ANTALYA KENT KONSEYİ X. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ANTALYA KENT KONSEYİ X. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU"

Transkript

1 ANTALYA KENT KONSEYİ X. DÖNEM ÇALIŞMA RAPORU UNDP IULA EMME ICLEI Haziran Eylül

2 İÇİNDEKİLER BAŞKAN VEKİLİNİN MESAJI GENEL SEKRETERİN SUNUŞU ÇALIŞMA GRUPLARI RAPORLARI EĞİTİM ÇALIŞMA GRUBU İMAR VE PLANLAMA ÇALIŞMA GRUBU ALTYAPI ÇALIŞMA GRUBU TOPLUM ÇALIŞMA GRUBU KÜLTÜR VE SANAT ÇALIŞMA GURUBU GENÇLİK VE SPOR ÇALIŞMA GRUBU TARIM TOPRAK. KULLANIMI VE KORUNMASI ÇALIŞMA GRUBU SAĞLIK ÇALIŞMA GRUBU ÇEVRE ÇALIŞMA GRUBU TURİZM ÇALIŞMA GRUBU EKONOMİ ÇALIŞMA GRUBU 2

3 BAŞKAN VEKİLİNİN MESAJI Antalya Kent Konseyi kurulduğu 1997 yılından bu güne kadar kentin güncel sorunlarının çözümüne yönelik kararlar üretmekte ve baskı grubu oluşturmaktadır. Kentin sorunlarını kısa orta ve uzun vadeli olarak ele almakta kentin geleceğine dönük çözüm önerileri hazırlamaktadır. Bu bağlamda birçok konuda raporlar düzenlemekte ilgililerine ulaştırmakta, kamuoyuna açıklamaktadır. Ve hatta zaman zaman konunun uzmanı üye kurumlarınca yargıya başvuruları organize etmektedir. Konsey yapılanma biçimiyle kentimizde tüm kurum ve kuruluşlar arasında bir koordinasyon da sağlamış bulunmaktadır. Konsey Kentin mevcut durumunun (Envanterinin) çıkarılması, tespiti bu tespitlerden yola çıkarak kentin önceliklerinin belirlenmesi ve kalkınma eylem planlarının hazırlanmasını da ciddi tartışmalardan sonra ana görevi olarak yerine getirmiştir. Bu bağlamda Ekonomi Fiziksel Yapılanma Çevre ve Sosyal Yapılanma rapor kitapları yayınlanmıştır. Ülkemizin bütün kentlerinde Sivil toplum örgütlerince yapılması gereken birçok çalışmanın örnek olarak konseyimizce hazırlanmış olmasını önemsiyoruz. Antalya ili gelişim raporu gibi, kent vizyonu, olumsuzlukların önlenmesinde yargı sürecini kullanma gibi çalışmaları örnek olarak gösterebiliriz. Bu çalışmayı, gelişmiş ülkelerin çağdaş kentlerinde yaşayan insanların ve S.T.Ö.lerinin kentlilik bilinciyle yaptığı çalışmaların ülkemizdeki uygulaması olarak da görüyoruz. İçindeki bilgi belge ve tespitlerin kentimizin gelişimine önemli katkılar koyacağına inancımızla emeği geçen herkese bütün kurumlara teşekkür ediyoruz. M. Osman AYDIN Mimar Kent Konseyi Başkan Vekili 3

4 GENEL SEKRETERİN SUNUŞU Antalya Kent Konseyi kentimizin tüm topluluklarının katılımıyla oluşturduğu çalışma guruplarıyla ve meclisleriyle çalışmalarını sürdürmektedir. Tam onuncu yılını bitirecektir. On yıllık süreçte çalışma koşulları daha da iyileşerek devam etmektedir. Kent Konseyi kentimizin güncel sorunlarının yanında kentimizin geleceğini biçimlendiren öneriler hazırlamaktadır. Demokratik katılımı ve çalışma alanlarının genişliği ile diğer kentlere örnek olma özelliğini sürdürmektedir. 27 Eylül 2007 BM Binyıl Kalkınma Hedefleri ile ilgili yapılan toplantıda da BM. Yetkililerince de vurgulanmıştır. Dünyaya rehber olarak sunulabilecek bir model olduğu belirtilmiştir. Genel sekreterliğimiz; olarak tüm çalışma guruplarımızın, meclislerimizin ve tüm programları koordine etmekle birlikte kentlilik bilincinin gelişmesine ve Kent Konseyi çalışmalarının her kesimce tanınması için aralıksız toplantıları sürdürmektedir. Mahalle örgütlenmelerimizin yanı sıra mahallelerde toplantılarımız devam etmektedir. Mahalle halkıyla yöneticileri bir araya getirme, sorunları birebir aktarma, mahalle halkının sorunlarla nasıl baş edeceği ve kurumlarımızın işlevleri hakkında bilgilendirmelerimiz devam etmektedir. Kent Konseyinin tüzel kişiliği ile ilgili sorunların giderilmesi konusunda kentimizin öncülüğünde ilk yasa ve yönetmelik çalışmaları başlatılmıştı sayılı Belediye Kanunun 76. Maddesinde Kent Konseyi yasal dayanağı sağlanmış bulunmaktadır. Yasa maddesi katılımcı bir anlayışla hazırlanmıştır. Bu yaklaşım tüm kentlerimizde memnuniyet yaratmıştır. 76. Maddenin çalışma usul ve esaslarını belirleyen yönetmelik İçişleri Bakanlığınca çıkarılmıştır. Ancak, yönetmeliğin hazırlık aşaması uzunca bir sürede, oldukça fazla katılımlı hazırlanmasına rağmen, son anda yapılan müdahalelerle ne yazık ki bu güne kadar yapılan uygulamalar dikkate alınmamış olup, sürecin özüne aykırı olacak şekilde katılımı ve kendi içerisindeki demokratik hareketi bitiren bir hal alarak çıkmıştır. 08 Ekim 2006 da çıkan yönetmeliğin iptali için Kent Konseyinin üyeleri olan Meslek Odalarınca Danıştay a dava açılmış olup, yargı süreci devam etmektedir. Temennimiz yargı sonucunu beklenmeden İçişleri Bakanlığınca yönetmelik değişikliğinin yapılmasıdır. Bunların düzeleceği beklentisi ve girişimleri ile birlikte; Kent Konseyimiz yeni binasına kavuşmuştur. Büyükşehir Belediyesince yaptırılan bina çalışmalarımıza oldukça elverişli olup, her türlü teknik donanıma sahip bulunmaktadır. Büyükşehir in destekleyici tutumu tüm üyelerimizde memnuniyet yaratmış olup, teşekkürlerimizi burada da ifade etmek istiyoruz. Her yıl çalışma dönemlerinin raporlarını kitapçıklar halinde yayımlayarak tüm kurum ve kuruluşlara sunmaktadır. Ayrıca internet sayfasında yayımlamaktadır. Tüm çalışma guruplarımızın aylık toplantılarını ve faaliyetlerini burada özetlemedik. Raporun içinde gurupların tüm raporları yer almaktadır. Konsey çalışmalarına yaz aylarında aşırı sıcaklar nedeniyle üç ay ara verilerek, Eylül Ayı itibari ile çalışmalara devam etmektedir. İmar ve Planlama Çalışma Gurubu yazın da çalışmalarını sürdürmüştür. Kentin 1/ lik Planı tartışarak önerileri Büyükşehir Belediyesine sunulmuştur. Olağanüstü durumlarda çalışma gurupları ve meclislerimiz çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Kadın Meclisimiz yereldeki çalışmalarının yanı sıra ulusalda da Kadın Meclisleriyle ortaklaşa yapılan toplantılara da katılmaktadırlar. Ulusal Kadın Zirvesi Hazırlıkları devam etmektedir. Altı yıldır devam 4

5 eden ulusal kadın hareketi ulusal düzeyde yapılan tek organizasyon olması büyük bir fırsat olarak görülmektedir. Bu sürecin iyi değerlendirilerek kadın sorunlarının çözümünde iyi bir baskı gurubu oluşturması en büyük beklentimiz. Kent Konseyimizin çalışmalarına destek veren tüm üyelerimizi kutluyor, saygılarımı sunuyorum. Sema Nur KURT Kent Konseyi Genel Sekreteri 5

6 KENT KONSEYİ ÇALIŞMA GRUPLARI RAPORLARI 6

7 EĞİTİM ÇALIŞMA GRUBU RAPORU Başkan :Prof. Dr. Atila YANIKOĞLU Sekreter : Müşerref EYİÖZ ÇALIŞMA KONULARI I. YOKSUL ÖĞRENCİ VE AİLESİ GÖNÜLLÜ DANIŞMANLIK PROJESİ II. ANTALYA KENTİNDE GÖÇ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ III. OKULLARDA ŞİDDET ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ IV. OKUL ÇOCUKLARINDA BESLENME ALIŞKANLIKLARI V. OKUL DIŞI BOŞ ZAMANLARI DEĞERLENDİRME ETKİNLİKLER 1. Liselerin dört yıla çıkarılması irdelendi. 2. Okul Aile Birliklerinin işlevleri irdelendi. 3. Grubumuzda oluşturulan Yoksul Öğrenci ve Ailesi Gönüllü Danışmanlık projesi başarıyla uygulandı. 4. Okullarda şiddet ve internet kafelerin durumu irdelendi. 5. Hayat Boyu Görev ve Sorumluluk Günleri adlı proje oluşturuldu. 6. Okullar için öğrenci, öğretmen ve velilere sorulmak suretiyle, okulun fiziki, sosyal, ekonomik, eğitim ve kültürel yapısını ortaya koyabilecek OBA (Okul Bilgi Anketi) anket formu geliştirildi. 7. Antalya ya göçün eğitime getirdiği sorunlar irdelendi. 8. Okul- Aile Birliklerinin bir platform şeklinde birleşmesini sağlayacak, Antalya Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği(ANTÖV) kurulması için gerekçe oluşturuldu. SAPTAMALAR 1. Çağımız Bilgi çağı olmakla beraber, bilim ve teknolojinin sunduğu konfora bir an ulaşma isteği ile makinenin insanın yerine geçmesiyle oluşan yabancılaşma, değerler sisteminde maddiyatı veya parayı en büyük değer haline getirmiş, ülkemiz insanında gelir dengesizliğindeki aşırı uçurumun da bu durumu daha çok keskinleştirmesiyle, para uğruna, öğrencisinden en yetişkin insana kadar, insanlık değer sistemi unutulmaya başlamış, ülke insanı, kurum ve kuruluşlar, insanca yaşamak için üzerine düşen görev ve sorumlulukları layığınca yerine getirmemeye başlamışlardır Kısaca, ülkemizde insanca yaşamak için görev ve sorumluluk bilinci, her geçen gün azalmaya başlamış, bireysel, sadece kendini düşünen, bencil, egoist, adam sendeci, saygısız ve kavgacı bir zihniyet yapısı oluşmaya başlamıştır. 2. Okul Aile Birliklerinin okulda eğitimin iyi bir şekilde yürütülmesi için öğrenci, öğretmen ve veliler arasında iletişime, kaynaşmaya ve işbirliğine dayalı işlevlerine ilaveten, okula gelir getiren parasal işletme işlevi de yüklenmiştir. Bu durum, okul aile birliğinin görev ve sorumluluk yükünü artırmış, esas işlevleri olan eğitim niteliğini artırmaya yönelik katkıları, velilerden para toplama ve gelir getirici etkinliklere yönelmeye başlamıştır. 3. Her ne kadar, okul aile birlikleri yönetmeliğinde, okul aile birliklerinin okul için yapacakları birçok görev belirtilmişse de, veliler bu görevlerden bi haber olduğu gibi yönetmelikte belirtilen görevlerin çoğu kâğıt üzerinde kalmakta, veliler okul aile birliklerinin yaptıkları toplantılara çok az bir katılım göstermektedirler. 4. Son zamanlarda büyük kentlerin okullarında ve okul önlerinde görülen şiddet olay larına sınırlı da olsa Antalya da da rastlanmaktadır. 7

8 5. Bilgi çağında, bilgisayarı olmayan insanların bilgi gereksinimleri para karşılığında karşılamaya çalışan internet kafelerin birçoğu, daha çok para kazanmak için öğrencilerin her türlü istismar edilmesinin aracı veya ortağı haline gelmektedir. Grup toplantısında, internet kafelerde gönüllü öğretmenlerin denetleyici olarak bulunabileceği, belediyelerden içinde eğitmenin olduğu internet kafeler istenebileceği ve özellikle varoşlarda eğitim amaçlı oyunlar da oynanabilen internet kafelerin açılabileceği konusunda öneriler getirildi. 6. İklimsel özelikleri nedeniyle, iş olmasa bile, giyim, yakacak ve barınma da kolaylıklarıyla cazip olan Antalya ya hızlı göç, Belediye hizmetlerinde olduğu gibi kentteki eğitimi de zora sokmaktadır. Antalya ya her yıl, bir bolu nüfusu kadar( bin) insan göç etmekte, bu nüfusun yarısından çoğunu okula gidecek olan çocuklar oluşturmaktadır.bu ise daha fazla okul veya daha kalabalık sınıflar demektir. I. YOKSUL ÖĞRENCİ VE AİLESİ GÖNÜLLÜ DANIŞMANLIK PROJESİ PROJENİN ÖZETİ Antalya nın Gecekondu bölgelerinde Milli Eğitim Müdürlüğüne danışılarak öğrencilerini genelde yoksul kendilerinin öğrencilerin oluşturduğu bir ilköğretim okulu seçilip, bu okulda yine ailesinin yoksul başarısız olduğu saptanan 30 öğrenci ve ailesine eğitim danışmanlığı yapılarak, öğrencilerin öğrenim başarıları ve sosyal gelişimlerinin arttırılması; ailelerinin ise bilinçlendirilip çocuklarına ve kent yaşamına örnek insan olmalarına çalışılacaktır. Yoksul öğrenci ve ailesine eğitim danışmanlığı yapacak Danışmanlar, gönüllü emekli öğretmenler arasından tercih edilecek; bu danışmanlar Eğitim Uzmanları tarafından kısa süreli bir rehberlik eğitiminden geçirildikten sonra bir eğitim öğretim döneminde Öğrenci-Öğretmen-Aile üçlüsünde iletişim köprüsü oluşturarak görevlerini yerine getireceklerdir. GEREKÇE Antalya ilinde kırsal kesimden göçle gelen ailelerin oluşturduğu mahallelerde okuyan öğrencilerin, sosyoekonomik durumlarının bozuk olması nedeniyle eğitim ve öğrenim bakımından başarısız oldukları gözlenmiştir. Çarpık kentleşmeye örnek olan bu mahallelerde oturan kişiler kente uyum sağlayamamaktadır. Yoksulluk, bilinçsizlik, kültür seviyelerinin düşüklüğü, çocuk sayısının çokluğu nedeniyle ailelerince yeterince ilgilenilmeyen öğrencilerin öğrenim ve eğitimdeki başarıları düşüktür. Kente ve topluma uyumlu değillerdir. Öğrencilerin başarılı olmaları için desteğe, bilinçli yönlendirmeye ihtiyaç vardır. Ailelerine birçok konuda destek olunması gerekmektedir. Proje kapsamında oluşturulan öğrenci-aile danışmanları; öğrencileri başarılı kılmak için, motive etme yollarını arayacak, başarısızlık nedenlerini araştırıp çözümler üretecek, aile okul yönetimi, öğretmenler ve kent yaşamı arasında iletişimi kuracaklardır. Öğrenci başarılı kılınmaya çalışılırken ailenin de çocuk eğitimi, sağlıklı yaşam, kent yaşamına uyum gibi bazı konularda eksik yönlerinin giderilmesine de ön ayak olunacaktır. Hızlı göç alan ve bu nedenle de Antalya kentinin sorunlarını hızla arttıran yoksul kesimdeki aileler ve onların öğrenim gören çocuklarının küçük bir kesitine eğitim yönünden gönüllü danışmanlığı içeren bu proje, pilot bir proje olarak uygulanacak; proje başarıya ulaştığı taktirde gelecekte daha geniş bir şekilde uygulanması için önemli bir deneyim olacaktır. 8

9 TEMEL HEDEF Proje ile göç sonucu oluşan yoksul mahallelerde ailelerin ilgisizliği, maddi yetersizlik gibi imkanlardan yoksun olmalarından dolayı başarısız olan ilköğretim çağındaki çocukların ve velilerinin temel düzeyde eğitilerek okul hayatlarında daha başarılı ve üretken olabilmelerini sağlamak. Projeyle yoksul kesimde yaşayan çocukların temel eğitimlerine destek sağlamayı ve çocuklarını eğitim ve öğretim hayatları ile çok daha ilgili ebeveynler yaratılması hedeflenmiştir. ARA HEDEFLER 1. Temel eğitime katkıda bulunmak (öğrenci ve yetişkin düzeyinde) 2. Göç alan, yoksul mahalle çocuklarının öğrenim başarılarını artırmak, başarısızlığa neden olan etmenleri aşağıya indirmenin yollarını göstermek, 3. Bu öğrencilerin kentle uyumlu olmaları için gerekli olan sosyal çalışmalarına rehberlik etmek. 4. Bu öğrencilerin ailelerine çeşitli konularda eğitimler verilmesini sağlamak. 5. Yoksulluğu gidermek amacıyla aile bireylerini istihdam edilmeleri için meslek edinmeye yönlendirmek aileyi bu konuda bilinçlendirmek. FAALİYETLER 1. Proje yöneticisi tarafından Kent Konseyi Eğitim Grubundan iki kişi proje yönetim yardımcısı olarak atanacak, bu üç kişi proje yönetimini oluşturacaktır. 2. Gönüllü öğrenci ve aile danışmanlığı yapılacak okul seçilecek. (Milli Eğitim Müdürlüğünden bilgi alınarak) 3. Bu okulun yönetimi ve öğretmenleriyle toplantı yapılacak. Proje anlatılacak. 4. Öğretmenler kanalıyla öğrenci velilerine, ailenin ve öğrencinin sosyo ekonomik ve kültürel durumunu belirtmek için anket uygulanacak. 5. Anket sonuçlarının, okul yönetiminin, sınıf öğretmenlerinin ve rehberlik uzmanının görüşleri alınarak öğrenciler seçilecektir. 2,3,4,5 sınıflardan (2 ve 3 ten 7 şer kişi 4 ve 5 ten 8 er kişi) seçilecektir. (14+16) =30 kişi 6. Kent Konseyi eğitim grubunun oluşturduğu (gönüllü bankası) veya kent Konseyinin diğer çalışma gruplarıyla işbirliği sonucunda 10 tane gönüllü öğrenci ve aile danışmanı oluşturulacak. (Bu kişilerin özgeçmişleri istenecek, önemli mazeretleri olmadığı sürece bu işi (1 yıl) yapacaklarıyla ilgili sözleşmeye imzalayacaklardır. 7. Proje yöneticileri, danışmanlara projeyi anlatacaklardır. 8. Danışmanlar emekli öğretmenler olacaktır. Ama bu kişilerde yenilenme ve ekibin ortak bilgilerine sahip olmaları için rehberlik seminerlerine katılacaklardır (proje yönetiminin düzenlediği) Not: 2 hafta sürecek (toplam 8 saat ) 9. Danışmanların hangi öğrencilere danışmanlık yapacakları kura ile belirlenecek (bir danışman üç öğrenciyle ilgilenecek) 10. Okulda danışmanlarla, öğrencilerin aileleri tanıştırılıp, ailelere de proje anlatılacak. 11. Gönüllü danışmanlar aileyi (en az ayda iki kez) ziyaret ederek eğitim çalışmalarında bulunacaklardır. 12. Danışmanlar sorumlu olduğu öğrenciler için gözlem defteri tutacak, sorunları ve çözüm önerilerini, proje yönetimi veya diğer gönüllülerle yapılan ortak toplantılarda tartışacaktır. 13. Proje yönetimiyle danışmanlar ayda en az bir kez toplantı yapacaktır. 14. Tüm öğrencilerde ortak sorun durumunda olan konular ek eğitimlerle giderilecektir. 9

10 ÖNERİLER 1. Toplumumuzda her geçen gün azalan görev ve sorumluluk bilincini tekrar canlandırmak veya hatırlatmak için Hayat boyu Görev ve Sorumluluk Günleri adı altında toplumun her kesimi, her kuruluşu ve her insanının katılacağı çeşitli etkinliklerin bir yıl süresince yapılacağı bir projenin hayata geçirilmesi 2. Okullarımıza önemli bir katkısı olan Okul Aile Birliklerine velilerin aktif katılımını sağlamak amacıyla, Okul Aile Birliklerini bir dernek çatısı altında toplayarak, bilinçli ve organizasyona dayanan çalışmalarda bulunmak( Örneğin, böyle bir dernek vasıtasıyla velilerin okul aile birliğine aktif katılımını sağlayan çalışmalar yapılacağı gibi okullarda öğrenci servisleri, küçük onarım işleri, temizlik hizmetleri, kantin hizmetleri gibi hizmetler daha ucuz, kaliteli ve denetimli olarak yapılabilir. Ayrıca eğitimdeki aksaklıkların ortaya konması ve çözüm için, velilerin fikri ve desteğini alarak, eğitimin gelişmesine önemli bir katkı sunabilir.) 3. Okullarda, göstermelik kağıt üzerinde kalan toplam kalite yönetimi çalışması yerine, her yıl okulun fiziki yapısı, eğitim-öğretimdeki başarısı, öğrenci, öğretmen ve velilerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumunu anket çalışmasıyla ölçerek ve okulu yöneticisi, öğretmeni, öğrencisi ve velisiyle sevgi çemberi içinde, geniş bir aile haline getirecek çalışmalarda bulunulması 4. Antalya ya göçle gelen sosyoekonomik ve eğitim yönünden geri kalmış vatandaşların ve çocuklarının kente uyum göstermeleri ve kent dokusuyla kaynaşmalarını sağlayacak eğitim projelerinin hayata geçirilmesi( Bu konuda, grubumuz, Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü, Büyükşehir Belediyesi ve Kepez Belediyesi iş birliğiyle Yoksul öğrenci ve Ailesi Gönüllü Danışmanlık projesi adı altında bir proje uygulamış ve proje oldukça başarılı olmuştur.) 5. Dört yıla çıkan liselerin birinci sınıfında, temel derslerin yanında çocuğun ileride hangi mesleğe yöneleceğini test edebilmek için zeka çeşidi, becerisi, yeteneği, girişkenliği ve sosyalliğini ortaya koyabilecek derslerin olması ve her hafta bir ders saatinde meslekleri tanıtmak amacıyla, çeşitli mesleklerden insanların mesleki deneyimlerini anlatmalarının sağlanması 6. Bilgi çağında, çocukların ödev, araştırma ve oyun ihtiyaçlarını gidermek amacıyla, belediyeler, hayırsever kuruluşlar ve sponsor firmalar tarafından özellikle kentin varoşlarında ve diğer yerlerinde içinde Psikolojik Danışmanlık Rehberlik Hizmetlerinin de verilebildiği, gönüllü öğretmenlerin de çalışabileceği Bilişim Etüt Danışmanlık Rehberlik salonlarının açılması için girişimler yapılması ( Bu şekilde, çocukların istismarına yol açabilen denetimsiz çalışan internet kafelerden çocuklar uzaklaştırılmış olacaktır) II. ANTALYA KENTİNDE GÖÇ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Göç, insanlık tarihi boyunca hiç bitmemiş ve insanlık sürdüğü sürece de hiç bitmeyecek bir olgudur. Göçler insanların bulundukları mevcut yaşam ortamlarından daha iyi yaşam olanakları sunabilen ortamlara yer değiştirmeleri olarak tanımlanabilir. İnsanlar, yaşadıkları ortamlardan, kendilerinin geleceği için ekonomik olsun, güvenlik olsun, doğal afet olsun, eğitim ve sosyokültürel gereksinmeleri olsun kaygı duyabilirler. Eğer bu kaygıları, bu nedenlerden biri veya birkaçının baskınlaşmasıyla had safhaya ulaştığında, bulundukları yerden daha iyi koşulları olan yere göçle sonuçlanır. Günümüzün göçleri kentlere olmaktadır. Göçün doğal sonucu olarak, göçülen yeni yer ve yerli halk, göçen için bir yabancı; yerli halk için ise göçen insan bir yabancıdır. Ayrıca, göçen için göçülen yer yeni bir sofra görülür iken, kent sofrasında, eğer göçen vasıflı ise, kendi ekmek dilimini yanından eksik etmeyecek, eğer vasıfsızsa ise sofradan her seferinde bir dilim ekmek eksilecektir. Göç, göçülen kente yeni bir katma değer sağlayarak, ekonomiyi canlandırabileceği gibi, aksine, mevcut doğal, sosyal, ekonomik ve kültürel değerleri de götürerek, her yönüyle kenti yaşanmaz bir hale de getirebilir. Yaşanılan yer anlamına gelen Habitat da eğer nüfus, birey aralığı adı verilen bir kişinin yaşamını ve neslini sürdürmesi için gerekli ölçütleri tehdit edecek duruma gelirse, habitat yaşanmaz duruma geleceğinden, göçülen yer göçtüğünden yeni bir habitata göç başlar. Günümüzde, sanayileşmeden dolayı, kentler yaşama alanları haline gelmiştir. Kent süngeri, su çeker gibi insan çekmektedir. Ama unutulmamalıdır ki her süngerinde bir su çekme kapasitesi, bir sınırı vardır. Kent süngerindeki gözeneklerin sayısı ve boyutları bellidir. Bu nedenle, kent süngerinde doğum ve göçle gelen insan sayısının doyum noktasına gelmeden, insanca yaşamak ve insan neslinin devamı için ortak akıl ve katılımla düzenlenebilir hale getirilmesi bir insanlık görevidir. 10

11 Ülkemizde 1950li yılında, 21 milyonluk nüfusun % 25 i kent ve kasabalarda yaşarken, 2000 yılında, 68 milyon nüfusun % 65 i kentlerde yaşamaya başlamıştır. Geçmişte, % 70 insan barındıran köyler, artan nüfuslarına yeterli pay sağlayamadıklarından kentlere akın etmişler, bugün bu oranı kent nüfusu lehine % 70 e çıkarmışlardır. Bir tarım ülkesi olan, kendi kapalı ekonomisi içinde kendi yağıyla kıt kanaat geçinen ülkemizde, sanayileşmenin geç başlamasıyla, kırsaldan kentlere göç de 1950 lı yıllardan itibaren başlayarak, 1970 li, 80 li yıllarda ivme kazanmış ve içinde bulunduğumuz 2000 li yıllarda da durulmamış hala belli bir oranda sürüp gitmektedir. Göçten en büyük nasibi başta İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentler almış, bunu Adana, İzmit, Bursa, Mersin gibi gelişen diğer kentler izlemiştir. Bugün göçten etkilenen artık doyma sınırını kat kat aşmış bir ülke nüfusuna eşdeğer 20 milyona yaklaşan nüfusuyla İstanbul, içinde oturanın içi beni yakar, dışı ise seni yakar bir duruma gelmiştir. Ülkemizin güneyinde tabiatıyla, tarihiyle, tarımıyla, turizmiyle T li özellikleriyle bir dünya cenneti olarak nitelendirilen Antalya da insanların yaşamdayken cennette gitme isteklerine hedef olmuş, 1970 li yıllardan başlayarak, özellikle de 1980 li yıllardan sonra turizm sektöründe büyüme ve gelişmeye bağlı olarak, hızlı göç almaya başlamıştır yılı istatistiklerine göre, Antalya, İstanbul u sollamış, Türkiye nin en fazla göç alan ili haline gelmiştir yılları arası nüfus artış hızı binde 47 olan Antalya nın kent nüfusu 1990 yılında 378 bin iken bu rakam 2000yılında ikiye katlanarak 701 bin olmuştur. İçinde bulunduğumuz 2007 yılında su ve elektrik aboneleri sayısından yola çıkılarak yapılan tahminlere göre ise Antalya nın kent nüfusunun bir milyon yüz bin olduğudur. Gerçeği bu yıl yapılan nüfus sayımı ortaya çıkaracaktır. Eğer, Antalya ya göç aynı hızla devam ederse döneminde olduğu gibi döneminde nüfusun ikiye katlanarak, 2010 yılında kaba bir tahminle bir milyon dört yüz bin olması olasılıklıdır. Kamuoyunda ve basında, zaman, zaman, göçün getirdiği sorunlarla Antalya nın da ikinci bir İstanbul olma yolunda ilerlediği şeklinde bir kaygı, bir izlenim oluşmaktadır. Bu kaygı veya izlenimin doğru olup olmadığı, ancak konu enine boyuna ve bir bilgi akışı içinde tartışılırsa ortaya çıkabilir ve gelecek için yararlı olabilir. Kent konseyinin bu konuyu gündeme taşıması işte bu yüzdendir. Umarız, bu tartışma ortamından iyi sonuçlar alınıp, ülke insanın mutlu geleceği için önemli bir yol alınabilir. A. ANTALYA DA GÖÇ ÜN İRDELENMESİ Antalya ya göçün önemli bir bölümü, özellikle son yılda, Ülkemiz turizm yatırımlarının en önemli kısmının Antalya ya olması ve turizm sektöründeki büyüme ve gelişmeye bağlı olarak çeşitli iş alanlarında insan kaynağına duyulan gereksinimden kaynaklanmaktadır. Turizm sektörünün yanında Antalya nın önemli bir büyüme potansiyeli de tarım sektörüdür. Hiç şüphesiz, tarım da Antalya ya önemli ölçüde insan çekmektedir. Fakat, tarım sektörüne bağlı göçün bir kısmı her yıl tekrarlayan mevsimlik göçtür. Antalya ya önemli bir mevsimlik göç te turizm sezonu boyunca devam eden kentin neredeyse nüfusunu bir kat artıran(turist) turizm göçüdür. Bunların dışında Antalya nın insan çekmesinin başında doğası, iklimi ve tarihsel güzellikleri gelmektedir. Kış koşullarında evinden dışarı çıkmayan emekli bir İstanbullu veya Ankara lı veya kış koşullarını kötü bir şekilde geçiren emekliliğine az kalmış memur veya işçi, televizyonlarında gördükleri Antalya nın parlak güneşini yerinde görerek, yaşamlarının geri kalanını dinlenerek, huzurlu bir şekilde geçirmek istemektedirler. Antalya ya göç edenlerin % 30 u veya 40 ını emeklilerin oluşturduğu sanılmaktadır. DİE kaynaklarında son nüfus sayımında hane halkı fertlerinin birine bağlı göçün % 29 olması, bu oranı desteklemektedir.belki de tayin atama yoluyla Antalya ya gelenlerle( bu oran % 9 dur) birlikte bu oran % 40 dır.umarız, bu yıl yapılan son nüfus sayımı bu oranı ortaya çıkarır. Antalya nın büyük kent imajını göstermesi nedeniyle, nasıl olsa bir iş bulunur, kışın hem orada daha az yakacak, daha az giyim masrafı yaparım, akrabalarım da orada bir sıkıntımız olursa yardımlaşırız düşüncesi özellikle yoksul ve işsiz insanlar için önemli bir göç nedeni olmuştur, yine DİE verilerine göre, son nüfus sayımında, Antalya ya iş bulmak için göç edenlerin oranı % 30dur. Yine DİE verilerine göre Antalya ya göç % 6 eğitim nedeniyle % 6 evlilik nedeniyle geri kalan % 5-7 lik oran ise deprem ve güvenlik nedenleri gibi diğer nedenlerle olmuştur. Bunlarla birlikte, Antalya ya göç te en önemli tamamlayıcı, teşvik edici etken kente daha önce yerleşenlerin yeni göç dalgasıyla gelenlerin akrabaları, hemşehrileri, arkadaşları veya dostları olmasıdır. Antalya ya her yıl, bir Bolu veya bir Burdur kenti nüfusu kadar, bin kadar insan göç etmektedir. Göç nedeniyle, Antalya doğumluların payı, 1990 da %72 ye, 2000 yılında ise %58 e düşmüştür. DİE 2000 yılı nüfus sayımına göre, Antalya nın en fazla göç aldığı iller göç büyüklüklerine göre sırasıyla İstanbul, Ankara, Konya, İsparta, Burdur, İzmir, İçel, Adana, Hatay, Afyon, Diyarbakır, Kocaeli, Gaziantep, Eskişehir ve Şanlıurfa dır. Bu veriler, Antalya nın büyük oranda metropoliten bölgelerden ve çevre illerden göç aldığını göstermektedir. Bununla beraber, 2000 den bu yana tablonun aynı şekilde devam edip etmediğini son nüfus sayımı ortaya çıkaracaktır. 11

12 Dünyada her geçen gün nüfus artmaktadır. Ülkemizde de 1920 li yıllarda milyon olan nüfus, bugün milyonlu rakamlara ulaşmıştır. Çok tabi ki gelişen refah ve kalkınmaya oranla nüfus artışı kaçınılmazdır. Bununla beraber, dünyada ki kaynakların sınırlı olduğu düşünülürse, doğum oranın ve bir bölgede aşırı yoğunlaşmaya neden olan göç ün kontrol altına alınması, doğumla ve göçle ortaya çıkan nüfus artışının ortaya çıkaracağı sorunların önceden görülerek çözümlenmesi kaçınılmazdır. Bugün dünyada nüfusun büyük bir kısmı kentlerde yaşamaktadır. Ülkemizde de geçmişte büyük çoğunluğu köylerde yaşayan nüfusun kentlere göç ederek yaşamakta olduğunu ve bu durumun kentlerde ne gibi sorunlara yol açabildiğini artık biliyoruz. Göç alan kentlerde, ne gibi sorunların ortaya çıktığının görülmesi açısından göç alması eskilere dayanan İstanbul kenti karşımızda en önemli örnektir. İstanbul un da bir kıyı kenti ve aynı zamanda bir turizm şehri olması bakımından Antalya ya benzerliği dikkate alınarak, göç nedeni ile Antalya da ne gibi sorunlar yaşanabileceğini bize gösterebilir. İstanbul bugün, çarpık kentleşmiş, nüfusunun çoğu gecekondularda olumsuz hijyenik koşullarda yaşayan, trafik sorununu çözememiş, kent güvenliğinin hızla azaldığı, doğa tahribatının hızla çoğaldığı, Göçenin madden ve moralmen göçmesinden çıkan sorunlarla birlikte, bir sorunlar yumağı haline gelmiştir. Ne kadar benzerlik olursa olsun her kenti kendi koşulları içinde değerlendirmek gerekir. Antalya nın bir turizm ve tarım kenti olması dolayısıyla, göçü öncelikle bu iki sektör bakımdan değerlendirerek, sorunlara daha akılcı yaklaşımla çözüm aranabilinir. Antalya nın geçim kaynağının birincisi turizm ve buna eşdeğer ölçüde tarım olduğu düşünülürse, turizmin, aşırı göçün asayiş olaylarını artırması, aşırı betonlaşma ve doğal çevre tahribatına yol açması nedenleriyle gerileyebileceği, tarımın ise artan nüfus baskısıyla yapılaşma, çevre kirliliği ve tarım alanı azalması gibi nedenlerle azalabileceği düşünülebilir. Kısaca her iki sektörün de göçle gelen insan kaynaklı artı değerlere rağmen göçten önemli ölçüde olumsuz etkilenmemesi gibi bir durum göz ardı edilemez. Bu durum göz ardı edilirse, bu, insanın üzerinde yaşadığı dalın kuruduğunu görememesi veya üzerinde yaşadığı dalı kesmesi gibi bir durum olur. Hiç kimse, göçle Antalya ya gelen insana gelme deme hakkına sahip değildir. Aksine böyle bir söylem, evrensel insan haklarına sığmadığı gibi, insanın istediği yerde yaşama özgürlüğünün elinden alınması anlamına gelir. İnsanları bulundukları yerde tutmanın yolu, en başta insanın beslenme, barınma, sağlık, eğitim gibi temel gereksinimlerinin karşılanması ve bu gereksinimleri karşılayacak gelir düzeyinde iş olanaklarının oluşturulmasıyla başarılabilir. Bu ise devletin, öncelikle sosyal devlet olması, siyasi iktidarlarının başarılı politikalar yürütmesine bağlıdır. Ülkemizde göç olgusu haddini aşarak hala devam ettiğine göre, siyasal iktidarların sosyal devlet anlayışından uzaklaşarak, başarısız veya yanlış politikalar izledikleri gibi bir sonucu çıkarmak yanlış olmayacaktır. Ülkemizde iç göçün yavaşlaması ve sonunda kentlerde göç alma ile göç etmenin eşitleneceği bir duruma gelmesi, hükümetlerin devletin çözümleyeceği bir konudur. Fakat göç ile bir kente gelmiş nüfusun getirdiği sorunların çözümünde de yine devletin sorumluluğu da olsa, görev, büyük ölçüde belediyelere, kentlilik bilincine ulaşmada rol alan bilinçli sivil toplum örgütlerine ve kentlilik bilincine ulaşmış yerleşik halka düşmektedir. Antalya da her alanda göçün getirdiği sorunlar gözle görülür hale gelmeye başladıysa da, henüz kent yaşamında tolere edilebilir düzeydedir. Hiç kimse, kentin varoşlarındaki gecekonduları, gecekonduların üstü açık foseptiklerini, kentin ortasında yeşil alan olarak mezarlıktan başka her yerin beton kulelerle dolduğunu, kentin varoşlarında kış aylarında gözle görülebilir, nefesle alınabilir kalitesiz kömür ve oto lastiği yakmadan kaynaklanan hava kirliliğini, hiç kimse eskiye göre kentte özellikle hırsızlık olaylarında ve diğer asayiş olaylarındaki artışı, yeni alt üst geçitler yapılsa da geçitsiz kavşaklarda biriken oto trafiğini, asfaltsız, kaldırımsız, alt yapısız yolları, hiç kimse her yıl yeni okullar yapılmasına rağmen okulların sınıflarında artan öğrenci sayısını görmemezlikten gelemez. Artık, Antalya da gelen göçle kanser başlamış veya başlamak üzeredir, fakat etkisi daha hafiftir ve önlenebilir. Bu bir ön teşhisdir. Kanser başlamadan veya başlamışsa daha ileri safhaya gitmeden önce önlemi alınmalı ve tedavisi derhal yapılmalıdır. Tedavi şimdi yapılmadığı takdirde, başlayan kanserin Antalya yı ne hale getireceğini, kanserleşen İstanbul düşünülürse, hiç kimse düşünmek şöyle dursun aklına bile getirmek istemeyecektir. Antalya ya göçle gelen insanların meslekleri, gelirleri, eğitim durumları gibi verileri içeren yeterli bilgilerden yoksunuz. DİE verilerine göre, kente göçle gelen % 30 oranında iş aramaya gelen insanların düşük gelir seviyesinde ve az eğitim görmüş hiç eğitim görmemiş insanlar olabileceğini, geri kalan kesimin büyük çoğunluğunun ise orta- yüksek gelirli ve eğitimli (% 70) insanlar, olabileceğini düşünmekteyiz. Antalya nın varoşlarında 300 bin(%30) kentin merkezi kesimlerinde ise 700 bin(%70) insan yaşamaktadır. Zira Antalya da 50 bin gecekondu ve hane başına ortalama 6 insan yaşadığı düşünülürse varoşlarda 300 bin insanın yaşadığı doğrulanmaktadır. Akdeniz Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Sevinç Güçlü tarafından yapılan bir araştırmada, Antalya da üç örneklem alanından elde edilen bulgulara göre birinci örneklem alanındaki varoşlarda 12

13 oturan insanların eğitim düzeyleri, sosyoekonomik düzeyi daha yüksek olan kent merkezinde oturan 2 ve 3. örneklem alanındaki insanlardan düşük olarak saptanmıştır. Diğer taraftan yine aynı araştırmanın bulgularına göre, Antalya da yaşayan bireylerin % 70 i kendini Antalyalı olarak görmektedir, özellikle konut ve iş sorunun çözümlenmiş olması kent çevresiyle olan uzlaşmayı ve uyumu artırmaktadır. Böyle bir durum, Antalya için büyük bir şans ve kentin geleceği için de önemli bir fırsatdır. Antalya ilinde 100 bin okur-yazar olmayan insan olduğu söylenmektedir. Bu rakamın büyük çoğunluğunun Antalya kentinde göçle gelen ve varoşlarda oturan yoksul insanların olması aşikardır. Kentin büyük çoğunluğu olan eğitimlilerin arasında, okur-yazar olmayanlar hızla eritilebilir. Antalya nın bunu başarmaya gücü, yeteneği ve isteği vardır, yeter ki bu güç, iyi bir planlamayla harekete geçirilip, doğru ve zamanında kullanılabilsin. Göçle kente gelen yoksul ve az eğitim görmüş insanların kente uyumu, kent yaşamının kuralları ve güçlükleri karşısında oldukça zordur. Bu nedenle bu insanlar, kentte güven duydukları hemşehrilerinin yakınına oturup, kendi içine kapanık kapalı bir topluluk halinde yaşamaya başlarlar. Hiç birisi, göç ettiği kentin insanı değildir, nereden göç ettiyse hala oranın insanıdır. Hemşehrisi dışında kentin diğer insanları ona yabancıdır. Hemşehrilik dayanışması, kentte tutunabilmek ve yaşayabilmek için önemli bir güçtür. O, hemşehrisinin rehberliğinde iş aramaya koyulur, iş bulsa da kentte geçinmek zordur, çoluk çocuk ailece çalışmak gerekir, çocukların eğitiminden ziyade, okul dışı zamanları çalışmasından getirdikleri para önemlidir, kız çocuklarının okumasından ziyade evde oturup ev işleri yapması daha önemlidir. GÜÇLÜ(2002)nün Antalya da araştırmasına göre üç örneklem alanından iki ve üçüncü örneklem alanlarından daha düşük sosyoekonomik koşullarda yaşayan birinci örneklem alanındaki insanların oldukça yüksek akrabalık, hemşehrilik bağlarına sahip oldukları, 2 ve 3. örneklem gruba gidildikçe bu eğilimin zayıfladığı görülmüştür, hemşehrilik dayanışması ve yardımlaşması en fazla birinci örneklem alanındaki insanlarda görülmektedir. Tüm örneklem alanlarındaki insanlar, kentin en önemli sorunlarından birinin gecekondulaşma ve göç olduğunu belirtmişken, göç eden hemşehrilerine yardım ettiklerini de belirtmişlerdir. Şivesi, davranış kalıpları açısından yerli yaşıtlarından ayrı olan göçmen ailenin çocuğuna çevrenin yaklaşımı, hep öteki olacaktır. Fakat çabuk öğrenme ve uyum yeteneği sayesinde çocuk dil, giyim ve davranış açısından ailesinden ve ait olduğu kültürden uzaklaşmaya başlar. Çocuk dış çevrede yeni özdeşleşme- benimseme imkanları arar ama bulamaz. Bu durumda da çocuk, ergenlik döneminde içinde bulunduğu kimlik karmaşasını ortadan kaldırmak için alkol ve uyuşturucu kullanımına başlayabilir. Cezaevinde yatan suçlular üzerinde yapılan araştırmalarda, alkol ve/veya madde kullanımının suç eğilimini kuvvetlendiren önemli bir etken olduğu ortaya konulmuştur. SHÇEK ve Akdeniz Üniversitesi Sosyal Hizmetler Araştırma Enstitüsünün ortaklaşa olarak(2005), Antalya da 715 sokakta çalışan çocuklar üzerinde yaptığı araştırmaya göre, çocukların ailelerinin daha önce yaşadıkları Batman, Şırnak, Diyarbakır, Hakkari, Mardin gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kentlerden ve Antalya nın ilçe ve köylerinden geldikleri, ailelerin %76 ısının Antalya da akrabaları oldukları, ailelerin %70 inin işsizlik nedeniyle geldikleri saptanmıştır. Göçmen aile ve özellikle de kimlik karmaşası içinde bulunan çocukları, sıkıntılardan dolayı yerleşik halka göre daha çok suça meyillidir. İşsizlik, yoksulluk, çok çocukluluk, iki göz gecekonduda oturmak, kent halkıyla iletişim kuramamak, kente uyum gösterememek gibi birçok sıkıntıları olabilir. Son yıllarda Antalya da eskiye göre son yıllarda sokakta çalışan çocuk sayısında ve uçucu madde kullanan çocuk sayısında önemli bir artış olduğu gibi çocuk suçluluğundaki artış ta gözlerden kaçmamaktadır. B. SONUÇLAR ve ÖNERİLER yılı nüfus sayımında elde edilen bilgilere göre Antalya, Türkiye nin en fazla göçü alan ilidir. Bu durumun geçici olup olmadığı, bu yıl(2007) yapılan nüfus sayımında ortaya çıkacaktır. Eğer, göç önceki yıllarda olduğu gibi önemli bir hızda devam ediyorsa, göç sorunu Antalya nın öncelikli gündemi olmalı, gündeme alınması ihmal edilmemeli veya gözden kaçırılmamalıdır. 2. Antalya nın bütçeye getirdiği gelir, çok fazla olmasına rağmen, göçle artan nüfusuna ve gelen turist potansiyeline göre, bütçeden ayrılan kaynak hiç yeterli değildir. Mutlaka, Antalya nın ülke bütçesinden aldığı payın, göçün oluşturabileceği sorunları zamanında kaldırmak ve sağlıklı kentleşme için artırılması gereklidir. Bu pay, artırılmadığı takdirde, yarın göçün getirdiği sorunları gidermek için daha fazla pay verilmek zorunda kalınarak, ekonomik zarara girilebileceği gibi giden değerler de ne yazık ki eskisi gibi yerine getirilmeyecektir. Büyük çoğunluğu İstanbul merkezli olan Turizm firmalarının vergilerinin Antalya da kalması için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır. 13

14 3. Antalya nın doğal, tarihsel, kültürel değerlerinden büyük ölçüde yararlanan turizm sektörü, aşırı göç ile turist göçünün getirdiği baskılardan Antalya nın doğal, tarihsel ve kültürel değerlerinin korunmasına katkı sağlamalıdırlar. Aksi takdirde, günün birinde bindikleri dal kesilebilir. 4. Antalya imar planları titizlikle hazırlanabilmesi için göç, önemli bir parametre olarak ele alınmalı, yıllık göç hareketlerinin sağlıklı bir şekilde izlenebilmesi ve böylelikle ileriye yönelik tahminlerin yapılabilmesi için gerekli bilgilerin alınmasını sağlayan yasal düzenlenmeler ile koordinasyon ve organizasyonların yapılması gereklidir. 5. Belediyeler, kaçak yapılaşmaya hiçbir şekilde göz yummamalı, kaçak yapı olduğu anlaşılan gecekondu ve binaların anında yıkılması sağlanmalıdır. 6. Siyasi partilerin seçim zamanında ve seçim sonrasında siyasi rant uğruna, kaçak yapılaşmaya göz yummayacaklarına dair konsesusa varmaları ve bu konsesu halka deklere etmeleri, göçün önlenmesi için önemli bir girişim olacaktır. 7. Göçün getirdiği en önemli sorunlardan biri de eğitim alanında görülmektedir. Göçle gelen insanların çocuklarının eğitim gereksinmelerinin pedagojik bir şekilde karşılanması için kentte yeterli miktarda alanlar ayrılmalı ve bu alanlarda çok fonksiyonlu, sınıflarında 30 ar öğrencinin okuduğu okul kompleksleri yapılmalıdır. 8. Antalya da kentlilik bilincinin göçle gelen insanlara kazandırılması için, okulların atıl zamanlarında bir eğitim seferberliği başlatılmalı, bu eğitim etkinliklerine insanları çekmek için belediyeler ve hayırseverler tarafından çeşitli avantajlar sağlanmalı, eğitim etkinliklerinde okuma-yazma kursları başta olmak üzere, aile okulu, çocuk bakımı, ilk yardım, kent kültürü v.b gibi kurslar olmalıdır. Antalya da GÜÇLÜ nün yaptığı araştırmaya göre, kent halkının çoğunluğu kentin yararına olacak projeler için istekli görülmüştür. Eğitim etkinliklerinde Antalya da sayıları bir hayli fazla emekli öğretmenler ve diğer mesleklerden emeklilerden eğitici eğitimi kursundan geçirilerek pekala yararlanılabilir. 9. Antalya da çocukların boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla belediyeler ve hayırseverler tarafından, spor tesisleri, eğitim parkları, internet- bilişim etüt -okuma salonları(psikolojik rehberlik danışmanlık hizmetleri de verebilecek) ve oyuncak evleri açılmalıdır. 10. Antalya da yoksul kesimde göçle gelen insanların aileleri ve çocuklarına kente uyumunu sağlayacak, evde ve okulda birebir rehberlik-eğitim danışmanlığı verebilmek amacıyla, kent konseyi eğitim çalışma grubunun 2006 yılında başarıyla uyguladığı, olumlu geri bildirimler aldığı Yoksul öğrenci ve ailesi gönüllü eğitim danışmanlığı projesi model alınarak, Belediyeler, Milli Eğitim ve Sağlık il Müdürlükleri ile gönüllü kuruluşların ortaklığıyla sürdürülmesi göçün getirdiği sorunların azalmasına çok önemli bir katkı sağlayabilir. 11. Antalya da GÜÇLÜ nün (2002 )araştırmasına göre, genç işsizler daha çok varoşlarda bulunmaktadır. Bu gençlere, kentte oluşan ve gelişen iş kollarında gereksinim duyulan insan kaynaklarına göre işe alacak firmalar ve belediyelerin desteğiyle MEGEP projesi gibi iş- meslek kursları açılmalıdır. Örneğin, Antalya turizm kentinin her zaman ihtiyacı olan aşçılık- garsonluk, yerli turist turizm rehberliği, cankurtaranlık, tarımda ihtiyaç duyulan tarımsal ilaç operatörlüğü, yaşlı insanlar için gereksinim duyulan evde yaşlı hasta bakımı, çalışan insanların bebekleri için gereksinim duyulan bebek bakıcılığı gibi kurslar pekala açılabilir. 12. Antalya da doğurganlık oranın düşürülmesi için gerekli eğitim çalışmalarının yapılması gereklidir. Devlet, Belediyeler, sivil toplum örgütleri, dernek ve vakıflar bu görevi yerine getirmeli insanların bakabilecekleri kadar çocuk yapmaları özendirilmelidir. 14

15 III. OKULLARDA ŞİDDET ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Şiddet, insanda, insansı olmayan, hayvansal bir davranış olarak ortaya çıkan bir eylemdir. İnsanın üst beyinin, bunun altındaki alt beyine yani hayvansal beyine sahip olamaması nedeniyle ortaya çıkan bir saldırganlık durumudur. Ne yazık ki, şiddet veya saldırganlık, İnsanın biyolojik evrimleşmesinde kaybolmamış, bir hayvansal içgüdü olarak atalarımızdan bu yana devam edip gelmiştir. İnsan olmanın gereği, bu saldırganlık veya şiddet güdüsünün ortadan kaldırılması, üst beyinin geliştirilmesi, aklın hayvansal beyini kontrol etmesi, bu ise, ancak, çağdaş ve akılcı bir eğitimle mümkün olabilir. İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli şey, hayvanların davranışlarının içgüdüsel, insanların davranışlarının ise öğrenilmiş davranışlar olduğudur. Hayvanların yaşam mücadelesinde, hayatta kalabilmeleri için saldırganlık veya şiddet doğal karşılanır. Ama insanların yaşamında şiddet veya saldırganlık, hoş karşılanmadığı gibi, bir insanlık ayıbı, aynı zamanda, bağışlanmayan bir suçtur. Eğitim dediğimiz şey, insanın, insan gibi yaşamak için kazandığı duyuşsal, bilişsel ve davranışsal kazanımlardır. Eğitim, beşikten itibaren ailede başlayarak, okullarda örgünleşip, bulunulan sosyoekonomik kültürel çevrede yaşam boyu devam eder. Eğer insan kötü bir sosyoekonomik kültürel çevrede yetişir, aldığı eğitim de sevgi veren, yapıcı, yaratıcı ve problem çözücü bir eğitim değilse, işte o zaman, insanın içindeki saldırganlık güdüsü hayvansal bir davranış olarak ortaya çıkar. Ne yazık ki, son zamanlarda, ülkemizde, çocuklarımızı eğitim için gönderdiğimiz, eğitim yuvaları olarak bildiğimiz okullarımızda görülen şiddet olayları, hem şaşırtıcı, hem üzücü hem de gelecek için kaygı vericidir. Ülkemizde eğitim sendikalarının okullarda öğrenci ve öğretmenlerle yaptığı anket sonuçlarına göre içinde yaşadığımız durum hiç iç açıcı değildir. Öğretmenlerin çoğu toplumun geleceği için karamsardır. Ülkemizin yedi coğrafik bölgesinde muhtelif ilköğretim okullarında okuyan7 ve 8. sınıf öğrencilerinin katıldığı anket sonuçlarına göre, öğrenciler arasında sözlü, fiziksel ve cinsel taciz oranı % 92dir. Öğrencilerle eğitim kurumu arasındaki ilişkiler açısından karşılaşılan taciz oranı ise % 8dir. Diğer taraftan, okullarda son 8 10 ay içinde 2990 şiddet olayı olmuş, ne yazık ki bu olayların bazılarında 35 öğrenci yaralanmış, ne üzücü ki 9 öğrenci ise hayatını kaybetmiştir. Toplumun geleceği olan çocuklar ve gençlerimizin karıştığı şiddet olayları şaşırtıcı olduğu kadar düşündürücü, düşündürücü olduğu kadar üzücü, üzücü olduğu kadar oldukça kaygı vericidir. Ülkemizin 70 milyon nüfusunun, 25 milyonun, 18 yaşın altındaki gençler ve çocuklar olduğu düşünülürse, toplumun geleceğinin ne kadar kötü bir duruma gittiğini hiç kimse görmemezlikten gelemez. Bu durumun ortaya çıkmasında toplum olarak, her kesimin ve herkesin az çok payı vardır. Bu nedenle, öncelikle olayın aktörleri ve herkes üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmelidir. Hiçbir zaman, çocukları ve gençleri bu olaylardan tek başına sorumlu tutamayacağımız gibi, bu olayların ortaya çıkması, biz erişkinlerin görev ve sorumluluklarını yeterince yerine getirememesinden kaynaklanmıyor mu? Acaba, kaç anne baba, tam anlamıyla çocuklarına sevgi verebiliyor, Acaba ekonomik sıkıntı çeken kaç öğretmen, çevresi duvarlarla ve tel örgülerle çevrilmiş okulların kalabalık sınıflarında okuyan öğrencilerine güler yüzlü davranabiliyor, Acaba kaç iktidar, okullarda estetik ve hijyenik koşullarla birlikte, beslenme, bilişimle bilgiye ulaşma, spor ve resim yapma olanakları sağlıyor, Acaba kaç belediye, çocukların ve gençlerin okul dışı zamanlarını değerlendiren içinde spor tesisleri, bilişim odaları, resim ve heykel atölyeleri bulunan çocuk ve gençlik merkezleri açıyor, Acaba kaç medya kuruluşu çocukları ve gençleri geleceğe hazırlayacak yararlı yayınlar yapıyor? Bu acabaları çoğalttığımız zaman, okullarda yaşanan şiddet olaylarının, nedenleri ve nelerden kaynaklandığı, bu olaylardan nelerin ve kimlerin sorumlu olduğu ortaya çıkacaktır. A. ŞİDDETİN ORTAYA ÇIKIŞ NEDENLERİ 1. Dünyada hızla gelişen ve değişen bilim ve teknolojiye kıyasla, ülkemiz eğitim 2. Teknolojisinin, hızlı öğrenme ve kavrama yeteneğinde olan çocuk ve gençlerin 3. Gereksinmelerini zamanında ve yeterince karşılayamaması 4. Türkiye de ki hızlı nüfus artışı ve istikrarsız ekonomik politikalar nedeniyle, gelir dengesizliğindeki uçurumun artması ve haliyle büyük bir nüfusun yoksullaşması sonucu, ailedeki geçim sıkıntısının ilkönce ailede ve sonra okullarda veya sokakta şiddet olarak ortaya çıkması 5. Kırsal kesimden büyük kentlere göç nedeniyle, ailelerin, çocukların ve gençlerin uyumsuzluk sendromu 6. Feodallığı aşamamış hala töresel kalan, eğitimsiz, çoğu aile yapısında erkek egemenliğine dayalı olarak ortaya çıkan aile içi şiddetin çocuk ve gençler vasıtasıyla okullara yansıması 15

16 7. Özellikle çok çocuklu ve karı kocanın çalıştığı ailelerde çocuk ve gençlere anne baba tarafından yeterince zaman ayrılmaması veya ilgisizlik, eşler arasında aşırı geçimsizlik, çok çocuklu ailelerde kardeşler arasındaki kıskançlıklar ve boşanmaların çocuk ve gençlerde ortaya çıkardığı gerilimler 8. Ailelerin yoksulluk nedeniyle, barınma, beslenme ve eğlence olanaklarının kısıtlı oluşunun çocuk ve gençler üzerine olumsuz etkileri 9. Daha henüz bilinci emekleme evresinde olan bilinçlenmekle meşgul olan bir toplumda özellikle görsel medyanın reyting uğruna şiddet içerikli dizi ve film gibi yayınları pompalayarak çocuk ve gençlerin şiddeti taklit etmelerine neden olması 10. Günümüzde hızla türeyen internet kafelerin birçoğunun para kazanma uğruna çocuk ve gençlerin her türlü istismarına(şiddet oyunları, porno, sigara içilmesi, argo veya küfürlü konuşmalar, kavgalar, cinsel taciz, uyuşturucu dağıtımı v.b) yol açabilecek durumda olup olmadığının yeterince denetlenememesi ve pedagojik açıdan bir denetim mekanizmasının olmaması 11. Bilgi çağında, çocuklarda televizyona ve özellikle de bilgisayara (şiddet filmleri ve oyunları)bağımlılıkla ortaya çıkan sanal- makinesel ilişkiden dolayı, insani ve sosyal ilişkilerden uzaklaşılması. 12. Mahallelerde çocuk ve gençlerin dinamik bedensel enerjisini ortaya çıkaracak spor tesisleri ile dinamik akılsal enerjisini yaratıcılığa çeviren gençlik ve hobi merkezlerinin azlığı veya yokluğu, 13. Okulların estetik, mimari, hijyenik, çevre düzenlemesi, spor tesisleri, iş atölyeleri, laboratuar ve bilişim özellikleri bakımından yeterli olmaması 14. Hayvanlarda dar bir bölgede artan populasyon baskısına bağlı olarak hayvanlar arasında görülen saldırganlıkların bir benzerinin, okullarda sınıfların aşırı kalabalık oluşu nedeniyle ortaya çıkması, 15. Çocuk ve gençlere yetersiz veya hiç cinsel eğitim verilememesi, özellikle ailelerin bu konuda bilgisiz ve ilgisiz olmaları, çocukların ve gençlerin bilinçsiz arkadaş çevresi ve ahlak dışı porno filmler vasıtasıyla yanlış yönlenmeleri 16. Okullarda okul aile birliklerinin işlevlerini bir işletme şirketi haline dönüştürerek, esas işlevleri olan öğretmen, öğrenci ve veli arasında olumlu ilişkiler sağlayacak etkinlikleri yeterince yapamamaları 17. Ailelerin çocuklarını Anadolu Liseleri ve Üniversitelere girmesini sağladığını düşündüğü özel dershanelere ve özel öğretmenlere para vererek duyduğu ilgiyi, çocuğunun okuduğu okula aynı şekilde göstermemesi, okulun öneminin ikinci dereceye inmesi, (bu nedenle para toplanacak korkusuyla veli toplantılarına katılmaması) 18. Öğretmenlerin kalabalık sınıflarda öğrencilerle yeterince ilgilenmemesi ve sınıf disiplinini sağlayamaması 19. Öğretmenlerin özellikle ekonomik sıkıntılardan dolayı öğrencilerine güler yüzlü ve şefkatli davranmaması 20. Öğrencilerin kafasında kendisini Anadolu Liselerine ve Üniversiteye hazırlayan özel dershane, özel öğretmen ve para ilişkisi olması nedeniyle, Nasıl olsa dershaneye gideceğim, özel öğretmen tutacağım, parayı bastırırım dersimi alırım mantığı şekillendiği için okuduğu okul ve öğretmenlerinin öneminin ve ağırlığının azalması, Bu nedenle okulu bir vakit geçirme yeri, öğretmenlerini ise bir ha babam öğretmeni olarak görmeye başlamaları, 21. Öğrencilerde Anadolu liseleri ve Üniversite sınavlarına hazırlanmak için gidilen kurslar, girilen deneme sınavları ve esas sınavlara girmeden önce ve sonrası yaşanan gerginlikleri ( Yarış atı olma sendromu) 22. Öğrencilerin kendilerinden okulda ve sınavlarda başarı beklentilerine koşullanan ailede başarısızlık sonucu oluşan baskının öğrencide yarattığı gerilim( Sen adam olmazsın sendromu) 23. Öğrencilerin bugün ki işsizlik, ekonomik durum ve Anadolu liseleri ve üniversiteye girmenin zorlu sınav aşamalarını görmeleriyle oluşan gerginlikleri ve gelecekten umutsuz ve olumsuz olarak kaygı duymaları ( Ya ben de işsiz kalırsam) 24. Özellikle lise öğrencilerin olumsuz gelecek kaygısı, ekonomik güçlük, aile içi olumsuzluklar, parçalanmış aileler ve en önemlisi de giyime, süper cep telefonları ve otolara özenti göstermeleri nedeniyle kolay para elde edilebilecek ahlaki olmayan faaliyetlere girmeleri ( haraç kesme, çeteleşme, hırsızlık, v.b.) 25. Eğitim sisteminde, öğrencilerin gelecekte mesleklerini tayin edecek, branşlaşmalarını sağlayacak, istek, bilgi ve özellikle becerilerinin anlaşılmasını anlayacak rehberlik sisteminin yetersiz oluşu nedeniyle oluşan gerginlikler(doğru yolu bulmak için o kadar çok vakit kaybettim ki keşke bir rehberim olsaydı) 26. Okullarda öğrencilerin sorunları ile ilgilenecek Psikolojik Rehberlik Danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği 27. Okullarda problemli çocuklar ve gençlere, aileler, okul yöneticileri ve öğretmenlerin nasıl bir tutum içinde olacakları konusunda yeterli bilinç ve iletişim içerisinde olmamaları 28. Okul yönetiminin ve öğretmenlerin disiplini sağlama yönünde katı ve sert tutumlarına karşı öğrencilerde yön değiştiren davranış ( Yer değiştiren saldırganlık) şeklinde ortaya çıkan tepkiler ve inatlaşmalar 16

17 29. Ailesinin, bulunduğu çevrenin, okul yönetiminin ve öğretmenlerin sert ve katı tutumuna veya baskısına maruz kalan öğrencilerin bireysel olarak ve birleşerek veya çeteleşerek, hırslarını diğer öğrenciler, öğretmenler ve okul eşyalarından almaları 30. Okullarda sert ağabeylerin medyadan ve kötü çevresinden beslendiği maganda kültürünü akranlarının üzerine baskı kurarak göstermesi onları magandalığa yönlendirmesi 31. Okulda problemli çocuk ve gençlerin psikolojik veya psikiyatrik destek almaması nedeniyle, risk alma davranışına girerek, devamlı olarak suç işlemeleri( Yattı balık, yan gider psikolojisinde olmaları) 32. Ailelerin meşguliyetleri veya sıkıntıları nedeniyle, çocuklarının arkadaş çevresine ve arkadaşları dışında nasıl bir çevre ile iletişim içinde bulunduklarına kayıtsız kalmaları(saldım çayıra, mevlam kayıra durumu) 33. Okulların bulundukları uygunsuz şehir kesimi çevresi ve iyi bile olsalar tarihsel geçmişte aldıkları kötü sicil imajını bir türlü silememeleri, bu nedenle öğrencilerin zamanla, bu imaja giren davranış göstermeleri ( Kötü dersen kötü olur, misyon kötü görünürse vizyonda kötü olur.) 34. Başarılı ve zeki öğrencilerin çoğunun Anadolu liselerine girmeleriyle, geri kalan liselerde öğrencilerde başarıya ve uygun davranışa önderlik edecek yeterli miktarda başarılı öğrencilerin azlığı( Yurt dışında yapılan bilimsel araştırmalara göre, aynı yaş grubunda bulunan zeka düzeyi düşük olan öğrencilerin zekası normal olanlara göre daha saldırgan olmaları anlamlı bulunmuştur.) 35. Liseler de yasal olmamakla beraber, başarılı öğrencilerin özel sınıflara alınarak, ne yazık ki diğer öğrencilerin başarılı modellerden mahrum kalması ( Üzüm üzüme baka baka kararır.) B. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Yukarıda bahsedilen nedenler ortadan kaldırıldığı zaman, okullarda görülen şiddet olayları da ortadan kalkacak, geleceğin teminatı olan çocuk ve gençlerimiz huzurlu ve mutlu bir eğitim olanağına kavuşacaklardır. Bununla beraber bu konuda, öncelikle, aşağıda önerdiğimiz çözüm önerilerinin hiç zaman kaybetmeden yapılmasının yerinde olacağı inancındayız. 1. Öncelikle, Okullarda şiddet olayları, Üniversitelerde konuyla ilgili bilim insanları tarafından araştırılmalı, ortaya çıkan sonuçlardan yararlanılarak, bilimsel bir yaklaşımla, uzun vadeli çözümler için stratejiler geliştirilmelidir. 2. Okullarda öncelikle, problemli çocuklar ve gençler saptanmalı, bu çocuk ve gençlerin normal duruma getirilebilmeleri için her türlü ve özellikle de psikolojik- psikiyatrik destek zaman kaybetmeden sağlanmalıdır. 3. Okullarda öğretmen, öğrenci ve veli kaynaşmasını sağlayacak çeşitli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenmelidir. 4. Okulların atıl zamanlarında, yöneticilere, öğretmenlere ve özellikle de velilere konu uzmanları tarafından çocuklara ve gençlere yaklaşımları konusunda seminer, kurs ve konferanslar verilmelidir. IV. OKUL ÇOCUKLARINDA BESLENME ALIŞKANLIKLARI Dünyada her geçen gün nüfus artarken, o kadar nüfusu beslemek günümüzün en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Her yıl dünyanın yoksul ülkelerinde milyonlarca insan açlıktan ve kötü beslenmeden dolayı ölüp gitmektedir. Ülkemizde her ne kadar açlıktan ölen insana pek rastlanmazken, toplumun büyük bir çoğunluğu yetersiz, yanlış veya dengesiz beslenmekte ve bu nedenle de sağlık sorunları hızla artmaktadır. Ülkemizde ne yazık ki beslenmeden karın doyurma anlaşılmakta, geleneksel Türk beslenmesi, genellikle karbonhidrat ağırlıklı undan yapılan gıdalara dayanmaktadır. Bir ülkenin geleceği insanlarının sağlıklı koşullarda dengeli beslenmesine bağlıdır. Yapılan araştırmalarda özellikle protein bakımından yetersiz beslenen çocukların dengeli beslenen akranlarına göre zihinsel bakımdan yetersiz oldukları, bu durumun ise çocukların okulda ve hayatta başarılarını düşürdüğü saptanmıştır. Bazı araştırmalarda ise, sabah kahvaltısını yapan çocukların kahvaltı yapmayanlara göre sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, problem çözme yeteneklerinin diğerlerine göre daha gelişmiş olduğu, kavrama yeteneklerinin daha iyi olduğu gözlenmiş, bazı araştırmalarda ise kahvaltı yapan çocukların beslenme yetersizliğinden oluşan hastalıklara daha az yakalandıkları belirlenmiştir. Yine bu araştırmaların sonucunda, düzensiz abur cubur beslenmeden dolayı kahvaltı yapmayan çocukların daha şişman oldukları belirlenmiştir. Son yıllarda kentlerde fast food olarak bilinen yeme tarzı, öğün atlama, şeker, tuz ve yağ içeriği yüksek yiyecek-içecek tüketimi, çocuklarda alışkanlık yaparak, ileriki yaşlarda şişmanlık ve kalp ve damar hastalıklarına yakalanma 17

18 riskini büyük ölçüde artırmaktadır. Diğer taraftan okul kantinlerindeki yağ ve karbonhidrat bakımından yüksek hamburger, tost, kızarmış patates gibi fast food gıdaların da çocukların beslenmesini olumsuz yönde etkilediği de bir gerçektir. Bunların yanı sıra gıda endüstrisinde özellikle çocuklara yönelik reklamlar ve kampanyalar, hatalı beslenme alışkanlıkların kazanılmasına neden olmaktadır. Bir toplumun geleceği, bilindiği üzere yarının büyükleri olan çocuklara bağlıdır. Eğer çocuklar, sağlıklı koşullarda dengeli bir şekilde beslenirlerse, başarıları artacağından toplumun geleceği de o kadar sağlıklı olur. Günümüz Türkiye sinde insan yığınlarının hastane kapılarına yığılmasına ülkemizin bir hasta cenneti olmasında en önemli başlıca etken, sağlıksız koşullarda, sağlıksız yiyecekler ve dengesiz beslenmedir. Bu nedenle, küçük yaştan itibaren çocuklara dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılması için toplumun erişkin bireyleri, bu görevi şunun bunun görevi demeyip, her yönüyle üzerine düşen görev ve sorumluluğu almalıdır. Ülkemiz kentlerinde, okul çocuklarının dengeli bir şekilde beslenebilmesi için aşağıda sıralanan soruların yanıtlanması gerekir. - Kentin varoşlarında oturan yoksul ailelerin çocuklarının beslenmesi yeterli midir? - Aile büyüklerinin kendilerinin ve çocuklarının dengeli beslenmesi için beslenme ile ilgili bilgileri yeterli midir? - Ailelerin çocuklarının beslenmesine ilgileri var mıdır, bu konudaki davranışları doğru mudur? - Beslenme uzmanları tarafından en önemli öğün kabul edilen sabah kahvaltısının aileler tarafından çocuklara yapma alışkanlığı kazandırılmış mıdır? - Sabahın erken saatlerinde kalkarak, okul servisine yetişme telaşında olan kaç çocuk doğru dürüst sabah kahvaltısı yapmaktadır? - Okul kantinlerinin hijyenik koşulları, buralarda gıdaların hazırlanması, gıdaların kalitesi ve raf ömürleri denetlenmekte midir? - Öğretmenlerin çocuklara sağlıklı bir şekilde aktarabilecek kapasitede dengeli beslenme ile ilgili bilgileri yeterli midir? - Okul yönetimi, çocukların dengeli beslenmesi konusunda konferans, panel v.b. ne gibi etkinlikler düzenlemekte midir? Okula kaç çocuğun kahvaltı yapmadan geldiğini, bunun da okul başarısını etkilediğini bilmekte midir? - Öğrenciler, okulda çıkan yemeklerin fast-food gıdalara göre daha sağlıklı olduğu konusunda bilinçlendirilmiş midir, öğrencilerin okul yemeklerine ilgisi nasıl artırılabilir? - Okul aile birlikleri, yoksul öğrencilerin ailesine gıda yardımı konusunda yardımcı olacak girişimlerde bulunmakta mıdır? - Okul çevresinde bozuk gıda ve sağlıksız koşullarda gıda satan şahıs, lokanta veya büfeler var mıdır, bunlar ilgili kuruluşlar tarafından yeterince denetlenmekte midir, bunlara verilen cezalar, sağlıklı gıdaların yenmesi için caydırıcı olabilmekte midir? V. OKUL DIŞI BOŞ ZAMANLARI DEĞERLENDİRME Günümüzde kent yaşamı erişkin insanlar için ne kadar zor olsa da, esas fatura, çocukluğunu doğru dürüst yaşayamayan, sınav koşusu atına dönen çocuklara çıkmaktadır. Kentin bir bölümünde, evine ekmek getirmek için iş telaşında olan anne ve babalar, sabah erkenden işe koşturmakta, yoğun trafik içinde işine yetişmekte, akşam iş çıkışında alış verişini yaparak yine yoğun trafikte yorgun argın bir şekilde evlerine dönmektedirler. Eve dönen anne ve babalar, eğer çocukları dershane kurslarından dönmüşlerse çocuklarını ya televizyon başında veya bilgisayar başında bulmaktadırlar. Tabi ki kentin her tarafında manzara böyle değildir. Varoşlarda oturan çok çocuklu ailelerde belki anne çalışmıyordur, belki baba da işsiz kahvehanede oturuyordur ama o kadar çocuğa nasıl bakılacaktır, hem çocuklar da okul dışı zamanlarında aile bütçesine katkı için ya çalışmakta, ya da kendilerinde olmayan özendikleri bilgisayarlarda oynamak üzere internet salonlarına gitmekte ya da sokaklarda başı boş gezmekte ve yahut da televizyon izlemektedirler. Kentte çocukların mahallelerinde veya sokakta oynayacak yerleri de yoktur. Sokakta oynamaya kalksalar, arabalar ve büyükleri tarafından tehdit edilirler. Sokak ortasında oynamak gerçekten tehlikelidir. Yakınlarında hiç boş arsa kalmamıştır, ya gecekondu ya da çok katlı beton bina yapılmıştır. Gerçi bazı sitelerin içinde oynayacak alanları varsa da büyüklerin kötü bakışları onları özgürce oyun oynamaktan alıkoyar. Gecekonduda oturanlar, asfaltsız sokakta oynasalar toz veya çamur olur, gecekondu aralarında oynasalar, oralarda da üstü açık olan kuyulara veya 18

19 fosseptiklere düşme tehlikesi vardır. Çocukların aileleri geçim ve kent yaşamının zorlukları nedeniyle çocuklarıyla ilgilenecek zamanı pek bulamazlar. Böylece çocuklar, okuldan eve döndüklerinde, kendileri ile yeterince ilgilenen kişiler olmadığından ve sokağa çıkıp oynayamadıklarından evde televizyon veya bilgisayarla arkadaş olmuşlardır. Onlar, onların en iyi dostudur, hem anneleri babaları gibi kızmazlar, aksine onlardan kızmayı ve şiddeti de öğrenirler. Oyun çağında olan bir çocuk, dinamik enerjisini televizyon başında boşaltamamakta aksine biriktirmekte, biriken enerji yağa dönüşmekte, ondan öğrendiğini fırsatını bulduğunda patlayan bir dinamit şeklinde, okulunda veya sokakta çıkarmaya çalışmaktadır. Ülkemizde (ARSLAN ve Ark, 2006) ilköğretim birinci kademede okuyan çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, çocukların % 43 ünün televizyon izleme sürelerinin günde 3 saat den fazla olduğu, % 52 sinin can sıkıntısı, % 48 inin ise sevdikleri için televizyon izledikleri belirlenmiştir. Çocukların boş vakitlerini değerlendirmek için yaptıkları aktiviteler incelendiğinde, en yüksek oranda çocukların oyun oynama ve spor yapma aktiviteleri yürüttükleri (%26) televizyon izlemenin ise üçüncü sırada yer aldığı (%17) belirlenmiştir. Bu araştırma sonuçlarına göre, çocukların çoğunluğunun önerilen sürenin altında TV izlediği, annesi çalışmayan çocukların izleme süresinin daha uzun olduğu ve yaşla birlikte TV izleme süresinin arttığı saptanmıştır. Çocuklarımızın okul dışı boş zamanlarını değerlendirme konusu da beslenme kadar önemlidir. Büyüme evresinde olan çocuklar için en önemli boş zaman değerlendirme oyun ve spordur. Tabii ki bir çocuğun okul dışı tüm zamanını oyun ve sporla geçirmesi düşünülemez. Çocuğun bedensel gelişimi kadar zihinsel ve duyuşsal gelişimi de önemlidir. Bu nedenle okullarda çocuklara küçük yaşlardan itibaren zaman kullanımı ve programlı yaşam alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çocuğun yaşamda, çalışmak kadar spora, spor kadar kitap okumaya, okumak kadar eğlenceye ve hobilere yer olduğunu kavraması gerekir. Bu konuda, aşağıda sıralanan sorulara yanıt aranarak, çocuklarımızın mutlu bir çocukluk yaşaması böylece geleceğe güvenli olarak bakan, yarının mutlu insanları olması sağlanabilir. - Kentin okulları ne zaman tek tedrisatlı tam gün eğitime geçecektir? - Kentin okulları, öğrencilerin atıl zamanlarını değerlendirecek, spor alanları, kütüphane, okuma salonu, bilişim salonu, hobi atölyeleri gibi çok işlevli alanlara ve mekanlara sahip midir? - Çift tedrisatlı okullarda okuyan çocuklar, okuldan eve döndüklerinde evde onlarla ilgilenecek kişi veya kişiler var mıdır? Yok ise bu çocuklar, okul dışı zamanlarını nasıl geçirmektedir? - Kaç çocuk kendi mahallesinde bulunan kendisine yakın okula gitmektedir, bu çocuklar, uzak semtlerden geliyorlarsa okul dışı zamanlarında okulun spor alanlarından ve çeşitli olanaklarından ne ölçüde yararlanmaktadır? - Belediyeler, mahallelerde çocukların spor yapabileceği, oynayabileceği ve çeşitli hobilerini gerçekleştirebileceği parkları yeterli nitelikte ve yeterince yapmış mıdır? - Okullarda çocuklara çocukları okuldan bezdiren bol ödev yerine, zaman kullanımı ve programlı yaşam konusunda gerekli eğitim verilmekte midir? - Kentin varoşlarında okuyan öğrenciler, tiyatro veya sinemaya hangi zaman aralıklarıyla gitmektedir? - Okullarda hafta sonlarında öğretmenlerinin gözetiminde, sadece çocukların kendi özgür iradeleri ile hazırlayacakları kendilerine özgüven kazandıracak etkinlikler, okul yönetimleri tarafından niçin teşvik edilmez? - Belediyeler, okul aile birlikleri, dernek, vakıf ve gıda veya eğitim işiyle ilgili firmalar, özellikle yoksul mahallelerin uygun mekanlarında kiralama ile çocukların okul dışı zamanlarını değerlendirecek, gönüllü emeklilerin gözetiminde etüt, hobi veya bilişim yerlerini faaliyete geçiremez mi? - Sınıf öğretmenleri veya rehber öğretmenler, sınıflarında kaç çocuğun sosyoekonomik durumu ve okul dışı zamanlarında ne yaptığı konusunda yeterli bilgiye sahip midir? Sahip değillerse, çocuğun okuldaki başarısını nasıl artıracaklardır? 19

20 İMAR VE PLANLAMA ÇALIŞMA GURUBU RAPORU Başkan: Recep ESENGİL Sekreter: Fatma ARSLANGİRAY ÇALIŞMA KONULARI I. ANTALYA KENT VİZYONU II. TEMALI PARK KIYI YASASI III. LARA KENT PARKI IV. NAZIM İMAR PLANI VE ULAŞIM PLANI V. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNCE HAZIRLANACAK 1/ ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANIİLE İLGİLİ ÖN RAPOR VI. ANTALYA NIN GELECEĞİ ANTALYALIDAN SAKLANIYOR BASIN AÇIKLAMASI I. ANTALYA KENT VİZYONU 1.Nüfus ve İnsan: Raporda 2050 yılı yaklaşık nüfusu 5-5,5 milyon olarak düşünülmüştür. Tahmin 1/50000 Çevre Düzeni Planında öngörülen 2020 yılı nüfusuna dayandırılmaktadır. Bu tahmin tartışılan bir tahmindir. Çünkü bundan evvelki tüm yaklaşımlar (çevre belediyeler Büyükşehir e bağlanmadan önce) 1,400 1,600 olarak alınmıştır. Gelişmelerde bu yöndedir. Çevre belediyelerin toplam nüfusu ise bugün 200 bin i aşmamaktadır. Ayrıca Antalya nın son elli yıllık geçmişine baktığımızda her 10 yılda nüfusun bir kat artması belli dönemi kapsamaktadır. Bu dönem ise arasıdır. Kent merkezindeki turizm yatırımları kısa sürede azalacaktır. Şu anda yeni tahsisler söz konusu değildir. Sadece Kuzey Antalya Bölgesinde Turizm Kenti geleceğe yönelik projedir. Burada önerilen yatak sayısı ise 200 bindir. Bölgedeki turizm yatırımları doğrudan nufus hareketlerini etkilememektedir. Antalya kenti içindeki yatak sayısında artış söz konusu olmayacaktır. Antalya metropol kent olarak çevredeki turizm bölgelerinin lojistik ve idari merkezi konumuna geri dönecektir. Diğer sektörler daha fazla öne çıkacaktır. Ancak bu sektörler nüfus artışını turizm sektörü kadar arttırmayacak sektörlerdir. Raporda verilen değerlere ulaşıldığı takdirdeyse Antalya için bambaşka bir vizyonun kurgulanması gerekir. Turizm sektörü arkalarda kalmış, sanayileşmiş vb Yine Antalya özelinden Türkiye geneline dönersek genel olarak nüfus artış hızında ve göç hareketlerinde ciddi boyutlarda azalmanın göz önüne alınması gerekecektir. Doğurganlığın düştüğü, G.Doğudaki sorunların bittiği, kalkınmanın ve gelir dağılımın daha adil olduğu bir Türkiye nin olacağını düşünmek durumundayız. Aksi taktirde ne bugünkü Türkiye olacaktır, nede Türkiye nin sınırları bugünkü gibi. 20

21 2.Eğitim ve Bilim: Antalya da 2050 yılında üniversite öğrencileri dahil öğrenci olacağı varsayılmaktadır. (Bu sayı 5-5,5 milyon nüfusa göre verilmektedir). Oysa kent merkezindeki öğrenci sayısı bugün üniversite hariç üzerindedir. Nüfusun %20-25 ni okuyan olarak kabul edersek 3-3,5 milyon nufuslu bir kentte öğrenci sayısı 600 binin üzerie çıkacaktır yılında Antalya turizm kenti dışında eğitim ve kültür kenti olmalıdır. Turizme alternatif sektörlerin başında eğitim gelmelidir. Bugünkü Kıbrıs 6 üniversiteyi ayakta tutabiliyorsa Antalya da 45 yıl sonra den fazla öğrencisi olan en az 6 üniversiteyi barındıracaktır. Bu üniversitelerin çoğu uluslararası eğitim yapacak durumda olacaktır. 3.Ekonomi: Antalya nın gelecekte de üç sektörlü yani turizm, tarım ve hizmet alanında gelişeceği öngörülmektedir. Oysa tarım Antalya kent merkezinin önemli bir sektörü değil, Antalya ili nin önemli sektörüdür. Gelecekteki nüfus artışı ve kentleşme olgusu Büyükşehir sınırlarına alınan yeni beldeleriyle artan tarım alanlarını da olumsuz etkileyeceğinden 50 yıl sonra kent merkezinde ekonomiyi etkileyecek tarım üretiminden bahsedilemez. Ancak çevredeki (Burdur- Isparta dahil) tarım sektörü gelişecektir. Tarım sektöründe ise ürünün paketlenmesi ve iç-dış pazara satılmasının yanı sıra ürünlerin bölgede işlenmesini sağlayacak tesisler gelişecektir. Antalya kenti ise bu sektörün turizmde olduğu gibi idari ve lojistik merkezi durumunda olacaktır. Antalya nın 2050 yılında nüfus artışını 3-3,5 milyon olarak varsaysak dahi önümüzdeki yıllık dönemde inşaat sektörü öncü sektörlerden biri olmaya devam edecektir. Konut, işyeri, yeni sektörlere ait yatırımlar, gecekondu alanlarındaki değişim projeleri vb. nedenlerle 40 yılda 2,5 milyon m2/yıl inşaat üretilecektir. Yıllık 1 milyar $ kapasiteli sektör olarak düşünülmelidir. Antalya için uluslararası fuarcılık ve dış ticaret önemli sektörlerden birisi olacaktır. Bölgede şimdiden alt yapısının tamamlanmış olması ve Deniz-Hava-Karayolu taşımacılığı ile Ortadoğu Kuzey Afrika Türkiye Cumhuriyetlerin odak noktasında bulunması bu şansını arttırmaktadır. 4. Planlama ve Kentleşme: Antalya ve Antalyalıların önümüzdeki 50 yıllık üzerinde en fazla düşünmesi ve tartışması gereken konu kentleşme ve planlama olacaktır. Şu anda dahi planlanan alan 20 yıllık nüfus yükünü kaldıracak noktadadır. Planlanacak konut alanları insanların sadece dinlence ihtiyaçlarını değil, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını da dikkate alacak şekilde olmalıdır. Günümüz politikalarıyla kamunun konut üretmesi söz konusu değildir. Kredi ve uzun dönem ödemeli konut üretiminin ise Mortgage Yasası yla özel sektöre devredilmesi uzun süreçte de üretimin özel sektör eliyle yapılacağının ipuçlarını vermektedir. Böylesi büyük göç ve kentleşme sürecinde geniş halk kesiminin alçak katlı, bahçeli, seyrek dağılımlı bir yerleşim alanında yaşatılması hayalci kalmaktadır. Her türlü konforun sağlandığı toplu yüksek katlı toplu konut alanları çağdaş kentleşmede ret edilmeyen yaklaşımlardır. 5.Ulaşım: Hava taşımacılığı gelişecektir. Ancak bu gelişme, artacak turizm hareketleri ve ihracata yönelik kargo taşımacılığı şeklinde olacaktır. Daha çokta dış ulaşım ve uzak iç hatlar için. Günümüzde başlatılan ve teşvik edilen kısa iç hat yolcu taşımacılığı Türkiye de teşvik edilirken başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede engellenme sürecine girmiştir. Çünkü atmosfere bırakılan kirli gazların başında uçaklar gelmektedir. Uçaklar tek başına hava kirliliğinde %12 lere ulaşmıştır. Son günlerde gündeme gelen ve uzun süreçte 21

22 gündemin en önemli konu başlığı olacak küresel ısınma ve kirlenme nedeniyle Avrupa tren yolculuğunu teşvik etmektedir. Kısa süre sonra yakın hatlardaki uçak seyahatlerine ciddi vergilerin konması söz konusudur. Aynı süreci Türkiye de yaşayacaktır. Bu nedenle demiryolu taşımacılığı önem kazanacaktır. II. TEMALI PARK-KIYI YASASI Antalya da, İstanbul da, Kuşadası nda Türkiye nin paha biçilemez değerleri satışa hazırlanıyor, sunuluyor ve satılıyor. Satışlar her geçen gün Türkiye gündemini daha fazla işgal ediyor. Hükümet üyelerinin yurt dışı seyahatlerinin ana konusu bu değerlere pazar aramak. Özellikle de Arap Sermayeli Pazar. Önce kıyı yönetmeliği değiştirilerek kıyılar her türlü yapılaşmaya açılmaya çalışıldı. Antalya Mimarlar Odası nın açtığı dava ile yönetmelik değişikliği iptal edildi. Oyun bozuldu. Arkasından Galata Port ihalesi açılan dava ile uygulamadı. Şimdi çıkarttıkları yönetmelikler yasaya aykırı olduğu için kıyı yasası değiştiriliyor. İhale yasasında değişiklik hazırlığı yapılıyor. Yasa değişikliği ile artık kıyılarda Kamu Yararı söz konusu olmayacak. Yasadaki Yatırımcı, Fizibilite Raporu gibi yeni tanımlarla nelerin amaçlandığı gözler önüne seriliyor. Nasıl yönetmelikler yasalara aykırıysa, belli ki hazırlanan yasalar da Anayasaya aykırı. Ya Sn. Cumhurbaşkanı ndan dönecek ya da Anayasa Mahkemesi nden. Olsun, nasıl olsa kısa süre sonra Cumhurbaşkanı da değişecek. Sonra daha rahat olacaklar. Bu adım adım oynanan bir senaryo. Senaryonun başlangıcı ve nihai sonucu arasında ki süreçte verilmek istenen en önemli mesajlardan biriside, bu işlere karşı çıkanları suçlamak, karalamak, halka şikayet etmek. Onlar Vatanseverler. Ülkeye yabancı sermaye gelmesi için, yatırım yapması için gece gündüz çalışıyorlar. Ama bazıları sırf muhalefet olsun diye ülke topraklarının dünyada pazarlamasına karşı çıkıyorlar. Bu senaryo Antalyalılar için yabancı değil. Anımsayın iki yıl önce daha yerel seçimler sonuçlanmadan Lara nın nasıl pazarlanacağını oraya talip olanların ağzından okumuştuk Türkiye nin büyük gazetelerinde. Şimdi tüm yazılanları seyrediyoruz. Önce Lara bölgesi Turizm ve Kültür Alanı ilan edildi. Arkasından yasa ve yönetmeliklerde değişiklik yapılarak Temalı Park tanımı yasada yerini aldı. Bölgenin Turizm alanı olmasıyla yetkili bakanlık olduğu halde, Büyükşehir Belediyesi ne inşaat yoğunluğu dahi verilmemiş planlar hazırlattırıldı. Meclisinden geçirttirildi. Yani yetkisiz belediye kentsel sorumluluğu üstlenmiş oldu. Geçen yıl Mayıs ayında, yani yerel seçimlerin üzerinden geçen bir yıl sonra, Kent Konseyi nin Başkanı Sn. Türel ilk ve bu güne kadar tek olarak katıldığı tek grup çalışması olan İmar Planlama Çalışma Gurubu toplantısında; toplantıya katılan üyelerin Lara Kent Parkı nın olduğu bölgenin hem sağlık açısından termal etki gösteren dünyaca ünlü kumulların olduğu bölge, hem de fıstık çamı ormanıyla içi içe olması nedeniyle bu doğal yapının korunması gerektiği endişelerine katıldığını bu düşüncede olanlarla aynı düşündüğünü, bu yapının bozulmaması gerekliliğini defalarca dile getirdiği gibi bozmaya kalkanların karşılarında olacağını her cümlesinde tekrarlamıştır. Yine bu alanın hazırlanan planlarının Kent Konseyi nde tartışılmadan, görüşü alınmadan uygulanmayacağına söz vermiştir. Ancak, Koruma Kuruluna görüş almak için gönderilen Temalı Park la ilgili planlar bırakın Kent Konseyi ni, Belediye Meclisi ne bilgilendirmek için dahi gönderilmemiştir. Bu tavır yerel yönetiminin kayıtsız şartsız teslimiyetçi tavrından kaynaklanmıştır. Şunu açıkça belirtmek isteriz ki bizler ne temalı parka ne de yeni turizm yatırımlarına karşıyız. Çok özel doğasıyla korunması gereken bu bölgede geçen dönem Kent Parkı olarak düşük yoğunluklu düzenlenen ve sağlık turizmi amaçlanan düzenlemelere Kent Konseyi Evet demiştir. Bugün yapılmak istenen ise çok farklıdır. Başta Lara Kent Parkı nı pazarlamak için yönetmeliklere ilave edilen Temalı Park tarifi yönetmeliğin 37.maddesinde aynen şöyledir: 22

23 Temalı parklar; geleceğin dünyası, bilim, bilimkurgu, tarih, kültür, gelenek ve birikimler ile dünya coğrafyası gibi belirli bir konunun uluslararası görsel ve işitsel teknolojinin de yardımıyla tanıtıldığı ve müşterinin izlemesine sunulduğu eğlenceye yönelik tesislerdir. Bu tarif her şeyi ortaya koymaktadır. Bölgede yapılacak ve sadece yatırımcının keyfine kalmış işlenecek tema yada temaların bölgeye getireceği yükler ve olumsuzluklar belirsizdir. Sadece yapı yoğunluğu değildir sorun. İşlenecek temanın bölge değerlerine etkisi, yaratılacak siluet, alt yapı yükü, görsel kirlilik, gürültü kirliliği gibi sorunlarda belirsizdir. Yine tarifte çok açık olarak temalı parkı kullanılanlar müşteri olarak tanımlanmaktadır. Yani İmar kanunu na göre hazırlanan ve yasal zorunluluk olarak sosyal donatı alanı olarak bırakılan Kent Parkı ancak para karşılığı girilebilen İmtiyazlı Alan haline dönüşecektir. Antalya da yönetmelik tarifine uygun Temalı Park yapılacak çok fazla alan vardır. Böyle bir alanda yapılacak tüm yatırımlara tüm Antalyalı destek verecektir. Ama Antalyalı sadece bir yatırımcının böylesi bir alanı Talan etmemesi için elinden geleni yapacaktır. İzin vermeye kalkanları, onların önlerini açanları ve kentin bu çok özel bölgesine ihanet edenleri ise hiçbir zaman affetmeyecektir III. LARA KENT PARKI Büyükşehir Belediyesince hazırlanan Lara Kent Parkı ile ilgili 1/5000 lik ve 1/1000 lik planlarda Lara Kent Parkı olarak belirlenen alanın, Orman Tahsis sınırları içerisinde kalmakta olduğu, güneyindeki Kıyı Bandının ise; Lara Birliğin mülkiyetinde olduğu belirlenmiştir. Bu iki alanın mülkiyet yapısı birbirinden farklı hukuka ve sahipliğe konudur. Planlama açısından da kendi içlerinde değerlendirilmeleri gerekirken, makro bir yaklaşımla bütünsellik içinde ele alınması ve kent parkıyla kıyı bandının entegrasyonunun sağlanması düşüncesi olumlu bulunmaktadır. Yıllarca kağıt üzerinde Kent Parkı olarak görülen bu alanın sahil kullanımı ile birlikte hayata geçirilebilmesi için bu bütünsellikten vazgeçilmemesi gereğine inanmaktayız. Kent Parkı ve kıyı bandı konaklama alanı kararları mülkiyet niteliği ve hukukundaki ayrımı nedeniyle farklı ele alınması gereken konular olmasına karşın planlardaki gibi bu alanların birbiriyle ve kentle entegrasyonu zorunluluktur. Planlarla ilgili grubumuzca yapılan incelemede; 1- Kente 3900 dönümlük Kent Parkının kazandırılması ve kent parkıyla ilgili hazırlanan plan olumludur. 2- Kıyı bandında 1986 yılından beri konaklama tesisi amaçlı kıyı bandı planlaması yerine günübirlik tesislere ağırlık veren 8 otel alanını, 2 otel alanına yapı yoğunluğu ile birlikte indiren yeni planlama; 2 otelin yoğunluğunun fazla olması ve kat sınırlaması getirilmemiş olmasına karşın olumludur. Alanda planlanan iki otele; kıyı bandındaki tüm otellerin kaldırılması nedeniyle müktesep hakkı bulunan mülkiyet sahiplerinin müktesap haklarının ortadan kaldırılmasına yönelik yeni bir planlamaya karşı hukuksal yollara başvurulması halinde alanın bugünkü statüsünü koruyarak, halka açılamayacak olması ve kıyı bandının plan açısından çözümsüz kalabileceği nedenleriyle sıcak bakılabilir. Ancak; Sn. Antalya Valisinin İl Genel Meclisi ve Lara Birlik adına da yapmış olduğu son açıklamalardan bu anlamda otel ve kamu sosyal tesisi istenmediği anlaşılmaktadır. Kamu yararına doğru bir karar olan bu kararın Antalya Büyükşehir Belediye ile de paylaşılarak tereddütlerin giderilmesi ve otellerin bu plandan kaldırılmasına yönelik bir planlamaya gidilmesi gerekmektedir. 3- Kıyı bandı planlamasında yer alan eğitim ve sosyal tesisi alanları ve alanda mevcut yapılaşmış bütün ayrıcalıklı kullanım hakkı verilmiş kamu eğitim ve sosyal tesis alanlarının kaldırılması şarttır. Böylece kıyı bandında sadece yeşil alanlar, günü birlik alanlar ( % 5 emsalli) yer alacaktır. Bu alanların kullanımına yönelik halkın bütün gelir gruplarının bu alanı kullanacağı dikkate alınarak bir yönetim planı hazırlanmalıdır. 23

24 4- Artık hiçbir işlevi kalmayan Lara Birliğin bugünkü yapısının ve hukuki varlığının sorgulanması gerekmektedir. 5- Lara bandında günübirlik tesislerin mimari projelerinin tek bir mimara; hem de Büyükşehir Meclis Üyesi bir mimara yaptırılması kentlilerin meslek odalarının ve Kent Konseyi Çalışma Gruplarının bu planı bittikten sonra görecek olmaları ve hazırlanmış bir yönetim planı olmaksızın bu çalışmalara başlanmış olması kabul edilemez bir durumdur. Bu alan yarışma yoluyla tüm kentlilerin ve uzmanların görüşleri alınarak planlanmalıdır. IV. NAZIM İMAR PLANI VE ULAŞIM PLANI Büyükşehir Meclisinin kararı ile tarafımızdan istenen 1/25000 Nazım İmar Planı ve Ana Ulaşım Master Planı ile ilgili görüşlerimiz aşağıda sunulmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. A. 1/25000 Lik Nazım İmar Planı Hakkındaki Görüşlerimiz: Tarafımıza yapılan açıklamalara göre hazırlanan yeni Nazım İmar Planı mevcut durumun tespiti ve hukuksal boşluğun giderilmesi amaçlıdır. Büyükşehir belediyesi kapsamına giren çevre beldelerle ve Ana Ulaşım Master Planı ile birilikte yapılacak planının kamuoyunda tartışılması daha doğru sonuçlar verecektir. Ancak yukarıdaki amaçla hazırlanan üç alt kademe belediyesini kapsayan 1/25000 bin lik Nazım İmar Planına; TARIM DIŞI RAPORU alarak ruhsatı olmadan yapılanan kaçak yapıların olduğu alanların (final kooperatifi ve benzeri alanlar) dahil edildiği görülmektedir. Bu alanlar plan bütünlüğünü bozacağı gibi hukuksal sorunlar yaratacaktır. Ayrıca yıllardır (özellikle Kır Cami bölgesinde) yeni planı sabırla bekleyen, hukuka saygılı birçok insana karşıda haksızlık yapılacağı açıktır. Bu nedenle bu tip eklemelerin planlardan çıkarılması ve daha sonra hazırlanacak Nazım Planda plan bütünlüğü içinde değerlendirilmesi doğru olacaktır. Aksi halinde yıllardır Antalya kamuoyunda tartışılan bu ve benzeri konularda yasal yola başvurulması kararı alınmıştır. B. Ana Ulaşım Master Planı Hakkındaki Görüşlerimiz: 8 yıldır hazırlanan ve Antalya nın ulaşımının önümüzdeki 15 yılını planlayacak Ana Ulaşım Master Planı Hakkında yapılan 2-3 saat gibi çok kısa bir süredeki bilgilendirme ve 1 gün içinde yapılan inceleme ile doğru eleştiri ve katkı koyamayacağımız açıktır. Konunun geniş zamanda uzmanlarıyla birlikte incelenmesi ve değerlendirilmesinin daha doğru olacaktır. Bu kuşkularımız doğrultusunda yapabildiğimiz incelemeye göre: 1. Ana Ulaşım Master Planı, Büyükşehir Belediyesi kapsamına giren çevre beldeleri kapsayan Nazım İmar Planı ile birlikte değerlendirilmesi ve planların birlikte yapılması gerekmektedir. 2. Köprülü Kavşak olarak düzenlenen kent merkezindeki yeni kavşakların, Ana Ulaşım Master Planında mevcut yapılarla, evvelce planlananlar olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu kavşaklar yerine şehir merkezindeki kavşakların yoğunluğunun; toplu taşımın arttırılması, kente araç trafiğinin girişinin azaltılması, transit trafiğin kent içine sokulmaması yoluyla azaltılması, merkez dışındaki çevre yollarda köprülü kavşak düzenlemesine gidilmesi doğru çözüm olacaktır. 3. Nazım İmar Planı ve Ana Ulaşım İmar Planı yapıldıktan sonra İmar Planlarında fonksiyon değişikliği yapılmasını (yoğunluğu artırıcı iş merkezini ve benzeri yapılaşmaya izin verilmemesi) engelleyici önlemler alınması planların uygulama aşaması için önem kazanmaktadır. Bu konuda gerekli önlemler planlarla birlikte alınmalıdır. Ayrıca: Plan ile önerilen Hafif Raylı Sistem in doğru olduğu görüşüne varılmıştır. Ancak Hafif raylı sistem seçilirken Kaynak-yapım süresi-yapım sonrası işletme maliyeti göz önünde tutularak alternatif toplu taşım önerilerinin de sunulması gerekmektedir. 24

25 Sonuçlandırılamayacak veya çok geç sonuçlanacak çözümler yerine orta ve uzun süreli çözümler önerilebilir. Uzun süreli doğru çözüm ise bizim için metro dur. Kentin gelişiminin hızla devam ettiği ve önümüzdeki 15 yılda mevcut kadar bir kentin ilave geleceği düşünüldüğünde yapılaşmamış alanlar bu tip yatırımlar için alt yapıda birçok avantajı beraberinde getirecektir. V. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNCE HAZIRLANACAK 1/ ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI İLE İLGİLİ ÖN RAPOR Antalya kenti için yeni bir plan yapılırken Antalya kentinin, yeniden kimlikli bir kent konumuna ulaşması için elde kalan doğal ve kültürel mirasın korunması ve geliştirilmesi önemlidir. Antalya kent kimliğinin geliştirilmesine yönelik hedefler belirlenmeden yapılacak planlar çözüm olamayacaktır. Planlama açısından baktığımızda Antalya, Isparta ve Burdur illeri ile ilçelerini de içine alan bölgesel bir planın yapılması zorunluluktur. En azından Antalya ili sınırlarında bölgesel bir plan yapmak; Tarım ve Turizm sektörlerinin sorunlarının çözülmesi, kaynak israfı, doğru ulaşım politikaları açısından gerekliliktir. Diğer yandan Odamız, birçok meslek örgütü ile birlikte 20 yıldır Antalya nın planlanmasının, havza planı yani alt bölge planı şeklinde yapılmasının zorunluluk olduğunu savunmaktadır. Ancak bu güne kadar bu ölçekte bir planın yapılması sağlanamamıştır yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi nce yapısal plan adı altında, 1/25000 ölçekli plan yapıldıysa da, bu plan; bu belediyeleri ikna ederek ya da Bayındırlık ve İskan Bakanlığına yaptığı girişimleri sonuca ulaştırılarak yürürlüğe koymak yerine kolaycılık seçilerek sadece o dönemki Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde plan yapılmıştır. Odamız bugüne kadarki bu ölçekte plan yapılmasını savunmasının gerekçesi olarak : Antalya kenti ve yakın çevresindeki Döşemealtı, Varsak, Aksu, Çalkaya, Yeşilbayır, Pınarlı, Yukarıkaraman, Doyran, Çığlık Belediyeleri nde ve de Antalya Belediye sınırları dışında kalan, komşu kırsal alanlarda oluşan kentsel gelişmelerin bir bütün halinde ele alınması ve bu bölgenin kentsel gelişim, ulaşım ve altyapı açısından birlikte planlanması, Antalya da sağlıklı bir kentleşmenin oluşabilmesi için zorunlu hale gelmiştir. Daha önce 1/25000 lik yapısal plan da bu doğrultuda hazırlanmış, ancak sonuçlandırılamamıştır. Yalnızca Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalınarak plan yapılması; hastalığa eksik tanı konması ve kentte, önümüzdeki 20 yılda yapılacak trilyonlarca liralık devlet yatırımının ve özel yatırımın yanlış yönlendirilmesine ve israfına, aynı zamanda da bölge içindeki doğal kaynakların geri dönülmez şekilde tahribine neden olmaktadır. Bu nedenlerle, planlama çalışmasının ana amacı; Antalya şehrinin makro ölçekteki sorunlarının çözümünün, Antalya şehri ile birlikte bölge içinde aranması ve makro ölçekteki arazi kullanım ve yer seçim kararlarının yukarıda tanımlanan bu bölge içinde, bölge ile bütünleşmiş bir şekilde kalıcı olarak çözümlenmesi, daha doğru bir yaklaşım olacaktır görüşlerini ileri sürmüştür. Yine çözüm olarak; Gerekçede belirtilen amaca ulaşmak için, tanımlanan bölgede, mevcut yasal imkanlarla yakın bölgedeki idari bütünleşmenin ve/veya planlama bütünleşmesinin birlikte sağlanması için çalışmaların sürdürülmesi ve sonuçlandırılması, Antalya Nazım İmar Planı, deprem riski de göz önüne alınarak, belirlenen bölgeyi kapsayacak şekilde alt bölge planı (havza planlaması) olarak yeniden yapılandırılmasının olmazsa olmaz koşul olduğunu belirtmiştir. Geçen dönemlerde havza ölçeğinde plan yapmak; çevre belediyeleri ikna etmek, Bayındırlık Bakanlığı na da resen plan onaylatabilmenin de siyasi gerekçelerle zor ve zaman alıcı olması nedenleriyle, belediye yönetimlerince kabul görmemiştir. Oysa bu dönem Yeni Büyükşehir Belediyeleri Yasası gereği çözüm basitleşmiştir. Çünkü gerekçede 25

26 belirtilen belediyeler Büyükşehir sınırlarına alınmıştır. Bu bağlamda; Antalya Büyükşehir Belediyesi nce, alt bölge ve havza ölçeğinde planlama yapılması oldukça kolaylaşmış alt bölge ya da havza olarak nitelenen alanlar Antalya Büyükşehir Belediyesi nin sınırlarını oluşturmuştur. Ancak bu planın bir an önce yapılması çalışmaları başlatılmadan ve bitirilmeden Kundu, Turizm Gelişim Bölgesi ilan edilmiş, eşikler, fonksiyonlar, kentle ilgili ana kararlar ve yer seçimleri belli olmadan belediye sınırlarında değişiklik yapılmıştır. Kemerağzı, Kundu ve Karaçalı, Çalkaya sınırlarına dahil edilmiş, Geyikbayırı, Çağlarca, Bahtılı ve Akdamlar ise Konyaaltı Belediye sınırlarından, Doyran Belediye sınırlarına kaydırılmıştır. Kundu nun kültür turizm alanı ilan edilmesine karşı çıkılmaması ve yeni mücavire alanda plan yapmadan belediye sınırları belirlemek gibi kararlar gözönüne alındığında Büyükşehir Belediyesi yönetiminin bu planın yapılması gerekçelerini iyi irdelemediğini ortaya koymaktadır. Antalya Büyükşehir Belediyesi nin yeni Büyükşehir Yasası sonrası oluşan sınırlarında yani geçmişte havza olarak belirlenen yeni mücavir alanında yeni bir 1/50000 ve 1/25000 lik plan yapması zorunluluktur. Antalya Büyükşehir Belediyesi nin bu çalışmayı başlatmış olması sevindirici ve taktir edilecek bir yaklaşımdır. Bu planlar, Antalya nın 30, 40 yılını belirleyecek olan planlardır. Çok ciddi araştırmalar yapılarak, bilimsel ve teknik verilere halkın, sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının ve hatta yurt içi ve yurt dışı uzmanların desteğinin de alınarak yapılması kentin ğeleceği açısından çok önemlidir. Eski alışkanlıklarımızı sürdürerek, rant çevrelerinin görüşlerine dayalı rant gruplarının baskısı ile yapılacak planlar, Antalya nın geleceği, turizm ve tarım sektörleri, doğal ve kültürel değerler ve halkın yaşam standartları açısından daha da olumsuz koşullar yaratacaktır. Bu planların amacı mevcut planların ölçeğini değiştirerek mevcudu bu güne uyarlamak olmamalıdır. Antalya nın gelecekteki kaderini etkileyecek bilimsel ve teknik doğrulara dayalı yeni bir plan olmalıdır. Bu bağlamda; Plan yapımına yön verecek ilkeler; Gelişmeyi ve yenileşmeyi durdurmayacak bir koruma anlayışı ile; koruma, yenileme ve geliştirme alanları belirlenmeli, bunların dengelenmesi ve bütünleştirilmesi sağlanmalıdır. Bu kapsamda Kaleiçi, Balbey ve Haşimişcan mahalleleri öncelikle ele alınmalıdır. 1. Oluşumu milyonlarca yılda gerçekleşen tarım alanları korunmalı, iskana açılması önlenmelidir. 2. Yoğunluk artışına yol açacak her türlü karardan kaçınılmalı, kentin gelişme alanları seçilirken; falezlerin, sahilin ve kumsalın hiç olmazsa bugünkü haliyle korunmasına duyarlık gösterilmelidir. 3. Planlamada, çevre değerleri göz önünde bulundurulmalı, bu kapsamda su kaynakları ve yakın çevresinin yapılaşmaya açılmaması sağlanmalı, Antalya nın gelecekteki içme suyu kaynakları bugünden belirlenmelidir. Hava kirliliğine neden olacak kullanımların yerleri belirlenmeli, kirlenmenin önlenmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Yapılaşmış alanlarda ise sağlıklaştırma önerileri yer almalıdır. Ekolojik dengenin korunması ve geliştirilmesi sağlanmalı, kentlinin fizyolojik gereksinimleri için yeni yeşil alanlar oluşturulmalıdır. 4. Doğru turizm politikaları ile Antalya için turizmin önemi vurgulanmalı, ancak bu yapılırken kentin kimliğinin korunmasına özen gösterilmelidir. 5. Kültürel ve sanatsal bir çevre oluşturulabilmesi için, öncelikle nüfus başına düşen kentsel çevre standartları saptanmalıdır. Kentli insana saygı ve insan ölçeğine uyumlu planlama ilkeleri belirlenerek, Havza için tanımı yapılmalı ve bunlar kentsel değerler olarak plana katılmalıdır. Kent parçalarının kentsel tasarım yoluyla planlanması sağlanmalıdır. 6. Dünya Bankası kredisi ile başlatılan su, atık su, çöp ve kıyı bölgesi yönetimi projelerinin yeni Nazım Plan ile uyumları sağlanmalı ve bu projeler havzayı kapsayacak şekilde geliştirilmelidir. 7. Ulaşım planlaması ile arazi kullanım kararlarının, kamu yararı öncelik alınarak standartları saptanmalı ve Nazım Planla birlikte ele alınmalıdır. Ulaşım planlamasında kamu toplu taşıma araç ve sistemlerine öncelik verilmelidir. 8. Planlama çalışmalarında Meslek Odalarının, Sivil Toplum Örgütlerinin görüşleri alınmalı ve halkın katılımı sağlanmalıdır. 26

27 9. Yeni Nazım Planda, ekonomik kent büyüklüğü, ideal nüfus ölçüleri ile, yeni çekim merkezlerinin nasıl oluşturulacağı ilkeleri ve nitelikleri belirlenerek, oluşacak rantın yerel yönetim lehine olmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Çalışma alanları ile oturma alanları arasındaki ilişki, eğitim ve sağlık servislerinin, açık alanların dengeli dağılımı sağlanmalı, iklim koşullarına uygun mimari çözümlere imkan tanıyan yaklaşımlar düşünülmelidir. Ayrıca plan, kent ve çevre beldelerdeki çarpık yapılaşmış alanların sağlıklaştırılmasına yönelik tedbirleri de kapsamalıdır. Kentin beklentilerine cevap verecek sağlıklı bir planın yapılabilmesi için: Belediye Başkanı başkanlığında: -Nazım Plan Daire Başkanı, -Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri, -İlk kademe Belediye Başkanları, -Siyasi partilerin Grup Başkan Vekilleri, -İlgili Meslek Odaları temsilcileri, -Başkanın uygun göreceği teknik ve siyasi danışmanlar, -Konuyla ilgili zaman zaman çağrılacak uzman üyeler (oy hakkı verilmek suretiyle) den oluşan ve öneri kararlar alan bir planlama üst kurulu oluşturulmalıdır. Nazım İmar Planlama Daire Başkanlığı nda tüm bilgi ve belgelerin değerlendirildiği Şehir Plancıları Mimarlar Hukukçular Endüstri Mühendisi Makine Mühendisi İnşaat Mühendisi ( Ulaşım Uzmanı) Sosyolog Ekonomist Psikolog Jeolog Çevre Mühendisi Jeofizik Mühendisi Peyzaj Mimarı ve diğer ilgili uzmanların yer aldığı bir birim ve bu değerlendirmelerin sonucunda planları hazırlayacak ilgili planlama grubunun oluşturulması gerekmektedir. SONUÇ OLARAK Antalya kentinin doğru planlaması Antalya Burdur ve Isparta yı da içine alacak şekilde Bakanlık koordinasyonunda Valilikler ile Büyükşehir Belediyesi işbirliği yapılarak başlatılmalıdır. Bu başlatılamıyor ise gün ve sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu nun 6.maddesi uyarınca İl Çevre Düzeni Planı; Valilik koordinasyonunda, Büyükşehir Belediyesi ve İl Özel İdaresi ile birlikte yapılmalıdır. Bütün bu çalışmalar bürokrasi ve zaman açısından geciktirici sebep olarak görülüyor ise bölgenin Antalya kentini etkileyecek olumlu ve olumsuz tüm verilerinin belirlenerek yeni planda değerlendirilmelidir. Havza Planı (Çevre Düzeni Planı) Belediyelerin mevcut 1/1000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli planlarının Çevre Düzeni Planına dönüştürülmesi şeklinde olmamalıdır. Çünkü bu Belediyelerde gereğinden fazla alan; özellikle de 1. ve 2.sınıf sulu ve kuru tarım alanları imara açılmış durumdadır. Örneğin; Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde 27

28 yaklaşık 10 bin nüfuslu bir belediye 3000 yılında bile ulaşamayacağı 600 bin nüfusu barındıracak plan yapmıştır. Bu planları 1. ve 2.sınıf sulu tarım toprakları üzerinde yapmıştır. Geçen dönem yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuç Antalya nın yeni konut alanlarına gereksinimi olmadığıdır. Antalya nın 2015 yılı nüfus projeksiyonu yaklaşık kişidir. Bu nüfusun % 32 si çalışan nüfus olacaktır. Bu da yaklaşık 400 bin kişi yapar ki Antalya için istihdam yaratacak yeni işyerlerine ihtiyaç vardır. Mevcut planlarda ise yaklaşık 200 bin kişiye istihdam sağlayacak iş yeri planlanmıştır. Antalya da yatak kapasitesini artırıcı yeni turizm alanlarına da ihtiyaç yoktur. Çünkü Antalya kentinin turizme dönük gereksinimleri konaklama tesisinden çok bölgede var olan konaklama tesisleri ve turizm faaliyetlerine destek olabilecek kültür, rekreasyon, spor, park, fuar, eğlence, ticaret gibi fonksiyonları barındıran mekanlara ihtiyaç vardır. Tüm bu açıklamalar göz önüne alındığında Antalya nın 1/50000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları nın yapılabilmesi için çok ciddi bilimsel ve teknik araştırmaların ve hazırlık çalışmalarının yapılması bir zorunluluktur. Planlama çalışmalarına veri oluşturacak Yerel Gündem 21 Kent Konseyi, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Ticaret ve Sanayi Odası işbirliği ile başlatılan Kent Vizyonu Projesi nin bir an önce bitirilmesi sağlanmalıdır. VI. ANTALYA NIN GELECEĞİ ANTALYALIDAN SAKLANIYOR Basın Açıklaması Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan 1/50000 Çevre Düzeni planı Antalya halkından saklanarak hazırlanmış ve Büyükşehir Meclisi ne alınarak 14 Temmuz günü yapılacak oturumunda oylanmasına karar verilmiştir. Antalya nın en az yirmi yıllık geleceğini belirleyecek İmar Planı çalışmaları kentin ve planın sahipleri olan Antalya halkı ve onların temsilcileri siyasi partiler, meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınmadan hazırlanmış ve onaylanmak için meclise sunulmuştur. Antalya daki tüm siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, kamu kuruluşlarının, belediye başkan ve meclis üyelerinin, Antalya milletvekillerinin ve kentlinin ortak platformu Kent Konseyi nin planla ilgili bilgi alma ve görüş hazırlama; yazılı ve sözlü taleplerine Büyükşehir Belediyesi nden cevap dahi verilmemiştir. Ne yazık ki, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sn. Menderes TÜREL, gerek basın açıklamalarında gerekse Büyükşehir Meclisi nde yaptığı açıklamalar ile sivil toplum örgütlerinin planlarla ilgili görüşlerinin alındığını söyleyerek kamuoyunu yanıltmaktadır. Çünkü; Planlar hazırlanırken Sivil Toplum Örgütlerinden görüş alınmamıştır. Sadece birkaç meslek odası bilgilendirilmiş, üç meslek odasına ise meclis toplantısından üç gün önce incelenmek üzere planlar verilmiştir. Stratejik Plan, Çevre Düzeni planı ve Nazım İmar Planı: kentin ekonomik, sosyal, kültürel geleceğini belirleyen ana kararların alındığı çalışmalardır. Bu nedenle kentte bulunan tüm sektörleri ve iş kollarını ilgilendirmektedir. Birkaç Uzman Oda dan birkaç günde alınacak görüşlerin plana yansısa bile sağlıklı olmayacağı açıktır. Bu kaygılar daha önce Sn. Başkan a ve diğer yetkililere çeşitli zamanlarda raporlar halinde iletilmiştir. Yine Büyükşehir Belediyesi; Kent konseyi ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ile yapmış olduğu protokol ile Stratejik Planın temelini oluşturacak Antalya Kent Vizyonu çalışmaları yılsonunda tamamlanacakken Kent Konseyi nin yazılı uyarısına rağmen planı hemen meclise göndermeleri ise belediye yönetiminin kente, kentliye ve demokratik katılımcılığa karşı bakışını ortaya koymaktadır. Antalya nın acil plan ihtiyacı yoktur. Antalya nın Cumhuriyetin 100.yılında adına ve Cumhuriyete yakışır bir Çağdaş Cumhuriyet Kenti olmaya ihtiyacı vardır. Buna inanan herkesin bu çalışmaya katılma hakkı ve 28

29 sorumluluğu olduğu bilinciyle Antalya yı Cumhuriyetin 100.yılına hazırlayacak plan çalışmalarının bu sorumlulukta ve sağduyuda hazırlanması gerekir. Büyükşehir Belediyesini bu sorumlulukta olmaya çağırıyor, Antalya daki tüm kesimlerin karar alma, politika üretme, uygulama, izleme ve denetleme süreçlerinin bulunduğu Demokratik Katılımcı planlama sürecini başlatmasını istiyoruz. 29

30 ALTYAPI ÇALIŞMA GRUBU RAPORU Başkan : Tunç TARIMCI Sekreter : Eşref ŞENELER ÇALIŞMA KONULARI I. ALT YAPI PROJELERİNİN SON DURUMU VE DEĞERLENDİRİLMESİ II. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ JEOLOJİK ETÜT RAPORU ÜZERİNDE GÖRÜŞLER III. ANTALYA İÇME SUYU RAPORU IV. ANTALYA NIN KATI ATIK DEPOLAMA TESİSİ SORUNLARI V. KENT İÇİ TAŞKIN SORUNLARI RAPORU VI. ANTALYA İÇMESUYU VE SORUNLARI SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRİSİ VII. ANTALYA KENTİ SU KAYNAKLARININ KORUNMASI ÖN RAPORU I. ALT YAPI PROJELERİNİN SON DURUMU ve DEĞERLENDİRİLMESİ Altyapı Projeleri 20 veya 30 yıl süre geçerli olacak şekilde bir defa hazırlanır, hazırlanan proje kentte tartışmaya açılır ve ortak bir çözüm yolu bulunduktan sonra uygulanır. Projelerin maliyetleri çok yüksektir ve harcanan paraların kent ekonomisine katkısı uzun vadede olacağı için projelerin yönetimler değişse bile uygulanması gerekmektedir. Bunu başarıyla uygulayan birçok belediye bulunmaktadır. Alt yapı projeleri ile ilgili hazırlanan raporların çoğu zaman iyi hazırlanmadığı, inşaatlar başladığı zaman ortaya çıkmaktadır. Bu da Belediye kaynaklarının israfına neden olmakta, hizmetler halka pahalı olarak yansıtılmaktadır. Çalışma gurubumuz geçtiğimiz yıllarda kentin alt yapı sorunları ile ilgili raporlar hazırladı raporlarda belirttiğimiz sorunlar maalesef sonradan haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Gurup olarak kentin alt yapı ile ilgili temel sorunlarını belirlemek, değişen yasalara göre güncelleştirmek ve çözün yollarını önermek için bir seri toplantılar yapılmış ayrıca kavşak ve drenaj çalışmaları ile ilgili Belediye yetkilileri guruba bilgi vermişlerdir. Bu rapor bu güne kadar yapılan çalışmaları içermektedir. İkinci kademe çalışmalar sorunlar (içmesuyu, deprem, kanalizasyon ve çöp) hakkında yetkililerden gerekli bilgileri alıp değerlendirme şeklinde olacaktır. KENTİMİZDE ALTYAPI PROJELERİNİN DURUMU 1. İçme Suyu: Son 25 yılda 5 adet önemli rapor hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Sonuç olarak ülkemizin en büyük su kaynaklarına sahip olan bölgemizde Türkiye nin en pahalı suyunu içmekteyiz su fiyatlarında yapılan indirimin ne kadar gerçekçi olduğu hakkında henüz bilgimiz yoktur yılından itibaren de kentte su sıkıntısı başlayacağı resmi raporlarda belirtilmektedir. 2. Kanalizasyon: Gurubumuzda bir çalışma yapılmamıştır. Genel bilgilerimize göre yapılan kısımda ve arıtma tesislerinde önemli eksikliklerin, proje ve inşaat hatalarının bulunduğu ASAT ın Şubat 2002 de hazırladığı bir raporda belirtilmektedir. 3. Çöp Sorunu: Hazırlanmış bir proje yoktur. Duacıda 1980 li yıllarda modern bir çöp ayrıştırma tesisi kurulmuş fakat zaman içinde çalıştırılamadığı için pislik yuvasına dönüşmüştür. Kızıllı da birkaç yıl önce büyük paralar harcanarak küçük bir katı atık depolama tesisi kurulmuştur. 30

31 4. Ulaşım: Geçen yıl bir plan hazırlandığını biliyoruz kamuoyunda tartışılmadığı için yeterli bilgimiz bulunmamaktadır. Bu gün kentte hızla köprülü kavşaklar yapılmaktadır. Bunlar hangi plan esas alınarak yapılmaktadır. İlerde Raylı sistem uygulanırsa kavşakların durumları ne olacaktır. 5. Taşkın : 2000 yılında Bir taşkın master planı hazırlanmıştır.bu projenin maliyeti dolardır. Bu planın esasları bilinmemektedir. Yapılan drenaj işlerinin bir kısmının bu plana göre yapıldığını söylenmektedir. Fakat geçen yıl yapılanların bir kısmı bu yıl yıkılmıştır. II. ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ JEOLOJİK ETÜT RAPORU ÜZERİNDE GÖRÜŞLER A. YASAL DURUM İmar Planını Çalışmalarına Esas Jeolojik Etüd Raporu, imar planları yapılmadan önce hazırlanır ve bu raporda incelenen alanının yapılaşma yönünden değerlendirilmesi yapılır. Önlemli, sondaj şartlı ve uygun olmayan alanlar varsa,bu bölgelerin,ne gibi önlemler alınarak yerleşime açılabileceğini tespit amacıyla,jeoteknik etüd raporları hazırlanır.bütün bu çalışmalardan elde edilen bilgilere göre İmar Planları hazırlanır. Bu raporların formatı gün ve 1634 sayılı Bayındırlık Bakanlığı Genelgesinde belirtilmiştir. JMO da bu genelgeye uygun rapor formatı ve yönetmelik hazırlamıştır. Bayındırlık Bakanlığı uygulamada Jeolojik veya Jeoteknik etüd raporunu birlikte değerlendirmektedir İmar planları yapıldıktan sonra, Jeolojik veya jeoteknik raporlarda belirtilen alanlarda, Bakanlığın 93/34 sayılı genelge esasları dahilinde; parsel bazında zemin etüd raporları inşaat ruhsatı talep edenler tarafından hazırlattırılır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı nın 310cak 2000 tarih ve 2023 sayılı genelgesinde; İmar planı yapımı için jeolojik etüd raporu yapılması zorunlu ve imar planı kararlarına esas olmakla birlikte raporun plan yapımı sırasında yapılmamış olması halinde ilgili idarece ivedilikle yapılması ve planların buna göre gözden geçirilmesi, bu aşamada imar durumu ve inşaat ruhsatı verilmemesi gerekmektedir. B. TEKNİK DEĞERLENDİRME Büyük bir kentin yerleşim amaçlı jeolojik etüdü raporu 17Ağustos depreminden sonra açıkca görüldüğü gibi, çok ciddi bir iş olarak değerlendirilmelidir. Birçok Büyükşehir Belediyesi bu konuyla ilgili olarak birimler oluşturmuştur. Dünya kenti olmak isteyen Antalya nın, yasalarda öngörülenlerin de ötesinde çok daha detaylı, güvenilir araştırmalara dayanan imar planları yapılması gerekir. Hazırlanan raporu incelediğimiz zaman görülen önemli eksiklikler aşağıda sıralanmıştır. 1. Traverten üzerinde çalışma yapan araştırmacılar; Sık Dokulu veya Masif, Süngersi veya Poroz, Bitki Boşluklu, Tufa, Ayrışmış Killeşmiş, Boşluklu ve Mağaralı gibi farklı seviyeler saptamışlardır. Masif görünen travertenleri kaldırdığınız zaman altından tarıma uygun alanlar çıktığı bilinmektedir. Raporda traverten sadece masif ve tufa olarak ayırtlanmıştır. Ayrıntılı olarak incelenmemiş ve bu özelliklerin yapılaşmayı nasıl etkileyeceği anlatılmamıştır. 2.Ayrık taneli zeminlerin (alüvyon, lös, plaj kumu) : Tane boyu dağılımı, orijini, su içeriği, kıvam limitleri, gurup sembolü v.b. gibi mühendislik özellikleri belirtilmemiştir. Sıvılaşma potansiyelinin incelenmesi ve zemin hakim titreşim periyodunun ve büyütmesinin yerinde tespit edilmesi gerekir. 3.Falezler; Traverten de biri Döşemealtı ile Varsak platoları arasında 100 m kadar, ikincisi denizle Varsak platosu arasında 40 m yükseklikte görünen iki falez bulunmaktadır. Bu falezlerin duraylılık sorunu incelenmemiştir. Mehmetçik parkının bulunduğu bölgede kaymaların olduğu önceki yıllarda saptanmış, araştırmalar yapılmış bu konuda raporlarda hazırlanmıştır. Bu bölgedeki binaların boşaltılması için Belediye tebligatta bile bulunmuştu. Eski Lara yolunda Deniz apt önünde çatlaklar ve oturmalar görülmektedir. 31

32 Raporda bu bilgiler tartışılmadan ve gerekçesiz olarak söz konusu jeolojik işlev geçmiş dönemlerde oluşmuş olup etüd tarihi (Mart 2001) itibariyle acil önlem gerektiren bir durum bulunmamasına karşın Yerel Yönetimlerce planlama sırasında belirlenen Yapı Yaklaşma sınır koşullarına uyulmalıdır denilmektedir. Falezler de tehlike oluşturan hareketler (denizin dalga hareketleri yağışlar, kent içi taşkınları ve ısı farkları, bunlara ilaveten yapılaşma, açılan yollar ve trafik, kazılar gibi) halen devam etmektedir. Koruma sınırı ve alınacak önlemler bu raporda belirtilmemiştir. Teknik bir konuda, kararı yerel yönetimlere bırakmak doğru değildir. Örneğin gerekçesi ne olursa olsun Işıklar da Ticaret Odası tarafından falezlerin üzerinde denize sıfır inşaata başlanmıştır. Mart 2001 tarihi itibariyle sorun yoktur denilerek daha sonra olacak olayların sorumluluğundan kaçılmak istendiği görülmektedir. Her iki falezde yapı yaklaşım sınırının gerekçeleri ile birlikte bu raporda önerilmesi gerekir. 4. Bakanlık genelgelerine göre hazırlanacak jeolojik rapor formatında; İnceleme alanının yerleşime uygunluk açısından değerlendirilmesi bölümünde konunun: Uygun alanlar Önlemli alanlar Sondaj şartlı alanlar Uygun olmayan alanlar İkincil başlıklar altında ayrı ayrı tarif edilerek ve nedenleri açıklanarak anlatılacaktır denilmektedir. Hazırlanan raporda küçük bir alan hariç imar alanının tamamı Jeolojik Etüd Gerektiren Alanlar - JEGA olarak belirtilmiştir. Bu etüdler yapıldıktan sonra ilgili alanın yerleşime uygunluğuna karar verilmelidir denilmektedir. Bu raporda bu kararın verilmiş olması gerekir. Her yerde jeoteknik etüd yapılması gerekiyorsa bu rapor niçin hazırlanmıştır. Mazıdağı yerleşime açılmış falezin üstünde yüksek katlı binalar, altında gecekondular bulunmaktadır. Bu bölgeler nasıl uygun alan kabul edilmiştir, gerekçeleri nedir. 5. Antalya nın Türkiye Deprem Bölgeleri haritasındaki yeri değiştirilmiştir. Değişen deprem bölgelerine göre eskiden yapılan binaların durumu incelenmemiştir. 6. Fasilis te deniz içinde bulunan yapılar ve deniz altında traverten platonun bulunması; Epirojenik hareketler olarak adlandırılan karaların alçalıp yükselme hareketlerinin halen devam ettiğine işarettir. Bilindiği gibi Gölcük te son depremden sonra bir kısım alanlar deniz altında kalmıştır. Bu hareketler devam ediyorsa falezler için jeolojik işlevler durmuştur denilmesi doğru değildir. Gene bu hareketlerin Konyaaltı Bölgesine etkisinin olup olmadığı araştırılmamıştır. 7. Belediyece yaptırılan drenaj kanalları ile su ve kanalizasyon kazılarının jeolojik kayıtları değerlendirilmemiştir. Zeminlerin araştırılması için, sondajlar ve araştırma çukurları açtırılmamış. Yerinde ve laboratuarda mühendislik deneyleri yaptırılmamıştır. 8. Rapor formatına göre: Yeraltı suyu hareketlerinin incelenmesi eş su seviyesi eğrilerinin harita üzerine işaretlenmesi ve yeraltı suyunun kimyasal özellikleri ile betona etkisinin olup olmadığı araştırılarak laboratuar sonuçlarının rapora konulması gerekir. 9. Rapor formatına göre AFET DURUMU bölümünde; Sahanın doğal afet yönünden aktif, muhtemel ve potansiyel alanlarının (heyelan, kaya düşmesi, su baskını, çığ) durumları detaylı açıklanacak denilmektedir. Raporda hiçbir sorun görülmemektedir. Sadece DSİ tarafından Boğaçay ve Düdençayı belirlenmiş sınırlara uyulmalıdır denilmektedir. Falezlerde heyelan ve kaya düşmesi gibi sorunların olup olmayacağı gerekçeleri ile açıklanmalıdır. Hemen hemen her önemli yağıştan sonra kentin birçok yerinin sular altında kaldığı bilinmektedir. En son geçen yıl ki yağışlardan sonra Antalya ya Devlet tarafından afet fonundan yardımlar yapılmıştır. Bu taşkınları önlemek üzere Belediye tarafından master plan da hazırlattırılmıştır. Bütün bunlar bilinirken raporda sorun olmadığının belirtilmesi bir çelişkidir. 10. Bu rapor yeni hiçbir bilgi ortaya koymamıştır. Raporda kullanılan bilgiler ve haritalar yıllar önce DSİ ve MTA tarafından hazırlanmıştır. Bu konuda yapılmış çok sayıda araştırmada hiç incelenmemiştir. 11. Bu tip raporlarda; tüm sorunlar ortaya konur, incelenir. Uygun bulunmayanlar gerekçeleri belirtilerek elenir. Alınacak önlemler gerekçeleri ile birlikte açıklanır Bu suretle sonuca ulaşılır, toplumu ilgilendiren konularda kişilerin gerekçesiz kararları olamaz. 32

33 Örneğin; Konyaaltı nın lagün veya alüvyon olması gibi konular detaylı bir şekilde raporda incelenip gerekçeleri ile birlikte sonuca bağlanması gerekir. 12. Antalya içme suyu; traverten içindeki yeraltı suyundan, çeşitli bölgelerde açılan kuyulardan alınmaktadır. Bu bölgelerinin civarında koruma alanları ve yapı yasağı getirilmesi sorunu incelenmemiştir. 15. Antalya Büyükşehir Belediyesi bu kadar önemli bir konuda güzel bir çalışma yaparak diğer Belediyelere örnek olması gerekir, konu bu şekilde geçiştirilirse çok kötü bir örnek olacaktır. 16. Raporun Sonuç ve Öneriler bölümü Madde 16 da: Yerel yönetimler tarafından yapılması yönünde zorunluluk bulunmamasına karşın ilgi JEGA alanlar dahilinde sondaj ve laboratuar verilerine dayanan etüdler yapılması önerilmektedir. İlgili genelgeler ve rapor formatları birlikte değerlendirildiğinde tüm etüdlerin İmar planı hazırlanmadan yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. JEGA olarak işaretlenen bölümdeki etüdler parsel bazında olmayıp planın hemen hemen tamamını kapsayan adalar ölçeğindedir bunun bir defada tek elden yapılması zorunludur. İmar planları yürürlüğe girdikten sonra ancak parsel bazında Zemin etüdleri yapılabilir. 17. İmar planı jeolojik etüdler tamamlandıktan sonra düzeltilmelidir. Konyaaltı ve Lara da çok katlı yapı yapılması sakıncalıdır. Mühendislikte yapılmayacak proje yoktur fakat ülke ekonomisi ve emniyet önemlidir. SONUÇ: Bu rapor yeni bir bilgi ortaya koymamıştır. İmar Planı çalışmalarının tamamlanabilmesi için jeolojik veya jeoteknik etüd raporlarının genelgelere uygun olarak yeniden hazırlanması gereklidir. Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 11Temmuz.2001 tarih ve 3592 sayılı yazısı ile;yerleşim amaçlı jeolojik veya jeoteknik raporların 1987 ve 1989 yıllarında yayınlanan genelgelerdeki rapor formatına uygun hazırlanması halinde işlem göreceğini ilgililere tekrar duyurmuştur. III. ANTALYA İÇME SUYU RAPORU Alt yapı çalışma gurubu; kentin içme suyu sorununu değerlendirmek amacıyla tarihlerinde iki çalışma toplantısı yapmıştır. Toplantılara konu ile ilgili tüm kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri davet edilmiştir. Çalışma raporunun hazırlanması ve arşiv oluşturulması için konu hakkında görüşlerin yazılı olarak bildirilmesi istenmiştir. DSİ ve ASAT görüşlülerini hem toplantılara katılarak hem de yazılı olarak bildirmişlerdir. Tüm bu çalışmalar ile Yasa ve Yönetmelikler incelenerek bu çalışma raporu hazırlanmıştır. Kentimizde içme suyu temin çalışmalarına 1975 yılında başlanmış olup bu konuda hazırlanan raporlardan en önemlileri aşağıda sıralanmıştır. 1. Antalya İçme Suyu Projesi İLLER BANKASI Antalya İçme Kullanma ve Sanayi Suyu Temin Projesi Planlama Raporu DSİ Antalya Kenti İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temin Projesi İlk Etap Su İhtiyaçları Kaynak Developmanı Raporu DSİ Antalya Çevre Projesi Raporu ANTALYA BELEDİYESİ Antalya Kenti İçme, Kullanma Ve Endüstri Suyu Temini Planlama Ve Kati Proje Revizyonu Raporu DSİ 2000 A. YASAL DURUM Kentlerin içme suyunu temin etmek görevi İller Bankasına verildiği için, Antalya nın içme ve kullanma suyu temin çalışmalarına bu kurum tarafından 1975 yılında başlanmıştır. Kentin nüfusu ni aşınca çalışmalar Antalya Belediye Meclisinin verdiği yetkiyle DSİ tarafından yürütülmeye başlanmıştır.1993 yılında Belediye doğrudan dış kredi alarak halen devam etmekte olan projeyi yürütmeye başlamıştır. Son yıllarda Belediyenin talebi üzerine 1999 yılın da DSİ son raporunu hazırlamaya başlamıştır. Türkiye de yeraltı suyu kullanımı 1960 yılında çıkan 167 sayılı Yeraltı suyu hakkında yasa ile düzenlenmiştir. Bu yasanın uygulanması ve kontrolü ile 1988 yılında çıkan sayılı Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine göre havza planlarının yapılması ve yeraltı sularının kullanılması ve korunmasına ilişkin yetki ve sorumluluklar DSİ Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Büyükşehir statüsüne kavuşan kentlerde 2560 sayılı yasaya göre kentin içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarını temin etmek ve bölge içinde su kaynaklarının kullanılmış sularla ve endüstri atıklarıyla kirlenmesinin 33

34 önlenmesi görevi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerine vermiştir.1995 yılın da ASAT ın kurulmasıyla kentin su ihtiyacının temini ve su kaynaklarının korunması ASAT ın sorumluluğuna geçmiştir. B. KENTİN SU KAYNAKLARI Hazırlanan bütün raporlarda incelenen su kaynakları ve öneriler küçük farklarla birbirinin aynıdır. Sadece DSİ tarafından hazırlanan son raporda Köprüçay Nehri bunlara ilave edilmiştir. Raporlar da kente su alınabilecek kaynaklar yeraltı ve yerüstü olmak üzere iki gurup da toplanmıştır. RAPORLARDA BELİRTİLEN SU KAYNAKLARI KAYNAK DEBİ l/s DÜŞÜNCELER A. Yeraltısuyu Hurma 200 Gürkavak 60 Temiz olup kullanılmaktadır.(bazen T-COLİ vardır) Arapsuyu I ve II. 924 Kirlenme nedeniyle kullanılamamaktadır. Mağara Kaynakları 350 Kirlenme nedeniyle 1995 den sonra kullanılmaması gerekir Duraliler Kaynak geliştirilerek kuyularla alınmaktadır İncik Pınarları 205 Kirlenmeye açık olduğu için kullanılamamaktadır Düdenbaşı Kalabatlı Kaynağı 124 Boğaçay kuyuları 660 Kullanılmaktadır. Meydan 420 Kirlenme nedeniyle 1996 dan sonra kullanılmaması gerekir Topçular 70 Kirlenme nedeniyle 1992 den sonra kullanılmaması gerekir Diştaşlar 1000 AÇP raporunda önerilen yeraltı suyu işletme sahaları Çevreyolu 1000 AÇP raporunda önerilen yeraltı suyu işletme sahaları Üniversite 1000 AÇP raporunda önerilen yeraltı suyu işletme sahaları Pınarlar 2000 DSİ 2000 raporunda Diştaşlar,Çevreyolu ve üniversite kaynakaları yerine önerilen saha Karain 500 B.Yerüstü suları Sarısu Boğaçay Nehri Düden Çayı Aksu Köprüçay Kirli Kirli Sert ve kirli Karacaören Barajından Bütün raporlarda, su kaynaklarının kirlenmesi riskinin çok fazla olduğu belirtilerek kaynakların korunması için öneriler bulunmaktadır. C. UYGULANAN PROJELER 1. Antalya İçme Suyu Projesi İLLER BANKASI 1975 Bu rapora göre ; kentin nüfusu 2004 yılında , su ihtiyacı da m 3 /s olarak saptanmıştır. Bu suyun Gürkavak ve Mağara Kaynakları ile Boğaçay keson kuyularından temin edileceği düşünülmüştür.. Büyük bir kısmı uygulanan bu proje ; Kent nufusu tahminlerin ötesinde 1990 da ulaştığı için inşaatlar tamamlanmadan yetersiz kalmıştır. 34

35 2. Antalya İçme Kullanma ve Sanayi Suyu Temin Projesi Planlama Raporu DSİ 1977 DSİ tarafından yılları arasında ki 30 yıllık sürede kentin ihtiyacının ne şekilde karşılanacağını inceleyen bir planlama raporu hazırlanmıştır.bu raporda kent nüfusunun 2010 yılında ve su ihtiyacının da m 3 /s olacağı düşünülmüştür. İller Bankası tarafından hazırlanan projenin 1990 yılında yetersiz kalacağı öne sürülerek kentin gelecekteki su ihtiyacının Mağara, Arapsuyu ve Duraliler kaynaklarından,liman çevresinin su ihtiyacının da Hurma kaynaklarından karşılanması planlanmıştır. Kırkgözler ve Düden kaynakları suyunun çok sert ve tortu bırakması, Karacaören Baraj suyunun depolama isale ve arıtma sorunları nedeniyle alternatifler arasında düşünülmediği belirtilmiştir. Mağara kaynağının korunması için hemen kuzeyinde kurulması düşünülen üniversite kampusun de kaynak civarında spor alanları ile yeşil alanlara izin verilmesi önerilmiştir. 3.Antalya Kenti İçme Kullanma ve Endüstri Suyu Temin Projesi Master Plan Revizyonu ve Katı Proje Raporu DSİ 1985 Kentin 2020 yılı nufusu , su ihtiyacı da 3,5 m 3 /sn olarak kabul edilerek hazırlanmıştır. Gürkavak, Boğaçay, Duraliler ve Hurma kaynaklarına ilaveten 2.9 m 3 /sn suyun Karacaören II Barajı cebri borusundan alınması kararlaştırılmıştır. Proje kapsamında İller Bankası tarafından yapılan şebekeye bağlı kalınarak genişlemeler ve ilaveler yapılmıştır. Bu proje içinde yeralan depolar ile ana hatların bir bölümü DSİ tarafından inşa edilmiştir. Bu projede nüfusun 2000 yılın da olacağı düşünülmüşse de 1997 sayımında kent nüfusu ile bu rakamı geçmiştir. 4.Antalya Çevre Projesi Raporu ANTALYA BELEDİYESİ 1995 Halen yürütülen inşaat faaliyetlerine esas olan ve dünya bankasınca finanse edilen inşaatların kesin proje raporudur. Bu raporda kent nüfusunun 2020 yılında , su ihtiyacının da m 3 /s olacağı düşünülmüştür. DSİ raporlarının aksine Karacaören den su alınması uygun bulunmamış ve kentin ihtiyaçlarının sadece yeraltı su kaynaklarından temin edilmesi öngörülmüştür. SU TEMİN TABLOSU SU KAYNAĞI DEBİ l/s Gürkavak Duraliler Kuyuları 2000 Hurma Kuyuları 200 Boğaçay Kuyuları 500 Diştaşı Kuyuları 1000 Çevre Yolu Kuyuları 1000 Üniversite Kuyuları 1000 Karain Kuyuları 300 Toplam 6000 Bu raporda da; a. Bütün dünyada olduğu gibi Antalya Bölgesindeki karstik akifer havzaları kirliliğe açıktır şehir planlarında yeraltı suyunun korunması muhakkak sağlanmalıdır, b. Kirlenmeyi takip etmek ve kaynakları korumak için yapılması gerekenler c. Mağara, Topçular ve Meydan Kaynaklarının kirlenme nedeniyle sırasıyla 1995, yıllarından sonra kullanılmaması, önerilmiştir. 5. Antalya Kenti İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Planlama ve Kati Proje Revizyonu Raporu DSİ 2000 Kentin 2030 yılına kadar olacak su ihtiyacını karşılanması düşünülen projede 2030 yılında nüfusun olacağı su ihtiyacının da m 3 /s olacağı hesaplanmıştır. Bu raporda daha önceki raporlarda belirtilen kaynaklara Köprüçay Nehrinden su alınması seçeneği de değerlendirilmiştir. Projede; daha önce kullanılan kaynakların kirlenme nedeniyle kullanılamayacağı belirtilerek incelenen çok sayıda seçenek içinden Duraliler ve Boğaçay 35

36 Keson kuyuları ile Karacaören Barajından alınacak m 3 /s su ile ihtiyacın karşılanması düşünülmektedir. Kaynakların kirlenmesine ve korunmasına ait geniş bilgiler bulunmaktadır. D. PROJELERDEKİ SORUNLAR 1. Bütün raporlarda gelecek yıllarda ki kent nüfusu doğru tahmin edilememiştir. Bu nedenle de projeler uygulanırken yetersiz kalmıştır. Yıllar Nufus Sayımı İller Bankası 1975 RAPORLARDAKİ NUFUS TAHMİNLERİ DSİ 1977 DSİ 1985 AÇP 1992 İmar Planı 1995 Ant Yağmursuyu Pr 1999 DSİ 2000 Sonuçları Bütün raporlarda belirtilen şebeke kayıpları azalması gerekirken sürekli olarak artmaktadır. Bu önlenmediği için şehre getirilecek su miktarı sürekli olarak artmakta ve suyun maliyeti yükselmektedir. ÖNERİLEN SU KAYIPLARI VE GERÇEKLEŞME YILLAR DSİ 1977 DSİ 1986 AÇP 1992 DSİ 2000 Öneri % Gerçek % Öneri % Gerçek % Öneri % Gerçek % Öneri % Gerçek % yılında % 55 olan şebeke kayıplarının 1999 da % 35 lere düşmesi gerekirken %58 e çıkmıştır yılında Şebeke kayıpları %58 + Kaçak %2 + Cami v.b %8 = %68 Bu kayıplar büyük ölçüde inşaat ve işletme hatalarından kaynaklanmaktadır. 3. Bütün raporlarda kaynaklarının kirlenme riskinin çok yüksek olduğu, karstik akiferlerin çok çabuk kirlendiği kesin olarak ifade edilerek alınacak önlemler belirtilmiştir. 36

37 4. Su kaynaklarının kullanılmaya başlandığı tarihte; a. Kentin içme suyu, yeraltı sularından sağlandığı için 167 sayılı yasaya göre DSİ ce bu bölgenin İşletme sahası olarak ilan edilerek suyun Antalya Belediyesine tahsisi, b tarih ve sayılı Su kirliliği Kontrol yönetmeliğinin ve 20 maddelerine göre bu kaynakların etrafında mutlak, kısa mesafeli, orta mesafeli ve uzak mesafeli koruma alanlarının belirlenerek önlemler alınması gerekmektedir. 5. Antalya kenti içme suyu kaynakları, yasalarda belirtildiği şekilde işletme sahası olarak ilan edilmemiştir. Belediye hudutları içinde açılan ruhsatlı veya ruhsatsız birçok kuyu sulama ve kullanma amacıyla kullanılmaktadır. Bu kuyulara çoğu zaman evsel ve endüstri atık suları bağlanarak yeraltı suyuna boşaltılmaktadır. Belediye yasal olarak bu kuyuları kontrol altına alamamaktadır. 6.Yeraltı suyu kaynaklarının koruma alanları belirlenmemiştir. Bu konuda çelişkili uygulamalar yapılmaktadır. a. DSİ 13 Bölge Müdürlüğünün Kent Konseyine yazdığı tarih ve sayılı yazısında 1991 yılında hazırlanan bir rapora göre Duraliler 1 ve 2 bölgesinde koruma alanı olarak 2500 da alanın orman idaresinden tahsisi ASAT ca sağlanmış ve bu alan tel örgü içine alınarak yeraltı suyu kuyuları koruma altına alınmıştır. Ayrıca Antalya traverten platosunda ki YAS koruma alanları üzerinde yapılaşmanın önüne geçilebilmesi için ilgili Belediye Başkanlıklarına uyarıda bulunulmaktadır denilerek ayrıca 2001 yılında traverten içindeki yeraltı suyu hareketlerini araştırma çalışmalarına başlandığı belirtilmektedir. b. DSİ nin 1991 yılında hazırladığı raporu incelediğimiz zaman Duraliler, ve Mağara kaynakları ile Meydan ve Topçular kaynakları çevresinde mutlak koruma alanlarının belirlendiğini, yakın orta ve uzak mesafeli koruma alanlarının belirlenmediği açıkça görülmektedir. c. Duraliler kaynakları korunduğu için kirlenmemiş, diğerleri korunmadığı için kirlenmiştir. d. Su kaynaklarının koruma alanlarının belirlenmemiş olmasına karşı ilgili kurumlarca su havzası içinde kirlenmeye neden olacak tesislerin yapılmasına izin verilmektedir. Örneğin; DSİ ce Antalya Belediyesi tarafından 2001 yılında inşaatına başlanan Katı atık depolama tesisine uzak mesafeli koruma alanı içinde olduğu belirtilerek izin verilmiştir. Ayrıca Migros için 1999 yılında Arapsuyu ve Mağara kaynaklarının beslenme alanı için de olduğu yazılı olarak bildirildiği halde 2001 yılında bu alanın kaynaklar kirlendiği için atık suların kanalizasyona bağlanması kaydıyla imara açılmasında bir sakınca olmadığını belirtilmiştir. e. DSİ, Kent Konseyine yazdığı yazıda 2001 yılında koruma alanları ile ilgili çalışmalara başlandığını açıklamıştır. Halbuki DSİ nin 2000 yılında hazırladığı raporda, koruma alanları ile ilgili iki harita yayınlamıştır. Bu haritalara göre Katı atık depolama alanı III. derece koruma alanı içinde kaldığı için yasalara ve yönetmeliklere göre inşa edilmemesi gerekmektedir. 7. Kirlenme nedeniyle Topçular kuyularının 1992, Meydan kuyularının 1996 ve Mağara kaynağının 1995 yılından sonra kullanılmaması önerilmesine rağmen 1999 yılına kadar kullanılmıştır. ASAT ın tarihli yazısından bu kaynakların devre dışı bırakıldığı tarih belirtilmeden açıklanmıştır. 8. Duraliler sahasından 1986 yılında DSİ tarafından hazırlanan raporda 1044 l/s su alınabileceği belirtilmiş iken bu miktar son raporda 3,5 m 3 /s olarak belirtilmektedir. Çekilen sudaki bu büyük artış kirlenmiş olan Arapsuyu İngiliz Gölü ve Mağara kaynaklarını etkileyebilir dolayısıyla da Duraliler kaynağının kirlenmesini hızlandırabilir. 9. Antalya daki YAS da nitrat konsantrasyonu 1994 yılından itibaren artış eğilimi göstermektedir. Nitrat bileşikleri doğal olarak toprak ve yeraltı tablalarında bulunduğundan bunlardan geçen sular nitrat içerebilir. Kullanılan suni gübreler nitrat içeririler. Bunlar yağışlarla su kaynaklarına taşınarak nitrat konsantrasyonunu artırırlar. Bu sularla beslenen bebeklerde methemoglobinemia denilen mavihastalık görülmektedir. 10. Alınması gereken önlemler zamanında yapılmadığı için Arapsuyu ve Mağara kaynakları ile Meydan, Topçular, Kent içi kuyuları ve Pınarlar işletme sahaları olmak toplam 4 m 3 /s lik içme suyu kaynağı kullanılamaz hale gelmiştir. 37

38 11. Kentin 25 yıllık su ihtiyacını sağlamak üzere 1985 ten sonra 3 ü DSİ, biri de Büyükşehir Belediyesi olmak üzere 4 adet rapor hazırlanmıştır. Yani 3,5 yılda bir rapor hazırlanmaktadır. Sorunun hala tartışılır olması hazırlanan raporların gerçekçi ve yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Birkaç yıl sonra yeni bir rapor gerekebilir. Örneğin Asat ın 2,5 m 3 /s su almayı düşündüğü Termesus seçeneği hazırlanan hiçbir raporda olumlu veya olumsuz değerlendirilmemiştir. Bu seçenek Karacaören Barajından getirilecek suya eşittir. Bunun gibi değerlendirilmeyen su kaynakları olabilir. 12. Karacaören Barajı taşkın sulama ve enerji elde etmek üzere projelendirilmiştir. İçme suyu kaynağı olarak kullanılması düşünülmemiştir. DSİ, barajın suyunu enerji üretmek amacıyla Kepez A.Ş. tahsis ederken Antalya kentine 2,9 m 3 /s alınacağını belirtmiştir. Bu nedenle Karacaören Barajından alınması düşünülen m3/s suyun, m 3 /s kısmı için Kepez A.Ş. tazminat ödenecektir. 13.Yeterli koruma önlemleri zamanında alınmadığı için en kısa zamanda Duraliler Kaynaklarının da kısa sürede kirleneceği görülmektedir. 14. Yeraltı suyunun kalitesi ve kirlenme konusunda; ASAT yazısında TS 266 ya uygun değerler edildiği belirtilmektedir. DSİ nin yazısında ise ASAT ın aksine; a. Suların sertlik dereceleri tüm noktalarda TS 266 verilen değerin üzerindedir. b. Amonyak azotu değerlerinin Duraliler, Gürkavak ve Mağara kaynakları ile Boğaçay,Topçular ve Meydan kuyularında bazı numunelerde limit değerin üzerinde olduğu bunun konutsal ve endüstriyel atık sularla bakteriyel kirlenmeyi gösterdiğini, c. Nitrat azotu Mağara kaynağı ile tüm kuyularda tavsiye edilen değerlerin üzerindedir. Analiz sonuçları tüm örnekleme noktalarında nitrat azotu konsantrasyonlarının da zamana bağlı olarak değişiklik olduğunu göstermektedir. Yeraltı suyunun evsel ve tarımsal kaynaklı etkilere duyarlı olduğunu ve temizlenme kapasitesinin de yüksek olduğunu gösterdiği belirtilmektedir. SONUÇ ve ÖNERİLER 1. Konu ile ilgili rapor ve bilgilere doğrudan ulaşmak olanaksızdır. DSİ ve ASAT ın yazılı olarak verdiği özet bilgiler değerlendirilebilmiştir. DSİ nin son hazırladığı rapor ancak toplantılarda görülmüştür. Kenti ilgilendiren önemli konulardaki raporların Kent Konseyi arşivinde bulunması, katkının sağlanabilmesi için gereklidir. Büyük paralar ödenen bu raporlardan birkaç adet fazla bastırılarak ilgili sivil toplum örgütlerine gönderilmelidir. 2. Kaynakların yasa ve yönetmeliklere uygun koruma alanları zamanında tespit edilmediği için yeraltı su kaynakları kirlenmiş ve kullanımdan çıkarılmıştır. Duraliler kaynağı da çok ciddi önlemler alınmaz ise yakın zamanda kirlenerek devre dışı kalacaktır. Koruma alanları ile ilgili çelişkilere hemen son verilerek, gerçek bir haritanın biran önce uygulamaya konulması sağlanmalıdır. 3. Nitrat azotu konsantrasyonundaki değişimler nedeniyle, koruma alanlarının oluşturulması ve bu alanlar içindeki faaliyetlerin denetlenmesi çok önemlidir. 4. Kent nüfusunun doğru tahmin edilememesi ve şebeke kayıplarının önlenememesi nedeniyle su ihtiyacı yanlış belirlendiği için kısa sürede yeni su kaynaklarına ihtiyaç olmaktadır. 5. Kente verilen suyun % 58 nin toprağa karışması hem su kaynakların israfı hem de ekonomik açıdan en önemli sorundur. Şebeke kayıplarını önleyecek önlemler süratle alınmalıdır den beri hazırlanan tüm raporlarda ciddi bir kirlenme sorunu olduğu belirtilmektedir. Kaynakların kirlendiği de bir gerçektir. Kirlenme dikkatle takip edilmelidir. Günümüzde kullanılmaması gereken Mağara kaynağı, Meydan ve Topçular kuyuları ile Kent içinde kalan diğer kuyulardan kesin olarak şebekeye su verilmemelidir. 38

39 7. DSİ nin son hazırladığı rapor yeni bir çözüm önerisi getirmediği gibi alternatif su kaynaklarını da yeterince değerlendirmemiştir. Duraliler işletme sahasından çekilecek olan su miktarında ki % 350 lik artışın sorun yaratıp yaratmayacağı incelenmemiştir. 8. Birçok Büyükşehir de kentin su sorunu belediyelerin doğrudan sorumluluk alması sonuçun da çözümlenmiştir. Kanaatimizce Kentin su ihtiyacını temin etmekle sorumlu olan ASAT daha aktif olarak çözüm yolları üretmelidir. 9. DSİ nin son hazırladığı rapora göre kati proje çalışmalarına başlandığı ve yatırım programına alındığı belirtilen projenin önemli eksikleri bulunduğu görülmektedir. Örneğin İmar Planı çalışmalarında kent nüfusunun 2030 yılında olacağı öngörülmektedir. DSİ nin raporunda ise olacağı tahmin edilmektedir. İki rapor arasında % 62 fark bulunmaktadır. Su ihtiyacı da buna göre m3/s den 15 m3/s çıkacaktır. Termesus su kaynağının incelenmemiş olması gibi. 10. Kentin 2030 yılındaki su ihtiyacını karşılamak için en azından 10 tane Korkuteli Barajı veya bir Oymapınar Barajı yapılması gerekmektedir. Kenti halkını doğrudan ilgilendiren bu konunun, ilgili kurumların ve sivil toplum örgütlerinin de katılacağı bir toplantıda tartışıldıktan sonra kesin çözüm yolları belirlenmesi uygun olacaktır. IV. ANTALYA KATI ATIK DEPOLAMA TESİSİ SORUNLARI Antalya Büyükşehir Belediyesince, Kızıllı Köyü Taşkötü mevkiinde yaptırılmaya başlanan ve Dünya Çevre Günü nde temeli atılan, Katı Atık Depolama tesisi ile ilgili, kentin geleceğini ipotek altına alan bir takım sorunlar bulunmaktadır. Bunlar; A. YER SEÇİMİ Antalya Kentinin İçme Suyu yeraltısu kaynaklarından sağlanmaktadır. Bu kaynakların beslenim alanı Antalya Travertenleridir. Traverten üzerinde çevreyi kirletici her olay doğrudan doğruya yeraltı suyunu etkileyecektir. Bu görüşü doğrulayan bilgiler aşağıda belirtilmiştir. 1. Antalya Belediyesince 1993 yılın da hazırlattırılan Antalya Çevre Projesi Ara rapor C 1 2. Bölüm de : Bütün dünyada olduğu gibi Antalya çevresindeki karstik akifer havzaları kirliliğe açıktır 3. Bölüm Travertendeki yeraltı suyunun kirliliği: Traverten, ilk formasyonu boyunca gelişen geçirimlilik ve karstik olaylar sonucu oluşan ikincil geçirimlilikten dolayı yağışların ve yüzey akışının zeminden kolayca, yüksek miktarlarda yeraltına sızabileceği bir alandır. Bu aşırı porozite yeraltı suyunun beslenmesi düşünüldüğünde pozitif bir etkense de, kirliliğe sağlayacağı katkıdan dolayı olumsuz etkileri olabilir. 4. Bölüm Yeraltı suyunun korunması için öneriler. Yeraltı suyunun evsel atık suyu, sanayi atık suyu ve tarımsal alanlarda kullanılan gübre ve kimyasal maddeler ile kirlenmesi kaçınılmazdır. Derhal kirlenmeye karşı etkin önlemler alınmalıdır. Alınacak önlemler şunlardır: 5. Traverten üzerinde yeni sanayi bölgelerinin kurulması caydırılmalı, daha önce kurulanların ise muhtemelen Aksu bölgesinin doğusuna taşınması teşvik edilmelidir. 6. Belediyece hazırlattırılan ÇED raporu eki Jeoteknik raporda 7. Hidrojeoloji Bölümünde: Kolay eriyebilen bir kaya olan traverten, düzensiz olarak gelişmiş, karstik yapılar nedeniyle,primer ve sekonder poroziteye sahip çok geçirgen bir birim özelliği gösterir 8. Jeoteknik Bölümde: Traverten çok geçirgen olması nedeniyle, olacak herhangi bir su sızması doğrudan derin yeraltı su seviyesine ulaşacaktır. 9. Sonuç bölümü Madde 8 de : Jeolojik yönden temel zemini şartları uygun olmasına rağmen hidrojeolojik yönden bölgede yaygın olarak kullanılan traverten akiferin beslenme havzasında yer aldığından yeraltı suyu akiferini kirletme olasılığı vardır denilmektedir. 10. Tesis Belediyece hazırlatılan raporlara göre su kaynaklarının beslenme havzası içinde yapılmaktadır ve Antalya İçme Suyunu kirletme olasılığının çok fazla olduğu görülmektedir. Kirlenmeyi önlemek için 39

40 önlem alması gereken Belediye kendisi tesis kurarak ileride başka tesislerinde kurulmasına emsal olmaktadır 11. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin 20 Maddesine göre: Çöp imha alanları ancak uzak mesafeli koruma alanında Çevre Bakanlığından uygun görüş alınarak yapılabilir denilmektedir. Bu tesis raporlara ve ekteki Jeoloji Haritasına göre Kısa veya iyimser bir yaklaşımla Orta mesafeli koruma alanı içine girmektedir. C. PROJE EKONOMİSİ 1. İçme suyu havzası içine yapılacaksa 30 km uzağa gitmeğe gerek yoktur aynı şartlarda çok daha yakın bir yerde yapılabilir. 2. Her gün yaklaşık bin ton çöp nakledilecektir. Tesiste çöpün maliyeti 10 dolar /ton civarındadır. Günde 12 milyar, yılda 400 milyar lira işletme gideri bulunmaktadır. Tesisin ihale bedeli 660 milyar lira olduğuna göre yaklaşık 18 aylık işletme gideri tesis bedeli kadardır. Daha ekonomik çözümler bulunması gerekmektedir. 3. Yer seçimi ekli Jeoloji haritasında görüleceği gibi iyi yapılırsa hem su havzası dışında hem de geçirimsiz formasyonlar üzerinde çevreyi etkilemeden çok ekonomik bir proje yapılabilir. 4. Yakınlarda Kil bulunmadığı iddia edilerek geçirimsiz örtüyü sağlamak için pahalı çözüm yolları aranmaktadır. Çok yakında Kızıllı civarında kil bulunmaktadır. Örneğin D.S.İ tesise 3 km uzaklıktaki Ekşili Gölet ini bu kilden yapmıştır. V. KENT İÇİ TAŞKIN SORUNLARI RAPORU Kentimiz her yağmur dan sonra sular altında kaldığı için,ulaşım aksamakta,ekonomik zararlara uğramaktadır.akdeniz çanağında Barselona ne ise Antalya da odur diye övündüğümüz kentin TV lerde ki görüntüsü çok üzücüdür.. Kent içi taşkınları değerlendirebilmek amacıyla; ilgili Belediye, Kamu kuruluşu ve meslek odalarından toplantılarımıza temsilci göndermelerini ve varsa yaptıkları çalışmalar hakkında yazılı bilgi vermeleri istenmiştir. Büyükşehir, Kepez ve Muratpaşa Belediyeleri ile D.S.İ ve T.C.K Bölge Müdürlüklerin den bilgiler Kent Konseyine yazılı olarak iletilmiş ve D.S.İ ve T.C.K temsilcileri tarafından açıklamalar yapılmıştır. A. GENEL Antalya kenti Türkiye nin en fazla yağış alan bölgelerinden birisidir. Bazı yıllar biraz az, bazı yıllar biraz fazla yağış almaktadır. Son günlerde yağan 10 dakikalık bir yağmur bile su baskınlarına neden olmuştur. Önceki yıllarda çok ender olarak görülen su baskınlarının nedenlerini, belirlemeden çözüm yollarını bulmak olanaksızdır. Taşkınlar konusunda yasalara göre DSİ ve Belediyeler önlem almakla yükümlüdür. Ayrıca Antalya Valiliğince 12.Nisan.2002 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Taşkın Koordinasyon Kurulu kurulmuştur. Karayolları v.b kurumlar yaptıkları her yapı için DSİ ve Belediyelerden izin almak zorundadır. DSİ ve Belediyeler tarafından çeşitli raporlar hazırlanmış olup önlemler alınmasına çalışılmaktadır. B. TAŞKIN NEDENLERİ Su baskınları akarsuların taşması veya yağan yağışın boşalamaması nedeniyle olmaktadır. Büyükşehir belediyesi hudutları içinde Boğaçay ve Düden gibi nehirler ile Sarısu,Arapsuyu gibi küçük dereler bulunmaktadır.bazı yıllar bu nehir ve dereler taşkınlara neden olmaktadır. Kent içi taşkınlar yağan yağışın kolayca boşalamaması nedeniyle olmaktadır. Taşkınların başlıca nedenleri; Tabii drenaj kanalları çeşitli nedenlerle (inşaat, bitki v.b.) çalışamaz hale gelmiştir. Yollar tabii akım yol ve kanallarını kesmektedir. Drenaj alt yapısı yetersizdir. Kesitleri dar ve bakımları yapılmamaktadır. Karayolu ve yollara ait drenaj sistemleri akışları toplayamayacak yüksek kotlarda inşa edilmiştir. Yollarda Yağıştan akışa geçen sular toplanamamaktadır. 40

41 Subasman kotunun uygulamaları nedeniyle bazı bölgelerde su baskınları olmaktadır Topoğrafik eğimin güneye doğru ve drenaj sisteminin yetersiz olması nedeniyle kuzey güney istikametinde açılmış olan yollar kanal gibi çalışmaktadır. C. YAPILAN ÇALIŞMALAR Akarsuların yaptığı taşkınları önlemek amacıyla DSİ ve Belediyeler tarafından çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar genel olarak; 1.DSİ nin yaptığı çalışmalar Belediye hudutları içindeki akrsular da yatak ıslahı ve temizlik işleri yapılmakta. Dere ıslahları ile ilgili etüt ve proje çalışmaları devam etmektedir. 2. Belediyeler tarafından yapılan çalışmalar Büyükşehir belediyesince: tarihinde Taşkın koordinasyon kurulunda alınan kararlar gereği çalışmalar yapılmaktadır. Muratpaşa Belediyesince basit önlemler alınmaktadır. Kepez Belediyesince 29 değişik bölgede drenaj kazısı, baks ve büzler konması, dere ıslahı ile 5 adet drenaj sondajı açılmıştır. Konyaaltı Belediyesinden bilgi alınamadığı için yapılan işler hakkında bilgi edinilememiştir. D. YAPILMASI GEREKENLER Belediye tarafından hazırlattırılan Yağmur suyu drenaj projesinin uygulanması ile tüm sorunların çözüleceği şüphesizdir. Çözüm yolları tartışılabilir ama bugün elimizde bulunan tek somut projedir. Plansız uygulamalar yapmak yerine projeyi uygulamaya koymak en doğru yoldur. Bu projenin uygulanabilmesi için Dolara ihtiyaç olduğu ifade edilmektedir. Bu paranın kısa sürede bulunması ve projenin tamamlanması mümkün değildir. Projenin 1999 yılında başlaması düşünülerek işlerin üç aşamada yapılması planlanmıştır Acil işler 2010 yılı, 2025 yılı, Acil işlerin yapılabilmesi için yaklaşık 70 trilyon lira gerekmektedir. Belediyemiz bu yıl taşkın için 2.5 trilyon civarında bir kaynak ayırmıştır. Çok tartışılan bir konu olan Karaalioğlu parkı içindeki yenilemeler için ayırdığı para 1,8 trilyondur. Bu ekonomik durum ve düşünce tarzı ile sadece acil işlerin yapılabilmesi için 30 yıla ihtiyaç vardır. Bu nedenle basit ve kısa vadede alınacak önlemlerle zararlar en aza indirilebilir. 1. Kentin su baskınına uğrayan yerlerinin işaretlendiği bir taşkın haritası yapılmalıdır 2. Taşkına uğrayan yerlerde uzun ve kısa vadede yapılacak önlemler belirlenmelidir. 3. Çözüm yolları yağmur suyu drenaj projesi dikkate alınarak uygulanmalıdır. Bu raporda 33 madde olarak belirtilen acil önlem planları gereken 42 milyon dolar temin edilerek hemen uygulamaya başlanmalıdır. 4. Tabii düdenler ve su yolları temizlenerek kullanılmalıdır.(örneğin Mevlana Kavşağı civarında muhtarlıkça belirlenen düden) 5. Drenaj kuyuları açılmalıdır. 6. Kentin zemini çok geçirimli olan travertendir. Bu geçirimlilik özelliğinden drenaj amaçlı yararlanmalıdır.(düden ve drenaj kuyuları, mağaralar gibi) 7. Ana caddelerdeki barbakanlar sık sık temizlenmelidir. 8. DSİ tarafından hazırlanan Boğaçay Taşkın raporunda sedde genişliği 300 m olarak tespit edilmiş olmasına rağmen daha sonraki yıllarda bu genişlik 260 m ye düşürülmüştür. Boğaçayı Köprüsü de 260 m ye göre yapılmıştır. İlk rapor doğruysa Konyaaltı bölgesinde büyük bir taşkın felaketi olabilir. Sorun incelenmelidir. 41

42 VI. ANTALYA İÇMESUYU VE SORUNLARI SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRİSİ Haziran 2006 tarihleri arasında Akdeniz üniversitesi Atatürk Konferans Salonu nda gerçekleştirilen sempozyumda yirmi üç adet bildiri sunularak tartışılmıştır. 16 Haziran 2006 Cuma günü yapılan kapanış panelinde sorunlar yetkili kuruluşlar olan ASAT, DSİ, Antalya Kent Konseyi ve Akdeniz Üniversitesi tarafından tekrar dile getirilmiş, dinleyicilerin soruları kapsamlı olarak yanıtlanmış ve çözüm önerileri geliştirilmiştir. Sempozyumdan sunulan bildiriler ve Panel kapsamında değinilen konular ışığında aşağıdaki tespitler yapılmıştır. Kurumlar tarafından dile getirilen önlemler ve gelişmelerin etkisinin ve hayata geçirilme düzeyinin tespiti amacıyla 2006 yılı sonunda bir toplantı daha yapılmasına karar verilmiştir. 1. Antalya kentinin nüfusu hızla artmaktadır. Paralel olarak su ihtiyacı da artacaktır. 2. İçme suyu kaynaklarının korunması hayati öneme sahiptir. 3. Antalya Kenti nin içme suyu ihtiyacının % 95 i Duraliler, %5 i ise Gürkavak ve Boğaçay kaynaklarından karşılanmaktadır. 4. Antalya İçme suyu kaynakları; havzanın hidrojeolojik yapısı nedeniyle Isparta, Burdur İl sınırları içinde kalan geniş alanlardan beslenmektedir. Dolayısı ile koruma önlemleri kademeli olarak bu alanlardan başlamalıdır. 5. Bu havzalarda yapılan tarımsal faaliyetler nedeniyle zirai ilaçlar, aşırı veya yanlış gübrelemeden kaynaklanan besin maddeleri ile yerleşim yerlerinin atık suları su kaynaklarını kirletmesi olasıdır. 6. Bucak Ovası nda gerçekleşen kirletici etkilerin Antalya Kentini etkilemesi olasıdır. Bucak Atıksu arıtma tesisinin bir an önce işletmeye alınması gerekmektedir. 7. Tüm katılımcılar, Antalya için geliştirilen su temin projelerinde ana kaynak olarak belirlenen Duraliler Su Kaynaklarının emniyetli bir şekilde kullanılması ve korunması gerektiğini vurgulamışlardır. 8. Kirlenmiş olan kent içi kaynaklarının korunmasının ve zaman içinde traverten içindeki su hareketi nedeniyle temizleneceği belirtilmiştir. 9. Kent içi su kaynakları koruma alanları haritasının DSİ tarafından 2005 yılında yeniden düzenlendiği görülmüştür.1990 yılından beri uygulanmakta olan ve kamuoyunda doğruluğu tartışılan eski harita ile ilgili tartışmalara da son verilmiştir. 10. Antalya Kentine içme suyu sağlayan kaynakların korunması amacı ile uzaktan algılama yöntemlerinin kullanılması ve kurumlar arası iletişimin artırılması teşvik edilmelidir. 11. DSİ 1985 yılından beri kentin su ihtiyacını temin etmek için önerdiği Duraliler kaynakları ile Karacaören Barajından ilave su getirilmesini savunmaktadır. Yeni olarak Kırkgöz kaynaklarından sertliği düşük su almak için araştırmalara başlamıştır. 12. ASAT; Duraliler kaynaklarına ilave olarak Termessos Bölgesinden 1 m 3 /s su alarak 2010 yılına kadar kentin su ihtiyacını karşılayabileceğini belirtmektedir. Ayrıca ilerideki yıllar için Manavgat Oymapınar Barajı ndan kente su getirmek için ön çalışmaları tamamlamıştır. Termessos bölgesi ve Oymapınar barajı daha önceki su temin projelerinde hiç incelenmeyen yeni su kaynaklarıdır. Bu kapsamda Manavgat İçme Suyu Arıtma Tesisi nin Büyükşehir Belediyesi ne devrine yönelik çalışmaların son aşamasına geldiği belirtilmiştir. 13. Avrupa Birliği üye ülkelerinden Antalya ile benzer özellikler taşıyan Yunanistan, İtalya, İspanya, Fransa gibi ülkelerde Çevre kirlenmesi ve kontrolü alanlarında yapılan yoğun yatırımlar ile özellikle deniz suyu kalitesinde önemli düzelmeler kaydedilmiştir. Turizm pastasından alınan payın azalmaması için Antalya da da çevre kirlenmesi ve kontrolü açısından dikkatli olunmalı ve deniz suyunun yanı sıra çevresel değerler ve doğal kaynakların korunmasına en üst düzeyde önem verilmelidir. 42

43 VII. ANTALYA KENTİ SU KAYNAKLARININ KORUNMASI ÖN RAPORU A. GİRİŞ Sınırlı bir kaynak olması nedeniyle su, dünyanın en değerli hayat kaynaklarının başında yer almaktadır. Bilim adamlarınca 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının su sıkıntısı çekeceği tahmin edilmektedir. Bu gerçekler doğrultusunda sahip olduğumuz su kaynaklarının kıymetini bilerek, kaynaklarımızı doğru kullanmalı, iyi değerlendirmeli ve kirletmemeliyiz. Gelecekte savaşların su kaynakları için çıkacağı bilinci ile davranmalı, gereken önlemleri şimdiden almalıyız. Kent içinde toplam debileri 25 m/s den fazla olan çok sayıda kaynak bulunmaktadır bu kaynaklar kirlenmeye açıktır. Kentimizin içme suyu bu kaynaklardan sağlanmaktadır. Yıllardan beri ciddi bir koruma planı olmadığı için kaynaklarının bir kısmı kirlenmiş ve diğerleri de hızla kirlenmektedir. DSİ tarafından 2005 yılında hazırlanan su kaynakları ön inceleme raporuna göre ASAT tarafından hazırlanan koruma alanları yönetmeliği belediye meclisince onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir. B. YASAL DURUM Ülkemizde su kaynaklarını kullanılması ve korunması yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. 167 Sayılı Kanun: Madde 1 Yeraltı suları umumi sular meyanında olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu suların her türlü araştırılması, kullanılması, korunması ve tescili bu kanun hükümlerine tabidir Sayılı Kanun: Madde 1 Yerüstü ve yeraltı sularının zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönden faydalanmak maksadiyle "Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü" kurulmuştur 2560 Sayılı kanun la 1993 yılında Büyükşehir statüsüne kavuşan Antalya Belediyesi bünyesinde 1995 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile ASAT Genel Müdürlüğü kurulmuş ve içme kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının temini ile kullanılan atık suların uzaklaştırılması hizmetleri ASAT Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği: Bu Yönetmelik su ortamlarının kalite sınıflandırmaları ve kullanım amaçlarını, su kalitesinin korunmasına ilişkin planlama esasları ve yasaklarını, atık suların boşaltım ilkelerini ve boşaltım izni esaslarını, atık su altyapı tesisleri ile ilgili esasları ve su kirliliğinin önlenmesi amacıyla yapılacak izleme ve denetleme usul ve esaslarını kapsar. KENT İÇİ KAYNAKLAR Kentimizin içme, kullanma ve endüstri suyunu temin etmek için yılları arasında hazırlanan su temin raporlarına göre yer altı suyundan sağlanacağı belirtilmiştir. Bütün projelerde kaynakların korunması için çeşitli önerilerde bulunulmasına rağmen, gerekli önlemler zamanında alınmadığı için 1975 yılından beri 4,5 m3/s lik su kaynağı kirlenme nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir. 43

44 Tablo 1. Kent İçi Su Kaynakları KAYNAK DEBİ l/s KULLANILMASI ÖNERİLENLER A. Yeraltısuyu Hurma 200 DSİ , * AÇP 1995, AÇP 1995 Gürkavak 60 İller Bankası 1975 DSİ , AÇP 1995 Arapsuyu I ve II. 924 DSİ Mağara Kaynakları 350 İller Bankası 1975, DSİ Duraliler DSİ ,2004, AÇP 1995 İncik Pınarları 205 Düdenbaşı Kalabatlı Kaynağı 124 Boğaçay kuyuları 660 İller Bankası 1975, DSİ Meydan 420 DSİ Topçular 70 DSİ Diştaşlar 1000 AÇP 1995 Çevreyolu 1000 AÇP 1995 Üniversite 1000 AÇP 1995 Pınarlar 2000 DSİ 2000 raporunda Diştaşlar, Çevre yolu ve üniversite kaynakları yerine önerilen saha Karain 500 AÇP 1995 Kırkgöz Kaynakları - Denize Boşalan sular 5000 DSİ raporlarında verilen yaklaşık değer Termessus 1000 ASAT Duacı ve çevresine su alıyor B.Yerüstü suları Boğaçay Nehri Düden Çayı Aksu Karacaören Barajı DSİ 1985,2000,2004 Köprüçay DSİ 2000 ve 2004 Manavgat Çayı Oymapınar Barajı ASAT C. SU KAYNAKLARINI KORUMA ÇALIŞMALARI Çalışma Guruplarımız; su kaynaklarının korunması için ciddi önlemler alınmaz ise tüm su kaynaklarının yakın bir gelecekte kullanılmaz hale geleceğinden endişe etmektedir. Alt Yapı Çalışma Gurubunca bu konuda hazırlanan rapor ortak toplantıda ele alınarak değerlendirilmiştir. Yasalara göre su kaynakları devletindir. Bu görev DSİ Genel Md lüğüne verilmiştir. Kentin içme suyunu sağlayan veya kullanılması düşünülen kaynakların korunması görevi ASAT Genel Müdürlüğü ne aittir. Kaynakların nasıl korunacağı Çevre Kirliliği Kontrol Yönetmeliği ile TSE 9774 de belirlenmiştir. Yasa, tüzük ve TSE Standartlarına göre su kaynaklarının korunması için üç koruma alanı tespit edilmektedir. Bu alanlar içinde uygulanacak yasaklar belirlidir. Kentimizde su kaynaklarının korunması ile ilgili yapılan çalışmalar; 44

45 1. Antalya İli Çevre komisyonu kurulunun tarihinde aldığı karar gereği Özel Çevre Koruma alanlarının belirlenmesi amacıyla bir komisyon oluşturulmuştur. DSİ 13 Bölge Müdürlüğü başkanlığında Hıfzısıhha Bölge Md.,Makine M.O, Belediye ve Sağlık Md. Yetkililerinden oluşan bu komisyonun rapor hazırlamıştır. Halen bu rapor ve eki harita yürürlüktedir. Ek 1 2. DSİ 2000 Su temin projesi raporunda iki yeni harita yayınlanmıştır. Ek 2 3. Kent Konseyi; Çevre Gurubu , Alt Yapı Gurubu tarihlerinde ilgili kurumlardan yazılı olarak yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi isteyerek çalışmalara başlamıştır. 4. ASAT tarihinde DSİ den su kaynakları koruma alanlarının tespit edilmesini talep etmiştir. Bu talep üzerine DSİ tarafından Antalya Kırkgözler Projesi (Antalya Kenti Su Kaynakları Koruma Alanları) Ön İnceleme Raporu. Nisan 2005 hazırlanmıştır. Ek 3 Bu raporun tam metnini DSİ den temin etmek mümkün olmamıştır. Bu raporu esas alarak ASAT bir yönetmelik hazırlamış ve yönetmeliği Belediye Meclisinden geçirip uygulamaya koyacaktır. 5. Akdeniz. Ü. hazırlanan bir hassasiyet haritası sempozyumda sunulmuştur. D. SONUÇ 1. Hazırlanan tüm harita ve raporlar birbirleriyle çelişkilidir. 2. Bütün projelerde kaynakların korunması için çeşitli önerilerde bulunulmasına rağmen, 1975 yılından beri 4,5 m3/s lik su kaynağı kirlenme nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir. Bu kaynaklar kirlenmemiş olsaydı 2030 yılına kadar kentte su sıkıntısı olmayacaktı. 3. Son olarak Nisan 2005 de DSİ tarafından bir ön inceleme raporu hazırlamıştır. Bu rapora göre ASAT koruma alanları yönetmeliği hazırlamıştır. 4. D.S.İ raporunda; Ön inceleme raporu olduğu için doğal olarak bilimsel önemli eksiklikleri vardır. Kent içinde mevcut su 25 m3/s su kaynağının sadece 3,5 m3/s lik bir tanesinin (Duraliler) korunması önerilmektedir. Koruma alanları bu kaynağa göre hazırlanmıştır. Kirlendiği düşünülen kaynakların etrafındaki 1.ci koruma alanları kaldırılmaktadır. Yapılan değişikliklerin bilimsel gerekçeleri açıklanmamıştır. Tüm traverten platosu II. ve III. derece koruma alanı ilan edilmektedir. Bu uygulamanın yapılması olanaksız görülmektedir. 5. Bütün projelerde kaynakların korunması için çeşitli önerilerde bulunulmasına rağmen,1975 yılından beri 4.5 m3/s lik su kaynağı kirlenme nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir. Bu kaynaklar kirlenmemiş olsaydı 2030 yılına kadar kentte su sıkıntısı olmayacaktı. 6. Ön inceleme raporuna göre ASAT tarafından hazırlanan yönetmelik, yeterli olmayacaktır. 7. Eski haritalara göre hazırlanan imar planları ile yenisi arasında önemli değişiklikler olacak bu da hukuki sorunlar yaratacaktır. 8. Traverten içinde kuzeyden güneye denize doğru 300 milyon m3/yıl bir yeraltı suyu hareketi olduğu bilinmektedir. Bu su hareketi kirlenen kaynakları temizlemektedir. Ayrıca Kentin bir kısmında kanalizasyon inşaatı tamamlanmıştır. Bunun etkisiyle kaynaklarda iyileşmeler olacaktır. 9. Kaynaklar kirlenmiş olması onların korunmayacağı anlamına gelmez. 10. Mağara, Arapsuyu I-II kaynakları etrafında uygulanabilir önlemler alınmalıdır. Çok kısa bir süre sonra 1,2 m/s lik kullanılabilir su kaynağı geri kazanılabilir. E. ÖNERİLER: 1. Kentin su kaynaklarının koruma alanları bilimsel verilere dayanarak yeniden hazırlanmalı ve bu kadar önemli bir konunun ilgili tüm kurumlarca tartışıldıktan sonra imar planlarına işlenmesive yönetmeliğin uygulanmaya konmalıdır. 2. Çevre düzenleme planı çalışmalarına katılan meslek odaları bu konuya gereken duyarlılığı göstermelidir. 45

46 EK YILINDA HAZIRLANAN KORUMA ALANLARI HARİTASI 46

47 EK 2 DSİ 2000 RAPORU İÇİNDEKİ HARİTA 47

48 EK 3 DSİ Duraliler Kaynağı Koruma Alanları Haritası TOPLUM ÇALIŞMA GRUBU RAPORU 48

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri

Yeni Göç Yasas Tecrübeleri Eflref Ar kan Bildiğiniz gibi Almanya aile birleşiminin gerçekleşmesi konusunda göç yasasında bazı değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikleri eleştirenler ve olumlu görenler bulunmaktadır. Ben göç yasasının

Detaylı

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr

ANKARA KALKINMA AJANSI. www.ankaraka.org.tr ANKARA KALKINMA AJANSI www.ankaraka.org.tr TÜRKİYE'NİN En Genç Kalkınma Ajansı Ankara Kalkınma Ajansı bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak, bölgenin rekabet gücünü artırmak ve gelişimini hızlandırmak

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı

TÜRKİYE DE GÖÇ BOYUTU, NEDENLERİ ve GÖÇÜN SAĞLIKLA İLİŞKİSİ

TÜRKİYE DE GÖÇ BOYUTU, NEDENLERİ ve GÖÇÜN SAĞLIKLA İLİŞKİSİ TÜRKİYE DE GÖÇ BOYUTU, NEDENLERİ ve GÖÇÜN SAĞLIKLA İLİŞKİSİ Sağlıklı Kentler Birliği Eğitim Prgramı Prof. Dr. SABAHAT TEZCAN Haccettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü Müdürü Tıp Fakültesi Halk Sağlığı

Detaylı

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI

BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI AKTİF EĞİTİM -SEN Aktif Eğitimciler Sendikası BAĞIMSIZ BİREY SAĞLIKLI TOPLUM STRATEJİK EYLEM PLANI Aktif Eğitim-Sen - 2015 2 AKTİF EĞİTİM-SEN Beştepe Mahallesi 33. Sokak Nu.:13 Yenimahalle/ ANKARA Tel:

Detaylı

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması.

BİREYSEL PLANLAMA MÜDAHALE HİZMETLERİ. Okula yeni başlayan. öğrencilere yönelik. gözlem çalışmaları yapılması. LÜLEBURGAZ REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ 2013/2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ANALARI REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YILLIK ÇERÇEVE PROGRAM TASLAĞI EYLÜL 23-27 EYLÜL 16-20 EYLÜL 9-13 EYLÜL

Detaylı

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece

Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin toplam nüfusunun sadece SİLİVRİ 2014 DÜNYA VE AVRUPA KENTİ Türkiye dönüşüm geçirerek kırsal bir tarım ekonomisinden küresel ölçekte rekabetçi bir sanayi ekonomisi haline gelmiştir. 1950 yılında Türkiye nin kentsel nüfusu ülkenin

Detaylı

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır. K. K. T. C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM ORTAK HİZMETLER DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ 2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı kapsamlı gelişimsel psikolojik

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET

T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET T.C. ANTALYA MÜFTÜLÜĞÜ Aile İrşad ve Rehberlik Bürosu HUZUR AİLEDE BAŞLAR AİLE HUZURU, KADINA ŞİDDET PROJE KOORDİNATÖRÜ: Mustafa TOPAL İlçe Müftüsü PROJE SORUMLUSU: Mesut ÖZDEMİR Vaiz PROJE GÖREVLİLERİ:

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi. Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi Ülker Şener 1 Temmuz 2011, Amasya Projenin Hedefleri Projenin hedefi: Amasya da çalışmayan ama çalışmak isteyen ya da aktif olarak iş arayan 300

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim gören özürlü öğrencilerin öğrenim

Detaylı

GRUP 5 ÇANKIRI KASTAMONU ZONGULDAK

GRUP 5 ÇANKIRI KASTAMONU ZONGULDAK GRUP 5 ÇANKIRI KASTAMONU ZONGULDAK GÜÇLÜ YÖNLER Çankırı ilinde Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Çankırı Belediyesi bünyesinde olan bir Yaşlı Koordinasyon birimi bulunmaktadır. Zonguldak ilinde ise 2000 yılında

Detaylı

*Öğrencilere adaptasyonlarının ilk aşamasında destek ve öğretimin düzenli bir şekilde yürümesini sağlamak

*Öğrencilere adaptasyonlarının ilk aşamasında destek ve öğretimin düzenli bir şekilde yürümesini sağlamak 2012 2013 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BİL DERSHANELERİ REHBERLİK HİZMETLERİ YILLIK ÇERÇEVE PROGRAMI AY HAFTA YAPILACAK FAALİYETLER AMAÇLAR YÖNTEM- TEKNİKLER KAYNAKLAR SINIFLAR EYLÜL *Oryantasyon amaçlı Rehberlik

Detaylı

ŞANLIURFA BELEDİYESİ. Mehmet Fevzi Yücetepe Şanlıurfa Belediye Başkan Yardımcısı

ŞANLIURFA BELEDİYESİ. Mehmet Fevzi Yücetepe Şanlıurfa Belediye Başkan Yardımcısı ŞANLIURFA BELEDİYESİ Mehmet Fevzi Yücetepe Şanlıurfa Belediye Başkan Yardımcısı Şanlıurfa da Göç Olgusu Şanlıurfa da Göç Olgusu Şanlıurfa daki göç olgusu ağırlıklı olarak Köyden Kente Göç eksenlidir. EKOSEP

Detaylı

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; Düzce Üniversitesi nde öğrenim gören engelli öğrencilerin öğrenim

Detaylı

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı, kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı, kapsamlı gelişimsel psikolojik danışmanlık hizmetleri anlayışına bağlı kalınarak hazırlanmıştır. KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI EĞİTİM ORTAK HİZMETLER DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ PSİKOLOJİK DANIŞMA REHBERLİK VE ARAŞTIRMA ŞUBESİ. 2014 2015 Öğretim Yılı Rehberlik Çerçeve Programı, kapsamlı

Detaylı

GRUP 6: DOĞU KARADENİZ

GRUP 6: DOĞU KARADENİZ GRUP 6: DOĞU KARADENİZ Gümüşhane Ordu Kars Moderatör: Prof.Dr.Leyla Karaoğlu Raportör: Arş.Gör.Öznur Altıntaş Sekreter: Arş.Gör.Merve Kılıçbay 1) YAŞLANMA SÜRECİNDE YEREL YÖNETİMLERİN ROLÜ Yerel yönetimlerin

Detaylı

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir

Yerel Yönetim Vizyonu. Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Emin Dedeoğlu 16.09.2005, Eskişehir Yerel Yönetim Vizyonu Slide 2 Yeniden Yapılanma Kamu yönetiminde sorunlar Kötü ekonomik performans Yönetimin hantallaşması, verimsizlik ve etkinsizlik

Detaylı

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM HAZIRLAYANLAR: Md. Yrd. Şinasi BAYRAKTAR Baş Öğretmen Dr. Ayşegül GÜLTEKİN TOROSLU Uzman Öğretmen Menevşe SARAÇOĞLU Öğretmen Sevgi SÜREK 15 Kasım

Detaylı

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313

Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Resmi Gazete Tarihi: 08.10.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26313 Amaç MADDE 1 KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar (1) Bu Yönetmeliğin amacı; kent yaşamında, kent vizyonunun

Detaylı

SODES 2011 ÇALIŞTAYI - GAZİANTEP

SODES 2011 ÇALIŞTAYI - GAZİANTEP SODES 2011 ÇALIŞTAYI - GAZİANTEP SODES 2011 yılı hibe çağrısına yönelik Gaziantep Valiliği SODES Proje Koordinasyon Birimi tarafından 21 Nisan 2011 tarihinde Tilmen Otel de çalıştay düzenlenmiştir. Çalıştay

Detaylı

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ

T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ T.C. İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ DANIŞMANLIĞI YÖNERGESİ Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ndeki tüm fakülte ve yüksekokullarda öğrenim görmekte olan öğrencilere

Detaylı

T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM T.C. FATİH SULTAN MEHMET VAKIFÜNİVERSİTESİ ENGELSİZ EĞİTİM BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM VE DAYANAK AMAÇ MADDE 1- Bu yönergenin amacı; Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi nde öğrenim gören

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : EKİM 1999/2505 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönergenin

Detaylı

EYLEM PLANI ÖNCELİK 1 TOPLUMDA HAYAT BOYU ÖĞRENME KÜLTÜRÜ VE FARKINDALIĞININ OLUŞTURULMASI. Sorumlu İşbirliği Yapılacak Kurum/lar ve Kuruluş/lar

EYLEM PLANI ÖNCELİK 1 TOPLUMDA HAYAT BOYU ÖĞRENME KÜLTÜRÜ VE FARKINDALIĞININ OLUŞTURULMASI. Sorumlu İşbirliği Yapılacak Kurum/lar ve Kuruluş/lar EYLEM PLANI ÖNCELİK 1 TOPLUMDA HAYAT BOYU ÖĞRENME KÜLTÜRÜ VE FARKINDALIĞININ OLUŞTURULMASI 1.1 Toplumda hayat boyu öğrenme bilincini artırmaya yönelik TV, radyo ve ilgili mecralarda programlar yayınlanacaktır.

Detaylı

KALKINMA BAKANLIĞI DESTEKLERİ DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI

KALKINMA BAKANLIĞI DESTEKLERİ DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI KALKINMA BAKANLIĞI DESTEKLERİ Bu çalışmada Kalkınma Bakanlığı desteklerinin derlenmiş listesi bulunmaktadır. Derlenen bilgiler ilgili kurum sitelerinden alıntıdır. DOĞU KARADENİZ KALKINMA AJANSI İçindekiler

Detaylı

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI!

BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! BU YIL ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI! Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; kooperatiflerin sosyo-ekonomik kalkınmaya, özellikle yoksulluğun azaltılmasına, istihdam yaratılmasına ve sosyal bütünleşmeye olan

Detaylı

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21

BELGESİ. YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 TÜRKİYE HAYAT BOYU ÖĞRENME STRATEJİ BELGESİ YÜKSEK PLANLAMA KURULU KARARI Tarih: 05.06.2009 Sayı: 2009/21 Dr. Mustafa AKSOY Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi Operasyon Koordinatörü mustafaaksoy@meb.gov.tr

Detaylı

3.ORTAK AKIL TOPLANTISI SONUÇ RAPORU

3.ORTAK AKIL TOPLANTISI SONUÇ RAPORU BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ 3.ORTAK AKIL TOPLANTISI SONUÇ RAPORU 14 HAZİRAN 2013 ÖNSÖZ Üniversitemiz Rektörlüğü olarak ilkini 14 Mayıs 2011 de Kongre ve Kültür Merkezinde, ikincisini 22 Mayıs 2012 de Burhaniye

Detaylı

Stratejik amaç1: En ileri düzeyde mesleki eğitim ve öğretim hizmeti sunmak.

Stratejik amaç1: En ileri düzeyde mesleki eğitim ve öğretim hizmeti sunmak. B-TEMALAR, STRATEJİK AMAÇLAR,HEDEFLER VE STRATEJİLER 1-TEMALAR TEMA 1-İNSAN KAYNAKLARI TEMA 2-FİZİKİ ORTAM TEMA 3-EĞİTİM ÖĞRETİM TEMA 4-MALİ KAYNAKLAR Stratejik amaç1: En ileri düzeyde mesleki eğitim ve

Detaylı

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları

Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları. Bilgilendirme Toplantıları Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Bilgilendirme Toplantıları Ulusal Ajans olarak da bilinen AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından yürütülen Eğitim

Detaylı

TÜRKĠYE TURĠZM KONSEYĠ VE TURĠZM MESLEKLERĠ KANUN TASLAĞI

TÜRKĠYE TURĠZM KONSEYĠ VE TURĠZM MESLEKLERĠ KANUN TASLAĞI TÜRKĠYE TURĠZM KONSEYĠ VE TURĠZM MESLEKLERĠ KANUN TASLAĞI BĠRĠNCĠ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar MADDE 1 - a) Bu Kanunun amacı; Türkiye Turizm Konseyi nin kurulmasına, il merkezi ve ilçe düzeyinde teşkilatlanmasına

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BALÇOVA SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BALÇOVA SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ BALÇOVA SONUÇ RAPORU Tarih: 17 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 40 Katılımcı listesindeki Sayı: 33 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan Belgeler:

Detaylı

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi.

ANKET SONUÇLARI. Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. ANKET SONUÇLARI Anket -1 Lise Öğrencileri anketi. Bu anket, çoğunluğu Ankara Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi öğrencisi olmak üzere toplam 130 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya

Detaylı

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI MEDİKO-SOSYAL VE GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI MEDİKO-SOSYAL VE GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK KÜLTÜR VE SPOR DAİRE BAŞKANLIĞI MEDİKO-SOSYAL VE GENÇLİK DANIŞMA MERKEZİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- Bu yönergenin amacı,

Detaylı

NAMIK KEMAL ORTAOKULU

NAMIK KEMAL ORTAOKULU T.C. ÇİNE KAYMAKAMLIĞI NAMIK KEMAL ORTAOKULU -SOSYAL OKUL, SOSYAL İNSAN- 2014 201 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 2014 201 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI NAMIK KEMAL ORTAOKULU PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK HİZMETLERİ ÇERÇEVE

Detaylı

R İSK ALTINDA VE KORUNMASI GEREKEN ÇOCUKLAR ÇALIŞTAYI Ç ALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ

R İSK ALTINDA VE KORUNMASI GEREKEN ÇOCUKLAR ÇALIŞTAYI Ç ALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ 2 ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ Aralık 2013 İstanbul GİRİŞ Ülkemizde hızlı toplumsal değişim yaşanmaktadır. Her değişim, beraberinde kimlik ve kişilik çatışmasını getirir. Ülkemizde, kentleşme, sanayileşme,

Detaylı

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi Temel Eği)m Genel Müdürlüğü Funda KOCABIYIK Genel Müdür 2013 I. Türkiye de Geçmişten Günümüze Erken Çocukluk Eğitimi II. Türkiye de Erken Çocukluk Eğitiminin Yapısı III.

Detaylı

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Çocuk; Kanuna göre reşit olma durumları hariç 18 yaş altı herkese çocuk denir. Çocuk bütün canlılar içinde en uzun süre bakımı, korunmayı ve sevgiyi gerektiren varlıktır. Bir toplumun ilerleyebilmesi ve

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri

İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri İstanbul Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Sosyal Sorumluluk Projelerinin Amacı Yaşamın sürdürülebilirliği, Toplumsal yaşamın iyileştirilmesi için ortak evrensel değerlerin toplumlar tarafından

Detaylı

T.C. BULANCAK KAYMAKAMLIĞI Bulancak Bahçelievler Anadolu Lisesi Müdürlüğü

T.C. BULANCAK KAYMAKAMLIĞI Bulancak Bahçelievler Anadolu Lisesi Müdürlüğü T.C. BULANCAK KAYMAKAMLIĞI Bulancak Bahçelievler Anadolu Lisesi Müdürlüğü -2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖSYS YILLIK ÇALIŞMA PLANI SN İL ÇALIŞTAY KONULARI BULANCAK BAHÇELİEVLER ANADOLU LİSESİ 3 4 Okullarda,

Detaylı

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU

ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU ÇAĞDAŞ EĞİTİM KOOPERATİFİ ÖZEL 3 MART İLKÖĞRETİM OKULU Uyguladığı kooperatif modeli ile eğitimde ülkemizde tek ve örnek bir kurum olan Çağdaş Eğitim Kooperatifi, kurulduğu tarihten bu yana hep eğitimin

Detaylı

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ 2012 ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ Rehberlik, bireye kendini anlaması, çevredeki olanakları tanıması ve doğru

Detaylı

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir?

Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı Nedir? Rehberlik Nedir? Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri; bireyin kendini tanıması, anlaması, sahip olduğu gizil güçleri keşfetmesi, geliştirmesi ve bulunduğu topluma aktif uyum sağlayarak kendini gerçekleştirmesi

Detaylı

YEREL YÖNETİMLERDE STRATEJİK PLAN ve UYGULAMA ÖRNEKLİ PERFORMANS ESASLI BÜTÇE. Dr. Ali İhsan ÖZEROĞLU Hatice KÖSE

YEREL YÖNETİMLERDE STRATEJİK PLAN ve UYGULAMA ÖRNEKLİ PERFORMANS ESASLI BÜTÇE. Dr. Ali İhsan ÖZEROĞLU Hatice KÖSE YEREL YÖNETİMLERDE STRATEJİK PLAN ve UYGULAMA ÖRNEKLİ PERFORMANS ESASLI BÜTÇE Dr. Ali İhsan ÖZEROĞLU Hatice KÖSE İstanbul, 2014 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 13 YEREL YÖNETİMLER EVRENSEL BİLDİRGESİ... 15 GİRİŞ...

Detaylı

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Madde 3 - (1) Bu Yönetmelik; 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76 ncı maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. KENT KONSEYİ YÖNETMELİĞİ İçişleri Bakanlığından: Resmi Gazete Tarihi : 08/10/ 2006 Resmi Gazete Sayısı : 26313 BİRİNCİ BÖLÜM : Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı;

Detaylı

KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMASI ŞUBAT 2015

KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMASI ŞUBAT 2015 www. bet i mar. com BURSA 1. KENTSELDÖNÜŞÜM Zİ RVESİ ARAŞTI RMA SUNUMU ŞUBAT2015 1. GİRİŞ Kentsel Dönüşüm, Kentsel gelişmenin toplumsal ekonomik ve mekansal olarak yeniden ele alındığı ve kentteki sorunlu

Detaylı

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ

T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ TEPEBAŞI BELEDİYE MECLİSİNİN 06.09.2012 TARİH VE 179 SAYILI MECLİS KARARI İLE KABUL EDİLMİŞTİR. T.C. ESKİŞEHİR TEPEBAŞI BELEDİYESİ KADIN SIĞINMA EVİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ YÖNETMELİĞİ BÖLÜM I GENEL HÜKÜMLERİ AMAÇ

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir]

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Danimarka Halk Okulları İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Folkeskole Danimarka daki devlete bağlı olan ilköğretim ve ortaokul sistemidir. Bir yıl hazırlık sınıfı ile

Detaylı

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV)

AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) AİLE EĞİTİM PROGRAMLARI (AÇEV) Eylül, 2009 Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Kongresi, Ankara Uzm. Seda YILMAZ İNAL AÇEV Ankara Temsilcisi Ailenin Önemi Anne-babalar, ilk eğiticiler olarak çocukların

Detaylı

ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖĞRENCİ - VELİ - OKUL SÖZLEŞMESİ

ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖĞRENCİ - VELİ - OKUL SÖZLEŞMESİ ODTÜ GELİŞTİRME VAKFI OKULLARI ÖĞRENCİ - VELİ - OKUL SÖZLEŞMESİ Okul - veli işbirliği, öğrenci başarısını artıran önemli unsurlardan biridir. Veli katılımının öncelikli amacı, okulun eğitim - öğretim faaliyetlerini

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ NARLIDERE SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ NARLIDERE SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ NARLIDERE SONUÇ RAPORU Tarih: 11 Kasım 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 80 Katılımcı listesindeki Sayı: 74 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan

Detaylı

Belediyenin gelirleri

Belediyenin gelirleri Belediyenin gelirleri a) Kanunlarla gösterilen belediye vergi, resim, harç ve katılma payları. b) Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay. c) Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler. d)

Detaylı

City Security Group OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI

City Security Group OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI City Security Group OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI Ağustos 2013 Araştırma Künyesi PROJE ADI ARAŞTIRMA EVRENİ AMAÇ CSG OKUL GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI İstanbul da Yaşayan 18 Yaş Üzeri Bireyler. Katılımcıların 68

Detaylı

YÖNETMELİK. İzmir Üniversitesinden: İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM

YÖNETMELİK. İzmir Üniversitesinden: İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM 8 Ağustos 2011 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28019 İzmir Üniversitesinden: YÖNETMELİK İZMİR ÜNİVERSİTESİ KADIN ÇALIŞMALARI UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak

Detaylı

Ekonomide büyümeye rağmen bir çok sektörde sorunlar devam ediyor

Ekonomide büyümeye rağmen bir çok sektörde sorunlar devam ediyor Mart 2007 ATSO ATSO Mart 2007 2 Şubat Ocak Mart 2007 ATSO Kemal ÖZGEN ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Ekonomide büyümeye rağmen bir çok sektörde sorunlar devam ediyor Değerli Üyelerimiz, 18 Mart Çanakkale

Detaylı

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014

DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 DİKMEN BÖLGESİ STRETEJİK GELİŞİM PLANI 2012-2014 Eyül 2011 Bu yayın Avrupa Birliği nin yardımlarıyla üretilmiştir. Bu yayının içeriğinin sorumluluğu tamamen The Management Centre ve Dikmen Belediyesi ne

Detaylı

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ

KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRLÜĞÜ Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, 5216 ve 5393 sayılı Belediye yasasının 48. maddesine dayanılarak Tuşba Belediye Meclisinin 07.05.2014 tarih ve 10 sayılı kararıyla kurulmuş

Detaylı

Okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılmasını sağlama, Çocuk Hakları Bildirgesi gereğince Eğitim Her Çocuğun Hakkıdır ilkesini işe koşma, Eğitim alanında

Okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılmasını sağlama, Çocuk Hakları Bildirgesi gereğince Eğitim Her Çocuğun Hakkıdır ilkesini işe koşma, Eğitim alanında 1.Ücretsiz Okulöncesi Eğitim Günleri Projesi Uzm. Dilek EROL Projenin Amacı Okulöncesi eğitimin yaygınlaştırılmasını sağlama, Çocuk Hakları Bildirgesi gereğince Eğitim Her Çocuğun Hakkıdır ilkesini işe

Detaylı

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ

ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ ÇEVRENİN GENÇ SÖZCÜLERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM Öğrencinin adı- soyadı: ERDEM EGE MARAŞLI Proje Danışmanı: MÜGE SİREK Bahçeşehir - İSTANBUL Kentsel Dönüşüm Son günlerde haberlerde gazetelerde çok fazla rastladığımız

Detaylı

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI

YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI KEMAL KILIÇDAROĞLU NUN KONUK KONUŞMACI OLDUĞU TOPLANTI YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSTAFA GÜÇLÜ NÜN KONUŞMASI 1 ARALIK 2014 İZMİR Cumhuriyet Halk Partisi nin çok değerli Genel Başkanı ve çalışma arkadaşları,

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme Ve Geliştirme Genel Müdürlüğü DAĞITIM YERLERİNE

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme Ve Geliştirme Genel Müdürlüğü DAĞITIM YERLERİNE T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme Ve Geliştirme Genel Müdürlüğü Sayı : 3501582-77.01.02-E.821723 26.08.2015 Konu: Mesleki lar DAĞITIM YERLERİNE İlgi: a) Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi

Detaylı

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu

TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu TÜSİAD Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele Çalışma Grubu Sunumu Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı, İstanbul 12 Eylül 2008 Çalışma Grubu Amacı Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele M Çalışma Grubu nun amacı; Türkiye

Detaylı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI Sivil Toplum Geliştirme Merkezi KATILIMCI DEMOKRASİDE YEREL YÖNETİM-STK İŞBİRLİĞİ 1. TOPLANTI 25-26 Kasım 2005, İstanbul Sivil Toplumun Geliştirilmesi İçin Örgütlenme Özgürlüğünün Güçlendirilmesi Projesi,

Detaylı

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARI SUNUCU AYDIN GÜZHAN MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARI SUNUCU AYDIN GÜZHAN MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İÇ KONTROL SİSTEMİ ÇALIŞMALARI SUNUCU AYDIN GÜZHAN MALİ HİZMETLER DAİRE BAŞKANI * 5018 Sayılı Kanun Md.55 İç Kontrol Nedir? İç kontrol;idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara

Detaylı

AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI

AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI AİLE EĞİTİMİ KURS PROGRAMI (0-18 YAŞ) UYGULAMALARI İLE İLGİLİ SIKÇA SORULAN SORULAR VE CEVAPLARI 1.Neden aile eğitimi Cevap: Ailelerin bilgi beceri yoksunluğunun, çocukların gelişmelerinin önünde büyük

Detaylı

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU

2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU 1 2010-2013 İZMİR BÖLGE PLANI İLÇE LANSMAN SÜRECİ GAZİEMİR SONUÇ RAPORU Tarih: 15 Aralık 2010 Yaklaşık Katılımcı Sayısı: 60 Katılımcı listesindeki Sayı: 57 Katılımcı Düzeyi ve Profili: 2 3 4 Dağıtılan

Detaylı

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ OKULLAR HAYAT OLSUN OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ Okullarımız halka açıldı Okullar eğitim-öğretim saatleri dışında; akşam saatleri, hafta sonları ve yaz aylarında halkımızın hizmetine açıldı. Derslikler,

Detaylı

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÖZÜRLÜ HİZMET BİRİMLERİ YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2006. Resmi Gazete Sayısı: 26261 BİRİNCİ BÖLÜM

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÖZÜRLÜ HİZMET BİRİMLERİ YÖNETMELİĞİ. Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2006. Resmi Gazete Sayısı: 26261 BİRİNCİ BÖLÜM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ ÖZÜRLÜ HİZMET BİRİMLERİ YÖNETMELİĞİ Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2006 Resmi Gazete Sayısı: 26261 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE

SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE Amaç SOSYAL HĠZMETLER DAĠRESĠ BAġKANLIĞI SOSYAL YARDIM ĠġLERĠ ġube MÜDÜRLÜĞÜ TEġKĠLAT YAPISI VE ÇALIġMA ESASLARINA DAĠR YÖNERGE BĠRĠNCĠ BÖLÜM AMAÇ, KAPSAM, HUKUKĠ DAYANAK, ĠLKELER ve TANIMLAR Madde 1-

Detaylı

DAYANAK Tekirdağ ilindeki sınavsız öğrenci alan meslek Liseleri

DAYANAK Tekirdağ ilindeki sınavsız öğrenci alan meslek Liseleri Projenin Adı: Projenin Sloganı TEKİRDAĞ MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ PROJENİN GEREKÇESİ PROJENİN ÖZETİ Çatışmadan kaynaklanan disiplin sorunlarının çokluğu. Meslek Liselerinde disiplin sorunlarının önüne geçebilmek,

Detaylı

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri

GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri GIDA TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI EĞİTİM YAYIM VE YAYINLAR DAİRESİ BAŞKANLIĞI Kırsal Kesimde Kadın Kooperatifleri Uzm.Nimet KALELİ Kırsalda Kadın Hizmetleri Koordinatörü 20 OCAK 2013 Tarımsal üretimi

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI MİSYON: Çağdaş bilimsel gelişmeler ışığında ve iyi hekimlik ilkeleri doğrultusunda nitelikli çocuk ruh sağlığı hizmeti

Detaylı

Bilişim Teknolojilerine Pedagojik Bir Yaklaşım. Mehmet AKSÜT Mega Eğitim Danışmanlık Songül ATEŞ Uşak üniversitesi Hayriye UĞURLU Uşak üniversitesi

Bilişim Teknolojilerine Pedagojik Bir Yaklaşım. Mehmet AKSÜT Mega Eğitim Danışmanlık Songül ATEŞ Uşak üniversitesi Hayriye UĞURLU Uşak üniversitesi Bilişim Teknolojilerine Pedagojik Bir Yaklaşım Mehmet AKSÜT Mega Eğitim Danışmanlık Songül ATEŞ Uşak üniversitesi Hayriye UĞURLU Uşak üniversitesi Giriş Teknolojideki hızlı gelişim, her geçen gün günlük

Detaylı

SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİ ANTALYA İL EYLEM PLANI

SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİ ANTALYA İL EYLEM PLANI SOKAKTA YAŞAYAN VE/VEYA ÇALIŞAN ÇOCUKLARA YÖNELİK HİZMET MODELİ ANTALYA İL EYLEM PLANI ÇALIŞMA ALANI MÜDAHALE AKTİVİTE SÜRE UYGULAYICI İHTİYAÇ KAYNAK RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLARA ULAŞMA / SOSYAL MOBİLİZASYON

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı ORTAÖĞRETİM ÖBBS RAPORU 2009 (ÖĞRENCİ BAŞARILARINI BELİRLEME SINAVI)

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı ORTAÖĞRETİM ÖBBS RAPORU 2009 (ÖĞRENCİ BAŞARILARINI BELİRLEME SINAVI) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı ORTAÖĞRETİM ÖBBS RAPORU 2009 (ÖĞRENCİ BAŞARILARINI BELİRLEME SINAVI) Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı OECD üye olan

Detaylı

9.ULUSLARARASI SAĞLIKTA KALİTE, AKREDİTASYON VE HASTA GÜVENLİĞİ KONGRESİ SAĞLIK KURUMLARI İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE EĞİTİM UYGULAMALARI

9.ULUSLARARASI SAĞLIKTA KALİTE, AKREDİTASYON VE HASTA GÜVENLİĞİ KONGRESİ SAĞLIK KURUMLARI İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE EĞİTİM UYGULAMALARI 9.ULUSLARARASI SAĞLIKTA KALİTE, AKREDİTASYON VE HASTA GÜVENLİĞİ KONGRESİ SAĞLIK KURUMLARI İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE EĞİTİM UYGULAMALARI Kumral ORALALP-Ayşe SÖNMEZ Ege Üniversitesi Araştırma ve Uygulama

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

Sayı: 2003/04 FAALİYET TEKNİK RAPORU

Sayı: 2003/04 FAALİYET TEKNİK RAPORU Sayı: 2003/04 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2003 Sayfa No: İÇERİK Kapak 2 İçerik 3 1. AKEV Hakkında 4-5 2. Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu 6 3. Özet 7-8 4. Faaliyetler ve Çıktılar 9 5. Genel Başarı Göstergeleri

Detaylı

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler

Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımın belirtileri ve etkileri Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanımı önlemek için yapmamız gerekenler Çocuk ve ergenin kötüye kullanımını üç ana başlıkta ele

Detaylı

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ YABAN HAYATI KORUMA, KURTARMA, REHABİLİTASYON VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ YABAN HAYATI KORUMA, KURTARMA, REHABİLİTASYON VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ KAFKAS ÜNİVERSİTESİ YABAN HAYATI KORUMA, KURTARMA, REHABİLİTASYON VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönetmenliğin amacı; Kafkas Üniversitesine

Detaylı

Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat

Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat Yerel Yönetimler Katılımcılık - Mevzuat Dr. Nuran Talu, ODTÜMD/STK Üyesi ODTÜMD, 11 Nisan 2009 1 5393 Sayılı Belediye Kanununda (13.7.2005 tarih ve 25874 sayılı RG) yeralan Katılımcılık ile ilgili Hükümler

Detaylı

(Resmi Gazete Tarihi: 22.09.2013; Resmi Gazete Sayısı: 28773)

(Resmi Gazete Tarihi: 22.09.2013; Resmi Gazete Sayısı: 28773) 22 Eylül 2013 PAZAR Resmî Gazete Sayı : 28773 YÖNETMELİK (Resmi Gazete Tarihi: 22.09.2013; Resmi Gazete Sayısı: 28773) İpek Üniversitesinden: İPEK ÜNİVERSİTESİ DİL EĞİTİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz.

Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı. Sayın Milletvekili, konusunda kamuoyunda bilinç oluşturmaya gayret etmekteyiz. Sayın Milletvekili, Otizm spektrum bozukluğu (OSB) yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nörogelişimsel bozukluk olup belirli davranış ve öğrenme özellikleri ile kendini göstermektedir. Şu an

Detaylı

13. ULUSAL PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK KONGRESİ BİLDİRİ ÖZETLERİ KİTABI. 07-09 Ekim, 2015 Mersin

13. ULUSAL PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK KONGRESİ BİLDİRİ ÖZETLERİ KİTABI. 07-09 Ekim, 2015 Mersin 13. ULUSAL PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK KONGRESİ BİLDİRİ ÖZETLERİ KİTABI 07-09 Ekim, 2015 Mersin 2 İÇİNDEKİLER Davet Mektubu... 5 Genel Bilgiler... 7 Kurullar... 8 Davetli Konuşmacılar... 12 Paneller

Detaylı

TASFİYE İŞLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TASFİYE İŞLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TASFİYE İŞLERİ DÖNER SERMAYE İŞLETMELERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ MİSYON ÇALIŞMASI Tablo 1. Misyon Çalışması Sonuçları Konsolide Misyon Toplumun refahı, ekonomik kalkınmanın sağlanması ve kamu kurumlarının mali

Detaylı

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013

Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri. Ülker Şener 13.02.2013 Kadın İstihdamı: Sorun Alanları, Çözüm Önerileri Ülker Şener 13.02.2013 Temel sorun alanları Toplumsal yapı: kadın olmaya yüklenen anlam ve toplumsal cinsiyet rolleri İşgücü talebinden kaynaklı sorunlar:

Detaylı

BAĞCILAR BELEDİYESİ BİRLİKTE MODELLEME DEĞİŞKEN ÖNERİLERİ

BAĞCILAR BELEDİYESİ BİRLİKTE MODELLEME DEĞİŞKEN ÖNERİLERİ BAĞCILAR BELEDİYESİ BİRLİKTE MODELLEME DEĞİŞKEN ÖNERİLERİ İçindekiler SİSTEM DİNAMİKLERİ ALTERNATİF DEĞİŞKEN ÖNERİLERİ... 2 Aile Yapısı... 2 Çocuk ve Gençlerle ilgili Faaliyetler... 2 Eğitim Kültür...

Detaylı

UNDP İspanya BinyılKalkınma Hedefleri Fonu BM Ortak Programı ILO, UNDP, IOM, FAO

UNDP İspanya BinyılKalkınma Hedefleri Fonu BM Ortak Programı ILO, UNDP, IOM, FAO UNDP İspanya BinyılKalkınma Hedefleri Fonu BM Ortak Programı ILO, UNDP, IOM, FAO Yüksek büyüme hızı, ancak yüksek işsizlik oranları Genç işsizlik oranı ulusal işsizlik oranının iki katı (% 27.5) Genç kadın

Detaylı

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007 1 Adana Gelecek Stratejisi Konferansı Çalışmanın amacı: Adana ilinin ekonomik, ticari ve sosyal gelişmelerinde

Detaylı

Tokat Kırılgan Gruplar (Kırsalda Yaşayanlar, Engelliler, Kadınlar, Yaşlılar, Göçle Gelenler, Mülteciler, Mevsimlik İşçiler)

Tokat Kırılgan Gruplar (Kırsalda Yaşayanlar, Engelliler, Kadınlar, Yaşlılar, Göçle Gelenler, Mülteciler, Mevsimlik İşçiler) Tokat Kırılgan Gruplar (Kırsalda Yaşayanlar, Engelliler, Kadınlar, Yaşlılar, Göçle Gelenler, Mülteciler, Mevsimlik İşçiler) Kolaylaştırıcı: Yrd. Doç. Dr. Umut AŞKIN Raportör: Nalan Kangal Kırsalda Yaşayanlar

Detaylı

Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı

Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı 12.02.2009 Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak, toplumsal sorunlara yaklaşımımız sorunların değil çözümün bir parçası olmaktır. Bu nedenle, ülke sorunlarının çözümüne yönelik somut projeler oluşturarak

Detaylı

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü

ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK. Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü ÜNİVERSİTE VE SOSYAL SORUMLULUK Prof. Dr. Yunus Söylet İstanbul Üniversitesi Rektörü Küreselleşmenin etkisi Devlet bir çok sosyal alandan çekilmiştir Küresel ekonomi sürecinde özelleştirmeler ile eşitsizlik,

Detaylı