META VE PARA M E T A KULLANIM-DEÐERÝ VE DEÐER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "META VE PARA M E T A KULLANIM-DEÐERÝ VE DEÐER"

Transkript

1 BÝRÝNCÝ KÝTAP SERMAYENÝN ÜRETÝM SÜRECÝ BÝRÝNCÝ KISIM META VE PARA BÝRÝNCÝ BÖLÜM M E T A BÝRÝNCÝ KESIM. METAIN ÝKÝ ÖÐESÝ KULLANIM-DEÐERÝ VE DEÐER (DEÐERÝN ÖZÜ VE DEÐERÝN BÜYÜKLÜÐÜ) Kapitalist üretim tarzýnýn egemen olduðu toplumlarýn zenginliði, "muazzam bir meta birikimi" [1] olarak kendini gösterir, bunun birimi tek bir metadýr. Araºtýrmalarýmýzýn, bu nedenle, metaýn tahlili ile baºlamasý gerekir. Meta, her ºeyden önce, bizim dýºýmýzda bir nesnedir ve, taºýdýðý özellikleriyle, ºu ya da bu türden insan gereksinmelerini gideren bir ºeydir. Bu gereksinmelerin niteliði, örneðin ister mideden, ister hayalden çýkmýº olsun, bir ºey deðiºtirmez. [2] Burada nesnenin, bu gereksinmeleri, geçim aracý olarak doðrudan doðruya (sayfa 49) mý, yoksa üretim aracý olarak dolaylý yoldan mý, nasýl giderdiði de bizi ilgilendirmemektedir. Demir, kaðýt vb. gibi her yararlý ºeye, iki görüº açýsýndan, nitelik ve nicelik açýsýndan bakýlabilir. Her yararlý ºey, birçok özelliklerin bir bütünüdür ve bunun için çeºitli yönlerden yararlý olabilir. ªeylerin çeºitli kullanýmlarýný bulup ortaya çýkarmak tarihin iºidir. [3] Yararlý nesnelerin niceliðini ölçmek için toplumca benimsenen ölçüleri saptamak da böyledir. Bu ölçülerin farklý oluºunun nedeni, kýsmen ölçülecek nesnelerin niteliklerinin farklý oluºu, kýsmen de alýºkanlýklardýr. Bir ºeyin yararlýlýðý, onu, bir kullaným-deðeri haline getirir. [4] Ama bu yararlýlýk, belirsiz bir ºey deðildir. Metaýn fiziksel özellikleriyle sýnýrlý olduðu için, o, metadan ayrý bir varlýða sahip deðildir. Demir olsun, buðday olsun ya da elmas olsun, bir meta, bu nedenle, maddi bir ºey olduðu için, bir kullaným-deðeridir, yararlý bir ºeydir. Metaýn bu özelliði, o metaýn yararlý niteliklerinden yararlanmak için gerekli olan emek miktarýna baðýmlý deðildir. Kullaným-deðeri ele alýnýrken, biz, her zaman, ºu kadar düzine saat, ºu kadar metre keten ya da ºu kadar ton kömür gibi belirli niceliklerden sözettiðimizi varsayarýz. Metalarýn kullaným-deðerleri özel bir bilgi alanýnýn, metalarýn ticari bilgisinin malzemesini oluºturur. [5] Kullaným-deðerleri, ancak kullaným ya da tüketim ile bir gerçek haline gelir: bunlar, ayrýca, toplumsal biçimi ne olursa olsun, her türlü servetin özünü oluºtururlar. Ýncelemek üzere olduðumuz toplum biçiminde, bunlar, ayrýca, deðiºim-deðerinin maddi taºýyýcýlarýdýr. Deðiºim-deðeri, ilk bakýºta, bir nicel iliºki olarak birbirleriyle deðiºilen deðiºik türden kullanýmdeðerlerindeki oran olarak [6] (sayfa 50) zamana ve yere göre durmadan deðiºen bir iliºki olarak görünür. Böyle olunca deðiºim-deðeri, raslantýya baðlý, tamamen göreli, ve bunun sonucu metaýn özünde bulunan bir deðer olarak görünür; metadan ayrýlamayan ve onun özünde bulunan bir deðiºim-deðeri ise, terimlerde bir çeliºki gibi gelir. [7] Konuyu biraz daha yakýndan ele alalým. Belli bir meta, örneðin bir quarter buðday, x kadar ayakkabý boyasýyla, y kadar ipekle, ya da z kadar altýnla vb., kýsacasý, çok farklý oranlardaki baºka metalarla deðiºiliyor. Bu durumda, buðdayýn, bir deðil birçok deðiºim oraný var demektir. Ama, x kadar ayakkabý boyasý, y kadar ipek ya da z kadar altýn vb. hep bir quarter buðdayýn deðiºim-deðerini temsil ettiklerinden, x kadar ayakkabý boyasýnýn, y kadar ipeðin, z kadar altýnýn vb. Deðiºim-deðeri olarak, ya birbirlerinin yerlerini alabilmeleri, ya da birbirlerine eºit olmalarý gerekir. Bunun için, birincisi: belli bir metaýn geçerli deðiºim-deðerleri eºit bir ºeyi ifade eder; ikincisi: deðiºim-deðeri, genellikle yalnýzca bir anlatým biçimi, metada bulunan, ama ondan ayýrdedilebilen görüngüsel (phenomenal) bir biçimdir. Örneðin, buðday ve demir gibi iki meta alalým. Bunlarýn arasýndaki deðiºim oraný ne olursa olsun, bu daima belli bir miktar buðdayý, bir miktar demire eºit kýlan bir denklemle gösterilebilir: diyelim, 1 quarter buðday = x ton demir olsun. Bu denklem bize ne anlatýr? Bu denklem, bize, iki farklý ºeyde, bir quarter buðday ile x ton demirde, her ikisinde de eºit miktarlarda ortak bir ºeyin var olduðunu anlatýr. Öyleyse bu iki ºeyin, ne biri ne de ötekisi olmayan üçüncü bir ºeye eºit olmasý gerekir. Bunun için de, bunlarýn herbirinin, deðiºim-deðeri olarak, bu üçüncü ºeye indirgenebilir olmasý gerekir.

2 Basit bir geometrik örnek bunu aydýnlatacaktýr. Çokgenlerin alanlarýný hesaplamak ve karºýlaºtýrmak için, bunlarý üçgenlere ayýrýrýz. Ama üçgenin alaný, onun görünen biçiminden tamamen farklý bir ºeyle, yani tabaný ile yüksekliðinin çarpýmýnýn yarýsý ile ifade edilir. Ayný ºekilde, metalarýn deðiºim-deðerlerinin de (sayfa 51) kendilerinde az ya da çok miktarda bulunan ortak terimlerle ifade edilebilmesi gerekir. Bu ortak "ºey", metalarýn geometrik, kimyasal ya da baºka bir doðal özelliði olamaz. Bu gibi özellikler, ancak onlara bir yarallýlýk saðladýklarý, onlarý kullaným-deðeri haline getirdikleri zaman bizim için önemli olurlar. Ama metalarýn deðiºimi, kuºkusuz, kullaným-deðerinden tamamen soyutlanarak karakterize edilen bir iºtir. Öyleyse, bir kullaným-deðeri, ancak yeterli miktarda olmak kaydýyla, bir baºka kullaným-deðerinden farksýzdýr. Ya da, yaºlý Barbon'un dediði gibi, "Deðerleri eºitse, bir tür eºya, hemen hemen baºka bir tür eºyadýr. Eºit deðerdeki ºeyler arasýnda fark ya da ayrýlýk yoktur.... Yüz pound deðerindeki kurºun ya da demir, yüz pound deðerindeki gümüº ya da altýn kadar deðerlidir." [8] Kullaným-deðeri olarak metalar, her ºeyden önce birbirinden farklý niteliklerdir; ama deðiºim-deðerleri olarak yalnýzca farklý miktarlardýr ve dolayýsýyla zerre kadar kullaným-deðeri içermezler. Demek ki, metalarýn kullaným-deðerini bir yana býrakýrsak, geriye ortak tek bir özellikleri, emek ürünleri olmalarý özelliði kalýr. Ancak, emek ürününün kendisi bile elimizde bir deðiºikliðe uðramýºtýr. Emek ürününü, kullaným-deðerinden soyutlarsak, ayný zamanda, onu kullaným-deðeri yapan maddi öðelerden ve biçimlerden de soyutlamýº oluruz; artýk o, masa, ev, iplik ya da herhangi yararlý bir ºey deðildir. Maddi bir ºey olarak varlýðý, yokolmuºtur. Ve artýk kendisine, bir doðramacýnýn, duvarcýnýn, eðiricinin ya da baºka türden belirli bir üretici emeðin ürünü olarak bakýlamaz. Ürünlerin yararlý nitelikleri ile birlikte, hem bunlarda ºekillenmiº çeºit çeºit emeðin yararlý niteliðini, hem de bu emeðin somut biçimlerini yoketmiº oluruz; hepsinde ortak olandan baºka bir ºey kalmamýºtýr; hepsi de tek ve ayný tür emeðe, soyut insan emeðine indirgenmiºtir. ªimdi de bu ürünlerin herbirinden arta kalan ºeyi alalým; bu, herbirinde, ayný düºsel bir gerçekten, türdeº insan emeðinin salt billurlaºmasýndan, harcanýº biçimi ne olursa olsun, harcanmýº emek-gücünden ibarettir. Bütün bu ºeyler, ºimdi bize ºunu anlatýyorlar: bunlarýn üretimleri sýrasýnda, insan emek-gücü harcanmýºtýr, (sayfa 52) ve bunlarda insan emeði cisimleºmiºtir. Hepsinde ortak olan bu toplumsal özün kristalleri olarak bakýldýðýnda, bunlar Deðerdir. Metalar deðiºildikleri zaman bunlarýn deðiºim-deðerlerinin kendisini, kullaným-deðerlerinden tamamen baðýmsýz bir ºey olarak ortaya koyduðunu görmüºtük. Ama bunlarýn kullaným-deðerini soyutlarsak, geriye yukarda açýklandýðý gibi, Deðer kalýr. Bunun için, metalar deðiºildiklerinde, kendisini, deðiºim-deðeri olarak ortaya koyan ortak öz, onlarýn deðeridir. Ýncelememiz ilerledikçe, deðiºim-deðerinin, içersinde metalarýn deðerinin kendisini gösterebildiði ya da ifade edilebildiði tek biçim olduðu görülecektir. Bununla birlikte, ºimdilik, deðerin niteliðini onun biçiminden baðýmsýz olarak ele almak zorundayýz. Bir kullaným-deðeri ya da yararlý bir madde, bu nedenle, ancak, içersinde soyut insan emeðinin somutlaºtýðý ya da maddeleºtiði için bir deðere sahiptir. Peki öyleyse bu deðerin büyüklüðü nasýl ölçülecek? Besbelli ki, malýn içerdiði, deðer yaratýcý özün, yani emeðin niceliðiyle ölçülür. Emeðin niceliði, onun süresiyle ölçülür, ve emek-zamanýnýn ölçütü de hafta, gün ve saat olarak ifade edilir. Bazýlarý, bir metaýn deðeri, onun için harcanan emeðin niceliðiyle belirlendiðine göre, iºçi ne kadar tembel ya da beceriksiz olursa, metaýn üretimi için o kadar fazla zaman gerekeceðinden, onun metaýnýn o kadar deðerli olacaðýný sanabilirler. Oysa, deðerin özünü oluºturan emek, türdeº insan emeðidir, bir biçimli (uniform) emek-gücü harcamasýdýr. Bir toplumun, ürettiði tüm metalarýn toplam deðerinde somutlaºan toplam emek-gücü birçok tek tek birimlerden meydana gelmekle birlikte, burada, türdeº insan emek-gücü kitlesi olarak kabul edilir. Bu birimlerin herbiri, toplumsal ortalama emek-gücü niteliðini taºýdýklarý ve bu nitelikleri ile etkili olduklarý sürece, birbirlerinin aynýdýr; yani bir metaýn üretimi için ortalama olarak gerekli ya da toplumsal olarak gerekli zamandan daha fazlasýna gereksinme göstermedikleri sürece, biri diðerinin aynýdýr. Toplumsal olarak gerekli emek-zamaný, bir malý, normal üretim koºullarý altýnda, o sýradaki ortalama hüner derecesi ve yoðunluðu ile elde edebilmek için gerekli zamandýr. Ýngiltere'de buharla iºleyen dokuma tezgâhlarýnýn kullanýlmaya baºlanmasýndan sonra, belirli bir miktar ipliði kumaº haline getirmek için gerekli emek-zamaný belki de yarýya inmiºti. Oysa el tezgâhýnda çalýºan dokumacýlar, ayný iºi, eskisi kadar ayný zamanda (sayfa 53) yapmaya devam etmiºlerdir; ama bu deðiºiklikten sonra, emeklerinin bir saatlik ürünü yalnýzca yarým saatlik toplumsal emeði temsil etmiº ve bunun sonucu olarak da eski deðerinin yarýsýna düºmüºtür. Öyleyse görüyoruz ki, herhangi bir malýn deðerinin büyüklüðünü, toplumsal olarak gerekli-emek miktarý ya da onun elde edilmesi için toplumsal bakýmdan gerekli emek-zamaný belirler. [9] Buna baðlý olarak tek tek her meta kendi türünün ortalama örneði olarak kabul edilmelidir. [10] Bunun için, eºit nicelikte emek içeren ya da ayný sürede üretilebilen metalarýn deðerleri, aynýdýr. Bir metaýn deðeri ile baºka bir metaýn deðeri arasýndaki iliºki, birincisinin üretimi için gerekli emek-zamaný ile ikincisinin üretimi için gerekli emek-zamaný arasýndaki iliºki gibidir. "Deðer olarak, bütün metalar, donmuº

3 emek-zamanýnýn belirli kitlelerinden baºka bir ºey deðildir." [11] Bu nedenle, bir metaýn üretimi için gerekli olan emek-zamaný sabit tutulursa, o metaýn deðeri de sabit kalýr. Ama, emek-zamaný, emeðin üretkenliðinde meydana gelen her deðiºmeyle birlikte deðiºir. Bu üretkenlik çeºitli koºullar tarafýndan belirlenir; öteki ºeyler yanýnda, iºçilerin ortalama beceri düzeyi, bilimin durumu, ve onun pratikte uygulanma derecesi, üretimin toplumsal örgütlenmesi, üretim araçlarýnýn boyutlarý ve etkililiði ve fiziksel koºullar sayýlabilir. Örneðin uygun mevsimlerde ayný emek miktarý 8 kile buðdayda maddeleºtiði halde, uygun gitmeyen mevsimlerde yalnýzca dört kilede maddeleºir. Ayný emek, zengin madenden, zengin olmayan madene göre, daha çok maden cevheri çýkartýr. EImas yeryüzünde az raslanan bir ºeydir, bu yüzden bulunup çýkartýlmasý ortalama olarak çok emek-zamanýna malolur. Öyle ki, küçük bir hacmi, çok büyük emek temsil eder. Jacop, altýn acaba (sayfa 54) hiç tam deðerini bulmuº mudur diye kuºku duyar. Bu sözler elmas için daha da geçerlidir. Eschwege'ye göre, Brezilya'nýn 1823 yýlýnda sona eren seksen yýllýk elmas madeni toplam üretimi, elmas daha çok emeðe malolduðu ve çok daha fazla deðeri temsil ettiði halde, ayný ülkenin birbuçuk yýllýk ortalama ºeker ve kahve ürününün fiyatýna ulaºamamýºtýr. Daha zengin madenlerde, ayný nicelikteki emek, daha çok elmasta maddeleºebilir ve elmasýn deðeri düºebilir. Eðer biz, az emek harcayarak, kömürü elmasa dönüºtürmeyi baºarabilseydik, elmasýn deðeri, tuðlanýn deðerinin altýna düºebilirdi. Genel olarak, emeðin üretkenliði ne kadar büyük olursa, bir malýn üretimi için gerekli emek-zamaný o kadar kýsa, o malda billurlaºan emek miktarý o kadar az, ve deðeri de o kadar küçük olur; tersine, emeðin üretkenliði ne kadar azsa, bir malýn üretimi için gerekli olan emek-zamaný o kadar çok, malýn deðeri o kadar büyük olur. Bu nedenle, bir metaýn deðeri, o metada maddeleºmiº emeðin miktarý ile doðru orantýlý, üretkenliði ile ters orantýlý olarak deðiºir. Bir ºey, deðere sahip olmadan da bir kullaným-deðerine sahip olabilir. Bu, o ºeyin insana yararlýlýðý emeðe baðlý olmadýðý zaman sözkonusudur. Hava, iºlenmemiº toprak, doðal çayýrlar ve otlaklar vb. böyledir. Bir ºey, meta olmadan da, yararlý ve insan emeði ürünü olabilir. Gereksinmelerini kendi emeðinin ürünü ile doðrudan doðruya karºýlayan kimse, gerçekte, kullanýmdeðeri yaratýr, ama meta yaratmamýºtýr. Meta üretmek için, o kimsenin yalnýzca kullaným-deðerleri deðil, baºkalarý için kullaným-deðerleri, toplumsal kullaným-deðerleri üretmesi gerekir. (Ve salt baºkasý için üretmesi de yetmez. Ortaçað köylüsü, feodal bey için ürün-rant-tahýl, papaz için öºürtahýl üretirdi. Ama, ne bu ürün-rant-tahýl, ne de öºür-tahýl, bir baºkasý için üretilmiº olmalarý gerçeðine karºýn, meta haline gelmemiºlerdi. Bir ürünün meta olabilmesi için, kuilaným-deðeri olacaðý baºka bir kimseye, deðiºim yoluyla devredilmesi gerekir.) [11a] Ensonu, hiç bir nesne, yararlý bir ºey deðilse, deðere sahip olamaz. Eðer o ºey yararsýz ise, onda bulunan emek de yararsýzdýr; bu emek, emek sayýlmaz ve bu yüzden deðer yaratmaz. (sayfa 55) ÝKÝNCÝ KESÝM. METADA SOMUTLAªAN EMEÐÝN ÝKÝ YÖNLÜ NÝTELÝÐÝ Ýlk bakýºta, bir meta, kendini, bize, iki ºeyin karmaºýðý olarak göstermiºti: kullaným-deðeri ve deðiºim-deðeri. Daha sonra, emeðin de iki yönlü niteliði olduðunu gördük; çünkü, deðerde ifadesini bulduðuna göre, emek de, kullaným-deðerlerinin bir yaratýcýsý olarak taºýdýðý ayný niteliklere sahip deðildir. Metalarda bulunan emeðin bu ikili niteliðine ilkönce iºaret eden ve eleºtirici bir yaklaºýmla inceleyen ben oldum. [12] Bu nokta, ekonomi politiðin berrak bir ºekilde anlaºýlmasýnda eksen olduðu için, daha fazla ayrýntýlara inmek zorundayýz. Bir ceket ile 10 yarda keten bezi gibi iki meta alalým; bunlardan birincisinin deðeri, ikincisinin deðerinin iki katý olsun; yani 10 yarda keten bezi = 2W ise, ceket 2W'dir. Ceket, belli bir gereksinmeyi karºýlayan bir kullaným-deðeridir. Onun varlýðý, özel bir üretici faaliyet türünün sonucudur; bu faaliyetin niteliði, amacý, çalýºma biçimi, malzemesi, araçlarý ve vardýðý sonuçla belirlenir. Yararlýlýðý ürünün kullanýlarak deðerlenmesi ile ya da bu ürünün kullanýmdeðeri haline gelmesiyle kendisini gösteren emeðe, biz, yararlý emek diyoruz. Bu açýdan bakýlýnca, biz, emeðin yalnýzca yararlý iºlevini gözönünde bulunduruyoruz. Ceket ile keten bezi, nitelik bakýmýndan farklý iki kullaným-deðeri olduðu gibi, bunlarý üreten emeðin iki biçimi de, terzilik ve dokumacýlýk, farklýdýr. Bu iki nesne nitelik bakýmýndan farklý olmasalardý, farklý türden emeklerin ürünü olmasalardý, birbirleriyle metalarýn iliºkisi içinde karºý karºýya gelmezlerdi. Ceket ceket ile deðiºilmez; bir kullaným-deðeri, ayný cinsten baºka bir kullanýmdeðeri ile degiºilmez. Tüm farklý kullaným-deðerlerinin her çeºidine, eºit farklýlýkta yararlý emek tekabül eder ve bunlar, toplumsal iºbölümünde ait olduklarý sýraya, cinse ve türe göre sýnýflandýrýlýrlar. Emeðin bu iºbölümü, metalarýn üretimi için zorunlu bir koºuldur, ama tersi doðru deðildir, yani metalarýn üretimi, iºbölümü için zorunlu koºul deðildir. Ýlkel Hint topluluklarýnda, meta üretimi olmaksýzýn toplumsal iºbölümü vardýr. Ya da daha yakýnýmýzdan bir örnek vermek gerekirse, her fabrikada emek (iº), bir sisteme göre (sayfa 56) bölünmüºtür, ama bu bölünme, iºçilerin, kendi yaptýklarý ürünlerin birbirleri arasýnda

4 karºýlýklý deðiºimi iºlemine yolaçmamýºtýr. Böyle ürünler, ancak, herbiri birbirinden baðýmsýz olarak oluºan ve bireylerin kiºisel emeðine dayanan farklý türdeki emeklerin bir sonucu olarak metalar haline gelebilirler. Öyleyse özetlersek: her metaýn kullaným-deðerinde bulunan yararlý emek, yani belirli bir türde ve belirli bir amaca yönelmiº üretken faaliyet vardir. Ýçlerinde somutlaºan yararlý emek, herbirinde nitel olarak farklý olmadýðý sürece, kullaným-deðerleri, birbirlerinin karºýsýnda meta olarak duramazlar. Ürünleri genel olarak meta biçimini alan bir toplulukta, yani bir meta üreticileri topluluðunda, herbiri kendi hesabýna çalýºan tek tek üreticilerin baðýmsýz olarak yürüttükleri yararlý emekler arasýndaki bu nitelik farký, karmaºýk bir sistem, bir toplumsal iºbölümü meydana getirecek biçimde geliºir. Ne var ki, örneðimizdeki ceketi ister terzi giysin isterse müºterisi, her iki durumda da, ceket bir kullaným-deðeri olarak iº görür. Ayrýca terziliðin, özel bir meslek, toplumsal iºbölümünün baðýmsýz bir kolu haline gelmesiyle de, ceket ile onu meydana getiren emek arasýndaki iliºki deðiºmiº olmaz. Giyinme gereksinmesi insanoðlunu zorladýðýndan beri, insanoðlu, binlerce yýl, tek bir kiºi bile terzi haline gelmeden, giyeceðini yapmýºtýr. Ancak, ceket ile keten bezi, doðanýn kendiliðinden üretmediði maddi servetin bütün öteki unsurlarý gibi, varlýklarýný, daima belirli bir amaçla yerine getirilen bir özel üretken faaliyete, belli doða vergisi malzemelerin, belli gereksinmeler için kullanýlmasý faaliyetine borçlu olmalýdýr. Bunun için, kullaným-deðerinin yaratýcýsý olarak emek, yararlý emektir, bütün toplum biçimlerinden baðýmsýz olarak, insanoðlunun varlýðý için zorunlu bir koºuldur; bu ezeli ve ebedi doðal zorunluluk olmaksýzýn insan ile doða arasýnda madde alýºveriºi, ve dolayýsýyla da yaºam olamazdý. Kullaným-deðerleri, ceket, keten bezi vb., yani metalarýn madde olarak varlýklarý, iki öðenin birleºmesinden meydana gelir: madde ve emek. Bunlar üzerinde harcanan yararlý emeði kaldýrýrsak, geriye, insanýn yardýmý olmaksýzýn doða tarafýndan konmuº olan maddi tortu kalýr. Ýnsan, ancak týpký doðanýn yaptýðý gibi iº görür, yani maddenin biçimini deðiºtirir. [13] Ne var ki, bu biçim (sayfa 57) deðiºtirme iºinde doðal güçler kendisine durmadan yardým eder. Öyleyse görüyoruz ki, emek, maddi servetin, ürettiði kullaným-deðerlerinin tek kaynaðý deðildir. William Petty'nin dediði gibi, maddi servetin babasý emek, anasý da topraktýr. Kullaným-deðeri olarak ele alýnan metalardan, ºimdi de metalarýn deðerine geçelim. Varsayýmýmýza göre, ceket, keten bezinin iki katý deðere sahiptir. Ama bu, ºimdilik bizi ilgilendirmeyen yalnýzca bir nicel farklýlýktýr. Ancak ºu kadarýný akýlda tutuyoruz ki, eðer bir ceketin deðeri 10 yarda keten bezinin iki katý ise, 20 yarda keten bezi, bir ceket ile ayný deðerde olur. Deðer olarak ceket ile keten bezi, ayný özün ºeyleridir, temelde özdeº emeðin nesnel ifadeleridir. Ama terzilik ile dokumacýlýk, nitelik yönünden farklý emek türleridir. Bununla birlikte, öyle toplum durumlarý vardýr ki, ayný kiºi, terzilik ve dokumacýlýðý ayný zamanda sýrayla yürütür; bu gibi durumlarda, bu iki tür emek biçimi, ayný bireyin çalýºmasýnýn salt iki deðiºik biçimidir ve farklý kiºilerin özel ve belirlenmiº uðraºlarý deðildir; terzimizin bir gün'ceket, ertesi gün pantolon dikmesi, ayný kiºinin, yalnýzca emeðindeki bir deðiºmeyi göstermesi gibidir. Ayrýca, kapitalist toplumumuzda, belli miktarda bir insan emeðinin deðiºen talebe göre, bir zaman terzilik, baºka bir zaman da dokumacýlýk biçiminde kullanýldýðý daha göze çarpar. Emeðin bu biçim deðiºtirmesi, sürtünmesiz olmayabilir, ama olmak zorundadýr. Üretici faaliyet, aldýðý özel biçimi, yani emeðin yararlý niteliðini bir yana korsak, insan emekgücünün harcanmasýndan baºka bir ºey deðildir. Terzilik ve dokumacýlýk, nitelik bakýmýndan farklý üretici faaliyetler olmakla birlikte, her ikisi de, insan beyninin, sinirlerinin ve kaslarýnýn üretici harcamasýdýr ve bu anlamda, bunlar, insan emeði olarak aynýdýr. Bunlar, insan emek-gücünün farklý iki harcanma biçiminden baºka bir ºey deðildir. Kuºkusuz, bütün deðiºiklikler içinde ayný kalan bu emek-güicünün, biçimlerin (sayfa 58) çeºitliliði içinde harcanamadan önce, belli bir geliºme düzeyine ulaºmasý gerekir. Ama bir metaýn deðeri, soyut insan emeðini, genel olarak insan emeðinin harcanmasýný temsil eder. Týpký toplumda sýradan bir insan iken önemsiz bir rol oynadýðý halde, bir general ya da bir banker olarak büyük bir rol oynamasý gibi, [14] salt insan emeðinin rolü de buna benzer. Yalýn emek-gücünün harcanmasýdýr, yani, ortalama olarak. özel bir geliºme sözkonusu olmaksýzýn sýradan her insanýn organizmasýnda mevcut olan emek-gücünün harcanmasýdýr. Ortalama yalýn emeðin, çeºitli ülkelerde ve deðiºik zamanlarda niteliðinin deðiºtiði doðrudur, ama belli bir toplumda o da belirlidir. Vasýflý emek, yalnýzca yoðunlaºtirilmiº yalýn emek, ya da daha doðrusu, çoðaltýlmýº yalýn emek demektir; belli miktarda vasýflý emek, daha çok miktarda yalýn emeðe eºit olarak kabul edilir. Deneyim bu indirgemenin sürekli olarak yapýldýðýný göstermektedir. Bir meta, en vasýflý bir emeðin ürünü olabilir, ama deðeri, vasýfsýz yalýn emeðin ürünü ile eºitlenirse, bu, yalnýzca yalýn emeðin belirli bir miktarýný temsil eder. [15] Onlarýn ölçü birimleri olarak, farklý emek türlerinin, vasýfsýz emeðe indirgenmesindeki farklý oranlar, üreticilerin gerisinde devam edip giden bir toplumsal süreç tarafýndan ortaya konur ve dolayýsýyla, bunlar gelenek ve alýºkanlýklar tarafýndan saptanmýº gibi görünür. ݺimizi basitleºtirmek için, bundan böyle emeðin her türünü, vasýfsýz emek, yalýn emek olarak kabul edeceðiz; böylece, devamlý indirgeme yapmak zahmetinden kurtulmuº olacaðýz.

5 Ceket ile keten bezini deðer olarak ele aldýðýmýz zaman bunlarý farklý kullaným-deðerlerinden soyutladýðýmýz gibi, bu deðerlerin temsil ettiði emek için de ayný ºeyi yapýyoruz: onun yararlý biçimleri arasýndaki, dokumacýlýk ve terzilik arasýndaki farký dikkate almýyoruz. Kullaným-deðeri olarak ceket ve keten bezi, özel üretici faaliyetlerin kumaº ve iplikle birleºmesidir, oysa ceket ile keten bezi, deðer olarak, birbirlerinden ayrýlmamýº emeðin salt türdeº donmuº halidir ve bu deðerlerde somutlaºmýº olan emek, kumaº ve iplik ile iliºkili üretici faaliyetler açýsýndan deðil, yalnýzca insan emek-gücünün harcanmasý olarak hesaba katýlýrlar. Terzilik ve dokumacýlýk, ceket ve keten bezinin kullaným-deðerlerinin (sayfa 59) yaratýlmasýnda, yalnýz bu iki emek türü farklý nitelikte olduklarý için zorunlu etkenlerdir; ama bunlar kendi özel niteliklerinden soyutlandýðý ve her ikisinin de ayný nitelikte insan emeðine sahip olduðu gözönüne alýnýrsa, bu iki emek türü, terzilik ve dokumacýlýk, ayný mallarýn deðerlerinin özünü oluºtururlar. Ancak, ceket ile keten bezi, yalnýzca deðerler deðil, belirli büyüklükte deðerlerdir, ve bizim varsayýmýmýza göre, ceket, on yardalýk keten bezinin iki katý deðerindedir. Peki ama, deðerleri arasýndaki bu fark nereden geliyor? Bu fark, keten bezinin içerdiði emeðin, ceketin içerdiði emeðin ancak yarýsý kadar olmasýndan, ve dolayýsýyla ikincinin üretimi sýrasýnda, birincinin üretimi için gerekli olan zamanýn iki katý emek-gücü harcanmasýndan ileri gelmektedir. Öyleyse, kullaným-deðeri esas alýndýðýnda, bir metaýn içerdiði emek, yalnýzca nitel olarak hesaba katýlýr, deðer esas alýndýðýnda, yalnýzca nicelik hesaba katýlýr ve ilkönce, yalýn ve saf insan emeðine indirgenmesi gerekir. Sözkonusu olan, birincisinde Nasil ve Ne?, ikincisinde Ne kadar? ve Ne sürede? sorularýdýr. Bir metaýn deðerinin büyüklüðü, kendisinde somutlaºan emeði temsil ettiðine göre, belli oranlarda alýnan bütün metalarýn deðer olarak eºit olmasý gerekir. Bir ceketin yapýlmasý için gerekli her türlü yararlý emeðin üretkenlik gücü ayný kalýyorsa, yapýlan ceketlerin deðerlerinin toplamý, sayýsý ile birlikte artar. Yani her ceket, x günlük emeði temsil ediyorsa, iki ceket 2x günlük emeði temsil eder ve bu böyle devam edip gider. Ama varsayalým ki, bir ceketin üretimi için gerekli emek-zamaný iki katýna yükselsin ya da yapýya insin. Birinci durumda bir ceket, daha önceki iki ceket deðerinde olur; ikinci durumda ise iki ceket, önceki bir ceket deðerinde olur: oysa her iki durumda da ceket ayný iºi görür ve içinde somutlaºan yararlý emek ayný niteliktedir. Ancak, üretimi için harcanan emeðin niceliði deðiºmiºtir. Kullaným-deðerinin niceliðindeki artýº, maddi servette bir artýº demektir. Ýki ceketle iki insaný giydirebilirsiniz, bir ceketle ancak bir insaný. Bununla birlikte, maddi servetin niceliðindeki artýº, ayný anda onun deðer büyüklüðünde bir düºmeye tekabül edebilir. Bu karºýt hareket, kökenini, emeðin iki yönlü niteliðinden alýr. Üretici güç, kuºkusuz, yalnýzca yararlý, somut emek biçimi ile ilgilidir ve belli bir zaman süresinde üretkenliðine baðýmlý olarak (sayfa 60) herhangi bir özel üretici faaliyetin etkinliðidir. Bu nedenle, yararlý emek, üretkenliðindeki artma ya da eksilmeyle orantýlý olarak, az ya da çok, ürünlerin bereket kaynaðý olur. Öte yandan, bu üretkenlikteki hiç bir deðiºme, deðerle temsil edilen emeði etkilemez. Üretici güç, emeðin somut yararlý biçimlerinin bir niteliði olduðu için, emeði bu yararlý somut biçimlerden soyutladýðýmýz anda, kuºkusuz, emekle artýk bir ilgisi kalmaz. Bununla birlikte, üretici güç deðiºse bile, eºit zaman dönemleri süresince kullanýlan ayný emek, daima eºit miktarlarda deðer meydana getirir. Ama eºit zaman dönemleri süresince farklý nicelikte kullanýmdeðerleri yaratýr; üretkenlik gücü arttýkça bu miktar yükselir, azaldýkça düºer. Emeðin verimliliðini ve dolayýsýyla da bu emeðin ürettiði kullaným-deðerlerinin niceliðini artýran üretken güçte meydana gelen bu ayný deðiºme, böyle bir deðiºme, onlarýn üretimi için gerekli toplam emek-zamanýný kýsaltmasý koºuluyla, kullaným-deðerlerinin bu artan niceliðinin toplam deðerini azaltýr; ve bunun tersi de doðrudur. Bir yandan, her türlü emek, fizyolojik anlamda, insan emek-gücü harcanmasýdýr; ve bu, özdeº soyut insan emeði özelliðinde oluºu ile, metalarýn deðerini yaratýr ve ona biçim verir. Öte yandan, her türlü emek, insan emek-gücünün, özel bir biçimde ve belirli bir amaca dönük olarak harcanmasýdýr, ve bu somut yararlý emek özelliði ile, kullaným-deðerlerini üretir. [16] (sayfa 61) ÜÇÜNCÜ KESÝM. DEÐERÝN BÝÇÝMÝ YA DA DEÐݪÝM-DEÐERÝ Metalar, dünyaya, kullaným-deðerleri ya da demir, keten bezi, buðday vb. gibi ticari mallar olarak gelirler. Bu, onlarýn, sade, yalýn, maddi biçimidir. Bununla birlikte, bunlar, yalnýzca iki yanlý bir ºey olduklarý, hem yararlýlýðýn nesneleri ve hem de deðerin taºýyýcýlarý olduklarý için metadýrlar. Birisi fiziksel ya da doðal biçim, birisi de deðer-biçim olmak üzere, iki biçime sahip olduklarý sürece, ancak meta olarak görünürler, ya da meta biçimine bürünürler. Metalarýn deðerinin gerçek varlýðý, "onu nerede ele giçireceðimizi bilmememiz" yönünden Gönüllü Yosmadan [1*] ayrýlýr. Metalarýn deðeri, onlarýn özlerinin kaba maddiliðinin tam karºýtýdýr, maddenin bir atomu bile bileºimine girmez. Bir metaý kendi baºýna elimize alýp istediðimiz gibi evirip çevirelim, deðerin bir nesnesi olarak kaldýðýna göre, kavranýlmasý olanaksýz gibi görünür. Ama bir de,

6 metalarýn deðerinin salt toplumsal bir gerçeðe sahip olduðunu aklýmýzdan çýkartmaz ve bu gerçekliði, yalnýzca, özdeº bir toplumsal özü, yani insan emeðini ifade ettiði ya da taºýdýðý sürece kazandýðýný gözönünde bulundurursak, deðerin, ancak, metaýn meta ile toplumsal iliºki içersinde kendini gösterebileceði sonucuna kolayca ulaºmýº oluruz. Gerçekte biz, metalarýn ardýnda gizlenmiº deðere ulaºmak için, metalarýn deðiºim-deðerlerinden ya da deðiºim iliºkilerinden hareket etmiºtik. ªimdi yeniden, deðerin bize ilk kez yüzünü gösterdiði bu biçime dönmemiz gerekiyor. Baºka bir ºey bilmese bile, herkes, metalarýn, hepsinde ortak olan bir deðer biçimine sahip olduðunu, ve bunun, kullaným-deðerlerinin çeºitli maddi biçimleri ile tam bir karºýtlýk gösterdiðini bilir. Bunlarýn para-biçimini kastediyorum. Burada, bize, burjuva iktisadýnýn bugüne kadar elini bile sürmediði bir görev, para-biçiminin doðuºunun kaynaðýný, metalarýn deðer-iliºkisi içindeki deðeri belirten ifadesinin geliºmesinin kaynaðýný, en yalýn ve hemen hemen farkedilemeyecek biçiminden, gözkamaºtýrýcý para-biçimine gelinceye kadar incelemek görevi (sayfa 62) bize düºüyor. Bunu yaparken, ayný zamanda, paranýn ne olduðu bilmecesini de çözeceðiz. En basit deðer-iliºkisinin, bir metaýn, baºka türden bir meta ile olan iliºkisi olduðu besbellidir. Bunun için, iki metaýn deðerleri arasýndaki iliºki, bize, tek bir metaýn deðerinin en basit ifadesini saðlar. A. DEÐERÝN BASÝT YA DA RASLANSAL BÝÇÝMÝ x kadar A metaý = y kadar B metaý, ya da x kadar A metaý, y kadar B metaý deðerindedir. 20 yarda keten bezi = 1 ceket, ya da 20 yarda keten bezi, 1 ceket deðerindedir. 1. Deðer Ýfadesinin Ýki Kutbu: Nispi Biçim ve Eºdeðer Biçim Deðer biçiminin bütün sýrrý, bu basit biçimde gizlidir. Bu nedenle, bunun tahlili oldukça güçtür. Burada iki farklý türden metaýn (örneðimizde keten bezi ile ceket), iki deðiºik rol oynadýklarý açýktýr. Keten bezinin deðeri ceket ile ifade edilir; ceket bu deðerin ifade edildiði araç hizmetini görür. Birincisi aktif, ikincisi pasif bir rol oynar. Keten bezinin deðeri, nispi deðer olarak ifade edilir, ya da nispi biçimiyle ortaya çýkar. Ceket eºdeðer görevindedir, ya da eºdeðer biçimiyle görünür. Nispi biçim ile eºdeðer biçim, deðer ifadesinin, birbiriyle sýký sýkýya baðlý, karºýlýklý birbirine baðýmlý ve ayrýlmaz iki öðesidir; ama ayný zamanda da, herbiri ötekisini dýºtalayan karºýt uçlardýr, yani ayný ifadenin kutuplarýdýr. Bunlar, bu ifade yoluyla iliºki içine giren iki farklý metaya aittirler. Keten bezinin deðerini keten bezi olarak ifade etmek olanaksýzdýr. 20 yarda keten bezi 20 yarda keten bezi, deðerin ifadesi deðildir. Tersine, böyle bir denklem, sadece 20 yarda keten bezinin, 20 yarda keten bezinden baºka bir ºey olmadýðýný, kullaným-deðeri olan keten bezinin belirli bir niceliði olduðunu ifade etmekten öte bir anlam taºýmaz. Bunun için, keten bezinin deðeri ancak nispi olarak, yani baºka bir meta ile oranlanarak ölçülebilir. Keten bezinin deðerinin nispi biçimi, bu yüzden, eºdeðer bir biçimde baºka herhangi bir metaýn varlýðýný burada ceket öngörür. Öte yandan, eºdeðer olarak düºünülen meta, ayný zamanda, nispi biçimini alamaz. Bu ikinci (sayfa 63) meta, deðeri ifade edilen meta deðildir. Onun görevi, yalnýzca birinci metaýn deðerinin ifade edildiði araç olarak hizmet etmektir. Kuºkusuz, 20 yarda keten bezi = 1 ceket, ya da 20 yarda keten bezi, 1 ceket deðerindedir ifadeleri, karºýt baðýntýyý da gösterir: 1 ceket = 20 yarda keten bezi, ya da 1 ceket, 20 yarda keten bezi deðerindedir. Ama bu durumda, ceketin deðerini nispi olarak ifade etmek için denklemi tersine çevirmem gerekir; ve bunu yaptýðým anda keten bezi, ceket yerine eºdeðer haline gelir. Bu nedenle, tek bir meta, deðerin ayný ifadesi içinde her iki biçimi ayný anda alamaz. Bu biçimlerin karºýt kutuplar olmasý nedeniyle, daima birbirlerini dýºtalarlar. Bu durumda, bir metaýn nispi biçimine mi, yoksa onun karºýtý eºdeðer biçimine mi bürüneceði, tamamen bu metaýn deðer ifadesindeki raslansal durumuna baðlýdýr; yani deðeri ifade olunan meta oluºuna, ya da içersinde deðerin ifade edildiði meta oluºuna baðlýdýr. 2. Deðerin Nispi Biçimi (a) Bu biçimin niteliði ve anlamý

7 Ýki metaýn deðer-iliºkisi içinde saklý bulunan bir metaýn deðerinin basit ifadesini bulabilmek için, ilkönce bu iliºkiyi, nicel yönden tümüyle farklý bir biçimde ele almak zorundayýz. Genellikle tutulan yol bunun tersidir ve deðer-iliºkisinde, birbirine eºit olarak kabul edilen iki farklý türden metaýn belirli nicelikleri arasýndaki orandan baºka bir ºey dikkate alýnmamýºtýr. ªeylerin farklý büyüklükleri, ancak bunlarýn büyüklükleri ayný birim ile ifade edildiklerinde, birbirleriyle nicel olarak karºýlaºtýrýlabileceði unutulmamalýdýr. Yalnýzca böyle bir birimle ifade edildikleri zaman, onlar, ayný ad altýnda toplanýrlar ve bu yüzden kýyaslanabilirler. [17] Ýster 20 yarda keten bezi = 1 ceket ya da = 20 ceket ya da x ceket olsun, yani ister belli bir miktar keten bezi, birkaç ya da pek çok ceket deðerinde olsun, bu ifadelerin hepsi, keten bezi ile ceketlerin, deðer büyüklükleri olarak, ayný birimin ifadeleri, (sayfa 64) ayný türden.ºeyler olduklarý anlamýna gelir. Keten bezi = ceket denklemin temelidir. Ancak, nitelikleri böyle eºit varsayýlan iki meta, ayný rolü oynamazlar. Burada ifade edilmiº olan, yalnýz keten bezinin deðeridir. Ama nasýl? Eºdeðer olarak, kendisi ile deðiºilebilir bir ºey olarak ceket, esas alýnmýºtýr. Bu iliºkide ceket, deðerin varoluº biçimi içersinde somutlaºan deðer, ancak böylece keten bezi ile ayný olur. Öte yandan, keten bezinin kendi deðeri önplana çýkar, baðýmsýz bir ifade kazanýr; artýk o, eºit deðerde bir nesne olarak, ceketle karºýlaºtýrýlabilecek ya da onunla deðiºtirilebilecek bir varlýktýr. Kimyadan bir örnek alýrsak, bütrik asit, propil formattan öz olarak farklýdýr. Ama her ikisi de, ayný kimyasal maddelerden, karbondan (C), hidrojenden (H) ve oksijenden (O) yapýlmýºtýr, ve üstelik oranlarý da aynýdýr: yani C 4 H 8 O 2. ªimdi eðer biz bütrik asidi, propil formata eºitlersek, önce propil format, bu iliºkide, yalnýzca C 4 H 8 O 2 'nin bir varoluº biçimi olacaktýr; sonra da biz, bütrik asidin de C 4 H 8 O 2 'den oluºtuðunu söylemiº olacaðýz. Demek oluyor ki, iki öz, böylece eºitlenerek, farklý fiziksel biçimleri bir yana býrakýlarak kimyasal bileºimleri ifade edebiliyor. Eðer, biz, deðer olarak metalarýn, yalnýzca donmuº insan emeði olduðunu söylersek, bunlarý, tahlilimizle soyutlaºtýrýlmýº bir ºeye, deðere indirgediðimiz doðrudur; ancak biz, bu deðere, kendi fiziksel biçimi dýºýnda bir biçim vermiº olmuyoruz. Bir metaýn baºka bir meta ile deðer iliºkisinde durum böyle deðildir. Burada bir tanesi, diðerine olan iliºkisi yönünden, deðer niteliði içinde önplandadýr, Ceket ile keten bezini eºdeðer hale getirmekle, birincide somutlasan emeði, ikincide somutlaºan emek ile eºitlemiº oluyoruz. Burada, ceketi yapan terziliðin, keten bezini yapan dokumacýlýktan farklý türlerden somut bir emek olduðu gerçektir. Ama terzilik, dokumacýlýða eºitlenmekle, her iki tür emekte de gerçekten eºit olan bir ºeye, ortak nitelikteki insan emeðine indirgenmiº oluyor. Öyleyse bu dolaylý yoldan, dokumacýlýðýn da, deðer dokuduðu sürece, terzilikten farklý bir ºey olmadýðý ve dolayýsýyla soyut insan emeði olduðu ifade edilmiº oluyor. Deðer yaratan emeðin özgül niteliðini ortaya koyan, ancak farklý türden metalar arasýndaki eºdeðer ifadesidir, ve bunu, farklý türden metalarda somutlaºan emekleri, ortak nitelikleri olan soyut insan emeðine fiilen indirgemek suretiyle yapar. [18] (sayfa 65) Bununla birlikte, keten bezinin deðerini oluºturan emeðin özgül niteliðinin ifadesinde baºka bir ºey daha gereklidir. Akýºkan halindeki insan emek-gücü ya da insan emeði deðer yaratýr, ama kendisi deðer deðildir. Ancak, bir nesne biçiminde somutlaºtýðý zaman, donmuº durumda iken deðer halini alýr. Keten bezinin deðerini, donmuº insan emeði olarak ifade etmek için, bu deðer nesnel bir varlýða sahipmiº gibi, hem keten bezinden farklý maddi bir varlýk, hem de bütün keten bezleri ile öteki her türlü metada ortak bir ºeymiº gibi ifade edilmelidir. Bu problem, artýk çözülmüºtür. Deðer denkleminde, eºdeðer duruma geldiðinde ceket, deðeri nedeniyle, nitel olarak keten bezine eºitmiº gibi, sanki ayný cinsten bir ºeymiº gibidir. Bu durumda biz, onda yalnýzca deðeri görürüz, ya da onun elle dokunulur fiziksel biçimi, deðeri temsil eder. Oysa ceketin kendisi, metaýn cismidir, ceket yalnýzca bir kullaným-deðeridir. Bu durumuyla ceket, deðer konusunda, elimize geçen herhangi bir keten bezi parçasýndan fazla bir ºey ifade etmez. Bu da gösteriyor ki, keten bezi ile deðer-iliºkisi içine konulduðu zaman ceket, bu iliºki dýºýnda olduðu zamankinden çok daha fazla ºey ifade ediyor; bu týpký, gösteriºli üniformasi içinde çalým satan bir insanýn, sivil elbise içinde olduðundan daha önemli sayýlmasýna benzer. Ceketin üretimi sýrasýnda, insan emek-gücü, terzilik biçiminde fiilen harcanmak zorundadýr. Öyleyse insan emeði, onda birikmiºtir. Bu bakýmdan, ceket, deðer taºýyýcýsýdýr, ama lime lime olana kadar giyildiði halde bu gerçeði açýða vurmaz. Oysa, deðer denkleminde, keten bezinin eºdeðeri olarak, yalnýz bu yönüyle vardýr, somutlaºmýº deðer, deðer olan bir cisim olarak hesaba katýlýr. A'nýn, örneðin B için, "saygýdeðer efendimiz" olabilmesi, B'nin gözünde A'nýn fiziksel biçimine girmesi gerekir; üstelik, halkýn her yeni babasý ile birlikte, yüzünü, saçlarýný ve daha pek çok ºeyi de hemen deðiºtirmesi gerekir. Demek oluyor ki, ceketin keten bezine eºdeðer olduðu deðer denkleminde, ceket, deðer-biçimi görevini görüyor. Keten bezi (sayfa 66) metaýnýn deðeri, ceket metaýnýn maddi biçimiyle ifade ediliyor; yani birinin deðeri, ötekinin kullaným-deðeri ile ifade ediliyor. Kullaným-deðeri olarak keten bezi, gözle görülür elle tutulur biçimde ceketten farklý bir ºeydir; deðer olarak ise, ceket ile aynýdýr ve bu durumda, ceketin görünümüne sahiptir. Böylece keten bezi, kendi fiziksel biçiminden farklý bir deðer-

8 biçimine bürünür. Deðeri, ceket ile eºitlenmesiyle ortaya çýkar, ve bu, týpký bir hýristiyanýn koyun niteliðinin Tanrýnýn Kuzusuna benzeºmesinde olduðu gibidir. Görüyoruz ki, metalarýn deðeri üzerindeki tahlilimizde de ortaya çýktýðý gibi, keten bezi de bir baºka meta ile, ceket ile arasýnda baðlantý kurulur kurulmaz ayný ºeyi dile getiriyor. Ancak, keten bezi, düºüncelerini, bir tek kendisinin bildiði bir dille, metaýn diliyle açýða vuruyor. Kendi deðerinin, insan emeðinin soyut niteliði içersindeki emeðiyle yaratýldýðýný bize anlatmak için, ceketin keten bezi deðerinde olduðunu, yani deðer olduðunu, keten bezinin ayný emekten oluºtuðunu söylüyor. Deðer olarak yüce varlýðýnýn, kabasaba maddesinden farklý olduðunu bize bildirmek için, deðerin ceket görünüºünde olduðunu, ve dolayýsýyla keten bezi de deðer olduðu sürece, birbirlerine iki bezelye gibi benzediklerini söylüyor. Burada belirtebiliriz ki, metalarýn Ýbraniceden baºka, ºu ya da bu derecede doðru daha birçok dili vardýr. Örneðin, Almanca deðerinde olma anlamýna gelen "Wertsein" sözcüðü, Latin kökenli valere, valer, valoir fiillerinden, yani B metaý A metaýna eºitlenirken, A'nýn deðerinin kendi ifade tarzýndan daha az çarpýcý bir anlatým tarzýna sahiptir. Paris vaut bien une messe. [2*] Bunun için, denklemimizde ifade edilen deðer-iliºkisi aracýlýðýyla B metaýnýn maddi biçimi, A metaýnýn deðer-biçimi haline geliyor, ya da B metaýnýn maddesi, A metaýnýn deðerinin yansýdýðý ayna oluyor. [19] A metaý, in propriâ personâ [3*] deðer olarak, insan emeðinin meydana geldiði bir madde olarak, kendini, B metaý ile iliºki içersine koyarak, A metaý, kullaným-deðerini, B'yi, (sayfa 67) kendi deðer ifadesinin maddesine dönüºtürüyor. Böylece B'nin kullaným-deðeri ile ifade edilen A'nýn deðeri, nispi deðer biçimini alýyor. (b) Nispi deðerin nicel belirlenmesi Deðeri ifade edilmek istenen her meta, belli nicelikte yararlý bir nesnedir. 15 kile buðday, 100 libre kahve gibi. Ve herhangi bir metaýn belli bir niceliði, belirli nicelikte insan emeði içerir. Deðerbiçiminin yalnýzca genel olarak deðeri deðil, ayný zamanda, belirli nicelikte deðeri ifade etmesi gerekir. Demek ki, A metaý ile B metaý, keten bezi ile ceket arasýndaki deðer-iliºkisinde, ceket keten bezine, genel anlamda deðer maddesi olarak nitelik bakýmýndan eºitlenmemiº, ayný zamanda belirli miktarda ceket (1 ceket) belirli miktarda (20 yarda) keten bezine eºdeðer yapýlmýºtýr. 20 yarda keten bezi 1 ceket denklemi, ya da 20 yarda keten bezi bir ceket deðerindedir ifadesi, her ikisinin de ayný miktarda deðer-özünün (donmuº emeðin) somutlaºtýðýný anlatýr; yani iki meta da, ayný miktar emeðe ve ayný nicelikte emek-zamanýna malolmuºtur. Ancak, 20 yarda keten bezi ya da 1 ceketin üretimi için gerekli emek-zamaný, dokumacýlýk ya da terzilikteki üretkenlikte meydana gelen her deðiºme ile deðiºecektir. ݺte ºimdi biz, deðerin nispi ifadesinin nicel yaný üzerindeki bu gibi deðiºikliklerin etkisini gözönüne almak zurundayýz. I. Ceketin deðeri sabit kalýrken, keten bezinin deðeri deðiºmiº olsun. [20] Keten üretimi için gerekli emek-zamaný, diyelim keten yetiºtiren toprakta verimsizlik sonucu, iki katýna çýkmýº olsun, ketenin deðeri de iki katý olacaktýr. 20 yarda keten bezi = 1 ceket denklemi yerine, 20 yarda keten bezi = 2 ceket denklemini bulacaðýz, çünkü artýk bir ceket, 20 yarda keten bezinde somutlaºan emekzamanýnýn yalnýzca yarýsýný içerecektir. Öte yandan, diyelim ki, dokuma tezgâhlarýnýn geliºmesi sonucu bu emek-zamaný yarý yarýya kýsalsýn, keten bezinin deðeri de yarý yarýya azalacaktýr. Böylece, 20 yarda keten bezi = ½ ceket [denklemini -ç.] elde edeceðiz. A metaýnýn nispi deðeri, yani B metaýnda ifade edilen deðeri, B metal sabit sayýlýrsa, A'nýn deðeri ile doðru orantýlý olarak yükselir ve düºer. (sayfa 68) II. Ceketin deðeri deðiºirken, keten bezinin deðeri sabit kalmýº olsun. Bu koºullar altýnda, örneðin yün üretimindeki verimsizlik nedeniyle, ceket yapýmý için gerekli emek-zamaný iki katýna çýksýn, 20 yarda keten bezi = 1 ceket yerine, 20 yarda keten bezi = ½ ceket [denklemini -ç.1 yazabileceðiz. Öte yandan, eðer ceketin deðeri yarýya düºse, 20 yarda keten bezi = 2 ceket olur. Demek ki, A metaýnýn deðeri sabit kalýrsa, B metaýnda ifade edilen nispi deðeri, B'nin deðeri ile ters orantýlý olarak yükselir ve düºer. I ve II'deki farklý durumlarý karºýlaºtýrýrsak, nispi deðerin biiyüklüðündeki ayný deðiºmenin, tamamen karºýt nedenlerden ileri gelebileceðini görürüz. Böylece, 20 yarda keten bezi = 1 ceket, ya keten bezinin deðerinin iki katýna çýkmasý, ya da ceketin deðerinin yarýya inmesi nedeniyle 20 yarda keten bezi = 2 ceket halini alýr; ve keten bezinin deðerinin yarýya düºmesi ya da ceketin deðerinin iki katýna çýkmasý sonucu da, 20 yarda keten bezi = ½ ceket olur. III. Diyelim ki, keten bezi ile ceketin üretimi için gerekli emek-zamanýnýn niceliði, ayný anda, ayný yönde ve ayný oranda deðiºsin. Bu durumda 20 yarda keten bezi, deðerleri ne kadar deðiºirse deðiºsin, 1 cekete eºit olmaya devam eder. Bunlarýn deðerlerindeki deðiºiklik deðeri, sabit kalan üçüncü bir meta ile karºýlaºtýrýldýðý zaman görülür. Bütün metalarýn deðerleri, ayný anda ve ayný oranda yükselse ya da düºse, bunlarýn nispi deðerleri deðiºmeden kalýr. Bunlardaki gerçek deðer deðiºmesi, belli bir süre üretilen metalarýn niceliklerindeki artma ya da azalma ile anlaºýlýr. IV. Keten bezi ile ceketin üretimi için gerekli emek-zamaný ve dolayýsýyla bu metalarýn deðerleri,

9 ayný anda, ayný yönde, ama deðiºik oranlarda, ya da karºýt yönlerde, veya baºka biçimlerde deðiºebilir. Bütün bu olasý farklý deðiºmelerin, bir metaýn nispi deðeri üzerindeki etkisi, I., II. ve III. durumlarýn sonuçlarýndan çýkartýlabilir. Demek ki, deðerin büyüklüðündeki gerçek deðiºmeler, ne nispi deðer ifadelerinde, ne de nispi deðerin büyüklüðünü ifade eden denklemde tam ve kesin olarak yansýr. Bir metaýn nispi deðeri, deðeri sabit kaldýðý halde deðiºebilir. Deðeri deðiºse bile nispi deðeri sabit kalabilir, ve ensonu, deðerin büyüklüðü ile bu deðerin nispi ifadesinde ayný zamanda ortaya çýkan deðiºmelerin miktar olarak birbirlerine tekabül etmeleri gerekmez. [21] (sayfa 69) 3. Deðerin Eºdeðer Biçimi A metaýnýn (keten bezi), farklý türden bir metaýn (ceket) kullaným-deðeriyle ifade edilirken, ayný zamanda ikinci metaya özgül bir deðer-biçimi, yani eºdeðer biçimi verdiðini görmüº bulunuyoruz. Keten bezi metaý bir deðere sahip bulunma niteliðini, ceketin kendi maddi biçiminden farklý bir deðerbiçimine girmeden, keten bezine eºitlenmesiyle ortaya 'koyar. Keten bezi, kendisinin bir deðer olduðunu, doðrudan doðruya ceket ile deðiºilebilir olmasý ile ifade etmiº olur. Bir metaýn eºdeðer biçimde olduðunu söylerken, demek ki, onun diðer metalar ile deðiºilebilir olduðunu ifade etmiº oluyoruz. Ceket gibi bir meta, keten bezi gibi baºka bir meta için eºdeðer hizmetini görüyorsa., ve dolayýsýyla ceketler, keten bezi ile doðrudan doðruya deðiºilebilir olmak gibi karakteristik bir özellik kazanýyorlar ise, biz, bu iki metaýn hangi oranlarda deðiºilebildiðini bilmekten uzaðýz. Keten bezinin deðeri büyüklük olarak verildiðinden, bu oran ceketin deðerine baðlýdýr. Ýster ceket eºdeðer, keten bezi nispi deðer olsun, ya da keten bezi eºdeðer, ceket nispi deðer olsun, ceketin deðerinin büyüklüðü, deðer-biçiminden baðýmsýz olarak, üretimi için gerekli emek-zamaný ile belirlenir. Ama ceket, ne zaman ki, deðer denkleminde eºdeðer durumuna girerse, kendi deðeri nicel bir ifadeye sahip deðildir; tersine, ceket metaý, ºimdi yalnýzca belirli nicelikte bir mal olarak hesaba katýlýr. Örneðin, 40 yarda keten bezinin deðeri (sayfa 70) nedir? 2 ceket. Burada ceket metaý eºdeðer rolü oynadýðý için ve kullaným-deðeri ceket, keten bezinin karºýsýnda, deðerin somutlaºmasý olarak sayýldýðý için, keten bezindeki belirli nicelikteki deðeri ifade etmek için belirli sayýda ceket yeter. Demek ki, iki ceket, 40 yarda keten bezinin deðer niceliðini ifade edebilir ama, kendi deðer niceliðini asla ifade edemez. Bu gerçeði, yani deðer denkleminde, herhangi bir malýn, herhangi bir kullanýmdeðerinin basit niceliði olarak eºdeðer sayýlar gerçeðini yüzeysel bir gözlemleme, kendisinden önce ve sonra gelenleri olduðu gibi Bailey'i de, deðer ifadesini yalnýzca nicel bir iliºki gibi görmek yanýlgýsýna götürdü. Oysa gerçekte, bir meta eºdeðer durumunda ise, deðerinin nicel olarak belirleniºi ifade edilmez. Eºdeðer biçimini incelerken gözümüze ilk çarpan ºey ºudur: kullaným-deðeri, karºýtýnýn, yani deðerin, kendini belli ediº biçimi, görünürdeki biçimidir. Metaýn maddi biçimi, onun deðer-biçimi halini alýr. Ama, dikkat edilsin, bu, quid pro quo, [4*] bir B metaýnýn yalnýzca baºka bir A metaý ile bir deðer-iliºkisi içersine girmesi halinde ve yalnýzca bu iliºkinin sýnýrlarý içersinde vardýr. Hiç bir meta, kendisi ile eºdeðerlik iliºkisi içine giremeyeceði ve böylece kendi maddi biçimini kendi deðerinin ifadesi haline getiremeyeceði için, her metaýn eºdeðer olarak baºka bir meta seçmesi, ve onun kullaným-deðerini, yani maddi biçimini, kendi deðer-biçimi olarak kabul etmesi gerekir. Metalara, maddi özler, kullaným-deðerleri olarak uygulayacaðýmýz ölçülerden birisi, bu noktayý aydýnlatmaya yarayacaktýr. Bir kesme ºeker cisim olduðu için aðýrdýr, ve bu nedenle bir aðýrlýðý vardýr: ama biz bu aðýrlýðý ne görebiliriz, ne de ona dokunabiliriz. Sonra, aðýrlýklarý önceden saptanan çeºitli demir parçalarý alalým. Demir, demir olarak bir kesme ºekerden daha fazla aðýrlýðýn görünüº biçimi deðildir. Ne var ki, ºekerin ºu kadar aðýrlýðý olduðunu ifade etmek için, onunla demir arasýnda bir aðýrlýk iliºkisi kurarýz. Bu iliºkide demir, aðýrlýktan baºka hiç bir ºey temsil etmeyen bir cisim olarak iº görür. Bu nedenle, belli bir nicelikte demir, ºekerin aðýrlýðýnýn ölçülmesine yarar ve kesme ºeker ile iliºkisinde, aðýrlýðýn somutlaºmasýný, aðýrlýðýn ortaya çýkýº biçimini temsil eder. Demir, bu rolü ancak bu iliºki (sayfa 71) içersinde, aðýrlýðý belirlenecek olan ºekerin ya da herhangi bir cismin demir ile girmiº olduðu iliºki içersinde oynar. Her ikisi de aðýrlýk olmasaydý, bu iliºki içine giremezlerdi ve biri ötekinin aðýrlýk ifadesi olarak iºe yarayamazdý. Her ikisini de teraziye koyduðumuz zaman, aðýrlýk olarak her ikisinin de ayný olduðunu ve bunun için de belirli oranlarda alýndýklarý zaman, ayný aðýrlýkta olduklarýný gerçekten görürüz. Nasýl demir maddesi bir aðýrlýk ölçüsü olarak ºekerle iliºkisinde yalnýz aðýrlýðý temsil ederse, bizim deðer ifademizde de ceket maddi nesnesi, keten bezi karºýsýnda yalnýzca deðeri temsil eder. Ne var ki, benzeºme burada sona erer. Demir, ºekerin aðýrlýk ifadesinde, her iki cisimde de ortak doðal bir özelliði, yani aðýrlýklarýný temsil eder; ama keten bezinin deðer ifadesinde ceket, her ikisi için de doðal olmayan bir özelliði, tamamen toplumsal bir ºeyi, yani deðerlerini temsil eder.

10 Bir metaýn örneðin keten bezinin nispi deðer-biçimi, bu metaýn deðerini kendi maddesi ve özelliklerinden tamamen farklý bir ºey olarak, örneðin ceket gibi bir ºey olarak ifade edildiði için, bu ifadenin kendisinin, onun altýnda yatan toplumsal bir iliºkiyi gösterdiðini görürüz. Eºdeðer biçimde ise tam tersidir. Bu biçimin asýl özü, maddi metaýn kendisidir cekettir, ve bu haliyle, deðer ifade eder, ve deðer-biçimini doðadan almýºtýr. Kuºkusuz bu, yalnýzca ceketin, keten bezi ile eºdeðer durumda bulunduðu deðer-iliºkisi varolduðu sürece geçerlidir. [22] Bununla birlikte, bir ºeyin özellikleri, o ºeyin baºka ºeylerle iliºkilerinin sonucu olmadýðýna göre, yalnýzca kendilerini bu gibi iliºkiler içersinde belli ettiklerine göre, ceketin aldýðý eºdeðer biçim, doðrudan deðiºilebilir bir ºey olma özelliði, doðanýn vermiº olduðu aðýrlýðý olmak ya da bizi ýsýtmak kadar bir özelliktir. Bunun için, eºdeðer biçiminin bu karýºýk niteliði, bu biçim tamamen geliºip para biçiminde onlarýn karºýsýna çýkana kadar, burjuva ekonomi politikçilerinin dikkatlerinden kaçýyor. Bundan sonra da, altýn ve gümüºün gizemli niteliðini, bunlarýn yerine daha az gözkamaºtýran metalarý koyarak ve, ºu ya da bu zamanda eºdeðer rolü oynamýº her türlü metaý tam bir gönül rahatlýðýyla sayýp dökerek (sayfa 72) açýklamaya çalýºýyorlar. 20 yarda keten bezi = 1 ceket gibi çok basit bir deðer ifadesinin, eºdeðer bilmecesinin, çözümünü zaten içinde taºýdýðýný bunlar akýllarýnýn ucuna bile getirmiyorlar. Eºdeðer ödevini gören metaýn maddesi, soyut insan emeðinin maddeleºmiº görünüºüdür ve ayný zamanda özgül olarak yararlý somut emeðin ürünüdür. Bu somut emek, bu yüzden, soyut insan emeðinin ifade edilmesi için bir araç oluyor. Eðer, bir yandan, ceket soyut insan emeðinin, maddeleºmesinden baºka bir ºey deðilse, öte yandan onda somutlaºan terzilik de, bu soyut emeðin gerçekleºme biçiminden baºka bir ºey deðildir. Keten bezinin deðer ifadesinde, terziliðin yararlýlýðý, elbise yapmasýnda deðil, hemen ilk bakýºta Deðer olduðunu farkettiðimiz bir nesne meydana getirmesinde ve dolayýsýyla donmuº bir emek olmakla birlikte, bu emeðin, keten bezinin deðerinde gerçekleºen emekten ayýrdedilebilir olmasýndadýr. Deðerin böyle bir aynasý olma görevini yapabilmesi için, terzilik emeðinin, genel olarak insan emeði olma somut niteliðinden baºka bir ºeyi yansýtmamasý gerekir. Terzilikte olduðu gibi dokumacýlýkta da insan emek-gücü harcanmýºtýr. Bu nedenle her ikisi de, insan emeði olma genel özelliðine sahiptir ve böylece de bazi durumlarda, deðer üretilmesinde olduðu gibi yalnýz bu yönüyle dikkate alýnmalýdýr. Bunda, gizemli hiç bir yan yoktur. Ama, deðer ifadesinde durum büsbütün farklýdýr. Örneðin, dokumacýlýðýn, bizatihi dokumacýlýk olduðu için deðil de, insan emeði olma genel özelliði nedeniyle, keten bezinin deðerini yaratmasý olgusu nasýl ifade edilebilir? Dokumacýlýðýn karºýsýna, onun ürününün eºdeðerini üreten, baºka bir özel somut emek biçimini (örneðimizde terziliði) koymak suretiyle ifade edilir. Týpký ceketin maddi biçimi içinde, doðrudan doðruya deðer ifadesi halini almasý gibi, ºimdi de somut emek biçimi terzilik, genel anlamda insan emeðinin düpedüz ve elle dokunulur maddeleºmesidir. Demek ki, eºdeðer biçimin ikinci özelliði, somut emeðin, kendi karºýtýnýn, yani soyut insan emeðinin ortaya çýkýº biçimi halini almasýdýr. Ancak, bu somut emek, bizim örneðimizde terzilik, farklýlaºtýrýlmamýº insan emeðiyle doðrudan tanýndýðý için herhangi türden bir emekle eºdeðerdir ve bu nedenle keten bezinde somutlaºmýº emekle de bir ve aynýdýr. Bütün diðer meta üreten emekler (sayfa 73) gibi bireylerin özel emekleri olmakla birlikte, ayný zamanda doðrudan doðruya toplumsal nitelikte emektir. Öteki metalarla doðrudan deðiºilebilen bir üründe sonuç vermesinin nedeni budur. Öyleyse, eºdeðer biçimin üçüncü bir özelliði daha ortaya çýkýyor: bireylerin özel emekleri, karºýtlarýnýn biçimini, yani doðrudan doðruya toplumsal emeðin biçimini alýyor. Eºdeðer biçimin son iki özelliði, düºüncede de olsa, toplum, Doða gibi birçok biçimi, ve bunlar arasýnda deðer-biçimini de ilk kez tahlil eden o büyük düºünüre dönersek, daha anlaºýlýr hale gelecektir. Aristoteles'i kastediyorum. Ýlkin, o, metalarýn para-biçiminin, yalnýzca, deðerin basit biçiminin daha ileri bir geliºmesi olduðunu, yani bir metaýn deðerinin, geliºigüzel alýnan baºka bir meta ile ifadesi olduðunu açýkça söylüyor; çünkü, "5 yatak = 1 ev" (" ") ifadesinin "5 yatak = ºu kadar para" (" " ifadesinden ayýrdedilemeyeceðini söylüyor. Aristoteles, ayrýca, bu deðer ifadesine yolaçan deðer-iliºkisinin, evin nitel bakýmdan yataða eºitlenmesini gerektirdiðini, böyle bir eºitleme olmaksýzýn bu iki farklý ºeyin, ölçülebilir nicelikler olarak birbirleriyle karºýlaºtýrýlmalarýnýn mümkün olamayacaðýný da görüyor. "Eºitlik olmadan deðiºim, ortak bir ölçü ile ölçülebilme olmadan eºitlik olamaz." (" ") diyor. Ne var ki, Aristoteles bu noktada duruyor, deðerbiçiminin tahlilini daha ileri götürmekten vazgeçiyor. "Bununla birlikte, bu kadar farklý ºeylerin, ayný

11 ölçü ile ölçülebilir olmalarý gerçekte mümkün deðildir." " " diyor. Yani nitel bakýmdan eºit olmalarý mümkün deðildir, diyor. Böyle bir eºitleme, eºyanýn gerçek niteliðine yabancý bir ºeydir ve, dolayýsýyla, ancak "pratik amaçlar için geçici bir çare" olabilir. [5*] Aristoteles, böylece, tahlile devam etme yolunu týkayan ºeyin ne olduðunu kendisi söylüyor, onu devamdan alýkoyan ºey, deðer kavramýndan yoksunluktur. Bu ortak ºey, yataklarýn deðerinin (sayfa 74) bir evin deðeri ile ifade edilmesini saðlayan bu ortak öz nedir? Aristoteles, böyle bir ºey gerçekte varolmaz diyor. Ama niçin? Yataklar ile karºýlaºtýrmada ev, onlara eºit bir ºeyi temsil ediyor; böylece hem yataklarda hem evde gerçekten eºit olan bir ºey temsil edilmiº oluyor. Ve bu insan emeðidir. Bununla birlikte, Aristoteles'i metalara deðer atfetmenin, aslýnda, her emeði eºit insan emeði olarak ve bunun sonucu da eºit nitelikte emek olarak ifade etmenin bir biçimi olduðunu farketmekten alikoyan önemli bir gerçek vardý. Bunun doðal temeli, Yunan toplumu kölelik üzerine kurulduðu için, insanlarýn ve onlarýn emek-güçlerinin eºitsizliðiydi. Deðer ifadesinin sýrrý, yani her tür emeðin genel anlamda insan emeði olduklarý için eºit ve eºdeðer bulunmalarý, insanlarýn eºitliði düºüncesi, halkýn önyargýlarý arasýnda yerleºmedikçe çözümlenemez. Bu, ancak, emek ürününün büyük kütlesinin meta biçimini aldýðý ve bunun sonucu olarak da, metalarýn, insanla insan arasýnda, meta sahipleri arasýnda egemen iliºki halini aldýðý bir toplumda mümkündür. Yalnýzca metalarýn deðeri ifadesinde bir eºitlik iliºkisi bulmuº olmasý bile, Aristoteles'in dehasýnýn parlaklýðýný göstermektedir. Bu eºitliðin temelinde "gerçekte" ne bulunduðunu ortaya çýkarmaktan onu alýkoyan tek ºey, içinde yaºadýðý toplumun özel koºullarýdýr. 4. Bir Bütün Olarak Deðerin Basit Biçimi Bir metaýn deðerinin basit biçimi, baºka türden bir meta ile olan deðer-iliºkisini, ya da ayný türden bir meta ile deðiºim-iliºkisini ifade eden denklemde bulunur. A metal, nitel olarak, B metaý ile doðrudan deðiºilebilir olmasý gerçeði ile ifade edilir. Nicel olarak deðeri, B'nin belirli bir niceliðinin, A'nýn belirli bir niceliði ile deðiºilebilir olmasi ile ifade edilir. Baºka bir deyiºle, bir metaýn deðeri, deðiºim-deðeri biçimini almakla baðýmsýz ve belirli bir ifadeye kavuºur. Bu bölümün baºýnda, günlük konuºma diliyle, bir metaýn hem kullaným-deðeri hem de deðiºim-deðeri olduðunu söylememiz, doðrusunu söylemek gerekirse, yanlýºtý. Bir meta, bir kullaným-deðeri ya da yararlýlýk nesnesi, ve bir deðerdir. Meta, kendisini, bu iki yaný ile, deðeri, baðýmsýz biçimini, yani deðiºim-deðeri biçimini alýr almaz gösterir. Yalýtýlmýº halde bu biçimi hiç bir zaman almaz; ama ancak farklý (sayfa 75) türden baºka bir meta ile, bir deðer ya da deðiºim-iliºkisi içine girince bu biçime bürünür. Biz bunu bildikten sonra, bu anlatým ºeklinin zararý olmaz ve ancak kýsaltmak bakýmýndan yararý vardýr. Talililimiz, bir metaýn deðerinin biçimi ya da ifadesinin, deðerin niteliðinden doðduðunu, yoksa bu deðer ile deðer büyüklüðünün, deðiºim-deðeri olarak ifade edilme biçiminden ortaya çýkmadýðýný göstermiºtir. Ne var ki bu, merkantilistler ile bunlarýn yakýn zamandaki izleyicileri Ferrier, Ganilh [23] ve benzerlerinin olduðu kadar, bunlarýn karºýtlarýnýn, Bastiat gibi modern serbest ticaret iºportacýlarýnýn yanýldýklarý nokta olmuºtur. Merkantilistler, deðer ifadesinin nitel yönüne özel bir aðýrlýk vermiºler ve bunun sonucu, en yetkin biçimini parada bulan, metalarýn eºdeðer birimi üzerinde durmuºlardýr. Öte yandan, mallarýný ne pahasýna olursa olsun elden çýkartmamak zorunda olan modern serbest ticaret iºportacýlarý, deðerin- nispi biçiminin, nicel yanýna çok büyük bir önem vermiºlerdir. Bunlar için, metalarýn deðiºim-iliºkisinde, yani günlük cari fiyat listesinde ifade edilenin dýºýnda, ne deðer vardýr, ne de deðer büyüklüðü. Lombard Street'in karmakarýºýk fikirlerine, pek ince bir bilimsellik içinde çekidüzen vermeyi üzerine alan Macleod, batýl inançlý merkantilistler ile çokbilmiº serbest ticaret iºportacýlarý arasýnda baºarýlý bir aracý olmuºtur. A ile B arasýndaki deðer-iliºkisini ifade eden denklemde, A'nýn B cinsinden deðer ifadesinin yakýndan incelenmesi, bu iliºki içersinde, A'nýn maddi biçiminin yalnýzca kullaným-deðeri olarak, B'nin maddi biçiminin yalnýzca deðer-biçimi ya da yaný olarak yer aldýðýný bize göstermiº bulunuyor. Her meta içersinde varolan kullaným-deðeri ile deðer arasýndaki karºýtlýk ya da zýtlýk, iki metaýn birbirleri ile böyle bir iliºki içine girmesiyle, yani deðeri ifade edilecek metaýn, doðrudan doðruya yalnýz kullaným-deðeri, bu deðerin kendisi ile ifade edileceði meta ise, doðrudan doðruya yalnýz deðiºim-deðeri olarak yer aldýðý zaman açýða çýkmýº olur. Böylece, bir metaýn deðerinin basit biçimi, bu metaýn içerdiði kullaným-deðeri ile deðer arasýndaki karºýtlýðýn ortaya cýktýðý basit biçimdir. (sayfa 76) Emeðin her ürünü, her toplumsal durumda, bir kullaným-deðeridir; ama ancak bir toplumun geliºmesinin belirli bir tarihsel çaðýnda bu ürün, meta halini alýr; bu çað, yararlý bir nesnenin üretimi için harcanan emeðin, bu nesnenin nesnel niteliklerinden birisi, yani onun deðeri olarak ifade edildiði çaðdýr. Bundan ºu sonuç çýkar ki, basit deðer-biçimi, ayný zamanda, bir emek ürününün, tarih içinde meta olarak ortaya çýktýðý ilkel biçimdir, ve bu ürünlerin metalara dönüºmesi, deðerbiçiminin geliºmesi ile pari passu [6*] ilerler. Deðerin basit biçiminin eksikliklerini ilk bakýºta farkederiz: o, fiyat-biçimi halinde olgunlaºana

12 kadar, bir dizi deðiºmelerden geçmesi gereken bir tohumdan baºka bir ºey deðildir. A metaýnýn deðerinin, herhangi bir baºka B metaý ile ifadesi, ancak A'yý deðer-biçimi ve kullanýmdeðeri olarak ayýrdeder, ve bu nedenle A'yý, kendisinden farklý tek bir meta ile, B ile deðisim-iliºkisi içersine sokar; ama hâlâ A'nýn bütün metalara göre nitel eºitliði ve nicel oranlýlýðý ifade edilmekten uzaktýr. Bir metaýn basit nispi deðer-biçimine, baºka bir metaýn tek bir eºdeðer biçimi tekabül eder. Böyle olunca, keten bezinin deðerinin nispi ifadesinde, ceket, bu tek meta ile, keten bezi ile iliºki halinde olmasý nedeniyle, eºdeðer biçimine, ya da doðrudan deðiºilebilme biçimine sahip olur. Ne var ki, deðerin basit biçimi, kolay bir geçiºle daha tam bir biçime geçer. Basit biçim aracýlýðý ile A metaýnýn deðerinin, yalnýzca tek bir baºka meta ile ifade edildiði doðrudur. Ancak, bu öteki tek meta, herhangi bir ºey, ceket, demir, buðday ya da baºka bir ºey olabilir. Bunun için, A ile, ºu ya da bu meta arasýnda iliºki kurmakla, bir ve ayný meta için farklý basit deðer ifadesi elde ederiz. [24] Bu metaýn olabilecek deðer ifadelerinin sayýsý, ancak kendisinden farklý meta türlerinin sayýsý ile sýnýrlýdýr. Bu nedenle, A'nýn yalýtýlmýº deðer ifadesi, bu deðerin farklý basit ifadelerinin istenilen uzunluktaki bir dizisine çevrilebilir. (sayfa 77) B. TOPLAM YA DA GENݪLEMݪ DEÐER-BÝÇÝMÝ z kadar A metal = u kadar B, ya da = v kadar C, ya da = w kadar D, ya da = x kadar E, ya da = vb.. (20 yarda keten bezi = 1 ceket, ya da = 10 libre çay, ya da = 40 libre kahve, ya da = 1 kile buðday, ya da = 2 ons altýn, ya da = ½ ton demir, ya da = vb..) 1. Geniºlemiº Nispi Deðer-Biçimi Tek bir metaýn deðeril örneðin keten bezinin deðeri, ºimdi, metalar dünyasýnýn sayýsýz baºka unsurlarýyla ifade edilmektedir. Öteki her metaýn deðeri, ºimdi keten bezinin deðerinin aynasý haline gelmiºtir. [25] Böylece, ilk kez, bu deðer, kendisini, farklýlaºmamýº insan emeðinin donmuº hali olarak gerçek yüzüyle göstermiº oluyor. Çünkü kendisini yaratan emeðin, hangi biçimde olursa olsun, ister terzilik, ister çiftçilik, madencilik vb. biçiminde olsun, her türlü insan emeði ile eºit durumda olduðu ve bu nedenle de, cekette, buðdayda, demirde ya da altýnda somutlaºmasýnýn hiç bir önemi olmadýðý apaçýk ortaya çýkmýº oluyor. Keten bezi, deðer-biçimi aracýlýðýyla ºimdi artýk tek bir meta ile deðil, bütün metalar âlemiyle toplumsal iliºki içersine girmiº oluyor. Meta olarak o, artýk dünya yurttaºýdýr. Ayný zamanda, deðerin bitmez tükenmez denklemleri dizisi, kullaným-deðerinin, hangi özel biçimi ya da türü altýnda olursa olsun, bir fark gözetmeksizin, metaýn deðerini gösterir. Ýlk biçimde, 20 yarda keten bezi = 1 ceket ifadesinde, bu iki metaýn belirli niceliklerde deðiºilebilir olmasý salt raslansal olabilir. Ýkinci biçimde, bunun tersine, derhal, bu raslansal görünüºü belirleyen ve onda esasta farklý olan temeli görürüz. Ceketle (sayfa 78) de, kahveyle de, demirle de ya da sayýsýz farklý metalarla da ifade edilse, bu metalarýn sahipleri, çok farklý insanlar da olsa, keten bezinin deðeri, büyüklük olarak deðiºmeden kalýr. Meta sahibi iki birey arasýndaki raslansal iliºki kaybolur. Bunlarýn deðerlerinin büyüklüðünü düzenleyen ºeyin, metalarýn deðiºimi olmadýðý açýk-seçik hale gelir; ama tersine, bunlarýn deðiºim oranlarýný denetleyen ºey, bunlarýn deðerlerinin büyüklükleridir. 2. Özel Eºdeðer Biçimi Ceket, çay, buðday, demir vb. gibi her meta, keten bezinin deðer ifadesinde bir eºdeðer olarak ve dolayýsýyla da deðer olan bir ºey olarak yer alýr. Bu metalarýn herbirinin maddi biçimi, ºimdi artýk birçok meta içinde tek bir özel eºdeðer biçimdir. Ayný ºekilde, bu farklý metalarda somutlaºan emeðin çok yanlý somut yararlý türleri, ºimdi artýk farklýlaºmamýº insan emeðinin bu çok farklý gerçekleºme biçimleri ya da ortaya çýkýº biçimleri kadar kendini gösterir. 3. Toplam ya da Geniºlemiº Deðer-Biçiminin Eksiklikleri Ýlkönce, deðerin nispi ifadesi, onu temsil eden dizinin sonsuz olmasi nedeniyle noksandýr. Her deðer denkleminin bir halkasýný oluºturduðu zinvir, her yeni bir meta türünün ortaya çýkmasý ve deðerin yeni bir ifadesi için malzeme saðlamasýyla her an uzayabilir. Ýkinci olarak, birbirinden farklý ve baðýmsýz deðer ifadelerinin oluºturduklarý alacalý-bulacalý bir mozayik görünümündedir. Ensonu, her metaýn nispi deðeri, sýrayla bu geniºlemiº biçim içinde ifade edilirse ki böyle olmasý gerekir, bunlarýn herbiri için birbirinden farklý bir nispi deðer elde ettiðimiz gibi, deðer ifadeleri dizisi sonsuza doðru uzar gider. Bu geniºlemiº nispi deðer-biçiminin eksikleri, buna tekabül eden eºdeðer biçimde

13 yansýrlar. Her tek metaýn maddi biçimi, sayýsýz meta arasýnda yalnýz bir tane özel eºdeðer olduðu için, bütün olarak ancak herbiri diðerini dýºtalayan parça parça eºdeðer biçimler elde etmiº oluruz. Ayný ºekilde, her özel eºdeðerde maddeleºmiº, özel, somut, yararlý emek türü, yalnýzca özel türde emek olarak temsil edilmiºtir ve bunun için de genel olarak insan emeðinin eksiksiz bir temsilcisi deðildir. Ýnsan emeði, gerçekte, çok yanlý (sayfa 79) özel ve somut biçimlerin bütünlüðü içinde, eksiksiz bir ifadeye kavuºur. Ama o zaman da, sonsuz dizi içindeki ifade daima noksan ve birlikten yoksun olacaktýr. Geniºlemiº nispi deðer-biçimi, basit nispi deðer ifadelerinin veya ilk türdeki denklemlerin toplamýndan baºka bir ºey deðildir; yani: 20 yarda keten bezi = 1 ceket 20 yarda keten bezi = 10 libre çay, vb. gibi. Bunlarýn herbiri, taraflarýn yer deðiºtirdiði denklemler anlamýna da gelir: 1 ceket = 20 yarda keten bezi 10 libre çay = 20 yarda keten bezi, vb.. Gerçekten de, bir kimse keten bezini baºka birçok meta ile deðiºir ve malýnýn deðerini bu bir dizi öteki metalar ile ifade ettiði zaman, bu metalarýn deðiºik sahiplerinin de mallarýný keten bezi ile deðiºmeleri ve bu çeºitli metalarýn deðerini, tek ve ayný üçüncü meta ile, yani keten bezi ile ifade etmeleri gerekir. Bu durumda diziyi tersine çevirir, 20 yarda keten bezi = 1 ceket, ya da = 10 libre çay vb. ºekline sokarsak, yani dizide zaten görülen ters iliºkiyi ifade edersek ºu sonuca ulaºýrýz: C. DEÐERÝN GENEL BÝÇÝMÝ 1 ceket = 10 libre çay = 40 libre kahve = 1 kile buðday = 2 ons altýn = ½ ton demir = x kadar A metaý vb. = 20 yarda keten bezi 1. Deðer-Biçiminin Deðiºmiº Niteliði Bütün metalar, artýk deðerlerini, (1) tek bir meta ile olduðu için, basit bir biçimde; (2) bir ve ayný meta ile oldudu için birlik halinde ifade etmektedirler. Bu deðer-biçimi, hepsi için ayný ve basit olduðundan geneldir. A ve B biçimleri, ancak bir metaýn deðerini, onun kullaným-deðerinden ya da maddi biçiminden farklý bir ºey olarak ifade etmek için uygundu. (sayfa 80) Birinci biçim A, ºöyle denklemler verir: 1 ceket = 20 yarda keten bezi, 10 libre çay = ½ ton demir. Burada ceketin deðeri, keten bezine, çayýn deðeri demire eºitlenmiºtir. Ama önce keten bezine eºitlemek ve tekrar demire eºitlemek, keten bezi ile demirin farklý olduðu kadar farklý ºeylerdir. Bu biçim, açýktýr ki, pratikte,. ancak emek ürünleri raslansal ve geliºigüzel deðiºimlerle metalara dönüºtüklerinde, ilk baºlangýçta olur. Ýkinci biçim B, bir metaýn deðerini onun kullaným-deðerinden, ilk birincisinden daha uygun bir tarzda ayýrdeder; çünkü burada ceketin deðeri, mümkün olan bütün biçimler altýnda ceketin maddi biçimine karºýt olarak konmuºtur; keten bezine, demire, çaya, kýsacasý kendisi dýºýnda, ceket dýºýnda, her ºeye eºitlenmiºtir. Öte yandan, hepsinde ortak herhangi bir genel deðer ifadiesi, doðrudan dýºtalanmýºtýr; çünkü, her metaýn deðer denkleminde, bütün öteki metalar ºimdi, yalnýzca eºdeðerler biçiminde görülür. Geniºlemiº deðer-biçiminin ilk kez gerçek olarak ortaya çýkýºý, özel bir emek ürününün, diyelim sýðýr sürüsünün artýk istisnai deðil de olaðan bir biçimde, öteki çeºitli metalar ile deðiºilmeye baºlanmasý ile olur. Üçüncü ve son olarak geliºmiº biçim, bütün metalar dünyasýndaki deðerleri, bu amaç için seçilmiº tek bir meta ile, yani keten bezi ile ifade eder ve böylece bunlarýn deðerlerini, bize, keten bezi ile eºitliði aracýlýðýyla bildirir. ªimdi artýk her metaýn deðeri ketene eºitlenmekle, yalnýzca kendi kullaným-deðerinden ayrýlmakla kalmaz, genellikle bütün öteki kullaným-deðerlerinden de farklýlaºtýrýlmýº olur ve iºte bu nedenle bütün metalarda ortak olan bir ºeyle ifade edilir. Bu biçim ile metalar, ilk kez birbirleriyle deðer olarak iliºki içersine sokulmuºtur, ya da deðiºim-deðeri

14 görünüºüne bürünmüºlerdir. Ýlk iki biçim, her metaýn deðerini, ya farklý türden tek bir meta ile ya da böyle birçok metaýn bir dizisi ile ifade eder. Her iki durumda da, kendi deðeri için bir ifade bulmasý, sözgeliºi, her metaýn özel iºiydi ve bunu ötekilerin yardýmý olmaksýzýn yapýyordu. Bu ötekiler, ilkine göre pasif eºdeðer rolünde idiler. Deðerin genel biçimi C, tüm meta âleminin ortak hareketinden, bir tek bundan kaynaklanýr. Bir meta, genel deðer ifadesini ancak tüm öteki metalar ile kazanýr ve ayný anda bu metalarýn deðerleri de ayný eºdeðerde ifadesini bulmuº olur; ve her yeni meta ayný yolu izlemek zorundadir. Böylece ºu gerçek ortaya çýkar (sayfa 81) ki, metalarýn deðer olarak varlýðý tamamen toplumsal olduðu için, bu toplumsal varlýk ancak kendi toplumsal iliºkilerinin toplamýyla ifade edilebilir ve bunun sonucu olarak, deðerlerinin biçiminin toplumsal olarak kabul edilen bir biçim olmasi zorunludur. Keten bezine eºitlenen bütün metalar, ºimdi artýk yalnýzca genel deðerler olmalarý yönünden nitelikçe eºit olmakla kalmazlar, ayný zamanda büyüklükleri karºýlaºtýrýlabilir duruma gelirler. Deðerlerinin büyüklüðü bir ve ayný maddeyle, keten beziyle ifade edilmekle, bu büyüklükler de birbirleri ile karºýlaºtýrýlabilirler. Örneðin, 10 libre çay = 20 yarda keten bezi, ve 40 libre kahve = 20 yarda keten bezi olursa, 10 libre çay = 40 libre kahve olur. ªöyle de söyleyebiliriz, 1 libre kahvede, 1 libre çayda bulunanýn ancak 1/4'ü kadar deðer özü emek vardýr. Tüm metalar âlemini kapsayan nispi deðerin genel biçimi, geri kalanlarýn içinden seçilip ayrýlan ve kendisine eºdeðer rolü verilen tek bir metaý burada keten bezini, evrensel eºdeðer haline getirir. Keten bezinin maddi biçimi, ºimdi artýk, bütün metalarýn deðerlerinde ortak bir biçime bürünmüºtür; ve bunun için de hepsiyle ve her biriyle deðiºilebilir duruma gelmiºtir. Keten bezinin maddesi, her türlü insan emeðinin görülür duruma gelmesi, toplumsal kozasý durumuna gelmesidir. Belli bir mal, keten bezi üreten belli özel bireyin emeði olan dokumacýlýk, sonuçta, toplumsal bir niteliðe, bütün öteki türden emeklerle eºit bir niteliðe bürünmüº oluyor. Genel deðer-biçimini meydana getiren sayýsýz denklemler, keten bezinde somutlaºan emeði, öteki bütün metalarda somutlaºanlara eºit kýlýyor ve böylece dokumacýlýðý, ayýrdedilmemiº insan emeðini, genel görünüm biçimi haline sokuyor. Bu yolla, metalarýn deðerlerinde gerçekleºen emek, fiili iºin her türlü somut ºekli ile yararlý özelliklerinden soyutlanmýº bir emek olarak yalnýzca olumsuz yönüyle gösterilmiº olmaz, ama olumlu niteliðinin de açýkça kendisini göstermesi saptanmýº olur. Genel deðer-biçimi, her türlü fiili emeði, hepsinde bulunan ortak özelliðe, yani genel insan emeði, ve insan emekgücünün harcanmasý olma niteliðine indirgenmesidir. Bütün emek ürünlerini, ayýrdedilmemiº insan emeðinin donmasý olarak gösteren genel deðerbiçimi, metalar âleminin toplumsal özeti olduðunu bizzat kendi yapýsý ile gösterir. Bu biçim, sonuç olarak, açýkça ortaya koymaktadýr ki, metalar âleminde her emeðin sahip olduðu niteliðin insan emeði olmasý, onun özgül (sayfa 82) toplumsal niteliðini meydana getirmektedir. 2. Deðerin Nispi Biçimi ile Eºdeðer Biçiminin Birbirine Baðlý Geliºmesi Deðerin nispi biçiminin geliºme derecesi, eºdeðer biçiminin geliºme derecesine tekabül eder. Ama ºurasýný da unutmamak gerekir ki, ikincinin geliºmesi, birincinin geliºmesinin yalnýzca sonucu ve ifadesidir. Bir metaýn deðerinin birincil ya da yalýtýk nispi biçimi, bir diðer metaý yalýtýk bir eºdeðer haline getirir. Bir metaýn deðerinin tüm öteki metalarla ifadesi demek olan nispi deðerin geniºletilmiº biçimi, bu öteki metalara, farklý türden özel eºdeðer nitelikler verir. Ve son olarak, metaýn özel bir türü, tüm öteki metalar, onu, içersinde deðerlerini daima ayný biçimde ifade ettikleri bir madde haline getirdikleri için, evrensel eºdeðer niteliðini kazanýr. Deðer-biçiminin iki kutbu olan deðerin eºdeðer biçimi ile nispi biçimi arasýndaki karºýtlýk bu biçimin kendisiyle birlikte geliºir. Birinci biçim, 20 yarda keten bezi = 1 ceket eºitliðinde bile bu karºýtlýk vardýr, ama henüz sabitleºmemiºtir. Bu eºitliði soldan saða ya da saðdan sola okumanýza göre, ceket ile keten bezinin oynadýðý rol farklýdýr. Bir durumda, keten bezinin nispi deðeri ceket ile, öteki durumda, ceketin nispi deðeri keten bezi ile ifade edilmiºtir. Bunun için, deðerin bu ilk biçiminde, kutupsal karºýtlýðý kavramak zordur. B biçimi, bir defada ancak tek bir metaýn kendi nispi deðerini bütünüyle geniºletebileceðini ve, ancak, tüm öteki metalar onun karºýsýnda eºdeðerler olduðu için ve böyle olmakta devam ettikleri sürece, bu geniºlemiº biçimi alabileceðini gösterir. Burada, biz, 20 yarda keten bezi = 1 ceket denkleminde yaptýðýmýz gibi, eºitliði, genel niteliðini bozmadan ve deðerin geniºlemiº biçimini deðerin genel biçimine dönüºtürmeden tersine çeviremeyiz. Ensonu C biçimi, tek bir istisna ile bütün metalar eºdeðer biçimin dýºýnda tutulduðu için ve tutulduðu sürece, metalar âlemine deðerin genel toplumsal nispi biçimini verir. Demek ki, tek bir meta, keten bezi, öteki bütün metalardan bu nitelik esirgendiði için ve sürece, bunlarýn herbiri ile

15 doðrudan doðruya (sayfa 83) deðiºilebilir bir nitelik kazanmýº gibidir. [26] Evrensel eºdeðer görevindeki meta, öte yandan nispi deðer-biçiminin dýºýnda kalmýºtýr. Eðer keten bezi ya da evrensel eºdeðer görevindeki baºka bir meta, ayný zamanda, deðerin nispi biçimini de paylaºmýº olsaydý, kendi eºdeðeri olarak da iº görebilirdi. Bu durumda, yalnýzca 20 yarda keten bezi = 20 yarda keten bezi gibi, ne deðeri, ne de deðer büyüklüðünü ifade etmeyen boº bir yineleme elde etmiº oluruz. Öyleyse evrensel eºdeðerin nispi deðerini ifade etmek için, C biçimini tersine çevirmemiz gerekir. Bu eºdeðer, öteki metalarýn ortak deðerin nispi biçimi olmamakla birlikte. deðeri, öteki metalarýn sonu gelmeyen dizisi ile nispi olarak ifade edilir. Böylece, nispi deðerin geniºlemiº biçimi ya da B biçimi, ºimdi kendisini, eºdeðer metaýn özgül nispi deðer-biçimi olarak ortaya koyar. 3. Deðerin Genel Biçiminden Para-Biçimine Geçiº Evrensel eºdeðer biçimi, genel anlamda, bir deðer-biçimidir. Bunun için her meta, bu biçime girebilir. Öte yandan eðer bir meta, bu evrensel eºdeðer biçimine (C biçimi) girmiºse, bu, ancak eºdeðer olarak öteki bütün metalarýn dýºýnda tutulduðu için ve sürece olanaklýdýr. Bu dýºtalama, ensonu, belirli bir meta ile sýnýrlandýðý andan sonra, ancak bu andan sonra, metalar âleminin nispi deðerin genel biçimi gerçek bir tutarlýlýk ve genel toplumsal geçerlilik kazanir. Eºdeðer biçim, kendi maddi biçimi ile böylece toplumsal bir nitelik kazanan o belirli meta, ºimdi artýk para-meta durumuna (sayfa 84) gelir, ya da para olarak iº görür. Bu, artýk, o metaýn özel toplumsal iºlevidir ve bu nedenle, metalar âleminde evrensel eºdeðer rolü oynamak, onun toplumsal tekelindedir. B biçiminde keten bezinin özel eºdeðerleri ve C biçimindeki nispi deðerlerini ortakça keten bezi ile ifade eden metalar arasýnda bu seçkin yere belli bir meta ulaºabilmiºtir: altýn. Öyleyse, C biçimindeki keten bezinin yerine altýný koyarsak ºu sonucu elde ederiz: D. PARA-BÝÇÝMÝ 20 yarda keten bezi = 1 ceket = 10 libre çay = 40 libre kahve = 1 kile buðday = ½ ton demir = x kadar A metaý vb. = 2 ons altýn A biçiminden B biçimine ve B biçiminden C biçimine geçiºteki deðiºiklikler temel niteliktedir. Öte yandan, C ile D biçimleri arasýnda, keten bezi yerine eºdeðerliði altýnýn almasýndan baºka bir deðiºiklik yoktur. C biçiminde keten bezi neyse, D biçiminde altýn odur: genel eºdeðer. Geliºme, yalnýzca doðrudan doðruya ve evrensel deðiºilebilme niteliðinin baºka bir deyimle evrensel eºdeðer biçiminin ºimdi artýk, toplumsal bir alýºkanlýkla, ensonu bir maddeyle, altýnla özdeº duruma gelmiº olmasýndandýr. Altýn, ºimdi, tüm öteki metalarýn karºýsýna, zaten daha önce onlarýn karºýsýnda basit bir meta olarak yer aldýðý için, para olarak çýkar. Tüm öteki metalar gibi, altýn da, ya tek tek deðiºimlerde basit bir eºdeðer olarak, ya da ötekilerin yanýnda özel bir eºdeðer olarak iº görüyordu. Giderek, deðiºen sýnýrlar içersinde evrensel eºdeðer olarak iº görmeye baºladý. Metalar âleminde deðerin ifadesinde bu konumu kendi tekeline alýr almaz, altýn, para-meta durumunu alýr ve iºte ancak o zaman D biçimi, C biçiminden farklýlaºýr, ve deðerin genel biçimi, para-biçimine dönüºür. Keten bezi gibi tek bir metaýn nispi deðerinin, para rolündeki altýn gibi bir meta ile basit ifadesi, o metaýn fiyat-biçimidir. Bu nedenle keten bezinin fiyat-biçimi ºöyledir: 20 yarda keten bezi = 2 ons altýn, ya da, eðer 2 onsluk altýn sikke olarak 2 sterlin ise, 20 yarda keten bezi = 2 sterlindir. Para-biçimi kavramýnýn oluºumundaki güçlük, evrensel eºdeðer (sayfa 85) biçiminin ve bunun zorunlu sonucu deðerin genel biçiminin, C biçiminin açýk-seçik anlaºýlmasýnda yatar. Bu son biçim, deðerin geniºlemiº biçiminden, yani B biçiminden çýkartýlabilir ki, bunun da temel öðesi, gördüðümüz gibi A biçimidir: 20 yarda keten bezi = 1 ceket, veya x kadar A metaý = y kadar B metaý,

16 bu nedenle, basit meta-biçimi, para-biçiminin çekirdeðidir. DÖRDÜNCÜ KESÝM. METALARIN FETݪÝZMÝ VE BUNUN SIRRI ÝLK bakýºta bir meta, çok önemsiz ve kolayca anlaºýlýr bir ºey gibi gelir. Oysa metaýn tahlili, aslýnda onun metafizik incelikler ve teolojik süslerle dolu pek garip bir ºey olduðunu göstermiºtir. Kullaným-deðeri olduðu sürece, o ister insan gereksinmelerini karºýlayabilen özellikleri açýsýndan, ister bu özelliklerin insan emeðinin ürünü olmasý yönünden ele alýnsýn, gizemli bir yaný yoktur. Ýnsan, çalýºmasýyla, Doðanýn saðladýðý maddelerin biçimini, kendisine yararlý olacak ºekilde deðiºtirdiði gün gibi açýktýr. Sözgeliºi aðacýn biçimi, masa yapýlarak deðiºtirilir. Ama gene de masa, o alelâde günlük ºey olmakta, aðaç olmakta devam eder. Ne var ki, meta olarak ilk adýmýný atar atmaz, tamamen baºka bir ºey olur. Yalnýz ayaklarý üzerinde yerde durmakla kalmaz, tüm öteki metalarla iliºki içersinde amuda kalkar ve o aðaç beyninden, "masa yürütmek"ten çok daha çarpýcý, parlak fikirler saçar. [26a] Bu yüzden, metalarýn mistik özelliði onlarýn kullaným-deðerinden doðmuyor. Týpký, deðerin belirleyici etkenlerinin niteliðinden de gelmediði gibi. Çünkü her ºeyden önce, emeðin yararlý türleri ya da üretken, faaliyetler ne kadar çeºitli olursa olsun, bunlarýn, insan organizmasýnýn iºlevleri olduðu, fizyolojik bir gerçektir, ve bu gibi iºlevlerin herbiri, niteliði ve biçimi ne olursa olsun, aslýnda, insan beyninin, sinirlerinin, kaslarýnýn vb. harcanmasýdýr. Ýkinci olarak, deðerin nicel belirlenmesi için temel (sayfa 86) oluºturan ºey, yani bu harcanýnanýn süresi, ya da emeðin niceliði dikkate alýnýrsa, emeðin niceliði ile niteliði arasýndaki farlýlýk apaçýk olarak görülür. Toplumun her durumunda, yaºam araçlarýmn üretimi için gerekli emek-zamaný, geliºmenin farklý aºamalarýnda eºit ölçüde ilgi çekmemekle birlikte, insanlýðýn zorunlu olarak ilgilendiði bir konu olmasý gerekir. [27] Ve ensonu, insanlar, herhangi bir biçimde, baºkalarý için çalýºmaya baºladýklarý andan itibaren, emekleri, toplumsal bir biçim alýr. Öyleyse, emek ürününün anlaºýlmaz özelliði, meta biçimine girer girmez, niçin ortaya çýkýyor? Kuºkusuz bu, biçimin kendisinden geliyor. Her türlü insan emeðinin eºitliði, bu emek ürünlerinin hepsinin eºit deðerde olmalarý ile nesnel olarak ifade edilir; harcanan emek-gücünün, bu harcanma suresi ile ölçümü, emek ürünlerinin deðerinin niceliði biçimini alýr; ve ensonu, üreticilerin içersinde emeklerinin toplumsal niteliðinin kendini gösterdiði karºýlýklý iliºkiler, ürünler arasýnda bir toplumsal iliºki biçimini alýr. Demek ki, metaýn gizemli bir ºey olmasýnýn basit nedeni, onun içinde insan emeðinin toplumsal niteliði, insana, bu emeðin ürününe nesnel bir nitelik damgalamýº olarak görünmesine dayanmaktadýr; üreticilerin kendi toplam emek ürünleri ile iliºkileri, onlarla kendi aralarýnda bir iliºki olarak deðil de, emek ürünleri arasýnda kurulan toplumsal bir iliºki olarak görünmesindedir. Emeðin ürünlerinin, metalar haline, niteliklerinin duyularla hem kavranabilir hem de kavranamaz toplumsal ºeyler haline gelmelerinin nedeni budur. Bunun gibi, bir nesneden algýlanan ýºýn, bize, görme sinirimizin öznel etkilenmesi olarak deðil de, gözün dýºýnda bir ºeyin nesnel biçimi gibi geliyor. Oysa, görme olayýnda her zaman, ýºýnýn bir ºeyden baºka bir ºeye, dýºtaki bir nesneden göze fiilen geçmesi sözkonusudur. Fiziksel ºeyler arasýnda, fiziksel bir iliºki vardýr. Ama metalarda, bu farklýdýr. ªeylerin, quâ [7*] metalarýn varlýðý, ve bunlara meta damgasýný vuran emek ürünleri arasýndaki deðer-iliºkisi ile bunlarýn fiziksel özellikleri ve bu özelliklerden doðan maddi iliºkiler arasýnda mutlak olarak bað yoktur. Burada, insanlar arasýndaki belirli toplumsal iliºki, onlarýn gözünde, ºeyler arasýnda düºsel bir iliºki biçimine bürünüyor. Bu nedenle, (sayfa 87) benzer bir örnek vermek için, din âleminin sislerle kaplý katlarýný dolaºmamýz gerekir. Bu âlemde, insan beyninin ürünleri, baðýmsýz canlý varlýklar gibi görünür, ve hem birbirleriyle, hem de insanoðlu ile iliºki içine girerler. ݺte metalar âleminde de, insan elinin yarattýðý ürünler için durum aynýdýr. Emek ürünlerine, meta olarak üretildikleri anda yapýºýveren ve bu, nedenle meta üretiminden ayrýlmasý olanaksýz olan ºeye, ben, Fetiºizm diyorum. Tahlilimizin de gösterdiði gibi, metalardaki bu fetiºizmin kökeni, bunlarý üreten emeðin özel toplumsal niteliðindedir. Genel. kural olarak, kullanýlýr mallar, yalnýzca, iºlerini birbirlerinden baðýmsýz olarak yürüten özel bireylerin ya da birey gruplarýnýn emeklerinin ürünleri olduklarý için meta haline geliyorlar. Bütün bu özel bireysel emeklerin genel toplamý, toplumun emeðinin tümünü oluºturuyor. Üreticiler ürünlerini deðiºinceye kadar, birbirleri ile toplumsal temasa gelmedikleri için, her üreticinin emeðinin özgül toplumsal niteliði, kendisini ancak deðiºim iºinde ortaya koyar. Baºka bir deyiºle, bireyin emeði, toplum emeðinin bir parcasý olarak, kendisini, ancak, doðrudan doðruya ürünler arasýnda, ve dolaylý olarak bunlar aracýlýðýyla üreticiler arasýnda kurulmuº olan deðiºim eylemi olan iliºkiler aracýlýðýyla açýða vurur. Bunun için, bir bireyin emeðini öteki üreticilerin emeklerine baðlayan iliºkiler, üreticilere, aslýnda olduðu gibi, çalýºan bireyler arasýnda doðrudan toplumsal bir iliºki olarak deðil, tersine, kiºiler arasýnda maddi iliºkiler ve ºeyler arasýnda toplumsal iliºkiler olarak görünür. Ancak

17 deðiºilmeleri sayesindedir ki, emeðin ürünleri, yararlanýlan nesneler olarak, deðiºik varoluº biçimlerinden ayrý olarak bir tekdüze toplumsal biçimde deðer alýrlar. Bir ürünün bu ºekilde, yararlý bir ºey ve bir deðer olarak ayrýlmasý, ancak deðiºimin, yararlý mallarýn deðiºim amacýyla üretilmesi ve bu nedenle de özelliklerinin her ºeyden önce üretimleri sýrasýnda deðer olarak hesaba katýlmasý boyutlarýna ulaºmasýyla pratik önem kazanýr. Bu andan itibaren üreticilerin kiºisel emeði, iki yönlü toplumsal bir niteliðe bürünür. Bir yandan, emeðin belirli bir yararlý türü olarak, belirli bir toplumsal gereði karºýlamak ve böylece, kolektif emeðin ayrýlmaz bir parçasý, kendiliðinden oluºan toplumsal iºbölümünün bir kolu olmak durumundadýr. Öte yandan, üretici bireyin çeºitli gereksinmelerini karºýlayabilmesi için, her türden yararlý bireysel emeðin karºýlýklý olarak deðiºilebilmelerinin yerleºmiº bir toplumsal olgu olmasý ve bunun (sayfa 88) için de, her üreticinin özel yararlý emeðinin bütün ötekilerin yararlý emekleriyle eºit sayýlmasý gerekir. En farklý türden emeklerin eºitlenmesi, ancak, bunlarýn eºitsizliklerinden soyutlanmasý ya da bunlarýn ortak bir paydaya, yani insan emekgücü harcamasý ya da soyut insan emeðine indirgenmesi sonucu olabilir. Bireyin emeðinin iki yönlü toplumsal niteliði, ona, ancak ürünlerin deðiºimi ile günlük pratik içersindeki emeði etkileyen biçimler altýnda beyninde yansýdýðý zaman görünür. Böylece, onun kendi emeði, toplumsal nitelikte yararlý olmasý koºulunu, yani ürünün yalnýzca yararlý deðil, ama baºkalarý için yararlý olmasý koºulunu alýr, ve onun özel emeðinin, öteki bütün özel emek türlerine eºit olmakla kazandýðý toplumsal nitelik, tüm emek ürünlerinin fiziksel olarak farklý mallarýn ortak nitelik taºýmasý, yani bir deðere sahip olmasý ºekline girer. Demek ki, emek ürünlerini deðer olarak birbirleriyle iliºki içersine sokmamýzýn nedeni, bu mallarda türdeº insan emeðinin maddi halde birikmesini görmemiz deðildir. Tam tersine: farklý ürünlerimizi deðiºimle deðer olarak eºitlediðimiz zaman, bu davranýºýmýzla, ayný zamanda, biz, bunlara harcanan farklý türden emekleri de, insan emeði olarak eºitlemiº oluyoruz. Bunun farkýnda olmayýz, ama gene de yaparýz. [28] Bu nedenle deðer, göðsünde ne olduðunu anlatan bir yafta ile ortalýkta dolaºmaz. Aslýnda her ürünü, toplumsal bir hiyeroglif yazýsýna çeviren, daha çok deðerdir. Kendi toplumsal ürünlerimizin ardýnda yatan sýrrý aydýnlatmak için, daha sonra, biz bu hiyeroglifi çözmeye çalýºýrýz; çünkü yararlý bir nesneyi deðer olarak damgalamak, dil gibi toplumsal bir üründür. Emek ürünlerinin, deðer olduklarý sürece, bunlarýn üretimi için harcanan insan emeðinin maddi ifadeleri olduðunu ortaya koyan son bilimsel buluº, gerçekte, insan soyunun geliºme tarihinde bir çaðý belirlemiºtir ama, emeðin toplumsal niteliðini, bize ürünlerin bizatihi kendilerinin nesnel niteliði gibi gösteren sisi daðýtamamýºtýr. Ele aldýðýmýz özel üretim biçiminde, yani meta üretiminde, baðýmsýz olarak yürütülen özel emeðin özgül toplumsal niteliði, her çeºit emeðin, insan emeði olmasý nedeniyle, eºitliði gerçeðine dayanýr; bunun için bu özellik, üründe (sayfa 89) deðer-biçimine bürünür; bu olgu, yukarda sözü edilen buluºa karºýn üreticiye tamamen gerçek ve sonal gibi gelir; bu, týpký, havayý oluºturan gazlarýn bulunuºundan sonra da atmosferin yapýsýnýn ayný kalmasý olgusuna benzer. Deðiºim sýrasýnda üreticiyi ilkin ilgilendiren ºey, kendi ürünleri karºýlýðýnda ne kadar baºka ürün alabilecekleri sorusudur: ürünlerini hangi oranlarda deðiºebileceklerdir? Bu oranlar, âdetler yoluyla belli bir kararlýlýða eriºince, bunlar sanki ürünlerin niteliklerinin sonucu gibi görünür ve böylece, örneðin bir ton demir ile iki ons altýn pek doðal olarak eºit deðerde imiº gibi gelir; bu, týpký bir libre altýn ile bir libre demirin, farklý fiziksel ve kimyasal niteliklerine karºýn, eºit aðýrlýkta görünmesine benzer. Ürünlerin üzerine etiket gibi yapýºan deðer olma özelliði, birbirleri karºýsýna tekrar tekrar deðer nicelikleri olarak çýkmalarý ile kararlýlýk kazanýr. Bu nicelikler, üreticilerin iradeleri, öngörüleri ve davranýºlarýndan baðýmsýz olarak durmadan deðiºir. Bunlar için, kendi toplumsal faaliyetleri, nesnelerin faaliyetleri biçimini alýr ve onlar nesneleri yöneteceðine, nesneler onlarý yönetir. Birbirinden baðýmsýz yürütülen ve gene de toplumsal iºbölümünün ayný anda geliºen kollarýný oluºturan farklý türdeki bütün özel emeðin, devamlý olarak toplumun gerektirdiði oranlara indirgenerek, biriken deneyimlere dayanýlarak bilimsel bir kaný halini alabilmesi için meta üretiminin, esaslý bir geliºme düzeyine ulaºmasi gerekir. Niçin böyledir? Çünkü, ürünler arasýndaki her türlü raslansal ve durmadan dalgalanan deðiºim iliºkileri ortasýnda, üretim için toplumsal olarak gerekli emek-zamaný, kendisini, önüne geçilmez bir doða yasasý gibi zorla kabul ettirir. Bu, týpký, yerçekimi yasasýnýn, evin baºýmýza çökmesi ile kendini göstermesi ve kabul ettirmesi gibidir. [29] Deðerin büyüklüðünün emek-zamaný ile saptanmasý, iºte bu nedenle, metalarýn nispi deðerlerinde görünürdeki dalgalanmalarýn altýnda yatan bir sýrdýr. Bunun keºfi, emek ürünlerinin deðer büyüklüklerinin belirlenmelerinin salt raslantýya baðlý bir ºeydir sanýsýna son vermekle birlikte bu belirlemenin içinde yer aldýðý biçimi hiç deðiºtirmez. (sayfa 90) Ýnsanýn toplumsal yaºam biçimleri üzerindeki düºünme ve incelemeleri ve dolayýsýyla bu biçimlerin bilimsel tahlilleri, bunlarýn fiili tarihsel geliºmelerine tamamen ters düºen bir yol izler. ݺe post festum [8*] önünde hazýr duran geliºme süreci sonuçlarý ile baºlar. Ürünlere meta damgasýný vuran ve dolaºýmlarý için belirli hale gelmeleri zorunlu bir baºlangýç olan nitelikler, insan, kendi gözünde, bunlarý deðiºmez özellikler olarak kabul ettiði için, tarihsel niteliklerini deðil de anlamlarýný çözmeye kalkýºmadan önce, zaten toplumsal yaºamýný doðal ve kendiliðinden anlaºýlýr biçimlerin

18 kararlýlýðýný kazanmýº bulunurlar. ݺte bunun için, deðer büyüklüðünün belirlenmesine ancak meta fiyatlarýnýn tahlili ile varýlmýº, ve ancak tüm metalarýn para-biçiminde ortak ifadesi, onlarýn deðer olarak özelliklerinin ortaya konmasýna yolaçmýºtýr. Ne var ki, metalar âleminin iºte bu sonal parabiçimi, aslýnda, özel emeðin toplumsal niteliðini ve tek tek üreticiler arasýndaki toplumsal iliºkiyi aydýnlatmak ve açýklýða kavuºturmak yerine, örtbas eden öðe olmuºtur. Ceketler ya da ayakkabýlar ile, salt soyut insan emeðinin evrensel cisimleºmesi nedeniyle, keten bezi arasýnda iliºki vardýr dediðim zaman, bu önermenin saçmalýðý besbellidir. Ayný ºekilde, ceket ve ayakkabý üreticileri, bu mallarý, evrensel eºdeðer olarak keten beziyle ya da ayný ºey olan altýnla ya da gümüºle oranladýklarý zaman, kendi özel emekleri ve toplumun ortaklaºa emeði arasýndaki iliºkiyi ayný saçma biçimde ifade etmiº olurlar. Burjuva iktisadýnýn kategorileri, böylesine saçma biçimlerden oluºmuºtur. Bunlar, tarihsel olarak belirlenmiº belirli bir üretim tarzýnýn, koºullarýný ve iliºkilerini, yani meta üretimini, toplumsal geçerlik ile ifade eden düºünce biçimleridir. Metalarýn bütün gizemi ve emek ürünlerinin metalar biçimini aldýðý anda çevresini saran büyü ve sihir, öteki üretim biçimlerine geçer geçmez, bu yüzden yokolur. Robinson Crusoe denemesi, ekonomi politikçiler [30] için gözde bir tema olduðundan, Robinson'a, adasýnda bir gözatalým. Ne (sayfa 91) denli mütevazi olsa da, o, bazý gereksinmeleri karºýlamak zorundadýr ve bu nedenle de, alet ve eºya yapmak gibi, keçileri ehlileºtirmek gibi, balýk tutmak ve avlanmak gibi, deðiºik türden biraz yararlý iº yapmasý gerekir. Dua ve benzeri ºeyleri, kendisine zevk verdiði ve bunlara dinlenme gözüyle baktýðý için, hiç hesaba katmýyoruz. ݺlerinin çeºitli olmasýna karºýn, ºekli ne olursa olsun, emeðinin, bir ve ayný Robinson'un faaliyeti olduðunu ve dolayýsýyla bir çalýºmalarýn insan emeðinin farklý biçimlerinden baºka bir ºey olmadýðýný bilir. Zorunluluk, onu, zamanýný, deðiºik türden iºlerine kusursuz olarak bölmeye zorlar. Genel faaliyeti içinde, eðer bir iº ötekisinden daha fazla yer tutuyorsa, bu, amaç edinilen yarara ulaºmak için yenilmesi gerekli güçlüðün az ya da çok olmasýna dayanýr. Dostumuz Robinson, bunu, çok geçmeden deneyimleriyle öðrenir ve batan gemiden bir saat, kayýt defteri, mürekkep ve kalem kurtararak halis bir Ýngiliz olarak derhal muhasebe tutmaya koyulur. Envanterinde, kendisine ait yararlý eºyalarýn, bu eºyalarý yapmak için gerekli iºlerin ve ensonu bu eºyalarýn belirli niceliðini elde etmek için harcadýðý ortalama emekzamanýnýn bir listesi bulunur. Robinson ile, kendi yarattýðý bu serveti oluºturan eºyalar arasýndaki iliºki, o kadar basýt ve açýktýr ki, bunu, büyük bir çaba harcamaksýzýn Bay Sedley Taylor bile anlayabilir. Ve gene de bu iliºkiler, deðerin belirlenmesi için esas olan her ºeyi içermektedir. ªimdi Robinson'un aydýnlýk adasýndan, karanlýklara gömülmüº ortaçað Avrupa'sýna geçelim. Burada baðýmsýz insan yerine herkesin baðýmlý olduðunu görürüz: serfler ve senyörler, vasallar ve süzerenler, rahipler ve rahip olmayanlar. Burada kiºisel baðýmlýlýk, toplumsal üretimin toplumsal iliºkileri karakterize etmesi gibi, bu üretime dayanýlarak örgütlenmiº yaºamýn öteki alanlarýnda da ayný etkiyi gösterir. Salt kiºisel baðýmlýlýk, ama toplumun temelini kiºisel baðýmlýlýðýn oluºturmasý nedeniyle, emeðin ve emek ürünlerinin kendi gerçeklikleri dýºýnda hayali bir biçime bürünmelerine gerek yoktur. Toplumun iºleyiºi içersinde, bunlar, ayný hizmetler ve ayný ödemeler biçimini alýrlar. Burada, emeðin özel ve doðal biçimi, meta üretimine dayanan toplumlarda olduðu gibi deðil de, onun genel soyut biçimi, emeðin mevcut toplumsal biçimidir. Yükümlü emek, meta-üreten emek gibi, zamanla ölçülür; ama her serf, senyörünün hizmetinde harcadýðý ºeyin, kendi kiºisel emek-gücünün (sayfa 92) belirli bir niceliði olduðunu bilir. Papaza verilen öºür, onun kutsamalarýndan daha gerçektir. Bu toplumdaki farklý sýnýflara mensup insanlarýn oynadýklarý rol konusunda ne düºünürsek düºünelim, emek harcarken, bireyler arasýndaki toplumsal iliºkiler, her durum, ve koºulda, her zaman kendi karºýlýklý kiºisel iliºkileri olarak görünür, ve emek ürünleri arasýnda toplumsal iliºkiler kýlýðýna bürünmezler. Ortak ya da doðrudan birleºmiº bir emeðe örnek vermek için, bütün uygar kavimlerin tarihlerinin eºiðinde gördüðümüz o kendiliðinden geliºen biçime kadar geri gitmemize gerek yoktur. [31] Kendi gereksinmesi için, hububat, hayvan, iplik, keten bezi ve giyecek üreten bir köylü ailesinin ataerkil sanayii hemen yakýnýmýzdadýr. Bu çeºitli mallar, ailenin karºýsýna, [aile üyelerinin -ç.] emeklerinin çeºitli ürünleri olarak çýkarlar, ama kendi aralarýnda bunlar meta deðildirler. Topraðýn sürülmesi, hayvan yetiºtirme, iplik eðirme, dokuma, elbise dikme gibi çeºitli ürünlerde yer alan farklý türde emekler, bizatihi ve o halleriyle dolaysýz toplumsal iºlevlerdir: Çünkü ailenin iºlevi de týpký meta üretimine dayanan toplumda olduðu gibi kendiliðinden doðup geliºmiº bir iºbölümü düzeyine sahiptir. Aile içinde iºin daðýlýmý, üyelerinin emek-zamanlarýnýn düzenlenmesi mevsimlere göre deðiºen doðal koºullara baðlý olduðu kadar, yaº ve cinsiyet farkýna da baðlýdýr. Her bireyin emekgücü, bu durumda, zaten ailenin tüm emek-gücünün yalnýzca belirli bir bölümüdür, ve bu nedenle, bireysel emek-gücü harcanmasýnýn süresine göre ölçülmesi, haliyle emeklerinin toplumsal niteliði olarak ortaya çýkar. ªimdi de bir deðiºiklik olsun diye, kendi iºlerini ortak üretim araçlarý ile gören ve bütün bireylerin kendi emek-güçlerini bilinçli olarak o topluluðun birleºik emek-gücü olarak kullanan, özgür insanlardan kurulmuº bir topluluk tablosu çizelim. Robinson'un emeðindeki bütün ayýrýcý özellikler burada da yinelenir, (sayfa 93) ama ºu farkla ki, buradaki emek, bireysel deðil, toplumsaldýr.

19 Robinson'un ürettiði her ºey, yalnýz kendi kiºisel emeðinin sonucuydu ve bunun için de yalnýz kendisi için bir kullaným nesnesiydi. Bizim toplumumuzun toplam ürünü, toplumsal bir üründür. Bunun bir kýsmý yeni üretim araçlarý olarak iº görür ve toplumsallýðý devam eder. Ama öteki kýsmý, üyelerce yaºamý sürdürme aracý olarak tüketilir. Bu ikinci kýsmýn üyeler arasýnda daðýlýmý bu nedenle zorunludur. Bu daðýlým biçimi, topluluðun üretken örgütlenmesine ve üreticilerin ulaºtýklarý tarihsel geliºmenin derecesine baðlý olarak deðiºir. Salt metalarýn üretimi ile bir paralellik kurmuº olmak için yaºamlarýný sürdürme araçlarýnda tek tek her üreticinin payýnýn, onun emek-zamaný ile belirlendiðini varsayacaðýz. Bu durumda emek-zamaný ikili bir rol oynamaktadýr. Belirli bir toplumsal plana uygun olarak bunun bölüºümü, yapýlacak olan farklý iº türleri ile topluluðun çeºitli gereksinmeleri arasýnda uygun bir oran kurar. Öte yandan bu, ayný zamanda, her birey tarafýndan ortaya konan ortak emeðin payýnýn vb. ve bireysel tüketim için ayrýlan toplam üründeki payýnýn ölçüsü olarak iº görür. Tek tek üreticilerin, hem kendi emekleri ve hem de emek ürünleri yönünden, toplumsal iliºkileri, bu örnekte, yalnýz üretim bakýmýndan deðil, bölüºüm bakýmýndan da çok basit ve kolay anlaºýlýr durumdadýr. Din dünyasý, gerçek dünyanýn yansýmasýndan baºka bir ºey deðildir. Üreticilerin, genel olarak, ürünlerini meta ve deðer olarak ele alarak birbirleriyle toplumsal iliºkilere girdikleri ve böylece kendi bireysel özel emeklerini türdeº insan emeði ölçütüne indirgedikleri meta üretimine dayanan bir toplum için böyle bir toplum için, soyut insan cultus'u ile hýristiyanlýk, ve hele onun burjuva geliºmesi olan protestanlýk, yaradancýlýk vb. en uygun din biçimiydi. Eski Asyatik ve öteki eskiçað üretim biçimlerinde, ürünlerin metalara dönüºtürülmesi ve bu nedenle de insanlarýn metalar üreticilerine dönüºmeleri ikincil bir yer tutar; ne var ki, bu ilkel topluluklar daðýlmaya yüztuttukça bunun önemi de artar. Gerçek tüccar kavimler, Epiküros'un tanrýlarýnýn küreler arasýnda ya da Yahudilerin, Polonya toplumunun gözeneklerinde yaºamasý gibi, eski. dünyanýn ancak çatlaklarýnda yaºarlardý. Bu eski toplumsal üretim organizmalarý, burjuva toplumuyla karºýlaºtýrýldýðýnda, son derece basit ve saydamdý. Ama bunlar, ya ilkel kabile topluluðu içersinde birlikte yaºadýðý (sayfa 94) kimselerle göbekbaðýný henüz kesip atamamýº olan insanýn, birey olarak henüz olgunluða ulaºmamýº geliºmesi üzerine ya da doðrudan zorbalýk ve kölelik iliºkileri üzerine kurulur. Ancak bunlar, emeðin üretkenlik gücünün geliºmesi düºük bir aºamanýn üstüne çýkmadýðý ve bu nedenle de maddi yaºam alanýnda insan ile insan ve insan ile doða arasýndaki toplumsal iliºkilerin karºýlýklý olarak sýnýrlý olduðu zamanlarda ortaya çýkabilir ve varolabilir. Bu sýnýrlýlýk, eskinin doðaya tapýnmasýnda ve halk arasýnda yaygýn dinlerin öteki öðelerinde yansýr. Gerçek dünyanýn, dinsel yansýmasý, kaçýnýlmaz olarak, günlük yaºamýn pratik iliºkilerinin insana, onun öteki insanlar ve doða ile iliºkilerini tam anlamýyla anlaºýlýr ve aklauygun bir iliºki olmaktan öte bir ºey sunmadýðý zaman, ancak o zaman yitip gider. Maddi üretim sürecine dayanan toplumun yaºam süreci, kendisini saran mistik tülü, üretimin, serbestçe biraraya gelen insanlar tarafýndan ve saptanmýº bir plana uygun olarak bilinçli bir biçimde düzenlenmesi saðlanmadýkça, soyulup atýlamaz. Ne var ki bu da toplum için, belli bir maddi temeli, ya da kendileri de uzun ve zahmetli bir geliºme sürecinin kendiliðinden oluºmuº ürünleri olan bir dizi varoluº koºulunun bulunmasýný öngörür. Ekonomi politik ne denli eksik olursa olsun, [32] deðer ve deðer büyüklüðünü gerçekten tahlil etmiº ve bu biçimlerin altýnda (sayfa 95) yatan ºeyi açýða çýkarmýºtýr. Ama bir kez olsun, emeðin, niçin onun ürün deðeri ile ve emek-zamanýnýn bu deðerin büyüklüðü ile temsil edildiði sorusunu sormamýºtýr. [33] Üretim sürecinin insan tarafýndan denetimi yerine insana egemen olduðu bir toplum durumuna ait bulunduklarý üzerlerine silinmez harflerle damgalanmýº bulunan bu formüller, burjuva anlayýºýna, týpký üretken emek olarak, doðanýn yüklediði apaçýk zorunluluk olarak görünür. Bu nedenle, burjuva-öncesi toplumsal üretim biçimleri, burjuvalarca, kilise babalarýnýn, hýristiyanliköncesi dinleri ele aldýklarý gibi incelenir. [34] Bazý iktisatçýlarýn metalarda bulunan fetiºizm ya da emeðin toplumsal niteliklerinin nesnel görünüºü ile ne ölçüde yanýlgýlara (sayfa 96) düºtüklerini, öteki ºeyler yanýnda, deðiºim-deðerinin oluºumunda doðanýn oynadýðý rol üzerinde giriºtikleri yavan ve cansýkýcý tartýºmalar da gösterir. Deðiºim-deðeri, bir nesne üzerinde harcanan emek miktarýnýn belirli bir toplumsal ifade ºekli olduðuna göre, doðanýn bununla iliºkisi, kambiyo kurlarýnýn saptanmasýyla olan iliºkisinden fazla deðildir. Ürünün meta ºeklini aldýðý üretim biçimi, ya da doðrudan deðiºim için üretilmesi, burjuva üretim biçiminin en genel ve en ilkel biçimdir. Bunun için, bugünkü egemen ve karakteristik biçimiyle olmamakla birlikte, epeyce eski bir tarihte ortaya çýkmýºtýr. Böylece fetiº karakter, nispeten daha kolay kavranýlabilir. Ama daha somut biçimlere geldiðimizde bu basit görünüm bile kaybolur. Parasal sistemin yanýlsamalarý nereden gelir? Bu sistem için altýn ve gümüº, para olarak iº görürken, üreticiler arasýnda toplumsal bir iliºkiyi temsil etmiyorlardý, ama garip toplumsal özellikleriyle doðal nesnelerdi. Parasal sisteme küçümseyerek bakan modern ekonomi, sermaye ile ilgilenir ilgilenmez kendi batýl inancýný gün gibi ortaya koymuyor mu? Rantýn toplumdan deðil topraktan doðduðunu söyleyen fizyokratça yanýlsamayý, (sayfa 97) ekonominin bir yana itmesinden bu yana ne kadar zaman geçti?

20 Bu konuya daha sonra geleceðimiz için, burada, meta biçimi ile ilgili bir baºka örnek vermekle yetineceðiz. Metalarýn dili olsaydý ºöyle derlerdi: kullaným-deðerimiz insanlarý ilgilendirebilir. Nesne olarak o bizim bir parçamýz deðildir. Nesne olarak bize ait olan ºey deðerimizdir. Meta olarak doðal iliºkilerimiz bunu tanýtlar. Birbirimizin gözünde, deðiºim-deðerinden baºka bir ºey deðiliz. ªimdi de bu metalarýn, iktisatçýlarýn aðzýndan nasýl konuºtuklarýný dinleyelim: "Deðer (yani deðiºim-deðeri) ºeylerin bir özelliðidir, zenginlik (yani kullaným-deðeri) ise insanýn. Deðer, bu anlamda, zorunlu olarak deðiºimi varsayar, zenginlik ise varsaymaz." [35] "Zenginlik (kullaným-deðeri) insanýn sýfatýdýr, deðer ise metalarýn sýfatý. Bir insan ya da bir topluluk zengindir, bir inci ya da elmas deðerlidir.... Bir inci ya da bir elmas" inci ya da elmas olarak "deðerlidir". [36] ªimdiye kadar hiç bir kimyager, ne incide, ne de elmasta, deðiºim-deðeri keºfedemedi. Keskin eleºtirel ferasete her gün daha çok özel olarak sahip çýkan bu kimyasal elemanýn iktisadi kâºifleri, gene de nesnelerin kullaným-deðerinin, maddi özelliklerinden baðýmsýz olarak kendilerine ait olduðunu, oysa öte yandan deðerlerinin, nesne olarak bir parçalarýný oluºturduklarýný ortaya koyuyorlar. Onlarýn görüºlerini tanýtlayan ºey, nesnelerin kullaným-deðerlerinin deðiºim olmaksýzýn, nesne ile insan arasýndaki doðrudan bir iliºki yoluyla gerçekleºmesi, oysa öte yandan deðerlerinin yalnýzca deðiºimle, yani toplumsal bir süreç yoluyla gerçekleºmesi özel koºuludur. Burada sevgili dostumuz Dogberry'nin komºusu Seacoal'a söylediði ºu sözleri nasýl anýmsamazsýnýz: "Yakýºýklý insan olmak talih iºidir, ama okuma-yazma doðadan gelir." [37] (sayfa 98) Dipnotlar [1] Karl Marx, Zur Kritik der Politischen Ökonomie, Berlin 1859, s. 3. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 45] [2] "Ýstek, gereksinme demektir; o, ruhun iºtahýdýr ve týpký vücudun açlýðý gibi doðaldýr.... ªeylerin çok büyük kýsmý, ruhun gereksinmelerini karºýladýðý için deðerlidir." Nicolas Barbon, A Discourse Concerning Coining the New Money Lighter. In Answer to Mr. Locke's Considerations, etc.. London 1696, s [3] "ªeylerin kendilerine özgü bir özellikleri" (bu, Barbon'un kullaným-deðeri için özel terimidir) "vardýr; týpký mýknatýsýn demiri çekmesi gibi, her yerde bu özellik aynýdýr" (l.c., s. 6). Mýknatýsýn demiri çekme özelliðinden ancak, bu özelliðin yardýmý ile manyetik kutuplaºma bulunduktan sonra yararlanýlmaya baºlanýlmýºtýr. [4] "Herhangi bir ºeyin doðal deðeri, zorunlu gereksinmeleri karºýlamaya uygunluðundan, ya da insan yaºamýna kolaylýk ve rahatlýk saðlayýcý olmasýndan ibarettir." (John Locke, "Some Considerations on the Consequences of the Lowering of Interest." 1691, Works'ta Edit. Lond. 1777, v. 2, s. 23.) 17. yüzyýl Ýngiliz yazarlarýnda sýk sýk, "worth" sözcüðünün kullaným-deðeri, "value" sözcüðünün deðiºim-deðeri anlamýnda kullanýldýðýný görürüz. Bu, gerçekten varolan bir ºey için Cermen kökenli, onun zihinde yansýyaný için Latin asýllý bir sözcük kullanmaktan hoºlanan bir dil anlayýºýna tamamýyla uyan bir durumdur. [5] Burjuva toplumunda, her insanýn alýcý olarak, ansiklopedik meta bilgisine sahip olduðu yolunda ekonomik bir fictio juris [varsayým -ç.] egemendir. [6] "Deðer, bir ºey ile diðer bir ºey, bir ürün miktari ile diðer bir ürün miktarý arasýndaki deðiºim oranýndan ibarettir." (Le Trosne, "De 1'Intérêt Social", Physiocrates['ta] Ed. Daire, Paris 1846, s. 889.) [7] "Hiç bir ºey yaratýlýºýnda deðere sahip deðildir." (N. Barbon, l.c.. s. 6.), ya da Butler'in söylediði gibi. "Bir ºeyin deðeri "Getireceði ºey kadardýr." [8] "One sort of wares are as good as another, if the values be equal. There is no difference or distinction in things of equal value... An hundred pounds' worth of lead or iron, is of as great value as one hundred pounds' worth of silver or gold." N. Barbon, l.c., s. 53 ve 7. [9] "The value of them (the necessaries of life) when they are exchanged the one for another is regulated by the quantity of labour necessarily required, and commonly taken in producing them." "Yaºamak için gerekli ºeylerin deðeri, birbirleriyle deðiºildikleri zaman, bunlarýn üretimleri için zorunlu ve normal sayýlan emeðin niceliðine baðlýdýr." (Some Thoughts on the Interest of Money in General, and Particularly in the Public Funds, etc.,

21 London, s. 36.) Geçen yüzyýlda yazýlan ve yazarý belli olmayan bu dikkat çekici yapýtýn baský tarihi de bulunmuyor. Bununla birlikte, içeriðine bakýlýrsa, George II zamanýnda, aºaðý yukarý 1739 ya da 1740 yýllarýnda yayýnlandýðý anlaºýlýyor. [10] "Ayný türden bütün ürünler, gerçekte, fiyatýn genel olarak belirlenrriesine ve özel koºullara bakýlmaksýzýn belirlenen tek bir kitle meydana getirirler." (Le Trosne, l.c., s. 893.) [11] K. Marx, l.c., s. 6. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 49.] [11a] [4. Almanca baskýya not: Bu parantez içindeki metni eklememin nedeni, çoðu zaman üretici tarafýndan tüketilmeyen her ürünü, Marx'ýn meta saydýðý gibi bir yanlýº anlayýºa düºülmesindendir. -F.E.] [12] Zur Kritik... s. 12, 13 ve passim. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 45 vd..] [13] "Ýster insan elinin, ister genel fizik yasalarýnýn eseri olsunlar, evrendeki bütün olgular, aslýnda yeniden yaratýlmýº ºeyler deðil, yalnýzca maddenin biçim deðiºtirmesidir. Ýnsan aklýnýn, yeniden-üretim üzerinde düºünürken ve tahlilde bulunurken, daima karºýlaºtýðý iki öðe, birleºtirme ve ayýrmadýr; aslýnda bu, topraðýn, havanýn ve suyun, buðday tanesine dönüºmesi, insan eliyle bir böceðe ipek yaptýrýlmasý, ya da devamlý çalýºan bir saat yapmak üzere birkaç madeni parçaya biçim verilmesi gibi deðer" (Verri, burada, fizyokratlara karºý giriºtiði polemikte ne tür deðerden sözettiðini kendisi de iyice bilmemekle birlikte kullaným-deðerini kasteder) "ve zenginliðin yeniden üretimidir." (Pietro Verri, Meditazion sulla Economia Politica, -ilkin 1771'de basýlmýºtýr-, Custodi'nin Ýtalyan Ýktisatçýlarý baskýsýnda, Parte Moderna, t. XV, s. 21, 22.) [14] Karº: Hegel, Philosophie des Rechs, Berlin 1840, s. 250, 190. [15] Okur, burada, iºçinin belirli bir emek-zamaný için aldýðý ücretin ya da deðerin deðil, bu emek-zamanýnýn somutlaºtýðý metaýn deðerinin sözkonusu edildiðine dikkat etmelidir. Ücret, bir kategori olarak, incelememizin bu aºamasýnda henüz mevcut deðildir. [16] Emeðin, her çeºit metaýn deðerini her zaman ölçmeye ve karºýlaºtýrmaya yarayan yeterli ve gerçek tek ölçü olduðunu tanýtlamak için Adam Smith diyor ki, "Eºit emek miktarlarýnýn, her zaman ve her yerde emekçi için ayný deðeri taºýmasý gerekir. Normal saðlýk, güç ve faaliyet halinde, sahip olduðu ortalama beceri derecesi ile, dinlenmesinden, özgürlüðünden ve mutluluðundan daima ayný ölçüde fedakârlik etmek zorundadýr." (Wealth of Nations, b. I, ch. V, [s ].) Adam Smith, burada (ama her yerde deðil), bir yandan deðerin, metalarýn üretimi sýrasýnda harcanan emek miktarý yoluyla saptanmasýný, ayný ºeyin, emeðin deðeri vasýtasýyla saptanmasýyla karýºtýrýyor ve bunun sonucu olarak da, eºit miktarda emeðin daima ayný deðere sahip olmasý gerektiðini tanýtlamaya çalýºýyor. Öte yandan da, bir önseziyle, metalarýn deðerinde kendisini ortaya koyan emeði, yalnýzca emek-gücünün harcanmasý olarak kabul ediyor ve bunu, canlýlarýn ayný zamanda normal faaliyetleri olarak deðil de, dinlenmekten, özgürlükten ve mutluluktan fedakârlýk olarak görüyor. Gözönünde tuttuðu, herhalde modern ücretli iºçi oluyor. Adam Smith'in yukarda, s. 39, dipnot l'de, sözü edilen eski ve adsýz meslektaºý, daha yerinde olarak ºöyle diyor: "bir insan, yaºamasý için gerekli ºeyleri saðlamak için bir haftalýðýna kendisini bir baºkasýnýn hizmetine veriyor... ve bu adama emeði karºýlýðý baºka bir ºey veren kimse, bu ºeyin gerçek eºdeðerinin ne olduðunu, bunun kendisine ne kadar emeðe ve zamana malolduðunu hesaplamak yoluyla ancak doðru bir tahminde bulunabilir: aslýnda bu, bir kimsenin bir nesne için belirli bir sürede harcadýðý emeðin bir baºkasýnýn ayný sürede bir baºka ºey için harcadýðý emekle deðiºiminden baºka bir ºey deðildir." (l.c., s. 39.) [Ýngilizcenin, burada sözkonusu edilen emeðin iki farklý yönü için, iki farklý sözcüðe sahip olmak gibi bir üstünlüðü var. Kullaným-deðeri yaratan ve nitel olarak dikkate alýnan, Labour ["emek"] deðil, Work ["iº"]'tir; oysa Deðer yaratan ve nicel olarak dikkate alýnan, Work ["iº") deðil, Labour ["emek"]'tir. -F.E.] [17] Aralarýnda S. Bailey de olmak üzere, deðer biçiminin tahlili ile uðraºan bir avuç iktisatçý hiç bir sonuca ulaºamamýºlardýr. Bunun ilk nedeni, deðerin biçimi ile deðeri birbiriyle karºýlaºtýrmalarý, ikincisi, deneyimli burjuvazinin kaba etkisi altýnda bütün dikkatlerini sorunun nicel yönünde toplamýº olmalarýdýr. "Nicelik üzerindeki egemenlik... deðeri oluºturur." (S. Bailey, Money and its Vicissitudes, London 1837, s. 11.) [18] William Petty'den sonra, deðerin niteliðini farkedebilen ilk iktisatçýlardan birisi olan ünlü Franklin ºöyle diyor: "Ticaret, genel olarak, emeðin emekle deðiºiminden baºka bir ºey

22 olmadýðý için bütün ºeylerin deðeri... çok yerinde olarak emekle ölçülür." (The Works of B. Franklin, etc., edited by Sparks, Boston 1836, v. II. s. 267.) Franklin, her ºeyin deðerini emekle ölçerken bilinçsizdir; deðiºim konusu olan emeðin farklýlýðýndan soyutlama yapmakta ve böylece hepsini eºit insan emeðine indirgemektedir. Bunun farkýnda olmamakla birlikte, gene de bunu söyleyebiliyor. Önce "bir emek"ten sözediyor, sonra "baºka bir emek"ten, ve ensonu baºka bir niteleme yapmaksýzýn, her ºeyin deðerinin özü olarak "emek" diyor. [19] Bir bakýma bu, insan için de, metalarda olduðu gibidir. Ýnsanoðlu dünyaya elinde aynayla, ya da "ben benim" diyen fihteci bir filozof olarak gelmediði için, kendisini önce baºka insanlarda gürür ve tanýr. Peter kendi kimliðini insan olarak, önce benzeri Paul ile kýyaslayarak saptar. Böylece kendi kiºiliði içinde durmakta olan Paul, Peter için yalnýzca insan türünün bir tipidir. [20] Burada deðer, daha önceki sayfalarda da arasýra olduðu gibi, nicel olarak belirlenen deðer, ya da deðer-büyüklüðü anlamýnda kullanýlmýºtýr. [21] Deðerin büyüklüðü ile nispi ifadesi arasýndaki bu aykýrýlýðý her zamanki kaynaklarý ile vülger iktisatçýlar kendi görüºleri doðrultusunda istismara çalýºmýºlardýr. Örneðin: "A'nýn, karºýlýðýnda deðiºildiði B'nin deðeri yükseldiði ve ayný zamanda A'ya daha az emek harcanmadýðý halde, A'nýn deðerinin düºtüðünü kabul ederseniz, genel deðer ilkeniz yere serilmiº olur.... Eðer o [Ricardo], A'nýn deðerinin B'ye oranla yükseldiðini, B'nin deðerinin A'ya oranla düºtüðünü kabul ederse, bir metaýn deðerinin daima kendisinde somutlaºan emekle belirlendiðini öne süren kendi yüce önermesini dayandýrdýðý temeli yýkmýº olur; çünkü, eðer A'nýn maliyetindeki bir deðiºme, yalnýzca deðiºildiði B ile iliºkisi yönünden kendi deðerinde bir deðiºiklik yapmakla kalmaz, B'nin üretimi için gerekli emek miktarýnda bir farklýlýk olmadýðý halde, A ile iliºkisi yönünden B'nin deðerini de deðiºtirir: böylece, bir nesnenin deðerinin, ona harcanan emek miktarý ile belirlendiðini öne süren öðreti yere serilmekle kalmaz, bir malýn maliyetinin onun deðerini belirlediðini savunan öðreti de yýkýlmýº olur." (J. Broadhurst, Political Economy, London 1842, s. 11 ve 14.) Bay Broadhurst ºöyle de diyebilirdi: 10/20, 10/50, 10/l00 vb. kesirlerini ele alalým, 10 sayýsý deðiºmiyor ama nispi büyüklükleri, 20, 50, 100 vb. sayýlarýna oranla durmadan küçülüyor. Öyleyse, 10 gibi bir tam sayýnýn büyüklüðü, kendisindeki ünitelerin sayýsýyla "belirlenir" diyen büyük ilke de yere serilmiº olur. [Yazar, bu bölümün dördüncü kesiminde s , dipnot 2'de [bu baskýda, s. 96, dipnot 33'te] "Vülger Ekonomi" deyiminden ne anladiðýný açýklamaktadýr. -F.E.] [22] Hegel'in yansýma-kategorisi dediði bu gibi genel iliºki ifadeleri çok garip bir sýnýf oluºtururlar. Örneðin, bir adam, yalnýzca, baºka insanlar ona göre uyruk durumunda olduklarý için kraldýr. Ötekiler ise, tersine, o, kral olduðu için kendilerini uyruk sayarlar. [23] F. L. A. Ferrier (gümrük müfettiº muavini), Du gouvernement considéeré dans ses rapports avec le commerce, Paris 1805; ve Charies Ganilh, Des Systémes d'economie Politique, 2. baský, Paris [24] Örneðin Homeros'ta bir ºeyin deðeri, birbirinden farklý bir dizi ºeyle ifade edilir. II., VII [25] Bu nedenle, deðer, ceketle ifade edildiði zaman keten bezinin ceket-deðerinden, buðdayla ifade edildiði zaman buðday-deðerinden vb. sözedebiliriz. Bu ifadelerin herbiri, bize, kullaným-deðerinde görülen ºeyin, ceketin, buðdayýn vb. keten bezinin deðeri olduðunu anlatmýº oluyor. "Her metaýn deðeri, onun deðiºimdeki iliºkisini gösterdiðinden, kýyaslandýðý metaya göre... buðday-deðeri, kumaº-deðeri... diyebiliriz; öyleyse, binlerce farklý türden deðer, dünyada ne kadar meta varsa o kadar çeºitli deðer olduðu gibi, bunlarýn hepsi de ayný derecede gerçek hem de ayný derecede itibaridir." (A Critical Dissertation on the Nature, Measures and Causes of Value: chiefly in reference to the writings of Mr. Ricardo and his followers. By the authar of Essays on the Formation, etc., of Opinions, London 1825, s. 39.) Zamanýnda Ýngiltere'de epeyce gürültü koparan bu adsýz yapýtýn yazarý S. Bailey, bir ve ayný deðerin çeºitli nispi ifadelerine böylece iºaret etmekle, deðer kavramýnýn belirlenmesinin olanaksýzlýðýný tanýtladýðýný sanýr. Kendi görüºleri ne kadar dar olursa olsun, rikardocu teorinin bazý ciddi kusurlarýna parmak basmýº olmasý, Ricardo'nun izleyicilerinin kendisine karºý giriºtikleri düºmanca saldýrýlardan da anlaºýlýr. Örneðin Westminster Review'a bakýnýz.

23 [26] Bu doðudan doðruya ve genel deðiºilebilir olma özelliðinin, bir kutba benzetilmesi ve karºýt kutupla, yani doðrudan deðiºilebilmenin olanaksýz olduðu durumla baðýntýlý görünmesi, bir mýknatýsýn pozitif kutbunun negatif ile baðlý olmasý gibi apaçýk deðildir. Bütün metalarýn ayný anda kendilerine yükletilen bu özelliðe sahip olabileceklerini düºünmek, bütün katolikler toplanýrsa papa ederler sözü kadar hayal olur. Meta üretimini insan özgürlüðünün ve bireysel baðýmsýzýiðýn doruðu gibi gören küçük-burjuva için, metadaki bu doðrudan deðiºebilir olmama özelliðinden doðan güçlüklerin ortadan kalkmasý, kuºkusuz, çok arzu edilir bir ºeydir. Proudhon sosyalizmi, bu dargörüºlü ütopyanýn iºlenmiº bir biçimidir ve baºka bir yerde de gösterdiðim gibi özgün olma niteliðinden de yoksundur. Ondan çok daha önce, bu iºe, Gray, Bray ve baºkalarý çok daha baºarýlý bir ºekilde teºebbüs etmiºlerdir. Ama gene de, böylesine bir bilgeliðin ºimdi bile bazý çevrelerde "bilim" adý altýnda çiçeklendiði gürülüyor. Hiç bir okul, bilim sözü ile, Proudhon kadar oynamamýºtýr, çünkü, "Wo Begriffe fehlen, da stelt zur rechten Zeit ein wort sich ein."* Kavram olmadýðý yerde, hemen bir söz onun yerine hazýrdýr." (Gœthe, Faust Birinci Kýsým, Mefistofeles'in sözleri.) -ç. [26a] Arta kalan bütün dünya kýmýldamadan durur görünürken Çin'in ve masalarýn dansa baºladýðý anýmsanýr* pour encourager les autres [diðerlerini yüreklendirmek için ç.]. [Bu not, Almanca baskýdan alýnmýºtýr.] devriminin yenilgisinden sonra Avrupa'da en karanlýk bir siyasal gericilik dönemi baºladý. O sýrada Avrupa'nýn aristokrat ve burjuva çevrelerinde ruh-çaðýrma, özellikle masa yürütme heyecan uyandýrýrken, Çin'de özellikle köylüler arasýnda, tarihe Taiping-devrimi olarak geçen pek büyük bir anti-feodal özgürlük hareketi yayýlýyordu. Marx, çin'deki devrim ile Avrupa'daki ruh-çaðýrma tutkusu arasýndaki farklýlýðý anýmsatan bir benzetmeye baºvuruyor. -Ed. [27] Eski Cermenler arasýnda toprak ölçüsünün birimi, bir günlük hasada göre hesaplanýrdý ve bunun için de Tagwerk, Tagwanne, Mannsmaad, (jurnale, ya da terre jurnale, ya da diornalis) vb. gibi terimler kullanýlýrdý. (Bkz: G. L. von Maurer, Einleitung zur Geschichte der Mark-, msw Verafassung, München 1854, s. 129 sq..) [28] Bunun için. Galiani, "Deðer, kiºiler arasýnda bir iliºkidir." "La Ricchezza è una Ragione tra due persone." (Galiani, Della Moneta, s. 221, Custodi koleksiyonu, t. III'te. Scrittori classici Italiani di Economia Politica. Parte Modrna, Milano 1803), dediði zaman ºunu eklemesi gerekirdi: ºeyler arasýnda bir iliºki gibi ifade edilen, aslýnda kiºiler arasýnda bir iliºkidir. [29] "Kendisini yalnýzca dönenssel karýºýklýklar yoluyla ortaya koyabilen bir yasa konusunda nasýl bir kanýya sahip olabiliriz ki? Bu, kesinlikle, ona katýlanlarýn bilinçsizliklerine dayanan doðal bir yasadýr." (Friedrich Engels, "Umrisse zu einer Kritik der Nationalökonomie". s. 103, Arnold Ruge ve Karl Marx tarafýndan yayýnlanmýº olan Deutsch-Französishie Jahrbücher'de. Paris [Friedrich Engels, "Bir Ekonomi Politik Eleºtirisi Denemesi", bkz: Karl Marx, 1844 Elyazmalarý, Sol Yayýnlarý, Ankara 1976, s. 419].) [30] Ricardo'nun bile Robinson'vari hikayeleri vardýr. "Meta sahibi saydýðý ilkel avcý ile balýkçýya, o [Ricardo], deðiºim-deðerlerinde maddeleºmiº emek zamanýyla orantýlý olarak, balýk ile av hayvanýný deðiºtirir. O, burada, ilkel balýkçý ile avcýyý, onlarýn kullandýklarý aletlerin hesabýný yapmakla 1817 yýlýnda, Londra Borsasýnda yürürlükte olan yýllýk temettü tablolarýný dikkate alan kimseler haline getirirken, bir zaman tutarsýzlýðýna düºme hatasý iºler. Öyle görünüyor ki, çok iyi tanýdýðý burjuva toplumu dýºýnda bildiði tek toplum biçimi, 'Bay Owen'ýn paralelkenarlarý'dýr." (Karl Marx, Zur Kritik..., s. 38, 39. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 86.]) [31] "Ýlkel kolektif mülkiyetin özgül olarak bir Ýslav, hatta özellikle Rus mülkiyet biçimi olduðunu sanmak, son zamanlarda çok yaygýn olan gülünç bir önyargýdýr. Ýlkel biçimi, Romenlerde, Cermenlerde, Keltlerde saptamak niümkündür, ama bunun kalýntý halinde olsa bile, Hindistan'da birçok çeºitleririe hâlâ raslanmaktadýr. Asya'da ve özeilikle Hindistan'da, kolektif mülkiyet biçimlerinin ayrýntýlý bir incelemesi, bu çeºitli ilkel kolektif mülkiyet biçimlerinin daðýlmakla deðiºik mülkiyet biçimlerini doðurduklarýný gösterirdi. Böylece, örneðin Roma'da ve Cermenlerdeki deðiºik özgün tipteki özel mülkiyeti,

24 Hindistan'da bulunan çeºitli kolektif mülkiyet biçimlerinden tümdengelim yoluyla bulmak mümkündür." (Karl Marx, Zur Kritik..., s [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 53, not].) [32] Deðer büyüklüðü üzerine Ricardo'nun yaptýðý tahlilin yetersizliði bu konuda yapýlanlarýn en iyisi olmakla birlikte -, bu yapýtýn 3. ve 4. kitaplarýnda görülecektir. Genel anlamda deðerle ilgili olarak klasik ekonomi politik okulunun en zayýf noktasý ºudur, bir ürünün deðerinde göründüðü biçimiyle emek ile ayný emeðin o ürünün kullaným-deðeri olarak görüntüsü arasýndaki farký açýk-seçik ve bilinçli bir biçimde ortaya koyamamasýdýr. Bu okul, emeði, bir defasýnda nicel, baºka bir defasýnda nitel yönüyle ele aldýðýna göre, bu ayrým, pratikte kuºkusuz yapýlmýºtýr. Ama, çeºitli emek türleri arasýndaki fark salt miktar olarak ele alýndýðý zaman, bunlarýn nitel birliði ya da eºitliði, ve dolayýsýyla soyut insan emeðine indirgenmesi hiç düºünülmemiºtir. Örneðin Ricardo ºu önermede Destutt de Tracy ile ayný fikirde olduðunu söyler: "Bizim bedensel ve düºünsel yeteneklerimiz, kuºkusuz, bizim en aslî zenginliklerimiz olduklarýna göre, bu yeteneklerimizin kullanýlmasý, yani bir tür emek, bizim tek ve aslî hazinemizdir, ve iºte zenginlik dediðimiz her ºey daima bu yetilerimizin kullanýlmasýyla yaratýlmýºtýr.... ªurasý da kesindir ki, bütün bu ºeyler, yalnýzca kendilerini yaratan emeði temsil ederler ve eðer bunlarýn bir ya da hatta iki farklý deðerleri varsa, bunlarý ancak doðduklarý emeðin (deðerinden) almýº olabilirler." (Ricardo, The Principles of Pol. Econ., 3. baský, Lond., 1821, s. 334.) ªurasýný da belirtelim ki, Ricardo, burada, kendi çok daha derin yorumlarýný Destutt'nün sözlerine katýyor, Aslýnda Destutt'nün söylediði, bir yandan serveti oluºturan her ºey, bunlarý yaratan emeði temsil etmeleri, ama öte yandan, bunlar "iki farklý deðerlerini" (kullaným-deðeri ve deðiºim-deðeri) "emeðin deðerinden" almalarýdýr. O da böylece geriye kalanlarýn deðerlerini saptayabilmek için bir metaýn (burada emeðin) deðerinin belli olduðunu kabul eden vülger iktisatçýlarýn düºtükleri yanýlgýya düºüyor. Ricardo, emeðin (emeðin deðerinin deðil), hem kullanýmdeðerinde, hem de deðiºim-deðerinde somutlaºtýðýný sanki o söylemiº gibi dile getiriyor. Bununla birlikte, Ricardo'nun kendisi de emeðin iki yanlý somutlaºmasý olan ikili niteliðine o kader az önem veriyor ki, "Deðer ve Zenginlikler, Bunlarý Farklýlaºtýran Özellikler" baºlýklý bir bölümünü, J. B. Say'ýn saçmalýklarýnýn ciddi ciddi incelenmesine ayýrýyor. Ve sonunda, Destutt'nün bir yandan, deðerin kaynaðýnýn emek olduðu konusunda kendisiyle, öte yandan da deðer kavramý üzerinde J. B. Say ile ayný fikirde olduðunu görerek hayrete düºüyor. [33] Klasik ekonominin baºlýca kusurlarýndan birisi de, metalarýn ve özellikle bunlarýn deðerlerinin tahliliyle, deðerin, deðiºim-deðeri halini aldýðý biçimi ortaya çýkartmamasý olmuºtur. Bu okulun en iyi temsilcileri Adam Smith ile Ricardo bile, deðer-biçimini, önemsiz bir ºey; metalarýn niteliði ile ilgisiz bir ºey gibi ele almýºlardýr. Bunun nedeni, yalnýzca, dikkatlerinin, tamamiyla deðerin büyüklüðünün tahliline yönelmiº olmasý deðildir. Bunun daha derin nederderi vardýr. Emek ürününün deðer-biçimi, burjuva üretimde ürünün aldýðý en soyut biçim deðil, ayný zamanda en genel biçimdir, ve ürüne toplumsal üretimin özel bir türü damgasýný vurur ve böylece ona özel tarihsel niteliðini verir. Bu durumda, eðer biz, bu üretim tarzýna, toplumun her hali için doða tarafýndan saptanýlmýº tek ve ebedî biçim gözüyle bakarsak, deðer-biçiminin, meta-biçiminin, onun daha sonraki geliºmeleri olan para-biçiminin, sermaye-biçiminin, vb. ayýrdedici niteliðini zorunlu olarak ihmal etmiº oluruz. ݺte bunun için, deðer büyüklüðünün ölçülmesinde emek-zamanýnýn kabul edilmesini benimseyen iktisatçýlarda, genel eºdeðerin en yetkin biçimi olan para konusunda çok garip ve çeliºik düºüncelere raslýyoruz. Paranýn bilinen tanýmlarýnýn artýk geçerli olmadýðý bankacýlýðý ele aldýklarý zaman, bu durum en göze çarpýcý biçimde ortaya çýkar. Bu, deðerde toplumsal biçimden ya da bu biçiminin maddi özden yoksun bir hayaletinden baºka bir ºey görmeyen, restore edilmiº bir merkantil sistemin (Ganilh. vb.) doðmasýna yolaçmýºtýr. Ýlk ve son kez burada belirtmek isterim ki, ben klasik ekonomi politik deyince, yalnýzca görünüºleri ele alan, bilimsel ekonominin uzun süre önce saðladýðý malzemeyi durup dinlenmeden aðzýnda geveleyip duran ve burjuvazinin günlük kullanýmý için en münasebetsiz olaylarýn en aklauygun açýklamalarýný arayan, bunun dýºýnda da tuzukuru burjuvazinin onlar için dünyalarýn en iyisi olan kendi dünyalarý ile ilgili bayaðý düºüncelerini bilgiççe sistemleºtinmeye ve bunlarý ebedî gerçeklermiº gibi ilan ettmeye kalkýºan vülger ekonomiye karºýlýk, W. Petty'den beri, burjuva toplumundaki

25 gerçek üretim iliºkilerini araºtýran bir ekonomi bilimini anlýyorum. [34] "Ýktisatçýlarýn bir tek iºlem biçimi vardýr. Onlar için ancak iki tür kurum vardýr: yapay ve doðal. Feodalizmin kurumlarý yapay kurumlar, burjuvazininkiler ise doðal kurumlardýr. Bu durumlarýyla, kendileri gibi iki tür din kuran tanrýbilimcilere benziyorlar. Kendilerinin olmayan her din insan icadý, kendilerininki ise Tanrýdan çýkma.... ݺte bundan ötürüdür ki, bir zamanlar varolan tarih bundan böyle yoktur." (Karl Marx, Misère de la Philosophie, Reponse à la Philosophie de la Misère pur M. Proudhon, s. 113 [Felsefenin Sefaleti, Sol Yayýnlarý, Ankara 1975, s ].) Eski Yunanlýlarýn ve Romalýlarýn yalnýzca yaðma ile geçindikierini tasavvur etmekle M. Bastiat gerçekten gülünç oluyor. Ne var ki, insanoðlu yüzlerce yýl yaðmacýlýk ettiðine göre, ortada daima yaðma edilecek bir ºeylerin bulunmasý gerekir; yaðma edilecek ºeylerin durmadan üretilmesi gerekir. Böyle olunca, Yunanlýlar ile Romalýlarýn bile bazý üretim süreçleri olduðu anlaºýlýyor, dolayýsýyla da, týpký bizim modern toplumumuzun maddi temelini burjuva ekonomisinin oluºturmasý gibi, onlarýn toplumlarýnýn maddi temelini oluºturan bir ekonomileri olmasý gerekir. Belki de Bastiat, köleliðe dayanan üretim biçiminin bir yaðma sistemine dayandýðýný söylemek istiyor. Öyleyse tehlikeli bir yerde yürüyor demektir. Aristoteles gibi dev bir düºünür köle emeðini deðerlendirmede yanýldýktan sonra Bastiat gibi cüce bir iktisatçý, ücretli emeði deðerlendirmede niçin doðru düºünüyor olsun? Bu fýrsattan yararlanarak, Amerika'da yayýnlanan bir Alman gazetesinde, benim Zur Kritik der Pol. Ökonomie, 1859, yapýtýma yöneltilen bir itirazý kýsaca yanýtlamak istiyorum. O gazetenin deðerlendirmesine göre, her özel üretim tarzý ve ona tekabül eden toplumsal iliºkiler, kýsacasý toplumun ekonomik yapýsý, hukuksal ve siyasal üstyapýnýn gerçek temelidir, ve buna belirli toplumsal biçimler tekabül eder; üretim tarzý, toplumsal, siyasal ve genel olarak entelektüel yaºamýn niteliðini belirler [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, Önsöz, s. 25, 26] ºeklindeki görüºlerimin, maddi çýkarlarýn egemen olduðu zamanýmýz için çok doðru olduklarý, ama hýristiyanlýðýn egemen olduðu ortaçað için, politikanýn egemen olduðu Atina ve Roma için geçerli olmadýðý öne sürülüyor. Her ºeyden önce, ortaçað ile eski dünya konusundaki bu kokuºmuº laflarý bir baºkasýnýn bilmediðini sanmasý insana garip geliyor. Bununla birlikte, ºu kadarý besbellidir ki, ne ortaçað katoliklik ile, ne de eski dünya politika ile karnýný doyurabilirdi. Tam tersine, ºurada katolikliðin, burada politikanýn niçin baºrolü oynadýðýný açýklayan ºey, orada yaºayan insanlarýn yaºamlarýný kazanma biçimidir. Bundan baºka, örneðin, onun gizemli tarihini, toprak mülkiyeti tarihinin meydana getirdiðini bilmek için Roma Cumhuriyetinin tarihi ile biraz tanýºýklýk yeter. Üstelik gezginci ºövalyeliðin toplumun her türlü ekonomik biçimleri ile baðdaºabileceðini sanmakla yaptýðý yanýlgýnýn cezasýný Don Kiºot uzun zaman önce çekmiº bulunuyor. [35] "Value is a property of things, riches of man. Value, in this sense,. necessarily implies exchanges,. riches do not." (Observations on some verbal disputes in Pol. Econ., particularly relating to value, and to supply and demand, London 1821, s. 16) [36] "Riches are the attribute of man, value is the attribute of commodities. A man or a community is rich, a pearl or a diamond is valuable... A pearl or a diamond is valuable as a pearl or diamond." (S. Bailey, l.c., s. 165, sq) [37] Observations yazarý ile S. Bailey, Ricardo'yu, deðiºim-deðerini nispî bir ºey olmaktan çýkartýp mutlak bir ºey haline getirmekle suçlar. Gerçek olan bunun tersidir. Ricardo, örneðin elmas ile inci gibi nesneler arasýndaki, deðiºim-deðeri olarak görünen iliºkiyi açýklamýº ve görünüºlerin ardýndaki gizli gerçek iliºkiyi, yani bunlarýn birbirleriyle yalnýzca insan emeðinin ifadeleri olarak iliºki içinde olduklarýný aydýnlýða kavuºturmuºtur. Eðer Ricardo'nun izleyicileri Bailey'e biraz sertçe, ama hiç de kandýrýcý biçimde karºýlýk veremiyorlarsa, bu, bunlarýn Ricardo'nun yapýtlarýnda, deðer ile deðer-biçimi, ya da deðiºim-deðeri arasýndaki gizli iliºkiyi çözümlemeye yarayacak bir anahtar bulamamalarýndan ileri geliyor. [1*] Shakespeare'in, Windsor'un ªen Kadýnlarý oyunundaki Dame Quicly. -Ed. [2*] Paris bir ayine deðer. -ç. [3*] Bizzat. -ç. [4*] Bir ºeyin, bir baºka ºeyin yerini tutmasý. -ç. [5*] Marx, burada, Aristoteles'in Ethica Nicamachea adlý yapýtýný anýyor. Bkz: Aristoteles

26 opera ex recensione Immanuelis Bekkeri, Bd. 9, Oxinii 1837, s Ed. [6*] Ayný hýzla. -ç. [7*] Ki bu. -ç. [8*] ݺ iºten geçtikten sonra. -ç. ÝKÝNCÝ BÖLÜM D E Ð Ý ª Ý M AÇIKTIR KÝ, metalar pazara kendi baºlarýna gidemezler ve kendi hesaplarýna deðiºim yapamazlar. Bu yüzden, ayný zamanda sahipleri olan koruyucularýný da tanýmamýz gerekir. Metalar, ºeylerdir, bunun için de insana karºý direnme güçleri yoktur. Böyle yumuºakbaºlý olmasalar bile, insanoðlu zora baºvurabilir; bir baºka deyiºle insan, bunlara zorla sahip olabilir. [38] Bu nesnelerin, birbirleriyle meta olarak iliºki içine girebilmeleri için, koruyucularýn, iradeleri bu nesnelere yerleºmiº kimseler olarak birbirleriyle karºý karºýya gelmeleri ve karºýlýklý rýzaya dayanan bir anlaºma olmaksýzýn, birisi diðerinin metaýna elkoymayacak (sayfa 99) ve kendi isteði ile ondan ayrýlacak biçimde hareket etmelidirler. Bu nedenle, bu kiºilerin, birbirlerinin özel sahiplik haklarýný karºýlýk olarak tanýmalarý gerekir. Böylece, bir sözleºmede ifadesini bulan bu hukuksal iliºki, bu sözleºme, geliºmiº bir yasal sistemin bir parçasý olsun ya da olmasýn, iki irade arasýndaki bir iliºkidir ve bu haliyle iki insan arasýndaki, gerçek ekonomik iliºkinin yansýmasýndan baºka bir ºey deðildir. Bunun gibi her hukuksal sözleºmenin konusunu belirleyen ºey, iºte bu ekonomik iliºkidir. [39] Burada kiºiler birbirleri için yalnýzca metalarýn temsilcileri ve dolayýsýyla sahipleri olarak vardýr. Araºtýrmamýz ilerledikçe, ekonomi sahnesinde görülen kimselerin, genellikle aralarýnda bulunan ekonomik iliºkilerin bir kiºiliðe bürünmesinden baºka bir ºey olmadýklarýný göreceðiz. Bir metaý sahibinden ayýran baºlýca ºey, her baºka metaya, onun kendi deðerinin görünüº biçiminden baºka bir ºey olmadýðý gözüyle bakmasýdýr. Doðuºtan eºitlikçi ve sinik olduðu için, bunlar Maritorne'den daha da iðrenç bir ºey olsalar bile, her çeºitten meta ile, yalnýz ruhunu deðil, vücudunu da deðiºtirmeye daima hazýrdýr. Metalarda eksik olan bu somutluk duygusunu, mal sahipleri kendi beº ya da daha çok duyusu ile giderirler, Meta, sahibi için doðrudan bir kullanýmdeðerine sahip deðildir. Yoksa onu pazara getirmezdi. Ondaki kullaným-deðeri baºkalarý içindir; kendisi için dolaysýz kullaným-deðeri olmasý, yalnýzca deðiºim-deðeri taºýyýcýsý olmasý, dolayýsýyla deðiºim aracý olmasýndadýr. [40] Bu nedenle mal sahibi, metaýný, kullaným-deðeri (sayfa 100) kendisine yararý olacak metalar ile deðiºtirmeye karar verir. Bütün metalar, sahipleri için kullaným-deðeri deðildir, ama kendilerine sahip olmayanlar için kullaným-deðerleridir. Bunun için, hepsi de, eldeðiºtirmek zorundadýrlar. Ama bu eldeðiºtirme, bunlarýn deðiºimlerini oluºturan ºeydir, ve böylece birbirlerinin karºýsýna deðer olarak çýkarlar ve deðer olarak gerçeklik kazanýrlar. Demek ki, metalar, kullaným-deðeri olarak gerçekleºmeden önce, deðer olarak gercekleºmek durumundadýr. Öte yandan metalar, deðer olarak gerçekleºmeden önce, kullaným-deðerleri olduklarýný göstermek zorundadýrlar. Onlara harcanan emeðin etkin olarak kabul edilebilmesi, ancak bu emeðin, baºkalarý için yararlý olabilecek bir biçimde harcanmasýyla mümkündür. Bu emeðin baºkalarý için yararlý olup olmadýðý ve dolayýsýyla. emeðin ürününün baºkalarýnýn gereksinmesini karºýlayabilmesi, ancak deðiºim ile tanýtlanabilir. Her meta sahibi, malýný, yalnýzca bir kýsým gereksinmesini giderecek kullaným-deðeri olan meta karºýlýðýnda deðiºtirerek elden çýkarmak ister. Bu açýdan bakýlýnca, onun için deðiºim, yalnýzca özel bir iºtir. Öte yandan, meta sahibi, metaýnýn, karºýsýndaki meta sahibi için herhangi bir kullaným-deðeri olup olmadýðýna bakmaksýzýn, eºit deðerde olan herhangi bir uygun metaya çevirerek metaýnýn deðerini gerçekleºtirmek ister. Bu görüº açýsýndan deðiºim, onun için genel nitelikte toplumsal bir iºlemdir. Ne var ki, bir ve ayný iºlemler dizisi, bütün meta sahipleri için ayný anda hem tamamen özel, hem tamamen toplumsal ve genel olamaz. Konuya biraz daha yakýndan bakalým. Bir meta sahibi için bütün öteki metalar, kendisininkine göre özel bir eºdeðerdir, ve dolayýsýyla kendi metaý bütün ötekiler için genel eºdeðerdir. Ama bu, her meta sahibi için geçerli olduðuna göre, gerçekte ortada genel eºdeðer görevini yapan hiç bir meta yoktur, ve metalarýn nispi deðerleri, deðer olarak eºitlenebilecek ve deðerlerinin büyüklüðü karºýlaºtýrýlabilecek genel biçime sahip deðildirler. Öyleyse bunlar, birbirlerinin karºýsýna, metalar olarak deðil, yalnýzca ürünler olarak ya da kullaným-deðerleri olarak çýkmaktadýrlar. Bu güçlükler karºýsýnda meta sahiplerimiz Faust gibi düºünürler: "Im Anfang war die Tat." [9*] Bunun için de hiç (sayfa 101) düºünmeden hemen harekete geçip iºe baºladýlar. Böylece, metalarýn niteliðinden gelen yasalara içgüdüleriyle uydular. Ellerindeki metalarý evrensel eºdeðer olan baºka bir meta ile kýyaslamadan, metalarýný deðerler olarak iliºki içersine sokamazlar ve dolayýsýyla da metalar haline getiremezler. Biz, bunu, metaýn tahlilinden biliyoruz. Ama ancak toplumsal bir fiil olmaksýzýn, belli metaýn evrensel eºdeðer haline gelmesi de olanaksýzdýr. Bunun için. bütün öteki metalarýn toplumsal

27 hareketi, kendi deðerlerini ifade edecekleri o belli metaý bir yana býrakýr. Böylece bu metaýn maddi biçimi, toplumsal olarak kabul edilmiº evrensel eºdeðer biçimini alýr. Bu toplumsal süreçle, evrensel eºdeðer olmak, geri kalan metalar tarafýndan böylece dýºtalanan metaýn özgül iºlevi haline gelir. Yani o meta böylece para olur. "Illi unum consilium habent et virtutem et potestatem suam bestiae tradunt. Et ne quis possit emere aut vendere, nisi qui habet characterem aut nomen bestiae, aut numerum nominis ejus." (Apocalypse.) [10*] Para, deðiºim sýrasýnda, zorunluluðun oluºturduðu kristaldir, böylece farklý emek ürünleri fiilen birbirlerine eºitlenir ve bu uygulama sonucu metalara dönüºürler. Tarihsel ilerleme ve deðiºimin geniºlemesi, metalarda saklý bulunan kullaným-deðeri ile deðer arasýndaki karºýtlýðý geliºtirir. Ticari iliºkiler amacýyla bu karºýtlýða dýºsal bir ifade verilmesi zorunluluðu, deðerin baðýmsýz bir biçiminin saptanmasýný gerektirir, ve bu durum, metalarýn, metalar ve para olarak farklýlaºmasý, kesin biçimini alana kadar devam eder. O zaman, ürünlerin metalara dönüºümü ile tek bir özel metaýn paraya dönüºümü de ayni ölçüde gerçekleºmiº olur. [41] Ürünlerin doðrudan doðruya trampasý, bir bakýma, deðerin nispi ifadesinin basit biçimini alýr, ama bir bakýma da almaz. Bu biçim, x kadar A metaý = y kadar B metaýdýr. Dolaysýz trampa biçimi ise, x kadar A kullanýim-deðeri = y kadar (sayfa 102) B kullaným-deðeri biçimindedir. [42] A ve B mallarý, bu durumda henüz meta deðildirler, ancak trampa fiili ile meta olabilirler. Bir kullaným nesnesinin, deðiºim-deðeri olmaya doðru attýðý ilk adým, sahibi için kullaným-deðeri olmamasýdýr, ki bu da, ancak sahibinin gereksinmelerinden arta kalan bir kýsým olmaýsýyla mümkündür. Nesneler aslýnda insanýn dýºýndadýr ve dolayýsýyla elden çýkartýlabilir ºeylerdir. Bu elden çýkarmanýn karºýlýklý olabilmesi için, insanlar için gerekli tek ºey, sözsüz bir anlaºma ile birbirlerini, bu elden çýkarýlabilir nesnelerin özel sahipleri olarak, ve böylece birbirlerinden baðýmsýz bireyler olarak kabul etmeleridir. Ama, ortak mülkiyet üzerine kurulan ilkel bir toplumda, bu toplum, ister ataerkil bir aile biçimini alsýn, ister eski bir Hint topluluðu ya da Perulu Ýnka Devleti olsun, böyle birbirine karºýlýklý baðýmsýz bir durum görülmez. Bunun için, metalarýn deðiºimi önce bu gibi topluluklarýn sýnýrlarýnda, benzer öteki topluluklar ile temas noktalarýnda, ya da baºka topluluklarýn bireyleriyle temasla baºlar. Ne var ki, ürünler, bir topluluðun dýº iliºkileri ile bir kez metalar halini alýnca, bunlar gerisin geriye toplum içi iliºkilerde de meta halini alýrlar. Bunlarýn arasýndaki deðiºim oraný, baºlangýçta oldukça bir raslantý iºidir. Bunlarý deðiºilebilir yapan ºey, sahiplerinin bunlarý elden çýkarma konusundaki karºýlýklý istekleridir. Bu arada yararlý yabanci nesne gereksinmesi giderek yerleºir. Deðiºimin durmadan yinelenmesi, bunu, olaðan toplumsal bir fiil haline getirir. Bu nedenle, zamanla, emek ürünlerinin hiç deðilse bir kýsmý özel bir deðiºim amacýyla üretilmek zorundadýr. ݺte o andan itibaren, bir nesnenin tüketim amacý için yararlýlýðý ile, deðiºim amaçlarý için yararlýlýðý arasýndaki fark kesinlik kazanýr. Artýk kullaným-deðeri, deðiºim-deðerinden farkli hale gelmiºtir. Öte yandan, mallarýn içersinde deðiºilebildiði nicel oran, bundan böyle onlarýn üretimine baðlý hale gelir. Adetler, bunlarýn üzerine, belirli büyüklükte deðer damgasýný vurur. Ürünlerin dolaysýz trampasýnda her meta, sahibi için doðrudan doðruruya bir deðiºim aracý, baºka herkes için ise, ancak onlar için bir kullaným-deðeri olduðu sürece, bir eºdeðerdir. Bu aºamada, deðiºim konusu olan mallar, demek ki, kendi (sayfa 103) kullaným-deðerlerinden, ya da deðiºim yapanlarýn bireysel gereksinmelerinden baðýmsýz bir deðer-biçimi alamazlar. Deðerbiçiminin zorunluluðu, deðiºilen metalarýn sayý ve türündeki artýºla birlikte büyür. Problem ile çözüm yollarý ayný anda ortaya çýkar. Çeºitli biçimlere ait farklý türden metalar, tek ve ayný özel bir nesne ile deðiºilebilir ve deðer olarak eºitlenebilir hale gelmedikçe, meta sahiplerinin bunlarý baºkalarýnýn metalarý ile eºitlemesi, ve geniº ölçüde deðiºime giriºmesi sözkonusu olamaz. Bu üçüncü meta, öteki çeºitli metalarýn eºdeðeri haline gelmekle, dar sýnýrlar içersinde kalmakla birlikte, derhal genel toplumsal bir eºdeðer niteliðine bürünür. Bu nitelik, kendisini yaratan geçici toplumsal hareketle doðar ve kaybolur. Sýrayla ve geçici bir süre için bu nitelik, önce ºu, ardýndan da bu metaya baðlanýr. Ama deðiºimdeki geliºme ile yalnýzca belli türden metalara sýký sýkýya yerleºir, ve para-biçimini alarak kristalleºir. Üzerine yapýºtýðý belli türdeki meta, baºlangýçta raslansaldýr. Gene de etkisi kesin olan iki durum vardýr. Para-biçimi, ya dýºardan gelen en önemli deðiºim mallarýna baðlanýr; bunlar gerçekte dahili ürünlerin ifade edildikleri deðiºim-deðerlerinin ilkel ve doðal biçimleridir; ya da sýðýr sürüsü gibi, elden çýkarýlabilir yerli servetin bellibaºlý kýsmýný oluºturan bir kullaným nesnesine baðlanýr. Bütün dünyevi mallarý taºýnabilir nesnelerden oluºan ve bu yüzden doðrudan elden çýkarýlabilen nesnelerden oluºmasý nedeniyle, göçebe kavimlerde para-biçimi daha önce geliºmiºtir; ayrýca yaºayýº biçimleri bunlarý devamlý olarak yabancý topluluklarla temasa getirdiði için ürünlerin deðiºimi kolaylaºmýºtýr. Ýnsanlar, çoðu zaman, insanlarý, kölelik biçimi altýnda ilkel para malzemesi olarak kullanmýºlar, ama topraðý bu amaçla hiç kullanmamýºlardýr. Böyle bir düºünce, ancak iyice geliºmiº burjuva toplumunda ortaya çýkabilmiºtir. Bu, 17. yüzyýlýn son otuz yýlýna raslar ve ulus ölçüsünde ilk uygulanma giriºimi bir yüzyýl sonra, Fransýz burjuva devrimi sýrasýnda görülür. Deðiºimin yerel baðlarýný kopardýðý ve metalarýn deðeri gitgide soyut insan emeðinin maddeleºmesine doðru geniºlediði ölçüde, paranýn niteliði de, evrensel eºdeðer toplumsal islevini yerine getirmek için, doðal haliyle en uygun metalara baðlanýr. Bu metalar da deðerli madenlerdir.

28 "Altýn ve gümüº, doðasý gereði para deðildir, ama para doðasý gereði altýn ve gümüºtür", [43] önermesinin doðruluðu bu (sayfa 104) madenlerin fiziksel özelliklerinin paranýn iºlevleriyle uygunluk halinde olmasýyla görülmüºtür. [44] Ne var ki, bu noktaya kadar biz, paranýn yalnýzca bir iºlevini, yani meta deðerinin ortaya çýkýº biçimi olarak, ya da bunlarýn deðer büyüklüklerinin toplurhsal yönden ifade edildiði madde olarak iº görmesini biliyoruz. Deðerin uygun bir ortaya konuº biçimi, soyutun, uygun bir cisimleniºi, farklýlaºmamýº ve bunun için de eºit insan emeðinin uygun bir maddesi, ancak bütün örnekleri ayný tekdüze nitelikleri gösteren bir ºey olabilir. Öte yandan da, deðer büyüklükleri arasýndaki fark, salt nicel olduðu için, para-metaýn nicel farklýaºtýrmaya uygun olmasý, istenildiði gibi bölünebilmesi ve gene istenildiði zamari yeniden birleºtirilmesi mümkün olmalýdýr. Altýn ve gümüº bu özelliklere doðal olarak sahiptirler. Para-metaýn kullaným-deðeri iki yönlü hale gelir. Meta olarak özel kullaným-deðerine ilaveten (örneðin altýn, dýºçilikte dolgu için, lüks eºyalarýn hammaddesi olarak vb. kullanýlýr), özgül toplumsal iºlevinden doðan resmi bir kullaným-deðeri niteliði kazanýr. Bütün metalar, yalnýzca paranýn özel eºdeðerleri olduklarý için, para bunlarýn evrensel eºdeðerleri olduðu için, evrensel meta olarak para yönünden bunlar özel meta rolü oynarlar. [45] Para-biçiminin, öteki bütün metalar arasýndaki deðer iliºkilerinin tek bir meta üzerinde toplanmýº yansýmasýndan baºka bir ºey olmadýðýný görmüºtük. Paranýn bir meta oluºu, [46] para tahliline tam geliºmiº biçiminden baºlayanlar için yepyeni bir buluºtur. Deðiºim süreci, paraya dönüºen metaya deðerini deðil, (sayfa 105) özgül deðer-biçimini verir. Bu iki farklý ºeyi birbirine karýºtýran bazý yazarlar, altýn ve gümüºün deðerlerinin sanal olduðu sonucuna varmýºlardýr. [47] Bazi iºlevleri yerine getirirken paranýn yerine yalnýzca simgelerin kullanýlmasý, baºka bir yanlýº düºüncenin uyanmasýna, paranýn kendisinin yalnýzca bir simge olduðu düºüncesinin doðmasýna yolaçtý. Ne var ki, bu yanlýºýn ardýnda, bir nesnenin para-biçiminin, bu nesnenin ayrýlamaz bir unsuru olmadýðý, yalnýzca içersinde belli toplumsal iliºkilerin kendilerini ortaya koyduklarý bir biçim olduðu önsezisi yatýyordu. Bu anlamda her meta bir deðer olduðuna göre, bir simgedir, ancak kendisi için harcanan insan emeðinin maddi bir zarfýdýr. [48] Ama, nesnelerin kazandýklarý toplumsal niteliklerin, ya da belirli bir üretim tarzýnýn rejimi altýnda emeðin toplumsal niteliklerinin büründüðü maddi biçimlerin simgeden baºka bir ºey olmadýklarý söylenirse, bunlar için, ayný anda, insanlýðýn evrensel onayý adý verilen keyfi imgeler olduðu da ifade edilmiº olur. Bu, 18. yüzyýlda geçerli olan açýklama biçimine uygun düºüyordu. Ýnsanla insan arasýndaki toplumsal iliºkilerin aldýðý ºaºýrtýcý biçimlerin kökenini kestiremeyen kimseler, bunlara insanlararasý uydurma bir köken yakýºtýrarak bu garip görünüºlerinden onlarý sýyýrma yollarýný arýyorlardý. (sayfa 106) Bir metaýn eºdeðer biçiminin, onun deðer büyüklüðünün belirlenmesi anlamýna gelmediðine yukarda deðinilmiºti. Demek ki, altýnýn para olduðunu ve dolayýsýyla öteki bütün metalar ile dolaysýz deðiºilebildiðini bilebiliriz, ama bundan, örneðin, 10 libre altýnýn ne kadar ettiðini çýkaramayýz. Para da öteki her meta gibi, deðerinin büyüklüðünü öteki bütün metalarla kýyaslanmadýðý sürece ifade edemez. Bu deðer, üretimi için gerekli emek-zamaný ile belirlenir, ve ayný nicelikte emek-zamanýna malolan baºka bir metaýn miktarý ile ifade edilir. [49] Nispi deðerin bu ºekilde nicel belirlenmesi, üretildiði kaynakta trampa yoluyla olur. Para olarak dolaºýma adým attýðýnda, artýk deðeri belli olmuºtur. 17. yüzyýlýn son on yýllarýnda, paranýn daha o zaman bir meta olduðu gösterilmiº bulunuyordu, ama atýlan bu adým, tahlillerin henüz emekleme döneminde olduðuna iºaret ediyordu. Güçlük, paranýn bir meta olduðunu anlamak deðil, bir metaýn nasýl, niçin ve hangi yollardan para halini aldýðýný ortaya çýkartmaktý. [50] Deðerin en basit ifadesi olan, x kadar A metaý = y kadar B metaý eºitliðinde, baºka bir nesnenin deðer büyüklüðünü temsil eden nesnenin bu iliºkilerden baðýmsýz olarak, sanki doða (sayfa 107) tarafýndan kendisine verilmiº toplumsal bir özellik gibi eºdeðer biçime sahip olma görüntüsünü taºýdýðýný görmüºtük. Bu sahte görünüºü en son tamamlanýºýna kadar izledik; ki bu tamamlanýº, özel bir metaýn maddi biçimi ile belirlenerek evrensel eºdeðer biçimi alýr almaz, ve böylece para-biçimi halinde kristalleºir kristalleºmez sona erer. Görünürde olan, altýnýn, tüm öteki metalarýn deðerlerini onda ifade etmeleri sonucu para halini almasý deðil, tam tersine, altýn para olduðu için tüm öteki metalarýn deðerlerini, evrensel olarak altýnda ifade etmeleridir. Sürecin ara adýmlarý sonuçta ortadan kaybolur ve arkalarýnda bir iz býrakmazlar, Metalar, kendi paylarýna hiç bir giriºkenlikleri olmaksýzýn, deðerlerinin, yanlarýnda bulunan baºka bir meta ile tamamen temsil edildiðini görürler. Bu nesneler, altýn ile gümüº, topraðýn baðrýndan çýktýklarý haliyle bundan böyle bütün insan emeðinin doðrudan cisimleºmiº ºekilleridir. ݺte paranýn gizemi burdadýr. Ýncelediðimiz toplum biçiminde, toplumsal üretim sürecinde insanlarýn davranýºlarýnýn etkisi çok küçüktür. Bunun için de, üretim sürecinde birbirlerine karºi iliºkileri, kendi denetimlerinden ve bilinçli bireysel hareketlerinden baðýmsýz maddi bir nitelik alýr. Bu olgular, genel bir kural olarak, ilkönce, meta biçimini alan ürünler yoluyla kendilerini gösterirler. Meta üreticilerinden kurulu bir toplumun giderek geliºmesinin ayrýcalýklý bir metaya para damgasýný nasýl vurduðunu gördük. Öyleyse paradaki bilmece metalardaki bilmeceden

29 baºka bir ºey deðildir; ne var ki, ºimdi en gözalýcý biçimiyle gözlerimizi kamaºtýrýyor. (sayfa 108) ÜÇÜNCÜ BÖLÜM PARA YA DA META DOLAªIMI BÝRÝNCÝ KESÝM. DEÐERLERÝN ÖLÇÜSÜ Bütün bu yapýt boyunca, kolaylýk olsun diye, altýný para-meta olarak kabul ediyorum. Altýnýn ilk esas iºlevi, metalara deðerlerinin ifadesi için gerekli malzemeyi saðlamak, ya da ayný ad altýnda, bunlarýn deðerlerini nitel olarak eºit, nicel olarak karºýlaºtýrýlabilir büyüklükler olarak temsil etmektir. Böylece altýn, deðerin evrensel bir ölçüsü olarak iº görür. Ve salt bu iºlevi ile altýn, bu par excellence [11*] eºdeðer meta, para haline gelir. Metalarý ortak bir ölçü ile ölçülebilir hale getiren, para deðildir. Tam tersine, tüm metalar deðer olarak insan emeðini gerçekleºtirdikleri ve bu nedenle de ayný ölçü ile ölçülebilir olduklarý içindir ki, bunlarýn deðeri bir ve ayný özel meta ile (sayfa 109) ölçülebilir ve bu meta da, deðerlerinin ortak ölçüsüne, yani paraya dönüºtürülebilir. Para, bir deðer ölçüsü olarak, metalarda içkin deðerin ölçüsüne, emek-zamanýna bir zorunluluk sonucu verilmiº dýºsal bir biçimdir. [51] Bir metaýn deðerinin altýn olarak ifadesi x kadar A metaý y kadar para-meta onun para-biçimi ya da fiyatýdýr. 1 ton demir = 2 ons altýn gibi tek bir denklem, artýk, demirin deðerinin, toplumsal olarak geçerli bir biçimde ifade edilmesine yetecektir. Bundan böyle, bu denklemi, tüm öteki metalarýn deðerlerini ifade eden denklemler zincirinde bir halka gibi göstermeye gerek kalmamiºtýr, çünkü eºdeðer meta, altýn, ºimdi para özelliðine sahiptir. Genel nispi deðerin genel biçimi, ilk biçimi, yalýn ya da yalýtýlmýº ilk biçimini almýºtýr. Öte yandan, nispi deðerin geniºlemiº ifadesi, o sonsuz denklemler dizisi, ºimdi artýk para-metaýnýn nispi deðerine özgü biçimi almýºtýr. Dizi de ºimdi belirlidir ve fiili meta fiyatlarý ile toplumsal bir gerçeklik kazanmýºtýr. Paranýn her tür meta ile ifade edilen deðer büyüklüðünü bulmak için, fiyat listelerindeki satýrlarý geriye doðru okumamýz yeter. Ama paranýn kendisi fiyata sahip deðildir. Bu yönden onu öteki metalar ile eºit bir yere koymak için, kendi eºdeðeri olarak bizzat kendisine eºitlememiz gerekirdi. Metalarýn fiyatý ya da para-biçimi, genellikle kendi deðer-biçimleri gibi, onlarýn elle tutulur maddi biçimlerinden oldukça farklý bir biçimdir; bu nedenle, tamamen düºünsel ya da zihinsel bir biçimdir. Gözle görülmemekle birlikte, demirin, keten bezinin ve buðdayýn deðeri bu mallarda fiilen mevcuttur: onlar altýn ile eºitlenmekle, düºünsel olarak algýlanýr bir iliºki, yani yalnýzca (sayfa 110) onlarýn kafalarýnda mevcut bir iliºki haline getirilmiºtir. Bunun için de, fiyatlarýnýn dýº dünyayla iliºki içersine sokulmasýndan önce, sahiplerinin ya dilini onlara kýralamasý ya da üzerlerine bir etiket asmasý gerekir. [52] Metalarýn altýn ile deðerlerinin ifadesi salt düºünsel bir iº olduðuna göre, bu amaç için sanal ya da düºünsel parayý kullanabiliriz. Her tüccar, mallarýnýn deðerlerini bir fiyatla ya da sanal parayla ifade ettiðinde, bunlarýn paraya çevrilmiº olmadýklarýný, ve milyonlar kýymetindeki malýn deðerini altýn olarak takdir etmek için, bir zerre bile gerçek altýna gerek bulunmadýðýný çok iyi bilir. Bunun için para, deðer ölçüsü olarak iº gördüðünde, o, yalnýzca sanal ya da düºünsel para olarak kullanýlmýº olur. Bu durum, en aºýrý teorilerin dogmasýna yolaçmýºtýr. [53] Deðer ölçüsü olma iºlevlerini yerine getiren yalnýzca düºünsel para olmakla birlikte, fiyat tamamýyla paranýn fiili varlýðýna baðlýdýr. Deðer, ya da baºka bir deyiºle, bir ton demirin içerdiði insan emeði niceliði, demirin içerdiði emek miktarý kadar para-metaýn niceliðiyle düºüncede ifadesini bulur. Bu yüzden, deðerin ölçüsü olarak, altýn, gümüº ya da bakýr olmasýna göre, bir ton demirin deðeri birbirinden çok farklý fiyatlarla ifade edilecek, ya da bu madenlerin herbirinin çok farklý nicelikleriyle temsil edilecektir. Bunun için, eðer altýn ve gümüº gibi iki farklý meta, ayný anda, deðerin ölçüsü olursa, metalarýn, iki fiyatý olur birisi altýn-fiyatý, öteki gümüº-fiyatý. Gümüºün deðerinin oraný, altýna göre ayný kaldýðý, diyelim ki, 1 : 15 olduðu sürece, bu iki fiyat yanyana sessiz sedasýz bulunabilir. Bu orandaki her deðiºme, metalarýn altýn-fiyatý ile gümüº-fiyatý arasýndaki oraný bozar ve bu da, bize, deðerin ikili ölçütünün, ölçüt olma iºleviyle baðdaºmadýðýný (sayfa 111) tanýtlamýº olur. [54] Belirli fiyatlarý ile metalar, kendilerini ºöyle ortaya koyarlar: a kadar A metaý = x kadar altýn; b kadar B metaý = z kadar altýn; c kadar C metaý = y kadar altýn vb.. a, b, c, burada, A, B, C, metalarýnýn belirli niceliklerini, ve x, y, z belirli niceliklerde altýný temsil ederler. Bu metalarýn deðerleri, demek ki, düºüncede, birbirinden çok farklý niceliklerdeki altýnla deðiºilir. Böylece, metalarýn karmakarýºýk çeºitliliðine karºýn, bunlarýn deðerleri, ayný adý taºýyan büyüklükler, altýn-büyüklükleri halini alýrlar. ªimdi artýk bunlar birbirleriyle karºýlaºtýrýlabilir ve ölçülebilirler, ve bunlarýn, birim ölçüsü olarak sabit bir miktarda altýnla kýyaslanmasý teknik bir gereksinme haline gelir. Bu birim, daha alt küçük bölümlere bölünerek, ölçüt ya da ölçek haline gelir. Altýn, gümüº ve bakýr, para haline gelmeden önce de, kendi aðýrlýklarýnýn ölçütleri içersinde böyle ayarlý ölçütlere sahiptirler; örneðin, birim olarak

30 kullanýlan bir libre aðýrlýk, bir yandan onslara bölünür, öte yandan da, yüz librelik aðýrlýklarý meydana getirmek üzere birleºebilirler. [55] ݺte bunun içindir ki, bütün (sayfa 112) madeni paralarda, paranýn ya da fiyatýn ölçütlerine verilen adlar, ilkin aðýrlýk ölçütlerinin önce varolan adlarýndan alýnmýºtýr. Deðerin ölçüsü ve fiyatýn ölçütü olarak paranýn birbirinden tamamen farklý iki iºlevi vardýr. Para, insan emeðinin cisimleºmesinin toplumsal olarak kabul edilmesi yönünden ele alýnýrsa deðerin ölçüsüdür, belirlenmiº bir madeni aðýrlýk olmasý yönünden fiyatýn ölçütüdür. Deðerin ölçüsü olarak, her türden metalarýn deðerlerini fiyatlara, sanal altýn niceliðine çevirmeye hizmet eder; fiyatýn ölçütü olarak ise, bu altýnýn niceliðini ölçer. Deðerlerin ölçüsü, deðer olarak kabul edilen metalarý ölçer; fiyatlarýn ölçütü ise, tersine, bir baºka aðýrlýk ile altýnýn bir niceliðinin deðerini deðil, altýnýn birim niceliðiyle, altýnýn niceliklerini ölçer. Altýný fiyatýn ölçütü yapmak için, belli bir aðýrlýðýn birim olarak saptanmasý gerekir. Ayný adý taºýyan niceliklerin ölçülmesi ile ilgili bütün durumlarda olduðu gibi, burada da, deðiºmeyen bir ölçü biriminin saptanmasý çok önemlidir. Yani bu birim ne kadar az deðiºirse, fiyat ölçütü de görevini o kadar iyi yerine getirmiº olur. Altýnýn kendisi de bir emek ürünü olmasý dolayýsýyla deðeri deðiºebilir olduðu için, deðerin bir ölçüsü olarak iº görebilir. [56] Oldukça açýktýr ki, her ºeyden önce altýnýn deðerindeki bir deðiºme, fiyatýn ölçütü olarak iºlevinde herhangi bir deðiºiklik yapmaz. Bu deðer ne kadar deðiºirse deðiºsin, madenlerin farklý niceliklerinin deðerleri arasýndaki oran sabit kalýr. Deðerindeki düºme ne kadar büyük olursa olsun, 12 ons altýnýn deðeri, 1 ons altýnýn deðerinden daima 12 kat büyüktür; ve fiyatlarda dikkate alýnan tek ºey, farklý altýn miktarlarý arasýndaki baðýntýdýr. Ayrýca, bir ons altýnýn deðerindeki yükselme ya da düºme, aðýrlýðýný deðiºtirmeyeceðine göre, daha küçük bölümlerinin aðýrlýðý da deðiºmez. Böylece altýn, deðeri ne kadar deðiºirse deðiºsin, deðiºmeyen fiyat ölçütü olarak ayný iºi görür. Sonra, altýnýn deðerindeki deðiºme, deðer ölçüsü olma iºlevine karýºmaz. Deðiºme, bütün metalarý ayný anda etkiler, ve deðerleri ºimdi daha yüksek ya da daha düºük altýn-fiyatlarý ile (sayfa 113) ifade edilseler de, bu yüzden caeteris paribus [12*], bunlarýn nispi deðerlerini, inter se, olduðu gibi býrakýr. Herhangi bir metaýn deðerini, bir baºka metaýn kullaným-deðerinin belirli bir niceliði ile gösterdiðimiz gibi, bu ilk metaýn deðerinin altýn ile gösterilmesinde de, biz, belli bir nicelikte altýnýn üretiminin, belli bir süredeki, belli bir miktar emeðe malolduðunu varsaymýº oluyoruz. Genel fiyat dalgalanmalarý ise, bir önceki bölümde incelenen basit nispi deðer yasalarýna tâbidir. Meta fiyatlarýndaki genel yükselme, ancak, paranýn deðeri sabit kalýrken ya bunlarýn deðerlerinin yükselmesinin, ya da meta deðerleri sabit kaldýðý halde paranýn deðerindeki bir düºüºün sonucu olabilir. Öte yandan, fiyatlardaki genel bir düºme, ancak, para deðeri sabit kalýrken ya da meta fiyatlarýndaki bir düºmenin, ya da meta deðerleri sabit kalýrken para deðerindeki bir yükselmenin sonucu olabilir. Bunun için, para deðerindeki bir yükselmenin, zorunlu olarak, meta fiyatlarýnda orantýlý bir düºüºe ya da para deðerindeki bir düºmenin fiyatlarda gene orantýlý bir yükseliºe yolaçacaðý sonucu kesinlikle çýkartýlamaz. Bu gibi fiyat deðiºiklikleri, ancak deðerleri sabit kalan metalar için geçerlidir. Deðerleri para ile ayný zamanda ve onunla orantýlý olarak yükselen metalarýn fiyatlarýnda bir deðiºiklik olmaz. Eðer metalarýn deðeri paranýn deðerinden daha yavaº ya da daha hýzlý yükseliyor ise, fiyatlarýndaki düºüº ya da yükseliº, bunlarýn deðeri ile paranýn deðerindeki deðiºme arasýndaki farka baðlý olarak belirlenir; vb., vb.. ªimdi fiyat-biçimi konusundaki incelememize dönelim. Para olarak kullanýlan deðerli madenlerin çeºitli aðýrlýklarýnýn yürürlükteki para-adlarý ile bu adlarýn baºlangýçta temsil ettikleri fiili aðýrlýklar arasýnda yavaº yavaº bir tutarsýzlýk ortaya çýkar. Bu tutarsýzlýk, tarihsel nedenlerin sonucudur ve bu nedenlerin bellibaºlýlarý ºunlardýr: (1) Geliºmesi eksik kalmýº topluluklara yabancý paranýn girmesi. Buna, altýn ve gümüº sikkelerin baºlangýçta yabancý meta olarak dolaºýma girdiði Roma'nýn ilk günlerinde raslanýr. Bu yabancý sikkelerin adlarý, yerli aðýrlýk ölçülerinin adlarýndan daima farklý olmuºtur. (2) Servet arttýkça, bir deðer ölçüsü olarak, daha az deðerli madenlerin yerini, daha deðerli madenler alýr; ºairane sýralanýºa ne kadar aykýrý düºse de, bakýrýn yerini gümüº, gümüºün yerini altýn alýr. [57] Örneðin (sayfa 114) pound sözcüðü gerçekten bir pound (libre) aðýrlýðýndaki gümüºe takýlan para-ad idi. Altýn, bir deðer ölçüsü olarak gümüºün yerine geçince, ayný ad, gümüº ile altýnýn deðerleri arasýndaki orana göre, belki de bir pound'un 1 / 15 'i kadar altýna verildi. Pound sözcüðü, para-ad olarak, böylece, bir aðýrlýk adý olan ayný sözcükten farklýlaºmýº oldu. [58] (3) Krallar ile prenslerin yüzyýllar boyu para ayarýný bozmalarý sonucu, sikkelerin baºlangýçtaki aðýrlýklarýndan geriye yalnýzca adlarý kalmýºtýr. [59] Bu tarihsel nedenler, para-adýn, aðýrlýk-addan ayrýlmasýný toplulukta yerleºmiº bir âdete dönüºtürmüºtür. Paranýn ölçütü, bir yandan, insanlar arasý yerleºmiº âdetlere baðlý olduðu, öte yandan da herkesçe kabul edilmek zorunluluðu taºýdýðý için, sonunda yasayla düzenlenmiºtir. Deðerli madenlerden birinin belli bir aðýrlýðý, örneðin bir ons altýn, yasalarla verilen pound, dolar vb. gibi adlar, resmi olarak, küçük alt-bölgelere bölünürler. Böylece para birimi hizmetini gören bu küçük bölümler, ºilin, peni vb., gibi yasal adlarla yeniden daha küçük birimlere ayrýlýr. [60] Ne var ki, bu bölünmelerden önce de, sonra da, madenin belirli aðýrlýðý madeni paranýn ölçütüdür. Yapýlan tek

31 deðiºiklik, küçük birimlere bölünmesi ve yeni adlar verilmesidir. Meta deðerlerinin düºünsel olarak dönüºtürüldüðü bu fiyatlar, ya da altýn nicelikleriyle, ºimdi artýk, sikkelerin adlarýyla ya da altýn ölçütünün alt-bölümlerinin yasal geçerli adlarýyla ifade edilir. Bir kile buðday, bir ons altýn eder yerine, 3 sterlin 17 ºilin 10,5 peni eder diyoruz. Bu suretle, metalar ne deðerde olduklarýný fiyatlarý ile ifade ederler, ve para da, bir malýn deðerini kendi para-biçimi ile belirlerken hesap parasý olarak hizmet eder. [61] (sayfa 115) Bir ºeyin adý, onun niteliklerinden farklý olan bir ºeydir. Bir insanýn adýnýn Yakup olduðunu bilmekle, o adam hakkýnda hiç bir ºey öðrenmiº olmam. Bunun gibi, parada da, pound, dolar, frank, düka vb. adlarýnda, bir deðer iliºkisinin bütün izleri kaybolur. Para-adlarý hem metalarýn deðerlerini ve hem de paranýn ölçütü olan madenin aðýrlýðýnýn alt-bölümlerini ifade ettikleri için bu gizemli simgelere verilen gizli anlamlar bu konudaki karýºýklýðý büsbütün artýrmaktadýr. [62] Öte yandan, deðerin metalarýn çeºitli maddi biçimlerinden ayýrdedilebilmesi için, bu maddi ve anlamsýz, ama ayný zamanda da tamamen toplumsal biçime bürünmesi mutlaka gerekir. [63] Fiyat, metada gerçekleºen emeðin para-adýdýr. Bunun için, bir metaýn eºdeðerini, onun fiyatýný oluºturan para ile ifade etmek, ayný sözü boº bir yineleme olur, [64] ve týpký, genel olarak, bir metaýn nispi deðer ifadesinin, iki metaýn eºitliðini belirtmesine benzer. Fiyat, metaýn deðer büyüklüðünün göstergesi olarak, onun parayla deðiºim-oranýný da temsil eder, ama bu deðiºim-oraný göstergesinin, metaýn deðer büyüklüðünü mutlaka belirlemesi gerekmez. Toplumsal olarak gerekli iki eºit emek niceliðinin 1 kile buðday ve 2 sterlin (yaklaºýk olarak 2 ons altýn) ile temsil edildiðini düºünürsek, burada, 2 sterlin, 1 kile buðdayýn deðer (sayfa 116) büyüklüðünün para ile ifadesi ya da fiyatýdýr. Diyelim ki, deðiºen koºullara göre bu fiyat 3 sterline yükselsin ya da 1 sterline düºmüº olsun, ºimdi 1 sterlin ve 3 sterlin, buðdayýn deðer büyüklüðünü tam tamýna ifade etmek için fazla küçük ya da fazla büyük olabilir, ama gene de onun fiyatlarýdýr; çünkü, önce buðdayýn deðerinin ortaya çýktýðý biçimdir, yani paradýr; sonra da para ile deðiºim oranýnýn örneðidir. Eðer üretim koºullarý, baºka bir deyiºle emeðin üretkenlik gücü sabit kalýyorsa, fiyattaki deðiºiklikten önce de sonra da bir kile buðdayýn yeniden üretimi için ayný miktar toplumsal emek-zamanýnýn harcanmasý gerekir. Bu durum, ne buðday üreticisinin, ne de öteki meta sahiplerinin isteðine baðlý deðildir. Deðer büyüklüðü, bir toplumsal üretim iliºkisi ifadesidir ve belli bir mal ve onu üretmek için gerekli olan toplumsal emek-zamaný bölümü arasýnda var olan zorunlu baðýntýyý ifade eder. Deðer büyüklüðü fiyata çevrilir çevrilmez, bu zorunlu iliºki, tek bir meta ile bir deðeri, para-meta arasýndaki az ya da çok raslansal deðiºim-oraný biçimini alýr. Ama bu deðiºim-oraný, ya o metaýn deðerinin gerçek büyüklüðünü ifade edebilir ya da koºullarýn zoruyla bu deðerden sapan altýn niceliðini ifade edebilir. Demek ki, fiyatla deðer büyüklüðü arasýndaki nicel uyumsuzluk olasýlýðý, ya da fiyatýn deðer büyüklüðünden sapma olasýlýðý, fiyat-biçiminin kendisinde varolan bir ºeydir. Bu bir kusur deðil, ama tersine, fiyat-biçiminin, iç yasalarý birbirini gideren açýk yasasýz düzensizliklerin bir ortalamasý olarak kendisini gösteren bir üretim biçimine çok iyi bir biçimde uyumlanmasýdýr. Fiyat-biçimi, bununla birlikte, yalnýzca, deðer büyüklüðü ile fiyat, yani bu büyüklükle onun para olarak ifadesi arasýnda nicel bir uyuºmazlýk olasýlýðý ile baðdaºmakla kalmaz, ayný zamanda, nitel bir tutarsýzlýðý da gizleyebilir, ve bu, o dereceye ulaºýr ki, para, metalarýn deðer-biçiminden baºka bir ºey olmadýðý halde, fiyat, deðeri ifade etmez olur. Kendileri meta olmayan vicdan, onur vb. gibi ºeyler, sahipleri tarafýndan satýºa çýkarýlýr hale gelirler ve böylece bir fiyatlarý olduðu için meta biçimini alýrlar. Demek ki, bir ºeyin deðeri olmadýðý halde, bir fiyatý olabilir. Bu durumda fiyat, matematikteki bazý nicelikler gibi sanaldýr. Ayrýca, bu sanal fiyat-biçimi, bazan dolaysýz ya da dolaylý bir gerçek deðer-iliºkisini gizleyebilir; örneðin, insan emeði katýlmadýðý için deðeri olmayan iºlenmemiº topraðýn fiyatý gibi. (sayfa 117) Fiyat, genellikle nispi deðeri gibi bir metaýn (diyelim bir ton demirin) deðerini, belli miktarda bir eºdeðerin (diyelim bir ons altýnýn) demir ile. doðrudan doðruya deðiºilebileceðini belirtmek suretiyle ifade eder. Ama bunun tersini, yani demirin altýnla doðrudan doðruya deðiºilebileceðini asla ifade etmez. Bu nedenle, bir metaýn uygulamada deðiºim-deðeri olarak etkili bir biçimde iº görebilmesi için maddi biçimden sýyrýlmasý, salt sanal olmaktan çýkýp gerçek altýna dönüºmesi gerekir; meta için bu öz deðiºtirme, her ne kadar hegelci "kavram" için, "zorunluluk"tan "özgürlük"e dönüºümden, istakoz için kabuðundan çýkmaktan, ya da Aziz Jerome için Adem babadan [65] kurtulmaktan daha güç ise de, bunu yapmasý zorunludur. Bir meta (diyelim demir) imgemizde kendi gerçek biçimi ve altýn biçimiyle yanyana yer alabilir, ama bu, ayný zamanda, fiilen hem demir, hem de altýn olamaz. Deðerini saptamak için, imgemizde onu altýna eºitlememiz yeter. Ama sahibine, evrensel eºdeðer hizmeti görebilmesi için, onun yerine, fiillen altýnýn geçmesi gerekir. Eðer demirin sahibi, deðiºim için sunulan baºka bir metaýn sahibine gidip de, demirin fiyatýnin daha ºimdiden para olmasýnýn kanýtý olduðunu söyleseydi, cennette amentüyü ezbere okuyan Dante'ye, St. Peter'in verdiði karºýlýðý alýrdý: "Assai bena é trasconsa "D'esta moneta giâ lega e'l peso;

32 "Ma dimmi se tu l'hai nella tua borsa." [13*] Bunun için bir fiyat, hem bir metaýn para ile deðiºilebilir olduðunu, hem de bu fiyatla deðiºilmesi gerektiði anlamlarýna geliyor. Öte yandan, altýn, deðiºim sürecinde kendisini zaten para-meta olarak kabul ettirdiði için, ideal bir deðer ölçüsü olarak hizmet eder. ݺte deðerlerin bu ideal ölçüleri ardýnda, gerçek para yatar. (sayfa 118) ÝKÝNCÝ KESÝM. DOLAªIM ARACI a. Metalarýn Baºkalaºýmý Bundan önceki bölümde, metalarýn deðiºiminin, çeliºik ve birbirlerini karºýlýklý dýºtalayan koºullarý içerdiðini görmüº bulunuyoruz. Metalarýn böylece meta ve para olarak farklýlaºmasý, bu tutarsýzlýklarý ortadan kaldýrmaz, ama içinde bunlarýn yanyana varolabilecekleri bir biçim, bir modus vivendi [15*] yaratýr. Bu, genel olarak, gerçek çeliºkilerin uzlaºtýðý yoldur. Örneðin, bir cismin sürekli olarak bir baºka cisme doðru düºtüðünü, ama ayný zamanda da durmadan ondan uzaklaºtýðýný söylemek bir çeliºkidir. Elips, hem bir çeliºkinin sürüp gitmesini, hem de uzlaºmasýný saptayan bir devinim biçimidir. Deðiºim, metalarýn kullaným-deðerleri olmadýklarý ellerden, kullaným-deðerleri olacaklarý ellere aktarýlmasýný saðlayan bir süreç oduðu kadar, maddenin toplumsal bir dolaºýmýdýr da. Bir yararlý emeðin bir biçiminin ürünü, bir baºkasýnýn yerini alýr. Bir meta, kullaným-deðeri olarak iºe yarayacaðý bir durak-noktasý bulunca, deðiºim alanýndan çýkýp tüketim alanýna girmiº olur. Ama bizi burada ºimdilik yalnýz deðiºim alaný ilgilendirmektedir. Bunun için de, ºimdi deðiºimi biçimsel bir açidan incelemek durumundayýz; yani maddenin toplumsal dolaºýmýný saðlayan biçim deðiºikliðini ya da metalarýn baºkalaºmasýný inceleyeceðiz. Bu biçim deðiºikliðinin kavranmasý, bir kural olarak çok eksiktir. Bu eksikliðin nedeni, deðer kavramýndaki belirsizlik bir yana,. bir metadaki her türlü biçim deðiºikliðinin, biri meta, öteki parameta olmak üzere iki metaýn deðiºiminden gelir. Yalnýz bir maddi olguyu, yani bir metaýn altýn ile deðiºilmesi olgusunu gözönünde bulundurursak, asýl gözlemlememiz gereken ºeyi, yani metaýn biçimine ne olduðu hususunu gözden kaçýrýrýz. Altýnýn salt meta olarak para olmadýðý, ve öteki metalarýn fiyatlarýný altýn ile ifade ettiði zaman, bu altýnýn yalnýzca o metalarýn para-biçimi olduðu geriçeðini gözden kaçýrýrýz. Metalar deðiºim sürecine, her ºeyden önce, ne iseler öyle girerler. Deðiºim süreci, bunlarý meta ve para diye farklýlaºtýrýr, ve böylece içlerinde taºýdýklarý karºýtlýða, yani ayný zamanda hem (sayfa 119) kullaným-deðeri ve hem de deðer olmalarýndan ileri gelen iç karºýtlýða uygun düºen bir dýº karºýtlýk yaratýr. Kullaným-deðeri olarak metalar, ºimdi paranýn karºýsýnda deðiºim-deðeri olarak yer alýr. Öte yandan, her iki karºýt yan da metadýr, kullaným-deðerinin ve deðerin birliðidir. Ama farklýlýðýn bu birliði, iki karºýt kutupta kendini gösterir, ve her kutupta karºýt bir yöndedirler. Kutuplar olarak birbirine baðlý olduklarý kadar zorunlu olarak karºýttýrlarda. Denklemin bir yanýnda, gerçekte bir kullaným-deðeri olan bayaðý bir meta vardýr. Deðeri, ancak düºünsel olarak fiyatýyla ifade edilmiº ve bu fiyat ile karºýtýna, ve deðerinin gerçekten somutlaºtýðý altýna eºitlenmiºtir. Öte yandan da, altýn, madenî gerçekliði içersinde, deðerin somutlaºmasý olarak, para olarak bir aºamaya ulaºýr. Altýn, altýn olarak kendisi deðiºim-deðeridir. Kullaným-deðeri olarak altýn, içersinde öteki bütün metalarla yüzyüze geldiði nispî deðerin ifade dizileriyle temsil edilen yalnýzca düºünsel bir varlýða sahiptir, ve bu metalarýn kullaným-deðerlerinin toplamý, altýnýn çeºitli kullaným-deðerlerinin toplamýný oluºturur. Metalarýn bu karºýt biçimleri, içlerinde onlarýn deðiºim sürecinin hareket ettiði ve yer aldýðý gerçek biçimlerdir. ªimdi herhangi bir meta sahibi ile, diyelim eski dostumuz keten bezi dokuyucusu ile, olaylarýn geçtiði yere, pazara gelelim. Onun 20 yarda keten bezinin belirli bir fiyatý vardýr: 2 sterlin. O, malýný 2 sterline deðiºir ve sonra, dini bütün bir adam olarak, bu 2 sterlini ayný fiyattaki bir aile Ýnciline yatýrýr. Onun gözünde yalnýzca bir meta, bir deðer taºýyýcýsý olan keten bezi, metaýn deðer-biçimi olan altýn karºýlýðýnda elden çýkar, ve bu biçimi de, yeniden, evine kullaným nesnesi gibi girecek ve aile üyelerini manevî yönden donatacak baºka bir meta ile, Ýncil ile deðiºir. Deðiºim, birbirine karºýt, ama birbirini tamamlayan nitelikte iki baºkalaºým ile tamamlanmýº bir olgu oluyor metaýn paraya dönüºmesi ve paranýn yeniden metaya dönüºmesi. [66] Bu baºkalaºýmýn iki aºamasý, dokumacýmýzýn yaptýðý iki farklý alýºveriºtir satýº ya da metaýn para ile deðiºimi; satýnalma, ya da paranýn bir meta ile deðiºimi; ve iki eylemin birliði: satýnalma için satýº. (sayfa 120) Dokumacý yönünden bütün alýºveriºlerin sonucu, keten bezi yerine ºimdi Ýncile sahip olmaktýr; ilk metaý yerine, ºimdi elinde ayný deðerde ama farklý kullanýmda baºka bir meta vardýr. Ayný biçimde, yaºamasý için gerekli öteki araçlarý ve üretim araçlarýný da edinir. Onun görüº açýsýndan, bütün bu süreç, emek ürününün bir baºkasýnýn emek ürünü ile deðiºiminden, yani ürünlerin deðiºiminden

33 baºka bir ºey deðildir. Demek ki, metalarýn deðiºimi, biçimlerindeki ºu deðiºiklikle birlikte olmaktadýr. Meta Para Meta M P M Salt nesneleri ilgilendirdiði kadarýyla, tüm sürecin sonucu, M M, bir metaýn bir baºkasý ile deðiºimi, maddeleºmiº toplumsal emeðin dolaºýmýdýr. Bu sonuca ulaºýldýðýnda süreç bir sona ermiºtir. M P. ÝIk Baºkalaºým ya da Satýº Deðerin, metaýn bedeninden çýkýp altýnýn bedenine sýçramasý, baºka bir yerde de söylediðim gibi, metaýn salto mortale'sidir. [16*] Bu iºi beceremedi mi metaya pek bir ºey olmaz, ama sahibi hapý yutar. Emeðin toplumsal iºbölümü, gereksinmelerinin çok yönlü olmasýna karºýlýk, emeðinin tek yönlü olmasýna yolaçar. Emeðinin ürününün ona salt deðiºim-deðeri olarak hizmet etmesinin nedeni de zaten budur. Ama, bu emek, paraya dönüºmedikçe, toplumsal geçerlikte evrensel eºdeðer özelliðini kazanamaz. Ne var ki, bu para da bir baºkasýnýn cebindedir. Bu parayý ayartýp cepten çýkartmak için bizim meta dostumuzun her ºeyden önce para sahibi için bir kullaným-deðeri oimasý gerekir. Bunun için de, meta üzerinde harcanan emeðin, toplumsal yararlý türden, toplumsal iºbölümünün bir dalýný oluºturan bir türden olmasý gerekir. Ama iºbölümü, kendiliðinden geliºen ve üreticilerin ardýnda geliºmesini sürdüren bir üretim sistemidir. Deðiºilecek meta, yeni ortaya çýkan gereksinmeleri karºýlayan, yeni türden bir emeðin ürünü olabileceði gibi, kendisi de yepyeni gereksinmelerin doðmasýna pekâlâ neden olabilir. Düne kadar, belli bir metaýn yaratýlmasýnda tek bir üretici tarafýndan yönetilen ve birçok iºlemlerden birini (sayfa 121) oluºturan özel bir iºlem, bugün belki de kendisini bu baðýntýdan ayýrarak emeðin baðýmsýz bir kolu olarak ortaya koyabilir ve henüz tamamlanmamýº ürününü pazara baðýmsýz bir meta olarak arzedebilir. Koºullar böylesine bir ayrýlýº için olgunlaºmýº olabilir ya da olmayabilir. Ürün bugün toplumsal bir gereksinmeyi karºýlamaktadýr. Yarýn, onun yerini, ya kýsmen ya da tamamen baºka uygun bir ürün alacaktýr. Üstelik, bizim dokumacýnýn emeði, toplumsal iºbölümünün kabul edilmiº bir dalý olsa bile, bu durum, 20 yarda keten bezinin yararlýlýðýný yeterince güvence altýna alamaz. Eðer toplumun keten bezine olan gereksinmesi, böyle bir gereksinme de öteki bütün gereksinmeler gibi sýnýrlý olduðuna göre, rakip dokumacýlarýn ürünleri ile doymuº duruma gelirse, dostumuzun ürünü, gereksiz, gereksinmeden fazla ve dolayýsýyla yararsýz hale gelir. Her ne kadar insanoðlu bahºiº atýn diºine bakmazsa da, dostumuz, pazarýn yolunu, armaðan vermek için aºýndýrmaz. Ama kabul edelim ki, ürünü, gerçekten kullaným-deðeri taºýyor ve hâlâ para ediyor olsun. ªimdi de, ne kadar para ediyor sorusu ortaya çýkar. Sorunun karºýlýðý, kuºkusuz malýn fiyatýyla, deðer büyüklüðünün göstergesiyle verilmiº bulunur. Dostumuzun deðer konusunda yaptýðý raslansal bir hesap yanlýºýný burada dikkate almýyoruz; bu yanlýº nasýl olsa çok geçmeden pazarda düzeltilecektir. Biz, onun, ürünü üzerinde, yalnýzca toplumsalolarak gerekli ortalama emek-zamaný kadar zaman harcadýðýný, varsayýyoruz. Öyleyse fiyat, yalnýzca dokumacýnýn metaýnda gerçekleºen toplumsal emek niceliðinin para-adýdýr. Ama, dokumacýmýzýn ne izni ne de haberi olmadan, eski moda dokumacýlýk bir deðiºikliðe uðruyor. Dün bir yarda keten bezinin üretimi için toplumsal olarak gerekli emek-zamaný bugün artýk ayný deðildir; rakipleri tarafýndan verilen fiyatlarla, para sahipleri, bugerçeði ona tanýtlamaya canatarlar. Onun için bir ºanssýzlýk da, dokumacýlarýn az ve ender olmayýºlarýdýr. Son olarak, bir de, pazardaki her keten bezi parçasýnýn, toplumsal olarak gerekli olan emek-zamanýndan fazlasýný içermediðini düºünelim. Buna karºýn, bütün bu parçalar, bir tüm olarak ele alýndýðinda, bunlar için, gereðinden fazla emek-zamaný harcanmýº olabilir. Eðer pazar tüm keten bezini normal fiyattan, yardasý 2 ºilinden yutamazsa, bu, toplumdaki toplam emeðin gereðinden büyük bir bölümünün dokumacýlýk biçiminde harcandýðýný tanýtlar. Sanki her dokumacý, kendi özel ürününe toplumsal olarak gerekli olandan daha çok emek-zamaný (sayfa 122) harcamýº gibidir. Burada bir Alman atasözünü yineleyebiliriz: birlikte tutulan birlikte asýlýr. Pazardaki bütün keten bezlerinin her parçasý yalnýzca bütünün bir kýsmý olur, tek bir ticarî mal olarak deðerlendirilir. Ve aslýnda, herbir yardasýnýn deðeri de, ayný belirli ve toplumsal olarak sabit türdeº insan emeði niceliðinin maddeleºmiº biçiminden baºka bir ºey deðildir. [17*] Görüyoruz ki, metalar paraya âºýktýr, ama "the course of true love never does run smooth". [18*] Emeðin nicel bölünmesi de týpký nitel bölünmesi gibi kendiliðinden ve raslansal bir biçimde olur. Bundan dolayý, meta sahipleri, kendilerini baðýmsýz özel üreticiler haline getiren ayný iºbölümünün, toplumsal üretimsüreci ile onlarýn bu süreç içersindeki iliºkilerini, kendi ifadelerinden baðýmsýzlaºtýrdýðýný, ve bireyler arasýnda görünüºteki bu karºýlýklý baðýmsýzlýðýn, ürünleri içinde ya da ürünler aracýyla karºýlýklý bir baðýmlýlýk sistemiyle tamamlandýðýný göreceklerdir. ݺbölümü, emeðin ürününü metaya çevirir ve böylece, daha sonra paraya dönüºümünü zorunlu

34 hale getirir. Ayný zamanda da, bu bir baºka ºeye dönüºme olayýnýn gerçekleºmesini de raslantýya býrakýr. Ne var ki, biz, burada, olguyu bütünlüðü içersinde ele aldýðýmýz için, bu geliºmeyi normal kabul ediyoruz. Ayrýca, bu dönüºüm mutlaka olacaksa, yani eðer meta satýlmasý büsbütün olanaksýz bir ºey deðilse, gerçekleºen fiyat, deðerin çok üzerinde ya da altýnda olsa bile, metaýn baºkalaºýmý daima gerçekleºir. Satýcýnýn eline meta yerine altýn, alýcýnýn eline altýn yerine meta geçer. Burada, yüzyüze geldiðimiz gerçek, bir meta ile altýnýn, 20 yarda keten bezi ile 2 sterlinin, el ve yer deðiºtirmesi, bir baºka deyiºle, bunlarýn birbirleriyle deðiºilmeleridir. Ama meta ne ile deðiºiliyor? Kendi deðerinin aldýðý biçimle, evrensel eºdeðerle. Peki altýn ne ile deðiºiliyor? Kendi kullaným-deðerinin özel bir biçimi ile. Altýn, keten bezi karºýsýnda niçin para biçimini alýyor? Keten bezinin 2 sterlinlik fiyatý, yani para olarak ifadesi, para olarak keten bezini altýna zaten eºitlemiº olduðu için. Bir meta, baºlangýcýndaki meta biçiminden, elden çýkarýldýðý (sayfa 123) anda sýyrýlýr; yani kullaným-deðeri, daha önce yalnýzca fiyatýnda düºünsel olarak var olan altýný çektiði zaman. Bir metaýn fiyatýnýn ya da düºünsel deðerbiçiminin gerçekleºmesi, bunun için, ayný zamanda, paranýn düºünsel kullaným-deðerinin de gerçekleºmesi demektir; bir metaýn paraya dönüºmesi ayný anda paranýn metaya dönüºmesidir. Görünüºteki tek süreç, gerçekte ikili bir süreçtir. Bu, meta sahibinin bulunduðu kutuptan bir satýº, para sahibinin bulunduðu karºý kutuptan bir satýnalýºtýr. Bir baºka deyiºle, her satýº, bir satýnalmadýr, M P ayný zamanda P M'dir. [67] Bu noktaya kadar, insanlarý, biz, yalnýzca bir ekonomik konum, meta sahibi olma konumu içersinde ele almýº bulunuyoruz;bu konum içersinde insanlar, kendi emek ürünlerini elden çýkarmak suretiyle, baºkalarýnýn emek ürünlerini elde ediyorlar. Bir meta sahibinin, parasý olan bir baºkasý ile karºý karºýya gelebilmesi için, ya bu alýcýnýn emek ürününün para ya da parayý içeren madde, altýn olmasý, ya da bu ürünün derisini zaten deðiºtirmiº baºlangýç biçimi olan yararlý nesne ºeklinden soyunmuº bulunmasý gerekir. Para rolünü oynayabilmesi için, altýnýn, kuºkusuz, ºu ya da bu noktada pazara girmesi de zorunludur. Bu nokta, emeðindoðrudan ürünü olarak altýnýn eºit deðerde baºka bir ürünle deðiºildiði yer olan madenin üretiminin kaynaðýnda bulunur. Bu andan baºlayarak altýn, daima herhangi bir metaýn gerçekleºmiº fiyatýný temsil eder. [68] Üretim kaynaðýnda diðer metalar ile deðiºiminden ayrý olarak altýn, kimin elinde olursa olsun, sahibinin elden çýkardýðý bir metaýn dönüºmüº biçimidir; bir satýºýn ya da ilk baºkalaºýmýn, M P, sonucudur. [69] Gördüðümüz gibi altýn, bütün metalarýn deðerlerini onunla ölçmelerinin sonucu olarak, ve böylece onlarýn yararlý nesneler halindeki doðal biçimleriyle onu düºünsel olarak yadsýyarak ve onu deðerlerinin biçimi haline getirerek, düºünsel para ya da deðer ölçüsü haline, gelmiºtir. Altýn, metalarýn genel satýºý ile, yararlý nesneler olarak bunlarýn doðal biçimleri ile fiiilen yerlerini deðiºtirerek, gerçekte, bunlarýn deðerlerinin somutlaºmasý haline gelerek, gerçek para kimliðini (sayfa 124) kazanmýºtýr. Para biçimine büründüðü anda metalar, kendilerini tekdüze, toplumsal olarak kabul edilmiº türdeº insan emeðinin cisimleºmiº haline dönüºtürmek için, doðal kullaným-deðerlerinin ve yaratýlmalarýný borçlu olduklarý özel emek türünün bütün izlerinden sýyrýlýrlar. Bir para parçasýna ºöyle bir gözatmakla, hangi meta ile deðiºildiðini anlayamayýz. Para biçimi altýnda bütün metalar birbirine benzerler. Demek ki, para pis olabilir ama pislik para olamaz. Dokumacýmýzýn keten bezi karºýlýðýnda aldýðý iki parça altýnýn, bir kile buðdayýn baºkalaºmýº biçimi olduðunu kabul edelim. Keten bezinin satýºý, M P, ayný zamanda onun satýnalýnmasý, P M'dir. Ama, keten bezinin satýºý, karºýt nitelikte bir alýºveriºle sonuçlanan bir sürecin ilk hareketidir, yani Ýncilin satýnalýnmasýdýr; öte yandan, keten bezinin satýnalýnmasý, karºýt nitelikte bir alýºveriºle, yani buðdayýn satýºý ile baºlayan bir hareketi sona erdirir. M P (keten bezipara), M P M (keten bezi para Ýncil) sürecinin ilk evresi olduðu gibi P M (para keten bezi) diðer bir M P M (buðday para keten bezi) hareketinin son evresidir. Bunun için, bir metaýn ilk baºkalaºýmý, meta halinden para haline dönüºmesi, ayný zamanda da, deðiºmez olarak diðer bir metaýn ikinci baºkalaºýmý, para biçiminden gerisingeriye metaya dönüºümüdür. [70] M P, ya da Satýnalma Metaýn Ýkinci ve Sonal Baºkalaºýmý Para, tüm öteki metalarýn baºkalaºmýº biçimi, bunlarýn genel satýºýnýn sonucu olduðu için, bu nedenle hiç bir sýnýrý ya da koºulu olmaksýzýn bizzat devredilebilir bir ºeydir. Bütün fiyatlarý geriye doðru sayar ve böylece, deyim yerindeyse, kullaným-deðerinin gerçekleºmesi için malzeme olabilecek tüm öteki metalardakendisini ortaya koyar. Ayný zamanda fiyatlar, metalarýn paraya yönelttiði bu ayartýcý bakýºlar, onun dönüºülebilirliðinin sýnýrlarýný, onun niceliðini göstererek belirler. Her meta, para haline gelir gelmez bir meta olarak gözden kaybolduðu için, bizzat parayla, sahibinin eline nasýl geçtiðini, ya, da ona dönüºen malýn ne olduðunu söylemek olanaksýzdýr. Hangi kaynaktan gelirse gelsin, non olet. [19*] Bir yandan satýlmýº bir metaý temsil ederken, öte yandan (sayfa 125) satýnalýnacak bir metaý da temsil eder. [71] P M, satýnalma, ayný zamanda, M P, satýºtýr; bir metaýn son baºkalaºýmý, bir diðerinin ilk

35 baºkalaºýmýdýr. Dokumacýmýzýn metaýnýn ömrü, 2 sterline dönüºtürdüðü Ýncil ile sona erer. Ama kabul edelim ki, Ýncil satýcýsý, dokumacýdan aldýðý 2 sterlini kanyaða, P M, çeviriyor, M P M (keten bezi para Ýncil) hareketinin son evresi, M P'de ayný zamanda, M P M (Ýncil para kanyak) hareketinin birinci evresidir. Özel bir meta üreticisi yalnýzca bu malý sunmak durumundadýr; bunu çoðu zaman büyük miktarlarda satar, ama çok ve çeºitli gereksinmeleri, onu, bu gerçekleºen fiyata aldýðý parayý deðiºik satýnalmalar için parçalamaya zorlar. Böylece bir satýº, çeºitli mallarýn satýnalýnmasýna yolaçar. Demek ki, bir metaýn son baºkalaºýmý, diðer çeºitli metalarýn ilk baºkalaºýmýnýn bir toplamýný meydana getirir. ªimdi eðer bir metaýn tamamlanmýº baºkalaºýmýný bir bütün olarak ele alýrsak, bunun, her ºeyden önce iki karºýt ve birbirini tamamlayan hareketten, M P ve P M, meydana geldiði görülür. Metaýn bu iki karºýt dönüºümü, mal sahibi açýsýndan iki karºýt toplumsal fiille meydana gelir ve bu fiiller onun oynadýðý ekonomik rolün niteliðini belirler. Satýº yapan kimse olarak satýcý; satýnalan biri olarak satýnalýcýdýr. Ama týpký bir metaýn buna benzer her dönüºümünde iki biçiminin, meta-biçimi ile parabiçiminin ayný anda, ama karºýt kutuplarda varolmasý gibi, her satýcýya karºýt bir alýcý, her alýcýya karºýt bir satýcý bulunur. Belli bir meta, ardarda bu iki dönüºümünden, metadan paraya ve paradan bir baºka metaya geçerken, meta sahibi de, sýrasýyla satýcý rolünden alýcý rolüne geçmiº olur. Demek ki, satýcýnýn ve alýcýnýn bu nitelikleri daimî deðildir, ama meta dolaºýmýnda sýrasýyla farklý kalýplara girerler. Bir metaýn tam baºkalaºýmý, en yalýn halinde, dört ucu ve üç dramatis persona'yi [20*] gerektirir. Önce, meta para ile yüzyüze gelir; burada ikinci birincinin deðerinin aldýðý biçimdir ve bütün katý gerçekliði ile alýcýnýn cebinde vardýr. Meta sahibi böylece para sahibi ile temasa getirilmiºtir. ªimdi, meta, paraya dönüºür dönüºmez, para onun geçici eºdeðer biçim halini alýr, ve (sayfa 126) bu eºdeðer biçiminin kullaným-deðeri öteki metalarýn varlýklarýnda bulunur. Birinci baºkalaºýmýn sonucu olan para, ayný zamanda ikincinin baºlangýç noktasýdýr. Ýlk alýºveriºte satýcý olan kimse böylece ikincide alýcý durumuna girer, ve bu ikinci alýºveriºte üçüncü bir meta sahibi, satýcý olarak sahneye çýkar. [72] Bir metaýn baºkalaºýmýný meydana getiren birbirine ters olan iki evre, birlikte, dairesel bir hareket, bir devre oluºtururlar: meta biçimi, bu biçimden sýyrýlýº ve meta biçimine dönüº. Kuºkusuz, burada meta, iki farklý yaný ile görünür. Baºlangýç noktasýnda sahibi için bir kullaným-deðeri deðildir, ama bitiº noktasýnda kullaným-deðeridir. Böylece para da ilk evrede, deðerin katý bir kristali, içersinde metaýn isteyerek katýlaºtýðý bir kristal olarak görülür, ama ikinci evrede ise, çok geçmeden yerini kullaným-deðerine býrakarak geçici eºdeðer biçim içersinde çözülür. Devreyi oluºturan iki baºkalaºým, ayný zamanda, öteki iki metaýn karºýt yönlü ters iki kýsmî baºkalaºýmýdýr. Bir ve ayný meta, keten bezi, kendi baºkalaºým dizisini açar, ve bir diðerinin (buðdayýn) baºkalaºýmýný tamamlar. Ýlk evrede, ya da satýºta, keten bezi, bu iki rolü kendi kiºiliðinde oynar. Ama ardýndan altýn haline gelince, kendi ikinci ve son baºkalaºýmýný tamamlar ve ayný zamanda, üçüncü bir metaýn ilk baºkalaºýmýnýn tamamlanmasýna yardým eder. O halde, bir metaýn kendi baºkalaºým döneminde meydana getirdiði devre, öteki metalarýn devreleriyle kördüðüm gibi karýºmýºtýr. ݺte bütün bu farklý devrelerin toplamý, metalarýn dolaºýmýný oluºturur. Metalarýn dolaºýmý, ürünlerin dolaysýz deðiºiminden (trampadan) yalnýzca biçim yönünden deðil, öz yönünden de farklýdýr. Olaylarýn geliºmesine bir gözatalým. Dokumacý, aslýnda, keten bezini Ýncil ile, kendi metaýný bir baºkasýnýn metaý ile deðiºmiºti. Ne var ki, bu ifade yalnýzca onun açýsýndan doðrudur. Ýçini ýsýtacak birºeyi yeðleyen Ýncil satýcýsý, dokumacý nasýl kendi keten bezinin buðdayla deðiºildiðini bilmiyorsa, Ýncilin keten bezi ile deðiºileceðini düºünmemiºti. B'nin metaý, A'nýn metaýnýn yerini almýºtýr, ama A ile B, bu metalarý, karºýlýklý olarak deðiºmemiºlerdir. Kuºkusuz A ile B, birbirlerinden ayný anda satýnalmada bulunabilirler, ama böyle özel bir durum, hiç bir ºekilde meta dolaºýmýnýn genel koºullarýnýn zorunlu bir sonucu deðildir. Burada, biz, bir yandan, (sayfa 127) meta deðiºiminin, dolaysýz trampadan ayrýlmaz olan bütün yerel ve kiºisel baðlarý nasýl kopardýðýný ve toplumsal emek ürünlerinin dolaºýmýný nasýl geliºtirdiðini, öbür yandan da, geliºmelerinde baðýmsýz, bu iºte rol oynayan kiºilerin tamamen denetimlerinden uzak toplumsal iliºkiler aðýnýn bütününün nasýl geliºtiðini görüyoruz. Ancak çiftçi buðdayýný satabildiði içindir ki dokumacý keten bezini satabilmektedir, ancak dokumacý keten bezini satabildiði için bizim "ehlikeyf", Ýncilini satabilmektedir, ve ancaksonuncusu ebedî hayat iksirini sattýðý içindir ki, içki yapýmcýsý, eau-devie'sini [21*] satabilmektedir ve vb.. Dolaºým süreci bu nedenle, ürünlerin dolaysýz trampasý gibi, kullaným-deðerlerinin yer ve el deðiºtirmeleri ile sona ermiº olmaz. Para, belli bir metaýn baºkalaºým devresinin dýºýna düºmekle kaybolmaz. Dolaºým alanýnda öteki metalarýn boº býraktýðý yeni yerleri sürekli olarak doldurur. Örneðin keten bezinin baºkalaºýmýnýn tamamlanmasýnda, keten bezi para Ýncil, dolaºýmdan, ilk kez keten bezi çýkar, onun yerini para alýr. Daha sonra Ýncil dolaºýmdan çýkar ve yerini yeniden para alýr. Bir meta ötekinin yerini alýrken, para-meta daima bir üçüncü ºahsýn eline yapýºýr. [73] Dolaºým, parayý su gibi terletir. Her satýº bir satýnalma, her satýnalma bir satýºtýr diye, meta dolaºýmýnýn, satýº ile satýnalma arasýndaki zorunlu bir dengeyi gösterdiðini söylemek kadar çocukça bir dogma olamaz. Eðer bu, fiilî

36 satýº sayýsýnýn satýnalma sayýsýna eºit olduðu anlamda söyleniyorsa, boº bir yinelemedir. Ama bu sözün asýl amacý, her satýcýnýn pazara alýcýsýný da birlikte getirdiðini tanýtlamaktýr. Ama durum hiç de böyle deðildir. Satýº ve satýnalma tek bir özdeº hareket oluºtururlar; metâ sahibi ile para sahibi, mýknatýsýn iki kutbu gibi birbirine karºýt iki kiºi arasýnda bir deðiºim hareketidir. Bir tek kiºi tarafýndan yapýldýðý zaman, kutupsal ve karºýt nitelikte farklý iki hareket oluºtururlar. Bu nedenle, satýº ile satýnalmanýn özdeºliði, gizemli dolaºým imbiðinden geçtiði zaman, eðeroradan tekrar para biçiminde çýkmýyorsa; bir baºka deyiºle, eðer sahibi tarafýndan satýlamýyorsa ve bunun için de para sahibi tarafýndan satýnalýnmýyorsa, bu, o metaýn yararsýz olduðunu anlatýr. Bu özdeºlik, ayrýca, gerçekleºmesi halinde, deðiºimin, metaýn (sayfa 128) yaºamýnda, uzun ya da kýsa bir arayý, bir duraklama dönemini oluºturduðunu gösterir. Bir metaýn ilk baºkalaºýmý, bir anda hem satýº hem satýnalma olduðu için, ayný zamanda bizzat baðýmsýz bir süreçtir de. Satýnalanýn elinde meta, satanýn elinde para, yani her an dolaºýma girmeye hazýr bir meta vardýr. Ortada alýcý olmadan, kimse satamaz. Ama salt o satýyor diye de, karºýsýndakiler almak zorunda deðildir. Dolaºým, doðrudan trampanýn koyduðu, zaman, yer ve bireylere baðlý bütün sýnýrlamalarý ortadan kaldýrýr, ve bunu trampadaki, birisinin kendi ürününü elden çýkarmasý ve bir baºkasýnýn bu ürünü elde etmesiyle ortaya çýkan dolaysýz özdeºliði, satýº ve alýº antitezlerine parçalayarak yapar. Bu iki baðýmsýz ve karºýt fiilin, bir iç birlik (unity) olduðunu söylemek, aslýnda, bu iç birliðin (oneness) bir dýº antitezle kendini ifade ettiðini söylemekle ayný ºeydir. Eðer bir metaýn tam baºkalaºýmýnýn birbirini tamamlayan iki evresi arasýndaki zaman aralýðý pek büyük ise ve satýº ile satýnalma arasýndaki bölünme çok belirli hale gelmiºse, aralarýndaki iç bað, yani bunlarýn iç birliði; kendisini bir bunalým yaratarak ortaya koyar. Kullaným-deðeri ve deðer; antitez; özel emeðe baðlý olarak kendisini dolaysýz toplumsal emek olarak ortaya koyan, soyut insan emeðine geçmek için özelleºmiº somut türde bir emek çeliºkileri; nesnelerin kiºileºtirilmesi ve kiºilerin ºeyler tarafýndan temsil edilmesi arasýndaki çeliºki; iºte metalarda var olan bütün bu antitezler ve çeliºkiler su yüzüne çýkarlar ve bir metaýn baºkalaºýmýnýn karºýt evrelerinde hareket biçimlerini geliºtirirler. Bu nedenle bu biçimler; bir bunalým olasýlýðýna evet yalnýzca olasýlýðýna iºaret ederler. Bu olasýlýðýn gerçeðe dönüºmesi, uzun bir dizi iliºkilerin sonucudur, ve bizim ºimdiki basit dolaºým açýsýndan varlýklarý henüz sözkonusu olamaz. [74] (sayfa 129) b. Paranýn Devinmesi [22*] Emeðin maddî ürünlerinin dolaºýmlarýný saðlayan deðiºme biçimi, M P M, meta biçiminde belli bir deðiºim süreci baºlatmasýný, ve gene bir meta biçiminde o süreci sona erdirmesini gerektiriyor. Bu nedenle, metaýn hareketi bir devredir. Öte yandan, bu hareket biçimi, parayla yapýlan bir devreyi engeller. Sonuçta, paranýn, çýkýº noktasýna dönmesi ºöyle dursun, ondan sürekli olarak daha çok uzaklaºýr. Satýcý, paraya, metaýnýn bu dönüºmüº biçimine, sýký sýkýya sarýldýðý sürece, bu meta hâlâ baºkalaºýmýnýn birinci evresindedir ve yolunun ancak ilk yarýsýný tamamlamýº haldedir. Satýcý, süreci tamamlar tamamlamaz, satýºýný bir satýnalmayla bütünler bütünlemez, para, tekrar sahibinin elinden çýkargider. Dokumacýnýn Ýncili satýnaldýktan sonra daha fazla keten bezi satmasý halinde, paranýn tekrar eline döneceði gerçektir. Amabu dönüº, ilk 20 yarda keten bezinin dolaºýmý nedeniyle deðildir; bu dolaºým, paranýn Ýncil satýcýsýnýn eline geçmesiyle sonuçlanmýºtýr. Paranýn dokumacýnýn eline dönüºü, dolaºým sürecinin yeni bir meta ile yenilenmesi ya da yinelenmesi ile olmuºtur, ve yenilenen bu süreç, bir öncekinin varmýº olduðu ayný sonuçla sona erer. Demek ki, metalarýn dolaºýmý ile paraya doðrudan verilen hareket, baºlangýç noktasýndan sürekli olarak uzaklaºan bir hareket biçimini alýr, ve bir meta sahibinin elinden bir diðerinin eline geçecek ºekilde bir yol izler. ݺte izlediði bu yol, onun devinmesidir (currency, cours de la monnaie). Paranýn devinmesi, ayný sürecin sürekli ve tekdüze yinelenmesidir. Meta daima satýcýnýn elindedir; para, satýnalma aracý olarak daima alýcýnýn elindedir. Ve para, metaýn fiyatýný gerçekleºtirmekle, satýnalma aracý olarak hizmet eder. Bu gerçekleºme, metaý, satýcýdan alýcýya devreder ve parayý, alýcýnýn elinden satýcýnýn eline geçirir; ve orada da yeniden ayný süreç bir baºka meta ile devam eder. Paranýn devinmesinin bu tek yönlü niteliðinin, metaýn hareketinin iki yönlü niteliðinden ileri gelmesi gerçeði, ilk anda görülmeyen bir durumdur. Meta dolaºýmýnýn kendi niteliði; bu karºýt görünüºü doðurur. Metaýn ilk baºkalaºýmý, yalnýz paranýn hareketi ile deðil, metaýn kendi hareketi ile de açýkça görüldüðü halde, ikinci baºkalaºýmda hareket, tersine bize yalnýz paranýn (sayfa 130) hareketi olarak görünür. Dolaºýmýnýn ilk evresinde meta, para ile yer deðiºtirir. Bunun üzerine, meta, yararlý nesne niteliðiile dolaºým alanýndan çýkar, tüketim alanýna girer. [75] ªimdi onun yerine elimizde, deðer-biçimi olan para vardýr. Dolaºýmýn ikincievresine artýk kendi doðal biçimi altýnda deðil, para-biçimi altýnda devam eder. Bunun için, hareketin sürekliliði yalnýzca para tarafýndan saðlanýyor ve meta yönünden bir karºýt niteliðin iki sürecinden oluºan ayný hareket, paranýn hareketi sözkonusu olduðu zaman, daima bir ve ayný süreçtir, her yeni meta ile sürekli bir yer deðiºtirmedir. Böylece, metalarýn dolaºýmýnýn meydana getirdiði sonuç, yani hir metaýn yerini bir baºkasýnýn almasý,

37 metalarýn biçim deðiºtirmesi yoluyla deðil de, daha çok kendi içlerinde hareketsiz görünmelerine karºýn, bir dolaºým aracý olarak iº yapan para yoluyla, metalarý dolaºtýran ve bunlarý kullaným-deðeri olmadýklarý ellerden kullaným-deðeri olduklarý ellere aktaran ve paranýn doðrultusuna sürekli olarak karºýt doðrultudaki bir eylemle gerçekleºiyormuº gibi görüntü alýr. Aslýnda para, sürekli olarak, metalarý dolaºýmdan çeker ve onlarýn yerine geçer, ve bu yolla sürekli olarak baºlangýç noktasýndan daha çok uzaklaºýr. ݺte bunun için, aslýnda paranýn hareketi metalarýn dolaºýmýnýn bir ifadesi olduðu halde, gerçekte bunun tersi oluyormuº gibi gelir; metalarýn dolaºýmý, paranýn hareketinin sonucu imiº gibi görünür. [76] Gene, dolaºým aracý olarak paranýn iºlevleri, yalnýzca metalarýnýn deðerlerinin onda baðýmsýz gerçeðe sahip olmalarýndanötürüdür. Bundan dolayý, dolaºým aracý olarak onun hareketi, gerçekte, yalnýzca biçim deðiºtirmekte olan metalarýn hareketidir. Paranýn devinmesinde bu gerçeðin kendisini açýkça göstermesi gerekir. [23*] Örneðin keten bezi, böylece, her ºeyden önce, kendi meta-biçimini, para-biçimine dönüºtürür. Ýlk baºkalaºýmýnýn ikinci ucu, M P, para-biçimi, daha sonra son baºkalaºýmýnýn ilk ucu, P M, gerisin geriye Ýncile dönüºüm halini, alýr. Ama biçimin bu iki deðiºiminden herbiri, meta ile para arasýndaki bir deðiºim ile, bunlarýn (sayfa 131) karºýlýklý yer deðiºtirmeleri ile gerçekleºir. Ayný paralar satýcýnýn eline, metaýn elden çýkartýlmýº biçimleri olarak gelirler ve onu, gene o metaýn mutlak olarak elden çýkartýlabilir biçimi olarak terkederler. Böylece iki kez yer deðiºtirirler. Keten bezinin ilk baºkalaºýmý bu paralarý dokumacýnýn cebine koyar, ikincisi ise cebinden çýkartýr. Ayný metaýn geçirdiði iki ters deðiºme, ayný paranýn karºýt yönlerde iki kez yinelenen yer deðiºtirmesinde yansýr. Tersine, baºkalaºýmýn yalnýzca bir evresi gerçekleºse, ortada yalnýzca satýºlar ya da yalnýzca satýnalmalar olsa, ayný para, yalnýzca bir kez yer deðiºtirir. Ýkinci yer deðiºtirmesi daima metalarýn ikinci baºkalaºýmýný, para biçiminden geriye dönüºünü ifade eder. Ayný paranýn yer deðiºtirmesinin sýk sýk yinelenmesi, yalnýzca tek bir metaýn geçirdiði baºkalaºýmlar dizisini yansýtmakla kalmaz, ama ayný zamanda genellikle metalar âlemindeki sayýsýz baºkalaºýmlarýn birbirini sarmalamasýný da yansýtýr. Bütün bunlar, kuºkusuz, yalnýzca incelemekte olduðumuz metalarýn basit dolaºýmý için sözkonusudur. Dolaºýma ilk adýmýný atan ve ilk biçim deðiºikliðini geçiren her meta, bunu, yalnýzca tekrar dolaºýmýn dýºýna düºmek ve yerini baºka metalara býrakmak için yapar. Para ise, tersine, dolaºým aracý olarak, sürekli olarak bu dolaºým alanýnýn içinde kalýr ve bualan içersinde hareket eder. Burada ºöyle bir soru ortaya çýkar: bu alan sürekli olarak ne kadar parayý emer? Belli bir ülkede, her gün ayný anda ama farklý yerlerde sayýsýz tek yönlü meta baºkalaºýmlarý, ya da bir baºka deyiºle, sayýsýz satýº ve sayýsýz alýº olur. Metalar, her ºeyden önce tasarýmda, fiyatlarýyla belirli para niceliklerine eºitlenmiºtir. Ve para ile metalar ºimdi incelemekte olduðumuz dolaºým biçimi içersinde, bir tanesi satýnalmanýn olumlu kutbunda, diðeri satýºýn olumsuz kutbunda olmak üzere her zaman maddî olarak yüzyüze geldikleri için, gerekli dolaºým aracý miktarýnýn, bütün bu meta fiyatlarýnýn toplamý ile önceden belirlendiði açýktýr. Aslýnda para, gerçekte, meta fiyatlarýnýn toplamýyla önceden düºünsel olarak ifade edilmiº bulunan altýn niceliðini ya da toplamýný temsil eder. Bu iki toplamýn eºitliði bu nedenle apaçýktýr. Bununla birlikte, metalarýn deðeri sabit kaldýðý halde, onlarýn fiyatlarýnýn (paranýn maddesi) altýnýn deðeri ile deðiºtiðini, altýnýn deðerinin düºmesine orantýlý olarak yükseldiðini, altýnýn deðerinin yükselmesine orantýlý olarak düºtüðünü biliyoruz. ªimdi, eðer altýnýn deðerindeki bu gibi (sayfa 132) yükselmeler ya da düºmeler sonucu meta fiyatlarýnýn toplamýnda düºme ya da yükselme olursa, dolaºýmdaki para miktarýnýn da ayný ölçüde artmasý ya da eksilmesi gerekir. Bu durumda dolaºým aracýnýn niceliðindeki deðiºikliðe, bizzat para neden olmaktadýr, gene de bu, onun dolaºým aracý olma iºlevinden dolayý deðil, deðer ölçüsü olma iºlevinden ileri gelmektedir. Önce, meta fiyatlarý, paranýn deðeriyle ters yönde deðiºir ve daha sonra da dolaºým aracý miktarý, meta fiyatlarý ile ayný yönde deðiºir. Örneðin, eðer, altýnýn deðerinin düºmesi yerine, deðer ölçüsü olarak gümüº onun yerine geçseydi, ya da gümüºün deðerinin yükselmesi yerine altýn onu deðer ölçüsü olmaktan sürüp çýkarsaydý, tamamen ayný ºey olurdu. Bir durumda, eskiden dolaºýmda olan altýndan daha fazla gümüº, öteki durumda, eskiden dolaºýmda olan gümüºten daha az altýn dolaºýmda yer alýrdý. Her durumda da, para maddesinin deðeri, yani deðer ölçüsü olarak hizmet eden metaýn deðeri bir deðiºiklik geçirir, ve buna baðlý olarak da deðerlerini parayla ifade eden meta fiyatlarý ile, iºlevi bu fiyatlarý gerçekleºtirmek olan dolaºýmdaki para miktarý da deðiºirdi. Dolaºým alanýnda, altýnýn (ya da genellikle para maddesinin) belli deðerde bir meta gibi girebileceði bir aralýk bulunduðunu görmüº bulunuyoruz. Bunun için, deðerin bir ölçüsü olarak para, iºlevine baºladýðýnda, fiyatlarý ifade ettiðinde, deðeri zaten belirlenmiºtir. ªimdi, eðer deðeri düºerse, bu gerçek, ilk kez, üretimlerinin kaynaðýnda deðerli madenlerle doðrudan trampa edilen meta fiyatlarýnda meydana gelen deðiºme ile kendini belli eder. Bütün diðer metalarýn büyük bir kýsmý, özellikle uygar toplumlarýn iyice geliºmemiº aºamalarýnda daha uzun süre deðer ölçüsünün artýk eskimiº ve hayalî deðerleri ile belirlenmeye devam edeceklerdir. Ne var ki, bir meta ötekini ortak deðer-iliºkisi içersinde etkiler ve böylece, altýn ya da gümüºle ifade edilen deðerleri giderek nispî deðerleri ile belirlenen oranlarda yerleºir ve bu, bütün meta deðerlerinin, parayý

38 oluºturan madenin yeni deðeri ile saptanmasýna kadar sürer gider. Bu sürecin yanýsýra, deðerli madenlerin niceliðinde sürekli bir artýº olur; bu artýºýn nedeni, bu madenlerin, üretim kaynaklarýnda doðrudan trampa edildikleri mallarýn yerini doldurmak üzere durmaksýzýn akmalarýdýr. Bundan dolayý, genellikle metalarýn gerçek fiyatlarýna ulaºmalarý oranýnda, deðerlerinin deðerli madenlerin düºen deðerlerine uygun ºekilde belirlenmesi oranýnda, bu yeni (sayfa 133) fiyatlarýn gerçekleºmesi için gerekli miktarda maden ayný oranda saðlanmýº olur. Yeni altýn ve gümüº kaynaklarýnýn bulunmasýný izleyen tek yanlý bir gözlemin sonucu, 17. ve özellikle 18. yüzyýlda, kimi iktisatçýlarýn, meta fiyatlarýnýn, dolaºým aracý olarak hizmet eden altýn ile gümüºün miktarýndaki artýºýn sonucu olarak yükseldiði gibi yanlýº bir sonuca varmalarýna yolaçmýºtýr. Bundan böyle, biz de, altýnýn deðerinin belirli olduðunu kabul edeceðiz; aslýnda ise bir metaya fiyat biçtiðimiz zaman, bu deðer, o an içindir. Bu varsayýma göre, dolaºým aracýnýn miktarý, gerçekleºecek olan fiyatlarýn toplamý ile belirlenir. ªimdi eðer bir adým daha atarak her metaýn fiyatýnýn belli olduðunu varsayarsak, fiyatlarýn toplamý, kuºkusuz, dolaºýmdaki metalar kitlesine baðlý olur. 1 kile buðday 2 sterlin, 100 kile 200 sterlin, 200 kile 400 sterlin vb. iken, satýldýðý zaman buðday ile yer deðiºtirecek para miktarýnýn, buðdayýn miktarýyla artmasý zorunluluðunu kavramak için öyle pek fazla kafa yormaya gerek yoktur. Eðer metalarýn kitlesi sabit kalýrsa, dolaºýmdaki para miktarý, bu meta fiyatlarýndaki dalgalanmalara göre deðiºir. Fiyat deðiºikliði sonucu toplam fiyatlardaki artýº ya da düºüº yüzündenpara da artar ve eksilir. Bu sonucun ortaya çýkmasý için bütün meta fiyatlarýnýn ayný anda yükselmesi ya da düºmesi de gerekmez. Önde gelen bir kýsým metaýn fiyatlarýndaki yükselme ya da düºme, bütün metalarýn toplam fiyatlarýnýn artmasýna ya da azalmasýna yettiði gibi, dolaºýmda daha çok ya da daha az para bulunmasýna yolaçar. Fiyatlardaki deðiºme, ister meta deðerlerindeki fiili deðiºmeye tekabül etsin ya da yalnýzca piyasa-fiyatlarýndaki bir dalgalanmanýn sonucu olsun, dolaºým aracý miktarý üzerindeki etkisi ayný kalýr. Diyelim ki, aºaðýdaki mallar ayný anda farklý yerlerde satýlýyor ya da kýsmen baºkalaºýyorlar: bir kile buðday, 20 yarda keten bezi, bir Ýncil ve dört galon kanyak. Eðer her kalem eºyanýn fiyatý 2 sterlin ise gerçekleºen fiyat toplamý 8 sterlin olur ve dolayýsýyla 8 sterlinlik bir para dolaºýma girmek zorundadýr. Öte yandan, eðer bu ayný mallar bildiðimiz baºkalaºýmlar dizisinin, yani 1 kile buðday 2 sterlin 20 yarda keten bezi 2 sterlin 1 Ýncil 2 sterlin 4 galon kanyak 2 sterlin, bizce çok iyi bilinen bir zincir ise, býý durumda 2 sterlin, deðiºik metalarý birini ötekinin arkasýnda dolaºtýrýr ve bunlarýn 8 sterlinlik toplam (sayfa 134) fiyatlarýný ardýºýk olarak gerçekleºtirdikten sonra, ensonu kanyakçýnýn cebinde istirahate çekilir. 2 sterlin böylece dört hareket yapmýºtýr. Ayný madenî paranýn bu yinelenen yer deðiºtirmesi, metalarýn biçimindeki ikili deðiºikliðe, iki dolaºým aºamasýndan geçerek karºýt yönlerde hareketlerine ve farklý metalarýn baºkalaºýmlarýndaki içiçeliðe tekabül eder. [77] Baºkalaºým sürecini oluºturan sürecin bu karºýt ve birbirini tamamlayýcý evreleri, ayný anda deðil, ama ardýºýk olarak geçmiºlerdir. Dizinin tamamlanmasý için bu nedenle zamana gereksinme vardýr. Demek ki, paranýn devinme hýzý, belli bir madenî paranýn belli bir zamanda yaptýðý hareketlerin sayýsý ile ölçülür. Dört parça malýn dolaºýmý, diyelim ki, bir gün alsýn. Bir günde gerçekleºen fiyatlarýn toplamý 8 sterlin, iki madenî paranýn yaptýðý hareket sayýsý dört, ve dolaºan para miktarý 2 sterlindir. Bu durumda, dolaºým süreci sýrasýnda belli bir zaman aralýðý için ºu iliºkileri elde ederiz: dolaºým aracý olarak iºlev gören para miktarý, meta fiyatlarý toplamýnýn, ayný ad altýndaki paranýn yaptýðý hareket sayýsýyla bölünmesinden çýkacak sonuca eºittir. Bu yasa, genel geçerliðe sahiptir. Bir ülkede belli bir zaman aralýðýndaki toplam meta dolaºýmý, bir yandan, birçok yalýtýk ve eºzamanlý kýsmi baºkalaºmalardan, her para parçasýnýn, yerini yalnýzca bir kez deðiºtirdiði ya da yalnýzca bir kez hareket ettiði, ayný zamanda satýnalma olan satýºlardan meydana gelmiºtir; öte yandan da, bazan yanyana bazan içiçe geçmiº birçok farklý baºkalaºým dizilerinden meydana gelmiºtir; bu dizilerin herbirinde herbir sikke belli sayýda hareket yapar ve bu sayý, koºullara göre daha büyük ya da küçük olabilir. Ayný ad altýnda dolaºýmda bulunan bütün sikkelerin yapmýº olduklarý hareketin toplam sayýsý bilinirse, o addaki tek bir sikkenin yaptýðý ortalama hareket sayýsýný ya da para devinmesinin ortalama hýzýný bulabiliriz. Her günün baºlangýcýnda dolaºýma sokulan para miktarý, kuºkusuz, ayný anda yanyana dolaºýmda bulunan bütün metalarýn fiyatlarýnýn toplamý ile belirlenir. Ama dolaºýma giren sikkeler, deyim yerindeyse, birbirinden sorumlu hale gelirler. Ýçlerinden birisi hýzýný artýrýrsa, diðeri ya hýzýný azaltýr ya da dolaºýmdan büsbütün çýkar; çünkü dolaºým, tek bir (sayfa 135) sikkenin ya da unsurun yaptýðý ortalama devir sayýsý ile çarpýmýnýn, gerçekleºtirilecek fiyatlar toplamýna eºit olan altýn miktarýný ancak emebilir. Bunun için, eðer ayrý ayrý madenî paralarýn yaptýðý hareket sayýsý artarsa, bu madenî paralarýn dolaºýmdaki toplam sayýsý azalýr. Eðer hareket sayýsý azalýrsa, toplam para sayýsý artar. Dolaºýmýn emebileceði para miktarý belli bir ortalama dolaºým hýzý için bilindiðine göre, belli miktarda bir sterlin altýn paranýn bu dolaºýmdan çekilmesi için ayný miktarda kaðýt paranýn dolaºýma sokulmasý yeterlidir, ve bu marifeti bütün bankerler çok iyi bilirler. Paranýn devinmesi, genel anlamda, nasýl metalarýn dolaºýmýnýn ya da onlarýn geçirdikleri karºýt baºkalaºýmlarýnýn bir yansýmasýndan baºka bir ºey deðilse, ayný ºekilde, bu devinmenin hýzýda, metalarýn biçim deðiºtirme hýzýný, bir dizi baºkalaºýmýn birdiðeriyle sürekli içiçe geçiºini, maddenin

39 hýzlý toplumsal deðiºimini, metalarýn dolaºým alanýndan hýzla çekilmesini ve yerlerine ayný hýzla yenilerinin geçmesini yansýtýr. Demek ki, devinmenin hýzýnda, karºýt ve ayný zamanda birbirini tamamlayan evrelerin akýcý birliðini, metalarýn kullaným-deðeri biçiminden deðer biçimine dönüºmesinin birliðini, deðer biçiminden çýkýp tekrar kullaným-deðerine dönüºmesini, ya da satma ve satýnalma gibi iki sürecin birliðini görüyoruz. Öte yandan, devinmenin yavaºlamasý, bu iki sürecin yalýtýk karºýt evrelere ayrýlmasýný, biçim deðiºtirmesinde ve dolayýsýyla maddenin toplumsal deðiºimindeki týkanmayý yansýtýr. Dolaºým, tek baºýna, kuºkusuz bu týkanýklýðýn kaynaðý konusunda bize bir ipucu veremez; yalnýzca olguyu açýða çýkarýr. Kamuoyu, devinmedeki yavaºlama ile birlikte dolaºýmýn çevresinde paranýn ortaya çýkýºýný ve kayboluºunu daha seyrek olarak görür, bu yavaºlamayý, doðal olarak, dolaºým aracýndaki nicel eksikliðe baðlar. [78] (sayfa 136) Belli bir dönemde dolaºým aracý iºlevini yerine getiren toplam para miktarý, bir yandan dolaºýmdaki meta fiyatlarýnýn toplamý, öte yandan, baºkalaºýmýn karºýt evrelerinin birbirlerini izleme hýzlarýyla belirlenir. Toplam fiyatlarýn ortalama olarak her tek sikkeyle ne oranda gerçekleºebileceði, bu hýza baðlýdýr. Ama, dolaºýmdaki metalarýn fiyat toplamý ise, metalarýn miktarýna olduðu kadar fiyatlarýna da baðlýdýr. Ne var ki, bu üç etmen de, fiyatlarýn durumu, dolaºýmdaki meta miktarý ve paranýn devinme hýzý deðiºebilir. Bundan dolayý, gerçekleºecek fiyatlarýn toplamý ile bu toplama baðlý olan dolaºým aracý miktarý, bu üç etmenin çeºitli ºekillerde biraraya gelmesine göre deðiºecektir. Bu deðiºmeler içersinde, biz, yalnýzca fiyat tarihinde en büyük önem taºýyanlarý gözden geçireceðiz. Fiyatlar sabit kalýrken, dolaºým aracýnýn niceliði, ya dolaºýmdaki metalarýn sayýsýnýn artýºý ya da devinme hýzýndaki düºüº, ya da her ikisinin birlikte olmasýyla yükselebilir. Öte yandan, dolaºým aracý miktarý, meta sayýsýndaki azalýº ya da bunlarýn dolaºým hýzýndaki yükseliº ile birlikte azalabilir. Meta fiyatlarýnýn genel yükselmesi ile, dolaºýmdaki metalarýn kitlesi, bu metalarýn fiyatlarýnýn artmasý oranýnda azalmasý kaydýyla, ya da dolaºýmdaki metalarýn kitlesi sabit kalýrken, devinme hýzýnýn, fiyatlardaki yükseliº ölçüsünde artmasý kaydýyla, dolaºým aracý miktarý sabit kalýr. Dolaºým aracý miktarý, daha çabuk azalan meta sayýsýna ya da fiyat yükselmelerinden daha çabuk artan para hýzýna baðlý olarak azalabilir. Metalarýn fiyatlarýndaki bir genel düºme ile, meta kitlesinin artýºý, fiyatlarýnýn düºmesine orantýlý olmak kaydýyla ya da dolaºýmdaki paranýn hýzýnýn azalýºýnýn ayný oranda olmasý kaydýyla, dolaºým aracý miktarý sabit kalýr. Metalarýn kitlesinin daha hýzlý artmasý ya da dolaºým hýzýnýn azalmasý, fiyat düºmelerinden daha (sayfa 137) çabuk olmasý kaydýyla, dolaºým aracýnýn miktarý artar. Çeºitli etmenlerdeki deðiºmeler karºýlýklý olarak birbirlerini yokedebilirler ve böylece bunlardaki sürekli kararsýzlýða karºýn, fiyatlarýn gerçekleºecek genel toplamý ile dolaºýmdaki para miktarý sabit kalýr; bu nedenle, özellikle uzun dönemleri dikkate alýrsak, herhangi bir ülkede dolaºýmdaki para miktarýnýn ortalama düzeyindeki sapmalar ilk bakýºta umduðumuzdan çok daha küçüktür. Sýnaî ve ticarî bunalýmlardan ileri gelen devresel aºýrý bozulmalar ve daha ender olarak da para deðerindeki dalgalanmalar, kuºkusuz bu kuralýn dýºýndadýr. Dolaºým aracý miktarýnýn, dolaºýmdaki metalarýn fiyatlarýnýn toplamý ile ortalama dolaºým hýzý [79] tarafýndan belirleneceði yasasý, ºöyle de ifade edilebilir: metalarýn deðerlerinin toplamý ile bunlarýn. baºkalaºýmlarýnýn ortalama hýzý belli ise, para olarak dolaºýmda bulunan deðerli madenin miktarý bu madenin deðerine baðlýdýr. Bunun tersine, fiyatlarýn, dolaºým aracýnýn miktarý ile belirlendiði ve bunun da ülkedeki deðerli madenlerin miktarýna baðlý olduðu düºüncesi yanlýºtýr; [80] bu düºünce, onu ilk benimseyenler (sayfa 138) tarafýndan ºu saçma varsayýma dayandýrýlmýºtý: dolaºýma ilk girdikleri zaman metalar fiyattan yoksundu, para da deðerden; meta yýðýnýndan belli bir kýsým, deðerli maden yýðýnýndan belli kýsýmla deðiºilir. [81] c. Sikke ve Deðer Simgeleri Paranýn sikke biçimini almasý, dolaºým aracý olarak iºlev görmesinden çýkmýºtýr. Metalarýn fiyatlarý ya da para-adlarý ile imgelemde temsil edilen altýn aðýrlýðýnýn, dolaºým içinde bu metalarýnkarºýºýna, belli adlar altýnda sikke ya da altýnýn para biçiminde çýkmasý gerekir. Fiyat ölçütünün saptanmasý gibi sikke basmak da devletin iºidir. Altýn ile gümüºün, sikke olarak ülke içersinde giydikleri çeºitli ulusal üniformalarý dünya pazarýnda soyunup atmalarý, metalarýn, iç ya da ulusal dolaºým alanlarý ile evrensel alanlarý arasýndaki ayrýlýðý gösterir. Bu nedenle sikke ile külçe arasýndaki tek fark, biçim yönündendir ve altýn daima bir biçimden diðerine geçebilir. [82] Sikke, darphanenin kapýsýndan çýkar çýkmaz, kendisini erime potasýnýn yolunda bulur. Dolaºýmlarý sýrasýnda s ikkeler, kimi az kimi çok, aºýnýrlar. Ad ve öz, itibari aðýrlýk ve gerçek aðýrlýk, birbirinden ayrýlma sürecine baºlarlar. Ayný adý taºýyan sikkeler, aðýrlýklarýndaki farklýlýk nedeniyle, farklý deðerde olmaya baºlarlar. Fiyatlarýn ölçütü olarak saptanýlan altýn aðýrlýðý, dolaºým aracý olarak hizmet eden aðýrlýktan sapar ve artýk fiyatlarýný gerçekleºtirdiði metalarýn gerçek eºdeðeri olmaktan çýkar. Ortaçaðdan 18. yüzyýla kadar, sikke basma tarihi, bu nedenden ileri gelen

40 devamlý karýºýklýklarla doludur. Sikkeleri yalnýzca taºýdýklarý anlam yönünden deðerlendirme ve resmen kabul edilen maden aðýrlýklarýnýn birer simgesi haline getirme konusundaki dolaºýmýn doðal eðilimi, modern yasalarla kabul edilmiº ve bir altýn sikkenin para olma özelliðini ya da yasayla kabul edilmiº para olma niteliðini yitireceði aðýrlýk kayýplarý saptanmýºtýr. Bizzat sikkenin devinimi, bir yandan yalnýzca basit bir maden parçasý olarak ve öte yandan da belirli bir iºlevle sikkeler olarak aralarýnda bir fark yaratarak, itibarî ve gerçek aðýrlýðý arasýnda bir ayrým yapma etkisi gerçeði, madenî sikkeler yerine, sikkeler olarak ayný amaca hizmet eden simgeler ya da herhangi bir baºka maddenin konmasý olanaðýný sakladýðýný gösterir. Çok (sayfa 140) küçük altýn ve gümüº miktarlarda sikke yapmanýn pratik güçlükleri ile, baºlangýçta deðer ölçüsü olarak deðeri yüksek madenler yerine daha az deðerli madenlerin, gümüº yerine bakýrýn altýn yerine gümüºün kullanýlmasý ve bu halin, deðerli madenlerin bunlarý tahttan indirmesine kadar sürmesi gibi olaylar, tarihte gümüº ve bakýr ufaklýklarýn, altýn sikkelerin yerini tutmada oynadýklarý rolü açýklar. Gümüº ve bakýr ufaklýklar, sikkelerin elden ele hýzla dolaºtýðý ve dolayýsýyla en fazla aºýnma ve ufalanmayla karºý karºýya kaldýðý dolaºým alanlarýnd a altýnýn yerini almýºtýr. Bu, çok küçük çapta alýºveriºlerin devamlý olduðu yerlerde olur. Bu uydularýn altýnýn yerine sürekli olarak yerleºmelerini önlemek için ödemelerde altýn yerine bunlardan hangi miktarlarda kabul edilebileceði yasalarla saptanmýºtýr. Devinim halindeki farklý sikke türlerinin izlemiº olduklarý özel yollar, doðal olarak, birbirleriyle karºýlaºýr. Gümüº ve bakýr ufaklýklar, en küçük altýn sikkelerin kesirlerini ödemek için altýn ile kolkola girer; altýn bir yandan durmadan perakende dolaºýma akar, öte yandan da ufaklýklar ile deðiºilerek durmadan tekrar dýºarý atýlýr. [83] Gümüº ve bakýr ufaklýklarýn madeni aðýrlýðý, keyfi olarak, yasalarla saptanýr. Bunlar devinirken altýn sikkelerden de çabuk aºýnýrlar. Bundan dolayý iºlevleri, aðýrlýklarýndan ve dolayýsýyla bütün deðerlerinden tamamen baðýmsýzdýr. Sikke olarak altýnýn iºlevi, altýnýn madeni deðerinden tamamen baðýmsýz hale gelir. Bu nedenle, kâðýt paralar gibi nispeten deðersiz ºeyler, onun yerine sikke görevini görebilirler. Bu salt simgesel özellik, bellibir ölçüde madenî ufaklýklarda maskelenmiºtir. Kâðýt parada ise iyice sýrýtýr. Aslýnda, ce n'est que le premier pas qui coûte. [24*] Burada sözünü ettiðimiz, yalnýzca, devlet tarafýndan basýlan, ve zorunlu dolaºýma sahip, karºýlýksýz kâðýt paradýr. En yakýn kökeni madenî para devinimindedir. Buna karºýlýk krediye dayanan para, metalarýn basit dolaºýmý açýsýndan bize henüz tamamen (sayfa 141) yabancý olan koºullarý gerektirmektedir. Ama bu konuda ºu kadarý söylenebilir ki, nasýl asýl kâðýt para, paranýn dolaºým aracý olmasý iºlevinden doðuyorsa; kredi parasý da kaynaðýný, paranýn ödeme aracý olma iºlevinden kendiliðinden alýr. [84] Devlet, üzerlerinde 1 sterlin, 5 sterlin vb. gibi adlar bulunan kâðýt parçalarýný dolaºýma sokar. Ayný miktarda altýnýn yerini fiilen aldýklarý sürece, bunlar da, bizzat paranýn devinmesini düzenleyen yasalara tâbidir. Kâðýt paranýn dolaºýmýna özgü bir yasa, ancak, bu kâðýt paranýn altýný temsil oranýndan doðabilir. Böyle bir yasa vardýr ve basitçe söylemek gerekirse ºöyledir: çýkartýlacak kâðýt paranýn miktarýnýn yerine simgeler konmadan bizzat dolaºýma girecek olan altýn (ya da gümüº) miktarýný geçmemesi gerekir. Dolaºýmýn emebileceði altýn miktarý, belli bir düzeyde durmadan dalgalanýr. Böyle olmakla birlikte, bir ülkedeki dolaºým aracý kitlesi, fiili deneylerle doðruluðu kolayca anlaºýlabilecek belli bir asgarî düzeyin altýna düºmez. Bu asgarî kitleyi oluºturan kýsýmlarda durmadan süregelen deðiºiklikler gerçeði ya da içindeki altýn paralarýnýn sürekli olarak yenileriyle deðiºtirilmesi, kuºkusuz ne onun miktarýný ne de onun dolaºýmýnýn sürekliliðini deðiºtirmeye yolaçmaz. ݺte bunun için yerini kâðýt simgeler alabilir. Buna karºýlýk, dolaºýmýn bütün kanallarý, bugün, para emme kapasitelerinin sonuna kadar kâðýt para ile dolu olsa, yarýn, meta dolaºýmýndaki bir dalgalanma sonucu, taºacak hale gelebilirler. Bu durumda artýk ölçüt diye bir ºey kalmaz. Eðer ayný ad altýnda fiilen dolaºýma girebilecek altýn sikkesi yerine konan kâðýt para gerçek sýnýrýný aºarsa, genel itibarsýzlýk tehlikesi bir yana, metalarýn dolaºým yasalarý gereðince, salt kâðýt para ile temsil edilebilecek kadar bir altýn miktarýný ancak temsil edebilir. Çýkartýlan kâðýt para miktarý, gereken miktarýn iki katý olsa, 1 sterlin, (sayfa 142) 1 / 4 onsluk altýnýn deðil, 1 / 8 ons altýnýn para adý olur. Bunun etkisi, týpký, fiyatlarýn bir ölçütü olarak altýnýn iºlevinde sanki bir deðiºme oluyormuº gibi olur. Daha önce 1 sterlinlik fiyatla ifade edilen deðerler, ºimdi artýk 2 sterlinlik fiyatla ifade edilebilir. Kâðýt para, altýný ya da parayý temsil eden bir simgedir. Onunla metalarýn deðerleri arasýndaki iliºki, metalarýn kâðýt para tarafýndan simge olarak temsil edilen ayný altýn miktarý ile düºünsel olarak ifade edilmesinden ibarettir. Kâðýt para, yalnýzca, diðer bütün metalar gibi bir deðere sahip olan altýný temsil ettiði sürece deðerin bir simgesidir. [85] Ensonu ºu soru sorulabilir: nasýl oluyor da altýnýn yerini kendileri bir deðer taºýmayan simgeler alabiliyor? Ama, daha önce de görmüº olduðumuz gibi, altýn ancak sikke ya da dolaºým aracý olmaktan baºka bir iºlevde bulunmadýðý sürece bu yer deðiºtirme olanaklýdýr. ªimdi paranýn bunun yanýnda baºka iºlevleri de vardýr, ve salt dolaºým aracý olarak hizmet etme iºlevi hâlâ devinmesini sürdüren aºýnmýº sikkelerin bulunmasýna karºýn, altýn sikkeyle sýnýrlanmýº deðildir. Her para parçasý, fiilen devinmede bulunduðu sürece sikkedir ya da dolaºým aracýdýr. Ama bu, yerini kâðýt paraya býrakabilecek çok küçük altýn kütleler için sözkonusudur. Bu kütle, sürekli dolaºým alanýnda kalýr,

41 sürekli olarak dolaºým aracý iºlevini yapar, ve salt bu amaçla vardýr. Hareketi, bu nedenle, yalnýzca, baºkalaºýmýn sürekli deðiºen ters evrelerini, M P M, metalarýn deðer-biçimlerinde yalnýzca tekrar ve hemen kaybolmasý için karºý karºýya gelmeleri evrelerini temsil eder. Burada metalarýn deðiºimdeðerlerinin baðýmsýz varlýklarý geçici bir görüntüdür ve yerini derhal bir baºka metaya býrakýr. Paranýn durmadan elden ele dolaºmasýna yolaçan bu süreçte, paranýn salt simgesel bir varlýða sahip olmasý yeterlidir. Deyim yerindeyse, burada paranýn iºlevsel varlýðý, maddî varlýðýný (sayfa 143) yutmaktadýr. Meta fiyatlarýnýn geçici ve nesnel bir yansýmasý olmasý nedeniyle, bizzat kendisinin bir simgesi olarak hizmet etmektedir ve dolayýsýyla yerini bir simgeye býrakabilmektedir. [86] Burada tek zorunluluk, bu simgelerin kendi baºýna nesnel toplumsal bir geçerliðe sahip olmasý gerekir ki, kâðýt simge bunu da zora dayanan devinmesi ile kazanýr. Devletin bu zorunlu eylemi, toplumun sýnýrlarý ile çakýºan ülke için dolaºýmda geçerli olabilir, ama ayný zamanda da, ancak bu alan içersinde para, dolaºým aracý olma iºlevini tümüyle yerine getirir ya da sikke halini alýr. ÜÇÜNCÜ KESÝM. PARA Deðer ölçüsü iºlevini yerine getiren ve ister kendi kiºiliðinde ister bir temsilci ile dolaºým aracý olarak hizmet eden meta, paradýr.altýn (ya da gümüº) iºte bunun için paradýr. Bir yandan, kendi altýn kiºiliði içinde varolmasý gerektiði zaman paraolarak iºlev görür. O zaman, deðer ölçüsü iºlevinde olduðu gibi ne yalnýzca düºünseldir, ne de dolaºým iºlevindeki gibi temsil edilmeye uygun parametadýr. Öte yandan, iºlevini, ister kendisi, ister bir temsilci aracýlýðý ile yerine getirsin, bu iºlevi gereði, para olarak da iºlev görür, bütün öteki metalarýn temsil ettiði kullaným-deðerleri karºýsýnda biricik deðiºim-deðerinin uygun biçimi olarak bir tek deðer-biçimi halinde pýhtýlaºýr. a. Para-Yýðma (Ýddihar) Metalarýn iki karºýt baºkalaºýmýnýn devrelerindeki sürekli hareket, ya da satýº ve satýnalmanýn hiç bitmeyen deðiºmesi, paranýn dinmeyen devrinde ya da paranýn devinmesinde oynadýðý perpetuum mobile [25*] iºlevinde yansýr. Ne var ki, baºkalaºým dizileri kesilir kesilmez, satýºlar kendisini izleyecek satýnalmalarla tamamlanmadýðý anda para hareketli olmaktan çýkar; (sayfa 144) Boisguillebert'in dediði gibi, "meuble"den "immeuble"ye, hareketlilikten hareketsizliðe dönüºür, sikke iken para olur. Metalarýn daha ilk dolaºýmý ile birlikte, ilk baºkalaºýmýnýn ürününü sýký sýkýya elde tutma zorunluluðu ve tutkusu ortaya çýkmýºtýr. Bu ürün, metaýn dönüºmüº, ºekli ya da altýn-krizalit biçimidir. [87] Artýk metalar, baºka metalarý satýnalmak için deðil, bunlarýn meta-biçimini, para-biçimi ile deðiºtirmek için satýlmýºtýr. Metalarýn dolaºýmýný etkileyen salt amaçlar olmalarýndan, bu biçim deðiºikliði kendi baºýna bir amaç, bir hedef halini almýºtýr. Metaýn bu deðiºmiº biçiminin, hiç bir koºula baðlý olmadan elden çýkarýlabilir biçim olarak ya da yalnýzca geçici para-biçimi olarak iºlevini yerine getirmesi, böylece önlenmiº oluyordu. Yani para, bir küme halinde taºlaºýyor ve satýcý, para yýðýcýsý oluyordu. Metalarýn dolaºýmýnýn ilk aºamalarýnda, yalnýzca kullaným deðerleri fazlalarý paraya çevrilirdi. Altýn ile gümüº, böylece, fazlalýðýn ya da servetin toplumsal ifadeleri halini almýºlardýr. Para yýðýcýlýðýn bu ilkel biçimi, geleneksel üretim biçiminin sabit ve sýnýrlý bir aile çevresi gereksinmelerini karºýlamak için sürdürüldüðü topluluklarda süreklilik kazanmýºtýr. Asya halkýnda, özellikle Hintlilerde durum böyledir. Bir ülkedeki meta fiyatlarýnýn, orada bulunan altýn ve gümüº miktarý ile belirlendiði sanýsýna kapýlan Vanderlint, Hint mallarýnýn niçin bu kadar ucuz olduðunu kendi kendine sorar. Yanýt ºudur: Hintliler paralarýný gömerler de ondan ilâ 1734 yýllarý arasýnda, aslýnda Amerika'dan Avrupa'ya gelmiº olan 150 milyon gümüº sterlini gömdüklerini belirtir. [88] 1856 ile 1866 yýllarý arasýndaki 10 yýlda Ýngiltere, Hindistan'a ve Çin'e, aldýðý Avustralya altýnýna karºýlýk gümüº sterlin ihraç etmiºtir. Çin'e ihraç edilen gümüºün büyük kýsmý, sonradan Hindistan'a akýyor. Meta üretimi geliºtikçe, her meta üreticisi, nevrus rerum'dan [26*] ya da toplumsal güvenceden emin olmak zorundadýr. [89] Gereksinmeleri sürekli olarak kendisini hissettirir ve onu durmadan baºkalarýna ait metalarý satýnalmaya zorlar; oysa kendi öz (sayfa 145) mallarýnýn üretimi ve satýºý, zaman gerektirir ve koºullara baðlýdýr. Satmadan satýnalabilmek için, satýnalmadan önce satmýº olmasý gerekir. Bu iºlem genel ölçüde ele alýndýðýnda bir çeliºki taºýyormuº gibi görünür. Ama, deðerli madenler, üretim kaynaklarýnda, öteki metalar ile dolaysýz olarak deðiºilir. Ve iºte burada, meta sahipleri tarafýndan yapýlan satýº, (altýn ya da gümüº sahipleri tarafýndan) satýnalma olmadan yapýlmýºtýr. [90] Diðer üreticilerin ardýndan satýnalmayý izlemeyen satýºlar, yeni yeni üretilen deðerli madenlerin meta sahipleri arasýnda daðýlýmýný saðlar. Böylece, bütün deðiºim çizgisi boyunca çeºitli miktarlarda altýn ve gümüº kümeleri birikir. Deðiºim-deðerini belli bir meta biçiminde elde tutma ve

42 biriktirme olanaðý ile birlikte altýn hýrsý da artar. Dolaºýmdaki geniºlemeyle birlikte paranýn gücü, her an kullanýlmaya hazýr bu mutlak toplumsal servet biçiminin gücü de artar. "Altýn harika bir ºeydir! Ona sahip olan arzuladýðý her ºeyi elde eder. Altýnla bir kimse ruhlar cennetininin kapýlarýný bileaçar." (Colombus'un 1503'te Jamaika'dan yazdýðý mektup.) Altýn, kendisine dönüºen ºeyleri açýða vurmadýðý için, her ºey, meta olsun ya da olmasýn, altýna dönüºtürülebilir. Her ºey, satýlabilir ve satýnalýnabilir hale gelir. Dolaºým, her ºeyin içine atýlabileceði ve altýn-kristali olarak tekrar çýkacaðý büyük bir toplumsal imbik "olur. Bu simya ilmine azizlerin kemikleri bile dayanamadýktan sonra, res sacrosancta, extra commercium hominum [27*] nasýl dayansýn. [91] Metalar arasýndaki her nitel farklýlýk parada nasýl kayboluyorsa, para da, kendi payýna, radikal eºitçiler gibi bütün farklýlýklarý yokeder. [92] Ne var ki, paranýn kendisi de bir meta, dýºsal bir nesne, herkesin özel malý olabilecek bir ºeydir. Böylece toplumsal güç, özel kiºilerin özel güçleri halini alýr. Eskiler, bu yüzden parayý, ekonominin ve ºeylerin ahlâkî düzeninin yýkýcýsý olarak lânetlemiºlerdir. [93] Modern toplum doðar doðmaz, Plutus'u saçlarýndan (sayfa 146) tutarak topraðýn karnýndan [94] çýkarmýº ve altýný, Kutsal Kâse [28*] olarak, kendi öz yaºamýnýn gerçek ilkesinin parýltýlý cisimleºmesi olarak selâmlamýºtýr. Meta, içerdiði kullaným-deðeriyle belli bir gereksinmeyi karºýlar ve maddî servetin belli bir öðesidir. Ama bir metaýn deðeri, maddî servetin diðer bütün öðeleri için taºýdýðý çekim gücünün derecesini ve bu nedenle sahibinin toplumsal servetini ölçer.metalarýn sahibi olan bir barbar ve hatta bir Batý Avrupa köylüsü için, deðer, deðer-biçimi ile ayný ºeydir, ve bundan dolayý, ona göre, altýn ve gümüº istifindeki artýº, deðerde bir artýº demektir. Paranýn deðerinin, bazan kendi deðerindeki deðiºmenin, bazan da metalarýn deðerlerinde bir deðiºmenin sonucu olarak deðiºtiði doðrudur. Ama bu, bir yandan, 200 ons altýnýn 100 ons altýndan daha fazla deðer taºýmasýna engel olamayacaðý gibi, öte yandan da bu malýn o andaki madenî biçiminin, diðer bütün metalarýn evrensel eºdeðer biçimi ve insan emeðinin doðrudan toplumsal cisimleºmesi olmasýný da önleyemez. Para-yýðma hýrsý, (sayfa 147) doðasý gereði doymak bilmez. Nitelik ya da biçim açýsýndan paranýn yararlýlýðýnýn sýnýrý yoktur, yani her metaya doðrudan doðruya çevrilebildiði için maddî servetin evrensel temsilcisidir. Amaayný zamanda, her fiilî para toplamý miktar olarak sýnýrlýdýr, dolayýsýyla, satýnalma aracý olarak sýnýrlý bir yararlýlýðý vardýr. Paranýn nicel sýnýrlýlýðý ile nitel sýnýrsýzlýðý arasýndaki bu karºýtlýk, istifçi için, Sisyphus-benzeri [29*] emek biriktirmesinde, para yýðýcýsý için, sürekli bir mahmuz olur. Bu, týpký, aldýðý her yeni ülkede,yalnýzca yeni bir sýnýr gören bir fatihi andýrýr. Altýnýn para olarak elde tutulmasý ve istiflenmesi için, dolaºýmýna ya da zevk aracýna dönüºmesine engel olunmasý gerekir. Para yýðýcý, bunun için, altýn fetiºi adýna, bedenî zevklerden fedakârlýk yapar. Kutsal kitabýn perhiz bahsine büyük bir içtenlikle uyar. Öte yandan, dolaºýmdan, ona metalar biçiminde katmýº olduðundan fazlasýný çekemez. Ne kadar çok üretirse o kadar çok satabilir. Çok çalýºmak, tutumluluk ve hasislik onun baºlýca üç erdemidir, ve çok satýp, az satýnalmak ekonomi politiðin özetidir. [95] Para yýðýcýlýðýn kaba biçiminin yanýsýra, altýn ve gümüº eºyalara sahip olma ºeklinde, estetik bir biçimini de görüyoruz. Bu, uygar toplumun serveti ile birlikte geliºir. "Soyons riches ou paraissons riches" [30*] (Diderot). Böylece, bir yandan, altýn ve gümüº için, para iºlevlerinden kopuk, durmadan geniºleyen bir pazar doðar, ve öte yandan, bunalým ve toplumsal çalkantýlar sýrasýnda baºvurulabilecek bir kaynak doðar. Para yýðýcýlýðý, madeni dolaºým ekonomisinde çeºitli amaçlara hizmet eder. Ýlk iºlevi, altýn ve gümüº sikkelerin devinmelerinin tâbi olduðu koºullarda doðar. Metalarýn dolaºýmý ve fiyatlarýnýn büyüklüðü ve hýzýndaki sürekli dalgalanmalarýnýn yanýsýra, dolaºýmdaki para miktarýnýn durmaksýzýn nasýl yükseldiðini ya da alçaldýðýný görmüº bulunuyoruz. Demek ki, bu kitlenin geniºleyebilir ve daralabilir olmasý gerekir. Bazan para, dolaºan sikke olarak iº görmek üzere çekilmek, bazan da dolaºan sikke, az ya da çok durgun para olarak iº görmek üzere itilmek zorundadýr. (sayfa 148) Fiilen dolaºýmdaki para kitlesinin, dolaºýmýn emme gücünü sürekli doyum noktasýnda tutabilmesi için, ülkedeki altýn ve gümüº miktarýnýn, sikke olarak iºlev yapmasý, gerekli miktardan daha fazla olmasý zorunludur. Bu koºul, yýðýlý para biçimini alan para tarafýndan yerine getirilir. Bu rezervler, dolaºýma para çýkarmak ya dadolaºýmdan para çekmek için kanal hizmetini görürler ve böylece kanallarýndan dolup taºmalarý önlenmiº olur. [96] b. Ödeme Aracý Metalarýn ºimdiye kadar gözününde tuttuðumuz basit dolaºýmý biçiminde, belli bir deðerin, daima iki biçimde karºýmýza çýktýðýný görmüºtük: bir kutupta meta, karºý kutupta para. Meta sahipleri bu nedenle, zaten eºdeðer ºeylerin temsilcileri olarak temasa gelirler. Ama dolaºým geliºtikçe, metalarýn elden çýkarýlmasýný saðlayan koºullar, bir zaman aralýðý ile fiyatlarýnýn gerçekleºmesinden ayrý hale

43 gelir. Burada, bu koºullarýn en basitine iºaret etmek yetecektir. Bir çeºit malýn üretimi için daha uzun zaman, bir baºka malýn üretimi için daha kýsa zaman gerekir. Gene, farklý metalarýn üretimi yýlýn çeºitli mevsimlerine baðlýdýr. Bir tür meta kendi pazar yerinde doðabilir, bir diðerinin pazara gitmesi için uzun bir yolculuk yapmasý gerekir. Bunun için 1 numaralý meta sahibi, 2 numaralý satýnalmaya hazýr olmadan önce, satýºa hazýr olabilir. Ayný kiºiler arasýnda ayný alýºveriºler sürekli yinelenince, satýº koºullarý, üretim koºullarýna göre düzenlenir. Öte yandan, belli bir metaýn, örneðin, bir evin kullanýmý, belirlibir süre için satýlýr (halk dilinde kiralanýr). Burada ancak bu sürenin sonunda, alýcý, o metaýn kullaným-deðerini fiilen elde (sayfa 149) etmiº olur. Bunun için o, bedelini ödemeden önce satýnalmýºtýr. Satýcý varolan bir malý satar, alýcý yalnýzca paranýn, ya da daha doðrusu gelecekteki paranýn temsilcisi olarak satýnalýr. Satýcý alacaklý, satýnalan borçlu olur. Burada, metalarýn baºkalaºýmý ya da deðer-biçimlerinin geliºmesi yeni bir yönüyle ortaya çýktýðýiçin, para da yeni bir iºlev yüklenir, ödeme aracý olur. Alacaklý ya da borçlu olma niteliði, burada basit dolaºýmdan gelmektedir. Bu dolaºýmýn biçimindeki deðiºme, alýcý ve satýcýya bu yeni damgayý vurur. Baºlangýçta bunlar, týpký satýcýnýn ve alýcýnýngeçici ve birbiri ardýna gelen yeni rolleriydi ve ayný aktörler tarafýndan sýrayla oynanýrdý. Ama ºimdi bu karºýtlýk eskisi kadar hoº olmadýðý gibi, kristalleºmeye daha da yatkýndýr. [97] Bununla birlikte, ayný özellikler, meta dolaºýmýndan baðýmsýz olarak da kabul edilebilir. Eski dünyada sýnýf savaºýmlarý, borçlu ile alacaklý arasýnda bir savaºým biçimini almýº ve Roma'da borçlu pleblerin mahvolmasý ile sona ermiºtir. Köleler, bunlarýn yerlerini almýºtýr. Ortaçaðda, çatýºma, ekonomik temeli ile birlikte onun üzerine kurulan siyasal güçlerini de yitiren borçlu feodallerin mahvolmasý ile sonuçlanmýºtý. Ne var ki, bu iki dönemdeki borçlular ile alacaklýlar arasýndaki para iliºkisi, yalnýzca, sözkonusu sýnýflarýn dayandýklarý genel ekonomik koºullar arasýndaki derin uzlaºmaz karºýtlýðý yansýtýr. ªimdi tekrar metalarýn dolaºýmýna dönelim. Satýº sürecinin iki kutbunda iki eºdeðerin, meta ile paranýn ayný anda yeralmasý artýk sona ermiºtir. ªimdi artýk, para, ilkönce, satýlan metaýn fiyatýnýn belirlenmesinde deðer ölçüsü olarak iºlev yapmaktadýr; sözleºme ile saptanýlan fiyat, borçlunun yükümlülüðünü, ya da saptanýlan tarihte ödemek zorunda olduðu para miktarýný gösterir. Ýkinci olarak para, düºünsel satýnalma aracý olarak hizmet eder; alýcýnýn, ödeme konusunda yalnýzca verdiði sözde varolmakla birlikte, metaýn el deðiºtirmesini saðlar. Ödeme için saptanýlan günden önce, ödeme aracý, dolaºýma adýmýný atmaz, alýcýnýn elinden çýkýp satýcýnýn eline geçmez. Dolaºým aracýnýn, bu yýðýlmýº hale dönüºmesinin nedeni, ilk evreden sonra sürecin kesilmesi, metaýn dönüºmüº ºeklinin, yani paranýn dolaºýmdan çekilmesiydi. Ödeme (sayfa 150) aracý, dolaºýma, ancak meta onu terkettikten sonra girer. Para artýk dolaºým sürecini meydana getiren araç olmaktan çýkmýºtýr. O, ancak onu; deðiºim-deðerinin mutlak varlýk biçimi olarak ya da evrensel meta olarak, dolaºýma adýmýný atmak suretiyle sona erdirir. Satýcý, metaýný, bazý gereksinmelerini karºýlamak için paraya çevirmiºtir, oysa para yýðýcý, ayný ºeyi, metaýný para biçiminde elde tutmak, için yapmýº, borçlu ise borcunu ödemek amacýyla ayný yola baºvurmuºtur; zaten borcunu ödemese, onun mallarý, icra dairesi tarafýndan satýlacaktýr. Metalarýn deðer-biçimi para, ºimdi artýk, satýºýn bir sonu ve amacýdýr, ve bizzat dolaºým sürecinden toplumsal bir zorunluluk olarak ortaya çýkmaktadýr. Alýcý, metalarý paraya çevirmeden önce, parayý tekrar metaya çevirir; bir baºka deyiºle, metalarýn ikinci baºkalaºýmýný birinciden önce tamamlar. Satýcýnýn metaý dolaºýma girer, fiyatýný gerçekleºtirir, ama bu, ancak, para üzerinde yasal bir hak ºeklinde olur. Meta, paraya dönüºmeden önce kullanýmdeðerine dönüºmüºtür. Birinci baºkalaºýmýnýn tamamlanmasý, ancak daha sonraki bir dönemde olur. [98] Belli bir dönemde, vadesi gelen borç ödemesi, satýºlarý ile bu borçlarý meydana getiren metalarýn toplam fiyatlarýný temsil ederler. Bu fiyat toplamýnýn gerçekleºmesi için gerekli altýn miktarý, her ºeyden önce, ödeme aracýnýn dolaºým hýzýna baðlýdýr. Bu miktar iki durumla koºullanýr: birincisi, borçlular ile alacaklýlar arasýndaki iliºkiler öyle bir zincir oluºtururlar ki, A, borçlusu B'den para aldýðýnda, bunu hemen alacaklýsý C'ye devreder, ve bu böyle devam eder gider; ikincisi, çeºitli ödeme günleri arasýndaki aralýklarýn uzunluðudur. Sürekli ödemeler zinciri ya da gecikmiº ilk baºkalaºýmlar, daha önceki sayfalarda gözden geçirdiðimiz, iç içe geçmiº baºkalaºýmlar dizisinden büsbütün farklýdýr. Dolaºým aracýnýn dolaºýmý ile, alýcýlar ile satýcýlar arasýndaki bað yalnýzca ifade edilmiº olmaz, bu bað, yalnýz dolaºým sýrasýnda doðmuºtur ve onunla vardýr. Buna karºýlýk ödeme aracýnýn hareketi, çok (sayfa 151) daha önceden varolan toplumsal bir iliºkiyi ifade eder. Birkaç satýºýn ayný anda ve yanyana olmasý olgusu, dolaºým hýzýnýn, sikkenin yerini hangi ölçüde alabileceðini sýnýrlar. Öte yandan bu olgu ödeme araçlarýnda tasarruf saðlayýcý yeni bir kaldýraçtýr. Ödemelerin tek bir noktada toplanmasý ölçüsünde, bunlarýn tasfiyesi (liquidation) için özel kurumlar ve yöntemler geliºtirilir. Ortaçaðlarda Lyon'da virement'ler [31*] böyleydi. A'nýn B'den, B'nin C'den ve C'nin A'dan vb. alacaklarýnýn pozitif ve negatif miktarlar olarak bir ölçüde birbirlerini yok etmek üzere karºý karºýya getirilmeleri yeter. Böylece geriye, ödenecek tek bir bakiye kalýr. Bir merkezde toplanan ödemeler miktarý ne kadar büyük olursa, bu borç bakiyesi o kadar az olur ve dolaºýmdaki ödeme aracý kitlesi o kadar küçük olur.

44 Paranýn ödeme aracý iºlevi, sýnýrsýz bir çeliºkinin varlýðýna iºaret eder. Ödemeler birbirlerini dengeledikleri sürece, para, yalnýzca, bir hesap parasý, bir deðer ölçüsü olarak düºünsel bir iºlevi yerine getirir. Fiili ödemeler yapýlmasý gerektiði sürece, para, artýk bir dolaºým aracý, ürünlerin deðiºiminde geçici bir etken olarak hizmet etmez, toplumsal emeðin bireysel cisimleºmesi, deðiºimdeðerinin baðýmsýz varlýk biçimi, evrensel meta olarak iº görür. Bu çeliºki, para bunalýmý diye bilinen iktisadi ve ticari bunalýmlarýn bu evrelerinde açýkça görülür. [99] Bu gibi bunalýmlar, ancak, uzayýp giden ödemeler zincirinin ve bunlarýn kapanmasý için yapay bir sistemin iyice geliºtiði yerlerde görülür. Bu mekanizmada genel ve yaygýn bir bozukluk olduðu zaman, bunun nedeni ne olursa olsun, para, birdenbire ve doðrudan, hesap parasýnýn düºünsel biçiminden çýkar ve nakit para halini alýr. Sýradan mallar artýk onun yerini alamaz. Metalarýn kullaným-deðeri deðersiz hale gelir, ve onlarýn deðeri de, kendi baðýmsýz biçiminin varlýðý içersinde kaybolur. Bunalým öngününde, burjuvazi,bolluðun verdiði sarhoºlukla, kendine güven içersinde, parayý boº bir hayal ilân eder. Yalnýzca meta paradýr. Ama ºimdi her yerde ºu çýðlýk: Yalnýzca para metadýr. Karacanýn su peºinde koºmasý (sayfa 152) gibi, onun ruhu da para, o biricik servet peºinde nefes nefesedir. [100] Bunalým sýrasýnda, metalarla onlarýn deðer-biçimi, para arasýndaki zýtlýk, mutlak çeliºki düzeyine yükselir. Bu gibi durumlarda,para hangi biçimde görünürse görünsün hiç önemi yoktur. Ödemeler ister altýn ile ister banknot gibi kredi parasýyla yapýlsýn, para kýtlýðý devam eder. [101] Eðer ºimdi belli bir dönemde dolaºýmdaki paranýn toplam miktarýný gözönünde tutacak olursak, dolaºým ve ödeme aracýnýn verilen devinme hýzýnýn, gerçekleºebilecek fiyatlarýn toplamý, artý, günü gelmiº ödemelerin toplamý, eksi, birbirini götüren ödemeler, son olarak, eksi, ayný sikke parçasýnýn sýra ile dolaºým ve ödeme aracý olarak hizmet gördüðü devreler sayýsý sonucuna eºit olduðunu görürüz. Bundan dolayý, fiyatlar ile devinme hýzý ve ödemelerinin hacmi bilinmiº olsa bile, belirli bir sürede, diyeli m bir günde, dolaºýmdaki para miktarý ile dolaºýmdaki metalar kitlesi artýk birbirine tekabül etmez. Çoktandýr dolaºýmdan çýkmýº olan metalarý temsil eden para, devinmesini sürdürür. Eºdeðeri para olan dolaºýmdaki metalar ilerdeki bir tarihe dek sahnede görünmezler. Ayrýca, her gün sözleºmeye baðlanan borçlar ile ayný gün vadeleri gelen ödemeler tamamen kýyas kabul etmez niceliklerdir. [102] (sayfa 153) Kredi-para, ödeme aracý olarak paranýn iºlevinden doðrudan ortaya çýkar. Satýnalýnmýº metalar için düzenlenen borç belgeleri, bu borçlarýn baºkalarýna devredilmesi amacýyla dolaºýr. Öte yandan, kredi sisteminin geliºmesi ölçüsünde, ödeme aracý olarak paranýn iºlevi de büyür. Bu niteliði ile, kendine özgü çeºitli biçimlere girerek, büyük ticari alýºveriºler alanýnda kendi evindeymiº gibi hareket eder. Buna karºýlýk altýn ve gümüº sikkeler perakende ticaret alanýna sürülür. [103] Meta üretimi kendisini yeterince yaygýnlaºtýrýnca, para, metalarýn dolaºým alaný ötesinde ödeme aracý olarak hizmet etmeye baºlar. Bütün sözleºmelerin evrensel konusu olan meta halini alýr. [104] Rantlar, vergiler ve benzeri ödemeler, aynî ödemeler halinden çýkýp nakdi ödemelere dönüºürler. Bu dönüºümün, üretimin genel koºullarýna ne ölçüde dayandýðýný, örneðin, Roma Ýmparatorluðunun, devlete yapýlan bütün ödemelerin para olarak ödenmesi için yaptýðý giriºimin iki kez baºarýsýzlýkla sonuçlanmasý çok iyi gösterir. Fransýz tarým nüfusunun Louis XIV zamanýndaki korkunç sefaleti, Boisguillebert, Marshal Vauban ve baºkalarýnýn açýk bir dille yerdikleri bu sefalet, yalnýz vergilerin yüksekliði (sayfa 154) yüzünden deðil, aynî vergilerin nakdî vergilere çevrilmesi yüzünden de ileri gelmiºti. [105] Öte yandan Asya'da devlet vergilerinin esasta aynî olarak ödenen rantlardan ibaret oluºu, doðal olay düzenliliði ile yeniden ortaya çýkan üretim koºullarýna baðlýdýr. Ve bu ödeme biçimi de eski üretim biçiminin devamýný saðlýyordu. Osmanlý Ýmparatorluðunun ayakta kalmasýnýn sýrlarýndan birisi de budur. Avrupa'nýn Japonya'ya zorla kabul ettirdiði dýº ticaret, aynî rant yerine nakdî rantýn geçmesine yolaçarsa, bu, ülkenin örnek tarýmýnýn sonu olacaktýr. Bu tarýmýn sürdürüldüðü dar ekonomik koºullar yokolup gidecektir. Her ülkede yýlýn belli günleri törelerle, çeºitli büyük ve devamlý borçlarýn kapatýlmasý günleri olarak kabul edilir. Bu tarihler, yeniden-üretim çarkýndaki devrimlerin yanýsýra, mevsimlerle sýký iliºki halindeki koºullara baðlýdýr. Bunlar, ayný zamanda, vergiler, rantlar vb. gibi, metalarýn dolaºýmý ile doðrudan baðlantýsý bulunmayan ödemelerin, tarihlerini de düzenler. Bütün ülkede bu tarihlere raslayan ödemeler için gerekli para miktarý, ödeme aracý ekonomisinde dönemsel ama tamamen yapay bozukluklara yolaçar. [106] Ödeme aracýnýn devinme hýzý yasasýndan ºu sonuç çýkar ki, kaynaðý ne olursa olsun, bütün dönemsel ödemeler için gerekli ödeme aracý miktarý, bu dönemlerin uzunluðu ile ters orantýlýdýr. [107] (sayfa 155) Paranýn ödeme aracý olarak geliºmesi, borçlanýlmýº miktarlarýn ödenme tarihi için para biriktirilmesini gerektirir. Zenginliðe kavuºmanýn belli bir yolu olarak para-yýðma, uygar toplumun ilerlemesiyle ortadan kalkarken, ödeme aracý rezervlerinin oluºumu bu ilerlemeyle birlikte artar. c. Evrensel Para

45 Para, iç dolaºým alanýndan çýktýðý anda, orada büründüðü, fiyatlarýn ölçütü, sikke, iºaret ve deðer simgesi gibi yerel giysilerinden soyunur ve ilk biçimi külçe haline döner. Dünya pazarlarý arasýndaki ticarette, metalarýn deðeri, evrensel olarak kabul edilebilecek biçimlerde ifade edilir. Bu nedenle, onlarýn baðýmsýz deðer-biçimleri de, bu durumlarda, evrensel para biçiminde onlarýn karºýsýna çýkarlar. Para, maddî biçimi ayný zamanda soyut insan emeðinin doðrudan doðruya toplumsal cisimleºmiº biçimi olan meta niteliðini, tam anlamýyla, ancak dünya pazarlarýnda kazanýr. Bu alandaki gerçek varoluº biçimi, onun düºünsel kavramýna en uygun ºekilde tekabül eder. Ýç dolaºým alanýnda, ancak tek bir meta deðer ölçüsü olarak hizmet etmekle para haline gelir. Dünya pazarlarýnda deðerin çift ölçüsü hüküm sürer, altýn ve gümüº. [108] (sayfa 156) Dünya parasý, evrensel ödeme aracý, evrensel satýnalma aracý, ve her türlü servetin evrensel olarak kabul edilen somutlaºmýº ºekli gibi hizmet eder. Onun baºlýca iºlevi, uluslararasý bakiyelerin tasfiyesinde ödeme aracý iºlevidir. Merkantilistlerin "ticaret dengesi" sloganý, iºte buradan gelir. [109] Altýn ile gümüº, çeºitli uluslar arasýndaki ürün deðiºiminde alýºýlagelen dengenin birdenbire bozulduðu dönemlerde, baºlýca ve zorunlu uluslararasý satýnalma aracý olarak hizmet ederler. Ve ensonu, satýnalma ya da ödemenin sözkonusu olmadýðý, ama servetin bir ülkeden diðerine aktarýlmasý gerektiði ve bu aktarmanýn, ya dünya pazarýnýn (sayfa 157) o andaki konumu, ya da güdülen özel amaçlar nedeniyle metalar biçiminde yapýlmasýnýn olanaksýz olduðu durumlarda, bu, toplumsal servetin evrensel somutlaºmýº ºekli olarak hizmet eder. [110] Her ülkenin iç dolaºým için bir para rezervine gereksinmesi olduðu gibi, dünya pazarlarýndaki dýº dolaºým için de böyle bir rezerve gereksinme vardýr. Demek ki, para-yýðmanýn iºlevleri, paranýn kýsmen iç dolaºým ve iç ödeme aracý iºlevinden, kýsmen de dünya parasý olma iºlevinden doðmuº oluyor. [111] Bu son iºlev için, gerçek para-meta, gerçek altýn ve gümüº gereklidir. Bu nedenle, Sir James Steuart, altýn ile gümüºe, bunlarý, salt yerel temsilcilerinden ayýrdetmek için "dünya parasý" demektedir. Altýn ile gümüºün akýmý iki yönlüdür. Bir yandan, kaynaðýndan çýkarak yeryüzünün bütün pazarlarýna yayýlýr, çeºitli ulusal dolaºým alanlarýnda farklý ölçülerde emilir, dolaºým kanallarýný doldurur, altýn ve gümüº sikkelerin aºýnmalarýnýn yerine geçer, lüks eºyalara malzeme olur, parayýðma ºeklinde donar. [112] Bu ilk akým, metalarda gerçekleºmiº emekleri, altýn ve gümüº üreten ülkelerin deðerli madenlerde somutlaºan emekleriyle deðiºmeleri ile baºlar. Öte yandan, altýn ile gümüº, çeºitli ülkelerin dolaºým alanlarýnda durmadan bir ileri bir geri akar, ve bu akýmýn hareketi, kambiyo kurlarýndaki bitmez tükenmez dalgalanmalara baðlýdýr. [113] (sayfa 158) Burjuva üretim biçiminin belli bir boyuta ulaºtýðý ülkeler, bankalarýn kasa dairelerinde biriken altýn ve gümüº miktarýný, kendilerine özgü iºlevleri, gereði gibi yerine getirebilecekleri asgari ölçüde tutabilmek için sýnýrlandýrýrlar. [114] Birikmiº bu miktarlarýn ortalama düzeylerinin üzerine göze batacak derecede çýkmalarý bazý istisnalar dýºýnda meta dolaºýmýndaki bir durgunluðun, baºkalaºýmlarýndaki düzenli akýºta kesintinin bir belirtisidir. [115] (sayfa 159) Dipnotlar [38] Dindarlýðý dillere destan 12. yüzyýlda, çok zarif ve ince ºeyler de metadan sayýlýrdý. ݺte bunun için o dönemde bir Fransýz ozaný, Landit pazarýnda bulunabilecek mallar arasýnda, glyecek eºyasý, ayakkabý, deri, tarým aletlerinin vb. yanýsýra, "femmes folles de leur corps" ["ateºli dilberleri"] de sayýyor. [39] Proudhon, kafasýndaki adalet idealini, justice éternelle'i ["ebedi adalet"i] meta üretimine uygun düºen hukuk iliºkilerinden çýkartmakla iºe baºlar: böylece de, hemen belirtelim, meta üretimi biçiminin adalet kadar ebedi olduðunu bütün iyi yurttaºlara huzur verecek ºekilde tanýtlamýº olur. Ardýndan, geriye döner ve yürürlükteki meta üretim biçimini ve buna tekabül eden hukuk sistemini bu ideale uygun olarak yeniden düzenlemenin yollarýný araºtýrýr. Maddenin bileºimindeki ve ayrýºýmýndaki molekül deðiºmelerinin yürürlükteki yasalarýný inceleyerek bu temel üzerinde belirli sorunlarý çözeceði yerde, bir kimyacý tutarak, maddenin bileºimi ve ayrýºýmýný, "ewigen Ideen" ["ebedi Ýdeler"], "naturalite" ["doðal durum"] ve "affinite" ["yakýnlýk"] aracýlýðý ile düzenlemek iddiasýnda bulunsa, bu adam hakkýnda ne düºünürdük? Tefecilik, justice éternell'e ["ebedi adalet"e], équité éternelle'e ["ebedi hakkaniyet"e], mutualité éternelle'e ["ebedi dayanýºma"ya] ve öteki vé rités éternelles'e ["ebedi gerçekler"e] aykýrýdýr dediðimiz zaman, kilise babalarýnýn,

46 tefeciliðin, grâce éternelle'le ["ebedi inayet"le], foi éterulle'le ["ebedi inanç"la] ve la volonté éternelle de Dieu'yle ["Tanrýnýn sonsuz iradesi"yle] baðdaºamayacaðýný söylemelerinden aslýnda fazla bir ºey bilmiº olur muyuz? [40] "Çünkü her nesnenin kullanýmý iki yönlüdür.... Bunlardan bir tanesi nesneye özgüdür, diðeri deðildir; bir sandaletin giyilebilmesi ya da deðiºilebilmesi gibi. Her ikisi de sandaletin kullaným-biçimidir. Çünkü gereksinmesi olan parayla ya da yiyecekle sandaleti deðiºen kimse de, sandaletten sandalet olarak yararlanmýºtýr. Ama bu, sandaletin doðal kullanýmý gibi olmamýºtýr. Çünkü sandalet, deðiºilmek için yapýlmamýºtýr." (Aristoteles, De Rep, l. I, c. 9.) [41] Buna bakarak, bir yandan meta üretimini devam ettirirken, para ile meta arasýndaki "karºýtlaºmayý" kaldýrmayý amaç edinen ve böylece, salt bu karºýtlýk sonucu varolan parayý da ortadan kaldýrmak isteyen küçük-burjuva sosyalizminin kurnazlýðý konusunda bir fikir edinebiliriz. Yani, papa olmaksýzýn da hýristiyanlýðý pekâlâ sürdürebiliriz diye düºünülüyordu. Bu konuda daha fazla bilgi için bkz: Zur Kritik der Pol. Ökon., s. 61 sqq. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 115 vd..] [42] Ýki farklý kullaným-deðeri deðiºilmek yerine, vahºiler arasýnda çoðu zaman olduðu gibi, tek bir eºyanýn eºdeðeri olarak bir yýðýn öteberi öne sürüldüðü sürece, ürünler arasý dolaysýz trampa bile, ilk aºamasýnda bulunuyor demektir. [43] Karl Marx, l.c., s. 135 [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 200]. "Madenler,... doðal halleriyle paradýr." (Galiani, Della Moneta, Custodi basýmý, Parte Moderna, c. III, s. 137.) [44] Bu konuda daha fazla ayrýntý için yukarda adý geçen yapýtýmýn, "deðerli madenler" bölümüne bakýnýz. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 197 vd.] [45] "Para evrensel metadýr." (Verri, l. c., s. 16) [46] "Gümüº ile altýn (biz bunlara genel olarak deðerli cevherler diyoruz)... deðerleri... yükselen ve düºen... metalardir.... Küçük aðýrlýklý bir cevherle, bir ülkenin ürün ya da mamullerinin büyük bir kýsmý satýn alýnabilirse bu cevherin deðeri yüksek sayýlabilir." ([S. Clement,] A Discourse of the General Notions of Money, Trade and Exchange, as They Stand in Relations to each other, By a Merchant, Lond., 1695, s. 7.) "Sikke haline getirilmiº olsun ya da olmasýn gümüº ile altýn, diðer ºeylerin deðerlerinin ölçülmesi için kullanýlsalar da, kendileri de týpký ºarap, yað, tütün, kumaº ya da öteberi gibi metadýrlar." ([J. Child,] A Discourse concerning Trade, and that in particular of the East-Indies, London 1689, s. 2.) "Krallýðýn mal ve zenginlikleri yalnýzca parayla sýnýrlý olmadýðý gibi altýn ile gümüº de onun mallarýnýn dýºýnda býrakýlamaz." ([Th. Papiuon,] The East-India Trade a Most Profitable Trade, London 1677, s. 4.) [47] "Altýn ve gümüº, para olmazdan önce maden olarak deðere sahiptiler." (Galiani, l.c., [s. 72.]) Locke diyor ki, "Ýnsanlann genel rýzalarý ile gümüºe, para olmaya uygun nitelikleri nedeniyle imgesel bir deðer verildi." [John Locke, "Somme Considerations, etc", 1691, Vorks'ta, ed. 1777, v. II, s. 15.] Öte yandan Law da ºöyle diyor: "Farklý uluslar, herhangi tek bir ºeye nasýl olur da hayali bir deðer verebilirler... ya da bu hayali deðer nasýl olur da sürüp gidebilir?" Ama aºaðýdaki sözler, kendisinin de konuyu ne kadar az anladýðýný gösterir: "Gümüº sahip olduðu kullaným-deðeri ile orantýlý olarak, yani gerçek deðerine göre deðiºiliyordu. Para olarak kabul edilmesiyle ek bir deðer (une valeur additionalle) kazandý." (Jean Law, Considérations sur le numéraire et le commerce, E. Daire'nin Economistes Financiers du XVIII. siècle baskýsýnda, s. 469, 470.) [48] "Para onlarýn (zahirelerin) simgeleridir." (V. de Forbonnais, Eléments du Commerce, Nouv. Edit. Leyde 1766, t. II, s. 143.) "Zahireler simge olarak para kýlýðýna bürünürler." (l.c., s. 155.) "Para bir ºeyin simgesidir ve onu temsil eder." (Montesquieu, "Esprit des Lois" Œuvres, Lond., 1767, t. II. s. 2.) "Para yalnýzca simge deðildir, kendisi bizatihi zenginliktir; para, deðerleri temsil etmez, o, eºdeðerdir." (Le Trosne, l.c., s. 910.) "Deðer kavramý, deðerli ºeyleri yalnýzca simge olarak görür; oysa ne olduðu için deðil, ne kadar ettiði için hesaba katýlýr." (Hegel, l.c., s. 100.) Paranýn yalnýzca bir simge olduðu düºüncesini, deðerli madenlerin deðerlerinin yalnýzca imgesel olduðu düºüncesini hukukçular iktisatçýlardan çok daha önce baºlatmýºlardýr. Bunu, bütün ortaçað boyunca paranýn ayarýný bozma haklarýný Roma Ýmparatorluðunun geleneklerine ve Pandektlerdeki para kavramýna "Qu'aucun puisse ni doive faire doute" dayanarak destekledikleri taçlý kafalara dalkavukluk hizmeti olarak yapmýºlardýr. Aklýevvel bilim adamlari, Philippe de

47 Valois, 1346 tarihli bir bildiride ºöyle diyor: "Para iºlerinin, darp iºinin, ayar ve ºeklinin saptanmasýnýn, stok edilmesinin ve para ile ilgili bütün tüzük ve kararlarýn, ve nasýl istersek ve uygun görürsek, o fiyatla. piyasaya çýkarýlacaðýnýn yalnýz bizi ve hükümranlýk hakkýmýzý ilgilendiren ºeyler olduðundan kimse kuºku duyamaz ve kuºku duymaya yetkili deðildir." Paranýn deðerinin imparatorun buyruðu ile belirleneceði, Roma Hukukunda deðiºmez bir kuraldý. Paranýn meta olarak iºlem görmesi, açýk olarak yasaklanmýºtý. "Para her ne kadar satýn alýnabilir bir ºey ise de, buna kimse yetkili deðildir, çünkü genel kullaným için varolmuºtur, meta olamaz." Bu sorunlar üzerinde G. F. Pagnini'nin iyi çalýºmalarý vardýr: Saggio sopra il giusto pregio delle cose, 1751; Custodi, Parte Moderna, t. II. yapýtýnýn ikinci kýsmýnda Pagnini, özellikle hukukçulara karºý polemiðe giriºir. [49] "Eðer bir kimse, bir kile buðday üretebileceði zaman içersinde, Peru'da, topraktan bir ons gümüº çýkartýp Londra'ya getirebiliyorsa, bunlardan birisi ötekinin doðal fiyatý olur; ºimdi, eðer ayný kimse, yeni ya da daha kolay bir madenden bir yerine iki ons gümüº elde edecek olsa, öteki koºullar ayný kalmak kaydýyla, daha önce beº ºilin olan buðdayýn kilesi ºimdi on ºilin olur." William Petty, A Treatise of Taxes and Contributions, Lond., 1667, s. 31. [50] Bilgili Profesör Roscher, bize, önce, "paranýn yanlýº tanýmlarý iki ana gruba ayrýlabilir: onu metadan daha çok ve daha az yapanlar" diye haber verdikten sonra, paranýn niteliði üzerine uzun ve karýºýk bir yapýt listesi sunuyor, ve bundan da, teorinin tarihi üzerine en küçük bir bilgisi olmadýðý görülüyor. Sonra da ºu yargýya varýyor: "ªurasý da yadsýnamaz ki, yeni iktisatçýlarýn çoðu, parayý öteki metalardan ayýran özellikleri yeterince akýlda tutmuyorlar." (Bu özellikler topu topu, metadan çok ya da az olma deðil miydi?) "Bu yönden Ganilh'in yarý-merkantilist tepkisi tamamen temelsiz deðildir." (Wilhelm Roscher, Die Grundlagen der Nationaökonomie, 3. baský, s ) Daha fazla! daha az! yeteri kadar deðil! Bu yönden! tamamen deðil! Düºüncelerdeki ve anlatýmdaki açýklýða ve kesinliðe bakýnýz! Ve bu gibi eklektik kürsü boºboðazlýklarýna Bay Roscher, büyük bir alçakgönüllülükle, ekonomi politiðin, "anatomik-fizyolojik yöntemi" adýný takar! Bununla birlikte, bir buluºu yadsýnýmaz: Para "hoº bir metadýr." [51] Paranýn niçin doðrudan doðruya emek-zamanýný temsil etmediði sorusu böylece, bir kaðýt parçasý, örneðin x kadar emek-zamanýný temsil edebilirdi aslýnda bizi ºu soruya götürür: meta üretimi ele alýndýðý zaman, emek ürünleri niçin meta biçimini almak zorundadýrlar? Çünkü bunlarýn meta biçimini almalarý, bunlarýn meta ve para diye farklýlaºmalarýný gerektirir de ondan. Bunun gibi bir soru daha: özel emek özel kiºilerin hesabýna emek onun karºýtý olan toplumsal emek gibi niçin ele alýnmasýn? Meta üretimi üzerine kurulu bir toplumda ütopik "emek-para" düºüncesini baºka bir yerde ayrýntýlarý ile incelemiºtim. (l.c., s. 61 sqq. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 115 vd.].) Bu noktada yalnýzca ºunu eklemek isterim ki, örneðin Owen'ýn "emek-parasý" tiyatro bileti ne kadar para sayýlýrsa, o kadar paradýr. Owen, meta üretimi ile hiç baðdaºmayan bir üretim biçimi olan dolaysýz ortak emeði önceden kabul eder. Emek belgeleri, yalnýzca, bireyin ortak emekte yer aldýðýný, ve tüketim için ayrýlan ortak üretimdeki belli payýný gösterir. Ama Owen'ýn aklýna, meta üretimini önceden kabul etmek ve ayný zamanda para ile de hokkabazlýk ederek, bu üretim için gerekli koºullardan kaçýnmaya çalýºmak hiç gelmiyor. [52] Vahºiler ile yarý-uygar kavimler bu dili farklý ºekilde kullanýyorlar. Kaptan Parry, Baffin körfezinin batý kýyýsýnda oturan yerliler için ºöyle diyor: "Bu durumda (trampa sýrasýnda) onu (kendilerine verilen ºeyi) iki kez yaladýlar, ve bundan sonra pazarlýðýn tatmin edici bir ºekilde sonuçlandýðýný belirtir bir tavýr takýndýlar." Bunun gibi Doðu Eskimolarý da deðiºimle aldýklarý ºeyi yalarlardý. Böylece, Kuzeyde. dil, devir-teslim organý olarak kullanýlýyorsa, Güneyde de, mide, birikmiº mülkiyet organý ödevi görür, ve kâfirler, bir insanýn servetini göbeðinin büyüklüðü ile tahmin eder. Bu kâfirlerin bayaðý akýllý adamlar olduðu ºu örnekten de görülür: 1864 tarihli resmi bir Ýngiliz Saðlýk Raporu, iºçi sýnýfýnýn büyük bir kesiminde yaðlý besinler noksanlýðý olduðunu açýkladýðý sýrada, Dr. Harvey adýnda biri (kan dolaºýmýný bulan ünlü kiºi deðil elbette), burjuvalar ile aristokratlarýn fazla yaðlarýný eritmek için reçeteler yazarak dünyalýðýný doðrutmuºtu. [53] Bkz: Karl Marx, Zur Kritik etc., "Theorien von der Masseinheit des Geldes", s. 53 vd. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, "Paranýn Ölçü Birimi Üzerine Teoriler", s. 104 vd..] [54] "Altýn ve gümüºün, birbirinin yanýnda yasal madeni para olarak, yani deðer ölçüsü

48 olarak bulunduklarý yerde, bu ikisini, tek ve ayný madde sayma yolunda boºuna çaba harcanmýº olmasý bu yüzdendir. Ayný gümüº ve altýn oranlarýnda deðiºmez ºekilde ayný emek-zamanýnýn maddeleºtiðini varsaymak, gerçekte gümüº ile altýnýn ayný madde olduðunu ve daha az deðer taºýyan maden olan gümüºün de altýnýn deðiºmez bir kesri olduðunu varsaymaktýr. Edward III zamanýndan George II zamanýna kadar Ýngiliz parasýnýn tarihi, yasal olarak saptanan altýn ve gümüºün deðer iliºkisiyle, bu iki madenin gerçek deðerinde meydana gelen dalgalanmalarýn çatýºmasýndan doðan devamlý karýºýklýklar tarihidir. Bazan altýnýn deðeri gereðinden fazla olarak saptanmýºtýr, bazan da gümüºün. Deðeri gereðinden düºük olarak saptanan maden, dolaºýmdan çekilir, eritilip ihraç edilir. Bu durumda, iki madenin deðer iliºkisi, yasayla yeniden deðiºtiriliyordu, ama kýsa bir süre sonra yeni itibari deðer, gerçek deðer iliºkisiyle, týpký eskiden olduðu gibi çeliºiyordu. Bugün bile, Hindistan'da ve Çin'de gümüº talebinin artmasýndan ileri gelen altýn deðerinin gümüºe oranla hafif ve geçici olarak düºmesi durumu, Fransa'da, ayný olaya, gümüºün ihracýna ve bu madenin, dolaºýmda, büyük ölçülerde altýnýn yerini almasýna neden oldu. Fransa'da, 1855, 1856, 1857 yýllarýnda, altýn ithali, bu madenin ihracatýný sterlin aºýyordu; gümüº ihracý ise, bu madenin ithalini sterlin aºmaktaydý. Gerçekte, Fransa gibi, bu iki madenin yasal olarak deðer ölçüleri sayýldýðý ve her ikisinin de zorunlu geçerliði bulunduðu, ama ödemelerin isteðe baðlý olarak altýn ya da gümüº ile yapýlabileceði ülkelerde, deðeri yükselen maden, herhangi bir diðer meta gibi iktisadi akýºý dumura uðratan bir etken haline gelir ve bu meta, kendi fiyatýný, itibari deðeri, gerçek deðerinden yüksek takdir edilen öteki maden ile ölçer ve bu durumda, yalnýzca ve böylelikle, deðeri yükselmeyen maden, biricik deðer ölçüsü olarak kalýr. Tarihin bu alanda saðlamýº olduðu bütün deneyimler ºu sonuca varýr ki, iki metaýn yasal olarak deðer ölçüsü görevini yerine getirdikleri yerde, pratikte bu görevi fiilen yerine getiren, yalnýzca bu metalardan bir tanesidir." (Karl Marx, l.c., s. 52, 53 [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s ].) [55] Ýngiltere'de bir ons altýnýn, para ölçütü birimi olarak hizmet ettiði halde, sterlinin bunun bir parçasýný oluºturmamasý gibi garip durum söyle açýklanýr: "Bizim sikke sistemimiz aslýnda yalnýz gümüºün kullanýlmasýna göre düzenlendiði için bir ons gümüº daima belli sayýda ufak paraya bölünebilir; oysa altýnýn, yalnýzca gümüºe göre düzenlenmiº sikke sistemine daha sonraki bir dönemde girmesi nedeniyle bir ons altýn, kesirsiz ufak paralar halinde darbedilemez." Maclaren, A Sketch of the History of the Currency, London 1858, s. 16. [56] Ýngiliz yazarlarýnda, deðer ölçüsü ile fiyat ölçütü (deðerin ölçütü) üzerindeki karýºýklýk anlatýlamayacak derecededir. Bunlarýn, adlarý da görevleri de durmadan yer deðiºtirir. [57] Ayrýca, genel tarihsel bir geçerliði de yoktur. [58] Öyle ki, Ýngilizcede pound sterlin, özgün aðýrlýðýnýn üçte-birinden azýný; birleºmeden önce Ýskoç pound'u yalnýzca 1 / 36 kadarýný; Fransýz livre'i 1 / 74 'ünü, Ýspanyol madavedi'sý 1 / 'den azýný; ve Portekiz rei'si ise çok daha küçük bir kesri gösterir. [59] "Bugün yalnýzca adlarý aklýmýzda kalan sikkeler, bütün ülkelerde en eski olanlardýr; bunlarýn hepsi de bir zamanlar gerçek idiler, ve iºte bu nederde, hesaplar bunlarla yapýlmýºtýr." (Galiani, Della Moneta, l.c., s. 153.) [60] David Urquhart, Familiar Words adlý yapýtýnda bazý canavarlýklara (!) deðinir: bugünlerde, Ýngiliz para ölçütü birimi olan bir pound (sterlin) aºaðý yukarý bir geyrek altýna eºittir. "Bu, bir ölçütün saptanmasý deðil, düpedüz bir ölçünün tahrif edilmesidir." Altýn aðýrlýðýnýn böylece "sahte adlandýrýlýºinda", her ºeyde olduðu gibi, uygarlýðýn yozlaºtýrýcý elini görür. [61] Anakarsis'e, Yunanlýlarýn parayý hangi amaçla kullandýklarý sorulunca, "Hesap yapmak için" diye karºýlýk vermiºtir. (Athen[aeus], Deipn., 1. IV, 49, v. 2 [s. 110]. ed. Schweighäuser, Strasbourg 1802.) [62] "Fiyatlar ölçütü olarak altýn, týpký metalann fiyatlarý gibi, ayný itibari adlarla ifade edildiðinden, ve böylece, örneðin, týpký 1 ton demir gibi, 1 ons altýn da 3 sterlin 17 ºilin 10 1 / 2 peni olarak ifade edildiðinden, altýnýn bu itibari adlarýna, altýnýn darp-fiyatý [14*] denmiºtir. Altýnýn kendi maddesiyle deðerinin ölçüldüðü ve, bu bakýmdan öteki metalardan farklý olarak, altýnýn fiyatýnýn devlet tarafýndan saptandýðý yolundaki garip düºünce, buradan doðmuºtur. Buradaki yanýlgý belirli altýn aðýrlýklarýnýn itibari adlarýnýn saptanmasýyla bu

49 aðýrlýklarýn deðerinin saptanmasýnýn birbirine karýºtýrýlmasýdýr." (Karl Marx, l.c., s. 52 [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 102].) [63] Bkz: "Theorien von der Masseinheit des Geldes", Zur Kritik der Pol. Ökon., s. 53, vd. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, "Paranýn Ölçü Birimi Üzerine Teoriler", s. 104 vd.]. Altýnýn ya da gümüºün daha büyük ya da daha küçük aðýrlýklarýna, bu madenlerin belirli aðýrlýklarýna yasa ile verilmiº bulunan adlarýn aktarýlmasý ile paranýn darp-fiyatýnýn yükseltilebileceði ya da düºürülebileceði konusundaki garip düºünceler; bu düºüncelerin, kamu ve özel kiºi alacaklarýna karºý giriºilmiº beceriksizce mali iºlemler olarak deðil de ºarlatanca ekonomik önlemler gibi uygulandýðý haller, Wm. Petty'nin Quantulumcunque concerning money: To the lord Marquis of Halifax, 1682, adlý yapýtýnda öylesine enineboyuna iºlenmiºtir ki, kendisinden hemen sonra gelen Sir Dudley North ile John Locke'un, diðerlerini saymýyoruz, yaptýklarý tek ºey, onun söylediklerini sulandýrmak olmuºtur. Wm. Petty ºöyle diyor: "Eðer bir ulusun zenginliði bir buyrukla on katýna çýkartýlabiliyorsa, böyle bir buyruðu hükümdarlarýmýzýn çoktan çýkartmamýº olmasý doðrusu çok garip." (l.c., s. 36.) [64] "Ya da para biçimindeki bir milyonun ayný büyüklükte meta biçimindeki bir deðerden daha deðerli olduðu" (Le Trosne, l.c., s. 919.) yani, "bir deðerin. ayný büyüklükteki bir baºka deðerden daha deðerli olduðu kabul edilmelidir." [65] Aziz Jerome, yalnýz gençliðinde, hayalinde yarattýðý güzel kadýnlara karºý çölde savaºým vermesinin de gösterdiði gibi bedeniyle çetin savaºlara tutuºmakla kalmamýº, yaºlýlýðýnda da manevi tutkularýna karºý da savaºmak zorunda kalmýºtýr. "Ruhumla, Yüce Yargýcýn önüne çýktýðýmý zannettim", der. "Kimsiri sen?" diye sordu bir ses, "Bir hýristiyaným", dedim. "Yalan söylüyorsun, sen yalnýzca bir çiçeroncusun" diye gürledi Yüce Yargýç. [66] ". " ("Herakleitos, her ºey ateºten... olur, ve ateº her ºeyden, demiºti. Týpký bunun gibi, altýndan metalar ve metalardan altýn olur.") (F. Lassalle, Die Philosophie Herakleitos des Dunkeln, Berlin 1858, Bd. I, s. 222.) Lassalle bu pasajdaki notunda (s. 224, n. 3) yanlýº olarak, altýný, yalnýzca deðer simgesi yapar. [67] "Her satýº, bir satýnalýºtýr." (Dr. Quesnay. Dialogues sur le Commerce et les Travaux des Artisans, Physiocrates ['ta]. ed. Daire, I. Partie. Paris s. 170) ya da Quesnay'nin Maximes Generales'in de dediði gibi, "Satmak, satýnalmaktýr". [68] "Bir metaýn fiyatý, ancak bir baºka metaýn fiyatý ile ödenebilir." (Mercier de la Riviere. L'Ordre naturel et essentiel des societes politiques", Phsiocrates('ta), ed. Daire, II. Partie, s. 554.) [69] "Bu paraya sahip olmak için, bir ºey satýlmýº olmasý gerekir." (l. c., s. 543.) [70] Daha önce de iºaret edildiði gibi, altýný ya da gümüºü fiilen üreten kiºi bir istisnadýr. O, ürününü, ilk kez satmaksýzýn, doðrudan doðruya baºka bir meta ile deðiºir. [71] "Elimizdeki, para, satýnalmayý isteyebileceðimiz ºeyleri temsil ederken, ayný zamanda bu para, karºýlýðýnda satmýº oldugumuz ºeyleri de temsil eder." (Mercier de la Riviere, l. c., s. 586.) [72] "Buna göre dört uç, ve birisi ilk kez iºe karýºan üç sözleºmeci kiºi vardýr."(le Trosne, l. c., s. 909.) [73] Bu apaçýk bir ºey gibi gelir, ama çoðu zaman baºta, "serbest ticaret çýðýrtkanlarý" olmak üzere, ekonomi politikçilerin gözünden kaçmýºtýr. [74] Zur Kritik etc., s 'da [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s ] James Mill üzerindeki gözlemlerime bakýnýz. Bu konu ile ilgili olarak mazeretçi ekonomiye özgü iki yönteme deðinilebilir. Bunlarýn ilki, metalarýn dolaºýmýnýn, aradaki farklý noktalardan soyutlanarak, ürünlerin dolaysýz trampasý ile özdeº hale getirilmesidir; ikincisi, kapitalist üretimin çeliºkilerinin, bu üretime katýlan kiºiler arasýndaki iliºkilerin, metalarýn dolaºýmýndan doðan basit iliºkilere indirgenmek suretiyleaçýklanmaya giriºilmesidir. Meta üretimi ve dolaºýmý, büyüklükleri ve boyutlarý farklýolsalar bile, birbirinden çok farklý üretim biçimlerinde de görülür. Eðer biz yalnýzcabu dolaºýmýn bütün bu üretim biçimlerinde ortak soyut kategorilerini biliyorsak, bu üretim biçimleri arasýndaki belirli ayrýlýk noktalarý konusunda hiç bir ºey bilmiyoruz, ve bu konuda yargýlar vermemiz de olanaksýz demektir. Hiç bir bilim dalýnda, ekonomi politikte olduðu kadar sýradan farklarla kuru gürültü

50 kopartýlmamýºtýr. Örneðin, metaýn bir ürün olduðunu bilen J. B. Say bir de bakýyorsunuz bunalýmlar konusunda ahkam kesmeye kalkýyor. [75] Bir meta, tekrar tekrar satýldýðý zaman bile, bizim için halen varolmayan bir olgu ortaya çýkar; son defa kesin olarak satýldýðýnda, dolaºým alanýndan çýkarak tüketim alanýna girer ve burada, ya tüketim ya da üretim aracý olarak hizmet eder. [76] "[Paranýn] biricik hareket biçimi, ürünlerin ona emrettiði biçimdir." (Le Trosne, l. c., s. 885.) [77] "Ürünler onu" (parayý) "devindirirler ve dolaºýmda yer aldýrýrlar...." (Paranýn) "devinme hýzý i1e miktarý tamamlanýr. Gerektiði sürece, bir an bile durmadan, bir elden diðerine geçer." (Le Trosne, l. c., s. 915, 916.) [78] "Para... alým ve satýmýn ortak ölçüsü olduðu için; elinde satacak bir ºeyiolup da alýcý bulamayan herkes, malýný elinden çýkartamamanýn nedenini krallýkta ya da ülkedeki para eksikliðinde görmeye ve düºünmeye eðilimlidir; ve böylece herkesin yakýnmasý; yeter para bulunmamasýndandýr, ama bu büyük bir yanýlgýdýr.... Para diye feryat eden bu insanlarýn istedikleri nedir?... Çiftçi yakýnýr... ülkede dahafazla para olsa mallarýna bir fiyat elde edebileceðini sanýr. Bu durumda, öyle görünüyor ki, onun gereksinme duyduðu ºey para deðil, satmak isteyip de satamadýðý hububat ve hayvanlarý için fiyattýr.... Peki niçin bir fiyat elde edemez?... (1) Ya ülkede çok fazla hububat ve hayvan vardýr ve bu yüzden pazara gelenlerin çoðu onun gibi malýný satmak ve pek az satýnalmak gereksinmesi duyar; ya da (2) dýºarýyaher zamanki ihraç yolu týkanmýºtýr...; ya da (3) yoksulluk nedeniyle insanlarýn ev gereksinmeleri için eskisi kadar para harcayamamalarý yüzünden tüketim azalmýºtýr; bunun için, çiftçinin mallarýnýn satýºýný saðlamanýn yolu para miktarýnýn artýrýlmasýdeðil, aslýnda piyasayý durgunlaºtýran bu üç nedenin ortadan kaldýrýlmasýdýr.... Tüccar ile küçük esnaf da parayý ayný ºekilde isterler, yani piyasa týkandýðý için, ellerindeki mallara bir çýkýº noktasý ararlar...." (Bir ulus) "hiç bir zaman, servetin elden ele geçtiði zamanki kadar gönençli olamaz." (Sir Dudley, North Discoursesupon Trade, Lond. 1691, s passim.) Herrenschwand'ýn hayal ürünü düºünceleri de ºuna gelir dayanýr: metalarýn niteliðinden doðan ve dolaºýmlarýyla ortaya çýkan çeliºkiler, dolaºým aracý miktarýnýn artýrýlmasý ile ortadan kaldýrýlabilir. Bir yandan, halk arasýnda, üretim ve dolaºýmdaki durgunluðu, dolaºým aracýndaki yetersizliðe baðlamak gibi yanlýº bir kaný olmakla birlikte, bu, öte yandan hiç bir zaman paranýn dolaºýmýnýn düzenlenmesine bazý acemice yasal müdahaleler sonucu dolaºýmaraçlarýnda meydana gelen kýtlýk, böylesi durgunluklara yolaçma anlamýna gelmez. [79] "Bir ulusun ticaretini yürütmek için gerekli olan para, belli bir ölçü ve orandadýr; bunun fazlasý da azý da iºin yürütülmesine zarar verir. Bu aynen, küçük perakende ticarette gümüº parayý bozmak ve hatta en küçük gümüº sikkelerle bile yapýlamayan hesaplarýn ödenebilmesi için belirli bir oranda paraya gereksinme olduðu gibidir.... Ve gene ticaret için gerekli bozuk paranýn miktarý, alýºveriº yapan insanlarýn sayýsý ve bunlarýn yaptýklarý alýºveriºin sýklýðýna; ve ayný zamanda ve özellikle en küçük gümüº paranýn deðerine baðlý ise; ayný ºekilde bizim ticaretimiz için gerekliparanýn [altýn ve gümüº sikkelerin] oraný da yapýlan alýºveriºin sýklýðý ve ödemelerinbüyüklüðü ile belirlenir." (William Petty, A Treatise of Taxes and Contributions, Lond. 1667, s. 17.) Hume'un teorisi. J. Steuart ile diðerlerinin saldýrýlarýna karºý, A. Young tarafýndan Political Arithmetic, Lond., 1774'te savunulmuºtur; bu yapýtta, "Fiyatlar Para Miktarýna Baðlýdýr" baºlýklý özel bir bölüm (s. 112) bulunmaktadýr. Zur Kritik etc., s. 149'da [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 216] ºunu belirtmiºtim: "Dolaºýmdaki sikkelerin miktarýna gelince, bunu, sözünü etmeden geçiºtirir ve tamamen yanlýº bir tutumla parayý basit meta gibi ele alarak bu konuyu dokunmaksýzýn geçiºtirir." Bu ifade, ancak, Adam Smith, parayý, ex officio [mesleði açýsýndan -ç. ] e1e aldýðý sürece geçerlidir. Bununla birlikte, arasýra daha önceki ekonomi politik sistemlerinin eleºtirisinde yaptýðý gibi doðru görüºleri de benimser: "Her ülkedeki sikke miktarý, dolaºýmlarýna aracýlýk ettiði metalarýn deðeriyle düzenlenir.... Herhangi bir ülkede yýlda alýnýp satýlan mallarýn deðeri, bunlarýn dolaºýmlarý ve asýl tüketicileri arasýnda daðýlýmlarý için belli bir miktar parayý gerektirir, ama fazlasý için bir kullaným yaratmaz. Dolaºým kanalý, zorunlu olarak, kendisine, onu doldurmaya yetecek kadar bir miktarý çeker." (Wealth of Nations, [vol. III.] I. IV. ch. I. [s. 87, 89.]) Ayný ºekilde, o, yapýtýna, ex officio, iºbölümünü kutsallaºtýrmayla baºlar. Daha sonra, kamu gelirlerinin kaynaklarýný ele aldýðý son ciltte,

51 hocasý A. Ferguson'un yaptýðý iºbölümü yermelerini arasýra yineler. [80] "Halk arasýnda altýn ile gümüº çoðaldýkça her ulusta mutlaka ºeylerin fiyatlarý yükselecektir; ve bunun için, bir ulusta, altýn ile gümüº azalýnca her ºeyin fiyatýnýn, paranýn bu azalýºýna uygun olarak düºmesi zorunludur." (Jacob Vanderlint, Money Answers all Things, Lond s. 5.) Bu kitap ile Hume'un Essays'ý arasýndayapýlan dikkatli bir karºýlaºtýrma bana, kuºkusuz, Hume'un, Vanderlint'in gerçekten önemli olan bu yapýtýndan haberli olduðu ve ondan yararlandýðý kanýsýný veriyor. Fiyatlarýn, dolaºým aracýnýn miktarý ile belirlendiði fikri, Barbon ve çok daha önceki baºka yazarlarca da benimsenmiºtir."sýnýrlandýrýlmamýº bir ticaretten hiç bir sakýnca doðmaz" der Vanderlint, "tersine büyük yararlar saðlanýr; çünkü, eðer ulusun sahip olduðu nakit para ticaretle azalacak olursa koruyucu önlemlerle, bu, önlenmek istenir külçe paranýn aktýðý ülkelerde, sahip bulunduklarý nakit para miktarý arttýðý oranda her ºeyin fiyatý yükselir. Ve... bizim mamul maddelerimiz ile diðer her ºey, ticaret dengesini bizim lehimize çevirecek derecede ucuzlayacak ve böylece tekrar para bize geri dönecektir." (l. c., s ) [81] Herbir tür meta fiyatýnýn, dolaºýmdaki bütün metalarýn fiyatlarý toplamýnýn bir parçasýný oluºturduðu apaçýk bir gerçektir. Ama kendi aralarýnda ölçülemez ºeyler olan kullaným deðerlerinin kitle olarak, bir ülkedeki altýn ve gümüºün toplam miktarý ile nasýl deðiºilebileceði tamamen anlaºýlmaz bir ºeydir. Eðer biz, bütün metalarýn biraraya gelerek tek bir meta oluºturduðu ve herbir metaýn da bu bütünün bir parçasý olduðu düºüncesinden hareket edersek ºu güzel sonuca ulaºmýº oluruz: Toplam meta = x ton altýn; A metaý = toplam metalarýn bir kýsmý = x ton altýnýn bu kýsým büyüklüðünde bir parçasý. Bunu Montesquieu tam bir ciddiyetle ifade etmiºtir: "Yeryüzündeki altýn ve gümüº kütlesi gene yeryüzünde var olan metalar toplamý ile karºýlaºtýrýlacak olsa, mutlaka herbir ürün özellikle meta, belli bir para miktarý ile karºýlaºtýrýlmýº olur. Diyelim ki, dünyada ancak ve yalnýz bir ürün ve özellikle bir tek meta vardýr, ya da yalnýzca bir tek meta satýnalýnmaktadýr ve bu da para gibi küçük parçalara bölünmektedir: bu durumda, bu metaýn belli bir miktarý bir kýsým para kitlesine, metalarýn toplamýnýn yarýsý, toplam para kitlesinin yarýsýna tekabül eder vb.... Meta fiyatlarýnýn belirlenmesi, temelinde daima metalarýn toplam kitlesi ile para simgelerinin toplam kitlesi arasýndaki orana baðlýdýr." (Montesquieu. l. c., t. III, s. 12, 13.) Bu teorinin Ricardo ile izleyicileri, James Mill, Lord Overstone ve diðerleri tarafýndan daha da geliºtirilmesi konusunda bkz: Zur Kritik etc.. s ve s. 150 vd. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s ]. John Stuart Mill o her zamanki seçmeci mantýký ile, ayný zamanda hem babasý James Mill'in ve hem de karºýt görüºlerin sahibi olabilmeyi becermiºtir. Düºüncelerinin özeti olan Principles of Pol. Econ.'nin metni ile, kendisini zamanýnýn Adam Smith'i ilan ettiði birinci baskýnýn önsözü karºýlaºtýrýldýðýnda. Ýnsan, adamýn saflýðýna mý, yoksa bu ilana bakarak, iyi niyetle, onu, Adam Smith diye kabul eden halkýn saflýðýna mý daha çok hayran olacaðýný bilmez; oysa onun Adam Smith'e benzerliði örneðin, ancak General Williams Karl von Kars'ýn. Wellington düküne benzerliði gibidir. Bay J. S. Mill'in ekonomi politik alanýnda geniºlikten de, derinlikten de yoksun özgün araºtýrmalarýnýn hepsi, 1844'te yayýnlanan küçük yapýtý, Some Unsettled Questions of Political Economy'de bulunur. Locke, düpedüz, altýn ve gümüºün deðerden yoksunluðu ile, bunlarýn deðerlerinin yalnýz miktarlarý ile belirlenmesi arasýndaki iliºkiyi öne sürer. "Ýnsanlar altýn ile gümüºe imgesel bir deðer verme konusunda anlaºtýklarý için... bu madenlerde görülen aslýnda var olan deðer, miktardan baºka bir ºey deðildir." ("Some Considerations, etc." 1691, Works['ta]. ed. 1777, vol. II. s. 15.) [82] Darp üzerinden vergi hakký gibi ayrýntýlar üzerinde durmak kuºkusuz benim amacým dýºýndadýr. Bununla birlikte, Ýngiliz hükümetinin hiç bir karºýlýk gözetmeksizin para basmakla gösterdiði "cömertçe liberalliðe" hayran olan romantik dalkavuk Adam Müller'in yararlanmasý için, Sir Dudley North'un, ºu görüºlerini buraya alacaðým: "Gümüº ile altýnda diðer bütün metalar gibi yükselmeler ve alçalmalar olur.... Ýspanya'dan bunlar geldiðinde... Tower'e taºýnýrlar ve darpedilirler. Çok geçmeden,ihraç edilmek üzere külçeye talep doðar. Eger elde külçe yoksa ve hepsi sikke haline getirilmiº ise ne olacak? Tekrar eritilecektir; sikkelerin darbedilmesi sahibine hiç bir ºeye malolmadýðý için bunda bir kayýp yoktur. Ama böylece ulus zarar görür;eºeðin yiyeceði otu hasýr gibi örmenin bedelini o öder. Eðer tüccar madeni parabasýmý için para ödemeye yükümlü tutulsa, gümüºünü, Tower'e,

52 düºünüp taºýnmadan göndermez; ve sikke haline getirilmiº para daima külçe gümüºten daha fazla deðere sahip olur." (North, l.c., s. 18.) North, Charles II zamanýnda ileri gelen tüccarlardan biriydi. [83] "Eðer gümüº hiç bir zaman küçük ödemeler için gerektiðinden fazla olmasa, daha büyük ödemeler için yeterli miktarý biraraya toplanamaz.... Büyük ödemeler için altýnýn kullanýlmasý, onun zorunlu olarak perakende ticarette de kullanýlmasýný gerektirir: küçük alýºveriºlerde altýn sikke veren kimse, satýnaldýðý malla birlikte parasýnýn üzerini gümüº sikkeler ile alýr; böylece, bir baºka durumda perakendeci tüccar için yük olacak olan fazla gümüº, çekilmiº ve genel dolaºýma sokulmuº olur. Ama eðer, küçük ödemelerin, altýndan ayrý olarak yapýlmasýna yetecek kadar gümüº bulunursa, perakendeci tüccar, ufak satýnalmalar için gümüº almak durumunda kalýr ve sonuçta, bu gümüºler, zorunlu olarak elinde birikir." (David Buchanan, Inquiry into the Taxation and Commercial Policy of Great Britain, Edinburgh 1844, s ) [84] Çin maliye bakaný, mandarin Van Mao-inbir gün Göklerin Oðluna (imparatora)hazine tahvillerini konvertible banknota çevirme gizli amacýný güden bir proje sunmayý kafasýna koyar. Hazine Komitesi, Nisan 1854 tarihli raporunda, kendisine ºiddetli bir zýlgýt çeker. Ayrýca geleneksel kamýº sopasý yiyip yemediði belirtilmiyor. Raporunson bölümü ºöyle: "Komite, bakanýn raporunu dikkatle incelemiº ve bunun tamamýyla tüccarlarýn çýkarýna olacaðý ve krallýðýn bundan hiç bir yararý olamayacaðý sonucuna varmýºtýr." (Arbeiten der Kaiserlich Russichen Gesandtschaft zu Pekin über China, Rusçadan çevirenler: Dr. K. Abel ve F. A. Meckenburg. Erster Bank, Berlin 1858, s. 54.) Ýngiltere Bankasýnýn yöneticilerinden birisi, Lordlar Kamarasý Komitesinde, dolaºým sýrasýnda altýn sikkelerin aºýnmalarý konusunda verdiði ifadede ºöyle diyor: " Her yýl bir grup sikke çok hafif hale geliyor. Bir yýlý tam aðýrlýklarý ile geçirenler, ertesi yýl aºýnma sonucu ölçüye uymayacak derecede aðýrlýklarýndan kaybederler." (Lordlar Kamarasý Komitesi. 1848, no 429) [85] Para konusunda en iyi yazarlarýn bile, çeºitli iºlevlerini kavramada açýklýktan uzak olduklarýný Fullarton'dan alýnan ºu pasaj göstermektedir: "Ýç deðiºim iºlemlerimiz sözkonusu olduðu sürece, paranýn, bugüne kadar genellikle altýn ve gümüº sikkelerce yerine getirilen bütün görevleri, ayný etkinlikle, genel kabule dayanan, yapayve yasayla belirlenen deðerlerinden baºka deðerleri bulunmayan, konvertible olmayan kâgýt paralarýn dolaºýmlarýyla da yerine getirilebileceði sanýrým yadsýnamayacak bir olgudur. Bu tür bir deðer, emisyon miktarý gerekli sýnýrlar içersinde tutulmak koºuluyla aslen var olan bir iç deðerin bütün amaçlarýný karºýlayabilir ve hatta varlýðý zorunlu bir deðer ölçüsünün yerini bile alabilir." (Fullarton, Regulation of Currrencies, 2. ed.. London 1845, s. 21.) Para olarak iº gören bir metaýn dolaºýmda yerini salt bir deðer simgesinin alabilmesi karºýsýnda demek oluyor ki, onun deðer ölçüsü ve fiyat ölçütü olma görevleri gereksiz hale geliyorlar! [86] Altýn ile gümüºün sikke olarak ya da özellikle dolaºým aracý olarak hizmet etmeleri ile kendi kendilerine salt simge haline gelmeleri olgusundan, Nicholas Barbon, hükümetlerin "paranýn deðerini yükseltme" hakký olduðunu çýkarýr; yani örneðin kuruº adýndaki bir gümüº niceliðine, daha büyük bir gümüº niceliðinin (taler gibi) adý verilir ve böylece taler yerine güvenilir kuruº ödenir. "Para eskir; aºýnýr ve çok fazla sayýlýp el deðiºtirerek hafifleºir.... Alýºveriº sýrasýnda insanlarýn önem verdikleri. paranýn adý ve rayicidir, yoksa gümüºün miktarý deðildir.... Madeni para yapan, üzerindeki devlet otoritesidir." (N. Barbon, l.c., s , 25.) [87] "Paraca zenginlik... paraya çevrilmiº ürünce zenginlikten baºka bir ºey deðildir." (Mercier de la Riviere, l.c., 573.) "Ürün ºeklinde bir deðer, yalnýzca ºekil deðiºtirmiº bir deðerdir." (Id., s. 486.) [88] "ݺte bu önlemle, ellerindeki bütün mallarýn fiyatlarýný, bu kadar düºük düzeyde tutarlar." (Vanderlint, l.c., s. 95, 96.) [89] " Para... bir taahhüttür." (John Bellers, Essays about, the Poor, Manufactures, Trade, Plantations, and Immorality, Lond. 1699, s.13.) [90] Satýnalma, "kategorik" anlamda, altýn ile gümüºün, metalarýn zaten deðiºmiº ºekilleri ya da bir satýºýn ürünü olduðu anlamýna gelir. [91] Fransa'nýn dini bütün kralý Henry III, manastýrlardaki kutsal emanetleri soymuº ve bunlarý paraya çevirmiºti. Delfi Tapýnaðýnýn Foçalýlar tarafýndan soyulmasýnýn Yunan tarihinde oynadýðý rol herkesçe bilinir. Eski insanlar arasýnda tapýnaklar mal tanrýlarýnýn

53 oturduklarý yerler sayýlýrdý. Buralar "kutsal bankalardý". Yetkin tüccar bir halk olan Fenikeliler için para, her ºeyin biçim deðiºtirmiº ºekliydi. Bunun için, Aºk Tanrýçalarý adýna yapýlan ºölenlerde, kendilerini yabancýlara teslim eden bakirelerin aldýklarý paralarý tanrýçaya sunmalarý çok doðaldý. [92] "Altýn, sarý, gözkamaºtýrýcý, deðerli altýn! Bunun ºu kadarý, karayý ak, çirkini güzel, Eðriyi doðru, adiyi soylu, yaºlýyý genç, korkaðý yiðit yapar.... Ah tanrýlar nedir bu? Niçin bu Rahiplerinizi, uºaklarýnýzý yanýnýzdan kaçýrýr; Çeker güçlü insanlarýn yastýklarýný baºlarýnýn altýndan; Bu sarý köle Din de kurar, din de bozar, kutsar lanetliyi; Hayran eder herkesi kocamýº cüzzamlýya; Hýrsýzlara yer, senatörlere kürsüde Ün, ºan, saygýnlýk kazandýrýr; Odur geçkin dullara yeniden koca bulan;... Gel lanetli maden. Orta malý orospusu insanlýðýn." (Shakespeare, Atinalý Timon.) [93] " " "Çünkü insanoðlunun hiç bir icadý para kadar kötülük saçýcý deðildir. Ülkeleri harap ve yerlebir eden odur: dessaslýðý öðreterek mertliði bozar ve böylece asil ruhlarý fenalýðýn iðrenç yoluna saptýrýr. Ýnsanlarý her türlü hileye baºvurdurur ve onlara her günahý iºletir." (Sofokles, Antigone, [MEB Yayýnlarý, Ankara 1941, s: 24].) [94] "Pluton kendisini yerin derinliklerinden sýnýrsýz hýrsýnýn çekip çýkartacaðýný umar." (Athen[aeus], Deipnos[ophistarum, 1802, t. II, s. 397].) [95] "Her metaýn satýcýlarýnýn sayýsýný mümkün olduðu kadar çoðaltmak, alýcýlarýn sayýsýný mümkün olduðu kadar azaltmak, iºte, ekonomi politiðin iºlemlerinin özeti." (Verri, l.c., s. 52, 53.) [96] "Bir ulusun ticaretini yürütmek için, içinde bulunulan koºullara göre deðiºen, bazan büyüyen, bazan küçülen, belirli miktarda paraya gereksinme vardýr.... Paranýn bu yükselmesi ve alçalmasý olayý, politikacýlarýn herhangi bir yardýmý olmaksýzýnkendi kendisini düzenler.... Kepçeler sýrasýyla çalýºýr; para azalýnca külçeler sikke haline getirilir, külçe azalýnca sikkeler eritilir." (Sir D. North, l.c., [Postscript], s.3:) Uzun süre Doðu Hindistan Kumpanyasýnýn ileri gelenlerinden olan John StuartMill Hindistan'da gümüº süs eºyalarýnýn hâlâ, doðrudan doðruya para-yýðma görevini görmeye devam ettiði olayýný doðrular. Bu gümüº süs eºyalarý, faiz oraný yükseldiði zaman ortaya çýkar ve sikke haline getirilir, faiz oraný düºünce de eski haline dönerler. (J. S. Mill'in kanýtý, Reports on Bank Acts, 1857, 2084, 2011.) Hindistan'ýn altýn ve gümüº ithali ve ihracý konusunda 1864 tarihli bir parlamento belgesine göre, 1863 yýlýnda altýn ve Gümüº ithalatý, ihracatý sterlin aºmýºtýr, 1864 yýlýný hemen izleyen 8 yýl süresince, deðerli madenler ithali, ihracýný sterlin aºmýºtýr. Bu yüzyýl boyunca, Hindistan'da, 200 milyon sterlinden çok daha fazla miktarda sikke basýlmýºtýr. [97] Aºaðýdaki satýrlar, I8. yüzyýlýn baºýnda Ýngiliz tüccarlarý arasýnda mevcut olan borçlualacaklý iliºkisini gösterir. "Burada, Ýngiltere'de, ticaret erbabý arasýnda öylesine bir insafsýzlýk duygusu egemendir ki, buna ne bir baºka toplumda ne de dünyanýn baºka bir krallýðýnda raslamak mümkündür." (An Essay on Credit and the Bankrupt Act, Lond.1707, s. 2.) [98] 1859'da yayýmlanan kitabýmdan alýnan aºaðýdaki bir pasajdan, metinde karºýt biçimi niçin dikkate almadýðým görülecektir: "Tersine P M sürecinde para, gerçek satýnalma

54 aracý olarak elden çýkartýlabilir ve bu ºekilde, meta fiyatý, paranýn kullaným-deðerinden ya da meta elden çýkartýlmadan önce gerçekleºtirilebilir. Bu, günlük yaºamda, önceden ödeme (peºin verme) ºeklinde daima olur. Ve Ýngiliz hükümeti de Hintli çiftçiden afyonu iºte bu ºekil altýnda alýr.... Gene de, bu durumlarda para, daima satýnalma aracý olarak iº görür.... Sermaye de, kuºkusuz, para ºeklinde yatýrýlmýºtýr... Bu görüº, ne var ki, basit dolaºýmýn ufku içersine girmez." (Zur Kritik..., s. 119, l20. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. I81, 182.]) [99] Metinde iºaret edilen para bunalýmý, her genel bunalýmýn bir aºamasý olarak, kendilerine gene para bunalýmý adý verilen, ama kendi baºlarýna ortaya çýkabilen ve böylece ticaret ve sanayi üzerinde ancak dolaylý bir etki yapan özel tür bunalýmlardan açýkça ayýrdedilmelidir. Bu bunalýmlar, para sermayesi ekseni etrafýnda döndüðü için, doðrudan doðruya hareket alaný da, bu sermaye, yani bankalar, borsalar ve mali çevrelerdir. [100] "Kredi sisteminden birdenbire nakit sisteme geçilmesi, teorik olan korkuyu paniðe çevirir; ve dolaºým süreci içersinde aracýlýk yapan kimseler, kendi ekonomik iliºkilerindeki anlaºýlmasý olanaksýz gizem karºýlýðýnda ürperirler." (Karl Marx, l.c., s [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 189.]) "Yoksullar boº dururlar, çünkü zenginlerin elinde bunlarý çalýºtýracak para yoktur, oysa yiyecek ve giyecek saðlamakiçin, týpký eskiden olduðu kadar topraklarý ve iºçileri vardýr; ulusun gerçek zenginliði de budur, yoksa para deðil." (John Bellers, Proposals for Raising a College of Indtustry, Lond.1696, s ) [101] Böyle bir zamanýn "amis du commerce" ["ticaret dostlarý" --ç.] tarafýndan nasýl sömürüldüðünü aºaðýdaki pasaj göstermektedir: "Bir seferinde" (1839 yýlýnda)(o kentin) "yaºlý tamahkâr bir bankeri, özel odasýnda oturduðu masanýn kapaðýnýkaldýrdý ve bir dostuna bir tomar banknotu gösterdi; sterlin olduðunu büyük bir zevkle söylediði bu paralar, para sýkýntýsý yaratmak için burada tutuluyordu ve ayný gün saat üçten sonra hepsi de piyasaya sürülecekti." ([H. Roy,] The Theory of Exchanges. The Bank Charter Act of 1844, Lond. 1864, s. 81.) Yarý resmi hükümet organý The Observer gazetesinde, 24 Nisan 1864 tarihinde ºu paragraf yer alýyordu: "Banknot kýtlýðý yaratmak için baºvurulan yollar üzerine çok acayip söylentiler dolaºýyor... Böylesine hilelere baºvurulduðunu kabul etmek her ne kadar kuºkulu görülse de, haberler öylesine yaygýnlaºmýºtýr ki, üzerinde gerçekten durulmaya deðer." [102] Belli bir gün boyunca yapýlmýº bulunan satýº ve sözleºmeler, o gün dolaºan para miktarýný etkilemezler, ve ama çoðu durumlarda daha sonraki azçok uzak bir tarihte, dolaºýmda olacak para miktarý üzerinde çok sayýda poliçe çekilmesine yolaçarlar.... Bugün verilen poliçeler ya da açýlan krediler, sayýca, miktarca ya da sürece yarýn veya daha sonra verilecek ya da açýlacak olanlara herhangi bir benzerlik göstermezler; ayrýca, bugünkü poliçe ya da kredilerin bir çoðu vadeleri gelince, dahaönceki tarihlerde ne zaman ortaya çýktýklarý belirsiz bir dizi alacak ve verecekle takas edilirler: 12, 6. 3 ya da 1 ay süreleri dolan alacak dereceleri büyük bir miktara ulaºabilirler." (The Currency Theory Reviewed; in a Letter to the Scottish people. By a Banker in England, Edinburgh 1845, s. 29, 30 passim.) [103] Gerçek ticari iºlemlerde ne kadar az hazýr para kullanýldýgýný bir örnekle göstermek için Londra nýn en büyük kurumlarýndan birisinin yýllýk gelir ve giderlerini gösteren tabloyu aºaðýya alýyorum yýlýndaki, milyonlarca sterline ulaºan ticariiºlemler burada bir milyona indirgenmiºtir: Tahsilât ( ) Banker ve tüccarlardan alýnmýº vadeli poliçeler Bankerin vb. talebi üzerine ödenecek çekler Eyalet tahvilleri Ýngiltere Bankasý tahvilleri Altýn Gümüº ve bakýr Posta havaleleri 933 T o p l a m Ödemeler ( )

55 Vadeli poliçeler Londra bankerlerine ödenecek çekler Ýngiltere Bankasý tahvilleri 22, 743 Altýn Gümüº ve bakýr T o p l a m (Report form the Select Committee on the Bank Acts, July 1858, s. LXXI.) [104] "Ticaret iºlemleri öylesine bir deðiºikliðe uðramýºtýr ki, malýn malla deðiºimi ya da mal teslimi ve kabulü ºimdi yerini satýºa ve ödemeye býrakmýº bulunuyor ve bütün alýºveriºler ºimdi para olarak bir fiyat üzerinde belirleniyor." (An Essay upon Public Credit, 3. ed., London 1710, s. 8.) [105] "Para... her ºeyin celladý haline geldi." Maliye, "bu belgin uðursuzu elde etmek için, ºeylerin ve mallarýn korkunç bir yýðýnýnýn buharlaºtýðý bir imbik"tir. "Para bütün insanlýða karºý savaº açmýº bulunuyor." (Boisguillebert, Dissertati on sur la nature des richesses, de 1'argent et des tributs, edit. Daire, "Economistes financiers", Paris t. I, s. 413, 419, 417, 418.) [106] Mr. Craig, 1826 tarihli Avam Kamarasý Komitesi önünde ºöyle diyordu: "1824 yýlýnda, Paskalya yortusu sonunda, Edinburgh bankalarýnda banknot talebi öylesine artmýºtý ki, saat 11'de bunlarýn elinde tek bir banknot kalmadý. Ödünç almak içinçevredeki bütün bankalara baºvuruldu, ama boºuna; iºlemlerin çogu yalnýzca makbuzlar ile yapýlabildi; ama saat üç sýralarýnda, bütün banknotlar, çýkartýldýklarý bankalara geri dönmüº bulunuyordu! Yalnýzca elden ele geçmiºlerdi."ýskoçya'da ortalama efektif banknot dolaºýmý, üç milyon sterlinden az olmakla birlikte, yýlýn belirli ödeme günlerinde, bankerlerin elinde bulunan ve hepsi aºaðý yukarý sterlin tutan banknotlar görev baºýna çaðrýlýr. Bu gibi durumlarda banknotlarýn tek ve belirli bir görevleri vardýr ve bunu yerine getirir getirmez tekrar gene çýktýklarý bankalara dönerler (Bkz: John Fullarton, Regulation of Currencies, 2. ed., Lond. 1845, s. 86, not.) Açýklamak için ºunu belirtmek gerekir ki, Ýskoçya'da Fullarton'un yapýtýnýn yayýnlandýðý tarihte, mevduatýn çekilmesi, çekle deðil, senetle oluyordu. [107] "Yýlda, 40 milyonluk iºlemi yürütmek durumu ortaya çýksa, ticaretin gerektirdiði devir ve dolaºýmlar için bunun 6 milyonu" (altýn) "yeter mi acaba?" sorusuna Petty her zamanki usta haliyle karºýlýk verir: "Yanýtým evettir: 40 milyonluk bir toplam için, eðer devirler kýsa vadeli ise, yani her cumartesi ücret alan ve borçlarýný ödeyen yoksul zanaatçýlar ile iºçiler arasýnda olduðu gibi haftalýk ise, bir milyonluk paranýn 40/52'si bunun için yeterlidir; yok eðer devreler üçer yýllýk ise, bizim kira ödeme ve vergi toplama âdetlerimiz gereðince 10 milyona gerek vardýr. Bun un için, çeºitli süredeki ödemelerin genel olarak 1 ilâ 13 hafta arasýnda yapýldýðýný varsayarsak, 10 milyonun 40/52'ye eklenmesi gerekir ve bunun yarýsý 5½ milyon eder ki, 5½ milyonumuz olursa yetecek demektir." (William Petty, Political Anatomy of Ireland 1672, Lond.1691, s.13,14.) [108] Bir ülkenin bankalarýnýn yedek fonlarýnýn yalnýzca ülke içinde dolaºýmda bulunan deðerli madenden meydana getirilmesini öngören yasalarýn saçmalýðý buradan gelir. Ýngiltere Bankasýnýn, kendi kendine yarattýðý "tatlý güçlükler" çok ünlüdür. Altýnve gümüºün nispi deðer deðiºimlerinin büyük tarihsel dönemleri konusunda bkz: Karl Marx, l.c., s. 136 sq. [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s. 199 vd.] Sir RobertPeel, 1844 tarihli Banka Yasasý ile, Ýngiltere Bankasýna, altýn mevcudunun dörtte-birini aºmamak üzere gümüº yedek fonu bulundurma ve külçe gümüº karºýlýðýndabanknot çýkarma yetkisi vererek güçlüðü yenmeye çalýºtý. Bu amaç için, gümüºün deðeri, Londra piyasasýndaki fiyatýna göre takdir edildi. [Dördüncü Almanca baskýya ek: Bir kez daha kendimizi altýn ile gümüºün nispî deðerlerinde ciddi bir deðiºiklik döneminde buluyoruz. 25 yýl kadar önce, altýn ile gümüºün nispi degerlerini ifade eden oran = 15½ : 1 idi; ºimdi aºaðý yukarý = 22 : 1 ve gümüºün altýna göre deðeri de devamlý düºüyor. Bunun baºlýca nedeni, her iki madenin üretim biçimindeki köklü deðiºikliklerdir. Altýn, eskiden, hemen tamamen havanýn etkisiyle

56 ufalanmýº taºlarýn meydana getirdiði, içinde altýn bulunan alüvyonlu topraklarýn yýkanmasý yoluyla elde edilirdi. ªimdi bu yöntem yetersiz hale gelmiº ve eski insanlarýn çok iyi bildikleri, ama sonralarý yalnýzca ikinci derecede önem verilen altýnlý kuars damarlarýnýn doðrudan doðruya iºlenmesi ile arka plana itilmiºtir. (Diodorus, III, 12-14) (Diodor's, v. Sicilien, Historische Bibliothek, book III, Stuttgart 1828, s ). Ayrýca, yalnýz Kuzey Amerika ile Kayalýk Daðlarýn batý kesiminde zengin gümüº yataklarý bulunmakla kalmamýº, bu nedenlerle Meksika'daki gümüº madenlerinde, modern makinelerle yakýt taºýnmasýný kolaylaºtýran demiryollarýnýn döºenmesiyle, az masraflarla büyük ölçülerde ve gerçek anlamýyla gümüº madenciliði baºlamýºtýr. Bununla birlikte, iki madenin kuars damarlarýndaki bulunuº ºekilleri arasýnda büyük bir fark vardýr. Altýn saf halde olmakla birlikte, kuars damarlarý içersinde ufak zerrecikler halinde daðýlmýº durumdadýr. Bunun için, kütle halindeki damarýn bütünüyle parçalanmasý ve altýnýn, ya yýkanýp ayýklanmasý ya da cýva ile temizlenmesi gerekir. Çoðu kez gram kuarstan ancak 1-3 ya da nadiren gram altýn elde edilir. Gümüº saf halde pek seyrek bulunmakla birlikte özel kuars yataklarýnda raslanýr ve damardan nispeten kolay ayrýlýr, çoðu kez de %40-90 gümüº içerir; ya da daha az miktarlarda bakýrda, kurºunda iºlenmeleri zaten kârlý olan diðer cevherlerde bulunur. Yalnýzca bu açýklamadan da anlaºýlmaktadýr ki, altýn üretimi için harcanan emek, artmýº olduðu halde, gümüº üretimi için harcanan emekte bir azalma olmuºtur ve bu durumda gümüºün deðerinde de bir düºme görülmesi doðaldýr. Bu deðer düºmesi, eðer, bugün bile gümüº fiyatlarý yapay yollardan yüksek tutulmamýº olsa, gümüº fiyatlarýnda daha fazla düºmelere yolaçabilirdi. Ama Amerika'nýn zengin gümüº yataklarý ºimdiye kadar pek fazla iºlenmemiº olduðu için bu madenin deðerinin daha uzun zaman düºmeye devam edeceði tahmin olunur. Bundan daha büyük bir etmen de, her gün kullanýlan lüks eºya için gümüºe olan talepte nispi bir azalma olmasý, bu gibi eºyalarýn artýk kaplamalar ve alüminyum gibi madenlerle karºýlanmasýdýr. Uluslararasý zorunlu bir kur ile gümüºün tekrar eski 1:15½ oranýnýn yükseltilebileceðini düºünen çifte maden ütopyacýlýðýnýn buna göredeðerlendirilmesi yerinde olur. Gümüºün dünya pazarýndaki para iºlevini gitgide yitirmesi daha büyük bir olasýlýktýr. -F.E.] [109] Ticaret bilançosunun altýn ve gümüº olarak fazlalýkla kapanmasýný uluslararasý ticaretin amacý olarak gören merkantilist sistemin karºýsýnda olanlar bile, dünya parasýnýn görevlerini tamamen yanlýº anlamýºlardýr. Ricardo örneðiyle, bunlarýn dolaºým aracý miktarýný düzenleyen yasalar hakkýndaki yanlýº düºüncelerin, deðerli madenlerin uluslararasý hareketleri konusunda ayný derecede hatalý düºüncesinde ne ºekilde yansýdýðýný göstermiºtim. (l.c., s. 150 sqq.) [Ekonomi Politiðin Eleºtirisine Katký, s vd..] Onun "Aleyhte bir ticaret bilançosu ancak para bolluðundan ileri gelir.... Sikke ihracý, sikkenin ucuzlamasýndan dolayý olur ve bu, aleyhte bir bilançonun sonucu deðil nedenidir." ºeklindeki yanlýº dogma daha önce Barbon'da görülür: "Ticaret bilançosu, eðer böyle bir ºey varsa, paranýn ülke dýºýna gönderilmesinin nedeni deðildir; bu, deðerli madenlerin her ülkedeki deðerleri arasýndaki farktan ileri gelmektedir." (N. Barbon, l.c., s ) MacCulloch, The Literature of Political Economy: a classified catalogue, Lond. 1845, adlý yapýtýnda bu öngörüºü nedeniyle Barbon'u över, ama "dolaºým ilkeleri"nin dayandýðý saçma varsayýmlara Barbon'un verdiði safça biçimlerin adýný anmadan geçmeyi de ihmal etmez. Bu katologdaki gerçek eleºtiri ve hatta dürüstlük yoksunluðu, para teorisi tarihine ayrýlan bölümde doruða ulaºýr, çünkü MacCulloch; yapýtýnýn bu bölümünde, "facile princeps argentariorum" ["para âleminin ünlü lideri" -ç.] adýný verdiði Lord Overstone'a dalkavukluk etmektedir. [110] Örneðin, subvansiyonlarda, savaºlarý yürütmek ya da bankalarý yeniden nakit ödemeler yapabilecek duruma getirmek için vb. yapýlan ikrazlarda, deðer, baºka hiç bir ºekilde deðil, para ºeklinde isteniyor olabilir. [111] "Madeni para ile ödeme yapan ülkelerde para-yýðma mekanizmasýnýn, genel dolaºýmdan gelen herhangi hissedilir bir yardým olmaksýzýn, uluslararasý dengeleºmede gerekli her görevi yerine getirmede, yýkýcý bir yabancý istilânýn felaketli sonuçlarýndan kurtulmaya çalýºan Fransa'nýn, 27 ay gibi bir sürede müttefik devletlere, sýrtýna yüklenmiº bulunan yaklaºýk 20 milyonluk tazminatý, hem de büyük kýsmýný madeni para olarak, ülke içi para dolaºýmýnda hissedilir bir daralma ya da bozulma ve hatta kambiyosunda kaygý verici herhangi bir dalgalanma olmaksýzýn, ödeyebilme kolaylýðýndan daha inandýrýcý bir

57 kanýt gerçekten olamaz." (Fullarton, l.c., s, 141.) [Dördüncü Almanca baskýya ek: Bundan daha da çarpýcý bir örnek, gene ayný Fransa'nýn, arasýnda, 30 ay içersinde bundan on kez daha fazla bir savaº tazminatýný, gene büyük bir kýsmý madeni para olmak üzere ödeyebilmesiyle karºýmýza çýkar. -F.E.] [112] "Para, ülkeler arasýnda, gereksinmeleri oranýnda daðýlýr... ve daima ürünlerin para kýlýðýna bürünmesiyle olur." (Le Trosne, l.c., s. 916.) "Sürekli altýn ve gümüº veren maden ocaklarý, her ulusa gerekli miktarýn saðlanmasýna yetecek kadarýný vermiº olurlar." (J. Vanderlint, l.c., s. 40.) [113] "Kambiyo kurlarý, her hafta yükselir ve düºer, ve yýlýn bazý belirli zamanlarýnda bir ulusun zararýna yükselirler ve baºka zamanlarda ise bu yükseliº tam tersine sonuç verir." (N. Barbon, l.c., s. 39.) [114] Bu çeºitli iºlevlerin, altýn ile gümüºün, banknotlarýn konversiyonu için bir fon olarak da iº görmeleri halinde birbirleriyle tehlikeli çatýºmalara düºmeleri olasýlýðý vardýr. [115] "Para iç ticaret için mutlak zorunlu bir ºey olmaktan daha fazla, ölü bir sermaye demektir... ve onu bulunduran ülkeye, ihraç ve ithal edilmesi dýºýnda hiç bir kâr saðlamaz." (John Bellers, Essays, s. 13.) "Elimizde çok fazla sikke olursa ne olur? En aðýrlarýný eritir ve altýn ya da gümüºten görkemli tabaklar, vazolar ya da eºyalar yapabiliriz; ya da gereksinme duyulan ya da istenilen yerlere meta olarakgönderebiliriz." (W. Petty, Quantulumcunque, s. 39.) "Para, devlet gövdesinde yaðdan baºka bir ºey deðildir, bunun için fazlasý çevikliðini önlediði gibi azý da onu hasta eder... yaðýn, kaslarýn hareketini saðlamasý, besin yetersizliðini tamamlamasý, boºluklarý doldurmasý ve bedeni güzelleºtirmesi gibi; para da, devletin hareketini kolaylaºtýrýr, ülkede kýtlýk olunca dýºarýdan onu besler; hesaplarý öder... ve her ºeyi güzelleºtirir; hele özellikle ona bolca sahip olan kiºileri." (W. Petty, Political Anatomy of Ireland, s.14,15.) [9*] Baºlangýçta eylem vardý. -ç. [10*] "Bunlarýn düºünceleri birdir, güçlerini ve kuvvetlerini canavarca verirler." (Apocalypse, XVII, 13.) "Ve canavarýn mührünü, adýna ya da adýnýn sayýsýna sahip olmayan kimse ne alabilir, ne de satabilir." (Apocalypse, XIII, 17. Trad. Lemaistre de Sacy.) -Ed. [11*] En üstün derecede. -ç. [12*] Her ºey ayný kalmak koºuluyla. -ç. [13*] "Bu sikkenin karýºýmý ile aðýrlýðýný iyi bildin. Ama söyle bakalým, bu sikkeden senin kesende var mý?" (Dante, Ýlâhi Komedya, Cennet, Yirmidördüncü Manzume, MEB Yayýnlarý, 1956, s. 217.) -ç. [14*] Fransýzca baskýda "prix de monnaie", Ýngilizce baskýda "mint-price", Almanca baskýda "Münzpreis". -ç. [15*] Geçici anlaºma, -ç. [16*] Ölüm parendesi. -ç. [17*] N. F. Danielson'a yazdýðý 28 Kasým 1878 tarihli mektubunda Marx, bu tümcenin ºu ºekilde düzeltilmesini önermiºtir: "Ve aslýnda, her yarda bezin fiyatý, bütün yardalar üzerinde harcanmýº toplumsal emeðin bir kýsmýnýn maddeleºmiº biçiminden baºka bir ºey deðildir." Kapital'in Birinci Cildinin Almanca ikinci baskýsýnýn Marx'aait bir nüshasý üzerinde de benzer bir düzeltme yapýlmýºtýr, ama yazý, Marx'ýn elyazýsý deðildir. Rusça baskýya Marksizm-Leninizm Enstitüsünün notu. [18*] "Gerçek aºkýn yolu hiç bir zaman dikensiz deðildir", (Shakespeare, Bir Yaz Gecesi Düºü, l. perde, 1. sahne). -Ed. [19*] Pis kokmaz. (Roma Ýmparatoru Vespasiyan (69-79), oðlu ayakyollarýnýn vergilendirmesini önerdiði zamanparadan böyle sözetmiºti.) -ç. [20*] Oyundaki kiºiler, pazarlýða giriºen kiºiler. -ç. [21*] Ýspirtolu içki. Etimolojik anlamýnda "yaºam suyu". -ç. [22*] Devinme sözcüðü, elden ele geçen paranýn izlediði yolu ya da izi anlatmak için kullanýlmýºtýr; bu devinme, dolaºýmdan farklý bir hareket biçimidir. -ç. [23*] Burada ("Örneðin keten bezi böylece..."den "... birbirini sarmalamasýný da yansýtýr."a kadar) Ýngilizce metin, 4. Almanca baskýya uygun olarak deðiºtirilmiºtir. -Ed. [24*] Yalnýzca ilk adým bir deðer taºýr. -ç. [25*] Tükenmez hareket. -ç.

58 [26*] Eºyanýn siniri. -ç. [27*] Ýnsanlarýn alýºveriºi dýºýnda kutsallaºmýº ºeyler. -ç. [28*] Ýsa'nýn son akºam yemeðini yediði kase ya da tabak. -ç. [29*] Ölüler diyarýnda sarp bir tepeye büyük bir kayayý iterek çýkarmaya mahkum edilen, ama kayayý tepeye her yaklaºtýrdýðýnda, kayanýn yuvarlanmasýyla birlikte aºaðý inen ve bunu sürekli olarak yineleyen Korent'in masal kahramaný. -ç. [30*] "Zengin olalým ya da zengin görünelim." -ç. [31*] Borç aktarmasý, hesap aktarmasý. -ç. ÝKÝNCÝ KISIM PARANIN SERMAYEYE DÖNܪÜMÜ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SERMAYENÝN GENEL FORMÜLÜ META dolaºýmý, sermayenin çýkýº noktasýdýr. Meta üretimi dolaºýmý ve ticaret denen daha geliºmiº dolaºým biçimi, sermayenin doðup büyüdüðü tarihsel temeli oluºtururlar. 16. yüzyýlda dünyayý saran ticaret ile yeryüzüne yayýlan pazar, sermayenin modern tarihinin baºlangýcý olmuºtur. Meta dolaºýmýnýn maddi özünü, yani çeºitli kullaným-deðerlerinin deðiºimini bir yana býrakýr ve yalnýzca bu dolaºým sürecinin yarattýðý ekonomik ºekilleri dikkate alýrsak, bunun sonal sonucunun para olduðunu görürüz: meta dolaºýmýnýn bu son ürünü, sermayenin göründüðü ilk biçimidir. Tarih açýsýndan sermaye, toprak mülkiyetinin tersine, her zaman baºlangýçta para biçimini alýyor; paradan oluºan servet, tüccar ve tefeci sermayesi olarak ortaya çýkýyor. [1] Ne var ki, sermayenin ilk ortaya çýkýº biçiminin para olduðunu keºfetmek için, (sayfa 160) sermayenin kökenine kadar inmemize hiç de gerek yoktur. Bunu her gün kendi gözümüzle görüyoruz. Her yeni sermaye, baºlangýçta sahneye, yani pazara, ister meta, ister emek ya da ister para piyasasýna, günümüzde bile, belirli bir süreçle sermayeye dönüºeceði para biçiminde çýkýyor. Para ile, yani yalnýzca para ile sermaye olan para arasýndaki gözümüze çarpan ilk fark, dolºýmýn biçimlerindeki ayrýlýktan baºka bir ºey deðildir. Metaýn en basit dolaºým biçimi M-P-M, metýn paraya dönüºmesi, ve paranýn gerisin geriye meta haline gelmesidir; ya da satýnalmak için satmaktýr. Ama, bu biçimin yanýsýra ondan tamamen farklý baºka bir biçim görüyoruz: P-M-P, paranýn metaya dönüºümü ve tekrar para halini alýºý; ya da satmak için satýnalmak. Bu ikinci biçimde dolaºýmýný tamamlayan para, böylece sermayeye dönüºür, sermaye halini alýr, ve zaten aslýnda sermaye olma özelliðindedir. ªimdi P-M-P devresini biraz daha yakýndan inceleyelim. Bu da, öteki gibi, iki karºýt evreyi kapsar. Ýlk evrede, P-M, ya da satýnalmada, para, metaya dönüºmüºtür. Ýkinci evrede, M-P, ya da satýºla meta, tekrar para halini almýºtýr. Bu iki evrenin birleºmesi, paranýn bir meta ile ve ayný metaýn tekrar parayla deðiºildiði tek bir hareket meydana getirir; burada meta, satýlmak için satýnalýnmýºtýr, ya da satýnalma ile satma arasýndaki biçim farkýný bir yana býrakýrsak, metaýn para ile, ve ardýndan paranýn meta ile satýnalýndýðýný söyleyebiliriz. [2] Sürecin evrelerinin yokolduðu sonuç, paranýn parayla deðiºilmesi, P- P'dir libre pamuðu 100 sterline alýrsam ve libre pamuðu 110 sterline yeniden satarsam, aslýnda 100 sterlini 110 sterlinle, parayý para ile deðiºmiº olurum. Bu yolla, ºimdi, birbirine eºit iki miktar para, 100 sterlin ile 100 sterlin, birbiriyle deðiºilmek istense, açýktýr ki, P-M-P devresi, saçma ve anlamsýz bir ºey olurdu. Cimrinin uyguladýðý plan daha sade ve daha güvenliydi; 100 sterlinini dolaºýmýn tehlikesine atacaðýna, ona sýký sýkýya sarýlýyordu. Öte yandan, tüccar 100 (sayfa 161) sterline aldýðý pamuðu, ister 110 sterline, ister 100, ve hatta ister 50 sterline satsýn, onun parasý, tahýl satarak elde ettiði parayla kendisine elbise satýnalan köylünün parasýnýn hareketinden nitelik ve ilk hareket yönünden tamamen farklýdýr. Bunun için, bizim, ilkönce, P-M-P ile M-P-M dolaºým biçimleri arasýndaki ayýrdedici niteliði incelememiz gerekir; böylece yalnýzca biçim farklarýnýn ardýnda yatan gerçek durum da ortaya çýkmýº olur. Öyleyse ilkin iki biçimin ortak yanlarýný görelim. Her iki dolaºým da, ayný iki karºýt evreye ayrýlabilir: M-P, satýº, ve P-M, satýnalma. Her iki evrede de ayný maddi öðeler, meta ve para, ve ayný ekonomik dramatis personæ alýcý ve satýcý, birbirleriyle karºý karºýya gelirler. Her dolaºým, ayný iki karºýt aºamanýn birliðidir, ve her iki durumda da bu birlik, alýºveriºe dahil olan üç ayrý tarafýn iºlemleri ile meydana gelir: bunlardan birisi yalnýzca satar, öteki yalnýzca satýnalýr, üçüncüsü ise hem satýnalýr hem satar. Bununla birlikte, M-P-M ile P-M-P devrelerini birbirinden ayýran baºlýca ºey, iki evrenin ardarda geliº sýrasýnýn tersine çevrilmiº olmalarýdýr. Basit meta dolaºýmý, bir satýº ile baºlar ve bir satmalma ile sona erer, oysa paranýn sermaye olara dolaºýmý bir satýnalma ile baºlar ve satýºla sona erer. Bir

59 durumda, hem çýkýº noktasý, hem amaç, metadýr, ötekinde paradýr. Ýlk biçimde hareketi meydana getiren paradýr, ikincide metadýr. M-P-M devresinde para, sonunda kullaným-deðeri olarak hizmet eden bir metaya dönüºür, büsbütün harcanmýº olur. Tersine dönmüº biçim olan P-M-P'de, tersine, alýcý, sonra da satýcý olarak parayý yeniden ele geçirmek üzere elden çýkartýr. Meta satýnalmakla parayý dolaºýma sokar, ayný metaý satarak parayý tekrar çeker. Parayý elden çýkartýr, ama bunu, tekrar ele geçirmek gibi kurnazca bir amaçla yapar. Demek ki, para harcanmamiº oluyor, yalnýzca sürülmüº oluyor. [3] M-P-M biçiminde ayný para parçasý iki kez yer deðiºtirir. Satýcý, onu alýcýdan alýr, baºka bir satýcýya öder. Tam dolaºým, meta için paranýn alýnmasý ile baºlar ve baºka meta için para ödemekle son erer. P-M-P devresinde ise durum tersinedir. (sayfa 162) Burada iki kez yer deðiºtiren ºey, para deðil metadýr. Alýcý, onu satýcýnýn elinden alýr ve baºka bir alýcýya devreder. Týpký basit meta dolaºýmýnda ayný para parçasýnýn iki kez yer deðiºtirerek bir erden diðerine geçmesini saðlýyorsa, burada da ayný metaýn iki kez yer deðiºtirmesi, paranýn ilk çýkýº noktasýna dönmesini saðlýyor. Bu geri dönüº, kendisi için ödenenden daha fazlasýna satýlan metaya baðlý deðildir. Bu durum, ancak geriye dönen paranýn miktarýný etkiler. Geriye dönüº, satýnalýnan meta satýlýr satýlmaz, bir baºka deyiºle, P-M-P devresi tamamlanýr tamamlanmaz olur. Burada, paranýn sermaye olarak dolaºýmý ile salt para olarak dolaºýmý arasýndaki fark açýkça görülür. Bir metaýn satýºý ile ele geçen para, bir baºkasýnýn alýnmasýyla elden çýkar çýkmaz M-P-M devresi tamamlanmýº olur. Bununla birlikte, eðer para, tekrar çýkýº noktasýna dönüyorsa, bu, ancak iºlemin yenilenmesi ya da yinelenmesi ile olur. Eðer bir kile buðdayý 3 sterline satarsam ve bu 3 sterlinle elbise alýrsam, benim yönümden bu para harcanýp bitmiºtir. Artýk o, elbise tüccarýna aittir. Hem ºimdi, ikinci bir kile buðday daha satarsam, para bana gelir, ama bu ilk alýºveriºin sonucu deðil, onun yinelenmesinin sonucudur. Bu ikinci alýºveriºi yeni bir satýnalmayla tamamlar tamamlamaz, para tekrar elimden çýkar. Bu nedenle, M-P-M devresinde paranýn harcanmasý ile paranýn geri dönüºü arasýnda hiç bir ilgi yoktur. Öte yandan, P-M-P devresinde paranýn dönüºü, harcanýº ºekli ile koºullanmýºtýr. Bu dönüº olmaksýzýn, tamamlayýcý ve sonal aºamanýn, yani satýºýn bulunmamasý nedeniyle bu iºlem noksan kalmýº ya da süreç kesintiye uðramýº ve tamamlanmamýºtýr. M-P-M devresi, bir meta ile baºlar ve, dolaºýmdan çýkýp tüketim alanýna giren baºka bir meta ile sona erer. Tüketim, gereksinmelerin karºýlanmasý, tek sözcükle kullaným-deðeri, bu devrenin sonu ve amacýdýr. P-M-P devresi, tersine, parayla baºlar, parayla biter. Bunun için, onu harekete getiren ºey, onu çeken amaç, yalnýzca deðiºim deðildir. Metaýn basit dolaºýmýnda, devrenin iki ucunda da ayný ekonomik biçim vardýr. Bunlarýn her ikisi de meta, ve eºit deðerde metadýr. Ama bunlar, ayný zamanda, örneðin buðday ve giyside olduðu gibi, farklý nitelikte kullaným-deðerleridir. Ürünlerin, toplum emeðinin cisimleºtiði farklý maddelerin deðiºimi, burada (sayfa 163) hareketin temelini oluºturur. P-M-P dolaºýmýnda durum farklýdýr; salt bir yineleme olduðu için ilk bakýºta amaçsýz gibi görünür. Her iki uçta da ayný ekonomik biçim vardýr. Ýkisi de paradýr ve bu nedenle nitelikçe farklý kullaným-deðerleri deðildir; çünkü para, özel kullanýmdeðerlerinin içinde kaybolduðu metatalarýn dönüºmüº biçiminden baºka bir ºey deðildir. 100 sterlini pamuk ile deðiºmek ve ardýndan tekrar ayný pamuðu 100 sterlinle deðiºmek, parayý parayla, ayný ºeyi ayný ºeyle deðiºmenin yalmzca dolaylý bir yoludur ve, saçma olduðu kadar amaçsýz bir iºlem gibi görünür. [4] Para miktarý, birbirlerinden ancak büyüklükleri ile ayýrdedilebilir. Demek ki, P-M-P sürecinin özelliði ve eðilimi, her ikisi de para olduðu için, uçlarý arasýndaki herhangi bir nitel farktan deðil, yalnýz bunlarýn nicel farklarýndan ileri geliyor. Dolaºýmdan, sonuçta, baºlangýçta konulduðundan daha fazla çekilmiº oluyor. 100 sterline alýnan pamuk, belki de ya da 110 sterline tekrar satýlýyor. Bu sürecin doðru biçimi, bu nedenle, P-M-P''dür ki, burada P' = P + P = ilk sürülen para, artý, bir fazlalýk. ݺte ilk deðerinin üstünde bu artýºa ya da fazlalýða ben "artý-deðer" diyorum. Baºlangýçta sürülen deðer, demek ki, dolaºýmda ilk haliyle kalmak ºöyle dursun, kendisine bir artý-deðer katar ya da kendisini çoðaltýr. ݺte onu sermayeye çeviren ºey, bu harekettir. Kuºkusuz, M-P-M devresindeki iki uç, M-M, diyelim buðday ile giysi, pekâlâ farklý deðerin farklý niceliklerini temsil edebilirler. Çiftçi buðdayýný deðerinin üzerinde satabilir ya da giysiyi (sayfa 164) deðerinin altýnda satýnalabilir.. Ya da giysi tüccarý tarafýndan "kazýklanabilir". Böyle de olsa, incelediðimiz dolaºým biçiminde bu gibi deðer farklarý tamamen raslansaldýr. Buðday ile giysinýn eºdeðer olmalarý gerçeði, P-M-P devresinde olduðu gibi süreci anlamsýz hale getirmez. Deðerlerinin eºdeðerlikleri burada, daha çok, sürecin normal gidiºinin zorunlu bir koºuludur. Satýnalmak için satmak iºinin yinelenmesi ya da, yenilenmesi, bu hareketin amacýyla, yani tüketim ya da belirli gereksimnelerin karºýlanmasýyla sýnýrlýdýr; bu sonal amaç, dolaºým alanýnýn dýºýnda kalýr. Ama satmak için tersine, ayný ºeyle, parayla, deðiºim-deðeriyle baºlar, ayný ºeyle bitiririz; ve böylece hareket bitmez tükenmez hale gelir. Kuºkusuz, P, P + P olur, 100 sterlin 110 sterlin olur. Ama yalnýz onlarýn nitel yanlarýna bakýldýðýnda, 110 sterlin, 100 sterlinin aynýsýdýr, yani paradýr, ve miktar yönünden ele alýnýrsa, 110 sterlin de 100 sterlin gibi belirli ve sýnýrlý bir deðer

60 toplamýdýr. Eðer ºjmdi 110 sterlin para olarak harcanýrsa, rolünü býrakmýº olur; artýk sermaye deðildir. Dolaºýmdan çekilirse yýðýlmýº para halinde donup kalýr, ve bu durumda kýyamete kadar beklese bir kuruº bile artmaz. Öyleyse, deðerin geniºlemesi bir kez amaç edinilirse, 100 sterlinin olduðu gibi, 110 sterlinin de deðerinin artmasý için ayný neden sözonusudur; her ikisi de, nicel artýºla mutlak servete mümkün olduðu kadar yaklaºmak için deðiºim-deðerlerinin sýnýrlý ifadesinden baºka bir ºey olmamalarý nedeniyle ayný amaca yönelmiºlerdir. Baºlangýçta sürülen 100 sterlin, daha sonra dolaºým sýrasýnda kendisine eklenen 10 sterlinlik artý-deðerden geçici olarak farklýymýº gibi görünür, ama bu fark derhal kaybolur. Sürecin sonunda, bir elimizle ilk 100 sterlini, öteki elimizle artý-deðer olan 10 sterlin almayýz. Biz, yalnýzca, çoðalma sürecine baºlamak için ilk 100 sterlinin sahip olduðu ayný koºullara ve uygunluða sahip olan 110 sterlinlik bir deðer elde ederiz. Para, hareketini, ancak yeniden baºlamak üzere sona erdirir. [5] Bu nedenle, bir satýnalma ve dolayýsýyla bir satma ile tamamlanan her tek tek dolaºýmýn sonal sonucu, bizzat yeni bir dolaºýmýn çýkýº noktasýný meydana getirir. Metalarýn basit dolaºýmý satýnalmak için satmak, dolaºýmla baðýntýsý olmayan. bir amacý yerine (sayfa 165) getirmek, yani kullaným-deðerlerine sahip olmak, gereksinmeleri gidermek yoludur. Oysa paranýn sermaye olarak dolaºýmý, tersine, kendi baºýna bir amaçtýr, çünkü deðerin büyümesi ancak bu hareketin sürekli yenilenmesiyle olur. Bu yüzden, sermayenin hareketinin sýnýrý yoktur. [6] Bu hareketin bilinçli temsilcisi olarak para sahibi, kapitalist haline gelir. Kiºiliði, ya da daha doðrusu cüzdaný, paranýn yola çýktýðý ve dönüp dolaºýp geldiði noktadýr. P-M-P dolaºýmýnýn nesnel ya da esas kaynaðý olan deðerin büyümesi, kapitalistin öznel amacý halini alýr; gitgide daha fazla soyut servete sahip olma faaliyetlerinin tek dürtüsü haline geldiði ölçüde o, bir kapitalist olarak, yani bir kiºiliðe bürünmüº, bilinç ve iradeye sahip sermaye olarak iºlev yapar. Kullaným-deðerine, bunun için, kapitalistin gerçek amacý gözüyle bakýlmamasý gerekir; [7] tek bir alýºveriºteki kârý için de ayný ºey geçerlidir. Onun biricik amacý kâr etmenin, durup dinlenmeyen, bitip tükenmeyen sürecidir. [8] Bu (sayfa 166) sýnýrsýz zenginlik hýrsý, bu deðiºim-deðeri avcýlýðý [9] tutkusu, kapitalist ile cimride ortak bir yandýr; ne var ki, cimri, çýlgýn bir kapitalist olduðu halde, kapitalist akýllý bir cimridir. Cimrinin parasýný dolaºýmdan çekmek suretiyle sonu gelmez deðiºim-deðeri biriktirme [10] amacýný, ondan daha akýllý ve kurnaz kapitalist, parayý tekrar tekrar dolaºýma sokmak suretiyle gerçekleºtirir. [11] Baðýmsýz biçim, yani basit dolaºým durumunda meta deðerinin büründüðü para-biçimi, yalnýz tek bir amaca, yani metalarýn deðiºimine hizmet eder ve hareketin sonunda ortadan kaybolur. Öte yandan, P-M-P dolaºýmýnda, para da, meta da, yalnýzca deðerin kendi çeºitli varlýk biçimlerini temsil ederler; bunlardan para, deðerin genel biçimini, meta ise, özel, ya da deyim yerindeyse kýlýk deðiºtirmiº biçimini temsil eder. [12] Hiç kaybolmadan sürekli olarak biçimden biçime girer ve böylece otomatik olarak etkin bir nitelik kazanýr. Eðer ºimdi de, biz, kendiliðinden büyüyen deðerin yaºama seyrinde ardarda girdiði iki farklý biçimin herbirini sýrasýyla ele alýrsak, ºu iki önermeye varýrýz: sermaye paradýr: sermaye metadir. [13] Ama gerçekte deðer, burada bir sürecin etkin etmenidir; bir yandan durmadan sýrasýyla para ve meta biçimlerine girerken, ayný zamanda da, kendi büyüklüðünü deðiºtirir, artý-deðeri üzerinden atarak kendini farklýlaºtýrýr; bir baºka deyiºle, baºlangýçtaki deðer kendiliðinden büyür. Çünkü kendisine artý-deðer kattýðý hareket, kendi hareketi olduðu için de, büyümesi, otomatik büyümedir. Deðer olmasý nedeniyle, kendisine deðer katabilecek gizli bir nitelik kazanmýº oluyor. Canlý (sayfa 167) döller yavruluyor, ya da hiç deðilse altýn yumurtalar yumurtluyor. Deðer bu yüzden, böyle bir süreçte etkin bir etmen olur, ve bazan para, bazan meta biçimine girer, ama bütün bu deðiºiklikler boyunca kendisini korurken ve geniºlerken her zaman kimliðinin saptanabileceði baðýmsýz bir biçime sahip olmasý gerekir. ݺte bu biçime, o, ancak para biçiminde sahip olabiliyor. Deðer, her kendiliðinden doðuºuna para-biçimi altýnda baºlar, sona erer ve yeniden baºlar. ݺe 100 sterlin olarak baºlamýºtý, ºimdi 110 sterlindir vb.. Ama paranýn kendisi, deðerin iki biçiminden yalnýzca bir tanesidir. Meta biçimine girmedikçe, para, sermayeye dönüºmez. Ama burada, para ile meta arasýnda, para yýðmada olduðu gibi bir uzlaºmaz karºýtlýk yoktur. Kapitalist, bütün metalarýn, ne denli çirkin görünse de, ne denli pis koksa da, imanda ve gerçekte para olduðunu, gerçekten sünnetli Yahudi olduðunu çok iyi bilir; üstelik bu, paradan para yapan harika araçtýr. Basit dolaºýmda, P-M-P biçiminde, metalarýn deðeri, en fazla, kullaným-deðerlerinden baðýmsýz bir biçime, yani para biçimine ulaºabiliyordu; oysa ayný deðer, ºimdi, P-M-P delaºýmýnda ya da sermaye dolaºýmýnda, birdenbire, kendine özgü hareketi olan, kendi yaºamýný yaºayan baðýmsýz bir varlýk olarak ortaya çýktýðý gibi, bu yaºam sürecinde, para da meta da onun büründüðü ve soyunduðu biçimlerden baºka bir ºey deðildir. Dahasý da var: deðer, artýk, metalar arasýndaki iliºkileri yalnýzca temsil etmek yerine, deyim yerindeyse, kendi kendisiyle özel iliºki içersine girer. Tanrýnýn (babanýn) kendisini, tanrýnýn oðlu olarak kendisinden ayýrdetmesi, ve ikisinin de ayný yaºta olmasý ve gerçekte bir tek kiºi oluºturmasý gibi, baºlangýçtaki deðer olarak, kendini artý-deðer olarak kendisinden ayýrdeder; ilkönce öne sürülen 100 sterlin, ancak 10 sterlinlik artý-deðerle sermaye olur, ve sermaye olur olmaz, oðul ve onunla birlikte baba doðar doðmaz farklarý yeniden kaybolur, ikisi birdir, 110 sterlindir.

61 Demek ki, deðer, ºimdi, süreç içersinde deðer, süreç içersinde para, ve böylece sermaye oluyor. Deðer dolaºýmdan çýkýyor, tekrar giriyor, süreç boyunca kendisini koruyor ve çoðaltýyor, daha gençleºmiº olarak dolaºýmdan çýkýyor ve ayný devre yeniden baºlýyor. [14] P-P', para, paradan doðar, iºte ilk yorumcularýn, merkantilistlerin aðzýyla sermayenin açýklanmasý böyledir. (sayfa 168) Satmak.için satýnalmak ya da daha doðrusu, daha pahalý satmak için satýnalmak, P-M-P', yalnýz tek bir tür sermayeye, tüccar sermayesine özgü bir biçim gibi görünür. Ama sanayi sermayesi de paradýr; yani para, metalara ve bu metalarýn satýºýyla da yeniden daha fazla paraya dönüºür. Dolaºým alaný dýºýnda kalan ve satýnalma ile satma arasýndaki sürede geçen olaylar, bu hareketin biçimini etkilemez. Ensonu, faiz getiren sermayenin sözkonusu olduðu durumlarda, P-M-P' dolaºýmý kýsaltýlmýº olarak belirir. Ara aºama olmaksýzýn, P-P' biçiminde sonuca ulaºýrýz, deyim yerindeyse, "en style lapidaire" [1*] para daha fazla deðerde para, deðer kendisinden daha büyük deðerdir. Demek ki, P-M-P', dolaºým alanýnda prima facie [2*] görüldüðü gibi, gerçekte sermayenin genel formülüdür. (sayfa 169) BEªÝNCÝ BÖLÜM SERMAYENÝN GENEL FORMÜLÜNDEKÝ ÇELݪKÝLER PARA, sermayeye dönüºürken dolaºýmýn aldýðý biçim, metalarýn, deðerin, paranýn ve hatta bizzat dolaºýmýn niteliðiyle ilgili olarak ºimdiye kadar incelediðimiz bütün yasalara karºýttýr. Bu biçimi, metalarýn basit dolaºýmýndan ayýran ºey, iki karºýt sürecin, birbirini izleyen tersine dönmüº sýrasýdýr, satýº ve satýnalmadýr. Bu iki süreç arasýnda böylesine tamamen biçimsel bir fark nasýl olur da, sanki sihirli bir el dokunmuº gibi bunlarýn niteliklerini deðiºtirir? Hepsi bu kadar da deðil. Süreçlerin bu ters yönü birbirleriyle alýºveriºte bulunan üç kiºiden ikisi için sözkonusu bile deðildir. Kapitalist olarak, A'dan metalar satýnalýrým ve bunlarý tekrar B'ye satarým, ama basit bir meta sahibi olarak, bunlarý B'ye satar ve ardýndan, A'dan yenilerini satýnalýrým. A ile B için, iki alýºveriº arasýnda hiç bir fark yoktur. Bunlar, yalnýzca alýcý ya (sayfa 170) da satýcýdýr. Ve ben, her firsatta, onlarla, ya para ya meta sahibi olarak, alýcý ya da satýcý olarak karºý karºýya gelirim, ve üstelik her iki alýºveriºte de A'nýn karºýsýnda yalnýzca alýcý, B'nin karºýsýnda yalnýzca satýcý olarak bulunurum ve bunlardan birisi için yalnýz param, diðeri için yalnýz metalarým önemlidir, ikisinin de karºýsýnda ne sermaye ve ne de kapitalist olarak yer almadýðým gibi, para ve metalardan daha fazla bir ºeyin temsilcisi ya da para ve metalarýn ötesinde bir etki yaratacak kimse gibi de bulunmam. Benim için A'dan satýnalma ve B'ye satýº, bir dizinin bölümleridir. Ama iki fiil arasýndaki bað, yalnýzca benim için vardýr. Ne A, B ile alýºveriºim konusunda, ne de B, A ile iº iliºkimden bir sýkýntý duyar. Ve ben sýralanýº düzenini tersine çevirme hareketimin yararlarýndan söz açmaya kalksam, belki de onlar sýralanýº düzeni konusunda yanýldýðýmý, bütün alýºveriºin bir satýnalmayla baºlayýp bir satýºla sona ermesi yerine, tersine, bir satýºla baºlayýp bir satýnalma ile bittiðine parmak basarlar. Gerçekten de, ilk hareketim satýnalma, A bakýmýndan bir satýº, ve ikinci hareketim satýº, B bakýmýndan bir satýnalmadýr: Bununla da yetinmeyen A ile B bütün bu iºlerin gereksizliðini, bir Hokus Pokustan baºka bir ºey olmadýðýný öne sürebilirler ve bundan böyle A'nýn doðrudan doðruya B'den satýnalacaðýný ve B'nin doðrudan A'ya satacaðýný söyleyebilirler. Böylece bütün alýºveriº, sýradan meta dolaºýmýnýn, tek tek ve tamamlanmamýº bir evresini oluºturan tek bir fiile indirgenmiº olur; A açýsýndan yalnýzca bir satýº, B açýsýndan yalnýzca bir satýnalma haline gelir. Sýralanýº düzenini tersine çevirmekle, demek ki, basit meta dolaºýmý alanýndan çýkýlmýº olmuyor, ve asýl bizim dikkat etmemiz gereken nokta, bu basit dolaºýmda, devreye giren deðerin büyümesine, dolayýsýyla da bir artý-deðerin doðmasýna elveriºli bir yanýn bulunup bulunmadýðýdýr. Dolaºým sürecini, kendini basit ve dolaysýz meta deðiºimi biçimi altýnda ortaya koyuyor diye kabul edelim. Ýki meta sahibinin birbirleriyle alýºveriº yaptýklarý ve hesap gününde borçlu olduklarý miktarlarýn eºit ve birbirini götürdükleri durumlarda, bu, her zaman böyledir. Bu durumda para, hesap parasýdýr ve metalarýn deðerlerini fiyatlarý ile ifade etmeye yarar, ama metalarýn karsýsýna bizzat nakit para olarak çýkmaz. Kullaným-deðerieri yönünden her iki tarafýn da bazý yararlar saðlayabileceði açýktýr. Her ikisi de, kullaným-deðeri olarak iºlerine yaramayan mallarý elden çýkartýp, kullanabilecekleri mallarý alýrlar. Daha baºka (sayfa 171) kazançlar da olabilir. ªarap satýp buðday satýnalan A, belki de, belli bir emek-zamanýnda çiftci B'den daha fazla ºarap üretebilir, öte Yandan B, ºarap üreticisi A'dan daha fazla buðday üretebilir. Bu nedenle, herbiri kendi ºarabýný ve kendi buðdayýný üreterek, herhangi bir deðiºim olmaksýzýn elde edeceklerinden, ayný deðiºim-deðeri karºýlýðýnda A daha fazla buðday, B daha fazla ºarap alabilir. Öyleyse, kullaným-deðeri konusunda ºu sözü söylemek yerinde olur: "Deðiºim, her iki tarafýn da kazandýðý bir alýºveriºtir." [15] Deðiºim-deðeri için durum böyle deðildir. "Elinde bol ºarabý olup hiç buðdayý olmayan bir kimse, elinde buðdayý bol

62 ama ºarabý olmayan birisiyle alýºveriºe giriºir, aralarýnda 50 deðerinde buðday ile ayný deðerde ºarap için bir deðiºim yapýlýr. Bu iºlem, her ikisi için de deðiºim-deðerinde bir artýº saðlayamaz; çünkü her ikisi de, bu iºlem aracýlýðý ile elde ettiklerine eºit bir deðere, deðiºimden önce de zaten sahip bulunuyorlardý." [16] Paranýn, metalar arasýnda dolaºým aracý olarak iºe dahil edilmesi ve satýº ile satýnalmanýn birbirinden farklý iki hareket haline getirilmesiyle sonuç deðiºmez. [17] Bir metaýn deðeri, dolaºýma girmeden önce fiyatýyla ifade edilir, ve bu nedenle de dolaºýmýn sonucu deðil, bir önkoºuludur. [18] Soyut olarak düºünüldüðünde, yani metalarýn basit dolaºýmý yasalarýndan doðrudan doðmuº olmayan koºullar bir yana býrakýlacak olursa, dolaºýmda (bir kullaným-deðerinin yerini bir baºkasýnýn almasýný konu dýºý býrakýrsak), bir baºkalaºýmdan, metaýn biçiminin basit deðiºiminden baºka bir ºey olmayan bir deðiºim vardýr. Ayný deðiºim-deðeri, yani ayný miktarda gerçekleºmiº toplumsal emek, önce kendi metaý biçiminde, sonra deðiºtirdiði para biçiminde ve ensonu, bu parayla satýnaldýðý meta biçiminde olmak üzere, daima meta sahibinin elinde kalmaktadýr. Bu biçim deðiºikliði, deðer büyüklüðünde bir deðiºikliði gerektirmiyor. Ama (sayfa 172) bu süreç içersinde metaýn geçirdiði deðer deðiºmesi, onun para biçimindeki bir deðiºmesiyle sýnýrlýdýr. Bu biçim, önce, satýºa sunulan metaýn fiyatý, sonra, zaten fiyatla ifade edilmiº bulunan bir para miktarý ve ensonu, eºdeðer bir metaýn fiyatý olarak mevcuttur. Bu biçim deðiºikliði, tek baºýna alýndýðýnda, 5 sterlinlik bir banknot, Ýngiliz altýn liralarýna, yarým Ýngiliz altýn liralarýna ve ºilinlere bozdurulduðu zaman, ne gibi bir deðer deðiºikliði geçirirse, deðerin miktarýnda öyle bir deðiºmeye tanýklýk eder. Bunun için, metalarýn dolaºýmý, yalnýz deðerlerinin biçiminde bir deðiºiklik meydana getirdiði ve yan etkilerden serbest olduðu sürece, eºdeðer ºeylerin deðiºimi demektir. Vülger ekonomi, deðerin niteliði hakkýnda pek az ºey bildiði için, ne zaman dolaºým olayýný saf ºekliyle ele almak istese, arz ve talebin eºit olduðunu varsayar ki, bu da etkilerinin sýfýr olduðu anlamýna gelir. Demek ki, kullaným-deðerlerinin deðiºimi sözkonusu olduðu sürece, hem alýcý hem satýcý bir ºeyler kazanabilir, ama deðiºim-deðerleri için durum böyle deðildir. Burada ºunu söyleyebiliriz: "Eºitliðin varolduðu yerde kazanç olamaz." [19] Metalarýn, deðerlerinden sapmýº fiyatlarla satýlabileceði doðrudur, ama bu sapmalarýn, deðiºim yasalarýnýn bir ihlali gibi görülmesi gerekir; [20] normal durumunda, eºdeðerlerin deðiºimidir, ve bu nedenle de deðer artmasýnýn bir yolu deðildir. [21] Böylece, artý-deðerin kaynaðý olarak meta dolaºýmýný gösterme çabalarýnýn ardýnda bir quid pro quo [3*], kullaným-deðeri ile deðiºim-deðerinin karýºtýrýlmasýnýn yattýðýný görüyoruz. Örneðin, Condillac diyor ki: "Metalarýn deðiºimi sýrasýnda, deðer karºýlýðýnda, deðer verdiðimiz doðru deðildir. Tersine, taraflardan birisi, daima, daha büyük bir deðere karºýlýk daha küçük bir deðer verir.... Eðer biz, gerçekten eºit deðerleri deðiºirsek taraflardan (sayfa 173) hiç birisi kâr edemez. Oysa, her ikisi de kazanýr, ya da kazanmalarý gerekir. Niçin? Bir ºeyin deðeri, yalnýzca, gereksinmelerimiz ile iliºkisinde yatar. Birisi için fazla olan diðeri için azdýr, ve vice versâ.[tersi. -ç.]... Kendi tüketimimiz için gerekli malý satýºa arzettiðimiz düºünülemez.... Gereksinmemiz olan bir ºeyi almak için yararsýz bir ºeyi elden çýkarmak isteriz; daha fazla için daha az vermek isteriz.... Bir deðiºim sýrasýnda, deðiºilen her iki malýn ayný miktar altýn ile eºit deðerde olmalarý halinde, deðer karºýlýðýnda deðer verildiðini düºünmek doðaldý.... Ama bizim hesabýmýzda dikkate alýnmasý gerekli bir nokta daha var. Sorun, her ikimizin de, gerekli bir ºey karºýlýðýnda, gereksiz bir ºeyi deðiºip deðiºmediðimizdir." [22] Bu pasajda, Condillac'ýn, yalnýzca kullaným-deðeri ile deðiºim-deðerini karýºtýrmakla kalmayýp, gerçekten çocukça bir tutumla, meta üretiminin epeyce geliºtiði bir toplumda, her üreticinin, kendi yaºami için gerekli ºeyleri ürettiðini ve yalnýzca gereksinme fazlalarýný dolaºým alanýna sürdüðünü varsaydýðýný görüyoruz. [23] Böyle olmakla birlikte, Condillac'ýn uslamlamasý modern iktisatçýlar tarafýndan sýk sýk kullanýlýr; özellikle, geliºmiº biçimiyle meta deðiºiminin, yani ticaretin, artý-deðerin yaratýcýsý olduðunu göstermek için bu yola baºvurulur. Örneðin, "Ticaret... ürüne deðer katar, çünkü tüketicinin elindeki ayný ürün, üreticinin elindekinden daha deðerlidir, ve bu nedenle ticaretin mutlaka bir üretim faaliyeti olarak kabul edilmesi gerekir." [24] Ne var ki, metaya, bir kez kullanýmdeðeri için, bir kez de deðeri için, iki kez ödeme yapýlmaz. Ve bir metaýn kullaným-deðeri, alýcý için, satýcýdan daha yararlý ise de, para-biçimi, satýcý için daha yararlýdýr. Böyle olmasa onu satar mýydý? Bu nedenle, ayný biçimde, alýcýnýn da, sözgeliºi çorabý paraya dönüºtürürken, "mutlak bir üretim faaliyeti" içersinde bulunduðunu söyleyebilirdik. (sayfa 174) Eºit deðiºim-deðerindeki ve dolayýsýyla eºdeðer metalar ya da metalar ile para birbirleri ile deðiºildiði takdirde, dolaºýmdan kimsenin, oraya koyduðundan fazla deðer çekemeyeceði açýktýr. Burada artý-deðer yaratýlmamýºtýr. Ve normal ºekliyle meta dolaºýmý eºdeðerlerin deðiºimini gerektirir. Ama uygulamada süreç normal biçimini koruyamýyor. Bu durumda, eºdeðer olmayan ºeylerin deðiºimini düºünelim. Her zaman, meta piyasasýna yalnýzca meta sahipleri gidip gelirler, ve bu kiºilerin birbirleri üzerindeki kudretleri, ellerindeki metalarýn kudretinden baºka bir ºey deðildir. Bu metalarýn maddi çeºitliliði, deðiºim hareketinin maddi dürtüsüdür ve alýcý ile satýcýyý karºýlýklý baðýmlý hale getirir; çünkü bunlarýn hiç birisinin elinde kendi gereksinmesini karºýlayacak eºya yoktur, ve herbirinin

63 elinde bir baºkasýnýn gereksindiði eºyalar vardýr. Metalarýn kullaným-deðerlerinin bu maddi farklýlýðýndan baºka, bunlar arasýnda baºka bir fark daha vardýr; bu da, onlarýn fizik biçimleri ile, satýº sonucu dönüºtükleri biçim arasmdaki, metalar ile para arasýndaki farktýr. Dolayýsýyla meta sahipleri birbirlerinden ancak, meta sahibi satýcýlar, ve para sahibi alýcýlar diye ayrýlabilirler. ªimdi, satýcýya, açýklanmasý mümkün olmayan bir ayrýcalýkla, metalarýný, deðerinin üzerinde bir deðerle, 100 deðerinde bir metaý 110'a, yani %10'luk bir nominal fiyat fazlasýyla satma olanaðýnýn verilmiº olduðunu düºünelim. Satýcý, böylece 10'luk bir artý-deðeri cebe indirir. Ama sattýktan sonra alýcý haline gelir. Üçüncü bir meta sahibi ºimdi onun karºýsýna satýcý olarak çýkar, ve onun da elindeki metalarýn %10 daha pahalý ayrýcalýðý vardýr. Dostumuz, satýcý olarak kazandýðý 10'u, alýcý olarak yeniden yitirmektedir. [25] Sonuç ºu oluyor ki, bütün meta sahipleri, mallarýný birbirlerine deðerlerinin %10 fazlasý ile sattýklarý için, týpký gerçek fiyatlarý üzerinden satmýº gibi bir sonuca varýyorlar. Fiyatlardaki böyle genel ve nominal bir artýº, deðerlerin, gümüºün aðýrlýðý yerine altýnýn aðýrlýðý ile ifade edilmesi gibi bir etki yaratýr. Metalarýn nominal fiyatlarý yükselir, ama deðerleri arasýndaki gerçek iliºki öylece kalýr. ªimdi de tersini düºünelim: alýcýnýn, metalarý deðerlerinin (sayfa 175) altýnda satmalma ayrýcalýðý olsun. Bu durumda, onun, sonradan satýcý olacaðýný akýlda tutmaya gerek yoktur. Alýcý olmadan önce satýcýydý, ve, alýcý olarak %10'u kazanmadan önce, satýcý olarak %10'u zaten yitirmiºti. [26] Burada da her ºey týpký eskisi gibidir. Artý-deðerin yaratýlmasý ve dolayýsýyla paranýn sermayeye dönüºmesi, ne metalarýn deðerlerinin üzerinde satýlmasýný, ne de bunlarýn deðerlerinin altýnda satýnalýnmasýný varsaymakla açýlanamaz. [27] Sorun, Torrens'in yaptýðý gibi birtakým gereksiz öðelerin iºe karýºtýrýlmasýyla basitleºtirilmiº de olmuyor: "Fiili talep, tüketicilerin, dolaysýz ya da dolaylý trampa yoluyla, metalar karºýlýðýnda, bu metalarýn üretim maliyetinden daha fazla,... sermaye parçasý verme gücünde ve eðiliminde (!) olmalarýndan ibarettir." [28] Dolaºým iliºkisinde, üreticiler ile tüketiciler, ancak alýcý ve satýcý olarak karºý karºýya gelirler. Üreticilerin elde ettikleri artý-deðerin kaynaðýný, tüketicilerin metalara deðerinden fazla para ödemelerinden geldiðini ileri sürmek, ºu sözcükleri sýralamaktan baºka bir ºey deðildir: meta sahipleri, satýcý olarak mallarýný deðerinden daha pahalýya satmak ayrýcalýðýha sahiptirler. Satýcý, ya metalarý kendisi üretmiºtir, ya da o metalarýn üreticisini temsil etmektedir, ama alýcý da, parasýyla temsil olunan mallarý en az onun kadar üretmiºtir ya da üreticileri temsil etmektedir. Bunlar arasýndaki ayrým, birisinin alýcý, birisinin satýcý olmalarýdýr. Meta sahibinin, üretici adý altýnda, bunlar deðerlerinin üzerinde satmasý, ve tüketici adý altýnda bunlar için deðerlerinden fazla para ödemesi olayý, bizi, bir adým bile ileriye götürmez. [29] Bu nedenle, artý-deðerin kökeninin, fiyatlardaki nominal yükselmede ya da satýcýnýn da pahalý satma ayýrýcalýðýnda olduðu hayalini savunanlar, tutarlý olabilmek için, yalnýzca satýnalýp hiç satmayan, yani yalnýzca tüketip hiç üretmeyen bir sýnýfýn varlýðýný (sayfa 176) varsaymak zorundadýrlar. Böyle bir sýnýfýn varlýðý, ºimdiye kadar ulaºtýðýmýz noktadan, yani basit dolaºým açýsýndan açýklanamaz. Ama böyle bir ºey olabilir diyelim. Böyle bir sýnýfýn devamlý olarak satýnalmada kullanacaðý paranýn, ortada ne deðiºim ne de baðýº olmaksýzýn, keyfi bir hak ya da zor yoluyla meta sahiplerinin ceplerinden kendi ceplerine akmasý gerekir. Böyle bir sýnýfa metalarý deðerinden fazlaya satmak, kendilerine daha önceden verilen paranýn bir kýsmýnýn tekrar aºýrýlmasý demektir. [30] Küçük Asya kasabalarý, eski Roma'ya böyle bir yýllýk haraç verirlerdi. Bu parayla, Roma, onlardan mal alýr, hem de oldukça pahalýya alýrdý. Bu kasabalarýn halký, Romalýlarý kandýrýrlar ve alýºveriº sýrasýnda haracýn bir kýsmýný böylece efendilerinden sýzdýrmýº olurlardý. Ama ne olursa olsun kazýðý gene bu kasabalýlar yemiº olurdu. Mallarý karºýlýðý aldýklarý para, zaten kendi paralarýydý. Zengin olmanýn ya da artý-deðer yaratmanýn yolu bu deðildir. Öyleyse biz, satýcýnýn ayný zamanda alýcý, alýcýnýn da satýcý olduðu deðiºim sýnýrlarý içersinde kalalým. Karºýlaºtýðýmýz güçlük, belki de, [dolaºýmýn. -ç.] tek tek öðelerini, kiºileºtirilmiº öðeler olarak ele alýºýmýzdan geliyor. A, belki de, B ya da C'nin misilleme yapma yeteneðinden yoksun olmalarýndan yararlanacak kadar kurnaz olabilir. A, 40 sterlin deðerinde ºarabý B'ye satýyor ve ondan karºýlýk olarak 50 sterlin deðerinde buðday alýyor. A, 40 sterlini 50 sterline çevirmiºtir, parasýný çoðaltmýºtýr, ve metaýný sermayeye çevirmiºtir. ªimdi bu olayý biraz daha yakýndan inceleyelim. Deðiºimden önce A'nýn elinde 40 sterlinlik ºarap, B'nin elinde 50 sterlinlik buðday vardý ve bunlarýn toplam deðeri 90 sterlindi. Deðiºimden sonra gene ayný toplam 90 sterlinimiz vardýr. Dolaºýmdaki deðer, zerre kadar artmamýºtýr, yalnýzca A ile B arasýnda farklý bir ºekilde daðýlmýºtýr. B için deðer kaybý, A için artýdeðerdir; birisi için "eksi" olan, diðeri için "artý"dýr. Eðer A, deðiºim iºlemine girmeksizin 10 sterlini doðrudan doðruya B'den çalsaydý, gene ayný deðiºme olurdu. Dolaºýmdaki deðer toplamýnýn, bunlarýn daðýlýmýndaki bir deðiºme ile artmayacaðý apaçýktýr; týpký, Kraliçe Anne (sayfa 177) zamanýndan kalma bir meteliði, Yahudinin bir altýn liraya satmasýyla, bir ülkedeki deðerli maden miktarýnýn çoðalmamasý gibi. Bir ülkenin kapitalist sýnýfýnýn tümü, kendi kendisinden kâr saðlayamaz. [31]

64 Ýstediðimiz kadar eðip bükelim, olgu deðiºmeden kalýr. Eðer eºdeðerler deðiºilse, bundan artýdeðer çýkmaz, ve eðer eºdeðer olmayanlar deðiºilse gene artý-deðer yoktur. [32] Dolaºým ya da metalarýn deðiºimi, hiç bir deðer doðurmaz. [33] Bundan dolayý, sermayenin standart biçimini, modern toplumun ekonomik yapýsýný belirleyen bu biçimi tahlil ederken, herkesin bildiði ve deyim yerindeyse Nuh tufanýndan kalma biçimleri olan tüccar sermayesi ve tefeci sermayesini tamamen inceleme dýºýnda býrakmamýzýn nedeni ºimdi açýklýða kavuºmuº oluyor. P-M-P devresi, daha pahalý satmak için satýnalmak, hakiki tüccar sermayesinde en açýk biçimde görülür. Ama hareket, bütünüyle dolaºým alaný içersinde yer alýr. Bununla birlikte, paranýn sermayeye dönüºmesi, artý-deðerin oluºumu, yalnýzca dolaºým ile açýklanamayacaðýna göre, eºdeðerler deðiºildiði sürece tüccar sermayesinin olanaksýz bir ºey olduðu görülür; [34] öyleyse, bunun kökeni, ancak, hem satýcý hem alýcý üreticinin arasýna bir asalak gibi sokulan tüccarýn sakladýðý iki yönlü kazançtadýr. Franklin (sayfa 178) ºu sözleri, bu anlamda söylemiºtir: "Savaº soygunculuktur, ticaret genellikle dolandýrýcýlýktýr." [35] Tüccar parasýnýn sermayeye dönüºmesi, üreticilerin düpedüz dolandýrýlmasýndan baºka bir ºekilde açýklanmak gerekirse, uzun bir ara aºamalar dizisi gerekli olacaktýr ki, hallen metalarýn basit dolaºýmý bizim tek varsayýmýmýz olduðuna göre, ºimdilik bunlar tümüyle ortada yoktur. Tüccar sermayesi ile ilgili olarak söylediðimiz ºeyler tefeci sermayesi için daha da gererlidir. Tüccar sermayesinde, iki uç, piyasaya sürülen para ile oradan artmýº olarak çekilen para hiç deðilse satýnalma ve satýºla, bir baºka deyiºle, dolaºým hareketi ile iliºkilidir. Tefeci sermayesi biçimi, M-M-P' bir ara terim olmaksýzýn iki uç terime indirgenmiºtir, P-P'; paranýn para ile deðiºildiði bu biçim, paranýn doðasý ile baðdaºmadýðý için, metalarýn dolaºýmý açýsýndan açýklanamaz bir durum gösterir. Bu yüzden Aristoteles ºöyle der: "Krematistik, [Servet toplama. -ç.] bir yönü ticarete, diðer yönü ise ekonomiye baðlý iki yönlü bir bilim olduðu için, ekonomiye iliºkin yönü gerekli ve deðerli, ticarete iliºkin yönü ise dolaºýma dayanýr ve haklý olarak hoºgörülmez (çünkü bu, doðaya deðil karºýlýklý aldatmaya dayanýr); bu nedenle tefeci pek haklý olarak nefret edilen bir kimsedir, çünkü paranýn kendisi, onun kazanç kaynaðýdýr ve icat edildiði amaçlar için kullanýlmamaktadýr. Para, metalarýn deðiºimi için meydana geldiði halde, faiz, paradan daha çok para yapar. Bu yüzden de adý buradan gelir ( faiz ve döl). Çünkü, doðanlar doðurana benzerler. Ama faiz, paranýn parasýdýr ve insanýn yaºamýný kazanma biçimleri içersinde doðaya en karºýt olanýdýr." [36] Ýncelememiz sýrasýnda, tüccar sermayesi ile faiz getiren sermayenin, türevsel biçimler olduðunu göreceðiz ve ayný zamanda, bu iki biçimin tarihin akýºý içersinde, standart modern sermaye biçiminden önce niçin ortaya çýktýklarý açýklýða kavuºmuº olacaktýr. Artý-deðerin dolaºým tarafýndan yaratýlamayacaðýný, ve onun oluºmasý için, bizzat dolaºýmda görülmeyen, ama arka planda yer alan bir ºeyin var olmasý gerektiðini göstermiº bulunuyoruz. [37] Ama, artý-deðer, meta sahiplerinin metalarý tarafýndan belirlenen (sayfa 179) karºýlýklý iliºkilerinin toplamý olan dolaºýmýn dýºýnda nereden gelebilir? Dolaºým dýºýnda meta sahipleri yalnýzca kendi metalarý ile iliºki halindedirler. Deðer bakýmýndan ise bu iliºki, o metada sahibinin belirli bir toplumsal ölçüt ile ölçülen bir miktar emeðinin bulunmasý ile sýnýrlýdýr. Bu emek miktarý, metaýn deðeri ile ifade edildiðine ve deðer de hesap parasý ile hesaplandýðýna göre, bu miktar, fiyat ile de ifade edilir; biz, buna, 10 sterlin diyelim, A.ma onun emeði, hem metaýn deðeri, hem bu deðerin üzerindeki bir fazlalýkla temsil edilmez; hem 10 fiyatýyla, hem 11 fiyatýyla, yani kendisinden daha büyük olan bir deðerle gösterilemez. Meta sahibi kendi emeði ile deðer yaratabilir, ama kendiliðinden büyüyen bir deðer yaratamaz. Elindeki metaýn deðerini ona yeni emek katarak artýrabilir, örneðin deriyi çizme yaparak, elindeki deðere daha çok deðer katabilir. Ayný malzeme, daha büyük bir miktarda emek içerdiði için ºimdi daha çok deðere sahiptir. Çizme, deriden daha çok deðere sahiptir, ama derinin deðeri eskiden neyse ºimdi de aynýdýr; kendisini büyütmemiº, çizme yapýmý sýrasýnda artý-deðer katmamýºtýr. ݺte bunun için, dolaºým alaný dýºýnda, meta üreticisi, diðer meta sahipleri ile temasa gelmeden, deðeri büyütemez ve dolayýsýyla parayý ya da metalarý sermayeye dönüºtüremez. O halde sermayenin dolaºýmdan doðmasý olanaksýz olduðu gibi, dolaºýmdan ayrý olarak oluºmasý da ayný ölçüde olanaksýzdýr. Sermayenin kökeni ayný zamanda hem dolaºýmýn içinde, hem de dýºýnda olmak gerekir. Böylece, çifte bir sonuca ulaºmýº oluyoruz. Paranýn sermayeye dönüºmesi, meta deðiºimini düzenleyen yasalara dayanýlarak, çýkýº noktasý, eºdeðerlerin deðiºimi olacak biçimde açýklanmalýdýr. [38] Dostumuz parababasýnýn, bu henüz (sayfa 180) çekirdek halindeki kapitalistin, metalarý deðerlerine satýnalmasý ve tekrar deðerlerine satmasý, ama gene de sürecin sonunda, dolaºýma koyduðundan daha fazla deðeri oradan çekmesi gerekmektedir. Palazlanmýº bir kapitalist haline geliºi, hem dolaºýmýn içinde, hem de dýºýnda olacaktýr. Çözümlenmesi gerekli sorunun koºullarý iºte bunlardýr. Hic Rhodus, hic salta! [4*] (sayfa 181)

65 ALTINCI BÖLÜM EMEK-GÜCÜNÜN ALIM VE SATIMI PARANIN sermayeye dönüºtürülmesi sözkonusu olduðunda, deðer deðiºikliði, paranýn kendisinde olamaz; çünkü paranýn, satýnalma ve ödeme aracý göreviyle, satýnalýnan ya da bedeli ödenen metaýn fiyatýný gerçekleºtirmekten öte bir rolü yoktur; nakit olarak ise, hiç deðiºmeyen katýlaºmýº deðerdir. [39] Deðer deðiºikliði, dolaºýmýn ikinci aºamasýndan, metaýn yeniden satýºýndan da ileri gelmiº olamaz, çünkü burada da, mal, yalnýzca maddi biçiminden çýkýp tekrar para-biçimine dönüºmektedir. Deðiºiklik, öyleyse, eºdeðerler deðiºildiðinden ve metaýn tüm deðeri için ödeme yapýlmýº olduðundan, deðerde deðil, ilk iºlem ile, P-M, satýnalýnan metada olmalýdýr. Bundan da, zorunlu olarak, ºu sonuca varmýº oluyoruz ki, deðiºiklik, metaýn kullaným-deðerinden, yani tüketiminden (sayfa 182) ileri gelmektedir. Metaýn tüketiminden deðer sýzdýrabilmek için dostumuz parababasý, dolaºým alanýnda, piyasada, kullaným-deðeri deðer kaynaðý olmak gibi özel bir niteliðe sahip bulunan ve bunun için de fiilen tüketimi bizzat emeðin maddeleºmiº ºekli ve dolayýsýyla da deðer yaratmasý olan bir metaý bulacak kadar ºanslý olmalýdýr. Ve gerçekten de para sahibi, emek kapasitesi (capasity for labour) ya da emek-gücü (labour-pover) niteliði taºýyan böyle özel bir metaý piyasada bulur. Emek-gücü ya da emek kapasitesi sözünden, insanýn, kendisinde bulunan ve hangi türden olursa olsun bir kullaným-deðeri üretirken harcadýðý ussal ve fiziksel yeteneklerin bütünü anlaºýlmalýdýr. Ama, bizim para sahibinin, meta olarak satýºa çýkartýlmýº emek-gücü bulabilmesi için, önce çeºitli koºullarýn yerine getirilmiº olmasý gerekir. Meta deðiºiminin kendisi, kendi niteliðinden ileri gelenlerin dýºýnda, bir baðýmlýlýk iliºkisini gerektirmez. Bu varsayýma göre, emek-gücü, meta olarak piyasada, ancak, ona sahip olan kimsenin emek-gücünü bir meta olarak satýºa sunmasý ya da satmasý halinde görülebilir. Bunu yapabilmesi için bu kimsenin, kendi emek-gücü üzerinde tasarrufta bulunabilmesi, emek kapasitesinin, yani kendi kiºiliðinin kayýtsýz ºartsýz sahibi olmasý gerekir. [40] Emek sahibi ile para sahibi, pazarda karºý karºýya gelirler, eºit haklara sahip kimseler olarak temasa geçerler, aralarýndaki tek fark birisinin satýcý, diðerinin alýcý olmasýdýr; bu yönden yasalar karºýsýnda her ikisi de eºittir. Bu iliºkinin sürekli olabilmesi için, emek-gücü sahibinin, bunu, yalnýzca, belirli bir süre için satmasý gereklidir, çünkü eðer onu toptan ve süresiz satacak olursa, kendini satmýº, kendini özgür bir insan olmaktan çýkartýp köleye, meta sahibi olmaktan çýkartýp meta haline dönüºtürmüº olur. Emek-gücüne daima kendi öz malý, kendi metaý gözüyle bakmasý gerekir, ve bunu da ancak, onu, alýcýnýn emri altýna geçici bir süre için, belirli bir zaman süresi için vermekle yapabilir. Ancak bu yolla, emek-gücü üzerindeki mülkiyet hakkýndan feragat (sayfa 183) etmemiº olur. [41] Para sahibinin pazarda emek-gücünü meta olarak bulabilmesi için ikinci temel koºul ºudur: emekçi, kendi emeðinin gerçekleºtirdiði metalarý satacak durumda olmayýp, kendi benliðinde var olan emekgücünü bir meta olarak satýºa sunmak zorunda kalmalýdýr. Bir kimsenin, emek-gücü dýºýnda meta satabilmesi için, kuºkusuz, üretim araçlarýna, hammaddeye, birtakým gereçlere vb. sahip bulunmasý gerekir. Derisiz çizme yapýlmaz. Üstelik yaºamýný sürdürebilmesi için de bazý ºeylere gereksinmesi vardýr. Hiç kimse "geleceðin müzisyeni" bile geleceðin ürünleri ile ya da bitmemiº durumdaki kullaným-deðerleri ile yaºayamaz; ve yeryüzüne ilk adýmýný attýðý andan beri insanoðlu, üretmeden önce de, üretirken de, daima bir tüketici olmuºtur ve olmakta devam etmek zorundadýr. Bütün ürünlerin meta biçimine büründükleri bir toplumda, bu metalar üretildikten sonra satýlmak zorundadýr; ancak bunlarýn satýºýndan sonradýr ki, üreticilerin gereksinmelerini karºýlamaya hizmet ederler. Bunlarýn satýºý için geçen zaman, üretimleri için gerekli zamana eklenir. Paranýn sermayeye çevrilebilmesi için, demek ki, para sahibinin özgür emekçi ile karºý karºýya gelmesi gerekir; bu, emekçinin iki anlamda özgür olmasý demektir: hem emek-gücünü kendi öz metaý gibi satabilecek durumda özgür bir insan olmasý gerekir, hem de satmak için elinde baºka bir meta olmamasý, emek-gücünü gerçekleºtirmesi için gerekli her ºeyden yoksun bulunmasý gerekir. Bu özgür emekçinin pazarda onun karºýsýna niçin çýktýðý sorunu, emek-pazarýný, genel meta pazarýnýn bir dalý olarak gören para sahibini hiç ilgilendirmez. Aslýnda ºu anda bizi de pek az ilgilendirir. Bu konu para sahibini nasýl pratik olarak ilgilendiriyorsa, biz de bu konuya teorik yönden yaklaºýyoruz. Gene de bir nokta apaçýk ortada: doða, bir yanda para ya da meta sahibi, öte yanda emek-gücünden baºka bir ºeyi olmayan insanlar üretmiyor. Bu (sayfa 184) iliºkinin doðal bir temeli olmadýðý gibi, bütün tarihsel dönemler için ortak toplumsal bir yaný da yoktur. Bunun geçmiº tarihsel geliºmelerin sonucu, ve çeºitli ekonomik devrimler ile bir dizi eski toplumsal üretim biçimlerinin yokolup gitmesinin bir ürünü olduðu açýk bir ºeydir. Daha önce incelediðimiz ekonomik kategoriler de, ayný biçimde, tarihin damgasýný taºýr. Bir ürünün meta halini alabilmesi için, belirli tarihsel koºullar gereklidir. Bunlarýn, üreticinin bizzat kendi

66 gereksinmelerinin karºýlanmasý için üretilmiº olmamasý gerekir. Daha da ileri gider, bütün ya da hatta ürünlerin çoðunun hangi koºullar altýnda metalar biçimini aldýðýný araºtýrýrsak, bunun, ancak çok özgül türde bir üretim biçiminde, kapitalist üretim biçiminde olabileceðini görürüz. Ne var ki, böyle bir inceleme, metalarýn tahliline yabancý bir ºey olurdu. Üretilen nesnelerin büyük kitlesi, üreticilerin kendi gereksinmelerini karºýladýðý ve metalara dönüºmediði, dolayýsýyla toplumsal üretimin henüz derinliðine ve geniºliðine daha uzun süre deðiºim-deðerinin egemenliði altýna giremeyeceði zamanlarda bile meta üretimi ve dolaºýmý yer alabilir. Ürünlerin metalar olarak ortaya çýkmasý, toplumsal iºbölümünün geliºmesini, kullaným-deðerinin deðiºim-deðerinden ayrýlmasýný, ilkönce trampayla baºlayan bu ayrýlmanýn tamamlanmýº olmasýný öngörür. Ama böyle bir geliºme derecesi, baºka bakýmlardan çok farklý tarihsel özellikler gösteren pek çok toplum biçimlerinin ortak yanýdýr. Öte yandan, parayý ele alsak, varlýðý, meta deðiºiminde belirli bir aºamaya iºaret eder. Paranýn kendine özgü iºlevleri, ister metalarýn eºdeðeri olsun, ister dolaºým ya da ödeme aracý olsun, ister yýðýlmýº ya da evrensel para olsun, bir iºlevin diðerine bakarak büyüklüðü ve nispi önceliðine göre, toplumsal üretim sürecinin çok çeºitli aºamalarýna iºaret ederler. Bununla birlikte, daha ilkel meta dolaºýmýnýn bile, bütün bu biçimlerin ortaya çýkmasýna yettiðini deneyimlerimizle biliyoruz. Sermayede ise böyle olmuyor. Yalnýz baºýna para ve meta dolaºýmý, sermayenin varoluºunun tarihsel koºullarýnýn doðmasýna yetmiyor. Onun doðabilmesi için, ancak üretim ve tüketim araçlarýný elinde bulunduran kimse ile emek-gücü satan özgür emekçilerin pazarda karºý karºýya gelmesi gerekiyor. Ve bu tek tarihsel koºul, bir dünya tarihini kapsýyor. Onun için sermaye, ilk ortaya çýkýºý ile, toplumsal üretim sürecinde yeni bir çaðýn baºladýðýný ilan ediyor. [42] (sayfa 185) Emek-gücü denilen bu özel metaý ºimdi biraz daha yakýndan incelememiz gerekiyor. Bütün ötekiler gibi, o da bir deðere sahiptir. [43] Bu deðer nasýl belirlenir? Emek-gücünün deðeri, öteki her metada olduðu gibi, bu özel nesnenin üretimi ve dolayýsýyla yeniden-üretimi için gerekli emek-zamaný ile belirlenir. Emek-gücü bir deðere sahip olduðuna göre, kendisinde maddeleºmiº ortalama toplumsal emeðin belirli bir niceliðinden daha fazlasýný temsil etmez. Emek-gücü, yalnýzca, bir. kapasite, ya da canlý bireyin gücü olarak vardýr. Bunun sonucu olarak, emek-gücünün üretimi, bu bireyin varlýðýný öngörür. Belli bir bireyin emek-gücü üretimi, onun kendisini yeniden üretmesinden ya da varlýðýnýn devamýndan oluºur. Bireyin varlýðýný sürdürebilmesi için, belli miktarda geçim aracýna gereksinmesi vardýr. Bu nedenle, emek-gücünün üretimi için gerekli emek-zamaný, kendini bu geçinme araçlarýnýn üretimi için gerekli zamana indirgiyor; baºka bir deyiºle, emek-gücünün deðeri, emekçinin. varlýðýný sürdürmesi için gerekli olan geçim araçlarýnýn deðeridir. Ne var ki, emek-gücü, ancak kullanýlmakla gerçekleºir; ancak çalýºma ile kendini faaliyete sokar. Bu arada belirli miktarda insan adalesi, siniri, beyni vb. harcanmýº olur, ve bunlarýn yerine konmasý gerekir. Bu masraf artýºý, daha fazla bir gelir ister. [44] Emek-gücü sahibi, bugün çalýºýyorsa, yarýn da, ayný süreci, saðlýk ve kuvvet yönünden ayný koºullarla yineleyebilmelidir. Öyleyse geçim araçlarý, onun, çalýºan bir insan olarak normal durumunu sürdürmesine yeterli olmalýdýr. Yiyecek; giyecek, yakýt, barýnak gibi doðal gereksinmeler, yaºadýðý ülkenin iklimi ile diðer fiziksel koºullara göre deðiºir. Öte yandan, zorunlu denilen gereksinmelerinin çeºidi ve büyüklüðü, týpký bunlarý karºýlama ºekilleri gibi, bizzat kendileri tarihsel bir geliºmenin ürünleri olduðu için, ve bu yüzden geniº ölçüde o ülkenin uygarlýk düzeyine ve özellikle de, özgür emekçiler sýnýfýnýn (class of free labourers) oluºtuðu (sayfa 186) koºullara ve alýºtýklarý rahatlýk derecesine baðlýdýr. [45] Bu nedenle, diðer metalarda olduðunun tersine, emek-gücü deðerinin belirlenmesine, tarihsel ve manevi bir öðe de giriyor. Bununla birlikte, belli bir ülkede, belli bir dönemde, emekçi için gerekli olan geçim araçlarýnýn ortalama miktarý pratik olarak bilinir. Emek-gücü sahibi de ölümlüdür. Öyleyse, pazardaki varlýðýnýn sürekli olabilmesi için ki, paranýn durmadan sermayeye dönüºmesi bunu gerektirir emek-gücü satýcýsýnýn, "yaºayan her bireyin kendisini sürdürdüðü ºekilde, yani döllenerek" [46] varlýðýný sürdürmesi gerekir. Aºýnma, yýpranma ve ölüm nedeniyle, pazardan çekilen emek-gücünün yerini, hiç deðilse ayný miktarda yeni emek-gücünün sürekli olarak doldurmasý gerekir. Böylece, bu özel meta sahiplerinin soyunun pazarda varlýklarýný sürdürmeleri için, emek-gücü üretimi için gerekli geçim araçlarýnýn toplamý, emekçinin yerini dolduracak olanlarýn, yani çocuklarýnýn gereksinmelerini de karºýlayacak ºekilde olmalýdýr. [47] Ýnsan organizmasýnýn belli bir sanayi dalýnda hüner ve beceri kazanabileceði ºekilde deðiºikliðe uðramasýný ve özel türde bir emek-gücü olabilmesini saðlamak için, özel bir öðrenim ya da eðitim gereklidir; bu da, az ya da çok bir meta eºdeðerine malolur. Bu miktar, emek-gücünün az ya da çok karmaºýk olma niteliðine göre deðiºir. Bu eðitim masraflarý (basit emek-gücü için pek küçüktür) üretim için harcanan toplam deðerin içersinde pro tanto, [O ölçüde. -ç.] yer alýr. Bu durumda, emek-gücünün deðeri, kendisini belirli bir miktarda geçim aracýnýn deðerine indirgiyor. Bu nedenle de, araçlarýn deðeri, bunlarýn üretilmeleri için gerekli emek miktarýna baðlý olarak deðiºir. Yiyecek ve yakacak gibi bazý geçim araçlarý, günü gününe tüketildiði için, her gün yeniden

67 saðlanmasý gerekir. Elbise ve ev eºyasý gibi diðer ºeyler, daha uzun süre gider ve bunlarýn daha uzun zaman aralýklarý ile yenilenmeleri gerekir. Bazý mallarý her gün, bazýlarýný haftada, üç ayda bir vb. satýnalma durumu (sayfa 187) vardýr. Bunlar için harcanan toplam miktar, yýl boyunca nasýl daðýlýrsa daðýlsýn, her günü bir diðeri gibi olmak üzere, ortalama gelirle karºýlanmasý gerekir. Emekgücü üretimi için gerekli günlük meta toplamý = A, haftalýk = B, üç aylýk = C, vb. olsa, bu metalarýn günlük ortalamasý = olur. Ortalama bir gün için gerekli metalar kitlesinde, diyelim 6 saatlik toplumsal emek cisimleºmiº bulunsun, bu durumda, günlük emek-gücünde, ortalama yarým günlük toplumsal emek maddeleºmiº olarak vardýr, bir baºka deyiºle, günlük emek-gücü üretimi için yarým günlük emek gereklidir. Bu emek miktarý, bir günlük emek-gücünün deðerini ya da her gün üretilen emek-gücünün deðerini meydana getirir. Eðer bir günlük ortalama toplumsal emek üç ºilinde maddeleºmiº ise, bu üç ºilin, bir günlük emek-gücünün deðerine tekabül eden fiyatýdýr. Sahibi, bunu, günde üç ºiline satýºa çýkarsa, bu satýº fiyatý, onun deðerine eºittir ve bizim varsayýmýmýza göre, bu üç ºilini sermayeye dönüºtürmek niyetinde olan Parababasý dostumuz bu deðeri ödemektedir. Emek-gücü deðerinin asgari sýnýrý, iºçinin, her gün almadýðý takdirde hayati enerjisini yenileyemeyeceði meta deðeri ile, yani fiziksel bakýmdan vazgeçilmesi olanaksýz geçim araçlarýnýn deðeri ile belirlenir. Eðer emek-gücünün fiyatý, bu alt sýnýra düºerse, bu koºullar altýnda varlýðýný ancak kötürüm bir durumda koruyup sürdürebileceði için, deðerinin altýna düºmüº olur. Ama, her metaýn deðeri, o metaýn normal nitelikte olacak ºekilde üretilmesi için gerekli emek-zamaný ile belirlenir. Emek-gücü deðerinin bu ºekilde belirlenmesi yöntemini, konunun niteliki gereði ortaya çýkan bu yöntemi, merhametsiz bir yöntem olarak ilan etmek ve Rossi ile birlikte ºu yaygarayý koparmak çok ucuz bir duygululuk olur: "Emek kapasitesini (puissance de travail), üretim süreci sýrasýnda emekçilerin geçim araçlarýndan soyutlayarak düºünmek, bir hayaleti (etre de raison) düºünmek demektir. Emekten ya da emek kapasitesinden sözaçtýðýmýz zaman, ayný zamanda, emekçiden ve onun geçim araçlarýndan, iºçiden ve ücretten de sözetmiº oluyoruz." [48] Emek kapasitesi dediðimiz zaman, emekten sözetmiº olmuyoruz; týpký sindirim kapasitesi denildiði zaman, sindirimden sözedilmiº olmayacaðý gibi. (sayfa 188) Bu son süreç, saðlam bir mideden daha fazla bir ºeyler gerektirir Emek kapasitesi derken, biz, [onu -ç.] gerekli geçim araçlarýndan soyutlamýº olmuyoruz. Tersine, bunlarýn deðeri, onun deðerinin içersinde ifade edilir. Emek kapasitesi eðer satýlmazsa, bundan hiç bir yarar saðlayamayacak olan emekçi, üretimi belirli miktarda geçim aracýna malolan ve yeniden-üretimi için bunun durmadan gerekli olacaðýný düºünür ve bu kapasiteyi, zalim bir doðal zorunluluk diye kabul eder. ݺte o zaman Sismondi ile ayný görüºü paylaºýr: "emek kapasitesi... satýlmadýðý sürece bir hiçtir." [49] Emek-gücününün bir meta olarak kendine özgü niteliðinden çýkan sonuçlardan birisi, kullanýmdeðerinin, alýcý ile satýcý arasýndaki sözleºmenin tamamlanmasýyla, alýcýnýn eline doðrudan doðruya geçmemesidir. Üzerinde belli miktarda bir toplumsal emek harcandýðý için öteki her meta gibi onun deðeri de dolaºýma girmeden önce belirlenmiº haldedir; ama onun kullaným-deðeri ancak daha sonra bu gücün harcanmasý ile ortaya çýkar. Emek-gücünün. elden çýkartýlmasý ve alýcý tarafýndan fiilen ele geçirilmesi, onun kullaným-deðeri olarak kullanýlmasý, bir zaman aralýðýyla ayrýlmýºtýr. Ama, bir metaýn kullaným-deðerinin satýºý yoluyla resmen elden çýkartýlmasýnýn, alýcýya fiilen teslim edilmesi ile ayný zamana raslamadýðý durumlarda, alýcýnýn parasý, genellikle ödeme aracý olarak iº görür. [50] Kapitalist üretim biçiminin egemen olduðu her ülkede, sözleºmeyle belirlenen süre içersinde, emekgücü kullanýlmadan önce ödemenin yapýlmamasý bir gelenektir, örneðin her hafta sonunda ödenir. Bunun için, her zaman, emek-gücünün kullaným-deðeri, kapitaliste avans olarak verilir: emekçi, henüz karºýlýðýný almadýðý emek-gücünün satýnalýcý tarafýndan tüketilmesine izin vermekte, ve her yerde kapitaliste kredi açmaktadýr. Bu kredinin bir hayal ürünü olmadýðý, yalnýz kapitalistin iflasý [51] üzerine zaman zaman iºçinin uðradýðý ücret kayýplarý ile deðil, bir dizi uzun süreli sonuçlarla da görülür. [52] Bununla birlikte, para, (sayfa 189) ister satýnalma, ister ödeme aracý olarak iº görsün, bu, meta deðiºiminin niteliði üzerinde hiç bir deðiºiklik yapmaz. Emek-gücünün fiyatý, sonuna kadar gerçekleºtirilmemesine karºýn, konut kiralarýnda olduðu gibi, sözleºme ile saptanýlýr. Emek-gücü, karºýlýðý ancak daha sonra ödenmesine karºýn satýlmýº olur. Taraflar arasýndaki iliºkinin açýk olarak kavranabilmesi için, emek-gücü sahibinin her satýºta, sözleºmede belirtilen karºýlýðý derhal aldýðýný geçici olarak kabul etmek yararlý olacaktýr. ªimdi artýk bu özel metaýn, emek-gücünün sahibine, satýnalan tarafýndan ödenen deðerin nasýl belirlendiðini biliyoruz. Satýnalanýn deðiºimle elde ettiði kullaným-deðeri, kendisini, ancak fiilen kullanýlmakla, emek-gücünün tüketimi ile ortaya koyar. Para sahibi bu amaç için hammadde gibi her ºeyi piyasadan satýnalýr ve (sayfa 190) bunlarm tam deðerlerini öder. Emek-gücünün tüketimi, metalarýn ve artý-deðerin birlikte ve ayný zamanda üretimidir. Emek-gücünün tüketimi, diðer her türlü metada olduðu gibi, piyasanýn ya da dolaºým alanýnýn sýnýrlarý dýºýnda tamamlanýr. Bay Parababasýný

68 ve emek-gücü sahibini birlikte yanýmýza alarak bir süre için, her ºeyin ortada ve herkesin gözüönünde geçtiði bu gürültülü alaný býrakýyoruz ve hep birlikte kapýsýnda, "iºi olmayan giremez!" levhasý ile bizi karºýlayan, gizli kapaklý üretim alanýna geçiyoruz. Burada biz, sermayenin, yalnýz nasýl ürettiðini deðil, ama nasýl üretildiðini de göreceðiz. Ve ensonu, kâr saðlamanýn sýrlarýný da zorlayacaðýz. Sýnýrlarý içersinde emek-gücü satým ve alýmýnýn sürüp gittiði ayrýldýðýmýz bu alan, aslýnda, insanýn doðuºtan varolan haklarýnýn tam bir cenneti idi. Burada egemen olan yalnýzca, Özgürlük, Eºitlik, Mülkiyet ve Bentham'dýr. [5*] Özgürlüktür, çünkü, metaýn, diyelim emek-gücünün hem alýcýsý hem satýcýsý yalnýzca kendi serbest iradelerinin etkisi altýndadýrlar. Serbest taraflar olarak sözleºme yaparlar ve vardýklarý anlaºma, ortak iradelerinin yasal ifadesinden baºka bir ºey deðildir. Eºitliktir, çünkü birbirleriyle basit meta sahipleri olarak iliºki içine girerler ve eºdeðeri eºdeðerle deðiºirler. Mülkiyettir, çünkü taraflar, kendi malý olan ºeyler üzerinde tasarrufta bulunur. Ve Bentham'dýr, çünkü her iki taraf da yalnýz kendisini düºünür. Bunlarý biraraya getiren ve iliºki içersine sokan tek güç, bencillik, kazanç ve özel kiºisel çýkardýr. Herkes yalnýz kendini düºünür, kimse geri kalana kulak asmaz, ve böyle yaptýklarý için de, ºeylerin önceden düzenlenmiº uyumu gereði ya da kâdiri mutlak ve takdiri ilâhi ile hepsi de, herkesin mutluluðu ve yararý adýna, kendi karºýlýklý çýkarlarý adýna elbirliði ile çalýºýrlar. "Vülger serbest ticaretçi"lerin görüºlerini, fikirlerini ve sermaye ile ücrete dayanan toplum hakkýndaki yargýlarýnýn ölçüsünü aldýklarý bu basit dolaºým ve meta deðiºimi alanýndan çýkarýrken, dramatis personæ'mizin [6*] yüzlerinde bir deðiºiklik olduðunu görüyoruz. Eski para sahibi, ºimdi kapitalist olarak önde çalýmla yürüyor; emek-gücü sahibi onun emekçisi olarak peºisýra onu (sayfa 191) izliyor. Biri önemli insan pozunda, sýrýtkan, iºbilir; öteki sýkýlgan, çekingen, kendi derisini pazara götüren ve yüzülmekten baºka umudu olmayan bir kimse gibi. (sayfa 192) Dipnotlar [1] Toprak mülkiyetinden gelen ve kiºisel efendilik ve serflik iliºkilerine dayanan güç ile paranýn saðladýðý kiºisel olmayan güç arasýndaki karºýtlýðý iki Fransýz atasözü pek güzel ifade eder, "Nulle terre sans seigneur" ["Efendisiz toprak olmaz"] ve "L'argent n'a pas de maitre" ["Paranýn efendisi yoktur"]. [2] "Para ile metalar ve metalar ile para satýnalýnýr." (Mercier de la Riviére, L'ordre naturel et essentiell des sociétés politiques, s. 543.) [3] "Bir ºey tekrar satmak için satýnalýnmýºsa, kullanýlan meblaða para denir: tekrar satmak için satýnalýnmamýº ise, bu, meblaða harcanmýºtýr denebilin." (James Steuart, Works etc., edited by General Sir James Steuart, yazarýn oðlu, Lond. 1805, v. l., s. 274.) [4] Mercier de la Rivière, merkantilistlere, "Para, para ile deðiºilmez" diyor. (l.c., s. 486.) "Ticaret" ve "spekülasyon" konularýný ex professo inceleyen bir yapýtta ºunlar söylenmektedir: "Bütün ticaret, farklý türden ºeylerin deðiºilmesinden ibarettir; saðlanan avantaj (tüccara mý?) bu farktan ileri gelir. Bir libre ekmeði bir libre ekmekle deðiºmek... hiç bir avantaj saðlamayabilir,... ticaretin yalnýzca para ile deðiºimi demek olan kumara karºýlýk avantajlý olmasý bundandýr." (Th. Corbet, An Inquiry into the Causes and Modes of the Wealth of Individuals; or the Principles of Trade and Speculation explained, Lond. 1841, s. 5.) Corbet, P-P'nin, paranýn para ile deðiºiminin, yalnýz tüccar sermayesinin deðil bütün sermayenin karakteristik dolaºým ºekli olduðunu görmemekle birlikte, hiç deðilse bu ºeklin kumar ve bir tür ticaret olan spekülasyonda ortak bir ºekil olduðunu kabul etmektedir; ama arkasýndan MacCulloch gelir ve satmak için satýnalmanýn spekülasyon olduðunu keºfeder ve böylece spekülasyon ile ticaret arasýndaki fark kaybolur gider. "Bir kimsenin, satmak için bir ürünü satýnaldýðý her iºlem aslýnda bir spekülasyondur." (MacCulloch, A Dictionary Practical etc. of Commerce, Lond. 1847, s ) Amsterdam Borsasý Pindari Pinto, daha büyük bir saflýkla ºöyle der: "Ticaret bir kumardýr;" (bu, Lock'tan alýnmýºtýr) "ve dilenciler ile oynanýrsa hiç bir ºey kazandýrmaz. Uzun bir süre herkesin elindeki alýnmýº olsaydý, oyuna tekrar baºlayabilmek için bu kârýn büyük bir kýsmýnýn isteyerek geriye verilmesi gerekirdi." (Pinto, Traité de la Circulation et du Crédit,

69 Amsterdam 1771, s. 231.) [5] "... sermaye bir kez daha baºlangýç sermayesi ve kâr... pratikte, kâr, derhal sermaye ile birleºtirilir ve onunla birlikte harekete geçirilir olarak bölünür." (F. Engels, "Umrisse zu einer Kritik der Nationalökonomie" Deutsch-Französische Jahrbücher, Herausgegeben von Arnold Ruge und Karl Marx, Paris 1844, s. 99. ["Bir Ekonomi Politik Eleºtirisi Denemesi", 1844 Elyazmalarý'nda, s ]) [6] Aristoteles, ekonomik'i krematistik'in karºýsýna koyar. Ve ilkinden hareket eder. Ýnsanýn geçimini kazanma sanatý olduðu sürece, varolmak için gerekli ve, ya ev idaresi için ya da devlet için yararlý nesnelerin saðlanmasý ile sýnýrlýdýr. "Gerçek zenginlik ( ) bu gibi kullaným-deðerlerinden meydana gelir; çünkü, yaºamý, tatlý ve hoº hale getiren bu türlü ºeylerin sahip olunabilecek miktarý sýnýrsýz deðildir. Bununla birlikte, tercihan ve doðru olarak krematistik diyebileceðimiz ikinci tür bir sahip olma ºekli daha vardýr ve bu durumda zenginliðe de, sahip olunan ºeylere de hiç bir sýnýr yokmuº gibi görünür. Ticaret (" " tam karºýlýðý, perakende ticarettir ve Aristoteles, kullanýmdeðeri egemen olduðu için bu tür ticareti alýyor) niteliði gereði krematistik'e girmez. çünkü, deðiºim, burada, onlarýn (alýcý ile satýcýnýn) kendileri için gerekli ºeyler üzerinde olur." Burada da Aristoteles, ticaretin ilk ºeklinin trampa olduðunu ama bunun geliºmesiyle de para gereðinin ortaya çýkýºýný gösterir. Paranýn bulunmasý üzerine, trampanýn zorunlu olarak meta ticareti ºeklinde geliºmesi ve bunun da baºlangýçtaki eðilimin tersine krematistik, yani servet toplama sanatý haline gelmesi gerekir. ªimdi krematistik, ekonomik'ten ºu ºekilde ayrýlýr, "Krematistik'te dolaºým, zenginliðin kaynaðýdýr ( ). Ve o paranýn etrafýnda dolanýr görünür, çünkü para, bu tip dolaºýmýn hem baºlangýcý hem de sonudur ( ). Bu nedenle. krematistik'in peºinde koºtuðu zenginlik de sýnýrsýzdýr. Bir amaca araçlýk etmeyen, ama kendi baºýna amaç olan her sanatýn, her an bu amaca biraz daha yaklaºma peºinde olmasý nedeniyle, erekleri yönünden sýnýrsýz olmalarýna karºýn, bir amaca ulaºmak için araç kullanan sanatlarýn, bizzat ereðin kendisine bir sýnýr cismesi sonucu, sýnýrsýz olmamasý gibi, krematistik için de, amaçlarý yönünden hiç bir sýnýr mevcut deðildir ve bu amaçlar mutlak zenginliktir. Krematistik'in deðil ama ekonomik'in bir sýnýrý vardýr... ikincinin amacý paradan baºka bir ºeydir, birincinin amacý ise paranýn çoðaltýlmasýdýr.... Birbiri üzerine gelen bu iki biçimin b.rbirine karýºtýrýlmasý, bazý kimselerin, paranýn sonsuz bir ºekilde muhafaza edilmsi ve çoðaltýlmasý iºini, ekonomik'in ereði ve amacý saymalarýna yolaçmýºtýr." (Aristoteles, De Republica, edit. Bekker, lib. l, c. 8 ve 9 passim.) [7] "Metalar" (burada kullaným-deðerleri anlamýnda kullanýlmýºtýr) "ticaret yapan kapitalistin son amacý deðildir, onun son amacý paradýr." (Th. Chalrners, On Politic. Econ. etc., 2. edit.. Glasgow 1832, s. 165, 166.) [8] "Tüccar halen elde ettiði kârý az bulmuyorsa da, gözü, daha ilerde elde edeceði kârdadýr." (A. Genovesi, Lezioni di Economia civile, (1765), Custodi'nin Ýtalyan Ýktisatcýlarý baskýsý. Parte Moderna, t. VIII. s. 139.) [9] "Bitip tükenmez kâr tutkusu, auri sacra fames [altýna duyulan lanetli hýrs. -ç.] kapitaliste daima yol gösterecektir." (MacCulloch, The Principles of Polit. Econ., Lond. 1830, s. 179.) Bu görüº ayný MacCulloch ve benzerlerini, teorik güçlük çektikleri zaman, örneðin, aºýrý üretim gibi sorunlarda, ayný kapitalisti, tek amacý kullaným-deðeri olan ve hatta kendisinden çizme, ºapka, yumurta, basma ve diðer çok bilinen türden kullaným-deðerleri için doyumsuz bir açlýk duygusu geliºen ahlaklý bir yurttaºa dönüºtümekten kuºkusuz alokoyamaz. [10] " " [kurtarmak. -ç.]. para-yýðma için kullanýlan karakteristik bir Grek terimidir. Ýngilizcede de, to save fiilinin gene iki anlamý vardýr: kurtarmak ve biriktirmek. [11] "ªeyler oluº halinde iken sahip olmadýklarý sonsuzluða, dolaºýmda sahip olurlar." (Galiani, [l.c., s. 156].) [12] "Ce n'est pas la matière qui fait le capital, mais la valeur de ces matières." ["Sermayeyi meydana getiren madde deðil, bu maddenin deðeridir." -ç.] (J. B. Say,,Troité d'econ. Polit., 3. èd.. Paris 1817, t. II., s. 429.) [13] "Nesnelerin üretiminde kullanýlan dolaºým aracý (!)... sermayedir." (Macleod, The

70 Theory and Practice of Banking, Lond v. I. ch. 1. s. 55.) "Sermaye metadýr." (James Mill, Elements of Polit. Econ., Lond s. 74.) [14] Sermaye: "birikmiº servetin üretken kýsmý... durmadan çoðalan deðer". (Sismondi, Nouveaux Principes d'econ. Polit.. [Paris 1819] t. I., s. 88, 89.) [15] "Deðiºim, sözleºme taraflarýnýn toujours [daima, her zaman. -ç.] (!) kârlý çýktýklarý harika bir iºlemdir." (Destutt de Tracy, Traité de la Volonté et de ses effets, Paris 1826, s. 68.) Bu yapýt daha sonra, Traité d'econ. Polit. adý altýnda yayýnlanmýºtýr. [16] Mercier de la Rivière, l.c., s [17] "Que l'une de ces deux vaieurs soit argent, ou qu'elles soient toutes deux marchandises usuebes, rien de plus indifférent en soi." ["Bu iki deðerden biri ister para olsun, ya da ister ikisi de herhangi iki meta olsun, bu, aslýnda hiç bir ºeyi deðiºtirmez."] (Mercier de la Rivière, l.c., s. 543.) [18] "Ce ne sont pas les contractants qui prononcent sur la valeur; elle est décidée avant la convention." ["Deðer üzerinde karar verenler sözleºme taraflarý deðildir; deðer anlaºmadan önce saptanmýºtýr."] (Le Trosne, l.c., s. 906.) [19] "Dove è egualità, non è lucro." ["Eºitliðin kazançlý olmadýðý yer."] (Galiani, Della Moneta, Custodi'de, Parte Moderna, t. iv, s. 244.) [20] "L'échange devient désavantageux pour l'une des parties, lorsque quelque chose etrangère vient diminuer ou exagérer le prix; alors 1'égalité est blessée, mais la lésion procède de cette cause et non de 1'éichange." ["Herhangi bir etki, fiyatý düºürür ya da yükseltirse, deðiºim, taraftardan birisi için elveriºsiz hale gelir; denge bu durumda bozulmuº olur; ama bu bozulma herhangi bir nedenden ileri gelebilir, deðiºim yüzünden olmaz."] (Le Trosne, l.c., s. 904.) [21] "L'échange est de sa nature un contrat d'égalité qui se fait de valeur pour valeur égale. Il n'est done pas un moyen de s'enrichir, puisque l'on donne autant que l'on revoit." ["Deðiºim, niteliði bakýmýndan, eºitlik üzerine kurulan, yani birbirine eºit iki deðer arasýnda yapýlan bir sözleºmedir. O halde deðiºim, verilen kadar karºýlýk bir ºey alýndýðý için, zenginleºme aracý olamaz."] (Le Trosne, l.c., s. 903.) [22] Condillac, Le Commerce et la Gouvernement (1776), Edit. Daire et Molinari, Mélanges d'economie Politique, Paris 1847, s. 267, 291. [23] Le Trosne, bu nedenle, dostu Condillac'a haklý olarak ºu karºýlýðý verir: "Dans une... société, formée il n'y a pas de surabondant en aucun genre." ["Geliºmiº bir toplumda... hiç bir meta türü için fazlalýk sözkonusu olamaz."] Ayný zamanda alaylý bir biçimde ekler: "Deðiºimde bulunan kimselerin eline, biri diðerinin eksik aldýðý kadar fazla geçmiº olsa bile, her ikisi de ayný ºeyi alýrlar." Condillac, deðiºim-deðerinin niteliði konusunda en küçük bir fikre sahip olmadýðý içindir ki, Herr Profesör Wilhelm Roscher, onu, kendi çocukça kavramlarýnýn doðruluðuna destek olabilecek uygun bir kimse olarak seçmiºtir. Bkz: Roscher, Die Grzindlagen der Nationalökonomie, Dritte Auflage, [24] S. P. Newman: Elements of Polit. Econ., Andover and New York 1835, s [25] "Üretimin nominal deðerini artýrarak... satýcýlar zenginleºemez... çünkü satýcý olarak kazandýklarýný, alýcý olarak aynen harcarlar." ([J. Gray,] The Essential Principles of the Wealth of Nations etc., Lond. 1797, s. 66.) [26] "Belirli bir ürünün 24 livre deðerinde olan bir miktarýný 18 livreye satmak zorunda kalýnca, ayný para baºka ºeyler satýnalmak için kullanýldýðýnda, gene 18 livreye, 24 livre ile satýnalýnan kadar ºey elde edilir." (Le Trosne, l.c., s. 897.) [27] "Hiç bir satýcý bu nedenle, kendisi de diðer satýcýlarýn metalarýna daha çok bir bedel ödemek zorunda kalmaksýzýn mallarýn fiyatýný, kural olarak yükseltemez; ve ayný nedenle, hiç bir tüketici, kendi sattýðý mallarýn fiyatýný düºürmek zorunda kalmaksýzýn, satýnldýðý ºeyleri, kural olarak, daha ucuza satýnalamaz." (Mercier de la Riviére, l.c., s. 555.) [28] R. Torrens, An Essay the Production of Wealth, London s [29] "Kârlarýn tüketiciler tarafýndan ödendiði düºüncesi, kuºkusuz çok saçmadýr. Tüketiciler kimlerdir?" (G. Ramsay, An Essay on the Distribution of Wealth, Edinburgh 1836, s. 183.) [30] Çömezi rahip Chaimers gibi bu basit alýcý ya da tüketici sýnýfý, ekonomik bakýmdan göklere çýkaran Malthus'a, öfkeli bir rikardocu bu soruyu sorar: "Metalarýna talep olmadýðý zaman bir adama Bay Malthus, bir baºkasýna metalarýný almasý için para vermesini mi

71 tavsiye ediyor?" (Bkz: An Inquiry into those Principles, Respecting the Nature of Demand and the Necessity of Consumption, lately advocated by Mr. Malthus, etc., London 1821, s. 55.) [31] Destutt de Tracy, Enstitü üyesi olmasýna karºýn ya da belki de Enstitü üyesi olduðu için karºýt görüºtedir. Sanayici kapitalistlerin kâr etme nedeninin, "her ºeyi kendilerine malolduðundan daha yüksek fiyata satmalarý," olduðunu söyler. "Ve bunlarý kime satarlar? Önce birbirlerine." (l.c., s. 239.) [32] "Birbirlerine eºit iki deðer arasýnda yapýlan deðiºim, toplumda bulunan deðerler kitlesini ne büyütür, ne de küçültür. Birbirine eºit olmayan deðerler arasýndaki deðiºim de... ayný ºekilde, toplumsal deðerler toplamýnda hiç bir deðiºiklik meydana getirmez, çünkü deðiºim, burada, taraflardan birinin varlýðýnda ne kadar bir artýºa yolaçmýºsa. diðerinin varlýðýnda o kadar bir azalmaya neden olmuºtur." (J. B. Say, l.c., t. ii, s. 443, 444.) Say, bu ifadenin sonuçlarýyla hiç ilgilenmeden, onu neredeyse sözcüðü sözcüðüne fizyokratlardan aktarmýºtýr. Aºaðýdaki örnek Mösyö Say'ýn, kendi "deðer"ini büyütme amacýyla, fizyokratlarýn, onun zamanýnda tamamen unutulmuº yazýlarýna nasýl baºvurduðunu gösterecektir. Onun ünlü, "On n'achéte des proquits qu'evec des produits." ["Ürünler ancak ürünlerle satýnalýnabilir,"] (l.c., t. II, s. 441.) sözünün fizyokratlardaki aslý ºöyledir: "Les productions ne se paient qu'avec des productions." ["Ürünler ancak ürünlerle ödenir."] (Le Trosne, l.c., s. 899.) [33] "Deðiºim, ürünlere hiç bir deðer katmaz." (F. Wayland, The Elements of Political Economy, Boston 1843, s. 169.) [34] Deðiºmeyen eºdeðerlerin egemenliði altýnda ticaret olanaksýz olabilirdi. (G. Opdyke, A Treatise on Polit. Economy, New York 1851, s ) "Gerçek deðer ile deðiºim-deðeri arasýndaki fark bir olguya dayanmaktadýr yani bir ºeyin deðerinin, ticarette bu ºeye karºýlýk verilen ve eºdeðer denilen ºeyden farklý olduðu olgusuna; yani bu eºdeðerin bir eºdeðer olmadýðý olgusuna." (F. Engels, "Umrisse zu einer Kritik der Nationalökonomie", l.c., s. 95, 96. ["Bir Ekonomi Politik Eleºtirisi Denemesi", 1844 Elyazmalarý'nda, s. 409].) [35] Benjamin Franklin, Works, II. edit. Sparks, Positions to be examined concerning National Wealth, s [36] Arist[oteles], l.c., c. 10, [s. 17]. [37] "Kâr, piyasanýn olaðan koºullarý altýnda, deðiºimle saðlanamaz. Daha önce varolmasaydý, bu iºlemden sonra da varolamazdý." (Ramsay, l.c., s. 184.) [38] Buraya kadarki incelemelerimizden, okur, bu sözün, yalnýzca, bir metaýn fiyatý ile deðeri ayný olsa bile sermaye oluºumunun mümkün olacaðý anlamýna geldiðini görecektir; çünkü sermayenin oluºumu, bu ikisinin birbirinden sapmasýna baðlanamaz. Eðer fiyatlar, fiilen deðerlerden sapma gösterirlerse, her ºeyden önce, fiyatlarýn deðerlere indirgenmeleri gerekir; yani bu olgunun en saf ºekilde gözlenebilmesi ve gözlemlerimizin, sonusu süreçle bir ilgisi bulunmayan yanýltýcý durumlarla bulandýrýlmamasý için bu sapma raslansalmýº gibi ele alýnýr. Biz, ayrýca, bu indirgemenin salt bilimsel bir iºlem olmadýðýný da biliyoruz. Fiyatlardaki sürekli dalgalanmalar, yükselmeler ve düºmeler birbirlerini telafi ederler ve gizli düzenleyicileri olan ortalama bir fiyata kendilerini indirgerler. Bu, tüccara ve sanayiciye, uzun zamana gerek gösteren her giriºimde, yol gösterici yýldýz görevini görür. Bunlar, uzun bir sürede metalarýn ne yüksek ve ne de alçak deðil, ortalama fiyatlarý ile satýlacaðýný bilirler. Bu nedenle, eðer bu konu üzerinde kafa yoracak olursa, sermaye oluºumunu ºöyle formüle ettiði tahmin edilir: Sermayenin kökenini, fiyatlarýn ortalama fiyatla, yani sonal olarak metalarýn deðerleriyle düzenlendiði varsayýmýna dayanarak nasýl açýklayabiliriz? "Sonal olarak" diyorum, çünkü ortalama fiyatlar, Adam Smith, Ricardo ve diðerlerinin inandýklarý gibi, metalarýn deðerleriyle doðrudan doðruya çakýºmazlar. [39] "Para ºeklinde iken... sermaye kâr üretmez." (Ricardo, Princ. of Pol. Econ., s. 267.) [40] Klasik çaðlar ansiklopedilerinde ºöyle budalalýklar görülür: Eski dünyada sermaye tam anlamýyla geliºmiºti "ama, serbest iºçi ve kredi sistemi yoktu". Mommsen bile, Roma Tarihi'nde, bu konuda pot üstüne pot kýrar. [41] Bunun için, çeºitli ülkelerde yasakoyucu, iº sözleemeleri için bir üst sýnýr koyar. Emeðin özgür olduðu yerlerde, yasalar bu sözleºmeye son verme biçimini bir düzene baðlar. Bazý devletlerde, özellikle Meksika'da (Amerikan iç savaºýndan önce Meksika'dan alýnan topraklarda ve gene gerçekte, Kusa ayaklanmasýna kadar Tuna eyaletlerinde) kölelik,

72 peonage adýný taºýyan bir biçim altýnda gizlidir. Karºýlýðý emekle ödenmek üzere verilen ve kuºaktan kuºakla geçen avanslarla yalnýz tek tek iºçiler deðil, aileleri de, de facto [fiilen -ç.] baºka insanlarýn ve onlarýn ailelerinin mallarý haline geldiler. Juarez, peonage'ý kaldýrdý. Sözümona Ýmparator Maximilian, bunu tekrar buyrukla kurdu ve Washington'da Temsilciler Meclisinde, bu, haklý olarak. Meksika'da köleliðin yeniden kuruluºu diye kýnandý. "Özel bedensel ve ussal olanak ve yeteneklerimi, sýnýrlý bir süre için bir baºkasýnýn kullanýmýna býrakýlabilirim: bu sýnýrlýlýk sonucu, bunlar, benim bütünlüðüm yönünden yabancý bir nitelik kazanýrlar. Ama, bütün çalýºma zamanýmý ve bütün iºimi elden çýkartmakla, kendi özümü, diðer bir deyiºle, genel faaliyet gerçekliðimi, kiºiliðimi, bir baºkasýnýn mülkiyeti haline getirmiº olurum." (Hegel, Philosophie des Rechts, Berlin 1840, s. 104, 67.) [42] Demek ki, kapitalist döneme niteliðini kazandýran ºey, emek-gücünün, iºçinin kendi gözünde, kendi malý olan bir meta ºeklini almasý ve dolayýsýyla emeðinin, ücretli emeðe dönüºmesidir. Öte yandan, emek ürününün genel olarak meta halini almasý ancak bu andan sonra olur. [43] "Bir adamýn deðeri ya da kýymeti, diðer bütün ºeylerde olduðu gibi fiyatýdýr: yani onun gücünün kullanýlmasý karºýlýðýnda ödenen miktar demektir." (Th. Hobbes, Leviathan, Works'ta, Ed. Molesworth, Lond , v. III. s. 76.) [44] Bu nedenle Romalý Villicus, tarým kölelerinin gözcüsü olarak, "iºi daha hafif olduðu için, çalýºan kölelerden çok daha az bir ücret" alýyordu. (Th. Mommsen, Röm. Geschichte, 1856, s. 810.) [45] Karºýlaºtýrýnýz: W. Th. Thornton, Over-population and its Remedy, Lond [46] Petty. [47] "Onun" (emeðin) "doðal fiyatý... iklimin niteliði ve ülkenin adetlerine göre, iºçiyi geçindirebilecek ve piyasada eksilmeyen bir emek arzýný sürdürecek bir aileyi besleyebilecek miktarda gereki tüketim maddeleri ile huzuru saðlayabilecek ºeylerden ibarettir." (R. Torrens, An Essay on the External Corn Trade, London 1815, s. 62.) Burada emek-gücü yerine yanlýº olarak emek sözcüðü kullanýlmýºtýr. [48] Rossi, Cours d'écon-polit., Bruxelles 1842, s. 370, 371. [49] Sismondi, Nouv. Princ., etc., t. I, s [50] "Her iº, yapýlýp bittikten sonra ödenir." (An Inquiry into those Principles Respecting the Nature of Demand, etc., s. 104.) "Ticari kredi, üretimin ilk yaratýcýsý iºçinin, tasarruflarý nedeniyle, yaptýðý iºin ücretini haftanýn, onbeº günün, ayýn, üç ayýn sonuna kadar bekleyebilecek hale gelmesiyle baºlamýº olmalýdýr." (Ch. Ganilh, Des Systémes d'écon. Polit., 2. édit., Paris 1821, t. II, s. 150.) [51] "ݺçi çaba ve hünerini ödünç verir", ama, Storch kurnazca ºunu ekler: o "ücretini yitirmekten" baºka "hiç bir ºeyini tehlikeye sokmamýºtýr... iºçi kendisinden maddi olarak hiç bir ºey vermez." (Storch, Cours d'écon. Polit., Petersbourg 1815, t. II, s. 37.) [52] Bir örnek: Londra'da iki çeºit fýrýncý vardýr; ekmeði tam deðeri üzerinden satan "tam fiyatlý" fýrýncýlar, deðerinin altýnda satan, "düºük fiyatlý" fýrýncýlar. Bu sonuncular, toplam fýrýncý sayýsýnýn dörtte-üçünden fazlasýný meydana getirirler. ("Fýrýncý kalfanýn ºikayetlerini" incelemekle görevli hükümet komiseri H. S. Tremenheere'in Report'u, xxxii, Lond ) Ucuzcularýn hemen hepsi, beslenmeye ve saðlýða zararlý ºap, sabun potas, tebeºir, Derbyshire-tozu ve benzeri ºeylerle karýºtýrýlmýº bozuk ekmek satarlar. (Yukarda sözü edilen Mavi kitap ile, "Hileli ekmek konusunda 1855 tarihli komitenin" hazýrladýðý rapora ve Dr. Hassall'in, Adulterations Detected, 2. edit., London 1661, yapýtýna bakýnýz.) 1855 tarihli komitede verdiði ifadede Sir John Gordan ºöyle diyordu: "Yapýlan bu karýºtýrma ve hileler sonucu, günde iki libre ekmekle karnýný doyuran yoksul bir insan, saðlýðý üzerindeki bozucu etkileri bir yana, besleyici maddelerden ancak dörtte-birini alabilmektedir." Tremenheere (l.c., s. xlviii) iºçi sýnýfýnýn büyük bir kýsmýnýn bu hilenin pekâlâ farkýnda olduklarý halde, ºap, toz-toprak gibi ºeyleri niçin satýn aldýmlarý konusunda ºöyle diyor: "Fýrýncýlarýndan ya da bakkaldan keyiflerince yaptýklarý ya da sattýklarý ekmeði satýnalmak onlar için bir zorunluluktur." Hafta sonundan önce ücretlerini alamadýklarý için, "ailelerinin hafta boyunca yedikleri ekmeðin parasýný, hafta sonundan önce ödeyemezler" ve Tremenheere, tanýklarýn ifadeleri konusunda ºunlarý ekliyor: "Bu karýºtýrmalardan meydana gelen ekmeðin, salt bu ºekilde satýlmak üzere yapýldýðý esef edilecek bir gerçektir." Birçok Ýngiliz ve daha da çok Ýskoç tarým bölgelerinde ücretler onbeº günde bir ve hatta ayda bir

73 ödenir; ödemeler arasýndaki bu uzun aralýklar sonucu tarým iºçileri veresiye alýºveriº yapmak zorunda kalýrlar. Daha yüksek fiyatla satýnalma zorunda olduklarý gibi aslýnda ona veresiye veren dükkana da baðlanmýº durumdadýrlar. Böylece örneðin, ücretlerin aylýk ödendiði Wilts'teki Horningham'da, baºka yerde bir stone için 1 ºilin 10 peni ödediði ayný unu, buralarda 2 ºilin 4 peniye ancak satýnalabilir. (Medical Officer of Privy Council'in Halk Saðlýðý konusunda Sixth Report'u, 1864, s. 264.) "Paisley ve Kilmarnock'taki mürettipler, greve gitmek suretiyle, ücretlerin aylýk olarak ödenmesi yerine onbeº günde bir ödenmesini zorla kabul ettirirler." (Reports of the Inspectors of Factories for 31 st, Oct. 1853, s. 34.) ݺçinin kapitaliste açtýðý kredinin daha güzel bir sonucu olarak da, pek çok Ýngiliz kömür madenlerinde kullanýlmakta olan bir yönteme iºaret edebiliriz; buralarda iºçiye ancak ay sonunda ücret ödenir ve bu arada madenci, çoðu kez mal ºeklinde olan ve bedelini sonradan piyasa fiyatýnýn üzerinde ödemek zorunda kaldýðý ºeyleri kapitalistten avans olarak alýr (Truck-system, [takas sistemi -ç.]). "ݺçilere ücretlerini ayda bir kez ödemek ve her hafta sonunda avans vermek, kömür madeni patronlarý arasýnda uygulanagelen bir usuldür. Avanslar dükkanda ödenir: (Yani, patronlara ait dükkanda) "iºçiler bir eliyle aldýklarýný diðeriyle buralara yatýrýrlar." (Children's Employment Commission, Ill. Report, Lond. 1864, s. 38, n. 192.) [1*] "Özlü anlatýmýyla." -ç. [2*] Ýlk bakýºta. -ç [3*] Bir ºeyin, bir baºka ºeyin yerini tutmasý. -ç. [4*] ݺte hendek, iºte deve! (Ezop'un bir fablýndan. Bu masalda, bir palavracý, bir zamanlar Rodos'ta olaðandýºý uzun bir atlayýº yaptýðýný öne sürer.) -ç. [5*] Jeremy Bentham, Ýngiliz hukuk yazarý, faydacýlýðýn kurucusu. Bu yapýtýn "Artý-deðerin Sermayeye Dönüºümü" bölümünde, Marx, ona ayýrdýðý uzun bir notta (69 nolu notta), onu ºöyle adlandýrýr: "burjuva budalalýðýnýn dehasý." -ç. [6*] Oyundaki kiºiier, pazarlýða giriºen kiºiler. -ç.

BİRİNCİ KİTAP SERMAYENİN ÜRETİM SÜRECİ BİRİNCİ KISIM META VE PARA BİRİNCİ BÖLÜM M E T A

BİRİNCİ KİTAP SERMAYENİN ÜRETİM SÜRECİ BİRİNCİ KISIM META VE PARA BİRİNCİ BÖLÜM M E T A BİRİNCİ KİTAP SERMAYENİN ÜRETİM SÜRECİ BİRİNCİ KISIM META VE PARA BİRİNCİ BÖLÜM M E T A BİRİNCİ KESIM. METAIN İKİ ÖĞESİ KULLANIM-DEĞERİ VE DEĞER (DEĞERİN ÖZÜ VE DEĞERİN BÜYÜKLÜĞÜ) Kapitalist üretim tarzının

Detaylı

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý

5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.

Detaylı

olarak çalýºmasýdýr. AC sinyal altýnda transistörler özellikle çalýºacaklarý frekansa göre de farklýlýklar göstermektedir.

olarak çalýºmasýdýr. AC sinyal altýnda transistörler özellikle çalýºacaklarý frekansa göre de farklýlýklar göstermektedir. Transistorlu Yükselteçler Elektronik Transistorlu AC yükselteçler iki gurupta incelenir. Birincisi; transistorlu devreye uygulanan sinyal çok küçükse örneðin 1mV, 0.01mV gibi ise (örneðin, ses frekans

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný

Detaylı

TEST. 8 Ünite Sonu Testi m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 K 25 6 L 30 5 M 20 7

TEST. 8 Ünite Sonu Testi m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 K 25 6 L 30 5 M 20 7 TEST 8 Ünite Sonu Testi 1. 40 m/s kaç km/h'tir? A) 72 B) 144 C) 216 D) 288 2. A noktasýndan harekete baþlayan üç atletten Sema I yolunu, Esra II yolunu, Duygu ise III yolunu kullanarak eþit sürede B noktasýna

Detaylı

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma

3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma

Detaylı

DOÐAL SAYILAR ve SAYILARIN ÇÖZÜMLENMESÝ TEST / 1

DOÐAL SAYILAR ve SAYILARIN ÇÖZÜMLENMESÝ TEST / 1 DOÐAL SAYILAR ve SAYILARIN ÇÖZÜMLENMESÝ TEST / 1 1. x ve y farklý rakamlar olduðuna göre, x+y toplamý en çok 5. a bir doðal sayý olmak üzere aþaðýdakilerden hangisi a 2 +1 ifadesinin deðeri olamaz? A)

Detaylı

DOÐRUNUN ANALÝTÝÐÝ - I

DOÐRUNUN ANALÝTÝÐÝ - I YGS-LYS GEOMETRÝ Konu Anlatýmý DOÐRUNUN ANALÝTÝÐÝ - I ANALÝTÝK DÜZLEM Baþlangýç noktasýnda birbirine dik olan iki sayý doðrusunun oluþturduðu sisteme dik koordinat sistemi, bu doðrularýn belirttiði düzleme

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 Kanguru Matematik Türkiye 07 4 puanlýk sorular. Bir dörtgenin köþegenleri, dörtgeni dört üçgene ayýrmaktadýr. Her üçgenin alaný bir asal sayý ile gösterildiðine göre, aþaðýdaki sayýlardan hangisi bu dörtgenin

Detaylı

Aile Hekimliðinde Genogram

Aile Hekimliðinde Genogram Aile Hekimliðinde Genogram Prof. Dr. Ýsmail Hamdi KARA, Düzce Üniversitesi Týp Fakültesi Aile Hekimliði AD, Düzce Aile Hekimliði Dersleri - 02.06.2010 15:30 1 I. Tanýmlar Hastalarý yalnýz bir birey olarak

Detaylı

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn

1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn 4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87

Detaylı

FLASH ile Kayan Menüler

FLASH ile Kayan Menüler FLASH ile Kayan Menüler Eðer sayfanýza koyacaðýnýz linklerin sayýsý az ise, deðiºik efektler kullanýlabilir. En çok tercih edilen menülerden birisi de, kayan menülerdir. Projemiz, menülerin yeraldýðý fotoðraflarý,

Detaylı

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM

3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? AA 2 1 1 2 1. BÖLÜM 7. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. Çarpýmlarý 24 olan iki sayýnýn toplamý 10 ise, oranlarý kaçtýr? 2 1 1 2 A) B) C) D) 3 2 3

Detaylı

EÞÝTSÝZLÝKLER. I. ve II. Dereceden Bir Bilinmeyenli Eþitsizlik. Polinomlarýn Çarpýmý ve Bölümü Bulunan Eþitsizlik

EÞÝTSÝZLÝKLER. I. ve II. Dereceden Bir Bilinmeyenli Eþitsizlik. Polinomlarýn Çarpýmý ve Bölümü Bulunan Eþitsizlik l l l EÞÝTSÝZLÝKLER I. ve II. Dereceden Bir Bilinmeyenli Eþitsizlik Polinomlarýn Çarpýmý ve Bölümü Bulunan Eþitsizlik Çift ve Tek Katlý Kök, Üslü ve Mutlak Deðerlik Eþitsizlik l Alýþtýrma 1 l Eþitsizlik

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 4 puanlýk sorular 1. Dünyanýn en büyük dairesel pizzasý 128 parçaya bölünecektir. Her bir kesim tam bir çap olacaðýna göre kaç tane kesim yapmak gerekmektedir? A) 7 B) 64 C) 127 D) 128 E) 256 2. Ali'nin

Detaylı

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?

3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez? 5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?

Detaylı

Aþaðýdaki tablodaki sayýlarýn deðerlerini bulunuz. Deðeri 0 veya 1 olan sayýlarýn bulunduðu kutularý boyayýnýz. b. ( 3) 4, 3 2, ( 3) 3, ( 3) 0

Aþaðýdaki tablodaki sayýlarýn deðerlerini bulunuz. Deðeri 0 veya 1 olan sayýlarýn bulunduðu kutularý boyayýnýz. b. ( 3) 4, 3 2, ( 3) 3, ( 3) 0 Tam Sayýlarýn Kuvveti Sýfýr hariç her sayýnýn sýfýrýncý kuvveti e eþittir. n 0 = (n 0) Sýfýrýn (sýfýr hariç) her kuvvetinin deðeri 0 dýr. 0 n = 0 (n 0) Bir sayýnýn birinci kuvveti her zaman kendisine eþittir.

Detaylı

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK TS YGSH YGS 04 DERSHANELERÝ Konu TEMEL KAVRAMLAR - III Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra tekrar

Detaylı

A A A A) 2159 B) 2519 C) 2520 D) 5039 E) 10!-1 A)4 B)5 C)6 D)7 E)8. 4. x 1. ,...,x 10. , x 2. , x 3. sýfýrdan farklý reel sayýlar olmak üzere,

A A A A) 2159 B) 2519 C) 2520 D) 5039 E) 10!-1 A)4 B)5 C)6 D)7 E)8. 4. x 1. ,...,x 10. , x 2. , x 3. sýfýrdan farklý reel sayýlar olmak üzere, ., 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 0 sayýlarý ile bölündüðünde sýrasýyla,, 3, 4, 5, 6, 7, 8, ve 9 kalanlarýný veren en küçük tamsayý aþaðýdakilerden hangisidir? A) 59 B) 59 C) 50 D) 5039 E) 0!- 3. Yasin, annesinin

Detaylı

DENEME Bu testte 40 soru bulunmaktadýr. 2. Bu testteki sorular matematiksel iliþkilerden yararlanma gücünü ölçmeye yöneliktir.

DENEME Bu testte 40 soru bulunmaktadýr. 2. Bu testteki sorular matematiksel iliþkilerden yararlanma gücünü ölçmeye yöneliktir. 1. Bu testte 40 soru bulunmaktadýr. 2. Bu testteki sorular matematiksel iliþkilerden yararlanma gücünü ölçmeye yöneliktir. 1. a, b, c birbirinden farklý rakamlardýr. 2a + 3b - 4c ifadesinin alabileceði

Detaylı

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS UYGULAMA FÖYÜ (MF) LYS FÝZÝK - 13 KALDIRMA KUVVETÝ - I

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS UYGULAMA FÖYÜ (MF) LYS FÝZÝK - 13 KALDIRMA KUVVETÝ - I BÝRE DERSHANEERÝ SINIF ÝÇÝ DERS UUAMA FÖÜ (MF) DERSHANEERÝ S FÝÝ - 13 ADIRMA UVVETÝ - I Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra tekrar çalýþýlmalýdýr. ADIRMA UVVETÝ - I Adý Soyadý :... Bu

Detaylı

Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2

Detaylı

1. BÖLÜM. 4. Bilgi: Bir üçgende, iki kenarýn uzunluklarý toplamý üçüncü kenardan büyük, farký ise üçüncü kenardan küçüktür.

1. BÖLÜM. 4. Bilgi: Bir üçgende, iki kenarýn uzunluklarý toplamý üçüncü kenardan büyük, farký ise üçüncü kenardan küçüktür. 8. SINIF COÞMY SORULRI 1. ÖLÜM DÝKKT! u bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 3. 1. 1 1 1 1 1 1 D E F 1 1 1 C 1 ir kenarý 1 birim olan 24 küçük kareden oluþan þekilde alaný 1 birimkareden

Detaylı

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen.

Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler. Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung. Freie Hansestadt Bremen. Gesundheitsamt Freie Hansestadt Bremen Sozialmedizinischer Dienst für Erwachsene Bakým sigortasý - Sizin için bilgiler Türkischsprachige Informationen zur Pflegeversicherung Yardýma ve bakýma muhtaç duruma

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki

Detaylı

1. Bir yel deðirmen motoru þekildeki gibi 3 diþliden oluþuyor.

1. Bir yel deðirmen motoru þekildeki gibi 3 diþliden oluþuyor. 6. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 36 12 6 O 1 O 2 O 3 1. Bir yel deðirmen motoru þekildeki gibi 3 diþliden oluþuyor. 3. A = 3

Detaylı

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim

Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler

Detaylı

LYS MATEMATÝK II. Polinomlar. II. Dereceden Denklemler

LYS MATEMATÝK II. Polinomlar. II. Dereceden Denklemler LYS MATEMATÝK II Soru Çözüm Dersi Kitapçığı 1 (MF - TM) Polinomlar II. Dereceden Denklemler Bu yayýnýn her hakký saklýdýr. Tüm haklarý bry Birey Eðitim Yayýncýlýk Pazarlama Ltd. Þti. e aittir. Kýsmen de

Detaylı

10. 4a5, 2b7 ve 1cd üç basamaklý sayýlardýr.

10. 4a5, 2b7 ve 1cd üç basamaklý sayýlardýr. 5. ACB + AC BC iþlemine göre, A.C çarpýmý kaçtýr? 0. 4a5, b7 ve cd üç basamaklý sayýlardýr. 4a5 b7 cd A) B) 4 C) 5 D) 6 E) olduðuna göre, c + b a + d ifadesinin deðeri kaçtýr? A) 8 B) C) 5 D) 7 E) 8 (05-06

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 4 puanlýk sorular 1. þaðýdaki þekilde kenar uzunluklarý 4 ve 6 olan iki eþkenar üçgen ve iç teðet çemberleri görülmektedir. ir uðurböceði üçgenlerin kenarlarý ve çemberlerin üzerinde yürüyebilmektedir.

Detaylı

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi

Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi 1 Özet Týp Fakültesi öðrencilerinin Anatomi dersi sýnavlarýndaki sistemlere göre baþarý düzeylerinin deðerlendirilmesi Mehmet Ali MALAS, Osman SULAK, Bahadýr ÜNGÖR, Esra ÇETÝN, Soner ALBAY Süleyman Demirel

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 4 puanlýk sorular 1. Küçük bir salyangoz, 10m yüksekliðinde bir telefon direðine týrmanmaktadýr. Gündüzleri 3m týrmanabilmekte ama geceleri 1m geri kaymaktadýr. Salyangozun direðin tepesine týrmanmasý

Detaylı

17 ÞUBAT kontrol

17 ÞUBAT kontrol 17 ÞUBAT 2016 5. kontrol 3 puanlýk sorular 1. Ahmet, Beril, Can, Deniz ve Ergün bir çift zar atýyorlar. Ahmet Beril Can Deniz Ergün Attýklarý zarlarýn toplamýna bakýldýðýna göre, en büyük zarý kim atmýþtýr?

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 3 puanlýk sorular 20 17 1. =? 2 + 0 + 1 + 7 A) 3,4 B) 17 C) 34 D) 201,7 E) 340 2. Berk tren yolu modeliyle oynamayý çok sever. Yaptýðý tren yolu modelinde, bazý nesneleri 1:87 oranýnda küçülterek oluþturmuþtur.

Detaylı

Yaþamýmýzdaki Elektrik

Yaþamýmýzdaki Elektrik ÇALÞMA KÂÐD 1 6. sýnýfta öðrendiklerinizin ne kadarýný hatýrlýyorsunuz? Aþaðýdaki sorularý cevaplayarak bunu kontrol edin. 1. Aþaðýda verilen devrelerden ýþýk verenlerin yanýndaki kutucuklarý iþaretleyiniz.

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2015

Kanguru Matematik Türkiye 2015 3 puanlýk sorular 1. Ayla 1997 ve kardeþi Cemile 2001 yýlýnda doðmuþtur. Bu iki kýz kardeþin yaþlarý farký için aþaðýdakilerden hangisi her zaman doðrudur? A) 4 yýldan azdýr B) en az 4 yýldýr C) tam 4

Detaylı

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme

2 - Konuþmayý Yazýya Dökme - 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir

Detaylı

TEMEL KAVRAMLAR TEST / 1

TEMEL KAVRAMLAR TEST / 1 TEMEL KAVRAMLAR TEST / 1 1. Aþaðýdakilerden kaç tanesi rakam deðildir? I. 0 II. 4 III. 9 IV. 11 V. 17 5. Aþaðýdakilerden hangisi birbirinden farklý iki rakamýn toplamý olarak ifade edilemez? A) 1 B) 4

Detaylı

NpN ve PnP Tipi Transistörler

NpN ve PnP Tipi Transistörler NpN ve PnP Tipi Transistörler Bipolar Transistorler - Ders Sorumlusu : Yrd.Doç.Dr. Hilmi KUªÇU Yukarýda belirtilen deðiºik iºlevli bütün transistörlerin esasý Yüzey Birleºmeli Transistör 'dür. Bu nedenle,

Detaylı

xaviai lav» «kapítal o bíríncí cílt -a UJ

xaviai lav» «kapítal o bíríncí cílt -a UJ xaviai lav» «kapítal o bíríncí cílt QU -a UJ YEDİNCİ BASKI ANKARA 2004 KAPİTAL KAPİTALİST ÜRETİMİN ELEŞTİREL BİR TAHLİLÎ KARL MARX ÇEVİREN ALAATTlN BÎLGÎ BİRİNCİ KISIM META VE PARA BİRİNCİ BÖLÜM META

Detaylı

Ý Ç Ý N D E K Ý L E R

Ý Ç Ý N D E K Ý L E R ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta...9 Düzlem...10 Geometrik Cisimler ve Modelleri...12 Geometrik Cisimler ve Yüzeyleri...14 Haftanýn Testi...16 Veri Toplama - Þekil Grafiði...18 Tablo...20

Detaylı

T.C. MÝLLÎ EÐÝTÝM BAKANLIÐI EÐÝTÝMÝ ARAÞTIRMA VE GELÝÞTÝRME DAÝRESÝ BAÞKANLIÐI KENDÝNÝ TANIYOR MUSUN? ANKARA, 2011 MESLEK SEÇÝMÝNÝN NE KADAR ÖNEMLÝ BÝR KARAR OLDUÐUNUN FARKINDA MISINIZ? Meslek seçerken

Detaylı

4. f(x) = x 3 3ax 2 + 2x 1 fonksiyonunda f ý (x) in < x < için f(x) azalan bir fonksiyon olduðuna

4. f(x) = x 3 3ax 2 + 2x 1 fonksiyonunda f ý (x) in < x < için f(x) azalan bir fonksiyon olduðuna Artan - Azalan Fonksionlar Ma. Min. ve Dönüm Noktalarý ÖSYM SORULARI. Aþaðýdaki fonksionlardan hangisi daima artandýr? A) + = B) = C) = ( ) + D) = E) = + (97). f() = a + fonksionunda f ý () in erel (baðýl)

Detaylı

Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi Kesintisi

Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi Kesintisi 2009-11 Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi Kesintisi Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/11 Dar Mükellef Kurumlara Yapýlan Ödemelerdeki Kurumlar Vergisi

Detaylı

4. 5. x x = 200!

4. 5. x x = 200! 8. SINIF COÞMY SORULRI 1. ÖLÜM 3. DÝKKT! u bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. adým (2) 2. adým (4) 1. x bir tam sayý ve 4 3 x 1 7 5 x eþitsizliðinin doðru olmasý için x yerine

Detaylı

1. I. Bir cismin sýcaklýðý artýrýlýrsa direnci azalýr.

1. I. Bir cismin sýcaklýðý artýrýlýrsa direnci azalýr. 1. Fizik ile ilgili, I. Atomlar maddenin en küçük parçacýklarýdýr. Cisimler hýzlandýrýldýðýnda hýzlarý ses hýzýný geçemez. I Newton, yaþadýðý dönemin en ünlü bilim insanýydý. yargýlarýndan hangileri bilimsel

Detaylı

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,

Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi, ... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,

Detaylı

Þimdi beraber sarmal bir yay yapacaðýz. Bakýr tel, çubuða eþit aralýklarla sarýlýr. Daha sonra çubuk yayýn içinden çýkarýlýr.

Þimdi beraber sarmal bir yay yapacaðýz. Bakýr tel, çubuða eþit aralýklarla sarýlýr. Daha sonra çubuk yayýn içinden çýkarýlýr. SARMAL YAYLAR Malzemeler Bu bölümde benimle beraber deneyler yapacaksýnýz. Çubuk Bakýr tel Þimdi beraber sarmal bir yay yapacaðýz. Bakýr tel, çubuða eþit aralýklarla sarýlýr. Daha sonra çubuk yayýn içinden

Detaylı

GÝRÝÞ Ülkemizde katý atýklarýn toplanmasý, taþýnmasý, geri kazanýlmasý ve bertarafýna iliþkin yükümlülükler 5393 sayýlý Belediyeler Kanunu ve 5216 sayýlý Büyükþehir Belediyeleri Kanunu ile Belediyeler

Detaylı

YAZILIYA HAZIRLIK TESTLERÝ TEST / 1

YAZILIYA HAZIRLIK TESTLERÝ TEST / 1 YAZILIYA HAZIRLIK TESTLERÝ TEST / 1 1. x +6x+5=0 5. x +5x+m=0 denkleminin reel kökü olmadýðýna göre, m nin alabileceði en küçük tam sayý deðeri kaçtýr? A) {1,5} B) {,3} C) { 5, 1} D) { 5,1} E) {,3} A)

Detaylı

DENEME Bu testte 40 soru bulunmaktadýr. 2. Bu testteki sorular matematiksel iliþkilerden yararlanma gücünü ölçmeye yöneliktir.

DENEME Bu testte 40 soru bulunmaktadýr. 2. Bu testteki sorular matematiksel iliþkilerden yararlanma gücünü ölçmeye yöneliktir. 1. Bu testte 40 soru bulunmaktadýr. 2. Bu testteki sorular matematiksel iliþkilerden yararlanma gücünü ölçmeye yöneliktir. 1. 3 2x +1 = 27 olduðuna göre, x kaçtýr? A) 0 B) 1 C) 2 D) 3 E) 4 4. Yukarýda

Detaylı

ÇEMBERÝN ANALÝTÝÐÝ - I

ÇEMBERÝN ANALÝTÝÐÝ - I YGS-LYS GEOMETRÝ Konu Anlatýmý ÇEMBERÝN ANALÝTÝÐÝ - I 1. Çember Denklemi: Analitik düzlemde merkezi M(a, b) ve yarýçapý r birim olan çemberin denklemi, (x - a) 2 + (y - b) 2 = r 2 (x - a) 2 + y 2 = r 2

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 4 puanlýk sorular 1. Bir dik ikizkenar ABC üçgeni, BC = AB = birim olacak þekilde veriliyor. Üçgenin C köþesini merkez kabul ederek çizilen ve yarýçapý birim olan bir yay, hipotenüsü D noktasýnda, üçgenin

Detaylı

Simge Özer Pýnarbaþý

Simge Özer Pýnarbaþý Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.

Detaylı

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum

ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar

Detaylı

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta

Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta Mikro Dozaj Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip mikro dozaj sistemleri ile Kimya,Maden,Gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta ve aðýr hizmet tipi modellerimizle Türk

Detaylı

Bölüm 6: Lojik Denklemlerin Sadeleþtirilmesi

Bölüm 6: Lojik Denklemlerin Sadeleþtirilmesi ölüm : Lojik Denklemlerin Sadeleþtirilmesi. Giriþ: Karnough (karno) haritalarý 9 yýlýnda M. Karnough tarafýndan dijital devrelerde kullanýlmak üzere ortaya konmuþtur. u yöntemle dijital devreleri en az

Detaylı

Dövize Endeksli Kredilerde KKDF

Dövize Endeksli Kredilerde KKDF 2009-10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF 1. Genel Açýklamalar: 88/12944 sayýlý Kararnameye iliþkin olarak

Detaylı

HATIRLAYALIM TAM SAYILAR

HATIRLAYALIM TAM SAYILAR HATIRLAYALIM bilgi TAM SAYILAR Sayıların önüne koyulan "+" ve " " işaretleri sayıların yönünü belirtir. Önünde "+" işareti olan tam sayılar "pozitif tam sayılar", önünde " " işareti olan tam sayılar "negatif

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 3 puanlýk sorular. Aþaðýdaki þekilde her kutudaki sayý altýndaki iki kutuda bulunan sayýlarýn toplamýna eþittir. Soru iþaretinin bulunduðu kutudaki sayý kaçtýr? 2039 2020? 207 A) 5 B) 6 C) 7 D) 8 E) 9

Detaylı

Polinomlar II. Dereceden Denklemler

Polinomlar II. Dereceden Denklemler Ödev Tarihi :... Ödev Kontrol Tarihi :... Kontrol Eden :... LYS MATEMATİK - II Ödev Kitapçığı 1 (MF-TM) Polinomlar II. Dereceden Denklemler Adý Soyadý :... BÝREY DERSHANELERÝ MATEMATÝK-II ÖDEV KÝTAPÇIÐI

Detaylı

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ ÖZEL COŞKUN EĞİTİM KURUMLARI İSTANBUL GENELİ MATEMATİK ŞENLİĞİ 10. MATEMATİK YARIŞMASI SORU KİTAPÇIĞI 21 MART 2009

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ ÖZEL COŞKUN EĞİTİM KURUMLARI İSTANBUL GENELİ MATEMATİK ŞENLİĞİ 10. MATEMATİK YARIŞMASI SORU KİTAPÇIĞI 21 MART 2009 T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ ÖZEL COŞKUN EĞİTİM KURUMLARI İSTANBUL GENELİ MATEMATİK ŞENLİĞİ 10. MATEMATİK YARIŞMASI SORU KİTAPÇIĞI 21 MART 2009 DİKKAT: 1.Soru kitapçıklarını kontrol ederek, baskı hatası olan

Detaylı

ünite doðal sayýsýndaki 1 rakamlarýnýn basamak deðerleri toplamý kaçtýr?

ünite doðal sayýsýndaki 1 rakamlarýnýn basamak deðerleri toplamý kaçtýr? ünite1 TEST 1 Doðal Sayýlar Matematik 4. 10 491 375 doðal sayýsýndaki 1 rakamlarýnýn basamak deðerleri toplamý kaçtýr? 1. Ýki milyon yüz üç bin beþ yüz bir biçiminde okunan doðal sayý aþaðýdakilerden A.

Detaylı

SSCB Ekonomi Enstitüsü Bilimler Akademisi DERS KÝTABI. ÝNTER YAYINLARI Ankara Cd. 31. No: 31 Kat: 4/51 Caðaloðlu - ÝSTANBUL Tel: (0212) 519 16 16

SSCB Ekonomi Enstitüsü Bilimler Akademisi DERS KÝTABI. ÝNTER YAYINLARI Ankara Cd. 31. No: 31 Kat: 4/51 Caðaloðlu - ÝSTANBUL Tel: (0212) 519 16 16 SSCB Ekonomi Enstitüsü Bilimler Akademisi POLÝTÝK EKONOMÝ DERS KÝTABI CÝLT: II Ýnter Yayýnlarý Bu kitap Dietz Verlag tarafýndan 1955 yýlýnda Berlin de yapýlan Almanca baskýsýndan Türkçeye çevrilmiºtir.

Detaylı

0.2-200m3/saat AISI 304-316

0.2-200m3/saat AISI 304-316 RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi

Detaylı

Yönergeyi dikkatlice oku. Gözden hiçbir þeyi kaçýrmamaya dikkat et. Þifrenin birini testin iþaretlenen yerine ( Adayýn Þifresi ), diðer þifreyi de

Yönergeyi dikkatlice oku. Gözden hiçbir þeyi kaçýrmamaya dikkat et. Þifrenin birini testin iþaretlenen yerine ( Adayýn Þifresi ), diðer þifreyi de ADAYIN ÞÝFRESÝ Eðitimi Geliþtirme Dairesi DENEME DEVLET OLGUNLUK SINAVI ÖÐRENCÝLERÝN BÝLGÝ VE BECERÝLERÝNÝ DEÐERLENDÝRME SEKTÖRÜ Öðrencilerin Bilgi Ve Becerilerini Deðerlendirme Sektörü BÝRÝNCÝ deðerlendiricinin

Detaylı

Fiskomar. Baþarý Hikayesi

Fiskomar. Baþarý Hikayesi Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren

Detaylı

NARIN GÜBRELENMESÝ Hazýrlayan: Cevdet Fehmi ÖZKAN

NARIN GÜBRELENMESÝ Hazýrlayan: Cevdet Fehmi ÖZKAN NARIN GÜBRELENMESÝ Hazýrlayan: Cevdet Fehmi ÖZKAN GÝRݪ Nar birim alandan en çok ürün alýnan meyvelerden biridir.fidan üretimi ve bakým iºleri kolay ve ucuzdur.dikimden sonra kýsa sürede verim alýnýr.

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2018

Kanguru Matematik Türkiye 2018 3 puanlýk sorular 1. Leyla nýn 10 tane lastik mührü vardýr. Her mührün üzerinde 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 rakamlarýndan biri yazýlýdýr. Kanguru sýnavýnýn tarihini þekilde görüldüðü gibi yazan Leyla,

Detaylı

014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2018

Kanguru Matematik Türkiye 2018 3 puanlýk sorular 1. Ailemdeki her çocuðun en az iki erkek kardeþi ve en az bir kýz kardeþi vardýr. Buna göre ailemdeki çocuk sayýsý en az kaç olabilir? A) 3 B) 4 C) 5 D) 6 E) 7 2. Þekildeki halkalarýn

Detaylı

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ DERSHANELERÝ Konu Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK SAYI BASAMAKLARI - I TS YGSH YGS 06 Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra tekrar

Detaylı

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK - II

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK - II BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ DERSHANELERÝ Konu Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK - II II. DERECEDEN DENKLEMLER - IV MF TM LYS1 08 Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten

Detaylı

Üçgenler Geometrik Cisimler Dönüþüm Geometrisi Örüntü ve Süslemeler Ýz Düþümü

Üçgenler Geometrik Cisimler Dönüþüm Geometrisi Örüntü ve Süslemeler Ýz Düþümü Üçgenler Geometrik isimler önüþüm Geometrisi Örüntü ve Süslemeler Ýz üþümü 119 120 Üçgenler Üçgenler 4 cm 2 cm 2 cm Yukarýdaki çubuklarýn uzunluklarý 4 cm, 2 cm ve 2 cm dir. u üç çubuðun uç noktalarýný

Detaylı

K U L L A N I C I E L K Ý T A B I

K U L L A N I C I E L K Ý T A B I K U L L A N I C I E L K Ý T A B I Kesme Hızı Kesme hýzý fonksiyonlarý: Kalýnlýk ve kesilecek olan madde Akým ayarýnýn deðeri Akým ayarý kesilmiþ kenarlarýn kalitesini etkiler. Kesimin geometrik

Detaylı

Turizm Eski Bakaný Sayýn Dr. Alev Çoºkun un Cumhuriyet Gazetesinde yayýnlanan yazýsýnda

Turizm Eski Bakaný Sayýn Dr. Alev Çoºkun un Cumhuriyet Gazetesinde yayýnlanan yazýsýnda Bremen Atatürkçü Düºünce Derneði nin Saygýdeðer Üyeleri Ocak 2010 Deðerli Atatürkçüler, Son zamanlarda ülkemiz Türkiye de ve yurt dýºýnda Atatürk e ve O nun kurduðu Laik Türkiye Cumhuriyeti ne, baºta bazý

Detaylı

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ DERSHANELERÝ Konu ÝÞLEM YETENEÐÝ Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK TS YGSH YGS 01 Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra tekrar çalýþýlmalýdýr.

Detaylı

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK - I

BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK - I BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ DERSHANELERÝ Konu Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK - I SAYI BASAMAKLARI - II MF TM YGS LYS1 05 Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra

Detaylı

Örnek: 7. Örnek: 11. Örnek: 8. Örnek: 12. Örnek: 9. Örnek: 13. Örnek: 10 BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ.

Örnek: 7. Örnek: 11. Örnek: 8. Örnek: 12. Örnek: 9. Örnek: 13. Örnek: 10 BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ. BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK TS YGSH YGS 11 DERSHANELERÝ Konu BÖLME VE BÖLÜNEBÝLME - II Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra tekrar

Detaylı

konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler Dairesi bir devlet kuruluºu olup, bu kuruluº ülkede yaºayan herkese ücretsiz hizmet vermektedir.

konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler Dairesi bir devlet kuruluºu olup, bu kuruluº ülkede yaºayan herkese ücretsiz hizmet vermektedir. 1/7 AMT FÜR SOZIALE DIENSTE FÜRSTENTUM LIECHTENSTEIN Sosyal Hizmetler Dairesi Çocuk ve gençlik hizmetleri Sosyal hizmetler Terapi hizmetleri Ýç hizmetler konularýnda servis hizmeti sunan Sosyal Hizmetler

Detaylı

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum

ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI. Kapitalist Toplum ZUBRÝTSKÝ, MÝTROPOLSKÝ, KEROV KAPÝTALÝST TOPLUM ERÝÞ YAYINLARI 1 2 SEKÝZÝNCÝ BASKI KAPÝTALÝST TOPLUM ZUBRITSKI, MITROPOLSKI, KEROV, KUZNETSOV, GRETSKI, LOZOVSKl, KOLOSSOV 3 Y. Kuznetsov [Birinci ve Üçüncü

Detaylı

2014-2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "4. AKIL OYUNLARI TURNUVASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 4. Akýl Oyunlarý Turnuvasý, 21 Þubat 2015 tarihinde Özel Sancaktepe Okyanus Koleji

Detaylı

Gelir Vergisi Kesintisi

Gelir Vergisi Kesintisi 2009-16 Gelir Vergisi Kesintisi Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/16 Gelir Vergisi Kesintisi 1. Gelir Vergisi Kanunu Uyarýnca Kesinti Yapmak Zorunda Olanlar: Gelir Vergisi

Detaylı

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ

BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ IPA Cross-Border Programme CCI No: 2007CB16IPO008 BÝLGÝLENDÝRME BROÞÜRÜ SINIR ÖTESÝ BÖLGEDE KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLÝ ÝÞLETMELERÝN ORTAK EKO-GÜÇLERÝ PROJESÝ Ref. ¹ 2007CB16IPO008-2011-2-063, Geçerli sözleþme

Detaylı

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor

TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor Türkiye'nin insanlarý, mevcut saðlýk düzeyini hak etmiyor. Saðlýk hizmetleri için ayrýlan kaynaklarýn yetersizliði, kamunun önemli oranda saðlýk

Detaylı

Mantýk Kümeler I. MANTIK. rnek rnek rnek rnek rnek... 5 A. TANIM B. ÖNERME. 9. Sýnýf / Sayý.. 01

Mantýk Kümeler I. MANTIK. rnek rnek rnek rnek rnek... 5 A. TANIM B. ÖNERME. 9. Sýnýf / Sayý.. 01 Matematik Mantýk Kümeler Sevgili öðrenciler, hayatýnýza yön verecek olan ÖSS de, baþarýlý olmuþ öðrencilerin ortak özelliði, 4 yýl boyunca düzenli ve disiplinli çalýþmýþ olmalarýdýr. ÖSS Türkiye Birincisi

Detaylı

Yüksek kapasiteli Bigbag boþaltma proseslerimiz, opsiyon olarak birden fazla istasyonile yanyanabaðlanabilirözelliðesahiptir.

Yüksek kapasiteli Bigbag boþaltma proseslerimiz, opsiyon olarak birden fazla istasyonile yanyanabaðlanabilirözelliðesahiptir. Firmamýzmühendisliðindeimalatýnýyaptýðýmýzendüstriyel tipbigbag dolum,bigbag boþaltma prosesleri kimya,maden,gýda... gibi sektörlerde kullanýlan hafif, orta ve aðýr hizmet tipi modellerimizle TürkSanayicisininhizmetindeyiz...

Detaylı

30 SORULUK DENEME TESTÝ Gönderen : abana - 10/11/ :26

30 SORULUK DENEME TESTÝ Gönderen : abana - 10/11/ :26 30 SORULUK DENEME TESTÝ Gönderen : abana - 10/11/2008 12:26 Konu: 30 Soruluk Test Gönderim Zamaný: 21-Mart-2007 Saat 10:32 MALÝYET MUHASEBESÝ DENEME SINAVI 1- Aþaðýdakilerden hangisi maliyet muhasebesinin

Detaylı

LYS GEOMETRÝ. Doðruda Açýlar Üçgende Açýlar Açý - Kenar Baðýntýlarý Dik Üçgen ve Öklit Baðýntýlarý

LYS GEOMETRÝ. Doðruda Açýlar Üçgende Açýlar Açý - Kenar Baðýntýlarý Dik Üçgen ve Öklit Baðýntýlarý LYS GEOMETRÝ Soru Çözüm ersi Kitapçığı 1 (MF - TM) oðruda çýlar Üçgende çýlar çý - Kenar aðýntýlarý ik Üçgen ve Öklit aðýntýlarý Ýkizkenar ve Eþkenar Üçgen Üçgende lan u yayýnýn her hakký saklýdýr. Tüm

Detaylı

Depo Modüllerin Montajý Öncelikle depolarýmýzý nerelere koyabileceðimizi iyi bilmemiz gerekir.depolarýmýzý kesinlikle binalarýmýzda statik açýdan uygun olamayan yerlere koymamalýyýz. Çatýlar ve balkonlarla

Detaylı

Kanguru Matematik Türkiye 2017

Kanguru Matematik Türkiye 2017 3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki seçeneklerden hangisinde bulunan parçayý, yukarýdaki iki parçanýn arasýna koyarsak, eþitlik saðlanýr? A) B) C) D) E) 2. Can pencereden dýþarý baktýðýnda, aþaðýdaki gibi parktaki

Detaylı

ünite1 Sosyal Bilgiler

ünite1 Sosyal Bilgiler ünite1 Sosyal Bilgiler Ýletiþim ve Ýnsan Ýliþkileri TEST 1 3. Ünlü bir sanatçýnýn gazetede yayýnlanan fotoðrafýnda evinin içi görüntülenmiþ haberi olmadan eþinin ve çocuklarýnýn resimleri çekilmiþtir.

Detaylı

BÖLÜM 3 FONKSÝYONLARIN LÝMÝTÝ. ~ Limitlerin Tanýmý ve Özellikleri. ~ Alýþtýrmalar 1. ~ Özel Tanýmlý Fonksiyonlarýn Limitleri

BÖLÜM 3 FONKSÝYONLARIN LÝMÝTÝ. ~ Limitlerin Tanýmý ve Özellikleri. ~ Alýþtýrmalar 1. ~ Özel Tanýmlý Fonksiyonlarýn Limitleri BÖLÜM FONKSÝYONLARIN LÝMÝTÝ Limitlerin Tanýmý ve Özellikleri Alýþtýrmalar Özel Tanýmlý Fonksionlarýn Limitleri (Saðdan ve Soldan Limitler) Alýþtýrmalar Trigonometrik Fonksionlarýn Limitleri Alýþtýrmalar

Detaylı

DOĞAL SAYILARLA İŞLEMLER

DOĞAL SAYILARLA İŞLEMLER bilgi Üslü Doğal Sayılar DOĞAL SAYILARLA İŞLEMLER Bir bardak suda kaç tane molekül vardýr? Dünya daki canlý sayýsý kaçtýr? Ay ýn Dünya ya olan uzaklýðý kaç milimetredir? Tüm evreni doldurmak için kaç kum

Detaylı

4. BÖLÜM 1. DERECEDEN DENKLEMLER

4. BÖLÜM 1. DERECEDEN DENKLEMLER MATEMATÝK 4. BÖLÜM 1. DERECEDEN DENKLEMLER Test(1-3) Birinci Dereceden Bir Bilinmeyenli Denklemler Test(4) Birinci Dereceden Ýki Bilinmeyenli Denklemler KARTEZYEN egitim - yayinlari 1. DERECEDEN DENKLEMLER

Detaylı

BATI AKDENÝZ TARIMSAL ARAªTIRMA ENSTÝTÜSÜ. Cevdet Fehmi ÖZKAN Ziraat Yük. Mühendisi

BATI AKDENÝZ TARIMSAL ARAªTIRMA ENSTÝTÜSÜ. Cevdet Fehmi ÖZKAN Ziraat Yük. Mühendisi BATI AKDENÝZ TARIMSAL ARAªTIRMA ENSTÝTÜSÜ ÖRTÜALTI SEBZE YETݪTÝRÝCÝLÝÐÝNDE GÜBRELEME Cevdet Fehmi ÖZKAN Ziraat Yük. Mühendisi ANTALYA 2007 B-ÖRTÜALTI SEBZE YETݪTÝRÝCÝLÝÐÝNDE GÜBRELEME 1.GÝRݪ 2.GÜBRELEMEYE

Detaylı