Neoliberal Küreselleme Kalkınma için Bir Fırsat mı, Engel mi?

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Neoliberal Küreselleme Kalkınma için Bir Fırsat mı, Engel mi?"

Transkript

1 ERC Working Paper in Economic 04/09 August 2004 Neoliberal Küreselleme Kalkınma için Bir Fırsat mı, Engel mi? Fikret enses ktisat Bölümü Orta Dou Teknik Üniversitesi Ankara Economic Research Center Middle East Technical University Ankara Turkey

2 Neoliberal Küreselleme Kalkınma için Bir Fırsat mı, Engel mi? Fikret enses* ODTÜ ktisat Bölümü 1) GR Dünya nüfusunun dörtte üçlük bir kısmını oluturan azgelimi ülkeler önemli bir kalkınma sorunuyla karı karıya bulunmaktadır. Bu soruna karı, özellikle son elli yılda gösterilen ilgiye karın bu ülkelerle sanayilemi ülkeler arasında büyük refah farklılıklarının bulunduu, bu ülkelerde yaayan milyonlarca insanın hâlâ yeterli beslenme, salık, eitim gibi olanaklardan yoksun olduu, isizlik ve yoksulluk gibi sorunlarla karı karıya kaldıı görülmektedir. Zaman içinde evrim geçiren kalkınma kavramının bugün kendi kendine sürdürülebilen büyüme, üretim biçiminde yapısal deime, teknolojik yenilik, sosyal, siyasal ve kurumsal yenileme ve insanların yaam koullarında yaygın iyileme gibi temel unsurlardan olutuu konusunda geni bir görü birlii bulunmaktadır. 1 Birçok dier alanda olduu gibi, kalkınma sorununa ilikin tartımalar da son yıllarda artan ölçülerde yaygın bir küreselleme söylemi içinde yapılmaktadır. Kalkınma kavramının aksine, küresellemenin yeterli bir kavramsal olgunlua ulatıı ve üzerinde fikir birlii oluan bir tanımı olduu söylenemez. Bununla birlikte, küresellemenin en yaygın kullanımda mal ve hizmetlerin, üretim faktörlerinin, teknolojik birikimin ve finansal kaynakların ülkeler arasında serbestçe dolaabildii ve faktör, mal, hizmet ve finans piyasalarının giderek bütünletii bir süreç anlamı taıdıı söylenebilir. Bu alanlarda ulus devletlerin etkisinin giderek zayıflaması, buna karılık çokuluslu irketlerin baat bir rol üstlenmesi de küreselleme sürecinin en temel özellikleri arasında yer almaktadır. ktisat dıındaki sosyal bilimcilerin ise küreselleme sürecinin sosyal ilikilerde ve karılıklı baımlılıkta dünya çapında artı gibi özelliklerini ön plana çıkardıkları görülmektedir. 2 Küreselleme, ortaya çıkmasındaki nedenler, temel özellikleri ve etkileri açısından da tartımalı bir konudur. Öte yandan, günümüzdeki küreselleme tartımalarının bu boyutlarıyla son çeyrek yüzyılda bütün dünyada giderek yaygınlaan neoliberal iktisat politikalarıyla ilikilendirildii gözlenmektedir. Neoliberal küreselleme olarak tanımlanabilecek bu süreçte kalkınma olgusu dorusal bir süreç olarak deerlendirilmekte ve piyasa ekonomisinin mutlak hâkimiyetiyle sonuçlanan bir ideal son la özdeletirilmektedir. Bu çalımanın amacı, neoliberal küreselleme süreci içinde kalkınma açısından ortaya çıkan fırsat ve engelleri tartımak, bu süreçle kalkınma arasındaki ilikiyi bütüncül olma kaygısı taımadan ana hatlarıyla sorgulamaktır. Neoliberal iktisat politikaları küreselleme sürecini besleyen temel unsur olarak belirlenmekte ve bu sürecin kalkınma açısından fırsatlardan çok engeller oluturduu ve kalkınma amacıyla kimi temel açılardan çelitii sonucuna varılmaktadır. *Bu yazının ilk taslaını okuyup deerli görü ve eletirilerini bana iletmek zahmetine katlanan Saniye Dedeolu ve Cem Somel e, yazıdaki bütün hata ve eksikliklerin sorumluluu bende kalmak üzere teekkür ederim. 1 Bu tanım için bkz. Adelman (2000:1). 2 Bkz. Subaat (2004). 1

3 Çalıma altı bölümden olumaktadır. Bu giriten sonraki ikinci bölümde neoliberal küreselleme sürecinin ortaya çıkmasındaki temel etmenler özetlendikten sonra üçüncü bölümde, bu süreçte belirleyici bir rol oynayan ana parametreler üzerinde durulmaktadır. Dördüncü bölümde, neoliberal küresellemeye ilikin temel tartıma alanları birkaç ana balık altında özetlendikten sonra bu sürecin temel etkileri ana hatlarıyla tartıılmaktadır. Çalımanın beinci bölümü neoliberal küreselleme sonunda gelinen noktanın kalkınma açısından deerlendirilmesine ve kalkınma çalımalarının geleceine yönelik kimi öngörü ve önerilerimize ayrılmıtır. Altıncı ve son bölümde ise çalımanın sonuçlarına yer verilmektedir. 2) KÜRESELLEMENN KÖKENLER VE OLUUMU Son çeyrek yüzyılda hızlanan ve küreselleme olarak nitelenen sürecin ortaya çıkmasında biliim ve iletiim teknolojilerindeki hızlı deiim, taıma/ulatırma maliyetlerindeki azalma ve bunların üretim teknikleri ve piyasaların bütünlemesi üzerinde yarattıı köklü deiiklikler kukusuz önemli ölçüde etkili olmutur. Bugünkü küreselleme sürecinin kökenleri neoliberalizmin 1970 li yılların sonlarında balayan yükseliiyle yakından ilikilendirilebilir. Öte yandan, kinci Dünya Savaı nı izleyen yirmibe otuz yıllık dönem de özünde yılları arasına düen birinci küreselleme döneminin kimi önemli izlerini taımakta ve ona dönü iaretleri vermektedir. Bu dönemde, dı ticaret serbestletirmesi yolunda önemli adımlar atılmı olması, çokuluslu irketlerin önem kazanması, üye ülkelerin iktisadi bütünlemesi amacıyla oluturulan Avrupa Ekonomik Topluluu nun dünya ekonomisi içindeki etkisini artırması ve bata Batı Avrupa ya yönelik olmak üzere içi göçünün önemli boyutlara ulaması bu dorultudaki gelimeler arasında yer almaktadır. Ancak bu dönemin küreselleme olarak nitelendirilmesini engelleyen iki temel unsur bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, kinci Dünya Savaı nı izleyen yıllarda siyasal anlamda baımsızlıklarına kavuan azgelimi ülkelerin, serbest piyasa aırlıklı politikalar aracılııyla dı dünya ile bütünlemek yerine devlet önderliinde içe dönük sanayileme politikaları uygulamayı yelemi olmaları ve sanayilemi kapitalist ülkelerin de Souk Sava ın etkili olduu bu dönemde bu gelimeye göz yummu olmalarıdır. Bu balamda ikinci temel unsur, bu ülkelerin birçounun dorudan yabancı sermaye konusuna dikkatli ve hatta kukulu bir biçimde yaklamaları, dı yardımlardan medet umarak devletten devlete borçlanmayı ön planda tutmaları ve uluslararası finans piyasalarının büyük ölçüde dıında kalmalarıdır dönemi, 1980 sonrasında ivme kazanacak küreselleme sürecinin ortaya çıkması açısından önemli gelimelere sahne oldu. Petrol ihracatçısı ülkelerin ellerindeki petrodolarlar içe dönük sanayileme stratejileri uygulayan ülkelerin artan finansman gereksinimini karılamak amacıyla sanayilemi ülkelerdeki finans kuruluları yoluyla azgelimi ülkelere yönlendirilmeye balandı. Bunun sonucunda, kısa sürede önemli bir artı gösteren uluslararası özel finansal akımlar, bir yandan azgelimi ülkelerde uygulanmakta olan içe dönük sanayileme modelinin bir süre daha sürmesine olanak tanırken, dier yandan özel finansal piyasaların önemini artırarak imdiki küresel dalganın öncü bir unsuru oldu. Bu sürecin sonunda ortaya çıkan uluslararası borç krizi bu modelin sona ermesi ve uluslararası kurulular güdümünde neoliberal politikaların azgelimi ülkelerin çok büyük bir kısmını içine alacak bir biçimde yaygınlaması ve bugün küreselleme diye adlandırılan sürecin fiilen balaması anlamına geldi. Ardarda gelen petrol krizleri sırasında petrol ihracatçılarıyla ithalatçıları arasında gözlenen çıkar çatımalarının katkısıyla azgelimi ülkelerin birlikte tek bir vücut olarak hareket etme çabalarının sekteye uraması ve sonunda bu birlikteliin çöküü 2

4 ve Kalkınma ktisadı na ilginin azalıı küreselleme sürecinin yaygınlamasıyla aynı yıllara rastladı. Sanayilemi kapitalist ülkelerde verimlilik artılarının önemli ölçüde yavalaması ve hızla artan dünya petrol fiyatlarının da etkisiyle iddetlenen stagflasyonist eilimler bu ülkeleri de sermaye birikim sürecinin sürdürülmesi konusunda yeni arayılara itti. Aynı dönemde, Reagan-Thatcher rejimlerinin baını çektii bir ortamda neoliberalizmin yükselie geçtii sanayilemi ülkeler için dünya nüfusunun çok büyük bir kısmını oluturan azgelimi ülkeler ilk akla gelen çıkı yolu oldu. Azgelimi ülkelerin dünya kapitalist sistemine bu dönemde eklemlenmesini sanayilemi ülkeler açısından gerekli kılan birkaç temel unsur ön plana çıktı. Bunlardan birincisi, azgelimi ülkelerin sosyalist bloka ek olarak ayrı bir güç olarak ortaya çıkması ve mevcut güçler dengesini sorgulayarak uluslararası yeni ekonomik düzen çarısında bulunmasıdır. kinci unsur, bata yeni sanayileen ülkeler olmak üzere azgelimi ülkelerde hız kazanan sanayileme çabalarının sanayilemi ülke sanayilerinin uluslararası rekabet gücü açısından yarattıı kaygılardır. Üçüncü unsur ise, borç krizinin sanayilemi ülke finans piyasalarında yarattıı deprem sonucunda azgelimi ülkelerin borçlarını ödeme kapasitelerinin ancak ihracata yönelmeleriyle mümkün olabilecei yolundaki deerlendirmelerdir li yılların sonunda, aynı amaçlar dorultusunda birlikte hareket etmeye balayan IMF ve Dünya Bankası nın katkılarıyla neoliberal ekonomi politikaları azgelimi ülkelerin büyük bir kısmına hızla yayıldı. 3 Bu politikalar, mal ve faktör piyasalarında fiyat müdahalelerinin kaldırılması, dı ticaretin ve finans piyasalarının serbestletirilmesi, kamu iktisadî kurulularının özelletirilmesi, dorudan yabancı yatırımların ve dı finansal akımların serbestletirilmesi, eitim ve salık bata olmak üzere sosyal hizmet alanlarında özelleme eilimlerinin yaygınlaması ve igücü piyasalarının esnekletirilmesi gibi amaçları ön planda tutarak bu ülkeleri dıa açık serbest piyasa ekonomisi dorultusunda dönütürme yolunda etkili oldu. Bu politikalar deiik ülkelerde farklı sıralama ile ve farklı bir hızda uygulanmı olsalar da 4 bu amaçlar dorultusunda birbirini destekleyen kendi içinde tutarlı bir önlemler demeti oluturdu. Neoliberal küresellemenin kök salması ve derinlemesinde, etkili sanayilemi ülkeler ve IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluları çok önemli bir rol oynadı. Bu kuruluların, bata ABD olmak üzere ana hissedarlarıyla yakın ilikileri, öteden beri bilinmekle birlikte son on, onbe yılda iyice gün yüzüne çıktı. Özellikle kısa dönem istikrarsızlık içindeki azgelimi ülkelerin iktisat politikalarına müdahalesi oldukça eskilere dayanan IMF ye 1980 li yıllarda Dünya Bankası da eklendi ve yapısal uyum politikaları aracılııyla, özellikle dı ticaret serbestletirmesi ve özelletirme gibi alanlarda önemli ölçüde etkili oldu yılında sonuçlanan yedi yıllık uzun Uruguay müzakere sürecinin bir ürünü olarak 1995 yılında kurulan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) de neoliberal küresel düzenin kurumsal yapısının temel talarından birini oluturdu. DTÖ, bazı önemli alanlarda azgelimi ülkelerin hareket alanını kısıtlayıcı yeni denetim mekanizmalarının gündeme gelmesinde önemli bir rol üstlendi. 3 Latin Amerika balamında bu yönde bir deerlendirme için bkz. Öztürk ve de Olivier (2004). 4 Örnein özelletirme, Rusya da en batan kamu açıklarının kapatılması amacıyla ilikilendirilirken (bkz. Bedirhanolu,2004) Türkiye de bu amaç uzun süre etkinliin artırılması amacının gölgesinde kalmıtır. 3

5 Kamuoyunun dikkatlerini dier iki kurum kadar çekmese de DTÖ, liberalleme eilimini mal ticaretinin ötesinde hizmet ticaretine ve dı ticaretle ilgili olarak fikrî mülkiyet hakları ve yatırım alanlarına doru geniletme açısından etkili bir güç olarak ortaya çıktı. Kuruluundan bu yana kısa bir süre geçmesine karın DTÖ imdiden, Dünya Bankası ve IMF ile aynı amaçlar dorultusunda hareket edeceinin iaretlerini vermeye baladı. DTÖ, azgelimi ülkelerin dı ticarete, yabancı sermaye yatırımları ve teknoloji akımlarına daha açık bir hale gelmelerini salayarak, çokuluslu irketlerin hareket alanındaki engelleri kaldırarak, emek ve çevre standartları ve rekabet politikası gibi konuların bu çerçevede gündeme gelmesine yol açarak bu ülkelerin devlet müdahale alanını özellikle sanayileme politikası açısından önemli ölçüde daraltan bir ileve sahip olduunu kanıtladı. 5 Sovyetler Birlii nin parçalanmasını izleyen yıllarda eski sosyalist ülkelerin de neoliberal bir dönüüm süreci içine girmi olmaları küreselleme süreciyle bu dönüüm arasındaki karılıklı etkileimi artıran ve azgelimi ülkelerde baka alternatif yok söylemini yaygınlatıran bir etki yarattı. Aynı dorultuda bir baka gelime, 1997 yılında patlak veren Asya Krizi oldu. Bu kriz, neoliberal modelin taraftarları için azgelimi ülkelere neoliberalizm karısında oldukça farklı bir gelime modeli sunan Dou Asya ülkelerinin etkisinin kırılması açısından önemli bir fırsat yarattı. 6 Küreselleme sürecinin hız kazanmasında etkili bir rol oynayan neoliberal iktisat politikalarının olumsuz sonuçları ortaya çıkmaya baladıında bu politikaları savunanların tepkisi bu yaklaımın köklü bir biçimde yeniden gözden geçirilmesi biçiminde olmadı. Tam tersine, yoksullukla mücadele ve iyi yönetiim amaçları ön plana çıkarılarak daha sonraki bölümlerde tartıılacaı üzere olumsuz sonuçlar, uygulanan politikalar yerine azgelimi ülkelerin bunları uygulamadadaki kusur ve yetersizlikleriyle ilikilendirilerek neoliberalizmin derinleerek kök salması amacı güdüldü. ABD Bakanı G. Bush un Mart 2002 de yaptıı konumadaki u görüleri 7 uluslararası kuruluların iyi yönetiim olarak ön plana çıkardıkları bu yeni yaklaımı çok çarpıcı bir biçimde özetlemektedir. 8 Daha fazla yardımı siyasal ve yasal (benim vurgum) ve ekonomik reformlara balamalıyız. Yılda 5 milyar dolarlık artı adilane bir idare gösteren, insanlarına yatırım yapan ve ekonomik özgürlükleri tevik eden ülkelerin projelerine yönlendirilecektir li yıların balarında neoliberal iktisat politikalarının da katkısıyla hız kazanan küreselleme süreci, dı ticaret, yabancı sermaye ve özellikle finansal akımların hızla artmasında 9 ve çok uluslu irketlerin etkinlik alanının genilemesinde önemli bir rol oynamıtır. 5 DTÖ çerçevesinde gündeme gelen uygulamaların gelimekte olan ülkeler açısından ayrıntılı bir deerlendirmesi için bkz. Wade (2003 ). 6 Kazakistan ve Kırgızistan ın sosyalizm sonrası dönemdeki model arayılarında en çok ilgilendikleri modelin G.Kore ve Japonya modeli olması bu modelin gelimekte olan ülkeler açısından önemini dorulamaktadır.bkz. Güne (2004) Yardımı beliri bir standartta yönetiim artına balamayı savunan bu dorultudaki görülere dier yüksek gelirli ülkelerde de raslamak mümkündür. Bkz. Avustralya Babakanı John Howard ın 23 Austos, 2002 tarihli konuması. 9 Örnein, uluslararası finans piyasalarında günlük ilem hacminin döviz cinsinden 1990 lı yılların ortalarında 1.8 trilyon dolara ulaması, tahvil ve teminatların deerinin ABD de 1980 li yılların baında GSYH nin sadece 4

6 3) KÜRESELLEME: ANA PARAMETRELER Küreselleme olgusunu kavrayabilmenin en temel önkoulu onun çerçevesini oluturan ve yörüngesini belirleyen ve aaıda birkaç balık altında toplayabileceimiz ana parametrelerinin iyi anlaılmasıdır. Dengesiz Güç likileri Küreselleme süreci dünyadaki güçler dengesinin azgelimi ülkeler karısında sanayilemi ülkelerin, genel olarak da emek karısında sermaye kesiminin giderek güçlendii bir çerçevede gelimektedir. Sermaye stoku, sanayi üretimi, dı ticaret ve teknolojik birikim açısından sanayilemi ülkelerin hâkim konumu dünya ekonomisindeki güç ilikilerinin temelini oluturmakta ve azgelimi ülkelerin hareket alanını en batan kısıtlamaktadır. Örnein, dı ticaret ilikileri açısından, sanayilemi ülkeler ihracat ve ithalatlarının çok büyük bir kısmını birbirlerine yönlendirirken azgelimi ülkelerin ihracat ve ithalatının büyük bir kısmı sanayilemi ülkeler üzerinde younlamaktadır. Azgelimi ülkelerin iktisat politikaları üzerindeki etki ve denetim alanlarını neoliberal küreselleme süreci içinde daha da genileten uluslararası finans kurulularının bu dengesiz güç ilikilerinin daha da bozulmasında etkili bir rol oynadıkları gözlenmektedir. Sanayilemi ülkelerin hâkim konumda olduu mevcut güçler dengesi, bu ülkelerin kendi çıkarlarını ön plânda tutan tutum ve davranılarıyla birletiinde azgelimi ülkeler için ek güçlükler yaratmaktadır. O kadar ki, sanayileme süreçlerini etkin devlet müdahalesi ve korumacı politikalar yoluyla gerçekletirmi olan sanayilemi ülkelerin imdi aynı yoldan geçmek isteyen azgelimi ülkelerin yolunu neoliberal politika uygulamaları aracılııyla tıkadıı dorultusundaki saptamalar giderek daha çok taraftar bulmaktadır. 10 Sanayilemi ülkelerin azgelimi ülkelerin kendi tarihsel deneyimlerini unutturmak istercesine kalkınma çabalarına kendi öz çıkarları dorultusunda yaklatıklarına ve birçok konuda çifte standart uyguladıklarına ilikin birçok örnek bulunabilir. Sanayilemi ülkeler, son yıllarda bir yandan igücü piyasalarının esnekletirilmesini savunurken dier yandan azgelimi ülkelerde emek standartlarını vurgulayarak yeni bir korumacı eilim içine girmektedirler. Bunun gibi, evrenin korunması için önerdikleri düzenlemelerin de bir ölçüde azgelimi ülkelerin sanayileme ve büyüme çabalarını kısıtlama ve rekabet gücünü azaltma amacından güdülendii söylenebilir. Öte yandan, ABD nin 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın balarındaki hızlı sanayilemesinin çevrenin korunması konusunda büyük bir duyarsızlık içinde gerçekletirildii, 11 sanayilemi ülkelerin dünya nüfusu içindeki paylarıyla orantısız bir biçimde çevrenin tahribatından sorumlu olduu ve zararlı atıkları azgelimi ülkelere yönlendirme konusunda duyarsız davrandıkları nedense gözardı edilmektedir. Neoliberalizmin yoksullua bakı açısının da özçıkara dayalı ulusal ve uluslararası güç ilikileri tarafından biçimlendii gözlenmektedir. Kapitalizmin, özellikle 19. yüzyıl deneyimi artan yoksulluun toplumsal gündemde ön plana çıkabilmesinin biribiriyle yakından ilintili iki temel önkoulu olduunu göstermektedir. Bunlardan birincisi, artan yoksulluun varlıklı %10 undan 1993 yılında %135 ine yükselmesi finansal serbestletirmenin bu dönemde kazandıı hızı göstermektedir. Bkz. Chandrasekhar (2003: 217). 10 Bkz.. örnein Chang (2003). 11 Bkz. Marin (2004). 5

7 kesimlerin salıını ve genelde kamu düzenini tehdit edecek boyutlara varması, yani bu kesimlerin öz çıkarlarının yoksullukla mücadele yanlısı bir yönelimi gerekli kılması, ikincisi ise yoksul kesimlerin kendilerinin veya onların sorunlarına duyarlı kesimlerin yüksek bir örgütlenme düzeyine erierek siyasal bir güç olarak ortaya çıkabilmesidir. Günümüzde öz çıkarın farklı bir boyutu, uluslararası finans kurulularının artan yoksulluu neoliberal reformların yaygınlaması ve derinlemesinin önünde bir engel olarak görmeleridir. Dünya Bankası nın 1980 li yıllar boyunca neoliberal yapısal reformlar üzerinde younlaıp yoksulluk konusunu ancak bu reformların olumsuz bölüüm etkilerine yönelik eletirilerin younlamaya baladıı bir dönemde, 1990 lı yılların baında yeniden hatırlamı olması bu gözlemi dorular niteliktedir. 12 Neoliberal yaklaımın yoksulluu belirleyen servet ve gelir daılımı gibi konulardan ve onlarla yakından ilikili siyasal güç ilikilerinden olabildiince uzak durması ve yoksullua karı ilgisini ise belirli konjonktürlerde düürüp belirli konjonktürde artırmakla birlikte her durumda retorik düzeyinde yüksek ama uygulamada düük düzeyde tutabilmesi aynı dorultuda deerlendirilebilecek özelliklerdir. Dünya Bankası nın sosyalizm sonrası geçi sürecindeki ülkelere önce ok terapi uygulamaları yolunda telkinde bulunup 13 sonra bu telkin dorultusundaki uygulamaların doal bir uzantısı olarak ortaya çıkan yoksullukla mücadelenin de ba aktörlüü rolüne soyunması Bretton Woods kuruluları nın önceliklerini ve içine dütükleri çelikileri göstermesi açısından ilginç bir örnek oluturmaktadır. Kalkınma Sorunsalına deolojik Yaklaımlar Bugünkü küresel düzen, dengesiz güç ilikilerinin bir yansıması olarak, azgelimi ülkelerin genelde aleyhine çalıan bir süreç olarak ortaya çıkmasına karın, bata uluslararası kurulular olmak üzere neoliberal politikaların destekçileri bu süreci, ideolojik bir yaklaımla çok farklı bir ekilde yorumlamaktadır. Bu durum, en açık bir ekilde kalkınma modeline ilikin tartımalarda göze çarpmaktadır. Örnein, Dou Asya ülkelerinin kalkınma deneyimleri, özellikle son yirmi yıldaki kalkınma tartımalarında önemli bir yer tutmutur. Gözlemciler, bu ülkelerin hızlı sanayileme ve ihracat artıları yoluyla hızlı bir büyüme gerçekletirdikleri, istihdamda büyük artılar saladıkları, yoksulluk ve gelir daılımı açısından da dier azgelimi ülkelere kıyasla daha baarılı bir performans sergiledikleri konusunda görü birlii içindedirler. Bu konuya ilikin tartımalar konumuz açısından birkaç boyutta önem kazanmaktadır. Bunlardan birincisi, bu baarının açıklanması ve yorumlanmasıyla ilgilidir. Yorum ve açıklamalar, dünya ekonomisinin konjonktürel durumundan siyasal ve kültürel etmenlere kadar uzanan geni bir yelpaze içinde yer almakla birlikte, 14 kalkınma sürecinde devletin rolü tartımaların ana eksenini oluturmaktadır. Neoklasik iktisatçıların uzun yıllar boyunca bu modeli serbest piyasanın ve dünya ekonomisiyle bütünlemeyi amaçlayan dıa açık politikaların mutlak zaferi olarak gösteren yorumlarının doru olmadıı, baarının 15 arkasında belirli stratejik sektörlere yönelik korumacı önlemlere de bavuran seçilmi alanlarda sanayilemeyi amaçlayan kapsamlı bir devlet müdahalesinin kilit bir rol oynadıı ve ideolojik temelli önceki yorumların yanlılıı daha sonraki çalımalarca açıkça ortaya konmutur. 12 Bkz. enses (2001). 13 Bkz. Güne (2004). 14 Bu konuda bkz. Subaat (2004a). 15 Bu tartımaların dier uca kayarak bu ülkelerin hızlı kalkınma dönemlerindeki baskıcı ve otoriter uygulamalarını gözardı etmemesi gerekir. Bkz. enses (1996). 6

8 Bretton Woods kuruluları aynı yanlı tutumlarını Dou Asya Modeli nin G. Kore ve Tayvan dan bir sonraki evresinin uygulayıcıları olan Endonezya, Malezya ve Tayland ın baarılarını yorumlarken de sergilemiler ve bu ülkelerin baarısını çeitli alanlardaki serbestletirme uygulamalarıyla ilikilendirmilerdir. Bu ülkelerin seçilmi alanlarda müdahaleci politikalar uygulayarak sanayileme yolunda önemli baarılar elde ettikleri, serbestletirme yönelimli politkalarının ise olumlu sonuçlar vermedii, aksine eitsizliklerin artmasında önemli bir rol oynadıı ise ancak daha sonraki titiz çalımalar sonucunda ortaya konabilmitir yılında yayınlanan ve Dünya Bankası nın Dou Asya kalkınmasının katııksız neoliberalizmden farklı unsurlar taıdıını kabullenmek zorunda kaldıı Dou Asya Raporu nun hazırlanıında Japon Hükümeti nin ve yoksulluk temasını ileyen 2000/2001 Dünya Kalkınma Raporu nun hazırlanıında da ABD Hazine Bakanlıı nın içerie yönelik müdahaleler yapmı olması neoliberal küresellemenin balıca savunucusu konumundaki uluslararası kuruluların ideolojik temelli baskılara açık konumlarının birer göstergesi olarak deerlendirilebilir. Dou Asya modelinin konumuz açısından önem kazanan ikinci boyutu, Asya Krizi nin yorumlanmasıyla ilgilidir. Bu yorumlar da, kriz öncesi kalkınma deneyiminin yorumlarında olduu gibi derin ideolojik izler taımaktadır. Neoliberal gözlemciler bu krizi müdahaleci politikaların iflâsı olarak yorumlarken, serbest piyasa aırlıklı dıa açık politikaların bir seçeneinin bulunmadıının bir kez daha kanıtlandıını ileri sürmektedir. Öte yandan, Bretton Woods kuruluları nın Asya Krizi nin hemen öncesinde bu ülkeleri adeta bir makroekonomik istikrar abidesi olarak gösteren, kriz çıktıktan sonra ise büyük bir dönü yaparak krizi makroekonomik istikrarsızlıkla açıklayan tutumu bu kuruluların yanlı ve ideolojik yaklaımlarının bir dier örneini oluturmaktadır. Bretton Woods kuruluları nın, bir kısmı bilimsel olmaktan çok propagandist unsurlar taıyan deerlendirmeleri Dou Asya modeline ilikin tartımalarla sınırlı kalmamıtır. Bu kurulular, geçi ekonomilerine yönelik çeitli deerlendirmelerinde devlet müdahalesinin olumsuz etkilerine ilikin, bir kısmı haklı çeitli olumsuzlukları ön plâna çıkarttılar. Öte yandan, bu ülkelerin uzun süren reform süreçlerinde farklı boyutlarda da olsa genelde karı karıya kaldıkları, yüksek oranda enflâsyon, isizlik, yoksulluk, gelir daılımındaki artan eitsizlikler, yolsuzluk ve kamu düzeninin bozulması gibi serbest piyasa modeliyle özdeletirilebilecek toplumsal maliyetlere yeterli önem vermekten kaçındılar. Bu durum, kukusuz, bu kuruluların küreselleme sürecine taraflı ve ideolojik yaklaımlarının bir dier örneini oluturmaktadır. Dengesiz güç ilikileri ve sanayilemi ülkelerin kalkınma sorunsalına ideolojik bazda ve kendi çıkarları dorultusunda yaklamalarının doal bir sonucu olarak küreselleme süreci bu ülkelerin azgelimi ülkelerle ilikilerinin simetrik olmayan bir dorultuda gelimesine yol açmaktadır. DTÖ nün de sanayilemi ülkelerin dı ticaret ve tarım politikası uygulamalarına azgelimi ülkelerinkiler kadar duyarlı olmaması ve korumacı uygulamalara göz yumması bu kuruluların öncelikle azgelimi ülkeleri denetim altına alma ilevi gördüüne ilikin tezleri güçlendirmektedir. Örnein, sanayilemi ülkelerdeki az sayıda tarımsal üreticiye yönelik tarımsal destekler çok önemli boyutlara ulaırken azgelimi ülkelerin bu olanaktan giderek yoksun bırakılmaları bir yandan bu ülkelerin sanayilemi ülkelere yapabilecekleri tarım ürünleri ihracatını olumsuz yönde etkilerken dier yandan neoliberal küresellemenin bir dier çelikisini oluturmaktadır. 16 Bkz. Sundaram (2003). 7

9 Depolitizasyon Neoliberal küreselleme süreci her ne kadar liberal demokrasi idealiyle özdeletirilmeye çalıılıyorsa da bu sürece derin bir depolitizasyon süreci elik etmektedir. Bunu deiik düzlemlerde gözlemlemek mümkündür. lk önemli temelleri 1940 lı yılların sonlarında Birlemi Milletler Latin Amerika ktisat Komisyonu (UNECLA) çerçevesinde atılmaya balayan ve azgelimi ülkelerin, ortak çıkarları etrafında uluslararası platformda mücadele etmesini amaçlayan birliktelik, 1960 lı yıllarda Birlemi Milletler çerçevesinde etkinlik göstermeye balayan UNCTAD la yeni bir ivme kazanmı ve 1970 li yıllarda 77 ler Grubu ve Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen çarılarıyla zirveye ulamıtır. Uluslararası ticaretin azgelimi ülkeler aleyhine ileyiini ve uluslararası kuruluların ilev ve karar mekanizmalarını sorgulayan, radikal sayılabilecek çözüm önerileriyle önemli çıkılar yapabilen ve kendini Üçüncü Dünya olarak yeni ve etkili bir güç olarak hissettirmeyi baaran bu birlikteliin, önce petrol krizleri ve ardından borç krizi ve neoliberal politikaların hızlı tırmanıı karısında çöktüü görülmektedir. Bu çöküntü o kadar büyük olmutur ki, bu ülkeleri birletiren en temel ortak paydanın artık 1970 li yıllarda sorguladıkları ve yer yer çatıtıkları uluslararası finans kurulularıyla gelitirdikleri yakın ilikiler ve onların güdümünde oluturdukları neoliberal politikalar olduu söylenebilir. Uluslararası finans kurulularının ülke ekonomi politikalarının belirlenmesinde artan ölçülerde bir rol oynaması ve Avrupa Birlii (AB) gibi üst kurululara üyelik ve onlarla yakın ilikiler de bu kuruluların çeitli artlılık kıstaslarına uyum anlamına gelmitir. Bu dorultudaki gelimeler, sonuçlarının olumlu veya olumsuz olmasından baımsız olarak yukarıdan aaıya reform sürecinin örneklerini oluturmu ve dolaylı olarak da olsa depolitizasyon sürecine katkıda bulunmutur. Örnein, AB ye üyelik aamasında Merkezi ve Dou Avrupa ülkeleri, katılımcı demokrasi ilkeleriyle çelimesine karın AB ye uyum paketlerini kendi parlemantolarından yeterli tartıma yapılmadan ve bazı durumlarda halk destei olmadan geçirmekte sakınca görmemilerdir. 17 Depolitizasyon süreci birçok ülkenin deneyimlerinden de açıkca izlenebilmektedir. Bazen baskıcı ve otoriter rejimler, bazen de ekonomik krizler sendikaların ve neoliberal politikaları siyasal platformda da etkili bir biçimde sorgulayan sivil toplum örgütlerinin gücünün kırılmasında ve toplumsal etkilerinin erozyona uramasında önemli bir rol oynamıtır. Bata finans piyasaları olmak üzere, neoliberal küreselleme sürecinde ön plana çıkan sektörlerin ortalama ücretin çok üstünde ücret yapılarına sahip olması da çalıan sınıfların arasındaki dayanımayı olumsuz yönde etkilemi ve çalıan sınıfların verimlilik ve ücret düzeyi balamında eskisine kıyasla çok daha büyük çapta ayrımasına neden olmutur. Bu da, birçok durumda verimlilii ve ücreti düük ilerin kadınların yarı zamanlı ve geçici istihdamındaki hızlı artı yoluyla doldurulması anlamına gelmitir. 18 Dı ticaret serbestletirmesi de sanayilemi ülkelerin ilgili i kollarında çalıan içilerin i güvenliini tehdit ettii ölçüde içi sendikalarının uluslararası platformdaki dayanımasını zayıflatmıtır. 17 Bknz. Arıkan ve Kar (2004). 18 Bkz. Dedeolu (2004). 8

10 Neoliberalizm ve onun sözcülerinin ön plana çıkarmak istedikleri sivil toplum örgütlerinin, genellikle neoliberal modelin ana ilkelerini sorgulamayan, onun çizdii dar çerçeve içinde hareket etmeyi kabullenenen ve siyasal alanda etkisiz türden örgütlenmeler olduu gözlenmektedir lı ve 1970 li yıllarda sendikal hareketle birlikte önemli bir siyasal güç olarak ortaya çıkan gençlik hareketleri de, bu süreç içinde önemli bir darbe yemitir. Gençler, bir yandan küresellemenin, tüketim eilimlerini körükleyen kültürel çekicilii, dier yandan da neoliberalizmin bata i bulma olmak üzere yarattıı çeitli güçlüklerle ba etme zorunluluu karısında ülke sorunlarına karı duyarsızlamılar ve siyasal katılım konusunda çekingen bir konuma itilmilerdir. Sosyal demokrat partiler ise, neoliberal küresellemeye karı durmak yerine onun temel ilkelerini kabullenme yanılgısına dümüler ve geni halk yıınlarıyla balarının giderek kopmasına seyirci kalmılardır. Böyle bir ortamda, yoksulların etkili bir biçimde örgütlenmeleri daha da zorlamıtır. Yoksullukla mücadele alanı devletten yapılacak transferlere ve hayırsever yurttaların dorudan ve sivil toplum örgütleri aracılııyla yapacakları katkılara, enformel sektörün istihdam yaratma kapasitesine ve aile ve topluluk içi yardımlamaya hapsolmu bir görünüm içine girmitir. ngiliz çi Partisi bata olmak üzere sanayilemi ülkelerdeki güçlü sosyal demokrat partilerin eitsizlie karı mücadeleyi gündemlerinden çıkarmaları da yoksulluun çok daha yüksek boyutlara ulatıı azgelimi ülkelerdeki yoksulluk tartımalarının da eitsizlik/gelir daılımı gibi konuları sorgulamayan bir kısırlık içine girmesinde kukusuz etkili olmutur. Demokrasi Neoliberal iktisat politikaları dünyanın çeitli yerlerinde çeyrek yüzyıla yakın bir süre uygulama ansı yakalamıtır. Bu dönem içindeki performansı bir önceki dönemdeki uygulamalara kıyasla kayda deer bir iyiletirme salayamadıı gibi birçok alanda durumun daha da kötülemesine yol açmıtır. Daha da önemli olarak neoliberalizm kendi vaatlerinin birçok alanda gerçeklemediinin açık seçik olarak ortaya çıktıını gördüünde bu durumu sistemik kusurlarında aramak yerine bu çerçevede önerileren politikaların iyi uygulanamadıını ve iyi uygulamayı engelleyen yönetiim kusurları bulunduunu vurgulayarak reform sürecinin siyasal alana doru daha da derinletirilmesi yolunu seçmitir. Bu yeni anlayı dorultusunda, devletin dorudan yetki alanındaki bazı önemli kararlar, 2001 Krizi sonrasında Türkiye de olduu gibi eker Kurulu gibi baımsız kurullar a devredilmektedir. Bunun gibi, dı yardımların da hükümetler yerine, katılımcılıı ve demokrasiyi güçlendirme adına sivil toplum kurulularına yönlendirilmesi amaçlanmaktadır. Dorudan ekonomik yaama yönelik uygulamalarda olduu gibi, bu yaklaım da yerel koulları gözardı etmekte, kurumsal reformlar da her zaman her yerde geçerli ve yukarıdan aaı tek tip bir uygulamaya indirgenmektedir. Bu yaklaım, aynı zamanda yerel karar süreçlerini cılızlatırarak, bunları uluslararası kurululara baımlı kılmakta ve yerel karar verme ve sorun çözme yeteneklerini köreltmekte veya en azından bunların gelimesini engellemektedir. Bretton Woods Kuruluları nın bayraktarlıını yaptıkları iyi yönetiim odaklı bu yeni yaklaım bu kuruluların demokrasi konusundaki karnesi dikkate alındıında hiç de inandırıcı deildir. Neoliberal küreselleme sürecini derinletirmek amacı güden uygulamaların birçok yerde otoriter rejimler aracılııyla yapılması bunların demokrasinin ana ilkeleriyle tutarlılık amacı gütmediini açıkca göstermitir. Örnein, 1976 Arjantin ve 1980 Türkiye reformlarının kök salmasında askerî rejimler kilit bir rol oynamı alınan çok temel kararda geni halk kitleleri geri planda bırakılmıtır. Örnein, Rusya da yeeren toplumsal muhalefeti sindirmek için sıra dıı yetkilerle güçlendirilen Yeltsin in 1990 lı yıllar boyunca 9

11 bu dorultuda gösterdii çabaların perde arkasındaki destekleyicileri arasında neoliberal küresellemenin önde gelen aktörleri konumundaki uluslararası finans kurulularının bulunması 19 bir raslantı olarak deerlendirilmemelidir. Muhalefetteyken neoliberalizme karı tavır sergileyen siyasal partilerin ise, iktidar ansını elde ettiklerinde neoliberalizme teslim oldukları görülmütür. 20 Bu gelimeler, neoliberal ekonomi politikalarının, uygulandıı ülkelerde tek çıkı yolu olarak gösterilme ve almaık model arayılarının en batan sekteye uratılma sürecini kukusuz daha anlaılır kılmaktadır. Uluslararası Kurulu Baarısızlıı Neoliberal küreselleme öncesinde uygulanan ve devlet müdahalesini ön planda tutan içe dönük politikaların önemli bir dayanak noktası piyasa baarısızlıı (market failure) idi. Neoliberalizmin, bu müdahaleci politikaların yarattıı olumsuz etkileri açıklamadaki temel dayanak noktası ise rant arayan toplum ve devlet baarısızlıı (government failure) idi. Oysa neoliberal politikaların sermaye akımlarının finansal serbestletirmeyi de içerecek bir biçimde derinlemeye baladıı son on, on be yıllık dönem, bata IMF olmak üzere bu döneme damgasını vuran uluslararası finans kurulularının baarısızlıı olarak da nitelendirilebilir. Uluslararası kurulu baarısızlıı kavramını üç temel unsur üzerine oturtabiliriz. Bunlardan birincisi, aralarında büyük farklılıklar gösteren birçok ülkenin iktisat politikalarını ve son yıllarda bunun da ötesinde sosyal ve siyasal alana taan uygulamalarını aynı bakı açısı ve çok benzer araçlarla sıkı bir denetim altında tutma çabalarından kaynaklanmaktadır. Bu durum, son yıllarda çeitli ülkelerde yerleik bürolar açıp bu eksikliklerini giderme çabalarına karın, bu kuruluların ister istemez yerel balama ilikin olarak bilgi eksikliini beraberinde getirmekte ve uygulanan politikaların istenen sonuçlara ulaamaması sonucunu dourmaktadır. kinci unsur, bu kuruluların ilk planda, politikalarına yaygın bir biçimde müdahalede bulundukları ülkelerin çıkarlarını mı yoksa sanayilemi birkaç ülkenin ve onların baını çektii uluslararası finans piyasalarının mı çıkarlarını gözettikleri sorusuyla ilgilidir. Bugüne kadarki uygulamalar, iki kesim arasında bir çıkar çatıması söz konusu olduunda ikincilerin ön plana çıkacaı kaygısını uyandırmakta ve bu durum da baarısızlıın bir dier nedenini oluturmaktadır. Uluslararası kurulu baarısızlıı kavramının üçüncü temel unsuru, bu kuruluların, yaparak örenme kavramını âdeta yanlılarcasına geçmi deneyim ve hatalarından ders çıkarmama konusunda ısrarcı bir eilim içinde olmaları ve bazen krizlerle sonuçlanan olumsuzlukların sonuçlarını üstlenmemeleridir. Örnein, sanayilemi ülkelerin tarihsel deneyimleri yeterli denetim ve kurumsal altyapı eksiklikleri giderilmeden salanan finansal derinlemenin finansal çalkantılar ve bankacılık krizleriyle dolu olmasına karın azgelimi ülkelerin, özellikle bu kuruluların denetimindeki finansal serbestletirme deneyimlerinde aynı hataların yinelenmi olması ve zaman zaman krizlerle sonuçlanmı olması dikkate deer bir durumdur. Örnein, 1980 li yılların baında Türkiye de, gerekli kurumsal düzenlemeler yapılmadan balanan iç finansal serbestletirmenin krizle sonuçlanmı olması, gerekli dersler çıkarılmadıından 1990 lı yılların daha riskli ortamını kapsayan dı finansal serbestletirme sonunda ortaya çıkan krizleri önleyememitir. Bu durum, serbestletirme programlarının zamanlaması ve sıralaması konusunda oldukça geni bir yazına öncülük eden bu kuruluların bu konuya neden ön sıralarda, (belki birinci sırada) yer vermedikleri sorusunu hâlâ gündemde tutmaktadır. Neoliberal dorultudaki politika deiikliklerinin zamanlaması ve sıralaması konusunda gösterilen bu duyarsızlık, özellikle 1990 lı yılların balarından bu yana kısa dönem krizlerle boumak zorunda kalan ülkelerde 19 Bkz. Bedirhanolu (2004). 20 Arjantin de, örnein, 1989 yılında Menem, 1999 yılında ise de la Rua bu türden tutum deiikliklerine iyi birer örnek tekil etmektedir. Bkz. Öztürk ve de Olivier (2004). 10

12 bu kuruluları, yangından önce yeterli önlem almayan, yangından sonra ise hemen yetien ancak ilk plânda serbestletirme sürecinin derinleebilmesi için yangını körükleyici yönde müdahalede bulunan kurumlar konumuna düürmütür. 21 Uluslararası finans kurulularının politikalarının dünyanın önemli bir kısmında aynı dorultuda uygulanması ve bu yolla küresel bir düzen oluturma projesi ulus devletlerin ekonomi alanındaki müdahalelerini siyasal alana da yaygınlatıran daha derin bir müdahale biçimi olarak deerlendirilebilir. Bu nedenle, uluslararası kurulu baarısızlıı kavramının, neoliberal iktisatçıların vurguladıı devlet baarısızlıı kavramının temel unsurlarıyla neoliberal modelin doal bir sonucu olarak ortaya çıkan piyasa baarısızlıı kavramının temel unsurlarını birlikte taıdıı söylenebilir. Asya Krizi sırasında, krize giren ülkelerin tasarruf ve yatırım oranlarının yüksek olmasına karın, bu kuruluların, finansal serbestlemenin sürdürülebilmesi ve uluslararası finans piyasalarında güvenin yeniden kazanılması amaçlarına aırlık verdii ve daraltıcı para ve maliye politikalarını vurguladıı görülmütür. Asya Krizi ni neoliberal bakı açısıyla yorumlama çabalarına karın bu krizin uluslararası kurulu baarısızlıının somut bir örneini oluturduu söylenebilir. Bata IMF olmak üzere uluslararası finans kurulularının krizin geliini öngöremeyen ve kriz sonrasında da ülke koullarını dikkate almayan yanlı politikaları, bu kuruluların farklı çevrelerden youn eletiriyle karılamalarına ve sonucunda da önemli ölçüde prestij kaybetmelerine neden olmutur. Öte yandan, Türkiye nin yıllarında tarihinin en büyük ekonomi krizine IMF destekli bir program uygulanırken yakalanmı olması IMF ile yeni ve daha kapsamlı bir anlamanın yapılmasını engellememitir. Bu durum, bu ülklerin içine sürüklendikleri alternatifsizlik girdabının en taze örneklerinden birini oluturmaktadır. 4) KÜRESELLEME: TEMEL TARTIMA ALANLARI VE ETKLER Neoliberal küreselleme sürecine ilikin tartımalar birkaç ana balık altında toplanabilir. Yeni bir Süreç mi? Kapitalizmin, ülkelerin içe kapandıkları dönemlerini hızla dıa açıldıkları dönemlerden ayırmak gerekir. Örnein, dı ticaretin hızla serbestletii, sermayenin küresel anlamda hızla yer deitirdii, büyük göçler nedeniyle igücünün de serbest dolaımına olanak tanındıı kabaca yılları arasındaki dönemi küresel kapitalizm olarak betimlemek mümkündür. Öte yandan, iki Dünya Savaı ve Büyük Dünya Bunalımı nın belirleyici olduu dönemi ise, öncekinin aksine, hemen her alanda içe dönük politikaların uygulandıı ve dünya ticaretinin daraldıı bir dönem olarak tanımlanabilir. Bu iki dönem, azgelimi ülkeler için farklı anlamlar taımı, ilkinde sömürgeci yönetimler aracılııyla bu ülkeler dünya ekonomisiyle bütünlemeye zorlanırken ikincisinde, kimi Latin Amerika ülkeleri ve Türkiye gibi siyasal açıdan baımsız ülkelerde sanayilemeye dayalı kalkınmacı politikalar uygulamaya konabilmitir. Bazı gözlemciler, uluslararası ekonominin bugün ulatıı konum itibariyle, birinci küreselleme döneminin yaandıı dönemiyle kıyaslanadıında daha az açık ve daha az bütünlemi bir görünüm içinde olduuna iaret etmektedirler. Dier 21 Bu durum, Türkiye gibi kimi ülkelerde özellikle IMF yi krizlerin çıkmasında ve derinlemesinde kasıtlı davrandıı suçlamasıyla karı karıya bırakmıtır. 11

13 bazı gözlemciler ise, bu sürecin küresellemeden çok uluslararasılama olarak deerlendirilebileceini savunmaktadır. 22 Son çeyrek yüzyılda yaananların küreselleme sayılabilmesi için yepyeni bir yapının, küresel düzenin, bütün unsurlarıyla kendini hissettirmesi gerekir. Bu yönde kimi önemli gelimeler vardır. Önceki dönemin ekonomi alanındaki önemli müdahale araçlarının ulus devletlerin denetiminden büyük ölçüde çıkmı olması, denetimin Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlara devredilmi olması, çokuluslu irketlerin etkisindeki artı, uluslararası mal ve sermaye akımlarındaki hızlı artıla birlikte gerçekten de eskiye kıyasla farklı bir yapının ortaya çıkmaya baladıının iaretlerini vermektedir. Öte yandan, bu sürecin küresellemeden çok uluslararasılama olduuna ilikin önemli göstergeler bulunmaktadır. Bunların baında, bata sanayilemi ülkeler olmak üzere birçok ülkede ulus devletlerin varlıını ve birçok alanda önemini sürdürmesi gelmektedir. Öyle ki, siyasal ve ekonomik alanda bütünlemenin çok ileri düzeylere ulatıı AB de bile ulus devletlerin birçok önemli alanda yetkilerini koruduu ve böyle bir birlik içinde bile dı ticaretin AB ülkelerinin kendi aralarındaki mal akımları üzerinde younlatıı ve AB nin kendi dıındaki ülkelerle dı ticaretinin ise henüz önemli boyutlara ulaamadıı görülmektedir. 23 Dünyanın en büyük piyasalarını oluturan ABD, AB ve Japonya da, dı ticarete kıyasla iç piyasalar için üretimin GSYH içinde çok yüksek bir paya sahip olması ve dünyadaki toplam dı ticaret, üretim ve yatırımların çok büyük bir kısmının yüksek gelirli sanayilemi ülkeler arasında yapılması, 24 bu sürecin belirli ülke ve ülke grupları üzerinde younlatıını, bata Güney Sahra ülkeleri olmak üzere birçok ülke ve ülke grubunun ise bu süreçten son derece sınırlı bir biçimde etkilendiini ve giderek marjinalletiini göstermektedir. Bu süreç içinde artı gösteren mal, hizmet ve sermaye akımları azgelimi ülkeler arasında da aırlıkla Dou Asya ve Latin Amerika ülkeleri üzerinde younlamaktadır. Neoliberal küresellemenin birçok azgelimi ülkeyi kapsama alanı dıında bıraktıı ve birçok ülkenin on yıl öncesine kıyasla dünya ekonomisiyle daha az bütünletii Dünya Bankası ndan kaynaklanan verilerce de dorulanmaktadır. Örnein, azgelimi ülklere yönelik özel sermaye akımları 2000 yılında 167 milyar dolara ulamı ancak bunun % 80 gibi çok büyük bir kısmından sadece on iki ülke yararlanabilmitir. 25 Bu durum da, marjinalleme tezini dorular niteliktedir. Bu sürecin küresellemeden çok uluslararasılama olduuna ilikin göstergeler yukarıdakilerle sınırlı deildir. Örnein, sermayenin hareketliliinin önündeki engeller büyük ölçüde kaldırılmı olsa da, teknolojik hareketlilik konusunda kimi alanlarda önemli engellemeler bulunduu ve yeni teknolojilerin çok büyük bir kısmının üretildii sanayilemi ülkelerin özellikle hassas teknolojilerin yayılmasında çok da istekli olmadıkları görülmektedir. Son çeyrek yüzyılda yaanan hızlı serbestletirme eilimlerinin küreselleme olarak tanımlanmasını güçletiren bir dier etmen, emein serbest dolaımı konusunda, özellikle 22 Bugünkü küresel düzenin birinci küreselleme dönemiyle ayrıntılı bir karılatırması için bkz. Bairoch ve Kozul-Wright (1996). 23 Bkz. Kleichnecht and Wengel (1998). 24 Bu noktada bkz. Subaat ( 2004). 25 Bkz. Yusuf (2001). 12

14 niteliksiz emek açısından önemli engeller bulunmasıdır. ABD ye yasal veya yasal olmayan yollardan girmeyi baaran Latin kökenliler bu engellerin niteliksiz emek için de her zaman geçerli olmadıını gösterse de, sanayilemi Batı Avrupa ülkelerine doru içi göçünün son çeyrek yüzyılda durmu olması, birçok sanayilemi ülkenin bu konuda kısıtlayıcı ve engelleyici önlemler alması, emein serbest dolaımı karısındaki engellerin yakın bir gelecekte de süreceini göstermektedir. Bu durum, emein giderek uluslararasılaan ve bu düzlemde güçlenerek hakimiyetini artıran sermayenin karısında zayıflama olasılıına iaret etmektedir. Öte yandan, bu tür engeller içi göçünün farklı ırklardan içileri içerdii durumlarda daha da artmaktadır. Bunun gibi, sanayilemi ülke hükümetlerinin kendi ülkelerinde yerleik farklı etnik kökenden içilerin karı karı karıya kaldıkları ayrımcı davranıları engelleme konusunda zorlanmaları, küresellemenin önünde sosyal ve kültürel alanda da çetin engeller bulunduunu çok çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Düzenlenmi bir Süreç mi? Neoliberal küresellemenin ortaya çıkması salt neoliberal iktisat politkalarının uygulamaya konmasıyla açıklanamayacak kadar çok etmene balı bir olgudur. Daha önceki bölümlerde de deinildii gibi, bu sürecin balamasında ve güç kazanmasında sermaye birikim sürecinin bir gerei olarak üretim süreçlerinin yer deitirmesi, bu süreçte çokuluslu irketlerin etki alanının genilemesi ve belki en önemlisi, biliim ve iletiim teknolojilerindeki hızlı gelimelerin bu deiikliklere ivme kazandırması gibi etmenler çok önemli bir rol oynamıtır. Azgelimi ülkelerde de neoliberal küresellemenin kendini hissettirmeye baladıı dönemde, azgelimi ülkelerde yaygın bir biçimde uygulanan önceki içe dönük ve müdahaleci modelin önemli ölçüde tıkandıı da bir gerçektir. Neoliberal küresellemenin ortaya çıkmasında dünya ekonomisini oluturan farklı ülkelerin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan etmenlerin önemi yadsınamaz. Bununla birlikte, bu sürece azgelimi ülkeler açısından bakıldıında ön plana çıkan en temel unsurun sanayilemi ülkeler ve onlarla birlikte hareket edegelen uluslararası kuruluların, bu ülkeleri dünya kapitalizmine eklemleme yolundaki bilinçli çabaları olduu söylenebilir. Borç krizi sonrasında etkili olmaya balayan IMF ve Dünya Bankası nın sıkı artlılık kıstasları bu krizle karı karıya kalan ülkeleri bu sürece katılmaya âdeta zorladı. Örnein, Türkiye de bu model, Ocak 1980 de, o zamana kadar görülmemi derinlikteki bir borç krizi sırasında, bu kurulularla yapılan anlamalar çerçevesinde uygulamaya kondu ve Eylül 1980 deki askerî darbenin katkılarıyla süreklilik kazandı. Oysa bu dönemde, akademik ve bürokratik çevreler bata olmak üzere kamuoyunun bu modele kayda deer bir desteinin bulunmadıı açıkça ortadadaydı. 26 Geçi ekonomilerinin de benzer bir süreçten geçtii söylenebilir. Örnein, Rusya da sosyalizmin çöküünü izleyen yıllarda neoliberal dönüüm yanlısı güçlü bir kesim olmadıı halde, bu dönüümün güç kazanıp derinleebilmesi, otoriter eilimler gösteren hükûmetlerin, yaygın bir alternatif yok söylemi içinde, yolsuzluklara göz yumarak hatta onların kök salması için uygun koulları bizzat oluturarak rant yaratması ve dorudan servet transferi yoluyla dönüüm yanlısı gruplar yaratılabilmi olmasıyla açıklanabilir. 27 Neoliberal küresellemenin düzenlenmi bir süreç olduunun bir dier göstergesi, hâkim güç konumundaki ABD nin, bu sürecin derinlemesi için bazen uluslararası finans kurulularına da bavurmadan dorudan müdahalede bulunmu olmasıdır. Dou Asya ülkelerine finansal serbestletirme dorultusunda 1990 lı yıllar balarında yapılan baskılar bunun en canlı örneklerinden birini oluturmaktadır. 26 Bkz. Ebiri (1985). 27 Bu noktada bkz. Bedirhanolu (2004). 13

15 Neoliberal küresellemenin derinleerek yaygınlamasında baat bir rol oynayan ülke ve kurulular bu sürecin tersine çevrilmemesi konusunda da büyük bir kararlılık göstermektedir. Bunun en belirgin örneklerinden birisi, geçi ekonomilerinde reformların dı telkin ve baskılar dorultusunda ok terapi biçiminde büyük bir hızla yapılması ve kapsamlı bir özelletirme programı uygulamaya konarak dorultusunda kamu iletmelerinin hızla elden çıkarılması olmutur. Asya Krizi nin ortaya çıkıına ilikin yorum ve deerlendirmelerde bankaların spekülâtif alanlara yönelik kredi genilemesine olanak veren finansal serbestletirmeye hemen hemen hiç yer verilmemi olması ve sermaye hareketlerinin kısıtlanması gibi önerilerin gözardı edilmesi neoliberal yaklaım taraftarlarının modelin temel unsurlarından asla taviz vermeyen tutumlarının bir baka örneini oluturmaktadır. Bu kuruluların kriz sonrasında da, ülke koullarını yeterince dikkate almadan ve dayattıkları politikalar sonucunda birçok firmanın ödeme güçlüü içine girip iflas etmesine karın döviz kuru, faiz oranı gibi araçlara aırlık veren standart daraltıcı politikalara bavurmaları da modeli her yerde her zaman geri adım atmadan uygulama kararlılıklarının bir göstergesidir. 28 Küresellemeye yönelik en çetin tartımalar kukusuz bu sürecin etkileri üzerinde olmutur. Buna ilikin deerlendirmelerimiz bu bölümün bundan sonraki kısımlarının ana konusunu oluturmaktadır. Küresellemenin Temel Etkileri Neoliberal küreselleme, dünyanın hemen her ülkesini etkisi altına alan bir süreç olmasına karın ülkeler arasında bu sürece katılma hız ve kapsamı açısından olduu kadar bu sürecin etkileri açısından da önemli farklılıklar gözlenmektedir. Küreselleme sürecine ilikin deerlendirmeler aırlıkla onu kayıtsız artsız savunanlar ve aynı iddette karı duranlar arasında kısır bir görünüm sergilemektedir. Oysa, her süreçte olduu gibi, küreselleme süreci de olumlu ve olumsuz etkileri kendi içinde barındırmaktadır. Bu etkiler birkaç balık altında toplanabilir. Ulus devletin Rolü ve Kısa Dönem Aırlıklı Yönelim Neoliberal küreselleme, ulus devletlerin yetki alanları kadar, temel amaç ve ilevlerinde de önemli bir dönüüme yol açtı. Ulus devletler, önceki dönemin sanayileme aırlıklı büyüme amacından uzaklaıp, bu amaç için gerekli müdahale araçlarını terk edip küçülürken, küreselleme amacı ve sermayenin istekleri dorultusunda ve küresellemeye destek verecek ekilde yeniden dönütürülmektedir. 29 Kamu iktisadi kurulularının özelletirilmesi, devletin etki alanını daraltmakla kalmamı bunların özellikle kriz dönemlerinde yabancılara satıı ve mülkiyetin yabancılaması anlamına da gelmitir. Neoliberal küresellemenin dorudan ekonomik etkinlikleri ilgilendiren alanlardaki bütünleme eilimlerinin aksine, geni olarak kültürel alan olarak tanımlanabilecek konularda parçalı bir eilim sergilemi olması dikkate deer bir gelimedir. Küresellemenin ulusal/ulusal olmayan ayrımından kaçınması, ulusal kalkınmacılık fikrinin erozyona uraması 28 Bu kuruluların neoliberal uygulamalardan geri dönüe izin vermeleri ancak kısa dönemde ve daha öncelikli bir amaç söz konusu olduunda gündeme gelebilmektedir. IMF nin 1996 bakanlık seçimleri öncesinde Rusya da sıkı maliye politikalarının gevetilmesine göz yumması ve yeni kredi olanakları tanıması (bkz. Subaat, (2004a) bu pragmatik yaklaımın bir örneini oluturmaktadır.. 29 Bkz. Subaat (2004). 14

16 yanında ulus devletlerin de zayıflaması anlamına gelmitir. Öte yandan, ulus devlet, küreselleme sürecini hızlandırma amacı dorultusunda, bata yabancı sermayenin ve finansal akımların yolunu açmak ve mülkiyet haklarını korumak için gerekli düzenlemeleri yapma ve denetim mekanizmalarını kurma ilevini harfiyen yerine getirmitir. Devletin rolünün azalması sadece elinden dı ticaret, döviz kuru, faiz oranı, kamu iletmecilii gibi müdahale araçlarının çıkmı olmasıyla sınırlı kalmamıtır. Bir paket halinde uygulanan serbestletirme politikalarının ve onun sonucunda younlaan ekonomik ilikilerin ortaya çıkarttıı düzenin ulus devlet için fazlasıyla karmaık ve dünya piyasalarındaki öngörülemeyen deiiklikler sonucunda son derece belirsiz bir hale gelmi olması da bu süreçte etkili bir rol oynamıtır. Küresellemenin aslında uzun dönem unsurlar taıyan bir süreç olmasına karın neoliberal politikalar balamında biçimlenen gündem, azgelimi ülkelerde çelikili bir biçimde kısa dönem üzerinde odaklanmaktadır. Önceki dönemim kalkınma amaçlarını gözeten yaklaımı neoliberal küreselleme döneminde yerini makroekonomik istikrar ve serbestletirme sürecinin kısa dönemde ortaya çıkardıı dier sorunlar aırlıklı bir gündeme bırakmıtır. Bu gündemde, özellikle sanayileme, yapısal deiim, isizlik, gelir daılımı gibi konuların kendilerine bir yer bulma konusunda iyice zorlandıkları görülmektedir. Neoliberal küreselleme sürecinde devletin küçültülmesinin ve gündemin kısa dönem sorunlar üzerinde odaklanmasının azgelimi ülkelerdeki en önemli etkileri sosyal politika alanında yeni yeni yeermeye balayan refah devleti/sosyal devlet anlayıının giderek zayıflaması ve sanayilemenin gündemden dümesi 30 olmutur. Sanayilemi ülkelerde yoksulluun nedenleri, ekonomik yapıda ve buna balı olarak istihdam olanak ve yapısındaki deiiklikler yerine, giderek bireysel olarak yoksulların kendilerinde ve sosyal yardımların çalımamayı özendirici etkilerinde aranmaya balanmı ve refah devletine yöneltilen eletiriler için ek malzeme oluturmutur. 31 Yoksulluk kültürü ve sınıfaltı (underclass) gibi kavramları ön plâna çıkaran bu yaklaımları, yoksulluun nedenlerini tarihsel olarak güç ilikilerinden ve ekonomik nedenlerden uzaklatırma çabalalarının 32 bugünkü yansımaları olarak deerlendirmek mümkündür. Bata ABD olmak üzere sanayilemi ülkelerde giderek siyasal bir tartıma alanı olan yoksullukla mücadele konusu azgelimi ülkelerde de benzer bir boyut kazanma eilimi içine girmitir. Bu balamda, özellikle IMF ve Dünya Bankası nın ekonomi politikalarının belirlenmesinde etkili bir rol oynadıı ülkelerde bütçeden sosyal sektör harcamaları için ayrılan payın kısılması, özellikle Dünya Bankası nın tarım, igücü piyasaları ve sosyal güvenlik alanlarındaki yapısal reformları yoksullukla mücadele çerçevesinde gerekçelendirme çabaları aynı dorultuda etkili olmaktadır. Neoliberal politikaların serbest piyasalar üzerindeki vurgusu özünde azgelimi ülkeler için sanayileme hedefinin rafa kaldırıldıının bir göstergesi sayılabilir. Bata Japonya olmak üzere Dou Asya ülkelerinin daha yakın bir geçmite gerçekletirdii sanayi atılımı da dahil olmak üzere, serbest piyasa odaklı bir sanayileme deneyimine bugüne kadar hiç rastlanmamı olması 33 neoliberalizm ve sanayileme hedeflerinin arasındaki tutarsızlıı açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, sanayilemi ülkelerin sanayileme deneyiminin serbest 30 Singh (1984 ) bu durumu çok veciz bir biçimde Üçüncü Dünya nın yarıda kesilmi sanayi devrimi olarak ifade etmitir. 31 Ayrıntı için bkz. enses (2001). 32 Bu balamda Birleik Krallık deneyimi için bkz. Smith (2004). 33 Bkz. Yetim ve Azman (2004). 15

17 piyasa modeliyle açıklanamayacaı, tam tersine dı ticaret korumacılıını da içeren etkili devlet müdahalesine dayandıına ilikin bulgularla desteklenmektedir. 34 Bu çerçeveden bakıldıında, neoliberal küresellemenin azgelimi ülkeler üzerindeki önemli bir etkisi, önceki dönemin önde gelen toplumsal amaçlarından biri olarak sanayilemenin geri plana itilmesi olmutur. Bunun örneklerine Türkiye den, geçi ekonomilerine ve çeitli Latin Amerika ülkelerine kadar uzanan geni bir yelpaze içinde raslamak mümkündür. Sanayilemi ülkelerde olduu gibi, azgelimi ülkelerin bir bölümünde de ulusal gelir içinde sanayiin payı düerken hizmetlerin payı artmaktadır. Bunun gibi, her iki ülke grubunda da igücü piyasalarının esnekletirilmesi amaçlanmaktadır. Sanayilemi ve azgelimi ülkeler arasındaki bu benzerliin aldatıcı olduu ilk bakıta dahi kendini belli etmektedir. Sanayilemi ülkelerde hizmetler sektörünün önemindeki artı, sanayi üretiminde belirli bir olgunlua ulaıldıktan sonra, sanayi ötesi toplumun bir yansıması olarak ortaya çıkarken, azgelimi ülkeler sanayileme süreçlerinin daha baında veya en iyi olasılıkla yarı-sanayilemi bir konumdayken bu olguyla karı karıya kalmaktadır. Bu durumda, azgelimi ülkelerde hızlı nüfus artıı ve hızlı kırdan kente göç ve sanayi istihdamının yetersiz bir artı göstermesi, istihdamın giderek kayıt dıı sektörde yıılıp kalması anlamına gelmektedir. 35 Hızlı büyümenin salanabildii ülkelerde dahi istihdamın yeterli bir artı gösterememi olması istihdamsız büyüme tartımalarını gündeme getirmi ve özellikle vasıfsız igücü fazlasının sadece azgelimi ülkelerde deil sanayilemi ülkeler için de önemli bir sorun olduunu ortaya koymutur. gücü piyasalarına ilikin yaklaımlar, sanayilemi ülkelerle azgelimi ülkeler arasındaki farklılıkların en belirgin olduu bir dier alandır. Sanayilemi ülkelerde igücü piyasalarını esnekletirme tartımaları, igücü piyasalarının bütünletii, istihdamın çok büyük aırlıkla kentlerde younlatıı, bata sendikalar olmak üzere igücü piyasası kurumlarının örgütlenme süreçlerini tamamladıı, asgari ücret, i güvenlii, isizlik sigortası ve dier sosyal güvenlik politikalarının uzun yıllar boyunca uygulama fırsatı bulduu bir ortamda gündeme gelmektedir. Azgelimi ülkelerde ise, esneklik kavramı, olsa olsa kentsel istihdamın küçük bir parçası için geçerli olabilecek, genelinde ise olabildiince esnek bir igücü piyasaları yapısında gündeme getirilmektedir. Neoliberal küreselleme süreci içinde kamu iletmelerinin hızla özelletirilmesi ve kamu istihdamının daraltılması yolunda atılan adımlar da, dier etkilerinin yanında bu kesimlerde daha yüksek bir örgütlenme düzeyine ulamı bulunan sendikaların daha da zayıflamasına yol açmı ve birçok ülkede reel ücret kayıplarına neden olmutur. Neoliberal küreselleme sürecinin toplumsal cinsiyet açısından da önemli etkileri gözlenmi ve kadınlara karı ücret ve çalıılan ikolu bazındaki ayrımcılıı ortadan kaldırmak bir yana, daha da körükledii ve kadın emeinin üretim sürecine katılım biçimlerinin deimesinde etkili olduu görülmütür. Kadınların milli gelir hesaplarına yansımayan, geçimlik ekonomi ve ev-içi üretime (ücretsiz) katkılarına ek olarak, gerek azgelimi ülkelerde gerekse sanayilemi ülkelerde küresel üretime de artan ölçülerde katıldıı gözlenmektedir. Kadınların toplam istihdam içindeki payı kimi Latin Amerika ve Uzak Dou ülkelerinde, özellikle serbest bölgelerde ve sanayi ve son yıllarda artan oranlarda hizmetler sektöründe çok yüksek boyutlara ulamı, taeron ve ev eksenli üretim biçimleri kadınlar 34 Bkz., örnein, Shafaeddin (1998). 35 Örnein, Latin Amerika da tarım dıı istihdamın yarısına yakın bir bölümü kayıtdıı sektördedir. 16

18 arasında giderek yaygınlamıtır. 36 Kukusuz, bu süreç, son çeyrek yüzyılda önce Batı Avrupa da ve daha yakın bir geçmite de azgelimi ülkelerde yaygınlaan igücü piyasalarının esneklemesi süreciyle yakından ilgili olup içi sendikalarının etkisizletirilmesi ve ücretlerin düük tutulması amacına yönelik bir gelimedir. Neoliberal küreselleme sürecinin büyüme performansı da çok dengesiz bir görünüm içindedir. Azgelimi ülkelerin ortalama büyüme oranları ülkeler arasındaki derin farklılıkları gizlemektedir. Örnein, Afrika da, Güney Sahra ülkelerinin ve 1990 lı yılların ilk yarısındaki atılım dıında Latin Amerika ülkelerinin kazanımlarının bu açıdan son derece sınırlı düzeyde kaldıı görülmektedir. Öte yandan, bu dönemde hızlı bir büyüme gerçekletirilen ülkelerin neoliberal küreselleme süreciyle en fazla bütünleenler deil, tam tersine Hindistan ve Çin gibi bu sürece daha ılımlı olarak yaklaan ülkeler olduu görülmektedir. 37 Gelir daılımı ve yoksullua ilikin göstergeler, sayısal verileri yayınlayan kurululara göre de farklılık göstermekle birlikte, neoliberal küreselleme döneminde gelir daılımının gerek ülke grupları gerekse ülkeler içinde bozulduu ve yoksulluun artarak kaygı verici boyutlara ulatıını göstermektedir. Nüfusun en düük gelirli bete birlik kısmının toplam gelir veya tüketim içindeki payı Brezilya ve Botswana da % 2.2, Honduras ve Güney Afrika da % 2.0, Sierra Leone de ise % 1.1 gibi çok düük seviyelerdedir. 38 Yoksulluk ise bata Güney Sahra ülkeleri olmak üzere birçok gelimekte olan ülkede nüfusun önemli bir kesimini etkisi altına almıtır. Yoksulluk, Nijerya da % 70.2, Zambiya da % 63.7, Madagaskar da % 49.1 ve Gana da % 44.8 gibi çok yüksek oranlara ulamıtır. 39 Son yıllarda yüksek büyüme performanslarıyla dikkatleri üzerine çeken Hindistan da ve özellikle Çin de dahi eitsizliklerin giderek arttıı gözlenmektedir. Her iki ülkede hızlı büyümenin, kırsal kesimde yaayan geni kitlelere ulamadıına dikkat çekilmektedir. 40 Gelir daılımı ve yoksulluk konusundaki bu gelimelerde hükümet politikaları etkili bir rol oynadı. 41 Örnein, Türkiye de bu süreç içinde, önce ihracata yönelimi özendirmek amacıyla verilen ihracat tevikleri, daha sonra da finansal serbestletirme sürecinde kamu açıklarını kapatmak amacıyla yüksek reel faizle kamu iç borçlanması büyük rantlar yaratılmasında ve gelir daılımının daha da bozulmasında belirleyici bir rol oynadı. Benzer bir biçimde, Rusya da da, devlet eliyle yaratılan rantlar serbest piyasa ekonomisine geçi sürecinde gelir daılımının kısa sürede hızla bozulmasına yol açtı 42. Krizler Sermaye piyasalarının serbestlemesi ve giderek bütünlemesi, ilk bakıta azgelimi ülkelerin finansman gereksinimleri açısından olumlu bir gelime izlenimi yaratsa da finansal akımların yön ve miktarı konusundaki belirsizlikler, özellikle bu sürece yeterli kurumsal denetim mekanizmalarını kurmadan balamı ülkelerde makroekonomik istikrarsızlıa ve kısa dönem finansal krizlere yol açtı. Krizler, Meksika, Dou Asya ükeleri, Rusya, Arjantin ve 36 Bkz. Dedeolu (2004). 37 Bkz. Öni ve enses (2003). 38 World Bank (2003a:254-55). 39 Veriler günde 1 dolar bazındaki uluslararası yoksulluk çizgisine gore hesaplanan oranları göstermektedir. World Bank (2003:236-37). 40 Bkz. Kahn ve Yardley (2004). 41 Bkz. Yeldan ( 2001). 42 Bkz. Bedirhanolu (2004). 17

19 Türkiye gibi ülkelerde önemli sosyoekonomik etkiler yarattı 43 ve giderek bütünleen uluslararası finans piyasaları aracılııyla dier birçok dier ülkede de etkisini hissettirdi. Krizden çıkı için IMF programlarının uygulamaya konmu olması birçok durumda bütçe içinde sosyal harcamaların payının kısılması ve yoksullukla mücadele için kayıtdıı sektörde yaratılabilecek düük ücretli istihdam olanaklarından, topluluklar arasındaki dayanımadan ve bata kadınlar olmak üzere ailelerin kendi gelitirdikleri yoksullukla baetme stratejilerden medet umulması anlamına geldi. Yolsuzluk Neoliberal model öncesinde uygulanan içe-dönük müdahaleci iktisat politikalarına neoklasik iktisatçıların yönelttikleri en temel eletirilerden birisi, bu modelin rant arayılarını özendirerek çeitli yolsuzluklara yol açmı olmasıydı. Oysa, neoliberal dönem bu tür davranıların birçok ülkede ayyuka çıktıı bir süreç oldu. Türkiye de, 1980 li yıllara damgasını vuran banker krizi ve hayalî ihracat uygulamaları, sermaye hareketlerinin serbestlemesini izleyen 1990 lı yıllarda ise, özellikle bankacılık kesimi üzerinde younlaan çeitli yolsuzluklar ve eski sosyalist ülkelerin kapitalizme geçi yıllarında gözlenen yasa dıı eylemlerin, mafyalama derecesine varan yaygın yolsuzluklara yol açması bu tür eilimlerin en canlı örnekleri arasında yer aldı. ktisat Üzerindeki Etkileri Farklı bir düzlemde, neoliberal küreselleme süreci deiik sosyal bilim dalları yanında iktisat üzerinde de etkili oldu. O kadar ki, neoklasik iktisat ve küresellemenin bu dönemde birbirini besleyen bir karılıklı etkileim içinde oldukları söylenebilir. Finansal serbestletirme ve yapısal uyum gibi neoliberalizmin revaçta konuları iktisadın aratırma gündeminde önemli bir yer tutmaya balarken neoliberalizmin almaıksız olarak sunuluu iktisatta da neoklasik iktisadın tırmanıını hızlandırdı. ktisatçılar, özellikle ekonometrik çalımalarının bulgularıyla neoliberalizmin çeitli alanlarda yararlı sonuçlar yarattıı öngörüsüne güç kattılar. Neoliberalizmin, daha yükseli yıllarında gözden düürülen ve sanayilemi ülke üniversitelerinin ders programlarından koparılmı olan gelime iktisadı giderek cılızlatı. Varlıını sürdürebildii yerlerde ise, neoklasik analizin pençesi altında tarihsel ve siyasal iktisat bakı açısından yoksun bir biçimde, bambaka bir çehreye büründü. Bu bölümdeki deerlendirmelerimiz küresellemenin çok tartımalı bir konu olduunu göstermi ve neoliberal küreselleme sürecinin sanayilemi ülkelerin çıkarları dorultusunda düzenlenmi unsurlarına dikkat çekmitir. Bu süreç içinde, ulus devletlerin yetki alanının önemli ölçüde kısıtlandıına ve ekonomi gündeminin kısa dönem üzerinde younlatıına iaret edilmi ve özellikle dı ticaret ve sermaye akımlarının az sayıda ülke üzerinde younlatıı ve birçok ülkenin ve bu ülkeler içindeki geni kitlelerin bu sürecin dıında bırakıldıı vurgulanmıtır. 5) BEKLENTLER VE KALKINMA ÇALIMALARI Yukarıda ana hatlarını çizdiimiz ve belli balı sonuçlarına deindiimiz neoliberal küreselleme süreci, dünya nüfusunun yaklaık dörtte üçünü oluturan azgelimi ülkelerin kalkınma çabaları için elverili bir ortam oluturmamaktadır. Neoliberal küreselleme 43 Türkiye de 2001 yılında yaanan krizin sosyoekonomik etkilerine ilikin bir deerlendirme için bkz. enses (2003). 18

20 kalkınma amacıyla hemen her alanda büyük bir çeliki içindedir. Önemli bir kalkınma amacı olarak büyüme, kapitalizmin inili çıkılı devrevî hareketlerine duyarlı yabancı sermaye ve finansal akımlara balı bir belirsizlik içine itilirken, üretim yapısının sanayi lehine deitirilme olasılıı son derece kısıtlanmı bir durumdadır. Özellikle son elli-altmı yıllık kalkınma deneyimi, sanayilemi ülkelerin kendi saflarına yeni ülkelerin katılımı konusunda son derece engelleyici bir tutum içinde olduklarını göstermektedir. 44 IMF, DB ve DTÖ aracılııyla kurumsal düzlemde özellikle son çeyrek yüzyılda büyük bir ustalıkla oluturulan küresel düzen i bu açıdan da deerlendirmek gerekmektedir. Yirminci yüzyılın ilk çeyreinin sonlarından bu yana sanayilemi ülke saflarına katılabilen ülkeler Japonya ve bir ölçüde G.Kore ile sınırlı kalmıtır. Bu ülkelerin de sanayilemi ülkelerin, sosyalizmin Asya kıtasına yayılmasını önleme olarak özetlenebilecek siyasal çıkarları dorultusunda verdikleri açık destekten yararlandıkları gözardı edilmemelidir. Sanayileme atılımıyla tamamlayıcı nitelikler taıyan yerel teknolojik yeteneklerin gelitirilmesi konusunda da kayda deer bir gelime görülmemektedir. Yoksulluk konusundaki gelimeler retorik düzeyi yüksek ancak somut gelimeler açısından son derece cılız bir görünüm içindedir. sizlik ve gelir daılımı konusunda gerek ülke gerekse uluslararası düzlemde somut adımlar atma konusundaki isteksizlik ve kararsızlık geni halk kitlelerinin yaam koullarında iyileme salanmasını engellemektedir. Bunun gibi, demokrasi ve kurumsal yenileme hedefi de iyi yönetiim kavramının, üstelik geçmi deneyimlerle çelien ve inandırıcılık sorunu yaayan dar sınırları içine hapsolmu bir görünüm içindedir. Son çeyrek yüzyılda yaananlar sermayenin uluslararası ve ulusal düzlemlerde hakimiyetini artırdıı ve yeni güç odakları oluturduu bir süreç olmutur. Bu süreçten zarar görenlerin tepkileri ise aynı düzlemlerde körüklenen depolitizasyon yoluyla törpülenmi ve giderek cılızlatırılmıtır. Kalkınma aırlıklı bir gündem oluturma istek ve iradesi gerek ulusal gerekse uluslararası düzlemde zayıf bir görünüm içindedir. Dünya ekonomisinin önümüzdeki dönemlerdeki büyüme hız ve biçimi ve özellikle bu konuda belirleyici bir konumda olan ABD ekonomisinin Irak ın igali sonrasında nasıl bir seyir izleyecei belirsizliini korumaktadır. Dünya petrol fiyatlarının yukarı bir trend içinde gösterdii büyük dalgalanmalar bu belirsizlii daha da artırmaktadır. Dünyanın birçok yerinde sıcak çatımaların ve uzlamazlıkların sürmesi dünya barıını ve ekonomik istikrarı tehdit etmektedir. Öte yandan, Souk Sava ın ertesinde oluan tek kutuplu uluslararası ortam, bundan sadece otuz yıl önce, 1974 yılında, sömürgecilik dönemlerindeki kayıplarına karı sanayilemi ülkelerden tazminat talep etmek için Birlemi Milletler kararları çıkartmaya kadar varan bir güce ulaan azgelimi ülkelerin yeni bir güç olarak ortaya çıkmaları için çok elverili görünmemektedir. Sanayilemi ülkelerin, uluslararası kurulular aracılııyla ekonomik alanın da çok ötesinde siyasal ve kurumsal alanlara taan müdahalesine karın, azgelimi ülkelere yardım konusunda büyük bir isteksizlik içinde oldukları açıkça ortadadır. Bu ülkelere yönelik dı yardımların sanayilemi ülkelerin askerî harcamalarının ve tarımsal desteklerinin çok altında kaldıı 45 ve miktarının giderek azaldıı görülmektedir döneminde, balıca sanayilemi ülkelerden oluan Kalkınma Yardımı Komisyonu üyelerinin toplam dı yardımları 55,622 milyon dolardan 52, 336 milyon dolara, milli gelire oran olarak da % Bkz. Chang (2003). 45 Sanayilemi ülkelerde bir inek için verilen desteklerin bir Afrikalı ya düen dı yardımın altında kaldıı çok çarpıcı bir ekilde ifade edilmektedir. 19

Giri 1. Ortado u Bölgesinin Tanımı Ve Özellikleri 1.1. Ortado u Neresidir?

Giri 1. Ortado u Bölgesinin Tanımı Ve Özellikleri 1.1. Ortado u Neresidir? Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 5 Sayı: 20 Volume: 5 Issue: 20 Kı 2012 Winter 2012 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 ORTADOU'NUN YENDEN

Detaylı

Dünya Ekonomisinde Deiimler ve Türkiye ye Yansımaları Korkut Boratav

Dünya Ekonomisinde Deiimler ve Türkiye ye Yansımaları Korkut Boratav Dünya Ekonomisinde Deiimler ve Türkiye ye Yansımaları Korkut Boratav Bu bildiride ilk önce dünya ekonomisinin son yıllarda sürüklenmekte olduu dengesizliklere ilikin veri ve bilgiler sunulacak, tartıılacak

Detaylı

Unutulan Bir Toplumsal Amaç: Sanayileşme Ne Oluyor? Ne Olmalı?

Unutulan Bir Toplumsal Amaç: Sanayileşme Ne Oluyor? Ne Olmalı? ERC Working Papers in Economics 03/01 February 2003 Unutulan Bir Toplumsal Amaç: Sanayileşme Ne Oluyor? Ne Olmalı? Fikret Şenses İktisat Bölümü Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ankara 06531 fsenses@metu.edu.tr

Detaylı

ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR. Fikret enses 1

ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR. Fikret enses 1 http://www.bagimsizsosyalbilimciler.org/yazilar_bsb/iktisattoplum28ocak04-senses.doc ÜNVERSTELERMZDE BAKA SORUNLAR DA VAR Fikret enses 1 Üniversitelerimize ilikin yasal düzenleme tartımaları, özellikle

Detaylı

Amerikan ç Savaı ve Mısır: Pamuk Örneinde Mısır Modernlemesi ve Amerikan ç Savaı nın Sürece Olan Katkısı

Amerikan ç Savaı ve Mısır: Pamuk Örneinde Mısır Modernlemesi ve Amerikan ç Savaı nın Sürece Olan Katkısı Amerikan ç Savaı ve Mısır: Pamuk Örneinde Mısır Modernlemesi ve Amerikan ç Savaı nın Sürece Olan Katkısı American Civil War and Egypt: Modernization of Egypt in the case of Cotton and the Contribution

Detaylı

2023 E DOĞRU: İktisadi Araştırmalar Bölümü OCAK 2012

2023 E DOĞRU: İktisadi Araştırmalar Bölümü OCAK 2012 OCAK 2012 2023 E DOĞRU: Küresel Gelişmeler Perspektifinde Türkiye Ekonomisi ve Bankacılık Sektörüne İlişkin Uzun Dönemli Beklentiler ÖZGÜR DEMİRTAŞ Uzman HATİCE ERKİLETLİOĞLU Uzman İktisadi Araştırmalar

Detaylı

ANAYASA HUKUKU VE NSAN HAKLARI AÇISINDAN BLG EDNME HAKKI

ANAYASA HUKUKU VE NSAN HAKLARI AÇISINDAN BLG EDNME HAKKI ANAYASA HUKUKU VE NSAN HAKLARI AÇISINDAN BLG EDNME HAKKI Doç. Dr. Firuz D. Yaamı firuz@ttnet.net.tr firuz@sabanciuniv.edu ÖZET Bilgi özgürlüü ya da bilgi edinme hakkı hem çok eski ve bilinen anayasal kavramların

Detaylı

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı ile ilgili TBMM tartımaları

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı ile ilgili TBMM tartımaları Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısı ile ilgili TBMM tartımaları Bu PDF dokumanı http://www.bilgilenmehakki.org tarafından hazırlanmıtır. BRNC OTURUM Açılma Saati: 15.00 8 Ekim 2003 Çaramba BAKAN : Bakanvekili

Detaylı

IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008: FARKLI HÜKÜMETLER, TEK SİYASET

IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008: FARKLI HÜKÜMETLER, TEK SİYASET BAĞIMSIZ SOSYAL BİLİMCİLER 2006 YILI RAPORU IMF GÖZETİMİNDE ON UZUN YIL, 1998-2008: FARKLI HÜKÜMETLER, TEK SİYASET Haziran 2006 Ankara ISBN: 9944-89-143-6 Kapak ve Sayfa Tasarımı: Dijle Konuk Baskı: Kozan

Detaylı

Sayı tayın Performans Ölçümüne li kin Ön Ara tırma Raporu

Sayı tayın Performans Ölçümüne li kin Ön Ara tırma Raporu Aratırma/nceleme/Çeviri Dizisi Sayıtayın Performans Ölçümüne likin Ön Aratırma Raporu Aratırma Sacit Yörüker (Kom Bakanı) Levent Karabeyli (Kom. Üyesi) Safiye Kaya (Kom. Üyesi) Baran Özeren (Kom. Raportörü)

Detaylı

AVRUPA TOPLUMLARINDA ÇOKKÜLTÜRCÜLÜK: Sosyolojik Bir Yaklaım* (Multiculturalism in European Societies: A Sociological Approach)

AVRUPA TOPLUMLARINDA ÇOKKÜLTÜRCÜLÜK: Sosyolojik Bir Yaklaım* (Multiculturalism in European Societies: A Sociological Approach) AVRUPA TOPLUMLARINDA ÇOKKÜLTÜRCÜLÜK: Sosyolojik Bir Yaklaım* (Multiculturalism in European Societies: A Sociological Approach) Doç. Dr. Kadir CANATAN** Özet Bu makale, Avrupa Sosyal Aratırması nın verileri

Detaylı

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu -2012- Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir

Detaylı

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KALKINMASINDA ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN ETKİSİ Sonya SOLEYMANİ Yüksek Lisans Tezi İktisat Anabilim Dalı Prof. Dr.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KALKINMASINDA ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN ETKİSİ Sonya SOLEYMANİ Yüksek Lisans Tezi İktisat Anabilim Dalı Prof. Dr. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN KALKINMASINDA ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERİN ETKİSİ Sonya SOLEYMANİ Yüksek Lisans Tezi İktisat Anabilim Dalı Prof. Dr. Alaattin KIZILTAN 2014 Her Hakkı Saklıdır T.C. ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

Detaylı

Anahtar Kavramlar: Aile, Göç, Çocuklar, Eitim Örenim Hakkı, Van. Abstract

Anahtar Kavramlar: Aile, Göç, Çocuklar, Eitim Örenim Hakkı, Van. Abstract Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 6 Sayı: 27 Volume: 6 Issue: 27 Yaz 2013 Summer 2013 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 GÖÇLE GELEN ALELERN

Detaylı

POPÜLER KÜLTÜR VE MÜZK ÜZERNE ABOUT POPULAR CULTURE AND MUSIC Deniz AYDAR

POPÜLER KÜLTÜR VE MÜZK ÜZERNE ABOUT POPULAR CULTURE AND MUSIC Deniz AYDAR Uluslararası Sosyal Aratırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Cilt: 7 Sayı: 33 Volume: 7 Issue: 33 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 POPÜLER KÜLTÜR VE MÜZK ÜZERNE ABOUT

Detaylı

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi YÖNETİM VE EKONOMİ Yıl:2006 Cilt:13 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. MANİSA Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi Neslihan

Detaylı

TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ

TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ T.C. Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Ana Bilim Dalı TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ Ayten OLCAR Yüksek Lisans Tezi Çorum 2013 TÜRKİYE NİN DIŞ BORÇ SORUNU VE KRİZ ETKİLERİ

Detaylı

MÜSTAKİL SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ Sütlüce Mah. İmrahor Cad. No: 28 34445 Beyoğlu-İstanbul Tel: +90 212 222 04 06 Faks: +90 212 210 50 82

MÜSTAKİL SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ Sütlüce Mah. İmrahor Cad. No: 28 34445 Beyoğlu-İstanbul Tel: +90 212 222 04 06 Faks: +90 212 210 50 82 79 MÜSTAKİL SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ Sütlüce Mah. İmrahor Cad. No: 28 34445 Beyoğlu-İstanbul Tel: +90 212 222 04 06 Faks: +90 212 210 50 82 www.musiad.org.tr musiad@musiad.org.tr MÜSİAD Araştırma

Detaylı

TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM

TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM TÜRKİYE DE KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNE ELEŞTİREL BİR YAKLAŞIM Yıldız Ecevit Uluslararası Çalışma Ofisi - ANKARA Copyright Uluslararası Çalışma Örgütü 2007 Birinci baskı 2007 Uluslararası Çalışma Ofisi yayınları,

Detaylı

T.C. TEKİRDAĞ VALİLİĞİ STRATEJİK VİZYON GELİŞTİRME KONFERANSLARI

T.C. TEKİRDAĞ VALİLİĞİ STRATEJİK VİZYON GELİŞTİRME KONFERANSLARI STRATEJİK RAPOR NO: 1, AĞUSTOS 2008 T.C. TEKİRDAĞ VALİLİĞİ STRATEJİK VİZYON GELİŞTİRME KONFERANSLARI STRATEJİK RAPOR - 1 KÜRESELLEŞME VE KÜRESELLEŞMENİN TÜRKİYE'YE ETKİLERİ ED TÖR Caner SANCAKTAR Ç NDEK

Detaylı

KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi

KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi KOBİ lerin ve Esnaf Sanatkârın Güçlendirilmesi ÖNSÖZ Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018), Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2 Temmuz 2013 tarihinde kabul edilmiştir. Plan, küresel düzeyde geleceğe

Detaylı

ULUSLARARASI ÇALISMA ÖRGÜTÜ AMAÇLARI, İŞLEVLERİ VE POLİTİK ETKİLERİ. Werner Sengenberger

ULUSLARARASI ÇALISMA ÖRGÜTÜ AMAÇLARI, İŞLEVLERİ VE POLİTİK ETKİLERİ. Werner Sengenberger ULUSLARARASI ÇALISMA ÖRGÜTÜ AMAÇLARI, İŞLEVLERİ VE POLİTİK ETKİLERİ Werner Sengenberger 3 İÇİNDEKİLER Önsöz, FES Başkanı 4 Önsöz, DGB Başkanı 6 1 Kısaca ILO 9 2 ILO nun Kökenleri ve Gelişimi 13 3 Tarihsel

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014)

ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) ORTA VADELİ PROGRAM (2012-2014) GİRİŞ Son bir yıllık dönemde dünya ekonomisinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrışmanın belirginleştiği, uluslararası ekonomik ve finansal politikalarda

Detaylı

Çok Alanlı Sanat Eitiminde Ölçümleme ve Deerlendirme Yaklaımları: Bolu li Örnei

Çok Alanlı Sanat Eitiminde Ölçümleme ve Deerlendirme Yaklaımları: Bolu li Örnei Mamur, N. (2004). Çok Alanlı Sanat Eitiminde Ölçümleme ve Deerlendirme Yaklaımları: Bolu li Örnei, lköretim- Online, 3(2), 1-18, [Online]: http://ilkogretim-online.org.tr Çok Alanlı Sanat Eitiminde Ölçümleme

Detaylı

Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu

Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Değerlendirme Raporu Değerli Okur, Türkiye de Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) kavramının durumunu incelemeyi ve KSS konusunda Türkiye için bir dayanak noktası tanımlamayı

Detaylı

Forum ANKARA SANAYİ ODASI KASIM/ARALIK 2008

Forum ANKARA SANAYİ ODASI KASIM/ARALIK 2008 Forum Dünyada yaşanan finansal krizin de etkisiyle bir süredir yavaşlamakta olan büyüme hızının düşmesi hatta eksiye dönme olasılığı giderek artmaktadır. Bu süreçte kredi hacmindeki daralma, işletmelerin

Detaylı

Analiz. seta TÜRKİYE DE MALİ KURAL: OLSAYDI YA DA OLACAKSA AHMET ŞENGÖNÜL, MEHMET SONGUR

Analiz. seta TÜRKİYE DE MALİ KURAL: OLSAYDI YA DA OLACAKSA AHMET ŞENGÖNÜL, MEHMET SONGUR seta Analiz. S E T A S i y a s e t, E k o n o m i v e T o p l u m A r a ş t ı r m a l a r ı V a k f ı w w w. s e t a v. o r g K a s ı m 2 0 1 0 TÜRKİYE DE MALİ KURAL: OLSAYDI YA DA OLACAKSA AHMET ŞENGÖNÜL,

Detaylı

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016)

ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) GİRİŞ ORTA VADELİ PROGRAM (2014-2016) 1. Ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda hazırlanan Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018) 2 Temmuz 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Onuncu

Detaylı

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI MADENCİLİK SEKTÖRÜ VE POLİTİKALARI RAPORU " DOĞAL KAYNAKLARIN GERÇEK SAHİBİ HALKTIR "

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI MADENCİLİK SEKTÖRÜ VE POLİTİKALARI RAPORU  DOĞAL KAYNAKLARIN GERÇEK SAHİBİ HALKTIR TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI MADENCİLİK SEKTÖRÜ VE POLİTİKALARI RAPORU " DOĞAL KAYNAKLARIN GERÇEK SAHİBİ HALKTIR " MART 2011 MADENCİLİĞİN ÖNEMİ MADENCİLİĞİ DİĞER SEKTÖRLERDEN AYIRAN ÖZELLİKLER, ULUSAL

Detaylı