GEREKÇELİ KARARA İLİŞKİN SORU İŞARETLERİ Suç tarihi nedir? Gerekçeli karar sayfa 1024 te suç tarihi 2003 yılı Ağustos ayı ve öncesi olarak kabul edilmiştir deniyor. Ne kadar öncesi? 1993, 1983 veya 1963 olabilir mi? Bilmiyoruz. Sanırız mahkeme de bilmiyor. Öyleyse plan ve listelerde 2009 a kadar uzanan bilgiler ne oluyor? Gerekçeli karar sayfa 1043 te Ağustos 2003 tarihinden sonra devam eden cunta yapılanmalarının bu belgeleri kullanılmaya hazır halde tuttukları anlaşılmaktadır. deniyor. O zaman nasıl suç tarihi 2003 yılı Ağustos ayı ve öncesi oluyor? Bu arada emekli olmuş kişilerin yerine başkalarının seçilmiş olması lazım. Güncelleme yapan önce darbe yapacakları tamamlamaz mı? Güya darbe yapacak ordu komutanı emekli olmuş, birileri halen el konulacak araç plakalarını, hastaneleri güncelliyor. İkinci Dünya Savaşı bittikten 30 yıl sonra halen savaş devam ediyor zannedip saklanan Japon askeri gibi yani! Mahkeme adaletin tecellisi için güncellemeyi kimin yaptığını soruşturma gereği duymuyor. Yoksa eline geçen miktarı bir nedenle yeterli mi görüyor? Bu gerekçeli kararı çözmek sanırım biraz zaman alacak, devam edelim. 1 inci Ordunun 2003 yılındaki Plan Seminerine katılmak suç mudur? Hayır. Gerekçeli Karar sayfa 1000 de Plan seminerine katılanların tümünün Balyoz Harekât Planından haberdar olduğu yönünde delil mevcut olmamakla birlikte EK-A listesindekiler ile bir kısım diğer personelin plandan haberdar oldukları, Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo (OEYTS) başlığı altında gizli olarak Balyoz Güvenlik Harekât Planını müzakere ettikleri, plandan haberdar olmayanların ise OEYTS nin tartışıldığı zannı ile bu tartışmalara iştirak ettikleri, bu nedenle seminere katılmanın müstakilen suç olarak kabul edilemeyeceği hususunun altı mahkememizce özenle çizilmiştir. deniyor. Yine Gerekçeli Karar sayfa 1033 te Kaldı ki sadece seminere katılmanın suç oluşturmadığı yukarıda ayrıntısıyla açıklanmıştır denmekte. Demek ki seminere katılmak yeterli değilmiş, başka deliller de olması gerektiğini anlıyoruz. Öyleyse suç oluşturan eylem nedir? Sahte olduğunu ileri sürdüğümüz CD ler içindeki, TSK da veya yeryüzünde başka bir yerde aslı olmayan, imzasız plan ve listelerde ismimizin olması. Gerekçeli Karar sayfa 1000 de; Balyoz Harekât Planından haberdar oldukları kesinlikle anlaşılan EK-A listesi dışındaki listelerde yer alan şahısların darbe planından haberdar oldukları ayrıca başka bir delille teyit edilenlerin suçunun sübutu mahkememiz tarafından kabul
edilmiş, buna karşın EK-A dışındaki listelerde ismi yer alan kişilerin başka delille suça katıldıkları ispatlanamıyorsa suçlarının sübuta ermediği kabul edilmiştir. Başka bir anlatımla EK A dışındaki listede bir kişinin isminin bulunması (başka bir delille suça katıldığı anlaşılamıyorsa) tek başına suçu işlediği anlamına gelmemektedir deniyor. Basitleştirelim: Seminer (162 kişi katılıyor) tek başına suç değil, EK-A da isminizin olması kesinlikle suç (96 kişinin ismi listelenmiş), diğer listelerde (1401 kişinin ismi var) isminiz varsa başka deliller ile teyit edilmesi halinde suç. EK-A neden bu kadar önemli? EK-A nın başlığı Görevlendirmeye Yetkili Personel Listesi. Yani EK-A listede bulunanlar, diğer listelerdeki personeli güya darbe için görevlendirmiş. Şimdi siz mahkeme heyetinde olsanız, diğer listelerdeki kişilere Size görev verildi mi? diye sormaz mısınız? Bizim mahkeme sormadı. Neden? Çünkü ne görev veren var, ne de görev alan. Buradan mahkeme heyeti yerine biz soruyoruz: 2003 yılında darbe yapmak için görev alan bir kişi bile varsa, çıksın söylesin de biz de öğrenelim. Dijital belge dışında hangi delil var? Gerekçeli Karar sayfa 1000 de Balyoz Güvenlik Harekât Planı kapsamında kendilerine kişiye özel olarak görev tevdi edilen ve bu onurlu görevi kabul eden personelin (EK-A), Balyoz Harekât Planından haberdar oldukları gerek seminer ses kayıtlarından gerekse hazırladıkları listeler ve bu listelerin dijital yollarından anlaşılmaktadır deniyor. Adı EK-A da olan ve seminere katılan ama seminerde ses kaydı olmayan, herhangi bir listenin altında ismi olmayan veya bir listenin dijital verisinde adı geçmeyenler var! Adı EK-A da olup da bu seminere katılmayan ve dijital belgelerde imzası açılmamış başka kişiler de var! Daha akıllı birisi lütfen suçluluğumuzun nasıl anlaşıldığını bize basitçe anlatabilir mi? Ama bu karışık denklemi çözmek için çok da uğraşmayın, çünkü formülü ne kadar değiştirirseniz değiştirin sonuçta hep terfi sırası gelmiş albay ve general/amiralleri bulacaksınız! Dijital belgeleri mahkeme neden doğru kabul ediyor? Gerekçeli Karar sayfa 1036 da şu gerekçeler sıralanmış: a. Listelerdeki bilgilerin somut ve tutarlı bilgiler içerdiği, (Tutarsız olduklarına ilişkin yüzlerce belge verildi) b. Çalışmaların bir bütünlük gösterdiği, birbirini tamamlar nitelikte oldukları, (Balyoz denilen şey askeri planlama açısından zavallılık derecesinde kötüdür, neresi bütünlük gösteriyor, biz anlayamadık. Askeri bilirkişiler de anlayamadı.) c. Personelin özlük bilgileri ve kimliklerini içerdiği, görev, rütbe, kayıtlarını taşıdığı, (??????)
d. Çalışmaların birçok ili kapsadığı, (?????) e. Bu çalışmaların askeri bilgi birikimi ve tecrübesi olmayan kişilerce hazırlanmasının mümkün olmadığı, (Ama askeri bilirkişiler aksini söylüyor; mahkeme nasıl bu kanaate varmış, izah etmiyor ki anlayalım) f. Bu listeleri hazırlamak için ciddi personel alt yapısına ve yapılanmaya ihtiyaç duyulduğu, darbe yapılanmasının ise TSK içinde bu imkana sahip olduğu, (Yani böyle bir metin bir yerden bulunursa TSK olağan şüpheli oluyor) g. Bu listelerin sahte olarak üretilmesinin eldeki deliller kapsamında imkansız olduğu, (İşte bu maddede gülelim mi, ağlayalım mı bilemiyoruz. Mahkeme diyor ki benim takdirime göre bunların sahte olması imkânsızdır. Neden? Sahte olduklarına ilişkin yüzlerce kanıt ileri sürdük, araştırmadılar ki.) Suç tarihi olan 2003 yılı Ağustos ayı ve öncesinde yurtdışında olan birinin yalnız listede isminin olması hüküm giymesi için yeterli midir? Evet. Mahkeme aşağıdaki nedenlerle bunu yeterli görüyor (Gerekçeli Karar sayfa 1040): a. Suç tarihinde teknolojinin ulaştığı aşama, iletişimdeki kolaylıklar dikkate alındığında, aralarında çok kolay bir şekilde belge alışverişinin olabileceği, (Bu bir olasılık; ama sadece bir olasılık, bu cümle ile yeryüzündeki herkes her şeyle suçlanabilir) b. Bazı toplantı tutanaklarında kişi isminin açılmasının muhakkak bu toplantıya fiziken iştirak etmeyi gerektirmeyeceği, toplantıda görüşülen konuların kendisine iletişim araçları ile ulaştırılabileceği, (Bu da bir olasılık; ama tespit edilen hiç bir haberleşme yok) c. Bir darbe planında bu suçun icra faaliyetlerine dair evrakta suça dahil olmayan bir kişinin isminin olamayacağı, (Mantık şöyle işliyor: Bu kesinlikle bir darbe planıdır. Bir darbe planında onu yapanların ismi bulunur. Onun için kimin ismi varsa o suçludur. İşte bakın bu bir olasılık bile değil, buna önyargı ve ihsas-ı rey denir. Bu maddeyi birkaç kez okumanızı ve bizi kim, nasıl yargıladı düşünmenizi öneriyoruz.) Darbe niye yapılamamış? Gerekçeli Karar sayfa 1024 te neden darbe yapılamadığının gerekçeleri şöyle sıralanıyor: a. Cuntanın lideri konumundaki sanık Çetin Doğan ın önce kalp ameliyatı olması ve ardından Ağustos 2003 te emekliye sevk edilmesi, (Yorum yok!) b. Yine aynı ayda bazı sanıkların tayinle görev yerlerinin değişmiş olması, (Silahlı Kuvvetler personeli çoğunlukla 2 yılda bir tayin görür, atama yetkisi kuvvet komutanlıklarındadır. Dolayısıyla başkalarının inisiyatifindeki bir konuya bel
bağlayarak darbe planı yapmak ne kadar mantıksızsa, personel tayinle ayrıldı diyerek planı iptal etmek da o kadar mantıksız değil mi?) c. Genelkurmay karargahının öncelikle muhtemel darbeye karşı çıkması, sonrasında da günün şartlarının elverdiği ölçüde engellemek için çaba göstermesi sebebiyle cunta yapılanmasının darbe suçunu işleme elverişliliğini kaybettiği ve icra hareketlerinin tamamlanamadığı anlaşılmıştır, (Biz de zaten bunun için Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök ü tanık olarak dinleyin diyorduk, ama dinlemediler; o zaman kime sormuş da bunu öğrenmişler?) Gerekçeli Karar sayfa 1033 te Nitekim plan seminerine katılan ancak darbe teşebbüsünden haberdar edilmeyen, özel olarak Genelkurmay a genel olarak da bu tür çalışmalara taraftar olmayan Silahlı Kuvvetler mensuplarına karşı bir kamuflaj amacıyla kullanılan ve orada sadece yasal görevinin gereği olarak bulunan kişiler de mevcut olup bunlar yargılamada sanık değildir denilmiştir. Gerekçeli Karar sayfa 1058 de Yargılamamıza konu suçun eksik teşebbüs aşamasında kalmasının ve tamamlanamamasının sebeplerinden birisi de darbe harekâtının öğrenilmesi ve karşı tedbirlerin alınmasıdır deniyor. Kim öğrenmiş, nasıl öğrenmiş, ne tedbir almış? Bunu bilmek hakkımız değil mi? Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök neden tanık olarak dinlenilmemiş? Gerekçeli Karar sayfa 1046 da Sanıklar ve müdafileri dosyaya rapor düzenleyen bilirkişiler ile tanıklar Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök ün dinlenilmesini ısrarla talep etmişlerdir. Bilirkişilerin ve adı geçen tanıkların, sanıklara atılı suçun niteliği göz önüne alındığında; a. Toplanan kanıtlara göre beyanlarının alınmasının karara etkisi bulunmadığı, (Eğer darbe önlenmişse, Aytaç Yalman ve Hilmi Özkök ten başkası mı önlemiş. Onlar önlediyse niye tanıklıkları kabul edilmiyor? Güya darbenin teşebbüs halinde kalmasını bu kişiler sağlamamış mı?) b. Kanıtın amaca uygun olmadığı değerlendirildiğinde; (Kanıtın amaca uygun olmaması ne demek? Amaç gerçeği bulmak değil mi yoksa?) c. Tanık gösterilmesi isteğinin mahkeme üzerinde kamuoyu nezdinde baskı oluşturmak amacıyla yapılması, (Tanık dinlenmesini talep etmek kamuoyu nezdinde mahkemeye nasıl baskı oluşturuyor?) d. Seminer ve diğer belgelerin gerçek olması nedeniyle de bilirkişiler ve tanıkların dinlenilmesinin sonuca etkili olmadığı kanaatine varılarak talep reddedilmiştir. (Mahkemenin ilk gününden beri bu talebimizi reddettiler, niye reddediyorlarmış şimdi anlıyoruz seminer ve diğer belgelerin gerçek olması nedeniyle imiş. Yani mahkemenin ilk gününde heyet kararını vermiş ama bizim haberimiz yokmuş.)
Mahkeme askeri bilirkişi raporlarını dikkate almıyor mu? Biri hariç almıyor. Bizim aylarca inceleyip ancak anladığımız binlerce sayfa belgeyi tek başına 15 günde inceleyip, kendisine verilen DVD ve CD içindeki belgelerin gerçek olduğu faraziyesine göre bu belgeler darbe planıdır diyen Ahmet Erdoğan ın raporunu mahkeme kabul ediyor. Diğerlerini etmiyor. Neden? Gerekçeli Karar sayfa 1043 te Bu bilirkişiler raporlarında ve beyanlarında dijital verilerin delil olamayacağı yönünde ve adeta sanık müdafii gibi ayrıntılı tespitlerde bulunmuşlar ve tüm çabaları ile bu delilleri çürütmeye çalışmışlardır. tarafsız olmadıkları yönünde Mahkememizde kanaat oluşturmaktadır denmektedir. Askeri bilirkişi heyetlerini askeri savcıların soruşturma için görevlendirdiğini ve yemin ettirdiğini hatırlatmakta yarar var. Eğer gerekçeli kararda söylenen doğruysa haklarında suç duyurusunda bulunulması gerekiyor. Bilirkişilik görevini kötüye kullanmışlar demektir. İlginç olan husus şu: onlarca general, kurmay subay ve mühendis tek başına ve heyetler halinde rapor verdi ama mahkeme yalnız faraziyeli Ahmet Erdoğan ın raporunu beğeniyor. Çünkü o aleyhe yorumlanabiliyor. Duruşma Savcısı da zaten asker tanıkları, hiçbiri aleyhte bir şey söylemediği için mesleki dayanışma içinde olmakla suçlamıştı. Askeri bilirkişi raporlarını bir kenara bırakalım, mahkeme üniversite profesörlerinin, ABD ve Almanya daki bilişim uzmanlarının da sahteciliği gösteren raporlarını kabul etmiyor. Şimdi bu yabancı bilirkişiler de mi darbeye destek vermiş sayılır? Öyleyse basitleştirelim, çağımız test çağı: sanıkların aleyhindeki her bir rapor, dört lehteki raporu götürür. Atasözlerini seviyorsanız şöyle diyebiliriz: Her polis ve TÜBİTAK bilirkişisi dört askeri bilirkişiye bedeldir. Sanırım şimdi daha anlaşılır hale getirebildik. Lütfen metnin 1435 sayfa olması sizi korkutmasın. Yukarıda verdiğimiz sayfalar arasını okumanız yeterli olacaktır. Bizce bu gerekçeli karar, ileri demokrasinin adaletini öğrenmek isteyen her Türk vatandaşı tarafından okunması gereken faydalı bir eserdir. Hasdal Askeri Ceza ve Tutukevinde Bulunan Balyoz Davası Mağdurları