DİŞ SERT DOKULARININ HİPOPLAZİLERİ
|
|
|
- Pembe Sporel
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 T.C Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı DİŞ SERT DOKULARININ HİPOPLAZİLERİ BİTİRME TEZİ Stj. Diş Hekimi : Burcu GÜRKAYA Danışman Öğretim Üyesi : Prof. Dr. Ali Rıza ALPÖZ İZMİR-2013
2 ÖNSÖZ Diş Sert Dokularının Hipoplazileri adlı tez çalışmamın oluşturulmasında ve değerlendirilmesinde desteğini esirgemeyen, her zaman yardımcı olan ve yol gösteren, değerli hocam Prof. Dr. Ali Rıza ALPÖZ e saygılarımı sunar ve teşekkürü bir borç bilirim. Tüm yaşamım boyunca bana her koşulda destek olan, her zaman seven anneme ve babama, üniversite yaşamımın tüm zorluklarını benimle yaşayan ve her zaman destek olan arkadaşım Bekir Kulu ya teşekkür ederim. İZMİR / 2013 Stj.Diş Hekimi Burcu GÜRKAYA
3 İÇİNDEKİLER 1.Florozis Molar İnsizör (Azı Keser) Hipoplazisi (MIH) Etiyoloji Ve Patogenez Klinik Görünümü Görülme Sıklığı Tedavisi Odontodisplazi Etiyoloji ve Klinik Görünüm Tedavi Mine Defektleri Etiyoloji ve Klinik Görünüm Minenin Gelişimsel Bozukluklarının Sınıflandırılması Genetik Mine Defektleri Primer Olarak Mineyle İlgili Olan Defektler Hipoplazi Tip IA Hipoplazi Tip IF Hipokalsifikasyon Tip IIA Hipomaturasyon Tip IIIC Generalize Düzensizliklerle İlişkili Genetik Mine Defektler Çevresel Mine Defektleri Sistemik Mine Defektleri Lokalize Mine Defektleri İdiyopatik Mine Defektleri Tedavi...19
4 5.Dentin Defektleri Genetik Olarak Oluşan Dentin Defektleri Primer Olarak Dentinle İlgili Olan Genetik Defektler Dentinogenezis İmperfekta Tip II Dentin Displazisi Tip I Dentin Displazisi Tip II Dentinin Fibröz Displazisi Generalize Düzensizliklerle İlişkili Dentin Defektleri Osteogenezis İmperfektayla Görülen Dentinogenezis İmperfekta TipI Çevresel Orijinli Dentin Defektleri Tedavi KAYNAKLAR...26
5 1.FLOROZİS Dental florozis, dişlerin gelişimi aşamasında, optimal dozun üzerinde flor alımına bağlı olarak, ameloblastlarda mine formasyonunun zarar görmesi sonucu ortaya çıkan bir tür mine hipoplazisidir. (1) Doğal içme suyu kaynaklarındaki flor konsantrasyonunun yüksek olduğu bölgelerde yaşayanlarda, "endemik florozis" görülmektedir. Günümüze değin yapılan araştırmalar sonucunda ülkemizde endemik florozis görülen bölgeler; Isparta, Samsun-Havza, Vezirköprü, Ağrı, Van, Doğu Beyazıt, Doğu Anadolu-Tendürek Dağları-Gökçekaynak Suyu yerleşim bölgesi ve Kırşehir-Çomalak Köyü olarak bildirilmiştir. (2) Florozisin klinik şiddeti, alınan flor konsantrasyonu ile ilişkili olarak değişir (Resim-1) (Resim-2). Florozisin en hafif tipinde, diş yüzeyi kurutulduğunda mine yüzeyinde horizontal beyaz çizgiler görülür. Flordan daha fazla etkilenen dişlerde, çizgiler daha belirgin ve geniş bir yapıya dönüşür. Bu çizgiler nadiren birleşerek, grimsi veya opak beyaz, yamalı ve düzensiz alanlar oluşturur. Florozis şiddeti arttıkça, düzensiz opak alanlar birleşerek, diş yüzeyi tebeşirimsi beyaz bir görünüm alır. Ağır vakalarda, mine yüzeyi korozyona uğramış gibi görünmektedir. Florozisli dişlerde morfolojik yapı anomalisinin bulunmamasına karşın, dişlerin abrazyona karşı direnci azaldığından, bazen aşınarak morfolojik yapıları değişebilmektedir. Florozisli dişlerde, organik yapı fazla olduğundan, sürme sonrasında, dişler renklenerek değişik şiddette sarı-kahverengi renk değişikliği gözlenir. (3) 1
6 Resim-1 : Şiddetli florozis klinik görünümü Resim-2 : Hafif seyirli florozis klinik görünümü Literatürde bazı Amelogenezis İmperfekta tiplerinin, dişsel bulgularının florozise çok benzer olduğu ve bunun da florozis ile tanı kargaşasına neden olabileceği bildirilmiştir. (4) Oysa hipoplazi olgularında doğru teşhis, hipoplaziye eşlik edebilecek diğer sistemik hastalıkların (5,6) ve genetik taşınmanın gözden kaçmamasının yanı sıra gerekli koruyucu önlemlerin zamanında alınması bakımından büyük önem taşımaktadır. (4) 2
7 2.MOLAR İNSİZÖR ( AZI KESER ) HİPOMİNERALİZASYONU (MIH) 2.1.Etiyoloji ve Patogenez Ağızda birden fazla hipomineralize dişin olduğu, ancak genel bir dağılımın gözlenmediği MIH etiyolojisi tam olarak bilinmeyen kazanılmış bir gelişimsel mine defektidir. Bu özelliklerinden dolayı ağızda genel bir dağılımın gözlendiği konjenital kökenli gelişimsel mine defektlerinden ve etiyolojisi belirli olan genel dağılımlı (florozis) veya lokalize (süt dişi enfeksiyonu ve travması) kazanılmış gelişimsel mine defektlerinden ayrılır. Etiyolojisi bilinmeyen, daimi birinci büyük azı ve keserlerde gözlenen farklı şiddette hipomineralize mine tablosuna ait ilk bilgiler 1970 lerin sonlarında İsveç ten elde edilmiş ve minenin gelişimi sırasında meydana gelen bazı spesifik etkenlerin bu defektin oluşumundan sorumlu olabileceği öne sürülmüştür.(7) Bir çok sistemik etiyolojik faktör eş zamanlı meydana geldiği için etkenleri izole etmek veya önem sırasına koymak oldukça güçtür. Bununla birlikte sistemik hastalığın kendisi tek başına gelişimsel defekte neden olmazken, aynı dönemde oluşan iki veya daha fazla hastalığın sinerjik etkileşim gösterebileceği öne sürülmüştür. Ayrıca etiyolojik faktör veya faktörler klinik olarak belirti vermeyebilir ve bu nedenle teşhis edilemeyebilir. (7) 2.2.Klinik Görünümü MIH ın klinik görünümü tipik opak beyaz-krem, sarı-kahverengi sınırlı opasiteler şeklindedir ve bu tip opasitenin tüm özelliklerini yansıtır. Dişte hipomineralizasyonun olduğu bölgelerde mine tam olarak mevcuttur. Ancak mineralizasyonun bozuk olması nedeniyle yumuşak, poröz yapıda olup tebeşir veya peynir görünümündedir (Resim-3) (Resim-4). Yüzeydeki iyi mineralize tabaka 3
8 defektin hafif tiplerinde şeffaf görünümünü korurken, defektin şiddeti arttıkça matlaşır. Şiddetli opasitelerde porözite bu yüzey tabakasının hemen altındadır ve diş sürdükten hemen sonra çiğneme kuvvetlerinin etkisiyle kolaylıkla aşınır veya kırılır. Keserler çiğneme kuvvetinden azılara oranla daha az etkilendiklerinden daha az mine kaybına uğrarlar. Bu nedenle bu dişlerdeki defektin prognozu daha iyidir. Bu tür defektlerde gözlenen sürme sonrası mine kaybı sıklıkla mine hipoplazisi ile karıştırılır. Ancak bu görünümü hipoplaziden ayırt etmek gerekir. Hipoplazi olgularında defekt kenarları çoğunlukla düzgünken, hipomineralize minenin sürme sonrası kaybında defekt kenarları düzensiz bir görünüm sergiler. Bununla birlikte mine hipoplazisi ve hipomineralizasyonu histolojik açıdan aynı anda gözlenebilmektedir. (7) Resim-3 : Keser dişlerde gözlenen tebeşir görünümündeki hipoplazi 4
9 Resim-4 : Molar dişlerde gözlenen peynir görünümündeki hipoplazi 2.3.Görülme Sıklığı Günümüzde MIH ın görülme sıklığı ile ilgili birbiriyle kıyaslanabilir sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Yapılan çalışmalara göre İsvçre %18.4, Finlandiya %19.3, Hollanda %9.7, Almanya %6 oranında etkilenirken, Türkiye de 1997 yılında yapılan çalışmaya göre 7-12 yaş arası 250 çocuk incelenmiş ve % 14.8 inde MIH gözlenmiştir. (7) 2.4.Tedavisi MIH olgularında madde kaybının oluştuğu durumlarda hipomineralize dişlerin restore edilmesi gereklidir. Sadece opasite olduğu durumlarda bile, normale göre daha düşük dirençteki mine dokusu çürüme riskine karşı takip edilmelidir. MIH olgularında dişlerde soğuk, sıcak hassasiyeti gelişir. Bu durum hem beslenmeyi hem de oral hijyen kontrolünü olumsuz etkiler. Normalde ağrı yaratmayan küçük uyaranlar bile hastada ağrı yaratabilir. Bu şikayetler daha çok daimi birinci molarlarda iken, keserler daha çok estetik kaygıya neden olmaktadır. Koruyucu 5
10 tedaviler başlangıç aşamasında oldukça önemlidir. Hassasiyet giderici uygulamalar restoratif tedaviye ek olarak mutlaka yapılmalıdır. (7) 3.ODONTODİSPLAZİ 3.1. Etiyoloji ve Klinik Görünüm Odontodisplazi her iki cinsiyette de eşit sıklıkta görülen ve hem daimi hem süt dentisyonu etkileyen ender bir gelişimsel anomalidir. Klinikopatolojik bir olgu olarak kabul edilmesine rağmen kesin etiyolojisi bilinmemektedir. Bir kaç vakada epidermal nevüs sendromunun bir komponenti olarak tanımlanmıştır. Hayalet dişler, odontojenik displazi ve rejyonel odontodisplazi gibi farklı ifadeler kullanılarak tanımlanmıştır. En sık karşılaşılan semptomları erüpsiyon sırasında ağrı ya da dişlerin erüpsiyonlarında gecikmedir. Özellikle süt dentisyonunda, anomalili dişlere yanlışlıkla profund caries olarak tanı konulmaktadır. Etkilenen dişlerin kronları boyca küçük ve sert, sondlamada yumuşak, kahverengi lekeli yüzeye sahip ve globüler yapıdadır. Özellikle mandibuladan iki kat daha fazla etkilenen maksillada anomali orta hatta çapraz olarak görülmesine rağmen, dişler genelde segmental ya da rejyonel olarak etkilenir. Hayalet Diş adı verilen radyografik görüntü sıklıkla ağır etkilenen dişlerde görülen bir karakteristik özellik olarak tanımlanır. Kökler genelde kısadır, kök kanalları oldukça geniştir ve apeksleri açıktır. Buna rağmen bazen normal görünümlü bir kök formunun geç gelişimi etkilenen daimi dişlerin erüpsiyonlarının gerçekleşmemesine neden olabilir. (8) Histopatolojik olarak, kalsifiye mine organı ve semente benzer yapıdan oluşan, mineralize doku tarafından kaplanan prizmatik mine belirgin bir şekilde irregüler olabilir. Patognomonik özelliği ise bazofilik amorf sahaların koronal dentinde 6
11 olmasıdır. (8) 3.2.Tedavi Enfekte olmuş ve etkilenmiş diş jerminin operasyonla uzaklaştırılması, iltihabi periyodların oluşumunun önlenmesi açısından gereklidir. Ağır etkilenen dişler nadiren restoratif tedaviye uygundur. Bu dişlerde gereken ekstraksiyonlar ileri semptomları önleyecektir. Yine de erüpsiyonu başarısız dişler asemptomatik ise çocukluk süresince korunabilir. Ancak bu birden fazla dişle ilgili ve ortodontik olarak boşlukların kapatılmasının imkansız olduğu durumlarda söz konusudur. Bu koşullarda protetik tedavi gerekebilir. (8) 4.MİNE DEFEKTLERİ 4.1.Etiyoloji ve Klinik Görünüm Defektli mine formasyonu, genetik veya çevresel kaynaklı olabilir. Bu faktörlerden hangisinin defektin derecesini belirlediği, tek başına mı ya da birlikte mi bu duruma neden oldukları bilinmemektedir. Defektli mine ya eksik matriks üretimi nedeniyle hipoplazi, ya da matriks proteinlerinin eksik mineralizasyonu nedeniyle hipomineralizasyon gösterecektir. Klinik özellikler meydana gelebilecek temel değişikliklere dayanmaktadır. Hipoplazide mine ince, oluklu ya da çukurlu olabilir. Oysa hipomineralizasyonda benekli bir mine yapısı gözlenir. Temel klinik karakteristik özellikleri anomalinin sınıflamasını oluşturur. Ancak genelde hipoplazi ve hipomineralizasyon bir arada görülebilr. Bu durum özellikle histolojik olarak incelendiğinde görülür. (8) 7
12 4.2.Minenin gelişimsel bozukluklarının sınıflandırılması A.Genel faktörler 1.Genetik etkiler: a. primer olarak mineyi etkileyen- amelogenezis imperfekta b. generalize defektlerle ilişkili olanlar 2.Sistemik etkiler( kronolojik ) a. nutrisyonel eksiklikler b. metobolik ya da biyokimyasal düzensizlikler c. toksik maddeler d. enfeksiyöz hastalıklar: prenatal, perinatal, neonatal, bebeklik, erken çocukluk 3.İdiyopatik B.Lokal faktörler a. travma b. enfeksiyon 4.3.Genetik Mine Defektleri Genetik orijinli mine defektleri ya ilk olarak mineyi etkileyen bir olgu olarak meydana gelir ve diğer dental dokularda ve kraniofasiyal yapılarda ikincil defektler mevcuttur.ya da daha karmaşık bir sendromun parçası olarak meydana gelir ki bu durumlarda defektli mine daha generalize anomalilerden sadece bir tanesidir. (8) Primer Olarak Mineyle İlgili Olan Genetik Defektler- Amelogenezis İmperfekta Herediter mine defektleri sistemik anomali ya da amelogenezis imperfekta 8
13 olarak bilinen hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Bu değişiklikler otozomal dominant, otozomal resesif ya da X e bağlı kalıtsal tek bir gen mutasyonu sonucunda meydana gelir. Amelogenezis İmperfektanın yaygınlığı kuzey İsveçte 1/718 ve Michigan, USA de 1/14000 olmak üzere dünya üzerinde önemli ölçüde değişen oranlar şeklinde rapor edilmiştir. Hipoplastik ve hipomineralize olmak üzere iki şekilde gözlenmiştir. Daha sonra klinik ifadelere ya da fenotipe bakılarak iki tipe ayrılmıştır. Daha şiddetli şekli minenin hipokalsifikasyonu olarak ve nispeten daha hafif olan şekli minenin hipomaturasyonu olarak tanımlanmıştır. Ancak klinik düzeyde hipoplazi ve hipomineralizasyonu birlikte sergileyen karma tipleri de mevcuttur. Genetik yapı, klinik ve radyolojik özellikler ve histolojik değişiklikler temel alınarak bugüne kadar on dört farklı tipte Amelogenezis İmperfekta tarif edilmiştir. Hepsinde olmasa da çoğunda her iki süt ve daimi dentisyondaki dişler defektten etkilenir. (8) Amelogenezis İmperfekta ve iskeletsel anterior open-bite arasında önemli bir ilişki saptanmıştır. Aslında, Amelogenezis İmperfekta belirli olmayan kraniofasiyal anomalilerle sıklıkla ilişkilendirilir. (8) Taurodontizm de Amelogenezis İmperfektayla ilişkili olabilen diğer bir olgudur. Bu durum en çok tip IV te belirgindir özellikle maksillada daimi molarlarda görülür. Amelogenezis İmperfektanın diğer tiplerinde Kafkas populasyonundakinden daha sıktır. Genetik çalışmalar X e bağlı Amelogenezis İmperfektanın X kromozomunun kısa kolunda amelogenin geninin çevresindeki Xp lokusunda meydana geldiği saptanmıştır. Daha yakın moleküler genetik çalışmalar amelogenin geninde X e bağlı Amelogenezis İmperfektanın farklı tiplerinden sorumlu bir kaç farklı mutasyon olabileceğini göstermiştir. Henüz öenmi bilinmese de X kromozomunun uzun kolunda Xq22-28 lokusunda Amelogenezis İmperfektanın daha ileri bağlantıları rapor edilmiştir. (8) 9
14 Amelogenezis İmperfektanın bir kaç spesifik tipinin genel özellikleri detaylı olarak tanımlanacaktır. (8) Amelogenezis İmperfekta Tipleri Tip I IA Hipoplazi Otozomal dominant, ince ve pürüzsüz hipoplazi,erüpsiyon defekti ile birlikte koronal rezorpsiyon ve pulpal kalsifikasyon IB IC ID IE IF IG TipII IIA IIB TipIII IIIA IIIB IIIC TipIV IVA Otozomal dominant, ince ve sert hipoplazi Otozomal dominant ratgele çukurlu hipoplazi Otozomal dominant lokalize hipoplazi Otozomal resesif lokalize hipoplazi X e bağlı hipoplazi Otozomal resesif, ince ve sert hipoplazi (agenezis) Hipokalsifikasyon Otozomal dominant hipokalsifikasyon Otozomal resesif hipokalsifikasyon Hipomaturasyon X e bağlı hipomaturasyon Otozomal resesif pigmente hipomaturasyon Otozomal dominant kar şapkalı dişler Hipomaturasyon-Hipoplazi (Taurodontizm ile birlikte ) Otozomal dominant hipomaturasyon, çukurlu hipoplazi ve taurodontizm ile birlikte IVB Otozomal dominant hipomaturasyon, ince hipoplazi ve taurodontizm ile birlikte 10
15 Hipoplazi tip IA Otozomal dominant ince ve pürüzsüz Amelogenezis İmperfekta hipoplazisi olup en ağır kalıtsal hipoplazi biçimlerinden birini sergiler. Oldukça ince olan mine, sert ve parlaktır, ayrıca soluk sarıdan sarı-kahverengiye kadar değişebilen bir renge sahiptir (Resim-5). Çok sayıda daimi dişin erüpsiyonu gecikebilir. Erüpsiyon tamamen başarısız olabilir ya da koronal rezorpsiyon meydana gelebilir. Bu özellikler sürmemiş dişi ve kronu kaplayan zayıf mine epitelinin prematür dejenerasyonuna dayandırılmıştır. Radyografiler çok ince olan mineyi göstermek için başarısız olabilir. Fakat çoğu kez distrofik pulpal kalsifikasyonu gösterir. Histolojik olarak mine prizmalarının formasyonuna dair az kanıt vardır ve nadiren inkremental hatlarla dış yüzeye paralel bir yüzeyle birlikte büyük ölçüde homojen buzlu cam görüntüsü mevcuttur. (8) Resim-5 : İnce mine yüzeyine sahip maksiller daimi dişler. Molar dişlerde tüberküller neredeyse düz bir görüntü sergilemektedir. 11
16 Hipoplazi tip IF X e bağlı dominant tipteki bu hipoplazi, cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık gösterir. Etkilenmiş erkek bireylerde mine oldukça ince, sert ve yüzeyi düz ya da granüler ve çukurlu bir yapıya sahiptir. Heterozigot kadında ise ancak dikey oluklu veya düzensiz mine bantları ile normale yakın minede dikey şeritler gözlenir. Kadında dikey bantlı dağılım gözlenen, beyazımsı veya sarımsı beyaz benekli mine alanları gözlenebilir (Resim-6). Kadında normal ve anormal minenin değişik çizgili dağılımı Lyon etkisi olarak isimlendirilir. Bu etki X kromozomundaki normal veya anormal genler tarafından yönetilen alternatif preameloblast hücreleri vasıtasıyla meydana gelir. Son araştırmalar amelogenin genindeki 5 veya 6 ekzonun mutasyonunun bazı ailelerde tip IF Amelogenezis İmperfekta görülmesinin açıklamasına katkı sağlamaktadır. Histolojik olarak defektli mine normal prizmatik yapıdan yoksundur. (8) Resim-6 : X e bağlı herediter hipoplazinin heterozigot bireydeki görünümü 12
17 Hipokalsifikasyon tip IIA Amelogenezis İmperfektanın bu tipinde süt ve daimi dişler mat, soluk opak beyaz, bal rengi ya da açık kahverengi yüzeyi olan bir mineye sahiptir. Dişlerin etkilenme derecesi arkta eşit olarak dağılmamıştır; fakat sıkça bilateral simetrik dağılım gözlenir. Ağır etkilenen dişlerde, yumuşak mine dokusu, sert, renksiz ve oldukça hassas olan dentin dokusunu ağız ortamına açığa çıkaracak şekilde hızla dökülür (Resim-7). Aynı dişin bölümlerine bakılınca, özellikle kronun servikaline doğru daha fazla mineralize bir mine dokusu vardır. Bu doku dökülmeye karşı daha dirençlidir. Bildirilen bir kaç vakada geç sürmüş ya da sürmemiş dişlerde ikinci olarak koronal rezorpsiyon olduğu gösterilmiştir. Dentin ve mine arasındaki radyografik kontrast azalmakta ve kronlar güve yeniği şeklinde düzensiz bir mine kaybı göstermektedir. Supragingival diştaşı fazlalığı genelde etkilenmiş kişilerde gingivitis ve periodontitisle ilişkili olarak gözlenmiştir. Minenin organik matriksi histolojik olarak nispeten normal görünmektedir. (8) Resim-7 : Yaygın olarak daimi maksiller kanin ve keser dişlerde görülen dentin ekspozisyonu hastada eksternal etkiler ile hassasiyete neden olmaktadır. 13
18 Hipomaturasyon tip IIIC Tanımlayıcı ifade olarak bu tip hipomaturasyon defekti için kar şapkalı ifadesi kullanılmıştır. Hipomineralize dişlerdeki defektler, anterior dişlerin kronlarının insizal kısımları ve posterior dişlerin okluzal kısımları ile sınırlıdır. Kronun etkilenen alanları opak beyaz benek şeklindeki lekeler ya da opak beyaz buzlu cama benzeyen geniş demarkasyon lezyonları şeklindedir. Maksiller dişler her zaman mandibular dişlerden daha fazla miktarda etkilenmektedir. Maksiller keserler ve kaninler de çoğunlukla etkilenir fakat lezyonlar geriye doğru premolar hatta bazen molar dişleri bile etkileyecek şekilde yayılmaktadır (Resim-8). Nadiren penetransın eksik olduğu durumlarda ve değişik kalıtımsal olgularda yayılan defektler gözlenir. (8) Şekil-8 : Daimi maksiller dişlerde etkilenen insizal yüzeyler Generalize Düzensizliklerle İlişkili Genetik Mine Defektleri Bir kaç nadir genetik olarak kararlı klinik sendromda ve hastalıkta anormal mine gelişiminin durumla ilişkili göründüğü tarif edilmiştir. Bu hastalıklar ve 14
19 kompleks sendromlar; epidermolisis bullosa (Resim-9), tüberoz skleroz, pseudohipoparatiroidizm, trikodentoosseöz sendrom, okülodentoosseöz displazi, vitamin D ye bağlı raşitizm, ameloserebrohipohidrotik sendrom, ameloonychohipohidrotik sendrom, ve bazı mukopolisakkaridozis çeşitleridir. (8) Resim-9 : Epidermolisis bullosa ile gözlenen daimi dişlerdeki hipoplazik görünüm 4.4.Çevresel mine defektleri Çevresel orijinli mine defektleri sistemik bir bozuklukla ilgili olabilir veya diş gelişimini kapsayan bir lokal faktör sonucu meydana gelebilir. Sistemik bozukluk sonucu meydana gelen defektte olayın oluş zamanı önemlidir. Prenatal, perinatal, neonatal, bebeklik süresince, erken çocukluk ( ya da üçüncü daimi molar diş için daha geç olabilir ) ve süt ve daimi dentisyonda mine gelişimi boyunca olup olmadığı önem taşır. Ayrıca, etkilenen mine kısmı gelişmenin seviyesine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Başka bir deyişle defekt kronolojik olarak dental arkta gözlenebilir. Sistemik ya da kronolojik mine defektleri bu değişiklikleri belirtmek için kullanılabilir. (8) 15
20 4.5.Sistemik (kronolojik) mine defektleri Rahimdeyken annenin ya da bebeğin çeşitli durumları minenin gelişimini olumsuz etkilemektedir. Örnek olarak endokrin bozuklukları ( hipoparatiroidizm), enfeksiyon (rubella), ilaçlar ( thalidomide ), nutrisyonel eksiklikler ( maternal vitamin D ), hematolojik ve metabolik bozukluklar ( hiperbilirubinemi ve kernikterusu takiben oluşan rhesus uyuşmazlığı ) verilebilir. Bu şartlarda mine dokusunun hipoplazi ya da hipomineralizasyonu süt dişlerinde keser dişlerin kronlarının insizal kısımlarına etki edecektir. Benzer değişiklikler pre term düşük doğum ağırlıklı çocuklarda özellikle maksiller keserlerde gözlenecektir. Son kanıtlar bu çocuklarda orotrakeal entübasyon kullanımının bu fenomen ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Beklenilen vakitte doğan çocuklarda neonatal bozukluklar süt dentisyonunda ve neonatal hattı takip eden 1. Daimi molarlarda mine defektlerine yol açabilir. Bu durum neonatal tetaniye bağlı, annede vitamin D eksikliği bulunan olgularda rapor edilmiştir. Benzer bir şekilde neonatal dönemden sonraki sistemik yakınmaların, süt ve daimi dentisyondaki minenin formasyonu üzerinde etkileri olabilir. Bu tür mine defektleri kronolojik olarak benekli hipomineralize mineden, çürük ya da kanal tedavisi gereksinimi olan daha şiddetli hipoplastik mine defektlerine kadar değişebilir. Amelogenezis İmperfektada defektlerin derecesi genellikle sistemik rahatsızlığın derecesi ile belirlenir. Örneğin, ekzantematöz ateş ( kızamık gibi ), pnömoni ve ensefalit de olaya dahil olmadığı sürece nadiren önemli mine defektlerine neden olur. (8) Amelogenezis İmperfekta, florun kronik olarak aşırı alınmasından da etkilenebilir. Bu, endemik florozis gibi doğal içme suyu kaynaklarından florun aşırı alınmasıyla ya da florlu diş macunu ve florlu preparatların doz aşımlarıyla meydana 16
21 gelebilir. Endemik florozis Afrika nın doğu bölgelerinde ve Hindistan da yaygın olarak görülmektedir. Son gözlemler florlama yapılan bölgelerde sürekli ikamet eden ve aynı zamanda florürlü diş macunu kullanan çocuklarda florozis olabileceğini göstermiştir. Mine florozisi doza bağlıdır ve tüketim seviyesine, dönemine ve çocuğun yaşına bağlı olarak değişir. Etiyopya gibi endemik florozis alanlarında hem süt hem daimi denstisyondaki dişler etkilenmişlerdir (Resim-10). Diğer birçok durumda mine değişiklikleri daimi dentisyon ile sınırlıdır. Daimi keser dişler ile ilgili yaşamın ilk 3 yılı florür alımına hassas bir dönem olarak düşünülmektedir. Florozis genelde minenin dış tabakalarını etkiler ve perikimatayı takip eden opak beyaz çizgilerden, dağınık beyaz lekeler ve daha diffüz kireçli ya da kahverengimsi görünebilen opak beneklenme alanlarına kadar çeşitlilik gösterebilir. Florozisli minenin dış yüzeyindeki tabakalarda meydana gelen parçalanma çürüklere ya da hipoplastik değişikliklere benzeyen ve çoğunlukla kahverengi lekelenmeler şeklinde olan daha geniş alanların kaybına yol açabilir. Bu değişikliklerin birçoğu florozis için patognomonik olarak tarif edilmiştir fakat Amelogenezis İmperfektanın bazı hipomaturasyon tipleri klinik düzeyde ayırt edilemez olduğu için tanı koyarken dikkat edilmelidir. Daimi dentisyondaki değişiklikler genelde ark üzerinde simetrik olarak dağılmışlardır; fakat hangi diş grubu olduğuna bağlı olarak yoğunluğu değişebilir. En ağır şekilde etkilenen dişler sıklıkla maksiller keserler, premolarlar, ve 2.daimi molarlardır. (8) 17
22 Resim-10 : Endemik mine florozisi, Etiyopya Bir dizi ağır ve kronik çocukluk hastalığı minede yüksek düzeyde defektle ilişkili bulunmuştur. Bunların arasında hipotiroidizm ve hipoparatiroidizm gibi endokrin bozukluklar, nefrotik sendromla birlikte olan kronik böbrek hastalığı ve çölyak hastalığı gibi gastrointestinal bozukluklar bulunur. Tetrasiklinin uzun ve yinelenen kullanımı çocuklukta dişlerde renk değişiklikleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu tür ilaçların terapötik seviyede minede hipoplaziye sebep olup olmadığı ise kesin değildir. (8) 4.6.Lokalize Mine Defektleri Lokal enfeksiyon ve travma mine defekti ile sonuçlanabilir. Premaksillada orotrakeal tüpün aşırı basıncının yarattığı lokal etki ve bunun sürmemiş süt keser dişlerde mine defektlerine neden olduğuna daha önceden dikkat çekilmiştir. (8) Özellikle intrüzyon ve avulsiyona neden olan süt dentisyonundaki travmalar daimi dentisyondaki hasarların altında yatan muhtemel nedendir. Benzer şekilde süt dişinin uzun süren periapikal ya da periradiküler enfeksiyonu travma ya da çürük 18
23 sonucu altta bulunan diş jerminde değişikliklere yol açacaktır. (8) Bu şartlarda oluşan mine defektleri başlıca klinik olarak opak beyaz yama ya da sarı-kahverengi renklenmeler olan sınırlanmış hipomineralizasyon alanlarıdır. Daha şiddetli değişimler çok daha az yaygındır fakat minede izole hipoplastik sahalar olarak görülebilir. Süt keser dişlerin erken travması söz konusu olduğunda, hipoplastik ya da hipomineralize mine defektleri koronal dilaserasyonla ilgili olabilir. En sık etkilenen dişler maksiller santral keserlerdir. Yarık dudak ve yarık damaklı çocuklarda cerrahi girişimin etkisi olarak düşünülen maksiller keserlerdeki mine defektlerinin prevalansı oldukça yüksektir. (8) 4.7.İdiyopatik Mine Defektleri Nedeni belirlenemeyen mine defekti tipleri, diğer daimi ve süt dişlerinde değişim olmaksızın, bir ya da daha fazla hipomineralize ve/veya hipoplastik 1.daimi molarları olan çocuklarda görülmektedir. Bu tür durumlarda ne uygun bir ailesel hikaye ne de sistemik ve lokal olarak anomaliye neden olacak bir bozukluk saptanmıştır. Otozomal resesif genetik defektin gözlenen değişikliklere neden olması mümkündür fakat bu süregelen bir araştırma konusur. (8) 4.8.Tedavi Mine defektleri olan çocuk ve adolesanlarda üç temel gereksinim vardır: Birinci olarak semptomları hafifletmek, ikinci olarak okluzyonu ve çiğneme etkinliğini korumak ve restore etmek, üçüncü olarak ise bireyin aleyhine bir kozmetik etki oluşturan defekt varlığı söz konusuysa bunu iyileştirmek. (8) 19
24 5.DENTİN DEFEKTLERİ Dentin defektleri oluşum nedenine göre genetik ve çevresel orijinli olarak iki gruba ayrılmıştır. (8) 5.1.Genetik Olarak Oluşan Dentin Defektleri Genetik olarak meydana gelen dentin anomalileri dentisyonla sınırlı kalabilir ya da daha kompleks jeneralize bir bozukluğun parçası olabilir. Son çalışmalar bazı vakalarda bu ayrımın yapılmasının zor olduğunu göstermektedir. (8) Primer Olarak Dentinle İlgili Olan Genetik Defektler Bir kaç farklı genetik dentin anomalisi çeşidi bu başlıkta incelenecektir. (8) Herediter Dentin Defektleri 1. Dentinle sınırlı olanlar a. Dentinogenezis imperfekta tip II ( herediter opalesant dentin ) b. Dentin displazisi tip I ( radiküler dentin dispazisi ) c. Dentin displazisi tip II ( koronal dentin displazisi ) d. Dentinin fibröz displazisi 2. Generalize Düzensizlikler ile İlişkili Olanlar a. Osteogenezis İmperfekta ( dentinogenezis imperfekta tip I ) b. Ehlers-Danlos sendromu c. Brachio-skeleto-genital sendrom d. D vitaminine dirençli raşitizm e. D vitaminine bağlı raşitizm f. Hipofosfatasia Dentinogenezis İmperfekta Tip II ( Herediter Opalesant Dentin ) Bu genetik çeşitle her iki dentisyondaki tüm dişler genelde etkilenir. Dişler transilimunasyon ile bakıldığında opalesant ve mavimtrak ya da kahverengimsi 20
25 renktedir. Etkilenme şiddeti aile içinde ve diğer ailelerle kıyaslandığında önemli ölçüde değişir. Süt dişleri daimi dişlerden daha şiddetli etkilenme eğilimindedir ve son şekillenen daimi dişler en az etkilenenlerdir. Daimi dentisyondaki bu etki çeşitliliği, Osteogenezis İmperfekta ile birlikte görülen Dentinogenezis İmperfektada olduğu gibi değildir. Mine, mine-dentin sınırından ayrılıp dökülme eğilimindedir. Bu da daha hızlı aşınabilen dentin dokusunun açığa çıkmasına neden olur. Bu durum süt denstisyonda en belirgin haldedir. 2 yıl içinde kronlar gingival kenara doğru aşınmış ve amber renginde düz kalıntılar oluşmuştur ( Resim-11). Bu doku sıklıkla enfekte olabilir ve abseleşebilir niteliktedir. Daimi dentisyonda erüpsiyonu takiben mine makul derecede normal görünebilir; fakat histolojik çalışmalar vakaların yakalaşık olarak 1/3 inde hipomineralize sahaların olduğunu göstermiştir. İnce, grimsi, kolay dağılabilen bir yüzey tabakasına sahip olan, daha ağır şiddette etkilenmiş mine defektleri sergileyen bir kaç ailesel vakaya rastlanmıştır. (8) Resim-11 : Dentinogenezis İmperfektada aşınmış yüzeyler 21
26 Radyolojik olarak kronlar soğan biçiminde ve kökler kısa ve ince görünmektedir. Pulpa odaları erüpsiyon sonrası tıkanmakta ve kök kanalları anormal dentin depozisyonuna bağlı olarak kademeli daralma gösterir. (8) Histolojik olarak mine-dentin sınırı düzleşmiş ve alttaki periferal dentin normale yaklaşırken, geri kalan kısım büyük ölçüde düzensizleşmektedir. Bu anormal dokunun, interglobuler kalsifikasyon, anormal şekil ve boyutlu tüberküller ve oldukça dağınık şekilli hücresel inklüzyonlara sahip amorf bir matriksi vardır. (8) Defektin prevalansı tahmini olarak populasyonun 1/8000 idir. Kalıtımsal özellik her zaman işaretlenmiş ve iyi penetre olmuş otozomal dominant genledir. Ailesel olarak oldukça fazla jenerasyonda yayılım gözlenmektedir. Defekt 4q kromozomunun Gc lokusunda meydana gelir. Bu durumun iki klinik çeşiti, Shell Dişleri ve Dentinogenezis İmperfekta tip III veya Brandywine Tip olarak tanımlanmıştır. Sözü edilen ilk tip nadirdir ve süt dentisyonunda ağır etkilenen, pulpa odalarının genişlemiş olduğu vakalarda görülebilir. Mine incedir, dentin hızlıca parçalanır ve pulpa erken yaşta enfekte hale gelir. İkinci olarak bahsedilen tip ise Maryland,USA de 3 ırkta izole edilmiştir. Dentinogenezis İmperfekta tip II de olduğu gibi kromozomun 4q lokusuyla bağlantılı bulunmuştur. (8) Dentin Displazisi tip I ( Radiküler Dentin Displazisi, Köksüz Dişler ) Bu anomalide her iki dentisyondaki dişler etkilenmiştir. Renkleri normalden hafif mavimsi ya da kahverengimsi renklere kadar çeşitlilik gösterebilir. Radyolojik olarak kronlar normal bir morfolojiye sahipken kökler aşırı derecede kısa ve küntleşmiştir. Pulpa odaları küçük yarım ay şeklinde görülür veya tamamen tıkanmış ve kök kanlaları kaybolmuş olabilir. Histolojik olarak koronal mine ve dentin normal sınırlar içinde görülebilir; fakat pulpa odası displastik dentin kitlesiyle 22
27 kısmen ya da tamamen tıkanmıştır. Bu karakteristik özellik şelale görüntüsü dür. (8) Bu durumdaki dişler, aşırı mobilite ve minor travma ile kolayca avulse olabileceği için genellikle erken kaybedilir. Bu durum nadirdir ve muhtemelen otozomal dominant olarak kalıtılmaktadır. (8) Dentin Displazisi Tip II ( Koronal Dentin Displazisi ) Bu anomalide dikkat çekici özellik süt ve daimi dentisyondaki defektlerin uyumsuzluğudur. Süt dentisyonundaki defekt klinik ve radyolojik olarak Dentinogenezis İmperfekta tip II den oldukça güç ayırt edilir. Histolojik olarak, normal dentinin ince katmanının altında bir kaç gelişigüzel tübül ile birlikte genişçe amorf kalsifiye doku uzanır. (8) Daimi dişler klinik olarak normal renktedir; fakat radyolojik olarak kısmen pulpa taşları ile tıkanmıştır ve alev şeklinde bir görüntü izlenmektedir. Kök kanalları neredeyse total tıkanıklığa kadar giden kademeli daralma göstermektedir. Histolojik olarak koronal dentin neredeyse normale yakın görünümdedir; halbuki radiküler dentin genelde tübüler yapısı olmayan amorf yapıdadır. Bu anormal dokunun retikulum boyamasında, tip III kollagenin geniş içeriği normal dentinde bulunan tip I kollageninkinden farklı olarak ifade edilmiştir. Bu durum nadirdir ve kalıtımsal olarak otozomal dominanttır. (8) Dentinin Fibröz Displazisi Oldukça nadir görülen bu anomalide daimi dişler normal renk ve forma sahiptir. Radyolojik olarak pulpa odaları ve kök kanalları bir miktar radyolusent saha gösterebilir. Dentinin bu histolojik görünümü alandan alana değişiklik gösterir. Bazıları çok sayıda lakün ve sellüler kapsama gösterirken diğer alanlar kollagen 23
28 benzeri predentin ile doludur. Süt dentisyonunda defektin yapısı kaydedilmemiştir. (8) Generalize Düzensizliklerle İlişkili Dentin Defektleri Anormal dentin yapısının önemli bir klinik özellik olduğu, genetik olarak belirlenen bir dizi bozukluk olarak bildirilmiştir. Bu koşullar altında listelenenler Osteogenezis İmperfekta, Ehlers-Danlos Sendromu, Vitamin D dirençli Raşitizm ve Vitamin D ye bağlı Raşitizmdir. (8) Osteogenezis İmperfekta İle Görülen Dentinogenezis İmperfekta Tip I Osteogenezis İmperfekta heterojen tip I kollagenin kalıtsal anomalilerini içeren, bağ dokusu hastalıklarının heterojen bir grubudur. Artmış kemik kırılganlığı durumun sadece bir yönüdür. Bu durum ile birlikte gevşek eklemler, mavi sklera, opalesant dişler, işitme kaybı ve değişik derecelerde kemik deformiteleri de görülebilir. Kalıtsal özellik otozomal resesif ya da otozomal dominant olabilir. Otozomal resesif kalıtım en ağır şekilde etkileyen ve sıklıkla doğumdan kısa bir süre sonra ya da doğum sırasında letal olan kalıtımdır. (8) Opalesant dişler resesif kalıtımlı durumda nadiren görülür. Daha yaygın olarak bu özellik orta şiddetli kemik kırılganlığı, mavi sklera ve değişik derecelerdeki kemik deformitelerinin eşlik ettiği dominant kalıtımlı vakalarda görülmüştür. (8) Süt dişlerinin her özelliği Dentinogenezis İmperfekta Tip II de görülenlere benzer. Daimi dentisyonda defekt oldukça değişkendir. Birçok vakada çocuklarda üstte bulunan anterior dişler normal renk ve görünüme sahiptir. Buna rağmen altta bulunan anterior dişler ( keser ve kaninler ) opalesant, renksiz veya mavimsi- 24
29 kahverengi renklidir ve insizal kenarlar etkilenmiştir. Birçok vakada mine klinik olarak normal gözlenir ve genetik izolasyonda görüldüğü gibi mine dentinden kolayca ayrılmaz. Aslında çocukluk, adolesan ve erken erişkin yaşam boyunca, daimi dentisyon için prognoz opalesant herediter dentinde olduğundan daha iyidir. Ancak bu özellik her vakada görülmez. Radyolojik olarak daimi dişlerin kök kanalları ve pulpa odaları çocukluk süresince değişkendir ve kalsifik okluzyon gözlenir. Üstte bulunan anterior dişler pulpa boşluklarını alt çenede bulunanlardan daha uzun süre sonra kaybetmesine rağmen herhangi bir sert yapı gözlenmez. Bu özellik ile Dentinogenezis İmperfekta tip II den ayrılırlar. Fakat etkilenen dentin kısımlarının histolojik görünümleri benzerdir. (8) Yapılan araştırmalarda dişlerde Osteogenezis İmperfektadakine benzer şekilde hafif mavi sklera ve gevşek eklemler vardır fakat kemik kırılganlığı söz konusu değildir. Bu kalıtsal kollagen anomalisinin esas nedeninin çözülememiştir.(8) Çevresel Orijinli Dentin Defektleri Bu anomaliler, mine anomalilerine göre daha az belgelenmiştir. Özellikle dentinin muayeneye daha az uygun olması bu durumun primer nedenidir. Lokal travma dentin formasyon sürecine engel olabilir. Bu durumda sistemik olarak çok sayıda etken söz konusu olabilir ; vitamin, mineral ve proteine bağlı nutrisyonel bozukluklar, tetrasiklin türevi ilaçlar, siklofosfamid gibi kemoterapötik ajanlar. Olası etkileri interglobuler dentin, predentin ve osteoid formasyonundaki artıştır. (8) Tedavi Hızlı aşınmanın meydana gelmesi nedeniyle Dentinogenezis İmperfekta Tip I ve II de erken müdahale gereklidir. (8) 25
30 6.KAYNAKLAR 1.Gedella I., Shapira L., Effect of Prenatal And Postnatal Fluoride On The Human Deciduous Dentition.A Literature Review.,Adv Dent Res, 1989 s: Akyüz S., Dünden Bugüne Flor, İstanbul, 1997 s: Ekstrand J., Fejerskov O., Silverstone L.M., Fluoride in Dentistry., Copenhagen, Munksgaard, 1988 s: Seow W.K., Clinical Diagnosis And Management Strategies Of Amelogenesis İmperfecta Variants.Pediatr Dent,1993, s: T.C. Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Türkiye nin Su Flor Haritası, T.C. Sağlık Bakanlığı Yayınları,Ankara,2003,s: Seow W.K., Enamel Hypoplasia İn The Primary Dentition: A Review. ASDC J Dent Child, 1991, s: Gözde YILDIRIM: Ankara İlindeki 8 ve 11 Yaş Grubu Çocuklarda Büyük Azı- Keser Hipomineralizasyonu Etiyolojisinin, Görülme Sıklığının,Etkilenme Şiddetinin ve Tedavi Gereksinimlerinin İncelenmesi, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, ANKARA Welbury R.R., Paediatric Dentistry,United States New York, 1997 s:
31
Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DPE 603 Fiziksel, psikolojik, sosyal gelişim ve davranış
PEDODONTİ Ders Koordinatörü: Prof. Dr. Serap Çetiner, [email protected] DersSorumluları: Prof. Dr. Serap Çetiner, [email protected] Prof.Dr. Şaziye Aras, [email protected] Prof.Dr. Leyla Durutürk,
Prof. Dr. Ferit ÖZATA
2 Ana Başlık Altında İncelenirler. A)Dentinin gelişimsel hastalıkları (Kalıtsal/ herediter yani konjenital Hastalıkları) B)Gelişimini tamamlamış dentin hastalıkları DENTİNİN GELİŞİM HASTALIKLARI Dentinin
Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm
BAZAL HÜCRELİ KARSİNOM Epidermal bazal hücrelerden veya kıl folikülünün dış kök kılıfından köken alan malin deri tm Nadiren met. yapar fakat tedavisiz bırakıldığında invazif davranış göstermesi,lokal invazyon,
BİR OLGU NEDENİYLE CLEIDOCRANIAL DYSOSTOSIS
G.Ü. Dişhek. Fak. Der. Cilt II, Sayı 1, Sayfa 205-211, 1985 BİR OLGU NEDENİYLE CLEIDOCRANIAL DYSOSTOSIS Yıldız BATIRBAYGİL* Alparslan GÖKALP** Cleidocranial Dysostosis veya «Marie and Sainton» Sendromu
Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendrom (CAPS)
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendrom (CAPS) 2016 un türevi 1. CAPS NEDİR 1.1 Nedir? Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendromlar (CAPS), nadir görülen otoenflamatuar
Sınıf II Div 1 Anomaliler ve Tedavi Prensipleri
Dr. Levent Vahdettin Sınıf II Div 1 Anomaliler ve Tedavi Prensipleri Ortodontik tedavilerin başlıca hedeflerinden biri de yüz estetiği ve güzelliğini sağlayıp, geliştirmektir. Yüz profilindeki değişiklikler,
İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji AD Prof. Dr. Filiz Aydın
İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji AD Prof. Dr. Filiz Aydın X kromozomu üzerindeki genler için; Erkekler X e bağlı karakterler için hemizigottur Dişiler iki X kromozomuna sahip oldukları için mutant
ENDODONTİK TEDAVİDE BAŞARI VE BAŞARISIZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Prof. Dr. Feridun ŞAKLAR ENDODONTİK TEDAVİDE BAŞARI VE BAŞARISIZLIĞIN DEĞERLENDİRİLMESİ BAŞARI ORANLARI Kök kanal tedavisindeki başarı oranlarının belirlenmesi için bu güne kadar çok sayıda çalışma yapılmıştır.
PERİODONTİTİSLER I- KRONİK PERİODONTİTİS
PERİODONTİTİSLER Periodontitis, spesifik mikroorganizmalar veya spesifik mikroorganizma gruplarının neden olduğu, periodontal ligaman ve alveolar kemiğin cep oluşumu, dişeti çekilmesi veya her ikisiyle
Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendrom (CAPS)
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendrom (CAPS) 2016 un türevi 1. CAPS NEDİR 1.1 Nedir? Kriyopirin İlişkili Periyodik Sendromlar (CAPS), nadir görülen otoenflamatuar
Alt Çene Küçük Azılara Endodontik Yaklaşımlar
Endodonti Kambiz Mohseni [email protected] Küçük Azılara Endodontik Yaklaşımlar Kök kanal sisteminde temizlenmeyen her alan, tedavinin başarısını doğrudan etkilemektedir. Alt çene küçük azılar gösterdikleri
Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA)
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro Juvenil SPondiloArtrit/Entezit İle İlişkili Artrit (SPA-EİA) 2016 un türevi 1. JUVENİL SPONDİLOARTRİT/ ENTEZİT İLE İLİŞKİLİ ARTRİT (SPA- EİA) NEDİR? 1.1 Nedir?
İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji AD Prof. Dr. Filiz Aydın
İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji AD Prof. Dr. Filiz Aydın Dominant / resesif tanımları Otozomal ve gonozomal kalıtım nedir? İnkomplet dominant/ kodominant ne ifade eder? Pedigri nedir, Neden yapılır?
Sıklık oranlarına göre çenelerde gömülü kalma sıralaması
Dr. Levent Vahdettin Gömülü Dişler Sürme yaşı tamamlandığı halde normal oklüzyonda yerini alamamış kemik ve yumuşak doku içerisinde bütünüyle veya kısmen kalmış olan dişler gömülü diş olarak tanımlanmaktadır.
ORTODONTİ. Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K DOR 603 Ortodontik tanı yöntemleri, Fonksiyonel analiz,
ORTODONTİ Ders Koordinatörü: Prof. Dr. Mutahhar Ulusoy Ders Sorumluları: Prof. Dr. Zahir Altuğ [email protected] Prof. Dr. Hakan Gögen Doç.Dr. Çağrı Ulusoy DOR 601 Büyüme ve gelişim Z 3 0 3
AMELOGENEZİS İMPERFEKTALI İKİ HASTADA ESTETİK VE FONKSİYONUN SAĞLANMASI: OLGU SUNUMU
AMELOGENEZİS İMPERFEKTALI İKİ HASTADA ESTETİK VE FONKSİYONUN SAĞLANMASI: OLGU SUNUMU RESTORING FUNCTION AND ESTHETICS REHABILITATION İN TWO PATIENTS WİTH AMELOGENESIS IMPERFECTA: CASE REPORT Yrd. Doç.
BÜYÜK AZI KESER HİPOMİNERALİZASYONU. (Molar Incisor Hypomineralisation- MIH) Tanı, Tedavi ve Koruyucu Yöntemler
BÜYÜK AZI KESER HİPOMİNERALİZASYONU (Molar Incisor Hypomineralisation- MIH) Tanı, Tedavi ve Koruyucu Yöntemler Minenin gelişimsel doku bozuklukları süt dişlerinde olduğu kadar daimi dişlerde de gözlenmektedir.
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ PEDODONTİ ANABİLİM DALI KLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARDA DİŞ SERT DOKU ANOMALİSİ GÖRÜLME SIKLIĞI
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi Cilt: 45, Sayı: 2 Sayfa: 37-47, 2011 ARAŞTIRMA İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ PEDODONTİ ANABİLİM DALI KLİNİĞİNE BAŞVURAN HASTALARDA DİŞ
Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir.
Konuşma gecikmesi Çocuğun konuşma becerilerinin akranlarına göre belirgin derecede geri kalmasıdır. Gelişimsel aşamalardan birisidir. Aylara göre konuşmanın normal gelişimi: 2. ay mırıldanma, yabancılara
Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri
Diagnostik Görüntüleme ve Teknikleri Diagnostik görüntüleme ve teknikleri, implant ekibi ve hasta için çok amaçlı tedavi planının uygulanması ve geliştirilmesine yardımcı olur. 1. Aşama Görüntüleme Aşamaları
Tanı ve Tedavi Planlaması. Prof.Dr. Kıvanç Kamburoğlu Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalı
Tanı ve Tedavi Planlaması Prof.Dr. Kıvanç Kamburoğlu Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Ana Bilim Dalı Hastalıkların uygun ve doğru tedavisi için ilk koşul doğru
TDB AKADEMİ Oral İmplantoloji Programı Temel Eğitim (20 kişi) 1. Modül 29 Eylül 2017, Cuma
TDB AKADEMİ Oral İmplantoloji Programı Temel Eğitim (20 kişi) 1. Modül 29 Eylül 2017, Cuma Oral İmplantolojide Temel Kavramlar, Teşhis ve Tedavi Planlaması 13.30-15.00 Dental implantların kısa tarihçesi
DOĞUMSAL BÖBREK ANOMALİLERİ İNT. DR. SİNEM İLHAN
DOĞUMSAL BÖBREK ANOMALİLERİ İNT. DR. SİNEM İLHAN ÜRİNER SİSTEM EMBRİYOLOJİSİ 5. haftada metanefrik divertikül oluşur metanefrik blastem ile birleşir Nefrogenezis başlar. 6-9. hafta: lobule böbrek anteriordan
Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri. Sena Aydın 0341110011
Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kas ve İskelet Sistemi Patofizyolojileri Sena Aydın 0341110011 PATOFİZYOLOJİ Fizyoloji, hücre ve organların normal işleyişini incelerken patoloji ise bunların normalden sapmasını
Tiroid dışı hastalıklarda düşük T3, yüksek rt3, normal T4 ve normal TSH izlenir.
TİROİD HORMON SENTEZİ Dishormonogenezis Hasta ötroid? Şiddetli açlıkta, kronik hastalıkta, akut hastalıkta, cerrahi esnasında ve sonrasında T4--- T3 azalır Propiltiourasil, kortikosteroid, amiodaron propnalol
Temelde akılda tutulması gereken nöbetlerin iki çeşit olduğudur parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler jeneralize (beyinde
EPİLEPSİ Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal deşarjlar sonucu ortaya çıkar. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik
Radyolüsent Görüntü Veren Odontojenik Tümörler Dr.Zuhal Tuğsel
Radyolüsent GörüntG ntü Veren Odontojenik TümörlerT Dr.Zuhal Tuğsel Ameloblastoma Odontojenik epitelden kökenli yavaş büyüyen, iyi huylu bir tümördür. Herhangi bir yaşta görülür, literatürde sözü edilen
Periodontoloji nedir?
Periodontoloji 1 2 Periodontoloji Periodontoloji nedir? Periodontoloji, dişleri ve implantları çevreleyen yumuşak ve sert dokuların iltihabi hastalıkları ve bunların tedavisi ile ilgilenen bir dişhekimliği
Mutasyon: DNA dizisinde meydana gelen kalıcı değişiklik. Polimorfizm: iki veya daha fazla farklı fenotipin aynı tür popülasyonunda bulunmasıdır.
Allel: Bir genin seçenekli biçimi Wild Tip: Normal allel. Bireylerin çoğunda bulunan Mutasyon: DNA dizisinde meydana gelen kalıcı değişiklik Polimorfizm: iki veya daha fazla farklı fenotipin aynı tür popülasyonunda
ULUSAL KONGRESİ. Türk Veteriner Jinekoloji Derneği. 15-18 Ekim 2015. Liberty Hotels Lykia - Ölüdeniz / Fethiye - Muğla AMAÇ
KÖPEK MEME TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ AMAÇ Yaşam kalitesini ve süresini uzatmak Nüks veya yeni tümör oluşumlarını engellemek Yrd.Doç.Dr. Nilgün GÜLTİKEN Metastaz oluşumunu engellemek Tümör dokusunda
GÖMÜLÜ DİŞLER. Dişlerin gömülü kalma nedenleri
GÖMÜLÜ DİŞLER Dişlerin gömülü kalma nedenleri 1. Evrim Teorisi: İnsanlar yüz yıllar içerisinde daha yumuşak gıdalara geçiş yaptıkları için evrimleşerek çene kemiklerinde küçülme meydana gelmesi sonucu
Bu amaçları yerine getirebilmek için genetik danışmanın belli basamaklardan geçmesi gerekir. Bu aşamalar şunlardır:
Genetik danışma, genetik düzensizliklerin temelini ve kalıtımını inceleyerek hasta ve/veya riskli bireylerin hastalığı anlayabilmesine yardımcı olmak ve bu hastalıklar açısından evliliklerinde ve aile
D E F O R M İ T E L E R İ
GÖĞÜS ÖN DUVARI D E F O R M İ T E L E R İ DRATALAYŞAHİN Kas iskelet sistemi anomalileri ile veya izole halde kosta, kıkırdak ve sternumu değişik şekillerde etkilemiş olabilen konjenital toraks deformiteleri
IL-1 Reseptör Antagonisti Eksikliği (DIRA)
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro IL-1 Reseptör Antagonisti Eksikliği (DIRA) 2016 un türevi 1. DIRA NEDİR 1.1 Nasıl Bir Hastalıktır? IL-1 Reseptör Antagonisti eksikliği (DIRA) nadir görülen
Skolyoz. Prof. Dr. Önder Aydıngöz
Skolyoz Prof. Dr. Önder Aydıngöz Skolyoz Tanım Omurganın lateral eğriliğine skolyoz adı verilir. Ayakta çekilen grafilerde bu eğriliğin 10 o nin üzerinde olması skolyoz olarak kabul edilir. Bu derecenin
HEREDİTER SFEROSİTOZ. Mayıs 14
HEREDİTER SFEROSİTOZ İNT.DR.DİDAR ŞENOCAK Giriş Herediter sferositoz (HS), hücre zarı proteinlerinin kalıtsal hasarı nedeniyle, eritrositlerin morfolojik olarak bikonkav ve santral solukluğu olan disk
PROF. DR. TÜLİN TANER
Uyku Apne Sendromunda Diş Hekimliği Uygulamaları PROF. DR. TÜLİN TANER Hacettepe Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Ortodonti AnaBilim Dalı TTD Okulu Uyku Bozuklukları Merkezi Kursu Ankara 26 27 Mart
Prof. Dr. Gökhan AKSOY
Prof. Dr. Gökhan AKSOY * Çiğneme, Beslenme * Yutkunma, * Estetik, * Konuşma, * Psikolojik Kriterler * Sosyolojik Kriterler Mandibüler: alt çene kemiğine ait, alt çene kemiğiyle ilgili Örnek: * mandibüler
AÇIK KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ
Dr. Levent Vahdettin AÇIK KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ Ön Açık Kapanış Anomalisinin Tanımı Ön açık kapanış, mandibula tamamen oklüzyona getirildiğinde, üst kesici dişlerin kronlarının
Multipl Endokrin Neoplaziler. Dr. Tuba T. Duman-2012
Multipl Endokrin Neoplaziler Dr. Tuba T. Duman-2012 Multipl Endokrin Neoplaziler Klinik gözlemlerle, endokrin bezleri içeren neoplastik sendromlar tanımlanmıştır. Paratiroid, hipofiz, adrenal,tiroid ve
DİŞ KÖK GELİŞİMİNİN CİNSİYET TAYİNİNDE KULLANILABİLİRLİĞİ
T.C Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı DİŞ KÖK GELİŞİMİNİN CİNSİYET TAYİNİNDE KULLANILABİLİRLİĞİ BİTİRME TEZİ Stj. Diş Hekimi: Ömer Kazım TOPRAK Danışman Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Aytaç
Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım
Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik
DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI. Dr Alparslan ŞAHİN
DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu Periferik retina dejenerasyonları Retina periferinde ora serrataya
MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık
MULTİPL SKLEROZ(MS) Multipl Skleroz (MS) genç erişkinleri etkileyerek özürlülüğe en sık yolaçan nörolojik hastalık MS Hasta Okulu 28.05.2013 Multipl skleroz (MS) hastalığını basitçe, merkezi sinir sistemine
Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir!
On5yirmi5.com Burun tıkanıklığınızın sebebi sinüzit olabilir! Mevsim değişimlerinde geniz akıntısı, burnunuzda tıkanıklılık ve bağ ağrılarınızdan şikayetiniz varsa, üst solunum yolu enfeksiyonlarınız 10
İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ PERİODONTOLOJİ ANABİLİM DALI
İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ PERİODONTOLOJİ ANABİLİM DALI Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Özay Uslu (Anabilim Dalı Başkanı) Uzman Dt. Vesile Elif Toy Dt. Ömer Alperen Kırmızıgül Arş. Gör. Semih Akgül
Genel Bilgiler. Hastalar için önemli hususlar
Genel Bilgiler Bölümümüzde uyguladığımız kapsamlı muayene esnasında; genel sağlık durumunuz ile ve varsa sürekli kullandığınız ilaçlarla ilgili bilgi alınır; genel ağız muayeneniz yapılır, tedaviden beklentileriniz
2014-2015 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 2. SINIF RESTORATİF DİŞ TEDAVİSİ TEORİK DERS PROGRAMI
2. SINIF RESTORATİF DİŞ TEDAVİSİ TEORİK DERS PROGRAMI 1. hafta Konservatif Diş Tedavisine giriş, Diş yüzeyi terminolojisi 2. hafta Kavite sınıflandırması ve kavite terminolojisi (Sınıf I ve II kaviteler)
Gastrointestinal Sistem Hastalıkları. Dr. Nazan ÇALBAYRAM
Gastrointestinal Sistem Hastalıkları Dr. Nazan ÇALBAYRAM ÇÖLYAK HASTALIĞI Çölyak hastalığı bir malabsorbsiyon sendromudur. Hastalık; gluten içeren unlu gıdalara karşı genetik bazda immünojik bir intolerans
DERİN KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ. Derin Örtülü Kapanışın Tanımı ve Etyolojisi
Dr. Levent Vahdettin DERİN KAPANIŞ VAKALARINDA ORTODONTİK VE ORTOPEDİK TEDAVİ Derin Örtülü Kapanışın Tanımı ve Etyolojisi Derin örtülü kapanış, maksiller keserlerin mandibuler keserleri % 50 veya daha
GEBELİKTE SİFİLİZ. Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği
GEBELİKTE SİFİLİZ Dr. Mustafa Özgür AKÇA Bursa Yüksek İhtisas E.A.H. Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği SİFİLİZ TANIM T.pallidum un neden olduğu sistemik bir hastalıktır Sınıflandırma: Edinilmiş (Genellikle
ÖNLEYİCİ ORTODONTİK TEDAVİ. Prof. Dr. Hatice Gökalp
ÖNLEYİCİ ORTODONTİK TEDAVİ Prof. Dr. Hatice Gökalp Önleyici ortodontik tedavi? İskeletsel, kassal ve dentoalveolar anomalilerin daimi dişler henüz sürmeden önce, karma dişlenme döneminde bertaraf edilmesi
OROHEKS % 0,2 ORAL SPREY
OROHEKS % 0,2 ORAL SPREY FORMÜL %0.2 klorheksidin glukonat içerir. Yardımcı madde olarak; gliserin, limon esansı ve nane esansı içerir. Bir püskürtme 0.15 ml dir ve 0.0003 g klorheksidin glukonat içerir.
TARİHÇE BÖLÜMLER. Fakültemiz Klinik Bilimler Bölümü altında hizmet veren sekiz Anabilim Dalı bulunmaktadır.
TARİHÇE Adıyaman Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 04/04/2011 tarihli ve 2011/1595 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuştur. Yükseköğretim
Klinik Bir Olgu Sunumu: Amelogenezis İmperfektalı Genç Bir Hastanın Tam Seramik Restorasyonlarla Tedavisi
Klinik Bir Olgu Sunumu: Amelogenezis İmperfektalı Genç Bir Hastanın Tam Seramik Restorasyonlarla Tedavisi Bu olgu sunumunda, Witkop sınıflamasına göre Hipoplastik tip Aİ lı (Tip IG) bir hastada, periodontal
EHLERS - DANLOS SENDROMU* (Bir Olgu Nedeniyle) ÖZET
G.Ü. Dişhek. Fak. Der. Cilt VII, Sayı 2, Sayfa 215-222, 1990 EHLERS - DANLOS SENDROMU* (Bir Olgu Nedeniyle) Kemal KARAKURUMER** Tuncer ÖZEN*** Sedat PAR**** Necdet DOĞAN***** ÖZET Ehlers - Danlos Sendromu
OSTEOGENESİS İMPERFEKTALI HASTALARDA PROTETİK REHABİLİTASYON: 2 OLGU SUNUMU*
OSTEOGENESİS İMPERFEKTALI HASTALARDA PROTETİK REHABİLİTASYON: 2 OLGU SUNUMU* PROSTHETIC REHABILITATION IN PATIENT S WITH OSTEOGENESIS IMPERFECTA: 2 CASES REPORT Sabiha Zelal ÜLKÜ 1 ÖZET Osteogenesis imperfekta
diastema varlığında tedavi alternatifleri
diastema varlığında tedavi alternatifleri Prof. Dr. L. Şebnem TÜRKÜN Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Etken Muayene Tedavi Planı Etiyoloji Süt/daimi diş geçiş
Amiloidozis Patolojisi. Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı
Amiloidozis Patolojisi Dr. Yıldırım Karslıoğlu GATA Patoloji Anabilim Dalı Tanım Amiloid = Latince amylum (nişasta, amiloz) benzeri Anormal ekstrasellüler protein depozisyonu Fizyolojik eliminasyon mekanizmaları
Konjenital hipotiroidi. Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi
Konjenital hipotiroidi Yrd. Doç. Dr. İhsan ESEN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Erken tanı neden önemli? Tedaviden Önce Sonra Erken tanı neden önemli? Tiroid hormonu ile muamele
MOLEKÜLER TANISI DÜZEN GENETİK HASTALIKLAR TANI MERKEZİ. SERPİL ERASLAN, PhD
β-talaseminin MOLEKÜLER TANISI DÜZEN GENETİK HASTALIKLAR TANI MERKEZİ SERPİL ERASLAN, PhD BETA TALASEMİ HEMOGLOBİNOPATİLER Otozomal resesif (globin gen ailesi) Özellikle Çukurova, Akdeniz kıyı şeridi,
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU. Protetik Diş Tedavisi Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu.
T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI TIPTA UZMANLIK KURULU Protetik Diş Tedavisi Uzmanlık Eğitimi Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Komisyonu Protetik Diş Tedavisi Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Eğitim Müfredatı 2011
Otozomal Baskın Kalıtım (Autosomal Dominant Inheritance) nedir?
This information (1) on Autosomal Dominant genetic disorders is in Turkish Otozomal Baskın Genetik Hastalıklar (Kadınlar İçin) (İngilizce si Autosomal Dominant Genetic Disorders) Genetik (genetic) hastalığa,
Politika. Görevliler Branşlar Muhasebe. Görevler Hedef gruplar Hasta ödeme planı. Ağız diş sağlığı
Tablo 1. Diş Sağlık Hizmet Sunumu Politika Ağız diş sağlığı sunumu sistemi Görevliler Branşlar Muhasebe Görevler Hedef gruplar Hasta ödeme planı Ağız diş sağlığı Tablo 2. Genel Ağız Diş Sağlığı Sektörünün
Diafragmatik Herni. Prof. Dr. E. Ferda Perçin Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik AD Ankara-2018
Diafragmatik Herni Prof. Dr. E. Ferda Perçin Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik AD Ankara-2018 % 85 sol tarafta İzole olgularda yeni doğan yaşam oranı ~ %60 Konjenital Diafragmatik Herni 1/3000-1/5000
GENETİK HASTALIKLARDA TOPLUM TARAMALARI
GENETİK HASTALIKLARDA TOPLUM TARAMALARI Bir genetik hastalığa neden olan veya bir genetik hastalığa yatkınlığa neden olan belirli genleri taşıyan kişilerin tespit edilmesi için yapılan toplum temelli çalışmalardır.
Biyolojik Biyomekanik İmplant Başarısızlığı İmplant Başarısızlığı Krestal Kemik Kaybı Protez Komplikasyonları Mekanik Süreçler
F. Emir Biyolojik İmplant Başarısızlığı Cerrahi başarısızlık İyileşme Krestal Kemik Kaybı Periosteal Refleksiyon(kaldırma) Otoimmün (bakteriyel etki) Biyolojik mikro aralık Protez Komplikasyonları Vida
DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIKLI VE ERKEN DOĞAN ÇOCUKLARDA AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi Cilt: 46, Sayı: 2 Sayfa: 83-87, 2012 83 DERLEME DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIKLI VE ERKEN DOĞAN ÇOCUKLARDA AĞIZ DİŞ SAĞLIĞI Oral Health Status of Low Birth Weight
Kanser Hastalarında Dental Yaklaşım. Dr.Kıvanç Bektaş-Kayhan İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Cerrahisi Anabilim Dalı
Kanser Hastalarında Dental Yaklaşım Dr.Kıvanç Bektaş-Kayhan İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş, Çene Cerrahisi Anabilim Dalı İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi- İstanbul
Prof. Dr. Ferit ÖZATA
Dental Travma Etiyolojisi Diş Sert Dokuları ve Periodontal Yaralanmalar: Yaklaşık olarak % 80 Düşme sonrası ortaya çıkar. % 12 Çarpma % 4 Trafik kazaları % 4 Oyun kazaları Görülme Sıklığı Sıklıkla 1-3
Periodontoloji nedir?
Periodontoloji Periodontoloji nedir? Periodontoloji, dişleri ve implantları çevreleyen yumuşak ve sert dokuların iltihabi hastalıkları ve bunların tedavisi ile ilgilenen bir dişhekimliği dalıdır. Periodontoloji,
Dr. Zehra SÜSGÜN YILDIRIM * Yrd. Doç. Dr. Elif Pınar BAKIR * Yrd. Doç. Dr. Şeyhmus BAKIR *
Olgu Sunumu/ Case Report AMELOGENEZİS İMPERFEKTALI ANTERİOR DİŞLERDE DİREKT ESTETİK KOMPOZİT REZİN UYGULAMASI: 4 OLGU SUNUMU APPLICATION OF DIRECT AESTHETIC COMPOSITE RESIN IN ANTERIOR TEETH WITH AMELOGENESIS
Lafora hastalığı, Unverricht Lundborg hastalığı, Nöronal Seroid Lipofuksinoz ve Sialidozlar en sık izlenen PME'lerdir. Progresif miyoklonik
LAFORA HASTALIĞI Progressif Myoklonik Epilepsiler (PME) nadir olarak görülen, sıklıkla otozomal resessif olarak geçiş gösteren heterojen bir hastalık grubudur. Klinik olarak değişik tipte nöbetler ve progressif
DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ ANABİLİM DALLARI 2013-2014 KLİNİK STAJ BARAJLARI (EK-4)
DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ ANABİLİM DALLARI 2013-2014 KLİNİK (EK-4) SINIF PEDODONTİ ANABİLİM DALI Adet AÇIKLAMA Kompomer, Amalgam,Kompozit dolgu 45 Tüm dolgu tedavileri, anterior ve posterior dişler dahil
Von Hippel-Lindau(VHL) Sendromu, VHL genindeki heterozigot mutasyonların sebep olduğu, otozomal dominant kalıtımlı bir ailesel kanser sendromudur. 3p2
Von Hippel-Lindau Sendromu Ailesindeki Asemptomatik 3 Çocuğun Genetik Test Sonuçlarının Değerlendirilmesi Kenan Delil, Bilgen Bilge Geçkinli, Hasan Şimşek, Ayberk Türkyılmaz, Esra Arslan Ateş, Mehmet Ali
Beyin Tümörü Sinir sisteminin (Beyin, omurilik ve sinirlerin) tümörleri, sinir dokusunda bulunan çeşitli hücrelerden kaynaklanabilir ya da vücudun başka bir yerindeki habis tümörün genellikle kan yolu
Alt santral-lateral diş kök kanal tedavisi. Alt kanin diş kök kanal tedavisi. Üst molar diş kök kanal tedavisi. Alt molar diş kök kanal tedavisi
KÜ DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ 2017-2018 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI PREKLİNİK PUANLARI ENDODONTİ ANABİLİM DALI 2. SINIF Üst santral-lateral diş kök kanal tedavisi Üst kanin diş kök kanal tedavisi Üst premolar diş
Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri
Doç.Dr.Berrin Karadağ Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Geriatri Hastalıkların tedavisinde kat edilen yol, bulaşıcı hastalıklarla başarılı mücadele, yaşam koşullarında düzelme gibi
NON NÖROJENİK NÖROJENİK MESANE ve ÜROFASİAL (OCHOA) SENDROM OLGULARINDA HPSE2 GEN DEĞİŞİMLERİNİN ARAŞTIRILMASI
NON NÖROJENİK NÖROJENİK MESANE ve ÜROFASİAL (OCHOA) SENDROM OLGULARINDA HPSE2 GEN DEĞİŞİMLERİNİN ARAŞTIRILMASI Burcu Bulum 1, Z. Birsin Özçakar 1, Duygu Duman 1, F. Başak Cengiz 1, Berk Burgu 1, Esra Baskın
SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU. Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011
SERT DOKUNUN SULU (KĠSTĠK) LEZYONU Dr Arzu AVCI ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ TIBBİ PATOLOJİ KLİNİĞİ 17 Kasım 2011 OLGU 9 Y, K Sağ humerus proksimali 2 yıl önce kırık Doğal iyileşmeye bırakılmış
DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu
DEJENERATİF RETİNA HASTALIKLARI Dr Alparslan ŞAHİN Periferik retina dejenerasyonları Dejeneratif miyopi Yaşa bağlı maküla dejenerasyonu Periferik retina dejenerasyonları Retina periferinde ora serrataya
HALK SAĞLIĞI ANABĠLĠM DALI. Ders adı : Endokrin çevre bozucular ve tarama programı
HALK SAĞLIĞI ANABĠLĠM DALI Ders adı : Endokrin çevre bozucular ve tarama programı Öğretim Üyesi : Prof. Dr. A. Emel ÖNAL Endokrin sistemin çalışmasını değiştiren, sağlıklı insanda veya çocuklarında sağlık
DİŞ GELİŞİMİ VE ANOMALİLERİ
T.C. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı DİŞ GELİŞİMİ VE ANOMALİLERİ BİTİRME TEZİ Stj. Dişhekimi Nuran ZİJABEG Danışman Öğretim Üyesi: Yard.Doç.Dr.Gülperi ÖKTEM İZMİR-2007
ÜRÜN BİLGİSİ. ETACİD, erişkinler, 12 yaş ve üzerindeki adolesanlarda mevsimsel alerjik rinitin profilaksisinde endikedir.
ÜRÜN BİLGİSİ 1. ÜRÜN ADI ETACİD % 0,05 Nazal Sprey 2. BİLEŞİM Etkin madde: Mometazon furoat 50 mikrogram/püskürtme 3. TERAPÖTİK ENDİKASYONLAR ETACİD erişkinler, adolesanlar ve 6-11 yaş arasındaki çocuklarda
Erken Dönem Kalça Osteoartritinde Tanım ve Etiyoloji. Dr. Çağatay Uluçay Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Erken Dönem Kalça Osteoartritinde Tanım ve Etiyoloji Dr. Çağatay Uluçay Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalça Osteoartriti Tanım OA hastalığı hem mekanik hem de biyolojik olayların sonucu gelişen eklem
30.12.2014. 10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ve Bakımı. Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar. Yenidoğanın Beslenmesi
10.Sınıf Kadın Sağlığı Hastalıkları ı 15.Hafta ( 22-26 / 12 / 2014 ) 1.) 2.)Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar 3.) 4.) Slayt No: 24 4 Doğum Sonu Bebekte Görülebilecek Sorunlar Doğum Sonu Dönemde
MAKSİLLER ANTERİOR SEGMENTAL OSTEOTOMİ İLE KLAS II ANTERİOR OPEN-BİTE TEDAVİSİ. Orhan GÜVEN*, Ahmet KESKİN**, Adnan ÖZTÜRK*** ÖZET
G.Ü. Dişhek. Fak. Der. Cilt X, Sayı 1, Sayfa 175-180, 1993 MAKSİLLER ANTERİOR SEGMENTAL OSTEOTOMİ İLE KLAS II ANTERİOR OPEN-BİTE TEDAVİSİ Orhan GÜVEN*, Ahmet KESKİN**, Adnan ÖZTÜRK*** ÖZET Apertognati
EĞİTİM DANIŞMANLARI Serdar Gürel Özlem Coşkun
Tıpta Uzmanlık Kurulu (TUK), uzmanlık eğitiminde kullanılmak üzere çekirdek müfredat ve standartları belirlemek için Tıpta Uzmanlık Kurulu Müfredat Oluşturma ve Standart Belirleme Sistemi (TUKMOS) çerçevesinde
Dr Gökhan ORCAN, Dr Figen PALABIYIK, Dr Zeynep YAZICI Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Radyolojisi Bilim Dalı, Bursa
Dr Gökhan ORCN, Dr Figen PLIYIK, Dr Zeynep YZICI Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Radyolojisi ilim Dalı, ursa İkiz eşi olarak 37. gebelik haftasında doğan kız bebek, doğumdan itibaren özellikle
Dr. Atıl YÜKSEL İstanbul Tıp Fakültesi KHD AD, Perinatoloji BD. Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği
Dr. Atıl YÜKSEL İstanbul Tıp Fakültesi KHD AD, Perinatoloji BD Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği Vakanın tanımlanması, nedeninin belirlenmesi, sonraki gebeliklere hazırlık yapılması. Doğum
ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM
ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM Gelişimin Biyolojik Temelleri Öğr. Gör. Can ÜNVERDİ Konular kod kalıtım örüntüleri Down sendromu Fragile x sendromu Turner sendromu Klinefelter sendromu Prader willi sendromu danışma
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI
ÇOCUKLUK ÇAĞINDA KRONİK KARIN AĞRISI Prof. Dr. Aydan Kansu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Bilim Dalı 7 y, ~ 1 yıldır karın ağrısı Göbek çevresinde Haftada
TARIMDA ÇALIŞANLAR AÇISINDAN TERATOJENLER
TARIMDA ÇALIŞANLAR AÇISINDAN TERATOJENLER Vaka Ayşe Hanım 39 yaşında, evli ve 2 çocuk annesi, adetleri normal ve 34 günde 1 adet görüyor. Son adet tarihinden 2 hafta sırtındaki sivilceler için komşusunun
BEL AĞRISI. Dahili Servisler
BEL AĞRISI Dahili Servisler İnsan omurgası vücut ağırlığını taşımak, hareketine izin vermek ve spinal kolonu korumak için dizayn edilmiştir. Omurga kolonu, birbiri üzerine dizilmiş olan 24 ayrı omur adı
İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI
İMPLANT VAKALARININ SINIFLANDIRILMASI Prof. Dr. HALDUN İPLİKÇİOĞLU İmplant vakaları neden sınıflandırılmalıdır? İmplantoloji yüksek düzeyde bilgi ve deneyim gerektiren bir alandır. Bu konuda çalışmalar
Yrd. Doç. Dr. Sibel Koçak
Yrd. Doç. Dr. Sibel Koçak Pulpanın Embriyolojisi Embriyolojik hayatın 12-13. haftalarında çan organının iç bölümünü dolduran bağ dokusuna dental papilla denir. Pulpa dental papilanın ektomezenşimal hücrelerinden
1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk hastalara detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.
1 / 5 1. Amaç: Bu talimat, UÜ-SK ya başvuran çocuk a detaylı tıbbi değerlendirme yapılmasına yönelik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır. 2. Kapsam: Bu talimat çocuk ın değerlendirilmesine ilişkin faaliyetleri
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro
www.printo.it/pediatric-rheumatology/tr/intro CANDLE 2016 un türevi 1. CANDLE NEDİR 1.1 Nedir? Kronik Atipik Nötrofilik Dermatosiz, Lipodistrofi ve Yüksek ateş (CANDLE) sendromu nadir görülen genetik bir
UÜ-SK AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI HİZMET KAPSAMI
Rev. No : 03 Rev.Tarihi : 28 Şubat 2012 1 / 5 1 HİZMET KAPSAMI: Aile Hekimliği Anabilim Dalı yaş, cinsiyet, yakınma, hastalık ayrımı yapmaksızın, yaşamın bütün evrelerinde ve süreklilik içinde, sağlığın
Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader
Gebelerde Rubella (Kızamıkçık) Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Kader OLGU 1 İkinci çocuğuna hamile 35 yaşında kadın gebeliğinin 6. haftasında beş yaşındaki kız çocuğunun rubella infeksiyonu geçirdiğini öğreniyor. Küçük
