TEMSİL, SEÇİMLER VE OY KULLANMA
SEÇİMLER Egemenliği millete/halka veren, tüm rejimler için seçim, kaçınılmaz bir olgudur. Demokratik rejimlerde siyasî iktidarı elde etmenin yolu, serbest seçimlerden geçmektedir. Bu sebeple demokrasi ile seçim, ayrılmaz bir birlikteliğe sahiptir. Temsili demokrasi ve halkın egemenliği seçtiği vekiller aracılığıyla kullanması Seçim, meşru siyasi otoritenin temel kıstası ve siyasî temsili gerçekleştirmenin en geçerli yöntemi olarak kabul görmüştür.
Seçimler demokrasinin uygulamaya konmasından başka şey değildir İnsanların yaramazları dışarı atmak suretiyle hükümetlerini denetlemesini sağlayan araçlardır Bu nosyonun tam kalbinde yatan unsur temsil ilkesidir Temsil, politikacıları halkın hizmetkarı olarak tanımlar ve kendilerini seçen insanlar için veya onlar adına hareket etme sorumluluğu verir.
Seçimler Burada seçimlerin gerçekleştirilmesine kılavuzlar ve mekanizmalar ön plan çıkar: İlk olarak, hangi makamlar ve pozisyonlar seçim ilkelerine tabidir? Çoğunlukla yasam ve yürütme olmakla birlikte bazı önemli siyasi kurumlar istisna tutulur. Örn: İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde hala anayasal monarklar vardır ve seçim dışında tutulur. İkincisi, kimlere oy hakkı verilmiştir, oy hakkının kapsamı ne genişliktedir? Bir çok toplumda bu konudaki kısıtlamalar ortadan kalkmıştır (Cinsiyet, mülkiyet, etnisite vs.) Bununla birlikte bazı ülkelerde (ABD) oy kullanmak için kayıt şartı olabilir. Bazı ülkelerde de oy kullanmak zorunludur (Avustralya, Belçika, İtalya gibi.)
Seçimler Üçüncüsü, oylar nasıl verilir? 1989 a kadar SSCB de açık oy uygulaması. Modern siyasi rejimlerde gizli oy açık sayım vardır. Gizli oy adil seçimin teminatı olarak görülür. Adil seçim sadece gizli oya indirgenemez. Aynı zamanda seçmenlerin doğru ve dengeli bilgiye erişimi, sunulan tercih çeşitliliği, seçim kampanyasının yürütüldüğü koşullar ve oyların ne ölçüde dürüst sayıldığı da önemlidir. Rasyonel seçmen- rasyonel bilgisizlik-demet etkisi kavramları
Seçimler Dördüncüsü, seçimler rekabete dayanır mı yoksa dayanmaz mı? Bu konu genellikle en hayati ayrım olarak kabul edilir. Zira seçimlerin var olduğunu iddia eden ülkelerin ancak yarısı seçmenlerine gerçek bir aday ve parti tercihi sunar. Örn: Tek adaylı seçimler ortodoks komünist seçimlerde kuraldı. Seçim rekabeti hayli karışık ve tartışmalı bir meseledir. Sadece insanların seçimleri savunma hakkı, partilerin aday göstermesi ve yasal olarak kampanya düzenleme becerisi değildir. Aynı zamanda partilerin mali kaynakları ve medyaya erişimleri gibi parti performanslarını etkileyen geniş kapsamlı unsurlarla ilintilidir.
SEÇİMLER Oy vermede genellik ve eşitlik gibi ilkelere ulaşılmadan önce, toplumun sınırlı bir kesimi oy hakkına sahipti. Sınıf (Antik Yunan), Cinsiyet, ırk, servet, vergi verme (ABD, İngiltere, Fransa), eğitim durumu (İtalya) vb. kriterler uygulanıyordu. Demokratikleşme süreciyle birlikte, sınırlı oydan genel oya doğru bir genişleme yaşanmış ve birey, siyasî temsilin temel birimi/aktörü haline gelmiştir. Bugün seçme hakkı, hukukî nitelikleri bakımından bireysel, serbest, eşit ve gizli olarak kullanılan bir haktır. Bu nedenle seçim sistemi tercihi rejimlerin önemli tartışma noktalarından birisi haline gelmiştir.
SEÇİMLER Seçim sistemlerinin temel fonksiyonu, parla mentodaki sandalyeleri, aldıkları oy miktarları na göre siyasî partiler arasında dağıtmaktır. Seçim sistemleri, birbiriyle çelişen iki ilkeyi gerçekleştirmeyi amaçlar. Bunlar, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleridir.
SEÇİMLER Yönetimde İstikrar : Seçim sisteminin ülkeyi istikrar içinde yönetecek bir hükümeti/iktidarı ortaya çıkarmasıdır. Temsilde adalet : ise ülkedeki farklı siyasi akım ve fikirlerin âdil bir şekilde parlamentoya yansımasıdır. İdeal seçim sistemi...
SEÇİMLER Seçim sistemini düzenleyen seçim kanununu yapan siyasî iradenin cevaplaması gereken ilk soru, ne ölçüde adaletli bir temsil sağlanmak istendiğidir. Temsilde adalet?? oy oranları ile... arasındaki farktır.
Seçim Sitemleri Mevcut sistemler, oyları mecliste sahip olunan sandalye sayısına nasıl dönüştürdüğü konusuna göre iki genel kategoriye ayrılabilir: 1. Büyük partilerin aldıkları oydan daha fazla oranda sandalyeye sahip oldukları çoğunlukçu sitemler. Bu durum tek partinin meclis çoğunluğunu elde etme ve tek başına iktidar olma şansını artırır. 2. Bir partinin mecliste elde ettiği sandalye sayısı ile seçimlerde aldığı oy arasında eşit (en azından daha eşit bir ilişki- garanti eden nispi sistemler. Tek parti çoğunluğu ve iktidarını daha az muhtemel kılar
SEÇİMLER Mutlak olarak temsil adaletini sağlayan sistem, oy oranları ile sandalye oranlarını her parti için eşitleyen sistemdir. Yani, bütün ülkeyi tek bir seçim çevresi şeklinde ele alan ve sandalye dağıtımını nisbî yöntemle yapan bir sistemdir. Akıldan çıkarılmaması gereken diğer bir önemli nokta temsilde adaletin de istikrarın kaçınılmaz unsurlarından birisi olduğudur. İdeal bir seçim sistemi yoktur. Çoğunlukla mevcut seçim sistemlerinde kusurlulardan birisi tercih edilmektedir. Hangi sistemin tercih edileceğine ilişkin süreç, ülkenin şartları göz önüne alınarak değişkenlik gösteren dinamik bir süreçtir.
Çoğunluk sistemleri Bir seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısına ve seçimlerin kaç aşamada tamamlanacağına göre bir tasnife tâbi tutulabilir. Bir seçim çevresinden bir milletvekili seçiliyorsa tek adlı ya da dar bölge çoğunluk sistemi, bir seçim çevresinden birden çok milletvekili seçildiği durumda ise çok adlı ya da geniş bölgeli (liste usulü) çoğunluk sistemi söz konusudur. Bu seçimler tek turlu veya iki turlu şekilde gerçekleştirilebilir.
Dar Bölge Tek Turlu Seçim Dar bölge/ tek adlı, tek turlu seçim sistemi çoğunlukçu demokrasi anlayışını benimseyen İngiltere de yaygın kullanıldığı için İngiliz sistemi olarak da adlandırılmaktadır. ABD, İngiliz devletler toplulukları. Parlamentoda kaç milletvekili varsa ülke o kadar seçim bölgesine bölünmekte ve her bölgeden bir milletvekili seçilmektedir. Bölgede en fazla oyu alan aday seçimi kazanmaktadır mutlak ya da nitelikli çoğunluk aranmaz Seçimler tek turlu olarak gerçekleştirilir.
Dar Bölge Tek Turlu Seçim Siyaset biliminin yerleşik varsayımına göre, dar bölge tek turlu çoğunluk sistemi iki kanatlı bir parlamenter sisteme yol açar, iki-partili sistemi özendirir. Duverger, bu varsayımın neredeyse sosyolojik bir kanun olduğunu belirtmektedir. Sistem, iki partiden fazlasının yaşamasına izin vermemektedir
Dar Bölge Tek Turlu Seçim Yararları: 1. Sistem son derece basit 2. Yönetimde istikrar açısından başarılı bir sistemdir. Uzun dönemde, iki kanatlı ve ılımlı bir demokrasiye yol açar. Koalisyon olmaz 3. Dar bölge esasına dayandığından dolayı, seçen ile seçileni birbirine yaklaştırır. 4. Aday kalitesini yükselten bir sistemdir. 5. Seçim çevreleri nisbeten küçük olduğundan, seçim kampanyaları daha rahat ve daha az maliyetle yürütülebilir
Dar Bölge Tek Turlu Seçim Mahzurları: 1. Temsilde adalet ilkesiyle çelişen bir sistemdir. Küp kanunu. 1. Ör: 1957 seçimleri DP %48 422 vekil, diğer üç parti %52 188 vekil 2. Seçim çevrelerinin eşit seçmen sayılarıyla oluşturulmaması yüzünden, alınan oy miktarları ile kazanılan sandalyeler arasında dengesizlik doğabilir. 3. seçmen-seçilen yakınlığı, önemli bir mahzura dönüşebilir. Bu yakınlık sebebiyle milletvekilleri üzerindeki yerel baskılar çoğalabilir, iş takibi yoğunlaşabilir. Yerel nüfuz sahipleri arası kişisel mücadeleye dönüşür 4. Seçilenler, kendi güçlerine dayanarak seçi mi kazandıkları inancına sahip oldukları ölçüde parti disiplini zayıflayabilir,
Dar bölge seçim sistemi: Sonuç: Y ye 3 milletvekili A bölgesi: X partisi:45 Y partisi: 55 B Bölgesi X Partisi 45 Y Partisi 55 C Partisi X partisi 45 Y partisi 55
Dar bölge seçim sistemi: Sonuç: X e 2 milletvekili gider A bölgesi: X partisi:23 Y partisi: 55 B Bölgesi X Partisi 56 Y Partisi 55 C Partisi X partisi 56 Y partisi 55
Dar Bölge İki Turlu Seçim 1. Yaygın olarak uygulandığı ülke Fransa dır. 2. Basit çoğunluğu yeterli görmez nitelikli çoğunluk arar. Adayın aldığı oylar o seçim bölgesinde kayıtlı seçmenlerin ¼ ünden az olamaz. 3. İlk turda adaylardan kimse mutlak çoğunluğu alamazsa bu durumda bir hafta sonra %12,5 oy aşan adaylar ikinci turda yarışırlar olmaması durumumda en fazla oyu alan iki aday yarışır 1. En çok tercih ettiğin aday/parti hangisi 2. Elemek istediğin parti/ aday hangisi
Dar Bölge İki Turlu Seçim Yararları: 1. Seçmene daha fazla serbestlik ve hak vermektedir. 2. Dar bölge esasına dayandığından dolayı, seçen ile seçileni birbirine yaklaştırır. 3. Seçilenlerin %50 yi aşan veya ona yakla şan çoğunluklarla seçilmesi, arkalarında kuvvet li bir toplumsal destek hissetmelerine yol açar 4. Aday kalitesi burada da önemlidir. 5. İki turlu sistem, seçim öncesi ya da seçim sırasında, birbirine yakın fikirleri savunan parti ler arasında işbirliği ve ittifakları teşvik eden bir sistemdir. Seçim sonrası muhtemel koalisyonları kolaylaştırır. 6. Tek turlu çoğunluk sisteminin aksine iki turlu çoğunluk sistemi, parti sayısını azaltıcı bir etki yapmaz. Küçük partiler, ikinci tur pazarlık ları ve seçim ittifaklarıyla varlıklarını sürdürürler.
Dar Bölge İki Turlu Seçim Mahzurları: 1. Yönetimde istikrarın gerçekleşmesinin bir garantisi yoktur. Sistem, çoğu zaman koalisyon hükümetlerini gerekli kılar 2. Çoğunluk sisteminin bir türü olarak iki turlu sistem de adaletsiz sonuçlar üretebilir. 3. İkinci turda partiler arasındaki ittifak çabaları ya da diğer adaylar lehine çekilmeler ahlâkî olmayan pazarlıkları teşvik edebilir. 4. İkinci turda sağ ve sol blok partiler arasında kutuplaşmalar ve gerginlikler yaşanabilir. Bu ortam, sağdaki ve soldaki radikal partilere taviz verilmesini beraberinde getirebilir. 5. İki turlu sistem hem seçim sürecini uzat makta hem de seçimin maliyetini artırmaktadır
Nisbi Temsil Sitemleri Nisbî temsil sisteminin temel amacı, her partiye oy desteği ile orantılı temsil imkânını vermektir. Temsilde adalet ilkesini ön planda tutan bu sistemin farklı uygulamaları mevcuttur. Hesaplama sistemleri farklılık gösterir Nisbî temsil sistemleri, genellikle geniş bölge esasına dayanır ve bir seçim çevresinden birden fazla temsilci seçilir. Nispi Temsil sisteminin orantılılığını ya da orantısızlığını belirleyen temel faktör, seçim çevresinin büyüklüğüdür; seçim çevresi ne kadar genişse, temsilde adalet de o ölçüde gerçekleşmiş olacaktır Nisbî temsil sistemlerini başlıca iki grupta toplanır: Birinci grupta seçim sayısı ve artık (bakiye) oy esasına dayanan, ikinci grupta ise artık oy bırakmayan nisbî temsil sistemleri yer alır.
Seçim Sayısı ve Artık Oy Uygulamasına Dayalı Nisbî Temsil Sistemleri Seçim sayısı, bir seçim çevresindeki geçerli oyların o çevreden çıkacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilir. Ör: Bu sistem uygulansaydı!!! Uşak 227.586/3=75.862 Bu sayı bazen çevre barajı olarak da kullanılabilmektedir. Böyle bir baraj söz konusu olduğunda, bir partinin o seçim çevresindeki milletvekili dağıtımına katılabilmesi için en az seçim sayısı kadar oy alması gerekmektedir. Bir partinin kazanacağı milletvekili sayısı, o partinin aldığı oy miktarının seçim sayısına bölünmesiyle hesaplanır. AKP:109.954/75.862=1,5; CHP:70.219; MHP:41.812 Bölme işlemi neticesinde kalan küsuratlar artık oy ları ortaya çıkarmakta bunlar hesaplanırken: En yüksek bakiye (artık) yöntemi En büyük ortalama yöntemi Milli bakiye (artık) yöntemi
Seçim Sayısı ve Artık Oy Uygulamasına Dayalı Nisbî Temsil Sistemleri EnYüksek Bakiye (Artık) Yöntemi: En yüksek bakiye yöntemi, küçük partilere avantaj sağlayan bir yöntemdir. Önce, her partinin aldığı oy miktarı seçim sayısına bölünerek milletvekillikleri partiler arasında dağıtılır. Artık oylar sebebiyle dağıtılamayan milletvekillikleri, artık oyların büyüklük sırasına göre partilere verilir. En Büyük Ortalama Yöntemi: Bu yöntemde de seçim sayısı hesabıyla mil letvekilliklerinin bir bölümü partiler arasında dağıtılır. Hesaplama aldığı oy/vekil sayısı+1 olacak şekilde dağıtılır. Bu sistem en yüksek bakiye yönteminin aksine büyük partilere avantaj sağlayan, küçük partilerin parlamentoda temsil şansını azaltan bir yöntemdir. Milli bakiye (artık) yöntemi: Partilerin oyları seçim sayısına bölünmesiyle milletvekillikleri dağıtılır. Arta klan oyların sayısı toplanır, kalan vekil sayısına bölünerek «ülke seçim sayısı bulunur». Her partini artık oyu «ülke seçim sayısına» bölünerek partilerin ne kadar alacakları hesaplanır. Ülke genelinde bir toplama yapıldığı için küçük partiler açısından avantajlı bir yöntemdir.
Seçim Sayısına ve Artık Oy Sistemine Bağlı Olmayan Sistemler En bilinen yöntemler: d Hondt ve Sainte Lague Yöntemleridir D Hondt: En yüksek ortalama yöntemi gibi büyük partilere avantaj sağlar. Sistemde her partinin aldığı oy oranı sırasıyla 1,2,3,4 bölünerek gider.
Seçim Sayısına ve Artık Oy Sistemine Bağlı Olmayan Sistemler Sainte Lague: D Hondt sisteminden farkı her partinin aldığı oy oranı sırasıyla 1,3,5,7 bölünerek gitmesidir. A Partisi B Partisi C Partisi Oy 60,000 25,000 14,000 1. Milletvekili 60,000 25,000 14,000 2. Milletvekili 20,000 25,000 14,000 3. Milletvekili 20,000 8333 14,000 4. Milletvekili 4,000 8333 14,000 5. Milletvekili 4000 8333 4667 6. Milletvekili 4000 1666 4667 7. Milletvekili 4000 1666 933 Vekil Sayısı 3 2 2
A B C D E Oy 250,000 200,000 180,000 150,000 90,000 1. Milletvekili 250,000 200,000 180,000 150,000 90,000 2. Milletvekili 125000 200,000 180,000 150,000 90,000 3. Milletvekili 125,000 100,000 180,000 150,000 90,000 4. Milletvekili 125,000 100,000 90,000 150,000 90,000 5. Milletvekili 125,000 100,000 90.000 75,000 90,000 6. Milletvekili 62.500 100,000 90.000 75,000 90,000 Vekil Sayısı 2 2 1 1 0 Vekil başına oy
Nisbi Sistemin Faydaları: 1. Temsil adaletini sağlar 2. Azınlıkları meşru zeminde tutar 3. Programlar ve düşünceler oylanır, dar bölgenin getirdiği kişisel/ yerel kaygı ve çıkarlar 2. plana gider.
Nisbi Sistemin Mahzurları : 1. Uzun dönemde parti sayısında artışa yol açar, partilerin bölünmesini kolaylaştırır. 2. Parlamentoda istikrarlı çoğunluğun sağlanamamasına yol açabilir. Koalisyonlar 3. Seçmenler ve adaylar arasında yakın ilişki sağlanamaz 4. Hesaplama sistemi karışık olduğundan seçimlere ilgiyi azaltır
Baraj Sistemi Nisbi temsil siteminin eydana getirebileceği siyasi bölünmüşlüğün önüne geçmek için bölgesel veya ulusal baraj sistemi uygulanır. Barajı aşamayan parti milletvekili çıkaramaz Küçük partiler için dezavantajlı bir sistem. Ayrıca temsil tartışmalarına yol açıyor. Türkiye %10, Danimarka %2, Macaristan, Norveç, İsveç, %4, Almanya ve Polonya %5
Seçimler Seçim Sistemi Hükümet Türü 1950 Çoğunluk Tek parti hükümeti Türkiye de seçim sistemleri 1954 Çoğunluk Tek parti hükümeti 1957 Çoğunluk Tek parti hükümeti 1961 Seçim çevresi barajlı d Hondt Koalisyon 1965 Milli bakiye Tek parti hükümeti 1969 Barajsız d Hondt Tek parti hükümeti 1973 Barajsız d Hondt Koalisyon 1977 Barajsız d Hondt Koalisyon 1983 Ülke barajlı d Hondt Tek parti hükümeti 1987 Ülke ve seçim çevresi barajlı d Hondt 1991 Ülke ve seçim çevresi barajlı d Hondt Tek parti hükümeti Koalisyon 1995 Ülke barajlı d Hondt Koalisyon 1999 Ülke barajlı d Hondt Koalisyon
Temsil Teorileri (Modelleri) Dört temel temsil modeli ortaya konmuştur Mütevellilik/vesayet modeli Delegasyon Vekalet Benzeyiş
1.Mütevelli Modeli Mütevelli: Bir başkasının sahip olduğu mülk veya onu ilgilendiren meselelerde kendisine resmi olarak sorumluk yetkisi verilen kimse. Temsil ahlaki bir görev Eğitim ve bilgi sahibi olanlar onlardan daha az şansa sahip olanların menfaati yönünde hareket etmeli İlk olarak E. Burke tarafından dile getirilmiştir.
1.Mütevelli Modeli Bu görüş elitist anlamlar taşır Temsilciler bir kere seçildiklerinde halk kitlelerinin kendi çıkarlarına neyin iyi olduğu nu bilmemeleri varsayımından hareketle kendi başlarına düşünüp bağımsız kararlar/hükümler verir Benzer görüş JS Mill tarafından liberal temsil teorisi biçiminde ifade edilmiştir. Belli bir eğitime sahip olanların 4-5 oy sahibi olasını öneriyordu. Çoğul oy kullanma. Mütevelli temsil, profesyonel siyasetçileri eğitimli elit grubun bir üyesi oldukları sürece temsilci olarak tanımlar. Bütün vatandaşlar neyin en iyisi olduğunu bilemez, bilgi ve akıl toplum içinde eşit olarak dağıtılmamıştır anlayışı.
1.Mütevelli Modeli Burke nin bu modeli ciddi eleştirilere maruz kalmıştır: 1. Açıkça antidemokratik unsurlar taşır 2. Eğer halk cahil, düşük eğitimli ve kandırılmış olduğu için siyasetçiler kendi başlarına hareket edecekse o zaman temsilciler seçmeye gerek yoktur 3. Ayrıca temsil ve eğitim arasında ilişki kurmak tartışmalıdır. Burke ve Mill in eğitimin alturiz me (diğerkâmlık) yol açtığı ve insanlara toplumsal sorumluluk verdiği yönündeki inancı da tartışmalıdır 4.Siyasetçilerin kendi yargılarını uygulamalarına izin verilirse bu serbestliği kendi çıkarları için uygulamayacaklarının garantisi yoktur. T.Paine: seçilmişler asla seçmenlerden bağımsız kendi çıkarları için çalışmamalıdır
2. Delege Modeli Delege: Verilen açık öneri ve talimatları temel alarak başkaları adına hareket etmesi için seçilen kimselerdir. Kendi yargılarını veya tercihlerini uygulama yetkisine sahip olmayan, kendisinden diğer insanların görüşlerini ifade eden bir aracı olarak davranması beklenen kişilerdir. Hiçbiri kendi başına karar verme yetkisine sahip olmayan satış temsilcileri ve büyükelçiler bu gruba dahildir.
2. Delege Modeli Bu modeli savunanlar siyasetçilerin mümkün olduğunca temsil edilenlerin görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olmasını sağlayan mekanizmaları destekler Bu mekanizmalar: düzenli seçimler, kısa süreli iktidar biçiminde temsilciler, seçmenleri ile arasında var olan sık sık tekrarlanan değişim Radikal demokratlar bunlara ek olarak, daha fazla denetim adına halkın inisiyatif kullanmasını ve geri çağırma hakkını savunurlar. Sık sık referandumların kullanılmasına taraftardırlar
2. Delege Modeli Yetki vermek suretiyle gerçekleşen temsil olarak adlandırılan bu biçimin erdemi, halkın katılımını mümkün kılan büyük fırsatlar sağlaması ve politikacıların kendi çıkarlarının peşinde koşma eğilimlerini denetlemesi Dolayısıyla halk egemenliği idealini gerçekleştirmeye yaklaşır
2. Delege Modeli Bu modelin sakıncaları: 1. Seçmenlerin çıkarlarına bağlı olarak bölgeselliği besler ve çatışma yaratır. Yasama üyeleri bir ulusun temsilcileri olmak yerine seçmenlerin talimatlarını yerine getiren büyükelçiler konumuna gelir 2. Profesyonel politikacılara kendi yargılarını uygulama konusunda güven duyulmadığı için devlet adamlığı ve liderliği sınırlandırması. Politikacılar seçmenlerin olumsuz da olsa isteklerini yansıtmaya ve onları tatmin etmeye zorlanır. Bir vizyon sahibi olmaz.
3. Vekalet Modeli Mütevelli modeli ve delegasyon modeli siyasi partilerin ortaya çıkmasından önce gelişmiştir. Dolayısıyla her iki model de temsilcileri bağımsız aktörler olarak görür. Ancak günümüzde adaylar artık nadiren sahip oldukları kişisel özelliklere göre seçiliyor Daha çok bir partinin neferi olarak görülüyor ve parti imajına göre seçiliyor veya tam tersi. Bu doğrultuda yeni temsil teorileri ortaya çıkmıştır.
3. Vekalet Modeli Buna bağlı ortaya çıkan teorilerden en etkili olanı vekalet doktrinidir Bir partinin seçimi kazanarak halkın vekaletini aldığı düşüncesine dayanır Bu partiye seçim boyunca açıkladığı tüm siyasaları ve programları gerçekleştirme yetkisi verir Temsil aracı politikacılardan ziyade partiye ait Bu model parti birliği ve parti disiplini yönünden açık bir meşruiyet kazandırır Politikacılar partiye ve parti politikalarına bağlı olarak hizmet eder
3. Vekalet Modeli Bu doktrin de sert eleştiriler maruz kalmıştır: 1. Seçmenler bu modelin iddia ettiği gibi iyi bilgilendirilmiş rasyonel insanlar değildir. Liderlerin kişilikleri, parti imajı, alışılmış sadakatler, toplumsal şartlanma gibi çok çeşitli irrasyonel unsurlardan etkilenebilir. 2. Bir partiye verilen oy partinin ortaya koyduğu manifestonun tamamına, aslında her bir seçim vaadine verilen onay olarak algılanmamalıdır. 3. Bu doktrin adeta bir deli gömleği niteliğindedir. Hükümet siyasalarını, partinin seçim sürecinde açıkladığı görüşler ile sınırlar, değişen şartlarda dönüşüme olanak tanımaz. Mesela uluslararası veya ekonomik bir kriz halinde ne olacak? 4. Vekalet modeli ancak çoğunlukcu seçim sistemlerinde uygulanabilir. Seçimden galip çıkan parti oyların %50 sini alamazsa bu modelin kullanımı anlamsız hale gelir.
4. Benzerlik Modeli Temsilci kesit fikriyle dışa vurur. Temsili hükümet, toplumun (sosyal sınıf, cinsiyet, din, etnisite, yaş bakımından) bütün gruplarından ve kesimlerinden gelen üyelere sahip ve genel anlamda toplum içinde mevcut olan grupların büyüklüğüyle orantılı olacak şekilde toplumun bir örneğini oluşturacaktır. Mikrokozmik temsil sistemi, çoğulculuk önemli Geleneksel olarak sosyalist ve radikal düşünürler tarafından kabul görmüştür Özellikle işçi sınıf, kadınlar ve azınlıkların temsil edilmesini savunurlar
4. Benzerlik Modeli Bu model, belli bir gruptan gelen ve o grubun tecrübelerini paylaşan insanların sadece bütünüyle o partinin çıkarlarıyla özdeşleşebileceğini ileri sürer Kendini başkasının yerine koyma Hiçbir erkek kadınlar kadar kadınların sorunlarını ciddiye almayacaktır. Zira bunlar onun sorunları değildir Temsilcilerin temsil edilenlere benzemesi gerektiğini savunur
4. Benzerlik Modeli Bu modele eleştiriler: 1. Zencileri zenci kişinin, işçileri işçi kişinin, kadınları ancak bir kadının temsil edebileceği bir temsil kavramı söz konusu. Ancak bütün temsilciler sadece geldikleri sosyal grupları savunacaksa, toplumun ortak yararını ve geniş kapsamlı kamu çıkarını kim savunacaktır? 2.Benzerlik, toplumun negatif yönlerini de temsil edecekse, nüfusun çoğunluğu meselelere ilgisiz, yanlış bilgilendirilmiş, yetersiz eğitimli kişilerden oluşan topluma benzeyen hükümet de öyle olacaktır. O zaman bunun avantajı nedir? 3. Seçmenler bazında sosyal gruplara bağlı olarak sınıflandırmalara sebep olacaktır.
Oy Verme Davranışı Oy verme davranışına akademik ilgi artmıştır Davranışsal politika biliminin yükselişiyle ilintilidir Politik davranışın en yaygın ve ölçülebilir biçimidir American Seçmeni, 1960, Michigan Üniv. Political Change in Britain, 1969 Psephology: oy verme davranışının bilimsel analizi, seçim bilimi Politik analizlerin merkezindedir Oy verme davranışı incelenerek politik sistemin doğasıyla ilgili önemli bilgiler edinilebilir, sosyal ve politik değişim süreci anlaşılabilir
Oy Verme Davranışı Oy verme davranışı kısa ve uzun dönemli etkilerle şekillenir Kısa dönemli etkiler belirli bir seçime özeldir ve genel oy verme modeliyle ilgili sonuçlar çıkarmaya imkan vermez Seçim öncesi popülist açıklamalar, ekonomik vaatler, siyasi dalgalanma ve konjonktür bu kalemden sayılabilir. Bir diğer kısa dönemli etki ise parti liderlerinin kişilikleri ve halkın gözündeki pozisyonlarıdır. Bu önemlidir. Çünkü medya parti liderlerini partinin markası olarak resmeder. Bir diğeri partilerin seçim kampanyaları ve yürütme şekilleridir. Kısa dönem faktörlerden sonuncusu medyadır. Medyanın tavrı ve sunuş şekli önemli etki yapar.
Oy Verme Teorileri/Modelleri Parti kimliği modeli Sosyolojik model Rasyonel tercih modeli Hakim ideoloji modeli
1.Parti kimliği modeli İnsanların partilere olan psikolojik bağımlılık duygusu Partiyi kendi partisi olarak niteleme, kendini partisiyle tanımlama Oy verme, şahsiyetler, kampanyalar, medya üzerinden etkilenen hesaplamaların ürünü değil partizanlığın ifadesidir Aileye vurgu ve erken dönem politik sosyalleşmeye vurgu yapar Olaylar önceden var olan sadakat ve bağlılık ile yorumlanır Bir ömür boyu süren istikrar ve devamlılık yaratır Üye sayısı sonuçları tahmin etmede önemlidir
2. Sosyolojik model Oy verme davranışı ile grup üyeliğini, seçmenlerin ait oldukları sosyal grubun içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumunu yansıtan bir oy verme biçimi geliştirme eğiliminde olduklarını ileri sürer Toplum içindeki çeşitli bölünmeleri ve gerilimleri göstererek toplumsal bağlılığın önemini vurgular Bu bölünmelerin en önemli olanları etnisite, inanç, bölge ve cinsiyet temellidir. Grup çıkarları partiye duyulan bağlılıkların şekillenmesine yardımcı olur Son dönemde özellikle batı toplumlarında sınıfsal gruplaşmalarda düşüş gözlenmektedir.
3. Rasyonel tercih modeli Toplumsal grupların davranışlarından ve sosyalleşmeden ziyade bireye dikkat çeker. Oylama, seçmenlerin kendi öz çıkarlarına göre parti seçimi yaptığı rasyonel bir eylem olarak görülmektedir. Oylama, alışılmış bağlılık ve sadakatin dışında bir hedef ulaşmak için kullanılan temel bir araçtır. Rasyonel tercih teorisinin zayıf tarafı bireyi sosyal ve kültürel çevresinden soyutlamasıdır. Rasyonel seçmen- Rasyonel bilgisizlik-demet etkisi
4. Hakim ideoloji modeli Bireysel tercihlerin ideolojik manipülasyon ve kontrol ile şekillendiğini vurgular. Bu tip teoriler oylamanın kişinin sosyal hiyerarşi içindeki pozisyonunu yansıttığını ileri sürmesi bakımından sosyolojik modele benzer. Sosyolojik teorilerden ayrıldıkları nokta, grupların veya bireylerin içinde bulundukları durumu nasıl değerlendirdiklerinin eğitim, devlet ve kitle iletişim vasıtaları aracılığıyla bunun onlara nasıl sunulduğuna bağlı olduğuna vurgu yapar Medya manipülasyona girerek siyasi bakış açısını tahrif eder. Zayıf tarafı, toplumsal koşullanma sürecine abartılı vurgu yaparak bireysel hesaplama ve kişisel özellikleri tamamen konu dışı bırakmasıdır.