Psikiyatride Demokratik İlaç Tedavisi İlaçla Tedavi Efsanesi Joanna MONCRIEFF Dr.B.Kenan KOCATÜRK ESOGÜ Tıp Fakültesi Psikiyatri A.D. Eskişehir 1
Anlatılacak Bölümler Bölüm 4: Yeni İlaçlar ve Çıkar Gruplarının Etkileri Bölüm 14: Psikiyatride Demokratik İlaç Tedavisi: İlaç Merkezli Yaklaşım Bölüm 15: İlaçla Tedavi Efsanesi 2
Bölüm 4: Yeni İlaçlar ve Çıkar Gruplarının Etkileri Kurumsal tutumlarda görülen çekincelere karşın pratikte ilaçlar 1950 öncesi anılarını yazan emekli psikiyarist Henry Rollin in sözleriyle sepet sepet dağıtılmıştır (Rollin 1990). 3
Şekil 4.1. 1952 ve 1957 yılları arasında Fransız hastanelerinde kullanılan klorpromazin (CPZ) miktarı(swazey 1974). 4
Tıbbi İlaçlaraa Yaklaşımlar Sormamız gereken soru şudur: Özellikle 1950 lerden önce ilaçlar ilaç merkezli bir anlayışla kullanıldığı halde, psikiyatride neden hastalık merkezli model temel alınmıştır? Bilimsel verilerin dışında ne gibi güdüler ve güçler etkili olmuştur? 5
Psikiyatri Mesleği ve Yeni İlaçlar Psikiyatrinin doğasına ilişkin 20. yy da yaygın olan iki temel yaklaşım vardır. Bunlardan birine göre psikiyatri başından beri tıbbın bir kolu olarak kendi yerini belirleme çabası içerisinde ve bu yüzden sürekli biyolojik açıklamalar ve fiziksel tedaviler peşindedir. Diğer yaklaşıma göreyse, 20. yy psikiyatrisi tam tersine psikanaliz ve sosyal psikiyatri tarafından yönlendirilmiştir (Wilson 1993). 6
Psikiyatri mesleği uzun zamandır kendi tıbbiliğini ve bilimselliğini kanıtlama endişesi taşımıştır. Yeni doğmakta olan bu meslek, tıbbi konumunu daha da pekiştirmek için psikiyatrik bozuklukların fiziksel temellerini ve diğer tıbbi durumlara benzerliklerini sürekli vurgulama gereği duymuştur (Jacyna 1982). 7
1973 yılında ünlü Rosenhan deneyi yayımlanmıştır. Bu deneyde sağlıklı insanlar kendilerini hasta göstererek hastaneye yatmış ve doktorlar tarafından bu insanlara şizofreni tanısı konulmuştur. Rosenhan ın meydan okumasına karşı, ABD nin öncü psikiyatristlerinden ve aynı zamanda DSM III ün mimarı Robert Spitzer, tedavilerin özgül olduğuna işaret ederek psikiyatrik tanıları savunmuştur. Sonuç olarak ilaç tedavisi arasında son derece çekici pek çok nedenle 1950 1970 görünmüştür. 8
Diğer tıp dalları ile paralellik pekişmiştir. Bu pekişme, psikiyatrinin dev sütunlu akıl hastanelerinden kurtulup daha normal görünümlü insanlara kolayca ilaç uygulama durumuna gelmesinde son derece uygun bir basamak olmuştur. 9
Yeni İlaçlarla İlgili Siyasi Tutumlar Psikiyatr Michael Shepherd, İngiltere de yatan hasta sayısının bu yeni ilaçlar daha kullanıma girmeden azalmaya başladığını göstermiştir (Shepherd ve diğ. 1961). Norveç te ilaçların kullanıma girmesiyle birlikte yatan hasta sayısında bir değişmee gözlenmemiştir (Odegaard 1964). Fransa da yatan hasta sayısı bu yeni ilaçlardan sonra 20 yıl boyunca daha da artmıştır (Sedgwick 1982). Bu vb diğer çalışmalar akıl hastanelerinde yatan hasta sayısında gözlenen azalmaların asıl kaynağının sosyal politikalardaki değişmeler olduğuna işaret etmektedir. 10
Sonuç olarak yeni ilaçlarla a hem mesleki hem de politik hedeflere ulaşılmıştır. Batı devletleri hem çoktandır başa çıkamadıkları sapkınlıkların idare edilmesi sorununa uzun zamandır aradıkları teknik ve bilimsel çözümü bulmuş, hem de insanlara kendi evlerinde tedavi sağlayarak geleneksel akıl hastanesi masraflarını azaltma hedefini gerçekleştirmiştir. Yeni ilaçlar toplum sağlığına ilişkin yeni politik yaklaşıma bilimsel bir temel sağlamıştır. 11
Bölüm 14: Psikiyatride demokratik İlaç Tedavisi: İlaç Merkezli Yaklaşım Sapkın ya da sıra dışı davranışların tıbbi hastalıklara dönüştürülmesi önemli bir amaca hizmet etmektedir. Her şeyden önce birilerine, insanları bir yerlere kapatma ve kontrol etme yetkisi vermektedir. 12
İlaç Merkezli Model Çerçevesinde Demokratik İlaç Tedavisi Moncrieff, ilaç merkezli modelde tıp doktoru gibi davranarak hastalık tanısı koymak ve bu tanı için uygun tedavi yöntemini belirlemek yerine, psikiyatrlar ya da psikiyatrik ilaç yazan diğer klinisyenler daha ziyade bir eczacı danışman gibi davranmalıdır, demektedir. 13
Belli bir ilacın tüm etkilerii ve bu etkilerde hangilerinin yararlı hangilerinin zararlı olabileceği konusunda insanları bilgilendirmelidirler ve bu bilgiler doğrultusunda ilaç tedavisinin uygun bir tedavi olup olmadığına ilacı alanın kendisi karar vermelidir. 14
Bu tür ilişkide psikiyatristin güç ve yetkisi bugünkünden daha az, danışanların da tedavinin sonucuna ilişkin beklentileri daha gerçekçi olacaktır. Psikiyatri, psikolojik bir rahatsızlığın temelinde yatan süreçleri onarabildiğini iddia etmeden ve böylece insanları olur olmaz fiziksel ve kimyasal reçetelerin olası zararlarına maruz bırakmadan, daha soğukkanlı ve alçakgönüllü bir uygulama alanına dönüşecektir. 15
İlaç merkezli model çerçevesinde demokratik ve ortak karara dayalı bir ilaç tedavisi anlayışında iki etkenin açıkça ortaya konması önem taşımaktadır: 1. Hastaların ve diğer insanların psikiyatrik tedaviden ne umduklarını net olarak bilmek gerekmektedir. 2. Kullanılan ilacın ne tür etkiler gösterdiği ya da göstermediği konusunda net olmamız gerekmektedir. 16
Psikoz ve şizofreni konusunda yapılmış en iyi araştırmalar, hastalığın nüksetme riskinin ilaç tedavisiyle en fazla %16 17 oranında azaltıldığını göstermektedir ki, bu oranın belki de büyük kısmı yine bırakma etkisinden kaynaklanmaktadır (Carpenter, Jr. ve diğ. 1990; Crow ve diğ. 1986). Kendiliğinden ilacı bırakanların oranına bakılırsa, hastaların çoğu nüksetme riskini ömür boyu süren ilaç kaynaklı hasarlara tercih etmektedir. 17
Bu noktada bazı hastaların gerçekten de ağır belirtiler gösterdiklerini kabul etmemiz gerekir. Bu gibi vakaları kontrol altında tutmak için nöroleptikleri kullanmak daha iyi olabilir. Ne olursa olsun, amacımızın ne olduğu konusunda daha dürüst olmamız gerekmektedir. Hastalığın temelinde fizyolojik arızalar olsa bile, ilaçların bu arızaları onarmadığını itiraf etmemiz gerekmektedir. 18
Bu ilaçları alanların hem kendilerine hem başkalarına karşı yeterince tehlikeli ve saldırgan olduğundan ve kimyasal kontrolden başka seçenek kalmadığından emin olmamız gerekmektedir. Neyse ki uzun ve şiddetli geçen rahatsızlıklar bile bir süre sonra durulmakta ve hatta ortadan kalkmaktadır. Bu yüzden iyi hissettikleri zaman insanlara kullandıkları ilaçları azaltma ya da bırakma şansı her zaman verilmelidir. 19
İlaç Merkezli Model ve Psikiyatrinin Politikası Moncrieff, şu ana kadar ele alınan veriler ışığında ilaçmerkezli yaklaşımın benimsenmesinin psikiyatrik ilaç kullanımında anlamlı bir azalmaya neden olacağını belirtmektedir. İlaç firmalarının ürettikleri ilaçların etkileri konusunda öne sürdükleri iddiaların çok daha sıkı bir denetim altında tutulması ve endüstrinin DESTEK ADI ALTINDA akademik ve bilimsel çalışmaları etkilemesinin önlenmesi gerekmektedir. 20
ABD de hastalar finansal baskı sistemine maruz kalabilirler. Bu sistemde hasta, kendisi için uygun görülen tedavi programına uymazsa sosyal güvenlik ödemelerinden mahrum bırakılır, ki bu tedavi programlarından ilaç tedavisi neredeyse hiç eksikk olmaz. Bu baskıya maruz kalanların oranı ABD nin bazı eyaletlerinde %15 19 lara kadar çıkabilmektedir (Appelbaum ve Redlich 2006; Monahan ve diğ. 2005). 21
Bölüm 15: İlaçla Tedavi Efsanesi Bu çalışma psikiyatrik bilginin göreliliğine ilişkin bir sav olarak anlaşılmamalıdır. Gerçek bilgi güç sahiplerince değiştirilmek istenebilir. Eğer bir taraf iktidar sahibiyse ve onlara meydan okuyacak eşit güçte gruplar yoksa, o zaman sahte bilgi gerçek bilgi olarak yerleşir. 22
Psikiyatrik ilaçlar konusunda bilgi olarak karşımıza çıkan tüm bu efsanelerin yaratılmasında rol alan unsurları belirlemek, Foucault nun deyişiyle direniş olanakları yaratır. Bu olanaklar çıkar etkilerinden arındırılmış başka türlü bir bilgi oluşturmamızı sağlayabilir. İlaç merkezli yaklaşım, böyle bir bilgi için gerekli zemini sağlamaktadır. 23
Bu yaklaşım psikiyatrik ilaçların mütevazi ve geçici faydalarını nesnel olarak değerlendirir ve zararlı etkilerini açıkça ortaya koyar. Sözde bilimsel yanıltmacalara başvurmadan ilaçların iyi gelip gelmediği kararını insanların kendilerine bırakır. Tıbbi terimlerle maskelenenn gerçeği, psikiyatrik ilaçların mucizevi şifalar değil normal beyin faaliyetlerini bozan psikoaktif maddeler olduğu gerçeğini gözler önüne serer. 24
Ve nihayet, zorla verilen ilaçların bir tür kimyasal tahakküm olduğunu göstererek, psikiyatrik rahatsızlıklara daha dürüst ve insancıl bir müdahaleyi teşvik eder. 25
26 26