Þizofreni Tedavisine Genel Bir Bakýþ



Benzer belgeler
Antipsikotik ilaçlar

PSİKOFARMAKOLOJİ 3. Antipsikotikler Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar.

Nöroleptik ilaçlar. Prof. Dr. Öner Süzer Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı

Prof. Dr. Ç. Hakan KARADAĞ

Larson'un 1960'larda veciz olarak belirttiði gibi,

düþürücü kullanmamak c-duruma uygun ilaç kullanmamak Ateþ Durumunda Mutlaka Hekime Götürülmesi Gereken Haller:

Aile Hekimliðinde Genogram

1. Nüfusun Yaþ Gruplarýna Daðýlýmý

Konular 5. Eðitimde Kullanýlacak Araçlar 23. Örnek Çalýþtay Gündemi 29. Genel Bakýþ 7 Proje Yöneticilerinin Eðitimi 10

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

TÜSAD İnfeksiyon Çalışma Grubu

Saðlýklý Bir Diþeti Nasýl Olmalýdýr? Saðlýklý diþeti, çoðunlukla açýk pembe renkli, sert kývamlý, mat, yüzeyi portakal kabuðu görünümünde ve diþlerin

Manyetik Rezonans ve Bilgisayarlý Tomografi Öncesi Hastalarda Anksiyete ve Depresyon

Alzheimer Hastalarý. P r o f. D r. Ý s m a i l T u f a n

Depresyon, Pratisyen Hekimler ve Depresyon Eðitimi

Yaþlý hastanýn deðerlendirilmesi aþamasýnda bazý

HIV Enfeksiyonu ve AIDS'in Psikiyatrik Yönleri

17a EK 17-A ÖYKÜ KONTROL LÝSTESÝ. ² Rahim Ýçi Araçlar - Ek 17-A²

Spor Bilimleri Derneði Ýletiþim Aðý

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor

Þizofreni: Damga, Mitler ve Gerçekler

Sunuþ. Türk Tabipleri Birliði Merkez Konseyi

Yaþlanma ile birlikte deri ve saçlarda görülen

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

DEPRES DEPRE Y S O Y NDA ND PSİKOFARMAKOTERAPİ


Örgütsel Davranýþýn Tanýmý, Tarihsel Geliþimi ve Kapsamý

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

Þizofreni genellikle erken yetiþkinlik döneminde

Þizofreni ve Cinsiyet: Baþlangýç Yaþý ve Sosyodemografik Özellikler

Þizofreni özellikle düþünce, algý ve duygulaným

Genel Bakýþ 7 Proje nin ABC si 9 Proje Önerisi Nasýl Hazýrlanýr?


1960'lardan Günümüze Depresyonun Epidemiyolojisi, Tarihsel Bir Bakýþ

25 Mart 2007 Kol Toplantýsý

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

Bir kiþi ya da toplum kendisini ürküten, rahatsýz


Çekirdek belirtileri açýsýndan duygulaným alanýnda. Birinci Basamakta Depresyon: Tanýma, Ele Alma, Yönlendirme. Özet

Sosyal anksiyete bozukluðu, ilk kez 1966'da Marks

KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)

Duloksetin: Klinik Kullanýmý

Þizofreni birçok davranýþ ve düþünce bozukluðuna;

Antipsikotik ilaçların gelişim öyküsü, klorpromazinin

Þizofrenide ve Diðer Psikotik Bozukluklarda Çoklu Ýlaç Kullanýmý: Uzun Etkili Antipsikotik Ýlaçlarýn Rolü

Bilindiði gibi ilk atipik antipsikotik ilaç olan


ERHAN KAMIŞLI H.Ö. SABANCI HOLDİNG ÇİMENTO GRUP BAŞKANI OLDU.

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Þizofrenide Psikososyal Beceri Eðitiminde Ýçerik ve Etkinlikler

Türkiye de Mezuniyet Öncesi ve/veya Sonrasý Psikiyatri Eðitimi ve Hizmeti Veren Kurumlarýn Özellikleri

Bir Psikiyatri Kliniðinde Yatarak Tedavi Gören Geç Baþlangýçlý Þizofreni Hastalarýnýn Klinik ve Sosyodemografik Özellikleri

Kahta Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniðinde Yatan Hastalarýn Sosyodemografik ve Klinik Özellikleri

FÝYATLAR A. FÝYATLARDAKÝ GENEL GÖRÜNÜM

PID Kontrol Formu. Oransal Bant. Proses Deðeri Zaman

Þizofreni Tedavisinde Biliþsel-Davranýþçý Yaklaþýmlar

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta

BÝRÝNCÝ BASAMAK SAÐLIK HÝZMETLERÝ: Sorun mu? Çözüm mü?

PSİKOFARMAKOLOJİ 6. Duygudurum Bozuklukları Tedavisi Doç. Dr. Şaziye Senem Başgül. HKU, Psikoloji YL, 2017 Bahar.


Dövize Endeksli Kredilerde KKDF

Antipsikotik tedaviler ve şizofrenide tedaviye uyum

Ýntiharýn Nörobiyolojisi #

Yaşlılarda Dirençli Anksiyete Bozukluklarının Tanı ve Tedavisi

Yaþlýlýðýn nasýl tanýmlanacaðý ya da kimlere


Ekstrapiramidal Belirtiler: Belirlenmesi, Önlenmesi ve Tedavisi. Pazartesi Buluşmaları #2

Şizofreni tanılı hastada antipsikotiklerletetiklenen nonkonvulsif statusepileptikus olgusu

m3/saat AISI

Cinsel Ýþlev Bozukluklarýnda Ýlk Basamak Deðerlendirme ve Ayýrýcý Taný

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

Farmasötiklerin insanlarda kullaným

Simge Özer Pýnarbaþý

Demans bir çok biliþsel defektin bir arada bulunmasýna. Demans ve Komorbid Durumlar. Özet

Brain Q RSC/2 Termostat

Þizofreninin Erken Döneminde Klinik Özellikler ve Tedavi Ýlkeleri

Tehlikeli Atýk Çözümünde EKOVAR...

Rapor edilen iðne batma yaralanmalarýnýn %56 sý güvenlikli ürünler kullanýlarak önlenebilir den fazla patojen bulaþabilir.

Þizofreni: Klinik Özellikler, Taný, Ayýrýcý Taný

Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!

Sosyal Fobi. Özet. Taný ve Sýnýflandýrma

TOHAV Suruç Mülteci Danýþma Merkezi Açýldý TOHAV'ýn mülteci ve sýðýnmacýlara yönelik devam ettirdiði çalýþmalar kapsamýnda açtýðý SURUÇ MÜLTECÝ DANIÞM

Klozapin ve Þizofreni Saðaltýmýndaki Yeri

Kan vücutta damarlar içerisinde dolaþýr.akciðerlerde

TEMÝZLÝK ÝÞÝNDE ÇALIÞAN KÝÞÝLERÝN TEMÝZLÝK VE SAÐLIK DAVRANIÞLARININ DEÐERLENDÝRÝLMESÝ

Deliryum genel týbbi uygulamada, ayýrýcý tanýda. Deliryum. Özet

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA BÖLÜM

TTB-GPE Ýletiþim Becerileri Eðitim Programý


Anksiyete, yaþlýlarda oldukça sýk olarak ortaya

ÝNSAN KAYNAKLARI VE EÐÝTÝM DAÝRE BAÞKANLIÐI

Bipolar Bozukluk Baþlangýç Yaþýnýn Klinik ve Gidiþ Özellikleriyle Ýliþkisi

Atipik Antipsikotiklere Genel Bakýþ

K U L L A N I C I E L K Ý T A B I

Yaygýn Anksiyete Bozukluðu Tanýlý Bireylere Verilen Psikoeðitimin Tedavideki Etkinliðinin Ýncelenmesi

Transkript:

Þizofreni Tedavisine Genel Bir Bakýþ Doç. Dr. Haldun SOYGÜR* Özet Bu yazýda, þizofreni tedavisi ana hatlarýyla gözden geçirilmiþ ve özellikle birinci basamakta çalýþan hekimlere yönelik tedavi ilkeleri sunulmuþtur. Þizofreni hastasýna ve ailesine terapötik yaklaþýmda bulunurken izlenmesi gereken yollar ve geleneksel - yeni antipsikotik ilaç tedavileri uygulamaya yönelik olarak aktarýlmýþtýr. Þizofreni tedavisinde optimal yaklaþým ve tedaviler hasta, aile, hekim ve ruh saðlýðý çalýþanlarýnýn iþbirliði ile mümkün olacaktýr. Toplumda þizofreninin tedavi edilemez bir hastalýk olduðu yolunda yaygýn bir inanýþ vardýr. Bu doðru bir görüþ deðildir. Günümüzde uygun bir tedaviyle þizofreni hastalarýnýn yaklaþýk %25'inin çok büyük ölçüde düzelme göstererek toplumsal yaþamlarýný sürdürdükleri, %50'sinin orta ve iyi düzeyde sayýlabilecek düzelme göstererek görece baðýmsýz ya da destekle toplumsal yaþamlarýný sürdürdükleri bilinmektedir. Tedavi ile kastedilen kuþkusuz þifa deðildir. Kesin þifa ancak hastalýðýn nedenleri tam olarak aydýnlatýldýðýnda mümkün olacaktýr. Gerçekte bu durum, týpta bir çok hastalýk için geçerlidir. Torrey, bu açýdan, þizofreniyi þeker hastalýðýna benzetmiþtir; her ikisinin de hem eriþkin hem çocuk formlarý vardýr, nedenleri birden çok etkene baðlýdýr, yýllar boyu düzelme ve nükslerle giden bir seyir gösterirler ve ilaçlarla kontrol edilebilirler. Günümüzde * SSK Ankara Eðitim Hastanesi Psikiyatri Kliniði, ANKARA þizofreni tedavisi çok yönlü bir yaklaþýmla ele alýnmaktadýr. Bu çok yönlü yaklaþýmý, ilaç tedavisi ve ruhsal-toplumsal tedavi yöntemleri oluþturmaktadýr. Tedavinin temel bileþeni ilaçlardýr. Antipsikotik ilaçlar olmaksýzýn þizofreni tedavisi gerçekleþtirilemez. Ancak ilaç tedavisinin optimal olarak uygulanabilmesi için, süreklilik taþýyan, tutarlý, destekleyici ve güven verici bir hasta-hekim iliþkisine ihtiyaç vardýr. Hasta ile birlikte, hastanýn ailesi ve yaþadýðý toplumsal ortamýn da göz önünde bulundurulmasý bütüncül yaklaþýmý oluþturur. Þizofreninin tedavi süreci üç döneme ayrýlabilir: 1. Çoðu kez hastanede yatýþý gerektiren akut tedavi dönemi 2. Belirtilerin büyük ölçüde kontrol altýna alýndýðý, hastaneden çýkýþý izleyen geçiþ dönemi (stabilize olma dönemi) 3. Sürdürüm tedavisi dönemi (stabil dönem) 83

SOYGÜR H. Bu dönemleri birbirinden kesin sýnýrlarla ayýrmak mümkün olmasa da, genel olarak geçiþ tedavisinin baþlamasýnýn 2-3 ayý, sürdürüm tedavisinin baþlamasýnýn 6 ayý bulduðu söylenebilir. Tedavi sürecinin bu biçimde ele alýnmasý, hangi tedavi yönteminin hangi dönemde seçilmesi konusunda karar vermemizi kolaylaþtýrýr. Örnek olarak, hastanýn psikotik belirtileri belirli ölçülerde kontrol altýna alýnmadan toplumsal beceri kazandýrma programý uygulamak, hastaya yarar saðlamak yerine zarar verici olabilir. Þizofreni tanýsý koymak ve tedaviyi programlamak bir týp doktoru olarak psikiyatrisitn sorumluluðundadýr. Bununla birlikte, þizofreni hastalarýnýn bakýmý, izlenmesi ve tedavinin optimalize edilmesi ancak bir ekip olarak çalýþmakla mümkün olabilir. Klinik psikolog, sosyal hizmet uzmaný ve psikiyatri alanýnda çalýþan hemþireler tedavi ekibini oluþtururlar. Hastanýn yaþadýðý bölgedeki saðlýk ocaðý hekimleri ve aile hekimleri de, ekiple iþbirliði yaparak tedavi sürecine katký saðlayabilirler. Birinci basamakta çalýþan hekimler, psikiyatristler ve hasta/hasta yakýný dernekleri ile yakýn iliþki kurarak, hastalýðýn önlenmesi, erken tanýnmasý ve optimal tedavisinde önemli iþlevler üstlenebilirler. ÞÝZOFRENÝ HASTASINA TERAPÖTÝK YAKLAÞIM Þizofreni tedavisinde hekimin ilk amacý, olumlu ve hastaya güven veren bir iliþkiyi baþlatmak olmalýdýr. Böyle bir çaba, hastayla ilgili bilgi toplamak ya da belirtileri araþtýrmaktan daha fazla önem taþýr. Tedaviye giden yol, böyle bir iliþkinin gerçekleþmesi ile baþlayacaktýr. Bu bakýmdan, hasta ile birlikte yürüyüþ yapmak, ona ikramda bulunmak, kahve içmek ya da kimi kez ona dostça dokunmak yanlýþ bir uygulama sayýlmamalýdýr. Hastanýn sanrýlarýný, varsanýlarýný tartýþmak, hem hekim hem hasta için baþlangýçta yorucu ve iliþkiyi engelleyici olacaktýr. Sanrýlar ve varsanýlarý ele almanýn en iyi yolu, onlarý saygýlý bir biçimde dinlemek ve hiç bir zaman hafife almamaktýr. Tedavinin ilerleyen aþamalarýnda bu sanrý ve varsanýlar gerekirse ele alýnabilir. Esas olan, baþlangýçta kendimizi hastanýn yerine koyarak, bu belirtilerin hastayý tedirgin edebileceðini, üzebileceðini ya da rahatsýz edebileceðini anlamaya çalýþmaktýr. Günümüze kadar yapýlan çalýþmalar, içgörü yönelimli ya da psikanalitik psikoterapilerin þizofreni tedavisinde bir deðeri olmadýðýný hatta hastalýðýn akut döneminde olumsuz bir etkiye sahip olduðunu göstermiþtir. Torrey, "þizofreni hastasýna içgörü yönelimli psikoterapi uygulamanýn, fýrtýnadan hasar görmüþ bir þehire bir de sel baskýný yönlendirmekle eþdeðer olduðunu" vurgulamýþtýr. Torrey'in örneðini sürdürürsek, fýrtýnadan hasar görmüþ þehir için yapýlmasý gereken, hasarý onarmaya çalýþmak ve destekleyici bir tutum içinde olmaktýr. Destekleyici iliþkilerin, kiþiye hastalýðýna baðlý olarak oluþan sýnýrlýlýklarý kabul etmesinde yardýmcý olarak ve toplumsal yaþamýna katkýda bulunarak yarar saðladýðý düþünülmektedir. Bu baðlamda þizofreni tedavisindeki destekleyici iliþki, herhangi bir süreðen hastalýðý olan kiþiyle kurulan destekleyici iliþkiye benzemektedir. Ancak þizofrenide hastalýðýn bizzat kendisinin iletiþim/iliþki bozukluðu yarattýðý düþünülürse, destekleyici iliþkinin önemi daha da artmaktadýr. Þizofreni hastasý ile kurulan destekleyici iliþkide, hastanýn benlik saygýsýný arttýracak her türlü etkinlik desteklenmelidir. Bunlar arasýnda hastanýn giyim kuþam alýþkanlýklarý, temizlik alýþkanlýklarý ve her türden etkinliði yer alýr. Bu konular konuþulmalý ve desteklenmelidir. Hastanýn, iþ, hobi gibi üretkenlik alanlarýndaki en küçük baþarýlarý bile övülmelidir. Hasta hekime düþmanca, saygýsýz, kayýtsýz, haþin hatta öfkeli davransa bile, cezalandýrýcý, azarlayýcý ya da reddedici yanýtlar hiç bir zaman verilmemelidir. Hekim hastaya bir çocukmuþ gibi davranmamalýdýr. Bir çok hasta düzelme gösterdikten sonra, hekimin kendisine hasta olduðu dönemde saygý ile davranmasýný ne kadar takdir ettiklerini söylerler. Hastanýn yaþamýndaki stres kaynaklarýný öðrenmek ve bunlarla baþa çýkmasýna yardýmcý olmak, destekleyici iliþkinin en önemli amaçlarýndan birisidir. Þizofreni hastasýna yaklaþýmda, destekleyici tutum kadar eðitici bir tutuma da ihtiyaç vardýr. Hekim, hastaya hastalýðý hakkýnda bilgi vermeli, ilaçlarýn gerekliliðini, yan etkilerini anlatmalýdýr. Hastalara, hastalýðýn belirtilerinde artýþýn ne anlama geldiði, böyle bir durumda, ilaç kesilmiþse yeniden baþlamanýn ya da dozu arttýrmanýn gerekliliði uygun bir dille anlatýlmalýdýr. Böyle bir tutum, sýklýkla psikotik bir ataðýn daha baþlangýçta önlenmesini saðlayabilir. HASTA AÝLESÝNE TERAPÖTÝK YAKLAÞIM Þizofreni, eriþkinleri etkileyen hastalýklar arasýnda en çok aile sorunlarý oluþturanlardan birisidir. Hastalýkla karþýlaþan hasta ailesi çok karmaþýk duygular içinde ve ne yapacaðýný bilemez durumdadýr. Nasýl bir süreç yaþayacaklarýný bilmeyen ve hastalarýndaki deðiþimi þaþkýnlýkla izleyen aile üyeleri tedirginlik/gerginlik ve kimi kez hastalýðý ve hastayý 84

ÞÝZOFRENÝ TEDAVÝSÝNE GENEL BÝR BAKIÞ gizleme davranýþýna bile neden olabilen bir utanç duygusu yaþarlar. Utanç duygusu, aile üyelerinde çaresizlik, öfke ve kýzgýnlýk da yaratabilir. Kendi yaþamýndaki derin sarsýntýnýn etkisinde ve þaþkýnlýk içinde olan hasta, ailenin bu duygusal atmosferi içinde daha da kötü olabilir. Bu durumda aile üyelerinin duygusal durumu iyice bozulabilir ve baþta anksiyete, depresyon olmak üzere ruhsal sorunlar ortaya çýkabilir. Yanlýþ bilgilenmeler sonucunda, aile kendisini suçlayabilir. Ailenin toplumsalekonomik durumu, geleceðe iliþkin planlarý ve olaðan gidiþleri altüst olur. Görüldüðü gibi, þizofreni hastasý ve ailesi bir kýsýr döngü içindedir. Bu kýsýr döngü kýrýlmadan saðlýklý bir þizofreni tedavisi yapmak olanaksýzdýr. Hekimin temel görevlerinden birisi hastanýn ve ailenin üzerindeki bu yükü hafifletmeye çalýþmak olmalýdýr. Þizofreninin gidiþi ve tedavisinde aile içi duygusal ortamý araþtýran çalýþmalar sonucunda ortaya atýlan en dikkat çekici kavramlardan birisi aile üyelerinin duygu dýþavurumudur (expressed emotion). Aþýrý duygu dýþavurumu gösteren ailelerde hastalarýn daha fazla nüks oraný gösterdikleri saptanmýþtýr. Buna karþýn bu tür davranýþlarý azaltmaya yönelik giriþimleri içeren tedavi yöntemleri hastalýðýn nüks oranýný azaltmaktadýr. Aþýrý duygu dýþa vurumunu yansýtan tutum ve davranýþlar, kýsaca, hastaya çok fazla karýþmayý, toleranssýz olmayý, sýcak, anlayýþlý bir tutumdan yoksunluðu, kimi kez düþmanca bir tutumu, aþýrý eleþtirici olmayý veya aþýrý ilgi gösterip çok fazla koruyucu, kollayýcý olmayý içerir. Aile üzerinde yapýlan araþtýrmalarýn dikkat çektiði bir baþka önemli nokta, hasta ve ailesinin günlük yaþamlarýnda karþýlaþtýklarý zorlanmalar ile baþa çýkma yollarý konusunda eðitilmelerinin gerekliliðidir. Þizofreni, biyolojik doðasý olan bir beyin hastalýðýdýr. Ancak psikososyal zorlanma faktörleri hastalýðýn gidiþini olumsuz olarak etkiler. Sorunun saptanmasý, olasý çözümlerin üretilmesi ve herbir çözümün potansiyel sonuçlarýnýn deðerlendirilmesi, en iyi strateji konusunda uzlaþma, planlama ve uygulama, sonuçlarýn gözden geçirilmesi basamaklarýný içeren sorunla baþa çýkma yaklaþýmý aileye öðretilmelidir. Son yýllarda hastaya ve ailesine yönelik olarak geliþtirilen ve ruhsal-eðitsel bir model anlayýþýna dayanan psikososyal tedavi programlarý ile hastalarýn hastane dýþýnda üretken olarak yaþamlarýný sürdürmeleri hedeflenmektedir. Bu tür tedavi programlarýnýn, hastalýðýn nüks oranýný ve hastaneye yatýrýlma oranýný belirgin olarak azalttýðý bildirilmektedir. Bu modelde, þizofreni, biyolojik model içinde, en azýndan idiyopatik ve hasta/ailesinin sorumlu olmadýðý bir hastalýk olarak kabul edilir. Hasta-aile ve tedavi ekibinin iþbirliði ile bilgilendirici ve destekleyici bir ortam oluþturulur. Tedavi ortamlarýnda ve evde ileri düzeyde yapýlandýrýlmýþ ve önceden kestirilebilir çevre koþullarý oluþturulmaya çalýþýlýr. Kriz ortaya çýktýðýnda en kýsa sürede aileye ulaþmak amaçlanýr. Böylelikle, ilaçlarla nörobiyolojik düzeyde; sosyal beceri eðitimi ve stresle baþa çýkma yöntemleri ile bireysel düzeyde; stresle baþa çýkma yöntemleri ve bilgilendirme ve eðitim ile aile ve toplum düzeyinde koruma gerçekleþtirilmiþ olmaktadýr. Hastaya sistematik biçimde yardýmcý olma sürecinde, hem aile üyelerine hem de hekim ve ruh saðlýðý çalýþanlarýna önemli görevler düþmektedir. Deðerlendirme aþamasýnda hastanýn bireysel ve toplumsal iþlevselliði ile ilgili bütün veri kaynaklarý deðerlendirilmeli, ailenin aktif katýlýmý saðlanmalý ve tüm bu bilgiler kapsamlý bir tedavi planý içinde bütünleþtirilmelidir. Tedavi programýnýn iþlerliði için hasta-aile ve tedavi ekibinin iþbirliði þarttýr. Ýlaçlar ve diðer yöntemlerle ilgili olarak aile üyeleri aydýnlatýlmalýdýr. Uygulanan tedavi planý çok yakýndan izlenmeli, tedavinin hastada istenilen deðiþimi ne ölçüde saðladýðý düzenli olarak deðerlendirilmelidir. Hasta baðýmsýz, pratik ve üretken olma yolunda yüreklendirilmeli ancak yapabileceðinden fazlasý istenerek zorlanmamalýdýr. Aile üyelerinin fiziksel ve duygusal yardým gereksinimi karþýlanmalýdýr. Hastalýðýn nüksü öncesindeki erken belirtiler aile üyelerine öðretilmeli ve tedavi ekibinin zamanýnda haberdar edilmesi saðlanmalýdýr. Pek çok ülkede sorunu paylaþanlar birleþmiþ ve örgütlenmiþlerdir. Bu sivil toplum örgütlerinin þizofreniyle mücadeledeki rolleri yadsýnamaz. Ülkemizde bu doðrultuda Ankara, Ýstanbul ve Ýzmir'de hizmet veren ve henüz çok genç olan bu tür derneklerin geliþimi için hekimler, ruh saðlýðý çalýþanlarý ve aile üyelerinin aktif çabalarýna gereksinim vardýr. Aile üyeleri bu konuda yüreklendirilmelidir. ÞÝZOFRENÝDE ÝLAÇ TEDAVÝSÝ Antipsikotik ilaçlarýn, þizofeni tedavisinin akut dönem, stabilize olma dönemi ve stabil dönem olmak üzere tüm aþamalarýnda etkinlikleri, çok sayýda klinik çalýþma ile kanýtlanmýþtýr. Bununla birlikte geleneksel antipsikotik tedavinin olgularýn bir bölümünde yetersiz kalmasý ve bu ilaçlarýn hastalarýn yaþamlarýný kýsýtlayabilen önemli yan etkilerinin 85

SOYGÜR H. olmasý, terapötik etkinliði daha fazla, yan etkisi daha az yeni antipsikotik ilaçlarýn aranmasýna yönelik çabalarý hýzlandýrmýþtýr. Günümüzde antipsikotik ilaçlar, iki ana grup halinde deðerlendirilebilir. Birinci grup, "klasik" ya da "tipik" olarak da tanýmlanan geleneksel antipsikotik ilaçlardýr. Ýkinci grup ise "atipik" olarak da tanýmlanan yeni antipsikotik ilaçlardýr. Geleneksel antipsikotik ilaçlarýn ortak özelliði, merkezi sinir sisteminde dopamin D 2 reseptörlerini bloke etmeleri ve ekstrapiramidal yan etkilerinin olmasýdýr. Yeni antipsikotik ilaçlar ise, etki düzenekleri açýsýndan farklýlýklar taþýrlar. Dopamin reseptörleri üzerinde seçici etki gösterebilirler ve diðer nörotransmitterler üzerinde (örneðin serotonin 5-HT 2 reseptörlerinin blokajý) daha belirgin etkiye sahip olabilirler. Bu özellikleri sonucunda da, yeni antipsikotikler ekstrapiramidal yan etkilere neden olmazlar ya da çok daha az neden olurlar. Geleneksel Antipsikotik Ýlaçlar Bu grup ilaçlar antipsikotik güçleri ve yan etki spektrumlarý bakýmýndan farklýlýklar gösterseler de, tedavi edici etkinlik bakýmýndan birinin diðerlerinden üstün olduðunu gösteren bir kanýt bulunamamýþtýr. Klorpromazine eþdeðer dozlarý üzerinden belirlenen antipsikotik güçlerine baðlý olarak üç grup altýnda sýnýflandýrýlabilirler: Yüksek güçte geleneksel antipsikotikler (örneðin, haloperidol). Orta güçte geleneksel antipsikotikler (örneðin, loksapin ve perfenazin). Düþük güçte geleneksel antipsikotikler (örneðin klorpromazin ve tiyoridazin). Uygun doz stratejisi: Akut psikotik hastalarýn tedavisi için gereken doz, klorpromazin için 300-1000 mg/gün; haloperidol veya flufenazin için 5-20 mg/gün olarak önerilmektedir. Bundan daha yüksek dozlarýn klinik etkinliði arttýrmadýðý, buna karþýn yan etkileri arttýrdýðý saptanmýþtýr. Antipsikotik etkinin ortaya çýkmasý için gereken süre günler ya da haftalarý bulabilir. Bu nedenle ayný ilaçla tedavi en az 4-6 hafta sürdürülmelidir. Sürdürüm tedavisi için gerekli olan doz 2.5 mg/gün haloperidol veya flufenazine eþdeðerdir. Ýlk kez psikotik atak geçiren hastalarýn en az 1 yýl; birden çok atak geçirenler için en az 5 yýl; daha sýk atak geçiren ve bu ataklarda önemli iþlev bozukluklarý olan hastalar için uzun yýllar tedavinin sürdürülmesi gereklidir. Sürdürüm tedavisinde sürekli düþük dozla tedavi uygulamasý, aralýklý ya da gerektiðinde tedavi uygulamasýndan daha iyi sonuçlar vermekte, nüks ve hastaneye yatýrýlma oranlarýný belirgin olarak azaltmaktadýr. Uygulama: Geleneksel antipsikotik ilaçlar, oral olarak kullanýlanlar; kas içi uygulama için kýsa etkili preparatlar ve kas içi uygulama için uzun etkili depo preparatlar olarak piyasada mevcuttur. Kas içine uygulanan kýsa etkili ilaçlar, 30-60 dakikada en yüksek konsantrasyon düzeylerine ulaþýrlar. Oral kullanýmda bu süre 2-3 saati bulur. Uzun etkili depo ilaçlar, özellikle sürdürüm tedavisi için yararlýdýr. Yan etkiler: A. Yaygýn yan etkiler 1. Sedasyon: En sýk karþýlaþýlan yan etkidir. Özellikle düþük güçte antipsikotiklerle ortaya çýkar. 2. Antikolinerjik ve antiadrenerjik yan etkiler: Antikolinerjik yan etkiler aðýz kuruluðu, bulanýk görme, kabýzlýk, taþikardi ve idrar tutukluðu ile kendini gösterir. Özellikle yaþlý, prostat hipertofisi olan hastalarda ciddi sorunlara yol açabilir. Merkezi antikolinerjik toksisite deliryuma yol açabilir. Postural hipotansiyon, antiadrenerjik bir yan etkidir. Senkoplara yol açabilir. 3. Nörolojik yan etkiler a) Ekstrapiramidal yan etkiler: Akut distoni: Hastanýn çenesinde, boynunda, dil ve göz kaslarýnda birden baþlayan þiddetli, devamlý ve kontrol edilemeyen kasýlmalar biçiminde ortaya çýkar. Genellikle ilacýn alýnmasýný izleyen ilk 5 gün içinde geliþir. Yüksek güçlü antipsikotik alanlarýn %40'ýnda görülür. Genç hastalarda daha sýk izlenir. Akut distoni, kasiçi antikolinerjik uygulamasý ile hýzla düzelir. Parkinsonizm: Ýdiyopatik parkinsonizm hastalýðýnda görülen rijidite, tremor, bradikinezi gibi belirtiler ortaya çýkar. Genellikle ilaç alýmýný izleyen 5. günle 30. gün arasýnda geliþir. Antipsikotik kullananlarýn yaklaþýk %30'unda görülür. Tedaviye antiparkinson bir ilacýn eklenmesi ile düzelir. Akatizi: Hasta sürekli bir gezinme ve huzursuzluk duygusu içindedir. Hastayý oldukça rahatsýz eden bir yan etkidir. Genellikle ilaç alýmýný izleyen 60 gün içinde geliþir. Akatizinin giderilmesinde, dozun azaltýlmasý, düþük güçte bir antipsikotiðe geçilmesi, antihistaminikler, benzodiazepinler ve beta blokerlerin eklenmesi yarar saðlar. 86

ÞÝZOFRENÝ TEDAVÝSÝNE GENEL BÝR BAKIÞ Geç diskinezi: Geleneksel antipsikotik kullanýmý ile ilgili kaygýlarýn çoðu geç diskinezi geliþmesi riskinden kaynaklanmaktadýr. Özellikle yüzde, dilde, çenede ortaya çýkan anormal, istemsiz, düzensiz, koreiform ve atetoit hareketlerden oluþur. Baþ, boyun, gövde ve alt ekstremitelerde de görülebilir. Çiðneme, emme, yalanma, þapýrdanma, yanaklarý þiþirme, dilde titremeler ve solucanvari oynamalar, göz kýrpýþtýrma, kol ve bacaklarda sallanmalar, dans benzeri hareketler, ritmik oynamalar ya da gövdeyi tutan geniþ, sýçrayýcý, ani ve kaba hareketler ortaya çýkabilir. Antipsikotik tedavinin ilerleyen aylarý veya yýllarýnda geliþir. Genellikle tedavinin ilk 6 ayýnda böyle bir tablonun oluþmadýðý kabul edilmektedir. Üç aydan uzun bir süredir antipsikotik kullanmakta olan hastalarýn %25'inde görülür. Bunlarýn yarýsýnda geç diskinezi irreversibl bir gidiþ gösterir. Olgularýn %3 kadarý toplumsal ya da iþlevsel sorun yaratacak düzeyde etkilenir. Yaþlý kadýn hastalar, affektif bozukluk tanýsý olanlar, geç diskinezi için en büyük risk grubunu oluþturur. Geç diskinezi ortaya çýktýðýnda klinisyenler klasik bir ikilemle karþý karþýya kalýrlar. Antipsikotik dozunun arttýrýlmasý, geç diskinezi belirtilerini azaltmakta, ancak uzun dönemde altta yatan ve geç diskineziye neden olan fizyopatolojik düzeneði körüklemektedir. Dozun azaltýlmasý ise, nüks riskini arttýrmakta ve geç diskinezi belirtilerini geçici de olsa kötüleþtirmektedir. Geç diskinezinin önlenmesinde en önemli etken, gereksiz antipsikotik kullanýmýndan kaçýnmak ve mümkün olan en düþük dozu kullanmaktýr. Uzun süreli antipsikotik kullanan hastalarda, geç diskinezinin erken belirtilerine karþý uyanýk olmak ve bunlarla karþýlaþýldýðýnda ilacý azaltarak kesmek, ikincil önlemeyi oluþturur. Geç diskinezi tedavisinde, antikolinerjikler kesilir. Antipsikotikler mümkün olan en az doza indirilir. Bu iþlem baþlangýçta belirtileri arttýrsa da uzun dönemde belirtilerin kaybolma olasýlýðýný arttýrýr. Geç diskinezi tedavisinde; benzodiazepinler, kalsiyum kanal blokerleri, baklofen, propranolol ve E vitamininin yararlý olduðunu bildiren yayýnlar varsa da sonuçlar çeliþkili ve yetersizdir. Nöroleptik malign sendrom: Antipsikotiklerin çok ciddi bir yan etkisidir ve yaþamý tehdit edici potansiyeli nedeniyle acil týbbi müdahaleyi gerektirir. Yüksek ateþ, kaslarda rijidite, otonomik iþlev bozukluðu, bilinç deðiþiklikleri, serum CPK artýþý, diyaforez, lökositoz, solunum sistemi sorunlarý ile seyreder. Hýzlý bir baþlangýç ve fulminan bir gidiþ gösterir. Antipsikotik kullanan hastalarýn yaklaþýk %0.02-2.4'ünde görüldüðü bildirilmektedir. Nöroleptik malign sendrom için risk faktörleri; birden çok ilaç ile yüksek doz tedavi, dozda hýzlý artýþ, yüksek güçte ilaç kullanýmý, ilaçta deðiþiklik ve kas içi enjeksiyonlardýr. Genç erkeklerde daha sýk rastlanýr. Eþlik eden organik hastalýklar, dehidratasyon, beslenme bozukluðu ve efor bu tablonun geliþme olasýlýðýný arttýrmaktadýr. Nöroleptik malign sendrom tanýsý konulmasý ile birlikte antipsikotik ilaç kullanmý derhal kesilmelidir. Destekleyici tedaviye baþlanýr. Hastanýn sývý-elektrolit dengesi, beslenmesi düzenlenir. Bromokriptin, dantrolen, antikolinerjikler ve parenteral benzodizepin uygulamasýnýn yararlý olduðunu bildiren yayýnlar vardýr. Ölüm oraný %10-20 civarýndadýr. Klinik tablonun sonlanmasý günler, haftalar sürebilir. Mutlaka gerekiyorsa, hastanýn iyileþmesinden en az 2 hafta sonra yeniden antipsikotik tedaviye baþlanmalýdýr. Bu amaçla düþük dozda düþük güçte antipsikotikler ya da yeni antipsikotikler tercih edilmelidir. b) Epileptik nöbet: Antipsikotikler nöbet eþiðini düþürerek generalize grand mal nöbetlerin ortaya çýkmasýna neden olabilirler. Düþük güçte antipsikotiklerle bu yan etki olasýlýðý daha fazladýr. 4. Diðer yan etkiler: a) Endokrin yan etkiler: Galaktore ve oligomenore. Bütün geleneksel antipsikotikler prolaktin sekresyonunu arttýrýr ve galaktoreye neden olabilirler. Dozun azaltýlmasý bu yan etkileri hafifletebilir. b) Kilo artýþý: Hastalarýn %40'ýnda ortaya çýkabilir. c) Cinsel iþlev bozukluklarý: Antipsikotik kullanan erkeklerin %23-54'ünde erektil disfonksiyon geliþebilir. Erkekte ejekülasyon bozukluklarý ve hem kadýnda hem erkekte anorgazmi ve cinsel istekte azalma diðer cinsel yan etkilerdir. d) Fotosensitivite: Özellikle klorpromazin kullanýmýnda görülür. e) Karaciðer enzimlerinde yükselme ve kolestatik sarýlýk: Klorpromazin kullananlarýn %0.1-0.5'inde görülür. f) Pigmenter retinopati ve korneada opaklaþma: Özellikle klorpromazin ve tiyoridazin kullanýmýnda görülür. Yüksek güçte antipsikotik kullanýmýnda böyle bir yan etkiye rastlanýlmamýþtýr. g) Benign lökopeni ve agranülositoz: Benign lökopeni oraný %10, agranülositoz oraný %0.32'dir. 87

SOYGÜR H. Yeni Antipsikotik Ýlaçlar Ýlk atipik antipsikotik ilaç olan klozapinin sentez ediliþinden 30 yýl sonra yeniden deðer kazanmasýyla birlikte, antipsikotiklerin kullanýmýnda yeni ve farklý bir dönem baþlamýþtýr. Agranülositoz gibi önemli bir yan etkisi olmasý nedeniyle klozapinin, klinik kullanýmýnda önemli kýsýtlýlýklar olmasýna karþýn, bu ilacýn etki düzeneðine yönelik yoðun araþtýrmalar, hem bu alandaki kuramsal tartýþmalarý canlandýrmýþ, hem de bir çok yeni antipsikotik ilacýn bulunmasýna olanak saðlamýþtýr. Klozapin Günümüze kadar yapýlan bir çok çalýþmada, klozapinin hem pozitif hem negatif belirtiler üzerinde geleneksel antipsikotiklerden daha etkili olduðu gösterilmiþtir. Ancak klozapin, yalaþýk %1 olguda potansiyel olarak fatal agranülositoza neden olabilir. Bu sebeple klozapin kullanýmý, geleneksel antipsikotiklere dirençli ve bunlarý tolere edemeyen hastalarla sýnýrlandýrýlmýþ, ilk 18 hafta boyunca haftalýk, daha sonra aylýk beyazküre kontrolleri yapýlmasý zorunluluðu getirilmiþtir. Klozapinin optimal dozu 400-600 mg/gündür. Tedaviye 25 mg/gün dozla baþlanýr ve yavaþ yavaþ arttýrýlýr. Klozapinin en önemli üstünlüklerinden birisi, ekstrapiramidal yan etki oluþturmamasýdýr. Klozapine baðlý bir geç diskinezi olgusu bildirilmediði gibi, ilacýn kendisinin geç diskinezi tedavisinde etkili olduðunu bildiren yayýnlar da vardýr. Klozapin, tedaviye dirençli hastalarýn yaklaþýk 1/3'inde yararlý olmaktadýr. Ancak agranülositoz riski taþýmakta ve bu riski kontrol altýna almak için uygulanmasý þart olan hematolojik izleme, ilacýn neden olabileceði zarar oranýný azaltýrken, tedavi maliyetini de arttýrmaktadýr. Uzun dönemde maliyetin azaldýðýna iliþkin veriler varsa da, en azýndan þimdilik klozapin tedavisi maliyeti yüksek bir tedavidir. Tüm bu veriler, rasyonel ilaç seçiminin temel ilkeleri gözönünde tutularak, yarar/zarar ve yarar/maliyet oranlarý açýsýndan bakýldýðýnda, klozapin ideal bir ilaç gibi görünmemekle birlikte, antipsikotik tedavide yeni ve farklý bir dönemin baþlatýcýsý ve tedaviye dirençli þizofreni hastalarýnýn tedavisinde önemli bir seçenek olmuþtur. Bu çerçevede yapýlan bir deðerlendirme süreci ile klozapin kullanýmý için karar alýnmalý, sürece hasta ve yakýnlarýnýn katýlýmý saðlanmalýdýr. Yan etkiler: A. Yaygýn görülen, doz-baðýmlý yan etkiler: Sedasyon, kilo artýþý, hipersalivasyon, taþikardi, ortostatik hipotansiyon ve benign ateþ bu tür yan etkilerdir. Klozapin, dozla baðlantýlý olarak epileptik nöbet eþiðini düþürür. Özellikle 600 mg/gün dozun üzerinde risk artar. B. Daha az sýklýkta görülen idiyosinkratik yan etkiler: Klozapin kullanýmýndaki en önemli sorun agranülositoz riskidir. Potansiyel olarak yaþamý tehdit edici olan bu yan etkinin sýklýðý %1 olarak bildirilmiþtir. Bu deðerler geleneksel antipsikotikler için olandan 10-20 kat daha fazladýr. Beyaz küre takibi ilk 18 hafta için haftada bir, daha sonrasý için ayda bir olarak yapýlmalýdýr. Agranülositoz veya nötropeni olgularýnýn %80'i tedavinin ilk 18 haftasýnda ortaya çýkmaktadýr. Beyaz küre sayýsý milimetreküpte 3000'in, nötrofil sayýsý milimetreküpte 1500'ün altýna düþtüðünde ilaç derhal kesilmelidir. Böylelikle henüz ikincil infeksiyon geliþmeden sorunun saptanmýþ olmasý, ilacýn kesilmesi ve destekleyici tedavi ile risk en aza indirilmiþ olur. Agranülositozun varlýðý, hastaneye yatýrýlmayý ve hematoloji-intaniye konsültasyonlarýný gerektirir. Komplikasyon geliþmediði takdirde, ilacýn kesilmesini izleyen 2-3 hafta içinde kan tablosu normale döner. Risperidon Risperidonun antipsikotik etkinliði çeþitli çalýþmalarda gösterilmiþ ve bazý çalýþmalarda da özellikle negatif belirtiler üzerinde geleneksel antipsikotiklerden daha yararlý olduðu bildirilmiþtir. Risperidon için optimal tedavi dozunun 6 mg/gün olduðu, bu dozda ekstrapiramidal yan etkiye neden olmaksýzýn, antipsikotik etki gösterdiði bildirilmektedir. Risperidonun en yaygýn yan etkileri, sedasyon ve ortostatik hipotansiyondur. Diðer yaygýn yan etkileri, kilo artýþý, cinsel istekde azalma ve erektil disfonksiyondur. Dozla baðlantýlý olarak prolaktin artýþý, galaktore ve menstürel bozukluklara neden olabilir. Risperidonun ekstrapiramidal yan etkileri de dozla baðlantýlý olarak ortaya çýkar. Henüz geç diskinezi riski taþýyýp taþýmadýðý bilinmemektedir. Olanzapin Olanzapinin antipsikotik etkinliði çeþitli çalýþmalarda gösterilmiþ ve bazý çalýþmalarda da özellikle negatif belirtiler üzerinde daha etkili olduðu bildirilmiþtir. Optimal tedavi dozu 10-20 mg/gün'dür. Ekstrapiramidal yan etki ve prolaktin artýþýna neden olmaz. Olanzapinin en yaygýn yan etkileri, sedasyon, sistolik kan basýncýnda düþme ve kilo artýþýdýr. 88

ÞÝZOFRENÝ TEDAVÝSÝNE GENEL BÝR BAKIÞ Tablo 1. lkemizde kullan mda bulunan antipsikotik ila lar Jenerik adý Ticari adý Preperat þekli Ortalama günlük doz (mg/gün) Klorpromazin Largactil 5 mg, 100 mg tablet, 25 mg ampul 200-800 Tiyoridazin Melleril, Mellerettes 25 mg, 100 mg draje 150-600 10 mg draje, damla (1damla=1 mg) Mezoridazin Lidanil 5 mg tablet 75-300 Trifloperazin Stilizan 1 mg, 2 mg, 5 mg draje 5-30 Flufenazin Moditen 1 mg draje 2-20 Flufenazin dekanoat Prolixin depo 25 mg depo ampul 2-3 haftada bir ÝM Haloperidol Norodol 5 mg, 10 mg, 20 mg draje 2-20 5 mg ampul, damla (10 damla=l mg) Melperon Buronon 25 mg, 100 mg tablet 200-600 Flupentiksol Fluanxol 3 mg tablet, damla (1damla=1 mg) 3-12 Flupentiksol dekanoat Fluanxol depo 20 mg depo ampul 2-4 haftada bir ÝM Zuklopentiksol Clopixol 2 mg, 10 mg, 25 mg tablet 6-75 Zuklopentiksol dekanoat Clopixol depo 200 mg depo ampul 2-4 haftada bir ÝM Clopixol acuphase 50 mg depo ampul 3 günde bir ÝM Pimozid Nörofren 2 mg tablet 2-6 Sülpirid Dogmatil, Sülpir 200 mg, tablet 50 mg tablet 200-1600 Klozapin Leponex 25 mg, 100 mg tablet 150-600 Risperidon Risperdal 1 mg, 2 mg, 3 mg, 4 mg tablet 2-8 Olanzapin Zyprexa 5 mg, 10 mg tablet 5-20 Diðer yeni antipsikotik ilaçlar Amerika Birleþik Devletleri nde FDA (Food and Drug Administration) tarafýndan 1997 yýlýnda kabul edilen iki yeni ilaç sertindol ve quetiapindir. Umut sunan diðer yeni antipsikotik ilaçlar seroquel, ziprasidon ve zotepindir. Bu ilaçlar henüz ülkemizde kullanýma girmemiþtir. Ülkemizde kullanýmda bulunan geleneksel ve yeni antipsikotik ilaçlar Tablo 1'de sunulmuþtur. SONUÇ Ýnsanoðlunu etkileyen en kötü/zor hastalýklardan birisi olan þizofreni, hastalar ve yakýnlarýna yüklediði acýnýn yanýsýra, toplumsal olarak neden olduðu üretkenlik yitimi ve tedavi maliyeti ile, hastalýðýn önleme, erken taný ve tedavisi için acil müdahele çaðrýsý yapan bir toplum saðlýðý sorununu temsil etmektedir. Saðlýk hizmetlerinin tüm basamaklarýnda, yukarýda sunulan ana tedavi ilkeleri ýþýðýnda bir iþbirliði ve etkinlik artýþýna ihtiyaç vardýr. Bu hastalýðýn yazgýsý bizim ona karþý koyuþ tarzýmýza baðlýdýr. Karþý koyuþ silahlarýmýz, hastalýðýn nedenleri ve tedavisi konusunda her geçen gün artan bilgilerimizi doðuran araþtýrmalar, optimal tedavi olanaklarýnýn oluþturulmasý ve hasta yakýný organizasyonlarýdýr. Yararlanýlan ve Önerilen Kaynaklar 1. American Psychiatric Association (1997) Practice guideline for the treatment of patients with schizophrenia. Am J Psychiatry, (Suppl), 154(4):1-63. 2. Buckley PF, Meltzer HY (1995) Treatment of schizophrenia, Textbook of Psychopharmacology, 1. baský, AF Schatzberg, Nemeroff CB (Ed), Washington DC, American Psychiatric Press, Inc, s.615-640. 3. Frances A, Docherty JP, Kahn DA (1996) Treatment of schizophrenia: the expert consensus guideline series, J Clin Psychiatry, (Suppl 12 B), 57:1-58. 89

SOYGÜR H. 4. Iþýk E (1997) Þizofreni. Ankara, Kent Matbaacýlýk, s.214. 5. Moscarelli M, Rupp A, Sartorius N (1995) Schizophrenia: Handbook of Mental Haelth Economics and Health Policy, 1. cilt, New York, John Willey&Sons, s.546. 6. Penn DL, Mueser KT (1995) Research update on the psychosocial treatment of schizophrenia, Am J Psychiatry, 153:607-617. 7. Scott JE, Dixon LB (1995) Psychological Interventions for schizophrenia, Schizophr Bull,21:621-630. 8. Soygür H (1993) Þizofreni tedavisinde aileye yaklaþým, Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi, 1(2):117-127. 9. Soygür H (1994) Þizofrenide psikofarmakolojik tedavi, Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi, (ek), 2(1):21-39. 10. Tamminga CA (1997) The promise of new drugs for schizophrenia treatment, Can J Psychiatry, 42: 265-273. 11. Torrey EF (1995) Surviving Schizophrenia: A manual for families consumers and providers, New york, HarperCollins Publishers, 409 s. 12. Wolberg LR (1988) The technique of psychotherapy, 2.cilt, 4.baský, Philadelphia Grune&Stratton,s.1248-1270. 90