Cilt:5 Sayı:8 Şubat 2015 Issn: 2147-5210 www.thestudiesofottomandomain.com KİTAP TANITIMI / BOOK REVİEW Yazar: Merlin COVERLEY (Türkçe çeviri: Selen ZEREZLİ) Yayınevi: Kalkedon Yayınları, ISBN 978-605-4511-07-5 Yayın Yeri ve Yılı: İstanbul, 2011. PSİKOCOĞRAFYA Londra Yayınları Kuttusi ZORLU 1 & Hüseyin MERTOL 2 Psikocoğrafya; bir aceminin kılavuzu. Katlanmış bir Londra sokak haritasını açın, bir büyüteç yerleştirin, büyüteci haritanın herhangi bir yerinde aşağıya doğru çevirin ve kenarlarını çizerek çerçeveleyin. Haritayı alın, şehre gidin ve kıvrımlara mümkün olduğunca yakın durarak daireyi turlayın. İlerlerken istediğiniz herhangi bir araçla deneyiminizi kaydedin: film, fotoğraf, el yazısı, kaset. Sokakların metinsel akışını yakalayın; grafitti, etiketli çöpler, iletişimin parçaları. Tabelaya uygun yön değiştirin. Veri akışını deftere yazın. Beklenmedik metaforlara karşı tetikte olun, görsel şiirleri, rastlantıları, analojileri, aile benzerliklerini, sokağın değişen ruh halini yakalayın. Daireyi tamamlayın ve sonuçları kaydedin. Yürüyüş; metraj metraj, anlama doğru yön bulur. Robert MacFarlane, A Road of One's Own/Kendine Ait Bir Yol Psikocoğrafya günümüzde tanıdık bir terim gibi görünmesine rağmen, aslında ne anlama geldiği ya da nereden geldiği tam anlamıyla bilinmemektedir. Psikocoğrafya terimi geçtiğinde akla gelen isimler de tanıdıktır. Bunlar; Guy Debord ve Sitüasyonistler, Iain Sinclair ve Peter Ackroyd, Stewart Home ve Will Self. Bu isimler dışında belli başlı kavramlara karşılık gelen oluşumlarda aklımıza gelmektedir. Bunlar ise; Cobra, Hayalci Bauhaus Enternasyonali, Lettristler ve Lettrist enternasyonal ve Sitüasyonist Enternasyonallerdir. 1950 lerde ortaya çıkan Situasyonist (Durumcu) Enternasyonal hareketin ileri sürdüğü bir kavram olan psikocoğrafya aslında Daniel Defoe, William Blake, Poe, Baudelarie, Arthur Machen gibi ünlü yazar ve şairlerin eserlerinde vücut bulmuştur. 1 Araştırma Görevlisi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Coğrafya Bölümü 2 Dr. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü 46
Peki psikocoğrafya neyi kapsar? Edebiyat ve sanatsal ağırlıklı bir akım mıdır? Yoksa mekanın poetikası mı ya da politik bir araç mı? Coğrafya, şehir, edebiyat, sinema ve mimariyle ilişkisi ne boyuttadır? Tüm bu soruların cevabı iç içe geçmiş bir kavramlar dizisi olan ve sürekli olarak güncellenen psikocoğrafya, birçok disiplinle ilişkisi olan kavramlar bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Guy Debord un Şehir Coğrafyası Eleştirisine Giriş (Introduction to a Critique of Urban Geography) inde sık sık tekrarladığı psikocoğrafya; bilinçli ya da bilinçsiz olarak örgütlenmiş coğrafi çevrenin, bireylerin davranışları ya da duyguları üzerindeki özgül etkilerinin işleyişini tanımlar. Coverley ise, çağdaş psikcoğrafyayı herhangi bir coğrafi imcelemeden ziyade, bir yerel tarih biçimine daha yakındır diye tanımlamıştır. Ayrıca şehirsel gezginlik eylemi, politik radikalizm ruhu, eğlenceli bir yıkım anlayışıyla bir aradadır ve şehirsel çevreyle olan ilişkimizi dönüştürebileceğimiz yöntemleri içeren bir araştırma tarafından yönetilir demiştir. Günümüzde coğrafya özelliklede beşeri coğrafyanın paradigmasal olarak kabuk değiştirmiş olduğu görülmektedir. Beşeri coğrafya dünyada artık insan coğrafyası yerine insancıl coğrafya olarak yer almaktadır. Ayrıca mekan üzerinde yaşanan dönüşüm çoğu bilimin coğrafyayla ilişki kurmasını zorunlu hale getirmiştir. Her ne kadar hareketin temelleri 1950 lere dayansada Psikocoğrafya eseri klasik bir coğrafya eserinden tamamen ayrılır. Bu eser posmodern coğrafya, şehir, sinema, politika ve edebiyat alanları için önemli bir kaynak kitap durumundadır. Eserde yazar; psikocoğrafyanın doğuşu, tarihi, dayandığı temeller, kapsamı, klasik psikocoğrafyacılar ve günümüzde psikocoğrafyacılar gibi konuları ele almıştır. Coverley Psikocoğrafya kitabında ayrıntılı bir analiz yerine genel bir giriş ve açıklamaya yer vermiştir. Yazar Debord un psikocoğrafyasını sitüasyonistci kalıplardan çıkararak edebiyat ve coğrafyanın kesiştiği noktada bizlere sunmuştur. Ayrıca yazar, alt başlıklar şeklinde bölümlere ayrılarak konu dağılımı yaptığı kitapta psikocoğrafyanın temel prensiplerini ayrıntılı bir biçimde açıklamıştır. 125 sayfa olan kitap 4 ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Londra ve Düşsel Gelenek, Paris ve Flaneur ün Yükselişi, Guy Debord ve Sitüasyonist 47
Enternasyonal, Günümüzde Psikocoğrafya ve ek olarakta Psikocoğrafi Gruplar, Organizasyonlar ve Web siteleridir. Giriş mahiyetindeki bilgileri verdikten sonra psikocoğrafya kavramını tanımlayan yazar, bu kavramın açıklık kazanması için Sitüasyonist Enternasyonallerin psikocoğrafyası ve geçmişte yaşamış ünlü yazar ve şairlerin eserlerindeki psikocoğrafya araştırmalarından bahsetmiştir. Eserin Londra ve Düşsel Gelenek başlığını taşıyan birinci bölümünde (s. 25 46) yazar, psikocoğrafyanın tarihini sitüasyonistlerden alıp Daniel Defeo gibi önemli isimlere kadar götürmektedir. Psikocoğrafi amaçların- Şehir gezintileri, şehrin yaratıcı olarak yeniden işlenişi, mekan ruhunun uhrevi algılanışı, amaçsızca sürüklenişin ortaya çıkardığı umulmadık sezgiler ve yakınlıklar, tanıdık çevreleri tecrübe etmenin yeni yolları- baskın özellikleri üzerine odaklandığımızda, bu konular karşımıza sitüasyonistlerin resmi olarak tanınmasından daha önce çıkan eski şahıslara ait örneklerin içinde kolayca belirlenebilir. Bu bölümde yazar; Daniel Defeo, William Blake, Thomas De Quincey, Arthur Machen, Alfred Watkins gibi önemli yazar ve şairlerin eserlerindeki Londra ve psikocoğrafyayı yorumsar nitelikte ele almıştır. Psikocoğrafi temaların aslında romanlar kadar eski olduğunu belirten yazar, Defoe nun aslında şehre yönelik ilk psikocoğrafi araştırmayı yaptığını söylemektedir. Defoe nun 1665 yılında yazmış olduğu veba hikayesindeki mekan ve psikocoğrafya şöyledir; Londra, hastalık geriye çekilip ilerledikçe sarsılan organik bir şehirdir. Dolayısıyla hem Defoe nun anlatıcısı hem de okuyucu, şehir içinde yön bulma gitgide zorlaşırken algılarının değişime uğradığını görür. Defoe nun bahsettiği Londra, sokak lambasının ya da ev numaralarının yardımı olmadan geçilmiş labirent gibi bir yerleşimi, şehrin Ortaçağa ait özünü tarif eder. Defoe hikayesinde, Londra için lanetli bir coğrafya algısını ortaya koymuştur. Yazar ayrıca William Blake, Thomas De Quincey, Arthur Machen, Alfred Watkins gibi kişilerin eserlerindeki psikocoğrafya araştırmaları ve Londra şehrinin poetikasını yorumlamıştır. Özet olarak Defoe den Watkins e yaratılan figürler, hem İngiliz 48
kırsal bölgelerinin maneviyata düşkünlüğü hem de Londra nın labirente benzer karmaşıklığında olan mekanın kendine özgü atmosferini övmektedirler. Ayrıca yazara göre psikocoğrafyanın temelleri İngiliz geleneğine konumlandırılmamış, aksine bu figürler ve çalışmaların Paris sokaklarında dolaşanların eylemleri tarafından tamamlanacağı belirtilmiştir. Eserin Paris ve Flaneur ün Yükselişi başlığını taşıyan ikinci bölümünde (s. 47 66) yazar flaneur (başıboş şehir gezgini) kavramını Peo, Baudelaire, Walter Benjamin ve sürrealizm akımı ile yorumlayarak Paris le iç içe ele almıştır. Psikocoğrafya ve Sürrealizm akımını iç içe geçirerek, yine sürrealizmin kilit isimlerinden olan Andre Breton un Nadja eseri ile ilişkilendirmiştir. Yazar Nadja eserini mükemmel bir psikocoğrafi roman olarak belirtmiştir. Kısacası yazar bölüm sonunda gramatikal olarak psikocoğrafyanın doğacağını söylemiştir. Coverley eserin Guy Debord ve Sitüasyonist Enternasyonal başlığını taşıyan üçüncü bölümünde (s. 67 92) Guy Debord ve kurucusu olduğu Sitüasyonist Enternasyonal topluluğundan bahsetmiştir. Psikocoğrafya kavramının gramatikal olarak ortaya çıkışı, topluluğun tarihsel olarak temelleri ve faaliyetlerini ele alan yazar, Guy Debord ve öncüsü olduğu topluluk tarafından ortaya atılan psikocoğrafyanın kökenlerinin, amacının ya da tanımının yetersiz ve hayal kırıklığı olarak gördüğünü dile getirmiştir. Psikocoğrafyanın ilk kez yazılı metin olarak yayınlanışı topluluğun Potlatch adlı dergisinde olmuştur. Dergide Haftanın Psikocoğrafi Oyunu adı altında bir deney sunulmuştur. Daha sonra Debord un dergide yayınladığı Exercise in Psychogeography gelecektir. Psikocoğrafyanın tanımı ise ilk defa Guy Debord un Şehir Coğrafyası Eleştirisine Giriş (Introduction to a Critique of Urban Geography) adlı eserinde yer almıştır. Debord, psikocoğrafyanın, psikolojinin ve coğrafyanın kesiştiği noktada, şehirsel alanın davranışsal etkilerini keşfetmenin bir yolu olduğunu savunur. Öncelikle sanatsal kaygılar göz önünde bulundurularak ortaya konan bu kavram, giderek baskın siyasi ortamdan etkilenmiş ve şehir hayatını dönüştürmek için kullanılan politik bir araca dönüşmüştür. Debord un tanımına göre; Birkaçımızın 1953 yazı civarında incelediği fenomen için genel bir terim olarak eğitimsiz bir Kabyle 49
tarafından önerilen psikocoğrafya kelimesi, çok da yersiz değildir. Kelime hayatı koşullandırmanın materyalist perspektifiyle çelişmez ve nesnel doğa ile birlikte düşünülür. Örneğin coğrafya, toprak niteliği ya da iklimsel koşullar gibi genel doğal güçlerin bir toplumun ekonomik yapıları üzerindeki belirleyici etkileri ve dolayısıyla da böyle bir topluma ilişkin dünya görüşü ile ilgilenir. Psikocoğrafya; bireylerin duyguları ve davranışları üzerinde bilinçli bir şekilde organize olarak ya da olmayarak kendisni belli kanunların incelenmesine ve coğrafi çevrenin özel etkilerine göre ayarlayabilir. Daha ziyade memnun edici bir belirsizliği ifade eden psikocoğrafi sıfatı, bu nedenle bu türden bir araştırma ile ulaşılan bulgulara, bu bulguların insan duyguları üzerindeki etkilerine ve hatta daha genel bir ifadeyle, benzer bir keşif ruhunu yansıtan herhangi bir duruma ya da davranışa uygulanabilir. Coverley Psikocoğrafyanın yanı sıra Psikocoğrafi, Psikocoğrafyacı, Dérive, Détournement, Sitüasyonist, Sitüasyonizm ve Üniter Şehirçilik gibi çeşitli tanımlarada yer vermiştir. Yazar Sitüasyonistlerin 1972 de dağılmasının ardından psikocoğrafyayı Michel de Certeau nun Gündelik Hayatın Keşfi adlı eserinde şehir turu adı altında ele almıştır. Bölüm sonunda yazar psikocoğrafyayı şehrin ihmal edilmiş yanlarının hatıralarını canlı tutan yazarlara, şairlere ve film yapımcılarına yapılan bir geri dönüş olarak tanımlamıştır. Ona göre psikocoğrafya mekanın poetikasıdır. Coverley eserin Günümüzde Psikocoğrafya başlığını taşıyan son bölümünde (s. 93-117), bugün psikocoğrafyayı JG Ballard, Iain Sinclair, Peter Ackroyd, Stewart Home ve Patrick Keiller gibi yazar ve sinemacılarla ele almıştır. Ayrıca Londra Psikocoğrafya Birliği ve faaliyetlerinden bahsetmiştir. Sonuç olarak yazar, psikocoğrafyanın, şehirsel çevremizin bayağılaşmasına karşı bir uyarı ve şehri yönetenlerin başarısızlıklarına karşı politik bir yanıt olarak devam edeceğini belirtmiştir. Sonuç olarak psikocoğrafyanın ve eserin temelinde, insanın coğafi çevre ile arasında davranışlarını etkileyen imajlardan oluşan öznel bir çevresi olduğu, 50
inşan-çevre ilişkisi, çevresel algı gibi kavramlar ağır basmaktadır. Fakat yazar salt coğrafya ve bireyin duygu ve davranışlarını yerine edebi ve sanatsal öncülleride sıklıkla dile getirmiştir. Roman, şiir, sinema ve tarihile birlikte mekanın poetikası üzerinde durulmuştur. Eserde, psikocoğrafyanın Paris te Guy Debord ve arkadaşları tarafından ilk defa tanımlanması ve kullanılması fakat Londra nın ve yüzlerce yıl geçmesine rağmen eserleri güncelliğini koruyan ünlü İngiliz yazarların psikocoğrafya kavramına ilişkin yadsınamayacak derecede katkıları olduğunu anlatmıştır. Kısacası yazar psikocoğrafyanın evrimsel sürecini objektif olarak ele almış ve bunu yaparkende anlaşılır bir uslüp yakalamıştır. Son olarak bu eser; beşeri coğrafya, çevre psikolojisi, şehir ve bölge planlama, sinema, şehir sosyoloji ve edebiyat gibi bilim alanlarına hitap eden yardımcı bir kaynak niteliği taşımaktadır. 51