T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YOĞUN BAKIMDA YATAN ÇOCUK HASTALARIN ANNELERİNİN MANEVİ BAKIM (SPİRİTÜEL BAKIM) GEREKSİNİMLERİ

Benzer belgeler
T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

ÇOCUK VE AİLENİN SERVİSE KABULU

HEM501 (3,0)3 Sağlık Tanılaması

PALYATİF BAKIMIN EVDE BAKIMA ENTEGRASYONU

ADLİ VAKA SÜRECİNDE HASTA ve AİLE İLE İLETİŞİM

Yasemin ELİTOK. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi. Pediatrik Hematoloji-Onkoloji BD, Erzurum

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

İş Yerinde Ruh Sağlığı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

EĞİTSEL DEĞERLENDİRME SÜRECİ

T.C. ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI DERS İÇERİKLERİ I. YARIYIL ZORUNLU DERSLER

İŞYERİNDE SAĞLIĞI GELİŞTİRME ve PROGRAM PLANLAMA. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi

içindekiler BÖLÜM 1 GİRİŞ 1 B Ö L Ü M 2 PUBERTE, SAĞLIK VE BİYOLOJİK TEMELLER 49 B Ö L Ü M 3 BEYİN VE BİLİŞSEL GELİŞİM 86

Annenin Psikolojisi İle İlgili Distosi

Hemşireliğin Kayıtlara Yansıyan Yüzü

1.ÇAĞDAŞ EĞİTİM SİSTEMİNDE ÖĞRENCİ KİŞİLİK HİZMETLERİ VE REHBERLİK. Abdullah ATLİ

Ön Söz. Dr. Nicola Thomas Londra

SAĞLIK NEDİR? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ);

TOPLUM TANILAMA SÜRECİ. Prof. Dr. Ayfer TEZEL

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ - CERRAHPAŞA FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK FAKÜLTESİ LİSANS PROGRAMI KLİNİK UYGULAMA DERSİ UYGULAMA YÖNERGESİ

HASTA BAKIMININ ORGANİZASYONU. Öğr. Gör. Sultan TÜRKMEN KESKİN

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU. Dahili Servisler

SOSYAL PSİKOLOJİ II KISA ÖZET KOLAYAOF

HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

AFET PSİKOLOJİSİ. GEA Acil Durum Yönetimi Eğitimleri

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Doç. Dr. Dilek GENÇTANIRIM KURT Ahi Evran Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

Ana fikir: Oyun ile duygularımızı ve düşüncelerimizi farklı şekilde ifade edebiliriz.

POSTER BİLDİRİ PROGRAM AKIŞI

Meslekte Ruh Sağlığı. A.Tamer Aker İstanbul Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Ruh Sağlığı AD

OKUL SOSYAL HİZMETİ NİN OKUL ERKEN TERKİ ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİSİ

T.C. İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU AMELİYATHANE HİZMETLERİ PROGRAMI 2. SINIF 1. DÖNEM DERS İZLENCESİ

Gelişim Psikolojisinde Temel Kavramlar ve Gelişimi Etkileyen Faktörler

Soru: Tanrı tasavvuru ne demektir?

HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI

AFETLERDE ERGOTERAPİ. Prof.Dr. Esra AKI H.Ü Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü

BAŞETME GRUBU İLE SOSYAL DESTEK GRUBUNUN HEMŞİRELERİN TÜKENMİŞLİK DÜZEYİNE ETKİSİ

SOSYAL HİZMET YÖNETİMİ DERSİ İLETİŞİM DOÇ.DR.EDA PURUTÇUOĞLU

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK FAKÜLTESİ LİSANS PROGRAMI KLİNİK UYGULAMA DERSİ UYGULAMA YÖNERGESİ

GRP 406 MESLEK ETİĞİ VE YASAL KONULAR. Doç. Dr. İlhan YALÇIN

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD

Yaşamdan Çekilme/Kopma Kuramı Yaşamdan kopma/çekilme kuramına göre; yaşlılık bireyin fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan dünyadan adım adım

Tıp ve Sağlık Okuryazarlığı

EVLİLİK ÇATIŞMASI VE ÇOCUK

TRSM de Rehabilitasyonun

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI AİLE İÇİ ŞİDDET

KIMYA BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN ENDÜSTRİYEL KİMYAYA YÖNELİK TUTUMLARI VE ÖZYETERLİLİK İNANÇLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ; CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ

ÇOCUK HEMŞİRELİĞİ EĞİTİMİNDE BİLİŞİM VE TEKNOLOJİNİN KULLANIMI

İNFEKSİYON KONTROL KOMİTESİ ÇALIŞMALARINDA KOMİTE DIŞI EKİP ÇATIŞMASI VE YÖNETİMİ. VİLDAN UMUR ÇAKAR

HALK SAĞLIĞINDA KULLANILAN KAVRAMLAR. Prof.Dr. Ayfer TEZEL

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinde İşyeri Hemşireliği. Prof.Dr.Ayşe Beşer Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

TRAVMA. Doç Dr. Onur POLAT Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı

Tablo 1: Mezunlarımızın Tanıtıcı Özellikleri (n=110)

Tedavi sürecinde sık sık evden ve okuldan uzak kalmak, alıştıkları sosyal destekten uzak kalmalarına sebep olur. Bazı çocuklar içe kapanabilir.

T. C. İSTANBUL BİLİM ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ HEMŞİRELİK DOKTORA PROGRAMI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DERS İÇERİKLERİ

HASTA VE YAKINLARININ EĞİE. Hazırlayan Cihan Arabacı PROSEDÜRÜ

HARRAN ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ

SOSYAL FOBİ. Sosyal fobide karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir.

ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en

AFET HEMŞİRELİĞİ EĞİTİMİ Yrd.Doç.Dr. Özcan ERDOĞAN

ARKADAŞ SEÇİMİNİN ÖNEMİ

Programda yer alan etkinlikler okul rehber öğretmeni, sınıf öğretmeni ve idarecilerin işbirliği ile yürütülecektir.

NEOKLASİK YÖNETİM KURAMLARI III (Takas ve Uyum Kuramlarının Eğitim Yönetimine Yansımaları)

yukarıda olduğu psikolojik bir durumdur.

HASTALIK VE HASTANEYE YATMANIN ÇOCUK VE AİLEYE ETKİSİ

Engellilere Yönelik Tutumların Değiştirilmesi ZEÖ-II 2015

Bağımlılık-Bağımsızlık. Prof. Dr. Sibel ERKAL İLHAN

HEMŞİRELER İÇİN ETİK İLKE VE SORUMLULUKLAR. Prof. Dr. Lale Büyükgönenç

YOĞUN BAKIM HEMŞİRELERİNİN İŞ YÜKÜNÜN BELİRLENMESİ. Gülay Göçmen*, Murat Çiftçi**, Şenel Sürücü***, Serpil Türker****

HALKLA İLİŞKİLER KRİZ DÖNEMLERİNDE HALKLA İLİŞKİLER

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

BM Çocuk Hakları Sözleşmesine göre Çocuk haklari

İSTEK ÖZEL ACIBADEM İLKOKULU PDR BÖLÜMÜ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI

kişinin örgütte kendini anlamlandırmasına fırsat veren ve onun inanış, düşünüş ve davranış biçimini belirleyen normlar ve değerler

Dr. A.Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekoloji Kliniği Uzman Hemşire Sakine Yılmaz

YÖNETİMDE SİSTEM YAKLAŞIMI

ERGENDE AİLE KRİZLERİNE MÜDAHALE. Prof. Dr. Emine Zinnur Kılıç

Doç. Dr. Tülin ŞENER

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

Eğitim Durumlarının Düzenlenmesi

Hem. Songül GÜNEŞ Akdeniz Üniversitesi Hastanesi

HEMŞİRELERİN HASTALARA VERDİKLERİ EĞİTİMLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ KISA ÖZET KOLAYAOF

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Çalışma Hayatında Psikolojik Sorunlar. Doç. Dr. Ersin KAVİ

Zihinsel Bozukluk Belirtileri ve Semptomları

OYUN VE ÇOCUK. Oyunun Aşamaları:

Transkript:

1 T.C. EGE ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ YOĞUN BAKIMDA YATAN ÇOCUK HASTALARIN ANNELERİNİN MANEVİ BAKIM (SPİRİTÜEL BAKIM) GEREKSİNİMLERİ HEMŞİRELİK PROGRAMI YÜKSEK LİSANS TEZİ ESMA SÜLÜ DANIŞMAN ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. ZÜMRÜT BAŞBAKKAL İZMİR / 2006

2 ÖNSÖZ Mesleki gelişimimde büyük katkısı olan ve çalışmamın planlanması, yürütülmesini yönlendiren, her aşamasında katkıda bulunan danışmanım sayın Doç.Dr.Zümrüt BAŞBAKKAL a, Araştırmamda bilgi ve görüşleriyle bana destek veren sayın Prof. Dr. Zeynep CONK, Prof.. Dr. Sevgi MİR, Prof. Dr.Ayla BAYIK, Yard.Doç.Dr. Sibel Sönmez, Arş. Gör. Şafak Ergül e, Çalışmam sırasındaki yardımlarından dolayı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Yoğun Bakım Ünitesi hemşire ve doktorlarına, bu deneyimi yaşamamı sağlayan annelere, Her zaman olduğu gibi bu çalışma sırasında da bana büyük destek veren aileme teşekkür ederim

3 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ.iii İÇİNDEKİLER iv ŞEKİL VE TABLOLAR.vii BÖLÜM I.1 GİRİŞ 1 1.1.Problemin Tanımı...1 1.2. Araştırmanın Önemi...5 1.3. Araştırmanın Amacı...8 1.4. GENEL BİLGİLER...9 1.4.1. Yoğun Bakım...9 1.4.2. Pediatrik Yoğun Bakım...10 1.4.3. Pediatrik Yoğun Bakıma Yatışta Anne Baba Reaksiyonları...13 1.4.4. Spiritualite...15 1.4.5. Spirituel İnançların Yaşam Dönemlerine Göre Gelişimi...18

4 1.4.5.1. Bebeklik Dönemi...18 1.4.5.2. Çocukluk Dönemi...19 1.4.5.3. Adölesan Dönemi...21 1.4.5.4. Yetişkinler...21 1.4.5.5. Yaşlı İnsanlar...22 1.4.6. Din ve Spiritualite...22 1.4.7. Yaşamın anlamı ve spiritualite...25 1.4.8. Yoğun Bakımda Yatan Çocukların Manevi Gereksinimleri...27 1.4.9. Ailelerin Spirituel Gereksinimleri...29 1.4.10. Bireylerin Spirituel Gereksinimlerinin Değerlendirilmesinde İzlenecek Adımlar...34 1.4.11. Spirituel Bakım...36 1.4.11.1. Spirituel Bakım Aşamaları...37 1.4.11.1.1. Tanılama...37 1.4.11.1.2. Planlama...38 1.4.11.1.3.Uygulama...39 1.4.12. Spirituel Bakımda Hemşirenin Rolü...41 1.4.13. Hemşirelik Eğitiminde Spiritualite...45 BÖLÜM II...50 GEREÇ VE YÖNTEMLER...50

5 2.1. Araştırmanın Tipi...50 2.2. Kullanılan Gereçler...50 2.2.1. Çocuk Ve Anneye İlişkin Bilgi Formu...51 2.2.2. Görüşme Formu...51 2.3. Kullanılan Yöntem...52 2.4. Araştırmanın Sınırlılıkları...55 2.5. Araştırmanın Yeri Ve Zamanı...56 2.6. Araştırmanın Evren Ve Örneklemi...56 2.7. Verilerin Toplanması Ve Süresi...57 2.8. Verilerin Analizi...57 2.9. Araştırma Etiği...58 2.10. Tanımlamalar...58 BÖLÜM III...59 BULGULAR...59 3.1. Ailelerin Tanıtıcı Özelliklerine İlişkin Bulgular...59 3.2. Manevi Gereksinimlerin Belirlenmesine Yönelik Bulgular...64 3.3. Manevi Gereksinimleri Karşılamak İçin Yapılan Uygulamalara Yönelik Bulgular...87...

6 3.4. Sağlık Personelinin Manevi Gereksinimleri Karşılama Durumuna Yönelik Bulgular 103 3.5. Sağlık Personelinden Manevi Gereksinimlerin Karşılanmasındaki Beklentilere Yönelik Bulgular.110 BÖLÜM IV.117 TARTIŞMA...117 4.1. Manevi Gereksinimlerin Belirlenmesine Yönelik Bulguların İncelenmesi...117 4.2. Manevi Gereksinimleri Karşılamak İçin Yapılan Uygulamalara Yönelik Bulguların İncelenmesi...129 4.3. Sağlık Personelinin Manevi Gereksinimleri Karşılama Durumuna Yönelik Bulguların İncelenmesi...138 4.4. Sağlık Personelinden Manevi Gereksinimlerin Karşılanmasındaki Beklentilere Yönelik Bulguların İncelenmesi...143

7 BÖLÜM V...149 SONUÇ VE ÖNERİLER...149 5.1. SONUÇLAR...149 5.1. Manevi Gereksinimlerin Belirlenmesine Yönelik Sonuçlar...150 5.2. Manevi Gereksinimleri Karşılamak İçin Yapılan Uygulamalara Yönelik Sonuçlar...152... 5.3. Sağlık Personelinin Manevi Gereksinimleri Karşılama Durumuna Yönelik Sonuçlar...154 5.4. Sağlık Personelinden Manevi Gereksinimlerin Karşılanmasındaki Beklentilere Yönelik Sonuçlar...154 5.2. ÖNERİLER...156 BÖLÜM VI ÖZET...157 SUMMARY...160

8 BÖLÜM VII YARARLANILAN KAYNAKLAR...163 EKLER...169 EK-I...169 EK-II...169 EK-III...170 EK-IV...172 EK- V...192 ÖZGEÇMİŞ...194 TABLOLAR Tablo 1. Pediatrik Yoğun bakım ünitelerinin tarihsel gelişimi...11 Tablo 2. Maneviyat (spiritualite) tanımları...17 Tablo 3. Hemşirelik literatüründeki spirituel gereksinimlerin kategorileri...30 Tablo 4. ASSET modeli...48 Tablo 3.1. Görüşme yapılan annelerin, eşlerinin ve çocuklarının tanıtıcı bulguları..59

9 BÖLÜM I GİRİŞ 1.1.PROBLEMİN TANIMI İnsanın biyolojik olarak gelişimi, döllenmeden başlayarak, yaşamın sonuna kadar devam eden ilerleyici bir dönemi kapsamaktadır. İnsanı sosyal ve kültürel bir varlık haline getiren şey yaşadığı çevredir. Bir bütünlük içinde insan, tüm boyutlarla sürekli olarak etkileşen bir varlıktır. Bu etkileşimler her alan için farklı olduğu gibi, her birey içinde farklı özellikler göstermektedir. Her insan içinde yetiştiği ve yaşadığı kültürel yapı dil ve iletişim biçimleri, sağlık inanç ve uygulamaları, gelenek ve ritüelleri, dini inanç ve uygulamaları gibi bir çok alanı kapsayan özelliklere sahiptir. Bu nedenle insan değerlendirilirken; biyolojik, sosyal, psikolojik, kültürel ve manevi (spritüel) boyutları ile bir bütün olarak ele alınmaktadır (21, 28). Spiritualite sözlük anlamında manevi-ruhani değerlere bağlılık olarak tanımlanan, anlaşılması zor, soyut bir kavramdır. Literatürde spirituel boyutun tanımında tam olarak bir görüş birliği yoktur. Latince de hayatın niteliğini geniş bir konseptte ele alan ve nefes almak, hayatta olmak anlamlarına gelen spiritus kelimesinden gelmiştir. Daha geniş anlamıyla hayatı hissetmektir (15,21). Spritualizm terimi, sözcük anlamı olarak maddenin dışında ruhun varlığına inanan bir öğretiyi ifade etmek için kullanılır. Bu sözcük ilk olarak bu anlamıyla 18. yüzyılda kullanılmaya başlanmış, günümüze kadar gelmiştir. Batı dillerinde ruhçuluk anlamı veren sözcük spiritism şeklindedir ve Türkçe ye spiritizma yada ispritizma

10 şeklinde geçmiştir (13). Spirituel gereksinimlerin tanımı holistik hemşirelik bakımının temel kompanentleri olarak kabul edilmektedir. Literatürde holistik bakım beden, akıl ve manevi bakım olarak tanımlanır. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde (TDK 2003) maneviyat; maddi olmayan manevi şeyler (görülmeyen, duyularla sezilebilen, soyut, tinsel) olarak tanımlanmıştır. Manevi gereksinimler ise; Manevi yoksunluğu azaltacak veya bireyin manevi gücünü destekleyecek gereksinimlerdir, Bireyin üstün güçle/tanrıyla (kişi nasıl tanımlıyorsa) dinamik ilişkisini sürdürmesi için gerekli faktör veya faktörlerdir şeklinde tanımlanmıştır. (3,21). Hemşirelik literatüründe yaygın olarak tanımlanan şekliyle maneviyat; dini bir bağlılığın ötesinde herhangi bir tanrısal inanç olmadan yaşamın anlamı, amacı, iç huzur için çaba sarf etme olarak tanımlanmıştır. Maneviyatın boyutları; evrenle (kainatla) uyum içinde olmak için uğraşma, sonsuzluğa ilişkin cevapları bulma konusunda çaba sarf etme ve bireyin duygusal stres, fiziksel hastalık veya ölüm durumlarına odaklandığı bir noktadır (32). Maneviyat, hemşirelik mesleğinin ilk oluşumundan beri hemşirelikte önemli bir kavramdır. Hemşirelik tarihinde hemşireliğin yalnızca fiziksel bakım veren bir meslek olarak tanımlandığı herhangi bir dönem yoktur. Hemşireliği meslek olarak var eden Florence Nightingale, sadece geleneksel Hristiyanlık değerlerini değil otonomi, profesyonellik gibi bazı modern hemşirelik değerlerini de ortaya koymuş holistik bir bakış açısına sahip düşünürdü. Günümüzde, hemşirelik bakımı gelişmiş teknolojiye dayandırılabilen fiziksel görevler, ekonomik güç ve hastanelerin hastadan müşteriye

11 geçişi üzerinde odaklanmaktadır. Geçmişte hemşireler manevi bakıma daha fazla önem vermekteydiler. Hemşirelik bakım vermektir. Hemşirelik manevidir. Maneviyat özeldir (11). Maneviyat bireye/hastaya ve ailesine hastalık durumunda veya ölümle sonuçlanabilecek güç durumlarda bazı duygularına yönelik kavramsal bir yapı sağlar. Sağlıkla ilgili beklenmeyen değişiklikler sıklıkla hastalarda ve ailelerinde yaşamın anlamını ve amacını sorgulama, hastalıkta umut etme şeklinde yansımalara neden olur. Maneviyat hastalık ve acı çekme durumlarında bireyin baş etme mekanizmalarından birisidir (4). Maneviyat destek, umut sağlar ve hayattan bir anlam, amaç ve yol bulmayı içerir. Hayatlarını değiştiren olaylar sırasında insanlar genellikle rahatlık, umut ve stresten kurtulma için maneviyata yönelirler. Birçok araştırmacı maneviyatı insan olmanın önemli bir parçası ve diğer bütün insan boyutları ile ilişkili ve bağlantılı olarak ele almaktadır. Bir hastalık krizi sırasında başa çıkmanın önemli bir parçası olabilir ve birinin tepkisini pozitif yönde etkileyebilir. Maneviyat, hastalık zamanlarında bireyin kendi nin tanımlamasına yardımcı olabilir. Bir kişinin yüksek olarak algıladığı birisiyle yada tanrıyla kişisel ilişkisi destek sağlayabilir ve pozitif sonuç için bir umut kaynağı olabilir (52). Manevi yönü gelişmiş hastaların fiziksel, duygusal, sosyal yönden daha sağlıklı olduğu yönünde pek çok araştırma sonucu vardır. Bu hastaların ümit düzeyleri yüksek, depresyon ve izolasyon eğilimleri düşüktür, stresle daha iyi baş ederler ve yaşam kaliteleri yüksektir (14).

12 İnsanın manevi yönü fiziksel, duygusal, sosyal yönü kadar önemlidir ve tüm bu boyutlarla ilişkilidir. Böyle olmasına karşın sağlık elemanlarının çoğunluğu bireyin bu yönünü göz ardı etmekte veya bu yönde bakım verme konusunda rahatsızlık duyma eğilimi göstermektedirler (11, 14). Bireyde fonksiyon değişikliğine neden olan hastalık, hastaneye ve özellikle yoğun bakım ünitesine yatırılma hasta kadar aile üyelerinin de yaşam biçimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Ebeveynlerin yüz yüze kaldığı en büyük mücadelelerden bir tanesi çocukları ile ilgili ciddi problemlerle baş etmektir. Anneler çocukları için olası ölüm yada sakatlık içeren hemen yada uzun zamanlı sonuçların belirsizliği nedeniyle stres altına girerler. Hasta çocuklarını hastane ortamında görmek onların endişesini arttırır. Hasta çocuklarına nasıl yardım edebileceklerini bilmemekten kaynaklanan çaresizlik onların stresini arttırır. Bu endişeler ve sıkıntılarla yüzleşen anneler çocuklarına iyileşmeleri ve mücadele etmeleri için ve kendilerine de çocuklarının problemleri ile başa çıkabilmeleri için yollar bulmaya çabalarlar. Birçok anne için rahatlık, güç ve güven duyguları kendi maneviyatından gelmektedir (11, 52). Spiritualitenin; hastalıkları önleme, sağlığı ilerletme, hastalıktan iyileşme veya bireylerin hastalıkla ve güçlüklerle baş etmesi gibi yararlar sağladığı saptanmıştır. Buna karşılık bireyin spiritüel gereksinimleri, fiziksel gereksinimlere göre daha soyut ve karmaşık olup aynı zamanda ölçümü de güçtür. Bu nedenle bireyin sağlık bakımında daha net ve kolaylıkla ölçülebilen fiziksel gereksinimler öncelikle ele alınmakta, buna karşılık spiritüel gereksinimler gözden kaçabilmektedir. Ancak bireylerin spiritüel gereksinimlerinin de tanımlanması ve gerekli bakımın sağlanması gereklidir (50).

13 1.2. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ İnsan, biopsikososyal bir varlık olarak bilinse de bütüncül olarak bakıldığında spiritüel boyuta sahiptir. Dünya sağlık örgütü sağlığı Sağlık, yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik halidir şeklinde tanımlamıştır. Bu durumda bireyin iyilik halini sürdürebilmesi için fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığının yanı sıra manevi (spiritüel) sağlığının da değerlendirilmesi gereklidir. Tüm bu boyutların denge içinde olması durumunda ancak sağlıktan söz edilebilmektedir. Bir boyutta yaşanan bir sorunun diğer boyutları da etkilediği ve insanın dengesini bozduğu da bilinmektedir (40). Maneviyat insanları bir araya getiren, kültürleri bağlayan, evren ve doğa için anlam veren bir yoldur. Maneviyat kavramı; bireyin kişiliğinin bir parçasıdır ve bireyin insancıl ve içsel imajlarını, inançlarını ve bunlar arasındaki ilişkileri tanımlar. Bu bağlamda insanın daha üstün ve güçlü bir armoni ile uyum içinde yaşaması amaçlanır (40). Bir bireyin varoluşunun tüm boyutlarını korumasında, sürdürmesinde veya elde etmesinde ona yardımcı olmak iyi hemşirelik bakımının temelidir. Geçmişte, bireyin ruhsal boyutu yalnızca dinsel bağlantılarla sınırlı kalarak değerlendirilmekteydi. Bireye sağlık bakımının holistik bir yaklaşımla verilmeye başlanmasıyla, manevi boyut; fiziksel, emosyonel, psikolojik ve sosyal boyut kadar iyi değerlendirilerek giderek önem kazanmıştır. Holistik bakım terimi Rogers, Parse, Newman (1980) gibi hemşire teorisyenlerle hemşirelik literatürüne girmekle birlikte, tarihsel süreçte hemşireler bireylere geleneksel olarak holistik bir yaklaşım içinde bakım vermişlerdir. Hemşire

14 teorisyenlerin 1960 lı yılların sonlarından beri, bireyin fiziksel emosyonel ve psikososyal boyutu kadar manevi boyutuna da giderek büyüyen bir ilgi gösterdikleri görülmektedir (3). Hemşirelik politikalarında maneviyatın kabulü sağlanmıştır. Uluslararası Hemşireler Birliği (ICN) hemşirelik kodları içinde spiritüaliteyi de ele almıştır. Victor Frankl, Carl Jung, Joyce Travelbee gibi kuramcılar yaşamın anlamını sorgulamışlar ve anlamlandırmanın önemi üzerinde durmuşlardır. Bunun için hastanın özellikle manevi değerlerine odaklanmış, bu alandaki gereksinimlerinin karşılanmadığı durumda sorunların ortaya çıkışının önemini vurgulamışlardır. Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletlerinde pek çok ruh sağlığı organizasyonu hastanın dinsel ve manevi gereksinimlerini ve düşüncelerini desteklemiş ve kabul etmişlerdir. Spiritüel bakım, 1994 yılından beri Amerikan Hemşireler Birliği (American Nursing Association) (ANA) tarafından Psikiyatrik Ruh Sağlığı Klinik Uygulama Standartları na yerleştirilmiştir. Bu standarda göre; bireylerin, aile ya da toplumun ruhsal ve duygusal iyilik halini etkileyebilecek; kişiler arası, sosyo-kültürel, spiritüel ya da çevresel koşulların/olayların ele alınması gerekmektedir. Kuzey Amerikan Hemşirelik Tanılama Derneği (North American Nursing Diagnosis Association) (NANDA) hemşirelik tanı listesinde spiritüel sıkıntı ve spiritüel boyutun güçlendirilmesi potansiyeli tanıları yer almaktadır. Hemşireler için ANA kodlarında ele alınan spirituel konular ise, insan inanç ve değerleri ve her bireyin ulusal, etnik, dinsel, kültürel, politik, ekonomik, gelişimsel, rol ve seksüel farklılıklar olmaksızın eşit sağlık bakımı hakkına sahip olduğudur (3, 40).

15 21. yüzyıl hemşirelerinin; ailelerin manevi (spiritüel) gereksinimleri, dini ve kültürü hakkında daha fazla bilgiye sahip olma ihtiyacı duyduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte hemşirelerin sağlık bakımında maneviyatın önemini anlamaları gereği vurgulanmaktadır. Ancak hemşirelerin genellikle maneviyatı hastaları ile konuşma konusunda rahat olmadıkları saptanmıştır. Günden güne hemşirelik bakımında maneviyatın, hastanın tedavisinde çok önemli bir öğe olduğu görülmekte ve hemşireler tarafından hastaların ve ailelerinin manevi gereksinimlerinin tanımlanmasının gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Hasta hemşire ilişkisi içerisinde spiritualitenin çeşitli alanlarda yada temalarla ifade edilmiştir ( umut, büyüme, güç, otorite, inanç vb.). Hastanın sağlığı ve hastalığı ile ilişkisinde maneviyatın nasıl gösterileceği hemşirelik süreci için çok önemlidir (9). Spiritualizm, kendini aşabilme bilinciyle ulaşılan bir varoluş biçimi ya da insanın Yüce olarak algıladığı şeylerle varlığını, yaşamını ve değerlerini özdeşleştirmesidir. Spiritualitenin bireyin yaşamda anlam bulmasına yardım eden insancıl bir olgu olduğuna inanılmakta ve kabul edilmektedir. Spiritüalite, kültürüne, inanç ve değerlerine bağlı olan insanlar için önemli bir gereksinim ve uygulamadır, aynı zamanda iç huzurun ve iç barışın kazanılmasında da etkilidir. Boyun eğme ve ümitsizliğin tam tersi, sorunlarla baş etmek için pozitif ve aktif bir yoldur. Özellikle mevcut durumun değiştirilemediği ya da sorunların çözülemediği durumlarda yararlı ve gereklidir. Spiritüel gereksinimlerini karşılayan insan yaşam deneyimlerinde kendini güçlü hisseder. Bu durumda, spiritualitenin bileşenleri yaşamın anlamı, amacı ve misyonudur (26, 40). Bireylerin sağlığının korunmasında ve geliştirilmesinde ailenin son derece önemli bir

16 yeri vardır. Birey yada ailelerin manevi gereksinimlerinin desteklenmesi hastalığın iyileşmesinde önemli bir faktördür. Sağlık sistemi içinde ekibin 24 saat hizmet veren ekibin üyesi olarak hemşirenin bu konudaki bilgi, beceri ve yaklaşımlarının profesyonel düzeyde istendik olması zorunludur (15, 40). Ailelerde anne olmanın öneminin çok büyük olması ve birçok kadının hayatında maneviyatın büyük yer kaplaması nedeniyle annelerin çocuklarının hastalığındaki kriz dönemi sırasında maneviyatı nasıl kullandıklarını anlamak önemlidir. Maneviyat, çocuk hasta olduğunda ya da ölmek üzere olduğunda pozitif bir baş etme etkisi yaratır ve aile kendisini yalnız hissetmez. Maneviyatın kişisel doğası verildiğinde annelerin maneviyatla deneyimlerini anlamak, onların kendi anlatımlarının ya da tanımlarının bir analizidir. Aile gereksinimlerinin dikkate alınması, hasta bakımında bütüncül yaklaşım için gereklidir. Ebeveynler umuda ve desteğe ihtiyaç duyduklarını anlamayan sağlık çalışanlarına güvenlerini kaybedebilirler. Bu nedenle sağlık çalışanları, ailelerin manevi ve varoluş gereksinimleri için saygılı bireyselleştirilmiş bakım sunmalıdırlar. Sağlık açısından maneviyatın önemi tüm çalışanlar tarafından benimsenmelidir (40,52). 1.3. ARAŞTIRMANIN AMACI Bu araştırma yoğun bakımda yatan çocuk hastaların annelerinin manevi bakım (spiritüel bakım) gereksinimlerini belirlemek amacıyla niteliksel bir çalışma olarak yapılmıştır. Alt Amaçlar: - Yoğun bakımda yatan çocuk hastaların annelerinin manevi gereksinimlerini karşılamaya yönelik uygulamalarını belirlemek,

17 - Sağlık personelinin yoğun bakımda yatan çocuk hastaların annelerinin manevi gereksinimlerini karşılama durumlarını belirlemek, - Yoğun bakımda yatan çocuk hastaların annelerinin manevi gereksinimlerinin karşılanmasına yönelik sağlık personelinden beklentilerini belirlemektir. 1.4. GENEL BİLGİLER 1.4.1. YOĞUN BAKIM Bireyin gelişim süreci ve çevre ile etkileşimi zarar görebilir ve fizyolojik fonksiyonları tehlikeye girebilir. Bedensel fonksiyonun bozulması yaşamı tehdit eden kriz veya kronik hastalığın şiddetlenmesi ile meydana gelebilir.fizyolojik fonksiyonu bozulan bireyin yaşamını sürdürmede dinamik dengeyi sağlamak incelikli girişimler gerektirir (1). Yoğun bakım kısmen veya tamamen fonksiyonlarını yitirmiş olan organ veya sistemlerin bu fonksiyonlarının yerlerini geçici olarak doldurması ve hastalığı oluşturan temel nedenlerin tedavi edilebilmesi için kullanılan yöntemlerin tamamıdır(43). Yoğun bakım ünitesi ise" fizik durumu ağır olan hastaların, monitörize edilerek, yaşam fonksiyonlarının desteklendiği, özel işlemler ve bakım ekibiyle tedavi edildiği birimler" olarak tanımlanmaktadır. Pediatrik yoğun bakım üniteleri ise, pediatri hastalarında oluşan, sıklıkla multidispliner yaklaşım gerektiren, travmatik, cerrahi ve dahili hastalıklar, hızlı değişiklikler, ilerleyici ve kompleks hastalara büyük oranda bakım sağlayabilen ünitelerdir (46).

18 Kinney e göre (1966) Yoğun Bakım Ünitelerinde (YBÜ) şu nitelikte olmalıdır: 1. Bakımın en iyi şekilde yürütülebilmesi için; donanımlı ve istekli bir YBÜ ekibine ek olarak, uygun araç ve gereç gereklidir. 2. Bir YBÜ en az dört, en fazla 12 yataktan oluşmalıdır. 3. YBÜ oluşturma aşamasında planlayıcı bir ekip olmalı, bu kişiler YBÜ nün kuruluş hedeflerini, hangi tip hastaların kabul edileceğini belirlemeli, hastaların kalacağı ortalama süreleri öngörmelidir (1). 1950 li yıllarda poliomiyelit ve tüberkülozlu hastalarda akut mental rahatsızlıkların ; postoperatif dönemde, özellikle kalp ameliyatı olan hastalarda bazı psikososyal bozuklukların geliştiği rapor edilmeye başlanmıştır. Farklı sürelerle hastanede kalan bu hastaların ortak noktaları, hemen hemen hepsinin hastanede kalışları sırasında ventilatöre bağlanmış olmalarıdır. Bu hastaların tedavisi için o yıllarda özel üniteler geliştirilmiş ve bunlara post-op bakım üniteleri ve yoğun bakım üniteleri adı verilmiştir (43). İlk olarak 1953 yılında akut hastalar için Kuzey Carolina Memorial Hastanesinde "Özel Bakım Ünitesi" açılmıştır. Bu ünite hemşirelerin zamanında hasta bakımını sağlamaları amacıyla oluşturulmuştur. Öncesinde özel bakım üniteleri hastaların finanssal güçleriyle orantılı olarak sağlanmaktaydı. Çeşitli akut seviyelere sahip hastalar klinikte aynı şartlar altında bakılmakta acil yada daha yoğun bakım gerektiren hastalar yetersiz bakım almaktaydı (46). 1.4.2. PEDİATRİK YOĞUN BAKIM

19 Pediatrik yoğun bakım üniteleri son 20 yıldır oldukça hızlı bir ilerleme göstermiştir. Hayatı tehdit edici süreçlerin fizyopatolojilerinin bilinmesi ve monitörizasyon teknolojisinin ilerlemesi bu sürecin hızla gelişmesini sağlamıştır(47). Pediatrik yoğun bakıma ilgi 4 yaşında hayatı tehdit edici solunum problemi olan bir çocuğun arkasından bir yönetici hemşire, bir şef anestezist, bir hastane yöneticisi ve otolaringolojistin bir araya gelmesiyle tüm kritik hastalıklı çocukların bir odaya alınması ve acil durum gerektiğinde müdahale edilmesi fikri ile doğmuştur(49). İlk pediatrik özel yoğun bakım ünitesi kritik hasta yeni doğan ve erişkinlere özel bakım verildiğinde hasta sonuçlarının düzelmesiyle açılmıştır. 1920' lerden 1950' li yılların başlarına kadar akut poliomyelit epidemileri polio vakalarında solunum yardımı kullanmayı gerektirmiştir. İlk tanımlanan negatif basınçlı ventilasyon Drinker ve Shav tarafından Boston'da yapılmıştır. Bunu tabiken trekeal entübasyon ve pozitif basınçlı ventilasyon Lassen tarafından Copenhagen da yapılmıştır. Boston Çocuk Hastanesi'nde pediatrist olan James Wilson 1952 yılında 4 negatif basınçlı ventilatörü planlamıştır. Downes bunun "vital organ yetersizliği olan pediatrik hastalar için dünyadaki ilk ünite olabileceğini" belirtmiştir. İskandaniv ülkelerinde çocukların ölüm oranının erişkinlerden daha fazla olması nedeniyle bu özel poliomyelit solunum ünitelerine yer verilmiş ve bunun sonucunda Uppsala ve Stockholm' de çocuklar için özel bakım üniteleri geliştirilerek pediatrik solunum üniteleri ayrılmıştır (46, 49). 1967 yılı Ocak ayında Philadelphia çocuk hastanesinden John J. Downes ve arkadaşları Amerika'daki ilk multidisipliner pediatrik yoğun bakım ünitesini kurmuşlardır. Bu ünite 6 tam monitörize yatak, bir işlem odası ve yoğun bakım kimya laboratuarını içermekteydi. Downes bu ünitenin açılmasında kendisini hemşirelik yöneticisi Erna

20 Goulding'in ikna ettiğini belirtmiştir. Bayan Goulding bu ünitelerde iyi eğitimli nitelikli hemşirelerin çalışması gerektiğini belirtmiştir(46,47,49). Pediatrik yoğun bakım ünitelerinin tarihsel gelişimi Tablo 1 'de verilmiştir (46). Tablo 1 : Pediatrik Yoğun Bakım Ünitelerinin Tarihsel Gelişimi Yıl Hastane 1955 Goteburg Çocuk Hastanesi, Isveç 1961 Stockholm, İsveç 1963 Paris St. Vincent de Paul Hastanesi, Fransa 1963 Melbourne Royal Çocuk Hastanesi, Avusturalya 1964 Liverpool Alder Hey Çocuk Hastanesi, İngiltere 1967 Philadelphia Çocuk Hastanesi, Amerika 1969 Pittsburgh Çocuk Hastanesi, Amerika 1969 Yale-New Haven Tıp Merkezi, Amerika 1971 Massachusetts Genel Hastanesi, Boston, Amerika 1970'lerin sonlarında pediatrik yoğun bakım programları için pediatrik yoğun bakım uzmanları gelişmiştir. 1985' de American Board of Pediatrics pediatrik yoğun bakım tıbbi için alt uzmanlığın olmasına inanmışlar ve bu alt uzmanlık sertifika programı için kriterler geliştirmiştir. The American Board of Medicine, Cerrahi ve Anesteziyoloji alt uzmanlığını tanımıştır. 1980'lerin ortalarında Yale Üniversitesi, Pennsylvania Üniversitesi ve California Üniversitesinde akut pediatrik hastaların bakımında ileri

21 hemşirelik uygulamaları programı açılmıştır. Teknik ve bilimsel ilerlemeyle birlikte kritik hastalıklı ya da yaralanmış çocukların özel gereksinimlerinin karşılandığı pediatrik yoğun bakım üniteleri geliştirilmiştir. Günümüzde ciddi pediatrik hastaların bakımını sağlamak için her merkezde pediatrik yoğun bakım üniteleri bulunmaktadır. 1982'de Amerikan Hastaneler Birliği 328 pediatrik yoğun bakım ünitesi belirlemiş ve bu sayı 1998'de 441'e çıkmıştır (46, 49). 1.4.3.PEDİATRİK YOĞUN BAKIMA YATIŞTA ANNE-BABA REAKSİYONLARI Yoğun bakıma yatırılan kritik hasta çocuğun anne-babalarının bazı karar ve reaksiyonları çocuğun yaşına bağlı olarak değişir. Kritik hasta yeni doğanın ebeveynleri anne-baba olarak yeni durumlarıyla ilgili karmaşık duygulara sahiptirler. Genellikle onlar büyük ümitlerle çocuklarına kavuşmayı beklerler. Suçluluk, yetersizlik ve bozuklukla birlikte anne-babalar çocuklarının sağlığına kavuşamayacağını düşünürler. Onlar anne-baba rolünü geliştirmede ve çocuklarının bakımında önemli olduklarına inanmaları için yardıma gereksinim duyarlar. Anne-babalar mümkün olduğunca çocuklarının bakımına katılma konusunda desteklenmelidirler. Ailenin katılabileceği, yeni doğanın bakımında oldukça önemli olan çocuğun temizlenmesi, altının alınması, kucaklanması, şarkı söylenmesi ve beslenmesi gibi aktivitelere katılmaları desteklenmelidir (44, 46). Oyun çocuklarının anne-babaları, çocuklarının yaşamlarındaki merkezi rolü sürdürmeleri için desteklenmeye gereksinim duyarlar. Onların varlığı çocuklarının distresini azaltmada yardımcı olabileceğinden oldukça önemlidir. Eğer çocuk kaza ya

22 da sakatlık nedeniyle hastaneye yatırıldıysa anne-babalar oldukça fazla suçluluk duyabilirler. Annebabalar bazen kaza nedeniyle birbirlerini suçlayabilirler ve bazı kızgınlık duygularını çözümlemek için yardım ve desteğe gereksinim duyabilirler. Çocuklarına yardımcı olabilecek faydalı aktivitelere katılmaları yarar sağlayacaktır. Oyun çocuklarının anne-babaları çocuğun verbal ve nonverbal iletişiminde, rutinlerinde ve davranışlarını yorumlamada, anlamada çok değerlidirler(46, 47). Okul öncesi dönem boyunca disiplin, mastürbasyon ve seksüel merakın başlaması hakkındaki davranışları anne-babaların hastaneye ilgilerini etkileyebilir. Anne-babalar hastaneye yatış süresince çocuğun regresyonundan dolayı kızgınlık duyabilirler. Ayrıca bu yıllar süresince çocuğun anne-babasıyla ilişkisi oedipal kompleksle etkilenebilir. Genelde okul öncesi çocukların anne-babaları, çocuğun anlayabileceği bir dille uygulanan tedaviyi ve işlemleri açıklamada oldukça yardımcı olabilirler. Kitap okuma, oyun oynama gibi bakım verme ve rahatlatma aktivitelerine anne-babaların katılımları da çocuklar için önemli yer tutar (46). Okul çağı süresince, anne-baba-çocuk ilişkisi çocuğun bağımsızlık ve ev dışı ilişkilerine göre değişir. Anne-babalar bir kazaya neden olan bağımsız aktivitelere izin verdikleri için suçluluk duyabilirler. Özellikle oğullarının cesur olmasını isteyen babalar için çocuğun regresyonunu kabul etmeleri zor olabilir. Anne-babalar çocuğun değişken, ısrarcı ve reddedici davranışlarını anlayabilmede yardıma gereksinim duyabilirler. Aile üyeleri çocuğun hastalığı nedeniyle içinde bulunduğu alanda aktivitelerle ilgisini çekerek sıkıntısını ve yalnızlığını giderebilirler. Bu süreç boyunca, arkadaşlarından okul ve evden haberler vermeleri çocuğun psikolojik olarak iyi olmasında oldukça önemlidir. Anne-babalar aynı zamanda rahatlığın sağlanması ve

23 çocuk için açıklamaların yapılmasında yardımcı olabilirler. Ancak büyük çocuklar bakım aktivitelerinin hemşire tarafından yapılmasını tercih edebilir(24, 46, 47). Adölesanın hastaneye yatışından önce herhangi bir tartışma ya da anlaşmazlık adölesanın kritik bir hastalığı olmasıyla anne-babaların kendilerini suçlamalarına neden olabilir. Eğer adölesan bir kaza sonucu yaralandıysa, anne-babalar çocuklarını kazadan koruyamadıkları için suçluluk ve hayal kırıklığı hissedebilirler. Adölesanlar annebabalarını oldukça etkileyen, kafalarını karıştıran hem bağımlı hem de bağımsız davranışlar gösterirler. Anne-babalar çoğunlukla çocuklarının regresyonunu kabul edemezler ve bunun normal ve geçici olduğunun onlara anlatılması, güven verilmesi gerekir. Anne-babalar adölesanların kendi bakımları konusundaki kararlara dahil edilmesi için desteklenmelidirler. Diğer aile üyeleri ve arkadaşlarının ziyareti adölesanın akran gruplarıyla ilişkisini sürdürmesi için özellikle önemli bir noktadır (24, 46, 47). 1.4.4. SPRİTUALİTE İnsan, biopsikososyal bir varlık olarak bilinse de bütüncül olarak bakıldığında spirituel boyuta da sahiptir. Dünya Sağlık Örgütü sağlığı sağlık yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, fiziksel, sosyal ve ruhsal yönden tam bir iyilik halidir şeklinde tanımlamıştır. Bu durumda bireyin iyilik halini sürdürebilmesi için fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığının yanı sıra spiritüel sağlığının da değerlendirilmesi gereklidir. Tüm bu boyutların denge içinde olması durumunda ancak sağlıktan söz edilebilmektedir. Bir boyutta yaşanan bir sorunun diğer boyutları da etkilediği ve insanın dengesini bozduğu da bilinmektedir (3, 30, 40).

24 Spritualizm terimi, sözcük anlamı olarak maddenin dışında ruhun varlığına inanan bir öğretiyi ifade etmek için kullanılır. Bu sözcük ilk olarak bu anlamıyla 18. yüzyılda kullanılmaya başlanmış, günümüze kadar gelmiştir. Batı dillerinde ruhçuluk anlamı veren sözcük spiritism şeklindedir ve Türkçe ye spiritizma yada ispritizma şeklinde geçmiştir (13). Arıkdal (2001), Metapsişik Terimler Sözlüğü nde ruhçuluk için Maddeciliğin karşıtıdır. Ruh veya canın maddeden veya vücuttan ayrı cevher tarzında hakikatler olduğunu kabul eden her mezhep, yol ve doktrin spiritüalisttir. açıklamalarını yapmaktadır. Spiritualite sözlük anlamında manevi-ruhani değerlere bağlılık olarak tanımlanan, anlaşılması zor, soyut bir kavramdır. Literatürde spirituel boyutun tanımında tam olarak bir görüş birliği yoktur. Latince de hayatın niteliğini geniş bir konseptte ele alan ve nefes almak, hayatta olmak anlamlarına gelen spiritus kelimesinden gelmiştir. Daha geniş anlamıyla hayatı hissetmektir (13, 15, 21). Spiritualite zaman içinde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Bunlar; kutsal ve dinsel arayış, ilahi ya da daha üst güç yaşantısı için gereksinim; fiziksel ya da sonu olan varoluştan geçerek evrenin anlamını bulma isteğidir. Spirituel boyutun geçmişte dini gruplardan etkilendiği fakat şimdi daha çok bireyin içselliği ile ilgili olduğu belirtilmiştir. Bazı insanlar için spiritualite, insanın fiziksel veya dışardan etkilenmeyen iç kısmıdır. Bir diğer bakış açısı ise olmak ve yapmak kavramları ile ilgilidir. Olmak daha kalıcı bir durumu açıklarken, yapmak daha geçici ve kısa olanı açıklamaktadır. Bu durumda yapılan sona erse de olan varlığını sürdürmektedir(40).

25 Narayanasamy (1999) maneviyat kavramının tek bir otoriteye dayalı tanımının olamayacağını vurgulamaktadır. Cawley (1997) maneviyat kavramının standart olarak tanımlanamayacağını çünkü bunun bireyin yorumuna açık olduğunu ifade etmiştir (4). Hemşirelik literatüründe yaygın olarak tanımlanan şekliyle maneviyat; dini bir bağlılığın ötesinde herhangi bir tanrısal inanç olmadan yaşamın anlamı, amacı, iç huzur için çaba sarf etme olarak tanımlanmıştır. Maneviyatın boyutları; evrenle (kainatla) uyum içinde olmak için uğraşma, sonsuzluğa ilişkin cevapları bulma konusunda çaba sarf etme ve bireyin duygusal stres, fiziksel hastalık veya ölüm durumlarına odaklandığı bir noktadır (32). Maneviyat bireyin yaşamından beklentileri ve yaptıkları doğrultusunda Tanrı, başkaları ve doğa ile ilişkisi olarak tanımlandığı gibi, psikolojide bireyin Tanrı dan ziyade kendine yöneldiği, içten gelen istek ve uyaranların ifadesi olarak da tanımlanmıştır. Bu görüş, bireye yaşamında ona anlam kazandıran düşünce, eylem ve yaklaşımları keşfetmesine yardım eden ruhani müdahaleleri inceler. Ayrıca, insanların yaşamlarını nasıl sürdürebileceklerine kendilerinin karar vermesi ve seçimlerini yapabilmesinin sağlanması anlamında da kullanılmaktadır (21, 40). Literatürde tanımlanan maneviyat (spritüalite) yada spiritüel yaşam tanımları Tablo 2 de sıralanmıştır (37). Tablo 2: Maneviyat (Spiritualite) Tanımları Bireyin yaşam prensibi yada temeli (Clark ve ark., 1991)

26 Gizli yolculuk (Mische, 1982) Radikal doğruların (Legere, 1984) ve en son değerlerin açıklanması (Cowley, 1997) Yaşama verilen anlam ve amaç (Legere, 1984; Clark ve ark., 1991; Fitchett, 1995; Sherwood, 2000) Koşulsuz sevgiyle bağlanma (Ellison, 1983; Clark ve ark., 1991; Ross, 1997) Kendi içinde bağlılık (Reed, 1992) ve diğerleri içinde (Sherwood, 2000) Sır, büyük güç, Tanrı yada evren ile bağlantı hissi yada yaşam ilişkisi (Reed,1992) Bireyin dünya ile ilişkili inançları (Soeken ve Carson, 1987) Martsolf ve Mickley (1998) Maneviyat tanımlarını şu şekilde listelemişlerdir; Anlam (Burbank 1992) zamanda ve mekanda yaşama nedeni. Değer (Uustal 1992) soyut ve akla yakın fenomenin özünde olan zenginliği ve yararları algılama kabiliyeti. Doğa üstü (Reed 1991) ruhsallığın insan hayatının zaman ölçüsünün ötesine uzandığını algılama ontolojik yeteneği. Bağlantı (Burkhardt 1989) birer birey olarak biz başkalarıyla, Daha Yüksek bir varlıkla, çevreyle ve kendimizle anlamlı ilişkiler geliştirme fırsatına sahibiz. Dönüşme (Burkhardt 1994) kendimizin ne olduğumuzu bilmemiz dahil o yaşam üzerinde düşünme yeteneğine sahip olmamızı isteyen yaşam çizgisinin farkında olmak (29).

27 1.4.5. SPİRİTUEL İNANIŞLARIN YAŞAM DÖNEMLERİNE GÖRE GELİŞİMİ 1.4.5.1. Bebeklik Dönemi: İnfantın manevi gereksinimlerini değerlendirirken bu gelişim evresinde güvenin sevgiyi ve güvenliği hissettiği tek yol olduğunu hatırlamak önemlidir. Karşılıksız sevgi en erken manevi ihtiyaçtır. Bebekler doğruyu yanlışı bilemedikleri için spirituel inanışlar davranışlarını etkilemez. Geceleri dua etmek gibi bazı dini uygulamaları yapabilirler, ancak bunlar yalnızca anne ve babalarını taklit ettikleri içindir. (11, 40). 1.4.5.2. Çocukluk Dönemi: Çocukların manevi gereksinimlerinin değerlendirilmesi zor olabilir. Çocuklar duygularını ve gereksinimlerini gelişimlerinin farklı seviyelerinde farklı şekillerde dile getirirler. Çocuklar zor durumlarla yüz yüze geldiklerinde genellikle manevi gereksinimleri ile bağlantı kurmakta zorlanırlar. Çocuğun gelişimsel evresine, bilişsel yeteneklerine ve sosyal ilişkilerine bağlı olarak çocuğun iletişim yetenekleri sınırlı olabilir. Çocukların gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmak doğru bir değerlendirme için gereklidir (11). Okul öncesi çocuklarda bilinç gelişmeye başlar ve doğru ile yanlış arasındaki farkı bilirler. Erken yaşta güvenin gelişmesi kendi değerinin artmasına, bağımsızlık duygusunun gelişmesine ve Tanrı dahil diğerlerinin sevilmeye başlanmasına neden olur. Ebeveynlerin inançlarına bağlı olarak bazı çocuklar günlük ibadete başlarlar. Çocuklar genellikle ebeveynlerinin hareketlerini taklit ederler fakat bunların anlamları hakkında çok az fikre sahiptirler. Takip ettikleri rutinler ve çevrelerindeki tutarlılık onlarda güvende oldukları hissini uyandırır. Okul öncesi dönemde ailenin etkisi çocuklar üzerinde en üst düzeydedir. Ailenin tutumları, dini inanışları, iyi ya da

28 kötünün ne olduğuna dair değerleri farkında olarak ya da olmayarak çocuğa aktarılır. Çocuklar söylenenleri yapmak yerine gördüklerini taklit etmeye eğilimlidirler. Söylenenler ile yapılanlar arasında tutarsızlık gözlemlediklerinde ise bazı sorunlar yaşanabilir. Din, çocuklar için günlük yaşamın bir parçasıdır. Tanrı onlar için sınırsız güç sahibidir ve insan gibi algılarlar. Yağmurun yağması ve rüzgarın esmesi gibi olaylardan da Tanrı nın sorumlu olduğuna inanırlar. Çocuklar, yağmuru Tanrı nın gözyaşları, rüzgarı ise Tanrı nın ağzından üfürdüğü hava şeklinde yorumlayarak anlamlandırabilirler. İnanç sistemleri gelişmediği için, çocuklar manevi sıkıntı ile ilgili duygularını yeterince ifade edemeyebilirler (11, 40). Okul çağındaki çocuklar okuyabilir, yazabilir ve iletişim kurabilir. Ev dışındaki kişisel deneyimleri ilişkileri anlayabilmelerine ve onları ifade edebilmelerine olanak sağlar. Bunun sonucu olarak bilişsel gelişmeleri onlara Tanrının kim olduğu ve günlük hayatlarında nasıl yer aldığı konusunda fikir verir. Okul yıllarında çocuklar, din hakkında daha fazla bilgi edinirler. 6 yaş çocuğu dualarına yanıt verilmesini bekler ve Tanrı nın yanıt olarak onu ödüllendirdiğini ya da cezalandırdığını düşünür. Çocuk ailede bir sıkıntı olduğunda hisseder ve onlara bakım veren aile ya da kişileri etkileyen olaylardan etkilenir. Örneğin; çocuklar ölümü tam olarak anlayamazlar, fakat hissedebilirler ve olumsuz olarak etkilenebilirler. Bazı çocuklarda stres semptomlarının anlaşılması zor olabilir, bazıları ise depresyonlarını farklı davranış bozuklukları gösterme yolu ile yaşarlar. Çocukta alışılan davranışların dışında ilgi eksikliği, çekingenlik ve okul başarısında düşme yaşanabilir. Çocuklar için en travmatik olaylardan biri, anne ya da babanın boşanma ya da ölüm nedeniyle

29 kaybedilmesidir. En önemli sorun ise bu kaybın nedeni olarak kendilerini görmeleri ve suçlamalarıdır (11, 40). Çocuklukta anne ve babalarının inançlarından etkilenerek gelişen bu inançlar, adölesanda genellikle kazanılmış olur. Ancak, çocuğun spirituel eğitiminde zorlama olmadan kendi yolunu seçmesine izin vermek gereklidir (40). 1.4.5.3. Adölesan dönemi: Bu dönemde genç manevi hayal kırıklıklarının farkına varır, katı dini inançları ve uygulamaları bırakır ya da değiştirir. Örneğin, dua etmenin yararlarını bilirler, ancak her zaman dualarına yanıt verilmeyeceğini de fark ederler. Çoğu zaman dini bakış açısı ile bilimsel bakış açısı karşılaştırılır ve bir araya getirmeye çalışılır. Adölesanlar genellikle sıkıntılarını açıkça ifade edebilme yeteneğini kazanmışlardır ve yaşamın karışıklıklarının daha çok farkındadırlar. Anne-baba, sınıf arkadaşı ya da yakın birinin ölümü, adölesan için son derece stres yaratan olaylardır; bu kayıplar spiritüel inançların sorgulanmasına ve ümitsizliğe yol açabilir (40). 1.4.5.4. Yetişkinler: Genç yetişkinler daha çok çocuklarının dinle ilgili sorularına maruz kalırlar, orta yaş yetişkinler dini aktivitelerine çocukları büyüdüğü için daha fazla zaman ayırabilirler ve daha yaşlı yetişkinler ise dini değerlerine daha çok sarılabilirler. Yetişkinlerin dinsel uygulamalar yerine manevi ve dini konular hakkında düşünme becerileri vardır. Çocuklar yetişkinliğe eriştiklerinde, güçlü dini gelenekler onların iyi kararlar vermelerine yol açabilir, şiddete daha az eğilimli olurlar yüksek

30 riskli davranışları (uyuşturucu, alkol) daha az gösterirler. Dini gelenek ve uygulamaların bir çocuğun hayatındaki etkisi çocuğun kendi maneviyatının farkında olmasını arttırabilir. Yetişkinlerde olduğu gibi dini geleneklere sahip olmayan çocuklar manevi olabilirler fakat dinci olmayabilirler. Maneviyatlarının kaynağı aileye bağlılıktan, doğadan ve daha yüksek güç olarak algılanan şeyden gelebilir (11, 40). 1.4.5.5. Yaşlı İnsanlar: Bu yıllarda insanlar emekli olurlar, bedensel işlevler de kayıp yaşar ve ölümle yüzleşirler. Bunları fark etmek onları umutsuz yapabilir ve spiritüel inançlarını ve kendilik değerlerini etkileyebilir. Anlamlı bir yaşam ve inanç felsefesinin gelişmesi yaşlı insanların gerçeklerle yüzleşmelerine yardım edebilir. Böylece birey yaşamda paylaşmaya, kendi değerini hissetmeye ve ölümü kaçınılmaz olarak kabul etmeye hazır hale gelir(24, 40). Tangprateep (2000) Tayland da yaşayan Budist yaşlılarda yürüttüğü çalışmasında, yaşlıların yaşam umudu arttıkça, iyileşme sürecinin daha hızlı geliştiğini belirlemiştir (51). 1.4.6. DİN VE SPİRİTUALİTE Din, aynı inançları, gelenekleri, ibadetleri, yasaları ve dini ritüelleri paylaşan bireyleri bir araya getiren sosyal kurum olarak kabul edilir. Din kelimesinin kaynağı Latince'deki "religio" kelimesidir ve "bağlantı" veya "tanrısal varlık" ya da "tanrı" ile ilişkilendirilmesi anlamındaki "tie up: rabıta, bağlantı" kelimesi ile açıklanır (21, 26). Burton (1988)göre; Din kültürel bir fenomendir;(dini) kaynaklardaki temel kavramlar ve kurallarla ilişkili davranışları ve normları geçerli kılmada, varolmayan güce ilişkin,

31 bireylerin ve grupların endişelerinin giderilmesinde, sembol, efsane ve ayinlerle insanları bağlayan ve organize eden karşılıklı etkileşimdeki sistemlerdir(21). Labun (1998)göre, manevi gereksinimler; aynen ayinler, dualar ve ibadet etmek gibi, geleneksel dini kurallarla bir arada değerlendirilebilir. Bu ayinler günlük yaşamımızın bir anlam kazanmasını sağlar ve hastaların acılarına, hastalıklarına ve kişisel hayal kırıklıklarına karşı onlara yardım eder.bu gereksinimler etnik ve kültürel özgeçmişten etkilenir ve kültürel davranışlar olarak düzenlenir (13). Maneviyat (spiritualite) zaman zaman dini boyut olarak düşünülse de aslında ayrı ayrı olgulardır. Maneviyat üst düzeyde inanma gücü olarak güç oluşturma, kutsal olma ya da enerjinin sonsuz gücü olarak tanımlanır. Örneğin, Tanrı ya inanan bir kişi için Tanrı ona güç veren, kutsal olan Allah veya Üst Güç olarak kabul edilir. Din ise ibadet sisteminin organizasyon biçimidir ve temel inançlar, törenler ve uygulamalarla ilgilidir (22, 40). Dini geleneklerle ilgisi olmayan bir kişinin dini değerlere önem verebilen biri olabileceği gibi; din, kişinin dini değerlere önem vermesinde önemli bir yer teşkil edebilir ama etmek zorunda da değildir. Din bireylerin maneviyatının önemli parçası olmaktadır. Maneviyat dini geleneklere bağlı olmayı gerektirmemektedir. Din ve dindarlık maneviyatın bir formu olarak tanımlanmaktadır. Bireyin hayatına anlam ve amaç getirmekte ve bireyin yaşamını ifade eden kaygı duyma, umut ve ait olma hislerini de içermektedir (13, 21). Din maneviyattan farklıdır ve geleneksel, törensel ve spesifik bir öğreti (doktrin) verir. Din, insanların ölüme hazırlanmalarına ve yaşam boyunca güçlü

32 olmalarına yardım edebilir. Yani din, anlamlı bir yaşam ve ölüm, kriz anında ise güç, sadakat ve sakinlik sağlar; güvenlik duygusunu ve sosyal desteğin gücünü hissettirir. İnanç ise; fiziksel ya da yaşantısal kanıtı olmaksızın, manevi kaynaklardan sonuç çıkarma yeteneği, bir kişinin dinle ilgili yaşantılarından gelen içsel güveni ve dinin yalnızca bir parçası değil, temel bir yapısı olarak tanımlanabilir (40). Tüm insanlar formal olarak dinsel uygulamaları yerine getirsinler ya da getirmesinler manevi (spiritüel) bir boyuta sahiptir. Maneviyat, kendimizi aşarak, dış güçlere bağlanmak için bize imkan tanır, yaşam için anlam verebilir, umut etme, sevme ve affedebilme yeteneğini geliştirmemizi sağlar (22). Manevi ve dini inanışlar bir çok insanın yaşamında önemlidir. Bireyin yaşam biçimini, tutumlarını, sağlık ve hastalık hakkındaki duygularını etkiler. Bazı dinler bireyin yeme alışkanlıklarını, doğum kontrolü ve tıbbi tedavilerinde özel uygulamaları gerektirirken, bazı dinler modern bilimlerin yöntemlerinin uygulanmasına izin vermezler, bazıları ise tıbbi tedaviyi kabul ederler fakat özel uygulamalara karşı çıkarlar. Örneğin, Seventy Day Adventist kilisesi üyelerine aşırı derecede hasta olmadıkları sürece ilaç almamalarını önerir. Katı spirituel inanışlara göre bazı tıbbi uygulamalar kabul edilmez. Bu inançtaki insanlar çoğu zaman yaşamı tehdit edecek şekilde de olsa tedaviyi reddederler. Örneğin, Yehova şahidleri dini inanışları yüzünden kan transfüzyonunu asla kabul etmezler (40). Spiritualizm, bireylere ölüm gibi korku yaratan büyük sorunlarla ümit ederek ve yaşamdan anlam çıkararak baş etmelerine yardım eder. Spiritualite insana yaşamın ve ölümün gizemini duyma becerisi kazandırır, insan yaşantısının anahtar

33 bir parçasıdır ve ruhsal ya da fiziksel hastalıklarda ağrının azalmasına, tedavinin ilerlemesine ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardım edebilir. (22, 28) Maneviyat kavramı herhangi bir dünya dininden çok daha geniş anlamlar içerir ve insanların dini inançlarına karşı onlara derin insan boyutu kazandırır. Manevi boyut sadece dini inançları içermez; bunun yanında hayatın anlam ve amacını kavramayı sağlayan hisleri de içerir (13). 1.4.7. YAŞAMIN ANLAMI VE MANEVİYAT (SPİRİTUALİTE) Maneviyat kavramı; bireyin kişiliğinin bir parçasıdır ve bireyin insancıl ve içsel imajlarını, inançlarını ve bunlar arasındaki ilişkileri tanımlar. Maneviyat insanları bir araya getiren, kültürleri bağlayan, evren ve doğa için anlam veren bir yoldur. Bu bağlamda insanın daha üstün ve güçlü bir armoni ile uyum içinde yaşaması amaçlanır. Manevi gereksinimlerini karşılayan insan yaşam deneyimlerinde kendini güçlü hisseder. Bu durumda, maneviyatın (spiritualitenin) bileşenleri ise yaşamın anlamı, amacı ve misyonudur (40). Oldnall (1996), maneviyatı her bireyin içerisinde hissettiği ruh olarak tanımlamış ve bu büyük gücün insanın hayatına anlam kazandırdığını ayrıca kişinin hayatının gidişatını etkileyen inanç ve değerler düzenini yaratmak için yardım ettiğini ifade etmiştir. Georgesen & Dungan(1996), insanoğlunun 3 boyuttan (vücut, akıl, ruh) oluştuğunu ve bireyin kendi tecrübeleriyle bu boyutları birleştirerek uyum sağladığını iddia etmiştir. Yazarlar, bir hastalığın vücudun bir yerinden aldığı

34 enerjiyle başka bir bölümü de etkilediğini ancak manevi gücün fiziksel rahatsızlığın iyileşmesini kolaylaştırdığını tartışmışlardır. Walton (1996), maneviyatı ilişki kavramları içinde tanımlar, tüm ilişkiler; zaman, derinlik ve samimiyete sahip olursa, manevi olma potansiyeline de sahip olur. Manevi ilişkilerde en önemli nokta, birinin daha derin boyutlarıyla kişisel ilişkileridir. Herman ın (2001), yeni yapılan bir araştırmadaki bulgularına göre, ölümü bekleyen hastaların manevi ihtiyaçları oldukça fazladır ve bu gereksinimler; arkadaşlık, aşk ilişkisi, pozitif bakış açısı ve dini inanç ihtiyacı gibi yaşamlarının bir çok yönünü kapsamaktadır (13). Maneviyat, bireyin sahip olduğundan daha büyük bir güçle hayattan anlam ve sürdürülebilir bir ilişki bulmasının pek çok yolunu gösterir. Sistem Teorisi nde belirtildiği gibi sistemi oluşturan bütün parçaların birbiriyle etkileşim halinde ve uyum içinde olması gerekmektedir. İnsanı bir sistem olarak düşündüğümüzde uyum içinde yaşamını sürdürmesi beklenir. İnsandaki uyum ise statik değil, dinamiktir, bu nedenle istenen denge kişiden kişiye farklılık göstermekte, dengeler sarsıldığı zaman uyum bozulmakta, uyumsuzluktan kaynaklanan gerilim ise endişe yaratmaktadır (34, 40). Maneviyat, kültürüne, inanç ve değerlerine bağlı olan insanlar için önemli bir gereksinim ve uygulamadır, aynı zamanda iç huzurun ve iç barışın kazanılmasında da etkilidir. Maneviyat, boyun eğme ve ümitsizliğin tam tersi, sorunlarla baş etmek için pozitif ve aktif bir yoldur. Özellikle mevcut durumun değiştirilemediği ya da sorunların çözülemediği durumlarda yararlı ve gereklidir. Maneviyatın (spiritualitenin) insanın yaşamda anlam bulmasına yardım eden insancıl bir olgu olduğuna inanılmakta ve kabul edilmektedir. Wright(1998), manevi

35 sorunların yaşamın anlamını yitirmeye başladığı zaman ortaya çıktığını bu nedenle, yaşamın anlamını yeniden kazandırmada hastaya mutlaka yardımcı olunması gerektiğini vurgular (26, 40). Spiritualizm, kendini aşabilme bilinciyle ulaşılan bir varoluş biçimi ya da insanın yüce olarak algıladığı şeylerle varlığını, yaşamını ve değerlerini özdeşleştirmesidir. Spiritualite dikey ve yatay boyutlardan oluşmaktadır. Bireyin Tanrı yla ilişkisindeki olumlu tutum dikey boyutu, dinden bağımsız olan yaşamdaki memnuniyet ise yatay boyutu oluşturmaktadır. Yatay boyut insanın kendini gerçekleştirmesi, amaç araması, huzur isteği ve dinginlik gibi yaşamla ilgili değerleri içerirken, dikey boyut ebedi hayatın varlığını ifade etmektedir. Din ise spiritualitenin yaşamdan anlam bulma isteğinin özel bir göstergesidir (34, 40). Kanser gibi yaşamı tehdit eden, farklı anlamlar yüklenen ve kriz yaşatan hastalıklar bireyde ve aile üyelerinde çoğu zaman spiritüel sıkıntılar yaşatmakta, yaşamın anlamı ve ölüm sorgulanmaktadır. Bu durum ise hastalığa uyumu zorlaştırmakta, tedaviyi güçleştirmekte, hasta ve ailesinin yardım alma gereksinimini artırmaktadır (25, 48). 1.4.8. YOĞUN BAKIMDA YATAN ÇOCUKLARIN MANEVİ GEREKSİNİMLERİ Maneviyat çocukların günlük hayatlarında önemli bir rol oynayabilir. Bir çocuk hemşiresi maneviyatın sadece hastalık ya da ölümle ilgili olmadığını bilmelidir. Birçok ailede maneviyat günlük uygulamadır. Maneviyattan doğan aile değerleri ve inançları çocuklar için bir rehber görevi görebilir ve kültürden etkilenebilir. Maneviyat, din ve

36 kültür her çocuğun ve ebeveynin eşsizliğini tanımlayan bir sistem oluştursa da farklı tanımlara sahiptirler ve farklı tepkiler ortaya çıkarırlar (11).... Man eviyat değerlendirilmesinde maneviyatın özel, kültürel, kişiye özgü olduğunu bilmek önemlidir. Bütün yaş gruplarındaki bireyler maneviyatı çok çeşitli yollarla ifade etmektedirler. Manevi bakım için gerekli olan belirtiler belirlenmelidir. Çocuklar manevi gereksinimlerle ilgili olarak mizahı, hikayeleri, resimleri ve sanatı ipucu göndermek için kullanabilirler (30). Kriz zamanlarında maneviyatın anlamı ve genel sağlığı etkileyen günlük seviyede oynadığı rol arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Maneviyat çocuğun ve ailenin yalnız olmadıklarını hissetmelerine yardımcı olur. Yetişkinlere bakım verilirken hasta ölümcül bir hastalığa sahipse ya da ölmek üzere ise maneviyat daha önemli bir rol oynamaktadır. Benzer bulgular hasta ya da ölmek üzere olan çocukta da bulunmaktadır. Bu topluluklarda manevi sıkıntı sıkça değerlendirilen hemşirelik tanısıdır. Manevi sıkıntı, çocuk sağlık durumunda bir değişim hissettiğinde, hastalık kronik hale geldiğinde ya da çocuk ölmek üzereyken ortaya çıkabilir. Manevi sıkıntının ortaya çıkması için mantık çocuğun gelişimsel gereksinimleri ve manevi bakım arasındaki bağlantıdır. Manevi bakım olmadan çocuk deneyimlerinden bir anlam çıkaramaz, kızgınlık duygusuna sahip olabilir ve zayıf baş etme davranışları gösterebilir. Hemşireler çocuğun sözlü ve sözlü olmayan iletişimini ve davranışlarını değerlendirerek gözlem yapma ve dinleme yeteneklerini kullanarak manevi sıkıntıyı belirlerler. Manevi sıkıntının belirleyicileri olan bazı çocuk davranışları bir arada olmaktan çekinme, uyuyamama, ağlama, kabus görme, sinirlilik ve inatçılıktır. Manevi sıkıntı çocuğun tekrar iyi olma umudunu azaltır. Bunun yanında maneviyat umut, rahatlama ve güç duygusunu güçlendirir ve baş etme mekanizması olarak görev yapar. Çocuğun bakım planına manevi bakımın yerleştirilmesi krizlerin çözülmesinde pozitif sonuçların ortaya çıkması için gereklidir (11, 18).... Çocu kların manevi bakımı planlanırken birçok faktör göz önünde bulundurulmalıdır. Hemşire, çocuk ve ebeveyn için maneviyatın anlamını ve çocuk sağlığında ne derece rol aldığını bilmelidir. Çocuğun ve ebeveynlerin manevi gereksinimleri karşılanmalıdır (7)....Hem şirenin bakım planında ailenin ve çocuğun manevi gereksinimlerini değerlendirmesi ailenin inanışlarını, uygulamalarını ve manevi ihtiyaçlarını belirlenmesi ile başlar. Hemşire soru sormada rahat, açık ve dürüst olmalıdır. Sorular açık ve geniş kapsamlı olmalıdır. Dini geçmişe özgü olmamalıdır, çünkü çocuğun hastalığına ya da engelli