PROSTAT BİYOPSİSİNDE VİYANA NOMOGRAMI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "PROSTAT BİYOPSİSİNDE VİYANA NOMOGRAMI"

Transkript

1 T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI Tez Yöneticisi Prof. Dr. Hakkı Mete ÇEK PROSTAT BİYOPSİSİNDE VİYANA NOMOGRAMI (Uzmanlık Tezi) Dr. Zafer DEMİR EDĠRNE 2013

2 TEŞEKKÜR Tezimin hazırlanmasındaki tüm aģamalarda yakın ilgi ve desteğini gördüğüm tez danıģmanım Sn. Prof. Dr. Hakkı Mete ÇEK e, uzmanlık eğitimim boyunca bilgi ve tecrübelerinden yararlandığım baģta Anabilim Dalı baģkanımız Sn. Prof. Dr. Uğur KUYUMCUOĞLU olmak üzere, Sn. Prof. Dr. Osman ĠNCĠ, Sn. Prof. Dr Ġrfan Hüseyin ATAKAN, Sn. Doç. Dr. Tevfik AKTOZ, Sn. Yrd. Doç.Dr. Kaan ÖZDEDELĠ ve Sn. Yrd. Doç.Dr. Hakan AKDERE ye teģekkürlerimi sunarım.

3 3 İÇİNDEKİLER GİRİŞ VE AMAÇ... 1 GENEL BİLGİLER... 2 PROSTAT BEZİ ANATOMİSİ... 3 PROSTAT KANSERİNİN EPİDEMİYOLOJİSİ PROSTAT KANSERİNİN ETYOLOJİSİ PROSTAT KANSERİNİN PATOLOJİSİ PROSTAT KANSERİNDE TANI YÖNTEMLERİ PROSTAT KANSERİNİN EVRELENDİRİLMESİ GEREÇ VE YÖNTEMLER BULGULAR TARTIŞMA SONUÇLAR ÖZET SUMMARY KAYNAKLAR EKLER

4 KISALTMALAR PRM : Parmakla rektal muayene PSA : Prostat spesifik antijen TRUS : Transrektal ultrasonografi

5 GİRİŞ VE AMAÇ Günümüzde prostat kanserinin tanısında kullanılan birçok tanı yöntemi mevcuttur. Bu yöntemlerin en etkilisi transrektal ultrason eģliğinde prostat biyopsisidir. Prostat spesifik antijen (PSA) ölçümlerinin getirilmesi ve transrektal ultrasonografinin (TRUS) mevcudiyeti ile optimal prostat biyopsisinin kor sayısı tartıģma konusu olmaktadır. Klinik olarak kanseri saptamada en iyi prostat biyopsi protokolünü belirlemek için birçok çalıģma yapılmaktadır. Prostat biyopsi uygulamasında alınan parça sayısı merkezlere göre farklılıklar göstermektedir. Halen biyopsi uygulamasında alınacak parça sayısı hakkında net bir görüģ oluģmamıģtır. Bazı merkezler rutin 6-kor, bazıları 8-kor, bazıları 10-kor, bazıları 12- kor, bazıları Viyana Nomogramına göre prostat biyopsisi, bazıları da ilk biyopside uygulamak üzere satürasyon biyopsisini (16-40 kor) tercih etmektedirler. Biyopsi kor sayısının arttırılması, kanser saptama oranını yükseltir, fakat anlamsız kanserlerin gereğinden fazla ve sık tanı almasına, komplikasyon risklerinin artmasına yol açmaktadır. Aksine, az sayıda kor biyopsi, anlamlı kanserlerin atlanmasına sebep olmaktadır. Prostat hacmi önemli bir faktördür çünkü çok büyük prostatlarda az sayıda biyopsinin alınması anlamlı kanserlerin atlanmasına sebep olabilmektedir. Avustralya da Viyana Üniversitesinde Üroloji bölümünde 2006 da yapılan bir çalıģmada serum PSA 2-10 ng/ml olan erkeklerde TRUS rehberliğinde alınan biyopsi korunun optimal sayısının belirlenmesinde (hastanın yaģı ve prostat hacmini hesaba katarak) Viyana Nomogramı kullanılmıģtır (1). ÇalıĢmamızın amacı 10-kor biyopsi uygulamasına karģı belirgin bir dezavantaj oluģturmayan Viyana Nomogramına göre alınan prostat biyopsisi ile prostat kanseri yakalama baģarısını sağlayıp sağlayamadığını belirlemektir. 1

6 GENEL BİLGİLER Prostat, embriyolojik hayatın 3. ayında fetal testosterondan oluģan dehidrotestosteronun etkisiyle ürogenital sinüsten geliģir (2). Ġlk geliģim esnasında stromal ve epitelyal doku komponentleri arasında karģılıklı bir etkileģim vardır (3,4). Bu dönemde üretradan birçok epitelyal çıkıntılar geliģmeye baģlar. Bunlar müllerian tüberkülü ve komģu ejakülatör duktusların bulunduğu seviyenin hem altında hem de üstünde geliģirler (5). Bu solid tübüler çıkıntılar devamlı dallanarak karmaģık bir duktus sistemi oluģtururlar. Bu yapı ürogenital sinüs çevresindeki farklılaģmakta olan mezenkimal hücreler ile karģılaģır. Bu karģılaģma sonucu mezenkimal hücreler 16. haftadan itibaren tübüller çevresinde çoğalmaya baģlar ve periferde sıklaģarak daha sonra kapsül yapısını oluģtururlar. 22. haftada musküler stroma oldukça geliģmiģ bir hal alır ve doğuma kadar geliģmeye devam eder (6). 30. haftada daha önce solid yapıda olan tübüller lümenli hale gelir ve asiner yapılar oluģmaya baģlar. Prostatın glandüler epiteli invajine olan endodermal hücrelerden farklılaģır, stroma ve düz kas lifleri ise mezenkimal kaynaklıdır. Ejakülatör kanallar ise Wolf kanalı kaynaklıdır. Ancak prostat zonlarından santral zonun da Wolf kanalından kaynaklanmıģ olabileceği iddia edilmiģtir (7-9). Bu iddia prostatın değiģik zonlarından farklı ve belirli patolojik olayların kaynak almasını açıklayabilir. Doğumu takip eden 5-6. haftalardan itibaren prolifere olan duktal yapılarda sekresyon belirtileri görülmeye baģlar ve daha sonra alveolar yapılar oluģur. Bu geliģimin östrojen gibi maternal steroidler tarafında kontrol edildiğine inanılır. Maternal östrojenlerin birden azalması ile doğumu takiben ilk 5 ay esnasında prostatik involusyonal faz oluģur. Prostat bu dönemde puberteye kadar herhangi bir değiģikliğe uğramadan kalır. Puberte ile birlikte 6-7 yıl içinde glandüler elemanlar hızla geliģir ve prostat eriģkin boyutlarına ulaģır (8). 2

7 PROSTAT BEZİ ANATOMİSİ Erkek genital sisteminin en büyük aksesuar bezi olup, erkek üretrasının baģlangıç kısmını oluģturur. Kısmen tubuloalveolar bezlerden, kısmen de bu bezlerin arasını dolduran ara dokudan yapılmıģ olan prostat, yaklaģık 3 cm yüksekliğinde, 4 cm geniģliğinde ve 2 cm kalınlığında iri bir kestane veya ceviz büyüklüğünde olup, yaklaģık gr ağırlığındadır. Prostat bezi, pelvis minörün aģağı bölümünde, symphysis pubisin arka sınırının gerisinde ampulla rectinin önünde, diaphragma urogenitalenin yukarısında ve mesanenin altında bulunur (ġekil 1). Kabaca koni Ģekilde olan prostat bezinin tabanı (mesaneye bakan yüzü) yukarıda, arkaya yönelmiģ apeksi (tepesi) aģağıda bulunur Prostatın tabanı komģusu olduğu mesane ile devamlılık halindedir. Apeks kısmı m. sfinkter üretra externus ve m transversus perinei profundusun üst yüzü ve fasyası ile komģudur (2,10). Prostat Bezinin Gelişimi Prostat bezi, intrauterin 3. ayda urogenital sinüs mezenģimi ve üretranın proksimal kısım endodermi tarafından oluģturulur. Üretral endoderm bezin özellikle dıģ glandular zonunu oluģtururken, bezin iç zonundaki glandular doku urogenital mezonefrik ve muhtemelen de paramezonefrik epitellerinin karıģımından oluģur. DıĢ taraf baģlangıçta solid yapıda olup, bezin tubuler kısmını oluģturur. Ġç zon ise sonradan bezin düz kaslarını, kan, lenf damarlarını ve bağ dokusunu oluģturacak Ģekilde farklılaģır. Prostat bezi doğumda küçük olup, puberteyle birlikte aniden büyür. 40 yaģından sonra da düzenli olarak büyümeye baģlar. Çok az sayıdaki erkekte tam tersine bağ dokuya dönüģerek atrofiye olur. Bunun nedeni hala bilinememektedir (10,11). Prostat Bezinin Yüzleri Prostat bezinin 4 tane yüzü vardır. Bunlar; ön yüz (fasiyalis anterior), arka yüz (fasiyalis posterior) ve iki adet alt-yan (inferolateral) yüzlerdir. 1. Ön yüz: Vertikal yönde 2,5 cm kadardır. Daha çok transvers olarak seyreden liflerden oluģmuģ bu musküler yüz, içeriye uzanarak m. sfinkter üretra internusun lifleri ile devam eder. Symphysis pubis ile bu yüz arasında yaklaģık 2 cmlik bir aralık bulunur. Spatium prevesicale (Retzius aralığı) adı verilen bu aralıkta, Santorini ven pleksusu ile bir miktar yağ dokusu bulunur (ġekil 1). Bu yüz ligamentum puboprostaticum ile her iki tarafta pubisin arka yüzüne tutunur. Ön ve yan yüzler her iki tarafta endopelvik fasyadan geliģen bir fasyal tabaka ile 3

8 çevrelenmiģtir. Prostatik venöz pleksus, endopelvik fasyanın bu uzantısıdır ve prostatik kılıf arasında yer almaktadır. Bu fasya ve kılıf aģağı - ön tarafta birbiriyle iyice kaynaģarak birleģir ve puboprostatik ligamentin içine girerek onunla da kaynaģırlar (2,12,13). Şekil 1. Prostat bezinin komşulukları (6) 2. Arka yüz: Transvers yönde düz, vertikal yönde ise biraz konvekstir. Anüsten yaklaģık 4 cm yukarıda olan bu yüz, ampulla recti ile iliģkide olup prostat kılıfı ve bu kılıfı çevreleyen gevģek bağ dokusu ile rektumdan ayrılmıģtır. Fötal yaģamın 4. ayında excavatio rectovesicalisin iki yaprağının embriyolojik dönemdeki füzyonu sonucunda, retrovezikal peritoneal kese, pelvis tabanına doğru inerek prostat ile rektumu birbirinden ayırır. Bu kesenin alt kısmı oblitere olur ve burada kaynaģan peritoneal katmanlar arka prostatik kılıfı oluģtururlar. Bu bölüme erkeklerde retroprostatik (veya rektovezikal) fasya kadınlarda ise rektovajinal fasya denir. Her iki cinste de bu fasyalar Denonvillier fasyası olarak adlandırılır (ġekil 1). Bu fasya, yoğun bir pelvik fasya bölümü olup, excavatio recto-vezikalisin en derin kısmından baģlayıp pelvik tabana doğru uzanır. Yukarıda vesicula seminalis ve duktus deferensin arkasında olmak üzere yukarıya yükselerek retrovezikal kesenin tabanına yapıģır ve her iki tarafta posterior vezikal Iigament ile kaynaģır. Bazı kaynaklar retroprostatik fasyayı bu bölgedeki areolar dokunun kalınlaģması olarak tanımlamaktadırlar. Prostat bezi ile rektum arasında bu fasyanın bulunması nedeniyle, rektal tuģe ile rektum duvarı prostat üzerinde hareket ettirilebilir. Prostat kanseri vakalarında, bu duvar genellikle oynatılamadığı gibi arka yüzdeki oluk da hissedilemez. Bu fasya aynı zamanda glandula vezikulosa ve duktus deferensin ampullasını rektumdan ayırır. Gerek prostat bezi, gerekse de rektum ön duvarıyla ilgili operasyonlarda bu iki yapı arasındaki çok dar olan aralığa dikkat edilmelidir. Arka yüzün üst kısmının kenarlarında (juxta vezikal kenarlar) iki tane duktus ejakulatoriusun beze girmesi nedeniyle oluģan çöküntüler bulunur (2,12,14). 4

9 3. Alt-yan yüzler: Sağ ve sol olmak üzere iki tanedir. Belirgin yüzler, m. levator aninin ön kısmı ile komģudurlar. Kas ile prostat bezi arasında, fibröz prostat kılıfı içerisinde venöz bir pleksus bulunur. M. levator ön kısımları pubisin etrafından arkaya doğru dönerek prostat bezinin etrafında m. levatores prostatayı oluģtururlar, m. puboüretralis adı da verilen bu kas bezi çevreleyerek askıya alır ve ince bir konnektif doku ile prostat bezinden ayrılır. Üretra prostat bezinin içinden boylu boyunca geçer. Burada utriculus prostaticus bulunur. Üretra bezin ön bölümünden ve orta üçlüsünden geçerken, duktus ejakulatoriuslar ön-alt yönde olmak üzere arka bölümde ilerleyerek üretranın prostatik bölümüne, utriculus prostaticusun iki yanına açılırlar (2,12). Prostat Bezinin Lobları Bazı tümörler prostat bezinin belli bölgelerini etkilediği için prostat bezinin loblarının tarifi önemlidir. Prostat bezinin bütün lobları disseksiyonla birbirinden ayrılabilir. Bezin loblarının tanımında anatomistler arasında küçük isimlendirme farklılıkları bulunmaktadır. Bezin rektal komģuluğunu dorsal lob oluģturur. Bu kısım hariç üretranın etrafını median lob oluģturur. Daha ön kısımda ise lateral loblar vardır. Duktus ejakulatoriusların prostat bezine girerken oluģturdukları çukurlar, bezin arka yüzünü yukarıda küçük, aģağıda ise büyük olan iki bölüme ayırırlar. Yukarıda kalan küçük bölüme lobus medius denir. Bu lob, bezin üretra ve duktus ejakulatoriuslar arasında kalan bölümüdür. Arka yüzün aģağıda kalan büyük bölümünün orta kısmında uzunlamasına bir oluk bulunur. Bu median oluk, bezi lobus dexter ve lobus sinister olmak üzere iki esas bölüme ayırır. Bu iki lob üretranın arka tarafında birbirleriyle devamlılık gösterirler. Üretranın ön-üst tarafında bu lobları birbirine bağlayan bölüme ise isthmus prostat denilir. Isthmus kısmı kapsül yapısında olup, bez dokusu içermez (2,12). Bazı anatomistler ise bezin loblarını üretra ve duktus ejakulatoriusları kullanarak adlandırmıģlardır. Buna göre, üretranın önünde kalan kısma lobus anterior, üretranın arkasında kalan kısma lobus posterior, üretra ile duktus ejakulatoriuslar arasında kalan kısma lobus medius ve yan taraflarda kalan kısımlara ise lobus lateralis (iki adet) adını verirler (ġekil 2), (ġekil 3) (2,3,6,7,9,15). Prostat muayenesi sırasında bazen düzensiz sertlikler hissedilebilir. Corpora amylacea adı verilen yapılar nedeniyle olan bu sertlikler, küresel veya elipsoid lamelli cisimler olup, histolojik kesitlerde görülürler. Sayıları yaģla birlikte artıp küçük prostat taģları oluģturabilirler. Bu küçük taģlar semende de görülebilirler Ancak büyük taģlar kanallara geçemezler ve kalsifiye taģlar oluģtururlar. Bazen yanlıģlıkla kanser tanısına neden olurlar. 5

10 Şekil 2. Prostat bezinin loblar (6) Şekil 3. Prostat bezinin lobları (6) Prostat Bezinin Zonları Bir baģka yaklaģımla prostat bezini oluģturan glandular doku 3 farklı alt zonda incelenebilir. Bunlardan periferal zon dokunun %70'ini, santral zon %25 ini ve transisyonel (periüretral) zon ise %5 ini oluģturur (ġekil 4). Non-glandular doku (fibromusküler stroma) periferal zonlar arasındaki aralıkları doldurur. Santral zon prostatik üretranın arkasında olmak üzere duktus ejakulatoriusu çevreler ve verumontanumun (colliculus seminalisin eski adı) apeksinde koni Ģeklini alır. Transisyonel (periüretral) zon, santral zonun apeksinde ve duktus ejakulatoriusun hemen proksimalinde prostatik üretranın distal kısmının etrafında bulunur. Bu kısmın kanalları preprostatik sfinkterin hemen aģağısında ve periferal zonun kanallarının hemen yukarısında olmak üzere prostatik üretraya girer. Periferal zon, ön kısım hariç olmak 6

11 üzere santral transisyonel zonu ve prostatik üretrayı çevreler. Ön kısım ise fibro-musküler stroma ile doldururlar. Bu dokuda prostatik üretranın etrafında, mukus salgılayan basit bezler yer alır. Bu basit bezler kadın üretrasındaki bezlerle aynı özelliktedirler. Prostat bezinin zonal anatomisi özellikle klinik olarak çok önemlidir, çünkü birçok karsinoma periferal zon kaynaklıdır. Hâlbuki benign prostat hipertrofisi transisyonel zonu tutar. Duktus ejakulatoriusu çevreleyen santral zon nadiren hastalıklardan etkilenir. Zonal anatomi bazı radyolojik görüntüleme metodlarında da önemli olup bu zonlar birbirinden ayırd edilebilir. TRUS santral ve periferal zonlar genellikle uniform bir yapıda gözükürler ve düģük seviyeli ekojeniteye sahiptirler. Oysa prostatik üretra daha az bir ekojeniteye sahip bir doku ile çevrelenir. Bu doku preprostatik sfinkter, periüretral bez dokusu ve transisyonel zondur. Duktus ejakulatoriusları görmek için bezin sagittal taraması yapılmalıdır. Glandula vezikulosa ise hipoekojenik ya da anekojenik özelliktedir. Magnetik rezonansta T2-ağırlıklı görüntülerde de zonal anatomi incelenebilir. Normal periferal zon yüksek yoğunlukta iken, santral ve transisyonel zon nispeten daha az yoğunluktadır. Verumontanum santral zonun ortasında daha fazla yoğunlukta olduğu için rahatlıkla görüntülenebilir. YaĢın ilerlemesiyle normal olarak zonların iliģkileri değiģebilir. Santral zon atrofiye olurken, transisyonel zon büyür ve sonradan benin prostat hipertrofisi oluģturabilir. Bu durumda sıklıkla hipertrofiye olmuģ transisyonel zonun kenarlarında, periferal zonun sıkıģtırılması sonucunda düģük sinyalli bir bant oluģur (5,16). Şekil 4. Prostat bezinin zonları (16) 7

12 Bunlar: Prostat Bezinin Fasyaları Prostat bezi 3 farklı ve birbirinden ayrılabilen fasyal tabakalara sahiptir (5,10,12,16). 1. Capsula prostatica (Prostatik fasya): Bez dıģ taraftan, pelvik fasyadan köken alan ince ve sağlam fibröz bir kapsülle (capsula prostatica) sarılmıģtır. Bu kılıf öne ve yana doğru direkt olarak devam etmektedir. Dorsal venin majör dalları bu kapsül ile birlikte ilerlerler. Sinir ayrılması sırasında bu kılıf yerinde bırakılmalıdır. Fibröz kapsül ön tarafta puboprostatik ligamentlerle devam ederek pubise tutunur. AĢağıda ise m. sfinkter üretra externus, m. transversus perinei profundus ve perinenin derin fasyaları ile devam eder. Arka kısımda kılıfın kökeni farklı olup tamamen avaskülerdir. Beze sıkıca yapıģmıģ olan fibröz kılıf, bezin içine fibromusküler bölmeler göndererek, bezi daha küçük bölümlere ayırır. 2. Fascia subseroza (Levator fasyası): Prostat kapsülünün dıģında, pelvik fasyanın organlar üzerindeki devamı olup, oldukça gevģek bir tabakadır. Bu tabaka pelvik kaslara komģudur. Prostat bezi apeksinin distalinde levator fasya, m. sfinkter üretra externusun üzerini çevreler. Prostat bezini besleyen kan damarları ve otonom sinirler levator fasya ile prostatik fasya arasında ilerledikleri için burada çok dikkatli olunmalıdır. 3. Denonvillier fasyası (Retrovezikal fasya): Oldukça hassas bir bağ doku tabakası olup, rektum ön duvarı ile prostat bezi arasındaki çok dar ve klinik olarak çok önemli olan aralıkta yer alır. Prostat bezini oluģturan tubuloalveolar bezlerin sayısı adet olup, kanalları kısmen birleģerek, kısmen de ayrı ayrı olarak, bazıları colliculus seminalis üzerine, bazıları da bu kabartının yanlarındaki sinüs prostaticus lara adet delikle açılırlar. Prostat bezi kanallarında bir miktar salgı depo edebilir. Ejakulasyon sırasında ara dokuda bulunan kasların kasılması ile buradaki salgı üretraya boģaltılır (2,7,15). Prostat içinde 3 tip bez vardır. Bunlar: a. Mukozal bezler: En içte yer alırlar ve mukus salgılarlar. b. Submukozal bezler: Bezin ortasında yer alırlar. c. Esas prostatik bezler: Bezin dıģ, kısmında yer alırlar. Prostat salgısının büyük kısmını oluģtururlar. Prostat kanseri genellikle bu bezlerden geliģir (5,10,11,16). 8

13 Prostat Bezinin Salgısı, İçeriği ve Fonksiyonu Semenin %60 kadarı glandula vezikulosadan, %20 kadar prostat bezinden, %10 kadarı duktus deferensten %10 kadarı da küçük müköz bezlerle glandula bulbouretralisten gelen salgılarla oluģturulur. Prostat salgısı içinde bulunan maddeler, meninin dakika içinde akıģkan hale gelmesine (likefaksiyon) neden olmaktadır. Prostat sıvısı alkalen yani baziktir. Kadında vajinanın ph'sı asidik olup, 3,5-4,0 dür. Spermler ise ortamın ph'sı olana kadar optimal hareketlilik göstermezler. Prostat bezinin salgısının ph sının bazik olması nedeniyle ortam nötralize edilir ve spermlerin hareketliliği sağlanır. Bu da fertilizasyon için Ģarttır. Salgının bir kısmı idrarla atılır ama esas kısmı ejakulasyonda semenle birlikte atılır. Bu salgı keskin bir koku veren spermin hormonu içerir. Prostatik sıvı su, sitrik asit, asit fosfataz, amilaz, kolesterol, kalsiyum, çinko, tamponlayıcı tuzlar, fosfolipitler, prostaglandinler, fibrinojen, seminalplasmin adı verilen antibiyotik, 3-mikroseminoprotein ve PSA içerir. Bu salgılar spermleri hareketlendirmeye ve vagina ortamının asiditesini nötralize etmeye çalıģırlar. PSA, ejakulasyondan sonra meniyi sıvılaģtıran serin proteaz içerir. Asit fosfataz ve PSA'nın serum değerleri prostatik karsinomanın belirlenmesinde önemli değerlerdir. Prostat bezi, bir pıhtılaģma enzimi ve fibrinolizin içeren ince, süte benzer bir sıvı salgılar. Ejakulasyon sırasında prostat bezinin kapsülü, duktus deferensle eģ zamanda olmak üzere kasılır. Böylece ince, sütümsü prostat sıvısı semene karıģır. Prostat sıvısındaki bu pıhtılaģma enzimi, glandula vezikulosadan gelen fibrinojeni etkileyerek zayıf bir pıhtı oluģturur. Bu olay uterus serviksinde ve vajinanın derinliklerinde semenin tutulmasına yardımcı olur. Pıhtı, sonraki dakika içinde prostattan gelen profibrolizinden oluģan fibrolizinlerle çözünür ve eritilir. Ejakulasyon sonrası ilk dakikalar içinde, belki de pıhtının viskositesi nedeniyle, spermler giderek hareketsiz kalırlar. Pıhtının çözülmesiyle birlikte, spermlerin yeniden yüksek hareketlilik kazandığı görülür. Prostat bezinin salgısı içinde bulunan ve seminalplasmin denilen antibiyotik, penisilin, streptomisin ve tetrasiklinin antimikrobial aktivitesine benzer aktivite gösterir. Bu sayede vaginada bulunan bakteriler yok edilerek spermlerin vajinal ortamda enfeksiyonla karģılaģması önlenerek fertilizasyona yardımcı olunur. Bez epitelinde nöron spesifik enolaz, kromogranin ve serotonin içeren çok sayıda nöroendokrin hücreler de bulunur. Henüz tam fonksiyonları bilinmeyen bu yapıların sayıları orta yaģtan sonra gittikçe azalmaktadır. Prostat salgısı içinde bulunan yüksek orandaki kolesterol içeren birçok yüzer vezikül, devamlı Ģekilde, sperm akrozomunu çevreleyen membrana geçer ve yerleģir Bu Ģekilde akrozom membranının sağlamlaģması sağlanırken, enzimlerin serbestleģmesi de engellenir. Ejakülasyon 9

14 sonrası, vajinada depolanan spermler ve kolesterol vezikülleri uterus sıvısına katılır. Sonraki birkaç saat içinde kolesterolün büyük miktarda kaybolduğu görülür. Bu durumda spermin baģ bölgesindeki membran zayıflar. Ejakulasyonla birlikte, spermin baģ bölgesindeki membranın kalsiyum iyonlarına karģı geçirgenliği artar. Böylece prostat salgısı içinde bulunan kalsiyum, sperme büyük miktarlarda girer, böylece spermin flagellatının aktivitesini değiģtirir. Spermin artık eski güçsüz dalgalı hareketine karģıt olarak, güçlü hareketlere baģladığı görülür, Buna ek olarak, kalsiyum iyonları akrozomun, baģ bölümünde membranın intrasellüler yapısında değiģimlere neden olarak, sperm akrozom enzimlerini hızlı ve kolayca serbestleģtirecek hale getirir. Bu değiģim sayesinde sperm ovumu çevreleyen granüloza hücre kitlesine doğru hareket eder ve hatta ovumun zona pellucida bölgesine girmeye çalıģır. Belirtilen tüm bu değiģiklikler olmadan, sperm fertilizasyon için ovuma gideceği yolu bulamaz (5,15-18). Prostat Bezinin Arterleri A. vezikalis inferior, a. pudenta interna ve a. rektalis medianın dalları ile beslenir. Bu arterlerin dalları bez ile mesanenin birleģtiği yerde arka - dıģ bir hat boyunca bezi delerek içine girerler. A. vezikalis inferior, glandula vezikulosaya ve mesane tabanına birkaç küçük dal verdikten sonra, iki tane büyük grub prostatik damarlar halinde sona erer. Mesane boynu ile prostatın birleģtiği yerde beze giren arterler, mesane boynu ve üretranın periüretral kısmını beslerler. Prostatın transüretral rezeksiyon sırasında sıklıkla bu arterler saat 5 ve 7 yönünde karģımıza çıkmaktadırlar. Lateral pelvik fasyada pelvis yan duvarı boyunca uzanan kapsüler dallar, prostat bezinin dıģ kısımlarını beslerler. Arterlerin yanında venleri de içeren bu kapsüler damarlar, aynı zamanda da kavernöz sinirlerin dayanacağı bir iskelet görevi görürler Böylece nörovasküler demetler oluģur. Bu demetler mikroskobik kavernöz sinirlerin belirlenmesinde yardımcı olan makroskobik landmarklardır. Prostat Bezinin Venleri Bütün prostat venleri v. iliaka interna ve vezikal venlere drene olur Prostattan çıkan venler bezin alt ve yan taraflarında plexus prostatikusu oluģtururlar (ġekil 4). Bu pleksusa prostat cerrahisi sırasında çok dikkat edilmelidir. Venöz ağların hasar görmesi çok ciddi kanamalara yol açabilir. Kapsül etrafında oluģan bu venöz pleksusa gelen en önemli dal v. dorsalis penis profundadır. Bu ven, penisin derin fasyası olan buck fasyasının altında olmak üzere penisi terkederek urogenital diyaframı deler. Burada 3 büyük dala sahiptir. Bunlar; 10

15 1. Superfisial dal: Prostat ve mesane boynunun üzerinde olmak üzere orta hatta seyreder. Retropubik operasyonlarda kolaylıkla görülebilir. Mesane ve pelvik yan duvarlarına birleģtirici dallar verir. 2. Sağ ve sol lateral pleksuslar: Mesane boynuna doğru arkaya dıģa giden bu pleksuslar daha sonra obturator ve vezikal pleksuslar ile birleģirler. Bunlara ilave olarak prostat bezinin ön tarafında bezin apeksi çok yoğun vasküler bir dorsal venöz pleksus ile çevrelenmiģtir. Buna santorininin dorsal venöz pleksusu denir. Prostatın etrafındaki venöz pleksus ile external vertebral venöz pleksus (ektradural venöz pleksus) arasında bağlantılar bulunmaktadır. External vertebral pleksus ise daha içeride bulunan internal vertebral pleksus (Batson pleksusu) ile bağlantılıdır. Batson pleksusu vertebra korpusundan gelen v. basivertebralislerin drene olduğu pleksus olup, yukarıda ve aģağıda olmak üzere tüm vertebral kanal boyunca medulla spinalisi sarar. Yukarıda dura sinüslerinden marginal sinüs ile bağlantılı olduğu için bu pleksus abdomen ve pelvisteki patolojilerin hematojenik yolla beyine geçmesine neden olan yapıdır. Tüm bu bağlantılarda kapakçık bulunmamaktadır. Özellikle öksürme, aksırma, ıkınma ve geğirme gibi karın içi basıncı arttıran durumlarda, prostatın venöz akımı tersine dönerek eksternal vertebral pleksusa gider. Böylece prostat kanseri sırasında prostat bezinin bir kısım kanı kalbe gitmeden direkt olarak vertebra korpuslarına ve beyine gider. Bu bağlantılarla prostat kanserinin, uzak kemik metastazı olarak da adlandırılan vertebralara, kafa kemiklerine ve beyine neden metastaz yaptığı açıklanabilmektedir. Sonuç olarak prostat kanserinin bazı hematojenik metastazlarını iki yolla kısaca ifade edebiliriz. Prostat Bezinin Lenf Drenajı Esas olarak internal iliak lenf düğümleri olmak üzere, sakral ve obtorator lenf düğümlerine drene olur. Bezin arka yüzündan çıkan bir lenf damarı, mesanenin lenf damarlarına katılarak external iliak lenf düğümlerinede drene olur. Yine ön yüzden ayrılan bir lenf damarı da üretranın membranöz bölümünün damarlarıyla birlikte internal iliak lenf düğümlerine drene olur. Prostat Bezinin İnnervasyonu Pleksus hipogastrikus inferior (Pleksus pelvikus): Pleksus hipogastrikus süperior, aorta abdominalis üzerinde aģağıya doğru inerken sağ ve sol hipogastrik sinirlere ayrılır. Bunlar ekstraperitoneal bağ dokusu içinde aģağıya inerek pelvise girer. Daha sonra internal iliak damarların medialinde, pelvis yan duvarında ve anüsten yaklaģık olarak 5-11 cm yukarıda pleksus hipogastrikus inferioru (pleksus pelvikus) oluģturur. Bu pleksusa gelen pelvik splanik 11

16 sinirler, medulla spinalisin S2-S4 segmentlerinden gelen parasempatik ve torakolumbar segmentlerinden gelen sempatik lifler içerirler. Pelvik pleksus, mesane, ureter, testisler, glandula vesikulosa, prostat ve rektum gibi pelvik organların ve dıģ genitallerin otonomik innervasyonunu sağlar. Prostatı innerve eden sinirler prostat kapsülü ve Denonvillier fasyasının dıģ tarafından geçerek beze ulaģır. Prostat bezine girdikleri yerde bezin kapsülünü delerler. Membranöz üretra ve korpus kavernozumlara giden dallar da prostat ve rektum arasında arkaya dıģa doğru ilerleyerek, lateral pelvik fasyasında olmak üzere prostatik kapsülün dıģ tarafından geçerler. Prostatik kapsül çok sayıda sinir lifleri ve ganglionlarla çevrelenmiģtir. Buna pleksus prostatikus veya pleksus periprostatikus adı verilir. Pleksus hipogastrikus inferiorun alt kısmının devamı Ģeklinde olan bu pleksus, prostat bezinin tabanına ve yan taraflarına giren kalın sinirlerden oluģur. Sinirlerin büyük çoğunluğu m.sfinkter üretra internus (preprostatik sfinkter) olmak üzere, ön fibromusküler stromaya ve periferal zona giderler. Nöropeptid -Y ve vazointestinal polipeptid içeren bu sinirler subepitelial konnektif dokuda, bezin düz kaslarında yerleģmiģ olup, gerektiğinde vazodilatasyona neden olurlar. Prostat, glandula vezikulosa, prostatik üretra, duktus ejakulatorius, korpus kavernozum penisler, korpus spongiosum penis, membranöz ve spongioz üretra ile glandula bulboüretralisi innerve eden sinirleri içeren nörovasküler demetler birarada bulunurlar fakat birbirinden ayrılabilirler. Prostatektomi sırasında prostatın hemen yakınından geçen, penise giden damar ve sinirler korunmalıdır. Bu durum post operatif dönemdeki seksüel fonksiyonların devamı için Ģarttır. Bu sinirler zarar görürse empotans oluģur (2,7,9,12). PROSTAT KANSERİNİN EPİDEMİYOLOJİSİ Prostat adenokarsinomu, tüm dünya erkeklerinde en sık görülen kanserlerden dördüncü sırada yer almaktadır (19). Ġnsidansı Batı toplumunda diğer dünya ülkelerine göre daha yüksektir. Mortalite oranı da coğrafi farklılıklar gösterir, prostat kanserine bağlı mortalite en sık Ġskandinav ülkelerinde görülür (20). Prostat kanseri Amerika'da kansere bağlı ölümlerde yaģ grubunda üçüncü, 75 yaģ üst grupta ise akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır (21). Türkiye'de ise insidansı 6.sırada yer alırken kansere bağlı mortalite nedenleri arasında 3.sırayı almaktadır (22). Prostat kanserinin bu kadar sık görülmesine rağmen bir diğer özelliği de birçok vakada klinik belirti vermeden bulunabilmesidir. Otopsi serilerinde 20 yaģındaki erkeklerin yaklaģık %20'sinde, 50 yaģında %30'unda, 80 yaģındaki erkeklerin ise %70'inde prostat kanser odaklarına rastlanmaktadır (23). 12

17 PROSTAT KANSERİNİN ETYOLOJİSİ Prostat kanserinin kesin nedeni bilinmemektedir, ancak epidemiyolojik araģtırmalar hastalığın geliģmesinde rol oynayabilen çeģitli faktörlerin olduğunu göstermiģtir. Bu faktörlerin kanser-zaman-doz iliģkisine sahip olduğu ve adolesan çağda baģlayıp tüm yaģam boyu devam ettiği açıktır. Bu faktörler; Genetik Faktörler ÇeĢitli çalıģmalar prostat kanserli hastaların akrabalarında yine prostat kanseri insidansının yüksek olduğunu göstermiģtir Amerika daki zenciler dünyada en yüksek prostat kanseri insidansına sahiptirler. Hastalık Afrikalı zencilerde çok daha az sıklıkta görüldüğü için bu yüksek insidans tümüyle genetik temele dayandırılmamaktadır. Amerikalı beyazlarda prostat kanseri insidansı zencilerin yarısı kadardır. Klinik olarak manifest prostat kanseri insidansındaki ırksal ve ulusal farklılığa karģın, birçok otopsi çalıģmalarında bulunan insidental prostat kanseri prevalansında tüm ırk ve uluslarda benzerlik saptanmıģtır. Hormon Faktörleri Bazı gözlemler hormonal faktörlerin prostat kanserinde etiyolojik olarak önemli olduğunu göstermiģtir. Bu gözlemler; Bazı prostat kanserlerinin androjene bağımlı olması, Östrojen ve androjenlerin kronik alınımı ile bazı fare türlerinde prostat kanseri oluģturulması gerçeği, Eniklerde prostat kanseri oluģmadığı gerçeği, Sklerotik prostat atrofisi ile prostat kanserinin sıklıkla birlikte bulunmasıdır. Prostat kanserinin 50 yaģ üzerinde görülmesi endokrin sistemde yaģlılıkla meydana gelen değiģiklikler ile ilgilidir YaĢlılıkta serum testosteron seviyesi düģer ve androjen/östrojen oranı östrojen lehine değiģir. Diyet Hayvansal yüksek olduğu batılı diyet uygulayan kiģilerde prostat kanseri mortalitesi daha yüksek bulunmuģtur. YeĢil ve sarı bitkilerin (A ve C vitamini içeriği nedeniyle) bu hastalıkta koruyucu etkilerin olduğu düģünülmektedir. Yüksek yağ içeren diyetin, kolesterol 13

18 ve steroid metabolizmasını değiģtirdiği düģünülmektedir. Çevre Faktörleri Prostat kanserinde kimyasal karsinojenler ve promatörleri etiyolojik faktör olarak gösteren epidemiyolojik çalıģmalar vardır. Bu faktörler: Otomobil egzost dumanı Partiküller hava kirliliği Kadmiyum Gübre yapım endüstrisinde kullanılan kimyasal maddeler Lastik yapım, boyama ve gemi yapım endüstrisinde kullanılan kimyasal maddeler Yayıncılıkta kullanılan kimyasal maddeler PROSTAT KANSERİNİN PATOLOJİSİ Prostat bezinde ortaya çıkabilecek malign tümörlerin sınıflaması Tablo l'de gösterilmiģtir. Prostat kanserlerinin %95'ini prostatik asiner hücrelerde geliģen adenokarsinom oluģturur. Geriye kalanların ise %90'ından fazlası değiģici epitel hücreli kanserlerdir. Prostat adenokarsinomlarının değerlendirilmesinde, Gleason sistemi giderek tüm dünyada daha fazla oranda kabul görmektedir (24). Tablo 1. Prostat kanserlerinin patolojik sınıflaması (24) I- EPİTELYAL A. Adenokarsinom Saf duktal Müsinöz B. Değişici Epitel Hücreli Karsinom Ġntraduktal DeğiĢici Epitel Hücreli Karsinom Ġnvaziv DeğiĢici Epitel Hücreli Karsinom Skuamöz Hücreli Karsinom C. Nöroendokrin Karsinom Nöroendokrin Peptid Ġçeren Adenokarsinom Karsinoid Tümör Küçük Hücreli Karsinom II- STROMAL TÜMÖRLER A. Rhabdomyosarkom B. Leimyosarkom III- SEKONDER TÜMÖRLER A. Lenfoma B. Mesane Değişici Epitel Hücreli Karsinomu İnvazyonu C. Kolon Adenokarsinomu İnvazyonu D. Metastaz 14

19 PROSTAT KANSERİNDE TANI YÖNTEMLERİ Prostat kanserinin tanısında kullanılan en önemli tanı araçları, serum PSA ölçümü, parmakla rektal muayene (PRM) ve TRUS dur. Prostat kanseri tanısı, PRM de saptanan anormallikler veya yüksek serum PSA düzeyleri sebebi ile yapılan prostat biyopsisi ile konulur. Parmakla Rektal Muayene Bilinen en eski tanı yöntemidir. Erken tanıda ve tarama testi olarak kullanımını kısıtlayan en önemli özelliği lokalize prostat kanseri vakalarını tanımlamadaki düģük duyarlılığıdır. PRM ile çoğu kez lokalize olarak tanımlanan vakaların, cerrahi sonrasında %50'sinde daha yüksek evreli tümörlerin olduğu izlenmiģtir (25). Jewetz ve ark. (26) PRM de saptanan Ģüpheli lezyonların %50'sinde biyopside prostat kanseri saptandığını bildirmiģtir. Günümüzde PRM'nin prostat kanseri için pozitif prediktif değerinin %21 ile %53 oranında olduğu bilinmektedir. Bu yüksek oranlar nedeniyle PRM de Ģüpheli lezyonu bulunan tüm hastalara serum PSA değeri ne olursa olsun prostat biyopsisi önerilmektedir. Prostat Spesifik Antijen Prostat kanseri tanısında, evrelendirilmesinde ve hastaların izleminde kullanılan en önemli tümör belirleyicisidir. PSA 9.kromozomda lokalize insan kallikrein geninin 34 kilodalton ağırlığında, glikoprotein yapılı bir ürünüdür. Serin proteaz aktivitesine sahiptir. Fizyolojik görevi seminal plazmanın likefaksiyonunu sağlamaktır. PSA prostat sıvısında seruma göre 1 milyon kat fazla konsantrasyonda bulunur. PSA, prostat kanserine değil, prostat epiteline özellikli bir moleküldür. Yüksek grade'li tümörlerde PSA'nın patolojik evreyi predükte etme gücü azalır. Orta ve iyi diferansiyel tümörlerde ise artar (27). Günümüzde PSA'nın ve PRM nin tek baģına kullanılmasına kıyasla prostat kanseri tanı oranını ve PRM nin prostat kanseri tanısındaki prediktif değerini arttırdığı bilinmektedir. PSA ayrıca, klinik olarak önemli prostat kanserinin organa sınırlı iken yakalanma oranını da arttırmaktadır. Transrektal Ultrasonografi 1950'lerde sadece rektum hastalıkları için geliģtirilen TRUS cihazları 1975'den sonra bir seri teknolojik geliģmelerle prostat kanserinin tanısında kullanılır hale gelmiģtir. Shinohara ve ark. TRUS ile saptadıkları kanserlerin değerlendirilmesinde %60'ının 15

20 hipoekoik, %39'unun izoekoik, %1'inin de hiperekoik olduğunu saptamıģlardır (28). Transrektal ultrasonografinin en önemli özelliği PRM ile tanımlanamayan birçok kanser odağını tanımlamasıdır. PRM ye göre %4 oranla daha fazla kanser olgusunu yakalamaktadır. TRUS ile tanımlanan Ģüpheli alanlardan veya rasgele yapılan sistemik biyopsiler ile kanser yakalanma insidansı daha da artmıģtır. TRUS ile prostatın zonal anatomisi ortaya konabilir ve prostat dokusunun özellikleri incelenebilir. TRUS un prostat kanserini tanımlayabilmesini değerlendirmek amacıyla Carter ve ark. (29) radikal prostatektomi uygulananlarda yaptığı çalıģmalarda TRUS un yalancı pozitiflik oranının yüksek olduğunu ve klinik olarak kanser Ģüphesi olmayan olgularda kanserin ortaya konmasında iyi bir metot olmadığı saptanmıģtır. TRUS un pozitif prediktif değerinin düģük olduğu (yaklaģık %30) ve bunun sonucunda birçok hastaya gereksiz biyopsilerin yapıldığı belirtilmektedir. Özetle TRUS tek baģına yetersiz kalmıģtır. Transrektal Ultrason Eşliğinde Prostat İğne Biyopsisi Transrektal ultrason, prostat kanserinin erken tanısında yeterince güvenilir değildir (30,31). Bu nedenle prostat kanseri erken tanısında serum PSA düzeyi yüksek veya PRM de kanser Ģüphesi olan bir hastadan TRUS bulgularına bakılmaksızın biyopsi alınmalıdır. TRUS un asıl iģlevi prostat biyopsilerinin alınması sırasında biyopsilerin alınacağı bölgelerin doğru olarak seçilmesidir. Sistematik biyopsiler sağ ve sol prostat loblarının periferal zonlarından apeks, median ve bazis bölgelerinden alınır. Sistematik biyopsilere ek olarak TRUS da saptanan lezyonlardan da biyopsi alınabilir (32-34). Kliniğimizde de önceleri 6-kor sekstant biyopsi alınmaktayken, sonraları 8-kor ve 10-kor sistematik biyopsiler alınmıģtır. PROSTAT KANSERİNİN EVRELENDİRİLMESİ Prostat kanserli hastalarda prognozun değerlendirilmesi ve uygun tedavinin belirlenmesi amacıyla hastalığın doğru evrelendirilmesi gereklidir. Bu amaçla PRM, serum tümör belirleyicileri, histolojik grade, görüntüleme yöntemleri ve pelvik lenfadenektomi kullanılır. Klinik evreleme hastalığın patolojik evresini doğru olarak belirlemesi ile yetersiz kalabilse de prognozun belirlenmesi ve tedavi yönteminin seçiminde baģvurulan en önemli metoddur. Günümüzde birkaç farklı evreleme sistemi bulunmakta birlikte en sık kullanılan sistem 1997 yılında American Joint Committee on Cancer International Union Against Caner in modifiye ettiği TNM kalsifikasyon sistemidir (Tablo 2), (ġekil 5) (35). 16

21 Radikal prostatektomi ve pelvik lenf nod disseksiyonu sonrası spesimenlerin histolojik değerlendirilmesi ile yapılan evreleme ise patolojik evrelendirme olarak tanımlanır. Patolojik evrelendirme prognozun belirlenmesi açısından klinik evrelendirmeye göre daha yararlıdır. Tablo 2. Prostat kanserinin TNM sistemine göre evrelendirilmesi (35) TNM TX TO T1 Tla Tlb Tlc T2 T2a T2b T3 T3a T3b T4 PT2 pt2a pt2b pt3 pt3a pt3b pt4 NX NO Nl MX M0 M1 Mla Mlb Mlc Tanım Primer Tümör, Klinik (T) Primer tümör değerlendirilemiyor Primer tümörle ilgili bulgu yok Klinik olarak palpe edilemeyen veya görüntülenemeyen tümör TUR materyalinin %5'inden veya daha azında insidental saptanan tümör TUR materyalinin %5 'inden fazla insidental saptanan tümör PSA yüksekliği sebebiyle yapılan iğne biyopsisinde tanısı konulan tümör Prostata sınırlı palpabl tümör Tümör bir lobda Tümör iki lobda Prostat kapsülünü aģmıģ Ekstrakapsüler (tek veya çift taraflı) Seminal vezikül tutulumu Tümör fikse veya seminal vezikül harici komģu organ tutulumu: mesane boynu, dıģ sfinkter, rektum, levator kasları ve veya pelvik duvar Primer tümör, Patolojik (pt) Organa sınırlı Tek taraflı Çift taraflı Ekstraprostatik yaydım Ekstraprostatik yayılım Seminal vezikül tutulumu Mesane, rektum tutulumu Bölgesel lenf nodları (N) Bölgesel lenf nodları değerlendirilemiyor Bölgesel lenf nodu metastazı yok Bölgesel lenf nod metastaz Uzak metastaz (M) Uzak metastazların varlığı değerlendirilemiyor Uzak metastaz yok Uzak metastaz var Bölgesel lenf nod dıģında tutulum Kemik tutulumu Diğer bölgede tutulum 17

22 Şekil 5. Primer tümörün evrelere göre şematik görünümü (35) 18

23 GEREÇ VE YÖNTEMLER Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Yerel Etik Kurulundan tarih, 20/03 karar numarası ve 2012/164 protokol kodu ile etik kurul onayı alındı (Ek 1). Prostat kanseri tanısındaki etkinliğini saptamak amacıyla çalıģmamızda, serum PSA değeri 2,5 ng/ml üzerinde ve/veya PRM de prostat kanseri lehine bulgu saptanan hastalara TRUS eģliğinde 10 kor prostat biyopsisi ile birlikte Viyana Nomogramına göre alınan biyopsi protokolü uygulanmıģtır. Tüm hastaların biyopsi öncesi demografik bilgileri, yaģı, serum PSA düzeyleri ölçülüp, PRM muayeneleri yapılmıģ ve elde edilen bulgular kaydedilmiģtir. Hasta Hazırlığı Transrektal ultrasonografi incelemesi yapılacak her hastaya, iģlem hakkında doktor tarafından bilgi verildikten sonra onam formu doldurulmuģtur. Hastalar; implantlar, kalp kapak hastalığı ve allerji açısından sorgulanmıģlardır. Özellikle prostatit gibi aktif ürolojik hastalık varlığında hastaların prostat biyopsi iģlemi tedavi sonrasına ertelenmiģtir. Hastalar özellikle antikaogulan tedavi açısından sorgulanmıģ ve bu tedaviyi alan hastalardan kardiyolog ya da ilgili doktorun bilgisi dâhilinde biyopsi iģleminin 10 gün öncesinden antikaogulan ilaçların kesilmesi istenmiģtir. Barsak Hazırlığı Barsak temizliği için hastalara TRUS biyopsi uygulamadan önceki gün akģam saat de ve iģlemden yaklaģık 2 saat önce olmak üzere ikiģer adet laksatif amaçlı sorbitol ve gliserin içerikli lavmanı (Libalaks lavman) rektal yoldan uygulamaları söylenmiģtir. Biyopsi 19

24 iģlemi genelde öğleden önce yapılmıģ ve hastaların kahvaltı ederek gelebilecekleri bildirilmiģtir. Antibiyotik Kullanımı Prostat biyopsi iģleminden 1 gün önce akģam saat de ve biyopsi sabahı iģlemden önce olmak üzere siprofloksasin 500 mg tablet reçete edilmiģ ve biyopsi iģleminden sonra 5 gün süre ile 2x1 kullanmaları önerilmiģtir. Hasta Pozisyonu Hastalar sol lateral dekübitus pozisyonunda, dizler iyice karnına çekilerek yatırılmıģlardır. Hastalara kalçası masanın kenarına gelecek ya da masadan biraz taģacak Ģekilde pozisyon vermek prob ve biyopsi tabancasının manipülasyonunu kolaylaģtıracağından hastalar bu pozisyonda yatırılmıģlardır. Transrektal Prostat Biyopsi Uygulaması Kliniğimizde TRUS biyopsi iģleminde Logiq 5 Expert model General Electric Ultrasonografi cihazı ve biplaner multisektör 5-7,5 MHz transrektal ultrason probu kullanılmıģtır (ġekil 6). Şekil 6. Prostat biyopsilerinin yapıldığı ultrason cihazının görüntüsü Hastalarda prostat biyopsileri yaylı sistem ile çalıģan biyopsi tabancası kullanılarak TRUS eģliğinde 18 gauge Tru-cut otomatik biyopsi iğnesi ile alınmıģtır (ġekil 7). 20

25 A Şekil 7. Biyopsi tabancası: A-Tru-cut otomatik biyopsi tabancası, B-İğnesi B Hastaları lateral dekübitus pozisyonuna yatırıldıktan sonra transrektal ultrason probu ile rektumdan girilmiģtir. Prostat görüntülendikten sonra prostatın her iki taraf, damar ve sinir demetlerinin geçtiği veziko prostatik bölgeye 2,5 cc sağ ve 2,5 cc sol olmak üzere %2 Lidokain uygulanmıģtır (ġekil 8). A B Şekil 8. Lokal anestezi uygulanan prostat lokalizasyonu: A-Aksiyel, B-Sagital kesit Lokal anestetik madde uygulandıktan sonra ilacın anestezi etkisini gösterene kadar olan sürede prostatın TRUS muayenesi ve hacim ölçümü yapılmıģtır. Tüm hastalardan 10 kor standart biyopsi alındıktan sonra prostat volümü ölçülerek Viyana Nomogramına göre kaç biyopsi alınması gerektiği hesaplanmıģtır. Viyana Nomogramına göre eğer 10 kordan daha fazla biyopsi alınması gerekiyor ise bu hastalardan ek biyopsiler alınmıģtır. Ek biyopsi planlanırken sağ ve sol periferik zonun apeks, orta ve bazis lokalizasyonunun daha lateralinden (far lateral) olmak üzere biyopsi alınmasına dikkat edilmiģtir (sağ lobdan 5 adet + 4 far lateral, sol lobdan 5 adet + 4 far lateral) (ġekil 9). Viyana 21

26 Nomogramına göre 10 kordan daha az biyopsi alınması gerekiyor ise sadece bu korlar hesaba katılmıģtır. Şekil 9. Viyana Nomogramına göre prostat biyopsisi ve 10 kor prostat biyopsisi lokalizasyonlarının şematik görünümü 6 Kor biyopsi 8 Kor biyopsi 10 Kor biyopsi 12 Kor biyopsi 14 Kor biyopsi 16 Kor biyopsi 18 Kor biyopsi Biyopsi ile alınan parçalar formol solüsyonu ile doldurulmuģ biyopsi tüplerine koyulmuģtur (ġekil 10). Bu iģlem her hastada aynı lokalizasyona aynı numara gelecek Ģekilde yapılmıģ ve 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10. biyopsi örnekleri 10 kor biyopsi uygulamasına, 10 kor biyopsiye ek olarak 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17 ve 18. biyopsi örnekleri de Viyana Nomogramına göre alınan biyopsi uygulamasına aittir. 22

27 Şekil 10. Alınan prostat parçasının konulduğu formol sıvısı ile doldurulmuş özel biyopsi tüplerinin görünümü TRUS biyopsi iģlemi esnasında ağrı sorgulaması yapılmıģ, üretral ve rektal kanama olup olmadığı kontrol edilmiģtir. Alınan biyopsi örnekleri Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı na patolojik değerlendirme için gönderilmiģtir. Hastalar biyopsi sonrası komplikasyonlarla ilgili olarak bilgilendirilmiģ, tavsiyelerde bulunulmuģ ve daha sonra patoloji raporu ile kontrole çağrılmıģtır. Ġstatistiksel değerlendirme, SPSS 20 istatistik programı kullanılarak yapılmıģtır. Niteliksel verilerde 10 kor ve Viyana Nomogramı karģılaģtırmasında uyum için Kappa analizi kullanılmıģtır. Tanımlayıcı istatistikler olarak ölçümsel verilerde median (Min-Max) değerleri ve aritmetik ortalama±standart sapma, niteliksel verilerde frekans ve yüzdeler verilmiģtir. Tüm istatistikler için anlamlılık sınırı p<0.05 olarak seçilmiģtir. 23

28 BULGULAR Ocak 2012 ve Kasım 2012 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında PSA yüksekliği (2-10 ng/ml) ve/veya PRM de kanser lehine bulgu saptanan 170 hastaya TRUS eģliğinde prostat biyopsisi uygulandı. Hastaların 49 unda prostat adenokarsinomu tanısı kondu. Kanser saptanan hastaların patoloji raporları çalıģmamızın amacına uygun olarak excel iģletim sistemine kaydedildi. Transrektal prostat biyopsisi alınan 170 hastanın ortalama yaģı 65 yıl (48-86), ortalama PSA düzeyi 7,6 ng/dl (1,30-10), ortalama prostat volumü 55 ( ) idi (Tablo 3). Tablo 3. Prostat biyopsisi alınan 170 hastanın yaş, prostat volüm ve PSA değerleri Yaş Prostat Volüm PSA (ng/dl) Ortalama ,6 Minimum ,3 Maximum PSA: Prostat spesifik antijen. 10 kor ve Viyana Nomogramına göre alınan prostat biyopsi uygulamasında kanser bulunanlar ve bulunmayanlar olarak ikiye ayrıldı. Grup I 10 kor biyopside kanser saptananlar, grup II ise 10 kor biyopsiye ek olarak Viyana Nomogramına göre alınan biyopsilerde kanser saptanan hastaları içermektedir. 10 kor biyopsi uygulamasının biyopsi lokalizasyonları ve Viyana Nomogramına göre 6 kor, 8 kor, 10 kor, 12 kor, 14 kor, 16 kor, 18 kor alınan hastaların biyopsi lokalizasyonları (ġekil 9) da görülmektedir. Viyana Nomogramına göre alınan kor sayısı hastanın yaģı ve prostat hacmine göre hesaplanmaktadır (Tablo 4). 24

29 Tablo 4. Viyana Nomogramı: Hasta yaşı ve prostat hacmine göre biyopsi kor sayısı (77) YAŞ(YIL) Prostat hacmi(ml) > Hastalar Viyana Nomogramına göre alınan kor biyopsi sayısına göre gruplara ayrıldığında en büyük grubun 8 kor alınan grup olduğu(53 hasta ile %31,2) görülmüģtür (Tablo 5). Tablo 5. Alınan kor sayısına göre hasta sayısı Kor sayısı 18 kor 16 kor 14 kor 12 kor 8 kor 6 kor Hasta sayısı 11(%6,5) 29(%17,1) 36(%21,2) 28(%16,5) 53(%31,2) 13(%7,6) Toplam 170 Viyana Nomogramına göre biyopsi alınan 170 hastanın 49 (%28,8) unda kanser tanısı koyulmuģtur. Elde ettiğimiz sonuçlara göre kanser tanısı konan 49 hastaya sadece 10-kor biyopsi yapılması halinde 46 (%27,1) hastada prostat kanserini yakalanırken, 3 (%1,8) hastada prostat kanserini atlanmıģ olunacaktı (Tablo 6). Viyana Nomogramına göre 121 (%71,2) hastada kanser yok iken 10 kor biyopside 124 (%72,9) hastada kanser bulunmamıģtır (ġekil 11). Tablo kor prostat biyopsisi ile Viyana Nomogramının karşılaştırılması Viyana Nomogramı 10 Kor bx Kanser yok 121 (%71,2) 124 (%72,9) Kanser var 49 (%28,8) 46 (%27,1) Total 170 (%100) 170 (%100) 25

30 Viyana nomogramı 10 Kor Kanser yok Kanser var Şekil kor prostat biyopsisi ile Viyana Nomogramıyla kanser tanılarının karşılaştırılması Viyana Nomogramı ile 10 kor prostat biyopsinin karģılaģtırılmasında alt gruplarda (prostat hacmi 30 cc,30-50cc, 50cc),(yaĢ 50,50-70, 70) prostat kanseri saptama oranları açısından istatistiksel anlamlı fark görülmedi. YaĢ gruplarına göre değerlendirildiğinde 50 yaģ altında 2 hastaya prostat biyopsisi yapılmıģ olup Viyana Nomogramında ve 10 kor biyopside 1 (%50) hastada prostat kanseri tanısı koyulmuģtur yaģ arasında 117 hastadan prostat biyopsisi alınmıģ olup kanser saptanma oranı Viyana Nomogramına göre 28/117 (%23,9), 10 kor biyopside ise 26/117 (%22,2) olarak bulunmuģtur. Buna göre bu hastalarda sadece 10 kor biyopsi uygulansaydı 2 (%1,7) hastada prostat kanseri atlanmıģ olunacaktı. 70 yaģ üstünde 51 hastadan prostat biyopsisi alınmıģ olup kanser saptama oranı Viyana Nomogramına göre 20/51 (%39,2), 10 kor biyopside ise 19/51 (%37,3) olarak bulunmuģtur. Buna göre bu hastalarda sadece 10 kor biyopsi uygulansaydı 1 (%1,9) hastada prostat kanseri atlanmıģ olunacaktı (Tablo 7), (ġekil 12). 26

31 Tablo 7. Yaş gruplarına göre Viyana Nomogramı ile 10 kor prostat biyopsisinin karşılaştırılması Hasta yaşı Kanser yok Kanser var Total Viyana Nomogramı < (%50) 89(%76,1) 31 (%60,8) 1(%50) 28(%23,9) 20 (%39,2) 2(%100) 117(%100) 51 (%100) <50 1(%50) 1(%50) 2(%100) Viyana Nomogramı 10 kor (%77,8) 26(%22,2) 117(%100) 10 Kor Biyopsi Kanser yok Kanser var Hasta Yaşı < (%62,7) 19(%37,3) 51(%100) < Şekil 12. Yaş gruplarına göre Viyana Nomogramı ve 10 kor prostat biyopsisi ile kanser tanılarının karşılaştırılması Prostat boyutlarına göre 30 cc altında 26 hastaya prostat biyopsisi yapılmıģ olup Viyana Nomogramında ve 10 kor biyopside 12/26 (%46,2) hastada prostat kanseri tanısı koyulmuģtur cc arasında 51 hastadan prostat biyopsisi alınmıģ olup kanser saptanma oranı Viyana Nomogramına göre 22/51 (%43,1), 10 kor biyopside 21/51 (%41,2) olarak bulunmuģtur. Buna göre bu hastalarda sadece 10 kor biyopsi uyguansaydı 1 (%1,9) hastada prostat kanseri atlanmıģ olunacaktı. 50 cc üstünde 93 hastadan prostat biyopsisi alınmıģ olup kanser saptanma oranı Viyana Nomogramına göre 15/93 (%16,1), 10 kor biyopside 13/93 (%14) olarak bulunmuģtur. Buna böre bu hastalarda sadece 10 kor biyopsi uygulansaydı 2 (%2,1) hastada prostat kanseri atlanmıģ olunacaktı (Tablo 8), (ġekil 13). 27

32 Tablo 8. Prostat boyutlarına göre Viyana Nomogramı ile 10 kor prostat biyopsisinin karşılaştırılması Viyana Nomogramı 10 kor Prostat volüm < < Kanser yok 14(%53,8) 29(%56,9) 78(%83,9) 14(%53,8) 30(%58,8) 80(%86) Kanser var 12(%46,2) 22(%43,1) 15(%16,1) 12(%46,2) 21(%41,2) 13(%14) Total 26(%100) 51(%100) 93(%100) 26(%100) 51(%100) 93(%100) Viyana Nomogramı 78 Kanser yok Kanser var 10 Kor Biyopsi Prostat Volümü < < Şekil 13. Prostat boyutlarına göre Viyana Nomogramı ve 10 kor prostat biyopsi ile kanser tanılarının karşılaştırılması 28

PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ

PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ Prof. Dr. Özkan POLAT Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji 9-10 Mayıs 2009, Sarıkamış/Kars Prostat

Detaylı

Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları. Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD

Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları. Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Prostatın anatomik yapısı Prostat symphysis pubis`in inferior kollarının

Detaylı

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.

Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1.ÜROLOJİ KLİNİĞİ Şef: Prof. Dr. Erbil ERGENEKON

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1.ÜROLOJİ KLİNİĞİ Şef: Prof. Dr. Erbil ERGENEKON T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ŞİŞLİ ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1.ÜROLOJİ KLİNİĞİ Şef: Prof. Dr. Erbil ERGENEKON TRUS BİYOPSİDEKİ PERİNÖRAL İNVAZYONUN TÜMÖR POZİTİF KORLAR VE BU KORLARDAKİ TÜMÖR YÜZDESİ

Detaylı

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin önemli bir parçasıdır. Mesanenin. altında, rektumun (makat) önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde bir bezdir. Prostat nedir? Ne işe yarar? Prostat kanseri nedir? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Kimler risk altındadır? Prostat kanserinin belirtileri nelerdir? Erken teşhis mümkün müdür? Teşhis nasıl koyulur?

Detaylı

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan

İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi Dr. Öztuğ Adsan Radikal Sistektomi Radikal sistektomi pelvik lenfadenektomi ile birlikte kasa invaze ve

Detaylı

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ. Dr. Necmettin PENBEGÜL

BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ. Dr. Necmettin PENBEGÜL BENİGN PROSTAT HİPERPLAZİSİ Dr. Necmettin PENBEGÜL Prostat Mesane tabanı ile üretranın birleşim yerinin etrafını sarar. Seminal sıvının bir kısmını üreten bir seks bezidir. Esas olarak epitelyal ve stromal

Detaylı

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ

PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı

Detaylı

RADİKAL PROSTATEKTOMİ SONRASI GÖRÜLEN MESANE BOYNU DARLIKLARINDA ENDOSKOPİK TEDAVİLER

RADİKAL PROSTATEKTOMİ SONRASI GÖRÜLEN MESANE BOYNU DARLIKLARINDA ENDOSKOPİK TEDAVİLER T.C. Sağlık Bakanlığı Kartal Dr.Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Üroloji Kliniği Klinik Şefi: Doç. Dr. Uğur Kuyumcuoğlu RADİKAL PROSTATEKTOMİ SONRASI GÖRÜLEN MESANE BOYNU DARLIKLARINDA ENDOSKOPİK

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

GENEL BİLGİLER PROSTAT BEZİ

GENEL BİLGİLER PROSTAT BEZİ GİRİŞ Prostat kanseri ileri yaş erkek popülasyonunda en önemli sağlık problemlerinden biri olup günümüzde en sık görülen solid organ tümörüdür (1). Prostat kanseri erkeklerde kanserden ölümlerin akciğer

Detaylı

Prostat nedir? Prostat kanseri kimlerde görülür? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Yaş: 2. Genetik yatkınlık: 3. Irk:

Prostat nedir? Prostat kanseri kimlerde görülür? Prostat kanserinin nedenleri nelerdir? Yaş: 2. Genetik yatkınlık: 3. Irk: Prostat nedir? Prostat erkeklerde mesanenin (idrar torbası) altında rektumun önünde yer alan ve yardımcı üreme organı olarak görev yapan, normalde ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Mesaneden idrarı

Detaylı

Prostatın Cerrahi Hastalıkları

Prostatın Cerrahi Hastalıkları Prostatın Cerrahi Hastalıkları Editör Adem Altunkol NİSAN 2015 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-20-4 Eser Editör : Prostatın Cerrahi Hastalıkları : Adem Altunkol Editör İletişim Bilgileri : Üroloji Kliniği,

Detaylı

Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya

Üroonkoloji Derneği. Prostat Spesifik Antijen. Günümüzdeki Gelişmeler. 2 Nisan 2005,Mudanya Prostat Spesifik Antijen ve Günümüzdeki Gelişmeler Prostat Kanseri 2004 yılı öngörüleri Yeni tanı 230.110 Ölüm 29.900 Jemal A, CA Cancer J Clin 2004 Kanserler arasında görülme sıklığı #1 Tümöre bağlı ölüm

Detaylı

PROSTAT KANSERİ TANISINDA PROSTAT MASAJI SONRASI PSA DİNAMİĞİNİN DİAGNOSTİK DEĞERİ

PROSTAT KANSERİ TANISINDA PROSTAT MASAJI SONRASI PSA DİNAMİĞİNİN DİAGNOSTİK DEĞERİ T.C. Sağlık Bakanlığı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği Klinik Şefi: Prof. Dr. Selami ALBAYRAK PROSTAT KANSERİ TANISINDA PROSTAT MASAJI SONRASI PSA DİNAMİĞİNİN DİAGNOSTİK

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)

OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda

Detaylı

Özofagus Mide Histolojisi

Özofagus Mide Histolojisi Özofagus Mide Histolojisi Sindirim kanalını oluşturan yapılar Gastroıntestınal kanal özafagustan başlayıp anüse değin devam eden değişik çaptaki bir borudur.. Ağız, Farinks (yutak), özafagus(yemek borusu),

Detaylı

Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım

Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Dr. Ö. Levent ÖZDAL Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara Tarihçe 1979 da Wang ve ark. Prostat dokusunda PSA yı pürifiye ettiler Serumda

Detaylı

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19

ERKEK GENİTAL SİSTEMİ. Webmaster tarafından yazıldı. Pazartesi, 12 Ocak 2009 11:39 - Son Güncelleme Perşembe, 15 Ocak 2009 09:19 1) Çocuklarda en sık görülen testis tümörü aşağıdakilerden hangisidir? (1998 NİSAN) a) Klasik seminom b) Teratom c) Yolk sak tümörü d) Kariokarsinom e) Spermatositik seminom Testisde en sık görülen tümör

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Derin İnfiltratif Endometriozis Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endometriozis Peritoneal Ovarian Derin infiltratif Anterior Mesane Posterior P1-Uterosakral ligament P2-Vajinal

Detaylı

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle

Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle Genitoüriner Sistem Tümörlerinde Radyoloji Dr.Oğuz Dicle III.Tıbbi Onkoloji Kongresi Onkolojik Görüntüleme Kursu 24 Mart 2010,Antalya Böbrek Mesane Prostat Böbrek Mesane Testis Radyolojiye Sorular Tümör

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

PROSTAT HASTALIKLARI. Doç.Dr.Cevdet Kaya. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul

PROSTAT HASTALIKLARI. Doç.Dr.Cevdet Kaya. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul PROSTAT HASTALIKLARI Doç.Dr.Cevdet Kaya Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2.Üroloji Kliniği, İstanbul Sunum Planı 1. Prostat nedir? 2. İyi huylu prostat büyümesi / Tedavisi 3. Prostat kanseri

Detaylı

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI

MEME KANSERİ. Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI MEME KANSERİ Öğr.Gör.Dr.Aylin ERDİM M.Ü. SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ CERRAHİ HASTALIKLARI HEMŞİRELİĞİ ANABİLİM DALI KANSER Cancer İngilizce yengeç YENGEÇ düşmanını kıstırdıktan sonra sıkıca tutuyor, yavaş

Detaylı

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu

Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı. Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Dr. ALĠ MURAT SEDEF Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Dr. ALĠ MURAT SEDEF Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu BAġKENT ÜNĠVERSĠTESĠ MEDĠKAL ONKOLOJĠ

Detaylı

Radikal Prostatektomi. Üroonkoloji Derneği. Prof.Dr.Bülent Soyupak. 2005 Diyarbakır

Radikal Prostatektomi. Üroonkoloji Derneği. Prof.Dr.Bülent Soyupak. 2005 Diyarbakır Radikal Prostatektomi Prof.Dr.Bülent Soyupak 2005 Diyarbakır Tarihçe İlk perineal radikal prostatektomi: 1867, Theodore Billroth Standardize perineal yaklaşım: 1900-1904, Hugh Hampton Young Retropubik

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi

Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Meme ve Over Kanserlerinde Laboratuvar: Klinisyenin Laboratuvardan Beklentisi Dr. Handan Onur XXI. Düzen Klinik Laboratuvar Günleri, Ankara, 23 Ekim 2011 MEME KANSERİ Meme Kanseri Sıklıkla meme başına

Detaylı

Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Güncel Verilerle Prostat Kanseri Taranmalı mı? Dr. Bülent Akdoğan Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı 4 Nisan 2014 TESTOSTERON ETKĠSĠ PCa erken tanısı Şüpheli rektal muayene ve/veya

Detaylı

Dr. Gökhan Özyiğit Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı

Dr. Gökhan Özyiğit Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Dr. Gökhan Özyiğit Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı SBRT Endikasyonları Tedavi öncesi endikasyon değerlendirilmesi Cerrahi, Brakiterapi ve eksternal RT seçenekleri

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu

29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu 29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize

Detaylı

KANSER İSTATİSTİKLERİ

KANSER İSTATİSTİKLERİ 1 KANSER İSTATİSTİKLERİ Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biridir. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunudur. Tanı olanaklarının gelişmesi ve

Detaylı

Prostat kanserinin gerçek sebebi bilinmemektedir. Yapılan çalışmalar aşağıdaki faktörlerin prostat kanseri gelişiminde önemli olduğunu göstermiştir:

Prostat kanserinin gerçek sebebi bilinmemektedir. Yapılan çalışmalar aşağıdaki faktörlerin prostat kanseri gelişiminde önemli olduğunu göstermiştir: PROPSTAT KANSERİ Prostatik kasrisnom; Prostat karsinomu; Prostat kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümlerin en büyük sebebidir. Erken teşhis prostat kanserinde hayat kurtarır. Prostat ceviz büyüklüğünde,

Detaylı

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi

Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dr. Yaşar BEDÜK Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Testis tümörleri Erkeklerdeki kanserlerin %1 i Yıllık %3-6 artış Avrupa da her yıl 24.000 yeni vak a Testis Tümör Epidemiyolojisi İnsidans dünya genelinde

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Sedat Gürkok. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Soliter Pulmoner Nodül Tanım: Genel bir tanımı olmasa da 3 cm den küçük, akciğer parankimi ile çevrili, beraberinde herhangi patolojinin eşlik

Detaylı

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08

TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 TİROİD (GUATR) CERRAHİSİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR FR-HYE-04-301-08 Tiroid bezi boyun ön tarafında yerleşmiş olup, nefes, yemek borusu ve ana damarlarla yakın komşuluk gösterir. Kelebek şeklinde olup

Detaylı

MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ

MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ MEMENĐN LENFATĐK ANATOMĐSĐ Dr. N. Zafer Utkan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Meme Kanseri Sempozyumu Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 10 Mart 2010 Lenfatik Sistemin Genel

Detaylı

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD

MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM. Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD MEME KANSERİNİ NASIL RAPORLAYALIM Serpil Dizbay Sak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji ABD Rehber ve Protokoller NHSBPS http://www.cancerscreening.nhs.uk/breastscreen /publications/nhsbsp58-low-resolution.pdf

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD

EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD KILAVUZLAR NE DİYOR D? EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD EAU KılavuzuK Radikal prostatektomi (RP) Endikasyonları Düşük ve orta riskli lokalize prostat kanserli hastalar (ctb-t2 ve Gleason

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME ADOLESAN Adolesan; Genç (youth); Gençlik (young people); 10-19 yaģ 15-24 yaģ 10-24 yaģ ADOLESAN Adolesan; çocukluktan eriģkinliğe

Detaylı

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ

KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ KOLOREKTAL KARSİNOMLARDA HPV NİN ROLÜ VE KARSİNOGENEZ AÇISINDAN P53 VE BCL-2 İLE İLİŞKİSİ Ruksan ELAL 1, Arsenal SEZGİN ALİKANOĞLU 2, Dinç SÜREN 2, Mustafa YILDIRIM 3, Nurullah BÜLBÜLLER 4, Cem SEZER 2

Detaylı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı

SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ. Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİNDE ONKOLOJİK TEDAVİ Prof. Dr. Evin Büyükünal Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları. ABD Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı SİNDİRİM SİSTEMİ KANSERLERİ MEME VE AKCİĞER KANSERİNDEN

Detaylı

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi Erman Alçı, Özer Makay, Adnan Şimşir*, Yeşim Ertan**, Ayşegül Aktaş, Timur Köse***, Gökhan İçöz, Mahir Akyıldız Ege Üniversitesi Hastanesi, Genel

Detaylı

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler

MEME KANSERİ. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler MEME KANSERİ Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Sağlıklı Günler Diler KANSER NEDİR? Hücrelerin kontrolsüz olarak sürekli çoğalmaları sonucu yakındaki ve uzaktaki başka organlara yayılarak kötü klinik

Detaylı

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri

Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

TOMOTERAPİ CİHAZI İLE PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİ

TOMOTERAPİ CİHAZI İLE PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİ TOMOTERAPİ CİHAZI İLE PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİ AYŞE E EVCİL DR.ABDURRAHMAN YURTASLAN ANKARA ONKOLOJİ HASTANESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ KLİNİĞİ İĞİ Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (YART) ile; Hedef volümde yüksek

Detaylı

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi

AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ. Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi AKCİĞERİN NÖROENDOKRİN TÜMÖRLERİ Doç. Dr. Mutlu DEMİRAY Bursa Medical Park Hastanesi Nöroendokrin tümörlerde 2004 WHO sınıflaması Tümör Tipi Tipik Karsinoid Atipik Karsinoid Büyük Hücreli nöroendokrin

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME

ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME ADOLESANLARDA FĠZĠKSEL BÜYÜME VE CĠNSEL GELĠġME Adolesans ; çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir * Fiziksel Büyüme * Cinsel Gelişme * Psikososyal Gelişme Büyüme ve gelişme, adolesansta belirgin bir

Detaylı

Prostat organı nedir idrar tamamen

Prostat organı nedir idrar tamamen Prostat organı nedir Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan

Detaylı

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS

TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ DERNEĞİ ANALKANS TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHİ Sİ DERNEĞİ ANALKANS ER TÜRK KOLON ve REKTUM CERRAHĠSĠ DERNEĞĠ ANAL KANSER NEDİR? Vücudumuzdaki normal hücrelerin çoğalması sırasındaki kontrol mekanizmalarının değişmesi (genetik

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

Eğitim Kursu: Prostat Kanseri. Dr. Hakan GEMALMAZ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı

Eğitim Kursu: Prostat Kanseri. Dr. Hakan GEMALMAZ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Eğitim Kursu: Prostat Kanseri Dr. Hakan GEMALMAZ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı TANI Anamnez Fizik muayene Parmakla rektal muayene (PRM) Prostat Spesifik Antijen (PSA)

Detaylı

Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir.

Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir. REKTOVAGİNAL FİSTÜL Rektovaginal fistül perianal fistül kategorisinde ele alınan bir hastalıktır ve barsak içeriğinin vagenden gelmesi ile karakterizedir. KLİNİK-TANI: Vagenden gaz ve gaita gelmesi en

Detaylı

IYE'D -' """ A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T.

IYE'D -'  A 1 IGI. Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R. Editörler. Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R. lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR. Uo~. Ur. Rlfik Rl 'Rt;l'T. TU lt@ IYE'D -' """ A 1 IGI Editörler Pror. Hr. İlhan Ti ~( ~R Uo~. Ur. Rl"fik Rl 'Rt;l'T lh>\'- i>r. ~afi1 8()ZDl-:\1İR Dr. Ediz F~ ( 'f lşa R ANKARA NUMUNE HASTANESİ'NDE 1985-1990 YILLARI ARASINDAKİ

Detaylı

ALT ÜRİNER SİSTEM VE PELVİK TABAN FONKSİYONEL ANATOMİSİ

ALT ÜRİNER SİSTEM VE PELVİK TABAN FONKSİYONEL ANATOMİSİ ALT ÜRİNER SİSTEM VE PELVİK TABAN FONKSİYONEL ANATOMİSİ Prof.Dr.Niyazi Aşkar Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Ürojinekoloji Ünitesi Kontinansın devamlılığının sağlanması

Detaylı

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU

LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son

Detaylı

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın

KOLOREKTAL POLİPLER. Prof. Dr. Mustafa Taşkın KOLOREKTAL POLİPLER Prof. Dr. Mustafa Taşkın -Polip,mukozal örtülerden lümene doğru gelişen oluşumlara verilen genel isimdir. -Makroskopik ve radyolojik görünümü tanımlar. -Sindirim sisteminde en çok kolonda

Detaylı

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ)

ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) ALFA FETOPROTEİN (TÜMÖR BELİRLEYİCİSİ) Diğer adı ve kısaltma: α fetoprotein, AFP. Kullanım amacı: Primer karaciğer, testis ve over kanserlerinin araştırılması ve tedaviye alınan cevabın izlenmesi amacıyla

Detaylı

Yıl: 2000 35 Yaş, Kadın, S.B., İstanbullu, ev hanımı, evli

Yıl: 2000 35 Yaş, Kadın, S.B., İstanbullu, ev hanımı, evli Yıl: 2000 35 Yaş, Kadın, S.B., İstanbullu, ev hanımı, evli Şikayeti: Sağ memede kitle Hikayesi: Sağ memede olan kitlenin son bir ayda daha da büyümesi üzerine doktora başvurmuş. Menarş: 14 İlk doğum yaşı:

Detaylı

TRANSREKTAL ULTRASONOGRAFİ KILAVUZLUĞUNDA PROSTAT BİYOPSİSİ ALINAN HASTALARA UYGULANAN ÜÇ FARKLI ANALJEZİ YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

TRANSREKTAL ULTRASONOGRAFİ KILAVUZLUĞUNDA PROSTAT BİYOPSİSİ ALINAN HASTALARA UYGULANAN ÜÇ FARKLI ANALJEZİ YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI T.C. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI TRANSREKTAL ULTRASONOGRAFİ KILAVUZLUĞUNDA PROSTAT BİYOPSİSİ ALINAN HASTALARA UYGULANAN ÜÇ FARKLI ANALJEZİ YÖNTEMİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Dr.

Detaylı

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 10.Sınıf Meslek Esasları ve Tekniği 9.Hafta ( 10-14 / 11 / 2014 ) 1.)İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ 2.) İLAÇLARIN VERİLİŞ YOLLARI VE ETKİSİNİ DEĞİŞTİREN FAKTÖRLER Slayt No : 13 1.2)) İLAÇLARIN VÜCUTTAKİ ETKİSİ

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Prostat kanserine karşı erken teşhis için

Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat kanserine karşı erken teşhis için Prostat Erkeğin hassas noktasi Sayın Erkekler, Almanya da her yıl 40.000 den fazla erkek yeniden prostat kanserinden hastalanıyor. Ancak tüm erkeklerin % 15 ile

Detaylı

ANOREKTAL HASTALIKLAR DR. MÜJDAT ŞİMŞEK

ANOREKTAL HASTALIKLAR DR. MÜJDAT ŞİMŞEK ANOREKTAL HASTALIKLAR DR. MÜJDAT ŞİMŞEK REKTUM 3. Sakral omurla anüs arasında bulunan kalın barsağın son kısmıdır. Rekto sigmoid köşe ile anal kanal arası ampulla rekti olarak bilinmektedir;12-15 cm arasındadır.

Detaylı

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)

GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne

Detaylı

Pelvis Anatomisi ve Pelvis Kırıkları

Pelvis Anatomisi ve Pelvis Kırıkları Pelvis Anatomisi ve Pelvis Kırıkları Dr. Nüket Göçmen Mas Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi AD Pelvis Vücut ağırlığını, omurgadan alt ekstremitelere aktaran ana bağlantıdır. Pelvisi iki os

Detaylı

Habis tümörler bulundukları doku ve organda iģlev bozukluklarına yol açarak etki ederler. Daha sonra çevredeki komģu organlara veya uzak organlara

Habis tümörler bulundukları doku ve organda iģlev bozukluklarına yol açarak etki ederler. Daha sonra çevredeki komģu organlara veya uzak organlara KANSER NEDĠR? Vücuttaki her organ değiģik hücrelerden meydana gelmiģtir. Bu hücreler ihtiyaç olduğunda, belli bir düzen içinde bölünür ve çoğalırlar. Kanser hücrelerin kontrolsüz olarak bölünmesi ve ihtiyacın

Detaylı

GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler

GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA ÖĞRENİM HEDEFİ. Mesane ve üreterin normal ve patolojik özelliklerini belirler GÖREV Mesane ve üreter hastalıklarınd a GÖREV ANALİZİ 1. YAZILMA DÜZEYİ ulaştırılmasında kritik danışmanlık. GÖREV ANALİZİ 2. YAZILMA DÜZEYİ Mesane ve üreterin normal ve Makroskopik inceleme ve örnekleme.

Detaylı

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak

İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak

Detaylı

PSA YÜKSEKLİĞİ OLAN HASTALARDA LEVOFLOKSASİN TEDAVİSİ SONRASI OLUŞAN PSA DEĞİŞİMİNİN PROSTAT KANSERİ TANISINDAKİ PREDİKTİF DEĞERİ

PSA YÜKSEKLİĞİ OLAN HASTALARDA LEVOFLOKSASİN TEDAVİSİ SONRASI OLUŞAN PSA DEĞİŞİMİNİN PROSTAT KANSERİ TANISINDAKİ PREDİKTİF DEĞERİ T.C ZONGULDAK KARAELMAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÜROLOJİ ANABİLİM DALI PSA YÜKSEKLİĞİ OLAN HASTALARDA LEVOFLOKSASİN TEDAVİSİ SONRASI OLUŞAN PSA DEĞİŞİMİNİN PROSTAT KANSERİ TANISINDAKİ PREDİKTİF DEĞERİ

Detaylı

Dr. Necmettin PENBEGÜL

Dr. Necmettin PENBEGÜL Dr. Necmettin PENBEGÜL Prostat Kanserinin Doğal Süreci Prostat kanserinin insidansı yaşla birlikte artmaktadır. Latent prostat kanseri sıklıkla otopsi çalışmalarında tespit edilir Semptomatik hale gelen

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer

Detaylı

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012

Ektopik Gebelik. Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Ektopik Gebelik Doç. Dr. Şule Akköse Aydın U.Ü.T.F Acil Tıp AD ATOK - 2012 Sunum Planı Tanım Epidemiyoloji Patofizyoloji Klinik Tanı Ayırıcı tanı Tedavi Tanım Fertilize ovumun endometriyal kavite dışında

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

Doppler Ultrasonografisi

Doppler Ultrasonografisi Doppler Ultrasonografisi DOPPLERİN FİZİKSEL PRENSİPLERİ D O P P L E R E T K I D O P P L E R F R E K A N S ı D O P P L E R D E N K L E M I D O P P L E R A Ç ı S ı Ultrasonografi nin Tanımı Doppler Çeşitleri

Detaylı

Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Maket İhtiyaç Listesi Maketin adı Miktarı Birim Fiyatı Tutarı

Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Maket İhtiyaç Listesi Maketin adı Miktarı Birim Fiyatı Tutarı Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Maket İhtiyaç Listesi Maketin adı Miktarı Birim Fiyatı Tutarı 1. Kaslı İnsan vücudu maketi 2 adet 2. Kaslı üst ekstremite maketi 2 adet 3.

Detaylı

LOKALİZE PROSTAT KANSERİ OLAN HASTALARDA PROSTAT BİYOPSİSİNDEKİ AMACR BOYANMA ŞİDDETİNİN POST-OPERATİF NÜKSÜ ÖNGÖREBİLME GÜCÜ

LOKALİZE PROSTAT KANSERİ OLAN HASTALARDA PROSTAT BİYOPSİSİNDEKİ AMACR BOYANMA ŞİDDETİNİN POST-OPERATİF NÜKSÜ ÖNGÖREBİLME GÜCÜ T.C SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ II. ÜROLOJİ KLİNİĞİ KLİNİK ŞEFİ: PROF. DR. M. İHSAN KARAMAN LOKALİZE PROSTAT KANSERİ OLAN HASTALARDA PROSTAT BİYOPSİSİNDEKİ AMACR BOYANMA

Detaylı

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ

ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ ÜRİNER SİSTEM ANATOMİ ve FİZYOLOJİSİ İdrar oluşturmak... Üriner sistemin ana görevi vücutta oluşan metabolik artıkları idrar yoluyla vücuttan uzaklaştırmak ve sıvı elektrolit dengesini korumaktır. Üriner

Detaylı

KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D.

KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D. KÜRATİF TEDAVİ SONRASI PSA YÜKSELMESİNE NASIL YAKLAŞALIM? Doç. Dr. Bülent Akduman Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji A.D. PSA nın tanımı Prostate Specific Antigen PSA yı hasta nasıl

Detaylı

Salih OĞUZ, L. Ġdil GÖZERĠ, Efe Kemal AKDOĞAN, Gonca SARAÇ, Ayfer AKYAĞCI DanıĢman: Dr. Nihan HABERAL REYHAN

Salih OĞUZ, L. Ġdil GÖZERĠ, Efe Kemal AKDOĞAN, Gonca SARAÇ, Ayfer AKYAĞCI DanıĢman: Dr. Nihan HABERAL REYHAN ENDOMETRĠYAL HĠPERPLAZĠ TANISI VERĠLEN HASTALARIN PROGNOZLARININ RETROSPEKTĠF OLARAK DEĞERLENDĠRĠLMESĠ Salih OĞUZ, L. Ġdil GÖZERĠ, Efe Kemal AKDOĞAN, Gonca SARAÇ, Ayfer AKYAĞCI DanıĢman: Dr. Nihan HABERAL

Detaylı

her hakki saklidir onderyaman.com

her hakki saklidir onderyaman.com ÜRO-ONKOLOJİK CERRAHİ GİRİŞİMLER SONRASI EREKTİL FONKSİYON Dr. ÖNDER YAMAN Erektil disfonksiyon (ED), seksüel ilişki için gerekli olan penil ereksiyonun başlatılmasında, sağlanmasında ve devamında yetersizlik

Detaylı

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler

PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ. Klinik ve patolojik özellikler PAPİLLER TİROİD KARSİNOMLU OLGULARIMIZDA BRAF(V600E) GEN MUTASYON ANALİZİ Klinik ve patolojik özellikler Neslihan KURTULMUŞ,, Mete DÜREN, D Serdar GİRAY, G Ümit İNCE, Önder PEKER, Özlem AYDIN, M.Cengiz

Detaylı

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir?

109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir? 109. Aşağıdaki myoma uteri tiplerinden hangisinde laparotomi dışında bir cerrahi girişim yapılabilir? A) Subserozal B) Pedinküle subserozal C) İntramural D) Servikal E) Tip 0 submukozal Soru kalitesiz

Detaylı

MESANE KORUYUCU YAKLAŞIM. Dr. Deniz Yalman Ege Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi A.D.

MESANE KORUYUCU YAKLAŞIM. Dr. Deniz Yalman Ege Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi A.D. MESANE KORUYUCU YAKLAŞIM Dr. Deniz Yalman Ege Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi A.D. Kanser tedavisinde multidisipliner organ koruyucu yaklaşım: Meme kanseri Anal kanal kanseri Larinks kanseri Prostat kanseri

Detaylı

Türkiye de Kanser İstatistikleri Kanser, Türkiye'de 1982 yılında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 57. Maddesi gereğince "bildirimi zorunlu

Türkiye de Kanser İstatistikleri Kanser, Türkiye'de 1982 yılında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 57. Maddesi gereğince bildirimi zorunlu 6 Türkiye de Kanser İstatistikleri Kanser, Türkiye'de 1982 yılında 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 57. Maddesi gereğince "bildirimi zorunlu hastalıklar listesi"ne alınmış olmasına rağmen ülkemizde

Detaylı

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN

KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN KANSER NEDIR? TARAMA YÖNTEMLERI NELERDIR? BURSA HALK SAĞLIĞI MÜDÜRLÜĞÜ KANSER ŞUBE DR.AYŞE AKAN 2005 DEN 2030 A DÜNYADA KANSER 7 milyon ölüm 17 milyon 11 milyon yeni vaka 27 milyon 25 milyon kanserli kişi

Detaylı

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Banu Bilezikçi Güven Hastanesi Patoloji Bölümü, Ankara 25. Ulusal Patoloji Kongresi 6. Sitopatoloji Kongresi 14-17 Ekim 2015, Bursa 2014

Detaylı

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE NEOADJUVAN KıSA DÖNEM VE UZUN DÖNEM KEMORADYOTERAPI SONRASı HAYAT KALITESI DEĞERLENDIRILMESI SORUMLU ARAŞTIRMACI: Prof.Dr.ESRA SAĞLAM YARDIMCI ARAŞTIRMACI: Dr. ŞÜKRAN ŞENYÜREK

Detaylı

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI

İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI RAPOR BÜLTENİ İSTATİSTİK, ANALİZ VE RAPORLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI Tarih: 10/09/2015 Sayı : 8 Dünya Lenfoma Farkındalık Günü 15 Eylül 2015 Hazırlayan Neşet SAKARYA Birkaç dakikanızı ayırarak ülkemizde 2011

Detaylı