Doç. Dr. Güliz Fatma YAVAŞ, Doç. Dr. Tuncay KÜSBECİ Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Acil göz hastalıkları, erken tanısı konularak hemen müdahale gerektiren hastalıklardır. Göz ile ilgili acillerde tedavideki gecikme körlük ile sonuçlanabilmektedir. Her ne kadar hangi oküler bozuklukların görmeyi tehdit ettiğini ve acil tedavi gerektirdiğini saptamak kolay olmasa da acil göz hastalıklarında tanıyı koyarak tedaviyi uygulayacak olan hekimin oftalmolog olması şart değildir, herhangi bir doktor da tanıyı koyarak ilk tedaviyi başlatabilmelidir. Bu yazıda oftalmolog olmayan hekimlerin acil göz hastalıklarını tanıması ve ilk müdahalede yapmaları gerekenler anlatılacaktır. Dikkatli göz muayenesi ve basit birkaç test, hekimin uygun tedaviyi planlamasında veya hastanın bir oftalmologa yönlendirilmesinde yardımcıdır. Mutlaka görme keskinliği ve göz hareketleri bakılmalı, konfrontasyonla görme alanı testi, pupilla muayenesi ve direkt oftalmoskopi yapılmalıdır. Yabancı cisim varlığı şüphesinde direkt grafi veya bilgisayarlı tomografiden yararlanılmalıdır. Göz acilleri; göz yaralanmaları, kırmızı göz, çift görme ve ani görme kaybı olarak 4 ayrı alt grupta toplanabilir. Acil servise başvuran hastaların yaklaşık %2 sinde göz ile ilgili şikayet vardır (1). En sık görülen göz acilleri göz yaralanmaları, ani görme kaybı yapan retina dekolmanı ve santral retinal arter tıkanıklığıdır (2). Acil göz hastalıklarında ilk muayene: Hayatı tehdit eden bir durum varlığında genel muayene ve gerekli olan tedavi öncelikli ve gecikmeden yapılmalıdır. İlk olarak hastanın başvuru şikayeti ve ilgili hikayesi alınır. Gözlük kontakt lens kullanımı, göz ve çevresinde ağrı veya başağrısı varlığı ve özelliği, gözde akıntı, kaşıntı veya fotofobi varlığı, yabancı cisim kaçması, yaralanma var ise şekli (trafik kazası, düşme, yumruk gibi), görme keskinliğinde azalma varlığı, çift görme ve göz önünde uçuşan cisim veya ışık çakmalarının görülmesi sorgulanır (3). Ayrıca mutlaka diabetes mellitus, orak hücreli anemi, tiroid hastalığı ve hipertansiyon, multiple skleroz ve oküler yan etkisi olabilecek sistemik ilaç kullanımı (klorokin, etambutol, kortikosteroid, digoksin toksisitesi gibi) araştırılır. Hikaye alınmasını takiben göz muayenesine ilk olarak her iki gözün görme keskinliği ayrı ayrı ölçülerek başlanır. Görme keskinliği ve pupilla muayenesi çok önemlidir. Görme keskinliği ölçümünde Snellen eşeli (gerekirse pinhole kullanılarak) kullanılır (Resim 1). Snellen eşeli ile görme keskinliği muayenesinde hasta Snellen eşelinden 5 metre mesafede oturur ve tek göz kapatılarak hastanın harfleri/rakamları okuması istenir. Çocuklarda ve okumayı bilmeyen kişilerde ise şekillerden yararlanılır veya E harflerinin açık uçlarının baktığı yön sorulur. Görme keskinliği düşük ise pinhole kullanılır (Resim 2). Pinhole, paralel gelen ışınların 1.2 mm lik deliklerden geçmesini sağlar ve gözün ışığı fokuslamasına gerek kalmaz, böylece refraktif bozukluklar (kırma kusurları) minimalize edilmiş olunur. Pinhole ile görmesi tam seviyesine (10/10) ulaşan hastada görme azlığı yoktur, ancak pinhole ile görme seviyesi artmayan ya da azalan hastada patolojik bir görme azlığı söz konusudur. Hasta Snellen eşelindeki en büyük yazıları okuyamıyorsa parmak saydırılarak hastanın hangi seviyede gördüğü belirlenir. Parmak saydırırken genellikle 1 veya 2 parmak gösterilerek sorulur, ancak başparmak bu işlem esnasında kullanılmamalıdır. Hasta halen görmüyorsa göze direkt ışık tutularak ışık hissi olup olmadığına bakılır. Takiben aynı işlem diğer göze uygulanır ve görme keskinlikleri kaydedilir. Snellen eşeli yok ise ya sadece parmak saydırılarak acil şartlarında görme değerlendirilir, ya da yakın kartları kullanılarak görme keskinliğinin seviyesi hakkında fikir sahibi olunur. Resim 1. Snellen eşeli. Resim 2. Pinhole. Görme keskinliği ölçümünden sonra pupilla değerlendirilmelidir. Pupilla boyutu ve ışık refleksi önemlidir. Işık refleksinin aferent yolu optik sinir olup bir göze uygulanan ışık uyaranı her iki Eddinger Westphal çekirdeğine iletilir. Efferent lifler okülomotor sinir içinde seyrederek orbitada siliyer gangliyonda snaps yapar ve buradan iris sfinkter kasına giderler. Böylece bir göze ışık uyaran verildiğinde ışığın tutulduğu gözde (direkt ışık refleksi) ve karşı taraf gözde (indirekt, konsensuel ışık refleksi) pupillada daralma izlenir. Işık refleksi loş ortamda ve hasta uzak bir cisme bakarken değerlendirilmelidir (Şekil 1a). Normal kişilerde pupillalar her iki gözde aynı boyutta olmalı, direkt ve indirekt ışık refleksi simetrik olmalıdır. Rölatif aferent pupilla defekti (RAPD) varlığında (Şekil 1b) aferent görsel sisteme ait bir bozukluk düşünülür (4). Yaygın retina hastalığı (total retina dekolmanı, santral retina arter tıkanıklığı gibi) veya optik sinir bozukluğu düşünülür. 22 Klinik Tıp Aile Hekimliği Ocak - Şubat 2012
Şekil 1a. Normal ışık refleksi. b. Sol rölatif aferent pupilla defekti. (Yavaş G. Pupilla Hastalıkları. İçinde: O Dwyer PA, Akova YA (editörler). Temel Göz Hastalıkları. 827-837, Güneş Tıp Kitabevleri, Ankara, 2011 den alınmıştır) Takiben göz etrafı dokular muayene edilir. Cilt lezyonları, veziküller görülebilir. Var ise göz etrafındaki hemoraji ve akıntı temizlenir. Ekimoz varlığı, palpasyonda kırık varlığı değerlendirilir. Subkutan amfizem varlığında sinüsleri içeren bir kırık varlığı söz konusudur. Gerekli görülürse fasiyal sinir muayene edilir. Görme azlığı ve başağrısı şikayeti ile gelen bir hastada temporal arterit düşünülerek temporal arter trasesi palpe edilmelidir. Göz kapakları ödem, kızarıklık, kitle, ekzoftalmus, göz kapağı düşüklüğü ve kapak laserasyonları açısından değerlendirilir. Üst göz kapağı, üst limbus seviyesinde sonlanmalıdır. Kapak laserasyonu varsa ve medial kenara yakınsa gözyaşı yollarının bütünlüğü bozulmuş olabilir. Yabancı cisim saptanırsa çıkarılır. Gerekirse kapak konjonktivaları değerlendirilir. Bunun için üst/alt göz kapağı ters çevrilmelidir. Üst göz kapağını ters çevirmek için hasta aşağıya bakar, kapak kenarının 8-10 mm gerisinden (tarsın üst bitim noktası) bir pamuk aplikatör yardımı ile bastırılarak kapak dışa çevrilirken alt göz kapağında hasta direkt yukarı bakarken alt kapak aşağı doğru çekilerek kapak konjonktivaları değerlendirilir. Görme alanı, acil şartlarında konfrontasyonla değerlendirilmelidir. Görme alanı, özellikle sinir sistemini ilgilendiren patolojilerde önemlidir. Konfrontasyon testinde hekim hasta arasındaki mesafe 50-60 cm olmalıdır. Hasta, tek gözünü kendi avuç içi ile kapattıktan sonra hekimin gözüne veya burnuna bakar ve gözünü hareket ettirmez. Hekim periferden parmak getirme, kadranlarda parmak saydırma veya renklerin alan veya kadranlarda karşılaştırılması yöntemi ile görme alanını değerlendirir. Acil servise başvuran ve özellikle çift görmesi (diplopi) olan bir hastada göz hareketleri mutlaka değerlendirilmelidir. Addüksiyon (içe bakış), abdüksiyon (dışa bakış), yukarı ve aşağı bakış, ve bunların kombinasyonlarına bakılmalıdır. Ayrıca çift görmenin tek veya çift gözle olduğuna bakılır. Tek gözle çift görme varsa sorun daha çok göze ait bir patoloji iken her iki gözle bakışta çift görme olması daha çok göz hareketlerinin etkilendiği santral sinir sistemine ait bir patolojiyi düşündürür. Takiben bir ışık kaynağı yardımı ile konjonktiva, kornea ve sklera değerlendirilir. Konjoktivada kızarıklık, ödem (kemosis), pinguekula ve pterjium, kanama, laserasyon ve yabancı cisim varlığı araştırılır. Son olarak göz dibi değerlendirilir. Bunun için direkt oftalmoskop kullanılır ve göz dibinde retina veya optik sinire ait herhangi bir patoloji varlığı araştırılır. 1. Göz yaralanmaları Blow-out kırığı: Orbita ön çapından daha geniş bir cismin (5 cm den geniş çaplı) orbitaya çarpması sonucu orbitanın alt duvarında kırık oluşarak orbital içeriğin maksiler sinüse doğru herniye olması sonucu oluşur (Resim 2). Klinikte vertikal göz hareketlerinde bozulma (yukarı ve aşağı bakışta kısıtlılık), vertikal diplopi, enoftalmus, periorbital ödem, subkutan amfizem ve epistaksis olabilir. Sıklıkla birkaç hafta içinde ödem gerileyince spontan düzelir ancak inferior rektus kasında sıkışma varsa acil cerrahi tedavi gerekir. Resim 2. Travma sonrası sağ orbita medial duvar kırığı. Göz Kapağı yaralanmaları: Yaranın boyutu, derinliği ve çevre dokularla (kanaliküller, kantal tendonlar, orbita septumu ve levator aponörozu) ilişkisi değerlendirilmelidir. Yara yeri öncelikle temizlenmelidir. Çevre dokularda yaralanma eşlik etmiyorsa primer sütürasyon (6/0 veya 7/0 ipek sütür ile) yeterlidir. Sütürasyonu takiben antibiyotikli pomad ile yara yeri bakımı yapılmalı ve tetanoz aşısı mutlaka sorgulanmalıdır. Çevre dokularda yaralanma eşlik ediyorsa önce bu durum onarılmalı, takiben primer sütürasyon yapılmalıdır. Delici göz yaralanmaları: Kornea veya sklerada tam kat yaralanma söz konusudur. Subkonjunktival kanama, hifema, görme keskinliğinde azalma, katarakt, lens subluksasyonu, vitre içi kanama ve retina dekolmanı görülebilir. Tedavide primer onarım esastır. Hastanın tetanoz proflaksisi mutlaka sorgulanmalı ve sistemik antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Yabancı cisim ekartasyonu için direkt grafi veya varsa bilgisayarlı tomografiden yararlanılır. Yabancı cisim şüphesi varsa manyetik rezonans görüntülemeden kesinlikle kaçınılmalıdır. Hifema: Sıklıkla kunt veya delici travma sonrasında ön kameraya kanama olmasıdır (Resim 3). Görme keskinliğin- Klinik Tıp Aile Hekimliği Ocak - Şubat 2012 23
de azalma, göziçi basıncında sıklıkla artma (göziçi sıvısının drenajının engellenmesine bağlı) veya azalma (göziçi sıvısının siliyer cisimden üretiminin azalmasına bağlı) olur. Tedavide göziçi basıncı takip edilmelidir. Göziçi basıncı yüksek seyrederse veya korneal boyanma olursa cerrahi müdahale gereklidir. Kornea yabancı cismi: Ağrı ve yabancı cisim hissi olur. Yabancı cisim biyomikroskop yardımı ile çıkarılmalıdır. Orbital selülit: Gözde pürülan akıntı, görmede azalma, ptosis, proptosis, kemosis, göz hareketlerinde kısıtlanma ve ışık refleksinde bozulma olur (Resim 4). Ateş, iştahsızlık gibi sistemik enfeksiyon belirtileri vardır. Orbital travma, sinüzit, diş enfeksiyonu, orbita veya sinüs cerrahisine bağlı veya uzak bir enfeksiyon odağından hematojen yayılıma bağlı görülebilir. Yetişkinlerde en sık stafilokok ve streptokoklara bağlı, çocuklarda ise ek olarak hemofilus türevlerine bağlı olarak gelişmektedir. Diyabetik veya immunsupresif olgularda mukormikosis akla getirilmelidir. Takipte gerekirse orbita tomografisinden yararlanılır. Tedavide intravenöz geniş spektrumlu antibiyotik verilmelidir. Resim 3. Hifema. 2. Kırmızı göz Kırmızı göz varlığı, sıklıkla oküler inflamasyonun göstergesidir ve konjonktivit, korneada abrazyon veya yabancı cisim varlığı, keratit, sklerit, episklerit, üveit, orbital selülit gibi nedenlerle olur. Ayrıca subkonjonktival kanama, kimyasal yanıklar ve glokom krizi önemli kırmızı göz nedenlerindendir. Konjonktivit: En sık görülen kırmızı göz nedenidir (5). Akut konjonktivit özellikle enfeksiyöz (viral, bakteriyel) veya alerjik olabilir. Göz kızarıklığına ağrı, akıntı, kaşıntı ve görme azlığı eşlik ediyor olabilir. Gözde özellikle sabahları göz kapaklarını yapıştıran çapaklanma varsa bakteriyel konjonktivit ön planda düşünülerek tedavide antibiyotikli göz damlası kullanılmalıdır. Viral konjonktivitte preauriküler lenfadenopati eşlik edebilir ve sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu hikayesi vardır. Sulu akıntı varlığı sıklıkla viral olaylarda görülür. Viral konjonktivite bulaşın engellenmesi için özellikle el temizliği önem taşımaktadır. Akut alerjik konjonktivitte sulu akıntı ile beraber kemosis (konjonktiva ödemi) olur. Sıklıkla 24 saat içinde geriler ve tedavi gerektirmez ancak çok şiddetli ise steroid içerikli damla kullanılabilir (6). Konjonktivada yabancı cisim var ise çıkarılmalıdır. Keratit: Sıklıkla ağrılı kırmızı göz, şiddetli fotofobi ve mukopürülan akıntı vardır. Korneada epitel hasarı ve kornea stromasında infiltrasyon izlenir. Sıklıkla stafilokok ve streptokok türleri ile olmaktadır (sık göz acilleri). Kontakt lens kullanan olgularda etken olarak psödomonas, akantameba ve fusarium türleri mutlaka akla getirilmelidir (7). Tedavide fortifiye (yoğunlaştırılmış) antibiyotikli göz damlaları hazırlanarak kullanılmalıdır. Herpetik keratitlerde ise kornea floresein ile boyandığında dendritik ülser izlenir. Bu durumda antiviral tedavi başlanır. Resim 4. Sol orbital selülitte ptosis. Endoftalmi: Gözün tüm tabakalarında cerrahi, travma veya sistemik enfeksiyon odağından hematojen yayılım sonucu inflamasyon olmasıdır. Kırmızı göze görme kaybı, konjonktiva ödemi ve ağrı eşlik eder. Sıklıkla yoğun pürülan sekresyon vardır. Ayrıca kornea ödemi, ön kamerada reaksiyon ve hipopiyon, vitreusta opasiteler ve membranlar izlenir (Resim 5). Tedavide oftalmolg tarafından göz içi sıvılardan kültür için örnek alınmasını takiben intravitreal, topikal ve sistemik geniş spektrumlu antibiyotik başlanır ve kültür sonuçlarına göre tedavi yönlendirilir. Resim 5. Endoftalmi. Ön kamerada hipopiyon izleniyor. Gözün Kimyasal Yanıkları: Alkali veya asit maddelerle olur. Alkali maddeler içinde amonyum hidroksit, kireç, sodyum hidroksit ve potasyum hidroksit vardır. Bu maddeler özellikle temizlik malzemeleri ve gübrede bulunmaktadır (8). Asit yanıklar ise sıklıkla sülfürik asit, hidroflorik asit, hidroklorik asit ve nitrik asit içerikli olup en sık akü patlamalarında görülmektedir. 24 Klinik Tıp Aile Hekimliği Ocak - Şubat 2012
Alkali maddeler hücre membranında yağ asitlerinin sabunlaşmasına neden olurlar ve hücre parçalanır, böylece daha derine penetre olarak asit yanıklara göre sıklıkla daha ciddi oküler hasara yol açarlar. Asit yanıklarda ise protein denatürasyonu ve koagülasyon olur ki bu durum ilerleyici hasara engel olmaktadır. Kimyasal yanıklarda şiddetli ağrı ve blefarospazm olabilir ki bu durumda göze 1 damla topikal anestetik damla damlatılarak göz açılır ve en az 500 cc serum fizyolojik (yok ise yerine çeşme suyu kullanılabilir) ile veya 30 dakika süre ile göz yıkanır. Yıkama, ortam ph sı nötralize oluncaya kadar sürdürülmelidir. Bu acil tedaviyi takiben hasta klinik olarak değerlendirilir. Oftalmolojide görme keskinliği alınmadan acil tedavinin başlatıldığı tek durum kimyasal yanık varlığıdır (2). Kimyasal yanıklar klinik değerlendirmede hafif veya şiddetli olabilir. Hafif yanıklarda kapaklarda ve konjonktivada ödem, ön kamerada hafif reaksiyon, korneada fokal epitelyum kaybı olabilir. Böyle bir durumda iyi yıkama yapılmalı, takiben ağrının azaltılması için topikal sikloplejik damlalar ve gerekirse oral analjezikler başlanır. İkincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla topikal antibiyotik verilir. Ağır yanıklarda ise aşırı konjonktiva ödemi, perilimbal iskemi, kornea ödemi ve opasifikasyon, ön kamerada yoğun reaksiyon ve göziçi basıncında artış olur ki bu durumda hasta hospitalize edilerek topikal antibiyotik, sikloplejik, steroid içerikli damlalar başlanır. Ancak steroidli damlalar 1. Hafta sonunda kesilmeli, tekrar kullanılması gerekli ise 3. haftadan sonra başlanmalıdır. Akut açı kapanması glokomu: Sıklıkla oküler ağrı, görme keskinliğinde azalma, bulantı ve kusma olur. Muayenede göziçi basıncı çok yükselmiştir, korneada mikrokistik ödem ve sığ ön kamera vardır. Tedavide göziçi basıncı düşürülmeli ve periferal iridotomi yapılmalıdır. 3. Çift görme (Diplopi) Çift görme, görme eksenlerinin paralelliğinin bozulması sonucu oluşan birden fazla görüntü algılanmasıdır. Bu durum, sıklıkla 3., 4. ve 6. kraniyal sinirlerden birinin etkilenmesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Nedenleri içerisinde santral sinir sistemini etkileyen vasküler, tümöral ve metabolik birçok hastalık sayılabilir. Kraniyal sinirin çekirdeğinden itibaren sonlandığı noktaya kadar tüm bölümlerinde bu tarzdaki bir etkilenme diplopiye sebep olabilir. Bunun dışında göz dışı kaslarını etkileyen sistemik kas hastalıkları (Miyastenia Gravis, miyotonik distrofi ve benzeri), travmalar ve tiroid orbitopati gibi restriktif hastalıklar ve orbita hastalıkları diplopi nedenlerindendir. Kavernöz sinüse lokalize lezyonlarda kraniyal sinirlerin çoklu tutulumu izlenebilmektedir. Tedavisi sebebe yöneliktir. Üçüncü kraniyal sinir felci: Diplopi ve ptosis vardır. Göz hareketleri, etkilenen gözde sıklıkla dışa bakış haricinde kısıtlanmıştır, göz dışa kaymıştır. Posterior komünikan arterdeki anevrizma veya kitleye bağlı bası sonucu gelişen 3. kraniyal sinir felcinde pupillomotor liflerde etkileneceğinde tabloya dilate pupilla eşlik edecektir. En sık sebepleri ise diyabetes mellitus, hipertansiyon gibi mikrovasküler olaylarda ise pupilla etkilenmez, sadece göz hareketleri bozulmuştur. Dördüncü kraniyal sinir felci: Travmalarda en sık etkilenen kraniyal sinirdir. Kliniktevertikal diplopiye neden olur. Baş aşağı ve yüz diğer tarafa dönmüştür. Özellikle okuma ve merdiven inmede diplopi belirginleşir. Altıncı kraniyal sinir felci: Klinikte dışa bakış bozulmuştur, diğer göz hareketleri normaldir ve etkilenen gözde içe kayma vardır (Resim 6). Daha sıklıkla vasküler sebeplerle (diyabetes mellitus, hipertansiyon gibi) ortaya çıkar. A B Resim 6. Sağ travmatik 6. Kraniyal sinir felci. a. Primer pozisyonda sağ gözde içe kayma. b. Sağ gözde dışa bakışta kısıtlılık. 4. Ani görme kaybı Santral retinal arter tıkanıklığı: Ani, ağrısız görme kaybı olur. Hastaların %25 inde tıkanıklık oluşmadan önce geçici görme kaybı hikayesi vardır. Arter tıkanıklığına yol açan patolojiler özellikle kalp kapak hastalığı, ateroskleroz, vasküler inflamasyonlar veya dev hücreli arterit tir. Retina ödemine bağlı olarak cherry red spot (Japon bayrağı görünümü) izlenir. Yani fovea hariç tüm arka kutup soluktur. İlk 6 saatte müdahale edilmezse sıklıkla geri dönüşsüz retina hasarı oluşur. Tedavide amaç, emboliyi perifere atmak ve santral retinayı korumaktır. Bu amaçla göz içi basınçını düşürmek için hemen göze masaj uygulanmalıdır. Ayrıca vazodilatasyonu arttırıcı etkisi sebebi ile %95 O %5CO karışımı inhale ettirilebilir. Resim 7. Santral retinal arter tıkanıklığı Retina Dekolmanı: Regmatojen (yırtıklı) veya eksüdatif (inflamasyon, gebeliğe bağlı hipertansiyon gibi eksüda- Klinik Tıp Aile Hekimliği Ocak - Şubat 2012 25
tif durumlard)olabilir. Ani görme kaybı veya görme alanında perdelenme olur. Regmatojen retina dekolmanında tedavi cerrahi iken eksüdatif retina dekolmanında sebep ortadan kaldırılınca düzelir. İskemik optik nöropati, hipertansiyon veya diyabetes mellitus gibi sistemik mikrovasküler dolaşımda bozukluk yapabilecek bir hastalığa sekonder olarak gelişmiş ise sistemik hastalığın regülasyonu önemlidir. Oral steroid tedavisinin bu olgularda iyileşme şansını arttırdığı gösterilmiştir (10). İskemik optik nöropatilerin önemli bir nedeni dev hücreli arterit olup bu olgularda acil intravenöz ve takiben oral steroid tedavisi başlanmalıdır, aksi takdirde kısa sürede 2. gözde de etkilenme olabilir. Dev hücreli arteritin kesin tanısı temporal arter biyopsisi ile konulur ancak ani görme azlığı ve başağrısı şikayeti olan bir olguda sedimentasyonun 50 mm/saat in üzerinde olması ve beraberinde C-reaktif proteinin yükselmiş olması bu olgunun %97 temporal arterit olduğunu gösterir, hemen tedavi başlanmalıdır. Resim 8. Alt retina dekolmanı Optik Nörit: Optik siniri ilgilendiren ve demiyelinizan, vasküler, enfeksiyöz veya metabolik nedenlerle ortaya çıkan optik sinir inflamasyonudur. Genç olgularda özellikle demiyelinizan hastalıklar ön planda iken 60 yaşın üzerindeki bireylerde iskemik optik nöropatiler öncelikli olarak görülmektedir. Klinikte görme kaybı ile beraber göz hareketlerinde ağrı, görme alanı defektleri ve renkli görmede bozukluk vardır. Ayrıca ışık refleksi zayıftır veya aferent pupilla defekti vardır. Oftalmoskopik muayenede optik sinir başı normal olabileceği gibi (retrobulber) optik disk sınırlarında siliklik, damar kıvrımlarında artış ve mum alevi şeklinde kanamalar olabilir (papillit) (Resim 9). Optik nöropatilerde neden saptanabilirse tedavi nedene yönelik olarak yapılmalıdır. Demiyelinizan optik nöropati, multiple skleroz olgularının %20 sinde ilk bulgudur. Bu nedenle hasta, santral sinir sistemine ait optik nörit dışında fonksiyon bozukluğu yönünden sistemik olarak muayene edilmeli, santral sinir sistemi manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile değerlendirilerek beyaz cevherde plak varlığı araştırılmalı, beyin-omurilik sıvısı değerlendirilmelidir. Tedavide sistemik steroid veya immünmodülatör ilaçlar kullanılır. Sistemik steroid kullanılacak ise mutlaka önce 3 gün intravenöz pulse metilprednizolon (1 gram/gün) verilip takiben 11 gün oral metilprednizolon (1 miligram/gün) ile tedaviye devam edilir (9). A Resim 9. Optik Nörit. a. Retrobulber optik nörit; b. Papillit Kaynaklar 1. Shields T, Sloane PD. A comparison of eye problems in primary care and ophthalmology practices. Family Med 1991;23:544-6. 2. Pokhrel PK, Loftus SA. Ocular Emergencies. Am Fam Physician 2007;76:829-36. 3. Juang PS, Rosen P. Ocular examination techniques for the emergency department. J Emerg Med 1997;15:793-810. 4. Yavaş G. Pupilla Hastalıkları. İçinde: O Dwyer PA, Akova YA (editörler). Temel Göz Hastalıkları. 827-837, Güneş Tıp Kitabevleri, Ankara, 2011 5. Cronau H, Kankanala RR, Mauger T. Diagnosis and management of red eye in primary care. Am Fam Physician 2010;81:137-144. 6. Khare GD, Symons RCA, Do DV. Common ophthalmic emergencies. İnt J Clin Prac 2008;62:1776-84. 7. Tu EY, Joslin CE. Recent outbreaks of atypical contact lens-related keratitis: what have we learned? Am J Ophthalmol 2010;150:602-8. 8. Kuckelkorn R, Schrage N, Keller G, Redbrake C. Emergency treatment of chemical and thermal eye burns. Acta Ophthalmol Scand 2002;80:4-10. 9. Shams PN, Plant GT. Optic neuritis: a review. İnt MS J. 2009;16:82-9. 10. Hayreh SS. Management of ischemic optic neuropathies. İndian J Ophthalmol 2011;59:123-36. B 26 Klinik Tıp Aile Hekimliği Ocak - Şubat 2012