EB M (Bkz. Elektronik Bilgi fllem Merkezi) ECU (Bkz. Avrupa Para Birimi)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "EB M (Bkz. Elektronik Bilgi fllem Merkezi) ECU (Bkz. Avrupa Para Birimi)"

Transkript

1 E EB M (Bkz. Elektronik Bilgi fllem Merkezi) ECU (Bkz. Avrupa Para Birimi) Eczac bafl Holding A.fi. 1970'te sermayesine ve yönetimine kat ld kurulmufl ya da kurulacak sermaye flirketlerinin yat r m, finansman, organizasyon ve yönetim sorunlar n birlikte ve karfl l kl olarak Topluluk yap s içinde çözümlemek, riski da tmak, konjonktür hareketlerine karfl yat r mlar n güvenli ini sa lamak ve böylelikle Holding'in kat ld / kat lmad sermaye flirketlerine flirket çal flanlar - n n ve halk n birikimlerinin güvence içinde kat l mlar n özendirerek, sermaye piyasas n n geliflmesini desteklemek, Holding bünyesi içinde ve d fl nda sosyal hizmetler oluflturmak amac yla kuruldu. Holding'in çekirde ini, 1941'de üretime bafllayan, 1952'de stanbul / Levent'te iflletmeye aç lan Türkiye'nin ilk ilaç fabrikas Eczac bafl laç Sanayi ve Ticaret A.fi. ile yine 1942'de stanbul / Kartal'da bir f r nla seramik üretimine bafllayan ve 1958'de ilaç alan nda oldu u gibi, ülkenin ilk seramik sa l k ve yap gereçleri fabrikas olarak hizmete giren Eczac bafl Seramik Sanayi ve Ticaret A.fi. oluflturmaktad r. Bu iki kuruluflun yan s ra, Karamürsel'de kurulan ve günümüzde y ll k üretim kapasitesi 40 bin tona ulaflan pek Kâ t Sanayi ve Ticaret A.fi. (1970) ve Gebze'de kurulan çocuk bezi, kad n ba üreten (y lda 800 milyon birim) Sanipak Sa l k Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.fi., armatür ve tesisat gereçleri üreten (y lda 4 milyon adedi aflk n) Artema (günümüzde Eczac bafl Yap Gereçleri Sanayi ve Ticaret A.fi., 1978), Holding'in yap s n güçlendiren öteki bafll ca kurulufllar oldu. Günümüzde, söz konusu alanlarla birlikte kaynak elektrotlar ndan madencilik ve kimyasal ürünlere, hastane ürünlerinden kozmetik ürünlerine, menkul de erlerden sigortac l k, finansman ve ticari yat r mlara de- in genifl bir yelpazede etkinlik gösteren 37 kurulufl, Holding bünyesinde yer almaktad r. 1995'te ödenmifl sermayesi 1,5 trilyon TL olan, 106 milyon ABD dolar tutar nda d flsat m gerçeklefltiren, net kâr 290 milyar TL'ye ulaflan Holding'in, çat s alt ndaki kurulufllarda istihdam edilen personel say s 6 623'tür. Eczac bafl laç Sanayi ve Ticaret A.fi.'nin %22'si, Eczac bafl Yap Gereçleri San. ve Tic. A.fi.'nin %31'i, Eczac bafl Yat r m Holding'in %45,5'i, ntema nfl. ve Tes. Mlzm. Yat ve Paz. A.fi.'nin %48,5'i halka aç lm fl olup hisseler borsada ifllem görmektedir. Sanayi, ticaret, yat r m, finans vb. etkinliklerinin yan s ra, t p, spor, sanat, kültür alanlar nda da toplumumuza önemli katk larda bulunmaktad r. Holding'i oluflturan kurulufllar: E S Eczac bafl laç Sanayi ve Ticaret A.fi., Eczac bafl -Baxter Hastane Ürünleri San. ve Tic. A.fi., EÖS Eczac bafl Özgün Kimyasal Ürünler San. A.fi., E P Eczac bafl laç Pazarlama A.fi., ERP Eczac bafl Rhône Poulenc laç Paz. A.fi., EHP Eczac bafl Health Care Products Joint Stock Company, Dasa Da t m ve Sat fl A.fi., Eczac bafl Seramik Sanayi ve Ticaret A.fi., EYAP Eczac bafl Yap Gereçleri Sanayi ve Ticaret A.fi., EKS Eczac bafl Karo Seramik Sanayi ve Ticaret A.fi., EMS Eczac bafl Mutfak ve Banyo Gerç. San. ve Tic. A.fi., EBS Eczac bafl Banyo Küvetleri San. ve Tic. A.fi., Esan Eczac bafl End. Hammaddeleri San. ve Tic. A.fi., Do a Madencilik Sanayi ve Ticaret A.fi., ntema nflaat ve Tes. Malz. Yat. ve Paz. A.fi., Ekom Sanitaermarketing GmbH, Vitra USA, Vitra (UK) Ltd., pek Kâ t Sanayi ve Ticaret A.fi., Sanipak Sa l k Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.fi., E B C Eczac bafl Beiersdorf Kozm. Ürün. San ve Tic. A.fi., Eczac bafl Avon Kozmetik Ürünleri San. ve Tic. A.fi., Giriflim Pazarlama A.fi., Eczac bafl Procter & Gamble Da t m ve Sat fl A.fi., Eczac bafl Tüketim Ürünleri San. ve Tic. A.fi., Kaynak Tekni i Sanayi ve Ticaret A.fi., Ekom Eczac bafl D fl Ticaret A.fi., Eczac bafl Yat r m Holding Ortakl A.fi., Eczac bafl Menkul De erler A.fi., Finsan S nai ve Ticari Yat r mlar A.fi., ES Eczac bafl Sigorta Acental A.fi., EB Eczac bafl Bilgi letim Sanayi ve Ticaret A.fi., Eczac - bafl nflaat ve Ticaret A.fi., Yap - fl Emlak ve nflaat A.fi., Etrade A.G., Toplu Konut Holding A.fi., Atl Zincir ne ve Makine Sanayi A.fi. fi. Özgencil/A. Erhan Edgeworth Do rusu (Bkz. Bilateral Monopol). Edgeworth, Frnacis Ysidro ( Edgeworth, Francis Ysidro ( ) rlanda'da do du ile 1922 y llar aras nda Oxford Üniversitesi nde hocal k yapt ile 1926 y llar aras nda Economic Journal dergisinin editörlü ünü yapan Edgeworth'un en önemli eserleri flunlard r: Mathematical Physics (1881), Theory of Monopoly (1897), Theory of Distribution (1904). Ekonominin d fl nda Edgeworth istatistik metodlar - na da de erli katk larda bulunmufltur. Edgeworth, Jevons'un De er Teorisi'nin yetersizli ini göstermek amac yla, kay ts zl k e rilerini ve contract 343

2 EEC e rilerini bulmufltur. (Bkz. Bilateral Monopol, Kay ts z - l k E rileri). EEC (Bkz. Avrupa Ekonomik Toplulu u) Efektif Al m ve Sat m Hesab [Alm. Efektive-Kauf-Verkaufs-Konto] [Fr. Compte d'ac - hat et de vente des devises] [ ng. Foreign exchange sel - ling account] Bu hesap banka mal olarak al nan ve sat lan yabanc paralar n Türk liras karfl l klar n n yaz ld hesapt r. Sat n al nan her efektif için cinsine göre ayr yard mc föy tutulur. Üç ayl k dönem sonlar nda banka genel müdürlü- ünden gönderilen efektif kurlar yla yap lacak de erlendirmelerde (evalüasyonlarda), kur fark ndan do an borç,"iptidai kâr ve zarar" hesab nda, "efektif evalüas - yonlar " talî hesab na alacak yaz l r. Zarar halinde aksi madde yap l r. Evalüasyon sonucu yap lan bu kay tlar sonunda, efektif mevcutlar n n Türk liras de erleri borsa rayicine ibla edilmifl olur. S. Abaç Efektif (Gümrük) Koruma Oran Efektif Döviz Kuru [Alm. Effektive Wechsel Kurs] [Fr. Cours de change ef - fectif] [ ng. Effective exchange rate] 1970'li y llarda yay lan esnek (dalgal ) döviz kuru sistemiyle birlikte kullan m yayg nlaflan bir kavramd r. No - minal veya reel olarak hesaplanabilir. Esnek döviz kurlar yayg nlafl nca, çok tarafl kur de iflmelerinin ticari rekabet gücü aç s ndan önemi de artm flt r. Örne in, dünya piyasas nda dolar n gidiflini de erlendirirken (ikisi de dünyan n en büyük ticari gücü oldu u için) sadece ABD dolar ile F. Almanya mark aras ndaki parite de iflmesine bakmak yetmez. Kanada ABD'nin, Fransa da F. Almanya'n n en büyük ticaret orta d r. Bütün bu paralar aras ndaki parite de iflmesi önem kazan r. Bunun için döviz kurlar n n ticaret paylar ile tart lanarak hesaplanmas, efektif döviz kuru kavram n n yerleflmesine götürmüfltür. Bir paran n (ticaret paylar ile tart l olmak üzere) belli bafll di er paralar karfl s nda de erinin de iflmesi, hem döviz piyasas ndaki hem de ticari rekabet gücündeki gidiflin göstergesidir. Buna, nominal efektif kur denilmektedir. Ancak, ülkelerin yaflad enflasyon oran - n n farkl olmas dolay s yla, nominal efektif kur de iflmeleri ticari rekabet gücünü göstermekte yetersiz kal r. Bir ülkenin paras, dünya piyasas nda, ancak o ülke ile d fl dünya aras ndaki enflasyon fark n telafi edecek oranda de er yitiriyorsa, reel olarak kur ayn kalm flt r; ticari rekabet gücünde kur de iflmesinden kaynaklanan bir de iflme olmam flt r. Efektif kurlardaki reel azal fl veya art fl, döviz piyasas ndaki ve ticari rekabet gücündeki durum de iflmesinin göstergesi olarak kullan l r. Nominal de erden reel de ere varmak için, döviz kuru, ilgili ülke ile d fl dünya aras ndaki enflasyon oran ndaki fark için düzeltilir. Ancak, reel kurlar n hesaplanmas ndaki (kullan lacak fiyat istatistikleri baflta olmak üzere) çeflitli istatistikî sorunlar vard r. Bunun yan nda, ticari rekabet gücünü belirleyen di er etkenlerin varl da bir gerçektir. Efektif kurlar n hesaplanmas nda iki ayr çeflit tart k u l l a n l a b i l i r : 1 ) Çok-tarafl ticaret tart s nda, ülkelerin dünya ticaretindeki pay veya belirli bir bölge ticareti söz konusu ise (sanayileflmifl ülkeler veya B. Avrupa ülkeleri gibi) buradaki pay söz konusu olur; 2) ki-tarafl ticaret tart s yla her ülkenin birbirleriyle karfl l kl ticaretindeki paylar belirlenir. Genellikle iki tarafl ticaret tart s birinciye tercih edilmektedir. Bunun iki nedeni vard r: Birincisi, her ülke piyasas nda al c ve sat c lar n karfl laflt yerli ve yabanc fiyatlara olan ortalama döviz kuru etkilerini yans tmas d r; di eri de, reel kurlar n hesaplanmas nda, fiyat seviyesi de iflmeleri ile döviz kuru de iflmelerinin incelenmesine daha uygun olmas d r. Buna karfl l k, çok-tarafl ticaret tart s, iki ülkenin üçüncü piyasadaki rekabet gücünü saptamak aç s ndan daha uygun düflmektedir. (Bkz. Nominal Döviz Kuru, Reel Döviz Kuru, Esnek Kambiyo Kuru) G. Kazgan Efektif (Gümrük) Koruma Oran [Alm. E f e k t i v e - p r o t e k t i o n s - r a t e] [Fr. Taux effectif de protection] [ ng. Effective rate of protection] D fl ticaretteki nominal gümrük vergilerinin fiili etkilerini ölçmek için kinci Dünya Savafl ndan sonra gelifltirilmifl olan bir kavramd r. Çünkü, nominal gümrük ver - gisi oran, fiili koruma oran ndan farkl olabilmektedir. Efektif koruma oran, üretim birimi bafl na katma de e - re gümrük vergisinin etkisini inceler. Ancak, bu etkiye sadece gümrük vergilerinde rastlanmaz; d fl ticarette al - nan di er ithal vergileri de benzer sonuçlar yarat r. Efektif koruma oran n n nominal gümrük vergisinden farkl olmas nda, üzerinde durulmas gereken iki nokta vard r: Birincisi, bir üretim dal nda katma de erin, hem girdiler hem de ç kt üzerindeki gümrük vergileri dolay s yla de iflebilmesidir. kincisi, girdiler üzerindeki nominal vergi oran ç kt üzerindekinden küçükse, efektif koruma oran n n nominal gümrük vergisinden yüksek olmas d r. Tabii, ayn durum, girdi üzerindeki vergi oran daha küçükse söz konusu olur; bu kez efektif koruma oran nominal gümrük vergisinin alt nda kal r. Afla da, bir örnekle bu aç klama somutlaflt r lm flt r. Hiç gümrük vergisi ödenmeyen serbest d fl ticaret koflullar nda, otomobil sanayiinde bir otomobilin fiyat 1 milyar TL, girdi maliyeti 700 milyon TL, dolay s yla katma de eri 300 milyon TL olsun. E er otomobil ithalat nda % 10 oran nda, otomobil girdilerinde de % 5 oran nda gümrük vergisi al nmaya bafllan rsa, otomobil fiyat 1,1 milyar TL ya, girdi maliyeti 735 milyon TL ya katma de er de 365 milyon TL'ye yükselir. Bu örnekte otomobilin birim fiyat % 10, girdi maliyeti % 5, buna karfl l k katma de er % 21,66 oran nda artm flt r. flte, hiç gümrük vergisi olmad nda oluflan katma de er (V) ile gümrük vergilerinin etkisi ile oluflan kat- 344

3 Efektif Talep ma de er (V') aras ndaki fark n (V) ye oran, (V'-V) / V, bize efektif koruma oran n gösterir. Yukar daki örnekte, 365 milyon-300 milyon / 300 milyon = % 21,66, nominal gümrük vergisinin çok üstündedir. Yukardaki örnekte gümrüksüz ve gümrüklü durumdaki katma de ere göre saptanan efektif koruma oran, nominal gümrük vergileri ve girdi ç kt iliflkilerine göre, afla daki formüle göre hesaplan r. Tabii, sonuç ayn d r. e j = 0,2166 = t j a ij t i 1 a ij 0,10 (0,70) 0,05 1 0,70 e j : faaliyetinde efektif koruma oran ( %21,66) t j : faaliyetinde ç kt üzerinde nominal gümrük vergisi (%10) t i : tek girdi olan (i) üzerindeki nominal gümrük vergisi (%5) a ij : girdinin ç kt daki pay (%70) Efektif koruma oran n n nihai ç kt üzerindeki nominal gümrük vergisinden farkl olabilece i bilindi i için, gümrük vergileri buna göre düzenlenmektedir. Üretimin girdileri üzerindeki nominal vergi oran ç kt üzerindekinden daha düflük tutulmakta, hatta bazen hiç vergi a l n m a m a k t a d r. Bu nedenle, ülkede üretimi hiç olmayan do al hammaddeler hiç gümrüksüz ithal edilir ya da üretimin ilk aflamas ndaki bir yar mamul (örne in pamuk ipli i), üretimin daha ilerki aflamas ndaki bir mamule (örne in pamuklu dokuma) oranla daha düflük oranda gümrük vergisine tabi tutulur. Korumada ülkelerin baflvurdu u tek politika arac gümrük vergileri (ya da efl etkili nitelikteki vergiler) de- i l d i r. Miktar k s tlamalar, ithal yasaklar gibi birçok yolla iç üretimle ithalat n rekabeti s n rlanmaktad r. Bu durumda, yukar da nominal gümrük vergisi oran ndan hareketle hesaplad m z efektif koruma oran saptanamaz; birinci formülde, katma de ere dayanarak yap lan hesaplaman n kullan lmas gerekir. G. Kazgan Efektif Talep [Alm. Effektive Nachfrage] [Fr. Demande globale effec - tive] [ ng. Effective demand] Herhangi bir mal n parayla desteklenen talebine denilir. Keynes'çi modelde efektif talep, üretim ve istihdam dü - zeyini belirleyen taleptir. ktisatta talepten söz edildi inde de genellikle efektif talep kastedilmektedir. A. Kal n Efektif Vaziyeti ve Efektif Deposu Hesaplar [Fr. Compte de position des devises effectives et compte de dépôt des devises effectives] [ ng. Foreign exchange currency stock account] Efektif mevcudunu ve hareketini izleyebilmek amac yla defterikebirde d ü z e n l e y i c i (nâz m) kay t olarak aç lan ve sabit kur üzerinden ifllenen kambiyo hesaplar d r. S. Abaç EFTA (Bkz. Avrupa Serbest Ticaret Toplulu u) Egebank 1928'de özel sermayeli ticaret bankas olarak zmir'de kuruldu. Uzun y llar bölgesel bankac l k etkinliklerinde bulundu. 1980'lerin sonlar nda, hisselerinin ço unlu u H. Bayraktar Holding taraf ndan sat n al nd ktan sonra h zl bir at l m içine girdi; genel merkezini stanbul'a tafl d ; flube say s n art rd. 1995'te hlas Holding A.fi.'nin ortakl yla mali yap s daha da güçlendi y l itibariyle ödenmifl sermayesi 2 trilyon TL olan bankan n, yine ayn dönemde toplam mevduat 31,5 trilyon TL'ye, kulland rd krediler tutar 16,1 trilyon TL'ye, net kâr 1,031 trilyon TL'ye ulaflt. fiube say s : 38 Temsilcilik say s : 1 Personel say s : 866 A. Erhan Egemen Firma (Bkz. Duopol ve Oligopol). E riye ndirgeme E lence Vergisi Belediyeler taraf ndan tahsil edilen bir vergidir. Belediye Gelirleri Kanunu'na göre (m ), verginin konusunu belediye s n rlar ile mücavir alanlar içinde yer alan e lence iflletmelerinin faaliyetleri oluflturmaktad r. Verginin mükellefi ise e lence yerlerini iflleten gerçek ya da tüzel kiflilerdir. Verginin matrah n, biletle girilen yerlerde bilet bedeli (e lence vergisi hariç) olarak sa lanan gayrisafi has lat oluflturmaktad r. Biletle girilmesi zorunlu olmayan bar, pavyon, diskotek, bilardo salonlar vb. e lence yerlerinde iflin niteli ine göre çal fl lan her gün için, belediye meclisleri taraf ndan belirlenecek miktarlar verginin matrah n oluflturmaktad r. fi. Akkaya E riye ndirgeme [Alm. Kurvenanpassung] [Fr. Rectification d'une cour - be] [ ng. Curve fitting] Gözlemlerle elde edilmifl istatistik serilerin, e ilimlerine uygun flekilde, belirli matematiksel fonksiyonlarl a ifade edilmesi ifllemleridir. E riye indirgeme metodlar ndan en yayg n olarak kullan lan En Küçük Kareler Metodu, iki ya da daha fazla de iflkenli seriler ile zaman serilerinin ana e ilimlerinin belirlenmesinde yard mc olmaktad r. Tek de iflkenli ve gözlemlerin ço unun (frekans n) seri grafi inin ortas nda bulundu u simetrik bölünme serileri söz konusu oldu unda ise, bu serilerin normal bölünmeye uygunlu unu araflt rmaya yönelik E riye ndirgeme Meto - d u ndan yararlan lmaktad r. Bu metodun uygulanmas nda ilk olarak ilgili bölünmenin aritmetik ortalamas ve standart sapmas hesaplanmakta, daha sonra ayn ortalama ve standart sapma de erlerine sahip bir normal 345

4 Ek Maliyet bölünmenin ordinatlar, yani (Y) eksenindeki de erleri hesaplanarak elde edilen normal e ri, araflt rma konusu olan bölünmenin histogram ya da frekans poligonu fleklinde çizilmifl grafi i ile karfl laflt r lmaktad r. X = de- iflken de erleri, X = aritmetik ortalama ve σ = standart sapma olmak üzere normal e ri denklemi Y = N 1 e -1/2 X X σ = 2π ( ) olmakta, yani (σ ) ve (X) bilindi inde her (X) de eri için normal bölünmenin ordinatlar ya da (Y) de erleri hesaplanabilmektedir. Çeflitli X - X/σ de erleri için denklemin sa taraf tablolar halinde haz rlanm fl oldu- undan, (Y) de erleri kolayl kla hesaplanabilmektedir. Ancak bu metodun herhangi bir bölünmeye uygulanabilmesi, normal bölünmeye uyumun da iyi olaca anlam na gelmez. Uyumun derecesini belirlemek için, fiili (Y) de erleri (frekanslar) ile normal e ri denklemi yard m yla elde edilmifl olan teorik (Y) de erleri aras ndaki farklar n anlaml l n n, Ki-Kare bölünmesi ile test edilmesi gerekmektedir. Farklar n tesadüfi nedenlerden ileri gelemeyecek kadar fazla oldu u durumda, uyumun iyi olmad sonucuna var lacakt r. Yukar da aç klanan normal E riye ndirgeme Metodu nun yan s ra, çeflitli tür serilerinin lojistik ve Gompertz e rilerine uyumlar da araflt r labilir. Buna ek olarak Seçilmifl Noktalara Göre Enterpolasyon Metodu nda, verilerdeki boflluklar doldurmak amac yla, belirli veriler üzerinden do rusal fonksiyonlar ya da polinomlar geçirilmesi de birer E riye ndirgeme Metodu olarak kabul edilmektedir. (Bkz. Aritmetik Ortalama, Bölün - me, En KüçükKareler Metodu, Enterpolasyon, Histog - ram, Ki-Kare Bölünmesi, Normal Bölünme, Frekans Poligonu, Standart Sapma). B. A. Köksal Ek Maliyet [Alm. Extrakosten, Mehrkosten] [Fr. Coût annexe] [ ng. Incremental cost] Karar vermenin (alternatifler aras ndan bir seçim yapman n) söz konusu oldu u bir durumda, herhangi bir alternatifin ek maliyeti, bu alternatif seçildi i takdirde maliyetlerde ortaya ç kacak olan a r t fl t r. Ek maliyet, analizde temel al nan duruma ba l olarak anlam kazan r. Örne in bir firmada birim ve toplam maliyeti 5 milyar TL olan y ll k üretimi, birime ç - karma konusunda iki alternatif mevcutsa ve y ll k toplam maliyet birinci alternatifte 7 milyar, ikinci alternatifteyse 8 milyar TL olacaksa, bu iki alternatifin mevcut duruma göre ek maliyetleri s ras yla 2 ve 3 milyar TL'dir. Yönetim, y ll k üretim miktar n birime ç karmaya karar verdiyse, ikinci alternatifin birinci alternatife göre ek maliyeti de 1 milyar TL'dir. Ek maliyet kavram na bir alternatifin seçilmesi yönünden yaklafl l rsa ya da alternatif, toplam maliyette bir azalma yaratacaksa, kaç n labilir maliyet söz konusu olur. Üzerinde düflünülen alternatif reddedilirse, ek σ Ekonometri maliyetten kaç n labilecektir. Benzer flekilde, örne in üretim miktar n n azalt lmas alternafi de, mevcut maliyetlerin bir k sm ndan kaç nmaya olanak verecektir. Ek maliyet ve kaç n labilir maliyet kavramlar alternatifler aras ndaki farklar n maliyet yönünü yans tt klar ndan, karar-verme aç s ndan önemli kavramlard r. Y. Ercan/fi. Akkaya Ekoloji [Alm. Ökologie] [Fr. Ecologie] [ ng. Ecology] Yunanca "ev" anlam na gelen alkos ve "bilim" anlam - na gelen logos sözcüklerinden oluflmufl bir terimdir. Canl varl klar n çevreleriyle iliflkilerini inceleyen biyoloji biliminin bir dal d r. Ekoloji terimi ilk kez 1867 y l nda Alman biyolog Ernst Haeckel taraf ndan önerilmiflse de, ekoloji diye ayr bir bilim dal n n yayg n kabul görmesi 1900 sonras nda olmufltur. Ekoloji bilginleri önceleri belli mekân boyutlar içinde, canl lar n gerek kendi aralar ndaki, gerekse cans zlarla olan iliflkilerini belirlemeye çal flm fllard r. Bu araflt r c lar, an lan iliflkilerin tümünü kapsayan bir do al denge oldu u görüflünü savunmufllard r. Bu terim, günümüzde biyoloji bilimi d fl nda ekonomi, sosyoloji, co rafya, t p gibi bilim dallar nda da yayg n biçimde kullan lmaktad r. Canl larla çevresi aras nda karfl l kl etkileflimi araflt ran ekolojinin nüfus, örgüt, teknoloji ve d o a o l m a k üzere dört ö esi vard r. Bunlar aras ndaki karfl l kl etki ve tepki iliflkileri, inceleme konular n n bafl nda yer almaktad r. Örne in nüfusun artmas ve yer de ifltirmesi, do aya karfl giriflilen üretim eyleminde kullan lan araçlar n de iflmesi, üretim faaliyetlerinin daha karmafl k hale gelmesi, insanla do a aras ndaki iliflkilerin yeni boyutlar kazanmas na yol açm flt r. Günümüz insan, ortaya ç kan çevre sorunlar yla, do a dengesinin giderek bozuldu unu anlam fl bulunuyor. Bozulan bu dengenin düzeltilmesi için, çeflitli bilim dallar n temsil eden uzmanlar, tüm ilgilileri al nacak önlemler hakk nda ulusal ve uluslararas düzeylerde uyarmaktad rlar. E. Tokgöz Ekonometri [Alm. Ökonometrie] [Fr. Econométrie] [ ng. Economet - rics] Yunancada iktisat anlam na gelen oekonomia ve ölçüm anlam na gelen m e t r o n sözcüklerinin birlefltirilmesi ile oluflturulan "ekonometri" terimi, ekonomik olaylar aras ndaki iliflkilerin belirlenmesini, bu iliflkilerin matematik fonksiyonlarla belirtilmesini ve bu fonksiyonlar n do ruluklar n n gözlemlere dayanarak istatistik metodlarla test edilmesini amaçlayan bir ekonomik araflt rma dal n ifade etmektedir. Gözlemlere dayanarak matematiksel iliflkilerin test edilmesi düflüncesi 19. yy. iktisatç lar na kadar uzanmakta ise de, bu alandaki önemli çal flmalar 20. yy'da bafllam fl ve ekonometri sözcü ü ilk olarak 1926 y l nda Norveçli iktisatç Ragnar Frish taraf ndan kullan lm flt r. Bu dönemden itibaren iktisadi iliflkilerin belirlenme- 346

5 Ekonometri si ve bu iliflkilerin gözlemlere dayan larak test edilmesi ifllemlerinin bir arada yürütülmesi, iktisat biliminin daha somut temellere oturtulmas n da mümkün k lm flt r. Bu do rultuda, örne in tüketimi belirleyen faktörler ve tüketim aras ndaki iliflkiler tüketim fonksiyonlar ile belirtilerek, bu fonksiyonlar n gerçek tüketim davran fllar ile uyumu araflt r lm fl ya da girdiler ile ürün aras ndaki iliflkiler üretim foksiyonlar ile ifade edilerek, bu fonksiyonlar ekonominin çeflitli kesimlerine uygulanabilmifltir. Ekonometrik analizler bafll ca dört aflamadan oluflmaktad r: 1) Ekonomik iliflkilerin bir teori çerçevesinde be - lirlenmesi. Bu aflama, iktisadi bilgilerin fl alt nda bir olay ya da olaylar grubunu aç klamadaki ba ml, ba- ms z, endojen ve eksojen de iflkenlerin belirlenerek, mant k aç s ndan tutarl bir çerçeve ya da model içine oturtulmas n kapsamaktad r. Bir mal n talebini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörler yard m yla talebin aç klanmas, bu aflamaya örnek olarak gösterilebilir. 2) liflkilerin matematiksel olarak belirtilmesi. Birinci aflamada çeflitli de iflkenleri belirlenen modelin matematiksel bir fonksiyon ya da fonksiyonlar yard - m yla ifade edilmesi, bu aflaman n bafll ca ifllemleridir. Böylelikle, milli gelir ya da nüfus zaman içinde geometrik bir art fl kaydetmekteyse, bu geliflme bir e ri fonksiyonu ile aç klanabilecek ve örne in zaman içindeki nüfus art fl, y = nüfus, A = bir sabit, g = zaman birimi ve x = nüfusun art fl h z olmak üzere y = Ag x fleklinde bir üstel fonksiyon yard m yla belirtilebilecektir. 3) Matematiksel modelin parametrelerinin tahmini (de erlendirme). Ekonometrik analizin bu aflamas istatistik verilerin kullan lmas yla matematiksel modeldeki bilinmeyenlerin (parametrelerin) yine istatistik metodlara dayan larak tahmin edilmesi ile ilgilidir. Burada en yayg n olarak kullan lan metod, gözlemlerin bir e ri ya da do ru fleklinde belirtilmesini sa layan regresyon analizidir. Örne in, nüfusun zaman içinde art fl n n y = Ag x fleklinde bir fonksiyon yard m yla aç klanabilece i düflünülmekteyse, bu fonksiyonun logaritmik flekli olan log. y = log A + x log g do rusal bir denklem olaca ndan, do rusal regresyon analizinden yararlan larak, nüfusla ilgili verilerin bu fonksiyona uygunlu u araflt r labilir. Bu yolla denklemdeki bilinmeyen (x) parametresi, yani nüfusun art fl h z ile (A) bilinmeyeni, (y) ve (g) ile ilgili veriler yard m yla hesaplanabilecektir. 4) Parametrelerin test edilmesi (do ruluk kontrolu). Matematiksel modelin bilinmeyenleri gözlemlere dayan larak tahmin edildikten sonra, çeflitli istatistik hipotez testi metodlar yard m yla modellerin uyum dereceleri test edilerek, hesaplanan parametrelerin güvenilirli i belirlenmeye çal fl l r. Bu testler ayn zamanda Ekonometrik Model modelin gerçek iktisadi iliflkileri aç klamadaki baflar s hakk nda da fikir verebilmektedir. Ekonometrik analizlerin önemli bir bölümü iktisadi de iflkenler aras ndaki iliflkilerin regresyon analizlerine dayan larak belirlenmesine yöneliktir. Ancak girdi-ç kt analizleri ve do rusal programlama da genifl anlamdaki ekonometrinin çerçevesi içinde dikkate al nmakta ve bu metodlar özellikle planlama ve öngörme (previzyon) konusunda araflt rmac lara fl k tutabilmektedirler. (Bkz. Ba ml De iflken, Hipotez Testleri, Regresyon). B. A. Köksal Ekonometrik Model [Alm. Ökonometrische Modell] [Fr. Modèle économét - rique] [ ng. Econometric model] Ekonomik de iflkenler aras ndaki stokastik i l i fl k i l e r i n eflanl bir denklem sistemi fleklinde ifade edilmesi, ekonometrik model olarak tan mlanmaktad r. Bir ekonomide belli bir zaman döneminde de iflkenler aras nda görülen davran fl iliflkileri, söz konusu de- iflkenlerin geçmifl, cari, hatta gelecekte beklenen de- erlerinden kaynaklanan çok karmafl k yap lard r. Bu yap y modellefltirir ve istatistik metodlarla parametreleri tahmin edilebilecek flekilde ifade edersek bir ekono - metrik modeloluflturmufl oluruz. Bu tip modellerin zaman m zda, özellikle geliflmifl Bat ülkelerinde, büyük önem kazanmas nda, ekonomiyi denklem sistemi olarak incelemeye çal flan öncü çal flmalar n (L. Walraz), dinamik iktisattaki geliflmelerin (R. Frisch), istatistiksel istidlâl tekniklerindeki ilerlemelerin (J. Neyman, Ke. Pearson), milli gelir hesaplama yöntemlerinin geliflmesinin ve makroekonomi ile ilgili teorilerin (J. M. Keynes) önemli katk s olmufltur. Ekonometrik modellerle ilgili olarak bugün anlafl lan anlamda ilk çal flmalar J. Tinbergen taraf ndan Milletler Cemiyeti'nde yap lm flt r. Bir ekonometrik modelde afla daki tipte denklemler yer alabilir: a ) Ö z d e fl l i k l e r : Bir kaynak harcama dengesi ya da bir harcanabilir gelir tan m böyle bir denklemdir. b) Teknik denklemler: Modele entegre edilmifl bir input-output kutusu teknik denklemlere örnektir. c) Kurumsal denklemler: Bir vergi gelirinin, vergi matrah ile kanunda belirtilen vergi haddinin çarp m fleklinde ifade edildi i bir denklemdir. d ) Davran fl denklemleri: De iflkenler aras ndaki stokastik iliflkilerin parametrelerinin, genellikle regresyon yöntemleri ile tahmin edildi i denklemlerdir. Bu tip denklemlerin oluflturulmas ve modelin ba lanmas, belli ekonomi teorilerinin fl nda gerçeklefltirilir. Ard nda geçerlili i s nanmak istenen bir ekonomik hipotezleri olmaks z n birtak m denklemlerin alt alta yaz lmas, ekonometrik model yapmak anlam na gelmez. Genellikle modelde, de erleri eflanl olarak belirlenmek istenen de iflken say s kadar denklem bulunur. Bir ekonometrik modelde yer alan de iflkenler önce ikiye ayr l r. 347

6 Ekonometrik Model 1) Endojen de iflkenler: Modelde de erleri eflanl model çözümü yoluyla bulunan de erlerdir. 2) Önceden belli de iflkenler: De erleri modelin çözümünde veri olarak al nan de iflkenlerdir. Bunlar cari e g z o j e n de iflkenlerle gecikmeli egzojen ve g e c i k m e l i endojen de iflkenlerdir. Bir de iflkenin endojen mi egzojen mi olaca büyük ölçüde araflt rmac n n yaklafl - m na ba l bir konudur. Bir modelde para arz egzojen, baflka bir modelde endojen olabilir. Fiyatlar düzeyinin endojen belirlendi i ve egzojen al nd modeller vard r. Bir ekonometrik modelin orijinal denklemleri yap - sal form'u oluflturur. E er model do rusal ise, bu yap - sal formun eflanl çözümü sonucunda belirlenme prob - l e m i afl labilmifl ise, bir indirgenmifl form elde edilir. Belirlenme problemi afl lam yorsa gözlemsel olarak efl - lenik yap lar elde edilir. Do rusal olmayan modellerde yap sal formdan indirgenmifl form'a bu flekilde geçilemez. Yak nsakl k sa lanabildi i takdirde sistem çeflitli algoritmalarla çözül ü r. Bu güçlük, pratikte do rusal modellerin daha yayg n oluflunda önemli bir nedendir. ndirgenmifl form bir çarpanlar matrisi 'dir. Egzojen de iflkenlerden endojen de iflkenlerin nas l etkilenece- ini gösterir. Ekonometrik modellerin parametrelerini tahmin etmenin çok çeflitli yöntemleri vard r. Ola an en küçük kareler (CLS), iki aflamal en küçük kareler (2SLS) s - n rl bilgi maksimum likelihood (LIML), sistemin bütünü ile ilgili bilgileri çözüm s ras nda kullanan üç aflamal en küçük kareler (3 SLS) ve tam bilgi maksimum likelihood (FIML) yöntemleri bu arada belirtilebilir. Bir ekonometrik modeli baflar l k lmak için geçerli ekonomik hipotezler kurulmas ve sa l kl istatistik veri üretmesi, daha rafine tahmin metodlar kullanmaktan çok daha önemlidir. Ekonometrik modeller bir ekip çal flmas n ve devaml flekilde gelifltirilme u rafl s n gerektiren büyük araflt rmalard r. Bu nedenle genellikle maliye bakanl klar, planlama örgütleri, merkez bankalar, bankalar gibi ekonominin bütünü ile ilgili politika düzenleyici ve uygulay c s kurumlar taraf ndan yürütülür. Ülkemiz için gelifltirilmifl ekonometrik modeller, U. Korum, S. Özmucur ve TSKB'nin modelleridir. Ekonometrik model, ekonominin dinamik yap s n anlayabilmek, iflleyiflinin kurallar n belirlemek, yap y belirleyen parametre tahminlerinden baz lar n n de ifliminin di er parametre tahminlerini nas l etkileyece ini belli hata paylar ile tahmin edebilmek, makroekonomik düzeyde uygulanan ekonomi politikalar n n etkilerini saptamak, gelecek dönemler için flarta ba l ve flarts z tahminlerde bulunmak ve bu bilgilere dayanan politika çözümlemelerini saptamak ile bunlar n modelin hangi de iflkenlerini nas l etkileyece ini ve bunlardan nas l etkilenece ini görebilmek için, iktisatç lar n elindeki en geliflkin araçt r. Ülkemizin özellikleri ve sorunlar aç s ndan bir ekonometrik modelin sektörel bir ay r m içermesi, finansman ve parasal de iflkenleri bünyesinde bulundurmas, Ekonomi ekonominin d fl dünya ile iliflkilerine ayr nt l biçimde yer vermesi, fiyat belirlemesi, arz koflullar ve maliyet yap s na a rl k vermesi ve kamu kesiminin ekonomiye etkilerini saptamaya olanak vermesi o modelin kullan lma olanaklar n ve cevap verebildi i soru miktar n önemli ölçüde art racakt r. (Bkz. Ekonometri, Regres - yon, Belirlenme Problemi, Çarpanlar Matrisi) U. Korum Ekonomi [Alm. Ökonomie, Wirtschaft] [Fr. Economie] [ ng. Eco - nomics] Ekonominin çeflitli tan mlar vard r: 1. Ekonomi, para kullan larak ya da para kullan lmadan insanlar aras nda de iflim ifllemlerine neden olan faaliyetlerin incelenmesidir. 2. Ekonomi, insanlar n çeflitli mallar (bu day, s r, pardesü, konser, yol, bombard man uçaklar ve yat gibi) üretmek ve bunlar tüketmek üzere toplumun çeflitli üyelerine bölüfltürmek için k t ya da s n rl üretim kaynaklar n (toprak, iflgücü, makine gibi sermaye mallar ve teknik bilgi) hangi biçimde kulland klar n inceler. 3. Ekonomi, insan, günlük geçimini kazan rken ve yaflam ndan zevk al rken inceler. 4. Ekonomi, insanl n tüketim ve üretim etkinliklerini nas l düzenledi ini inceler. 5. Ekonomi, servetin incelenmesidir. Bugün iktisatç lar afla daki tan m üstünde anlaflm fl görünüyorlar: "Ekonomi, insanlar n ve toplumlar n pa - ra kullanarak ya da para kullanmadan zaman içinde çeflitli mallar üretmek ve bunlar bugün ve gelecekte tü - ketmek üzere, toplumdaki bireyler ya da gruplar aras n - da bölüfltürmek için, k t üretim kaynaklar kullanmak konusundaki tercihlerini inceler." Ekonomi, tarih incelemelerinden genifl ölçüde yararlan r. Kristof Kolomb'un alt n dolu Amerika'y keflfinden sonra spanya ve Avrupa'da yüzy llarca fiyatlar n yükselmesi bir raslant eseri miydi? Buhar ve demiryolu devri neden Londra'daki gecekondu sakinlerine yararl o l d u? Tarihin yorumu için analiz araçlar gereklidir. Çünkü, olaylar kendi aç klamalar n getirmezler. Modern ekonomi biliminin ilk görevi, üretimin, iflsizli in, fiyatlar n ve bunlara benzer olaylar n davran - fl n tan mlamak, aç klamak ve aralar ndaki iliflkiyi saptamakt r. "Neden ekonomi okumal?" sorusunun en iyi yan t - n Lord Keynes birçok tart flmaya neden olmufl klasik kitab n n sonunda flöyle verir: " ktisatç lar n ve siyasi yazarlar n düflünceleri, do ru olsun olmas n, genellikle san ld ndan çok daha etkilidir. Diyebiliriz ki, dünyay bu düflünceler yönetmektedir. Her türlü entelektüel etkiden uzak oldu unu sanan pratik insanlar, genellikle art k hayatta olmayan bir iktisatç n n esiridir. ktidarda bulunan ve havadan sesler ifliten ç lg nlar, birkaç y l önce yaz yazm fl akademik bir yazardan ilham al rlar. Eminim ki, edinilmifl ç karlar n gücü, düflüncelerin dolayl etkisinden çok daha zay ft r. Bu hemen kendisini göstermez, belirli bir gecikmeye ba l d r; zira iktisadi ve siyasi felsefe alan nda 348

7 Ekonomi Bankas yafllar na geldikten sonra yeni teorilerin etkisi alt na girenler çok de ildir. Bu nedenle memurlar n ve siyaset adamlar n n, hatta ihtilâlcilerin olaylara bakarak uygulad klar düflünceler o kadar yeni olmayabilir. yilik ya da kötülük için er geç tehlikeli olan, edinilmifl ç - karlar de il, düflüncelerdir". (Bkz. Ekonomi Politik, Sosyal Siyaset) Ekonomi Bankas (Bkz. Türk Ekonomi Bankas ) Ekonomide Süreklilik [Alm. Wirtschaftliche Stetigkeit] [Fr. Continuité écono - mique] [ ng. Economic continuity] Hükümet de iflmeleri gibi siyasi de iflmelere ra men ekonomik politikan n sürdürülmesi gere i üzerinde duran görüfltür. Bu görüfle göre, çeflitli bask gruplar n n hükümeti etkileme gayretlerine olanak verilmemelidir. (Bkz. Ekonomik Müeyyideler, Ambargo) Ekonomi Hukuku [Alm. W i r t s c h a f t s r e c h t] [Fr. Droit économique] [ ng. Economic Law] Hukukun geleneksel bölüm ve dallar, sosyo ekonomik geliflmenin ortaya ç kard de iflik sorunlara çözüm bulamaz hale gelince, bu sorunlar karfl layabilmek için yeni bir anlay fla ve buna uygun yeni hukuk disiplinlerine gereksinim duyulmufltur. Nas l borçlar hukuku, modern ifl yaflam n n sorunlar n çözümleyemeyince yeni bir hukuk disiplini olan ifl hukuku ortaya ç km flsa, ayn flekilde ekonomik yaflam tümü ile kapsayamayan ticaret hukuku, borçlar hukuku gibi hukuk dallar n n d fl nda iflletme hukuku, ekonomi hukukugibi yeni disiplinler oluflmufltur. Yeni bir hukuk dal olan ekonomi hukuku, ekonominin devletçe yönlendirilmesi hukuku olarak tan mlanabilir. Bu hukukun konusu planlama, özendirme (teflvik) ve çeflitli tür düzenlemelerle ekonomik yaflam n devletçe yönlendirilmesidir. Ekonomi hukuku çerçevesinde devlet, emir ve yasaklarla, s n rlama ve özendirmelerle üretim ve tüketim üzerinde etkin olurken, örne- in, üretim ve yat r mlar n yönlendirilmesi, fiyat denetimi, kartel ve haks z rekabet s n rlamalar, belirli ölçülerde planlama gibi konularda düzenlemeler getirebilir. Böyle olunca ekonomi hukuku, ekonomi politikas n n bir arac olarak da de erlendirilebilir. Ekonomi hukuku, kamu hukuku ve özel hukuk bölümlerini içeren bir bütün oluflturdu undan tek bir yasal kayna a dayanmaz. Bu bak mdan de iflik hukuk dallar çerçevesinde yürürlü e giren kurallar, ilgileri ölçüsünde ayn zamanda ekonomi hukukunun da kayna n olufltururlar. Ancak, bu hukuk dal n n tan mlanmas nda bir birlik oldu u söylenemez. Ekonomi hukukunu yeni bir hukuk dal olarak görenler, yukar daki tan ma uyguon olarak dar bir yorumla bu Ekonomik Büyüme Evreleri hukuk dal n n konusunu, devletin ekonomik yaflam yönlendirmesi olarak belirlerken, daha genifl bir yorumdan yana olanlar ekonomik yaflam n bütün yönleri ile düzenlenmesinin ekonomi hukukunun konusu oldu unu savunmaktad rlar. D. Ulucan Ekonomik Analiz [Alm. W i r t s c h a f t s a n a l y s e] [Fr. Analyse économique] [ ng. Economic analysis] Ekonominin fonksiyonel iliflkilerini, (neden-sonuç iliflkilerini) inceleyen k sm d r. 19. yy'da ekonomik analizin ortaya ç kmas, ekonominin ahlâk felsefesinden ayr lmas na imkân vermifltir. Ekonomik analizi birçok bak mdan tasnife tutmak mümkündür: Kalitatif analiz ve kantitatif analiz ile ekonominin iki ana bölümünü oluflturan mikro ve makro analiz. Bu tasniflerin sonuncusu, mikro karar veren (tüketiciler ve üretici firmalar gibi) en küçük birimleri incelerken, makro analiz ekonomiye kuflbak fl bakmaktad r. Öte yandan, ekonomik analiz statik ya da dinamik olabilir. Ekonomik analizin dinamik hale getirilmesi, Myrdal taraf ndan teklif edilen ex-ante ve ex-post ayr - m d r. Dönem sona erdikten sonra ölçülen, gerçekleflen de erler ex-post'dur; ileriki döneme ya da dönemlere ait beklentiler ise ex-ante'dir. Ekonomik analizde zaman da önemli bir de iflkendir. Tarihi süre (zaman) sistemin d fl boyutunu, operasyonel zamansa iç boyutunu oluflturmaktad r. (Bkz. Di - namik Analiz, Statik Analiz, Ex-Ante, Ex-Post ) Ekonomik Bütçe [Alm. Ekonomische Budget] [Fr. Budget économique] [ ng. Economic budget] Gelecek y l n gelirleri ve harcamalar hakk nda yap lan tahminleri içeren belgeye ekonomik bütçe (ya da m i l l i bütçe) denir. Bu belgeye baz hallerde, iktisat politikas hakk nda ayr nt l bir program eklenmektedir. Ekonomik bütçe kavram Anglosakson ülkeleriyle Kuzey Avrupa ülkelerinde kinci Dünya Savafl n n sonunda ayn zamanda ortaya ç km fl ve ekonomik bütçe terimi ilk kez 1946'da Hollanda'da kullan lm flt r. ngiltere ve Amerika Birleflik Devletleri'nde ekonomik bütçenin kayna, hükümetlerin ekonomide tam istihdam halini sa lama istekleridir. Hollanda ve Norveç'te kinci Dünya Savafl n n sonundaki kaynak k tl nedeniyle, k t kaynaklar n en iyi flekilde da t larak ekonominin kalk nd r lmas için ekonomik bütçeler haz rlanm flt r. Türkiye'de 1962 y l nda bafllat lan Befl Y ll k Kalk nma Planlar na paralel olarak haz rlanan y ll k programlarla genel ekonomik denge tablolar, tam bir ekonomik bütçe olmasa bile, kamu ve özel sektörün toplam gelirlerinin, yat r m ve tüketim harcamalar n n gelecek y la iliflkin tahminlerini vermektedir. (Bkz. Bütçe) 349

8 Ekonomik Büyüme Evreleri Ekonomik Büyüme Evreleri [Alm. Phasen der wirtschaftlichen Entwicklung] [Fr. Phases de la croissance économique ] [ ng. Stages of economic growth] ABD'li iktisatç W.W. Rostow taraf ndan gelifltirilmifl olan bu model, ekonomik büyümenin befl aflamas n nitelendirmede kullan l r. Bu modeli, Rostow, The Stages of Economic Growth ad n tafl yan çal flmas nda ortaya atm flt r. Rostow'a göre her toplum, kurulan modelde sözü edilen befl aflamadan geçer. Model, bu biçimiyle, yoksul bir tar msal toplumdan yayg n tüketim ekonomisine varan tüm geliflme evrelerini kapsamaktad r. Modelin birinci aflamas, geleneksel toplum tipidir. Ekonominin toplam üretimi son derece düflük olup, toplumda genellikle muhafazakâr ölçüler egemendir. kinci aflama "pre-take-off" olarak nitelenen kalk fl öncesi dönemini kapsar. Bu aflamada toplum art k de iflme sürecine girmifltir. Genel olarak ürünlerin ifllenmesi ve ambalajlanmas gerçeklefltirilmektedir. Üçüncü aflamada ise toplum "kalk fl evresi" denilen take-off sürecindedir. Bu aflamada büyümeyi gerçeklefltirmenin tüm engelleri maddi ve manevi anlamda ortadan kald r lm fl, büyüme, ekonominin normal olay haline dönüflmüfltür. Yat r m ve teknik birikim yüksek oranlara ulaflm flt r. K e n d i kendini destekleyen bir büyüme biçimi söz konusudur. Olgunluk aflamas ise art k sofistike mal ve hizmetlerin üretildi i aflamad r. Oturmufl olan ve kesintiye u ramayan büyümenin yan nda yeni sanayi kollar ortaya ç kar. Modern teknolojinin tüm ürünleri imal edilmektedir. Bu aflamada art k ithalat h zla azalmakta, ihracat ise milli gelirin ana kalemlerinden biri haline gelmektedir. Son aflama, bu evreyi simgeleyen y nsal bir tüketimin gerçekleflti i toplum yap s d r. nsanlar istedikleri mal istedikleri biçimde ve sürede kullanabildikleri döneme ulaflm fllard r. Bu biçimiyle tüketim de art k sofistike hale gelmifltir. Kimi iktisatç lar, bu analizde Marksizm e benzer bir yan bulmufltur. Analizin, bir analiz arac olarak fazla etkinli i olmamakla birlikte, özellikle savafl sonras nda yard m yap lacak ülkelerin saptanmas nda büyük yararlar görülmüfltür. Söz konusu evrelerden yola ç k larak, geliflmifl ülkelerin salt kalk fl öncesi aflamas nda olan ülkelere yard mda bulunmas planlanm flt r. Analizin günümüzde tek geçerli yönü, toplumlar n geçifl süreçlerinin ve "kalk fl" evresi ö elerinin saptanmas nda yarar sa lamas d r. K. Mortan Ekonomik Büyüme Kutuplar [Alm. Wirtschaftliche Zuwachspolen] [Fr. Pôles de cro - issance economique] [ ng. Economic growth poles] Bir ya da birkaç sürükleyici endüstriye ba lanm fl veya bir ya da birkaç endüstri etraf nda kümelenmifl bir endüstriler grubunun, bir ekonomide bir büyüme ve dinamizm merkezi oluflturmas d r. Bu kavram Frans z iktisatç s François Ferroux taraf ndan ortaya at lm flt r. Ekonomik Denge Ekonomik Çökertme [Alm. Wirtschaftliche Sanktion] [Fr. Sanction économi - que] [ ng. Economic sanction] Bir ülkenin ald bir ekonomik kararla bir baflka ülkenin ekonomisini tahrip etmeyi amaçlamas n anlatan bir terimdir. En yayg n biçimiyle "ekonomik ambargo" olarak anlafl lmakla birlikte, banka hesaplar na el konulmas gibi baflka biçimleri de vard r. Sömürge döneminde ngiltere'nin Rodezya'ya ve fiah dönemi sonras nda ABD'nin ran'a uygulad yapt r mlar "ekonomik çökertme"nin tipik örnekleridir. K. Mortan Ekonomik De er [Alm. Wirtschaftliche Wert] [Fr. Valeur économique] [ ng. Economic good] Fayda yaratan mal ve hizmetler ile bir al m sat fl ifllemi halinde fiyatland r labilen nesnelere denir. K. Mortan Ekonomik Denge [Alm. Wirtschaftliche Gleichgewicht] [Fr. E q u i l i b r e économique] [ ng. Economic stabilization] Klasik maliyecilerin bütçe denkli i teorisi, liberal ekonomi düflünce sistemi içinde devletin ekonomik faaliyetlere karfl ç kmas n ve kar flmas n kabul etmez. Ekonomik faaliyetlerin otomatik düzeni vard r; arz ve talep kanunu ya da fiyat mekanizmas ekonomiyi kendi kendine dengeler. Bütçe dengesi esast r. Ancak, Birinci Dünya Savafl döneminin ve savafl sonras n n sorunlar ve ard ndan gelen 1929 Büyük Bunal m, bütçe dengesinin sa lanmas nda büyük güçlükler ç karm flt r. kinci Dünya Savafl n n haz rl, finansman, savafl sonras ndaki ekonomik, mali ve toplumsal de iflme ve geliflmeler, devletlerin denk bütçe izlemelerini engellemifltir. Klasik maliyecilerin bütçe denkli i (mali denge) sistemi, liberal ekonomi düflünce sisteminin zay f taraflar yla ve bundan do an güçlüklerle karfl laflm flt r. Klasik mali denge sistemi, bütçe aç klar n n sak ncalar n çok abartarak aç klamakta ve bunun devletin iflâs na neden olaca n öne sürmektedir. Bütçenin aç k olmas ve aç - n borçlanmayla karfl lanmas daima i f l â s sonucu do- urmaz. Ekonomik duruma göre, devletin özel flah slara borçlanmas sonunda, milli gelir artar ve borç yükü, -yat r m çarpan n n sonucu olarak- klasik düflünce sisteminin tersine, artma yerine azalma gösterir. Hazine mali iflâs haline düflmez; artan üretim ve milli gelir hazinenin gelirlerini art r r ve hazine borçlar n ödeyebilir. Devletin para arz n art rmas da daima ve kesinlikle enflasyonist sürece girmeye neden olmaz. Tam çal flman n alt nda dengede olan ekonomilerde para arz n n artmas, tüketim ve yat r m harcamalar n art rarak, h zlan - d ran ve çarpan ilkeleriyle milli gelir düzeyinin yükselmesine neden olabilir; bütçe fazlas oldu u zamansa, bu fazla, yat r mlara yöneltilerek milli ekonomi için yararl olur. Klasik mali düflünce, bütçe dengesinin faydalar n 350

9 Ekonomik Determinizm da abartarak kabul etmektedir; yaln zca mutlak bütçe dengesini düflünmüfl, ülke ekonomik dengesi ve ekonomik yaflant üzerinde durmam flt r. Bütçesi denk, fakat d fl ödemeleri dengesiz olan bir ekonominin sorunlar n da ele almam flt r. Klasik maliye düflünürlerinin bütçe dengesi kavram, klasiklerin mali olaylar ekonominin d fl nda kabul etmeleri sonucunu do urmufltur. Oysa ça dafl maliyeciler, mali olaylar ekonomiden soyutlamay p ekonominin içinde kabul ederler. Devlet gelirleri ile giderleri aras nda, muhasebe düzeni içinde bir denge bulunmas n n flart olmad n, zaman zaman ekonomik toplumsal düzenin gerektirdi i bütçe aç k ya da fazlala - r na rastlanmas n n normal oldu unu savunurlar. K sacas, ça dafl mali düflünce sistemi, klasik mali düflüncenin aksine, bütçe aç na ve fazlas na karfl de ildir; ülke ekonomisinin gidiflinde, ekonomik politika arac olarak kabul etmektedir. Bütçe politikas, ekonomik denge bozukluklar na, enflasyona karfl tam al flmay, ekonomik kalk nmay ve gelir da l m n sa lama araçlar ndan biri olarak kabul edilmektedir. Bütçe politikas, yaln zca birbirine eflit gelir gider tahminleri yaparak bütçe denkli i sa lamak de ildir; milli ekonomi içinde kamu ve özel sektör aras nda dengeyi kurarak tam çal flma düzeyinde ekonomik dengeyi sa layabilmektir. Böylece, enflasyonist ve deflasyonist e ilimlere karfl gelir ve gider politikalar yla, gerekirse bütçenin y ll k dengesini bozup, ekonomik dengeyi kurmak esast r. (Bkz. D e n k Bütçe) G. Coflkun Ekonomik Determinizm [Alm. Ökonomische Determinismus] [Fr. Déterminisme économique] [ ng. Economic determinism] Bütün tarihi geliflmelerin yaln z ekonomik güçler taraf ndan belirlendi ini öne süren teoridir. Ekonomik Durgunluk [Alm. Wirtschaftliche Stagnation] [Fr. Stagnation éco - nomique] [ ng. Economic stagnation] leri ekonomilerde tasarrufun, tam istihdam n devam n güçlefltirecek düzeye ç kabilece ini iddia eden teoridir. Teorinin taraftarlar çok azalm flt r. Birçok durumda bu kavram, uzun dönemli ekonomik durgunluk ( s e c u l a r stagnation) karfl l olarak kullan lm flt r. Ekonomik Egemenlik [Alm. Wirtschaftliche Herrschaft] [Fr. Domination éco - nomique] [ ng. Economic domination] Bir ülkenin di er bir ülkeden elde edece i ekonomik avantajlar göz önüne alarak siyasi kontrol ya da etki alt na girmesidir. Söz konusu avantajlar, hammadde sa lamak, nihai ürün piyasalar n geniflletmek gibi ç karlard r. Ekonomik Emperyalizm (Bkz. Emperyalizm) Ekonomik Endikatör Ekonomik Endikatör [Alm. Ökonomische Indikatoren] [Fr. Indicateurs éco - nomiques] [ ng. Economic indicators] Önceden tahmin, ekonomik büyüklüklerin sonraki devrelerdeki muhtemel de erlerini cari devrede, cari ve önceki devrelere ait bilgilerden yararlanarak e x - a n t e o l a- rak tahmin etmektir. Tahmin ifllemini, de iflkenlerin belli dönemlerdeki de erlerini, devaml oluflumlar n belli dönemler için kesit de erleri kabul eden bir yaklafl mla ele almak gerekir. Bu amaçla zaman serileri analizlerinde son y llarda önemli geliflmeler ve bilgi ifllem uygulamalar sa lanm flt r. Önceden tahmin, bir dinamik süreç olarak alg lanmal d r. Tahmin ifllemleri makro ya da mikro düzeyde olabilir; flartl ya da flarts z olarak yap labilir. fiartl tahmin, belli politika önlemleri al nmas flart na ba l olarak yap lan, flarts z tahmin ise ekonominin normal ak fl seyrinin sürece i varsay m ile yap lan tahmindir. Tahminler nokta ya da aral k fleklinde yap l r. Genellikle nokta tahminin daha çekici, fakat o ölçüde de yan lt c oldu- unu söyleyebiliriz. Aral k fleklinde tahmin, tahminin standart hatas n da verdi imiz için, daha güvenilir bir yaklafl m say labilir. Tahmin ifllemleri ex-ante ya da ex-post yap l r. Exante, gerçek anlamda önceden tahmindir ve (t+1) dönemi için (t) döneminde tahmin demektir. Ex-ante tahmin hatas, hem tahmini yaparken kulland m z de iflkenlerin hesab ndaki hatalar, hem de fonksiyonel iliflki kal - b ndan kaynaklanan "model hatalar "n içerir. Ex-ante tahminlerde kullan lmadan önce ex-post, yani retrospektif olarak gözlem dönemi için tahmin baflar s n n s - nanmas gereklidir. Önceden tahmin objektif ya da subjektif olabilir. Objektif metotlar da ya naive ya da ekstrapolasyona dayanan teknikler, ya barometrik teknikler yani ekonomik endikatörlerle (göstergelerle) tahmin yapmak veya ekonometrik yöntemlerden yararlanmak suretiyle tahmin yap lmas n içerir. Barometrik teknikler, ekonomik göstergelerin zaman içinde konjonktüre uygunlu unun araflt r lmas ve konjonktürün önünde giden, konjonktürle uyumlu ve konjonktürü gecikme ile takip eden serilerin ay rt edilmesi yoluyla tahminler yap lmas n içerir. Bu teknikler en çok ABD'de gelifltirilmifltir. K o n- jonktür politikalar nda çabuk müdahale çok önemlidir; çünkü gecikmifl müdahaleler daha pahal ve daha az etkili olur. Burada, konjonktürün önünden giden göstergeler çok önem kazan r. Bu tip barometre niteli inde de iflkenler için ABD de gelifltirilmifl afla daki liste verilebilir: 1) Haftada çal fl lan ortalama saat, 2) Terfiler, 3) Tar m d fl sektörlerde ifle yerlefltirilenler say s, 4) Geçici olarak ifllerini b rakm fl olanlar n say s, 5) flsizlik baflvurular, 6) malatç lar n ald yeni siparifller, 351

10 Ekonomik Eflitsizlik 7) nflaat mukaveleleri, 8) haleler, 9) Konut inflaat ruhsatlar, 10) Faaliyet halindeki firma say s, 11) Yeni flirketler, 12) flâslar, 13) Protesto edilen senetler, 14) Vergi sonras flirket kârlar, 15) Toptan fiyat indeksi / output birimi bafl na ücret ve maafl maliyet oran, 16) Birim sat fl bafl na kâr, 17) Hisse senedi fiyatlar, 18) Stok de iflmeleri, 19) Karfl lanmam fl siparifller, 20) S nai hammadde fiyatlar. Bir baflka barometrik teknik de yay lma indeksid i r. Bu indeksler, sektörler ve bölgeler itibariyle birbirini takip eden zaman devrelerinde firmalar n yüzde kaç n n ifl hacminde yükselme oldu unu göstermektedir. Ülkemizde DPT'nin uygulad yat r m e ilim an - ketleri ve halen D E'nin uygulad imalat sanayii e i - lim anketleri barometrik verilere örnek olarak gösterilebilir. Barometrik tekniklerin yani ekonomik göstergeleri kullanan tekniklerin etkili olabilmesi, veri toplama ve haber alma sisteminin gelifltirilmesini gerektirir. statistiklerin toplanma ve yay nlanmas nda önemli gecikmelerin oldu u ülkemizde bu konuda ciddi sorunlar vard r. Burada gösterge ya da endikatör sözcü ünün bir ülkede yay nlanan istatistikler demek olmad n belirtmek yararl olur. De iflmeleri baflka de iflkenlerdeki de- iflmeleri ve konjonktürün yak n gelecekteki seyrini haber veren de iflkenler gösterge olarak kabul edilebilir. Gelece e yönelik bir bilgi toplama sistemi ve hassas göstergelerin gelifltirilmesi yararl olur. stihdam durumu ile ilgili ayl k örnekleme anketleri, yat r m e ilimleri, kapasite kullan m, siparifller ve çeflitli konularda bekleyifller ile ilgili ayl k ya da üç ayl k anketler, bu göstergelerin gelifltirilmesinde çok yararl olur. Almanya'da uygulanan K o n j o n k t ü r t e s t, yani müteflebbislere uygulanan ve kalitatif bilgiler toplayan anketler de düflünülebilir. (Bkz. Aral k Tahmini, Ekstrapolasyon, Ya - y lma ndeksi) U. Korum Ekonomik Eflitsizlik [Alm. Ökonomische Ungleichheit] [Fr. Inégalité écono - mique] [ ng. Economic inequality] Bu kavram, genel olarak, ulusal gelirin bireyler aras nda eflitsiz bir flekilde da l m olarak tan mlamak mümk ü n d ü r. Burada kullan lan anlamda ekonomik eflitsizlik daha s n rl bir alan kapsam na almaktad r. Nüfusun belirli kesitlerindeki ailelerin eline geçen parasal gelir aras nda büyük farklar vard r. Vergilerin ç kmas ile hesaplanan bu aile gelirleri aras ndaki ekonomik eflitsizli- in azalmas yönünde bir geliflme oldu u ileri sürülüyorsa da, iktisatç lar bu konuda henüz fikir birli ine varamam fllard r. Üzerinde durulmas gereken nokta, en Ekonomik Eflitsizlik yüksek ve en düflük, makul derecede yüksek ve makul derecede düflük gelir gruplar ndaki ailelerin gelirleri aras nda dün de, bugün de korkunç ayr mlar oldu udur. Ekonomik eflitsizli in bu anlamda sürekli oldu unu inkâr etmek mümkün de ildir. Gelgelelim, bu eflitizli in kapitalist düzen içinde varl n sürdürmesi, ikincinin birinciye neden oldu u anlam na gelmez. Bir baflka deyiflle, ekonomik eflitsizlikten kapitalist düzen sorumlu olmayabilir. Burada sa l kl olarak söyleyebilece imiz fley, kapitalizmin ekonomik eflitsizli i ortadan kald racak kuvvetleri harekete geçirmemifl oldu udur. Olaylar göstermifltir ki, kapitalist ekonomilerin temel kurumlar, do alar gere i, gelir da l m nda önemli farkl l klar yaratmaktad r. Tüketim mallar, üretim araçlar, emek, do al kaynaklar ve yat r m fonlar n n sat ld, kiraland ve ödünç verildi i serbest piyasa, kapitalist düzenlere özgü bir kurumdur. Al c lar ve sat c lar, iktisadi durumlar n gelifltirmek ve güçlendirmek için, bu piyasada oldukça yüksek bir özgürlük imkân na sahiptirler. Serbest piyasadaki arz ve talep iliflkileri sonucu mal, hizmet ve üretim araçlar n n cari fiyatlar oluflur. Talebe k yasla az olan mal, hizmet ve üretim araçlar için fiyatlar daha yüksek bir düzeyde oluflur, yani bunlar n parasal de erleri yüksektir; arz fazlas olan mal, hizmet ve üretim araçlar ndaysa fiyat daha düflük bir düzeyde oluflur, yani bunlar n parasal de erleri daha azd r. Kiflisel gelirlerin, dolay s yla aile gelirlerinin ortak kayna bu piyasa de erleri oldu undan, sonuç olarak bunlar birbirlerinden çok farkl biçimlerde belirirler. Gelirini do rudan ya da dolayl flekilde üretim maliyeti ile bir mal n sat fl fiyat aras ndaki farktan sa layan kifli, o mala olan talebin arza k yasla fazla oldu u hallerde yüksek bir gelir elde eder. Yeni bir mal ya da hizmeti satan flah s, ayn mal yapan flah slar n piyasaya dahil olmas an na kadar, yukar daki talep fazlas koflullar alt nda gelir sa lar. Birim maliyetini düflürme yollar n bulan firma, rakipleri toparlay p ayn tekni i kullan ncaya ve dolay - s yla piyasa fiyatlar n düflürünceye kadar yüklü kârlar elde eder. Serbest piyasalarda bu koflullar n devaml olarak ve de iflik biçimlerde ortaya ç kmas, ekonomik eflitsizlik yaratmaktad r. Serbest piyasalarda arz fazlas, talep azl koflullar alt nda çal flan flah slar da düflük gelirler sa larlar. Ayn flekilde son derece az bulunan, dolay s yla büyük bir talep fazlas na sahip olan bir üretim arac n n hizmetlerini satan bir flah s, serbest piyasadan yüksek bir gelir sa lar. Ayn olanaklar olmayan flahs n geliri düflük olur. Örne in, rgatlar n ya da çok az uzmanlaflm fl iflçilerin arz daima talepten fazla olmufl; buna karfl l k nitelikli kol eme inin ve baz do al kaynaklar n arz s n rl olmufltur. Bunun do al bir sonucu olarak, serbest piyasadaki de erlendirme süreçleri, mal sat c lar n n gelir düzeyinde büyük farkl l klar n ortaya ç kmas na sebep olmufltur. Bu konuya iliflkin olarak iki kuramsal özellik üzerinde durmak gerekir. Do al kaynaklar üzerinde özel mülkiyet ve zenginli in tevarüsü. Al m s ras nda nitelik ve nicelikleri hakk nda fazla bir fley bilinmeyen do al 352

11 Ekonomik Eflitsizlik kaynaklar, yüksek gelirler sa layacak bir biçimde sömürülebilir. Tükenme d fl nda herhangi bir flekilde nitelik de ifltirmedikleri için, do al olarak m a h d u tt u r l a r. Tükenme de zaten bu arz azl n büsbütün azaltmaktad r. Nüfus art kça ya da bu kaynaklar n kullan labilece- i alanlar geniflledikçe, eski kullan fllara yenileri eklendikçe, bu kaynaklara olan talepte de koflut bir art fl kaydedilir. Kayna n arz nda de iflme olmaz. O kayna n serbest piyasadaki de erinin artmas sonucu, kayna n mülkiyetini elinde tutan flahs n geliri de artar. Bu gibi kaynaklara sahip kifliler, ülkenin nüfusu artt kça ve ekonomisi gelifltikçe, büyük ç karlar sa lam fllard r. Veraset kurumu da ekonomik eflitsizli in bir önemli kayna d r. Aile servetini ifl alanlar nda kullanarak art rmak, böylelikle ekonomik eflitsizli i fazlalaflt rmak mümkündür. Baz hallerde, mülkiyet haklar n n nesiller boyunca vâristen vârise geçmesi de ekonomik eflitsizlik yaratabilir ya da eflitsizli i sürdürebilir. Veraset kurumu dolayl bir flekilde iflleyerek yüklü bir miras ve dolay - s yla gelir bekleyen flahs n "talep fazlas " olan baz mesleki gruplara yönelme ihtimallerini ortadan kald rabilir. Böylelikle bu mirasç lardan üretici alanlarda yararlanmak mümkün olmaz. Serbest piyasalarla özel mülkiyet ve veraset kapitalizmin ayr lmaz bir parças olduklar ndan, milli gelir da l m nda eflitli e do ru bir hareket olmas mümkün de ildir. Ekonomik düzenin faydal l k derecesini birkaç yönde azaltmas bak m ndan, bugün varolan büyük ekonomik eflitsizli i, kapitalizmin zay f düfltü ü noktalardan biri olarak kabul etmek gerekir. Bir kere, yaflama düzeyleri aras ndaki büyük farklar s n flar aras nda bir husumet do urabilir. Böyle bir durum, iflbirli inin son derece önemli oldu u karmafl k bir ekonomi düzenini ciddi flekilde zorlayabilir ve hatta tehlikeye düflürür. Yüksek gelir gruplar n n toplumdaki üretim araç ve kaynaklar n n nas l ve nerede kullan lacaklar n tespit etme yetkileri son derece genifltir. Baz kararlar lüks mal ve hizmetlerin piyasaya sürülmesi yönünde olabilir. Bunun yan nda, düflük gelir gruplar ndakiler en temel ihtiyaçlar n karfl layacak olanaklardan yoksun durumda olabilirler. Yüksek gelir gruplar n n sürdürecekleri son derece flatafatl yaflamlar, toplumun tüketim al flkanl k ve standartlar n genel bir de iflmeye götürebilir. Bu da de iflik gelir düzeylerindeki tüketicilerin gelirlerinden sa lad klar mutlak refah gözle görülür flekilde azaltabilir. Gelir eflitsizli i, yani ekonomik eflitsizlik, yüksekö renim yapma, mesleki e itim görme, yetenekleri en iyi flekilde de erlendirme alanlar nda da f rsat eflitsizli i yarat r. Bunun do al bir sonucu, hiçbir fley olmasa bile, toplumun kayba u ramas d r. Yetenekleri nispeten s n rl olan, buna karfl l k "gerekli iliflkiler"i sa layan ve sa lam bir e itim görme olanaklar na sahip bulunan bir flah s, yüksek sorumululuklar tafl yan mevkilere yükselebilir. Daha yüksek nitelikte yeteneklere sahip olan, ancak bu yeteneklerini gelifltirme f rsat ve olanaklar n bulamayan bir baflkas ise topluma çok daha az yararl olabilece i alanlara yönelmek zorunda kal r. Bu bak mdan, bugün en sorumlu mevkilerde en Ekonomik Faaliyet Kollar yüksek niteliklere sahip kiflilerin bulunup bulunmad bir tart flma konusu olmaktad r. E er en yüksek niteliklere sahip kifliler bu mevkilerde bulunmuyorlarsa, toplumsal verimlilik ve milli gelir, ç kabilece i en yüksek seviyeye ç km yor demektir. Bütün bunlara ek olarak siyasal, e itimsel, dinsel kurumlar gibi büyük toplumsal önemi olan birimler üzerinde yüksek gelir gruplar n n büyük etkileri ve hatta do rudan denetimleri olabilmektedir. Bu toplumsal kuvvetler, ad geçen denetimler ve muhtemel k s tlamalar yüzünden kitle ihtiyaç ve arzular n karfl layamayacak duruma gelirlerse, sa l kl bir toplumun varl da tehlikeye düflebilir. Ekonomik Etkinlik [Alm. Wirtschafliche Effizienz] [Fr. Efficacité économi - que] [ ng. Economic efficiency] Ekonominin, kaynak kullan m ve kaynak tahsisinde etkinli i gerçeklefltirmesi durumudur. Kaynaklar n kullan m nda ekonomik etkinli e ulaflmak için, üretim maliyetinin minimize edilmesi gerekmektedir. Bu konudaki di er koflullar, teknolojik etkinli in sa lanm fl olmas ve israf n önlenmesidir. Sonuçta, girdilerin en alt fiyat düzeyinde sa lanmas yoluyla, maliyeti minimize eden bir üretim sürecine gidilir. Tahsiste etkinlik ise, al nan ekonomik karar ve önlemler sonucu herkesin (ya da bir kesimin) durumu iyilefltirilirken kimsenin durumunun bozulmamas anlam - n tafl r. Bu ölçüt ilk kez talyan iktisatç s V. Pareto taraf ndan ortaya at ld ndan "Pareto ölçütü" ad yla an lmaktad r. Refah iktisad ise, bu kavramlar n iktisadi politikaya uygulanmas durumudur. (Bkz. Refah Ekonomi - si, Pareto Optimimu) K. Mortan Ekonomik Faaliyet Kollar [Alm. Wirtshaftszweige, Wirtshaftsabteilungen] [Fr. Branches d'activités économiques] [ ng. The kind of economic activity] Standart ekonomik faaliyet kollar s n fland rmas Birleflmifl Milletler Örgütü taraf ndan haz rlanm fl olup, en son revizyonu 1968 y l nda yap lm flt r. Uluslararas karfl laflt rmalarda uluslar aras nda kullan labilmesi amac yla tüm üye devletler taraf ndan prensip olarak kabul edilmifltir. S n fland rma, genellikle, "ana bölüm", "bölüm", "ana grup" ve "grup" ayr mlar yla kullan lmaktad r. Bununla beraber, özellikle madde seviyesine gelince ülkeler kendi ayr mlar n yapmaktad r. Ülkelerin co rafi ve tarihi özellikleri, s nai geliflmeleri ve ekonomik faaliyet yap lar n n eflitsizlikleri, s n fland rman n alt kademelerinde farkl l klara neden olmaktad r. Bu s n fland rman n hedefi, mal ve hizmet üretiminde bulunan faaliyet kollar n, nitelikleri birbirlerine benzeyen faaliyet nevileri itibariyle bir araya getirmektir. Her bafll kta yer alan faaliyetler aras nda üretilen fleyler ve yap lan hizmetler itibariyle benzerlikler bulundu undan, bundan yararlan larak ilk ve daha sonraki üretim elemanlar ve üretimin düzenlenmesi, finansman tek- 353

12 Ekonomik Faktörlerin Hareketlili i nikleri, bir ekonominin bünyesini, gidiflini ve bölümleri aras ndaki iliflkileri tahlil için gerekli tasnif edilmifl veriler elde edilebilmektedir. Ekonomik faaliyet kollar n teflkil eden sektörler, mal üreten sektörler ve hizmet üreten sektörler o l a r a k iki gruba ayr l r. Mal üreten sektörler de temel mal üre - ten sektörler ve yap m sanayii olarak ikiye ayr lmaktad r. Temel mal üreten sektörler ya da birincil üretim kesimi, tar m ve madencilik sektörleridir. Yap m kesiminde imalat sanayii ile enerji sektörleri yer almaktad r. Di- er sektörler de, üçüncül üretim kesimi dedi imiz hizmet üretim kesimini oluflturmaktad r. E. Özötün Ekonomik Faktörlerin Hareketlili i (Bkz. Faktör Mobilitesi) Ekonomik Geliflme [Alm. Wirtschaftliche Entwicklung] [Fr. Développement économique] [ ng. Economic development] Geliflmekte olan ülkelerin toplam geliri ile kifli bafl na gelirinin büyüme süreci ve bu arada ülke ekonomisinin yap sal geliflmesi, "ekonomik geliflme" olarak nitelendirilir. Bu konudaki temel ölçüler sanayi sektörünün tar msal kesime göre daha büyük olmas, k rdan kente h zl insan göçünün yaflanmas, ihracatta, tar m ve madencilik ürünlerinin nispi önemi yitirmesi ve sanayi ürünlerinin ön plana ç kmas, ithalat n birlefliminde ana a rl k noktas n yat r m mallar n n oluflturmas, yat r m kaynaklar n n yarat lmas nda d fl fonlar n giderek düflmesidir. Ekonomik geliflmede temel amaç, genel yaflam düzeyinin yükselmesidir. Ancak bu konuda kullan lan nicel ölçülerin yan nda, ülke düzeyinde baz niteliksel dönüflümlerin gerçeklefltirilmifl olmas da göz önüne al nm a k t a d r. Bunlar n bafl nda toprak reformu ve ekonomik sistemin demokratikleflmesi gelmektedir. (Bkz. Bü - yüme Modelleri, Ekonomik Büyüme Evreleri) K. Mortan Ekonomik Geniflleme [Alm. W i r t s c h a f t s e x p a n s i o n] [Fr. Expansion économi - que] [ ng. Economic expansion] Geniflleme halinde olan reel sosyal has la n n artan bir sat n alma gücü taraf ndan karfl lanmas halidir. Eksik istihdam halinden tam istihdama yönelen bir ekonomide, bu süreçten do an reel has la art fl ekonomik genifllemeyi oluflturmaktad r. Geniflleme ile beraber e n f l a s - y o n halinin ortaya ç kmas ihtimali vard r. Bu durumu Keynes "benzer-enflasyon" (quasi inflation) olarak nitelemifltir. (Bkz. Ekonomik Geliflme) Ekonomik Göstergeler (Bkz. Ekonomik Endikatör) Ekonomik Güvensizlik Ekonomik Güvensizlik [Alm. Wirtschaftliche Unsicherheit] [Fr. Absence de sé - curité économique] [ ng. Economic insecurity] En basit tan m yla, kiflisel gelirin süreklili inden emin olmamakt r. De iflen derecelerde olmakla beraber, her ekonomik etkinli in alt nda bir t e h l i k e yatar. En ilkel toplumdan en geliflmifl topluma kadar hepsinde bu "tehlike" durumu vard r. Her toplumda herkes ekonomik güvensizlik duyabilir. htisaslaflman n artt, üretim süreçlerinde artan oranlarda sermaye kullan lmaya baflland yeni dönemlerde, insan, en iyi bildi i ve en iyi yapt bir mesle e, bir ifle ba ml duruma gelmifltir. Ekonomide intibaks zl klar n meydana gelmesi ve düzeltilmesi s ras nda iflçi ücretlerinin ödenmesinde süreklilik tehlikeye düfler. Geçimini sa lama olanaklar ndan yoksun kalan ve yeni geçim kaynaklar bulamayan iflçinin gelirine yap lan negatif (olumsuz) müdahalelere iflsizlik ad verilir. Hastal k, sakatl k, yafll l k ve ifl de ifltirme, gelirin devaml l na yap lan olumsuz bir müdahaledir. As l sorun ise, kapitalist düzende çal flabilecek durumda olan ve çal flmak isteyenlerin çal flamamas ndan do an ekonomik güvensizliktir. Kapitalizm ve kurumlar bu güvensizlik türünü, makul ve tahammül edilir bir düzeye indirecek yeni güçleri harekete geçirememifltir. nsan aç s ndan kapitalizmin en güçsüz oldu u yan da budur zaten. Ailesini geçindirecek bir geliri sa lamak ve onu sürdürmek, hatta art rmak, insanlar n en büyük arzusudur. Böyle bir gelir güvencesi yoklu unda, insanlar n en temel istekleri bile gerçeklefltirilemez. Sa l k, evlilik, siyaset ve dolay s yla toplum kurumlar önemli ölçüde etkilenir y l n n ac buhran deneylerini bir an için unutsak bile, emek gelirlerindeki güvensizli in üstünde dikkatle durulmas gereken bir yan vard r. 1940'larda, döneminin ilk yar s nda iflsizlik oran, t o p- lam iflgücünün %4'ü dolay ndayd. %4'lük bir yüzde, normal standartlara göre yüksek say ld ndan, iflsizli- in 1955 sonras dönemde %5'e ç kmas, kapitalist ülkelerde heyecan ve telafl yaratt. Son y llarda bu oran, düflürülememifl hatta daha da artm flt r. Türkiye'de 1962'de %11 olan toplam yurt içi iflgücü fazlas oran, 1977'de % 13,5'e yükselmifltir. At l durumda olan iflgücü oran (iflsizlik ve eksik istihdam nedeniyle) E k i m 1993'te %15 iken, Nisan 1994'te %15,7 olmufltur (1994 y l nda iflgücü baz 15 yerine 12 yafl ve üstü al nm flt r). Nüfus ve dolay s yla iflgücü hacmi her y l sürekli olarak artmaktad r. Mutlak olarak iflsiz say s y ldan y la fazlalaflmaktad r. Kronikleflen yüksek iflsizlik oran n n oluflumunda çeflitli nedenlerin büyük etkisi olmufltur. Yeni teknolojik bulufl ve geliflmelerin sanayie uygulanmas sonucu, kol eme i yerine makine ikame edilmifltir. Artan nüfusla birlikte iflgücüne yeni eklemeler yap lm flt r. Bu iki faktörün meydana gelifl h z, özel sanayide istihdam edilen toplam iflgücünün art fl h z ndan fazla olmufltur. Bu de erlendirme do ru ise, kapitalist düzenlerin biçimsel bir zay fl daha ortaya ç k yor demektir. Bir 354

13 Ekonomik nsan yandan bütün sektörlerde büyük teknolojik de iflme ve geliflmeler teflvik edilecek ve gerçeklefltirilecek, öbür yandan teknolojik geliflmeler (makine ikamesi) ve nüfus art fl sonucu ortaya ç kan nüfus fazlas na yeni istihdam alanlar açabilen ve iktisadi büyüme h z sa lanan yeni güçler harekete geçirilemeyecektir. Kapitalist ekonomi, bugün böyle bir ç kmaz ile karfl karfl ya bulunmaktad r. /fi.akkaya Ekonomik nsan [Alm. Homo öconomicus] [Fr. Homo economicus] [ ng. Homo economicus] Ekonomistlerin düflüncesinde oluflmufl hayali bir insand r. Ekonomik insan düflüncesinin ilk kez ne zaman ortaya at ld bilinmemektedir. Fizyokratlar ve Quesnay bu konuda katk da bulunmufllard r. Adam Smith'in ve öteki ngiliz klasiklerinin zaman nda geleneksel olarak tan mland biçimiyle ortaya ç kan homo economicus, flu özellikleri tafl maktad r: 1. Servet elde etmeye yönelmeyen her türlü amaçtan uzak durur. Kiflisel ç karla hareket eder. Basit bir itici güç olan kiflisel ç kar, çeflitli aksiyonlar mekanik bir biçimde birbirleriyle kenetler. 2. Fanteziden ve kendili inden oluflan hareketlerden uzakt r. Daima mant a göre hareket eder; uyan k olan akl ve olanaklar kesin hesaplar yapmas na imkân verir. 3. Ulusal ve bölgesel özelliklere karfl kay ts zd r. Ekonomik aç dan ele al nd sürece, evrensel hareket etmektedir. Kapitalist bir ekonomide kararlar n ekonomik insan aç s ndan al nmamas, baflka bir karar biçim ve düzeyine aktar lmas halinde, sonuç ekonomik kaos'tan baflka bir fley olamaz. Zira b i r l e fl t i r i c i tek unsur ortadan kalkar; birbirlerini tamamlayan kesimlerin âdeta tek vücut çal flmas n sa layan "anahtar" kaybolur. Bu da, modern kapitalist ekonomiler gibi son derece ihtisaslaflm fl ve karmafl k kesimlerden meydana gelen düzenler için büyük tehlikeler yarat r. Kapitalizme karfl ç kan ekonomik sistem, ekonomik insan temelini reddetmekte, ancak onun yerine baflka birlefltirici kurumlar ikame etmektedir. Kapitalist ekonomilerde düzenin kendisiyle tutarl kararlar n al nmas n sa layan ekonomik insan varsay m, temel kavram meydana getirmektedir. Ekonomik flbirli i ve Kalk nma Örgütü (OECD) [Alm. Organisation für wirtschaftliche Zusammenarbe - it und Entwicklung] [Fr. Organisation de Coopération et de Développement Economique] [ ng. O r g a n i z a t i o n for Economic Cooperation and Development] ABD d fliflleri bakan General Marshall, 25 Haziran 1947'de, Harvard Üniversitesi nde yapt konuflmada, ülkesinin Avrupa devletlerine kinci Dünya Savafl sonunda yapt yard m art rmay ve uzatmay önermiflti. Ön koflul olarak, yard mdan faydalanacak ülkelerin bu yard m ortak bir yard m ve kalk nma kurumu çerçeve - sinde kullanmalar n önermekteydi. Ekonomik Kalk nma Bu önerileri tart flmak ve ekonomik istekleri saptamak amac yla Avrupa Ekonomik flbirli i Konferans 12 Temmuz 1947'de Paris'te topland. 16 Nisan 1948'de de Avrupa Ekonomik flbirli i Örgütü Anlaflmas (OECC) imzaland. Bu konvansiyona 16 ülke kat lm flt r: Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Yunanistan, zlanda, rlanda, talya, Lüksemburg, Norveç, Hollanda, Portekiz, ngiltere, sveç, sviçre ve Türkiye. Toplulu a 1955'te Almanya, 1959'da spanya üye olmufltur. Önceleri Avrupa ktisadi flbirli i Örgütü (OEEC) ad alt nda, Marshall Plan 'n n uygulanmas n kolaylafl - t rmak amac yla kurulan bu örgütün ad 30 Eylül 1961'de Ekonomik flbirli i ve Kalk nma Örgütü (OECD) fleklinde de ifltirilmifltir. Türkiye parlamentosu, kat lma karar n 29 Mart 1961'de onaylam flt r. Bafllang çta gözlemci üye olan ABD ile Kanada'ya tam üyelik hakk tan nm flt r. Daha sonra Japonya, Finlandiya ve Yeni Zelanda da tam üye olarak örgüte kabul edilmifltir. Avustralya'n n OECD ile olan iliflkileri sadece örgütün k smi kalk nma faaliyeti çerçevesindedir. Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya, Macaristan, H rvatistan, S rbistan ve Slovenya gibi ülkeler ise özel bir statüye sahiptir. Avustralya'n n OECD ile olan iliflkileri sadece örgütün k smi kalk nma faaliyeti çerçevesindedir. Örgütün üç temel ilkesi flöyle özetlenebilir: 1. Üye ülkelerde sürekli iktisadi büyümeyi sa lamak; ifl olanaklar n ve yüksek yaflama standard n gerçeklefltirmeye çal flmak, 2. Üye ve üye olmayan, kalk nma halindeki ülkelerin ekonomik geliflmesine katk larda bulunmak, 3. Dünya ticaretinin karfl l kl ve eflit koflullar içinde, uluslararas yükümlülüklere uygun olarak geliflmesine yard mc olmak. Bu amac gerçeklefltirirken mali istikrar koruma hedefine yönelik önlemleri almak. OECD'nin çal flmalar n düzenleyen en üst organ Konsey'dir. Üye ülkelerin maliye veya görevli bakanlar n n kat lmasiyle toplanan Konsey'de her ülkenin bir oyu vard r. Konsey baflkanl n bir y l süreyle s ras gelen üye ülkenin görevli bakan yürütür. Konsey, üyeleri aras ndan 7 kiflilik bir Yürütme Komitesi ni seçer. Örgütün sorumlu yöneticisi olan genel sekreteri, Yürütme Komitesi belirlemektedir. Konseyin ve Yürütme Komitesi nin ald kararlar uygulama görevi genel sekreter ve emrindeki örgüte aittir. OECD nezdinde her ülkeyi temsil eden bir heyet (delegasyon) vard r. Uzmanlardan oluflan bu heyetlerin görevi, örgütün çal flmalar n n her aflamas na kat larak ülkesini temsil etmektir. Türkiye 1948 y l ndan beri örgüt içinde çal flmalara tam üye s fatiyle kat lmaktad r. Türkiye ekonomik sorunlar n n çözümünde örgüt arac - l yla üye ülkelerden ba fl ve kredi fleklinde olmak üzere önemli yard mlar sa lam flt r. Ö. Ar /fi.akkaya Ekonomik Kalk nma [Alm. Wirtschaftliche Entwicklung] [Fr. Développement économique] [ ng. Economic development] 355

14 Ekonomik Kararlar Kalk nmakta olan ülkelerin toplam ve kifli bafl na gelirlerindeki art fl süreciyle ekonomilerinin yap s ndaki esasl de iflmedir. Bu de iflmelerin bafll calar s nai faaliyetin tar msal faaliyete oranla önem kazanmas, eme- in k rsal sahalardan kentsel endüstri merkezlerine göçü, tüketim ve üretim mallar n n üretiminde ithalata ba l l n azalmas, tar msal ürünlerin ve madenlerin ihracat içindeki önemlerinin azalmas, buna karfl l k sanayi ürünlerinin öneminin artmas, yat r m için gerekli fonlar için d fla ba ml l n azalmas d r. ktisadi kalk nman n en önemli amac, ekonomideki kiflilerin hayat standard n ve genel refah düzeyini yükseltmektetir. Ekonomik Kararlar [Alm. Wirtschaftliche Entscheiclungen] [Fr. D é c i s i o n s économiques] [ ng. Economic decisions] nsan ihtiyaçlar n gideren mallar n arz n n s n rl olmas nedeniyle, kiflinin alternatifler aras ndan bir seçim yapmas gerekmektedir. Böylece kifliler s n rl olan gelirlerini nas l harcayacaklar na, gelirlerinin ne kadar n tasarruf edeceklerine karar vermek durumundad rlar. Müteflebbislerse neyi ne kadar üreteceklerine, üretimi hangi teknolojiyle gerçeklefltireceklerine ve üretim faktörlerini ne oranda kullanacaklar na iliflkin kararlar vermek durumundad r. Hükümetler de, müteflebbisler gibi benzeri kararlar alarak üretimde bulunurlar. Ekonomik Milliyetçilik [Alm. Ökonomische Nationalismus] [Fr. N a t i o n a l i s m e économique] [ ng. Economic nationalism] Bir ülkenin kendini ekonomik bak mdan di er ülkelerden ba ms z hale getirme amac d r. Bir ülke, arzu etti- i mallar n büyük bir k sm n üreterek kendi kendine yeterli, dolay s yla di er ülkelere karfl b a m s z d u r u- ma gelir. Savafl zamanlar nda kendi kendine yeterli olmak birçok avantaj sa larsa da, bu, ekonomik bak mdan sa l kl bir politika de ildir; Karfl laflt rmal Üstünlük Prensibi ne ters düflmektedir. (Bkz. Karfl laflt rmal Üs - tünlük Teorisi) Ekonomik Model [Alm. Ökonomische Modell] [Fr. Modèle économique] [ ng. Economic model) ktisatç lar ekonomik olaylar incelerken hangi olaylar n s e b e p, hangilerinin s o n u ç oldu unu belirlemek ve bu sebep-sonuç iliflkilerini bilimsel kurallara ba lamak isterler, bu çal flmalar yürütülürken fizik ya da kimya bilimlerinde oldu u gibi d e n e y yapma olana yoktur. Bunun yerine çok say da gözlem yaparak olaylar aras nda s e b e p - s o n u ç iliflkisi aran r. Bu amaçla baz kuramsal çözümlemelere ve modellere baflvurmak kolayl k ve aç kl k sa lar. Ekonomik Paradoks Ekonomik modeller gerçek yaflamdan birçok bak mlardan farkl olabilir. Çünkü m o d e l, belli varsay mlara dayan larak bir bütünün ya da bir durumun temel iliflkilerini matematiksel araçlarla k sa yoldan aç klar; yoksa konuyla ilgili tüm ayr nt lar ortaya koymay üstlenmez. Bu durum, özellikle günlük olaylar n yorumlanmas nda, ekonomik modellere baflvurmay ya da onlardan yararlanmay s n rlamaktad r. Ekonomik modelleri m a k r o ve mikro düzeyde kurmak ve gelifltirmek mümkündür. Genel olarak modeller, birbirleriyle tutarl ekonomik politika kararlar n saptamaya, bunlar aras nda seçim yapmaya ve ileriye dönük projeksiyon yapmaya yararlar. Bu ifllev nedeniyle eko - nomik modeller, planlama çal flmalar n n vazgeçilmez araçlar d r. Örne in bir makro ekonomik model, üretim, yat r m, tüketim, stoklar gibi makro büyüklükler aras ndaki sistemli ba lant lar kurarak öngörülen hedeflere ulaflabilme olanaklar n gösterir. (Bkz. E k o n o m e t r i k Model, Model) E. Tokgöz Ekonomik Müeyyideler [Alm. Wirtschaftliche Sanktionen] [Fr. Sanctions éco - nomiques] [ ng. Economic sanctions] Birleflmifl Milletler üyesi bir ülkeyi bafllatm fl oldu u sald r ya son vermeye zorlamak için, di er ülkeler taraf ndan askeri kuvvet ya da ekonomik müeyyide yollar ndan biri seçilebilir. Ekonomik müeyyideler, söz konusu ülkenin ekonomik abluka alt na al nmas ya da sald rgan politikas n yürütmek için gerek duydu u m ü - himat ve malzeme arz n n kesilmesidir. (Bkz. Ambar - go) Ekonomik Olgunluk [Alm. Ökonomische Maturität] [Fr. Maturité économi - que] [ ng. Economic maturity] Ekonomik bak mdan tamamen geliflmifl bir ekonomiye verilen s fatt r. Bir ekonominin ekonomi bak m ndan olgun olup olmad ödemeler bilançosundan anlafl l r. Olgun olmayan bir ekonomi, d fltan yo un olarak borçlanmak durumundad r. Bu nedenle görünmeyen kalemlerde büyük bir aç k oluflacakt r. Bu aç kapatmak için de görünen kalemlerde bir fazlal k oluflmal d r. Olgun ekonominin ise görünen kalemlerde bir aç olacak ve olgun ekonomi, ithalat fazlas n görünmeyen kalemlerdeki fazlal kla kapatacakt r. Ekonomik Paradoks [Alm. Wirtschaftliche Paradox] [Fr. Paradoxe écono - mique] [ ng. Economic paradox] Ekonomistlerin baz konularda ileri sürdükleri görüfller, ayr nt l aç klama yap lmad sürece akla yak n görünmeyebilir. Belli bafll paradokslar flunlard r: 356

15 Ekonomik Rant "Çok iyi bir hasat çiftçiye kötü bir hasattan daha az gelir sa layabilir." Hasat, genel olarak çok iyi ise toplam ürün büyük bir art fl gösterecek ve tar msal ürünlerin talep e risi esneksiz oldu u için, ürünün fiyat nda fliddetli bir düflme olacak r. Bu flartlar alt nda çiftçinin eline geçen gelir, kötü bir hasat olsayd eline geçecek gelirden daha düflük bir gelir olacakt r. "Depresyon s ras nda baz kiflilerin tasarruflar n art rmalar, toplumdaki toplam tasarrufun azalmas na yol açar." Bir toplumda baz kimselerin tasarruf oranlar n art rmalar ve tüketim oranlar n düflürmeleri depresyonun biraz daha fliddetlenmesine yol açmakta, toplam gelir azalmaktad r. Azalan toplam gelirden daha az tasarruf edilmektedir. Böylelikle, tasarruflar art rma teflebbüsü tasarruflar n azalmas na yol açmaktad r. "Hayat m z için esas olan mallar düflük fiyatta, esas olmayan mallar yüksek fiyatta sat lmaktad r." D e e r paradoksunu anlamak için marjinal fayda ile toplam fayda aras ndaki ayr m iyi anlamak gerekir. Bir mal n çok düflük bir marjinal faydas, fakat çok yüksek bir toplam faydas olabilir. Örne in, arzla marjinal fayda bir arada fiyat belirledi ine göre, de er paradoksu aç k bir flekilde anlafl lmaktad r. Su gibi hayati bir mal n toplam faydas yüksek olmas na ra men, marjinal faydas ve sat fl fiyat çok düflüktür. Elmas gibi hayati olmayan mallar n ise sat fl fiyat yüksektir. "Uzun bir dönemde fiyat düzeyi ve faiz düzeyi ayn yönde de iflmektedir." Keynes, 1891 ile 1939 y llar aras nda fiyatlar n ve faiz oranlar n n ayn yönde de iflti ini tespit etmifltir. Ekonomik Rant [Alm. Wirtschaftliche Rente] [Fr. Rente économique] [ ng. Economic rent] Bir üretim faktörüne normal de eri üzerinde ödenen fiyat n b rakt art a verilen add r. Örne in, bir film y ld z çevirdi i bir film karfl l nda 5 milyar TL al rken, bunun alternatifi olabilecek bir sürede inflaat iflçisi olarak 50 milyon TL alacakt r. Aradaki fark, söz konusu film y ld z için ekonomik rant olmaktad r. Ekonomik rant n varl, emek üretim faktörünü film ifline tahsis eden kifliye sinema sanayiine girme karar verdirir. (Bkz. Quasi-Rant). K. Mortan Ekonomik Refah [Alm. Ökonomische wunder] [Fr. Bien être économi - que] [ ng. Economic welfare] nsan refah n n mal ve hizmet tüketiminden kaynaklanan k sm d r. Ekonomik refah k i fl i l e r i n refah fleklinde tan mlanaca gibi gruplar n refah fleklinde de tan mlanabilir. ngiliz iktisatç lar ndan P i g o u refah n parasal olarak ifade edilebilen k sm n ekonomik refah o l a r a k tan mlam flt r. Bafllang çta refah, tatmin veya fayda i l e eflde er olarak say lm flt r; ancak baz iktisatç lar buna itiraz etmifller ve refah n etnik bir kavram oldu unu, bir Ekonomik Sistemler kiflinin arzular n n tatmininin refah n art rd n iddia etmenin, arzular tatmin etmenin iyi bir fley oldu u hakk nda bir de er yarg s vermek oldu unu vurgulam fllard r. Di er baz iktisatç lar ise, ekonomik refah n kesin bir anlam oldu unu, etnik yanlar olmad n iddia etmifllerdir. Ekonomik refah hesaplamaya çal flt m z zaman baz güçlükler ve s n rlamalarla karfl lafl r z. ster ekonomik refah n de iflmelerini incelerken, ister gruplar n ve kiflilerin refah n tart fl rken, bu tür güçlükler karfl m za ç kmaktad r. Bu güçlükleri çözmeye çal fl rken, ekonomistler, sosyal refah fonksiyonu kavram n kullanm fllard r. Bu fonksiyon, belirli bir grubun refah - n, grubu oluflturan kiflilerin refah ile iliflkilendirmeye çal flmaktad r. Ekonomik Seferberlik [Alm. Wirtschaftliche Mobilisierung] [Fr. Mobilisation économique] [ ng. Economic mobilisation] Ülke kaynaklar n n belirli bir hedef do rultusunda -genel refahtan özveri pahas na da olsa- yo unlukla kullan lmas na öncelik tan yan stratejidir. Savafllar iktisadi seferberli i gerektirir. Halk n yaflam güvenli ini korumak, zor dönemleri aflmak ve üretim yetersizli ini yenmek için de iktisadi seferberlik ilan edilebilir. ktisadi seferberli i halk gönüllü olarak destekleyebilir. Ancak hükümetler, iktisadi seferberlikte üretimi, krediyi, fiyatlar, ücretleri, kambiyo rejimini ve vergileri hemen daima kaynak tahsislerine yön verecek biçimde de ifltirmek zorunlulu uyla karfl lafl rlar. (Bkz. Harp Ekonomisi) F. Ergin Ekonomik Sistemler [Alm. Volkswirtschafliche systems] [Fr. Systèmes éco - nomiques] [ ng. Economic systems] Dünyaya rastgele bir göz atacak olursak görürüz ki, iktisadi örgütlenme de iflik biçimlerde olmaktad r. Yöntem farkl l klar na ra men, amac n tek oldu unu söylemek mümkündür. Ortak amaç, "insano lunun sonsuz ihtiyaç ve taleplerini s n rl olanaklarla karfl lamak"t r. Amaçlara ulaflabilmek için baflvurulan araçlar ise, zaman ve mekan içinde de iflmifllerdir; de iflmektedirler. Ekonomik sistemler yelpazesinin bir ucunda bireyci görüfl vard r. Bu görüflün, savunucular na göre, toplumu meydana getiren herkes (iflçi, yat r mc, tüketici) için sistem tutarl d r. Kiflisel yararlar üstüne kurulu sistemde en verimli kesimler bulunup ç kar lacak, bu da toplumun bir bütün olarak kalk nmas n sa layacakt r."kapi - talizm" ad verilen bu sistemin bugünkü örne i, Amerika Birleflik Devletleri'dir. Yelpazenin öteki ucunda, toplum ç karlar n n kiflisel ç karlar üstünde tutuldu u sistem vard r. Orada ekonomik yaflam n örgütlenmesi, planlanmas ve yürütülmesi toplumun elindedir. Birey, toplumsal ürüne yetenekleri oran nda kat lacak ve bunun karfl l nda toplumsal 357

16 Ekonomik Sistemler üründen ihtiyaçlar oran nda pay n alacakt r. Bu aflamaya gelindi i zaman "komünizm"e de var lm fl olmakt a d r. Bu son aflamaya varmam fl olmakla birlikte, parçalanmas ndan önce bu ekonomik sistemin uygulamadaki önderi olan eski SSCB örnek olarak gösterilebilir. Yelpazenin sa na, soluna ve ortas na serpifltirilmifl baz biçimler de vard r ki, bunlarda toplum ve bireyi n birbirleriyle iliflkileri ve birbirlerine oranlar de ifliktir. Ekonomik sistemleri biçimlendiren toplum içi g ü ç- ler flöyle s ralanabilir: Toplumu meydana getiren kiflilerin istek ve davran fllar na biçim veren tarihsel ve kültürel geçmifl, do al kaynaklar ve iklim, halk ço unlu unun benimsedi i ve savundu u felsefi görüfller, geçmifl dönemlerde belirli hedeflere ulaflmak için halk n baflvurdu u araçlar, önceden karfl lafl lm fl ekonomik sorunlara getirilen çözüm yollar, baflar ya da baflar s zl k oranlar. Dünyan n dört bir yan nda uygulanmakta olan ekonomik sistemleri daha iyi anlayabilmek için, her birini bu befl aç dan ayr ayr de erlendirmek gereklidir. Ekonomik sistemler, "insano lunun gereksinimlerini karfl lamada ve kaynaklar n de erlendirilmesinde seçilen kurumlar demeti ya da kurumlar dizisi"dir. Burada kullan lan kurum kavram son derece genifltir ve bir iflin yap l fl biçimi anlam na gelmektedir. Bir baflka deyiflle, uygulanmakta olan ekonomik sistem, o ulusun belirli sorunlar ele al fl ve çözüm biçimini gösterir. Gerekli yöntemler tamamlay c niteliktedir ve ulusun yasalar taraf ndan belirlenmifltir. Bir ulusun ekonomik sistemini daha iyi anlayabilmek için gelenek ve görenekler de ayd nlat c birer kaynak olabilir. Bir ulusun ekonomik kurumlar hakk nda yeteri kadar bilgi sahibi olmak için afla daki sorular n eksiksiz yan tlanmas gerekir: 1) Kimler ya da hangi kurumlar hangi mallar üstünde mülkiyet, kullanma ve tasarruf haklar na sahiptir? (Mallar n kullan fll l k, maddilik ve transfer edilebilirlik gibi niteliklere sahip olmas gerekmektedir.) 2 ) Bireyler, kendi giriflimleriyle hangi alanlarda ekonomik etkinlik gösterebilirler? Bu ekonomik etkinlikler sonucu sa lad klar yla neler yapabilirler? Ne yapmalar na izin verilmifltir? 3) Ekonomik amaçlar na ulaflabilmek için bireylerin hangi ortak giriflimlere ve örgütlere kat lmas na izin verilmektedir? 4 ) Kaynaklar n de erlendirilmesi ve tüketim mal halinde biçimlenmesi sürecine kat lmalar için kiflilere ne gibi yarar ve primler sa lanmakta ya da vaat edilmektedir? 5) Verimli çal flmalara kat lanlar n kiflisel yararlar n saptamada söz sahibi kurum ya da toplum kesimleri, toplum güçleri hangileridir? 6) Fiyatlar belirleyen faktörler hangileridir ve fiyat mekanizmas nas l çal flmaktad r? (Parasal ekonomiyi ortadan kald raca ileri sürülen komünist toplum d fl nda, her modern sanayi toplumunda parasal fiyatlar büyük önem tafl maktad r.) Ekonomik Sistemler Yukar da s ralanan alt sorunun ilgi çekici yan, hepsinde de "kim" ya da "ne" sözcüklerinin geçmesidir. Bu sözcüklerin varl, cevaplar n toplumdan topluma, ulustan ulusa de iflti ini, ola anüstü birtak m yasa ya da güçler taraf ndan belirlenmedi ini göstermektedir. Bir baflka deyiflle, ekonomik sistemleri insanlar yaratm fllard r. Ekonomik sistemler, tarihsel oluflum içinde sürekli de iflim göstermifllerdir. Bunda yasama organlar taraf ndan ç kar lan kararlardan, halk n gelenek ve göreneklerinin de iflimine kadar her fleyin etkisi vard r. Ekonomik kurumlar, yarat lma, y k lma, de ifltirilme ve yeniden düzenlenme süreci içinde biçim de ifltirirler. O s - rada toplum içindeki güçleri oran nda yasa koyucular, iflçiler, müteflebbisler, tüketiciler, yarg çlar, memurlar etkili olur. Ekonomik kurumlar n en belirli özellik ve niteli i, de iflken olufllar d r. Bu de ifliklikler, bazen toplum içi güçlerin örgütlü ve bilinçli hareketleri sonucu meydana gelir. Bazen de yine toplum içi güçler taraf ndan, ancak daha dolayl iliflkiler sonucu ortaya ç - kar l rlar. Köklü de ifliklik ve dönüflümler ise, tarihsel geliflim içinde daha aç k seçik bir biçimde görülebilir. Örne in, Ortaça n d e r e b e y l i k düzeninden m e r k a n t i l i s t y a fl a m görüflüne geçilmifl, merkantilist görüflü de " b r a k n z yaps nlar, b rak n z geçsinler" felsefesi izlemiflir. Kurumsal de ifliklikleri ve bu de ifliklikerin insan üstündeki etkilerini az msamamak gerekir. Köklü toplumsal dönüflümler, basit kurallar sonucu ortaya ç kmaz. Bu dönüflümler, sonuçlar önceden düflünülmüfl olsun olmas n, kökleri ve güçlerini ald klar kaynaklar aç s ndan son derece karmafl k bir yap ya sahiptirler. nsanlar, ekonomik ve toplumsal kurumlar sürekli olarak de ifltirir, y kar, yeniden düzenler ve yarat rlar. Devrimsel ya da evrimsel niteliklere sahip bu de iflmeler sonucu ortaya ç kan yeni kurumlar da de iflikli i yapan insan n önce yaflam n, sonra da düflüncesini etkiler. Bir baflka deyiflle, insan n yaflam ve düflünceleri toplumsal kurumlar de ifltirmekte, de iflen kurumlar n ortaya ç kard yeni koflullar da de iflikli i yapan insan n yaflam ve düflüncesine yepyeni bir biçim vermektedir. Örne in, miras hukukunda önemli de ifliklikler yap ld - n, a r bir veraset ve intikal vergisi konuldu unu varsayal m. Bu durumda çocuklar na miras b rakma durumunda olan aile reisi, ister istemez çocuklar n kendi yaflamlar n kendi bafllar na yürütmeleri için zorlayacakt r. Bir düzenin kurumsal yap s, her fleyden önce o toplumdaki güç da l m hakk nda bilgi verir. Bir baflka deyiflle, ekonominin toplumsal yap s na bakarak, o toplumdaki kaynaklar n nas l, nerede, ne zaman ve kimler taraf ndan kullan laca hakk nda karar vermeye ve ifllem yapmaya kimin ya da kimlerin yetkili oldu unu anlayabiliriz. Kapitalist bir ekonomide genellikle bu yetki da l m genifl bir alan kapsar. Son y llarda, baz kapitalist ekonomilerde, ortaya ç kan kurumsal de ifliklikler nedeniyle ve artan hükümet müdahaleleri sonucu, karar v e r m e etkinli inin yavafl yavafl merkezîleflti i görül- 358

17 Ekonomik Sorun mektedir. Sosyalist ekonomilerde ise karar verme y e t- kisi kiflilerin, s nai ve ticari bireylerin üstünde, merkezi hükümetin elindedir. Bu sosyalist ekonomi düzeninin ve bu düzene ait kurumlar n do al bir sonucudur. Sanayide kollektif mülkiyetve i fl l e t m e ile tüm ekonomik yaflam n bir ekonomik plana ba l oluflu sosyalist sistemi en kesin hatlar yla yans t r. Karma ekonomi - lerde ise, durum biraz daha farkl d r. Kaynaklar n hangi biçimde kullan laca hakk nda karar verme ve ifllem yapma yetkisi, "karma ekonomi"nin derecesine göre, bireyler ile merkezî hükümet aras nda da t lm flt r. (Bkz. Sosyalizm, Kapitalizm, Karma Ekonomi, B rak - n z Yaps nlar B rak n z Geçsinler, Merkantilizm) Ekonomik Sorun [Alm. Ökonomische Frage] [Fr. Problème économique] [ ng. Economic problem] Ekonomik sorun, geliflen uygarl kla durmadan yeni biçimler alarak insanl n önüne ç kan ve çözümlenmesi yaflamsal önem tafl yan sorunlar n her biridir. 1930'lar n en önemli sorunu, iflçilerin ve kaynaklar n kitle halinde bofllu a düflmesine yol açan Büyük Depresyon d u. 1940'lar n savafl ekonomisi sorunu çözümlemifl, fakat yenilerini yaratm flt r. Özellikle, k t kaynaklar n a s k e r î ve sivil ihtiyaçlar aras nda yeniden da l m n n ne kadar h zl gerçekleflebilece i önemli bir sorun oluflturmufltur ' l e rd e birçok ülkede bir sorun haline gelen enflasyon, önemini günümüzde de (1996) sürdürmektedir. 1960'larda ekonomik büyümenin h z nda meydana gelen yavafllaman n aç klanmas na a rl k verilmifltir. 1970'lerin en hayati sorunlar ise, enerji maliyetinde meydana gelen ve on y lda petrol fiyatlar n n on kat na yükselmesine yol açan de iflikliklerin yan s ra, yüksek iflsizlik oranlar n n yüksek enflasyon oranlar yla bir arada yürütülmesi olmufltur. Dünyan n karfl laflt ciddi sorunlar n tümünü ekonomik sorunlar oluflturmuyor: Siyasal, biyolojik, toplumsal, kültürel ve felsefi sorunlar n da önemli oldu u do rudur. Ancak, ekonomi d fl gibi gözüken sorunlar n da önemli ekonomik boyutlar oldu u unutulmamal d r. Savafllara yol açan bunal mlar n kökünde yine ekonomik nedenler yatar. Uluslar asl nda petrol, pirinç... ve toprak için savafl rlar. Araplarla srail, anavatanlar için çarp fl yor gözüküyorlarsa da, asl nda ekime uygun alanlar, su kaynaklar, petrol ve ulaflt rma yollar için savaflt klar da bir gerçektir. Ekonomik Tahmin Ekonomik Sürtüflme [Alm. Wirtschaftliche Reibung] [Fr. Friction économi - que] [ ng. Economic friction] Ekonomik olmayan görüfller ekonomik ilkelerin rahatça ifllemesine engel oldu u zaman, ekonomik sürtüflmeden söz edilir. Terim daha çok iflsizlikle ilgili olarak kullan lmaktad r. Bir maldan di er bir mala do ru bir talep de iflmesi oldu u takdirde, bir üretim sahas nda ifline son verilenlerin hemen di er sahada ifle al nmalar mümkün olsayd, iflsizlik olmayacakt. Emek mobilitesi tam olmad için, üretimi azalan sanayide -geçici de olsa- bir miktar iflsizli e rastlanmaktad r. Bu tür iflsizli e sürtüflmeden meydana gelen friksiyonel iflsizlik denilmektedir. Teknik ilerlemeden kaynaklanan iflsizlik de genel olarak friksiyonel türdendir. Ekonomik Tablo [Alm. Ökonomische Tabelle] [Fr. Tableau économique] [ ng. Tableau economic] Fizyokratlar n lideri D r. Q u e s n a y ' in bir bulufludur. Fizyokratlar, Klasik Okul un öncülerindendir. Bir hekim olan Dr. Quesnay, servet ve gelirlerin sosyal s n flar aras nda da l fl n kan n insan vücudunda dolaflmas na benzetmifltir. ktisadi tablo, servet ve gelirlerin do uflunu, el de ifltirmesini ve harcanmas n gösteren bir dinamik makro modeldir. ktisadi tabloya göre servet ve gelirler üç s n f aras nda paylafl lmaktad r: Toprak sahipleri, çiftçiler ve imalatç tacirler. Toprak sahiplerinin gelir kayna rant't r. Geçimlerini, çiftçilerden ald klar "kira" ya da "rant" ile sa larlar. G da maddelerini tar m kesiminden, mamul eflyay imalatç ve tacirlerden al rlar. Üretimleri yoktur ve toprak rant n n getirdi ini tüketerek yaflarlar. malatç lar, hammaddeyi toprak ekonomisinden sa layarak ifllerler. Do rudan do ruya ya da tacirlerin arac l yla mamul eflyay toprak sahipleri ile çiftçilere satarlar. malatç ve tacirler, girifltikleri faaliyet ile kendi harcamalar n karfl larlar. Ayr ca bir "net hâs la" b rakmazlar. Net hâs la yaratmad ndan, bu s n f oluflturanlar "k s r meslekler"dir. "Net hâs la" yarat c s s n f, çifçilerdir. Çiftçiler ürünün bir bölümünü tohumlu a ve kendi tüketimlerine ay r rlar. Kalan ile toprak sahiplerinin g das n, k s r mesleklerin hammadde ve g da gereksinimini karfl larlar. Üretimleri harcamalar n n üstündedir. Net hâs la, çiftçilerin harcamalar n yapt ktan sonraki kal nt d r. Ancak net hâs la bunu yaratan çiftçilerin elinde kalmamakta ve toprak sahiplerine intikal etmektedir. (Bkz. Quesnay, Fizyokratlar) F. Ergin Ekonomik Tahmin [Alm. Wirtschaftliche Prograse ] [Fr. Prévision écono - mique] [ ng. Economic forecasting] Gelece e iliflkin büyüklüklerin hangi düzeyde olaca n makro ve m i k r o düzeyde olmak üzere belirli metotlar kullanarak önceden saptamakt r. Mikro düzeyde üretimin büyük bir k sm talep beklentilerine göre ayarland ndan, ifl faaliyetinin, sat fllar n ve üretimin gelecekteki düzeylerini tahmin etmek, ifl idaresinin önemli bir fonksiyonudur. Makro düzeyde özellikle devletin milli gelir, tasarruf, yat r m, kamu cari harcamalar ve tüketim hakk nda yapt tahminler, hem kamu sektörünün hem de özel sektörün ekonomik karar sürecini etkilemektedir. 359

18 Ekonomik Ufuk Ekonomik Ufuk [Alm. Ökonomische Horizont] [Fr. Horizon économi - que] [ ng. Economic horizon] Bir kiflinin hesaplar nda kulland çeflitli ekonomik alanlar n bütünüdür. Ekonomik ufuk ifadesi ilk defa J. Tinbergen taraf ndan Econometrica dergisinde 1953 te kullan lm flt r. Kiflilerin, ileriye do ru planlar n yaparken ne uzunlukta dönemleri göz önünde bulundurduklar, ekonomik ufuk kavram n n incelemeye çal flt konulard r. Tahminlerdeki belirsizlik karakteri, tahminde bulunan n, de- erlerin gelece ini karfl laflt rabilmek için kendisini belirli bir dönemin içine koymas n gerektirmektedir. Bu suretle ekonomik ufuk kavram tahmin kavram n tamamlamak durumundad r. Ancak belirsizlikten kurtulmas na olanak yoktur; zira sübjektif etkiler alt ndad r. Konudan konuya de iflece i gibi, ortam ve ortam n istikrar, esneklik karakterini aksettirmektedir. Ekonomik ufuk, bar fl ekonomisinde savafl ekonomisinden farkl, geniflleme ekonomisinde daralma ekonomisinden farkl olacakt r. Ekonomik Yo unlaflma [Alm. Ökonomische Konzentration] [Fr. E c o n o m i q u e concentration] [ ng. Economic concentration] Yo unlaflma, az say da firman n, sektör için söz konusu de iflkenin (örne in ciro, üretim, katma de er ya da istihdam n) önemli bir k s m n elinde tutmas anlam na gelir. Pazar büyüklü ü azald kça yo unlaflman n artt genellikle kabul edilir. Pazar büyüklü ü burada m i n i - mum etkin ölçe in, yani uzun dönem ortalama masraf e risinin minimuma ulaflt en küçük üretim hacminin kat olarak düflünülmektedir. Türkiye'de birçok sektörde talep hacmi minimum etkin ölçe in alt nda kald için yo unlaflman n geliflmifl ülkelere oranla daha yüksek ç kmas do al karfl lanmal d r. Yo unlaflma derecesini saptamaya yönelik çeflitli ölçüler gelifltirilmifltir. Bunlar içinde en çok kullan lan "Yo unlaflma Oran "d r. Yo unlaflma oran, en yüsek cirosu olan birkaç firman n pazar pay toplam d r. Di er de iflkenler için de benzer bir tan m yap labilir. (p), (i) firmas n n pazar pay n göstersin, piyasada (n) tane firma olsun. (C) en yüksek cirosu olan, (m) (örne in 4) firman n pazar paylar toplam d r. m n C = pi pi = 1 i = i = Piyasadaki yo unlaflma yap s yo unlaflma e rileri ile daha iyi flekilde belirlenebilir. Yo unlaflma e risinin fleklini, firma say s ve firma büyüklüklerindeki eflitsizlik belirler. Bu ölçü d fl nda yo unlaflma için baflka ölçütler de gelifltirilmifltir. (Herfindahl indeksi, Entropi indeksi gibi.) Ekonomi Politik Genellikle firmalara iliflkin bireysel bilgilerin aç klanmas ile ilgili kay tlar, ancak en yukar daki belli say - da firma için yo unlaflma ölçülerinin yay nlanmas na sebep olur. Genellikle yo unlaflman n enflasyonu art rd iddias ortaya at lm flt r. Ancak, yo unlaflman n daha yüksek kâr oran sa lad genellikle kabul edilmekteyse de, daha yüksek fiyat art fl h z na (enflasyona) sebep oldu u iddias tart flmal d r. Yo unlaflman n yüksek oldu u firmalar, genellikle iflçilere ödenen ücretin de ayn alandaki di er firmalara göre yüksek oldu u teflebbüslerdir. Ancak sermaye yo- unlu u, iflgücünün befleri sermaye bileflimi gibi birçok baflka de iflken ile de aç klanmas gereken bir olgudur. Yo unlaflma, birçok ülkede antitröst mevzuata yol açm flt r. Pazara girifli kay tlayan engellerin kald r lmas na ya da azalt lmas na yöneliktir. Ancak, ölçek ekonomilerinin yüksek oldu u sektörlerde, özellikle ülkemiz gibi küçük piyasa hacmi olan ülkelerde yo unlaflma, uluslararas rekabet gücü aç s ndan bir zorunluluk olarak belirebilir. (Bkz. Ölçek Ekonomileri) U. Korum Ekonomi Politik [Alm. S t a a t w i r t s c h a f t l e h r e ] [Fr. Economie politique] [ ng. Political economy] ktisat bilimi için kullan lan ilk terimdir y l nda Antoine de Montchrétien taraf ndan yay nlanan bir kitab n ad Traite d'economie Politique'di. Ekonomi politik terimi bir süre terk edilmifl, ancak 160 y l sonra ngiltere'de James Denham Stuart' n Ingu - iry Into Principles of Political Economy (1770), talya'da Pietro Verri'nin Meditazionni Sull Economie Poli - tica (1771) ve Fransa da Dupont de Nemours n T a b l e Raisonnée des Principes d Economie Politique ( ) adl kitaplar nda yeniden kullan lm flt r. Terimin anlam : Ekonomi kelimesi Yunanca i k o s (ev) ve nomos (kanun) kelimelerinden meydana gelmifl- 360

19 Ekonomi Politikas Amaçlar tir. Mal varl n n sevk ve idaresi anlam na gelmektedir. "Politik" s fat ise özel'in ve ev'in karfl t olarak kullan lmaktad r. nceleme konusu, kiflinin mal varl n yönetme davran fl de il, bir insan toplulu unun mallar n nas l sevk ve idare ettiklerine iliflkin fenomenlerin incelenmesidir. nsan toplulu u devlet, eyaletler, gruplar olabilece i gibi toplumun davran fllar n anlamak bak m ndan tek insan (Robinson Crusoe) da olabilir. Ekonomi Politikas Amaçlar [Alm. Zieleder Wirtschaftspolitik] [Fr. Objectifs de la politique économique] [ ng. Economic policy targets] Ekonomi politikas n n k sa ve uzun, temel ve talî olmak üzere çok say da amaçlar vard r: K sa dönemli (konjonktürel) amaçlar: 1) Tam istihdam, 2) Fiyat istikrar, 3) Ödemeler dengesinin düzelmesi. Uzun dönemli (yap sal) amaçlar: 1) Üretimin genifllemesi, 2) Üretim faktörlerinin da l m nda düzelme, 3) Kollektif ihtiyaçlar n tatmini, 4) Gelir ve servet da l - m nda düzelme, 5) Belirli bölgelere ya da endüstrilere yönelik himaye. Talî amaçlar : 1) Özel tüketim kal b nda düzelme, 2) Arz n emniyetini sa lamak, 3) Nüfusun büyüklü ünde ya da yap s nda düzelmeler, 4) Çal flma saatlerinin k salt lmas. Ekonomi Politikas Araçlar [Alm. Mittel der Wirtschaftspolitik] [Fr. Instruments de l'economie politique] [ ng. Economic policy instru - ments] Ekonomi politikas n n befl ana arac vard r: 1 ) M a l i y e politikas, 2) Para ve kredi politikas, 3) Kambiyo politikas 4) Dolays z kontroller, 5) Kurumsal çerçevede de- iflmeler. Eksik stihdam Eksersiz Usulü [Alm. System der Gebarungsperioden] [Fr. Système dit de l'exercise] [ ng. Exercise system] Devlet bütçesi, esas itibariyle, gelecekteki bir mali y l için yap l r. Belirli bir tarihte yürürlü e giren bütçenin mali y l sonunda uygulanmas tamamlan r. Ancak, mali y l sonuna gelindi inde bütçeyle öngörülen bir k s m giderler tamamlanamam fl, baz gelirlerin tahsilindeyse belirli bir aflamada kal nm fl olabilir. Bütçe döneminin hesap olarak kapat lmas nda iki yöntem vard r. Bunlar, "eksersiz" ve "jestiyon" yöntemleridir. Eksersiz yönteminde, bütçe döneminin bafl nda öngörülenler gelir ve gider yönünden tamamlanana kadar hesaplar kapat lmaz. Bu flekliyle eksersiz yöntemi, belirli bir bütçe y l na iliflkin bütün ifllemlerin gösterildi- i bir yöntemdir. Jestiyon yönteminde ise mali y l sonu geldi inde hesaplar kesilmektedir. Bu flekliyle bütçe dönemi hesaplar nda fiilen yap lan giderlerle gelirler yer almaktad r. Di er bir deyiflle, jestiyon yönteminde, bütçe dönemi sonu geldi inde hangi aflamada bulunursa bulunsun hesaplar kapat lmaktad r. Buna göre jestiyon yönteminde süre bir mali y l ile s n rl yken, eksersiz usulünde hesaplar bak m ndan mali y la gelirlerin tam olarak toplan p, giderlerin aflamalar - n n tamamlanaca bir süre eklenmektedir. Böylece eksersiz yönteminde hesap dönemi, "mali y l + tamamlay - c süre" olarak belirlenmektedir. (Bkz. Jestiyon Usulü, Bütçe Hesaplar n n Kapat lmas Yöntemleri) Y. Öncel Eksik Ekonomiler (Bkz. D flsal Eksi Ekonomiler, çsel Eksi Ekonomiler). Eksik stihdam [Alm. Unterbeschäftigung] [Fr. Sous-emploi] [ ng. Un - deremployment] Ekonominin kendili inden tam istihdama yönelmesi için düzeltici mekanizman n mevcut olmad n, eksik istihdamda dengede olaca n savunan fikirdir. Dengenin eksik istihdam düzeyinde oluflmas nda en önemli faktör, yat r m harcamalar n n yetersizli idir. Tüketim, yat r m, devlet harcamalar ve net ihracattan oluflan toplam talep, toplam arz e risini tam istihdam gelirinin alt nda bir yerde kesmektedir. Bu suretle harcamalar bak m ndan bir deflasyoncu aç k, milli gelir bak - m ndan GSMH aç oluflmaktad r. Bu iki aç n kendiliklerinden kapanmas na olanak veren bir mekanizma mevcut de ildir. Monetarist ekonomistlere göre, Keynesçi modele dahil edilmeyen baz faktörler çok kuvvetli etki yapmakta ve geliri tam istihdam noktas na yükseltmektedirler. Yeni kurulmakta olan modellerde eksik istihdam dengelerinin olufltu u bölüme, Keynesçi bölüm denilmektedir. Bu k s mda toplam talep kaymalar fiyatlar etkilememekte milli gelirle iliflkili bulunmaktad r. 361

20 Eksik stihdam Dengesi Eksik Rekabet Acaba gelirdeki azalma, deflasyoncu aç ktan, yani, 40 trilyondan ibaret mi olacak? Hiç flüphesiz ki, hay r. Gelir, deflasyoncu aç n birkaç kat azalacakt r. E er 1 liral k gelir azalmas, tüketim masraflar nda liran n 2/3'ü kadar bir azalma meydana getirirse, milli gelirin deflasyoncu aç n 3 kat azalm fl olmas gerekir. Toplam arz e risinin ara k sm nda da eksik istihdam halleri mevcuttur. Ancak bu bölümde, bir eksik istihdam düzeyinden daha yüksek bir eksik istihdam düzeyine yükseldikçe, bir taraftan reel gelir, di er taraftan fiyat düzeyi de yükselmektedir. D F G T+Y+D Eksik stihdam Dengesi [Alm. Gleichgewicht der Unterbeschäftigung] [Fr. Equilibre de sous-emploi] [ ng. Underemployment equ - ilibrium] Bu denge hali, iki yan da keskin bir k l c and r r. Yeni yat r mlar n milli gelir üstünde çok olumlu etkiler göstermesine neden olur. Fakat, yat r m azald zaman, milli gelirin çok daha fazla azalmas na yol açacak biçimde mekanizmalar iflletir. Yat r m f rsatlar 20 trilyon TL azal rsa, milli gelir bunun üç kat azalacakt r (60 trilyon). E er safi yat r m s f ra düflerse, milli gelir de toplumun hiçbir safi tasarrufta bulunamayaca bafla bafl noktas düzeyine düflecektir. Demek ki, milli gelirin denge düzeyi her zaman olumlu bir gösterge de ildir. E er yat r m azsa, milli gelirin denge düzeyi iflsizli e ve milli kaynaklar n ât l kalmas na neden olacakt r. Arzu edilen tek milli gelir düzeyi, tam istihdama yak n olan d r. Fakat, tam istihdam düzeyine varmak için, yat r m f rsatlar n n tam istihdamdaki tasarruflara eflit olmas gerekir. Tam istihdam koflullar alt nda meydana gelen tasarruflar, özel yat r m ya da devlet politikas ile karfl lanmad kça tam istihdam halinin sürmesi mümkün de ildir. Bu takdirde, "deflasyoncu bir aç k"tan söz edilir. B u aç n büyüklü ü, tam istihdam koflullar alt nda meydana gelen tasarrufa oranla, yat r mdaki yetersizli e eflittir. Deflasyoncu aç, tam istihdam gelir düzeyinde, F tasarruf ve yat r m e rileri aras ndaki dikey mesafe ile ya da bir tüketim + yat r m grafi indeki gibi göstermek mümkündür. Bu gelir düzeyinde + Y fledülünün 660 trilyon TL'na (G noktas ) eflit oldu unu farzedelim. Bu takdirde G ile F aras nda 40 trilyon TL deflasyoncu bir aç k olacakt r. Bu aç k tam istihdam düzeyinin korunmas na engel olacakt r. Safi Milli Has la Tam stihdamdaki T+Y+D harcamalar n n tam istihdam SMH'dan farkl olmas : Harcama aç na "deflasyoncu aç k" denir. Deflasyoncu aç k daima tam istihdam SMH seviyesinde 45 derecelik do ru ile T+Y+D fledülü aras ndaki dik mesafe olan FG ile ölçülmektedir. Böyle bir deflasyoncu aç k sonucunda gelir, aç n birkaç misli azalacakt r. (Bkz. John Maynard Keynes) Eksik Rekabet [Alm. Unvollkommene Wettbewerb] [Fr. C o n c u r r e n c e imparfaite] [ ng. Imperfect competition] Tam rekabet koflullar n n aksad piyasalara denir. Monopollü rekabet gerçek hayata en uygun piyasa modellerinden biridir. Genellikle oligopole benzeyen bu piyasa fleklinin koflullar flöyle s ralanabilir: Firma say s çoktur ve firmalar piyasaya göre küçük cesamettedir; mallar homojen de il, farkl d r; piyasaya girifl serbesttir. Firmalar n piyasaya göre küçük cesamette bulunmalar, piyasa içindeki paylar n n küçük olmas anlam na g e l i r. Bu firmalar n satt klar mallar birbirine benzerse de birbirinin ayn de ildir. Sonuç olarak da, tek firman n mal na olan talep sonsuz elastik say lmaz. Bir firman n fiyat n yükseltmesi, l ml ölçüler içinde kal nd kça, müflterilerin tümünün kaybedilmesine yol açmaz. Çünkü, tüketici gözünde, söz konusu mal farkl bir mald r. Bu durum, piyasaya giriflleri teflvik etmektedir. Firmalar aras ndaki rekabet bir fiyat rekabeti de il, farkl l k rekabetidir. Tüketiciler üzerinde bu izlenimi yaratmak için de reklam yapt rmaya, farkl ambalaj flekillerine vb'ne gidilebilir. 362

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ

İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ İKİNCİ BÖLÜM EKONOMİYE GÜVEN VE BEKLENTİLER ANKETİ 120 kinci Bölüm - Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi 1. ARAfiTIRMANIN AMACI ve YÖNTEM Ekonomiye Güven ve Beklentiler Anketi, tüketici enflasyonu, iflsizlik

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler

Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uygulama Önerileri 59 Uygulama Önerisi 1110-2: ç Denetim Yöneticisi- Hiyerarflik liflkiler Uluslararas ç Denetim Meslekî Uygulama Standartlar ndan Standart 1110 un Yorumu lgili Standart 1110 Kurum çi Ba

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI MALİ SEKTÖRLE İLİŞKİLER VE KAMBİYO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YURTDIŞI DOĞRUDAN YATIRIM RAPORU 2013 Ekim 2014 İÇİNDEKİLER Giriş... 2 Dünya da Uluslararası Doğrudan Yatırım Trendi... 3 Yıllar

Detaylı

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*)

TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) TÜRK YE B L MSEL VE TEKNOLOJ K ARAfiTIRMA KURUMU DESTEK PROGRAMLARI BAfiKANLIKLARI KURULUfi, GÖREV, YETK VE ÇALIfiMA ESASLARINA L fik N YÖNETMEL K (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, Türkiye Bilimsel

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı İktisat Anabilim Dalı-(Tezli) Yük.Lis. Ders İçerikleri Mikroekonomik Analiz I IKT701 1 3 + 0 6 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih, Talep, Maliyet, Üretim, Kar, Arz.

Detaylı

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme

2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme 2. Projelerle bütçe formatlar n bütünlefltirme Proje bütçesi haz rlarken dikkat edilmesi gereken üç aflama vard r. Bu aflamalar flunlard r: Kaynak belirleme ve bütçe tasla n n haz rlanmas Piyasa araflt

Detaylı

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z

MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z MALAT SANAY N N TEMEL GÖSTERGELER AÇISINDAN YAPISAL ANAL Z Nisan 2010 ISBN 978-9944-60-631-8 1. Bask, 1000 Adet Nisan 2010 stanbul stanbul Sanayi Odas Yay nlar No: 2010/5 Araflt rma fiubesi Meflrutiyet

Detaylı

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de

T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de KURUMLARDAN ELDE ED LEN KAR PAYLARININ VERG LEND R LMES VE BEYANI Necati PERÇ N Gelirler Baflkontrolörü I.- G R fi T ürk Gelir Vergisi Sisteminde, menkul sermaye iratlar n n ve özellikle de flirketlerce

Detaylı

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar

Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde Hizmet çi E itim Uygulamalar Hmfl. Sevgili GÜREL Emekli, Ac badem Sa l k Grubu Ac badem Hastanesi, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi, STANBUL e-posta: sgurkan@asg.com.tr H

Detaylı

Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.9. Pazar De eri Esasl ve Pazar De eri D fl De er Esasl De erlemeler için ndirgenmifl Nakit Ak fl Analizi

Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.9. Pazar De eri Esasl ve Pazar De eri D fl De er Esasl De erlemeler için ndirgenmifl Nakit Ak fl Analizi K lavuz Notlar Uluslararas De erleme K lavuz Notu, No.9 Pazar De eri Esasl ve Pazar De eri D fl De er Esasl De erlemeler için ndirgenmifl Nakit Ak fl Analizi 1.0 Girifl 1.1 ndirgenmifl nakit ak fl ( NA)

Detaylı

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL

2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL 2007 YILI VE ÖNCES TAR H BASKILI HAYVANCILIK B LG S DERS K TABINA L fik N DO RU YANLIfi CETVEL NOT: Düzeltmeler bold (koyu renk) olarak yaz lm flt r. YANLIfi DO RU 1. Ünite 1, Sayfa 3 3. DÜNYA HAYVAN POPULASYONU

Detaylı

HAYALi ihracatln BOYUTLARI

HAYALi ihracatln BOYUTLARI HAYALi ihracatln BOYUTLARI 103 Müslüme Bal U lkelerin ekonomi politikaları ile dış politikaları,. son yıllarda birbirinden ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Tüm dünya ülkelerinin ekonomi politikalarında

Detaylı

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama

Araflt rma modelinin oluflturulmas. Veri toplama 21 G R fi Araflt rman n amac na ba l olarak araflt rmac ayr ayr nicel veya nitel yöntemi kullanabilece i gibi her iki yöntemi bir arada kullanarak da araflt rmas n planlar. Her iki yöntemin planlama aflamas

Detaylı

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir.

dan flman teslim ald evraklar inceledikten sonra nsan Kaynaklar Müdürlü ü/birimine gönderir. TÜB TAK BAfiKANLIK, MERKEZ VE ENST TÜLERDE ÇALIfiIRKEN YÜKSEK L SANS VE DOKTORA Ö REN M YAPANLARA UYGULANACAK ESASLAR (*) Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Esaslar n amac ; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araflt

Detaylı

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme

F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme S GORTA KOM SYON G DER BELGES mali ÇÖZÜM 171 Memifl KÜRK* I-G R fi: F inans sektörleri içinde sigortac l k sektörü tüm dünyada h zl bir büyüme göstermifltir. Geliflmifl ekonomilerde lokomotif rol üstlenen

Detaylı

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2

Ekonomi Alan ndaki Uygulamalar ve Geliflmeler 2 Atütürk ün Dünyas Cengiz Önal Ekonomik kalk nma, Türkiye'nin özgür, ba ms z ve daima daha kuvvetli olmas n n ve müreffeh bir Türkiye idealinin bel kemi idir. Tam ba ms zl k ancak ekonomik ba ms zl kla

Detaylı

Yay n No : 1700 flletme-ekonomi Dizisi : 196. 1. Bask Ocak 2007 - STANBUL

Yay n No : 1700 flletme-ekonomi Dizisi : 196. 1. Bask Ocak 2007 - STANBUL I Doç.Dr. Faz l GÜLER T E M E L STAT ST K II Yay n No : 1700 flletme-ekonomi Dizisi : 196 1. Bask Ocak 2007 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-594 - 3 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay n haklar

Detaylı

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015

İŞLETMENİN TANIMI 30.9.2015 Öğr.Gör.Mehmet KÖRPİ İŞLETMENİN TANIMI Sonsuz olarak ifade edilen insan ihtiyaçlarını karşılayacak malları ve hizmetleri üretmek üzere faaliyette bulunan iktisadi birimler işletme olarak adlandırılmaktadır.

Detaylı

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac

Ders 3: SORUN ANAL Z. Sorun analizi nedir? Sorun analizinin yöntemi. Sorun analizinin ana ad mlar. Sorun A ac Ders 3: SORUN ANAL Z Sorun analizi nedir? Sorun analizi, toplumda varolan bir sorunu temel sorun olarak ele al r ve bu sorun çevresinde yer alan tüm olumsuzluklar ortaya ç karmaya çal fl r. Temel sorunun

Detaylı

MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ)

MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) MUHASEBE VE DENETİM YÜKSEK LİSANS PROGRAMI (TEZSİZ) 8.2. Ders İçerikleri 8.2.1. Zorunlu Dersler MLY 101 Denetim Ticari faaliyetler ile ilgili olayların önceden saptanmış ölçütlere uygunluk derecesini araştırmak

Detaylı

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve

K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve ÖZEL MATRAH fiekl NE TAB ALKOLLÜ ÇK SATIfiLARINDA SON DURUM H.Hakan KIVANÇ Serbest Muhasebeci Mali Müflavir I. G R fi K atma de er vergisi, harcamalar üzerinden al nan vergilerin en geliflmifl ve modern

Detaylı

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü

Mehmet TOMBAKO LU* * Hacettepe Üniversitesi, Nükleer Enerji Mühendisli i Bölümü Nükleer Santrallerde Enerji Üretimi ve Personel E itimi Mehmet TOMBAKO LU* Girifl Sürdürülebilir kalk nman n temel bileflenlerinden en önemlisinin enerji oldu unu söylemek abart l olmaz kan s nday m. Küreselleflen

Detaylı

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TETAŞ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YÖNERGE 10 BÜTÇE YÖNERGESİ T E T A Ş TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET VE TAAHHÜT ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ BÜTÇE YÖNERGESİ TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET

Detaylı

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland.

Banka Kredileri E ilim Anketi nin 2015 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 10 Nisan 2015 tarihinde yay mland. 21 OCAK-MART DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 21 y ilk çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 1 Nisan 21 tarihinde

Detaylı

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina

.. 95. Çeviren: Dr. Almagül sina .. 95 Türkiye ile Kazakistan: Karfl l kl Kazan mlara Dayal Bir flbirli i Bektas Mukhamejanov * Çeviren: Dr. Almagül sina Kazakistan ba ms zl n kazand ndan itibaren, d fl politika stratejisinde çok yönlü

Detaylı

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda

MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda MKB'de fllem Gören Anonim fiirketlerin Kendi Paylar n Sat n Almalar Hakk nda Sermaye Piyasas Kurulu Düzenlemesi Hakk nda BFS - 2011/08 stanbul, 25.08.2011 Sermaye Piyasas Kurulunun afla da yer alan 10.08.2011

Detaylı

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır.

SİRKÜLER. 1.5-Adi ortaklığın malları, ortaklığın iştirak halinde mülkiyet konusu varlıklarıdır. SAYI: 2013/03 KONU: ADİ ORTAKLIK, İŞ ORTAKLIĞI, KONSORSİYUM ANKARA,01.02.2013 SİRKÜLER Gelişen ve büyüyen ekonomilerde şirketler arasındaki ilişkiler de çok boyutlu hale gelmektedir. Bir işin yapılması

Detaylı

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi

Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Otomasyon Sistemleri E itiminde Animasyon Tabanl Uygulamalar n Yeri ve Önemi Murat Ayaz Kocaeli Üniversitesi Teknik E itim Fakültesi, Elektrik E itimi Koray Erhan Kocaeli Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi,

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ BOŞANMA ANALİZİ 22.07.2014 Tarihsel sürece bakıldığında kalkınma,

Detaylı

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY

MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY MOTORLU TAfiIT SÜRÜCÜLER KURSLARINDA KATMA DE ER VERG S N DO URAN OLAY brahim ERCAN * 1- GENEL B LG : Motorlu tafl t sürücüleri kurslar, 5580 say l Özel Ö retim Kurumlar Kanunu kapsam nda motorlu tafl

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARINDA MERKEZİ KARŞI TARAF UYGULAMASI 13 MAYIS 2013 İSTANBUL DR. VAHDETTİN ERTAŞ SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın BDDK Başkanım, İktisadi Araştırmalar Vakfı, Borsamız

Detaylı

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ

1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1 OCAK 31 ARALIK 2009 ARASI ODAMIZ FUAR TEŞVİKLERİNİN ANALİZİ 1. GİRİŞ Odamızca, 2009 yılında 63 fuara katılan 435 üyemize 423 bin TL yurtiçi fuar teşviki ödenmiştir. Ödenen teşvik rakamı, 2008 yılına

Detaylı

ISL107 GENEL MUHASEBE I

ISL107 GENEL MUHASEBE I ISL107 GENEL MUHASEBE I Doç.Dr. Murat YILDIRIM muratyildirim@karabuk.edu.tr 8. HAFTA Menkulkıymetleraşağıdaki amaçlardoğrultusunda edinilebilir. Güvenlik Amacı: işletmeler sahip oldukları nakit mevcutlarının

Detaylı

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler

ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler ISI At f Dizinlerine Derginizi Kazand rman z çin Öneriler Metin TUNÇ Seçici Olun ISI' n editoryal çal flanlar her y l yaklafl k olarak 2,000 dergiyi de erlendirmeye tabi tutmaktad r. Fakat de erlendirilen

Detaylı

Araştırma Notu 15/177

Araştırma Notu 15/177 Araştırma Notu 15/177 02 Mart 2015 YOKSUL İLE ZENGİN ARASINDAKİ ENFLASYON FARKI REKOR SEVİYEDE Seyfettin Gürsel *, Ayşenur Acar ** Yönetici özeti Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon

Detaylı

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014)

ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) GİRİŞ ORTA VADELİ MALİ PLAN (2012-2014) 2012-2014 dönemi Orta Vadeli Mali Planı, Orta Vadeli Programla uyumlu olmak üzere gelecek üç yıla ilişkin merkezi yönetim bütçesi toplam gelir ve gider tahminleriyle

Detaylı

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU

KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU KULLANILMIfi B NEK OTOMOB L TESL MLER N N KDV KANUNU KARfiISINDAK DURUMU Bülent SEZG N* 1-G R fi: Bilindi i üzere 3065 say l Katma De er Vergisi Kanununun Verginin konusunu teflkil eden ifllemler bafll

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 11 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi

Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Beşinci İzmir İktisat Kongresi Meriç Uluşahin Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Beşinci İzmir İktisat Kongresi Finansal Sektörün Sürdürülebilir Büyümedeki Rolü ve Türkiye nin Bölgesel Merkez Olma Potansiyeli 1 Kasım

Detaylı

www.mercedes-benz.com.tr Mercedes-Benz Orijinal Ya lar

www.mercedes-benz.com.tr Mercedes-Benz Orijinal Ya lar www.mercedes-benz.com.tr Mercedes-Benz Orijinal Ya lar Kazand ran Güç Mercedes-Benz orijinal ya lar arac n z üreten uzmanlar taraf ndan, gelifltirilmifltir. Mercedes-Benz in dilinden en iyi Mercedes-Benz

Detaylı

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man

Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man 214 EK M-ARALIK DÖNEM BANKA KRED LER E M ANKET Doç.Dr.Mehmet Emin Altundemir 1 Sakarya Akademik Dan man nin 214 y dördüncü çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankas (TCMB) taraf ndan 9 Ocak 215

Detaylı

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu

30 > 35. nsan Kaynaklar. > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu 30 > 35 nsan Kaynaklar > nsan Kaynaklar Yönetimi > Personel E itimleri > Personel Otomasyonu > nsan Kaynaklar Personele Göre fl De il, fle Göre Personel. stanbul Büyükflehir Belediyesi, Personele Göre

Detaylı

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Değerlendirme Notu Sayfa1 Sağlık Reformunun Sonuçları İtibariyle Değerlendirilmesi 26-03 - 2009 Tuncay TEKSÖZ Dr. Yalçın KAYA Kerem HELVACIOĞLU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Türkiye 2004 yılından itibaren sağlık

Detaylı

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18

Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü 07.03.2012 06:18 http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/03/201203... 1 of 5 6 Mart 2012 SALI Resmî Gazete Sayı : 28225 Atatürk Üniversitesinden: YÖNETMELİK ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ASTROFİZİK UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Detaylı

MUHASEBE SÜRECİ. Dönem Başındaki İşlemler. Dönem İçinde Yapılan İşlemler. Dönem Sonunda Yapılan İşlemler

MUHASEBE SÜRECİ. Dönem Başındaki İşlemler. Dönem İçinde Yapılan İşlemler. Dönem Sonunda Yapılan İşlemler ENVANTER VE BİLANÇO MUHASEBE SÜRECİ Dönem Başındaki İşlemler Dönem İçinde Yapılan İşlemler Dönem Sonunda Yapılan İşlemler Genel Geçici Mizanın Düzenlenmesi Dönem Sonu Envanterinin Çıkarılması Dönem Sonu

Detaylı

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES

MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES MESLEK MENSUPLARI AÇISINDAN TÜRK YE DENET M STANDARTLARININ DE ERLEND R LMES Ahmet AKIN / TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi 387 388 Genel Oturum III - Meslek Mensuplar Aç s ndan Türkiye Denetim Standartlar n

Detaylı

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle

B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle B anka ve sigorta flirketlerinin yapm fl olduklar ifllemlerin özelli i itibariyle bu ifllemlerin üzerinden al nan dolayl vergiler farkl l k arz etmektedir. 13.07.1956 tarih 6802 say l Gider Vergileri Kanunu

Detaylı

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU

2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ÖN DEĞERLENDİRME NOTU I- 2008 Mali Yılı Bütçe Sonuçları: Mali Disiplin Sağlandı mı? Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan 2008 mali yılı geçici bütçe uygulama sonuçlarına

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas

Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi. 4. Bas 1 Prof. Dr. Yunus Kishal Kocaeli Üniversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakültesi Ö retim Üyesi Tekdüzen Hesap Sistemi ve Çözümlü Muhasebe Problemleri 4. Bas Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Tebli leri

Detaylı

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir

önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir önce çocuklar Türkiye için Önce Çocuklar önemlidir 2002 May s ay nda yap lan Birleflmifl Milletler Çocuk Özel Oturumu öncesinde tüm dünyada gerçeklefltirilen Çocuklar çin Evet Deyin kampanyas na Türkiye

Detaylı

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl

G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl 220 ÇEfi TL ADLARLA ÖDENEN C RO PR MLER N N VERG SEL BOYUTLARI Fatih GÜNDÜZ* I-G R fi G ünümüzde bir çok firma sat fllar n artt rmak amac yla çeflitli adlar (Sat fl Primi,Has lat Primi, Y l Sonu skontosu)

Detaylı

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler

2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar. Konsolide Olmayan Veriler 2008 1. Çeyrek Finansal Sonuçlar Konsolide Olmayan Veriler Rakamlarla Halkbank 70 y l Kooperatif ve KOB kredilerinde 70 y ll k tecrübe ve genifl müflteri taban Halkbank n rekabette kuvvetli yönleridir.

Detaylı

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif

Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif Dr. Yeflim Toduk Akifl Aile flirketleri, kararlar nda daha subjektif flirket birleflmeleri ve sat nalmalar, türkiye deki küçük iflletmelerden, dev flirketlere kadar her birinin gündeminde olmaya devam

Detaylı

Uluslararas De erleme Uygulamas 2 Borç Verme Amac na Yönelik De erleme

Uluslararas De erleme Uygulamas 2 Borç Verme Amac na Yönelik De erleme Uluslararas De erleme Uygulamas 2 Borç Verme Amac na Yönelik De erleme Girifl Kapsam Tan mlar Muhasebe Standartlar yla lgisi Uygulama Tart flma Aç klama Yükümlülü ü Standartlardan Ayr lma Hükümleri Yürürlük

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım

Detaylı

H. Atilla ÖZGENER* Afla daki ikinci tabloda ise Türkiye elektrik üretiminde yerli kaynakl ve ithal kaynakl üretim yüzdeleri sunulmufltur.

H. Atilla ÖZGENER* Afla daki ikinci tabloda ise Türkiye elektrik üretiminde yerli kaynakl ve ithal kaynakl üretim yüzdeleri sunulmufltur. Mevcut Kaynaklar Kullan lmas na Ra men 2020 li Y llarda Türkiye de Elektrik Enerjisi Aç Olabilir mi? H. Atilla ÖZGENER* I. Türkiye nin Elektrik Enerjisi Durumunun Saptanmas Türkiye nin elektrik enerjisi

Detaylı

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi

TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR. Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 1 2. B Ö L Ü M TMS 19 ÇALIfiANLARA SA LANAN FAYDALAR Yrd. Doç. Dr. Volkan DEM R Galatasaray Üniversitesi Muhasebe-Finansman Anabilim Dal Ö retim Üyesi 199 12. Bölüm, TMS-19 Çal flanlara Sa lanan Faydalar

Detaylı

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U

BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U BELGES Z MAL BULUNDURULMASI VEYA H ZMET SATIN ALINMASI NEDEN YLE KDV SORUMLULU U Cengiz SAZAK* 1.G R fi Bilindi i üzere Katma De er Vergisi harcamalar üzerinden al n r ve nihai yüklenicisi, (di er bir

Detaylı

KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER

KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER KDV BEYAN DÖNEM, TAKV M YILININ ÜÇER AYLIK DÖNEMLER OLAN MÜKELLEFLER Bülent SEZG N* 1-G R fi Katma de er vergisinde vergilendirme dönemi, 3065 Say l Katma De- er Vergisi Kanununun 39 uncu maddesinin 1

Detaylı

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması

Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması 23 Aralık 2008 Akaryakıt Fiyatları Basın Açıklaması Son günlerde akaryakıt fiyatları ile ilgili olarak kamuoyunda bir bilgi kirliliği gözlemlenmekte olup, bu durum Sektörü ve Şirketimizi itham altında

Detaylı

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye

stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 215 ROMANYA LE BULGAR STAN IN AB YE EKONOM K ENTEGRASYONU Yrd. Doç. Dr. Mesut EREN stanbul Kültür Üniversitesi, Türkiye 1. Girifl Avrupa Birli i nin 5. ve son genifllemesi 2004 y l nda 10 Orta ve Do u

Detaylı

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Değerli konuklar, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çalışmaları kapsamında düzenlediğimiz Kurumsal Yönetim konulu toplantımıza hepiniz hoş geldiniz. 11 Aralık 2001 tarihli Bakanlar

Detaylı

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR

ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR ANKARA EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 3 AYLIK RAPOR Bu rapor Ankara Emeklilik A.Ş Gelir Amaçlı Uluslararası Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu

Detaylı

Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi

Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Konu 4 Tüketici Davranışları Teorisi Hadi Yektaş Zirve Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans Programı Güz 2012 1 / 93 Hadi Yektaş Tüketici Davranışları Teorisi İçerik 1 2 Kayıtsızlık Eğrisi Analizi Tüketici

Detaylı

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES

VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES VOB- MKB 30-100 ENDEKS FARKI VADEL filem SÖZLEfiMES Copyright Vadeli fllem ve Opsiyon Borsas A.fi. Aral k 2010 çindekiler

Detaylı

AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*)

AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*) AR-GE YETENE DE ERLEND R LMES ESASLARI (*) Amaç Madde 1. Bu Esaslar, kurulufllar n teknolojik AR-GE yapma yetene inin TÜB TAK taraf ndan de erlendirilmesine iliflkin usul ve esaslar belirlemektedir. Kapsam

Detaylı

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

GALATA YATIRIM A.Ş. Halka Arz Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU SAN-EL MÜHENDİSLİK ELEKTRİK TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 22-11-2013 Fiyat Tespit Raporu DEĞERLENDİRME RAPORU İş bu rapor, Galata Yatırım A.Ş. tarafından, Sermaye Piyasası Kurulu nun 12/02/2013 tarihli ve 5/145 sayılı kararında yer alan; payları ilk kez halka

Detaylı

2464 BELED YE GEL RLER KANUNU BELEDİYE GELİRLERİ

2464 BELED YE GEL RLER KANUNU BELEDİYE GELİRLERİ 2464 BELED YE GEL RLER KANUNU 213 BELEDİYE GELİRLERİ KANUN N N ESK fiekl KANUN N N YEN fiekl 41 ÇEVRE TEM ZL K VERG S : (5035 Say l Kanun ile de iflen madde. Yürürlük Mükerrer Madde 44--3914 say l kanunun

Detaylı

1 MAKRO EKONOMİ BİLİMİNE GİRİŞ

1 MAKRO EKONOMİ BİLİMİNE GİRİŞ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ III Bölüm 1 MAKRO EKONOMİ BİLİMİNE GİRİŞ 11 1.1. Makro Ekonomi Biliminde Yöntem 12 1.2. Kavramsal Çerçeve 13 1.3. Makro Ekonomi Bilimi Literatürü 16 1.3. 1. Klasik Makro Ekonomi Bilimi

Detaylı

300 yılı aşkın uzmanlığımızla bugün olduğu gibi yarın da yanınızdayız. PLAN 113 YATIRIM FONLARI TANITIM KILAVUZU

300 yılı aşkın uzmanlığımızla bugün olduğu gibi yarın da yanınızdayız. PLAN 113 YATIRIM FONLARI TANITIM KILAVUZU 300 yılı aşkın uzmanlığımızla bugün olduğu gibi yarın da yanınızdayız. PLAN 113 YATIRIM LARI TANITIM KILAVUZU AVIVASA EMEKL L K VE HAYAT A.fi. GEL R AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKL L K YATIRIM U Genifl

Detaylı

BÜTÇE HAZIRLIK ÇALIŞMALARINDA KULLANILACAK FORMLARA İLİŞKİN BİLGİLER

BÜTÇE HAZIRLIK ÇALIŞMALARINDA KULLANILACAK FORMLARA İLİŞKİN BİLGİLER BÜTÇE HAZIRLIK ÇALIŞMALARINDA KULLANILACAK FORMLARA İLİŞKİN BİLGİLER Kuruluşlar bütçe hazırlık çalışmalarında bu bölümde örnekleri yer alan formları, aşağıda belirtilen bilgi ve açıklamalar doğrultusunda

Detaylı

21.12.2015. Euro Bölgesi 0,05% Japonya < 0.10% Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent. Yüksek 1,0875 1,4951 123,551 2,9160 1071,19 37,70

21.12.2015. Euro Bölgesi 0,05% Japonya < 0.10% Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent. Yüksek 1,0875 1,4951 123,551 2,9160 1071,19 37,70 Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent Ülke Faiz Ülke Faiz Açılış 1,0827 1,4898 122,555 2,9105 1051,20 36,79 Türkiye 7,50% İngiltere 0,50% Yüksek 1,0875 1,4951 123,551 2,9160 1071,19 37,70 Düşük

Detaylı

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER

KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER KOOPERAT F GENEL KURUL TOPLANTISINA KATILMA VE OY HAKKI BULUNAN K MSELER Merdan ÇALIfiKAN* I. G R fi 1163 say l Kooperatifler Kanunu na göre kooperatiflerin zaruri 3 organ bulunmaktad r. Bunlardan en yetkili

Detaylı

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i

DR. NA L YILMAZ. Kastamonulular Örne i I DR. NA L YILMAZ HEMfiEHR K ML Kastamonulular Örne i II Yay n No : 2039 Sosyoloji : 1 1. Bas - Ekim 2008 - STANBUL ISBN 978-975 - 295-936 - 1 Copyright Bu kitab n Türkiye deki yay n haklar BETA Bas m

Detaylı

PARASAL GÖSTERGELER KRED LER N DA ILIMI* (B N TL.)

PARASAL GÖSTERGELER KRED LER N DA ILIMI* (B N TL.) 1886 PARASAL GÖSTERGELER KRED LER N DA ILIMI* (B N TL.) 28 De iflim %) 28 De iflim %) Toplam 311.774.444 356.845.499 %14 4.641.681 5.168.27 %11 297.867.78 335.17.279 %13 4.44.733 4.774.62 %8 Alacaklar

Detaylı

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi

DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012. Hazırlayanlar. Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi DÜNYA EKONOMİK FORUMU KÜRESEL CİNSİYET AYRIMI RAPORU, 2012 Hazırlayanlar Ricardo Hausmann, Harvard Üniversitesi Laura D. Tyson, Kaliforniya Berkeley Üniversitesi Saadia Zahidi, Dünya Ekonomik Forumu Raporun

Detaylı

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği

SİRKÜLER 2009 / 32. 1- İşsizlik Ödeneği Almakta Olan İşsizleri İşe Alan İşverenlere Yönelik Sigorta Primi Desteği KONU SİRKÜLER 2009 / 32 Sigorta Primi Desteklerine Yönelik Yeni Düzenlemeler (5921 Sayılı Kanun) Genel Olarak İşsizlikle mücadeleye yönelik bir yasal düzenleme olarak nitelendirilebilecek olan 5921 Sayılı

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A. TANITICI BİLGİLER CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU PORTFÖYE BAKIŞ Halka Arz Tarihi : 02/05/2013 YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER 31/12/2015

Detaylı

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT

Para Arzı. Dr. Süleyman BOLAT Para Arzı 1 Para Arzı Bir ekonomide dolaşımda mevcut olan para miktarına para arzı (money supply) denir. Kağıt para sisteminin günümüzde tüm ülkelerde geçerli olan itibari para uygulamasında, paranın hangi

Detaylı

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05

BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 BİLGİ NOTU 12.04.2016/2016-05 NAKİT SERMAYE ARTIŞLARINDA İNDİRİM UYGULAMASI Kurumlar Vergisi Kanunu nun Diğer İndirimler başlıklı 10. Maddesine eklenen (ı) bendi hükmü ile; finans, bankacılık ve sigortacılık

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 30 Haziran

Detaylı

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015

Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: 30.11.2015 BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİĞİN UYGULANMASINA İLİŞKİN GENELGE (2015/50) Bu Genelge, 25.05.2015

Detaylı

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar.

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar. EKON 436 2. Vize A Ad-Soyad renci No 1) Akbank' n u anki toplam mevduat n 100 milyar TL, toplam rezervinin 30 milyar TL ve toplam kredilerinin 70 milyar TL oldu unu kabul edelim. Zorunlu kar k oran ise

Detaylı

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008

Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi. BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Yat r m Ortakl klar nda Vergi Rejimi BFS - 2008/13 stanbul, 10.06.2008 Menkul K ymet Yat r m Ortakl klar, Sermaye Piyasas Mevzuat gere ince sadece portföy iflletmecili i faaliyetlerinde bulunmakta ve buradan

Detaylı

16.03.2016. Euro Bölgesi 0,00% Japonya -0,10% Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent. Yüksek 1,1125 1,4304 114,145 2,9110 1238,15 39,72

16.03.2016. Euro Bölgesi 0,00% Japonya -0,10% Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent. Yüksek 1,1125 1,4304 114,145 2,9110 1238,15 39,72 Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent Ülke Faiz Ülke Faiz Açılış 1,1101 1,4299 113,794 2,8687 1234,07 39,72 Türkiye 7,50% İngiltere 0,50% Yüksek 1,1125 1,4304 114,145 2,9110 1238,15 39,72 Düşük

Detaylı

BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BİST-100 endeksi, Ekim ayı içerisinde %4,2 artarak ayı 77.620 seviyesinden kapattı. Aynı dönem içerisinde Bankacılık endeksi %4,1

Detaylı

HASAR TÜRLER NE GÖRE BAfiVURU ADETLER OCAK-ARALIK 2009/2010

HASAR TÜRLER NE GÖRE BAfiVURU ADETLER OCAK-ARALIK 2009/2010 2010 Y l nda Güvence Hesab na Yap lan lar Rekor Düzeyde Artt A. Kadir KÜÇÜK Güvence Hesab Müdürü üvence Hesab nda 2010 y l nda yap - G lan baflvurularda yüzde 111 gibi rekor bir art fl yaflan rken, toplam

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul 49 50 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 2008 yılında ABD de ipotekli konut kredisi piyasasında ortaya çıkan ve hızla tüm dünya ekonomilerinde

Detaylı

Soru ve Cevap. ÇÖZÜM Say : 93-2009 SORU 1:

Soru ve Cevap. ÇÖZÜM Say : 93-2009 SORU 1: Soru ve Cevap SORU 1: Hisse devir sözleflmesinin noterde onaylanmas aflamas nda al nacak noter harc n n flirket sermayesinin tamam üzerinden mi yoksa sat n al - nan toplam hisse bedeli üzerinden mi tahsil

Detaylı

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle basın toplantımıza hoş geldiniz diyor, sizleri sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Sn. Nurettin CANİKLİ nin Kredi Kefalet Kooperatifleri Ortaklarının Borçlarının Yapılandırılması Basın Toplantısı 24 Eylül 2014 Saat:11.00 - ANKARA Kredi Kefalet Kooperatiflerinin

Detaylı

Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda. BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012

Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda. BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012 Türev Ürünlerin Vergilendirilmesiyle lgili Olarak Yay nlanan Tebli ler Hakk nda BFS - 2012/03 stanbul, 30.01.2012 Türev ürünlerin vergilendirilmelerine iliflkin aç klamalar n yap ld Maliye Bakanl Genel

Detaylı

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER

C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER C. MADDEN N ÖLÇÜLEB L R ÖZELL KLER 1. Patates ve sütün miktar nas l ölçülür? 2. Pinpon topu ile golf topu hemen hemen ayn büyüklüktedir. Her iki topu tartt n zda bulaca n z sonucun ayn olmas n bekler misiniz?

Detaylı

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER

S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER S STEM VE SÜREÇ DENET M NDE KARfiILAfiILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNER LER Erol LENGERL / Akis Ba ms z Denetim ve SMMM A.fi. 473 474 2. Salon - Paralel Oturum VIII - Sistem ve Süreç Denetiminde Karfl lafl lan

Detaylı

6 MADDE VE ÖZELL KLER

6 MADDE VE ÖZELL KLER 6 MADDE VE ÖZELL KLER TERMOD NAM K MODEL SORU 1 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER MODEL SORU 2 DEK SORULARIN ÇÖZÜMLER 1. Birbirine temasdaki iki cisimden s cakl büyük olan s verir, küçük olan s al r. ki cisim bir

Detaylı