BAŞLARKEN, Bazılarımız işkoliktir, bazılarımız çok rahat. Bazılarımız gelecek, bazılarımız bugün için yaşar. Bazılarımız mükemmeliyetçidir, bazılarımız hayatında küçük hatalara yer verebilir. Bazılarımız için kurallar kesinlikle çiğnenmemelidir, bazılarımız için bütün yasaklar çiğnenmek içindir. Bazılarımız canlı, hareketli, neşelidir, bazılarımız ise duruşuyla herkesi ciddiyete davet eder. İş, aile, arkadaşlık, eğitim gibi hayatımızın farklı alanlarında her birimiz farklı tutumlar sergileriz. Tutumlarımız, farkında olmasak da dünyayı nasıl algıladığımızı, durduğumuz noktayı ve hayatımızı belirler. Tutumlarımız, yolumuza yalnız devam ederken sadece kendi yaşamımıza yön verir. Peki, anne ya da baba olduğumuzda? Bize katılan küçük üye yolun başındayken Hayata dair hiçbir fikri yokken... Dünya onun için keşfedilmesi ve öğrenilmesi gereken birçok şeyle doluyken... Dünyayı tanımak ve anlamlandırmak için sayısız deneye girişirken... Üstelik bu deneyleri özgürce gerçekleştirmek isterken Biz nasıl durmalıyız onun yanında? Artık yalnız değil de çocuğumuzla birlikte yürürken tutumlarımız onun da yaşamına yön verir ve kişiliğini geliştirmesine katkıda bulunur. Anne - baba olarak tutumlarımız hakkında farkındalık kazanmamız, bu gelişime olumlu katkıda bulunabilmemiz açısından önemlidir. Bizlerde ALEV Okulları Rehberlik Servisi olarak öğrencilerimizin YAŞAMA DAİR deneyimlerinde siz sevgili velilerimize yol göstereceğine inandığımız, yılda iki kez yayınlanacak olan dergimizle sizlere yardımcı olmayı hedefliyoruz. Keyifle okumanız dileğiyle, Özel ALEV Okulları Rehberlik Servisi
ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN UYUM VE DAVRANIŞ PROBLEMLERİ
Çocukluk dönemi gelişim evreleri; doğru anne-baba tutumları, olumlu bir çevre ve eğitimle sağlıklı bir şekilde tamamlanır. Çocukluk döneminde, okul ve sosyalleşme sürecinde ortaya çıkan bazı uyum ve davranış bozuklukları genellikle bu dönemlerin sağlıklı atlatılmamasından kaynaklanmaktadır. Ortaya çıkan davranış bozuklukları genellikle duygusal kökenli dürtüsel (tepkisel) davranışlar olarak kendini gösterir. Çocuklarda en sık görülen davranış problemleri; parmak emme, tırnak yeme, yeme bozuklukları, uyku bozuklukları, korkular, kaygı, aşırı hareketlilik, saldırganlık, yalan söyleme, çalma, mastürbasyon gibi problemlerdir. Bu problemlerin çocukluk dönemine özgü geçici bir davranış mı yoksa sürekliliği olan bir davranış mı olduğuna dikkat etmek gerekir ve ne kadar önce fark edilirse problemi ortadan kaldırmak o kadar kolaylaşır. Parmak Emme: Bütün çocuklarda özellikle üç dört yaşına kadar görülen bir davranıştır. Daha sonra kendiliğinden davranış ortadan kalkar. Eğer davranış devam ediyorsa psikolojik kökenli bir sorun olduğu düşünülmelidir. Ailede ya da çocuğun hayatında değişen herhangi bir durum çocukta kaygı, gerilim yaratmış olabilir. Özellikle yeni bir kardeşin aileye katılması bu tarz bebeksi davranışları ortaya çıkarabilmektedir. Çocuğun ilgi ve sevgi ihtiyacı karşılanmalı, gerilim yaratan durum doğru tespit edilmeli ve kaygı durumunu ortadan kaldırmaya yönelik bir tutum izlenmelidir. Tırnak Yeme: Bu davranış genellikle otoriter ya da mükemmeliyetçi bir tutum izleyen ailelerle büyüyen çocuklarda kaygı problemi olarak ortaya çıkar. Sürekli eleştirilmek, yeterli ilgiyi alamamak, onaylanmadığını düşünmenin çocuklarda yarattığı gerilim kendini tırnak yeme davranışı olarak gösterir. Tırnak yemenin ortadan kalkması için yapılacak en doğru şey davranışı görmezden gelmek ve davranışı ortaya çıkaran durumu tespit edip çocuğun ihtiyacına göre tutum belirlemektir. Kaygı: Okul çağı çocuklarında ortaya çıkan kaygı bozukluğu çocuğun başarıyla ilgili olumsuz duygularından kaynaklanır. Aynı şekilde okula yeni başlayan çocuklardaki okul fobisi de bir kaygı durumu olabilir. Yüksek beklentisi, mükemmeliyetçi tutumları ve bu tutumları çocuğuna ifade ediş şekli çocukta kaygının oluşmasındaki en büyük etmenlerdir. Çocukların güçlü yanlarını ortaya çıkaracak, özgüvenlerini destekleyen ve kendileri ile ilgili olumlu algı geliştirmelerine yönelik bir tutum içinde olmak gerekir. Çocuğu, yaşadığı kaygıyla baş etmesine yönelik desteklemek önemlidir. Mastürbasyon: Çocuğun kendi cinselliğini ve vücudunu keşfetmeye başlamasıyla genellikle üç-altı yaş arası görülür ve ortadan kalkar. Bu sağlıklı bir merak ve keşif sürecidir. Görmezden gelindiğinde genelde davranış kendiliğinden ortadan kalkar. Okula yeni başlayan okul fobisi yaşayan çocuklarda da mastürbasyon davranışı gözlemlenebilir, çocuğun zorlandığı bir durumla ilgili baş etme yöntemi olarak düşünülebilir, kaygı azaldığında davranış kendiliğinden söner.
Mastürbasyon davranışı eğer sınıf içinde, kalabalık ortamlarda devam ediyorsa, çocuk kendini kontrol etmekte zorlanıyorsa, sürekliliği oluşmaya başlamışsa, çocuğun zorlandığı duygusal bir durum olduğu düşünülmelidir. Görmezlikten gelmek, dikkatini başka bir yöne çekmeye çalışmak, bu davranıştan uzaklaştıran ilgi çekici ortamlar yaratmak ve aynı zamanda çocuğun duygusal zorlanmasıyla ilgili destek almak gerekmektedir. Korkular: Çocuklarda çok sık rastlanan duygusal bir problemdir. Çocuklar somut dönemlerinde tehlikeli ve tehdit olarak algıladıkları şeylere karşı korku geliştirirler. Yalnız kalma, kaybolma, yangın, deprem gibi olaylar korkuya yol açabilir. Korkuya yol açan en önemli etmen çocuk eğitiminde korkuyu kullanmak, korkutarak bazı davranışları yaptırmaya çalışmaktır. Aynı zamanda aşırı koruyucu ailelerde, problemle baş etme becerisi kazanmamış çocuklarda olaylar ve durumlar karşısında korku gelişebilir. Çocukla duygularını anlamaya yönelik konuşmak, güvende olduğunu hissettirmek korkuyla baş etmesini azaltır. Psikolojik Danışman Pınar Cömertler
ERGENLİKTE KİMLİK GELİŞİMİ Ergenlik, Artık büyüdün bunları kendi başına halletmen gerekir. ya da Dur bakalım henüz küçüksün. cümlelerinin sıklıkla kullanıldığı ve duyulduğu bir dönemdir. Bu nedenle; ergenlik dönemi bireyin içinde bulunduğu toplumun onu artık bir çocuk gibi görmeyi bıraktığı fakat ona henüz yetişkin statüsünü, rolünü ve işlevini tümüyle vermediği yaşam dönemi olarak da tanımlanabilir. Ergen hem küçük hem büyük değildir. O ne küçük ne büyüktür, o ergendir. Ergenlik çocuğun hayatındaki ikinci ayrılma-bireyselleşme dönemidir. Bu nedenle ergen geçmiş yaşam deneyimlerini bütünleştirme Ben kimim? sorusuna yanıt arama, sağlam bir kimlik ve kişilik duygusuna ulaşma çabası içindedir. Kimlik gelişimi ne ergenlikte başlayan bir süreç ne de ergenlikte biten bir süreçtir, tüm yaşam boyunca gelişir ve değişir. Ergenlikte kimlikle ilgili keşif davranışının yoğunlaşmasının nedeni fiziksel görünüşte meydana gelen değişiklikler, gelişen bilişsel kapasite ve ergenliğin iş, evlilik ve geleceğe yönelik önemli kararları alma zamanı olmasıdır. Kimlik, Erikson a göre ergenlik evresinde kazanılması gereken temel özelliktir. Grup kimliği; mesleki kimlik, ulusal kimlik, kültürel kimlik, cinsel kimlik gibi bu statülerin bileşenidir. Ergenlik döneminde bireyler bilişsel, bedensel ve psikolojik değişimler sonucunda toplumun beklentileri ile karşı karşıya kalırlar. Bir yandan çocukluk özdeşimlerinin ve kendilik algılamalarının sürdürülmesi ve var olan dengeyi sürdürme çabaları, öte yandan toplumsal beklentiler, ergendeki değişimi zorunlu kılmaktadır. Bu durumda ergen kendi kimliğini yeniden tanımlayarak toplum içinde yer edinmek zorunda kalır. Erikson, ergenlik dönemini kimlik duygusuna karşı kimlik kargaşası olarak tanımlamıştır. Ergenlik evresinde kimlik duygusuna karşı kimlik kargaşası temel çatışmayı oluşturur. Bu duygular Kimlik Duygusu/Kimlik Karmaşası dönemini de beraberinde getirir. Böylece Kimlik Bunalımı farklı şekillerde ortaya çıkar. Bu dönemde ergenlerin yaşadığı kimlik bunalımı,
bir sonraki evreye olumlu geçiş sağlayan kimlik duygusunun kazanılmasıyla çözümlenebilir. Kimlik bunalımı dört şekilde tanımlanabilir: 1. Kimlik Duygusunun Kazanılması: Bireyin yaşam alanındaki bağlantılarını yapmış, yolunu belirlemiş olmasıdır. 2. Askıya Alma: Gencin yetişkin sorumluluklarını almaya geçişte bir tür hazırlanma ve zaman kazanma dönemidir. Erikson a göre toplum, ergenlere askıya alma dönemini bilinçli olarak verir. Ergen bu dönmede kesinleşmiş bağlanmalar yapmadan önce, çeşitli olasılıkları dener. Erikson a göre askıya alma, henüz sorumluluk almaya hazır olmayan kişiye tanınan ve toplum tarafından kişiye sunulan bir erteleme dönemidir. 3. Kimlik Karmaşası: Ergenin seçenekleri deneyimleme sürecinde toplum tarafından engellenmesi sonucu karmaşa yaşamasıdır. Ergenin farklı rolleri ve yaşantıları bütünleştirememesi, dışarıdan gelen bilgileri örgütleyememesi sonucu ortaya çıkar. 4. Ters Kimlik: Ergenin toplumun ondan beklediği rollere karşı gelerek marjinal rolleri ve davranışları benimsemesidir. Babası polis olan bir gencin kanunları çiğneyen biri olması ya da başarılı bir ailenin kızının okula gitmeyi reddetmesi gibi Bu dönemin sağlıklı olarak geçmesi Genç Yetişkinlik, Yetişkinlik ve Yaşlılık döneminin de sağlıklı geçmesini sağlar. Bu nedenle, Ergenlik Döneminde Gençlerle İlişki Kurarken Dikkat Edilmesi Gereken Birkaç Başlığı şöyle sıralayabiliriz: Ergenin fiziksel değişimleri ciddi düzeydedir ve bu süreçleri anlaması açısından ebeveynlerinin desteği çok değerlidir. Ergen bu konularda ağırlıkla arkadaşlarından bilgi edinir ancak arkadaşlarının bilgisi de kendi deneyimsizliği kadar olduğundan yanlış ve tutucu bilgiler alabilir. Bu nedenle ergenin cinsel eğitimi önemli bir konudur. Ebeveynler bu konuda, bunu ergenle kimin nasıl paylaşacağını planladıktan sonra mutlaka devreye girmelidir. Ergen ile yaşanan çatışmalar ebeveynleri ürkütebilir, kızdırabilir bazen çocuğunu hiç tanıyamıyormuş gibi algılanabilir. Unutmayın ki ergen de bunları yaşamaktadır ve o bizim geçtiğimiz yoldan henüz geçmemiştir. Bu nedenle ne kadar zorlanırsak zorlanalım ilişki ve iletişimden vazgeçmemiz gerekir. Ebeveynin görevi çocuğunu evden ayrılacağı zaman için en iyi şekilde hazırlamak ve desteğini hissettirmektir. Yuvası ve ailesi, genç için her zaman güvenli bir üs olmalıdır; oradan çıksa, yer yer uzaklaşsa bile oradaki insanların onun en değerli müttefikleri olduğu duygusu hep onunla beraber olmalıdır. Ergenin özel hayatına saygı değerli bir tutumdur. Nasıl ki bizim kimliğimize, kişiliğimize ve mahremiyetimize bir değer gösterilmesini, onaylanmasını istiyorsak ergene de o şekilde davranmalıyız. Ergen ile ilişkideki bir önemli noktada arkadaş ilişkileridir. Arkadaş seçimi önemli bir konu olmakla birlikte ailenin arkadaşlara ve arkadaş seçimlerine sık ve olumsuz müdahalesi genelde çatışmaya yol açar. Bu noktada ergenin arkadaşlarını tanımak, davet etmek ve birlikte etkinlikler düzenlemelerini teşvik etmek önemlidir. Evde sıklıkla ergenin kendi odasına çekilmesi, ailesini dışarıda bırakmak ya da onlarla birlikte vakit geçirmek istememesinden değildir. Ancak yaşanan her gün onlara yeni bir deneyim getirdiğinden kendi deneyimlerini anlamlandırmaları ve süzmeleri için zamana ihtiyaçları vardır. Hepimizin hayatında Yarım Kalmış Proje ler vardır. Yaşamda olmak ya da yapmak istediğimiz birçok şeyi çocuklarımıza yansıtır ve onlardan bekleyebiliriz. Ancak çocuğun isteğinin bunlar olup olmadığı, varlığının ve potansiyellerinin bu tasarılara uygun olup olmadığı çok önemlidir. Öncelikle ebeveyn koydukları hedefler ile çocuklarının potansiyeli gerçekten uygun mu
onu sorgulamalıdırlar, daha sonra başarılı olmanın sınav kazanmak anlamına gelmediğini ve çocuklarını her durumda onaylayıp değerli bulduklarını gençlerle paylaşmalıdırlar. Böylelikle asıl olan ilişki olur, onun kazanımları değil. Ergen çocuğunuzla iletişim için öncelikle kendi ergenliğinize bir yolculuk yapmayı denemekte fayda vardır. Kaynakça Ergenlik, Laurence Steınberg Ergenlikte Kimlik Kuramları, Türkpdr Kimlik Gelişimi ve Kimlik Biçimlenmesi, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar
HEDEF BELİRLEME
Çoğu kez çocuğun beğenmediğimiz davranışı hakkında çok genel bir yargıda bulunuruz: Çok dağınık Çok düzensiz Çok tembel Çok pasaklı Çoğu zaman şikayetçi olunan davranış bir veya birkaç durum için geçerlidir. Muhtemelen çocuğun üzerindeki kıyafeti çıkartıp yere atması onu pasaklı şeklinde nitelendirmemize sebep olabilir. Veya ödevlerini bitirdikten sonra çantasını toparlamak istemeyen çocuğa çok dağınık deyiveririz. Çocuk ödev yapmaya başlamakta zorlanıyorsa mutlaka tembeldir. Çocuğumuzun bu davranışları yapmakta neden zorlandığını düşündük mü? Onun bu zorluğu aşması için ona nasıl yardım edebileceğimizi biliyor muyuz? Bu davranışların nedeni çoğu zaman hedef oluşturamamak veya ulaşmak istenen bir hedefin olmamasıdır. Çocuk davranışını düzeltmek için hedef oluşturamaz çünkü hedef davranış onun dünyasında anlamlı değildir. Neden kıyafetini toplasın, neden kitap okusun, neden daha düzenli olmaya çalışsın ki? Bu ona ne sağlayacaktır. Bu davranışları yapmak için yorulmaya değer mi? Bir de zaten kendisi yapamamak için direndiğinde onun yerine yapan başkaları varsa tamamen gereksiz bazı taleplerle karşılaşmış hisseder. İster gündelik bir durumu düzeltmek için olsun ister uzun yıllar sonra gerçekleşecek bir durum için olsun her zaman gerçekleşmesi istenen bir hedef davranış vardır. Çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefleyen anne babaların amaçları çok açık ve net olabilir. Çalışkan, mücadeleci, meslek sahibi, dürüst, v.b bir insan yetiştirmek isteriz. Ancak bu hedeflerin çocuğun dünyasında yer alması aynı anlama sahip olması için neler yapacağımızı bilmeyiz. Bu nedenle anne babalar tek taraftan bu hedef için çaba gösterirken çocuk tüm bunları anlamsız bulduğu için isteksiz davranabilir. Çünkü onun böyle bir hedefi yoktur. Onun ileride meslek sahibi olması için ders çalışmasını isteriz. Evlilik hayatında zorlanmaması için odasını düzenli tutmasını isteriz. Ancak bu uzaktaki hedefler çocuk için aciliyeti olmayan konulardır. Bu nedenle davranışını düzeltmek için girişimde bulunmayı istemez. Aslında gerçek şudur ki; hedefler olmadan girişim olmaz. Çoğu zaman motivasyonu hiç yok diyerek çocuğun isteksizliği açıklanmaya çalışılırken aslında çocuğun hedeflerinin olmadığını anlatırız. Motivasyon ister kişinin içinden gelsin ister kişinin dışındaki güçlerle oluşsun, her zaman ulaşılmak istenen bir hedef olmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için harekete geçeriz. Eğer hedef yoksa motivasyondan bahsedemeyiz. Hedefe giden yolu bir dağın zirvesine çıkmaya benzetirsek, zirveye giden yolun başlangıcında sadece motivasyon vardır, zirvede ise ulaşmayı istediğimiz hedef vardır. Hedef, dakikada 100 kelime okumak da olabilir, mimar olmak da olabilir. Hedef ne olursa olsun, hedefe giden her yolda gerekli olan bazı zorluklar ve zorlukların üstesinden gelmeyi kolaylaştıran adımlar ve beceriler vardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz. Sabır, sebatkârlık, odaklanma, bilgi birikimini arttırmak için araştırma yapma, uzmanların görüşlerini alma, ara ara sınamalardan geçme,
geri bildirimlerle kendini değerlendirme, eksik olan yönleri tamamlayarak yola devam etme. Bu adımları tamamlayan herkes mutlaka hedeflerine ulaşacaktır. Unutmayınız Önemli olan hedeflerin varlığıdır. sözünün her koşulda gerçeği yansıtmadığını düşünebilirsiniz. Çünkü herkes hedeflerine ulaşamaz. Eğer hedefe giden zorlu yolda çocuğa gerekli destek verilmezse yolunu kaybedeceği gerçeği açıktır. Çocuğun hedefe giden yolda kaybolmaması için çevresinde bulunanların ona güvenmeleri, cesaretlendirmeleri, tıkandığı yerde ona doğru yolu gösterme anlamında yönlendirici olmaları gerekir. Bu başlangıçta var olan motivasyonun sonuna kadar sürmesini sağlar. Çocuğun kendine olan güvenini arttırır. 4 Temmuz 1952 günü 34 yaşında bir kadın, Pasifik Okyanusu na dalarak, Catalina adasından, 21 mil batıda kalan Kaliforniya ya doğru yüzmeye başladı. Eğer başarılı olursa bunu yapan ilk kadın olacaktı. Adı Florence Chadwick olan bu yüzücü, Manş Denizi ni her iki yönde geçen ilk kadındı. O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan televizyonlarından onu izliyordu, köpekbalıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak 15 saat yüzdü. Yakındaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü, karaya çok yaklaştığını ve devam etmesini söylediyse de o, kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Azimli yüzücü, Kaliforniya kıyısına yarım mil kala sudan çıkışının nedenini şöyle açıkladı: Karayı görebilseydim, başarabilirdim! vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk ne de soğuktu Tek neden, sis yüzünden karayı görememekti. Etkili hedef belirlemede anne babaların yapabilecekleri Olumlu bir hedef seçmek önemlidir. İstenilen durum hedef olarak seçilir Hedef davranış doğru tanımlanmalıdır. Çocuğun anlayabileceği şekilde somutlaştırılarak basite indirgenmelidir. Elbiseni çıkartıp dolabına kaldırman gerekiyor. gibi açık olmalıdır. Hedef çocuğun başarabileceği bir davranış olmalıdır. Çocuğun yaşına ve becerilerine uygun olmalıdır. Bu nedenle hedefler: Açık ve net yazılmalıdır. Bazen hedeflerimize ulaşamayız. Bunun nedeni ulaşılabilir, açık ve somut hedef belirleyememizdir. Hedefe giden yol yukarıda açıklandığı gibidir. Ancak imkansız hedefler veya belirsiz hedefler bu yolun tamamlanmasını güçleştirir. Kalemlerini kaybetmeyeceksin! hedefi açık bir hedef değildir. Bunun yerine, Kalemlerinle işin bittiğinde onları kalem kutuna koymalısın. hedefi daha anlaşılır bir hedeftir. Kişinin kontrolünde olmalıdır. Çocuğun kendi kontrolünde olan durumlar için ona hedef belirlenebilir. Örn: 90 nın altında not almayacaksın. hedefini çocuk kontrol edemeyecektir. Bunun yerine Düzenli ders çalışman gerekiyor. çocuğun kontrolünde olduğundan gerçekleştirmesi mümkün bir hedeftir. Niçin bu davranışı yapmasını istediğinizi çocuk bilmelidir. Bu davranış ne işe yarayacak? Onun hayatındaki neleri düzenleyecek, kolaylaştıracak? 1. Ne kadar sürede gerçekleşebileceği hakkında tahmini bir zaman belirlenmelidir. Bunu ne kadar sürede başarmak istiyorsunuz? Günlük aylık hedefler belirlemek gerekebilir. 2. Hedef çocuğun yapabilecekleri ile uyumlu olmalıdır. Çocuğun yeteneklerinin, kapasitesinin üzerinde olan beklentiler gerçekçi hedefler olmayacaktır. 3. Çocuğun başlamaya hazır olması çok önemlidir. Onun da istiyor olması önemlidir. Bu nedenle yapabilecek misin? Denemek istiyor musun? Soruları yöneltilmelidir.
4. İstenilen değişiklik olduğunda ne gibi farklılıklar olacak bu konuşulmalıdır. 5. Ne gibi engeller hedefe ulaşmayı güçleştirebilir. Eyleme geçmeden önce bu engellerin düşünülmesi ve bazı önlemlerin alınması gerekebilir. 6. Hedefe nasıl ulaşılacağının planının yapılması gerekir. Bu hedefe ulaşmak için hangi yolları kullanılacağına karar verilmeli. Ne, neyle, nasıl, nerede, kiminle, ne kadar süre? Sorularının cevapları eylem planını oluştururken yardımcı olacaktır. Örn: Diş fırçalama davranışı her gün yatmadan önce yapılacak. Bu zamanı sana ben hatırlatacağım. Kendiliğinden sen hatırlamaya başlayana kadar sana bu konuda yardım edeceğim. Senden sadece itiraz etmeden banyoya gidip dişini fırçalamanı bekliyorum. Bunu yapabilir misin? Çocuk bu konuda işbirliği yapacağını mutlaka belirtmelidir. sözleşme, davranış tablosu, yol haritası çizmek gibi yöntemler uygulanabilir. Bunlar çocuğunuzun yapısına ve ihtiyacına, sorun davranışa göre değişebilir. Önemli olan anne babanın da duruma nasıl yaklaşacağına karar verebilmesidir. Unutmayınız! ** Her hedefin bir amacı vardır. Amaç istediğimiz şeyin neden ve niçinleridir. Yaptıklarımıza ilham, istek, enerji ve anlam verirler. Amaç ve hedef birbirlerini tamamlarlar. Hedef; amacımıza ulaşmak için elde edilmesi gereken şeylerdir. Örnek: Doktor olmak istiyorum. (Hedef) Neden doktor olmak istiyorsun? İnsanları sağlığına kavuşturmak, mutlu etmek için veya para kazanmak için v.b. (Amaç) Çocuklara Nasıl yaşamak istersin? sorusunu yöneltmek amaçlarını belirlemek için uygun bir soru olabilir. İsteklerinin anlamının onlar için ne olduğunu sormak yine bu konuda onları düşünmeye sevk eden bir sorudur. (Turgay Biçer) Hedeflere ulaşıldığı halde amaçlara ulaşılamayabilir. Kaynak: Atom Karınca Çocuklar, Bilge Akgül Aygün, 2011, Timaş Yayınevi
IQ VE EQ ELELE Sosyal Duygusal Öğrenmenin Önemi ve Etkileri Son yıllarda EQ kelimesinin açılımı olan "duygusal zekâ" kavramını sıkça duyuyoruz. Bu kavramla beraber hayatımıza giren diğer iki kavram ise "empati ve yaratıcılık". Bu tanımların bu kadar çok konuşulması ya da her eğitimcinin dilinde oluyor olması tabi ki tesadüf değil; çünkü insanoğlu bunca zamandır duyguları ile var oldu ve bundan sonra da duygularını tanımaya, anlamaya, yeri geldiğinde onları uygun şekilde ifade edip kontrol etmeye ihtiyacı olacak. Günümüz dünyası artık sadece "zeki" olmanın yeterli olmadığı bir yer. Vakit hem "zeki" hem "sosyal" hem de "duygusal" olma vakti... İşte tam da yukarıdaki açıklamadan hareketle Daniel Goleman duygusal zekâ kavramı ile bundan 10 yıl önce dikkatimizi bu noktaya çekti. Günümüzde ise öğrenme, akademik başarı, iletişim, sosyal beceri kazanımı vb. gibi alanlarda yapılan araştırmalara baktığımızda; bu alandaki öncü kişilerin duygusal zekâ kavramını bir üst kademeye çıkarıp daha kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını görüyoruz. Artık; empati kurmak, karşımızdakinin farkında olmak, problemlerimizi uygun şekilde çözmek, davranışlarımızın sonuçlarının farkında olmak ve kabullenmek vb. gibi çocuk yetişkin ayırt etmeksizin her birimizi ilgilendiren bu becerileri kapsayan bir kavram var: Sosyal Duygusal Öğrenme. Aslında bu kavram çok yeni bir kavram değil. Psikoloji camiasınca bilinen bir isim olan Albert Bandura bu kavramdan 1960'lı yıllarda bahsetmeye başlamıştı. Şimdi ise dünyada pek çok ülkede sadece bu kavram üzerine inşa edilmiş hem ailelere hem de çocuklara yönelik eğitim programları uygulanmakta ve bu teori okullarda eğitim-öğretim modeli olarak kullanılmaktadır. Sosyal Duygusal Öğrenme Nedir? Sosyal duygusal öğrenme aslında içinde pek çok bileşeni bulunan bir kavram. Bu yazıda bu kavrama genel hatlarıyla bakıp, bunu takip eden yazılarda sosyal duygusal öğrenmenin
barındırdığı kavramları ayrı ayrı irdeleyeceğim. Sosyal duygusal öğrenme çocukların ve hatta yetişkinlerin yaşam verimliliği için temel becerileri geliştirmesine yardımcı olan bir süreçtir. Bu süreçte hepimize kendimizle, ilişkilerimizle ve işimizle etkili ve ahlaklı biçimde ilgilenebilmek için ihtiyaç duyduğumuz becerileri öğretir. Bu beceriler duygularımızı tanıma ve yönetme, diğer insanlar için ilgi ve alaka geliştirme, olumlu ilişkiler kurabilme, sorumluluğunu alabildiğimiz kararlar verebilme ve zorlayıcı durumlarla yapıcı ve etik biçimde baş edebilmeyi içerir. Bu beceriler çocukların kızgınken sakinleşmelerini, arkadaş edinmelerini, çatışmaları saygılı biçimde çözmelerini, etik ve güvenli tercihler yapmalarını sağlayan becerilerdir. Örnek vermek gerekirse sosyal ve duygusal açıdan sağlıklı bir gelişim süreci izlendiğinde; - Okul bahçesinde oynayan iki çocuğun basket topunu almak için tartışması yerine teneffüs bitmeden ikisi için de uygun olabilecek bir çözüm yolu bulabilmesi, - İki kardeş birbiriyle tartışırken yaptıkları ya da söylediklerinin birbirlerini nasıl etkileyeceğini düşünmesi, - Anne-baba-çocuk arasında iletişimin daha açık, anlaşılır ve duyguların da ifadesini içeren hal alması, - Kendi problemlerini kendi başına çözebilen, öfkesini daha iyi kontrol edebilen ve arkadaşlarıyla alay etmeyen çocukların yetişmesi ihtimali fazlalaşmaktadır. Nasıl Bir Yol İzlemeli ve Ne Zaman Başlamalı? Çocuklar sosyalleşmeye başlayıp, çevreleri ile iletişim kurmaya başladıkları andan itibaren sosyal duygusal gelişimleri desteklenmelidir. Bu süreç okul öncesi dönemde başlatılırsa çocuk için arkadaşlık ilişkileri kurmak, paylaşmak, kendini kontrol edebilmek daha kolay olacak ve okul çağına geldiğinde bu çocuğunuzun akademik başarısından benlik algısına kadar geniş bir alanda olumlu etkilerini gösterecektir. Çocuklarda sosyal duygusal gelişimin de normal fiziksel gelişim gibi izlediği bir yol vardır. Çocuk beceri kazandıkça ve temel becerileri sağlıklı bir şekilde özümsedikçe bir üst sosyal beceri grubuna daha rahat geçiş sağlar. Bu adımları kısaca özetlemek gerekirse: -Süreç öncelikle çocuğun çevresini keşfetmesiyle başlar. - Çocuk bu süreçten sonra kendine güvenmeye ve yavaş yavaş bireyselleşmeye başlar. -Duygularını mimiklerle/hareketlerle ifade edebilir. -Akranları ile ilişkiler kurar. Önce uzaktan izleyerek sonrasında onlarla beraber olur. -İsteklerini dile getirmeyi öğrenir. -Paylaşmak, sıra beklemek vb. gibi davranışları gelişir. -Duygularını ifade edebilir. -Karşıdaki kişinin hareketlerinden, beden duruşundan vb. temel duyguları tanıyabilir. - Problemlerini ifade edebilir ve basit çözüm yolları bulabilir. Yukarıdaki süreç çocuğun gelişimi ile daha üst becerilere dönüşür; fakat sosyal duygusal gelişim süresince çocuğun kazanması gereken temel beceriler: -Duyguları tanıma, anlama, başkalarının duygularının farkında olma -Kendini kontrol edebilme- Dürtü Kontrolü -Problem çözebilme/alternatif çözüm yolları üretebilme - Öfke yönetimi Yukarıdaki sosyal becerilere sahip olan bir çocuk akran ilişkilerinde, anne-baba ilişkilerinde,
ileride iş yaşamında hatta araştırmalara göre akademik olarak daha başarılı olacaktır. Özgüveni yüksek, kendi kararlarını verebilen ve başkalarının da duygu ve düşüncelerine önem veren bir birey haline gelecektir. Eğitimciler ve Anne-Babalar Ne Yapmalı? - Çocuklara model olun. Çocuklar hangi yaşta olurlarsa olsunlar en çok çevrelerindeki yetişkinlere bakarak, onları model alarak daha kolay öğrenirler. - Duygularınızı uygun şekilde ifade edin; bunu günlük dilinize yerleştirin ki çocuklar da duygularını tanımakta ve tanımlamakta daha rahat hareket edebilsinler. - Çocuklar arasında gelişen olaylarda hissedilen duygular, düşünceler vb üzerinden benzerlikler ve farklılıklar kurun. Örneğin; Sen sahneye çıkmak için çok heyecanlısın fakat bu durum Ali yi biraz korkutuyor gibi. Benzerlikler kadar farklılıkların da normal olduğunu çocuğunuza anlatın. bir düzen altında sadece kendini değil başkalarının da haklarını gözeterek büyür. - Olumsuz duyguları kötülemeyin, bu duygularla nasıl baş edebileceğini öğretin. - Ortaya çıkan sorunları çocuğun adına çözmeyin; ona kendi çözümlerini bulabilmesi için yardımcı olun ve fırsat tanıyın. - Olumlu bir dil kullanın; yapılan hataları ceza verme fırsatı değil öğrenme fırsatı haline çevirin. - Çocuğun günlük rutin içerisinde yaptığı olumlu sosyal becerileri mutlaka geribildirim olarak verin. Psk. Dan. Ceren Şad Günce Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi - Ev içinde sınırlarınız ve kurallarınız olsun; bu sayede çocuğunuz küçük yaştan itibaren belli
SCAMPER TEKNİĞİ Scamper, bir nesneyle ilgili farklı sorular üretilerek o nesne hakkında yeni düşünceler geliştirilmesini amaçlar. Scamper uygulaması materyal gerektirmeyen bir çalışmadır. Sizlerin de çocuğunuzla yemek yaparken, araba kullanırken kullanabileceğiniz gibi bir aile oyunu haline de dönüştürebilirsiniz. Peki Scamper nedir? SCAMPER tek bir nesneye yöneltilen düşünme yöntemi serisidir. Bunun için tek bir nesne seçilir, beyin fırtınası yoluyla bu nesne değiştirilip, geliştirilir. Bunu yapmak için çocuğa sorular sorulur. Bu sorular çocuğun daha önce alışık olmadığı şekilde düşünmesini sağlar. Bu sorular bir anlamda farklı düşünme becerilerini kazandırmaya yönelik itici bir güçtür. Michalko ya göre Scamperın felsefesi Her fikir, varolan başka bir fikirden doğar. SCAMPER anlamı olmayan bir sözcük. İngilizce 7 tane kelimenin ilk harflerinden oluşmuş bir akrostiştir. Substitude= Yer değiştirme Combine= Birleştirme Adapt= Uyarlama Modify, Minify, magnify= Değiştirme, küçültme, büyütme Put to other uses= Diğer kullanışlarının yerine koyma Eliminate= Çıkarmak, yok etmek Reverse, Rearrange= Tersine çevirme ve yeniden düzenleme SUBSTİTUDE Yer Değiştirme: Bu aşamada nesneyi başka bir şeyin yerine koyma çalışması yapılır. Örneğin: Elbise askısı yerine başka ne kullanılabilinir ( ağaç dalı, anten, tahta parçası vb. )? COMBİNE Birleştirme: Bu aşamada farklı düşünceler ve öğeler bir araya getirilir ve birleştirilir. Örneğin: Elbise askısı ile neyi birleştirirsek daha gelişmiş bir askı elde ederiz ( kirlilik ölçer bir aletle )? ADAPT Uyarlama: Bu aşamada nesnenin bir amaca ya da duruma uyum sağlaması için üzerinde düzeltme yapılır. Örneğin: Elbise askısına asılan giysinin çabuk kuruması için ne yapılabilinir (askı suyu emen bir materyalden yapılabilinir.)? MODİFY, MİNİFY, MAGNİFY Değiştirme, Küçültme, Büyültme: Bu aşamada nesnenin orijinal örneğini alıp formunu değiştirmek için genişletme, şeklini ya da niteliğini büyütme, küçültme, hafifleştirme, yavaşlatma gibi düzenlemeler yapılır. Örneğin: Elbise askısı daha büyük ve güçlü yapılırsa ne olur? (battaniye ve yatak örtülerini taşıyabilir.) PUT TO OTHER USES Diğer Kullanımların Yerine Koyma: Amacını Değiştirme Bu aşamada çocuktan nesneyi farklı amaçlar için kullanması istenir. Örneğin: Elbise askısını başka hangi amaçla kullanabiliriz ( şekli değiştirerek anten olarak kullanılabilinir.)? ELİMİNATE Yok Etme, Çıkarma: Bu aşamada çocuktan bir nesnenin nesnenin bir özelliğinin tümünü ya da bir bölümünü atmasını istenir. Örneğin: Elbise askısından neleri çıkarabiliriz ( Pantolon asılma bölümünü )? REVERSE, REAARANGE Tersine Çevirme ya da Yeniden Düzenleme: Bu aşamada çocuktan nesnenin sahip olduğu şekilden farklı olarak düşünmesi istenir. Örneğin: Elbise askıları nasıl tasarlanabilinir ( altına başka askıların asılabileceği bir kanca eklenerek giysi merdiveni oluşturabilinir. )?
SCAMPER Çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirmede ve hayal gücü, sezgi, düşünme, orjinallik hazinelerini korumada scamper yöntemini kullanıyoruz. Bu yöntem, çocuklara düşüncelerini değiştirmeleri ya da birleştirmeleri konusunda adım attırarak yaratıcı düşünmelerini sağlar. Scamper yöntemi okul öncesinden başlayarak her düzeyde eğlenceli bir şekilde uygulanabilir. Bu yöntem tek bir nesneye yöneltilen düşünme yöntemi serisidir. Bunun için tek bir nesne seçilir ve beyin fırtınası yoluyla bu nesne değiştirilip geliştirilebilir. Bunu yapmak için çocuğa sorular sorulur. Bu sorular çocuğun daha önce alışık olmadığı şekilde düşünmesini sağlar. Bu sorular bir anlamda farklı düşünme becerilerini kazandırmaya yönelik itici bir güçtür. Çocukların düşüncelerini geliştirip onların keşif yapmasını cesaretlendirir. Yaratıcılıklarını ve kendi görüşlerini geliştirmeleri için gereksinimlerine uygun pratik yapma olanağı yaratır. Ayrıca esnek düşünmeyi ve kalıpları yıkmayı öğretir. Çocuğa yaratıcılıkla ilgili ne kadar çok çalışma yaptırılırsa farklı düşünme becerisi de o oranda gelişir. SCAMPER İLE İLGİLİ SORU ÖRNEKLERİ S: Substitude: Yer Değiştirme Ne ile değiştirebilirim? Hangi materyalle değiştirebilirim? Farklı bir güç kaynağı kullanabilir miyim? Çok eski yıllarda onun yerine ne kullanılmış olabilir? C: Combine: Birleştirme Hangi bölümler birlikte çalışabilinir? Neleri birleştirebiliriz? Hangi özellikleri birleştirebiliriz? A: Adapt: Uyarlama Nesnenin hangi bölümünü ne ile değiştirebilirim? M: Modify, Minify, Magnify: Değiştirme, Küçültme, Büyültme Nesne daha ağır-hafif olsa ne olurdu? Nesne daha büyük-küçük olsa ne olurdu? Nesnenin rengini değiştirirsek ne olur? Nesne konuşabilse ne söylerdi? Nesnenin içi görülebilseydi ne olurdu? P: Put To Other Uses: Diğer Kullanımlarının Yerine Koyma, Amacını Değiştirme Nesneyi başka hangi amaçlar için nasıl kullanabiliriz? R: Reverse, Reaarrange: Tersine Çevirme ya da Yeniden Düzenleme Nesnenin şeklini, biçimini değiştirirsek ne olur? ÖRNEK UYGULAMA Ayakkabı ile ilgili SCAMPER tekniğini kullanarak üretilen sorular: Ayakkabı yerine başka ne kullanılabilinir? Komik görünümlü bir ayakkabı elde etmek için ne yaparsın? Ayakkabınız size büyük geldiğinde ne olur? Ayakkabından hangi parçasını alabiliriz? Ne olur? Ayakkabıları değişik olarak nasıl tasarlayabiliriz? Ayakkabımızı giymek dışında başka hangi amaçlar için kullanabiliriz? Ayakkabın konuşsa sana ne der? Gibi sizde farklı nesnelerle farklı sorular üreterek çocuklarınızla birlikte yaratıcı bir oyun oynayabilirsiniz. Yaratıcılık Bölümü E: Eliminate: Yok etme, Çıkarma Nesneden neyi çıkarabilirsin? Nesneye olan ihtiyacımız azalsa ne olurdu? Nesneden çıkaramayacağınız parça hangisi? Neden?