3. NÜFUS SORUNU 32
Bu Bölümde Neler Öğreneceğiz? 1) Nüfus: Genel Bakış 2) Nüfus Tanımı, Artış Nedenleri ve Yarattığı Sorunlar 3) Türkiye de Nüfus Sorunu 4) Türkiye de Nüfus Artışı Nasıl Önlenebilir? 5) Türkiye de Nüfus Kontrolünden sorumlu yönetimler 33
Bölüm Hakkında İlgi Oluşturan Sorular 1) Nüfus nedir ve nasıl artmaktadır? 2) Nüfus artışı çevre sorunlarına nasıl neden olur? 3) Nüfus artışı nasıl engellenir? 4) Nüfus kontrolünü hangi birimler yönetmektedir? 5) Türkiye nüfusu ve nüfus artışı ne yönde seyretmektedir? 6) Türkiye de nüfus artışının önlenmesi amacıyla alınan tedbirler nelerdir? 7) Türkiye de nüfus kontrolü hakkında hangi hukuki düzenlemeler getirilmektedir? 34
Bölümde Hedeflenen Kazanımlar ve Kazanım Yöntemleri Konu Kazanım Kazanımın nasıl elde edileceği veya geliştirileceği Nüfus: Genel Bakış Nüfus deyince ne anlama geldiğini ve çevre sorunları Okuyarak, araştırarak bakımından önemini anlamak Nüfus artışı ve Nedenleri Nüfus artışının kontrol yöntemleri ve kamu yönetimleri Türkiye de Nüfus Nüfus artışı ve Kontrol Yöntemleri Türkiye de Nüfus artışının çevre üzerindeki etkileri Nüfus artışına hangi sosyoekonomik parametrelerin neden olduğunu öğrenmek Nüfus artışının kontrol yöntemleri ve kamu yönetimlerinin bu konudaki yetki ve sorumluluğunu öğrenmek Türkiye de Nüfus rakamları nüfus artış rakamları ve kontrol yöntemleri; nüfus artışının önlenmesi için geliştirilen tedbirler hakkında fikir sahibi olmak Türkiye de nüfus artışı çevre üzerinde nasıl bir baskı oluşturuyor konusunda yorum yapabilmek Okuyarak Okuyarak, araştırarak Okuyarak ve izleyerek Mevzuatı inceleyerek ve gazete haberlerini tarayarak 35
Anahtar Kavramlar Nüfus, Nüfus artışı, Nüfusun artış nedenleri, Türkiye de Nüfus artışı ve kontrolü 36
Giriş Birleşmiş Milletler (BM) 2000 yılına girerken hazırladığı Millenyum Belgesinde Dünya nın en ciddi çevre sorunlarının başında yaşayan insan sayısının geldiğini (yaklaşık 7 Milyar insan) ve bu sayının alınan tüm önlenmelere rağmen artmaya devam edeceğini, on yıl içinde de dünya nüfusunun 9 Milyara ulaşacağını işaret ederek önlemlerin daha da sıkılaştırılmasına işaret etmiş, bununla da kalmayıp 2015 yılına kadar dünya devletlerine başta da azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin devlet ve kamu yönetimlerine önemli görevler yüklemiştir. Bugün dünya nüfusu 7 milyarı aşıyor. Ayrıca bu nüfus dünya üzerinde eşit şekilde de dağılmıyor. İnsan yaşamı için elverişli orta kuşak bölgesi, dünyanın kuzey yarımküresinde yer alıyor. İnsan yaşamına elverişli olmayan tropikal ve kutup bölgeleri ise güney yarımkürede yer alıyorlar. Bu şu anlama gelmektedir. Dünya nüfusunun daha da artması ve buna iklim değişikliğinin sonuçlarının da eklemlenmesiyle güneyden kuzeye doğru yeni nüfus akımları ortaya çıkabilir. Sıkışık ve doğal olmayan yaşam biçimleri ile yaşamak zorunda kalabiliriz. Daha kötüsü bu göçlerden huzursuz olan kuzey yarım küredeki devletlerle güneydeki devletler arasında savaş koşulları oluşabilir. En kötüsü de topyekun insanlık yaşamasına ortam sağlayan çevresel koşulları kaybedebilir ve kendi sonunu hazırlayabilir. Bu nedenle çevresel kaynaklar üzerinde büyük baskı oluşturan nüfus sorununu kontrol altına almak gerekir. Burada da uluslar arası örgütlerle ulus devletlere ve tek tek bireylere büyük sorumluluk düşmektedir. Ülkemiz de benzer bir sorunla karşı karşıyadır. Yüzyılın sonunda 100 milyonluk bir ülke olacağımız söylentisi ve talebi vardır. Nüfus artış hızı hem kentlerde hem de kırsal alanlarda yüksektir. Bu nedenle iş bulamayan nüfus kentlere özellikle de metropol kentlere göçmekte ve bu kentlerde nüfus yoğunluğunu artırmaktadır. Kentlerin bu nüfusu besleme, barındırma, ulaştırma ve sağlıklı tutma fonksiyonları gün geçtikçe yıpranmaktadır. Nüfus artışı kentlerin doğal kaynakları üzerinde baskı oluşturarak tüm çevresel sorunların temelini teşkil etmektedir 3.1. Dünya Nüfusuna Genel Bakış İnsanlık tarihi 2 milyon yıl kadar geriye gider ve bu sürenin önemli bir bölümünde dünya nüfusunun son derece yavaş bir şekilde arttığı tahmin edilmektedir. Öyle ki insanlık tarihinin neredeyse iki milyonluk tarihi boyunca insanların topladıkları besinler ve avladıkları hayvanlardan oluşan doğal kaynaklar üzerindeki etkileri oldukça az olmuş, birlikte denge içerisinde yaşama olanağı bulmuşlardır. Dünya nüfusu insanoğlunun var olduğu günden 1850 li yıllara kadar sadece 1 milyara ulaşmışken aradan geçen yaklaşık yüz yılda yani 1960 lı yıllarda üç kat artarak üç milyara bugün ise yaklaşık 7 milyara ulaşmıştır. Çin ve Hindistan daki sosyo-ekonomik gelişmeler neticesinde çok yakın bir zaman diliminde 9 milyarı geçmesi beklenmektedir ki bu doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı kat kat artıracaktır. Aşağıdaki haritada dünya nüfusunun kıtalara göre dağılımı görülmektedir. Bugün itibarıyla Asya kıtasının nüfusu 4 milyara ulaşmıştır. 37
Resim1. Dünya da nüfusun dağılım haritası 3.2. Nüfus Artışı ve Nedenleri İlk büyük nüfus patlaması insanların göçebe avcılık aşamasından yerleşik tarımsal toplumlara dönüşmesiyle başlamıştır. Dünya nüfusun tarihçesi, büyük ölçüde tarımsal faaliyetlerin tarihçesi ile ilişkilidir. Tarımsal üretimin dünyada yaygınlaşması ve yoğunlaşmasıyla dünya nüfusu 1 milyara ulaşmış ve 19.yüzyıla kadar bu eğilim devam etmiştir. İkinci büyük nüfus artışı sanayi devrimi ile ilişkilendirilir ve Avrupa da 1800 lü yılların başlarından başlayarak dünya nüfusu 1 milyarın üzerine çıkar. Dünya savaşları, kıtlık ve salgın hastalıklar bir süreliğine nüfus artışını yavaşlatsa da soğuk savaşın hemen ertesinde tarım üretiminde kimyasalların kullanımıyla olağanüstü bir artışın yakalanması, sağlık alanında hastalıklara karşı geliştirilen yöntemler nedeniyle ölüm sayılarının düşmesi ve tüp bebek yöntemleri nüfusun yeniden yükselmesine neden olmuştur. Ancak en büyük sıçrama 1960 lı yıllardan sonradır ve önce 3 milyar, 1970 lerin sonunda 4 milyar günümüzde de 7 milyara ulaşmıştır. Dünya da ortalama nüfus artış oranı 2011 yılında %1.1, beklenen yaşam süresi 52,6 ve doğurganlık oranı 2.47 olmuştur. Bu hızla giderse 2060 yılında dünya nüfusunun 20 milyara ulaşması beklenmektedir. Aynı şekilde ortalama yaşam süreleri de uzadığından nüfus artışını dengelemek mümkün olmamaktadır. Nüfus artışının çevresel kaynaklar üzerinde ciddi baskılar yaratması dışında toplumsal pek çok soruna (yoksulluk, açlık, plansız şehirleşme, çocuk ölümleri, savaşlar, ırkçılık, 38
yasadışı göçler gibi) da yol açması ihtimali karşısında Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü (FAO), Kalkınma Örgütü (UNDP), Çalışma Örgütü (ILO) Çocuk Fonu (UNICEF), Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslar arası Nüfus Eylemi Örgütü (UNE) nüfusun kontrol edilmesi noktasında raporlar yayımlamakta önlem paketleri geliştirmektedir. 3.3. Nüfus Artışını Kontrol Yöntemleri Nüfusu kontrol etmenin en önemli yolu bu konuda bir politikanın geliştirilmesinden geçer. Buna karşılık Çin hariç gelişmekte olan pek çok ülke nüfus artışının denetlenmesine karşı çıkmakta ve nüfusu bir sorun olarak görmemektedir. Hatta nüfuslarının kalabalık olması bir ülke için uluslar arası toplum karşısında güçlü bir pozisyon yaratmaktadır (Rusya) kanaati mevcuttur. Gittikçe yaşlanan Avrupalı devletler ile ABD ise gelişmekte olan ülkeler için endişe kaynağı olmaktadır. Bu nedenle nüfus artışının kontrol edilmesini ulus devletlere bırakmamak, uluslararası ve uzun soluklu politikalar geliştirmek gerekmiştir. Bu amaçla 5-13 Eylül 1994 tarihinde Kahire de dünyanın 173 ülkesinin temsilcilerinin bir araya geldiği Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı gerçekleştirilmiş 15 ilkeden oluşan bir Bildiri ve Eylem Planı kabul edilmiştir. Nüfus artışını kontrol yöntemleri arasında en bilineni nüfus planlamasıdır. Bu yöntemin yanında başkaca anahtar eylemler de vardır. Bunlar eğitim ve okuryazarlığın artırılması, koruyucu sağlık ve aile planlaması, bebek ölümlerinin azaltılması, HIV/AIDIS e karşı koruyucu önlemler geliştirilmesi, kürtajın serbest bırakılması, gebeliğin önlenmesine yönelik ilaç ve araçların kullanımının yaygınlaştırılması ve nüfus artışının yarattığı sorunlar hakkında Medya sektöründen yararlanmadır. Bunlara bir de hükümet ve devlet başkanları ile din görevlilerinin bu konudaki yaklaşımlarının değiştirilmesi ve halka yapacakları telkinlerde bu hususa dikkat çekmeleri eklenebilir. 39
Resim 2. Rusya Devlet Başkanı ile Türkiye Başbakanının 3+ çocuk talebi medyada tartışma yaratmıştı. 3.4. Türkiye de Nüfus Artışı ve Kontrolü Türkiye nüfusu incelendiğinde dünyadakine benzer bir tablo ile karşılaşılmaktadır. 1927 yılında yapılan genel nüfus sayımına göre Cumhuriyetin başlangıcında nüfusumuz 13 milyon 648 bindir. 1960 yılında Türkiye nüfusu 28 milyon iken nüfus artış oranı %2.6, doğurganlık oranı 6,12; 2010 yılında nüfus 73 milyon ve nüfus artış oranı % 1.3 iken doğurganlık oranı 2,11 olmuştur. Doğurganlık ve nüfus artış oranındaki azalmaya karşın yaşam sürelerinde artış yaşanmıştır. Yaşam süresi 48 yaşından 73 yaşına yükselmiştir ve bu olgu da toplam nüfusun büyümesine neden olmuştur. Son nüfus sayımında 75 milyon 627 bin kişiye yükselen nüfusuyla gelecek yıllarda 100 milyonun üzerine çıkacak ülkeler arasında Türkiye de gösterilmektedir. Bu ülkemizin bir süre daha genç nüfuslu ülkeler arasında kalmasına neden olacaktır. Bunun yaratacağı fırsatlar yanında getireceği tehditler (ilave çevre sorunları ve işsizlik gibi) de vardır. Türkiye nin nüfus sayımı ikamete dayalı olarak geliştirilen bir sistemle izlenmektedir. Nüfus rakamlarına ilişkin bilgiler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nun internet sayfasından (www.tuik.gov.tr) izlenebilmektedir. 40
Türkiye de gerek beş yıllık kalkınma planlarında gerekse de mevzuat açısından nüfus artışı bir sorun olarak görülmüş ve bu konuda erken dönemlerden itibaren önlem alınmaya çalışılmıştır. İlk önlem 1965 yılında çıkarılan 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun olmuştur. Bu yasa aile planlaması konusunda bir politika oluşturulmasına katkıda bulunmuş ancak gebeliğin sonlandırılmasını (kürtaj) yasaklamıştır. İlgili yasa 25.5.1983 tarihinde 2827 sayılı yasa ile değiştirilmiş, yeni yasa kürtajın serbest bırakılması da dahil olmak üzere daha cesur hükümler getirmek suretiyle nüfus planlamasına etkin bir şekilde katkıda bulunmuştur. Ancak son dönemde kürtajın devlet hastanelerinde yapılmasına yasak getiren yeni düzenlemelerin çıkarılması protestolarla karşılanmıştır. 41
Resim3. Kürtajın devlet hastanelerinde yasaklanmasına ilişkin İstanbul da kadınların protesto eylemleri Son dönemde Türkiye nüfusunun kontrol edilmesine değil artırılmasına hizmet eden bir takım teşvik tedbirleri de getirilmektedir. Bu tedbirler Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanlığı kanalıyla yürütülmektedir. 3.5. Türkiye de Nüfus Artışının Çevre Üzerindeki Etkileri Çevre sorunlarının temelinde nüfus faktörleri yatmaktadır. Her yıl dünya nüfusu artmakta ancak bu nüfusa yetecek ve insan hayatının kalitesini yükseltecek ve yoksulluğu ortadan kaldıracak çevresel kaynakların miktarı aynı hızla artmamaktadır. Ünlü iktisatçı Thomas Malthus nüfusun geometrik, bu nüfusu besleyecek kaynakların ise aritmetik arttığını bu nedenle insanlığın bu artış rakamlarıyla kendi sonunu hazırladığını ifade etmiştir. Malthus un çağdaşı Paul Ehrlich ise Nüfus Bombası isimli eseriyle günümüzde nüfus artışının çevre sorunlarının en temel nedeni ve aynı zamanda kaynakları tüketen bir olgu olduğu üzerinde ısrarla durmakta ve politikacıları nüfus konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. 42
Yapılması gereken şey dünya nüfusunu kontrol altına alıp, kaynaklar üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmaktır. Ancak bu tek başına yeterli değildir. Dünya nüfusunun %75 i az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde % 25 i de gelişmiş ülkelerde yaşamakla birlikte tüketim eğilimleri bakımından gelişmiş ülkelerde yaşayan nüfus, en az az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayan nüfus kadar kaynaklar üzerinde baskı yaratabilmektedir. Yani nüfusun üçte birinin yaşadığı ülkeler kadar çoğunun yaşadığı ülkeler de çevre sorunu yaratmaktadır. 70 li yıllarda ise bunun tersi düşünülüyordu ve azgelişmiş ülkelerin hükümetlerine nüfus kontrolünü artırmaları konusunda baskı yapılıyor ve teknik destek veriliyordu. Daha sonra yapılan çalışmalarda sadece nüfusun değil, tüketim ve üretim yöntemlerinin de çevresel kaynaklar üzerinde etkili olduğunu ortaya koymuştur. Şimdi bir tehlike daha belirmiştir. Dünya ve Türkiye üzerinde yaşayan insanları barındırmak ve beslemek zorunda olan kaynaklar, nüfus artışı yanında bu nüfusun tüketim alışkanlıklarının ve beklentilerinin değişmesi nedeniyle de tehdit altındadırlar. Hep örnek verilen ülkeler olan Hindistan ve Çin deki tüketim alışkanlıklarının değişmesinin dünyayı beslenme krizine sokabileceğinden bahsedilmektedir. Resim4. Çin, nüfusunun çokluğu yanında yoğunluğuyla da gündeme gelmektedir Resim 4. Hindistan da nüfusa yetmeyen demiryolu taşımacılığı son derece tehlikeli yapılmaktadır 43
Türkiye ye baktığımızda nüfus artış oranlarının son yıllarda yavaşlamasına rağmen artma eğilimine devam etmesi çevresel kaynakları ciddi oranda tehdit etmektedir. Özellikle büyükşehir çeperlerindeki tarım arazileri bu nüfusun barınma sorununa çözüm bulma amaçlı olarak konut alanlarına dönüşmekte, bu büyük nüfusu kentler içinde hareket ettirebilmek için orman arazileri otoyollara ve havaalanlarına dönüştürülmekte, nüfusun su ve kanalizasyon hizmetlerini yerine getirebilmek için mevcut göller ve akarsular ya kuruyuncaya kadar kullanılmakta ya da kanalizasyonun boşaltıldığı lağım çukurlarına dönüştürülmektedir. Bunların yanında yeşil ve dağlık alanlar düzleştirilmekte, yaban hayatı bulundukları habitatlardan (yaşam alanları) göçe zorlanmakta ya da nesilleri kurutulmakta, buralardan boşalan araziler kente dönüştürülmektedir. Kışın bu şehirlerin merkezleri hava kirliliğinin alarm verdiği mekanlara dönüşmektedir. Bu nüfusun yarattığı çöpler dağ gibi yığılmaktadır. Sadece İstanbul da günlük ortalama 15.000 ton çöp imha edilmeyi beklemektedir. Bu konular mevcut kamu yönetimlerini oldukça zorlayan konuların başında gelmektedir. Yapılan çevre düzeni ve imar planları kentlerdeki nüfusun ihtiyaçlarına cevap veremediğinden sıklıkla revize edilmekte, ortaya çıkan bu boşluk kaçak yapı ya da gecekondularla doldurulmakta, bu da düzensiz kentlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kent mekanına sığmayan nüfusu barındırmak için gittikçe daha yüksek katlı yapılar inşa edilmektedir. Bunun sonucunda birbirine yabancılaşmış konutlarda yaşayan insanların oluşturduğu ruhsuz bir kent yaşamı ortaya çıkmaktadır. 44
Uygulamalar Yaşadığınız şehrin nüfusunu TÜİK ten öğrenin. Bu nüfus şehrin hangi semtlerinde yoğunlaşıyor öğrenin. Şehrin semtlerinin gece ve gündüz nüfusunu karşılaştırın. Şehir nüfusunun artış hızı nedir? Nüfusun dengeli dağılması için yerel ve merkezi yönetimler ne tür önlemler getiriyorlar öğrenin. Nüfusun kalabalık olduğu noktalarda gözünüze çarpan çevresel kirlenme ve bozulmaları araştırın. 45
Uygulama Soruları 1) Yaşadığınız çevrede nüfus artışı yaşanıyor mu? 2) Yaşadığınız çevredeki bireylerin, belediyenin ve STK ların nüfus artışının önlenmesi hususunda bir duyarlığa sahip olduğunu düşünüyor musunuz? 3) Yaşadığınız çevrede nüfus artışının önlenmesi için yapılan çalışmalar var mı? Ne tür tedbirler alınıyor? 46
Bu Bölümde Ne Öğrendik Özeti Dünya da ve Türkiye de nüfus artışının devam ettiğini, bunun çok farklı nedenleri olduğunu, nüfusu kontrol edebilmek için küresel ve yerel düzeyde politikalar ve önlemler geliştirildiğini, aile ve nüfus planlaması ile eğitim ve sağlık yöntemlerinin bir arada kullanılmasının gerektiğini, devlet ve hükümet başkanlarının bu süreci isterlerse durdurabileceklerini, nüfus artış oranlarının gelişmiş ülkelerde düştüğünü, az gelişmiş ülkelerde artmaya devam edeceğini, dünya nüfusunun pek yakın bir gelecekte 9 milyar olacağını ve çevresel baskıların çok artacağını öğrendik. 47
BÖLÜM SORULARI 1) Dünya nüfusu aşağıdakilerden hangisidir? a) 5 milyar b) 7 milyar c) 9 milyar d) 20 milyar e) 2 milyar 2) Aşağıdaki savlardan hangisi doğrudur? a) Gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı yüksektir b) Az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı yüksektir c) Az gelişmiş ülkelerin nüfusu yaşlıdır d) Gelişmiş ülkelerde genç nüfus yaygındır e) Dünyadaki nüfus artış hızı yükselme eğilimindedir. 3) Türkiye nin nüfusuna ilişkin aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur? a) Türkiye nüfusu genç bir ülkedir b) Türkiye nin nüfus artış oranı yükselmektedir c) Türkiye de doğurganlık hızı yükselmektedir d) Türkiye nin nüfusu 2012 sayımına göre 68 milyondur. e) Türkiye de yaşam beklentisi düşmektedir 48
4) Türkiye de nüfus planlaması için aşağıdakilerden hangisi bugün artık yapılamamaktadır? a) Gebeliği önleyici ilaç alımları b) Aile planlamasına ilişkin eğitim çalışmaları c) Medyada kamu spotları d) Devlet hastanelerinde kürtaj e) Genç yaşta evlenme ve çocuk sahibi olma 5) Aşağıdaki örgütlerden hangisi nüfusun kontrolü konusunda faaliyette bulunmamaktadır? a) FAO b) WHO c) UNICEF d) UNDP e) WMO 49