Demokrasi-laiklik ilişkisini düşünmek

Benzer belgeler
Prof. Dr. OKTAY UYGUN Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi DEMOKRASİ. Tarihsel, Siyasal ve Felsefi Boyutlar

İÇİNDEKİLER. ÖNSÖZ..i. İÇİNDEKİLER.iii. KISALTMALAR..ix GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM DEMOKRASİ - VESAYET: TEORİK VE KAVRAMSAL ÇERÇEVE

DEVLET TEŞKİLATINA TEORİK YAKLAŞIMLAR PROF. DR. TURGUT GÖKSU VE PROF. DR. HASAN HÜSEYIN ÇEVIK

İnsanların, sadece insan olması nedeniyle sahip oldukları devredilemez ve vazgeçilemez haklardır.

İ Ç İ N D E K İ L E R

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...IX

T.C. YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI Basın Bürosu Sayı: 19

Ortadoğu da İslam ve Siyaset

Hazırlayan: TACETTİN ÇALIK. Tacettin Hoca İle KPSS Vatandaşlık

ANAYASA DERSĐ ( ) ( GÜZ DÖNEMĐ YILSONU SINAVI) CEVAP ANAHTARI

Yrd. Doç. Dr. Tevfik Sönmez KÜÇÜK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi PARTİ İÇİ DEMOKRASİ

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST

Değişen Türkiye de Kimlik, Laiklik ve Demokrasi

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

5. İİT ÜYESİ ÜLKELER DÜŞÜNCE KURULUŞLARI FORUMU

Şafak EVRAN TOPUZKANAMIŞ. Türk Hukukunda Anayasal Gelişmeler Işığında Vatandaşlık

HÜSEYİN SEYMEN SORGUNAİHL

Türkiye nin Milli Güvenliği: Güncel Durum ve Gelecek

1: İNSAN VE TOPLUM...

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS

SİYASET ÜSTÜ DÜŞÜNMEK Pazar, 30 Kasım :00

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

Ümit GÜVEYİ. Demokratik Devlet İlkesi Çerçevesinde. Seçimlerin Yönetimi ve Denetimi

DERSİMİZİN TEMEL KONUSU

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DEMOKRASİ KAVRAMI AÇISINDAN DEVLET VE DİN İLİŞKİLERİ

Demokrasi ve Sivil Toplum (SBK256)

YENİ ANAYASA YAPIMINDA GÜÇLÜ VE ZAYIF YÖNLER Doç.Dr. Abdurrahman Eren

Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet...Üçünde de din, devletin kontrolünde

YILDIZ TEKNİKTE YENİ ANAYASA PANELİ

DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ

TÜRKİYE TİPİ BAŞLANLIK SİSTEMİ MODEL ÖNERİSİ. 1. Başkanlık Sistemi Tartışmasının Temel Gerekçeleri

2014 YEREL SEÇİMLERİ ANKETİ

Doç. Dr. SERDAR GÜLENER TÜRKİYE DE ANAYASA YARGISININ DEMOKRATİK MEŞRULUĞU

Demokrasiler ve Azınlık Talepleri

MEVLÜT GÖL KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA ANAYASA BAŞLANGIÇLARININ SEMBOLİK VE HUKUKİ DEĞERİ

ACR Group. NEDEN? neden?

Demokrasi Teorisi (KAM 311) Ders Detayları

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II

EĞİTİMİN DİNSELLEŞTİRİLMESİ VE ŞURA KARARLARI

TÜRKİYE NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE DEMOKRASİYE AYKIRI BİR DURUM VAR MI?

Vekiller Heyeti Kararı, Sıkıyönetim Komutanlığı ve Milli Güvenlik Konseyi'nce Kapatılan Siyasi Partiler

SİYASAL İDEOLOJİLER (SBK457)

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

TKP-1920 nin 1 Mayıs 2015 Mitinglerine ve 7 Haziran Seçimlerine Çağrısı

ABDÜSSELAM: ARAP BAHARI NIN MIRASI: BIR ÇIKIŞ MÜMKÜN MÜ? ORSAM BÖLGESEL GELİŞMELER SÖYLEŞİLERİ. Refik Abdüsselam

SOSYAL BİLGİLER 7 ESKİ VE YENİ MÜFREDAT KARŞILAŞTIRMASI (ÜNİTE YERLERİ DEĞİŞTİRİLMEDEN)

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ÇAĞDAŞ DİNİ AKIMLAR İLH

Avrupa da Yerelleşen İslam

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

Koçluk Oturumu/Seansı Canlandırma

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI... ORTAOKULU SOSYAL BİLGİLER DERSİ 7. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

İslam Dünyasından Darbe Girişimine Tepkiler

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI... ORTAOKULU SOSYAL BİLGİLER DERSİ 7. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

DERS TANITIM BİLGİLERİ

ODTÜ G.V. ÖZEL LĠSESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ZÜMRESĠ Eğitim-Öğretim Yılı. Ders Adı : Siyaset ÇalıĢma Yaprağı 13 SĠYASET

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE'DE ORTAK BİR KİMLİK OLARAK "ÖTEKİLİK" İKİNCİ BÖLÜM ARAŞTIRMADA İZLENEN YÖNTEM... 27

Türkiye nin Siyasi Yapısı I (KAM 205) Ders Detayları

SEÇMENLERİN TOPLUMSAL PROFİLİ VE SİYASAL EĞİLİMLERİ: SINIF, TOPLUMSAL CİNSİYET, ETNİSİTE, DİN, İDEOLOJİ VE GEZİ OLAYLARI

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü TÜRK ANAYASA DÜZENĐ BAHAR DÖNEMĐ ARA SINAVI CEVAP ANAHTARI

Ders Planı - AKTS Kredileri:. Yarıyıl Ders Planı Kodu Ders Z/S T+U Saat Kredi AKTS KY/SB 604. Karşılaştırmalı Siyasal Sistemler

ULUSAL ÇALIŞTAY SONUÇLARI

Yrd. Doç. Dr. Evra ÇETİN. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi nin maddeleri Bağlamında. Çalışanların Hakları

ABD ise, din konusunda serbest alan arayan, hemen hepsi Hıristiyan ama farklı mezheplerden olan pek çok toplumun oluşturduğu bir bütündür.

DERS PROFİLİ. Türk Siyasi Hayatı POLS 401 Güz Yrd. Doç. Dr. Ödül Celep

Cumhuriyet Halk Partisi

SAAT KONULAR KAZANIM BECERİLER AÇIKLAMA DEĞERLENDİRME

Cumhuriyet Halk Partisi

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2

ANAYASAL ÖZELLİKLER. Federal Devlet

Yeni Anayasa Nasıl Olmalı, Nasıl Yapılmalı?

2 Ekim 2013, Rönesans Otel

Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ İKTİSDİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİŞLER BÖLÜMÜ LİSANS PROGRAMI

İnsanların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk denir. Hukuk kurallarını koyan, uygulanıp uygulanmadığını

A Framework for an Emancipatory Social Science

frekans araştırma

SİYASET NEDİR? Araştırma Soruları

M. Gözde ATASAYAN. Kamu Hizmetlerinin Süreklilik ve Düzenlilik İlkesi

4. İslam İşbirliği Teşkilatı ( İİT ) Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumu

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türk Siyasal Yaşamı SPRI

Türk-Alman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Ders Bilgi Formu

OY HAKKI, SEÇİM ve SEÇİM SİSTEMLERİ

E-demokrasi Projesi Anket Sonuçları

Bürokrasi ve Türkiye Bürokrasisi (KAM 302) Ders Detayları

DEMOKRASİ VE SAYDAMLIK ENSTİTÜSÜ

Transkript:

Demokrasi-laiklik ilişkisini düşünmek Taraf - Istanbul - 16.12.2008 MURAT SOMER* / Felsefi bir tutum olarak kişi demokrasiyi bile kayırmamayı ve mutlak tarafsızlığı seçebilir. Ama demokrasiyi seçiyor ve sağlamlaştırmak istiyorsak eğer demokratik laiklik ve pozitif özgürlük konularında fazla tarafsızlık lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. AB düzeyinde özgürlükçü demokrasinin sağlamlaşmasını, başörtüsü gibi sorunların demokratik uzlaşmayla çözümünü, kendisinden farklı olan için de özgürlüğü ve katılımı arzulayan insanlar nasıl bir laiklikte uzlaşabilir? Prof. Mustafa Erdoğan la olan diyalogumuz (Taraf, 13 ve 24 Ekim 2008) bu soruya iki farklı yanıt verilebildiğini gösteriyor. Birincisi Türkiye deki laikliği demokratikleştirerek, yani tepeden ve yasakçı yönlerini düzelterek güçlendirmek. İkincisiyse laikliği demokrasiye ve ortak yaşama temel oluşturmayan bir felsefi farklılığa indirgemek ve dini pratikleri kısıtlayacak hiçbir düzenlemeyi meşru görmemek. Baştan vurgulamalı ki laik devletin bireyi dinden özgürleştirmek görevi olmamalı. Özgür iradeyle dindarlığı seçebilmek temel bir insan hakkı. Devlet bu konuda kişiyi bilgilendirmeli ama yönlendirmemeli. Ama devlet, bireyin dini veya belli bir yorumunu eleştirmek ve ondan özgürleşmeyi seçebilmek özgürlüğünü koruyabilir. Bunu yaparken de her durumu aynı kalıpta değerlendirmektense gereken yerde koruyucu ve destekleyici tedbir almalı. Bu ise düşünce ve vicdan özgürlüğünü korumak demek ve dindarlar da olmayanlar da savunabilir. Çünkü dini veya seküler eleştiriye ve farklılığa kapanan her düşünce ve inanç sistemi zamanla fakirleşir ve otoriterleşir. Peki nasıl bir laiklik bunu engelleyebilir? TÜRKİYE DE LAİKLİĞİN İŞLEVİ Bizde laiklik devlet eliyle modernleşmenin aracı oldu. Osmanlı modernleşmesi de kısmi bir laikleşme modeline yönelmişti. Geleneksel-dinî hukuku, kurumları ve sembolleri (örn. medrese, dini aile hukuku ve sarık) bertaraf etmeden onlara paralel daha seküler olanlarını (örn. rüşdiye, mecelle ve fes) getirerek. Ayrıca devlet dini,

Müslüman toplumu mobilize etmekte kullandı. Cumhuriyet kurulurken de bu modelin devamını örneğin tekkelerin ve hilafetin korunmasını savunan elitler vardı. Ama cumhuriyetin temel kurumları daha radikal ve otoriter bir laikleşme modeli olan Atatürk devrimleriyle kuruldu. Geleneksel dinî kurumlar, hukuk ve semboller seküler veya devlet gözetiminde olanlarla ikame edildi ve dinî kurumların bazı işlevleri de devlete yüklenmek zorunda kalındı. Böylece devleti dinden ayırmak anlamında değil (din eğitimi bile devletin sorumluluğunda) devleti ve seküler hukuku geleneksel dini kurumlara nazaran güçlendirmek (özerkleştirmek) anlamında laiklikte çoğunluğu Müslüman bütün ülkelerden daha ileri gitti. Belli tarihsel koşulların ve tercihlerin sonucu olan farklı kesimleri farklı etkileyen (örneğin kent ve kır) bu modeli toptan bir başarı veya başarısızlık olarak değerlendirmek bilimsel değil. Ama günahıyla sevabıyla performansı, bu yolu seçmeyen veya seçemeyen, Osmanlı modeline daha yakın, örneğin hukukun İslam la tutarlı olması gereken Mısır, Pakistan gibi ülke-lerle karşılaştırarak bir ölçüde değerlendirilebilir. Osmanlı nın görece geri kalmış topraklarında kurulmasına rağmen, çoğunluğu Müslüman ülkeler içinde demokrasi, kalkınma ve Batı yla bütünleşmede en ileri ülkelerden biri olduğu açık. 1950 de çok partililiğe, 1980 lerde ekonomik liberalizme açılmayı da becerdi. Ama topluma karşı devleti fazla güçlendirdi ve kısmen kendi ürünü olan yeni bölgesel, ekonomik, dini ve kültürel grupları sisteme katarak demokrasiyi ve kalkınmayı derinleştirmekte zorlandı. Hukukun üstünlüğü, geçmişle barışma, gelenekle irtibat ve insan haklarında zayıf kaldı. TÜRKİYE DEMOKRASİSİNE ELEŞTİRİLER Bu modele iki tür demokrasi eleştirisi yöneltildi. 1950 lerden ama özellikle 1980 lerden beri dinamizmi ve özgüveni artan İslami kesimler dünyadaki gelişmeler yanında, söylemleriyle, eğitimleriyle, ötekileriyle Türk modernleşmesinin ürünüydüler. Ama merkez-sağ hareketler yanında laikliğe veya Türkiye dekine karşı İslamcı hareketler de çıkardılar. Bu hareketler demokrasiden öncelikle çoğunluk egemenliğini anlıyorlardı. Zira memleketin asıl sahibi dedikleri çoğunluğun özde İslami olduğuna inanıyorlardı. Birey ve azınlık hakları tali sorunlardı ve Türkiye deki laikliği dinsizlikle suçladılar. 1990 larda liberal ve demokrat aydınlar ise daha farklı bir eleştiri ürettiler Türk

laikliğine. Vurguları çoğunluk egemenliğine değil hak, hukuk ve herkes için özgürlük kavramlarınaydı. Muhalefetleri laikliğe değil militan ve ideolojik dedikleri devletçi ve yasaklamacı uygulamalaraydı. Laikliğin demokratikleşmesi isteniyordu ve liberal demokratikleşmeye önemli bir katkıydı. Bu söylemi daha sonra yenilikçi İslamcılar da kullandılar ve haklı olarak demokratik dış dünyanın ve liberallerin desteğini kazandılar. Ama son yıllarda söylemde bir kayma gözüküyor. 1990 larda tam demokrasi için laikliğin demokratikleşmesi istenirken yeni söylemde laikliğin demokrasi için gerekli olmadığı iddia ediliyor. Örneğin Sn. Erdoğan 1990 daki yazısında, işler bir demokrasi için siyasi-hukuki laiklik ve asgari bir sosyolojik laiklik (yeterli olmasa da) zorunlu bir koşuldur düşüncesini savunuyor. Şimdiyse laiklik özgürlükle ilgilidir ve halk egemenliğiyle ilgili olan demokrasinin şartı değildir diyor. Dünyadaki örneklere bakarak A. Stepan gibi bazı siyaset bilimcileri de laikliğin demokrasi için gerekli olmadığını öne sürüyorlar. Ancak aynı verilere göre sağlamlaşmış demokrasi kabul edilip de bir tür laik sistemi olmayan ülke de yok gibi. Buna dayanarak ben de Ekim 2007 de Third World Quarterly dergisinde yayınlanan makalemde, laikleşme ve demokratikleşmenin iç içe geçtiğini ve (uzlaşma ve müzakere içeren) demokratikleşmenin laikliği üretiyor (ve sağlamlaştırıyor) olabileceğini savundum. Yani laiklik demokrasinin ön şartı değil ama demokrasiyi sağlamlaştırmak ta toplumsal uzlaşmayla yani demokrasiyle desteklenmiş bir laiklik olmadan zor gözüküyor. Yeni söylemin bir diğer iddiası da eğer devlet din işlerine müdahale ederse din ve vicdan özgürlüğü olmaz. Oysa yasaklama değil ama demokratik düzenleme ve denetleme özgürlükçü demokratik düzenlerde kaçınılmaz. Dünyadan veriler, daha kalkınmış demokratik ülkelerin dine daha fazla müdahale ettiğini gösteriyor. Ben de bu yüzden yukarıda bahsettiğim makalede devletin demokratikleşme ve kalkınma sürecinde dinden özerkleşmek ve dini kurumlarla uzlaşmak için düzenlemeler yapıyor olabileceğini savlamıştım. Tabii bu düzenlemeler dini hürriyetleri bir ölçüde kısıtlıyor. Ama devletin düzenlemelerle azınlığı ve bireyi korumadığı yerde din ve vicdan özgürlüğü çoğunluk dini veya yorumu karşısında daha da azalabilir. Her devlet müdahalesinin özgürlük ihlali olduğu ancak radikal liberteryen bir perspektiften iddia edilebilir. Böyle bir perspektiften örneğin sigara içme yasağı

seyahat özgürlüğünü, BDDK ekonomik özgürlüğü yok ediyor denebilir. Demokrasiler kamu yararı ve farklı özgürlüklerin dengelenmesi için birçok faaliyete müdahale ediyor. Sorun belki de şu. Türkiye de devlet demokrasi ve hesap verme eksiği nedeniyle düzenleme yapacağı yerde yasaklama yapıyor. Bir video için neredeyse interneti yasaklıyor. Laikliği de böyle uyguluyor ve koruyucu değil yasaklayıcı uygulamalar yapıyor. Oysa modern demokrasiler düzenlemeleri özgürlükleri kısmak değil korumak ve artırmak için yapar. Bir yandan bireyi çoğunluk dini veya yorumuna karşı korurken inanç ve ibadet özgürlüğünün kullanılabilmesine için olanak yaratır. CEMAAT DEMOKRASİSİ Mİ Bir diğer iddiaysa demokrasi için yönetenlerin yetkilerini halktan almalarından ve halka sorumlu olmalarının yeterliliği. Örneğin Sayın Erdoğan benim, dini grupların birey üzerinde fazla güç sahibi olmasının bir cemaat demokrasisi ve demokrasi eksiği yaratabileceği düşüncemi eleştiriyor. Cemaatler de tabii medeniyetin parçasıdırlar ve demokrasiye katılmalılar. Ama fazla baskın oldukları yerde demokrasi zorlanır çünkü halk egemenliği bireyin özgür iradesini gerektiriyor. Kastettiğimiz modern, çoğulcu demokrasiyse eğer, siyaset bilimindeki yaygın tanımlar (örn. Robert Dahl) halk egemenliği kadar ifade ve bilgi edinme gibi özgürlükleri vurguluyor. Yani halk egemenliği ve özgürlük boyutları iç içe. Tabii ülkemizde seküler gruplar da cemaat gibi davranarak demokrasi eksiği yaratabiliyor. Siyasi partiler parti içi demokrasiye izin vermiyor, laiklik dogmatik bir anlayışla savunulabiliyor. Ama iki yanlış bir doğru etmez ve yapılması gereken bu grupların cemaat gibi davranmalarını eleştirmek. Laik grupların ve düzenlemelerin karşı baskı yarattığı yerlerde devletin görevi vicdan ve düşünce özgürlüğünü sağlayıcı önlem almak. Dindarlık ta laikçilik de bir baskı haline gelebilir ve Türkiye nin her yerinde sorunun aynı olmasını beklemek yanlış. POZİTİF-NEGATİF ÖZGÜRLÜK AYRIMI Burada Sayın Erdoğan la ayrıldığımız son noktaya, pozitif negatif özgürlük ayrımına geliyoruz. Bu ayrım kendisinin de belirttiği gibi analitik olarak sorunlu bir ayrım olsa da devletin rolüyle ilgili farklı perspektifleri tasvirde yararlı bir araç. Ben devletin bireyi azınlık olduğu yerlerde her türlü grup tahakkümünden korumak için pro-aktif (müdahil) olmasını savunuyorum. Örneğin devlet kadınların ekonomik özgürlüğünü sağlamak için geçici pozitif ayrımcılık yapabilir (bunu yaparken de erkeklerin

özgürlüğünü kısıtlar). Kişinin vicdani seçim yapabilme özgürlüğünü kazanması için eleştirel felsefe eğitimini destekleyebilir. Sünniler le eşitlik adına Aleviler i destekleyebilir. Sayın Erdoğan bireyi dini (veya cemaat gibi davranan seküler grup) baskısından korumak adına fiziksel zorlamayı cezalandırmanın ötesinde her uygulamanın liberal ve seküler değerleri kayırmak ve baskıcı olacağını düşünüyor. Ayrıca fiziksel zorlamanın bile saptanmasının zorluğunu vurguluyor. Oysa bu gözlem benim düşüncemi destekliyor. Fiziksel grup tahakküm bile zor saptanabildiğine göre kişiyi sosyal ve düşünsel grup tahakkümünden korumak ancak bireyi zihinsel ve ekonomik olarak güçlendirici politikalarla olabilir. Bunun liberal değerleri kayırma olabileceğini kabul ediyorum. Ama modern demokrasinin temelindeki fikirler kısmen kökleri dinde olabilse de liberal değerlerde vücut bulmuş ve uygulanabilmiştir. Demokrasi kendi temelini oluşturan değerlere tarafsız olamaz. Tabii felsefi bir tutum olarak kişi demokrasiyi bile kayırmamayı ve mutlak tarafsızlığı seçebilir ve buna saygı duyuyorum. Ama demokrasiyi seçiyor ve sağlamlaştırmak istiyorsak eğer demokratik laiklik ve pozitif özgürlük konularında fazla tarafsızlık lüksümüzün olmadığını düşünüyorum. * Doç. Dr.; Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi /