İmmun Kökenli Nöropatiler

Benzer belgeler
OTO-İMMUN KÖKENLİ NÖROPATİLERDE TEDAVİ ALGORİTMASI

Guillain Barre Sendromu. Doç.Dr. A.Fırat BEKTAŞ Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık

Guillain-Barré Sendromu: İki Olgu Sunumu

ORGANİZMALARDA BAĞIŞIKLIK MEKANİZMALARI

NÖROMÜSKÜLER KAVŞAK HASTALIKLARINDA TEDAVİ ALGORİTMALARI. Feza Deymeer Nöroloji A.B.D. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi

MS, gen yetişkinlerin en yaygın nörolojik hastalıklarından birisidir de Sir August D Este tarafından ilk kez tanımlanmıştır.

Multifokal Motor Nöropati Olgu Sunumu

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 9 Ağustos 2016 Salı

ELEKTROMYOGRAFİ (EMG) ve SİNİR İLETİ HIZI

Progresif Multipl Skleroz. Ayşe Kocaman

HOŞGELDİNİZ. Dr. Dilek İnce Günal Nöroloji AD Öğretim Üyesi

ENDOJEN POSTERİOR ÜVEİTLERDE MEDİKAL TEDAVİ YÖNTEMLERİ DR ŞENGÜL ÖZDEK

Demiyelizan nörolojik hastalıklar ve Nöroborelyoz: Dr.Meltem I ıkgöz TA BAKAN

Prediktör Testler ve Sıradışı Serolojik Profiller. Dr. Dilara İnan Isparta

Tip 1 diyabete giriş. Prof. Dr.Mücahit Özyazar Endokrinoloji,Diyabet,Metabolizma Hastalıkları ve Beslenme Bölümü

KAYNAK:Türk hematoloji derneği

ASTIM «GINA» Dr. Bengü MUTLU SARIÇİÇEK

VİROLOJİ -I Antiviral İmmunite

ÇEKİRDEK EĞİTİM PROGRAMI

NÖROMUSKÜLER HASTALIKLAR TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

Acil Serviste Akılcı Antibiyotik Kullanımının Temel İlkeleri Dr. A. Çağrı Büke

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

* Madde bilgisi elektromanyetik sinyaller aracılığı ile hücre çekirdeğindeki DNA sarmalına taşınır ve hafızalanır.

VASKÜLİTİK NÖROPATİ TEDAVİ REHBERİ Hazırlayanlar: Dr. Can Ebru Kurt, Dr. Yeşim Parman, Dr. Ersin Tan

Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)

AKUT SOLUNUM SIKINTISI SENDROMU YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ SHMYO İLK VE ACİL YARDIM BÖLÜMÜ YRD DOÇ DR SEMRA ASLAY 2015

Olgu Sunumu Dr. Işıl Deniz Alıravcı Ordu Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

KRONİK AMR TEDAVİ EDİLMELİ Mİ? EVET DR. ÜLKEM ÇAKIR ACIBADEM ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

Probiyotik suşları. Prof Dr Tarkan Karakan Gazi Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı

EKSTRAOKÜLER ADELE İNNERVASYON BOZUKLUKLARI Dr. Harun Yüksel

En sık ortaya çıkış yaşı kadınlarda arası ve 50 nin üstü olmak üzere bimodal.

Astım hastalarında görülen öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi yakınmaların sebebi, solunum

Romatizmal Ateş ve Streptokok Enfeksiyonu Sonrası Gelişen Reaktif Artrit

REHBERLER: TEDAVİYE NE ZAMAN BAŞLAMALI? Dr. Behice Kurtaran Ç.Ü.T.F. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji AD

İMMUNİZASYON. Bir bireye bağışıklık kazandırma! Bireyin yaşı? İmmunolojik olarak erişkin mi? Maternal antikor? Konak antijene duyarlı mı? Sağlıklı mı?

*Periferik sinirlerde kayıt yöntemleri ve ileti hızı ölçümleri. *periferik sinir-kas patolojileri

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Romatoloji Bilim Dalı Olgu Sunumu 28 Haziran 2016 Salı

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II VI. DERS KURULU (4 HAFTA)

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON ANABİLİM DALI POST-POLİO SENDROMU. Hasta Kitapçığı PROF.

Membranoproliferatif Glomerülonefriti Taklit Eden Trombotik Mikroanjiopatili Bir Olgu

Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın

KLL DE. kları ABD Hematoloji BD Bursa

Nocardia Enfeksiyonları. Dr. H.Kaya SÜER Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji

Epidermal Büyüme Faktörü Türkiye'de Uygulama Yapılan İlk Üç Hasta

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM II VI. DERS KURULU (4 HAFTA)

HIV & CMV Gastrointestinal ve Solunum Sistemi

Nozokomiyal SSS Enfeksiyonları

Motor Nöron ve Kas Hastalıkları. Uzm Dr Pınar Gelener

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM & ÖĞRETİM YILI DÖNEM II

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

TİROİDİTLERDE AYIRICI TANI. Doç.Dr.Esra Hatipoğlu Biruni Üniversite Hastanesi Endokrinoloji ve Diabet Bilim Dalı

Yüz Felci (Fasiyal Palsi)

VİRUS HASTALIKLARINDA TANI YÖNTEMLERİ

LOKOMOTOR SİSTEM SEMİYOLOJİSİ

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ TÜRKÇE TIP FAKÜLTESİ DÖNEM 3 DERSLERİ

BIR GRİP SEZONUNUN BAŞıNDA İLK OLGULARıN İRDELENMESİ

Hepatit B Virüs Testleri: Hepatit serolojisi, Hepatit markırları

DİRENÇLİ BAKTERİ ENFEKSİYONLARINA KARŞI KULLANILAN ANTİBİYOTİKLER

BİRİNCİ BASAMAKTA PRİMER İMMÜN YETMEZLİK

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI. Dönem II. TIP 2050 HASTALIKLARIN TEMELLERİ ve TEDAVİLERİNE GİRİŞ DERS KURULU

DAMAR HASTALIKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

Postenfeksiyöz nörolojik hastalıklar

Romatoid Artrit Patogenezinde SitokinAğı

YAVAŞ VİRUS ENFEKSİYONLARI ve PRİON HASTALIKLARI

WEİL-FELİX TESTİ NEDİR NASIL YAPILIR? Weil Felix testi Riketsiyozların tanısında kullanılır.

TOKSOPLAZMA İNFEKSİYONUNUN LABORATUVAR TANISI UZM.DR.CENGİZ UZUN ALMAN HASTANESİ

Referans: e-tus İpucu Serisi K.Stajlar Ders Notları Sayfa:353

III. BÖLÜM EDİNSEL SAF ERİTROİD DİZİ APLAZİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

TLERDE SEROLOJİK/MOLEK HANGİ İNCELEME?) SAPTANMASI

T.C. MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ TAYFUR ATA SÖKMEN TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM & ÖĞRETİM YILI DÖNEM II

BOTULİNUM ANTİTOKSİN. Uzm. Dr. Ş Ömür Hıncal SBÜ Bağcılar EAH Acil Tıp Kliniği

ECULİZUMAB DOÇ. DR. NURHAN SEYAHİ. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı

MULTİPL MYELOM VE BÖBREK YETMEZLİĞİ. Dr. Mehmet Gündüz Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji B.D.

Santral Sinir Sistemi Enfeksiyonlarında Acile Başvuru Şikayetleri ve Gözümüzden Kaçanlar. Doç. Dr. Evvah Karakılıç MD, PhD.

Kronik Hastalıklar Enfeksiyöz Nedenli mi? Solunum Yolu Hastalıkları /Alerji. Dr. Cengiz KIRMAZ

Nörolojik Hastalarda Tüple Beslenme Endikasyonları Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman

TRANSPLANTASYONDA İNDÜKSİYON TEDAVİSİ. Dr Sevgi Şahin Özel Gaziosmanpaşa Hastanesi

Viral Hepatitler. Hepatit A Virus. Viral Hepatitler- Tarihsel Bakış. Hepatit Tipleri. Hepatit A Klinik Özellikler

AKADEMİK TAKVİM Ders Kurulu Başkanı: Prof.Dr. Sevtap Arıkan (Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji) Ders Kurulu 207 Akademik Yılın 34.

Kan Kanserleri (Lösemiler)

T. C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I I

ği Derne Üroonkoloji

İmmünyetmezlikli Konakta Viral Enfeksiyonlar

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ ENFEKSİYON RİSKLERİ

Akut Motor ve Sensorial Aksonal Nöropati Sendromlu Bir Olgunun Rehabilitasyonu

I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık

Blau Hastalığı/ Jüvenil Sarkoidoz Nedir

BEHÇET SENDROMU NDA GÖZ TUTULUMU VE TEDAVİSİ

PERİNATAL HERPES VİRUS İNFEKSİYONLARI. Uzm.Dr.Cengiz Uzun Alman Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları

TÜMÖR BELİRTEÇLERİNİN KLİNİK TANIDA ÖNEMİ. Doç.Dr. Mustafa ALTINIŞIK ADÜTF Biyokimya AD 2006

ADRENAL YETMEZLİK VE ADDİSON. Doç. Dr. Mehtap BULUT Bursa Şevket Yılmaz EAH Acil Tıp Kliniği

BÖBREK NAKİLLİ ÇOCUKLARDA GEÇ DÖNEM AKUT REJEKSİYONUN GREFT SAĞKALIMI ÜZERİNE ETKİLERİ. Başkent Üniversitesi Çocuk Nefroloji Dr.

VI. Ulusal Çocuk Acil Tıp ve Yoğun Bakım Kongresi

Tüberkülozda Yeni Tanı Metodları (Quantiferon)

[RABİA EMEL ŞENAY] BEYANI

Glomerül Zedelenmesi -İmmunolojik Mekanizmalar-

Transkript:

İmmun Kökenli Nöropatiler Yeşim GÜLŞEN PARMAN, A. Emre ÖGE İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul Bu yazıda immun-kökenli nöropatilerden olan Guillain- Barré Sendromu (GBS) ve Kronik İnflamatuvar Polinöropatinin fizyopatoloji ve etyopatogenezi (KİDP) irdelenecektir. İmmun kökenli nöropatilerin tedavisinde başlıca steroidler, plazmaferez, intravenöz immunglobulinler ve diğer immun-supresif ajanlar kullanılır. Söz konusu tedavi yaklaşımları bu hastalıkların genel gidişatını değiştirmekle birlikte, bazı durumlarda yetersiz kalmakta, beklenilen etkiyi gösterememektedir. İmmun kökenli nöropatilerin daha etkin tedavisi için bu hastalıkların fizyopatolojisinin daha iyi anlaşılabilmesi gereklidir. Guillain-Barre Sendromu Genel bilgiler Guillain-Barre Sendromu (GBS) bilindiği gibi polio dışında en sık akut ve subakut jeneralize felce yol açan hastalıktır. Bir yıl içindeki görülme sıklığı 100.000 de 1.7 dir. Ayrıca yoğun bakım ünitelerine (YBÜ) yönlendirilen nörolojik hastalıklar içinde en sık rastlanılan nedenler arasında yer almaktadır. Periferik sinirlerdeki immun kökenli yaygın hasar motor ve duysal zaafa yol açarak polinöropati tablosuna neden olur. Merkezi sinir sistemi çok nadir olarak tutulabilir. Klinik tablonun progresyonu günler ya da en fazla 4 hafta içinde tamamlanır. Polinöropati tablosu genellikle akut bir enfeksiyonu izler; herhangi bir enfeksiyon bu tabloya neden olmakla birlikte bazı mikro organizmaların varlığı daha ön plana çıkmaktadır (örneğin Campylobacter jejuni, Epstein-Barr virüsü, Cytomegalovirus, Mycoplasma pneumoniae). Günler içinde ilerleyici, uçlarda başlayan paresteziler, zaaf, arefleksi ve kranyal sinir felçleri ile kendini gösteren bu hastalığa kolaylıkla tanı konur. Başlıca elektrofizyolojik verilere ve immünolojik mekanizmalara göre alt gruplara ayrılmıştır: en sık rastlanan formuna akut inflamatuvar demiyelinizan polinöropati (AİDP) denir. Ayrıca; akut motor-duysal (AMSAN) veya akut motor aksonal nöropati (AMAN) de alt gruplarındandır. GBS nin birkaç varyantı olduğu da bilinmektedir. Bunlardan en çarpıcı olanı Fisher in tarif ettiği, oftalmopleji ve ağır ataksiyle seyreden formdur. Sık rastlanmayan diğer formlar arasında desandan bir yol izleyen, miyastenia gravis veya botulizmi telkin edebilecek özellikler taşıyan, öncelikle oküler (oftalmopleji veya ptoz), fasyal ve farengeal tutulumla başlayanlarla birlikte, ağırlıklı olarak veya tek başına ataksik, motor veya duysal belirtilerle seyredenler sayılabilir. 1 AİDP de nöropati demiyelinizan özelliktedir ve genellikle iyi prognozludur. Bu formda immun atak özellikle kökler düzeyinde Schwann hücresine karşıdır. Aşırı inflamasyon ve miyelin harabiyeti o bölgedeki aksonun da harabiyetine neden olabilir. Miyelin harabiyetiyle akson hasarının ayrımını yapmak genellikle zor olmakla birlikte klinik açıdan önem taşımaktadır, zira sadece demiyelinizasyonla giden hafif olgular remiyelinizasyonla birlikte haftalar içinde düzelebilir. Buna karşılık akson harabiyeti olanlar ise daha uzun sürede düzelmekte hatta zaaf kalıcı olabilmektedir. Aksonal tutulumla giden AMSAN da görülen klinik tablo çok ağırdır, hastaların erken dönemde kuadripleji, kranyal sinir tutulumuyla birlikte sıklıkla solunum yetmezliği tablosunda yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) izlenmeleri gerekebilir. Prognoz kötüdür, düzelme aylar içinde olsa bile ağır sekel bırakabilir. AMAN da ise duysal yakınma ve tutulum yoktur, genellikle Campylobacter jejuni nin yol açtığı diyare tablosunu izler. İlk kez Çin de söz konusu ajana bağlı oluşan epidemiden sonra bildirilmiştir. Prognoz genellikle iyidir. Hem AMSAN da hem de AMAN da immun atak aksona karşıdır. GBS de beyin-omurilik sıvısında (BOS) artmış protein düzeyi ve az sayıda bulunan beyaz seri hücrelerinin varlığı hastalığın klasikleşmiş yardımcı tanı kriteridir. BOS daki protein artışı ancak hastalığın başlangıcından 5-10 gün sonra ortaya çıkar. Hastaların çoğu hayatta kalır ve zaman içinde düzelme gösterir. Bununla birlikte nörolojik yoğun bakıma gereksinim duyulan, düzelme sürecinin uzadığı, solunum, otonomik, kardiyovasküler ve enfeksiyöz problemlerin ortaya çıktığı durumlar da vardır. Modern yoğun bakım üniteleri çağında büyük GBS serilerine ait yayınlanan derlemelerde mortalite %5 olarak bildirilmiş, düzelmenin büyük ölçüde YBÜ deki bakıma bağlı olduğu vurgulanmıştır. 2 Etyopatogenez ve fizyopatoloji Hastalığın oluşumunda hem hücresel hem de hümoral mekanizmaların rol oynadığı bilinmektedir. En çok araş- Klinik Gelişim 31

tırma AIDP ile ilgili olarak yapılmıştır. GBS nin AIDP formunda histopatolojik başlıca bulgular endoneuriumda mononükleer inflamatuvar infiltrasyon ve sinir liflerinde segmental demiyelinizasyondur. Sinir köklerinden distal intramüsküler sinir dallarına kadar periferik sinirlerin her tarafında bu lezyonlar görülmekle birlikte, daha çok motor kökler ve proksimal pleksus segmentleri tutulur. AMAN ve AMSAN formlarında ise iltihabi infiltrasyonun görülmediği bir akson hasarı söz konusudur. GBS ye yol açan patolojik süreçlerde rol oynayan faktörlerden geçirilmiş enfeksiyonla birlikte, T hücreleri, aktive olmuş makrofajlar, sitokinler, anti-gangliosid antikorlar ve moleküler taklit mekanizması sayılabilir. 1 GBS li hastaların kanlarında periferik sinirlerin yapısında yer alan antijenlere karşı oluşan oldukça yüksek oranda (yaklaşık %60) antigangliosid antikorlar gösterilmiştir. Gangliosidler periferik sinir membranlarında lipid salları denen katmanlarda bulunur ve membran bütünlüğünün korunmasında görev alırlar. IgG anti GM1, GM1b, GD1a ve GalNAc-GD1a antikorlar motor ağırlıklı olgular ya da AMAN ve AMSAN lı hasta gruplarında daha yüksek oranda görülürler. GD3, GT1a, and GQ1b ye karşı antikorlar ise oftalmopleji ve MFS ile ilişkili görünmektedir. Antigangliosid antikorlar içerisinde belirli bir GBS alt grubu ile en anlamlı ilişkiyi gösteren IgG anti-gq1b antikorudur. Bu antikor Miller Fisher Sendromu (MFS) olgularının yaklaşık %90 ında akut fazda yüksek titrelerde saptanır ve klinik düzelmeyle birlikte kaybolur (Tablo 1). Bazı antikorlar ise tek tek gangliosidlere değil, farklı gangliosid komplekslerinin oluşturduğu yeni konformasyonel epitoplara bağlanırlar. Yakın zamanda GD1a/GD1b ve GD1b/GT1b komplekslerine karşı antikorların daha ağır seyirli GBS formlarından sorumlu olduğu gösterilmiştir. AIDP formunda Schwann hücresi yüzeyindeki epitoplara bağlanan antikorların kompleman aktivasyonuna yol açtığı, bunun da miyelinin vakuolizasyonu, yıkımı ve makrofajlarla fagositozuna varan bir süreci başlattığı öne sürülmüştür (Resim 1). AMAN ve AMSAN da ise otoimmün olayların ilk hedefinin Ranvier nodlarında aksonal membranda yer alan gangliosid yapısındaki antijenler olduğu, buralara bağlanan antikorların bir yandan muhtemelen iyon kanalı disfonksiyonuna yol açan olayları başlattığı, diğer yandan kompleman aktivasyonunu izleyerek Ranvier nodlarına makrofajların çekilmesi, periaksonal mesafenin açılması, buraya makrofajların migrasyonu ve sonuçta akson dejenerasyonu ile giden bir sürece yol açtığı düşünülmektedir. AMAN lı olguların bir kısmında gelişen aksonal hasarla uyumlu şekilde ağır kas zaafı, yavaş ve yetersiz iyileşme ile belirlenen bir klinik seyir görülmektedir. Bir kısım olgularda ise, iyi seyirli AIDP olgularında görülenden farksız hızlı ve tam bir klinik düzelme dikkati çekmektedir. Aksonal dejenerasyonu izleyen rejenerasyon için gereken uzun zaman göz önüne alındığında bu durum şaşırtıcı görünmektedir. Bu olgularda aksonal membrana bağlanan antikorların iyon akımlarını etkileyerek iletim bloklarına yol açtığı ya da aksonal hasarın başlıca intramüsküler terminal sinir liflerinde olduğu; sonuçtaki hızlı iyileşmenin ise iletim bloklarının düzelmesi ya da en distal lezyon yerlerinden rejenerasyonla sağlandığı düşünülmektedir. Hafif kas kuvvetsizliği ve hızlı iyileşme ile seyreden AMAN olgularında şaşırtıcı bir diğer bulgu olarak tendon reflekslerinin korunmuş olduğu da görülebilir. GBS ye yol açan otoantikorların ortaya çıkış mekanizmaları ile ilgili bilimsel veriler, bunların bir enfeksiyon ajanına karşı oluşturulduğunu ve periferik sinirlere yöneldiğini düşündürmektedir. GBS ile ve özellikle onun aksonal formları ile ilişkisi en sık gösterilen bakteriyel organizma olan C. jejuni, dünya çapında yaygın bir bakteriyel enterit nedenidir. Çeşitli olgu serilerinde, yakında geçirilmiş bir C. jejuni infeksiyonu ile başlıca motor bulgular ve akson hasarı ile seyreden GBS ve yüksek anti GM1, anti GD1a veya anti GQ1b antikor titreleri arasında ilişki olduğu görülmüştür. MFS li olgulardan izole edilen C. jejuni örneklerinde GQ1b benzeri epitoplar da bulunmuştur. Bu bulgular, yüzeyindeki antijenik yapıları gangliozidler gibi sinir dokusu yapı maddelerini taklit eden mikroorganizmalara karşı konağın oluşturduğu antikorların sinir dokusuna yönelerek hastalık sürecini başlatabileceğini düşündürmektedir (moleküler taklit mekanizması). GBS li olgulardan izole edilen C. jejuni suşlarının gangliosidlerin karbonhidrat epitoplarını taklid eden lipo-oligosakkaridler (LOS) oluşturdukları gösterilmiş, LOS tiplerinin oluşumundan sorumlu olan bakteri gen kümeleri belirlenmiştir. Bu kümelerdeki be- Tablo 1: GBS unda antigangliosid antikorlar, gangliosid lokalizasyonları ve birlikte olan klinik tablolar 8 Hedef antijen Sınıf Antijenin bulunduğu yer Klinik özellikler GQ1b GD1 monospesifik IgG IgG III, IV, VI. Kranyal sinrlerin paranodal miyelini, Bazı arka kök ganglion nöronları Paranodal myelin Arka kök ganglionu büyük nöronları GalNAc-GD1a IgG Periaksonal membrane MFS Oftalmoplejili GBS Bickerstaff beyin sapı ansefali AIDP Ataksik GBS AMAN Saf motor GBS LM1 IgG Miyelin AIDP GM1 IgG Belirlenmemiş AMAN Saf motor GBS GD1a IgG Belirlenmemiş AMAN 32 Klinik Gelişim

lirli gen varyantları gangliosid benzeri LOS ların ekspresyonundan sorumlu görünmektedir. Bu şekilde belirli bir gangliosidin moleküler yapısının LOS tarafından taklid edilmesi antigangliosid antikorların özgüllüğünü ve buna bağlı olarak -söz konusu gangliosidlerin sinir sisteminde baskın olduğu bölgelere göre-ortaya çıkacak GBS varyantlarını belirler görünmektedir. Saf motor/aksonal nöropatisi olan hastalardan elde edilen C. jejuni suşları yüzeylerinde GM1 ve GD1a benzeri LOS lar sunarken, oftalmopleji ile birlikte olan GBS olguları ve MFS li olgulardan elde edilenler GD3, GT1a, GD1c benzeri LOS lar sunmaktadırlar. Diğer yandan, C. jejuni infeksiyonu geçiren kişilerin 1/1000 inden azında GBS gelişmesi, gangliosidleri taklid eden C. jejuni varyantları ile infekte olan ailelerde bile salgınlar görülmemesi gibi özellikler, GBS nin ortaya çıkışında konağa ait faktörlerin de çok önemli olduğunu göstermektedir. 3,4 Tedavi Özgün tedavi: Plazmaferez ve immünglobulin Bir çok araştırıcı plasmaferezin GBS de yararlı olduğunu göstermiştir. Randomize çalışmalar bu tedavinin etkinliğini kanıtlamıştır. Hastalığın başlangıcından itibaren ilk 2 haftada uygulandığında, hastanın bağımsız yürümeye başlama süresini bir ay kısalttığı kanıtlanmıştır (The Guillain-Barré Syndrome Study Group, 1985; The French Cooperative Group on Plasma Exchange in Guillain-Barré Syndrome, 1987). Plazmaferez sonucunda motor düzelme daha çabuk olduğu gibi mekanik ventilasyona gereksinim süresi de kısalmakta ayrıca birinci yılın sonunda kas gücünün tama ulaşma oranı yükselmektedir. Ağır tablolarda 4 kür hafif olgularda ise 2 kür plazmaferez uygulanması olumlu sonuç vermektedir. Yine de hastaların dörtte birinden daha azında beklenilen iyileşme ortaya çıkmamakta, bu hastaların handikap ve motor zaafları istenilen oranda düzelmemektedir. Bu hastalar 6 ayın sonunda hala yürüyememektedir. Ciddi otonomik tutulumu ve elektrolit bozukluğu olan hastalara plazmaferez uygulaması önerilmemektedir. Plazmaferez gibi IVIg in de yürüyemeyen ya da yardımla yürüyen hastalara ilk 2 haftada uygulandığında oldukça etkin olduğu kanıtlanmıştır. IVIg güvenirliği ve uygulamadaki kolaylığı nedeniyle tercih edilen bir tedavidir. IVIg ile plaseboyu karşılaştırmalı çalışma yoktur, buna karşılık IVIg i destekleyici tedaviyle karşılaştıran 3 çalışmada IVIg alanların kas gücündeki düzelme almayanlara oranla anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. IVIg ve plazmaferezin etkinlik açısından birbirine üstün olmadığı anlaşılmıştır. Her 2 tedavinin birlikte uygulanması (IVIg+plazmaferez) ile IVIg veya plazmaferezin tek başına uygulanmasının farklı sonuçlar vermediği, dolayısıyla bu tedavi yöntemlerinden birinin seçilmesinin uygun olduğu da anlaşılmıştır. 2,3 Bu nedenle GBS tedavisinde plazma değişimi kadar etkin, hatta uygulama kolaylığı nedeniyle de daha çok tercih edilen tedavi intravenöz immunglobulin (IVIg) dir. Klasikleşmiş uyugulama 5 gün süreyle, 0.4g/kg dır. Kortikosteroidler Akut hastalığın seyrini değiştirdiği yönünde kanıt olmasa bile yüksek doz steroidler de kullanılmıştır. Buna rağmen bu tedavi rutin kullanım için önerilmez. Kontrollü 4 çalışmada oral steroid kullanımının sınırlı bir iyileşmeye yol açtığına ait kanıtlar bulunmuştur. Son yıllarda yapılan bir çalışmada IVIg e ek olarak 5 gün süreyle intravenöz metil-prednizolon (500 mg/gün) uygulanan grupla, sadece IVIg alanlar karşılaştırıldığında steroid alan gruptakilerin, anlamlı bulunmasa da, 4. haftada disabilite skalasında bir derece ilerlediği gözlenmiştir. Destekleyici tedavi Günlük bakımın küçük ayrıntıları bu immün nöropatinin spesifik tedavileri kadar önemlidir. Tuzak nöropatilerini önlemek için hastaya özenle pozisyon verilmesi gereklidir. Düşük molekül ağırlıklı heparin derin ven trombozunu, dolayısıyle yatan hastalarda görülen pulmoner emboliyi engellemekte etkili olmaktadır. Nazogastrik veya gastrik tüp erken dönemde gündeme gelebilir. Sürekli yatan hastalarda enfeksiyonların haftalık veya daha sık balgam ve idrar kültürleriyle izlenmesi yararlı olabilir. Yine de bunların klinik tabloya göre yapılması daha uygundur. Ağrı yeteri kadar önem verilmeyen bir problemdir. Özellikle geceleri arttığından, uykuyu bozar, fiziksel ve Resim 1A: Makrofaj aracılı demiyelinizasyonun başlangıcı. Miyelin katmanlarının ayrışması Resim 1B: Makrofaj aracılı demiyelinizasyon Resim 1C: Makrofaj aracılı demiyelinizasyonu izleyen ikincil akson kaybı ve miyelin kalıntısı Elektron mikroskopisi (Nöromüsküler Hastalıkları İnceleme Laboratuvarı-İstanbul Tıp Fakültesi-Nöroloji A.D) Klinik Gelişim 33

solunumu etkileyen yorgunluğa yol açar. Gabapentin, pregabalin veya carbamazepine gibi ajanlar rahatsızlığın ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. Çok ağır olgularda en etkili yöntem epidural analjezi olmuştur. Narkotikler etkilidir, fakat sedasyon yapmaları ve barsak hareketlerini azaltmaları sorun olmaktadır. Yine ağır olgularda, yüksek dozda, tek uygulamalık kortikosteroidler yararlı olabilmektedir. Fizik tedavi ve egzersiz programı hastalığın etkin immüno-modülatuar tedavisi yanında, uzun vadede düzelmenin sürmesi ve sekel bırakmadan iyileşmesi açısından önem taşımaktadır. Mümkün olan en erken dönemde hastanın genel durumuna göre düzenlenmesi gereklidir. Ağır GBS de psikolojik destek de çok önemlidir. 5 Kronik İnflamatuvar Demiyelinizan Polinöropati Genel bilgiler Kronik inflamatuvar demiyelinizan nöropati (KİDP) simetrik duysal-motor, EMG de demiyelinizan özellikler taşıyan ve en az 8 haftaya yayılan progresyon gösteren bir nöropatidir. Motor zaaf genellikle hem proksimal hem de distal dağılım gösterir. Nöropati progressif olabileceği gibi hecmelerle seyredebilir. BOS da yüksek protein düzeyi tanıyı destekler. KİDP en sık 40-60 yaş grubunda görülür. Sözü edilen tipik simetrik, duysal-motor KİDP dışında ayrıca, saf duysal tutulumla giden ataksik form, asimetrik tutulum gösteren İngilizce adının kısa olarak yazılışıyla anılan MADSAM (Multifocal Acquired Demyelinating Sensory And Motor Neuropathy) veya distal simetrik form DADS (Distal Acquired Demyelinating Symmetric Neuropathy) ve saf motor KİDP sayılabilir. 6 Etyopatogenenez ve fizyopatoloji KIDP, GBS gibi hastalığa yol açan mekanizmalar kesin olarak aydınlatılamamış olsa bile, hem hücresel hem de hümoral bağışıklık sisteminin etkili olduğu otoimmun bir hastalıktır. T hücrelerinin etkin olduğunu gösteren IL-2, TNF-α nın varlığı ile ilgili ipuçları vardır. Antijen sunumunda ve demiyelinizasyonun fagositoz aşamasında direkt olarak yer alan makrofajların varlığı kanıtlanmıştır. GBS ye kıyasla otoantikorların daha az etkili olduğu da bilinmektedir. Bazı hastalarda bir miyelin proteini olduğu bilinen P0 a karşı antikorlarla birlikte anti-gm1 IgM antikorlarına da rastlanmıştır. Duysal ataksik formunda ise disialosil epitopuna karşı IgM tipinde GD1b, GD3, GT1b, ve GQ1b gangliozidleri gösterilmiştir. KİDP de immun atak başlıca miyeline karşıdır, bununla birlikte ikincil akson kaybı tabloya eşlik eder. Histopatolojik olarak, Schwann hücre proliferasyonu sonucu gelişen soğan zarı görünümü ile birlikte, perivasküler hücre infiltrasyonu ve segmenter demiyelinizasyon görülebilir. Soğan zarı görünümü tekrarlayan demiyelinizasyon ve remiyelinizasyon sonucu gelişir. Hastalık ilerledikçe de akson kaybı eklenir (Resim 2). 2,7,8,9 Tedavi Kortikosteroidler Klasik KİDP nöropatiler içinde tedaviye en iyi yanıt veren hastalıklardandır ve steroidler tedavide ilk sırayı alırlar. Birkaç control grubu olmayan çalışmanın ardından, ilk kez 1982 de 35 hastalık bir seride yapılan plasebo kontrollü çalışmada etkinliği gösterilmiştir. Kortikosteroid tedavisinin yeniden kötüleşmeleri önlemek için yıllarca sürdürülmesi ya da başka immunsupresif tedavi seçeneklerinin birlikte kullanılması gerekebilir. Uzun süreli tedavi ilacın yan etki risklerini artırmakta, ayrıca bazı hastalar uzun süreli tedavide tedaviye dirençli hale gelebilmektedir. Önerilen doz 6-8 hafta 1 mg/kg olup, ardından alınan yanıta göre azaltılması ve idame dozunda devam edilmesi gerekir. Ciddi yan etkileri yanında steroidler ucuz ve kolay erişebilir olmaları nedeniyle KİDP tedavisinde ilk tercih edilen ajanlardır. Intravenöz immunoglobulin Küçük hasta gruplarını içeren kontrolsüz çalışmalar IVIg in KİDP deki yararını kanıtladıktan sonra yapılan plasebo kontrollü çalışmalar da bu yararı vurgulamışdır. Ayrıca IVIg ile plazmaferezi ya da steroid tedavisini karşılaştıran çalışmalar da bu üç tedavi yaklaşımının birbirinden farklı olmadığını göstermiştir. IVIg ile tedavinin etkisi kısa sürmektedir, ayrıca maliyeti de yüksek olduğundan hangi koşullarda ve hangi hastalara uygulanaca- Resim 2A: KİDP. Perivasküler iltihabi hücre infiltrasyonu. Parafin kesit, boya: Modifiye Gomori Trikrom Resim 2B: KİDP. Çapına göre ince miyelin kılıfı olan aksonlar (remiyelinizasyon) ve miyelinli akson kaybı. Plastik kesit, boya: Thionin Resim 2C: KİDP. İleri derecede miyelinli akson kaybı ve Schwann hücre proliferasyonu (soğan zarı görünümü). Plastik kesit, boya: Thionin. (Nöromüsküler Hastalıkları İnceleme Laboratuvarı- İstanbul Tıp Fakültesi-Nöroloji A.D) 34 Klinik Gelişim

ğı konusunda olgu özelinde karar verilmelidir. Önerilen doz GBS deki gibidir. 10 Plazmaferez Plazmaferezle tedavi edilen hastaların hıza düzeldiği gözlenmiştir. Kontrollü çalışmalar ayrıca plazmaferezin kısa dönemde yararlı olduğu, sonrasında bazı olgularda kötüleşme ortaya çıktığını da göstermiştir. Uygulamadaki zorluklar ve girişimin invazifliği, maliyeti, plazmaferez yapan merkezlerin az olması KİDP de plazmaferezi ön plana çıkarmamakta, ancak diğer tedavi seçeneklerine yanıt vermeyen hastalarda, tek başına vaya diğer tedavi seçenekleriyle kombine edilmesi önerilmektedir. 11 Diğer tedavi seçenekleri KİDP de sözü edilen tedavi seçenekleri dışında genellikle kombine tedavide kullanılan diğer immunosupressif ajanlar önerilmektedir (örneğin azathioprine, cyclophosphamide, mycophenolate mofetil). Bu çalışmaların çoğu küçük hasta gruplarını ilgilendiren kontrolsüz çalışmalardır. Sadece Azathioprine le kontrollü bir çalışma yapılmış olup, bu ajanın steroidle birlikte kullanıldığı grupla tek başına steroid alan hasta grubu ile karşılaştırıldığında kombine tedavinin daha üstün olmadığı gösterilmiştir. Söz konusu ajanlar genellikle steroidle tedaviye iyi yanıt vermeyen durumlarda, ya da plazmafereze ve IVIg ne gereksinimi azaltmak amacıyla steroidlerle birlikte kullanılmaktadır. 12,13 Kaynaklar 1. The French Cooperative Group on Plasma Exchange in Guillain-Barré Syndrome, Efficiency of plasma exchange in Guillain-Barré Sydrome: role of replacement fluids. Ann Neurol 1987;22:753-761. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. Hughes RAC, Raphaël JC, Swan AV, van Doorn PA. Intravenous immunoglobulin for Guillain-Barré syndrome (Cochrane Review). In: The Cochrane Library, Issue 1, UK: John Wiley and Sons Ltd. 2006. Czaplinski A, Steck AJ. Immune mediated neuropathies. J Neurol 2004;251:127-137. Öge AE, Gülşen-Parman Y. Polinöropatiler. AE Öge; editör. Nöroloji Ders Kitabı. 1. baskı. İstanbul; Nobel Kitabevi. 2004. Hughes RAC, Swan AV, van Koningsveld R, van Doorn PA. Corticosteroids for Guillain-Barré syndrome (Cochrane Review). In: The Cochrane Library, Issue 2, UK: John Wiley and Sons Ltd. 2006. Dyck PJ, O Brien PC, Oviatt KF, Dinapoli RP, Daube JR, Bartleson JD, Mokri B, Swift T, Low PA, Windebank AJ. Prednisone improves chronic inflammatory demyelinating polyradiculoneuropathy more than no treatment. Ann Neurol 1982;11:136-141 Toyka K, Gold R. The pathogenesis of CIDP. Neurology 2003;60: S2-S7. Kusunoki S. Immuno-pathogenesis of Chronic Inflammatory Demyelinating Polyneuropathy (CIDP). Neurological Therapeutics 2004;21:675-678. Said G. Chronic inflammatory demyelinating polyneuropathy. Neuromuscular Disorders 2006;16:293-303. 10. van Schaik IN, Winer JB, de Haan R, Vermeulen M. Intravenous immunoglobulin for chronic inflammatory demyelinating polyradiculoneuropathy (Cochrane Review). In: The Cochrane Library, Issue 2, UK: John Wiley and Sons Ltd. 2002. 11. Mehndiratta MM, Hughes RAC, Agarwal P. Plasma exchange for chronic inflammatory demyelinating polyradiculoneuropathy (Cochrane Review). In: The Cochrane Library, Issue 3, UK: John Wiley and Sons Ltd. 2004. 12. Hughes RAC, Swan AV, van Doorn PA. Cytotoxic drugs and interferons for chronic inflammatory demyelinating polyradiculoneuropathy (Cochrane Review). In: The Cochrane Library, Issue 4, UK: John Wiley and Sons Ltd. 2004. 13. Piepers S, Van den Berg-Vos R, Van der Pol WL. Mycophenolate mofetil as adjunctive therapy for MMN patients: a randomized, controlled trial. Brain 2007;130:2004-2010. Klinik Gelişim 35