OSMANLI İKTİSAT TARİHİ

Benzer belgeler
İktisat Tarihi I. 18 Ekim 2017

İktisat Tarihi I

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Flash Anlatım Perşembe, 12 Kasım :53 - Son Güncelleme Çarşamba, 25 Kasım :14

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

İktisat Tarihi I. 8/9 Aralık 2016

İktisat Tarihi II

Aksaray Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü

TARİH BOYUNCA ANADOLU

İktisat Tarihi I

YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH BÖLÜMÜ LİSANSÜSTÜ PROGRAMLARI

İktisat Tarihi I Ekim

İktisat Tarihi I. 3-4 Kasım 2016

İktisat Tarihi I

Kuruluş Dönemi Osmanlı Kültür ve Uygarlığı Toprak Yapısı Üretim ve Ticaret Flash Anlatım

Osmanlı Devleti nin nüfus ve iskân politikası

KAY 361 Türk İdare Tarihi. Ders 6: 20 Kasım 2006 Konu: Osmanlı Toprak Sistemi Okuma: Ortaylı, 1979, sf

Gayri Safi Katma Değer

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ YILLIK PLANI

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

2- Anadolu Selçuklu Devleti nin kurulmasından önce Anadolu nun sosyo ekonomik yapısı hakkında bilgi veriniz.

sonra Türkiye deki şehirli nüfus, toplam nüfusun yarısını geçmiştir. TÜİK in 2017 verilerine göre şehirli nüfus oranı %92,5 dir.

İktisat Tarihi I. 15/16 Aralık 2016

İŞLETME N.Ö. Ders Adı

Dersin Adı İSLAM TARİHİ Sınıf 12 İSLAM TARİHİ

GEÇMİŞTEKİ İZLERİYLE KAYSERİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

Tarih Anabilim Dalı Tezli Yüksek Lisans (Sak. Üni. Ort.) Programı Ders İçerikleri

ÖSYM. Diğer sayfaya geçiniz KPSS / GYGK-CS

ESKĠġEHĠR OSMANGAZĠ ÜNĠVERSĠTESĠ FEN EDEBĠYAT FAKÜLTESĠ, TARĠH BÖLÜMÜ DERS ġablonu (ÖĞRETĠM PLANI / MÜFREDAT)

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

ORTA ASYA TÜRK TARİHİ-I 1.Ders. Dr. İsmail BAYTAK. Orta Asya Tarihine Giriş

BÖLGE VE NÜFUSUN GENEL DURUMU. Doç.Dr.Tufan BAL

İZMİR TİCARET ODASI AZERBAYCAN ÜLKE RAPORU

TRB2 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ. NÜFUS ve KENTLEŞME

OSMANLI DA İSKÂN VE GÖÇ

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜĞÜ ÇALIŞMA USUL VE ESASLARINA DAİR YÖNETMELİK

OSMANLI DEVLETI NDE TAŞRA VE EYALET YÖNETIMI

Vefatının 100. Yılında Sultan II. Abdülhamid ve Dönemi Uluslararası Kongresi

Sultan Abdulhamit in hayali gerçek oldu BÜLTEN İSTANBUL AZİZ BABUŞCU B İ L G İ. NOTU BALKANLAR 2 de İL SİYASİ VE HUKUKİ İŞLER BAŞKANLIĞI

ÖĞRENME ALANI: BİREY VE TOPLUM ÜNİTE 1: İLETİŞİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ 7. sınıf

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI

Kırsal Alan ve Özellikleri, Kırsal Kalkınmanın Tanımı ve Önemi. Doç.Dr.Tufan BAL

TARİH BÖLÜMÜ LİSANS DERSLERİ BİRİNCİ YIL

SAĞLIK KURUMLARI YÖNETİMİ II

SAINT BENOIT FRANSIZ LİSESİ

OĞUZLAR: DİLLERİ, TARİHLERİ VE KÜLTÜRLERİ 5. ULUSLARARASI TÜRKİYAT ARAŞTIRMALARI SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ TUFAN GÜNDÜZ MİKAİL CENGİZ

Türkiye de Belediye Nüfusları

T.C. KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERS KATALOĞU

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ

Yrd. Doç. Dr. Tahsin KARABULUT

İktisat Tarihi II. 13 Nisan 2018

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

T.C. BOZOK ÜNİVERSİTESİ 2010 YILI KURUMSAL MALİ DURUM VE BEKLENTİLER RAPORU

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

EĞİTİM / DENEYİM TABLOSU

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü I. Öğretim Programı Müfredatı

LİSANS PROGRAMI İŞLETME

TARİH BÖLÜMÜ ÖĞRETİM YILI DERS PROGRAMI

PROGRAM EKİNİN GAYRİ RESMİ ÇEVİRİSİDİR. E K L E R EK DAİMİ İKAMET EDENLERİN SAYISI, TOPLAM NÜFUS, İLLERE GÖRE ŞEHİR VE KIRSAL

9. HAFTA. Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri

BALIKESİR BÜYÜKŞEHİR STRATEJİK PLANI

EK-3.9 İDARİ İSLER VE KOORDİNASYON DAİRE BAŞKANLIĞI

SELÇUKLULARDA TARIM Dr. Osman Orkan Özer

Tarım Tarihi ve Deontolojisi Dersi 6.Hafta OSMANLI İMPARATORLUĞU'NDA TARIM. Dr. Osman Orkan Özer

1. Muhasebe İle İlgili Genel Bilgiler 1.1. Muhasebe Kavramı ve Tanımı. MUHASEBE İLE İLGİLE GENEL BİLGİLER Öğr. Gör. Şenol DOĞAN GENEL BİLGİLER

İLKÖĞRETİM ve LİSELERDE DİNDARLIK ÜZERİNE KARŞILAŞTIRMALI BİR ARAŞTIRMA (DİYARBAKIR ÖRNEĞİ)

ANTALYA İLİ, AKSU İLÇESİ, ATATÜRK MAHALLESİ, ADA 2 PARSELİN BİR KISMINI KAPSAYAN ALANDA HAZIRLANAN 1/5.000 ÖLÇEKLİ İLAVE NAZIM İMAR PLANI

ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme 4 TM ,9244

İktisat Tarihi I Ekim II. Hafta

Ekonomik Rapor Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / 307

KURUMSAL KAPASİTE VE SOSYAL SERMAYE. Kurumsal Kapasite

Osmanlı Devleti'nin kurucuları, Oğuzların Bozok koluna bağlı Kayı aşiretidir.

OSMANLI TOPLUMU YÖNETENLER. b) Seyfiye c) İlmiye d) Kalemiye a) Saray halkı. Defterdar ilk dönemlerde Bursa. Nişancı ve Edirne sarayında.

TABLO 27: Türkiye'deki İllerin 2006 Yılındaki Tahmini Nüfusu, Eczane Sayısı ve Eczane Başına Düşen Nüfus (2S34>

T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI İSTANBUL BAŞAKŞEHİR BELEDİYESİ 2012 YILI DENETİM RAPORU

Doğu ATEŞ ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ 2007 NÜFUS SAYIMI SONUÇLARI HAKKINDA İLK YORUMLAR

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

T.C. SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI

AYP 2017 ÜÇÜNCÜ DÖNEM ALIMLARI

TÜRKİYE EKONOMİSİ. Prof.Dr.İlkay DELLAL Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

İSTİHDAM İZLEME BÜLTENİ

TURIZM OTEL YÖNETICILERI DERNEĞI TANITIM DOSYASI

İKİNCİ YIL ÜÇÜNCÜ YIL

Toros Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Sağlık Yönetimi - 2. sınıf

ALANYA NIN BAZI EKONOMİK VE SOSYAL VERİLERİNİN MEVCUT İLLER İLE KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ

SON EKONOMİK GELİŞMELERDEN SONRA ESNAF VE SANATKARLARIN DURUMU

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

ULUSAL ÖLÇEKTE GELIŞME STRATEJISINDE TR52 BÖLGESI NASIL TANIMLANIYOR?

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

1- Aşağıdakilerden hangisi Orta Çağ İslam dünyasında faizli kredi işlevini görmek üzere geliştirilen araçlardan değildir?

11. -9, KENTLEŞME HIZLANIRKEN EĞITIMLI, GENÇ NÜFUS GÖÇ EDIYOR ORTA KARADENIZ DE KIRSAL KALKINMANIN ROLÜ VE TARIM TOPRAKLARININ KORUNMASI

Önsöz... iii İçindekiler v Tablolar Listesi vii Şekiller Listesi... ix Grafikler Listesi. ix

Transkript:

OSMANLI İKTİSAT TARİHİ TAR309U KISA ÖZET

DİKKAT Burada ilk 4 sahife gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com 1

1.ÜNİTE Sosyal Yapı NÜFUS Nüfus, tarihin her döneminde devletlerin kuruluş, büyüme ve çöküş süreçlerinin önemli faktörlerinden birisi olmuştur. Tarih incelemeleri bize büyük nüfus artışı veya azalma dönemlerinin iktisadî gelişme ile paralellik içinde olduğunu göstermiştir. Nüfus Miktarı Osmanlı Devleti nin kuruluş dönemi olan 14. yüzyıla gelinirken Bizans ın siyasal- idari coğrafyasındaki küçülme ve ekonomik bakımdan durgunluğuna paralel olarak nüfusunda da sürekli bir azalma söz konusudur. Bu dönemin süreklilik arzetmesinin gerisinde salgın hastalıklar, savaşlar, kıtlıklar gibi önemli sebepler vardır. Haçlı seferleri ile Anadolu ve İstanbul un yaşadığı istilalar bu durumun insan elinden kaynaklanan en önemli nedenidir. Anadolu nun İslamlaşma süreci ve buna karşılık olarak ortaya çıkan Bizans gerilemesi yoğun olmayan bölge nüfusunu daha da düşürmüştür. Celali isyanları: 16. yüzyıl sonlarında çıkan ve Osmanlı Devleti nde 17. yüzyılda da görülen isyanlar için kullanılan eşkıyalık hareketlerinin genel adı. Avârız defterleri, cizye defterleri, temettuat defterleri gibi temel kaynakların yanında diğer arşiv vesikalarının gösterdiği en genel sonuç, güvenlik probleminin toplumsal hayatın her safhasına etki ederek nüfus artışını önleyen önemli bir etken oluşunun, bütün 18. Yüzyıl boyunca devam etmiş olduğudur. OSMANLI İKTİSAT TARİHİNİN DÖNEMLERİ Osmanlı toplumsal sistemini oluşturan siyasal-idari, sosyal ve ekonomik yapılar oluşum, gelişme ve dönüşüm tarihleri, birbiri ile farklılaşan zaman dilimlerine karşılık gelse de ana hatları ile sistem, klasik dönem (nizâm-ı kadîm) ve yenileşme dönemi (nizâm-ı cedîd) olarak iki ana döneme ayrılabilir. Klasik dönem kuruluştan başlayıp 18. Yüzyıl sonlarına kadar uzanan dönemi, yenileşme dönemi de 19. yüzyıl başlarından devletin çöküşüne kadarki dönemi içine alır. 1. Klasik dönem oluşma, olgunlaşma ve esnekliğini kaybetme şeklindeki alt dönemlere ayrılabilir: a. Oluşma (1299-1453). 13. yüzyılın sonlarından başlayıp İstanbul un fethine kadar geçen yüz elli yıllık dönem. b. Olgunlaşma (1453-1699). İstanbul un fethinden Karlofça antlaşmasına kadar geçen yaklaşık iki yüz elli yıllık dönem. c. Esnekliği kaybetme Klasik sistemin gelişmeler karşısında onları algılama, sistem gereklerine göre uyumlandırma, dönüştürme gücü ve esnekliğini kaybetmeye başladığı 18. yüzyıl 2. Yenileşme dönemi, Osmanlı Devleti ileri gelenlerinin 18. yüzyılın sonlarından başlayıp 20. yüzyılda devletin çöküşüne kadarki zaman diliminde var olan problemlere yeni çözüm arayışlarını iç dinamiklerden ziyade Batı dünyasında bulmaya çalıştıkları, sistemi bu doğrultuda yenileme çabası içinde oldukları dönemi ifade eder. Nüfus Yoğunluğu Anadolu, Osmanlı Devleti nin kuruluş dönemi olarak tanımlanabilecek olan 14 ve 15. yüzyıllarda devlet sınırlarındaki genişlemenin getirdiği bir mecburiyet olarak yeni fethedilen bölgelerin iskâna tabi tutulması nedeniyle nüfus yoğunluğunda kayda değer bir artış yaşanmamıştır. 16. yüzyıl ise artık siyasi coğrafyanın genişleme trendinin ortadan kalktığı bir dönemdir. 17. yüzyıl ise bir önceki yüzyılın aksine bir nüfus durgunluğu yüzyılıdır. 2

19. yüzyılda Osmanlı Anadolu su ve Avrupa sı nüfusu yoğun olmayan bölgelerdir. 1831 nüfus sayımına göre Anadolu da bu tarihte kilometrekareye 6.1 (Anadolu Yüz ölçümü 819.454km2), Avrupa da ise 15.5 (Avrupa yüzölçümü 167.600) kişi düşmektedir. Nüfus hareketlerine bağlı olarak nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasında özellikle yüzyıl sonlarında artmış, 1885 yılında önce 16.2 ye 1914 yılında da 21.17 ye yükselmiştir. Nüfus hareketleri, toplam yoğunluk yanında nüfusun bölgesel dağılımında da önemli değişimlere neden olmuştur. YERLEŞİM ORGANİZASYONU 16. yüzyılda, Selçuklu döneminden bu yana yoğun olarak devam eden yerleşimlerin neticesinde, Oğuz boylarına mensup Kayı, Bayat, Karaevli, Yazır, Döğer, Dodurga, Avşar, Kızık, Beğdili, Karkın, Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepni, Salur, Eymür, Alayunlu, Yüreğir, İğdir, Beğdüz, Yeva ve Kınık aşiretlerinin bütün Anadolu yu kapsayan yerleşimleri ortaya çıkmıştır. Bulundukları yörelere göre de yeni isimler almış bulunan bu teşekküllerden Bozulus Türkmen grupları Maraş, Elbistan, Kadirli, Kozan bölgesinde ve kuzeyde Bozok (bugünkü Yozgat ili) ile Sivas eyaletini içine allan bölgeye yerleşmişlerdi. Diyarbakır yöresi Bozulus Türkmenlerinin yoğun yerleşim bölgesiydi. Bu grubun daha batıda Karaman, Ankara, Aydın ve Kütahya ya kadar uzantıları da vardı. Üçok kolundan olan Ramazanlı cemaati İskenderun dan Alanya ya kadar uzanan kıyı şeridine yerleşmişler, Silifke yöresinde bulunanların önemli miktarı Kıbrıs ın fethinden sonra buraya iskân olunmuşlardı. Çunkar, Çepni ve İlbeyli oymakları Çorum ve Tokat dâhilinde, At çeken ulusu da Bayburt da bulunmaktaydı. Şehir Yerleşimi Tarımsal üretime dayalı devlet modelinin önemli bir şartı olan köy yerleşim esaslılık Osmanlı modeli için de geçerli bir durumdur. Bununla beraber Osmanlı Devlet yapısının yerleşim organizasyonunun şehir hayatını esasa alan bir karakter taşıdığı söylenebilir. Şehirde idari, ekonomik ve sosyal hayatın her düzey ve alandaki ihtiyaçlarına cevap verebilecek kurumlar, işletmeler, sosyal oluşumlar ve bunlara dair görevlendirmeler burada meskûn ahali yanında bağlı durumdaki köyleri de dikkat alarak oluşturulmuştur. 19. yüzyıl Osmanlı kentinde dört toplumsal örgütlenme alanının belirleyici olduğu söylenebilir: Bunlar; a. Devlet örgütlenmesi b. Toplumun dini gruplar-mezhepler arasında örgütlenmesi c. Esnaf-ahi örgütleri (loncalar) d. Mahalleler (sosyo-ekonomik ve dini açıdan homojen özellik gösteren komşuluk birimleri) dir. Kır Yerleşimi Genel olarak Osmanlı nüfusunun % 80 den fazlası kırsal alanda, % 20 kadarı da şehirlerde oturmaktadır. Kırsal alanda yaşayanların % 20 ye yakın kısmı da konar-göçerdir. Osmanlı Anadolu ve Rumeli köyleri, ağırlıklı olarak toplu köy tiplemesine uygunluk gösterirler. Bunun yanında dağınık köy, hat köyü tiplerine de rastlanır. Bu genellemeye rağmen, aynı ortak bir tipolojiye sahip olsalar bile bölgeden bölgeye bazı farklılıklar görülür. Bu farklılığın en büyük sebebi inşaatlarda kullanılan yapı malzemelerinin farklılığıdır. Konar-Göçerler Konar-göçerler yaz mevsimlerini yaylaklarda, kış mevsimlerini ise kışlaklarda geçiren gruplardır. Konakladıkları yerlerin az çok belirli oluşu, onların yarı göçebe olarak adlandırılmalarını gerektirir. Nitekim Osmanlı devlet bürokrasisi bu grupları konar-göçer olarak tanımlamış- 3

tır. Asıl geçim kaynakları hayvancılık olan bu unsurlar, kendi ihtiyaçlarını giderecek kadar tarımla da meşgul olurlardı. Bunun yanında Orta Asya dan getirdikleri halı dokumacılığı, nakliyecilik de ek geçim kaynakları olmuştur. Yaylaklarda hayvancılık, kışlaklarda ise basit bitkisel tarım ile uğraşan konargöçerler tımarlı reaya statüsünde sayılmışlardır. Yaylak ve kışlaklarının dâhil bulunduğu tımar veya vakıf arazisinde üretimlerinden toprak sahiplerine vergi öderlerdi. NÜFUS VE YERLEŞİM POLİTİKALARI Osmanlı Devleti nin nüfus ve iskân politikasının esasında, sistemin ihtiyacı olan nitelikli insanın gerekli yerde gerekli miktarda bulundurulması vardır. Bu politika temelde nüfusun, herhangi bir sosyal grup tercihi olmaksızın, fonksiyona dayalı olarak iktisadi faaliyet alanlarında/kollarında üretimi gerçekleştirmesi, siyasal-idari ve sosyal statüsü-rol üstlenmesi esasına dayanır. Bu yaklaşım, herhangi bir dönemlemeye tabi tutulamayacak kadar genel bir süreklilik arz etmiştir. Osmanlı Devleti nin nüfus ve iskân politikası genel hatları ile bir süreklilik arz eder. Bununla birlikte zaman içinde siyasi, ekonomik ve sosyal gerekler doğrultusunda temel olarak iskân politikasının üç ayrı dönemi olmuştur. Birincisi; devletin büyüdüğü, sistemin yeni feth olunan yerlere de aktarıldığı kuruluş dönemi politikaları dönemdir. İkincisi; sistemin kendi iç işleyişinin öne çıktığı dönemdir. Üçüncüsü de siyasal coğrafyanın küçüldüğü, dışarıdan içeriye göçlerin yaşandığı dönemdir. Kuruluş Dönemi Politikaları Türk topluluklarının en belirgin özelliklerinden birisi seyyaliyet kabiliyetine sahip oluşlarıdır. Nüfus artışları ile başlayan büyük göç hareketi, Küçük Asya daki koşulların etkisi ile bu bölgeye gelişi sürekli kılmıştır. Bizans İmparatorluğu nun yaşadığı iktisadi durgunluk Türklerin Anadolu da yerleşik halkla aynı noktalarda yerleşmelerine imkân verdiği için göç hareketi toplumsal ilişkiler açısından ortaya herhangi bir zorluk çıkmadan gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti nin kuruluş dönemi olarak nitelendilebilecek olan 14 ve 15. yüzyıllar sürekli olarak yeni yerleşim birimlerinin ortaya çıktığı dönemlerdir. Bu birimlere yapılan iskânlar imkân, kabiliyetler ve zorunluluklar göz önüne alınarak yapılmıştır. Osmanlı Devleti nin genel iskân politikasında, gerektiği kadar miktar ve vasıftaki nüfusun gerekli yerlerde bulunması hedef vardır. Ancak uygulanan bu politika devlet sınırları içindeki bütün bölgeler için takip edilmiş bir politika değildir. İskânlar, serbest göçler ve sürgünler olarak iradi olup olmama bakımından iki usulle gerçekleştirilmiştir. Serbest göçler, Osmanlı Devleti nin kurulup genişleme döneminde, özellikle Türkmen aşiretleri arasında var olan göç ve iskân şeklidir. Sürgün, Osmanlı Devletinde bir iskân yöntemi olarak devlet eli ile bir başka bölgeye yerleştirme anlamında kullanılan bir tabirdir. Sürgün emri çıkan kişi veya grup sahip olduğu bütün mal varlığı ile devletin kendisine tahsis ettiği bölgede, ehl-i ziraatten ise üretim için gerekli arazi, ehl-i zanaatten ise üretim hakkı ve gerekli araç-gereç ile iskân olunurdu. Göçler önemli kişiler ve topluluklar düzeyinde iki ayrı nüfus grubu içinde ortaya çıkmışlardır. Bunlar; 1. Önemli kişiler a. Âlimler-bürokratlar b. Tüccarlar c. Nüfuz sahipleri d. Dervişler e. Belirli Meslek Sahipleri 2. Topluluklar a. Esirler b. Müslüman Aşiretler c. Gayrimüslim halk. Yerleşim politikası askerî, maliî ve hukukî teşkilatlanma ile birlikte uygulanmıştır. Böylece bütün yerleşim birimleri sistemin işleyişine katkıda bulunan ve buna bağlı olarak da varlıklarının devamı mecburiyeti olan alanlar konumuna gelmişlerdir. Bölge düzeyindeki yerleşim 4

düzeni her üç teşkilatlanma ile sağlanmaya çalışılmıştır. Bu teşkilatlanmada köylerin bazıları özel bazı görevler üstlenmişlerdir (tehlikeli bölgelerin korunması, suyollarının bakım ve onarımında görevlendirilme, belirli ürünlerin tahsis olunan bölge veya kurumlara üretilmesi gibi). Sistemin İşleyişinin Ortaya Çıkardığı Politikalar Genel olarak sistemin kurulması ile kaybedilen topraklardan gelen yoğun muhacir akınları dönemine kadarki zaman dilimini kapsayan bu dönem aslında hem kuruluş dönemi hem de geriye göçler dönemleri nüfus ve iskân politikalarının bir arada görülebildiği bir dönemdir. 17-19. yüzyıllar merkezî siyasal otoritenin gücünün aşındığı, merkez görevlilerinin merkezle bağlarının zayışadığı, taşranın da devreye girdiği, siyasal coğrafyada ve dolayısıyla iktisadi coğrafyada, ulaşım yollarında, askerî teşkilatlanmada, mâlî gereklerde değişimin yaşandığı bir dönemdir. SOSYAL GRUP İLİŞKİLERİ Osmanlı toplumsal hayatında Batı daki anlamı ile bir sınıfsal yapı ne klasik dönemde ne de yenileşmeci dönemde görülür. Bunun nedeni, sosyal sınıflaşma için gerekli olan sosyal gruplar arasındaki ilişkinin sınıf bilinci düzeyine ulaşmaması ve sosyal gruplar arasında geçişliliğin (bazı sınırlar olsa da) mevcudiyetidir. Osmanlı öncesi müslüman devletlerden Osmanlıya kalan mirasın bu konudaki etkisi büyüktür. Osmanlı toplum yapısında var olan sosyal gruplar yönetim bakımından yöneten (askerî)-yönetilen (reaya), hukukî açıdan hür-köle, dini bakımdan müslim gayrı müslim, yerleşim açısından da yerleşik-göçer, ayırımına tabi tutulabilir. Yerleşim bakımından toplumsal yapıda yerleşik-göçebe ayırımı söz konusudur. Yerleşikler köylü ve şehirli olarak iki ayrı grupta ele alınabilirler. Ancak yerleşim açısından toplumsal yapılanmada bir süreklilik görülmez. Göçebe toplulukların yerleşik hayata geçişleri kolaydır. 2. ÜNİTE Mâlî Yapı GİRİŞ Kamu mâliyesi devletin görevlerini yerine getirmesi amacıyla gelir elde etmesini ve bu gelirleri harcamasını konu olarak alır. Bir başka deyişle mâliye, devletin kamu hizmetlerini görebilmek için geliştirdiği mâlî araçların yine onun tarafından kullanılmasından doğan iktisad( olayların incelenmesidir. Demek ki mâliyenin temel konusu devletin gelir ve giderleridir. Osmanlı devleti İslam( uygulamalardan devraldığı mâlî sistemi geliştirmiştir. Osmanlı sistemi siyasî ve dinî anlamlarda merkezî; idarî, iktisadî ve malî anlamlarda da mahallî özellikler taşımaktadır. Ülkede 1075-1176 dönemi kuruluş dönemidir. Bu dönemden itibaren Bizans ve sonra Haçlılarla silahlı mücadele söz konusudur. Transit ticaretin geliştiği 1176-1277 dönemi gelişme ve refah döneminde devlet gelirleri yüksek idi. 13. Yüzyılın sonlarından XIV. yüzyılın ortalarına kadar geçen Anadolu Selçuklu Devleti nin dağılma ve Beylikler döneminde bütün dünyada görülen iktisadî durgunluğa paralel olarak gelirlerin düşük olduğunu biliyoruz. MÂLÎ YAPININ TESBİTİ: SAYIMLAR Her devlet kamu hizmetlerini yerine getirmek, güvenlik ve savunmayı sağlamak için harcamalar yapmak ve bu harcamaları finanse edecek kaynakları bulmak zorundadır. Bunun için Osmanlı Devleti de kaynaklarını bilme amacıyla sayımlar yapıyordu. Sayımlar bir yönüyle kayıtlı iktisat anlayışının somut bir örneğidir. Tapu sayımları genellikle iki safhalıydı. İlkinde faal nüfus, mâlî imkânlar ve bundan devlete düşen pay belirleniyordu. Bugünkü sanayi sayımlarına benzeyen bu safha uzun zaman alabiliyordu. İkinci safhada devletin payına düşen gelirin hazine ile tımar kesimi arasında bölüştürülmesi yapılırdı. İlk safhada hazırlanan deftere mufassal (ayrıntılı defter), ikincisine icmâl (özet) denirdi. 5

KLASİK DÖNEM MERKEZ MALİYESİ Merkez maliyesini gelir ve giderleri merkezî bütçeye yansıyan ve Bâb-ı defterî denen ve Başdefterdâr tarafından yönetilen mâliye daireleri oluşturmaktadır. Bu teşkilatın en üst makamı Başdefterdârlıktır. Başdefterdâr bugünkü yaklaşımla Maliye Bakanı na benzer. Merkez mâliyesi aslında tımar sisteminin içinde yer alan ve padişah hâsları olarak adlandırılan ve çoğu mukâtaalardan oluşan gelir kaynaklarını içermektedir. Osmanlı merkez maliyesi eyaletlerdeki gelir kaynakları ve gider alanları ile de ilgilidir. Sadece bazı eyaletler mâlî ve idarî açılardan özerktirler. Merkez maliyesinin payı 16. yüzyılda % 51 civarındaydı. Bu oran zaman içerisinde yükselmiş olmalıdır. Merkez Maliye Büroları Merkezdeki maliye daireleri eyaletlerde ve merkezde oluşan gelirleri, giderleri veya her ikisini yönetmekte, bir kısmı da koordinasyon işlevi görmektedir. Gelir ve gider kalemleri mukâtaa denen kamu işletmelerinin özel sektör tarafından işletilmesi işlemleriyle ve cizye ve avârız vergilerinin tahsili, ödemelerin yapılması gibi işlerle uğraşırlardı. Maliye bürolarında çalışan memurların hazineden maaş almadıkları, geçimlerini kayıtlar ve tesciller dolayısıyla tahsil ettikleri resim ve harçlarla sağladıkları bilinmektedir. Bir dereceye kadar coğrafî bir işbölümünü aksettiren merkez maliye kalemleri şunlardı: Gelir Kalemleri 1. Muhasebe-i evvel (Başmuhasebe): Bu kalem gelir ve giderleri denetlemek görevini yüklenen ve bütçelerde yer alan maliye kalemlerinin de yöneticisi durumundadır. Dolayısıyla Başmuhasebeci olan memurun üstün vasışara sahip olması gerekiyordu. 2. Cizye Muhasebesi: Cizye Muhasebesi 1691 reformundan sonra en büyük gelir kalemi olmuştur. Bu büro bazı gider hesaplarıyla da ilgileniyordu. Esas olarak Hıristiyan ve Yahudilerden alınan cizyenin her türlü idarî ve mâlî işine bakardı. 3. Haremeyn Muhasebesi: Büyük camilerle hac yönetimi ve mukaddes beldeler (Mekke, Medine, Kudüs) vakıflarının yönetimi ile uğraşırdı. Bunun yanında bazı kale neferleri mevacipleri ile mütekâid ve duacı vazifelerini bu büro denetlerdi. 4. Haremeyn Mukâtaası: Haremeyn Muhasebesinin konusuyla ilgili bazı mukâtaaları yönetirdi. Bazı mütekâid ve duacı vazifeleriyle has tevcihleri de bu büroda yapılırdı. 18. yuzyıl ortalarına doğru önemini kaybetmiştir. 5. Mevkûfât: Avârız akçesi, nüzül bedeli ve sürsat bedeli gibi avârız hânesi hesabı üzerinden alınan vergilerin yönetimi ile görevli olan bürodur. Avârız hâneleri, bazı muaşyetlerle beraber, ülkenin her tarafına yayılmıştır. 6. Mukâtaa-i evvel (Başmukata): Özellikle Rumeli deki bazı mukâtaaların gelirlerini ve bu arada bazı vazife, has, salyâne tahsislerini denetleyen bir kalemdir. Önemli gelir kaynakları Rumeli de toplanmıştır. 7. Ziyade-i cizye: Sultan, vezir vs. vakışarındaki cizye, âdet-i ağnâm ve avârız türünden bazı gelirler ile ilgiliydi. Bu büro 1691 cizye reformundan sonra lağvedilmiş ve gelir kaynaklarının hemen hepsi Cizye Muhasebesine aktarılmıştır. 8. Maden Mukâtaası: İstanbul Gümrüğü gibi büyük gümrük mukâtaalarını, Rumeli kıptilerinin cizye ve ispençe vergilerini, tütün, kahve ve üzümden alınan resimleri ve çeşitli madenlerin gelirlerini vs. denetleyen büyük bir büroydu. 9. Bursa Mukâtaası: Bursa, Biga, Bolu, Adapazarı, Kastamonu, Çankırı daki bazı mukâtaalarla Mîzân-ı harir (ipek kapanı) mukâtaasının ve Akdeniz adalarındaki çeşitli mukâtaaların gelirlerini denetleyen ve Rumeli deki kimi kale muhafızlarının mevâcib hesaplarını tutan bürodur. 10. İstanbul Mukâtaası: Bu büro, İstanbul ve Edirne ihtisabı, Selanik Gümrüğü, Mora iskelesi mukâtaasını denetlerdi. 1733 yılında Kefe Mukâtaası ile birleştirilmişti. Özellikle 1683-1699 6