1. DÖNEM 1. YAZILI SINAVI (SAYFA 15) 1. a) Bağımsız değişken: Işık Bağımlı değişken: Işığa bağlı olarak bakteri gelişiminde meydana gelen değişim. b) Problemin tanımlanması, hipotez oluşturulması ve tahminde bulunma 2. Biyoremediasyon 3. II ve IV 4. I, III ve IV 5. a) Bitkiler C vitamini de dahil tüm vitaminleri kendileri sentezleyebilir. Ayrıca gliserol, riboz ve sükroz gibi organik bileşikleri de sentezleyebilir. Bu nedenle cevap I ve V olmalıdır. b) II, V c) VI d) IV, VI 6. Amino asit sayısı Peptit bağı sayısı Zaman Zaman 7. II, IV, V 8. Verdikleri enerji miktarına göre çoktan aza sıralama: Yağlar-proteinler-karbonhidratlar Yapıya katılma miktarına göre çoktan aza sıralama: Proteinler-yağlar- karbonhidratlar 9. a) I numaralı deney tüpünde 8 glikoz, II numaralı deney tüpünde 24 yağ asidi ve 8 gliserol toplam 32 monomer madde oluşur. III numaralı deney tüpünde 10 glikoz ve 10 galaktoz toplam 20 monomer madde oluşur. Sıralama I<III<II şeklindedir. b) II ve III c) Polisakkaritlerin yapı taşı glikozdur. Glikoz monomerleri I ve III numaralı deney tüplerinde bulunur. 10. I- Anabolizma II- Anabolizma III- Katabolizma IV- Katabolizma
1. DÖNEM 2. YAZILI SINAVI (SAYFA 28) 1. Vitaminler organik yapılı, mineraller ise inorganik yapılıdır. Her iki bileşik de dışarıdan hazır alınır ve hücre zarından geçebilecek kadar küçük olduklarından hidroliz edilmezler. Vitaminler enzimlerin yapısına koenzim olarak, mineraller ise kofaktör olarak katılırlar. Yanıt I ve IV. 2. Tepkime hızı III I II Zaman 3. Zincir Sayısı Ökaryot hücrelerde bulundukları yer DNA İki Çekirdek, mitokondri, kloroplast RNA Bir Çekirek, sitoplazma, ribozom, mitokondri ve kloroplast İçerdikleri şeker çeşidi Deoksiriboz Riboz Nükleotit çeşidi Adenin, guanin, sitozin, timin Adenin, guanin, sitozin, urasil 4. Böcekçil bitkiler hücre dışı sindirim yaparlar. Yakaladıkları böceklerin üzerine salgıladıkları enzimlerle proteinleri sindirebilirler. Enzimler hem hücre içinde hem de hücre dışında etkili olduklarından böcekçil bitkiler böcekleri sindirebilirler. 5. a) I-Adenin II-Riboz III-Fosfat molekülleri b) Riboz ve adenin hem RNA nın hem de ATP nin yapısında ortak olarak bulunur. c) Dehidrasyon tepkimeleri sırasında gerekli olan enerji III numaralı fosfat molekülleri arasında bulunan yüksek enerjili fosfat bağları koparılarak karşılanır. Delta Kültür Yayınevi
6. a) x-karbonhidrat, y-yağ, z-protein b) Hücre zarının yapısına katılma, C,H ve O atomlarına sahip olma. 7. Organik Molekül İçerdiği Bağ Çeşidi Monomeri Maltoz Glikozit bağı Glikoz Protein Peptit bağı Amino asit Glikojen Glikozit bağı Glikoz Yağ Ester Yağ asidi ve Gliserol 8. a) Gen 2 mutasyona uğradığında enzim 2 sentezlenemez. Bu durumda B maddesi C maddesine dönüşemez ve ortamda B maddesi birikir. b) Ortama C maddesi eklendiğinde tepkime dizisi devam eder. 9. X ve y proteinlerindeki harflerle gösterilen amino asitlere baktığımızda amino asit çeşitlerinin aynı, ancak sırasının farklı olduğunu görürüz (1. Faktör amino asit sırası). Z proteininin x ile ilk dört amino asiti sırası da dahil olmak üzere aynıdır ancak x proteininden farklı olarak başka bir amino asit çeşidi daha içermektedir (2. Faktör amino asit sayısı). T proteininin ilk dört amino asiti sıra, sayı ve çeşit bakımından z proteini ile aynıdır ancak son sıradaki amino asit çeşidi faklıdır. (3. Faktör amino asit çeşidi) 10. Tek bir zincirdeki toplam fosfat sayısı bilindiğine göre DNA nın iki zincirindeki toplam fosfat sayısı bu sayının iki katıdır. DNA molekülünde toplam fosfat sayısı = toplam deoksiriboz şeker sayısı = toplam nükleotit sayısı. Ayrıca DNA molekülünde purin bazlarının (adenin ve guanin) sayısı toplam nükleotit sayısının yarısına eşittir. Bu durumda I, II ve III numaralı nicelikler hesaplanabilir. Tek bir zincirdeki timin ve guaninin toplam sayısını aynı zamanda tek zincirdeki toplam fosfat sayısına eşit olan toplam nükleotit sayısından çıkardığımızda sitozin ve guanin nükleotitlerinin toplam sayısını bulabiliriz. Ancak bu bilgi bizim IV ve V numaralı nicelikleri hesaplamamıza yardımcı olmaz.
2. DÖNEM 1. YAZILI SINAVI (SAYFA 52) 1. Kloroplast Mitokondri a d b c e 2. a) I- Glikoprotein II- Glikolipit III-Fosfolipit IV- İç protein b) III ve IV hücrede madde geçişinin gerçekleştiği kısımlardır. Örneğin A, D, E ve K vitaminleri gibi yağda çözünen maddeler fosfolipit tabakadan geçerken, glikoz iç protein aracılığıyla geçiş yapar. c) I 3. a) III ve IV DNA ve RNA ya, VI ise RNA nükleik asitine sahiptir. b) II ve VI bakteri, mantar ve bitki hücrelerinde ortak olarak bulunur. c) I, III,V ve VI 4. Ozmotik basınç Zaman 5. I- ER II- Golgi cisimciği III- Kromoplast IV- Sentrozom V- Lizozom Delta Kültür Yayınevi
6. a) III numaralı zaman aralığında hücre su kaybetmiş yani plazmolize uğramıştır. I ve IV numaralı zaman aralıklarında hücreye su girişi olmuş yani deplazmoliz gerçekleşmiştir. b) I ve IV numaralı zaman aralıklarında hücre içi su miktarı artış gösterdiğinden hücrenin ozmotik basıncı azalmaktadır. 7. a) Kitinden yapılı hücre duvarına sahip olan canlı grubu mantarlardır. Bu nedenle X hücresi kesinlikle mantar hücresidir ve ökaryot hücre yapısına sahiptir. Y hücresi fotosentez yapabilen fotosentetik bakteri, yeşil bitki, alg ya da öglena canlısına ait olabilir. Z hücresi bakteri, mantar ya da hayvan hücresi olabilir. Dolayısıyla hem Y hem de Z hücrelerinin ökaryot ya da prokaryot olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz. T hücresi mitokondri organeline sahip olduğuna göre kesinlikle ökaryot hücre yapısındadır. b) Y hücresi fotosentez yapabilen fotosentetik bakteri, yeşil bitki, alg ya da öglena canlısına ait olabilir. Z hücresi bakteri, mantar ya da hayvan hücresi olabilir. 8. Volvoks kolonisi. 9. a) K organeli kloroplast, L organeli ise mitokondridir. Bu iki organel de çift katlı zar yapısına sahiptir. b) K yani kloroplast organeli ile M yani lizozom organelinin faaliyetleri sırasında su kullanılacağından hücredeki su miktarı azalır ve ozmotik basınç da artış gösterir. 10. a) Sperm hücresinde 14 otozom 1 gonozom vardır. Bu durumda sperm hücresinin kromozom sayısı n=15 tir. Böbrek hücresi vücut hücresi olduğundan kromozom sayısı 2n=30 dur. b) Testis hücreleri de vücut hücresidir ve kromozom sayısı 2n=30 dur. Kromozom formülü ise 28+XY dir.
2. DÖNEM 2. YAZILI SINAVI (SAYFA 73) 1. a) Tür isimlerinin ilk kelimeleri aynı olan canlılar aynı cinstendir. Felis leo ve felis domesticus aynı cinstendir. Morus alba ve morus nigra aynı cinstendir. Herhangi bir sınıflandırma biriminde birlikte bulunan canlılar daha büyük sınıflandırma biriminde de birlikte yer alırlar. I ve IV ile III ve V numaralı canlıların şubeleri aynıdır. b) Beş farklı türe aitttir. c) Felis leo ve felis domesticus aynı cinstendir. Morus alba ve morus nigra aynı cinstendir. 2. Doğal (filogenetik) sınıflandırma yapılırken dikkate alınan özellikler: Köken benzerlikleri, protein benzerlikleri, akrabalık dereceleri, embriyolojik gelişim benzerlikleri, fizyolojik benzerlikler, homolog organ benzerlikleri. 3. Arkelerin hücre duvarında bakterilerde olduğu gibi peptidoglikan bulunmaz. Ayrıca arkelerin DNA ları bakterilerden farklı olarak histon proteini içerir. 4. a) Sınıflandırma birimlerinde türden âleme doğru gidildikçe birey sayısı artar. Tür (VII) cins (II) familya (IV)- takım (I) sınıf (III) şube (V) âlem (VI) VII numaralı sınıflandırma birimindeki canlılar aynı türden oldukları için çiftleştiklerinde verimli döller verirler. b) Protein benzerliği türden âleme doğru gidildikçe azalır. Sıralama şu şekilde olur: Tür (VII) cins (II) familya (IV)- takım (I) sınıf (III) şube (V) âlem (VI) 5. Başka hücrelerde çoğalabilmeleri ve çok hızlı mutasyona uğramaları virüslerin canlılara benzeyen özellikleridir. 6. a) Öglena ve algler b) Cıvık mantar ve şapkalı mantar c) Kara yosunu d) Kayısı ve çam (Kayısı kapalı tohumlu, çam ise açık tohumlu bitkidir.) e) Plasmodyum 7. a) I b) II ve IV c) II ve III 8. Yassı solucanlarda görülür. 9. Ötrofikasyon olayı sonucunda: Su yeşil bir renk alır, kokuşma ve çökelme artar, sular içilmez hale gelir, oksijen oranı ve suda yaşayan diğer canlıların sayısı azalır. 10. a) Küresel ısınma b) Karbon ayak izi c) Endemik tür Delta Kültür Yayınevi
TARAMA TESTİ: YAŞAM BİLİMİ BİYOLOJİ (SAYFA 25) 1. Kontrollü deneylerde ortam şartlarından sadece bir tanesi değiştirilir. Bunun dışındaki diğer tüm şartlar sabit tutulur. Soruda verilen kontrollü deneyde bitkide fotosentez hızına topraktaki mineral madde miktarının etkisi araştırılmak istenmektedir. Bu durumda mineral madde miktarı dışındaki ortamdaki su miktarı, sıcaklık ve toprak ph ı gibi faktörlerin tamamı bütün deney gruplarında sabit tutulmak zorundadır. Bu nedenle yanıt D dir. 2. A, C, D ve E seçeneklerinde verilenler bilimsel bilginin özelliklerindendir. Ancak B seçeneğinde verilen mutlak doğru olma bilimsel bilginin özelliği olamaz. Çünkü bilimsel bilgiler güvenilir olduğu kadar değişime de açık bilgilerdir. Bu nedenle yanıt B dir. 4. I numaralı vitamin C vitaminidir. C vitamini suda çözünür ve fazlası idrarla dışarı atılır. Eksikliğinde skorbit hastalığı görülür. II numaralı vitamin D vitaminidir. Bu vitamin besinlerle provitamin şeklinde alınır ve vücutta güneş ışığı yardımıyla deri altı hücrelerinde sentezlenir. III numaralı vitamin B vitaminidir. B vitamini kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından üretilir. Suda çözünen bir vitamindir ve fazlası idrarla dışarı atılır. Bu nedenle eksiklik belirtileri vücutta çabuk ortaya çıkar. IV numaralı vitamin A vitamini olamaz. Çünkü A vitamini yağda çözünen ve karaciğerde depo edilen bir vitamindir. Fazlası idrarla dışarı atılmaz. V numaralı vitamin K vitamini olabilir. Çünkü K vitamini yağda çözünür ve kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından üretilir. Bu nedenle uzun süre antibiyotik kullanıldığında kanda miktarı azalabilir. Dolayısıyla yanıt D dir. 3. Kalsiyum kemik ve dişlerin yapısına katılır. Ayrıca kas kasılması ve kanın pıhtılaşmasında da görev alır. Flor dişlerin yapısına katılır. Eksikliğinde diş çürümeleri hızlanır. Magnezyum klorofil molekülünün yapısına katılır. Fosfor nükleik asitlerin ve ATP nin yapısına katılır. Ayrıca hücre zarının yapısında da bulunur. Dolayısıyla yanıt B dir. 5. Bu bilim insanı bilimsel çalışma süreçlerinden hipotez kurma ve veri toplamayı yaparak hipoteze dayalı bir tahminde bulunmaktadır. Bundan sonra bu bilim insanı kontrollü deneyler yaparak hipotezini sınamalıdır. Dolayısıyla yanıt C dir.
6. Glikojen hayvan hücresi, bakteri ve mantarlarda depo edilen bir polisakkarittir. Riboz ve amino asit küçük yapılı moleküllerdir. Riboz bir monosakkarittir. Amino asit ise proteinlerin yapı taşı olan bir monomerdir. Dolayısıyla bu iki molekül de sindirime uğramaz. Hücre zarından geçebilir. Yağların yapı taşı olan nötral yağ ve proteinlerin yapı taşı olan amino asitler oksijenli solunum tepkimlerinde yıkıma uğrayarak enerji eldesinde kullanılırlar. Riboz ATP nin ve RNA nın yapısına katılır. Fosfolipit hücre zarının yapısına katılır. Dolayısıyla bu iki molekül aynı hücrede birlikte bulunabilir. O halde A, B, C ve D seçenekleri doğrudur. Glikojen ve selüloz aynı bağ çeşidine yani glikozit bağa sahip polisakkaritlerdir. Bu iki molekülün birbirinden farklı olmasının nedeni glikoz moleküllerinin farklı bağlanmasıdır. Bu nedenle E seçeneği yanlıştır. 8. Protein molekülünün sentezi sırasında birleşen amino asit sayısının bir eksiği kadar su oluşur. Oluşan su sayısı ile kurulan bağ sayısı eşittir. Bu durumda K ve L proteinlerinin her ikisinin de sentezi sırasında kurulan bağ sayısı aynı olduğuna göre, oluşan su molekülü sayısı ve senteze katılan amino asit sayısı da aynıdır. Dolayısıyla yanıt A dır. 9. Sükroz sentezi bir dehidrasyon tepkimesidir ve bu esnada ATP harcanır. Sükroz disakkariti fruktoz ve glikoz monosakkaritlerinin birleşmesinden oluştuğu için ortamdaki glikoz ve fruktoz miktarı azalırken sükroz miktarı ise artar. Bu nedenle doğru yanıt C dir. 7. Azot atomu taşıma kitin polisakkaritine ait bir özelliktir. Hayvan hücresinde depo edilen polisakkarit glikojendir. Yedek enerji deposu olma nişasta ve glikojene ait bir özelliktir. Kitin mantarlarda, selüloz ise bitkilerde hücre duvarının yapısına katılan polisakkaritlerdir. Dolayısıyla yalnızca E seçeneğinde verilen glikozit bağı içerme özelliği tüm polisakkaritler için ortaktır. Çünkü polisakkaritlerin hepsinin yapı taşı glikozdur ve hepsinde kullanılan bağ çeşidi aynıdır. 10. Organik bileşiklerin verdikleri enerji miktarına göre çoktan aza sıralaması şu şekildedir: yağlar- proteinler- karbonhidratlar. X proteindir ve vücutta yapıya en fazla katılan organik bileşiktir. Ayrıca yalnızca protein molekülleri DNA daki genetik bilgiye göre sentezlenir. Y karbonhidrattır ve yapısında glikozit bağı vardır. Z yağdır ve eneji verici olarak ikinci sırada kullanılır. Ayrıca yalnızca doymamış yağlar oda sıcaklığında sıvıdır. O halde III ve V yanlıştır. Delta Kültür Yayınevi
11. A maddesinin D maddesine dönüşümü sırasında görev alanlar enzim 1, enzim 2 ve enzim 3 takım haline çalışır. Bir enzimin ürünü diğer enzimin substratıdır. Gen 3 mutasyona uğradığında enzim 3 sentezlenemez. Bu durumda C maddesi D maddesine dönüşemez ve ortamda C maddesi birikimi olur. O halde I ve II doğrudur. Enzim 2 sentezlenemediğinde yalnızca B maddesi C maddesine dönüşemez. Dolayısıyla III yanlıştır. 13. K deney tüpüne iyot çözeltisi damlatıldığında mavi-mor renk oluştuğuna göre X maddesi nişasta olabilir. L deney tüpüne Y maddesini sindiren enzim eklendiğinde iki farklı monomer çeşidi oluşuyorsa Y maddesi yağ ya da sakkaroz olabilir. Çünkü yağların yapı taşı gliserol ve yağ asidi, sakkarozun yapı taşı ise fruktoz ve glikozdur. M deney tüpüne Z maddesini sindiren enzim eklendikten sonra benedikt çözeltisi ilave edildiğinde kırmızı renk oluşumu gözleniyorsa Z maddesi bir polisakkarit olabilir. Çünkü polisakkaritlerin yapı taşı glikozdur ve bededikt çözeltisi glikozun ayıracıdır. 12. Yalnızca X ve Z kaplarına konulan karaciğerlerde bulunan katalaz enzimi hidrojen peroksiti su ve oksijene kadar parçalar. Bu durumda kaplarda oluşan oksijen gazı cıvanın 1 yönünde hareket etmesine neden olur. Ayrıca ezilmiş karaciğerde bulunan enzimlerin aktivitesi parça karaciğerde bulunan enzimlere göre daha fazla olduğundan X kabındaki cıvanın bir yönündeki hareketi, Z kabındaki cıvanın 1 yönündeki hareketinden daha hızlıdır. O halde I ve III doğrudur. Y kabında bulunan karaciğer haşlandığı için karaciğerde bulunan katalaz enzimi yüksek sıcaklıktan etkilenir ve çalışamaz. Bu nedenle katalaz enzimi hidrojen peroksiti su ve oksijene kadar parçalayamaz. Hidrojen peroksit miktarında azalma olmaz. Y kabında oksijen gazı oluşmadığından cıva da hareket etmez. Dolayısıyla II ve IV yanlıştır. 14. Glikojen ve laktoz hayvan hücrelerinde, nişasta ve sükroz ise bitki hücrelerinde sentezlenen moleküllerdir. Bu nedenle yanıt E dir.
TARAMA TESTİ: CANLILIĞIN TEMEL BİRİMİ HÜCRE (SAYFA 50) 1. K organeli kloroplasttır. Kloroplast ökaryot hücrelerde bulunan çift katlı zara sahip bir organeldir. Kendine ait DNA ve RNA ya sahiptir. Glikoz sentezi yani fotosentez yapan bitki hücrelerinde bulunur. L organeli hem prokaryot hem de ökaryot hücrelerde bulunan ribozomdur. Ribozom organelinin yapısında RNA bulunur. M organeli mitokondridir. Mitokondri çift katlı zara, kendine ait DNA ve RNA ya sahip ökaryot hücrelerde bulunan bir organeldir. Çekirdeğin kontrolünde sahip olduğu DNA sayesinde kendini eşleyebilir. Bitki hücreleri kloroplast ve mitokondri organellerini birlikte bulundurur. Ancak N organelinin kesin olarak lizozom olduğunu söyleyemeyiz. Golgi cisimciği, koful gibi başka bir organel de olabilir. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır. 3. Glikoprotein molekülünün sentezlenebilmesi için enerjiye ihtiyaç vardır. Ancak gerekli olan enerji bazı canlılarda oksijensiz solunumla da karşılanabilir. Bu nedenle I numaralı durum zorunlu değildir. Glikoproteinin yapısına katılacak olan protein molekülü hücrede DNA daki genetik şifreye göre sentezlenir. Glikoprotein sentezi enzimler sayesinde gerçekleşeceğinden enzimlerin yapısına katılacak olan bazı minerallerin hücrede bulunması zorunludur. 4. A kabındaki çözeltiye konulan patatesin hacminin azalması bu patatesin su kaybederek plazmolize uğradığını gösterir. Bu durumda A kabındaki çözeltinin hipertonik çözelti olduğunu söyleyebiliriz. B kabındaki çözeltiye konulan patatesin hacmi arttığına göre bu kaptaki çözelti hipotonik çözeltidir. Hipotonik çözeltide bekletilen hücreler hayvan hücresi olduğunda turgor basıncına dayanamaz ve hemolize uğrayarak patlar. Dolayısıyla I ve III numaralı yorumlar doğrudur. C kabındaki patatesin hacmi değişmediğine göre bu kaptaki çözelti izotonik çözeltidir. Kaplardaki çözeltilerin ozmotik basınçları A>C>B şeklindedir. Yani II numaralı yorum yapılamaz. 2. Kök hücreler I, II ve III numaralı özelliklerin hepsine birden sahip hücrelerdir. 5. İzotonik ortamda bulunan bir hücrenin sitoplazmasındaki ozmotik basınçta t 1 anına kadar herhangi bir değişim gözlenmez. t 1 anında hücre kendisinden daha az yoğun hipotonik bir ortama bırakıldığında su almaya başlar. Bu durumda hücrenin sitoplazmasındaki ozmotik basınç azalmaya başlar. Delta Kültür Yayınevi
6. Bitkiler temel aminoasitlerin tümünü sentezleyebilir, hayvanlar ise bazı temel amino asitleri kendileri sentezleyemez ve dışarıdan hazır olarak alır. İnorganik maddeleri organik maddelere dönüştürme olayı fotosentezdir. Fotosentez olayını bitki hücreleri ve protistler grubuna dahil öglena ve alg gibi ökoryot hücre yapısına sahip canlılar gerçekleştirir. Dolayısıyla III ve V ökaryot hücrelerin tümünde ortak olarak gerçekleşmez. I, II ve IV numaralı olaylar ise ökaryot hücrelerin tamamında ortak olarak gerçekleşir. 9. I. ortam hem K hem de L hücresine göre daha az yoğundur. Bu nedenle I. ortamda her iki hücrede su alır. E seçeneği doğrudur. II. ortam hem K hem de L hücresine göre daha yoğundur. Bu nedenle II. ortama bırakılan K ve L hücreleri plazmolize uğrayarak su kaybeder. B ve D seçenekleri doğrudur. III. ortam K hücresine göre daha yoğun olduğundan K hücresi plazmolize uğrar. C seçeneği doğrudur. Ancak III. ortam L hücresine göre daha az yoğundur. Bu nedenle III. ortama bırakılan L hücresi su alarak şişer. Yani A seçeneği yanlıştır. 7. I ve IV numaralı özellikler aktif taşımaya aittir. II ve III numaralı özellikler hem pasif hem de aktif taşıma için ortaktır. 10. Günlük hayatta karşılaştığımız II, III ve IV numaralı olaylarda hücreler su kaybederek büzülür. Ancak I ve V numaralı olaylarda hücrelere su girişi olur. 8. I numaralı olayı lizozom organeli gerçekleştirir. II numaralı olayı lökoplast organeli gerçekleştirir. III numaralı olayı gerçekleştiren organel kofuldur. IV numaralı olayı gerçekleştiren organel ise sentrozomdur. O halde B seçeneğindeki endoplazmik retikuluma ait bir işlev soruda verilmemiştir. 11. Çözünmüş tuz küçük yapılı bir inorganik bileşiktir. Amino asit, glikoz ve vitamin ise küçük yapılı organik bileşiklerdir. Dolayısıyla bu moleküllerin hepsi bulundukları ortamdan başka bir ortama difüzyonla geçebilirler. Ancak protein molekülü büyük yapılı bir organik bileşiktir ve bulunduğu ortamdan başka bir ortama ancak ekzositoz ya da endositozla taşınabilir.
TARAMA TESTİ: CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE SINIFLANDIRILMASI, GÜNCEL ÇEVRE SORUNLARI (SAYFA 71) 1. X hücresi hücre duvarına sahip olduğuna göre bakteri, mantar ya da bitki hücresi olabilir. Ancak zarla çevrili kloroplast, mitokondri gibi organelleri olmadığına göre X kesinlikle bakteri hücresidir. Y hücresi mitokondri ve kloroplast gibi zarla çevrili organel taşıyan bir ökaryot hücredir. Hücre duvarı olmayan ancak kloroplast organeli taşıyan ökaryot tek hücreli canlı öglena olabilir. Z hücresi kloroplast ve hücre duvarına sahip olmadığı için kesinlikle bitki hücresi değildir. Mitokondri ve kontraktil kofula sahip olması nedeniyle Z hücresinin ökaryot tek hücreli bir canlı olan paramesyum olduğunu söyleyebiliriz. R hücresi mitokondri, kloroplast ve hücre duvarına sahip bir eğrelti otu hücresidir. T hücresi hücre duvarına sahip olduğuna göre bakteri, mantar ya da bitki hücresi olabilir. Ancak kloroplast organeli taşımadığı ve mitokondri gibi çift katlı zara sahip bir organele sahip olduğu için mantar hücresi olabilir. Cıvık mantarlar protista âlemine dahil olan canlılardır. Dolayısıyla D seçeneği yanlıştır. 3. A, B,C ve D seçeneklerinde verilen özellikler omurgalı canlıların tümünde görülür. Ancak omurgalı canlılardan bazılarında balıklar ve iki yaşamlılarda dış döllenme görülür. 4. I, II ve IV numaralı özellikler bitkiler âleminde yer alan canlılarda da görülen özelliklerdir. Ancak mantarlar III ve V numaralı özelliklere sahip olmaları dolayısıyla hayvanlara benzerler. 2. K bakterisi kemosentez yapan bir bakteridir. Kemosentetik bakterilerrde klorofil bulunmaz. I yanlıştır. L bakterisi saprofit bir bakteri olabilir. Saprofit bakteriler hücre dışı sindirim yaparlar ve sindirim enzimleri iyi gelişmiştir. II doğrudur.m bakterisi parazit bir bakteri olabilir. Parazit bakterilerden patojen olanlarda yani hastalık yapanlarda kapsül bulunabilir. III doğrudur. L bakterileri ortamda organik maddeleri parçalayarak inorganik maddelerin birikmesini sağladığından öncelikli olarak inorganik maddeleri kullanan K bakterilerinin sayısı etkilenir. IV yanlıştır. 5. Öglena ökaryot hücre yapısına sahip olduğundan fotosentez olayını kloroplast organelinde gerçekleştirir. Fotosentetik bakteri ise prokaryot hücre yapısına sahip olduğundan kloroplasta sahip değildir. Yani II numaralı özellik bu iki canlı için ortak değildir. Öglena kendine ait DNA ve RNA ya sahip mitokondri organelinde oksijenli solunumunu gerçekleştirir. Fotosentetik bakterilerde ise mitokondri bulunmaz. Dolayısıyla IV numaralı özellik de her iki canlı için ortak değildir. Her iki canlı da örneğin amino asit gibi basit yapılı organik bileşiklerden protein gibi polimer yapılı organik bileşikleri sentezleyebilir. Her iki canlı da organik madde sentezi sırasında yani fotosentez yaparken güneş ışığı kullanır. Delta Kültür Yayınevi
6. K bakterisi vitamin olmayan ortamda yaşayabildiğine göre tüm vitaminleri kendisi sentezleyebilmektedir. Ancak M bakterisi vitaminsiz ortamda yaşayamadığına göre kendisi bazı vitaminleri sentezleyememektedir. L bakterisi bazı amino asitlerin olmadığı besi ortamında yaşayamadığına göre tüm amino asitleri üretememektedir. Oysaki M bakterisi bazı amino asitlerden yoksun besi ortamında yaşayabildiğine göre bütün amino asitleri sentezleyebilmektedir. Dolayısıyla I, II ve III numaralı yorumlar doğrudur. 10. II ve V canis, III ve IV felis, I ise capra cinsindendir. Yani numaralandırılmış canlılar üç farklı cins içinde yer alır. A ve C doğrudur. II ve V aynı cinste olduklarından yer aldıkları familya da aynıdır. D doğrudur. III ve IV numaralı türler aynı cinsten olduğu için bu iki tür arasındaki protein benzerliği I ve IV numaralı aynı cinsten olmayan türler arasındaki protein benzerliğinden daha fazladır. E doğrudur. Ancak III ve IV numaralı canlılar aynı cinsten olup farklı türlerdir. Bu nedenle bu iki canlının çiftleşmesiyle verimli döller oluşamaz. B yanlıştır. 7. I ve IV numaralı özellikler öglena ve alg gibi protista âleminde yer alan ökaryot hücreli canlılarda da görülür. 8. Canlıların sahip olduğu kromozom sayısı ile gelişmişlik derecesi arasında bir bağ yoktur. Örneğin insanda 46 kromozom varken eğrelti otu 500 kromozoma sahiptir. Bazı canlılar farklı tür oldukları halde moli bağı ve insan örneğinde olduğu gibi aynı sayıda kromozoma sahip olabilirler. Bu nedenle canlıların kromozom sayısına bakarak hangi türe ait olduğunu kesin olarak belirleyemeyiz. O halde II ve IV numaralı yorumlar yapılamaz. 9. A, C, D ve E seçeneklerinde verilen uygulamalar hava kirliliğini azaltıcı yönde etki yapar. B seçeneğinde verilen olay ise atmosfere fotosentezle oksijen veren bitki örtüsü yoğunluğunu azaltacağından hava kirliliğinde bir artışa yol açar. 11. Asit yağmurlarına, fosil yakıtların yakılması sonucu atmosferde kükürt ve azot içeren gazların birikmesi neden olur. Erozyonun hızlanmasının asit yağmurlarının oluşumuna etkisi yoktur. Ancak erozyonun hızlanması I ve II numaralı olayların gerçekleşmesine neden olur. 12. Küresel ısınma buzulların erimesine, deniz seviyesinin yükselmesine ve bazı bölgelerin sular altında kalmasına yol açar. Ayrıca küresel ısınmanın yol açtığı kuraklık tarıma elverişli alanların çölleşmesine neden olur. Küresel ısınma sonucu ortaya çıkan iklim değişiklikleri birçok canlı türünün neslinin tükenmesine neden olur.
1. DÖNEM SONU DENEME SINAVI (SAYFA 30) 1. Bitkilerde yer değiştirme şeklinde bir hareket görülmez. Bazı canlılar tek bazı canlılar ise çok hücrelidir. Yine bazı canlılar prokaryot, bazı canlılar ise ökaryot hücre yapısına sahiptir. Yalnızca ökaryot hücreli canlılarda çekirdek ve zarla çevrili organel bulunur. Dolayısıyla I, III ve IV numaralı özellikler tüm canlılar için ortak olarak kabul edilemez. 5. Suyun yüzey gerilimi özelliği sayesinde su hemipterleri su üzerinde yürüyebilir. Yüksekten suyun üzerine bırakılan bir süt damlası suyun içine karışmadan tekrar yukarı fırlayabilir. 2. Nişasta bir polisakkarittir ve yapı taşı glikozdur. Maltoz bir disakkarittir ve yapı taşı glikozdur. Protein molekülünün yapı taşı aminoasittir. Laktoz bir dissakkarittir ve yapı taşı glikoz ve galaktozdur. Yağların yapı taşı ise gliserol ve yağ asididir. Dolayısıyla yalnızca nişasta, maltoz ve protein moleküllerin parçalanmasıyla tek çeşit monomer oluşur. O halde yanıt E dir. 6. K, L, M, N ve P deney tüplerindeki organik bileşlikler hidroliz edildiğinde: K deney tüpünde 10 molekül glikoz oluşur. L deney tüpünde 10 molekül glikoz, 10 molekül fruktoz oluşur. M deney tüpünde 4 molekül glikoz ve 4 molekül galaktoz oluşur. N deney tüpünde 9 molekül yağ asidi ve 3 molekül gliserol oluşur. P deney tüpünde 8 molekül amino asit oluşur. M ve P deney tüplerinde oluşan monomer madde miktarları eşit olup 8 dir. 3. I ve III teki olaylar yapım tepkimelerine, II ve IV teki olaylar ise yıkım tepkimelerine örnektir. K ve L deney tüplerinin her ikisinde de 10 molekül glikoz oluşur. K deney tüpünde yalnızca glikoz, P deney tüpünde ise yalnızca aminoasit oluşur. L deney tüpünde toplamda 20 molekül monomer madde oluşur. Dolayısıyla en fazla monomer maddenin oluştuğu deney tüpü L dir. O halde A, B, C ve D seçenekleri doğrudur. 4. Esansiyel yağ asitleri vücutta sentezlenemez ve dışarıdan hazır alınması gerekir. Bu nedenle yanıt A dır. Polisakkaritlerin yapı taşı glikozdur. Glikoz molekülü K, L ve M deney tüplerinde oluşmaktadır. Dolayısıyla bu deney tüplerindeki glikozlardan bir polisakkarit sentezlenebilir. O halde E seçeneği yanlıştır. Delta Kültür Yayınevi
7. Bakteriler, mantarlar ve hayvanlar glikozu gllikojen şeklinde depo eden canlılardır. Bazı bakteri ve mantarlar saprofittir ve doğada madde döngüsünde önemli rol oynar. Hayvanlar, mantarlar ve bazı bakteriler heterotroftur. Besin ihtiyaçlarını dışarıdan hazır olarak karşılarlar. Bakteri, mantar ve hayvanların hepsinde amino asitlerden protein sentezi gerçekleşir. Yani polimer yapıda besin sentezlenir. Bakteri ve mantarların hücre duvarı vardır. Dolayısıyla A, B, C ve E seçeneklerindeki ifadeler doğrudur. D seçeneğinde verilen çift katlı zara sahip organelinde besin sentezi yapma bitki hücrelerinde gerçekleşen bir olaydır. Bitkiler çift katlı zara sahip kloroplast organelinde fotosentezle organik besin sentezi yapar. Fotosentetik bakteriler ise kloroplast organeline sahip değildir. Yapılarında bulunan klorofilde fotosetez yaparlar. Yani D seçeneği yanlıştır. 8. N olayı yani nişastanın yapı taşlarına kadar parçalanması insanın sindirim kanalında gerçekleşen bir olaydır. M olayı yalnızca bitki hücrelerinde gerçekleşir. Dolayısıyla M olayı bir hücrenin bitki ya da hayvan hücresi olduğuna karar vermemizi sağlar. Bu durumda I ve IV numaralı yargılar doğrudur. P olayı oksijenli solunum yapan canlılarda görülür. R olayı fotosentezdir ve fotosentez yalnızca bitkiler tarafından gerçekleştirilmez. Fotosentetik bakteriler, öglena ve alg gibi canlılar da fotosentez yapabilirler. K olayı yalnızca hayvan hücrelerinde gerçekleşir. Bu durumda II, III ve V numaralı ifadeler yanlıştır. 9. I, II ve V numaralı özellikler karbonhidrat, yağ ve proteinlerin üçü için de ortaktır. III ve IV numaralı özellikler ise yalnızca proteinlere aittir. 10. Bir DNA molekülünde toplam fosforik asit sayısı aynı zamanda toplam nükleotit sayısına ve toplam deoksiriboz şeker sayısına eşittir. Dolayısıyla bu DNA molekülünde toplam nükleotit sayısı ve toplam deoksiriboz şeker sayısı hesaplanabilir. İkinci zincirdeki timin bazlarının sayısı bilindiğinde birinci zincirde timin bazlarının karşısındaki adenin bazlarının sayısı da hesaplanabilir. Her ikisinin de sayısı birbirine eşittir. Birinci zincirdeki pürin bazlarının yani adenin ve guanin bazlarının sayısının bilinmesi ikinci zincirdeki guanin sayısını hesaplamamızı sağlamaz. 11. X, Y ve Z vitaminlerinden yalnızca Y ve Z vitaminlerinin çok fazla alınması zehirlenmeye yol açtığına göre Y ve Z vitaminleri karaciğerde depo edilebilen ve yağda çözünen vitaminler grubundadır. Bu gruba dahil olan vitaminlerin eksikliği kısa sürede hissedilmez. Z vitamini kemiklerin gelişmesine katkıda bulunan D vitamini olabilir. X vitamini suda çözünen vitaminler grubundandır ve fazlası idrarla dışarı atılır. O halde A, B, D ve E seçeneklerindeki açıklamalar doğrudur. C seçeneğindeki açıklama ise yanlıştır. 12. Bu şemadaki enzimlerin tamamı takım halinde çalışır. Bir enzimin ürünü diğer enzimin substratıdır. Yani B ve D seçeneği doğrudur. E 5 enzimi hem N maddesinin R maddesine dönüşümünü, hem de R maddesinin N maddesine dönüşümünü sağlar. O halde C seçeneği de doğrudur. E 3 ve E 4 enzimlerinin her ikisi de M maddesini substrat olarak kullanır ve M maddesinin N ve S gibi iki farklı ürüne dönüşmesini sağlar. Bu durumda E seçeneği de doğrudur. Ancak N maddesinin oluşumunda E 3 ve E 5 olmak üzere iki çeşit enzim görev yapar. Yani A seçeneği yanlıştır.
13. Canlılar mineraller gibi inorganik bileşlikleri vücutlarında sentezleyemez ve dışarıdan hazır olarak alır. Mineraller sindirime uğramadan hücre zarından geçebilirler. Ayrıca kalsiyum, demir gibi bazı mineraller kofaktör olarak enzimlerin yapısına katılır. Kalsiyum gibi bazı mineraller kemik ve dişlerin yapısına katılır. Bu durumda III ve IV numaralı özellikler yanlıştır. 14. t 1 anında deney düzeneğine eklenen laktaz enzimi laktoz molekülünü parçalayacağı için t 1 ve t 2 zaman dilimleri arasında laktoz miktarında azalma olur. t 2 anında sıcaklık 65 C ye çıkarıldığında laktaz enziminin yapısı bozulur ve görev yapamaz. Bu nedenle t 2 ve t 3 zaman aralıklarında tepkime durur. Laktoz mülekülünün miktarında değişme olmaz. t 3 anında sıcaklık yeniden 30 C ye çıkarılsa bile enzimin yapısı geri dönüşümsüz olarak bozulduğundan yine enzim iş göremez ve tepkime gerçekleşmez. 16. L deney tüpünde sıcaklık 60 C ye çıkarıldığından burada enzimlerin yapısı bozulacağından tepkime gerçekleşmez ve disakkarit molekülü yapı taşlarına kadar parçalanmaz. K deney tüpünde ise disakkarit molekülü parçalanır ve kiremit kırmızısı renk oluşur. N deney tüpünde sıcaklık 0 C ye düşürüldüğü için enzimler görev yapamaz ve deney tüpünde renk değişimi gözlenmez. K deney tüpündeki A disakkaritinin hangisi olduğunu belirleyemeyiz çünkü deney tüpünde meydana gelen renk değişimi tüm disakkarit çeşitleri için aynı şekilde gerçekleşir. M deney tüpünde ortamda asidik moleküller bulunduğundan sarı renk oluşumu gözlenir. Hem yağlar hem de proteinlerin parçalanması sonucunda oluşan asidik özellikteki moleküller M deney tüpünde renk değişimine yol açabilir. Bu durumda M deney tüpündeki büyük organik bileşiğin hangisi olduğunu belirleyemeyiz. Dolayısıyla L ve M deney tüplerini oluşan monomer çeşidi açısından kıyaslamak mümkün olmaz. K ve M deney tüplerinde sıcaklık enzimlerin çalışması için uygun olduğundan renk değişimi gözlenir. L ve N deney tüplerinde ise sıcaklık enzimlerin çalışması için uygun olmadığından bu deney tüplerinde renk değişimi gözlenmez. Dolayısıyla deney tüplerindeki değişimleri gözlemleyerek sıcaklığın enzimlerin çalışmasını etkilediğini söyleyebiliriz. O halde I ve III teki yorumlar yapılamaz. 15. X molekülü glikoz, Y molekülü gliserol ve Z molekülü proteindir. Bu moleküllerden yalnızca protein molekülü azot atomu taşır. Ayrıca glikoz karbonhidratların, gliserol ise yağların yapı taşı olduğundan hidrolize uğramazlar, hücre zarından geçebilirler. Ancak bu moleküllerin hepsi hücrede enerji eldesinde kullanılırlar. Bu durumda I ve II hepsi için ortak değilken yalnızca III numaralı özellik hepsi için ortaktır. 17. B, C, D ve E seçeneklerindeki moleküllerin hepsi protein yapılıdır ve hidroliz edildiklerinde amino asit oluşur. Ancak kolesterol molekülü yağların bir çeşidi olan steroittir ve parçalandığında amino asit oluşmaz. Delta Kültür Yayınevi
18. İnsan vücudundaki tüm hücrelerin DNA larındaki nükleoit dizilişleri aynıdır. Deri ve kas hücreleri vücut hücresidir her ikisi de 2n sayıda kromozoma sahiptir. Ancak insan vücudundaki tüm hücrelerdeki enerji üretimi farklı olacağından mitokondri sayıları da farklılık gösterir. Kas hücrelerinde deri hücrelerine göre daha fazla sayıda mitokondri vardır. Bu durumda I ve III teki özellikler deri ve kas dokuda bulunan hücreler için kesinlikle ortaktır. 22. II ve III numaralı tepkimeler dehidrasyon tepkimesidir ve enerji harcanarak gerçekleşir. I numaralı tepkime bir hidroliz tepkimesidir. Bu esnada proteinin yapısındaki peptit bağları koparılarak protein molekülü yapı taşlarına kadar parçalanır. Soruda verilen tepkimelerin tamamının gerçekleşebilmesi enzimlerin varlığında mümkündür. I ve III numaralı tepkimeler bitki hücrelerinde gerçekleşebilirken II numaralı tepkime yalnızca hayvan hücrelerinde gerçekleşir. 19. Araştırmacının deney düzeneklerinde yaptığı değişiklikler sonucunda tüm deney düzeneklerinde hepsinde eşit olan su miktarının yanı sıra, azot miktarı ve sıcaklık miktarı da eşitlenmiş oluyor. Ayrıca hepsinde mor ışık kullanılmış oluyor. Bu durumda tüm deney düzeneklerinde farklı miktarlarda kullanılan magnezyum mineralinin bitki gelişimine etkisi araştırılmak istenmiştir. 20. Hidroliz enzimleri eklendiğinde deney tüpünde nişastanın parçalanması sonucunda glikoz monomerleri oluşur. Bu durumda deney tüpündeki glikoz miktarı artar. Yağların parçalanması sonucunda yağ asidi ve gliserol molekülleri oluşur. Bu hidroliz reaksiyonları sırasında su kullanıldığından deney tüpündeki su miktarı azalır. Ayrıca deney tüpünde bulunan glikoz ve amino asit monomerleri hidrolize uğramayacağından ortamdaki amino asit miktarında bir değişme olmaz. Ancak glikoz miktarında meydana gelen değişimin nedeni nişastanın parçalanmasıdır. 21. Seçeneklerde adı geçen insülin, hemoglobin ve miyozin molekülleri protein yapılıdır. Kolesterol ve fosfolipit yağlara örnek olarak gösterilebilir. Nişasta ve glikojen ise karbonhidrattır ve hidroliz edildiklerinde yapılarındaki glikozit bağı kopar. 23. Dinozorların neslinin tükenmesinin nedenine yönelik bilim insanlarının farklı açıklamalar yapması A ve D seçeneğindeki yargıları desteklemektedir. Bilim insanlarının mantarları önce bitkiler âlemi içerisine dahil etmeleri, daha sonra mikroskobun gelişmesi ile daha detaylı incelenmeler yapılması sonucunda mantarların farklı bir âlem içerisine dahil edilmesi C seçeneğideki yargıyı desteklemektedir. Hücrenin ilk olarak keşfedilmesinden sonra elektron mikroskobunun geliştirilmesi sayesinde bilim insanlarının hücre hakkında daha fazla bilgiye ulaşma imkânına kavuşması E seçeneğinde verilen yargıyı desteklemektedir. Ancak B seçeneğinde verilen yargıyı detekleyecek bilgi soruda verilmemiştir. 24. B seçeneğinde verilen yargı zürafaların uzun boyunlu olmasına yönelik Lamarck ve Darwinin farklı açıklamalar yapmasını en iyi şekilde açıklar. İki bilim insanı aynı verileri incelemişler ancak farklı çıkarımlarda bulunmuşlardır.
25. Mineraller inorganik yapılı vitaminler ile organik yapılıdır. Mineraller doğada hazır olarak bulunurken vitaminler bitkiler tarafından sentezlenir. Ancak her iki molekül de sindirilmeden kana geçer ve enerji eldesinde kullanılmazlar. 28. Fasulye tohumunda depolanan polisakkarit nişastadır. Bakteri hücresinde ve hayvanların çizgili kas hücrelerinde depolanan polisakkarit glikojendir. Bitki hücresinin hücre duvarında bulunan polisakkarit selülozdur. Dolayısıyla bu polisakkaritlerin hiçbirinin yapısında azot atomu bulunmaz. Ancak mantarların hücre duvarında yer alan polisakkarit kitindir ve yapısında azot atomu bulunur. 26. Fehling çözeltisi glikoz ayıracıdır. K maddesi deney tüpüne eklenen hayvansal özüttte bulunan enzimler sayesinde yapı taşlarına kadar parçalandığından tüpte renk değişimi meydana gelmiştir. Bu durumda K maddesinin yapı taşı glikozdur ve deney tüpüne eklenen özütte hayvansal olduğundan K maddesi kesinlikle D seçeneğinde verilen glikojendir. 29. DNA nın yapısına deoksiriboz şeker, RNA nın yapısına ise riboz şeker katılır. Bu iki karbonhidrat çeşidi de monosakkaritler grubuna dahildir ve beş karbonlu pentoz şekerlerdir. RNA nın yapısına katılan riboz aynı zamanda ATP nin yapısına da katılır. Deoksiriboz ve riboz şekerler hücrede enerji eldesinde kullanılmazlar. 27. İnsanın sindirim kanalında selüloz sindiren enzim olmadığından selüloz sindirilemez. Fruktoz monomer madde olduğu için sindirim kanalında hidrolize uğramaz. Dolayısıyla polisakkarit olan glikojen ve disakkarit olan laktoz insanın sindirim kanalında sindirime uğrar. 30. Yağlar karbonhidratlardan sonra enerji eldesinde ikinci sırada kullanılırlar ve hem proteinlerden hem de karbonhidratlardan daha fazla enerji verirler. Yağlar da diğer organik bileşikler gibi karbon, hidrojen ve oksijen atomlarından oluşur ancak bazı yağ çeşitlerinde azot ve fosfor atomları da bulunabilir. Yağ çeşitlerinden olan fosfolipitler hücre zarının yapısına katılır. Ancak yağlar enzimlerin yapısına katılmaz. Delta Kültür Yayınevi
2. DÖNEM SONU DENEME SINAVI (SAYFA 75) 1. Pankreas hücrelerinde üretilen insülin hormonunun kana verilmesi sırasında x organeli de görev yaptığına göre x granüllü endoplazmik retikulumdur. y organeli salgı yapan hücrelerde fazla olduğuna göre golgi cisimciğidir. z tüm canlı hücrelerde bulunan ve protein sentezini gerçekleştiren ribozomdur. Soruda verilen z organeli granüllü endoplazmik retikulum olan x organeli üzerinde yer alır. İnsülin hormonu sentezini x organeli değil bu organelin üzerinde yer alan z yani ribozom organeli gerçekleştirir. 4. Canlının hücre içi madde yoğunluğu arttığında hücre içi ozmotik basınç da artar ve canlının yaşadığı ortamdan hücre içine su girişi de artar. Bu durum hemolize yol açabilir. Ayrıca hücre içerisinde ATP sentezi yeterince gerçekleşmediğinde kontraktil kofulların çalışması yavaşlar ve hücre içine giren su boşaltılamaz. Çünkü kontraktil kofullar hücre içine giren suyu enerji harcayarak dışarı atar. Ancak III ve IV numaralı olayların gerçekleşmesi canlının hemolize uğramasına yol açmaz. 2. Polimer besinin sindirilmesinde görev yapan enzimler granüllü ER üzerinde bulunan ribozomlarda üretilir ve ER aracığıyla golgiye getirilir. Golgide paketlenir. Kesecikler halinde sitoplazmaya bırakılır. Lizozom organeli olan bu kesecikler fagositozla oluşan besin kofuluyla birleşir ve besin kofulundaki polimer besinin sindirimi gerçekleşir. Dolayısıyla bu esnada E seçeneğinde verilen sentrozom organeli görev yapmaz. 5. K hücresi X çözeltisine konulduktan sonra su kaybetmiştir. Bu durumda X çözeltisi K hücresine göre hipertoniktir. L hücresi su aldığına göre X çözeltisi L hücresine göre hipotoniktir. M hücresi su kaybettiğine göre plazmolize uğramıştır. Bu durumda su miktarı azalan M hücresinin ozmotik basıncı artarken, hücre içerisine su girişi gerçekleşen L hücresinin ozmotik basıncı ise azalır. A, B, C ve D seçenekleri doğrudur. E seçeneği ise yanlıştır. 3. Lizozom organeli A, B, C ve E seçeneklerinde verilen olayların gerçekleşmesi sırasında görev yapar. Ancak D seçeneğinde verilen glikoz ve amino asit gibi monomerlerin yapı taşlarına kadar parçalanması mitokondri organelinde gerçekleşen enerji veren bir olaydır. 6. Glikoproteinler A, B, C ve D seçeneklerinde verilen görevleri gerçekleştirir. Ancak E seçeneğinde verilen hücre zarının akıcı ve hareketli bir yapıya sahip olması hücre zarının yapısına katılan fosfolipitler sayesinde mümkündür.
7. L ve M maddelerinin hücre içindeki derişimleri bulundukları ortamdaki derişimden daha fazladır. Bu nedenle bu maddelerin hücre içine alınması aktif taşımayla gerçekleşir ve bu esnada enerji harcanır. 8. İnorganik maddelerden organik madde sentezi olan fotosentez olayı yalnızca bitki hücreleri tarafından gerçekleştirilir. Hayvan hücreleri glikozun fazlasını glikojen şeklinde depo eder. Dolayısıyla nişasta sentezi de yalnızca bitki hücrelerine özgü bir olaydır. 10. K organeli fotosentez olayını gerçekleştiren kloroplasttır. L organeli oksijenli solunumu gerçekleştiren mitokondridir. M organeli ise içerdiği hidroliz enzimleri ile polimer besinleri yapı taşlarına kadar parçalayan lizozomdur. K ve L organellerinin kendilerine ait DNA ve RNA gibi nükleik asitleri vardır. Gelişmiş yapılı bitki hücrelerinde lizozom bulunmaz. L ve K organelleri çift katlı zar yapısına sahiptir. K organeli yalnızca bitki hücrelerinde bulunurken, L organeli hem bitki hem de hayvan hücrelerinde birlikte bulunabilir. Dolayısıyla A,B,D ve E seçenekleri doğrudur. K organelinin faaliyeti bulunduğu hücrenin ozmotik basıncını arttırırken, L organelinin faaliyeti bulunduğu hücrenin ozmotik basıncını azaltır. Bu nedenle C seçeneği yanlıştır. 9. Hücre içindeki mineral madde yoğunluğu hücre dışındaki mineral madde yoğunluğundan fazladır. Bu durumda minerallerin hücre içine alınması aktif taşıma ile gerçekleşir. Aktif taşıma yalnızca canlı hücrelerde gerçekleşir ve bu olay sırasında enerji harcanır. A seçeneği doğrudur. Amino asitlerin hücre içindeki yoğunluğu hücre dışındaki yoğunluğundan az olduğu için amino asitler hücre dışına aktif taşıma ile verilir ve bu esnada enerji harcanır. C seçeneği doğrudur. Suyun çok yoğun olduğu hücre içinden az yoğun olduğu hücre dışına verilmesi ozmoz olayı ile gerçekleşir. D seçeneği doğrudur. Ancak amino asitlerin yoğun olarak bulundukları hücre dışından az yoğun olarak bulundukları hücre içine taşınması bir pasif taşıma çeşidi olan kolaylaştırılmış difüzyon ile gerçekleşir. E seçeneği de doğrudur. Soruda bahsedilen hücre bitki hücresidir. Bitki hücrelerinde hücre duvarı olduğu için endositoz gerçekleşmez. Dolayısyla B seçeneği yanlıştır. 11. Lizozom organeli polimer bileşikleri yapı taşlarına kadar parçalar. Bu esnada hidroliz enzimleri görev yapar ve su kullanılır. Hücrede su miktarı azalacağından ozmotik basınç da artar. Kloroplast organelinde glikoz sentezi gerçekleşir. Bu olay sırasında su kullanıldığından hücrenin ozmotik basıncı da artış gösterir. Dolayısıyla hem lizozom hem de kloroplast organelinin faaliyetleri hücrenin ozmotik basıncında aynı yönde bir değişim yaratır. 12. X canlısının karaciğer hücresinde yani 2n kromozomlu vücut hücresinde 20 otozom ve 2 tane gonozom vardır. Bu durumda bu canlının kromozom sayısı 2n=22 dir. Y canlısının sperm ana hücresi 2n kromozoma sahip vücut hücresidir. O halde Y canlısının kromozom sayısı 2n=30 dur. Z canlısının eşey hücresi n sayıda kromozoma sahiptir. Eşey hücresinde 10 otozom ve 1 tane gonozom toplam n=11 kromozom vardır. Bu durumda bu canlının kromozom sayısı 2n=22 dir. T canlısının n sayıda kromozoma sahip yumurta hücresinde 10 kromozom varsa bu canlı 2n=20 kromzoma sahiptir. Dolayısıyla 22 kromozoma sahip X ve Z canlılarının kromozom sayıları eşittir. Delta Kültür Yayınevi
13. Araştırmacı tüm hücre tiplerinde I numaralı yapıyı gözlemlediğine göre I kesinlikle ribozomdur. Ribozom hem ökaryot hem de prokaryot tüm hücre tiplerinde gözlenen zarsız bir organeldir. Bakteri, bitki ve mantar hücrelerinde ortak olarak gözlenen yapı II numaralı yapı hücre duvarıdır. Yalnızca bitki hücrelerinde bulunan III numaralı organel kloroplasttır. Sadece hayvan hücrelerinde bulunan V numaralı yapı ise sentrozomdur. Ancak IV numaralı yapı lizozom olamaz. Çünkü bitki hücrelerinde lizozom organeli bulunmaz. 16. X canlısı protista âleminin kök ayaklılar grubunda T canlısı ise cıvık mantarlar grubunda yer alır. Ancak Y canlısı protista âleminin kamçılılar grubunda yer alan öglena ya da algler grubunda yer alan bir canlı olabilir. Z canlısı kök ayaklılar grubunda yer alan bir canlı ya da silliler grubunda yer alan bir canlı olabilir. 14. I ve II numaralı olayları hem fotosentetik bakteri hem de yeşil bir bitki hücresi gerçekleştirir. III numaralı olay eşeysiz üremedir ve fotosentetik bakterilerde görülür. Bitki hücrelerinde görülmez. İnorganik maddelerden organik madde sentezini kloroplast gibi özelleşmiş bir organelinde gerçekleştirme yeşil bitki hücrelerinde görülür. Fotosentetik bakteriler prokaryot hücre yapısında olduklarından kloroplast organeline sahip değillerdir. Dolayısıyla III ve IV teki olaylar her iki canlıda ortak olarak gerçekleşmez. 17. Arkeler bakterilerden farklı olarak çok sıcak, çok soğuk ya da çok tuzlu olan ekstrem koşullarda yaşayabilirler. Arkelerin DNA ları bakterilerden farklı olarak histon proteini içerir ve hücre duvarının yapısı da bakterilerden farklılık gösterir. Dolayısıyla I, III ve IV numaralı özellikler nedeniyle arkeler farklı bir âlem içerisinde sınıflandırılmıştır. 15. Ekmek hamurunun kabarmasını sağlayan X canlısı maya mantarıdır. Bu canlı tek hücrelidir. Hücre duvarının ana bileşeni ise kitindir. Y canlısı laktik asit fermantasyonu yapan bir bakteridir. Hücre duvarının ana bileşini peptidoglikandır ve DNA sı sitoplazmada bulunur. Z canlısı saprofit bir bakteri ya da çürükçül beslenen bir mantar olabilir. Bu durumda Z canlısının prokaryot hücre yapısında olduğunu kesin olarak söyleyemeyiz. Ayrıca Y ve Z canlıları aynı âlem içerisinde yer alamayabilir. 18. Doğal (filogenetik) sınıflandırma yapılırken DNA daki nükleotit dizilimi ve protein benzerliği, homolog organ benzerliği, embriyolojik gelişim ve fizyolojik benzerlikler dikkate alınır.
19. Yalnızca Y ve Z türüne ait bakteriler A antibiyotiğine direnç genleri taşıdıklarından antibiyotik eklendikten sonra kültür ortamında bu bakteriler yaşamaya devam etmişlerdir. Z ve Y bakterileri farklı türden bakteriler olduklarından Z bakterisinin konjugasyonla sonradan A antibiyotiğine direnç genine sahip olması mümkün değildir. 22. Tohumun meyve ile kuşatılması kapalı tohumlu bitkilerde görülür. İletim demetine sahip olma damarlı tohumsuz ve damarlı tohumlu bitkilerde görülen bir özelliktir. Çift çenekli olma kapalı tohumlu bitkilerden çift çenekli olanlarda görülür. Kambiyum dokusu sayesinde enine büyüme açık iletim demetine sahip bitkilerde görülen bir özelliktir. Ancak selüloz içeren hücre duvarına sahip olma bitkiler âleminde bulunan canlıların tümünde görülen ortak bir özelliktir. 20. Deri altında ter bezi bulundurma memelilere ait bir özelliktir. Akciğerlere bağlı hava keseleri taşıma kuşlara ait bir özelliktir. Kalplerinde sadece oksijen bakımından fakir kan bulundurma balıklara ait bir özelliktir. Dolayısıyla I, II ve IV numaralı özellikler omurgalı hayvanlar şubesindeki bir canlının sınıfını belirlememize yardımcı olabilir. Ancak hem iki yaşamlıların hem de memelilerin azotlu boşaltım artığı üredir. Tüm omurgalı canlıların alyuvarlarında hemoglobin bulunur. Bu durumda III ve V numaralı özelliklere bakarak omurgalı canlıların sınıfını belirleyemeyiz. 23. X bakteri türünün üremesinin olmadığı petri kaplarına bakıldığında C antibiyotiğinin ortak olarak bulunduğunu, aynı antibiyotiğin X bakterisinin ürediği petri kaplarında ise bulunmadığını görüyoruz. Bu durumda C antibiyotiğinin X bakterisinin üremesini engellediğini söyleyebiliriz. 21. X mantar hücresi, Y bitki hücresi, Z hayvan hücresi ve T bakteri hücresidir. T bakteri hücresi olduğundan prokaryot hücre yapısındadır. X ve Z hücresine sahip canlılar heterotrof beslenme şekline sahiptirler. Bu durumda I ve III numaralı yorumlar yapılabilir. X ve Y hücresine sahip canlılar farklı âlemler içerisinde yer alırlar. X hücresinin hücre duvarı kitinden, Y hücresinin hücre duvarı selülozdan ve T hücresinin hücre duvarı peptidoglikandan oluşur. Dolayısıyla bu üç hücrenin hücre duvarlarının ana bileşeni birbirlerinden farklıdır. O halde II ve IV numaralı yorumlar yapılamaz. 24. Bakteri hücreleri prokaryot hücre yapısına sahip olduğundan kontraktil koful içermez. Genetik materyal sitoplazmada dağınık olarak yer alır. O halde II ve V numaralı özellikler bakımından protista âleminde yer alan tek hücreli bir canlı bakterilerden farklılık gösterir. Delta Kültür Yayınevi
25. Tablo incelendiğinde en fazla ortak özelliğe sahip canlıların X ve T olduğu görülecektir. 2, 4, 7 ve 8 numaralı genetik özellikler iki canlıda da ortak olarak bulunmaktadır. Bu durumda X ve T canlıları diğerlerinden daha yakın akrabadır. 28. Orman arazilerinin yerleşime açılması fotosentezle atmosfere salınan oksijen miktarını azaltır. Fabrikalarda üretimin artması ise atmosfere salınan karbondioksit miktarının artmasına, fabrika atıkları nedeniyle su ve toprağın daha fazla kirlenmesine yol açar. Bu nedenle I ve III numaralı olaylar çevre kirliliğine neden olur. Saprofit canlılar organik atıkları parçalayarak inorganik hale dönüştürür. Yenilenebilir enerji kaynaklarının çevreye verdiği zararlar minumum düzeydedir. Tarım zararlılarıyla mücadelede tarım ilaçları yerine aromatik otlardan elde edilen solüsyonların kullanılması çevre dostu bir uygulamadır. 26. A, B, C ve D seçeneklerinde verilenler bireyin karbon ayak izini azaltıcı yönde etkide bulunur. Ancak bireyin ihtiyacından fazla tüketimde bulunması karbon ayak izini arttırır. Çünkü gereğinden fazla tüketilen her ürünün üretimi ve bireye ulaştırılması sırasında atmosfere karbondioksit salınacaktır. 29. A, B, C ve D seçeneklerinde verilenler geri dönüşümün çevreye yönelik yararlarındandır. Ancak E seçeneğinde verilen durum geri dönüşümün ekonomiye sağladığı katkı ile ilgilidir. 27. Gen bankaları biyolojik çeşitliliğin ve nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerin korunması amacıyla kurulmuştur. 30. Yalnızca I numaralı uygulama biyolojik çeşitliliğin korunmasını sağlamanın yanında ekonomiye de katkıda bulunur.