KAN FİZYOLOJİSİ. Prof.Dr.MİTAT KOZ

Benzer belgeler
KAN FİZYOLOJİSİ DOÇ.DR.MİTAT KOZ

Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

Kanın bileşimi iki kısımdan oluşur:


HAYVANSAL ÜRETİM FİZYOLOJİSİ

Dolaşım Sistemi. Dolaşım sistemi, kan, kan plazması, şekilli elemanları. Dicle Aras

Bio 103 Gen. Biyo. Lab. 1

LÖKOSİT. WBC; White Blood Cell,; Akyuvar. Lökosit için normal değer : Lökosit sayısını arttıran sebepler: Lökosit sayısını azaltan sebepler:

KAN DOKUSU. Prof. Dr. Levent ERGÜN

Kuramsal: 28 saat. 4 saat-histoloji. Uygulama: 28 saat. 14 saat-fizyoloji 10 saat-biyokimya

ADIM ADIM YGS LYS Adım DOLAŞIM SİSTEMİ 5 İNSANDA BAĞIŞIKLIK VE VÜCUDUN SAVUNULMASI

ERİTROSİTLER ANEMİ, POLİSİTEMİ

Kanın Bileşenleri. Total kan Miktarı: Vücut Ağırlığı x0.08. Plazma :%55 Hücreler : %45. Plazmanın %90 su

KAN VE KAN HASTALIKLARI. YRD. DOÇ. DR. Kadri KULUALP

Tam Kan; Hemogram; CBC; Complete blood count

Kan ve kan bozuklukları ile ilgili araştırmaların yapıldığı ve tedavinin geliştirildiği bilim dalına hematoloji (kan bilim) denilir.

Tam Kan Analizi. Yrd.Doç.Dr.Filiz BAKAR ATEŞ

Kan dokusu. Hematokriti hesaplamak için eritrositlerle dolu olan tüpün uzunluğu kanla dolu tüpün uzunluğuna bölünüp, çıkan sonuç 100 ile çarpılır.

BÖLÜM I HÜCRE FİZYOLOJİSİ...


Kanın fonksiyonel olarak üstlendiği görevler

ADIM ADIM YGS LYS Adım BOŞALTIM SİSTEMİ 3

TRANSFERRİN ERİTROSİT. Transferrinin normal değerleri: Transferin seviyesini düşüren sebepler. Eritrosit; RBC: Red Blood Cell = Alyuvar

Laboratvuar Teknisyenleri için Lökosit (WBC) Sayımı Nasıl yapılır?

DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ

EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I V. KURUL DERS PROGRAMI HEMOPOETİK VE İMMÜN SİSTEM. (1 Mayıs Haziran 2017 )

11. SINIF KONU ANLATIMI 29 ENDOKRİN SİSTEM 4 BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ (ADRENAL BEZLER)

Bağışıklık sistemi nasıl çalışır?

CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞENLER

Canlıların yapısına en fazla oranda katılan organik molekül çeşididir. Deri, saç, tırnak, boynuz gibi oluşumların temel maddesi proteinlerdir.

Doku kan akışının düzenlenmesi Mikrodolaşım ve lenfatik sistem. Prof.Dr.Mitat KOZ

HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14

Kan Fizyolojisi Dr. Mehmet İNAN

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

T. C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I V. KURUL DERS PROGRAMI HEMOPOETİK VE İMMÜN SİSTEM

Fizyoloji. Vücut Sıvı Bölmeleri ve Özellikleri. Dr. Deniz Balcı.

Kan ve sıvı-elektrolitler. Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL

ORGANİZMALARDA BAĞIŞIKLIK MEKANİZMALARI

Akdeniz Anemisi; Cooley s Anemisi; Talasemi Majör; Talasemi Minör;

KLİNİK TIBBİ LABORATUVARLAR

T. C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI DÖNEM I V. KURUL DERS PROGRAMI HEMOPOETİK VE İMMÜN SİSTEM

MİNERALLER. Dr. Diyetisyen Hülya YARDIMCI

Hematopoetic Kök Hücre ve Hematopoez. Dr. Mustafa ÇETİN

YGS ANAHTAR SORULAR #3

LENFOİD SİSTEM DR GÖKSAL KESKİN ARALIK-2014

4.SINIF HEMATOLOJI DERSLERI

Yrd. Doç. Dr. İlyas Yolbaş Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ FARMAKOLOJİSİ

13 HÜCRESEL SOLUNUM LAKTİK ASİT FERMANTASYONU

GENEL SORU ÇÖZÜMÜ ENDOKRİN SİSTEM

KAN VE KAN ÜRÜNLERİNİN KANITA DAYALI KULLANIMI

İskelet Kasının Egzersize Yanıtı; Ağırlık çalışması ile sinir-kas sisteminde oluşan uyumlar. Prof.Dr.Mitat KOZ

ENDOKRİN SİSTEM #4 SELİN HOCA

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU

HİSTOLOJİ. DrYasemin Sezgin

DOKU. Dicle Aras. Doku ve doku türleri

Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor.

5.) Aşağıdakilerden hangisi, kan transfüzyonunda kullanılan kan ürünlerinden DEĞİLDİR?

HÜCRE. Dicle Aras. Hücre bölünmesi, madde alışverişi ve metabolizması

KAN KAN. Kanın yapısı. Kanın Görevleri 19/11/2015. Kanın Yapısı. Müge BULAKBAŞI Yüksek Hemşire

Hücre. 1 µm = 0,001 mm (1000 µm = 1 mm)!

ENDÜSTRIDE VE CANLILARDA ENERJI. Canlılarda Enerji

CANLILARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ Beslenme Boşaltım Üreme Büyüme Uyarıları algılama ve cevap verme Hareket Solunum Hücreli yapı

Adrenal Korteks Hormonları

Hücre zarının yapısındaki yağlardan eriyerek hücre zarından geçerler.fazlalıkları karaciğerde depo edilir.

I- Doğal-doğuştan (innate)var olan bağışıklık

b. Amaç: Bakterilerin patojenitesine karşı konakçının nasıl cevap verdiği ve savunma mekanizmaları ile ilgili genel bilgi öğretilmesi amaçlanmıştır.

FİZYOLOJİ LABORATUVAR BİLGİSİ VEYSEL TAHİROĞLU

Bağ doku. Mezodermden köken alır. En Yaygın bulunan dokudur ( Epitel, Kas, Kemik sinir)

Akıllı Defter. 9.Sınıf Biyoloji. vitaminler,hormonlar,nükleik asitler. sembole tıklayınca etkinlik açılır. sembole tıklayınca ppt sunumu açılır

HEMOSTAZİS S VE DOÇ.. DR. MEHMET FERAHMAN GENEL CERRAHİ AD.

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

GEBELİK VE LOHUSALIK

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI SAĞLIK HİZMETLERİ VÜCUT SIVILARI- ELEKTROLİTLERİ VE KAN

Suda çözünebilen nişasta molekülleri pityalin (amilaz) enzimiyle küçük moleküllere parçalanır.

LİPOPROTEİN METABOLİZMASI. Prof.Dr. Yeşim ÖZKAN Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı

YARA İYİLEŞMESİ. Yrd.Doç.Dr. Burak Veli Ülger

IX. BÖLÜM KRONİK HASTALIK ANEMİSİ TANI VE TEDAVİ KILAVUZU ULUSAL TEDAVİ KILAVUZU 2011

EGZERSİZİN DAMAR FONKSİYONLARINA ETKİSİ

Sıkı bağ dokusu yapısında parankimi yada dalak pulpasını. birbiriyle devamlılık gösteren bölümlere ayıran trabekulaların

VÜCUT SIVILARI. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN. Copyright 2004 Pearson Education, Inc., publishing as Benjamin Cummings

1-GİRİ 1.1- BİYOKİMYANIN TANIMI VE KONUSU.-

ENDOKRİN BEZ EKZOKRİN BEZ. Tiroid bezi. Deri. Hormon salgısı. Endokrin hücreler Kanal. Kan akımı. Ter bezi. Ekzokrin hücreler

Kan ve sıvı-elektrolitler. Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL

HAYVANSAL HÜCRELER VE İŞLEVLERİ. YRD. DOÇ. DR. ASLI SADE MEMİŞOĞLU RESİM İŞ ZEMİN KAT ODA: 111

9. SINIF KONU ANLATIMI 5 CANLININ TEMEL BİLEŞENLERİ -İNORGANİK MADDELER 1- SU

Plazma Proteinlerinin Fonksiyonları -1-

VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER. Boşaltım Sistemi

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU

LİPOPROTEİNLER. Lipoproteinler; Lipidler plazmanın sulu yapısından dolayı sınırlı. stabilize edilmeleri gerekir. kanda lipidleri taşıyan özel

ADIM ADIM YGS-LYS 5. ADIM CANLININ TEMEL BİLEŞENLERİ -İNORGANİK MADDELER 1- SU

10. Sınıf Biyoloji Konuları Hücre Bölünmeleri Kalıtımın Genel İlkeleri Ekosistem Ekolojisi ve Güncel Çevre Sorunları

E vitamininin kimyasal adı Tokoferol dur E vitamini etkinliği gösteren alfa, beta ve gama tokoferoller ve tokotrienoller denilen moleküller vardır En

Bir populasyonun birey sayısı, yukarıdaki büyüme eğrisinde görüldüğü gibi, I. zaman aralığında artmış, II. zaman aralığında azalmıştır.

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

ASİT- BAZ DENGESİ VE DENGESİZLİKLERİ. Prof. Dr. Tülin BEDÜK 2016

Transkript:

KAN FİZYOLOJİSİ Prof.Dr.MİTAT KOZ

Kan Kan damarlarında dolaşan kırmızı renkli sıvıya kan adı verilir. Özellikleri ; Kan sudan daha kalın, daha yapışkan ve daha yoğundur. Sudan 4-5 kata daha yavaş akar. Akışa karşı karşılaştırmalı direnç viskozite olarak isimlendirilir. Kanın viskozitesi sudan daha yoğundur. Kanın PH sı 7,35-7,45 tir, hafif alkalidir. Arteriyel kan venöz kanadan daha alkaliktr. Kanın ısısı yaklaşık 38 ºC dir. Vücut ağırlığının % 8 ini oluşturur. Erkeklerde miktarı yaklaşık 5-6 litre, kadınlarda ise 4-5 litre arasındadır.

Kanın Görevleri Kanın Solunum Görevi: 1. Solunum Görevi=Esas görevlerindedendir,hb aracılığı ile gerçekleşir. 2. Beslenme. 3. Boşaltım. 4. Vücut ısısının düzenli kalmasını sağlar. 5. Vücutta tuz ve su dengesini korur. 6. Asit-baz dengesini korur. 7. Pıhtılaşma faktörleri ile kan kaybını önler. 8. Taşıdığı Hücresel ve Hümoral Bağışıklık Sistemi ile organizmayı enfeksiyonlara karşı korur. 9. Hormon ve Nörohormonları taşıyarak vücudun düzenli çalışmasına yardım eder. 10. İnterstisyel kompartman hacminin düzenlenmesinde rol alırlar.

Kanın Bileşimi 2 Kısımdan Oluşur A- Kanın Hücresel Elementleri % 45 B- Kanın Sıvı Kısmı (Plazma veya Serum) % 55

Kanın Hücresel Elementleri Eritrositler Lökositler Trombositler Leukocytes Erythrocytes Polymorphnuclear Granulocytes Agranulocytes Platelets Neutrophils Eosinopils Basophils Monocytes Lymphocytes

P L A Z M A Kanın Sıvı Kısmını Plazma Oluşturur * Su % 91 * Organik Maddeler (Proteinler)% 7 * İnorganik Maddeler % 2

Organik Maddeler 1. Proteinler (% 7 gr) a. Albumin (% 4.5 gr) Taşıyıcı görevi yapar b. Globulin (% 2.5 gr): 1, 2, β 1, β 2 ve Ig lere ayrılır. İmmunoglobulinlerin [Ig]: Ig G, Ig M, Ig A, Ig D, Ig E gibi çeşitleri vardır. Hem taşıyıcı, hemde antikor oluşumunda görev yaparlar c. Fibrinojen (% 0.3): Pıhtılaşmayı sağlar

2.Karbonhidrat (Glikoz % 80-110 mg) 3.Lipidler Nötral yağlar, Fosfolipid, Kolesterol, Lesitin 4. Residüel (artık) Azot Üre, Ürik Asit, Ksantin, Hipoksantin, Kreatin, Kreatinin, Amonyak, Amino Asitler. 5. Hormonlar, Antikorlar, Çeşitli Enzimler Amilaz, Proteaz, Lipaz, Esteraz.

Plazma proteinlerinin görevleri Plazmada bulunan proteinler onkotik basınç oluştururlar. Onkotik basınç doku ile kapiller damarlar arasındaki sıvı alışverişinde önemli rol oynar. Plazma proteinlerinin oluşturduğu onkotik basınç sıvının damar içine geri alınmasını sağlar. Ayrıca plazma proteinleri bazı hormonların taşınmasında da rol alır. Globulinler yağ moleküllerinin taşınmasını sağlar. Fibrinojen ise pıhtılaşmada görev alır.

Plazma elde edilmesi Kanın plazmasını oluşturan bölümü kana antikoagülan (pıhtılaşmayı engelleyen madde) madde katılarak pıhtılaşması engellenen kandan elde edilir. Bunun için pıhtılaşması engellenen kan dinlendirilerek yada santrifüj edilerek hücresel kısımların dibe çökmesi, plazmanın ise üstte kalması sağlanır.

Serum Serum da kanın sıvı kısmıdır. Ancak serum kan pıhtılaştıktan sonra oluşan sıvı kısmıdır. Serumun plazmadan farkı, serum içerisinde fibrinojenin bulunmamasıdır. Serum elde edilmesi için kana herhangi bir madde ilave etmeksizin pıhtılaşması beklenir ve ardından dinlendirilerek yada santrifüj edilerek pıhtının (hücresel kısım) dibe çökmesi sağlanır.

Kanın şekilli elemanları/katı bölümü Kanın şekilli elemanları, diğer bir ifadeyle % 45 ini oluşturan katı bölümü kan hücrelerinden oluşur. Kan hücreleri kırmızı kan hücreleri (eritrositler-alyuvarlar), beyaz kan hücreleri (lökositler-akyuvarlar) ve trombositlerdir. Eritrositler % 99 Lökositler % 1 Trombositler < % 1

Kanın Hücresel Elementleri Eritrositler Lökositler Trombositler Leukocytes Erythrocytes Polymorphnuclear Granulocytes Agranulocytes Platelets Neutrophils Eosinopils Basophils Monocytes Lymphocytes

Hematokrit Kan hücrelerinin tüm kana oranına hematokrit denir. Değeri Erkeklerde % 40-45 Kadınlarda % 35-45 arasındadır.

Alyuvar-Eritrositler Kanın şekilli elemanlarının % 99 unu alyuvarlar oluşturur. Alyuvarların şekilleri bi konkav disk şeklinde olup. Alyuvarların çekirdeği yoktur. Bir milimetreküp(1 desilitre de) kanda erkelerde 5,100,000-5,800,000, kadınlarda 4,300,000-5,200,000 alyuvar bulunur. Sayıları cinsiyet, yaş ve yaşanılan yerin yüksekliğine göre değişebilmektedir.

Eritrositler hemoglobin taşırlar. Tüm kandaki hemoglobin oranı; erkelerde 16 gram/dl, kadınlarda 14 gram/dl dir. Hemoglobin eritrositlere kırmızı rengini veren moleküldür ve eritrositlerin renkleri içerdikleri hemoglobin miktarına bağlıdır. Hemoglobin oksijen bağlayarak onun kanda taşınmasını sağlar.

Alyuvar üretimi Embriyonik yaşamın ilk birkaç haftasında vitellus kesesi, Gebeliğin ikinci trimesteri sırasında dalak, lenf düğümleri ve karaciğer, Gebeliğin son ayında ve doğumdan sonra kemik iliği.

Kemik iliğinde kan hücresi üretimi Beş yaşına kadar tüm kemikler, 20 yaşından sonra vertebralar, sternum, kostalar ve iliyak kemik gibi yassı kemiklerin ilikleri, 20 yaşından sonra tibia ve humerusun proksimal bölümü dışında uzun kemiklerin ilikleri yağlanır ve alyuvar yapımı durur. Yaş arttıkça bu kemiklerde de üretim düşer. Sarı kemik iliği-yağlı,inaktif Kırmızı kemik iliği-aktif

Kan hücrelerinin oluşumu Dolaşımdaki tüm hücreler kemik iliğindeki hemopoietik kök hücreden kaynaklanır. Bu kök hücreler birbiri ardına bölünerek dolaşımdaki hücreleri oluştururlar. Alyuvarların eritrosit adı verilen dolaşımdaki halinin bir önceki hali retikülosittir Kemik iliğinde bölünen hücreler dolaşıma retikülosit olarak geçer ve dolaşımda 1-2 gün içerisinde eritrosit haline gelir.

Alyuvar üretiminin düzenlenmesi Alyuvar üretiminin temel düzenleyicisi doku oksijenasyonudur. Oksijenlenmeyi azaltan faktörler alyuvar yapımını artırır; Düşük kan hacmi (kanama) Anemi Hemoglobin azlığı Azalmış kan akımı Akciğer hastalığı

Eritropoietin hormonu Alyuvar üretimini stimüle eden esas faktör eritropoietin hormonudur. Eritropoietin glikoprotein yapıdadır, % 85 i böbreklerde, kalanı da karaciğer de yapılır. Eritropoietin kök hücreden proeritroblast oluşumunu artırır. Eritropoietin oksijenin az olduğu ortamda dakikalar içinde yükselmeye başlar, 24 saatte maksimuma ulaşır, ancak kanda yeni alyuvarlar 5 gün sonra görülür.

Eritropoietin (EPO) Hormonu Fetüs ve Yenidoğanda % 85 Karaciğerde % 15 Böbreklerde Sentezlenir Karaciğer Erişkinde % 85 Böbreklerde % 15 Böbrek dışı dokularda sentezlenir Böbrekler Hepatik Eritropoietik Faktör (HEF) Eritrogenin-Eg inaktif + Serum Faktörü Renal Eritropoietik Faktör (REF) Eritrogenin-Eg inaktif + Serum Faktörü Aktif EPO Oluşur Aktif EPO Oluşur

Alyuvar oluşumunda vitamin B12 ve folik asitin rolü Vitamin B12 ve folik asitin her ikisi de DNA sentezi için gereklidir. Yokluklarında DNA sentezi azalır, çekirdek olgunlaşması ve bölünme yetersiz olur. Olgunlaşma ve bölünmenin yetersiz oluşu makrosit adı verilen normalden büyük, hücre zarı dayanıksız, düzensiz, geniş, bikonkav olmayan, oval şekilli alyuvarlar oluşur. Kısaca Vitamin B12 ve folik asit olgunlaşma yetersizliğine yol açar.

Demir metabolizması Demir hemoglobin, myoglobin ve sitokrom gibi yapılar için önemlidir. Vücuttaki toplam demir 4-5 gramdır ve bunun % 65 i hemoglobinde bulunur.

Günlük demir kaybı İnsanda hergün yaklaşık 1 mg demir feçesle atılır. Kanamanın olduğu durumlarda kaybedilen miktar artar. Kadınlarda menstruel kanamalarda demir kaybı ortalama 2 mg /gün e çıkar.

Alyuvarların yıkımı Alyuvarlar dolaşımda ortalama 120 gün kalırlar. Zamanla alyuvarların zarı kolay zedelenebilir hale gelir ve dolaşımdaki bazı noktalardan geçerken yırtılır. Çoğunluğu dalak olmak üzere, karaciğer ve kemik iliğinden geçerken parçalanırlar.

Alyuvarlar buralarda bulunan makrofajlar tarafından fagosite edilirler ve içlerindeki hemoglobin açığa çıkar. Makrofajlar hemoglobinden demiri ayırarak kana verirler. Demir kanda transferrine bağlanır. Hemoglobinin geri kalan kısımları bilirubine çevrilip kana verilir ve daha sonra karaciğer tarafından safraya sekrete edilir.

Hemoglobin Yıkımı Bilirubin, karaciğerde safra yoluyla sindirim kanalına verilir. Burada feces Urobilinojenine dönüşür ve daha sonra Sterkobilin e dönüşürek dışkıya renk verir. Kana geçen Bilurubin ise idrarla Urobilinojen halinde atılır.

Anemi Çeşitli nedenlerle kandaki alyuvar sayısının azalmasına anemi denir. Anemi alyuvarların çok hızlı bir şekilde kaybı(kan kaybı-kanama) veya çok yavaş üretimi nedeniyle olabilir.

Fe Eksikliği Anemisi * Tahıla dayalı beslenenlerde, * Aşırı çay içenlerde, * Uzun süre emzirenlerde, * Gebelikte, * Menstruasyon siklusu ve büyüme döneminde olanlarda gözlenir. Fe eksikliği mental ve fiziksel açıdan önemlidir. Bu kişilerde algılama ve öğrenmenin yavaşladığı görülür. Beyinde nörotransmitter sentezi azalma ve sinir hücrelerinde demiyelinizasyon gözlenir.

Kan kaybı anemisi Hızlı kan kayıplarından sonra plazma 1-3 gün içerisinde yerine konur, fakat alyuvarlar hemen yerine konamaz ve konsantrasyonu düşer. İkinci bir kanama olmazsa alyuvar konsantrasyonları 3-6 haftada normale döner.

Aplastik anemi Aplazi? Bir organ veya oluşumun doğuştan yokluğu. Kemik iliği aplazisi yani fonksiyonel kemik iliğinin yokluğu nedeniyle oluşan anemi. Nedenleri... Şiddetli nükleer bombardıman, Aşırı x ışını uygulamaları, Bazı endüstriyel kimyasal maddeler ve hatta ilaçlar

Megaloblastik anemi Vit B12, folik asit ve intrensek faktör gibi alyuvar yapımında etkili faktörlerden herhangi birinin azalması kemik iliğinde alyuvar üretimini yavaşlatır. Sonuçta tuhaf, geniş şekilli, olgunlaşmamış megaloblastlar oluşur.

Pernisiyöz anemi Vitamin B12 nin yetersiz emilimi nedeniyle oluşan olgunlaşma kusuruna denir. Temel nedeni mide mukozasından salgılanan ve Vitamin B12 ye bağlanarak onu emilebilir hale getiren intrensek faktör olarak bilinen bir glikoproteinin yetersiz salgılanmasıdır.

Hemolitik anemi Doğuştan kazanılan çeşitli alyuvar anomalilikleri hücreleri frajil(kolay kırılır, narin) hale getirerek özellikle dalaktaki kapillerlerden geçerken kolaylıkla parçalanmalarına yol açar. Sonuçta alyuvarların yaşam süresi oldukça kısa olduğu için ciddi anemilere yol açabilir. Herediter sferositozis, orak hücre anemisi ve eritroblastozis fetalis hemolitik anemiye yol açan durumlardır.

Herediter sferositozis Alyuvarlar bikonkav disk yerine küreseldir ve çok küçüktürler. Esnek değildirler ve hafif bir sıkışmada bile kolayca parçalanırlar.

Orak hücre anemisi Anormal tipteki hemoglobin (hemoglobin s) molekülü nedeniyle oluşur.

Eritroblastozis fetalis Fetüsün Rh + alyuvarlarının RH annenin antikorları tarafından haraplanmasıyla oluşur. Bu antikorlar hücreleri frajil hale getirerek bebeğin ciddi anemi ile doğmasına yol açarlar.

Aneminin etkileri Aneminin dolaşım sistemine en önemli etkisi kalp debisinin artması nedeniyle kalbin iş yükünün artmasıdır.

Polisitemi Kandaki alyuvar sayısının artmasıdır. Sekonder polisitemi ve polisitemia vera olarak bilinen iki türü vardır.

Fizyololiksekonder polisitemi 2). Spor yapanlarda 1). Yenidoğanlarda 3). Yüksek yerlerde yaşayanlarda gözlenir.

Sekonder polisitemi Yüksek yerler-az oksijen Kalp yetmezliği-oksijen taşıma yetersizliği durumlarında dokuların oksijensiz kalması kan yapıcı organların aktivitesini artırır, buna sekonder polisitemi denir. Alyuvar sayısı 6-7 milyon/mm3, Fizyolojik polisitemi: 4-5 bin metrede yaşayanlarda görülür.

Polisitemia vera-eritremi Alyuvar üreten hücre serisinde gen anormalliği nedeniyle oluşur. Yakın zamanda JAK2 adı verilen bir genetik bozukluğun hastalığın oluşmasına neden olduğu saptanmıştır. Alyuvar sayısı 7-8 milyon/mm3 e çıkar, Hematokrit % 60-70, Kanın viskozitesi 3 katı kadar kadar artarak suyun 10 misline çıkar.

Kanın şekilli elemanları/katı bölümü Kanın şekilli elemanları, diğer bir ifadeyle % 45 ini oluşturan katı bölümü kan hücrelerinden oluşur. Kan hücreleri kırmızı kan hücreleri (eritrositler-alyuvarlar), beyaz kan hücreleri (lökositler-akyuvarlar) ve trombositlerdir. Eritrositler % 99 Lökositler % 1 Trombositler < % 1

Lökositler-alyuvarlar beyaz kan hücreleri Tüm kanın şekilli elemanlarının % 1 ini oluştururlar. Sayıları;7000-11000/mm3 tür. Lökositler ve lökositlerden kaynaklanan doku hücreleri vücudun enfeksiyonlara karşı koymasında rol alırlar. Vücudun savunma sisteminin hareketli birimleridir. Kısmen kemik iliğinde kısmende lenfoid dokularda oluşurlar. Dolaşımda 4-8 saat kadar bulunurlar, dokularda bulunanlar ise 4-5 gün kadar yaşarlar

Lökositlerin çalışma şekillerivücudun hastalıklara koyma yolları Lökositler vücudun savunma sisteminin hareketli birimleridir. Yayılmacı mikroorganizmaları fagositoz yolu ile harap ederek, Antikorlar ve duyarlı lenfositler oluşturarak yayılmacıyı harap ederler veya inaktive ederler.

Lökositler iki grupta incelenmektedirler; granülosit-agranülaosit Granülasitler;(granül ihtiva ederler) Nötrofil (lökositlerin % 62 si, fagositoz yetenekleri vardır) Eozinofil;( lökositlerin % 2,3 ü, parazitlerin, antijen-antikor kompleksini yok ederler, fagositoz yaparlar. Bazofil;(lökositlerin % 0,4 ü,heparin, histamin, seratonin içerirler, allerjik reaksiyonlarda rol alırlar.

Monositler; Agranülositler; monositler ve lenfositler lokositlerin % 5.3 ünü oluştururlar, dolaşımdaki fagositlerdir ve en büyük kan hücreleridir. Monositler dokulara geçerek makrofaj adını alırlar. Monosit makrofajlar yabancı materyalin sindirilmesinde rol alırlar

Agranülositler; monositler ve lenfositler Lenfositler tek çekirdekli lökosit alt grubudur, Tüm lökositlerin % 30 unu oluştururlar. Vücudun bağışıklık sisteminden sorumludurlar, İki lökosit alt grubu vardır; B hücreleri; kemik iliğinden köken alır ve lenfoid dokularda olgunlaşırlar, hümoral bağışıklıktan sorumludurlar. T hücreleri;timus bezinden köken alırlar ve hücresel bağışıklıktan sorunludurlar.

Lökositoz-lökopeni Lökosit sayısının mm3 kanda 11000 üzerine çıkmasına lökositoz denir. Lökosit sayısının mm3 kanda 7000 altına düşmesine lökopeni denir.

Lösemi Kontrolsüz akyuvar üretimine denir, Kemik iliği veya lenfoid dokudaki hücrelerin kanseroz mutasyonu nedeniyle oluşur. İki tipi vardır; Lenfoid lösemi; lenf düğümleri Miyeloid lösemi ; kemik iliği

Löseminin etkileri Vücudun diğer bölgelerinde lösemik hücre oluşumu-metastaz Kemik iliği, Dalak, Karaciğer Damar bölgeleri Bu bölgelerin herhangi birinde büyüyen hücreler çevre dokulara yayılır-asıl hücrelerin yaşam alanı kısıtlanır.

Yüksek sayıdaki olgunlaşmamış ve malign hücrelerin normal ilik hücrelerinin yerini alması ile iliklerde hasar meydana gelir. Böylece kan pıhtılaşmasında rol oynayan plateletler ve savunmada rol oynayan lökositlerin sayısı azalmaya başlar. Bu da lösemi hastalarında zedelenmelerin ve kanamaların yoğun görülmesine, hastaların kolay enfeksiyon kapmasına neden olur. Savunma mekanizması zayıflar. İleri aşamalarda kırmızı kan hücresi eksikliği anemiye, nefes darlığına neden olabilir.

Kanın şekilli elemanları/katı bölümü Kanın şekilli elemanları, diğer bir ifadeyle % 45 ini oluşturan katı bölümü kan hücrelerinden oluşur. Kan hücreleri kırmızı kan hücreleri (eritrositler-alyuvarlar), beyaz kan hücreleri (lökositler-akyuvarlar) ve trombositlerdir. Eritrositler % 99 Lökositler % 1 Trombositler < % 1

Trombositler Pıhtılaşmadan sorumlu kan hücreleridir. Sayıları mm3 kanda 300,000 dir

Kanamanın Önlenmesi; Hemostazis Bir kanamada 3 hemostatik mekanizma çalışır; 1. Kan damarlarının kasılması 2. Trombositlerin bir araya toplanıp tıkaç oluşturması-trombosit tıkacı(aggregation) 3. Kanın pıhtılaşması (koagülasyon)

Pıhtılaşma Pıhtılaşmanın son ürünü plazma proteini olan fibrinojenin fibrine çevrilmesidir. Bu reaksiyonda trombin adı verilen enzime gereksinim duyulur. Fibrin kan hücreleri ile birlikte pıhtıyı oluşturur. Pıhtılaşma ekstrensek ve intrensek yollar ile gerçekleşir.

Pıhtılaşma; Ekstrensek ve intrensek yol Ekstrensek yol kan damarı yırtılıp doku hasar gördüğünde pıhtılaşma mekanizması hızlı bir şekilde aktive olur. İntrensek yol ise damarın iç duvarı zarar gördüğünde yada düzensizleştiğinde aktive olur. Fibrinojenin fibrine çevrilmesinde her iki yolda kullanılabilir.

Pıhtılaşma faktörleri Kanda pıhtılaşmayı hızlandıran bazı faktörler vardır, bunlara pıhtılaşma faktörleri denir. Bunlar faktör adı ile isimlendirilirler ve I den XIII e kadar numaralandırılırlar. Heparin ve antitrombin-heparin kofaktör kanamanın olmadığı durumlarda pıhtılaşmayı önler. Kan damardan alınıp pıhtılaşmayı engelleyen bir madde katılmadan bir tübe bırakılırsa pıhtılaşır.

Pıhtılaşma testleri Trombosit sayısı Pıhtılaşma zamanı Protrombin zamanı

Hemofili Faktör VIII eksikliğine (% 85 inde) bağlı kanama eğilimidir, bu tipine hemofili A veya klasik hemofili denir Vakaların % 15 inde Faktör IX eksikliği vardır. Hemofili yalnızca erkeklerde görülür, kadınlar taşıyıcı olabilirler.

Kan grupları Kan eritrosit yüzeyinde bulunan A yada B antijenlerine (aglutinojen) göre gruplara ayrılır. Ayrıca kanın plazmasında bu antijenler ile reaksiyona girebilen antikorlar (aglutininler) bulunur. Eğer bir kanda A antijeni varsa yani kan A grubu ise, aynı kanda B antijenine ait (B grubu kana ait) antikorlar bulunur. Kandaki bir tip antijen (aglutinojen) diğer kan grubunun antikorları ile reaksiyona girer. Buna aglutinasyon reaksiyonu denir.

ABO Rh, MNSs gibi 24000 çeşit kan grubu sistemi vardır, fakat uygulamada bunların yalnız ABO ve Rh sistemleri önem taşır. Kan grubu A olan bir insanın alyuvarlarının yüzeyinde A-antijeni, serumunda B-antijenine karşı anti-b-antikoru bulunur.

ABO gruplandırma sistemi Buna göre 4 kan grubu bulunur; A B AB O

Kan grubu testi Serumlar Eritrosit Tipi Anti-A Anti-B O - - A + - B - + AB + +

Kan gruplarının kalıtımı Anne babanın kan grubu Çocuğun kan grubu olasılığı Çocuğun kan grubu olmama olasılığı A+A A,O AB,B A+B A,B,AB,O - A+AB A,B,AB O A+O A,O AB,B B+B B,O A,AB B+AB A,B,AB 0 B+O B,O A,AB AB+AB A,B,AB O AB+O A,B AB,O O+O O A,B,AB

RH faktörü Kandaki bir diğer sınıflama faktörü de RH faktörüdür. Beyaz ırk % 85 RH+, % 25 RH- Siyah ırk % 95 RH+ Kan RH faktörü taşıyıp taşımamasına göre RH negatif yada pozitif olarak ifade edilir. RH faktörü yeni doğanda hemolitik bozukluğa yol açar. Fetüs RH+, anne RH- ise ve anne daha önce RH+ fetüslü bir gebelik geçirmişse RH faktörü fetüs için ölümcül olabilir.