĠ

Pervin HORASAN Erciyes Üniversitesi Mehmet Kemal Dedeman Onkoloji Hastanesi

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği nin

ÖZGEÇMİŞ I.KİŞİSEL BİLGİLER

HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

DİYABET NEDİR? Özel Klinik ve Merkezler

TIBBİ HİZMETLER BAŞKANLIĞI EĞİTİM KOORDİNATÖRLÜĞÜ

YOĞUN BAKIM EKİBİNDE HEMŞİRE VE HASTA BAKIMI BURCU AYDINOĞLU HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

Ön Söz. Dr. Nicola Thomas Londra

Obezite Nedir? Harun AKTAŞ - Trabzon

HEMODİYALİZ VE PERİTON DİYALİZİ UYGULANAN HASTALARIN BEDEN İMAJI VE BENLİK SAYGISI ALGILARININ KARŞILAŞTIRILMASI

ENGELLİ KADINLARIN DOĞURGANLIK ÖZELLİKLERİ VE ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Yasemin ELİTOK. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi. Pediatrik Hematoloji-Onkoloji BD, Erzurum

ADLİ VAKA SÜRECİNDE HASTA ve AİLE İLE İLETİŞİM

ADOLESANA VERİLMESİ GEREKEN KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ. Doç Dr Müjgan Alikaşifoğlu

Aydın Astim Organize Sanayi Bölgesinde İş Kazalarının İncelenmesi ve Önlenmesinde Eğitimin Rolü. Uzm. Dr. Cenk BENLİ

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

Prediyaliz Kronik Böbrek Hastalarında Kesitsel Bir Çalışma: Yaşam Kalitesi

Transkript:

1

1.KARABÜK HEMŞİRELİK SEMPOZYUMU 15 Mayıs 2015 Cuma Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu KARABÜK Özet Kitabı 2

ONURSAL BAŞKANLAR Prof.Dr.Refik POLAT Karabük Üniversitesi Rektörü Dr.Ahmet SARI Karabük İl Sağlık Müdürü Dr.Sezgin Tiryaki Karabük Halk Sağlığı Müdürü Op.Dr.İsmail KARA Karabük İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri SEMPOZYUM EŞ BAŞKANLARI Yrd.Doç.Dr.Işıl IŞIK ANDSOY Yrd.Doç.Dr.Ayşegül OKSAY ŞAHİN Uzm.Şerife SALMAN Uzm.Selma ERSOY SEMPOZYUM SEKRETERLERİ Arş.Gör.Uzm.Hem.Sevgi HÜR Arş.Gör.Uzm.Sevda URAL 3

DÜZENLEME KURULU* Yrd. Doç. Dr. Eyüp ALYINÖZ Yrd. Doç. Dr. Işıl IŞIK ANDSOY Yrd. Doç. Dr. Gülcan KAR Yrd. Doç. Dr. Ayşegül OKSAY ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Nevin ONAN Yrd. Doç. Dr. Özlem ÖZTÜRK Öğr.Gör.Uzm.Hem.Elif ÇALIK Öğr.Gör.Tuğba GÜNGÖR Öğr.Gör.Elnaz NABEL Arş.Gör.Uzm.Hem.Sevgi HÜR Arş.Gör.Uzm.Hem.Duygu KES Arş.Gör.Uzm.Sevda URAL Arş.Gör.Sakine FIRINCIK Uzm.Tuba AKYÜZ Uzm.Cemile BÖLÜKBAŞ Uzm.Sevgi ÇETİN Uzm.Selma ERSOY Uzm.Şerife SELMAN Uzm.Serap YÜCEL Elif AYAR DERELİ Gülseren ÇAVUŞOĞLU Satiye çetin Simge ERDAL Burcu GENCEL İNAM Mümine KEMERLİOĞLU Nuray NACAK ÇİMEN Emine ÖNALAN Eda ÖZÇELEBİ Fatma UYSAL Aynur YILMAZ *Unvan ve soy isim sırasına göre sıralanmıştır. 4

BİLİMSEL KURUL* Doç.Dr.Sevim ÇELİK Doç.Dr.Sezgi ÇINAR PAKYÜZ Doç.Dr.Ayşe ÇİL Doç.Dr.Yurdanur DEMİR DİKMEN Doç.Dr.Asiye GÜL Doç.Dr.Aysel GÜRKAN Doç.Dr.Arzu İLÇE Doç.Dr.Havva ÖZTÜRK Doç.Dr.Sevinç TAŞTAN Doç.Dr.Sevim ULUPINAR Doç.Dr.Gül ÜNSAL BARLAS Doç.Dr.Neriman ZENGİN Doç.Dr.Ebru AKGÜN ÇITAK Yrd. Doç. Dr. Işıl IŞIK ANDSOY Yrd. Doç. Dr. Gülcan KAR Yrd. Doç. Dr.Semra KARACA Yrd. Doç. Dr.Ayşe KARAKOÇ Yrd. Doç. Dr.Zeynep KURTULUŞ TOSUN Yrd. Doç. Dr. Ayşegül OKSAY ŞAHİN Yrd. Doç. Dr. Nevin ONAN Yrd. Doç. Dr. Raziye ÖZDEMİR Yrd. Doç. Dr. Özlem ÖZTÜRK Yrd. Doç. Dr. Dilek POTUR Yrd. Doç. Dr.Nuray ŞAHİN ORAK *Unvan ve soy isim sırasına göre sıralanmıştır. 5

6

POSTER BİLDİRİLER *Posterler ile ilgili tüm bilimsel ve etik sorumluluk yazarlara aittir. 7

P01 SAVAŞIN SESSİZ ÇIĞLIKLARI Ebru KÖROĞLU¹, Şeymanur ÖZDEMİR¹, Zeynep ÇİKENDİN¹, Özlem ÖZTÜRK 2 ¹Yüksek Lisans Öğrencisi, Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı 2 Yrd. Doç. Dr. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Amaç: Günümüz dünyasında milyonlarca çocuk, doğrudan ya da dolaylı olarak, savaş ve terör olaylarının kurbanı durumundadır. Hakları ve gereksinimleri savaşın gerekliliklerinin arkasına itilen bu sessiz topluluk, anlam verilemez bir yıkıcılığın getirdiği yok olma korkusuyla karşı karşıyadır. Savaşlar, çocukların yaralanmalarına, sakat kalmalarına ve hatta ölmelerine neden olabilmektedir. Sözü edilen durumlarda birçok çocuk anne-babasını, akrabalarını, arkadaşlarını kaybetmekte; fiziksel, duygusal ya da cinsel istismara uğramakta; okulundan ve diğer sosyal destek yapılarından yoksun kalmaktadır. Bu derlemenin amacı, silahlı çatışmaların kötü sonuçlarına katlanmak zorunda kalan çocukların yaşadıkları sağlık sorunlarının literatür ışığında incelenmesi ve hemşirenin rolünün belirlenmesidir. Yöntem: Derlemede, Savaş nedeniyle çocukların karşılaştıkları sağlık sorunları nelerdir?, Savaş nedeniyle göç etmek zorunda kalan çocukların sağlığının korunmasında hemşirenin rolü nedir? sorularına yanıt aranacaktır. Bulgular: Çocuklar yetişkinlere göre savaşlardan daha çok etkilenen riskli grup olup, bu etkiler çocukları yaşamları boyunca olumsuz etkileyebilir. Ailelerini kaybeden savaştan etkilenen çok yüksek oranda çocuk tek başlarına mülteci konumunda kalabilmektedir. Silahlı çatışmalar sırasında mülteci konumunda kalmaya zorlanan çocuklar kamplarda daha yüksek oranda şiddete, istismara uğramakta, açlık ve malnütrisyon nedeniyle morbidite ve mortalite oranları artmaktadır. Yeterli su ve yiyecek yokluğu, fiziksel işkence, esir düşme, saldırı, ölen, yaralanan, işkence ve tecavüze uğrayan insanlara tanık olma, silah sesleri ve patlamalara maruz kalma savaşlarda çocukların karşılaşabileceği sorunlardan bazılarıdır. Çocuklarda beslenme yetersizliğine bağlı olarak gelişen malnütrisyon, sonu ölümlere varan ciddi sonuçlara neden olan bir sağlık sorunudur. Yapılan çalışmalarda göç eden bireylerin çocuklarının boy-kilo oranlarının olumsuz etkilendiği ve persantil değerlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Çocuk sağlığının korunmasında ve hastalıkların önlenmesinde yeri olan çocuk hemşirelerinin, savaştan etkilenen çocukların sağlık risklerinin tanılanmasında ve önlenmesinde önemli rolü vardır. Anahtar Kelimeler: Savaş, çocuk, hemşirelik, göç. 8

P02 OTİSTİK ÇOCUKLARDA BESLENME ŞEKLİ TEDAVİ OLABİLİR Mİ? Pelin SARIKAYA¹, Tuğba GÜNGÖR¹, Gülbahar ALSAN¹, Özlem ÖZTÜRK 2 ¹Yüksek Lisans Öğrencisi, Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı 2 Yrd. Doç. Dr. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü AMAÇ: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), farklı bağlamlarda gözlenen sosyal iletişim ve etkileşim yetersizliği ile sınırlı ve yineleyici davranış örüntüleriyle karakterize edilen bir yetersizlik türüdür. Otizm günümüzde 88 çocuktan birinde görülen yaygın bir durumdur. Otizm spektrum bozukluğunun etiyolojisini temel alan bir tedavi yönteminin henüz olmaması, tedavi amacıyla; gluten ile kazeinden yoksun gıdaların tüketilmesi, ek vitamin ve mineral kullanımı gibi birçok yönteme başvurulduğu görülmüştür. Bu derlemenin amacı, otistik çocuklarda diyet kullanımı ile ilgili literatürü değerlendirip, hemşirelerin beslenme eğitimindeki rollerini belirlemektir. YÖNTEM: Derlemede, Otizm tanılı çocuklarda gelişebilecek gastrointestinal sistem (GİS) problemleri nelerdir?, Diyette yer alması gereken besinler nelerdir? ve OSB li çocuklarda vitamin /mineral takviyesinin etkileri nelerdir? sorularının yanıtları aranacaktır. BULGULAR: Otistik çocuklarda GİS patolojilerine yönelik ilgi 1990 ların sonlarında artmış ve etyolojisine yönelik yeni umutlar, tedavi seçeneklerinde yeni arayışları da beraberinde getirmiştir. Otizm tanılı çocukların diğer kardeşlerine kıyasla GİS ile ilgili ishal, kabızlık, kusma, karında şişlik ve huzursuzluk gibi daha fazla yakınma sergiledikleri görülmektedir. OSB nin olası tedavileriyle ilgili spekülasyonlar arasında glutensiz diyet dahil olmak üzere çeşitli beslenme müdahaleleri vardır. Gluten ve kazeinden yoksun gıdaların OSB üzerine etkisini değerlendiren çalışmalarda ağırlıklı olarak bazı otistik belirtiler ya da davranışsal sorunlar üzerine fayda sağlandığı bildirilmiştir. Son zamanlarda yapılan incelemelerde, OSB belirtilerinin yaz süresince iyileştiği, Vitamin D nin bu tür bir iyileşmede rol oynayabileceği bulunmuştur. OSB li çocuklarda vitamin/mineral takviyesinin; hiperaktivite, öfke nöbeti, davranış, dil alanlarındaki performans üzerinde olumlu etkileri gösterilmiştir. Hemşireler otizm tanılı çocukların beslenme eğitimlerini planlarken çocukların sağlıklı gelişimini desteklemeli, beslenmeye karşı yanlış bilgi ve tutumların ortadan kaldırılmasında aileleri bilgilendirmelidir. ANAHTAR KELİMELER: Beslenme, Gluten, Otizm, Vitamin D 9

P03 KRİTİK DÜŞÜNME VE HEMŞİRELİK Tuğba AYDIN YILDIRIM 1, Gülay YAZICI 2 1 Karabük Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksekokulu 2 Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Hemşirelik Bölümü ÖZET Kritik düşünme; ilk olarak Robert Ennis tarafından 1962 yılında dile getirilen, etkili problem çözme ve karar vermenin temelini oluşturan, bilimsel dayanağı olan düşünme süreci ve problem analiz yöntemidir. Problem hakkında karar verip harekete geçmeden önce, problemin iyice anlaşılması için var olan bilginin yorumlanıp değerlendirilmesi süreci olarak da ele alınabilir. Kritik düşünme daima sistematik ve organizedir, problemi tanımayı, kaynakları değerlendirmeyi, olası ve alternatif çözümler üretmeyi içerir. Kritik düşünmeyi gerektiren nedenlere baktığımızda; hoşgörülü bir topluma duyulan ihtiyaç, bilgi patlamasıyla ortaya çıkan doğru bilgiye nasıl ulaşırım endişesi, problem çözme becerisine olumlu etkisi, olaylara daha geniş bir perspektiften bakarak daha üretken bir yaşam sürme arzusu olduğu görülmektedir. Bu yaklaşımla; birebir ilişkileri anlama kolaylaşır, farklı değerleri tanıma ve sorgulama yoluyla anlamlandırma yeteneği gelişir, önyargıların ve hassas olunan noktaların farkına varılması kolaylaşır, bütüncül düşünmeyi sağlayarak olayları tek boyutlu değil de, çok boyutlu görebilmeye olanak sağlar. Ayrıca, problem çözümünü kolaylaştırarak, bağımsız düşünebilmeyi ve karar vermeyi öğretir, bireyin kendine olan güveninin artmasını sağlar. Hemşirelikte kritik düşünme; sosyal, çevresel, ekonomik girişimler ve uluslararası sağlık mücadelelerindeki gerekliliğinin hissedilmesiyle ortaya çıkmıştır. Hemşirelik, sağlıklı/hasta bireye, aileye ve topluma her basamakta hizmet veren bir meslek olması nedeniyle, hemşirelerin kritik düşünme becerileri ne kadar iyi gelişirse, o ölçüde toplumun sağlığını koruma, geliştirme, yaşam kalitesini artırma yönünde daha etkin hizmet verebilecekler, daha olumlu davranabileceklerdir. Kritik düşünme, hemşirelere hastaların sağlık sorunlarını çözmelerinde ve seçenek bulmalarında, yüksek kaliteli bakımın planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesinde yardımcı olmaktadır. Hemşirelik sürecinin her aşaması için çok önemlidir. Hemşirelik sürecindeki sistematik yaklaşımın kritik düşünme yoluyla uygulanması bakımda istenilen amaçlara maksimum düzeyde ulaşmayı sağlar. Anahtar Kelimeler: Kritik Düşünme, Hemşirelik 10

P04 HEMODİYALİZ İÇİN OLUŞTURULAN ARTERYOVENÖZ FİSTÜLE BAĞLI OLUŞAN KOMPLİKE ANEVRİZMANIN TAMİRİ Akile AYDOĞMUŞ 1, Meral YEDİGÜL 1, Nurcan İNAL 1, Ebru ERBOZKURT ÇETİN 1 1 Yüksek Lisans Öğrencisi, Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hemşirelik Anabilim Dalı GİRİŞ Kronik böbrek yetersizliği olan hastalarda hemodiyaliz amacıyla arteriyovenöz fistüller kalıcı damar erişim yolu olarak kullanılmaktadır. AVF ler vucütta fizyolojik olamayan bir şant oluşturdukları için bir çok komplikasyonu da beraberinde getirmektedir. Burada AVF'e bağlı gelişen anevrizmanın cerrahi olarak düzeltilmesinin sağlandığı bir olguyu sunduk. OLGU SUNUMU 67 yasında bayan hasta bir yıldır ilerleyen sol kolda şişlik, ağrı, nefes darlığı,yorgunluk sikayetleri ile basvurdu.hastanın yapılan fizik muayenesinde akciğerde yaygın raller, pretibial ödem, yaklasık 14 yıl önce açılan sol brakiosefalik fistül yerinde 4x6 cm lik ve önkolda 4x4 cm lik, üzerinde trill olan, 2 adet ağrılı kitle mevcut idi.hasta eksplorasyon ve anevrizmorafi amaçlı operasyona alındı. Hasta rejyonel anestezi altında önce anevrizma proximalinde brakial arter eksplore edilerek teyple dönüldü, ardından anevrizma üzeri tedricen künt ve keskin diseksiyonlarla eksplore edildi. TARTIŞMA ve SONUÇ Son dönem böbrek yetmezliği olan hastada, transplantasyon uygulana kadar veya transplantasyona ve periton diyalizine uygun olmayan hastada en önemli tedavi yolu olan hemodiyaliz için en ideal yöntem, otogen arter ile ven arasında arteriovenöz fistül meydana getirilmesidir. Arteriovenöz fistül anevrizmasının tedavisinin amacı ise arteriovenöz fistülün fonsiyonunu koruyarak anevrizmayi tamir etmektir. Bu olguda anevrizmanın AVF tam üzerinde olması ve arteryal yapıda olması nedeniyle plikasyon uygun bir yöntem değildi. Bu yüzden anevrizmanın rezeke edilerek fistül üzerindeki damar duvarının tekrardan şekillendirilerek hem AVF ün devamlılığı sağlandı hemde anevrizma rezeke edilmiş oldu. AVF'e bağlı komplike anevrizmalarda klasik tedavi yöntemi ligasyon veya eksizyondur. Bu tedavi yöntemlerinde mevcut hemodiyaliz için damar erişim yolu kapatılmış olur. Uygun vakalarda anevrizmorafi veya plikasyon uygulanarak mevcut hemodiyaliz için kullanılan damar yolunun korunması önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Arteryovenöz fistül, anevrizma 11

P05 DİYABETLİ BİR OLGUDA DİYABET EĞİTİMİ VE EKİP YAKLAŞIMININ ÖNEMİ Diy. Eğit. Hemş. Fatime ŞAHİN 1 Uzm. Dr. Ülkü Aybüke TUNÇ 1 1 Karabük Eğitim Araştırma Hastanesi Endokrin ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği GİRİŞ: Diyabet ağır organ hasarlarına neden olan kronik bir metabolizma hastalığıdır.diyabetli hastayı olası komplikasyonlardan korumak,hastanın takibi ve eğitimi ile mümkündür.eğitim tüm diyabet tiplerinin tedavisinin bel kemiğini oluşturur.sadece diyabet tedavisini vermek yetmez,hastanın sık aralıklarla takibi ve tedaviye uyumu bir bütünlük oluşturmalıdır.aşağıda sunacağımız olguyla tedavideki başarı sunulmaya çalışılmıştır. OLGU:45 yaşında erkek hasta,5 yıldır diyabetik,düzensiz oad kullanmaktaydı.kan şekeri düzensizliği nedeni ile endokrin polikliniğine geldi.akş 290mg/dl, hba1c 11.4idi.Sistem muayanesi normaldi.bki 32,8 kg/m 2 olan hastaya intensif insülin tedavisi (4lü insülin) başlandı.diyet ve diyabet eğitimleri verildi kan şekeri regülasyonu sağlanan hasta takip programına alındı sonraki takiplerinde yeterli kontrol sağlandığı için tekli doz insülin ve oad ile takibi uygun görüldü.mevcut tedavi ve yakın takip ile hedeflenen hba1c değerlerine ulaşılabildi. TARTIŞMA VE SONUÇ: Hastalara temel diyabet,insülin uygulaması,kan şekeri ölçüm ve kayıt sistemi tarafımızca öğretilir,hipoglisemi ve komplikasyonları,ayak muayenesi,egzersiz yapması,düzenli ve dengeli beslenmesinin önemi anlatılır.gerekirse psikolojık destek sağlanır.diyabet tedavisinin başarısı diyabetli birey ve ailesinin eğitimi ile mümkün olabilir.çünkü diyabetin ne anlama geldiğini bilmeden onunla baş etmek mümkün değildir.diyabet hemşireleri bu bilinçle hastaların elinden tutarak diyabetle dost olmayı öğreten öncü kişilerdir.yaptığımız olgu sunumunda da görüldüğü gibi yapılan düzenli kontrol eğitim tekrarı,zamanında başlanan insülin tedavisi ile hastanın olası organ hasarını riskini azaltmış,insüline bağlı kilo alımı ve hipoglisemi gibi komplikasyonları önlemiş ve şeker regülasyonu sonucunda oad ve uzun etkili insülin ile tedavisine devam edilmiştir.hastanın daha kaliteli bir yaşam sürmesi yolunda büyük katkılar sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyabet, diyabet eğitimi 12

P06 HEMŞİRELİKTE MALPRAKTİS: OLGULAR VE BULGULAR Eda KES 1, Nesrin SÖYLEMEZ 2, Şenay ŞENER ÖZALP 3, Tuğba GÜNGÖR 4 1 Hacettepe Üniversitesi Hastanesi, Ankara, Türkiye 2 Kastamonu Devlet Hastanesi, Kastamonu, Türkiye 3 Safranbolu Devlet Hastanesi, Karabük, Türkiye 4 Karabük Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Karabük, Türkiye ÖZET Malpraktis kelimesinin dilimizde tam tanımı olmamakla birlikte; tıbbi hata, tıbbi uygulama hatası, tıbbi kötü uygulama, tıpta hatalı uygulama, tıbbi hizmetlerin kötü uygulanması, hizmet kaynaklı zarar gibi tanımlar kullanılmaktadır. Günümüzde sağlık hizmetlerinin sunumunda yapılan tıbbi hata uygulamalarının önemi; sağlık harcamalarının artması, üretim kaybı, hasta hakları konusundaki farkındalığın artması ve medyanın bu konuya ilgisine paralel olarak gün geçtikçe artmaktadır. Sağlık hizmetleri sunumunda sayıca en büyük güce sahip olan hemşirelerin bu konunun dışında tutulması düşünülemez. Klinisyen hemşirelerin kurumlarda uzmanlık alanlarından farklı birimlerde çalıştırılması, teknolojik gelişmelerin artmasıyla araç-gereç kullanımındaki bilgi eksikliği, kurumların maliyet kaygıları nedeniyle hemşire sayısını azaltmaları ve hastaların erken taburcu edilmeleri sonucu hemşirelerin taburculuk öncesi hasta bakımı sağlayamamaları nedeniyle hemşirelerin tıbbi hata yapma riskleri artmaktadır. Hastaların sorunları nedeniyle yaşanılan duygusal stres, vardiya usulü çalışma ve hemşire insan gücü planlamadaki eksiklikler iş yükünü arttırmakta ve çalışma koşullarını zorlaştırmaktadır. Bu faktörlerin hemşirelik uygulamalarına yansıması sonucu; güvenli çevre sağlamadaki yetersizlikler, ilaç uygulama hataları, uygun olmayan yanlış ve yetersiz hemşirelik girişimleri, tıbbi araç-gerecin kullanım hataları, sağlık ekibi üyeleri arasında iletişim yetersizliği, kayıtların yetersiz tutulması gibi sorunların malpraktise nedene olduğu bildirilmektedir. Türkiye de malpraktis ile ilgili özel bir yasa bulunmamakla birlikte, ülkemizde malpraktis davaları özel hukuk ve ceza hukukuna uygun alarak yargılanmaktadır. Sağlık çalışanlarının ceza sorumluluğunun belirlenmesinde genellikle T.C.K. nun 455. ve 459. maddeleri kullanılmaktadır. Tıbbi hataların türlerinin ve sebeplerinin tespiti, tıbbi hataların önlenmesinde birinci adımdır. Bu amaç doğrultusunda; nitelikli hemşire yetiştirilmesi, etkili insan gücü planlanması, yasal düzenlemelerin yapılması, meslek içi eğitim sürekliliğinin sağlanması, kayıt teknolojilerinin geliştirilmesi, ekip anlayışının geliştirilerek sağlık sunum uygulayıcıları arasında etkili iletişimin arttırılması, kalite güvenliği-bakım standartlarının geliştirilmesi, tedavi protokollerinin oluşturulması, bireyin/toplumun bilinçlendirilmesi ve sorumluluk almasının sağlanması konularıyla ilgili yapılan alan çalışmalarının arttırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, malpraktis, tıbbi hatalı uygulama. 13

P07 YAŞLILARDA AKILCI İLAÇ KULLANIMI Fatma ZEYBEK 1, Yard. Doc. Dr. Gülcan KAR 2, 1 Kamu Hastaneler Birliği Bartın Devlet Hastanesi. 2 Karabük Üniversitesi SYO Hemşirelik ABD. ÖZET İlaç, kapsamlı araştırmalar ve sıkı kontroller yapıldıktan sonra piyasaya sunulan, doktor tarafından reçete edilip, eczacı tarafından eczanede satılan, hastalıkların tedavisinde, hastalıkların önlenmesinde ya da teşhisinde kullanılan sağlıkla ilgili temel bir üründür. Akılcı İlaç Kullanımı (AİK), ilacın yapımından eczaneye ulaşmasına; reçetenin yazılıp hasta tarafından kullanılmasına; ilaç atıklarının kuralına uygun yok edilmesine kadar geçen süreçteki tüm işlemleri içerir. Yaşlanmanın doğal sonucu olarak ortaya çıkan akut ve kronik hastalıklar, yaşlılardaki ilaç kullanımını diğer yaş gruplarının geneline göre arttırmaktadır. Yaşlı bireyde kronik sağlık sorunları nedeniyle reçeteli ya da reçetesiz ilaç kullanımı oldukça fazla görülmektedir. Bunun yanında farklı doktorların reçete ettiği ilaçların birlikte kullanımı, doktorların çok sayıda ilaç reçete etmesi, nedene yönelik tedavi yerine semptomatik ilaç kullanımı, ilacın tedavi süresine uymadan sürekli kullanımı ve reçetesiz, doktor tavsiyesi dışında ilaç kullanımı da yaşlılarda polifarmasiye yol açmaktadır. Sonuç olarak, ilacın hekimler tarafından reçete edilmesinden, eczacı tarafından ilacın tanımlanıp verilmesine, hastalar tarafından kullanılmasına kadar geçen sürecin tüm aşamaların herhangi bir yerinde ilaç hataları meydana gelebildiğinden, bu sürecin bütün aşamaları için dikkatli ve özenli girişimlerin planlanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler; İlaç, yaşlılık, akıllı ilaç. 14

P08 HEMŞİRELİKTE KARİYER PLANLAMA Şeyda CAN 1, Berna KÖKTÜRK DALCALI 2 1 Bursa Zübeyde Hanım Doğumevi, 2 Karabük Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksek Okulu ÖZET Genel anlamda kariyer, yaşam boyu süren bir uğraş, bir iştir ve kimi zaman meslek sözcüğü yerine kullanılmaktadır. Sözlük anlamı itibariyle kariyer, çalışma yaşamında ilerleme sağlayıcı bir başarı elde edebilmek amacıyla bireyin izlediği yol, süreç veya çalıştığı alan şeklinde tanımlanmaktadır. Birey açısından kariyer sözcüğü, bir işe sahip olmanın ötesinde bir anlam ve farklı bir nitelik taşımaktadır. Buna göre kariyer daha çok, sorumluluk ve mesleki saygınlık elde etmeyi ifade etmektedir. Bu anlamda kariyer, kişinin başarma duygusu, karşılaşabileceği olanaklar, psikolojik ödüller ve daha iyi yaşam biçimi ile ilgilidir. Diğer bir ifade ile kariyer bir insanın çalışma hayatı boyunca, herhangi bir iş alanında adım adım ve sürekli olarak ilerlemesi, deneyim ve yetenek kazanması anlamına gelmektedir. Kişinin yaşamı boyunca her alacağı işle ilgili görev ve pozisyonların, hedeflerin ve geleceğinin belirlenmesi ise kariyer planlamasıdır. Kariyer planlamanın bireyler bakımından kendi kariyer hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak, yükselme olanaklarına sahip olabilmek, kişisel gelişime katkıda bulunmak, iş doyumunu ve özgüvenini arttırmak, bireysel eğitim ve geliştirme ihtiyaçlarının etkin olarak belirlenmesi şeklinde sıralanan amaçları bulunmaktadır. Hemşirelik mesleğinin temel işlevi sağlıklı/hasta bireye yardım etmektir. Eylemleri ile toplumu doğrudan etkilemekte olan hemşireliğin amacına uygun yardım etme ve bakım eyleminin profesyonel olarak yerine getirebilmesi için kariyer planlama vazgeçilemez bir süreç ve faaliyettir. Hemşireler için kariyer planlama iş doyumu ve motivasyonun artırılması, bireysel tükenmişliğin önlemesi, iş yaşamı kalitesinin artırılması, toplum beklentilerinin karşılanması ve değişime uyum sağlanabilmesi için kaçınılmazdır. Ayrıca kariyer planlama hemşirelerin profesyonel olarak gelişmesinde gerekli ve önemli bir araçtır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik; kariyer; kariyer planlama. 15

P09 HEMŞİRELİK VE ETİK Berna Köktrük Dalcalı 1, Şeyda Can 2 1 Karabük Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksekokulu 2 Bursa Çekirge Devlet Hastanesi Zübeyde Hanım Ek Hizmet Binası ÖZET Hemşirelik sağlıklı/hasta bireylerin bakım gereksinimlerini karşılamaya odaklanmış bir meslektir. Hemşirenin bireylerin bakım ihtiyaçlarını karşılarken, yerine getirdiği bağımsız fonksiyonu olan bakım, hemşireliğin temelini oluşturur. Hemşire bakım sorumluluğunu üstlendiği bireyi değerleri inanç ve tutumları, eylem ve davranışları ile bir bütün olarak değerli ve eşsiz bulduğundan, üst düzeyde hizmet alma hakkının var olduğuna inanır. Hemşirelik bakımı, kendi gereksinimlerini karşılayamayan bir kişi için, yani bir başkası için bakma sorumluluğunun üstlenilmesini içerir. Dolayısıyla bir başkasının bakım sorumluluğunun üstlenilmesi, kişiye bu sorumluluğun yerine getirilme biçimi ve bakım verilene etkisi bakımından ahlaki bir sorumluluk yükler. Hemşire hasta ilişkisinin özel olması, hemşirelik uygulamalarının çeşitliliği, bağımlılığı gibi çeşitli nedenler hemşirelik uygulamaları sırasında çeşitli ahlaki değer sorunlarının ortaya çıkmasına uygun bir zemin oluşturmaktadır. Hemşirenin karşılaştığı durumları doğru bir şekilde analiz edebilmesi, etik eylemi benimsemesi, tüm eylemlerini etiğe uygun olsun diye değil, etik olsun diye yapma sorumluluğu vardır. Bu nedenle bakımın bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerle birlikte ve her bireyin eşsiz ve kendine özgü özelliklere sahip olduğu anlayışı doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla sunulması gereklidir. Hemşirelik felsefesi temel de bireyin sağlıklı ortamda yaşama ve gerektiğinde optimal bakım almaya hakkı olduğuna, ekip üyeleriyle işbirliği yapılmasının gereğine inanan, bireyin kendine özgün özellikleri kişiliği ve bütünlüğü içinde hak ve mahremiyetine saygı duyulması gereğini, hastanın kendi özelliklerine özgü olarak en yüksek kaliteli hemşirelik bakımını bütüncü ve insancıl görüş doğrultusunda almaya hakkı olduğunu savunarak hemşirelere etik ve ahlaki sorumluluklar yüklemektedir. Sonuç olarak hemşirelerin kaliteli bakım sunabilmesi için gerekli bilgi ve becerilere sahip olması, bakımın insani ve ahlaki yönü konusunda duyarlı olması, mesleki yeterliliğini sürekli geliştirmesi ve meslek ahlakına uygun hizmet sunması gereklidir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, etik, bakım 16

P10 BARİYATRİK CERRAHİDE HEMŞİRENİN ROLÜ Nagihan Uysal 1, Emine Önalan 1, Elvan Yılmaz 1, Aslı Saldamlı 1. Muhomed Jahan1, Işıl Işık Andsoy 2 1 K.B.Ü S.B.E Hemşirelik Bilimi Yüksek Lisans Öğrencileri 2 K.B.Ü S.B.E Bölümü Öğretim Üyesi ÖZET Yüzyılımızın hastalığı olarak tarif edilen obezite, vücut yağ birikiminin yaş, boy ve cinsiyet üzerinden ortalama ağırlığın %20 nin üstünde olması veya beden kitle indeksinin (VKİ) 30 kg/m 2 üzerine olmasıdır (VKİ ne göre obezite sınıflandırılması tablo 1 de verilmiştir). İnsan vücudun da birçok sistemde bozukluklara ve metabolik değişikliklere neden olan obezite, morbidite ve mortaliteyi arttıran bir faktördür. Morbit obezitenin cerrahi tedavisi, bariyatrik cerrahi olarak adlandırılır. Bu derlemede, Obezite cerrahisinde hemşirenin rolü nedir?, Hemşire rolü nelerden oluşmaktadır?, Hemşire bu rolü nasıl gerçekleştirir? ve Hemşire rolünün sonuçlara yansıması ne olur? sorularının yanıtları aranacaktır. Obezite cerrahi hemşiresinin, değerlendirme ve dokümantasyondan sağlık ekibinin tüm bireyleri ile iletişime kadar çok sayıda sorumluluğu vardır. Hemşire her hasta için tüm verileri değerlendirip bakım planı oluşturarak hemşirelik tanı ve müdahalelerini belirler. Ameliyat öncesi değerlendirmenin hedefleri; hastanın cerrahi tedavi için uygun bir aday olup olmadığını belirlemek, cerrahi riskleri artıran faktörleri belirlemek ve azaltmak, ameliyat sonrası dönemde başarılı kilo vermek için olası engelleri belirlemek ve gerekli önlemleri almaktır. Hemşirenin postop döneme ait rolleri arasında ise; obezite, ameliyat sonrası dönemde komplikasyon görülme olasılığını artıran bir faktör olduğu için obezite cerrahi hemşiresinin genel postop dönem hasta takibi ile birlikte hastanın ameliyat sonrası takip ve resüsitasyon önlemlerinde, özellikle kalp ritmi ve solunum yönünden takibi öncelikli olmakla birlikte ağrı kontrolünün sağlanması, pansumanlar, Derin Ven Trombozundan korunma önlemlerinin alınması, erken mobilizasyonun değerlendirilmesi, cilt bakımının yapılması, yara enfeksiyon takibi, ilaç kullanımı konusunda bilgilendirme konularını içermektedir. Günümüzde hızla artmakta olan obezite cerrahisinde ameliyat öncesi, sırası ve sonrası hemşirelik eğitimleri ve bakımlarıyla bireyselleşmiş, bütüncül bakım yaklaşımlarının tercih edilmesi cerrahi girişimlerin başarısını ve hastaların yaşam kalitesinin artışını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Cerrahi, bariyatrik cerrahi, cerrahi hemşiresi 17

P11 TOPLUMDA SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİM DAVRANIŞI GERÇEKLEŞTİRİLMESİ VE SAĞLIĞIN SÜRDÜRÜLMESİNDE HEMŞİRENİN ROLÜ Akdoğan, E. [1], Dereli, E.[1], Demir, N., G. [1], Erdal, S. [1],Tucer, E. [1], Zeybek, F. [1] [1]Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Halk Sağlığı Hemşireliği Yüksek Lisans Öğrencisi ÖZET Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı, Sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlamaktadır. Modern zamanlarda sağlık algısı birey, aile ve toplumun sağlığını geliştirmeye dayalı bir yaklaşımdır. Sağlık davranışları ve sağlık durumu arasındaki ilişkinin sağlıklı yaşam davranışı ile de ilişkili olduğu görülmektedir. Bu davranışları tutum haline dönüştüren birey, sağlıklı olma durumunu sürdürebildiği gibi, sağlık durumunu daha iyi bir düzeye getirebilmektedir. Sağlığın geliştirilmesi çalışmaları, insanları kendi sağlıklarını düzeltmede ve kontrol etmede ve tam bir sağlık potansiyeline kavuşmada yeterli kılmayı amaçlamaktadır. Kişilerin sağlık davranışını en üst düzeye çıkarabilmeleri için sağlığı geliştirme çabaları önem arz etmektedir. Sağlıklı yaşam biçimi davranışları, yeterli ve düzenli egzersiz yapma, dengeli beslenme, sigara ve alkol kullanmama, kaliteli ve düzenli uyku, sağlık sorumluluğu, kişilerarası ilişkiler ve stres yönetimine yönelik yapılan değerlendirmelerin bir bileşkesi olarak ortaya koyulmaktadır. Sağlığı geliştirme girişimleri ile hastalıkların azaltılması, yaşamın uzaması, yaşam kalitesinin artması sağlanır ve sağlıklı bir toplum oluşmasına katkıda bulunulur. Sağlık çalışanları, mesleki sorumlulukları ve sosyal rolleri gereği sürdürdükleri yaşam biçimleri ile rol modeli olma ve sağlık eğitimi yönünden hizmet verdikleri grubu etkileme özelliğine sahiptir. Sağlığın geliştirilmesi ve hastanın sağlıklı davranışlar konusunda bilgilendirilmesini sağlayacak grup, sağlık kurumlarınca profesyonel bakım veren hemşirelerdir. Hemşirelerin bu sorumlulukları yerine getirebilmesi için sağlığı koruma ve geliştirme, yaşam kalitesini yükseltme konularında öncelikle kendi inanç, tutum ve davranışlarını geliştirmiş olmaları gerekmektedir (10). Hemşireler, sağlıklı bireylerin sağlığını en üst düzeye çıkarması, hasta bireyin ise yeniden sağlığına kavuşması için gerekli olan bilgi, istek ve güce kavuşmasına yönelik bakım, eğitim, danışmanlık gibi etkinlikleri gerçekleştirirler. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışı, Sağlığı Geliştirme, Hemşire 18

P12 HASTANELERDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ RİSK FAKTÖRLERİ Elif AYAR DERELİ 1, Yrd. Doç. Dr. Gülcan KAR 2 1 Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Halk Sağlığı Hemşireliği Yüksek Lisans Öğrencisi 2 Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi ÖZET İş sağlığı ve güvenliği çalışanların sağlıklı ve güvenli çalışmalarını sağlamak üzere alınması gereken tedbirler dizisidir. Çalışma ortamında iş sağlığı ve iş güvenliği bakımından önemli riskler taşıyan çalışma alanlarından biri olan sağlık hizmet alanında, özellikle hastanelerde değişik nitelikteki çalışma ortamı zararları bir arada bulunmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğinin amacı; Sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı sağlamak, çalışanları çalışma ortamından kaynaklanan sağlık ve güvenlik risklerine karşı korumak. iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı onları koruyarak ruh ve beden bütünlüğünü ve sağlıklarını sürdürmek amaçlanmaktadır. Günümüzde sağlık kurumları, farklı nitelik ve nicelikte uzman insan kaynağı, karmaşık iş süreçleri ve yoğun teknoloji kullanımı ile yüksek riskli mekanlar olarak göze çarpmaktadır. Sağlık çalışanlarının sağlığı alanındaki riskler birçok başlık altında incelenebilir. Sağlık çalışanları diğer sektörlerde çalışanların maruz kaldığı iş risklerinin yanında, yaptıkları işin niteliğine bağlı olarak daha farklı iş riskleriyle karşı karşıyadır. Sağlık çalışanlarının sağlığını etkileyen tehlike ve riskler biyolojik, ergonomik, fiziksel, ergonomik, kimyasal ve psikososyal olmak üzere gruplandırılmaktadır. Bu Riskler fiziksel(gürültü, titreşim, yüksek ve düşük sıcaklıklar, iyonize olan ve olmayan ışıma),kimyasal(bütün ilaçlar, dezenfektanlar, radyoaktif maddeler, anestetik gazlar, temizlik maddeleri,çözücüler v.b),biyolojik(bütün mikroorganizmalar),ergonomik (ağır kaldırma, taşıma, uzun süre ayakta çalışma, uzun süre çalışma, vardiyalı çalışma), psikososyal (stres, gece çalışması, ağır iş yükü, ağır hastalarla ve yakınlarıyla ilişkiler v.b) risklerdir. İş Güvenliğini etkili bir şekilde yönetebilmek amacıyla işletmelerde iş güvenliği kültürünün gelişimi sağlanmalıdır.işletmeler iş kazaları ve meslek hastalıklarının yarattığı maddi ve manevi zararları en aza indirmek için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini daha kapsamlı ve sistematik olarak ele almak durumundadırlar. Anahtar Kelimeler: İş Güvenliği, hastane, sağlık personeli. 19

P13 HEMŞİRELİK ÖĞRENCİLERİNİN HEMŞİRE-HASTA ETKİLEŞİMİNE YÖNELİK TUTUM VE DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Gülşen Ulaş Karaahmetoğlu, Havva Kaçan Softa, Esin Dede, Esra Sahyun Giriş: Hemşirelik bilim ve sanatının merkezinde yer alan hemşirelik bakımı, en az iki kişi ile başlayan ve gelişen bir ilişkidir. Bu ilişkiyi geliştirmek hemşirelik eğitiminin öncelikli hedeflerinden biridir. Bu nedenle hemşirelik öğrencisinin hemşire-hasta etkileşimine yönelik tutum ve davranışının değerlendirilmesi önemlidir. Amaç: Bu çalışma, hemşirelik öğrencilerinin hemşire-hasta etkileşimine yönelik tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evreni, 2013-2014 Eğitim Öğretim döneminde Kastamonu Üniversitesi Fazıl Boyner Sağlık Yüksek Okulu hemşirelik programlarında öğrenimlerini sürdüren 4. sınıf öğrencileri, örneklem grubunu ise verilerin toplandığı gün okulda bulunan ve bilgilendirme sonrası çalışmaya katılmayı kabul eden 56 sı kız 18 i erkek toplam 74 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri, Anket Formu ve Bakım Odaklı Hemşire-Hasta Etkileşimi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin ölçekten ve alt ölçeklerden aldıkları puanların cinsiyete göre farklılaşmadığı fakat kadın katılımcıların ölçek ve alt ölçeklerden daha çok puan aldıkları görülmüştür. Öğrencilerin psikolojik destek alt ölçeğinden aldıkları puanların olumsuz deneyim yaşama değişkenine göre farklılaştığı belirlenmiştir (p<.05). Olumsuz deneyim yaşayanlar psikolojik destek alt ölçeğinden daha düşük puan almışlardır. Öğrencilerin psikolojik destek alt ölçeğinden aldıkları puanların staj yaptıkları birim değişkenine göre farklılaştığı belirlenmiştir (p<.05). Ameliyathane ve Cerrahi Klinikte staj yapan öğrenciler psikolojik destek alt ölçeğinden daha yüksek puanlar almışlardır. Sonuç: Öğrencilerin bakım odaklı hemşire-hasta etkileşimine yönelik tutum ve davranışları üzerinde, öğrencinin ilişkilerde güçlük yaşama durumu, staj yaptığı bölümün, hastanede refakatçi olarak bulunma durumları, bir yakınının bakımına katılma durumu, mezun olduğu okul türü ve hasta /hasta yakını ile olumsuz bir deneyim yaşama durumunun etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hemşire-hasta etkileşimi, hemşire-hasta ilişkisi, bakım, hemşirelik öğrencisi 20

P14 FAZIL BOYNER SAĞLIK YÜKSEKOKULU VE ORMAN FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN ÇEVRE DUYARLILIĞINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ Gülşen Ulaş Karaahmetoğlu, Havva Kaçan Softa, Esra Açıkgözoğlu, Hülya Hızarcı Giriş: Sağlıklı bir toplum, iyi insan ilişkileri ve eşit gelir dağılımın yanında doğal çevrenin korunmasıyla mümkün olmaktadır. İnsanlarda çevre duyarlılığının geliştirilerek, çevreye karşı sorumlu davranışların ve bireylerin oluşturulması bireylere verilecek çevre eğitimi ile mümkün olabilmektedir. Amaç: Araştırma, Hemşirelik ve Orman Fakültesi öğrencilerinin çevre duyarlılığına ilişkin görüşlerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmanın evrenini 2013-2014 öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Fazıl Boyner Sağlık Yüksekokulu ve Orman Fakültesi dördüncü sınıfta öğrenim gören toplam 201 öğrenci, araştırmanın örneklemini ise derslere devam eden ve çalışmaya katılmak isteyen toplam 130 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminde evrenin %64,67 si esas alınmıştır. Araştırmanın verileri; literatür ışığında araştırmacılar tarafından geliştirilen, öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla 27 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu, Çabuk ve Karacaoğlu tarafından geliştirilen, öğrencilerin çevre duyarlılığına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla 24 sorudan oluşan Çevre Duyarlılığına İlişkin Anket Formu ile elde edilmiştir. Veriler bilgisayar ortamında SPSS (Statistical Pack age for Social Sciences) for Windows 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karşılaştırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılarak analiz edilmiş ve bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin çevre duyarlılığı puan ortalaması (2,121 ± 0,289) olarak belirlenmiş, bu doğrultuda öğrencilerin çevreye orta düzeyde duyarlı oldukları belirlenmiştir. Ailede çevre konusundan bahsetme, çevre konusunda ilgili olma, çevre kurul faaliyetine katılma, öğrenim görülen bölüm, hemşirelik-mühendislik eğitiminin çevre bilinci oluşturması, çevre ile örgütleri tanıma Greenpeace, çevre ile örgüt tanıma tema, çevre yayınlarını takip etme ile çevre duyarlılığı puan ortalaması arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Sonuç: Hemşirelik ve Mühendislik öğrencilerinin anket formunda yer alan sorulara verdikleri yanıtlar doğrultusunda öğrencilerin çevre duyarlılığına ilişkin orta düzeyde duyarlı oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Duyarlılığı, Çevre Eğitimi, Hemşirelik ve Mühendislik Öğrencileri 21

P15 HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ 1. VE 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN HEMŞİRELİK MESLEĞİNE YÖNELİK TUTUMLARININ BELİRLENMESİ Gülşen Ulaş Karaahmetoğlu, Havva Kaçan Softa, Zeynep Hilal Başkara, Sabahat Açık Giriş: İnsanların meslek seçimi konusunda verdiği kararlar büyük oranda o mesleğe karşı kendisinin ve toplumun tutumlarından etkilenmektedir. Günümüzde değişen yaşam koşulları ve yükselen hayat standartları, bireylerin mesleklere yönelik beklentilerini arttırmıştır. Bu sonuç sağlık bakım sistemine ve onun bir alt sistemi olan hemşirelik mesleğine de yansımıştır Amaç: Bu çalışma, hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik mesleğine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve tutumlarını etkileyen faktörleri ortaya koymak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Çalışmanın evrenini Kastamonu Üniversitesi Fazıl Boyner Sağlık Yüksekokulu 1. ve 4. Sınıf Hemşirelik bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi araştırmaya katılmayı kabul eden 156 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma 2013 Kasım, 2014 Haziran tarihleri arasında yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan bilgi formu kullanılmıştır. Veriler bilgisayar ortamında SPSS for Windows 17.0 paket programı kullanılarak hazırlanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları(sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma), t-testi, Tek yönlü varyans analizi(anova) ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin hemşirelik mesleğine yönelik tutum puan ortalamalarının orta düzeyin üzerinde olduğu bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğrencilerin çoğunluğu hemşirelik mesleğini isteyerek aynı zamanda kolay iş bulma imkanı olduğu için seçtikleri ve mezuniyet sonrası klinik hemşiresi olarak çalışmak istedikleri belirlenmiştir. Hemşire adaylarının meslek hakkındaki görüşleri sorulduğunda yarıdan fazlası hemşirelik mesleğini sağlık ekibinin üyesi olarak görmektedir ve hemşirelik bölümü ile ilgili duyguları sorulduğunda büyük çoğunluğunun bölümden memnun olduğu görülmüştür. Sonuç: Kastamonu Üniversitesi Fazıl Boyner Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik mesleğine yönelik orta düzeyin üzerinde bir tutum puanına sahip oldukları saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, öğrenci, meslek, tutum 22

P16 HEMŞİRELİK 1. VE 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ROLLERİNE İLİŞKİN TUTUMLARININ BELİRLENMESİ Gülşen Ulaş Karaahmetoğlu, Havva Kaçan Softa, Semra Ergun, Arslan Başaran, Elif Durmuş Giriş: Çoğunluğu geleneksel bir yapıya sahip olan toplumumuzda özellikle aile evlilik yaşamı çalışma hayatı ve toplumsal yaşam alanlarına ilişkin kadına ve erkeğe yüklenen rollerin, üniversite öğrencileri açısından nasıl bir anlam taşıdığının araştırılmasının son derece önemli olduğu düşünülmektedir. Amaç: Araştırma, hemşirelik birinci ve dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını ve tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Kastamonu Üniversitesi Fazıl Boyner Sağlık Yüksekokulu nda öğrenim gören 180 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi, örneklemi ise araştırmaya katılmayı kabul eden 172 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, anket formu ile Zeyneloğlu tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) kullanılmıştır. Anket formu ve TCRTÖ birinci ve dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilere dönem başında uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 21.0 bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, t-testi, Anova testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmada öğrencilerin eşitlikçi cinsiyet rolü (1.sınıf puan ortalaması 34.067, 4.sınıf 33.012) ve kadın cinsiyet rolü (1.sınıf puan ortalaması 26.467, 4.sınıf 26.171), evlilikte cinsiyet rolü (1.sınıf puan ortalaması 15.333, 4.sınıf 16.134), geleneksel cinsiyet rolü (1.sınıf puan ortalaması 20.589, 4.sınıf 21.902) ve erkek cinsiyet rolü (1.sınıf puan ortalaması 13.789, dördüncü sınıf 14.781) alt boyutlarına ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Sonuç: Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumların kazandırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet, hemşirelik öğrencileri, toplumsal cinsiyet ve tutumlar. 23

P17 HEMŞİRELERİN HEMŞİRELİKTE PROFESYONEL TUTUM VE DAVRANIŞLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ Gülşen Ulaş Karaahmetoğlu, Havva Kaçan Softa, Fatma Dana, Özlem Ayvalık Giriş: Sağlık alanında baş döndüren hızda gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmelere karşılık hemşirelik mesleği üyelerinin karşı karşıya kaldığı çok değişken çalışma şartları, yapıcı olmayan ve onaylanmayan davranışlar ile yoğun stres altında görev yapmaları gibi etmenler, hemşirelik mesleğinde profesyonelliğin ne kadar gerekli olduğunu gözler önüne sermektedir. Amaç: Bu araştırma hemşirelerin profesyonel tutum ve davranışlarının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmanın evrenini, Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesi ve Ek Bina Şerife Bacı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesindeki aktif çalışan tüm hemşireler, araştırmanın örneklem grubunu ise araştırmaya katılmayı kabul eden 100 hemşire oluşturmuştur. Veriler, iki bölümden oluşan anket formuyla toplanmıştır. Birinci bölümde; hemşirelerin demografik özellikleri ve mesleki görüşlerine ait verileri içeren 23 soruya yer verilmiş, ikinci bölümde ise hemşirelerin profesyonel tutum ve davranışlarını belirlemeye ilişkin 32 ifadeden oluşan Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri (MPTE) ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 15.0 istatistik analiz programı ile bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. İstatistiki yöntem olarak; sayı, yüzde, ortalama, bağımsız gruplarda t testi ve varyans analizi, Kruskal Wallis analizi ve ileri analizlerde Tukey HSD testinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin 33-45 yaş arasında, bayan, hemşirelik yüksekokulu mezunu ve servis hemşiresi oldukları, haftada 40 saatin üzerinde çalıştıkları, bağımsız hemşirelik fonksiyonlarını (hemşirelik bakımı vb.) yeterli düzeyde yerine getirdikleri saptanmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin çalıştığı kliniğin, kurum içinde yapılan etkinliklere katılma durumunun, meslekte çalışma süresine, mesleği sevme ve meslekten memnun olma durumunun meslekte profesyonel tutumu etkilediği saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Hemşirelerin cinsiyetlerinin, medeni durumlarının, çalıştığı kurumun, çalıştıkları pozisyonun, çalışma saatinin, çalışma biçiminin, kurum dışında yapılan etkinliklere katılma durumunun, meslekte yayınları takip etme durumunun meslekte profesyonel tutumu etkilemediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, profesyonel tutum ve davranışlar 24

P18 HEMŞİRELİK ÖĞRENCİLERİNİN AYAK SAĞLIĞINA İLİŞKİN TUTUM VE DAVRANIŞLARININ BELİRLENMESİ Merve IŞIK 1, Nuray ŞAHİN ORAK 1 1 Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğrencisi 2 Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Yrd. Doç. Dr. AMAÇ: Bu çalışma, hemşirelik bölümü öğrencilerinin ayak sağlığına ilişkin tutum ve davranışlarının belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. YÖNTEM: Araştırmanın evrenini, 30 Mart-30 Nisan 2015 tarihleri arasında sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümünde okuyan 962, örneklemi ise çalışmaya gönüllü olan 490 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin %51 ine ulaşılmıştır. Araştırmanın yapılması için etik kurul ve kurum izinleri alınmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen Tanıtıcı Bilgi Formu ve Ayak Sağlığı Tanılama Formu aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama ve ki-kare analizi kullanılmıştır. Anlamlılık sınırı p<0.05 olarak seçilmiştir. BULGULAR: Örneklemin %83.9 (n=411) kız, %16.1 (n=79) erkek öğrenciden oluştuğu, yaş ortalamasının 20.34±1.52 (17-27) olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerden %66.1 i Anadolu/Süper/Fen Lisesi mezunu olduğunu, %84.5 i ailesinin il veya ilçede yaşadığını, %66.3 ü şu an ev ortamında kaldığını, %62.2 si gelirinin giderine denk olduğunu ve %82.4 ü ailede sağlık personeli bulunmadığını, %46.7 si gün aşırı banyo yaptığını, %63.1 i ayaklarını günde birkaç kez yıkadığını, %69 u ayaklarını yıkadıktan sonra kuruladığını, %84.3 ü bireysel tırnak makasının olduğunu, %79.6 sı ayakkabısının günlük 7-12 saat ayağında kaldığını, %63.5 i ayakkabısından şikayetinin olmadığını ve %82.9 u ayağında bir cilt rahatsızlığı bulunmadığını bildirmiştir. Banyo yapma sıklığına göre sınıflar, cinsiyetler, kalınan yerler, ailede sağlık personeli bulunması durumları arasında, ayak yıkama sıklığına göre ailenin yaşadığı yerler, kalınan yerler arasında, ayak kurulama durumuna göre sınıflar arasında, bireysel tırnak makası varlığına göre kalınan yerler arasında, günlük ayakkabı giyme süresine göre sınıflar arasında ve ayakkabısından şikâyeti olma durumuna göre gelir durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0.05) belirlenmiştir. SONUÇ: Öğrencilerin büyük çoğunluğunun ayak sağlına ilişkin tutum ve davranışlarının istendik yönde olduğu söylenebilir. ANAHTAR KELİMELER: Ayak sağlığı, ayak sorunları, ayakkabı 25

P19 KOLDAN KAN BASINCI ÖLÇÜMÜNDE MANŞONUN BAĞLANMA BÖLGESİNİN ÖLÇÜM SONUCUNA ETKİSİ Nurdan PUKA 1, Nuray ŞAHİN ORAK 2 1 Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Öğrencisi 2 Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Yrd. Doç. Dr. AMAÇ: Bu araştırma koldan kan basıncı ölçümünde manşonun bağlanma yerinin kan basıncı ölçümü üzerine etkisinin varlığını araştırmak amacıyla planlanmıştır. YÖNTEM: Araştırma metodolojik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini sağlık bilimleri fakültesi hemşirelik bölümünde okuyan 962 öğrenci, örneklemi ise bunlar arasından rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 325 öğrenci oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğünün belirlenmesinde önsel güç analizi kullanılmıştır. Araştırmanın yapılması için etik kurul ve kurum izinleri alınmıştır. İlk kan basıncı ölçümü ERKA markaaneroid kan basıncı ölçüm aracı sağ kola, dirseğin 2 cm üzerinden sarılarak yapılmıştır. İkinci ölçüm 3 dakika sonra dirsek ve stetoskop diyaframı manşetin içinde olacak biçimde sarılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzde, sayı, ortalama, standart sapma ve bağımlı gruplarda T testi kullanılmıştır. Anlamlılık sınırı p<0.05 olarak seçilmiştir. BULGULAR: Araştırmaya alınan öğrencilerin %71.7 (n=233) sinin kız, %28.3 (n=92) ünün erkek ve yaş ortalamasının 20.72±1.52 (18-25) olduğu bulunmuştur. Sistolik kan basıncı ölçüm ortalaması ilkinde 116.25±14.55, ikincisinde 114.92±12.14; diyastolik kan basıncı ortalaması ilkinde 71.08±14.55, ikincisinde 69.91±8.18 olarak belirlenmiştir. Manşonun bağlanma yerine göre sistolik ve diyastolik kan basıncı ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (sırasıyla p 0.001 ve p 0.009) belirlenmiştir.manşonun dirseği ve stetoskop diyaframını içine alacak biçimde sarılması ile yapılan kan basıncı ölçümlerinin dirseğin 2 cm yukarısından sarılması ile yapılanlardan düşük çıktığı belirlenmiştir. SONUÇ: Bulunan farkların aynı bölgeden yapılan ardışık ölçümlerde oluşabilen 5 mmhg sınırından az olduğu tespit edildiğinden, bu örneklem grubu için, klinik anlamlılık olmadığı söylenebilir. ANAHTAR KELİMELER: Kan basıncı ölçümü, manşon bağlama yeri, sistolik ölçüm, diyastolik ölçüm 26

P20 FİZİKSEL HASTALIĞA VERİLEN PSİKOLOJİK TEPKİLER VE HOLİSTİK (BÜTÜNCÜ) BAKIM Yrd.Doç.Dr. Nevin Onan 1, Arş.Gör. Uzm.Sevgi Hür 1 1 Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü ÖZET Bu derlemenin amacı kişilerin fiziksel hastalığa verdiği tepkileri tanıma, ele alabilme ve gereksinimlerini belirleyebilmede hemşirelik bakımının temeli olan bireyi bütüncü bir yaklaşımla değerlendirmeye vurgu yapmaktır. Ele alınan konu ile ilgili literatür incelemesi yapılmıştır. Bütüncül yaklaşıma göre birey; bedensel, zihinsel, duygusal, sosyokültürel ve manevi boyutları olan bir bütündür ve bu boyutların her biri diğeri ile karşılıklı olarak ilişkili ve birbirine bağımlıdır. Sağlık; fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutları ile bir bütündür ve her boyut birbirini etkiler. Hastalık ise biyolojik, ruhsal, sosyal, çevresel, ailesel, psikososyal, psikoseksüel yönden çok boyutlu bir olgu olup, bir yaşam, kimlik ve varoluş krizidir. Hastalığa gösterilen tepkiler; hastalığın seyrine, hastalığın nitelik ve şiddetine, hastalığın nasıl algılandığına, hastalığın ima ettiği güçlüklere, hastalıkla ilgili bilgiye, kişi için anlamına, geçmiş deneyimlere, başetme becerilerine, yaşa, cinsiyete, medeni duruma, aile ilişkilerinin dinamiğine, kültüre, çevreden alınan desteğe, değer yargılarına aile ve toplumdaki yer ve statüye, ailenin ve toplumun mevcut hastalığa ilişkin tutumlarına, insanlar arası, profesyonel, mesleki uyum ve işlevlere göre değişebilmektedir. Fiziksel hastalık kişi için ayrılık endişesi, gelecek endişesi, ölüm korkusu, vücut, organ ve bölümlerinin zedeleneceği kaygısı, pişmanlık-suçluluk duygusu gibi değişik tepkilere neden olur, hastanın uzun süreli ruhsal durumunu, zihinsel işlevlerini, dengesini, fiziksel-duygusal otonomisini, vücut imajını, sosyal alanını etkiler. Hastalığa karşı gelişen en sık duygusal tepkiler; kayıp ve yas tepkisi, depresyon, kaygı, inkar, kızgınlık ve öfke,yansıtma, patolojik bağımlılık, agresif direnç, regresyon (önceki yaş düzeylerine özgü davranışlar gösterme, gerileme), suçluluk duygusudur. Hemşirelikte bireylere bütüncü anlayışla sağlık bakımı verilmesi temeldir ve hastaların göstermiş olduğu bu tepkileri ancak holistik bir yaklaşımla tanımlayabiliriz. Dolayısıyla bireyi tanımak ve gereksinimlerini belirlemek için etkili ve terapötik iletişim becerilerini kullanarak fiziksel, sosyal, ruhsal ve spritüel sağlığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hastalık, psikolojik tepkiler, holistik bakım 27

P21 TOPLUM RUH SAĞLIĞI: BİR TOPLUM RUH SAĞLIĞI MERKEZİ GEZİSİNDEN İZLENİMLER Yrd. Doç.Dr.Nevin ONAN 1, Yrd.Doç.Dr. Gülcan KAR 1, Arş.Gör.Uzm.Sevgi HÜR Hem. Hatice Ayhan 2, Hem.Özlem ÖZEN 2, Hem.Emine BİÇER 2, Hem.Aynur AKYÜZ GÖLEN 2,Psikolog Pınar AKYILDIZ YİĞİT 2 1 Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu, Hemşirelik Bölümü 2 Bartın Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi ÖZET Toplum ruh sağlığı terimi; birey ve bireyin etkileşimde bulunduğu çevreye ilişkin psikiyatrik sağlık bakımını içerir. Toplum ruh sağlığı hizmetlerinin amacı, ruh sağlığını korumak ruhsal hastalık oluşumunu önlemek ve bu çalışmaları halka götürebilmek, ruhsal hastalıkların erken tanısı, tedavisi ve bakımını sağlamak, ruhsal hastalıkların rehabilitasyonu ve bakımını sağlamaktır. Ülkemizde 2006 yılında ruh sağlığı politikasında hastane temelli modelden toplum temelli modele geçme kararı alınmış ve ilk TRSM Bolu da 2008 yılında açılmış ve çalışmalara öncülük etmiştir. Merkez nüfusu 100 bin ve üstü her yerleşim alanında bir merkez olmak üzere toplam 236 TRSM açılması hedeflenmiştir. İlimizde böyle bir merkezin bulunmaması nedeniyle, Karabük Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği ile Halk sağlığı Hemşireliği derslerinin uygulaması kapsamında üçüncü sınıf öğrencileri ile bu merkeze bir gezi düzenledik. Amacımız, öğrencilerin konuya yönelik aldıkları teorik bilgiyi pekiştirmelerini, uygulamaları yerinde görüp inceleyebilmelerini ve kurumla işbirliğini sağlamaktı. Bartın Toplum Ruh Sağlığı Merkezi: Merkez 2012 yılında açılmış ve Haziran ayında Bakanlık tescili alıp Eylül ayında hasta kabulü gerçekleşmiştir. Merkeze kayıtlı bulunan toplam hasta sayısı 525 olup 435 ini şizofren hastalar oluşturmaktadır. Bir psikiyatrist, dört hemşire, bir psikolog, bir güvenlik görevlisi görev yapmaktadır. Merkezin amacı; hastaneye yatışları azaltmak, ilaçların düzenli kullanımını sağlayarak kişilerin yaşam kalitelerini arttırmak ve topluma kazandırmaktır. Bireysel ve grup terapilerinin yanı sıra ebru, seramik, takı, yemek yapma gibi rehabilitasyon grupları sürdürülmektedir. Uğraşı gruplarına halk eğitim merkezinden öğretmenler gelmektedir. Ailelere yönelik eğitim, hastalara iş ve istihdama yönelik kurslar düzenlenmektedir. Toplumda ruhsal hastalıklara yönelik özellikle şizofreniye yönelik damgalama ile mücadele kapsamında halka buluşma etkinlikleri sürdürülmektedir. Bu kapsamda hastalık tanıtım filmleri, hastalardan oluşan tiyatro ve müzik grupların gösterileri ruhsal hastalıklara karşı önyargıları yıkmaya katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Ruh sağlığı, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi 28