NEFSİ HAKİR GÖRMEK..! Gavs-ı Hizânî kuddise sırruhu bir defasında şöyle buyurdu: Şayet zaruret olmasa ve mürşidim Seyyid Tâhâ da kuddise sırruhu emretmeseydi, bu işi yapmaya, yani halkı irşad etmeye ve tarikatla ilgili söz söylemeye cesaret edemezdim. Çünkü nefsimin bu işe ehil olmadığını, ayıplı ve kusurlu olduğunu görüyordum. Gavs-ı Hizânî kuddise sırruhu daha sonra şeyhinin kendisine şöyle buyurduğunu nakletti: Eğer nefsini, küfrü kesin olan birinden daha aşağı görmezsen sana yazıklar olsun!. Bir defasında da ben şeyhime; nefsimi kusurlu gördüğümü, tüm insanların bu kusurlarımdan haberdar olduklarını, bu sebeple onların arasına karışmaya hatta onlarla yolda karşılaşmaya utandığımı söylemiştim. Bunun üzerine şeyhim Seyyid Tâhâ kuddise sırruhu bana şöyle dedi: Hep bu hal üzere ol!. semerkand yayınları EHLİ SÜNNETİN AKILCIYLA İMTİHANI :) Yazacağım bu makalemde bir akılcı sayfa adminiyle soru-cevap şeklinde konuşmamız bulunmaktadır.ben burada cahil ve dine yeni meyletmiş gibi görünmekteyim!elbetteki bende istemem ama Böyle bir tavır takınmamın sebebi şu:ehli Sünnet dışı fırkalar ne zaman kendisinden daha iyi bilen uyanık bir ehli sünnet itikadlı biriyle tartışmaya hatta anlaşmaya çalışsa bile elbetteki tek sonuç ehli sünnet dışı olan şahsın engellemesine hakaret ve küfrüne hatta kafirlik ithamlarına maruz kalmaktadır.işte bu deşifreleri yapabilmem için benim böyle bir tavır takınmam gerekmekteydi. Bundan ötürüdür ki karşı tarafla yaptığım konuşma tamamen cahilmişim havasıyla yapıldığı için yazdıklarımda mantık aramamanızı rica edeceğim.konuşmayı verdikten sonra birkaç not düşeceğim.okumanızı tavsiye ediyorum.buyrun: Ben:Selamun aleykum.birkac soru sorabilirmiyim? Akılcı:A selam sor kardeşim müsait olunca cevaplarım inşallah Ben:İlk sorum; 9.surenin 40. Ayeti olsa gerek.orada bahsedilen mesele nedir?kim kiminle arkadas pek anlayamadim.aciklayabilirmisiniz? Akılcı: Zor soru
(Not:Bu soruya cevap bu kadardı!) Ben:Neden. Kuran kolaydir bilenlere.acikcasi bi bilen olarak cevap vermenizi isterdim. Cevap verdikten(yada vermeyecekseniz) sonra baska soru sorabilirmiyim bi paylasiminiz hakkinda? Akılcı:İstediğiniz kadar soru sorun prb değil..verebileceklerimi veririm.. Kuran kolaydır hangi bölümü ve kime?cevabı uzun oluyor bazı soruların ve benim yazmaya vaktim yok!.ancak telefonla konuşabiliriz.. Ben:Bunu bende düsündüm yalniz benimde vaktim olmuyor. Calisiyorum.neyse.diger sorumu yazayim.tevbe suresi 117-119 arasi bi olaydan bahsediyor.ozellikle vurgu yaptigi o 3 kisi kimlerdi? Demekki Allah bilmemizi istemiski onlardan ozellikle bahsetmis? Baska bir sorumda, ahzab 9.ayetindn itibaren zannediyorum munafikliklardan bahsediyor.yalniz 9.ayete baslarken ey iman edenler diye buyuruyor Allah.bizlere sesleniyor fakat sonrasinda yasamis oldugumuz bi olaydan bahsediyor ama biz oyle bisey yasamadikki?burayida anlamadim ben.ayrica bir paylasiminizda Peygamber zamaninda atilan iftiradan bahsetmissiniz.demissinizki zamanın müşriklerine ithafen,muhammed kuran i kendi yazdi uydurdu demislerdi, diye yazmissiniz. Peygamber ümmi degilmiydi? Yazdi denebilirmi? Ayrica delili nedir o sözün? Akılcı:Ahmet bu ve benzeri soruların binlercesi sorulabilir. Kuran ı o yazdı diye Kuran da bir iddia var..kuran peygamberimizin okuma yazma bilmediğini söylemez..yazar değildin manasında bir ifade var ama onu Yazar hani bir kitap yazan manasında değilde Okuma bilmeyen olarak alıyorlar..bu mümkün değil! Okuma bilmeyen biri Kuran ı nasıl yazacak veya yazdıracak? Ben kendi eliyle yazdığını düşşünüyorum.. Kuran ın nerdeyse bir çok bölümü geçmiş olaylardan bahseder..bana göre siz böyle olmayın desr alın manasındadır.. Ben:Ama ben özellikle sadece bi yerde de degil bir kac yerde bu ozel manada arkadas kelimesini, 3 kisi vurgusunu bosuna yapmadigini dusunuyorum.boylece bendede farkli yorum olusuyor.diger meselede, kuranda oyle bi iddia gecer dediniz,o ayeti soyleyebilirmisiniz.uzerinde dusunmem gerek. Kuranda 157 158de ummi oldugu bildiriliyor.bunu gördukten sonra akilla olabilirlik derecesini ölcmeye gerek yoktur.ezberletilmek suretiyle ögrenemezmi?yani sizin mantiginiz bana daha uzak bi ihtimal geldi. Akılcı:Kuran bana göre harfen korunmuş bir kitaptır..bunu okuma bilmeyen biri yazıya geçiremez..ben arapça okumayı 2 saatte öğrenmiştim ve eminin peygamber benden zekidir..insanlara okuma yazmayı tavsiye eden biri kendi tavsiye ettiği bir şeyi yapmaması Kuran da yasaklnmıştır..61:1-2 Ben:Bir cocuk anadilini ögrenirken gramerini ögrenmez ama ilk once konusmaya baslar.yani dil grameri bilmesede konusabilir.ezberleyebilir.ezberindekinide yazdirabilir.tartismamizda anlamsiz aslinda ummi olan peygambere uyun buyuruyor Allah. Akılcı:Noam choamsky doğuştan gramer bilgisiyle doğduğumuza dair bir teorisi var bana görede mantıklıdır.. Ümmi kelimesi Kuran da bolca kullanılır ve Kitap ehli olmayan manasındadir. 3/20 Seninle tartışırlarsa, Ben ve beni izleyenler kendimizi ALLAH a teslim
ettik, de. Kitap verilenlere ve kitap verilmeyenlere (ümmilere), Teslim oldunuz mu, de. Teslim olurlarsa, doğruyu bulurlar. Yüz çevirirlerse, görevin sadece duyurmaktır. ALLAH kulları görür. 29/47 İşte sana bu kitabı indirdik. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona inanacaklardır. Şunlardan (ümmilerden) da bazıları inanacaktır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi reddetmez. 62/2 O ki, ümmilerin arasından, kendilerinden olan bir elçi göndermiştir ki onlara O nun ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve onlara kitabı ve bilgeliği öğretiyor. Bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı. Ben:Ben sunu diyebilirim,o teori beni baglamaz cunku ayet degil,vede bilimsel kesin bi bilgide degil.bir teori.umminin anlamina baktigimizdada benim dedigimden farkli anlamlara sahip degil.kuranda birden fazla anlama sahip olabilir.boyle bi kisitlama yok.bunu diger bazi ayetlerde gecen kelimelerdn anlayabilriz.ki zaten ayetlerde kitap verilmeynler icin ummi denmis.bunu peygamber icin kullanabilirmiyz Akılcı:Peygamberimiz ümmidir..ama okur yazardır..ama kitap yazarı değildir.. Bu konuyu izninizle noktalayalım.. Sıkıntı değil nasıl kabul ederseniz.. BEN : Peki bencede noktalayalim ama burada bi sorun var iyi arastirin derim.selametle. AKILCI: iyi bildiğim bir konu.. Elçilerin tamamı okur yazardır bana göre.. NOT1:İlk sorumda Muhammed Mustafa Efendimiz aleyhisselatu vesselam ve Hz. Ebubekir Sıddık sahabe efendimizin iki kişi olarak mağaraya sığınışları hakkında geçen ayetleri sormuştum.doğrusunu söylemek gerekirse böyle basit bir soruya zor soru demesi bana akılcı oluşundan çok ajan olabileceğini düşündürdü!burada anlatmak istediğim ise, Sünnet olmadanda İslam esaslarını tam manasıyla anlayamayacağımızdı.yani ajanların yok etmek istediği bir kaynak:sünnet.onlarda biliyorlar ki Sünnet biterse din İslam kelimesinden ibaret kalır. Bir Ateistin dediği gibi: EY MÜSLÜMANLAR DAHA ÇOK KURAN MEALİ OKUYUN.ÇÜNKÜ DAHA FAZLA ATEİSTE İHTİYACIMIZ VAR! NOT2:İkinci sorumda, Tevbe suresinin belirli ayetlerinde 3 kişiden bahsediyor.onlar savaşa katılmadıkları halde diğerleri gibi yalan yere yemşn etmeyip gerçeği itiraf eden ve bu yolda çile çeken sahabelerden haber vermektedir.o ayetlerin tefsirini okursanız ne demek istediğimi dah iyi anlayabilirsiniz!aynı şekilde akılcı bunu da es geçiyor, cevaplamaktan kaçıyor. NOT3:Üçüncü sorumda Peygamber aleyhisselam ın ümmi oluşuna değinmiştik.yaptığı bir paylaşımda müşrikler sanki Efendimiz aleyhisselamı Kuran ı kendisi haşa kendi yazarak uydurmakla itham etmişler.doğrusu şu bir gerçek ki, o zamanın müşrikleri bile bu akılcıdan daha akıllılarmış.el İnsaf vel İzan ya Kuran ayetlerini delil getirmeme rağmen diretip sırf aklına uymadığı için ümmi oluşu reddeden-muhtemelen kafir olan biriyle konuşmak gerçekten sabır taşı değil kayası gelse dayanamaz!
İşin bir diğer ilginç yanı ise bana delil getirdiği bilim adamının! teorisini kabul etmemi bekliyor,oysaki bu bir bilimsel gerçek dahi değil, zan olan tartışmalı kanıtlanamaz bir teoridir! Hepsini geçtim, bu konuşmadan birkaç gün sonra ne tevafuktur ki benim getirdiğim ayetleri kabul etmeyip delil getirdiği o bilim adamı yani Noam choamsky nin okuduğum kitapta(ydı sanırım) azılı bir SİYONİST olduğunu gördüm ve kat kat şoka girdim! Buyrun Cenaze namazına Efendiler..! ARTIK SABRIMIN İFLAS ETTİĞİ YERDEYİM! AHMET ŞİT KARAKTER Mİ BAŞARI MI?-Öğüt Kişilik sahibi olmak sahip olabileceğimiz en büyük değerdir! Sınıf, öğrencilerin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor. Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor. Bakın, bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey diyor. Sonra (1) in yanına bir (0) koyuyor; Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1) i (10) yapar. Bir (0) daha koyuyor. Bu, beceridir. (10) iken (100) olursunuz. Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek, disiplin, sevgi vs. Eklenen her yeni (0) ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca. Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1) i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor. Ve sözünü şu şekilde bitiriyor: Kişiliğin yoksa, diğerleri bir hiçtir! YAHUDİLERİN SİYON PROTOKOLLERİNDEN..! 1-Radyo,televizyon,gazete,sinema,mecmua ve kitaplar üzerindeki kontrolünüzü arttırınız. 2-Hukuk,tıp,kimya ve buna benzer bütün tahsillerden Yahudi olmayanları özellikle müslümanları uzak tutunuz.bilhassa yahudileri bu şubelerde okumaya teşvik ediniz. 3-Gayri yahudilerin mektep ve kolejlerini ihtilal merkezi haline getiriniz 4-Yahudi olmayan milletlerin peygamberlerini gülünç şekle sokup onları rezil
edecek mevzuları icat edip,yahudi olmayanlar arasında tefrka ve nifak çıkarınız. 5-Yahudi olmayanların dini müesseselerini zayıflatıp bizlere karşı da kardeşlik hislerini telkin ediniz. 6-Bizden olmayanların kadın ve çocuklarının ahlakını ifsat ediniz 7-Değişik insanlar arasında nifak ve mücadele tohumları ekiniz.irkları birbirine düşman kılınız. 8-Politikacıları satın alıp,hükümetleri çürütünüz 9-Memleketlere girme imkanını ve kanunlarını kolaylaştırınız. 10-Her vasıtaya müracaat ederek para üzerindeki hakimiyetinizi takviye ediniz. 11-Türlü hile ve desiseler kullanarak işçileri elde tutunuz.mitingler tertip ediniz,grevler yaptırnız,bu mevzuda hiçbir fedakarlıktan çekinmeyiniz. Çocukların Zekasını Geliştiren Besinler Nelerdir? Fazla yağ, tuz, şeker çocuğun zeka puanını düşürüyor! Sebze ve meyve tüketen çocuklar ise daha zeki oluyor Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özyurt, yapılan bir araştırmada çocukken aşırı yağ, şeker ve tuz içeren işlenmiş gıdaları tüketen çocukların IQ seviyelerinin, sebze ve meyve tüktenlere göre 8 puan daha düşük olduğunun ortaya çıktığını belirtiyor. Müge Özyurt un verdiği bilgilere göre, 0 1 yaş arasındaki sağlıklı bebekler için beslenme iki önemli döneme ayrılır: 0 6 ay ve 6 12 ay. Bebek ilk 6 ay sadece mucizevi besin anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü bebeği hastalıklara karşı korur ve bebeğin ruhsal, zihinsel ve bedensel gelişimine yardımcı olur. İlk 6 ay anne sütü bebeğin enerji ve besin ögesi (protein, karbonhidrat, vitamin, mineral ve su) ihtiyacını yüzde 100 karşılayarak istenilen büyüme ve gelişmeyi sağlıyor. Bebek Hangi Ayda Hangi Gıdaları Yiyebilir? 6 7 ay: Bebeğin kaşığa alıştırılma zamanıdır. Dudak ve dilini kullanmayı, yutmayı öğrenir. Yumuşak, ezme kıvamındaki sıvı besinleri tüketebilir. Meyve suyu, yoğurt, devam maması / sütü, meyve veya sebze püreleri, pirinç, tahıl içeren çorbalar, sebze çorbası ve ¼ oranında yumurta sarısı, pekmez gibi. 7. aydan itibaren kıyma eklenebilir. Şeker, bal, reçel basit karbonhidrat içerir, boş enerji kaynağıdır. Pekmez ise; demir, potasyum ve kalsiyum
içerir. 7 8 ay: Bu dönemde bebek kaşığa alışmıştır. Çiğneme hareketleri başlar, bardaktan içebilir. Yeni lezzet ve yapıda besinler beslenmeye eklenebilir. Pütürlü kıvamdaki besinler, ezilmiş tavuk, balık eti, tahıl kurubaklagil ezmeleri, bisküvi, bitkisel yağlar, gibi. 8 12 ay: Bebek çiğnemeyi öğrenmiştir. Dilini hareket ettirerek lokmayı ağzında döndürebilir. Ufak besin parçalarını eline alabilir, ağzına götürebilir. İyi ezilmiş kıymalı ve sebzeli ev yemekleri, tam yumurta, pastörize peynir, makarna, ekmek gibi besinleri rahatlıkla tüketebilir. 12 18 ay: Bu dönemde bebek artık kendi kendine bakabilir, beslenebilir. Kolay çiğnenebilen her türlü yiyeceği tüketebilir. Süt içebilir. 1 yaşından itibaren çocuğun kendi kendine yemek yemesi kendine olan güveninin gelişmesi bakımından da büyük önem taşır. Sağlıklı Çocuklar İçin Annelere Öneriler Doğru zamanda doğru besinleri bebeğin beslenmesine eklemek ileriki dönemde yaşanacak beslenme problemlerini ve beslenme yetersizliklerini ortadan kaldırır. 1 yaşından itibaren bebeğiniz her şeyi yiyebilir. Bu dönemde bebeğinizin yeterli ve dengeli beslenmesi için dört temel besin gurubundan (et-yumurtakurubaklagil gurubu, süt ve süt ürünleri grubu, sebze-meyve gurubu, ekmek ve tahıl grubu) ihtiyacı olan miktarlarda tüketmesini sağlayın. Anne sütünden sonra en iyi protein kaynağı yumurtadır. Kahvaltıda haşlama, omlet ve domates, biber gibi sebzelerle pişirerek menemen şeklinde tüketilebilir. Çocuğunuzun her gün mutlaka 1 tam yumurta tüketmesine dikkat edin. Süt, kalsiyumun en iyi kaynaklarından biridir. Çocuğunuzun kemik ve diş yapımı, gelişimi ve sağlığın korunması için için günde 1 2 bardak süt içmelidir. Sütteki kalsiyumun kemiklere yerleşmesi için D vitaminine ihtiyaç vardır. D vitaminini besinlerden almak mümkün değil. Sadece güneşle sentezlenir. Bu nedenle, bol güneşi bulduğumuz bu aylarda çocuğunuzu uygun saatlerde mutlaka güneşten yararlandırın. Bu yaşlarda kanın miktarı hızla artar. İlk bir yaşta bebeğin temel besini süt olduğu için sütteki demir kan yapımı için yeterli değildir. Bu nedenle çocuğa demirden zengin kırmızı et, yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez gibi besinler verilmelidir. Besinlerdeki demirin vücuttaki yararlılığını arttırmak için C vitamininden zengin besinlerle beraber tüketilmelidir. C vitamini turunçgiller ve diğer meyveler, yeşil yapraklı sebzeler (brokoli, semizotu gibi), yeşil biber, domates ve kuşburnunda bulunur. Günde 2-3 porsiyon meyve ve 4-6 kaşık pişmiş sebze yemeği tüketilmesi günlük C vitamini ihtiyacını ve yeterli posa alımını sağlar. Bu sayede kabızlığı önler ve bağışıklık sisteminin güçlenmesine etki eder. Çocuğunuzun beslenmesinde besin çeşitliliğini arttırın. Farklı türdeki yiyecek ve sebze-meyvelerin tüketimi değişik vitamin ve minerallerin alınmasına yardımcı olur. Vitamin ve mineraller meyve ve sebzelerin kabuğa yakın iç kısımlarında bulunur. Bu nedenle 1 yaşından sonra meyve suyu yerine yiyebiliyorsa meyvenin kendisini, kabuğunu çok ince soyup yedirmeye alıştırın.
Su, besinlerin sindirimi, hücrelere taşınması, emilimi ve zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılması için gereklidir. Çocuk aldığı her bir kalori için 1.5-2.0mililitre sıvı almalıdır. 1 3 yaş arasındaki çocukların günlük alması gereken enerji miktarı kilo başına 100 kcal dir. Günde ortalama 1000 1300 kalorili enerji ihtiyacını karşılar. Bu da günlük 1 1.2 lt sıvı demektir. Sıvı ihtiyacının bir kısmı süt, meyve suyu, ayran gibi içeceklerden de karşılanabilir. Normal şartlarda dışarıdan tuz almaya gerek yoktur. Besinlerde zaten tuz bulunmaktadır. Bir yaşına kadar bebeğinizin yemeklerine tuz koymayın. Sonraki yaşlarda çok az tuzla yemeklerinizi hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için bir yaşından sonra kullanacaksanız mutlaka iyotlu tuz kullanın. Omega 3 yağ asitleri çocukların beyin ve zihinsel gelişimi, göz sağlığı ve görme fonksiyonları için oldukça önemlidir. Çocuğunuza Omega 3 ten zengin balık, ceviz, semizotu gibi besinler vermeyi ihmal etmeyin. Son bilimsel yayınlarda yeterli Omega- 3 alımının duygusal dengesizlik, düzenli çalışma bozukluğu, dikkat eksikliği, konsantrasyon zayıflığı ve öğrenme güçlüğü gibi durumlarda olumlu etkileri görüldüğü belirtilmektedir. Bebeğinize yemek pişirirken buharda, haşlama ve fırında pişirme yöntemini tercih edin. Sebze ve meyvelerdeki birçok vitamin ve mineral suda eriyen türdedir. Bu nedenle yemeklerinize 1 çay bardağından fazla su eklemeyin. Bebeğe yemek pişirirken düdüklü tencere kullanmak en sağlıklı yöntemlerden biridir. Bebeğiniz için günlük yemek pişirin. Pişirdiğiniz yemeği bir kereden fazla ısıtmayın. Salam, sosis, sucuk gibi şarküteri ürünleri bebeğinizin beslenmesinde kullanmayın. Konserve yerine mevsimindeki sebze ve meyveleri tüketmeyi tercih edin. Çocuklarınıza hamburger, patates cipsi gibi besleyici değeri olmayan, yağlı gıdalar vermeyin. Sponsorlu bağlantılar İran güvenilir bir ülke değil Samanyolu Haber TV de yayınlanan Haber Özel de tarihte ilk kurulan terör örgütünün kim olduğu ve faaliyetleri konuşuldu. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil in konuk olduğu Haber Özel de bu hafta Haşhaşiler ve İran ın tarihten günümüze dış politikası konuşuldu. TARİHİN EN BÜYÜK TERÖR ÖRGÜTÜ İRAN DA KURULDU Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, tarihte bilinen ilk terör örgütünün İran da kurulan Haşhaşiler olduğunu söyledi. Bu terör örgütünün faaliyet alanının Selçuklular olduğunu belirten Şimşirgil: O dönemde Anadolu ya yönelik Haçlı
saldırıları olmaktaydı. Tarihte ilk ve en büyük terör örgütü olarak bilinen Haşhaşiler devleti, Haçlılara saldırılar düzenlemiyordu. Sürekli Selçuklu devletine ve Sünnilere saldırıp adeta Hıristiyanlar ın safında yer alıyordu. Zaten Haşhaşiler in çıkış sebebi Selçuklu devletidir. OSMANLI DA SÜREKLİ İSYAN ÇIKARDILAR ÇÜNKÜ İran ın kendini Osmanlı dan üstün göremediği için sürekli iç karışıklıklar çıkartarak ülkeyi yıkmaya çalıştığını söyleyen Şimşirgil: Osmanlı nın asla İran la bir meselesi olmamıştır. Diyorlar ki Yavuz Sultan Selim neden İran a sefer yaptı? O günlerde Şah İsmail in çıkardığı isyanlarda 50.000 (Elli bin) insan hayatını kaybetti. Hangi devlet kendi topraklarında çıkan bir isyana müdahale etmesin? İran tarih boyunca kendini Osmanlı dan üstün göremediği için hep isyan hareketleriyle Osmanlı yı yıpratma yoluna gitmiştir. Osmanlı Batıya her sefer düzenlediğinde İran hep Osmanlı yı vurmaya çalışmıştır. Batıyla sürekli iyi ilişkiler içinde olmuştur. Müslümanlara yönelik saldırılarda adeta Hıristiyanlar işbirliği yapmıştır İRAN GÜVENİLİR BİR ÜLKE DEĞİL İran ın hala güvenilir bir ülke olmadığını, yaşanan Sünni katliamlarını destekleyen politikalar yürüttüğünü sözlerine ekleyen Şimşirgil: İran Azerbaycan olayında gidip Hıristiyan Ermenileri desteklemiş ve onların yanında yer almıştı. Bugün Suriye de akan kan Sünni Müslümanlar ın kanıdır. İran şuan kimin yanında yer alıyor. Tabiki zulmün yanında yer alıyor. İran la ilişki kuranların geçmiş terihi her zaman göz önünde bulundurmaları gerekir. Samanyolu Haber TV (SÖZÜN EDİTÖRÜ:ASIL DÜŞMANIN SENİN İÇİNDE UNUTMA!) KURANI KERİM DE AKIL SAHİPLERİ Güzel Kurani kerimimizde geçen akıl ile ilgili ayetler. Kuranda geçen akıl ile ilgili ayetler tarafmizca seçilip otomatik listelenmekte. Kuranda akıl ile alakali tahmini 75 ayet geçiyor. 2:13 Onlara: İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın. denilince, Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız? derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler. 2:44 İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? 2:73 İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı
başınıza toplarsınız. 2:75 Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi. 2:76 Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be? derlerdi. 2:170 Onlara: Allah ın indirdiğine uyun. dendiği vakit de: Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız. dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar? 2:171 O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler. 2:179 Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz. 2:197 Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin.şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun! 2:242 İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyor. 2:269 Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar. 2:282 Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.
3:7 Sana bu kitabı indiren O dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te vilini Allah dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır. derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez. 3:65 Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Oysa Tevrat da, İncil de ondan sonra indirilmiştir. Siz hiç düşünmüyor musunuz? 3:118 Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size âyetleri açıkladık. 3:190 Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır. 4:5 Allah ın, sizi başına diktiği mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. 5:58 Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır. 5:100 De ki: Pis olan şeyle temiz olan şey bir olmaz, pis olanın çokluğu hoşuna gitse bile. Ey selim akıl sahipleri Allah tan korkun ki kurtuluşa eresiniz. 5:103 Allah, ne bahîre yi, ne sâibe yi, ne vesile yi ve ne de hâm ı meşru kılmıştır. Fakat küfredenler, Allah a yalan iftira etmektedirler. Onların çoğunun akılları ermez. 6:32 Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız? 6:140 Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah ın kendilerine verdiği rızkı, Allah a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir. 6:151 De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Haksız yere Allah ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti. 7:66 Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz. 7:67 (Hûd), Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. dedi. 7:169 Derken kitabı (Tevrat ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini
aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız? 8:22 Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir. 10:16 De ki, Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? 10:42 İçlerinden seni dinlemeye gelenler de var. Sen, sağırlara, üstelik akılsız da olanlara dinletebilir misin? 10:100 Allah ın izni olmadıkça hiçbir kişinin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler. 11:51 Ey kavmim! Bu iş için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak beni yaratana aittir. Artık akıllanmayacak mısınız? 11:78 Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu? dedi. 11:87 Dediler ki; Ey Şu ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın. 12:2 Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik. 12:109 Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya! Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız? 12:111 Gerçekten de onların kıssalarında üstün akıllılar için bir ibret vardır. Bu Kur ân uydurulmuş herhangi bir söz değildir. Lâkin kendisinden önce gelen kitapların tasdiki her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir. 13:4 Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır. 13:19 Şimdi Rabbinden sana indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen bir
kimse, kör olan bir kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak üstün akıllı ve temiz vicdanlı kimseler idrak ederler. 14:52 Bu Kur ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. 16:12 Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır. 16:67 Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvalarından da hem içki, hem de güzel gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır. 21:10 (Ey Kureyş topluluğu!) And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? 21:67 Size de, Allah ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız? 22:46 Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, işitecek kulakları olsun. Gerçek şudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur. 23:80 Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız? 24:61 A maya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik olduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiğiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin. İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar. 25:44 Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar. 26:28 Musa devamla şöyle söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir. 28:60 Size verilen şeyler, dünya hayatının geçim vasıtası ve debdebesidir. Allah katında olanlar ise, daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ buna aklınız ermeyecek mi? 29:35 Andolsun ki biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır.
29:43 İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir. 29:63 Andolsun ki onlara, Gökten su indirip, onunla ölümünün ardındanyeryüzünü canlandıran kimdir? diye sorsan, mutlaka, Allah derler. De ki: (Öyleyse) hamd de Allah a mahsustur. Fakat çokları akıllarını kullanmazlar. 30:24 Yine O nun âyetlerindendir ki, size hem korku ve hem de umut vermek için şimşeği gösteriyor. Ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzüne ölümünden sonra hayat veriyor. Şüphesiz ki bunda aklını kullanacak bir kavim için nice ibretler vardır. 30:28 Allah, size kendinizden bir misâl verdi: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altındaki kölelerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz. 36:62 Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz? 36:68 Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güçve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı? 37:47 Onda ne bir zararlı sonuç vardır, ne de sarhoşluk verir. 37:138 Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara uğrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akıl edip düşünmez misiniz? 38:29 Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar. 38:43 Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun. 39:9 Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar. 39:18 O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır. 39:21 Allah ın gökten bir su indirip de onu bir yoluyla yeryüzündeki menbalara koyduğunu görmedin mi? Sonra onunla türlü renklerde bir ekin çıkarır, sonra onun olgunlaşıp sarardığını görürsün. Sonra da onu bir çöpe çevirir. Elbette bunda temiz akıllılar için bir ihtar vardır. 39:43 Yoksa Allah tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (böyle yapacaksınız)?
40:54 (Bunu) Aklı başında olanlara bir yol gösterici ve bir hatırlatma olsun diye (böyle yaptık). 40:67 Sizi (önce) bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak çıkaran, sonra güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlar olmanız için yaşatıp büyüten O dur. İçinizden kimi de daha önce vefat ettiriliyor. (Bunları Allah) belirli bir süreye ulaşasınız ve aklınızı kullanasınız diye (böyle yapıyor). 43:3 Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur an yaptık. 45:5 Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır. 49:4 (Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir. 56:19 Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir. 57:17 Biliniz ki Allah yer yüzünü ölümünden sonra diriltir. Belki aklınızı kullanırsınız diye size âyetleri açıkladık. 59:14 Onlar toplu olarak sizinle savaşamazlar, ancak, müstahkem şehirlerde yahut duvarların ardından (sizinle savaşmak isterler). Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa onların kalbleri dağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur. 65:10 Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey inanan akl-ı selim sahipleri! Allah tan korkun, Allah size bir uyarıcı gönderdi. 67:10 Ve derler ki: Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık! 89:5 Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi? (SÖZÜN EDİTÖRÜ: TÜM SALİH ZATLAR ALLAH IN VE PEYGAMBERİNİN(SAV.) YOLUNA UYARAK KURTULUŞA ERMİŞLERDİR.ÖYLEYSE SALİHLERDEN OLMAYA ÇALIŞALIM) Hayvanlarla Konuşmak İster Misiniz?- Hikaye
İHSAN ŞENOCAK HOCA ile ABDÜLAZİZ BAYINDIR IN TVNET TEKİ TERAVİH MÜNAZARASI TEKPARÇA VE HD KALİTE İLE İHSAN ŞENOCAK HOCA ile ABDÜLAZİZ BAYINDIR IN TVNET TEKİ TERAVİH MÜNAZARASI TEKPARÇA VE HD KALİTE İLE ÜSTÜN ZEKALILARIMIZIN İMSAKİYE TELAŞI! ÜSTÜN ZEKALILARIMIZIN İMSAKİYE TELAŞI! (FACEBOOK SAYFAMIZ) 25 Temmuz 2013, 18:16 Mevsimsel olarak, özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan ayında Dinde Reformcu güruhlar ve onların avaneleri tarafından piyasaya ısrarla sürülen İmsak vakitleri erken saatlere alındı,insanlar bıkkın ve bitkin hale geliyorlar,bizler Bakara suresindeki ayetten başka bir kaynağı esas almayız,imsakta beyaz iplikle siyah ipliği ayırt edemiyoruz,alime içtihada gerek yoktur gibi değişik varyasyonlarla naralar atanların ne demek istediklerini ne yapmaya çalıştıklarından kısaca bahsedeceğim! Bakara 187.ayeti ashabın okuduğu gibi okuyun diyenlere cevap vermeden önce bu senaryonun tarihi geçmişini ve kişilerini kısaca inceleyelim.mesela Tayyar Altıkulaç Birçok dönemde ismi bulunan Eski Diyanet Başkanı Dini diyaneti bozma çabaları 30 yıl önceden başlamış bile.muhtelif takvimlerde ve imsakiyelerde namaz vakitlerinde herhangi bir değişiklik olmazken, imsak vakitlerindeki farklılık, Diyanet in 30 yıl önce aldığı karardan kaynaklanıyor. 1983 yılına kadar imsak vaktini, sabah ezanından 15 dakika önce olarak kabul eden Diyanet İşleri Başkanlığı, o yıl kurumun başındaki Tayyar Altıkulaç zamanında sebebi anlaşılamayan bir uygulama ile imsak vaktini 15 dakika daha uzatarak sabah ezanına kadar çekti. Yüzlerce yıldır
hiç değişmeden uygulanan imsak vakti bir anda 15 dakika uzayınca tartışmalar da beraberinde geldi. İslam dinine göre, gecenin bitimi ve yiyip içmenin yasak olduğu vaktin başlaması anlamına gelen imsak vaktinde, sadece yeme içme değil, orucu bozan diğer fiillerin de sonlandırılması gerekiyor. 1983 yılına kadar ülkemizdeki bütün takvimlerdeki imsak vakti aynı iken bu tarihten sonraki Diyanet İşleri Başkanlığı takvimlerinde ibadet vaktinin emniyetini sağlamak için konulan temkin sonlandırıldı. Diyanetin bu uygulaması Türkiye Takvimi ve diğer bazı takvimler tarafından benimsenmedi.diyanet İşleri Başkanlığı bir taraftan imsak vaktini 15 dakika uzatırken, bir taraftan da müftülüklere gönderdiği 30 Mart 1988 tarihli ve 234-497 sayılı genelgede, 1983 öncesi takvim ile yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunduğunu ve 1983 öncesindeki uygulamanın yanlış olmadığını ifade ediyor. Yani Türkiye Takvimi nin doğru olduğunu aslında Diyanet de onaylıyor.bu aklı anlayabilmek güçtür.1983 yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan Türkiye Takvimi ve bu takvime dayanılarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri temkinli yani güvenilir zaman dilimlerini içeriyor. Bu konuda uzmanlaşmış kişiler tarafından çok hassas bir şekilde hazırlanan Türkiye Takvimi, ibadet saatlerinde kabul olmama riskini de ortadan kaldırıyor. İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre bir ibadetin vaktinden önce yapılması ile sonra yapılması birbirinden çok farklıdır. Vaktinden önce kılınan bir namazın sahih olmadığı veya akşam ezanından bir dakika önce açılan orucun bozulduğu bilinmektedir. Oysa ki bu ibadetleri ezan saatlerinden birkaç dakika sonra yapmakta ise bir sakınca yoktur. İmsak vakitleri yaklaşık olarak 10 ile 15 dakika arasında geciktirilen yeni takvimlere ise göre oruç tehlikeye sokuluyor.(iha) Buradan yola çıkarak şunu anlıyorum ki;zamanımızda olduğu gibi yıllar öncesinde de Diyanet in içinde bir takım olaylar oluyor,diyanet şu anda olduğu gibi o zamanda da kendi yetiştirdiği hocalardan(!) ihanete uğratılıyor.tam anlamıyla zaafları piyasaya sürülerek,kullandırılıyor. Peki kim bu Altıkulaç? Zamanımızın modası olan Dinde Reform Yeteneğine(!) sahip olan aynı zamanda Darbeci zihniyetle-kenan Evren ve avanesiyle iyi geçinebilen ama Erbakan Hoca ile bir türlü uyum sağlayamayan biridir.tayyar Altıkulaç Diyanet teki yerini alınca İslâm-Hıristiyan Diyaloğu nu telaffuz etti. Yetmişli yıllarda, Vatikan a temsilci bile gönderdiler!süleyman Ateş oraya oturunca Yahudi yi de bu diyaloğa sokmak istedi. İlk itiraz ise Roger Garudy den geldi!..(allah Ondan razı olsun).bu da az gelmişti ki Fetullah Gülen Hoca bütün dinleri teklif ve bunda ısrar etti Ne acayip bir silsile değil mi?!diyalog meselesine geçmeden devam edelim.msp nin yayın organı durumunda olan Millî Gazete de, 10.9.1977 tarihli nüshasında «Yüksek İslâm Enstitülerinde Mezhepsizlik cereyanı infiale yol açtı.» başlığı altında mezhepsizlik anlatılmaktadır. Mezhepsizlik cereyanının Tayyar Altıkulaç tarafından destek gördüğü de yazıda belirtilmektedir. Hayreddin Karaman ın hatıratı, 1971 de asistan olarak beş yıl kalacağı İzmir Yüksek İslam Enstitüsü ne atanma serüveni ile devam eder. İstanbul a gelmek istese de mevzuatta boşluk bulanamaz. Bu konuda kendilerine yardımcı olan Din Eğitimi Genel Müdürü, Karaman a yazdığı mektupta Bekir Topaloğlu ve Tayyar Altıkulaç ı İstanbul a tayin ettiğini belirtir. Yine bu yıllarda Ankara
İlahiyat Fakültesi nden mezun olan ve Diyanet in önemli mevkilerinde görev alan bazı kişilerle temaslar sürer ve Hizmet Nesli ve Hareketi ne katılmaları hususunda mutabakata varırlar. Böylece İmam Hatip Okulları ve Din Eğitimi konularında ortak çalışmalar yapma kararı alırlar. (II/92 94) Daha sonra da Tayyar Altıkulaç 1971 76 yıllarında Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı na, Saim Yeprem de Neşriyat Müdürlüğü ne tayin edilirler. (II/147) Karaman, İslam enstitülerini, kaliteyi artırmak için akademiye veya ilahiyata dönüştürme konusundaki niyetlerinin veya aralarındaki dayanışmanın yeminli bir grup -veya Yeminliler - olarak değerlendirildiğini belirtir. (H.KARAMANIN HATIRALARINDAN.III/9) Ahmed Davutoğlu, Hüseyin Hilmi Işık, Sadreddin Yüksel, Necip Fazıl Kısakürek, Enver Baytan gibi kendilerini Ehl-i Sünnet müdafii kabul eden isimler mezhepsiz, naylon müçtehit, din tahripçisi klişeleriyle ithamlarını yoğunlaştırmışlardır. Dönemin Ufuk, Sebil, Büyük Gazete, Sabah, Yeni Devir, Rapor, Fikir gibi dergi ve gazetelerinde de bu ithamlar tekrarlanmıştır.tayyar Altıkulaç böyle şaibeli biriyse varın gerisini siz düşünün! Bunların o dönemden bu döneme kadar sadece daha kapsamlı inkarlar yapılmasından başka bir şey değişmemiştir!peki bu orucun uzun tutulduğu iddiaları kime ait?bu iddiaların asıl kaynağında ise gazeteci Can Dündar ile Yaşar Nuri nin hocası Hüseyin Atay çıktı.milliyet, Hürriyet, Vatan, Yurt, Sözcü gibi gazetelerde İhsan Eliaçık, Prof. Abdülaziz Bayındır, Prof. Dr. Beyza Bilgin gibi ilahiyatçılar tarafından hazırlanan sözde Ramazan Sayfaları nda geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da orucun uzun tutulduğu, ezanın erken veya geç okunduğu gibi iddialar ön plana çıkarıldı.prof. Bayındır geçtiğimiz Ramazan ayında da aynı iddiayı gündeme getirerek, insanların ilk günden kafasını karıştırmıştı. Peki bu iddianın kaynağı neydi, nereden çıkarıyorlardı bunu? Diyanet İşleri Başkanlığı nın fazla oruç tutturduğu ve sabah namazlarının tehlikeye girdiği şeklindeki tartışmaların, 30 yıl önceki Temmuz ayına rastgelen Ramazan ayında da yapıldığı ortaya çıktı. Araştırmacı Yazar Mustafa Yakutcan, benzer tartışmanın 30 yıl önce de yapıldığını gazete kupürleriyle ortaya koydu.hürriyet gazetesinde 9 ve 22 Temmuz 1983 tarihli sayılarında yayınlanan haberlerde, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Atay ın Diyanet in fazla oruç tutturduğu iddiaları gündeme getiriliyor.haberin altında Can Dündar ın imzasının olması dikkat çekerken, Atay da, Yaşar Nuri Öztürk ün sol yayın organı Yurt taki köşesinde İslam dünyasının dahi ilahiyatçısı diye bahsettiği bir isim. Aykırı görüşleri ile bilinen Atay, kadınların başları açık namaz kılabileceklerini savunuyor.ne kadar da ilginç bilgiler değil mi?!bu tarihi gazete kupürlerini bizlerle paylaşan Araştırmacı Yazar Mustafa Yakutcan, bu tür haber ve tartışmaların özellikle uzun ve sıcak yaz günlerdeki Ramazan oruçlarında yapıldığını, kısa ve serin kış aylarına rastgelen Ramazan aylarında böyle bir tartışmanın yaşanmadığını söylüyor. Yakutcan oruç ve namaz vakitleri ile ilgili inananların akıllarına şüphe doğurmanın doğru olmadığını vurgulayarak, sabah namazının fıkıhen biraz tehirle geç kılınmasının uygun olduğu ve Finlandiya daki müslümanların iftar ve sahur saatlerini en yakın müslüman ülke olan Türkiye ye göre yaptıklarını
hatırlattı.bana en yakın teori olarak bu geliyor.çünkü 30 yıl içerisinde hiç dile getirme ama 30 yıl sonra Ramazan yaz ayına denk gelsin,aa bir bakıyorsun bu iddialar ortaya atılıyor?!yakutcan ayrıca Orucun uzun tutulduğu ezanın erken veya geç okunduğu iddialarının belli kimseler tarafından hep aynı mevsimde gündeme getirilmesi, aklıma, eski kavimlerin sıcak yaz günlerine rast gelen orucu kısa ve serin günlere erteleyerek, Allah ın emirlerini keyiflerine göre değiştirmeleri hususunu getirdi dedi.bu prof.lardaki akılcılık değil çakallıktır! Ayrıca PROF. ATAY IN diğer konulara AYKIRI YORUMLARI: Orucun fazla tutulduğu iddiasını ilk ortaya atan isim olan Prof. Dr. Hüseyin Atay, Dinde Reform kitabında aykırı görüşler ileri sürüyor: Kadının da boşanma hakkı vardır, mahkeme iledir. Kuranda kadını dövme yoktur. Kuranda miraç olayı yoktur. Kuranda kadere iman yoktur. Kuranda erkek kadından daha erdemli değildir. Kuranda şefaat yoktur. Kuranda kadınların çalıştıkları kendilerinindir. Kuranda boşanmanın tek nedeni geçimsizliktir. Kuranda idare sistemi şûradır. Farz namazların kazası yok, tövbesi vardır. Kadınların başı açık, Kuran okumaları, namaz kılmaları caizdir. Başı örtmek, namazla ilgili değildir Kadınlar eğe kemiğinden yaratılmamışlardır. Kuranda eşcinselliğin hükmü bulunmamaktadır. Gusülde ağza, burna su vermek gerekmez. Oruçta kefaret yoktur. Kuranda İslam ve iman ayrıdır. Tövbe kefaretten daha büyük cezadır. İslamın din bilgisi kaynağı akıl ve Kurandır. (Bilginiz olsun diye ) Şimdi sizlere bir de Diyaneti in bu konudaki yazısını okutayım.açıklamada şöyle denildi: İmsak vaktinin hesapla belirlenmesi yeni bir hadise değildir. Namaz vakitlerinin hesaplarla belirlenmeye başladığı hicri üçüncü asırdan itibaren imsak vakitleri de hesapla belirlenmektedir. Müslüman astronomi alimleri geçmişten günümüze imsak vakitlerinin hesaplanmasında genellikle bugün Diyanet İşleri Başkanlığının imsakin hesaplanmasında esas aldığı kriterleri benimseyerek Fecri sadık ı tespit edegelmişlerdir. Geçmiş İslam alimlerinin büyük çoğunluğu, imsakin hesaplanmasında Diyanet İşleri Başkanlığının esas aldığı 18º yi benimseyerek fecri sadık ı hesaplamışlardır. Bazıları ise daha ihtiyatlı davranmak üzere 19º yi esas almışlardır. 1949 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki nin talimatıyla Kandilli Rasathanesinin kurucusu Prof. Fatin Gökmen başkanlığında Kamil Miras, İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen, Eyyüp Müftüsü İsmail Habib Erzen ve Muvaakıt Yusuf Ziya Gökçe den oluşan komisyon da imsakin belirlenmesi için 19º yi esas almıştır. Ancak Başkanlığımız, 1982 yılında imsak vaktinden temkini kaldırdığı sırada İslamın kolaylaştırma ilkesi doğrultusunda 19º yerine bilimsel bir kriter olan 18º yi benimsemiştir. - En ihtiyatlı görüş tercih edildi
İslam dünyasının neredeyse tamamına yakınının imsak vaktinin hesaplanmasında Diyanet işleri Başkanlığının imsakin belirlenmesinde esas aldığı ölçüyü benimsediği vurgulanan açaklamada, bu itibarla geçmişteki İslam astronomlarının bu meseleyi anlamadığı, İslam dünyasındaki onlarca İslami Astronomi cemiyetinin bu işi bilmediği, şimdilerde birilerinin bu işi doğru anlamaya başladığı gibi bir sonuca götürecek yaklaşımlarla milletimizin zihninde tereddütler uyandırmaya çalışılmasının isabetli olmadığı belirtildi. Diyanet İşleri Başkanlığı nın, orucun başlangıç vakti konusunda fıkıh kitaplarında yer alan farklı görüşleri bildiği dile getirilen açıklamada şu görüşlere yer verildi: Ancak Başkanlık, sorumluluk sahibi bir kurum olarak fetvaya esas olan en ihtiyatlı görüşü tercih ederek imsak vakitlerini hesaplamaktadır. Başkanlığın bu tercihi, vaktin ilk sınırını tespit esasına dayanmaktadır. Bunu da bilimsel bir kriteri esas alarak gerçekleştirmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, imsakin belirlenmesinde bilimsel bir kriter olarak astronomik tanın başlangıcı olan 18º yi esas almaktadır. Böyle bilimsel bir kriter ölçü alınmadığı takdirde toplum içinde birliğin sağlanması asla mümkün değildir. Bu hususta bugün şikâyet edilen tablo gibi manzaralar ortaya çıkar. Nitekim günümüzdeki uygulamalarda kimi takvimler imsak vaktini Diyanet takviminden yaklaşık 20 dakika önce başlatırken kimileri Diyanet takviminden bir saatten daha fazla bir süre sonra başlatmaktadır. Başkanlığımız ibadet vakitlerine ilişkin olarak dile getirilen her türlü görüş ve düşünceyi ciddiyetle takip etmenin bir gereği olarak imsak ve yatsı vakitlerinin bilimsel gözlem yöntemleriyle belirlenmesi için Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü ile ortak bir gözlem projesi yürütmektedir.
Şu ana kadarki gözlemler Ankara Bâlâ ilçesindeki bin 500 rakımlı Beynam ormanları, Bolu nun Gerede İlçesindeki bin 900 rakımlı Arkut Dağı ile Türkiye nin güneyinde ve deniz seviyesindeki Mersin in Anamur ilçesinde yürütülmüştür. Gözlem çalışmalarının insan gözüne endeksli aletlerle yapılan kısmında sonuca ulaşılmıştır. Buna göre; Başkanlık takvimlerinde hesaplanan imsak vakitleri ile fecirde ortalama tan beyazlığının başlama vakti arasında ise -0.8 +- 3.5 dakika fark görülmüştür. Bu sonuç, güneşin 17.8 derece ufka yaklaştığı zamana denk gelmektedir. Başkanlık takvimlerinde yatsı vakti için güneşin 17º ufkun altına inişinin, imsak vakti için ise güneşin ufka 18º yaklaşması ölçüsünün esas kabul edildiği dikkate alındığında insan gözüne endeksli aletsel rasatlarla yapılan gözlem sonuçlarının Başkanlık takviminde verilen imsak vakti ile örtüştüğü görülmüş ve bu sonuçlar Ramazandan önce Diyanet işleri Başkanımız tarafından halkımızla ve basınımızla paylaşılmıştır. Gerek aletsel gözlemlerle ve gerek çıplak gözle yapılan rasatlarla ulaşılan sonuçlarda şu ana kadar, günümüzde seslendirilmeye başlayan ve imsakin güneşin 10º ufka yaklaşmasından daha az bir zamana tekabül eden bir vakitte başlatılması yolundaki görüşü destekleyen en ufak bir bulguya rastlanmamıştır. Zaten söz konusu iddia sahiplerinin dile getirdiği görüşleri İslam tarihi boyunca kabul eden hiçbir ciddi ilim insanı olmadığı gibi günümüz İslam dünyasında bu alanda söz sahibi olan hiçbir ilim insanı ve astronom da benimsememektedir. Bu da Türkiye Takvimi nden açıklama:bugün ülkemizde, iki çeşit takvim ve imsakiye yayınlanmaktadır. Bir kısmı, yüz elli senedir kullanılmakta olup, doğruluğunda en ufak bir şüphe, tereddüt hâsıl olmamış namaz vakitleri cetvelini aynen muhafaza eden takvimler; bir kısmı da, 1983 ten sonra, imsak vaktini uzatan takvimlerdir. 1983 yılından önce bütün takvimler aynıydı; fakat 1983 ten itibaren, Diyanet İşleri temkin vakitlerini kaldırdığından, böyle farklı iki durum ortaya çıkmıştır. 1983 tarihinden önceki takvimlerin yanlış olmadığını herkes kabul etmektedir. Bu hususta bir ihtilaf yoktur. Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı nın 30 Mart 1988 tarih ve 234 497 sayılı müftülüklere gönderdiği tamimde şöyle denilmektedir: (1983 öncesi takvimle yeni uygulama arasında sadece temkin farkı bulunmaktadır. Buna göre 1983 öncesindeki uygulama yanlış değildir.) Türkiye Takvimi ile diğer bazı takvimler, doğruluğunda ittifak olan 1983 öncesine göre hazırlanmaktadır. Diyanet in tamiminde bildirdiği gibi, 1983 yılından önceki uygulamaya göre hazırlanan takvimlerle bu takvimlere dayanılarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri yanlış değil, sadece temkinlidir. Yani Türkiye Takvimi nin yanlış olmadığını Diyanet de bildirmiştir; çünkü ecdadımız takvimin başlangıcından beri, bu vakitleri esas almış, Diyanet de
daha önce uzun yıllar, Türkiye Takvimi ndeki vakitleri uygulamıştır. Temkin nedir, âlimler, bu temkini niçin koymuştur? Kısaca bunu da izah edelim: Bir namaz vakti hesaplanırken, hesabı yapılan şehrin arazisinin yükseklik ve alçaklık, doğu-batı, kuzey-güney, genişlik gibi durumlarının göz önüne alınması gereklidir. Ayrıca vakte tesir edecek atmosfer şartlarının da en anormal hali düşünülerek, bütün bu şartların hepsini karşılayarak, vakti emniyet altında tutacak zamana, vaktin temkini denir. Bu vakit, ibadet vaktinin emniyeti bakımından zaruri olarak konulması şart olan bir zamandır. Türkiye Gazetesi Takvimi, ehil kimseler tarafından, çok hassas bir şekilde hazırlanmıştır. Bu hususta takvimimizde her ay, (Mühim Tenbih) başlığı altında ikaz yapılmaktadır. Mevcut takvimler içinde, Türkiye Takvimi ve bu takvim esas alınarak hazırlanan Ramazan imsakiyeleri temkinli olup, en uygun olanıdır. Benim tam olarak demek istediğim;diyanetin açıklaması imsakın çok erken saatlere alındığı iddiasına cevaptır. Türkiye Takvimi nin açıklaması da Diyanet in kaldırmış olduğu temkin vakitlerinin doğruluğudur.keza bunu Diyanet bile kabul etmektedir!ben imsak vakitlerinin erkene alınması tartışmaların da Diyanete hak vermekteyim ama temkin vakitlerinin kaldırılması noktasında da Türkiye Takvimi ne güvenmekteyim.ibadetlerimi sağlama almak amacıyla Evet, dönelim Bakara 187.ayeti ashabın okuduğu gibi okuyun diyenlere cevap vermeye Her ne kadar buraya kadar olan yazımızda cevap az çok verilmişse de şunları da eklemekte fayda vardır:acaba Sahabe efendilerimiz böyle şağşağlı şehirlerde yaldızlı yaldızlı göğe kadar ulaşabilen ışıkların olduğu bir yerde gerçekten de havaya bakıpta güneşin parıltılarını mı arardı yoksa gelişmiş teknolojileri mi esas alırlardı? Akıl akıl diye kafayı yiyenler bu noktada akılları mı duruyor da bunu hesap edemiyorlar?! Bir de ayeti esas almaya çalışan bazı mealci beyinlerini kiraya verenler var.onlara şu hadisi aktarıyorum: Adiy b. Hâtim (ö. 60/680 den sonra) (r.a.) dan şöyle dediği nakledilmiştir: Yukarıdaki ayet inince, bir siyah, diğeri beyaz iki tane ip alıp, bunları yastığımın altına koydum. Sahurda bunlara bakıyor, birbirinden ayırdedilecek kadar tan yeri ağarınca yemeği içmeyi bırakıyordum. Sabah olunca, Resulullah (s.a.s) a gidip yaptığım şeyi ona haber verdim. O, şöyle buyurdu: Senin yastığın ne kadar da büyükmüş! Ayette kastedilen, gündüzün beyazlığı ve gecenin siyahlığıdır. Bunları bir yastığın altına nasıl sığdırırsın! (Buhârî, Savm, 16).
Şimdi bu rivayete rağmen hemde bu metropol-cafcaflı şehirde siyah-beyaz iplik ayrıştırması yapan-yapmaya çalışanlara ne denir siz söyleyin!koca koca binaların arkasında ufku görmeye çalışanlarda cabası Düz arazide güneş arıyorlar sanki!bu ihtarlara rağmen hala cahilliklerinde inat edenleri sadece Allah a havale ediyorum! Kısaca diyeceklerim bunlardı elbette, beğenenler paylaşabilirsiniz Allah hepinizden razı olsun. SELAM VE DUA İLE. Editörün Yazısı: AHMET ŞİT (SÖZÜN EDİTÖRÜ: BU DÜNYAYA BİR KEZ GELİYORSUNUZ,İNANÇLIYSANIZ EĞER DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRT EDEBİLİYORSUNUZ DEMEKTİR) ŞEYTANIN TARİHİ AZAZİL 1 ŞEYTANIN TARİHİ AZAZİL Allah-u Teala hazretleri kuranı kerimde şöyle buyuruyor: - (Ey Adem oğulları şeytan a tapmayınız. O size apaçık bir düşmandır. Ve bana kulluk edın, doğru yol budur, diye size and vermedim mi.) buyuracak Yasın 60-61 - (Böyle iken o sizden bir çok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?) Yasin 62 - İşte bu size vad edilen cehennemdir.) Yasın 63 İşte sevgili yeğenlerim ve sevgili kardeşlerim
Madem ki: Bizim bir düşmanımız var. Onu gelin hep birlikte iyice tanıyalım Şeytan (aleyhıllanet) hakkında uzun bir yazı hazırladım. Sizleri fazla sıkmamak için kısa bölümler halınde arz edeceğim. Allah (c.c.) bizleri şeytanı bilen ve de onun oyunlarına kanmıyan kullarından eylesin. Amin Hak teâla (c.c.) Meleklere; - (Ben topraktan insan halk edeceğim) buyurdu. Ve yine meleklere; - (Ben yer yüzünde Halife halk edeceğim) buyurdu. Buradaki meleklerden murad, bütün meleklerdir. Dehhak (Rahmetüllahı aleyh) İbni Abbas (r.a.) den rivayetle, burada hususi taifeler kastedildiği söylemiştir. Açıklaması şöyledir ki, Allahü Teala (c.c ) Adem aleyhısselamden evvel yeryüzünde cinlerin babası olan Can ı ve evladını yarattı. Sonra evlad-ı can isyan ettiler. Hak subhanehu ve teâla bir kısım melekleri, bunları helak etmeleri için yeryüzüne gönderdiler. Azrail (a.s.) başkanları idi.
Yeryüzüne gelip BUNLARI ÖLDÜRDÜLER VE YERYÜZÜNDEN ÇIKARDILAR. Senin Rabbın meleklere dedi ki: - (Biz arz de bir halife yaratacağız) Mealındeki ayeti kerimede buyurulan meleklerden murad bunlardır. Allahu teala (c.c.) kur anı kerimde Hicr suresi 27. nci ayeti kerimesinde (Adem den önce cinlerin pederi olan Can ı ateşten yarattık.) buyurdu. Bu ateş bir büyük ateştir ki, hem nuru hem dumanı vardır Nurdan melekleri, zülmetten cinleri halk etti. Cinlerin babasına (Dumas) yahut (Tarnus) derlerdi Melekler nurdan yaratıldıkları için ibadete başladılar. Cinler zulmetten halk olunduklarından küfr, isyan ve tuğyan ettiler. Zamanla çoğaldılar. Hak Teala bunlar bir şeriat gönderdi. Taata ve ibadete çağırdı. Tarnus ve evladı itaat edip Hak teala ya ibadette koyuldular.. Nice müddet bu halde devam ettiler. Altı bin otuz yıl, yahut beşbin yirmi yıl, Muhyiddin-i Arabi (k.s.) ya göre dört bin yirmi yıl geçti. Bu müddetlerın sonlarına doğru, inat ve isyana başladılar. Zira ateşin zülmet kısmınden yaratılmışlardı. Kibr edip ibadeti bıraktılar. Hak teala büyüklerinı çeşitli cezalerle helak eyledi. Zaifleri şeriatten ayrılmamışlerdi. İbadete devam ediyorlardı. Onun için sağ ve salim kaldılar. Hak teala kendi cinslerınden (Hülyanıs) namında birini bunlara vali tayın edip yeni bir şeriat emretti. İlkin itaat ettilerse de, uzun bir devir geçtikten sonra, bunlar da asi oldular. Hak teala bunların da kibr edenlerini helak edip, doğru yolda olanları sağ kaldı.
Bunların başına (Halet) adında bir cini hakim etti. Üçüncü bir devir geçti. Yine doğru yoldan ayrıldılar. Hak teala nın gazabına uğradılar. Salihlerden az kimse kaldı. Zamanla çoğaldılar içlerinde (Hamüs) adlı birisi en iyileri idi. Onu kendilerine Vali yaptı. Bütün ömrü boyunca Emri bil Ma ruf Mehy-ı anıl münker ve şeriatın hükümlerini uyguladı. Ömrü tamam olunca Hak tealanın rahmetıne kavuştu. Bunun vefatınden sonra Can ın kötü evlatleri küfran-i ni met edip fesat yolunu tuttular. Hak teala onlara nasihatçıler gönderdi. Asla fayda etmedi. Dördüncü devir de nihayet buldu.. Hak Tealâ (c.c.) hikmeti gereğince melekler gönderip onların çoğunu katlettiler arda kalanlar, adalarda harabelerde saklandılar, dağıldılar. Bülüğa erişmiyenleri melekler esir ettiler. Onlardan biri AZAZİL idi Melekler göye çıkıp aralarınde büyüyüp, günden güne ilerledi. Öyle oldu ki: Meleklerin muallimi oldu. Bazıları derler, onun babası Hablis adında arslan suretinde idi. Annesının adi teblis idi. Kurt süretinde idi Devam edecek VEHHABİLİK NEDİR? İYİ TANIYALIM! UYUMAYIN VE UNUTMAYIN! BİZİ VE VATANIMIZI BÖLMEK İSTİYORLAR.KİMLER PEKİ? VEHHABİLER Mİ?HAYIR, ONLAR SADECE PİYON! ASIL ASALAK SÖMÜRÜCÜLER,İNGİLİZLER, AMERİKANLAR VE SİYONİST İSRAİL İŞGAL DEVLETİ! PERDE ARKASINDA DAHA DA DERİN OYUNLAR VAR!İSLAMI PARÇALAMAK İSTİYORLAR ÇÜNKÜ ONLARIN SİSTEMİNE VE DÜNYA DÜZENİNE AYKIRI ÇÜNKÜ GERÇEK DİN İSLAM OLDUĞUNU BİLİYORLAR..! BU OYUNDA PLANLARININ SADECE BİR PARÇASI..! (SÖZÜN EDİTÖRÜ: BU DÜNYAYA OTURMAYA GELMEDİN. NE YAPMAN GEREKTİĞİNİ SEN BİLİYORSUN! )
BEYİN GÜCÜNÜZÜ SINIRLAYAN 10 FREN! Beyninizin düşmanları : 1- Korku ; Düşüncelerimizi felce uğratır. Mantıklı ve zekice davranmamızı engeller. Kesin olarak neden korktuğumuzu bulmalıyız. 2- Stres: Fazla yüklenme anlamına gelir. Günlük hayatta devamlı karşımıza çıkan bir durumdur. Görev dağıtmayı veya reddetmeyi öğrenin. 3- Telâş: Yeteri kadar zaman olmadığını düşünüyorsanız, birinci derecede önemliyle ikinci derecede önemli ayırımını yapın. 4- Kurallar: Düşünce yasaklarına yol açan ilkelerinizi kontrol edin. 5- Rutin olmak: Zamanla bezginlik oluşturur. Frenleyici düşüncelerden uzak durun. Değişime açık olun. 6- Dikkat eksikliği: Üreticilik için dikkat şart. Sizi rahatsız eden şeyi bulun ve ortadan kaldırın. 7- Zaman baskısı: Uygun ritmi bulun. Uzun vadede düşünebilenler kısa vâdede harekete geçerler. 8- Şüphe: Kendinize karşı olumlu olun. Böylece potansiyelinizi tam kullanabilirsiniz. 9- İsteksizlik: Yaptığınız şeyden hoşlanmıyorsanız, sevebileceğiniz yeni hedefler arayın. (SÖZÜN EDİTÖRÜ: MUTLU OLUN! ) 10- Değerlendirme: Günlük hayatta mümkün olduğu kadar çabuk karar vermek gerekir. Fakat böyle çabuk kararlar olgunlaşmamış güzel fikirlerin atlanmasına sebep olur. Delice fikirlerden hayat kurtaran sonuçlar çıkarılabilir.