SANAT TARİHİ YILLIĞI

Benzer belgeler
SANAT TARİHİ YILLIĞI XXII

Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Yaşam Boyu Sosyalleşme

Toplumsal cinsiyet, davranışalar, tutumlar, ilgiler, amaçlar, değerler vb. düzleminde kadınsı (dişil) ve erkeksi (eril) olarak ayrılan

EN ESKİ İNANÇLARDAN BİRİ OLAN ZERDÜŞTLÜK VE ZERDÜŞT HAKKINDA 9 BİLGİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

ÜNİTE PSİKOLOJİ İÇİNDEKİLER HEDEFLER GELİŞİM PSİKOLOJİSİ I

Mitosta, arkaik anaerkil yapı Ay tanrıçalığı ile Selene figürüyle sürerken, söylencenin logosu bunun tersini savunur. Yunan monarşi-oligarşi ve tiran

Leyla Coşan (2009): Frauenliteratur der 70er Jahre in Deutschland und in der Türkei, Frankfurt a.m., Peter Lang Verlag, 185 sayfa

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SORGULAMA PROGRAMI

SANAT TARİHİ YILLIĞI

Çetin Özbey

Kostüm Ve Aksesuarlar ÖĞR. GÖR. ÖZLEM BAĞCI

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Dünyanın İşleyişi. Ana Fikir. Oyun aracılığıyla duygu ve düşüncelerimizi ifade eder, yeni anlayışlar ediniriz.

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

DÖRDÜNCÜ YARIYIL ZORUNLU DERSLER

xxxxx GELİŞİM MR (60-72 AY) "Çocuğun gelişimini takip edin."

GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI NIN GENEL AMAÇLARI

NOKTA VE ÇİZGİNİN RESİMSEL ANLATIMDA KULLANIMI Semih KAPLAN SANATTA YETERLİK TEZİ Resim Ana Sanat Dalı Danışman: Doç. Leyla VARLIK ŞENTÜRK Eylül 2009

CUMHURİYET ORTAOKULU 7. SINIF GÖRSEL SANATLAR GÜNLÜK DERS PLANI

TEMEL GRAFİK TASARIM AÇIK-KOYU, IŞIK-GÖLGE

TOPLUMSAL CİNSİYET - 2 YRD.DOÇ.DR. ÖZGÜR GÜLDÜ

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

1. ÜNİTE İÇİNDEKİLER EĞİTİM PSİKOLOJİSİ / 1

Medya ve Toplumsal Cinsiyet

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI. BABALAR ve ERGENLER

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ

Toplumsal Cinsiyetle İlgili Kuramlar

Müze eğitiminin amaçları nelerdir?

Psikanaliz Sigmund Freud

KADIN CİNSELLİĞİNİN SÖYLEMSEL İNŞASI VE NAMUS CİNAYETLERİ: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ

Kadir CANATAN, Beden Sosyolojisi, Açılım Yayınları, 2011, 720 s. İstanbul.

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

KOD 45 GELİŞİM MR (61-72 AY) xxxxxxx. "Çocuğun gelişimini takip edin."

İÇİNDEKİLER. Gelişim Kuramları 22 Eylem Kuramı ve Toplumsal Yapılandırmacılık 28

ÇOCUKLARDA OYUN EVRELERİ VE OYUN ÇEŞİTLERİ

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ DERGİSİ

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Bilim Tarihi ve Felsefesi GKS Ön Koşul Dersler

DÖNEM I Temel Bilimler I Ders Kurulu

MİT VE DİN İLİŞKİSİ. (Kutsal Metinlerle İlişkisi) DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Bodrum da Can Arif Semineri

KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

KARTVİZİT. Ceren ANADOL tour. tour

ÖZGEÇMİŞ. Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Radyo-TV-Sinema Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi

Sorgulama Hatları: Değerli Velilerimiz,

Ergenlikte Kimlik Gelişimi. Doç. Dr. Şaziye Senem BAŞGÜL Hasan Kalyoncu Üniversitesi

ÖLÜMCÜL OYUNCAKLAR KEMİKLER ŞEHRİ MORTAL INSTRUMENTS CITY OF BONES 30 AĞUSTOS TA SİNEMALARDA!

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

VYGOTSKY SİSTEMİ: KÜLTÜREL-TARİHSEL GELİŞİM KURAMI

ABİDİN DİNO

Yüksek Topuk Gölgesinde Hayatlar

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim Aralık 2014 )

Fotoğraf Sanat mıdır? Evet, Sanattır...

-Anadolu Türkleri arasında efsane; menkabe, esatir ve mitoloji terimleri yaygınlık kazanmıştır.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ TÜRK İŞARET DİLİ

ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM

MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ BİLGİSAYAR VE ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ EĞİTİMİ BÖLÜMÜ ÖDEV HAZİRLAMA KILAVUZU

KURUMSAL REKLAMIN ANLATTIKLARI. Prof. Dr. Müge ELDEN Araş. Gör. Sinem YEYGEL

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS SİNEMADA SEÇME KONULAR RTC Sinemada dağıtım sistemi, sansür, ulusal sinema tezi

Algılama üzerinde etkilidir. Hareketi ve yönü belirleyici etki yaratırlar. Ayırma amaçlı. Kalın çizgiler daha etkilidir.

SAĞLIKTA İLETİŞİM DR. İLKER TELLİ SAĞLIK-DER GENEL MERKEZ

Hayatı ve Çalışmaları

GÖKKUŞAĞI KOLEJİ PYP SORGULAMA PROGRAMI

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Diğer hayvanlar da aynı türde bir dile sahip midir? Dil (devam) Şimdinin Bilinci, Geçmişin Bilinci Ders 7

3. SINIFLAR BU AY NELER ÖĞRENECEĞİZ? OCAK

SEVGİNİN GÜCÜ yılında Manisa da doğan İlhan Berk, Türk şiirinin en üretken, usta şairlerinden

CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİ

GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ

Dersin Adı D. Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Bilim Tarihi ve Felsefesi GKS003 IV Ön Koşul Dersler

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

8-9 YAŞ ÇCUKLARININ YAŞ DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ VE OKUL-ÖDEV ÇALIŞMALARI ÖZEL ANTALYA ENVAR İLKOKULU 8-9 YAŞ ÇOCUKLARININ GELİŞİM DÖNEMLERİ ÖZELLİKLERİ

İnsanoğlu, Merak ve İllüzyon

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Cesaretin Var Mı Adalete? Çocuklar günümüz haberleriyle, gündemle ne kadar iç içe?

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

Rönesans Heykel Sanatı

DENİZYILDIZI GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ 2015

PDR de Üç Gelişim Alanı (Mesleki gelişim) Prof. Dr. Serap NAZLI

EKİM AYI BÜLTENİ YARATICI DÜŞÜNME ATÖLYESİ (3 YAŞ) 2-6 EKİM

OKUMA YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

Günümüzdeki ilke ve kuralları belirlenmiş evlilik temeline dayanan aile kurumu yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahiptir. (Özgüven, 2009, s.25).

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS FELSEFEYE GİRİŞ DKB

HALKBİLİMİNE GİRİŞ I DR. SÜHEYLA SARITAŞ 1

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROĞRAMI (60-72 AY)TAM GÜNLÜK AYLIK EĞİTİM PLANI KASIM 2016 AYLIK PLAN

ANA SINIFI PYP VELİ BÜLTENİ. (10 Eylül-19 Ekim 2018)

ÖZEL EGEBERK ANAOKULU Sorgulama Programı. Kendimizi ifade etme yollarımız

Kohlberg e Göre Ahlak Gelişimi Kohlberg ahlak gelişiminin gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere üç düzey içinde gerçekleştiğini

Transkript:

İ.Ü. Yayın No : 5094 I S SN : 0579-4080 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ SANAT TARİHİ ARAŞTIRMA MERKEZİ SANAT TARİHİ YILLIĞI XX SAYI 20 / 2007 İSTANBUL 2012

SANAT TARİHİ YILLIĞI İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi YAYIN KURULU Uşun Tükel Sorumlu M. Baha Tanman Zühre İndirkaş Engin Akyürek Sakine Eruz DANIŞMA KURULU Karin Adehl Ayda Arel Oluş Arık Rüçhan Arık Oktay Aslanapa Nurhan Atasoy Esin Atıl Serpil Bağcı Afife Batur Gönül Cantay Yıldız Demiriz Geza Fehervari Semra Germaner A. Sinan Güler Zeynep İnankur Zühre İndirkaş Robert Osterhout Yelda Olcay Uçkan Engin Akyürek Bülent Tanju Ahu Antmen İlknur Kolay Hans Georg Mayer Zeynep Mercangöz Selçuk Mülayim Ayla Ödekan Semra Ögel Gönül Öney Filiz Özer Ebru Parman Günsel Renda Julian Ruby Zeki Sönmez M. Baha Tanman Zeren Tanındı Uşun Tükel Tarcan Yılmaz Sema Doğan Gülgün Köroğlu Turgut Saner Ahmet Kamil Gören Sorumlu Müdür: Simge ÖZER PINARBAŞI Yayına Hazırlayanlar: Arzu AKKAYA Serap YÜZGÜLLER ARSAL Ü. Melda ERMİŞ Yazışma Adresi İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Araştırma Merkezi Ordu Caddesi 34459 Laleli/ İstanbul Tel: 0212 455 57 00/ 15730/31 Faks: 0212 511 43 71-511 24 67 email: styillik@istanbul.edu.tr

JOURNAL OF ART HISTORY Istanbul University Faculty of Letters EDITORIAL BOARD Uşun Tükel Editor in Chief M. Baha Tanman Zühre İndirkaş Engin Akyürek Sakine Eruz EDITORIAL ADVISORY BOARD Karin Adehl İlknur Kolay Ayda Arel Hans Georg Mayer Oluş Arık Zeynep Mercangöz Rüçhan Arık Selçuk Mülayim Oktay Aslanapa Ayla Ödekan Nurhan Atasoy Semra Ögel Esin Atıl Gönül Öney Serpil Bağcı Filiz Özer Afife Batur Ebru Parman Gönül Cantay Günsel Renda Yıldız Demiriz Julian Ruby Geza Fehervari Zeki Sönmez Semra Germaner M. Baha Tanman A. Sinan Güler Zeren Tanındı Zeynep İnankur Uşun Tükel Zühre İndirkaş Tarcan Yılmaz Robert Osterhout Sema Doğan Yelda Olcay Uçkan Gülgün Köroğlu Engin Akyürek Turgut Saner Bülent Tanju Ahmet Kamil Gören Ahu Antmen Responsible Manager: Simge ÖZER PINARBAŞI Assistant Editors Arzu AKKAYA Serap YÜZGÜLLER ARSAL Ü. Melda ERMİŞ Correspondence Address İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Araştırma Merkezi Ordu Caddesi 34459 Laleli/ İstanbul Tel: 0212 455 57 00/ 15730/31 Faks: 0212 511 43 71-511 24 67 email: styillik@istanbul.edu.tr

İÇİNDEKİLER/CONTENTS Sunuş Psikanaliz, Freud ve Sanat Psychoanalysis, Freud and Art ESRA ALİÇAVUŞOĞLU... 1-16 Bizans Döneminde Günlük Kullanım Amaçlı Cam Objeler ve Kullanım Alanları Üzerine Düşünceler Byzantine Glass Vessels for Everyday Use and Some Comments on Their Functions ÖZGÜ ÇÖMEZOĞLU... 17-49 Paulo Rego nun Pamuk Prenses ve Üvey Annesi Başlıklı Resminin Yorumlanması An Interpretation of Paulo Rego s Snow White and Her Stepmother FİRDEVS CANDİL ÇULCU... 51-67 Understanding Byzantine Monastic Patronage During the Reign Palaiologan Dynasty Palaiologoslar Döneminde Manastır Baniliği ESRA GÜZEL ERDOĞAN... 69-86 Bizans Döneminde Bağdat Yolu (Üsküdar-İzmit Arası) The Road of Baghdad in Byzantine Period (Üsküdar-İzmit) ENİS KARAKAYA... 87-122

SUNUŞ İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan Sanat Tarihi Yıllığı, bu sayıdan itibaren 1964 yılından 1997 yılına kadar yayımlanmış olduğu formata geri dönmüş bulunmaktadır. Son yıllarda sanat tarihi alanında genç araştırmacıların sayısının hatırı sayılır ölçüde artmış olması, kuşkusuz sevindirici bir gelişmedir. Sanat Tarihi Yıllığı da bu gelişmenin etkisinin açıkça görülebileceği bir platform oluşturuyor. Bu bağlamda, derginin yayın ilkelerine uygunluğu sağlamak da başlıca görevlerimizden biri olmaktadır. Esra Aliçavuşoğlu, Sigmund Freud un sanat yapıtlarını psikanaliz yöntemle çözümlediği örnekleri ve 20. yüzyılda Freud un kuramından etkilenerek üretilen yapıtları konu aldığı çalışmasında, psikanaliz-sanat etkileşimini tartışıyor. Özgü Çömezoğlu ise Bizans dönemine ait günlük kullanım amaçlı cam objelerin formlarını ve işlevlerini kronolojik bir dizgeye bağlı olarak tablolar eşliğinde tanımlayarak, literatürde var olan adlandırma sorunlarına ilişkin terminolojik önermeler sunuyor. Firdevs Candil Çulcu, Grimm Kardeşlerin masalındaki kurgudan yola çıkarak, Sürrealist sanatçı Paula Rego nun Pamuk Prenses ve Üvey Annesi resmine, kadın kimliğinin toplumsal cinsiyet kuramındaki konumu bağlamında bir yorum getiriyor. Esra Güzel Erdoğan, Paleologoslar dönemi Konstantinopolis inin ekonomik ve politik durumu çerçevesinde devlet-bani ilişkilerinin irdelediği çalışmasında söz konusu dönem koşullarının manastır baniliğine etkilerini konu alıyor. Enis Karakaya ise İstanbul u Anadolu ya bağlayan ve Bizans döneminden itibaren kullanılan antik yolu, Üsküdar-İzmit arasındaki Bizans dönemi yerleşimleri ve bu yerleşimlerin günümüzdeki kalıntıları üzerinden ele alıp konuyla ilgili literatürü ayrıntılı biçimde değerlendiriyor. 20. Sayıda sanat tarihinin farklı alanlarına ve sorunlarına odaklanmış yazılar bulacaksınız. Sanat Tarihi Araştırma Merkezi

PAULA REGO NUN PAMUK PRENSES VE ÜVEY ANNESİ BAŞLIKLI RESMİNİN YORUMLANMASI 51 Firdevs Candil Erdoğan * Abstract An Interpretation of Paulo Rego s Snow White and Her Stepmother Snow White is one of the most considered nursery tale whom by psychiatrists, feminist theorists and researchers of different social sciences because of its content and practically is known well and also imprinted on nearly everyone s memories by imagery. Written by Grimm Brothers in 1812, Snow White has been illustrated and used as an art subject many times by various artists and illustrators just as other fairy tales. Through the development and growth of movie industry, especially in USA, Walt Disney has created an image unity on people minds globally by adapting popular nursery tales, stories and mythological legends into movie screen as cartoons. This paper deciphers and focuses, Snow White and Her Stepmother, the third piece of Snow White variation painted by a Portuguese artist Paula Rego who inspired artworks from conceptual subjects that were never been on original nursery. Giriş Toplumsal cinsiyet farklılığının aile, din, çevre gibi sosyal kurumlarda belirleyici unsur olduğu bir gerçektir. Tüm toplumları içermek şartıyla masalların kız ve erkek çocuklara sahip olmaları beklenen geleneksel özellikleri aşıladığı bilinmektedir. Kız ve erkek çocuklara farklı içerikli masallar * İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Bölümü Doktora öğrencisi

52 anlatılması ve oyuncakların seçimi aile üzerinden geliştirilen bir toplumsal dayatmadır. Freud, pek çok yayınında, bebek ve çocuklarda toplumsal cinsiyet farkını öğrenmenin temelinin penisin varlığı/yokluğu üzerine kurulu olduğunu söyler. Ayrıca 3-5 yaşına kadar tüm çocukların cinsiyetlerinin farkında olmadıklarını ifade eder. Freud dan bugüne toplumsal cinsiyet konusunda farklı ve yeni birçok kuram geliştirilmiştir. Özellikle 1980 li yıllardan günümüze dek pek çok eser üreten feminist teorisyenler, insanın doğasından gelen cinsiyetin türdeşlerin arasında üremek dışında başka işlevler ve kültürel anlamlar yüklenerek toplumsal bir anlam kazandığına değinirler. Bu anlamın oluşmasında toplumsal cinsiyetin sınırlarını belirleyen en temel araçlardan birinin de masallar olduğu aşikârdır. Masalların hemen çoğu ataerkil düşünce yapısına dayanır. Bir kısmı kadın sözüyle aktarılıyor olsa da aslında eril amaçlara hizmet eder. Toplumsal cinsiyetin, rollerin dağılımındaki eşitsizlik kadar cinsiyetlerin kendi grupları içerisindeki iletişimine ilişkin kodlar ürettiğini de belirtmek gerekir. Özellikle ana-kız, baba-oğul, ana-baba, ana-oğul ve baba-kız gibi birinci dereceden akrabalık ilişkileri söz konusu olduğunda güçsüz olanın güçlü olana itaati önem kazanır. Fakat itaat etmesi beklenen erkek öğenin başkaldırısı her zaman olumlanır ve masalın kahramanı haline getirilirken, dişi öğenin başkaldırısı onun cadı, hain, kötü niyetli kimse olduğunu ifade eder ve çoğu zaman bir erkek kurtarıcı tarafından cezalandırılır. Makalenin de konusu olan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masalı ile Paula Rego nun yapıtı arasındaki ilişki bağlamında feminist felsefenin öncülerinden Luce Irigaray a da değinmek gerekir. Irigaray ın fikirleri arasında özellikle anne-kız merkezinde ele aldığı kadın kimliğinin kurulma süreci önemlidir. Irigaray, kendisinden önceki düşünürlerden farklı olarak kadın kimliği oluşurken kız çocuğu ile annenin simgeleşmiş ilişkisinin değil aksine ilişkinin simgeleşememiş olmasının etkin rol oynadığını ifade eder 1. Ona göre, babanın katili, Oedipus söylemiyle başlayan kurgunun içerisinde aslında öldürülen annedir. Ancak anne ne deliliğin ne de bu cinayetin bir parçasıdır 2. Irigaray, anneyle olan ilişki psikanalizde kara kıta- 1 Luce Irigaray, Ben Sen Biz: Farklılık Kültürüne Doğru, Çeviri:Sabri Büyükdüvenci-Nilgün Tutal, İmge Kitabevi, Ekim 2006, İstanbul. 2 Emre Işık, Beden ve Toplum Kuramı: Öznenin Sosyolojisinden Bedenin Sosyolojisine, Bağlam Yayınları, Kasım 1998, İstanbul, s. 79.

ya denk düştüğü için kadının sürekli bir delik arzusuyla özdeşleştirildiğini savunur. Anne ile olan ilişkinin bastırılacağı alanın da bu nokta olduğunu ifade eder. Yani kadın eril kültürün dışarısında kalmış bir boşluktur. Dişi olan, kendisini eril kültürde bir eksiklik, öykünme yahut yoksunluk olarak tanımlar 3. 53 Masalla ilgili kuramlardan seçmeler Pek çok sözlü anlatıda olduğu gibi söz konusu masal da gerek sembolleri gerekse içeriği bakımından kültürden kültüre değişiklik göstermektedir. Bazı kültürlerde Snow White (Kar Beyazı) olarak bilinen masal örneğin Rusya da The Magic Mirror (Sihirli Ayna), adıyla anlatılırken Türkiye de Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler ismiyle ünlenmiş ve Grimm Kardeşler in anlatısındaki 4 semboller benimsenmiştir. Bu kültürel değişkenlik nedeniyle kraliçe anne, kraliçe üvey anne, sihirli ayna, avcı, yedi cüceler, başkahramanı kandırmak için verilen hediyeler masalın merkezi teması olmayıp aksine doğduğu kültüre has simgeler olarak görülür 5. Başta Freud olmak üzere birçok araştırmacı bu masal üzerinde psikanalitik ve göstergebilimsel araştırma yapmıştır. Örneğin Heuscher 6, masalda üvey annenin sergilediği materyalistik kişiliğin çocuğun (Pamuk Prenses in) ruhsal gelişimini yok etme tehdidi içerdiğinden bahseder. Cüceleri, destekleyici süperegonun temsili olarak yorumlayan Heuscher, üvey annenin süperegonun yasaklayıcı, cezalandırıcı ve zalim yanı olduğunu ifade eder. Üvey annenin oral evrede ve primitif narsisizmde takılıp kalmış olmasını, Pamuk Prenses in güzelliğini kıskanarak onu öldürtmeye niyetlenip kanıt olarak getirilecek kalbini yemek istemesine bağlayan Bruno Bettelheim 7 ise Pamuk Prenses in elmayı yedikten sonra yaşadığı geçici 3 Madan Sarup, Post-Yapısalcılık ve Postmodernizm, Çev: Abdülbaki Güçlü, Bilim ve Sanat Yayınları, 1997, İstanbul, s. 174. 4 Grimm Kardeşler, Kinder und Hausmärchen, Schneeweißchen, 2nd ed. (Berlin, 1819), v.1, no.53. 5 Dr. Carina Coulacoglou, A Study on the Association Between Fairy Tales and the Unconscious, Psychomedia, October 22, 2002. 6 Julius E. Heuscher, A Psychiatric Study of Myths and Fairy Tales: Their Origin, Meaning and Usefulness, Springfield, Ill: Charles Thomas Publisher, 1974. 7 Bruno Bettelheim, The Uses of Enchantment: the Meaning and Importance of Fairy Tales, New York: Vintage Books, 1976.

54 ölüm halini ergenlik dönemi olarak yorumlar. Bettelheim a göre yedi cüceler erkeğin pre-oedipal dönemdeki tutukluğunu sembolize eder ve söz konusu masal anne ile kız arasındaki Oedipal çatışmayı ele alırken narsisizmin hastalıklı etkilerine karşı da uyarı niteliği taşır. Söz konusu masalla ilgili yaptığı Jung ekolü temelli analize dayanarak kaleme aldığı ve masallarda üvey anne imgesini incelediği kitabında Jacqueline Schectman 8, masalın kadınların zamana karşı verdiği acı savaşı yansıttığını savunarak cadının aslında egonun karşılaştığı tehdidin ilk ilkel imgelerinden biri olduğunu anlatır ve bu arketipin bilge yaşlı kadın imgesinin zıttı olduğunu belirtir. Maria Tatar 9, bu masalın merkezinde aile üyeleri arasındaki karşıt ilişkilerin yansıtıldığını öne sürerken Marc Girard 10, Pamuk Prenses in cinselliğinin henüz latan evrede olduğunu ifade ederek, bu yanıyla aslında onun sekizinci cüce olduğunu savunur. Masal ve çizgi film arasındaki nüanslar 1937 de Disney tarafından çizgi film haline getirilen masal 11, yayınlandığı ilk günden itibaren bir küresel imge olarak dünya genelinde toplumsal belleğe yerleşmiştir. Makalenin konusu kapsamında ele alınan ressam Paula Rego ise masallar temasıyla ürettiği resim dizilerinin Pamuk Prenses başlıklı serisinde sadece Disney in belleklere yerleştirdiği mavi Pamuk Prenses kıyafetini kullanmıştır (Resim 1). Disney in masal uyarlamaları ve özellikle Grimm Kardeşlerin masallarından yaptığı uyarlamalarda (Uyuyan Güzel, Külkedisi ve Pamuk Prenses gibi) kahramanların ortak noktaları çok dikkat çekicidir: Pasif, güzel, masum, alışılmadık derecede sabırlı, itaatkâr, çalışkan ve hamarat, sessiz genç kızlar 12. Masallarda da çizgi film uyarlamalarında da bu özelliklere sahip olmayan kızlar asla rağbet görmezler ve başkahraman olamazlar. Toplumsal cinsiyet rollerini yerleştiren bu tür üretimlerin bir başka ortak özelliği ise örtülü cinsel mesajlar içermesidir. Walt Disney animasyonlarıyla 8 Jacqueline M. Schectman, The Stepmother in Fairy Tales, Boston: Sigo Press, 1998. 9 Maria Tatar, The Classic Fairy Tales, London: W.W. Norton & Company, 1999. 10 Marc Girard, Les Contes de Grimm: Lecture Psychanalytique, Paris: Imago, 1999. 11 Snow White and Seven Dwarfs, Disney Productions, 83 min., USA; 1937 12 Kay Stone, Things Walt Disney Never Told Us, The Journal of American Folklore, Vol. 99, No. 347, Women and Folklore (Jan-March 1975), s. 42-50.

görselleştirilen bu cinsel mesajların alımlanabilmesi için kuleye kapatılan Rapunzel i, öldürülmek üzere evden uzaklaştırılan Pamuk Prenses i, büyülenerek derin uykuya dalan Uyuyan Güzel i incelemek yeterlidir 13. Üç başkahraman da prensleri gelip onlara özgürlüklerini vererek güç kazanmalarını sağlayıncaya kadar yaşamlarını ağır şartlar altında yahut kısıtlanarak sürdürürler. Özellikle bu üç masalda ve Disney animasyonlarına üzerinde yoğunlukla durulan bu kısıtlama, üvey anne, cadı, büyücü kimliğindeki yaşlanmakta olan kadınların rekabet duygusundan kaynaklanan endişeyi de içerir 14. Ayrıca bu kısıtlanma, prenslerine kavuşana kadar kızların saf ve dokunulmamış kalması için korunması anlamına da gelir. Ergenlik çağına girmiş bu kızların yaşadıkları kısıtlama ve yasakların, erkeklerin kadın cinselliğini bir tehdit olarak algılamalarına karşı geliştirilen bir reaksiyon olduğu da söylenir 15. Grimm Kardeşlerin kaleme aldığı günden bugüne 40 tan fazla versiyonu üretilen masalda toplumsal cinsiyet rolleri son derece belirgindir. Masalda iki kadın karakterin güzellik ve gençlik üzerinden kurdukları ilişki anlatılmaktadır. Pamuk Prenses ve üvey annesi arasındaki bu ilişki ergenlikten çıkış, kıskançlık ve çatışmayı içermektedir. Ancak Disney animasyonunda masalın orijinalinden farklı bir süreç ile son vardır 16 ve sadece Pamuk Prenses in pasif, masum doğası konusunda masala bağlı kalınmıştır. İlk versiyonu, Disney uyarlamasının aksine hayli karanlık bir içeriğe sahip olduğu için yayımlanması geciken ve yayımcılar tarafından yeniden ele alınması salık verilen masalı Jacop ve Wilhelm Grimm kardeşler 55 13 A.g.e., s. 47. 14 A.e. 15 A.e. 16 Walt Disney animasyonu Grimm Kardeşler versiyonunu temel almaktadır ancak üzerinde ciddi değişiklikler yapılmıştır. Özellikle cücelere birer isim vererek onların ön plana çıkartılması ve kişilik kazanmaları, ışık huzmeleri ile aydınlanmış ormanda orijinal masaldan farklı olarak kar yerine çiçekler, sevimli tavşanlar ve kuşlar yerleştirilmesi sağlanmıştır. Prensin rolü masaldakine oranla daha da genişletilmiştir ve Pamuk Prenses e duyduğu aşk, filmin başına taşınmıştır. Filmde sadece üvey annenin karakteri ve rolü Grimm Kardeşler in ikinci versiyonu ile benzerlik göstermektedir. Disney animasyonu, dönemin koşulları gereği kısa bir sürede dünyanın pek çok ülkesindeki çocuk ve ergen arasında popüler olmuştur. Filmdeki imgeler, birkaç neslin aklına kazınmıştır. Ancak modernizmin etkisinin yoğun olarak hissedildiği Disney dünyası, postmodern dönemin girişimleriyle sarsılmaya başlamıştır. Bugün, hem anlatı hem de görüntü geleneklerini altüst eden üretimler söz konusudur.

56 Protestan değerlerine uygun olacak şekilde değiştirmişlerdir 17. Kardeşler o dönemlerde Alman köylülerinden dinledikleri öyküleri derleyerek çalışmalar yaptıklarını söyleseler de aslında sadece köylülerden değil, farklı ülkelerde bulunan hükümet yetkilileri, hizmetliler ve gezginlerin anlattıkları öyküleri de derlemelerine katmışlardır. Grimm Kardeşler tarafından basılan Alman Halk Masalları adlı kitabın içerisindeki masalların kökenleri İtalya, Fransa gibi ülkelerde ünlü Straparola, Basile, D Aulnoy ve Perrault gibi yazarların anlatılarıyla yoğun bir benzerlik göstermektedir. Hatta bu anlatıların kökenleri 17 nci ve 18 inci yüzyılda bile bulunabilmektedir 18. Dikkat çekici nokta ise, Grimm Kardeşlerin masalının ilk versiyonunda Pamuk Prenses in öz annesinin kızına karşı zalim ve kıskanç bir kadına dönüşmesidir. Paula Rego nun gözünden Pamuk Prenses ve Üvey Annesi Tüm bu özetler Paula Rego nun irdelenecek tablosundaki anlatıyı kavrayabilmek açısından önemlidir. Çünkü masaldaki ve animasyondaki anlatı ile resimdeki görüntüsel-kavramsal elemanlar birbirini tutmamaktadır. Anlatılan masallarda örneğin, Pamuk Prenses (PP) ile Üvey Annesi (ÜA) arasındaki ilişkide birebir bedensel temasa yahut doğrudan ilgilenmeye değinilmez. ÜA nın güçlü, statüsünden kaynaklanan buyurucu iktidarının karşısında PP nin itaatkârlığı, masum güzelliği, hassas ve narin yapısı vurgulanır. Oysa Paula Rego nun, 1995 tarihli resminde (Resim 2) PP imgesi hayli iri ve gelişmekte olan bir ergen görüntüsünde olup güzelliği kendine özgüdür. Saçlarının toplanma şekli, fiziksel gelişimini henüz tamamlamamış ancak iri hatta hantal denilebilecek vücudu ve kıvrık çoraplarıyla çocuksuluğunun vurgulandığı PP nin yüzü, aksine, tam olarak maskülen 17 Bugüne kadar yapılan değişikliklerin en önemlileri Grimm Kardeşler tarafından yapılanlardır. Masalın 1819 ve sonraki versiyonlarında Pamuk Prenses in annesi o çocukken ölür ve babası yeniden evlenir. Oysa masalın ilk versiyonunda meşum çatışma üvey anne ile değil öz anne ile yaşanmaktadır. Yine masalın 1819 ve sonraki versiyonlarında zehirli elma, camdan tabutu prensin şatosuna götüren hizmetkârın kazara tökezlemesiyle Pamuk Prenses in ağzından çıkar. (Aradaki farklar için bkz. Grimm Brothers, Kinder und Hausmärchen, Schneeweißchen, 1st ed. (Berlin, 1812), v.1, no.53. ve Grimm Brothers, Kinder und Hausmärchen, Schneeweißchen, 2nd ed. (Berlin, 1819), v.1, no.53. Masalların İngilizce versiyonlarına çevrimiçi erişim için Everything about the Snow White http://comminfo.rutgers.edu/professional-development/childlit/snowwhite. html 26 Kasım 2010) 18 Terri Windling, Snow, Glass, Apples: The Story of Snow White, Realms of Fantasy, e-magazine, 1997.

özellikleri ağır basan hatta belki babasına benzeyen genç bir kadın gibidir. ÜA ise bakımlı, alımlı ve şık olup PP ile çoğu zaman sadece annekız arasında yaşanabilen mahrem bir anı paylaşmaktadır. Yüzündeki ifade kızgınlık taşımakta, kaşının kalkıklığı ve dudakları ise hoşnutsuzluğu hatta bir tür tiksinmeyi ifade etmektedir. Serinin önceki ve sonraki resimlerinin (Resim 1) bağlamından kopartılarak bakıldığında PP ve ÜA nın bu gösteriliş biçiminde ilk akla gelen PP nin ÜA nın bakımına ihtiyaç duymakta olduğudur. Sürrealist bir sanatçı olarak değerlendirilen Rego, bu resmin kompozisyonunu genel olarak PP ve ÜA üzerinden geçerek ikisini birbirine bağlayan bir elipsoid içerisine yerleştirilmiş farklı alt bileşenler üzerinde kurgulamıştır (Resim 3 ve 4). Resim ikisi temel biri tali üç büyük odak noktası içermektedir. Bu odak noktalarının ilki, masalın herhangi bir versiyonunda yahut canlandırmasında bulunmayan ancak elipsoid kompozisyonun alt merkezine yerleştirilen beyaz iç çamaşırıdır. PP nin sol bacağı bu odağın bir uzantısı gibi resmin diğer unsurlarını vurgulayacak zahiri bir eksen oluşturmaktadır. Bu eksenin iki ucunda resimdeki iki figürün elleri yer almakta olup PP nin sağ eli ve kolu izleyicinin bakışını ÜA nın yüzüne yönlendirmektedir. Üçüncü odak noktası olan PP nin sol eli ise resmin birinci odağından başlayan anlatıyı sonlandırmaktadır. Avuç içinin gösterilmesi aslında dört ayrı yapıttan oluşan resim dizisinin son parçasına geçişi PP nin sözüyle anlatmakta ve izleyiciyi yönlendirmektedir. Dikkat çekici husus, PP nin sağ ayağının kompozisyonun dışında kalmasıdır. Fonda yer alan koltuk, halı gibi objeler sadece perspektifi ve mekânı tanımlayıcı unsurlar olarak kullanılmıştır. Bu resim özelinde üzerinde durulması gereken en önemli nokta, kesinlikle masalda doğrudan yer almayan bir konuyu içermesidir. Ressam Paula Rego, yapıtlarında çocukluk anılarına ve gözlemlerine öncelikli olarak yer vermesiyle bilinir. Diğer tüm sürrealistler gibi Rego da bilinçdışı düşünceleri, düşleri ve hayalleri göstermeyi tercih eder. Çoğu zaman sıradanlığı sebebiyle dikkat çekmeyen sadelikteki figürlerinin yüzlerindeki, jestlerindeki yahut pozlarındaki ayrıntılarla izleyiciyi sıradanlığın içindeki sıra dışıyla karşılaştırır. Yapıtlarındaki karakterlerin, görüntülerinin aksine daha sert, çarpıcı, dolaylı da olsa tacizkâr ve sembolik bir yapısı vardır. Örneğin Rego nun figürleri çoğu zaman giysi değil kostüm giyerler. Oldukça resmi görünen günlük giysiler ise Rego sembolizminde katı ahlaki değer- 57

58 leri, arzuların dışa vurulmasını yasaklayarak bireyi kontrol eden toplumsal kodları işaret eder 19. Aile içerisindeki iktidar savaşı, kadın olma hali, çocuk ve yetişkin ilişkileri gibi konuları temel alan çalışmalarında figürlerinin temsil ettiği kişiliklerin kırılgan ancak ne yapacağı belli olmayan insani doğasını kendi kültürleri bağlamında, özellikle iç mekânda yansıtma biçimi izleyicinin Rego nun yapıtlarıyla arasındaki mesafeyi belirleyen önemli etmenlerden biridir. Disney animasyonlarından etkilenerek yaptığı Kırmızı Başlıklı Kız, Peter Pan, Fantasia, Pinokyo, Pamuk Prenses gibi yapıt serilerinde de bu mesafeye başka bir boyut kazandırmıştır. Söz konusu animasyonlarla toplumsal düş gücüne yerleştirilen imgeleri ve anlatıları yeniden yorumlayan Rego, sözünü, gelenekseli yaşatan zihinleri hayli rahatsız edebilecek bir şekilde söylemektedir. Aslında Rego, bu serilerde masalın orijinalinde görünmeyeni göstererek buzdağının su altında kalan kısmını yeni bir dille anlatmaktadır. Kurgu açısından Paula Rego nun Pamuk Prenses serisindeki bu resmi izleyiciyi dikey eksende aşağıdan yukarıya doğru bakmaya adeta zorlar (Resim 4). Resmin izleyicinin bakışına girme sırası ve düğüm noktaları şöyle kurgulanabilir: ÜA nın elleriyle tuttuğu beyaz külot PP nin sol ayağı ve beyaz çorabı, bacağı, ÜA nın topuklu ayakkabıları PP nin eteğini yukarı doğru sıyırarak tutan sağ eli ÜA nın yüzü ve bakışı (baktığı nokta) PP nin yüzü ve bakışı (baktığı nokta) PP nin ÜA nın sırtına dayanan eli Resimdeki hareket ve sembolik anlamları Yarı açık duruşa sahip bir figür olan PP ile neredeyse kapalı sayılabilecek ÜA figürleri arasındaki ilişki kompozisyonun genel yapılanması uyarınca birbirini tamamlayacak bir döngü içerisindedir. Öyle ki kompo- 19 Judith Collins, Paula Rego, The Tate Gallery (katalog), 1997, s. 121.

zisyondan bir figürün çıkartılması yahut uzuvlarının herhangi birinin yerini değiştirmesi resmin bütünlüğünü ve anlatısını bozacak gibidir. Adeta bu iki dişi imgenin tek bir imge gibi algılanması sağlanmaktadır. Tek bir kadının iki farklı dönemi, tek bir kadının içerisindeki iki farklı tabiat (iyilik ve kötülük, güzellik ve çirkinlik, güçlü ve güçsüz olan gibi) gibi bir bütünü meydana getirirler. Ancak şu da bir gerçektir ki genetik bakımdan PP, sadece kendisini değil, masalda ve resimde eksik olan babayı (erkeği) da temsil etmektedir. Belki de bu nedenle PP nin bedeninin sağ ve sol uzuvları resimde ayrı işlevler yüklenmişken, ÜA sadece kendisini ve bireyselliğini temsil ettiğini gösterircesine bütüncül bir hareket içerisindedir. Hareketin yoğunluğu nedeniyle bu resimde anlatıyı PP üstlenmiş gibidir. Rego nun anlattığı masalı vücuda geçirmektedir denilebilir. Sembolik bakımdan sağ ve solun farklı anlamları vardır. Örneğin ortaçağ Hıristiyan düşüncesine göre, sol dişi özellikleri sağ ise erkek özelliklerini temsil eder 20. Geleneksel Batı Hıristiyan geleneğinde sağ aktif, sol ise pasif yan anlamlara sahip olup sağ faydalı ve yararlı, sol ise şeytani derecede kötü 21 olanı simgeler 22. Antik Yunan da ise sağda (elde) güç, yetenek ve başarı ile sembolize edilen iyi belirtiler görülür 23. Paula Rego nun Batı resim geleneğine göre üretilmiş resminde ÜA, PP in solunda durmaktadır. Masalda da şeytani derecede kötü karakteri olan ÜA, resimde sembolik olarak aynı yeri almış ve kadınlığın şehvetli, öngörülemez, değişken doğasının altını çizmiştir. Resimde ÜA tüm gücüyle (kollarındaki kaslar, ellerinin ve parmaklarının hareketi dikkat çekicidir) PP nin sol bacağına beyaz bir külot geçir- 59 20 Jean Chevalier ve Alain Gheerbrant, Dictionary of Symbols, Çev: John Buchanan- Brown, Penguin Books, Londra, 1996, s. 801. 21 John Buchanan-Brown, sözlüğün Fransızca orijinalinden çevirirken bu kelimeyi maleficent olarak kullanmıştır. Aslında bir sıfat olan bu sözcük, Walt Disney in 1959 tarihinde Uyuyan Güzel masalından uyarladığı çizgi film için yarattığı kötü cadının da adıdır. 22 Chevalier ve Gheerbrant, a.g.e, s. 804. 23 A.g.e, s. 802. Sözlüğün ilgili başlığında tüm kültürlerde sağ ve solun temsil ettiği değerlere değinilmektedir. Genel olarak sağ, adaleti, doğruluğu, sadakati özetle insanın aydınlık doğasını simgelerken sol düzensizlik, kuşku, insan bilincindeki farklılıkları, pasif doğayı ifade eder. Batı geleneğinde sağ ve sol tam tamına kadın ve erkek, gece ve gündüz, gündüz ve gece vb gibi birbiriyle zıtlık teşkil eder. Uzak Doğu geleneğinde ise bu zıtlık tam olarak tersine çevrilir ve sol yang, sağ ise yin olarak görülür. (Ayrıntılar için Chevalier ve Gheerbrant, A.g.e s. 801-804.)

60 mekte, PP ise sağ bacağı üzerinde sol elinin bileğiyle ÜA nın sırtından destek almaya çalışarak dengede durmaktadır. Batı geleneğinde bacak ile uzantısı olan ayak sembolik olarak toplumsal bağı temsil eder. Ancak bazı toplumlarda bacak, penisin sembolü olarak kabul görür ve yaşamı simgeler 24. Jung ve Freud ekolünden gelen psikanalistler ayağı (ve uzantısı bacağı) fallik bir imge olarak görürken ayağa giyilen nesneleri feminen bir sembol sayar 25. Paul Diel e göre ayak insana özgü bir karakteristiğe sahip duruşu yüzünden aynı zamanda ruh gücünün (maneviyatın) de sembolüdür. Ayağın hassasiyeti (Achilles), yaralanması (Hephaistos) yahut herhangi bir deformasyonunun bulunması ruhun zayıflığını ele verir 26. Dikkat çeken nokta, serinin bir önceki ve bir sonraki resminde PP nin ayağında bir şey olmamasıdır. Ayrıca bu resimde sağ eliyle eteğini hafifçe yukarı sıyırmışken, zehirli elmayı yutmak üzere olduğunu gösteren bir öncekinde sol eliyle eteğini örtmeye çalışmaktadır. ÜA ise kıyafetinin resmiyetine uygun olarak topuklu ayakkabılarını giyerek kostümünü tamamlamış durumdadır. Klasik dönemde ayakkabı (ve sandalet, terlik gibi türevleri) özgür, kendi kendine yeten, eylemlerine bilinçli karar veren insanın simgesidir 27. Dolayısıyla masalda ÜA için vurgulanan bireysellik ve baskın karakter özelliği, resimde de pekiştirilmiştir. Paula Rego, resimdeki figürlerin elleri, parmakları ve bakışlarına da dikkat çekmiştir. Serinin bir önceki resminde PP nin baygınlığı adeta bir vecd hali olarak gösterilir 28. Bilindiği gibi masalda PP, ÜA nın verdiği elmayı yedikten sonra düşüp yarı ölüm haline geçer. Elma, gerek çekirdeklerinin meyve içerisindeki şekli gerekse etli kısımları ve yuvarlaklığı göz önünde bulundurularak bilgiden dünyevi zevklere, tek Tanrı sistemi dışındaki dinlerde ise esenlik ve korunmaya atfedilen bir meyvedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Rego nun yaptığı serinin ikinci resminde elmayı yiyen PP nin artık dünyevi zevklerden haz aldığını, adeta erotik bir kendinden geçme hali yaşadığını, kadın olarak varlığının farkına vardığını 24 A.g.e., s. 594. 25 A.g.e., s. 399. 26 Paul Diel, Le symbolisme dans la mythologie grecque, with preface by G. Bachelard, new edition, Paris, 1966 dan alıntılayan Chevalier ve Gheerbrant, a.g.e, s. 400. 27 Chevalier ve Gheerbrant, a.g.e., s. 877. 28 Sanat tarihinde birçok referansı bulunan bu kendinden geçme halinin en ünlüsü Giovanni Lorenzo Bernini nin 1647-52 yıllarında yaptığı şu anda Santa Maria della Vittoria da bulunan Azize Teresa nın Vecdi (Ecstasy of St. Theresa) adlı heykeldir.

düşünmek mümkündür. Masalda elmanın kırmızı olduğu özellikle vurgulanır ki bu renk ateş ve kanın simgesidir 29. Masal bağlamında ele alındığında PP nin yediği kırmızı elmanın onun adet görmesi ve toplumsal bakışta artık çocuk olmaktan çıkıp kadın kimliği kazanması anlamına geldiğini düşünmek mümkündür. Kaldı ki Rego nun bu makalenin konusu olan resminde külodun merkezdeki konumu bu yorumu desteklemektedir. ÜA nın yüzündeki tiksinme ifadesi, PP nin babasının küçük kızını temsil eden sağ tarafı ve bilinmeyen ancak kaçınılmaz dişi alana geçişi ifade eden sol tarafı arasındaki kompozisyona bağlı ilişki de bu savı güçlendirmektedir. PP nin sol el bileğiyle ÜA nın sırtından destek almaya çalışması da, çok iyi bilmediği ancak sezgilediği ve heveslendiği kadın kimliği konusunda ÜA ya temkinli bir güvence beslediğinin işaretidir. Bu güvenin temkinliliği ise, resimden de çok net anlaşıldığı (masaldan da bilindiği gibi) paylaşılan mahrem anın anne-kız ilişkisinden çok bir kadının başka bir kadına gönülsüz ancak bir tür mecburiyetten yardım etmesinden kaynaklanmaktadır. PP nin sol elinin yüzük ve serçe parmaklarının kalkık duruşu ise gizli arzularının 30, içindeki kadınsı gücün farkına vardığını, cinselliğe ilgisinin olgunlaştığını belirterek izleyiciyi Rego nun serisinin bir sonraki resmine yönlendirmektedir. 61 Sonuç Paula Rego nun bu resim dizisine peşpeşe bakarken Pamuk Prenses in geçirdiği evrim, insana Simone de Beauvoir ın sıklıkla alıntılanan sözünü hatırlatıyor: Kişi kadın doğmaz, kadın olur. Elbette bu tablolarda Beauvoir ın toplumsal cinsiyetin erkek egemen dilini eleştiren sözünün bir yansıması olduğu kadar, bu dili içselleştirmiş kadınların bakışına da ayna tutulduğu dikkat çekiyor. Özellikle üçüncü resim özelinde bir değerlendirme yapmak gerekirse, yukarıda da vurgulanarak değinildiği gibi, sembolik anlatımlar, PP i salt kendisi olarak değil, eksik kral babanın rasyonel taşıyıcısı olarak da algılamaya neden oluyor. Masalın ikinci (PP-ÜA) ve hatta üçüncü (Öz Anne-PP-ÜA) kadını olan ÜA nın gözünde, PP çocuk prenses olmaktan haz alan kadın olmaya yönelen bir seyir izliyor. Ancak resimler, bu seyri ve ÜA nın bakışını, PP nin ağzından izleyiciye aktarıyor. Masal- 29 Kırmızı rengin kapsamlı anlamları için bkz, Chevalier ve Gheerbrant, a.g.e, s. 792. 30 Chevalier ve Gheerbrant, a.g.e, s. 378.

62 da da olduğu gibi bu resimlerde de iki kadının arasındaki çatışmada önce eksik kral babaya ardından da güçlü yakışıklı prense sahip olarak iktidarını adeta mühürleyen PP uzlaşmacı bir rol oynuyor. Serinin üçüncü resminde PP nin bilgisini aldığı bu yeni alana (kadın kimliğini benimseme, haz alan kadına dönüşme, cinsellik) vakıf olmaya çalışırken dengeleyici unsur olma görevi ÜA ya veriliyor. Neticede artık yeni bir toplumsal iktidar aracına sahip olan PP, eksik kral babayı tamamen ÜA ya bırakırken bir yandan da bu kadar zamandır Öteki olarak gördüğü ÜA ile aslında aynılaşmaya başladığının farkına varmaya başladığının da işaretini veriyor. PP nin sağ ayağı, eksik kral babanın sembolik varlığının alameti gibi tıpkı elmanın dış çeperine benzeyen yuvarlak kompozisyonun dolayısıyla tüm olan bitenin (olay döngüsünün) dışında kalıyor. Serinin ilk resmi adeta bir prolog gibi izleyiciye masalın Rego yorumundaki rol dağılımlarını anlatırken, diğer üç resim birbiriyle ilişkili bir ardışıklık sergiliyor. Resimlerin hiçbirinde geleneksel anlatıda yer alan elmaya doğrudan vurgu yapılmaması, PP nin mahçup, endişeli ancak keyif dolu baygınlığı, ÜA ile yan yana geldiği sembolik aynılık ve Prens in atı üzerindeki rahatlığı aslında sanatçının PP nin direkt bir cinsel ilişkiden ziyade kadın olma durumunun bilgisine erişme sürecini anlattığını gösteriyor. Üçüncü resimde dikkat çeken bir başka unsur ise ÜA nın bakış açısına göre eksik kral babanın sembolik taşıyıcısı PP nin hem nefret edilen bir Öteki (rakip) hem de tümüyle sahip olmak istenen devasa bir fallus (ödül) gibi yansıtılması... Rego adeta bunu vurgulamak istercesine serinin üçüncü resminde PP ve ÜA yı bir yanıyla efendi (kral-fallus) ve hizmetçisi/ bakıcısı (arzulayan) gibi de algılanacak şekilde resmetmişe benzer. ÜA nın yüzündeki tiksinti dolu ifade de bundan ileri gelmektedir. Bir birey ve kendisi olarak ÜA, kendisi ve eksik kral baba olarak PP karşısında arzulayan kadın tavrını gizlemeye çalışır. Hem masalda hem de Rego nun serisinde ucu açık bırakılan ancak kuvvetle ima edilen ÜA nın kadınsı görüntüsü, PP nin kadın olma sürecinin kanıtları karşısında bu türden bir gizlenmeye ihtiyaç duyar. Çünkü daha birinci resimde ve masalın başında aslında ÜA büyük bir hayal kırıklığı yaşamış, eksik pasif kral kocanın ilgisine sahip olamamış, adeta erkek tarafından kadınlığı reddedilmiş gibi hissetmiştir. Zaten tam da bu noktada masalın orijinalinde Ayna devreye girer. ÜA, kendisi ve kendisinin suretiyle baş başadır masalda. Serinin üçüncü

resminde de Rego, yaşanan bu reddin yarattığı hayal kırıklığını taşıyan ÜA nın PP nin yeni adım attığı kadınlık bilinci karşısında yaşadığı farkındalık yüzünden takındığı tutumu göstermektedir izleyiciye. Rego nun Pamuk Prenses anlatısı, masalı referans alıp güncele uyarlayarak kadın kimliğinin aslında nasıl oluşturulduğuna ilişkin bir toplumsal cinsiyet kuramını resmediyor. Gelenekselin Cadı-Büyücü/Melek ikilemlerinin aksine, sanatçı, kadınların erkek üzerinden yapılandırılan bu yeni, çok katmanlı kimliğini ustalıkla simgeselleştiriyor. Bu yanıyla Paula Rego, feminist teorilere meraklı yeni neslin elindeki metinleri adeta resimleyerek daha geniş bir kitlenin bu konuda düşünmeye başlamasını sağlamayı misyon ediniyor. 63

64 Resim 1: Paula Rego nun Snow White serisinde yer alan dört resmin sıralı dizilimi

Resim 2: Paula Rego, Snow White and Her Stepmother, 1995, Alüminyuma yapıştırılmış kâğıt üzerine pastel, 178 x 150 cm. 65

66 Resim 3: Resmin kompozisyonu ve görüntüsel elemanların ilişkisini gösteren kroki.

Resim 4: Resimdeki figürler arasındaki sembolik ilişkiyi gösteren çizim. 67