her hakki saklidir onderyaman.com
|
|
|
- Serkan Karakaş
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 ÜRO-ONKOLOJİK CERRAHİ GİRİŞİMLER SONRASI EREKTİL FONKSİYON Dr. ÖNDER YAMAN Erektil disfonksiyon (ED), seksüel ilişki için gerekli olan penil ereksiyonun başlatılmasında, sağlanmasında ve devamında yetersizlik olarak tanımlanabilir. Erektil disfonksiyon erkeğin mutluluğunu, kendine saygısını, toplumsal ilişkilerini zedeleyen ve ciddi psikolojik sorunlar oluşturan bir patolojidir. Yaşam süresinin uzaması ile ED yakınması toplumdaki genel oranınıda doğal olarak yükseltmektedir. Yaşlanmakla birlikte orgazmik müsküler kontraksiyonlarda daha seyrak ve daha zayıf olmaktadır. Ejekülasyon ve orgazma ulaşma süreleri uzamakta, ejekülasyon atım gücü azalmaktadır. Hormonal ve vaskülar yaşlanmaya bağlı olarak bu değişiklikler fizyolojik sınırlar içinde kabul edilmektedir. Üro-onkolojik cerrahi girişimler, cerrahi alanı ve teknikleri ile ilgili olarak erektil fonksiyon bozuklukları ile hastaları sık sık yüz yüze getirmektedir. Erektil fonksiyonlar incelendiğinde bu cerrahi girişimler arasında en sık radikal prostatektomi öne çıkmaktadır. Yeni cerrahi tekniklerin kullanıma girmesi ve hastaların beklenen yaşam 1 Sayfa 1 / 10
2 sürelerinin uzun olması nedeniyle, radikal prostatektomide erektil fonksiyon sık çalışılan bir konudur. RADİKAL PROSTATEKTOMİ ve EREKTİL FONKSİYONLAR Anatomik radikal retropubik prostatektominin tanımlanması ve sinir koruyucu radikal retropubik prostatektominin uygulamaya girmesiyle prostat kanserinin cerrahi tedavisinde önemli bir basamak atlanmıştır. Lokalize prostat kanserinde kür sağlanması açısından radikal prostatektomi etkin bir tedavidir. Bununla birlikte cerrahi sonrası hastaların çoğunda erektil kusurlar olduğundan sıklıkla daha az etkin tedavi seçenekleri kullanılmaktadır. Ancak postoperatif potensin sağlanması ile ilişkili sonuçlar merkezler ve cerrahlar arasında anlamlı farklılıklar göstermektedir. ED li hastaların çoğunda erektil fonksiyonlardaki gerileme yıllar içerisinde yavaş yavaş gelişirken radikal retropubik prostatektomi sonrasında görülen fonksiyon kaybı ani ve total olmaktadır. Penil ereksiyon fizyolojik, nörolojik, hormonal ve vasküler faktörlerin etkileşimi ile ortaya çıkan refleks bir fenomendir. Ereksiyonu sağlayan primer hemodinamik olay artmış arteriyel kan akımıdır. Penisin arteriyal kan akımı hipogastrik arterin terminal dalları olan iki internal pudental arter ile sağlanır. Penil kan akımının artmasında rol oynayan nöral mekanizmalar tam olarak açıklanamasa da ereksiyonun sağlanmasında iki yol olduğu bilinmektedir. Birincisi sakral parasempatik merkez ve ikincisi lomber sempatik merkezdir. Bu nöral yollar pelvik pleksustan geçer. Ayrıca pelvik pleksustan ilerlemeyen pudental sinirin somatik aferent lifleri de penil ciltten duyu impulslarının alınmasında gereklidir. Radikal prostatektomi sonrası empotans etyolojisi açık olmamakla birlikte nörojenik, psikojenik ve olasılıkla vasküler faktörler mevcuttur. Pelvik organların ve dış genitallerin otonomik innervasyonu pelvik pleksustan sağlanır. Burada sakral merkezden (S2-S4) çıkan parasempatik visseral efferent preganglionik lifler ve torakolomber merkezden (T11-L2) gelen sempatik lifler mevcuttur. Parasempatik sinirler pleksusa 1863 yılında Eckhardt tarafından nervus erigentes olarak isimlendirilen pelvik sinir vasıtasıyla girer. Bu sinir 5-6 ayrı daldan oluşmakta olup bunlar S3 ve S4 ün anterior dalları ve hastaların %12 sinde aynı 2 Sayfa 2 / 10
3 zamanda S2 ya da S5 den köken alırlar. Ortalama uzunluk cm dir. Sempatik lifler torakolomber merkezden gelir ve pelvik pleksusa 3 yolla ulaşır. Bunlar içinde en önemlisi hipogastrik sinirdir. Diğerleri sakral sempatik zincir dalları (sıklıkla ganglion) ve superior hemoraidal artere eşlik eden otonomik inferior mezenterik pleksustan çıkan dallardır. Erkeklerde pelvik pleksus retroperitoneal olarak rektumun yanında yer alır ve sagittal planda rektangüler plate oluşturur. Bu plate sakrumdan ventral olarak douglasa kadar uzanır. Uzunluğu yaklaşık 4 cm ve yüksekliği cm kadardır. Pelvik sinir endopelvik fasiya içerisinde seyreder ve konnektif doku ile çevrili olup bu doku hipogastrik damarları çevreleyen konnektif doku ile devamlılık gösterir. Pelvik sinir hipogastrik damar dallarının özellikle de inferior vezikal arterin başlangıcının dorsalinde yerleşir. Böylece inferior vezikal arterin başlangıç noktasından diseke edilmesi pelvik siniri hasarlandırmaz. Ancak inferior vezikal arter ve venin mesane ve prostatı beslemek üzere ayrılan dalları pelvik pleksustan geçer. Bu nedenle lateral pedikül olarak adlandırılan bu bölümün orta kesiminin diseksiyonunda sadece damarlar değil prostat, üretra ve korpus kavernozumun innerrvasyonu da kesilir. Pelvik pleksus mesane, üreter, seminal veziküller, prostat, rektum, üretra ve korpus kavernozumu innerve eden visseral dallar verir. Ayrıca otonom lifler pelvik bölgedeki damarları da innerve eder. Somatik motor aksonlar içeren dallar pelvik pleksustan geçerek levator ani, koksigeus ve çizgili üretral kaslara ulaşır. Prostata giden dallar kapsülü delerek prostata girdikleri noktaya kadar prostat kapsülünün ve Denonvillier fasyasının dışında ilerler. Aynı şekilde üretra ve korpus kavernozuma giden dallar da prostat kapsülünün dışında seyreder. Erişkinlerde bu liflerin çoğu oldukça küçüktür ve disseke edilmesi zordur. Dolayısıyla seyirlerinin tanımlanması da esas olarak klinik gözlemler ve hayvan deneyleri ile sağlanmıştır. Ayrıca bu sinirler bir pleksustan çıktığı için tek tek hangilerinin sempatik, parasempatik ya da sempatik artı parasempatik liflerden oluştuğunu söylemek zordur. Pudental sinir S2-S4 ün anterior dallarından oluşur ve lumbosakral pleksusun bir parçasıdır. Pelvik sinir (nervus erigentes) de esas olarak S2-S4 ün anterior dallarından köken alan otonom parasempatik liflerden oluşur fakat pudental sinirden tamamen farklı bir yol seyreder. Pudental sinir pelvik pleksusa katılmaz. Pelvisi büyük iskiadik foramenin alt bölümünden terk ederek iskiumu çaprazlar ve küçük iskiadik foramenden tekrar pelvise girer. İskiorektal fossanın lateral duvarı boyunca internal 3 Sayfa 3 / 10
4 pudental damarlara eşlik eder ve ürogenital diaframa geldiğinde 3 terminal dala ayrılır 1) inferior hemoraidal sinir 2) perineal sinir 3) penisin dorsal siniri. Penisin dorsal siniri pudental sinirin en derin terminal dalı olup iskiumun ramusu boyunca internal pudental artere eşlik eder ve daha sonra ürogenital diaframın fasyasının yüzeyel ve derin tabakaları arasında uzanarak inferior pubik ramus komşuluğunda ilerler. Yüzeyel fasyayı deldikten sonra korpus kavernozuma dallar verir, penisin dorsumunda seyrederek cilde duyu lifleri gönderir ve glans peniste sonlanır. Penil duyu pudental sinirin duyu lifleri ile sağlanır. Pudental sinirde hem sempatik hem parasempatik otonom lifler vardır. Walsh ve ark. erkek fetüs ve yenidoğanlarda korpus kavernozumun otonomik innervasyonunu çizmişler ve böylelikle pelvik pleksus ve prostat, üretra, ürogenital diyafragma arasındaki topografik ilişkiyi ortaya koymaya çalışmışlardır. Bu çalışmadaki amaç radikal prostatektomi sonrası empotan hastalarda nörojenik faktörlerin nasıl sorumlu olduğunu göstermektir. Korpus kavernozumu innerve eden pelvik pleksus dalları rektum ve üretra arasında yerleşmekte ve ürogenital diyaframa üretra yakınlarından ya da müsküler duvarının içerisinden penetre olmaktadır. Pelvik pleksus hasarlanması iki şekilde olabilir. Birincisi lateral pedikülün ayrılması esnasında ikincisi ise üretranın apikal diseksiyonu esnasındadır. Radikal prostatektomi sonrası erektil fonksiyonların geri dönmesi; hasta yaşı, ameliyat öncesi erektil fonksiyon nörovasküler bandlın korunması ile ilşkilidir. Lokalize prostat kanseri tedavisi yapılan hastaların çoğunda erektil fonksiyonların korunması önemli bir amaç olduğundan radikal prostatektomi öncesinde ve sonrasında mevcut olan faktörlerin cerrahi sonrası potensin geri kazanılmasında ne oranda önemli olduğu araştırılmıştır(rabbani ve ark 2000). Cerrahi öncesi potent olan 314 hasta radikal prostatektomi ile tedavi edilmiş ve cerrahi sonrası potensin geri kazanılmasında hasta yaşı, preoperatif potens, statusu ve nörovasküler bandl korunma oranı anlamlı derecede önemli bulunmuştur. Cerrahi sonrası 3. yılda 60 4 Sayfa 4 / 10
5 yaşından genç cerrahi öncesi tam ereksiyonu olan ve bilateral nörovasküler bandl korunan hastaların %76 sında ilişkiyi sağlayacak kadar ereksiyonun kazanılması beklenebilir yaş arasında bu oran %56 ve 65 yaş üzerinde %47 olarak bulunmuştur. Her iki nörovasküler bandlın korunması ile karşılaştırıldığında, birine ya da ikisine parsiyel hasar durumunda potensin geri kazanımı oranı %77 ye düşmekte, bir nörovasküler bandlın rezeksiyonu durumunda ise bu oran %25 e gerilemektedir. Erken evre prostat kanserli hastalarda sinir koruyucu radikal prostatektomi sonrası ED esas nedeninin organik kökenli olduğu noktrurinal tümesansta önemli derecede kayıp olmasıyla gösterilmiştir. Aynı hastalarda yapılan takiplerde 1 yıl sonra noktrurinal ereksiyonların olmadığı en geç 3.4 yılda tekrar geri döndüğü ortaya konulmuştur. Erektil fonksiyonun geri dönmesi yavaş ve zamana bağımlı olmaktadır. Sinir koruyucu radikal prostatektomi sonrası sinirin korunmasına optimal özen gösterilmesine rağmen genellikle hasar direkt travma ya da retraksiyon esnasındaki gerilmeye bağlı olmaktadır. Sinirdeki iyileşme hasar noktasından hedef organa doğru her günde 1 mm olmaktadır. Radikal prostatektomiye bağlı gelişen erektil disfonksiyonun nedenleri şunlardır; Psikolojik Vasküler hasar Veno-okluziv disfonksiyon Psikolojik faktörler: Hastalara prostat kanseri olduğu söylendiğinde ya da tedavi aşamasına gelindiğinde ED gelişeceği söylendiğinde hastaların neler hissettiği oldukça önemlidir. Prostat kanserinin teşhisi ve tedavisi hastada ve partnerinde emosyonel stres yaratmaktadır. Hastalığın getirdiği, içinde bulunduğu duruma uyumsuzluk, kontrol kaybı, öfke korku ve depresyon ED a neden olarak gösterilebilmektedir. Ancak bunlar içinde depresyonun ED ile olan ilişkisi açık olarak gösterilmesine karşın libidoyu da belirgin oranda azaltmaktadır. Libido ED da erken dönemde etkili görülmemekle birlikte zamanla libidoda da bir kayıp gözlenmektedir. Sonuçta psikolojik nedenler cerrahi sonrası gelişen ED da etkili olmakta ancak dominant neden değildir. Vasküler hasar: 5 Sayfa 5 / 10
6 Vasküler hasarın ED üzerine olan etkilerine bakılacak olursa, normalde, arteriyel sistemde dinlenme esnasında kan akımı 10 ml/dk iken ereksiyon esnasında 6 kat artmaktadır. Ayrıca ereksiyonda intrakorporal basınç 90 mmhg olmaktadır ve kavernöz cisimleri doldurmak içinde 140 ml kan hacmi gerekmektedir. Kabaca düşünecek olursak gece ereksiyonlarının nedeni penil doku oksijenasyonunun sağlanması olarak düşünülebilir. Böylece ereksiyonun olmaması korpus kavernozuma gelen O2 azalmasına bu da iskemi ve doku hasarına yol açarak transforming GFB1 aktive ederek doku fibrozisine neden olmaktadır. Penil vasküler patoloji ve vazoaktif ajanlara verilen cevap arasında kötü bir korelasyon vardır. Bir çok çalışmada vazoaktif ajanlara verilen cevabın %80 den fazla olduğu belirtilmiştir. Breza ve ark. nın kadavralar üzerindeki incelemelerinde %70 inde aksesuar pudental arter saptamışlardır. Ayrıca bunlarında %75 inde aksesuar pudental arterin kavernözal arter olarak sonlandığını belirtmişler ve postoperatif erektil fonksiyonlarda kişinin preoperatif vasküler yeterliliği ve aksesuar kavernozal arterin etkili olduğunu vurgulamışlardır. Buna karşın Walsh ve Polascik NSRRP esnasında aksesuar internal putdental arteri %4 oranında gözlemlemişler ve cerrahi esnasında ancak %79 unda koruyabilmişlerdir ve potensin korunmasındaki yolun aksesuar arterleri korumak olmadığını belirtmişlerdir. Verilere dayanmamakla birlikte genel konsept arteriyel yaralanma veya arteriyel hastalıklar erektil fonksiyonların yeniden kazanılmasında ya da sildenefile verilen cevaptaki yetersizlikte esas neden olduğu savunulmaktadır. Veno-okluziv disfonksiyon: Radikal prostatektomi esnasında dorsal ven kompleksi bütünüyle bağlanmaktadır. Ligasyonun fizyolojik etkisi açık değildir. Bununla birlikte venöz kaçağa bağlı erektil disfonksiyon tedavisinde dorsal ven ligasyonu önerilmektedir. Araştırmacılar RRPP sonrası venookluziv disfonksiyon oranını %52 olarak belirtmişlerdir. Denervasyona bağlı nokturinal ereksiyonların olmaması doku fibrozisine bu da venookluziv disfonksiyona neden olmaktadır. Ayrıca arteriyel yaralanmaya bağlı uzun süreli, doku iskemisine bağlı doku fibrozisi de venookluziv disfonksiyona neden olmaktadır. Venookluziv erektil disfonksiyonda bir diğer neden ise radyasyonun oluşturduğu doku fibrozisidir. Uzun dönem takipler sonucunda erektil fonksiyonların yeniden kazanılmasın da ya da sildenefile olan cevapta venookluziv disfonksiyonun etkili olmadığı belirtilmiştir. 6 Sayfa 6 / 10
7 Sinir koruyucu olmayan RP de %98 oranında empotans görülmektedir. Sinir koruyucu RP yapılan hastalarda ortalama %50 oranında ; tek taraflı sinir korunan hastalarda %35-40 ında, çift taraflı sinir korunan hastalarda %60 ında erektil fonksiyonlar geri dönmektedir (6 ay- 3.4 yıl ortalama 1 yılda). Bazı hastalarda NSRRP sonrası erektil disfonksiyonda düzelme olmayabilir. Bunun nedeni ise: ana kavernozal arter olarak sonlanan aksesuar pudental arterin cerrahi esnasında çıkarılmasına bağlanmıştır. Aksesuar pudental arter %35 oranında görülmektedir. %50 sol taraftan, %25 sağ taraftan %25 ise bilateral olabilir. Çoğu durumda aksesuar pudental arter obturator arterden ya da internal pudental arterden kaynaklanmaktadır. Stanford ve ark. nın lokalize prostat kanserli 1291 hastada radikal prostatektomi öncesinde ve sonrasında seksüel fonsiyonların dağılım yüzdeleri aşağıdaki tabloda verilmiştir.( JAMA 2000). Bu çalışmada radikal prostatektomi sonrası 18 ay ve daha uzun takipler sonrasında hastaların %59.9 unda erektil disfonksiyon varken, 24 ayda hastaların %41.9 unda ED devam etmiştir. Sinir koruyucu yapılmayan radikal prostatektomi hastalarının % 65.6 sı, unilateral NSRRP yapılanların %58.6, bilateral NSRRP yapılanların %56 sında ED saptanmıştır. Hastaların RP sonrası ED değerlendirmesi için en az 6 aylık bir süre geçmesi gerektiği bildirilmiştir. 7 Sayfa 7 / 10
8 TEDAVİ İnsan penil morfometrisi değerlendirildiğinde NSRRP yapılmış hastaların penil uzunluğun ve çevresi flask ve erekte durumda azaldığı saptanmıştır. En büyük değişim ilk yılın ilk ve 2.3 ayında ortaya çıkmıştır. Değişiklikler genellikle cerrahi sonrası 4. ve 8. ayda ortaya çıkar. Bu 4-8 ay aynı zamanda müsküler atrofi gelişmesi içim uygun bir zamandır. Montorsi ve ark operasyondan hemen sonra 2 haftada bir yapılan enjeksiyon tedavisinin doğal ereksiyon fonksiyonunun 6 ayda geri getirdiğini göstermiştir. NSRRP den 1 yıl veya daha fazla süreden sonra ED için tedavi almaya başlamış 47 erkeğin uzun süreli fonksiyonlarının geri dönüşü incelendiğinde bu hastaların hiç birinin doğal fonksiyonlarından tatmin olmadığı %10 unun sildenafille tatmin olduğu ortaya konmuştur. Benzer bir grupta ve karşılaştırılabilir yaş ve patolojik safada olan ve cerrahiden 1 yıldan az süre geçmi,ş erkeklerde normal ereksiyon fonksiyonu ile tatmin oranı %20, sildenafille tatmin oranı %57 bulunmuştur. Bu farklılık bize geri dönüşümsüz penil hasarın 1 yıldan sonra oluştuğunu göstermektedir. Ya da seçilmiş hastalarda çalışmanın yapıldığını düşündürmektedir. Vakum ereksiyon aleti: İlk olarak 1917 de patent almasına rağmen 1980 lere kadar vakum ereksiyon aleti üroloji camiasında kabul görmemiştir. Oral tedavinin başlamasına kadar geçici olarak görülmüştür. Etki oranı, hasta ve partner tatmini %80 den yüksek bulunmuştur. RR den sonra vakum ereksiyon aletinin kullanılması hasar nörolojik olduğu için etkilidir. Kullanımı kolay olan bir alettir. Hastalardan alınan bilgilere dayanılarak yapılan bir çalışmada RRP yapılan erkeklerden %32 sinin vakum ereksiyon aleti kullandığı ortaya konmuştur. RRP den sonra intrakavernözal tedavi ile vakum tedavisini karşılaştıran bir çalışmada hastalar 2/1 oranında intrakavernözal tedaviyi tercih etmişlerdir. Vakum aletinin en önemli dezavantajı doğal ereksiyon yerine düşük akımlı iskemik bir ereksiyon oluşturmasıdır. Preoperatif fonksiyonları normal olan 8 Sayfa 8 / 10
9 hastalarda cerrahiden sonra ilk 2 yıl içinde ereksiyon esnasında doku oksijenasyonunun arttırılması teorik olarak avantajlı olacağından doğal ereksiyonun dönmesinde vakum ereksiyon cihazı zararlı olabilir. Alprostadil : İntraüretral prostaglandin (PG 1) tedavisi 1997 yılında FDA tarafından onaylanmış ve ED tedavisinde önemli olarak bildirilmiştir. RRP sonrasında 384 erkekte yapılan bir çalışmada evli olduğu kişi dışındaki birlikteliklerdeki kullanımda yanıt oranı %70, evli olduğu kişi ile birlikteliklerinde %57 cevap alınmıştır. RRP den sonra klinik olarak hipotansiyonu bulunan hastalardaki cevap oranı diğer ED etyolojilerine oranla daha düşük bulunmuştur. Üretral yanma, penil ağrı, penil rijiditenin kaybolmasıyla beraber total de %20 hasta tatmini bildirilmiştir. İntrakorporeal tedavi (ICT): ICT ilk kez 1983 de ABD de AUA toplanyısında tanıtıldı. Penil enjeksiyonlar yüksek derecede etkili olmalarına rağmen hastalar tarafından kolayca kabul edilmeyen bir tedavi yaklaşımıdır. Hiçbir erkek hayatının geri kalan bölümünde penisine enjeksiyon yaptırmak istememektedir. Çeşitli çalışmalar göstermiştir ki İCT etkinliği %85 olmasına rağmen %40 hasta tedaviyi bırakmaktadır. İCT de kullanılan maddeler sağlam kavernöz sinirlere gerek kalmadan penis düz kas ve vasküler elemanlarda gevşemeye neden olmaktadır. Bu nedenle sinir rejenerasyonu veya sildenafile cevap gelişene kadar İCT en efektif doğal ve güvenilir erektil fonksiyon elde etme yöntemidir. Bu hastaların sildenafil işe yarar hale gelmesine rağmen İCT ye devam etmek istemeleri bu güvenilirliğin bir göstersesidir. Dennis ve ark daha önceden potent oldukları bilinen 14 hastaya sinir korumadan RRP yaptıktan sonra ortalama dozu: 10 mg papaverin+ 0.3 mg fentolamin içeren 0.4 ml İCT uygulamışlar ve %85 cevap elde etmişlerdir. Sildenefil, vardenafil, Tadalafil Sildenafil RRP sonrası ED tedavisinde çok önemli yer tutmuştur. Sildenafille yapılan çalışmalarda alınan cevap %43 olarak belirtilmesine rağmen ilerleyen çalışmalarda bu oranın %15-%80 arasında değiştiği belirtilmiştir. Etki oranındaki bu geniş farklılık preoperatif erektil fonksiyon, sinir koruyucu cerrahi yapılıp yapılmaması ve tedavinin başlama zamanı ile ilişkilidir. Toplamda yanıt oranını düşük olmasının nedeni, RRP 9 Sayfa 9 / 10
10 sonrası hasar gören veya korunmayan non adrenerjik non kolinerjik sinir uçlarından salınan ve ereksiyonun meydana gelmesinde temel rolü oynayan NO nun olmaması veya çok az olmasına bağlı olarak guanilat siklazda bir aktivasyon olamayacak ve hücre içi GTP den cgmp dönüşümü azalacaktır. Buna bağlı olarak PDE tip 5 parçalayacağı cgmp olmadığından veya yetersiz olduğundan PDE tip5 i inhibe edecek sildenafilinde etkisi az olacak veya olmayacaktır. Padma ve ark(2003) tarafından sinir koruyuu cerrahi uygulanan hastalara 36 hafta her akşam yatarken sildenefil vermişler ve başarı oranını %24 olarak bulmuşlardır. Bu %4 olan plaseboya göre istatistiksel olarak önemlidir. Bugün için tedavi protokollerinde yer alan bir diğer PDE tip 5 inhibitörleri vardenafil ve tadalafildir. Penil protezler: Preopretif empotan olan ve sildenafil, vakum ereksiyon aleti ve İCT ye yanıt vermeyen hastalarda RRP sırasında penil protez implante edilebilir. Bu uygulama cerrahi morbiditede önemli bir artışa neden olmaz. Sinir koruyucu cerrahi uygulanmayan hastalara ameliyat sırasında penil protez inplantasyonu önerilirsede, hastaya vakum ereksiyon tedavisi ve medikal tedavilerin cerrahi sonrası etkinlikleri anlatıldıktan sonra eğer hasta kabul ederse uygulanmalıdır. Sinir koruyucu cerrahi yapılan hastalarda penil protez uygulaması için en az 24 ay beklenmelidir. Çünkü bu süre içinde doğal ereksiyonlar geri dönebilir veya sildenafile cevap alınabilir. RP den önce penil protez takılan hastalarda proteze dokunmadan RP yapılmalıdır. 10 Sayfa 10 / 10
Değerlendirme. Seksüel Anamnez Detaylı bir medikal ve psikolojik anamnez Partnerle görüşme Medikal anamnez Seksüel anamnez
Dr. MANSUR DAĞGÜLLİ Epidemiyoloji Memnun edici seksüel performansa izin verecek yeterli ereksiyonu sağlamak ve devam ettirmedeki kalıcı yetersizlik Hem etkilenen kişiler hem de onların partner ve ailelerinin
Radikal Prostatektomi. Üroonkoloji Derneği. Prof.Dr.Bülent Soyupak. 2005 Diyarbakır
Radikal Prostatektomi Prof.Dr.Bülent Soyupak 2005 Diyarbakır Tarihçe İlk perineal radikal prostatektomi: 1867, Theodore Billroth Standardize perineal yaklaşım: 1900-1904, Hugh Hampton Young Retropubik
Kombine İntrakavernozal Enjeksiyon ve Görsel Uyarı Testleri nin Erektil Disfonksiyon Tanısında Rolü
Kombine İntrakavernozal Enjeksiyon ve Görsel Uyarı Testleri nin Erektil Disfonksiyon Tanısında Rolü Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dr. Murat TUNCER Sunu planı: ED tanım, prevalans
Radikal Perineal Prostatektomi Niçin?
Radikal Perineal Prostatektomi Niçin? Prof. Dr. Selami Albayrak Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İSTANBUL TUD Aylık Bilimsel Toplantısı 25 Mart 2009 İSANBUL Perineal Yol Retropubik Yol RP : Anatomik
İnsan Cinsel Yaşantısının Psikofarmakolojisi
İnsan Cinsel Yaşantısının Psikofarmakolojisi Prof. Hv.Tbp. Kd.Alb. Mesut ÇETİN GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Psikiyatri Kliniği Direktörü-İstanbul 1 Klinik Psikofarmakoloji Bülteni GATA Haydarpaşa Eğitim
Yazar Ad 41 Prof. Dr. Haluk ÖZEN Cinsel hayat çocuk yaştan itibaren hayatımızın önemli bir kesimini oluşturur. Yaşlılık döneminde cinsellik ayrı bir özellik taşır. Yaşlı erkek kimdir, hangi yaş yaşlanma
EREKTİL DİSFONKSİYONUN PDE-5 İNHİBİTÖRLERİ İLE TEDAVİSİNDE YENİLİKLER
EREKTİL DİSFONKSİYONUN PDE-5 İNHİBİTÖRLERİ İLE TEDAVİSİNDE YENİLİKLER Doç. Dr. Sezgin GÜVEL Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi cinsel uyarı Endotelyal Hücre (enos) NANC
Nörolojik hastalıklar ve erektil disfonksiyon
Derleme ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI Nörolojik hastalıklar ve erektil disfonksiyon Doç. Dr. Fikret Erdemir Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı Erektil disfonksiyon (ED), bir erkeğin
25B TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ VASKÜLER KAYNAKLI EREKTİL DİSFONKSİYON CERRAHİ TEDAVİSİ AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM BELGESİ.
25B TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ VASKÜLER KAYNAKLI EREKTİL DİSFONKSİYON CERRAHİ TEDAVİSİ AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM BELGESİ Sayın Hastamız Aşağıda sunulan bilgiler, size uygulanacak olan cerrahi girişim ve cerrahi
Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü. Prof.Dr.Mitat KOZ
Dolaşımın Sinirsel Düzenlenmesi ve Arteryel Basıncın Hızlı Kontrolü Prof.Dr.Mitat KOZ DOLAŞIMIN SİNİRSEL KONTROLÜ Doku kan akımının her dokuda ayrı ayrı ayarlanmasında lokal doku kan akımı kontrol mekanizmaları
DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK
DİABETLİ HASTALARDA CİNSEL SAĞLIK Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği OP. DR. ÜNSAL ÖZKUVANCI Genel bilgiler Şeker hastalığı bir çok organı etkilediği gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz
OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi)
OTONOM SİNİR SİSTEMİ (Fonksiyonel Anatomi) Otonom sinir sitemi iki alt kısma ayrılır: 1. Sempatik sinir sistemi 2. Parasempatik sinir sistemi Sempatik ve parasempatik sistemin terminal nöronları gangliyonlarda
EREKTİL DİSFONKSİYON GİRİŞ
EREKTİL DİSFONKSİYON GİRİŞ Yeni oral terapiler, erektil disfonksiyona (E.D.) olan diagnostik ve terapötik yaklaşımı tamamen değiştirmiştir. EPİDEMİYOLOJİ VE RİSK FAKTÖRLERİ Erkek E.D. si, memnun edici
Priapizmde penisin ultrasonografisi: yüksek akımlı non-iskemik post-travmatik priapizmli olgu
Priapizmde penisin ultrasonografisi: yüksek akımlı non-iskemik post-travmatik priapizmli olgu J JAKOB, MRCS, MRCP, DTMH; CJ WILKINS, MRCP, FRCR; GH MUIR, FRCS(Üroloji); PS SIDHU, MRCP, FRCR King s College
Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları. Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD
Prostat anatomisi, fizyolojisi ve ameliyatları Dr. Tayfun Şahinkanat Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Prostatın anatomik yapısı Prostat symphysis pubis`in inferior kollarının
İNME. Yayın Yönetmeni. TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü. Prof. Dr. Rana Karabudak
İNME Yayın Yönetmeni Prof. Dr. Rana Karabudak TND Beyin Yılı Aktiviteleri Koordinatörü Türk Nöroloji Derneği (TND) 2014 Beyin Yılı Aktiviteleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Tüm hakları TND ye aittir. Kaynak
Derin İnfiltratif Endometriozis. Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Derin İnfiltratif Endometriozis Prof.Dr.Ahmet Göçmen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endometriozis Peritoneal Ovarian Derin infiltratif Anterior Mesane Posterior P1-Uterosakral ligament P2-Vajinal
TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ EREKTİL DİSFONKSİYON TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM BELGESİ
6B TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ EREKTİL DİSFONKSİYON TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ AYDINLATILMIŞ HASTA ONAM BELGESİ Temel Değerlendirme Erektil disfonksiyonu (ED) değerlendirmede ilk adım, mümkünse partnerleri ile
Vaka Çalışması Prostat Kanseri. Kılavuzu
Vaka Çalışması Prostat Kanseri Şubat 2008 te basılmıştır Kılavuzu Teşhis ve tedaviyi kapsar Kılavuzu geliştirenler, yeni maliyet etkinlik analizi için hangi başlıkların uygun olduğunu göz önünde bulundurmak
PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ
PROSTAT ANATOMİSİ PROSTAT FİZYOLOJİSİ AMELİYAT TÜRLERİ Prof. Dr. Özkan POLAT Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Ulusal Bilinçle Güncel Üroloji 9-10 Mayıs 2009, Sarıkamış/Kars Prostat
Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi
Spontan Foot Drop (Düşük k Ayak) Gelişen en Olguda Mentamove ile Tedavi Dr. Mustafa Akgün, Dr. Zehra Akgün, Dr. Christoph Garner Mentamove Merkezi Bursa Türkiye Keywords: Lumbar Disc Disease, Foot Drop,
Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.
Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu)değişikliklerdir.erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika'da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.yine
İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi. Dr. Öztuğ Adsan
İnvaziv Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi + Lenfadenektomi, Neoadjuvan ve Adjuvan Kemoterapi Dr. Öztuğ Adsan Radikal Sistektomi Radikal sistektomi pelvik lenfadenektomi ile birlikte kasa invaze ve
Dr. Ayşin ÇETİNER KALE
Dr. Ayşin ÇETİNER KALE Spatium intercostale Birbirine komşu kostalar arasında bulunan boşluk İnterkostal kaslar tarafından doldurulur. Spatium intercostale V. a. ve n. intercostalis ler kostanın alt kenarı
PENİL PROTEZLERDE BAKIM VE HASTA EĞİTİMİ HEMŞİRE ÖZLEM BEKTEŞ U.Ü. ÜROLOJİ KLİNİK SORUMLUSU
PENİL PROTEZLERDE BAKIM VE HASTA EĞİTİMİ HEMŞİRE ÖZLEM BEKTEŞ U.Ü. ÜROLOJİ KLİNİK SORUMLUSU Erektil Disfonksiyon Empotans Erkeğin cinsel isteğinin olmasına rağmen, doyurucu cinsel etkinlik bakımından yeterli
PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ
PROSTAT BÜYÜMESİ VE KANSERİ PROSTAT BÜYÜMESİ Prostat her erkekte doğumdan itibaren bulunan, idrar torbasının hemen altında yer alan bir organdır. Yaklaşık 20 gr ağırlığındadır ve idrar torbasındaki idrarı
ROBOTİK PROSTAT AMELİYATI
ROBOTİK PROSTAT AMELİYATI Robotik prostat ameliyatları hakkında merak edilen soruları Prof. Dr. Haluk Akpınar yanıtlıyor. GİRİŞ Organa sınırlı prostat kanserini farklı yöntemler ile tedavi etmek olasıdır.
İŞEME FİZYOLOJİSİ. Doç.Dr. Ömer Bayrak Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
İŞEME FİZYOLOJİSİ Doç.Dr. Ömer Bayrak Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Türk Üroloji Yeterlilik Kurulu, Sertifikasyon Sınavlarına Hazırlık Kursu 15-17 Kasım 2016, Kızılcahamam
PELVİS KIRIKLARI. Prof. Dr. Mehmet Aşık
PELVİS KIRIKLARI Prof. Dr. Mehmet Aşık PELVİS KIRIKLARI Pelvis, lokomotor sistemin en fazla yük taşıyan bölümüdür. İçindeki majör damar, sinir ve organ yapıları nedeniyle pelvis travmaları kalıcı sakatlık
Cerrahi ne zaman gerekli. Mini-slingler Periuretral enjeksiyonlar. Mini-slingler. Mid-slingler. MiniArc MUS yerleştirme. MiniArc MUS yerleştirme
Cerrahi ne zaman gerekli Mini-slingler Periuretral enjeksiyonlar Dr Tevfik Yoldemir Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.D. Konservatif veya medikal tedavi faydalı olmazsa Urodinamik
HİBRİD VASKULER CERRAHİDE ANESTEZİ DENEYİMLERİMİZ
HİBRİD VASKULER CERRAHİDE ANESTEZİ DENEYİMLERİMİZ Nagihan KARAHAN*, Murat AKSUN*, Senem GİRGİN*, Tevfik GÜNEŞ**, Levent YILIK**, Ali GÜRBÜZ** * İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Anesteziyoloji
İskelet Kasının Egzersize Yanıtı; Ağırlık çalışması ile sinir-kas sisteminde oluşan uyumlar. Prof.Dr.Mitat KOZ
İskelet Kasının Egzersize Yanıtı; Ağırlık çalışması ile sinir-kas sisteminde oluşan uyumlar Prof.Dr.Mitat KOZ 1 İskelet Kasının Egzersize Yanıtı Kas kan akımındaki değişim Kas kuvveti ve dayanıklılığındaki
EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD
KILAVUZLAR NE DİYOR D? EAU kılavuzu NCCN Dr. Şeref Başal GATA Üroloji AD EAU KılavuzuK Radikal prostatektomi (RP) Endikasyonları Düşük ve orta riskli lokalize prostat kanserli hastalar (ctb-t2 ve Gleason
EREKTİL DİSFONKSİYONDA ORAL FARMAKOTERAPİ
EREKTİL DİSFKSİYDA RAL FARMAKTERAPİ 27.11.2014 ED tedavisinde Yaşam Tarzında Değişiklik Önerileri Fiziksel aktivitenin artırılması (ED riskini %30 ) besite (ED riski %30 ) Sigara ve alkol Televizyon karşısında
Sakrum Kırıkları ve Biyomekaniği
Sakrum Kırıkları ve Biyomekaniği Dr.Hakan BOZKUŞ VKV Amerikan Hastanesi, Nöroşirurji Bölümü İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü AMERİKAN HASTANESİ Embriyoloji Tüm vertebral kolon 44 mesodermal somatomerden oluşur
OBSTRÜKTİF ÜROPATİ. Prof. Dr. Selçuk Yücel. Üroloji ve Çocuk Ürolojisi Uzmanı
OBSTRÜKTİF ÜROPATİ Prof. Dr. Selçuk Yücel Üroloji ve Çocuk Ürolojisi Uzmanı AMAÇLAR Tanım Fizyoloji Patofizyoloji Nedenler Renal Kolik Tanı ve Tedavi Tanım Obstrüktif Üropati Üriner sistemde idrar akımının
PROF.DR. KADİR BAYKAL GATA HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ
PROF.DR. KADİR BAYKAL GATA HAYDARPAŞA EĞİTİM HASTANESİ ÜROLOJİ KLİNİĞİ Lokalize prostat Ca: 1-radikal prostatektomi 2- radyoterapi RP sonrası rezidü PSA olmaması gerekir. PSA nın total olarak ortadan kaldırılmasından
LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE
LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE NEOADJUVAN KıSA DÖNEM VE UZUN DÖNEM KEMORADYOTERAPI SONRASı HAYAT KALITESI DEĞERLENDIRILMESI SORUMLU ARAŞTIRMACI: Prof.Dr.ESRA SAĞLAM YARDIMCI ARAŞTIRMACI: Dr. ŞÜKRAN ŞENYÜREK
Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni
Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007
Toraks Travmalarında Hasar Kontrol Cerrahisi Teknikleri
Doç. Dr. Onur POLAT Toraks Travmalarında Temel kuralın tanı ve tedavinin aynı anda başlaması olduğu gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır. Havayolu erken entübasyon ile sağlanmalı, eğer entübasyonda zorluk
ANATOMİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI İLE
ANATOMİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI İLE İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ VE FIRAT ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ANATOMİ ANABİLİM DALI ORTAK YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Program Yürütücüsü : Prof. Dr. Davut
Radyasyon onkologları ne diyor?
Radyasyon onkologları ne diyor? Bu çalışmalar eski Yeni aletlerimiz var (IMRT, IGRT, Robotik RT) En sevdiğim robotik radyocerrahi Yakında Proton tedavisi ve MİRT gelecek Dozlar çok arttırıldı Bizim hasta
Hasar Kontrol Cerrahisi yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır.
Doç. Dr. Onur POLAT Hasar Kontrol Cerrahisi 1992 yılında Rotonda ve Schwab hasar kontrol kavramını 3 aşamalı bir yaklaşım olarak tanımlamışlardır. Hasar Kontrol Cerrahisi İlk aşama; Kanama ve kirlenmenin
Prostatektomi sonrası erektil fonksiyonun ve üriner kontinansın iyileştirilmiş bir reküperasyonu için Viberect Titreşimli penil Stimülasyonu
VIBERECT KLİNİK ARAŞTIRMALAR 2. Prostat kanseri ameliyatı sonrası penil rehabilitasyon Prostatektomi sonrası erektil fonksiyonun ve üriner kontinansın iyileştirilmiş bir reküperasyonu için Viberect Titreşimli
Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi
Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi Lokal ileri evre akciğer kanserli olgularda cerrahi tedavi, akciğer rezeksiyonu ile birlikte invaze olduğu organ ve dokuların rezeksiyonunu
Erektil Disfonksiyonun PDE-5 İnhibitörleri ile Tedavisinde Yenilikler. Dr.Selçuk Güven Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
Erektil Disfonksiyonun PDE-5 İnhibitörleri ile Tedavisinde Yenilikler Dr.Selçuk Güven Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı PDE-5 İnhibitörleri ED tedavisinde 1. seçenek ED DM,
Nonreküren Nervus Laryngeus Inferior. Dr. Emin S. Gürleyik
1 Nonreküren Nervus Laryngeus Inferior Dr. Emin S. Gürleyik Nervus laryngeus inferior (NLI, rekürens) tiroit cerrahisinin en önemli yapısıdır. Bunun nedeni, bu sinirin yaralanmasının tiroidektomi komplikasyonları
2 tip düz kas vardır: 1. Viseral düz kaslar. (mide, barsak, üreter, damarlar) 2. Çok üniteli düz kaslar (iris kasları, piloerektör kaslar)
Düz kaslar 2 tip düz kas vardır: 1. Viseral düz kaslar. (mide, barsak, üreter, damarlar) 2. Çok üniteli düz kaslar (iris kasları, piloerektör kaslar) UYARILMALARI: Düz kaslar tiplerine göre farklı uyarılır
AAM de ikinci düzey tedavi
Hasta Bilgilendirme Formu Türkçe 35 AAM de ikinci düzey tedavi Altı çizili terimler sözlükte listelenmiştir. Bazen reçete edilen ilaçlar semptomlarınızı gidermez. Bu vakalarda diğer tedavi opsiyonları
LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU
LAPAROSKOPİK KOLOREKTAL KANSER CERRAHİSİNİN ERKEN DÖNEM SONUÇLARI:251 OLGU TÜRKİYE YÜKSEK İHTİSAS HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ KLİNİĞİ DR.TAHSİN DALGIÇ GİRİŞ Laparoskopik kolorektal cerrahi son
ROBOTİK BÖBREK AMELİYATI
ROBOTİK BÖBREK AMELİYATI Robotik böbrek ameliyatları hakkında merak edilen soruları Prof. Dr. Haluk Akpınar yanıtlıyor. GİRİŞ Her yıl Dünya da 190.000 kişide böbrek kanseri saptanmaktadır. Erkeklerde biraz
Alt Üriner Sistem Anatomi ve Fizyolojisi SİNHARİB ÇİTGEZ
Alt Üriner Sistem Anatomi ve Fizyolojisi SİNHARİB ÇİTGEZ Alt üriner sistem anatomisi Mesane Mesane boynu Üretra Eksternal üretral sfinkter Pelvik taban kasları ve destek dokuları 22.06.16 İÜ Cerrahpaşa
Kalbin Kendi Damarları ve Kan kaynakları; Koroner Damarlar
Kalbin Kendi Damarları ve Kan kaynakları; Koroner Damarlar Kalp kası beyinden sonra en fazla kana gereksinim duyan organdır. Kalp kendini besleyen kanı aortadan ayrılan arterlerden alır. Bu arterlere koroner
Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu
Türk Pediatrik Hematoloji Derneği (TPHD) Hemofilide Cerrahi Çalıştayı Uzlaşı Raporu Türk Pediatrik Hematoloji Derneği Hemofili/Hemostaz/Tromboz Alt Çalışma grubu tarafından 25 Eylül 2010 tarihinde düzenlenen
GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU)
Op.Dr. Tuncer GÜNEY Göz Hastalıkları Uzmanı GÖZ HIRSIZI GLOK M (=GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ? Glokom=Göz Tansiyonu Hastalığı : Yüksek göz içi basıncı ile giden,görme hücrelerinin ölümüne
Foot Drop Gelişen Olguda EMG Tetiklemeli Elektrostimulasyon (Mentamove Metodu) ile Fonksiyonel İyileşme
Foot Drop Gelişen Olguda EMG Tetiklemeli Elektrostimulasyon (Mentamove Metodu) ile Fonksiyonel İyileşme Olgu Sunumu Dr. Mustafa Akgün*, Dr. Zehra Akgün**, Dr. Christoph Garner**** Bursa Devlet Hastanesi,
Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak
Rejyonel Anestezi Sonrası Düşük Ayak Zeliha Korkmaz Dişli 1, Necla Tokgöz 2, Fatma Ceyda Akın Öçalan 3, Mehmet Fa>h Korkmaz 4, Ramazan Bıyıklıoğlu 2 1 Anesteziyoloji Bölümü, Malatya Devlet Hastanesi 2
FTR 231 Fonksiyonel Nöroanatomi. Otonom Sinir Sistemi. emin ulaş erdem
FTR 231 Fonksiyonel Nöroanatomi Otonom Sinir Sistemi emin ulaş erdem Sinir Sistemi Merkezi Sinir Sistemi -Beyin -Omurilik Periferik Sinir Sistemi Somatik somatik duyu, özel duyular iskelet kaslarının istemli
Gerçek şilöz asit: yüksek trigliserid oranlarına sahip sıvı.
GİRİŞ Süt rengi Şilus un peritoneal kaviyete ekstravazasyonudur. Oldukça nadir görülen bir durumdur. Asit sıvısındaki trigliserid seviyesi 110 mg/dl nin üzerindedir. Lenfatik sistemin devamlılığında sorun
ANDROLOJİ BÜLTENİ TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ YAYIN ORGANIDIR
ANDROLOJİ BÜLTENİ TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ YAYIN ORGANIDIR Türk Androloji Derneği Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap. B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul Tel: 0212 288 50 99 Faks: 0212 288 50 98 E-posta:
Açıklama 2008-2010. Araştırmacı: YOK. Danışman: YOK. Konuşmacı: YOK
Açıklama 20082010 Araştırmacı: YOK Danışman: YOK Konuşmacı: YOK TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU VE UYKU Hypnos (Uyku Tanrısı) Nyks (Gece Tanrısı) Hypnos (uyku tanrısı) ve Thanatos (ölüm tanrısı) Morpheus
Kökten Tedavi Sonrası PSA Nüksü. Dr. M. Gökhan Toktaş İstanbul Eğitim ve Arş. Hastanesi Üroloji Kliniği
Kökten Tedavi Sonrası PSA Nüksü Dr. M. Gökhan Toktaş İstanbul Eğitim ve Arş. Hastanesi Üroloji Kliniği Epidemiyoloji Kökten tedavi sonrası 1/3 hastada PSA nüksü olur ABD de yılda yeni 200.000 PCa var Bunların
N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ. Uzm.Dr. Canan ÜNLÜ Dr. Fatma UKİL
N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ Uzm.Dr. Canan ÜNLÜ Dr. Fatma UKİL N-ASETİL SİSTEİNİN AÇIK KALP CERRAHİSİ SONRASI NÖROKOGNİTİF FONKSİYONLARA ETKİSİ Anestezi
İNFERTİLİTE ANAMNEZ FORMU
Sayfa No 1 / 6 Adı Soyadı: Tarih:.. Baba Adı: Dosya No:.. Yaşı: Telefon:.. Evli/Bekar: Eşinin Adı:.. Eşinin Yaşı:. Korunma Yöntemi:.. Korunma Süresi:. İnfertilite Süresi:. Primer: Sekonder:. Şimdiki Eşinden
Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği
Kronik Hipotansif Diyabetik Hemodiyaliz Hastalarında Midodrin Tedavisinin Etkinliği M E T I N S A R I K A Y A, F U N D A S A R I, J I N I G Ü N E Ş, M U S T A F A E R E N, A H M E T E D I P K O R K M A
Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı
Portal Hipertansiyon Prof.Dr.Abdullah.Abdullah SONSUZ Gastroenteroloji Bilim Dalı 2006-2007 GİS Dalak Portal Ven Karaciğer Hepatik Ven Hepatik Arter Portal Hipertansiyonun Tanımı Portal hipertansiyon:
29 yaşında erkek aktif şikayeti yok. sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması. üzerine hasta polikliniğimize başvurdu
29 yaşında erkek aktif şikayeti yok Dış merkezde yapılan üriner sistem ultrasonografisinde insidental olarak sağ sürrenal lojda yaklaşık 3 cm lik solid kitlesel lezyon saptanması üzerine hasta polikliniğimize
Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi
Beyin Omurlik Damarlarının Cerrahi Tedavisi (Nörovasküler Cerrahi) BR.HLİ.015 Sinir sisteminin damar hastalıkları ve bunların cerrahi tedavisi beyin ve sinir cerrahisinin spesifik ve zorlu bir alanını
Vaka II. Vaka I. Vaka III. Vaka IV
Göğüs Ağrısına Yaklașım A.Ü. Tıp Fakültesi Acil Tıp A.D Dr. Murat BERBEROĞLU 03.07.2012 Sunu Planı Vakalar Giriș ve Epidemiyoloji Patofizyoloji Tanısal Yaklașım -öykü - risk faktörleri -fizik muayene -test
Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;
Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak
Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması
Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması Op. Dr. Savaş Baba, Doç. Dr. Barış Saylam,Op. Dr. Hüseyin Çelik, Op. Dr. Özgür Akgül,Op. Dr. Sabri Özden, Ass. Dr. Deniz Tikici, Ass. Dr.
Makale: The Nerves of the Adductor Canal and the Innervation of the Knee: An Anatomic Study.
Makale: The Nerves of the Adductor Canal and the Innervation of the Knee: An Anatomic Study. Yayın: Reg Anesth Pain Med. 2016 May-Jun;41(3):321-7. doi: 10.1097/AAP.0000000000000389. Yazarlar: Burckett-St
Kas Dokusunun Gelişimi. Doç.Dr. E.Elif Güzel
Kas Dokusunun Gelişimi Doç.Dr. E.Elif Güzel Kasların çoğunluğu mezodermden gelişir paraksiyal mezoderm lateral mezodermin somatik ve splanknik tabakaları neural krest hücreleri Paraksiyal mezoderm İskelet
Fizyoloji PSİ 123 Hafta Haft 9 a
Fizyoloji PSİ 123 Hafta 9 Serebrum Bazal Çekirdekler Orta Beyin (Mezensefalon) Beyin sapının üzerinde, beyincik ve ara beyin arasında kalan bölüm Farklı duyu bilgilerini alarak bütünleştirir ve kortekse
Periferik arter hastalıklarının tanısını ve yaklaşım stratejilerini öğrenecek.
Dönem IV Kalp Damar Cerrahisi Stajı Konu: Periferik Arter Hastalıkları Amaç: Bu dersin sonunda dönem IV öğrencileri Periferik Arter Hastalıklarının neler olduğunu öğrenecekler. Periferik arter hastalıklığı
ROBOT YARDIMI İLE PROSTAT KANSERİ AMELİYATINDA HASTA EĞİTİMİ
ROBOT YARDIMI İLE PROSTAT KANSERİ AMELİYATINDA HASTA EĞİTİMİ Prostat kanserinin tedavisinde sık olarak uygulanan robotik radikal prostatektomi ameliyatında, cerrah tarafından yönetilen bir robot aracılığıyla
Diyabet ve Cinsel Sorunlar
Diyabet ve Cinsel Sorunlar Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu Androloji Bilim Dalı Üroloji Anabilim Dalı İstanbul Tıp Fakültesi Sunu Planı Cinselliğin Tarihçesi Erkek Cinsel İşlev Bozukluğu ve Tedavi Kadın Cinsel
BÖBREK VE TESTİS TÜMÖRLERİNDE YAŞAM. Dr. Cenk Yücel Bilen. Üroonkoloji Derneği
BÖBREK VE TESTİS TÜMÖRLERİNDE YAŞAM KALİTESİ Dr. Cenk Yücel Bilen Sağkalım? Yaşam Kalitesi? Farklı tümörler için öncelikler değişim gösterebileceği gibi aynı tümörün farklı evrelerinde de öncelikler değişebilir.
MEDULLA SPĐNALĐS YARALANMALI ERKEK HASTALARDA CĐNSEL ĐŞLEV BOZUKLUĞUNUN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ; YAŞAM KALĐTESĐ VE PSĐKOLOJĐK DURUM ÜZERĐNE ETKĐSĐ
T.C Sağlık Bakanlığı Đstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1.Klinik MEDULLA SPĐNALĐS YARALANMALI ERKEK HASTALARDA CĐNSEL ĐŞLEV BOZUKLUĞUNUN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ; YAŞAM KALĐTESĐ
ERKEK AÜSS OLGU SUNUMLARI DR.CÜNEYD ÖZKÜRKCÜGİL DR.EMRE AKKUŞ DR.ABDULLAH GEDİK DR.FATİH TARHAN
ERKEK AÜSS OLGU SUNUMLARI DR.CÜNEYD ÖZKÜRKCÜGİL DR.EMRE AKKUŞ DR.ABDULLAH GEDİK DR.FATİH TARHAN ANTALYA, EKİM 2015 GEÇMİŞTEN BUGÜNE AÜSS TE KONUŞULANLAR BPH ETYOPATOGENEZ: hormonal faktörler, büyüme faktörleri/
OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK FEMORAL BLOK YÖNTEMİ
OFF-PUMP KORONER ARTER BYPASS GREFT CERRAHİSİ İÇİN YÜKSEK TORAKAL EPİDURAL ANESTEZİ VE FEMORAL BLOK YÖNTEMİ A.DOSTBİL*, H.BAŞEL**, Ö.TEKİN***, M.ÇELİK*, A.AHISKALIOĞLU*, AF.ERDEM* *ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ
Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları
Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları Doç. Dr. Özen Önen Sertöz Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Ankara,
Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım
Prostat Kanseri Tanısında PSA yı Nasıl Kullanalım Dr. Ö. Levent ÖZDAL Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara Tarihçe 1979 da Wang ve ark. Prostat dokusunda PSA yı pürifiye ettiler Serumda
Karın yaralanmaları ister penetran ister künt mekanizmaya bağlı olsun ciddi morbidite ve mortalite ile seyrederler.
KARIN TRAVMALARI Karın yaralanmaları ister penetran ister künt mekanizmaya bağlı olsun ciddi morbidite ve mortalite ile seyrederler. Amaçlar Karnın anatomik sınırlarını, Penetran ve künt travmalar arasındaki
Santral (merkezi) sinir sistemi
Santral (merkezi) sinir sistemi 1 2 Beyin birçok dokunun kontrollerini üstlenmiştir. Çalışması hakkında hala yeterli veri edinemediğimiz beyin, hafıza ve karar verme organı olarak kabul edilir. Sadece
İdrar veya Gaita İnkontinansına Neden Olan Primer Tanı Listesi Sıra No ICD-10 Kodu Tanı 1 C72 Spinal Kord Tümörleri 2 E80 Porfiria (Diğer,) 3 F01
İdrar veya Gaita İnkontinansına Neden Olan Primer Tanı Listesi Sıra No ICD-10 Kodu Tanı 1 C72 Spinal Kord Tümörleri 2 E80 Porfiria (Diğer,) 3 F01 Vasküler bunama 4 F01.3 Karma kortikal ve subkortikal vasküler
hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi
hasta EĞİTİMİ Bel fıtığını anlamak ve Anüler Kapama için Barricaid Protezi İçindekiler Bel fıtığı nedir? 4 Bel fıtığı teşhisi nasıl yapılır? 6 Bel fıtığı tedavisi nasıl yapılır? 7 Barricaid için bir aday
Dr. Mustafa Melih Çulha
Dr. Mustafa Melih Çulha ED li hastanın değerlendirilmesinde hem organik hem de psikojenik etkenlerin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Hastanın etyolojisini hızlı ve etkin bir şekilde ortaya
İnmede Tedavisi BR.HLİ.102
BR.HLİ.102 Serebral Felç (İnme) ve Spastisitede Botoks Spastisite Nedir? Spastisite belirli kasların aşırı aktif hale gelerek, adale katılığına, sertliğine ya da spazmlarına neden olmasıyla ortaya çıkan
Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi
Mediastenin Nadir Görülen Tümörleri Tüm mediastinal kitlelerin %10 dan azını meydana getiren bu lezyonlar mezenkimal veya epitelyal kökenli tümörlerden oluşmaktadır. Journal of linical and nalytical Medicine
Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Hasta Bilgilendirme Formu
Nörovasküler Cerrahi Öğretim Ve Eğitim Grubu Beyin-Omurilik Arteriovenöz Malformasyonları ve Merkezi Sinir Sisteminin Diğer Damarsal Bozuklukları Hasta Bilgilendirme Formu 5 AVM ler Ne Tip Sağlık Sorunlarına
ݤRehabilitasyon Fizyolojik yada anatomik yetersizliği ve çevreye uyumsuzluğu olan kişinin fiziksel, ruhsal, toplumsal, mesleki, özel uğraşı ve eğitsel
REHABİLİTASYONA GİRİŞ Prof.Dr.Sibel Çubukçu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon AD ݤRehabilitasyon Fizyolojik yada anatomik yetersizliği ve çevreye uyumsuzluğu olan kişinin
Mide Tümörleri Sempozyumu
Mide Tümörleri Sempozyumu Lokal İleri Hastalıkta Neoadjuvan Radyoterapi ve İORT Prof. Dr. Ahmet KİZİR İ.Ü. Onkoloji Enstitüsü 17 Aralık 2004 İstanbul Neoadjuvan Radyoterapi Amaç : Lokal ileri hastalıkla
Alt Üriner Sistem Anatomi ve Fizyolojisi SİNHARİB ÇİTGEZ
Alt Üriner Sistem Anatomi ve Fizyolojisi SİNHARİB ÇİTGEZ Alt üriner sistem anatomisi Mesane Mesane boynu Üretra Eksternal üretral sfinkter Pelvik taban kasları ve destek dokuları 9.12.15 İÜ Cerrahpaşa
OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL
OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL - Rutine giren tiroid incelemeleri Yüksek rezolüsyonlu ultrasonografi - Tiroid nodülü sıklığı -Yaklaşım Algoritmaları
PELVİK TRAVMA Öğrenim Hedefleri ANATOMİ VE BİYOMEKANİK
PELVİK TRAVMA Doç Dr Seçgin SÖYÜNCÜ AÜTF ACİL TIP AD Öğrenim Hedefleri Pelvik travma neden önemlidir? Pelvik kırık tipleri nelerdir? Pelvik kırıkların komplikasyonları nelerdir? Pelvik kırıklı hastaların
Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği
Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Tiroid kanserleri bütün kanserler içinde yaklaşık % 1 oranında görülmekte olup, özellikle kadınlarda
REKTUM KANSERİ: RADİKAL CERRAHİNİN İLKELERİ
25 REKTUM KANSERİ: RADİKAL CERRAHİNİN İLKELERİ Dr. M. Ayhan KUZU Dr. Ahmet Keşşaf AŞLAR Kolorektal kanser kadınlarda ve erkeklerde en sık gözlenen kanserlerden olup, gastrointestinal sistem tümörleri içinde,
DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ
DÖNEM 2- I. DERS KURULU AMAÇ VE HEDEFLERİ Kan, kalp, dolaşım ve solunum sistemine ait normal yapı ve fonksiyonların öğrenilmesi 1. Kanın bileşenlerini, fiziksel ve fonksiyonel özelliklerini sayar, plazmanın
PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM. Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU
PROSTAT AMELİYATI SIRASI BAKIM Prof. Dr. NEVİN KANAN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ FLORENCE NIGHTINGALE HEMŞİRELİK YÜKSEKOKULU Ürolojik cerrahi daha kompleks ve oldukça fazla mükemmeli hedefleme yolunda gelişmesini
