中東硏究 2009 년제 28 권 1 호, 111-131 TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI Gülhanım ÜNSAL * Bölümler Ⅰ. Giriş Ⅱ. Türkçe de Soru Tümcelerinin Genel Yapısı ve Çeşitleri 1. Ezgi 2. Soru sözcükleri 3. mi-soru ilgeci Ⅲ. Modern Dilbilim Çalışmalarının Soru Durumlarına Genel Bakışı Ⅳ. Sonuç * Ankara Üniversitesi TÖMER Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi
112 중동연구제 28 권 1 호 <Abstract> TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI Gülhanım ÜNSAL Ankara University In this study, we tried to explain how to analyze the question cases by comparing the essential traditional Turkish grammar books. We dealed with the kinds, formations and meaning relation of the Turkish question sentences in the syntactic framework in Turkish education and teaching. We expressed the question sentences that are formed by intonation, question words and interrogative suffix mi and using values of them comparatively. Moreover, we examined the question cases of interrogative suffix mi according to the elements of sentences and its form of writing. The value of usage is explained with examples in order to clarify the subject. We evaluated the general view of modern linguistic studies to the question cases. Key words: Question Cases, Intonation, Question Words, Interrogative Suffix Mİ, Ⅰ. Giriş Soru tümceleri genellikle bir konu hakkında bilgi almak, bir açıklama istemek, bir kuşkuyu gidermek amacıyla kurulan tümcelerdir diye tanımlanır. Temel işlevi bu olmakla birlikte yanıt beklemediği durumlarda da insanları düşündürmesi, merak uyandırması, konuya dikkat çekmesi; ayrıca sözlü dildeki ezgisel özellikleriyle olsa gerek kullanım sıklığı oldukça fazladır. Yanıt bekleme dışında reddetme, onaylatma, yalanlama, olanaksızlık, olasılık, kesinlik, acınma, kınama, suçlama, azımsama, küçümseme, çaresizlik, rica, şaşkınlık, beğeni, övgü gibi pek çok durum ve duygu geleneksel dilbilgisinde soru adı verilen soru tümcesi yapısıyla aktarılmaktadır.
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 113 Dilbilgisi kitaplarında yüzeysel olarak ele alınan bu nedenle kafalarda pek çok soru bırakan, bulanık bir halde yerleşen -yerleşemeyen- bazı konulardan biri de soru konusudur. Belli başlı geleneksel dilbilgisi kitaplarında soru durumlarının nasıl incelendiğini karşılaştırarak anlatmaya gayret edeceğimiz bu çalışmamızda Türkçenin eğitimi ve öğretiminde Türkçedeki soru tümcelerinin türleri, kuruluşları ile anlam ilişkileri sözdizimsel açıdan ele alınmaktadır. Bu karşılaştırmalı çalışma ezgi, soru sözcükleri ve mi soru ilgeciyle yapılan soru tümceleri ve kullanım değerleriyle sınırlı tutulmuştur. Her bir dilbilgicinin kullandığı sözcük, terim ve tümceye sadık kalınarak bu çalışma hazırlanmıştır. Ⅱ. Türkçe de Soru Tümcelerinin Genel Yapısı ve Çeşitleri Türkçe de soru tümcelerinin en belirgin özelliği soru sözcüğünün sorduğu öğenin yerinde, soru ekinin de sorduğu öğenin önünde yer almasıdır. Türkçedeki sözdizimi oynak bir yapı sergiler. Ancak geleneksel genel görüş, soru tümcelerinin sözdizimi değişikliği gerektirmediği kanısında birleşir. Türkçe de soru tümcesi oluşturmanın üç yolu vardır. 1. Ezgiyle 2. Soru sözcüğüyle 3. mi-soru ilgeciyle 1. Ezgiyle Oluşturulan Sorular Tümcede soru sözcüğü ya da soru eki olmadığı halde ezgi doruğu sorulan öğenin üzerine getirilerek oluşturulan soru biçimidir. Buna dayanarak ezginin bir soru öğesi gibi davrandığını söyleyebiliriz. Soru tümceleri en az bir soru öğesinin varlığını gerektirir. Ezgi doruğu tümcede bir sözcük üzerinde bulunmakla soru
114 중동연구제 28 권 1 호 koşulunu yerine getirir. Her üç soru türünde de ezgi doruğu sorulan öğenin üzerindedir. Ezgi soruları sözel anlatım becerilerinde kullanılır. Ayrıca sözel anlatım becerilerinde başın, yüzün, gözlerin, ellerin, vücudun anlamlı hareketlerinden yararlanarak bir şeyler sorulur. Belki buna jest ve mimikle yapılan soru biçimi diyebiliriz. 2. Soru Sözcüğüyle Yapılan Soru Biçimleri Soru sözcüğüyle yapılan soru biçimlerine soru adılları denir. Ne var dedim, nereden geldin ihtiyar? Ne adın? Sessiz yaşadım; kim beni nerden bilecektir? (M.A. Ersoy) Gencan (1979:144) a göre bir şeyin içyüzünü öğrenmek, bir açıklama istemek, bir kuşkuyu gidermek için en çok başvurulan yol, sorudur. Gencan a göre, soru adıllarının başlıcaları: a) Ne, Kim gibi asıl adıllardır. Kullanılışı; Kim adılı insanları sormak için, Ne insanlardan başka varlıkları, kavramları sormak için kullanılır. b) Çekim takısı almış Hangi, Kaç, gibi soru sıfatları. Hangisi adılıyla insanlar da, nesnelerde sorulur. Kaç sözcüğü nicelikleri sormak için kullanılır. Ne adılı dilek-koşul kipiyle öbekleşir. Öbek soru anlamından sıyrılarak diği (diğinin hepsi) ortacının anlamını verir. Ne söylese (söylediğine, söylediğinin hepsine) kimse inanmaz. c) Ne den türemiş yer anlamlı sözcüklerdir. Nereye, Nerede, Nereden?... Ne soru adılı ad takılarının su gibi daha çok y kaynaştırma harfiyle alır. Tümleyen; neyin başı, neyin sonu. Tümlenen; 1) Benim neyim, onun neyi? gibi. Neyi varsa ona atalarından kalmıştır. (Zoraki Diplomat, Y. Kadri Karaosmanoğlu) Neyi ~ Nesi diye kullanılabilir. Soru sıfatlarıyla; Hangi dağda bulsam ben o merali? Hangi yerde görsem çeşm-i gazali? Avcılardan kaçmış ceylan misali; Geçmiş dağdan dağa yoktur durağı. (Bayburtlu Zihni)
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 115 Soru adıllarıyla; Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? (M. A. Ersoy) Soru belirteçleriyle; Atatürk, Yalova ya ne zaman, niçin gelmiştir? (R. E. Ünaydın) 2) Çok samimi konuşmalarda benim nem, senin nen, onun nesi, bizim nemiz, sizin neniz, onların neleri biçiminde kullanılır. Soru adılı Ne yer anlamlı re ekini alır ve durum takılarıyla çekimlenir. Nereyi, Nereden (nerden), Nereye, Nerede (nerde) 3) Kim ve Ne adıllarının ilgeçlerle öbekleşmesi; kim kiminle, kimin için, kim gibi, kim kadar Ne: 1. İle ve İçin ilgeciyle Neyle, Niçin; 2. Gibi, Kadar ilgeç öbekleşmesinde özellik yoktur, Ne gibi, Ne kadar Ne Soru Adılı; ne ne şekliyle karşıt anlamlı sıfatları bağlar. İkisine de olumsuzluk kattığı için ikisinin de ortası olur. Ne yakın ne uzak, ne güzel ne çirkin, ne zengin, ne fakir. Ne ne bağlacı bazen de bağlayıcı pekişir. Ne iyi ettin de geldin! (Beğenme, övme anlamı verir.) Banguoğlu (1995:367) na göre yerini tuttukları adı soru yoluyla temsil eden zamirlere (adıllarla) soru zamirleri denir. Başlıca kastedilen kimseyi ve nesneyi arayan bu iki zamir (kim, ne) isim çekimine tabii olurlar ve çeşitlenirler. Beklenen cevapları ve söz içinde aynı işleyişte olan adlar ve zamirlerdir. Kimi gördün? - Kapıcıyı gördüm gibi. Banguoğlu böyle eksik bir tanımla anlatmaya çalıştığı söz konusu soru biçimlerine yeni bir bakış açısı getirmiyor. Ancak [ y nin bir koruma sesdeşi olmadığını, bu değişik şeklin yakın zamanlarda şey sözcüğünün örnekleşmesiyle doğmuş olan ney? değişikliği taban alınarak yapılmış bir eklemeden geldiğini sanıyoruz] diyor. Hengirmen (1997:150-152) adların yerine soru yoluyla geçen sözcüklere soru adılları denir der. Soru adıllarından kim adılı insanlar, ne, kaç, hangi adılları canlılar ve cansızlar için kullanılır. Soru adılları ad durum ekleriyle çekime girer ve tablolarla sabitleştirilir, dondurulur ve ezberlemeye hazır hale getirilir.
116 중동연구제 28 권 1 호 Ergin (1994: 312) e göre, bunlar nesneleri soru şeklinde temsil eden, onların soru şeklindeki karşılıkları olan zamirlerdir. Nesneleri sormak için kullanılır. Kim, Ne (Kimler, Neler) soru zamirlerinden, kim insanlar için, ne hayvanlar ve eşyalar için kullanılır. Fiillerin yanında nasıl zarfı gibi kullanılır. Ne yapayım?- - ki ekli soru sıfatları da tek başına soru zamiri olurlar. Neredeki, kimdeki, neredeki gibi. Kiminki, neyinki gibi. Kiminki, neyinki şeklinde de söyleyebiliriz. Koç (1990: 125-128) a göre, soru kavramı vererek adın yerini tutan sözcüklere soru adılı denir. Asıl soru adılları ve soru adılı gibi kullanılan sözcükler olmak üzere ikiye ayrılır. Asıl soru adıllarının kullanım yerleri: Kim soru adılı; hangi kişi anlamında kullanılır. Nerden çıktı bu cenaze ölen kim?(c. S. Tarancı) Kim bilir biçiminde olasılık, duraksama belirtir: - Bugün yağmur yağar mı? Kim bilir? Bu soru adılı bazen soru tümcesi kurmaz. Kim vurduya gitti. Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Ne soru adılı; hangi şey kavramıyla soru tümcesi kurar. Ne var ne yok?, Ne alıp veremiyor? Ne adılıyla kurulan soru tümceleri, kimi zaman karşıt anlam bildirir, yokluk ve olumsuzluk bildirir. Ne olmuş yani? Ne demek? (O nasıl şey? Böyle şey olmaz!) Kimi zaman soru tümcesi kurmaz: Ne ekersen onu biçersin. Ne verirsen elinle o gider seninle. Soru adılı gibi kullanılmadığı zaman olumsuzluk, yokluk da belirtir. Ne çare. (Çaresi yok) Ne hali varsa görsün (Yanlış yolda. Söz de dinlemiyor. Artık istediğini yapsın) Ne sıfatı bazen soru anlamından çıkarak abartı bildirir. Bu ne güzellik! 3 -mi ilgeciyle Yapılan Sorular Göknel (1974: 95) soru eki olan (mi) morfemi olumlu sorularda isimden hemen sonra olumsuz sorularda değil sözcüğünden sonra kullanılır. Ergin (1994: 334) e göre, soru eki fiilleri soru şekline sokan ektir. Bu ek isimlerde de fiillerde de aynıdır ve mı, mi, mu, mü şekillerini alır. Soru eki
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 117 genellikle çekimlerde zamir meşeli şahıs eklerinden önce, diğerlerinden sonra gelir: (gelir mi-y- im?, gelecek misin? gelmeli mi-y-iz?, gelsem-mi?, geldin mi?, geleyim mi? vb.) Soru eki imlada ayrı yazıldığı için bir kısım çekim şekillerini yazıda böylece ikiye ayrılır. Soru eki vurgusuzdur ve vurguyu önündeki heceye atar. Bütün kitapta soru eki ile ilgili açıklama bu kadardır. Eksik, kapalı ve kullanım değerinden hiç söz etmeyen bu tanımlama ile bu konunun açıklığa kavuşturulamayacağı görülmektedir. Hengirmen (1997: 283) eylemlerden ve ad soylu sözcüklerden sonra gelerek soru anlamı verdiği için -mi ekine soru eki denir der ve ayrı yazıldığından ünlü uyumuna uyduğundan ve basit ve bileşik zamanlı bütün eylemlerden sonra geldiğinden bahseder. Zaman ve koşul anlamı (yaz geldi mi tatile çıkaracağız) [yaz geldiği zaman / gelince tatile çıkaracağız]; şaşkınlık anlamı verdiğinden (sen de mi Brütüs! bu resimleri çocuk mu yaptı?) pekiştirme kavramı (korkak mı korkak, yalancı mı yalancı) yaptığından söz eder. Hengirmen in konu ele alış biçimi Ergin e göre daha açıklayıcı, fakat yetersizdir. Dili sade, cümleler kısa ve düzgündür. Hiç değilse soru ekinin birkaç kullanım değeri üzerinde durmuştur. Banguoğlu (1940) soru ekini, olup bitmesi bilinmeyen bir kılış veya oluşu gerçeklemek için çekimli fiile bir mi eki getiririz, bu da fiilin bütün kiplerine uygulanabileceğinden her fiilin bir soru çekimi meydana gelir diye tanımlar. Olumsuz soru çekimden (oturmaz mısın?, sormayacak mıymışlar?), ayırtılama soru biçiminden (olur mu, olmaz mı?; kalacak mısın, gidecek misin?), de zarfı gibi ünlü uyumuna uyduğundan söz eder. Ahmet mi yazın mı onu mu yaylaya mı götürmüş mü? Böyle bir örnekten dört mi den birini kaldırıp bir tanesini bırakabiliriz. Bu da soru ekinin kullanım yerinin ne kadar esnek ve uyumlu olduğunu gösterir. Vurgusuzdur. Fiilin eki gibidir. (Bilir-mi-siniz?) -mi nin ayrı yazılışının yorumu, sözcüğü daha fazla uzatmamak gibi pratik bir düşünceyle yapılmış sayabiliriz. (uyuyor muydunuz?) Ses ve yapı bütünlüğü olan bu sözcükler ikiye ayrılarak yazılır.
118 중동연구제 28 권 1 호 Soru ekinin yeri; fiil çekiminde değişiklikler gösteren sırasını belirlemeye çalışacağız. Bildirme çekiminde birinci bölük fiil çekim ekleri alan geçmiş ve dilek kipleri ve soru adılları ölçüde onlara katılan istek ve buyuru kipleri soru ekini öbür eklerden ileriye hiç geçirmemişler, sonda bırakmışlardır. (düşündünüz mü? beğendiler mi? ayırsınlar mı?) Bütün öbür kiplerin 3. kişi çokluklarında soru eki sonda kalır. (Dinlerler mi?, Durmalılar mı?) Bunlar bileşik çekimlerin oluşmasında olduğu gibi (sevdiydim x sevdimdi, sevdiydiler x sevdilerdi) sonradan gelen ekin ön sıraya geçmesine karşı koyan kiplerdir. Farkı, orada ek bir atlama yapmış ve bir ikicilik yaratmıştır. Burada ise mi henüz yalnız son sırada yer almaktadır. Diğer kiplerde soru cevher fiilinin soru şekillerini takımıyla (-miyim, -misin vb.) fiil gövdesine getirmek suretiyle kurulmuş olduğundan mi zaman ekinden sonra, ikinci sırada yer alır. (bil-irmi-yim?, çek-ecek-mi-sin? bak-ıyor-mu-sun-uz?) Bileşik zamanlarda soru cevher fiilinin geçmiş ve dolaylı geçmiş soru çekimlerini takımıyla (-miydim, - miymimiş) fiil gövdesi üzerine aktararak kurulduğu için mi eki bu kiplerde ikinci sırada, zaman ekinden sonra görülür. (bilir-mi-ydin?, utanmamalı-mı-ydınız?) Bunların da 3. Kişi çoklusunda ayrımcılık görülür. (sevişir-mi-ydiler?, dönüyorlar-mı-ymış?) Bu iki çekimin geçmiş ve dilek kiplerinde soru birleşik kiplerin oluşmasında görüldüğü gibi ayrıcalığa rastlanır. Bu kiplerin her iki çeşidi ayrı ayrı soru çekimine aktarılabilir. (sevdi-mi-ydim? x sevdim-mi-ydi?, sevse-miydin? x sevsen-mi-ydi?) Bileşik şart çekiminde tarz eki se olduğundan burada bildirme çekiminin dilek kipi örnek olur, soru eki kullanıldığı ölçüde sona gelir. (sevdiysek mi? seversem mi?) Banguoğlu daha çok soru ekinin tanımı yapılışı ve cümle içindeki yerini irdelemiştir. Kendine özgü bir terim kullanmıştır. Ancak soru ekinin kullanım değeri üzerinde hiç durmamıştır. Soru ekini yapısalcı bir bakış açısıyla incelemiş anlam kullanımdır anlayışına hiç yer vermemiştir. Bu yönüyle açıklamaları eksik ve yetersizdir. Gencan (1979) a göre, soru eki mi dir. Tümcede öğrenilmesi, açıklanması istenen ya da kuşkuyu toplayan öğeler soruya konu olur. Bu öğeler yerine göre
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 119 özne, nesne, tümleçlerden biri ve yüklem olur. Kimi kez bu öğelerin tümleyicileri de soruyu gerektirir. Bu görevi soru sözcükleriyle ya da soru imiyle yerine getiririz. 3.1.Öğelerin Soru Durumu Öznelerde Soru: Tümcede öznenin kim ya da ne olduğunda kesinlik olmayınca durumu aydınlatmak için: a) -mi ekli soruya başvurulur: Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? (A. Haşim) b) Soru sıfatlarından yararlanılır: Kaç arkadaş hazırlanmış? Hangi Turgut konuşacak? Nesnelerde Soru: a)belirtili nesnede soru: Beni mi arıyorsunuz? b) Belirtisiz nesnede soru: Nasıl ödevler yapıyorsunuz? Dolaylı Tümleçlerde Soru: Nevin bir parça hasta oldu diye çürüklüğe mi atıldı sanıyorsun? (R. N. Güntekin) İlgeç Tümleçlerinde Soru : Bu terennümle mi sandındı gönül derdin uyur? (H. F. Ozansoy) Türlü Belirteçlerde Soru : Bayrağımızı çok mu severdin nine? (H. E. Adıvar)
120 중동연구제 28 권 1 호 Takımlarda Soru: A. Her takım bir ad sayılır. Ekler ve takılar alır. Soru eki -mi her takımın sonuna gelir: a) Ad takımları: Sevim in teyzesi mi gelmiş? Mesude nin teyzesi mi gelin gitmiş? b) mi? eki ad takımlarından tümleyenlerden sonra da yer alır: Sevim in babası gelmiş? c) Sıfat takımları: Kırmızı gül mü kurumuş? Sıfat takımlarında tümleyici olan sıfatlardan sonra mi? gelmez. * Kırmızı mı gül kurumuş? * Bu mu tarla satılıyor? Ad takımlarında da durum aynıdır. *Cam mı tabak kırıldı? denmez. Soru eki -mi bütün sözcüklerden ve aldıkları eklerden ve takılardan sonra gelir. B. a) Ad takımları soru sıfatlarıyla tümlenir. Hangi Sevim in teyzesi gelmiş? Bu tür tümlemelerde tümleyene de soru sıfatı gelir: Sevim in hangi teyzesi gelmiş? b) Sıfat takımlarında sıfatlar, soru belirteçleriyle berkitilir.ne güzel çiçekler açmış? Sıfat takımlarında anlam kaymasını andırır bir durum bulunduğu için soru belirteçleri ancak takımın başına gelir: Hangi kırmızı çiçekler koparılmış? Eylemlerde Soru: a) Soru Belirteçleriyle: Niçin çalışmıyor musunuz? b) Soru ekiyle: Kaçar mı mert olan, bir can için meydan-ı gayretten? (N. Kemal) 1) Soru eki -mi olumlu, olumsuz bütün eylemlerin üçüncü kişilerin de kip ve çoğul eklerinden sonra gelir. 2) Kipler birinci ve ikinci kişilerin, soru eklerini alışları bakımından ikiye ayrılır: a) Soru ekini kişi takılarından önce alanlar: b) Soru ekini kişi takılarından sonra alanlar:
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 121 miş li geçmiş, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman, gereklilik kiplerinde -mi kişi takılarından önce gelir. dı li geçmiş, istek, dilek-koşul kiplerinde- mi soru eki kişi takılarından sonra gelir. İstek ve buyurma kiplerinin II. Kişileri soru eki almaz. Bileşik Zamanlı Eylemlerde: a)öykünme ve söylenti biçimlerinde ekeylemden önce gelir: Görmediniz miydi? b) Koşul biçimlerinden sonra gelir: Okurlarsa mı daha iyi, okumazlarsa mı? Tümceler de, bir anlatım birimi olarak -mi soru ekini alır, bağımsız önerme olur. Ankara ya gideceğim mi dediniz? Yinelenmiş sözcüklerin arasına -mi gelince soru gövdesinden sıyrılarak: a) Ad soylu sözcüklerin anlamına aşırılık: Zengin mi zengin, iyi mi iyi b) Eylemlerin anlamlarına da kesinlik ayırtıları katar: kızar mı kızar, vurur mu vurur. 1.3.2.Yanıtları Bakımından Soru Tümceleri Sorulu tümceler, yanıtları bakımından, başlıca iki türlüdür: a. Olumlu Tümcelerde Olumlu tümcelerde yanıt belirteçleri -mi soru ekini alan öğelere karşılık olur. Duruma göre evet ya da hayır! denir. Bu belirteçler, anlatıma yeterince açıklık vermezse gereken sözcükler eklenir. Bu tür sorular yanıt için seçenek sunan evet/hayır sorularıdır. (Uzun, 2006:24) - Orhan kitabı aldı mı? - Evet. - Hayır (almadı). - Orhan kitabı mı aldı? - Evet. - Hayır (kitabı almadı, defteri aldı).
122 중동연구제 28 권 1 호 - O kitabı Orhan mı aldı? - Evet. - Hayır (Orhan almadı, Yalçın aldı). - Kitabı Orhan Yalçın dan mı aldı? - Evet - Hayır (Yalçın dan almadı, Erdem den aldı). - Yağmur çok mu yağdı? - Evet. - Hayır (az yağdı; çok yağmadı). b. Olumsuz Tümcelerde -mi soru eki olumsuz tümcelerin öğelerine gelince yanıt, hayır ya da yüklemin olumlusu olur. Bu yanıt belirteçleri, anlatıma yeterince açıklık vermezse gereken sözcükler eklenir: - Daha hala sen benim kim olduğumu bilmiyor musun?- Hayır.- (Kim olduğunuzu) Bilmiyorum. ŞAİR EVLENMESİ (Şinasi) -mi eki, birincisi di li geçmiş kipiyle kurulan iki bağımsız önermenin arasına gelince soru anlamından sıyrılır: a)öncül önermeye koşulluk, nedenlik; b)ikinci önermeye de sonuçluk ayırtısı katar: Kişioğlu çalıştı mı her güçlüğü yener. İyice uyudum mu ağrılarım diniyor. Yok mu? olumsuz sorusu tonlu söyleyişle- kendisinden önceki sözcüklere, kavramlara hınçlı kötüleme ayırtısı katar: Şu bizim demokrasi yok mu, hani şu içinde bulunmağa mahkum olduğumuz demokrasi yok mu, yanan ormanlarımızın bir düzine çamına değmez! DÜNYA 4.X. 1959 (Falih Rıfkı Atay) -mi eki bağımsız yan önermeden sonra gelince soru anlamından az çok sıyrılır; artçıl ya da zaman ulaçları anlamlarında kayan bir ayırtı ile ikinci önermeyi pekiştirmeyi yarar. Geldi mi gitmez. Bir kez söze başladı mı, bir daha susmaz. Yemek gördün mü ye, dayak gördün mü kaç! (Atalar sözü)
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 123 Merdiven başındaki zil öttü mü adamcağız tıkır tıkır merdivenlerden çıkıyor ve oda kapılarını birer birer çalmağa başlıyor. ANADOLU NOTLARI ( Reşat Nuri Güntekin) Yinelenmiş geniş zaman ya da şimdiki zaman kiplerinden birincisine -mi gelince kesinlik ayırtısı katar: Vurgu ve ton değişimiyle bu kesinliğin az çok gevşediği de olur: Hasan Onbaşı bu işi yapar mı yapar. (Yaşar Kemal) Yanıtsız sorulu tümceler, dileklerin en ince biçimde anlatımına yarar. Bu yanıtsız sorular içinde en etkilisi ünlemleşenlerdir: Bir yaralı eylemez mi feryat? Karşımda nedir benim bu medfen! MAKBER (Abdülhak Hamit Tahran) -mi eki almasına karşın yanıt beklenmeyen kimi tümceler yadsıma anlamında kullanılır: Ben mi o kitabı almışım? Öyle şey yapar mıyım? onun suçlamalarından mı korkacağım?... Var mı bana yan bakan! Bu yanıtsız yadsıma anlamı, tümcelere soru sıfatları adılları ve belirteçleriyle de katılır: Kaç parça olayım? Hangi işe yetişeyim? Bu dünya kime kalmıştır? Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-yı hürriyet. (Namık Kemal) Soru eki -mi de bağlacından sonra gelince anlam sınırını genişletir: Yoksa onlar da mı, bizim gibi, sızıp kaldılar? EŞKİYA İNİNDE (Hüseyin Rahmi Gürpınar) Siz de mi geleceksiniz? Bugün de mi aç kalacağım?
124 중동연구제 28 권 1 호 Soru biçimi, rica ya da kapalı buyruk tümceleri kurmaya yarar: Şöyle buyurmaz mısınız? Bana bir su verir misiniz? Olur mu? sorusu: Sonuna geldiği önermedeki kavramın uygun düşmeyeceğini; karşıtının daha doğru olacağı düşüncesini pekiştirme ayırtısıyla açıklamaya yarar: Kendisine verilen ödevi yapmaz olur mu? Bu havada, bu kılıkta sokağa çıkmak olur mu?... Yarım geziye ben de geleyim; olur mu? Sorular, bilinmeyeni öğrenmek, kuşkuyu dağıtmak için sorulduğu gibi; söze şaşma, hatta vurgu ve ton değişmeleriyle yadsıma ayırtısı da katar: İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir Sen kendini bilmezsen ne biçim okumaktır? (Yunus Emre XIII-XIV) Soru sözcüğü ve eki olmadan da tümcelere söyleyiş tonuyla soru ayırtısı sindirilir: Cyrano-.bu adamlar! Bir tarafa gitsinler ben işaret verince.saat? Bagueneau- Altıyı tam on geçiyor! CYRANO VE BERGERAC (Çeviren: Sabri Esat Siyavuşgil) Doğu illerimizde -mi soru eki çok az kullanılır. Onun yerine, gereken sözcük, uzayan bir soru ezgisiyle tonlanır; canlandırılır: Ahmet geldiii? Yarın gidecekseeen? Paran vaaar?... Ünlem ve bağlaç olarak kullanılan ya sözcüğü değişikse ve söyleyiş tonlarıyla tümcelere soru anlamı sindirir: - Nasılsın oğlum? - İyiyim anneciğim. Sen de iyisin ya? ya benim çaldığım anlaşılırsa!... (Aziz Nesin) 1.3.3.Soru Eki mi nin Yazılışı:
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 125 a) Kendinden önce gelen sözcüklere bitişmez. b) Kendinden sonra gelen kişi takıları, ekeylemler, mi ye bitişir. c) Soru eki -mi soruna geldiği sözcüklere bitişmemekle birlikte, ünlüler uyumuna göre değişerek dört türlü yazılır ve söylenir:gerçek mi? Yaprak mı? Düşünüyor mu? Söz mü?... Soru eki almış sözcüklerde vurgu, Soru eki -mi vurguyu çekmediği için, vurgu kendinden önceki hecede kalır. Gencan soru ekini anlam ve yapı bakımından incelemiş ve kendine özgü terimlerle açıklamalar yapmıştır. İnanmama, kuşku, onay, vurgu, yargı, şaşkınlık, yadsıma, yanıt beklemeyen sorular gibi kullanım değeri üzerinde durmuştur. Her öğenin soru durumunu tek tek incelenmiş, detaylı ve titiz çalışma örneği sunmuştur. Ayrıca tümce başında kullanılmadığının altını çizmiştir. Koç (1990:80-83) a göre mi ye sözcüklerden sonra gelerek soru kavramı verdiği, soru tümcesi kurduğu için soru eki (Fr. Particule interrogative) denir. En büyük özelliği kendisinden önceki sözcüğe bitişmemesidir. Herhangi bir sözcük gibi daima ayrı yazılır. Kendisinden önce gelen ünlünün etkisiyle -mı, -mi, -mu, -mü biçimlerini alır. 1) Ad soylu sözcüklerden sonra gelir: - Meyve mi yiyeceksiniz? Ad soylu sözcüklerle eylem öbeği oluşturduğu zaman soru eki zaman ve kişi ekinden önce gelir. Dün hasta mıydın? 2) Eylemlerden sonra gelir. -mi soru ilgecinin tümceye kattığı anlamları inceleyelim: 1) Söze şaşkınlık ve olumsuzluk anlamı katar. Burada retoriktir. Gerçek soru değildir. Şakaklarına kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? (C. S. Tarancı)
126 중동연구제 28 권 1 호 2) Aşırılık anlamı vermek için ikileme kurar. Güzel mi güzel bir kız Gavurun oğlu / Boylu boylu / Kürkünü giymiş / Tüylü mü tüylü (D. Rıfat) 3) Yoksa anlamıyla bağlaç görevi görür. Çay mı istersin kahve mi? Burada tercih bildirmek için kullanılmıştır. Çok sözcük varsa yoksa gereksizdir. 4) di mi biçimde, bazen sa eki gibi koşul veya zaman kavramı verir. İstedi mi yapar / Konuşmaya başladı mı susmak bilmez. 5) Olur mu biçiminde kullanınca kesinlik katar: - Bana inanıyor musunuz? - İnanmaz olur muyum? (elbette inanmıyorum) 6) Yok mu bazen kötüleme, bazen övgü anlamı verir. Şu parasızlık yok mu, insanı kahreder. Şu güler yüzün yok mu, bütün kusurlarını örtüyor. Var mı biçimiyle meydan okuma, yarış söz konusudur. Var mısın benimle birlikte sınava girmeye? 7) Hangi sözcükten sonra gelirse, tümce vurgusunu o sözcük üzerine çeker, dolayısıyla tümcenin anlamını değiştirir. Ahmet dün İstanbul dan geldi mi? Ahmet dün İstanbul dan mı geldi? Ahmet İstanbul dan dün mü geldi? Dün İstanbul dan Ahmet mi geldi? 8) Hiç etkilenmemek anlamında deyim kurar. Masa da masaymış ha / Bana mısın demedi bu kadar yüke (E. Cansever)
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 127 9) Dilek-koşul kipiyle birlikte olasılık belirtir. Katır mı desem?/öksüz mü desem?/al at mı desem? /Koyun mu desem?(m. A. Ersoy) 10) Kesinlik anlamı verir. Yapar mı yapar. Söyler mi söyler. 11) Belirli geçmiş zamanlı tümceyle başka bir tümce arasında yer alırsa, ilk tümceye koşul ya da neden, ikinci tümceye sonuç niteliği verir. Politikanın tiryakisi oldu mu çekilmek onur kırıcı gelir insana. (K. Tahir) Koştu muydu körpe gelini sabana / Çatlak toprak üstüne hür (O. Rıfat) Koç a soru ekinin özellikle kullanım değeri açısından doyurucu bir açıklamaya rastlamak mümkündür. Soru ekinin özellikleri Gencan ın yaptığı açıklamalar kadar detaylı değildir. Ancak anlaşılır, sade ifadeler kullanmıştır. Gencan da olduğu gibi ünlü yazar ve şairlerden alınan örnekler açıklamalara canlılık getirmiştir. Bu çalışmada geleneksel dilbilgisi yazarlarının kullandıkları terimler, sözcük ve ifadeler birbirlerinden farklıdır. Belki bu durum da terim kargaşası yaşadığımızın açık bir göstergesidir. Banguoğlu Fransızca terimler kullanırken, Ergin daha çok Arapça-Farsça kullanımları tercih etmiştir. En sade ve anlaşılır ifadeyi Koç, Hengirmen ve Gencan kullanmaya gayret etmişlerdir. Bazı yazarlar günün imla kurallarına göre yazmışlardır. Öğe-öge bazı sözcüklerde farklı yazılışlara rastladık.
128 중동연구제 28 권 1 호 Ⅲ. Modern Dilbilim Çalışmalarının Soru Durumlarına Genel Bakışı Geleneksel dilbilgisinde Türkçe sorularda ne-öbeğinin öne çekilme değişiminin görülmediği belirtilir. En azından ne öbeklerinin düz yargı bildiren tümcedeki yerinden ayrılmalarının gerekmeyeceği kabul edilerek, öne çekilebileceği üzerinde durulmaz. Batı dilleriyle karşılaştırdığımızda bu konuda Türkçe için şöyle bir görüş ortaya çıkar: Söz konusu dillerde (İngilizce, Fransızca) sorulan ögenin başa çekilmesi zorunlu iken Türkçe de soru ögesi sorulan ögenin yerinde olabileceği gibi tümcenin başına da çekilebilir. Tümcenin başı konuyu, yüklemin önüde odağı göstermektedir. Ögelerin yerinin değişmesiyle konu ve odak da değişir (Uzun, 1998: 150-165).Dilbigisel sayılan ve kime sözcüğüyle başlayan tümcenin ise bir önceki tümcedekinden farklı işlevi olduğu söylenebilir. Bu tür sorular gerçek soru değil, daha önce söylenmiş bir tümcede anlaşılmayan ögeyi sormak için kurulmuş yansıma soruları sayılmalıdır. Ne öbeği sorularında birden fazla ne-soru sözcüğü -başka dillerde olmayan şekilde- aynı tümcede yan yana gelebilmektedir. Yalnız böyle bir soruda tüm ögelerin sorulabilmesi için ezgi doruğunun bir ögede olmaması gerekir. Kim ne zaman nereye gidiyor? Bunlardan bir tanesi gerçek soru ise ya da en azından yansıma soru ise ezginin o ögeye gelmesi gerekmektedir. Geleneksel dilbilgisi kitaplarına göre, mi soru ekinin özelliklerinin ünlü uyumuna uyması, kendinden önceki sözcükle bitişmemesi, kendisinden sonra gelen eklerin -mi ye bitişmesi, vurgusuz oluşu sorulan sözcüğün ezgi doruğuna ulaşması, ancak mi ekinde ses düşmesi üzerine modern dilbilgisi kitaplarının çok fazla katkı getiremediği görülmektedir. mi soru ekiyle kurulan tümcelerin beklediği yanıttan dolayı onlara evet/hayır tümceleri deneceğinden bahsedilir. Soru sözcüğüyle sorulan sorularda soru sözcüğünün yerine tümcede
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 129 bulunmayan bir sözcük tümceye sokulurken; -mi li sorularda çoğunlukla yalnızca evet/hayır sözcüklerinden biri kullanılarak soru yanıtlanır. Evet li tümcelerde tümce aynen tekrarlanırken soru eki dışında etmenlere bağlı olarak hayır lı tümcelerde reddedilen sözcüğün yerine doğrusu kullanılır. -Mesude okulu bu yıl mı bitirecek? -Evet, (Mesude okulu bu yıl bitirecek) -Hayır, (Mesude okulu gelecek yıl bitirecek) Hayır lı tümcelerde cümle aynen tekrarlanmayabilir. Onun yerine direk sorulan öge söylenir. Geleneksel dilbilgisinde mi soru ögesinin tümcenin sonuna geldiği ve bütün tümceyi sorduğu belirtilir. Oysa, mi tümcenin bir bölümüyle ilgilidir. -mi ekiyle tümcenin tüm ögeleri sorulabilir. Bu ekin sonda olduğu durumda da sorulan bütün tümce değil, tümcenin eylemidir, yüklemidir. Yüklem genellikle sonda olduğu için -mi de sondadır. Bir tümcede -mi soru ögesinin kalkması durumunda tümcenin sözdizimi aynen korunur. Tümcenin sözdizimini mi değiştirmez. Ⅳ. Sonuç Görüldüğü gibi geleneksel dilbilgisi kitaplarında bu konuda detaylı, doyurucu, açık, net, öğretici ve yeterli bir bilgiye rastlanmamaktadır. Her bir dilbilgicinin kendine özgü bir tarz ve ayrı bir dilbilgisel terim kullanmış olması (zamir, adıl, ilgeç, öbek, takım, kelime, sözcük, fiil, eylem, şahıs, kişi, ) her ne kadar yenilikçi bir tutum gibi görünse de kafa karıştırıcı bir terim kargaşası yaratmaktadır. Bu da bu çalışmanın sıkıntılı tarafını oluşturmaktadır. Zira her bir dilbilgicinin kullandığı sözcük, terim ve tümceye sadık kalınarak bu çalışma hazırlanmıştır. Soru durumlarının kullanım değerlerinin Türkçeye ne büyük ayrıcalıklar getirdiği her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Türkçenin sözdizimsel
130 중동연구제 28 권 1 호 oynaklığı, değişkenliği ve ezginin soru tümceleriyle ilişkili olması soru durumları üzerinde çok ayrıntılı, özenli çalışmaların Türkçenin kendine özgü incelikleriyle yapılmasını gerektirmektedir.
TÜRKÇEDE SORU DURUMLARI 131 KAYNAKÇA Banguoğlu, T. 1995, Türkçe nin Grameri, TDK Yay., Ankara. Gencan, T. N. 1979, Dilbilgisi, TDK Yay., Ankara. Göknel, Y. 1974, Modern Türkçe Dilbilgisi, Hür Efe Yay., İzmir. Ergin, M. 1994, Türk Dili, Bayrak Yay., İstanbul. Hengirmen, M. 1997, Türkçe Dilbilgisi, Engin Yay., Ankara. Koç, N.1990, Yeni Dilbilgisi, İnkılap Yay., İstanbul. Uzun, E. 1998, Dilbilgisinin Temel Kavramları, A. Ü. Yay., Ankara. Uzun, E. 2006, Türkçenin Öğretimi İçin soru Tümcesi Türleri Üzerine Bir Sınıflama Denemesi Dil Dergisi, s.15-32, Ankara Üniversitesi. Yay., Ankara. Gülhanım ÜNSAL 소속 : Ankara Üniversitesi 연락처 : 이메일 : gulhanimunsal@hotmail.com 투고일 :2009. 04. 01 심사일 :2009. 05. 01~05. 15 게재확정일 :2009. 06. 20